Evrensel.net https://www.evrensel.net tr Emek Evrenseldir https://evrensel.net/nhy/upload/diger/favicon.ico https://www.evrensel.net/tema/evrensel16/img/apple-touch-icon-114x114.png Evrensel.net Bitmeyen savaşseverlik https://www.evrensel.net/yazi/82647/bitmeyen-savasseverlik https://www.evrensel.net/yazi/82647/bitmeyen-savasseverlik? Diyanet İşleri Başkanlığı var olan rejimin en önemli siyasi araçlarından biri. Diyanet’e ayrılan bütçe her yıl büyüyor, yani büyütülüyor. 4, 5, 6 derken, 2018 bütçesi neredeyse 8 milyar oldu. Bütçe ile neler yapılacağı büyük ölçüde belli. Öyle göklerle ilgili işler değil. Diyanet var olan rejimi ayakta tutmak ve sürdürmek için çalışacak. Diyanet’in çalışmaları arasında “birlik ve beraberliği engelleyen toplumsal problemlerin çözümüne katkı sağlamak” yer alıyor. Bu sorunların ne olduğu da, yapılacaklar da belli. Yıllardır yapılanlardan biliyoruz. Sonra, diğer çok önemli başlık geliyor: “Ahlaki yozlaşmayı önleyici çalışmalar yapmak.” Biliyoruz ki, “birlik ve beraberlik” dendi mi, kimi kesimlerin hizaya getirilmesi anlaşılmalı. “Uyumsuz unsu..]]> Sun, 11 Nov 2018 03:15:44 +0300 Yasakistan nasıl bir yer? https://www.evrensel.net/yazi/82603/yasakistan-nasil-bir-yer https://www.evrensel.net/yazi/82603/yasakistan-nasil-bir-yer? Yasakistan müthiş bir yer. Haritalarda, kitaplarda, ansiklopedilerde adı geçmediği için bilen az. Vikipedia’da vardı ama Yasakistan’dan gelen üst düzey tepkiler üzerine oradan kaldırıldı. Yasakistan düz mantıkla anlaşılması güç ama yine de anlatmaya değer bir yer. Yasakistan’dan gelen bir akademisyen önceki gün anlatıyordu, ona kulak verelim. Benim artık eskiden çalıştığım üniversitede çalışmam yasak. Hukuk alanında doktora diplomam var. Üniversitede çalışmayı da seviyorum. Ama Yasakistan’da KHK diye bir şey çıkardılar. Benim adımı bir KHK içerisine koydular. Böyle olunca bir gecede yasaklı oldum. Yüzlerce, binlerce, on binlerce insan da benim gibi yasaklı oldu. Bana diyorlar ki, “Madem çalışamıyorsun, otur yazılarını yaz!” Yazıyorum ama sonra yayımlatmak zor çünkü kimi dergilerde yazılarımın yayınlanmas..]]> Sun, 04 Nov 2018 04:20:42 +0300 Çocuklar teneke kutu mu? https://www.evrensel.net/yazi/82550/cocuklar-teneke-kutu-mu https://www.evrensel.net/yazi/82550/cocuklar-teneke-kutu-mu? Bakanlık karar vermiş. O kutucuk boş kalmayacakmış. Eğitimden sorumlu bakanlık çocuklara koşulsuz değer verecek, “Bir çocuğun kimlik kartı veya dini önemli değildir; önemli olan çocuktur, çocuğun yararıdır!” diyecek değil elbette. Tam tersine! Her çocuğun hem kimlik kartı olacak, hem de kimlik kartındaki “din” kutucuğu doldurulacak. Bakanlık böyle istermiş. Bakanlık “kutucuk” genelgesi yayımlamamış, yanlış anlaşılmasın. Bakanlığın derdi, her öğrenciyi zorla din dersine sokmak. Öğrencinin din dersine girip girmeyeceği de “kutucuk” ile belirlenecekmiş. Kutucukta bir şey yazmıyorsa, o zaman öğrencinin din dersine girmesi gerekiyormuş! Kimlik kartlarındaki “din” kutucuğu çok önemli bir mesele. Bu kutucuğa isteyen istediği inancı yazdıramıyor. Devletin belirlemiş olduğu seçenekler var. Bu seçenekler, “büyük” veya &..]]> Sun, 28 Oct 2018 04:15:23 +0300 Solda sıfır https://www.evrensel.net/yazi/82455/solda-sifir https://www.evrensel.net/yazi/82455/solda-sifir? Türkiye’nin gündeminde olanlar her gün ama her gün “solda sıfır” deyimini düşündürtüyor. Bugünlerde, “Sol ağır basmadığı zaman ne olabilir?” sorusunun yanıtını en korkunç, en aşırı şekilde görmek artık kaçınılmaz. Solun açtığı ufuklar her neyse, her birinin karartılması sanki rejimin en önemli görevi... Bu karartma ve ortaya çıkan korkunç karanlık, uzun süredir var olan büyük bir savaşın sonucu. Dünyayı sömürme peşindeki güçler Soğuk Savaş döneminde solu yok etmek için ellerinden geleni yaptılar. Meksika’da, İran’da, Endonezya’da, Grenada’da, Guatemala’da, ya da halkların adalet ve özgürlük mücadelesinin güçlendiği her yer savaş alanına çevrildi. Başlatılan savaşlarda akla gelebilecek en korkunç, en insanlığa aykırı yöntemler a..]]> Sun, 14 Oct 2018 04:31:18 +0300 Koş, özgürlüğe koş! https://www.evrensel.net/yazi/82408/kos-ozgurluge-kos https://www.evrensel.net/yazi/82408/kos-ozgurluge-kos? Okul bahçesinde çığlıklar atarak koşan çocukları görünce sevinmemek elde değil. Koşmak için özel bir neden gerekmiyor. Koşmak güzel. Özgürce koşmak. Arkadaşlarla koşmak. Kanatlanacakmışcasına, gökyüzüne varacakmışcasına özgürce koşmak... Özgürce koşmak özel bir engeli olmayan her çocuğun sevdiği bir eylem. İlk kez yürümeye başlayan bebeklerin yüzünden okunan o keyif gibi, ilk kez koşmayı beceren her çocuğun yüzünden bunu okumak kolay. Koşmak doğal, koşmak soluk almak kadar kendiliğinden, doğal ve güzel. Koşmak doğal ve güzel ama özgürce koşmak öyle kolay değil. Koşmak isteyen çocuklara, “koşma!” diyenler bol. “Koşma, düşersin!” koşmaya başlayan her çocuğun duyduğu sözler. Sonra “Artık büyüdün, koşma,” gelir. “Kızlar koşmaz!” gelir..]]> Sun, 07 Oct 2018 03:20:00 +0300 Her şey satılık mı? https://www.evrensel.net/yazi/82315/her-sey-satilik-mi https://www.evrensel.net/yazi/82315/her-sey-satilik-mi? Okullar açıldı. Okula yeni başlayan çocuklar meraklı gözlerle sıralarına oturdular,öğretmenleri ile tanıştılar. Öğretmenleri onlara kendini tanıttı ve sonra kendilerini tanıtmalarını istedi. Bu tanışmalardan birinde çocuklar adlarını şöyle saymış olabilirdi:Benim adım Humnoks. Benim adım İkeat. Ben Gezigen. Benim adım GZ. Benim adım Hansung. Öğretmenin gözleri büyüdükçe büyür ve dayanamayıp tanışmaya ara verir. “Merak ettim,” der. “Sizin adlarınızı daha önce hiç duymadım. Adlarınız nereden geliyor, biliyor musunuz?” Çocuklar okula başlamanın heyecanı ile hemen yanıt vermeye başlarlar. Öğretmen araya girer; sırayla konuşmalarını ister. Çocuklar anlatmaya başlarlar. Benim adım bir araç markasıymış. Ben iki hafta erken gelmişim. Bizi hastaneye götürmek için ambulans çağırmışlar. Gelen sarı ambulans bizi kurtarmış;..]]> Sun, 23 Sep 2018 03:40:36 +0300 Yerli ve milli 6-7 Eylül https://www.evrensel.net/yazi/82224/yerli-ve-milli-6-7-eylul https://www.evrensel.net/yazi/82224/yerli-ve-milli-6-7-eylul? İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyonu geçen hafta önemli bir açıklama yaptı. Bu açıklamadan yola çıkarak üç noktanın altını çizmek gerekiyor. Birincisi, 6-7 Eylül 1955’de yapılanlar artık gizli ve saklı değil. Türkiye’de resmi tarihi ve yalanlarını reddedenler için hiç değil. Dahası, 6-7 Eylül daha sonra gerçekleştirilecek başka kitlesel katliamlar açısından çok önemli bir örnek, bir dönüm noktası… İkincisi, 6-7 Eylül senaryosu kitlesel katılım gerektiriyordu. Kitlelerin sokaklara çıkartılması, suçun kimliği olmayan kitlelere atılması açısından çok önemliydi. Ellerine bayraklar verilen, kamyonlarla taşınan kalabalıklar kaç kişiden oluşuyordu hiçbir zaman bilinemeyecek. Ama 40 kilometrekarelik bir alana yayılabilecek denli büyük bir kalab..]]> Sun, 09 Sep 2018 03:25:07 +0300 Krizi ye, bağını sorma? https://www.evrensel.net/yazi/82179/krizi-ye-bagini-sorma https://www.evrensel.net/yazi/82179/krizi-ye-bagini-sorma? Üzümün bol olduğu bir dönemde, bağbozumu zamanında Türkiye derin bir ekonomik krize daha sürüklendi. Üzümü yemeye ama bağını sormamaya alışmış nice insan, bu kriz nereden çıktı pek sorgulamadı. Ekonomik kriz sanki uzaydan gelen bir meteor gibi yabancı ve garipti. Ama ekonomik krizin nereden çıktığını çok iyi bilen, sorunu bizzat üreten kafalardan bildik sesler duyuldu. Ekonomik krizin kökleri içeride değil, dışarıdaydı. Ekonomik krizi savuşturmak için savunmaya geçmek, “bayrak ve ezan” haykırışları ilebir çeşit seferberlik başlatmak gerekiyordu. Seferberlik havasına giremeyen, “bayrak ve ezan” haykırışlarının bir masaldan ibaret olduğunu bilen milyonlarca insan bir kez daha hayretler içerisinde kaldı. Bu masallara kulak veren, kendilerini seferberlik girdabına bırakan kitlelere baka kaldı... Üzümü yemeye ama bağını sormamaya al..]]> Sun, 02 Sep 2018 04:40:57 +0300 700 darbe de vursalar https://www.evrensel.net/yazi/82128/700-darbe-de-vursalar https://www.evrensel.net/yazi/82128/700-darbe-de-vursalar? Dün Cumartesi Anneleri’nin 700. Buluşması gerçekleşti. Dile kolay: 700 buluşma, 700 Cumartesi, 700 hafta.Ama asıl zor olan bu sayı değil, bu buluşmaların görünmeyen yüzü. Kaybedilenler, yok edilenler, sayısı bile bilinmeyenler. Bir de annelerin yaşadıkları. Bir annenin çocuğunun yok edilişi ile karşı karşıya kalması. “Yok” sözcüğünün bir anne için en ağır anlamlarından biri bu olsa gerek. Çocuğun yok! Bilgi yok! Gerçekler yok! Hesap veren hiç yok! Ağır, çok ağır bir acı var... 700. haftada yasaklama da vardı.Beyoğlu Kaymakamlığı öyle istemiş; “700. Buluşma yasaklandı!”diye karar vermiş. Hiç kuşkusuz bu karar tepeden, en tepelerden gönderilen bir karar.Bu karara karşın, buluşmayı gerçekleştirmek isteyen kalabalık Galatasaray Meydanı’nda toplandı. Polis toplananlara saldırdı veçok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Bunun ardın..]]> Sun, 26 Aug 2018 03:25:24 +0300 Kurban çocuklardan uzak ola... https://www.evrensel.net/yazi/82090/kurban-cocuklardan-uzak-ola https://www.evrensel.net/yazi/82090/kurban-cocuklardan-uzak-ola? İnsan haklarının hiçe sayıldığı bir dönemde çocukların haklarını savunmak gerçekten çok zor. “Yeni Türkiye” denilen düzende çocukların değer taşıdığı söylenemez. Bu acı ama gerçek. Bu gerçeği söylemek bile zor ama söylemek gerekiyor. Öte yandan, ne olursa olsun, çocuk haklarını savunmaktan geri durmamak gerekiyor. Çocuklar her zaman öncelikli olmalı, değil mi? Çocukların yararı gözetildiğinde her yıl ısrarla kurban kesimine ilişkin uyarılarda bulunmak gerekiyor. Bu uyarılar gayet önemli çünkü çocuklar ölümle çok zor baş ederler. Tam olarak kavrayamadıkları ölüm onlar için oldukça korkutucudur. Araştırmalar, çocukların 10 yaşından önce ölümü tam olarak anlayabilmelerinin beklenemeyeceğini göstermektedir. Bu bilgiler ışığında kurban kesilen ortamlarda &cced..]]> Sun, 19 Aug 2018 04:15:39 +0300 Bol kahramanlı rejim https://www.evrensel.net/yazi/82000/bol-kahramanli-rejim https://www.evrensel.net/yazi/82000/bol-kahramanli-rejim? Şaka gibi ama kahramanlar çoğaldıkça çoğalıyor. Kaymakam bir kahraman. Vali bey bir kahraman. Bakan daha da kahraman. Kahramanlar ille de asker olacak değil ya! Çavuştan, hatta erden bile kahraman oluyorsa, koca kaymakam, vali, bakan neden kahraman olmasın? Kahramanlık sivillere de yakışır, değil mi? Hem rejim artık çok sivil bir rejim. Ordu hizaya getirilmiş, uslanmış, akıllanmış durumda. Sivil yönetim gerekirse ordu gibi davranmayı biliyor. Osmanlı zamanından çıkarılan dersler iyice bellenmiş. Sultan zaten başkomutan. Her şey ve herkes ona bağlı. O tanımı gereği bir kahraman. Tepedeki sayesinde Türkiye artık her yerde, havada karada ve suda kendinden daha çok söz ettiriyor. Reklamın kötüsü olmaz, sözü ediliyor ya… Bu yeterli. Artık rejim hep kahraman üretiyor. Tepeden aşağıya dek kahraman, kahraman da kahraman. Şanlı geçmişe yakışan bir düzen, yani. Savaş günl&u..]]> Sun, 05 Aug 2018 04:25:16 +0300 Domatesin tuzu https://www.evrensel.net/yazi/81915/domatesin-tuzu https://www.evrensel.net/yazi/81915/domatesin-tuzu? Derler ki, Ege kıyılarının tadını yaz aylarında en çok o kıyılarda büyüyen çocuklar çıkarırdı. Sabahtan akşama kıyıda koşup oynayan çocuklar çok acıktıklarında oyun oynamaya ara verip, domates ekmek yerlerdi. Ekmeğin tadı üzerine dökülen zeytinyağı ile çıkardı. Domatesin tadı ise denizden gelirdi. Yarıya kesilen domatesler denize banılmadan ısırılmazdı. Ege kıyılarında ellerinde domateslerle koşturan çocuklar büyüdüklerinde o domateslerin ve ekmeklerin lezzetini hiç unutmadılar. Domatesin ve ekmeğin lezzetini tatmak için köşkler, saraylar, yıldızı bol oteller gerekmediğini çoktan öğrenmişlerdi. Yıllar geçti, ellerinde domatesle denize koşan çocuklar büyüdü. Onlar büyürken çocukların karşısındaki öcüler de büyüdü. Çocukların domatesleri değil, başka şeyleri aramaları için her t&u..]]> Sun, 22 Jul 2018 04:20:39 +0300 Sandık ne sandık https://www.evrensel.net/yazi/81788/sandik-ne-sandik https://www.evrensel.net/yazi/81788/sandik-ne-sandik? Erken seçim furyası ardından söylenecek çok söz var. Ama sahibinin sesi medyada çalmakta olan davullar duyulması gerekenlerin çoğunu bastırıyor. Yine de seçim furyasında büyükler tarafından oynanan oyunları, bu oyunlarda kullanılan temel kavramları gözler önüne sermek gerekiyor. Seçim furyasında en sık kullanılan sözcükleri, terimleri, kavramları bulmak artık gayet kolay. Herhangi bir arama motoruna başvurmak yeterli. Çok sık kullanılan sözcükler içerisinde en ilginci sandık! Bu sözcük büyüdükçe büyüdü, yayıldıkça yayıldı. Sandık sanki büyülü, sihirli bir kutu. Sanki bu kutudan 4-5 yılda büyülü, sihirli bir şeyler çıkıyor. Seçim öncesi kullanılan kalıpların çoğu şöyle: Sandıktan ne çıkacak? Sandıktan ne çıkar? Sandıktan ne çıktı? Sandıkt..]]> Sun, 01 Jul 2018 03:20:45 +0300 Tam tersini yap! https://www.evrensel.net/yazi/81694/tam-tersini-yap https://www.evrensel.net/yazi/81694/tam-tersini-yap? Sosyal bilimlerde cinsiyetçilik ile ilişkili araştırmalar çok yaygındır. Cinsiyetçiliğin kamusal alana ve sosyal politikalara yansıyışı derslerde örneklerle anlatılır. Bu örneklerin birçok ülkede azalmakta olduğu da vurgulanır. Sonra örneklerin azalmadığı, hatta çoğaldığı ülkeler incelenir. Türkiye gibi... Eğitim Sen geçtiğimiz 23 Nisan’da “Çocuklarımız ve Gerçekler” başlıklı bir kısa bir rapor yayımladı. Bu raporda cinsiyetçiliğin, yani kız öğrencilere yönelik ayrımcılığın eğitim sisteminde yaygınlaştırıldığı vurgulanıyor. Rapordaki birkaç saptamaya bakalım... Bunlardan ilki, ilkokuldan ortaöğretime geçişte kız öğrencilerin okuldan uzaklaşmasındaki artış. Yani, okula gitmeyen kız öğrencilerin sayısı artıyor. Ortaöğretim düzeyinde açık öğretime kayıtlı kız öğrenci oranı yüzde 62’ye yükseldi..]]> Sun, 17 Jun 2018 04:28:11 +0300 Haydi askeri üslere! https://www.evrensel.net/yazi/81598/haydi-askeri-uslere https://www.evrensel.net/yazi/81598/haydi-askeri-uslere? Geçen hafta UNICEF ABD Temsilciliği bir basın açıklaması yaparak, gayet kibar bir dille Trump yönetimini ABD’ye sığınan çocuklara yönelik acımasız uygulamalardan vazgeçmeye çağırdı. Bu çağrının temel nedeni, Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu düşmanca politikalar uyarınca çocukların ana babalarından ayrı tutulmaya başlanması. Basın açıklamasında, doğdukları topraklardaki şiddet ve yoksulluktan kaçarak ABD’ye sığınmış çocukların korunması gerektiği; ana babalarından ayrılmasının ve ayrı tutulmasının ise cezalandırma olduğu vurgulanıyor. Basın açıklamasında, önceliğin ABD’ye sığınan çocukların korunması olması olduğu ve çocukların cezalandırılmasının kabul edilemeyeceği belirtiliyor. Trump yönetimine yapılan bu çağrının daha iyi anlaşılması için geçenlerde yapılan bir açıklamaya bakmak yeterli olabilir. Çocuklar..]]> Sun, 03 Jun 2018 03:45:57 +0300 Öğretmenler ‘dur’ derse! https://www.evrensel.net/yazi/81547/ogretmenler-dur-derse https://www.evrensel.net/yazi/81547/ogretmenler-dur-derse? Dünyayı kasıp kavuran sömürü furyası, dünyanın büyük patronların dünyası olduğuna inananların işi. Onlar, büyük patronların ve hizmetçilerinin dışında kalan herkesin; kim olursa olsun, ezilmek ve sömürülmek dışında hiçbir seçeneği olmadığına inanıyorlar. Geçen hafta vurguladığım üzere, tehlikede olanlar yalnız göçmenler ve sığınmacılar değil, bütün insanlık aslında! Bugün artık hiç çekinmeden kimi insanların yeterince insan olmadığı propagandası yapılıyor; bunu açıkça söylemekten çekinmeyen başkanlar, başbakanlar, bakanlar çoğalıyor. Birbirinden farklı gibi görünen söylemlerin özünde aynı korkunç anlayış yatıyor. Bazı insanlar yeterince insan değil! Onlara ne olduğu, ne yaşadıkları önem taşımıyor. Bunu anlamak için göçmenler ve sığınmacılara karşı acil &o..]]> Sun, 27 May 2018 03:23:28 +0300 Amanda, çocukları ve bizler https://www.evrensel.net/yazi/81504/amanda-cocuklari-ve-bizler https://www.evrensel.net/yazi/81504/amanda-cocuklari-ve-bizler? Amanda Morales ve çocuklarının öyküsünü Türkiye’de de pek duyan olmadı. Amanda New York’ta yaşayan, yıllar önce Guatemala’dan ABD’ye göçmek zorunda kalmış bir kadın. Ekmeğini gitar ve çello telleri üreten bir fabrikada çalışarak kazanıyor. Aslında “kazanıyordu” demek gerek çünkü Amanda artık işe gidemiyor; olağan yaşamını sürdüremiyor. 17 Ağustos 2017’den bu yana, Manhattan’da bir kiliseye sığınmış durumda; kiliseden dışarı adım atmadan yaşıyor. Amanda ile birlikte üç çocuğu (Dulce, Daniela ve David) da artık Holyrood Kilisesi’nde kalıyorlar. Amanda ve çocuklarının kiliseye sığınmış olmalarının nedeni, Trump tarafından başlatılan göçmenlere yönelik düşmanca uygulamalar. Trump seçim kampanyası boyunca “Ülke elden gidiyor”, “Yasalar işlemiyor; düzen bozu..]]> Sun, 20 May 2018 03:14:25 +0300 Sert lider, tek tip çocuk https://www.evrensel.net/yazi/81409/sert-lider-tek-tip-cocuk https://www.evrensel.net/yazi/81409/sert-lider-tek-tip-cocuk? Dünya, “Kanunlar işlemiyor; düzen bozuk,” türünden sözler ile ortaya çıkan ve topluma çeki düzen vermek gerektiğini söyleyen siyasetçiler ile dolmaya başladı. Tek tek saymak zor. Bu siyasetçilerin bazıları çok ünlü, bazıları ise Türkiye’de pek tanınmıyor. Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte bunlardan biri. Duterte sözünü hiç sakınmayan, “sert ve mert erkek” rolünü oynamaya bayılıyor. Tıpkı Trump vb. gibi “güçlü başkan” izlenimi vermek için sürekli konuşarak medyanın ilgisini bir gün olsun yitirmemenin önemine inanıyor. Duterte, “Hitler 3 milyon Yahudi’yi katletti. Ülkemde 3 milyon uyuşturucu bağımlısı var. Onları Hitler gibi katletmekten memnuniyet duyarım,” diyecek denli korkunç biri. İktidara geldikten kısa süre sonra uyuşturucuya karşı savaş a&c..]]> Sun, 06 May 2018 04:15:11 +0300 Kısırlaştıran çocuklar https://www.evrensel.net/yazi/81325/kisirlastiran-cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/81325/kisirlastiran-cocuklar? Saf. Arı. Bozulmamış. Kusursuz! Bunlar insan haklarını hiçe sayan, özellikle ırkçı ve faşist rejimlerin çok sevdiği sıfatlar. Bu sıfatlara uygun insanlar yok. Ama bu önemli değil. Irkçılık gibi ideolojilerin üretilmesinde gerçeklerin pek önemi yoktur. Oldukça basit bir senaryo yeterli olur: Toplumdaki çoğunluğu oluşturan kitlelere saf-kusursuz-bozulmamış oldukları söylenir. Örneğin, saf bir ırktan geldikleri veya eşsiz bir milletten oldukları yazılır, çizilir; bu boş inançlar sürekli olarak yinelenir. Gerçekte hiç de kusursuz olmayan kitlelere, kusursuzluk içeren sıfatların uygun olduğu ballandıra ballandıra anlatılır; kusursuz bir bütüne ait olduklarına inanmaları sağlanır. Ama bunu yapabilmek için bir de karşıt gerekir; yani saf olmayan, bozulmuş olan, kusurlu insanlar. Kusursuz insanlardan oluşan çoğunluğun, kusurlu insanlardan oluşan bir ..]]> Sun, 22 Apr 2018 04:15:28 +0300 Sessizliği bozmak https://www.evrensel.net/yazi/81271/sessizligi-bozmak https://www.evrensel.net/yazi/81271/sessizligi-bozmak? Köşedeki okuldan gelen çocuk sesleri insana yaşam sevinci veriyor. Tıpkı bahar aylarında okulun yanındaki ağaçlardan gelen kuş sesleri gibi. Bu sesler, bu cıvıltılar yaşam demek, barış demek, umut demek. Ama bugünlerde tam tersini düşünmemek elde değil. Yani sessizliği. Örneğin, yanmış bir ormanın sessizliğini. Ormandan geriye kalan kapkara bir alanın ürkütücü sessizliğini. Yok olan kuşları, geyikleri; yanıp kül olan, koca bir orman dolusu bitkileri. Bu kapkara sessizliğin ardında birisi veya birileri var. Belki bir kibrit, belki bir çakmak ile ateşe verdiler; belki de bir uçaktan atılan napalm bombası ile yaşam dolu bir ormanı kasıp kavurdular. Yakılmış bir ormanın sessizliği, bombalanmış bir okulun sessizliği korkunçtur. O derin sessizlik umutsuzluğu çağrıştırır. Umudun tükendiği, daha doğrusu tüketildiği anlarda sessizlik artar. Bu sessizliğin sakladığı adaletsizlikleri ortaya..]]> Sun, 15 Apr 2018 04:26:11 +0300 Okulları çocuklara dar edenler https://www.evrensel.net/yazi/81185/okullari-cocuklara-dar-edenler https://www.evrensel.net/yazi/81185/okullari-cocuklara-dar-edenler? Dünyanın tepesinde oturduklarını düşünen büyük sermaye sahipleri ve destekçileri dünyanın her açıdan büyük sermayeye uymasını istiyorlar. Bunu açıkça söylemekten artık kaçınmıyorlar. Kentler de, dağlar da onların olsun istiyorlar. Denizler, yaylalar, hava bile onların istediği gibi kullanılmalı; hatta onların olmalı. Dünyada ne varsa, ne kadar ufak olsa da, sermaye sahiplerinin olmasını veya sermayeye uygun işlemesini istiyorlar. Bu gözü doymaz azınlık, destekçileri ve onlara hizmet edenler için okullar önemli bir hedef. Öncelikle ve büyük bir ısrarla okulların kamu denetiminden çıkarılmasını ve özelleştirilmesini istiyorlar. Okullar sermaye döngüsü dışında kalmamalı; tam tersine, bu döngünün parçası olarak işlemeli. Okulları hedef alanlar, yuvadan üniversiteye dek her düzeydeki kurumlardan bü..]]> Sun, 01 Apr 2018 05:00:26 +0300 Silahlar sussun! https://www.evrensel.net/yazi/81136/silahlar-sussun https://www.evrensel.net/yazi/81136/silahlar-sussun? Çocukların ve gençlerin dertlerini ve isteklerini dolaysız olarak dile getirmeleri dünyanın hemen her yerinde sürekli olarak engelleniyor. Siyaset denilen çark içerisinde gücü az olanlara, güçsüz kılınanlara biçilen rol sessiz kalmak. En iyi okullarda okudukları söylenen çocuk ve gençlerin durumu da aynı. Onlardan beklenen öğrenci olmaları, tüketici olmaları, uysal olmaları, vb. Doğrudan siyasete katılmaları kimi zaman anlamsız bir talep, kimi zaman büyük bir yanlış, kimi zaman ise erişilmez bir ütopya olarak gösteriliyor. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Amerika Birleşik Devletleri’nde de çocukların ve gençlerin sesleri duyulmuyor. Ama bu sessizlik, daha doğrusu bastırılmışlık 14 Mart Çarşamba sabahı bozuldu. Ülkenin bir ucundan diğer ucuna binlerce öğrenci saat 10’da okullarını terk edip sokaklara ç..]]> Sun, 25 Mar 2018 05:18:43 +0300 Sokaklar silah kokarsa https://www.evrensel.net/yazi/81085/sokaklar-silah-kokarsa https://www.evrensel.net/yazi/81085/sokaklar-silah-kokarsa? Safranbolu yüz binlerce insanın beğenisini toplayan küçük bir kent. Safranbolu’nun geçmişi çok eskilere uzanıyor. Kent yüzyıllar boyunca bir yerleşim yeri olma özelliğini korumuş. Safranbolu küçük ve güzel evlerle bezeli olduğu için büyük beğeni toplayan bir yerleşim yeri. UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası kapsamına alınması ise kentin kültürel değerinden kaynaklanıyor. Kent merkezinde 1000 kadar tarihi eser bulunuyor. Bunlar içerisinde çok sayıda ev, konak, çeşme, hamam, cami ve türbe var. Tarihi eserler listesinde hanlar, bir saat kulesi, bir güneş saati de bulunuyor. Safranbolu gerçekten görmeye değer bir kent. Büyük beğeni toplayan, Dünya Kültür Mirası kapsamındaki bir kentin belediye başkanı olmak kolay bir iş olmasa gerektir. Belediye başkanının her şeyden önce kenti koruması ve var ..]]> Sun, 18 Mar 2018 04:00:15 +0300 Çalınan Çocuklar https://www.evrensel.net/yazi/80992/calinan-cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/80992/calinan-cocuklar? Çalınan çocukluk veya çalınan çocukluklar! Bu başlığı veya bu anlama yakın bir başlığı taşıyan birçok kitap var. Farklı dillerde yazılmış bu kitaplardan biri, 2014’de Fransızca yayımlandı. Başlığı, “Une Enfance Volée”; yazarı Jean-Jacques Martial. Bu kitap Jean-Jacques Martial’ın yaşam öyküsü. Ama Fransa’nın Hint Okyanusu’ndaki ili, yani sömürgesi olan Réunion adasından çalınan çocukların ortak öyküsünü anlatıyor. Bu korkunç öykünün Martial 60 yaşına yaklaşırken hak ettiği ilgiyi toplamış olması için birçok neden var ama belki de en önemlisi çocukların hâlâ birincil önem taşımaması olsa gerek. Martial’ın doğduğu Hint Okyanusu’ndaki ada önce Portekizli sömürgecilerin eline geçmiş. Ardından adaya Fransalı sömürgeciler gelmiş ve adayı..]]> Sun, 04 Mar 2018 04:09:04 +0300 Ekmek ve emek mücadelesi https://www.evrensel.net/yazi/80902/ekmek-ve-emek-mucadelesi https://www.evrensel.net/yazi/80902/ekmek-ve-emek-mucadelesi? Bu ara aklıma sık sık çocukluğumdan deneyimler geliyor. Yanımdan çocuklar geçtiğinde, okul bahçesinden cıvıltılar gelirken, parkta oynayan çocukları izlerken düşünüp duruyorum. Öyle nostalji için değil. Çocuklar ve çocukluk ciddi meseleler, ondan... Geçenlerde kuşların yemesi için yere bırakılmış ekmek parçalarını görünce aklıma çocukluğumda duyduğum uyarılar geldi. Yerdeki ekmek parçasına basmamak, ekmek parçası küçük bile olsa alıp bir kenara koymak, ekmeğe saygı göstermek. Ekmek önemliydi. Ekmek gibi; ekmek kazanmak, ekmeğini alın teri ile kazanmak, alın teri ile kazanılana saygı göstermek de önemliydi. Ekmeğe saygı da, ekmeğini alın teri ile kazanmaya saygı da Türkiye’nin içine itildiği girdapta büyük ölçüde yok edildi, unutturuldu. Özal döneminin özelleş..]]> Sun, 18 Feb 2018 04:54:58 +0300 Militarizmin pençeleri https://www.evrensel.net/yazi/80816/militarizmin-penceleri https://www.evrensel.net/yazi/80816/militarizmin-penceleri? Çocuk haklarının karşısında yer alan tehlikelerin en büyüklerinden biri, hiç kuşkusuz savaşlar ve militarizm. Dünyada her geçen gün daha fazla silah üretiliyor. Fabrikalarda üretilen ölüm ve yıkım makinaları her gün çocukların karşısına daha fazla ölüm sürüyor. Ama bu yetmiyor. Dünya ısrarla daha fazla silah, daha fazla militarizm isteyen siyasetçilerle dolu. Çocuklar ve çocuk hakları için çalışanlar bu durumla nasıl baş edebileceklerini bilemiyorlar. Militarizmin çocukları tehdit ettiği ülkelerden biri Almanya. Yaklaşık bir buçuk yıl önce, ordunun gençleri orduya yönlendirmek için Almanya çapında çalışmalar yürüttüğü ve 2016 içerisinde bir milyon broşür dağıttığı ortaya çıkmıştı. 16-17 yaşlarındaki öğrencilere gönderilen broşürlerde, topluma ..]]> Sun, 04 Feb 2018 04:15:11 +0300 Kelepçelenen cesur öğretmen https://www.evrensel.net/yazi/80769/kelepcelenen-cesur-ogretmen https://www.evrensel.net/yazi/80769/kelepcelenen-cesur-ogretmen? Bir toplumun nereye gittiği, öğretmenlere verilen değerden ve öğretmenlere yönelik tutumlardan anlaşılabilir. Bu zorlama bir genelleme değil, oldukça kolay anlaşılabilir bir saptama. Geçmişe gitmeye gerek yok; günümüzde olanlar bu saptamayı doğruluyor. İki hafta kadar önce, ABD’nin güneybatısında yer alan Luisiyana eyaletinde cesur bir öğretmen yere itildi, kelepçelendi ve tutuklandı. Suçu yapılan bir yanlışı gözler önüne sermek ve bu yanlışı yapanları sorgulamaktı. Yani, başkaldırmaktı. Bu cesur öğretmenin adı Deyshia Hargrave. İngilizce öğretmeni. Görev yaptığı ortaokulun durumundan hiç memnun değil. Var olan sorunları düzeltmeyi başkalarına veya yönetime bırakmayacak, kendi meselesi olarak görecek bilince sahip bir öğretmen. Yani, öğretmenliği mekanik bir iş, okulu ise herhangi bir işyeri gibi görmeyen öğretmenlerden. Ayrıca işi..]]> Sun, 28 Jan 2018 04:53:58 +0300 2018 unutmayanların yılı olsun https://www.evrensel.net/yazi/80586/2018-unutmayanlarin-yili-olsun https://www.evrensel.net/yazi/80586/2018-unutmayanlarin-yili-olsun? Türkiye’de bu yıl içerisinde çocuklar neler yaşadı? Bu ülkedeki çocuklar için 2017 ne anlam taşıyor? Bu sorulara uzun ve ayrıntılı yanıtlar vermek için gerçekten çok kararlı ve dayanıklı olmak gerek. Çünkü 2017 çocuklar için kara, çok kara bir yıl oldu. Hangi birinden başlamak gerek? En karasından, en acımasızından, en can yakandan mı? Belki de batıdan bir örnekle başlamak gerek. Çünkü çocuklar Türkiye’nin her yerinde bir kabusla karşı karşıya. İzmir’den başlayalım. Ağustos ayında servis minibüsünde uyurken unutulan ve havasızlıktan ölen bir çocuktan. Daha üç yaşında ölüme gönderilen bir çocuktan. Bilirkişi raporunda özel anaokulunun sahibi, anaokulu müdürü, küçük yaş grubu öğretmeni ve servis şoförünün “asli kusurlu..]]> Sun, 31 Dec 2017 05:04:30 +0300 Çok boyutlu savaş ve 2018 https://www.evrensel.net/yazi/80542/cok-boyutlu-savas-ve-2018 https://www.evrensel.net/yazi/80542/cok-boyutlu-savas-ve-2018? Savaş rejimleri, savaş bütçesinde sürekli artış gerektirir. Türkiye’de var olan savaş rejimi de bu kurala uygun davranıyor. Geçen hafta HDP Grup Başkan Vekili Filiz Kerestecioğlu, 2018 Bütçesini meclis kürsüsünden değerlendirirken anlattı: Savaşa ayrılan bütçede 35 milyar TL artış var. Bu, toplumdan çalınan devasa bir kaynak. Somutlaştırmak gerekirse, bu toplumdan çalınan 31 bin okul, 25 bin öğrenci yurdu, 625 hastane demek. Bu bütçe ile madenlerde 127 bin yaşam odası yapılabilirdi. Savaş değil toplumun gereksinimleri öncelikli olsa, bu bütçe ile 7 milyon işsize işsizlik maaşı ödenebilir, 400 bin öğretmen atanabilir, 7 milyon üniversite öğrencisine aylık 500 TL burs verilebilirdi. Bunların hepsi yapılabilirdi ama yapılmayacak. Çünkü öncelik savaşa veriliyor. Rejim aslında birçok koldan adı konmamış savaşlar yü..]]> Sun, 24 Dec 2017 05:05:33 +0300 Maraş Katliamı, zirveler ve zırvalar https://www.evrensel.net/yazi/80496/maras-katliami-zirveler-ve-zirvalar https://www.evrensel.net/yazi/80496/maras-katliami-zirveler-ve-zirvalar? Bir varmış, bir yokmuş. Ülkenin birinde gidişat çok vahimmiş. Ne kadar vahim olduğu zirvelerden belliymiş çünkü ülkenin başına çöreklenenler durum kötüleştikçe yeni bir zirve düzenliyorlarmış. Zirveler hem halkın uyutulmasını kolaylaştırıyor, hem de turizme can katıyormuş. Zirvelere katılacaklar için lüks araçlar seferber ediliyor; lüks otellerde lüks ortamlar hazırlanıyormuş. Zirvelerde yenen yemekler dilden dile dolaşıyor, zirveleri anlatmak için günler geceler yetmiyormuş. Zirveler düzenlemekte başkentin ticaret odası başı çekiyor; “Milli Otomobil Zirvesi” vb. ile bütün dünyaya örnek oluyormuş. Zirveler o kadar tutmuş, o kadar yayılmış ki, belediyeler bile kolları sıvamış. Zirve düzenlemeyen büyükşehir belediyesi varsa, artık ayıplanıyormuş. Belediye denince eskiden akla gelen çocuklar için oyun alan..]]> Sun, 17 Dec 2017 04:55:36 +0300 Milli rüşvet! https://www.evrensel.net/yazi/80448/milli-rusvet https://www.evrensel.net/yazi/80448/milli-rusvet? Durakta oturmuşlar, otobüs bekliyorlar. Baba kızına anlatıyor: “Zamanlar çok değişti. Türkiye çok ama çok ilerledi. Artık her yere duble yol var. Her yere uçak var. Hiç eskisi gibi değil. Eskiden kim uçağa binebilirdi ki, kızım?” Kızın sesi duyulmuyor. Babanın sesi ise gür. Sanki başkalarının da duymasını istiyor, yüksek sesle konuşuyor. Diyor ki, “Kızım, Türkiye çok ilerledi. Artık ileri demokrasi var. Biz eskiden bunları hiç düşünemezdik, akıl edemezdik. Eskiden bir bakan rüşvet alınca aylarca gürültü yapar, Meclisi meşgul ederlermiş. Bir seferinde Yüce Divan bile kurmuşlar. Koca bakanı hapse atmışlar. Hiç olacak şey mi, gazetecilerin öğrencilerin yanına! İnsan hakları için çalışanların, akademisyenlerin konduğu yere.” Kız dinliyor. Belki de anlatılanları anlıyor. Belli değil. Baba sürdürüyor. &ldquo..]]> Sun, 10 Dec 2017 04:03:47 +0300 Çürüme ve bütünleşmiş din https://www.evrensel.net/yazi/80353/curume-ve-butunlesmis-din https://www.evrensel.net/yazi/80353/curume-ve-butunlesmis-din? Türkiye’de çürüme ve akıl dışı siyaset kol kola ilerliyor. Öyle ki, Bülent Arınç çıkıp, Türkiye’de 80 milyon insanın Fethullah Gülen’e sempati duyduğunu söyleyebiliyor. Daha doğrusu, 80 kişi dışındaki herkesin... Arınç, sayı saymayı elbette biliyor. Gülen ve Gülencilerin oynadığı oyunları, yediği haltları da çok yakından biliyor. Bu oyunları anlatmaya çalışan, Gülen ve Gülencilerin Türkiye’deki çürüme ve akıl tutulmasının önemli özneleri olduğunu yıllardır söyleyenlere yapılan haksızlıkları da iyi biliyor. Ama doğruları söylemek hiç işine gelmiyor. Biliyor ki, doğruları söylemek ve aklı ölçüt almak kendisi ve içinde bulunduğu siyasi oyunun sonu olacak. Arınç, vb. siyasetçilerin ana dayanağı dini bütünlük. Ülkede geride bırakılmak istenen tek &ou..]]> Sun, 26 Nov 2017 04:55:29 +0300 Öğrenmek istemeyen öğrenciler https://www.evrensel.net/yazi/80261/ogrenmek-istemeyen-ogrenciler https://www.evrensel.net/yazi/80261/ogrenmek-istemeyen-ogrenciler? Yıllar önce mühendislik ve mimarlık öğrencilerden oluşan bir sınıfta sosyal bilimleri ve araştırma yapmanın önemini anlatmak görevi bana düşmüştü. Öğrencilerin dikkatini bilgi ve bilim ilişkisine çekmek için bilginin kaynaklarını, hangi bilgilerin bilimsel süzgeçten geçmiş olduğunu tartışmak gerekiyordu. Bilginin kaynağı ne olursa olsun araştırmaya açık olması gerektiğini ama bilgi olarak kabul edilen ama aslında sınanmamış, tepeden bildirilmiş bilginin çeşitlerinden söz ediyordum. Derste iktidar tarafından yayılan bilginin aslında sınanmamış iddialardan oluştuğunu örneklerle ele alabilmek istiyordum. Tartışmaya açmak istediğim örneklerden biri, dine dayalı iddialardı. Bu iddialardan birini örnek olarak verdim. Din ve dürüstlük örneğini. Soruyu basitleştirerek tartışmaya açtım: Eğer üç büyük dinin iddiası insanları, n..]]> Sun, 12 Nov 2017 04:15:41 +0300 IŞİD kadar kara https://www.evrensel.net/yazi/80213/isid-kadar-kara https://www.evrensel.net/yazi/80213/isid-kadar-kara? Türkiye’nin içinde bulunduğu kara dönem kara çizgilerle dolu. Bu kara çizgiler, iktidarın topluma verdiği zararların yanı sıra bir yönetim stratejisini yansıtıyor. Bu stratejinin ana özelliği, ayrıştırmak-kutuplaştırmak ve bu yolla milyonlarca insanı aldatmak. Böl, parçala, kutuplaştır ve her olanakta bir düşman yarat. Strateji bu... Bu ayrıştırma-kutuplaştırma aldatmacasını yapabilmek için kullanılacak temel ögeler belli. Duygular, inançlar ve ölüm. Ama mantık sırası ile söylemek daha doğru olur. Toplumu ayrıştırma-kutuplaştırma işi için kullanılabilecek en sağlam öge, din. Gerektikçe buna kutsallaştırılmış başka ögeler (örn., bayrak, vatan, marş) iliştirilebilir. Amaç kutsallaştırılmış, yani dokunulmaz ve akıl dışı kılınmış ögeleri kullanarak insanları reflekslere sürüklemek. Toplumu reflekslere, yani düşünülmeden yapıl..]]> Sun, 05 Nov 2017 03:27:49 +0300 Ana dilin yasaktır https://www.evrensel.net/yazi/80169/ana-dilin-yasaktir https://www.evrensel.net/yazi/80169/ana-dilin-yasaktir? Bir bebek doğduğunda herhangi bir dili konuşmaya hazırdır. Onu karşılayan ev ortamında konuşulan dili edinmesi için herhangi bir özel çaba gerekmez. Eğer evde bir değil, iki-üç dil ile karşılaşırsa, bu dilleri zorlanmadan, özel bir çaba göstermeden edinebilir. Bebeklerin edindikleri ana dili veya dillerine karışan olmazsa çocuklar konuştukları dil yüzünden örselenmezler. Ama dillerin yarıştırıldığı, bir dilin diğer dillere üstün kılınmak istendiği rejimlerde çocukların karşısına kocaman kurumsal duvarlar örülür. Bu duvarlara toslayan çocuklar derinden yaralanır ama bu korkunç deneyim milyonlarca çocuk tarafından yaşandığı için sıradanlaştırılır; okullarda yaşanan nice haksızlıktan biri olarak olağanlaştırılmak istenir. Geçen hafta Şırnak’tan gelen bir haber okullarda yaşananları ışık tutuyor. Bir ilköğretim okulunda sınıfın duvarına, ..]]