Derin devlet ve Ergenekon bu mu?


04 Mart 2011 12:24

Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi gazeteci ve yazarların da aralarında bulunduğu 11 kişi “Ergenekon Terör Örgütü” üyesi olmak iddiasıyla gözaltına alındılar. Odatv’ye yönelik operasyondan sonra, hedef haline geldiklerini açıklayan Ahmet Şık ve Nedim Şener’in kısa bir süre sonra aynı kapsamdaki iddialara ve bir operasyona hedef olmaları şaşkınlık yaratmış bulunuyor.

Böylece, darbelerin ve darbecilerin yargılanması ve “Demokratik devletle bağdaşmayan plan ve uygulamalar”ın hedefe konulduğu iddia edilerek başlatılan ve bu yönlü bazı adımların da atıldığı Ergenekon Operasyonu ve Ergenekon Davası giderek tümden çığırından çıkmış, AKP hegemonyasını tahkim etmenin bir çalışması haline gelmiş bulunuyor.

Bu operasyonla birlikte sadece AKP karşıtları değil, toplumun hemen tüm kesimleri tepki göstererek, AKP’ye, onun yargı ve polisi sürüklediği uygulamalara ateş püskürüyor.

İstanbul ve Ankara’da yapılan operasyonda özellikle Ahmet Şık ve Nedim Şener’in gözaltına alınmaları basın ve kamuoyunda büyük tepki topladı.

Zira genç kuşaktan gazeteci ve yazarlar olarak Şık ve Şener düşünen, sorgulayan, ekonomik ve siyasal alandaki gelişmeleri yorumlayarak yansıtan bir performans içinde olmakla tanınıyorlar.

AKP hükümetinden önceki dönemde de çalışmaları ve tutumlarıyla muhalif çizgilerini sürdürme gayreti göstermişlerdir. Yolsuzluklar, eşitsizlikler, kayırmacılık, iltimas karşısında olduğu kadar, hak ihlalleri, işkenceler ve şiddet karşısında tutarlı tavır sergilediler.

Ahmet Şık, Metin Göktepe’nin polisler tarafından öldürülmesinden sonra  hem vefalı bir arkadaş, hem tutarlı bir gazeteci hem de işkence ve polis katliamı karşısında kararlı bir duruş sergilemekle tanındı. Bu gün Taraf gazetesini çıkaranların arkasında olduğu çevrelerin çıkardığı Nokta dergisinde çalışırken darbeler ve darbeciler hakkında haberler yaptı. Ahmet Şık, Özden Örnek’e ait olduğu söylenen “Darbe Günlükleri”nin yayınlanması haberiyle de tanınıyor.

AKP karşısında yer alan herkesi düşündüren bu gelişme, AKP hükümdarlığına itiraz eden herkesin ve tüm kesimlerin polisin ve savcıların operasyon ve iddianamelerine maruz kalacağını gösteriyor. AKP’ye söz söylemiş ve söyleyecek sözü bulunan bir çok gazeteci ve yazar da haklı olarak tepki gösteriyor, tedirgin oluyor. Çünkü AKP yalakası olmayan medya, basın emekçileri, gazeteci ve yazarlar boy hedefi haline gelmiş bulunuyor.

Bir süredir tamamen saptırılan bir dava ve operasyon olan Ergenekon böylece derin devleti sorgulamak, Türkiye’de yaşanan tertipleri, darbe, provokasyon ve katliamların araştırılmasıyla ilgisini kesmiş, başka bir boyut ve amaç kazanmış bulunuyor. Savcılar, hakimler, polis ve diğer tüm ilgili kurum ve birimler AKP diktatörlüğünü tahkim etmek üzere canhıraş bir çalışma içine girmiş, AKP hükümetine söz söyleyen ve karşı yazılar yazanları vatan haini ilan etmiş bulunuyorlar.

Böylece devletin karanlık tarihinin üstü örtülürken, AKP’nin karanlık ve kirli tarihle uyum içinde hükümdarlık kurmasının yolu hepten açılmış oluyor.

Tüm bu olup bitenden sonra birkaç soruyu bir kez daha sorup, AKP ve yandaş solcu ve liberal kesimlere hatırlatmakta yarar var.

Hani derin devlet açığa çıkarılacak, hiçbir şey karanlıkta kalmayacak, devlet demokratikleşecekti!

Basın, düşünce, ifade özgürlüğü başımızı döndürecek, dahası örgütlenme özgürlüğü içinde yüzecektik... Nerede bu sözü edilen ortam, nerede bu özgürlükler!

Hani darbecilerden hesap sorulacaktı. Türkiye’nin karanlık tarihi ile hesaplaşılacak, Mendereslerden bu yana, dahası cumhuriyetin kuruluşundan sonra yaşanan acılarla yüzleşilecek, tüm darbeler ve tertipler mahkum edilecek, sorumluları cezalandırılacaktı, devlet halktan özür dileyecek, halk egemenliği devlet karşısında güç ve itibar kazanacaktı.

Hani nerede AKP demokrasisi... Takrir-i Sükun Kanunu’yla başlayan, Kürtlerin karşı karşıya kaldığı şiddet, inkar, asimilasyon, sürgün uygulamaları, 1938 Dersim katliamı bir bir irdelenecek, tüm ayrımcı ve şiddet uygulamaları mahkum edilecek, diller, inançlar, düşünceler özgür olacaktı...

Örtülü Ödenek, Özel Harp Dairesi, Kontrgerilla, MİT didik didik edilecek, her şey şeffaf olacaktı; ‘50, 60, 70, 80’li yıllar boyunca yapılan darbeler ve provokasyonların hesabı sorulacaktı. Bin operasyon, Susurluk, Kürt katliamları, aydın cinayetleri bir bir açığa çıkarılacaktı... Daha neler neler vaat edilmiş ve ileri solcu ve ileri liberal taife hep birlikte “Yetmez ama evet” demişti.

Peki ne oldu, Türkiye’nin karanlık tarihinin sorumluları, Ergenekon’un gerçek failleri Ahmet Şık ve Nedim Şener mi oldu?

Yani derin devlet ve Ergenekon bu mu?

evrensel.net
www.evrensel.net