Evrensel.net https://www.evrensel.net tr Emek Evrenseldir https://evrensel.net/nhy/upload/diger/favicon.ico https://www.evrensel.net/tema/evrensel16/img/apple-touch-icon-114x114.png Evrensel.net Batsın bu dünya https://www.evrensel.net/yazi/82612/batsin-bu-dunya https://www.evrensel.net/yazi/82612/batsin-bu-dunya? Sosyal bilimciler ne der bilemem ama ‘arabesk kültürün’ çağdaş bir ulusu nasıl olup da arabesk bir topluma dönüştürebildiğine tanıklık etmek gücüme gidiyor. Siyasetten eğitime, dilinden müziğine bu kadar mı çağdaşlıktan uzaklaşır bir toplum. Ulustuk ümmet olduk. Yurtta barış, dünyada barıştı ilkemiz, savaş sever, şiddetten zevk alan bir kalabalık olduk. Cumhuriyetin baş tacıydı kadınlarımız, erkek egemenliğinin giderek ön aldığı günümüzde kadının adı gerçekten de yok. Çocuklar ezberci bir eğitimin kucağına itilmiş. Araştıran, soruşturan bir gençliğin yetişmesinden endişe duyan yönetici kadrosu her gün biraz daha çoğalıyor. Şöyle bir etrafınıza bakıyorsunuz tıp bilimi arabeskleşmiş, hukuk bilimi de öyle. Kadılık almış yürümüş. Üniversitelerimiz arabesk, iktidarlara biata hazır ne dek çok doçentimiz, profes&..]]> Tue, 06 Nov 2018 04:05:27 +0300 Nail Güreli’nin ardından https://www.evrensel.net/yazi/82565/nail-gurelinin-ardindan https://www.evrensel.net/yazi/82565/nail-gurelinin-ardindan? Uzunyol arkadaşım, dostum Nail Güreli’nin ölümünün ardından bir yazı yazmıştım. Şimdi ölümünün ikinci yılında Nail’i bir kez daha bu yazıyla anmak istiyorum. Işıklar içinde uyu iyi insan, sevgili arkadaşım… Düşünceyi ifadeyi, basın özgürlüğünü savunmak adına omuz omuza mücadele ettiğin bir dostunu, yol arkadaşını yitirmenin acısını tanımlayabilmenin mümkünü yoktur. Sözcükler yetersiz kalır. Göz pınarlarınızdan yaş akmaz belki ama acı gelir yüreğinize oturur. Yakından tanımayanlara tek sözcük yeter Nail’i anlatmak için: “İnsan”. Hayattaki, meslekteki duruşu, hoşgörüsü, yardımseverliği, öğrenme ve öğretme iştahı, çevresine cömertçe dağıttığı sevgisiyle mükemmel bir insanlık örneğiydi. İkimizin de çok sevdiği şairlerden biriydi Metin Eloğlu. O da &..]]> Tue, 30 Oct 2018 03:17:20 +0300 Eller ve yüzler https://www.evrensel.net/yazi/82517/eller-ve-yuzler https://www.evrensel.net/yazi/82517/eller-ve-yuzler? Türkiye’nin fotoğraf ustalarından Ara Güler’i 20 Ekim 2018 Cumartesi günü Üç Horan Kilisesinden törenle uğurladık. Ara Güler kabul etmezdi ama bir sanatçıydı. Kültürün hemen her dalıyla ilgiliydi. Bu açıdan da genç gazetecilerin, genç foto muhabirlerinin bilgi dağarcıklarını geliştirmek, sanatın her dalından bir şeyler öğrenmek konusunda Ara Güler’den alacakları pek çok ders olmalıydı. Ara Güler üyesi olduğu Türkiye Gazeteciler Cemiyetine de her alanda katkı vermeye özen gösterirdi. Ne zaman bizden bir çağrı alsa hemen onu aramızda görürdük. Bir gün takıldım “ya Ara” dedim “koca Cemiyette senin ürettiğin fotoğraflardan bir tane bile yok”. Hiç ses etmedi. Aradan geçen iki haftalık bir süre sonunda çerçeveletilmiş büyük boy bir fotoğrafla Cemiyete ..]]> Tue, 23 Oct 2018 04:35:54 +0300 Bir zamanlar Beyoğlu https://www.evrensel.net/yazi/82469/bir-zamanlar-beyoglu https://www.evrensel.net/yazi/82469/bir-zamanlar-beyoglu? Onca acının, ekonomik ve sosyal krizin, işsizliğin,emek sömürüsünün yaşandığı şu günlerde eski Beyoğlu üzerine yazı döşenmek de nerden çıktı diyebilirsiniz. İlk bakışta haklı da olabilirsiniz. Ne var ki böyle bir yazı için benim de gerekçelerim var. Mesela eleştirel gazeteciliğe sayfalarını açan gerçek haberciliğe prim tanıyan kaç gazete kaç televizyon kaldı ki basın yayın sektöründe? Adaletsizlikten, eğitimsizlikten, kamuoyunun haber alma bilgilenme hakkından, kadına şiddetten çocuk tacizine dek yazıyoruz çiziyoruz da ne oluyor? Kulak asan, tepki gösteren mi var. Eh durum bu kerteye gelince bir masa etrafına çöreklenip rakı eşliğinde “ne olacak bu memleketin hali? Ne olacakbu gazeteciliğin encamı?” diye söylenmekten başka çare kalmıyor bize. Kimilerini kızdırmaktan öte bir yararı olmayan yazılarımın yerine eski Beyoğlu&rsqu..]]> Tue, 16 Oct 2018 04:21:09 +0300 Medyanın zorbalığı https://www.evrensel.net/yazi/82366/medyanin-zorbaligi https://www.evrensel.net/yazi/82366/medyanin-zorbaligi? Bir süredir ülkede bir şeyler iyi gitmiyor.” İyi gittiği dönemler var mıydı?”diye sormayın. Beni aşar. Toplum bilimcilerin, siyaset bilimcilerin, iktisat bilimcilerin yanıtlaması gereken bir soru bu. Sokakta gördüklerim, yaşadıklarım ilgilendiriyor beni. Her meslek dalında giderek artan işsizlik, açlık boyutuna ulaşan yoksulluk, geleceğine kuşkuyla bakan bunalımda bir gençlik, borsa, dolar iniş çıkışlarını kovalamaktan ruhsal dengeleri bozulmuş bir orta sınıf… Bunlara “Zor bir dönemden geçiyoruz. Dayanın” sırıtmasıyla karşımıza çıkan politikacı vurdumduymazlığını da ekleyebilirsiniz. Daha pek çok şeyden söz etmek olası. Örneğin kendini ayrıcalıklı sayan bir varsıl grubun görgüsüzlük sınırlarını çoktan aşan yaşam biçimleri. Hortumlanan bankalar, devlet arazileri ve ormanları. Medyamızın her gün biraz daha azgınlaştırdığı tüketim tut..]]> Tue, 02 Oct 2018 04:30:52 +0300 Anneler ve kayıplar https://www.evrensel.net/yazi/82230/anneler-ve-kayiplar https://www.evrensel.net/yazi/82230/anneler-ve-kayiplar? İki dünya savaşına, Nazizm ve faşizmin yükselişine, Guernica, Auschwitz, Hiroşima gibi izleri günümüzde de süren insanlık utançlarına tanık oldu 20. yüzyıl. Değişik ideolojilerden diktatörlerin türediği insanlık suçlarının bir biri ardı sıra işlendiği acımasız bir dönemdi geçtiğimiz yüzyıl. İktidarların, Hitler Almanya’sının, Mussolini İtalya’sının, Stalin Rusya’sının, Franco İspanyası’nın, Pinochet Şili’sinin, Vidala Arjantin’inin, rejim karşıtı diye belledikleri genç yaşlı, kadın erkek ve çocuk, pek çok insana insanlık dışı işkenceler uygulandı. Ölümler, kayıp insanlar, ayrımcılık, ırkçılık hep bu rejimlerle içselleşti. O dönemlerde başlayan toplu katliamlar, faili meçhul cinayetler insanlık adına büyük acılara sahne olan 20. yüzyılla da bitmedi. Daha ilk çeyreğine varmadığımız yeni yüzyılda..]]> Tue, 11 Sep 2018 03:10:58 +0300 Faili meçhuller ve cezasızlık https://www.evrensel.net/yazi/82140/faili-mechuller-ve-cezasizlik https://www.evrensel.net/yazi/82140/faili-mechuller-ve-cezasizlik? Ne zaman bir öldürme eylemi duysam yazar Ingeborg Bachman’ın tümcesini anımsarım: “İnsanın gerçek ölümü hastalıklardan değildir, insanın insana yaptıklarındandır.” Düşündürücü. İnsanlık, yüzyıllar boyu yaşadığı onca savaşlara, zulümlere, yıkımlara, doğal afetlere karşın yine de köklerini, kültürünü koruma başarısını göstermiş, bilimde, teknolojide bilişimde önemli atılımların gerçekleştirildiği bir çağa ulaşmış. Ne var ki insanın insana uyguladığı şiddete, kıyıma çözüm bulmakta aynı beceriyi ortaya koyamamış. 21.Yüzyıla bilgi çağı deniyordu. Yerkürede barışın, hak ve özgürlüklerin insanlığı sarıp sarmalayacağı bir çağ olarak bakılıyordu 2000’li yıllara. Oysa yeni yüzyılın henüz ilk çeyreğine varmadan insanlık için gelecek hala sorularla dolu. Dünyanın d&oum..]]> Tue, 28 Aug 2018 04:56:19 +0300 Bayramları yaşatabilmek https://www.evrensel.net/yazi/82099/bayramlari-yasatabilmek https://www.evrensel.net/yazi/82099/bayramlari-yasatabilmek? Kim yaşatır bayramları? Elbette halklarını yönetmeye soyunanlar. Halkları ile barışık olanlar.Tasada sevinçte halklarının yanında olanlar, onlarla omuz omuza duranlar. “Delik demir icat oldu mertlik bozuldu” diyen Köroğlu’na gel de hak verme şimdi. Ben merkezciliğin ön aldığı günümüz anamal düzeninde dinsel bayramların da ulusal bayramların da tatile kaçmak dışında pek bir önemi kalmadı. Bir toplumda bireyler arasında sevgi bağları gevşemiş,empati yapabilme yeteneği körelmiş, kazanç hırsı,tüketim çılgınlığı tavan yapmışsa, o toplumda tedavisi güç bir hastalık başlamış demektir. İçerden çürütmeye başlar koca çınarı.İnsanlar, hırsın, şiddetin, nefretin, sevgisizliğin kölesi olurlar usul usul. Kendisiyle değil ölümlerle barışık yaşamaya başlar, Ahlak iflas eder. Böylesi toplumlarda insanın insana,insanın kendisini yönetenlere g..]]> Tue, 21 Aug 2018 03:17:24 +0300 Hayaller-gerçekler https://www.evrensel.net/yazi/82054/hayaller-gercekler https://www.evrensel.net/yazi/82054/hayaller-gercekler? İstanbul gibi dünyanın en güzel kentlerinden birinde yaşıyorsanız çok şanslı saymalısınız kendinizi. Öte yandan öylesine az bulunur bir güzelliğin ucube bir mega kente dönüştürüldüğüne tanıklık eder, acı duyar, üzülür, öfkelenirsiniz. Cumhuriyetin bütün kazanımlarının bir bir yok edildiği ülkenizde ulus bilincinin kalmadığı kalabalık bir insan topluluğu içinde rotanızı şaşırırsınız. Kimsenin kimseyi sevmediği, yollarının, trafiğinin işlemediği, sinirlerin hep gergin olduğu, işsiz insanların aylak aylak sokaklarda dolandığı, kıyafet karmaşasının insanın içini daralttığı kırk yamalı bir bohçadır artık İstanbul. Ve unutmamalı ki İstanbul ayrı zamanda bütün bir Türkiye’dir. Dünyanın gelişmiş, çağdaş demokrasilerinden yalıtılmış, yalnızlığa itilmiş bir ülke. Sabah Ada’dan İstanbul’a geçiyorum. Karşımda orta yaşlı &u..]]> Tue, 14 Aug 2018 04:27:29 +0300 İnsanlık üstüne https://www.evrensel.net/yazi/82010/insanlik-ustune https://www.evrensel.net/yazi/82010/insanlik-ustune? Her 6 Ağustos’ta yeni bir acı düşer yüreğime,insanlık ayıplarından birini; halkıyla, doğasıyla, mimari yapılarıyla yok edilen Hiroşima’yı anımsarım. Hiroşima ve Nagazaki kentlerinde atom bombasının yaydığı radyasyon sonucu ortaya çıkan insanlık trajedisini. Ölümler dışında yıllarca süren hastalıkları, sakatlıkları, yanıp kavrulan bitki örtüsünü. Çok şey yazıldı Hiroşima felaketi üzerine. Belgesellere, filmlere, edebiyatın hemen bütün dallarına konu oldu. Dün Japonya’da Hiroşima kurbanları anıldı yine. Her yıl olduğu gibi yine nükleer tehlike üzerinde uyarıcı mesajlar yayımlandı. Toplantılar düzenlendi. Dünya medyaları 6 Ağustos’u nasıl gördü pek bilemiyorum. Bildiğim yazılısı, görseli ile bizim medyamız böylesi konuları habere değer görmeyeceklerdir. Nesnel haberciliğin, insanı odağa alan barış haberciliğinin , düşünceyi özg&..]]> Tue, 07 Aug 2018 03:10:56 +0300 Dünün dünyası https://www.evrensel.net/yazi/81968/dunun-dunyasi https://www.evrensel.net/yazi/81968/dunun-dunyasi? Geçmişe özlem duyanlardan değilim. Gençliğimde “Bizim zamanımızda… diye başlayan nerede o eski günler” klişe cümlesi ile sonlanan kimi ustalarımızın konuşmalarını da son derece sıkıcı bulur, bir bakıma hafifserdim. Sonraları yaşantım boyunca da hep geleceğe dönük kurdum yaşam felsefemi. İnsanlığın, bilimde, kültürde, sanatta dogmalardan arınmış çağa uygun bir yaratıcılık içinde olacağına inandım. Emperyalizmin küreselleşme ile başlayan halkların kültürlerini yok etmeye yönelik yeni sömürgeciliğinin günümüzde ulaştığı başarının! Boyutlarını ise itiraf edeyim ki tahmin edemedim. Şimdilerde bırakın öteki ülkeleri kendi topraklarımızda nasıl bu denli çağdaşlıktan bilimden uzaklaşabildiğimize, nasıl bu denli sevgisiz bir toplum haline gelebildiğimize akıl erdiremiyorum. Ve kendimden ürküyorum. Gençlere, geçmişe özlemle s..]]> Tue, 31 Jul 2018 03:05:46 +0300 Yazarın itirafı https://www.evrensel.net/yazi/81927/yazarin-itirafi https://www.evrensel.net/yazi/81927/yazarin-itirafi? Geç kalmış bir yazı olacak biliyorum ama yine de ‘futbol’ üzerine düşündüklerimi okurla paylaşmaktan kendimi alamadım. Rusya’da düzenlenen 2018 Dünya Futbol şampiyonasını izlemek büyük bir keyif oldu benim için. Bir futbol tutkunu olarak yıldızlardan çok ekip oyunun öne çıktığı bu turnuva pek çok açıdan zevk verdi. Futbol ’un ayak oyunundan çok akıl oyunu olduğunu bir kez daha anımsattılar seyredenlere. Centilmenliği elden bırakmadılar hiç. Futbol emekçileri olarak rakiplerine saygı duydular. Tümüne teşekkürler… Çocukluk ve ilk gençliğimi Gedikpaşa’da yaşamış futbolun inceliklerini ise Kadırga sahasında öğrenme şansını yakalamıştım. Kendi maçlarımızdan sonra Kadırga’dan ayrılamaz Çengel Hüseyin, Eşref, Tuncay, Altıparmak Sami, Nevruz,Garbis’i (lakabı Tenekeciydi) seyrederdik. ..]]> Tue, 24 Jul 2018 04:05:10 +0300 İnsanın değeri kaç para? https://www.evrensel.net/yazi/81851/insanin-degeri-kac-para https://www.evrensel.net/yazi/81851/insanin-degeri-kac-para? Sosyal medyada dolaşırken Fransız düşünür. Yazar Albert Camus’tan bir alıntı dikkatimi çekti. Şöyle demiş üstat: “Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız orada insanların nasıl öldüğüne bakın.” Bizim ülkeye de nasıl da cuk oturuyor bu söz. Acıyla yoğrulan bu topraklarda ölüm doğallığından soyunmuş yoksullar emek insanları çocuklar ve gençler için sıradanlaşmıştır. Düşünsenize yalnızca bir yılda bebek, çocuk, kadın ölümlerinden, faili meçhul toplu cinayetlerden kaç cenaze kalkıyor bir biri ardına. “Vatan için ölmek de var/ fakat hakkın yaşamaktır” der bir şairimiz. Ne zaman ölüm yerine insanları yaşama, yaşatma sunan iktidarlar gelirse su ülkeye işte o zaman barış, kardeşlik, sevgi yeşerir. Ölüm yeniden doğallığına bürünür. Değerini bulan insan hayata gülümsemeyi &ou..]]> Tue, 10 Jul 2018 03:15:36 +0300 Sivas üzerine https://www.evrensel.net/yazi/81803/sivas-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/81803/sivas-uzerine? Sevdiğim bir şehirdi Sivas. Kangal ilçesine bağlı bir köyde yedek subay öğretmenlik yapmış, kentin hemen yakınındaki Temeltepe’de de 4 ay askeri eğitim görmüştüm. 1965 yılında Sivas’a veda ettiğimde en kısa sürede yeniden dönme, edindiğim dostları görme isteğim baskındı. Ama yaşam kavgası içinde bırakın gitmeyi aziz dostlarım Vasil’e, İsmet’e bir kart bile atamayacak kadar duyarsız kaldım. Yıllar geçti ama içimdeki Sivas’ı, Kangal’ı, köyümdeki öğrencilerimi yeniden görmek özlemi hiç bitmedi. 1993’te Madımak Katliamı’nı duyduğumda şoka uğradım. Bu benim yabancıya kucak açan, tartışmaya açık, hoşgörülü Sivas halkıyla bağdaştıramadığım bir olaydı. Ya da Sivas değişmişti. Çağdaş yaşamdan uzak kendi kafalarındaki toplum mühendisliğine soyunanların ektikleri kötülük tohumları tutmuştu demek...]]> Tue, 03 Jul 2018 04:16:31 +0300 Küstahlık https://www.evrensel.net/yazi/81702/kustahlik https://www.evrensel.net/yazi/81702/kustahlik? Cumhurbaşkanı adayları ilk turu geçebilmek için bütün güçleriyle alanlarda boy gösteriyorlar. Yurttaşlara dönük renkli vaatler havalarda uçuşuyor. Gerçekler değil hayaller konuşuluyor. İktidar siyasi erkini alabildiğine kullanıyor. Kamu yayıncılığı hizmeti yapması gereken TRT, yurttaşlardan kesilen vergilerle desteklendiğini hepten unutmuş, iktidarın ağzı olmaktan kurtaramıyor kendini. Yazılısı ve görseli ile ana akımın iletişim araçları da iktidar partisinin propaganda üretim yeri sanki. Cumhurbaşkanlığı adayları arasında biri var ki seçim çalışmalarını cezaevinden sürdürmek zorunda. Elbette HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan söz ediyorum. Adayların eşit biçimde yarışmadığı bir ortamda başladı seçim faaliyetleri. OHAL gölgesinde ve KHK’ler eşliğinde. Buna rağmen bir Muharrem İnce, bir Meral Akşener her gün biraz daha yükselen..]]> Tue, 19 Jun 2018 04:02:16 +0300 Kendine yeterlik https://www.evrensel.net/yazi/81655/kendine-yeterlik https://www.evrensel.net/yazi/81655/kendine-yeterlik? Bilgisayarın önüne oturduğumda “Ne yazmalıyım” diye düşündüğüm bir dönemden geçiyorum. Sıkıntım konu bulmak değil. Yaşadığımız topraklarda konudan çok ne var. İyi de eğer okura çıplak gerçeklerden söz açacaksam, insana dair bir şeyler söyleyeceksem -ki genelde yazmamın amacı budur- o zaman bir düşünme payını okur da hoş görmeli. Kaldı ki öküzün altında buzağı arayan bir topluluğumuz ve siyasi erkimiz var. Tek partili dönemden günümüz ileri demokrasisine(!) dek uzayan; içinde hapisler, ölümler, yasaklar, şiddet, cezalandırma barındıran acılı ve sancılı bir geçmişimiz var. Yazsanız bir türlü, konuşsanız bir türlü. Teknolojileri yeterli olsa hani nerdeyse düşüncelerimizi okuyarak suçlayacaklar insanları. Peki, düşünmenin,düşünmeyi ifade etmenin, anayasal haklarını savun..]]> Tue, 12 Jun 2018 03:50:08 +0300 Haziranda ölmek… https://www.evrensel.net/yazi/81608/haziranda-olmek https://www.evrensel.net/yazi/81608/haziranda-olmek? Şair Hasan Hüseyin Korkmazgil’in bir anıt şiirinin adıdır “Haziranda Ölmek Zor” . Ülkenin yüzakı üç yazın insanının ölümlerinin hep haziran ayına rastlaması üzerine yazdığı bir anıt şiirin adıdır “Haziranda Ölmek Zor”.Şair bu yiğit, emekten yana,halkların kardeşliğini savunan ustaların ölümlerine isyanıdır yazdığı her metin, her dize… 2 Haziran 1970 de öykü, roman ve senaryoları ile katıksız bir yazı emekçisi Orhan Kemal’i yitirmiştik. Yine 2 Haziran 1991’de bu kez Ahmet Arif’in insan sevgisi ile dolu o korkusuz yüreği susmuştu. 3 Haziran 1963 tarihi ise Türkiye’nin yetiştirdiği bir dev sanatçıyı, koca şair Nazım Hikmet’i yitirdiğimiz günü anımsatır bize. İnsanların eşitliği, özgürlüğü ve dünya barışına katkıları dolayısıyla Neruda, Picasso ile birlikte Uluslararası barış ödül&u..]]> Tue, 05 Jun 2018 04:37:26 +0300 Umuda sarılmak https://www.evrensel.net/yazi/81559/umuda-sarilmak https://www.evrensel.net/yazi/81559/umuda-sarilmak? Asım Bezirci üzerine düzenlenen bir sempozyuma çağrılıydım hafta sonu. Konu başlığım “6/7 Eylülden 2 Temmuz’a” uzanan acılı yoldu. Asım Bezirci her iki olayın da mağdurlarındandı. Birinde Harbiye zindanına atılmış ikincisinde Madımak’ta yine mağdurlar arasındayken ölümden kaçamamıştı.Yazınımızın üretken ustalarından birini daha din bağnazlarına kurban vermiştik. Konuşmamda ülke adına utanç duyduğumuz üç karanlık tarihe dikkat çektim. Biri 4 Aralık 1946. Tek partili dönemin iktidarının kışkırtması ile Tan matbaasının yağmalanması. Sabiha Sertel, Zekeriya Sertel, Halil Lütfü Dördüncü Vandalların elinden kurtulabilmeyi başarmışlardı. Sonuç: Saldırganlardan, azmettiricilerden, kimseye dokunulmamış, hatta üniversiteli komünizmden tahrik olan o dönemin gençlerinden kimi sonraları milletvekili, gazete yöneticisi hatta bakan olmuşlar..]]> Tue, 29 May 2018 05:00:35 +0300 Öldürmeyeceksin https://www.evrensel.net/yazi/81516/oldurmeyeceksin https://www.evrensel.net/yazi/81516/oldurmeyeceksin? Ağustos ayını sevmem. İnsanlığa karşı işlenen büyük ve trajik katliamları anımsatır da ondan. Ayların ne kabahati var diyebilirsiniz. İnsanların hızla sevgisizliğe, şiddete, din sömürüsüne itildiği yeni dünya düzeninde mevsimlerin, ayların hükmü mü var? Haklısınız elbette. Benimki bir takıntı. Genç yaşlarımda belleğime yerleşmiş. Ağustos ayında Hiroşima’yı, Nagazaki’yi, Auschwitz’deki işkence ve ölümleri içim burkularak düşünmeden edemem. Nisan ayı insanları ile birlikte yok edilen Guernica yüzünden sevimsiz gelir bana. 21. yüzyıl bir önceki yüzyılın acılarını unutturacak sanmıştık. Yanıldık. Silah sanayi durmuyor. Dünyanın dört bir yanı savaşlar içinde. Bir yanda emperyalizm, yeni gelir kaynakları bulma yolunda gezegeni kana boyarken, sözde din adına savaşan radikal gruplar cesaretlerini cehaletlerinden, geri kalmışlıklarından alıyor..]]> Tue, 22 May 2018 04:15:05 +0300 Akıp gidiyor hayat https://www.evrensel.net/yazi/81465/akip-gidiyor-hayat https://www.evrensel.net/yazi/81465/akip-gidiyor-hayat? Bir tiyatro sahnesi gibi hayat. Elimizden geldiğince başarılı biçimde oynamaya çalışıyoruz rollerimizi. İyiyi, kötüyü, dürüstü, yalancıyı, paylaşımcıyı benmerkezciyi, hırslıyı, hırsızı, katili, barışçıyı... Oyun bittiğinde perde iniyor üstümüze. Eğer rolümüzü becerebildiysek oyundan aldığımız haz kalıyor üzerimizde. Bir de alkışların uğultusu... Zaman acımasız. Hızla akıp geçiyor. Bu tek perdelik oyunda başrol; düşünebilen, yaşamı irdeleyen, sorgulayan, yaratıcılığını yapıtlarıyla ardından geleceklere bırakabilen, bulunduğu ortama sevgi, şefkat dağıtabilen insanda. Ne var ki başrol oyuncularının tümü bu özellikleri taşımıyor elbette. Kimi ayrımcı, sömürgen, kimi ceberut, acımasız yönetici, kimi kurnaz, din sömürücüsü, politikacıda olabiliyor. İnsan hayatına zamanın ayırdığı küçücük bir dilimde sadece kavgayı,..]]> Tue, 15 May 2018 04:04:52 +0300 Ellerim https://www.evrensel.net/yazi/81415/ellerim https://www.evrensel.net/yazi/81415/ellerim? Bilgisayarın karşısına geçmiş kımıltısız oturuyorum.Henüz bir sözcük yazmak bile gelmiyor içimden. Ellerime bakıyorum salt. Onları sanki yeni görmüşçesine inceliyorum bir süre. Yaşlanmış onlar da. Parmaklarımın inceliği,uzunluğu ile hiç de emekçi ellerine benzemiyor. Oysa çocuk yaşlardan başlayarak emekçi elleriydi onlar. Bedenimle birlikte aralıksız çalıştılar. Çünkü bizler vahşet dolu 2. Dünya Savaşı’nın artıklarıydık. Şimdi o günlere dönüp kimi anıları gözümde canlandırdığımda yine de küçük mutluluklar yakalıyorum. Özetle çocukluğumuz bir değişikti bizim. Doğayla barışık sokaklarda, arsalarda oyunlar yaratırdık kendimize. Bu oyunlarda başarılı olmak öyle kolay değildi. Gözlem gücünüze ve el becerimize gereksinim duyardık. Elbette zekamızı kullanmaya da... Çelik çomak oynamak, mis..]]> Tue, 08 May 2018 04:37:24 +0300 Guernica’yı anımsamak https://www.evrensel.net/yazi/81332/guernicayi-animsamak https://www.evrensel.net/yazi/81332/guernicayi-animsamak? İspanya’nın Bask bölgesinde küçük antik bir kenttir Guarnica. Castillia Krallığına dek uzanan tarihi geçmişi, çalışkan emekçi bir halkı vardır. İspanyada iç savaşın olanca acımasızlığı ile sürdüğü yıllardır. General Franko’nun, devşirme askerleri de barındıran faşist ordusu, iktidardaki cumhuriyetçileri devirerek iktidarı ele geçirmek için saldırılarını yoğunlaştırmaktadır. Nazi Alman dostları da her türlü askeri yardımla yanı başındadır. Sosyalistlere, komünistlere, cumhuriyetçilere ve onları destekleyen halklara karşı genç, yaşlı, çocuk kadın demeden girişilen ölüm kusan bir temizlik hareketidir bu!.. 1937 yılı 26 Nisan günü ilk yazın güneşinin ısıttığı, kuş cıvıltılarının kulakları okşadığı güzel bir sabaha uyanmıştı Guernicalılar. Ama daha sabahın tadına varamadan gökyüzü bir anda uçaklarla karardı...]]> Tue, 24 Apr 2018 03:09:05 +0300 Seni sevdim olur mu? https://www.evrensel.net/yazi/81284/seni-sevdim-olur-mu https://www.evrensel.net/yazi/81284/seni-sevdim-olur-mu? Yanılmadınız. Yazımın başlığı bir şiirden. Şarkılarla sevinçlerle içselleşmiş,çocuklara adanmış renk cümbüşü bir şiir. Yakınlarda yitirdiğimiz Ülkü Tamer’in ince duygularını yansıtır bize.Nedenini tam açıklayamadığım bir dürtü ile haftalık yazıma böyle bir girişle başladım.İnsanlık adına utançların birbirini izlediği,sevgisizliğin, nefret, şiddet ve kin duygularının tavan yaptığı bir ortamda artık kötücül kehanetlere imza atar olmaktan sıkıldım. Korkuyla sindirilmiş, duyguları bastırılmış ülkede,dünyada olup biteni anlamaktan, sorgulamaktan kaçınan ürkek bireylerin oluşturduğu bir kalabalıkta yaşıyoruz. Kitap okumuyor ama anlamadığımız bir dilden dualar okuyor, şifa arıyoruz. Vapurda, tramvayda, metroda yürürken yolda birbirini kuşkulu bakışlarla süzüyor insanlar. İzledikleri haberlerden psikolojisi bozulmuş toplumun. En çok da kızlı erkekli &..]]> Tue, 17 Apr 2018 04:15:00 +0300 İnadına yazmak https://www.evrensel.net/yazi/81196/inadina-yazmak https://www.evrensel.net/yazi/81196/inadina-yazmak? Tuhaf bir dönemden geçiyor ülke. Adını koymakta zorlanıyorsunuz. Toplum adeta ortasından çatlamış. Kutuplaşmış. Sevgisizlik insanların yüreğinden taşmış, yüzlere yansıyor artık. Kimi yüzlerde hiç eksilmeyen bir kin kimilerinde derin bir acı var. Doğa güzeli coğrafyamızın üstüne bir karabasan gibi çökmüş ölüm. Siyaset dili şefkat değil korku içeriyor. Şiddet içeriyor. İktidarın yurttaşların tümüyle barışık olmaya niyeti yok anladık da muhalefete ne oluyor onu kavrayamıyoruz pek. Sorunları halka anlatarak halkla çözmeyi değil, uyumu olmayacağı baştan belli ittifaklarla muhalefetteki konumlarını pekiştirmeye çalışıyorlar. OHAL sürecinde baskılar, yasaklamalar, aydınlar, yazar çizerler sanatçılar için Türkiye’nin her gün biraz daha büyüyen, genişleyen bir cezaevine dönüştüğünden sanki bihab..]]> Tue, 03 Apr 2018 03:37:23 +0300 Görünmez kentler https://www.evrensel.net/yazi/81095/gorunmez-kentler https://www.evrensel.net/yazi/81095/gorunmez-kentler? İtalo Calvino’nun “Görünmez Kentler” kitabını bir kez daha okudum hafta sonu ve yeniden doyumsuz tatlar aldım. Çağdaş İtalyan yazınının bu büyük ustası, insan ile nesne arasındaki yaşam kavgasını bu başyapıtında şiirsel bir dille sunar okura. Venedikli Gezgin Marco Polo ve tüm ağırlığı ile dünyanın ve insanlığın üzerine çökmüş bir imparatorluğun başındaki Kubilay Han’ın; görünürde kentleri konu aldıkları, aslında insanı, doğayı, iktidarı sorgulayan konuşmalarından oluşur kitaptaki metinler... Marco Polo’nun yolculuklarında gördüğü kentleri Kubilay Han’a anlatırken düşsel bir dünya kurar. Büyülü gizemli kentlerdir bunlar. Kubilay Han bu düşsel kentlere inanmasa da ilgiyle dinler Marco Polo’yu. Anlatılanlarda, tanıyabilmesi olanaksız uçsuz bucaksız imparatorluğunun hem gururunu hem de bir gün böylesi parıltıl..]]> Tue, 20 Mar 2018 01:51:58 +0300 Kendimle söyleşmek https://www.evrensel.net/yazi/81049/kendimle-soylesmek https://www.evrensel.net/yazi/81049/kendimle-soylesmek? “ Tüccar züğürtleyince eski defterlerini karıştırır” der bir halk deyişi. Her ne kadar gazetecilik, yazarlık, çizerlik bir ticaret işi değilse de mesleğim üzerine çöken kara bulutları görünce bizler de eski defterlere sarılıyoruz. Ona buna değmemiş, filtreden geçirilmiş yazıları gün yüzüne yeniden çıkarıyoruz. Belki iktidarın, OHAL yetkililerinin gazetecilere öğütledikleri pembe haberler, pembe yazılar değil bunlar ama üzerine suç isnat edilebilecek yazılar da hiç değil. Zaten nicedir pembe gazete çıkarma işini iktidara yamanmış birileri pek güzel yapıyorlar. Nazi iktidarında Almanya halkının geleceğini tehlikede gören ve bu düşüncelerini kamuoyu ile paylaşmaya kalkan yazarlar, bilim insanları, sanatçılar ya cezaevlerine tıkıldılar ya da katledildiler. Korku dediğiniz bulaşıcıdır. Bir çırpıda sarar toplumu. Bir suskunluk sara..]]> Tue, 13 Mar 2018 04:15:00 +0300 Bahar özlemi https://www.evrensel.net/yazi/80960/bahar-ozlemi https://www.evrensel.net/yazi/80960/bahar-ozlemi? Kış mevsiminin son günleri. Varsın içimizi titreten soğuklar, yüreğimizi karartan güneşsiz puslu havalar devam ededursun artık aldırmıyoruz. Çünkü önümüz bahar. Ağaçların çiçeğe yaprağa duracağı, bütün canlıların yeniden hayat bulacağı, güneşli aydınlık günlere kavuşmaya az kaldı. Doğayla birlikte belki biz insanlar da hayata bir başka bakabilmeyi başarırız. Arınırız tüm kötücül duygulardan. Nefreti unutur, sevgiyi hatırlarız. Önce kendimizle sonra da bütün canlı varlıklarla barışmayı deneriz. Başarabilir miyiz ? Neden olmasın... Biliyorum, buraya kadar yazdıklarımı gerçekle bağdaştırmayacağınızı. Günümüzün gergin, bunalımlı ortamında bir fantezi olarak değerlendireceğinizi. Olağanüstü hal kapsamında yaratılan ‘korku ikliminde’ gazetecilere, bilim insanlarına, akademisyenlere, doktorlara, avukatlara, em..]]> Tue, 27 Feb 2018 05:02:08 +0300 Bir meslek ustası: Nezih Demirkent https://www.evrensel.net/yazi/80870/bir-meslek-ustasi-nezih-demirkent https://www.evrensel.net/yazi/80870/bir-meslek-ustasi-nezih-demirkent? Ne denli hızlı geçiyor zaman arkadaşlarım anımsattı. 17 yıl olmuş Nezih Demirkent’i yitireli. Sonra düşündüm bu dönemde yaşıyor olsaydı bazı şeyleri değiştirebilir miydi? Yine gazetecilerin birlikteliği, yardımlaşması, dayanışması için soluk soluğa çaba harcar mıydı? Yanıtını kendi kendime verdim. Ben gazetecilik mesleğinde çok az kişiye “abi” dedim. Abilik bir yakınlık işaretiydi bana göre, bir sevgi bir gönül birliği, yakınlığıydı. Onun için çok fazla değildir benim abi diye seslendiklerim. Mesela Nail Abi (Güreli), Altan Abi (Öymen), Semih Abi (Balcıoğlu), Hıfzı Abi (Topuz) ve elbette Nezih Abi (Demirkent). Doğrusu mesleğe ilk başladığım yıllarda özellikle de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin başkanı olduğu sıralarda Nezih Abi’yi ancak uzaktan tanıma fırsatım olmuştu. Birlikte hiç çalışmadık, o gazetelerin yazı işleri müdürl&uu..]]> Tue, 13 Feb 2018 04:51:43 +0300 Çağın kahinleri https://www.evrensel.net/yazi/80825/cagin-kahinleri https://www.evrensel.net/yazi/80825/cagin-kahinleri? Edebiyat dünyasında birbirinden değerli yazarlar arasında bazılarını ayrı tutmak doğru olur diye düşünürüm. Onlar geleceği önceden görebilme yetisiyle donatılmışlardır sanki. Yapıtları insanlığın geleceğine ayna tutar gibidir. Bireylerin, toplumların başlarına gelebilecek felaketleri sezmişler, uyarılarını edebiyatın çeşitli dallarını kullanarak onlarca-yüzlerce yıl sonrasına aktarabilmişlerdir. Shakespeare, Franz Kafka, George Orwell, Saramago, Ray Bradbury bir çırpıda aklıma geliverenler. Peki, çağımız insanı bu yazarları okuyup günümüz için ders çıkarabildi mi? Hiç sanmıyorum. Gezegenimizin hal ve gidişine göz attıkça insanlığın birbirini ve doğayı katletmekten geri durmadığını görüyoruz. Birey özgürlüklerinin de giderek yok edildiğini... Bu yazımda sizlere sözünü ettiğim kahinlerden birinden, Ray Bradbury’den, söz a&ccedi..]]> Tue, 06 Feb 2018 03:34:00 +0300 Merak duygusu https://www.evrensel.net/yazi/80779/merak-duygusu https://www.evrensel.net/yazi/80779/merak-duygusu? Mesleğe adım attığımız ilk yıllarda ustalarımızın bir deyişi belleğimize kazınmıştı: “Gazeteci olunmaz gazeteci doğulur.” Doğrusu üniversite eğitimi gören gençler olarak önceleri bu sözler üzerinde durmadık hiç. Ustalarımızın haklılığını anlayabilmemiz için yılların geçmesi, meslekte deneyim kazanmamız gerekti. Evet öğrenimle, torpille ite kaka gazeteci olunmuyordu. Gerçek bir gazeteci olabilmek için içinizde hep kıpırdayan bir merak duygusu olmalıydı. Olayları araştırmadan, irdelemeden, nedenini niçinini sorgulamadan evrensel ölçütlere uygun gazeteci olunamıyor. Belki birkaç dili konuşabilirsiniz, hatta yazı diliniz de mükemmel olabilir ama o merak duygusunu taşımıyorsanız gazeteci olma yolundaki çabalarınız nafiledir. Watergate olayını anımsayın, Amerika Birleşik Devletleri Başkanının da karıştığı bir skandalı meraklı ve cesur iki gazeteci ortaya &cced..]]> Tue, 30 Jan 2018 04:15:42 +0300 Tuhaf https://www.evrensel.net/yazi/80737/tuhaf https://www.evrensel.net/yazi/80737/tuhaf? Düşünüp duruyorum ekranın karşısında. Haftalık yazı beni bekliyor. Peki ne yazmalı. Ülkede her şey bir kaos. Neyi neresinden tutup da kağıda dökmeli? Kimseyi kırmadan, fincancı katırlarını ürkütmeden... Var gücümle dikkatimi toplayıp şöyle bir göz gezdiriyorum etrafa. Etraf toz duman. Savaş naraları sarmış dört bir yanı, demek ki korkunç dünya savaşının dehşetinden, yıkımlarından, insanlık dışı uygulamalardan, ölümlerden hiç de ibret almamış insanlık. Özetle her şey bir tuhaf. Düşünmeyi, sorgulamayı, irdelemeyi, okumayı, insanlığın yaşadığı trajedilerden ders çıkarabilmeyi, hatta efendice konuşup tartışmayı nicedir unutmuşuz. Uluslar birbirini sevmeyen kalabalıklar olmuş.Varsıl olanlar yoksul olanları ezmeye yok etmeye çabalıyor. Yer altı servetleri için sömürülüyor ülkeler. Ucuz emek için pazarlanıyor küçük bü..]]> Tue, 23 Jan 2018 04:52:42 +0300 … Asla umutsuz değiliz https://www.evrensel.net/yazi/80597/asla-umutsuz-degiliz https://www.evrensel.net/yazi/80597/asla-umutsuz-degiliz? İnsanlık için unutulmayacak acılar, kötülüklerle dolu bir yılı ardımızda bıraktık. Aslında alışmıştık her yeni yılın bir öncekini aratırcasına felaketlerle, savaş yıkımları ile üstümüze çökmesine. Özellikle de yaşadığımız coğrafyada. Yeni dünya düzeninin yarattığı düşünmeyen, sorgulamayan, hayatı salt tüketerek yaşayan bireyler toplumlarda söz sahibi şimdilerde. Cahilliklerini, kültür yoksunluklarını küstahlıklarıyla, kaba kuvvetle örtüyorlar. Güce biat ediyorlar. Din kisvesi altında her türlü ahlaksızlığın içinde yer alıyorlar. Emek insanlarından nefret ediyorlar. Farklılıklardanda… Şovenizmi milliyetçilik diye yutturmaya çalışıyorlar halklara. Bakın bir, ne çok var çevrenizde bu tiplerden. Her boydan her meslekten. Siyasette, medyada varlar. Bürokraside, üniversitelerde, sermaye kesiminde, sarı sendikalaşm..]]> Tue, 02 Jan 2018 04:51:05 +0300 Şimdi uyanmak zamanı https://www.evrensel.net/yazi/80549/simdi-uyanmak-zamani https://www.evrensel.net/yazi/80549/simdi-uyanmak-zamani? Günlük konuşmalarda sık kullandığımız sözcüklerden biridir uyanmak. Uyku durumundan çıkmak diye tanımlanıyor sözlüklerde. Argoda kurnaz, iş bitirici, kısa dönemde köşe dönebilecek becerideki kişilere de uyanık adı veriliyor. Tutum ve davranışlarını etik bulmasanız da uyanıklardan çevrenizde övgü ile söz edildiğini duyar, başarılarına özel bir saygı gösterildiğini gözlersiniz. Uyanmak sözcüğünün bir başka tanımı ise çağdaş insan olabilmenin ipuçlarını veriyor: Gerçekleri anlamak, kavrar duruma gelmek… Küreselleşen dünya masalı ile vahşi kapitalizmin yönlendirdiği yaşam biçiminde bireyler için bu anlamda uyanmak öyle pek de kolay değil. Şöyle bir bakın sağınıza solunuza. Her şey insanı uyanık tutmak için değil uyutmaya göre düzenlenmiş. Televizyon bağımlılığı, bilinçaltına işleyen tü..]]> Tue, 26 Dec 2017 05:00:00 +0300 Hayata tutunmak https://www.evrensel.net/yazi/80457/hayata-tutunmak https://www.evrensel.net/yazi/80457/hayata-tutunmak? Güç bir dönemden geçiyor insanlık. Belli ki gezegenimizde yaşanmış savaşlardan, insanın insana reva gördüğü kıyımlardan hiç ders almamış. Ne din, mezhep kaynaklı yüzyıl savaşları, ne birbiri ardına gelen iki büyük dünya savaşı, ne büyük insanlık utancı Auschwitzesir kampı ibret olmuş insanlığa. Guernica, Hiroşima felaketleri anımsanmıyor bile. Irkçılık yeniden hortluyor. Farklılıklara düşmanlık, mezhep çatışmaları, şiddet ve talan, halkları birbirlerine kırdıran petrol kavgaları uçtan uca dünyayı sarmış bulunuyor. Kapitalizmin yeni dünya düzeni şimdilerde kendi yarattığı canavarları denetlemekten aciz. Ortaya salıverdiği frankeştaynlarla nasıl baş edeceğini düşünüyor kara kara. Ülkemize gelince dostlar, ne içindeyiz bu badirenin ne dışında. Pratikte bir çözüm üretmişiz. Geçmişte de kritik durumlarda ‘d&uum..]]> Tue, 12 Dec 2017 04:52:20 +0300 Çıkmaz sokaklarda serenat https://www.evrensel.net/yazi/80361/cikmaz-sokaklarda-serenat https://www.evrensel.net/yazi/80361/cikmaz-sokaklarda-serenat? İçinde çabalayıp durduğumuz zorlu koşulların farkında olan kimi dostlar, hal hatır sormadan önce, gazetecilere yönelik baskıyı ve cezaevindeki gazetecileri soruyorlar. Ben de sözü dolaştırmadan “Günümüzde gerçek gazetecilerin bir ayağı adliyede bir ayağı cezaevlerinde, bir bölümü ise işsiz. Dolayısıyla kamuoyunun doğru haber alma, bilgilenme hakkına katkımız da olmuyor “ diyerek yanıtlıyorum. Meslek örgütüm adına 21 Kasım günü yine Silivri’deydim. Ahmet Şık’ı, Ali Bulaç’ı ve Mahir Kanaat’ı ziyaret ettim. Meslekte başarılarıyla öne çıkan üç meslektaşım birbirinden farklı gazetelerde çalışmış, ayrı siyasi fikirleri savunmuş olsalar da ortak yanları dürüst gazetecilik yapmış olmalarıydı. Geniş kültür birikimine sahiptiler. Eleştirel gazeteciliği sürdürdükleri, olan biteni halk adına irde..]]> Tue, 28 Nov 2017 04:15:16 +0300 Sanayi durağı https://www.evrensel.net/yazi/80272/sanayi-duragi https://www.evrensel.net/yazi/80272/sanayi-duragi? Yaşadığımız coğrafyada güçtür çocuk olmak. Tıpkı kadın olmak gibi. Hadi bir adım daha öteye gidelim; tıpkı insan olmak, insan kalabilmek gibi. Acılarla yoğrulmuştur topraklarımız, yıllar boyu. Etnik bölünmelerle, mezhep kavgalarıyla, kardeşi kardeşe düşman eden ırkçı söylemlerle… Doğanın canlılara armağan ettiği bütün güzelliklere sahip yurdumuz. Batıdan doğuya, kuzeyden güneye dağları, ovaları, ormanları, bitki örtüsüyle, değerini bilemediğimiz korumayı beceremediğimiz, gerçek bir cennet. Şimdilerde bu harika topraklarda yaşayan insanları bir başka cennet tasavvuruyla uyutmaya, aldatmaya kendini adamış iktidar sahipleri var. Din bezirganları var. Ülkenin tüm güzelliklerini bir bir yok ederken gözlerimizi yumalım istiyorlar. Yeni dünya düzeninin pazarladığı uluslararası projelerine kapı açmak için çocukları, kadınları, emek insanlar..]]> Tue, 14 Nov 2017 04:44:20 +0300 Romain Rolland'ı anımsamak https://www.evrensel.net/yazi/80223/romain-rollandi-animsamak https://www.evrensel.net/yazi/80223/romain-rollandi-animsamak? Bir büyük yazın ustası, unutulmaz bir barış ve hak savunucusundan söz açmak istiyorum bu yazımda: Romain Rolland’dan. Irkçı eylem ve söylemlerin hız aldığı, bilimin yerine dinsel öğretilerin ağırlık kazandığı günümüz dünyasında bu büyük yazarı anımsamanın zamanıdır diye düşündüğümden. Romain Rolland 1866-1944 yılları arasında yaşamış Fransa’nın önde gelen yazarlarından biriydi. İnsanlığa ışık tutan çok sayıda yapıt üretti. Romain Rolland’a uluslararası alanda asıl ün getiren eylemi Birinci Dünya Savaşı’nda savaşa karşı giriştiği barış eylemleridir. O dönemde özellikle de Fransa’da büyük tekellerin ve çıkar gruplarının kışkırttığı savaş, halkları da büyük ölçüde etkilemişti. Hemen bütün Avrupa’da savaş lehine çılgınca gösteriler yapılıyor ve kimi yazarlar, gazete..]]> Tue, 07 Nov 2017 04:15:12 +0300 Yalnızlık üstüne https://www.evrensel.net/yazi/80084/yalnizlik-ustune https://www.evrensel.net/yazi/80084/yalnizlik-ustune? Yalnızlığı sevenlerden misiniz, bilemiyorum. Bana sorarsanız, yalnızlıktan da yalnızlığı yaşamaktan da hoşlanmam. Yalnızlığımı paylaşabileceğim birilerini, bir şeyleri arar dururum. Dostlarım olsun isterim hep çevremde. Döne döne okuduğum sevgili kitaplarım, benliğimi saran, ruhumu doyuran müzik sesleri ve sonra martılar, kargalar, kediler, köpekler… Bunların tümü yalnızlığımdan çıkarır hayatın sevimli yanlarına götürür. İnsan sıcaklığına alışkın olanlarda yalnızlık barınmaz diye düşünürüm. Doğaya kalp gözünüzle baktığınızda da yalnızlık uzaklaşır sizden. İçinizden geldiği için sevgiyle sarılı verdiğiniz bir ağaç, üzerine sere serpe uzandığınız çimenler, mavi gökyüzü yaşamanın ne denli güzel, keyifli olduğunu anımsatır bizlere… Ne var ki yenidünya düzeni insanlığı giderek kör bir yalnızlığa itiyor. Birbirinden..]]> Tue, 17 Oct 2017 04:15:14 +0300 Mavi ya da denizi çizmek https://www.evrensel.net/yazi/80038/mavi-ya-da-denizi-cizmek https://www.evrensel.net/yazi/80038/mavi-ya-da-denizi-cizmek? Not: 27 Ekim 2006 da yitirdiğimiz uluslararası çizerlerimizden Semih Balcıoğlu’yu özlemle anıyorum. Ölümünün ardından kaleme aldığım bir yazıyı okurla paylaşmak istedim. Anısına saygıyla Yaşantım boyunca sanatçılara saygı ve hayranlık duydum. Gizli bir kıskançlık da... Yapıtlarıyla dünyamı aydınlatan yazar ve şairlere, çok sesli müzik yaratıcılarına, ressamlara, karikatür sanatının emekçilerine, sinema ve tiyatroyu var eden büyük ustalara, en çok da insandan, yaşamdan kopmaksızın sanatlarını evrensel boyutlara taşıyanlara yüreğimde yer açtım. İşte bunlardan birinden, dostluğuyla onurlandığım Çizgi Ustası Semih Balcıoğlu’dan söz açacağım bu yazımda. Beklenmedik bir anda 27 Ekim 2006 tarihinde ayrılıverdi aramızdan. Oysa onun yapıtlarına, çizgi ustalığına, esprilerine ve de ünlü kahkahasına en çok gereksinim duyduğumuz bir d&oum..]]