# Okul saldırıları, fon yolsuzlukları, Mekke Anlaşması, mafyalaşan şiddet zinciri mi?

> **Yazar:** Adnan Gümüş
> **Yayın Tarihi:** 2026-10-09 00:10:00
> **Kaynak:** [https://www.evrensel.net/yazi/100142/okul-saldirilari-fon-yolsuzluklari-mekke-anlasmasi-mafyalasan-siddet-zinciri-mi](https://www.evrensel.net/yazi/100142/okul-saldirilari-fon-yolsuzluklari-mekke-anlasmasi-mafyalasan-siddet-zinciri-mi)

---

Fizik bilimleri, jeoloji şiddeti nasıl tanımlıyor? Öğrencilerin başka öğrencilere saldırıları, fon dolandırıcılıkları, kayyımlar, belediye başkanlarına parti değiştirtilmesi, birinin müptelalığa alıştırılması, işgal, savunma… bunların hepsi şiddet midir, hangisi daha ağır şiddettir? Fon yolsuzlukları veya Mekke Anlaşması, şiddet bakımından neye karşılık geliyor? Kuvvet ve güç bakımından ne anlama geliyorlar? Şiddetin dereceleri var mı, hangileri daha ağır? Kaynakları neler, nasıl aşılabilirler?


### **<strong>Fizikte kuvvet, güç ve şiddet**</strong>




Fiziki dünyada, fizik bilimlerinde kuvvet, güç ve şiddet birbiri ile ilişkili olmakla birlikte bazı farklılıkları da olan kavramlardır. Kuvvet (F) bir cismi itme veya çekme etkisidir, birimi Newton’dur. Güç (P), enerji/zaman boyutunda birim zamanda (t) yapılan iş (W) karşılığıdır, bir şeyi yapma hızıdır, belli zamanda yapılan iştir, iş / zamandır (P=W/t) veya mekanikte kuvvet x hızdır, burada hız kuvvetin uygulandığı cismin hızıdır (P=F⋅v). Kuvvet vektöreldir, yönü vardır; güç skalerdir, derecesi vardır ama yönü yoktur. Güç için genelde kuvvet ve hareket gerekir, bir etkide bulunulur, işin yapılma hızı güçtür. Kuvvet olsa (kuvvet uygulansa) bile cisim hareket ettirilememişse henüz güç sıfırdır, iş yapılamamıştır.


Şiddet ise kuvvetin, vektörün büyüklüğü veya bağlama göre bir niceliğin büyüklüğü veya derecesidir. Yani şiddet tek başına bir büyüklük değildir, bir kuvvetin (ses, ışık veya akımın) büyüklüğü, sertliği veya yoğunluğudur veya bir şeye uygulanan kuvvet büyüklüğüdür. 


### **<strong>Sosyal bilimlerde kuvvet, güç, iktidar, şiddet**</strong>




Toplumsal alanda bir kişi veya grubun kuvveti bir başka kişiyi, grubu veya şeyi itme veya çekme etkisidir, sosyal anlamda “Çekme itme yetisidir” de denebilir. Güç; birinin/bir grubun bir diğerine/bir diğer gruba/şeye belli bir zamanda veya hızda yaptığı itme veya çekme etkisidir, bizzat sosyal etkidir. Şiddet ise sosyal kuvvet büyüklüğü veya derecesidir.


Bir aktörün diğerine uyguladığı baskı, zorlama veya yaptırım bir tür kuvvettir. Etki kapasitesi iktidar, tahakküm, hegemonya bir tür güçtür.  Etkinin yıkıcılığı, büyüklüğü yani fiziksel, psişik, yapısal, sembolik vb. etkinin derecesinin büyüklüğü veya yoğunluğu onun şiddetidir. 


Bourdieu’nun sembolik şiddetinde bir kuvvet olup olmadığı, etkilenenin kendi kendine böyle bir etki altında kalıp kalmadığı tartışmalıdır. Weber’in “otorite” (meşru iktidar) durumunda da bir rıza üretme kuvveti uygulanmış mıdır, yoksa spontane olarak mı bu gelişmiştir, tartışmalıdır.


### **<strong>Sosyal şiddet tanımı**</strong>




Bir kişi veya grubun bir başka kişinin, grubun veya şeyin


· Fiziki


· Maddi


· Bireysel


· Psişik


· Sosyal


· Kültürel


· Sembolik


· İradi


· Kişisel


· Kimliksel varlık veya oluşuna veya


· Büyüme ve gelişimine, hak ve özgürlüklerine


yaptığı etki derecesinin büyüklüğüdür. Bir niceliğin büyüklüğü olduğu için hangi tür şiddet olduğuna göre farklı sembol ve birimler (farklı terimler) alabilir.


