# Sermaye saldırganlığı, emeklilik, İspanya ve Türkiye…

> **Yazar:** Mustafa Yalçıner
> **Yayın Tarihi:** 2026-09-29 00:09:00
> **Kaynak:** [https://www.evrensel.net/yazi/100072/sermaye-saldirganligi-emeklilik-ispanya-ve-turkiye](https://www.evrensel.net/yazi/100072/sermaye-saldirganligi-emeklilik-ispanya-ve-turkiye)

---

Halkı can evinden vurmakta olan herhangi bir ekonomik “sıkıntı” ya da sermaye saldırganlığı söz konusu edilip gündeme taşındığında yanıt hazırdır: “Her yerde böyle”! “Tüm dünya aynı dertle uğraşıyor”!


Bezdirici enflasyon oranı mı? “Avrupa ülkelerinde de enflasyon yüksek” yanıtını alırsınız!


Hayat pahalılığından; gıda maddelerinin ya da benzinin fiyatının yüksekliğinden mi söz açılır? “Sadece bizde böyle değil”, “Benzin Avrupa’da da pahalı” ya da “İsviçre’de de gıda ürünleri fiyatları çok yüksek” denip sorun geçiştirilmeye çalışılır.


Gerçekte ne enflasyon Türkiye ile Avrupa’da benzer oranlardadır ne de benzin ya da gıda maddeleri fiyatları satın alma gücü düşünüldüğünde Türkiye’deki kadar yüksektir. Savaş halindeki ülkelerde bile enflasyon oranı Türkiye’den düşükken benzin örneğin aşağı yukarı aynı fiyattadır, ama Türkiye’deki ortalama ücret herhangi bir Avrupa ülkesiyle kıyaslanamayacak ölçüde azdır.


Ancak sonuçta hem Türkiye hem örneğin Avrupa’dakiler kapitalist ülkelerdir ve tekellerin egemenliği altındadırlar. Tekelci sermaye gericiliğiyse istisnasız bütün ülkelerde işçi ve emekçilere saldırı halindedir. Hiçbirinde sermaye ve egemenliği altındaki devlet işçi ve emekçilere saldırmazlık etmez. Arada nüanslar olabilir, vardır, ama sermaye pençesine aldığı hiçbir ülkede saldırganlığından taviz vermemektedir.


Son can yakıcı olduğu kadar isyan ettirici örneklerden birine İspanya’nın başkenti Madrid’de tanık olundu.


87 yaşında bir kadın evinden tekerlekli sandalyesiyle zorla tahliye edildiğinde durumun vahameti benzer sermaye saldırısının hedefi durumundaki on binlerin isyanına neden oldu, İspanyol kentleri protestocularla doldu.


Maricarmen oturduğu eve ailesiyle birlikte 17 yaşındayken taşınmış ve kira sözleşmesini babası imzalamıştı. Sözleşme kiranın on yıllarca düşük kalabildiği türdendi ama sonradan değişen yasalar bunu sınırlamıştı. Üstelik binayı bir gayrimenkul tekeli satın almış ve 500 euroluk kiranın 1650 euroya çıkarılmasını dayatmıştı. Bu miktar, Türkiye’deki hemen tüm emeklilere benzer şekilde, Maricarmen’in emekli maaşından yüksekti. Mahkemelik olundu ve mahkeme adetten olduğu üzere sermaye egemenliğini onaylayarak tekeli haklı buldu.


Konut sorunu Türkiye’deki gibi İspanya’da da vahim bir hal almıştı ve çok sayıda konutu ellerinde toplayan tekellerin saldırganlığının doğrudan hedefindeki milyonlar durumdan şikayetçiydi ve ayağa kalktı. Kalkılmayacak gibi değildi. Evinden zorla atılan 87 yaşında bir kadının trajedisi sessiz kalınarak geçiştirilecek türden değildi. Genellikle bu tür tetikleyici gelişmeler on binlerin tepkisinin eyleme dökülmesine neden olur. Madrid’de de öyle oldu.


Türkiye’de yalnızca onların değil ama özellikle emeklilerin barınma sorunu daha mı hafif daha az mı can yakıcıdır? Sadece İspanyol konut tekeli mi halka saldırganlıkta gözünü karartmıştır? Bizde kırık dökük bir otel odasında üç-beş emeklinin birlikte barınmaya çalışmalarının ortaya dökülen örnekleri unutulmuş değildir. Ancak güncelinden söz edelim.


Son olarak gündem olan şu finansal yatırım fonları emekli bir kadını zorla sokağa atmadı ama on belki de yüz binlerin küçük küçük birikimleri üzerine çöktü. Rakamlar dudak uçuklatıcı; bire altı yüz küsur, bire bin küsur vurgun yaptıkları döküldü ortaya. Üstelik herhangi bir şahsın hele “içeriden” bilgi sızdırmadan tek başına altından kalkamayacağı işleri kolaylıkla becerebildikleri ve BDDK’nın da Borsa yönetiminin de denetimine takılmadıkları anlaşıldı. Ve en son, iktidar partisi genel başkan yardımcısı olan bir eski bakanın eşiyle birlikte –nereden buldularsa– 163 milyon koyup 2 küsur milyar, yani on misli kadar “kazandıkları” görüldü. Küçük birikimlerini, belki de çocuklarının rızkını yatırdıkları borsada oynayarak geleceklerini kurtarmaya çalışanların bu birikimleri üzerine çökmekte sakınca görmemişlerdi. Borsada, hele bilgi sızdırarak vurgunculuk fazlasıyla geneldir ve üstelik bilgi sızdırılması kanıtlanmadığı ve son örnekteki gibi işlemleri durdurulduktan sonra da örneğin yurtdışı hesaplara para aktarılmaya çalışılmadığı sürece “yasaldır” da!


Fark şuradadır ki, İspanya’da hükümet sorunu çözeceğini açıklamışken, bizde halkın sorunları yukarıdan ağırlaştırılmaktadır!

---

*Evrensel Gazetesi — Emeğin sesi, gerçeğin habercisi*