> Tue, 10 Oct 2017 04:52:33 +0300 Afyon garındaki https://www.evrensel.net/yazi/79990/afyon-garindaki https://www.evrensel.net/yazi/79990/afyon-garindaki? Hafta sonu Eskişehir’de düzenlediğimiz eğitim seminerinde yerelden gazeteci dostlarla buluştuk. Komşu illerden de gelen katılımcılarla keyifli, o ölçüde de yararlı bir toplantıydı. Prof. Dr Yılmaz Büyükerşen’in sihirli dokunuşlarıyla insanın içini ısıtan, modern, şirin bir kente dönüşmüş Eskişehir. Ülkede şehircilik adına sevinç duyacağınız, bunalımlarınızı, sıkıntılarınızı arkada bırakıp soluk alacağınız, özenilen bir yurt köşesi. İki gün boyunca yerel gazetecilerle söyleştik. Elbette söz dönüp dolaşıp cezaevlerindeki meslektaşlarımıza, basın üzerindeki baskılara geliyordu. OHAL sonucu daha da yoğunlaşan korku ikliminden çıkmanın bir yolu var mıydı? Elimden geldiğince yanıtlamaya çalıştım. Sorunların kaynağını bir başına günümüz iktidarlarında aramanın yanlış olacağını söyledim. Bana göre sorun tek parti döneminden başlayarak..]]> Tue, 03 Oct 2017 05:00:13 +0300 Adaletin taşlı yolları https://www.evrensel.net/yazi/79944/adaletin-tasli-yollari https://www.evrensel.net/yazi/79944/adaletin-tasli-yollari? Günlerimiz adliyede ya da cezaevlerinde geçmeye devam ediyor. Koşuşturmamızı, yorgunluğumuzu dert ettiğimiz yok. Ama özgürlüklerinden yoksun gazetecilere, avukatlara, akademisyenlere yeterince sahip çıkamamanın verdiği üzüntüyü, iç sıkıntısını bir türlü atamıyoruz üstümüzden. Üstelik gözaltına alma ve tutuklama olaylarını maniple eden, daha yargı önüne çıkarılmamış insanları ‘terörist’ diye yaftalayan, savcı ve yargıç rolü üstlenen bir takım gazeteci esnafına ne demeli. Sizleri bilmem ama ben mesleğim adına utanıyorum. Yüzüm kızarıyor bu denli arsızlık ve yüzsüzlük karşısında. Vicdanlarını karartmış ne kadar da çok insan varmış çevremizde… Düşünüyorum da güzel ülkemizin yalnız insanları giderek daha da yalnızlaştırılıyor. İktidar bir yön çizmiş kendine. To..]]> Tue, 26 Sep 2017 04:15:45 +0300 Ne yazmalı https://www.evrensel.net/yazi/79903/ne-yazmali https://www.evrensel.net/yazi/79903/ne-yazmali? Gazetelerine, dergilerine hemen her gün yazı yetiştiren, köşelerini de, ekranları da boş geçmeyen meslektaşlarımı gıptayla seyrediyorum, Gazeteme haftada bir yazmakta bile zorlanan benim gibileri için acınacak bir durum. Örneğin yarın (bugün) yayımlanması gereken köşeme ne yazmalı diye düşünüp duruyorum bilgisayarın başında. Şu dengesiz seyreden havalardan mı söz etsem? Var olan hüznümüzü daha da arttıran sonbahardan,sararan yapraklardan, börtü böceklerden mi ? Bazen doğadan söz etmek bile sakıncalı olabiliyor. Biliyorsunuz.Özellikle “ağaç” sözcüğü tehlikeli.Cümlede kullanımına göre bir örgütü işaret ettiğini savlayan savcılara rastlamak her zaman olası. Sahi ODTÜ’nün ağaçları ne oldu? Benim ki sadece bir merak.TEOG üzerine kalem oynatamam. O konu beni aşar. Şimdi durup dururken Cumhurbaşkanının &o..]]> Tue, 19 Sep 2017 05:00:15 +0300 Eylül ayı üstüne https://www.evrensel.net/yazi/79862/eylul-ayi-ustune https://www.evrensel.net/yazi/79862/eylul-ayi-ustune? Sonbaharla gelen bir hüznün adı değildir eylül. Olmamalı da. Ülke coğrafyasında yaz sonu doğa zenginliğinin cömertçe sergilenir bu zaman diliminde hüzün değil sevinçler yaşanmalı. Gelecek güzel günlere türküler yakılmalı. Barışın, özgürlüğün, sevginin, kardeşliğin coşkusu sarmalı dört bir yanı. Dingin bir yaşamın habercisi olarak karşılanmalı güz başlangıcı. Ola ki eylülün çocuklarımızın adlarına yansımasında geleceğe dönük umutları büyütebilmenin yüreğimizde hiç dinmeyen özlemi de yatıyordur. Ne var ki eylül ayını can sıkıcı, acı veren görüntülere dönüştürmek isteyen devletten beslenen karanlık güçler de hiç eksik olmadı. İstanbul, İzmir gibi azınlıklarla dostça, iç içe çok kültürlü bir yaşamı beceren metropollerde 6/7 Eylül 1955..]]> Tue, 12 Sep 2017 04:15:30 +0300 Gizemli bir yazar https://www.evrensel.net/yazi/79725/gizemli-bir-yazar https://www.evrensel.net/yazi/79725/gizemli-bir-yazar? Dilimize aktarılan hemen her kitabını, keyifle okuduğumTraven, özel yazarlarımdan biri. Roman ve hikayelerinde anamal sistemini sorgulayan, ezilen, sömürülen ve yalnızlaştırılan insanları anlatan Traven’in yapıtları ’70’li yıllarda ülkemizde de yaygın biçimde okundu ve sevildi. Traven’in öykü ve roman kahramanları hep bir umudun, hep bir son şansın peşindedirler. Oysa paranın egemen olduğu düzenlerde umut ya da şans bir seraptan başka nedir ki? Adalet Cimcoz’un duru Türkçesiyle çevirdiği “Pamuk İşçileri” (Bilgi Yayınevi) insanın hak ve özgürlüklerini ayak altında çiğneyen, insanı köleleştiren bir sistemin acımasızlığına yer veren öyküsü ülkemizde de büyük ilgi topladı. Peki, insan odaklı öykü ve romanları bir biri ardına yayımlanan, yapıtları dünyanın hemen bütün dillerine çevrilen ..]]> Tue, 22 Aug 2017 03:15:48 +0300 Hiroşima https://www.evrensel.net/yazi/79638/hirosima https://www.evrensel.net/yazi/79638/hirosima? Ağustos ayı insanlık ayıplarının en unutulmazlarından birini saklar bağrında. Japonya’nın doğal güzelliklerle bezeli şirin kenti Hiroşima 6 Ağustos 1945’de ilk kez bir nükleer bomba saldırısına uğradı. Saldırı sonrası bütünüyle harabeye dönen kentte binlerce kişi hayatını kaybetti. Bölgeye yayılan radyasyondan etkilenen çocuk, genç, yaşlı pek çok Hiroşima sakini de ömür boyu sürecek hastalıklarla,sakatlıklarla boğuşmak zorunda kaldı. 1945 yılında 2. Dünya Savaşı’nın sonuna gelinmişti. Güç günler geçiren ve teslim olma aşamasına gelen Japon ulusunu Hiroşima’nın ardından yeni bir felaket beklemekteydi. Atom bombasının bulunuşuyla kendilerini nükleer gücün sarhoşluğundan kurtaramayan dönemin Amerikan Başkanı ve Pentagon 9 Ağustos 1945’ de bu kez bir başka Japonya kenti, Nagazaki’yi yerle bir etti. Atom bombası insanlığın yararına kulla..]]> Tue, 08 Aug 2017 05:00:47 +0300 Karmaşık duygular https://www.evrensel.net/yazi/79560/karmasik-duygular https://www.evrensel.net/yazi/79560/karmasik-duygular? Bilgisayarın önüne oturdum.Yazıya dökmek istediğim ne çok duygu birikmiş içimde. Hangisine yer versem bilemiyorum. Nicedir acıyla hüzünle yoğrulan toplumun bireyi olarak ister istemez içinde sevginin, barışın, dostluğun yer almadığı, kuru sözcüklerden, öfkemi yansıtan metinlerden oluşuyor köşe yazılarım. Bir tür hep kendimizi savunma hali. Oto sansür tuzağına düşmeme kaygısı. Kime karşı? İnsanlık onurumuzla oynayan, düşünmeyi, düşündüğünü ifade etmeyi suç sayan, ölümü, öldürmeyi sıradanlaştıran, adaleti görünmez kılan bir egemen güce karşı. Toplumu ayrıştırarak, bölerek yönetme kolaylığına kalkışan bir yönetim biçimine karşı halklarının büyük bölümü asker, sivil darbeleri ile örselenmiş, din temelli algılarla uyuşturulmuş ülkemin insanına da karşı. Sonra düşünüyorum. Gerçekten karmaşık duygular bunlar, içinden çıkılır gibi değil. Sizler bu yazıyı okurken, iktidarın biat ettiremediği biz bir avuç gazeteci Cumhuriyet gazetesine açılan ve ancak tutuklandıktan 267 gününde yargıç karşısın..]]> Tue, 25 Jul 2017 04:15:19 +0300 Yargıçlara son sözüm https://www.evrensel.net/yazi/79514/yargiclara-son-sozum https://www.evrensel.net/yazi/79514/yargiclara-son-sozum? İnsanlık tarihi bir bakıma insana karşı işlenmiş suçların da tarihidir. Sayfalarında gezindiğinizde insanın insana yaptığı acımasız kıyımlarla, egemen güçlerin halklara uyguladığı toplu katliamlarla, adalet sistemlerindeki çarpık yapılaşma sonucu haksız bir biçimde ölüme gönderilen suçsuz insanların gerçek öyküleri ile karşılaşırsınız. Sacco ile Vanzetti’nin unutulmaz trajedileri de bunlardan biridir 5 Mayıs 1920 günü Amerika Birleşik Devletleri’nde göçmen İtalyan İşçiler Bartolomeo Vanzetti ile Nicola Sacco bir adi suç dolayısıyla tutuklandılar. Biri 25 diğeri 32 yaşında olan iki göçmen işçi mahkemeye çıkarıldıklarında anarşist olmakla, sosyalistlerin eylemlerine katılmakla ve Amerika’nın kurulu düzenini bozmakla suçlandılar. Suçsuzluklarını Amerikan adaletine anlatmakta zorlandılarsa da Amerikan halkının büyük bir bölümü aydınlar göçmen işçilerin yanında yer aldı ve onları duruşmalarda desteklemeye başladılar. Desteğe katılan aydınlar arasında Albert Einstein, İnsan Hakları Savunucus..]]> Tue, 18 Jul 2017 05:00:09 +0300 Yürümek https://www.evrensel.net/yazi/79465/yurumek https://www.evrensel.net/yazi/79465/yurumek? Kılıçdaroğlu’nun Ankara Güven Park’tan başlattığı “Adalet Yürüyüşü” Maltepe’de görkemli bir halk buluşmasıyla sonlandı. Ardında, hem ana muhalefet, hem iktidar ve hem de iç çekişmelerden bir türlü kendini kurtaramayan emek kesimi örgütleri için alınacak önemli mesajlar, çıkarılacak önemli dersler bıraktı. Zaman zaman biz yazar çizerlerin de suskunlukla, edilginlikle hatta korkaklıkla suçladığı halkların, aslında adalet kavramına nasıl canla başla sarıldığı, hak gasplarına, hak ihlallerine ve adaletsizliğe nasıl isyan ettiği bir kez daha görüldü. Bana kalırsa asıl edilginlikle suçlanması gerekenler iktidarın sorgusuz sualsiz peşine takılmış kimi siyasetçilerdir. Nesnel gazetecilik yerine haberleri kamuoyundan gizleyen, manipüle eden, kraldan çok kralcı olan gazetecilerdir. Ana akım medyada gazetelerini, televizyonlarını iktidara peşkeş çeken iş adamı gazetecilerdir. Bütün dünya haber ajanslarının, yazılı görsel medyasının ilgiyle izlediği “Adalet Yürüyü”şü haber değildir de ne haberdir ..]]> Tue, 11 Jul 2017 05:00:57 +0300 Bir edebiyat işçisi: Asım Bezirci https://www.evrensel.net/yazi/79422/bir-edebiyat-iscisi-asim-bezirci https://www.evrensel.net/yazi/79422/bir-edebiyat-iscisi-asim-bezirci? Yazınımızın önde gelen emekçilerinden biriydi Asım Bezirci. Yaşamını, öğrenimini yaptığı Türk Dili ve Edebiyatına adamıştı dersem abartmış olmam. Deneme, eleştiri, araştırma ve çeviri alanında çok sayıda esere imza attı. Monografi çalışmalarıyla yazı ve şiir ustalarının toplumun belleğinde yer almasını sağladı. Üretken, paylaşmayı seven, çelebi kişiliği ile girdiği ortamlarda saygı gördü hep. Sivas’taki Madımak Oteli’nde 2 Temmuz günü bir cani grubunun çıkardığı yangında yitirdi yaşamını. Özgürce düşünen, düşündüğünü ifade eden, yazan, halkların kültür değerlerini ortaya çıkarmaya uğraşan aydınlık insanları anlaşılmaz bir kinle yok etmeye çalışanlar bu kıyımdan nasıl bir yarar umdular bilemiyoruz. Ama toplumun geçen 24 yıl içinde başta iç barış olmak üzere çok şey yitirdiğini de yaşadıklarımızla görüyoruz. Asım Bezirciyi tanımam 1960’lı yıllara rastlar. Ortak arkadaş çevresi dışında birlikteliğimiz olmadı pek. Gözlemlediğim kadarıyla yazdığı kadar da çok okuyan, donanımına karşın ke..]]> Tue, 04 Jul 2017 05:04:53 +0300 Gazetecilik üstüne https://www.evrensel.net/yazi/79331/gazetecilik-ustune https://www.evrensel.net/yazi/79331/gazetecilik-ustune? Zor meslektir gazetecilik, bilgi birikimi gerektirir. Merak eden, araştıran, cesaret sahibi bir kişiliğe gereksinim duyar. Kamuoyunu, günlük olayları, doğru ve nesnel biçimde aktarmak gibi ağır sorumluluk gerektirir. Evrensel gazetecilik ilkelerine uygun yapıldığında da dünyanın en onurlu mesleklerinden biridir. Yeter ki gazeteciler vicdanı elden bırakmayan, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, tarafsızlığını yalnız ve yalnız barıştan yana kullanan bireylerden oluşsun. Türkiye’de bu anlattıklarımız bağlamında gazetecilik yapmak hep zor olagelmiştir. Tek parti döneminden başlayarak Demokrat Parti’den günümüze uzayan süreçlerde gazetecilik, devlet erkinin ağzı ile yapılan bir meslek haline getirilmiştir. Askeri darbeler, sıkı yönetimler, basını sansürle, hapis cezaları ile terbiye etmeye uğraşırken elbette gazetecilik heyecanını yüreğinde duyan, korkmadan sakınmadan yazan, çizen ustalarımız da çıkmıştır ortaya. Ne var ki zaman içinde bu gazeteciler faili meçhul cinayetlerle susturu..]]> Tue, 20 Jun 2017 05:00:54 +0300 Sevda tomurcukları https://www.evrensel.net/yazi/79280/sevda-tomurcuklari https://www.evrensel.net/yazi/79280/sevda-tomurcuklari? Düşünen, insanlık ayıpları ile çevrelenmiş yeni dünya düzenini sorgulayan, suskun değil konuşan bir toplum için yazan, çizen uğraş veren aydın bireylerin günümüz Türkiyesi’nde ödediği bedeller giderek ağırlaşıyor. Emekçi kesimin sırtına binen yük de öyle. Adaletten üniversitelere, eğitimden sağlığa, medyadan sendikalara bütün kurumlar depreme uğramışçasına şaşkın. Sürgünler, gözaltılar, tutuklamalar, tehditler, hedef göstermeler... Ülke büyük bir cezaevi adeta. OHAL çerçevesinde yayınlanan KHK’lerin hiç birinde bireyin temel hak ve özgürlükleri için küçücük de olsa bir umut yok. Tersine her biri var olan kısıtlamalara bir yenisini ekliyor. Dış dünyada da bizdeki kadar olmasa da insanlık ayıpları açısından durum iç açıcı değil. Yazar Amin Maalouf yıllar önce görmüştü geleceği. Yeni dünya düzenini analiz ettiği kitabının başlığı “Çivisi Çıkmış Dünya-Uygarlığımız Tükendiğinde” adını taşıyordu (YKY). Ve bugünlere nasıl gelindiğini deneyimli bir ustanın kalemiyle göz önüne seriyordu. Eve..]]> Tue, 13 Jun 2017 00:10:02 +0300 Burhan Arpad’ı anımsamak https://www.evrensel.net/yazi/79230/burhan-arpadi-animsamak https://www.evrensel.net/yazi/79230/burhan-arpadi-animsamak? İstanbul’da doğup büyüdüğüm için hep şanslı saydım kendimi. Aradan geçen yılların ardından belleğime kazınan o görkemli, güzel kenti tanımakta zorlanıyorum. Sokaklarında, caddelerinde dolaşırken, yanımdan geçenlerin konuştukları Türkçeyi anlamakta güçlük çekiyorum. Kenti saran gürültü kirliliğinden, trafiğin kabadayısı değnekçilerden, kentin her bir köşesini inşaat alanı haline getiren dozerlerden kurtulabilmek için sessiz mekanlara sığınabilmenin çarelerini arıyorum. Bu da pek kolay olmuyor. Tarihi yapılarına, ağaçlı alanlarına, denizine, kültürüne reva görülen tahribata ise değinmek bile istemiyorum. Eski İstanbul’u özlüyorum. Caddelerinde boy gösteren at kestanesi, çınar, ıhlamur ağaçlarını arıyorum. Sevgiyle harmanlanan komşuluğu, giyim kuşam zarafetini, alçak gönüllü, yardımsever insanlarını, mahallemdeki Bakkal Foti’yi, Bulgar sütçüyü, “Ben Eğin’in eysindenim” diye müşterilerini güldüren kasabımızı nasıl da özlüyorum. Hiç adetim değilken beni böylesine geçmişe götüren, hüzünlendi..]]> Tue, 06 Jun 2017 04:51:23 +0300 Malina ya da günlük cinayetlerin romanı https://www.evrensel.net/yazi/79136/malina-ya-da-gunluk-cinayetlerin-romani https://www.evrensel.net/yazi/79136/malina-ya-da-gunluk-cinayetlerin-romani? Yaşantınızda bazı anlar vardır yalnızca size ait; mutlusunuzdur alabildiğine, coşkulu... Başkasına anlatamazsınız, paylaşamazsınız, bunu denemek de istemezsiniz zaten... O an. salt sizindir tüm heyecanı ve büyüsüyle... Yıllar önceydi. Viyana’daydık. Bir Beethoven tutkunu olan eşim, Viyana’da büyük bestecinin oturduğu hemen her evi görmek istiyordu. Elimizde kentin haritası, sokaklara dalıp çıkıyorduk. Rastlantı bizi Macar sokağı olarak bilinen Ungargasse’ye sürükledi. Kendimi bir anda İngeborg Bachmann’ın evinin önünde buldum. Malina adlı başyapıtında adresini verir. ‘Ungargasse 6 Viyana III...’ Malina’yı Ahmet Cemal’in özenli çevirisinden okuyalı henüz birkaç ay olmuştu. O bir andı ve yalnızca bana aitti... İngeborg Bachmann’ı bana bunca yakın kılan şiirlerini, öykülerini ve ille de Malina’yı yeniden yeniden okutan Ahmet Cemal oldu kuşkusuz. Bu önemli yazarı Türkçe’ye, Türk okuruna kazandırması ayrıca övgüye değer. Malina, bilinç düzeyinde algılanan bir yaşama biçiminin ve birey..]]> Tue, 23 May 2017 04:51:30 +0300 Ah ülke https://www.evrensel.net/yazi/79087/ah-ulke https://www.evrensel.net/yazi/79087/ah-ulke? Dört bir yanı kan ve gözyaşı ile yoğrulan ülkemin coğrafyasında, yaşantınızı her şey yolundaymışçasına sürdürmek olanaksızdır. Elbette dünyaya kendi küçük pencerenizden bakmıyorsanız, şişkin egolarınız yoksa, insani duygularınız, vicdanınız sizi yönetiyorsa o zaman zorluktan da öte, sorumluluklarla da kuşatılmıştır yaşantınız. Çevrenizde “Ne çok vurdumduymaz var” diye şaşar kalır, öfkelenirsiniz. Katliamları, yıkımları, ölümleri, evlerinden yurtlarından göçe zorlanan insanları görmezden, duymazdan, feryatlarını işitmezden gelen duyarsızlarla, milliyetçiliği ırkçılığa dönüştürenlerle aynı toplumda bulunmaktan sıkıntı, hatta utanç duyarsınız. Zulme, şiddete, haksızlığa, hukuksuzluğa karşı suskun kalan ne çok insan olduğunu görür, içinizde büyütürsünüz öfkenizi. Halkın haber alma, bilgilenme hakkı için uğraş veren gazetecilere siyasal iktidarın terörist, casus, vatan haini suçlamalarına seyirci kalan ne çok meslek örgütü, ne çok gazeteci müsveddesinin varlığına tanık olur, mesleği bu acın..]]> Tue, 16 May 2017 05:00:39 +0300 Kapı kulu olmak https://www.evrensel.net/yazi/78905/kapi-kulu-olmak https://www.evrensel.net/yazi/78905/kapi-kulu-olmak? Ülkenin geleceğine ilişkin kaygım içimi karartıyor, konuşmak isteğim köreliyor. Karamsarlığımı okura, özellikle de genç dostlarla buluşturmaktan ürküyorum. Bu ruh halimin elbette 16 Nisan referandumu ile ilgisi var. Oysa Türkiye’de demokratik parlamenter rejimi, laik cumhuriyeti, düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan yurttaşların her türlü baskı, zorbalık karşısındaki direnişleri karşısında saygıyla karışık bir iyimserlik duymamız gerekmez miydi? Peki, geleceğe bu kötücül bakışı doğuran etken ne? Referandumda oy kullananların bir bölümünü oluşturan emek insanlarının, akademisyenlerin, demokrasiyi özümsemiş aydınların, terör bahanesi ile ötekileştirilmiş yurttaşların, sandıkta gösterdikleri dik duruş her türlü övgünün üzerinde. Sıkıntı aslında kendilerini iktidarların kapı kulu belleyen, din sömürüsü ile çıkar ilişkilerini benliklerini yediren insanlarımız. Şimdilerde bir bakın çevrenize; Cumhurbaşkanı’nın kapı kulluğu için yarışan ne çok kadınlı erkekli bir topluluk var. Ülkenin gele..]]> Tue, 18 Apr 2017 04:28:38 +0300 Ses duvarı https://www.evrensel.net/yazi/78856/ses-duvari https://www.evrensel.net/yazi/78856/ses-duvari? İstanbul’da yaşıyorsanız iki mevsime odaklarsınız kendinizi: Yaz ve Kış. Baharların insan ruhunu okşayan çiçeğe durmuş ağaçlarını, yeşeren çayırlarını, doğanın uyandığını müjdeleyen kuş seslerine doyasıya tanık olmak artık İstanbul insanı için bellekte kalan eski bir anıdır. Ülke nüfusunun üçte birini bağrına basan İstanbul günümüzde, trafik karmaşası, gürültü kirliliği ve de çarpık yapılaşması ile kendini gösteren bir megakent olmuştur. Gökdelenler şehir yaşamını başka bir boyuta taşımış, birbirine yabancılaşan, komşuluk kültürünün, insan iletişiminde sevgi ve saygının bulunmadığı bir kalabalığa dönüşmüştür. Bu kalabalık ortamında çoluk çocuğunu doğanın kucağında büyütemeyenler için yeni adres AVM’ler oluyor. Yeterince güneşten yararlanamayan bir yeni nesil, okulda ezberci, tatillerde alaca karanlık mekanlarda, hayata hazırlanıyor. İçinde doğup büyüme şansına sahip olduğum İstanbul’dan 3 yıl önce Burgaz adaya kaçtım. Gerçek bir kaçıştı. Kentin giderek arabeskleşen yapısı, kulakları sa..]]> Tue, 11 Apr 2017 04:52:56 +0300 Barışı yüceltenlere saygı https://www.evrensel.net/yazi/78806/barisi-yuceltenlere-saygi https://www.evrensel.net/yazi/78806/barisi-yuceltenlere-saygi? Yazının başlığını koyarken zorlanmadım hiç. İnsanlık tarihinde barıştan yana olmak; güçlüklere karşı koymak, bir dizi zorbalığa ve acıya göğüs gerebilecek bir yiğitliği gerektirmiş hep. Savaşı rant olarak düşünen silah tüccarlarının, onlarla iş birliği içindeki çok uluslu sermayenin, hükümetlerin karşısında barıştan yana tavır koyabilen bireyin esamesi okunur mu? Hele günümüzde sermaye-siyaset ortaklığı ile beslenen, bağımsız çalışma olanaklarını yitirmiş, güçlü ama güdümlü medyaların konumu da ortadayken. Etrafınıza bakın. Irak için savaş tamtamları çalan, Amerika’dan daha Amerikancı saldırı senaryoları üreten, bir koyup beş almaya meraklı ne çok uzman, yazar ve yorumcu var. Buna karşın dünyanın birçok ülkesinde türlü yollarla sesini kamuoyuna duyurmaya çaba gösterenlerin sayısında da azımsanmayacak bir artış var. Ülkemizde ise cumhuriyetin siyasi tarihi ile başlayan ve günümüze uzanan, barıştan yana olmayı solculukla, anarşistlikle eş tutan anlayışın değiştiğini söyleyebilmek bira..]]> Tue, 04 Apr 2017 05:00:47 +0300 Sahi biz şimdi neyi oyluyoruz? https://www.evrensel.net/yazi/78752/sahi-biz-simdi-neyi-oyluyoruz https://www.evrensel.net/yazi/78752/sahi-biz-simdi-neyi-oyluyoruz? Yurttaş olarak siyaset adına ülkede bizlere dayatılan referandum bir oyun sanki. Ben oynamıyorum demek geliyor içimden. Siyaset erbabının dillerinden düşürmediği milli iradenin bir kanadını oluşturan HDP siyaset dışı bırakılmış. Genel seçimlerde halkın oylarıyla parlamentoya seçilen Genel Başkanları ile kimi parlamenterleri aylardır cezaevinde. Dokunulmazlıkların kaldırılmasının ardından parlamento saf dışı bırakılmış, ülke artık KHK’lerle yönetiliyor. olağanüstü hal’in üç aylık periyotlarla daha uzun süre devam edeceği anlaşılıyor. 150 dolayında gazeteci suçlandıkları ceza maddelerinden habersiz parmaklıklar arkasında çile dolduruyor. Üstelik çoğu daha mahkeme karşısına çıkarılmadan bir tür tecrit uygulamasıyla karşı karşıya. Bunları iktidarın etkili yetkili siyasetçilerine anlatıyorsunuz “onlar gazeteci değil” deyip çıkıveriyorlar işin içinden. Algı yaratıp halkı kandırmaya çalışıyorlar. Peki, yılların gazetecileri Kadri Gürsel, Güray Öz, Musa Kart, Hakan Kara gazeteci değil de at..]]> Tue, 28 Mar 2017 04:31:04 +0300 Emek şiirleri https://www.evrensel.net/yazi/78616/emek-siirleri https://www.evrensel.net/yazi/78616/emek-siirleri? Yaşam biçimini köşe dönme kolaycılığına yaslamış, vurgun ve talanın kol gezdiği bir toplum düzeninde emekten söz etmek kolay değil elbet. Günümüzde emekten yana olmak modası geçmiş bir fikri savunmakla eş anlamlı algılanıyor. Emekten yana tavır koyanlar topluluklardan kibarca dışlanıyor, yeniliklere ayak uyduramayan dinozorlar olarak hafifseniyorlar. Yenidünya düzeni bir yandan küreselleşme adına yoksul ülkeleri ucuz emek cenneti ilan ederek iliğine dek sömürürken bir yandan da emekçinin sesini kısmanın binbir sinsi yolunu kolaylıkla buluyor. Oktay Rıfat’ın “Elleri Var Özgürlüğün” şiirindeki unutulmaz dizelerinde dile getirdiği gibi.../ öpüşmek yasaktı bilir misiniz?/ Düşünmek yasak/ İşgücünü savunmak yasak / Ürünü ayırmışlar ağacından/ Tutturabildiğine satıyorlar pazarda /Emeğin dalları kırılmış yerde. / ... Sevgili iki şair dost Eray Canberk ve Gülsüm Cengiz’in kotardıkları “Emek Şiirleri” bunları düşündürdü bana. Onca karamsarlığın yanı sıra umutlarımın tazelenmesine de yol açtı...]]> Tue, 07 Mar 2017 04:50:35 +0300 Fahrenheit 451 https://www.evrensel.net/yazi/78524/fahrenheit-451 https://www.evrensel.net/yazi/78524/fahrenheit-451? Cumhuriyet tarihimize göz attığınızda olağanüstü sözcüğünün biz yurttaşlar için ne denli önem taşıdığı ortaya çıkar. Sıkıyönetimler, olağanüstü haller, olağan üstü yetkili devlet görevlileri ile yaşanmış acı dolu yıllar ülke tarihi için belleklerden öylesine kolayca siliniverecek gibi değildir. Baskı, zulüm, adaletsizlik, faili meçhul cinayetlerle yüklü bu dönemlerin olmazsa olmaz icraatlarından biri de kitap yasaklamak, evlere baskın yaparak kitap toplamaktı.12 Mart’ta, özellikle de 12 Eylül’de salınan korku yüzünden yurttaşların çoğu evinde kitap bulundurmaktansa sakıncalı saydıklarını toplayıp yakmayı tercih etmişlerdi. Diyeceğim bizler kitap toplatılmasına, sırf yasaklı kitap aramak için evlerimizin basılmasına alışkın bir kuşağız. Bu konuda idmanlı olmasına idmanlıyız da dijital bir çağda henüz basılmamış bir kitap taslağına el konulmasına,bulunduranlar için bir cadı avı başlatılmasına ilk kez tanık oluyoruz. Düşüncenin,düşünceyi ifade etmenin,kağıda dökmenin suç olduğunu çağdaş d..]]> Tue, 21 Feb 2017 05:01:05 +0300 Sansür üzerine https://www.evrensel.net/yazi/78478/sansur-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/78478/sansur-uzerine? Ev değiştirdikçe insanın düzeni de şaşıyor. Gereksinim duyduğum kimi nesneler ortadan yok oluyor. Yeni evimizde üçüncü yılım ama hâlâ kitaplığı bir sisteme oturtabilmiş değilim. Geçenlerde yine bir kitap bulma telaşındaydım ki nicedir aradığım ve artık bulma umudumu yitirdiğim başka bir kitap, bir raf aralığında çıkıverdi karşıma. Hukuk kökenli Edebiyatçı, Araştırmacı Cevdet Kudret’in önemli bir çalışmasıydı bu. 1977 yılında Milliyet Yayınları arasında boy göstermişti, “Abdülhamit devrinde sansür.” Edebiyatımıza yazıları, şiirleri, ama daha çok araştırmalarıyla ciddi katkılarda bulunan Cevdet Kudret bu kitabıyla basın ve yayın dünyamızın önemli bir sorununa ışık tutuyor. Hemen kitabı ve bu konudaki düşüncelerimi okurlarımla paylaşmak artık kaçınılmaz olmuştu. Cevdet Kudret’in kitapta yer verdiği bilgilere göz attığınızda ilk fark edilen, günümüz iktidarı ile Abdülhamit döneminin gazetelere, gazetecilere sarayın uyguladığı sansür, sürgün, hapis cezaları günümüzle de birebir örtüşüyo..]]> Tue, 14 Feb 2017 04:31:59 +0300 Korku iklimi https://www.evrensel.net/yazi/78394/korku-iklimi https://www.evrensel.net/yazi/78394/korku-iklimi? Sancılı günlerden geçiyoruz dostlar. Önümüzde ülkenin geleceğini belirleyecek önemli bir referandum var. 94 yıllık modern Türkiye Cumhuriyeti’nin de, toplum içinde yaşama uğraşı veren bireylerin de kaderini etkileyecek bir yurttaş seçimi. İletişim araçlarına göz atıyorsunuz, halkın da anlayabileceği düzeyde ne siyasi, ne akademik bir tartışma var. Zamanı geriye sarmışız sanki. Eski dönemlerin televizyonlarında beğeniyle izlenen yarışma programlarındaki kadar içimiz rahat. Kurulmuşuz koltuğa. Evet mi, hayır mı? Bu iki sözcükten birine tercihimizi neden vereceğiz pek düşünmüyoruz bile. Biraz da iane toplumu olmanın getirdiği bir rahatlık olsa gerek. Oysa benim sevgili yurttaşım, devekuşu gibi kuma gömdüğü kafasını bir kaldırsa, şöyle bir etrafına akıl gözüyle bakabilse mutlaka ülkede olan bitenlerin ayırtına varabilirdi. Tümünün olmasa da hiç değilse bir bölümünün. İşi yazı yazmak, halka gerçekleri anlatmak olan gazetecilerin, yazarların, bilim insanlarının neden hapishanelere tıkıldığın..]]> Tue, 31 Jan 2017 05:00:09 +0300 Rosa’ya armağan https://www.evrensel.net/yazi/78298/rosaya-armagan https://www.evrensel.net/yazi/78298/rosaya-armagan? 2017’ye insanlık adına taze umutlarla adım atmak en büyük dileğimizdi. Olmadı. Oldurmadılar. İnsanların yeni yılı kutlamasını, gülmesini, dans etmesini, şarkı söylemesini hazmedemeyen cani ruhlu, bağnaz terör odakları, daha çok yabancı uyrukluların rağbet ettiği bir eğlence mekanını kana boyadılar, çocuk, kadın, yaşlı demeden onlarca insanı katlettiler. Henüz bu acının şoku üzerimizdeyken bir başka acı geldi oturdu yüreğime. Yapıtları, eylemleri ile çağımızın önde gelen bilge yazarlarından biri, John Berger de, her gün biraz daha insanlıktan uzaklaşan gezegenimizi bırakıp gidivermişti aramızdan. Oysa Berger gibi yol göstericilere en çok gereksinim duyulan bir dönemi yaşıyorduk. Dilimize aktarılan her kitabı başucu kitaplarım arasında durur. İyi bir yazar, şair, sanat tarihçisi ve eleştirmeni, resim, sinema, fotoğraf üzerine kaleme aldığı unutulmaz metinleri ile benim gibiler için bir okuldu. Yol gösterici bir bilgeydi. Yüreğim yandı. Giderek sönükleşen, sinikleşen, bilim ve sanatın dış..]]> Tue, 17 Jan 2017 04:00:12 +0300 Yeni yıla girerken https://www.evrensel.net/yazi/78173/yeni-yila-girerken https://www.evrensel.net/yazi/78173/yeni-yila-girerken? Sevgili okur bu yılbaşı yazısını bundan sekiz yıl önce 29 Aralık 2008’de kaleme almışım. Değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum: “Yeni bir yılı geride bırakırken nicedir bir hüzün kaplıyor benliğimi. İnsancıl duyguların törpülendiği, paranın efendi olduğu, şiddetin, yoksulluğun kol gezdiği bir gezegende yaşayabiliyor olmanın hüznü. Daha şimdiden gelecek yılın bu günleri aratacağının ipuçlarını görebilmenin, anlayabilmenin içe atılan dayanılmaz sıkıntısı, hatta öfkesi var üzerimde. Oysa her yeni yıl arifesi bireyler için olduğu kadar, devletler, kurumlar için de kendilerini sorgulayabilmek, yaptıkları, yapmadıkları ile yüzleşebilmek zamanı olmalı. İnsanlar birbirinden, devletler zarar verdikleri, bilerek bilmeyerek kötülük ettikleri bireylerinden özür dileyebilmeli. Kurumlar da öyle. Çünkü özür dilemek dileyeni yüceltir. Güven tazelemesine yol açar. Hem insan en değerli varlığı değil mi gezegenimizin. Hangi dinden, ulustan, etnik kökenden ya da cinsiyetten olursa olsun yaşam insanla on..]]> Tue, 27 Dec 2016 05:00:14 +0300 Ölümü Kutsamak https://www.evrensel.net/yazi/78129/olumu-kutsamak https://www.evrensel.net/yazi/78129/olumu-kutsamak? İnsanların yaşam hakkını umursamayan bir dönemi yaşıyor dünya. Küreselleşmenin uluslararası yakınlaşmaya yol açacağı, kültür alışverişinin bireylerin yaratıcı özelliklerini ortaya çıkaracağı, kardeşliğin, sevginin, insan haklarının temel alındığı bir gezegende yaşanacağı düşleniyordu. Tersi oldu. Küreselleşme Ortadoğu ve Arap Yarımadası’na bitmeyen tükenmeyen savaşlar, ölüm ve açlık getirdi. Bölge, insanlık utançlarının yaşandığı, şiddetin kol gezdiği yabancı güçlerce sömürülen bir yeni coğrafyaya dönüştü, gelişmekte olan ülkelerin yer altı, yer üstü servetleri, kültürleri talan edildi. Din, mezhep farklılıkları kullanılarak aynı ırktan hatta aynı soydan insanların birbirini boğazladığı bir cangıla döndü Ortadoğu. Emperyalist devletlerin ve uluslararası sermayenin, demokrasi götürme savıyla doğrudan müdahale ettikleri çatışmalarda bebekler, çocuklar, kadınlar kine, nefrete hedef oldular. Ölümün ne çok çeşidi varmış öğrendiler. Hayatta kalabilenler ülkelerinden, evlerinden kovuldular. S..]]> Tue, 20 Dec 2016 05:00:48 +0300 Küçük mutluluklar üstüne https://www.evrensel.net/yazi/78042/kucuk-mutluluklar-ustune https://www.evrensel.net/yazi/78042/kucuk-mutluluklar-ustune? Yaşamınızı sürdürdüğünüz coğrafyada çeşitli nedenlerden ötürü mutsuz olabilirsiniz. Yakınınızda, yörenizde insanlar duyarlılığını yitirmişse, benmerkezcilikleri, başkalarının acısına, felaketine omuz silkecek kerteye varmışsa, içinde soluk alıp verdiğiniz toplumda sevgi yerine öfke, şiddet, ahlak bozukluğu egemen olmuşsa, ırk, din, mezhep ayrımcılığı yurttaşları birbirine düşman etmişse mutsuz olmakta elbette haklısınız. Yine de derim ki daha yaşanası bir ülke yaratma umutlarımızı asla yitirmeyelim. Geleceğin insan odaklı, eşitlikçi yapısını inşa etmek için düşlerin yaratıcılığına sığınmalı, düşleri gerçeğe dönüştürmenin yollarını aramalıyız. İnsan yaratıcılığına, bilime, sanata ve yazıya çiziye bunca öfke kusan, siyaset erbabının, haksızlığın, hukuksuzluğun ömrü çok sürmez. İnsanlık tarihi böyle söylüyor. Yaratıcı aklın önünde, eninde sonunda zulümleriyle birlikte silinip giderler. Bu sıkıntılı, karanlık günlerde mücadele gücünü, dayanışmayı elden bırakmamak emekçilere, aydınlara, ..]]> Tue, 06 Dec 2016 04:54:47 +0300 Fidel Castro ya da Küba üzerine https://www.evrensel.net/yazi/77992/fidel-castro-ya-da-kuba-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/77992/fidel-castro-ya-da-kuba-uzerine? Bir büyük devrim önderiydi Fidel Castro. Aralarında yakın dostu Che Guevara ve öteki devrimci yoldaşlarıyla adeta bir mucize gerçekleştirdi, arkasına ABD’nin yardımını da alan Küba Diktatörü Batista’yı devirerek halkını özgürlüğe kavuşturdu. Fidel Castro artık aramızda değil. Ama onun devrimci ruhu daha yaşanası bir dünya için uğraş veren bütün halkların rehberi olarak hep canlı kalacak. Şimdi sıkça sorulan soru Castro’dan sonra Küba ne olacak? Oysa 21. yüzyılın ilk çeyreğinde “insanlığı nasıl bir gelecek bekliyor” u tartışmalı dünya. Çalkantılar içindeki yenidünya düzeni yoksulluğun daha da arttığı, savaşın, şiddetin, insanlık ayıplarının çoğaldığı, ırkçılığın yükseldiği insan hak ve özgürlüklerin ayak altına alındığı bir gezegeni insanlığa miras bırakmaya hazırlanıyorlar. Fidel Castro’nun da dediği gibi “Bütün bu güçlüklere karşı devrim yaşayacak” Küba’da da insanlığın olduğu her yerde de. 2003 yılında bir arkadaş grubu ile Küba’yı ziyaret etmiştik. Sekiz günlük gezi boyunca bi..]]> Tue, 29 Nov 2016 05:01:12 +0300 Çocukların kabus çağı https://www.evrensel.net/yazi/77949/cocuklarin-kabus-cagi https://www.evrensel.net/yazi/77949/cocuklarin-kabus-cagi? Yılbaşı yaklaştığında UNICEF’in kartlarından almak alışkanlıklarımdan biridir. Günümüzde dijital teknolojinin önlenemez yükselişine karşın bu alışkanlığımı sürdürüyorum. Çocukların iç dünyalarını bir renk cümbüşü içinde yansıtan resimlerin baskılarına bakarken bir yandan sevinç duyar öte yandan hüzünlenirim. Dünyanın dört bir yanından yetenekli çocukların elinden çıkmış yaratıcılık ve yaşama sevinci içeren bu resimler hangi duyarlı insanı mutlu etmez ki. Öte yandan bu şansı yakalayamayan çocuk sayısını düşündüğünüzde de hüzünlenmemek elde değil. Şimdilerde kitabı kağıt baskıdan okumanın, mektup yazmanın, dostlarınızdan mektup almanın keyfi ve zarafeti yerini çoktan bilgisayarın, cep telefonu mesajlarına bıraktığı günleri yaşıyoruz. UNICEF kartlarını kim ne yapsın? Yaşadığımız coğrafyada acaba insanımızın kaçı bu kurumun dünyadaki yoksul ülkelerin çocuklarına eğitim, sağlık hizmeti götürdüğünün farkında; bir düşünün. Ya da bir başka deyişle toplumun ne kadarının çocuklara ilişkin böyle ..]]> Tue, 22 Nov 2016 05:00:52 +0300 Ne yazmalı ne yapmalı? https://www.evrensel.net/yazi/77856/ne-yazmali-ne-yapmali https://www.evrensel.net/yazi/77856/ne-yazmali-ne-yapmali? Kısa bir yürüyüşe çıktım sabah. Yoğun bir pus var, küçük ağaçlara, çiçeklere boyun eğdiren sert bir rüzgar da. Arada bir pusu aralayan güneş bir telaş saklanıveriyor bulutların arasına. Yüreğimdeki kaygıyı az da olsa dağıtmak için çıktığım yürüyüş tam tersine içimi daraltmaya başlıyor. Hani Nâzım’ın dediği gibi “hava kurşun gibi ağır.” İyi de, ülkede nicedir insanı rahatlatıcı, ufkunu serinletici bir hava oldu mu ki, dedi birden iç sesim. Bu moral bozukluğu yakıştı mı şimdi. Evet, gün günden kötüye gidiyor ülkede ama yine Nâzım’ın diliyle “Demeğe de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin, canım kardeşim” Doğruyu söylüyordu iç sesim. Kulak vermeliydim. “Ne yazmalı” dememeli doğruları gerçekleri yazmayı sürdürmeliydik. “Ne yapmalı” demeden bu topraklarda barışın, demokrasinin yeşerebilmesi için güçlerimizi bir araya getirmeliydik. Gazetecisi, yazarı, akademisyeni, sanatçısı, bilim insanları ile dayanışma içinde olmalıydık. “Bana dokunmayan bin yaşasın” mantığının ne denli yanlış ..]]> Tue, 08 Nov 2016 05:00:28 +0300 Nail Güreli'nin ardından https://www.evrensel.net/yazi/77809/nail-gurelinin-ardindan https://www.evrensel.net/yazi/77809/nail-gurelinin-ardindan? Düşünceyi ifadeyi, basın özgürlüğünü savunmak adına omuz omuza mücadele ettiğin bir dostunu, yol arkadaşını yitirmenin acısını tanımlayabilmenin mümkünü yoktur. Sözcükler yetersiz kalır. Göz pınarlarınızdan yaş akmaz belki ama acı gelir yüreğinize oturur. Yakından tanımayanlara tek sözcük yeter Nail’i anlatmak için: “İnsan Hayattaki, meslekteki duruşu, hoşgörüsü, yardımseverliği, öğrenme ve öğretme iştahı, çevresine cömertçe dağıttığı sevgisiyle mükemmel bir insanlık örneğiydi. İkimizin de çok sevdiği şairlerden biriydi Metin Eloğlu. O da “İnsan” başlıklı küçük şiirinde yüce dağları ben yarattım diye ortalıkta dolaşan kimilerine yılların ötesinden ders verir gibi sıralamıştı dizelerini: “Bana sordu amcam / Büyüyünce ne olacaksın /Ebe mi öğretmen mi/ yoksa terzi mi/ Ne yalan söyleyeyim/ Önce insan olacam” Evet, Nail de önce insan oldu sonra da en hasından gazeteci. Çalıştığı her gazetede bir saygı ve sevgi halesi oluştu etrafında. Pek çok genç gazetecinin yetişmesinde, olgunlaşması..]]> Tue, 01 Nov 2016 05:00:02 +0300 Gelişigüzel bir yazı https://www.evrensel.net/yazi/77764/gelisiguzel-bir-yazi https://www.evrensel.net/yazi/77764/gelisiguzel-bir-yazi? Yazdan kalma nefis bir hava. Hafta sonu gönlümce tatil yapabilirim. İnsanın kemiklerini ısıtan güneşin, tatlı tatlı esen rüzgarın keyfini çıkarabilirim. Uzun bir yürüyüş yapıyorum. Her şey tam da planladığım gibi. Gel gör ki kafamı bir türlü boşaltamıyorum. Şarkı mırıldanıyorum, köpeklere, martılara laf atıyorum, bulutlara selam gönderiyorum. Olmuyor, olmuyor. Kafa boşaltabilmenin, düşünceyi denetim altına almanın bir yolunu yordamını bulmalı insan. Aslında içinde soluk alıp verdiğimiz kendi toplumumuza baktığımda kafa boşaltarak yaşamayı becerenlerin sayısının çokluğu önceleri beni şaşırtsa da şimdilerde artık şaşırtmıyor. Doğrusu yurttaşların büyük bir bölümünün hiç sorgulamaksızın, düşünmeksizin devlet erkinin buyruklarına uymadaki yetenekleri göz yaşartıcı. Demek ki kusuru, düşünme alışkanlığını, yanlışı söyleme, gerçekleri arama, anlatma alışkanlığını hâlâ sürdürebilen yazar, çizer, bilim insanlarında aramamız gerekiyor. Devlet erki de adalet mekanizmasını tam da böylesi yurttaşla..]]> Tue, 25 Oct 2016 04:51:12 +0300 Sonbahar https://www.evrensel.net/yazi/77715/sonbahar https://www.evrensel.net/yazi/77715/sonbahar? Yaz mevsimini ardımızda bıraktık. İnsanı bunaltan sıcak havasına bu kez darbe krizi tatsızlığının, siyaset karmaşasının yorgunluğu da eklenince doğrusu yaz bitti diye pek de hayıflanmadık. Şimdi sonbaharın tadını çıkarmanın sırasıdır. Kültürel etkinliklerin birbirini izlediği günlerin; kitap fuarlarının, film çekimlerinin, yeni repertuarları ile perde açan tiyatroların, müzelerin, sergilerin, sokaklara, caddelere taşan alternatif sanatçıların yapıtlarını selamlamanın, tüm bu güzelliklerin soluğunu içinize çekmenin zamanıdır. Parklarda dolaşmanın, ağaçlardan dökülen yaprakları izleyerek felsefe yapmanın da… Deniz gören bir mekanda dostlarınızla kahve ya da bir kadeh içki eşliğinde neşeli, keyifli bir sohbetle günün tadını çıkarabilmek ise size kalmış. Edebi metinlerde hüzünle özdeşleştirilir sonbahar. Bu mevsimi insan ömrünün son çeyreği ile örtüştüren şiir, deneme hatta roman sayısı az değildir. Öyle midir gerçekte? Doğrusu bilemiyorum. Yine de bana sorarsanız, hayatı irdelemenin yolu ..]]> Tue, 18 Oct 2016 04:48:48 +0300 Yeni insanlık ve üç sözcük https://www.evrensel.net/yazi/77669/yeni-insanlik-ve-uc-sozcuk https://www.evrensel.net/yazi/77669/yeni-insanlik-ve-uc-sozcuk? 21. yüzyıla pek umutlu girmişti insanlık. Anımsayın; iki binli yıllar bireyin özgürlük yılları olacaktı. Gezegen barış içinde yaşayan bütün ulusların ortak cenneti olacaktı artık. Öyle ya komünizm bitmiş, doğu ile batı blokları arasındaki kalın duvarlar yıkılmıştı. Oysa çok kısa sürede görüldü ki ne gezegen cennetti, ne de insanlar özgür. Barış şöyle dursun uluslararasında diyalog kurabilmek bile olanaksızdı. Vahşi kapitalizm ya da bir başka deyişle yenidünya düzeni yeni düşmanını da belirlemekte hiç duraksamamıştı. Düşman terördü. Terörü yaratanları kimse sorgulamıyordu. Önemli olan düşmanın bulunmasıydı. Düşman bulunduktan sonra halklara benimsetmek dünyayı yöneten varsıl uluslar ve çok uluslu sermaye için, çocuk oyuncağıydı. Böylece üçüncü dünya ülkelerine demokrasi götüreceğiz diye savaş götürdüler. ‘Pardon’ diyerek milyonlarca insanın ölümüne, yerlerinden yurtlarından edilmelerine neden oldular. Binlerce yıllık kültür varlıklarını yaktılar, yıktılar. Mezhep savaşlarını başlattılar..]]