Evrensel.net https://www.evrensel.net tr Emek Evrenseldir https://evrensel.net/nhy/upload/diger/favicon.ico https://www.evrensel.net/tema/evrensel16/img/apple-touch-icon-114x114.png Evrensel.net Onur’u ve TEKEL işçilerini kutlayarak https://www.evrensel.net/yazi/75019/onuru-ve-tekel-iscilerini-kutlayarak https://www.evrensel.net/yazi/75019/onuru-ve-tekel-iscilerini-kutlayarak? Önce haberi gördüm, biraz işportacı ağzıydı: “Tekel Direnişinin Şiiri Bunlar”. Onur Caymaz’ın (1977) Pervane ile Yaren şiir kitabının yeni baskısının duyurusuydu. Onur Caymaz’ın 2011 yılında Bedri Rahmi Eyüboğlu Şiir Ödülünü kazanan Pervaneyle Yaren adlı dosyası ve daha önce yayımlanan ama baskısı tükenen Behçet Aysan Şiir Ödülü kazanmış Bak Hâlâ Çok Güzelsin adlı şiir kitabı Kırmızı Kedi Yayınevince Pervane ile Yaren adıyla tek kitapta yayımlanmış! Şiir kitabının yeniden baskı yapması ne güzel. Çok hoşuma gitti... Birden, Üsküdar, Tophane, Cibali kıyıları meşalelerle aydınlanmış gibi oldu. Tütün yüzünden. Ya da tütün emekçileri yüzünden... İlk toplumsal Türk romanı da (Çulluk) tütün konusundadır. Savaş kadınlarımızı dayanaksız, yalnız bırakmış. Ama, teyzem, annem, anneannem gibi çocukken ana babasız kalmış insanlar, devlete sığınmışlar. Tütün onlara acı bir katık olmuş. Tütün dikeni, işleyeni ile hep bir umut. Aklımda hep Talip Apaydın’ın Tütün Yorgunu romanı bir çığlık gibi... ..]]> Sun, 04 Oct 2015 04:24:58 +0300 Yasaklı kitapları okuma bayramı https://www.evrensel.net/yazi/74968/yasakli-kitaplari-okuma-bayrami https://www.evrensel.net/yazi/74968/yasakli-kitaplari-okuma-bayrami? Araştırmadım ama en çok bayramın ABD’de olduğuna inanırım.Ticareti körükleyen, sevgililer gününü düşünün yeter. Gerçi oralarda, sevgililer gününde herkes sevdiği kişiye (aşık olduğu değil) eşi benzeri olmayan elmas yüzükler değil kartpostallar gönderir. Her genç kız ve delikanlı kendisine ne kadar kartpostal gönderildiğini, gençler arasında ne kadar popüler olduğunu bu sayıyla ölçmesin olmaz. Cadılar Bayramı da var mesela. Avrupalı cadıların süpürgelere, bizim masallarımızın cadılarının küplere bindirdiği bu çirkin ve hünerli kadınlar için ellerinde torbalarla şeker toplayan, kapısına kadar gelecek çocuklara vermek için mum, şeker, kuru yemiş, meyve alan kadınların bu kültürü hızla bizde de yayıldı. Gerçi ben çocukların komşu kapılarını çaldıklarını değil, ana babaların onlar için partiler düzenlediklerini duyuyor, bizde yortulardan özenip, kandil akşamları mumlarla, şarkılarla, kapı kapı dolaşan mahalle çocuklarını özlüyorum: “Merdivenden iniyor/Bize para veriyor/Yağ parası, mum par..]]> Sun, 27 Sep 2015 04:55:12 +0300 Ne uzun sessizlik https://www.evrensel.net/yazi/74869/ne-uzun-sessizlik https://www.evrensel.net/yazi/74869/ne-uzun-sessizlik? Uzun zaman mektuplaşamadığınız bir arkadaşınız durumdan “ne uzun sessizlik” diye yakınırsa ne düşünürsünüz. Belki hiç telefon etmediğiniz için yakındığını. Ama telefon edemezsiniz ki çünkü yakınan arkadaşınız sağır ve dilsiz. (Bu terimden rahatsız da olmuyor. Gerçek konuşma engellilerin/özürlülerin telaffuzu bozuk olanlar olduğunu söylüyor.) Arkadaşımın esprisine gülüyorum, çünkü o aktör, ressam (biraz da mizahçı), dansör ve şair. Arkadaşımın adı Levent Beşkardeş. İkimiz de Eskişehir doğumluyuz, ben 1943’te doğdum, o 11 Ağustos 1949’da (İki gün önce yeni bir yaş aldı) ikimizin de ortak öğretmeni Oğuz Aral. İkimize de mim öğretti. Ona ayrıca resim. Elbet aynı yılda değil. Levent Beşkardeş 1974 yıl İstanbul’da yazdığı 3 sessiz oyundan biri olan Sessizliğin Sesi adlı oyununu 1981’de sahneledi ve Avni Dilligil Tiyatrolar Jüri Özel Ödülü’nü aldı. Esin Afşar ile mim-konser turnesi yaptı. Buradan sonraki serüveni uluslararası: “1981 yılında bir otobüse binip Paris’e gittim. Bir sağı..]]> Sun, 13 Sep 2015 04:51:30 +0300 Göçler ve Kemal Özer https://www.evrensel.net/yazi/74824/gocler-ve-kemal-ozer https://www.evrensel.net/yazi/74824/gocler-ve-kemal-ozer? Aklımdayken gençlere hatırlatıvereyim, günlük olayları başarıyla şiire yansıtmak , Türkiye’nin tarihini şiirle yazmak Kemal Özer’in hüneriydi. Yalnız bizim iklimimiz, yakın coğrafyayla yetinmez Olimpiyat stadyumlarına uzanırdı. Kırk günlük yolda yaprak kıpırdasa duyardı. Kemal Özer (1935, İstanbul - 30 Haziran 2009, İstanbul), çocukları, göçleri , işçileri yazarken fotoğrafları da kullanırdı. O küçük çocuğun karaya vurduğu fotoğraf, bana onun yazdığı bir şiiri, göçmen çocuğunun annesine sorduklarını anımsattı bir an: Bana öyle demedin mi sınırı geçince ne korku ne gözyaşı bana öyle demedin mi yalnız gerekeni alırız yanımıza bana öyle demedin mi, geçince sınırı üzülüp durmayacak yüreğin Neden hâlâ üzülüyorum sınırı geçmedik mi anne? Kitabının adı Göçe Zorlanan’dı. Şimdi sokakta hangi perişan çocuğa gözüm ilişse, hangi esmer yüzü, kıvırcık saçı görsem, Kemal, fısıldıyor sanki: Bir yangın koşuşturmasıydı o gün yeri göğü alıp alıp savuran kapımızı namluların çaldığı Günler..]]