Evrensel.net https://www.evrensel.net tr Emek Evrenseldir https://evrensel.net/nhy/upload/diger/favicon.ico https://www.evrensel.net/tema/evrensel16/img/apple-touch-icon-114x114.png Evrensel.net ‘El alem’den korkmayacak kadar cesaret herkese lazım! https://www.evrensel.net/yazi/82693/el-alemden-korkmayacak-kadar-cesaret-herkese-lazim https://www.evrensel.net/yazi/82693/el-alemden-korkmayacak-kadar-cesaret-herkese-lazim? AKP iktidarına ‘Ulusalcılık’ düzleminde muhalefet eden bir televizyon kanalının ekranından gün boyu alt-yazı olarak kayan bir haber: “Buldan: AKP’yle görüşmüyoruz ama görüşeceğiz.” Ayrıntı yok. İlk bakışta “demek ki iddia doğruymuş, gerçekten de el altından görüşüyorlarmış AKP ile HDP” yargısını tetikleyen bu kısacık haber başlığının ayrıntıları vardır mutlaka diye sözkonusu kanalın haber bütenini izliyorsunuz. Yok! Sadece ekran altında dönüp duruyor o cümle... İşin aslını öğreniyoruz ki, HDP grup toplantısında konuşan Pervin Buldan, partisinin iktidarla gizli görüşmeler yaptığı iddiaları (ki İyi Parti bunu kesin bir dille açıklamıştı!) üzerine konuşurken şöyle demiş: “HDP, AKP’yle gizli gizli görüşüyormuş. Şunu açık bir şekilde söyleyelim; görüşmüyoruz ama görüşeceğiz...]]> Sun, 18 Nov 2018 04:40:13 +0300 O sahada oyun kazanmak mümkün mü? https://www.evrensel.net/yazi/82649/o-sahada-oyun-kazanmak-mumkun-mu https://www.evrensel.net/yazi/82649/o-sahada-oyun-kazanmak-mumkun-mu? Referandumlar da dahil son birkaç yılda yapılan seçimlerin sonuçları hemen hemen aynı bazda seyrediyor ve yarı yarıya bölünmüş bir siyasal haritaya işaret ediyor. Bu fotoğraf, (MHP hariç!) muhalefet tarafından “halkın yüzde ellisini karşısına almış bir iktidar” şeklinde okunuyor genellikle. Doğrudur ama tespitteki ‘muhalif’ tonlamanın, muhatabınca çok dert edildiği de söylenemez. Hep söylendiği gibi, yüzde 50 +1’i yeterli görüyor ve onu da öyle ya da böyle ‘organize’ edebiliyor. Burada rejimin asıl dayanağının seçimlerde edinilen sonuçlar olduğunu söylemiyoruz elbette. O ayrı konu. Asıl dayanak, tepe tepe kullanılan devlet zoru da dahil, zaten iktidarda olmanın olanaklarıdır. Geçilmiş seçim ya da referandumlar meşruiyet aracı oluyor gerçekte. Çok önemli ama. Genel muhalif motivasyon ve enerjiyi akamete uğ..]]> Sun, 11 Nov 2018 03:43:24 +0300 95'inci yılda; çözülen ve değişmeyen! https://www.evrensel.net/yazi/82549/95inci-yilda-cozulen-ve-degismeyen https://www.evrensel.net/yazi/82549/95inci-yilda-cozulen-ve-degismeyen? Yarın 29 Ekim, Cumhuriyetin 95’inci yıldönümü... ‘Rejim değiştiriliyor’ tartışmalarının, 24 Haziran seçimleri sonrası artık ‘rejim değişti’ hükmüyle ifade edilmeye başlandığı bir döneme denk geliyor bu yıldönümü... Artık rutin bir ‘hükümete muhalefet’ işlevinin ötesinde, 95 yıllık bir rejimin “savunma ve direnişi” gibi bir misyon yüklendiği iddiasındaki (Sözcü, Halk TV’den CHP’nin bir kesimine kadar uzayan) ‘ulusalcı’ muhalefetin ‘yıldönümü’ gündeminde iki başlık var: Birincisi, Cumhuriyet resepsiyonu neden Ankara’da değil de İstanbul’da yapılıyor? İkincisi ise elbette ‘Andımız’ meselesi... “Rejim elden gitti” denilen bir ‘hayat memat’ dönemecinde böylesi bir yüzeysellikle iştigal etmek, o rejimin neden elden gittiğinden de bir ş..]]> Sun, 28 Oct 2018 04:30:25 +0300 CHP ve ‘sağın dili’, yok mu bunun başka yolu?! https://www.evrensel.net/yazi/82454/chp-ve-sagin-dili-yok-mu-bunun-baska-yolu https://www.evrensel.net/yazi/82454/chp-ve-sagin-dili-yok-mu-bunun-baska-yolu? Kapsama alanı oldukça geniş ve derin bir ‘kriz’ dalgasının içindeyken memleket, duruma dair siyasal muhalefet ekseni de ‘yerel seçime’ odaklanmış durumda. İktidarın işine gelen bir durum bu tabi ki. ‘Ana muhalefet’ CHP ise bu odaklanmanın tam odağında kalarak kimseyi şaşırtmıyor yine. Bu krizli zeminde bile seçim (ve elbette “yeni sezonla” birlikte yeniden başlayan Meclis’teki o müthiş Grup konuşmaları!) dışında siyaset yapma alternatiflerinden ‘itinayla’ uzak durmayı başarıyor: “Önümüzde yerel seçim var, ver oyunu CHP’ye, kurtul bu krizden!” Seçimde başarılı olmanın bir yolu olarak da dilini değiştirecekmiş CHP. “Sağ seçmene ulaşmak için sağın dilini kullanmak gerektiği” tespitini yapmış. Zenginin malı züğürdün çenesi deyip geçilmemeli; bu mesele “gırtlak CHP’nin, istediği..]]> Sun, 14 Oct 2018 04:45:27 +0300 10 Ekim; ‘zaman sana uymazsa sen zamanla savaş’! https://www.evrensel.net/yazi/82407/10-ekim-zaman-sana-uymazsa-sen-zamanla-savas https://www.evrensel.net/yazi/82407/10-ekim-zaman-sana-uymazsa-sen-zamanla-savas? Üç gün sonra tam üç yıl geçmiş olacak üzerinden Ankara Gar katliamının... Öncesi ve sonrasıyla, nasıl karanlık bir tünele sokulacağımızın bütün izlerini barındıran bir kanlı durak! Eklektik de olsa, ‘tüccarca’ hesaplar da içerse, ‘çözüm’ ismiyle müsemma süreçten istediğini bulamayıp hızla viraj alan bir iktidarın “masa falan yok” diyerek başlattığı uğursuz yolculuğun nasıl geçeceğini, ayan beyan öğrenmiş olduk 10 Ekim’de. Bıçak keskinliğinde, acımadan, kanırtarak... Öncesinde 20 Temmuz-Suruç, öncesinde 5 Haziran-Diyarbakır... Oradan başlayan ‘kaos’ alametlerinin, 7 Haziran seçimleri sonunda iktidar mahfillerinin “millet kaosu seçti” açıklamalarıyla uyumu pek manidardı doğrusu! O korku tünelindeki kaoslu yolculuk sürüyor hâlâ..]]> Sun, 07 Oct 2018 03:40:27 +0300 Örgütlü yalan! https://www.evrensel.net/yazi/82359/orgutlu-yalan https://www.evrensel.net/yazi/82359/orgutlu-yalan? Bu da böyle bir “şans” işte, bize nasip olmuş, şanslı kullarız vesselam! En uçuk, en akla gelmez, en pervasız,... hallerle yüzyüze gelmek de bize özgü bir ‘şans’ sayılmalı! İnsanın anlayıp kavrama sınırlarına ‘level’ atlatan türden... Şaşırma duygumuzun ayarlarını bozan ve nitekim bu duyguyu hepten silip süpüren... Ömrü hayatımızda tanık olduğumuz bütün iktidarların, en özet ifadeyle, ‘gerçeklik’ ile sorunlu oluşlarıdır bu ‘şansı’ bize bahşeden! Ama hakkını teslim edelim ki, mevcut iktidar bu konuda kıyas bile kabul etmez derecede ‘başarılı’. İktidar mahfilleri (biraz akademik bir tonajla ifade edersek) ‘imal bir gerçeklik’ düzleminden hareket ediyorlar. ‘Külliyen yalan’ da diyebiliriz bu ‘imal gerçek’ denilene. Doğrusu da budur aslında. Öncekilerinden farkı ise yalanın ..]]> Sun, 30 Sep 2018 04:41:35 +0300 Nihat Doğan’a gülüp geçmeyin sakın! https://www.evrensel.net/yazi/82268/nihat-dogana-gulup-gecmeyin-sakin https://www.evrensel.net/yazi/82268/nihat-dogana-gulup-gecmeyin-sakin? Çokça duyuyoruz, “bu ülkede yaşamak bir ayrıcalıktır, her kula nasip olmaz” türünden sözleri. Bazen bağlamlarından kopuk bir masumiyetle yapılan bu ‘hatırlatma’, çocuğun sosyalleşme sürecinden başlayıp ekonomik-politik en keskin dönemeçlere kadar, belirli bir siyaset düzleminin ihtiyacına dönük işlev gören bir uyarıdır da aslında. “Olaylara karışmayın” mealini de içeren bu ‘anastezik’ uyarının, iktidarların ihtiyaçlarına göre çeşitli biçimlerde türevlendirilmiş versiyonları oldu. “Dış güçlerin organize ettikleri oyunlar” mesela... Evet, ‘ayrıcalıklarımızdan’ biri bu; her an ‘dış odaklı’ oyunların bir aleti olma olasılığıyla kuşatılmış durumdayız, aman dikkat! Bu klasik oyun düzeneğini ‘zenginleştirici’ bir katkı da “yerlilik-millilik” parantezi o..]]> Sun, 16 Sep 2018 04:35:50 +0300 Müktesebat solculuğunun ‘barış’la derdi! https://www.evrensel.net/yazi/82178/muktesebat-solculugunun-barisla-derdi https://www.evrensel.net/yazi/82178/muktesebat-solculugunun-barisla-derdi? 30 Ağustos ve 1 Eylül’den geçtik, birbirini izleyen iki yıldönümünden... Tarihsel referansları bakımından ortak paydaları var sayılabilecek; ama yapısal-kurucu bazı niteliklerini ‘kırmızı çizgi’ bellemiş askeri-bürokratik iktidar geleneğince ‘ters’ zeminlere oturtulmuş iki ‘dönüm’... Nesnel bir tarih okuması için gerekli olan spesifik boyutları şimdilik cepte tutarak söyleyelim; en kestirme haliyle “devletin 30 Ağustosu” ve “halkların 1 Eylülü” şeklinde yansıyor, söz konusu ‘terslik’! Bu haliyle, geçtiğimiz “Zafer Bayramı” ile “Barış Günü”, sınıf egemenliği de dahil, kendi varlık nedenini halkın gerçek ihtiyacının önünde perdelemiş bir devlet ahvalinin de aynası oluyor. Barışçıllığın zerresinin sızdırılmadığı yüksek doz ‘herkes bize düşman’ forma..]]> Sun, 02 Sep 2018 04:56:34 +0300 Dersim; yangın yerinde ‘aşk’! https://www.evrensel.net/yazi/82131/dersim-yangin-yerinde-ask https://www.evrensel.net/yazi/82131/dersim-yangin-yerinde-ask? Gözelerinden fışkıran kar beyazı sularıyla yola çıkan; bazen rahvan koşan at gibi usulca ovadan, yazıdan geçen ve ama keskin bir bıçak gibi kestiği iki yakanın arasında muhteşem vadisinde koşan, duran, çağlayan Munzur... Ve elbette Dersim... Dağ keçileri, ur keklikleri, vaşaklar, kızıl şahinler, boz ayılar, tilkiler, kardelenler, ters laleler, doruklarda saklanmış krater göller, çiçekten çiçeğe arılar, kelebekler, Xalbori’nin kayasından buz soğuğu sulara çivileme yapan gençler, yaylalarda sürüler, pür dikkat çoban köpekleri, pusudaki kurtlar, kent merkezine komşu domuzlar, toz toprak yollar, yüksek koyakların ıssız köşelerinde artık kurtlanmış kardan buz kayalıklar, uçurumlar, dağlar, meşelikler, derin ormanlar... Yüzlerce, binlerce yılın ötesinden, kimbilir hangi tufanlardan geçip, yerin ve göğün şahitliğinde bu..]]> Sun, 26 Aug 2018 03:40:33 +0300 Krizli muhalefet söylemi: 'İktidar bu krizle yürüyemez'! https://www.evrensel.net/yazi/82047/krizli-muhalefet-soylemi-iktidar-bu-krizle-yuruyemez https://www.evrensel.net/yazi/82047/krizli-muhalefet-soylemi-iktidar-bu-krizle-yuruyemez? Bir zamanlar Türkiye’sinin klasikleşmiş sözüydü; “Enkaz devraldık!” Her hükümet değiştiğinde göreve gelenler bu sözle başlardı. Başarı şanslarının olmayacağı daha başından bilinirdi çünkü. Kendi iktidarlarında daha da büyüyecek ‘enkaz’ın bir diğer hükümete devredileceği de... Bütün hükümetlerin ekonomiyle ilişkisinin toplam serüveninin özeti, bu enkaz devir daimidir! Şimdi ‘özgün’ bir durumla karşı karşıyayız ama. 16 yıllık AKP iktidarının artık resmen ‘Saray-Tek adam’ iktidarına dönüştüğü bu günlerde, ekonomi olağanüstü bir kriz dalgasının pençesinde titremekte... Ama el mahkûm, “enkaz devraldık” da denilemiyor! “Komplo, dış güçlerin saldırısı” ajitasyonuyla idare edilmekte... Yıllardır ne kadar ‘yerli ve milli&r..]]> Sun, 12 Aug 2018 03:40:12 +0300 Müslüm’den Adnan’a; kader ağları örünce! https://www.evrensel.net/yazi/81921/muslumden-adnana-kader-aglari-orunce https://www.evrensel.net/yazi/81921/muslumden-adnana-kader-aglari-orunce? Geçtiğimiz günlerde bir operasyonla her şeyine el konulup tutuklanan Adnan Oktar, namı diğer Adnan Hoca, bir zamanın Müslüm Gündüz’üne benzemiyor mu? Fiziken değil tabii; o otantik giysileri içinde heybetli mi heybetli Müslüm’ü, oturduğu ‘taht’ta “kediciklerinin” karşısında ‘bilge kişi’ rolüyle imaj satan ufak tefek Adnan’a benzetmek ne mümkün. Yaşam biçimlerinde de en küçük bir benzerlik olmadı. Kıt kanaat geçinen, bir çorbaya razı Müslüm Gündüz ile o ışıltılı konformist vitriniyle Adnan Oktar’ın ne benzerliği olabilir ki? Benzerlik kaderlerinde! Değişen koşullarda egemen olan “müesses nizam”ların değişen ihtiyaçlarına yönelik uygun ‘malzeme’ olma hasebiyle kullanılmalarında... *** 28 Şubat’a giden günlerde çık(arıl)mışlardı piyasa..]]> Sun, 22 Jul 2018 04:50:30 +0300 Hayatın ‘huysuzluğundan’ öğrenip ‘huysuz’ olabilmek! https://www.evrensel.net/yazi/81884/hayatin-huysuzlugundan-ogrenip-huysuz-olabilmek https://www.evrensel.net/yazi/81884/hayatin-huysuzlugundan-ogrenip-huysuz-olabilmek? 24 Haziran seçimiyle, epeydir süren çelişkili bir durumun sonuna gelindi. Çelişki, rejimin anayasal biçimi ile fiili işleyişi arasındaydı. Eksikli gedikli parlamenter biçim, ‘tek adamcı’ işleyişin yarattığı fiili durumla zorlanıyordu. Bu çelişki çözüldü, ‘tek adam’ rejimi ‘hukuken’ de tamamlanmış oldu! Adına “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen ama devlet yapılanmasında tepeden tırnağa değişiklikler öngören düzenlemelerle, her şeyin ‘Reis’e bağlandığı bir mekanizmaya ‘hukuki’ hüviyet kazandırılmış oluyor! Erdoğan’ın yemin içmesiyle şefçi rejimin ‘resmen’ başladığı gün, ironi bu ya, Saatli Maarif Takvimi’nin 9 Temmuz sayfasında yer aldığı belirtilen Rousseau’nun şu sözü gündem oluyordu sosyal medyada: “Yasama, yürütme, yargı ..]]> Sun, 15 Jul 2018 04:01:53 +0300 Bu golü maç başlamadan yemiştik! https://www.evrensel.net/yazi/81794/bu-golu-mac-baslamadan-yemistik https://www.evrensel.net/yazi/81794/bu-golu-mac-baslamadan-yemistik? Seçim bitti ama sonuçlarını değerlendirme mesaisi sürüyor, sürecek... Önemli elbette. ‘Önümüzdeki maçlara bakacağız’ deyip geçmemek lazım. Bütün bir toplumu kapsayan, iktidarı ve toplam muhalefeti nitelik ve elbette nicelik olarak kadraja alıp fotoğrafını çeken bir süreçten geçtik. ‘Bundan kötüsü olmaz’ denilenin sona erdirilmesi olasılığı elbette heyecan vericiydi. Sonuçta kazanılsa bile bizi bekleyenin ‘cennet’ olmadığını biliyorduk ama ‘güzel şeylere’ dair umut ve dinamizm de önemliydi. ‘Tek adam rejimi’ bu sefer markaja takılacak gibi dedik. Fena da oynamadığımız maçtan nasıl yediğimizi anlayamadığımız bir golle yenik çıktık! Şimdi o golün nasıl yenildiği tartışılıyor. Maç neden böyle bitti sorusuna yanıt aranıyor. Rivayetler muhtelif. ‘Oylar &cce..]]> Sun, 01 Jul 2018 03:50:17 +0300 Dip dalga mı dersiniz, fırtına mı; bi şeyler oluyor işte! https://www.evrensel.net/yazi/81736/dip-dalga-mi-dersiniz-firtina-mi-bi-seyler-oluyor-iste https://www.evrensel.net/yazi/81736/dip-dalga-mi-dersiniz-firtina-mi-bi-seyler-oluyor-iste? Askere gidenler bilir; tezkereye kalan süre hesaplanırken her gün bir “şafak” olarak imlenir ve örneğin “şafak 98, şafak 97...” şeklinde geriye sayım yapılır. Kalan zaman kısaldıkça nabızlar yükselir, heyecan artar ve hayaller daha bir keskinleşir. “Tezkereyi aldığım ilk gün...” diye başlayıp “rakı masasında zom olmaya” kadar giden envai çeşit ‘hayal’in üzerinde boy verdiği duygu ise hemen hep aynıdır: Her şey daha güzel olacak! Hapisanelerde yatan ve tahliyeyi düşleyenler için de geçerli olan bu duygu, uygun bir nesnel-öznel zeminden yalıtıktır belki de. Hatta çoğu zaman da öyledir. Dışarda sizi bekleyen gül bahçesi değildir çünkü. “Hiç bir şey yapmadan gezip tozacağım” diyen ‘hayalci’, muhtemelen ilk nefeste ‘ekmek parası’ derdine düşecektir. Ama bu gerçek..]]> Sat, 23 Jun 2018 14:48:54 +0300 ‘Açtırmayın bayramlık ağzımızı’! https://www.evrensel.net/yazi/81695/actirmayin-bayramlik-agzimizi https://www.evrensel.net/yazi/81695/actirmayin-bayramlik-agzimizi? Malum, bayram yazılarının çok ‘sert’, ‘ağır’ ‘incitici’ olmaması gerektiğine dair bir ‘rivâyet’ vardır. Bizim gazetenin semtine de bu köşeye de uğradığı pek söylenemez ama! Hadi kabul edelim ki, “bayramlar hoşgörü, anlayış ve tahammül günleri” olsun... Ozan Emekçi’nin bir zamanlar söylediği “bayramlar çoğaldı ekmek azaldı” türküsünü de hiç dinlememiş olalım... “Bak iki dakika adam ol da ağzımı bozdurma” manasında genel kabul görmüş, ‘açtırma bayramlık ağzımı’ sözünü de kıymet biçip ciddiye alalım... Şunun şurasında seçime bir hafta kala ve böylesine bir hukuksuzluk ve adaletsizlik girdabında yol alınmaya çalışılırken, evet, ‘bayramlık ağzımızı’ açmayalım! Söz; ‘ağır’ da yazmayacağız, kö..]]> Sun, 17 Jun 2018 04:32:48 +0300 'Müktesebat solculuğu'na dair seçim notları... https://www.evrensel.net/yazi/81647/muktesebat-solculuguna-dair-secim-notlari https://www.evrensel.net/yazi/81647/muktesebat-solculuguna-dair-secim-notlari? Seçime iki hafta kaldı... Tamamen kurumsallaşmak amacıyla baskın seçimi dayatan ‘Tek adam rejimi’ öngöremediği bir kriz ihtimaliyle karşı karşıya. En azından Meclis’te azınlığa düşme ihtimali giderek güçleniyor. Saray mahfillerinde telaşlı bir savunma psikolojisi hakim. Ancak kara mizah konusu olabilecek tutarsızlıklarla durumu kurtarmaya çalışıyorlar. ‘Millet kıraathanelerinde ücretsiz çay ve kek’, en parlak vaat durumunda şimdilik! En az onun kadar ‘iknâ edici’ olan bir diğeri ise “Seçim sonrasında OHAL’in kalkması durumu söz konusu olabilir” açıklaması... Daha üç beş gün önceki seçim bildirgesinde OHAL’ın süreceğini vurgulayabilmiş o ‘özgüven’den eser kalmamış belli ki... Kapıya dayanmış bu yenilgi ihtimalinden kurtulmanın tek yolu var: HDP’nin baraj altında bır..]]> Sun, 10 Jun 2018 04:21:40 +0300 Bu ‘ağırlık’ Kürtlere mi yüklenecek sadece?! https://www.evrensel.net/yazi/81552/bu-agirlik-kurtlere-mi-yuklenecek-sadece https://www.evrensel.net/yazi/81552/bu-agirlik-kurtlere-mi-yuklenecek-sadece? Türkiye siyasetinde ‘özgül ağırlık’ kavramının popülerleşmesinde Bülent Arınç’ın ‘müstesna’ katkısı unutulamaz herhalde! Zaman içinde AKP’de pekişen ‘tek adam’ hegemonyasının ağırlığı altında ezilmiş ve kenara itilmiş haliyle, nemli gözlerini kırpıştırarak şöyle sitem etmişti: “Ben bu partinin kurucusuyum, benim bir özgül ağırlığım vardır...” Nafile bir hafife alınmama gayretiydi ve “bakın dişlerim hâlâ sağlam” demek istiyordu. Malum, dişleri tamamen çekildi sonra! En son, Gül’ün adaylığı olasılığına karşı hatırlanıp çağrıldığı Saray’ın kapısında yüzüne geçirdiği gevrek gülüşüyle, “Genel Başkanıma zarar verecek hiçbir hareketin içinde olmam” sözleriyle kayda geçen o ‘özgül ağırlık’tan geriye, oğlunu AKP aday li..]]> Sun, 27 May 2018 03:38:32 +0300 ‘Milli İttifak’ın çelişkisi: Kürtsüz olmaz, ayar tutmaz! https://www.evrensel.net/yazi/81506/milli-ittifakin-celiskisi-kurtsuz-olmaz-ayar-tutmaz https://www.evrensel.net/yazi/81506/milli-ittifakin-celiskisi-kurtsuz-olmaz-ayar-tutmaz? Bir önceki yazıda, Kürt sorunu bağlamında, meselenin tarihselliğini öteleyen geleneksel ‘tüketim’ siyasetiyle ‘günü kurtarma’ imkânlarının giderek tükendiğini belirtmiş, ‘Tek adam ittifakı’ nezdinde örnekler vermiştik. Nitekim, her seçim öncesi o çok aşina olduğumuz “aman ha, seçim sonrası çözüm kapıları yeniden açılacak...” türünden manipülasyon amaçlı ‘rivayet diplomasisi’ bile tutturulamıyor artık. Saray başdanışmanlarından İlnur Çevik’in, “seçimden sonra yeni bir çözüm süreci başlayabilir” şeklindeki ‘atmasyonu’, bizzat Saray sözcüsü Kalın tarafından yalanlanıyor: “Cumhurbaşkanımızın gündeminde çözüm süreci ya da açılım gibi bir konu yoktur.”! Yani? MHP’li Türkç&uu..]]> Sun, 20 May 2018 03:35:20 +0300 ‘Zekâ sorunu’nun kapsama alanını genişletmek! https://www.evrensel.net/yazi/81457/zek-sorununun-kapsama-alanini-genisletmek https://www.evrensel.net/yazi/81457/zek-sorununun-kapsama-alanini-genisletmek? Arjantin’li yazar Jorge Luis Borges, kendi ülkesindeki deneyimden de hareketle diktatörlük rejimlerinin “baskı, biat ve gaddarlık” doğurduğunu hatırlatır ve özellikle vurgular: “Ama en kötüsü, aptallığı yaygınlaştırmasıdır.” Sümme haşa, bizim bugün yaşayıp tanık olduğumuz şeylerle hiç bir ilgisi yok elbette! Ama yine de teşbihte hata olmaz sözüne yaslanarak, Borges’in yaptığı tespitin ‘Tek adam Türkiyesi’nin iktidar-toplum ilişkisine de teşmil edilebileceği söylenebilir herhalde. “Aptallığın” ziyadesiyle yaygınlaştığına inanıyor olsalar gerek ki ortalama bir ‘zeka’ düzeyince asla kabul görmeyecek seçim argümanlarıyla sabah akşam kafa ütülemekle meşgul iktidar mahfilleri. Yoksa şu ‘seçim manifestosu’ diye açıklanan ‘vaatler’ bu kadar eğreti, bu kadar sakil olur muydu? Adeta..]]> Sun, 13 May 2018 03:50:49 +0300 ‘Dikensiz gül’ meselesi! https://www.evrensel.net/yazi/81369/dikensiz-gul-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81369/dikensiz-gul-meselesi? Tek adam rejimi böyle bir şey işte. Dikensiz gül bahçesi olsun derken, hep bir diken üzerinde oturma hali. Şöyle huzur içinde karşısına geçip görmek istediği o ‘çöl manzarasını’ ağız tadıyla seyredebilmek, ‘ohh ya, işte bu’ deyip rahatlamak ne mümkün! Tam bir ‘baskın basanındır’ fırsatçılığıyla karar verilmiş ve ‘çantada keklik’ gözüyle bakılan ‘kuşluk vakti seçim’ arefesinde de aynı durum... CHP’nin ’15 vekil’ çalımıyla İyi Parti’yi seçime dahil etmesinin şoku yetmedi, üzerine ‘ev içinde’ nüksetmiş ‘Gül’ evhamıyla uğraşmak da eklendi. Gerçi yeterince uysal ve korkaktı, epeyce de örselenmişti ama yine de Allah muhafaza, mahalleden üç beş puan gitmesi bile işleri berbat edebilirdi. Dikenleri çoktan sökülm..]]> Sun, 29 Apr 2018 03:16:11 +0300 ‘Seçimden kaçış’ seçimi! https://www.evrensel.net/yazi/81328/secimden-kacis-secimi https://www.evrensel.net/yazi/81328/secimden-kacis-secimi? Ne diyorduk: “Atı alan Üsküdarı geçmekte”, itiraz edenlere de “2019’u bekleyin” demektedir! İnananlar için, ‘düğüm’ün çözüleceği 2019 beklenmeliydi. ‘Atı alan’ ise o düğümü tamamen ‘kördüğüm’ yapmak için hiç de 2019’u beklemiyordu ama. 2019 sonrasının inşasına dünden, bugünden başlamıştı zaten. Şimdi ‘durumun’ adı konuldu ve ‘2019’u beklemeyin’ denildi, iki ay sonrasına gün kesildi! Bugüne kadar muhalefet mesaisi, “2019’da oy verin, gönderelim bu iktidarı” demekten ibaret olanlar için beklenmedik ve şaşırtıcı oldu elbette. Olağanüstü normlarla yönetmeye alışmış, adeta ‘olağanüstü’ müptelası olmuş bir iktidarın yaptıklarına “bu kadarı da olmaz ki” diye şaşıranlara şaşırmak lazı..]]> Sun, 22 Apr 2018 04:15:38 +0300 Yangın yerinde; hasta Baykal, özgür Demirtaş! https://www.evrensel.net/yazi/81272/yangin-yerinde-hasta-baykal-ozgur-demirtas https://www.evrensel.net/yazi/81272/yangin-yerinde-hasta-baykal-ozgur-demirtas? Suriye’de kazan kaynamaya devam ediyor. Tam, ‘artık siyasi çözümün zamanı geldi, bu iş masada çözülecek,...’ vb. rivayetler dönerken ortalıkta, süregelen çatışmalı iklim bir başka aşamaya evriliyor. Bugüne kadar esas olarak ‘vekalet savaşı’ şeklinde seyreden durum, kaynayan kazanın buharında asıl büyük mecrasına doğru akıyor. Büyük aktörler sahada artık! Hoş, zaten hep oradaydılar zaten ama şimdi dolayımsız, çok daha açıktan ve birbirlerini hedef göstererek karşı karşıya gelmekteler... Kuraldır; savaş seçeneği tüketilmeden ‘masanın’ lafı edilir sadece ama sırası gelmez, gelmiyor! ‘Muhabbet’ füzelerle açılıyor artık, “akıllı füzelerimizi bekleyin” diye selam yollanıyor ve “azz sonraa” tetiğe basılıyor. Amerikan, İngiliz, Fransız füzeleri asıl büy&u..]]> Sun, 15 Apr 2018 04:33:07 +0300 Paşam, sen de bunları Mınbiç’e götür! https://www.evrensel.net/yazi/81187/pasam-sen-de-bunlari-minbice-gotur https://www.evrensel.net/yazi/81187/pasam-sen-de-bunlari-minbice-gotur? İki yüzlü bir gidişatın içindeyiz... Bir yüzünde, önümüzdeki seçim takvimine işaret edilerek gayet ‘olağan’ bir işleyiş içinde olduğumuza dair artık anlamsızlaşmış o görüntü... Diğer yüzünde ise bu görüntünün aksine yürüyen, kendi mecrasında yol alan kaba saba gerçek: Zaten bölük pörçük parlamenter gelenek ve dengelerin bile fazla bulunarak alenen dışlanması, ‘tek adam’a endekslenmiş ‘yeni devlet’ mimarisinin giderek kurumsallaştırılması... Hep tekrarlamakta yarar var: “Atı alan Üsküdar’ı geçmekte”, kendisini izleyenlere de “2019’u bekleyin” demektedir! “Düğümün çözüleceği final” diye önümüze konulurken ‘2019 seçimleri’, o “düğümleri” ç..]]> Sun, 01 Apr 2018 05:05:42 +0300 Newroz'un eşiğinde... https://www.evrensel.net/yazi/81086/newrozun-esiginde https://www.evrensel.net/yazi/81086/newrozun-esiginde? Olağanüstü bir alt üst oluşun cangılında sürükleniyor Türkiye. Baş döndürücü bir hızla akıyor ‘siyasal zaman’! “Nereden nereye...” dedirtecek ne çok gelişme yaşandı, az çok ‘normal’ hayatlar süren şanslı fanilerin aklının havsalasının alamayacağı neler neler... İç içe birikimler, kopuşlar, süreklilikler... Çok değil, beş yıl önce, 2013 yılının 21 Mart’ında Diyarbakır’da Newroz meydanını dolduran yüzbinler, ortak yaşama ve geleceğe dair tarihsel bir umudun tanıklığını yapıyordu. ‘Silahı gereksiz bırakacak’ bir yol haritasının açığa çıkardığı umut ve dinamizm geleceğimize yeni bir kapı aralıyordu. ‘İnkâr’ın karaladığı tarih sayfalarının artık kapanacağına dair inanç ve heyecan muştulanıyordu Diyarbakır’dan Türkiye’ye... Olmadı!.. Yetmedi!.. Asgari mutabakat..]]> Sun, 18 Mar 2018 04:00:42 +0300 OHAL’de seçim güvenliği mümkün mü? https://www.evrensel.net/yazi/81043/ohalde-secim-guvenligi-mumkun-mu https://www.evrensel.net/yazi/81043/ohalde-secim-guvenligi-mumkun-mu? Döne döne altını çizmekte yarar var: ‘Olağan’ muhalefet profiliyle olağanüstü süreçlerin altından kalkılması mümkün değildir. Bugünkü siyaset tablosundan yansıyan ve gidişattan memnun olmayan tüm kesimler için çıkarılabilecek en çarpıcı sonuç budur herhalde. Parlamenter rejimin ‘olağan’ işleyişini alt üst ederek ‘kadük’ kılmış bir iktidarın olağanüstüleşmiş yönetim biçimi ile ‘olağan’ işleyişin öngördüğü araç ve yöntemlerle iktidarla başedebileceğini zanneden ‘muhalefet’ profili... Olağanüstü halde ‘olağan’ siyasetle sonuç alma çabaları... Bu bakımdan, bir ‘nihayi kopuş’ ya da ‘final’ diye önümüze konulan ‘2019 hedefi’nin bugün yaşamakta olduğumuz bir çok şeyi &o..]]> Sun, 11 Mar 2018 04:59:00 +0300 Olağanüstü iktidar, olağan muhalefet! https://www.evrensel.net/yazi/80993/olaganustu-iktidar-olagan-muhalefet https://www.evrensel.net/yazi/80993/olaganustu-iktidar-olagan-muhalefet? Çokça karşılaştığımız bir ‘muhalefet’ argümanıdır: “Bu iktidar ne yaptığını bilmiyor, belirsizliğe doğru sürüklenip gidiyor...” Bazı açılardan öyle sayılabilir elbette ama esas olarak ‘ne yaptığını bilen’ ve hedefleri anlamında ‘gideceği yer’ hiç de belirsiz olmayan bir süreci yönetmeye çalışmaktadır. Güdük parlamenter gelenek ve dengelerin bile gereksizleştirilip dışlandığı, ‘tek adam’a endekslenmiş ‘yeni devlet’ mimarisinin her gün biraz daha şekillenip kurumsallaştırıldığı bir süreç bu: Önce fiili durumlarla zorlanan, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası OHAL ‘hukuku’ ile yürütülen, Afrin meselesinden hareketle ‘savaş hali’yle daha da derinleştirilen ‘inşa’ süreci... Yasama, yürütme, yargı ilişkileri, parlamenter rejimin asgari dengeleri,...hi&..]]> Sun, 04 Mar 2018 04:13:31 +0300 ‘Ya dışındasındır çemberin ya da içinde yer alacaksın!’ https://www.evrensel.net/yazi/80817/ya-disindasindir-cemberin-ya-da-icinde-yer-alacaksin https://www.evrensel.net/yazi/80817/ya-disindasindir-cemberin-ya-da-icinde-yer-alacaksin? Prusyalı kurmay Clausewitz’in kulaklara küpe sözüdür: “Savaş, siyasetin savaş araçlarıyla devamıdır.” Bağırıp çağırarak gırtlak kaslarını yoranların değil de, az çok kafa yoranların savaş üzerine elle tutulur iki kelam etmeleri için pusula niteliğinde bir tanımlamadır. Öyle gösterilmek istenir ama hiç bir savaş ‘siyaset üstü’ değildir. Biribirine bağlanmış siyasal bağlamlar üzerinde temellenir, gelişir ve sonuçlanır. Savaş ve savaş halinin kaçınılmaz türevi olan “milli dava”, “iç tartışmaların zamanı değil”, “birlik ve beraberlik” vb. türden yapıştırıcı “(s)algılar”ın katlanarak toplumu kuşatması tesadüfi olabilir mi? Savaş hali, aynılaştırma ve hizaya çekmenin en etkin, en kestirme ‘siyasal’ biçimidir. Dolayısıyla, “milli davayı iç siyaset malzemesi y..]]> Sun, 04 Feb 2018 04:15:43 +0300 3S'li denklem: Savaş, seçim, saray! https://www.evrensel.net/yazi/80725/3sli-denklem-savas-secim-saray https://www.evrensel.net/yazi/80725/3sli-denklem-savas-secim-saray? Biribirine bağlanmış üç ‘düzlem’ üzerinden belirsiz bir geleceğe doğru kaydırılıyor Türkiye: OHAL, seçim, savaş! OHAL ve savaş koşullarında yapılacak seçimlerle, kurumsallaşma yolunda son rötuşları da tamamlamak istiyor ‘tek adam rejimi’. Belirsiz geleceğin parolası, 3S! Saray... Savaş... Seçim! Artık “Az sonraaa...” anonsları ve büyük bir iştahla sunulan Afrin kuşatması da seçim kampanyasının bir parçası... En önemli parçası hem de... Gerçekte kendi bekasını, “ülkenin ve devletin bekası” ambalajıyla pazarlayan iktidarın topluma sunabileceği en etkili “vaat”, savaş oluyor! “Emevi Camiinde namaz” hayalleriyle birlikte tuz buz olan Suriye politikasında tutunmaya çalışılan son halka durumundaki Afrin-Rojava savaşı ya da savaş hali, OHAL’li seçim denkleminin de değişmez elema..]]> Sun, 21 Jan 2018 03:54:30 +0300 'Yeni' için… https://www.evrensel.net/yazi/80587/yeni-icin https://www.evrensel.net/yazi/80587/yeni-icin? Bir yılı daha bitiriyoruz bugün. Son günündeyken 2017’nin, eşiğindeyiz “Yeni yıl”ın... Toplumsal-siyasal yaşamımıza dayatılan bunca ‘eski’nin kuşatmasında, ‘yeni’nin eşiğinde olduğunu hissetmek çok rasyonel olmasa da iyidir yine de. Umuttur sonuçta; “umutsuz yaşanmıyor”! Evet, gelecek için, ‘yeni’ için umutlu olmak gerek ama “yeni yıl-ların” öyle sadece umut etmekle, kendiliğinden ‘yeni’ olmayacağını da bilelim artık. Yeni yılların gerçekten ‘yeni’ olmasının, ‘eski’yle hesaplaşmaktan geçtiğini unutmayalım. ‘Eski’ dediğimiz, geçip gitmiş bir ‘mazi’ değildir çünkü. Somuttur, yaşanmıştır, izleri üzerimizdedir, ağır yüklü bakiyesi sırtımızdadır. Kaybettirdikleri, kaybettiklerimiz vardır. Ki gerçekte neyi kaybettiğimizi ..]]> Sun, 31 Dec 2017 05:05:25 +0300 Hayaller ve gerçekler https://www.evrensel.net/yazi/80498/hayaller-ve-gercekler https://www.evrensel.net/yazi/80498/hayaller-ve-gercekler? Gerçeklikle bağını koparmadığın sürece hayal kurmanın zararı yoktur. ‘Hayallerle yaşanmaz’ sözü, hayal kurmamak gerektiğini anlatmaz herhalde. Kurulur da gerçeğin yerine ikâme edilirse, gerçeğin karşısındaki ‘cürmü’ hesap edilmeden bağlanılırsa, o hayalin sonuçları pek de hayırlı olmaz. Gerçekten saptığınız ölçüde gerçeğin tokadını da yersiniz! “İnşallah en kısa zamanda Şam’a gideceğiz, Emevi Camisi’nde namazımızı kılacağız...” diyerek Suriye serüvenine dalanların bugün geldikleri nokta tam da budur. Boşuna denmemiştir; “büyük hayallerin kırıklıkları da büyük olur.” Amerika’nın Ortadoğu stratejisinde talip olduğu rolden hareketle “Büyük Osmanlı” hayalleri kurup ‘güç dengelerini’ değiştirmeye kalkmanın sonucu ortada işte. Müdahil olunmaya çalı..]]> Sun, 17 Dec 2017 04:59:17 +0300 Kazım... https://www.evrensel.net/yazi/80401/kazim https://www.evrensel.net/yazi/80401/kazim? Bir Çerkes atasözüdür: “Atı kaybolanın kulağından at sesi gitmez!..” Yanımızda, yakınımızda olup da alışıp kanıksadığımız bazı şeylerin nasıl da hayatımızın değerli parçaları olduğunu yitirdiğimizde anlıyoruz çoğu kez. Onlar sonsuza kadar öyle hemen şuracığımızda duracaklarmış gibi gelir insana. Kaybedince, insanın böğrüne çöken o boşluk, acı bir farkındalık da yaratıyor aynı zamanda. Gerçekte neyi kaybettiğimizi, kaybettiğimizde anlıyoruz! Hayatın bir ironisi olsa gerek bu. Nasıl bir değerden ya da güzellikten yoksun kaldığımızın tam anlamıyla ayırdına varabilmek, onu yitirmekle mümkün olabiliyor! Kazım Ünlü de onu tanıyan herkesin hayatına katılmış bir değer ve güzellikti. Soyadı gibi öyle ‘ünlü’ falan da değildi. Zamansız koptuğu hayatının son deminde, “ihraç edilmiş” sendika yöneticisi bir devrimci öğretmendi ..]]