> Tue, 11 Oct 2016 04:51:43 +0300 Geleceği görmek https://www.evrensel.net/yazi/77615/gelecegi-gormek https://www.evrensel.net/yazi/77615/gelecegi-gormek? Tarih boyunca iktidarı ellerinde bulunduran güç sahiplerinin düşünen, düşündüğünü yazarak ya da konuşarak ifade eden, olaylara nesnel yaklaşan insanlardan asla mutlu oldukları görülmemiştir. İstisnaları var mıdır bilemiyorum. En azından ne okuyabildiğim siyaset tarihi kitaplarında, ne de yaşam serüvenimde böyle bir vurguya rastladım. Bilgiçlik tasladığımı düşünmenizi istemem. Sizlere üç kitap önereceğim. Dost tavsiyesi kabul edin. Biliyorum ki pek çoğunuzun okuduğu ya da haberdar olduğu kitaplar bunlar. Yazarları da öyle. Sezgileri o gelişmiş yazarlar. Geleceği okuyan bir tür kahin sanki. İşte Saramago ve onun muhteşem yapıtı “Körleşme”, Georg Orwell’in gerçekliği ile insanı şaşırtan “1984”ü, Ray Bradbury’nin kitap yasaklama, toplama kararları ile sıkça anımsadığımız “Fahrenheit 451” i. Hatta günümüzde yaşanan hukuksuzluklar vicdanınızı rahatsız ediyorsa bir dördüncü kitap olarak Kafka’nın Dava’sına da el atabilirsiniz. Adından söz ettiğim tüm bu kitaplar ve yazarları (Aslında böyle ge..]]> Tue, 04 Oct 2016 04:40:36 +0300 Eylül https://www.evrensel.net/yazi/77567/eylul https://www.evrensel.net/yazi/77567/eylul? Hüznü anımsatırmış eylül ayı; öyle söylüyorlar. Yaz coşkusunun ardından sonbaharın duygusal ağır başlılığına geçiş döneminin başlangıcını yansıttığından olabilir mi? Sararmaya yüz tutmuş yapraklarını insan ömrü gibi toprağa veren ağaçların üzerimizde yarattığı o tarifi zor buruk bir duygu sağanağından belki de. Doğadaki canlılığın son bir iç çekişi ya da… Varsın hüznü anımsatsın Eylül. Hüzün de yaşantımızda sıkça yanımızda taşıdığımız, sarıp sarmaladığımız varlığımızdan bir parça değil mi? Hüznü duyumsamazsak, anlam veremezsek yaşam serüvenimizde ne sevda olurdu ne edebiyat. Güzel sanatların da kurucu öğelerinden de biridir bencileyin hüzün. Beni sorarsanız aslında sever(d)im Eylül’ü. Ne de olsa yaşama gözlerimi açtığım ay. Üstelik hüznü de sever, onda bir başka bir tat başka bir güzellik bulurum. Ne ki insanlar kötücül emel ve eylemlerini birbiri peşi sıra kendi kotardıkları takvimlere sığdırıverirler. Eylül ayına düşer elbette insanlık vahşetinin izleri. Mesela 11 Eylül ABD’de İkiz k..]]> Tue, 27 Sep 2016 05:00:08 +0300 Irmak https://www.evrensel.net/yazi/77518/irmak https://www.evrensel.net/yazi/77518/irmak? Uzun süren bir bayram tatilinden sonra çalışma ortamına alışmak pek kolay değil. Hele bencileyin bayramları da, tatillerini de sevmeyen aykırı biri için. Aslında oldum olası tembellik hakkımı kullanmaktan yanayım. Ne zaman çalışacağıma, ne zaman dalga geçeceğime kendim karar vermeliyim. Elbette söz ettiğim tembellik hakkı kimi düşün insanlarının ortaya koyduğu bilimsel metinleri içermiyor. Yalnızca bana özgü. Psikolog bir dostumla söyleşirken yakaladığım ipuçları üzerinde kafa yorarak keşfettim. Kırlarda dolaşmak, sahile vuran dalga seslerindeki müziği dinlemek, kuşları gözlemlemek, rüzgarın ağaç yapraklarından çıkardığı hışırtıya kulak kesilmek, insanlara gülümseyerek günün hangi saatinde olursa olsun “günaydın” demek… Evet, tüm bunlar tembellik hakkımı oluşturuyor. Yazı, çizi, habercilik ise çalışma alanıma giriyor. Tembellik hakkımı kullanmaya başlayalı kısa süre oldu, yararını gördüğümü söyleyebilirdim ama olmadı. Mesela içinde soluk alıp verdiğimiz toplumumuza bakalım. Politikacıl..]]> Tue, 20 Sep 2016 05:00:59 +0300 Vicdan, adalet vs… https://www.evrensel.net/yazi/77426/vicdan-adalet-vs https://www.evrensel.net/yazi/77426/vicdan-adalet-vs? Siyasi tarihimize gerçekçi bir bakışla yaklaştığınızda Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişiminin darbelerden, darbe girişimlerinden, sıkıyönetim ve olağanüstü hal uygulamalarından oluşan bir sisteme sıkıştırıldığını görürsünüz. “Demokrasi bu sistemin neresinde” derseniz ona da yanıtım; ülkede bütün kurum ve kuralları ile işleyen bir demokrasinin hiç kurulamadığını söylemek olur. Kendi iç bünyelerinde demokrasiyi özümseyememiş, hayata geçirmesini becerememiş siyasi partiler için, bugün bile çağdaş demokrasi ulaşılamayacak kadar uzakta. Türkiye toplumu lider hayranlığından, lider amigoluğundan kurtulamıyorsa kusuru halktan çok siyasetçilerde, iktidar yalakalığına alışkın bir kısım medyada aramak gerekiyor. Bir ulusun siyasi serüveni düşünüldüğünde Türkiye halklarının acıları hiç bitmemiştir. Sürgünler, ölümler, idamlar, işkenceler, faili meçhullerle dolu bir yaşantı. Devlet ve Tanrı korkusu açmazında bırakılan, yaratıcı aklı, düşünme yetisi elinden alınmış toplumun bireylerini “neden suskun” d..]]> Tue, 06 Sep 2016 04:51:02 +0300 Bir yaz sabahının düşündürdükleri https://www.evrensel.net/yazi/77379/bir-yaz-sabahinin-dusundurdukleri https://www.evrensel.net/yazi/77379/bir-yaz-sabahinin-dusundurdukleri? Hafta sonuydu. Yazdan çok sonbaharı anımsatan rüzgarlı, sıcak bir gün. Deniz kıyısında sıkça gittiğim çay bahçesinin tenha köşelerinden birine oturdum. Kahvemi söyledim. Pipomu yaktım. Günlerdir üstüme çöken sıkıntıları, iç dünyamı etkileyen öfke birikimini ardımda bırakmışçasına huzurlu hissettim kendimi. Denizin usul usul kıyıya vuran dalgalarına, martıların çığlıklarına karışan çocuk seslerine ve ufukta denizle gökyüzünün örtüştüğü insanı dingin kılan engin maviliğe daldım gittim. Mutluydum günlerden beri ilk kez. Çevremde bir tanıdık çıkıp da doğayla baş başa kalma fırsatını yakaladığım bu anı bozmasın istiyordum. Birileri çıkar da yalnızlığımdan, bu tatlı esrikliğimden beni alıp çıkaracak ürküsüyle gazeteyi yüzüme kaparcasına kaldırmış okur gibi yapıyordum. Yakınlarda huy değiştirmiş olmalıyım. Aslında yalnızlığı sevmem pek. Şimdilerdeyse yalnız olmak, bir başıma tenhalarda kalmak, içmek, yemek yemek gibi yeni adetler edinmiştim. Nedeni dört bir yanımızı saran gürültü kirliliği ol..]]> Tue, 30 Aug 2016 04:51:07 +0300 Öğrenmeye övgü https://www.evrensel.net/yazi/77287/ogrenmeye-ovgu https://www.evrensel.net/yazi/77287/ogrenmeye-ovgu? Bilgisayarın başına oturdum. Haftalık yazımı hazırlayacağım gazeteye. İyi de ne yazacağım? Öylesine hızlı değişiyor ki ülkenin gündemi, yazı yayına verildiğinde eski suratlı oluveriyor. Yazılısı sözlüsüyle medya derseniz evlere şenlik. Düne kadar Pensilvanya’ya övgü üstüne övgü düzenleyenler şimdi bir yandan “kandırıldık” diye dört dönerken, bir yandan da “Hoca efendilerine öfke kusuyor, idamını istiyorlar.” Hele de bizim medyanın kaymak tabakası... Her dönemin olmazsa olmaz büyük gazetecileri, tuşlarından kan damlayan milliyetçileri. Bencileyin yaşını başını almış şimdiye dek iktidarlarla, darbelerle, din bezirganları ile hiç işi olmamış gazeteci milleti ise hâlâ dik durarak bu onurlu mesleği ayakta tutmaya çabalıyor. Gazeteciliğin üzerine nicedir seriliveren korku ve tehdit örtüsüne aldırmaksızın gazeteciliğin suç olmadığını anlatmaya çalışıyor. Meslek örgütleri ile dayanışarak laik cumhuriyetin, çağdaş parlamenter demokrasinin mücadelesi için uğraş veriyor. Linç kültürüne arka çıkma..]]> Tue, 16 Aug 2016 04:06:11 +0300 Lorca'yı anımsamak https://www.evrensel.net/yazi/77234/lorcayi-animsamak https://www.evrensel.net/yazi/77234/lorcayi-animsamak? Seyahat etmeyi severim. Yeni ülkeler, kentler görmek, değişik ülke insanları ile tanışmak, ilişki kurmak gezegenimize damgasını vurmuş nice uygarlığın izini sürebilmek yaşamın en keyifli serüvenlerinden biridir diye düşünürüm. Hele yapıtları ile ufkumu açan benim için çok özel kimi yazar, ressam ve bestecinin yaşadığı kentler, sokaklar ve mekanlar anılarımda birer sevinç yumağı oluştururlar. İki hafta önce bir arkadaş grubu ile İspanya ve Portekiz’in güney sahillerinde dolaştık. Endülüs’te Arap İslam mimarisinin görkemli yapıtları ve doğal güzellikleri ile göz alıyordu Cordoba ve Granada kentleri. Benim düşlerimde ise Lorca’nın yaşadığı köyü bulmak, onun soluk aldığı evi görmek vardı. Rehberimiz araştırdı. Granada’nın Fuente Vaqueros köyüne ulaştık. Lorca’nın doğduğu ev müze haline getirilmiş, beyaz badanalı, iç avlusunda ağaççıklar ve çiçekler bulunan iki katlı bir ev. Bizim dışımızda evi bir mabedi gezercesine dolaşan uzak doğulu bir genç kız da var. Evin içindeki bazı eşyalar Lorca’..]]> Tue, 09 Aug 2016 05:00:03 +0300 Gazetecilik suç değildir https://www.evrensel.net/yazi/77189/gazetecilik-suc-degildir https://www.evrensel.net/yazi/77189/gazetecilik-suc-degildir? Evet, gazetecilik suç değildir. Gazeteci kamuoyunun haber alma, bilgilenme kanallarını açık tutma uğraşı veren basın emekçisidir. Kitap da bomba değildir. Okumak da suç değildir. Aydınlanma yeni ufuklara yelken açmanın keyifli yoludur. Güzel sanatlar, resim, heykel, sinema, tiyatro kültür dağarında suç barındırmaz. Sanatı suçla ilişkilendirmek, sanata yasak koymak çağdaş demokrasilerde utanç vesilesidir. Yaşadığınız toprakların kültürünü dünyaya tanıtma gibi ulusal bir ödev de yüklenir sanat. Yazı, eleştiri, şiir bireyin yaratıcılığıdır. Boşuna değil “Söz uçar yazı kalır” deyişi. Gelecekte bu coğrafyada soluk alıp verecek olan insanlar günümüzde yaşananları yazıyla, resimle, heykelle, fotoğrafla öğrenecekler. Bu anlamıyla sanat, tarihe düşülen kalıcı bir not, bir belgedir de. Ülke 15 Temmuz 2016 günü parlamenter demokrasiyi, laik cumhuriyeti, seçilmiş iktidarı, halkın özgürlüklerini de hedef alan bir askeri darbenin eşiğinden döndü. Yine yüzlerce insanımız öldü, bir o kadarı yaralan..]]> Tue, 02 Aug 2016 05:00:16 +0300 Şiirin saati https://www.evrensel.net/yazi/77138/siirin-saati https://www.evrensel.net/yazi/77138/siirin-saati? John Berger, yaşam serüvenimde kişiliği ve ürettikleri ile beni en çok etkileyen yazarlardan biridir. Yapıtları ile ufkumu genişletti, renklendirdi. Yazarlığını, sanat eleştirmenliğini, sinemaya, fotoğrafa, resim, heykel sanatlarına bakışını kıskanarak izledim. Bilgi dağarı bu kadar deli dolu başka kaç yazın insanı var bilemiyorum. Hayranlık duyduğum bir önemli yanı da bütün kökleri ile bağını koparmış bir dünyalı oluşu. Zulme uğrayan, yurdundan edilen, yoksulluğa bırakılan, sömürülen insanların en yakın dostu oluşu. Çünkü o haksızlıklara, hukuksuzluklara başkaldıran bir aktivist, gezegenin doğasını, havasını, suyunu, kültürünü ve insanını giderek yok olmaya sürükleyen vahşi kapitalizme karşı çıkan çağın önemli bir düşünürü. “Şiirin Saati” Türkiye’de 1988’de yayımlanan bir deneme kitabı John Berger’in. Dilimize Gönül Çapan çevirmiş. Kitaba adını veren denemesinde Berger insanın insana yaptığı kıyımları, işkenceyi tarihsel bir perspektiften işliyor. İnsan acılarına eşlik eden şiirler..]]> Tue, 26 Jul 2016 04:11:26 +0300 Bir darbe girişimi üzerine https://www.evrensel.net/yazi/77093/bir-darbe-girisimi-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/77093/bir-darbe-girisimi-uzerine? Tanığı olduğum ilk askeri darbe 27 Mayıs 1960’da yaşandı. Henüz üniversiteye adım atan genç bir öğrenciydim. Ülke, zorbalığın, şiddetin kol gezdiği bir ortamdan çıkıyordu. İktidarın, üniversite hocalarını “Kara Cüppeliler” diye tanımladığı, basın için Mecliste tahkikat (soruşturma) komisyonu oluşturduğu, kendisine yandaş olanları devletin radyosundan Vatan Cephesine katılma çağrılarının yapıldığı, yurttaşların ayrıştırıldığı yıllardan geçmiştik. Sol siyaset, sosyalist yazar ve şairler cezaevlerinde çile doldururken, yapıtları yasaklandığından okura ulaşamıyordu. İşte biz böyle sıkıntılı, baskıcı dönemden çıkışı coşkuyla karşılamıştık. Üniversite gençliği olarak ilk kez “özgürlük” sözcüğü ile tanışıyorduk. Kitaplar da özgürleşmişti. Ve bu sözcüğü çok sevdik. Elbette bu özgürlük havası çok sürmedi. Siyasetçiler yanına bugün bile ulaşılması güç 1961 Anayasası’nı “Bu halkımıza lüks” diyerek ortadan kaldırdılar. Yeniden ayrılmanın, kinin, nefretin yerleştiği yeni dönemler başladı. Şimdi düş..]]> Tue, 19 Jul 2016 04:25:45 +0300 Garip şiirler https://www.evrensel.net/yazi/77040/garip-siirler https://www.evrensel.net/yazi/77040/garip-siirler? Yılların eskitemediği ne çok kitap var. Kitaplığa uzanıp rasgele birini elime aldığımda çocuksu bir sevinç yüreğimi kıpır kıpır ediyor. Sayfalarında dolaşmaya başlıyor, yitirdiğine yeniden kavuşmanın tanımlanması zor heyecanına kaptırıyorum kendimi. Garip Şiirler Antolojisi de bu tür kitaplardan işte. 1958 yılında yayımlanmış. Elimdeki seçkinin sararmış yapraklarını çevirirken onca yıla karşın canlılığını, güncelliğini yitirmeyen, zekice, ustalıkla kotarılmış dizelerin büyüsüne kapılıp gidiyorum. Şiirlerin çoğunu bir çırpıda anımsayıverdim. Mesela Cahit Irgat’ın “Ekmeğimi gözyaşıma bandım da yedim” dizesini nasıl unutabilirdim? Ya da Arif Dino’nun “Taştan mantar tarlası / Çok yaşasın ölüler” dizelerini... Garip Şiirler seçkisini verimli bir çağında yitirdiğimiz Şair Ümit Yaşar Oğuzcan hazırlamış. Bilgi Yayınevi kitabın ilk baskısının iç kapağına koyduğu notta seçkinin 7 bin 25 adet basıldığına vurgu yapmış. Bu da okuma serüvenimizde geçen onca yıla karşın günümüzde önemli bir geliş..]]> Tue, 12 Jul 2016 04:38:40 +0300 Madımak ve dinmeyen acılar https://www.evrensel.net/yazi/76993/madimak-ve-dinmeyen-acilar https://www.evrensel.net/yazi/76993/madimak-ve-dinmeyen-acilar? Önceki gece üç beş dost toplanmış Madımak olayı üzerine konuşuyorduk. O nefret suçunun işlendiği Sivas’ı, 2 Temmuz 1993’te yaşanan, yakılan otelde yitirdiğimiz yazar, şair, sanatçı arkadaşlarımızı anıyor, ortak dostlarımızdan anıları paylaşıyorduk. Ülkenin değerli, aydın insanlarıydı tümü. Asım Bezirci gibi bir yazın ustasından, karıncayı incitmekten çekinen, iyi yürekli, üretken... Ne istedi o caniler? Ya Şair Metin Altıok, Behçet Aysan, sazıyla sözüyle, fotoğraflarıyla halkın beğeniyle izlediği öteki sanatçılar… Tam 35 can dile kolay, adalet ‘90’lı yıllarda da yerini bulmadı. Caniler, kışkırtıcıları ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaştılar. Tıpkı şimdilerde Suruç’un, Ankara ve İstanbul Katliamlarının eli kanlı tetikçilerinin, azmettiricilerinin küstahça toplum içinde dolaştıkları gibi… Düşünceyi ifade özgürlüğünü kullanan gazetecilerin, yazarların, çizerlerin kolayca cezalandırıldığı; hapse tıkıldığı ülkemde, katillerin, şiddet uygulayıcıları ve soyguncuların cezasız kalması..]]> Tue, 05 Jul 2016 05:00:56 +0300 Ismarlama suçlu nasıl yaratılır https://www.evrensel.net/yazi/76940/ismarlama-suclu-nasil-yaratilir https://www.evrensel.net/yazi/76940/ismarlama-suclu-nasil-yaratilir? Uruguaylı yazar, tarihçi Eduardo Galeano’dan esinlendim yazının başlığını. Türkçeye “Tepetaklak-tersine dünya okulu” adıyla aktarılan (çeviri: Bülent Kale) adlı bu kitabında Galeano o her zamanki ironi içeren üslubuyla okuruna yeni bir ufuk açmaya çalışır. Tüketim çılgınlığında beyinlere boca edilen kandırıcı, uyutucu mesajlarla tek tipleşen, bencilleşen bireyleri uyandırmaya çalışır. Onları kendilerine anlatılan pembe düş dünyasının dışında gerçek dünya ile tanıştırmaya çalışır. İnsanlık üstüne çöken eşitsizliğin, adaletsizliğin, sömürünün somut örneklerini anlatır birer birer. Galeano’nun 1998 de kaleme aldığı bu muhteşem çalışma 2004’te Çitlembik Yayınevi’nden yayınlanmış. Şimdi elimde çevirirken sayfalarını 12 yıl öncesi ile günümüz arasında değişen hiçbir şey yok. Olsa olsa sömürü, eşitsizlik, ırkçılık daha da arttı hepsi bu. “Tepetaklak” da yazarın amacı tersine okumalar yaptırmaktır genci yaşlısı ile bütün okurlarına. Bu amaçla da bölüm başlıkları her konuya göre değişir. Örneği..]]> Tue, 28 Jun 2016 04:34:54 +0300 Umutsuzluğa düşmek istemeyen ozanın türküsü https://www.evrensel.net/yazi/76892/umutsuzluga-dusmek-istemeyen-ozanin-turkusu https://www.evrensel.net/yazi/76892/umutsuzluga-dusmek-istemeyen-ozanin-turkusu? İnsan yüreğinde kıpırdayan bir tomurcuktur umut. Barışa, kardeşliğe, yaşama sevincine, özgürlüğe açılmayı bekler. Umut çiçek açtıkça, doğasıyla, canlı tüm varlıklarıyla güzelleşir gezegen. Kin, nefret yok olur. Öldürmeye değil yaşatmaya dönüşür insanların çabaları. Gelecek kuşaklara sancısız, savaşsız, doğası tertemiz bir dünya bırakmak istemek neden ütopya olsun. Yüzyıllar boyunca anamal düzeninin egemenliğinde mi kalmalı insanlık? Emeği, yaratıcılığı sömürülsün mü? Dinsel baskı altında ezberci, kaba milliyetçilik öğretisiyle şoven kuşaklar yetiştirmenin 21.yüzyılda ülkeye, insanlığa nasıl bir yararı olabilir ki. Böyle bir yapıyla savaşların dehşetinden, zulmünden, insanın insana kıyımından kurtarabilir miyiz dünyamızı? Belleğimizi mi yitirdik? Nükleer silahlanmanın, nükleer santrallerin neden olduğu felaketleri, yıkımları görmüyor, insanlık için, çevre için içerdiği tehlikelerden ders alamıyor muyuz hiç? Yazın ustalarından biri, Rus Yazar Mihail Şolohov, 1983 Eylül’ünde dünya yazarla..]]> Tue, 21 Jun 2016 04:10:56 +0300 Hayatın renkleri https://www.evrensel.net/yazi/76845/hayatin-renkleri https://www.evrensel.net/yazi/76845/hayatin-renkleri? Hayatı boşlamamak gerek dostlar. Doğanın insanlığa sunduğu güzelliklerden alabildiğine yararlanmalıyız. Ağacından, böceğinden, kuşlarından, yağmurundan, bulutundan, güneşinden… Tat almalı, var olmanın mutluluğunu duyumsamalıyız bedenlerimizde. Hayatın renklerinden hangisine kaymışsa gönlümüz onu yaşamalıyız bi’dolu. Bir mucizenin gerçekleşmesine tanık olur gibi güneşin karanlıkları delip yırtmasını seyrettiğinizde de, aslında hayatın kendisinin bir mucize olduğunun ayırtına varırız. Gecenin dinginliğinde yaşamınızı, geleceğe dönük umutlarınızı, ayrım gözetmeksizin sevebilme yeteneğinizi irdeleyebilmek, yaşama rotanızı çizebilmek de elinizde. Sabah gözünüzü açtığınızda güneşe karşı gülümseyerek “Yaşamak güzel şey be kardeşim” diyebilirsiniz. Bakmayın siz içinde bulunduğumuz dönemde hayatın renklerinden kendilerine en yakışanı yani gri ile karayı seçen birilerinin çevrenizde çoğalarak, türemelerine; mavileri, turuncuları, kırmızıları, morları, gök kuşağının tüm renklerini hayatın dışı..]]> Tue, 14 Jun 2016 04:51:48 +0300 Şairler ölümlü değildir https://www.evrensel.net/yazi/76744/sairler-olumlu-degildir https://www.evrensel.net/yazi/76744/sairler-olumlu-degildir? Dizeleri ile halkların yüreğinde iz bırakabilmiş şairlerin ölümsüz olduklarına inanırım. Tıpkı insanlığı ilkel doğmalardan arındırarak çağ atlatan bilim insanları, düşünürler, yazarlar ve sanatçılar gibi. İnsanın ufkunu açan, yaşamı sorgulamaya merak duygularını geliştirmeye yol açan keşifler, icatlar, el yazmalarından kitaba dek süren bir serüveni günümüze aktaran metinler, çağını gelecek kuşaklara tanıtan resimler, gravürler, heykeller. Bunların tümü gezegende hayat bulan insanlığın dağarına gün be gün yenisini kattığı kültür zenginlikleridir.. Nâzım Hikmet’te yaşadığımız coğrafyada boy veren çok yönlü kültür insanlarımızdan biriydi. Büyük bir şairdi. Tiyatro oyunları, sinema senaryoları yazdı. Resim sanatında da yeteneğini gösterdi. Gazeteciliğin hemen her alanında görev yaptı. Bütün yapıtlarında insanı, sevdayı, barışı, kardeşliği odağına alan Nâzım Hikmet Türkiyeli bir şair olarak dünya çapında bir çok ödüle değer görüldü. Yapıtları çeşitli ülke dillerine çevrildi, şiirleri g..]]> Tue, 31 May 2016 05:00:33 +0300 Yalnızlaşan insanlık https://www.evrensel.net/yazi/76693/yalnizlasan-insanlik https://www.evrensel.net/yazi/76693/yalnizlasan-insanlik? Toplumlarda bireyi sınıfından soyutlayarak yalnızlaştırmak yeni dünya düzeninin gezegene sunduğu en kötücül marifetlerinden biri diye düşünürüm. Küreselleşmenin; insan, özgürlük, hak, demokrasi gibi kavramları, içini boşaltarak siyasete malzeme yapması, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu gelişmekte gecikmiş, halkları edilgin kılan, uyutan baskıcı sistemin de yerleşmesine olanak sağlar. Böylece uluslararası sermayenin kullanımına açılan toplumlarda varsıl yoksul arasındaki uçurum alabildiğine derinleşir. Emek insanları, işçiler ve dar gelirliler için ana kentlerden varoşlara göç zorunluluğu başlar. Kentler giderek rantiyelerin alanı haline gelir. Çarpık yapılaşmada varsılların oturabildiği güvenlikli siteler, gökdelenler kentin siluetini, iklimini bozuyormuş, parklar, yeşil alanlar yitip gidiyormuş kimin umurunda. Bu durum yeni sorunların da ortaya çıkması demektir. Artık toplum katmanları arasında iletişim kaybolur. Bireylerin birbirini anlayabileceği ortak zemin, ortak bir anlatı ..]]> Tue, 24 May 2016 04:23:47 +0300 Küçük mutluluklar bulmak https://www.evrensel.net/yazi/76650/kucuk-mutluluklar-bulmak https://www.evrensel.net/yazi/76650/kucuk-mutluluklar-bulmak? Güneşli mayıs sabahlarından birine daha kuş cıvıltıları, çocuk sesleri ile uyandığımda mutlu bir esriklik içinde duyumsadım kendimi. Sanki ilk kez omuzlarımdaki ağır yükü atmış, kafamda biriktirdiğim onca acıyı, öfkeyi, sıkıntıyı unutmuş gibiydim. Salt doğayı dinlemek, insanlığa bahşettiği doyumsuz güzelliklerinden keyif almak, küçük mutluluklar bulmak isteğiyle doluydu içim. Martıların bitmez tükenmez gevezeliklerine, çocukların şen çığlıklarına, lodos nedeniyle kıyıya vuran kocaman dalgaların, doğada yalnız olmadığımızı anımsatan, hırçın sesine odaklanmıştım. Çiçekten çiçeğe uçuşan kelebeklerin, serçelerin ağaçlar, yeşillikler içinde yarattığı armoniyi, etrafımda vızıldayarak dönüp duran arıları, oturduğum köşemden kımıldamaksızın izliyordum. Gel de “Yaşamak güzel şey be kardeşim” diyen Nâzım Usta’yı anımsama. Bir süre sonra güzel bir düşten uyanırcasına kalkıyorum yerimden. Bu kez insanlığa küçük mutlulukları bile çok gören anamal düzeninin zorbaları takılıyor aklıma. “Yeni Dünya D..]]> Tue, 17 May 2016 05:00:06 +0300 Ses veren var mı? https://www.evrensel.net/yazi/76608/ses-veren-var-mi https://www.evrensel.net/yazi/76608/ses-veren-var-mi? Dört bir yanı kan ve gözyaşı ile yoğrulan ülkemin coğrafyasında, yaşantınızı her şey yolundaymışçasına sürdürmek zordur. Hele dünyaya kendi küçük pencerenizden bakmıyorsanız, şişkin egolarınız yoksa insani duygularınız, vicdanınız sizi yönetiyorsa o zaman zorluktan da öte, olanaksızlıklarla kuşatılmıştır yaşantınız. Çevrenizde “Ne çok vurdumduymaz var” diye şaşar, öfkelenirsiniz. Katliamlara, yıkımlara, ölümlere, evlerinden yurtlarından göçe zorlanan insanları görmezden, duymazdan, feryatlarını işitmezden gelen duyarsızlara öfkelenirsiniz. İçinde yer aldığınız toplumda, zulme, haksızlığa, hukuksuzluğa, ayrımcılığa, giderek artan şiddet olaylarına karşı suskun kalan ne çok insan olduğunu görür, öfkenizi içinizde büyütürsünüz. Halkın haber alma, bilgilenme hakkını savunan gazetecilere siyasal iktidarın terörist, casus, vatan haini suçlamalarına seyirci kalan ne çok meslek örgütü, ne çok gazeteci müsveddesi olduğuna tanık olur, mesleği bu acınası duruma getirenlere lanet okursunuz. Bir h..]]> Tue, 10 May 2016 04:14:26 +0300 Barışa uzanan yol https://www.evrensel.net/yazi/76456/barisa-uzanan-yol https://www.evrensel.net/yazi/76456/barisa-uzanan-yol? Barışa uzanan yol türlü tuzakla doludur. Dikenlidir, kanatır, hem teninizi hem yüreğinizi. Dünya siyaset tarihine baktığınızda barıştan yana olanların yani insanlık duyuları gelişmiş, vicdanlı bireylerin ne denli güçlüklerle karşılaştıklarını, ne ağır bedeller ödediklerini görürsünüz. Öncelikle devletler sevmez barışçıları. Savaşlardan nemalananlar, silah üreticileri, silah tacirleri de sevmez. Milliyetçiliği şovenlikle karıştıran ırkçılar sevmez. Yine de Devlet otoritesine, tehditlere karşın yaşamlarını riske ederek neden barışçı olur insan. Düşünmeye değer. Belki de insan olmanın, onurlu ve erdemli yaşamanın yolu barıştan geçtiği içindir. 20.yüzyılda iki büyük dünya savaşı geçirdi yerküremiz. Her iki büyük savaşta da ülkelerinin halklarını savaştan uzak tutmaya çalışan barışı konuşan, barışı yazan adları dünya tarihinin onur sayfalarında yer alan düşün insanları, yazarlar, şairler, sanatçılar barışa uzanan yol için önemli çabalar harcadılar. Vatan hainliği ile casuslukla suçlandılar..]]> Tue, 19 Apr 2016 04:57:04 +0300 Brecht'ten günümüze https://www.evrensel.net/yazi/76407/brechtten-gunumuze https://www.evrensel.net/yazi/76407/brechtten-gunumuze? Beş yıl önceydi. Eşimle Berlin’e gittik. Yakın tarihin acılarını çekmiş yaralarını sağaltmaya çalışan bir kent izlenimi edinmiştik ilk bakışta. Gezi uzadıkça doğa güzeli, kültür varlıklarıyla bezeli yemyeşil bir başkentin içinde bulduk kendimizi. Sevdalandık Berlin’e. Müzelerine konser salonlarına, halka açık saray bahçelerine hayran olduk. Kısaca Berlin deyince sanatın, politikanın, çevreciliğin her birinden söz açmak mümkün. Ama benim kafamda gittiğim ilk günden beni Brecht vardı. Onun gömütlüğüne gitmek, ünlü tiyatro kuramcısı, savaş karşıtı bu büyük yazar ve şaire saygı sunmak istiyordum. Bizim pek aklımızın ermediği bir kültür ve tarih anlayışları var Almanların. Yazarın, düşün insanının, ressamın, müzikçinin, sağcısı solcusu yok. Onlar yarattıkları ürünleriyle Alman kültürünün bir parçası sayılıyorlar. Otobüs şoförü durakta Roza Lüksemburg diye seslendiğinde şaşırmıyorsunuz. Umalım bir gün bizde de yerleşir bu anlayış, Doorotheen Devlet Mezarlığı Alman düşün insanlarının, sana..]]> Tue, 12 Apr 2016 05:00:15 +0300 Asıl adalet https://www.evrensel.net/yazi/76357/asil-adalet https://www.evrensel.net/yazi/76357/asil-adalet? Hukuk ve adalet kavramları üzerine toplumun okuryazar bireylerinin daha çok kafa yorması gerektiğine inananlardanım. Özellikle de siyasetin etkisinden kendisini kurtaramamış sistemimizdeki arızalar bir türlü giderilemiyorsa. Vicdanla, parmak hesabıyla çıkarılıveren yasalar birbirine uyum sağlamıyorsa. Yazar, çizer, gazeteci, sanatçı, bilim insanı, gencecik akademisyenler kolayca tutuklanabiliyor, cezaevlerine tıkılabiliyorsa, iktidarın sesi olanlara başka, sisteme muhalif olanlara bir başka adalet uygulanıyorsa, biz nasıl bu ülkede hukukun üstünlüğünden, yargı bağımsızlığından söz edebiliriz. Barış sözcüğünün, barışı savunmanın bile suç sayıldığı bir ülkeden bahsediyoruz Yarın 6 Nisan “Öldürülen Gazeteciler Günü”. 1908’den yani ikinci Meşrutiyetten günümüze 65 gazeteci öldürülmüş. Aralarında Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Çetin Emeç, Hrant Dink gibi yerleri kolay dolmayacak usta gazeteciler, Metin Göktepe gibi sahada görev yaparken gözaltına alınan ve kolluk görevlil..]]> Tue, 05 Apr 2016 04:51:14 +0300 Tarihe not düşmek https://www.evrensel.net/yazi/76258/tarihe-not-dusmek https://www.evrensel.net/yazi/76258/tarihe-not-dusmek? Tarih 20 Mart 2016. Günlerden pazar. Gazeteye haftalık yazım için bilgisayarın başına oturmuşum. O ne sayfa bir türlü düşmüyor! Bir yavaşlık bilgisayarda. İçime kurt düştü, sosyal medyaya göz atayım dedim. Erişim yok. Facebook sayfama giriş yok, Twitter’a da. İktidarın Newroz nedeniyle aldığı önlemler kapsamında olabilir mi? diye düşünmeye başladım. Eski bir maarif vekilinin sözü geldi aklıma. “Şu mektepler olmasa ne güzel yönetirdim ben maarifi” demiş hazret. Eh şimdi de iktidar ve bağlı kurumları zora girdikçe gazete kapatarak, hoşlanmadıkları televizyonları uydudan çıkarak, sosyal medyayı erişime engelleyerek işte kazasız belasız yönetiyorlar ülkeyi. Halkın haber alma hakkı, ifade özgürlüğü, temel hak dediniz. Ne gerek var. Haberleri Cumhurbaşkanının sık sık bilgilendirdiği muhtarlardan, kaymakamlardan alırsınız olur biter. Ayrıca biliyorsunuz demokrasi aşkına iktidarımızın yurttaşlara dönük sürprizleri hiç bitmez. Şimdilerde yazılısı ve görseli ile basını nasıl yeni bir düzene otur..]]> Tue, 22 Mar 2016 05:00:48 +0300 Yükseliş ve düşüş https://www.evrensel.net/yazi/76208/yukselis-ve-dusus https://www.evrensel.net/yazi/76208/yukselis-ve-dusus? Siyaset gündemini, siyasi partilerinin yararı doğrultusunda ustalıkla değiştirebilen bir iktidarımız var. Bu başarıda(!) kuşkusuz kendilerini “muhalefet” diye tanımlayan siyasal partilerin, haberciliği magazine dönüştüren medyanın, edilgin kılınmış, suskun, mütevekkil halkımızın da payı çok. “Halkın haber alma kanalları tıkalı” deyip duruyoruz. İyi de yurttaşlar haber almaya, ülkede yaşanan olayları öğrenmeye istekli mi? Bu soru bence ciddi bir araştırma, inceleme konusudur. Zaten habere ulaşmak da öyle kolay değil bu ülkede. Bir meslektaşın dediği gibi olay yerine henüz cankurtaran ulaşamadan “yasaklama” devreye girmiş oluyor. Geçtiğimiz hafta 12 Mart muhtırasının yıl dönümüydü. Kanımca bugünlere yol veren, ardından gelen faşist cuntayı doğuran önemli bir askeri darbeydi 12 Mart. Dikkatimi çeken bu önemli yıl dönümünün medyada, akademik çevrelerde, sivil toplum inisiyatiflerinde yeterince tartışıl(a)maması. Selimiye Kışlası’nda bir yıl boyunca sıkıyönetim mahkemelerinde duruşmaları T..]]> Tue, 15 Mar 2016 05:00:10 +0300 Dünya emekçi kadınlarına saygı https://www.evrensel.net/yazi/76160/dunya-emekci-kadinlarina-saygi https://www.evrensel.net/yazi/76160/dunya-emekci-kadinlarina-saygi? Kadın, erkek, çocuk fark etmez anamal düzeni için. Emeği sömürmek fıtratında vardır. Şimdi oturup da yeni dünya düzeninde “Emekçi Kadınlar Günü’nün” nasıl olup da Kadınlar Günü’ne çevrildiğini sizlere anlatacak değilim. Yaşıyor ve görüyoruz. Türkiyemizden en yakın bir örnekle başlayalım. “Alanlar Emekçi Kadınlara yasak.” Yılda bir gün olsun şarkılarla, danslarla kutlayacakları; kadın cinayetlerine, şiddete, kadın sömürüsüne, savaşa karşı barıştan yana dileklerini dillendirebilecekleri alanlar onlara kapalı. Ya nereleri açık! Kadın gücünün farkında olmayanlar, dinsel bağnazlığın pençesinden kendini kurtaramayanlar için tüketim mekanları. AVM’lerde ya da evlerde altın günleri yaparak Dünya Kadınlar Günü’nü özgürce anabilirler. Emekten söz açmışken ülkede iktidarın son 10 günde basın sektörü üzerinde oynadığı oyunlara, işsiz gazeteci sayısındaki inanılmaz artışa da göz atmak gerekiyor. İktidarın eleştirel gazeteciliğe asla tahammülü olmadığını biliyoruz. Ama son yapılan hamleler iktidar..]]> Tue, 08 Mar 2016 04:10:36 +0300 Köşe yazarlığı üstüne https://www.evrensel.net/yazi/76102/kose-yazarligi-ustune https://www.evrensel.net/yazi/76102/kose-yazarligi-ustune? Köşe yazarlığı denildiğinde insan odaklı, okurun ufkunu genişleten, barışçıl bir yazı biçemi gelir aklıma. “Edebiyatın deneme tadını duyurabilmeli” diye de düşünürüm. Basın sektöründe son yıllarda köşe yazarlığı adeta başlı başına bir meslek haline geldi. Gazeteciliğin mutfağında bulunmamış, gazeteci olmayı aklından bile geçirmemiş pek çok kişi şimdilerde bakıyorsunuz yayın organlarının köşelerinden sizlere gülümsüyor. Gülümsemekle kalsalar iyi. Kalemleri nefret kusuyor, yalan ve iftira saçıyor. Güce yaslanmanın verdiği rahatlıkla, mesleğin onurlu yazar, çizerlerine düşüncelerini sakınmadan ifade eden, halkın haber alma bilgilenme hakkına sahip çıkan gazetecilere, yazarlara hakaret ediyor, savcılara, iktidara jurnal ediyorlar. Sırf nesnel bir haberciliğin ülkede yaygınlaşması için uğraş verenlere tehditler yağdırıyor, sosyal medyada linç kampanyaları başlatıyorlar. Evrensel basın ilkelerini, hukuk ilkelerini ayaklar altına alıp sonra sağda solda şişinerek ne büyük gazeteci olduklarını ..]]> Tue, 01 Mar 2016 04:23:02 +0300 Bir bir sönüyor ışıkları insanlığın https://www.evrensel.net/yazi/76049/bir-bir-sonuyor-isiklari-insanligin https://www.evrensel.net/yazi/76049/bir-bir-sonuyor-isiklari-insanligin? Bağnazlığın, cehaletin, ırkçılığın, Vandallığın ön aldığı bir dönemi yaşıyor gezegen. Şifreleri çözdükçe, yalan dolanın parlak zekalılığı, güçlüye yalakalığın yetenekliliği, muhbirliğin devlet politikalarına bağlılığı gösterdiğini öğrenmeye başladık. Çoluk çocuk demeden insan öldürmenin de yüksek bir stratejinin başarılı sonuçları olarak halklara sunulduğuna tanıklık ettik. Böyle bir düzende elbette ölümler, yıkımlar, göçler alabildiğine artarken bireylerin temel hak ve özgürlükleri tutsak ediliyor. Haber alma, gerçekleri öğrenme kanalları tıkanıyor. Nazizm’i, faşizmi yargılayan uluslararası insanlık suçları adaleti 21.yüzyılda her gün biraz daha sıradanlaşıyor. Yok olmaya yüz tutuyor. Gülten Akın’ın “Kimse” şiiri geliyor aklıma ister istemez: “itip beni / balıma dadanan bu çağı sevmedim.” Ben de sevemedim hiç. Umberto Eco’nun ölüm haberini aldığımda düşündüm. Bilgelikleri ile, yapıtları ile insanlığa ışık saçan evrensel değerdeki yazarlar düşünürler de yitiyor birbiri peşi sıra. Edua..]]> Tue, 23 Feb 2016 05:00:00 +0300 Söz özgürlüğü üstüne https://www.evrensel.net/yazi/75994/soz-ozgurlugu-ustune https://www.evrensel.net/yazi/75994/soz-ozgurlugu-ustune? Kendimi iyi hissetmediğim zamanlarda -ki şu sıralarda bir hayli sık yaşadığım bir durum- kitaplığıma yöneliyorum. Bana güç veren, ufkumu açan yazarlarımdan birinin yapıtını alıyorum. Bir köşeye çekilip okumaya başlıyorum. Kim bilir kaçıncı kez. Olsun. Her okuyuşta sanki yeni tatlar buluyor, rahatlıyorum. Bu hafta sonu da böyle oldu. Keyifle sayfalarında dolaştığım kitap, Sabahattin Eyüboğlu’nun dilimize armağan ettiği Montaigne’nin Denemeler’iydi. Bildiğiniz gibi Montaigne (1533-1592) yalnız ülkesi Fransa’da değil hemen hemen dünyanın bütün ülkelerinde Denemeler’i ile ün yaptı. Kültür dağarı ve bilgeliği ile okurlarını aydınlattı. Yanılmıyorsam Türkçede de çevirisi en çok baskı yapan yabancı yazarlardan biri oldu. Beni asıl hayrete düşüren Montaigne’in yaşadığı çağı gözlemler, analiz ederken günümüzü de berraklıkla görebilmesidir. Kimi denemeleri sanki günümüz insanını anlatır. Mesela “Söz Özgürlüğü” başlıklı denemesinden bir bölüme göz atalım. Şöyle diyor bilge yazar; “Kralların şaşt..]]> Tue, 16 Feb 2016 05:00:05 +0300 Çalınmış çocuklar https://www.evrensel.net/yazi/75949/calinmis-cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/75949/calinmis-cocuklar? Savaşların, faşizan rejimlerin, diktatörlüklerin en büyük mağdurlarıdır çocuklar. Dünya siyaset tarihi, toplum bilim araştırmaları ve yakın çağdaki tanıklıklar böyle söylüyor. İbret alınsın diye belgeler sunuyor toplumlara. Arjantin’de, Şili’de, İspanya’da, Pinochetlerin, Vidalaların, Frankoların öldürttüğü muhalif ailelerin bebeklerini, çocuklarını kendi yandaşlarına nasıl dağıttıklarının anısı hâlâ taze. Kayıp çocuklar, çalınan çocuklar… Ne yazık ki, bilimin, teknolojinin ve barışın çağı diye adlandırılan 21.yüzyıla savaşlarda, bölgesel çatışmalarda, anasız babasız, yersiz yurtsuz kalan, tecavüze uğrayan, acımasızca katledilen çocukların yürek burkan dramları damga vurdu. Bir önceki yüzyılı unutmadan günümüzde de savaşların itelediği göç tufanı içinde ölen kaybolan adsız kalan çocuklar, üstelik küresel bazda her gün biraz daha büyüyor. Afganistan, Irak, Filistin, Suriye çocukların açlık, silah nefret ve ölümle terbiye edildiği ülkeler. Yer altı servetleri için çok uluslu şirketlerin,..]]> Tue, 09 Feb 2016 05:00:39 +0300 Diyarbakır izlenimleri https://www.evrensel.net/yazi/75843/diyarbakir-izlenimleri https://www.evrensel.net/yazi/75843/diyarbakir-izlenimleri? Hafta sonu dört meslek örgütü başkan ve sorumlularından oluşan bir heyetle Diyarbakır’a gittik. Zorlu koşullar altında görev yapmaya çabalayan gazetecilere deste vermek, ilk elde yardımcı olabileceğimiz acil sorunlarına çözüm bulmalarına yardımcı olmaktı amacımız. Diyarbakır’da görev yapan muhabir, foto muhabiri, kameraman arkadaşlarla bir araya geldiğimiz toplantıda en çok vurgu yapılan sözcük “dayanışma”ydı. Gazetecilerin yurt düzeyinde bölünmüş, savrulmuş hali basını yurttaşların güveneceği iktidarı denetleyen bir güç olmaktan uzak tutuyordu. Açık yüreklilikle şikayetlerini sıraladılar. Sahada görev yapan gazetecilere kolluk güçlerinin gazeteci değil terör örgütü üyesi muamelesi yaptığını anlatıyor örnekler veriyorlardı. Hemen her olayda gözaltına alındıklarını, hırpalandıklarını, kötü muamele gördüklerini söylüyorlardı. Yaygın basının haberlerine sansür uyguladığını bazen de haberleri üzerinde oynadıklarını iddia ediyorlardı. Gazeteciler arasında birlik ve dayanışma eksikliğinden y..]]> Tue, 26 Jan 2016 05:00:41 +0300 N’olacak bu ülkenin hali https://www.evrensel.net/yazi/75790/nolacak-bu-ulkenin-hali https://www.evrensel.net/yazi/75790/nolacak-bu-ulkenin-hali? Yolda, vapurda, tramvayda rastladığım her tanıdık yüz, bir vesileyle yanıma sokuluyor. Havadan sudan bir iki sözcükten sonra “Ya hocam siz gazetecisiniz, bilirsiniz neler oluyor ülkede?” diye bir muhabbet açmaya çalışıyor. Beni daha yakından tanıyan ahbaplarsa meyhane jargonuyla açıyorlar lafı: Hoca ya! N’olacak bu ülkenin hali? Artık bir 70’lik de kesmiyor. Dilimin ucuna Nâzım’ın dizeleri geliyor ama “Ah be kardeşim kabahatin büyüğü de sende” diyemiyorum. Sadece gülümsemekle yetinip kendimin de inanmadığı bir iki cümle mırıldanıp kaçar gibi uzaklaşıyorum. Tek parti döneminden çok partili döneme geçiş tarihimiz 1946. Onca uzun bir süreçten sonra 2016’ya ayak bastığımızda hiç değilse düşünceyi ifade özgürlüğünün, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı bir demokrasiyi yaşıyor olmalıydık. Olmadı. Olamadı. Aradan geçen 70 yılda ülke yönetmeye soyunanlar, insan odaklı bir yönetim bilincini toplum hayatına geçirmeyi başaramadılar. Çağdaş parlamenter demokrasilerin değerlerine..]]> Tue, 19 Jan 2016 04:52:26 +0300 Araçlaştırılan gazetecilik https://www.evrensel.net/yazi/75733/araclastirilan-gazetecilik https://www.evrensel.net/yazi/75733/araclastirilan-gazetecilik? 10 Ocak Pazar günü İstanbul, Ankara, İzmir’de bu zorlu ortamda dik durmayı becerebilen gazeteciler yürüyüş yaptılar. Kamuoyunun haber alma, bilgilenme hakkına saygı, tutuklu gazetecilere özgürlük istediler. Barış odaklı insan odaklı haberciliği savundular. 10 Ocak 1961’de yürürlüğe giren 212 sayılı Yasa’nın günümüzde de çalışan gazetecileri koruyan tek yasa olduğunu vurgulayarak iktidarın bu yasa üzeriden elini çekmesi gerektiğinin önemle üzerinde durdular. Kısaca Gazeteciler Günü adına yaraşır etkinliklerle kutlandı. ‘Kutlama’ sözcüğünü özellikle kullanıyorum. Çünkü yazılısı, görseli, işitseli ile medyanın araçlaştırılmasına aracı olan kimi gazeteci esnafının çabalarına karşın; çalışanı, işsiz olanı, emeklisi ile mesleğine gönül vermiş, haksızlıklara göğüs geren cemiyetleri, sendikaları ile dimdik duran arkadaşlarımızı gördüm. Gerçekleri halka iletebilme uğruna ödetilen ağır bedeller onları asla yıldırmıyor. Her gün biraz daha güçleniyor ve büyüyoruz. Ayrımcılıkları, takıntıları bir y..]]> Tue, 12 Jan 2016 05:00:30 +0300 İyimserlik https://www.evrensel.net/yazi/75683/iyimserlik https://www.evrensel.net/yazi/75683/iyimserlik? Yazının başlığını okuyunca yaşadığımız coğrafyada düşünen, sorgulayan bireyler için en olmayacak şey “iyimserlik” diyebilirsiniz. Haklısınız da doğuda güneydoğuda adı konmamış bir savaş tüm acımasızlığı ile sürerken, yazılısı ile görseli ile medyanın büyük bölümü yaşananları halktan saklamayı, haberleri maniple etmeyi kendilerine görev edinmişlerse, sosyal medyada bilgi kirliliğinden geçilmiyorsa ve bütün bunlara karşı iktidar ve muhalefet başkanlık sistemini tartışmaktan öte halk yararına hiçbir politika üretemiyorsa böyle bir ortamda iyimser olma olanağı kalır mı? Üç ihtilal, birkaç darbe girişimi dönemlerine tanık olmuşum. Dik durmaya çaba harcarken payıma düşen küçük bedeller de ödemişim. “Küçük” diyorum çünkü bizim kuşağın ve bir sonraki kuşağın gençleri öylesine ağır bedeller ödediler ki onların yaşadıkları yanında söz etmeye bile değmez benimkiler. Kısaca tüm bunlar sizi karamsarlığa iter. Hatta biraz da melankoliye. Şanslıydık öte yandan nice çileler görmüş, haksızlıklara uğra..]]