# Boğuntu

> **Yazar:** Adnan Özyalçıner
> **Yayın Tarihi:** 2026-10-17 00:14:00
> **Kaynak:** [https://www.evrensel.net/yazi/100190/boguntu](https://www.evrensel.net/yazi/100190/boguntu)

---

**Güneşsiz**


Saray tepede, göğe değer kubbeleri. Işığı kestiğinden karanlığa batmıştır yerdekilerin güneşi görmeyen evleri.


**Korkutanlar**


Korkutanlardır en çok korkanlar, korkuları arttıkça korkunçlukları daha da artar.


**Boğuntu**


Ortalığı altüst eden selin sularına sabahın erken saatlerinde bir televizyon da kapıldı. Gösterecekleriyle söyleyecekleri resim resim, sözcük sözcük kara çamura bulanarak boğuldu.


**Yollar kapandı**


Ne kadar yol açıldı, köprü, geçit. Ulaşım kolaylaştı. Özelleştirilmeden. Parası olmayanlara kapanmadan.


**İçimiz köreldi**


Havalar bozdu da ondan mı gökyüzü içine kapandı. Kapattı kapılarını. Karanlık katlandı. Gözümüz görmez oldu. Hepimizi kör eden bu karanlık, içimizi de köreltti.


**Yoksul yazar**


Kağıdımız saman kağıdı, kalemimiz kurşun kalemi. Yüreğimiz silme sevgi.


**Ferahlık**


Nice karanlıkta kalsan da pencereni boyat, camını parlat. Hemen aydınlanmazsa da ortalık, yüreğin ferahlar.


**Kış geliyor**


Koskoca yaz geçti de, yağmurlarla yüzünü gösteren kış geçmez mi? Geçer de, elini kolunu sallayarak mı geçer, yeri göğü birbirine katarak mı yoksa?


**Kış biterken**


İpil ipil esen rüzgar açsın kapını. Gün güneş girsin içeri. Gözün gönlün açılsın. Yüreğin neşeyle dolsun.


**İnsanca yaşamak**


Yaşadıklarımız gözümüze de gönlümüze de bir mutluluk resmi çizebiliyorsa yaşamdır. İnsanın insanca yaşayabileceği bir dünyada.


**Yıkılmadıkça**


Duvarlar hep yükselecek. Kuşlar gibi parmaklıklar ardındaki kafesler içinde bırakılacak insanlar. Yıkılmadıkça duvarlar, sökülmedikçe parmaklıklar, yerle bir olmadıkça kafesler.

---

*Evrensel Gazetesi — Emeğin sesi, gerçeğin habercisi*
