İnanç özgürlüğü ve anayasa meselesi


05 Mart 2011 10:50

Kirvem,

Geçtiğimiz hafta Demokratik Toplum Kongresi tarafından Diyarbakır’da tertiplenen İnanç Çalıştayı’na katıldım. Bu çalıştayın ilki geçen yıl Mardin’de gerçekleştirilmiş, ben özüm de galiba “Kambersiz düğün olmaz!” misali o toplantıya da davet edilmiştim.  

Bu kez de hemen her din, inanç ve mezhepten yaklaşık yüzü aşkın ve ülkenin her tarafından gelen konuşmacıların, Anayasa Tartışmaları Bağlamında İnanç Özgürlüğünün yanı sıra, keza Toplumsal Barış Arayışında İnançların üstlenebileceği roller, “fikri hür, vicdanı hür” konuşmacılar tarafından lisanı münasiple anlatılıp, karşılıklı olarak masaya yatırıldı.

Kirvem gerçeği konuşmak gerekirse hani abartmadan söyleyebilirim ki, iki günlük bu çalışmalar esnasında görebildiğimiz kadarıyla hepimizin durumu sanki “Bir dokun bin ah dinle!” kıvamındaydı.

Özellikle Aleviler galiba en “dertli” grubu teşkil ediyorlardı. Gerek okullardaki mecburi din dersleri, gerekse Alevi köylerine yapılan camilerin her geçen gün giderek artması, yeni cemevleri yapmak için talep ettikleri yerler konusunda çıkarılan bürokratik engeller şikayetlerinin özünü oluştururken, aynı şekilde kendilerince benzer yakınmalardan muzdarip olan Yezidiler, Süryaniler, Bahailer, Protestan misyonerlerin dışında kalan ve çoğunluğu teşkil eden Sünni Müslümanların da, dayatmacı “laiklik” konusunda duydukları rahatsızlık dillendirilirken, diğer yandan katılımcıların neredeyse topyekün üzerinde anlaştıkları nokta; öncelikle “devlet baba”nın diyanet kurumuna, onun “kadro”larına ülke bütçesinden bol kepçeyle aktarıp, dolayısıyla Sünni, Hanefi kesimine deyim yerindeyse yaptığı “kıyak”, onlara tanıdığı ayrıcalık, bu bapta sergilediği “Çifte standart”ın adaletsizliğiydi.

Benim gibi dini konuların hayli uzağında, bir bakıma “la’din” grubuna dahil olan tek tük “ateist”lerin bu taraklarda bezi yoktu ama, Anayasa bağlamında diğer katılımcılarla paylaştığımız, hepimizin yüksek sesle, hatta amiyane tabiriyle hiç mi hiç “kıvırtmadan” altını çizdiğimiz düşüncelerimize göre; önümüzdeki genel seçimin hemen akabinde, bir an önce yürürlükteki bu “yamalı bohça” niteliğindeki anayasanın bütünüyle rafa kaldırılıp, bunun yerine her kesimden, her inançtan, etnik kökeni ne olursa olsun bu ülkenin tüm “vatandaş”larına aynı mesafede duran, en önemlisi de mümkünse anayasa metninde herhangi bir “etnik kökene” vurgu yapıp bunu “başat” olarak öne çıkarmayan, kısacası özgürlükçü, demokratik, kısa, öz bir anayasa taslağının halkımız tarafından enine boyuna tartışılıp, daha sonra yürürlüğe konulmasının hem zaruret, hem de hasretini çektiğimiz “toplumsal barış”ımızın oluşmasına fazlasıyla katkı sunacağı fikrinin benimsenmesi belki de kısa günün “kâr”ıydı.

Nitekim kendi inançları doğrultusunda “bağnaz” olmayan, kendi “doğru”larını zorla dikte ettirme gibi bir yaklaşım sergilemeyen,  kimisi”türban”lı, kimisi türbansız hatunların yanı sıra, yine keza kimisi kravatlı, beriki başındaki takkesiyle tüm katılımcıların, birbirleriyle “demokratik” bir ortamda, ve de karşılıklı saygıya dayanan bir anlayışla düşüncelerini paylaşıp bunu da yazılı bir “metin” halinde özetlemeleri, özüme kalırsa önümüzdeki günlerde hazırlanacak anayasamız için de umut kaynağı oldu Kirvem!

evrensel.net
www.evrensel.net