> Sun, 06 Sep 2015 05:00:59 +0300 Bir yazarın çığlığı https://www.evrensel.net/yazi/74780/bir-yazarin-cigligi https://www.evrensel.net/yazi/74780/bir-yazarin-cigligi? Nezihe Meriç’in (1925 Gemlik-18 Ağustos 2009 İstanbul) son öykülerinden biri Gülten Akın’ın bir şiirinin adını taşır: “Benim Acım Acıların Beyidir”. Bu öyküde İstanbul’daki bahçesi bol, bostanları tükenmemiş gecekonduların oralarda, bir bahçede toplaşırlar akşamları kadınlar. Çay demlerler. Konuşurlar. Evden çıkamayacak yaşlıları bile kucaklar getirir katarlar sohbetlerine. Hep bir korku vardır ama, umutla birlikte. Tanrı bir gün inecektir yukarılardan nasıl olsa. Akşam oturmasına gelecektir onların yanına. Kızlara çeyiz parası, dudak boyası, fırfırlı etek dağıtacak, nasihat edecek, çocuklara taş bebek, uçurtma, dondurma, ihtiyarlara da renk renk çeşit çeşit ilaç getirecektir. Bu umutlar korkularla birlikte dualaşır her gece: “Kadınlar, başlarını hafifçe iki yana sallayarak, içlerinden gizlice seslenecekler ona :”Ah Allahım , sen bilirsin ya Rabbi! Büyük Allahım, sen bizi koru, sen çoluğumuzu çocuğumuzu koru. Savaş mavaş olmasın, sen askerdeki evlatlarımızı düşman kurşunundan koru ..]]> Sun, 30 Aug 2015 05:00:32 +0300 Sosyal medya https://www.evrensel.net/yazi/74730/sosyal-medya https://www.evrensel.net/yazi/74730/sosyal-medya? 1940’lı yıllarda doğanların büyük bir bölümü (benim kuşağım) bilgisayara ayak uydurmadı. Uyduramadı değil, uydurmadı bunu bir de övünç konusu yaptı: Benim “feysim” yok, ben tweet ne bilmiyorum. Ben daktilodan/el yazısından caymam, yazılarım sonradan temize çekilir, falan fıstık. Biz sosyal medyanın gücünü fark etmedik böylece. Pek de kullanmadık. Oysa sevgili kalabalığımız (Her kalabalığa halk diyemem ya) internet gazetelerindeki haberlerin altına bile iki satır yorumunu yazmadan duramıyor. Üstelik, ‘feys’ denen kişisel sayfalara boy boy resimlerini koyuyor, eşi dostu son günlerdeki görüntüsünden mahrum etmiyor. Açık söyleyeyim, bunu 20-25 yaşındakiler yaptığında güzel oluyor da, hikmeti Hüda kendini genç sayanlar yüzünden, yolunu şaşırıp turistlerle yüzen orman mahlukatına benzer şekilsiz ihtiyar görüntüleri de bu sayfalardan eksik olmuyor. İnsanoğlu bu, kimisi kendi görüntüsüne hâlâ hayran, “Feys feys benden yakışıklı, benden çekici ihtiyar delikanlı var mı?” diye cıvıldanmayı sü..]]> Sun, 23 Aug 2015 04:51:44 +0300 Leblebici Horhor Ağa yeniden https://www.evrensel.net/yazi/74675/leblebici-horhor-aga-yeniden https://www.evrensel.net/yazi/74675/leblebici-horhor-aga-yeniden? “Köyden indim şehire, ah şaşırdım birdenbire, gökteki meleklerin hepsi inmişler yere!” Bu dize ilk Türkçe operetlerden “Leblebici Horhor” dendiğinde akla gelendir sanırım. Sonrası Horhor Ağa’nın cilvesidir: “Ah bici bici bici leblebici, taze kavrulmuş badem içi, eğlencelik nelerim var, yedireyim sana cici”. 1875’te bestelenen, ilk defa 11 Ocak 1876’da İstanbul’da sahnelenen Leblebici Horhor operetinin librettosu Takvor Nalyan’a, müziği Dikran Çuhacıyan’a aittir. Dikran Çuhacıyan adı, Verdi ve Offenbach gibi ünlü besteciler ile birlikte anılan, Avrupa ve Doğu müzik geleneklerini, yeni ve benzersiz bir biçimde sentezleyen bir Ermeni bestecidir. Eser ilk defa Beyoğlu Fransız Tiyatrosu’nda sahnelendi ve çok beğenildi. Ermenice, Yunanca, Almanca, Fransızca ve Rusça’ya çevrilip bu dillerde de oynandı. Operet 1916’da Sigmund Weinberg, 1923 ve 1934 yıllarında, Muhsin Ertuğrul ve Nâzım Hikmet tarafından filme çekildi. Neredeyse ezbere bildiğimiz şarkılarının sözlerinde Nâzım’ın payını tam bi..]]> Sun, 16 Aug 2015 04:51:35 +0300 'Tabular, korkular ve kadınlar' https://www.evrensel.net/yazi/74631/tabular-korkular-ve-kadinlar https://www.evrensel.net/yazi/74631/tabular-korkular-ve-kadinlar? Evrensel gazetesi okurları Zehra İpşiroğlu adını bilirler. Zehra İpşiroğlu (1949) babası sanat tarihçisi ve öğretim üyesi Mazhar İpşiroğlu’nun gölgesinde kalmadan varolmuştur çünkü. Yüksek öğrenimini İstanbul, Frieburg ve Berlin Üniversitelerinde Alman Dili’yle Felsefe bölümlerinde yaptı. 1975-91 yıllarında İstanbul Üniversitesi Almanca Bölümü’nde, doksanlı yıllarda aynı Fakülte’de kendi kurduğu “Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturgi” Bölümünde, 1998-2009 yıllarında Almanya’da Duisburg/Essen Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdürdü. Zehra İpşiroğlu, şimdi serbest yazar. Yaratıcı eğitim ve öğretim alanında yayınlanan çeşitli ortak çalışmalarının yanı sıra, roman, öykü, anı, röportaj ve dokuz yaşın üstündeki çocuklarla yetişkinler için yazınsal kitapları, ayrıca çevirileri var. Onun ödüllerini şöyle özetleyebiliriz: 1978’de Milliyet Sanat film öyküsü yarışması birincilik ödülünü, 1987’de Milliyet Sanat edebiyat eleştirisi birincilik ödülünü..]]> Sun, 09 Aug 2015 05:00:40 +0300 Cahillik başlıklı bir kitap https://www.evrensel.net/yazi/74583/cahillik-baslikli-bir-kitap https://www.evrensel.net/yazi/74583/cahillik-baslikli-bir-kitap? Çeşitli konulardaki düşünceleri, bilinmesi gerekli kuralları, bir kaç sözcük ile akılda kalacak biraz alaysılık da katarak söylediniz mi,o söze “aforizma” denirmiş. Aslında kimi sloganlar ya da özsözler de bu tanıma girebilir. Aforizma elbette Batı kaynaklı bir sözcük. Biraz felsefe içermesi de gerekirmiş. Bir de örnek vereyim, Franz Kafka demiş ki: “İnsanın belli başlı iki günahı vardır, öbürleri bunlardan çıkar: sabırsızlık ve tembellik. Sabırsız oldukları için Cennet’ten kovuldular, tembelliklerinden geri dönemiyorlar.” Aforizma merakı nerden çıktı derseniz, Ferit Edgü Cahil adlı bir aforizmalar kitabı yayımlamış. Sel Yayınevi’nin bastığı kitap Salaklık Üstüne Deneme’nin yazarı Tahsin Yücel’e adanmış.Ben Ferit Edgü’nün öykülerini, denemelerini bilirim de bu aforizma merakı nereden çıktı diye meraklandım. Ferit Edgü kuşağının en ilginç yazarlarındandır. Sanırım Ders Notları’ndan birinde tek bir olayı sanırım 90 civarında ayrı metinle anlatmış, tam bir yazma dersi kitabı hazırlamışt..]]> Sun, 02 Aug 2015 05:00:49 +0300 Güney sorunu ve yazı yazmak https://www.evrensel.net/yazi/74542/guney-sorunu-ve-yazi-yazmak https://www.evrensel.net/yazi/74542/guney-sorunu-ve-yazi-yazmak? Avrupa’da daha doğrusu Akdeniz ülkelerinde yaygın bir durumdur, Güney’in yoksulluk, cömertlik ve iyimserliği. Bunun karşısında da Kuzey’in ciddiliği, varsıllığı kibirliliği önde gelir elbet. Bunu Avrupa’yı boydan boya tirenle geçerken de fark edersiniz.Sicilya’dan Napoli’ye girdiğiniz kompartımanda mendilini serip kara ekmeğini tuzlanmış etini yiyen köylü sizi buyur edecektir yoksul sofrasına. Üstelik sofrasındaki her şeyin evde yapıldığına yemin billah ederek. Napoli istasyonu çalışanının gömleğinin göğsüne kadar düğmelenmeyişi, derdini anlatamayınca yerel dille ana-avrat küfredişi, boynundaki altın zincir sarışın kıvırcık saçlı delikanlıyı Urfa’dan tanıdığınız duygusunu verir size. Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım adlı romanın tanıtımını yazarken bunları düşündüm önce. (Romanı Everest Yayınları bastı. 360 s. Türkçesi Eren Yücesan Cendey). Bu romanın üst başlığı olan “Napoli Romanları” adlı bir projeyle İtalya’nın güney kültürünü, hem eğlenceli ve dramatik zengin delikanlı- yoksul ..]]> Sun, 26 Jul 2015 04:55:37 +0300 Bayramda açık görüş https://www.evrensel.net/yazi/74495/bayramda-acik-gorus https://www.evrensel.net/yazi/74495/bayramda-acik-gorus? Eğer yolunuz ceza ve tutukevlerine hiç düşmemişse, belki de tutukluyu ziyareti dizilerimizin, filmlerimizin rahatlığında düşlüyorsunuzdur. Bir masada karşı karşıyasınız aylardır özlediğinizle. Uzanıp elini tutmak istediğinizde sert bir ses engelliyor sizi “Temas yasak”. Sonra konuşmanızı sürdürüyorsunuz. Aranızda ne cam var, ne telefon, ne süre. Karşılıklı bir masada oturabilmek, bir an sarılabilmek, el öptürmek ancak açık görüşlerde. Açık görüşlere girerken kadın ziyaretinde kadın ziyaretçilerin, erkek ziyaretinde erkek ziyaretçilerin nasıl bir kontrolden geçtiğini, ne tür onur kırılmalarına tahammül ettiklerini bilemezsiniz. Öte yandan ziyaret ettiğiniz kişi size sağlıklı görünmek ister, güler yüzlü. Siz bu güler yüzün arkasındaki tasaları bilirsiniz. Cezaevleri ve tutukevleri konusunda Türkiye’de kadrolar epey kalabalık. Tutuklu çocuklar ve öğrenci kadroları da öyle. Oysa bu bayramın ilk ve ikinci günleri görüş yoktu. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Ramazan..]]> Sun, 19 Jul 2015 04:13:37 +0300 Çocuk işçiler ve iki ünlünün çağrısı https://www.evrensel.net/yazi/74448/cocuk-isciler-ve-iki-unlunun-cagrisi https://www.evrensel.net/yazi/74448/cocuk-isciler-ve-iki-unlunun-cagrisi? Önümüz bayram. Gerçi yurdumuzun emekçi çoğunluğunun genel durumuna bakıldığında kimsenin bayram yapacak hali yok. Direnişler, hasta tutsaklar, tecritler, tarım işçilerinin durumu ve çocuk işçiler her gün gündemde yeni maddeler olarak duruyor. Tarımdaki çocuk işçilerin sayısı yaklaşık dört yüz bin. Yaşları sekiz yaşın biraz üstünde. Bu çocukların yüzde kırkı kız, yüzde altmışı erkek. Sağlıklı koşullarda yaşayamadıklarını hepimiz biliyoruz. Arada sürekli ilaç kullanmak zorunda olan, ilaçları buzdolabında saklanması gereken çocuklar da var. Mesela epilepsi hastaları. Bu konuya dikkat çekilemediğinden olay sürüp gidiyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, çocuk haklarının uygulanmasını destekleme konusunda uzmanlaşmış Birleşmiş Milletler kurumu UNICEF çalışmalarını daha iyi duyurabilmek için dünyanın her yerinde kamuoyunun tanıdığı ünlü adlardan yardım alır. UNICEF Türkiye Milli Komitesinden yapılan açıklamada Yıldız Kenter, Ayşe Kulin ve Müjdat Gezen’in UNICEF Türkiye Temsilcil..]]> Sun, 12 Jul 2015 04:53:36 +0300 'Ay ışığı' ve sansür https://www.evrensel.net/yazi/74400/ay-isigi-ve-sansur https://www.evrensel.net/yazi/74400/ay-isigi-ve-sansur? Haldun Taner 2015 yılında 100 yaşında olan değerli yazarlarımızdan biri. Bence onun en önemli özelliği yaşaya yaşaya kanıksadığımız gerçekleri mizah yoluyla itiraz edeceğimiz bir açıya getiriverişi. Altmış yıl önce yayımlanan Ayışığında “Çalışkur” onun bu tavrının en güzel örneklerinden. Özetleyeyim: öykü şöyle başlıyor: “Ay, iri ve toparlak, Maltepe sırtlarından doğuverdi. Yassıada üstlerinden bir yıldız, onun çıkışı ile rahatı kaçmış gibi olduğu yerden kaydı, gökyüzünde ışıklı bir yol çizerek gözden kayboldu. Eylülün on ikisi olmasına rağmen hava pekala da ılıktı”. Bekçi Zülfikar ayın doğuşunu görünce bir sigara yakar, güneşin batışında, ayın doğuşunda ve su kenarında sigara içmenin gerektiğine inanır. Onun işe aldırdığı için ilişki kurduğu kapıcı kadın Çalışkur Apartmanı’nın kapıcısıdır. Apartmanda şirket yönetim kurulu yöneticileri, onların çocukları, sevişmelerde gizlice banda alınan sesler, kimin kiminle ilişkisi olduğu dedikodularla , gülüşe söyleşe dile getirilmekte, katlarda ..]]