# Yoldaşlık, yöndaşlık, zamandaşlık ve duygudaşlık üzerine

> **Yazar:** Zeki Gül
> **Yayın Tarihi:** 2026-11-02 00:08:00
> **Kaynak:** [https://www.evrensel.net/yazi/100293/yoldaslik-yondaslik-zamandaslik-ve-duygudaslik-uzerine](https://www.evrensel.net/yazi/100293/yoldaslik-yondaslik-zamandaslik-ve-duygudaslik-uzerine)

---

Meslek odaları, sendikalar ve demokratik kitle örgütleri bugün yalnızca ekonomik krizlerin ve siyasal baskıların değil, kendi içlerinde biriken yapısal ve insani sorunların da etkisiyle görece güç kaybediyor.


Duvarlardaki afişler, kürsülerdeki sözler ve işleyen kurullar, bir örgütün toplumsal yaşamla bağını koruduğunun yeterli kanıtı değildir. Asıl soru şudur: Örgütler, temsil ettikleri insanların hayatlarına ne ölçüde dokunabiliyor?


Bu krizi anlamak için dört kavram üzerinde düşünmek gerekiyor: Yöndaşlık, zamandaşlık, yoldaşlık ve duygudaşlık.


Yöndaşlık, aynı düşünsel istikamete bakmak, benzer hedefleri ve siyasal kabulleri paylaşmaktır. Ancak aynı yöne bakmak, aynı yolu yürümek anlamına gelmez. Ortak söylemler, teorik yakınlıklar ve dijital dayanışmalar, somut sorumluluklarla buluşmadığında yüzeysel bir birliktelik olarak kalabilir. Bununla birlikte sorun, yöndaşlığın kendisi değil, ortak yönelimin ortak eyleme dönüşememesidir.


Zamandaşlık, yalnızca aynı dönemde yaşamak değil, yaşanılan tarihsel anın sorumluluğunu üstlenmektir. Aynı ekonomik krizin, aynı toplumsal dönüşümün içinde bulunmak, herkesi aynı koşullarda yaşamaya ya da aynı çıkarları paylaşmaya götürmez. Meslektaşlarımızın, emekçilerin ve toplumun farklı kesimlerinin deneyimleri arasındaki mesafeyi anlamadan ortak bir mücadele kuramayız. Zamandaşlık, bu farklılıkları silmek değil, ortak sorunlar karşısında birlikte hareket edebilmenin yollarını aramaktır.


Yoldaşlık, ortak hedefler uğruna sorumluluk üstlenmek, zor zamanlarda birbirinin yanında durmak ve mücadeleyi birlikte taşımaktır. Ancak yoldaşlık, yalnızca fedakarlık ve vicdan meselesi değildir. Eleştiri hakkını korumayı, farklı düşüncelere tahammül etmeyi, kararların hesabını vermeyi ve gücün tek elde toplanmasına karşı durmayı da gerektirir. Yoldaşlık adına susmanın, itaat etmenin ya da sürekli aynı insanların özveride bulunmasının beklendiği yerde dayanışma değil, yeni bir eşitsizlik üretilir.


Duygudaşlık ise başkasının acısını, kaygısını ve umudunu anlamaya çalışmaktır. Yanımızdakinin tükenmişliğini fark etmek, emeğinin karşılığını alamayanın sesini duymak, yalnız bırakılanın yanında durmaktır. Fakat duygudaşlık, adaletin yerine geçemez. Bir insanın yaşadığı sorunu anlamak kadar, o sorunu üreten koşulları değiştirmek de önemlidir. Duyarlılık somut kararlara, hakların korunmasına ve ortak eyleme dönüşmediğinde iyi niyetin sınırları içinde kalır.


Pandemi, yüz yüze ilişkileri ve ortak mücadele alanlarını daraltarak örgütlü yaşamın kırılganlıklarını derinleştirdi. Ekranlar toplantıların, dijital bildiriler eylemlerin yerini kısmen aldı. Ancak sorunu yalnızca dijitalleşmeye bağlamak eksik olur. Asıl mesele, teknolojinin varlığı değil; örgütlerin üyeleriyle yeterince bağ kuramaması, katılım kanallarının daralması ve karar süreçlerinin giderek daha kapalı hale gelmesidir.


Bugün meslek odalarının ve demokratik kitle örgütlerinin yeniden toplumsal güç olabilmesi için yalnızca eski dayanışma ruhunu hatırlaması yetmez. Üyelerinin gerçek sorunlarına yönelmeleri, demokratik işleyişi güçlendirmeleri, hesap verebilir olmaları ve farklılıkları tasfiye edilecek tehditler değil, ortak aklı geliştiren olanaklar olarak görmeleri gerekir.


Çünkü aynı yöne bakmak hedefi, aynı tarihsel zamanı paylaşmak sorumluluğu, yoldaşlık ortak mücadeleyi, duygudaşlık ise insani bağı besler. Ancak bunların hiçbiri tek başına yeterli değildir. Hepsini kalıcı bir toplumsal güce dönüştürecek olan, eşitlikçi ve demokratik bir örgütlenmedir.


Eksik olan yalnızca birbirimizin acısını hissetmek değil; o acıyı üreten koşulları birlikte değiştirecek iradeyi, cesareti ve örgütsel kapasiteyi yeniden kurmaktır.


Şimdi örgütlerimizi yarı kapalı çevreler olmaktan çıkarıp, emeğin sözünün daha gür duyulduğu birbirimizi yeniden duymanın, birlikte dönüştürmenin ve mücadeleyi yeniden büyütmenin zamanıdır. Yan yana durmakla yetinmeyelim; omuz omuza verip değiştirelim.


Sağlıcakla kalın.

---

*Evrensel Gazetesi — Emeğin sesi, gerçeğin habercisi*
