# Fon yağmasının ortasında algı yağması

> **Yazar:** Yücel Demirer
> **Yayın Tarihi:** 2026-10-11 00:30:00
> **Kaynak:** [https://www.evrensel.net/yazi/100158/fon-yagmasinin-ortasinda-algi-yagmasi](https://www.evrensel.net/yazi/100158/fon-yagmasinin-ortasinda-algi-yagmasi)

---

Müthiş bir hızla akan ve gündemin politik süzgecimizden geçip, gereken dersi bizlere bırakamadan değiştiği günlerden geçiyoruz.


* İyi Partinin, ‘fon krizi’ne ilişkin manipülasyon iddiaları ve kamu kurumlarının sorumluluğunun araştırılması’ için verdiği Meclis araştırması önergesi reddedildi.


* Tasfiyesi tamamlanan 17 fonda 43 bini aşkın yatırımcıya ödemelerin başladığı açıklandı.


* Ak Parti’nin ilgili şirket tasfiyelerini düzenleyen ve bir milyonun altındaki yatırımların geri ödenmesini içeren 9 maddelik kanun teklifi TBMM’ye sunuldu.


* Fon soruşturmasına ilişkin sosyal medya paylaşımları nedeniyle haklarında işlem başlatılan Gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklandı. İsmail Saymaz ve Murat Ağırel ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, savcılık itirazı üzerine karar ev hapsine çevrildi.


Bunlar olurken;


* Merkez Bankasının toplam rezervleri, ekim’in ilk haftasında 3.8 milyar dolar azalarak 167.8 milyar dolar seviyesine düştü.


* Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre, eylül ayında yabancı yatırımcıların Türkiye’deki yatırım fonlarında bulunan portföyleri 11.1 milyar dolardan 5 milyar dolara indi.


* Yine ekim ayının ilk haftasında, yabancı yatırımcıların yerli bankalarla yaptığı TL türev işlemlerinin toplam büyüklüğü, 2.5 milyar dolar azalarak 56.6 milyar dolara geriledi.


Bu tekinsiz günlerde, yukardaki gelişmeleri hem ömrünü uzatmak hem de fon yağmasını gölgelemek için iktidar tarafından üretilen ve baskıyla dayatılan algıyı, yönetim manevralarıyla birlikte değerlendirmek büyük önem taşıyor.


### Belediye operasyonlarına devam




CHP’den istifa ettikten sonra bağımsız kalan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, haftalarca yalanladığı iddiaları doğrulayarak Ak Parti’ye katıldı. *“Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve aynı deneyime sahip Ak Parti ailesinin kıymetli desteğiyle İzmir’i ayağa kaldırmak, sorunlarını çözmek ve şehrimizi adeta yeniden inşa etmek üzere yola çıkıyoruz.” *sözleri ve bu sözleri İzmir gibi bir şehir için söylemiş olması deprem etkisi yarattı.


Ondan hemen önce Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer ve bazı ilçe belediye başkanları tutuklanmıştı. Aynı günlerde Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen de tutuklandı. CHP’nin adayı olarak girdiği 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yüzde 48.16 oy olarak seçilen, CHP ile Yeni Parti arasındaki rekabetten uzak durup, işine odaklanan bir başkan profili çizen Özmen’in iktidarın gazabından kurtulamamış olması özellikle dikkat çekti.


Erdoğan rejiminin, çıkara dayalı oy verme eğilimini güçlendirmek, siyasal rekabet ortamını sakatlamak, kurumları işlevsiz hale getirmek ve teslimiyetçi bir çizgiyi yaygınlaştırmak için belediyelerde operasyonlarını sürdüreceğinden kimsenin şüphesi yok.