> Sun, 05 Jul 2015 05:00:44 +0300 Biraz sanat biraz kültür https://www.evrensel.net/yazi/74355/biraz-sanat-biraz-kultur https://www.evrensel.net/yazi/74355/biraz-sanat-biraz-kultur? Güngör Uras bir hafta kadar önce Milliyet’te yazmıştı. Önce okudum, geçtim. Ama yazdıkları zamanla daha çok etkiledi beni. İçime işledi. Fazıl Say, bir mektup yazmış dostlarına. Özetle Fazıl Say’ın mektubundan aktarılanlar şunlar: Girne Kültür ve Sanat Günleri Fazıl Say’ın Serenat Bağcan ile verdiği “İlk Şarkılar Konseri” ile başlamış. Konseri iki bin beş yüz kişi izlemiş. Daha önce Fazıl Say’ın Mozart Maraton’u varmış beş gün 5 farklı mekanda Mozart’ın 5 farklı eserini seslendirmiş. Yaz boyunca da 18’i yurt dışında 28 programa çıkacakmış. Zaten son iki ayda 28 konser vermişti: İspanyada 8, ABD’de 2, Almanya’da 6, Avusturya’da 2, Çin’de 2, Macaristan’da 2 İsviçre’de 1, Kore’de 4, Türkiye’de 1 . Bu 60 günde Salzburg’ta 6 CD’lik tüm Mozart Sonatları kaydını bitirmiş ( 6 saat 23 dakika müzik), bir oda orkestrası eseri (Chamber Symphony) bitirmiş. 10 konserde çalınmış. “Yeni Şarkılar Albümü de yayımlanmış. Bir de bunun karşılığı var elbet. Kayıtlar için koşuşturmalar, uçak tren yolcu..]]> Sun, 28 Jun 2015 05:00:11 +0300 'Evlerde el kızları' https://www.evrensel.net/yazi/74305/evlerde-el-kizlari https://www.evrensel.net/yazi/74305/evlerde-el-kizlari? Epeydir dilime takıldı. Ferhunde Özbay’ın kitabının adı: Evlerde El Kızları: Kitabın tam adı Evlerde El Kızları: Cariyeler, Evlatlıklar Gelinler. İletişim Yayınlarında 2002 yılında basılmış. Ben Halide Edip Adıvar’ın Döner Ayna’sına (roman, Can Yayınları) Ayşe Durakbaşa’nın yazdığı “Sonsöz”de gördüm. Evlerde El Kızları yazarının kitabını özetleyişi çok öğretici, “ hane halkı içinde ‘bizimkiler ve ötekiler’ diye ayrılan kadınlar üzerinedir... Aileden biri olarak sayılmasalar da hizmetçiler de evlerde öteki kadın konumundadırlar.” Evlatlık kurumu daha çok kız çocuklarına yönelik, daha iyi bir hayata kavuşması umuduyla yoksul ailelerinin seçtiği bir kölelik kurumudur. Halit Ziya Uşaklıgil’in Ferhunde Kalfa öyküsü evin kızından ayrı bir biçimde davranılmayacağı vaadiyle yoksul ailesinden alınan, çeyizi yapılıp uygun bir kişiyle evlendirilmesini beklerken evin her santimetresine emek veren bir evlatlığın öyküsüdür . Ama bu kızın bütün yaşamı ailesi saydığı evdekilerin keyfine bağlıdır. R..]]> Sun, 21 Jun 2015 05:00:22 +0300 Bu yıl tatil yok https://www.evrensel.net/yazi/74253/bu-yil-tatil-yok https://www.evrensel.net/yazi/74253/bu-yil-tatil-yok? Önce seçim akşamı haberciler söyledi bu cümleyi “Bu yıl tatil yok!” Sonra ben iyice kavradım, her şeyi seçim sonrasına bırakmanın yanlışını... Seçim hiçbir şeyin sonu değil ki. Hele “BİZ” meclise diye yola çıkmışsak. Asıl işimiz şimdi başlıyor. Ülkemizde görülmesi neredeyse imkansız sayılan bir işi başardık. Yan yana gelmesi zor siyasal guruplar bir araya geldi (Üstelik neredeyse bütün dünyada).Bir süreci birlikte tamamladık. Ünlü sözdeki gibi “Yerden bir avuç kum alıp cama atsak kum dağılır, cam olduğu gibi kalır. Kumu bir mendile sıkıca bağlayıp atsak cam kırılır, kum olduğu gibi kalır.” Ve bir aradaki kum taneleri o kara camı biraz olsun kırdılar. Işık sızdı ortama. Şimdi o kum yığınının dağılmamasını sağlamak zorundayız. Bu kum tanecikleri ya da dünya görüşleri “Daha güzel bir dünya mümkün” diye özetlenebilecek grupların biraz daha tanışma kaynaşma zamanı. Çünkü önümüzde birlikte yapacağımız işler var. Üstelik hepimiz daha güzel bir dünyaya inanıyoruz. Yazın, kampların, piknikl..]]> Sun, 14 Jun 2015 05:00:24 +0300 Kapalı bir açılım https://www.evrensel.net/yazi/74205/kapali-bir-acilim https://www.evrensel.net/yazi/74205/kapali-bir-acilim? Şairlerin şairlere yazdığı metinleri çok severim. Bana eski loncaların yıllık şenliklerini anımsatır. Usta olduğuna inandığında, “Yaptığım işin değerini ancak sen anlarsın ustam” dercesine senden yaşlı bir ustaya yaptığın işi armağan edebildiğin şenlikleri... sedef ustasına, daha önce denenmemiş bir sedef oyma armağan etmek gibi... Şairlerin kendinden önce yaşamış şairlere adadığı şiirler de üflesen tutuşuverecek/ uçuverecek, denize fırlatsan su üstünde sekebilecek metinlerdir çoğunlukla. Onlarda hem bir armağan alçak gönüllülüğü hem bir ustalık savı ışıldar. Abdülkadir Budak’ın da böyle bir kitabı yayımlandı: Kapalı Bir Açılım. Budak , 30 parça yazmış: yazdığı kişiler bir dizede çoğunlukla ön adıyla yer alıyor: Mallarme, Miguel Hernandez, Adonis, Boris Vian, Perre Reverdy, Kavafis, Prevert, Cedrars, Rilke, Neruda, Nezval, Mayakovski, Ritsos, Breton, Bahman, Dairio, Bonnefoy, Rimbaud, Anne Sexton, Max Jacop, Robert Desnos, Füruğ, Castillo, Londo, Leopardi, Maria, Orhan Göksel. ..]]> Sun, 07 Jun 2015 04:52:16 +0300 Benimle yaşıt bir kitap https://www.evrensel.net/yazi/74154/benimle-yasit-bir-kitap https://www.evrensel.net/yazi/74154/benimle-yasit-bir-kitap? Ben kuşağımın pek çok yazarı gibi savaş yıllarında doğdum. Doğduğum şehirden ilk hatırladıklarım uçaksavar ışıldakları. Tanıdığım ilk kadın pilot da (Yıldız) Eskişehirliydi, dayımın da arkadaşıydı. Bu yüzden savaş yıllarında özellikle 1943 yılında yazılan kitaplara ayrı bir yakınlık duyarım. Hele bu yazar pilotsa. Bana Eskişehir’in uçak fabrikasına yolu düşmüş gibi gelir. Antoine Saint Exupery hem pilot hem yazar önce bu yüzden sevdim onu. Şu ara her yayınevinden bir başka çevirmenin Küçük Prens’i var.(Telifi kaldırıldı da) siz de bu kitabı okumuşsunuzdur, sevdiğinize de eminim. Çocuk gözüyle dünyanın düzenini, diktatörlüğü, kıyafete göre çağdaşlığı ölçmenin saçmalığını, dosttan ve yurdundan uzak düşmenin hüznünü onun gibi kim anlatabilir ki... Bizim evdeki en eski Küçük Prens Bilgi Yayınlarının. 