17 Şubat 2011 05:55

Gazeteci-Çevirmen Suzan Zengin serbest kalmalı

Paylaş

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Lokalinde, Uluslararası PEN Türkiye Merkezinin öncülüğünde, ünlü Alman Yazar Günther Wallraff ile birlikte basın toplantısına katıldık. Wallraff, Pınar Selek’in duruşmasında idi. Aralık başında ise Doğan Akhanlı için gelmişti. “Hücreler” adlı kitabından dolayı hapse konulan Nevin Berktaş’a ve Çevirmen Suzan Zengin’e destek verdi.
Adil olmayan yargı devam ettiği sürece Wallraff bu ülkeye daha çok gelir gider. Wallraff, Almanya’da “Türk dostu” olarak tanınan bir yazar. 1980’li yıllarda “En Alttakiler” kitabı ile tanındı. Bıyık bırakmış, Türk kılığına girmiş, başına gelmeyen kalmamıştı. Ancak Kürtlerle ilgilenince kötü adam olmuştu sizim medyanın nezdinde. Bugün ise, Almanya’da aşırı sağın yükselttiği “İslamofobi”ye karşı mücadele veriyor. Avrupa sağının İslam düşmanlığı 30’lu yıllardaki antisemitizmi andırıyor. Aynı Wallraff, Ayetullah Humeyni’nin ölüm fetvası verdiği  Salman Rushti’yi evinde saklamıştı. Sonuc olarak dünyada “vicdan”ı temsil eden en önemli isimlerden.
Vicdan nasıl isyan etmesin ki? Doğan Akhanlı, 18 yıl sonra ölüm döşeğindeki babasını görmeye geliyor ve bunu yapamıyor. Komplocu ve önyargılı kafalar yüzünden inatla hapsedildi. Kafkaesk bir yargılamanın sonucunda serbest bırakıldıktan sonra Akhanlı, “resmen” sınır dışı edildi.
Nevin Bertaş 21 yıl yatırılmış, infazı yakılarak. Yetmiyor, bir de kitabından dolayı zindana konuyor. 19 Aralım kıyımı, Nevin Berktaş’ı haklı çıkardığı için herhalde.
Kariyerine bizim yayınladığımız “Zapatistalar” ile başlayan Sosyolog Pınar Selek, Latin Amerika yerli halkı ile değil de, Kürtlerle ilgilenince başına gelmedik kalmıyor. 19 Ocak kıyımından zor kurtuluyor, yazdıkları imha ediliyor. Onu travmalara terk eden ağır bir suçlama ile yüz yüze bırakılıyor inatla. Bu nasıl bir kin, anlamak mümkün değil?
Ya Çevirmen, Gazeteci Suzan Zengin’in başına gelenler? İşçi-Köylü Gazetesinin Kartal bürosu temsilcisi olan Suzan Zengin, bir buçuk yıldır haksız gerekçelerle tutuklu bulunuyor.  Zengin’in ilk duruşması 26 Ağustosta yapılmış, dava 15 Şubata ertelenmişti.
Belge Yayınlarının her üç yazar/çevirmeni de, ne hikmetse çalışmaları ile insan hakları, azınlık hakları, çok kültürlülük alanlarında yoğunlaşmışlardı. Irkçılık, nefret söylemi, soykırım konularında çalışma ve çevirileri vardı.  Doğan Akhanlı “Berlin Talat Paşa Davası Tutanakları”nı dilimize kazanmıştı. “Kıyamet Günü Yargıçları” başlıklı romanı 1915 soykırımı olgusunu konu almaktaydı. “Kürk Mantosuz Madonna” adlı romanı ise, Holokost dönemini konu alıyordu.
Suzan Zengin, tutuklanmadan önce, 2002 yılında Berlin’de düzenlenen  Anadolu Ermeni, Rum ve Süryanilerinin 1. Dünya Savaşında tabi tutulduğu etnik temizliği konu alan bir konferansın tebliğlerini tercüme etmekteydi. Kitap Almanya’da akademik bir yayınevi olan LITT Verlag tarafından 2004 yılında “Anadolu Hıristiyanlarının Etnik Arındırılması” başlığı ile yayınlanmıştı. Zengin’in daha önce yaptığı çeviriler ise şunlar: “Kıbrıs Rum Edebiyatı Antolojisi”; 19. yy.da misyonerler tarafından derlenen “Süryani Halk Öyküleri ve Türküleri Antolojisi”; ekpsresyonist Alman Yazarı Karl Otten’in “Arnavutluk 1912”, “Modern Yunan Edebiyatında Selanik Öyküleri Antolojisi”.
