‘3. Abdulhamit’liğe soyundu!


28 Şubat 2011 04:06

 

Başbakan Erdoğan artık hiçbir yasa, kural, tarih, doğa, kültür vb. “engeli” tanımadan rant “projelerini hayata geçireceğini” ilan etti.
 
Geçtiğimiz cumartesi günü İstanbul Karayolu Tüp Geçişi Temel Atma töreninde konuşan Başbakan Erdoğan, Marmaray’ın 29 Ekim 2013 tarihinde değil aslında 2010 yılında bitirileceğini belirttikten sonra, karşılarına engeller çıkarıldığını belirtti. “Peki ne oldu da bitmedi? Söylemek zorundayım, çünkü bize gecikmek, ertelemek yakışmaz. Biz farklı bir ecdadın torunuyuz. Bunları başarmamız lazım. Nedir o? Yok arkeolojik şey, yok çömlek çıktı, yok bilmem şu çıktı diye önümüze engeller çıktı.(*) Bariyerleri önümüze koydular. Yok kuruluydu, yok yargısıydı, bunlara takılı kaldık. En az üç sene bizi engellediler. Fakat biz bu işi bitireceğiz dedik ve yürüdük. Şimdi hedef 29 Ekim 2013. Bundan sonra engel tanımıyoruz, bedeli ne olursa olsun!” diyen Erdoğan,  böylece açıkça yasa, kural, mahkeme kararı, halkın istekleri gibi şeyleri tanımayacağını da ilan etti.
 
Ülkeyi yasalara uygun yönetmek için işbaşına gelmiş bir Başbakan kendisini böyle “mutlak bir hükümdar”, “bir despot padişah” ya da “zorba bir diktatör” gibi her tür yasa ve denetimden uzak “projelerini” hayata geçireceğini ilan edebilir mi? Ederse, o ülkenin savcıları, yargıçları, “Sen ne diyorsun bakalım?” diye yakasına yapışmaz mı?
 
Eğer o ülkede birazcık demokrasi varsa elbette yapışır! Ama Türkiye’de bugün böyle savcıların, yargıçların çıkması çok zordur. Hele HSYK eliyle yapılan son operasyondan sonra bu daha da zorlaşmıştır. Ki, Başbakanın pervasızlığı ile yargıyı ele geçirme süreci de at başı gitmektedir.
 
Bu köşenin bugünkü konusu işin bu boyut değil. Burada sorunun “çevre, tarih, kültürel koruma” karşısında hükümetin aldığı tutumdur.
 
Ne var ki; bu tarih, doğa, kültür ve yaşam bilinci yokluğu Türkiye’ni sermaye güçleri ve onların politikacıları için yeni de değil. Başbakan Erdoğan bu bilinçsizliğe “piyasa sosu”  rant paylaşımının kışkırttığı pervasızlığı da ekleyerek katkı yapmaktadır!
 
Nitekim çok bilinse de burada bağlantı kurulması bakımdan önemli bir ”tarihi vaka”yı anımsatmadan geçmek olmaz.
Alman ve öteki yabancı Arkeologların Anadolu’da yaptıkları kazılardan çıkan tarihi eserleri memleketlerine götürdüğünü, bunun engellenmesi için yasa çıkarılmasını isteyenlere “Ulu Hakan II. Abdulhamit”;  Götürsünler! Osmanlının taşı kayası biter mi?” demişti!
 
Bu güne kadar, gözü dönmüş, özellikle de kendisine “muhafazakâr”, “gelenekçi” diyen politika erbabının sömürü ve yağma için; her tür korumayı, doğa, tarih, kültür kaygısını bir yana bırakıp, “zenginlik” uğruna bütün bu değerleri yok etme; başlıca işleri olmuştur. Bu doğa,  tarih-kültür tanımazlık bu gelenekten gelen Demirel, Özal, Erdoğan gibi “simge isimlerin” da ortak yanı olmuştur. Kılavuzları da; “Zengin toprakların yoksul bekçisi olmayacağız”, “Su akacak ama artık Türk bakmayacak” gibi hamasi sloganlar olmuştur. Ama bu simge isimleri içinde de Erdoğan ötekileri fersah fersah aşarak, adını tarihin kara sayfalarına yazdırmıştır. Nitekim Erdoğan, “doğayı bozuyor”, “tarihi anıtları tahrip ediyor”, “halk ve kamu çıkarına zarar veriyor” gerekçesiyle harekete geçen halkı, çevrecileri, çevre koruma kurullarını ve bu girişimleri yasalara aykırı bulan Danıtay’ı “vatan hani” ilan edecek kadar ileri gitmiştir. Erdoğan,  mühendis ve mimar odalarının açtığı davaları, çevrecilerin girişimlerini ve halkın doğrudan kendi yaşadıkları toprakları koruma girişimlerini “Türkiye’nin kalkınma hamlesinin engeli” olarak göstermektedir. 
 
Ancak bugün geline yerde roller değişmiştir. Dün İstanbul- Maltepe Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde, Emek Hareketi Çevre Kurulu’nca düzenlenen toplantıda Ziraat Müh. Ahmet Atalık; “Eskiden çevreyi tarihi, halk bozmasın diye devlet korurdu, şimdi çevreyi, tarihi devlet hükümet, belediyeler bozmasın diye halk koruyor!” diye bu değişen durumu veciz biçimde ifade etti.
 
Başbakan Erdoğan da; çevreyi, tarihi, kültürü katletmek için kendini III. Abdülhamit sansa bile; halk engelini aşması kolay olmayacaktır. Çünkü halk kendi kaderine sahip çıkmaya başlamıştır. Bu yüzden Erdoğan’ın hak-hukuk tanımazlığının faturası ağır olacaktır.
 
Buradan duyurulur!
 
(*) Başbakan Tayyip Erdoğan, Marmaray projesiyle ilgili “Yok arkeolojik şey, yok çömlek çıktı” dese de kazılardan 
çıkan tarihi eserler ‘çanak çömlek’in çok ötesinde. 
Uzmanlar bulunan eserleri yalnız İstanbul için değil arkeoloji tarihi açısından da paha biçilmez buluyor; bir milat sayılıyor. Kazılarda bugüne eski yerleşimlere ait bir liman, 35 batık 
gemi, 9 gömü ve 30 binden fazla taşınabilir tarihi eser, 
binlerce kemik ortaya çıktı. 
evrensel.net
www.evrensel.net