1965 baskısı. Kapağında çevirmen olarak C.Süreya-R.Tomris yazar. C.Süreya’nın Cemal Süreya olduğunu bilirsiniz de, Tomris Uyar’ın R.Tomris diye imzaladığı kitapları belki de bilmezsiniz. Tag..]]> Sun, 31 May 2015 05:00:12 +0300 Bir dönemin belgeleri: Mektuplar https://www.evrensel.net/yazi/74101/bir-donemin-belgeleri-mektuplar https://www.evrensel.net/yazi/74101/bir-donemin-belgeleri-mektuplar? Biraz savruk, biraz dağınık bir insanım. Arkadaşlarımdan gelen mektupların yeri yurdu belli değildir. Eski çalışmalarımın da. Bu belki de Adnan Özyalçıner ile evlenince ona bir arşiv yapma gayretimden çıktı. Ona arşiv yapamadığım gibi benim entipüften arşivim de dağıldı. Bu yüzden arkadaşlarından aldıkları mektupları düzenleyip yayımlayan yazarları nasıl kıskandığımı anlatamam. (Gerçi benim perşembeleri Evrensel’de yazdığım mektuplar da Perşembe Mektupları adıyla yayımlandı ama onda benim hiç katkım yok, Yazılı Kağıt’tan iki şairin, ( yayınları yöneten Abdülkadir Budak ile Emel Güz’ün) emekleri sonucu, derlenip toplanıp yayımlandı. Ellerine sağlık) Mehmet Yaşar Bilen kendine gelen mektupların bir bölümünü Eleştirmen, Mehmet Yaşar Bilen’e Mektuplar, 1 başlığıyla yayımladı. Sarissa Yayınları (http/www.sarissayayinlari com, bilgi@sarissayayinlari.com) arasında yer alan kitap 495 sayfa.) Asım Bezirci’den Memet Fuat’a, Aziz Nesin’den Berin Taşan’a, Adnan Özyalçıner’den Öner Yağcı’ya, Ahm..]]> Sun, 24 May 2015 05:00:20 +0300 İş cinayetleri tutanağı https://www.evrensel.net/yazi/74049/is-cinayetleri-tutanagi https://www.evrensel.net/yazi/74049/is-cinayetleri-tutanagi? Takvimimin ayları gösteren her sayfasında bir sürü tarih işaretlenmiş. Çoğunun üstünde “iş cinayeti” notu var. Özel işaretlemeleri çözümlediğimde hiç birine gidemediğimi görüyorum. Yüzüm kızarıyor. Çoğu Adalet Sarayında bir duruşma, bazıları adalet nöbeti. Dağlarca gibi söylemeliyim, “Bu ihtiyarlığı ben çağırmadım ki, kendi geldi.” Bir yıl önce katıldığım Cumartesi Anneleri toplantısında ne herkes gibi çöküp oturabilmiştim ne doğru dürüst dikilebilmiş, üstelik herkesi rahatsız edip laf işitmiştim. Bugün daha iyi durumda değilim ki. Mutlaka biliyorsunuz, iş cinayetlerinde yakınlarını kaybedenlerin ve yaralanarak kurtulanların oluşturduğu Adalet Arayan İşçi Aileleri, Davutpaşa’dan Ostim ve İvedik patlamalarına, Esenyurt çadır yangınından Kozlu’ya, Van/Bayram Otelden Milas/Güllük’e, Arka Sıradakiler dizi setinden BEDAŞ’a ve Doğa Hastanesinden Isparta’da mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan 18 kadın işçinin trafik kazasında yaşamını yitirmesinden Soma’ya iş cinayetlerinde en çok c..]]> Sun, 17 May 2015 04:51:51 +0300 Zeynep ile Eren'in kitapları https://www.evrensel.net/yazi/74007/zeynep-ile-erenin-kitaplari https://www.evrensel.net/yazi/74007/zeynep-ile-erenin-kitaplari? Bu yazının başlığını bir türlü bulamadım. İki genç kadının kitaplarından söz edecektim. İkisi de arkadaş çocuklarıydı. Ama kamuoyunda simgesel bir yanları vardı. Çocukluklarını biliyordum. Onları annesinin yanında, “büyüklerin” konuşmalarından sıkılan, ancak kapı önündeki “çocukların” arasına katılmaktan da alıkoyan o misafirlik duygusunu yazmak isterdim. O duyguyu belirtecek bir söz bulmak. Başaramadım. En güzel ipucu adlarıydı: Zeynep Altıok Akatlı (1968) ve Eren Aysan (1976). İkisinin de doğum yeri Ankara. Babalarının ölmeye başladığı şehir ise Sivas. Metin Altıok kızı Zeynep’e şu dizeleri bırakmıştı miras diye : “Ben bunca yıl/ Bunca insan tanıdım / Yüreği zehir dolu; /Yine de insanlardan /Kesmedim umudu. /İnsan dedim /Yekindim; /Paylaştım varı yoğu.” Behçet Aysan dostlarına Eran’i şöyle anlatmıştı: “çocuğum da büyüyor benim gibi/bir bahar dalıyla öpüşerek ilk/ayrılığın burcunda/ ve/ acının/kundağında/o.” Füsun Akatlı ise hem öğrencilerine hem gençlere aydın olarak yaşamanın ..]]> Sun, 10 May 2015 05:00:41 +0300 'Kırk ayaklı karınca'nın ardından https://www.evrensel.net/yazi/73956/kirk-ayakli-karincanin-ardindan https://www.evrensel.net/yazi/73956/kirk-ayakli-karincanin-ardindan? Edebiyatımızın “Kırk Ayaklı Karınca”sı Ali Yüce’yi yitirdiğimizi duyunca ne yapacağımı ,nasıl davranacağımı bilemedim. Önce yıllardır göremediğimi düşündüm onu. Antakya’nın çarşılarına onun güler yüzünün nasıl yakışacağını. Antakya’yı birlikte gezmenin nasıl bir keyif olacağını. Kısmet olmamıştı. Mahmut Makal, kendi gibi köy enstitülü olan Ali Yüce için “Kökten sürme bir aydındır” diye yazar. “ Çok ilginç ve de çileli bir yaşam öyküsü vardır. Bütün köy çocukları gibi yaşam kavgası doğar doğmaz başlamıştır. Köyde çobanlık, ırgatlık yapmıştır. Kurdun sürüden keçiyi kapışını görmüştür. Ağanın ekili tarlasına giren oğlağı çıkarırken boynuna kırbaç yemiştir. Çocukluğunu, namazlık ve Kur’an kurslarında bol bol hocanın falakasına kıstırılarak tüketmiştir. Tüketirken de öte dünyayı karış karış dolaşmıştır. Böylece, öte dünyadan usul usul uzaklaşarak bu dünyaya ayak basmıştır. Bir yandan davar güderken, bir yandan da ilkokulu bitirmiştir. Düziçi Köy Enstitüsüne kaçarak gider. Gidişi duyulunca..]]