# On üç muayene, sağlık bunun neresinde?

> **Yazar:** Şebnem Korur Fincancı
> **Yayın Tarihi:** 2026-10-08 00:10:00
> **Kaynak:** [https://www.evrensel.net/yazi/100137/on-uc-muayene-saglik-bunun-neresinde](https://www.evrensel.net/yazi/100137/on-uc-muayene-saglik-bunun-neresinde)

---

Sağlıkta dönüşümün ne anlama geldiği her yıl biraz daha fazla anlaşılır oluyor. Bir toplumun sağlık sistemine erişebilmesi elbette önemlidir; ancak sağlık kuruluşuna her başvuru, sağlığa erişim anlamına gelmez. Bir ülkede insanlar yılda ortalama 13.2 kez hekime başvuruyorsa, bunu yalnızca “Sağlık hizmetine erişimin başarısı” diye sunmak elbette mümkün değildir. Bu sayı, insanları iyileştiremeyen, aynı hastayı aynı şikayetle defalarca kapısına getiren bir sistemin itirafıdır artık.


Sağlık Bakanlığının yeni yayımladığı 2025 verilerine göre Türkiye’de bir yılda hekime yapılan başvuru sayısı 1 milyar 138 milyonu geçti. Kişi başına yıllık başvuru sayısı 2024’te 12.2 iken bir yılda 13.2’ye yükseldi. Başvuruların yalnız yüzde 41.3’ü birinci basamağa, yüzde 58.7’si ise ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yapıldı. Yıllardır bu yükselişi kaygıyla izliyor, eleştiriyor meslek örgütümüz Türk Tabipleri Birliği. Başvuruların ağırlığının hastanelerden birinci basamağa kaydırılması gerektiğini, ancak böyle insanları hastalıktan koruyabileceğimizi vurgulamaktan bir hal olduk. Ne fayda; bu sistemde ısrar edenler hepimizi tüketiyor. 


Aynı verilerin başka bir yüzü daha var: Çocukluk çağı aşılarının kapsayıcılığı düşüyor. DaBT üçüncü doz aşılama oranı yüzde 96’dan 94’e, BCG yüzde 95’ten 93’e, KKK ve KPA pekiştirme dozları yüzde 94’ten 92’ye geriledi. İstanbul’da KKK kapsayıcılığı yüzde 88’e, KPA pekiştirme dozu yüzde 87’ye kadar düştü.


Bir tarafta durmaksızın artan hastane başvuruları, diğer tarafta gerileyen koruyucu sağlık hizmetleri… Bu bir çelişki değil; ısrarla savundukları tüketime dayalı sağlık politikasının doğal sonucu.


Yıllardır sağlığın korunmasına değil, hastalığın yönetilmesine dayalı bir sistem kuruluyor. İnsanların sağlıklı kalmasını sağlayacak yaşam koşulları, düzenli izlem, bağışıklama, okul sağlığı, işçi sağlığı ve bölge temelli halk sağlığı hizmetleri geri plana itilirken hastaneler, görüntüleme cihazları, reçeteler ve işlem sayıları “başarı” ölçüsü olarak gösteriliyor. Sağlığın yerine sağlık hizmeti tüketimi, nitelikli bakımın yerine muayene sayısı konuluyor.


Oysa hekime başvurunun artması toplumun daha sağlıklı olduğunu göstermez. Bir hastaya ayrılan sürenin birkaç dakikaya sıkıştırılması, birinci basamak ile hastaneler arasındaki bağın kopması, sevk sisteminin bulunmaması ve hastanın aynı yakınmayla farklı kurumların kapısını dolaşması başvuru sayısını artırır; sağlığı değil. Bu sistem hastayı tedavi etmiyor, dolaştırıyor; hekimi de iyileştiren özne olmaktan çıkarıp hızla hasta tüketmek zorunda bırakıyor.


Aşılama oranlarındaki düşüşü yalnızca “aşı reddi” diyerek ailelerin üzerine yıkmak da kolaycılıktır. Aşı kararsızlığını besleyen bilim dışı propaganda elbette önemlidir. Ancak kamusal otoritenin güven kaybı, aile sağlığı merkezlerinin iş yükü, performans baskısı, göç ve yoksulluk, kayıt sorunları ve kişiye ulaşan aktif bağışıklama hizmetlerinin zayıflaması da bu tablonun parçalarıdır. Bağışıklama, yurttaşın sağlık kuruluşuna gelmesini bekleyen değil, tek tek çocuklara ulaşmayı hedefleyen kamusal bir sorumluluktur.


Üstelik ülke ortalamaları eşitsizlikleri gizliyor. Batı Marmara’da bazı aşılarda kapsayıcılık yüzde 98-99 düzeyindeyken İstanbul’da yüzde 87-89’a, kimi bölgelerde ise yüzde 89-90’a kadar geriliyor. Göçün, yoksulluğun, güvencesizliğin ve sağlık hizmetine erişim sorunlarının yoğunlaştığı yerlerde bu düşüş, yalnız aşılanamayan çocuklar için değil, toplumun bütünü için salgın uyarısıdır. Sağlık sisteminin başarısı, hastane kapılarında oluşan kalabalıkla ölçülemez. Gerçek başarı, insanların hastalanmadan yaşayabilmesi; her çocuğun nerede doğduğuna, ailesinin gelirine ve kayıt durumuna bakılmaksızın korunabilmesidir.


Bir toplum yılda on üç kez hekime gitmek zorunda kalıyor, çocuklarını aşıyla önlenebilir hastalıklardan koruyamıyorsa ortada övünülecek bir erişim başarısı yoktur. Hastalığı çoğaltan, başvuruyu büyüten; ama korumayı eksilten bir sağlık düzeni vardır.

---

*Evrensel Gazetesi — Emeğin sesi, gerçeğin habercisi*
