# Kaç yılın birikmiş öfkesi!

> **Yazar:** A. Cihan Soylu
> **Yayın Tarihi:** 2026-10-22 00:15:00
> **Kaynak:** [https://www.evrensel.net/yazi/100213/kac-yilin-birikmis-ofkesi](https://www.evrensel.net/yazi/100213/kac-yilin-birikmis-ofkesi)

---

Fransa’da gün gün büyüyerek yüz binlere varan gösteri ve protesto eylemleri, mücadele geleneğiyle öne çıkan bu ülkenin sınırları ötesini de etkileyerek, söz uygunsa tetikte bekleyen gençlik kitlelerinin mücadeleye cüret eden kesimlerinin Belçika, İtalya, İspanya, Yunanistan ve Tunus gibi ülkelerde de sokaklara ve alanlara çıkmasına yol açtı. Arnavutluk’ta ise bir aya yakın süredir genç kuşaklardan binlerce kişi Tiran başta olmak üzere çeşitli kentlerde hükümete karşı eylemdeydi. Paris’te başlayıp Fransa’ya yayılan ve 17-18 Ekim itibarıyla 800 bin ila 1 milyon arasında değişen kitlesellik kazanan eylemler lise-üniversite gençliği, işsiz genç kalabalıklar, öğrenci aileleri, çiftçiler ve bir süre sonra olmak üzere ‘Sarı Yelekliler’ olarak tanımlanan işçilerin katılmasıyla halk eylemleri karakteri göstermesine rağmen, tekel basını ve mali sermaye yetiştirmesi Macron ve başbakanı tarafından “vandal hareketi” olarak aşağılanmak isteniyor. Eylemleri bastırmak üzere sokağa çıkarılan jandarma birlikleriyle polis kuvvetlerinin şiddetini, toplamında 8 bini aşan gözaltıları, sabotör istihbaratçıların marifetlerini ancak böyle savunabilir, ama bu bir korkunun da göstergesidir.


Burjuvazi ve emperyalist şefler uzun gericilik döneminin avantajlarını fazlasıyla kullanma olanağı buldular. Bu dönemin, sömürülen sınıf ve ezilenlerin genç kuşaklarının enerjisini yüklenmiş ve neredeyse Avrupa’nın tüm ülkelerine yayılan yeni bir direniş hareketiyle kapitalistlerin huzurunu bozacak ve onları endişeye sevkedecek şekilde, halk yararına bir kırılmaya uğrayıp uğramayacağı henüz netlik kazanmadı. Ne ki, Trump’ın ta ABD’den müdahale gereksinimi duyması ve Fransa’nın göçmenler tarafından ele geçirilmekte olduğunu ileri sürerek kapıların kapatılmasını istemesi, tarihten bihaber olması önemsenmese dahi, halkın on yıllardır neoliberal saldırganlığın yükü altında inletilmesinin gün gelir böylesini de aşacak başkaldırıları gündeme getirmesinden kaçınılamayacağını, birilerinin kulağına fısıldamış olmasından olmalı! Sonuçta, Fransa, direnişleriyle bilinen bir ülkedir ve Avrupa’nın ortalarından başlayan ilerici-mücadele örneklerinin etkisinin bu kıta ülkeleriyle sınırlı kalmadığı bir hayli kez görülmüştür. Şimdi Paris’e yakın başkentlerde başlayıp yankısı Tunus’tan Yunanistan ve Arnavutluk’a vuran gösterilerin önü şiddetle kesilse bile, sayısı 3 bin 428 ve serveti 20 trilyonu aşan dünya dolar milyarderlerinin ve her ülkede kapitalist azınlığın çıkarlarını korumaya ant içmiş Macron, Meloni, Trump, Milei, Bolsonaro, Merz gibileri ya da haleflerinin dünya yoksullarının öfkesini hissedip, koruma ordularını seferber etmeleri anlaşılır bir durumdur. Sonuçta burjuva politikasıyla burjuva devlet ve hükümetleri her bir ülkedeki milyonlarca ve milyonlarca işçi ve diğer emekçiyi; halk gençliğini ve emekçi kadınları sömürü koşullarında tutabilmek içindir. Halkı, göçmeni ve yerlisiyle, ulusal kökeni ve dinsel farklılıklar aracıyla ne kadar bölünebilirse bu politika o denli başarılı olur. Bu sermaye sahipliğinin tarihsel tecrübesidir. Trump’ın Macron’a ‘yol gösterme’si, Milei’nin Netanyahu’nun katliamlarına övgü düzmesi ya da Trump’ın Erdoğan’ı “çok sevdiği ve saygı duyduğu arkadaşı” olarak “büyük lider” olarak tanıtması, kendi aralarındaki çıkar dalaşı ne olursa olsun, sömürülen ve ezilenlere karşı tekelci oligarkların sınıf dayanışmasının dile vurmuş ifadesidir.


Yüz binlerin mücadelenin çeşitli biçimleriyle ve farklı araçlar kullanarak burjuva devlet ve hükümetlerinin baskı ve sömürü politikalarını protesto etmeleri daha önceki dönemlerde de birçok kez görüldü. Hareketin yükselmesi ve burjuvaziyle kesin hesaplaşma güç ve örgütlülüğüne sahip değilse geri çekilmesi, güç ilişkileriyle bağlı olarak mümkün olmaktadır. Paris’ten Milano ve Torino’ya, Brüksel’den Atina ve Tiran’a toplamında milyonları bulan eylül-ekim (2026) protestoları, fabrika, iş yeri, semt, okul ve kurumlarda yerleşik sağlam ve kalıcı örgütlenmelerin önemini yeniden gösterdi-gösteriyor. İlerici-devrimci ve sosyalist parti ve örgütlerin karşı karşıya oldukları zorlukları aşması ve faaliyetlerini bu tür yığınsal mücadelelerin önünde olacak şekilde sürdürebilmesi, sadece kısmi ya da daha genel ‘kalkışma’lar zamanındaki ataklıklarla başarılamaz. Sınıf(lar) mücadelesi tarihi ve devrimci sosyalist partilerin tecrübesi, devrimci çoşkuyla hezeyanların ayırt edilmesini ve sağlam-kalıcı devrimci örgütlenmeleri başarıyla gerçekleştirmeyi, böylesi büyük kitle olaylarında etkili olabilmenin koşulu olarak göstermektedir. On binlerin, yüz binlerin eylemleri talep edilenler yönünde kazanımlar sağlasın ya da sağlamasın, burjuva propagandası onu nedenlerini karartarak kimi yakma-yıkma eylemleriyle nitelenir göstersin ya da göstermesin, mücadelenin sürdüğü-süreceği görülmüş; kaç yılın-ya da hatta kaç on yılın öfkesi, dost-düşman mahiyetiyle meydana vurmuştur!

---

*Evrensel Gazetesi — Emeğin sesi, gerçeğin habercisi*