> Sun, 03 May 2015 05:00:22 +0300 Edebiyatımızda sevdiğim romanlar https://www.evrensel.net/yazi/73909/edebiyatimizda-sevdigim-romanlar https://www.evrensel.net/yazi/73909/edebiyatimizda-sevdigim-romanlar? Bir kitabı sevmeniz yetmez kimi zaman, o kitabı bir başkasının da sevdiğini söylemek zorunda duyarsınız kendinizi. Hele adı pek duyulmamış bir kitapsa. Selim İleri’nin Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu hem onun gözüyle edebiyatımızı gözden geçirmek hem bellek tazelemek için iyi bir öncü. Bir yanıyla da adı pek duyulmamış romanları anımsatıyor. Hemen bir örnek vereyim, Cevdet Kudret’in hep edebiyat tarihçisi yönünü anımsarız, onun romanları olduğunu çoğumuz bilmez (şiirleri ve öyküleri olduğunu da bilmediğimizi söylemeli miyim). Selim İleri onun dönem üçlemesinden Havada Bulut Yok’u almış kılavuzuna. Ama yazısında yalnız bu romanı değil, birbirini izleyip tamamlayan üç romanını da (Sınıf Arkadaşları, Havada Bulut yok, Karıncayı Tanırsınız) yazarının hayatıyla ilişkisinin altını çizerek anlatır. (Bu arada bu romanları Evrensel Basım Yayında bulabileceğinizi hatırlatayım.) Selim İleri bu romanların genel tutumunu şöyle çizer: “Birbirinin devamı niteliğindeki üç romanında yazar..]]> Sun, 26 Apr 2015 04:54:37 +0300 Onat Kutlar'sız sinema https://www.evrensel.net/yazi/73852/onat-kutlarsiz-sinema https://www.evrensel.net/yazi/73852/onat-kutlarsiz-sinema? Onat Kutlar’ın fotoğraflarını ilk kez gördünüzse ilk anda bir Hintlinin fotoğrafına baktığınızı sanabilirsiniz. Gizemli ve bilge bir gülümseme dikkatinizi çeker önce. Meğer örnek aldığı kişi Gandi’ymiş. Nice sonra öğrendim. Gençliğindeki (Kaç yaşındayken bilemiyorum) hayali Hindistan’a gitmekmiş. Farsça da öğrenmiş bu yüzden. Babasının karşı çıkışı engellemiş Hindistan’ı, onun zoruyla gitmiş Paris’e. Sinematek tutkusunun orada başladığını sanıyorum. Hüseyin Baş’la tanışması da orada olmalı. Sonra 1967’lerde İstanbul bir Sinematek baharı yaşadı. Programda yer aldığı halde gösterilemeyen filmlerin yerine sık sık Potemkin Zırhlısı’nı seyrettiğimiz söylenir. Bu iddia doğrudur da. Ancak Türkiye’de ilk kez 16 Ekim 1967’de gösterilen bu film için yaptığı konuşmalarla Onat, Yönetmen Sergey Ayzenştayn’ın neler yaptığına dikkat etmemizi sağladı. (İpe takılan gözlüğün aristokrasiyi temsil etmesi gibi.) Potemkin isimli savaş gemisinde kötü şartlarda yaşatılan tayfaların isyanını ve bu isyancıla..]]> Sun, 19 Apr 2015 05:00:42 +0300 Toprağın öptüğü çocuklar https://www.evrensel.net/yazi/73798/topragin-optugu-cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/73798/topragin-optugu-cocuklar? Sürekli oturduğum üç kişilik koltuğun bir kenarı, Beyazıt’ta bir zamanlar sergi açan sahafların yadırgamayacağı bir görünüşte. Kitaplar yıkıldı yıkılacak biçimde yığılı. Bir yandakiler gençlerin okumaları gereken klasikler, ötekiler yeni araştırmalar. . Kısaca bir yanda Sibel Oral’ın Toprağın Öptüğü Çocuklar, bir grup çalışması Utanç ve Onur. (Ermeni Soykırımı’nın yüzüncü yılındaki değerlendirmelerle Roboskî için değerli basınımızın önemli bir bölümünün gözden kaçırmaya dikkat ettiği olaylar.) Öte yanda Dorian Gray’ın Portresi, Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, İşkence Sömürgesi… Her iki yandaki kitaplar da okunmalı. Üstelik yeni öyküler, yeni şiirler, yeni romanlar basılıyor. Yaşamaya zaman kalmıyor diye avaz avaz bağırabilirsiniz. Ama ne yaparsanız yapın, eskilerin dediği gibi iki eliniz kanda olsa Sibel Oral’ı okuyun, adalet bekleyişine ortak olun: “(…) Bilmiyorum tek bir cümleyle yıkılacağımı, sonra durup durup aynı karşımdaki anne gibi yere bakacağımı. Konuya bir türlü giremiyo..]]> Sun, 12 Apr 2015 04:59:59 +0300 Şiir bir çığlıktır https://www.evrensel.net/yazi/73752/siir-bir-cigliktir https://www.evrensel.net/yazi/73752/siir-bir-cigliktir? Bilmiyorum Özcan Ünlü’nün aşağıdaki satırlarına katılmayacak şair, aydın ya da genç var mıdır? “İnsanoğlu insanlığından çıkmış, Ortaçağ ve daha bilemediğim bütün çağların bataklığından daha berbat, daha alçaltıcı, daha onursuz bir hayat sunuyor çağdaşlarına (…) İstanbulensis bu yıl mazlum coğrafyalara uzandı. Şairler bütün acılı coğrafyaların bir ayna gibi yüzünü döndüğü İstanbul’da yeniden dillendirsin diye dizeleriyle umutları. Günlük hayatlarımız içinde zihnimize takılmaktan, aklımıza geldiğinde iç çekmekten vazgeçmeyen insanlığın acılarına dikkat kesilmek için bir büyük kucaklaşma daha gerçekleştiriyoruz. Zorbalığa, kara siyasaya ,emek sömürücülerine, her türlü emperyalizme ve faşizme karşı yiğitçe bir duruş olsun istiyoruz şiirlerimiz (…) sarssın dünyanın inatçı umursamazlığını.” Hemen anlayacağınız gibi bu satırlar bir şiir festivalinin sunumundan. Sultanbeyli Belediyesinin bu yıl üçüncüsünü kutladığı uluslararası şiir festivalinin sunumundan. Festival Sultanbeyli belediye sın..]]> Sun, 05 Apr 2015 05:00:32 +0300 Nerelerdesin bahar? https://www.evrensel.net/yazi/73653/nerelerdesin-bahar https://www.evrensel.net/yazi/73653/nerelerdesin-bahar? Nerelerdesin bahar? Gözümüz yollarda kaldı. Çiçeklerinle gel. Meyvelerle, bereketle gel. Barışla gel. Sen geleceksin diye herkesin gözü yollarda. Güneydoğuda ateşler yakıldı Newroz için: Newroz Pîroz Be! Ortaasya’da ve İran’da buğdaylar filizlendirildi. Ezilip suyuyla adına semenu denen helvalar karıldı Baş harfi s ile başlayan 7 maddeyle ( “heft sin /yedi s”) sofralar kuruldu: Susam, sib (elma) sebze (yeşillik), sim (gümüş), semek (balık), sumak, sümbül, sirke, sir (sarımsak), senced (iğde). Balkanlarda daha doğrusu Bulgaristan’da daha mart başında kızlar bileklerine saçlarına kırmızı beyaz ipliklerden yapılmış kordonlar, püsküller, ponponlar bağladı. Kimi de yakasına tutturdu. Bu süslerin adı Marteniçka’dır. Bir sevda masalı anlatmışlardı, kırlangıcın ayağına iplik bağlayarak sevdiğine haber göndermeyi deneyen tutsak bir kral oğlu varmış. Kırlangıcı delikanlının düşmanları vurmuşlar, kanıyla ipliğin bir bölümü kızıla boyanmış. O zamandan beri gençler mart başında sevdiği insana b..]]