> Sun, 29 Oct 2017 03:24:44 +0300 Ayrımcılığın karanlığı https://www.evrensel.net/yazi/80125/ayrimciligin-karanligi https://www.evrensel.net/yazi/80125/ayrimciligin-karanligi? İnsanlarda görülen nice kötü eğilim doğada bulunmaz. Örneğin, güneş doğarken kimseye ayrım yapmaz. Ay parlarken insanlar arasında ayrım gözetmez. Yağmur yağarken zengine ayrı, yoksula ayrı yağmaz. Bulutlar filleri sevip, eşekleri sevmezlik yapmazlar. Arılar bal yaparken beyaz derili insanlara ayrı, sarı derili insanlara ayrı, siyah derili insanlara ayrı bal yapmazlar. Doğada ayrımcılık yoktur. Bebekler de ayrımcılık bilmezler. Ama kafaları ayrımcılığın en kötü çeşitleri ile dolu yetişkinler ile dolu bir dünyaya doğarlar. Ayrımcılıkla dolu kafalar bebekleri hemen sınıflarlar. Teninin rengine göre sınıflarlar, cinsiyetine göre sınıflarlar; ana babasının mesleklerine, uğraşlarına, sınıfsal kökenlerine, dinlerine, konuştuğu dillere göre sınıflarlar. Bir bebeğe baktığında onda insanı değil, kategorileri gören gözler ancak kötü gözler olabilir. Yetişkinlerin kafalarına bulaşmış ayrımcı..]]> Sun, 22 Oct 2017 04:15:32 +0300 Silahlar bir yok olsa https://www.evrensel.net/yazi/80030/silahlar-bir-yok-olsa https://www.evrensel.net/yazi/80030/silahlar-bir-yok-olsa? Dünyayı çocuklar için daha yaşanabilir bir dünyaya dönüştürmek düşüncesi bile devrimci bir eylem sayılabilir. Yaşanabilir bir dünya, çocuklara uygun ortamlarla dolu bir dünya demek. Kimi ülkeler, bölgeler, kimi sınıflar, kimi kesimler için değil; her yerde, her zaman, her çocuk için yaşanabilir bir ortam istemek çok güzel bir düşünce. Dünya çocuklara uygun olmayan ortamlarla, düzenler ve ideolojiler ile dolu. Dünyayı düzeltmeye nereden başlayacağını bilmek zor. Değiştirilmesi gerekenler listesi çok uzun. Bu uzun liste, dünyayı çocuklara yakışır bir dünya kılmak isteyenler için yapılacak çok ama çok iş olduğunu gösteriyor. Değiştirilmesi gerekenler arasında yok edilmesi gerekenlerin listesi de uzun. Ama listenin hemen başlarında silahlar yer alıyor. Silahların çeşidi çok, s..]]> Sun, 08 Oct 2017 05:00:04 +0300 Okulları bitirmek istiyorlar https://www.evrensel.net/yazi/79979/okullari-bitirmek-istiyorlar https://www.evrensel.net/yazi/79979/okullari-bitirmek-istiyorlar? Cumhuriyet tarihinin en çarpıcı çabalarından biri okullaşmadır. En yalın şekliyle söyleyecek olursak, cumhuriyet kurulduğunda yeni okullar açmak ve çoğaltmak amaçlanmış; bu yönde büyük bir çaba gösterilmiştir. Bugün ise okulların bitirilmesi için büyük bir çabanın gösterildiğini söyleyebiliriz. Okulları bitirmek için kullanılan araçlar çok çeşitli. Yarışmacılığa ve giriş sınavlarına dayalı uygulamalar bu araçların başında geliyor. Giriş sınavlarının adları ne olursa olsun, ÖSS, ÖYS, TEOG, YGS, LYS vb. sonuç değişmiyor: Bir yandan kitlelerin elenmesi ve eğitim haklarının ellerinde alınması, diğer yandan okulların ufuk açmaya değil sınavlara hazırlamaya odaklanması. Bu açıdan bakıldığında TEOG hakkında “yetkililer” tarafından yapılan son açıklamaların hiçbirinin okulların asıl işlevleri ..]]> Sun, 01 Oct 2017 04:15:49 +0300 Nefret dogmadan beslenir https://www.evrensel.net/yazi/79936/nefret-dogmadan-beslenir https://www.evrensel.net/yazi/79936/nefret-dogmadan-beslenir? Eylül başında tenisin en iyi kadın oyuncularından biri olan Serena Williams’ın Florida’da bir kız bebek dünyaya getirdiği dünya çapında haber oldu. Geçen hafta Florida’da ortaya çıkarılan bir skandal ise Tenisçi Williams’ın doğum yapması kadar ilgi çekmedi. ABD’de birkaç önemli gazetede yer alan habere göre, Florida’daki bir askeri hastanede yeni doğmuş bir veya birkaç bebeğe kötü muamele yapılmıştı. Daha önce ortaya çıkan benzer skandallarda olduğu gibi bu skandal da, internet üzerinden paylaşılan görüntülerin yayılması ile ortaya çıktı. İnternet üzerinden paylaşılan görüntüler şöyle özetlenebilir: Hasta bakıcı veya hemşire gibi giyinmiş bir kadın ve bir başka kişi, yeni doğmuş bir bebekle oynuyorlar. Üzerinde önlük, ellerinde eldiven olan görevli kadın bebeği tutarken yanınd..]]> Sun, 24 Sep 2017 05:00:22 +0300 Umudun okulu https://www.evrensel.net/yazi/79896/umudun-okulu https://www.evrensel.net/yazi/79896/umudun-okulu? Türkiye’nin içinde bulunduğu tarifi zor durumun içinde insanların kendilerini çıkmazda hissetmeleri hiç şaşırtıcı değil. Zaten var olan durum toplumun kendini çıkmazlar ve açmazlar içerisinde hissetmesi, hissettirilmesi ile inşa edildi. 12 Eylül darbesi sonrasında topluma umudun ANAP arısında olduğu söylendi. Turgut Özal ve ANAP zaten 24 Ocak darbesinin uygulayıcısı olmak için kurulmuştu. ANAP arısının bal arısı olmadığı, tam tersine toplumu zehirleyen korkunç bir eşek arısı olduğu kısa sürede belli oldu. O dönemde topluma aşılanan tüketim düşkünlüğü milyonlarca insanı tüketime doymayan bireylere çevirdi. Toplumun birçok kesiminin arayışı tüketime yönlendirildi. Var olan umut damarlarının çoğu 12 Eylül ile kesilen bir toplumda bireyler umudu tüketimde aramaya başladılar. Umut peşinde koşanlar nerelere sürü..]]> Sun, 17 Sep 2017 04:15:42 +0300 OHAL’de bayram olmaz https://www.evrensel.net/yazi/79766/ohalde-bayram-olmaz https://www.evrensel.net/yazi/79766/ohalde-bayram-olmaz? Bayram tatili uzadı, yani uzatıldı. Dörtken on gün oldu, beş de olabilirdi, on beş de. Dokuz da olabilirdi, on dokuz da. Tatilin süresi de, bayramın içeriği de artık iki dudak arasında. Kim karşı çıkabilir ki? OHAL var, ‘Yeni Türkiye’ var. Belki bayram bundan sonra haftayla sayılacak. Kaç hafta? Üç, olmadı dört. Haftalar yetmeyecek, ay ile sayılacak. Belki de yeni bayramlar türetilecek. Kararlar iki dudak arasında. Bunlardan hiçbiri şaşırtıcı olmaz çünkü artık gidişat iyice belli oldu. Tek adam, iki dudak rejiminde bayramlar, kurumlar, hukuk ne varsa hepsi rejimin isteğine bağlı. Hiçbir şey tek adamdan üstün değil. Her şey ama her şey ona bağlı. Yerel yönetimler ve ticaret odaları bile. Bundan böyle bayram öncesi emekliye zam, erken maaş, vb. ağza bal çalma yapılacak. Artış yapılmasa bile yandaş medya tarafından haberi yapılacak; yandaş gaze..]]> Sun, 27 Aug 2017 04:15:24 +0300 Artık kış olsun! https://www.evrensel.net/yazi/79718/artik-kis-olsun https://www.evrensel.net/yazi/79718/artik-kis-olsun? Artık kış gelsin! Bunaltıcı sıcaklar artık bitsin diye değil, bitmesi gereken büyük dertler, derin acılar bitsin diye gelsin. Kış gelsin, bu dertler ve acılar biraz olsun dursun... Artık kış gelsin, ama öyle kuru soğuk olmasın. Kış olsun, kar yağsın, çok kar yağsın. Ama o kadar çok yağsın ki, yollar karla kaplansın. Yollar karla kaplandığı için araçlar yolları kaplamasınlar; o sokakları çocuklar için geçilmez, oynanmaz hale getiren motosikletler, arabalar sokaklara giremesinler. Yalnız küçük araçlar değil, minibüsler de sokaklara giremesinler. Boyalı içecek taşıyan kamyonlar, cips taşıyan kamyonlar da. Ama özellikle inşaat kamyonları, hafriyat kamyonları, beton taşıyıcı kamyonlar giremesinler. Kamyonlar durunca inşaatlar da, “kentsel dönüşüm” denen rant kavgası da, betonlaştırma çılgınlığı da dursun. Yükselen her bina ile oyun ve yaşam al..]]> Sun, 20 Aug 2017 05:07:35 +0300 En iyisi nedir? https://www.evrensel.net/yazi/79672/en-iyisi-nedir https://www.evrensel.net/yazi/79672/en-iyisi-nedir? Çocuklar için en iyiyi, en uygunu istemekten vazgeçmeyenler için çocukların bulunduğu ortamlarda gözlem yapmak çok önemli. Çevremde çocuklar oldu mu, onlarla ilgilenmeden edemiyorum. Hem artık ilgilenilecek o kadar çok ayrıntı var ki. Eskiden daha basit bir yaşam süren çocukların çoğu için artık müthiş bir kuşatılmışlık söz konusu. Çocuklar artık çok garip ve karmaşık bir dünya ile karşı karşıya. Çocukları kuşatan karmaşıklığın sorumlularının başında, durmaz uslanmaz satıcılar geliyor. Yani çocukları birer tüketici yapmak ve bu rolde tutmak isteyen şirketler. Hiç durmadan çocuklara bir şeyler satmak isteyen yetişkinlerin yönettiği şirketler. Bu uslanmaz kuşatmanın karşısında ana babaların çok uyanık olması gerekirken, durum hiç de öyle değil. Çoğu ana baba iki açıdan yanılgıya düş&u..]]> Sun, 13 Aug 2017 05:00:55 +0300 10 numara 5 yıldız = Rezalet https://www.evrensel.net/yazi/79632/10-numara-5-yildiz-rezalet https://www.evrensel.net/yazi/79632/10-numara-5-yildiz-rezalet? Geçen hafta e-posta kutumda, içinde çocukların yer aldığı bir televizyon programının basın duyurusunu buldum. Duyuruyu inceleyince karşıma, ‘İlker Ayrık’la 10 Numara 5 Yıldız’ adını taşıyan korkunç bir ‘şov’ çıktı. Basın duyurusunda şöyle yazıyordu: “Bu bir yarışma değil, burada her çocuk ‘On Numara!’ Üstelik tek başlarına değil, ailelerin de bu programda yeri var: Çocukları anneleri mi daha iyi tanıyor, yoksa babaları mı? Çocuklardan oluşan ‘5 Yıldız Jürisi’, sempatik ve eğlenceli yorumlarıyla şova dahil oluyor.” Programı, video sunan sitelerden birinde bulup izledim: Şamata (gürültü ve ışıklar) ile başlıyor. Ardından tek dişli, tüylü bir kukla figür ve komik sunucu beliriyor. Sonra armağan kutuları. Sonra yine hareketli ve berbat bir müzik eşliğinde alkışlar. Alkışlayanlar hem izleyiciler ve çocuklar, hem de tek dişli tüylü figür. Herkes havaya sokulduktan sonra ortaya çıkacak olanlar, basın duyurusunda şöyle tarif edilmiş: Sunucu çocuklarla “Güler yüzlü, eğlenceli ve bol ..]]> Sun, 06 Aug 2017 04:55:07 +0300 Rejim üniversitesi, rejim kongresi https://www.evrensel.net/yazi/79594/rejim-universitesi-rejim-kongresi https://www.evrensel.net/yazi/79594/rejim-universitesi-rejim-kongresi? Üzerinde “bilim” yazan herhangi bir akademik toplantının bilimsel olması gerekmiyor. Özellikle de günümüz Türkiye’sinde. Resmi ideoloji ve resmi söylemin içerdiği görüşleri ‘bilim’ damgası ile yaymak üzere düzenlenmiş kongrelerin sayısı ideolojik baskının arttığı dönemlerde hep yüksek olmuştur.Son on yıl içerisinde Türkiye’deki üniversitelerde düzenlenen etkinliklerin büyük bir bölümünü de bu küme içerisinde görmek gerekiyor. Üniversitelerdeki etkinlikler, gerek üniversite içinde, gerekse dışında akademik ve bilimsel olma izlenimi uyandırabiliyor. Oysa son yıllarda üniversitelerde içeriği tümüyle dini inançlara dayalı olan etkinliklerin sayısı hiç görülmemiş denli çoğaldı, yani çoğaltıldı. Bu, hiç kuşkusuz, üniversitelerde kurulmak istenen hegemonyanın bir göstergesi. Üniversitelerin artık sorgulama ve muhalefet değil, tam tersine inanç ve rıza üreten muhafazakâr kurumlar olması isteniyor. Rejim aslında okumayan ve sorgulamayan, gayet önyargılı mezunlar üretmek peşinde. Doçent, prof..]]> Sun, 30 Jul 2017 04:15:24 +0300 4 parmak ve çocuklar https://www.evrensel.net/yazi/79549/4-parmak-ve-cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/79549/4-parmak-ve-cocuklar? Turgut Özal, ANAP iktidarı döneminde “Türkiye’nin çağ atlamakta” olduğunu söyler dururdu. Atlanan çağların hangi çağlar olduğunu ise söylemezdi. Sonra anlaşıldı ki, 12 Eylül ve 24 Ocak darbeleri ile toplumun aslında çağları geriye doğru atlaması isteniyordu. O günlerden bugünlere geriye doğru müthiş yol alındı. Çağlar gerisine gidilmesi için büyük çaba harcayanlar toplumda şiddet ve kokuşmanın yaygınlaşmasını da sağladılar. Hatta şiddeti ve yolsuzluğu en iyi becerenler olarak devletin başına geçebildiler. Cuntanın Başı Kenan Evren kendini zorla cumhurbaşkanı yaptırdı. “Benim memurum işini bilir!” diyerek yolsuzluğu olağanlaştıran, kurumsallaştıran Milli Selametçi Özal da cumhurbaşkanlığına seçildi. Günümüzdeki durum ise ortada... AKP döneminde çağ atlama hızlandı ve 15 Temmuz ardından doruğa çıktı. Türkiye artık her gün bir kabus yaşıyor. İktidar elindeki tüm araçları toplumu geriletmek için kullanıyor ve bunu hiç gizlemiyor. Yerel yönetimler de geriletme araçlarına dönüştürüldü...]]> Sun, 23 Jul 2017 05:00:43 +0300 Tatil bir yerin adıdır! https://www.evrensel.net/yazi/79504/tatil-bir-yerin-adidir https://www.evrensel.net/yazi/79504/tatil-bir-yerin-adidir? 14 Temmuz Cuma akşamı bir KHK daha duyuruldu. Bu KHK ile kamu hizmetinden çıkarılan binlerce kişi arasında kayyum ile yönetilen(!) Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinden 148 kişi var. KHK ihraç listesine konulan belediye personelinin bir bölümüne aylar önce işten el çektirilmişti. Belediye çalışanlarının tıpkı öğretmenler ve öğretim üyeleri gibi hedef alınmasının elbette bir nedeni var. Belediye çalışanları halka hizmet ediyorlardı. Halkı sömürecek olsalar bu düzende sorun olmazdı ama onlar hizmet ediyorlardı. Bu nedenle onlara verilen ceza büyük olmalıydı. Peki bu kabahat dolu hizmetler neydi? Göstermelik 23 Nisan törenleri yerine çocuklara çok gereksinim duydukları etkinlikler düzenlemekti. Çocuklara değer vermekti. Örneğin, zorunlu göç mağduru binlerce çocuğa, tatil nedir bilmeyen çocuklara güzel bir tatil olanağı sağlamaktı. “Tatil bir yerin adıdır!” diyen çocukları tatile, hem de içi anlamlı etkinliklerle dolu bir tatile götürmekti. 14 Temmuz akşamı kamu hizmetinden çıkarılan H..]]> Sun, 16 Jul 2017 04:15:54 +0300 Efsanesi de, kendisi de olmaz olsun https://www.evrensel.net/yazi/79453/efsanesi-de-kendisi-de-olmaz-olsun https://www.evrensel.net/yazi/79453/efsanesi-de-kendisi-de-olmaz-olsun? Haziran 2017. Olmaz olası, gelmez olası haber geliyor. Haberi alanların yüreğine alev düşmüş olmalı ama alevin nasıl yanacağı bile belli. Çünkü destan var, efsane var. Koca devlet var. Artık ölümün siyaseti ve ideolojisi var. Baba yapılacak olan törene oğlunun üniformasını giyerek gelecek. Metanet anıtı gibi duracak, davranacak. Yani, “Metin ol!” diyenlerin sözünü dinlemiş gibi görünecek; dayanıklılık, sağlamlık örneği olacak. Belki daha fazlasını da yapacak. Şöyle diyecek: “Mehmet Akif’in dediği gibi, bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak uğurunda ölen varsa vatandır. Ne mutlu ki bize bu bayrak üzerinde bir tane kanımız oldu. Ne bayrak iner, ne de bu vatan savunmasından pes ederiz. Yerine yenisi gelir. Elbisesi üzerime de tam oturdu. Çağırdıkları an göreve hazırız. Bizimkiler şehit oluyor, yeni evlatlarımızı düğüne gönderir gibi gönderiyoruz da, bu satılmışlar ölünce nereye gidecekler diye düşünüyorum. Elbet bunun da sonu gelecek. Bu iman olduğu sürece Türk milletini ..]]> Sun, 09 Jul 2017 04:15:40 +0300 Militarizm, emperyalizm ve çocuklar https://www.evrensel.net/yazi/79410/militarizm-emperyalizm-ve-cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/79410/militarizm-emperyalizm-ve-cocuklar? 24 Haziran Cumartesi İngiltere’de Silahlı Kuvvetler Günü’ydü ve bu yılki etkinliklerin merkezi Liverpool’du. “Büyük Britanya neden böyle bir güne gereksinim duyuyor?” gibi bir soru bir an için akla gelebilir. Yanıtı oldukça basit. Büyük Britanya (BB) kendiliğinden bir imparatorluk olmadı. İmparatorluk olması için öncelikle büyük bir istila gücü gerekiyordu. BB artık resmi olarak bir imparatorluk olmasa da, emperyalizm ve hizmetindeki militarizm yerli yerinde. Ama günümüzde militarizm kolay yutulmuyor; yutturulması için ciddi ve sürekli çaba gerekiyor. Bu çabaları incelemek militarizmin nasıl sürdürüldüğünü anlamak açısından gayet önemli. Örneğin, Silahlı Kuvvetler Günü etkinliklerinin tüm ülkeye yayılması, yani topluma iyice sızması için sosyal medya kullanılıyor. Nedeni ortada: Günümüzde toplumu yönetilebilir kılmak, “her an, her yerde” olan “akıllı” telefonlar ile daha kolay. Bu yıl Facebook yanında, daha fazla ses getirebilmek için Twitter devreye sokuldu. Duyurularda @ArmedFo..]]> Sun, 02 Jul 2017 04:54:28 +0300 Geride bırakılan çocuklar https://www.evrensel.net/yazi/79364/geride-birakilan-cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/79364/geride-birakilan-cocuklar? Çin bir milyarı aşan nüfusu ile dünyanın en kalabalık ülkesi. Nüfus bu denli büyük olunca küçük oranlar bile olsa çok büyük sayılara denk düşüyor. Çin’in büyük nüfusu içerisinde çok ama çok sayıda geride bırakılan çocuk var. Söz konusu nüfus neredeyse Fransa nüfusuna yakın büyüklükte. Geride bırakılan çocuklar, çalışmak için kırdan kente göçen ana babaların çocukları. Göç eden nüfus çok büyük; yaklaşık 250 milyon kişi. Bir devlet kuruluşu tarafından yapılan nüfus araştırmasına göre 2016 sonunda Çin’de kırsal bölgelerde yaklaşık 61 milyon geride bırakılmış çocuk yaşıyor. Bu sayı, kırsal bölgelerdeki 18 yaş altındaki nüfusun üçte birinden fazlası demek. En çok göç veren üç eyalette bu oran yüzde 45 düzeyinde. Çin’de hızlı ekonomik büyümenin topluma maliyeti uzunca bir liste oluşturuyor. Bu maliyetin öngörülmediği sık sık iddia edilse de, bu iddia hiç de inandırıcı değil. Doğaya verilen zarar, hava kirliliği ve ortaya çıkan ekolojik tehlike en sık değinilen sorunlar. Çocukların karş..]]> Sun, 25 Jun 2017 04:55:19 +0300 Şaşırtmayan yolculuklar ve okullar https://www.evrensel.net/yazi/79315/sasirtmayan-yolculuklar-ve-okullar https://www.evrensel.net/yazi/79315/sasirtmayan-yolculuklar-ve-okullar? Yıllar önce uğraşıp didinip Jamaika’ya gitmiş, Jamaika’yı biraz daha fazla tanıyabilmek adına bir tura katılmıştım. Bindiğimiz otobüs derme çatma bir meyve sergisinin önünde durdu. Tur rehberi bizi pek bilmediğimiz meyvelerle tanıştırmayı istediğini söyledi. Sergiye göz atmak isteyenler otobüsten indiler. Bir çift ise tur rehberine yakında bir büfe bulup bulamayacaklarını sordu. Rehber 100 metre ilerideki bir büfeyi gösterdi. Bu çift büfeye yönelirken ben meyve sergisinde daha önce hiç görmediğim ve tatmadığım meyvelerle tanıştım. ABD’li çift ellerinde birer kutu boyalı, şekerli içecekle geri döndü. Meğer koşarak gittikleri büfeden almak istedikleri, ABD’nin zamanında Sovyetler Birliği’ne soktuğu ilk ürünlerden biri olan birer kutu Pepsi imiş. Bu çift hiç tanımadıkları meyveler ve tatlar yerine, belki de çok küçük yaştan alıştırıldıkları, onlara hiç yabancı olmayan bir içecek ve tat peşine koşmuşlardı. Doğanın onlara sunduğu bir meyve ile tanışmak yerine endüstriyel bir ürünün d..]]> Sun, 18 Jun 2017 04:15:45 +0300 Ölüm siyaseti ve değersiz çocuklar https://www.evrensel.net/yazi/79269/olum-siyaseti-ve-degersiz-cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/79269/olum-siyaseti-ve-degersiz-cocuklar? Geçen yıl temmuz başında Bangladeş’de düzenlenen saldırıda çok sayıda insan öldürüldü. Ertesi gün ABD’de yayımlanan Wall Street Journal (WSJ) haberinde saldırıda ölenler şöyle sıralanıyordu; “ABD üniversitelerinde okuyan üç öğrenci” ve birkaç İtalyan ile birkaç Japon... Kapitalistlerin en güçlü sesi olarak görülebilecek WSJ haberi, ölenlerin içinde kimlerin daha değerli, kimlerin daha değersiz olduğunu yansıtıyordu. ABD üniversitelerinde okuyan üç öğrenci diğerlerinden daha önemliydi ve bu nedenle haberde onlar hakkında daha fazla bilgi bulunuyordu. Değer sıralamasında İtalyan ve Japon kurbanlar ikinci sıradaydı ama onların sayılarını tam olarak belirtmek çok da gerekmiyordu. Onların dışında ölenler varsa ayrıntılı olarak söz etmek ise hiç önem taşımıyordu çünkü onlar Bangladeş’dendi. İnsan yaşamını keyfi ölçütlerle ile değerlendiren, kimi yaşamları diğerlerinden çok daha değersiz görmeye dayalı bu eğilim bir gazete, ABD veya bir bölge ile sınırlı değil. Tam tersine gayet yaygın...]]> Sun, 11 Jun 2017 04:55:51 +0300 Utanmaktan bıkmamak https://www.evrensel.net/yazi/79220/utanmaktan-bikmamak https://www.evrensel.net/yazi/79220/utanmaktan-bikmamak? Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar utanç içerisinde yaşıyorlar. Buna şaşırmamak gerek çünkü utanmaları için gerçekten çok neden var. Uzaktan yönetilen ve göklerde gezen ölüm araçları ile insanlar öldürülüyor. Botlar ve teknelerle Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken ölen insanların çetelesi tutuluyor. Çok zor yollardan tek başlarına Kuzey Amerika’ya ulaşmaya çalışan, yaşları daha çok küçük çocukların sayısı belli bile değil. Bebekler daha ana rahmindeyken kimyasallara maruz kalıyor ve bu kimyasallar ile doğuyor. Açlık içerisinde yaşayan milyonlarca insan varken tüketim çılgınlığı içerisinde yaşayan kitleler var. Utananlar ve utanılacaklar listesi çok uzun. Trump’ın başkan seçilmesinden sonra ABD’de utanç içinde yaşayanların sayısı büyüdü. Trump’ın Paris’teki iklim görüşmelerinden çekilmesinden, Meksika sınırına devasa bir duvar örülmesine utanılacaklar listesi uzun. Milyonlarca insan Trump’ın kızına Beyaz Saray’da bir ofis vermesinden, onu bir çeşit danışmanlık görevine getirmesinden, ..]]> Sun, 04 Jun 2017 06:08:50 +0300 Tekme cumhuriyetinde çocuk olmak https://www.evrensel.net/yazi/79176/tekme-cumhuriyetinde-cocuk-olmak https://www.evrensel.net/yazi/79176/tekme-cumhuriyetinde-cocuk-olmak? Artık iyi biliyoruz: Türkiye Cumhuriyeti artık tekme cumhuriyeti. Tekme cumhuriyetinde tekme atanların sözü geçer. Tekme atanlar değerli, tekme yiyenler ise değersizdir. Öyle, “Herkes değerli; herkes saygı görmeli” olmaz. Öyle şeyler demokratik cumhuriyette olur. Tekme cumhuriyetinde tekme ve iktidar değerlidir. Tekme yiyenlerin değer kazanabilmeleri için çok çalışmaları gerekir. Her şeyden önce hadlerini bilmeleri, edepli ve akıllı olmaları gerekir. Tekme atmaya yetkisi olanları hiç kızdırmamaları gerekir. Olur da kızdırırlarsa, kızdırdıkları için kendilerinden utanmaları gerekir. Tekmelere şükretmek tekme cumhuriyetinde bir erdem sayılır. Tekme yiyenlerin kendilerine söylenenleri hızla yerine getirmeleri onların “iyi çocuk” sıfatı ile ödüllendirilmelerini sağlar. Tekme cumhuriyetinde “iyi çocuk” olmak çok güzeldir. Eğer birine gerçekten çok sadık “iyi çocuk” sıfatı uygun görülürse, o zaman onun bol tekme atmasına izin verilir. Soma’da, Gezi’de, Hopa’da, Yüksel Caddesi’nde, ABD’..]]> Sun, 28 May 2017 05:00:33 +0300 İlk adımlar https://www.evrensel.net/yazi/79126/ilk-adimlar https://www.evrensel.net/yazi/79126/ilk-adimlar? 19 Mayıs yaklaştı mı ilk adımlar üzerine yazılar yazılır, sözler söylenir. Bu yazılar ve sözler çoğu zaman törenseldir; kalıcı, hatta etkili olmaları beklenmez. Güncel sorunlara, günün koşulları içerisinde çözüm bulmak için ilk adımların nasıl atılabileceği konuşulmaz. İlk adımları çocuklar ve gençler ile birlikte düşünmek ve tartışmak söz konusu değildir. Oysa bugün o ilk adımları düşünmenin ve tartışmanın tam zamanı. Militarizmden veya ezberden öteye geçmeyen bir yaklaşımla değil, gerçekçi bir yaklaşımla. Dün önümde, annesinin elini tutmuş çocuğun adımlarını düşünerek başlayabiliriz. Sarsak ama istekli, yavaş ama ısrarlı, küçük ama kararlı adımları düşünerek. Ayakta durabilmek ve yürüyebilmek için annesinden destek alması gereken bu çocuk, kısa sürede tek başına yürüyebilecek, koşabilecek. Özerklik ve özgürlük isteyecek. Bugün Türkiye’de çocuklara destek verilmesini engelleyenler aslında özerkliği ve özgürlüğü engellemeye çalışıyorlar. Önceki gün yanımdan el ele tutuşmuş, öğret..]]> Sun, 21 May 2017 05:00:22 +0300 Silahlar, çocuklar ve rejim https://www.evrensel.net/yazi/79082/silahlar-cocuklar-ve-rejim https://www.evrensel.net/yazi/79082/silahlar-cocuklar-ve-rejim? Türkiye’de bireysel silahlanmada ciddi bir artış var. Her dört kişiden birinde silah olduğu, her iki evden birinde silah olduğu biliniyor. Bu artışın nedenleri büyük ölçüde ortada. Ama nedenleri bir yana, artışın olası veya beklenebilir sonuçlarını ele almakta büyük yarar var. Silahlanma çocukların işi değil ama çocukları çok yakından ilgilendiriyor. Özellikle ateşli silahlar çocuklar için çok büyük bir tehlike oluşturuyor. Bireysel silahlanmanın korkunç boyutlarda ve kronik bir sorun olduğu ABD, bu tehlikenin ne düzeyde olabileceğine ilişkin önemli göstergelerle dolu. ABD çapında yapılan ve bulguları bu ay içerisinde açıklanan bir araştırma bu açıdan incelemeye değer. İlk bulgu, her gün ortalama 16 çocuğun ateşli silahlarla yaralandığını ve hastaneye getirildiğini gösteriyor. Toplumda hangi çocukların daha fazla tehlikede olduğunu anlamak için dağılıma bakıldığında, silahla yaralanan çocukların yüzde 90 kadarının erkek ve yarısının siyah olduğu görülüyor. Gelir dağılımına bakıld..]]> Sun, 14 May 2017 05:03:08 +0300 Uyurken öldürülen çocuklar https://www.evrensel.net/yazi/79031/uyurken-oldurulen-cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/79031/uyurken-oldurulen-cocuklar? Haberin başlığı şöyle: “Panzer uykuda yakaladı.” Türkiye’deki siyasi ortamı hiç bilmeyen ama biraz olsun kafası çalışan birine bu başlığı gösterecek olsak, herhalde tiksinirdi. Dünyada olan bitene biraz olsun kafa yoran birine bu haberi yayımlayan gazeteyi gösterecek olsak, gazetenin adına bakarak haberin neden yanlı olabileceğini de çıkarabilirdi. Çünkü gazetelerin adları da bir şeyler anlatır. Cumhuriyetin kurulduğu dönemde gazetelere verilen adlar ile 80-90 yıl sonra, gazete, televizyon ve başka yayın organlarına verilen adlar karşılaştırılınca durumu anlamak kolaylaşıyor. Bir gazetenin adına “Türk” sıfatının yerleştirilmesi aslında önemli bir gösterge. Bu haber hakkında başka senaryolar da üretebiliriz. “Abesle iştigal” denebilir ama artık her gün çarpık, saçma, korkunç, akıl dışı ve hunhar olanlarla uğraşmak zorundayız. Türkiye artık çocukların öldürülmesinin olağan olduğu bir ülke. İçimiz parçalansa da, uğraşmak zorundayız. Haberin başlığı farklı olsaydı, acaba ne olurdu? T..]]> Sun, 07 May 2017 04:55:17 +0300 AKP usulü 23 Nisan https://www.evrensel.net/yazi/78988/akp-usulu-23-nisan https://www.evrensel.net/yazi/78988/akp-usulu-23-nisan? Türkiye’de kamu çıkarı da, çocuk hakları da artık bir top. İktidar milyonların öncelikleri ile her gün top oynayabileceğini düşünüyor. Bu bir siyasi ortamda, 23 Nisan da bir top. Çocuk haklarının ciddiye alınmadığı o “geleneksel” 23 Nisanlar bitirildi; yerine AKP usulü 23 Nisan konuldu. Ana motif, koltuk. Asıl olan ise propaganda. Yeni tür 23 Nisan’ın henüz yeterince sokulamadığı, çocukların az da olsa söz haklarını kullanabildikleri, akıllarından geçenleri dile getirebildikleri törenlerde çocuklar neler söylediler incelemeye değer. Bu yolla çocukları aslında nelerin ilgilendirdiği ile onlara nelerin dayatıldığı arasındaki uçurumu kavramak mümkün olabilir. İstanbul’dan başlayabiliriz. Vali koltuğuna oturtulan öğrenci, İstanbul’u çok sevdiğini; fakat trafikten dolayı oldukça sıkıldığını belirtmiş. Ardından Türkiye’de kitap okuma oranının düşük olduğunu vurgulamış ve kütüphaneler yapılmasını, halka açık alanlara kitaplar konulmasını istemiş. Başka? Çocuklar için park alanları. Kent..]]> Sun, 30 Apr 2017 05:00:37 +0300 Bombalar büyüdükçe! https://www.evrensel.net/yazi/78893/bombalar-buyudukce https://www.evrensel.net/yazi/78893/bombalar-buyudukce? Geçen hafta ABD Hava Kuvvetleri Afganistan’da korkunç bir saldırı gerçekleştirildi. Bu saldırı çok önemli olmasına karşın Türkiye’de yeterince ilgi çekmedi. Türkiye’de gündemde olanlar düşünüldüğünde buna şaşırmamak gerekiyor. Ancak bu saldırı, on beş yıldır süren saldırılardan çok farklıydı çünkü “bütün bombaların anası” olarak adlandırılan GBU-43 ilk kez kullanıldı. GBU-43 yaklaşık 9 metre uzunluğunda ve 10 ton ağırlığında; Irak’ın işgalinin hemen öncesinde ilk kez denenen, GPS güdümlü bir bomba. İşgalin başrol oyuncularından dönemin ABD Savunma Bakanı Rumsfeld, bu bombanın Saddam’ın hızla teslim olmasını sağlamak için kullanılacağını söylemiş, ancak bomba işgal sırasında kullanılmamıştı. Bombanın yeniden gündeme getirilmiş olması önemli. Savunma Bakanlığı Sözcüsü Stump ve Beyaz Saray Sözcüsü Spicer tarafından açıklamalar yapılması da bunu gösteriyor. Bomba hakkında görüşü sorulan Trump da ordunun bu başarısı ile çok gurur duyduğunu belirtmiş. Bu söylenenler ve olanlar şöyle..]]> Sun, 16 Apr 2017 04:57:50 +0300 Renk düşmanlığına hayır! https://www.evrensel.net/yazi/78793/renk-dusmanligina-hayir https://www.evrensel.net/yazi/78793/renk-dusmanligina-hayir? Irak’ın işgali ile başlayan süreç sonunda bugün Ortadoğu’nun durumu içler acısı. Türkiye’nin durumu da öyle. Türkiye’nin içine sürüklendiği durum tam bir bataklık. Geçenlerde bu durumu özetlemek isteyen bir yazar, Türkiye’nin tam bir Ortadoğu ülkesine dönüştürüldüğünü söylüyordu. Bu benzetme bile, Ortadoğu’da ve Türkiye’de yaşayan insanları umursayanlar için çok ağır. Milyonlarca insanı korkunç bir girdaba iten güçler ise durumdan pek rahatsız değiller. Bu gidiş içerisinde sosyal bilimcilere çok iş düşüyor. Bir yandan süreci ve acıları belgelemek, diğer yandan incelemek ve daha önemlisi, bu gidişi engellemek için kafa çalıştırmak gerekiyor. Bu da korkunç çarkları olabildiğince yakından incelemek demek. Olanlar kendiliğinden olmuyor; kurgular ve hesaplar var. Sonra bunların beklenen ve beklenmeyen sonuçları var. Bütün bunları gözler önüne sermek için korkunç dinamikleri ve ortaya çıkan karmaşayı takip etmek ve incelemek gerekiyor. Bu karmaşa içerisinde incelenmesi gereken meselele..]]> Sun, 02 Apr 2017 05:00:13 +0300 İstismarcılığa hayır! https://www.evrensel.net/yazi/78740/istismarciliga-hayir https://www.evrensel.net/yazi/78740/istismarciliga-hayir? Emekli kardinal Desmond Connell geçen ay Dublin’de, 90 yaşında öldü. Türkiye’de gündem saçmalıklarla doluydu; Connell’ın ölümü duyulmadı. Oysa kardinalin merkezinde yer aldığı çocuk istismarı skandalı Türkiye’de yaşananlara ışık tutar nitelikte. Emekli kardinale yönelik kitlesel nefreti anlayabilmek zor değil. Connell, 1988’den 2004’e Dublin Başpiskoposu; 2001’de kardinal atanmış. 2002 Ekim ayında ulusal televizyon kanalı RTÉ’de yayımlanan bir program, Dublin’de Katolik Kilisesi içerisinde kronik bir çocuk istismarı sorunu olduğunu gözler önüne serdi. Yüzlerce suçlama ve davanın söz konusu olduğu skandal, İrlanda’yı derinden sarstı ve Connell’ı 2004 Nisan ayında istifa etmek zorunda bıraktı. Çocukları istismar eden rahipler olduğunu en azından altı piskopos biliyordu. Başpiskopos da biliyordu. Hem de uzun süredir. On yıl önce, Dublin’de kilisenin cinsel istismar mağdurlarına hiçbir zaman tazminat ödemediğini söylemiş, ancak birkaç yıl sonra bu sözlerin doğru olmadığı ortaya çıkmı..]]> Sun, 26 Mar 2017 05:00:32 +0300 Destanlara hayır! https://www.evrensel.net/yazi/78653/destanlara-hayir https://www.evrensel.net/yazi/78653/destanlara-hayir? 15 Temmuz ardından yürürlüğe konulan öyle bir hal ki, tanımlamak zor. Bir korku filmi gibi. Diğer yandan bir destan gibi. İnanılması çok zor olaylarla dolu, tarih öncesinden kalma bir kurgu, olağanüstü olaylar, tanrılaştırılmış bir figür, sürekli düşmanlara karşı mücadele veren kahramanlar... Ama destan deyip geçmemek gerek. İktidar destanları çok ama çok seviyor. Hemen her olanakta destan yazdırıyor. Son örneği, “Liseliler Destan Yazıyor” başlığıyla duyurulan, Türksel’in düzenlediği yarışma. Adına bakınca içeriğini tahmin etmek hiç zor değil. Destan yazma yarışması 15 Temmuz anısına. Teması, “Türkiye’nin Darbeler Tarihi ve 15 Temmuz Milli İrade Zaferi” olarak belirlenmiş. Destan kahramanlık şiiri anlamına gelse de, yarışmada öykü ve deneme dalları da yer alacakmış. Yarışma hakkında yapılan haberlerden birinde, “Gençlerin yaratıcılıklarının erken yaştan ortaya çıkması ve gerekli alanlara doğru bir şekilde yönlendirilmeleri sağlanacak” denmiş. Tahmin edilebileceği üzere bu ibare b..]]> Sun, 12 Mar 2017 03:58:07 +0300 Piramitlere hayır! https://www.evrensel.net/yazi/78559/piramitlere-hayir https://www.evrensel.net/yazi/78559/piramitlere-hayir? Binlerce yıl önceden kalma piramitleri her yıl on binlerce insan ziyaret eder. Piramitleri görmek isteyen milyonlarca insanın olduğunu da kolayca söyleyebiliriz. Piramitler hakkında yapılmış belgesellerin sayısını ise bilmek zor. Sonuç olarak, piramitlerin varlığından milyonlarca insan haberdar. Piramitlerin varlığını önemseyen insanların çoğu için akla ilk gelen siyaset dersi değildir. Oysa piramitler çok önemli bir siyaset dersi içerir. Her piramit tabanı geniş, tepesi ise çok dar bir yönetimi gözler önüne serer. En tepede bir firavun, bir imparator veya sultan bulunur. En altta ise en güçsüz, en yoksul, en çok ezilenler... Küçük piramitlerin tabanı daha dardır; daha az insan barındırır. Büyük piramitlerin ise tabanı geniştir ve milyonlarca insan içerir. Piramit türü bir yönetimde taban ne kadar genişlerse genişlesin, piramit ne kadar yükselirse yükselsin, en tepedeki durum değişmez. En tepede bir kişi vardır ve mutlak güç ondadır. Piramit aşağıya doğru genişledikçe genişler ve..]]> Sun, 26 Feb 2017 05:00:45 +0300 Çocuklar için 'hayır' https://www.evrensel.net/yazi/78511/cocuklar-icin-hayir https://www.evrensel.net/yazi/78511/cocuklar-icin-hayir? Çocukların gelişimini yakından izlemek çok yararlıdır çünkü anlaşılması zor olduğu düşünülen birçok toplumsal meselenin kökenlerini yakalamayı sağlar. Konu şiddet olduğunda, hatta örgütlenme olduğunda bile çocukların gelişiminden başlamak çok yararlıdır. Çocukların gelişimindeki önemli basamaklardan bazıları çok iyi bilinir. Bir yaşına yaklaşan bir bebeğin emeklemeye ve sonra kendi başına yürümeye başlaması gibi. İki yaşına doğru çocukların gösterdiği en önemli gelişme konuşmaya başlamak, yani yakın çevrelerinde konuşulan dili edinmektir. Konuşmakta geciken çocukların ana baba ve yakınları kaygılanırlar. Çünkü dil etkin bir iletişim aracıdır; ilişkiler ve çocuğun kendini ifade edebilmesi açısından büyük önem taşır. Konuşmaya ve kendini ifade etmeye başlayan çocukların önündeki en önemli basamaklardan biri, “hayır” sözcüğünü kullanmaktır. Bu sözcüğün önemli bir basamak olduğunu, çocuklarının konuşmasını heyecanla bekleyen ana babaların çoğu bilmezler. Oysa “hayır” demek, bir çocuğ..]]> Sun, 19 Feb 2017 04:55:23 +0300 İlk özel karne https://www.evrensel.net/yazi/78333/ilk-ozel-karne https://www.evrensel.net/yazi/78333/ilk-ozel-karne? Dün milyonlarca çocuk ve genç karne aldı. Karne gününde özellikle ilk kez karne alan çocuklar çok heyecanlandı. Onlar kadar olmasa da heyecanlanan, çocuklarının fotoğraflarını çeken, çektiği karne günü fotoğraflarını dağıtan anne babalar oldu. Bu fotoğraflardan birkaçını görünce şaşkına döndüm. Aklıma hemen spor ve reklamlar geldi. Nedenini anlatayım... Günümüzde bir maç veya yarışı izlemek artık çok daha zor. Söz konusu olan maç veya yarışı izlemek isteyen kişinin karşısına çok sayıda, çok fazla reklam çıkarılıyor. Bu reklam bolluğu maç sonrası veya öncesinde de sürüyor. Gözünüzde canlandırmak isterseniz bir futbol maç sonrası düzenlenen basın toplantısını aklınıza getirin. Konuşanlar değişse de arkadaki tablo değişmiyor. Çok sayıda reklam ve marka basın toplantısı nerede düzenlenirse düzenlensin hep oradalar. Konuşan kim olursa olsun, reklam veren şirketler her an bu kişinin hemen arkasında ve kameraların karşısındalar. Eskiden kapitalizmden, şirketlerinden ve reklamlardan o..]]> Sun, 22 Jan 2017 05:00:10 +0300 Lego savaşa girerse https://www.evrensel.net/yazi/78289/lego-savasa-girerse https://www.evrensel.net/yazi/78289/lego-savasa-girerse? Lego bir oyuncak. Benim çocukluğumda pek bulunmayan, en azından dar gelirli çocukların hiç ellerini süremedikleri, adını bile bilmedikleri bir oyuncaktı. Daha sonra yaygınlaştı ve giderek daha çok çocuğun yaşamına girdi. Lego ya da Legoların en önemli özelliği, çeşitli büyüklükte ve renkte parçalardan oluşması ve bu parçaların tek bir bütünün parçası olarak düşünülmemiş olmasıydı. Lego, küçük ve çeşitli parçalar kullanılarak bir değil, birçok çeşit tasarım üretilmesine olanak veren bir oyuncak olduğu için heyecan vericiydi. Her parça üzerindeki girinti ve çıkıntılar sayesinde diğer parçalar ile birleştirilebilir olduğu için bir yapı taşı işlevi görebiliyordu.Tam da bu nedenle, çocuklar kadar yetişkinlerin de ilgisini çekebiliyordu. Çocukların düşler kurabilmesini isteyen, yaratıcılıklarının önünü açmak isteyen eğitimciler ve yetişkinler için Lego çok çekici bir oyuncaktı. Lego adı, Danimarka merkezli üretici şirketin adından geliyor. Şirket 1949’dan beri Lego oyuncak üretiyormuş..]]> Sun, 15 Jan 2017 05:00:52 +0300 Bu suça ortağız! https://www.evrensel.net/yazi/78205/bu-suca-ortagiz https://www.evrensel.net/yazi/78205/bu-suca-ortagiz? Ahmet Şık bir kez daha gözaltına alındı ve tutuklandı. Suçu belli, suçu sabit: Gerçekleri yazmak. Yalancıları ve yalanlarını gözler önüne sermek! Ahmet, Mart 2011’de Fethullahçılar tarafından düzmece iddialarla tutuklanmıştı. O zaman Fadime Göktepe ona şöyle seslenmişti: “Sevgili oğlum Ahmet’im, Metin’imsin sen benim. Sen bana oğul yadigarısın. Sana eskisinden de sıkı sarılırım. Çünkü ben seni tanıyorum sen o çetelerden olabilir misin? Sana Metin’im kadar inanırım. Seni aldıklarını duyduğumda tıpkı Metin’im alınmış gibi ağladım, üzüldüm. (...) Sen de yağcı olaydın, sen de çete olaydın hiç gelir miydi bunlar başına? Amma iyi ki öyle değilsin canım oğlum. Sana eskisinden de çok sarılırım oğul, sen benim Metin’imsin...” Ardından Emine Ocak seslenmişti: “Ahmet, seni içeri aldıklarından beri seni izledikçe ağlıyorum. Oğlumu da Hasan gibi götürdüler diye. Hasan’ı götürenler, seni de götürdüler. Ağlıyorum yine, seni bana geri versinler.” Maside Ocak da şu soruyu sormuştu: “Yan yana g..]]> Sun, 01 Jan 2017 04:52:56 +0300 Vatan, yalan, slogan https://www.evrensel.net/yazi/78162/vatan-yalan-slogan https://www.evrensel.net/yazi/78162/vatan-yalan-slogan? Yeni Türkiye’nin nasıl bir yer olduğunu bir türlü anlayamayanlar için ne yapmak gerek, bilemiyorum. Ülke korkunç bir bataklık içerisinde ve daha korkuncuna doğru hızla ilerliyor. Olan biteni anlayamayanlar için belki de sloganlar üretmek gerekiyor. Eskiden üretilmiş olanlara benzer sloganlar üretmek iyi olabilir. “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” türünden sloganlar. Şöyle bir tane, örneğin: “Ben belediyenin kayyumlu olanını severim.” Belediyelerin artık görevleri talan ve talanı örtmek için din kullanmak ya, o zaman şu slogan kullanılabilir: “Ben belediyenin şeriatçı olanını severim.” Ama haftalardır gündemde olan korkunç olaylar yanında yeterince etkileyici gelmeyebilir. Onun yerine daha da gündeme uygun sloganlar bulalım: “Ben polisin şeriatçı olanını severim.” Ya da şöyle bir tane: “Ben polisin suikast yapanını severim.” İşin doğrusu slogan üretmek zor değil. Faşist rejimlerde bol slogan bulunması, bol bol slogan kullanılması biraz da bund..]]> Sun, 25 Dec 2016 05:00:00 +0300 Pakito Cumhuriyeti https://www.evrensel.net/yazi/78122/pakito-cumhuriyeti https://www.evrensel.net/yazi/78122/pakito-cumhuriyeti? Salı günü iktidarın henüz susturamadığı muhalif yayın organlarını izleyenler “öğretmen” demeye dilimin varmadığı bir adam ile tanıştılar. Öğrencilerinin ellerine ipler tutuşturan, onlara asker selamı verdiren, sonra fotoğraflar çektiren ve internet üzerinde paylaşan bir adamla. Aslında onu tanıyorduk. Belki saçları, sakalı, hatta duruşundan. Belki Madımak’tan, Maraş’tan, Çorum’dan. Belki de, Sinop’taki HDK heyetine yönelik linç girişiminden. O ölümü ve öldürmeyi seven, “leş” sözcüğünü kullanmaktan büyük haz alanlardan biri. İnternet üzerinden paylaştığı korkunç fotoğraflara, “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!” başlığını uygun görmüş. Ne yapmaya çalıştığı belli. Büyüklerini dinlemiş, sınıfında “Şehitler Köşesi” oluşturmuş; 15 Temmuz ardından başlatılan kampanya uyarınca, “iman zaferi” ve “iman şehitleri” kavramlarını işlemiş. Çocuklar onun için oyun hamuru; birer oyuncak. Büyüklerinin istekleri doğrultusunda öğrencileri bir kalıp “hassas vatandaş” yapacak. Çocuklar ellerine verilen ..]]> Sun, 18 Dec 2016 04:51:01 +0300 Yanan çocuklar ve 'beş çocuk' https://www.evrensel.net/yazi/78029/yanan-cocuklar-ve-bes-cocuk https://www.evrensel.net/yazi/78029/yanan-cocuklar-ve-bes-cocuk? Kaç kere söylendi, yazıldı bilemiyorum ama yeniden yazmak zorundayım. Birileri, “Çok çocuk yapın”, “üç yetmez, en az beş çocuk” diye bağırıyorsa, bu ancak ve ancak çocuklara değer verilmediğini gösterir. “En az beş” anlayışı, çocukların “yüce” görülen bazı amaçlar için kullanılabileceği inancına dayalıdır. Bu amaçlardan biri, çok çocuk elde ederek kapitalizmin çarklarına ucuz iş gücü sağlamak olabilir. Bir diğeri, çok çocuk ile yandaş olacağı düşünülen nüfus üretmek ve bir bölgedeki nüfus dengesini değiştirmek olabilir. Bir diğeri, ümmeti büyütmek olabilir. Ötesini söylemeye gerek yok. Bu amaçlardan her biri, çocukları hiçe saymak ve iktidarın yüce saydığı amaçlar uğruna onları kullanmak demektir. Çocuklara değer verilen bir ülkede gencecik insanlar yanarak veya dumandan boğularak ölmezler. Çocuklara değer verilen bir ülkede, çocuklar “Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Ortaöğretim Kız Öğrenci Yurdu” veya benzeri kuruluşlara teslim edilmezler. Çocuklara değer verilen bir ..]]> Sun, 04 Dec 2016 04:22:17 +0300 Gündem Çocuk https://www.evrensel.net/yazi/77938/gundem-cocuk https://www.evrensel.net/yazi/77938/gundem-cocuk? Gündem Çocuk Derneğinin nesini beğenmediler? Elbette ki, doğruları söylemesini. Elbette ki, çocukları ciddiye almasını. Gündemin başına çocukları koymasını. Daha güzel bir dünya ve adil bir toplum mücadelesinin parçası olmasını... Çocukların yeşil alanlarını, çocukların okullarını tanınmaz hale getiren, tecavüze uğrayan bir çocuğu tecavüz edene teslim etmek isteyen bir rejim Gündem Çocuk Derneğinin nesini sevebilir ki? Madem Gündem Çocuk kabahatli, bir kabahatini hemen paylaşalım ki, nerede durduğumuz belli olsun. Bizler, Gündem Çocuk Derneğinin yanındayız... Aşağıdaki yazım 2013’te yayımlanmıştı. *** Gündem Çocuk Derneğinin önceki gün kamuoyuna sunduğu “Türkiye’de Çocuğa Yönelik Ayırımcılık Raporu”, Türkiye Cumhuriyeti’nin de imzalamış olduğu Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin her gün ihlal edildiğini gözler önüne seriyor. Çocuklara ayrımcılık uygulanmaması Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin en önemli ilkelerinden biri. Ama bu ilke sürekli ve sistematik olarak ihlal ediliyor. Tam ..]]> Sun, 20 Nov 2016 04:31:19 +0300 Çocuk haklarına darbe https://www.evrensel.net/yazi/77802/cocuk-haklarina-darbe https://www.evrensel.net/yazi/77802/cocuk-haklarina-darbe? Olağanüstü hal (OHAL) var ya, çocuklara ilgi olağanüstü arttı. OHAL o kadar olağanüstü ki, çocuklar olağanüstü yaratıcı oldular. Olağanüstü çalışmalar yapıyorlar ve bu çalışmalar olağanüstü sergilerde gözler önüne seriliyor. Şaka bir yana, bu sergiler ile yapılmak istenen çok açık. Darbe girişimi ardından büyük bir halkla ilişkiler kampanyası başlatıldı ve toplumda yaratılmak istenen algı için her olanak, her araç kullanılıyor. Bu sergilerde gayet basit bir OHAL senaryosu var: Bir resim sergisi veya fotoğraf sergisi düzenlenir. Sergide okul yöneticilerinin, öğretmenlerin, bazen velilerin yönlendirmesi ile ortaya çıkan çalışmalara yer verilir. İşlenilmesi istenen tema, “Devlet-millet-el ele demokrasiyi kurtardı” olarak özetlenebilir. Buna uymayan çalışmalara kesinlikle yer verilmez. Anlaşılacağı üzere, bu çok başarılı OHAL sergilerinde büyüklerin söylemek istedikleri küçüklerin ağzından söyletilir. Çocuklara ve gençlere “kurtarılan demokrasi” düzeninde uygun görülen budur: Bir papağan..]]> Sun, 30 Oct 2016 05:00:40 +0300 Gündelik faşizm https://www.evrensel.net/yazi/77704/gundelik-fasizm https://www.evrensel.net/yazi/77704/gundelik-fasizm? Yaklaşık bir yıl önce, 25 Ekim’de, tarihçi David Cesarani 58 yaşında öldü. Cesarani bir soykırım tarihçisi olarak tanınsa da çalışmalarının değeri hiç azalmadı. Soykırım artık geçmişte kalan, ancak tarihçilerin ilgisini çekebilecek bir sorun olmaktan çok uzak. Cesarani bu konuda 2001’de özetle şunları söylüyordu: Bugün Yahudi Soykırımı gayet güncel çünkü geçmiş yeniden yaşanıyor. Ruanda’da yaşananlar soykırımın geçmişte kalmadığını gösteriyor. Avrupa’nın gözlerin önünde, Bosna’da gerçekleştirilen “etnik temizlik” de öyle. İnsan haklarının sürekli olarak çiğnenmesi de, sığınmacılara yönelik tutumlar da geçmişten yeterince ders alınmadığını gösteriyor. Bu sözlerden çıkarılabilecek en önemli ders, geçmişin kendiliğinden geçmişte kalmadığı, daha doğrusu kalamayacağı. Geçmişin geride kalması için yaşanmış bütün korkunç olaylarla, en ince ayrıntısına dek yüzleşmek gerekiyor. Yüzleşmek de büyük bir çaba demek. Hem bu çabayı ortaya çıkarabilmek, hem de yüzleşmenin ötesine geçerek barış..]]> Sun, 16 Oct 2016 04:56:53 +0300 Tahterevalliye karşı çıkmak https://www.evrensel.net/yazi/77605/tahterevalliye-karsi-cikmak https://www.evrensel.net/yazi/77605/tahterevalliye-karsi-cikmak? Olan bitenleri anlamak için tahterevalliden iyisi yok. Tahterevalli (tahtırevalli), iki ucuna birer kişi oturup karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan, ortasından bir yere dayalı araç. Çocukların sevdiği bir oyun aracı. Eskiden tahtadan yapılırdı. Çocukların sevdikleri tahterevalliden kötü oyunlar çıkmaz. Ama ekonomik tahterevalli, siyasi tahterevalli ve medyatik tahterevalli çok fenadır. Bu tahterevallileri görmek artık hiç zor değil. Neoliberal kapitalizmin pek gizlisi saklısı yok. Kapitalizmin kitlelerden alınanların bir avuç insana verilmesine dayandığını görmek artık daha kolay. Kitleler yoksulluğa gömüldükçe, lüks içinde yaşayanlar çoğalıyor. Buna tahterevalli ekonomisi denebilir çünkü hep bir taraf ağır basıyor. Küçük ama mutlu bir azınlık diğer uçtaki milyonların payına sürekli el koyuyor. Dahası da var. Kitlelerin gereksinimlerini karşılamak için devletin kaynak bulamadığı söyleniyor. “Çocukların gideceği okulların olmasını veya bu okulların iyi olmasın..]]> Sun, 02 Oct 2016 04:00:38 +0300 Başkasının çocuğu... https://www.evrensel.net/yazi/77560/baskasinin-cocugu https://www.evrensel.net/yazi/77560/baskasinin-cocugu? Türkiye’de ölüm kol geziyor. Hava ağır. Kaç kişi farkında bilmek zor ama havada ölüm var. Büyükler gibi çocuklar da ölüm soluyor. Ülke delik deşik. Bu delik deşiklik toprağa verilen insanlar için açılan mezarlardan kaynaklanıyor. Vicdanlar delik deşik... Kafalar da delik deşik. Kitleler sanki en basit çözümleri göremiyor. Zihinler delik deşik yollar gibi. Akıllar bir türlü gidilmesi gereken yere gidemiyor; çukurlara takılıyor. Oynanmakta olan oyunlar öyle gizli saklı değil; ölüm siyaseti apaçık gözler önünde. Ama akıllar bu oyunlara kapılmaktan kurtulamıyor. Oynanmakta olan oyunlar artık mizah dergilerine kapak oluyor. Oyun çok, mizah dergilerine bol malzeme çıkıyor. Ama bu oyunların gülünecek yanı yok. Mizah dergilerinin kapakları yürek dağlıyor. Gırgır’ın son sayısının kapağı gibi. Kapakta bir çocuk var. Tahtanın önünde ayakta duruyor. Tahtada, “Hayat Bilgisi – Konu: Tatilde neler yaptık?” yazıyor. Çocuk, alnından akan bir damla terle, yazdıklarını okuyor: “Babamla tank durdurduk...]]> Sun, 25 Sep 2016 04:30:25 +0300 Okul mu, kümes mi? https://www.evrensel.net/yazi/77508/okul-mu-kumes-mi https://www.evrensel.net/yazi/77508/okul-mu-kumes-mi? Yıllar önce bir öğretim üyesi üniversitenin öğrenciler olmadığında daha güzel olduğunu söylediğinde çok şaşırmıştım. Benim için öğrenciler kampüsün ayrılmaz parçasıydı; üniversitenin canlılığı onlardan kaynaklanıyordu. Yıllar geçti. Üniversiteler üzerine çok daha fazla düşünmek, tartışmak ve yazmak gerektiğini anladım. Üniversiteler dahil tüm okullar iktidarın oyun alanına çevrilmek istendikçe, okullar hakkında daha çok çalışmak ve çabalamak gerektiği ortadaydı. Bugün neoliberal kapitalizmin en acımasız şekilde uygulanmak istediği ülkelerde okullar müthiş bir saldırı altında. Okulların kamusal işlevlerinden arındırılması için ticari birer kuruluşa çevrilmesi istenirken, diğer yandan okulların olabildiğince muhafazakârlaştırılması için büyük çaba gösteriliyor. Bugün ilköğretimde, yükseköğretimde ve hatta okul öncesinde hep aynı senaryo sahneleniyor. Türkiye’deki son gelişmeler de bunun bir parçası. Öğretim üyelerinin bir paçavra muamelesi görmesi, hak hukuk gözetilmeden işten atılmal..]]> Sun, 18 Sep 2016 04:20:09 +0300 Kurban kesimi ve çocuklar https://www.evrensel.net/yazi/77469/kurban-kesimi-ve-cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/77469/kurban-kesimi-ve-cocuklar? Zaman geçiyor, dünya değişiyor ama çocukların kurban edilen hayvanlarla karşı karşıya kalması olasılığı pek azalmıyor. Oysa çocukların kurban kesiminde yer almasını gerektiren hiçbir neden bulunmuyor. Sonuç olarak, tek bir çocuk yararlanacak olsa bile bu konunun üzerine eğilmek, her Kurban Bayramı öncesi çocuklara nasıl davranılmalı yeniden yazmak ve konuşmak gerekiyor. Dikkat edilmesi gerekenler şöyle özetlenebilir. Çocuklar hiçbir şekilde kurban kesimini izlememeli ve izlemeye zorlanmamalıdır. 6 yaş öncesinde çocukların kesimi hiçbir şekilde görmemesi gerekir. Kurban ve bunun ibadet amacıyla yapılması soyut kavramlardır; ancak 11 yaştan sonra anlaşılabilir. Bu nedenle çocuklar 12 yaşına dek kurban kesimini görmemelidir. Çocuklar yeni ve olağan dışı şeylere meraklıdır; kesimi izlemek isteyebilirler. Bu onların kesimden etkilenmeyeceği veya kurban kesiminin anlamını kavradıklarını göstermez. Çocukların yanında kesimin konuşulması ve anlatılmasından kaçınılmalıdır. Çocuklar görebileceğ..]]> Sun, 11 Sep 2016 04:05:42 +0300 Del Piero, kediler ve insanlık https://www.evrensel.net/yazi/77372/del-piero-kediler-ve-insanlik https://www.evrensel.net/yazi/77372/del-piero-kediler-ve-insanlik? Onu gördüğümde sakindi. Çevresine bakınıyordu. Çoğu tanımadığı insanlardan oluşan kalabalık sanki onu ürkütmemişti. Üniformalı ve silahlı kişiler bile. Sığınmacılarla ilgilenen Lighthouse gönüllüleri çoktan gelmişti. İçlerinden biri ona Fransızca seslenince yanıt verdi. Adının Del Piero olduğunu söyledi. Del Piero Ege sularını bir botla aşan nice çocuktan biri. Altı yaşında. Bu zor yolculuğu tamamlayabilmiş olduğu, ya da sabaha karşı bir şeyler ters gitmediği ve babasından ayrı düşmediği için şanslı sayılabilir. Skala Skaminias limanına çıktığında yanında olan kişilerle ne kadar süredir birlikte olduğu, Türkiye’de neler yaşadığı, Afrika’dan Lesvos (Midilli) adasına dek nasıl geldiği gibi soruları ona sorma olanağı bulamadım. Ama öyküsü bende kaldı. Yeniden baktığımda Del Piero’nun kucağında bir yavru kedi vardı. İkisi de çevrelerindeki kalabalık ve koşuşturmaca ile ilgilenmiyorlardı. Del Piero ve yavru kedi, sığınmacıların araçlara bindirilmesine dek birlikte kaldılar. O görüntüleri ..]]> Sun, 28 Aug 2016 04:47:28 +0300 İnkâr olimpiyatları https://www.evrensel.net/yazi/77325/ink-r-olimpiyatlari https://www.evrensel.net/yazi/77325/ink-r-olimpiyatlari? Hemen yakınımda olimpiyatlardan esinlenerek oyunlar oynayan çocukları izlerken aklıma çocukluğumda izlediğim olimpiyatlar geldi. Yaşım 1972 Münih Olimpiyatları’nı az da olsa anımsamaya bile izin veriyor. Benim gibi olimpiyatları severek izleyen arkadaşlarımla birçok spor dalında yarışmalar düzenlediğimizi anımsıyorum. O günden bugüne olimpiyatlar çok değişti. Olimpiyatlar gibi ben de değiştim. Artık olimpiyatların nerede yapılacağından, kimin ekmeğine yağ süreceğine, kimlerin yaşamını zora sokacağına dek başka birçok meseleye kafa yormak gerektiğini biliyorum. Diğer yandan, yeni olimpik spor olarak kabul edilen sporları da izlemek gerekiyor. Neyin spor, neyin spor olmadığına kafa yoranlar için her yeni olimpiyat yeni tartışmalar anlamına geliyor. Örneğin, golf ve rugby artık olimpik spor olarak kabul ediliyor. Gayet eski ve sevilen bir takım sporu olan rugby, sert olsa da olimpiyatlarda yer alabilecek bir spor. Ama golfun olimpiyatlara alınması çok garip. Spora benzemediğine iliş..]]> Sun, 21 Aug 2016 04:55:46 +0300 Ege'de insan ticareti sürüyor https://www.evrensel.net/yazi/77280/egede-insan-ticareti-suruyor https://www.evrensel.net/yazi/77280/egede-insan-ticareti-suruyor? Türkiye’de büyük medya kuruluşlarının aktarmadığı gerçekler saymakla bitmez. Geçen yıl boyunca Ege’de yaşanan insanlık trajedileri aktarılmayan korkunç gerçeklerden yalnızca biri. Bu trajedilere neden olan insan ticaretinin nasıl gerçekleştiği ve bu insanlık suçunun neden önlenmediği özellikle iktidar yanlısı medyada hiç sorgulanmadı. Milyonlarca dolar kara para Türkiye’de kimlerin eline geçti, kimlerin cebine girdi sorgulayan olmadı. Bugünlerde Lesvos (Midilli) adasına her gün bir iki bot geliyor. Botların çıkış noktaları geçen sene ile hemen hemen aynı. Botların sayısı gibi botlarla adaya ulaşanların sayısı da azaldı. Geçen yıl hemen her bottan 50-60 kişi inerken artık botlardan en çok 30-35 kişi iniyor. Botları karşılayanlar ise tümüyle değişti. Botları çoğu zaman Frontex tekneleri denizde karşılıyor. Sığınmacılar çoğu zaman bottan tekneye alınıyor ve bot kıyıya çekilerek getiriliyor. Denizde donanmaya bağlı gemiler sürekli nöbet bekliyor. Kıyıda ise Frontex’e bağlı olarak çalışa..]]> Sun, 14 Aug 2016 04:49:08 +0300 Çocukların söz hakkı var mı? https://www.evrensel.net/yazi/77225/cocuklarin-soz-hakki-var-mi https://www.evrensel.net/yazi/77225/cocuklarin-soz-hakki-var-mi? Meğer Türkiye’de çocukların söz hakkı varmış. Bilmiyorduk, öğrendik. Çocukların söz hakkı galiba 15 Temmuz ile ortaya çıkmış. Yani, demokrasi kurtarılınca... Bunları Beyoğlu Belediyesi’nin basın duyurusundan öğrendim. Belediye yönetimi medyada yer almaya büyük önem veriyor ve medyanın dikkatini çekmek için büyük çaba harcıyor. Yönetimdekiler düşünüp taşınıp Türkiye’de esmekte olan büyük demokrasi rüzgarına uygun bir fikir üretip, hızla uygulamaya koymuşlar. Fikre uygun görülen başlık, “15 Temmuz Çocuk Resim Atölyesi”; yer göze çarpacak bir yer, Taksim Meydanı. Atölyede, “çocukların 15 Temmuz darbe girişimi esnasında yaşadığı travmaları ve sonrasında yaşadıkları duyguları” dışa vurması sağlanmış. Basın duyurusuna göre, 5-13 yaş arasındaki çocuklar anne-babalarıyla birlikte Taksim’e gelerek atölyeye katılmışlar. Çocukların duygu ve düşüncelerini dile getirmeleri meğer çok önemliymiş. O kadar önemliymiş ki, “çocukların yaşadığı travmaları ve duyguları” hem sergilenecek, hem de kitap ol..]]> Sun, 07 Aug 2016 05:00:25 +0300 Tutkal https://www.evrensel.net/yazi/77178/tutkal https://www.evrensel.net/yazi/77178/tutkal? Türkiye sanki bitmek bilmeyen bir korku tünelinde. Tüneli tarif etmek de, nerede başlayıp, nerede biteceğini bilmek de zor. Ne durumda olduğumuza verilebilecek tek yanıt var. O hâldeyiz. Milliyetçilik, ırkçılık, militarizm, cinsiyetçilik, mezhepçilik, tarikatçılık, dincilik bir bulamaç olarak sanki her yerden fışkırıyor. Bu bulamaç ideoloji patlayıcı bir top gibi, ortalıklarda yuvarlanıyor. Bu bulamacın bir “halk hareketi” olduğunu, hatta bir tutkal olduğunu düşünenler var. Bitmek bilmeyen tutkal arayışının yanıtı artık, acımasızlığı ve şiddeti baş tacı eden bir tutum ve onu besleyen bir ideoloji. Birkaç yıl önce dinin en sağlam tutkal olduğunu söyleyenler, bu tutkalla birleştiklerini söyledikleri iktidar tarafından tutuklanıyor, elleri kelepçeleniyor; hatta yetmiyor ters kelepçe takılıyor. Yıllar boyu yazdıkları gazetede, “Yakalandı!” haberi çıkıyor. Hemen ardından gazete kapatılıyor. Ters kelepçe... Her ters kelepçe iktidarın beslediği ideolojinin güçlenmesini sağlıyor. Öte yandan..]]> Sun, 31 Jul 2016 05:00:44 +0300 Darbe ve linç https://www.evrensel.net/yazi/77080/darbe-ve-linc https://www.evrensel.net/yazi/77080/darbe-ve-linc? Linç, bir kişi veya grubun daha kalabalık bir grup tarafından ölüm ile cezalandırılmasıdır. Linç, hukukun yok sayılmasıdır ve genelde öldürmeyi hedefler. Ama ölüm ile sonuçlanmayan girişimler de linç eylemidir. Linç, ABD’de yasaların pek işlemediği bir dönemde çok ciddi suçları cezalandırmak için kullanılmış ve hukukun güçlenmesi ile yasaklanmış. Daha sonra, özellikle güney eyaletlerinde siyahlara karşı kullanılan hukuk dışı bir baskı aracı haline getirilmiş. Linç mağdurlarının çoğunluğu toplumun ezilenlerinden. Linç ile terör estirilmesine göz yumulduğu dönemlerin varlığı bilindiği ve bu konuda yeterince baskı yapıldığı için ABD Senatosu 2005 Haziran ayında linç kurbanlarından resmen özür dilemiş. On yıl önce, 2006’da, Türkiye’de daha önce hiç görülmemiş sayıda linç girişimi ortaya çıkmıştı. Geçmişte kendiliğinden başlar görünen linç girişimlerinin hemen hepsi ciddi birer tezgah ürünü olduğu için perdenin arkasında kimin olduğunu sormak gerektiği ortadaydı. Örneğin, 6-7 Eylül bir t..]]> Sun, 17 Jul 2016 05:00:57 +0300 Hayatın Sesi, gerçek aşısı! https://www.evrensel.net/yazi/76982/hayatin-sesi-gercek-asisi https://www.evrensel.net/yazi/76982/hayatin-sesi-gercek-asisi? Günde kaç zeytin yemeli? Hormonlu domates neresinden anlaşılır? Hangi sebzelerde hangi vitaminler bulunur? Çocuklara hangi vitaminler gereklidir? Bu soruların benzerleri her gün yeniden üretiliyor. Hangi besin, hangi şu hangi bu? Hele bir de söz konusu olan bir bebekse. Örneğin, bebeklere hangi aşılar gereklidir? Eskiden çocukların aşı karnesi olurdu. Bebeklikten başlayarak hangi aşıların yapıldığı bu karneye işaretlenirdi. Aşı karneleri bugün kullanılıyor olsa, bir ek yapmak gerekirdi; “gerçek aşısı” diye. Çocuklara bugün vitamin kadar, sebze meyve, aşılar kadar, hatta su kadar gerçekler gerekiyor. Geçen hafta soranlar oldu. Havalimanındaki katliamı çocuklara anlatmak gerekir mi? Bir katliam çocuklara nasıl anlatılır? Yanıtı oldukça basit: Çocuklara katliamları anlayabilecekleri bir dille ve yaşlarına uygun olacak bir şekilde anlatmak gerekiyor. Dikkat edilecek noktalar var. Ama bugün konumuz bu değil. Konumuz çocuklar ve gerçekler! Çocukların nerede yaşarlarsa yaşasınlar gerçekl..]]> Sun, 03 Jul 2016 04:34:38 +0300 Rozerin ve Murat için https://www.evrensel.net/yazi/76928/rozerin-ve-murat-icin https://www.evrensel.net/yazi/76928/rozerin-ve-murat-icin? İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde pasaport işlemlerini yaptırmak için bekleyenlerden biriydim. İri bir adam, “Benim çocuğumu ağlattınız!” diye bağırmaya başladı. Karşısındaki polis memuruna bas bas bağıran adamı birkaç polis memuru gelip yatıştırdı. Kısa sürede belli oldu ki, bağıran adam eşi ve çocuğu ile oradaydı. Kendisine söylenenler veya gördüğü muamele hoşuna gitmediği için bağırmaktan çekinmiyordu. Kısa sürede neden çekinmediği anlaşıldı. Kendisini yatıştırmaya çalışanlarla meslekdaştı. Bağıran bir başkası olsa neler olurdu? Yanıtını bildiğim bu soruya değil, adamın söylediklerine takıldım: Çocuğumu ağlattınız!!! Aklıma ister istemez birkaç kitap geldi. İlki, İsmail Saymaz’ın kitabı: “Oğlumu Öldürdünüz, Arz Ederim.” Sonra bir diğeri, Saymaz’ın nefretin nasıl üretildiğini anlattığı “Nefret – Malatya: Bir Milli Mutabakat Cinayeti.” Artık şaşırmıyorum; aklıma konusu sevgi olan kitaplar değil, ölüm olan kitaplar daha kolay geliyor. Ümit Koşan’ın kitabı, “Sessiz Ölüm: Tabutluklar, B..]]> Sun, 26 Jun 2016 04:22:04 +0300 Nasıl bakan olunur? https://www.evrensel.net/yazi/76881/nasil-bakan-olunur https://www.evrensel.net/yazi/76881/nasil-bakan-olunur? Bir eczaneye girdiğinizde karşınıza çıkan kişi yufkacı veya kasap olsa şaşırırsınız. Bu kişi, “usta”, “uzman” veya “profesör” gibi etiketler taşısa da, bu durumu değiştirmez. Etiketi ne olursa olsun, orada olmaması gerekir. Ya da dükkanın adını değiştirmek, “yufkacı” veya “kasap” yapmak gerekir. Bu anlaşılması zor olmayan yanlış, iş bakanlıklara geldiğinde sanki birden anlaşılır olmaktan çıkıyor. Bakan olmak bir konuda uzman olmak, bakanlık görevini gerçekten hak etmek ile ilişkili değil. Bakan olmak siyasetçi olmak demek. Bugünkü rejimde ise bir adamın has adamı olmak demek. Adını da koyalım, bir kukla tiyatrosunda görevlendirilmek demek. Eğitimle biraz olsun ilgilenenler eğitim bakanı olabilmek için ille de bir “misyon eri” olmak gerektiğini biliyorlar. Eğitimci olmak, eğitimle ilgili bir donanımı olmak kesinlikle gerekmiyor. Gerekli olan en bilim dışı, en çağ dışı, en gerici uygulamaları uygulamaya koyabilmek. Yani çok acımasız, gerçekten çok acımasız olmak gerekiyor. Milyonlarca ..]]> Sun, 19 Jun 2016 04:02:43 +0300 Çocuklar, kokular ve heyecan https://www.evrensel.net/yazi/76834/cocuklar-kokular-ve-heyecan https://www.evrensel.net/yazi/76834/cocuklar-kokular-ve-heyecan? Çocukları sevmek, çocuklarla ilgilenmek çok güzel. Çocuklar hakkında sorulan sorulara yanıt verebilmek de güzel. Karne zamanı yaklaşırken sorular çoğalıyor. Soran olursa ciddiye almamak olmaz. Epeydir bir garip alışkanlık türedi. Karne alanlara ille de armağan almak gerekirmiş. Biz öğrenciyken böyle bir gereklilik yoktu ama o eskidenmiş. Karne alan öğrencilerin arasında armağan bekleyenler çoğaldı. Kendini armağan almaya zorunlu hisseden anne babalar da öyle. Bu armağan oyununu sorgulamayı bir yana bırakıp, armağan almayı kafaya koymuşların sorularına duyduğumda söylediklerime döneyim. Birçok soru duyuyorum: Ne armağan alayım? Küçük mü olmalı, büyük mü? Armağanın tehlikesiz olanı nasıl seçilir? Kademeli armağan alsam olur mu? Arkadaşlarına şunlardan aldılar, ben bundan alsam olur mu? Yaşına uygun olan hangisi? Hepsinin bence yanıtı bir: “Çocuklara barış armağan edin.” Her yaşa uygun. Her bedene uygun. Kızlara da, oğlanlara da. Barıştan güzel armağan mı olur? Ama bunu dinleyen sayısı ..]]> Sun, 12 Jun 2016 04:28:14 +0300 Bilimin sultanı olur mu? https://www.evrensel.net/yazi/76784/bilimin-sultani-olur-mu https://www.evrensel.net/yazi/76784/bilimin-sultani-olur-mu? Geçenlerde “Bilimin Sultanları Sergisi” diye bir etkinlik düzenlendiğini duydum. Sergiyi duyurmak için İzmit çevresinde birçok yere büyük afişler asılmıştı. İlk olanakta araştırmaya başladım. Tahminlerim doğru çıktı. Bilimin Sultanları Sergisi (BSS), birçok ülkeye taşınan “Sultans of Science” başlıklı sergiden esinlenerek düzenlenmiş. Meğer serginin amacı, “İslami ilimler ve İslam alimlerinin dünya bilimine kazandırdığı buluş ve eserleri” tanıtmakmış. BSS, doğal olarak, “havuz medyası” ve henüz havuza katılamamış İslamcı yayın organlarının ilgisini toplamış. Havuz gazetelerinin başını çeken gazetede BSS sevinçle anlatılmış. BSS; dünyayı gezen sergiden esinlenerek düzenlenmiş ama “yerli” imiş ve “Altın Çağ” diye adlandırılmış. Bu sevinç dolu habere göre BSS, Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezinde gerçekleştirilmiş. Merkezin müdürü, bu başarının temelinde çok duygusal nedenler olduğunu söylemiş. Meğer, dünyayı gezen sergi taklitmiş, yabancı işiymiş. “Müslüman bilim adamlarının icatlarının..]]> Sun, 05 Jun 2016 05:00:00 +0300 Yarış kafa karışıklığı gerektirir https://www.evrensel.net/yazi/76728/yaris-kafa-karisikligi-gerektirir https://www.evrensel.net/yazi/76728/yaris-kafa-karisikligi-gerektirir? Geçenlerde bir konuşmaya tanık oldum. Konuşan kişiler birer veliydi. Konuşmayı, tam da eğitimin bir yarış olduğu söylendiğinde yakaladım. Konuşan kişi, eğitim bir yarış olduğu için okulların amacının yarış kazandırmak olduğunu söylüyordu. Tahmin ettiğim üzere, konuşma kısa süre sonra okullara ödenen ücretlere geldi. Veliler duydukları, bildikleri ücretleri yarıştırarak konuşurlarken yanlarından ayrıldım. Özel okullara öğrenci göndermek için harcanan büyük tutarların toplamını hesaplamaya karar verdim. Geçen yıl mayıs ayında açıklanan ücretlerden yola çıkarak birkaç örnek üzerinden basit bir hesap yapalım. Örneğin, İstanbul’daki özel okulların birinde yıllık ücretler; anaokulu için 14 bin 500, ilkokul için yaklaşık 25 bin, ortaokul için yaklaşık 26 bin ve lise için 29 bin TL olarak açıklanmıştı. Bu tutarlar, asgariden hesaplandığında 335 bin TL tutar. Bu, bir öğrencinin liseyi bitirene de okula gidebilmesi için ödenmesi gereken çok yüksek bir tutar. Türkiye’de son dönemde türeyen ..]]> Sun, 29 May 2016 04:53:27 +0300 Acı çilek https://www.evrensel.net/yazi/76641/aci-cilek https://www.evrensel.net/yazi/76641/aci-cilek? Rosalba Cruz Moran 23 Kasım 2015’de yapılan duruşmada suçlu bulundu. Kendi bebeğini öldürmekle suçlanıyordu. Yargıç bu suça uygun düşen cezanın 25 yıl olduğuna karar verdi. Rosalba Meksika’nın Oaxaca eyaletinden. Ana dili Mixteco; İspanyolcası ise pek iyi değil. Ondan önce milyonlarca yerlinin yaptığı gibi doğduğu topraklardan ayrılmış. Geçtiği yolları, ödediği paraları, yaşadığı haksızlıkları, çektiği acıları tam olarak bilmek ve sıralamak oldukça zor. Ama yolunun Kaliforniya’ya çıkması, Los Angeles yakınlarında tarım işçisi olarak çalışmaya başlaması bilinen bir senaryo. Rosalba ve onun gibi kayıtsız milyonlarca tarım işçisinin sebze ve meyve tarlalarında çalışması hiç şaşırtıcı değil. Rosalba’nın çilek toplaması da şaşırtıcı değil. Ama dava sürecinde ortaya çıkan ve medyada yer alan gerçekler hem şaşırtıcı, hem de ürkütücü. En azından milyonlarca tarım işçisinin yaşadıklarını bilmeyenler için... Rosalba doğduğu toprakları geride bırakıp Kaliforniya’da bir tarlada doğum yap..]]> Sun, 15 May 2016 04:56:20 +0300 Dokunulmazlık meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76598/dokunulmazlik-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76598/dokunulmazlik-meselesi? Geçen yıl dersime gelen bir araştırmacı arkadaşım, öğrencilere “çilekli süt” adıyla satılan ürünlerin içerisinde çilek olmadığını anlattı. Sonra bu ürünlerin içerisine çilek tadı vermesi için konulanların listesini gösterdi. Bu gerçekle ilk kez karşı karşıya kalan öğrencilerden biri, “Bari süte dokunmasalardı!” diye söylendi. Ben de, “Dokunulmayan ne kaldı?” diye düşündüm. Gerçekten ne kaldı? Geçenlerde bir arkadaş artık Ayder Yaylası’na gidemediğini söyledi. Ayder son yıllarda kalkındıkça kalkındı. O kadar kalkındı ki, eskiden yaylaya doğayla kucaklaşmak için gidenler artık karşılarında “çilekli süt” satan süpermarketler, mücevher altın satan kuyumcular buluyor. Yaylada kuyumcu olur mu? Yeni Türkiye’de oluyor. Müşterileri var. Yanlarında bol para ve dogma getiren Müslüman turistler... Eskiden dokunulmaz olduğu düşünülen o yemyeşil yaylaların geleceği karanlık. Yeni Türkiye’nin kurulması için yaylaların, derelerin, vadilerin yok edilmesi gerekiyor. Ama doğanın yok edilmesi için önce ..]]> Sun, 08 May 2016 05:00:07 +0300 Çocuklara bütünlük gerek https://www.evrensel.net/yazi/76495/cocuklara-butunluk-gerek https://www.evrensel.net/yazi/76495/cocuklara-butunluk-gerek? Birlik ve bütünlük... Türkiye’de büyüyen çocukların sürekli duydukları iki kavram. Aslında siyasi bir tekerleme. Kısaca, BB. Sevgi ve saygı (SS) gibi. SS de çok önemli. SS, büyükler içine ne koyarlarsa koysunlar, küçüklerin olduğu gibi kabul etmeleri gereken bir çeşit paket. SS paketinin sindirme gücü iyi ama kaldırma gücü zayıf. Yani küçükleri sindirmekte işe yarıyor ama kitleleri ayağa kaldırmakta hiç de etkili değil. BB bu açıdan çok daha iyi. Her şeyden önce kulağa hoş geliyor. Bir sayıların başı. En önce o geliyor. Bütün de güzel bir sözcük. Bütün, tamam olan, eksik gedik olmayan, yarım yamalak, ters türs olmayan bir şey. En basiti, kim bütün ekmek istemez? Bütünü varken, yarımını çeyreğini kim ister? Kaldırma gücü göz önünde tutulduğunda, BB sık başvurulması gereken bir tekerleme. Akıllı bir devlet büyüğü sırtını kutsal değerlere yaslar, kolay anımsanan tekerlemeleri diline dolar. Madem çocuklar BB tekerlemesi ile büyüyor, madem BB önemli, o zaman BB korunmalı. BB hep anılmalı...]]> Sun, 24 Apr 2016 05:00:02 +0300 Damlara fotoğraflar koysak https://www.evrensel.net/yazi/76396/damlara-fotograflar-koysak https://www.evrensel.net/yazi/76396/damlara-fotograflar-koysak? Dünyanın kimi bölgelerinde artık çocuklar havanın açık olmasını istemiyorlar. İstemiyorlar çünkü hava açık olduğunda gökyüzünde “insansız hava aracı” (İHA) denilen ölüm araçları beliriyor. Eskiden özgürlüğü çağrıştıran gökyüzü artık yalnız geceleri güzel. Gündüzleri ise gökte ölüm kuşları uçuyor. Bu ölüm kuşlarının gökyüzünün parçasına dönüştüğü yerlerden biri, Pakistan’ın kuzeybatısındaki Veziristan. Özellikle de Afganistan sınırındaki, dağlık Kuzey Veziristan. Ölüm kuşları gökyüzünde belirdiklerinde ölümcül silahlar taşıdıklarını herkes biliyor. Hedef alınan kişileri CIA belirliyor; ABD Hava Kuvvetlerine bağlı “İHA pilotları” veya “operatörleri” vuruyor. Bu “üstün savaş teknolojisi” öldüren ile öldürülenlerin karşı karşıya gelmesini engelliyor. Hedef Kuzey Veziristan’da, hedefi izleyen ve vuran askerler ise Nevada’da bir Hava Kuvvetleri üssünde. Ölüm kuşlarını kullanan pilotlar genç insanlar. Bir savaş pilotu gibi uçmaları gerekmiyor. Bir çatışma içine girmedikleri, hiçbir tehlike ..]]> Sun, 10 Apr 2016 05:00:17 +0300 Değersizleştirme ideolojisi https://www.evrensel.net/yazi/76347/degersizlestirme-ideolojisi https://www.evrensel.net/yazi/76347/degersizlestirme-ideolojisi? Tecavüz? Önemli değil. Cinsel istismar? O da önemsiz. Bir doğa harikasının, koca bir bölgenin yok edilmesi? Gayet önemsiz. Ya kitaplar? Onlar zaten eskiden beri çok tehlikeli, çok zararlı. Tiyatro? Çok gereksiz, çok önemsiz. Peki insan yaşamı? Havaya uçurulanlar? Paramparça edilen insanlar? Gencecik insanların ölmesi? Sokaklarda çocukların gençlerin cesetlerinin görülmesi? Bunlar da önemsiz. Artık hepsine “önemsiz” damgası vuruluyor çünkü her şeyi ama her şeyi bir araca dönüştürmeye yarayan korkunç bir değersizleştirme furyası ile karşı karşıyayız. Türkiye’de ve içinde bulunduğu bölgede artık kötülük çok daha olağan. Doğadan kültüre, ağaçlardan hayvanlara, çocuklardan kadınlara artık her şey tehlikede. Sanki büyük bir kuşatma var ve değerli olan, güzel olan, dünyayı yaşanabilir kılan ne varsa, gerçekten önemli ne varsa, hepsi değersizleştiriliyor. Çocuklar bile... Bu korkunç süreci tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermek gerekiyor. En başta anlaşılması gereken, kötülüğün kendiliğinde..]]> Sun, 03 Apr 2016 05:00:02 +0300 Şehit üretme yarışı https://www.evrensel.net/yazi/76297/sehit-uretme-yarisi https://www.evrensel.net/yazi/76297/sehit-uretme-yarisi? Ocak ayında Diyanet Vakfı tarafından düzenlenen “Uluslararası İyilik Ödülleri” ve diğer “iyilik” çalışmalarını ele almıştım. Listede Deniz Feneri Derneğinin düzenlediği “iyilik” konulu fotoğraf yarışması, “İyilik Okulu” ve “Aile Katılımlı İyilik ve Nezaket Yarışması” vardı. Genç İHH tarafından düzenlenen “İyiliği Yakala” fotoğraf yarışması vardı. Şura Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği Elbistan Temsilciliğinin düzenlediği, “İyilik Mutfağı” başlıklı pasta yarışması vardı. Hatta “İyilik Sempozyumu” vardı. Sanki Türkiye “iyilik” ile dolup taşıyor. Oysa bütün bu “iyilikler” bir yarılmanın ya da cinnetin perdeleri. Perdenin arkasında akıl almayacak denli korkunç işler yürütülüyor. Bu “iyilik” işlerinin başını çeken Diyanet o kadar “iyi” ki, artık çocukları şehit olmaya özendirmeye çalışıyor. Bunu gizlemeden, açık açık yapıyor. Çünkü iktidar da öyle yapıyor. Diyanet son yıllarda tam anlamıyla bir siyasi araca dönüştürüldü. Artık iktidar ne isterse onu gerçekleştirmeye çalışıyor. Diyanete ..]]> Sun, 27 Mar 2016 05:00:22 +0300 Alışma! Savaşma! Barış iste! https://www.evrensel.net/yazi/76248/alisma-savasma-baris-iste https://www.evrensel.net/yazi/76248/alisma-savasma-baris-iste? Biz barış isteyenler çok şey mi istiyoruz? Hayır. Peki ne istiyoruz? Barış istiyoruz. Barış alınmaz satılmaz. Ticaretini yapacak değiliz. Barış yenilmez içilmez. Barış takı değil, takılmaz. Barış istiyoruz çünkü yaşamak istiyoruz. Daha iyi bir yaşam kurmak istiyoruz. Çok şey istemiyoruz. Biz barış isteyenler gerçekten ne istiyor? Çocuklar yaşayabilsin istiyoruz. Çocuklar korunmasız kalmasın istiyoruz. Çocuklar engellerle karşılaşmadan gelişebilsinler istiyoruz. Gelişsinler, serpilsinler; bu dünyayı olabildiğince güzel bir dünya kılsınlar. Hem de daha en küçük yaştan bu dünyaya katkıda bulunsunlar. Kimse onların bu dünyaya sessiz kalmak için geldiğini sanmasın, onların dünyayı keşfetmesine ve güzelleştirmesine engel olmasın, onlara baskı yapmasın istiyoruz. Bunları kimler için istiyoruz? Her çocuk için istiyoruz. Nerede yaşarsa yaşasın, her çocuk için istiyoruz. Ayrım yapmadan her çocuk için. Başka ne istiyoruz? Çocukların yararı her zaman önde tutulsun; en önce çocukların yararı düşü..]]> Sun, 20 Mar 2016 04:28:52 +0300 Barış mücadelesi ve din adamları https://www.evrensel.net/yazi/76145/baris-mucadelesi-ve-din-adamlari https://www.evrensel.net/yazi/76145/baris-mucadelesi-ve-din-adamlari? Daniel Berrigan 1921’de Minnesota’da küçük bir kasabada doğdu. İki yıl sonra kardeşi Philip dünyaya geldi. Daniel ve Philip ilkokul çağına geldiklerinde ABD görülmemiş bir ekonomik bunalımın içindeydi. Anneleri Frieda kapılarını çalan aç bir ziyaretçi olduğunda onu doyurmadan göndermezdi. Babaları Tom demiryollarında çalışan sendikalı bir işçiydi. Sosyalistti. Frieda ve Tom Katoliktiler, hiç de sofu değildiler. Ama Daniel 18 yaşına geldiğinde din adamı olmaya karar verdi. 36 yaşına geldiğinde artık bir öğretim üyesiydi; yazdığı şiirler beğeni, hatta ödül topluyordu. Daniel’in küçük kardeşi Philip, II. Dünya Savaşı’na gönderilmek için askere alındı. Askerken savaşın, militarizmin ve ırkçılığın ne anlama geldiğini derinden kavradı. Savaş bitince üniversiteye gitti. Daha sonra kardeşi gibi din adamı olmaya yöneldi. Daniel ve Philip’in yöneldikleri inanç, zorluklar içerisinde var olmaya çalışanlara yakın olmaya, zorlukları paylaşmaya dayalıydı. Siyahlar haklarını almak için mücadeleye b..]]> Sun, 06 Mar 2016 04:20:40 +0300 Havasına suyuna, taşına toprağına https://www.evrensel.net/yazi/76091/havasina-suyuna-tasina-topragina https://www.evrensel.net/yazi/76091/havasina-suyuna-tasina-topragina? Üç yıl kadar önce günümüzde yaşananları özetlediğim bir yazıda aşağıdaki dizeleri bir marşa dönüştürenlerin veya marşa dönüştürülmüş bu dizelere kapılanların ne yapacaklarının merak konusu olduğunu yazmıştım. Havasına suyuna, taşına toprağına (...) Bir başkadır benim memleketim. Bu eskimiş dizeler aslında Yeni Türkiye’ye – yani Talan Cumhuriyeti’ne –çok uygun. Ülkenin taşı toprağı, havası ve suyu talan ediliyor. Dizelerde biraz değişiklik yapılırsa, ortaya bir talan düzeni marşı bile çıkabilir. Havasına suyuna, taşına toprağına, El koyuyorum kamunun malına... Her köşesi talan edilse, ezilmez yanmaz içim, Bir metadır benim memleketim. *** O tarihte Fikret Başkaya bir yazısında, “Havayı Ne Zaman Özelleştireceksiniz?” diye soruyordu: Özelleştirme, neoliberal saldırının üç sloganından biri. Diğer ikisi serbestleştirme ve kuralsızlaştırma. Özelleştirme kamu mallarının, kamuya ait işletmelerin özel sermayeye, kapitalistlere satılması, devlet tarafından sağlanan kamu hizmetlerinin ..]]> Sun, 28 Feb 2016 05:00:47 +0300 Milli bebekler milli son https://www.evrensel.net/yazi/76035/milli-bebekler-milli-son https://www.evrensel.net/yazi/76035/milli-bebekler-milli-son? Türkiye’nin içine sürüklendiği kaos çok korkunç. Bu kaosu yaratanlar, milyonları bu kaosun içine çekmek isteyenler çok acımasız. Yapılanların hepsi bilerek ve istenerek yapılıyor. Sorumlular çok kararlı. Bu ülkeyi her gün kan dökerek yönetebileceklerini düşünüyorlar. Hesapları yalnız Türkiye’de değil, Suriye’ye de kan dökmek; dökülen her damla kandan kin ve nefret, yani çıkar, iktidar, para üretmek. Bir karabasan içinde insan ne düşünür? Ben adını bile bilmediğim o bebeği düşünüyorum. Adını bilmiyorum, kız mı oğlan mı bilmiyorum. Şu an nerede bilmiyorum. Bizi kimse tanıştırmadı. Tanıştırmasına gerek de yoktu. O güzel gülüşü, mısır dişleri ile herkesle tanışması çabuk ve kolaydı. Kucaklarında oturduğu iki kadın, belki de annesi ve anneannesi, onu engellemediler. Bebek hiç tanımadığı yan koltuktaki yolcuya bakışlar, gülücükler göndermekle kalmadı; kısa süre sonra onun kucağına gitti. Kucağına gittiği kadının saçının veya derisinin rengi, burnunun şekli, adı sanı, ana dili, uyruğu v..]]> Sun, 21 Feb 2016 04:54:03 +0300 Çocuklara dayatılanlar ve gerçekler https://www.evrensel.net/yazi/75938/cocuklara-dayatilanlar-ve-gercekler https://www.evrensel.net/yazi/75938/cocuklara-dayatilanlar-ve-gercekler? Geçen hafta çocuklara yönelik dayatmalarla dolu birkaç haber birden geldi. Bunlardan biri, ABD’den geliyordu. Sarah Grey, 6 yaşındaki kızının eve getirdiği ödevde garip bir soru görmüştü: “Orduya katılsanız ne tür bir asker olmak isterdiniz? Karacı? Havacı? Denizci? Sahil koruma?” Bu soru o gün sınıfta sorulmuştu çünkü kağıtta sınıfta en çok ve en az seçilen kategori belirtilmişti. Ödevi yapacak öğrencilerin her kategori kaç kere seçilmiş bir grafik üzerinde işaretlemesi isteniyordu. Grey, kızına ve diğer 6 yaşındaki çocuklara orduyu sevdirme çalışması yaptıranlara ateş püskürüyordu. Çocuklara orduyu sevdirme çalışmaları elbette bir okul ve bir sınıf ile sınırlı değil. Bu “sivil” bir sorun da değil. Tam tersine, militarizmin topluma işlemesi için büyük paralar harcanıyor. Harıl harıl çalışan bir mekanizma var. “Ağaç yaşken eğilir” anlayışı ile küçük çocukların hoşuna gidecek boyama, eşleştirme oyunu, vb. birçok çeşit malzeme üretiliyor, internet üzerinden yayılıyor. Militarizm kendi..]]> Sun, 07 Feb 2016 04:55:19 +0300 Terlik, kartopu, ekmek https://www.evrensel.net/yazi/75832/terlik-kartopu-ekmek https://www.evrensel.net/yazi/75832/terlik-kartopu-ekmek? Esra Arsan son yazısında bir terlikten söz etti. Ezilenler kendilerini nasıl koruyor, korumaya çalışıyor düşünenlerin mutlaka okuması gereken bir yazı. Esra Arsan’ın sözünü ettiği terlik, Dilek Doğan’ın annesi Aysel Doğan’ın evladını öldüren polislere fırlattığı terlikti. Dilek Doğan, 18 Ekim 2015 sabaha karşı Küçükarmutlu’da ailesi ile birlikte yaşadığı evde öldürüldü. Eve baskın düzenleyen özel harekat timinde yer alan bir polis, Dilek Doğan’a çok yakından ve hedef alarak ateş etti. Elindeki otomatik tüfekti ve çok yakından ateş ettiği için hedef almaması söz konusu olamazdı. Sonuç olarak gencecik bir kadın acımasızca öldürüldü. Bu cinayetin bir bölümünün görüntüleri video sitelerinde bulunuyor. Milyonlarca insan, isterlerse, Dilek Doğan’ın öldürüldüğü sabah o evde neler oldu, izleyebilirler. Dilek Doğan’ın cenazesini, annesinin söylediklerini, teyzesinin ağıdını da. Dilek Doğan’ın öldürülmesi bir rastlantı, bir kaza, “garip bir olay” değil. Küçükarmutlu’da yaşayanlar, Küçükarmutl..]]> Sun, 24 Jan 2016 05:00:46 +0300 Güneşe balçık akıllara kayyum https://www.evrensel.net/yazi/75776/gunese-balcik-akillara-kayyum https://www.evrensel.net/yazi/75776/gunese-balcik-akillara-kayyum? Bir varmış, bir yokmuş. Dünyanın bir yerinde güzel mi güzel bir ülke varmış. Bir akşam bu ülkenin tüm çocukları uyuduklarında çok ama çok garip, çok ama çok kara bir kabus görmüşler. Uyanmak istemişler ama kabus onları bırakmamış. Kabus gerçekten çok karaymış. Bu kabusta daha önce hiç duymadıkları bir sözcük kullanılıyormuş. “Kayyum, kayyuum, kayyuuum” diye ortalık inliyormuş. Çocuklar anlamadıklarını sayıklıyorlarmış. O zaman çok yüksek ve çok kaba bir ses bağırıyormuş: “Kayyum, bir malın yönetilmesi veya belli bir işin yapılması için görevlendirilen kimsedir!” Çocuklar anlamadıklarını, bu kayyum her ne olursa olsun istemediklerini sayıklıyorlarmış. Aynı ses bağırıyormuş: “Susun! Susuuuun!” Size mi soracağız?” O çok yüksek ve çok kaba ses bağırıyormuş: “Okullara kayyum atayacağız. Öğretmenlerin yerine din alimleri koyacağız. Çocukları en ufak yaştan dinle dolduracağız.” Sonra çocuklar birdenbire kendilerini bir trende buluyorlarmış. Kara bir tren. Her yeri kara, lokomotifi..]]> Sun, 17 Jan 2016 04:55:07 +0300 İyilik yarışıyor https://www.evrensel.net/yazi/75723/iyilik-yarisiyor https://www.evrensel.net/yazi/75723/iyilik-yarisiyor? Son yazımda 2015 yılının bir kötülük yarışını andıran olaylarla dolu olduğunu yazmıştım. Bu yazıyı yazarken bir yandan da aklımdan şu soru geçiyordu: “Bunca kötülük olurken nasıl olur da sürekli iyilikten söz ederler?” Bu soru aslında bir yarılmanın, kopmanın ya da cinnetin perdesini aralamak anlamına geliyor. Türkiye’de akıl almayacak denli korkunç şeyler olurken, “İyilik Sempozyumu” başlıklı toplantılar düzenleniyor, Diyanet Vakfı tarafından “Uluslararası İyilik Ödülleri” dağıtılıyor. Vakfın böyle ödüller dağıtması aslında şaşırtıcı değil çünkü “iyilik” bazı işleri daha iyi yapabilmek için gerekli anahtar bir kavrama dönüştürülmüş durumda. Vakfın çalışmaları “iyilik faaliyetleri” olarak adlandırılıyor. Diyanet TV web sitesinde, “Diyanet’ten Bir Dünya İyilik” gibi başlıklar kullanılıyor; vakfın “bir iyilik hareketi” olduğu belirtiliyor. “Hizmet hareketi” gibi... Bu “iyilik faaliyetleri” için sivil destek de düşünülmüş. Deniz Feneri Derneği’nin “iyilik” konulu fotoğraf yarışması gib..]]> Sun, 10 Jan 2016 05:00:46 +0300 Kötülük yarışı https://www.evrensel.net/yazi/75672/kotuluk-yarisi https://www.evrensel.net/yazi/75672/kotuluk-yarisi? Geçen yıl bir kötülük yarışını andıran olaylarla doluydu. Bu olayları yazmak bile insana ağır gelecek bir çaba. Bu nedenle tam yıl biterken gelen haberlere bakmakla yetinmek istiyorum. Haberlerden biri, ABD’nin Ohio eyaletinden geldi. 22 Kasım 2014’de Cleveland kentindeki bir parkta polis tarafından vurularak öldürülen 12 yaşındaki Tamir Rice davası başlamadan bitti. Jüri sanık polis hakkındaki suçlamaları dayanaksız bularak polis memuru hakkında ceza davası açılmamasına karar verdi. Oysa gerçekler sanık polisin yargılanması gerektiğini gösteriyordu. Polis Memurları Timothy Loehmann ve Frank Garmback olay yerine geldiklerinde kafalarında, “Elinde silah bulunan bir zenci” imgesi ve bu imge ile eşleştirilmiş ne kadar ön yargı varsa hepsi vardı. Polis memurlarının her ikisi de beyazdı. Timothy Loehmann daha 26 yaşındaydı; yeni bir polisti. Olay yerine ulaştıktan iki saniye sonra hedef alarak silahını ateşledi ve Tamir’i göğsünden vurarak öldürdü. Polislerin savunmasını üstlenen Clevela..]]> Sun, 03 Jan 2016 05:00:23 +0300 Çocuk olmak çok zor https://www.evrensel.net/yazi/75618/cocuk-olmak-cok-zor https://www.evrensel.net/yazi/75618/cocuk-olmak-cok-zor? Geçen yıl tam bugünlerde bir muhasebe yapmak gerektiğini yazmıştım. Kâr-zarar hesaplarından değil, gerçeklerle yüzleşmek için yapılan muhasebeden söz ediyordum. Sağ tarafa şunları yazmıştım. Vatanseverlik. Birlik bütünlük. Huzur ve güvenlik. Ezelden beri soylu bir ırk. Tanrının gözde kulları. Dindar. Çok sağlam Müslüman. Asker millet. Kanıyla bayrağa renk vermek. Tanrının askerleri... Bir de hür olmak. Hür teşebbüs. Serbest piyasa. Ezelden beri hür, hoşgörülü ve ilelebet hür kalacak bir millet... Geçen yıldan kalanlara birkaç ek yapalım. Ortaya doğru yazalım, çünkü gerçekler ortada olmalı. 7 Haziran. Suruç, 20 Temmuz. Abluka. Sokağa çıkma yasakları. Yerde sürüklenen bir ceset. 10 Ekim, Kara Cumartesi. Sonra, 1 Kasım. “Türksen övün, değilsen itaat et.” Özel top, özel tüfek, özel tim. “Eğitim sırası bizde - JÖH.” Sol tarafa ise acı gerçekleri yazalım. Öldürülen çocukları, örneğin. Yazması acı, okuması acı. Yaşaması ise anlatılmaz denli acı... Maraş Katliamı’nı da yazalım. 1978’den kal..]]> Sun, 27 Dec 2015 05:00:04 +0300 Vicdanlara turnusol tutunca https://www.evrensel.net/yazi/75567/vicdanlara-turnusol-tutunca https://www.evrensel.net/yazi/75567/vicdanlara-turnusol-tutunca? Geçen yaz Lesvos (Midilli) adasının kuzeydoğusundaki Skala Skaminias ve çevresine her gün sığınmacılarla dolu en az on bot geliyordu. Çanakkale kıyılarında bindirildikleri şişme botlarla bir iki saatlik bir yolculuk ardından adaya varan sığınmacıların çoğunluğu Suriye’den kaçmak zorunda bırakılan insanlardı. Adaya ulaşan her bot sığınmacılarla birlikte birçok sınav da taşıyordu. Sabırlar sınanıyordu, sinirler sınanıyordu; akıllar, vicdanlar sınanıyordu. Her gün ama her gün insanların ve doğanın dayanma sınırları sınanıyordu. Bir akşam, Skala Skaminias’a geç saatte ulaşan sığınmacılar bir kenara oturmuşlar, dinleniyorlardı. Aralarında hasta ve yaralı yoktu. Birçoğu Kobanê’dendi; aralarında Türkçe konuşanlar da vardı. Saldırılardan sonra dayanamadıklarını ve kaçmak zorunda kaldıklarını söylüyorlardı. Yorgun, hırpalanmış, sarsılmış olsalar da sonunda Avrupa’ya ayak basmışlardı. Diğer sığınmacılar gibi belirsiz bir umudu kovalıyorlardı. Bahçe duvarının üzerinde oturanların çoğu gençti; ..]]> Sun, 20 Dec 2015 05:00:53 +0300 Çocuklar hükmen yenik https://www.evrensel.net/yazi/75458/cocuklar-hukmen-yenik https://www.evrensel.net/yazi/75458/cocuklar-hukmen-yenik? Kimi ülkelerde altı çocuk birden ölürse yer yerinden oynar. Hele ki, bu ölümler önlenebilir ölümlerse. Örneğin çocuklar çıkan bir yangında ölmüşlerse. Değil altı, bir çocuk ölse bile yetkililer seferber olur. Türkiye’de ise bir çocuk öldüğünde yer öyle kolay kolay yerinden oynamaz. Türkiye’de çocuğun değerli ve önemli olması için çocuk olması yetmez. Bir ağa, bir paşa, bir zenginin çocuğu olması gerekir. Çok “özel” bir vasfı olması gerekir. Ölen bir değil, on çocuk olsa da böyledir. Sayının yüksek olması önemli değildir. Nasılsa çocuk bol, nasılsa çocukların haklarını savunan güçlü bir kamu kurumu yok. Nasılsa çocuklara yönelik çalıştığı söylenen en büyük sivil kuruluşlardan bile hiç ses çıkmaz. Nasılsa çocuk hakları gerektiğinde rafa kaldırılabilecek bir kavramdır. Kimi “özel olmayan” çocukların ölmesi ülkeyi sarsacak bir sorun olamaz. Çünkü her çocuk koşulsuz olarak yaşam hakkına sahip olamaz. Büyükler çocuklar hakkında hükümler verirler, çocukların hakları bunlara uyuyorsa geçerli..]]> Sun, 06 Dec 2015 05:00:45 +0300 İnsansız ve vicdansız https://www.evrensel.net/yazi/75403/insansiz-ve-vicdansiz https://www.evrensel.net/yazi/75403/insansiz-ve-vicdansiz? Ölümün artık birçok adı var. Eskiden olduğundan çok daha fazla. Ölümün kol gezdiği topraklarda insanlar bu adları çok iyi biliyorlar. Akrep. Kobra. Keleş. Arma. Plastik mayın. Biber gazı. Gaz kapsülü... Ölümün yeni adlarından biri “insansız hava aracı” (İHA). Bu araçlar artık her gün uçuruluyor. Dünyanın kimi yerlerinde İHA gökyüzünün sanki bir parçası gibi. Yükleri çoğu zaman ölümcül silahlar. Bir hedefe yöneltildiklerinde ölüm “üstün teknoloji” ile geliyor. Öldüren ile öldürülenler artık birbirlerinden çok uzaktalar. Örneğin hedef Afganistan’da, hedefi izleyen asker ise ABD’de, Nevada’da bir Hava Kuvvetleri üssünde. Ölüm bir düğmeye basıldığında yere iniyor. Bu araçları uçuranlara “operatör” deniyor. Onlara “İHA pilotları” da denebilir. Uçmayan pilotlar. Bu pilotlar bir çatışma içine girmiyorlar, hiçbir tehlike yaşamıyorlar. Her gün bir ölüm makinasının parçası olarak görev yapıyorlar ve sonra evlerine gidiyorlar... Ama bu kolay değil. Öldürdükleri insanları bir ekranda izlemek onl..]]> Sun, 29 Nov 2015 05:00:55 +0300 Saygınlık sorunu https://www.evrensel.net/yazi/75347/sayginlik-sorunu https://www.evrensel.net/yazi/75347/sayginlik-sorunu? Devir değişti. Gerçekten çok değişti. Artık Türkiye saygın insanlarla dolu. Saygın insandan geçilmiyor. Saygınlık salgını var sanki... Neden mi? Birlikte düşünelim. Diyarbakır’da adı Ubeydullah olan bir adam 3 kıza kendini saygın bir kişi, bir subay olarak tanıtır. Adam bir yetişkindir. Kızlar ise daha 14 yaşındadır. Saygın adam kızları evine götürür. Onlara esrar içirir ve porno film izletir. Amacı kızları birer cinsel nesne olarak kullanmaktır. Adama 14 yaşındaki üç kıza cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla 150 yıl hapis istemiyle dava açılır. Sonuç? Mahkeme adamı, “saygın tutum” ile ödüllendirir. Verilen on yıl hapis cezası aslında bir anlam taşımamaktadır. Mahkemenin kararı, bir gazetede haber başlığı olarak kullanılan mesajı vermektedir: Küçüklere tecavüz etmek “saygın” bir davranıştır! Gelelim Mardin Dargeçit’teki Saray Mahallesi’ndeki ilköğretim okuluna. Bir öğrenci ders arasında sınıfındaki dolapla oynar. Dolap üzerine devrilir ve 8 yaşındaki çocuk ağır yaralanır. Ha..]]> Sun, 22 Nov 2015 04:54:05 +0300 Gerileme raporu https://www.evrensel.net/yazi/75298/gerileme-raporu https://www.evrensel.net/yazi/75298/gerileme-raporu? Avrupa Birliği’nin 2015 Türkiye İlerleme Raporu açıklandı. Raporun diplomatik bir metin olduğu ve önemli kimi noktalara yeterince değinmeyeceği ortada olsa da, raporda dikkat çekilen sorunlar Türkiye’de çocukların durumunu özetlemek açısından yararlı olabilir. Raporda Türkiye’de hakların “etkin olarak güvence altına” alınması gerektiği vurgulanıyor. Yazılanları biraz açar ve sadeleştirirsem, özeti şu olabilir: Kadınların haklar güvence altına alınmalıdır. LGBTİ bireylerin hakları güvence altına alınmalıdır. Romanlar sosyal ve ekonomik olarak ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Ayrımcılıkla mücadele için ancak “zayıf” sıfatı uygun olabilir çünkü savunmasız kesimlerin ve azınlıkların hakları yeterince korunmamaktadır. Cinsiyet temelli şiddet, azınlık topluluklara karşı ayrımcılık ve nefret söylemi, LGBTİ bireylerin hakları gibi konularda ciddi sorunlar bulunmaktadır. Bu saptamalar ışığında, özel olarak korunması gereken savunmasız kesimlerden biri olan çocuklar hakkında neler yazıldığı..]]> Sun, 15 Nov 2015 04:54:43 +0300 Türküler söyleyelim! https://www.evrensel.net/yazi/75251/turkuler-soyleyelim https://www.evrensel.net/yazi/75251/turkuler-soyleyelim? İlhan Erdost, 7 Kasım 1980’de 12 Eylül’ün apoletli canilerinin emriyle, apoletsiz canilerin acımasız darbeleriyle Mamak’ta öldürüldü. İlhan gelir Türküler’le Türküler’le biz elele Güleriz güzel günlere İlhan uzatmış kadehi Güler gözlerinin içi Çağıldar cümle sevinci İlhan’la biz nezarette Yanyana bir kanepede Akar gündüz, uçar gece İlhan’ı gördüm düşüyor Yanım ateşe düşüyor Elim kolum yetişmiyor İlhan’ı gördüm yaralı Gözleri kandan hareli Yüzü güllere çevrili İlhan’ın paltosu kanlı Alazlanmış tüter canı Düşmüş omuzdan kolları İlhan İlhan, İlhan İlhan Sular çavlan, kuşlar pervan Gittin mi can, gittin mi can Muzaffer İlhan Erdost, Aralık 1980 İlhan Erdost’a kıyan caniler o zamandan bu zamana azalmadı, çoğaldı. Bebeklerden cani üreten düzenin adı değişti, görüntüsü değişti ama özü hiç değişmedi. O günden bugüne insanın değeri hiç artmadı, tam tersine azaldı. Lüks çoğaldı, yoksulluk daha da çoğaldı. Sahtekarlık da, acımasızlık da kural oldu. Bugün ..]]> Sun, 08 Nov 2015 04:53:22 +0300 Gri, beyaz ve yeşil kabus https://www.evrensel.net/yazi/75206/gri-beyaz-ve-yesil-kabus https://www.evrensel.net/yazi/75206/gri-beyaz-ve-yesil-kabus? Yıl 2023. Talan Cumhuriyeti dünya haritasında gri ile gösteriliyor. Gri çünkü bir uçtan diğer uca, kuzeyden güneye, batıdan doğuya betonarme bir ülke. Grinin üzerinde kalın çizgiler var çünkü her yer “duble yol” dolu. Yollar boyunca devasa fabrikalar var. Beton fabrikaları. Otobanlar beton kamyonları ile dolu. Kamyonların arasında çok sayıda “beyaz Toros” var. Daha yakından bakınca her yer onlarla dolu. Soma, Cizre, Armutlu, Roboski, Ankara... Resmi araçlar artık siyah değil, beyaz. Yasama, yürütme ve yargı artık beyaz araç kullanıyor. Medya da beyaz araçlarla donatılmış. Artık güçler ayrı değil, hepsi bir, tek renk. Milyonlarca insan her gün müthiş bir karmaşa ve kargaşa içerisinde yaşam mücadelesi veriyor. Medya her gün yaşam mücadelesi verenlere yardım etmek için çalışıyor. Amaç kitlelerin uyutulması ve sömürüye razı edilmeleri. Yoksa bu çileyi çekmezler. *** Yıl 2023. Ülke gri, ülke beyaz. Doğanın yeşili artık yok. Ama artık okullar yeşil. Kitlelerin uyutulması ve sömür..]]> Sun, 01 Nov 2015 04:54:47 +0300 Kanlı Cumartesi, Kanlı Pazar https://www.evrensel.net/yazi/75105/kanli-cumartesi-kanli-pazar https://www.evrensel.net/yazi/75105/kanli-cumartesi-kanli-pazar? Yıllar önce karşımdaki üniversite öğrencilerinin Maraş Katliamı’ndan haberdar olmadıklarını öğrenince çok sarsılmıştım. Karşımdaki 30-35 genç Türkiye’nin yakın tarihini yeterince bilmiyorlardı. Biri dışında hiçbiri Maraş Katliamı’nı duymamıştı. Çorum Katliamı’nı da bilmiyorlardı. Geçen hafta öğrencilerimin 10 Ekim Cumartesi günü Ankara’da gerçekleştirilen katliam hakkında neler düşündüklerini öğrenmeye çalıştım. Gerek Konya’da milli maç öncesinde yaşananları, gerekse “yetkililer” tarafından yapılan açıklamaları anlayabilmek adına geçmişte yaşananlara bakmak gerektiğini düşünenlerin sayısı oldukça azdı. Dayanamadım, öğrencilerime Kanlı Pazar’ı bilip bilmediklerini sordum. Bilmiyorlardı. Kanlı Cumartesi’yi anlamak için Kanlı Pazar’ı kavramakta yarar olduğunu söyledim. Şubat 1969. Gençlik örgütleri sokaktalar çünkü ABD Donanması (6. Filo) İstanbul’u ziyarete gelmiş. Tepki büyük. Gençlik ve işçi örgütlenmeleri İstanbul’da emperyalizm ve sömürüye karşı bir yürüyüş ve miting yapma kara..]]> Sun, 18 Oct 2015 04:50:51 +0300 Çocuğun söylediği https://www.evrensel.net/yazi/75064/cocugun-soyledigi https://www.evrensel.net/yazi/75064/cocugun-soyledigi? Sennur Sezer yeni aramızdan ayrıldı. Geride insanlığa yakışır bir iz bıraktı. Bu iz, bir kabusa dönüştürülmek istenen yaşamları, günleri, toprakları ısrarla savunanlar için çok değerli, çok derin bir iz. Çocukların öldürüldüğü, cansız bedenlerin bir aracın arkasında sürüklendiği bir ülkede yaşamak istemeyen kitleler, dün Ankara’da bir araya gelip barış çağrısı yapmak istediler. Onların barış çağrısı yapmalarına izin verilmedi. Barış isteyenlere bir kez daha bombalarla saldırıldı. Dün Ankara’da öldürülenleri unutmayacağız. Dün Ankara’ya akan ve saldırıya uğrayanlar barış ve adalet mücadelesinden vazgeçmeyecekler. Ölenler, yaralananlar ve bu ülkede olanlar için her gün içi yanan milyonlarca insan, barış ve adalet talebinden geri adım atmayacaklar. Şimdi barış ve adalet mücadelesinde kaybettiklerimiz için bir şiir söyleyelim, Sennur Sezer’in bir şiirini. Sennur Sezer’i içimizde taşıyarak... Çocuğun Söylediği Bir çocuk “HAYIR” dediğinde Göğe bakın Kuşlar uçuşuyor mu Yoksa bir uça..]]> Sun, 11 Oct 2015 05:00:04 +0300 Bir çocuğu ve her çocuğu sevmek https://www.evrensel.net/yazi/75020/bir-cocugu-ve-her-cocugu-sevmek https://www.evrensel.net/yazi/75020/bir-cocugu-ve-her-cocugu-sevmek? Türkiye şiddet ve ölüm soluyor. Öldürülen çocukların sayısı her gün artıyor. Öldürülen çocukların fotoğrafları ekranlara yansıyor. Ama taşlaşmış vicdanlar çok. Bir çocuğun öldürüldüğünü duyunca kılı kıpırdamayan milyonlarca insan var. Kılı kıpırdamayan kimi ana babaların çocukları, okula yeni başladılar. Çocuklarının heyecanlarını görüyorlar ama akıllarına öldürülen çocuklar gelmiyor. Oysa başkasının çocuğunu umursamayan insan, kendi çocuğunu da yeterince sevemez. Aklıma ekim 2008’de yazdıklarım geliyor. *** Kimi yaşantılar, kimi durumlar, insana daha önce yeterince kavrayamadığı gerçekleri kavrama olanağı verir. (...) Bunlardan biri, yeni doğmuş bebeklerin camın bir yanında, onları görmeye gelenlerin ise camın diğer yanında bulunduğu doğumevleri veya hastanelerin doğum birimleridir. Camın bir yanındaki yalın mı yalın, kimseyi umursamaz gibi görünen bebekleri izleyen diğer yandaki yetişkinler, sanki büyülenmiş gibi görünürler. Yüzlerinden baktıkları bebeklere duydukları hayranlık,..]]> Sun, 04 Oct 2015 04:26:01 +0300 Bayram bile siyasi araç yapıldı https://www.evrensel.net/yazi/74924/bayram-bile-siyasi-arac-yapildi https://www.evrensel.net/yazi/74924/bayram-bile-siyasi-arac-yapildi? Kurban Bayramı yaklaşırken artık her kentte devasa afişler asılıyor. Otobüs durakları, bu afişler vb. ile donatılıyor. Hepsinde aynı mesaj var: “Kurban kardeşliktir.” Her yıl yinelenen bu mesaj artık bir ezbere dönüştü. “Sivil” olduğu iddia edilen bir ezbere. Bu ezbere göre kurban, “Müslüman kardeşe yaklaşıp dara düştüğünde onun yanında olmanın ve kardeşliği paylaşmanın” adıymış. Kurban kesmek, “İnsanlığın bozulan vicdanını temizlemesini” sağlayacakmış. Kurban, “Ümmet olma şuurunu paylaşmak” içinmiş. Bu görüşleri ileri süren vakıf, kandan söz etmekten hiç kaçınmayan iktidar yanlısı bir kuruluş. Kurbandan söz ederken, “Biliyoruz ki yeryüzünün kan içinde kaldığı bir zamanda sığınılacak tek şey Allah’ın rahmeti ve mağfiretidir,” demişler. Bunun anlamı aslında şu: “Kan dökenlere ses çıkarmayacağız.” Yani, “Sokaklarda öldürülen çocuklar bizi ilgilendirmez. Cizre’de katliam yapılması bizi hiç ilgilendirmez. Ali İsmail Korkmaz’ı öldürenlerin Müslüman olmaları bizi ilgilendirmez. İktidarın v..]]> Sun, 20 Sep 2015 04:16:50 +0300 Tepenin tepesinde kim var? https://www.evrensel.net/yazi/74871/tepenin-tepesinde-kim-var https://www.evrensel.net/yazi/74871/tepenin-tepesinde-kim-var? Türkiye inanılması zor bir akıl ve vicdan tutulması içerisinde. Şiddet, gaddarlık, hunharlık kol geziyor; kin, nefret ve ölüm her an, her yerde ortaya çıkabilir. Kin ve nefret çığlıkları insanlığın sesini bastırıyor. Meğer insan yaşamının ve milyonlarca insanın hiçbir değeri yokmuş. Meğer en yüce değer ölmek ve şehit olmakmış. Geçen hafta içerisinde söylenenler ve yapılanlar bunu gösteriyor. Türkiye’de ve Cizre’de olanları anlamayanlar için anlatalım. Meğer bayrak dalgalandırmak, marş okumak, özgürce yaşamak için hep gencecik insanların ölmesi gerekiyormuş. Toprağa akan her damla kan, bunları “tescil eden” bir mühürmüş. Meğer bir şehitler tepesi varmış ve bu tepe hiç boş kalmamış, kalmayacakmış. Yani ölmek ve öldürmek çok gerekliymiş. Dahası da var. Haftalardır çözümsüzlüğü, gaddarlık ve hunharlık politikalarını gizlemek, ölümleri haklı çıkarmak ve sokakları kin ve nefrete teslim edebilmek için işlenen şehitlik temasına koşarak katılanların başında Ankara Ticaret Odası (ATO) geliy..]]> Sun, 13 Sep 2015 04:54:42 +0300 Nojin https://www.evrensel.net/yazi/74825/nojin https://www.evrensel.net/yazi/74825/nojin? Midilli (Lesvos) Adası’na bugünlerde her gün en az bin kişi geldiği tahmin ediliyor. Nojin onlardan biri. Geçen hafta adanın kuzeydoğusundaki Skala Skaminias’a ulaşan sığınmacılardan biri. İngilizce biliyor. Bize kız kardeşleri ile Halep’ten geldiklerini anlattı. Nojin sonu belirsiz bu uzun yolculuğa tekerlekli sandalyesinde çıkmıştı. Nojin’e yapılması gerekenleri açıkladıktan sonra onun için bir araç bulmak gerekeceğini, beklemesini söyledik ve araştırmaya başladık. Bir arkadaşımız en kolay çözümün Nojin ve kız kardeşlerini bizim götürmemiz olduğunu söyledi; polisi aradı. Durumu açıkladıktan sonra arabanın Türkiye plakalı olduğunu söyledi; plaka numarasını verdi. O sırada birinin kamyonetini almaya gittiği haberi geldi. Arkadaşımız polise yeniden telefon etti; durumu açıkladı ve kamyonetin plakasını bildirdi. Nojin ve kardeşi öne bindirildi. Sandalyesi arkaya yerleştirildi. Sonra gebe ve bebekli kadınlar bindirildi. Çantaları yanlarına konuldu. Kamyonete başka kimin bineceği belli o..]]> Sun, 06 Sep 2015 05:00:04 +0300 Lesvos’a sığınmacı akını sürüyor https://www.evrensel.net/yazi/74781/lesvosa-siginmaci-akini-suruyor https://www.evrensel.net/yazi/74781/lesvosa-siginmaci-akini-suruyor? Lesvos (Midilli) adasında her gün inanılması güç sahneler yaşanıyor. Geçtiğimiz perşembe günü ardı ardına varan şişme botlarla tahminen 2 bin sığınmacı adanın kuzeydoğusuna ulaştılar. Ertesi gün ise yaklaşık bin sığınmacı adaya vardılar. Adada olağan yaşam sürüyor gibi görünse de gerçeküstü bir durum yaşanıyor. Sığınmacılar herhangi bir gün, herhangi bir saatte adaya vardıklarında günlük yaşam duraksıyor, olağanüstü olaylar yaşanıyor ve sığınmacılar yola koyulduklarında sanki olağan akış sürüyor. Perşembe akşam yaşananlar belki bu gerçeküstü durumun anlaşılmasına yardımcı olabilir. Skala Skaminias’da Hollandalı bir çiftin düğünü için düzenlenen akşam yemeği ve eğlence sürerken, saat 21.30 sularında yaklaşık 40 Suriyeli sığınmacı botlarıyla limana vardılar. Onların geldiğini kimse fark etmedi. Sığınmacılar eğlencenin ortasından geçerek Skala Skaminias’ın meydanına vardılar. Sığınmacılar sanki canlı müzik eşliğinde karşılandılar. Kısa bir süre sonra düğünü düzenleyenlerden iki kişi sı..]]> Sun, 30 Aug 2015 05:00:25 +0300 Denizin ortasında bir bebek ağladı https://www.evrensel.net/yazi/74678/denizin-ortasinda-bir-bebek-agladi https://www.evrensel.net/yazi/74678/denizin-ortasinda-bir-bebek-agladi? Midilli (Lesvos) adasına her gün yüzlerce sığınmacı geliyor. Adanın tam Ayvacık kıyılarına bakan kuzeydoğusundaki koylar patlamış botlar, can yelekleri ve atılmış giysilerle dolu. Geçen hafta boyunca adaya her gün yaklaşık 1000 sığınmacı ulaştı. Sakin ve huzurlu adada aylardır bir trajedi sahneleniyor. Savaş sürüyor, Suriye boşalıyor. Suriyeliler evlerinden topraklarından kaçmak ve ellerinde avuçlarında ne varsa insan ticareti yapanlara vermek zorunda kalıyorlar. Adaya yapılan yolcuğun bedeli 1100-1200 ABD doları. Can yeleği için ayrıca 50 dolar ödemeleri gerekiyor. Çünkü bu ticaret; insan ticareti... Bu ticaretin merkezi İzmir-Basmane. Eskiden adaya sığınmacılar gece karanlığında gelebilirdi. Artık günün her saatinde gelebiliyorlar. Belli ki, Türkiye’den ayrılan botlara kimse engel olmuyor. Yetkililerin bu ticareti desteklediğini tahmin etmek hiç de zor değil. Sığınmacılar adaya büyük şişme botlarla ulaşıyorlar. Botların üzerindeki levhada 18 kişilik olduğu yazsa da hemen her bot 45..]]> Sun, 16 Aug 2015 04:55:37 +0300 Savaş kara, kapkaradır https://www.evrensel.net/yazi/74584/savas-kara-kapkaradir https://www.evrensel.net/yazi/74584/savas-kara-kapkaradir? Mutlaka görmüşsünüzdür, gözünüzde hemen canlanabilir. Kapkara bir sıvıya batmış, belki de eskiden bembeyaz olan bir kuş. Kuş tümüyle petrole bulanmış, canlı olup olmadığını anlamak bile zor. Kuşun biraz ilerisinde bir fok. Her yer simsiyah. Sanki bir petrol denizi oluşmuş. Biraz ileride bir kuşu temizlemeye, kurtarmaya çalışan bir görevli, ya da yardıma koşmuş bir yurttaş çalışıyor. Korkunç bir tablo. Somutlaştırmak için bir örnek vereyim. Alaska’da Exxon Valdez adlı tankerden 24 Mart 1989’da 11 milyon galon ham petrol denize aktı. Yaklaşık bin mil boyunca kıyı tanınmaz hale geldi. Yüz binlerce hayvan yok oldu. Tankerin çevreye verdiği korkunç zararın ölçülmesi aslında hiç mümkün olmadı. Bu ancak insan eliyle yaratılmış bir afet olarak görülebilir. Bu afetin etkileri günümüzde, sızıntının üzerinden 25 yıl geçtikten sonra bile gözle görülebiliyor. *** Savaş işte bu tabloya benziyor. Savaş kilometreler boyunca sahili, denizi, devasa bir alanı kaplayan, siyaha boyayarak tanınmaz hale g..]]> Sun, 02 Aug 2015 05:00:44 +0300 Sessiz kalmayacağız! https://www.evrensel.net/yazi/74543/sessiz-kalmayacagiz https://www.evrensel.net/yazi/74543/sessiz-kalmayacagiz? Yaşlı kadın ateşi yaktı. Akşam üstü başkaları çeşit çeşit koşuşturmacalar, işlerle uğraşıyorlardı. Ama onun acelesi yoktu. Zaman bu mahallede farklı akıyordu belki de. Yaşlı kadın biraz uzaktan ateşin alevlerinin yanışını izledi. Sanki alevler de acele acele yanıyordu. Aceleci alevlerin boyu posu azalınca yaşlı kadın ateşe yakından baktı. Yeterli olduğuna karar verince gidip verandada duran mısırları getirdi. Aceleci alevlerin görünmez olmasını sabırla bekledi. Bir süre sonra rengi açık sarıdan koyu sarıya ve sonra hafif siyaha dönmeye başlayan mısırların kokusu mahalleyi sarmaya başlayacaktı. Dolores ve arkadaşları top oynadıkları yerden koşarak soluk soluğa döndüler. Hepsi de çok susamıştı. Evleri yakında olanlar evlerine koştular. Evi uzakta olanlar birilerinin peşine takıldılar. Çocuklar evlere dağılırken mahalleyi saran tanıdık mısır kokusu neşelerini daha da arttırdı. Dolores, ya da herkesin kullandığı adıyla Lola, bağırarak bahçeye daldı; “Nine, ben geldim” dedi. Ninesinin bir..]]> Sun, 26 Jul 2015 04:56:32 +0300 Edebiyat, edep ve kalıplar https://www.evrensel.net/yazi/74496/edebiyat-edep-ve-kaliplar https://www.evrensel.net/yazi/74496/edebiyat-edep-ve-kaliplar? Ankara’da doğdum büyüdüm. Bana hep Ankara’daki en iyi liselerden birinde okuduğum söylendi. Bense, “Okulun iyisi buysa kötüsünü düşünmek bile istemem. Çocuk ve gençler böyle okulları hak etmiyor!” diye düşündüm. Okulları değiştirmeyi kafama koydum. Böyle düşündüğüm için yolum psikolojiye çıktı; sonra da çocukları ve gençleri daha iyi anlamak için gelişim psikolojisine yöneldim. Yıllar geçti. Türkiye’de okullar hâlâ berbat. Daha iyi okullar için durmadan mücadele etmek gerekiyor. Eğitimle ilgili toplantılarda yaptığım birçok konuşmada hemen en başta yukarıdaki gibi bir başlangıç yaparım. Türkiye’de okulların bir türlü bitmek bilmeyen bir kabusa benzediğini vurgulamak için. Bu kabusun içerisinde edebiyat ve tarih dersleri mimlidir. Bu derslere giren öğretmenlerin birçoğu eskiden beri resmi söyleme uygun müfredata sadık kalmaya, hatta bunun ötesine geçip öğrencilerin kafalarına düpedüz çağ dışı düşünceler kazımaya çabalarlar. Aklıma hemen “iyi lise” olduğu söylenen okulumda derslerde, ..]]> Sun, 19 Jul 2015 04:14:56 +0300 Sokaklar, kutular ve kamplar https://www.evrensel.net/yazi/74450/sokaklar-kutular-ve-kamplar https://www.evrensel.net/yazi/74450/sokaklar-kutular-ve-kamplar? Geçenlerde sokaklarda çocukların görülmediği hemen her yerde adı konmamış bir kast sistemi olduğunu, buna “büyük kapatılma” denilebileceğini yazmış ve örnek olarak çocukların sokaklarda görülmesini engelleyen çok masum görünen bir yanlışı ele almıştım. Bu yanlış çocukların okula servis aracı ile yollanması. Basit görünse de bu önemli bir örnek çünkü masum görünen bu kararın çok kötü sonuçları var. Anne babalar çocuklarını büyük ücretler ödeyerek servislere, yani metal ve plastikten oluşan kutulara, bindirdiklerinde doğaya ve dünyaya zarar veren birçok aracın varlığını haklı çıkarmış oluyorlar. Bu araçların kullandığı yakıt için büyük paralar harcanıyor. Büyük kentlerde okullar açıkken bir minibüs seli yaşanması aslında herkesin zararına. Bir çocuğun servisle okula gönderilmesi onun bir kutuya kapatılması demek. İster basit, ister son model olsun, çocuğun bindirildiği servis aracı bir kutu. Günümüzde çocuklar ev kutusundan servis kutusuna, servis kutusundan okul kutusuna sonra ger..]]> Sun, 12 Jul 2015 04:56:27 +0300 Çarmıh politikaları https://www.evrensel.net/yazi/74402/carmih-politikalari https://www.evrensel.net/yazi/74402/carmih-politikalari? Türkiye’nin bir bataklığa sürüklendiği ortada. Tam bu bataklıktan çıkma umutları belirir gibi olunca ülkeyi savaşa sürükleme planları uygulamaya konulmak isteniyor. Türkiye’nin savaşa, yani Suriye’nin içine itildiği bataklığa sokulması ve bu yolla Türkiye’nin gündeminin değiştirilmesi hedefleniyor. Suriye’de nelerin olup bittiğini henüz anlamayanlar için bir ortak komşuya, Irak’a bakmak yeterli olabilir. Mart 2003’te başlayan istila ardından Irak’ın parçalanması ve güneyde bir mezhep çatışması zemini oluşması sağlandı. IŞİD tam da bu zeminde ortaya çıktı. Savaş planları yapanların çocukların yararını hiç düşünmediğini söylemeye gerek bile yok. İnsanlar onlar için değersiz, çocuklar ve diğer güçsüzler ise çok daha değersizler... Peki Türkiye’nin Suriye’de süren savaşa sokulması ardından Suriye’ye gönderilecek askerler kimin yanında savaşa girecek? Elbette ki, IŞİD vb. güçlerin. Yıllardır desteklenen güçlerin. Peki IŞİD vb. güçler çocuklara neler yapıyorlar, AKP yandaşı medya hiç ele ..]]> Sun, 05 Jul 2015 05:00:17 +0300 Yeşilbahar direniyor! https://www.evrensel.net/yazi/74354/yesilbahar-direniyor https://www.evrensel.net/yazi/74354/yesilbahar-direniyor? Köklü bir okul düşünün, yaklaşık elli yıllık bir devlet okulu. Dahası öyle militarizm, savaş vs. ile eşleşmiş bir adla anılmıyor. Adı yaşam sevinci çağrıştıran bir okul. Yeşilbahar tam bir mahalle okulu. Yani yürünerek gidilebilecek, çevresinde yaşayan bir mahallenin olduğu bir okul. Ama Yeşilbahar’ı tanınmaz kılmak isteyenler var. Kimler mi? Yeşilbahar gibi birçok ilköğretim okulunu birden ortaokul yapan, 4+4+4 dayatmasını üreten, çocukları birer nesne gibi gören, her mahalleye bir imam hatip kondurmak isteyenler. Veliler Yeşilbahar’ın iyi bir okul olduğunu düşünüyorlar. Diyorlar ki: 2013-14 eğitim-öğretim yılında mezun olan 67 öğrencisinden 3’ü Fen, 40’ı Anadolu Lisesini kazandı. Öğrencilerin başarıları sadece sınavlarla sınırlı da değil. Futbol ve voleybolda ulusal ve uluslararası turnuvalardan ödüllerle dönen Yeşilbahar; şiir, öykü, kompozisyon ve resim dallarında düzenlenen yarışmalarda Kadıköy’de en çok ödül alan ortaokul. Çoksesli korosu her sene katıldığı uluslararası festiv..]]> Sun, 28 Jun 2015 05:00:03 +0300 Büyük kapatma https://www.evrensel.net/yazi/74304/buyuk-kapatma https://www.evrensel.net/yazi/74304/buyuk-kapatma? Çocuklarla sohbet etmek çok öğreticidir. Yıllar önce, ortaokul ve liseyi birlikte okuduğum bir arkadaşımın kızından, henüz o daha küçükken, şu sözleri duymuştuk: “Biri de benimle konuşsun!” Çevresindeki büyükler iki ayrı konuyu konuşurken o sürmekte olan etkileşimin dışında kaldığının farkındaydı. Söyledikleri ile bize şunu anlatıyordu: Çocuklar konuşmaların, günlük yaşamın içerisinde var olmak isterler. Gerekçe ne olursa olsun onları dışarıda bırakanlar kocaman bir yanlış yaparlar. Çağdaş dünyada, büyük kentlerde yaşam bir çeşit kast sistemi içeriyor. Yaşa dayalı bu kast sistemi çocukların çeşitli gerekçelerle dışlanmasını içeriyor. Dışlanma çoğu zaman kapatılma demek. Günümüzde okullar bu işlevi görüyor. Yüksek duvarları, kocaman kapıları, kapıda duran bekçileri ile okulların günlük yaşam ve toplum ile bağları olduğunu söylemek çok zor. Yuvadan liseye bu dışlanma ve kapatılma gözler önünde. Ama bunun ne kadar yapay ve ne kadar yanlış olduğunu kavrayanlar çok az. Bu adı konmamış k..]]> Sun, 21 Jun 2015 05:00:46 +0300 Tost mu kalkınma mı? https://www.evrensel.net/yazi/74252/tost-mu-kalkinma-mi https://www.evrensel.net/yazi/74252/tost-mu-kalkinma-mi? Kimi insanlar başkalarını incitmek istemez; kimseyi incitmemek için çok çaba gösterir. Çaba gerekir çünkü başkalarını incitmek elbette yalnız davranışlar, sözler ile olmaz. İnsanları incitmek oldukça kolaydır ve onları istemeden de olsa incitmemek için titizlenmek gerekir. Kimi insanlar yalnız insanları değil, diğer canlıları da incitmemeye çalışırlar. Karıncayı bile incitmemek işte bu gibi insanlar için söylenmiştir. Hiçbir canlıya zarar vermemek kimi inançlarda en önemli kurallardan biri olarak kabul edilir. Ama insanlar çok kalabalık, çok sıkışık ortamlarda çok daha bencil, çok daha özensiz olurlar. Hele ki içinde yaşadıkları ortam aslında her gün yaşanan bir kaosu andırıyorsa, yani yaşam olağan bir kaosa dönüşmüşse... Elbette olağan kaoslar kendiliklerinden ortaya çıkmaz. İnsanların adaletsizliklerle kuşatıldığı bir düzen kurulmuşsa, günlük yaşam kitleler için bir koşuşturmacaya dönüşür. Anlamsız bir koşuşturmaya... Bu koşuşturmacanın ne kadar anlamsız olduğunu anlamak zor değil..]]> Sun, 14 Jun 2015 05:00:33 +0300 Masal bozmaca https://www.evrensel.net/yazi/74152/masal-bozmaca https://www.evrensel.net/yazi/74152/masal-bozmaca? Seçim zamanı masallar çoğalıyor. Bu masallar çoğaldıkça tatsızlaşıyor, çirkinleşiyor. Ama dinleyeni her nedense bol. Dinleyeni bol olunca anlatanı da eksik olmuyor. Eskiden çocukları uyutmak için anlatılan tatlı masallardan söz etmiyorum. Masallarda artık o çocuksu öğeler yok çünkü anlatılanlar büyükler için. Örneğin bir “çerez parası” masalı anlatılıyor. Çerez parası masal olur mu? Artık oluyor. Hem de bir bakan anlatıyor. Diyanet İşleri Başkanı’na alınan makam aracı öyle pahalı değilmiş. “Makam aracı 1 milyon TL” değil, yalnız 322 bin TL tutuyormuş. Artık bu masalları üreten bir sektör var. Masallar ile büyükleri uyutmanın çok kolay bir iş olduğunu düşünüyorlar. Ama bu masalların gayet basit püf noktaları var. Bunlara dokunulursa masalların büyüsü bozuluveriyor. *** Çerez parası masalına bakalım. “471 adet lüks zırhlı araca düşen pay okyanusta bir damla” imiş. Oysa çerez parasıyla 440 ilkokul yapılabilirdi. Ya da 388 lise... Ya da 300 öğrenci kapasiteli pansiyon. Olmadı 37 doğume..]]> Sun, 31 May 2015 05:00:09 +0300 Üreten kim, grev kimin? https://www.evrensel.net/yazi/74103/ureten-kim-grev-kimin https://www.evrensel.net/yazi/74103/ureten-kim-grev-kimin? Günümüzde bilgiye çok daha kolay erişilebiliyor. Herhangi bir bilgiye ulaşmak için gerekli olabilecek araçlar artık hemen her yerde. Radyo, televizyon ve basın artık eskidi, tek yönlü bilgi üreten bu araçların yerini bilgisayarlar aldı. Hatta bilgisayarların işini cep telefonları bile yapabiliyor. Artık bilgiyi yalnızca edinmek değil, izini sürmek, hatta sorgulamak da kolay. Öte yandan bilgi insanları yönetmek için bir araca dönüştürüldü. “Bilgi toplumu” terimi bu karmaşık durumu özetliyor. Düz düşünüldüğünde bilgiye erişim kolaylaştıkça toplumun daha doğru kararlar veren, daha iyi bir yaşam kurabilen bir toplum olması beklenebilir. Oysa dünya böyle işlemiyor. Bilginin bollaşması ile bilginin değerinin düşmesi ve bilgi üretiminin teknik bir süreç olarak kabul edilmesi ortaya çıkıyor. Bilginin bir siyasi süreç ile ortaya çıktığının hâlâ çok az insan farkında. *** Düşünmeye başlayalım. Yaz geldi. Mevsim meyveleri gözleri şenlendiriyor. O güzel kirazları kim üretti, topladı, ayıkladı, ..]]> Sun, 24 May 2015 05:00:58 +0300 Nasıl milletvekili olunur? https://www.evrensel.net/yazi/73853/nasil-milletvekili-olunur https://www.evrensel.net/yazi/73853/nasil-milletvekili-olunur? Son yazımda TBMM Çocuk Sitesi’ni incelemeye başlamıştım. Belli ki, site için büyük paralar harcanmış. Peki, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ufuk açıcı ilkelerinin ciddiye alınmadığı bir rejimde çocukların yararına ciddi bir adım atılmış olabilir mi? “Çocukların yararının öncelikli tutulması” ilkesi birdenbire umursanmaya başlanmış olabilir mi? Elbette ki, hayır. Site geçen yıl 23 Nisan’da açılmış. Ardından “Sitenin içeriğini zenginleştirmek, 5-18 yaş grubu çocuk ve gençlere TBMM’nin görev ve işlevlerini öğretmek ayrıca demokrasi bilincini kazandırmak amacıyla” bir “Animasyon ve Çizgi Film Yarışması” düzenlenmiş. Bir şartname hazırlanmış; büyük para ödülleri verileceği duyurulmuş. Yarışmaya 27 çalışma gönderilmiş ve hiçbiri dereceye girememiş. Yalnızca “TBMM’de 23 Nisan” başlıkla çalışmaya mansiyon ödülü verilmiş. Neden hiçbir çalışma dereceye girmeye uygun görülmemiş bilmek zor. Şimdilik bu meseleyi bir kenara bırakıp, “Birlikte Öğrenelim” bölümündeki “Nasıl Milletvekili Olunur?” başlık..]]> Sun, 19 Apr 2015 05:00:03 +0300 TBMM çocuk sitesi https://www.evrensel.net/yazi/73801/tbmm-cocuk-sitesi https://www.evrensel.net/yazi/73801/tbmm-cocuk-sitesi? Birileri düşünmüş taşınmışlar; Meclisin çocuklara tanıtılması için bir web sitesi yaptırmışlar. Doğru okudunuz, TBMM Çocuk Sitesi yayında. Adresi www.tbmmcocuk.gov.tr. Çocukların hemen hiç umursanmadığı bir rejimde çocuklara Meclis sitesi hazırlanması bile önemli bir adım olarak görülebilir. Site hazırlanırken işitme engelliler bile düşünülmüş. Bu da önemli. Yaşlara göre ayrı sayfalar bile düşünülmüş. Hemen başta 5-8, 9-12 ve 13-18 seçenekleri beliriyor. Sitede çocukların en çok ilgisini çekebilecek ögeler çizgi filmler ve oyunlar olduğu için bu bölümleri incelemekte yarar var. Yanlış anlaşılmasın, oyunlar bölümünde Mecliste dönen oyunlar anlatılmıyor. Çocukların oynayabileceği oyunlar düşünülmüş. Ama daha ilk bakışta oyunların “sakıncalı” olabileceği belli. Oyunlardan birinin adı “Türkiye Haritası Yapboz Oyunu.” Bu “birlik ve bütünlüğü” bozabilecek bir oyun olabilir. Acaba “yaramaz” çocuklar için düşünülmüş olabilir mi? Diğer oyun da pek sağlama benzemiyor. “Meclis’i Boyayalım!” diy..]]> Sun, 12 Apr 2015 05:07:03 +0300 Beton kafalar https://www.evrensel.net/yazi/73754/beton-kafalar https://www.evrensel.net/yazi/73754/beton-kafalar? Atilla Keskin’in son kitabı “Bir Başka Kandil” geçen ay Tekin Yayınevi tarafından basıldı. Bu kitabın çok ilgi çekeceğinden eminim. Anlaşılan Keskin bu kitabı yazabilmeyi çok uzun süredir istiyormuş. Bu isteğinin nereden kaynakladığını anlamak için kısa yaşam öyküsüne bakmak yararlı olabilir. Keskin 1945’de Afyon’da doğmuş. İlkokul ve liseyi orada bitirmiş. 1964’te TİP üyesi olmuş. Üniversiteye başladıktan sonra, 1969’da ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü Başkanı olmuş. Ama 1970’de Filistin’e el Fetih Kampları’na gidenlerin arasına katılmış, gerilla eğitimi almış. Dönüşte tutuklanarak Diyarbakır Cezaevine konulmuş. Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu davasında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ile birlikte yargılanıp, müebbet hapis cezasına çarptırılmış. 1974’de çıkarılan af ile salıverilmiş ve 1977’den beri bir sürgün olarak Almanya’da yaşıyor. Keskin’in kitapları arasında bir çocuk kitabı da var: “Bisikletler de Uçar” (Özyürek Yayınevi, 2000). Ama Keskin’in çocukların haklarına, yaşadıklar..]]> Sun, 05 Apr 2015 05:00:49 +0300 Çanakkale kuşatması 2015 https://www.evrensel.net/yazi/73704/canakkale-kusatmasi-2015 https://www.evrensel.net/yazi/73704/canakkale-kusatmasi-2015? Dün TRT Haber’de Özge Uzun’un sunduğu sabah programına Ümraniye Belediyesi Başkanı Hasan Can konuk oldu. Bir belediye başkanının televizyona davet edildiğinde kendi belediyesini veya genel olarak yerel yönetimleri ilgilendiren konulardan söz etmesi beklenebilir. Ama o eskilerde kaldı. Artık büyükşehir ve ilçe belediyelerinin bambaşka işlevleri var. Ümraniye büyük bir ilçe. İstanbul’un 39 ilçesi arasında nüfus açısından üçüncü sırada. Resmi kaynaklara göre 675 bin kişinin yaşadığı bir bölge. Belediye Başkanı Can, ise 4 Mart’ta Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde açılan bir resim sergisinden söz ediyor: “100. Yılında Çanakkale Zaferi” resim sergisi. Mesele aslında resim sergisi değil. Aslında Çanakkale Savaşı da değil. Belediye başkanı anlattıkça açığa çıkıyor. Anlatının kurgusu şöyle: “Çanakkale Zaferi aslında Anadolu’nun zaferi değil. Balkanlardan 50 bin asker gelmiş, çarpışmış. Osmanlı toprağı olan her yerden gelmiş askerler.” Belediye başkanı hiç yerel meselelerden söz etmiyor; Çanakka..]]> Sun, 29 Mar 2015 04:54:59 +0300 Herkese din eğitimi https://www.evrensel.net/yazi/73654/herkese-din-egitimi https://www.evrensel.net/yazi/73654/herkese-din-egitimi? 12 Eylül ardından zorunlu kılınan din eğitimi o günden bugüne büyütüle büyütüle bir ders olmaktan çok öteye, eğitimin asıl amacına dönüştürülmüş durumda. Aralık başında yapılan 19. Eğitim Şûrası’nda bu apaçık gözler önüne serilmişti. Mart başında zihinsel engelli öğrencilere yönelik ‘ilahi okuma’ yarışması düzenlendiği ortaya çıktı. Artık din eğitimi seferberliği ilan edilmiş olduğu için bu gibi yarışmaların gizlenmesi gerekmiyordu. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tüm ilçe müdürlüklerine duyuru gönderdi. Duyuruda, 10-25 yaş aralığındaki engelli öğrencilerin katılabileceği yarışmanın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Engelliler Müdürlüğünce düzenlendiği ve gerekli ilginin gösterilmesi gerektiği vurgulanıyordu. “Yeni Türkiye” adı verilen korkunç rejimde eğitim müdürlüğü ve belediyenin din eğitimi gibi amaç için iş birliği yapmaması zaten düşünülemezdi. Yarışmaya gerekli ilgi gösterilmesi çağrısı, “ileri demokrasi” rejiminin borazanla..]]> Sun, 22 Mar 2015 05:00:51 +0300 Şuur ne ola? https://www.evrensel.net/yazi/73602/suur-ne-ola https://www.evrensel.net/yazi/73602/suur-ne-ola? Eskiden beri “şuur” dendi mi, ardından ne geleceği bellidir. Birileri kendilerine “Şuurlu Öğretmenler” diyorlarsa, bir de bu adla bir dernek kuruyorlarsa, neler ortaya çıkabilir kestirmek zor değil. İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü, Şuurlu Öğretmenler Derneğine kent genelindeki okullarda çalışmalar yapması için onay vermiş. Bu derneğin dünyaya nereden baktığını anlamak için dernek web sitesine bakmak yararlı olabilir. En yeni açıklamalardan biri, Özgecan Arslan’ın öldürülmesi ile ilgili. Gerçeklerle uzaktan bile ilgisi olmayan bu açıklama aslında hiç yapılmasa da olabilirdi çünkü çok tanıdık ezberlerden oluşuyor. Ama “şuur” nedir anlamaya yardımcı olabilir. (...) cinayete sebep olan amillerin ortaya çıkarılmasının doğru olacağını düşünüyoruz. Suça iten sebepler araştırılıp bunlar ortadan kaldırılmalıdır. (...) katilleri bu suça iten, özendiren ve onlara öğreten sebepler vardır. Bunların başında ailenin bozulması, çarpık ilişkiler ve şiddet içeren dizi ve filimler gelmektedir. Özgecan ..]]> Sun, 15 Mar 2015 05:00:33 +0300 Yine Türksel, yine çocuk işçiler https://www.evrensel.net/yazi/73552/yine-turksel-yine-cocuk-isciler https://www.evrensel.net/yazi/73552/yine-turksel-yine-cocuk-isciler? Bu hafta gazetelerde Türksel’in tam sayfa reklamları vardı. “Turkcell hazır. Türkiye hazır” başlıklı bu reklamların dışında Youtube gibi video sitelerine yaklaşık bir dakikalık reklam filmleri verilmişti. Mesele Türksel’in ne pazarladığından çok, nasıl pazarlamaya çalıştığı. Şirketin tam sayfa reklamlarında üç çocuk var. Hepsi küçük. Hepsi reklam sektörünün sevdiği “temiz, beyaz, güzel ve mutlu çocuk” imgesine uygun. Cilalı şirket cilalı reklamlarında esmer ve üzgün çocuklar kullanacak değil elbette. İnternet ve televizyon için hazırlanan reklam filmlerinde de bu imgeye uygun çocuklar yer alıyor. Tam sayfa reklama üç çocuk sığdırmayı başaran şirketin bir dakikalık reklam filmine kaç çocuk sığdırmaya çalışabileceğini kestirmek zor değil. Üç-beş değil, en az on. Belki daha fazla. Saymak bile insana ağır geliyor. * * * Sayıları bir yana bırakıp temel soruyu ele alalım. Bu reklamlarda neden çocuklar kullanılıyor? GSM şirketinin müşterileri çocuklar mı? Elbette değil. Hangi GSM şirketin..]]> Sun, 08 Mar 2015 05:00:29 +0300 Dilsiz bırakmak https://www.evrensel.net/yazi/73501/dilsiz-birakmak https://www.evrensel.net/yazi/73501/dilsiz-birakmak? Ana dili Türkçe olmayan çocukların karşılaştıkları tutuma ilişkin anlatılamamış çok öykü var. Antakya’dan bir örnek: Yeni başladığı okulda farkında olmadan Arapça konuşan bir çocuğa öğretmeni, “Bir daha Arapça konuştuğunu duyarsam dilini keserim” der. Çocukcağız günlerce dilinin kesilebileceğini düşünür. Sonra, “Öğretmen dilimi kesebilir mi?” diye ağabeyine sorar. Ağabeyi belki şaka niyetine, belki öğretmenin otoritesi sarsılmasın diye, “Evet, kesebilir” der. Öğretmenin dilini kestiği geceleri rüyalarına bile girer. Ana dilsiz bırakılmanın kaç çocuğun başına geldiğini, kaç çocuğun rüyalarında dilinin kesildiğini bilmiyoruz. Ama bu tutumun yaygın ve cumhuriyet kadar eski olduğu ortada. Kemal Yalçın, Emanet Çeyiz’de ana dili Rumca olan çocukların başına gelenleri gözler önüne serer. Mübadele ile Yunanistan’dan Türkiye’ye gelen bir çocuk Honaz’da yaşadıklarını şöyle anlatır: İlkokula başladığımın ilk günüydü. Öğretmen bana bir soru sordu. Ne sorduğunu anlayamadım. Rumca olarak: “An gata..]]> Sun, 01 Mar 2015 05:00:34 +0300 Savaş davulları çalıyor https://www.evrensel.net/yazi/73454/savas-davullari-caliyor https://www.evrensel.net/yazi/73454/savas-davullari-caliyor? Geçen yıl İzmit İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bir öğretmene soruşturma açmıştı. Nuh Çimento İlköğretim Okulu 3. Sınıf öğretmenine soruşturma açılmasının nedeni, öğrencilerine Cebrail Sürücü’nün “Barış Çocukları” adlı kitabını okutmasıydı. Soruşturmanın içeriği veya sonucundan çok, açılmış olması bile önemli. Savaş yerine barışı savunmaktan söz eden bir kitabın şikayet ve soruşturma konusu olması barıştan korkan, savaşı yücelten bir anlayışın Türkiye’de egemen kılınmak istenmesinin bir göstergesi. Barıştan yana olanların baskı altına alınması için giderek daha sık “sivil güçler” de kullanılıyor. Soruşturma açılması için bir velinin şikayetçi olması veya bir ihbar gerekçe gösteriliyor. Eğitim Sen Kocaeli Şube Başkanı Veysel Kaplan’ın dediği gibi, “Arzulanan isimsiz, imzasız iddialarla öğretmenler üzerinde baskı oluşturmak.” Yani, “Sayın muhbir vatandaşlar devreye girin, sakıncalı bulduğunuz kitapları, rahatsız olduğunuz öğretmenleri bize bildirin, hiç merak etmeyin biz gereğini yaparız” m..]]> Sun, 22 Feb 2015 05:00:07 +0300 Barikat mı tarikat mı? https://www.evrensel.net/yazi/73403/barikat-mi-tarikat-mi https://www.evrensel.net/yazi/73403/barikat-mi-tarikat-mi? Türkiye’de milyonlarca insan her gün müthiş bir karmaşa ve kargaşa içerisinde yaşam mücadelesi veriyor. Bu mücadele sürerken medyadan ve hükümete hizmet eden başka kanallardan müthiş bir çarpıtma ve karaltma kampanyası sürdürülüyor. Amaç kitlelerin uyutulması ve sömürüye rıza üretmek. Oysa güneş balçıkla sıvanmaz. Adnan Gümüş önceki günkü yazısında yazdı. Kulak verelim. Eşitlikçi ve özgürlükçü bir anlayışın olmadığı bir ortamda çoğulculuk olması mümkün değildir. Çoğulculuk olmadığı yerde ise demokrasi yok demektir. Okulların işlevi nedir? Adnan Gümüş’e kulak verelim: Okullar eşitlikçi, özgürlükçü ve çoğulcu bir anlayışa göre yapılandırılırsa, çocukların ve gençlerin zihinlerini ve ufuklarını açması, onlara olanaklar sağlaması, onları özgürleştirmesi beklenebilir. Ama iktidar kendini alt edecek kuşaklar üretmek istemediği ve istemeyeceği için okulların çocukları ve gençleri esarete sürüklemesi de beklenebilir. Özetle, Türkiye’de okulların neden bir savaş alanına çevrildiği ortadadır...]]> Sun, 15 Feb 2015 05:00:51 +0300 Bebek kutusu https://www.evrensel.net/yazi/73354/bebek-kutusu https://www.evrensel.net/yazi/73354/bebek-kutusu? İnsanlar yaratıcıdır. Yaratıcılığın ortaya çıkması için para pul gerektiği söyleyenler boldur ama onlara kulak asmamak gerekir. Zaten yaratıcı olmak için para pul gerekmediğini çocuklar her gün, her yerde dünyalıların gözleri önüne sererler. Çocukların yaratıcı olmak için para pula gereksinimi hiç mi hiç yoktur. Çocuklar yardımlaşmak için de ödüllere gereksinim duymazlar. Çocuklar yardımlaşmanın ve eşitliğin iyi olduğunu erkenden keşfederler. Ama iş sosyal politika üretmeye geldi mi, çocukların seslerine pek kulak veren olmaz. Çocukların değerini kavramakta hiç zorlanmadıkları yardımlaşmanın sosyal politikaya yansıyıp yansımadığına bakıldığında büyüklerin önceliklerinin çocukların önceliklerine hiç benzemediği kolayca görülebilir. Oysa yardımlaşma hiç zor değildir. Hele bir de yaratıcılığın önü açılırsa, yardımlaşmak için mutlaka bir yol bulunur. Bu noktada kuzeyden, Finlandiya’dan bir örnek incelemek yararlı olabilir... *** Finlandiya’da Sosyal Sigortalar Kurumu (KELA) uzun süred..]]> Sun, 08 Feb 2015 05:00:34 +0300 Haklılığın suskunluğu https://www.evrensel.net/yazi/73253/hakliligin-suskunlugu https://www.evrensel.net/yazi/73253/hakliligin-suskunlugu? 19 Ocak Pazartesi günü Murathan Mungan’ın Agos’un balkonundan söylediği sözler kulaklarımdan gitmiyor: “Söylenecek sözün çokluğu bazen insanı dilsiz bırakır. Tıkanır, kalırsınız. Haklılığın suskunluğu, diğer suskunluklara benzemez; düğümü zor çözülür.” Mungan sanki çocukların haklarını savunanların, çocuklara yapılanlara sessiz kalamayanların, çocukların tarafında olanların, yalan-dolan-talan düzeninin ayrılmaz parçası olan korku iklimine rağmen doğruları söylemekten kaçınmayanların durumunu anlatmaktaydı. *** 5 Ocak Berkin’in doğum günüydü. 4 Ocak günü Berkin’e kıyanları yazamadım. Berkin’i hedef alarak ateş eden ve sonuçta onu öldüren polis veya polisleri yazamadım. Katilleri cezalandırmak yerine, Berkin’e sahip çıkan milyonlara gözdağı vermek istenircesine Elifhan Köse’ye ceza vermeye cüret edenleri de yazamadım. Berkin’e sahip çıktıkları gibi Elifhan Köse’ye de sahip çıkan, “Verilen cezayı tanımıyoruz!” diye haykıran vicdanlı insanları da... Türkiye’de çocukların taraf..]]> Sun, 25 Jan 2015 04:56:03 +0300 Hangi kutuda umut var? https://www.evrensel.net/yazi/73203/hangi-kutuda-umut-var https://www.evrensel.net/yazi/73203/hangi-kutuda-umut-var? Kadıköy ilçesinde birçok mahalle müthiş bir saldırı altında. Göztepe de bu mahallelerden biri. Aynı sokakta 3-4 inşaata birden başlanması, kaldırımların yürünmez duruma gelmesi olağanlaştı. Eskiden sessiz olan sokaklar artık beton veya hafriyat taşıyan devasa kamyonların işgali altında. Mahalle muhtarı ve belediyenin bu işgale pek karışmak istemediği de ortada. Bu işgalin tek nedeni var. Rant, yani büyük paralar. Ne de olsa Türkiye bir talan cumhuriyeti. Ülkenin her köşesinde talan var. Büyük kentlerdeki rantsal dönüşüm de bu talanın bir parçası. Uzaktan Göztepe’ye bakanlar artık rantın yükselişini görebiliyorlar çünkü iktidarın gözdesi şirketlerden TaşYapı’nın eskiden Göztepe Meteoroloji Bölge Müdürlüğü’nün bulunduğu yere diktiği kuleler çok uzaklardan görülebiliyor. Büyük paralar peşinde koşanların küçük çocukları düşünecek zamanları elbette yok. Akşam saatlerinde inşaata çimento getirilmesine belediye zabıtası “dur” demiyor. Gürültüden çocukların rahatsız olması kimin umurunda. E..]]> Sun, 18 Jan 2015 04:56:51 +0300 Karma eğitimin karalanması https://www.evrensel.net/yazi/73052/karma-egitimin-karalanmasi https://www.evrensel.net/yazi/73052/karma-egitimin-karalanmasi? Eğitim Sen Ankara Üniversiteler Şubesi tarafından düzenlenen ve perşembe günü Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsünde gerçekleştirilen “Cinsiyetçilik ve Muhafazakarlık Kıskacında Eğitim” başlıklı panelde okullara yönelik kuşatmanın boyutları gözler önüne serildi. Bu kuşatmanın en somut göstergesi ay başında gerçekleştirilen 19. Eğitim Şûrası olduğu için Şûrada öne sürülen kimi görüşler ve gündeme getirilen önerilere yer verildi. Cinsiyetçiliğin en aşırı aşamalarından biri olan “cinsiyete göre okul”, yani karma eğitimin kaldırılması üzerinde özellikle duruldu. Bilindiği üzere, karma eğitimin kaldırılması Eğitim Şûrasına öneri olarak getirilmiş ve şimdilik kabul edilmemişti. *** Karma eğitimin kaldırılması önerisi aslında epeydir süren bir kampanyanın parçası. Bu kampanyanın görünürdeki öncüsü Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen). Eğitim Şûrasında karma eğitimin kaldırılmasını öneren de bu sendika. Karma eğitimin kaldırılması kampanyasında kullanılmak üzere hazırlanan..]]> Sun, 28 Dec 2014 04:58:43 +0300 Hürriyet bir çocuktu https://www.evrensel.net/yazi/73001/hurriyet-bir-cocuktu https://www.evrensel.net/yazi/73001/hurriyet-bir-cocuktu? Bugünler muhasebe yapma günleri. Yıl bittiği için değil. Gerçeklerle yüzleşmek için. Hemen başlayalım. Sağdaki sütunun altına tek tek yazalım. Vatanseverlik. Ülkenin birliği ve bütünlüğü. Vatandaşların huzuru ve güvenliği. Dört yanı düşmanlarla çevrilmiş olmak. Ezelden beri soylu bir ırk olmak. Tanrının gözde kulları olmak. Dindar olmak. Çok sağlam Müslümanlar olmak. Asker millet olmak. Kanıyla bayrağa renk vermek. Tanrının askerleri olmak. Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavara gününü göstermiş olmak... Liste uzatılabilir. Birkaç ek daha yapalım. Hür teşebbüs. Serbest piyasa. Hürriyet... Ezelden beri hür olmuş, hoşgörülü millet. İlelebet hür kalacak bir millet... Soldaki sütunun altına ise gerçekleri yazalım. Madem gün tam 20 Aralık, o zaman yazacağımız gerçekler Maraş’ın acı, çok acı gerçekleri olsun... *** Sabah namazında caminin imamı vaazını vermiş, herkesi dini görevlerini yapmaya, “Alevi öldürerek cennete gitmeye” davet etmişti. Camiden çıkanlar Marangoz atölyesinin önü..]]> Sun, 21 Dec 2014 05:00:21 +0300 Barbiana öğrencileri ve Osmanlıca https://www.evrensel.net/yazi/72951/barbiana-ogrencileri-ve-osmanlica https://www.evrensel.net/yazi/72951/barbiana-ogrencileri-ve-osmanlica? 19. Eğitim Şûrası’nda ortaya çıkan tablo çocuklar üzerinden oynanmak istenen oyunların ne kadar korkunç olduğunu gösteriyor. Oyunların belkemiğinde gericiliğin ve eşitsizliğin derinleştirilmesi olduğu hemen anlaşılıyor. Şûra ardından tartışılan konulardan biri de Osmanlıca. Konu hakkında Başbakan ve Cumhurbaşkanından açıklamalar gelmesi şaşırtıcı değil. Şûra kararlarının tavsiye niteliğinde olduğu vurgulansa da, Cumhurbaşkanı Osmanlıca okutulması hakkındaki kararın tavsiye falan olmadığını, bu kararın dayatılacağını söylemekten kaçınmadı. *** Gerek Eğitim Şûrası, gerekse Osmanlıca hakkında sesi duyulmayanlar, öğrenciler ve emekçiler neler söylüyorlar asıl ona kulak vermek gerek. Hatta epeyce geriye gidip, 1960’lardan gelen seslere “Barbiana Öğrencilerinden Mektup” adlı kitaptaki (Barbiana Öğrencilerinden Mektup. Türkçesi: Zehra Yıldırım. Kaldıraç Yayınevi, 2012) görüşlere de kulak verilebilir. Çünkü oynanmak istenen bu oyun yeni değil... Barbiana öğrencilerine sorsak önce şûra benz..]]> Sun, 14 Dec 2014 05:00:40 +0300 Nokta nokta gericilik https://www.evrensel.net/yazi/72897/nokta-nokta-gericilik https://www.evrensel.net/yazi/72897/nokta-nokta-gericilik? Çocuklardan önce çizgi tamamlama çalışması yapmaları istenir. Biraz büyüyünce noktaları birleştirme çalışması yaparlar. Şimdi bu çalışmayı birlikte yapalım. Ekim 2011’de Antalya’da kız ve erkek öğrenciler arasında asgari “yakınlaşma mesafesi” olarak “1 metre” kuralının getirilmesini ele almıştım. “Cinsel istismar vb. durumlarla karşılaşılmaması için mesafe 1 metreden az olmayacaktır” kuralı, İlçe Milli Eğitim Müdürü başkanlığında yapılan ‘2011-2012 Sene Başı Değerler Toplantısı’nda akıl edilmişti. Ocak 2011’de Mersin’deki bir lisede kız ve erkek öğrencilerin birbirlerine 45 santimetreden daha fazla yaklaşmamaları istenmiş ve bu istek öğrenciler ile veliler tarafından protesto edilmişti. Uygulamayı protesto eden öğrenciler, bu uygulamanın kendilerini okuldan soğuttuğunu belirtmişlerdi. Öğrenciler şöyle diyordu: Bu okula yeteneğimiz sayesinde geldik. Amacımız bilinçli birer sanatçı olmak. Ancak, bizi erkek ve kız diye ayırıyorlar. Bizler insanız. Okulda yemekhanelerimiz bile ayrıldı. E..]]> Sun, 07 Dec 2014 05:00:17 +0300 Cinsel gelişim bir haktır https://www.evrensel.net/yazi/72793/cinsel-gelisim-bir-haktir https://www.evrensel.net/yazi/72793/cinsel-gelisim-bir-haktir? Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin kabulünün 25. yıl dönümü nedeniyle UNICEF yöneticisi Anthony Lake çocukların her gün eşitsizlik ve adaletsizliklerle karşılaştığını vurguladı: Yoksulluk içinde yaşamaya çalışan çocukların 5 yaşına gelmeden ölme olasılığı, zenginlik içinde büyüyen akranlarına göre iki kat daha yüksek... Az gelişmiş ülkelerdeki her dört çocuktan biri çocuk işçi... Milyonlarca çocuk sürekli olarak ayrımcılığa, fiziksel ve cinsel şiddete, istismar ve ihmale maruz bırakılmakta... Türkiye’de çocukların hakları için söylenebilecek tek şey var. Çocukların yararı gözetilmiyor ve çocuk hakları geriye itiliyor. Çocuklar ayrımcılık ve şiddetle, “En az beş çocuk”, “Her mahalleye imam-hatip”, “Yeşili betonla yok et” gibi politikalarla, acımasız kapitalizm ve muhafazakarlıkla karşı karşıya... Bu berbat gidiş içerisinde çocukların cinsel hakları olduğunu savunmak zorlaştı. Yaşama, korunma, parasız eğitim gibi temel haklara yönelik saldırılara karşı çıkılmaya çalışılırken, cinsel gelişim ..]]> Sun, 23 Nov 2014 05:00:15 +0300 Polis fotoğrafları ne anlatır? https://www.evrensel.net/yazi/72687/polis-fotograflari-ne-anlatir https://www.evrensel.net/yazi/72687/polis-fotograflari-ne-anlatir? Bir süredir İstanbul Emniyet Müdürlüğü web sitesinde 2. Ulusal Polis Fotoğrafları Yarışması’nın sonuçlandığı duyuruluyor. Yarışma hakkında pek bilgi verilmemiş. Yalnızca ödüllendirilen ve sergilenen fotoğrafların listesi ve fotoğrafların küçük boy kopyaları verilmiş. Yarışmada “Yardım Eli” başlıklı fotoğraf birinci seçilmiş. Bir erkek polis tekerlekli sandalyedeki bir kadının yaya geçidinden geçmesi için yardım ediyor. Bir ayrıntı olsa gerek, kadın türbanlı. Diğer fotoğraflarda yardım teması yeniden işleniyor. “Ciğerparem” başlıklı fotoğrafta bir kadın polis var; karlar içinde bir kediyi besliyor. “İçimde Sevgi Var” başlıklı fotoğrafta, üniformasında “Çevik Kuvvet” yazan bir erkek polis iki kediye süt veriyor. Yine karlar içinde... “Yaşlı” başlıklı fotoğrafta bir trafik polisi yaşlı bir yurttaşı kar yağışı altında karşıdan karşıya geçiriyor. “Zincir” başlıklı fotoğrafta bir trafik polisi yine kar yağışı altında bir araca zincir takıyor. Yardım teması bu kadar önemsendiği için ..]]> Sun, 09 Nov 2014 05:02:47 +0300 Zengin ülkenin yoksun çocukları https://www.evrensel.net/yazi/72629/zengin-ulkenin-yoksun-cocuklari https://www.evrensel.net/yazi/72629/zengin-ulkenin-yoksun-cocuklari? Son yıllarda dünyanın en zengin ülkelerinden gelen haberler yoksulluk içinde yaşayan nüfusun artış gösterdiğini, tam da bu nedenle çocuk yoksulluğunun arttığını gösteriyor. Hatta, ABD, İngiltere gibi ülkelerde milyoner sayısının ile, bu artışa paralel olarak yoksulluk içinde yaşayan çocukların sayısının da arttığı görülüyor. Arada bir ilişki olduğunu düşünüyorsanız, haklısınız. Birleşmiş Milletler kuruluşu olan UNICEF tarafından yayımlanan raporda milyonerleri bol ülkelerden İngiltere’de yoksulluk içinde yaşayan çocukların sayısının artışta olduğu vurgulanıyor. Bu konuda yapılan son çalışmalar, 2020 yılı itibariyle çocuk yoksulluğunun neredeyse yüzde 25 düzeyine çıkacağını gösteriyor. Öte yandan bu raporda yeni bir gösterge kullanıldığını vurgulamak gerek. Çocuk Yoksunluğu Endeksi olarak adlandırılabilecek bu gösterge ile çocukların birden fazla gereksinimleri olduğundan yola çıkılarak, bu gereksinimlerin karşılanıp karşılanmadığına bakılması gerektiği belirtiliyor. Çocuk Yoksunluğu..]]> Sun, 02 Nov 2014 04:59:21 +0300 İleri bayram https://www.evrensel.net/yazi/72577/ileri-bayram https://www.evrensel.net/yazi/72577/ileri-bayram? 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı. Geçen gün birkaç öğrencime “Sizce Cumhuriyet Bayramı ne anlama geliyor?” diye bir soru sordum. İçlerinden biri, “İleri demokraside öyle bayram mı olur?” dedi. Bir diğeri, “Ona biber gazı demokrasisi derler” dedi. Diğer öğrenci ise bir şey söylemedi, gazeteyi gösterdi. Gazetede “TOMA demokrasisi” yazıyordu. Neoliberal kapitalizmde demokrasi işte böyle oluyor. Demokrasi var ama içinden çıkan demokrasi değil. Kavramların içinin boşaltılması, demokrasi vitrininin hemen arkasında korkunç bir düzenin büyütülmesi bu düzenin bir parçası. Peki ileri demokraside çocuklara ne oluyor? Berkin Elvan’ın başına gelenler bunun en açık örneği... Berkin’in öldüğü gün, milyonlarca insan, Berkin için yollara döküldü. Kitleler katil polis veya polislerin bulunması ve cezalandırılmasını istediler. Yanıt olarak onlarla alay edildi, Berkin’in ana babası mitinglerde yuhalatıldı. Bunlarla da yetinilmedi. Berkin için yollara dökülenlere cezalar verilmeye başlandı. Geçtiğimiz günlerd..]]> Sun, 26 Oct 2014 06:00:50 +0300 Dayak ve onur https://www.evrensel.net/yazi/72521/dayak-ve-onur https://www.evrensel.net/yazi/72521/dayak-ve-onur? Arjantin’de çocuklara dayak cezası verilmesi yasaklandı. Evde, okulda veya herhangi bir kurumda çocuklara dayak cezası verilmesinin önüne geçilmesi için dünya çapında sürdürülen çabada önemli bir adım daha atılmış oldu. Günümüzde 40 kadar ülkede dayak cezası yasaklanmış durumda. Devlet Başkanı Cristina Fernández de Kirchner tarafından 7 Ekim 2014 tarihinde imzalanan ve ocak 2016 tarihinde yürürlüğe girecek olan yeni düzenlemede dayak yasaklanıyor. Ana babaların hakları ve yükümlülüklerinin tanımlandığı bölümdeki 647. madde ile çocuklara yönelik her türlü dayak cezası ve kötü muamele ile birlikte çocukları fiziksel veya psikolojik olarak zedeleyecek her türlü davranış yasak kapsamına alınıyor. Bu değişiklik aslında daha önce Arjantin’de dayağın kabul görd&uum..]]> Sun, 19 Oct 2014 00:20:34 +0400 Zalimler kim? https://www.evrensel.net/yazi/72467/zalimler-kim https://www.evrensel.net/yazi/72467/zalimler-kim? Zalim acımasız ve haksız davranan, zulüm eden demek. Zulüm ise güçlü bir kimsenin vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, eziyet demek. Türkiye’de olup bitenleri anlamaya çalışanların yıllardır işlenen “zalim-zulüm-mazlum” kurgusunu mutlaka çözmeleri gerekiyor. Bakın geçen sene Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ neler demişti: Mısır’da, Suriye’de, Irak’ta, Somali’de ölenler ve dünyanın başka yerlerinde ölenler Müslümanlar olmasalardı da Hıristiyan olsalardı, acaba BM, AB, uluslararası sivil toplum örgütleri, gidişe dur diyebilecek devletler ve güçler, ölüleri saymaya mı devam ederdi, yoksa ölümleri sonlandırmak için harekete mi geçerdi? Bugün ölen Müslüman olduğu için sadece lâf var. Ölen öldüren Müslüman olduğu z..]]