> Tue, 05 Jan 2016 05:00:12 +0300 Seni sevdim artık tek mümkünüm sensin https://www.evrensel.net/yazi/75630/seni-sevdim-artik-tek-mumkunum-sensin https://www.evrensel.net/yazi/75630/seni-sevdim-artik-tek-mumkunum-sensin? Yeni yıl üzerine yazmak öteden beri güç gelir. İnsanlık için daha yaşanılası bir dünya isteyen, iyi dileklerle sonlanmış yazılara günümüzde kim inanır artık. Birbiri peşi sıra iyi niyet dileklerinden oluşmuş metinlerin bir değeri kalmadı. “Cehennem iyi niyet taşlarından döşenmiştir” dermiş Goethe. Sosyal hayatta, siyasette, ekonomide yaşananlar Goethe’yi doğruluyor. Gerçek acı da olsa konuşulmalı, yazılmalı, arayıp bulunmalı. Nedenleri ile mücadele edilmeli güç de olsa. Dünyada bir yandan anamal düzeni pembe masallarla halkları uyuturken, bir yandan da silah endüstrisini pompalıyor. Halkların haber alma kanallarını tıkıyor. Dev sermayeli medyası ile insanları kendi doğrularına inandırıyor. Terörü besleyen odaklar devlet terörleri, dört bir yanda sürdürülen çıkar çatışmalarının perde arkası halktan gizleniyor. Bu tür gerçekleri halka iletmek isteyen gazeteciler ise ya öldürülüyor ya da etkisiz hale getiriliyor. Yerküre daha 21. yüzyılın çeyreğine varmadan insanın insana kıyımına tanık o..]]> Tue, 29 Dec 2015 05:00:45 +0300 Önce insan https://www.evrensel.net/yazi/75526/once-insan https://www.evrensel.net/yazi/75526/once-insan? Kendimle bir tür hesaplaşmaydı hafta sonu yaşadıklarım. Bir yanım yazılacak ne kaldı? Bak toplumun büyük kesimi hayatından memnun; dizi seyrederek, AVM’lerde hafta sonu geçirerek sürdürüyorlar yaşamlarını. Şükrediyorlar. Kendilerine bağışlanan bu yaşam biçimi yetiyor onlara. Ülke savaşın eşiğindeymiş, ekonomi rayından çıkmış, içinde soluk alıp verdiğimiz coğrafyayı kan götürüyor, her gün biraz daha şiddetleniyor çatışmalar. Ölenlerin, yerinden yurdundan edilenlerin, yaralananların, yakılan evlerin, boşaltılan köylerin, sönen ocakların çetelesi yok. Kimin umurunda. Hiç mi hiç ilgilendirmiyor bu kaos onları. İstikrar adına oy verdikleri iktidara sor(a)muyorlar bile. Hani istikrar? Şükrediyorlar salt. Vahşi kapitalizmin öngördüğü bu kısır yaşam biçimini Tanrıdan biliyorlar. Alın yazısı belliyorlar. Şükrediyorlar yalnızca, gece gündüz demeden. Hey! kendine gel diyor beriki yanım; gençliğin, olgunluk çağın mücadeleyle geçti. Neler gördü bizim kuşak, sonrakiler, daha sonrakiler. Ne zulümler..]]> Tue, 15 Dec 2015 04:59:47 +0300 Susmayacağız! https://www.evrensel.net/yazi/75413/susmayacagiz https://www.evrensel.net/yazi/75413/susmayacagiz? Türkiye barışı, emeği ve kardeşliği savunan bireylerini bir bir yitiriyor. Sağ kalanlar da sudan bahanelerle cezaevi hücrelerine konuluyor. Hafta sonu Uluslararası Af Örgütü Üyesi, İnsan Hakları Savunucusu Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi öldürüldü. Nedeni niçini yok. Derin devlet böyle istedi. Çünkü bu gücü oluşturanların en çok korktukları sözcük “barış ve de halkların kardeşliği” Onlar savaşla besleniyorlar. Öldürme sanatında ustalar. Yakarak, yıkarak, ölüm saçarak toplumu korkutmaya, bireyleri edilgin kılmaya çalışıyorlar. Hedeflerinde halkın haber alma, bilgilenme kanallarını tıkamak var. Böylece okumayan, irdelemeyen, sorgulamayan bireylerin oluşturduğu bir toplum yaratma sevdasındalar. Bütün kurum ve kuralları ile işleyen demokrasiye düşmanlar, özgür düşünmeye, sanata, insan haklarına, çağdaş hukuk ilkelerine düşmanlar. Mesleğini dürüst yapan gazetecilerin tümüne, kalemlerini satın alamadıkları yazarlara düşmanlar. İstiyorlar ki herkes iktidarlarına biat etsin. Yurttaşların te..]]> Tue, 01 Dec 2015 05:00:57 +0300 Özgürlük https://www.evrensel.net/yazi/75363/ozgurluk https://www.evrensel.net/yazi/75363/ozgurluk? Hafta sonu İstanbul’daki şiddetli lodos fırtınası Ada halkını tutsak etti. İki yıldır yaz kış bana martıları, kedi köpekleri, ağaçları ile kucak açan güzelim Burgaz Ada’da özgürlüğüm elimden alınmışçasına bir duyguya kapıldım. Sanki sürgündeymişçesine bir gariplik çöktü içime. Hiç bir deniz aracı ne vapur, ne deniz motorları, ne de deniz taksi ulaşabiliyor adaya. “Fırsattan yararlan bu zoraki tatilin keyfini çıkar” diyebilirsiniz haklı olarak. Gelin görün ki şöyle ya da böyle insanın özgürlüğünün kısıtlanması, özgürlüğe tutkun insanlar için yaşamlarındaki en zor şeydir. Nedeni ne olursa olsun kolay kabul edilebilecek bir durum da değildir. Sonra düşündüm. Benim, bizim ada halkının şu iki günlük sıkıntısı. Yılda bir iki kez yaşanabilen doğa olaylarından biriydi elimizi kolumuzu bağlayan. Ya haksız, hukuksuz bir biçimde özgürlüklerinden yoksun kalan insanlara ne demeli? Düşüncelerinden ötürü, yazdıkları, çizdiklerinden ötürü, bilim insanı duruşları iktidarların hoşuna gitmediği için, sır..]]> Tue, 24 Nov 2015 04:55:14 +0300 Gülten Akın https://www.evrensel.net/yazi/75262/gulten-akin https://www.evrensel.net/yazi/75262/gulten-akin? Edebiyata gönül vermişseniz şiire, şiiri yaratan şairlere kayıtsız değilseniz mutlaka iyi bir okur olarak sizin de yanınızdan, başucunuzdan ayırmadığınız yazarlarınız ve şairleriniz vardır. Metinlerinde, dizelerinde kendinizi bulursunuz. Belleğinize bir oya gibi işlenir onların sözcükleri. Artık hayata daha bir başka gözle bakmanızı sağlar o usta işi sözcükler. Bir şiir tutkunu olduğumu söylemeliyim. Vazgeçemediğim, kimi yazılarımda “has şairlerim” nitelemesini kullandığım şairlerim oldu hep. Metin Eloğlu gibi, Turgut Uyar gibi, Edip Cansever gibi ve elbette her dizesini, her şiirini yeniden yeniden okuduğum, üzerinde düşündüğüm bir şairdi Gülten Akın. Nicedir kötücül hastalığı ile baş etme uğraşı içindeydi. Sonuçta yenilgi kaçınılmaz oldu. Bilge şairimiz de okurlarını öksüz koyarak gidiverdi aramızdan. Sahi ne çok değer yitiriyor toplum. Etrafına ışık saçan iyi, aydınlık insanlar bir bir gidiyor aramızdan. Gülten Akın’ın son kitabı ‘Beni Sorarsa’da (YKY) iki dizelik “Veda” şiiri yalnı..]]> Tue, 10 Nov 2015 04:52:39 +0300 Suyun Şarkısı https://www.evrensel.net/yazi/75172/suyun-sarkisi https://www.evrensel.net/yazi/75172/suyun-sarkisi? Sonbahar’dan hüzün mevsimi diye söz edilir sıkça. Ağaçların kuruyan dalları yerlere dökülen sararmış yaprakları şairlere, yazarlara, ressamlara ilham verse de içinde barındırdığı hüzün yakamızı bırakmaz. Bencileyin gün ışığını sevenler için erkenden bastıran karanlık hava bir hüzün nedenlidir. Bir ömrün bitişini hatırlatan dost ölümleri de öyle. Diğer mevsimlerde de dostlarınızdan ölen olmuyor mu? Diyebilirsiniz elbet. Haklısınız da. Belki de bizim kuşak gibi yaşını başını almışlar için şu sıralar dost yitirmenin duygusal ağırlığını daha bir elle tutuluyor hissediliyor. Bu sonbahar muhabbeti nerden çıktı. Okurla paylaşmasam olmaz. 2015 Kasım ayı karımla benim için özel bir ay. 1 Kasım tanışmamızın 50, evliliğimizin de 47.yılı. 4 Kasım ise karımın doğum günü. Karımın hastalığı yüzünden iki yıldır kutlayamıyoruz. Oysa iki yıl öncesine dek en sevdiğimiz aydı kasım. Diyeceğim hüzünü acıları aylara mevsimlere yüklememek gerekiyor. Hüzün de acı da insanların yüreğinde. Tıpkı sevginin,..]]> Tue, 27 Oct 2015 05:00:44 +0300 Yasak hemşerim https://www.evrensel.net/yazi/75122/yasak-hemserim https://www.evrensel.net/yazi/75122/yasak-hemserim? Uluslararası arenada yurttaş hakları konu edildiğinde Türkiye’nin adı totaliter rejimle yönetilen bir kaç ülkeyle, son sıralarda yer alıyor. Utanç verici bir saptama. Halkımız bu değerlendirmeye layık değil diye düşünmek istiyorum. Ne var ki gerçeklere baktığınızda ‘düşünceyi ifade özgürlüğü’, kamuoyunun haber alma, bilgilenme hakkı yasak, temel hak ve özgürlükler kısıtlı, kaynağını anayasadan alan toplantı, gösteri özgürlüğü de yasak, eleştirel yazı çizi, tiyatro oyunu, sinema filmi yasak. İktidara muhalifseniz, sosyalist görüşlüyseniz. Cumhuriyetçi iseniz, barışı savunuyorsanız sizler zaten yasaklarla çembere alınmış durumdasınız. Hak, adalet demeyin. Hukukun üstünlüğü, ileri demokrasi çoktan beri mevta. Ankara’da ülke siyasi tarihinin en büyük katliamı gerçekleşmiş. Üzerinde konuşamıyor, yazıp çizemiyorsunuz. Ölenlerin sayısını, ağır yaralıları kamuoyu için, yakınları için araştıramıyorsunuz. Mahkemenin yasaklama gerekçesi “soruşturmanın selameti”. Peki, halkların doğruları öğrenm..]]> Tue, 20 Oct 2015 05:04:42 +0300 Nasıl bir gazetecilik? https://www.evrensel.net/yazi/75031/nasil-bir-gazetecilik https://www.evrensel.net/yazi/75031/nasil-bir-gazetecilik? Ahmet Hakan’a o çirkin saldırının gerçekleştiği günün ertesinde bir Alman gazeteci dost ziyaretime geldi. Hoş beş sonrası hemen sorusunu yöneltti. Bu güç koşullarda gazeteciler, yazarlar nasıl kalem oynatabiliyorlardı. Öyle ya, bir yanda iktidarın kendinden görmediği medyaya uyguladığı polisiye ve ekonomik baskılar, öte yandan zorbalardan, twitter trollerinden oluşan tehdit timleri. Dayak, ölüm tehditleri. Bunlara, iktidarlarla ilgili her eleştiriye fevkalade “hassas” olan savcı ve yargıçları da eklediğinizde medya için durum gerçekten vahim görünüyor. Yanıtım ne olabilirdi yabancı meslektaşa. Düşünceyi ifade özgürlüğünün önünde hiçbir engel bulunmayan, halkının haber alma, bilgilenme hakkını serbestçe kullanabildiği, yalnız gazetecilerin değil tüm yurttaşlarının temel hak ve özgürlüklerinin güvence altında olduğu bir ülkeden geliyordu o. Üstelik memleketinde her gün her saatte ekranda olan bir Cumhurbaşkanına kaldı ki alışık değil. Şimdi bu adama nasıl anlatırsınız Türkiye’deki gazete..]]> Tue, 06 Oct 2015 05:16:32 +0300 Bozguncu https://www.evrensel.net/yazi/74980/bozguncu https://www.evrensel.net/yazi/74980/bozguncu? Bilgi çağı deniliyor yüzyılımıza. Bilgiye ulaşmanın elinizin altındaki bir düğmeye basmakla gerçekleşebildiği bir dünyada yaşadığımız anımsatılıyor sıklıkla. Doğru mu? Yoksa tek tip insanlaştırmaya yönelik bir bilgisizleştirme furyasıyla mı karşı karşıyayız? Sömürü üzerine oturttukları stratejileri ile varlıklarını sürdüren “varsıl ülkeler kulübü” yoksul ülkelere pembe hayallerle yüklü görsel malzeme yığıyor, televizyon, internet aracılığıyla. Tekellerine aldıkları iletişim ağı ile beyinlerini yıkıyorlar insanların. Renkli, cicili bicili gazete, dergi ve görsel medya malzemesiyle halkların bilgi kanallarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyorlar. Uluslararası dev ajanslarla dünyanın dört bir yanında halkların bilinçaltına bireyi tek tipleştiren, klişe haberlerle reklam bombardımanıyla beyinleri iğdiş ediyorlar. Paşa gönüllerini tedirgin eden haber ve görüntüler medya tekellerinin becerikli yöntemleriyle bir bir ayıklanıyor. Durum kapitalist düzenin egemen olduğu varsıl ve güçlü ül..]]> Tue, 29 Sep 2015 05:02:34 +0300 Bayramları yaşayamayan bir toplum yaratmak https://www.evrensel.net/yazi/74934/bayramlari-yasayamayan-bir-toplum-yaratmak https://www.evrensel.net/yazi/74934/bayramlari-yasayamayan-bir-toplum-yaratmak? Baş döndürücü bir hızla yol alıyor zaman. İnsan belli bir yaş olgunluğuna ulaştığında zamanın acımasızlığını daha da iyi kavrıyor. Belki de ondandır. Büyük annelerin, büyük babaların yakınmalarında sıkça dile getirdikleri “Nerede o eski bayramlar…” söylemi. Aslına bakarsanız insanlık yeni bir çağı yaşıyor. Her alanda kendini hissettiren teknolojik gelişme bireylere yeni rol modeller biçiyor. Genci, yaşlısı, erkeği, kadını çoğunlukla sanal bir ekran üzerinde izliyor akıp giden yaşamı. Ona gerçek hayatına yükleyemediği hayallerini, özlemlerini, duyguları aktarıyor. Sevinçlerini öfkelerini de. Kentlerde çok katlı binalar, gökdelenler, albenili alışveriş merkezleri yükseliyor. İçinde göstermelik yeşil alanı, yapay gölleri ile güvenlikçilerin koruduğu sitelerde sürüyor kimi hayatlar. Ayrıcalıklı olmanın bir başka göstergesi. Teknolojiyi insan yararına değil, çok uluslu şirketlerin kazanç hanesine dönüştürmek ise elbette yeni dünya düzeninin marifeti. Kapitalist sistemin insanları yalnızlaşt..]]> Tue, 22 Sep 2015 04:52:42 +0300 12 Eylül'ün ardılları https://www.evrensel.net/yazi/74885/12-eylulun-ardillari https://www.evrensel.net/yazi/74885/12-eylulun-ardillari? “Türkiye’de askeri vesayeti kaldıracağız” sloganıyla 2002 seçimlerinde sandıktan zaferle çıkmıştı AKP.Yeni iktidarları ülkede ileri demokrasi vaatleriyle de halkın bir bölümünden, liberal demokrat aydınlardan desteğini almıştı. Zaman geçtikçe ileri demokrasi şöyle dursun, aksak yürüyen demokrasiyle halkın elde edebildiği bir takım kazanımlar da yitiverdi. Askeri vesayet kalktı ama sivil vesayet bütün ağırlığı ile toplumun üstüne çöktü. Anayasa bir kez delinmeyle topluma bir şey olmaz demişti de aydın kesimden, hukukçulardan büyük tepki görmüştü Turgut Özal. Şimdi Cumhurbaşkanı’nın ve AKP iktidarlarının elinde Anayasa delik deşik.Türkiye insanına onulmaz acılar yaşatan 12 Eylül Cuntası sonuçta yok oldu.Oysa bireylerin belleğine kazınan korku ikliminin izleri silinmedi. Tersine AKP iktidarlarının icraatlarına payanda oldu. 81 Anayasası birkaç küçük rötuşla iktidarın en büyük kozu. Baskıcı yasalar, hukuksuzluk günümüzde aynen sürüyor. Ardılları şimdilerde toplumu kutuplaştırmakla meşgul...]]> Tue, 15 Sep 2015 05:00:01 +0300 Ölüme alıştırmak https://www.evrensel.net/yazi/74836/olume-alistirmak https://www.evrensel.net/yazi/74836/olume-alistirmak? Silvan’da bir duvar yazısı; ‘Şimdi burda ölürsek, en fazla kahvede çaylar soğur…’ Belli ki yaşama küskün, umutlarını yitirmiş bir gencin elinden çıkma. Ölümü ciddiye almayacak kadar çaresiz oluşu insanın kanını donduruyor, canını acıtıyor. Uğur Güç’ün objektifine aldığı bu yazıyı gördüğüm günden beri toparlayamıyorum kendimi. Yüreğimde sancı dinmek bilmiyor. Neden diyorum devletimiz yurttaşlarına, özellikle gençlerine bu denli gaddar?1960 yılından bu yana ne kadar genç öldürüldü bu topraklarda. Yargısız infazlarda, idamlarda, işkencelerde, planlanmış kör tuzaklarda. Sayısını bilen var mı? Ya kaybedilen, kimlikleri yok edilen, faili meçhul dosyalarında gizli kalmış, adları silinmiş kayıtları yok edilmiş insanlarımız. Cumartesi anneleri yıllardır çocuklarını, eşlerini, babalarını arayıp duruyorlar. Adalet istiyorlar devletten, yaşama yaşatılma hakkı talep ediyorlar. Çocuklarının, eşlerinin akıbetini öğrenmek istiyorlar yetkililerden. Devlet ilgisiz. Ya toplum! Kendileri ya da yakınları h..]]> Tue, 08 Sep 2015 04:46:49 +0300 Barış üzerine https://www.evrensel.net/yazi/74789/baris-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/74789/baris-uzerine? Barış, ne yandan bakarsanız bakın talihsiz bir sözcük. Devlet katında sevilmez. Tehlike işareti olarak algılanır. Kendilerini vatansever hatta vatanın sahibi belleyen politikacılar da özenle uzak dururlar bu sözcükten. Silah üreticileri ise barıştan, sevmek şöyle dursun nefret ederler. Barış da neymiş! Savaşlar sürmeli ki daha gelişmiş teknoloji ile donanmış silaha gereksinim olsun. Silah sanayi geliştikçe silah tüccarları da, ülkeleri de zenginleşsin. 12 Eylül askeri darbesinin hemen ardından “barış” sözcüğünün ne denli tehlikeli, vatan bölücü, komünist icadı bir sözcük olduğu sıkıyönetim mahkemeleri kayıtlarıyla da kanıtlandı! Gelin o günleri anımsayalım; 1946’dan günümüze ülkede demokrasiyi yerleştirme girişimleri sıkça kesintiye uğradı.10 yılda bir yinelenen askeri darbelerle demokrasi her defasında askıya alındı. Bireylerin temel hak ve özgürlükleri kısıtlandı. Gazeteciler üzerinde baskı kuruldu. Genç insanlar yargısız infazlarda öldürüldü ya da cezaevlerinde çürütüldü. Kuşkusuz ..]]> Tue, 01 Sep 2015 04:46:10 +0300 Havalar üzerine https://www.evrensel.net/yazi/74741/havalar-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/74741/havalar-uzerine? Anımsarsınız, Nâzım Hikmet’in bir şiiri “Hava kurşun gibi ağır” dizesiyle başlar. Yaz mevsimi boyunca bu dizeyi yineleyip durdum. “Bağırıyorum bağırıyorum ama üzerimdeki yoğun basınçtan kurtaramıyorum kendimi. Bunaltan bir sıcak, aşırı nem, güneşi maskeleyen sürekli bir pus, zaman zaman da sert sıcak bir rüzgar. Tamam, küreselleşme öteki birçok şeyle birlikte gezegenimizin iklimini de bozdu diyelim. İyi de çok yeni değil bu bozulma. İnsanın aymazlığı ile yıllar öncesinden bugünlere geldi. Yenidünya düzeninin insanlığa sunduğu kötücül bir armağan(!) Sonra elimi şakağıma koyup düşünmeye başladım; havalar bir yana dünyada bozulmayan ne kaldı dersiniz? Hele de yaşadığımız coğrafyada. İnsanlar birbirini boğazlıyor acımasızca. Irkçılık ulus devletlerin baş belası. Elbette insanlığın da. Dinsel, mezhepsel savaşlar Orta Doğu’yu kan gölüne çevirdi. Ülkeme bakıyorum. Adı konmamış bir iç savaştır sürüyor. Askeri ile sivili ile hep gençler yitip gidiyor. Kocaman bir genç ölüler mezarlığı sanki yaş..]]> Tue, 25 Aug 2015 05:00:42 +0300 Hayatın anlamı üzerine https://www.evrensel.net/yazi/74690/hayatin-anlami-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/74690/hayatin-anlami-uzerine? Konservatuvar öğrencisi genç bir kızla müzik ve kitaplar üzerine zaman zaman sohbet ederiz. Öğretmen olan annesi de sevdiğim dostlarımdan biridir. Düşünmenin, düşündüklerini ifade etmenin, sanatın ve evrensel kültürün erozyona uğratıldığı birey özgürlüklerinin yasaklarla örtüldüğü bir ülkede doğal olarak konuşmalarda sözcük dağarı da giderek küçülür. Sohbetler yavanlaşır. Buna iktidarın yıllardır halklar üzerinde yerleştirmeye çalıştığı korku iklimini de eklerseniz, sohbetler ister istemez gelir günlük mahalle dedikodularına, televizyon dizilerine, politikaya değgin komplo teorilerine, futbol bilgeliğine ve çokça astroloji üzerine dayanır. Şanslıyım. İki yıldır yaşantımı sürdürdüğüm sakin beldede, renkli kimlikleri ile sohbetin keyfini çıkarabildiğimiz sayısı azımsanmayacak dostlarım var. Geçenlerde böyle bir toplulukla birlikteydik. Hayata dair şeylerden söz ediyorduk. Bilimden, sanattan, müzikten ve elbette kitaplardan. Genç müzisyen dostum aniden bir soru yöneltti bana. “Hayat size ..]]> Tue, 18 Aug 2015 04:46:48 +0300 Fikret Otyam https://www.evrensel.net/yazi/74642/fikret-otyam https://www.evrensel.net/yazi/74642/fikret-otyam? İlk kez Cumhuriyet Gazetesi’nin Ankara bürosunda karşılaşmıştım Otyam’la. 1964-65 yılları olmalı. Dostum rahmetli Bülent Dikmener tanıştırmıştı bizi. Aslında yazılarını, Güneydoğu röportajlarını ilgiyle izlediğim bir gazeteciydi. Çeşitli vesilelerle de pek çok kez telefonda konuşmuşluğumuz vardı. Ama yüz yüze görüşmede elde edilen o ilk izlenim unutulmuyor hiç. Kanım kaynamıştı. Sevmiştim. Sonraları kızı Elvan Baransel’i tanıdım. Aynı sıcaklığı buldum Elvan’da da. 9 Ağustos Pazar günü erken saatlerde bir mesaj düştü telefonuma Elvan’dan ”Babamı kaybettik.” Uyku sersemi bir daha bir daha okudum mesajı. Demek Koca Çınar daha fazla direnemedi dedim içimden yazıklanarak. Hastalıklarla boğuşmuş en güç anlarda yaşama sarılmayı becermişti. Fikret Otyam gibi yaratıcı insanların kaybı, yalnız yakınlarına ait bir acı olmaktan çok toplum için onulmaz bir acıdır diye düşünürüm. Toplumumuz artık yitirdiği evrensel değerlerin yerine aynı nitelikte yaratıcı insan yetiştirme şansına sahip değil. Buna..]]> Tue, 11 Aug 2015 05:00:29 +0300 Öldürmeyeceksin https://www.evrensel.net/yazi/74595/oldurmeyeceksin https://www.evrensel.net/yazi/74595/oldurmeyeceksin? Ağustos ayını sevmem. İnsanlığa karşı işlenen büyük ve trajik katliamları anımsatır da ondan. Ayların ne kabahati var diyebilirsiniz. İnsanların hızla sevgisizliğe, şiddete, din sömürüsüne itildiği yeni dünya düzeninde mevsimlerin, ayların hükmü mü var? Haklısınız elbette. Benimki bir takıntı. Genç yaşlarımda belleğime yerleşmiş. Ağustos ayında Hiroşima’yı, Nagazaki’yi, Auschwitz’deki işkence ve ölümleri içim burkularak düşünmeden edemem. Nisan ayı insanları ile birlikte yok edilen Guernica yüzünden sevimsiz gelir bana. 21. Yüzyıl bir önceki yüzyılın acılarını unutturacak sanmıştık. Yanıldık. Silah sanayi durmuyor. Dünyanın dört bir yanı savaşlar içinde. Bir yanda emperyalizm, yeni gelir kaynakları bulma yolunda gezegeni kana boyarken, sözde din adına savaşan radikal gruplar cesaretlerini cehaletlerinden, geri kalmışlıklarından alıyorlar. Emperyalizmin maşası olduklarının ayırdına varmaksızın çoluk çocuk önüne geleni öldürüyorlar. Binlerce yıllık uygarlık eserlerini, kentleri yok ediyo..]]> Tue, 04 Aug 2015 04:13:47 +0300 Peşin ve kesin yargılara karşı https://www.evrensel.net/yazi/74554/pesin-ve-kesin-yargilara-karsi https://www.evrensel.net/yazi/74554/pesin-ve-kesin-yargilara-karsi? Yazar, düşünür Montaigne’i Batı toplumuna özgür düşünceyi getiren adam olarak tanımlar Sabahattin Eyüboğlu. 1533-1592 tarihleri arasında yaşamış ünlü Fransız filozof. 20 yılını denemelerini yazmaya adamış. Yapıtları o tarihten beri hemen tüm dillere çevrildi ve çok satılan düşün kitaplarının arasında yer aldı. Yazınımızın değerli ustalarından Sabahattin Eyüboğlu büyük emek harcayarak Montaigne kitaplarının çoğunu dilimize kazandırdı. Cem Yayınevince ilk baskısı 1940’da gerçekleştirilen “Montaigne Denemeleri” genişletilmiş baskıları ile sürdü. Elimdeki cilt 30. baskısı kitabın ve Sabahattin Eyüboğlu’nun 1970 tarihli ön sözünü taşıyor. Burada Sabahattin Eyüboğlu için de bir parantez açmak gerekiyor. Yazınımıza kendi yapıtlarının yanı sıra çevirileri ile de önemli katkılarda bulunan Sabahattin Eyüboğlu da kitap düşmanı cuntaların hışmına uğrayan yüz akı insanlarımızdan. 12 Mart Darbesi Sabahattin Eyüboğlu’nu, Azra Erhat’ı, Vedat Günyol’u komik iddianamelerle yargıladı ve cezaevine koydu. ..]]> Tue, 28 Jul 2015 04:30:20 +0300 Bayram esintileri... https://www.evrensel.net/yazi/74505/bayram-esintileri https://www.evrensel.net/yazi/74505/bayram-esintileri? Bayramlar nicedir, kentten kaçıp gitme, uzak beldelerde tatil yapma lüksüne dönüştü. Lüks diyorum çünkü günümüz ekonomik koşullarını dikkate aldığınızda değil emekçilerin, orta gelirlilerin bile böyle bir tatilin üstesinden gelmeleri olası görülmüyor. Üstelik kara yollarında araç kullanma eziyetine katlanabilmek için sürücülerde Eyüp Sultan sabrı olmalı. Bayram süresince yollarda trafik kazaları, yitirilen, yaralanan canları da düşündüğünüzde bu tür bir bayram keyfini(!) anlamakta zorlanırsınız. Sosyal bilimci değilim ama yurttaşlarımızın büyük bir bölümü için bu konuda bazı ipuçlarına sahibim diye düşünürüm. Acı yaşantımızın ayrılmaz parçalarından biri. Acıdan haz duyarız adeta. Soframızda, günlük yaşamda, seyrettiğimiz dizilerde, gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde hep acıyı ararız. Anımsayın yıllar önce bir televizyon kanalının ünlü bir ankormanı vardı. Muhabirler yayında önemli bir haberi anlatırken heyecanla ve şehvetle haykırıvermişti “Acı var mı? Acı”. Evet, acı varsa o kanal ..]]> Tue, 21 Jul 2015 04:18:11 +0300 Zambaklı padişah https://www.evrensel.net/yazi/74461/zambakli-padisah https://www.evrensel.net/yazi/74461/zambakli-padisah? İstanbul’un sıkça değişen iklimi ile ülkenin siyaseti birbirine koşut gelişiyor sanki. Her ikisine de güven olmuyor. Tetikte olmalısınız hep. Mesela mevsim yaz. Aylardan temmuz. Sabah güneşli bir güne uyanmayı beklerken bir bakıyorsunuz gri bulutlarla kaplı gökyüzü. Yoğun pus güneşi maskelemiş. Sert esen rüzgarın da kararı yok. Yıllanmış deniz emekçileri çay bahçesinde hava ve deniz üzerine tatlı tatlı tartışırken rüzgarın yönünü kestirmekte zorlanıyorlar.Yön konusunda cahilliğim ortaya çıkmasın diye soramıyorum da. Hani biz kentliler lodosu, poyrazı bilirdik. Balıkçıların konuşmalarında keşişleme, gün batısı, karayel, gündoğusu gibi sözcükler geçedursun sessizce oturuyorum yanlarında. Konuşmalardan çıkarsadığım daha bir süre havanın da denizin de bir kararı yok. Bir öyle, bir böyle. Tıpkı ülke politikaları gibi. Hava durumu günde kaç kez değişiklik gösteriyorsa, siyasetin barometresi de adeta onu izliyor. Aslında 7 Haziran genel seçimleri aydınlık bir gelecek açısından umutlarımızı..]]> Tue, 14 Jul 2015 04:54:39 +0300 Hayata dair https://www.evrensel.net/yazi/74412/hayata-dair https://www.evrensel.net/yazi/74412/hayata-dair? Kimi yazarlar vardır, yapıtlarıyla hayata bakışları ve duruşlarıyla sizin ayrılmaz bir parçanız, sıkı bir dostunuz olup çıkarlar. İçiniz daraldıkça, yeni dünya düzeninin emek insanları üzerinde yarattığı bunaltıcı baskıdan sıkıldıkça, ortalığa saçılan insanlık ayıplarına tanık oldukça yapıtlarında soluklanır, okudukça güç alır kendinizi iyi hissedersiniz. Bunun için de öncelikle o yazarın hemen tüm kitaplarını okumalısınız. Seçtiğiniz yazar dostunuzu düşünceleri ile örtüşüp örtüşmediğini, yazarın bilgi ve kültür dağarı da çok önemli. Ama bir kez yazarınızı buldunuz mu artık hayatta asla yalnız kalmazsınız. Kendi adıma bu tür yazar dostlara sahip olduğum için şanslı sayıyorum kendimi. Bunlardan biridir John Berger. Onun ülkesi insanlıktır. Çağımızda artan insanlık ayıplarının, hak ihlallerinin, sömürünün, etnik kökenli, din temelli savaşların karşısında hep o vardır. Tıpkı Noam Chomsky, Tarık Ali, Eduardo Galeano, Edward Said gibi. John Berger çok yönlü bir entelektüel. Yazarlıktan, güz..]]> Tue, 07 Jul 2015 04:38:55 +0300 Öteden beriden https://www.evrensel.net/yazi/74316/oteden-beriden https://www.evrensel.net/yazi/74316/oteden-beriden? Güneşli bir yaz sabahına uyandım. Günlerden pazar. Yazı, çizi, konuşmalar gibi önceliklerimi bir yana bıraktım. Kendimi sokağa vurdum. Adada hafta sonu kalabalığı. Vapurlar, motorlar iskelelere yolcu indiriyor ha bire. Büyüğü küçüğü, kadını erkeği ile serinlemeye denize koşuşturuyor insanlar. Bir süre izliyorum. Sonra ters yöne seğirtiyorum. Köşe başında bulabildiğim arkalarda bir yere oturuyorum. Burası dostlarla buluştuğumuz, kahvesini, demli çayını içtiğimiz alçak gönüllü, sevimli bir mekan. Kahvemi içerken bir yandan da keyifle pipo tüttürtmeye koyuluyorum. Yaşama renk katan her güzelliği elimizden alma uğraşındaki iktidar böylesi küçük mutlulukları da yasaklar hanesine kaydetmeyi sürdürüyor. Bakalım bundan böyle daha ne tür yasaklara tanık olacağız. Yılların eskitemediği emekli bir milletvekili dostumla siyaset ve siyasetçiler üzerine sohbete başlıyoruz. İsmet İnönü, Celal Bayar, Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel’in üsluplarına dikkat çekiyor dostum. Siyasi rakiplerinin arkasından..]]> Tue, 23 Jun 2015 05:15:49 +0300 Oyun içinde oyun https://www.evrensel.net/yazi/74265/oyun-icinde-oyun https://www.evrensel.net/yazi/74265/oyun-icinde-oyun? HDP’nin başarısı ile sonuçlanan 7 Haziran genel seçimlerinin ardından görünen o ki bir takım provokasyon odakları şiddeti tırmandırmayı sürdürecek. Yüzde 10 barajını yıkan HDP’nin seçim öncesi mitinginde patlayan bomba, seçim sonuçlarının belirlenmesinin ardından, bölgede iki ölüm ve dört yaralanmaya neden olan olaylar, barışçıl çözümü sabote etmeye yönelik bir tertip kuşkusunu uyandırmıştır. Parti yöneticilerinin özelde Selahattin Demirtaş’ın serinkanlı tutumu, halkı yatıştıran etkili, güven veren konuşmaları olayların büyümesini önleyen en büyük faktör olmuştur. Elbette seçim propagandalarının başladığı andan seçim gününe dek Demirtaş’ın olağanüstü performansını da gözden uzak tutmamalı. İktidarın, Cumhurbaşkanının kendisine yönelik kimi hakarete varan sözlü sataşmalarını, esprili yanıtlarla karşılaması, sakin güvenli duruşu, donanımı, kalabalıklarla kurduğu iletişim HDP’nin artı puanları Demirtaş’ın başarı hanesine yazılmalı. Özetlersek HDP, barışçı, özgürlükçü, temel insan hak ve ö..]]> Tue, 16 Jun 2015 05:00:01 +0300 Bir kitabın anımsattıkları https://www.evrensel.net/yazi/74216/bir-kitabin-animsattiklari https://www.evrensel.net/yazi/74216/bir-kitabin-animsattiklari? İstanbul’da yaşama gözlerini açmış, gençliğini kentin kültürü, güzellikleri ile yoğurmuş, nice yazar, çizer ve düşün insanı ile aynı kaldırımları, aynı sofraları paylaşmış biri olarak nicedir kentime bakıp acı duyuyorum. Hüzünleniyorum. Kaçıp gitmeliyim bu şehirden dediğim çok oluyor kendime. Görkemli silueti, evrensel bir kültürü sergileyen tarihi yapılarıyla insanlığa kucak açan İstanbul şimdilerde zevksizlik örneği bir mega kent. Çarpık yapılaşmalarla, gökdelen adı verilen ucube binalarla, ağaçları, parkları, ormanları talan edilmiş görünümüyle eski sıcaklığını çoktan yitirdi canım kent. Onun için ne zaman dostlarımın eski İstanbul’dan söz eden kitaplarına ulaşsam yalnız olmadığımı bilmenin hazzını yaşıyorum. Sanat tarihçisi dostum Gürol Sözen’in yeni kitabı “İstanbul’un Bohem Yılları” (Remzi Kitapevi 2015) bunlardan biri. Yazar kitabında 1960’lı yıllara değgin yaşadığı, gözlemlediği Beyoğlu’ndaki sanat mekânlarından, yazar-çizerlerin buluştuğu semtin meyhanelerinden söz ediyor. Kit..]]> Tue, 09 Jun 2015 04:45:18 +0300 Haziranda ölmek https://www.evrensel.net/yazi/74166/haziranda-olmek https://www.evrensel.net/yazi/74166/haziranda-olmek? Yarın Nâzım Hikmet’in 52. ölüm yıl dönümü. Geçen yıl Moskova’da Anıt Mezarının önünde bir süre çakılıp kaldım. Kendime rehber edindiğim bu büyük sanatçının gömütlüğünü olsun görmeye neden bu denli geç kaldığımı sordum durdum kendime. Bir an Nâzım Hikmet’in şiirleriyle ilk karşılaştığım yıllara daldım gittim, “Salkım Söğüt” ,”Bahri Hazer” “Büyük İnsanlık” şiirlerinin birer kopyasını bulduğumu anımsıyorum. 1955/56 yılları olmalı. Yasaklı Nâzım Hikmet’i yurt dışından yayın yapan “Bizim Radyo” da kendi sesinden dinleyebilmek mutluluktu bizim kuşak için. Sonraları kimi yasaklı sanatçılar gibi Nâzım’a konulan devlet ambargosu da kalktı. Ne yaman çelişkidir ki “Komünistler Moskova’ya” diye meydanlarda haykıranlar şimdi siyaset kürsülerinde, alanlarda Nâzım’ın dizelerine sığınıyorlar. Siyasetçiler, bir zamanlar adını ağızlarına almaktan ürken iş adamları şimdiler de mezarına çiçek koymakta yarışıyorlar. Peki, bütün bunlara bakarak Nâzım Hikmet’e uluslararası alanda verilen değerin Türkiye’de d..]]> Tue, 02 Jun 2015 04:33:24 +0300 Yasaklar ülkesi https://www.evrensel.net/yazi/74062/yasaklar-ulkesi https://www.evrensel.net/yazi/74062/yasaklar-ulkesi? Bir ülkeyi yönetmenin en kestirme yolu yasakları alabildiğine genişletilmekten geçer. Yeter ki iktidarınızda tüm kurum ve kurullar size biat etsin. “Öyle bir yönetimin adı demokrasi olmaz” diyenler mi var. Umursamayın hiç. Milli irade çokluğu yanında rejimin adının ne önemi var. Yargı erki, yasama erki arkanızda. Yürütme erki de iktidar zaten. Öttürün düdüğü gelsin yasaklar. Bireyin sesi kısılsın. Düşünceyi ifade özgürlüğü, adil yargı, bireyin temel hak ve özgürlükleri, basın özgürlüğü, çok sesli toplum… Ülke güvenliğinin, devlet menfaatlerinin yanında lafı mı olur bu kavramların. Hele şu 7 Haziran seçimlerinden adı gibi bir ak çıksın da iktidar, siz sonra görün bir ülkenin yasaklarla nasıl kolayca yönetilebildiğini! Biliyorum; pek ciddiye almıyorsunuz yazdıklarımı. 17 Mayıs Pazar gününe dek doğrusu ben de böylesi absürt bir senaryonun gerçeğe dönüşebileceğini düşünemiyordum, Pazar günü gazetelere, televizyonlara göz attığımda artık olayın mizah boyutunu da aştığını gördüm. Ankara Cum..]]> Tue, 19 May 2015 04:18:20 +0300 Eduardo Galeano https://www.evrensel.net/yazi/74018/eduardo-galeano https://www.evrensel.net/yazi/74018/eduardo-galeano? Okurlarım bilir. Uruguaylı Yazar Galeano’nun hayranlarından biriyim. Yazılarımın pek çoğunda onun yapıtlarından alıntılar yer alır. Nisan ayı içinde sessizce gidiverdi aramızdan. Aynı tarihte yaşamanı yitiren Alman Yazar Günter Grass gibi… Ortak yanları vardı. Barışı, insan hak ve özgürlüklerini savunan bilge kişilerdi. Totaliter rejimlerin amansız muhalifleriydi ikisi de. Aktivisttiler. Hiç bir baskı, tehdit düşündüklerini açıklamaktan, yazmaktan, konuşmaktan alıkoyamadı onları. Ölümleri insanlık adına yeri kolay doldurulamayacak bir boşluk bırakmıştır… Yeni dünya düzeninde kolayca satın alınabilen yazar taifesinin çokluğunu gördükçe onların değerleri daha da büyüyor gözümüzde. Şimdi yazının ana konusuna, Galeano’ya dönelim, yaşam öyküsüne kısaca göz atalım. Gençliğinde bir futbol tutkunudur Galeano. İyi bir futbolcu olma hayali kurar. Sonraki yıllarda kaleme aldığı “Güneşte ve Gölgede Futbol” çalışması futbol üzerine yazılmış bir başyapıt sayılır. Oysa koşullar onu gazeteci olmaya i..]]> Tue, 12 May 2015 05:00:43 +0300 Yüzleşme üzerine https://www.evrensel.net/yazi/73919/yuzlesme-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/73919/yuzlesme-uzerine? İlginç bir yıl 2015. Haziran ayında zorlu bir genel seçim var. Liderlere biat etmemiş seçmenin kafası bir hayli karışık. Partilerin seçim bildirgeleri birbiri peşi sıra açıklanıyor. AKP, CHP ve MHP de halkların umudunu yeşertecek yeni bir söylem yok. Çok sesli, eşitlikçi özgür bir toplum yaratma adına somut hiçbir satıra rastlayamıyorsunuz. Diyanet İşlerini kaldırmak gibi radikal sayılabilecek konuları da içeren HDP’nin seçim vaatleri ise bütünüyle çağdaş bir toplumun kurucu öğelerini barındırıyor. Üzerinde iyi çalışılmış bir seçim beyanı. Abartısız, çağdaş, özgürlüklere açık, toplumun bütününü kucaklayan bir metin. Bu da gösteriyor ki HDP giderek bir Türkiye Partisi olma yolunda güven uyandıran adımlar atmakta. Ülkenin böyle bir siyaseti üretebilecek partilere yıllardır büyük gereksinimi var. Özellikle emek insanlarına da kucak açacak çok sesli bir siyasete. Keşke sosyalist partiler de aralarındaki bitmez tükenmez teorik tartışmaları, ayrışmaları bir yana bırakıp ortak bir platformda..]]> Tue, 28 Apr 2015 05:00:18 +0300 Guernica https://www.evrensel.net/yazi/73865/guernica https://www.evrensel.net/yazi/73865/guernica? Kimilerine göre arınmanın, aşkın, coşkunun, güzelliğin mevsimidir ilkbahar ayları. Yenilenen doğa sevinç taşır insanlığa, umut tazeler. Kimileri içinse ölüm, kıyım ve insanlık ayıplarının adıdır ilkyaz. Eğer Ortadoğu, Afrika kıtası coğrafyasında geçmiyorsa yaşantınız, emperyalist güçlerin Arap halklarına yaşattığı onulmaz acıları, ölümleri, yerlerinden yurtlarından sürülen insanları anlayabilmeniz mümkün değildir. Ayrıca başkalarının acılarını görmezden gelme alışkanlığını edinmişseniz, 20.yüzyılda gezegenimizin insan eliyle nasıl yangın yerine çevrildiğini anımsamazsınız bile. Emperyalizmin beyin yıkama aracı iletişim araçları sizleri oyunlarına çekeli çok olmuştur. Artık belleğinizde ne Nazi kamplarındaki insanlık suçları, ne Guernica, ne Hiroşima ve Nagazaki’deki toplu kıyımlar, yok edilen kültürler sizi ilgilendirir. Anımsama yetiniz yoktur artık. İnsani duygularınız törpülenmiş yeni dünya düzeninin kopmaz bir parçası olmuşsunuzdur. Oysa bizim sözümüz de yazılarımız da insanların t..]]> Tue, 21 Apr 2015 04:16:05 +0300 Yarım kalan bir bahar yazısı https://www.evrensel.net/yazi/73715/yarim-kalan-bir-bahar-yazisi https://www.evrensel.net/yazi/73715/yarim-kalan-bir-bahar-yazisi? Türkiye’nin toplumsal yaşamında devlet kaynaklı ayıplar, utançlar pek fazladır. Osmanlı’dan günümüze devlet erkinin kendi edimlerinden sorumluluk alma, halklar üzerinde yarattığı toplumsal travmalarla yüzleş(ebil)me gibi bir kültürü asla olmamıştır. Bu nedenle geriye dönüp baktığımızda tarihimizin karanlık dehlizlerinden kimi araştırmacıların gün ışığına çıkarabildikleri belgeler doğrultusunda gerçekleri öğrenmeye çabalıyoruz. Kürt, Ermeni meseleleri, Dersim olayları, askeri darbeler dönemi, 6-7 Eylül olayları, yargısız infazlar, hâlâ aydınlanamayan faili meçhuller ve kayıp yurttaşlar… Şimdilerde darbe yönetimlerine söven o dönemdeki insanlık dışı işkence ve zulümleri eleştiren politikacıları, iktidar sahiplerini gördükçe şaşmamak elde değil. Hem 2015 yılında bile ülkenin 12 Eylül yasaları ve uygulamaları ile yönetilmesine ses çıkarmayacaksınız hem de yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini daha da kısıtlayan, ağırlaştıran güvenlik yasa paketlerine olur vereceksiniz. Nasıl bir demokra..]]> Tue, 31 Mar 2015 05:00:50 +0300 Yılmaz Öztürk'ün ardından https://www.evrensel.net/yazi/73665/yilmaz-ozturkun-ardindan https://www.evrensel.net/yazi/73665/yilmaz-ozturkun-ardindan? Bugünkü yazımı özel bir dosta, Gazeteci Yılmaz Öztürk’e, ayıracağım. Onu yitireli 6 yıl olmuş. Yiğit lakabı ile anılır derler. Meslektaşları, yakın dostları arasında Komünist Yılmaz diye bilinir ve sevilirdi. Sanıyorum, olaylara eleştirel yaklaşımı, paylaşımcılığı, zengin bilgi dağarı, insan duyarlılığı gibi birçok özelliği ile Yılmaz’a yapışıp kalmış bir lakap, Aslında dostluğu ile gönendiğimiz, düşün dünyasını bizlerle paylaşan bir bilge kişiydi o. TGC’nin “Meslekte İz Bırakanlar” toplantısında geçen hafta Yılmaz’ı konuştuk. Duygu yüklü hoş bir toplantı olduk. Yılmaz’ın en yakın arkadaşlarından biridir Niyazi Dalyancı. O günkü toplantıya yetişemedi ama “Yılmaz Öztürk’ün Ardından” başlıklı bir yazıya döktü duygularını. Okurlarımın izniyle Niyazi Dalyancı’nın bu güzel yazısına bırakmak istiyorum köşemi. Umarım yaşam serüveninizde Yılmaz gibi dostlarınız eksik olmaz çevrenizden: “Atkestaneleri pembeli, beyazlı çiçek açtılar, hadi çık da Ayasofya meydanına şöyle bir yürüyüş yapalım.” ..]]> Tue, 24 Mar 2015 04:20:18 +0300 12 Martlar asla unutulmamalı https://www.evrensel.net/yazi/73613/12-martlar-asla-unutulmamali https://www.evrensel.net/yazi/73613/12-martlar-asla-unutulmamali? Türkiye Cumhuriyet tarihinin halkına en çok acı veren, zulmeden dönemlerinden birinin simgesel adıdır 12 Mart. Tıpkı 12 Eylül gibi. Demokrasiye açılan kanalları kapatan bir koca tıkaçtır. Yazıya başlarken bir yandan da düşünmeye çalışıyorum. Nasıl ve kimlere anlatmalı o karanlık günleri. Popüler kültürün kıskacındaki genç kuşaklara, toplumun bellek yitimine tutulmuş bireylerine, politikaları sık sık değişen sansasyon içerikli gündemler peşinde ağız dalaşı yapan siyaset esnafına mı? Yakın siyasi tarihimizin insanlık ayıpları ile dolu sayfalarına ulaşmayı engelleyen devlet erki ki, aynı zamanda kamuoyunun bilgilenme, gerçekleri öğrenme hakkının üstüne de bir şal örtmekten geri durmamıştır. Denizler idam edilmiş, Sinan Cemgiller, Mahir Çayanlar ve nice genç insan yargısız infazlarla yok edilmişlerdir. Devletin gençlerine şefkatli kollarını değil demir yumruğunu gösterdiği yıllara girilmiştir böylelikle. Düşünen, sorgulayan, okuyan, üreten emekçiler, aydınlar özellikle de gençler devlet ..]]> Tue, 17 Mar 2015 05:08:21 +0300 Yaşar Kemal'i yazmak https://www.evrensel.net/yazi/73510/yasar-kemali-yazmak https://www.evrensel.net/yazi/73510/yasar-kemali-yazmak? Zordur Yaşar Kemal’i bir gazete yazısına, bir köşe yazısına sığdırmak. Cumhuriyetin kuruluşundan başlayarak günümüze dek her köşe taşında görürsünüz onu: Çukurova aşığı bir köy ozanı, bir masal anlatıcısı, doğa tutkunu bir serüvenci, ezilenlerin sesi, haksızlığa, hukuksuzluğa başkaldıran bir devrimci, halkların kardeşliğini, ana dillerini savunan bir bilge yazar ve düşünür. Pek çok yazıda, çizide Yaşar Kemal’e en iyi örtüşen deyim bence de Koca Çınar yakıştırmasıdır. Anadolu’nun tümüne yayılan kökleriyle umut olmuş, umut dağıtmış, dilimize, yazınımıza yeni bir soluk getirmiştir. Sevenlerine, sevdiklerine vedası da yiğit kişiliğine uygun oldu, vakur sessizliği ile alıştırdı vedaya bizleri. Tıpkı kitaplarındaki kimi kahramanlar gibi usul usul çekip gidiverdi aramızdan. Dostluğumuz bir hayli eski yıllara dayanırdı. Yassıada duruşmalarını izlemeye giden gazeteciler arasında vapurda dikkatimi çekmişti. Henüz gazeteciliği adım atmayan bir hukuk öğrencisiydim. Gazeteci Özer Öztep’in sağladı..]]