> Sun, 22 Mar 2015 05:00:49 +0300 Melih Cevdet Anday yüz yaşında https://www.evrensel.net/yazi/73601/melih-cevdet-anday-yuz-yasinda https://www.evrensel.net/yazi/73601/melih-cevdet-anday-yuz-yasinda? Melih Cevdet Anday 13 Mart 1915’te doğmuştu. Cuma günü yüz yaşında olacaktı yaşasaydı. Onun bir trenli fotoğrafı vardır, akrabalarımdan biri sanırdım o yüzden çocukken. Hem tren yüzünden, hem sarışınlığından. Ailede benden başkası hep sarışındı, bildiğim bütün akrabalarımsa demir yolcu, dedem bile.. Melih Cevdet Anday, nedense hep aklın şairi sayılmıştır. Onu lirik bir şair sayan pek çıkmaz, belki bu yüzden olgun yaşına kadar şiir ödülü de verilmemiştir ona: 1970 TRT Roman Armağanı (Gizli Emir ile), 1973 TDK Çeviri Ödülü (Buz Sarayı ile). Teknenin Ölümü ile Yeditepe Şiir Armağanı’nı 1976’da, Sözcükler ile Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü’nü 1978’de aldı. Aklın şairi olması ona sık sık okuduğumuz bir şiiri yazdırmıştı: “Bir çift güvercin havalansa, yanık yanık koksa karanfil...” Sevda “tel örgünün deliğinde buluşan parmaklar”dır. Akılla da gönülle de. Düşünceleri yüzünden pek çok işten çıkarıldı. Yanyana adlı kitabı 142. maddeden toplandı; adını kitaba veren şiir şöyle : “Bu gürül ..]]> Sun, 15 Mar 2015 05:00:11 +0300 Kadınlar... Kadınlar https://www.evrensel.net/yazi/73551/kadinlar-kadinlar https://www.evrensel.net/yazi/73551/kadinlar-kadinlar? Küçücük bir haberdi, belki de gözünüze bile çarpmadı: “Uluslararası feminist eylem grubu Dünya Kadın Yürüyüşü’nün (DKY), 4. Uluslararası Eylem Yılı çerçevesinde gerçekleştireceği etkinliklere katılmak için Türkiye’ye gelecek uluslararası delegasyondan Dünya Kadın Yürüyüşü Uluslararası Koordinatörü Graça Samo’nun vize başvurusu gerekçe gösterilmeden reddedildi.” Nedir bu haberde anlatılmaya çalışılan, kim bu “feminist”ler Ne yapacaklar yine? (Pek sayın yöneticilerimizin feminist vurgulamalarının “kısa etek, açık dekolte, annelik karşıtlığı, ahlak karşıtlığı” gibi vurgulamalar ve imalar taşıdığını biliyorum. Elbet benim böyle bir kastım yok.) Dünya Kadın Yürüyüşü topluluğu yoksullukla, kadına yönelik şiddetle mücadele ederken amacını gerçekleştirmek için siyasal, ekonomik ve toplumsal değişimi hedefleyen gruplarla örgütlerden oluşuyor. Ayrıca 2000 yılından beri her beş yılda bir “Dünya Kadın Yürüyüşü” düzenliyor . Dünya Kadın Yürüyüşü’ne hükümet dışı kadın örgütleri, karma örgütlerin..]]> Sun, 08 Mar 2015 05:00:46 +0300 Mihri Hatun Kız Öğrenci Yurdu mu dediniz? https://www.evrensel.net/yazi/73500/mihri-hatun-kiz-ogrenci-yurdu-mu-dediniz https://www.evrensel.net/yazi/73500/mihri-hatun-kiz-ogrenci-yurdu-mu-dediniz? Ben hem Amasya’yı hem Amasya’nın yetiştirdiği kadın şairleri severim: Zeynep Hatun, Mihri Hatun, Ayşe Hubba Hatun. Mihri üstüne epey de çalıştım. Bu üç şairden divanı günümüze gelen yalnızca Mihri’dir. İnsani aşktan söz eden şiirlerin ağır bastığı bu divan Sovyetler’de, İngiltere’de falan basılmış,üstüne incelemeler yapılmış, kimi gezegenlerdeki dağlara Mihri’nin adı verilmiştir. Ben fırsat düştükçe Mihri’den söz ederim, bir genç hekim arkadaş uyardı da fark ettim, meğer Mihri’nin adı bugünlerde bir kız yurduna verilmiş: “İstanbul’da 200 yataklı Mihri Hatun Yükseköğretim Kız öğrenci Yurdu’nun açılış kurdelesini, TÜRGEV Yönetim Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan, İstanbul Valisi Vasip Şahin ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş gerçekleştirdi.” Gülmekle ağlamak arasında afallayıp kaldım. Ünlü bilgin Müeyyetzade’nin gençlik aşkı (şiirlerinde Hatemi diye anar), onun için “Döndürürsem yüz, yüzünden, kıbleden dönsün yüzüm,/Senden ayrığa (başkasına) nazar kılsa derim çıksın gözüm”..]]> Sun, 01 Mar 2015 05:00:50 +0300 12 Eylül 1980 öncesine dönmek https://www.evrensel.net/yazi/73453/12-eylul-1980-oncesine-donmek https://www.evrensel.net/yazi/73453/12-eylul-1980-oncesine-donmek? 12 Eylül 1980 darbesi sonrasının en can acıtıcı, suçlama sorusu “Sen 12 Eylül öncesine mi dönmek istiyorsun”du. İşçi haklarından insan haklarına hak hukuk kalmamış günlerin baskı sorusu. 12 Eylül bir yıkım tarihi olanlar bu soruyu “evet” diye yanıtlamak isterlerdi. (Evet sesi duyulabilir miydi bilemem). Geçmişi gülümseyerek anma geleneği, geçmişin bir bölümü için geçerli değildir. Bu süreci Mart 1970 sonrasından başlatmak gerekir belki. İdamları engellemek için toplanan bilinen/ünlü kişilerin imzaları, gece yarısı arkadaş evlerinde yapılan toplantılar, pazar yerlerinde ellerde tencerelerle yapılan korsan gösteriler, babaları işçi önderi diye vurulan 7 yaşında çocuklar, halk şenlikleri, grev öncülerinin pazar yerlerinde vurulan çocukları. 12 Eylül tutuklularının yoğun olduğu kışlaların önlerine ziyaretçiler için kurulan sahra çadırları, tüten sobalar. (Sonra o çadırların yerine beton ziyaret bekleme yerleri yapıldı.) Ahmet Erhan’ın dizesi 12 Eylül öncesi ve sonrası pek çok delikanlını..]]