14 Mart


13 Mart 2011 12:08

14 Mart Tıp Bayramı günüdür. Tıp Bayramı gününün nasıl başladığı konusunda ansiklopedileri karıştırdığımızda şu bilgilere rastlıyoruz. Değerli okuyuculara kolaylık olsun diye, bu bilgileri kısa olarak burada aktarıyorum:
14 Mart 1827 tarihinde II. Mahmut döneminde, Hekimbaşı Mustafa Behçet’in önerisiyle ilk cerrahhanenin, Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı’nda Tıphane-i Amire adıyla kurulması, Türkiye’de modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilir. Okulun kuruluş günü olan 14 Mart günü Tıp Bayramı olarak kutlanır. İlk kutlama, 1919 yılının 14 Mart günü, işgal altındaki İstanbul’da gerçekleşmiştir. O gün, tıbbiye üçüncü sınıf öğrencisi Hikmet Boran’ın önderliğinde, tıp okulu öğrencileri işgali protesto için toplanmış ve onlara devrin ünlü doktorları da destek vermişitir.Böylece tıp bayramı, tıp mesleği mensuplarının yurt savunma hareketi olarak başlamıştır. Bir ara, 1929-1937 yılları arasında, Bursa’daki Yıldırım Darüşşifası’nda ilk Türkçe tıp derslerinin başladığı gün olan 12 Mayıs tıp bayramı olarak kutlanmış ise de, sonradan yine 14 Mart gününe dönülmüştür”

Bu tarihi bilgi, bugünü değerlendirmede bize çok önemli ipuçları sunmaktadır. Yazı, doktorların yurt savunmasında nasıl öğrencilerle tek vücut olabildiğini göstermektedir. Tıp Bayramı’nın  yurt savunması hareketi olarak başlamasının günümüzdeki önemi iki kat daha büyüktür. Zira günümüzde, hem emperyalizme karşı ülkemizin, hem de  ekonominin istilası altındaki tıp dünyasının savunulması gündemdedir.

Piyasa algılama ve zihniyeti içinde para gücünün her alanda olduğu gibi sağlık alanında da yarattığı tahribat ve oluşturduğu insanlık dışı sonuçlar ortadadır. Fert başına en yüksek harcamaya sahip ABD’nin, maalesef, temel sağlık göstergelerinde birçok fakir ülkenin de gerisinde olduğu Dünya Sağlık Örgütü raporları ile sabittir. Buna karşın, ABD’nin ve emperyalizmin acımasız ambargo ve baskısı altındaki Küba, sağlık alanında, hem eğitim hem de uygulama olarak çok ileridedir.

İlaç dünyası da, genel sağlık hizmetlerine benzer şekilde, para gücü ve baskısı altında, toplumlara sağlık değil, sanki sağlıksızlık ve ölüm sunmaktadır. Dünyada iki elin parmaklarını aşmayan güçlü ilaç holdingleri, araştırma maliyetlerinin önemli bölümünü devlete yıkarak geliştirdikleri formülleri beş ya da on yıl gibi uzun sürelede kendi hakimiyetlerinde tutarak, çok yaşamsal ilaçlarda dahî piyasada tekel güçlerinden sonuna dek yararlanmaktalar. Çoğu ihbar ve hukuksal soruşturmaların ortaya koymuş olduğu gibi, sağlığa zararlı bazı ilaçlarla ilgili bilgilerin kamu oyundan gizlendiği de yine piyasa soygunculuğunun inanılmaz sonuçlarındandır.

Tıp mesleği, kutsal olduğu kadar, piyasada geçerliliği de en yüksek olanıdır. Hatta, tıp mesleği içinde de piyasaya yansıyan hizmet alanları ile temel bilimler arasında sayılan hizmet alanları arasında çok katı bir ayırım yapılmakta, birinci grup hizmet alanları, adeta ikincilerin eritilmesi pahasına giderek yükselmektedir. Farklı hizmet alanları arasındaki farklılaşma, devletin üniversiteler ve bilimden elini çektiği derecede şiddetlenme eğilimi göstermektedir.

Piyasaya girmiş hizmet alanları ise, adeta badana işçiliği ya da otomobil tamirciliği anlayışı ile, akıl almaz bir şekilde, “performans değerlemesi” olarak nitelenen, ilk bakışta parıltılar saçan ve makul gibi gözüken, aslında halkı sömürücü niteliği yanında, doktor-hasta arasına da tıp etiği ile taban tabana zıt bir müşteri anlayışı getiren uygulama ile tam bir yozlaşmaya terk edilmektedir. Tıp hizmeti parça başına hizmet anlayışı ile yapılamayacağı gibi, tıp mensubunun kafasına da “ne kadar müşteri o kadar para” anlayışının yerleştirilmesi yanlıştır, etik dışıdır. Tıp hizmetinin müşteri anlayışı ile sunulmasının yanlışlığı yanında, farklı kategorideki tıp hizmetlerinin benzer kategoriler havuzunda değerlendirilmesi de ayrı bir “ucubedir”. Siyasetçilerin toplumun hangi noktasında “ucube” arayacaklarını artık öğrenmesi, böylece hem halkına hem de mesleklere karşı daha saygılı ve yaratıcı olması gerekmektedir. Tabii ki, bu gerekliliği siyasetçilere öğretecek olan da halkın siyasal bilinci ve eylemidir!

Tıp mensubu dostlarımızın Tıp Bayramı’nı kutluyorum ve üzülmeyiniz, “Bu da Geçer” diyorum!

evrensel.net
www.evrensel.net