> Sun, 03 Dec 2017 04:15:24 +0300 'Görülmemiş' şeylerin kuşatması! https://www.evrensel.net/yazi/80265/gorulmemis-seylerin-kusatmasi https://www.evrensel.net/yazi/80265/gorulmemis-seylerin-kusatmasi? “Kamyon TIR’a çarptı, Belediye işçisi yaşamını yitirdi”, “Mülteci işçi göçük altında kaldı”, “Lisede kalorifer kazanı patladı: 1 ölü, 6 yaralı”, “Boyacı iskelede asılı kaldı”, “Gaz dolum atölyesinde yangın”, “Bursa’da 5 işçi yaşamını yitirdi”, “Tanker yandı, iki itfaiyeci hastanelik”, “Aylardır ücreti verilmedi, iş cinayetinde can verdi”, “Şemsiye altında hırsızlık”, “Sahte paralarla dolandırdılar”, “Mardin’de kaza: 1 polis şehit”, “Van’da çatışma: 1 Üsteğmen şehit”, “İçişleri Bakanlığı: Bir haftada 68 terörist öldürüldü”... Öylesine seçilmiş bir günün (8 Kasım) gazetelere yansıyan bazı haberlerinden başlıklar bunlar... Böyle haberlerin köpükçü..]]> Sun, 12 Nov 2017 04:15:36 +0300 Ümmettendir, 'gereğini' yapar elbet! https://www.evrensel.net/yazi/80127/ummettendir-geregini-yapar-elbet https://www.evrensel.net/yazi/80127/ummettendir-geregini-yapar-elbet? Daha birkaç gün önce “Erdoğan, ümmetin lideridir” diyerek yağla balla kutsamıştı. İşte o ‘ümmet lideri’ kendisine “senin orda oylar düştü, demek ki sen de metal yorgunusun, yeter, çekil artık” mealinde ültimatomu verince kara kara düşünmeye başladı, Melih Gökçek. Üzerine fallar açılıyordu artık; üç vakte kadar “gereği” yapılmalıydı! Bu yazı yazılırken Gökçek’ten hâlâ ses seda yoktu, düşünmeye devam ediyordu. Haşa huzurdan, “ben o ümmetin içinde miyim, değil miyim?” diye kendi kendisine tartışıyor olamazdı herhalde. O halde ‘ümmet lideri’ne (birkaç günlük de olsa) böylesine racon kesmek de neyin nesiydi? Sürecin ruhuna uygun düşüyor muydu bu tavır? Derdimiz Gökçek ya da beklenen istifası değil, paşa gönl&u..]]> Sun, 22 Oct 2017 04:15:01 +0300 Referanduma dair... https://www.evrensel.net/yazi/79981/referanduma-dair https://www.evrensel.net/yazi/79981/referanduma-dair? Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) 25 Eylül’deki bağımsızlık referandumu bağlamında oluşan politik kriz gündemdeki yerini koruyor. Esas olarak bölge devletlerinin geleneksel ‘kırmızı çizgi’lerinin tetiklediği bu kriz, herkesin Kürt meselesi aynasında kendisini yeniden görüp teyit ettiği bir ‘vesile’ de oldu. Çok şey değişiyor, alt üst oluşlar yaşanıyor ama söz konusu Kürt olunca bagajlar pek değişmiyor. Bozulan dengelere yeniden ayar çekiliyor, hizalar alınıyor ve o malum refleks hemen harekete geçiyor. Her şeye rağmen değişmeye yüz tutmuş bölge denkleminde değiş(tiril)meyen Kürt politikasının ne ölçüde etkin olacağını ise hep birlikte göreceğiz. *** Devletin siyasal mimarisinde mevcut ve ‘kurucu’ ve ‘yapısal’ nitelikte olan Kürt fobisi, müstesna yerini korumakta. KBY ile petrol sevkiy..]]> Sun, 01 Oct 2017 04:15:00 +0300 Maksat, hayatı kirletmek! https://www.evrensel.net/yazi/79898/maksat-hayati-kirletmek https://www.evrensel.net/yazi/79898/maksat-hayati-kirletmek? İnsan, ‘hayat’ esaslıdır. En zor, en sıkıntılı zamanlarında bile ‘gizil’ bir çekim gücünün etkisindedir. Neyi beklediğini bilemez belki ama onu bekleyen yeni şeyler vardır hep. Hayat dürtüsüdür bu. Son nefesine kadar bir an bile boş bırakmayan, adeta nabzına sinmiş, orada atıp duran iç güdüsel bir enerji... Ölüme dair herşey de dönüp dolanıp hayata bağlanır sonuçta. Ölüye saygı, hayata saygıdır aslında; yaşanmış bir hayatın değerini teslim etmektir. Tersi de doğrudur ama. Ölülere saldırarak hayata ne denli düşman olduğunu gözlerimize sokan bir ‘pislik’le karşı karşıyayız. 78 yaşında Dersim’li bir kadın, bir anne Hatun Tuğluk evlat acısı dahil gadrini, cefasını çok çektiği bu hayattan göçerken, bir ayna da tuttu bu pisliğe... Hayatın değerli ve güzel yüzü, ona düşmanlığın kahred..]]> Sun, 17 Sep 2017 04:15:38 +0300 ‘Kemo’ https://www.evrensel.net/yazi/79853/kemo https://www.evrensel.net/yazi/79853/kemo? Yıllardır Evrensel’in Dersim muhabiri olarak bilinir Kemal Özer. Dersimlilerin ‘Kemo’su... Arkasından konuşuyoruz sanılmasın, yüzüne karşı söylemişliğimiz vardır; biz yakın arkadaşları için ‘deli Kemo’dur o! Yok öyle Dersim’e özgü, klasikleşmiş ‘delilik’ durumu değil ondaki. ‘Budele’ de denilen, ‘yarı ermiş’ misyonlar atfedilmiş, heykeli bile dikilmiş, daha ‘yerel’ ya da daha ‘folklorik’ delilerden değil ‘deli Kemo’. Deli doluluk derler ya, ondan işte. İnatçılığı, dediğim dedikçiliği, ele avuca gelmez kendine özgü halleriyle iflâh olmaz solculuğu ve bir de doğa tutkusuyla ‘kafayı bozmuş’ deli dolu bir devrimcidir. Delice tutkuları vardır... Yedi kuşak aileden miras, adeta genetikleşmiş doğa aşkı, Dersim-Munzur sevdası doğuştan cepte zaten! Bir diğeri, daha ilk gençli..]]> Sun, 10 Sep 2017 05:06:57 +0300 ‘Tek-el’ diyalektiği ve karşıtını çoğaltmak! https://www.evrensel.net/yazi/79767/tek-el-diyalektigi-ve-karsitini-cogaltmak https://www.evrensel.net/yazi/79767/tek-el-diyalektigi-ve-karsitini-cogaltmak? Daha Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası ilan edilmişti zaten, “parlamenter sistem bekleme odasına alınmıştır” diye... ‘Allahın lütfu’ işte; yerine düşünülen “Türk tipi Başkanlık” mimarisi, OHAL’le birlikte daha bir anlaşılır oldu. Gelecek, ‘şekilde görüldüğü gibi’ artık: “Şu OHAL bi kalksa da memleket normalleşse” beklentisinin de çoktan ‘bekleme odasına’ alınmış olması lazım! ‘Tek adam’ rejiminin memlekete biçtiği ‘normal’in meali OHAL’dir; kurumsallaştıkça olağanlaşan ve olağanlaştıran... Evet, olağanlaştırılanlar listesine her gün yeni bir şey ekleniyor. Ana muhalefet liderinin tutuklanıp tutuklanmayacağı gayet normal bir seyirde tartışılabiliyor mesela. Kimse de “daha neler, bu kadarı da olmaz, bunu da yapamazlar” diyemiyor artık. “Tutuklanırsa bu işten kim kazanır, anketlere na..]]> Sun, 27 Aug 2017 04:15:03 +0300 Sergen (24) https://www.evrensel.net/yazi/79719/sergen-24 https://www.evrensel.net/yazi/79719/sergen-24? “hoşgeldin bebek yaşama sırası sende senin yolunu gözlüyor tren kazası, uçak kazası iş kazası, yer depremi kuraklık falan...” Hayır, başlıktaki Sergen o ünlü 10 numaralı futbolcu Sergen değil. Parantez içerisindeki (24) de yanıltmasın, öyle ‘24 ayar’ (!) birinden bahsetmeyeceğiz. Ömrünün sonunda konu olduğu gazete haberlerinde adının yanında belirtilmiş yaşıdır, 24... Bu düttürü hayattan payına sadece 24 yıl düşmüş bir Sergen... Çeyrek yüzyılı bile tamamlayamamış, yoksul yaşamıyla şöyle bi görünüp gitmiş, öylesine bir ‘yurdum insanı’... Büyük şair Nazım Hikmet’in “hoşgeldin bebek, yaşama sırası sende” deyip “senin yolunu gözlüyor” diye sıraladığı o ‘belalardan’ birinin artık sonsuza kadar hep 24 yaşında bıraktığı, ünsüz mü ünsüz, çoktan..]]> Sun, 20 Aug 2017 05:08:15 +0300 Karanlığın içinde kıpırdayan bir şeyler de var! https://www.evrensel.net/yazi/79673/karanligin-icinde-kipirdayan-bir-seyler-de-var https://www.evrensel.net/yazi/79673/karanligin-icinde-kipirdayan-bir-seyler-de-var? Ne kadar da kanıksanır olduk; “bu memlekette yaşanmaz artık” diye söze başlayan ya da memleketin ahvalinden bahsedip sözünü böyle bağlayan epeyce insan var çevremizde. Yadırgamamak lazım; özellikle örgütsüz ve ‘kendiliğinden’ siyaset algısı çerçevesinde anlaşılırdır bu ‘apolitik’ durum. İstikrarlı bir gelecek umudunu diri tutmak politikanın, özellikle devrimci politikanın işi çünkü. Siyasal sürecin içinde uç veren, gelişme eğilimi gösteren, yeni olanaklar barındıran boyutları saptayabilmek, mücadelenin geleceğini böylesi bir ‘dinamik süreç’ çerçevesinde kurgulamak, mevcut durumun ağır koşullarına ve olumsuz görüntüsüne teslim olmama gücü sağlar. Gerici nesnelliğin bizzat kendi bünyesinde barındırdığı çelişkilerin içinden türeyen yeni mecra ..]]> Sun, 13 Aug 2017 05:00:45 +0300 Kokteyl darbe! https://www.evrensel.net/yazi/79505/kokteyl-darbe https://www.evrensel.net/yazi/79505/kokteyl-darbe? Başlıktaki ‘kokteyl’ AKP terminolojisinden aşırma. Onlar kadar yaratıcı olamayız sonuçta. ‘Kokteyl terör’ diyorlardı ya bir ara; “IŞİD, PYD-PKK, FETÖ, radikal sol hepsi içiçe ‘yerli ve milli’ hükümete karşı”! Ciddiye alınmamak için bundan daha isabetli bir formül bulunamazdı doğrusu, neyin kafasıysa artık... Neyse, bizim ‘kokteyl darbe’den kastettiğimiz o kadar gerçeküstü bir kurgu değil ama. Üzerinden bir yıl geçen ve yıldönümü, ‘tek adam rejimi’nin kuruluş dönemeci olarak toplumsal belleğe kazınmaya çalışılan 15 Temmuz’un öncesi ve sonrası zincirden bahsediyoruz. “Demokrasi ve Milli Birlik Günü” ismiyle müsemma bu ‘kurucu efsane’nin bugüne nasıl bir ‘demokrasi’ ve ‘milli birlik’ kriziyle taşındığını epeyce biliyoruz artık. “Devlete karşı ilan edildiği” söylenen OHAL’e bakmak ve en son Cumhurbaşkanı’nın “grevlere karşı OHAL” mesajı yeterlidir zaten. Kuşkusuz ki bu ölçüde bir açık itiraf, işçi sınıfının ‘sınıfı bilinci’ profilindeki seviyenin pek de ‘rahatsız edici’ bulunmamasıyla ..]]> Sun, 16 Jul 2017 04:15:46 +0300 Daha yürünürken kazandıran yürüyüş! https://www.evrensel.net/yazi/79457/daha-yurunurken-kazandiran-yuruyus https://www.evrensel.net/yazi/79457/daha-yurunurken-kazandiran-yuruyus? Yazı yazılırken 24’üncü güne girilmişti. Milyonların buluşacağı mitinge bir gün kala... Referandumdan bu yana gündemi belirleyip yönlendirmekte ilk kez bu denli sıkıntı yaşadı AKP-Saray. İtibarsızlaştırma çabalarına, özellikle HDP’nin sembolik desteği vesilesiyle kaynatılan cadı kazanına karşın bu eylem ülke gündemini belirledi. En başında “Hızlı trene binsinler” diye dalga geçmişti AKP Grup Başkanı Binali Yıldırım. “Artık kabak tadı verdi” diyor şimdi. AKP Genel Başkanı’nın şimdilik son sözü ise “Adalet yazılı tişörtle yürümekle adalet gelmez” oldu. 24 gündür çok şey söylediler, “bu ülkede adalet var” diyemediler ama! “Yürümekle gelmez” diyebiliyorlar, Meclis ve mahkemeleri işaret ediyorlar, yeni icat çıkarmayın, oraya buyrun, ordan çıkmayın diyorlar. Sıkıntının asıl kaynağı da bu zaten. Muhalefetini Meclis’le sınırlamış CHP’yi özlüyorlar... *** Yürümekle yollar aşınmaz, evet ama yollar yürüyerek aşılabilir ancak. Yürümek bu, öyle durduğu yerde durmuyor sonuçta! Mazbata falan d..]]> Sun, 09 Jul 2017 04:15:10 +0300 Bıçak derine indikçe çığlık keskinleşiyor! https://www.evrensel.net/yazi/79366/bicak-derine-indikce-ciglik-keskinlesiyor https://www.evrensel.net/yazi/79366/bicak-derine-indikce-ciglik-keskinlesiyor? Adalet yürüyüşüne ilgi büyüyor. İktidarın itibarsızlaştırma çabaları da... Arada ise CHP’nin şeceresini sayıp dökmekle yetinen bir garip ‘gözlemcilik’... “Enis Berberoğlu tutuklanmasaydı yürümek akıllarına bile gelmezdi” diye başlayıp “Nereye kadar gidebilirler ki?” falıyla kapatılan parantezler... Herşey ‘süreç’ işi aslında... Erdoğan’ın daha başından “yürüyorlarsa bu Hükümetimizin lütfudur” sözleri ve Kılıçdaroğlu’nun “haklarımızı lütuf olarak gören birine diktatörlüğü hatırlatırım” yanıtı, süreci okumak için yeterli anahtarlar niteliğinde... *** Neymiş? Muhalefet yeri Meclis’miş, adalet yollarda aranmazmış! ‘Fiili durumu hukukileştirmek’ üzerinden yol alanlar, ancak fiili mücadeleyle doldurulabilecek bir muhalefet boşluğu yarattıklarının farkında değiller herhalde. Eşyanın tabiatı oysa. Herşey gibi muhalefetin de dayattıkları koordinatlarda ‘varmış gibi’ sürmesini bekliyorlardı, ama ne mümkün! “Siyasetin yeri” diye işaret ettikleri Meclis’i nasıl siyasetten yalıttıklarını..]]> Sun, 25 Jun 2017 04:57:26 +0300 En iyi yürüyenler en öne! https://www.evrensel.net/yazi/79322/en-iyi-yuruyenler-en-one https://www.evrensel.net/yazi/79322/en-iyi-yuruyenler-en-one? Bu yazı yazılırken CHP yürüyüşünün ikinci günüydü ve Başbakan ‘Cuma çıkışı’ açıklama yapıyordu: “Bu sıcakta niye yürüyor ki Kılıçdaroğlu, hızlı tren var, ona binsin...” Hızlı düşünüp hızlı karar vermesiyle ünlü Yıldırım’ın ‘hızlı tren’i salık verirken sergilediği mizahi yetenek müthişti doğrusu! Sözde önemsemiyor ve dalga geçiyordu. Ama muhtemeldir ki iki gündür düşündüğü bu ilk giriş cümlesinden hemen sonra çözülüyordu: “Bu yol yol değildir, sokakta hak aranmaz, çözüm Meclis’te aranmalıdır... Bizi dünya aleme şikayet etmek sorumsuzluktur...” Sonra “provokasyona açıktır” diye ekleyerek, her daim ondan önce konuşan ortağı Bahçeli’nin tehditvari açıklamalarına mealen katılmış oluyordu. Özetle, hiç de mizah yapılacak, küçümsenecek bir durumla karşı karşıya olmadıklarını biliyordu Başbakan. *** Yürüyüşün konuşulacak birçok boyutu var elbette. İktidar çevrelerinden duyulan rahatsızlık ve tehdit edici tepkiler asla unutulmadan ama... CHP’den böyle bir reaksiyon bekledikleri söylenebil..]]> Sun, 18 Jun 2017 04:15:02 +0300 'İslamcı-muhafazakâr demokrat' efsanesi! https://www.evrensel.net/yazi/79221/islamci-muhafazak-r-demokrat-efsanesi https://www.evrensel.net/yazi/79221/islamci-muhafazak-r-demokrat-efsanesi? Öncesindeki Gezi’nin izdüşümleri de dahil, 2015 Haziran’ından bu yana geçen iki yıl, siyasetin ‘olağan’ seyrini alt üst etti. Olağan bir şey kalmadı aslında. Erdoğan iktidarı, “fiili durumun hukukileştirilmesi” taktiğiyle yeniden dizayn etmeye giriştiği devlet ve iktidar ilişkilerini, 15 Temmuz’a yaslanarak bir başka düzeye sıçrattı. Hedef belli artık: Tek elde merkezileşmiş olağanüstü halin anayasal düzeyde kurumsallaştırılması... Bu ‘yeni’ iktidar mimarisinden kimin payına ne düştüğü yeterince açık. KHK rejiminin nasıl işletildiğine, sonuçlarına bakmak bile yeter. Yazının konusu bu değil ama. Erdoğan’ın yeniden genel başkan olmasıyla AKP’nin bu ‘tek adam’lık sürecine mıhlanmış aparat pozisyonu, malûmun ilanı oldu herhalde. Havuz başı muhabbetleri türünden “büyük” ve “umutlu” değişim rivayetlerini ciddiye almak mümkün değil elbette. Ama tersinden yapılan ve önemli ölçüde liberal menşeyli “AKP nasıl bu hale geldi, nasıl kurtulur, fabrika ayarlarına nasıl dönebilir?” eksenli yaklaşı..]]> Sun, 04 Jun 2017 06:09:40 +0300 2019'a saklayarak yüzde 49'u koruyamazsınız! https://www.evrensel.net/yazi/79129/2019a-saklayarak-yuzde-49u-koruyamazsiniz https://www.evrensel.net/yazi/79129/2019a-saklayarak-yuzde-49u-koruyamazsiniz? 16 Nisan “fiili olanın hukukileştirilmesi” amaçlı bir aşamaydı ‘tek adam iktidarı’ yolunda. Bu, ‘normalleşme’ demek değil ama. Olsa olsa OHAL’in olağanlaşması, kurumsallaşması... ‘Partili cumhurbaşkanı’, (HSK ile) ‘partizan yargı’ bu kurumsallaşmanın ilk elden unsurları... Diğer taraftan da yüzde 49’un anlamlandırılması ve burdan hareketle yeni siyasal eğilimler üretme çabaları... Ne yapıp edip yüzde 49’u yanyana tutmak, onun parçalı oluşunu, heterojenliğini hesaba katarak ‘49 içi’ tartışma ve eleştirileri askıya almak mesela! Örneğin (gençliğinin bile tepki gösterdiği) CHP’nin referandum sonrası tutumunu ve bu bağlamdaki iç gelişmeleri (iktidarın işine gelir diye) tartışmamak, görmezden gelmek... Ya da MHP’li ‘Hayır’cıları ürkütmemek için Kürt sorununu tartışmaktan imtina etmek... Yine mesela ‘Hayır’cı Saadet’i hoş tutmak için laiklik tartışmasını ötelemek, vs... Referandum sürecindeki özgün durumu sonrasında da (2019’a kadar!) devam ettirmeyi öneren bu eğilimin ‘politik incelik’ ..]]> Sun, 21 May 2017 05:00:25 +0300 Şafağa kazınmış manifesto! https://www.evrensel.net/yazi/79033/safaga-kazinmis-manifesto https://www.evrensel.net/yazi/79033/safaga-kazinmis-manifesto? Toplumsal dinamiklerin biriktirdiği değişim rüzgârlarının adeta fırtınaya dönüşerek hayata aktığı bir dönemdi 1960’lı yıllar... Ülke kendini yeniden arıyordu. 60’ların devrimci gençliği de bu fırtınalı arayışın içinde, ona yön vermeye, hız katmaya çalışıyordu. Gençlik hareketi, kendi doğal mecrasından taşıyor, kentlerde işçilerle, kırlarda köylülerle tanışıyordu. Tartışıyor, kafa yoruyorlardı genç devrimciler. Özetle şu soruya yanıt arıyorlardı: Ne yapmalı, nasıl değiştirmeli? Dramatik sonlarıyla efsaneleşen, gençlik heyecanıyla kahramanlık yapan ‘asiler’ değildiler ama. Toplumsal arayışın öne çıkardığı sorumlulukları üstleniyorlardı. Ve aslında tarihin kendilerine yüklediği ‘sıradan-insani’ görevleri yerine getiriyorlardı sadece. 68’in anti emperyalist gençlik hareketinin içinde olmak, bir devrimci genç için ‘olmazsa olmaz’ bir pozisyondu o fırtınalı iklimde. Amerikan bayraklarını yakmak, Amerikan filosunun askerlerini Dolmabahçe’den kovalamak, Filistin kampların..]]> Sun, 07 May 2017 04:57:15 +0300 Dünyanın en güzel yürüyüşü https://www.evrensel.net/yazi/78990/dunyanin-en-guzel-yuruyusu https://www.evrensel.net/yazi/78990/dunyanin-en-guzel-yuruyusu? Yarın 1 Mayıs! 127 yıldır dünyanın her yerinde işçileri, emekçileri, ezilenleri açtığı insanlık şemsiyesi altında toplayan işçi sınıfının günü... Sadece işçi sınıfına ait bir “ayrıcalık”tır bu. İşçi sınıfını güçlü kılan en temel özellik, enternasyonal sınıf karakteridir. Bu yüzden de birlik, dayanışma, kardeşlik en çok ona yakışır. Ve bu değerlerdeki eksilme ise yine en çok işçi sınıfını ve hepimizin geleceğini vurur. İşçi sınıfı bütün ezilenlerin, bütün emekçilerin birlik ve dayanışmasının ana sigortasıdır. Bu ‘sigorta’nın tahrip olması, sınıfın bölünerek halkların düşmanlaşmasının önündeki en son ve en güçlü engelin de yıkılması demektir. İşçi ve emekçi sınıfların birlik ve kardeşliği en gerekli olandır. Önümüzdeki ülke tablosu, epey zamandır bu gerekliliği ya da tersi durumdaki felaketin ayak seslerini yakıcı bir sorun olarak dayatmıştır. Bu tabloda elbette sömürünün saltanatı var. Bu sömürünün daha da derinleştirilmesine yönelik neo liberal saldırılar var. Sosyaliz..]]> Sun, 30 Apr 2017 05:00:43 +0300 O gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklemeyecektin! https://www.evrensel.net/yazi/78941/o-gomlegin-ilk-dugmesini-yanlis-iliklemeyecektin https://www.evrensel.net/yazi/78941/o-gomlegin-ilk-dugmesini-yanlis-iliklemeyecektin? Gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklersen diğerleri de yanlış gider ya; ‘Türk Tipi Başkanlık’ süreci de nasıl başladıysa öyle devam ediyor. Yok sayılan 7 Haziran seçimlerinden bu yana aynı hareket tarzı, aynı yöntemler... Anayasa değişikliklerinin Meclis komisyonundan sille tokat geçirilişi, genel kurulda “sana ne lan”cı açık oylamalar vs... Referandum aşamasında harekete geçirilen devlet gücü, dört bir taraftan boca edilen büyük eşitsizlikler ve nihayet oylama sürerken devreye sokulan YSK kararıyla tescil edilen hukuksuzluk... Başından itibaren yürütülen ve biribirine iliklenen aleni hukuksuzluk spotları, inşa edilen bir başka “hukuk” müktesebatının köşetaşları oluyor aslında. ‘Başkanlık hukuku’ böyle bir pratiğin üzerinde şekillendiriliyor. Yöntem açık; mevcudiyetinde iktidar olduğun mevcut hukuka uymayarak fiili alan açacak ve bu alanı kendi ‘hukukunla’ dolduracaksın! ‘Tarafsız’ devletin ‘tarafsız’ Cumhurbaşkanının seçim kampanyalarında ‘baş taraf’ olmasına cevaz veren ‘Başkanlık..]]> Sun, 23 Apr 2017 04:55:46 +0300 Tomahawklara da 'tek adam' rejimine de hayır! https://www.evrensel.net/yazi/78845/tomahawklara-da-tek-adam-rejimine-de-hayir https://www.evrensel.net/yazi/78845/tomahawklara-da-tek-adam-rejimine-de-hayir? IŞİD dışındaki bilumum cihatçının sıkışıp kaldığı İdlip’te kimyasallardan insanlar ölüyor. İddialar muhtelif: Suriye ordusu kimyasal silah mı kullandı? Yapılan saldırıda cihatçıların kimyasal stokları mı patladı yoksa? Daha öncesinden örneğini gördüğümüz türden bir mizansen olabilir mi peki? vb... Tarafsız bir heyetin yerinde araştırması sonucu bu sorulara kolayca yanıtlar bulmak mümkündü. Ama bu yapılmıyor. En basit araştırma prosedürü bile izlenmeden ‘suçlu’ bulunuyor ve füzelerle ceza kesiliyor! Olup bitenin ‘suç ve ceza’ çerçevesinde gerçekleşen olağan bir ‘akış’ olmadığı çok açık. Bu ölçüde bir uluslararası meşruiyet düzeyi yakalamış Esad yönetimi zaten savaşı kaybetmiş cihadçılara neden böylesi bir mağduriyet olanağı bahşetmiş olsun? ABD’nin Esadsız bir çözümün olamayacağını ilanından hemen sonra üstelik, kimyasal silah kullanmanın askeri ve politik olarak hiç bir yarar sağlamayacağı bilinmez mi? Hadi Esad gözü kararttı diyelim, Rusya nasıl böyle bir şeye izin verebilir? Ayrı..]]> Sun, 09 Apr 2017 06:00:01 +0300 Bu fotoğraf, en keskin 'evet' bildirisidir! https://www.evrensel.net/yazi/78795/bu-fotograf-en-keskin-evet-bildirisidir https://www.evrensel.net/yazi/78795/bu-fotograf-en-keskin-evet-bildirisidir? 15 gün kaldı... ‘Sayılı gün çabuk geçer’ diyeceğiz ama ‘tek adamcı’ cephenin sıkıntısı geçmiyor. Devlet ve hükümet merkezli bir cephe, müthiş örgütlü, bütün olanaklar seferber... İlk bakışta “referandumda ‘hayır’ yasak galiba” dedirtebilecek ölçüde (resmi nitelikli) bir dışlama, tecrit ve baskı mekanizmasının eşlik ettiği ‘Evet’ kampanyası, aradığı sözü bulamadı hâlâ. Çok gürültü, çok çarpıtma, çok yalan var ama akla ve vicdana dokunan, gerçeklikten beslenen, hayatı kuşatan söz yok. Olamaz ki zaten! Buradan çıkabilecek en hakiki söz şu olabilirdi belki: Ey ahali, ‘tek adam iktidarı’ için sizden ‘Evet’ demenizi istiyoruz! Bunu diyemiyorlar! Diyemedikleri için de istedikleri ‘Evet’i yalan yanlış bağlamlarla, “abidik gubidik” argümanlarla izah etmeye çalışıyorlar. Olmuyor ama, yetmiyor, yeterince yenmiyor. Bayat çünkü, yutturulmaya çalışılan herşey çok bayat. Tırtıklanmaya çalışılan Hollanda-Almanya krizi mesela... Bir ankette, AKP’ye oy verenlerin yü..]]> Sun, 02 Apr 2017 05:00:28 +0300 Zemin uygun değil, çakma mağdur zorda! https://www.evrensel.net/yazi/78698/zemin-uygun-degil-cakma-magdur-zorda https://www.evrensel.net/yazi/78698/zemin-uygun-degil-cakma-magdur-zorda? İktidarın taktiği belli: Tartışır gibi yapıp tartış(tır)mamak, referandumun gerçek içeriğinin ötesinde tartışma mecralarına çekmek... ‘Evet’ deyin de gerçekte neye ‘evet’ dediğinizi bilmeyin! Bazen ağızlarından kaçırıyorlar, “bütün iktidarı tek elde topluyoruz” diye. Ama en zorlandıkları da bu oluyor, o ‘tek el’ kimin eli? Zayıf halka burası. ‘Tek adam’lığa rıza aramak zor. Başka minderlere çekip oralarda güreşmek en iyisi... Mağduriyet imal edip ordan devşirmek, başından bu yana en başarılı olunan kulvarlardan biri. Ama artık sorunlu. Mağduru oynama yeteneği körelmiş durumda. Oynamaya çalışıyor ama başarılı olamıyor, ketleyen şeyler var. Saplanılmış milliyetçi-tekçi yol, mağdura sahip çıkan vicdani tepkilerden çok, ‘dur sana gününü göstereyim’ türünden bedel ödetici, defter dürücü, vicdan ve bilinçten yalıtık saldırgan tepkileri koşullamakta. Saldırgan reaksiyon, rivayet olunan ‘mağduriyeti’ ötelemekte, sürece rengini vermekte. AKP iktidarı geçmişteki gibi (“askeri vesayet mağduru..]]> Sun, 19 Mar 2017 05:45:01 +0300 'Evet'in iki aklı! https://www.evrensel.net/yazi/78655/evetin-iki-akli https://www.evrensel.net/yazi/78655/evetin-iki-akli? Referandum sürecinin en ilginç, en özgün pozisyonlarından biri, kuşkusuz ki Başbakan Yıldırım’a ait. Konuşulmayacak gibi değil gerçekten de. Öyle ki, “Ben Başbakan’dan memnunum, o yüzden de ‘Hayır’ diyeceğim!” türünden ironilere konu olabiliyor. Başbakan ise başbakanlığın gereksizliğine dair vatandaşa ‘evet’dedirtmeye kararlı. Ne ölçüde başarılı olacak, göreceğiz. ‘Evet’e ikna konusunda başarılı olmadığını söylemek şimdiden mümkün yine de. Ama ettiği sözleri, kullandığı argümanları duydukça, hani derler ya, getirip zorla cebime koysalar da başbakanlık yapmam arkadaş, diyesi geliyor insanın! “Başbakanlığı kaldıralım ki abidik gubidikler Başbakan olmasın” deyişi mesela, unutulacak gibi değil, tarihe geçti çoktan. Her gün yenileri sonra: “Efendim tek adam gelecekmiş. Kardeşim iki tane adam olur mu tabii ki tek adam olacak...” Bir diğeri, “Evlenirken ne diyorsunuz, hadi yemeğe gidelim, hadi gezmeye gidelim deyince ne diyorsunuz? Güzel işler hep ‘evet’le başlar...” Bu sözlerin nası..]]> Sun, 12 Mar 2017 04:02:33 +0300 'Söz yitimi'! https://www.evrensel.net/yazi/78607/soz-yitimi https://www.evrensel.net/yazi/78607/soz-yitimi? Sıkça karşılaştığımız bir bulmaca sorusudur, ‘söz yitimi?’ diye sorulur ve yanıtı ‘Afazi’ olarak çıkar. “Ses çıkarma yeteneği kaybolmadığı halde istenilen sözü bulup söyleyememe hastalığı” şeklinde tanımlanır. Teşbihte hata olmaz, referandumda halka ‘evet’ dedirtmeye çalışan iktidar ve ortaklarının hali, ‘söz yitimi’ni çağrıştırmıyor mu? Ses çıkarma yetenekleri o biçim; bütün güç ellerinde, imkân ve olanaklar ye ye bitmez misali... Devasa bir propaganda düzeneği yediyirmidörtsaat işliyor da işliyor ama bir sıkıntı var besbelli. Adını koyamadıkları, tarif edemedikleri, nedenini açıklayamadıkları bir sıkıntı... İtiraf da ediyorlar bazen: “Referandum tabanda ciddi bir heyecan uyandırmadı” diye Akit’ten Dilipak yazdı en son. Öncesinde ise, “evet, anketlerde bir problem var gibi, halkımıza tam anlatamadık sanırım, sahaya inince hallederiz artık” mealinden bir durum tespiti yapılmıştı zaten en tepeden. İkna edici, harekete geçirici “uygun bir söz” arıyorlar, bulamıyorlar! Aradıkları ‘söz..]]> Sun, 05 Mar 2017 04:56:51 +0300 'Ne değişecek ki?' diye sorma, değişeni gör! https://www.evrensel.net/yazi/78510/ne-degisecek-ki-diye-sorma-degiseni-gor https://www.evrensel.net/yazi/78510/ne-degisecek-ki-diye-sorma-degiseni-gor? Referandum sath-ı mailindeyiz artık ve ‘olağanüstü hal’le yönetiliyoruz. Derme çatma demokratik standartlar açısından bile kabul edilemez olan bu çelişki, iktidar açısından özel bir anlam taşıyor aslında. OHAL’de ısrar, tam da vaat edilenin resmidir. Süreklileştirilmiş bir korku iklimiyle temellendirilen ‘fiili durum’un, anayasal bir norm halinde geleceğimizi tanzim etmesine rıza göstermemiz istenmektedir. İçselleştirilmiş korku ve olağanüstü yönetime razı olmak! Denklemin özeti budur. İktidarın referanduma ‘OHAL’le gitmesi eşyanın tabiatına uygundur yani. Korkutmak, en başat ‘evet’ argümanı ve geleceği planlama ve yönetim enstrümanıdır çünkü. Yeni de değil bu. 7 Haziran’da kaybedilmiş bir seçim sonrası şekillenen, 1 Kasım’da semeresini veren, 15 Temmuz’u fırsata çevirerek yaratılan fiili durumla zincirlerinden kopan bir süreç... Şimdi bu korku iklimli fiili durumu anayasallaştıralım diye önümüze koyuyorlar. “Referandumla ne değişecek ki, hayır da çıksa bu fiili durum devam..]]> Sun, 19 Feb 2017 04:53:14 +0300 'Evet'in zayıf halkası, 'Hayır'ın gücü! https://www.evrensel.net/yazi/78423/evetin-zayif-halkasi-hayirin-gucu https://www.evrensel.net/yazi/78423/evetin-zayif-halkasi-hayirin-gucu? Boşuna denmemiştir; siyaset, biraz da bölmek ve birleştirmek sanatıdır diye. Karşı güçleri bölerek en geniş çevreleri bir araya getirmek... Bunun için, koşulların öne çıkardığı ana halkayı saptayıp oraya yoğunlaşmak gerekir. Her siyasal sürecin böylesi ‘zayıf halka’sı vardır mutlaka. En azından olasılık düzeyinde de olsa karşı tarafın bölünebileceği ve spesifik ya da konjonktürel de olsa muhalefeti genişletebilecek ‘zayıf halka(lar)’ bizzat sürecin içinde gömülüdür. Onu açığa çıkarıp görünür kılmak doğru siyasetin işidir. Ama bugünün ‘zayıf halkası’nı tespit etmek, görünür kılmak için çok da mahir olmak gerekmiyor doğrusu: Referandumla hedeflenen ‘tek adam rejimi’! Erdoğan iktidarının bu hikmetinden sual edilmezlik arayışı, onun en zayıf halkası olmuştur aslında. Eşyanın tabiatına uygun olarak; ‘tek adama evet’ diyen bu ‘zayıflık’, bugün ‘hayır’ siyaseti açısından ise en güçlü halkadır. MHP dahil, iktidarın hegemonik alanında da gerilim, güvensizlik ve çatlama yaratabilecek bir pota..]]> Sun, 05 Feb 2017 04:13:12 +0300 'Hayır'lı özgünlükler! https://www.evrensel.net/yazi/78384/hayirli-ozgunlukler https://www.evrensel.net/yazi/78384/hayirli-ozgunlukler? ‘Türk tipi başkanlık’, Meclis’ten referandum vizesini aldı. Şaşırtıcı olmadı doğrusu. “Bekleme odasına alıyoruz” diye epey öncesinden reçetesi çiziktirilmiş ‘parlamenter sistem’in parlamentosunun sürece ket vurması olası değildi. “Tek adam”lık yolunda HDP’lilerin dokunulmazlıklarını altın tepside ikram etmekten imtina etmeyen bir parlamentonun “beklemeye alındığı” o “odadan” çıkmaya mecali kalmamıştı zaten. Haksızlık olmasın, itirazlar ve direnme çabalarını inkâr etmiyoruz. Ama hepsinin ötesinde, ‘toplam meal’, maalesef dediğimiz gibidir. Meclis’in, bu ‘tek adam’lı gidişatta bir direnme mevzisi olmak için ne yeterli ‘matematiği’, ne de siyasal bir özgül ağırlığı kalmıştı. Şimdi AKP ve MHP’li vekiller (en azından kağıt üzerinde kendilerini esas alan) Meclis’li sisteme son noktayı da koyacak ‘Evet’ kampanyasına koşturmak için o “bekleme odasından” çıkarılacaklar! Tarihin böyle ironileri de oluyor işte. Bir başbakan ki mesela; kendisine hiç gerek olmadığını, başbakan olmadan ülkenin da..]]> Sun, 29 Jan 2017 03:46:17 +0300 'Sana ne lan', siyasetten sana ne?! https://www.evrensel.net/yazi/78290/sana-ne-lan-siyasetten-sana-ne https://www.evrensel.net/yazi/78290/sana-ne-lan-siyasetten-sana-ne? İddia malûm; “Milletçe yeni bir milli kurtuluş savaşı içindeyi.” Bahsi geçen “millet” olmanın ulvi şuurundan yeterince nasiplenmemiş bedbahtlar olarak, bu ‘kurtuluş savaşı’nın tarihsel ve güncel anlamı açısından biraz kafa karışıklığı yaşadığımız açık. Her daim değişebilen, adı lazım değil “üst akıl”lı düşmanlara karşı kıran kırana süren bu savaşın o çok derin amacına, bir başka deyişle, ‘kurtuluşumuza’ dair yeterince zihin açıklığı içinde olduğumuz söylenemez. Olacak o kadar ama, bazı şeyleri de görerek, yaşayarak öğreniyor insan. Hayat, biz müzmin şuursuzlara bile öğretecek kadar sabırlı bir öğretmendir sonuçta. Yolunu mu şaşırdın, ondan öğrenmeye çalışacaksın. Böyle olağanüstü zamanlarda hayat dediğimizden çoğunlukla iktidarın hali pür melali anlaşılsa da, ordan ikna olmaya çalışacaksın artık! Hadi öyle yapalım. Nerden başlayalım? Meclis’te olup bitenlere bakabiliriz mesela. Anayasa değişiklikleri oylamasının, içinde olduğumuz “yeni milli kurtuluş savaşı”nın en kritik cephesi ola..]]> Sun, 15 Jan 2017 05:00:26 +0300 Gerçek aşkıyla, yeni yıla... https://www.evrensel.net/yazi/78207/gercek-askiyla-yeni-yila https://www.evrensel.net/yazi/78207/gercek-askiyla-yeni-yila? 2017’nin ilk günündeyiz şimdi. “Mutlu geçsin” dileklerinin kimseyi pek de mutlu etmeye yetmediği bir zamandan geçerken, bu ilk durakta söylenecek ilk sözler ne olabilir? Son iki yılın savaş ve şiddetiyle biriktirilmiş sorunlar bagajı sırtımızdayken... “Bu kadarı da olur mu” diye bizi şaşırtan melanetler zinciriyle dört bir yanımızdan kuşatılmışken... Önceleri, “uzun yıllar alır” dediğimiz birçok şey, bugün çok çok kısa zamanda gerçekleşiyorken, zaman bu ölçüde hızlanmışken böyle... ‘Yeni yıl’ denilenin ‘kendiliğinden’ vaat edeceği nasıl bir ‘yenilik’ olabilir ki?! Olup biteni izlemek, hiç bir şey yapmadan “yok yok böyle gitmez”, “bu sürdürülemez bir durumdur”, vb. türden teskin edici “haplarla” idare etmek, o beklenen ‘yeni’nin daha çok bekleneceğini gösterir sadece. Hızlanan ve de daralan zaman kimseye bu ölçüde bir ‘bekleme lüksü’ bahşetmiyor maalesef. Bir köşede izleyerek ‘Yeni’yi beklemeyelim! Bekledikçe, farkında olalım ya da olmayalım, bize dayatılan ‘eskimiş’in ekl..]]