Acele demokrasi ve üniversiteler


24 Ocak 2013 05:26

 “Erkek adalet değil gerçek adalet istiyoruz” pankartıyla kadınlar yürürken 12 yaşındaki çocuğa defalarca cinsel istismarda bulunan Hüseyin Üzmez tahliye edildi.

“Kadın cinayetlerine son” diye haykırılırken 42 yaşındaki Ünzile kadın boşandığı eşi tarafından öldürüldü. Kuma olarak götürüldüğü evde gördüğü baskılar sonucu Raşide Orak, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde intihar etti. Liste daha fazla uzatılabilir. O kadar çok isim var ki anılması gereken. Geçen haftadan beri 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü için her yerde alanlara çıkan kadınlar soğuğa, yağmura kara aldırış etmeden talepleri için yürüyorlar. Başkenti yaşanmaz hale getiren karın altında bile kadınlar talepleri için rengarenk yürüdüler. Çünkü onlar yürüken kız kardeşlerinin öldürülmeye devam ettiğini biliyorlar. Kadınlar en yakınlarında bulunan erkekler tarafından öldürülürken, devlet haksız tahrik indirimleriyle katilleri korumaya devam ediyor. Başbakan kadınla erkeğin zaten eşit olamayacağını söylüyor, onun mesajını anlayan KOBİDER Başkanı “fişle priz aynı olur mu?” diyerek kadınlara hakaret etmeyi uygun buluyor.

Kadınların başında sadece taciz, tecavüz, cinayet, intihar yok. Kadınlar aynı zamanda en yakınlarını kaybettikleri savaşın acısını da en çok çekenler. Demokrasi mücadelesi verenlerin katledilmesi, katledilenlerin çoğunun mezarlarının bile olmaması kadınlardan çok kimseyi rahatsız etmiyor. Etmiyor ki Cumartesi Anneleri yıllardır her Cumartesi günü eylemlerine devam ediyor.

Yargılamanın sadece kadınlar için değil herkes için adaletsiz olduğunu son yaşananlarla bir kez daha gördük. Gazeteci Ahmet Şık ve Nedim Gürsel’in Ergenekon kapsamında gözaltına alınmasıyla başlayan süreçte AKP’ye muhalif herkese uyguladığı baskıyı bir kez daha gördük. Ahmet Şık’ın cezaevinden yazdığı mektuba cevap veren Fadime Göktepe, Hasan Ocak’ın ablası Emine Ocak ve Hrant Dink’in oğlu Arat Dink ileri demokrasinin aydınlar için anlamını bildiklerini hatırlattılar. O da faili meçhullerin, kayıpların, yargısız infaza kurban gidenlerin, gerçek demokrasi için savaşanların kardeşiydi. Yakınlarının çocuğuydu.

Onlarla birlikte gözaltına alınan ODTÜ Uluslar arası İlişkiler Bölümünde araştırma görevlisi Coşkun Musluk muhafazakarlık ve neoliberalizm ile ilgili çalışmalar yapıyordu. Eğitim-Sen üyesi Musluk için ODTÜ’de gerçekleştirilen basın açıklamasında akademisyenlerin üzerindeki artan baskıya dikkat çekildi. Üniversiteler demokrasi mücadelesinde tuttuğu önemli yerden dolayı her zaman iktidarların dikkatini toplamışlardır. Bilginin üretim merkezi olan üniversiteler her zaman iktidarların iktidar olmalarını tehdit edecek yapıyı içlerinde barındırılar. Bu sadece akademik çalışmalarından değil, üniversite gençliğinin yarattığı potansiyelden de ileri gelir.

Bu yüzden üniversitelerin geçen dönem artan hareketliliği karşısında polisten, üniversite yönetimlerine, YÖK’ten Başbakana, köşe yazarlarına kadar uzanan tepki verildi. Yaklaşan seçim döneminde üniversitelerin daha çok hareketleneceği olasıdır. Bu hareketliliğin en önemli talebi bilimsel özgürlük olacak. Kendisine muhalif herkesi aynı torbanın içine atmak isteyenlerin üniversiteler de hedefindedir. Bu yüzden üniversitelerin kanayan demokrasi yarasına karşı tutarlı tavır alması düne göre daha önemlidir.

evrensel.net
www.evrensel.net