> Tue, 03 Mar 2015 04:13:17 +0300 Mahalle baskısından günümüze https://www.evrensel.net/yazi/73414/mahalle-baskisindan-gunumuze https://www.evrensel.net/yazi/73414/mahalle-baskisindan-gunumuze? Her şey çok masumene başlamıştı. Kendilerini muhafazakar diye tanımlayan bir siyasi parti 2002’de iktidarın geldiğinde, bir türlü ulaşmayı beceremediğimiz demokrasiye bu kez kavuşacak olmanın heyecanı vardı. Sonraları umulan çağdaş bir anayasa yapılamadı. 1981 anayasası kimi yamalarla demokrasiye uydurulmaya çalışıldıysa da dikiş tutmadı. Yetmez ama evetçi liberaller yine de desteğini esirgemedi iktidardan. Henüz demokratik açılımından umut kesmemişlerdi. Ta ki iktidar partisi giderek bir tek adam partisi haline dönüşene kadar. Bundan sonrası yaşayıp gördüklerimiz. Düşünceyi ifade özgürlüğünün, yargı bağımsızlığının olmadığı, kamuoyunun gerçekleri öğrenme haber alma kanallarının tıkandığı, anayasadan kaynaklanan eleştiri haklarını kullanan gazetecilerin, yazarların, bilim insanlarının tutuklandığı yıllarca süren sancılı bir süreç. Gelinen noktada artık iktidarın tek adamlı bir yönetim olduğu belgelenmiştir. Din temelli bir toplum oluşturmanın projeleri art arda gerçekleştirilmeye başla..]]> Tue, 17 Feb 2015 04:27:54 +0300 İstanbul ne yana düşer usta https://www.evrensel.net/yazi/73367/istanbul-ne-yana-duser-usta https://www.evrensel.net/yazi/73367/istanbul-ne-yana-duser-usta? İstanbul’da yaşamak bir zamanlar sevinçti, mutluluktu. Günümüz İstanbulu’nda yaşam sürdürmek ise bir zulüm. Trafik keşmekeşi, gürültü kirliliği, insana değil araçlara ayrılmış kaldırımları, alacakaranlık sokakları ve yeşile hasret, ağacı olmayan taşa kesmiş alanları ile ucu bucağı belirsiz bir metropol. İstanbul’u dünya şehirleri arasında eşsiz kılan doğa güzelliği, tarihi, kültürü günbegün avuçlarımızdan kayıp gidiyor. Dar gelirlilerin, emek insanlarının, yoksulların şehir dışına itildiği, varsılların ayrıcalıklı siteler kurdukları, sonradan görme bir tüketim çılgını kalabalığın şehrin dokusunu kemirdiği arabesk bir şehirdir şimdilerde İstanbul. Yeşil alanlarına, ormanlarına el konulmuş, çarpık bir mimari üslubuyla donatılmış, gökdelenleri, devasa alışveriş merkezleri, yapay gölleriyle süslü uydu kentleriyle yüzü maskelenmiştir. Güvenli kent kimliği de nicedir elinden alınmıştır İstanbul’un. Artık caddelerinde, sokak aralarında, yokuşlarında suç örgütlerinin, çetelerin cirit attığı, o..]]> Tue, 10 Feb 2015 04:37:56 +0300 İnsan ve yaratıcılık https://www.evrensel.net/yazi/73316/insan-ve-yaraticilik https://www.evrensel.net/yazi/73316/insan-ve-yaraticilik? Şu sıralar, klasik batı müziği besteci ve yorumcularından Ludwig van Beethoven’in yaşamından, yapıtlarından kesitler içeren bir kitabı okuyorum. Bu arada bir Beethoven hayranı olduğumu söylemeliyim. Kitabı Philippe Autexier yazmış, dilimize Orçun Türkay çevirmiş. (YK-2014 ). Müzikle az çok ilgilenenler de Beethoven’in olağanüstü yaratıcı müziğini haksızlıklara karşı isyanını, insan eşitliği, kardeşliği için nasıl mücadele verdiğini bilirler. Ünlü korolu 9. senfonisi de günümüzde Avrupa Birliği'nin simgesidir. Beethoven Senfonisi’nin koro bölümünü, büyük Alman şair ve düşünürü Schiller’in “Sevinçe Övgü” şiirinin dizelerinden bestelemiştir. Bu coşkulu yapıt için insanın yaratıcılığına adanmış bir müzik demek kanımca doğru olur. Aslında amacım müziğin derin sularına dalmak değil. Bir müzik ve sanat sevdalısı olarak çağımızda giderek dışlanan evrensel kültür üzerine okura küçük bir pencere açmak. Örneğin ülkemizde kültüre ayrılan para komik. Kültür değerlerimiz anamal düzeninin hoyrat, a..]]> Tue, 03 Feb 2015 04:53:38 +0300 Yas tutmak https://www.evrensel.net/yazi/73264/yas-tutmak https://www.evrensel.net/yazi/73264/yas-tutmak? Yas tutmaya alışkın bir milletiz ne de olsa. Dostlarımız, meslektaşlarımız, yazar, çizerlerimiz kayıp gidiveriyor aramızdan. Üzüntümüzü içimize akıtarak, kendi üslubumuzca, yas tutarız biz de. Devlet erkinin buyruklarınca siviller, askerler ille de gençler öldürülür/öldürülüyor. Hak huk der yasımızı yine yüreğimize gömeriz. Yaşadığımız coğrafyada doğal afetler büyük yıkımlara yol açar. Toplumca yasa boğulur ama ders almayız. Kazanç hırsı, denetimsizlik, insan değerinin, emeğinin hiçe sayılması yüzünden maden ocakları faciaları yaşanır ulusça yasa bürünürüz. Kader deyip çıkıverir etkili ve yetkililer. Acılar havada kalır. Tarihimizde yazılı kaldı onlarca yıllık yargısız infazlar, yakılıp yıkılan köyler, kaybedilen insanlar. Yıllardır her cumartesi günü Galatasaray’da toplanıp kayıplarını arıyor analar. Aslında bunların tümü de insan hakları uğraş verenler için temel hak ve özgürlükleri savunanlar için, toplumun duyarlı insanları için birer yas nedenidir. Olmalıdır da… Suudi Kralı Abdul..]]> Tue, 27 Jan 2015 04:52:01 +0300 Adalı olmak https://www.evrensel.net/yazi/73216/adali-olmak https://www.evrensel.net/yazi/73216/adali-olmak? Burgaz Ada’ya yerleşeli henüz 15 ay oldu. İnsanı yoran, gürültüsü ile bunaltan büyük kentten bu sakin, huzurlu ortama ayak attığımda doğrusu ada yaşamına bu denli çabuk uyum sağlayabileceğimi düşünemiyordum. Sevgili dostum Doğan Hızlan, Ada’ya taşınma fikrime kendine özgü sevimli tavırlarıyla karşı çıkmış “Ne işin var Ada’da, orada kitabevi yok bir kere” diye bam telime basmıştı. Evet, Burgaz’da kitapçı, kırtasiyeci yok ama rahatlıkla kitaba inanılmaz değer veren bir kitle var. Üstelik okuyan, okuduğunu özümseyen, paylaşan genciyle yaşlısıyla pek çok Adalıya tanık oldum. Yazın dünyası ile ilişkilerini sürdüren, musikinin çeşitli dallarında katkı veren sanatçılar, üniversite hocaları, sabahın erken saatlerinde balığa çıkan deniz emekçileri, emekli kaptanları ilginç öyküleriyle bu küçük adanın çok renkli bir tablosunu oluşturuyorlar. Burgaz etnik ayrımcılığın bulunmadığı, bir dostluk ve barış adası. İnsanların birbirleriyle konuşmayı unuttuğu günümüz ortamında, dostlarla bir araya geldiğ..]]> Tue, 20 Jan 2015 04:52:49 +0300 İnsanlık için ağıt https://www.evrensel.net/yazi/73163/insanlik-icin-agit https://www.evrensel.net/yazi/73163/insanlik-icin-agit? Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo’nun Paris’teki çalışma ofisine düzenlenen silahlı saldırıda yalnız Fransa’nın değil karikatür ve mizah dünyasının da dört aydınlık ismi öldürüldü. Stephane Charbonnier, Jean Caburt, Gêorges Wolenovski ve Tiganous düşünceyi ifade özgürlüğünün, tıpkı temel hak ve özgürlükleri gibi, bireyin ayrılmaz bir parçası olduğunu anlatmaya çalıştılar insanlara. Charlie Hebdo’yu, bu haftalık mizah dergisini, dünyanın en tanınan mizah dergisi yapmayı başardılar, Ölüm tehditleri almalarına karşın belledikleri yoldan dönmediler. İnsanlığı uyandırmayı, düşündürmeyi, eleştirel aklı toplumlarına ve tüm halklara taşıyabilmekti amaçları. Karikatür sanatının eleştiri oklarını siyasete, bağnazlıklara, tabulara karşı yöneltmekten çekinmediler. Din ayrımcılığı yapmaksızın bütün din kurumlarını, aşırılıklarıyla ele alarak, mizahın içine soktular. Fransa’da onların çizgilerinden, ustalıkla kotardıkları ironi ve hicivlerinde cumhurbaşkanları, bakanlar, muhalefet partileri de ken..]]> Tue, 13 Jan 2015 05:00:21 +0300 Kederi Dağıtan Mavi https://www.evrensel.net/yazi/73113/kederi-dagitan-mavi https://www.evrensel.net/yazi/73113/kederi-dagitan-mavi? Toplumun üstünden eksik olmayan kara bulutlar düşünen, üreten, bilime, sanata açık insanları ürkütmüyor elbette ama kederlendiriyor. Değerli dostum Gürol Sözen’in deneme kitabı ‘Kederi Dağıtan Mavi’ (Tarihçi Yayınevi 2014) elime yeni geçti sayılır. Okumaya başlamadan önce kitabın adı çeşitli çağrışımlar yarattı kafamda. Arabesk bir topluluk olmanın, kaderciliğin her alanda boy gösterdiği bir ortamda ödünsüz bir yaşantı sürmenin güçlüklerini düşünmeye başladım. Gülmeyi, içinden gelerek kahkaha atmayı, sevinci, coşkuyu paylaşmayı unutmuş insanlar topluluğuyuz nicedir. Yasaklara boğulmuşuz. Din bağnazlığında sarmalanmış çocuğu, genci yaşlısı ile acılarla kavrulup gidiyoruz. Yolda izde rastladıklarınız hep kederli hep öfkeli yüzler. Keder şarkılara türkülere sinmiş. Dizilere, Filmlere, günlük konuşma dilimize, sosyal medya yazışmalarına yansımış arabesk üslup. Yazınımızda da iki ortak tema işlenir çoklukla; kader ve keder. Kısaca ülke insanının yaşamdan tat almayı, yaşamın güzelliklerine s..]]> Tue, 06 Jan 2015 04:51:51 +0300 2015'e merhaba derken https://www.evrensel.net/yazi/73061/2015e-merhaba-derken https://www.evrensel.net/yazi/73061/2015e-merhaba-derken? Yeni yıl üstüne yazmayı sevmem. Yine de yıl bitimlerinde bir şeyler dürter sanki oturur yazarım. Bu kez de öyle oldu. Bilgisayarın başında uzunca bir süre düşündüm. Yeni yıldan nasıl bir beklentisi olabilirdi gazetecilerin, aydınların, sanatçıların, emek insanlarının ve de dar gelirlilerin! Ufukta en ufak bir umut belirtisi yok. Kendi mesleğimden örnekleyeyim. Aralarında yazı işleri müdürleri, editörler, sahada çalışan muhabirler, kameramanlar ve foto muhabirlerinin de bulunduğu 100’ü aşkın gazeteci 2015’e “işsiz” olarak giriyor. Sansürle, oto sansürle, yasaklamalarla, kamuoyu, habere ulaşma, gerçekleri öğrenme ve bilgilenme haklarından yoksun kalıyor. Roboski Katliamı’nın üçüncü yılı. Acılar sürüyor ama gerçek nerede? Kimse bilmiyor. İktidarın sosyal medyayı işlevsiz kılma yöntemleri bulma inadı her gün yeni bir boyut kazanıyor. Sivil toplum örgütleri, meslek odaları denetim altına alınmak isteniyor. Hani biz ileri demokrasiye varmıştık. Yurttaşının temel hak ve özgürlüklerine ambar..]]> Tue, 30 Dec 2014 04:58:50 +0300 Alandaki Park https://www.evrensel.net/yazi/73011/alandaki-park https://www.evrensel.net/yazi/73011/alandaki-park? Dostlarımın ürettiği kitapları gördüğümde içim ısınır. Mevsim kışmış, aldırmam.Ülkenin üstüne çöken kara bulutlara da. Bilirim ki dostlarımın yazıları yaşama direncimizi güçlendirecektir. Kara bulutların ardındaki güçlü aydınlığın muştusudur o yazılar, şiirler. Yazın emekçisi Adnan Özyalçıner’in öykü kitabı “Alandaki Park” ı yeni bitirdim. Afşar Timuçin’in, NailGüreli’nin, Gürol Sözen’in kitapları sırada. ‘50’li 60’lı yılların yazarlarını, şairlerini ayrı bir yere koyarım. Onların insanın, emeğin arkasındaki sağlam duruşlarına büyük saygı duyarım. Bunlardan biridir Adnan da. İstanbul Erkek Lisesi birlikteliğimiz, ‘60’lı yılların ünlü Yenikapı buluşmaları ve günümüzde Evrensel gazetesinde süren bir beraberlik. Öykülerini ilk tanışma yıllarımızdan beri beğeniyle okurum. İnsanın yüreğini ısıtan öykülerdir bunlar. Sözcüklerle oynamayan yalın bir anlatımı vardır Adnan’ın. Sanki onunla sohbet eder gibi usul usul girersiniz öykülerinin içine. Bazen yoksul ama ırk, cins ayrımı bulunmayan eski ..]]> Tue, 23 Dec 2014 04:55:40 +0300 Gazetecilik üstüne https://www.evrensel.net/yazi/72905/gazetecilik-ustune https://www.evrensel.net/yazi/72905/gazetecilik-ustune? Katıldığım toplantılarda ya da söyleşilerde genç meslektaşlarımın sıkça karşılaştığım sorularından biridir gazeteciliğin geleceği. Yöneltilen bir başka soru da - her halde yaşımı, deneyimimi de dikkate alarak yöneltiyorlar - geçmiş dönemlerde de gazeteciliğin günümüzdeki kadar baskı altına alındığı, patron-iktidar kıskacında erozyona uğratıldığı başka dönemleri de anımsıyor musunuz? Yanıtlamak zor değil. Ne var ki büyük ve yaygın bir meslek örgütünün yönetimine başkanlık ediyorsanız hem meslektaşlarınızı incitmemek, hem de siyaset, medya ilişkilerinin çarpıklığından söz açarken kimi dostları küstürmemek gibi güçlükler de var önünüzde. İkinci sorudan girelim yanıtlamaya. Gazeteciliğe 1961 yılında başladım. Üç askeri darbe, bir o kadar darbe girişimine tanık oldum. Çıkarsadığım sonuçlardan biri; devlet babamız gazetecileri kendi memuru olarak görür. Yalnızca kendilerinden olanı sever, mesleğin gereklerini yerine getiren, soran, sorgulayan, eleştiren gazetecileri ise dışlar. Yeri gelir ce..]]> Tue, 09 Dec 2014 04:59:40 +0300 Bir gün, bir yerde https://www.evrensel.net/yazi/72806/bir-gun-bir-yerde https://www.evrensel.net/yazi/72806/bir-gun-bir-yerde? Dostlarımdan kitap aldığımda sevinirim. Bizim kuşaktan yazarlardan, gazetecilerden geliyorsa kitaplar sevincim katlanır. Yaşımızı başımızı aldık bir köşeye çekilelim demiyorlar. Yazıyorlar, çiziyorlar, üretiyorlar. Gördüklerini deneyimlerini okurlarla paylaşmayı sürdürüyorlar. Özellikle de gerçek kültürün dışlandığı günümüzde genç okurların ufkunu açmak gibi bir misyon da üstleniyorlar. Onlarla gururlanıyorum. Bu hafta iki kitap geçti elime. Yazarları ile dostluklarım uzun bir geçmişi içeriyor. Afşar Timuçin’le İstanbul Erkek Lisesi’nde başlamış birlikteliğimiz. Yaşamın inişli çıkışlı yollarında kimi acı ve zorluklarla sınanmış bir dostluk bizimki. Afşar felsefe profesörü. Bir düşün insanı, gençlikte gönül verdiği edebiyatı ise hiç bırakmadı. Özelde de şiiri. “Bizi Biz Yapan Sevda” (Bulut Yayınları 2014) yeni romanı, Her zamanki şiirsel dilinin kendini hissettirdiği bir yapıt. Henüz okumaya başladım. Bitirdiğimde izlenimlerini bu köşede sizlerle paylaşmak isterim. İkinci kitap yine mes..]]> Tue, 25 Nov 2014 05:00:25 +0300 Kitap okumalı mı? https://www.evrensel.net/yazi/72700/kitap-okumali-mi https://www.evrensel.net/yazi/72700/kitap-okumali-mi? Tam da Kitap Fuarı okuruna/izleyicisine kavuşmuşken bu nasıl bir başlık diyebilirsiniz. Haklısınız da. Ama derim ki konuya bir de toplumu denetleme sevdasından vazgeçmeyen devlet politikaları açısından bakın. Ülkede cumhuriyetin kuruluşundan bu yana 91 yıl geçmiş. Gelin görün ki “yasak kitap” kavramı güncelliğini hep koruyagelmiş. Kitaplar toplanmış. Yazarlar, gazeteciler, tutuklanmış, bir bölümü ise faili meçhul cinayetlerin kurbanı olmuş. Günümüzde de kitabı bomba ile eş değerde tehlikeli gören siyasetçilerimiz sayıca hiç de az değil. Şiirde, romanda, öyküde uygulamaları ile evrensel yazın dünyasına parmak ısırtan sansürcüler Osmanlı dönemindeki ustalarını aratmıyorlar. Devlet erkinin hoşlanmayacağını düşündükleri şiirlerden dizeleri, roman ve öykülerden paragrafları maharetle cımbızlıyorlar. Genç beyinleri düşünen, sorgulayan, irdeleyen bir eğitimle değil, ezbere dayanan yöntemlerle yetiştirmeye özen gösteriyorlar. İlköğretimden üniversiteye dek devlet erkinin ve iktidarların kurgul..]]> Tue, 11 Nov 2014 04:57:12 +0300 Utanç Çağı https://www.evrensel.net/yazi/72476/utanc-cagi https://www.evrensel.net/yazi/72476/utanc-cagi? Kasvetli bir sonbahar mevsimi geçiriyoruz. Sürekli değişen, sert rüzgarlara açık, güneşi maskeleyen puslu bir havanın baskısı üzerimizde. Sabah büyük kentlerin insan kalabalığında yürümeye çabalıyorum. Günaydın, ya da “iyi sabahlar” demeyi çoktan unutmuş asık yüzler, ürkek bakışlar, telaşla işlerine yetişebilmek için koşuşturan emekçi kadınlar, öfkesini dışarıya vurmaya hazır erkek egemenliğinin ortaya çıkardığı yeni tipler çarpıyor gözüme. Yeni tiplerin ortak özellikleri yüksek sesle konuşmak. Telefon konuşmaları da, sohbetleri de kavgacı bir tonlama ile herkesin duyacağı biçimde bağırarak yapılıyor. Belli ki kıymetli fikirlerini, kaba sözcüklerini cümle alem öğrensin duysun istiyorlar. Görgü kurallarının yanından bile geçmemişler. Belli ki egoları fazla şişik. Ülke yangın yerine dön..]]> Tue, 14 Oct 2014 00:23:47 +0400 İnsanlık nereye? https://www.evrensel.net/yazi/72320/insanlik-nereye https://www.evrensel.net/yazi/72320/insanlik-nereye? “Tuhaf bir yüzyılın başlangıcındayız” diyor Lübnanlı yazar Amin Maluf. Yeni yüzyılın geride bıraktığımız 13 yılı akıl almaz şiddet gösterilerine, din adına işlenen korkunç cinayetlere, etnik kıyımlara ve insanlık suçlarına sahne oldu. İçinde bulunduğumuz 2014 de farklı değil. Belki de böylesine uğursuz bir döneme uygun düşecek en doğru sözcük “tuhaf” sözcüğü. Halkların kendi kaderini tayin etmesine izin vermeyen kapitalist sistemin uluslararası güçleri Orta Doğu’ya demokrasi ve barış götürme ilkesi ile yola çıktı. Halklarına sorulmaksızın ülkeleri işgal edildi. Kentleri, kültür varlıkları yok edildi. Halkları göçe zorlandı. Totaliter dedikleri liderler bir bir öldürüldü. Yetmedi Arap Baharı ile demokrasinin bölgeye yerleşeceği, barış ve esenliğin geleceği muştulandı. Tersi oldu halklar, etnik g..]]> Tue, 23 Sep 2014 00:40:53 +0400 Savaş üstüne https://www.evrensel.net/yazi/72214/savas-ustune https://www.evrensel.net/yazi/72214/savas-ustune? Hafta sonu 6/7 Eylül olayları ile siyaset tarihimizde toplumuza yaşatılan büyük utançlardan birinin yıl dönümüydü. Yıllar geçti aralarında Türkiye yurttaşı olanların da bulunduğu Rum, Ermeni, Yahudi azınlıklardan bir özür dilemeyi beceremedik. Ne devlet, ne kendilerine demokrasiyi yakıştıran iktidarlar… Hafta sonu şöyle bir göz attım 6/7 Eylül’e sayfalarında yer ayıran gazete sayısı ne denli azdı. Ekranlarda da öyle. Demek ki hangi sınıfa mensup olursak olalım ortak özelliğimiz unutmak. Daha öncekileri saymıyorum. Daha yakınlarda yaşananları Roboskî’yi, Reyhanlı’yı da unuttuğumuz gibi. Oysa tarih sayfalarında birbirini izleyen kuşaklara aktarılan izler hiç silinmiyor. Şiddet ve savaş dendiğinde şimdilerde yaşını almış biri olarak çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım gelir aklıma. Bizim kuşak 20. yüzyılın en zalim ve acımasız 2. D&uum..]]> Tue, 09 Sep 2014 00:27:40 +0400 Yeni Türkiye üstüne https://www.evrensel.net/yazi/72067/yeni-turkiye-ustune https://www.evrensel.net/yazi/72067/yeni-turkiye-ustune? Cumhurbaşkanlığı seçimi bitti bitmesine de alınan sonucun toplumu ferahlatacağı yolunda en küçük bir umut ışığı bile görünmüyor. Parti başkanlarını köşke göndermeyi sağlayan AKP’de yeni Tayyip Erdoğanlar boy göstermeye başladı. Medyayı dizayn etmeye uğraşıyorlar. Kalan üç buçuk muhalif gazete ve televizyonun da ümüğünü sıkmanın çarelerini arıyorlar. Köşe yazarlarını muhabirleri işten attırıyorlar. Elini veren kolunu alamaz diye bir sözü vardır büyüklerimizin. Holding patronlarının durumu daha da kötü. Kollarını da vermişler kelleyi kurtarmaya çalışıyorlar. İktidardakilerin de, patronların da unuttuğu bir şey var. Ne tür baskı uygularsanız uygulayın meslek heyecanını yitirmemiş, halka doğru bildiklerini anlatma adına uğraş veren namuslu gazeteciler hep olacaktır. Tirajı az küçük gazetelerde, sosyal medyada, haber por..]]> Tue, 19 Aug 2014 00:44:07 +0400 Özlem https://www.evrensel.net/yazi/71972/ozlem https://www.evrensel.net/yazi/71972/ozlem? Zordur bir sevgiden, sevgiliden ayrı düşmek. Topraklarında gözünü açtığınız, havasına suyuna, ormanlarına, kuşlarına, dostlarına sıcacık bağlandığın kentinden köyünden ayrılmak da... Bir aşkı dört başı mamur yaşamışsanız eğer, ondan kopmanın acısını anlatacak sözcük bulabilmek ise olanaksızdır. Hangi konumda hangi yaşta olursanız olun, ölümden beter gelir insana. Gün demez gece demez özlersiniz. Burnunuzun direği sızlar. Bu nedenle değil midir şiirlerin, romanların, filmlerin ana temalarının ayrılıklar, kalp kırıklıkları, onulmaz aşk acılarından oluşması. Bazı şairler vardır, dizeleri ile duygularınıza öylesine sesleniverirler ki, ilk okuduğunuzun üstünden yıllar da geçse düşüverir bir anda belleğinize. Orhan Veli’nin “Ayrılık” şiiri gibi: Bakakalırım giden geminin ardından Atamam kendimi denize dünya güzel Serde erkeklik var ağlayamam Erk..]]> Tue, 05 Aug 2014 00:10:50 +0400 Çılgın ve özgür https://www.evrensel.net/yazi/71876/cilgin-ve-ozgur https://www.evrensel.net/yazi/71876/cilgin-ve-ozgur? Kendine özgü yaşam biçimi, müzik yeteneği ve yergi ağırlıklı şiirleri ile Türkiye toplumunun renkli simalarından biriydi Neyzen Tevfik. Müzikteki ustalığı, yergi yanı ağır basan şiirleri ve kalıplara sığmayan özgür yaşantısı ile toplumun unutulmaz sanatçıları arasında yer alır. Bu nitelikleri dolayısıyla da hakkında titiz araştırmalar içeren kitaplar yayınlandı. Bunlardan Alpay Kabacalı’nın ‘Neyzen’ kitabı şimdiye dek önemli başvuru kitaplarımdan biri oldu. Bu kez de Gazeteci Yazar Hıfzı Topuz o her zamanki kolay okunan akıcı üslubuyla son kitabı “Çılgın ve Özgür”de (Remzi Kitabevi) Neyzen’in hayatını romanlaştırarak sunuyor okurlara. Çılgın ve Özgür, Hıfzı Topuz hayranlarının bir solukta okuyacakları bu halk filozofunu daha yakından tanıyabilecekleri bir çalışma. Hıfzı Topuz da Neyzen çalışmasının kendisini en çok uğraştıran ya..]]> Tue, 22 Jul 2014 00:58:57 +0400 2 Temmuz unutulmamalı https://www.evrensel.net/yazi/71704/2-temmuz-unutulmamali https://www.evrensel.net/yazi/71704/2-temmuz-unutulmamali? Acılarla yoğrulan bir coğrafyada insanlığı, insana sevgiyi barış ve huzuru arar hale geldik. Bölgesel savaşlar, mezhep çatışmaları, siyasetçilerin din sömürüsü insanı insana kırdırıyor. Oysa birçok medeniyete yerleşim vermiş, tarih ve kültür zengini, bereketli topraklarda soluk alıp veriyoruz. Bu yadsınamaz gerçek unutturuluyor. Tıpkı yine bu topraklarda güç odaklarının tezgahı ile işlenen cinayetlerin, yakıp yıkmaların da üstünün örtülmek istenmesi gibi. Günümüzde Ortadoğu’da yine kıyımlar var. Emperyalist ülkelerin bu hassas bölge için yaptıkları masa başı planları uygulamada fiyasko ile sonuçlandı. Saddam gitti ama bugün Irak’ta hayaleti dolaşıyor. Şeriat devleti isteyen örgütler çoluk çocuk kadın demeden katliam yapıyor. Yakın zamana dek ABD, Batı ve Türkiye iktidarları, el Kaide örgüt&u..]]> Tue, 01 Jul 2014 00:32:05 +0400 Kediler https://www.evrensel.net/yazi/71649/kediler https://www.evrensel.net/yazi/71649/kediler? Gezegende yaşam koşulları her gün biraz daha zorlaşıyor, kötüleşiyor. Anamal düzeni insanı gözden çıkaralı çok oluyor. Teknolojiyle birlikte daha da vahşi ve saldırgan oldu sistem. Ekmeklerimizle, yiyip içtiklerimizle oynuyorlar. Genetiği değiştirilmiş ürünlerle beslenin diyorlar. Kirli hava solumamızı dert etmiyorlar hiç. Akar suların yataklarını değiştiriyorlar.Nükleer santraller, adım başı termik santraller kuruyor, insanı, doğayı umursamaksızın ormanları, yeşil alanları yok ediyorlar; dereleri, gölleri, çayları kurutuyorlar. Sigara içmeyin ölürsünüz diyorlar oysa insanları baz istasyonları, egzoz dumanları, sanayi atıkları ile zehirliyorlar. İnsanların soluk alabildiği koruları, parkları devasa alışveriş merkezlerine dönüştürüyorlar. Dünya kültürünün beşiği Anadolu’da tarihi bulguların, binlerce yıllık kültür mira..]]> Tue, 24 Jun 2014 00:04:56 +0400 Ellerinize ve yalana dair https://www.evrensel.net/yazi/71532/ellerinize-ve-yalana-dair https://www.evrensel.net/yazi/71532/ellerinize-ve-yalana-dair? 3 Haziranlar; özgürlükçü, eşitlikçi, adaletli bir toplum için, insan odaklı yaşanası bir dünya için uğraş verenlerin yüreklerinde onurla yaşattıkları bir şairin, Nâzım Hikmet’in ölüm yıl dönümleridir. Yaşamı boyunca sömürülen, emperyalizmin çarkları arasında ezilen halklar için ‘büyük insanlık’ için mücadele etti Nâzım. Savaşları lanetledi, barışı savundu. Mahpusluk onu yıldırmadı. Cezaevlerinde yazdı pek çok ünlü şiirini. Yıllar önce yazdığı dizeler günümüzde yaşananlarla da örtüşüyor. Halklar üzerinde, baskı zulüm sürüyor. Bugün köşemi usta şairin sevdiğim şiirlerinden birine ayırmak istiyorum. Nâzım Hikmet’in yapıtları üzerine titiz çalışmalar yapan yetkin edebiyat araştırmacılarından Asım Bezirci “Ellerinize ve..]]> Tue, 10 Jun 2014 07:07:15 +0400 Şu Gezi'ciler var ya, şu Gezi'ciler! https://www.evrensel.net/yazi/71475/su-geziciler-var-ya-su-geziciler https://www.evrensel.net/yazi/71475/su-geziciler-var-ya-su-geziciler? Belli ki Başbakan Erdoğan’ın takıntısı olmuş Gezi Parkı direnişi. Söylemlerinde katılanları, destek verenleri, sanatçıları yazarları hedefine aldı. Düşüncesi olmayanlar dedi. Sanatçı müsveddeleri dedi. Hakaret etti, aşağıladı. Taksim’e çıkmayın emniyet tedbirleri A dan Z ye kadar uygulanacak dedi. 31 Mayıs Cumartesi günü Başbakanın talimatı doğrultusunda, uygulamaları yaşayarak gördük. İstanbul’da Anadolu yakasından vapurların, motorların Kabataş’a sefer yapması engellendi. Metro ve füniküler hattı ile Maçka-Taksim teleferik hattı çalıştırılmadı. Taksim’e çıkan tüm ana arterlere ve yan yollara tazyikli su, gaz püskürten TOMA’lar yerleştirildi. Kadıköy, Beşiktaş, Cihangir, Nişantaşı ve Galatasaray gibi Gezi düşüncesizlerinin! Yoğun olduğu bölgeler polis denetiminde tutuldu. Çevik kuvvet ve İstanbul polisi yetmedi, &c..]]> Tue, 03 Jun 2014 00:08:28 +0400 Türkiye'nin ölümlerle dansı https://www.evrensel.net/yazi/71423/turkiyenin-olumlerle-dansi https://www.evrensel.net/yazi/71423/turkiyenin-olumlerle-dansi? 1908 İkinci Meşrutiyeti heyecan uyandırmıştı Osmanlı halklarında. Sultanın baskısı ve basına sansür kalkmış, görece bir özgürlük havası ülkeyi sarmıştı. Basın patlaması yaşanıyor, yeni gazete ve dergiler yayınlanıyor, yazarlar eleştiri haklarını serbestçe kullanıyor, sarayı bile eleştirmekten geri durmuyorlardı. Osmanlının zor günleriydi. Tam bu sıralarda muhalif gazetecilerden Hasan Fehmi, Galata Köprüsü üzerinde silahlı bir kişi tarafından öldürüldü. Bunu izleyen gazeteci cinayetleri cumhuriyetin kurulmasından sonra da devam etti. Gazeteciler yazdıkça, aydınlar konuştukça, fikirlerini yazıya döktükçe katliamların kurbanı oldular. Kardeş kavgasını önleme bahanesiyle sivil yönetimlere el koymayı alışkanlık haline getiren darbeci askerlerin de gündeminde kalemlerine sahip çıkan cesur gazeteci ve yazarlara uygulanacak yaptırımlar ön sıradaydı. Sık..]]> Tue, 27 May 2014 00:09:30 +0400 Ağıt https://www.evrensel.net/yazi/71365/agit https://www.evrensel.net/yazi/71365/agit? Yazıya oturmadan önce Gülten Akın’ın “Ağıtlar ve Türküler (1972-1983)” kitabına bir kez daha göz attım. Ne çok acı ne çok ölüm yaşanmış ülkede. Kimi, devlet erki marifetiyle, düzeni sorgulayan, otoriteye baş kaldıranlara reva görülen işkence ve ölümler. Osmanlıda başlamış, tek partili dönemden çok partili döneme artarak sürmüş. Kimisi ise bilime boş veren, kazanç hırsını insan emeğine, insan değerine yeğleyen gelmiş geçmiş iktidarları da kapsayan yönetim anlayışı. Soma maden işletmesinde yüzlerce emekçinin ölümüne, yaralanmasına neden olan patlama ve yangının asıl sorumluları da bilime, tekniğe boş veren anlayıştır. Siz bilime boş verir ülkeyi camilerle, imamlarla yöneteceğinize inanırsanız bir gün bilim de size boş verir. İktidarlar sermayenin, rantın değil halkların iktidarı olmak zorundadırlar. İş&..]]> Tue, 20 May 2014 00:36:27 +0400 Söz özgürlüğü https://www.evrensel.net/yazi/71303/soz-ozgurlugu https://www.evrensel.net/yazi/71303/soz-ozgurlugu? Ülkeyi yönetmeye soyunanlar eğer demokrasiyi içtenlikle yönetim biçimi olarak benimseyemiyorlarsa, iktidarlarına yöneltilen eleştirilere de saygı duymalılar. Bilinir ki gerçek demokrasi bir tahammül rejimidir. Düşünceyi ifade özgürlüğünün kısıtlandığı, medyanın iktidarın uydusu haline getirildiği, insanların temel hak ve özgürlüklerinin dikkate alınmadığı, emeğin paspas edildiği ülkelerin adlarında demokrasi sözcüğü bulunsa da o tür ülkeler totaliter ülkelerdir. Tek adamın buyruğu ile yönetilirler. İnsan hakları ile uluslararası insanı koruyan normlarla sorunları vardır hep. Dünyada örnekleri içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda bile varlıklarını korumaktadır. Türkiye’ye gelince ilginç bir yönetim konumu var ortada. Başbakan Erdoğan belli ki cumhurbaşkanlığına hazırlıyor kendini. Parlamentoda çoğunluğu..]]> Tue, 13 May 2014 00:04:57 +0400 Anılara uyanmak https://www.evrensel.net/yazi/71250/anilara-uyanmak https://www.evrensel.net/yazi/71250/anilara-uyanmak? Sabah evden çıkıyorum. Sıcak nemli bir hava var. Sis aralandığında güneş yüzünü gösteriyor. Çiçekler açmış, leylak ve ıhlamur kokuları sarmış ortalığı. Martı sesleri kuş cıvıltıları arasında vapur iskelesine doğru yürüyorum. Her şey iyi güzel de uyandığımda yüreğime yapışan sıkıntı neden geçmek bilmiyor? Günlerin kafa yorgunluğuna veriyorum. Dost ölümleri pek üst üste geldi. Daha Alpay Kabacalı’nın acısını atamadan üzerimden bu kez de Bülent Habora’nın ölüm haberi geldi. Bizim ‘60 kuşağının güzelim insanları bir bir bizi yalnızlığa terk edip gidiveriyorlar. İkinci kitabım “Güneşin Düşmanları” nın ön sözünü Alpay yazmıştı. Yazarlığın, gazeteciliğin çilesini çekmiş, soruşturmalar ve cezaevleri ile erken tanışmıştı. Yaşamı boyunca kendine yapılanlardan hiç yakınmadı. O sıkıntılı..]]> Tue, 06 May 2014 00:08:34 +0400 Değinmeler https://www.evrensel.net/yazi/71198/deginmeler https://www.evrensel.net/yazi/71198/deginmeler? Kendi adıma yoğun bir haftayı tamamladım. Kısaca özetlemek isterim. Geçen hafta sonunu bir dostla Moskova’da geçirdik. Hepi topu 48 saate sığdırdığımız bu gezi kafamıza ruhumuza iyi geldi. Yorulmasına yorulduk elbette ama gördüklerimiz içimizi ısıttı, Rus halkının bugününe değgin kimi yanılgılarımızın da giderilmesini sağladı. Moskova şimdilerde çevre sorunlarını çözümlemiş, ortasından geçen Moskova Nehri ve geniş alanlara yayılan birbirinden güzel parkları ile göz alıcı bir şehir. Yöneticilerin ülkenin kültür değerlerine, şair, yazar ve sanatçılarına gösterdikleri özeni, tarihlerine bağlılıklarına, adım attığınız hemen her bölgede tanık oluyorsunuz. Ayağımızın tozuyla önce Nâzım Usta’yı ziyaret için Novodoviçi mezarlığına yollandık. Bir anıt park gibi mezarlık. Her zaman genç yaşlı insanların, ailelerin kalabal..]]> Tue, 29 Apr 2014 00:09:50 +0400 İlkyaz türküsü ya da Guernica'yı anımsamak * https://www.evrensel.net/yazi/71138/ilkyaz-turkusu-ya-da-guernicayi-animsamak https://www.evrensel.net/yazi/71138/ilkyaz-turkusu-ya-da-guernicayi-animsamak? Kimilerine göre aşkın, coşkunun, güzelliğin mevsimidir ilkyaz. Yenilenen doğa sevinç taşır insanlığa, umut tazeler. Kimileri içinse ölüm, kıyım ve acının adıdır. İlkyaz. Eğer Irakta, Filistin’de, Darfur’da yaşamıyorsanız, eğer Guernica, Hiroşima ve Nagazaki’deki toplu ölümleri ve yıkımları duymazdan gelen, anımsamak istemeyenlerdenseniz bu tür duyguları anlamakta zorlanabilirsiniz. İspanyolların evrensel değeri Rafael Alberti “İlkyaz Türküsü” şiirinde bu yaman çelişkiyi dile getirir: “Sevinç durmasın yeşersin, Sevinç ilkyazın güneşiyle, Ne çıkar ilkyaz gelse de kederli olmaya neden var bir sürü. Bir yerleri kanar dünyanın. İşte ilkyaz geldi. Ne çıkar ilkyaz gelse de, Ölüm dolanır durur başıboş. Aydınlık sevinç nerede, bul onu. Soğuk rüzgarlarla kararan yerde mi? İlkyaz ..]]> Tue, 22 Apr 2014 00:28:29 +0400 Yerel gazetecilikten ders çıkarmak https://www.evrensel.net/yazi/71085/yerel-gazetecilikten-ders-cikarmak https://www.evrensel.net/yazi/71085/yerel-gazetecilikten-ders-cikarmak? Yerel gazetecilerle bu kez İskenderun’da buluştuk. İskenderun eğitim seminerinin bu kez iki önemli ayağı vardı. Birincisi yerel gazetecilerle birlikteliğin 70.sini Antakya’nın bu şirin ilçesinde gerçekleştiriyor olmamızdı. İkincisi ise TGC’nin Konrad Adenaur Stiftung (KAS) iş birliği ile düzenlediğimiz yerel gazetecilik yarışmasına ilişkindi. Yarışmayı, Türkiye’ye sığınan Suriyeli kadınların dramını akıcı bir dille kaleme alan, Serpil Korkmaz kazanmıştı. Seçici Kuruldan yarışmacılar arasında en yüksek puanı alan Korkmaz’ı kendi ilçesinde, meslektaşları, ailesi ve dostlarının arasında ödüllendirmek şık olacaktı. Bizler de öyle yaptık. Hatay ve İskenderun dışında Kahramanmaraş, Kilis’le kimi ilçelerdeki gazetecilerden 120 meslektaşımız katıldı seminere. Neler konuşuldu derseniz ana hatlarını özetlemeye kalkışsam bile, bir köşe yazısı çevresine sığmaz. İstanbul&rsq..]]> Tue, 15 Apr 2014 00:07:02 +0400 Şimdi uyanmak zamanı https://www.evrensel.net/yazi/70909/simdi-uyanmak-zamani https://www.evrensel.net/yazi/70909/simdi-uyanmak-zamani? Uyanmak, günlük konuşmalarda sıkça rastlanan bir sözcük. Uyku durumundan çıkmak diye tanımlıyor sözlükler. Argoda; kurnaz, iş bitirici, kısa dönemde köşe dönebilecek becerideki kişilere uyanık deniyor. Tutum ve davranışlarını etik bulmasanız da uyanıklardan çevrenizde övgü ile söz edildiğini duyar, başarılarına özel bir saygı gösterildiğini gözlersiniz. Uyanmak sözcüğünün bir başka tanımı ise çağdaş insan olabilmenin ipuçlarını veriyor: Gerçekleri anlamak, kavrar duruma gelmek... Küreselleşen dünya masalı ile vahşi kapitalizmin yönlendirdiği yaşam biçiminde bireyler için bu anlamda uyanmak öyle pek de kolay değil. Bakın şöyle sağınıza solunuza. Her şey insanı uyutmaya göre düzenlenmiş. Televizyon bağımlılığı, bilinçaltına işleyen tüketim tutkusu, özel olma, marka olma hırsı, şans o..]]> Tue, 25 Mar 2014 00:22:45 +0400 Mart kıranı https://www.evrensel.net/yazi/70856/mart-kirani https://www.evrensel.net/yazi/70856/mart-kirani? Berkin Elvan’ın 269 günlük yaşama direnci sona erdiğinde hüzünle birlikte yoğun bir öfke de kabardı içimde. Hele barışçıl başlayan o görkemli cenaze töreni yürüyüşünün ardından dönüşe geçen insanlara, polisin tomalarla gaz ve tazyikli suyla saldırması, neyin nesiydi. Asıl görevi yurttaşları korumak olan polisi böylesine kendi halkından uzaklaştıran, saldırgan, acımasız bir obje haline getirenler hiç mi vicdan taşımıyorlar. İnsanı birbirine kırdırmalarının vebalini nasıl üstleniyorlar. Gezi’den bu yana onca ölüm onca yaralanma, sakat kalma yetmedi intikam duygularınıza. Dikkat ederseniz bu yıl 12 Mart askeri cuntası üzerinde ne yazılı ne görsel basında yeterince duruldu. Hatta ana akım medyada görmezden gelindi denilebilir. Çünkü askeri vesayeti bitirenler şimdi kendi siyasi vesayetlerini kuruyorlar.12 Mart’ta gen..]]> Tue, 18 Mar 2014 00:33:27 +0400 Alacakaranlık https://www.evrensel.net/yazi/70797/alacakaranlik https://www.evrensel.net/yazi/70797/alacakaranlik? Cumhuriyet tarihimizin en sancılı günlerini yaşıyor ülke. Bu coğrafyada soluk alıp veren insanlar sıkıntılı, hüzünlü. Kimisinin de öfkesi burnunda. Siyaseten bölünmüşler, mezhep denmiş, bölünmüşler. Okudukları gazeteler, konuştukları, ahbaplık ettikleri insanlar da salt kendi görüşünde olanlar. Karşı bir görüşü okumaya ya da tartışmaya asla hazır değiller. Demokrat Partinin “vatan cephesi” döneminde toplumu ikiye ayırma gayretlerinde bile bireylerin böylesine keskin bir biçimde kutuplaşmalarına tanık olmamıştım. Dilerseniz bir sabah işe çıkmak üzere yola koyulduğunuzda vapurda, tramvayda, otobüste, metroda, metrobüste bunu insanların kasılmış yüzlerinde,umut ışığını yitirmiş bakışlarında, öfkesini dışa vurmak için en küçük bir uyarı bekleyen kişilerin solumalarında gözlemleyebilirsiniz. Tehlikenin ne denli..]]> Tue, 11 Mar 2014 00:10:08 +0400 Solcu olmak, ateist olmak https://www.evrensel.net/yazi/70742/solcu-olmak-ateist-olmak https://www.evrensel.net/yazi/70742/solcu-olmak-ateist-olmak? Başbakan Erdoğan’ın AKP grubunda ya da meydanlarda yaptığı konuşmalar artık şaşırtmıyor beni. Yaşantısı boyunca darbelere, darbe girişimlerine, sıkıyönetimlerin, olağanüstü hal uygulamalarının, bireylerin temel hak ve özgürlüklerine getirdiği kısıtlama ve baskılara tanık olan, ülkede çağdaş bir demokrasinin yeşerebilmesi adına katkı sunmaya çalışan bir gazeteci olarak sadece üzüntü veriyor. Toplumun tümünü kucaklaması gereken bir başbakanın nasıl bu denli ayrımcı ve hedef gösterici olabileceğini doğrusu aklım almıyor. Geçenlerde meydanlarda yine öfkeyle, solcuları, ateistleri suçlayarak yolsuzluğa karşı mitingleri onların kışkırttığını söylüyordu. Bu ülkede ne zamandan beri inanç ya da inançsızlık suç haline geldi. Anayasa ve yasalar çerçevesinde siyasete giren sosyalist partiler ve üyeleri neden Başbakanın hışmına uğruyo..]]> Tue, 04 Mar 2014 00:11:02 +0400 Buyurgan devlet üstüne çeşitlemeler https://www.evrensel.net/yazi/70679/buyurgan-devlet-ustune-cesitlemeler https://www.evrensel.net/yazi/70679/buyurgan-devlet-ustune-cesitlemeler? Tuhaf bir toplumuz. Yasalar çıkıyor birbiri peşi sıra. Tümü bireyin özgürlüklerine getirilen yasaklarla ilgili. Düşünmek suç, düşünceyi ifade etmek suç, toplantı gösteri yapmak suç, eleştirmek suç, yazmak suç, gazetecilik yapmak yani gerçekleri kamu oyuna iletmek suç, İnternet kullanımı devletin denetiminde. Verilerin, tüm bilgilerin devletin elinde. İster sansürler, ister kapatır ister dava açar hakkınızda. Yolsuzlukları araştırmak suç, doğayı sevmek korumak suç, Gezi Parkı’nın önünden, sağından, solundan geçmek suç. Çünkü kolluk tarafından olağan şüpheli kaydıyla göz altına alınabilirsiniz. Parkta kız arkadaşınızla el ele tutuşmak suç, üniversitede hak aramak, belirlenmiş kalıpların dışında karşı tez üretmek suç. Genç olmak suç. Potansiyel tehlikesiniz..]]> Tue, 25 Feb 2014 00:46:19 +0400 Yaşamaya dair https://www.evrensel.net/yazi/70620/yasamaya-dair https://www.evrensel.net/yazi/70620/yasamaya-dair? İlhan Berk’in ‘Kült Kitabı’ başucu okumalarım arasındadır. Geçenlerde yine sayfalarında dolaşırken sinemanın büyük ustalarından Akira Kurosawa’nın (1910-1998 ) bir tümcesine rastladım. İlgimi çekti. Şöyle diyor ünlü yönetmen: “Ben 77 yaşımdayım ve gerçek çalışmalarımın yeni başlamakta olduğuna inanıyorum. İnsan yaşamı sona ermeden yeniden bebekliğe döner.” Bu sözlerin altına şu notu düşmüş İlhan Berk (1918-2008) “Her kitapta bu duyguyu yaşıyorum ben.” Sanatçının yaşı olmuyor elbette. Sanatın da yaşının olmadığı gibi. Ne mutlu ki yaşına aldırmaksızın dirençle çalışan, üreten bizim kuşaktan hatta bir önceki kuşaktan dostlar var çevremde. Yazıyorlar, çiziyorlar, sinema, belgesel çekiyorlar, tiyatroya emek veriyorlar, fotoğraf, resim sergileri açıyorlar. Onların varlığı güç veriyor, ..]]> Tue, 18 Feb 2014 00:09:29 +0400 Yurttaşın Halleri - 3 https://www.evrensel.net/yazi/70560/yurttasin-halleri-3 https://www.evrensel.net/yazi/70560/yurttasin-halleri-3? Zor uğraşlardan biridir gazetecilik. Üstelik Türkiye gibi demokrasi yolunda 1950’lerden günümüze dek bir adım ileri, iki adım geri giden bir ülkede yaşıyorsanız zorluk da katlanır elbet. Rejimin yönü demokrasiyi gösterse de aracının dingili kırıksa elden ne gelir. Bir bakarsınız darbeci askerler, bir bakarsınız sivil vesayetin hevesli politikacıları dingili onarmaktansa ‘ağır ol molla desinler’ tarzında takılır, milliyetçilikle dinciliği harman ettikleri bir sistemle ülke yönetmeye sıvanırlar. Halkların sorunlarının, geçim dertlerinin, özgürlük istemlerinin pek de kıymeti harbiyesi yoktur. Yasalar bireyi değil iktidarları ve devleti korusun diye çıkarılır. Sansür de kamuoyundan gerçekleri saklamak için vardır. Oto sansür ise cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte gazetecilerin, yazarların, sinema ve tiyatro sanatçılarının, heykeltıraşların, ken..]]> Tue, 11 Feb 2014 00:20:17 +0400 Totaliter yönetime koşar adım https://www.evrensel.net/yazi/70500/totaliter-yonetime-kosar-adim https://www.evrensel.net/yazi/70500/totaliter-yonetime-kosar-adim? Özgür düşünceye, yaratıcı zekaya, bilime öfkeyle karşılık vermeye çabalayan bir iktidar var ülkede. Özellikle yolsuzluk operasyonlarının ardından savcılar ve polislerin geniş tasfiyesiyle başlatılan süreç şimdi de bu tür haberleri yayınlayan medyayı hedef almaya başladı. Gazetelere, televizyonlara yönelik sansür mekanizması İnternet medyasını da alanı içine çekti. T24 ve Özgür Gündem TİB ve BTK tarafından uyarıldı. Yolsuzluklarla ilgili Parlamentoya getirilen bir soru önergesi haber yapılamayacak. Önergenin haber yapılmasını önlemek için mahkemeden yayın yasağı çıkmış. İlginç milletin vekilleri soru önergesinin içeriğini öğrenecek ama kamuoyu yayın organları marifeti ile öğrenemeyecek. Ya neyle öğrenecek: Fısıltı gazetesiyle. Gazetecilere çalıştıkları kurum patronlarının, sorumlu editörlerinin uyguladığı sans&uum..]]