> Sun, 01 Jan 2017 04:57:28 +0300 'El alem'den hep korkacak mı CHP?! https://www.evrensel.net/yazi/78076/el-alemden-hep-korkacak-mi-chp https://www.evrensel.net/yazi/78076/el-alemden-hep-korkacak-mi-chp? MHP’nin de ortak edildiği “Türk tipi Başkanlık” süreci hızla ilerliyor. Milliyetçi-Muhafazakâr mecrada siyaset yapanların buluşmalarında şaşılacak bir şey de yok zaten. Sorun, bu gidişatı engelleyebilecek siyasal potansiyelin bütünlüklü bir muhalefet cephesi olarak şekillenememesinde. Bunda CHP’yi yönetenlerin belirleyici payı var. Memnuniyetsiz toplumsal kesimler içinde en ‘nüfuzlu’, en yaygın parti CHP çünkü. Ama ‘varlık nedeni’ olarak gördüğü parlamenter rejimi fiilen atıllaştıran ve anayasal olarak da ortadan kaldıracak olan AKP-MHP ortaklığına karşı toplumsal bir muhalefet geliştiremiyor. Açmazlarında ısrar ettiği sürece bu mümkün de değil zaten. AKP-MHP milliyetçiliğinden tamamen kopulmadıkça, “terörle mücadele” adına güvenlikçi-savaşçı politikalara angaje oldukça, mevcut kulvarında bağırıp çağıran, hiddetlenen ama maalesef nafile bir söylem muhalefetiyle yetinecektir CHP. CHP’nin muhalefet stratejisinde MHP’ye çok kilit roller atfedildi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmelet..]]> Sun, 11 Dec 2016 05:34:55 +0300 Kalp pilli ve kalp dilli bir derviş! https://www.evrensel.net/yazi/77984/kalp-pilli-ve-kalp-dilli-bir-dervis https://www.evrensel.net/yazi/77984/kalp-pilli-ve-kalp-dilli-bir-dervis? Strateji ve taktik bağlamında ‘CHP muhalefeti’ne dair yazmaya devam edecektik, olmadı. Malûm, Ahmet Türk’ü tutukladılar. Nasıl barış ile sorunu olanların “ilgisiz” kalmadıkları bir figürse, barış diye bir sorunu olanların da ilgisiz kalamayacakları bir isimdir. Politika konuşmanın ötesinde, onun üzerine hiç değilse iki kelam etmek gibi bir vicdani borcumuz hasıl olmuştur. Ahmet Türk, bu ülkedeki barış mücadelesinin başat sembollerinden biridir çünkü. Gazetemizin onun gözaltına alınmasını duyurduğu manşetindeki gibi, ‘35 yıldır değişmeyen (o) fotoğraf’ta, hep sıkıntı ve çileyle karşılık bulmuş ama hep de yücelmiş bir sembol... ... Acılı ve zahmetli bu barış yürüyüşünde nelerle karşılaşılacağını, ne belalar yaşanacağını en iyi Ahmet Türk bilirdi elbet. Bunları bilmeden yürünebilir mi zaten o yolda? Daha ilk metrelerde soluksuz kalıp sağa sola dökülen çer çöpe bakalım, bir de Türk’ün 35 yıldır süren maratonuna... Nedir sırrı acaba? Barış dervişliğinin paha biçilmez güzelliğinin ortasın..]]> Sun, 27 Nov 2016 04:29:51 +0300 Ya 'Yenikapı ruhu', ya 'Yeni rejim' karakolu! https://www.evrensel.net/yazi/77890/ya-yenikapi-ruhu-ya-yeni-rejim-karakolu https://www.evrensel.net/yazi/77890/ya-yenikapi-ruhu-ya-yeni-rejim-karakolu? Herkesin birbirine sorduğu ve aslında yanıtının çok da bilinmez olmadığı bir sorudur; “nereye gidiyoruz?!” Siyasal iktidarın nereye götürmek istediği belli, Devlet Bahçeli’yle görüşmelere bak, anla! MHP’liler “Devletin başına Devlet gelecek” derlerdi ya; şimdi o rüya “Devletin başına (Türk tipi) Başkan gelecek” parantezinde buharlaşıp tamamına ermekte. Meclisi feshetme, kararname çıkarma, bakanları meclis dışından atama, yüksek mahkeme üyelerini, üniversite rektörlerini tayin etme yetkileri olan bir ‘Başkan’ ve “milliyetçi-muhafazakar geleneklerimize de uygun, Türk tipi Başkanlık.” Bahçeli’nin, “Geleceğimizin politik kararı vatan coğrafyasının ana damarında yazılıdır” dediği o ‘esrarengiz’ yazıda tam da bu var işte! Durum bu kadar açıkken, “nereye gidiyoruz?” sorusunun bu kadar çok ve döne döne soruluyor oluşunun nedeni ne peki? Kuşkusuz ki, ne yapılacağının, nasıl karşı çıkılacağının bilinemiyor oluşudur. ‘Ana muhalefet’ CHP’nin belirleyici payı var bunda. Gidişattan memnun olmayan..]]> Sun, 13 Nov 2016 05:00:21 +0300 Şimdi zindanda demlenen zaman... https://www.evrensel.net/yazi/77803/simdi-zindanda-demlenen-zaman https://www.evrensel.net/yazi/77803/simdi-zindanda-demlenen-zaman? “Biz Türkiye’deki diğer insanlar gibi darbe olduğunu TRT’den öğrenmedik, Diyarbakır Cezaevinde dayak yiyerek öğrendik. Çok dayak yedik, mazgallardan izlenirdik. Cezaevi Komutanı Esat Oktay köpeğiyle beraber içeri girerdi, saatlerce bağırırdı: ‘Burası kadın koğuşu, burası bizim namusumuz.’ Esat Oktay bana altı ay boyunca, köpeği Co’nun kaldığı kulübede ‘Ben Kürt değilim, Türk’üm’ demediğim için hücre cezası verdi. Yaşadıklarım, ruhumun derinliklerinde derin yaralar açtı. Hala vücudumda fiziksel izlerini taşıyorum. Ayak bileklerimde söndürülen sigaraların izleri, falaka izleri duruyor...” ... Anlatılan 12 Eylül darbesidir, anlatan ise 12 Eylül’de askerî darbeyle hapsedildiğinde 17 yaşında olan genç bir devrimci kadındır. 36 yıl sonrasıdır. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak, 15 Temmuz askeri darbe girişimini araştırmak için kurulan meclis komisyonunda konuşuyordu. Komisyondaki iktidar milletvekillerinin itham eden, hüküm içeren sorgulamalarına ‘siz de darbecisini..]]> Sun, 30 Oct 2016 05:00:49 +0300 Yine Baykal klasiği; komik mi, trajik mi? https://www.evrensel.net/yazi/77756/yine-baykal-klasigi-komik-mi-trajik-mi https://www.evrensel.net/yazi/77756/yine-baykal-klasigi-komik-mi-trajik-mi? Günümüz ‘olağanüstü hal’ine yakışır bir şekilde gündeme sokulup hemen bir haftada ‘olağanlaştırılan’ bir tartışma: “Gelin fiili durumu hukukileştirelim...” Start Bahçeli’den gelmişti. Siyasal varlığı açısından kendi partisinin sonunu getireceği büyük ihtimalken, bile bile çağrısı yapılmış bu mecranın hangi motivasyon ya da ikbal arayışlarıyla temellendirildiği ayrı bir konu. Onu geçelim. Burada güncelliği bakımından asıl önemli olan, “fiili durum”un, hem de bir “muhalefet partisi”nin başkanı tarafından, olağan ve normal kabul edilmesidir. Peki nedir sözü edilen bu “fiili durum”? Meclisin bir tür siyaset dışına itilmişliği, parlamenter rejimin “bekleme odasına” alınmışlığıdır... OHAL’i olağanlaştırıp süreklileştirme alametlerini çoktan vermeye başlamış ve Türk Tipi Başkanlık diye tarif edilen bir iktidar biçimi arayışıdır... Kararları ve siyasal inisiyatifi denetlenemeyen, yargıyı, medyayı ve akademiyi tamamen bağımlılaştıran bir ‘tek adam’ rejiminin fiili durumudur yaş..]]> Sun, 23 Oct 2016 04:59:25 +0300 ‘Türk tipi başkanlık’: Anayasal OHAL! https://www.evrensel.net/yazi/77706/turk-tipi-baskanlik-anayasal-ohal https://www.evrensel.net/yazi/77706/turk-tipi-baskanlik-anayasal-ohal? Bazı tartışmalar hiç bu kadar alenileşmemişti Türkiye’de. İhtiyaç giderek daha çok keskinleşiyor demek ki. İktidar güdümlü tartışmalar, yeni bir rejim mimarisine dair sürecin de keskinleşerek bir final aşamasını zorladığını gösteriyor. “15 Temmuz’da parlamenter demokrasi bir darbeden kurtuldu, AKP/Saray iktidarının mevcut rejimi korumaya dair hassasiyeti artacak, ötesinden vazgeçecek...” gibi beklentiler çoktan berhava oldu. Bu hevesle “Yenikapı ruhu”na dahil olanlara yine hayalkırıklığı ve hüsran kaldı tabii ki. Kılıçdaroğlu’na bile “bir karşı darbeyle karşı karşıyayız” dedirten gelişmeler oldu, biliniyor. Önce “bekleme odasında” denilen “parlamenter rejim” şimdi gereksiz bir fazlalık olarak görülüyor açıkça. Siyasal kaderi iktidara mahkûm Bahçeli’nin pası sonrası birden dört bir yanımızı kuşatan “fiili durumu hukukileştirelim” tartışması da buna dönük zaten. Sözkonusu “fiili durum” bir muhalefet konusuydu ve hukuki olmadığı için terkedilmesi gerektiği söylenirdi. Şimdi iktidar ma..]]> Sun, 16 Oct 2016 04:58:02 +0300 10 Ekim... aynı şeyi söyler dilimiz https://www.evrensel.net/yazi/77659/10-ekim-ayni-seyi-soyler-dilimiz https://www.evrensel.net/yazi/77659/10-ekim-ayni-seyi-soyler-dilimiz? Yarın 10 Ekim... Bir yıl geçti üzerinden Ankara katliamının. Öncesinde Suruç, öncesinde Diyarbakır, öncesinde ‘masa falan yok’ günleri... Ülkenin nasıl karanlık bir tünele sokulacağının uğursuz alametleri... Şimdi o tüneldeyiz; darbeli, karartmalı yolculuğumuz sürüyor. Türkiye 10 Ekim 2015’ten bu yana daha yaşanası bir yer olamadı maalesef... Bizse o meydandayız hâlâ; vurulmuş, parçalanmış, kırılmış halimizle. 102 arkadaşımızın yokluğu omuz başımızda, yaşamak ağrısı boynumuzda, “barış” diyoruz yine. Başka ne diyebilir dilimiz, ne yazabilir elimiz? İyisi mi, katliamın yaşandığı o günlerde bu köşede yazılmış ‘Cümle Aleme Rahmet Saçan Yoksul Elimiz’ başlıklı yazıya sözü bırakmak... Orada bahsi geçen ve vekaleti IŞİD’e verilmiş alçakça tuzakta paramparça edilmiş halimizin fotoğrafı olan o ‘an’, bir yıldır sürüp bugüne ulaşsa da, ‘an’dır sonuçta, geçer! “İnsanoğlu bir acayip nesnedir” ne de olsa. Her şey geçer. Sararız yaralarımızı. Unutmayalım yeter ki; yitirdiklerimizi..]]> Sun, 09 Oct 2016 04:59:36 +0300 Yalan ve hayat https://www.evrensel.net/yazi/77603/yalan-ve-hayat https://www.evrensel.net/yazi/77603/yalan-ve-hayat? Yalan söylemek bir kurgu işidir sonuçta, hayal gücü de içerir. Yol açtığı/açacağı sonuçlar bir tarafa, bu ‘yaratıcılık’ boyutuyla birlikte düşünüldüğünde, sanatsal bir karakteri bile olduğu söylenebilir! Leo Tolstoy boşuna mı söylemiş: “İnsanları yalan söylediklerinde dinlemeyi severim. Çünkü olmak istedikleri ama olamadıkları insanları anlatırlar.” 15 Temmuz sonrası Türkiye’yi yönetenlerin “darbe karşıtlığı”na tanık olsaydı, bu fikrini nasıl güncellerdi acaba Tolstoy? “Olmak istedikleri ama olamadıkları” için yalan söyleyenlere başka bir kategori de eklemek gerekmez miydi? Olmak istemediği ve olmadığı için yalan söylemeye mecbur bir iktidar gerçeği varken karşımızda. Öyle durduğu yerde durmayan yalanlar ama. Siyasal iktidar sonuçta, hayatı kendi yalanlarına göre tanzim etmeye çalışan bir dev çark... Yalan, onu kurgulayıp dayatan bir iktidar şiddetiyle birleştiğinde artık doğrudan doğruya siyasetin konusu oluyor ve ne yaratıcılığı kalıyor ne de sanatsallığı. Bu türden yalancıları din..]]> Sun, 02 Oct 2016 03:58:51 +0300 Yolcular gelip geçse de ‘Yol’ baki! https://www.evrensel.net/yazi/77507/yolcular-gelip-gecse-de-yol-baki https://www.evrensel.net/yazi/77507/yolcular-gelip-gecse-de-yol-baki? Tarık Akan da öldü... Onun sinemacı kimliği hakkında çok söz söylemeye gerek yok herhalde. 66 yıllık bir yaşamın 45 yılını alan sinema emekçiliği ve 111 film... Sinema tarihine adını çoktan yazdırmış büyük bir sanatçı, usta bir aktör... Sadece bir oyuncu değil, politik bir figürdü de Tarık Akan. 70’lerin ortalarından itibaren Türkiye’nin kaynayan toplumsal ikliminde politikleşti. Emekten, demokrasiden, soldan atmaya başladı yüreği. Kuşkusuz ki aydınlık, güzel yarınlardan yanaydı. Ama onun politik kimliğini bölüp parçalayan bir trajik boyut da vardı. Türkiye solunun 90’lardan sonraki yakın geçmişinde gözlemlediğimiz, solu devlete doğru oyan bir boyut... Ölümünün arkasından kem söz etmek değil amacımız, asla. Ama anlamak lazım yine de. Tarık Akan’ın büyük sanatçılığını bir noktadan sonra politik bir trajediyle bütünleyen şey neydi? Sosyal medya mecralarından izlediğimiz ona dair kırgınlık ve sitem içeren paylaşımların ‘rasyonel’ bir zeminde anlamlandırılması da bu sorunun yanıtıyla i..]]> Sun, 18 Sep 2016 04:19:37 +0300 Yangının merkezine yolculuk! https://www.evrensel.net/yazi/77371/yanginin-merkezine-yolculuk https://www.evrensel.net/yazi/77371/yanginin-merkezine-yolculuk? Göz gözü görmez derecede sisli bir hava, oldukça kaygan ve virajlı bir yol, sağa sola yalpalayarak hızla giden bir araba... Üstüne üstlük şoför yüksek promil alkollü, hayır hayır alkollü demeyelim, günah, alkolle arası hiç iyi olmasa da hayatın sarhoş ettiği türden diyelim, ‘içmeden sarhoş’ yani... Türkiye’ye mi benzettiniz? Teşbihte hata olmaz derler. Kürtlerle diyalog masasını devirerek yükselttiği kendi iç ateşiyle birlikte, bir başka yangının da kıyısındaydı zaten Türkiye. Şimdi dindirmek bir yana, yüksek iç ateşiyle birlikte o yangının merkezine doğru hızlı bir dalış yaptı. Türkiye artık fiziken de Suriye’de! Bir hükümet yetkilisinin “Suriye politikalarımız yüzünden başımıza bunca iş geldi” itirafının üzerinden daha bir hafta geçmedi hem de. Bu ateşi dindirin, kan dursun, bombalarla parçalanmayalım, yeter diyenlere, Suriye yangınından ‘çözüm’ bulacak artık Türkiye’yi yönetenler! *** Suriye’yi paramparça eden iç savaşa yıllarca körükçülük yaptıktan sonra, bu ‘Suriye’nin toprak ..]]> Sun, 28 Aug 2016 04:38:41 +0300 Apoletsiz darbenin anestezisi! https://www.evrensel.net/yazi/77224/apoletsiz-darbenin-anestezisi https://www.evrensel.net/yazi/77224/apoletsiz-darbenin-anestezisi? Başarısız bir darbe girişiminin başardıklarını izliyoruz. İktidarın ‘darbeyle mücadele’ adına attığı her adım, 7 Haziran’dan itibaren izlediği ‘siyasal darbe’ sürecini daha da derinleştirmekte. Şöyle özetleyebiliriz; askeri darbenin başarısızlığı, ‘siyasal darbe’nin başarısına eklemlenmiş yeni bir boyut oldu. Artık ‘hukuki’ bir zemini var en azından; hukuksuz ‘siyasal darbe’nin hukukudur OHAL. Bundan sonrası, olağanüstülüğünü olağanlaştırma operasyonlarıdır. Sadece tıbbi operasyonlarda değil, böylesi siyasal operasyonlarda da bir tür ‘anestezi’ye ihtiyaç vardır elbette. “Darbeye karşı ‘milli birlik’ halinde demokrasiye sahip çıkalım” argümanı, sürdürülen siyasal operasyonun ihtiyaç duyduğu ‘anestezi’nin güncel argümanı durumunda. Gün, kuşatıldığımız olağanüstülükleri ‘olağan’ algılama günüdür; demokrasiye sahip çıkmak OHAL’i bile sorun yapmayacak kadar önemli ve önceliklidir! Apoletsiz darbenin anestezisi böyle yapılmaktadır. *** Askeri darbeden ‘kurtarılmış’ olan demokrasi midir? ‘M..]]> Sun, 07 Aug 2016 05:00:37 +0300 Darbeyi savuşturan 'demokrasi' OHAL'le ödüllendirildi! https://www.evrensel.net/yazi/77126/darbeyi-savusturan-demokrasi-ohalle-odullendirildi https://www.evrensel.net/yazi/77126/darbeyi-savusturan-demokrasi-ohalle-odullendirildi? 7 Haziran 2015 sonrasında olağanüstü keskinlikte bir sürecin içine itilmişti Türkiye. ‘Saray’ merkezli devlet ittifakının yönlendiriciliğinde, ’olağan’ seyrinde işleyen hemen hiçbir şey bırakılmamıştı. Bu olağanüstü gidişata başarısız bir darbe de eklenmiş oldu. ‘Devlet ittifakı’ dediğimizin sadece ülkenin gerçek muhalefet çevrelerine karşı bir ittifak olduğunu ama kendi içinde silahlı bürokrasi merkezli olmak üzere derin bir fay hattı barındırdığını da gösteren bir darbe girişimi... Bütün boyutlarıyla ele almak mümkün değil elbette. ‘Nasıl gerçekleşti?’ sorusunun yanıtı olarak ortalığa saçılan verileri izlemek, bugünlerde çok kullanılan ifadeyle, ‘darbe mekaniği’nin nasıl işlediğinin ayrıntılarına yoğunlaşmak heyecan verici olabilir elbette. Ama bu, biçime odaklanıp özü ihmal etmeyi kışkırtan, ‘apolitik’ bir yaklaşımdır aslında. Neden ve sonuçlara işaret etmeyen darbe okumalarının adeta üzerimize boca edildiği bu dönemde böylesi ‘apolitik’ yönlendirme ve koşullamaların gerçekte ha..]]> Sun, 24 Jul 2016 04:23:36 +0300 Roni ve Özkök neyi tartışıyor? https://www.evrensel.net/yazi/77033/roni-ve-ozkok-neyi-tartisiyor https://www.evrensel.net/yazi/77033/roni-ve-ozkok-neyi-tartisiyor? Aslında “faşizmle uzlaşma manzaraları”na devam edecektik ama araya giriverdi işte; Roni Margulies ile Ertuğrul Özkök atışıyorlarmış. Bize ne bundan denilebilir ve bu iki isimden dolayı daha baştan bir gereksizlik hissi uyandırabilir yazı. Varsın olsun, herkesin “gereksiz bir yazı olmuş” kontenjanı vardır ya, ordan sayılsın. Hem biraz zorlayınca dediğimiz ‘uzlaşma’ konusuyla da bağı kurulabilir belki! Hikâye şöyle: Margulies (malum, şu ‘yetmez ama evet’çiliğine dair “balkon” konuşmasında teşekkür edilmiş gruptan, ünlü ‘devrimci sosyalist’), bir röportaj vermiş. Cezaevinden salıverilen Ergenekoncuların, Balyozcuların mutlaka darbe planları yaptığını ve örneğin Veli Küçük gibi birinin dışarda olmasından öncelikle AKP’nin korkması gerektiğini söylemiş. Eksik olmasın, AKP’nin baskıcı bir parti haline geldiğini kabul etmiş artık ama bunu yine o ‘devlet AKP’yi yönetiyor’ şeklindeki ‘sivilci’ şablona oturtmuş. Neyse, Ertuğrul Özkök de bu Ergenekon dokundurmasını üzerine alınmış elbet ve “Türk..]]> Sun, 10 Jul 2016 05:00:23 +0300 Memleketimden ‘uzlaşma’ masalları https://www.evrensel.net/yazi/76927/memleketimden-uzlasma-masallari https://www.evrensel.net/yazi/76927/memleketimden-uzlasma-masallari? Bir başlangıç noktası almak gerekirse, 7 Haziran 2015 seçimi sonrası, Türkiye olağanüstü keskinlikte bir sürecin içine itildi. Seçim sonuçlarının işaret ettiği demokratik dinamiğin güçlenme olasılığı yeterince sarsıcıydı ve bu durum olağan akışına bırakılamazdı. ‘Saray merkezli’ devlet ittifakı, bizzat bu ittifakın kolaylaştırıcısı durumundaki Kürt fobisinden hareketle, savaşla işe başladı. Elbette ki Suriye’deki gelişmelere dair ‘dış’tan ‘iç’e bağlanmış kombinezonlar, Saray ve askeri bürokrasinin çakışan ya da ayrık özel hesapları gibi epeyce etmeni de içeren bu ‘olağanüstü’ savaş rejimi, geçen bir yılda ‘olağan’ seyrinde işleyen hemen hiç bir şey bırakmadı Türkiye’de. Bir başka ‘meşruiyet’ geçerli artık sistemin işleyişinde. ‘Saray’da merkezileşmiş, ‘fiili’ normlarını ‘hukuk’ yerine ikâme eden ve ‘hareket halindeki her şeyi’ hedef alan, terörize eden, korkutan, parçalayıp dağıtan bir rejimin ‘meşruiyeti’, olağan siyasal biçimler çerçevesinde anlaşılamaz herhalde. Teşhisi bolca yapılm..]]> Sun, 26 Jun 2016 04:21:00 +0300 Uzlaşma, sıfırlanırsın! https://www.evrensel.net/yazi/76643/uzlasma-sifirlanirsin https://www.evrensel.net/yazi/76643/uzlasma-sifirlanirsin? 7 Haziran seçim sonuçlarının gaspıyla başlayan bir sürecin biribirini tetikleyen darbelerini izliyoruz. Sistemin olağan “meşruiyet” çerçevesinin yerini Saray merkezli ‘tek adam’ rejiminin fiili normları almış durumda. Bu, başka bir “meşruiyet” alanı artık. Hadi, Kürdistan’da asgari bir savaş hukukunu bile hiçe sayıp uygulanan savaş rejimini bir kenara bırakalım. Türkiye bir anayasayla mı yönetiliyor? Meclis, burjuva parlamenter anlamıyla bile, ne ölçüde bir ‘temsil’ organıdır? Ya Yargı?.. Hükümet peki? Türkiye’de klasik anlamıyla bir hükümet var mıdır? Bir Başbakan düşünün ki, yüzde 49 buçuk oy aldıktan sonra “hamdolsun ki milletimiz istikrarı seçti” diye çalım satıp duruyorken, daha beş ayda kullanım süresi dolmuş olsun. Müthiş istikrar değil mi! 7 Haziran’a nasıl silah çekildiyse, gerektiğinde 1 Kasım’a bile kırmızı kart gösterilebiliyormuş demek ki! Bu ölçüde keskinleşmiş ihtiyaçlar ve gayri meşru bir siyasal hat üzerinde yürütülen süreçten murad edilen iktidarın niteliğini varın ta..]]> Sun, 15 May 2016 05:00:28 +0300 Dilimizde Enternasyonal, yürüyelim! https://www.evrensel.net/yazi/76549/dilimizde-enternasyonal-yuruyelim https://www.evrensel.net/yazi/76549/dilimizde-enternasyonal-yuruyelim? 1 Mayıs için yollardayız bugün. İnsanlığın en enternasyonal gününde... Tarihin şekillendirdiği en enternasyonal sınıfın, işçi sınıfının, hayatımıza kattığı büyük dayanışma ve mücadele günündeyiz. Sınıflı toplumlar tarihinin şaşmaz bir gerçeğidir; herhangi bir toplumsal kesimin toplumsal gücü, onun ‘kendisi için’ yapacağı siyasetle ilişkisi ölçüsündedir. Kendisi için siyasetten uzak olanın kendi toplumsal gücünün farkına varması, onu kullanması da pek mümkün olmaz. Uzun analizlerin yeri ve zamanı değil; bugün Türkiye işçi sınıfının kuşatıldığı en büyük sorundur bu. İşçi sınıfına musallat edilmiş işbirlikçi sendika bürokrasisi başta olmak üzere sistemin ve iktidarın bütün araçları bu sorunun dayanaklarıdır. Sendika bürokratlarının, işçileri 1 Mayıs’tan özellikle köşe bucak kaçırmalarının nedeni de budur. Çünkü birlik, mücadele ve dayanışma günüdür 1 Mayıs. Siyaset günüdür! Sonrasında iktidar merasında vekil olarak otlamaya başlamış bir sendika ağası şöyle it..]]> Sun, 01 May 2016 05:05:59 +0300 Aynı 'milli' hava: Önce 'zo'lar, şimdi 'lo'lar! https://www.evrensel.net/yazi/76499/ayni-milli-hava-once-zolar-simdi-lolar https://www.evrensel.net/yazi/76499/ayni-milli-hava-once-zolar-simdi-lolar? Bugün 24 Nisan... Taammüden işlenmiş bir devlet suçunun 101’inci yıl dönümündeyiz... Nasıl hazırlandı?.. Neden yapıldı?.. Kim yaptı?.. Kaç kişi öldürüldü?.. Kaç kişi sürüldü? Sonrasındaki mülkiyet ve servet transferinin siyasal-sınıfsal sonuçları?... vb birçok soru ve elbette üzerinden bir asır geçse de kıskançlıkla sahiplenilen, savunulan o malum ‘derin devlet genetiğiyle’ karartılmaya çalışılan yanıtlar... Dünyanın gözü önünde yaşanmış bir gerçeğin resmileştirilmiş yalancı tarihin derinliklerine gömülüp unutturulmasına karşı bu sorular ve yanıtları elbette önemli... Ama sadece ‘inkâr’ değil ki sorun! Gerçekliği, nasıl yaşanmışlığı, akıl almaz trajedisi,...hepsi de döne döne hatırlanmalı, hatırlatılmalı. 1915’in 24 Nisan’ında başlatılan soykırım sürecini sadece bunlarla anmak, anlamak mümkün değildir ama. Yetmez! Mesele, Ermeni kırımının yaşandığı yüzyılın başına dair bir sosyal-siyasal arkeolojiden ibaret değil yani. 1915’te Anadolu halklarının toplumsal yaşamına tam ortasında..]]> Sun, 24 Apr 2016 09:15:22 +0300 İç savaş 'Milli ve yerli' mi kalır sanıyorsunuz?! https://www.evrensel.net/yazi/76399/ic-savas-milli-ve-yerli-mi-kalir-saniyorsunuz https://www.evrensel.net/yazi/76399/ic-savas-milli-ve-yerli-mi-kalir-saniyorsunuz? Giderek tırmanma eğilimindeki bir ‘iç savaş’ın girdabındayız. Erdoğanist iktidar, süreklileşmiş bir savaş ve savaş halinden yararlanmaya çalışıyor, geleceğini buna gören dizayn ediyor. “Savaşsız da olunamaz mı?” sorgulamasına açılacak bütün yolları tıkamaya çalışıyor. Barış ve diyaloğ olasılığını toplumsal hafızadan silmeye dönük bir basınç uyguluyor. Davutoğlu’nun, aslında bir çözüm de içermeyen “silahlar bırakılıp sınır dışına çıkılırsa, oturulup konuşulur” sözleri bile bu basıncın kapsama alanına giriveriyor. Çözüm bağlamından kopuk da olsa, sadece “oturup konuşmak” diye bir seçeneği hatırlattığı için “Başkomutan” tarafından anında tekzip ediliyor: “Ortada görüşülecek bir konu yoktur” diyor, “Ya baş eğecekler ya baş verecekler”, nokta! İstikbalini ‘sürekli savaş’a bağlamış bu siyasal akıl, tam gaz sürdüğü savaş arabasının nasıl bir yolda yürüdüğünü iyi hesap ediyor mu acaba? Süreklileşmiş bir savaş hali, bu yeni koşullarda PKK için ne anlama geliyor mesela?.. Savaşın ipi hep devlet..]]> Sun, 10 Apr 2016 05:00:12 +0300 Çözüm mü çözülme mi? https://www.evrensel.net/yazi/76349/cozum-mu-cozulme-mi https://www.evrensel.net/yazi/76349/cozum-mu-cozulme-mi? Erdoğanist iktidar, Türkiye’yi sonu belirsiz bir savaşın içine itti. 7 Haziran’da alarm veren kendi krizini aşmak için başvurmuştu savaşa. Kürt hareketine açtığı savaş aracılığıyla devlet düzeyinde, özellikle orduyla, ittifak sağladı ve AKP nezdinde epeydir tartışılır olan “millilik” temasına abanırken, kendisine de açtığı savaşa da “milli” nitelik kazandırma çabasında az mesafe de katetmedi. İktidardan düşmemiş oldu böylece ama bu krizden kurtulunduğu anlamına gelmiyor. Tersine, şimdi kriz ölçeği çok daha büyümüş durumda. Kendi krizine savaşla çare arayan ‘Saray’ iktidarı, memleketi sonu belirsiz, hayati bir krizin içine yuvarlamış durumda. Kürt sorununda yeniden dönülen bu savaş politikası, önceki zemin ve koşullarda gerçekleşmiyor artık. Birincisi, Suriye savaşıyla bağı açısından, iktidar Kürt meselesini getirip bu ateş topuyla birleştirmekte bir sakınca görmedi. Kürt sorununu bölgesel düzeye taşıyan Türkiye’nin -Suriye denkleminde de gördük ki- bölgesel bir güç olma yeteneği yok! ..]]> Sun, 03 Apr 2016 05:00:57 +0300 Asıl 'güvenlik sorunu', 'terörle mücadele!' https://www.evrensel.net/yazi/76300/asil-guvenlik-sorunu-terorle-mucadele https://www.evrensel.net/yazi/76300/asil-guvenlik-sorunu-terorle-mucadele? Savaş ve ölüm ikliminin hüküm sürdüğü bir ülke fotoğrafı var önümüzde… ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ söylemi ülkeyi yönetenler nezdinde aslında hep eğreti duruyordu ama şimdi tamamen arşivlik oldu gitti, zerre kadar bir karşılığı kalmadı. ‘Barış’ demenin “Terör faaliyeti, teröristlik” gibi başka karşılıkları var artık! Eskiden “terör ve terörist” sıfatları ‘bölücü Kürtlerin’ ve ‘yıkıcı solcuların’ dışında kimsenin kapısına uğramayacak sıfatlardı. Şimdi bereket yağdı; kapsama alanı genişledikçe genişledi! “Terörle mücadele” böyle bir şey işte, etkinleştikçe hedefini de genişletiyor. Peki sorun çözüyor mu? Hayır, sorunları çözmek değil amaç, kendisine alıştırmak sadece! “Terörle yaşamaya alışmalıyız” önerisinin meali şudur: “Bizim ‘terörle mücadele’ diye size dayattığımız savaş iklimine, ölümlü hayat biçimine alışmalısınız”! ‘Olağanüstü’nün sıradanlaşması, sorgulanmaması, içselleştirilmesi... Vatan, millet, şehit üzerinden kurulan hamaset bunun içindir: “Operasyonlarda ülke gen..]]> Sun, 27 Mar 2016 05:00:40 +0300 'Terör' siyasetine karşı https://www.evrensel.net/yazi/76261/teror-siyasetine-karsi https://www.evrensel.net/yazi/76261/teror-siyasetine-karsi? Bir yıl önce, 2015 yılının 21 Mart’ında Kürdistan’ın kalbi Amed’de Newroz meydanını dolduran yüzbinler, ortak demokratik geleceğe dair büyük bir umuda tanıklık ediyordu. Mesaj şuydu: ‘İlkesel mutabakat’ üzerinden silahı gereksiz bırakacak ‘evrensel demokratik kriterler’e uygun yeniden inşa… ‘Silahı gereksiz bırakacak’ bir çözüm haritasının açığa çıkardığı umut ve muazzam siyasal dinamizm Newroz’dan geleceğe muştulanıyordu. Barışçıl çözüm mecrasının içerdiği diyalektik, Kürt özgürlük mücadelesini sadece kendi derdiyle meşgul olmaktan, salt kendi mecrasına mahküm kalmaktan çıkarıyordu. Tarih, demokrasi mücadelesinin bu en dinamik gücüne tarihi bir sorumluluk yüklemişti ve ordan yükselen barış ve ortak gelecek ısrarı, birlikte yaşam siyasasının önemli güvencelerinden biriydi. Yetmedi! Müzakerelere geçilmesi konusunda asgari mutabakat çerçevesinin kabulü konusunda devlet ve Hükümet asgari ciddiyet ve tutarlılığı göstermedi. Cumhurbaşkanı’nın “Kürt sorunu yok, Masa yok...” çıkışıyla s..]]> Tue, 22 Mar 2016 05:00:00 +0300 Düşmanlığın da bir ahlakı vardır, alçaklığın asla! https://www.evrensel.net/yazi/76144/dusmanligin-da-bir-ahlaki-vardir-alcakligin-asla https://www.evrensel.net/yazi/76144/dusmanligin-da-bir-ahlaki-vardir-alcakligin-asla? Hastane morgundan ablası Berjin Demirkaya’nın cenazesini alan Mehtap Demirkaya, “Ablam yakılarak katledilmiş, vücudu tamamen küle dönmüş bir şekilde bize teslim edildi. Ablam ve aynı bodrumda bulunan arkadaşı Sakine Şiray, yakılırken biribirine sarıldıkları için cenazeleri bütünleşmiş durumdaydı. Ayırmak neredeyse imkânsız duruma gelmişti...” ... ‘Vahşet bodrumlarından’ birindeyken telefonla bağlandığı televizyon programında “İnsanlık nerede, nasıl hesap verecekler, cesetlerimize mi hesap verecekler?” demişti, 51 yaşındaki Mahmut Duymak. Sesi bir türlü duyulmayan eşinin cenazesini alan Lütfiye Duymak: “Bana bir torba kemik vererek, ‘al bu senin eşin’ dediler...” ... “Haber verdiler 60 kişiyi yakmışlar, biz önce inanmadık. Sonra DNA örneği verdik. Sonra gittik baktık, beş kilo, kemikti etti bilmiyorum, biz de çözemedik, alın bu senin baban dedi...” ... “İnsanlara ait parçaları günlerce ceset torbalarına koyup taşıdılar. Yıkıntıları Dicle nehrinin kenarına boşalttılar. O yıkıntılar..]]> Sun, 06 Mar 2016 04:15:55 +0300 'Terörle mücadele' diyerek 'rüzgârda' savrulmak! https://www.evrensel.net/yazi/76052/terorle-mucadele-diyerek-ruzg-rda-savrulmak https://www.evrensel.net/yazi/76052/terorle-mucadele-diyerek-ruzg-rda-savrulmak? ‘İktidarın savaş siyasetinin Batı’da etkin olmasının başlıca sorumlularından biridir CHP’ diyerek bitirmiştik ilk bölümü. Son demecinde, “Bir rüzgâra kapılmış gibi bir yerlere sürükleniyoruz” diyor ya Kılıçdaroğlu, o “rüzgâr” nasıl başlamıştı? 7 Haziran sonrası Kürtlere savaş açmakla... Daha öncesinden yapılmış Suriye hesapları da dahil, Erdoğanist iktidarı bütünüyle sallayan 7 Haziran depremi, “terörle mücadele” adıyla pazarlanan savaşın rüzgarıyla atlatıldı. CHP ne mi yaptı bu süreçte? Bir ay süren o gülünç “istikşafi” muhabbetler hatırlansın yeter! Ve elbette Hükümetin “savaşı PKK başlattı” yalanına katılmakta pek tereddüt etmedi. HDP’nin IŞİD’in bombalarıyla miting yapamaz hale getirildiği o günlerde, bu oyunu deşifre edeceğine, “terörle mücadelede bizden ne istenirse yapmaya hazırız” açıklamalarıyla iştigal etti CHP. Birkaç duyarlı vekilinin barış mücadelesine dair samimi çabaları ise CHP’nin toplam misyonu açısından “imajlık” olmanın ötesine geçemedi. Uzatmayalım, böyle kapılı..]]> Tue, 23 Feb 2016 05:00:59 +0300 İki Türkiye ve bir CHP klasiği https://www.evrensel.net/yazi/76039/iki-turkiye-ve-bir-chp-klasigi https://www.evrensel.net/yazi/76039/iki-turkiye-ve-bir-chp-klasigi? Ülkeyi canhıraş bir gayretle savaş iklimine sokan bir iktidar bu. Varlığını ve geleceğini de açıkça bu ‘savaş hali’ne endekslemiş durumda. Doymaz bir iştahla abanıyor; içerisi dışarısı demiyor, savaş arıyor, savaşa koşuyor, ‘savaş rejimi’yle yönetiyor. “Terörle Mücadele” markasıyla pazarlıyor bu savaşkolik hallerini. Cizre’de o bodrumlarda sıkıştırılmış en az 160 sivil ve yaralı insanı yakarak, parçalayarak enkaza gömerken de; Azez’i el Nusra ve Ahrar’uş Şam’cı cihadist canavarlardan temizlemeye koyulmuş YPG güçlerini top ateşine tutarken de “terörle mücadele” masalını anlatmaktadır dinleyenlere, seyredenlere: Bütün bu belakeşlik, bu cinnet senin için ey sevgili yurdum insanı, güzel Türkiye’mizin güvenliği, biricik devletimizin bekası için! İnanmadınız mı? Erdoğanist AKP mihveri ikna edemedi mi sizi? Baykal’a kulak verin o halde, 24 ayar ‘devlet adamı’ değil mi hem... Hükümetin Suriye politikasını ve PYD’ye yönelik histerik teyakkuzu desteklerken şöyle buyuruyor: “AKP..]]> Sun, 21 Feb 2016 04:58:54 +0300 ‘Muhatabımız millet’ diyorsunuz; emin misiniz, son kararınız mı?! https://www.evrensel.net/yazi/75942/muhatabimiz-millet-diyorsunuz-emin-misiniz-son-karariniz-mi https://www.evrensel.net/yazi/75942/muhatabimiz-millet-diyorsunuz-emin-misiniz-son-karariniz-mi? Müjdeler olsun, nurtopu gibi bir ‘çözüm’ planımız daha oldu! Adına “Master Eylem Planı” koymuşlar bu defa. Kendilerine inanmamızı istiyorlar ama ABD’nin eski başkanlarından Abraham Lincoln’ün bir sözü yankılanır durur kafamızda: “Bazı insanları her zaman, bütün insanları da bazen kandırabilirsiniz; ama bütün insanları her zaman kandıramazsınız.” “Olsun ama” diyorlar, “bize, her zaman kandırabileceğimiz bazı insanlar lazım zaten.” Hem öyle “Bazı insanlar” deyip de geçmeyiniz ha! Bizim “bazı” dediğimiz, Saray’cı iktidarın lügatinde koca bir ‘millet’miş! “Bundan sonra çözüm için tek muhatabımız millettir” diye sufle vermişti ya malûm kişi; işte orda kastedilen ‘millet’! Koruculardan esnaf ve tüccarın yağlı kesimlerine, bazı tarikat şeyhlerinden Hızbullah çevrelerine, falan filan... Bunlarla istişare edilecek, Kürt sorunu çözülecekmiş! Ne o, birileri “biz bu ayakları daha önceden de görmemiş miydik” diye mi soruyor?.. “Bin yıllık İslam kardeşliği”nin “bütünleştirici ruhu”ndan..]]