Yazar, Yayıncı ve Basın kuruluşlarını, insan hakları savunucularını ve aydınlarımızı  15 Şubat’taki Suzan Zengin davasını izlemeye davet ediyoruz.
 Arzu edenler, Suzan Zengin’e dayanışma kartı da yollayabilir: Suzan Zengin
Tutuklu Gazeteci- Çevirmen / Bakırköy Kapalı Kadın Hapishanesi B/4  Koğuşu / Bakırköy – İstanbul
Size Suzan Zengin’in mektubunu da iletmek istiyorum:
 “Merhaba;    
Bir buçuk yıldır Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesinde tutuklu bulunmaktayım. Aynı zamanda şu sıralar hapishanelerde tutulan onlarca tutuklu gazetecilerden de biriyim…
Alakam olmadığı açıkça görülen, zaten ne dosyada ne de iddianame de hiç bir alaka kurul(a)mayan bir dosyada, “Yasa dışı örgüt üyeliği” suçlaması ile yargılanıyorum. Bu suçlamaya “kanıt” yapılmaya çalışılan tek şey ise, çalıştığım gazeteye ait olduğu açık bir şekilde görülen ve de hiç bir yasa dışılık içermeyen materyaller !..
İçinden geçilen süreç malum, en küçük bir toplumsal muhalefete dahi tahammül edilemeyen bir süreç. Muhalif basın üzerinde her daim hiç eksik olmayan baskılar-engellemeler bu süreçte daha da artmıştır.
Muhalif basına verilen kapatma cezaları, toplatma- baskın, çalışanlarının tutuklanması gibi uygulamalardaki artış, onlarca muhalif gazetecinin hapiste olması da bunu göstermektedir.
Hapishanelerdeki gazetecilerin büyük çoğunluğunun, benim örneğimde görüldüğü gibi, “yasa dışı faaliyet- örgüt üyeliği” vb. komplocu yöntemler sonucu oluşturulan dosyalarda yargılanıyor olmaları da ayrı bir durumdur. Bunu yaparken güdülen amaçlardan biri de, gerçekte muhalif gazeteci olduğu için, muhalif düşüncelerinden dolayı tutuklanan- yargılanan kişileri, bu tarz komplolarla “terör suçlusu” kapsamına sokarak, toplumun- halkın gözünden düşürme ve itibarsızlaştırma çabalarının  yanı sıra, özellikle de muhalif düşüncelerinden dolayı yargılanan gazeteci sayısını da ( AB uyum yasaları vb. nedenlerle) az göstermektir. Bir kaç ay önce  bir hükümet yetkilisi ne demişti: “Bunlar gazeteci kılığında teröristler!”…
31.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren uzun tutukluluk ile ilgili yasaya istinaden avukatım başvuruda bulundu. Ancak reddedildi. Hiç bir delil olmadan daha ne kadar tutuklu kalacağım belli değil. Bilindiği gibi yasanın siyasi nedenlerle hapiste tutulanlara dönük yorumu biraz “sorunlu”! Yani uzun tutuklu sayılmak için bayağı uzun süreler gerekiyor!..
Bunun içindir ki, kendi özgülümde yaşadığım, hiç bir somut delile dayanmadan 1.5 yıl hapiste olmamın tutukluluk için yeterince uzun süre sayılıp sayılmayacağı da 15 Şubatta anlaşılacaktır.”
Suzan Zengin

evrensel.net
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa