Okuyan’ı ikna etmek


28 Şubat 2011 17:04

Kemal Okuyan, Tunus, Mısır ve diğer Arap ülkelerindeki halk ayaklanmalarının hayırlı bir iş olduğuna bir türlü ikna olmadı. Peş peşe yazılar sıralıyor. Bu hareketlerin aslında bir devrim, halk ayaklanması vb. olmadığını, ABD emperyalizminin Arap ülkelerinde AKP tipi hükümetler kurmak için tezgahladığı “renkli devrimler” olduğunu anlatıyor.

Üstelik bu yazıların yayınlandığı Sol internet gazetesinde Tunus İşçileri Komünist Partisi sözcüsü Hamma Hammami ile Belçika Emek Partisi’nin yaptığı bir röportaj yayınlanıyor. Mensubu olduğu TKP Tunus halkı ile dayanışma mesajı yayınlıyor. TKP Merkez Komitesi yayınladığı mesajda: “Tunus’tan sonra Mısır’ın emekçi halkı da, otuz yıldır ülkesini baskı, sömürü ve işbirlikçilikle yöneten diktatöre karşı, günlerdir sokaklarda mücadele ediyor. Ayaklanan Tunus halkı, Hüsnü Mübarek diktatörlüğüne karşı sokakları dolduran Mısır halkı, emekçi yığınların başkaldırısının hayatı değiştirmeye ne denli muktedir olduğunu gösteriyor. Devrim fikri, yani “ayakların baş olduğu” bir emekçi iktidarının gerçekleştirilebileceği düşüncesi dünyayı sarsıyor. Emekçi yığınlar siyaset sahnesine yeniden ve etkili bir giriş yapıyor. Dünyanın bütün firavunları kaygı içinde, on yıllardır siyasetin dışına iteklenmiş olan emekçi kitlelerin siyaset alanına geri dönüşünü izliyor… Önce Tunus’ta, ardından Mısır’da ve Ürdün’de yaşananlar, emekçi yığınların o muazzam gücünün, yoksul kitlelerin öfkesinin karşısında hiçbir zorbanın, hiçbir firavunun duramayacağının delilidir. Tunuslu, Mısırlı emekçi kardeşlerimiz ‘devrimin yapılabilir olduğunu’ gösteriyorlar.” diyor. Fakat,  TKP Merkez Komitesi herhalde Siyasi Büro üyesi Kemal Okuyan’ı ikna edememiş, Okuyan şöyle diyor:  “ ‘Devrimi Çalınan Devrim’ ve ‘Ortadoğu’da Devrim Filan Yok’ başlıklı yazılarımda Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki gelişmelere değinmiş, ‘devrim’ olarak adlandırılmakta neredeyse küresel bir konsensus yaratmış olan ‘halk hareketleri’nin neden ‘devrimci bir dönem’e işaret etmediğini, ABD’nin bu sürece sanıldığından daha hazırlıklı girdiğini, sürecin bir coğrafyanın uluslararası tekeller tarafından yeniden yapılandırılmasına doğru gittiğini anlatmaya çalışmıştım… Hastalığın da kemirdiği itibarsız Hüsnü Mübarek, 50 yıl öncesinin davranış kalıplarına sahip Bin Ali, tavizkar ama ayarsız Kaddafi… Bunlara Suudi ve Ürdün krallıklarını ekleyin… Sürdürülemezdi... Değişim için kolların sıvandığını, Türkiye, Irak, Filistin ve Lübnan başta olmak üzere, yeni bir yön tayin edilmeye çalışıldığını herkes biliyor. Soros solcuları bunu bir ilerleme olarak değerlendiriyor, bizse yeni bir emperyalist operasyon...”

Okuyan, bu iddialarını sürdürürken, Tunus’ta on binlerin katıldığı son yılların en büyük mitingi yapılıyor ve Başbakan Gannuşi istifa etmek zorunda kalıyor. 14 Ocak Cephesi ve isyancıların direnişi ile üç hükümet değişiyor ve en sonunda Gannuşi de istifa etmek zorunda kalıyor. Tunus emekçilerinin mücadelesi Fransa’da dahi bakan istifa ettiriyor. Ayaklanma sırasında bin Ali’yi destekleyen, destek için özel uçak ile Tunus’a giden ve askeri destek sözü veren Fransız Dışişleri Bakanı Bakanı Michèle Alliot-Marie gelişmeler karşısında istifa etmek zorunda kalıyor.

Okuyan, Tunus halkının bir diğer Gannuşi’si, Nahda Partisi liderini başbakan yapmak için, ABD’nin renkli devrimlerini Ortadoğu’ya yaymak için ayaklanmadığına nasıl ikna olacak bilemiyoruz. Belki de, nasıl olsa bu halk bir halk iktidarı kuramaz, eninde sonunda iktidar ABD işbirlikçisi bir kliğe geçer diye düşünüyor ve bu ön görüsüne güveniyordur.
Olabilir. Halk sonunda iktidarı ele geçiremeyebilir. Spartaküs Ayaklanmasından, Şeyh Bedrettin Ayaklanmasına; Paris Komünü’nden 1905 Devrimi’ne pek çok halk ve işçi ayaklanması yenilgiyle sonuçlanmıştır. Fakat, bu ayaklanmaların her biri bir sonrakini hazırlamıştır. Her bir ayaklanma halklara onlarca yılda edinemeyeceği siyasi bilinç ve deneyim kazandırmıştır. 24 yıllık bir polis devletine karşı, diktatöre karşı ölümü göze alarak sokaklara çıkmış, saflarından çok sayıda ölü ve yaralı vermiş insanların eylemini emperyalizmin oyunu olarak nitelemek; halk ile egemen güçlerin arasındaki mücadelenin en kritik ve sert olduğu günlerde, halkın kazanamayacağı üzerine iddialara girmek nasıl bir düşüncenin ürünüdür? Nasıl bir sosyalistliktir? Anlamak çok güç.

evrensel.net
www.evrensel.net