> Sun, 12 Oct 2014 00:15:54 +0400 Dini bütün okul olur mu? https://www.evrensel.net/yazi/72363/dini-butun-okul-olur-mu https://www.evrensel.net/yazi/72363/dini-butun-okul-olur-mu? Okulun cinsiyeti olur mu? Okul canlı olmadığına göre olamaz... Ama okullar cinsiyetçi bir zihniyet ile yönetiliyorsa, o zaman kızlar ve oğlanlar ayrı okullara gönderilebilir. Okullara da buna uygun adlar verilir: Kız okulu, erkek lisesi gibi. Peki okulun ırkı olur mu? Okul bir insan değil ki, ırkı olsun. Ama okulun yönetimi ırkçı bir rejimin elinde ise, işte o zaman okulun ırkı olur. Okullar ırklara göre ayrılır, öğrenciler ırklarına göre okula gönderilir. Güney Afrika’daki ırkçı Apartheid rejiminde olduğu gibi. Bir kurul çocukları tenlerinin renklerine, olmadı saçlarına burunlarına göre ayırır ve gidecekleri okulları saptar. İnsanlığa yakışmayan ırkçı rejimler çocuklara bunları dayatmaktan hiç çekinmemişlerdir. Peki okulun dini olur mu? Okul bir insan değil ki, dini olsun. Okulun dini olmaz, olamaz ama okulun yönetimi dinci bir rejimin eline geçerse..]]> Sun, 28 Sep 2014 00:14:06 +0400 Yetim aşkı neyin göstergesi https://www.evrensel.net/yazi/72306/yetim-aski-neyin-gostergesi https://www.evrensel.net/yazi/72306/yetim-aski-neyin-gostergesi? Yaklaşık iki yıl önce, “Yetimler ve iktidar” başlıklı yazımda iktidarın “tüyü bitmemiş yetim” söylemine dikkat çekmiştim. 2009’da Tekel işçilerini karalamaya çalışan başbakan, işçilere “Halkın parasını ödüyoruz. (...) ben tüyü bitmemiş yetimin hakkını (...) kimseye yediremem,’’ demişti. Yani, işçiler “tüyü bitmemiş yetim” hakkını yemek istiyorlardı ama kahraman başbakan buna izin vermeyecekti. Bakan Veysel Eroğlu ise Kırşehir’de yaptığı bir konuşmada, “Türkiye’de hiçbir banka batmadı. Halkımızın üç kuruş parasını bile hortumlattırmadık. (...) hortumları kestik. Parayı iyi yönetiyoruz. Bize emanet edilen paraya sahibiz. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyoruz. Böylece hizmetler yağmur gibi yağıyor,” demişti. Belli ki, “tüyü bitmemiş yetim” söylem..]]> Sun, 21 Sep 2014 00:05:30 +0400 Özgür ortamlar ve Prece https://www.evrensel.net/yazi/72256/ozgur-ortamlar-ve-prece https://www.evrensel.net/yazi/72256/ozgur-ortamlar-ve-prece? Geçen hafta Brezilya’nın kuzeydoğusunda yer alan, yaklaşık 9 milyon nüfuslu Ceara (Siera) eyaletinde çocuklar ve gençlerle yürütülmekte olan önemli çalışmalardan söz etmeye başlamıştım. Bu çalışmaların esin kaynağı, 20 yıl önce yedi gencin bir araya gelerek kendilerine dayatılmış olan zorlukları aşmış olması. Bu yedi genç, 1994’de Cipo (Sipo) adını taşıyan kırsal bölgede üniversiteye girebilmek için birlikte çalışmak gerektiğine karar verirler. Bir araya gelip çalışabilecekleri bir mekânları yoktur. Bulabildikleri tek yer olan terk edilmiş bir değirmende çalışırlar. Sınava çalışırken bir yandan da deneyimlerini ve yaşam öykülerini paylaşırlar. Kendilerine dayatılan sınav ve dersler yanında, yoksulluğu, zor yaşam koşullarını, kimseden yeterince destek görememelerini ve bu koşullardan çıkardıkları dersleri de sorgularlar...]]> Sun, 14 Sep 2014 00:15:12 +0400 Brezilya, Yenibosna, Tuzla ve dayanışma https://www.evrensel.net/yazi/72204/brezilya-yenibosna-tuzla-ve-dayanisma https://www.evrensel.net/yazi/72204/brezilya-yenibosna-tuzla-ve-dayanisma? Brezilya denince akla ilk gelenler futbol, samba, karnaval veya kahve olabilir. Oysa Brezilya’daki adalet ve özgürlük mücadeleleri çok önemli. Bu mücadelelerden çıkarılacak çok ders var. Brezilya’nın kuzeydoğusunda yer alan Ceara (Siera) eyaletinde yaklaşık 9 milyon insan yaşıyor. Başkent Fortaleza’dan 100 kilometre uzaklıktaki Pentecost’da çocuklar ve gençlerle önemli çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmalardan biri, yedi gencin bir araya gelerek başlattığı bir akımın ürünü. Akımın öyküsü şöyle: 1994’de Cipo (Sipo) adını taşıyan kırsal bir bölgede gençler üniversiteye girebilmek için birlikte çalışmak gerektiğine karar verirler. Çalışmak için bulabildikleri tek yer, terk edilmiş bir değirmendir. Sınava çalışırken bir yandan da deneyimlerini ve yaşam öykülerini paylaş..]]> Sun, 07 Sep 2014 01:15:50 +0400 Eskici geldi... https://www.evrensel.net/yazi/72011/eskici-geldi https://www.evrensel.net/yazi/72011/eskici-geldi? Eskici geldi mi, hemen anlaşılır. Çünkü bağırır, “Eskici geldi, eskiciii!” diye. Kimi eskicinin sesi güzeldir, dinlemesi çok keyiflidir. Kimi eskicinin sesi ise dertlidir. Duyunca hüzünlenmemek zordur. Yunanistan’da da eskici geldi mi, hemen anlaşılır. Çünkü eskici geldi mi, “Palyacis” diye bağırır. Bu iki dili yansıtan “palyacis” sözcüğü, “palya” yani eskiler ve ardına eklenen Türkçeden gelme “-ci” takısı ile oluşturulmuştur. Adı “eskici” olsun, “palyacis” olsun, ne olursa olsun eskici, eskiler alır satar. Eskiciden yenici olmaz. *** Bugünlerde Türkiye’nin her yerinde eskiciler geziyor. Ama bu eskiciler, “Eskici geldi, eskici!” diye bağırmıyorlar. Tam tersine, eskici olduklarını gizliyorlar. Bunlar yeni tür eskiciler... Biri çıkmış bağırıyor: “Kadın iffetli..]]> Sun, 10 Aug 2014 00:05:45 +0400 Şeker kaplı ortak aday https://www.evrensel.net/yazi/71960/seker-kapli-ortak-aday https://www.evrensel.net/yazi/71960/seker-kapli-ortak-aday? Bugünlerde Türkiye’nin gündemi bir kabusu andırıyor. Her türlü yalan dolandan anlayan, milyonların önünde yapmacık gözyaşları dökmekten utanmayan bir adam çıkıp, “Kadın iffetli olacak. Mahrem-namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak!” diyebiliyor. Bu sözleri düşündükçe aklıma yetmişli yıllar geliyor. Bu gibi sözlerin rahatlıkla dile getirilebileceği o zamanlar akla bile gelmezdi. Yine o yıllarda CHP tarafından desteklenen bir cumhurbaşkanı adayının Kadir Gecesi mesajı gönderebileceği de düşünülemezdi. Ama artık düşünülebiliyor. CHP’nin ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlu milyonlarca cep telefonuna bir ümmete seslenircesine şu kısa mesajı gönderebiliyor: Peygamberimiz “Bu dünya ahiretin tarlasıdır” buyurmuş. Sevgi ve saygı ekeceğimiz nice mübarek Kadir Geceleri dilerim. Belli ki, Tü..]]> Sun, 03 Aug 2014 00:14:06 +0400 Ronald okullardan uzak dur https://www.evrensel.net/yazi/71859/ronald-okullardan-uzak-dur https://www.evrensel.net/yazi/71859/ronald-okullardan-uzak-dur? McDonald’s dünyanın her yerinde çocuklara olabildiğince küçük yaştan kanca atmaya çalışıyor. Şirket, bir palyaço ile çocukların ilgisini çekebileceğini bildiği için 1963’de “Ronald McDonald” adını verdiği bir karakter yaratmıştı. Bu palyaço karakter, çocuklarca çok beğenilen Palyaço Bozo’dan yola çıkılarak yaratılmış ve nicedir şirketin reklamlarında yer alıyor. Ronald McDonald bugünlerde ABD’de süren bir kampanyanın hedefi. Nedeni çok açık. Palyaço Ronald yıllardır okulları ziyaret ediyor ve eğitsel etkinlikler görüntüsü altında McDonald’s reklamı yapıyor. McDonald’s çocukları gerçekten çok ciddiye alıyor. Bu nedenle Palyaço Ronald çok önemli. Çocukların en çok tanıdığı karakterler listesinde Noel Baba’nın ardından ikinci sı..]]> Sun, 20 Jul 2014 08:15:43 +0400 Mehter rejimi https://www.evrensel.net/yazi/71807/mehter-rejimi https://www.evrensel.net/yazi/71807/mehter-rejimi? Cumhurbaşkanı seçimi yaklaşırken “vesayet rejimi” üzerinde durulmaya başlandı. Anlatılan masal şöyle: Türkiye’de bir vesayet rejimi vardı. Bu rejim 2002’den sonra yürürlükten kaldırıldı. Artık ülke birilerinin dayatmacı “koruma ve gözetimi” ile yönetilmiyor. Artık “ileri demokrasi rejimi” var. Bu masala biraz olsun gerçeklik süsü koymak isteyen “ileri demokrat” Etyen Mahçupyan, geçenlerde buyurmuş: “Çalıyorlar ama çalışıyorlar, hizmet üretiyorlar.” Rejimin niteliğinin değiştiğini söyleyenler; ordunun hizaya getirildiğini, militarizmin önünün alındığını iddia ediyorlar. O zaman okullarda neler oluyor, biraz incelemek gerek. Gerçekten okulların militarizmden arındırılması söz konusu mu? Elbette ki, değil. Okullar hâlâ militarizm dolu. Rahat-hazır ol, uygun adım y..]]> Sun, 13 Jul 2014 07:27:51 +0400 Banka sevgisi https://www.evrensel.net/yazi/71751/banka-sevgisi https://www.evrensel.net/yazi/71751/banka-sevgisi? Çocuklara banka sevdirmek. Ne kadar önemli ve gerekli bir çaba. Akla hemen çocuklara, gerektiğinde onlara zarar vererek “vatan-millet sevgisi” aşılamaya çalışan milliyetçiler geliyor. İstiklal Marşı okunurken rahat durmayan çocukların aşağılanması, dövülmesi, cezalandırılması çok görüldü. Marşın bilmem kaçıncı kıtasını bilemediği için aşağılanan, ceza alan, sınıfta bırakılanlar gibi sayısını bilemeyeceğimiz denli çok örnek var. Milliyetçiler “vatan-millet sevgisi” aşılamak için gerektiğinde çocukları öldürmekten bile kaçınmadılar. Ne de olsa vatan-millet, bayrak ve devlet çocuklardan çok daha önemliydi. Çocuklara eziyet etmekte İslamcılar milliyetçilerden hiç geri kalmadılar. Arapça dua ezberleyemediği için aşağılanan, cezalandırılan, Kuran Kursu cenderesin..]]> Sun, 06 Jul 2014 00:12:34 +0400 Yürüyüş var... https://www.evrensel.net/yazi/71695/yuruyus-var https://www.evrensel.net/yazi/71695/yuruyus-var? Gündem Çocuk Derneğinin önceki gün kamuoyuna sunduğu “Türkiye’de Çocuğa Yönelik Ayırımcılık Raporu”, Türkiye Cumhuriyeti’nin de imzalamış olduğu Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin her gün ihlal edildiğini gözler önüne seriyor. Çocuklara ayrımcılık uygulanmaması Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin en önemli ilkelerinden biri. Ama bu ilke sürekli ve sistematik olarak ihlal ediliyor. Tam da bu nedenle Gündem Çocuk Derneği bu rapor ile çocuklara yönelik ayırımcılığı görünür kılmayı hedefliyor. Derneğin yaptığı basın açıklamasında raporun, “Türkiye’de çocukların ayırımcılığa uğramamaları için devletin, yükümlülüklerini bir an evvel yerine getirmesine katkıda bulunmak. Diğer yandan sivil toplum örgütlerine ve bireylere de ayırımcılıkla mücadelede roll..]]> Sun, 29 Jun 2014 00:17:51 +0400 Babamı kim aldı? https://www.evrensel.net/yazi/71580/babami-kim-aldi https://www.evrensel.net/yazi/71580/babami-kim-aldi? Anneler Günü gelirken ticari kafa sahipleri bol bol armağan satılması için çalışıp çabaladılar. Annelere en korkunç acıları yaşatan “seçilmişler” ise günün anlam ve önemini anlattılar. Sonra 19 Mayıs geldi. Gençlere gelecek olarak ya “kindar ve dindar” bir ümmetin parçası ve ucuz işgücü cennetinin kölesi olmak, ya da her türlü zorbalığın hedefi olma seçeneğini sunanlar yine hiç utanmadan anlam ve önem dolu laflar ettiler. Babalar Günü geldi. Ticari kafa sahiplerinin beklentileri yüksek. Geçen yıla göre daha fazla reklam verilmiş. Armağanlar satılacak, ekonominin çarkları dolacak. Ama armağanlar ve yalanlar gerçeği gizleyemiyor. Türkiye acılı annelerle dolu. Cumartesi Anneleri hâlâ kayıplarını arıyor. Berkin’i öldürenler korunuyor. Ethem’i öldüren p..]]> Sun, 15 Jun 2014 00:26:54 +0400 Kandırılan kim? https://www.evrensel.net/yazi/71518/kandirilan-kim https://www.evrensel.net/yazi/71518/kandirilan-kim? Günlerdir bir yandan AKP yanlısı, diğer yandan Fethullahçı medya “kandırılan, aldatılan, kaçırılan çocukları” haber yapıyor. Doğan medya kuruluşları da buna katılıyor. Meğer ne kadar duyarlıymışlar! Hemen sormak gerek. Acaba oturma eylemi yapanlar Diyarbakır’da değil de, Ankara’da bir bakanlık önünde oturmak isteseler ne olurdu? Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün önüne gitselerdi? Ya da başbakanlığın önünde oturmaya kalksalardı? Sonucu düşünmek bile istemiyorum. Sormak gerek. Çocukları Suriye’ye “cihada götürülen” ana babalar ortaya çıksalar, onları haber yapan olur muydu? Bu ülkede çocukları zorla askere götürülenler eylem yapabiliyorlar mı, bir de onu sormak gerekmez mi? Aklıma ilk gelen soru şu: Berkin’in anası babası kardeşleri İstanbul Emniyet Müdürlüğü önünde ot..]]> Sun, 08 Jun 2014 00:30:31 +0400 Gezi mi fetih mi? https://www.evrensel.net/yazi/71463/gezi-mi-fetih-mi https://www.evrensel.net/yazi/71463/gezi-mi-fetih-mi? Gezi direnişi ve ardından başlayan isyanlarda somutlaşan kararlılık, kendiliğindenlik ve dayanışma büyük bir gereksinime, bir susuzluğa yanıt verdi. Gezi direnişi ile başlayan isyan hareketinden söz edilirken sık sık kullanılan “Gezi Ruhu” Türkiye’nin bugününü anlamak ve geleceğini şekillendirmek için çok önemli ipuçları barındırıyor. Bu sene Gezi direnişinin yıl dönümü yaklaşırken yıllardır kullanılan bir başka kavram daha sık kullanıldı: Fetih Ruhu! Bu kavramı ve altında yatan fetih zihniyetini kavramak da Türkiye’nin bugününü anlamak açısından büyük önem taşıyor. Bu zihniyet aslında Gezi direnişi ile başlayan isyan hareketinin tam tersini, yani geçmişin karanlıklarını taşıyor. “Fetih Ruhu” ile dolu yazılardan yola çıkarak fetih zihniyetinin ana hatlarını saptamakta yarar var. Bu yazılardan biri şöyle başlı..]]> Sun, 01 Jun 2014 00:34:15 +0400 Şehit fabrikası https://www.evrensel.net/yazi/71410/sehit-fabrikasi https://www.evrensel.net/yazi/71410/sehit-fabrikasi? Soma’da resmi açıklamaya göre ölü sayısı 301. Gerçek sayının bunun çok üzerinde olduğunu tahmin etmek zor değil. Soma’da bir örtbas çalışması yapıldığını anlamak da zor değil. Soma’daki katliam düzeninin rengini de, niteliğini de gözler önüne serdi. Gözler önüne serilenler arasında dinin nasıl kullanıldığı da var. Soma’daki öfkeyi yatıştırmak, katliamın karasını düzenin yeşiline çevirmek için “hoca ekipleri” devreye sokuldu. Soma’ya gönderilen ulema ekibi kimlere tam ne anlattı, kimlerin aklını çelebildi bilmek zor. Ama ulemanın işlevini gözler önüne serdiler. İktidar düğmeye bastı mı, ulema koşarak gelir ve iktidar ne istiyorsa onu din kalıplarına uydurarak söyler. Böylece iktidarın istekleri, kabahatleri ve suçları din kalkanı ile kaplanır ve dokunulmaz duruma getirilir. İktidarı..]]> Sun, 25 May 2014 00:06:20 +0400 Soma: Dört yeşil, bir kara https://www.evrensel.net/yazi/71351/soma-dort-yesil-bir-kara https://www.evrensel.net/yazi/71351/soma-dort-yesil-bir-kara? 12 Eylül karanlığı Türkiye’nin üzerine ben ortaokuldayken çöktü. Liseye geldiğimde anladım ki, doğanın yeşiline, baharın yeşiline, pazarın yeşiline hiç benzemeyen çirkin ve korkunç yeşiller var. Bu yeşiller ışıkla değil, 12 Eylül karanlığıyla yeşeriyordu. Bu yeşillerden biri asker yeşiliydi. O yeşili zaten daha küçükken, Yunanistan’da albayların cuntasında görmüştüm. Sokağa çıkma yasaklarını, sokağa çıkan çocukların karşısına dikilen eli tüfekli askerleri, binaları zangır zangır titreten tankları biliyordum. Bu çirkin yeşilin militarizmin rengi olduğunu ve Türkiye’yi nasıl kasıp kavurduğunu ise yıllar sonra kavrayabilecektim. 12 Eylül karanlığı içerisinde parlayan yeşillerden bir diğeri doların yeşiliydi. Türkiye’de bu yeşilin sevilmesini sağlama görevi Turgut Özal’a verilmişti. Gördüm k..]]> Sun, 18 May 2014 00:36:10 +0400 Çığlık atsalar ne olacak? https://www.evrensel.net/yazi/71242/ciglik-atsalar-ne-olacak https://www.evrensel.net/yazi/71242/ciglik-atsalar-ne-olacak? Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı çocuklara yol göstermiş. Çocuklar çığlık atmalıymış. Ya anne babalar? Onlar da çocuklarına çığlık atmayı öğretmeliymiş. Bunlar pek ciddiye alınacak laflar değil. “Aile ve Sosyal Politikalar” diye bir bakanlık olması da zaten çok garip. Ama söylenenleri de, bakanlığın adını da ciddiye almak gerekiyor. Durum çok vahim. Taze Bakan Ayşenur İslam şöyle demiş: Tıpkı ateşe ellerini uzattıklarında ellerinin yanacağını bilmeleri gerektiği gibi bir yabancı ile karşılaştıklarında nasıl davranmaları gerektiğini bilmesi gerekiyor çocuklarımızın. Akran istismarına nasıl karşı koyacağını bilmesi öğrenmesi gerekiyor. Aileleri eğitmemiz gerekiyor. Bu eğitimlerimiz vardı zaten. Biz bunları yapmaya bugünden itibaren başlıyoruz. Başladık… Çocukların çok küçük yaşta öğrenmesi gereken bir başka şey ise yabancı mesafesini..]]> Sun, 04 May 2014 06:58:45 +0400 Benim kodum ne ola? https://www.evrensel.net/yazi/71128/benim-kodum-ne-ola https://www.evrensel.net/yazi/71128/benim-kodum-ne-ola? Rumlar 1, Ermeniler 2, Yahudiler 3! Bunlar maç sonuçları değil. Bunlar doğan bebeklere verilen kodlar. Kodları üreten ve bebekleri kodlayan Nazi devleti de değil. Bu kodlar tümüyle “yerli” üretim! “1, 2, 3” vb. kodlar giderek daha “derin” bir şekilde örgütlenen, “tek ulus”, “tek din” dayatmacısı “tekçi” devlet anlayışının 1923’den bu yana uyguladığı bir sınıflamada kullanılan kodlar. Geçen ağustos ayında ortaya çıkan bu “derin” öykü şöyle özetlenebilir: Bir çocuğun anaokuluna başlayabilmesi için koduna bakılır. Kodu okulun koduna uyuyorsa izin verilir. Bebekleri kodlar ile damgalamak ve bebekleri sınıflamak, sınıflamaya uygun olarak dağıtmak devletin asli görevidir! Bir özet çok kısa gelmiş olabilir. Biraz açmakta yarar var. İstanbul’da Ermeni çocukların ..]]> Sun, 20 Apr 2014 00:13:29 +0400 Sınıf ve başkanı https://www.evrensel.net/yazi/71012/sinif-ve-baskani https://www.evrensel.net/yazi/71012/sinif-ve-baskani? 30 Mart yerel seçimleri bana ilkokulda tanık olduğum sınıf başkanlığı seçimlerini anımsattı. Bunun seçim sandıklarının okullarda yer almasıyla bir ilişkisi yok. Keşke öyle olsaydı. Bağlantı daha temel bir meseleden kaynaklanıyor. Açıklayayım. Ben ilkokuldayken sınıf başkanlığı seçimi sevilen bir öğrencinin öğretmenin sınıftaki gölgesine çevrilmesinden ibaretti. Sınıf başkanının öğrencileri temsil etmesi söz konusu değildi. Tam tersine, sınıf başkanının öğretmenin otoritesini temsil etmesi ve başkan aracılığı ile bu otoritenin güçlendirilmesi amaçlanırdı. Günümüzde hâlâ sınıf başkanının görevleri sıralandığında şöyle deniliyor: Sınıfta öğretmen olmadığında en yetkili kişi sınıf başkanıdır. 30 Mart seçimlerinde işte böyle bir senaryo sahnelendi. Özellikle iktidar partisi için belediye başkanı adayının kim olduğu, neyi tem..]]> Sun, 06 Apr 2014 00:03:38 +0400 Yeşili düşünme günü https://www.evrensel.net/yazi/70957/yesili-dusunme-gunu https://www.evrensel.net/yazi/70957/yesili-dusunme-gunu? Bugün yeşili düşünmek gerek. Şaka değil... Bugün gerçekten tam da yeşili düşünme günü! Bu ülke asker yeşilinden çok çekti... Bu ülke kendisini doların yeşiline adamışlardan çok çekti... Bunlar yetmiyormuş gibi dünyayı dine sığdırmaya çalışanlar çıktı. Olanak olsa her yeri, her şeyi tek din yeşili bayraklarla kaplayacak dogmaseverler. Türkiye’nin başına bela oldular. Yetmedi, Karadeniz’in yeşiline, Akdeniz’in yeşiline musallat oldular, büyük paralar kazanmak için. Kentleri yeşili az, betonu çok “büyük projeler” ile doldurdular. Yetmezmiş gibi İstanbul’un kuzeyindeki ormanlarının yeşiline saldırdılar. Bu yapınca İstanbul’u boğacaklarını bile bile... Gezi Parkı’na, oradaki bir avuç yeşilliğe bile saldırdılar. Dogmanın yeşiline bürünen kurnazlar dolarların yeşili i&cce..]]> Sun, 30 Mar 2014 00:09:02 +0400 Berkin'e dua https://www.evrensel.net/yazi/70842/berkine-dua https://www.evrensel.net/yazi/70842/berkine-dua? Çarşamba günü genciyle yaşlısıyla bir milyondan fazla insan Berkin Elvan’ı Okmeydanı’dan aldı, gönüllere uğurladı. Yürüyüş boyunca evlerinden, işyerlerinden alkışlarla, ıslıklarla, elde hazırlanmış afişlerle ve gözyaşlarıyla destek veren çok sayıda insan vardı. İstanbul’da ve Türkiye’nin her yerinde nice insan yürüyüşe gelemedi. Ama telefondan, İnternet’ten Berkin’i uğurlayanlara katıldı. Berkin için afişlere, yollara, duvarlara yazılanlar, ağızlardan dökülenler bir yana, dökülen gözyaşları bir yana, gözlerden o bakışlardan okunanlar bir yana, içime asıl cemevinde söylenen dua işledi. Bir dua... Berkin bir fidandı. Gülsüm ve Sami Elvan’ın, ablalarının göz bebeğiydi. Yapılan yürüyüş Berkin’e de, insanlığa da çok yakıştı. Ama güzel Berkin’e, onu büyütenl..]]> Sun, 16 Mar 2014 00:53:38 +0400 Küçük düşün https://www.evrensel.net/yazi/70785/kucuk-dusun https://www.evrensel.net/yazi/70785/kucuk-dusun? Yaklaşık yirmi yıl önce, Boston’da 1. sınıf öğrencileri bana Türkiye hakkında sorular sormuşlardı. Sorulardan biri, o uzay üssünü andıran büyük, geniş ve çirkin mekanlarla ilişkiliydi. Soruyu soran tatlı kız, Türkiye’de “alışveriş merkezi” olup olmadığını soruyordu. Olmadığını söylediğimde çok şaşırdı. “Ama alışveriş merkezleri olmadan nasıl yaşayabiliyorsunuz?” dedi, hayret içinde. Benzer bir hayrete artık ben düşüyorum. Türkiye büyük iddialarla açılan alışveriş merkezleri ile dolup taşıyor. “Dünyanın en büyük alışveriş merkezi” diye reklamı yapılanlar bile var. Ama hayretten çok üzüntü ağır basıyor. Önceki gün tabelaya yapıştırılmış bir ilanda okudum. Devasa bir alışveriş merkezi açılacakmış. Orada “Dünyanın en büyük fast food zincirlerinden” biri bul..]]> Sun, 09 Mar 2014 00:11:23 +0400 Çocuklar ve yerel seçimler https://www.evrensel.net/yazi/70725/cocuklar-ve-yerel-secimler https://www.evrensel.net/yazi/70725/cocuklar-ve-yerel-secimler? Revani Sokak. Acıbadem Caddesi. Fıstıkağacı Durağı. Ne güzel adlar. Çocuklara sorsalar, onlar daha nice güzel ad üretirlerdi. Kurabiye Sokak. Muhallebi Caddesi. Sütlaç Parkı. Kentler tatlanırdı. Güneş, bulut, yağmur, ay, hava, su, toprak gibi parçası olduğumuz evrenin ve doğanın öğeleri kentlere işlenirdi. Ceviz, şeftali, elma, çilek, portakal, gürgen, kayın, kestane, ışkın, karayemiş, üzüm ile süslü kentler ortaya çıkardı. Ama çocuklara akıl soran yok. Yerel seçimler yaklaşırken Türkiye yolsuzluk skandalları, silah dolu kamyon haberleri, sansür ve yargının yürütmeye bağlanması gibi “ileri demokrasi” hamleleri ve türlü çeşit yalanla çalkalanıyor. Çocuklar yine yok sayılıyor. Oysa çocuklar dünyaya katkıda bulunmak istiyorlar. Bu onların hakları! Düzenle tam uyumlu belediye başkanı adaylarının sö..]]> Sun, 02 Mar 2014 00:48:11 +0400 Ana dili anayasadan önce gelir https://www.evrensel.net/yazi/70667/ana-dili-anayasadan-once-gelir https://www.evrensel.net/yazi/70667/ana-dili-anayasadan-once-gelir? Annem geçen hafta 80 yaşına bastı. Telefon ettim, anneme içini ısıtacak, biraz bize özel güzel şeyler söyledim. Beni doğurduğu, onca emek verdiği için teşekkürler ettim. Kabak tatlısı pişirecekti. Kabaktan bana değmeyeceği için şakacıktan sitem bile ettim. Annemi dinlerken bir yandan da düşünmeden edemedim. Beni doğuracağı günlerde acaba annemin kafasından neler geçiyordu? Ufak tefek bir kadın, kocaman bir karın. Belli ki, bebek irice olacak. Belki de annem “Doğum zor olacak” diye endişeleniyordu. Belki “kız mı, erkek mi?” diye merak ediyordu. O günkü koşullarda bebeğin cinsiyeti önceden bilinmiyordu. Malum, bu topraklarda erkek çocuk daha gözdeydi. Belki bu onu düşündürtüyordu. Anne ve babamın iki kızdan sonra bir erkek çocuk istediklerini tahmin etmek zor değil. Annemin kafasından nice başka düşünce geçiyor olab..]]> Sun, 23 Feb 2014 00:10:43 +0400 Haydi çocuklar kapitalizme https://www.evrensel.net/yazi/70604/haydi-cocuklar-kapitalizme https://www.evrensel.net/yazi/70604/haydi-cocuklar-kapitalizme? İstanbul'un oldukça merkezi bir yerinde açılan devasa bir alışveriş merkezi ne anlama gelir? Daha fazla trafik sıkışıklığı? Kesinlikle. Hava kirliliği? Kaçınılmaz. Betonlaşma? Mutlaka! Gözlere batar mı? Elbette! Kente zarar verir mi? Hem de nasıl... 39 katlı rezidans kulesi (260 bin metrekare). 37 katlı A+ofis kulesi. 43 bin metrekarelik kiralanabilir alanda, 175 mağazalık alışveriş merkezi. Bunca metrekare ve mağaza ne demek? Tüketim demek! Ama tüketim kendiliğinden artmadığına göre, pompalanması gerek. Yani, birilerinin tüketime itilmesi demek... Alışveriş merkezine verilen ad? Trump! Şu müthiş zengin emlak spekülatörü, Donald Trump. Biraz bilgisi olanların hemen yüzünü ekşitecek bir ad, yakından izleyenler için mide bulandıran bir çehre. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, bir de çocuklara kanca atılmış. Alışveriş merkezine çocuklara özel bir bölüm ..]]> Sun, 16 Feb 2014 00:04:09 +0400 Yeşil İstanbul'a küsecek https://www.evrensel.net/yazi/70547/yesil-istanbula-kusecek https://www.evrensel.net/yazi/70547/yesil-istanbula-kusecek? İstanbul’da yaşayan milyonlarca insanı çok yakında korkunç günler bekliyor. Bu gidişle Boğaz’a üçüncü köprü yapılacak ve doğa talanı daha da hızlanacak. Doğanın talanı açısından daha kötüsü ise, yeni ve devasa bir havalimanı yapılması olacak. Büyük alanları kaplayan havalimanları aslında bir bölgenin tümüyle ulaşılmaz ve tek işlevli bir mekana dönüştürülmesine neden oluyor. Büyük havalimanları, tıpkı stadyum vb. yapılar gibi, bulundukları bölgeyi ıssızlaştıran, köleleştiren bir etki yapıyor. Bu etkiler bir yana, yeni havalimanı İstanbul’un doğaya sırt çevirmesi demek. Geçen hafta güncellenen, Kuzey Ormanları Savunması 3. Havalimanı Raporu’nda şu saptama var: “İstanbul’un Anayasası sayılan 2009 tarihli İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda 3. Havalimanı için belirlenen yeri..]]> Sun, 09 Feb 2014 06:46:32 +0400 Hap hap kapar! https://www.evrensel.net/yazi/70427/hap-hap-kapar https://www.evrensel.net/yazi/70427/hap-hap-kapar? Çocukların dünyalarını bir köşe yazısına aktarmak oldukça zor. Köşe yazılarının kısa olması gerekiyor; fotoğraf veya çizimlere yer verilemiyor. Bu çocukların dünyalarını yetişkinlere aktarabilmeyi oldukça zorlaştırıyor. Çocukları ilgilendiren meseleleri Evrensel’de yazmaya başladığım 2008’de, bu sınırlamalar yoktu. Gazete boyutlarında basılan Pazar eki Hayat’ta yarım sayfalık yer kullanabiliyordum. Tam sayfa tutacak uzunlukta yazılar bile yazabiliyordum. Evrensel Hayat çocukların deneyimlerini ve söylemek istediklerini aktarmak için çok uygun bir ortamdı. Köşe yazısı yazıyor olmam nedeniyle epeydir çocukların deneyimlerini aktarmaktan geri kaldım. Bugün çocukların dünyalarından bir kesit almak ve korkutularak büyütülmeye çalışılan bir ufak kızın öyküsüne yer vermek istiyorum. * * * Ben küç&uu..]]> Sun, 26 Jan 2014 00:13:43 +0400 Yine 19 Ocak: Yüzleşme günü https://www.evrensel.net/yazi/70367/yine-19-ocak-yuzlesme-gunu https://www.evrensel.net/yazi/70367/yine-19-ocak-yuzlesme-gunu? Hrant Dink 19 Ocak 2007’de öldürüldü. Onu öldürtenler, Hrant’ın binlerce, on binlerce insanı etkilediğini, onların yolunu aydınlattığını biliyorlardı. Kestiremedikleri ise, Hrant’ın öldürüldüğünde daha da çok insana yol göstereceğiydi. Hrant için düzenlenen her yürüyüşe kitleler akın etti. Hrant için sokaklara dökülenler arasında daha önce bir kere bile öfkesini, acısını, mücadelesini sokaklara taşımamış insanlar da vardı. Hrant, bir kere bile görmediği, bir kere seslerini duymadığı insanların kardeşi oldu. Hrant’ı öldürtenler bunu hiç mi hiç kestiremediler çünkü onlar kardeşlikten ve insanlıktan paylarını düşeni almamışlardı. Hrant’ı öldürtenler veya ölümüne göz yumanlar müdür oldular, vali oldular, milletvekili oldular. Hatta bakan o..]]> Sun, 19 Jan 2014 00:08:53 +0400 Şavşat'ta 12 yaşında https://www.evrensel.net/yazi/70308/savsatta-12-yasinda https://www.evrensel.net/yazi/70308/savsatta-12-yasinda? Keşke Bir Öpüp Koklasaydım (Geride Kalan Aileler 12 Eylül’ü Anlatıyor) birkaç ay önce Ayrıntı Yayınları Yakın Tarihi Dizisi’nin ilk kitabı olarak yayımlandı. Kitabı yayına hazırlayan Eylem ve Özlem Delikanlı, hem 12 Eylül’ün yol açtığı yıkımı belgelemek, hem de egemenlerin unutturmak istediği bir mücadelenin unutulmasını engellemek istemişler. Kitapta anlatılan öyküler gerçekten çok sarsıcı. Özellikle de çocukların yaşadıkları. Çetin Özgür Güvercin o günlerde 12 yaşındaydı. Şavşat’ta 12 Eylül Şenlikleri olacaktı. Çocuk korosundaydı. Şenlikte arkadaşlarıyla birlikte Şavşat türküleri söyleyecekti. Ama darbe oldu. Şavşat’ın sanki “Üzerinden tank geçti”, sanki her yer bombalanmış gibi oldu. “Bütün her şey yerle bir oldu.” Çetin Özgür Güverc..]]> Sun, 12 Jan 2014 00:11:31 +0400 Uyan B! https://www.evrensel.net/yazi/70249/uyan-b https://www.evrensel.net/yazi/70249/uyan-b? Bugün B. E.’nin doğduğu gün. B, 5 Ocak 1999’da doğdu. Bugün 15 yaşına komada giriyor! 16 Haziran Pazar sabahı, İstanbul Okmeydanı’daki evinden ekmek almak için çıktı. Ancak geri dönemedi. Atılan bir gaz kapsülü kafatasını parçaladı. Okmeydanı SSK Hastanesine götürüldü. B. o günden beri yaşam mücadelesi veriyor. B’yi hedef alan polis veya polisler kimdi, bilmiyoruz. Belki terfi ettiler. Belki yaptıklarını anlatıp, övünüyorlar. Belki de tam tersi. Utanıyorlar ya da korkuyorlar; kimseye anlatamıyorlar. Bilmiyoruz, bilemiyoruz. Tek bildiğimiz yaptıklarının insana yakışmadığı... B’yi hedef alanlar bugün ne yapıyorlar bilmiyoruz. Belki de çocuklarının elinden tutup bir parka gidecekler. Belki gün gelecek, çocukları soracak: Sen B’ye neden ateş ettin? Seni kim halkına düşman etti? *** B’yi hedef alanlar bugün n..]]> Sun, 05 Jan 2014 07:16:17 +0400 Şamar oğlanı https://www.evrensel.net/yazi/70184/samar-oglani https://www.evrensel.net/yazi/70184/samar-oglani? Çocuk haklarına sahip çıkanların, “şamar oğlanı” sözü kullanıldığında tepki vermemeleri, tüylerinin diken diken olmaması pek mümkün değil. Hele bir de bu sözü bir parti başkanı, hatta bir başbakan kullandıysa... Şubat 2013 başlarında, AKP İl Danışma Meclisi’nde Başbakan Erdoğan şunları söylemişti: “Türkiye kimsenin şamar oğlanı değildir.” Buradaki mantık şöyle: Biz başı öne eğilecek millet değiliz. Biz iradesi teslim alınacak, özgürlüğüne ipotek konulacak, istikameti başları tarafından belirlenecek millet değiliz. Hiçbir örgütün irademize yön vermesine, bize ahkam kesmesine izin vermeyiz. Türkiye büyük devlettir. Türkiye’yi asla tek taraflı etki altına alınacak, yönlendirilecek üst perdeden hizaya çekilecek ülke olarak kimse görmesin. Biz alçak gönüllüyüz a..]]> Sun, 29 Dec 2013 00:45:42 +0400 Börtü böcek hakkı https://www.evrensel.net/yazi/70119/bortu-bocek-hakki https://www.evrensel.net/yazi/70119/bortu-bocek-hakki? Dershaneler üzerinden sürdürülen meydan savaşı, bu hafta bambaşka bir savaşa dönüştü. Artık dershaneler konuşulmuyor. Artık ayakkabı kutuları, bakan çocukları, yolsuzlukların boyutları ve yöntemleri konuşuluyor. Bu yolsuzluklar ile dershaneler meydan savaşı sırasında vurgulanan “hürriyet” kavramını birlikte düşünmek gerek. Örneğin, “Dershane Gerçeği” başlığı ile Zaman gazetesi özel eki olarak dağıtılan, kapılara ve araçların ön camlarına bırakılan 8 sayfalık kitapçığa bir göz atmakta yarar var. Kitapçığın daha ilk sayfasında İnsan Hakları Beyannamesi’nin iki maddesi ve T.C. Anayasasının iki maddesi anılıyor. Ama dershanelerin kapatılmaması için öne sürülen asıl gerekçe “teşebbüs hürriyeti.” Bu şaşırtıcı değil çünkü dershaneler meydan savaşının tarafları özel sekt&oum..]]> Sun, 22 Dec 2013 07:15:08 +0400 Okulları kapatın! https://www.evrensel.net/yazi/70056/okullari-kapatin https://www.evrensel.net/yazi/70056/okullari-kapatin? AKP ile Fethullahçılar arasındaki dershaneler meydan savaşının bir iktidar savaşı olduğu ortada çünkü tarafların eğitimle ilgili görüşleri aslında farklı değil. Taraflar eğitimin özelleştirilmesine inanıyorlar. Daha önemlisi, taraflar eğitimin işlevi konusunda farklı düşünmüyorlar. Hemen Yusuf Kaplan’ın “Dershanelere dokunmayın, asıl okulları kapatın!” başlıklı, 17 Kasım tarihli yazısını incelemek gerek. Kaplan Yeni Şafak’ta yazıyor. Ama bu yazısı, Fethullahçıların yayın organı Zaman’ın eki “Dershaneler Gerçeği” içinde anılıyor. Kaplan, dershanelerin aslında “çarpık bir eğitim sistemi” ürünü olduğunu söylemektedir. O zaman, nasıl olur da “Dershaneler Gerçeği” ekine uygun görülür? Yanıtı oldukça basit. Kaplan’a göre, Türkiye’de, “modern hurafelerle do..]]> Sun, 15 Dec 2013 07:25:33 +0400 Mandela: Rolihlahla Dalibhunga Madiba https://www.evrensel.net/yazi/69998/mandela-rolihlahla-dalibhunga-madiba https://www.evrensel.net/yazi/69998/mandela-rolihlahla-dalibhunga-madiba? O, 18 Temmuz 1918’de Transkei’de, küçük bir köy olan Mvezo’da doğduğunda kabilesi, tıpkı bölgedeki diğer Afrikalılar gibi, çoktan beyazların egemenliği altında yaşamaktaydı. Babası Tembu kabilesinin önde gelenlerinden biriydi; Mvezo’da şefti. Oğlunun adını “Rolihlahla” koydu. Bu Xhosa dilinde bir ağacın dalını çekmek anlamına geliyordu ama daha çok “yaramazlık yapan” anlamında kullanılıyordu. Resmi kayıtlardaki adı ve soyadı ise beyazların isteklerine göre şekillendi. Dedesinin adı olan “Mandela” onun soyadı oldu. (Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılması ardından soyadı kullanmak durumunda kalanların, babalarının veya dedelerinin adlarının soyadına dönüştürülmesi gibi.) Okula başladığında ona “Nelson” dediler. Yani, kendi kültürü ile hiçbir ilişkisi olmayan ve beyazların geleneklerine uygun düşece..]]> Sun, 08 Dec 2013 07:38:40 +0400 Sokak okulu https://www.evrensel.net/yazi/69944/sokak-okulu https://www.evrensel.net/yazi/69944/sokak-okulu? Esnek iş gücü, yani güvencesizlik ve geçici çalışma, patronların çok hoşuna gidiyor. Esnek çoğaldıkça, patronlarda çoğalıyor. Sağlık özelleştirilmeye sokuluyor; patronlar çoğalıyor. Eğitim özelleştirilmeye sokuluyor; patronlar çoğalıyor. Yalnız ilk ve orta öğretim değil, üniversiteler de özelleştiriliyor. Üzerinde “vakıf üniversitesi” yazan, ama birer özel işletme, yani patron üniversitesi olan kuruluşlar çoğalıyor. Üniversitelerin özelleştirilmesi ile aslında üniversitelerin bir ticarethaneye çevrilmesinin yolu açıldı. Üniversiteleri hizaya getirmek için kurulan YÖK, özel üniversitelerin birer ticarethaneye çevrildiğini biliyor. Biliyor ama hiçbir şey yapmıyor. Çünkü YÖK’ün görevi hiçbir zaman üniversiteleri korumak olmadı. Birer..]]> Sun, 01 Dec 2013 07:53:41 +0400 Karma mı ayrı mı? https://www.evrensel.net/yazi/69887/karma-mi-ayri-mi https://www.evrensel.net/yazi/69887/karma-mi-ayri-mi? Harem kavramı inanca dayalıdır. Bir yaşam alanının “harem” ve “selamlık” olarak ayrılması da inanca dayalıdır. Bu gibi kavramların kamusal alanda uygulanmaya geçirilmesi de, bu kavramların bir inanç sisteminde önemli olmasıyla açıklanabilir. Bu inancın bulunmadığı yerlerde veya bu inancı taşımayanlar açısından, harem kavramı, “harem-selamlık” uygulaması hiçbir geçerlik taşımaz. Kızların ve erkeklerin aynı derslikte bulunmasına, yani “karma sınıf” ve “karma eğitim” uygulamasına karşı çıkanların iddiaları da tam da bu nedenle kabul edilemez. Kızlar ve erkeklerin ayrı okutulması gerektiğini savunanlar, kendi inançlarına dayalı uygulamaların yalnız kendi evlerinde değil, her yerde geçerli olmasını istemektedir. Türkiye’nin herhangi bir yerinde kızların ve erkeklerin aynı evde kalmasına karşı çıkmaları da bundandır. Sivas’ta ev arayan b..]]