# Bir başkadır Fransa!..

> **Yazar:** Mustafa Yalçıner
> **Yayın Tarihi:** 2026-10-20 00:09:00
> **Kaynak:** [https://www.evrensel.net/yazi/100203/bir-baskadir-fransa](https://www.evrensel.net/yazi/100203/bir-baskadir-fransa)

---

Fransa farklıdır. Fransa’nın bir damarı vardır ki çağlayarak akar.


Devrim ve devrimcilik Fransa’nın karakterine kazınmıştır.


Başka ülkelerde az-çok olağan seyir izleyen süreçler Fransa’da kolay patlar. Değiştirmek ve ama köklü değiştirmek ortalama Fransız’ın özelliğidir. Bu nedenle Marx Fransızların ele alış ve iş görme tarzını belirtmek üzere “Fransızca konuşmak” demiştir.


Kitlelerin nabzını tutma yeteneğine güvenilir Yıldız Eren’in 17 Ekim Cumartesi günü dolup taşan meydan ve sokaklarla ilgili gözlemi de aynı karakter özelliğini güncellemekteydi: “Cumartesi ülke çapında ayağa kalkan 800 bin işçi, emekçi ve genç ‘Yeni komünleri yaratmak için buradayız’ sloganlarıyla yürüdü. Polise ve ağır teçhizatlı saldırı timlerine karşı barikatlar kurarak eylemlerini gerçekleştirdiler.”


‘Yeni komünler yaratmak için…’


Başlangıçta talep “Silaha değil eğitime bütçe”ydi. Liseli gençlerin kalabalık sınıflar ve öğretmen eksikliğiyle yetersiz eğitim koşullarının üstelik giderek kötüleşmesine karşı başlattığı protesto ve gösteriler henüz ayını doldurmaktaydı ki sokaklardan “Yeni komünlerin yaratılması” talebi yükseldi. Toplumun ne denli politize olduğunun ifadesiydi.


Liseli gençlerin eğitim koşullarının iyileştirilmesi içerikli taleplerine önce üniversiteliler ve eş zamanlı olarak yaşam koşulları hiç de iyi olmayan öğretmenleri katıldı. Çok geçmedi, özellikle düşük ücret ve gelirleri ve yükselen petrol fiyatlarıyla çekilmez hale gelen hayat pahalılığından en çok etkilenen alt sınıflar, işçilerle emeğiyle geçinmeye çalışan ama daha da yoksullaşmakta olan kentliler harekete katıldı. Alt sınıflardan gelen gençler en öfkeli ve dinamik olanlardı.


Sendikalar, sendika bürokrasisinin yönetiminde olanlar bile ilgisiz kalamadı; aşağıdan yükselen öfkenin gürültüsü kitlesel olan ne varsa tümünü etkilemekteydi. Önce CGT ve sonra diğerleri çağrılar yaptı. Sol, demokratik, sosyalist iddialı siyasal partiler görmezlikten gelemedi; başta Mélenchon ve partisi “Boyun Eğmeyen Fransa” olmak üzere katılım çağrıları yaptı.


Yayılmakta olan öğrencilerin başlattığı hareketi görmezden gelemeyen bir başkası şüphesiz hükümetti. İki şey yaptı hükümet. İlki, görüşmeler yapıp yatıştırmaya çalışmaktı. Eğitim bakanı genel sekreterleri aracılığıyla Lise Öğrencileri Sendikalar Birliğiyle görüştü ve hükümet küçük tavizlerin yeteceğini sanarak hareketi durdurmaya uğraştı. İşe yaramayıp hareket üstelik yükselişini sürdürünce, ikinci yaptığı saldırmak oldu. Hep öyle olmuş; papaz işe yaramayınca cellat devreye girmiştir.


Üçüncü hafta dolduğunda en büyük gösteri Bastille Meydanı’ndaydı. Mélenchon 1789 burjuva devriminde simgeleşen Bastille’in “Yeniden zapt edildiği”ni söyledi. Ancak artık sokak ve meydanlar zehirli gaza boğuluyor, polis, sonradan jandarmanın da katılmasıyla atılan gaz bombalarıyla az sayıda olmayan gencin el ve parmaklarının kopmasına, gözlerinin kör olmasına aldırmadan saldırıyordu. Yerlerde sürüklenerek tutuklanan gençlerin sayısı 8 bini buldu.


En son 2018’de Fransa’yı sallayan “Sarı Yelekliler”in çağrısı geldi. 17 Ekim’de Fransa ayaktaydı. Ve “yeni komünler” sloganları yükselmekteydi. İlki, Marx’ın gözlemleyerek proletarya diktatörlüğünün net formülünü verdiği 1871 Paris Komünü’ydü. Onu Ekim Devrimi takip etmişti.


Gösteri izni olan Cumhuriyet Meydanı dahil tüm meydanlar polis-jandarma işgali altındaydı ve sözde bir demokratik ülke olan Fransa’da meydanları doldurmak isteyenlerin üstlerine bomba yağdı. Ama polis raporlarının ülke çapında 800 bin kişi olarak verdiği göstericiler karşısında tutunamayıp geri çekildiler.


Fransız ve bizimki içinde kapitalist ülkelerin TV kanalları yağmalama görüntülerini yaydı. Hiçbiri geçim sıkıntısı ve hattı açlık sınırı altında yaşamaya zorlananların çaresizliğini sorgulamadı. Devrimler yağmacılığı hiç savunmadı, ama tümünde yağma olaylarına tanık olundu.


Ancak göstericiler asıl bundan sonra ne yapmaları gerektiğini düşünüp kafa yoruyor.


Genel grev fikirlerinin filizlendiğini söyleyen Yıldız Eren “Kitlelerin ve gençlerin arasında, ‘Sokaklara inip kitlesel olarak meydanları, fakülteleri ve liseleri işgal ve boykot etmeyi başarıyoruz, peki arkasını nasıl getireceğiz’ tartışması başladı” diyor.

---

*Evrensel Gazetesi — Emeğin sesi, gerçeğin habercisi*