> Sun, 07 Feb 2016 05:00:38 +0300 Biz bu devleti hâlâ tanımıyoruz https://www.evrensel.net/yazi/75897/biz-bu-devleti-h-l-tanimiyoruz https://www.evrensel.net/yazi/75897/biz-bu-devleti-h-l-tanimiyoruz? Bu yazı yazılırken aylardır Cizre gerçeğiyle tek bağlantımız durumundaki Şırnak vekili Faysal Sarıyıldız feryat ediyordu yine: “Kırk sekiz saat oldu, haber alamıyoruz.” Gece gündüz çırpınan Sarıyıldız’a “artık çıldıracağım” dedirten kaskatı bir gerçekti Cizre’deki. Bir yanında Kürtlerin devletle imtihanıydı süren, bir yanında ise herkesin, hepimizin insanlıkla imtihanı... Cizre’nin tanklarla kuşatılmış Cudi Mahallesinde artık yarısı yıkılmış bir bodrum katında ölüleriyle birlikte dokuz gündür hayata tutunmaya çalışan, birçoğu yaralı, insanlar... En son Sultan’ın ölüm haberini vermişti Sarıyıldız. Yaralı sayısı on beş, ölü sayısı yediydi artık. Sonrası meçhul, sonrası karanlık... “Dişine kan bulaşmış kurtlarla” başbaşa şimdi oradakiler... Önce bu adreste yaralılar var, hastaneye yetiştirilmeleri gerekiyor denildiğinde o bina sapasağlamdı. Ambulans yerine tanklar, zırhlılar gitti ve binanın üst katları yerle bir edildi. Sonra ölümler başladı ve Ankara’da hükümet yetkilileriyle görüşmele..]]> Tue, 02 Feb 2016 05:00:10 +0300 'Son derece normal...'! https://www.evrensel.net/yazi/75835/son-derece-normal https://www.evrensel.net/yazi/75835/son-derece-normal? Geçen haftaki yazımızda, savaş cenderesine sokulan toplumsal yaşamda yeni bir siyasal-hukuki ‘meşruiyet’ çerçevesi arayışında olunduğunu ve bunun aynı zamanda rejimin bir başka aşamasının inşasına da denk düştüğünü belirtmiştik. Bu sürecin gelişip kurumsallaşması, o ‘yeni aşama’nın yani faşizmin ‘meşruiyet’ ölçütlerinin oturtulmasıdır da aynı zamanda. “Devlet sivil insanları, çocukları öldürmesin, bu suçtur, ortak olmayacağız” diyen akademisyenlerimizin ‘suçlu’ ilan edilmelerini bu manada da okumak gerekiyor. Meşruiyet ölçülerinin ‘çocuklar ölmesin’ denmesini bile dışlayacak kadar daraltılması çarpıcı bir örnektir. Ve bu siyasi bir faaliyettir esasında. Siyaset başı çeker, yol açar, koordine eder, sistemin diğer kurumları da o açılan yolu izler, sufleyle konuşur, araziye uyar... Denebilir ki, daha önce de böyle dönemler yaşamıştık. Doğrudur, Kürtlerle yürütülen 30 yılı aşkın savaş sürecinde böylesi ‘özel’ momentler oldu. Ama bahsettiğimiz o ‘yeni meşruiyet kurumsallaşması’ açısından b..]]> Sun, 24 Jan 2016 05:00:00 +0300 Faşizmi demlemek!.. https://www.evrensel.net/yazi/75779/fasizmi-demlemek https://www.evrensel.net/yazi/75779/fasizmi-demlemek? Boşuna denmemiş, “savaş ve faşizm biribirinden beslenir ve birlikte ilerler” diye... Son bir haftada yaşadıklarımızdan çıkarabileceğimiz en özlü sonuç da bu oluyor. Savaş, yaşandığı yerde ‘olup biten’ bir şey değil. Özel bir rejim, özel bir yönetme biçimine gereksinim duyar ve onunla koşullanır. Bu ilişki tersinden de doğrudur. Savaş, ‘özel’ yönetme biçiminin kurumsallaşmasında en etkin, en ‘efektif’ araçtır. Çok işlevsel olmasa bile demokratik görünümlü ‘fazlalıklar’ kolaylıkla bir kenara bırakılır ve bu yapılırken savaşa, savaş iklimine, savaşın meşrulaştırdığı hamasi argümanlara sığınılır. Artık bu noktadan sonra, ‘çocuklar ölmesin’ gibi salt hümanist ifadeleri bile savaş rejiminin tölâre edebileceği limitler içinde sayılmaz ve şiddetle reddedilir. Savaş cenderesine sokulan toplumsal yaşamda ‘meşruiyet’ ölçütleri yeniden dizayn edilir ki yeni meşruiyet çerçevesinde rejimin bir başka aşaması inşa edilmektedir artık. Derinleştirildikçe, kurumsallaştıkça sözkonusu ‘meşruiyet’, faşizmin..]]> Sun, 17 Jan 2016 04:58:02 +0300 Kürt'ü 'teyelleme' fantezileri!.. https://www.evrensel.net/yazi/75725/kurtu-teyelleme-fantezileri https://www.evrensel.net/yazi/75725/kurtu-teyelleme-fantezileri? Bu yazı yazılırken, değil defnedilmesi, yanına yaklaşılması bile yasaklanmış Kürt gençlerinin cesetleri duruyordu Sûr sokaklarında. Aileleri açlık grevindeydi. Öldürülen İsa Oran’ın annesi Zahide Oran’ın sözleri tarihin görüp görebileceği en ‘özel’ utançlardan birine işaret ediyordu: “Düşünsenize bir anne çocuğunun cenazesi için açlık grevine giriyor. Ben daha ne anlatayım. Cumhurbaşkanı Erdoğan bunun adını koysun...” Evet, daha ne anlatalım ki... Ölülerini gömmeyi bile ölümle cezalandırabilen bir rejimin, yaşamak konusunda Kürtlere ne vaat ettiğini varın anlayın artık! Kürt bebeklerini alnından vuran, ölülerini gaspeden, tanklı toplu bu ‘Cizre-Sûr... konsepti’nin adını koymak zor olmasa gerek. Ama 1 Kasım sonrası savruldukları korku tünelinde Kürt’ün kazdığı hendeklere bakıp “hep o yüzden” diye sayıklayanların durumu gerçekten de vahim... Olup biteni “Kürt hareketinin öz yönetim hastalığı”na bağlayıp, öz yönetim istemeyi “Türkiye’nin sinir uçlarına dokunmak” olarak görenler mi der..]]> Sun, 10 Jan 2016 05:00:17 +0300 Zaman daralıyor, 'Gecikmiş tedavi' tedavi olmaz! https://www.evrensel.net/yazi/75673/zaman-daraliyor-gecikmis-tedavi-tedavi-olmaz https://www.evrensel.net/yazi/75673/zaman-daraliyor-gecikmis-tedavi-tedavi-olmaz? Adettendir, her ‘yeni yıl’ yazısı ‘eski yıl’a da bir bakar ya, 2015’e girerken (28 Aralık 2014) bu köşedeki yazı şöyle bağlanmış: “Roboski’de savaş uçaklarıyla paramparça edilen çocukların hatırası, Kobanê’deki IŞİD vahşeti altında kuşatılmış, vurulmuş, sürülmüş bir halkın dramına karıştı... Roboski’den Kobanê’ye; Kürde düşmanlıkta milim oynama yoktur. ‘Kimya’ korunmaktadır. Ama ‘kırılma’ da derinleşmektedir. Roboski büyük bir kırılmaydı. Kobanê, onun bin katı daha büyük bir kırılma. Görüşmeler, çatışmasızlık, ‘müzakere süreci’, dipte derinleşen bu ‘kırılma’ enerjisini yatıştıracak kadar sahici olacak mıdır?.. Gerçek siyaset hangi alanda vücut bulacaktır? Kobanê’yle, Rojava’yla, Şengal’le bir başka düzeyde ipuçlarını veren Kürdistan tahayyülünde mi; onu bir kaşık suda boğmaya hazır bir devlet ve Hükümet aklının razı olabileceği çok güdük ‘çözüm’ aralığında mı? Bu ‘aralığın’, Kürtlerin çözümündeki ‘özerk yaşam’ı içermesi mümkün olabilecek mi? Aradaki büyük mesafe, çözüm diplomasisiyle ..]]> Sun, 03 Jan 2016 05:00:48 +0300 'Kopuş' diyalektiği https://www.evrensel.net/yazi/75569/kopus-diyalektigi https://www.evrensel.net/yazi/75569/kopus-diyalektigi? Altı kentin on yedi ilçesinde yaklaşık bir buçuk milyon insan son altı ayın beş ay 17 günü evinden çıkamadı! Gerisini anlatmaya gerek yok, “dişine kan değmiş kurtların” maharetlerine, hünerlerine dair o Kürdistan manzaraları ortada zaten... ‘Ortak vatan’ mıymış? “Etle tırnak gibi içiçe geçmişliğimiz” mi varmış? “Bin yıllık kardeşlik” miymiş?... Şehirleri, içinde yaşayanlardan ele geçirmek için savaş açmış bir devlet gerçeği kaskatı ortada dururken böyle, tankla topla vurulan ‘oralar’ hangi vatanın parçasıymış acaba!? Derler ki, bir kenti ele geçirmeye çalışıyorsan, orası senin değildir zaten! Mesele budur ve gelinen nokta şudur: Kürtler eskisi gibi yönetilmek istemiyor, devlet de Kürtleri eskisi gibi yönetemiyor! Literatürümüzde bunun bir adı vardı değil mi? ‘Devrimci durum’ diyorlar buna, kentlere savaş açılması esasında tam da o yüzden işte. Devlet bu ‘durumu’ savaşla ve ezerek atlatmayı düşünüyor. Ve artık hiç kimse “nasılsa düzelir bu işler, eskiden de oluyordu ama sonuçta buluşu..]]> Sun, 20 Dec 2015 05:00:50 +0300 Asıl 'Hendek' iktidarın aklında! https://www.evrensel.net/yazi/75516/asil-hendek-iktidarin-aklinda https://www.evrensel.net/yazi/75516/asil-hendek-iktidarin-aklinda? Cizre, Silopi, Nusaybin, Lice, Silvan, Sur... Artık rutine bağlanmış ‘sokağa çıkma yasakları’ ve insanların kaçıp kurtulması için aralara serpiştirilen üç beş saatlik ‘denetimli serbestlik’ler... En son Sur’daki manzaralar... Nasıl bir barbarlık, nasıl bir düşmanlıktır bu! Devletin Kürtlere karşı en yalın hali şimdilerde bu biçimiyle karşımızda. Ancak sokağa çıkmayı yasaklayarak varlığını kanıtlayan, toplumsal yaşamı hapsettiği evleri bombalayarak, yakıp yıkarak iktidarını ispatlamaya çalışan bir devlet aklı bu. Gerekçe, hendeklermiş!.. “Allahın izniyle o hendeklerin her biri tek tek kapanacak”mış! Hükümetiyle, medyasıyla, bütün kamuoyu oluşturma araçlarıyla koca bir devlet buna kilitlenmiş durumda. Çözüm, o hendeklerin kapatılmasıymış! Neden ve sonuç ilişkisini tepetakla eden, en hafif deyimle gerçeği yamultan bu yaklaşımın epey alıcısı da oluyor elbette. “Ama ortalıkta böyle hendekler varken çözüm konuşulamaz ki...” diye başlayan sözler, sorunu ve dolayısıyla çözümü de öteleyen, gö..]]> Sun, 13 Dec 2015 05:00:16 +0300 Garip hallere dair -3- https://www.evrensel.net/yazi/75460/garip-hallere-dair-3 https://www.evrensel.net/yazi/75460/garip-hallere-dair-3? 7 Haziran sonuçlarıyla birlikte ‘gerilim’den savaşa evrilen ‘konsept’, 1 Kasım sonrası eşik atlayarak derinleştiriliyor. İç ve dış boyutlarıyla birlikte süreklileşmiş bir savaş iklimindeyiz artık. Böyle dönemler, bir araya gelebilecek muhalefet unsurlarını paralize eden, biribirinden yalıtan, uzaklaştıran bir baskılama etkisi de içeriyor. Nitekim, 7 Haziran’da şöyle bir görünen ve Batı ile Kürdün hiç olmadık ölçüde biribirini anlayabilme olasılığının küçük ama değerli ipuçları, savaş stratejisi sonucu önemli ölçüde dağıldı. Kürde dair o kronik güvensizlik yeniden tazelenmeye başladı. Kürt hareketine karşı 7 Haziran misyonu dolayısıyla bir süreliğine askıya alınmış “biz ayrıyız onlar ayrı” tutumu, tedavüldeki yerini hemen alıverdi yine. Bütün bu olup bitenlerden, “Türkiye solu Kürt hareketiyle arasına daha fazla mesafe koymadan büyüyemez” sonucunu çıkaranlar mı dersiniz, “Kürtler şimdi AKP’yle Başkanlık pazarlığına oturacak” diyenler mi... *** “Tamam, sizin Kürt olduğunuzu kabul ediyo..]]> Sun, 06 Dec 2015 05:00:05 +0300 Garip hallere dair... -II- https://www.evrensel.net/yazi/75404/garip-hallere-dair-ii https://www.evrensel.net/yazi/75404/garip-hallere-dair-ii? ‘İçerde-dışarda savaş’ pozisyonunu her gün biraz daha derinleştiriyorlar. Kürt coğrafyasında aylardır süren ve artık rutine bağlanmış kanlı muhasara... Suriye sahasında çoktan çökmüş bir çizginin gözünü karartmış çırpınışları... Rus uçağının düşürülmesi, çoğu kendi ‘imali’ cihadist ekipler üzerinden adeta tırnaklarının ucuyla Suriye denklemine tutunma telaşı... Nihayet bu alaca karanlık kuşağını deşifre etmeye çalıştıkları için tutuklanan gazeteciler... Memleketi ‘bayır bucak’ savaş belâsına koşturan bir iktidar... Nasıl bu kadar pervasız ve sorumsuz olunabiliyor? Bu sorunun yanıtı, bir yönüyle geçen hafta başladığımız ve ‘devam edeceğiz’ dediğimiz konuyla da ilintili. 1 Kasım’ın en önemli siyasal sonucu, içerde de dışarda da Saray AKP’sinin elini güçlendirmiş olmasıdır. Teşbihte hata olmaz; savaş siyasetinin ‘tadına’ varılmış oldu bir kere, ‘müptela’nın kolay terk ettiği nerede görülmüş!? *** 1 Kasım sonuçlarını, 7 Haziran’dan bağımsız düşünemeyiz elbette. İktidarda yarattığı trav..]]> Sun, 29 Nov 2015 05:00:56 +0300 Garip hallere dair... https://www.evrensel.net/yazi/75348/garip-hallere-dair https://www.evrensel.net/yazi/75348/garip-hallere-dair? 7 Haziran’dan 1 Kasım’a, biri gasbedilmiş diğeri ise rehin alınmış iki seçimden çıktık. Sonuçlar ortada; Saray/AKP, kendisinden kopuşun eşiğine gelmiş kitleleri savaş ve şiddet siyasetiyle terörize ederek yeniden bağlamayı başardı. 7 Haziran’da tökezleyen iktidarını yeniden ‘tek’lemiş oldu. Şimdi sıkça sorulan ‘Nereye gidiyoruz?’ soruları çok daha kaygı ve korku içermekte. Savaş stratejisinin sonuç vermiş olması, AKP iktidarını daha bir sarıp sarmalamış, adeta ‘müptela’ yapmıştır. Kürdistan ilçelerindeki durum ortada işte. Aylardır oradan oraya taşınan ve halkı nefes aldıramaz hale getiren bir zulüm... Bir tarafı Suriye’deki gelişmelere bağlı siyasal denklem, bu koşullanmışlıklarıyla Türkiye’yi yönetenlerin savaş politikalarını giderek derinleştireceklerini ve çepeçevre sarıldıkları açmazı böyle aşmaya çalışacaklarına işaret ediyor... *** Seçimler ve sonuçları çok konuşuldu ve konuşacağız elbette. “Eh işte, oldu bi’şeyler” deyip geçilesi bir süreç değildi kuşkusuz. Sonuçlar, hay..]]> Sun, 22 Nov 2015 04:55:15 +0300 Durumdan vazife çıkarma vaktidir; Oylar HDP'ye! https://www.evrensel.net/yazi/75201/durumdan-vazife-cikarma-vaktidir-oylar-hdpye https://www.evrensel.net/yazi/75201/durumdan-vazife-cikarma-vaktidir-oylar-hdpye? Yarın 1 Kasım... Sonuçları ‘Saray’ca tanınmayan 7 Haziran seçimi sonrası ülkenin sokulduğu yolda, soluk soluğa bir yolculuğun vardığı ‘ara durak’... Savaşı, tuzakları ve ölümleriyle dayatılan meşakkatli bu yolculuk, halkın oyuna ‘silah çekilerek’ başladı. HDP’nin yüzde 13’ünün alt üst ettiği ‘tek parti-tek şef’ hesabı, siyasetin silahla ve ‘sıfır hukuk’ bir yürütmeyle tanzim edildiği ‘fiili’ bir düzleme taşındı. Bütün bir toplum savaş ve ‘terörle mücadele’ aralığında kuşatıldı. ‘İstikrar için’ denildi! Elinde sadece çekiç olanın herşeyi çivi zannetmesi gibi, ‘savaş ve terörle mücadele’ siyasetine yaslanıp her itirazı ‘terör’ parantezine hapsetmek... Erdoğanistlerin düşlediği ve vaat ettiği ‘istikrar’ bu oluyor; ‘kuzuların sessizliği’ demokrasisi! Ya beni seçer kuzu kuzu yaşarsınız ya da size rahat yok! Yarın, oylamamızı istedikleri bu savaş ve rehin siyasetidir... *** 7 Haziran sonuçlarıyla yaşadığı ‘iç’ travma ve en son Suriye odaklı ‘dış’ cephedeki rezil çöküş... Büyük bir sıkı..]]> Sat, 31 Oct 2015 05:00:01 +0300 ‘Cümle aleme rahmet saçan yoksul elimiz’ https://www.evrensel.net/yazi/75107/cumle-aleme-rahmet-sacan-yoksul-elimiz https://www.evrensel.net/yazi/75107/cumle-aleme-rahmet-sacan-yoksul-elimiz? O kara günden bu yana yaşamımıza eklenmiş, dolmak bilmez bir boşluk... Hepimizin tam ortasında patlatılmış bombalardan yadigâr, herbirimizin yüreğinde, omuzbaşında en az yüz kişilik bir boşluktur şimdi. Şairin ‘yaşamak ağrısı’ dediği şeydir; yaşadığımızdan, nefes alıp verişimizden, yediğimiz içtiğimizden utandıran, boynumuza asılı acıdan kayalar, dağlar... ‘Hayatta kalışımızdan başka üstlenecek suçumuz yok’ oysa! O mahşerin içinden oluşmuş hikâyeler, vurulmuş, parçalanmış bedenlerimizi, lime lime edilmiş ruhumuzu sarıp sarmalayacağımız büyük bir insanlık direncine de işaret eder. Damla Yeltekin kardeşimizin anlattıkları mesela: “Etrafıma baktım ki her yerde kan ve parçalanmış bedenler vardı. İlk etapta çevreme bakmaya korktum daha sonra arkadaşım beni hastaneye götürmek için taşırken çevreme baktım. Çünkü yapılanları görmem lazımdı. Kim olduğumuzu öğrenmek için bazen yaşadıklarımızı görmemiz lazım. Şimdi içimde patlamanın bir paçası var, bana zarar vermediği sürece içimde kalmasın..]]> Sun, 18 Oct 2015 04:55:24 +0300 Katilsiniz, adresinizi biliyoruz, yenileceksiniz! https://www.evrensel.net/yazi/75066/katilsiniz-adresinizi-biliyoruz-yenileceksiniz https://www.evrensel.net/yazi/75066/katilsiniz-adresinizi-biliyoruz-yenileceksiniz? Tamam, bir kez daha kabul ediyoruz; yapamayacağınız alçaklık yok sizin. Gözünü karartmış bir iktidar hırsı ve iktidardan düşme korkusuyla üzerimize saldığınız o canavarınız patlattığı bombalarınız ziyadesiyle inandırıcı... Söz yine kifayetsiz... Gerçeği; canlarımızı kavuran, bedenlerimizi paramparça eden o dehşetli terörünüzü ifade edecek her söz eksik... Bombalanan Diyarbakır mitingi ve Suruç sonrası şu noktaya gelmiştik zaten: ‘Bunu da yaparlar mı’ sorusunun işaret ettiği ‘şaşırma’ duyumuzu bir kenara koysak yeridir artık! Evet, hiç bir şeye şaşırmamayı öğretmeye başlamışlardı bize; öğrendik artık! “Bizden her türlü canavarlığı, alçaklığı bekleyebilirsiniz” dedirten, çıldırmış bir iktidar çarkı karşısında şaşırma duyumuzu yitirdik maalesef! O günler dediğimiz gibi: Şaşırmıyoruz ve şaşırmayacağız... Bizi bu noktaya getirenler hiç sevinmesinler ama. Yine şaşırtacağız!.. ‘Düştü düşecek’ diye zil takıp oynayanların böğrüne bir kaya gibi düşen Kobanê gibi şaşırtacağız! 5 Haziran’..]]> Sun, 11 Oct 2015 05:00:42 +0300 Ya bu ‘milli vekil’ oyunu ‘milli davalık‘ olursa?! https://www.evrensel.net/yazi/74970/ya-bu-milli-vekil-oyunu-milli-davalik-olursa https://www.evrensel.net/yazi/74970/ya-bu-milli-vekil-oyunu-milli-davalik-olursa? Türkiye’yi yönetenlerin dillerinden düşürmedikleri bir ‘teşhis’ klişesini ödünç alarak başlayalım: “Ülkemiz üzerinde çok tehlikeli bir oyun oynanıyor!” Her sıkışıldığında, kim olduklarını bir türlü öğrenemediğimiz “dış güçlerin” organize ettikleri o ezeli ve ebedi “oyun” başımıza kakılır ve “aman bu oyuna alet olmayın” diye “aklı selime”, yani “uysal vatandaş” parantezine davet ediliriz. Oyunun kendisi de budur aslında. “Oyun oynanıyor” diyenler oyun oynamaktadır! Bir tür “badireyi atlatma”ya dönük bu klasik oyun düzeneği, bugün ülkeyi büyük bir belaya sokmayı göze almış bir ‘strateji’ durumunda. Evet, çok tehlikeli bir oyun oynanmaktadır ve bu öyle ‘badire atlatma’ oyunu falan da değil, düpe düz ‘bela açma’ oyunu... Alenen ve cebren hem de! Herşey çok açık; 7 Haziran sonuçlarının alt üst ettiği hesapların yeniden ‘realize’ edilmesi için ‘siyaset’ başka bir araçla, silahla tanzim edilmeye başlandı. ‘Başkanlık rejimi’ siyaseti, seçimlerle yani ‘parlamenter yoldan’ akamete uğrayınca..]]> Sun, 27 Sep 2015 04:57:51 +0300 İbrahim Çay’ın gözlerindeki Atatürk sevgisi! https://www.evrensel.net/yazi/74872/ibrahim-cayin-gozlerindeki-ataturk-sevgisi https://www.evrensel.net/yazi/74872/ibrahim-cayin-gozlerindeki-ataturk-sevgisi? Gerçek, onun üzerine yapılan bütün sahtekârlıklardan, söylenen bütün yalanlardan bağımsız bir şeydir. Hiç bir kuvvet, hiç bir ‘işlem’ gerçeği gerçek olmaktan çıkaramaz. Türkiye, kendisine dayatılmış bir ‘Saray’ stratejisinin kör kuyusuna itilmeye çalışılıyor. Gerçek budur! Ocaklara ölüm ateşleri düşüren, yürekleri linç ve intikam yangınlarıyla teslim almayı, komşuyu komşunun katili yapmayı göze alabilmiş uğursuz bir strateji bu. Herşey çok açık; 7 Haziran’da beklentileri karşılamayan halk, savaş siyasetiyle rehin alınmıştır! Rehin alınan büroları yakılıp yıkılan HDP ya da 8 gün 9 gece kelle avcısı özel güçlerin kuşatmasında vurulan Cizre değil sadece. ‘Yasal diktatör’ yolunun tıkanmasında başroldeki Kürtler elbette baş hedef hedef olacaktı. Bunda anlaşılmayacak bir şey yok. Kışkırtılan savaş sonrası, Kürde dair beslenen, biriktirilen, saklanan bütün bir ‘inkâr’ birikiminin devreye sokulması ve bu birikime yaslanılarak ‘meşruiyet’ aranması en “efektif” yol elbette. Üstüne, çözüm deni..]]> Sun, 13 Sep 2015 04:56:57 +0300 ‘Git öl’ demek, gidip ölmekten daha kolay nasılsa https://www.evrensel.net/yazi/74731/git-ol-demek-gidip-olmekten-daha-kolay-nasilsa https://www.evrensel.net/yazi/74731/git-ol-demek-gidip-olmekten-daha-kolay-nasilsa? Daha 7 Haziran gecesi “olmadı, bunu saymam” diye alınmış bir karar açıklanmış oldu nihayet; ‘Saray’ın dayattığı erken seçim kesinleşti. İstediği sonuçları alıp ‘tamamına’ erecek mi, göreceğiz. Süreci olgunlaştırmak için araya sıkıştırılan “koalisyon kurmama” kumpanyasının ne kadar acemice ve komik olduğunu söylemeye gerek yok. Oysa savaş öyle mi? Can havliyle yapıştıkları iktidar korunaklarından “bir saniye bile” düşmemek için insan hayatlarını ortaya sürdükleri ‘ocak söndüren’ bir kumar bu. Şimdi, oturdukları bu kumarda gayet pişkince yoksul hayatları üzerinden ‘rest’ çekip yine yoksulları ‘tavlamaya’ çalışıyorlar. “Sizin evlatlarınızı feda ediyoruz” deyip oy istiyorlar! Bu kadar cürretli, bu kadar özgüvenliler işte. Tek ihtiyaç duydukları ise karanlık, zifiri karanlık... Asker cenazeleri üzerinden dönen çarklar, istismarlar, güdümlü yaslar... Akli bağlamlarından kopartılmış ‘salt öfke’yle kışkırtılan çözümsüzlük batağında kulaç atan medya tetikçileri, ne idüğü belirsiz “uzm..]]> Sun, 23 Aug 2015 04:53:28 +0300 Çürüksünüz, 90’ların zulmü bile sizden tutarlıydı! https://www.evrensel.net/yazi/74676/curuksunuz-90larin-zulmu-bile-sizden-tutarliydi https://www.evrensel.net/yazi/74676/curuksunuz-90larin-zulmu-bile-sizden-tutarliydi? “Vatan elbette önemlidir ama benim oğlum, bizim çocuklarımız öldükten, yitip gittikten sonra vatan da önemsizleşiyor... Benim oğlumun ismi Barış; oğlumun ismi gibi bir ülkede yaşamak isterdik... Kendi kaderime kırgınım, kendi kaderimize yanıyoruz, dağ gibi oğlumu yitirdim...” Bir saniye bile muhalefette kalamayacak kadar suça bulanmış bir iktidarın sürdürülmesi için bizlere dayatılmış bu savaşın kurbanlarından Barış Aybek’in babası içindeki yangını böyle döküyordu söze... Oğlu Şırnak’ta askerdi ve “kaderim” dediği, kırgın olduğu hayat çizgisine şimdi bir de “evlat acısı” eklenmişti Turabi Aybek’in... O bu sözleri söylerken, zaten yoksul ocağına bir de savaşın ve ölümün ateşini salan “kaderi”nin mimarı açık konuşuyordu: “Operasyonlar devam edecektir. Şehadet makamı kıyamete dektir…”! “Şehadet” hamasetinin sonsuza kadar alıcı bulacağına, evlat acısının sonsuza kadar sorgulanmayacağına dair vicdansızca bir ön kabulle çizilen bir “kader” bu... Açıkçası, “çocuklarınızı sonsuza dek feda e..]]> Sun, 16 Aug 2015 04:53:05 +0300 Yalancılar da insan sonuçta, onlara da yazık! https://www.evrensel.net/yazi/74633/yalancilar-da-insan-sonucta-onlara-da-yazik https://www.evrensel.net/yazi/74633/yalancilar-da-insan-sonucta-onlara-da-yazik? İki gün önceki Silopi manzaraları “90’lara geri mi dönüyoruz” sorusuna bir ölçüde yanıt olmuştur herhalde. “Çok şükür ki Müslümanız” diye söze başlayıp “devletin bekâsı için her şey mübah” repliğiyle iktidara bağlanmış din ve siyaset tüccarları rahat olabilirler; o fotoğraflar Gazze’den değil Silopi’den!.. Şırnak, Cizre, Nusaybin ve Lice’den 20 küsur yıl sonra Silopi’de tazelenmiş bir ‘özel harekât’ hafızası, nereye dönüldüğünün de somut kanıtı gibi... “Mümkün değil, arada barış masasına oturmuş bir iktidar o günlere geri dönmez” diyen AKP’nin ‘karartma’ memurlarının derdi bu yaşananlar değil. Onlar, savaş açmış bir hükümetin sorumluluğunu ‘tenzih’ etme çabasındalar ve “barış masasının” aslında Kürtler tarafından devrildiğini kanıtlama derdindeler. Suruç sonrası Ceylanpınar’da iki polisin öldürülmesiyle ‘masa’ devrilmiş! Çocuklara masal anlatıyorlar ama karşılarında çocuk yok! Hep söylüyoruz ve hep söyleyelim ki, yalan mekanizması üzerinden kurulmuş kirli bir strateji bu. Dolmabahçe ..]]> Sun, 09 Aug 2015 05:00:56 +0300 Dikkaat... Bu bir rehin siyasetidir! https://www.evrensel.net/yazi/74586/dikkaat-bu-bir-rehin-siyasetidir https://www.evrensel.net/yazi/74586/dikkaat-bu-bir-rehin-siyasetidir? “Hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz.” Can yakıcı bu savaş hali belasını başımıza yeniden musallat edenleri W. Shakespeare’in bu sözü ne güzel tarif ediyor. Baştan sona bir yalan sistematiği üzerinden kurguladıkları stratejiyle yoksul ocaklarına ateş düşürüyorlar ve gerçeğin sesini asla duymamaya yeminliler... ‘Terörle mücadele’ isimli tamamen siyasal bir operasyonla yeni darbesini yaşıyor Türkiye! 7 Haziran akşamından hemen sonra harekete geçen bir ‘mekaniği’ vardı. Zihni alt yapısı ise daha önceden şekillenmeye başlamıştı. HDP’nin parti olarak seçime girmesi, barajı aşma olasılığının yükselmesi ve nihayet “Seni Başkan Yaptırmayacağız” şiarının seçim sürecini belirleyen bir dinamik haline gelmesi... Şimdi ‘PKK’nin eylemleriyle bitti’ denilen ‘çözüm süreci’ de daha o zaman bitirilmişti aslında. Seçim yenilgisi sonrası “Artık çözüm sürecinin filmini yaparlar” diyen zat, bugün “PKK eylemlerini” sorumlu tutuyor! Acemice bir oyun bu ama sonuçları berbat, insanlar öl..]]> Sun, 02 Aug 2015 05:00:14 +0300 Şaşırmayalım;‘kullanışlı’ da olsa, aptallık aptallıktır! https://www.evrensel.net/yazi/74546/sasirmayalim-kullanisli-da-olsa-aptallik-aptalliktir https://www.evrensel.net/yazi/74546/sasirmayalim-kullanisli-da-olsa-aptallik-aptalliktir? Sözün kifayetsiz kaldığı noktadayız... Gerçeğin yakıcı ateşini ifade edecek her söz eksik... Ne desek az... ‘Bu da olur mu, bunu da yaparlar mı’ sorularının işaret ettiği ‘şaşırma’ duyumuzu bir kenara koysak yeridir artık. Suruç’tan bahsediyoruz... Evet, bunu da yaptılar, bunu da gördük... Hiç bir şeye şaşırmamayı öğretiyorlar bize... Şaşırmayı unutmak insani bir eksilmeye de işaret eder, biliriz ama bizim suçumuz değil. “Bizden her türlü canavarlığı, alçaklığı bekleyebilirsiniz” dedirten ve bu düsturun hakkını veren kahpe çarkın bizlere dayattığı bir zorunluluk bu. Şaşırmamak zorundayız! Şaşırmamak, ‘herşeye hazırız’ halidir de... Ama ‘kaderine razı olma’ kaderciliği değildir. Bize öngörülen kadere asla razı olmamak, biraz da burdan geçiyor çünkü. Kadere boyun eğmemek ve kendi kaderimizi belirlemek için herşeye hazır olacağız! Bize şaşırmayı unutturanlar hiç sevinmesinler. Şaşırmayacağız ama şaşırtmaya devam edeceğiz... Şaşırtacağız!.. ‘Düştü düşecek’ diye zil takıp oynayanların ..]]> Sun, 26 Jul 2015 04:59:22 +0300 AKP’ye ‘organik aydın’ olunursa… https://www.evrensel.net/yazi/74453/akpye-organik-aydin-olunursa https://www.evrensel.net/yazi/74453/akpye-organik-aydin-olunursa? Epeyce aşinayız; gerçeği çarpıtarak algılatmak bu memlekette vazgeçilmez bir yönetme tarzı ola geldi. ‘Algı operasyonu’ da deniyor buna. Gelip geçen bütün iktidarlarda gördük ama hakkını verelim ki, Erdoğanist-AKP düzeyinde iş edinen olmadı herhalde. 7/24 mesaisini gerçeği ters yüz ederek yutturma ‘yaratıcılığına’ ayıran ‘havuzcu’ zevat ve matbuatı ile kamuoyu oluşturma ve ‘rıza’ üretme işini ifrâda vardırdılar. O kadar sıradanlaştırıp pespayeleştirdiler ki, ‘inandırıcılık’ ibresi sıfıra vurmuş durumda artık! AKP’nin ve Erdoğan’ın ‘kadrolu’ ya da ‘organik’ aydınının, o harami havuzdan ziftlenmenin karşılığını ne ölçüde verdiği tartışmaya açıktır desek, yeridir yani. Tabi sorun yalancı ve yalaka kadrosunun yaratıcılık yitiminde aranmamalı sadece. Bir sistem bu ve iknâ etme yeteneği kalmayınca, ‘aydın’ ve yazarlarına da düpedüz bir yalan zincirinin halkaları olmak düşüyor. Bataklıktaki çaresizliktir; göz göre göre, bile bile ve inanılmayacağı da biline biline yalan söylenir. Gerçek ç..]]> Sun, 12 Jul 2015 04:59:55 +0300 Kontrgerilla diplomasisinde debelenmek! https://www.evrensel.net/yazi/74307/kontrgerilla-diplomasisinde-debelenmek https://www.evrensel.net/yazi/74307/kontrgerilla-diplomasisinde-debelenmek? Erdoğan’ın seçim sonrası ilk kez ‘insan yüzüne çıkarken’ yaptığı konuşmada Tel Abyad’ı pas geçmemesi dikkat çekiciydi. IŞİD’in ordan da defedilmeye başlanması üzerine, Batı’ya, özellikle ABD’ye çaresizce, ‘PYD’yi IŞİD’e tercih ediyorsunuz’ mealinde sitem ediyordu. seçimde ortaya çıkan ‘attan inip eşeğe razı olma’ hali bile Tel Abyad telaşını unutturmaya yetmemişti! Çünkü bütün bunların hepsi tek bir iktidar paketinin köşetaşları gibi. Suriye politikası, Kürt politikası, ihaleler, rantiyer ekonomik tasarruflar vs.. Hepsi de mutlak iktidara ihtiyaç duyan yaşamsal angajmanlar Erdoğanist AKP için… Kıyasladığımızda sıfırı bile bir ‘seviye’ sayabileceğimiz ölçüde iyice çukurlaşmış ‘yandaş medya’nın attığı “PYD, DAEŞ’ten beter” manşetleri, işte bu pozisyonun yansımasıydı. Bu iflah olmaz bir alçaklığı “PYD’nin Araplara etnik temizlik yaptığı, yapacağı” yalanlarıyla süslemeleri de artık çaresizlik ve zorunluluk sarmalında cebelleşen bir realitenin göstergeleri. Bu realite, iki yıllık IŞİD’l..]]> Sun, 21 Jun 2015 05:00:01 +0300 9.8'den 13.1'e; Bu dalga erken seçimle durulmaz! https://www.evrensel.net/yazi/74256/9-8den-13-1e-bu-dalga-erken-secimle-durulmaz https://www.evrensel.net/yazi/74256/9-8den-13-1e-bu-dalga-erken-secimle-durulmaz? Seçimlerden çıktık… Tartışmaya değer muazzam siyasal sonuç ve dersler var ortada… Çeşitli boyutlarıyla tartışılacak daha. Ama seçim sonuçlarının bugün yapılmaya çalışıldığı gibi salt koalisyon tartışmalarına konu edilmesinden uzak durmak gerek. Böylesi sınırlı bir yaklaşım, başta AKP’nin yutturmaya çalıştığı “aman istikrarsızlık kapıda” manipülasyonunun etki alanını genişletir sadece. Oysa koalisyon tartışmalarına heba edilmeyecek çok çok önemli veri ve gelişmeler var ortada. Geleceğe dair çizilebilecek siyasal yol haritasında konumlanabilmek, seçim sonuçlarının yansıttığı bu veri ve gelişmelere yoğunlaşmaktan geçiyor. Sadece dikkat çekmek açısından düşülebilecek bir not niteliğindeki bu yazı böylesi bir iddia taşımıyor elbette. Yeri geldiğinde sürdürmeye çalışacağız 7 Haziran notlarını… *** Seçim sürecinde HDP’nin alması gereken ‘yüzde 10’un siyasal özgül ağırlığından bahsettik sıkça. Yüzde 13’ü aşan büyük bir siyasal zaferle taçlanan bir ‘özgül ağırlık’ var şimdi Türkiye siyasetini..]]> Sun, 14 Jun 2015 05:00:47 +0300 Barajını da bombanı da al git! https://www.evrensel.net/yazi/74202/barajini-da-bombani-da-al-git https://www.evrensel.net/yazi/74202/barajini-da-bombani-da-al-git? “Nasılsa barajı geçemezler” rahatlığı, “ya geçerlerse” kaygısına, ordan da “eyvah geçiyorlar” korkusuna dönüşünce kasılmalar başladı… İktidar, hegemonya ve ‘baraj’ aynı hizada şimdi, sıkıştıkları köşede, kontrgerilla bombalarından bile medet ummaktalar! Diyarbakır’da patlatılan bombalardan yayılan sarsıntı, birbirine sığınmış bu zavallı ‘üçlü’nün kaybetme korkusuyla girdikleri titreme nöbetinden başka bir şey değil… Zalim iktidarlar korktu mu böyle korkar işte… Korkarlar ve korkutmaya çalışırlar. İzbe sığınaklarda tezgâhladıkları kahpe tuzaklarda boğmak isterler, saltanatlarının yıkılma olasılıklarını. Alabildiğince gözü karadırlar; enselerinde hissettiklerinde o kaybetme korkusunu, uğursuz ‘fıtratlarının’ kapsama alanına girmeyecek canavarlık, pislik yoktur. Kontrgerillaya sığınmaları bundan… Halkların boğazlaşmasını kurgulamaları bundan… Barışçı bir gelecek düşüyle ayağa kalkmış bir halkı kriminalize ederek terörle, çatışmayla, şiddetle özdeşleştirmeye çalı..]]> Sat, 06 Jun 2015 14:14:35 +0300 Evet kabul, haddimizi bileceğiz, hadlerini bildireceğiz! https://www.evrensel.net/yazi/74194/evet-kabul-haddimizi-bilecegiz-hadlerini-bildirecegiz https://www.evrensel.net/yazi/74194/evet-kabul-haddimizi-bilecegiz-hadlerini-bildirecegiz? 13 yıldır iktidarda hükmedenlerin biz yönetilen fanilerle kurduğu ilişki tarzının, en özlü ifadesidir o tek cümle: “Sen önce haddini bil”! Ya da, “Siz önce haddinizi bileceksiniz”! Gündelik hayatımızın her anında tepemize dikilen, hep peşimizdeki gölgesiyle “aman ha” diye parmak sallayan ve evet o mağrur mu mağrur tonuyla artık rüyalarımızda bile eksik olmayan o sesten yediğimiz “fırçaların” toplamının özeti de budur. Bu her daim teyakuzda, sürekli bir ‘ayar verme’ halini anlama kılavuzu gibidir: “Haddini(zi) bileceksin(iz)! *** Haddimizi bilince n’olacak peki? Karşında kim olduğunun farkına varacak, kendine çeki düzen vereceksin… ‘İzin’li, biatlı bir ilişki zincirinin halkası olacak ve tıkıştığın o parantezde payına düşene rıza göstereceksin… Sürekli had bildiren muktedir, aslında kendisine biçtiği hikmetinden sual olunmaz, sınırsız, sorgusuz ‘haddin’ altını çiziyordur. Bize “haddini(zi) bil(in)” diyen, aslında kendi ‘haddi’ni gözümüzün içine sokmaktadır..]]