Basın özgürlüğü kimin için!


11 Mart 2011 12:42

Yerel ve ulusal çapta 85 basın meslek örgütünün oluşturduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP), etkinliklerini 13 Mart Pazar günü İstanbul’da, saat 12.00’de Galatasaray’dan Taksim’e yapacağı yürüyüşle sürdürecek.

“Özgür Basın varsa özgür toplum vardır” sloganı doğrultusunda hareket eden gazeteci örgütleri, basının üstündeki baskılara son verilmesi ve tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması mücadelesini sürdürmeyi amaçlayan platform, etkinliklerini bundan böyle de sürdürecek.

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan İpekçi, dün gazetemizdeki köşesinden, hem Başbakanın “Bizde tutuklu gazeteci yok!” iddiasına, cezaevindeki gazetecileri isim isim sayarak yanıt verirken pazar günü yapılacak eyleme de çağrı yaptı. Gerçek bu kadar ortada olduğu için, Başbakan Erdoğan, “Gazetecilikten dolayı tutuklu gazeteci yok” diye meydan meydan, kanal kanal bağırarak dolaşsa da kimseyi inandıramıyor.

Çünkü onun, tartışmayı saptırarak gerçekleri çarpıttığı görülüyor.

Tutuklu gazeteciler; çeşitli bahanelerle tutuklanıyor. En yaygın bahane ise; “Sen gazetecilik yaparken, gazeteciliği terör örgütüne destek vermek için yapıyorsun” denilerek tamamen siyasi gerekçelerle, “Terör örgütüne üye olmak” ya da  “Yardım etmek”ten tutukluyorlar. Ya da benzer suçlamalarla gazeteciler gözaltına alınıyor; evleri aranıyor, TV ve gazetelerden teşhir ediliyor! Dahası çoğu TCK 301 gibi doğrudan gazetecilik faaliyetiyle ilgili maddeden 4 bin gazeteci hakkında soruşturma 2 bini hakkında da yargılamalar sürerken (Bu gazetecilerin bazılarının cezaevine atılmayacağına kim garanti verebilir); “Bizde hiç tutuklu gazeteci yok; öyleyse ileri demokrasi var” demeye kim inanır?

Kimse inanmadığı için 4 Mart 2011 günü Ankara ve İstanbul’da, 85 gazeteci örgütü bir araya gelip, AKP Hükümetinin basın özgürlüğüne yönelik tutumunu protesto etmiştir. Ki, bu Türkiye tarihinde gazeteci örgütleri arasındaki en geniş birlik oluşmuştur.

Bu çarpıtmayı kimse yutmadığı içindir ki, AKP Hükümetinin icraatlarında mutlaka “demokrasiye bir katkı” keşfetmekle ünlenen (Referandumu demokratik bir kazanım olarak niteliyor) Avrupa Parlamentosuda (AP) inanmıyor Erdoğan’a ve AP’nin “Türkiye İlerleme Raporu”nda Türkiye’ye yönelik eleştirilerin merkezine “basın özgürlüğü ihlallerini” koyup görülmemiş sertlikte bir rapor hazırlıyor.

Kaldı ki gazetecileri; basını, baskı altına almanın tek yolu onları cezaevine atmak da değildir. Para cezalarıyla, patronları kimi gazetecileri çalıştırmamaya zorlayarak ya da mali bakımdan gazetecileri kuşatma gibi sayısız yolla basın özgürlüğü ihlal edilebilmektedir ve Türkiye’de bunun envai çeşidi vardır.

Evet, 85 gazeteci örgütü ortak bir platform oluşturmuş, önceki yıllarda görülmedik biçimde gazeteciler kitlesel olarak bir araya gelmiş, basın özgürlüğünü savunmak için az çok bir hareketlenme içine girmişlerdir.

Bu elbette çok önemlidir. Ama basın özgürlüğü sadece gazetecileri ilgilendiren bir özgürlük değildir. Tersine basın özgürlüğü, gazetecilerden de daha çok işçi sınıfı ve emekçiler için, öncelikle emekçilerin uyanış içindeki kesimleri için, demokrasi güçleri için çok önemli bir özgürlüktür. Eğer böyle olmasaydı, basın özgürlüğünün bir önemi olmazdı. Bu yüzden de gazetecilerin bu hareketlenmesi, Türkiye’nin demokrasi güçleri, sendikalar ve emek örgütleri için de basın özgürlüğüne sahip çıkmanın bir vesilesi olarak görülmeli; GÖP’ün girişimleri her biçimde desteklenmelidir.
İstanbul’da oluşan ve merkezi İstanbul’da olan Türk-İş’e bağlı sekiz sendikanın çarşamba günü ilan ettikleri birlikten, şimdi GÖP’ün eylemlerini desteklemeyi önemsemesi beklenir.

TGS’nin GÖP’ün başında olması ve aynı zamanda bu sendikal birliğin içinde olması bu desteği kolaylaştırıcı olabilir.
Demokrasi güçleri için ise GÖP, elbette doğrudan kendi mücadelesinin bir ayağı olarak değerlendirilmelidir.
Aksi halde sadece gazetecilerin basın özgürlüğünü savunması mücadeleyi daraltacağı gibi hükümetin bu mücadeleyi bastırmasını da kolaylaştıracaktır.

evrensel.net
www.evrensel.net