> Tue, 04 Feb 2014 00:09:52 +0400 Zurnanın zırt dediği yer https://www.evrensel.net/yazi/70441/zurnanin-zirt-dedigi-yer https://www.evrensel.net/yazi/70441/zurnanin-zirt-dedigi-yer? İlginç günler yaşıyor Türkiye. Siz bakmayın iktidar- Cemaat kavgasını gündemin tam ortasına yerleştirerek ana sorunları topluma unutturmaya çalışan politikacı esnafına. Hangi tarafta yer alırsam kazançlı çıkarım diye kafa yoran kimi sermaye sahiplerine kimi medya patronlarına. Olayı alışageldikleri gibi böylesine basit görüyorlar. Oysa toplumun üstündeki ölü toprağı kalkıyor artık. Nicedir ülkenin dört bir yanında iktidarın polisiye baskılarına rağmen sivil inisiyatifler güçleniyor. Kentlerine, akarsularına, ağaçlarına, meralarına göz diken rantçılara karşı mücadele veriyorlar. Hukukun yetmediği yerlerde yeni direniş yöntemleri üretiyor, sorunlarını uluslararası platformlara taşıyorlar. Tam bu arada ortaya çıkan Taksim Gezi direnişi, daha yaşanılır bir dünya için uğraş veren tüm sivil inisiyatiflerin, dayatmalardan, baskılardan..]]> Tue, 28 Jan 2014 00:12:24 +0400 Az yaşadıksa da https://www.evrensel.net/yazi/70381/az-yasadiksa-da https://www.evrensel.net/yazi/70381/az-yasadiksa-da? Yazımın başlığını Cemal Süreya’nın aynı adı taşıyan şiirinden aldım. Yazıya oturduğumda kendimi alabildiğine yorgun ve kederli duyumsadığım bir pazar günüydü. Nicedir süren puslu, kurşuni sıkıntılı havayı dağıtan pırıltılı aydınlık bir gün var dışarıda. Güneş karanlık tüm güçlere karşı inadına geleceğe kocaman bir umut gibi parlıyor, ısıtıyor. Ocak ayının 19’u bugün. Gazeteci meslektaşım, kardeşim Hrant’ın katlinden bu yana yedi yıl geçmiş. Yaşasaydı hiç terk etmediği iyimserliği ve yüzüne yayılan sevimli gülüşüyle umuda dair tümceme bir kahkaha koyuverir miydi bilemiyorum. Bildiğim, içinde yaşadığımız günlerin hiç de romantizme yer bırakmayan gerçeklikler taşıdığı. Kaosa dönüşen nefret söylemlerinin havada uçuştuğu, sevgisiz, insan değerini ve emeğini paspas eden bir dönemden geçiyor ülke. Bakın Hrant..]]> Tue, 21 Jan 2014 00:07:20 +0400 Gazeteci olmak https://www.evrensel.net/yazi/70322/gazeteci-olmak https://www.evrensel.net/yazi/70322/gazeteci-olmak? Biz gazeteciler için yoğun bir haftaydı geride bıraktığımız 10 Ocak Gazeteciler Günü. Daha açık bir deyişle, kamuoyuna haber akışını sağlayabilmek için gece gündüz demeden sahada koşuşturan muhabir, foto muhabiri, kameramanların, salt gazetecilik için uğraş veren basın emekçilerinin çalışma koşullarını iyileştiren, güvence altına alan 1961 tarihli yasanın yıl dönümüydü. Çalışanlarla işverenlerin ilişkilerini düzenleyen 5953 sayılı yasanın basın emekçileri lehine hükümler içeren madde değişikliği günümüze dek maddenin adıyla 212 sayılı Yasa olarak anılageldi. Gazetecilere, sendikalı olma, işverenleri ile toplusözleşme yapabilme hakkıyla birlikte beş yıllık bir kıdemin ardından çalışanın tazminat alma hakkını da güvenceye almıştı. Basın işverenleri o tarihte lokavta, sendika ise greve başvurdu. Patronlar, dönemin iktidarını gaz..]]> Tue, 14 Jan 2014 00:12:09 +0400 Exupery ve onun Küçük Prens’i https://www.evrensel.net/yazi/70259/exupery-ve-onun-kucuk-prensi https://www.evrensel.net/yazi/70259/exupery-ve-onun-kucuk-prensi? 21. yüzyılda yaşıyor olsak da kapitalist düzenin dünyasında kralların, prenseslerin, prenslerin varlıkları insanı şaşırtmaz. Sistem onlara önemli işlevler yükler. Toplumların azımsanmayacak bir bölümünün günümüzde yaşayan masal kahramanlarıdır onlar. Kendi geçim dertlerini, yoksulluklarını, acılarını bir yana bırakır, gazete haberlerinde ya da ekran başında kraliyet ailelerinin yaşantılarına kilitlenirler. Aristokratlarla sevinir sıra gelir onlar için gözyaşı döker, prenslerin prenseslerin aşklarını, evliliklerini, ayrılıklarını en küçük detayına dek dikkatle izlerler. Onlarla neşelenir, onlarla üzülürler. Aristokratların, küresel sömürü düzeninin medyatik bir göz boyama aracı olarak kullanıma sokulduklarının, ayırdına varamayanlar emeklerinin nasıl ve kimler tarafından çalındığını, nasıl da yaman bir biçimde sömür&..]]> Tue, 07 Jan 2014 00:18:30 +0400 Yeni yıla merhaba https://www.evrensel.net/yazi/70194/yeni-yila-merhaba https://www.evrensel.net/yazi/70194/yeni-yila-merhaba? İnsanlık için daha yaşanılası bir dünya dileği ile merhaba demeye hazırlanalım yeni yıla. İyi de dilek kime. “ Ey insan, gelecek için kendinden başka hiçbir şeyden medet umma” der, evrensel müzik dehalarından Beethoven. Yılbaşlarının, insanın ardında bıraktığı koca bir yılın envanterini çıkarması gereken önemli bir gün olduğunu düşünürüm. Pek kolay olmasa da kendimizle dürüstçe yüzleşebileceğimiz, emeği temel alan, barışçı, paylaşımcı, yaratıcı bir toplumun inşasına yardımcı olmak için nelere katkı verip nelerde eksik kaldığımızı açık yürekle tartışmalıyız. Bireyin öz benliği ile yaptığı böylesi tartışmaların yalnız bireysel kimliğimize değil giderek bir kaos ortamına sürüklenen toplumumuza da yarar sağlayacağına inanıyorum. Diyebilirsiniz ki kapitalist sistemin beyin yıkadığı, düşünce yetisini uyuşturduğu, bireyleri tüket..]]> Mon, 30 Dec 2013 21:36:12 +0400 Yurttaşın Halleri - 2 https://www.evrensel.net/yazi/70140/yurttasin-halleri-2 https://www.evrensel.net/yazi/70140/yurttasin-halleri-2? Yurttaş elini şakağına koymuş düşünüyor. Kendi geçim derdini çoktandır atmıştı bir yana. Ülkede olan biteni anlamaya çalışıyor. Yolsuzluğun akıl almaz boyutlarına takılıp kalsa da onu asıl düşündüren suçlananların değil suçlayanların haksız duruma düştüğü bir toplumda gerçeği nasıl öğrenebileceği. Medyanın bir bölümünün Başbakanın konuşmalarını kes yapıştır tarzında verdiğinin bilincinde olmasına bilincinde ama ana muhalefetin bu skandal konusunda yurttaşı bilgilendirme girişimlerini de pek yetersiz buluyor. Devlet malları, arsaları hortumlanıyorsa sahi muhalefet bugüne dek nerede diye sormadan edemiyor. Başbakanın, iktidar partisinin parlamentoya bile hesap vermeksizin başına buyruk yönetme biçimine alıştı alışmasına da kendisine sosyal demokrat diyen ana muhalefetin yerel seçimlerde sağ parti kökenli aday bulma sevdasını kavramakta zorla..]]> Tue, 24 Dec 2013 00:08:15 +0400 Paketlenen demokrasi https://www.evrensel.net/yazi/70010/paketlenen-demokrasi https://www.evrensel.net/yazi/70010/paketlenen-demokrasi? Başta iktidar olmak üzere ülkede siyaset yapanların demokrasiyi kavrama anlayışı uluslararası bilimsel tanımlara hiç ama hiç uymuyor. Bizdeki anlayış genellikle kendimize göre yonttuğumuz, demokratik rejimlerin tüm prensiplerini hasıraltı eden, bir yönetim biçimi. Tek adamlı tek partili bir baskı rejiminin üstüne örtülen bir şal demokrasi. Hele örtüyü kaldıragörün, bakın altında neler neler var. İşinize gelirse elbet. Korku iklimi yansımalarından, siyaset-sermaye ilişkilerinin giriftliğinden, medyanın dayanılmaz hafifliğinden kendinizi sıyırabilmişseniz eğer doğru tanıyı koymakta gecikmezsiniz. Şöyle diyebilirsiniz; bu olsa olsa içeriği yeni baskılara gebe sımsıkı paketlenmiş bir demokrasi müsveddesidir. Çağdaş dünyada kullanım süresi çoktan dolmuştur. Gelecek kuşağın tarihçileri sanırım içinde bulunduğumuz siyasi günleri AKP’..]]> Tue, 10 Dec 2013 00:35:45 +0400 Dünün dünyası https://www.evrensel.net/yazi/69955/dunun-dunyasi https://www.evrensel.net/yazi/69955/dunun-dunyasi? Geçmişe özlem duyanlardan değilim. Gençliğimde "bizim zamanımızda… diye başlayan nerede o eski günler" klişe cümlesi ile sonlanan kimi ustalarımızın konuşmalarını da son derece sıkıcı bulur, bir bakıma hafifserdim. Sonraları yaşantım boyunca da hep geleceğe dönük kurdum yaşam felsefemi. İnsanlığın, bilimde, kültürde, sanatta dogmalardan arınmış çağa uygun bir yaratıcılık içinde olacağına inandım. Emperyalizmin küreselleşme ile başlayan halkların kültürlerini yok etmeye yönelik yeni sömürgeciliğinin günümüzde ulaştığı başarının! Boyutlarını ise itiraf edeyim ki tahmin edemedim. Şimdilerde bırakın öteki ülkeleri kendi topraklarımızda nasıl bu denli çağdaşlıktan bilimden uzaklaşabildiğimize, nasıl bu denli sevgisiz bir toplum haline gelebildiğimize akıl erdiremiyorum. Ve kendimden ürküyorum. Gençlere, geçmişe özlemle ..]]> Tue, 03 Dec 2013 00:25:55 +0400 Leylâ https://www.evrensel.net/yazi/69899/leyl https://www.evrensel.net/yazi/69899/leyl? Kadınlara Karşı Şiddete Duyarlılığı Artırma ve Bu Şiddeti Kınama “günüydü “ 25 Kasım. Bir önceki gün de çocuklarımızı, çağdaş bireyler olarak geleceğe taşımaları için emanet ettiğimiz, öğretmenlerimizin yılda bir kez olsun hatırlandıkları günlerden de biriydi. Dün, her iki gün için de çeşitli etkinlikler yapıldı. Öğretmenler için devlet büyükleri, siyasiler, bürokratlar konuştu. Kutsal, eli öpülesi meslek gibi klişe ama karın doyurmayan sözler ettiler. Ama eğitim sorununun çıkmazlarına öğretmenlerin emeklerinin yerini bulup bulmadığına bakmadı kimse. Öğretmenlerin koşullarından gördükleri maddi manevi baskılardan da hiç söz açılmadı. Kadına şiddeti kınayan, kadınların temel hak ve özgürlüklerini savunan toplantı, yürüyüş ve etkinlikler ise daha canlıydı. Genci yaşlısı ile kadı..]]> Tue, 26 Nov 2013 00:38:10 +0400 Serol Teber https://www.evrensel.net/yazi/69842/serol-teber https://www.evrensel.net/yazi/69842/serol-teber? Ölümünün üzerinden dokuz yıl geçmiş. Zaman acımasız. Toplum belleğimiz ise geçmişi unutmaya endeksli. Önemli bir bilim insanı, çok yönlü bir araştırmacı, iyi bir yazardı Serol Teber. Kitaplığımdaki yapıtlarına, dergilerdeki yazılarına göz attım yeniden. Böyle bir aydının eksikliğini ne denli derinden hissetmesi gerekir toplumların diye geçirdim içimden. Hele de içinden geçtiğimiz şu zorlu günlerde… Eski yazılarıma baktım sonra. Serol’un ölümünden bir hafta sonra kaleme aldığım bir yazıyı buldum. O yazıyı siz okurlarımla da paylaşmak istedim. Serol Teber’in anısını özlem ve saygıyla yad ederek… “Her ölüm erken ölümdür” der bir şiirinde Cemal Süreya. İnsanlığın gelişmesine katkı sağlayan, yeni ufuklar açan, ilkeli duruşlarından ödün vermeyen bilim insanlarının, yazar, çi..]]> Tue, 19 Nov 2013 07:17:29 +0400 İktidar kıskacında gazetecilik https://www.evrensel.net/yazi/69783/iktidar-kiskacinda-gazetecilik https://www.evrensel.net/yazi/69783/iktidar-kiskacinda-gazetecilik? Zor mesleklerden biridir gazetecilik. Bilgi donanımı, yetenek dışında ilkeli bir duruş ve okuruna, kamuoyuna karşı derin bir saygı gerektirir. Gazeteci ırk ayrımcılığı, cinsiyet ayrımcılığı yapmaz. Her durumda savaşın değil barışın yanında durur. Haber kaynakları ile yüz göz olmadan çalışmayı becerebilen, kolluk güçlerinin, bürokratların, iktidarların uydusu, memuru olmayan, yalnızca gerçeği kovalayan, patronuna kul olmayan gazeteci mesleğin var olan onurunu daha da yüceltir. Halkın doğru, çabuk ve yansız haber alma hakkı demek olan basın özgürlüğü bu nedenle çağdaş demokrasilerin olmazsa olmaz unsurlarından biridir. Bu satırları ben uydurmadım. Bunlar evrensel meslek kurallarından bazıları. Bölünmüş, birbirine düşman edilmiş, sosyal güvenceden yoksun, sendikasız bırakılmış bir meslek topluluğu için şimdi evrensel gazetecilik kurallarını anımsatmanın bir yararı olur mu; em..]]> Tue, 12 Nov 2013 07:14:58 +0400 Seninle bir yastıkta https://www.evrensel.net/yazi/69724/seninle-bir-yastikta https://www.evrensel.net/yazi/69724/seninle-bir-yastikta? Evrenin sırrını çözmeye yakın artık bilim insanları. Çalışmalar baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Tıpta, gen biliminde, bilişimde olağanüstü gelişmeler birbirini izliyor. 21 Yüzyıl insanlık bilimin aydınlığını gezegenin tümüne yaymayı becerebilecek mi? Yanıtı bulmak çok zor. Bir yanda insanlığı yüceltmek için uğraş veren bilim insanları, öte yanda aymazlıkları, kazanç hırslarıyla gezegeni yok olma noktasına sürükleyen kalabalıklar. Lübnanlı Yazar Amin Maalouf “ Çivisi Çıkmış Dünya “ kitabında (Çev.Orçun Türkay) genel bir değerlendirme yapıyor : “Pusulasız bir halde girdik yeni yüzyıla. Daha ilk aylardan başlayarak, dünyanın hepten çivisinin çıktığını düşündüren kaygı verici olaylar meydana geliyor; üstelik bunlar birçok alanda birden gerçekleşiyor-entelektü..]]> Tue, 05 Nov 2013 07:56:57 +0400 Hoşana’nın son sözü https://www.evrensel.net/yazi/69563/hosananin-son-sozu https://www.evrensel.net/yazi/69563/hosananin-son-sozu? Ahmet Abakay’ı yakından tanıyanlar bilir. Dost canlısı, lafını sakınmayan, sosyalizm ilkelerine gönül vermiş bir gazetecidir. Yıllardır Çağdaş Gazeteciler Cemiyetinin Genel Başkanlığını başarıyla sürdürüyor. Son görüşmelerimizden birinde “ Kitap yazıyorum. Daha çok annemin üzerine. Ama yaşadıklarıma, medyaya yönelik bölümler de olacak. Bir de Oral Çalışlar’ın Evren’e yazdığı bir mektup var arşivimde. Onu da koyacağım” demişti. Büyülüdağ yayınları arasında çıkan kitap geçen hafta raflarda yerini aldı. Kitabı okumaya koyuldum. Kolay okunan, bitirmeden elinizden bırakamayacağınız türden bir çalışmayla karşılaştım. Ayrıca kimi bölümlerde Abakay’ın yakından bildiğim muzip gülümsemesini duyumsadım. Metinler içinde özellikle dikkat çeken iki başlık var. Biri Ahmet, annesi Hoşana’nın yaşamının 82..]]> Tue, 15 Oct 2013 11:41:04 +0400 Balkon https://www.evrensel.net/yazi/69507/balkon https://www.evrensel.net/yazi/69507/balkon? Nicedir Başbakan’ın ve AKP iktidarının “açılımlarına” alışmıştık. Demokrasi Açılımı, Kürt Açılımı, Emeni Açılımı… Açılımlar bir sonuç getirmese de merkez medyanın da iktidara destek veren yayınlarıyla kendimizi ileri demokrasinin özgür yaşantısı içinde duyumsamaya başlamıştık. Bellek yitimine eğilimli yurttaşlar için açılım dönemi renkli arabesk gündem maddeleri arasında unutuldu gitti. Ama İktidar kendini unutturma niyetinde değildi. Bu kez paketler dönemi başladı. Ceza yasalarında iyileştirme paketleri, ekonomi ve özgürlükler paketleri… Başbakan Erdoğan geçen hafta yeni bir söylem ve yeni bir demokrasi paketi ile yurttaşlara seslendi. Pakette kadın yoktu, çocuk hakları yoktu, basın özgürlüğü, düşünceyi ifade hakkı, yurttaş eşitliği de yoktu. Pakette muğlak bir Kürt açılımı ile tü..]]> Tue, 08 Oct 2013 21:23:48 +0400 Siyaset masalları https://www.evrensel.net/yazi/68830/siyaset-masallari https://www.evrensel.net/yazi/68830/siyaset-masallari? Sözlüğe baktım. “Genellikle halkın yarattığı, ağızdan ağıza, kuşaktan kuşağa sürüp gelen çoğunlukla insanların ya da tanrıların başına gelen, olağanüstü, gerçek dışı olayları anlatan öykü” tanımı kullanılmış masal için. Mecazi olarak da boş ve yalan söz anlamına geliyor. Masal sözcüğüne kafayı takmam durup dururken olmadı. Nicedir gazetelere göz atıyorum: Masal. Televizyonlara göz atıyorum haberler masal, programlar masal. Siyasetçilerin söylemleri masal. Hamasi nutukları masal. Kabahat bizde diye söyleniyorum kendi kendime. Çocuk kaldık hep, büyümedik hiç. Çocukluğun saflığından, içtenliğinden sıyrılıp büyüyemedik. Savaşı, olağan ya da olağanüstü yaratıklarla dövüşmeyi, ülkeler fethetmeyi, insanları buyruk altına almayı öğrenemedik. Zengin olmanın, saraylarda yaşamanın, teba edinmenin de..]]> Mon, 23 Sep 2013 15:07:42 +0400 Eylül ayı üstüne https://www.evrensel.net/yazi/67423/eylul-ayi-ustune https://www.evrensel.net/yazi/67423/eylul-ayi-ustune? Sonbaharla gelen bir hüznün adı değildir Eylül. Olmamalı da. Ülke coğrafyasında yaz sonu doğa zenginliğinin cömertçe sergilenir bu zaman diliminde hüzün değil sevinçler yaşanmalı. Gelecek güzel günlere türküler yakılmalı. Barışın, özgürlüğün ,sevginin , kardeşliğin coşkusu sarmalı dört bir yanı. Dingin bir yaşamın habercisi olarak karşılanmalı güz başlangıcı. Ola ki Eylül’ün çocuklarımızın adlarına yansımasında geleceğe dönük umutları büyütebilmenin yüreğimizde hiç dinmeyen özlemi de yatıyordur. Ne var ki eylül ayını can sıkıcı, acı veren görüntülere dönüştürmek isteyen devletten beslenen karanlık güçler de hiç eksik olmadı.İstanbul, İzmir gibi azınlıklarla dostça, iç içe çok kültürlü bir yaşamı beceren met..]]> Mon, 09 Sep 2013 17:43:54 +0400 Kayıplar günü https://www.evrensel.net/yazi/66821/kayiplar-gunu https://www.evrensel.net/yazi/66821/kayiplar-gunu? Dünya Barış Günü için TGC-KAS eğitim seminerlerinden 66.cısını Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde gerçekleştirdik. Hakkari, Şırnak, Van ve Yüksekova’da zor koşullar altında çalışan meslektaşlarla, yaygın basından ustaları, sahada görev yapan deneyimli muhabirleri buluşturduk. Birlikte barışı konuştuk, Barışı savunmanın gazetecinin sorumluluğu olduğunu, savaş kışkırtıcılığının gazetecilikle bağdaşmadığını Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nden örneklerle vurguladık. Kimi yazarların ve ekran konuşmacılarının nefret söylemlerini kınadık. Kürt sorunsalında barışçıl çözümün ülkeye sağlayacağı, huzuru, ekonomik kalkınmaya yapacağı katkıları dile getirdik. İnsan değerlerini aşağılayan, vicdanı zedeleyen nefret söylemini kınarken, medyada farklılıklara saygılı, kadını inciten değil yücelten, barışı her koşulda öne çıkaran bir dil ..]]> Mon, 02 Sep 2013 17:26:19 +0400 Dost https://www.evrensel.net/yazi/65339/dost https://www.evrensel.net/yazi/65339/dost? Çağ değişti, insanlık öldü diyorlar. Dostluk, vefa, özveri türünden sözcüklerin içi boşalmış. Gerçekten böyle bir toplumda mı yaşıyoruz sorusuna olumluysa yanıt, işimiz bitik demektir. İnanası gelmiyor insanın. Oysa bizler yaşını başını almış eski mi eski üç ahbap, dostluklarımızı çoktan çeşitli testlerden geçirerek gelmişiz bugünlere. Belli aralıklarla bir araya geliyor, rakı ya da şarap eşliğinde yemek yiyor, anılardan, günümüz gazeteciliğinden, hekimlikten, şiirden, aşktan konuşuyoruz. Şu yaşını başını almış adamlara bak hem içki içmekten, hem de konumlarına bakmaksızın aşktan söz etmekten utanmıyorlar diyen mütedeyyin okurlarımız olabilir elbet. Varsın desinler. Biz hep böyleydik. Tanrının bildiğini kuldan niye saklayalım ki... Bir süredir keyifli toplantılarımızı düzenleyemiyoruz. Çünkü üçlün&uum..]]> Mon, 19 Aug 2013 17:34:11 +0400 Bayram üzerine bir yazı https://www.evrensel.net/yazi/64722/bayram-uzerine-bir-yazi https://www.evrensel.net/yazi/64722/bayram-uzerine-bir-yazi? Bayramlar toplumların kutsal günlerinden sayılır. Küslerin barıştığı, sevginin, barışın , paylaşmanın, hoşgörünün temellendiği gelenekselleşen günlerdir. Ne var ki sistemin insanı sarıp sarmalayan sorunları, bayram sevincini kedere, neşeyi onulmaz acılara dönüştürebiliyor. Siz bakmayan siyaset erbabının sözlerine. Bireyler artık bayramlarda bile tasada ve kıvançta ortak değil. Yıllardır bu topraklara serpiştirilen ayrımcılık tohumları giderek boy veriyor. İnsana özgü yaşama sevincine, özgür olma, özgür düşünme yetisine, inancı da inançsızlığı da sorgulama isteğine, adalet arayışlarına, devlet gücü kullanılarak ket vurulduğu bir döneme geldik. Aslına bakarsanız çağ hızla değişiyor. Küreselleşen çağa ayak uyduran insanlar da elbette...Değişime bizim toplumumuzun da uzak kalacağını düşünmek safdi..]]> Mon, 12 Aug 2013 15:52:49 +0400 Hiroşima https://www.evrensel.net/yazi/64090/hirosima https://www.evrensel.net/yazi/64090/hirosima? Her yıl 6 ve 9 Ağustos tarihleri yaklaştığında insanlığa karşı işlenmiş suçlar üşüşür belleğime. Guernica, Auschwitz, Hiroşima ve Nagazaki üzerine yazılanlara,çizilenlere, filmlere, fotoğraflara ibretle yeniden göz atarım.Susan Sontag’ın deyişiyle oturduğunuz rahat köşenizden ‘başkalarının acılarına bakmak’ kolaydır.”İçinizde bir şeyler acısa da, bir süre sonra unutur geçersiniz. Oysa zulme, şiddete uğrayan, katliamlarda aile bireylerini, evlerini yurtlarını yitirenler içinse o anları hatırlamanın yükü her gün biraz daha ağır olur acı büyür hep, hiç bitmez. Bir kor olur kalır yürekte.Vahşi kapitalizmin kol gezdiği dünyada adaletin, insan haklarının, özgürce soluk alacakları bir doğada yaşamanın bedelinin de her geçen gün biraz daha güçleştiğinin farkına varılır. Bir umuttur insana kalan. Umuda ulaşmak için de u..]]> Tue, 06 Aug 2013 14:06:25 +0400 Leyla Erbil https://www.evrensel.net/yazi/63434/leyla-erbil https://www.evrensel.net/yazi/63434/leyla-erbil? Yazınımızda önemli bir figür, değerli bir düşün insanıydı. Erkek egemen toplumun edebiyatında da kendini gösteren güçlü erkek lobilerine karşı yiğitçe kavga verdi. Yeteneği ve cesareti ile belleklere kazılan tabuları yerle bir etti. Dilinden, bilgi birikiminden, toplumcu görüşünden asla ödün vermedi. Ürettiği yapıtlarının özgünlüğü ile dikkat çekti ve geniş bir okur kitlesinin hayranlığını kazandı. Demek ki bu ülkede yazarlığı, sanatı halka inmek olarak algılayan yaygın düşünceye karşı, nitelikli metinlere, sanata aç bir okur ve izleyici kitlesi de var. Leylâ Erbil’in ölümüne üzüldüm. Son yıllarda birbiri peşi sıra aramızdan ayrılıp gidiveren değerlerimizi düşündüm. Artık yerlerine yenilerini yetiştirmekte ne denli zorlanan bir toplum haline geldiğimizi de. Kitaplığımdan onun “Zihin Kuşları&rdquo..]]> Mon, 29 Jul 2013 15:59:47 +0400 24 Temmuz ve sansür https://www.evrensel.net/yazi/62720/24-temmuz-ve-sansur https://www.evrensel.net/yazi/62720/24-temmuz-ve-sansur? 24 Temmuzlar, Osmanlı İmparatorluğunda İkinci Meşrutiyetle (1908) birlikte basından sansürün ilk kez kaldırılışını simgeler. Gazeteciler için önemi yadsınamayacak ölçüde büyüktür. O gün gazeteciler, yayıncılar olağanüstü bir dayanışma göstererek gazetelerine, matbaalarına görevlerini yapmaya gelen sansür memurlarını içeriye sokmamışlardır. Ve ertesi gün ilk kez gazeteler sansürsüz yayınlanmıştır. İzleyen günlerde Babıali’de sayıları giderek artan gazete ve dergileri dikkate alan araştırmacı yazarların bu dönemi “İkinci Meşrutiyet ve Basın Patlaması” diye nitelemeleri günümüze ışık tutan bir tespittir. 24 Temmuzlar meslek örgütlerince 1971’e kadar basın bayramı olarak kutlanmış ancak 1971 darbesinden sonra TGC yönetimi gazetecilere ve yayıncılara yönelik sıkıyönetim sansürü ve ağır baskılar karşısın..]]> Mon, 22 Jul 2013 16:22:31 +0400 Kapana kıstırılmış demokrasi https://www.evrensel.net/yazi/62130/kapana-kistirilmis-demokrasi https://www.evrensel.net/yazi/62130/kapana-kistirilmis-demokrasi? Düşünceyi ifade özgürlüğünü, kamuoyunun doğru ve yansız bilgilenme hakkını, temel insan haklarına saygıyı yok sayan bir sistemde gazetecilerin, yazarçizerlerin, muhalif aydınların, sanatçıların susturulmasından daha doğal ne olabilir. Eyleme dönüşmeyen her söylemden, yazıdan, kitaptan terör bağlantısı yaratabilen bir adalet mekanizmamız, insanları hedef tahtasına koyan, nefret söylemini dillerinden düşürmeyen medyatörlerimiz var. Çağdaş demokrasilerde yeri olmayan ceza, ceza muhakemeleri usulü ve terörle mücadele yasalarımız da bu insan öğütücü mekanizmanın çarklarını oluşturuyor. Ülke giderek büyüyen bir cezaevine dönüşüyor. İçişleri bakanı güvenliği, temel insan hak ve özgürlüklerinin önünde tutuyor. Başbakan da, gazetecinin, yazarın, sanatçının kapıkulu olanını seviyor. V..]]> Mon, 15 Jul 2013 20:41:31 +0400 Gezi Parkı dersleri https://www.evrensel.net/yazi/60921/gezi-parki-dersleri https://www.evrensel.net/yazi/60921/gezi-parki-dersleri? Eski bir deyiştir: “Lafla pilav pişse, deniz kadar yağı benden” Başbakan Tayyip Erdoğan’ın grup ya da miting konuşmalarını ne zaman dinlesem aklıma gelir. Kalkınmanın tavan yaptığı, yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini tepe tepe kullandıkları, düşünceyi ifade etmenin suç sayılmadığı, dinsel dayatmanın, yaşam tarzına müdahalenin asla yaşanmadığı, eyleme dönüşmediği sürece bireylerin özgürce yazıp, çizebildiği, sanatını icra edebildiği bir ülkede yaşadığım duygusuna kapılırım. Güzel bir duygudur bu. Bitmesin istersiniz. Oysa gerçeklerle rüyalar, gerçeklerle varsayımlar hiç örtüşmez. Bilinir ki ülkemde çok sesliliğe prim tanıyan çağdaş bir demokrasi yoktur. Kamuoyuna doğruları iletmek/göstermekle yükümlü medya iktidarın maşalığını yapmaktadır. Mesleklerinin onurunu koruyan inatla doğruları araştıran, eleştirel gaze..]]> Mon, 01 Jul 2013 10:20:06 +0400 Gezi Parkı üstüne https://www.evrensel.net/yazi/59074/gezi-parki-ustune https://www.evrensel.net/yazi/59074/gezi-parki-ustune? Taksim Gezi Parkı direnişçilerini tüm içtenliğimle selamlıyorum. Özelde de kimliklerine yaşantı biçimlerine saygı bekleyen, gelecek umutlarını ancak özgür, adil, eşitlikçi bir toplum içinde yeşertebileceklerine inanan genç insanları… Onlar özgüvenleri, organizasyon yetenekleri, bağımsız, bağlantısız özgür duruşları ile başta siyaset erbabı olmak üzere toplumun değişik katmanlarına önemli dersler veriyorlar. Yeni medya becerilerini kullanarak kendilerini görmezden gelen sermaye yoğun medyayı dize getirmeyi başarıyorlar. İktidarın ve yandaşlarının şimdiye dek kamuoyuna yüksek politika diye yutturdukları ‘böl yönet’ siyasetini, insan onuruna ters düşen her tür ayrımcılığı, ellerinin tersiyle itiveriyorlar. Bir araya gelmez denilen kitleleri insan hak ve özgürlükleri temelinde birleştirmeyi başarıyorlar. Direnişleri yalnızca doğayı kor..]]> Mon, 10 Jun 2013 11:06:43 +0400 Nâzım Usta'ya https://www.evrensel.net/yazi/58543/nzim-ustaya https://www.evrensel.net/yazi/58543/nzim-ustaya? Aramızdan ayrılalı 50 yıl olmuş. 3 Haziran 1963 yüreğimi burkan belleğime kazılmış bir tarih. Henüz üniversite öğrencisiydim ama tüm yasaklara rağmen şiirlerinle çok daha erken yaşlarda tanıştım. Seninle aynı topraklarda doğmuş olmanın onurunu taşıdım yaşantım boyunca. 2013 Haziran’ın bu ilk günlerinde Taksim Gezi Parkı olaylarının tasa ve sevinçli yanlarını da seninle paylaşmak istedim. Çünkü öteden beri devlet erkinin Nâzımı ve yapıtlarını toplumdan özellikle de gençlikten uzak tutma çabaları hiç başarıya ulaşmadı. Taksim Gezi direnişinde yine sen, şiirlerin ve şiirlerinden bestelenen şarkılar vardı. Özgürlüğün, barışın direnişin simgesiydin o çok sevdiğin halkınla birlikte. Acı olan şu ki Nâzım usta;1946’da yola çıkılan çağdaş demokrasiye ulaşma amacı, giderek kavuşulması güçleşen imkansız bir aşka dönüş&u..]]> Mon, 03 Jun 2013 10:59:41 +0400 Gençlik üstüne https://www.evrensel.net/yazi/57934/genclik-ustune https://www.evrensel.net/yazi/57934/genclik-ustune? Yakın döneme dek genç nüfusa sahip bir ülke olmakla övünürdük. İstatistiki veriler günümüzde bu unvanın da Türkiye’nin elinden kayıp gitmeye başladığını gösteriyor. Pek üzücü bir durum değil aslına bakarsanız. Bizim devlet çarkımız oldum olası gençlere pek sıcak bakmaz. Olağan şüphelilerdir onlar. Darbeler dönemlerinde kuşku, şiddet ve öfke vardı gençlere karşı. Sivil iktidarlarsa askeri ve polisiye önlemlerle terbiye etmeye çalıştı gençleri. Yetmedi rektörlerini dekanlarını kullandı. Üniversite disiplin kurulları işletildi. Kampüsler kolluk güçlerinin uğrak yeri oldu. Artık gelinen noktada kendini ifade etmeye çalışan, düşünen, düşüncelerini açıklamaya çaba gösteren, ülkede olan biteni sorgulamaya kalkışan öğrenciler ya biber gazı ya da cop yiyor ya da cezaevler..]]> Mon, 27 May 2013 10:31:45 +0400 Haylaz öğrenci https://www.evrensel.net/yazi/57284/haylaz-ogrenci https://www.evrensel.net/yazi/57284/haylaz-ogrenci? Nicedir, yaşantımda karşılaştığım durumları, okuyup öğrendiklerimi, meslekte edindiğim deneyimleri gözden geçiriyorum. Deneyimlerimden çıkarsadıklarımı uygulamada kullanabilmeyi başardım mı? Ya da ne ölçüde başardım? Attığım adımlarda yanlışlarımı, doğrularımı bulmaktan, ilkelerimden ödün verip vermediğimi araştırmaya dek uzayan bir benlik sorgulaması. Buna isterseniz bir tür yüzleşme de diyebilirsiniz. İnsani ilişkilerimi, arkadaşlıklarımı, dostluklarımı da yatırıyorum masaya; titizlikle irdelemeye çalışıyorum. Mesela salt iyilik yaptığımı zannettiğim, hep hoşgörü ile yaklaştığım kimilerinin neden kişiliğime kin duyduklarını, neden yüzüme gülücükler saçıp arkamdan dolap çevirdiklerini anlamakta zorlanıyorum. Mesela kocaman insanların dedikodu ve yalanı meslek edinmelerini de anlayamadığım gibi… Öte yandan yakınlıklarından, dürüstlüklerinden h..]]> Mon, 20 May 2013 09:43:59 +0400 Şöhret tam bir masal https://www.evrensel.net/yazi/54843/sohret-tam-bir-masal https://www.evrensel.net/yazi/54843/sohret-tam-bir-masal? Bugün Dünya Kitap Günü. Nüfusa oranladığımızda her ne kadar okuma özürlü bir toplumsak da var olan nitelikli kitap kurtlarını da görmezden gelmeyelim. Aslına bakarsanız giderek biat kültürünün egemen olduğu bir topluluğa dönüşen ülkede insanın ufkunu genişleten, yaşamı sorgulayan, bilgi dağarını zenginleştiren kitaplara neden gereksinim olsun ki. Beyin yıkama aracı seyirlik diziler halkı bilgilendirmeye değil yönlendirmeye koşullanmış haber bültenleri, ekran ve sosyal medya gevezelikleri neyine yetmiyor insanımızın. Üstelik Başbakanın söylemlerinden de yaşantılarını dizayn ediyor yurttaşlarımız; hayatta neyi yapıp neyi yapmayacaklarını, hangi yazarları okuyup hangilerinin zinhar tehlikeli olduğundan okunmaması gerektiğini bir güzel öğreniyorlar. Ne mutlu ki bizlerin yerine düşünen, düşüncelerini özgürce ifade eden, söylemlerine her gazetede h..]]> Mon, 22 Apr 2013 10:31:04 +0400 Bahara ve barışa merhaba https://www.evrensel.net/yazi/54275/bahara-ve-barisa-merhaba https://www.evrensel.net/yazi/54275/bahara-ve-barisa-merhaba? İstanbul gibi bir büyük metropolde geçiyorsa yaşantınız bahar mevsiminin şenlikli gelişinden de bihabersiniz demektir. Yeşeren, yenilenen doğanın farkına bile varmaksızın evinizden çıkar, trafik karmaşasında örselenen sinirlerinizi de yanınızda taşıyarak iş ve aş peşinde koşturur durursunuz. Çoğu kez, önünden geçtiğiniz sokağı, caddeyi, ağaçları ve kuşları fark etmeksizin. Hele geçiminizi emeğinizle güç bela sağlamaya çalışanlardansanız işiniz daha da zor. Baharın ayırtına varmak şöyle dursun iki yakanızı bir araya getirebilme telaşından ayları, haftaları günleri karıştırmanız işten değildir. Yine de günlerden bir gün kafanızda ay sonunu nasıl çıkaracağınızın hesapları, dalgın yürürken. Hemen sokağın köşesindeki ağaca ilişiverir gözünüz. Pembe baharlar patlayıvermiştir dallarında. İlk kez görüyormuşçasına gözünüz..]]> Mon, 15 Apr 2013 10:31:04 +0400 Yeniden merhaba https://www.evrensel.net/yazi/53707/yeniden-merhaba https://www.evrensel.net/yazi/53707/yeniden-merhaba? Bir göz rahatsızlığı, uzun bir süre Evrensel okuru ile buluşmaktan alıkoydu. Özlemişim yazmayı, Düşündüklerimi, sevinç ve tasalarımı, örtüştüğüm kimi yazar ve şairleri okurla paylaşmayı da elbet. Bana yıllar önce kucak açan Evrensel gazetesini tüm yazı ailesi ve çalışan emekçileri ile hep bir aile olarak görmüştüm. Yeniden bu aile ocağına dönmek çok güzel bir duygu. Okumaya, yazmaya zorunlu ara verdiğim dönemde nicedir dinleme fırsatı bulamadığım klasik batı müziği CD’lerim imdadıma yetişti. Evrensel müziğin dehalarını özlediğimi ancak fark edebildiğim melodileri dinleyerek geçirdim günlerimin büyük bölümünü. Okumanın, yazmanın kısıtlandığı zaman diliminde melodilerin verdiği o tatlı esriklikten sıyrıldığım anlarda da ülke sorunları üzerine bolca kafa yordum. Barış sözcüğün&u..]]> Mon, 08 Apr 2013 10:01:59 +0400 Okumuş bir işçi soruyor https://www.evrensel.net/yazi/49912/okumus-bir-isci-soruyor https://www.evrensel.net/yazi/49912/okumus-bir-isci-soruyor? Uluslararası sermayeye hizmet amacı ile dizayn edilmiş siyasi partilerin; işçilerin, emekçilerin haklarına kulak asmamasından, sömürü dozunu giderek artırmasından daha doğal ne olabilir? Türkiye’deki iktidar ve ana muhalefet partilerinden hâlâ bu konularda umudu olanlar varsa, onların akıllarına şaşar, saflıklarına üzülürüm. Sıklıkla değişen ülke gündemini sayfalarında manşetlere taşıyan holding basınının, işçi sorunlarına ayırdığı yer göze çarpmayacak denli önemsizdir. Televizyon ekranları ise sermaye şirketlerinin övünülesi başarılarına ayrılmıştır. Patronlara ya da patron temsilcilerine çanak soruların yöneltildiği bu programlarda bir kez bile işçi güvenliği, işçi sağlığı, emek-ücret ilişkileri gündeme gelmez. Sanki bu topraklarda değil dünyanın varsıl bir başka ülkesinde yaşayan mutlu azınlığın havası estirilir ..]]> Mon, 25 Feb 2013 11:39:15 +0400 Nezih Demirkent https://www.evrensel.net/yazi/48734/nezih-demirkent https://www.evrensel.net/yazi/48734/nezih-demirkent? Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin önceki başkanlarından Nezih Demirkent’i Aşiyan’daki mezarı başında andık. “Her ölüm erken ölümdür” der Cemal Süreya. Onu yakından tanıyan gazeteciler açısından da Demirkent’in ölümü beklenmedik erken ölümlerdendi. Yitireli 12 yıl olmuş. Yaşasaydı ülkenin dibe vuran gazetecilik namusu, mesleğe acımasızca ihanet eden kalemler için ne düşünürdü diye geçirdim içimden. Üzerine titrediği Anadolu basınının bölünerek sürekli güç kaybına uğramasından duyacağı üzüntüye de ayrı bir parantez açtım. Çünkü Anadolu basınını birleştirmek örgütlemek için yoğun çaba ve emek harcamıştı Demirkent. Sahi son 10 yılda nasıldı da değişti Türkiye. Özellikle de yaygını, yereli, yazılısı, görseli ile medya. İktidara bağımlılık..]]> Mon, 11 Feb 2013 08:51:40 +0400 Umursamazlık https://www.evrensel.net/yazi/48149/umursamazlik https://www.evrensel.net/yazi/48149/umursamazlik? Eski Yunanda siyasal erki tek başına elinde bulunduran kimselere verilen bir ad tiran. Sermayenin küreselleşmeyle birlikte dünya siyasetinde demokrasi tanımına da türlü anlamlar yüklenmeye başlandı. Şimdilerde pek çok ülkede yaygın biçimde boy gösteren ‘totaliter demokrasi’ artık yeni dünya düzeninin kabullendiği bir siyaset rejimi olarak ortaya çıkıyor. Böylece yeni rejimler yeni tiranlar da dünya sahnesinde yer almaya başlıyor. Bu tiranlık meselesi durup dururken takılmadı kafama. Metinlerinin her biri ayrı ayrı zihin açan, sorgulayan, düşündüren ve keyifle okuduğum bir kitaptan kaynaklandı. John Berger’in Spinoza’nın Etika’sı ile koşutluklar kurduğu “Bentonun Eskizleriydi bu kitap (çev. Beril Eyübolu-Metis). Tiran’lara ilişkin metnin bir bölümüne okuru da ortak etmek isterim. Şöyle diyor yazar: “İnsan denen..]]> Mon, 04 Feb 2013 10:33:30 +0400 Neyzen Tevfik https://www.evrensel.net/yazi/47532/neyzen-tevfik https://www.evrensel.net/yazi/47532/neyzen-tevfik? İçinde yalnızca görkemli bir tarih, eşi bulunmaz doğa güzellikleri barındıran bir kent değildir İstanbul. Günümüzde unutturulmaya, yok etmeye çalışılsa da her ırk ve her dinden sakinlerinin yarattığı bir büyük kültürün de adıdır. Özgün kişilikleri, yaşam tarzları, yaşam felsefeleri ve nükteleri ile İstanbul yaşamına renk katan Sakallı Celal ve Neyzen Tevfik Kolaylı da ‘50’li 60’lı yıllarda tükenmeye yüz tutan bu kültürün son örnekleri arasında sayılabilirler. İkisini de en azından görme fırsatı bulduğum için şanslı sayarım kendimi. Bu günkü yazımda Neyzenden söz açmak istiyorum.28 Ocak Neyzen Tevfik’in 60. ölüm yıl dönümüydü. Kültür değerlerimizin gün geçtikçe hızla erozyona uğradığı yeni insanlık(!) düzenimizde Neyzen Tevfik de İstanbul’un geçm..]]> Mon, 28 Jan 2013 09:58:27 +0400 Hrant Dink olmak https://www.evrensel.net/yazi/46943/hrant-dink-olmak https://www.evrensel.net/yazi/46943/hrant-dink-olmak? Yaşadığımız coğrafyada Hrant Dink olmak zordur. Büyük bedeller ödetir insana. Türk-Ermeni sorunsalına barışçıl, insan değerini öne çıkran akil çözümler üzerinde kafa yordu Hrant Dink. Halkların kardeşliğinin gerçekleştiği, nefretin değil sevginin egemen olduğu, adalet terazisinin doğruları gösterdiği bir Türkiye düşledi.”Agos”la düşüncelerini toplumla paylaşmaktan, çeşitli platformlarda inandıklarını ifade etmekten kaçınmadı. Çünkü o anlaşmazlıkların, şiddetle, tehdit ve baskı yöntemleri ile değil, sıcak diyaloglarla çözüleceğine iman eden bir yapıya sahipti. İçinde sol0uk alıp verdiği topraklarda nefret söylemlerinin siyasetin de medyanın büyük bir bölümünün de ayrılmaz parçası olduğunu biliyordu elbette. . Etrafında oluşturulan ırkçı, nefret odaklı saldırıların da farkında..]]> Mon, 21 Jan 2013 10:53:05 +0400 Kraliçe Loana'nın gizemli alevi https://www.evrensel.net/yazi/46369/kralice-loananin-gizemli-alevi https://www.evrensel.net/yazi/46369/kralice-loananin-gizemli-alevi? Umberto Eco , “Kraliçe Loana’nın Gizemli Alevi”adıyla dilimize kazandırılan (Çev.Şemsa Gezgin) romanında, belleğini yitiren bir adamın geçmişine ulaşabilme çabalarını anlatır. Bu arada Mussolini İtalya’sına değin ilginç gözlemlerini de aktarır. Okuru dönemin gazeteleri dergileri, yazın dünyası, radyo günleri, müzik, sinema, tiyatro sanatı ve sanatçıları üzerinde bir nostalji gezisine çıkarır. Kitabı bitirdiğimde kendimi çocukluğuma dönük anıları araştırırken yakaladım. Daha doğru deyimle ikinci dünya savaşının içinde doğmuş, zorlu koşullar içinde yaşamış bir kuşağın çocukluğunu. Yoksullukları, yoksunlukları, korkuları. Yaşanan ama yine de kolaylıkla çocukça bir oyuna dönüştürülebilen unutulmaz günleri. Eco’dan esinlenerek okuma sevgisini bana edindiren hangi yayınlardı diye düşündü..]]> Mon, 14 Jan 2013 09:11:48 +0400 Metin Göktepe'yi anmak... https://www.evrensel.net/yazi/45750/metin-goktepeyi-anmak https://www.evrensel.net/yazi/45750/metin-goktepeyi-anmak? Metin Göktepe belleğimde hep ilk tanıdığım görüntüsü ile yaşar. TGC’nin yönetim odasında Nail Güreli ile düzenlediğimiz bir basın toplantısına gelmişti. Kalın kaşları , soran, sorgulayan kocaman gözleri ve yüzüne yayılan insanın içini ısıtan gülümsemesiyle diğer meslektaşlarının arasında dikkati çekiyordu. Fotoğraf makinesini ustalıkla kullanıyor, belli ki işini severek yapıyordu. Adını duymuştum ama kendisini ilk kez görüyordum. Toplantı sonrası pek konuşma olanağı bulamamıştık.Toplantı bitiminde haber tutkunu her gazeteci gibi hızla çekip gitmişti. 90’lı yıllar faili meçhullerin yoğun yaşandığı bir dönemdi. Halkın gerçekleri öğrenme, doğru yansız bilgilenme hakkı için uğraş veren gazetecilere siyasi iktidarlar iyi gözle bakmıyorlardı. Kolluk güçleri de muhalif ya da sosyalist gazetelerde çalışan muhabirlere yalnız gü&..]]> Mon, 07 Jan 2013 11:05:17 +0400 Faili meçhuller ve cezasızlık https://www.evrensel.net/yazi/45190/faili-mechuller-ve-cezasizlik https://www.evrensel.net/yazi/45190/faili-mechuller-ve-cezasizlik? Ne zaman bir öldürme eylemi duysam yazar İngeborg Bachman’ın tümcesini anımsarım : “İnsanın gerçek ölümü hastalıklardan değildir, insanın insana yaptıklarındandır.” Düşündürücü. İnsanlık, yüzyıllar boyu yaşadığı onca savaşlara, zulümlere, yıkımlara , doğal afetlere karşın yine de köklerini, kültürünü koruma başarısını göstermiş, bilimde ,teknolojide, bilişimde önemli atılımların gerçekleştirildiği bir çağa ulaşmış. Ne var ki insanın insana uyguladığı şiddete, kıyıma çözüm bulmakta aynı beceriyi ortaya koyamamış. 21.Yüzyıla bilgi çağı deniyordu. Yerkürede barışın, hak ve özgürlüklerin insanlığı sarıp sarmalayacağı bir çağ olarak bakılıyordu 2000 ‘li yıllara. Oysa yeni yüzyılın henüz ilk çeyreğine varmadan insanlık için gelecek hala sorularla dolu. Dünyanın d&..]]> Tue, 01 Jan 2013 05:26:21 +0400 Yeni yıl üstüne https://www.evrensel.net/yazi/44509/yeni-yil-ustune https://www.evrensel.net/yazi/44509/yeni-yil-ustune? Yeni bir yılı daha geride bırakırken hüzünle kaplı benliğim. İnsanlık değerlerinin ayakaltı edildiği, paranın efendi olduğu, savaşların, şiddetin körüklendiği, yoksulluğun kol gezdiği bir gezegende yaşayabiliyor olmanın hüznü bu. Daha şimdiden gelecek yılın bu günleri aratacağının ipuçlarını görebilmenin, anlayabilmenin içe atılan dayanılmaz sıkıntısı, öfkesi var üzerimde. Küreselleşmenin dayattığı neo liberal politikaların Yunanistan, İspanya, Portekiz gibi ülke halklarını soktuğu ekonomik krizlerde insan trajedilerinin bize yansıyabilen küçük bir yüzü bile günümüzü alt üst etmeye yetiyor. Fatura her zaman olduğu gibi emekçilere, dar gelirlilere ve emeklilere çıkıyor. Az önce Euronews’te bir habere takıldım. İspanya, Portekiz ve Yunanistan’da Noel dolayısıyla evlerine, çocuklarına gıda ve giyecek götürebilmek i&c..]]