> Fri, 05 Jun 2015 04:56:01 +0300 AKP hegemonyasına tetik çekmek https://www.evrensel.net/yazi/74105/akp-hegemonyasina-tetik-cekmek https://www.evrensel.net/yazi/74105/akp-hegemonyasina-tetik-cekmek? Belirleyici siyasal sonuçları açısından bu seçimlerin esas olarak Recep Tayyip AKP’si ile HDP arasında geçtiği bir gerçek… Öyle ki en son Erdoğan’ın bile itiraf etmek zorunda kaldığı bu gerçeğin kuşatma alanı genişledikçe, HDP’nin barajı aşma olasılığı da buna yönelen telaşlı saldırganlık da artıyor. Anlaşılmayacak bir şey yok, AKP iktidarının geleceği HDP’nin baraj altında kalmasıyla koşullu ve bu, AKP’nin gerçek demokratik standartlarını da bir kez daha faş etmiş durumda. Yalçın Akdoğan’ın “HDP’nin barajı aşması demokrasi açısından büyük bir sorun olacaktır” sözleri, AKP’nin demokrasi manifestosudur aslında! Gerçek AKP bu sözlerde zırlamaktadır ve ‘Yeni Türkiye’ diyenlerin hangi çukurda debelendiklerini açıkça göstermektedir. Darbe darbe diye yıllardır rant peşinde koşanların, HDP’nin bir darbe icadı olan seçim barajını aşmasını ‘sorun’ olarak görmeleri, varlıklarını nasıl da demokrasi düşmanlığına borçlu olduklarının açık ikrarıdır. Şimdi şu sorunun yeridir mesela; HDP’nin barajı aş..]]> Sun, 24 May 2015 05:00:39 +0300 Kompleksli 'solculuk' barajı da aşılacak! https://www.evrensel.net/yazi/74009/kompleksli-solculuk-baraji-da-asilacak https://www.evrensel.net/yazi/74009/kompleksli-solculuk-baraji-da-asilacak? Bu seçimlerin en özgün boyutunun Tayyip-AKP iktidarı ile HDP arasında düğümlendiği çok açık. Daha en başından ‘siyasal nesnellik’ olarak tanımladığımız bu özgünlüğü her geçen gün çok daha açıktan, pratik olarak da izliyoruz artık. Siyasal gelecek ve kurgularını, HDP’nin baraj altında kalmasına bağlayanların ‘saha’da neler yaptıkları ortada. “Süper olur” diyen ‘yaver’e ve elbette elinde Kuran’la HDP’nin nasıl dinsiz imansız olduğunu ispatlamaya çalışan ‘başreyis’in çırpınışlarına bakın yeter. Görülüyor ki, ateş bacayı iyice sarmış durumda… HDP’nin bu pozisyonunun Türkiye’nin bugünkü siyasal haritasında önemli bir boşluğa, bir ihtiyaca denk düştüğü anlaşılıyor. ‘Barajı aşarak Tayyibi durdurmak’, hiç ihtimal verilmeyen çevrelerde bile gözlemlenen bir eğilim haline geliyor. Bir başka sesin, bir başka dinamiğin mayalandığına şahit oluyoruz. Ama bazı sol çevreler bu coşkuya, bu umutlu dinamiğe ortak olmamakta ısrarlı hâlâ. Sadece kendi mesafeli duruşlarını ‘realize’ edecek argümanlarla yin..]]> Sun, 10 May 2015 05:00:45 +0300 'Reyis'in dilinden İstanbul 1 Mayıs'ına, 'nitelik' sorunu! https://www.evrensel.net/yazi/73959/reyisin-dilinden-istanbul-1-mayisina-nitelik-sorunu https://www.evrensel.net/yazi/73959/reyisin-dilinden-istanbul-1-mayisina-nitelik-sorunu? RecepTipiBaşganlık bunu gerektiriyor olsa gerek, artık ‘katkısız’ konuşuyor Erdoğan! Ne demek bu? Dolayımsız, açık, net, neyi düşünüyorsa onu söylüyor demek. Metin yazarlarınca aralara serpiştirilen diplomatik ‘iyi niyet’ kırıntılarına bile tahammülü yok. Onun sözlerini ‘anlaşılır’ kılmaya çalışan ‘pinokyo’ takımı da işlevsiz. Lügâtinde bir ‘katkı maddesi’ durumundaki demokrasinin demagojisini bile gereksinmiyor artık. Bazen ağzından kaçırdığı ‘iyi niyet’ imâları için ‘samimi değil’ derdik ya; şimdi bu hatırlatmaya bile gerek kalmadı. Böylesi bir samimiyet sorunu kalmadı zat-ı alilerinin. Özü sözü birdir, bütünlüklüdür, neyse odur! Küfürbazlığı, tehditkârlığı, tahammülsüzlüğü, saldırganlığı, tekçiliği, Türkçülüğü, İslamcılığı, Sünniciliği, vs… Hepsi katkısızdır ve milim yalanı yoktur! Evet, ‘iktidarsız bir hayat mümkün değildir’ şeklinde temellendirilmiş bir gelecek kurgusu, stratejisidir bunu zorunlu kılan. Her anlamda geleceğini sınırsız, sorgusuz bir iktidar sahipliğine bağlayınc..]]> Sun, 03 May 2015 05:00:34 +0300 Her şey R(ecep) tipi başkanlık için! https://www.evrensel.net/yazi/73855/her-sey-r-ecep-tipi-baskanlik-icin https://www.evrensel.net/yazi/73855/her-sey-r-ecep-tipi-baskanlik-icin? Şu ‘çözüm’ ya da ‘müzakere süreci’ başlayalı beri çokça duyduğumuz bir laftı “provokasyon.” Olur olmadık zamanlarda “aman ‘süreç’ zarar görür, provokasyona dikkat” denilerek adeta bir pasifizm argümanı işlevi gördü. Müzakere sürecinin aynı zamanda bir mücadele süreci olduğu gerçeğini ötelemeye yarayan bir argüman… Artık öyle değil, dört başı mamur, ‘dibine kadar’ bir provokasyon siyasetiyle karşı karşıyayız şimdi. Boşuna söylememişti Demirtaş: “İnanın ki ülkenin barışı iktidarın umurunda değil ve olmayacak. Oy kaybı yaşadıkça, koltuğun, saltanatın elden gitme ihtimali güçlendikçe, her türlü çılgınlığı yapabilirler.” Yaşadıklarımız tam da bunun işaretleridir. Diyadin’de yaşananlar, HDP Serik İlçe Örgütü’nün jandarma nezaretinde bayrak asılarak vatan topraklarına katılması (!), ve en son HDP Genel Merkezi’ne yapılan silahlı saldırı… Ne oldu peki? Olan çok açık. HDP’nin seçim barajını aşma ihtimali güçleniyor ve bunun da R(ecep) Tipi Başkanlık hayallerini gömeceği gerçeği giderek d..]]> Sun, 19 Apr 2015 05:00:50 +0300 ‘Reis’ listesinden sıradan hikayeler! https://www.evrensel.net/yazi/73804/reis-listesinden-siradan-hikayeler https://www.evrensel.net/yazi/73804/reis-listesinden-siradan-hikayeler? “Her kadının fıtratında bir kocaya, bir erkeğe meftun olmak, onun kölesi olmak, ona ait olmak hissiyatı vardır… Kadının tabiatı ait olmaktır. Erkek kadına ait olmaz, sahip olur. Ben sahip olurum, sen ait olursun…”! Bu sözler ‘cezai ehliyeti olmayan’ bir meczuba ait olsa şaşırırdık belki. Ama çoktan aştık o şaşırma çıtasını; ‘Yeni Türkiye’ cezai ehliyeti olmayan ‘akıllılar’ ülkesi artık! Bu ‘derin’ kelamlarla kadın-erkek ilişkilerine dair ‘mutluluk reçetesi’ veren Uğur Işılak da ‘Yeni Türkiye’nin tescilli ‘akıllılarından’ biri sadece. Hikâyesi var… “Ölürüm Türkiye”ci cıbıldak ülkücülükten iktidarın şefkatli kollarına atlamış, devletin bereketli arazisinde müreffeh olmuş, şimdi de AKP’nin İstanbul listesinden Meclis’e gün saymaktadır. Belki bir ‘kültür bakanı’, neden olmasın?! Ettiği bu ‘derin’ kelâmlarla ‘saraydaki reis kontenjanı’ndan olmanın boşuna olmadığını bir kez daha ispatlamış bu ‘kafa’nın, Tayyip AKP’sinin ‘ortalamasını’ yansıttığını kim inkâr edebilir? Onun kadınlara dair bu ..]]> Sun, 12 Apr 2015 05:14:50 +0300 'Ben bana yeterim' diyorsun da seni sana bırakırlar mı?! https://www.evrensel.net/yazi/73755/ben-bana-yeterim-diyorsun-da-seni-sana-birakirlar-mi https://www.evrensel.net/yazi/73755/ben-bana-yeterim-diyorsun-da-seni-sana-birakirlar-mi? İktidar ya da muhalif olsun, ülke siyasetinin şekillen(diril)diği ana eksen seçimler oluyor. Denir ya, her seçimin özgünlüğü var diye; bu seçim gerçekten özgün… AKP iktidarının ‘tek parti’, Tayyip Erdoğan’ın ise ‘tek adam’ üzerine kurdukları strateji, özgünlüğün bir tarafını oluşturuyor. Bunun karşısında duran muhalefet partileri içinde HDP’nin pozisyonu ise diğer taraf… Evet, siyasal konjonktür, iktidarı durdurabilecek güç olma misyonunu daha ‘büyük’ partiler durumundaki CHP ve MHP’ye değil, HDP’ye yüklemiş durumda. Bu, biliniyor ve çokça da dillendiriliyor zaten. Uzatmadan söylersek, öyle bir özgünlüğü var ki Haziran seçimlerinin, tek parti-tek adam hayalleri içindeki Erdoğan AKP’si ile barajı aşarak bu yolu tıkayacak ve ülke siyasetinde başka bir çığır açma potansiyeli taşıyan HDP eksenindeki güçbirliği arasında geçecek olmasıdır. Seçimler bağlamlı bu nesnel siyasal harita dışında kalmak yine ‘nesnel’ olarak mümkün değil. Türkiye’de siyaset yaptığını söyleyip, “haritanız beni ilgi..]]> Sun, 05 Apr 2015 05:00:07 +0300 Efsaneden 'Enternasyonal'e; Kürt bayramından Türkiye baharına https://www.evrensel.net/yazi/73656/efsaneden-enternasyonale-kurt-bayramindan-turkiye-baharina https://www.evrensel.net/yazi/73656/efsaneden-enternasyonale-kurt-bayramindan-turkiye-baharina? Efsaneye göre, bundan en az 2200 yıl önce demirci Kawa meşaleyle ‘yeni gün’e çağırmıştı Ninova yoksullarını… Bu yazı yazılırken ise Diyarbakır’ın Newroz meydanını dolduran yüzbinler sahneden yükselen Enternasyonal marşını Kürtçe dinliyordu. Binlerce yıl öncesine dayanan bir efsanenin 2015 yılının 21 Mart’ında Kürdistan’ın kalbi Amed’de, insanlık tarihinin bir büyük özgürlük manifestosuyla, Enternasyonal’le buluşmasını nasıl açıklamalı? Derin analizlere gerek yok aslında. İnsanlığın kurtuluş mücadelesinin diyalektiğidir. Her mücadele, değişik bağlam ve dolayımlarla ‘Enternasyonal’in vaat ettiği o muhteşem özgürlük idealine bağlanan coşkun nehirler oluyor… PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah’ın konuşmasında söylediği şu sözler de bunu teyit etmiyor mu zaten: “Kobanê ve Rojava şehitleri bütün dünya uluslarının şehitleridir, Batı Kürdistan devrimi bütün insanlığın devrimidir çünkü…” Bu diyalektiktir ki, Kürt özgürlük mücadelesini sadece kendi derdiyle meşgul, salt kendi mecrasına mahküm olm..]]> Sun, 22 Mar 2015 05:00:57 +0300 Solun seçimi: Tevatür siyaseti mi, nesnel siyaset mi? https://www.evrensel.net/yazi/73603/solun-secimi-tevatur-siyaseti-mi-nesnel-siyaset-mi https://www.evrensel.net/yazi/73603/solun-secimi-tevatur-siyaseti-mi-nesnel-siyaset-mi? HDP ve ittifak güçlerinin barajı aşma siyaseti, dayandığı ‘gerçeklik’ ile karşısındaki ‘komploculuk’ arasında her geçen gün mecrasını daha da genişletiyor. Gerçeklik; AKP’nin tek parti, Tayyip Erdoğan’ın Başkanlık yürüyüşünün durdurulmasının, mevcut seçim denklemi içerisinde HDP’nin barajı geçmesi dışında bir başka yolunun mümkün olmadığıdır. AKP’den korku ve kaygıların da eklendiği bu gerçeklik, seçime giden Türkiye’nin siyasal nesnelliği olarak HDP alternatifini daha bir öne çıkarıyor. Daha önce söylediğimiz gibi, taktiğin ‘bulaşıcı gücü’ şaşırtıcı derecede karşılık buluyor, yayılıyor. Öyle görünüyor ki daha çok şaşırtacak! Böylesi bir gerçekliğin karşısında durmaya çalışan komploculuğa gelince… Özeti şudur: “HDP ile AKP arasında gizli bir anlaşma var”! Çözüm sürecine dair kendi özgün mecrasında yürüyen görüşme ve açıklamalar dışında, hiç bir veri ve kanıta dayanmayan bu komplo teorisinin kısa süre içinde ‘evrim’ geçirdiği görülüyor. Şöyle ki; seçime parti olarak girileceği açıkland..]]> Sun, 15 Mar 2015 05:00:21 +0300 BHH ve hadi seçim yokmuş gibi yapalım! https://www.evrensel.net/yazi/73554/bhh-ve-hadi-secim-yokmus-gibi-yapalim https://www.evrensel.net/yazi/73554/bhh-ve-hadi-secim-yokmus-gibi-yapalim? Haziran hareketi (BHH) seçim tavrını açıkladı. ‘Pek bir şey anlamadık doğrusu’ dediyse de birçok insan, satır aralarıyla konuşan ve ‘tavırsızlığın retoriği’ denilebilecek metnin ruhu çok açık aslında. ‘Anlayın bizi, sıkıntılıyız’ diyor arkadaşlar: ‘Seçim olmayaydı iyidi ama n’apalım, seçim yokmuş gibi konuşacağız biz de’! ‘AKP’yi ve Başkanlık hayallerini seçimde değil, sokakta yeneceğiz; gelin Haziran meclislerine’ mealindeki tadından yenmez çağrı da laf bırakmamış doğrusu. Tamam kardeşler, meclisleriniz kaçmıyor ya, geleceğiz elbette ama önce şu seçimlere dair bi’şey önerseydiniz desek, ‘sokak önemli, parlamentarizm yapma’ der çıkarlar herhalde. “E sokağı bi dinleseniz, seçimleri önemsersiniz” desek, “bizim sokaklar başka” der sustururlar… Peki, AKP’yi ve Başkanlık hayallerini durdurmanın HDP’nin barajı aşmasıyla ilintisini herkes konuşuyor ya artık; “Cüneyt Arcayürek’in bile konuştuğunu siz neden pas geçersiniz ki” diye sorsak, “teferruata takılmayalım” derler muhtemelen… Çünkü mes..]]> Sun, 08 Mar 2015 05:00:57 +0300 Saltanatınız yalan, kartopu gerçek! https://www.evrensel.net/yazi/73456/saltanatiniz-yalan-kartopu-gercek https://www.evrensel.net/yazi/73456/saltanatiniz-yalan-kartopu-gercek? Fotoğraf, bir faşist yobaz tarafından katledilen gazeteci kardeşimiz Nuh’un cenazesinden… Anne Çiğdem Köklü, elindeki kartopunu canı ciğeri oğlunun tabutuna doğru uzatmaktadır... Muhtelif kasalarda istifledikleri banknotlar dışında bu hayatı gerçekten zenginleştiren herşeye düşman barbarlık, bu fotoğraftan yansıyan gerçeği hiç okuyamayacak... Ne yazık onlara! Karda kartopu da oynanır gibi en sıradan insani hoşluğu bile tahammül edilmez bulan zavallı bir ‘tür’ün mucitleri; dillerinde besmele, boğazlarına kadar battıkları o harami servetleri içinde ne sefil bir yoksulluk içinde olduklarını hiç anlayamayacaklar... Soluklanabileceğimiz en küçük bir pencereyi bile hayatımızdan söküp (ç)almak için sağımızı solumuzu kuşatmış haşereleriyle üzerimize çullanan gürûhun nasıl bir açmaz içerisinde olduğunu anlamak zor değil aslında. Kızlı erkekli gençlerin kartopu sevincini bile tehdit olarak algılayan, üzerimize boca edilen bu tek sesli-renksizliğin senaristleri nereden bilsinler; bu ..]]> Sun, 22 Feb 2015 05:00:20 +0300 30, 10'dan büyük, 10, 30'dan önemlidir! https://www.evrensel.net/yazi/73404/30-10dan-buyuk-10-30dan-onemlidir https://www.evrensel.net/yazi/73404/30-10dan-buyuk-10-30dan-onemlidir? 30, 10’dan büyük müdür? sorusuna, konu basit aritmetik nicelikse, “böyle saçma soru mu olur, elbette büyüktür” yanıtı verilebilir. Peki, sözkonusu siyasetse ve soru “30, 10’dan önemli midir?” şeklinde kurulmuşsa… Her zaman ‘evet’ diyebilir miyiz? Diyemeyiz! Nasıl yani? Şöyle ki, ‘siyasal özgülağırlık’ denilebilecek nitelik farkı 10’u 30’dan daha önemli kılabilir. Hiç karışık değil aslında, örnekleyerek somutlayalım. Sözgelimi, 2015 Haziran seçimlerinde HDP ekseninde oluşturulabilecek blokun alacağı yüzde 10, CHP’nin alabileceği maksimum sınır durumundaki yüzde 30’dan (ki aslında bu da mümkün görünmüyor, kırk yıllık CHP’liler bile buna inanmıyor artık) daha önemlidir. Bırakın CHP’yi, yanına MHP’nin alacağını da ekleyin, toplayın, çarpın, bölün… yine de Tayyiban AKP’nin gidişatını durdurabilecek bir muhalefet toplamına denk düşmüyor. Ama HDP’nin yüzde 10 barajını aşması öyle mi?.. Bu ‘özgülağırlığı’ temellendiren, bu köşede sürekli vurgu yaptığımız ‘siyasal nesnellik’tir: Tayyiban-AKP k..]]> Sun, 15 Feb 2015 05:00:18 +0300 'Bulaşıcı' taktik ve 'dezenfekte' komiklik! https://www.evrensel.net/yazi/73356/bulasici-taktik-ve-dezenfekte-komiklik https://www.evrensel.net/yazi/73356/bulasici-taktik-ve-dezenfekte-komiklik? Seçim tartışmaları iki eksende yoğunlaşıyor: Tayyip Erdoğan’ın AKP’yi angaje ettiği ‘tek adamlı’ Başkanlık rüyası ve HDP’nin barajı aşıp aşamayacağı… Önemli ölçüde biribirini koşullayan bu iki eksen, siyasal hesaplara ‘kendiliğinden’ içkin bir nitelik taşıyor. Şimdiden açığa çıkan bu durum, seçime doğru daha da dayatacak kendisini. Toplumsal-siyasal birçok kesimin Tayyiban AKP iktidarından duyduğu korku ve kaygılarla birlikte düşünüldüğünde, HDP ve barajın aşılması, duyarsız kalınamayacak bir ‘siyasal nesnelliğin’ parçası oluyor adeta. Bunları hesaba katmayan pozisyon alışların, istediği kadar gürültü çıkarsın, kendi mecrasında tutunamayacağını, ‘fireler’ vereceğini şimdiden söyleyebiliriz. Örnek mi? CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, gazetemize verdiği mülâkatta, “CHP sadece milletle ittifak yapacaktır” diyor. Müthiş taktik doğrusu; kim ilgisiz kalabilir ki böylesi bir kapsayıcılığa?! Yerel seçimlerde ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki Cemaat ve MHP’yle yapılan gizli-açık ittifaklar i..]]> Sun, 08 Feb 2015 05:00:10 +0300 Cizre’nin çocukları ve ‘provokasyon’ mekaniği! https://www.evrensel.net/yazi/73204/cizrenin-cocuklari-ve-provokasyon-mekanigi https://www.evrensel.net/yazi/73204/cizrenin-cocuklari-ve-provokasyon-mekanigi? Yasin Özer (19), Barış Dalmış (15), Musa Azma (16), Ümit Kurt (14), Nihat Kazanhan (12)… Yaşlarının toplamı ancak bir ‘ortalama’ ömre sığabilecek Cizre’nin çocukları bunlar… “Hebu û tunebu” (bir varmış bir yokmuş) diye başlayan uzun kış gecelerinin masallarını dinleyemeden, Kürdistan gerçeği içerisinde var olmuş ama kendilerine dayatılmış ‘devlet dersi’nde, çok değil, 10 gün içerisinde arka arkaya yok edilmiş çocuk ömürleri bunlar… Sonuncusu Nihat; “Akrep geçerken Nihat zafer işareti yaptı, polis zırhlı araçtan indi, nişan alarak ateş etti…” diyor arkadaşı… Söylenen çok şey var daha; plakasız dolaşan polis araçlarından Nihat’ı vuran polisin eşkaline kadar… İşte, Cizrelilerin gözleri önünde olup biten bu ‘işler’, bir ‘provokasyon’ parantezine alınarak buharlaştırılıyor. Önce İçişleri Bakanı, sonra Başbakan “provokasyondur, polisimizle ilgisi yoktur” diyor! Peki kiminle ilgisi vardır? “Efendim ‘provokasyon’ işte, Allah muhafaza ‘paralelciler’ ile ‘derin PKK’ciler’in ortak işi..]]> Sun, 18 Jan 2015 04:58:19 +0300 Yine mi 'seçim önemli değil'?! https://www.evrensel.net/yazi/73102/yine-mi-secim-onemli-degil https://www.evrensel.net/yazi/73102/yine-mi-secim-onemli-degil? Yüzde 10 barajı, önümüzdeki dönem siyasetinin temel tartışma konularından biri olacak. Seçimlerde Kürt hareketinin tutumuyla da şimdiden iç içe geçen bir konu bu. AKP’nin ısrarla koruduğu ‘baraj’ın, eskisi gibi ‘idare edelim’ci parantezlere sığmadığı açık. Kürtler de “etrafında dolanarak barajı delme” eğiliminde değiller artık. Bu, “daha çok vekille Meclise girelim”den öte bir durum. Bir anti demokratik dayatmaya razı olmamak, sindirmemek ve onu Türkiye’nin demokratik güçleriyle yıkmaya çalışmak, bunu yaparken de yeni bir siyasal ağırlık oluşturmak… Sadece bu da değil, bugünkü koşullarda AKP’nin ve özellikle Tayyip Erdoğan’ın Başkanlık rüyalarına da noktayı koyabilecek en önemli darbe olacak, yüzde 10’un aşılması… Hangi argümânla olursa olsun, 2015 seçimlerini ve seçim barajını es geçen bir siyasal perspektifin, ne kadar ‘sol’ görünse de aslında kendisini siyasetsizliğe ya da başkalarının siyasetine dolgu olmaya mahkûm edeceği açık. Son üç yılda yeterince örneğini gördük. “Seçimler de..]]> Sun, 04 Jan 2015 05:00:17 +0300 Zaman çok daha hızlı artık! https://www.evrensel.net/yazi/73051/zaman-cok-daha-hizli-artik https://www.evrensel.net/yazi/73051/zaman-cok-daha-hizli-artik? Üzerinden tam üç yıl geçti bugün… TC’nin tarihine eklenmiş bir kara sayfa… 2011’den 2012’ye, taammüden işlenmiş bu devlet cinayetiyle girmişti Türkiye. Üç yıldönümü geçtik, Roboski’nin ağır suçu ve iflah olmaz laneti kıskançlıkla sahiplenilirken böyle, biz de hep aynı şeyi tekrarlayacağız: Hükümet ve devlet, bu lanetle yaşama kararlılığını 2015’e de devretmiştir! “Aman laf etmeyin, çözüyoruz işte” diye sağa sola ‘çözümcü’ havaları atan Hükümetin, bugüne kadar, böylesi ayan beyan bir katliamı aydınlatacak tek söz etmemesinin başka izahı olamaz zaten. Devlet Bahçeli’nin Roboski’ye dair o gün ettiği şu sözler, devlet yetkililerinin aklına ve ruhuna da tercümandır: “Devlet Uludere’de devlet olmanın gereğini yapmıştır.” ! Evet, Türkiye’de devlet olmanın gereği böyle oluyordu. Roboski katliamı da devlet politikasının Kürtlere dönük ‘bakiyesi’ oldu. Geçmişten bugüne devreden bir zulüm ve inkâr bakiyesi… Bu bakiye 2014’te yeni boyutlar kazandı, Kobanê’yle… Hatırlayalım, 2012..]]> Sun, 28 Dec 2014 04:54:13 +0300 'Nerden baksan ahmakça' gidiş, gitmiyor artık! https://www.evrensel.net/yazi/72952/nerden-baksan-ahmakca-gidis-gitmiyor-artik https://www.evrensel.net/yazi/72952/nerden-baksan-ahmakca-gidis-gitmiyor-artik? Her gün yeniden görüyoruz; AKP iktidarı, ‘sorunlu’ alanlara dair devletin o geleneksel inkârlarını ‘revize’ ederek yeniden üretiyor. ‘Yeni Türkiye’ dedikleri de bu ‘yeni inkâr’ çağı oluyor yani! Eskisi gibi “hâşâ yoktur” diye başlanmıyor söze, ama bu, gerçeği kabul etmek anlamına gelmiyor kesinlikle. Tartıştırıyor ve o tartışmayı kendi tanımlarına doğru yönlendiriyor. Tanımış gibi yapıyor, ‘tanımlayarak tanımaya’ dönük tartışmayı ‘çözüm’ diye sunuyor, “işte çözüyorum” diyor. Çok örneği var; “Kürtçe vardır ama medeniyet dili değildir, eğitimi olmaz…” gibi… Ya da “Cami avlusunda Cemevi” mesela. ‘Yeni inkâr’ın Alevilere dönük yüzünün şifresi de buydu. ‘Fırsat’ sunuluyordu Aleviye; camiye yakınlaştıkça, onun avlusunda yer aldıkça tanınmış olacaksın! Bu asla çözümcü olmayan ve sorunları idare etme amaçlı ‘tanımlayarak tanımak’ diplomasisinin sınıra dayandığı günlerdeyiz artık. Cilalı liberalizm döneminden yadigâr kalan O. Çalışlar-O. Miroğlu türü kırıntı zevattan başka kimse yutmuyor artı..]]> Sun, 14 Dec 2014 05:00:36 +0300 Kriz sorusu: 'Çözüm' hangi sorunu çözecek? https://www.evrensel.net/yazi/72795/kriz-sorusu-cozum-hangi-sorunu-cozecek https://www.evrensel.net/yazi/72795/kriz-sorusu-cozum-hangi-sorunu-cozecek? "Siz planlar yaparken başınıza gelene hayat derler” ironik sözünü, Türkiye’yi yönetenlerin Kürt meselesiyle serüvenine dair bir düşünün. Bu kadar isabetli bir anlatım az bulunur herhalde. Döne döne stratejik planlar, ‘mühendislikler’ yapıp hiçbirinde dikiş tutturamamak ve ‘kazanıyorum’ derken hep zemin kaybetmek… “Sürece mecbur ve mahkûm değiliz” deniliyordu değil mi? N’oldu şimdi!? Konsept battı! Evet, o efelenmeler “Kobanê düştü düşecek” konseptinin diliydi. Gerekirse ‘müzakere sürecini’ de askıya alabilecek iştahtaki o konsept “pelt” oldu! Kobanê düş(ürüle)medi ve üstelik 6-8 Ekim’de nasıl bir Kürt depreminin mayalanmakta olduğu da çarpıcı bir şekilde görüldü. Yerçekimsizliğin sarhoşluğuyla yapılan hesapların başına nasıl bir bela açacağını gördü Hükümet ve çark etmeye başladı; ‘süreç’ ipine sarılmaya hem mahkûm hem mecburdu artık! Tabi ki hesaplar bitmez; ‘süreç’ içinde türlü oyunlar, tuzaklar iç içedir… Ama işte, senin cinliğinin karşındakinin aptallığı kadar hükmü vardır ..]]> Sun, 23 Nov 2014 05:00:49 +0300 ‘Süreç’ krizde!.. https://www.evrensel.net/yazi/72686/surec-krizde https://www.evrensel.net/yazi/72686/surec-krizde? Çözüm süreci’ krizi yaşanıyor. Şaşırtıcı mı? Hiç değil. Somut sonuç ve yansımaları bakımından, ‘görüşme ve diyalog’ düzeyi aşılamamıştı zaten ve bugünkü krizin Hükümetin sürece dair kurgusuna içkin ‘yapısal’ temelleri vardı. En yalın haliyle; çatışmasızlığı ve sorunun sosyal-siyasal boyutlarını gözetmeden, silahların bıraktırılmasını ‘çözüm’ belleyen ve bunu da “terörle mücadelenin parçası” olarak kurgulayan, seçim atlatmayı da buna iliştiren bir pragmatizmle bu kadar oluyor işte. Yüz yıla dayanan köklü bir soruna bu sakillikle yaklaşma yüzeyselliği ‘çözüm’den çok krizi biriktirdi ve Kobanê vesilesiyle açığa vurdu. Taraflara ve sürece bir ayna oldu Kobanê; kimsenin kendi gerçeğini karşısındakinden saklayamayacağı kadar gerçekçi bir ayna! Hep diyoruz; Hükümet hem görüştü, hem bildiğini okudu ve hem de görüşmeleri Kürt hareketini pasifize edecek bir “enstrüman” olarak kullanmaya çalıştı. Bir tür ‘süreç vesayeti’ dayattı. “Süreç çok hassas”tı çünkü! Evet ama bu ‘hassasiyet’, Kürt tarafın..]]> Sun, 09 Nov 2014 05:00:16 +0300 Çözüm basıncı ile çözümsüzlük genetiği arasında... https://www.evrensel.net/yazi/72578/cozum-basinci-ile-cozumsuzluk-genetigi-arasinda https://www.evrensel.net/yazi/72578/cozum-basinci-ile-cozumsuzluk-genetigi-arasinda? Hep söylüyoruz; Türkiye, başından bu yana ‘çözüm süreci’ni PKK’ye karşı ‘minimum çözüm-maksimum tasfiye’ parantezine sıkıştırdı. Ertelemeci ve oyalamacı oldu ve her fırsatta Kürt hareketine irtifa kaybettirecek bir yaklaşım sergiledi. Gelinen noktada, bu şekilde ‘süreci süründürme’ eğiliminin sınırına dayanılmış durumda. Somut adım atmadan, mevcut ‘profilde’ idare etmenin koşulları giderek tükeniyor. Bu bir nesnel durum ve İmralı görüşmelerinin seyrinden öte dinamikleri var. IŞİD’le Kobanê ve Rojava’yı boğma çabası ve Kürt cephesinden patlayan tepki, biriken bu nesnelliği deşip açığa vurdu aslında. Türkiye’yi yöneten devlet iradesinin ‘çözümcü’ imajının gerçekte nasıl iflah olmaz bir Kürt düşmanlığını içerdiği görüldü (bkz. “PYD ile IŞİD aynıdır” çığlıkları!). Öncesinde, Kürtçe eğitim için açılan okullar konusunda da derhal harekete geçen ‘inkâr’ genetiği, Kobanê meselesinde şaha kalktı adeta. Gizli-açık IŞİD destekçiliği, “Kobanê’nin çözüm süreciyle ne ilgisi var” vb. bayat argümanl..]]> Sun, 26 Oct 2014 06:00:40 +0300 Sahi siz kimin sorununu çözeceksiniz?! https://www.evrensel.net/yazi/72466/sahi-siz-kimin-sorununu-cozeceksiniz https://www.evrensel.net/yazi/72466/sahi-siz-kimin-sorununu-cozeceksiniz? En sonunda söyleyeceğimizi başta söyleyelim; çok nettir, bugün Suriye odaklı siyasal coğrafyada en geniş çaplı savaşı TC Hükümeti istiyor. Kobanê’deki savaşın bir an önce Rojava’nın diğer kantonlarına ve oradan da Suriye merkezine yayılması konusunda IŞİD’den daha iştahlı olduğundan emin olabilirsiniz. “Kobanê düştü düşecek” sözü, bu iştahlı stratejinin en özlü itirafıdır. Tam da ‘özel savaş’ pozisyonunun şifresidir ve “çözüm süreci bitti bitecek”in de kabulüdür! Kobanê’nin, düşerse eğer, sadece Kürtlerin üzerine düşmeyeceğini bilmezler mi? Kurt gibi bilirler ve buna hazırlıklı oldukları, en son ortalığa saldıkları ‘özel harpçi’ çetelerden de belli olmuyor mu? Kobanê ve Rojava’nın düş(ürül)mesi, o çok ü..]]> Sun, 12 Oct 2014 00:15:26 +0400 ‘Dayê dünya xayine’! https://www.evrensel.net/yazi/72411/day-dunya-xayine https://www.evrensel.net/yazi/72411/day-dunya-xayine? Yarım yamalak bir Kürtçeyle, bir Kürdün ağzıyla yazılmış bir ‘duvar yazısı’ydı galiba, başlığa çıkardığımız... “Dünya hain (olmuş) Anne” diyordu! Tek başına, derdinle baş başa bırakılmışlığın acısı ve bu yalnız bırakılmışlığın sitem ve isyan karışımı kabulü… Tam 20 gün oldu; elindeki ortaçağ ateşiyle bir canavarın kuşatmasında kıyameti yaşayan birileri var bu “xayin dünyanın” orta yerinde. Ne söylesek, ne yapsak kifayetsiz; canavarın sıktığı mermiden, açtığı ateşten daha hızlı, daha etkili değiliz maalesef. İnsan olmak ne zor şeymiş, ne ağır bir yükmüş böyle! Bir çakıl taşı olsun, paylaşmak, desteklemek için çırpınır koştururuz, “aman Kobanê düşmesin” diye, yazar çizeriz, bağırır çağırırız… Ama yaptığımız hiçbir şey, o kopkoyu kifayetsizliğin ağırlığı altında ezilmekten kurtarmaz b..]]> Sun, 05 Oct 2014 00:30:18 +0400 Kobanê'yi anlamama halleri! https://www.evrensel.net/yazi/72364/kobanyi-anlamama-halleri https://www.evrensel.net/yazi/72364/kobanyi-anlamama-halleri? Hep idealindekini, ‘olmayan’ı düşlemek, istemek güzeldir. Senin ideallerinin, en azından izdüşümlerinin, farklı dolayımlar ve biçimlerle de olsa bugünden ortaya çıkabileceğini unutmadan ama… ‘Olan’ı da görmek yani; ‘olan’a da sahip çıkmak, “İdeal” dediğine birebir uymuyorsa da ona değer biçmek, küçümsememek, verilen emeğe, akıtılan tere, dökülen kana saygı duymak, kendi dünyamızdan saymak… Böyle değilsen, devrimci politikada özellikle, bir tür ‘soyut-ezber’ muhalefet tarzının girdabında dönüp durursun. Hep “en maksimum, en ideal, en stratejik” çıtanın zirvelerinde konuştuğunu zannedersin ama farkında değilsin ki, fasit bir daire içinde hapsolmuş, kendi kendinle başbaşasın. Asıl felâket de işte bu, farkında olamamaktır herhalde! Teorisizmle de malûl bu &ls..]]> Sun, 28 Sep 2014 00:15:05 +0400 Kobanê, ‘değerli yalnızlık’!.. https://www.evrensel.net/yazi/72305/koban-degerli-yalnizlik https://www.evrensel.net/yazi/72305/koban-degerli-yalnizlik? Gazetemizin manşetiydi iki gün önce: ‘Kobanê hepimiz için direniyor’! Sadece destansı, can bedeli oluşuna değil; ‘özgül ağırlığı’ büyük, hepimiz için, insanlık adına bir direnişe işaret ediliyordu. Hiç şüphe yok ki, bugün Rojava ve Kobanê, ilerici insanlık birikiminin en sıcak direniş hattıdır. Ve yine, boğulmak istenen Rojava devrimi, sadece IŞİD’çi Neo-Ortaçağ barbarlığın değil, bölgeyi dizayn etme derdindeki her boydan emperyal senaryonun da hedefindedir. Zira, artık soluk bile alınamaz bu kaos ve ateş ikliminde bir vaha olarak yeşermişti Rojava. Bir halk, silahlanıp kendi kaderine el koyarak girmişti Suriye ve Ortadoğu denklemine. Halklardan yalıtık Suriye savaşının tarafı olmayı reddeden Rojava’nın bu ‘üçüncü yolu’, büyük senaryolarda öngörülmemişti. Şimdi, vicdansızlığın en dizginsiz haliyle..]]> Sun, 21 Sep 2014 00:04:54 +0400 Zenginlik beladır! https://www.evrensel.net/yazi/72257/zenginlik-beladir https://www.evrensel.net/yazi/72257/zenginlik-beladir? Malûm, 12 Eylül’ün yıldönümünden “Yeni Türkiye” ile geçtik! İnsanların iflahını kesen bir faşist darbenin açtığı kanlı yollardan güle oynaya geçen patron düzeninin şimdiki adı da “Yeni Türkiye” oluyor. ‘Vesayetler’ değişiyor, resmi ideolojilere formatlar atılıyor, “biraz da bize” iştahıyla yanıp tutuşan yeni zenginler türüyor, iktidar dalaşları yaşanıyor, “darbeyle hesaplaştık” diye yeminler bile içiliyor, Kürtlerden 30 yıllık bir şamar yeniliyor… ama 12 Eylül’ün ‘ekonomi-politiği’ hiç değişmeden iktidar ilişkilerindeki yerini koruyor. 34 yıl önce toplumsal muhalefetin devletin en çıplak şiddetiyle ezilmesi üzerinden yeniden tahkim edilen bu düzen, bugün sudan ucuz hayatların mezar taşı olarak göğe yükselen kulelerin gölgesinde sermay..]]> Sun, 14 Sep 2014 00:15:51 +0400 9.8’lik birikim ve 10 numara ‘sol’ trajedi! https://www.evrensel.net/yazi/72055/98lik-birikim-ve-10-numara-sol-trajedi https://www.evrensel.net/yazi/72055/98lik-birikim-ve-10-numara-sol-trajedi? Demirtaş’ın adaylığı üzerinden ortaya çıkan yüzde 9.8’lik sonucun hakkı verilmelidir. Küçümsenemez bir birikimdir. Kuşku yok ki, yüzde 10’u çok aşan bir ‘ilgi’nin sandığa yansıyan bölümüdür bu. İlgi çok daha büyüktü. Hakkı verilmelidir derken, edinilen birikimden hareketle, onun şekillendiği zemindeki bu ‘ilgi’ye doğru kanallar açıp kalıcı bağlar kurmaktan da bahsediyoruz. Asıl mesele budur artık. Edinilen başarıyı, sadece üç adaylı bu seçimde, özellikle Ekmellettin’in adaylığının yarattığı ‘konjonktürel’ avantajla açıklamak ‘kasıtlı’ değilse eğer, büyük yanılgıdır. Payı var elbet, ama asıl dinamik siyasal nesnelliktir. Çeşitli iradi-öznel bağlam ve dolayımlarla şekillenen bir nesnelliği de var siyasetin. Epey zamandır kalıcılaştırılmaya çalışılan ve AK..]]> Sun, 17 Aug 2014 00:46:40 +0400 Herkes saftirik, bi' siz cinsiniz! https://www.evrensel.net/yazi/71916/herkes-saftirik-bi-siz-cinsiniz https://www.evrensel.net/yazi/71916/herkes-saftirik-bi-siz-cinsiniz? Demirtaş’ın adaylığına ilgi genişleyerek sürüyor. Bunu, “birilerinin siyaset mühendisliğine” bağlayan komplocu fesadı bir kenara bırakalım, konuşmaya değmez. Bekleneni bile aşan bu ilgi, kuşku yok ki ‘ihtiyaca yanıt’ın bir sonucu en başta. Bir de, ‘konjonktür’ nihayet bize de gülmeye başlıyor galiba! İki neo-liberal ve de ‘siyasal İslamcı’ya karşı tek seçenek olmak, değişik kesimlerde oluşmuş yarılmaların sonucundaki arayışlara hitap edebilme şansını güçlendirdi. O söylediklerini hep söylüyordu aslında Demirtaş. Ama toplumsal algının pencereleri yeni açılıyor sanki. Kulaklar yeni duyuyor değil, yeni algılıyor. Bir eşik aşılıyor gibi. ‘Batı’ ile Kürdistan gerçeği arasında az çok demokratik nitelikli bir geçişkenlik ve ortak payda açısından isabetli bir isim olduğu açık Demirtaş’ın. Ama sadece Demirtaş’ı..]]