### Direnişten çark




Ak Parti Milletvekili Serkan Bayram, katıldığı bir televizyon programında, fon yağması hakkında; *“Bir sürü insanın, engelli kardeşlerimizin hakkını elinden aldık. Fatma Betül yesin diye mi? Bir de sosyal politikalara bakıyor. Kimse kusura bakmasın. Herkes bedelini ödesin. Artık içim acıyor.” diyerek tepki göstermişti. Aynı programda muhalif belediyelere yönelik operasyonları; “Yazık, belediye başkanı seçilmiş. Sabah alıyoruz, niye alıyoruz? Çağırsan gelir zaten ya. Bütün belediye başkanlarımız için geçerli bu…” diyerek eleştirmiş, devamında, “Yazıktır, yani bu kadar her şeyi paspas etmeye hiçbirimizin hakkı yok. Net söylüyorum”* ve *“Zehra Taşkesenlioğlu olayında SPK üzerine gitseydi bugün bu olmazdı”* sözleriyle hayret uyandırmıştı. Üstelik buna benzer cümleleri bir başka gazeteciye de tekrar etmişti.


Bayram, bu çıkışının üzerinden çok geçmeden,* “Birtakım olaylar konusunda duyduğum kaygıları ifade etmeye çalışırken kullandığım bazı ifadelerin maksadını aştığını, çarpıtıldığını müşahede ediyorum.”* sözleriyle hızla çark etti.


Serkan Bayram’ın hızla karar değiştirmesi, bu çıkışı davul zurna ile karşılayıp gereksiz yere heyecanlananları boşa çıkardı. Rejimin niteliğini ve oturmuşluk düzeyini küçümseyenleri yanıltmış olduğu gibi, zayıf halkalarını nasıl hizaya getirdiğini de göstermiş oldu.


### Yolsuzluğun derin kökleri




Derin kökleri giderek daha net görülen yolsuzluk kültürü, siyasal tarihimizin önceki dönemlerinde de yaygındı. Sıkı bir mücadele verilmeden, kolayca ortadan kalkacak gibi de görünmüyor. Ak Parti yönetimleri, cumhuriyetin başlangıcından itibaren varlığını koruyan kökleşmiş yolsuzluk kalıplarını yeniden üretti ve güncel dinamiklere uyarladı. Bugünün geçmişten en önemli farkı, yolsuzlukların sıradanlaştırılması ve gündelik hayatın bir parçası haline getirilmesi oldu. Bu nedenle, yolsuzluklara itirazın yoğunlaşması ancak son ‘fon yağması’ gibi hayal sınırlarını zorlayan üst düzeylere çıktığında görülüyor.


Yolsuzluğun, kayırmacılığın, siyasal ihtiyaca göre bütçe yapımının, kamu kaynaklarını kişi ya da grup çıkarı için sömürmenin rutin bir uygulama haline getirildiği ve doğallaştırıldığı bir dönemden geçiyoruz. Birçok yolsuzluk biçimi sırf alışkanlıklardan dolayı rahatça kabul görüyor. Karşı çıkanların bile kanıksadığı bu “gelenek” bu kadar etkiliyken, yolsuzluğa ilişkin etkileşim kalıplarının basitçe, yüzeysel birkaç itirazla değişeceğini düşünmek fazlasıyla iyimser bir beklenti olur.


Devlet dışı aktörlerin devletin işleyişini izlediği ve denetim altında tuttuğu, şeffaflığın zorunlu olduğu, yolsuzlukların ifşa edildiği, faillerine karşı kolektif öfkenin ifade edildiği bir sistem kurulmamışken; böyle bir sistemi oluşturmak için ısrarlı bir toplumsal talep ortaya çıkmamışken, mevcut sistemle göbek bağı olanlardan yolsuzlukları önlemesini beklemek en hafif deyimle saflık olsa gerek.


Yolsuzlukla mücadele konusundaki kısır döngü, direniş kapasitesini geliştirecek aşağıdan meydan okumaları çağırıyor. Bu yönde atılacak adımların ekonomik kaynak yağmasına olduğu kadar, onu mümkün kılan algı yağmalarına karşı da tetikte olması gerekiyor.

---

*Evrensel Gazetesi — Emeğin sesi, gerçeğin habercisi*