> Sun, 24 Nov 2013 07:16:38 +0400 Filler ve dershaneler https://www.evrensel.net/yazi/69831/filler-ve-dershaneler https://www.evrensel.net/yazi/69831/filler-ve-dershaneler? Meğer dershaneler çok önemliymiş. Yapılan çalışmalar hep bu gerçeği atlamış. Meğer dershaneler eğitimin ayrılmaz parçasıymış. Eşitlik getiriyormuş, her yere bilgi dağıtıyor, ışık saçıyormuş. -miş, -mış, -muş… Nurlar saçan gazete Zaman hemen gerçekleri yazmış: “Eğitimin devlet eliyle yapılması ve özel teşebbüse yer verilmemesi dünyada örneği neredeyse kalmayan bir uygulama. Kapalı ve demokratik olmayan rejimlerde görülen eğitimde devlet tekeli çağdaş ülkelerde tamamen terk edildi. Eğitim kalitesini artırmak ve eğitimde fırsat eşitsizliğinin önüne geçmek için pek çok ülke özel eğitimi teşvik ediyor. Japonya’da 10 milyon öğrenci Juku denilen bu dershanelere devam ediyor. Yunanistan’da nüfus az olmasına rağmen binlerce dershane eğitim veriyor.” (15 Kasım) Bazı kalın kafalılar Zaman yazdığı için bu ger..]]> Sun, 17 Nov 2013 07:38:38 +0400 Asrın Projesi: Yıkım! https://www.evrensel.net/yazi/69603/asrin-projesi-yikim https://www.evrensel.net/yazi/69603/asrin-projesi-yikim? Tam bir ay önce yaklaşık 2000 hafriyat kamyonu saatlerce TEM otoyolunu kapattı. Gazetelere yansıyan bilgilere göre, İstanbul Anadolu Yakası’nda çalışan hafriyatçılar bu eylemi kendilerine döküm yeri gösterilmediği gerekçesiyle gerçekleştirmişler. Eylem ardından bir açıklama yapan Anadolu Yakası Hafriyatçılar Derneği Başkanı Abdülkadir Kucak, Büyükşehir Belediyesi tarafından önce Akfırat ve Şile’de yer alan hafriyat döküm alanlarının kapatıldığını, ardından geriye kalan son döküm alanı Ömerli’ye de hafriyat dökmelerinin yasaklandığını söylemiş; hafriyatçıların 15 gündür çalışamadığını vurgulamış. Kucak şöyle devam etmiş: “Ömerli’deki döküm alanını herkese açın dedik. Ancak sadece metro çalışmalarından çıkan hafriyat için kullanılacağını söylediler. Şimdi ..]]> Sun, 20 Oct 2013 14:19:35 +0400 Çocuklar ve kurban kesimi https://www.evrensel.net/yazi/69556/cocuklar-ve-kurban-kesimi https://www.evrensel.net/yazi/69556/cocuklar-ve-kurban-kesimi? Sanırım daha 6 yaşındaydım. Kesilen hayvanların hiçbir zaman ölmediğini, organlarının hareket ediyor olmasının da buna bir kanıt olduğunu düşünmüştüm. Günlerce rüyama girmişti bu sahne. Ve bu hayvanların günün birinde dünyayı ele geçirip hepimizin gözlerini bağlayıp boyunlarımızdan keseceğini düşünürdüm... Ankara’da evimizin bahçesinde benim de beslemiş olduğum ve kardeşlerimle birlikte oynayarak güzel vakit geçirdiğimiz koyunumuzun kesildiğini ağlayarak gördüm. Sonra babaannem alnıma kanımı sürmek için beni kovaladı!!! Ağlayarak kaçtım ama zorla sürdü. Hüngür hüngür ağlıyordum artık ve bir daha sonra uzunca bir süre et, balık, tavuk vs. yiyemedim. Kurban Bayramı’nı da sevemiyorum. Her seferinde kaçan, kovalanan ve kesilen hayvanlar için çok üzülüyorum. *** Bu ..]]> Mon, 14 Oct 2013 11:27:53 +0400 Dünya öğretmenler günü https://www.evrensel.net/yazi/69487/dunya-ogretmenler-gunu https://www.evrensel.net/yazi/69487/dunya-ogretmenler-gunu? Edward Snowden şu an gizli servisler dışında kimsenin bilmediği bir yerde yaşıyor. Onun neler yaptığını bilmiyoruz. Belki de bol bol kitap okuyor. İsterdim ki, Fakir Baykurt’un “10. Köy” adlı kitabını okusun. Henüz 30 yaşında, birden bire dünyada gidebileceği bir yer kalmayan bir insana dönüştürülen Snowden, sürekli başına gelenlerin anlamını düşünüyor olsa gerek. Baykurt’un dokuz köyden kovulmanın anlamını ele aldığı “10. Köy” ona yardımcı olurdu. *** Fakir Baykurt çoğu zaman bir yazar olarak anımsansa da, öncelikle bir öğretmendi. Sendikalı ve sendikacı bir öğretmen. Türkiye Öğretmenler Sendikası kuruluş aşamasında ve sonrasında yer alan bir öğretmen... Eğer Snowden ile Baykurt’u bugün buluşturabilsek, ikisinin birbirlerine anlatacak ne çok şeyi olurdu. Baykurt belki de 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nd..]]> Sun, 06 Oct 2013 14:01:15 +0400 Benim kuzum nerede? https://www.evrensel.net/yazi/69240/benim-kuzum-nerede https://www.evrensel.net/yazi/69240/benim-kuzum-nerede? Peri Gazozu, Ercan Kesal’ın İletişim’den çıkan yeni kitabı. Ercan Kesal 1959 doğumlu. Bu ülkenin nerelerden geçerek günümüzdeki durumuna geldiğini gözlemleyebilmiş. Bu nedenle, Peri Gazozu öyle gazoz gibi bir kitap değil… Kitabın ilk bölümü olan “Kurban” başlıklı bölümde (s. 17) aktarılan öykülerden biri ile başlayayım: Kızılırmağın dibinde dışarıdan hiç fark edilemeyen derin boşluklar vardır. Avanoslular ‘cumbak’ der … Çıkmaya yakın, Hikmet ‘cumbak’lardan birine düşmüş olmalı ki, batıp çıkmaya başladı. (…) Çekmeye çalışsak da çekemedik. Gözümüzün içine bakarak kayboldu gitti Hikmet. Annesinin, saçları dağılmış, deli gibi, ırmak boyunca koşturmasını hiç unutmadım. Beş gün boyunca bulamadılar Hikmet’i. Annesi beş gün beş gece..]]> Sat, 28 Sep 2013 17:51:06 +0400 Okul, sevgi ve mutluluk https://www.evrensel.net/yazi/68708/okul-sevgi-ve-mutluluk https://www.evrensel.net/yazi/68708/okul-sevgi-ve-mutluluk? Her yıl okullar açılırken aynı soru aklıma geliyor. Acaba öğrenciler okulda sevgi ve mutluluk bulacaklar mı? Acaba öğrenciler okulda insanları sevmekten söz edecekler mi? Okulda hayvanların insanlarla kardeş olduğu konuşulacak mı? İnsanın doğanın efendisi değil, ancak bir parçası olabileceği tartışılacak mı? Yoksa üstün din, üstün sınıf, üstün tür, üstün dil ve hatta üstün insan ideolojileri mi öğrenecekler? Yazılı müfredat olsun, yazılı olmayan -yani gizli- müfredat olsun, yine öğrencilere o berbat “ahlaklı insan” aldatmacaları mı sunacak; yoksa okul sevgi ve mutluluk yaratılacak bir ortam mı olacak? Okullar, insanı insana düşman kılan üstünlük palavraları ile yankılanacak mı? Örneğin, milliyetçiliğin nice zamandır ürettiği cinsten palavralarla? Başka insanları “Rum tohumu” olarak, “Ermeni dölü&rdq..]]> Sat, 21 Sep 2013 16:13:22 +0400 Hem tembel, hem sakar! https://www.evrensel.net/yazi/67971/hem-tembel-hem-sakar https://www.evrensel.net/yazi/67971/hem-tembel-hem-sakar? Yıllardır düze çıkmaya çalışan Detroit Belediyesi’nin yönetimine getirilen Kevyn Orr, Ağustos başında verdiği bir röportajda tamı tamına şöyle bir ifade kullandı: Detroit’te yaşayanlar “aptal, tembel, mutlu ve zengin.” Bu sözler müthiş tepki toplayınca, Orr Detroit’te yaşayanlardan özür diledi ve bu sözlerin “bir dil sürçmesi” olduğunu, bu sözleri söyleyerek aptallık yaptığını açıkladı. Kevyn Orr özür dilese de aslında bu sözler onun ve onun gibi düşünenlerin kafalarında neler olduğunu çok iyi yansıtıyor. Orr belediyenin yönetimine getirilmeden Wall Street’te çalışmış ve patronların dünyasının dilini konuşuyor. Onu Detroit’e Acil Durum Mali Yöneticisi –yani patron– atayan Michigan Valisi Rick Snyder de, hiç kuşkusuz, Detroit’te yaşayanların aptal ve tembel olduğu g&ou..]]> Sat, 14 Sep 2013 17:19:58 +0400 Süt dişi ve kardeşlik https://www.evrensel.net/yazi/67273/sut-disi-ve-kardeslik https://www.evrensel.net/yazi/67273/sut-disi-ve-kardeslik? Türkçe çocuklar için kullanılan güzel sözler ve benzetmeler açısından zengin bir dil. Türkçede ‘süt’ sözcüğünden türetilmiş birçok birleşik sözcük veya deyiş var. Bu, hiç kuşkusuz, bebekler için ana sütünün çok önemli olmasından kaynaklanıyor. Akla ilk gelen örnek ‘süt çocuğu’. Sütü olmayan bir anne yerine süt veren kadın, ‘sütana’ ya da ‘sütanne’. Benzer şekilde türetilmiş, ‘süt kardeşi’, ‘sütnine’, ‘sütoğul’ da var. Hatta ‘sütbaba’ bile var. Bebeğe süt veren kadının eşi bile önemli görülmüş ve ona böyle bir sıfat verilmiş. ‘Süt’ sözcüğünden türetilmiş benzetmeler içinde ‘süt dişi’ belki de en sevim..]]> Sat, 07 Sep 2013 17:19:10 +0400 Babam neler yaptı? https://www.evrensel.net/yazi/65941/babam-neler-yapti https://www.evrensel.net/yazi/65941/babam-neler-yapti? Yaptığı her ‘iş’ten sonra kanlar içerisinde dönüyormuş eve babası... Şuurunu kaybediyormuş... Akıl ve Ruh Hastanesine yatıyormuş her seferinde kendine gelebilmek için. Elektrik şoku yapıyorlarmış ona. Çok sinirli ve bambaşka bir adam oluveriyormuş bazen. İşte o anlarda, babası ile göz göze geldiğinde, tanıyamıyormuş adeta onu... Bir insan gidiyor, yerine bir katil geliyormuş. İşte böyle bir ‘ölüm makinesi’ yaratmış teşkilat babasından... Bir gün bir Rumca gazetede resmi yayınlanmış... Babasının resmi... Sırtında bir pardösü ve elinde Sten bir silah... Şöyle yazmış gazete: “TMT’nin en azılı katili...” *** Bu satırlar İbrahim Aziz’in “Perde Aralığından” başlıklı kitabının arka kapağından. Türkçe ve Yunanca olarak 2011’de Lefkoşa’da yayımlanan bu kitap, “Tedhiş ve faşizmin kurbanlarına” adanmış. İbrahim Aziz’..]]> Sat, 24 Aug 2013 16:58:50 +0400 Kimliğimi kim çaldı? https://www.evrensel.net/yazi/65203/kimligimi-kim-caldi https://www.evrensel.net/yazi/65203/kimligimi-kim-caldi? İngiltere’de polisin çocukların kimliklerini çaldığı ve muhalif hareketlere sızmak için kullandığı ortaya çıktı. Polis en az 42 çocuğun adını ve soyadını bu şekilde kullanmış. Temmuz ayında yapılan açıklamalara göre bu anlaşılması zor ve korkunç uygulama 1968’den 2008’e dek sürmüş. Çocukların kimliklerinin çalındığına ilişkin bu haberler dayanaksız değil. İddialar ardından 2011’de başlatılan soruşturmada 50 binden fazla belge toplanmış. Mick Creedon tarafından hazırlanan ve Creedon Raporu olarak bilinen rapora göre, söz konusu kimlik hırsızlığı iki gizli servis birimi tarafından gerçekleştirilmiş. Daha önce hazırlanan ara raporda (Herne Operasyonu Raporu) hedefin çeşitli muhalif hareketlere sızmak olduğu belirtilmişti. Çocukların kimliklerini çalan ilk birim Londra’da, Vietnam Savaşı karşıtı gösterilerin yoğunlaştığı 1968’de,..]]> Sat, 17 Aug 2013 17:06:24 +0400 AKP takvimi https://www.evrensel.net/yazi/64618/akp-takvimi https://www.evrensel.net/yazi/64618/akp-takvimi? Geçenlerde bir karikatür gördüm. Karikatürde, Madımak Katliamı’nın üzerinden yirmi yıl geçmesi, “Saatli Katliam Takvimi” benzetmesi ile eleştiriliyordu (Uykusuz, 4 Temmuz, s.3). Takvimin görünen diğer sayfasında, “5 Temmuz - Çorum Katliamı” yazıyordu. Karikatürü görür görmez özel bir takvim hazırlayan bir arkadaşımı aradım. “Korkunç bir dönemden geçiyoruz; takvimini tutuyorum” dedi. Gezi direnişinden başlayarak saymaya başladı. Hepsini yazamadım çünkü liste çok uzundu. Abdullah Cömert Antakya’da öldürüldü. Ethem Sarısülük Ankara’da öldürüldü. Mehmet Ayvalıtaş Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde öldürüldü. Ali İsmail Korkmaz Eskişehir’de dövülerek öldürüldü. Medeni Yıldırım Lice’de &ou..]]> Sat, 10 Aug 2013 15:48:33 +0400 Göremediğim torunuma mektup https://www.evrensel.net/yazi/63529/goremedigim-torunuma-mektup https://www.evrensel.net/yazi/63529/goremedigim-torunuma-mektup? İki yıl önce Amerika Kıtası İnsan Hakları Mahkemesi, ünlü Arjantinli ozan Juan Gelman’ın davasında tarihi bir karar aldı. Bu dava sonucunda, askeri diktatörlük döneminde (1973-1985) devlet tarafından işlenen suçlar için Uruguay devletinin hesap vermesi gerektiği karara bağlandı. Bu karar ile insanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımına uğraması ve bu suçları işleyenlerin dokunulmaz kalması kuralı bozulmuş oldu. Bu davanın sonuçlanması ile Akbaba Operasyonu (Operation Condor) olarak bilinen korkunç işbirliği bir kez daha gündeme geldi. CIA desteği ile gerçekleştirilen Akbaba Operasyonu, Güney Amerika’daki diktatörlüklerin muhaliflerine karşı bir çeşit uluslar arası savaş yürütmesini sağlamıştı. Bu işbirliğinin somut bir örneği, Juan Gelman’ın gelini ve torununun başına gelenler. Gelman’ın oğlu Marcelo ve hamile eşi María Claudia 1976..]]> Tue, 30 Jul 2013 16:47:22 +0400 Diyanet'ten Küba'ya destek https://www.evrensel.net/yazi/62522/diyanetten-kubaya-destek https://www.evrensel.net/yazi/62522/diyanetten-kubaya-destek? Bugünlerde birçok kamu kuruluşunda, Diyanet Vakfının “Yedi kıtada insanlığın hizmetinde” başlıklı afişi sergileniyor. Afişte 24 ülkenin adı var. Hemen her adın üzerine bir veya iki çocuk fotoğrafı konulmuş. Bir tek Kazakistan dışında. Filistin ve Endonezya için kullanılan fotoğraflarda türbanlı bir kız çocuk var. Başlığın altında şunlar yazılı: “38 yılda hem Türkiye’de hem de 96 ülkede, kardeşlerimizin eğitimlerine, sağlık ve kültürlerine katkıda bulunduk. 200 binin üzerinde öğrenciye burs ve eğitim imkanı sunduk. Camiler, Kur’an kursları, eğitim merkezleri ve yurtlar inşa ettik. Felaketzede ve ihtiyaç sahiplerinin yanında olduk. Diğer aylarda olduğu gibi ramazanda da Türkiye Diyanet Vakfı olarak yedi kıtada insanlığın hizmetinde çalışmaya devam edeceğiz.” Belli ki, vakfa artık Türkiye yetmiyor. Vakıf küreselleşiyor. Küreselleşmenin belkem..]]> Sat, 20 Jul 2013 15:34:00 +0400 Top oynamak kızların da hakkı https://www.evrensel.net/yazi/61971/top-oynamak-kizlarin-da-hakki https://www.evrensel.net/yazi/61971/top-oynamak-kizlarin-da-hakki? Başbakanın yüzde 50 hesapları ve ardından Mısır’da olanlar bana on yıl önceki Mısır ziyaretimi anımsattı. Bu ziyarette öğrendiğim en önemli ders, kızlar için Mısır’da oyun oynamanın ve spor yapmanın ne kadar zor olduğuydu. Kuzey Mısır’daki bir bölgede yürütülen çalışmada, genç kızların basketbol oynamasının çok yararlı olduğu görülmüştü. Ama kızların rahatça top oynayabilmesi için “mahrem”, yani erkeklerin gözlerinden uzak bir alan yaratılması gerekiyordu. O günden bugüne on yıl geçti. O günden bugüne kızların spor yapıp yapamayacağı sorusu, kadınları “kaburgadan üretme” ikinci sınıf insan olarak kabul edenler için elbette hiç önem taşımıyor. Ama kadını aşağı görmeyen ve kızların gelişimini ciddiye alan herkes için bu gibi sorular gayet önemli. *** Kızların top oynayabilm..]]> Mon, 15 Jul 2013 09:44:23 +0400 300 ve dindar olmak https://www.evrensel.net/yazi/61342/300-ve-dindar-olmak https://www.evrensel.net/yazi/61342/300-ve-dindar-olmak? Guatemala küçük bir ülke, Türkiye’den çok uzaklarda, Orta Amerika’da. Uzaklarda ama yakın tarihine bakıldığında Türkiye’ye çok benziyor. Guatemala’nın “vatansever” ordusu, ülkenin “birliği ve bütünlüğü”, vatandaşların “huzuru ve güvenliği” için Guatemalıları yok etmekten hiç kaçınmamış bir ordu. Guatemala’da 1960 sonrasında kimi tahminlere göre 160 bin kişi öldürüldü ve 40 bin kişi kaybedildi. On binler sürgünde yaşamak zorunda bırakıldı. Guatemala’nın “vatansever” diktatörleri ülkelerini herkesten çok sevdiler. O kadar çok sevdiler ki, Guatemalıları yok saymaktan ve gerekli gördüklerinde yok etmekten hiç çekinmediler. Bu diktatörlerin en azılısı olan José Efrain Rios Montt geçtiğimiz aylarda soykırım ve in..]]> Sat, 06 Jul 2013 12:36:25 +0400 Tek din-tek adam saplantısı https://www.evrensel.net/yazi/60767/tek-din-tek-adam-saplantisi https://www.evrensel.net/yazi/60767/tek-din-tek-adam-saplantisi? Açık yeşil, sanki fosforlu kanatları olan bir kelebek uçuyor. Sonra tatlı sarı bir kelebek geçiyor. Siyah üzerine beyaz desenli kelebekler uçuşuyor. Hepsi kelebek ama renkleri farklı. Doğa rengarenk, cıvıl cıvıl. İçim ısınıyor. Doğa çokluk demek… Üniversitenin bahçesinde çocuklarla karşılaşıyorum. Beş yaşında görünenleri de var, 6-7 yaşında görünenleri de. Koşuyorlar, oynuyorlar, sohbet ediyorlar. Öğrencilerin yokluğunda sessiz ve soğuk görünen üniversiteyi canlandırıyorlar. Hava sıcak mı sıcak ama içimi ısıtan hava değil, çocukların neşesi… Çocukların bazıları çekik gözlü. Bazılarının saçları kıvır kıvır, derileri siyah. Kökenleri Meksika veya Orta Amerika olan çocuklar da var. Küba kökenli çocuklar da, beyaz tenli sarışın çocuklar da. Renkleri, gözleri, saçları, derileri ne..]]> Sun, 30 Jun 2013 02:39:07 +0400 Direnişçi çocuklara şarkılar https://www.evrensel.net/yazi/59513/direnisci-cocuklara-sarkilar https://www.evrensel.net/yazi/59513/direnisci-cocuklara-sarkilar? Gezi Direnişi sürüyor. “Çapulcu”, “marjinal”, vs. gibi etiketlerle küçümsenmeye çalışılan direnişçiler bir halk hareketi başlattılar. Direnişçileri küçümsemek için “bir avuç çocuk” gibi sözler edenler de oluyor. Madem direnişçiler bir avuç çocuk, o zaman onlara çocuk şarkıları söyleyelim. Erken yatmam, erken kalkmam Zalimlere kulak asmam, Yalanları kesinlikle yutmam! Antiasiti su ile çırparım Maske, deniz gözlüğü, şnorkel takarım Sonra direnişe çıkarım İster yaz olsun, ister kara kış İster sıcak olsun, ister soğuk Gözlerim açık, yüreğim sıcak Çantamda sprey boya, kafamda adalet var Giderim Gezi’ye ben koşa koşa… *** Tik tak tik tak tik tiki tak Tik tak tik tak tik tiki tak Güneş doğdu haydi kalk Dozerler geldi, “uyan” diyor Uyan da bana ba..]]> Sat, 15 Jun 2013 12:18:26 +0400 Camilo Jose ve Taksim'den yayılan umut https://www.evrensel.net/yazi/58414/camilo-jose-ve-taksimden-yayilan-umut https://www.evrensel.net/yazi/58414/camilo-jose-ve-taksimden-yayilan-umut? Nisan başında, güneşli bir günde Camilo José aramıza katıldı. Onun dünyaya geldiğini ancak iki hafta sonra, annesi Tamara ve babası Eduardo’nun gönderdiği bir e-posta sayesinde öğrenebildik. Camilo José’nin fotoğrafları elimize ulaştığında çok ama çok mutlu olduk; fotoğraflarına bakmaya doyamadık. Onun huzurlu, sıcacık görüntüleri içimizi ısıttı. Dostlarımız olan büyükanne ve babasının fotoğraftaki büyülenmişe benzeyen bakışlarını görünce sanki biz de büyülendik. Bu fotoğraflar bize insan olmanın güzelliğini bir kez daha tattırdı. *** Ama Camilo José dertsiz doğmadı. Onun dertleri çok ama çok önceden başladı. Başladı çünkü Camilo José, Meksika’nın koca çelişkileri içerisine doğdu. Camilo bir yandan yerli halkın, diğer yandan yerli halkı ezen Avrupalıların soyundan geliyor. Bir yandan ez..]]> Sun, 02 Jun 2013 04:11:12 +0400 Bir konferansın ardından https://www.evrensel.net/yazi/57153/bir-konferansin-ardindan https://www.evrensel.net/yazi/57153/bir-konferansin-ardindan? Uluslararası Eleştirel Eğitim Konferansı geçen hafta Ankara Üniversitesinde, gerçekleştirildi. Konferansta dünyanın birçok yerinde kamusal eğitimin bir saldırı altında olduğu ayrıntılı bir şekilde ortaya konuldu. Konferansı düzenleyen ekibin başında yer alan Prof. Dr. Meral Uysal’ın açılışta vurguladığı bir nokta, konferans boyunca farklı oturumlarda dile getirildi. Özetle, kamusal eğitim uluslararası bir saldırı altındadır. Kamusal eğitimin vazgeçilmez olduğuna inanların da, eğitimin köleler değil, özgür bireyler yaratması gerektiğini düşünenlerin de bu küresel boyuttaki saldırıya karşı çıkmaları gerekmektedir. Bunu yapabilmek için de dünyadaki deneyimleri yakından takip etmek ve mutlaka küresel bir dayanışma içerisinde olmak gerekmektedir. *** Bu etkinliğe katılan çok sayıda öğrenci olduğunu görmek çok sevindiriciydi. Öğrencilerin ulu..]]> Sat, 18 May 2013 11:47:36 +0400 Barış, özgürlük ve adalet https://www.evrensel.net/yazi/56552/baris-ozgurluk-ve-adalet https://www.evrensel.net/yazi/56552/baris-ozgurluk-ve-adalet? Geçen hafta bana gönderilen Anneler Günü ile ilgili e-postaların sayısını bilmiyorum. Daha doğrusu reklamların sayısını bilmiyorum. Anneler Günü’nü pazarlama aracı kılmak isteyen meğer ne çok şirket varmış. Turgut Özal sağ olsaydı pek sevinirdi. “Bol bol reklam büyüyen pazar, büyüyen ekonominin göstergesi” derdi. Anneler Günü, Babalar Günü, 23 Nisan vb. hepsi artık kapitalist düzen için bir pazarlama vesilesi. Dini bayramlar da öyle, yeni yıl da öyle. Bir şeyleri satmak, kitlelere satın aldırmak, tüketim çarkının durmaması düzenin gereği. Aklıma eskilerden bir parça geliyor: “Dünyayı Satan Adam”. *** Senelerdir Anneler Günü vb. yaklaşırken büyük gazeteler özel ekler veriyorlar çünkü bu eklerden büyük reklam geliri sağlıyorlar. Cuma günü bu eklerden bir..]]> Sat, 11 May 2013 14:27:50 +0400 23 Nisan 1962 https://www.evrensel.net/yazi/54714/23-nisan-1962 https://www.evrensel.net/yazi/54714/23-nisan-1962? 23 Nisan nicedir bir devlet bayramı. Çocukların kendiliklerinden yapmayacakları ne varsa, onlarla dolu yapmacık kutlamalarla dolu bir gün. Bir milliyetçilik bayramına, militarizm bayramına dönüştürülmüş bir tatil günü. Çocuğa çok yabancı bir anlayışın ağır bastığı kutlamalar yıllar boyunca hiç sorgulanmadı. 23 Nisan çocuklara statlarda eziyet günü müydü? Çocuk haklarının kitlesel olarak ihlal edildiği gün müydü? Son yıllarda AKP’nin borusunun ötmesi ile 23 Nisan, koltuğa çocuk oturtma ve diğer yapmacıklıklar bayramına indirgendi. Ama aykırı sesler yine duyulmadı. Devletin 23 Nisan kutlamalarında aykırı seslere elbette yer olamazdı. Bir kere bile 23 Nisan günü yaşanmış ve bilinmesi gereken başka olayları çocuklar duymadı, duyamadı. *** Tam da bu nedenle bugün, 23 Nisan 1962’den söz etmekte yarar gör&..]]> Sat, 20 Apr 2013 10:12:19 +0400 Havasına suyuna... https://www.evrensel.net/yazi/53579/havasina-suyuna https://www.evrensel.net/yazi/53579/havasina-suyuna? Geçen hafta Muş’ta yapılan bir etkinliğe katıldım. Yolculuk telaşı nedeniyle de yazımı geciktirip, gönderemedim. Yarım kalan yazıma Muş’ta bir kez daha baktım. Yazımda sormak istediğim soruları, Muş’ta soranların sayısı gayet fazlaydı. Barış isteyenlerin yanıtını aradığı sorulardan biri, aşağıdaki dizeleri bir marşa dönüştürenlerin veya marşa dönüştürülmüş bu dizelere kapılanların ne yapacakları ile ilgili. Havasına suyuna, taşına toprağına (...) Bir başkadır benim memleketim. Bu dizelerin eskidiği ortada. Ortada ama aslında bu dizeler Türkiye’de kurulan yeni düzene – yani Talan Cumhuriyeti’ne– de çok uygun. Ülkenin taşı toprağı, havası ve suyu talan ediliyor. Dizelerde biraz değişiklik yapılırsa, ortaya bir talan düzeni marşı bile çıkabilir. Havasına suyuna, taşına toprağına, El koyup dönüştürüyorum bir avuç insanın malına... Her k..]]> Sat, 06 Apr 2013 13:06:40 +0400 Beyin ölümü https://www.evrensel.net/yazi/52386/beyin-olumu https://www.evrensel.net/yazi/52386/beyin-olumu? Geçen hafta Ankara’da yedi yaşındaki bir çocuğun beyin ölümü gerçekleşti. Ölümün nedeni, Etimesgut ilçesindeki Elvankent İstiklal İlkokulu Öğrencisi Şükrü Salih Sağlam’ın üzerine, 300 kiloluk raylı demir kapının düşmesiydi. Evrensel, Şükrü Salih’in beyin ölümünün gerçekleştiğini duyurdu (25 Şubat, s.6). Haberde ilköğretim okullarındaki kötü fiziki koşullar sonucu ortaya çıkan kazalara ve ölen çocukların sayısına da yer verildi. Haberde son iki yılda yaşamını yitiren çocukların sayısının 15’i geçtiği ve ölen çocukların anne babalarının topladıkları 117 bin imza ile Nisan 2012’de Meclise başvurdukları da vurgulandı. Bir çocuğun üzerine demir kapının düşmesi sonucu beyin ölümünün gerçekleşmesi (hem de Başkent Ankara’da) iktidar yanl..]]> Sat, 23 Mar 2013 12:17:13 +0400 Cilalı ayakkabılar ve gerçekler https://www.evrensel.net/yazi/51733/cilali-ayakkabilar-ve-gercekler https://www.evrensel.net/yazi/51733/cilali-ayakkabilar-ve-gercekler? Yıllar önce bir televizyon programına konuk oldum. Programın evsahibi oldukça ünlü bir şarkıcıydı. Program tipik bir magazin program değildi; önemli konular da ele alınıyordu. Önemli bulduğum bir konuyu ele almak üzere çağrıldığım için bu daveti reddetmedim. Programın evsahibi ünlü bir şarkıcı olduğu için kendi makyajcısı vardı. Yarım saati aşan bir sürenin ardından makyaj bitti. Evsahibim yeterince cilalanmıştı ve programa hazırdı. Program bittikten sonra yakın bir arkadaşım beni aradı. Programda söylediklerim iyiydi ama cilamda sorun vardı. Örneğin ayakkabılarım cilalı değildi. Ben kendimce açıklamalarda bulundum: Dersten çıkıp gelmiştim; benim derdim televizyonda cilalı görünmek değildi. Önemli olduğunu düşündüğüm bir konuda görüş vermeye gelmiştim. Arkadaşım bu gerekçeleri bir yana bırakmam gerektiğini söyledi. Televizyon cila ge..]]> Sat, 16 Mar 2013 12:00:14 +0400 Ana dili yasakları böler, ana dilleri değil https://www.evrensel.net/yazi/50437/ana-dili-yasaklari-boler-ana-dilleri-degil https://www.evrensel.net/yazi/50437/ana-dili-yasaklari-boler-ana-dilleri-degil? Yıkılan Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarında kurulan ulus devletler “etnik temizlik” politikaları uyguladılar. Bu politikaların kaçınılmaz sonucu olarak ana dili felaketleri de yaşandı. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra kitleler bu ana dili felaketi ile karşı karşıya kaldılar. Bu kitleler sayıca çok büyüktü ve tek bir etnik gruptan oluşmuyordu. Rumca, Ermenice, Kürtçe, Lazca, Gürcüce, Arnavutça gibi birçok ana dili istenmeyen dil ilan edildiler. Bu listenin uzun olması çok önemli. Bugün ana dillerine yönelik baskılara veya yok etme girişimlerine karşı çıkanlar, yalnızca Kürtçe için değil, Türkiye’de bulunan bütün ana dilleri için adalet istiyorlar. Ana dili yasaklanan ve bu nedenle müthiş bir adaletsizlik ile karşı karşıya kalanlar tek bir etnik gruptan değil. Bunu daha iyi kavramak için, ana dili felaket..]]> Sat, 02 Mar 2013 13:28:02 +0400 İspanya'dan Sinop'a https://www.evrensel.net/yazi/49742/ispanyadan-sinopa https://www.evrensel.net/yazi/49742/ispanyadan-sinopa? Pakito (İspanyolca yazılışı Paquito), Franko döneminde yaratılmış bir kes-yapıştır karakter. Karakter, yıllar boyunca “Pakito İspanya’nın hizmetinde” sloganıyla çocuklara sevdirilmeye –yani yutturulmaya– çalışılmıştı. Aşağıdaki kes-yapıştır kartonu İspanya’da çocuklara (elbette ki, erkek çocuklara!) dağıtılan kartonlardan bir tanesi. Çocuklar bu kartonu kullanarak önce Pakito’ya üniforma giydirebiliyor, ardından Pakito’ya hareket eden bir kol (elbette ki, sağ kol) takabiliyorlardı. Kolu hareket ettirdiklerinde Pakito faşist selamı verebiliyordu. Faşist rejimler veya hareketler, çocuklardan hep birer Pakito yaratmak istemiştir. Tepedeki lider ne derse yapan, ona tapınan ve verilen emirleri sorgulamayı bir ihanet sayan Pakitolar, sivil bir ordu gibidir. Her yerde bulunan acımaz bir güç oluştururlar. Türkiye’de giderek çoğalan linç girişimleri tam ..]]> Sat, 23 Feb 2013 10:36:00 +0400 Çocuklara şehitlik değil, barış gerek https://www.evrensel.net/yazi/49214/cocuklara-sehitlik-degil-baris-gerek https://www.evrensel.net/yazi/49214/cocuklara-sehitlik-degil-baris-gerek? Türkiye’de çocuklara değer verildiğini söylemek çok zor. Çocukların gündeme gelmesi, ya çocukların başına bir şey gelmesi (örneğin, bir çocuğun öldürülmesi), ya da çocukların politika malzemesi yapılması ile oluyor. Bir başbakanın çıkıp, çocukların çıkarlarını savunduğunu görmek söz konusu değil. Başbakan Erdoğan’ın dün AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda söyledikleri, çocukların politika malzemesi yapılması kuralına tümüyle uygundu. Ama Başbakan Erdoğan’ın sözleri, tıpkı “en az üç çocuk” ve “dindar nesil” açıklamaları kadar hayret ve endişe vericiydi. *** Çocukların politika malzemesi yapılması bir kuralsa, bir çocuğun başbakana gönderdiği bir mektubun okunması ancak o mektup “iyi malzeme” ise olabilir. Başbakan 90 mektuba birden ye..]]> Sat, 16 Feb 2013 11:31:09 +0400 Çocuk parkına ölüm yakışır mı? https://www.evrensel.net/yazi/48585/cocuk-parkina-olum-yakisir-mi https://www.evrensel.net/yazi/48585/cocuk-parkina-olum-yakisir-mi? Kentlerde yaşayan çocukların oyun alanları az ve dar. Çocuklara ayrılmış alanlar ve parklar parmakla gösterilecek denli az. Çocuk parkı bulabilen çocukların karşısına ise bir öcü çıkıyor. Parka giden çocukların karşısına onlara uygun bir ad değil, savaş-düşman-ölüm çağrıştıran adlar çıkıyor. Adana’da artık Şehit Jandarma Er R. Ş. Çocuk Parkı gibi adlar var. Bursa’da çocuklar Şehit S. S. Çocuk Parkı gibi adlar görüyor. Antalya’da çocuklar, Şehit Öğretmen M. S. K. Çocuk Parkı gibi adlar buluyor. Malatya’da ise Şehit Polis M. T. A. Çocuk Parkı var. Bu adlar kendiliklerinden ortaya çıkmıyor. Çatışma, savaş, düşman ve ölmek-öldürmek ile eşleşmiş adlar bile bile çocukların dünyasına sokuluyor. Bu konuda büyük bir çaba ve ısrar söz konusu. Hemen 2013’&uum..]]> Sat, 09 Feb 2013 09:34:06 +0400 Tanığız: Adalet yok! https://www.evrensel.net/yazi/47426/tanigiz-adalet-yok https://www.evrensel.net/yazi/47426/tanigiz-adalet-yok? Hrant Dink’i 19 Ocak 2007’de öldürtenler, onun gerçeklerin ve adaletin sözcüsü olduğunu, insanlara yol gösterdiğini biliyorlardı. Hrant için düzenlenen cenaze törenine, Hrant ile bir kere bile karşılaşmamış binlerce insan akın etti. İstanbul’da bir insan seli oluştu. Hrant’ın cenazesine Başbakan gelmedi. Herhangi bir bakan da gelmedi. Dilinden 301’i düşürmeyen bir bakanın ve arkadaşlarının zaten cenazeye gelmesi beklenemezdi. Kendini hükümetten ayrı göstermeye bile çalışmayan Cumhurbaşkanı da cenazeye gelmedi. “Merhametli bir milletiz” gibi bayram mesajları dağıtan, ama sülalesinde Ermeni olmadığını, “has Türk” olduğunu kanıtlamaya çalışan bir cumhurbaşkanından Hrant’ın cenazesine gelmesi zaten beklenemezdi. Adında “adalet” kavramını taşıyan partinin kurduğu hükümet, Hrant’ı öldürtenleri..]]> Sat, 26 Jan 2013 14:29:04 +0400 19 Ocak: Yüzleşme Günü https://www.evrensel.net/yazi/46812/19-ocak-yuzlesme-gunu https://www.evrensel.net/yazi/46812/19-ocak-yuzlesme-gunu? Hrant Dink 19 Ocak 2007’de öldürüldü. Onu öldürtenler, Hrant’ın binlerce, on binlerce insanı etkilediğini, onların yolunu aydınlattığını biliyorlardı. Kestiremedikleri ise, Hrant’ın öldürüldüğünde daha da çok insana yol göstereceğiydi. Hrant için düzenlenen yürüyüşe kitleler akın etti. Hrant için sokaklara dökülenler arasında daha önce bir kere bile öfkesini, acısını, mücadelesini sokaklara taşımamış insanlar da vardı. Hrant, bir kere bile görmediği, bir kere seslerini duymadığı insanların kardeşi oldu. Hrant’ı öldürtenler bunu hiç mi hiç kestiremediler çünkü onlar kardeşlikten ve insanlıktan paylarını düşeni almamışlardı. Hrant’ı öldürtenler veya ölümüne göz yumanlar belki bir müdür, bir vali, bir milletvekili oldular. Belki de bakan olacakl..]]> Sat, 19 Jan 2013 14:25:31 +0400 Reklamla çocuk istismarı https://www.evrensel.net/yazi/45599/reklamla-cocuk-istismari https://www.evrensel.net/yazi/45599/reklamla-cocuk-istismari? 24 Ocak kararları ve 12 Eylül ile temeli atılan düzenin ana fikri, “serbest piyasa daha da serbest olsun” idi. Piyasa artık o kadar serbest ki, su, elektrik, gaz için yüksek tutarlar ödenmesi çok olağan. Telefon hizmetinin devlet tekelinden, özel tekele aktarılmasıyla hızla pahalanması, tüketiciye müthiş borçlar çıkarılması da olağan. Telefona bağlı olarak sunulan internet erişimi ile halka kazık üstüne kazık atılması da. Telefon, internet, televizyon vb için sürekli “yeni paket” üretiliyor. Paket almak daha ekonomik dense de, tüketiciler hep daha çok para harcamak durumunda kalıyor. Bu da olağan. *** Azgın kapitalizm ile ekonomi büyüyor. Bu aslında büyüyen bir soygun. Neoliberal ekonomide her şeyin ölçüsü para. Para büyüyorsa, sorun yok. Paranın kimin için büyüdüğü, kimin içi..]]> Sat, 05 Jan 2013 12:09:46 +0400 2012 ne getirdi? https://www.evrensel.net/yazi/44969/2012-ne-getirdi https://www.evrensel.net/yazi/44969/2012-ne-getirdi? Yıl sonu gelince bir muhasebe yapmak gerekli. Gerekli ama bunu yapacak güç de gerek. Maraş Katliamı, “Hayata Dönüş” Katliamı ile karartılan Aralık ayı, Roboski Katliamı ile çok daha karanlık. Türkiye ölüm ve şiddet soluyor. Gündemde “ileri demokrasi” düzeninin ODTÜ saldırısı var. Saldırı sonrasında üniversite kimi binalar ve odalar girilemez durumda. “Milli tank Altay”, “Yaşasın Patriot füzeleri” vb. haberler yapan yandaş medya, ODTÜ’de saldırıya uğrayan öğrencileri suçlu göstermeye çalışıyor. Roboski Katliamı hakkında çıt çıkarmayan, yürekleri burkulmayan rektörler, ODTÜ’de saldırıya uğrayanları karalama kampanyasına katılıyorlar. İşte “ileri demokrasi” böyle bir düzen. Ölüm, şiddet ve yalan ile dolu. Bu düzende Roboski Katliamı’nın sorumluları aranmıyor. Ta..]]> Sat, 29 Dec 2012 12:23:11 +0400 Barış salgınını beklerken https://www.evrensel.net/yazi/44383/baris-salginini-beklerken https://www.evrensel.net/yazi/44383/baris-salginini-beklerken? 2013’e girmek üzereyiz. Gazete başlıkları inanılır gibi, akıl alır gibi değil. Bir gazete, “Yarım düzine Patriot geliyor,” yazıyor. Gören olağan bir şey sanacak. Sanki tarladan yarım düzine kavun geliyor. Maraş’ta yayımlanan gazetelerin çoğunda yazılanlar gerçekten akıl alır gibi değil. Sanki Maraş’ı bir sevinç dalgası vurmuş. Bir gazete, “Alman Federal Meclisi, NATO bünyesinde Türkiye’yi Suriye’den gelecek muhtemel saldırı ve tehditlere karşı korumak için hava savunma sistemi Patriot ve 400 askerin gönderilmesini onayladı. Patriotlar 400 askerle birlikte geliyor,” yazıyor. Maraş’a füzelerin gönderilmesi, bu füzelerin konulacağı yerlerin Almanya’da belirlenmiş olması, füzelerin nasıl ve ne zaman kullanılacağına NATO’nun karar verecek olması (Almanya Savunma Bakanı bu konuda mecliste güvenceler üstüne güvenceler v..]]> Sat, 22 Dec 2012 11:45:34 +0400 Deniz Emre ve Dedesi https://www.evrensel.net/yazi/43763/deniz-emre-ve-dedesi https://www.evrensel.net/yazi/43763/deniz-emre-ve-dedesi? Deniz Emre geçen ay dünyaya geldi. Aramıza katıldığını Evrensel’deki (9 Kasım, s.14) ilandan öğrendim. O ilanı gazeteden kesip yanıma aldım; yanımdan ayırmıyorum. İlanda Deniz Emre’nin bir fotoğrafı var. Bakınca en katı yürekleri bile ısıtabilecek bir fotoğraf bu. Fotoğrafı çekenler ve ilanı verenler, Özgür ve İlhan Canan ile kızları Eftelya. İlandaki fotoğraf en katı yürekleri bile ısıtabilir. Ama fotoğrafın altında yazanlar bize o katı yüreklerin kolay kolay ısınmadığını, ısınamayacağını gösteriyor. Deniz Emre “hukuksuz bir ülkede” doğdu. Bu ülkede 12 Eylül ile kurulan bir düzen var. Bu düzeni kuranlar ve sürdürenler ile hesaplaşılmış değil. Bu düzen sürdüğü için Deniz Emre’nin dedesi tam “31 yıllık tutsak”. Deniz Emre’nin dedesi Tahir Canan’ın özgür olacağı ve torunları ile parklara gideceği günler..]]> Sun, 16 Dec 2012 13:21:31 +0400 Baklava çalanlar barışı çalanlar https://www.evrensel.net/yazi/43115/baklava-calanlar-barisi-calanlar https://www.evrensel.net/yazi/43115/baklava-calanlar-barisi-calanlar? Yıllar önce bir hırsızlık davasının sonucu gazete manşetlerine yansımıştı. Ağustos 1997’de Antep’teki bir baklavacı dükkânından baklava ve fıstık çalan dört çocuğa 9 yıla varan ağır hapis cezası verilmişti. Susurluk’ta ortaya çıkan çetelere dokunulamazken, yoksul çocukların baklava çaldıkları için yıllarca hapis yatmaları büyük tepki görmüştü. Baklava çalan yoksul çocukların ifadelerini alan Hırsızlık Büro Amiri ve diğer polisler de “otomobil hırsızlarıyla” işbirliği yaptığı gerekçesiyle yargılanmıştı. * * * Metin Subaşı, Ali Keklik, Levent Hamurcu ve Ali Avcı’nın suçu çok büyüktü. Çete oluşturarak hırsızlık. Dükkân kapısı kırmak. Baklava ve fıstık çalmak. Bu büyük suçun bedeli 19 ay hapis olacaktı. Metin ve arkadaşları Şartlı Salıverme Yasası’ndan faydal..]]> Sat, 08 Dec 2012 11:10:25 +0400 Kılıktan kılığa sokulmak https://www.evrensel.net/yazi/42437/kiliktan-kiliga-sokulmak https://www.evrensel.net/yazi/42437/kiliktan-kiliga-sokulmak? Bu hafta yürürlüğe konulan MEB’e Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik “serbestlik getirildiği” iddiası ile sunuldu. Oysa yeni yönetmelik ile eskisi arasında bir kopuş değil, süreklilik söz konusu. Bir önceki yönetmelikte iki temel sorun hemen göze çarpıyordu. Bunlardan ilki, kız öğrencilere yönelik kuralların daha çok olmasıydı. İkincisi ise, giyim kuşam üzerinde kurulmak istenen baskının özellikle kimlik arayışının öne çıktığı ortaokul ve lise dönemine yoğunlaşmasıydı. Bu iki sorun birleşince, kız öğrencilere yönelik baskı ortaokulda ve lisede yoğunlaşıyordu. Önce saçlara, çorap ve ayakkabılara yönelik kurallar, sonra, “vücut hatlarını belli etmiyecek şekilde, yırtmaçsız, kolsuz ve diz kapağını örtecek boyda bir forma” giyilmesi kuralı getiriliyordu. Bırakın makyaj ve takı..]]