> Mon, 24 Dec 2012 10:07:28 +0400 Gerçeklerden kaçmak, nereye kadar? https://www.evrensel.net/yazi/43279/gerceklerden-kacmak-nereye-kadar https://www.evrensel.net/yazi/43279/gerceklerden-kacmak-nereye-kadar? Siyasi basiretsizlikler sonucu toplumda şiddetin, ırkçı yaklaşımların, sevgisizliğin boy attığı zorlu bir dönemden geçiyor ülke. Üstelik egemen güçlerin Orta Doğuda oynadıkları insan değerini hiçe sayan acımasız oyunun da acemi bir partneri olarak ortalardayız. Daha önce denenmiş planların yardakçısı konumunda bu kez komşu ülkelere savaş gücüyle ‘sözde demokrasi’ götürme uğraşındayız. Nasıl bir demokrasi? İçeride yaşaya geldiğimiz içi boşaltılmış, kurum ve kurallarından arındırılmış bir demokrasi mi? Baskıcı, dinsel temelli, tek adamlı totaliter bir demokrasi mi? Nasıl savunacağız dışarıya kendi demokrasimizi bireyin temel hak ve özgürlükleri örselenip dururken. Kamuoyunun doğru yansız bilgilenme, gerçekleri öğrenme hakkı olan basın özgürlüğü dibe vurmuş durumdayken. Sansür, oto sansür, gazetecilere gözda..]]> Mon, 10 Dec 2012 11:17:39 +0400 Kıymetini bil her şeyin https://www.evrensel.net/yazi/42612/kiymetini-bil-her-seyin https://www.evrensel.net/yazi/42612/kiymetini-bil-her-seyin? Uyumsuzluk insanın doğasında var dostlar. Yaşamın bin bir rengi de mutlu etmeye yetmez. Şöyle bir bakınıverin çevrenize; kimileri sıcak sevmez bunalır, daralır, söylenir durur. Kimileri soğuktan yana dertlidir. Doğada börtü böcek, türlü canlılar içinde yaban yaşantısını sevenlerle, gece gündüz yapay bitkilerle donattıkları evlerinde mutluluğu arayanları uzun süre tutabilir misiniz bir arada? Denizi, denizin kokusunu mevsimler boyu özleyenlere, çakıl taşlarında, dalgalarda rüzgarın çıkardığı seslerden yaşama sevinci duyanlara bakın bir. Sonra da denize sırt çevirip bahçelerine yaptırdıkları havuzlarda serinlemeye kalkışan ya da kulüplerin bahçelerinde şezlonglara uzanarak güneşlenmenin tadını çıkarmaya çalışanları getirin gözünüzün önüne. Şöyle diyebilirsiniz elbette: İnsanlar arasında bu denli farklılaşma olmasaydı, beğ..]]> Mon, 03 Dec 2012 09:31:05 +0400 Hoşaf https://www.evrensel.net/yazi/41902/hosaf https://www.evrensel.net/yazi/41902/hosaf? Duyarlıkları törpülenmiş bir topluma dönüştürüyorlar bizi. Kendimizi ifade ettiğimiz, kişiliklerimizle örtüştürdüğümüz dilimizden sözcükleri çalıyorlar. Ellerinden gelse insanların anadillerini yasakladıkları gibi sevgi, kardeşlik, eşitlik, hak, hukuk, paylaşmak, özveri benzeri sözcüklere de yasak getirecekler. Yerine de yazma ve konuşma diline post modern bir üslup kazandıracak yeni sözcükler türetecekler. Ülke imajına uygun ciddi. sert, yedi düvele meydan okuyan, korkusuz şoven bir dil. İnsanı, insan değerini, farklılıkları yaşamdan öteleyen bir dil. Düşünceyi zenginleştiren değil, yoksullaştıran ezberi temel alan bir dil. İçinde ötekiye nefreti barındıran, erkek egemenliğinden ödün vermeyen kirli savaşları barışa yeğleyen, kısaca “Şu Bizim Medya”nın hiç de yabancısı olmadığı bir dil. Böylece günde..]]> Mon, 26 Nov 2012 10:27:47 +0400 Bir ödülün çağrıştırdıkları https://www.evrensel.net/yazi/40635/bir-odulun-cagristirdiklari https://www.evrensel.net/yazi/40635/bir-odulun-cagristirdiklari? Burhan Felek Hizmet ödülüne değer görülmüşüm. Geçen hafta TGC’de düzenlenen bir törenle 11 meslektaş bir araya geldik, ödülümüzü aldık. Burhan Felek Ödüllerinin koşulları zorludur. Gazetecilikte 50 yılınızı dolduracak ve halen yazıyor çiziyor olacaksınız. Yetmez. Artı 70 yaşından da gün almış olacaksınız. Bir bakıma yaşlılığın tescili gibi bir ödül. Olsun. Sağlığım elverdiğince, beyin fonksiyonlarım aksamadığı sürece yazmayı, okumayı bırakma gibi bir eylemim de, düşüncem de olamaz zaten. Bu tür törenler genelde yoğun duygu içerir. Belleğinizi yoklarsınız. Size değer veren, mesleği sevdiren gazeteci ustalarınızı hatırlarsınız. Söyleyeceğiniz minnet dolu çok şey vardır yüreğinizde. Ama kuru bir teşekkürden ötesi gelmez dile. Mikrofon önünde donar kalırsınız. Birlikte çalışma onurunu yakaladığınız Ce..]]> Mon, 12 Nov 2012 10:57:08 +0400 Sonbaharın anımsattığı https://www.evrensel.net/yazi/39352/sonbaharin-animsattigi https://www.evrensel.net/yazi/39352/sonbaharin-animsattigi? Tarih 27 Ekim 2012 Cumartesi. İstanbul sonbaharın güneşli ,pırıltılı günlerinden birini yaşıyor. Kent dışında ailemle doğayla baş başa birkaç saat geçirmek dileğimiz. Yeşilini sarıya dönüştüren ağaçlardan yollara dökülen yaprakların her adımımızın ardından çıkardığı hışırtıyı dinleyebilmek esrik bir duygu dünyasına taşıyor insanı. Sonbaharı severim; sanatçılara ilham kaynağı olan hüznünü de. Her şey iyi güzel ancak şu içimde giderek yoğunlaşan huzursuzluğu dağıtamıyorum bir türlü. Dışarıya vuramıyorum yüreğimi daraltan sıkıntıyı. Jaccques Prevert’in (Çev:Orhan Suda) dizeleri düşüyor aklıma, mırıldanıyorum yanımdakilere duyurmaksızın: “ Bir at yığılıyor yere ortasında ağaçlıklı yolun Yapraklar atın üzerine düşüyor Sevdamız ürperiyor Güneş de ürperiyor.” Aslında gün boyu peşimi bıra..]]> Mon, 29 Oct 2012 10:07:09 +0400 Neredeyiz? https://www.evrensel.net/yazi/38856/neredeyiz https://www.evrensel.net/yazi/38856/neredeyiz? Toplumda dayanışmanın, barışın, sevginin öne çıktığı günlerdir bayramlar. Yaşadığımız coğrafyada ise bayramları bile ağız tadıyla kutlayamaz olduk. Bir yandan iktidarın dış politikada ülkeyi komşularıyla savaşın eşiğine getiren inatçı tutumu öte yandan iç politikada yaşanan olumsuz gelişmeler, emekçilerin, dar gelirlilerin sırtına yüklenen vergi ve zamlar iç barışı giderek zedeliyor. Kürt sorununa barışçı bir çözüm getirme yolunda iktidarın da muhalefetin de yapıcı bir yaklaşımının olmadığı ortada. Açlık grevlerine devlet katının bakış açısı insani değil. Tam da bir ötekiye bakış açısı. Ülke büyük bir cezaevine dönüşüyor, adalete güven giderek eksiliyor, düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki engeller daha da büyüyor ama anlaşılan siyasette biat kültürü ağırlığını korurken, si..]]> Mon, 22 Oct 2012 13:19:22 +0400 Yurttaşın halleri (2) https://www.evrensel.net/yazi/38228/yurttasin-halleri-2 https://www.evrensel.net/yazi/38228/yurttasin-halleri-2? Yurttaşın hallerini ilk kez 2009'da kaleme almışım. Şimdilerde dönüp bir kez daha bakmak gerekiyor. Aradan geçen zamanda yurttaş lehine bu topraklarda ne değişti? Aslında pek bir şey değişmedi. Kaosa devam dedi ülkeyi yönetenler. Her zamanki gibi yoksulu, emekçiyi değil; zengini, işvereni gözettiler.Yurttaş yine elini koymuş şakağına düşünüyor. Kendi geçim derdini atmış bir yana ülkede olan biteni anlamaya çalışıyor. Daha iç sorunlarına çözüm bulamamış iktidar partisinin başına buyruk yönetimine alıştı alışmasına da ülkenin bir anda savaşla yüz yüze nasıl getirildiğini kavramakta zorlanıyor. Kısa sürede Ortadoğu'da bu denli çok düşman edinmeyi nasıl becerebildiğimizi de...Demokrasi, Kürt, Ermeni açılımlarının adı bile geçmiyor artık. Sesi çıkmasa da bunun farkında yurttaş. Siyasette, medyada salt savaş dili konuşuluyor. Kimi ba..]]> Mon, 15 Oct 2012 10:25:19 +0400 Babıâli Günlerine nostaljik bir yaklaşım https://www.evrensel.net/yazi/37327/babili-gunlerine-nostaljik-bir-yaklasim https://www.evrensel.net/yazi/37327/babili-gunlerine-nostaljik-bir-yaklasim? İstanbul’da doğup büyüme şansına erişmiş biri olarak bu kentin tutkunu olduğumu vurgulamalıyım. Şimdilerde çarpık yapılaşmadan nasibini almış, kalabalık, gürültülü, betona kesmiş bir mega kent görüntüsü verse de İstanbul’a olan tutkumda, karşılıksız sevgimde bir değişiklik olmuyor. Küçük kaçamaklarda bile gözümde tütüyor İstanbul. Diyebilirsiniz ki şimdi bu söylediklerinin Babıâli ile ne ilgisi var. Biraz kişisel algınsa da var elbet. Gözümü dünyaya açtığım yer Çemberlitaş. Çocukluğum, ilk gençliğim Beyazıt, Gedikpaşa, Piyer Loti ve Sultanahmet semtlerini birbirilerine bağlayan cadde ve sokaklarda geçmiş. Arnavut kaldırımlarında koşmuş, arsalarında top oynamışım. Ihlamur, Atkestanesi ve Çınar ağaçları ile bezeli sokaklarını, caddelerini şimdi çok ama çok özlüyorum. Eski m..]]> Mon, 01 Oct 2012 09:43:32 +0400 Yaşamaya dair https://www.evrensel.net/yazi/36873/yasamaya-dair https://www.evrensel.net/yazi/36873/yasamaya-dair? İlhan Berk’in ‘Kült Kitabı‘ başucu okumalarım arasındadır. Geçenlerde yine sayfalarında dolaşırken sinemanın büyük ustalarından Akira Kurosawa’nın (1910-1998 ) bir tümcesine rastladım. İlgimi çekti. Şöyle diyor ünlü yönetmen: Ben 77 yaşındayım ve gerçek çalışmalarımın yeni başlamakta olduğuna inanıyorum. İnsan yaşamı sona ermeden yeniden bebekliğe döner. Bu sözlerin altına şu notu düşmüş İlhan Berk (1918-2008): “Her kitapta bu duyguyu yaşıyorum ben.” Sanatçının yaşı olmuyor elbette. Sanatın da yaşının olmadığı gibi. Ne mutlu ki yaşına aldırmaksızın dirençle çalışan, üreten bizim kuşaktan hatta bir önceki kuşaktan dostlar var çevremde. Yazıyorlar, çiziyorlar, sinema, belgesel çekiyorlar, tiyatroya emek veriyorlar, fotoğraf, resim sergileri açıyorlar. Onların varlığı güç veriyor, dostlukları g&o..]]> Mon, 24 Sep 2012 10:06:33 +0400 Bir ödül ve İsmail Beşikçi https://www.evrensel.net/yazi/36410/bir-odul-ve-ismail-besikci https://www.evrensel.net/yazi/36410/bir-odul-ve-ismail-besikci? Uluslararası Hrant Dink Ödülüne bu yıl Yazar ve Sosyolog İsmail Beşikçi değer görüldü. Anımsadığım kadarıyla Beşikçi’nin şimdiye dek aldığı ya da daha doğru bir deyişle kabul ettiği ilk ödül bu. Hrant Dink Vakfı tarafından oluşturulan ve Hrant Dink’in doğum günü olan 15 Eylüllerde sahiplerini bulan ve uluslararası bir boyut taşıyan ödül; ayrımcılıktan, ırkçılıktan, şiddetten arınmış, daha özgür ve adil bir dünya için çalışan, bu idealler uğruna bireysel risk alan, ezber bozan, barışın dilini kullanan bunları yaparken insanlara mücadeleye devam etme yolunda ilham ve umut veren kişi, kurum ve gruplara veriliyor. Uluslararası Hrant Dink ödülüyle İsmail Beşikçi adı birbirine ne kadar yakıştı diye düşündüm ödül sahibi açıklandığında. Ardından da bir hüzün kapladı içimi. Sahi nasıl bir ü..]]> Mon, 17 Sep 2012 09:07:23 +0400 Sistemin Açmazları https://www.evrensel.net/yazi/35998/sistemin-acmazlari https://www.evrensel.net/yazi/35998/sistemin-acmazlari? Teknolojinin her alanda gün be gün yenilendiği, baş döndürücü gelişmelerin insanı çepçevre kuşattığı kalabalık bir gezegende yaşıyoruz. Doğada her şeyin, her nesnenin obur bir iştahla tüketildiği bu zorlu çağda sistem insanı da öğütüyor, aynılaştırıyor, hızla tüketiyor. Georg Orwel’in 1984 romanındaki Büyük Biraderi anımsatırcasına, özel yaşamında da gözetlenen, denetlenen duygularını, duyarlılıklarını yitirmiş robotlara dönüştürülmeye çalışılıyor insanlık. Sisteme karşı koyanların, sorgulayan, irdeleyen bireylerin kalabalıklar içinde sürdürdükleri yalnızlıklarsa giderek daha da büyüyor. Sevmek sevilmek, incinmek incitmemek, dostluk, aşk, paylaşım, hoşgörü, özveri gibi kavramlar çoktandır insan yaşantılarından birer birer çıkıp gidiyor. John Berger bu gidişatı daha da somutlaştırıyor bir yazısında:..]]> Mon, 10 Sep 2012 11:06:23 +0400 Barıştan korkmak niye https://www.evrensel.net/yazi/35604/baristan-korkmak-niye https://www.evrensel.net/yazi/35604/baristan-korkmak-niye? İnsanlık tarihinde barışı savunmak, barışın yanında saf tutmak bir dizi zorbalığa ve acıya göğüs gerecek cesareti de gerektirmiş hep. Bu uğurda ağır bedeller ödenmiş. Savaşları birer rant kaynağı gören çokuluslu silah şirketlerinin, çeşitli coğrafyalarda halklarını yoksullaştırarak doğal kaynaklarını sömüren ve böylece zenginleşen emperyalist ulusların, yurtseverlik kisvesi altında baskı ve şiddet kullanarak bireyleri sindiren totaliter yönetimlerin varlıklarını sürdürdükleri bir dünya düzeninde barışın sesini yükseltmek elbette kolay değil. Hele günümüz dünyasında sermaye-siyaset ortaklığından beslenen, bağımsız çalışma olanaklarını yitirmiş güdümlü dev bir medya mekanizması ortalıktayken. Emekçilerin sesi kısılır, orta sınıf masallarla uyutulurken... Buna rağmen geçmişte de günümüzde de savaşların neden olduğu yıkımlara, öl&u..]]> Mon, 03 Sep 2012 09:59:23 +0400 Kim çağırıyor maviyi https://www.evrensel.net/yazi/34798/kim-cagiriyor-maviyi https://www.evrensel.net/yazi/34798/kim-cagiriyor-maviyi? Kapitalist sisteme eklemlenmiş siyasi iktidarlar sonunda toplumdan bayramları da çaldılar. Barışın, sevginin, kardeşliğin simgesi bayramlar giderek varsılların kentlerden tatillere kaçıştığı, yoksulların aş, iş peşinde koşuştuğu sıradan günlere dönüştü. Emek kesimi ile sermaye sınıfı arasındaki uçurum her gün biraz daha büyürken emekçiler ve çalışanlar üzerinde iktidarın baskı ve yasakları gün geçtikçe artıyor. Cezaevlerinde gazetecilerin, muhalif akademisyenlerin bulunduğu, genç ölümlerin gün be gün çoğaldığı, silahların susmadığı, şiddetin egemen olduğu bir ortamda bayram sözcüğünü ağza almak kolay mı? Üstelik emperyalist güçlerin türlü entrikaları sonucu ülke, Orta Doğu’da bir savaş çılgınlığının eşiğine getirilmişken… Bu karmaşa içinde toplumu doğru, tarafsız bir biçimde..]]> Mon, 20 Aug 2012 08:52:32 +0400 Yaşama Sarılmak https://www.evrensel.net/yazi/34382/yasama-sarilmak https://www.evrensel.net/yazi/34382/yasama-sarilmak? Bilgisayarın başına oturduğumda takvimler 12 Ağustos Pazar gününü gösteriyordu. Yağmurlu insanın içini karartan bir hava var İstanbul’da. Kısa bir tatilden yeni dönmüşüm. Yazmak için kendimde yeterli pozitif enerjiyi bulamıyorum. Kafam da hava gibi. Bir açıyor bir kapıyor. Yazmasam hem gazeteye hem Can Baba’ya ayıp. Çünkü 12 Ağustos Can Yücel’in ölüm yıldönümü. Onunla ilgili bir şeyler yazmaya zorunlu duyumsuyorum kendimi. Bu yıl Datça’da mezarı başında tören yapılmayacak Koca Şaire. Can Evi de ziyarete açılmayacak. Sessiz bir anma Can Baba için. Milliyetin haberine göre, Şairin ailesi bu tutumlarına, yontu sanatçısı Mehmet Aksoy’un yaptığı Can Yücel mezar anıtına geçen yıl Datça’da gerçekleştirilen saldırı faillerinin aradan geçen bir yıla rağmen bulun(a)mamasını gerekçe..]]> Mon, 13 Aug 2012 08:46:47 +0400 Bombanın babası https://www.evrensel.net/yazi/33954/bombanin-babasi https://www.evrensel.net/yazi/33954/bombanin-babasi? Hiroşima halkı 6 Ağustos 1945 sabahı Amerikan uçaklarının saldırısında ilk kez atom bombası ile tanışıyordu. Harabe haline gelen kentte yüz bin kişi yaşamını yitirirken, sağ olarak kurtulanlar da radyasyon etkisi ile birkaç kuşağı etkileyecek hastalıklarla yüz yüze kalıyorlardı. İnsanlığın hizmetine verilmesi gereken bilimsel çalışmalar emperyalist güçlerin elinde insanlığı, kentleri yerleşik kültürleri yok eden korkunç bir bombaya dönüşmüştü. Japonların çilesi henüz bitmemişti 9 Ağustosta bu kez bir başka kent, Nagazaki atom bombası ile yanıp yıkılıyor, kentle birlikte 70 bin kişi enkaza dönüşüyordu. 20.Yüzyılda Faşist ve Nazi ideolojisinin Guernica, Auschwitz, gibi insanlık ayıplarına; 2. Dünya Savaşı sonrası bu kez savaş galibi emperyalist güçler yayılmacı emel ve hırslarına nükleer silahlanmayla yeni bir boyut ekliyorlardı. Günümü..]]> Mon, 06 Aug 2012 11:03:01 +0400 Üzgün sardunyalar https://www.evrensel.net/yazi/33487/uzgun-sardunyalar https://www.evrensel.net/yazi/33487/uzgun-sardunyalar? Yazarlar vardır salt yapıtlarıyla yer ederler belleğinizde. Kişilikleri değil ortaya koydukları ürünlerdir bizleri çeken. Kimi yazarlar ise hem yapıtları hem insanlık duruşları ile bağlarlar okurları kendilerine. Onlar artık sizin yazarlarınız, şairlerinizdir. İnsanı, insanlık hallerini, özgürlük tutkusunu, aşkı, kardeşliği öne çıkaran metinleri ile okurlarının ufkunu açar, zenginleştirirler. Böyle yazar ve şairlere örnek göstermek gerektiğinde ilk akla gelecek isimlerden biridir Wolfgang Borchert. Bir bakıma faşizmin ve anamal düzeninin dünya coğrafyasını tüketme hırsına acımasız savaşlarla kurban ettiği gençlerin de simgesidir. 1921 yılında Hamburg’ta doğdu Borchert. Nazi Almanya’sı 2. Dünya savaşını başlattığında henüz 18 yaşını sürüyordu ve hastalıklarla boğuşuyordu. 21 yaşında askere alındı. Hastalığına rağmen cepheye sürüldü. Savaş karşıtı dü..]]> Tue, 31 Jul 2012 12:00:09 +0400 24 Temmuzu anlamak https://www.evrensel.net/yazi/33090/24-temmuzu-anlamak https://www.evrensel.net/yazi/33090/24-temmuzu-anlamak? İkinci Meşrutiyetle birlikte basından sansürün ilk kez kaldırılışının yıldönümü bugün. Üstelik matbaalarına gelen sansür memurlarını içeri sokmayarak göstermiş tepkilerini o dönemin gazetecileri ve yayıncıları. Günümüzde ise sansür örtülü yapılıyor. İktidar, iktidara bağlı kurumlar, geleceğini bu gruplarla iş birliği yapmakta gören gazete patron ve yöneticileri bu alanda giderek ustalaştılar. Haber saklama, dezenformasyon gazete sayfalarında, ekranlarda başını almış gidiyor. Buna, gazete çalışanları üzerinde baskılar ve tehditlerle yaratılan korku ikliminin getirdiği oto sansürü de ekleyiverin. İşte size halkın doğru ve yansız bilgilenme hakkı. İşte size ileri demokraside basın özgürlüğü. Medya tarihimize şöyle bir göz attığınızda gazete çalışanlarının kendi hakları için ciddi bir mücadele verdiklerine, örg&uu..]]> Mon, 23 Jul 2012 09:16:53 +0400 Kitapların düşündürdükleri https://www.evrensel.net/yazi/32332/kitaplarin-dusundurdukleri https://www.evrensel.net/yazi/32332/kitaplarin-dusundurdukleri? Az okuyan bir toplumuz. Çeşitli araştırmalardan elde edilen veriler böyle söylüyor. Kitabı bomba kadar tehlikeli gören siyasetçilerimiz, baskınlarında terör materyali olarak kitap toplayan güvenlik birimlerimiz, müstehcen sözcüğünü henüz kendi benliklerinde çözmeyi başaramamış hassas sansürcülerimiz varken okuma serüvenindeki geriliğimiz de sürecek demektir. Yıllardır kötücül sonuçlarına karşın bir türlü iyileştirme yapılamayan ceza ve terörle mücadele yasalarından, kolluk güçlerinin keyfi uygulamalarından doğan yasaklamalardan ötürü, yazmak, çizmek, kitap yayınlamak da ciddi bir suç unsuru olarak duruyor karşımızda. Bu konuda çok mu çok hassas savcılar, hassas muhbir yurttaşlar da var. RTÜK ve Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulunu saymıyorum bile. Diyebilir..]]> Mon, 09 Jul 2012 09:01:35 +0400 Sivas üzerine https://www.evrensel.net/yazi/31931/sivas-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/31931/sivas-uzerine? Sevdiğim bir şehirdi Sivas. Kangal ilçesine bağlı bir köyde yedek subay öğretmenlik yapmış, kentin hemen yakınındaki Temel Tepede’de 4 ay askeri eğitim görmüştüm. 1965 yılında Sivas’a veda ettiğimde en kısa sürede yeniden dönme, edindiğim dostları görme isteğim baskındı. Ama yaşam kavgası içinde bırakın gitmeyi aziz dostlarım Vasil’e, İsmet’e bir kart bile atamayacak kadar duyarsız kaldım. Yıllar geçti ama içimdeki Sivas’ı, Kangal’ı, köyümdeki öğrencilerimi yeniden görmek özlemi hiç bitmedi. 1993’te Madımak katliamını duyduğumda şoka uğradım. Bu benim yabancıya kucak açan, tartışmaya açık, hoşgörülü Sivas halkıyla bağdaştıramadığım bir olaydı. Ya da Sivas değişmişti. Çağdaş yaşamdan uzak kendi kafalarındaki toplum mühendisliğine soyunanların ektikleri kötülük tohumları tutmuştu demek. O g&u..]]> Mon, 02 Jul 2012 08:54:39 +0400 Garip şiirler https://www.evrensel.net/yazi/31529/garip-siirler https://www.evrensel.net/yazi/31529/garip-siirler? Kitaplığın raflarına göz atıyorum.Yılların eskitemediği ne kadar çok kitap var. Rastgele birini çekip aldığımda, sayfalarında dolaşmaya başladığımda çocuksu bir sevinç kıpırdıyor içimde. Yitirdiğine yeniden kavuşmanın tanımlanması zor heyecanı ile dopdolu buluyorum kendimi. Yaşadığım topraklarda süregelen acılardan, ölümlerden, yalan dolandan, siyasetçilerin sevgisizlik kokan söylemlerinden kısa bir süre için de olsa uzaklaşmanın, huzur bulmanın da aracıdır kitaplar. İşte bunlardan birinin “Garip Şiirler Antoloji “sinin yapraklarını bir bir çevirirken tadını günümüzde de sürdürebilen zekice kotarılan dizelerin büyüsüne kapılıp gittim. Ben de zamanında da derin izler bırakan kimi şiirleri sizlerle paylaşmak istedim. “Ekmeğimi gözyaşıma bandım da yedim” dizesi ile Cahit Irgat’ı, “Taştan mantar tarlası/Çok yaşasın &o..]]> Mon, 25 Jun 2012 10:12:21 +0400 Neyi söylemek https://www.evrensel.net/yazi/31094/neyi-soylemek https://www.evrensel.net/yazi/31094/neyi-soylemek? Zor bir süreçten geçiyor insanlık. Bitmez tükenmez çatışmalar yerkürenin dört bir yanında ölüm ve acı bırakıyor. Açlık ve yoksulluk Afrika’da, Asya’da her yıl biraz daha büyüyor. Eski kıta Avrupa da, ekonomik krizlerin içinde bocalayıp duruyor. İşsizliğin yol açtığı şiddet ve ırkçılık baş edilmez boyutlarda. Vahşi kapitalizmin gözlerini kazanç hırsı bürümüş uluslararası şirketlerinin akıl hocaları bile elleri şakaklarında, şaşkın. Bütün bu kaosta kasalarını doldurup ellerini ovuşturanlar ise yine silah tüccarları. Belki büyük bir savaş yok ortada ama büyük bir savaştan daha yaygın çatışmalar var. Yeni silahların denenmesi için uygun ortam. Amerikalının, Avrupalının coğrafyada yerini bile gösteremediği topraklarda halklar bombalanmış, insanlar ölmüş kimin umurunda. İnsansız uçaklar, yeni &u..]]> Mon, 18 Jun 2012 10:38:45 +0400 Nâzım Hikmet üstüne https://www.evrensel.net/yazi/30221/nzim-hikmet-ustune https://www.evrensel.net/yazi/30221/nzim-hikmet-ustune? Edebiyatımızın üç usta emekçisini haziran ayının başlarında yitirmişiz. Önce Nâzım Hikmet, 3 Haziran 1963’te şiirimizi ve sevenlerini öksüz bırakarak ayrılmış aramızdan. Nâzımla cezaevi birlikteliğinden öte düşün dostluğu kuran öykü ve roman yazınının büyük ustalarından Orhan Kemal’in ölüm tarihi de haziran başına denk düşer: 2 Haziran 1970.Yıllar sonra bu kez şiir dünyamızın doruklarından bir başka şair Ahmed Arif 1991 yılının yine bir 2 Haziran günü yaşama veda eder. Ardında o görkemli şiirlerini bırakarak. Haziran ayı başlarında hep şair Hasan Hüseyin dizelerini yineler dururum; “Haziranda ölmek zor”. Grup Yorum CD’sini koyar müzik çalara, uzun şiirden alıntılanarak bestelenmiş dizeleri yeniden dinlerim hüzün sevinç karışımı duygularla, bilim insanlarının” Bir kırmızı gül dalı şimdi..]]> Mon, 04 Jun 2012 09:44:37 +0400 Elleri var özgürlüğün… https://www.evrensel.net/yazi/29827/elleri-var-ozgurlugun https://www.evrensel.net/yazi/29827/elleri-var-ozgurlugun? Yaşam biçimini köşe dönmece kolaycılığına dayamış, vurgun ve talanın kol gezdiği bir toplum düzeninde emekten söz açmak kolay değil. Şimdilerde iktidarla bütünleşmiş medya ve sermaye çevrelerinde emek üzerine fikir üretenlere, yazanlara iyi gözle bakılmıyor. Böylelerine değişen çağı anlamaktan uzak, yeniliklere ayak uyduramayan dinozorlar yaftasını yapıştırıveriyorlar. Akıllarınca solcuları, emek savunucularını, doğa aktivistlerini hafifseyerek topluluklarından dışlamış oluyorlar. Başbakan Erdoğan’ın da partisinin kurmaylarının da 10 yıllık iktidar icraatlarında emek kesimine pek sıcak bakmadıklarını işçi hakları, işçi güvenliği, sendikalaşma gibi konuları ciddiye almadıklarını biliyoruz. İktidarın bağdaş olduğu yeni dünya düzeni bir yandan küreselleşme adına gelişmekte olan ülkeleri ucuz emek cennetine dönüştürerek iliğine dek sömürü..]]> Mon, 28 May 2012 10:52:14 +0400 Orhan Kemal https://www.evrensel.net/yazi/29405/orhan-kemal https://www.evrensel.net/yazi/29405/orhan-kemal? Yeni dünya düzeninin insanlığa dayattığı birbiriyle ilintili iki önemli silahı var diye düşünüyorum: Reklam ve pazarlama. Çağın hastalığı tüketim çılgınlığı bu silahlarla enjekte ediliyor toplumlara. Aklınıza getirebileceğiniz her ama her şeyin pazarlanarak satılabileceğini, alış verişe konu olabileceğini, paraya dönüştürebileceğini gösteriyor içinde yaşadığımız yüzyıl. Bari sanatı rahat bıraksalardı demeye kalmıyor tüm dalları ile o da pazarlanıyor artık. Edebiyat dünyasında bile yeteneğin, donanımın ve emeğin değil pazarlamanın öne geçtiği bir dönemi yaşamaya başlamadık mı? Nice değerli şair, öykücü, romancı ve tiyatro yazarımız şimdilerde unutulmuşlar galerisine terk ediliyor. Toplumcu kimlikleri ile öne çıkan yazarlar genç kuşaklara unutturulmaya çalışılıyor. Bırakınız çok eskilere gitmeyi ‘Sait Faik’ ten, ‘Ha..]]> Mon, 21 May 2012 09:41:18 +0400 Gerçeklerden kaçmak https://www.evrensel.net/yazi/28941/gerceklerden-kacmak https://www.evrensel.net/yazi/28941/gerceklerden-kacmak? Dünya halkları vahşi kapitalizmin birbirini izleyen ekonomik krizlerinin sancıları ile kıvranırken, Türkiye iç politikada bitmez tükenmez gevezeliklerle din temelli, dış politikada da mezhep ayrımcılığını öne çıkaran bir yaklaşımla geçiriyor günlerini. Sanki küreselleşen dünyanın krizi bize hiç bulaşmayacakmışçasına huzur içinde ülkeyi yönetenler. Orta Doğu’da giderek büyüyen gergin ortamı algıladıklarını gösteren ipuçları da yok ortada. Komşu ülkelerle ilişkiler iyi değil.Yine de akıl satıyor bölgenin liderliğine soyunuyoruz. Oysa içeride Kürt, Ermeni meselelerini çözebilmiş değil iktidar. Kıbrıs sorunu içinden çıkılmaz bir duruma doğru yön alıyor.Ülkede emek kesiminin iş, aş ve geçim derdinde büyük sıkıntılar var. Ceza yasalarındaki iyileştirilmeler bir başka bahara kaldı görünüyo..]]> Mon, 14 May 2012 11:26:18 +0400 Değişme üstüne https://www.evrensel.net/yazi/28513/degisme-ustune https://www.evrensel.net/yazi/28513/degisme-ustune? Yaz mevsiminin eli kulağında. Ufukta deniz özlemimizle birlikte, iliğimizi kemiğimizi ısıtacak sıcaklar var. Aslında kafa ve kol gücüyle çalışanlara üç beş günlük tatil yetmiyor. Soluklanabilmek için başka veriler de gerekli... Dünya ve ülke gündemi ayrı havalarda da olsa ortak olan nokta siyasette, sosyal yaşamda baş gösteren hareketlilik. Fransa’da, İngiltere’de,Yunanistan’da sol rüzgarlar güçlü bir biçimde esiyor. Bize de uğrar mı diyor bir dostum. Emekçi duracağı yeri bilir, dayanışma içinde olur, yaşananlardan dersler çıkarılabilirse solun bizde de güç kazanması için hiç bir engel yok. 1 Mayıs 2012 de alanlara koşturanlar gösterdi ki yalnızca bilinç, ortak akıl ve çaba gerekiyor.Varsıldan az, yoksuldan çok vergi alan, dolaylı vergilerle dar gelirlinin cebinden çaktırmadan para ç..]]> Mon, 07 May 2012 09:34:18 +0400 Bir Mayıs https://www.evrensel.net/yazi/28089/bir-mayis https://www.evrensel.net/yazi/28089/bir-mayis? İşçi sınıfının emek ve dayanışma bayramı kutlu olsun dostlar. Emeği, emekçiyi hor gören, işçi sınıfını yok sayan, sendikaları işlevsiz kılmaya çalışan, kendilerini ana mal düzeninin öngördüğü uygulamaları gerçekleştirmekle yükümlü gören bir iktidara karşın bugün inadına alanlarda olacağız. Emek örgütleriyle, sendikalarla, meslek kuruluşlarıyla ülkenin bütün alanlarını dolduracağız. Emek insanlarının, aydınların, sanatçıların ve gençlerin talepleri bir kez daha haykırılacak duymak istemeyen kulaklara. Savaşın değil barışın, nefretin değil sevginin, kardeşliğin sesini dillendireceğiz. Adalet isteyeceğiz. Temel hak ve özgürlüklerin, hukukun üstünlüğü ilkesinin, bağımsız yargının çağdaş demokrasiler düzeyine çıkarılması talebimizi de yineleyeceğiz. Düşünceyi ifade özgürlüğünü..]]> Mon, 30 Apr 2012 09:14:35 +0400 Guernica’yı Anımsamak https://www.evrensel.net/yazi/27617/guernicayi-animsamak https://www.evrensel.net/yazi/27617/guernicayi-animsamak? İspanya’nın Bask bölgesinde küçük antik bir kenttir Guarnica. Castillia Krallığına dek uzanan tarihi geçmişi, çalışkan emekçi bir halkı vardır. İspanyada iç savaşının olanca acımasızlığı ile sürdüğü yıllardır. General Franko’nun, devşirme askerleri de barındıran faşist ordusu, iktidardaki cumhuriyetçileri devirerek iktidarı ele geçirmek için saldırılarını yoğunlaştırmaktadır. Nazi Alman dostları da her türlü askeri yardımla yanı başındadır. Sosyalistlere, komünistlere, cumhuriyetçilere ve onları destekleyen halklara karşı genç, yaşlı, çocuk kadın demeden girişilen ölüm kusan bir temizlik harekedir bu!.. 1937 yılı 26 Nisan günü ilk yazın güneşinin ısıttığı, kuş cıvıltılarının kulakları okşadığı güzel bir sabaha uyanmıştı Guernikalılar. Ama daha sabahın tadına varamadan gökyüzü bir anda uçaklarla karardı..]]> Mon, 23 Apr 2012 08:33:24 +0400 Karmaşık Duygular https://www.evrensel.net/yazi/27166/karmasik-duygular https://www.evrensel.net/yazi/27166/karmasik-duygular? Hüzünle sevinci bir arada tattığımız yoğun bir haftaydı geride bıraktığımız 10 Nisanda meslektaşımız Metin Göktepe adına konulan gazetecilik yarışması ödül töreninde dostlarla bir aradaydık. Fadime Ana’yla özlem giderdik. Ahmet Şık ve Nedim Şener’i bir yılı aşan tutukluluklarının ardından özgürlüklerine kavuşmuş olarak aramızda görmek, söyleşilerini dinlemek mutluluk vericiydi. Hele tören sırasında ulaşan Ragıp Zarakolu ve KCK davasında tutuklu 14 kişinin tahliye haberi günü aydınlatan bir müjde oldu. Parmaklıklar arkasında kalan öteki meslektaş ve akademisyen dostları anımsadıkça buruk kalan sevinç de olsa içimizdeki. Hem biliriz ki ülkemde sevinç, mutluluk, neşe gibi kavramları insanlara öyle uzun boylu yaşatmaz devleti korumakla yükümlü büyüklerimiz. “Tasada kıvançta bir”, “Ulusça birlik ve be..]]> Mon, 16 Apr 2012 10:10:47 +0400 12 Eylül'ü yargılamak https://www.evrensel.net/yazi/26737/12-eylulu-yargilamak https://www.evrensel.net/yazi/26737/12-eylulu-yargilamak? Türkiye siyasi tarihinin zorlu dönemeçlerinde gençliklerini onulmaz acılara, sürgünlere ve ölümlere tanıklık ederek geçirmiş kuşaklar ülkede birbirini izlerler. Acılar, mağduriyetler değişmez pek. Bu Cumhuriyetimizin siyasi tarihidir de aynı zamanda. Şimdilerde bencileyin yaşı yetmişe ulaşmışları da 40’lı yaşlarını sürenleri de zulmün, kötülüğün, insanı aşağılayan işkencenin, mahpushane duvarlarının, rutubet kokusunun, ürkünün yoğun izlerini belleklerinde taşır. Kendileri değilse de yakınları, canından aziz olanları yaşamıştır bu çileli dönemleri. Bizler ülkede 10 yılda bir askeri darbeleri, kalkışmaları neredeyse kanıksadık. O dönemlerde pek çok faili meçhul cinayet, yargısız infaz olayları yaşandı. Gazeteler, kitaplar toplatıldı. Sendikalar kapatıldı. Gençlere potansiyel suçlu gözüyle bakılmaya başlandı. Düşü..]]> Mon, 09 Apr 2012 11:52:27 +0400 Okumanın erdemi https://www.evrensel.net/yazi/26267/okumanin-erdemi https://www.evrensel.net/yazi/26267/okumanin-erdemi? Okuma eylemine pek sıcak bakan toplum değiliz. Okuma alışkanlığının ailede başladığı söylenir. Doğrudur bir bakıma. Ama savaş sonrasının Türkiye’si düşünüldüğünde bizim kuşağın çocukları için bu söylemin geçerli olmadığını düşünüyorum. O dönemlerde büyükler okumanın gözlere zarar verdiğini söylerler, kitaptan uzak tutmaya çalışırlardı çocukları. Kıyıda köşede her fırsatta elindeki kitaba dalmış gitmiş gençlere de bir çeşit hasta gözüyle bakılırdı. Zamanla okumanın yalnız gözlere değil, yaşama da zarar verdiği anlaşıldı. Dünyada savaş bitmiş, ülkede demokrasi sancıları başlamış başlamasına da tek parti alışkanlıkları ve düşünceye baskılar hiç eksik olmamıştı. Bu duruma tanıklıklar arttıkça evlerdeki kimi kitaplar yasak kapsamındadır diye yok edildi. Doğrusu bu konuda devlet katındakilerin hassasiyetl..]]> Mon, 02 Apr 2012 10:08:29 +0400 Bahara merhaba https://www.evrensel.net/yazi/25362/bahara-merhaba https://www.evrensel.net/yazi/25362/bahara-merhaba? Uzun sert yorucu bir kışı ardımızda bıraktık. Doğanın yenilendiği gibi umutlarımızı da yenileyebilecek gücü bulmak daha barışçıl, daha eşitlikçi bir dünya uğraşındaki emek insanlarına kalıyor. Bu düşünceden yola çıkarak bu yazıda ne etrafımızı sarıveren ayrımcılık kültüründen, doğurduğu şiddetten, devlet bakışını ve nefret dilini kullanma alışkanlığını terk etmeyi hiç düşünmeyen medyadan ne de ayak seslerinin giderek yaklaştığını duyumsadığımız polis devletinden söz edeceğim. Bahar bayramı bu günler. Çevreme iyimsere gözlerle, geleceğe umutla bakmak istiyorum istemesine de parmaklıklar arkasındaki onca gazeteciyi anımsadığımda içimdeki burukluğu gideremiyorum. Ahmet ve Nedim’in özgür kalması birer küçük mutluluk olarak kalmamalı belleklerde. Şimdi geride kalan onca meslektaşımızı ,akademisyeni, aydınları da unutmamak, onların özgürlü..]]> Mon, 19 Mar 2012 12:09:18 +0400 Telaş üzerine bir yazı https://www.evrensel.net/yazi/24886/telas-uzerine-bir-yazi https://www.evrensel.net/yazi/24886/telas-uzerine-bir-yazi? Dostların gönderdiği kitaplar, dergiler nicedir duruyor masamda. Okunmayı bekliyorlar sabırla. Zaman bulamıyorum demeyi yediremiyorum kendime. Oysa zamansızlık bir gerçek. Olmadık saçmalıklar içinde yitip gidiyor değerli dakikalarınız, saatleriniz bazen de günleriniz. Hız çağında teknoloji çağında yaşıyoruz diyorlar. Telaş çağı diyorum ben. Gün ışığı ile birlikte başlıyor yaşam telaşınız. Onu oraya koyacaksınız bunu şuraya. İşyerinize ya da bir randevuya yetişme gibi bir zorunluluğunuz varsa günün ilk stresini yaşamaya hazır olun. Mega kentin trafik karmaşası size günaydın demektedir. Bütün bu koşuşturma içinde eğer ana akım medyanın haber başlıklarına göz atabilme fırsatını bulmuşsanız artık stresiniz de katlanmış demektir. Sonrası bitmeyen telefon konuşmaları, bilgisayar tıkırtıları, çokça dert dinleyip pek azı ile derdinizi paylaşmak, işsiz arkadaşlarınıza çöz&uum..]]> Mon, 12 Mar 2012 09:40:12 +0400 Rosenbergleri anımsamak https://www.evrensel.net/yazi/24376/rosenbergleri-animsamak https://www.evrensel.net/yazi/24376/rosenbergleri-animsamak? İstanbul Şehir Tiyatrolarında “Rosenbergler Ölmemeli “ adlı oyun kısa süre sahnelendikten sonra tuhaf bir şekilde kaldırılmasaydı belki Rosenbergler şu sıralar bu denli anımsanmayacak, konuşulmayacaktı.Tiyatro yönetimi ile Onk ajansı arasındaki uyuşmazlıkta kim haklı bilemem. Bildiğim Rosenberglerin tiyatroda sahnelenmesinin toplumsal duyarlık açısından sayılmayacak kadar çok yararı olduğudur. Soğuk savaş tam tamlarının yeniden duyulmaya başladığı dünyada silahlanmaya harcanan olağanüstü bütçelerin tetikleyeceği yeni savaşları, nükleer tehditleri bir kez daha sorgulama şansını bulacaktık. ABD’de ikinci dünya savaşı sonrası sosyalistlere, aydınlara, bilim ve sanat insanlarına karşı başlatılan cadı avını da bir kez daha anımsayacak belki de yeni dersler çıkarma fırsatını yakalayacaktık... Rosenberler Ölmemeli Oyununun Yönetmeni Orhan Alkaya, son oyunun ardından Radikal gazetesinden İpek ..]]> Mon, 05 Mar 2012 09:34:56 +0400 Demokrasi ayıpları artarken https://www.evrensel.net/yazi/22576/demokrasi-ayiplari-artarken https://www.evrensel.net/yazi/22576/demokrasi-ayiplari-artarken? Toplumda var olan sorunlara hemen her gün bir yenisini ekleme başarısı gösteren iktidarın oluşturduğu kaostan nasıl bir yarar umduğunu anlamakta güçlük çekiyorum. Başbakan, olmazsa kimi bakanları öylesine söylemlerde bulunuyorlar ki bunları siyasetçi ağırlığı ile, demokrasi kültürüyle, insanın temel hak ve özgürlükleriyle bağdaştırmak olası değil. Seçmene verilen sözler nicedir rafa kaldırıldı. Bizden olanlar, olmayanlar ayrımı keskinleştirildi. Kürt, Alevi ve Ermeni sorunları üzerine yapıcı çözümler üretmek şöyle dursun halkları kucaklayacağız sözü verenler bizden sizden ayrımcılığına sığınmayı adet haline getirdiler. Anlaşılan din temelli tek tip düşünen bireylerin oluşturduğu bir toplumla iktidarı paylaşmayı hedefliyorlar. Yolsuzlukları, emekçilerin, dar gelirlilerin çilelerini dile getiren gazeteciler ise hedeflerinde. ..]]> Mon, 06 Feb 2012 09:22:10 +0400 İleri demokrasiye kitaksi https://www.evrensel.net/yazi/22154/ileri-demokrasiye-kitaksi https://www.evrensel.net/yazi/22154/ileri-demokrasiye-kitaksi? Müjdeler olsun sevgili okurlar.Ülkemiz hızla ileri demokrasiye ulaşıyor.Ulaşıyor ne kelime ileri demokrasiyi yaşamaya başlamışız bile. Başbakanımız, bakanlarımız, medyamızın fiyakalı büyükleri böyle söylediklerine göre bize düşen inanmak. Düşünceye ve ifade özgürlüğüne getirilen kısıtlamaların, cezaevlerini dolduran, yazar, akademisyen ve gazetecilerin, siyasallaşan adalet mekanizmasının, ırkçılık boyutuna vardırılan nefret söylemlerinin, dış politikada itildiğimiz yalnızlığımızın henüz tadına varamamışken bu kez de ileri demokrasimiz üzerine yeni bilgilerle donandık. Örneğin 2011 yılında AİHM’de en çok mahkum olan ülke sıfatını da başarılarımıza ekledik. Bu alanda Rusya’nın elinden birinciliği kapmak az iş mi? Halkın gerçekleri öğrenme, yansız, doğru ve nesnel haber edinme hakkı anlamına gelen basın özgürlüğünde ise 179 ülke ara..]]> Mon, 30 Jan 2012 08:12:24 +0400 Hrant'ı Öldürmek https://www.evrensel.net/yazi/21709/hranti-oldurmek https://www.evrensel.net/yazi/21709/hranti-oldurmek? 25.1.2007 tarihinde Hrant Dink için yazdığım bir yazıyı yineleyerek okurla paylaşmak istiyorum.Son gelişmeler Hrant’ın katlinin ardından kafamızda biriken kuşkularda ne denli haklı olduğumuzu gösteriyor. Ne yazık… “ Onların Çimen bitmez bastıkları yerde Sevgi buruşur “ Gülten Akın Tiyatro Yazarı, Gazeteci Agop Ayvaz’ın Feriköy Kilisesi’ndeki cenaze töreninde rastlaştık Son görüşmemiz olacağını nereden bilebilirdim.Uzun yıllar birbirini görmeyen iki dost gibi kucaklaştık. AB ilişkilerini,düşünce ifade özgürlüğünün önündeki engelleri, milliyetçilik kisvesi altında tırmandırılan ırkçı saldırıları konuştuk. Benim karamsarlığıma karşın Hrant her zamanki güler yüzlü iyimserliğini koruyordu. Kilisede kendi cemaatinden çok bizimle ilgilendi, ev sahipliğini üstlendi. Bizimle derken, cenaze törenine koştura..]]> Mon, 23 Jan 2012 09:00:43 +0400 Kuyruklu Şiir https://www.evrensel.net/yazi/21312/kuyruklu-siir https://www.evrensel.net/yazi/21312/kuyruklu-siir? Gazeteci iş güvencesini yitirmiş , gazeteci haber özgürlüğüne sahip değil, gazetecinin sosyal güvenceleri bir bir yok ediliyor ve de gazeteci her gün biraz daha kimliğini yitiriyor.Yeni medya düzeni projesi çerçevesinde dört yıl önce iktidar gazetecilerin yıpranma payına göz diktiydi.Ve gazetecilerin yıpranma payı kalktı. Şimdi Başbakan meslek örgütlerine sesleniyor. Getirsinler yıpranma payına ilişkin görüşlerini içeren dosyalarını, bakıp çözelim anlamında. Yazıları yüzünden suikastlara uğrayan,öldürülen gazetecilerden,haber uğruna sakat kalan, dövülen, biber gazıyla terbiye edilen! Muhabir, foto muhabiri ve kameramanlardan bu hakkı gasbedenlerin kimler olduğu unutulmuş gibi. TBMM’de AKP’li bakan ve milletvekillerinin bir gece yarısı operasyonu ile gazetecilerin yıpranma payını nasıl yok ettiklerini bilmiyorlar mı sanki. Cezaevinde..]]> Mon, 16 Jan 2012 08:39:14 +0400 Acılar İçin İlahi https://www.evrensel.net/yazi/20872/acilar-icin-ilahi https://www.evrensel.net/yazi/20872/acilar-icin-ilahi? Günlerden Pazar Yağmur çisentili insana kasvet veren bir İstanbul havası var.Nail Güreli ile Atışalanı Kemer mezarlığına doğru yürüyoruz.Yaşam serüvenimizde acısı tatlısıyla pek çok olayı birlikte yaşamış,meslekte nice kavgalara birlikte göğüs germiş,tanıklıklarla,deneyimlerle sınanmış bir dostluktur bizimkisi.Yol boyu Metin Göktepeye dönüktü konuşmalarımız Öldürülmesinin üzerinden tam 16 yıl geçmiş.Onun kıyıcı polisleri yargılanıp hüküm giyseler de çoktan dışarıdalar şimdi. Vicdanları rahat mı? Sanmıyorum.Ya olayın üstünü örtmeye çabalayan devlet güçleri.Suç işleyen polisleri , amirleri.Onları korumaya kalkışan dönemin mülki yetkilileri,siyasetçiler .Onların vicdanlarında ufacık da olsa bir sızı var mı?Ya da pişmanlık duygusu? Hiç sanmıyorum.Metin Göktepe genç gazeteciler için bir simg..]]