### **<strong>‘Yasal’ veya ‘meşru’ sayılan şiddet ve otorite**</strong>




Yasal veya kültürel olarak bir diğerine yapılması “meşru” görülen bir kuvvetin ve bunun etki büyüklüğünün şiddet olmadığı ileri sürülemez, bu da şiddettir, sembolü ve birimi değişebilir, “meşru sayılan şiddet” veya “yasal şiddet” denebilir, yine şiddettir.


Sosyal olarak meşru sayılan etkilere sahip olma durumuna “otorite” de denmektedir.


Weber’in ünlü devlet tanımı, ona göre, devlet meşru şiddet tekeline (kapasitesine) sahip kurumdur (Hobbes’çu bir tanım sayılabilir).


### **<strong>Şiddeti önlemek için yapılan şiddet, işgale karşı savaş**</strong>




İşgale karşı kendini veya ülkesini korumak, savunmak için başvurulan etki veya kuvvet biçimleri de yine şiddettir, amacı bakımından savunma nitelikli şiddettir. İşgal haksız bir kuvvet kullanımı, güç ve şiddet, savaş haklı bir kuvvet kullanımı, güç ve şiddettir.


### **<strong>Etkilenen/mağdur bakımından olumsuz şiddet, işgal, iktidar**</strong>




İktidar bir kişi veya grubun diğerinin zararına veya direncine rağmen yaptığı itme veya çekme etkisidir. Etkilenen kişinin veya grubun zarar gördüğü veya istemediği etkide bulunma durumu, olumsuz kuvvet ve güç “iktidar”, bu etkinin büyüklük derecesi iktidarın şiddeti veya olumsuz şiddettir.


Dikkat edilirse burada odak noktası önemli hale gelmektedir; hangi odaktan bakılacağı sorusunun yanıtı “mağdur/ etkilenen” olmalıdır, sonuçta “mağdura/etkilenene” zarar veriyorsa veya onun istemediği bir şey ona rağmen yapılabiliyorsa bu olumsuz bir kuvvet ve güçtür, bu kuvvetin niceliği şiddetidir. “Suçlu” birine “kelepçe” takılması kelepçe takılan bakımından olumsuz bir etki ve olumsuz şiddettir. Tavuk eti yemek bir olumsuz şiddet midir, yiyen açısından nasıl yorumlanırsa yorumlansın tavuk bakımından açık ve ağır bir olumsuz kuvvet kullanımı ve olumsuz bir şiddettir,


### **<strong>Yapısal olumsuz şiddet, sembolik olumsuz şiddet**</strong>




Arendt’in iktidar (sosyal power) birlikte eylemden doğar, şiddet ise araçsaldır, tezi tartışmalıdır. Weber’in “otoritesi”ne yakın bir anlayıştır. Sosyal, iktisadi, kültürel yapısal şiddet kuvvetin açıktan görülmediği ancak yapılardan kaynaklandığı, gücün ise eşitsiz dağıldığı durumları göstermektedir. Bourdieu’nun saydığı sembolik/ideolojik şiddet kuvvetin örtük, gücün ideolojik/bilişsel, şiddetin ise rızalı olma halidir. 


### **<strong>Olumsuz şiddetin dereceleri: Etki düzeyi, kurumsallığı, aletliliği**</strong>




Hangi durumda kuvvetin etkisi veya gücün büyüklüğü daha fazla oluyor? Şiddetin dereceleri nedir?


Bireysellikten kurumsallığa, kurumsallıktan aletliliğe doğru geçildikçe uygulanan kuvvetin etkisi, yapılan işin hızı ve büyüklüğü (güç) ve kuvvetin etki yoğunluğu ve derecesi artıyor. 


Yine de derecesinden önce niteliği, bağlamı, şiddetin türü daha öncelikli bulunuyor. Emperyalizm, yayılmacılık, kölecilik, soykırımlar, işgaller; nicel derecelerine bakmadan türsel olarak zaten çok ağır nitelikteler. Ülkedeki ve dünyadaki iktisadi haksızlık ve vurgunları, fon yolsuzluklarını bu bakımdan dikkate alabilirsiniz. Venezuela, Irak, Suriye, İran, Filistin… işgaller ve emperyalizmi dikkate alabilirsiniz. 


En çok kim doğaya, canlıya, insana, insanlığa zarar veriyorsa en olumsuz şiddet onlarınki. 


Okuldaki şiddeti, bunun sebep ve sonuçlarını da ihmal etme hakkı vermiyor bu durum, hepsini, yapısal kaynaklarıyla birlikte dikkate almamızı işaret ediyor. Sebepler zincirine daha doğru bir şekilde bakmamıza işaret ediyor.