> Sat, 01 Dec 2012 10:32:25 +0400 Yetimler ve iktidar https://www.evrensel.net/yazi/41784/yetimler-ve-iktidar https://www.evrensel.net/yazi/41784/yetimler-ve-iktidar? Türkiye’nin garip mi garip bir geçmişi var. Bu geçmişten günümüze, anlamı pek de belli olmayan “yetimin hakkı” gibi bir kavram kalmış. Bu kavram, bugünü geçmişin yöntemleri ile yönetmek isteyenler çoğaldıkça daha sık duyuluyor. Başbakan da bu kavramı sevenlerden. 2009’da Tekel işçilerinin eylemleri sürerken, işçilerin taleplerinin meşru olmadığını iddia ederek şöyle demişti: “Kimin parasını ödüyoruz bunlara? Halkın parasını ödüyoruz. (...) buralar artık çalışmıyor, bu bir depo, şu anda üretim falan söz konusu değil. 2 yıl önce dedik ki bakın biz buraları kapatıyoruz, ona göre hazırlıklarınızı yapın. (...) Buna rağmen son zamanlardaki yapılan hareketleri gördünüz. (...) bu ideolojik değil de nedir? Kimin gönlü işçinin (...) soğukta dışarıda kalmasını ister? (...) Ama kusura bakması..]]> Sat, 24 Nov 2012 15:30:02 +0400 Ölüm kervanı https://www.evrensel.net/yazi/41183/olum-kervani https://www.evrensel.net/yazi/41183/olum-kervani? Ölüm yaşamın ayrılmaz bir parçası ama yaşamı anlamlı kılan ölüm değil, insanları yaşatmak, hem de insana yakışır bir şekilde yaşatmak. Bir başka deyişle, yaşamı anlamlı kılan daha iyi bir yaşam için yaşama sarılabilmek. Daha iyi bir yaşam için açlık grevine başvuranlar daha iyi bir yaşam istiyorlar. Dün de bunu istiyorlardı, bugün de bunu istiyorlar. Bu insanlar ölümü yüceltmek veya getirmek için değil, daha iyi bir yaşam için ölüme davet çıkarıyorlar. Başkalarını değil, kendilerini öne sürüyorlar. Bu çabayı anlamaya çalışan çok az. Dün de çok azdı, bugün de çok az. Başbakan anlamaya bile çabalamıyor. Açlık grevine yol açan kitlenmeyi açmak yerine, bir idam tartışması başlatarak yıllardır yönettiği ölüm kervanını bozmamak istiyor. Yaşamları söndüren yıkım düzeni..]]> Sun, 18 Nov 2012 05:51:28 +0400 Türküler söyleyelim https://www.evrensel.net/yazi/39837/turkuler-soyleyelim https://www.evrensel.net/yazi/39837/turkuler-soyleyelim? Türküler dertleri, mücadeleleri geçmişten günümüze taşır. Türküler saraylardan çıkmadığı için beyler, paşalar, sultanları övmez; ezenleri, ezilenleri, direnişleri anlatır. Türkülerin sahibi yoktur; türküler söylensin, paylaşılsın diye yakılmıştır. Ama müziğin alınır satılır bir meta haline gelmesiyle türkülerin etkisi zayıflamıştır. Toplumun kendiliğinden ürettiği türkülerin yerini endüstri ürünlerinin alması ile mücadele öyküleri taşıyan türküler azaldıkça azalmıştır. Milyonlarca gencin canını yakan üniversiteye giriş sınavları hakkında türkü olmaması garip değil mi? Toprağın altında yatan, çoğu bile bile ölüme gönderilmiş nice maden işçisinin türküleri nerede? Neden silikozis türküleri, tersane cinayeti türküleri duyulmuyor? “Hayata Dö..]]> Sat, 03 Nov 2012 13:27:04 +0400 Bebeğiniz nereli olsun? https://www.evrensel.net/yazi/38677/bebeginiz-nereli-olsun https://www.evrensel.net/yazi/38677/bebeginiz-nereli-olsun? Günümüzde dünyanın küçüldüğünü, ticaretin ise büyüdüğünü söylemek mümkün. Buna küreselleşme deniyor. Ticaretin ve piyasa mantığının hemen her alana sızması ve çocukları da etkilemesi de artık şaşırtıcı değil. Günümüzde yeni doğan bebeklerin ticaret konusu olması bir yana, doğum ve doğum öncesi dönem de kâr peşinde koşan girişimciler için müthiş bir piyasa oluşturuyor. Bebeklerin henüz doğmadan küreselleşmeden nasıl etkilendiklerini anlamak açısından, ABD’deki bebek ve doğum sektörünü incelemek çok yararlı olabilir. Bu sektör için “bebek ve doğum endüstrisi” terimini kullanmak veya bir fabrika benzetmesi yapmak bile düşünülebilir. Bu sektörün en ilginç yanlarından biri, her yıl beş on bin kadar gebe kadının doğum yapmak üzere ABD&rs..]]> Sat, 20 Oct 2012 12:28:28 +0400 100 bin Adile Naşit https://www.evrensel.net/yazi/38120/100-bin-adile-nasit https://www.evrensel.net/yazi/38120/100-bin-adile-nasit? Ortalıkta uçuşan sözler de, oynanan oyun da korkunç. Savaş naraları, F-16 övgüleri, “misli ile karşılık vermek” demeçleri, “4 misli karşılık verildi” açıklamaları sürüyor. Sanki Türkiye’nin gereksinim duyduğu tek şey savaş ve silahlardan ibaret. Bir tornadan çıkmışa benzeyen, söylemleri giyimleri bıyıkları benzer adamlar konuştukça konuşuyorlar. İçlerinden en baskını, parti grup toplantısında akıllara meydan okuyor. Diyor ki: "Efendim bu tezkereyle dünyaya savaş açabilirmişiz. O işin perde arkası. Açılır, açılmaz. Onu yeri zamanı geldiğinde konuşuruz." Demek iktidar isterse silahlarını dünyaya bile çevirebilir, istediğine savaş açabilir. Ama ardından ekliyor: "Elinde silah olan, can alan hiç kimseye müsamahamız yoktur, olamaz. Terörü mazur gösteren anlayışa prim vermedik, vermeyiz. Onlar..]]> Sat, 13 Oct 2012 10:03:07 +0400 Bir Tutu aranıyor https://www.evrensel.net/yazi/37694/bir-tutu-araniyor https://www.evrensel.net/yazi/37694/bir-tutu-araniyor? Tezkere Meclisteki kapalı oturumun ardından oylandı. Sonuç: 320 kabul, 129 ret. Hükümet savaş isteğinde ısrarlı. Tıpkı 2003’de olduğu gibi. Komşuya saldırı başlayacaksa, hükümet bu saldırıda yer almak istiyor. Kabul edilen öneride şu ifade vardı: “...Bu çerçevede, hudut, şümul, miktar ve zamanı Hükümetçe takdir ve tespit edilmek kaydıyla, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve görevlendirilmesi ile bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Hükümet tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için bir yıl süreyle izin verilmesini Anayasanın 92. maddesi uyarınca arz ederim.” Özetle, kabul edilen tezkere, ordunun “diğer ülkelere gönderilmesi ve görevlendirilmesi” ve “bir yıl süreyle sınır ötesi operasyon” yapma yetkisini hükümete veriyor. Türkiye savaşa s&uu..]]> Sat, 06 Oct 2012 11:41:58 +0400 Yanlış+Yanlış+Yanlış https://www.evrensel.net/yazi/37214/yanlisyanlisyanlis https://www.evrensel.net/yazi/37214/yanlisyanlisyanlis? AKP iktidarının 4+4+4 ısrarı, bütün itirazlara ve öne sürülen sağlam dayanaklara karşı sürüyor. Bu konuda görüş bildiren kuruluşlara bu hafta Türk Tabipleri Birliği (TTB) de katıldı. “Çocukların Gelişim Süreçleri ve Okula Başlama” başlığı ile yayımlanan broşürde sunulan görüşler, eksikleri olsa da, önemli. Bu görüşlere yer vermekte yarar görüyorum. Erkenden Okula Başlamak Neler Doğurur? Anasınıfı yaşına gelmiş bir çocuğu bu basamağı atlatarak okula başlatmak şunlara neden olacaktır: 1. Çocuğun gelişimini uygun şekilde tamamlayabilmesi için gereksinimi olan oyun zamanı çok azalacak, bu fiziksel-zihinsel-ruhsal gelişimini aksatacaktır. 2. Küçük yaşta okula başlayan çocuklarda ayrılık kaygısı bozukluğu görülme riski, altı yaşında ilkokula başlayanlara göre daha fazladır. Özellikle bu çocuk..]]> Sat, 29 Sep 2012 09:24:57 +0400 6-7 Eylül ve çocuklar https://www.evrensel.net/yazi/36315/6-7-eylul-ve-cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/36315/6-7-eylul-ve-cocuklar? Tarihsel süreç içerisinde incelendiğinde 6-7 Eylül 1955’de tezgahlanan oyunun önemini kavramak daha kolay. Türkiye’nin günümüzde geldiği vahim nokta ile 6-7 Eylül arasında hiç kuşkusuz önemli bağlantılar var. Bir yandan, “Anadolu hep Türk’tü, Türk kalacak” vb. afişler asanlar, diğer yandan “Bu ülke yüzde 99 Müslüman” lafını yineleyip duranlar hem bu toprakların tarihini, hem de kendi köklerini hiç utanmadan yok sayıyorlar. 6-7 Eylül’ün üzerinde çok az durulan ve bu nedenle çok az bilinen yönlerinden biri, çocukların yaşadıkları. O günlerde Rum olsun olmasın bütün çocukların yaşadıklarını mutlaka bilmek ve anlatmak gerekiyor. 6-7 Eylül, Maraş ve diğer “toplumsal olaylar” ile günümüzde görülen linç girişimlerinin ve bu..]]> Sat, 15 Sep 2012 11:13:41 +0400 6-7 Eylül senaryosu https://www.evrensel.net/yazi/35887/6-7-eylul-senaryosu https://www.evrensel.net/yazi/35887/6-7-eylul-senaryosu? Türkiye’nin en iyi okullarında okuyan çocuklar, derslerde 6-7 Eylül’ü görmediler. O iyi okullarda okuyamayan çocuklar da görmediler. Gazetelerde, dergilerde, televizyonlarda yıllar boyunca 6-7 Eylül’den hiç söz edilmedi. Bu nedenledir ki, yeniden ve yeniden 1955’e geri gitmek gerekiyor. 6-7 Eylül’de sahnelenen senaryo aslında sonradan çeşitli şekillerde yinelenen bir kurgu içeriyor. 6 Eylül öğle saatlerinde radyodan Atatürk’ün doğduğu eve bombalı saldırı düzenlendiği haberi duyuruldu. Selanik’te “hain Yunan”, “Ata’nın evine” saldırmıştı. Bir gazete bu haberi iki baskı yaparak yaydı. Kıbrıs Türktür Cemiyeti ve bu işe diğer uygun araçlar devreye girince, artık mekanizma hazırdı. Senaryo kimindi? 6-7 Eylül kurgusu bugüne dek 6-7 kez kullanıldı. Hatta belki daha fazla. Sahne arkasında “&..]]> Sat, 08 Sep 2012 09:55:33 +0400 Çocuklar barışı bekliyor https://www.evrensel.net/yazi/35473/cocuklar-barisi-bekliyor https://www.evrensel.net/yazi/35473/cocuklar-barisi-bekliyor? Genç araştırmacı Burcu Şentürk’ün “İki Tarafta Evlat Acısı” adlı kitabı yaz başında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Burcu Şentürk’ün 168 sayfalık kitabı savaş çığlıklarının kulakları sağır ettiği bugünlerde özellikle okunması gereken bir kitap. Kitap, Türkiye’nin kanayan yarasını bir türlü anlamayanların, bitmek tükenmek bilmeyen acılara hâlâ yabancı olanların bile gözlerini açabilecek denli sağlam bir çalışma. Burcu Şentürk evlat acısına ışık tutmaya çalışırken, diğer yandan bu acının kaynağı olan çatışmanın dinamiklerini ve nasıl kendini yeniden ürettiğini gözler önüne seriyor: “Kızım küçükken yandaki köy yakıldı, herkesi ayakları çıplak yürüttüler, başka bir köye gönderdiler, yanlarına hiçbir şeylerini alamadılar, her şey yanmıştı. İnanamadı bun..]]> Sat, 01 Sep 2012 09:17:41 +0400 Tamama Pontus’un kayıp kızı https://www.evrensel.net/yazi/35103/tamama-pontusun-kayip-kizi https://www.evrensel.net/yazi/35103/tamama-pontusun-kayip-kizi? Giresun Espiye’de 1909’da bir kız çocuk doğdu. Anne Kyriaki ve baba Papayiannis bir erkek çocuk istiyorlardı. Ama Marigoula ve Symela’nın ardından üçüncü kez bir kız çocukları oldu. Vaftiz töreninde Papayiannis kızının adını “Tamama” koydu. Bu hiç duyulmamış ad, Türkçeden türetilmişti. Papayiannis kızgınlığını, kızına “yeter, tamam” adını koyarak göstermişti. 1913 yılı geldiğinde Papayiannis, ailesi ile Sümela’ya, Meryem’e adanmış büyük ayine gitmek için ant içti. Tamama daha dört yaşındayken ailesi ile Trabzon’a zor ve zahmetli bir yolculuk yaptı. Sümela’ya katırlar üzerinde ulaşıp, binlerce Rum gibi 15 Ağustostaki büyük ayine katıldılar. 1915 yılı Kyriaki ve Papayiannis’e bir armağan verdi. Bir erkek çocuk. Anne ve baba büyük ayinde ettikleri duaların kabul edildiğin..]]> Sat, 25 Aug 2012 10:56:07 +0400 Pepee, bayram ve ideoloji https://www.evrensel.net/yazi/34707/pepee-bayram-ve-ideoloji https://www.evrensel.net/yazi/34707/pepee-bayram-ve-ideoloji? Çocukların çok sevdiği, birçok yetişkinin olanak buldukça izlediği çizgi filmler kimisi açık, çoğu ise örtük birçok önemli mesaj taşır. Futbol için söylenenler, çizgi filmler için de geçerlidir: Bir çizgi film hiçbir zaman yalnızca çizgi film değildir. TRT’de her gün yayımlanan Pepee de bir çizgi film olmaktan öte bir işlev taşıyor. TRT’nin son yıllarda geçirdiği dönüşüm (yani Samanyolu’na dönüşüm) ve dindar nesil üretme çabaları göz önünde tutulduğunda, Pepee’ye yakından bakmakta büyük yarar var. “Papağan toplum, papağan çocuk” başlıklı yazımda, TRT’nin çizgi filmlere verdiği önemden söz etmiştim: Çizgi filmler çocuklara ulaşmak için biçilmiş kaftan. TRT Genel Müdür&uum..]]> Sat, 18 Aug 2012 10:14:45 +0400 Madalyonun diğer yüzü https://www.evrensel.net/yazi/34287/madalyonun-diger-yuzu https://www.evrensel.net/yazi/34287/madalyonun-diger-yuzu? Olimpiyatlar bugün sona eriyor. Haftalardır büyük ilgi toplayan bu büyük etkinlik hakkında çok şey söylenmiş olsa da, Londra Olimpiyatları’nın üzerinde hiç durulmayan yanları var. Şaşırtıcı olan, bunların bazılarının daha açılış töreninde, milyonların gözüne sokulurcasına öne çıkartılmasıydı. Olimpiyatların göz ardı edilen yanlarına, bir diğer deyişle madalyonun diğer yüzüne bakmakta büyük yarar var. MİLİTARİZM 27 Temmuz akşamı canlı olarak yayımlanan açılış töreni, olimpiyatların geldiği noktayı -yani, görkem saplantısını- çok iyi yansıtıyordu. Birçok sporsever için katlanılmaz hale gelen, “görkemli” olması için müthiş çaba harcanmış açılış töreninde, militarizm şaşırtıcı denli açıklıkla gözler önündeydi. Törenin başlarında, Britanya bayrağını altı kişiden ol..]]> Sat, 11 Aug 2012 09:06:57 +0400 Asi çocuklara bir masal https://www.evrensel.net/yazi/33851/asi-cocuklara-bir-masal https://www.evrensel.net/yazi/33851/asi-cocuklara-bir-masal? Geçmiş zamanın birinde Bay Onun adında küçük ve şişman bir adam vardı. Bay Onun çok zengin ve küçümen biriydi ve Onunşehri denen bir şehirde yaşardı. Şehrin adı böyleydi, çünkü şehirde ve çevresinde ne var ne yok Bay Onun’a aitti. Buğday ve mısır tarlaları, meyve bahçeleri, büyük madenler-aklınıza ne gelirse onundu, yani Bay Onun’du. “Gökyüzü de mi onundu,” diye sorabilirsiniz ama bunun pek önemi yoktu. Yoktu, çünkü Onunşehri’nde hemen hiç kimse mavi mi, bulutlu mu ya da insanda herhangi bir duygu uyandıracak özellikte mi diye başını kaldırıp da göğe bakmazdı. Onunşehri’nde bir sürü ev vardı, ama bunlar hiç de güzel yapılar değildi. Hepsi eski ve bakımsız binalardı. Bu yüzden de her an bir yangın çıkması çok olasıydı. İnsan yaşamını tehdit eden yapılardı bunlar.....]]> Sat, 04 Aug 2012 10:44:38 +0400 Güney Afrika’dan iki şiir https://www.evrensel.net/yazi/33374/guney-afrikadan-iki-siir https://www.evrensel.net/yazi/33374/guney-afrikadan-iki-siir? Irkçı Apartheid rejimi devrileli beri Güney Afrika’da güneş daha güzel doğuyor. Ama güneşin Güney Afrika’da herkesi yeterince ısıttığı söylenemez. Kapitalist düzenin içerdiği adaletsizlikler hâlâ her yerde. Milyonlar için sosyal adalet beklenen ama bir türlü gelmeyen bir düşten ibaret. Güney Afrika’da mücadele sürüyor. Adaletsizlikler var olduğu sürece de sürmek zorunda. Güney Afrika’yı ve Afrika’yı sevenler mücadelelerini sürdürüyorlar. Patricia Schonstein Pinnock yabancıların çoğunun bilmediği, bilmek de istemediği Afrika’yı seven ve sevgisini kitaplara aktaran bir yazar ve şair. Sizlere bugün Patricia’nın Güney Afrika’ya yepyeni bir ufuk açan halk hareketinin önderi olan Nelson Mandela’ya adadığı, “Saturday in Africa: Living History through Poetry” adlı..]]> Sat, 28 Jul 2012 08:56:43 +0400 Kaç kitap okudun? https://www.evrensel.net/yazi/33002/kac-kitap-okudun https://www.evrensel.net/yazi/33002/kac-kitap-okudun? Haziran ortasında dostlarla Lefkoşa’da, kitapseverlerin göz bebeği Işık Kitabevi’ne uğradık. Bana sorarsanız, Işık Kitabevi Lefkoşa’nın kültür incisi. Bu nedenle Lefkoşa’ya gidince Işık Kitabevi’ne uğramamak, uğrayınca da en azından iki üç kitap almamak olmaz. Kıbrıs’ı bilenler dışarıdaki korkunç sıcaktan söz etmememe şaşırabilirler. Haziran ortasında öğle saatlerinde hava müthiş sıcaktı. Biz de kaçıp Işık Kitabevi’ne özgü sıcaklığa sığındık. İşte o sıcaklık, abartısız ve içten konukseverlik beni kitaplara doğru çekti. O sırada Alper Hasanoğlu’nun “Bir Terapistin Arka Bahçesi” (Remzi, 4. Baskı. Mart 2010) başlıklı kitabını inceleme olanağım oldu. Alper Hasanoğlu bir psikiyatr ve bir süredir psikoterapist kimliği ile Radikal’de yazıyor. BİR ÖMÜR 2860 KİTAP EDER Kitapta yer alan bölümlerden birinde Alper Hasan..]]> Sat, 21 Jul 2012 10:08:47 +0400 Savaşın sesiyle büyümek https://www.evrensel.net/yazi/32619/savasin-sesiyle-buyumek https://www.evrensel.net/yazi/32619/savasin-sesiyle-buyumek? Çıkan çatışmada şu kadar ... öldü, şu kadar ... yaralandı.“Çatışmada şu kadar ... öldürüldü.” Sanki bir maç var ve skor bir türlü belli olmuyor. Birileri belki de maç istatistiklerini tutar gibi tutuyor bu sayıları. Sayıyorlar, durum kaç kaç? Oysa ölenler, öldürülenler, ölmekten beter edilenler, acılara boğulanların hepsi insan. Hem de hepsi aynı toprakların insanları... Milyonlarca çocuk bu ortamda büyüyor. Çatışmaların, savaşın içerisinde. Savaşın doğrudan hedefi oluyorlar; olmasalar bile savaşın seslerini dinleyerek, belleyerek büyüyorlar. İLK MİLLİ TANK Bu arada Ankara’da davullar vuruluyor. İktidar borazanı gazeteler davullara eşlik ediyor. Bu gazetelerde, “ilk milli tank yaz sonunda görücüye çıkıyor” yazıyor. Tanka ad çoktan bulunmuş: Altay! Bu işlerin hangi kafaları..]]> Mon, 16 Jul 2012 14:09:02 +0400 Kibirli Çocuk https://www.evrensel.net/yazi/32249/kibirli-cocuk https://www.evrensel.net/yazi/32249/kibirli-cocuk? "Ermeni Masalları” başlıklı kitap iki sene önce Can Çocuk Kitapları’ndan çıktı. Bu kitapta Feyza Zaim’in derlediği ve çevirdiği 14 güzel masal var. Kitabın başında bu masalların bir bölümünün, bir zamanlar oldukça önemli sayıda Ermeni’nin yaşadığı Muş vilayetinde, 20. yüzyılın başlarında Sahag Movsisyan tarafından derlendiği notu düşülmüş. Movsisyan’a o zamanlar “pensè”, yani “düşünce” lakabının uygun görüldüğü de belirtilmiş. Movsisyan bölgedeki lehçe ile ilgileniyormuş ve masalları köyleri dolaşarak derlemiş. Bugün size kitaptaki masallardan birini, “Kibirli Çocuk” masalını (s.56-59) anlatmak istiyorum. Feyza Zaim, bu masalın Balian tarafından Burahn’da yayımlanan Ermenice metinden (1 Ağustos 1900, s.469-470) uyarlandığı notunu düşmüş. Size bu masalı,..]]> Sat, 07 Jul 2012 09:43:47 +0400 Müge’den mektup var! https://www.evrensel.net/yazi/31839/mugeden-mektup-var https://www.evrensel.net/yazi/31839/mugeden-mektup-var? Mart ayından bu yana tutuklu olan Müge bizlere bir mektup göndermiş. Bu mektuba birlikte kulak verelim. Yüce İsis aşkına! İşkenceye uğramış gibiyim. Tecavüz etmişler sanki. Falakadan geçirdiklerini hissediyorum, Filistin askısından sonra… Kemiklerim kırılana kadar dövülmüşüm. Önce sırılsıklam edip, sonra sopalarla defalarca vurmuşlar! * * * ‘80’leri, ‘90’ları kitaplardan, gazetelerden okumuş bir kuşaktan geliyorum. O dönemlerde yaşanan hak ihlallerini, işkenceleri, infazları, akıl almaz hukuksuzlukları hep dinledik, birebir yaşayanlardan. Öykülerini okuduk, filmlerini izledik. Alternatifi isteğimizi çoğaltan bu sistemin neler yapabileceğini, ne kadar “vahşileşebileceğini” gördük. “Devleti korumak” adına her şey mübahtı. “İnsan”ın değil, “devlet”in hükmü-kıymeti vardı. Ne “işkence”yi yapanın insanlı..]]> Sat, 30 Jun 2012 10:30:20 +0400 Ulaş’a Mektup https://www.evrensel.net/yazi/31443/ulasa-mektup https://www.evrensel.net/yazi/31443/ulasa-mektup? Hoşgeldin Ulaş! Bu mektubu yazarken zorlanıyorum. Zorlanıyorum çünkü seni barış ve adalet ile karşılayamadık. Sana hak ettiğin dünyayı sunamadık. Türkiye’de hâlâ kan akıtılıyor. Dünyada hâlâ adaletsizlik ağır basıyor. Ama elbette bu değişecek. Değişmesi için belki de sen de çalışacaksın. Sana bugün barış ve adalet sunamadık. Ama belki sana, barış ve adaletin yolunu gösteren seslerden birini armağan edebilirim. Duyulması gereken ama duyulamayan seslerden, birini. Bir vicdani ret çığlığını. Kazım Birdal Tüfekçi’nin haykırışını. Aramıza hoşgeldin Ulaş! BEN BİR VİCDANİ RETÇİYİM Evet ben bir vicdani retçi, bir antimilitaristim. 17 Aralık 2011 tarihinde Çorum EDP İl Bürosunda vicdani retçi olduğumu açıkladım. Kimilerine göre vicdanını dinleyen bir genç kimilerine göre askerden kaçan bir korkak. Peki siz hiç Hi..]]> Sat, 23 Jun 2012 10:00:35 +0400 Sokağa düşmekle ev arasında iki metre mesafe vardır https://www.evrensel.net/yazi/31010/sokaga-dusmekle-ev-arasinda-iki-metre-mesafe-vardir https://www.evrensel.net/yazi/31010/sokaga-dusmekle-ev-arasinda-iki-metre-mesafe-vardir? Hiç sokağa düşen tanıdığınız oldu mu? Bir insanın ölümden önce gidebileceği son noktadır sokak; ötesi ise ölümdür. Ve ölümün bile arzulanabileceği bir yerdir orası bazen. Dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan sokakta yaşıyor. Bazen dilenen, bazen çöp tenekelerini karıştıran, bazen ise yaptığı birkaç gösteri ile günü kurtarmaya çalışan bu insanlar, erken denebilecek bir yaşta da hayata veda ederler. Bir evsizi görmüştüm. Köln’de yaşıyordu. Yaşadığı sokakta bulunan bankaya, her akşam mektup yazıyor ve kapının altından atıyordu. Bir Don Kişot gibi, finans kapitalin bir mabedini hedef seçmişti kendisine. Almanya’da çöp tenekelerini ve restoran artıklarını karıştırarak yaşamaya çalışan bir Alman’ı göstererek, şöyle demişti bir tanıdığım, “Bak şu adam, devletten sosyal yardım almadan yaşıyor...]]> Sat, 16 Jun 2012 15:28:24 +0400 Nazik sana borcumuz var https://www.evrensel.net/yazi/31009/nazik-sana-borcumuz-var https://www.evrensel.net/yazi/31009/nazik-sana-borcumuz-var? azik Kıraç Türkiye’de sesi duyulmayan o büyük kitlenin içinde kaybolan bir genç kızdı. Bu yıl okulda taktir alamadı. Yani, “başarılı” olduğu belgelenmedi. Belki de kendisinden takdir alması bekleniyordu. Nazik bu nedenle üzgündü. Eşitsizliğe dayalı sınav sisteminin ürünü SBS’de “başarılı” olamayacağını düşündü. Ona, parasız ve iyi bir eğitimin her çocuğun hakkı olduğu değil, “başarılı” olması gerektiği söylenmişti. Nazik, milyonlara dayatılan bu haksızlığa dayanamadı. Nazik, Türkiye’nin başkentinde yaşıyordu. Ama başkentte bile olsa, ona hakları değil, “başarılı olmak” anlatılmıştı. Nazik, başarının okulda takdir veya teşekkür almak, SBS, LYS vb. eleme sınavlarında yüksek puan almak olmadığını bilmiyordu. Başarının, bir yetkiliden alınan takdir veya bir sınavda yetkililerin sorduğu sorulara doğru yanıtları vermek..]]> Sat, 16 Jun 2012 15:26:52 +0400 İnsanlık el ele mi? https://www.evrensel.net/yazi/30583/insanlik-el-ele-mi https://www.evrensel.net/yazi/30583/insanlik-el-ele-mi? Uçak yere indikten sonra durum açıklığa kavuşuyor. Uykulu ama meraklı gözler Türkiye’ye özel bir etkinlik için gelmişler. Dışarıda iki yolcu otobüsü bekliyor; ikisi de yepyeni. Otobüsler birer devasa reklam panosuna çevrilmiş. Otobüslerin yanında bir de araç konvoyu var. Konvoyda yalnızca erkekler var; araçların çevresinde heyecanla koşuşturup duruyorlar. Belli ki, önemli konukları var. Uçaktan bagajların boşaltılması her zamankinden çok daha uzun sürüyor. Yaklaşık yarım saat sonra konuklar kapıda beliriyor. Otobüsün yanındaki bir adam konuklara sesleniyor: “Hanımlar arkadaki otobüse.” 41 KERE HEYECAN Bu sahne belki de Van’da, Erzurum’da, Urfa’da, Zonguldak, Denizli ve daha birçok ilde yinelendi. Çünkü 10. Türkçe Olimpiyatları etkinlikleri bu sene 30 Mayıs-14 Haziran tarihlerinde 41 ild..]]> Sat, 09 Jun 2012 10:39:23 +0400 Papağan toplum, papağan çocuk https://www.evrensel.net/yazi/30105/papagan-toplum-papagan-cocuk https://www.evrensel.net/yazi/30105/papagan-toplum-papagan-cocuk? Son yazımda rıza üretimi konusunu ele almış ve bugün devam etmek üzere yarıda kesmiştim. Geçtiğimiz hafta içerisinde olanlar, bu konunun ne denli önemli, gidişatın ise ne denli vahim olduğunu gösterdi. En yetkili ve susmak bilmeyen bir ağızdan söylenenler, henüz gidişin ne olduğunu anlayamamış olanları, hatta belki de “Yetmez ama evet” diyenleri bile uyandırdı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP Kadın Kolları Kongresi’nde inanılmaz, akıl almaz sözler söyledi. Bu sözleri, bir iktidar borazanına dönüştürülen TRT, “Başbakan sezaryen ve kürtaja karşı olduğunu ‘Her kürtaj bir Uludere’dir’ ifadesiyle bir kez daha dile getirdi” gibi şaşırtıcı bir ifade ile aktardı. SİNSİ NÜFUS OYUNU Başbakan daha önce hiç düşünülmemiş bağlantıları kurabileceğini ve hiç çekinmeden dile getirebileceğini bir kez daha gö..]]> Sat, 02 Jun 2012 08:47:26 +0400 Anayasa oyunu ve rıza üretimi https://www.evrensel.net/yazi/29724/anayasa-oyunu-ve-riza-uretimi https://www.evrensel.net/yazi/29724/anayasa-oyunu-ve-riza-uretimi? İlk bakışta heyecan verici bir haber. Haberde, Bağcılar’da eğitim gören öğrencilerin yeni anayasada çocuk haklarına nasıl yer verileceğine ilişkin görüş verdiği söyleniliyor. Müjdeli bir haber. Bağcılar Belediyesi web sitesinde ise “Çocuk aklımızla Anayasa için biz de varız” ibaresi var. GERÇEK Mİ? Ama Türkiye’de çocukların haklarını ne kadar kullanabildiklerinden biraz olsun haberdar olan bir okuyucu için bu müjdeli haber pek inanılası değil. Bağcılar’ı bilenler için hiç değil. Bağcılar ne bir demokrasi beşiği, ne de çocukların iyi durumda olduğu bir yer. “Haydi Kızlar Okula Kampanyası” döneminde Bağcılar kızların okullaşma oranının en düşük olduğu ilçelerden biriydi. Sonuçta, belediyenin müjdesine daha yakından bakmak gerektiği ortada. Yakından incelendiğinde Bağcılar’da çocukların anayasa ha..]]> Sat, 26 May 2012 11:10:15 +0400 Neyin neferi? https://www.evrensel.net/yazi/29298/neyin-neferi https://www.evrensel.net/yazi/29298/neyin-neferi? Meğer “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nın akıbeti” belli olmuş (Radikal, 5 Mayıs). Yeni yönetmelik yayımlanmış. “Bayramın yönetmeliği olur mu?” dememek gerek çünkü “resmi bayram” bir devlet ürünü. O zaman devleti yönetenler bayramı istedikleri gibi düzenleyebilirler. Yeni yönetmeliğe göre, “devlet büyüklerinin” katıldığı Ankara’daki törenler sona erecekmiş. Stadyum kutlamaları yapılmayacakmış. Bunun yerine Gençlik ve Spor Bakanı, günün anlam ve önemini belirten bir mesajı medya aracılığıyla duyuracakmış. Bakan, “herhangi bir ildeki” kutlamalara katılacakmış. Ayrıca geçit töreni, Samsun’dan getirilen bayrak ve toprağın teslimi gibi uygulamalar da artık olmayacakmış. YA GENÇLER? Devlet ürünü, “Gençlik ve Spor Bayramı’nın” yine devlet tarafında..]]> Sat, 19 May 2012 09:29:51 +0400 Kültür böler mi? https://www.evrensel.net/yazi/28851/kultur-boler-mi https://www.evrensel.net/yazi/28851/kultur-boler-mi? Konu kültür, haklar ve çok kültürlülük olduğunda Türkiye’de sağlam görüşlerin pek duyulmadığını söylemek hiç de haksızlık olmaz. Gazetelerde kültür konusunda yazılar bile giderek daha ender görülüyor. Bu açıdan yaklaşık iki ay önce Eyüp Can’ın Radikal gazetesinde yayımlanan yazısı (“Sizin kaç kültürünüz var?” 15 Mart) önemli sayılabilir. Eyüp Can çok kültürlülüğün önemini ele aldığı yazısına Berlin’deki bir akşam yemeği ile başlamış. Özetlemek gerekirse, Eyüp Can, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın davetlisi olarak Berlin Turizm Fuarı kapsamında düzenlenen bir akşam yemeğine katılmış. Yemeğe katılan diğer davetlilerin Türkiye’den bakan birçok kişi için “Almanya’da yaşayan Türk sanatçılar” old..]]> Sat, 12 May 2012 08:24:39 +0400 Türkiye’nin ilk barış bakanlığı kuruldu! https://www.evrensel.net/yazi/28429/turkiyenin-ilk-baris-bakanligi-kuruldu https://www.evrensel.net/yazi/28429/turkiyenin-ilk-baris-bakanligi-kuruldu? Halil Savda 13 Nisan Cuma günü Diyadin Cezaevinden sessizce ayrıldı. Denetimsiz Serbestlik Yasası’ndan yararlanarak tahliye olan Savda kendisini bekleyen makam aracına sessizce bindi. Türkiye’nin ilk barış bakanı hiçbir resmi törene gerek duymadan ve hiç beklemeden görevine başladı. Silah azalIrsa barIş çoğalIr Türkiye’nin ilk Barış Bakanı Halil Savda yola çıkmadan kendisini bekleyen bir avuç gazeteciye bir basın bildirisi dağıttı. Bakan Savda, kendi eli ile hazırladığı ve çoğalttığı basın bildirisinde önceliklerinin ne olacağına ilişkin önemli bilgiler verdi. Basın bildirisinde Bakan Savda’nın çalışmalarının öncelikle Ceza Yasası’nın “Halkı askerlikten soğutma” başlıklı 318. maddesi üzerinde yoğunlaşacağı belirtiliyor. Bu maddenin kaldırılması için bir kampanya düzenleneceği ve kampanyada “Barışa Isınalım” gibi sloganları..]]> Sat, 05 May 2012 10:20:26 +0400 Bu kurgu olmaz olsun! https://www.evrensel.net/yazi/27992/bu-kurgu-olmaz-olsun https://www.evrensel.net/yazi/27992/bu-kurgu-olmaz-olsun? 23 Nisan tam anlamıyla kimliğini arayan bir bayram. Var olan kafa karışıklığı, “Çocuk Bayramı” kurgusu üzerine bir de ulusal egemenlik vurgusu bindirildiği için tam olarak bir karmaşaya dönüşmüş durumda. Çocuklarla yan yana gelmemesi gereken veya çocuklara adanmış bir gün ile birlikte düşünülemeyecek birçok kavram ve etkinlik bu karmaşanın içine kolayca katılıyor. Bu karmaşa çocuk hakları penceresinden bakıldığında tam anlamıyla bir kabus, hatta bir karabasan. İşin kötüsü, kurgusu yetişkinler tarafından hazırlanan ve çocuklara dayatılan bu kabusa hâlâ sahip çıkmaya çalışanlar da var. Bayram değil Romantik bir yaklaşımla 23 Nisana olumlu bakanlar ne derse desin, 23 Nisan bir çocuk bayramı değil. 23 Nisan, içine ne kadar çocuk şarkısı, şekerleme, oyuncak ve alışveriş doldurulsa da, bir çocuk bayramı değil ve ol..]]> Sat, 28 Apr 2012 09:57:51 +0400 Cips saati veya uyanma zamanı https://www.evrensel.net/yazi/27059/cips-saati-veya-uyanma-zamani https://www.evrensel.net/yazi/27059/cips-saati-veya-uyanma-zamani? Çocuklara yönelik reklamlar ile birlikte anılan ülkelerin başında, hiç kuşkusuz ABD yer alır. Tam da bu nedenle çocuklara yönelik reklamlar üzerine en çok araştırma yapılan ülkelerin başında da ABD gelir. Birkaç yıl önce ABD’de yapılan bir araştırmada 12 yaşın altındaki çocuklara yönelik reklamların üç kategoride yoğunlaştığı bulunmuştu: Kahvaltıda yenilen mısır gevreği vb. ürünler, lokantada satılan ürünler ve çerez türü yiyecekler. Bu üç ürün, toplam reklam ve pazarlama giderlerinin yüzde 70 kadarına denk düşüyordu. 12-17 yaşa yönelik olarak ise özellikle içeceklerin ve lokanta ürünlerinin tüketimi için çaba harcandığı -yine yaklaşık yüzde70 bir pay ile- bulunmuştu. Bir diğer araştırmada ise 2006 yılı içerinde 2-17 yaş aralığına yönelik reklam ve pazarla..]]> Sat, 14 Apr 2012 08:54:51 +0400 Yalana mecra bol https://www.evrensel.net/yazi/26628/yalana-mecra-bol https://www.evrensel.net/yazi/26628/yalana-mecra-bol? Sanırım 4. Sınıf öğrencisiydim. Ankara Altındağ’da bir ilkokula gidiyordum. Televizyonda, o zaman tek kanal olduğu için bu TRT demekti, izlediğim bir programdan çok etkilenmiş olmalıyım ki, bir uygun an bulup öğretmenime sordum: “Neden herkes Vehbi Koç kadar çalışkan değil?” Beni pek seven sınıf öğretmenimizin yüzünde pek görmeye alışık olmadığım bir ifade belirdi. Galiba şaşkınlık ve biraz da gülümseme yakalamıştım. Gördüğüm ifadenin ne anlama geldiğini tam bilemesem bile, “Böyle soru olur mu?” ile “Sana ne oldu?” karışımı bir anlam çıkardığımı ve utandığımı anımsıyorum. Soruyu dersin ortasında, küme çalışması gibi bir etkinliğin arasında sormuştum. Galiba öğretmenimin bu sorunun ne denli falso olduğunu açıklayacak zamanı yoktu. Yalnızca söylediklerimi nereden çıkardığımı sordu. Ben de “televizyondan duydu..]]> Sat, 07 Apr 2012 10:56:46 +0400 Araplara satılan Kıbrıslı Türk kızları https://www.evrensel.net/yazi/26183/araplara-satilan-kibrisli-turk-kizlari https://www.evrensel.net/yazi/26183/araplara-satilan-kibrisli-turk-kizlari? Kıbrıs 1974’den bugüneikiye bölünmüş bir ada. Kim ne derse desin, Kıbrıs kapanmayan yaralarla dolu. Kapanmayan yaralar bir yana, Kıbrıs’ın bir de az bilinen eski yaraları var. Bunlardan biri, Araplara satılan Kıbrıslı Türk kızları. Kıbrıs tarihinin bu az bilinen sayfalarına ışık tutanların başında emekli edebiyat öğretmeni ve yazar Neriman Cahit geliyor. Neriman Cahithiç bilmedikleri diyarlara, hem de satılarak gönderilen kızların öykülerini topladı ve “Araplara Satılan Kızlarımız” adlı bir kitapta yayımladı. Bu öyküler ayrımcılığın, yoksulluğun ve acımasızlığın öyküleri; nice çocuk gelinin öyküsü gibi. FİLİSTİNLİLERE SATILAN KIZLAR 1920 ile 1950 yılları arasında, Kıbrıs bir İngiliz sömürgesiyken, yaklaşık 4 bin Türk kızı Filistinli Araplara anne babaları tarafından satıldı. Bu kızların çok azı geri dönebildiler. Geri dönemeyenlerin &c..]]> Sat, 31 Mar 2012 10:53:07 +0400 Mart yanığı: Pozantı, Gazi, Sivas, Irak https://www.evrensel.net/yazi/25730/mart-yanigi-pozanti-gazi-sivas-irak https://www.evrensel.net/yazi/25730/mart-yanigi-pozanti-gazi-sivas-irak? Küçükken “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” sözünü çok duyardık. Benim gibi görece iyi koşullarda yaşayan çocuklar, Mart ayında kazma kürek dışında insanların yüreklerinin de yandığını çok sonra duyup öğrenebildik. 12 Mart kabusunu, 16 Mart Katliamı’nı, Vietnam’daki My Lai Katliamı... Yıllar geçti. Mart ayı daha nice hunharlıklara tanık oldu. Gazi Katliamı’na, Halepçe Katliamı’na, Hasan Ocak’ın kaybedilişine, Irak’ın işgaline. Ben de, yaşıtlarım da artık büyümüştük. Artık bu acıların unutulmaması için çalışmak gerekiyordu. Bu yıl Mart yürekleri daha da çok yaktı. Yakmaz olaydı ama yaktı. Ard arda gelen haberler devletin yıllardır sürdürdüğü sindirme politikasının ne denli acımasız olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. POZANTI Pozantı M Tipi Kapalı Cez..]]> Sat, 24 Mar 2012 10:00:53 +0400 Benim bir bebeğim vardı https://www.evrensel.net/yazi/24774/benim-bir-bebegim-vardi https://www.evrensel.net/yazi/24774/benim-bir-bebegim-vardi? Antropolog ve Araştırmacı/Yazar Müge Tuzcuoğlu, perşembe sabah Diyarbakır’da gözaltına alındı. Sabah saatlerinde düzenlenen ev baskınlarında gözaltına alınanların sayısı yirminin üzerinde. Neden gözaltına alındı Müge Tuzcuoğlu? Avukatı Erhan Ülküt’e göre, Müge Tuzcuoğlu’nun gözaltına alınmasının gerekçesi Diyarbakır Siyaset Akademisinde yaptığı 15 dakikalık bir konuşma olabilir. Peki, Müge Tuzcuoğlu kime ne yaptı acaba? Açıkcası Müge Tuzcuoğlu’nun sicili kabarık. Kabahatleri çok. Bir kere Hopa’da büyümüş. 12 Eylül öncesi ile sonrası arasındaki farkı bilen biri. Sonra Evrensel Ankara Bürosunda beş yıl çalışmışlığı var. Sonra tutmuş Diyarbakır’a gitmiş. Sarmaşık Derneğinde, acımasız bir savaşın etkilediği çocuklar ve kadınlarla çalışmaya başlamış. Devrim Büyükacaroğlu’nun kendisi ile yaptığı s&ou..]]> Sat, 10 Mar 2012 10:03:08 +0400 Zikirmatik kuşağı https://www.evrensel.net/yazi/24267/zikirmatik-kusagi https://www.evrensel.net/yazi/24267/zikirmatik-kusagi? Başbakan Erdoğan’ın geçen ay başında dindar gençlik istediğini söylemesi epeydir bilinen bir gerçeği gözler önüne sermiş oldu. Bu sözlerin ardından başlayan tartışma daha bitmeden dindar gençlik yetiştirmenin ne gibi somut adımlara denk düştüğü de belli olmaya başladı. AKINCI ANMA ETKİNLİKLERİ Şubat ayında Türkiye’nin farklı kentlerinde çeşitli anma etkinlikleri düzenlendi. Anılan kişi 23 Şubat 1979’da öldürülen Metin Yüksel’di. İstanbul Fatih’te açılan fotoğraf sergisi, “Yıldönümünde Metin Yüksel Fotoğraf Sergisi” başlığı ile şöyle duyuruldu: Türkiye’li Müslümanların sembol isimlerinden Metin Yüksel, şehadetinin 33. yılında Fatih Akıncıları, İsra Kültür Merkezi ve Hay-Der tarafından Fatih Fevzipaşa Caddesinde kurulan Fotoğraf sergisiyle anılıyor. 80 öncesi İslami ha..]]> Sat, 03 Mar 2012 08:52:59 +0400