> Sun, 27 Jul 2014 00:12:03 +0400 Kürdofobi, nelere kadirsin böyle!? https://www.evrensel.net/yazi/71809/kurdofobi-nelere-kadirsin-boyle https://www.evrensel.net/yazi/71809/kurdofobi-nelere-kadirsin-boyle? Kobanê… Arap milliyetçisi BAAS iktidarı, ‘Ayn el Arap’ (Arapların gözü) diyordu… 19 Temmuz 2012’de inkâra konu kendi adıyla doğruldu ve Rojava devriminin işaret fişeği oldu… Şimdi yeniden ateş altında… 2 Temmuz’dan beri ‘Neo-ortaçağ barbarlığın’ kuşatmasında… Üçüncü yılına girmeden, devrimci Kobanê boğularak, IŞİD’çi çetelerin yakıştırdığı isimle, ‘Ayn el İslam’ (İslamın gözü) yapılmak isteniyor bu kez de… Bütün yalnız bırakılmışlığına karşın Kobanê ve Rojava, sadece Kürtlerin değil, bütün ilerici insanlık birikiminin gözüdür oysa, büyük insanlığın direniş hattıdır… *** IŞİD’in Musul’u ele geçirmesiyle birlikte, Türkiye’nin Rojava politikasının değişeceğine ve PYD ve özerk kanton yönetimleriyle ..]]> Sun, 13 Jul 2014 07:29:53 +0400 Şimdi 'tatava' zamanı https://www.evrensel.net/yazi/71640/simdi-tatava-zamani https://www.evrensel.net/yazi/71640/simdi-tatava-zamani? Devlet Bahçeli’nin sihirli üçgenleriyle startı verilen “çatı” mühendisliğinin adayını açıklamak da Kılıçdaroğlu’na düştü. Evet, telaffuzu zor bir isim oldu belki ama CHP liderinin onu tercih etme gerekçelerini idrak etmek de pek kolay değil! Enteresan adam; “Ekmelettin Bey, bilgili, görgülü, oturup kalkmasını bilen biri” diyor. Oğluna gelin arayan Pakize teyze misali, “hal ve gidiş” dersinden karne notlarını vermediği kaldı. Bahsedilenin neyin “bilgi ve görgü”sü olduğunu adaya bakıp kolayca anlıyoruz elbette. Başka bir şeyi de anlıyoruz ama; emek, barış, özgürlükler bahsinde herhangi bir “bilgi, görgü” kırıntısıyla karşı karşıya olmadığımızı… Yarıştırılmaya sokulan “bilgi, görgü”, Tayyip’i “birinci” yapan o dünyanın sağ-muhafazakâr kr..]]> Sun, 22 Jun 2014 00:22:32 +0400 Okmeydanı’nda Soma’yı kuşatmak! https://www.evrensel.net/yazi/71411/okmeydaninda-somayi-kusatmak https://www.evrensel.net/yazi/71411/okmeydaninda-somayi-kusatmak? Bu defa Okmeydanı’nı vurdu Başbakan’ın polisleri! Hiç ara vermeden oynadığı ‘gerilim filmi’ne devam eden AKP iktidarı için yeni bir şey değil elbette. Ama bu iki ölümlü son ‘seans’ın Soma’dan hemen sonraya denk düşmesinin daha ‘özel’ nedenleri de var. Oraya geleceğiz ama öncesinde bu “ayrıştırıcı, ayıklamacı-gerilim, şiddet” siyasetinin, hiç de bir “kontrolden çıkma” hali olmadığını peşinen söylemek gerekiyor herhalde. Bile isteye, gayet planlı yürüdüğünü anlamak için sistematik hale gelen polis terörü ile Başbakan’ın dili arasındaki mutlak uyuma bakmak yeter. En küçük bir ‘diplomatik’ gramaja bile geçit vermeyen, gayet yalın bir ‘tehdit’ ve savaş dili. Son örneği malûm: “(Berkin için) ölmüştür geçmişt..]]> Sun, 25 May 2014 00:06:56 +0400 SOMA ve TOMA'lı ölüm ekonomisi https://www.evrensel.net/yazi/71353/soma-ve-tomali-olum-ekonomisi https://www.evrensel.net/yazi/71353/soma-ve-tomali-olum-ekonomisi? 21’inci asrın en büyük madenci işçi katliamı bunlara nasip oldu! 12 yıllık devri iktidarlarında işlenmiş 14 bin işçi cinayetine, ölüm ocağının zifiri karanlığında taammüden katledilmiş kardeşlerimizi de eklediler şimdi… Katliamın nasıl tasarlandığı bu kadar ayan beyanken, “olay nasıl oldu?” sorusu hükümsüzdür artık. Kaç zamandır bile isteye, arsızca bir iştahla işçilerin, yoksulların üzerine salınmış ‘cinayetlerle büyüme ekonomisi’nin “fıtratında” ölüm ve kâr var çünkü. Kuralsız, sınırsız, batasıca kâr çılgınlığı, ölüm olup Soma’lı madenciyi çekip koparıyor hayattan. “Kader” ya da “fıtrat” denilen; “kârın maksimizasyonu” düsturuyla babasını bile tanımaz sermayenin, işbirlikçisi siyasal iktidarla birlikte işçiye reva..]]> Sun, 18 May 2014 00:38:32 +0400 HDP'yi tartışmadan önce... https://www.evrensel.net/yazi/71188/hdpyi-tartismadan-once https://www.evrensel.net/yazi/71188/hdpyi-tartismadan-once? Yerel seçim sonuçları, siyasal güçlerin pozisyonlarına dair önemli veriler sundu. Yararlanmak için önemsemek gerekiyor öncelikle. “Görüldü ki, AKP’nin yönetme krizi bitmemiştir”, doğru tespitiyle yetinerek, bu krizin süreceğine dair adeta birbirini ikna ve ‘ajite’ etmeye dönüşen ‘sol’ çevrelerdeki ağırlıklı yaklaşım, işin yeterince önemsendiğini kuşkulu kılıyor. “AKP’nin krizi sürüyor da senin durumun nicedir, bu krizin sana vaat ettiği nedir…?” soruları yine yanıtsız kalıyor… İktidar krizini, kendisinin krizini sorgulamayıp ötelemenin gerekçesine dönüştürenlere siyasal hayatın vaadi ne olabilir ki? İçinde bulundukları ağır koşullara rağmen işçi ve emekçi sınıfların, artık yolsuzluğu tescillenmiş, üstelik kadim ortağı tarafından da sıkıştırılmış AKP&rs..]]> Sun, 27 Apr 2014 08:30:14 +0400 Seçimlerden geleceğe kalan… https://www.evrensel.net/yazi/71013/secimlerden-gelecege-kalan https://www.evrensel.net/yazi/71013/secimlerden-gelecege-kalan? Seçim sonuçlarına dair değerlendirmelerin hangi bağlamda yoğunlaşacağı alınan sonuçlar kadar önemlidir aslında. İki uçtan uzak durmak gerekiyor. “Seçimler önemli değil ki sonucu da önemli olsun” gibisinden bir geçiştirmecilik de; ne yapıp edip “başarıyla geçtik” demenin dayanaklarını imal etmeye çalışan yapay iyimserlik de, uçlardan birinin tezahürüdür. Diğeri ise, sonuçların tatmin edici olmamasını bir tür felaket tellallığına gerekçe yapmaktır. Dikkat edilirse, bunu en çok güçbirliğinin dışında kalmış, en fazla kıyıda seyretmiş çok bilmişler yapıyor. Doğrulukları kanıtlanmıştır sözde! Bu ortak paydalı uçlar kabul edilemez. Öncesinden de belirtmiştik; sonuçlar ne olursa olsun küçümsemeyeceğiz ama yeterli de bulmayacağız. Evet, Kürdistan’da BDP’nin giderek pekiştir..]]> Sun, 06 Apr 2014 00:04:11 +0400 Kendimizi aşmak için… https://www.evrensel.net/yazi/70956/kendimizi-asmak-icin https://www.evrensel.net/yazi/70956/kendimizi-asmak-icin? Bir seçim günündeyiz yine... Demokratik güçbirliğinin partisiyle giriyoruz seçimlere ve yeni koşullarda, yeni bir biçimle sınıyoruz kendimizi. Tarihin bizi koşulladığı sorun ve görevler devam ettikçe, sınavımız da devam ediyor demektir. Öğrenciyiz, öğrenmeye çalışır, kendimizi sınar ve sonuçta mutlaka biriktiririz. Bugün yaptığımız da budur işte. Devrimci özgüven, esneklik ve yaratıcılığın yılların emeğiyle buluşturulduğu güçbirliğiyle girdiğimiz bu son sınavda da sonuç ne olursa olsun, mutlaka bir birikimle çıkacağımız kesindir. Öncekiler gibi, eksik ve gedikleriyle, yanlış ve doğrularıyla, bu sınavın kazanım ve dersleri de eklenecektir siyasal birikimimize... En başta, partili güçbirliğinin bu seçimlerdeki varlığı bile önemli bir kazanımdır. Artık çivisi çıkmış, düştüğü yolsuzluk kuyusunda, arsız..]]> Sun, 30 Mar 2014 00:08:22 +0400 'Yetmez ama evet'çi teslimiyet, direnen HDP! https://www.evrensel.net/yazi/70939/yetmez-ama-evetci-teslimiyet-direnen-hdp https://www.evrensel.net/yazi/70939/yetmez-ama-evetci-teslimiyet-direnen-hdp? Yine bir seçim öngünündeyiz ve yine seçmen tercihi iki eksene sıkıştırılmaya çalışılmakta. Bir tarafta, tescilli hırsızlığını bile “mağduriyet” olarak pazarlamaya çalışan, en son Twitter yasağında görüldüğü üzere, selametini insanları “bi haber” bırakmakta gören, bi’çare bir iktidar… Şunlar, artık gidici bu iktidarın eteklerine tünemiş birinin sözleri: “Bana sorsalar ki, hırsızlık yapan bir iktidar tarafından mı yönetilmek istersin, bürokratik vesayetçi bir iktidar tarafından mı? Şahsın hırsızlık yapanlarca yönetilmeyi tercih ederim.”! Bu sözler, hırsızlıktan bile “meşruiyet” arayabilen bir iktidar ve ‘iktidar aydını’ gerçeğini sergilemesi bakımından çarpıcı. Tercih edilen “hırsız iktidarın” mutlaka bürokratik bir vesayete de dayandığını, daha önemlisi ise nede..]]> Fri, 28 Mar 2014 00:28:43 +0400 HDP'ye karşı 'solculuk' masalları! https://www.evrensel.net/yazi/70784/hdpye-karsi-solculuk-masallari https://www.evrensel.net/yazi/70784/hdpye-karsi-solculuk-masallari? HDP’ye saldırılar sürüyor. Diğerleri bir yana, Urla’dan sonra Aksaray’da da ‘Sivas’ benzeri bir katliamın ucundan dönüldü. Görmezden gelenlere ya da en fazla “vatandaşlar ile HDP’liler arasında gerginlik” başlıklarıyla geçiştirenlere alıştık. Bu “endişesiz” seyircilerin içinde bazı solcuların olmasına da alışmak gerek artık. Kürt fobisi, birileri için kronikleşmiş, deva kabul etmez bir vak’a artık! Tîroj dergisinin son sayısındaki röportajında, bu solcu türünün BDP ve HDP’yi hep AKP’yle ilişkilendirme çabasının, Kürt sorunu gibi sıkıntılı bir meseleyi “teğet geçme” kaygısıyla ilgili olduğunu söylüyor Aydın Çubukçu. Hiç kuşku yok, bu da bir siyaset tarzı oldu! Seçimlerdeki pozisyonlar, bu tarzın farklı bir tezahürünü de yansıtıyor. HDP ale..]]> Sun, 09 Mar 2014 00:10:33 +0400 Çok şükür MİT de güvende artık! https://www.evrensel.net/yazi/70669/cok-sukur-mit-de-guvende-artik https://www.evrensel.net/yazi/70669/cok-sukur-mit-de-guvende-artik? Tam da Hükümet “yeni demokratikleşme paketi”ni seçim sonrasına ertelemiş diye üzülecektik ki, gelen haberle rahat bir nefes aldık: İnternete sansür ve yargıyı tamamen Adalet Bakanına bağlayan yasal düzenlemeler, MİT’in dokunulmazlığıyla taçlandırılıyor! Oh dedik hepimiz, neydi o “Milli İstihbaratımıza” çektirilenler öyle? Ağız tadıyla şöyle, sınırdaki ‘cihaddaşa’ üç beş TIR “mühimmat” bile ulaştıramayan bir garibanlığa reva bırakılabilir miydi? Sonra Roboski’ye, Paris suikastine dair sorumluluğunu yansıtan belgeler böyle ‘ortalık malı’ olan bir MİT, ‘müzakere’ görevini nasıl sağlıklı yürütecekti?! AKP iktidarı, içinde bulunduğu krizi demokratikleşme hamleleriyle aşmakta kararlıymış demek ki; MİT’in dokunulmazlığı da böyle bir mevzuymuş işte! AKP kapısındaki çer ç&o..]]> Sun, 23 Feb 2014 00:11:46 +0400 Kürt ‘yasallık’, AKP ‘illegalite’ peşinde! https://www.evrensel.net/yazi/70605/kurt-yasallik-akp-illegalite-pesinde https://www.evrensel.net/yazi/70605/kurt-yasallik-akp-illegalite-pesinde? Rüşvet ve yolsuzluk girdabında çırpınan AKP iktidarı için Kürt cephesinin en azından ‘hareketsiz’ kalması çok önemli. MHP-CHP muhalefetini gösterip, “bakın, beterin beteri var” mesajına abanıyor ve Kürtlere “17 Aralık, çözüm sürecine karşı yapıldı” diyor. Sessizlik istiyor! Oradan gelen bazı sesleri de içeriğinden soyutlayarak algıla(t)maya kalkıyor. Çözüm sürecine dair, arada benzer sözler edilse dahi, Kürt hareketinin AKP’yle aynı hizada olması mümkün mü? Keşke AKP bu ‘hizaya’ gelseydi! Ama nerde; “çözüm süreci” onun için bir ‘rehine’ adeta! “Ben gidersem süreç kalmaz”, tam da bu ‘rehin alma’ yaklaşımının dili oluyor. Bu dilin Kürtleri “ikna” edeceğine, onları rehin alabileceğine inanıyor. Öyle m..]]> Sun, 16 Feb 2014 00:05:23 +0400 Ne geneli, özel bu özel! https://www.evrensel.net/yazi/70549/ne-geneli-ozel-bu-ozel https://www.evrensel.net/yazi/70549/ne-geneli-ozel-bu-ozel? İktidarların “özel hayat”ı olmaz derler, tartışılır! Özü-sözü, görünümü-gerçeği arasında uyum gerekliliği anlamında, bir “temenni” olabilir belki; ama gördüklerimiz, yaşadıklarımız hep aksine işaret etti: İktidarların bal gibi de “özel”i oluyor! Kişinin “özel hayatı” nasıl onun en “mahrem” haline işaret ederse, ‘iktidar’ için de öyle… Onun ‘mahrem’ hali, en başat niteliklerinin, en belirleyici aidiyetlerinin ayan beyan olduğu ilişkiler ağıdır. “Derinlerde” gizlenir, korunur genellikle. Deşifre edilmek istenmez ama bazen soyutlamalarla, bazen de somut verilerle biz faniler o “mahremi” hisseder, anlar, öğreniriz… AKP iktidarının “mahremi” de 17 Aralık’la birlikte hiç olmadığı kadar ortalığa dökülmüş durumda. Öncekilerden gör..]]> Sun, 09 Feb 2014 06:47:33 +0400 Günahkarlığa davet: 'Darbe var'! https://www.evrensel.net/yazi/70431/gunahkarliga-davet-darbe-var https://www.evrensel.net/yazi/70431/gunahkarliga-davet-darbe-var? Ömrü iktidarında ne çekti şu darbelerden AKP! Hadi Ergenekon menşeylileri, ‘Balyoz’u malyozu geçelim, “7 Şubat darbesi”… “Gezi darbesi”… şimdi de “17 Aralık darbesi”... Onu zora sokan her şey, darbe! En zayıf karnı bizzat en yakını tarafından deşifre edilerek vurulmuş… Kamu ihalelerinden kentsel dönüşümden, yolsuzluk, rüşvet ve ranta bağlanmış bir ‘sistematik’ orta yerinden patlamış… Hükümet “darbe var” diyerek kendisine destek aramakta… “Darbe”ye karşı mücadelesi de bir acayip, AKP’nin. Darbelerin ‘mevcut’tan daha geri, daha otoriter bir yapı hedeflediğini biliyoruz ya, bunlarda tersi oluyor. AKP, daha bir anti demokratikleşerek savuşturmaya çalışıyor “17 Aralık darbesini”! Yargıyı, polisi tek adama bağlıyor, rüşvetin, yolsuzluğun soruşturulmasını imkansızlaşt..]]> Sun, 26 Jan 2014 00:20:39 +0400 Çürüyen 'mor çiçek!' https://www.evrensel.net/yazi/70312/curuyen-mor-cicek https://www.evrensel.net/yazi/70312/curuyen-mor-cicek? 2013’e ‘müzakere süreci’yle başlanmıştı. Minimum çözüm-Azami tasfiye formüllü AKP-Cemaat aklının bu süreçten muradı, Kürt sorununun çözümü değil, Kürt hareketinin çözülmesiydi. Yıl sonunda ise çözülen (hem de karakolluk derecesinde), bu koalisyonun kendisi oldu! Kürtleri çözeceğim rüyaları gören AKP iktidarı 2014’e çözülerek giriyor artık. Şimdi amaç bu çözülmeyi geciktirmektir sadece. Bütün günahlarını “Paralel yapı-Cemaat” üzerinden temize çekmeye ayarlı yoğun propaganda da; Cemaatçi “paralel yapıyı” tasfiye etmek için kendi hukuk ve yasal sistematiğini gözü kara bir şekilde hiçe sayarak tamamen Tayyip Erdoğan’a bağlı “paralel örgütlenmeyi” tahkim etmesi de ç&oum..]]> Sun, 12 Jan 2014 00:16:49 +0400 Öyle 'Sessiz Devrim'e böyle 'İstiklal Harbi' https://www.evrensel.net/yazi/70185/oyle-sessiz-devrime-boyle-istiklal-harbi https://www.evrensel.net/yazi/70185/oyle-sessiz-devrime-boyle-istiklal-harbi? Gezi direnişinde, dini-muhafazakâr bir hatla nüfusun yüzde 50’sine ‘ipotek’ koyduğunu zanneden Başbakan, şimdi o yüzde 50’nin tam ortasından bir yarılmayla yüzyüze… Bu bambaşka bir şey ve 2014’e AKP iktidarındaki bu çatırdamanın uğultusuyla giriyoruz. Ne kurgular yapılıyordu oysa. Daha iki ay önce örneğin, üzerimize saçılan son ‘paket’ vesilesiyle idrak etmemiz istenmişti ki AKP bize bir ‘sessiz devrim’ armağan ediyordu. “Yeni Türkiye”nin kadrini bilip tadını çıkartmalıydık. Oysa biz, avuçlarımızın içine sunulmuş bu müthiş bahtiyarlığın farkına varamayan kara cahillerdik, en hafifinden. Şimdi? ‘Sessiz devrim’li o ‘Yeni Türkiye’nin bir “İstiklal harbi”yle yüzyüze kaldığını, bizzat o kutlu ‘inşa’nın başmimarından öğreniyoruz. Ki, Başbakan’ın &ls..]]> Sun, 29 Dec 2013 00:46:30 +0400 'Çete'yi anladık da 'yataklık' eden kim peki?! https://www.evrensel.net/yazi/70120/ceteyi-anladik-da-yataklik-eden-kim-peki https://www.evrensel.net/yazi/70120/ceteyi-anladik-da-yataklik-eden-kim-peki? Cemaat-AKP çatışmasının son halkası olan ‘yolsuzluk operasyonu’ çok boyutlu bir konu elbette. Ne yazsak eksik kalır yani. Ortaya saçılan pislikleri “anlaşılır” kılmaya ve bu halde bile bize “mağduriyet” hapları yutturmaya çalışan Hükümet(çiler)in) durumu, işin en acıklı tarafı herhalde. Perişan durumdalar ve ama yedikleri darbeyle sarsılan o bilindik kibir ve özgüvenlerini şimdi akıl almaz bir pişkinlik ve utanmazlıkla ikame etmeye çalışıyorlar. ‘Neden şimdi?’ diye soruyorlar? Oysa ne kadar da sıradan bir soru bu. Tabii ki ortaklık bittiği için. İpler koptu, geri dönüş yok da ondan şimdi! Sağolsunlar, uluslar arası güçlerin içinde olduğu ‘büyük fotoğrafa’ bakmamızı öneriyorlar! Bakalım. O fotoğrafta, ABD’nin epeydir yaşamaya başladığı ‘Erdoğan yorgunluğu’ var mı? Var... Türkiye&rsquo..]]> Sun, 22 Dec 2013 07:16:10 +0400 Dikkat, provokasyon var! https://www.evrensel.net/yazi/70058/dikkat-provokasyon-var https://www.evrensel.net/yazi/70058/dikkat-provokasyon-var? Müzakere süreciyle birlikte sıkça karşılaştığımız bir söylem oldu; “çözüm sürecini provoke etmek isteyen güçler...” Özellikle Hükümet tarafından dillendirilen ve farklı bir bakış açısıyla da olsa Kürt hareketinde de yansımalarını görebildiğimiz bir yaklaşım bu. AKP ile Cemaat arasındaki son tartışmalar sürerken, Gever’de üç kişinin polisçe öldürülmesi de “süreci sabote edenlerin işi” şeklinde değerlendirildi. Gever’de ‘sürece’ provokasyon yapılmış! Peki kim bu provokatörler? Neredeler? Ve en önemlisi, bu “sabotajcılar” ile Hükümetin fikri ve zikri dünyası arasındaki mesafe o kadar açık mı acaba? Soru çok ve her biri, AKP’nin dilinde nerdeyse ‘kurumsallaştırılan’ bu provokasyon maymuncuğunun hiç de masumane olmadığına işare..]]> Sun, 15 Dec 2013 07:27:25 +0400 'Boşluk' ve değersiz tartışma! https://www.evrensel.net/yazi/69999/bosluk-ve-degersiz-tartisma https://www.evrensel.net/yazi/69999/bosluk-ve-degersiz-tartisma? Siyasetin AKP ile ‘Cemaat’ arasındaki tartışmaya odaklandığı şu sıralar, Özdemir Asaf menşeyli bir sözü hatırlamanın da yeridir: “Gerçek değer, varlığı boşluk dolduran değil, yokluğu boşluk yaratandır…” Hiçbir demokratik değer üretmeyen sözkonusu tartışmanın hangi zeminden türediğine baktığımızda, “yokluğu boşluk yaratan(a)” işaret etmemek mümkün mü? En özet haliyle, devrimci-demokrat siyasetin boşluğuna yaslanan bir siyasal hegemonyanın sonuçlarını yaşamaktayız. Hayatı algılama ve yorumlamaları bakımından aynı kaynaklardan beslenen iki iktidar gücünün kapışması ülkenin başat siyasal gündemi oluyorsa, bir ‘boşluktan’ söz etmek zorundayız. 12 Eylül darbesine kadar uzanan çok bilindik bir öyküsü vardır. Ayrıntısına gerek yok, halk güçleri anlamında ‘sol’un vurularak, ezilerek ..]]> Sun, 08 Dec 2013 07:39:31 +0400 Hayal ve hayat! https://www.evrensel.net/yazi/69946/hayal-ve-hayat https://www.evrensel.net/yazi/69946/hayal-ve-hayat? Başbakan Erdoğan’ın, Barzani’li-Şıvan’lı Diyarbakır buluşmasının “çözüm sürecine katkı” için yapıldığına inanan var mıdır daha? En kurgusal, en ‘hayali’ yaklaşım buydu çünkü. Başbakanın danışmanı Yalçın Akdoğan’ın yazılarına şöyle bir bakmak bile yeter, ‘çözüm süreci’yle ilgisinin olmadığına. “Algı kırılması”ndan bahsediyor mesela; “Kürtler üzerinde tekel oluşturmaya çalışan bir hareketle karşı karşıyayız” diyor ve AKP’nin “KDP’yi zemine çekerek (…)Kürt siyaseti üzerinde oluşturulmaya çalışılan mecburiyet ve mahkumiyet algısı(nı)” sarstığını ekliyor. Çözüm kaygısı, bu sözlerle ifade edilen amacın neresinde? Diyarbakır buluşmasının akabinde dillendirilen Kuzey KDP’sinin kurulmasının da, sözü edilen ‘tekel&rsq..]]> Sun, 01 Dec 2013 07:54:59 +0400 Kaybedenlerin düeti https://www.evrensel.net/yazi/69833/kaybedenlerin-dueti https://www.evrensel.net/yazi/69833/kaybedenlerin-dueti? Bu yazı yazılırken Başbakan’ın Diyarbakır programı daha başlamamıştı. Onun baş konukları ise, yani bizim ‘Irak Kürdistan’ı Bölgesel Yönetim Başkanı’ diye bildiğimiz ama Hükümetin dilinde ”Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı” sıfatıyla lanse edilen Mesut Barzani ve yanındaki Şıvan Perwer, Habur’dan henüz giriş yapmışlardı. Barzani’yi AKP Şırnak Milletvekili, AKP İl Başkanı ve Şırnak Vali Yardımcı karşılamıştı… Şimdi Diyarbakır’daki konuşmalarda hangi mesajların verileceği merak ediliyor. Oysa, yapılacak konuşmaların ötesinde, bu buluşmanın içerdiği ‘mesaj’dır aslolan. Başbakan’ı geçelim, onun bilindik ‘kardeşlik’ hamasetinin en fazla İbo’yu etkileyebileceğini, garibimi mutlaka ağlatacağını öngörmek zor olmasa gerek. Barzani’nin ne diyeceği de tahmin edilemez değil. Ne diyebilir ki? Kardeşlik diyecektir, barışa v..]]> Sun, 17 Nov 2013 07:39:46 +0400 'Marjinal' kalma, İslamcı ol! https://www.evrensel.net/yazi/69714/marjinal-kalma-islamci-ol https://www.evrensel.net/yazi/69714/marjinal-kalma-islamci-ol? HDP tartışmalarının bir boyutu, daha önceden başlatılmış olan “Kürt hareketine yeni format” tartışmasına eklemlenerek sürüyor. Deniliyordu ki; Kürtlerin çoğu dindar-muhafazakardır, Kürt hareketine yön veren irade de bu ağırlıkta olmalıdır. Dolayısıyla, önderliği ile gövdesi arasındaki ‘asimetriyi’ gideren ‘yeni bir format’ gereklidir! İşte bu ‘yeni format’ tartışması, BDP’nin ‘sol’ yönelimli HDP’yle pozisyon alışı ve partinin kuruluşuyla birlikte, şu soruyla güncellendi: BDP neden solla birleşip kendisini marjinalize ediyor? Kürtlerin içinden de yansıması olan bir soru bu elbette ama ağırlıklı olarak AKP’liler tarafından dillendirilmesi insanı şaşırtıyor doğrusu. Kürt hareketini (BDP’yi) ne çok seviyorlarmış meğer, ki onun daha da güçlenmesi için “aman ha marjinalleşmeyin” uyarısı y..]]> Sun, 03 Nov 2013 00:41:03 +0400 HDK'den değil sizden bir şey çıkar mı? https://www.evrensel.net/yazi/69663/hdkden-degil-sizden-bir-sey-cikar-mi https://www.evrensel.net/yazi/69663/hdkden-degil-sizden-bir-sey-cikar-mi? HDK-HDP, ‘umuda yolculuğun ilk adımı’ diye nitelediği kongre sürecinden geçiyor. Demokratik muhalefeti buluşturan güçlü bir kulvar yaratma iddiasıyla başlamıştı bu yolculuk. Öncesi bir yana, iki yıllık bir geçmişi var şu son etabın. Artık, kuvveden fiile dönüşmenin eşiğindeyiz bugün... Önümüzdeki iki yılın, olanakları ve sorunlarıyla, HDK-HDP için böylesine belirleyici bir anlamı olacak. Bugün daha kuruluş aşamasında bu kadar ilgiyle karşılaşıp tartışılıyorsa, bir temeli vardır. Boş değildir. Bu temel, bizzat HDP’ye olan ihtiyaçtır. Aynı madalyonun iki yüzü, yani ikiyüzlü (AKP-CHP) burjuva siyasal eksenine sığmayan bir siyasal uyanış var çünkü. Gezi’yle de açıkça görüldü bu. Örnek olsun, bugün İstanbul seçimleri AKP-CHP rekabetinin ötesinde de konuşuluyorsa, nedeni, bu uyan..]]> Sun, 27 Oct 2013 00:42:51 +0400 Aman, CHP'nin oylarını bölmeyelim! https://www.evrensel.net/yazi/69604/aman-chpnin-oylarini-bolmeyelim https://www.evrensel.net/yazi/69604/aman-chpnin-oylarini-bolmeyelim? İstanbul odaklı seçim tartışmalarının toplamından payımıza ne düşüyor? Malûm bariyerler: “HDP-BDP İstanbul’da güçlü aday çıkarmasın”…ki, “aman oylar bölünmesin”! “Ayrıca CHP de hiç eleştirilmesin, alimallah AKP’ye hizmet etmiş olursunuz”!.. ‘Var mı başka bi’ emriniz?’, deyip geçilebilecek bu önerme, “siyaset AKP-CHP ikilemine sıkıştırılamaz” diyen demokrasi güçlerine karşı “soldan” kullanılan yegâne ‘taktik’ olacak gibi. Bir illüzyon üzerinden kuruluyor bu ‘oylar bölünmesin’ formülü. Oyların bütünleştiği bir illüzyondur çünkü. Kim kiminle bütünleşmiş de şimdi bölünmeyecek! Evet, geleceğe birlikte yürüyüşün ilk adımlarını atanlar var. HDK-HDP budur; mücadele gü..]]> Sun, 20 Oct 2013 14:21:50 +0400 ‘Sessiz Devrim'in sesleri! https://www.evrensel.net/yazi/69554/sessiz-devrimin-sesleri https://www.evrensel.net/yazi/69554/sessiz-devrimin-sesleri? Farkına varamayanlara hatırlatmak lazım; “sessiz devrim” günlerinde yaşıyoruz artık! Paketle üzerimize yağdırılan “demokratikleşme” sağanağı başka nasıl tanımlanabilirdi ki zaten; AKP’nin devrimi de böyleymiş işte! Bakmayın öyle “sessiz” durduğuna; AKP’(liler)den çıkan her ‘ses’, “sessiz devrim”in sesi, kanıtı oluyor. AKP’nin “demokratik devrimi”nin çapını, encamını kendilerinden daha iyi kim anlatabilirdi ki!.. Suriye’ye ve Güney Kürdistan’a ilişkin savaş tezkerelerinin uzatılmasını geçelim… Hazırlıkları yapılan ve içerdiği ‘şüpheli şahıs’ hukukuyla halka karşı ‘önleyici savaşı’ kurumsallaştıran Polis Paketi’ni de bir yana bırakalım… Devrim”in neş’esini bozmayalım bunlarla, daha “eğlenceli” seslere takılalım … Hükümet söz..]]> Sun, 13 Oct 2013 11:25:53 +0400 'Andımız' ve 'biz' * https://www.evrensel.net/yazi/69489/andimiz-ve-biz https://www.evrensel.net/yazi/69489/andimiz-ve-biz? Danıştay 8. Dairesi, ilköğretim okullarında her sabah okutulan öğrenci andının iptali istemiyle açılan davayı reddetti. Kararda, andın Anayasa’ya herhangi bir aykırılığı olmadığı, davacının ‘‘öğrenci andının bir ırkı esas aldığı, zorla okutulduğu” iddialarına karşı, söz konusu metindeki ‘Türk’ ibaresinin bir ırkı temsil etmediği öne sürülüyor. Andın amacının ise “yeni nesillere Türk Devletinin ve milletinin bir ferdi olma onurunu ve hazzını yaşatma(k)” olduğu vurgulanıyor… “Rahat, hazırol, dikkat!” komutları sonrası, “Türküm, doğruyum, çalışkanım”la başlayıp, “varlığım Türk varlığına armağan olsun” diye ajite eden, nihayet “ne mutlu Türküm diyene” şeklinde biten bir metin bu. Kim bilmez, kim unutabilir ki? “Bilinmeyen dillerde” konuşmaya başlayanların, “meğer Türk oldukla..]]> Sun, 06 Oct 2013 14:02:26 +0400 Paketçilik, 'hassaslık' , nesnellik https://www.evrensel.net/yazi/69237/paketcilik-hassaslik-nesnellik https://www.evrensel.net/yazi/69237/paketcilik-hassaslik-nesnellik? Yarından itibaren, (‘redaksiyonu’ tamamlanırsa!) bir “paket”lik daha demokratikleşeceğiz! Hükümet(çiler) öyle diyor, biz onların yalancısıyız! Daha öncekilerden biliyoruz, bu perakendeci demokratikleşmeler, “Allah beterinden korusun” kıvamındaydı. Bunu da göreceğiz. Ama iş Allaha kaldıysa, onun AKP’nin işine pek karışmadığı da bilinir! “Şaşırtıcı sürprizler olacak” diyorlar. Nedir bunlar, bilmiyoruz ama nelerin olmayacağını biliyoruz. Peşinen söylediler zaten; anadilde eğitim olmayacak mesela. Tek başına bu bile, ‘paketin’ Kürt meselesinin çözümüne dair bir anlam içermeyeceğini göstermeye yeter. Ama peşin hükümlü olmayın diyorlar ve ekliyorlar: “Paketler devam edecek, toplumumuzun hassasiyetleri ölçüsünde demokratikleşmeye devam edeceğiz”! Eyvah, yine geldik mi bu “hassasiyetl..]]> Sun, 29 Sep 2013 13:10:23 +0400 Cami avlusundaki cemevi https://www.evrensel.net/yazi/68712/cami-avlusundaki-cemevi https://www.evrensel.net/yazi/68712/cami-avlusundaki-cemevi? Altı yıl öncesinin ‘Alevi açılımı’ günlerindeydik. Alevileri AKP’ye devşirmekle kafayı bozmuş Başbakan’ın danışmanlarından Reha Çamuroğlu’nun “Bu ülkede hiçbir arka bahçe bırakmayacağız, bütün bahçelerde lokma yiyeceğiz.” dediği günler… Dönemin Diyanetten sorumlu Devlet Bakanı da ‘açılımı’ şöyle açıklıyordu: “Bir zamanlar Alevilere elbise biçmeye çalıştık, uymadı. Uymadığına göre, yeni bir elbise dikmek temel görevimizdir.”! Sonrası malûm; içinden sadece ‘kapanım’ çıkan ‘Açılım’, Çamuroğlu’na bile yaramadı, dersini aldı ve dışlandığı AKP’nin bahçesinde yediği lokmalarla kaldı! Alevilere ‘yeni elbise biçme’ rüyası ise hiç bitmedi. Bugünlerde tartışılan cami-cemevi girişimi de bu rü..]]> Sat, 21 Sep 2013 16:16:37 +0400 Dogmatik solcunun dediği ne ki?! https://www.evrensel.net/yazi/67274/dogmatik-solcunun-dedigi-ne-ki https://www.evrensel.net/yazi/67274/dogmatik-solcunun-dedigi-ne-ki? Turşudan şeker tadı alınır mı? Son günlerde Başbakan’ı farklı formatlarla medyaya yansıtanlara göre, evet! Onlar, Tayyib Erdoğan’ın Gezi süreci ve Suriye’ye savaş histerisiyle iyice perçinlenmiş o ‘otoriter’ gerçeğinden bir ‘şirin amca’ imajı pazarlamaya çalışıyorlar: Gözyaşlarını durduramayan bir içli baba, mahallelinin sevgilisi kalender bir Kasımpaşalı, parlak hikâyeleriyle ekranlara zuhur eden bir ‘Usta’!.. Şu sözler de işte o ‘Usta’dan: “Kasımpaşalılık verdiği sözü tutmaktır, tutmadığı sözün de bedelini ödemektir…” ! Pek güzel! Müzakere ettiğin Kürtlere verdiğin sözleri neden tutmuyorsun diye sorsak?… Anadilinde eğitim beklemeyin, barajı bile kaldırmam! O halde, ‘Usta’ da diyor ya, her gerçek Kasımpaşalı gibi (!) tutmadığın sözün bedelini ödemek kalıyor ..]]> Sat, 07 Sep 2013 17:21:01 +0400 Rojava... Başımız gözümüz üstüne! https://www.evrensel.net/yazi/64620/rojava-basimiz-gozumuz-ustune https://www.evrensel.net/yazi/64620/rojava-basimiz-gozumuz-ustune? Rojava’yı nasıl yazmalı? Öylesine bir sükûnetle, sadece ‘jeo-stratejik’ bir “Suriye sahası” fotoğrafı çekmekle yetinip, “duygusallık tuzağına” düşmeden mi?.. Selefi alçakların malûm marifetlerine bakıp, “masum siviller katlediliyor” parantezine sıkıştırarak mı yoksa?.. Evet, masum çocuk ve kadınlar öldürülüyor; elbette bunun acısını hissetmek de değerlidir. Ama Rojava’yı çok konuşulan bir konu haline getiren ve 17 Temmuz’dan beri süren saldırılara, o asıl bağlamıyla ilişkisini öteleyerek, karartarak gösterilecek her tepki, bütünlüklü olmaz, eksiktir. Gerici bir ateşle kuşatılmaya çalışılan Rojava devriminden bahsediyoruz. Rojavalılara üzülmek, kaygı duymak, Rojava devrimini sahiplenmekle ancak politik ve gerçekten insani anlamına kavuşabilir. Duygusallık değil belki ama duygusuz olmaz; aş..]]> Sun, 11 Aug 2013 10:30:15 +0400 Her sakallıyı deden, her bayraklıyı askerin sanma https://www.evrensel.net/yazi/63221/her-sakalliyi-deden-her-bayrakliyi-askerin-sanma https://www.evrensel.net/yazi/63221/her-sakalliyi-deden-her-bayrakliyi-askerin-sanma? Gezi direnişi her bir siyasal eğilim üzerinde etkiler bırakan toplumsal bir harmanlanma durumuydu. ‘Ayar bozmak’ gibi… Yerleşik siyasal-sosyal algılar sarsıldı, yerlerinden oynadı. Eski algı kalıpları ‘Gezi ruhu’nun rüzgârında çözülmeye başladı. Mevcut siyasal dizilimlerin mücadele içerisinde yeniden mobilize olabileceğini, siyasal-sosyal tabanların mücadele değerleriyle yeniden şekillenerek geçişkenlikler yaşayabileceğini de gösterdi Gezi… ‘Ulusalcı’ siyasetin tabanı olarak bilinen “bayrak ve millet” hassasiyetli kitlelerin direniş sürecinde değişim alametleri verdiğine çokça tanık olundu. O tabanın, ‘yekpare’ olarak ulusalcı-milliyetçi partilerin en azından ‘doğal alıcısı’ sayılamayacağı, en iddiasız ifadeyle, Gezi sürecinden farklı sorularla da çıktığı söylenebilir. Direnişin ‘anti otorit..]]> Sat, 27 Jul 2013 16:05:30 +0400 Kimyalar bozulunca https://www.evrensel.net/yazi/61972/kimyalar-bozulunca https://www.evrensel.net/yazi/61972/kimyalar-bozulunca? Denilebilir ki ‘kimyasal demokrasi’dir bu! İspatlıdır. Bir aydır ortalığı kimyasal gaza boğanlar, evet, halkın kimyasını bozmayı başarmışlardır! Ellerine sağlık; halk “ben bilmem büyüklerim bilir” ezberli, kendi esaretiyle barışık o eski halk değil artık. Kimyasal yiye yiye ‘kimyası’ bozuldu, kendisini yeniden keşfedip şöyle bir doğruldu işte, güzel oldu… Bu kadar değil ama, halkın kimyasını bozanların kendi kimyaları ise evlere şenlik! Bir buçuk aydır Taksim’e, Gezi Parkına sıkışıp kalmış, TOMA’lara, yalanlara ve şimdilerde ‘palalılara’ yaslanmış, Polat Alemdar’dan bile medet ummuş bir deformasyon bu! Daha da inanmayan varsa, sadece Başbakan’ı izlesin yeter. ‘Taksim’ deyip duruyor. Rüyalarına girdiği kesindir. En son MÜSİAD patronlarıyla beraberken, sözü getirip Taksim’e bağladı yine: Kazlıçeşme, Taksim Meydanı’ndan büyü..]]> Mon, 15 Jul 2013 09:45:01 +0400 Müzakereden Gezi'ye... https://www.evrensel.net/yazi/61349/muzakereden-geziye https://www.evrensel.net/yazi/61349/muzakereden-geziye? Memleket siyaseti iki kulvarda yoğunlaşıyor: ‘Gezi’ isyanının izdüşümleri ile ‘müzakere süreci’ bağlamlı gelişmeler… İkisi arasında şekillenmeye başlayan ‘geçişkenlik’ ise geleceğe dair çok önemli verilere işaret ediyor. Müzakere sürecinden başlarsak… Ayrıntıya gerek yok, Hükümet bu süreci keyfinden başlatmadı, zorunlu kaldı. Kürt meselesini savaş konseptiyle idare edebilecek koşullar tükeniyordu. Zorunluydu ama süreci, Kürtlerin taleplerinden çok, kendi özel beklentileri de içinde olmak üzere, ‘minimum çözüm, azami tasfiye’ parantezine sıkıştırmayı amaçlıyordu. Kürt tarafı bunu bilmesine rağmen, örgütlü siyasi gücüyle süreci demokratik reformlara evriltebilme olasılığını önemsedi. Müzakere takvimine uymaya çalıştı… Hükümetin ..]]