İmamın mühendisi


20 Ocak 2012 09:37

Geçmişi eski olmasına rağmen, toplum mühendisliği, son yıllarda duyduğumuz bir kavram. Özgür ansiklopedi Vikipedi, toplum mühendisliğini “toplumun demografisinde,  sosyal dokusunda, tarihten gelen yapısında değişiklik yapmak, tepkilerini, nefretlerini,  isteklerini, sevgilerini, tutkularını ve kitlesel şekilde ifade ettikleri duygularını yönlendirebilmek, kontrol altında tutabilmek gibi yetileri içeren iş” olarak tanımlıyor.
Bu ülke, toplum mühendisliğini en belirgin şekilde, 12 Eylül faşist diktatörlüğü döneminde hissetmeye başladı. Cunta, toplum mühendisliğini yine bir mühendisin, tarikatçı Turgut Özal’ın eliyle yürüttü ve büyük ölçüde başarıya ulaştı. Bu derin operasyon ekibindeki mühendislerin sayısı hiç de az değildi ve özellikle seçilmiş kişilerdi. Akademik ve mesleki kariyerlerinde öne çıkmış bu kişiler, teknokratlığı bırakıp Özal’a toplum mühendisliğinin stratejilerini belirlediler, ülkelerine ve mesleklerine ihanet ettiler.
İsmi kanla anılan Milliyetçi Cephe hükümetlerinin kurucu ve ortakları olan Süleyman Demirel ile Necmettin Erbakan da mühendisti, her ikisi de dinci-gerici tarikat üyesidir. Bunlar, toplum mühendisliğine pek yakın duramadılar, çünkü bu kavramdan haberleri yoktu. Komünizmle mücadele derneklerinden yetişen bu şahsiyetlerin öyle derin mevzulara girecek halleri de yoktu, çünkü onlar o zaman sokakta insan avındaydı.
Günümüzde, toplum mühendisliği denilen sahteciliğin yürütücüleri, ne yazık ki yine mühendislerdir. Biliyorsunuz Turgut Özal sayesinde ulusça çağ atladık, ambalajlar düzeldi, artık öyle sakallı cübbeli mühendislerimiz yok. Şimdi imamın mühendisleri var..
İmamın mühendislerini biraz anlatayım size..
Bunlar; piyasacı, işini bilen, şık giyimli, mesleğini, meslektaşlarını ve ülkesini kolayca satabilen tiplerdir. Bunların ağzından hoşgörü, diyalog, konsensus gibi kelimeler eksik olmaz. Kendilerini, mühendislik/mimarlık mesleğinin yüceltilmesinde sıradan bir nefer olarak gösterirler. Meslek çıkarı, meslekte birlik gibi parlak söylemler ve pembe kariyer hayalleri ile işsiz meslektaşlarını kandırıp piyasada dolanırlar. Yanaşabildikleri herkesle pazarlığa girip, sığabildikleri her masaya otururlar. Vaktiyle kendilerine “yeşil komünist” diyen ırkçı faşistlerle de, kapısını her daim herkese açık bırakan liberallerle de rahatça işbirliği yaparlar. Paslaşmak, imamın mühendislerinin  temel felsefesidir..
İmamın mühendisleri ve onların masa arkadaşları için, paraya tahvil edilemeyen hiçbir şeyin değeri yoktur. Özelleştirilen kamu kurumlarından kovulmuş meslektaşlarını, satılan orman arazilerini, kurutulan dereler ve gölleri, iş kazalarında can veren emekçileri ve daha bir sürü sorunu Başbakan’ın “düşünmezseniz sorun yoktur”  özdeyişiyle yorumlarlar..
İmamın mühendisleri böyledir anladık da, okyanus ötesindeki imam bu işlere ne diyor, biraz da ona bakalım..
İmamın, emek-ücret ilişkisini anlatan derin ekonomik analizlerini oturdum inceledim.. İmam bir makalesinde aynen şunu diyor ; “Hizmet dünyada, ücret ukbada”..
Ukba sözcüğü, ahiret anlamına geliyor..Tamam, kimine göre belki güzel bir lâf ama ben şunu anlamadım; ücretli çalışan bir mühendis ücretini ay başında mı alacak, ahrette mi alacak?.. Ne zaman alacak?..
İmam, iş hayatına dair vecizelerine devam ediyor; ”Başkalarını mesut etme uğruna kendi haz ve lezzetlerinden fedakârlıkta bulunan bir kervanın yolcuları, elbette hizmette önde,  ücrette geride bulunacaklardır”..
Elâlemin mesut olma derdi imamı neden ilgilendiriyor bilmem ama sanırım bu da kayda değer bir kelâmdır; dolayısıyla düşük ücretlerle çalışan mühendislerin mızlanmaya hakkı bulunmuyor..
İmam, cemaatine bunları söylüyor ama, imamın mühendisleri pek o ayarda değil.. Onlar,  masa arkadaşları olan liberallerle ve faşistlerle paslaşıp iş bağlama derdindeler,  kazançlarını hiç de ukbaya bırakacak gibi görünmüyorlar..
Toplum mühendisliği denen derin operasyon, imamın mühendislerinin de ayarını bozmuş anlaşılan !..

evrensel.net
www.evrensel.net