> Mon, 09 Jan 2012 09:18:08 +0400 İnsanlık ne yana düşer usta https://www.evrensel.net/yazi/20448/insanlik-ne-yana-duser-usta https://www.evrensel.net/yazi/20448/insanlik-ne-yana-duser-usta? 28 Aralıkta Şırnak Uludere’de 35 yurttaşımız askeri uçaklarla bombalanarak öldürüldü. En büyükleri 28 yaşında olan gençlerin ceset görüntüleri İnternet’te yayınlandığında acı vericiydi, ürkünçtü, korkunçtu. İnsanlık adına utançtı. Ama İnternet’i, sosyal paylaşım ağlarını saymazsak yazılı ve görsel medyanın tutumu daha da utanç vericiydi. Haberi okurlarına izleyicilerine geç iletmeleri bir yana, devlet ve iktidar sözcülüğünden kurtulamamış olmaları da bir başka ayıplarıydı. Gazetecinin öncelikli görevinin halka çabuk, doğru ve yansız bilgi akışı sağlamak olduğunu ana akım medyada çalışan meslektaşlarımızın unuttuğunu sanmak safdillik olur. O halde 12 saati bulan bu kasıtlı gecikmede halkı bilgilendirmeme ayıbında, devlet ve iktidar baskısının gazeteciler üzerinde yarattığı korkuyu, baskıyı dikkate alacağız. ..]]> Mon, 02 Jan 2012 09:56:50 +0400 Üç maymunu oynamak https://www.evrensel.net/yazi/20024/uc-maymunu-oynamak https://www.evrensel.net/yazi/20024/uc-maymunu-oynamak? Anlaşılan gazetecileri sindirmek için, cezaevlerini dolduranların sayısı yetmedi. Sosyalist basına ve Kürt basınına yönelik yeni bir operasyonla 36 meslektaşımız daha tutuklanarak cezaevine konuldu. Yineleyip duruyoruz. Ceza Yasası’nda iyileştirmeler yapılmadığı, Terörle Mücadele Yasası’nın 6 ve 7. maddeleri düzeltilmedikçe, halkın olaylardan doğru, yansız bilgilenme hakkı için habercilik yapma olanağı ortadan kalkacak. Bu nedenle “Düşünceye ifade özgürlüğünü kısıtlayan, temel insan hak ve özgürlüğünü zedeleyen tutum ve davranışlar, gazetecilere yönelik örtülü-örtüsüz sansür ve baskılar çağdaş demokrasilerde yeri olmayan insanlık ayıplarıdır” diyoruz. Uzun tutukluluk hallerinin cezaya dönüşmemesini istiyoruz. Meslek örgütleri olarak; iktidardan, siyasetçilerden, yargı erkinden dü..]]> Mon, 26 Dec 2011 09:59:47 +0400 Çocuklar https://www.evrensel.net/yazi/19621/cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/19621/cocuklar? Yılbaşı yaklaştığında Unicef’in kutlama kartlarından almak vazgeçemediğim alışkanlıklarımdan biridir. Çocukların iç dünyalarını bir renk cümbüşü içinde yansıtan resimlerin baskılarına bakarken bir yandan sevinç duyar öte yandan hüzünlenirim. Dünyanın dört bir yanından yetenekli çocukların elinden çıkmış yaratıcılık ve yaşama sevinci dolu bu resimler hangi duyarlı insanı mutlu etmez ki? Mektup yazmanın, kart atmanın yerini çoktan telefon mesajlarına ve sosyal paylaşım ağlarına bıraktığı günümüzde bile Unicef kartlarını sevdiğim dostlarıma göndermek keyifle yaptığım törensel bir tutkumdur. Öte yandan hüzünlenirim de. Çünkü yerküremizde yaratıcılığını sergileme şansı bulabilen çocuk sayısının ne denli az olduğunu bilirim. Okuduklarımdan, istatistiklerden, Birleşmiş Milletlerin çeşitli kurumlarının yayımladığ..]]> Mon, 19 Dec 2011 08:40:24 +0400 Havada Kar Kokusu https://www.evrensel.net/yazi/19206/havada-kar-kokusu https://www.evrensel.net/yazi/19206/havada-kar-kokusu? 10 Aralık, Dünya İnsan Hakları Günü’ydü. Biliyorsunuz insan hakları söz konusu olduğunda ülkemizin sicili övünülecek gibi değildir. Üç darbe, birkaç darbe girişimi yaşamış bir ülke için mazeret üretmek kolay da ileri demokrasiye kavuşulduğu öne sürülen son 10 yılda gerçekleşen hak ihlallerini açıklayabilmek o denli kolay değil. Türkiye’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10. maddesinin özgürlüklere ilişkin bölümü, iktidarlar, yargı erki ve etkili yetkili makamlarca göz ardı edilir. Ama sözleşmenin “özgürlüklerin kısıtlanması” bölümüne gelince iş değişir. Aynı yetkili organlar ve siyasetçiler bu bölümü çok severler. Hem uygulamalarında hem söylemlerinde duraksamadan kullanırlar. Bu amaçla yaptıkları yorumlara da doyum olmaz. Hal bö..]]> Mon, 12 Dec 2011 08:47:40 +0400 Hayata Söylenmiş Şarkılar https://www.evrensel.net/yazi/18786/hayata-soylenmis-sarkilar https://www.evrensel.net/yazi/18786/hayata-soylenmis-sarkilar? Ülke gündemi gibi sıkça değişen hava koşullarının kurbanı oldum. Soğuk algınlığı, aksırık tıksırıktan on gündür evden çıkamadım. Eskiler bu türden arazlara ‘paçavra hastalığı’ tanısını koyarlardı. Haksız da sayılmazlar. İnsanın parmağını kımıldatacak gücü kalmıyor. Gazete başlıklarına, yorumlara göz atmak, görsel medyadaki haber manipülasyonlarını izlemekse hastalığın yıprattığı sinir sisteminizi biraz daha germekten başka bir işe yaramıyor. Neyse ki kitaplar var. Üstelik iş yoğunluğundan okunmayı bekleyenleri de caba. Buraya bir parantez açacağım sevgili okur. (Bencileyin hayata tutunmanın, şartlar ne olursa olsun kendini mutlu duyumsamanın, gülümseyebilmenin tek ilacı kurmayı becerdiğiniz sağlam dostluklardır) Dostlar açısından şanslı olduğumu söylemeliyim. Kardeşten ileri sevdiğim, neşeyi de hüznü de, acıyı sevinci de paylaştığım yürekli dostlarım var...]]> Mon, 05 Dec 2011 08:45:39 +0400 Korku https://www.evrensel.net/yazi/17904/korku https://www.evrensel.net/yazi/17904/korku? Masamda Tekirdağ F tipi cezaevinden gönderilmiş bir mektup var. Okuduğumda yüreğim daralsa da yaşananlara şaşırdığımı söyleyemem. Mektup sahibi kendi sorunlarından söz etmiyor. Sadece cezaevlerinin insani açıdan olumsuz koşullarına değiniyor ve özellikle ağır hastalıkları olan tutuklu ve hükümlü arkadaşlarının giderek ağırlaşan durumlarına biz dışarıdakilerin dikkatini çekmeye çalışıyor. Cezaevinde hastalara özen gösterilmediğini, hastaneye sevklerin elleri kelepçeli, havasız ring taşıtları ile yapıldığını anlatıyor. Suzan Zengin’in, Güler Zere’nin ölümlerine neden olan uygulamaların öteki hasta tutuklu ve hükümlüler için de tehlike yarattığını vurgularken hastalıkları her gün biraz daha ağırlaşan Fatma Tokmak, Hediye Aksoy ve Yasemin Karadağ’ın da olası ölümlerine siyasetçilerin, toplumun demokratik kesimlerinin, insan hakları..]]> Mon, 21 Nov 2011 09:14:02 +0400 Gazeteci ölümleri kader mi? https://www.evrensel.net/yazi/17487/gazeteci-olumleri-kader-mi https://www.evrensel.net/yazi/17487/gazeteci-olumleri-kader-mi? DHA Muhabirleri Cem Emir ve Sebahattin Yılmaz habercilik kurallarına bağlı olmanın, daha iyi daha çabuk haber iletme heyecanı taşımalarının bedelini ağır ödediler. Deprem onları sahte makyajla iç çürümesi gözlerden kaçırılmış bir otel binasında yerlisi yabancısı bir grup insanla birlikte yakaladı. Kurtulmaları mucizelere bağlıydı. Umutla bekleyiş ne yazık ki mucize yerine meslektaşlarımızın ölüm haberiyle son buldu. Gazeteciler iki değerli üyesini sonsuzluğa uğurlarken kendi muhasebelerini de yapıyorlar mı diye düşünmeden edemiyorum. Günümüz gazeteciliğinde muhabirin yeri nedir? Kaç muhabirin sosyal güvencesi vardır? Kaç muhabir fiilen gazetecilik yaptığı halde hukuk karşısında gazetecidir? Siyasiler tarafından horlanan, güvenlik güçlerinin copu ve biber gazı ile terbiye edilen, valiler, belediye başkanları ve emniyet müdürleri ile jandarma tarafından a..]]> Mon, 14 Nov 2011 08:48:10 +0400 Tekinsiz Zamanlar https://www.evrensel.net/yazi/17087/tekinsiz-zamanlar https://www.evrensel.net/yazi/17087/tekinsiz-zamanlar? Sıkıntılı bir dönemden geçiyor ülke. Birbiri peşi sıra yaşanan olayların ardından toplumda ne bayram neşesi ne de geleceğe dönük olumlu bir beklenti var. Düşünen, irdeleyen konuşmaları, yazıları çizileri iktidarın koyduğu çerçeve dışına taşan her bireyin yolu polis ,savcılık sorgulamalarından ve cezaevlerinden geçiyor. Medyaya iktidar çevrelerinden aba altından sopa gösteriliyor. Medya da iktidara yaranma görevini kusursuz sürdürüyor. Haber gizlemede, haber manipüle etmede, halkın bilgileneceği haber ve yazıları sansürlemekte ustalıklarına diyecek yok. TUBA’nın özerkliği bir KHK ile kaldırılıyor. Bilime yapılan bu saygısızlığa TUBA üyeleri bilim insanları topluca istifa ederek tepki gösteriyor ama ana akım medyamız ya görmezden geliyor ya da iç sayfalarda üç beş satırla geçiştiriyor. Doğru ya bilime ne gerek var bu ülkede. ..]]> Tue, 08 Nov 2011 03:41:02 +0400 Gidiş nereye? https://www.evrensel.net/yazi/16618/gidis-nereye https://www.evrensel.net/yazi/16618/gidis-nereye? Ölümlerle iç içe yaşatılmaya alıştırıldı halkımız. Medya da bu alışkanlığın kalıcı olabilmesi için elinden geleni ardına koymuyor. Deprem bölgesinde nesnel haberlerle halkı bilgilendirmek yerine, insani duyguları sömüren bir ‘acı’ edebiyatına soyunuyor. Son örnek yüzlerce canın yok olmasına, kentin ve ilçesi Erciş’in yıkımına yol açan Van depremi. Van’daki meslektaşlarımla konuşuyorum. Halkın, yardım dağıtımındaki gecikmeden, adaletsizlikten yakındığını, zorlu kış koşullarını çadırlarda karşılayacak olmanın endişesini yaşadıklarını anlatıyorlar. Yaygın medya ise eski alışkanlığını sürdürüyor. İktidarın eksiklerini göstermek bir yana, iktidar için başarı tabloları çiziyor. Gerçekleri göz ardı ederek duygu sömürüsü haberler düzmeyi sürdürüyor. Toplumun bir kesiminde ise ayrı bir hava esiyor. Şimdiye dek..]]> Mon, 31 Oct 2011 09:11:26 +0400 Rüştü Onur https://www.evrensel.net/yazi/15334/rustu-onur https://www.evrensel.net/yazi/15334/rustu-onur? Zonguldak İline bağlı küçük şirin bir ilçe Devrek. Şimdilerde adı dünya futbolunun ünlü yıldızları arasında kendisine yer bulan Mesut Özil’le anılıyor. Anamal düzeninin bundan 50 yıl önce Türkiye’den Almanya’ya savurduğu işçilere Devrek’ten katılan bir emekçi ailenin çocuğu Mesut. Bugün eriştiği şöhrete tırmanması kolay olmadı. Salt yeteneğine güvenmedi. Çalışkan ve ahlaklı bir sporcu olmanın tüm gereklerini yerine getirdi. Ve bir gün Alman Milli Takımına çağrıldığında kendisini daha da geliştireceğini düşünerek kabul etmekte tereddüt etmedi. Türk Milli Takımını seçmediği için şimdi baba yurdunda ıslıklanıyor. Şovenizmin pençesine düşürülmüş kesimlerce vatan haini muamelesi görüyor. Ne yazık. Bencileyin futbola aşık insanlarsa onun zarif ve zeka içeren oyun biç..]]> Mon, 10 Oct 2011 14:16:19 +0400 Geçti mi Geçen Günler https://www.evrensel.net/yazi/14790/gecti-mi-gecen-gunler https://www.evrensel.net/yazi/14790/gecti-mi-gecen-gunler? Kürt siyaseti üzerinden sansasyon yaratma meraklısı gazetecilerin bu kez hevesleri kursaklarında kaldı. 1 Ekimde BDP milletvekillerinin de katılımıyla TBMM yeni döneme sorunsuz bir başlangıç yaptı. Ana akım medyanın güneydoğuda nicedir çatışmaları, genç ölümleri fırsat bilerek sürdürdüğü kamuoyunu provoke eden savaş dili ve BDP’yi suçlu sandalyesine oturtmaya çalışan gayretleri de şimdilik sonuçsuz kaldı. Oysa İletişim Bilimci Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu’nun da dikkat çektiği gibi nicedir Kürt sorununu haberleştirmede hem muhafazakar hem de yaygın medya ortak bir nefret söylemi oluşturmada anlaşmış görünüyorlardı. Prof. Dr. İnceoğlu’nun Galatasaray Üniversitesi Barış Meclisinde yaptığı “Kürt Sorunu ve Medya” başlıklı sunumu günümüz gazeteciliğinin nasıl bir dibe vurmuşluk içinde yalpaladığının da bir g&..]]> Mon, 03 Oct 2011 09:25:34 +0400 Acı https://www.evrensel.net/yazi/14365/aci https://www.evrensel.net/yazi/14365/aci? Yüreğimdeki sıkıntının, daralmanın sonbaharla ilgisi yok, biliyorum. Sonbaharı severim çünkü. İnsanı üşütmeyen serinliğini, yeşilden kızıla dönerken giderek sararan yaprakların sanatçılara ilham veren görüntüsünü severim.Yaşamı sorgulamaya iten hüzün dolu günlerinin tadını doyasıya çıkarmak isterim. Bu sonbahar mevsimiyse farklı geçiyor benim için. Aslında farklı olan yalnızca sonbahar mı? Değil elbet. Kanımca fark, doğanın tüm güzelliklerini saçtığı yaşanası ülkemin coğrafyasında yaşamı sevmeyi, birbirini sevmeyi beceremeyen, insanlık değerlerini hiçe sayan bir topluluk oluşturmamızdan kaynaklanıyor. Bizleri birbirine kin besleyen, kimlik ayrımcılığına götüren, savaşın dilini topluma egemen kılan, ölmeye öldürmeye koşullayan, düşünmeyi, yazıyı, çiziyi, kitabı suç belleyenler var. Ülkede yaşanan acı ..]]> Mon, 26 Sep 2011 10:06:02 +0400 Ne Değişti? https://www.evrensel.net/yazi/13468/ne-degisti https://www.evrensel.net/yazi/13468/ne-degisti? 12 Eylül 1980 Türk siyasi tarihinde, toplumu çağdışı yöntemlerle emperyalist sistemin kölelik düzenine dönüştüren bir darbenin adıdır. İnsan haklarının, hukuk devleti kavramının, bireyin düşünme ve düşündüğünü özgürce ifade edebilme hakkının yok sayıldığı bir dönemin adı. Yargısız infazların yolunun açıldığı, gazetelerin kapatıldığı, kitapların toplatıldığı, filmlerin yakıldığı gösterimden kaldırıldığı, siyasi partilerin, sendikaların faaliyetlerinin durdurulduğu, insanların yüreğine korku, endişe tohumlarının yerleştirildiği, izleri günümüze dek uzayan unutulmayan acı dolu bir tarih. Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak önemli toplumsal olaylarda gazeteciliğin temel işlevi özgür eleştiri ve muhalefet görevi açısından bir bütünlük sergilemekten uzak duran Türk basını 12 Eylül darbesinde de toplu bir dire..]]> Mon, 12 Sep 2011 07:58:14 +0400 Anne Frank’ın Günlüğü https://www.evrensel.net/yazi/13042/anne-frankin-gunlugu https://www.evrensel.net/yazi/13042/anne-frankin-gunlugu? Nazi Almanya’sı 1 Eylül 1939’da Polonya’ya saldırdığında 20. yüzyılın en acımasız dünya savaşını da başlatmış oluyordu. Bu savaşın insanlık üzerinde bıraktığı korkunç izlerse günümüzde de tüm ağırlığı ile varlığını sürdürüyor. Savaşın sona ermesinden günümüze dek geçen yarım yüzyılı aşkın zaman diliminde kuşaktan kuşağa olumsuz etkilerini gösteriyor. Birleşmiş Milletler 1 Eylül tarihini Dünya Barış Günü ilan ederken, insanlık ayıplarıyla dolu bir dönemin belleklerde bir ibret belgesi olarak kalmasını amaçlamıştı. Oysa 21. yüzyılın daha ilk çeyreği dolmadan yerkürenin hemen her bölgesinde savaşların ardı arkası kesilmiyor. Şimdilerde tek tipleştirilmiş duyarsız bireylerin, televizyon ekranlarında silah seslerini, şiddeti, ceset görüntülerini, yakılmış yıkılmış kentleri, hiçe sayılan hayatları kanıksay..]]> Mon, 05 Sep 2011 09:43:32 +0400 Dünya Barış Günü üstüne https://www.evrensel.net/yazi/12684/dunya-baris-gunu-ustune https://www.evrensel.net/yazi/12684/dunya-baris-gunu-ustune? Tek partili dönemin sona erdiği yıllardan bu yana demokrasiye geçmeye çalışıyor bu ülke. Ama onca yılda demokrasiye varmak şöyle dursun yanına bile ulaşamıyor. Devleti yönetenlerin, siyasetin ve medyanın eski alışkanlıklarından vazgeçebilmesi kolay olmuyor. Demokrasi yolundaki adımlarımız yeniçeri adımı gibi bir ileri iki geri. Başbakanı ve iktidar partisi sözcülerini dinledikçe, gazeteciliği evirip çevirip bir parti bülteni haline getiren kalem erbabını okuyup, dinledikçe şaşıp kalıyor insan. İleri demokrasi dedikleri; barışın değil savaşın dilini konuşmaksa, yargıyı siyasallaştırmaksa, eyleme dönüşmemiş düşünceleri ve yazıları yüzünden bilim insanlarını, gazetecileri cezaevlerine göndermekse, dinsel baskıları yurttaşların bir arada yaşama kültürünü yok etmekse, yasalarda iyileştirme yapmak yerine ceza yasalarındaki yoruma açık maddelerle &..]]> Mon, 29 Aug 2011 10:30:54 +0400 Şöhret https://www.evrensel.net/yazi/12274/sohret https://www.evrensel.net/yazi/12274/sohret? Rilke’nin “Malte Laurıds Briggge’nin Notları” gençlik yıllarımızın başucu kitaplarından biriydi. Rainer Maria Rilke’nin şiirsel metnini bize böylesine benimseten, sevdiren de elbette Behçet Necatigil’in ustalıklı çevirisi olmalı diye düşündüm hep. Şairi en iyi duyumsayan ve kendi diline aktaran kişinin yine bir şair olmasından daha doğal ne olabilirdi. Sonraki yıllarda okumalarım arasında önemini korudu hep bu kitap. Sıklıkla yeniden gezindim sayfalarında. Tıpkı şu anda yazmaya oturduğumda olduğu gibi. Şöhret üzerine bir tümcesinin altını çizmişim kitapta. Alıntılıyorum: “Şöhret, arsasına baskın eden kalabalıklar yüzünden, taşlarının yeri bozulan bir yapının resmen yıkılışıdır.” Şöhret üzerinde duruşum nedensiz değil. Gazeteleri açıyorsunuz şöhretli sanatçılardan, şöhretli mankenlerden, futbolculardan, kaleminden kan damla..]]> Mon, 22 Aug 2011 09:29:36 +0400 Can Yücel https://www.evrensel.net/yazi/11847/can-yucel https://www.evrensel.net/yazi/11847/can-yucel? John Berger o doyumsuz denemelerinden birinde şiirden söz açar. İnsanlık ayıplarına tanıklık eden şiir dilinden. ‘Şiirin Saati’ (çeviren Gönül Çapan) başlıklı metninde Gestapo’nun tutsak kamplarına değinirken şunları söyler: “Olayları sözcüklerle anlatmak o sözcüklerin duyulacağı ve anlattıkları olayların yargılanacağı umudunu da birlikte getirir. Tanrı tarafından ya da tarih tarafından yargılanacağı umudunu. Her iki durumda da yargı uzak gibi görünür. Oysa hemen yanıbaşında olan ve bazen yanlışlıkla yalnızca bir araç sanılan dil, kendisine şiirin seslenmesiyle, inatçı ve gizemli bir biçimde yargısını verir. Bu yargı herhangi bir ahlak yasasından açıkça farklıdır, ama duydukları karşısında iyilik ve kötülük arasında önemli bir gösterge olur. Öyle ki şiir yoluyla dilin yalnızca bu ayrımı yapmak ve korumak için yaratı..]]> Mon, 15 Aug 2011 08:45:08 +0400 İğneli dost https://www.evrensel.net/yazi/11382/igneli-dost https://www.evrensel.net/yazi/11382/igneli-dost? Haftalık yazımı kotarma derdindeyim. Kafam karışık. Bilgisayarın klavyesine güçlükle uzanıyor parmaklarım. Öyle kişisel sorun falan değil beni bunaltan.Yaz sıcaklarını da umursamıyorum pek. Derdim içinde soluk almaya çabaladığım yaşamsal çevreye uyumsuzluğum. Bin bir güçlükle bitirdiğim hukuk öğrenimi uğruna feda ettiğim gazetecilikten başlayabilirim. Elbette Cumhuriyet tarihi boyunca gazetecilerin çoğunluğunun devletin, sermayenin kısaca güçlünün yanında yer aldığını bilmez değilim. Ama günümüz kadar gazeteciliğin böylesine dibe vurduğu, ölçüsüz bir iktidar yanaşmalığı yaptığına tanık olmadım hiç. Televizyon yayınları daha da ürkütücü. Çünkü halkı etkileme aracı olarak etkinlikleri çok fazla. Bu bağlamda TV program ve habercilerinin Ramazan ayını bile tüketim rantına çevirme becerilerine,..]]> Mon, 08 Aug 2011 08:19:56 +0400 Ağustos Ayının Anımsattıkları https://www.evrensel.net/yazi/10925/agustos-ayinin-animsattiklari https://www.evrensel.net/yazi/10925/agustos-ayinin-animsattiklari? Ağustos ayı insanlık tarihinin onulmaz acılarını taşır bağrında. 2. Dünya Savaşında Nazilerin Auschwitz esir kampındaki kıyımları, ABD’nin, Japonya’nın iki kentini yerle bir eden nükleer bomba saldırısı Ağustos aylarında gerçekleşti. 1944 yılı Ağustosunda Auschwitz’de 300 bini aşkın insan birkaç gün içinde gaz odalarında can verdi. Ne yazık ki tarihten ders almıyor insanlık. Irkçılık 21. yüzyılda da yükselişte. Irkçılığın ardılları günümüzde milliyetçilik kisvesi altında göçmenlere, farklılıklara karşı nefret ve şiddet kusmayı sürdürüyorlar. Norveç’te yaşanan katliamının aktörü Breivik bunlardan yalnızca biri. 6 Ağustos 1945 ise insanlığın hiç unutmaması gereken bir tarih. O sabah Japonya’nın Hiroşima kenti atom bombası ile tanışır. Üç gün sonra da bir başka kent Nagazaki bu yeni nükleer bomba ile yerle..]]> Mon, 01 Aug 2011 08:50:45 +0400 Tekin değildir kimi sözcükler https://www.evrensel.net/yazi/10514/tekin-degildir-kimi-sozcukler https://www.evrensel.net/yazi/10514/tekin-degildir-kimi-sozcukler? Yeni sermaye düzeninin bitmek bilmez parasal kazanç hırsı insani değerleri paspas etmeyi sürdürüyor. İnsanı insana kırdırıyor. Yoksul ülkelerin yeraltı kaynaklarını kurutuyor. Kara Afrika yeni bir açlık krizi eşiğinde. Bahtsız Somali bölge savaşlarının yorgunluğunu üzerinden atamadan bu kez de doğanın hışmına uğradı. Kuraklık, açlık, sefalet kemirip duruyor kıtayı. 21. yüzyılın henüz ilk çeyreğine varmadan gezegenimize emek sömürüsünden, işsizlikten, bölgesel savaşlar, dinsel ayrımcılık ve mezhep çatışmalarından, topraklarından koparılan yerinden yurdundan sürgün edilen büyük insanlığın göçleri damgasını vuruyor. Yerleşebildikleri ülke burjuvazilerinin ötekileridir göçmenler. Kapitalist çarkın içinde salt bağnaz din, şoven bir milliyetçilik kültürü ile yetiştirilen, düşünme öz&u..]]> Mon, 25 Jul 2011 07:56:20 +0400 Basın Özgürlüğü Günü https://www.evrensel.net/yazi/10046/basin-ozgurlugu-gunu https://www.evrensel.net/yazi/10046/basin-ozgurlugu-gunu? Osmanlı İmparatorluğu’nda ikinci meşrutiyetin ilan edildiği 24 Temmuz 1908 gününün basın tarihimizde önemli dönüm noktalarından biri olduğuna inanırım. O gün parlamentonun yeniden işlerlik kazandığı, 1876 Anayasası uyarınca serbest seçimlerin yapılacağı dört –beş satırlık bir haberle duyurulmuştu gazetelerde. İkinci Abdülhamit’in baskıcı rejiminden, matbaaların sık sık kapatılmasından, matbuat müdürlüğünün sansür elemanlarının tehditlerinden bezmiş, usanmış gazeteciler, 24 Temmuz günü bir ilki gerçekleştirdiler. Ortak bir kararla sansür memurlarını gazete matbaalarına sokmadılar. 25 Temmuz günü gazeteler sansürsüz yayınlandı. Haber çeşitliliği artmış, karikatürler konulmuş, uzun süredir sakıncalı görülen kalemlerin yazıları sayfalarda yer almaya başlamıştı. Kendiliğinden oluşan önemli bir eylemdi bu. Hak aramasını..]]> Mon, 18 Jul 2011 08:52:54 +0400 Kafası karışık gazeteci https://www.evrensel.net/yazi/9618/kafasi-karisik-gazeteci https://www.evrensel.net/yazi/9618/kafasi-karisik-gazeteci? Başlığa göz atıp şu dönemde kimin kafası karışık değil ki dediğinizi duyar gibiyim. Siyasetten üniversiteye, askerden iş çevrelerine ve sendikalara dek ülkede kafa karışıklığı yaşamayan var mı? Kafa dinginliği olsa olsa emek kesiminde, devlet çarkının ısrarla ötekileştirmeye çalıştığı toplumun dışlanmaya açık insanlarında olabilir diye düşünüyorum. Çünkü bu kesimlerin düzen partilerinden bir beklentisi olamaz. Bu tür siyasi partilerin; halkların tümünü kucaklayacak ne güçleri ne de kararlarının olmadığını bilirler. Kadrolarının demokrasiyi beyinlerinde özümsemiş halkçı, paylaşımcı, evrensel hukuk ilkelerine inanan bireylerden oluşmadığını da… Uluslararası sermayenin dayattığı anamalcı prensiplerle yeni dünya düzeninde kendilerine yol açmaya çalışan siyasi partilerle; emeği sömürülen, hor görül..]]> Mon, 11 Jul 2011 09:49:24 +0400 Vicdan üstüne https://www.evrensel.net/yazi/9161/vicdan-ustune https://www.evrensel.net/yazi/9161/vicdan-ustune? Hangi meslek erbabı olursa olsun insan bir kez vicdanını kararttı mı ondan korkulur. Politikacı, asker, polis, işveren, sendikacı, esnaf, gazeteci, fark etmiyor. Toplumlarda neden oldukları kötülüklerin, zulümlerin boyutu ise öylesine büyük oluyor ki, bir yerden sonra ölçebilmenin mümkünü yok. Siyaset tarihimizin ünlü liderlerinden biriydi Osman Bölükbaşı. Kendisini alanlarda çılgınca alkışlayan kalabalıklara gülümseyerek döner özetle şöyle derdi: “Söylediklerimi doğru bulduğunuz için alkışlıyorsunuz ama sandığa gidince yine oy vermeyeceksiniz bana. Hiç değilse oy verirken elinizi cüzdanınıza değil vicdanınıza koyun.” Yıllardır tanık olduğum, demokrasiye kavuşma oyunu, kapsamındaki parlamento seçimlerinde Bölükbaşı’nın bu sözlerini anımsarım hep. İlle de son seçimler. Bir seçim ki siyasi partiler..]]> Mon, 04 Jul 2011 08:35:02 +0400 Asım Bezirci’yi anımsamak https://www.evrensel.net/yazi/8757/asim-bezirciyi-animsamak https://www.evrensel.net/yazi/8757/asim-bezirciyi-animsamak? Şiirleri, yazıları, saz ve sözleri ile ülke kültürüne emek vermiş 37 aydınlık insanın Sivas’ta bir otelde canice yakılarak öldürülüşünün üzerinden 18 yıl geçmiş.Katliamdan kurtulamayan dostların acısı yüreğimizde hâlâ onulmaz bir yara. Bu canavarlığa soyunanların, kundakçıların kimi yakalandı kimi de elini kolunu sallayarak vicdanının karasıyla dolaşıyor ortalıkta. Anadolu’nun bağrından sevgi ve barış sözcükleri derleyen sanatçılarımız, şairlerimiz ise nicedir yalnızca yaratılarıyla var olmayı sürdürüyorlar aramızda. Olay yeri Madımak Otelinin müzeye dönüştürülmesi toplum belleği açısından olumlu bir adım olacaktı. Görülen o ki bu konunun da üstü örtülmeye çalışılıyor. Hayretle izlediğimiz bir başka tavrı da medya çevrelerindeki kimi yazarlardan görüyoruz. Beylere bak..]]> Mon, 27 Jun 2011 10:21:26 +0400 Balkon toplumun yeni trendi mi? https://www.evrensel.net/yazi/8278/balkon-toplumun-yeni-trendi-mi https://www.evrensel.net/yazi/8278/balkon-toplumun-yeni-trendi-mi? Araya bir doğa olayının da girdiği yoğun bir hafta sonuydu. Mesleki sorunlarımızla uğraşı içindeyken bu ay tutulması da neyin nesi diye düşündüm. İlhan Berk’in “Kült Kitap” yazılarında “Ay” için çiziktirdiği nota göz attım sonra. Şöyle demiş bilge şair: “Ayın tutulmasına bakıyorum. Karalar ayın çevresini sardı saracak. Dünya kararacak. Dünyanın kararması kesinleşti de sonunda. Ama hepsi bu! Değişen ne ki? Yeni bir şey değil bu. Hem dünya çoktan şaşırtıcılığını yitirdi. Korkunçluk bunda! “Ozan haklı. İnsanın insana reva gördüğü kötülükler artık şaşırtmıyor kimseyi. Şiddet içeren görsel oyunlar, filmler prim yapıyor. Dünya varsıllarla onların sömürdüğü yoksullar arasında bölünmüş. Yer kürenin varsıl kesimi tüketim döngüsünden bir cennet yaratmış kendine y..]]> Mon, 20 Jun 2011 08:15:53 +0400 Yeni bir Meclise merhaba derken https://www.evrensel.net/yazi/7867/yeni-bir-meclise-merhaba-derken https://www.evrensel.net/yazi/7867/yeni-bir-meclise-merhaba-derken? 12 Haziran genel seçimleri iktidarın ve kolluk güçlerinin baskılarına, türlü komplolarına karşın Emek, Demokrasi ve Özgürlük Blokunun başarısı ile sonuçlandı. Seçimlerin gerçek galibi onlar. Üstelik sermaye yoğun medyanın haber dezenformasyonunu da boşa çıkararak 35 milletvekili ile TBMM’de Sosyalistlerin, Kürtlerin, emekçilerin, ötekileştirilmeye çalışılan tüm bireylerin haklarını savunmaya gidiyorlar. Temel hak ve özgürlükler için, savaşın değil barışın egemen olduğu bir Türkiye için, çağdaş bir demokrasiyi hayata geçirebilmek için, kadına şiddeti, çocuk emeğinin sömürülmesini önleyebilmek için, ülkede çok sesliği sağlayabilmek için Mecliste olacaklar. Kuşkusuz Emek, Demokrasi ve Özgürlük Hareketinin renklendireceği TBMM daha üretken ve yapıcı bir..]]> Mon, 13 Jun 2011 09:12:39 +0400 Medyanın seçim sınavı https://www.evrensel.net/yazi/7423/medyanin-secim-sinavi https://www.evrensel.net/yazi/7423/medyanin-secim-sinavi? Yeni parlamentoyu oluşturacak genel seçim için gün sayılıyor artık. Yineleyelim; siyasi partiler yasasının değişmediği, baraj sisteminin kalkmadığı, medyada çok sesliliğin sağlanamadığı, siyasi partilerin tümüne eşit propaganda olanaklarının tanınmadığı bir sandık başıdır bu. Çağdaş demokrasilerle de uyuştuğunu söylemek olası değildir. Düzen partilerinin iktidara geldiklerinde ellerinin altındaki tüm güçleri sandıkta başarı kazanmak için kullandığı gerçeği hep bilinir. Bu açıdan bakıldığında AKP’nin tutumu da bir ilk değil elbet. Ama 2011 seçimlerinde iktidarın, özellikle Başbakan Erdoğan’da simgeleşen hırçınlığı, ırkçılığı kışkırtan söylemleri sahiplenmesi, belden aşağı yöntemlerden medet umar hale gelmesi, kendilerini eleştiren muhaliflerine, yazar, çizerlere karşı sindirme yöntemleri galiba siyasi tarihimizde bir ilk. En ürk&u..]]> Tue, 07 Jun 2011 04:06:14 +0400 Rosa Lüksemburg https://www.evrensel.net/yazi/7014/rosa-luksemburg https://www.evrensel.net/yazi/7014/rosa-luksemburg? Ülkenin erkek egemen bir toplum olduğu, kadınlar, çocuklar için yaşamın her gün biraz daha zorlaştığı bir gerçek. Töre cinayetlerinin, cinsel taciz olaylarının kurbanı çokluk onlar. Günümüz koşullarında salt ana figürü olmayı kabullenmenin, eğitimsiz kalmanın, yoksullukla ve toplumda eşit birey sayılmamanın kurbanı da onlar. Önümüzde seçimler var. Sanılıyor ki Parlamentonun yarısı kadınlardan oluşsa sorun çözülecek. Oluşacak böyle bir meclis daha demokrat olacak, kadınların konumu da düzelecek. Bazı kadın dostlarımla tartışıyoruz. Siyasete girmek isteyen kadınlar arasında sosyal adaletten, emekten yana olanlarla, düzen yanlılarının bir tutulduğunu, olaya sınıfsal açıdan yaklaşılması gerektiğini, böyle bakıldığında da kadın-erkek ayrımının ne denli yapay olduğunun ortaya çıkacağını anlatmaya çalıştım. Programları, dünya görüş..]]> Mon, 30 May 2011 13:13:59 +0400 Boşluğa Yazmak, Havaya Çizmek https://www.evrensel.net/yazi/6239/bosluga-yazmak-havaya-cizmek https://www.evrensel.net/yazi/6239/bosluga-yazmak-havaya-cizmek? İlkyazlar umuttur insanlık için. Yaşam sevincidir, yenilenmedir de. Peki nedir ülkenin dört bir yanında bilim, sanat, emek insanlarını saran yoğun karamsarlık? Sakın yurttaşlar arasında başlatılan ayrıştırma olmasın nedeni. Ülkede çok seslilik yerine tek ses, düşünce ve ifade özgürlüğü yerine tek nefes politikasından olmasın. Yargı bağımsızlığı, yeni anayasa derken yaratılan korku iklimi mi yoksa? Gazeteciler, halkın bilgilenme hakkını sağlamaya çalışırken parmaklıklar arkasında buluyorlar kendilerini. Neyle suçlandıklarını bile tam bilemiyorlar. Evleri, iş yerleri, ikametgahları, aileleri belirli insanlar yargı önüne çıkarılmayı bekliyorlar cezaevlerinde. Tutuklamalar şimdiden cezaya dönüşüyor. Devlet Güvenlik mahkemeleri kalktı aman yeri boş kalmasın. Gelsin özel yetkili mahkemeler, özel yetkili savcılar. İktidarın sekiz yılda yapabildiği demokrasi açılımı b..]]> Mon, 16 May 2011 09:46:49 +0400 Yaralı Güller https://www.evrensel.net/yazi/5336/yarali-guller https://www.evrensel.net/yazi/5336/yarali-guller? 1 Mayıs işçi ve emek bayramında Taksim alanındaki coşkuyu dostlarımla paylaşmaya çalıştım. Çalıştım diyorum, çünkü yüreğimi sıkıştıran geçmişin anıları nereye baksam peşimi bırakmıyordu. 1977 yılı 1 Mayısında bu alanda yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Nazan’ı ve öteki 33 canı belleğimden silebilmem olanak dışıydı. Nazan sık sık haber merkezine uğrar, odama girer girmez zeka fışkıran gözlerini diker ve başlardı konuşmaya. Sıkı bir feministti. Sol literatürü izlemeye, okumaya çaba harcıyordu. Gülümseyen yüzünü gördüğümde benim de içim aydınlanıyor, onunla söyleşmekten, geleceğe yönelik tasarılarını dinlemekten büyük keyif alıyordum. Pazar günü Taksim’de 34 can arasında adı okunduğunda “Burada” diye bağırdık bütün meydan. Yalnız yakınlarının değil tüm emekçilerin belleğinde, y..]]> Mon, 02 May 2011 11:11:22 +0400 Düş Zengini https://www.evrensel.net/yazi/4859/dus-zengini https://www.evrensel.net/yazi/4859/dus-zengini? Ülke gündemi ile oynamak, komplo teorileri üretmekte üstümüze yok. Bu alandaki başarıda büyük payın siyasetçilerle medyanın bir biçimde ortaklaşa kotardıkları uzlaşmada yattığını düşünüyorum. Sonuçta zaten kafası her daim karışık işsizlik, aşsızlık ve sosyal güvence yoksunu ‘büyük insanlık’ giderek daha bir çaresiz duyumsuyor kendini. Şiddete, çatışmalara, ölümlere alıştırılmanın bedelini neden kendi çocuklarıyla ödediğinin ayırdına varmaksızın acıları içlerine akıtarak yaşantılarını sürdürüp gidiyor. Yeni yüzyıl da büyük insanlığa mutluluk getirmedi. Tersine silahlar yine susmak bilmiyor. Şiddet insanlığı kemiriyor. Çağ dışı din ve mezhep çatışmalarının fitilinin ateşlendiği Orta Doğu’daki bölgesel savaşlarda yine en çok çocuklar ve kadınlar ölüyor. Bulaşıcı has..]]> Mon, 25 Apr 2011 09:40:19 +0400 İnsansız Kentler https://www.evrensel.net/yazi/4391/insansiz-kentler https://www.evrensel.net/yazi/4391/insansiz-kentler? Başbakan Erdoğan’ın çılgın projesini 27 Nisan’da açıklayacakmış. Seçim vaadlerini okuduktan sonra çılgın projeye de pek şaşıracağımı sanmıyorum. Bu vaatler AKP’nin gelecekteki felsefesini de koyuyor ortaya. İnsan odaklı olmayan, sömürülen ülke profiline uygun ekonomi ağırlıklı kentler kurmak. İstanbul’a biri Anadolu biri Avrupa yakasında iki kent daha eklenecek, İstanbul dünya finans merkezi olacak. Ya da bir başka deyişle çokuluslu şirketlerin sömürü alanı, gönül eğlendirme merkezi haline gelecek. Nicedir tarihi ve kültürel dokusundan, insana saygılı kent kimliğinden, parklarından, bitki örtüsünden, denizinden halkıyla birlikte uzaklaştırılıyor İstanbul. Betonla örülüyor dört bir yanı. Kentin görkemli siluetinde şimdi mimari harikalar (!) gökdelenler var. Caddeler, ara sokaklar belediyelerin rant kapısı. Şehrin trafiği değ..]]> Mon, 18 Apr 2011 11:17:00 +0400 Yine basın özgürlüğü üstüne https://www.evrensel.net/yazi/3875/yine-basin-ozgurlugu-ustune https://www.evrensel.net/yazi/3875/yine-basin-ozgurlugu-ustune? TGC yönetimi olarak 7 Nisan Perşembe günü meslektaşlarımız Nedim Şener ve Ahmet Şık’ı Silivri Cezaevinde ziyaret ettik. Özlem giderdik, dertleştik. Silivri’de konuşlanmış, güvenliği modern teknik aygıtlarla donanmış bu ceza ve infaz binalarını gördüğümde aklıma nasıl bir demokraside yaşıyor, yaşatılıyoruz soruları takıldı. Ülke bir baştan bir başa modern(!) cezaevleri ile doluyor. Kültüre, eğitime, bireyin sosyal gelişim ve güvenliğine ayrılan bütçelerin çok üzerinde bir para ödendiği anlaşılıyor cezaevi inşaatlarına. 2010 Kültür Başkenti İstanbul’a çağdaş bir kültür merkezi, bir konser salonu yapmayı beceremedik ama iki büyük adliye sarayı kondurmayı başardık. Yine de adalet mekanizması ağır işliyor. Tutukluluk cezaya dönüşüyor. Salt düşündükleri, düşüncelerini yazı ve çizi ile ifade ettikleri i..]]> Mon, 11 Apr 2011 10:55:12 +0400 Blogdan al haberi https://www.evrensel.net/yazi/3439/blogdan-al-haberi https://www.evrensel.net/yazi/3439/blogdan-al-haberi? Wikileaks örneği ile birlikte dünyanın önemli merkezlerinde gazeteciliğin geleceği ve gazetecinin tanımı tartışılmaya başlandı. Gerçekten kamuoyunu doğru, yansız bilgilendirmekle yükümlü gazeteciliğin sonu mu geliyor? Yoğun sermaye ağırlıklı, dağıtım tekelini, iletişim teknoloji pazarını elinde tutan uluslararası şirket medyasını dikkate aldığınızda bu soru çok da anlamsız kaçmıyor. Kamuoyundan haber gizleyen, haber dezenformasyonu yapan, gazetecilik ilkelerini kale almayan grupların dijital devrime karşı yakın bir gelecekte ayakta kalma şansları kalmayacak. Şirket içi yayın organlarına dönüşecekler. Çoğu şimdiden dönüştü bile. Ne var ki gelişen siber dünyaya karşı anamalcı uluslararası medya şirketlerinin hem uluslararası düzeyde, hem devletler nezdinde girişimlerde bulunarak sansür, oto sansür, yasaklama, karşı saldırı gibi anti demokrat alışkanlıklarından vazgeçmeyec..]]> Mon, 04 Apr 2011 12:08:05 +0400 Basın özgürlüğü ne ki! https://www.evrensel.net/yazi/1999/basin-ozgurlugu-ne-ki https://www.evrensel.net/yazi/1999/basin-ozgurlugu-ne-ki? Gazetecilere Özgürlük Platformunun 13 Mart Pazar günü İstanbul’da gerçekleştirdiği “basına özgürlük” yürüyüşünde ister istemez geçmişe takılı kaldı düşüncelerim. 12 Mart darbesinin insan haklarını, hukuku ayaklar altına alan uygulamalarını, basına reva gördüğü baskı ve sansürü yeniden yaşattım kafamda. Duruşmalarını gazeteci olarak yakından izlediğim dönemin sıkıyönetim mahkemelerini de. Aslına bakarsanız 12 Eylül travmasını da henüz atlatamamış bir toplumuz. Devletin kendisiyle, bireye çektirilen acılarla yüzleşmesi söz konusu olduğunda o acılara tanıklık etmiş bireyler olarak umut bağladık “Ergenekon” soruşturmalarına. Yargısız infazların, faili meçhul cinayetlerin hesabı sorulacak, devletin içine yuvalanan çeteler çökertilecek diye sevindik. Kulaklara fıslanan korkutucu ve ka..]]> Mon, 14 Mar 2011 11:12:35 +0300 Gidiş nereye? https://www.evrensel.net/yazi/1555/gidis-nereye https://www.evrensel.net/yazi/1555/gidis-nereye? 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için kalem oynatmak bir ödevdir diye düşünüyordum. Oysa yurdumda gündemin değişeceği günlerin, saatlerin durumu hiç mi hiç belli olmaz. Bu kez Ergenekon soruşturmalarının yeni bir dalgası gazetecilik mesleğinin ülkedeki geleceği açısından kaygı, hatta korku yaratarak geldi oturdu gündeme. Halkın doğruları öğrenme, yansız bilgilenme hakkı adına bir bakıma kamu görevi yapan gazeteciler, öyle görünüyor ki bundan böyle salt magazin haberleri kovalayacaklar. Çünkü TCK’nın ve TMK’nun hemen tüm maddeleri gazeteci için bir tuzak. Yalnız gazeteci için de değil; saygın bir bilim adamı olan İsmail Beşikçi örneğine bakarsak, yazarlar ve akademisyenler için de durum böyle. Yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki dengeyi, yürütme organı lehine d&ou..]]> Mon, 07 Mar 2011 12:34:51 +0300 Hüznü Görüntülemek https://www.evrensel.net/yazi/1087/huznu-goruntulemek https://www.evrensel.net/yazi/1087/huznu-goruntulemek? Bir ayrılışın sürüp giden sancısını ya da yalnızlığını yüreğinin derinlerinde hissetmenin adıdır hüzün. Ağaçların yapraklarını döktüğü, yeşilin sarıya dönüştüğü bir mevsimin; kasvetli bir kış sabahında uyanmanın, sandık kuytularında kalakalmış mektuplarda, eskimiş fotoğraflarda anılarımıza üşüşüveren duyguların da adıdır aynı zamanda. Yaşlanmak hüzün verir bize. Aşk acısı, dost yitimi de öyle. Caddelere sokaklara saldığımız elleri, dudakları soğuktan morarmış çocuklarımızın bakışlarından da yüreğimize çöküverir hüzün. Yaşanılan çevreye, topluma yabancılaşmanın getirdiği hüznü giderebilmenin bir yolu yöntemi ise ne yazık ki henüz bulunabilmiş değil. Romantiklere özgü bir duygu esrikliği midir hüzün? Yanıtlamak zor. Ama sanatla ve sanatçıyla sıkı bir bağı olduğu da gözden kaçmıyor. Dü..]]> Mon, 28 Feb 2011 16:57:19 +0300 Yüksek Evde Oturanın Türküsü https://www.evrensel.net/yazi/585/yuksek-evde-oturanin-turkusu https://www.evrensel.net/yazi/585/yuksek-evde-oturanin-turkusu? Yerelde, güç koşullar altında görev yapar gazeteci dostlar. Bu kez onlarla Çukurova’da buluştuk. TGC’nin, Konrad Adenauer Stiftungla ortak yürüttüğü proje kapsamında “Hizmet İçi Eğitim” seminerlerinin 57.sini Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde gerçekleştirdik. Kadirli ve çevresi evrensel kültürün zengin mirasını barındırıyor. Bir yandan da toprak emekçilerinin yaşam kavgalarının destanını... Kadirli deyince Yaşar Kemal gelir akla. Ve de onun ünlü romanı İnce Memed. Ağaların zulmüne, sömürüsüne başkaldıran bir toprak emekçisidir İnce Memed. Kadirli, Karatepe, Osmaniye üçgeninde kırsal alanda bir anıtı var İnce Memed’in. Şimdilerde o da yalnızlığı yaşıyor gibi geldi bana. Kadirli, eğitime katkıları ile ünlü Eski Kaymakamı Mehmet Can’la anılır sıkça. Yaşar Kemal’in, sonraları tiyatr..]]> Tue, 22 Feb 2011 14:12:44 +0300 Demokrasi oyunları https://www.evrensel.net/yazi/205/demokrasi-oyunlari https://www.evrensel.net/yazi/205/demokrasi-oyunlari? Mısır’da halk ayaklanması 30 yıllık ‘tek adam’ iktidarını sonlandırmayı başardı. Hüsnü Mübarek dönemi biterken ardında soru işaretleri ile dolu karmaşık bir yapı bırakıyor. Mübarek, istifa notunda bile tiran tavrından ödün verir bir hava içinde değil. “Yetkilerimi ordu konseyine devrettim” tümcesi daha başka nasıl okunabilir ki! 18 günlük Tahrir Meydanı’ndaki halk direnişinde Mısır ordusunun tavrı da bir hayli ilginç. Son günlere kadar Mübarek’in tüm icraatlarına ortaklık eden ordunun, ülkeye nasıl bir demokrasi yolu açacağı doğrusu merak konusu. Amacım dış politika üzerinde ahkam kesmek değil, tam da lafı işte bu “demokrasi “ sözcüğüne getirmek. Geçenlerde Naomi Watt’s ve Sean Penn’in rol aldıkları “Ateş Oyunu” adlı bir filmi izliyordum. Irak savaşında kadın CIA Ajanı Valerıe Plame’nin..]]> Thu, 17 Feb 2011 05:43:20 +0300