“Unutulan” adam


28 Şubat 2011 17:00

Sarkis Hatspanıan da siyasal düşüncelerinden dolayı cezaevinde olan bir yazar. O da Erivan’da mahpus. Son ziyaretimde onunla sesli de olsa konuşma olanağı buldum. Uzun uzun sohbet ettik, sosyalizmi öğrendiği ilk ustası babasını andık.

Bu arada ondan aldığım mektupta, 12 Eylül idamlarından konuşulurken atlanan bir ismi, hepimizin bir ayıbı olarak anmak istiyorum: Levon Ekmekçiyan.  Neyse ki, Sarkis Çerkezyan “Bu Dünya Hepimize Yeter” adlı kitabında ondan bahsetmişti.

Şöyle diyor Hatspanyan:  “2010 Ekim başında bir kitap fuarı sırasında bana, Belge Yayınlarınca yayınlanmış epeyi kitap ulaştırılma nezaketinde bulunuldu. Eh politik tutukluya da mahpushanede ne gerek, KİTAP tabii ve ben de bilgi susuzluğumu giderebilmek için, nice uykusuz geceler ağartmakla bana ulaşan tüm kitapları birkaç hafta içerisinde bir biri ardına devirdim gitti işte ! Tüm kitaplar benim de bizzat yaşamış olduğum pek hareketli 1970’li yıllarla, 12 Eylül 1980 sonrası dönemi anlatan yaşam ve anıları içeren nitelikte olup, bazılarında inançları uğruna düğüne gider gibi ölümü kucaklamış ve doğduğum şehirde şahsen tanımış olduğum Ali Aktaş, Veysel Güney gibi yiğit insanlarla yeniden buluşup,  unutulmaz anıları önünde saygıyla eğilme olanağını da yarattılar...

Onlarca kitaptan biri “O ŞAFAĞIN ATLILARI - 12 Eylül İdamları” başlıklı olup, yazarı, Dersim’in eski bir Ermeni köyünde doğduğunu öğrendiğim, şu sıralarda Adıyaman kökenli olan Ahmet Kaya belgeseli hazırlayan sayın Hayri Argav’ın kalemine ait cümlelerle “Kitap, 12 Eylül faşizmi ve onun devamındaki süreçte gerçekleşen siyasi idamları anlatmaktadır. 12 Eylül askeri faşizm yıllarında ve 24 Ekim 1984 yılında ANAP hükümeti döneminde toplam 49 kişi salben idam edildiler. Bu yıllar arasında idam edilenlerin 17’sini sol, 9’unu sağ, geri kalanlarını ise adli suçlular oluşturuyordu” diye yazılıydı. Sayın Argav değerli çalışmasını, gerçekleştirilen en son idamdan da tam 1O yıl sonra, yani 1994 Aralık ayında tamamlamış olduğu halde sanki bir ‘hafıza-i beşer’ kaybına uğramış olmalı ki, söz konusu dönemdeki idamların gerçekte 49 değil, 50 insanın canına kıyılmış olunan bir tarih kesitine istisna ettiğini 443 sayfalık kitabında, anlaşılmaz bir şekilde görmezden gelmişti. O kitabın ne önsöz, ne sonsöz ve ne de salt sayısal, istatistik bilgilendirme bölümünde bile “unuttuğu” idam edilmiş tek insanoğlu Levon Ekmekçiyan adlı bir Ermeniydi. O, ne sol, ne sağ görüşlüler ve hatta ne de adli suçlular diye adlandırılanların listesine bile alınmayacak kadar “unutulmuştu”!
***
Ben, Ermenilerin söz konusu kesime ait olanlarca hep ama hep “unutulmuş” konumda oluşları, gölgede bırakılışları, hasır altı edilme hallerinin, onlara bu davranışı uygun bulanların ‘bilinçaltı’ hanesindeki İttihatçı-Kemalist ulusçuluğun  yattığı kanaatindeyim.
***
Bu bağlamda, 1915 haziranında Beyazıt meydanında 20 Ermeni devrimcisi için kurulmuş darağaçlarından tam 68 yıl sonra, 29 Ocak 1983 günü Ankara’da, yine darağacında idam edilerek öldürülen ‘son’ Ermeni Mohikan’ı Levon Ekmekçiyan hakkında “unutulanları” kamuya ulaştırmayı, onunla Sosyal-Demokrat Hınçak Partisi üyesi yiğit 20’ler arasında, 68 yıllık bir zaman dilimi dışında, amaç, mücadele ve yazgı açısından hiç bir farkın bulunmadığının, “Ahmet ve Şoreş yoldaşlar” için öğrenilmesi gereken bir sözlü tarih dersi olduğunu sanıyor, önemli buluyorum. Yoldaş da, aynı yolun yolcusu anlamını taşıdığına göre, yol hakkında konuşmanın da tam zamanı olduğunu düşünüyorum.
***
Ekmekçiyan ve arkadaşları  tarafından Ankara’da gerçekleştirilmesi planlanan askeri eylemin sadece tek bir hedefi vardı ve bu hedef askeri faşist cuntanın o dönemde kukla başbakanı, kendisi de T.C. ordusunun emekli generallerinden biri olan Bülent Ulusu’dan başkası değildi.
***
Ağır yaralı olarak esir düşen Levon Ekmekçiyan, “T.C.”nin eline canlı geçen kendi hareketinin ilk ve son eylemcisiydi. Ekmekçiyan, bu geleneğin sadık mirasçılarından olduğunu, “ölmek var, dönmek yok” kararlılığıyla Ankara’ya geldiği an zaten layıkıyla ispat etmiş ve ölüme “hoş geldin, sefa geldin” diyebilme yürekliliğini göstermişti göstermesine de, o gün kader namert kurşunların öylesi bir yiğide layık olanı yapmaya gücünün yetmediğini tarihe not düşmüştü.  
***
Bazen “keşke BELGE Yayınları, yayınladığı yüzlerce kitaplarla zenginleştirdiği dünyamızı, şimdiye kadar sadece “T.C.” tarafından yayılmış efsaneyle ‘tanınan’ Ekmekçiyan ve hareketi hakkında güvenilir, doğru bilgiler barındıran bir kitabın Türkçe yayınlanmasıyla aydınlatmayı da başarsa ne kadar iyi olurdu diye düşünüyorum.   

Sarkis HATSPANIAN
“Vardaşen mahpushanesi,
ERMENİSTAN”
29 Ocak 2011

evrensel.net
www.evrensel.net