### **<strong>Hangisi daha ağır olumsuz şiddet: Öğrenci saldırısı mı yapısal fon yolsuzluğu ve anlaşmalar mı?**</strong>




Okul veya öğrenci şiddetinin yapısal arka planı, yoksulluk, yoksunluk ve eşitsizlikler ile birlikte tahakküm ve hegemonya halleri dikkate alınmazsa Maraş’ta olduğu gibi, güncel halde İstanbul’da olduğu gibi, olumsuz kuvvet ve şiddetin tanımı ve sebebi “ailevi sebepli kuvvet” ve “aile sebepli şiddet”in yansıması olarak sunulmaya, çok zorlanılırsa biraz da öğretmen ve idarecilerin, hanede anne baba, okulda rehberlik servisinin en çok sorumlu durumunda olduğu şiddet diye okutulmaya çalışılacaktır.


Oysa daha makro düzeyde, kuvvet yapısal, rızası kültürel ideolojiktir. Yapısal eşitsizliklere ve kültürel dini ideolojik zihniyete, kısaca olumsuz kuvvetin kaynağına ve bunun rıza mekanizmalarına odaklanılmadıkça, mevcut emperyalist kapitalist otoriter ayrımcı milliyetçi dünyada olumsuz şiddetin yapısal ve kültürel şartları devam edecek, yeni olumsuz şiddet vakalarıyla yine karşılaşılacaktır.


Bireysel narsistik gözüken şiddetin bile kaynağı aşırı eşitsiz ve rekabetçi bir ekonomi politik yapılanmadır, kuvvet kullananın kazançlı olduğu/güçlü olduğu bir dünyada narsistik şiddet de engellenemez.


Fon vurguncularının ülkenin taşıyıcılığını, liderliğini yaptığı bir ülkede okul veya başka türden bir şiddet iktisadi şiddetin yanında aynı türden olmasa da çok daha alt düzeyde kalmaktadır, şiddetin en büyüğü haksız yolsuz birikimlerdir, vurgunlardır -bir vurgunla 86 milyona haksızlık yapılmaktadır-.


Her çocuğa bir su ve bir öğün yemek sağlanmaması acaba hangi tür kuvvete, güce, şiddete karşılık gelmektedir? Her çocuğa ve yurttaşa eşit nitelikli şartlar sağlanmaması hangi kuvvet, güç ve şiddet türündendir?


MESEM’ler hangi türden, fon dolandırıcılığı, Mekke Anlaşması hangi türdendir?


Çetelerin mafyaya kırdırılmaya çalışıldığı bir coğrafya var mı, varsa bu coğrafya nasıl bir coğrafyadır? NATO üyeliği olan ülkeler var mı, bu ne menemdir?


Etkinin görünürlüğünden, şiddetin görünürlüğünden, kuvvetlerin görünürlüğüne, dahası iktidar, tahakküm, hegemonya yapılarının görünürlüğüne nasıl varılacak?


Tüm bunlar nasıl aşılacak?


### **<strong>Sosyoloji, psikoloji dersleri, sosyal pedagog, üniversite, politika**</strong>




Birbirini tekrarlayan ve anlamı etkisi çok tartışmalı olan çeşitli dersler 12 yıl boyunca okutulurken psikoloji dersinin, sosyoloji dersinin, insanlık tarihi dersinin zorunlu grupta hiç olmaması bile çok temel bir anlayış sorunudur ve bu ülkede bu yaklaşımla doğru düzgün bir toplum ve kişi yetiştirilemez. Okul psişik rehberliği kadar, belki çok daha önemlisi bunun bir sosyal rehberliğe de taşınması, daha da uygunu aynı zamanda sosyal rehberlere de yer verilmesidir.


Sosyal rehberler de şiddetin özellikle iktisadi, sosyal, kültürel, ideolojik, siyasi sebepleri ile mücadele etmelidir.


Bir okulda ve bir ülkede sorunu çözmek önemli bir yol kat etmek anlamına gelecektir ama bugünkü küresel dünyada, dünyanın bu halinde küresel eşitsizlik, küresel kuvvet, güç ve şiddetle acilen mücadele edilmesi gerekmektedir. Okul dersleri dünya tarihini içermeli, olumlu ve olumsuz örnekler değerlendirilmelidir.


Dünyanın parlak olmaması ülke sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Ülke yurttaşlarının da bu konularda acilen bilinçlendirilmesi gerekmektedir.


Üniversiteler, YÖK, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), MEB acilen emperyalizm, kapitalizm, yapısal şiddet, iktisadi şiddet, sosyal şiddet, kültürel şiddet, okulda şiddet, ailede şiddet, cemaatte şiddet, idari şiddet, siyasal şiddet, yoksulluk, yoksunluk, çeteleşme, mafyalaşma gibi temalarda araştırmalara taşıyıcılık yapmalı, bilim ve araştırmaya dayalı politikalar üretmelidir.

---

*Evrensel Gazetesi — Emeğin sesi, gerçeğin habercisi*