> Sun, 07 Jul 2013 05:18:18 +0400 Sahi, kask numaranız nerde sizin?! https://www.evrensel.net/yazi/60108/sahi-kask-numaraniz-nerde-sizin https://www.evrensel.net/yazi/60108/sahi-kask-numaraniz-nerde-sizin? Gandhi’nin sözüymüş: Uyuyan birini uyandırabilirsiniz ama uyuma numarası yapan birini asla uyandıramazsınız! Gezi direnişinden yediği sarsıcı tokat sonrası iktidar mahfillerinin başvurdukları sürekli yalan hali, bu sözü hatırlatıyor biraz da. Sürekli yalan söylüyorlar ve söylediklerinin yalan olduğunu zaten bildikleri için de yalandan vazgeçmeleri, yalan söylememeye ikna edilmeleri mümkün değil. Tepeden tırnağa yalana kesmiş bir yalancılar ve yalakalar çarkı, döndükçe dönüyor. Bütün bir topluma savurduğu yalan balçığıyla, ilk elden kendi kitlesini ayakta tutmayı, konsolide etmeyi temel amaç edinmiş bir çark bu. Y(andaşlık), Y(alancılık), Y(alakalık); özetle YeYeYe türü, çarkın dişlileri olarak durumdan vazife çıkarmış, teyakkuzda… Direniş nasıl yaratıcılık çıtasını ha bire zorlayıp yükseltt..]]> Sun, 23 Jun 2013 03:51:44 +0400 'Gezi'den geleceğe... https://www.evrensel.net/yazi/59514/geziden-gelecege https://www.evrensel.net/yazi/59514/geziden-gelecege? Taksim Gezi Parkı’nda Topçu Kışlası’nın inşa edilmesi için ağaçların sökülmek istenmesine karşı başlayan, ancak çok kısa sürede, polis şiddetine, 11 yıllık AKP iktidarının tekçi, otoriter uygulamalarına ve Başbakan Erdoğan’ın buyurgan üslubuna güçlü bir itirazı da içeren kitlesel bir direnişe dönüşen eylem süreci 19. günü geride bıraktı. 19. günün en çok konuşulan yanı, Ankara’da Perşembe akşamı Başbakan’la bir görüşme gerçekleştiren ve içinde Taksim Dayanışması temsilcilerinin de yer aldığı heyetin, bu görüşmenin muhtevasını Gezi Parkı’ndaki direnişçilere aktarmasının ve bunun ardından kurulan forumlarda ‘direnişin geleceğinin’ tartışılmasıyla oluşan ‘karar’ın kamuoyuna açıklanması oldu. Elbette, bu direnişin ‘geleceği’ ve mücadelenin hangi ..]]> Sat, 15 Jun 2013 12:19:23 +0400 Hadi, geçmiş olsun hünkarım! https://www.evrensel.net/yazi/58406/hadi-gecmis-olsun-hunkarim https://www.evrensel.net/yazi/58406/hadi-gecmis-olsun-hunkarim? Taksim Gezi Parkı’nda göz diktiğiniz o birkaç ağaç, sizin piyasacı beyin kıvrımlarınızdaki karşılığıyla “sadece birkaç odun” değilmiş demek ki… Fakir fukaranın, garip gurebanın “ücrete tabi olmadan” gölgesinde nefesleneceği o üç karış yeşilliğin, insanların nasıl yaşayacağıyla ilgili karar sahibi olma ısrarlarının simgesi olabileceğini nerden bilecektiniz? Ne de alışmıştınız kayıt-koşul koymaya oysa… İnsan yaşamına “ayar çekmek” ne başdöndürücü bir mutluluktu… “Hiç kusura bakılmasın, karar verdik, bitti o iş…” repliğiyle, ne işler bitirmiş, ne “belalar” savuşturmuştunuz… 1400 yıllık bir geleneğin ideolojik zırhını da kuşanıp, tevekkül ve biat dışında her türlü “vatandaşlık hakkı”nı çok gördüğünüz “kullarınızı” yönetmenin yerçeki..]]> Sat, 01 Jun 2013 17:05:27 +0400 İşbirlikçinin 'satış' hali https://www.evrensel.net/yazi/57815/isbirlikcinin-satis-hali https://www.evrensel.net/yazi/57815/isbirlikcinin-satis-hali? ABD ziyaretinden murad edilen neydi? ABD’nin ‘Cenevre süreci’ bağlamlı stratejisini değiştir(t)me beklentisi miydi gerçekten? Buna inanmak, ‘eleman’ ile büyük patron arasındaki ilişkinin ‘reel’ yüzünü ıskalayan naif bir yaklaşım oluyor. Boşuna söylenmemiştir, efendileri en iyi işbirlikçileri tanır diye… Yabana atılacak söz değildir. Başbakan ve çevresinin de ayranı çok sevdiğine bakmayın, “ağzı açık ayran delisi” sayılmazlar, cin gibidirler! Evet, bu geziyi öncesinden sunarken, “ABD’yi ‘Cenevre’ye değil de askeri harekâta odaklayacağız” gibisinden bir imajla “köpürttüler” belki ama, gerçek durum böyle miydi acaba? Ne Türk hükümeti ABD’nin yaklaşımlarına bu denli yabancıdır, ne de ABD -hele Rusya’yla yakaladığı asgari mutabakat üzerinden- şek..]]> Sat, 25 May 2013 11:23:57 +0400 Yerçekimsiz 'söylem solcusu'! https://www.evrensel.net/yazi/54712/yercekimsiz-soylem-solcusu https://www.evrensel.net/yazi/54712/yercekimsiz-soylem-solcusu? Adına ‘söylem siyaseti’ denilebilecek, söylemle yetinen tarz ı siyasetin ‘sola’ yansıyan türü ‘söylem solculuğu’ diye adlandırılabilir herhalde. Bu tarz solculuk, ‘sözün’ şehvetinden ve kılı kırk yaran ve fakat çoğu zaman mücadele halindeki insanın emek ve birikimlerini hesaba katmayan ‘soyut analiz’in cazibesinden hareket eder. “Sınıf siyaseti” der durur ama sınıfa dair, sınıfa yönelik ne bir somut yönelimi, ne emeği, ne de üç kuruşluk birikimi vardır. Kayda değer tek bir fabrika çalışması, direnişi yoktur külliyatında. Tezgah başında ter döken işçiyle yüzyüze gelmez, niyeti de yoktur buna. O ‘sözcü’dür! Hep ‘söz’, yalnızca sözdür bütün cephaneliği. ‘Sınıf’ın da söylem solcusunun sözlerine ‘tav’ olmak, eninde sonun..]]> Sat, 20 Apr 2013 10:08:25 +0400 Vicdandan ve siyasetten kaçmak https://www.evrensel.net/yazi/53733/vicdandan-ve-siyasetten-kacmak https://www.evrensel.net/yazi/53733/vicdandan-ve-siyasetten-kacmak? Söylenecekler, canlı ve ama kanlı (evet maalesef kelimenin gerçek manasıyla, kanlı!) hayatın hafızasından süzülerek söylenmeli. Malum, bir avuç ‘mutlu azınlık’ dışında, bu ülke insanları çok kötü şeyler yaşayıp çok acı çektiler. Bu bol felaketli bilançodan herkesin payına farklı şeyler düştü. Öncesi bir yana, son 30 yılda çok şey kaybetti herkes. Kürtler ise “ek olarak” canlarını yitirdiler! Ajitasyon değil bu, çıplak gerçek; inkâr siyasasına direnmek için can verdiler. Rakamlarla ifade etmesi bile ayıptır, çok can… Şimdi en azından can yitirmeden hak arama aşamasına geldiklerini, böylesi bir siyasal güç ve birikime eriştiklerini düşünüyorlar. Bundan sonrasına dair kurulacak cümleler, “e siz canınızı yitirmeyeceksiniz diye AKP gibi, Amerikancı-neo liberal, piyasacı, gerici bir..]]> Mon, 08 Apr 2013 11:24:06 +0400 Şakülü kaymış 'solcu'! https://www.evrensel.net/yazi/53126/sakulu-kaymis-solcu https://www.evrensel.net/yazi/53126/sakulu-kaymis-solcu? Gündem müzakere süreci... Her zerresinde hükümetin ‘inisiyatif kıskançlığı’nın izini sürmek mümkün. Bir dizi zorunluluğun dayattığı görüşme süreci, Başbakan’ın son “silahları bırakıp çekilsinler” ısrarıyla, karşısındakini gözetmeyen bir emrivaki ilişkisi biçiminde yansıtılmaya çalışılıyor. Yapılan, esas olarak bir imaj diplomasisi. Ama sürecin bir hayli sıkıntılı olacağının da göstergesi… Müzakere, mücadeledir sözü boşuna değil yani. Sosyaliste, solcuya, demokrata da bu sözden vazife düşer herhalde. Hükümetin hegemonik tutumunu baskılayıp törpülemek, Kürt tarafının görüşmelerin biçimi ve koşulları açısından dezavantajlı pozisyonunu ikame etmek, ‘yol temizliği’ başlığıyla bir dizi yasal-hukuki düzenlemenin savunucusu olmak… Bunlarla meşgul olalım diyor..]]> Mon, 01 Apr 2013 10:51:12 +0400 21 Mart, Amed… Kürdün insanlığa armağanı! https://www.evrensel.net/yazi/52377/21-mart-amed-kurdun-insanliga-armagani https://www.evrensel.net/yazi/52377/21-mart-amed-kurdun-insanliga-armagani? Herkes birbirine soruyordu, Kaç kişi vardır?... Çok çok çok kişi vardı ve ama adı tekti; Kürtler oradaydı işte! 21 Mart’ta Amed’de, ülke tarihinin tartışmasız en büyük ‘meclisini’ gerçekleştirdi Kürtler… Milyonların katıldığı büyük bir siyasal gösteriyle, bizzat hazır bulunduğu kendi Newroz meclisinde hem bayramını kutladı, hem de kendi ulusal hareketinin barış manifestosunu selamladı Kürt halkı … Mesaj şudur: Savaşla yenilmeyeceğimizi kanıtladık, şimdi barışa yürüyüp barışla kazanma vaktidir! Ki, o meydana aksetmiş yeşile, sarıya, kırmızıya kesmiş o muhteşem üç renkli halk denizi en büyük kazanım değil midir zaten… Kimliğin de, kendisini yönetme iradesinin de bundan daha çarpıcı kanıtı icat edilmedi henüz… Hiçbir güç, hiçbir alavare dalavere düşüremez artık burdan g..]]> Sun, 24 Mar 2013 03:33:35 +0400 Milli Öfke'li müzakerecilik! https://www.evrensel.net/yazi/51091/milli-ofkeli-muzakerecilik https://www.evrensel.net/yazi/51091/milli-ofkeli-muzakerecilik? BDP heyeti ile Öcalan arasında İmralı’da yapılan görüşme tutanağının basına yansıması iktidar çevrelerini çok kızdırdı. Bizzat Başbakan, bu yayını “gayrı milli” ilan ederek gayet “milli” bir öfke içinde olduğunu gösterdi. En son Bakan Atalay, “BDP’ye güvenlerinin zedelendiğini”, dolayısıyla İmralı’ya gidecek BDP heyetinin değişeceğini belirtti… Peki neden bu tepki? Görüşmeler yapıyorsunuz ve görüştüğünüz ‘taraf’, hem de sizin gözetiminizde bir ‘iç istişare’de bulunuyor. Konuşulanların şu ya da bu ölçüde kamuoyuna yansıması neden ‘sabotaj’ sayılsın? “Miliyetçi tepkileri idare etmek için bu reaksiyon” di-yorlar. Doğru değil, görüşmelerin milliyetçi bir infiale yol açacağı beklentisi de karşılıksız. Toplumun ezici kesimi gör&..]]> Sat, 09 Mar 2013 12:24:15 +0400 Bir 'sosyal faşist' ve 'yeni CHP' sefaleti! https://www.evrensel.net/yazi/49752/bir-sosyal-fasist-ve-yeni-chp-sefaleti https://www.evrensel.net/yazi/49752/bir-sosyal-fasist-ve-yeni-chp-sefaleti? Siyasi hayatı boyunca, iktidar bölükleri arasındaki tepişmelerde ‘beşinci kolculuk’la meşgul oldu hep… Figürânlık rütbesinin bir adım ötesine geçemedi ama bazı durumlarda adı en önde yazılıydı… Söz konusu kavgalarda, maiyetinde olduklarınca hazırlanmış “gemi su aldığında suya ilk atılacaklar” listesinin en başındaki yerini kimseye kaptırmadı mesela! Böylesi emsalsiz bir beceriye de sahip Perinçek, en son, ‘Atatürk Cumhuriyeti’nin zindanından ettiği “Samsun’a ancak Atatürkçüler çıkabilir” sözleriyle, it kopuk takımının HDK’lilere yönelik faşist saldırılarına selam durup alkışlamış. ‘80’ öncesi çok yapılan ve çoğu da hayattan kopuk olan ‘sosyal faşizm’ tartışmaları, Perinçek modeli milliyetçilikle bugün çok somut bir karşılık bulmuştur artı..]]> Sun, 24 Feb 2013 06:14:28 +0400 'Çözüm süreci'nde çözümsüzlük iştahı! https://www.evrensel.net/yazi/48590/cozum-surecinde-cozumsuzluk-istahi https://www.evrensel.net/yazi/48590/cozum-surecinde-cozumsuzluk-istahi? Başbakan’ın söylemleriyle hayata yansıyanlar arasındaki mesafe, ‘görüşme süreci’nin kritik bir ‘insiyatif’ sorununun olduğunu gösteriyor. Hükümet’ mahfillerinin “hassas süreç” söylemlerinden murad ettikleri de bu aslında: Sürecin insiyatifinin daha en başta bir an olsun elden bırakılmaması ve artık açığa çıkmış bazı çözümsüzlük kriterlerinin de mümkün olduğunca “çözüm sürecine” yedirilmesi... Ve sürüp sürmemesinden bağımsız olarak, bu süreçten her halükârda siyasal rant devşirilmesi… ‘İmralı süreci’nin başından bu yana söylediklerinin özeti şöyledir Başbakan’ın: “Kürt sorunu değil, terör sorunu ve benim Kürt kardeşlerimin sorunu vardır... Bizim illegal bir örgütle anlaşma masasına otur..]]> Sat, 09 Feb 2013 09:37:29 +0400 'Süreç uzmanlığı' ve 'müzakere vesayeti' https://www.evrensel.net/yazi/48024/surec-uzmanligi-ve-muzakere-vesayeti https://www.evrensel.net/yazi/48024/surec-uzmanligi-ve-muzakere-vesayeti? İmralı’da başlatılan “görüşme sürecine” dair belirsizlik ve tartışmalar, Hükümetin soruna yaklaşımındaki pragmatizminin yansıması da oluyor aslında. En yalın haliyle; silahların bıraktırılmasını ‘çözüm’ belleyen ve bunu “terörle mücadelenin parçası” olarak kurgulayan bir stratejinin izleri o kadar belirgin ki… Hep diyoruz ya, müzakere süreçleri mücadele süreçleridir diye… İşte Hükümetin yaklaşımı tam da bu oluyor: Hem görüşecek, hem bildiğini okuyacak ve hem de bu görüşmeleri karşısındakini pasifize edecek bir “enstrüman” olarak kullanacak… Burada “sürecin hassasiyeti” dibine kadar istismar edilen bir argüman oluyor. Evet, hassas bir ‘dönemeç’ bu. Ama bu herkes için geçerli olmalı herhalde. Yoksa, söz konusu ‘hassa..]]> Sun, 03 Feb 2013 03:55:35 +0400 Cinayetin yol haritası https://www.evrensel.net/yazi/47424/cinayetin-yol-haritasi https://www.evrensel.net/yazi/47424/cinayetin-yol-haritasi? Paris’teki cinayetin zanlısı Ömer Güney’in profili ortaya çıktıkça, Hükümet çevresinin daha en baştan özellikle dillendirdiği, “örgüt içi infaz” tezi tamamen çöktü. Rolü ne olursa olsun, kamuoyuna sunulan bu isim, gerçek fotoğrafın minimum kısmı. Bir gladyo organizasyonuyla karşı karşıya olduğumuz kesin. ‘Ankara’ bağlamı artık daha bir belirgin. Ama bu ‘işin’ tek boyutlu olamayacağı, Türkiye’nin rolünün de mutlaka başka dayanak ve uzantıları gerektirdiği tahmin edilemez değil… Kürt basınının önemli ismi Ferda Çetin, “Neden ABD’nin ismi hiç geçmiyor?” başlıklı yazısında (Yeni Özgür Politika) başka bir mecradan bakmayı öneriyor: “Değerlendirmelerin ekseriyeti bu cinayetle amaçlananın, henüz yeni başlayan Türk-Kürt müzakereleri..]]> Sat, 26 Jan 2013 14:28:08 +0400 Biraz da anlamak!.. https://www.evrensel.net/yazi/46217/biraz-da-anlamak https://www.evrensel.net/yazi/46217/biraz-da-anlamak? Geçen hafta, İmralı görüşmelerinden hareketle, sürecin sadece “AKP-ABD’nin hesapları” baz alınarak okunamayacağını, bütün o hesapların da aslında bir zorunluluk üzerinden şekillendiğini, bunun da Kürtlerin kırılamayan direngenliği ve mücadelesi olduğunu belirtmiştik. “Kürtler mutlaka yedeklenecek” ön kabulünün de işte bu gerçeğe değer vermemekten kaynaklandığını söylemiş, tarihin hep egemenlerin istediği biçimde belirlenemeyeceğini hatırlatmıştık. Bunun da öyle “yan hakem” gibi kenardan izleyip itham ederek değil, Kürtlerin mücadelelerine ortak olmaktan ve de mücadele edenlere biraz güvenmekten geçtiğini vurgulamıştık. İsim vermek gerekmiyor, Kürtler ve Kürt meselesi söz konusu olduğunda bu söylediklerimizin muhatabı olabilecek türden solcuların olduğu biliniyor. Tipik bir örnek olması açısı..]]> Sat, 12 Jan 2013 12:28:54 +0400 Biraz 'güven' lütfen! https://www.evrensel.net/yazi/45598/biraz-guven-lutfen https://www.evrensel.net/yazi/45598/biraz-guven-lutfen? Bir siyasal hareketi en iyi kim tanır? Kuşkusuz ki o hareketi yönetenler. Peki bir siyasal hareketin gücünü en iyi kim bilir? O siyasal hareketin mücadele ettiği, savaştığı düşmanı. Kürt siyasal hareketinin gücünü en iyi bilen Türkiye Cumhuriyeti devletidir desek abartmış olmayız herhalde. En azından bazı Türk solcularından daha iyi bildiği kesindir. 30 yıldır savaşmaktadır. PKK ile devlet-hükümet arasındaki her görüşme ve müzakere olasılığı dönemlerinde solcular arasında gözlemlediğimiz bir tür yaklaşım var ki, insanda “Kürtleri en azından devlet kadar tanısalar, bilseler” duygusu yaratır. İmralı’yla görüşme trafiği başladı ya, şimdi bir kısım solcudan aşina yorumlara hazır olalım yine: “İşte olacağı buydu, Kürt milliyetçiliğiyle buraya kadar, BDP-AKP el ele, vb…”! Hareket noktaları farklı olsa da, İP’çi-TGB&..]]> Sun, 06 Jan 2013 04:59:31 +0400 Roboski yılı sürerken... https://www.evrensel.net/yazi/44965/roboski-yili-surerken https://www.evrensel.net/yazi/44965/roboski-yili-surerken? 2011, TC’nin tarihinde kara bir sayfayla, bir Kürt katliamıyla devrolmuştu 2012’ye… Taammüden işlenmiş bu devlet cinayetinin ağır suçu ve iflah olmaz utancı geçen bir yıl boyunca kıskançlıkla sahiplenildi ve geldik yıl dönümüne. Özeti şudur; hükümet ve devlet, Roboski lanetiyle yaşama kararlılığını 2013’e de devretmiştir! Uzaya ‘milli’ araç göndermekle övünen Hükümet’in, böylesi ayan beyan bir katliamı aydınlatacak (!) tek söz etmemesi ve hep karartmaya çalışmasının başka izahı olamaz zaten. Devlet Bahçeli’nin sözleri, devlet yetkililerinin aklına ve ruhuna da tercümandır: “Devlet Uludere’de devlet olmanın gereğini yapmıştır.” !.. Evet, Türkiye’de, hele söz konusu Kürt ve Kürt sorunu olunca, devlet olmanın gereği böyle oluyordu. Roboski katliamı da devlet politika..]]> Sat, 29 Dec 2012 12:08:46 +0400 Simetrisiz AKP ve hep 'simetrik' Burkay! https://www.evrensel.net/yazi/43755/simetrisiz-akp-ve-hep-simetrik-burkay https://www.evrensel.net/yazi/43755/simetrisiz-akp-ve-hep-simetrik-burkay? “Türk siyasi tarihinin en önemli davasıdır, bir milattır; dokunulmayana dokunuldu” diyor, AKP’nin hukukçusu, Ergenekon davası için… Ergenekoncu ‘konsepte’ sabitlenerek AKP’ye karşı muhalefet tüketen ‘Ulusalcı akil’ ise ironik yanıtını yapıştırıyor hemen: “Doğrudur, bu dava milattır; komutanlarımızı KCK/PKK’lilerle aynı mahkemelerde yargılıyorlar”... Ve bu ‘verimli’ tartışma böylece sürüp gidiyor… Peki biz neresindeyiz bu atışmanın? Dokunulmayanlara dokunuldu, evet ama iki taraf açısından da hep dokunulması gereken ve hep dokunula gelenlere ara vermeksizin dokunulmaya devam edilmiyor mu yine? Emek, barış, özgürlük, demokrasi diyenlere dokunmak sistemin değişmeyen bağımlılığı. Ergenekon öncesi ya da sonrası, dokunan parmaklar değişiyor belki ama durum değişmiyor; hep dokunulanlara yine dokunuluyor! KCK operasyonları tam gaz &l..]]> Sun, 16 Dec 2012 07:36:19 +0400 Başbakanı anla(ma)ma! https://www.evrensel.net/yazi/43116/basbakani-anlamama https://www.evrensel.net/yazi/43116/basbakani-anlamama? İddia o ki, Maya takvimine göre 21 Aralık’ta kıyamet kopacakmış. Durum fena yani. Neyse ki, Diyanet İşleri Başkanı “Hurafelere inanmayın” diye bir açıklama yaptı da rahat bir nefes alabildik! Şimdilik bir sorun yok; dünya, en azından Diyanet İşleri’nden yapılacak yeni bir açıklamaya kadar kurtulmuş görünüyor. Dünya kurtuldu da, biz kurtulabiliyor muyuz? Bakın İdris Naim yine konuşmuş işte: “Teröristler de nihayetinde ve başlangıcında birer insandırlar…” ! Nasıl açıklamalı şimdi bunu? “Nihayetinde ve başlangıcında” vurgularını nasıl yorumlamalı mesela? Bir ‘terörist’ ancak “başlangıcında” (yani doğarken) ve “nihayetinde” yani (öldükten sonra) insan sayılabilir mi demek istemiş İNŞ? Çok mu fesatız, hayra mı yoralım? İdris Naim Şahin bile “teröristler de insandır” diyorsa Hükümet’in gü..]]> Sat, 08 Dec 2012 11:11:37 +0400 Çözmek mi, çözülmek mi? https://www.evrensel.net/yazi/42436/cozmek-mi-cozulmek-mi https://www.evrensel.net/yazi/42436/cozmek-mi-cozulmek-mi? Kendisi on saniye bile tutunamamışken, “ecdadının at üstünde” geçirdiği vakitle övünüyor Başbakan. Ama bundan ibaret olsaydı keşke. Görünen o ki; ‘Muhteşem Süleyman’ öykünmeleriyle eş zamanlı, ülkeye çok daha ‘muhteşem’ kazıklar atma konusunda da oldukça kararlı. Patriotlarla, ucu açık bir bölgesel savaşın merkezi, adeta bir savaş paratoneri haline getiriliyor Türkiye. Malum, Kürt vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması girişimi de ‘içeriye’ dönük bir başka ‘patriot’ kurulumu oluyor. Başbakan dokunulmazlıkları kaldırabilir elbette ama Türkiye’nin siyasal tablosu bunu ne ölçüde kaldırabilir, göreceğiz. ‘94’teki gibi yapmayacağız diyorlar ya. Sağolsunlar, daha şık bir görüntü vereceklermiş! Ayırdında değiller herhalde; artık 90’lı yıllarda değil..]]> Sat, 01 Dec 2012 10:31:03 +0400 'Silahhh bırak!' https://www.evrensel.net/yazi/41788/silahhh-birak https://www.evrensel.net/yazi/41788/silahhh-birak? “İçişlerimize karışma, sen önce kendi içini düzelt” ! Türkiye ne çok karşılaşır oldu bu hatırlatmayla. “Oyun kurucu”, “Model ülke” söylemiyle afra tafra yapmanın, gerçek siyaset düzleminde bir değerinin olamayacağının şifresi gibi. Açmazını yüzüne vurmakta Türkiye’nin. Bölge devletlerinin Kürtlere dair ‘doğal’ ittifakı dağılmaya yüz tuttuğundan beri, daha bir yüze vuruluyor. Kürt sorunu kastediliyor elbette. Türkiye nereye bir hamle yapsa, nerde müdahilliğe soyunsa, yanıt hazır. İran ve Suriye’den sonra, Irak Başbakanı Maliki’den geldi en son ‘tavsiye’: Buradaki Kürtlerin durumuyla ilgileneceğine kendi Kürt sorununu çözmesini tavsiye ediyoruz sayın Erdoğan’a… Özetle; önce kendi içine bak sen! Bakalım… Kürtler açısından yeni b..]]> Sat, 24 Nov 2012 16:49:43 +0400 Ava gidenin hali https://www.evrensel.net/yazi/41138/ava-gidenin-hali https://www.evrensel.net/yazi/41138/ava-gidenin-hali? 68’inci günündeyiz… Dün itibariyle dinlediğimiz son açıklamasında, “yanlış yöntemdir” diyordu Başbakan. “Açlık grevleri yoktur” demedi ama. 67 gün sonra artık açlık grevlerinin varlığını kabul etmiş olması, eh, hakkını verelim ki, onun açısından baş döndürücü bir gelişme sayılır! Evet, iki ay sekiz gündür sürüyor açlık eylemi. Sadece ‘içeride’ değil. Kürdistan’ın mücadele merkezlerinde özellikle; gece gündüz, sokak ev karışmış biribirine, her saat, her an, her yer ‘açlık’ ve direnişle soluk alıp veriyor. Yürekler krişte. Gelebilecek bir kara habere kilitlenmiş kulaklar, bu kez kaybetmeyelim canları diye… “Önce kimi kaybedeceğiz?” sorusu umudun, direnişin rüzgarına karışırken bir yandan, bu ölümüne akan süreçte daha şimdid..]]> Sat, 17 Nov 2012 11:35:09 +0400 İdam, kimlik beyanıdır! https://www.evrensel.net/yazi/40466/idam-kimlik-beyanidir https://www.evrensel.net/yazi/40466/idam-kimlik-beyanidir? Ne çarpıcı bir uyum bu: Kürt tutsaklar açlık grevinin ikinci ayına girmiş, ölümle yüz yüzeyken böyle; sevgili Bakan’ı İNŞ, adeta ‘herkes evinde yapsın’ anlamında basın açıklamalarını tanzim eden bir genelge yayınlıyor, kendisi de Endonezya’daki “Demokrasi forumu”nda idam ‘açılımı’na devam ediyor Başbakan! Yine, Adalet Bakanı, anadilde savunma için “Başbakan’ın dönüşünü bekliyoruz” demişti ya, o ise bir gün daha erteliyor geliş tarihini. Kürtleri ölümle imtihan etmeye devam ediyor yani… ‘Öcalan’a tecriti kaldırın’ talebini idam tartışmasıyla yanıtlamak, bu imtihanın son kozu oluyor işte. ‘Toplum idam istiyor’ diyor Başbakan ve ekliyor: “Yeri geldiğinde idama gerek oluyor. Adalet terazisini yeniden masaya yatırmamız lazım.”! Gerçi Arınç başta olmak &uu..]]> Sat, 10 Nov 2012 10:50:14 +0400 Karartma! https://www.evrensel.net/yazi/39829/karartma https://www.evrensel.net/yazi/39829/karartma? Adalet Bakanı’nın verdiği sayıyla 683 Kürt tutsak gün be gün ölüme yürüyor… Başbakan ise ‘kuzu kebabı’ tartışmasıyla, hepimize tam da ‘laf kebabı’ yedirtmeye çalışıyor. Yiyen yiyor. Başbakan’ın, ellerine avuçlarına koyduğu ne varsa peşinen yemeğe hazır bir zevat var ne de olsa. “Açlık grevi yok, herkes her şeyi yiyor” sözleri bu ‘tür’e yönelik olmalı herhalde! Dünyanın gözü önünde yapılan bu çarpıtmayı nasıl açıklamalı peki? Bir gerçeği algılamamak mı? Sanmıyoruz; algılamamaktan değil, beğenmemekten. Başbakan gerçeği beğenmiyor! Ve bu gerçek üzerine ‘karartma’ yapıyor. Yok sayıyor. Kendi hayalinin peşinde koşuyor. Biliyor çünkü; bu kez de açlık grevi biçimiyle iktidarın ve giderek bütün bir toplumun yakasına yapışan, o 683 tutsak değ..]]> Sat, 03 Nov 2012 13:11:25 +0400 Ulusalcılıktan 'sol'a düşen https://www.evrensel.net/yazi/38699/ulusalciliktan-sola-dusen https://www.evrensel.net/yazi/38699/ulusalciliktan-sola-dusen? Sol ile “ulusalcılık” adıyla alıcı bulan milliyetçiliğin buluşmasının, neo-liberal küreşelleşmenin uzantısı olarak ortaya çıkan genel nedenleri olduğu gibi, Türkiye’nin siyasal süreciyle ilişkili özgün nedenleri de var: - Bir kısım “ulusal solcu”, zaten milliyetçi bir damardan, devletin resmi-ulusçu ideolojisinden beslene gelmiş, ‘sol’u kimliğine sonradan eklemiştir. -12 Eylül’ün ezdiği yenik ‘solcu’, korkarak uzaklaştığı devrim fikrini ulusalcılıkla ikame etmeye çalışarak, el yakmayan, devletin gazabına karşı sigortalı bir “devrimcilik-solculuk” türü keşfetti! Emperyalizmi sadece ‘İrtica’ ile ilişkilendirdi, “Laik Cumhuriyet” savunusu üzerinden devlete bağlandı. - Kürt sorunu ve Kürt mücadelesi ise hem başlı başına bir “milliyetçilik” gerekçesi ve hem de bu saydıkla..]]> Sat, 20 Oct 2012 13:56:08 +0400 Neşet dersi! https://www.evrensel.net/yazi/37224/neset-dersi https://www.evrensel.net/yazi/37224/neset-dersi? Olmak nedir? Kemâlet… İnsan ı kâmil olmak… Bir derstir… Yoktan, yoksulluktan karılmışlıkla var etmek kendini, ürete ürete boyutlanmak, yücelmek… Ama hep en yalın, en yoksul, en yoksunun ahlakıyla, varoluşuyla kalabilmek, kendisini hiç kaybetmemek… Bir öğretidir.. İnsanın fazlalıklarından kurtulabilmesi, sadeleşmesi ve hep eksik hissetmesi kendisini… Neşet Ertaş böyledir işte! Böylesi bir derstir… “Gara suratlı bir garip” olmaktan hiç vazgeçmeyen… “Ozan, söylenecek türkünün hizmetkârıdır”, “Garibim, ayaklarınızın turabıyım” diyerek yücelen bir deryadır… Kendisini halktan ayıracak hiçbir iltifata yüz vermemesi bundandır. Demirel türünün başında bulunduğu bir devletin sanatçılığını reddedişi ne de güzel yakışmıştır bu soylu ‘garip’e… O hal..]]> Sat, 29 Sep 2012 11:07:03 +0400 Çözümsüz barış, nedensiz savaş olur mu? https://www.evrensel.net/yazi/35489/cozumsuz-baris-nedensiz-savas-olur-mu https://www.evrensel.net/yazi/35489/cozumsuz-baris-nedensiz-savas-olur-mu? 1 Eylül Barış Günü’nden geçtik… İçerideki 30 senelik Kürt savaşının üzerine şimdi ‘komşu’yla savaş halinin de eklenmesiyle, savaş gürültüsünün kapsama alanının giderek genişlediği bir ülke fotoğrafı var önümüzde… İçerde savaş, dışarıda savaş… ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’, sizlere ömür! Aslında kendilerinin dilinde hep eğreti durmuş bu düstûrun, ülkeyi yönetenler nezdinde artık zerre kadar bir karşılığının kalmadığı bu tablo içerisinde, ‘barış’ demek elbette daha zor… Ama çok daha da önemli! İki açıdan böyle… Birincisi, yakıcı bir savaş ikliminin ortasında barışı savunuyor olmak açısından… İkincisi, barışı savunmanın böyle konjonktürlerde hiç bir demagojiye yer bırakmayacak ölçüde net bir içeriğe kavuşması&..]]> Sat, 01 Sep 2012 09:54:17 +0400 Aygün’ü ‘çözmek’! https://www.evrensel.net/yazi/34718/aygunu-cozmek https://www.evrensel.net/yazi/34718/aygunu-cozmek? Hafta boyunca en çok konuşulan konuydu. Malûm, CHP Milletvekili Hüseyin Aygün, kendi anlatımlarından da anlaşılıyor ki, PKK’nin bir yerel gerilla birimi tarafından kaçırıldı. İyi olmadı, doğru değildi… BDP de içinde olmak üzere, bütün demokrasi güçlerinin, eylemin isabetsizliğine dair tepkileri ve akabinde örgütün merkezi birimlerinin de devreye girmesiyle, Aygün, alıkonulmasından iki gün sonra özgürlüğüne kavuştu. İyi oldu, doğru olan da buydu… Bu sevindirici gelişme, Aygün’ün ayağının tozuyla yaptığı ilk açıklamanın içeriği ve ruhuyla daha da katlandı. Sorumlu, soğukkanlı, kendi yaşadığı mağduriyeti tarihsel bir sorunun çözüm(süzlüğ)ünün bir parçası olarak değerlendiren bu ‘akil’ açıklama, kendisini kaçıranlara ‘arkadaşlar’ diyebilen bir insani s..]]> Sun, 19 Aug 2012 04:54:45 +0400 “Buna ‘hayat’ derler! https://www.evrensel.net/yazi/34316/buna-hayat-derler https://www.evrensel.net/yazi/34316/buna-hayat-derler? “Sen planlar yaparken, başına gelenlere ‘hayat’ derler!” sözü, Türkiye’yi yönetenlerin şu son zamanlarda yaşadığı ironiyi ne de güzel özetliyor. Somut gerçekleri, maddi olgu ve verileri hesaba katmadan yapılan “strateji mühendisliği”nin karşılığı, işte bu sözde tarif edilen ‘hayat’ın ardı ardına gelen silleleri oluyor! Güneybatı Kürdistan’daki gelişmeler de böyle, Hakkari-Şemdinli’de yaşananlar da… *** Suriye meselesinde krizi derinleştirerek bir “bölge devi” olmaya soyunulmuş, ama “Kuzey Suriye krizi”yle apışıp kalınmıştır. Sünni Arapların nüfuzu altında ve Kürt haklarını zinhar tanımayacak bir Suriye hamiliği tasavvuru, Kürtlerin tek hamlesiyle şimdiden çökmüş, Kürt özerkliğiyle burun buruna gelinmiştir. Ne yapılacaktır? Sınıra tank top sevk etmekle, “eyvallah demeyiz&r..]]> Sat, 11 Aug 2012 11:56:29 +0400 Katilin biri Kürt raporu yazıyor https://www.evrensel.net/yazi/33014/katilin-biri-kurt-raporu-yaziyor https://www.evrensel.net/yazi/33014/katilin-biri-kurt-raporu-yaziyor? Akşamın alacakaranlığı savaş yorgunu kentlerin üzerine çöküyor, sokaklar sessizleşiyordu. Boşalan caddelere, askeri araçlar… Polis arabaları egzozlarından uğultular kusuyordu. Sokakların sustuğu saatlerde kurşunlar konuşuyor… Bazen dağın içlerinde makinelerinin tıkırtısı duyuluyor… Yamaçlar aydınlatma fişeklerinin ateşi ile parlıyor… Havan toplarının serseri mermileri gecenin böğrüne saplanıyordu. Şehirleri hayaletler kuşatıyor… Evler basılıyor… Kapılar kırılıyor. Çığlıklar yükseliyor. Birileri sürüklenerek götürülüyor. Meçhule bir yolculuk başlıyordu. Biliniyordu. Gittikleri yerde kollar bacaklar parçalanacak. Günlerce, haftalarca, aylarca bir haber çıkmayacak. Geridekiler işkencehanelerin önünde nöbet tutacak. Bazen kovulacak… Bazen dövülecek. Bazen kendileri de kurban olacak, içeri ..]]> Sat, 21 Jul 2012 15:49:00 +0400 Kardeşliğin ‘meşru’ yolu! https://www.evrensel.net/yazi/33012/kardesligin-mesru-yolu https://www.evrensel.net/yazi/33012/kardesligin-mesru-yolu? Ayrıntıları biliniyor; Cumhuriyet’in tarihi, Türklükten ve Sünni-İslam’dan başka bir aidiyet ya da ‘aidiyetsizliğin’ dışlanarak adeta suç olarak algılatıldığı bir toplumsal-siyasal-kültürel iklimin inşasının da tarihidir. İnkâr ve eşitsizlik üzerine temellendirilmiş bu halklar-inançlar statükosunun, her sıkıştığında kullandığı “kadim ortak değerlerimiz” ya da “bin yıllık kardeşliğimiz” vb. söylemlerin de aslında karşısındakini ‘egemen’ olana göre tanımlamanın ötesinde bir anlam içermediği ortada. Alevileri veya Kürtleri ‘formatlamaya’ çalışmak gibi… … Bugünlerde çokça yapılıyor; “Siz Alevisiniz, kabul, ama Alevi’nin şöyle şöyle olması gerekmez mi?” gibisinden “babacan” bir hassasiyetle Alevilere koordinatlar biçiliyor yine. “Neden Ali gibi na..]]> Sat, 21 Jul 2012 15:46:30 +0400 Örgüt(lülük) aynasından Zana meselesi https://www.evrensel.net/yazi/32261/orgutluluk-aynasindan-zana-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/32261/orgutluluk-aynasindan-zana-meselesi? Bir tarafında, Güney Kürdistan’ın Irak merkeziyle yaşadığı gerilim ve derinleşen çatlaklar… ABD’nin de yönlendirmesiyle Güney’in Türkiye’ye doğru itilmesi... Petrol ve gaz anlaşmalarıyla ekonomik boyutu daha da şekillendirilmeye başlanan, geleceğe dönük angajmanlar… Güney’in, Bağdat yönetimiyle açılan mesafesini Türkiye’ye dönerek telafi etme süreci… Bir tarafında, Suriye’deki Kürt muhalefetini ABD şemsiyesinde ve Türkiye koruculuğundaki denkleme dahil etme hesapları… Barzani ve Türkiye yakınlaşmasını zorunlu kılan bir süreç bu. Ama PKK bu sürecin içinde bir şekilde “halledilmesi” gereken bir aktör durumunda. Suriye’deki mesele de dahil, sözkonusu yakınlaşma süreci ve geleceğe dair kurguların güvencesi için, bugünkü gerçeğiyle PKK, “ayrık..]]> Sat, 07 Jul 2012 10:36:04 +0400 Savaş gibi, barış da somuttur! https://www.evrensel.net/yazi/31449/savas-gibi-baris-da-somuttur https://www.evrensel.net/yazi/31449/savas-gibi-baris-da-somuttur? Şimdi de son Dağlıca baskınının “şifreleri” çözülmeye çalışılıyor. “Neden bu saldırı?” diye soruluyor, hayret ve hayal kırıklığıyla… Her şey ne kadar da yolunda gidiyordu oysa! Kılıçdaroğlu’nun “bir araya gelelim”ci açılımının ardından, Leyla Zana da “Başbakan’a güvenelim” demiş, Avni Özgürel’in Murat Karayılan’la yaptığı ve ama gazetesinde yayınlatamadığı röportajın satır araları da köpürtülerek dolayıma sokulmuştu. Bu arada, Kürtçe, “bilinmeyen dil”den “seçmeli dil”e evrilmiş, (“silah bırakılırsa” gibi çok küçük (!) bir ayrıntı koşulla birlikte) Öcalan’a ev hapsinin tartışılabileceğinin de sinyalleri verilmişti… Barış, gürül gürül üzerimize akmaktayken böyle, çaresizce! ‘Çözüm&..]]> Sat, 23 Jun 2012 10:36:07 +0400 CHP, aynı hizaya razı mı? https://www.evrensel.net/yazi/30587/chp-ayni-hizaya-razi-mi https://www.evrensel.net/yazi/30587/chp-ayni-hizaya-razi-mi? CHP’nin Kürt meselesine ilişkin ‘diyalogcu’ girişimi tartışılıyor. Diyalog arayışı önemli elbette. Hele bunu, bugüne kadar devletin savaş siyasetinin tereddütsüz destekçisi olmuş bir parti dillendiriyorsa… Ama konu Kürt sorunu ve net olmak gerekiyor. Neyin sonuç verici olup olmadığının sayısız örneği, deneyimi var çünkü. Niyet, yöntem ve içerik net olmalı. Ve bu üç unsur aslında birbirinin içine geçmiş, birbiriyle bağlanmış durumda. Biri bile diğerlerini ele vermeye yeter. Hadi önceden niyet okumayın diyenleri dinleyip niyeti sorgulamayalım. Peki yöntem ve içerikteki, en iyimser ifadeyle, o muğlaklıklar? Yöntem önemlidir diyor CHP. Mesela isimlendirmenin önemli olmadığını söylüyor Kılıçdaroğlu. Terör sorunu ya da Kürt sorunu! Basit bir isimlendirme meselesi midir? Çözümün eşiğin..]]> Sat, 09 Jun 2012 10:44:46 +0400 Roboski’nin laneti! https://www.evrensel.net/yazi/29729/roboskinin-laneti https://www.evrensel.net/yazi/29729/roboskinin-laneti? Tam 151 gün oldu; bir lanet dolaşıyor üzerlerinde: Roboski’nin laneti… İflah olmaz bir güvenlik politikasının karanlık labirentlerinde kotarılmış bir taammüden katliamın ağır suçuna dolanmış, kıvranıp duruyorlar. İstihbarat kimden, Heron’dan mı Predatörden mi, milli mi, değil mi?, vb. oyalamacı tartışmalar üzerinden, nerdeyse “milli katliam yaptık” övüncüyle utanmazlığın doruklarında geziniliyordu. Ve bizzat Başbakan patentli, “parasını verdik, daha ne konuşuyorsunuz” vicdansızlığı… İşte böylesi bir karartma piyasasının içinden konuşan İçişleri Bakanı’nın (İ.N.Ş.) sözleri, katliama dair bir fikir ve zikir uyumunun açık itirafıydı: “Özür dilenecek bir şey yok…Ölenler, PKK’nin figüranı kaçakçılardır…”! Kamera karşısında kamuoyuna seslenirken, insanın kanını donduran bir sükû..]]> Sat, 26 May 2012 11:12:56 +0400 1 Mayıs’a… Siyasete… https://www.evrensel.net/yazi/28002/1-mayisa-siyasete https://www.evrensel.net/yazi/28002/1-mayisa-siyasete? Siyaset, güç olmanın en belirleyici aracıdır. Sınıflı toplumlar tarihinin şaşmaz bir gerçeğidir bu; herhangi bir toplumsal kesimin toplumsal gücü, onun siyasetle ilişkisi ölçüsündedir. Hep denir ya, siyasetsizlik mümkün değildir diye; doğrudur ama siyaset var siyaset var tabii ki! Dahil olduğun üretim ilişkileri üzerinden seni bir toplumsal güç haline getirecek siyaset de vardır; gerçekte, egemen olanın, iktidar olanın siyasetine eklenti olup ‘siyasetsizliğin’ girdabında dönüp durmak, kötürüm olmak da… Bu ikincisi, yani “siyasetsizlik siyaseti”, yıllardır Türkiye işçi sınıfına sarı sendika ve sendikacılar eliyle dayatılan en büyük kötülüktür. Bilinir ki; on yılların mücadelesiyle kazanılmış sosyal hakların, ekonomik kazanımların birer birer gaspedilmesinin temelinde işte bu işçiyi siyaset..]]> Sat, 28 Apr 2012 10:42:53 +0400 Yargılanan 12 Eylül mü? https://www.evrensel.net/yazi/27070/yargilanan-12-eylul-mu https://www.evrensel.net/yazi/27070/yargilanan-12-eylul-mu? Vizontele filminden unutulmaz bir sahnedir: Kasabanın Belediye Başkanı Nazmi, halka, kendisi dahil hiç kimsenin hakkında pek bir şey bilmediği televizyonu anlatmaktadır: “Radyonun resimlisidir, Zeki Müren’i hem dinleyecek hem de göreceksiniz.” Alkış ve tezahürat beklerken, garibim Başkan’ın ezberini bozacak o soru gelir, “Bitirim” Fikri’den: “Peki Zeki Müren de bizi görecek mi?!”… Malum, on gündür, 12 Eylül’ünü yargılayan bir ülkeye uyanıyoruz sabahları! Öyle hissetmemiz isteniyor. İki cuntacının, tutuklanmalarına gerek duyulmadan başlayan, davasından hareketle, “12 Eylül darbesiyle hesaplaşıyoruz, gözünüz aydın, halkın/milletin iktidarına kimse dokunamaz artık” diyorlar ve herkesi “heyecana” çağırıyorlar. Hayırlı yargılamalar elbette ama Vizontele’deki Fikri’nin cinliğinden uzak, en saf hal..]]> Sat, 14 Apr 2012 09:32:11 +0400 ‘Dört dörtlük’ zaptiye mühendisliği! https://www.evrensel.net/yazi/26190/dort-dortluk-zaptiye-muhendisligi https://www.evrensel.net/yazi/26190/dort-dortluk-zaptiye-muhendisligi? Sol literatürde epeyce bir yekûn tutan faşizmin tanım ve tartışmalarını bir yana bırakarak söyleyelim: Newroz günlerinde İstanbul ve Kürt kentlerinden aşina olduğumuz ve 28-29 Mart boyunca bu kez de Ankara’da eğitim emekçilerinin başına boca edilen o malum manzaralara, “işte faşizm!”den daha yakışır bir başka tanım bulunamaz herhalde. En yalın haliyle sokaklara salınan devlet terörüydü ve başkentin orta yerinde yükselen o gaz bulutundan teşhis ettiğimiz faşist silüet ise artık takiyyeciliğe bile gereksinimi kalmamış AKP’nin o “devlet benim” diye sırıtan suretiydi. “Sivil, ileri-demokrat, statüko karşıtı, derin devlet mağduru, hoşgörülü,…” AKP ve hükümeti budur işte! Kralın çıplaklığı çoktan aşikar olmuştur artık. *** Başbakan’ın,“su sıkılmasaydı da ne sıkılsaydı” diye ti’ye alabildiği o polis zulmün&uu..]]> Sat, 31 Mar 2012 10:59:09 +0400 Kürt baharından Newroz selamı! https://www.evrensel.net/yazi/25255/kurt-baharindan-newroz-selami https://www.evrensel.net/yazi/25255/kurt-baharindan-newroz-selami? 2 bin 200 yıllık bir destandan ilham alan bir ‘yeniden diriliş’ serüveni… Her dem tazelenerek soluk soluğa yaşanan bir diriliş destanı… Günün toplumsal koşullarından aldığı renklerle boyutlanıp folklorik kostümlerinden taşan, hayatla bağı içerisinde yeniden üretilen bir destan… Demirci Kawa ateş meşalesiyle insanları “yeni güne”, özgürlüğe çağırmıştır ya destanda… Tam da siyasetin başladığı nokta değil midir bu? Ki, siyasi bir destandır artık Newroz ! Newroz’u, bir “eski söylence” olmaktan çıkarıp bugünün güncel siyasetinin ortasına düğümleyen de, onu yaşatan kaynakların, yani özgürlük ve özgürlüğe çağrı ihtiyacının kendisidir zaten. Artık folklorik boyut, güncel siyasal boyuta ayak uydurmakta, bu uyumdan ise yaşayan ve yaşanan bir ‘geçmiş’ ve ‘bugün&..]]> Sat, 17 Mar 2012 10:56:37 +0400 ‘Çocuk işi’! https://www.evrensel.net/yazi/24281/cocuk-isi https://www.evrensel.net/yazi/24281/cocuk-isi? “Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır” diye bir söz etmiş ya Einstein. Bugünlerde Türkiye’de yaşıyor olsaydı Üstad, bu sözünü başka bir ‘kanıt’la güncellerdi herhalde! Zira, bir zamandır, İdris Naim Şahin gibi bir İçişleri Bakanı’na ve onun sözlerine inanıp inanmamak gibi bir ‘aptallık kriteri’ne sahibiz artık! En son, Adıyaman’da onlarca Alevi yurttaşın evlerinin işaretlenmesiyle ilgili “olayı büyütmeyelim, üç çocuğun işiymiş, soruşturma sürüyor” deyip geçti. “Çocuk işi” yani! Bu kadar basit… Kimmiş bu çocuklar? Nerden akıllarına esmiş de böyle bir ‘şirinlik’ yapalım demişler? Milliyetçi-mukeddesatçı hisleri kabaran İdris, Naim ve Şahin isimlerinde üç çocuğun işi miymiş yoksa..]]> Sat, 03 Mar 2012 10:33:59 +0400 İktidar çekişmesi ve ‘güvenlik’ bumerangı! https://www.evrensel.net/yazi/22944/iktidar-cekismesi-ve-guvenlik-bumerangi https://www.evrensel.net/yazi/22944/iktidar-cekismesi-ve-guvenlik-bumerangi? “Benden gayrısını hesaptan düştüm” makamından tektekçilik oynamaya başladığı, tam da kendisini “en güçlü” hissettiği noktada öylesine bir karın ağrısına tutuldu ki AKP iktidarı! Önceki iktidar bloklarına karşı pozisyonunu epeyce sağlamlaştırıp zafer sarhoşluğunun yerçekimsizliğiyle afra tafra atarken, beraberce iktidara geldiği Gülen blokuyla yüzyüze geldi ve gerilimli bir girdabın içinde buldu kendini. Daha önceki sinyallerden sonra, MİT’çilerin KCK soruşturması kapsamında “şüpheli” sıfatıyla ifadeye çağrılmalarıyla gün yüzüne vuran gerilim ve çatışmanın görünen yüzünde “daha fazla iktidar” talebi var. Cemaat, “daha fazla iktidar” diyor ve kendince en zayıf olduğu halkadan yani MİT’ten payını istiyor! Kontrolündeki polis ve (özel) yargı üzerinden Tayyip Erdoğan&..]]> Sat, 11 Feb 2012 11:02:23 +0400 ‘Köprü’! https://www.evrensel.net/yazi/22472/kopru https://www.evrensel.net/yazi/22472/kopru? “Orada bulunan kemikler oğluma ait olsun diye dua ediyorum” diyen bir babadır, Süleyman Yıldız… Şimdi 68 yaşındadır ve oğlu Mehmet Yıldız 1994 yılından bu yana “kayıp”tır… “Keşke benim babamın kemiği çıksaydı diye sevinebilir mi insan!” diye soran ise, 1997’de 70 yaşındayken Diyarbakır Kulp’ta gözaltına alınan ve kaybedilen Fikri Özgen’in oğlu Nevzat Özgen’dir… İnsani yaşam kriterlerinin az çok karşılığının olduğu başka bir yerde birilerine anlatılsa bu sözler, “senarist de ne fantastik bir film sahnesi yazmış böyle” şeklinde yorumlanırdı herhalde! Oysa onlar binlerce kayıp yakınından sadece ikisidir ve Kürdün hayatına tam ortasından kanlı bir bıçak gibi saplanmış o ahlaksız ve kirli mi kirli ‘özel harpçi’ kırımın yaşattığı trajedinin içinden konuşmaktadırlar. Ve tahmin edilmesi bile pek mümkü..]]> Sat, 04 Feb 2012 09:34:21 +0400 Taammüden katliam! https://www.evrensel.net/yazi/20775/taammuden-katliam https://www.evrensel.net/yazi/20775/taammuden-katliam? Tarihini, saatini not edelim; unutmayalım: Uludere Roboski’de, Kürtler bir kez daha katledilmiştir… Yapan, devlettir… Bilerek, isteyerek, tasarlanarak yapılmıştır… Taammüden katliamdır… Gerisi yalandır… Yalanın bin bir türlüsü piyasadadır artık… Genelkurmay’ın ve Hükümet’in açıklamalarıyla başlatılan ve adeta insanın kanını donduran akıl yürütme ve yönlendirmelerle temellendirilen bütün çabalar, katliamı ‘anlaşılır’ kılmaya dairdir… “İkaz ateşi yapılmış” da, “kaçakçılardan terörist olmadıklarına ilişkin gerekli yanıt alınamamış” da…! Top ateşiyle ikazın ne anlama geleceği bir tarafa; Hükümet sözcülerinin özellikle altını çizdikleri ve de güya “masumiyetlerini” dayandırdıkları bu “ikaz ateşi” vurgusu, Genelkurmay’ın a&cc..]]> Sat, 07 Jan 2012 09:58:53 +0400 Yüzleşmeyenin yüzsüzleşmesi! https://www.evrensel.net/yazi/19902/yuzlesmeyenin-yuzsuzlesmesi https://www.evrensel.net/yazi/19902/yuzlesmeyenin-yuzsuzlesmesi? Bugüne değmeyen, bugünle hesaplaşmayan bir “tarih yüzleşmesi”nin, ‘bugün’ü perdelemenin, dünü bugüne örtü yapmanın aracı olmaktan başka neye yarar? Farklı boyutlarda yapılan hesaplara ‘toplumsal rıza’ arayarak meşruiyet kazandırmanın bir yöntemi de bu çarpıtılmış, içi boşaltılmış “yüzleşme” masalı oluyor. AKP iktidarının, el attığı her tarihsel soruna dair kullanmaktan hiç imtina etmediği bir yöntem… Bir sorun ve mağduriyetin yarım ağız dile getirilmesinden ibaret olan ‘yüzleşme’ söylemi, gerçeğin ve çözümün yerine geçiriliyor, sonuçta ‘dün’ yeniden güncellenerek tekrarlanıyor. Bir yandan “toplumsal değişim” ihtiyacı tatmin edilmeye çalışılırken, diğer yandan da somut hiçbir karşılığı olmayan “değişim ve değiştiren” ill&uum..]]> Sat, 24 Dec 2011 14:34:30 +0400 ‘Özür’ mü?! https://www.evrensel.net/yazi/18282/ozur-mu https://www.evrensel.net/yazi/18282/ozur-mu? Geçmiş yaşanmışlıkları hikaye eden bir ‘mazi’ anlatılıcılığı değilse tarihten anladığımız, yaşayan, dinamik bir süreçten bahsediyoruz demektir. Ne ‘zaman’ donmakta, ne de yaşananlar. Geçmişin birikimleri, bağlamları ve izdüşümlerinden yalıtık bir ‘bugün’ tasavvur edemeyeceğimize göre, çokça kullanılan “tarihle yüzleşmek” argümanının, “bugünle yüzleşmeyi” de içermesi gerektiği açık olsa gerek. Bugüne değmeyen, bugünle hesaplaşmayan bir “tarih yüzleşmesi”, eksikliğin ötesinde, çoğunlukla farklı boyutlarda yapılan hesapların mezesi olabilmekte, ‘bugün’ün perdelenmesinin aracı olarak kullanılabilmektedir. Şimdi Başbakan’ın, zaten bilinen ama resmi bir ağızdan ilk kez dillendirilen birkaç arşivden sonra Dersim mezaliminden dolayı “özür” dilemes..]]> Sat, 26 Nov 2011 09:55:39 +0400 Göç yolları… https://www.evrensel.net/yazi/17804/goc-yollari https://www.evrensel.net/yazi/17804/goc-yollari? Devletin ‘siyasal afet’ hali bu… Yaşadıkları depremden sonra zemheri soğuğuyla baş başa bırakılan Vanlılara gösterilen çözüm, gurbet yolları oluyor. Derme çatma çadırlarda zatürreden ya da çıkması mukadder yangınlarda ölümü beklemek istemiyorsanız “göç edin” deniyor, yoksul Vanlılara… Bir şehir göç yollarında şimdi… Depremden değil, çaresizlikten. Yaşatmaya değil ama yıkmaya kodlanmış 88 yıllık bir birikim ve maharetle ölçülüp biçilerek yoksulların, ezilenlerin sırtına yıkılmış o malum çaresizlikten… Dayatılmış bir çaresizlik bu. Dünyanın bilmem kaçıncı büyük ekonomisiyiz diye, utanmadan, sıkılmadan atılan nutuklar eşliğinde, ekranlardaki enkaz görüntüleri göç yollarındaki Vanlılara bırakıyor yerini şimdi. Elbette dayatılmış bir göç bu. En..]]> Sat, 19 Nov 2011 15:10:38 +0400 Siyasal Afet! https://www.evrensel.net/yazi/16999/siyasal-afet https://www.evrensel.net/yazi/16999/siyasal-afet? 88. yıldönümüne bir ‘doğal afet’ eşlik etti, Cumhuriyet’in… Deprem halinde bile, bağrındaki siyasal fay hatlarına sımsıkı bağlı olduğunu bir an bile unutmadı, unutturmadı… Bir ilçeyi vuran deprem karşısında elleri kolları bağlanıp külçeleşti, ama ayrımcılıktan, Kürtlere ve onların kurumlarına mesafeli, kuşkucu, kompleksli ve düşmanca yaklaşımdan imtina etmedi. Bırakın çözüm götürmeyi, insanların kendi yaralarını sarma girişimlerinin bile önüne geçmeye çalışan tam bir ‘siyasal afet’ haline dönüştü. Daha ilk günden bir örneği tekrar hatırlatalım sadece: Diyarbakır Belediyesi’nin yetiştirdiği 3 bin kişilik sıcak yemeği, ortada çadır madır yokken daha, “Kızılay’ın çadırkentinde yemek dağıtılacak” diyerek reddeden bir kompleksli ve kuşkucu ‘afet’tir söz konusu olan… T..]]> Sat, 05 Nov 2011 09:45:25 +0400 Ölüm değil çözüm için… https://www.evrensel.net/yazi/16085/olum-degil-cozum-icin https://www.evrensel.net/yazi/16085/olum-degil-cozum-icin? Toplumsal yaşam, yeni bir teyakkuz haliyle kuşatılmış durumda… Asker cenazeleri üzerinden dönen yalan çarkları, manipülatif acı istismarları… Güdümlü yaslar… İmal tepkiler… Ve kışkırtılan çözümsüzlük… Akli bağlamlarından kopartılmış ‘salt öfke’yle kışkırtılan çözümsüzlük batağında kulaç atıp, “Hakkari saldırısının şifreleri”ni çözmeye çalışanlar! Medya tetikçileri, ne idüğü belirsiz “uzmanlar”, emekli-sivil zaptiyeler, ıvır zıvırcılar, gak gukçular… Şifreciler şifre arıyormuş! Neden bu saldırı? Yanıtları malum; “terör örgütü ve terörle mücadele” parantezinin ötesine bir milim geçilemiyor, aynı ezberlerle çözümsüzlüğün toplumsal tabanı kışkırtılıp duruyor. Oysa, bir şifre aranacaks..]]> Sat, 22 Oct 2011 10:04:18 +0400 Siyaseti hapsetmek! https://www.evrensel.net/yazi/15208/siyaseti-hapsetmek https://www.evrensel.net/yazi/15208/siyaseti-hapsetmek? ‘KCK operasyonu’ ile murad edilen nedir? Kürt siyasetini hapsetmektir! Soruya verilecek en dolaysız yanıt budur… Siyasetin hapsedilmesinden kastımız, siyasetçilerin hapsedilmesi değil sadece. Evet, 6 Ekim 2011 itibariyle (ki bu yazı okunduğunda, çok muhtemeldir ki bu “bilanço” da eskimiş olacaktır); son iki yılda 7 bin 748 kişi gözaltına alınmış, 3 bin 895 kişi tutuklanmıştır. Çoğu BDP üyesidir bu insanların ve hiç kuşku yok ki siyasi bir operasyondur söz konusu olan. Bir yandan “çözüm yeri Meclis’tir” deyip yana yakıla Meclis’e çağrılan BDP’yi, diğer yandan böylesine hırpalamak, kolunu kanadını kırmaya çalışmak bir çelişki mi oluyor? Devlet aklınca, hayır! Çünkü, Kürt siyasetçi hapsedilirken, Kürt siyaseti de BDP’ye bile değil, adeta nefessiz bırakılmaya çalışılan “BDP Mecl..]]> Sat, 08 Oct 2011 09:51:16 +0400 Yücelik ve cücelik! https://www.evrensel.net/yazi/14234/yucelik-ve-cucelik https://www.evrensel.net/yazi/14234/yucelik-ve-cucelik? “Devlet büyüklerimizden rica ediyoruz. Her gün acılar yaşanmasın, yazıktır, günahtır. Hiç kimsenin çocuğu ölmesin, başka analar ağlamasın, yuvalar yıkılmasın…” Bu sözler bir babaya ait… Siirt’teki saldırıda kızları Nergis ve Zeynep’i yitirdi. Nuran ise ağır yaralı kurtulabildi. Savaş, böylesi bir trajediyi getirip Nurettin Evin’in omuzlarına yükleyiverdi. O, kızlarıyla birlikte savaş kurbanı oldu; ama hoyratça kışkırtılan, dayatılan kör nefret ve ajitasyonun kurbanı olmuyor işte. Savaşı sorguluyor ve eylemin, kendilerinden ve halktan özür dileyen, PKK tarafından yapılmış olmasına da takılmadan, “devlet büyüklerinden” talep ediyor: “Başka analar ağlamasın, yuvalar yıkılmasın”… Bu bir yücelmişlik halidir işte! İnsanın ve insanlığın yücelmişlik hali… Bir insanın başına gelebilecek en büyük felaketlerd..]]> Sat, 24 Sep 2011 09:41:42 +0400 Utanmazlar operasyonda! https://www.evrensel.net/yazi/13393/utanmazlar-operasyonda https://www.evrensel.net/yazi/13393/utanmazlar-operasyonda? Bu ülkenin iktidarları hep bir ‘utanmazlar türü’ne ihtiyaç duymuşlardır. ‘Pes artık’ denilecek en müşkül durumlarda bile, yalan ve çarpıtmalarıyla iktidarlarına kamuoyu oluşturmaya koşturan, ‘ar damarı çatlamış’ türüdür bu. Denir ya, “yüzüne tükür; ‘yağmur yağdı, yarabbi şükür’ diye sevinir” !.. İşte onlar... Nasıl da fink atıyorlar dört yanımızda. Hükümetin kanatlarıyla uçarak sökün ettikleri her yerde, artık paçavraya dönmüş, dikiş tutmaz tezlerle iktidar politikalarına meşruiyet arayıp kamuoyu imal etme çabasındalar… Konu, Kürt sorunu ve yeniden başlayan savaş… Malum tür devrede: Tam devlet ile Öcalan arasında mutabakat sağlanmışken, PKK yeniden başlattı savaşı ve çözümü sabote etti!.. Buna bir de Öcalan’ın ‘&ou..]]> Sat, 10 Sep 2011 09:34:03 +0400 Yalanı ve acıyı duyuyor musunuz? https://www.evrensel.net/yazi/12185/yalani-ve-aciyi-duyuyor-musunuz https://www.evrensel.net/yazi/12185/yalani-ve-aciyi-duyuyor-musunuz? İşte karşımızda yine; öfke, kin ve intikam çığlıklarıyla dörtnala savaşa koşan o zifiri karanlık… Üzerine boca edildiği toplumun algı ve muhakeme yeteneğini felç eden, gerçekle ilişkisini kopararak onu görmez, duymaz kılan bir nezarethane karanlığı bu… Kin, intikam ve savaş zinciriyle güdümlenen ‘toplumsal algı ve muhakeme’, kapatıldığı bu karanlık içinde, sorunların temellerini ve gerçek çözümlerini sorgulamaktan uzaklaştırılıp, ümitsiz vaka durumundaki hasta sistemin ateşiyle kavrulup yanmaya terkediliyor. Hastanın hastalığına, suçlunun suçuna ortak ettirilmeye çalışılan bir toplumsal idraktir yaratılmak istenen. Bir savaş rejiminin ya da aynı anlama gelmek üzere faşizmin gereksindiği bir ‘savaş iklimi’… Savaş rejimleri, ancak böylesi bir iklimde solumaya alıştırılmış bir toplum tarafından tölare edilebilir, sindiril..]]> Sat, 20 Aug 2011 09:42:01 +0400 Burkay’ın ‘asimetrik’ dönüşü! https://www.evrensel.net/yazi/11738/burkayin-asimetrik-donusu https://www.evrensel.net/yazi/11738/burkayin-asimetrik-donusu? Siyasetin ‘derin’ yüzünün, yaşanan her şeye daha fazla, daha açıktan sirayet ettiği ‘özgün’ bir ülke burası. Her bir gelişme, göründüğünün ötesindeki boyutlarda gerçek anlamıyla buluşuyor genellikle. Anlamlandırmak için dolayımlara, derinlere bakmak gerekiyor. Başka bir yerde olsa, yıllarca sürgünde kalan birinin ülkesine dönmesinde tartışılacak ne olabilirdi ki? “Hoş gelmiş, ailesinin, dostlarının, sevenlerinin gözü aydın” der, başarılar dilenir geçilirdi. Ama dedik ya, burası Türkiye ve göründüğü gibi değil hiçbir şey! Kemal Burkay’ın 31 yıllık sürgünden dönüşü de öyle… Hayatı boyunca kaçak göçek yaşamaya zorlanmış bir siyasinin, kendisine bunları yaşatmış devletin yetkililerince bu ölçüde bir ilgiyle karşılanmış olmasının..]]> Sat, 13 Aug 2011 09:48:46 +0400 Nereden nereye..! https://www.evrensel.net/yazi/10432/nereden-nereye https://www.evrensel.net/yazi/10432/nereden-nereye? Silvan’daki çatışma ve Demokratik Özerklik ilanı sonrası yaşanan gelişmeler, yapılan tartışmalar, Kürt meselesine dair “güvenlikçi” yaklaşımın korunduğunu bir kez daha gösterdi. Biçimler, ‘konseptler’ değişiyor, öz değişmiyor! AKP iktidarının şekillendirdiği ‘yeni hegemonya’nın Kürtlere dönük ambalajında “bakın herşeyi tartışıyoruz işte, nereden nereye geldik...” süslemesiyle gizlenen de o riyakar güvenlikçilik yine... TV programlarında belirli formatlarda kurgulanmış laf tüketme matinelerini ‘çözüm’ diye belletmeye, aklınca “şefkat” bahşederek Kürdü teskin etmeye çalışan ve ama onun gerçeğini, hele örgütlü ve mücadele eden, hak arayan dinamik gerçeğini görmezden gelen riyakarlığın deşilip ortalığa saçıldığı günlerden geçiyoruz işte... ..]]> Sat, 23 Jul 2011 09:58:34 +0400 Hayatın çağrısı! https://www.evrensel.net/yazi/8195/hayatin-cagrisi https://www.evrensel.net/yazi/8195/hayatin-cagrisi? Emek, Demokrasi ve Özgürlük parolasıyla girdiğimiz seçimlerden küçümsenmeyecek bir başarıyla çıktık... Öncesinde dediğimiz gibi, küçümsemeyelim ama yeterli de bulmayalım. Yeterli bulmamaktan kastımız, çıkarılan mebus sayısı değil elbette. Bundan daha önemlisi, seçimler vesilesiyle şekillenmiş Blok’lu buluşma da dahil, yol haritamızın gerektirdiği o büyük yürüyüşün önümüze koyduğu görev ve sorumlulukların daha da büyümüş olmasıdır. Yani seçim ve sonundaki başarıyı, tatmin olabileceğimiz bir ‘netice’ olarak değil, ülke siyasetinde yeni bir başlangıç olarak değerlendirmeli; Blok’lu güç birliği ve yarattığı birikim, bir başlangıç olarak kabul edilmelidir. Sandığa yansıtılmış ortak toplam, ülkedeki gerçek muhalefetin başlıca yansımasıdır, bu doğru. Müthiş direnge..]]> Sat, 18 Jun 2011 09:56:42 +0400 Sandık başlarında nöbetteyiz! https://www.evrensel.net/yazi/7752/sandik-baslarinda-nobetteyiz https://www.evrensel.net/yazi/7752/sandik-baslarinda-nobetteyiz? Seçim günü bugün... Emek, Demokrasi ve Özgürlük parolasıyla gidiyoruz sandıklara… Yeni bir sınavda, yine sınamaktayız kendimizi… Hayatın önümüze koyduğu sorun, ihtiyaç ve görevler devam ettikçe, sınavlarımız da hiç bitmeyecek zaten. Devrim ihtiyacı var oldukça, hep en “kazık” sınava çalışan öğrencileriz aslında. Öğrenciyiz; öğrenmeye çalışır, kendimizi sınar ve sonuçta mutlaka biriktiririz… Bugün de öyle… Hayatın ve politikanın dogmatizmin şablonlarına sığdırılamayacağı gerçeğinden hareketle, devrimci özgüven, esneklik ve yaratıcılığın şekillendirdiği bir güçbirliğiyle sınıyoruz kendimizi… Sonuç ne olursa olsun, mutlaka bir birikimle çıktığımız, çıkacağımız kesindir. Bu sürecin kazanımları da eklenecektir, siyasal birikimimize... Blok’un kendisi b..]]> Sat, 11 Jun 2011 09:24:53 +0400 ‘Alarm’ ve geleceğe yürüyüş! https://www.evrensel.net/yazi/7310/alarm-ve-gelecege-yuruyus https://www.evrensel.net/yazi/7310/alarm-ve-gelecege-yuruyus? “Öyle bir noktaya gelmişiz ki, Türklerin yüzde 47’si, yani yarıya yakını, komşu olarak bile Kürde itiraz ediyor... Bu meselede eğer hiçbir mesafe almazsak ve de bu şiddet dili devam ederse, 2013’te hiç şüpheniz olmasın bu oran yüzde 67’ye ulaşacak…” KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır, ‘Kürt Meselesinde Algı ve Beklentiler’ başlıklı araştırmaya dair söylüyor bunları ve “Türkiye alarm veriyor” diye uyarıyor... Araştırma, çarpıcı veriler sunmakta. Sosyal, ekonomik, politik boyutlu veriler… Uluslararası kriterlere göre yüzde 23’ü açlık, yüzde 30’u ise yoksulluk sınırında yaşayan Kürtlerin, toplumun en yoksul kesimini oluşturması mesela. Tahmin edilmez değildir elbette. Ellerindeki ‘kalkınma’ reçeteleriyle yıllardır Kürtlere ‘çözüm’ bahşeden b..]]> Sat, 04 Jun 2011 10:43:24 +0400 ÖDP; rüzgar mı girdap mı? https://www.evrensel.net/yazi/6931/odp-ruzgar-mi-girdap-mi https://www.evrensel.net/yazi/6931/odp-ruzgar-mi-girdap-mi? ÖDP, seçimlerde “devrimci-sosyalist adayları” destekleyecek. Parti Meclisi kararından sonra yapılan açıklamalarda, desteklerinin Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun içindeki bazı “devrimci-sosyalist adayları” da kapsayabileceğini öğrendik. Blok’a yekpare bir destek yok yani. Özeti şudur; ÖDP, batıda Kürt adayları desteklemeyecektir! Zaten Parti Meclisi kararına üç üye tarafından düşülen şerh de “Kürt ulusal-demokratik hareketinin adaylarının” da desteklenmesi şeklindedir. Kabul görmemiştir… Öncelikle bu tavrı eleştiri konusu etmemizin ‘fiziki’ bir oy kaygısıyla ilgisinin olmadığını belirtmeye gerek yok herhalde. Sadece, ülkede ve bölgedeki bütün gelişmelere ve genel siyasal tablonun ihtiyaçlarına karşın, ‘sol’da varlığını sürdüren “Kürtlerle birlikte olmam..]]> Sat, 28 May 2011 12:21:57 +0400 ASKON bankalara karşı https://www.evrensel.net/yazi/6567/askon-bankalara-karsi https://www.evrensel.net/yazi/6567/askon-bankalara-karsi? Gazetelerdeki habere göre ASKON (Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği) Genel Başkanı Mustafa Koca, dernğin ekonomi raporunu tanıttığı basın toplantısında banka kârlarına vergi konmasını istemiş. Sanayicilerin finans kurumlarına yönelik tavrı ilginç bir konudur. İngiliz iktisatçısı Keynes, 1936’da yazdığı kitabında faiz haddinin yatırımları kıstığı, ve bunun da kapitalist ekonomileri iktisadî daralmadan çıkmasını zorlaştırdığı tespitinden hareket ederek rantiyeleri asalak olarak tasvir etmişti. Keynes Avrupa’da sosyalist devrim ihtimalinden duyduğu endişe ile, yüksek işsizliğe yol açan etkenleri kaldırmaya kafa yoruyordu. Sosyalizm tehdidinin ve Keynes’in telkinlerinin etkisiyle İkinci Dünya Savaşından sonra merkez ülkelerinde devletler bankaların faaliyetlerini sıkı denetim altına aldı. Sonra merkez ülkelerinde 1980li yıllarda sınıflar arası denge emekçilerin aleyhine değiştiğinde bankaları..]]> Sat, 21 May 2011 13:29:09 +0400 Botanlılardan izan dileyin https://www.evrensel.net/yazi/6539/botanlilardan-izan-dileyin https://www.evrensel.net/yazi/6539/botanlilardan-izan-dileyin? Şırnak dağlarında cenazelerini arayan Botanlı Kürtler neyi anlatıyordu? Adeta bir eski zaman destanından günümüze aksetmiş o görüntüleri kim, ne kadar anlayabildi acaba? Karşılarına dikilen tanklara, toplara, üzerlerine salınan dev kayalara, sıkılan kurşunlara rağmen dağ bayır ölülerini arayan bir halkın korku sınırlarını aşmışlığı desek sadece, eksik kalmaz mı? Ateşkes ve barış çığlıklarıyla yıllardır çözüm umudunu diri tutmaya çalışan sabır taşının artık çatlamaya başladığının en çarpıcı resimlerinden biriydi o gördüklerimiz. Sabır taşı çatlıyor ve korku sınırlarını aşan bir halk, gerektiğinde devlet sınırlarını aşabileceğini de göstermiş oluyor. Sınır ötesine de taşırılarak can yakan ateşkes düşmanlığı böyle yanıt buluyor işte; halkın sabrı ayaklanarak devlet sınırlarının ötesine taşıyor. Hiçbir şey karşılıksız kalmıyor yani ve Kürt so..]]> Mon, 23 May 2011 05:24:33 +0400 ‘Başa mı dönüyoruz?’ https://www.evrensel.net/yazi/5650/basa-mi-donuyoruz https://www.evrensel.net/yazi/5650/basa-mi-donuyoruz? Bağlamlarından koparılmış bu görüntü sağanağında, ‘hakikat’ ötelensin, ‘toplumsal boyut’ ile yüzyüze gelmesin… Yalanla, çarpıtmayla ya da hep ‘eksik’le preslenmiş bir kamuoyu rızasıyla idare edilsin… Başından beri bu ülkenin muktedirlerine musallat olmuş ve aslında onsuz olmayacakları yapısal illetleridir bu, gerçek korkusu… Gerçekten korkarlar ama her defasında da ‘gerçek devrimcidir’ yasasından yakalarını kurtaramazlar… Evet, gerçek devrimcidir ve hele mesele Kürtler ise bu bugün için daha bir gerçektir! Kastamonu’daki Başbakanlık konvoyuna yönelik eylem sonrasında da aynı durumu gözlemliyoruz. Asıl bilinmesi gereken ve elbette çok boyutlu gerçek, öncesiz ve sonrasız limitlere bölünmüş haliyle belletilmeye çalışılıyor: “Ne oldu böyle birden bire, bu..]]> Sat, 07 May 2011 09:35:01 +0400 YaSaK sökmedi, AKP gelsin! https://www.evrensel.net/yazi/4764/yasak-sokmedi-akp-gelsin https://www.evrensel.net/yazi/4764/yasak-sokmedi-akp-gelsin? Malum YSK vetosundan sonra yaşananlardan bahsedilecekse, ilk söz şu olmalıdır: Müthiş bir demokratik direniş örneği sergilenmiştir! Ve kazanılmıştır! Bismil’li Kürt genci Halil İbrahim Oruç katledilmiştir… Büyük kayıptır… Yönetenlerin utancı ve gerçeğidir bu pek ‘ileri demokratik’ sistemin: Seçme ve seçilme hakkını kullanmak için bile ölümle imtihan edilmektedir Kürtler! Yüzde 10’luk baraj bir de böyle vetolar ve o dizginsiz polis zulmüyle tahkim edilmiş; Halil İbrahim’in bağrına saplanan kurşunlar, ‘demokratik seçme seçilme hakkı’nın en güncel, en ‘yaratıcı şifreleri’ olmuştur… Bu kurşunlardan daha açık kanıt mı olurdu, cici demokrasilerinin eşitlik, adalet, özgürlük geçirmezliğe ayarlanmış o faşist akıl süzgecine? Yakışmıştır doğrusu! Bundan ötesi ise ..]]> Sat, 23 Apr 2011 09:40:22 +0400 Demokratik kazanım seçeneği https://www.evrensel.net/yazi/4260/demokratik-kazanim-secenegi https://www.evrensel.net/yazi/4260/demokratik-kazanim-secenegi? Türkiye’nin genel siyasal iklimi, esas olarak egemen sınıf ve iktidar güçlerinin kendi içlerinde yaşadıkları gerilim ve çekişmelerin yansımalarıyla şekillendiriliyor. Kürt siyasal mücadelesinin kendi kulvarında açtığı ve giderek güçlenen ‘politik alan’ı ayrı tutmak gerekiyor elbette. Ama ülke siyasetinin AKP ve CHP ile temsil edilen iki blok arasına sıkıştırıldığı gerçeği değişmiyor. MHP ise önümüzdeki süreç açısından her iki tarafın tabağına da iliştirilebilecek ‘yarım porsiyonluk’ bir garnitür durumunda… 12 Haziran seçimleri, bu egemen siyasal iklimin dayatıldığı ve iktidar ilişkilerinin buna uygun olarak belirlenmek istendiği bir eşik olacak. Siyasal saflaşmalar bütün boyutlarıyla daha bir görünür olacak. Ama bu süreç doğal akışına bırakıldığında, dayatılan saflaşmanın seyri nasıl şekillenirs..]]> Sun, 17 Apr 2011 07:55:56 +0400 ‘ANDIMIZ’ ve ‘BİZ’ https://www.evrensel.net/yazi/3310/andimiz-ve-biz https://www.evrensel.net/yazi/3310/andimiz-ve-biz? Danıştay 8. Dairesi, ilköğretim okullarında her sabah okutulan öğrenci andının iptali istemiyle açılan davayı reddetti. Kararda, andın, Anayasa’ya herhangi bir aykırılığı olmadığı, davacının, ‘‘öğrenci andının bir ırkı esas aldığı, zorla okutulduğu” iddialarına karşı, söz konusu metindeki ‘Türk’ ibaresinin bir ırkı temsil etmediği öne sürülüyor. Andın amacının ise “yeni nesillere Türk Devletinin ve milletinin bir ferdi olma onurunu duymaya ve hazzını yaşatmaya yönelik…” olduğu vurgulanıyor. Yani? Devletin, her sabah milyonlarca çocuğa “onur” ve “haz” bahşetme zorunluluğu devam edecek! “Rahat, hazırol, dikkat!” komutları sonrası, “Türküm, doğruyum, çalışkanım”la başlayıp, “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” diye ajite eden ve nihayet “Ne mutlu Türküm diyene&rd..]]> Sat, 02 Apr 2011 10:10:02 +0400 Devrimin kıyısında ‘devrimci mahcubiyet’! https://www.evrensel.net/yazi/105/devrimin-kiyisinda-devrimci-mahcubiyet https://www.evrensel.net/yazi/105/devrimin-kiyisinda-devrimci-mahcubiyet? Birik(tir)en tarih, bu kez Arap dünyasında zembereğinden boşaldı; önce Tunus’ta, şimdi de Mısır’da 25-30 yıllık hırsız diktatörler defolup gittiler. Daha bir önem ve dikkat gerektirecek olan bundan sonrası için çok şey söylenebilir olsa da, Arap halklarının geçtiği devrimci süreç muazzam olmuştur. “Kitaba uymuyor”, “Anti kapitalist değil”, “Asker ipleri aldı”, “Siyasal İslam güçlenecek” vb. her ne gerekçeyle olursa olsun, bu devrimci süreci küçümseyen “akademik-teorik sarrafçılığın” aksine, bu coşkuyu yaşamak, yaymak gerekiyor. A. Cihan Soylu’dan ödünç alarak söylersek, ‘ayaklanan halklar devrim de yapabilir’! Sözün özü de, devrimci politika yapma kaygısı olan her kimsenin bugün öne çıkarıp döne döne vurgulaması gereken &oum..]]> Thu, 17 Feb 2011 02:28:08 +0300