> Sun, 22 Feb 2015 05:00:37 +0300 Ali Yüce'ye saygı https://www.evrensel.net/yazi/73402/ali-yuceye-saygi https://www.evrensel.net/yazi/73402/ali-yuceye-saygi? Bugünlerde dilime dolanmış dizeler var, size de aktarmak isterim bir bölümünü: “Ben tüfek olsaydım eğer/Patlamazdım kimsenin üstüne/Bir tetiğimden utanırdım/ Bir de eğri parmağından/İnsan amcaların” . Hemen tanıdınız biliyorum. Bu dizeler Ali Yüce’nin. Hatay’ın insan harmanından direnciyle önce öğretmen sonra İngilizce öğretmeni olmayı başarmış bir köy çocuğu. (Tam da burada eğer köy enstitüleri olmasaydı, köyünden kaçıp öğretmen olmayı başarabilir miydi, sorusu geliyor akla.)Ali Yüce, Hatay’ın Fransız işgali günlerinden Türkiye’ye katıldığı günleri yaşamış, emperyalizmden birey olmaya özgür olmanın kültürle ilişkisini iyi kavramış bir şairdir. Şiire emek veren bu arkadaşımız için Türkiye Yazarlar Sendikası bir kitap yayımladı. 2012 yılında Emek Edebiyat dizisinin ilk kitabı olarak yayımlanmış bu kitabı Mehmet ve Nebihe Karasu hazırlamış. Mustafa Köz’den Adnan Binyazar’a, Sabahattin Yalkın’dan Leyla Şahin’e, Müslim Kabadayı’dan Müslim Çelik’e pek çok yazar onun için saygı ve değerl..]]> Sun, 15 Feb 2015 05:00:51 +0300 'Tembellik hakkı' https://www.evrensel.net/yazi/73353/tembellik-hakki https://www.evrensel.net/yazi/73353/tembellik-hakki? Eğer Nazi kamplarının girişindeki “Çalışmak Özgürleştirir” özdeyişini Paul Lafargue, görebilseydi, Tembellik Hakkı adlı kitabını yazmakta ne kadar haklı olduğunu bir kez daha anlar, kitabının girişinde Nazi kamplarının sloganını anardı. Paul Lafargue, hemen herkesin kolayına gelen söyleyiş kolaylığıyla “Marx’ın Damadı”, sosyalizm tarihinde, Marksizmi Fransa’ya ilk getiren düşünür ve eylem adamı sayılır. Lafargue, 1842’de Küba’nın Santiago kentinde doğdu. Dedesi Bordeauxlu Fransız, babaannesi zenci-beyaz melezi, annesinin babası Fransız Yahudisi, anneannesi de Karaibli bir yerliydi. Paul Lafargue, dokuz yaşında ailesiyle birlikte Fransa’ya göçtü. Bordeaux ve Toulouse’da ortaöğrenimini yaptıktan sonra, Paris’te Tıp Akademisi’ne yazıldı. O günlerde kralcı hükümete karşı artan gençlik eylemlerine katıldı. Paul Lafargue, cumhuriyetçi, sosyalist, materyalist ve ateistti. Fransa’da sosyalist düşüncenin halk arasında yayılması için eylemlerini daha çok İşçi Partisi safında yoğunlaştırdı. La..]]> Sun, 08 Feb 2015 05:00:18 +0300 Vaay kitabın başına gelenler !.. https://www.evrensel.net/yazi/73305/vaay-kitabin-basina-gelenler https://www.evrensel.net/yazi/73305/vaay-kitabin-basina-gelenler? Emin Karaca’yı kitap okurları araştırmaları, özellikle siyasal araştırmaları ve Nâzım Hikmet incelemeleriyle hatırlar. Bugünlerde Belge Yayınları arasında kitap yasaklamalarıyla ilgili epey eğlenceli bir çalışması yayımlandı: Vaay Kitabın Başına Gelenler!.. Biliyorum yasakların eğlenceli yanı olmaz, ama ... şu satırlara da gülemezsek ülkemizde yaşamaktan caymamız gerekiyor galiba: “Birkaç kez Abdülhamid’in sadrazamlığını yapan Said paşa anılarında; İbni Sina’nın Şifa kitabının başına gelenleri şöyle anlatıyordu: ‘İbni Sina’nın Şifa adlı ünlü ve değerli kitabı ki, Osmanlı ülkesinde yalnız iki nüshası olup, bunlar da İstanbul’da idi. Zayi olurlarsa bambaşka nüshasını da bulmak zor olacağından , gerekli ödeneği Maarif bütçesinden verdirerek, bastırılması işine girişmiştik. Basım işi tamamlanmak üzere iken, eserin tashih sorumluluğunu yükümlenen Maarif Nazırı Subhi Paşa’nın kendisine yardımcı olarak yanına aldığı bir adam, bu kitabın zararlı eserlerden olduğunu ileri sürmüş. Baskı..]]> Sun, 01 Feb 2015 04:58:03 +0300 2014’te edebiyat https://www.evrensel.net/yazi/73252/2014te-edebiyat https://www.evrensel.net/yazi/73252/2014te-edebiyat? Biten bir yılı ekonomik, siyasal, toplumsal özellikleriyle özetlerken, sanatsal yanı da unutulmamalı. Özellikle yaşananların sanata nasıl yansıdığı değerlendirilmeli. Bir ülkenin sanat tarihi ancak bu kısa özetlemelerle “net biçimde” görülebilir. Elbet bu tür değerlendirmeler sanat dergilerinin işi. Bu yıl 10. yılı tamamlayan Mühür Dergisi 2014 yılının dergilerinde şiir yayımlayanlar arasından 99 şair seçmiş. Bir şairden de daha önce yayımlanmamış bir şiir daha isteyerek şiir sayısını 100’e tamamlamış. Seçkinin tam adı: Şair Dağın Doruğunda, 99 Şair, 100 Şiir. Önce Türkiye’nin dergiciliğe hiç de özendirmeyen koşullarında 10 yılı tamamlayan Mühür’ü (ve elbet yöneticilerini) kutluyorum. Sonra 2014 değerlendirmesini yapan Baki Ayhan T’nin 2014 yılı şiir değerlendirmesinde geniş bir zaman dilimi ve bütün edebiyat dallarını (Sinemayı da gözden kaçırmadan) durumlarıyla değerlendirme perspektifine alışının bakış genişliğini destekleyişini ... Mühür’ün seçkisindeki en yaşlı şair 19..]]> Sun, 25 Jan 2015 04:52:33 +0300 İstanbul’da ve Moskova’da işçi olmak https://www.evrensel.net/yazi/73205/istanbulda-ve-moskovada-isci-olmak https://www.evrensel.net/yazi/73205/istanbulda-ve-moskovada-isci-olmak? 11 Mayıs 2013 günü Reyhanlı’da bomba yüklü araçlarla yapılan iki ayrı saldırıda 52 insan yaşamını yitirmişti. Bu terör olayından sonra mülteci işçilerle yerli halk arasındaki ilişkileri Ercüment Akdeniz “yüksek gerilim hattı” biçiminde tanımlıyor. Reyhanlı halkı için mülteciler ikiye ayrılıyor , birincisi “sırtında ‘Selefi militanı’ yazacak kadar rahat dolaşan ve kara parayla beslenen tetikçiler” ikincisi “açlıkla boğuşan sefil Suriyeliler”. Akdeniz, tetikçilerin içinde “Çeçen, Kosovalı ve çeşitli milliyetlerden toplama militanlar” olduğunun altını çiziyor. Bu saptama Ercüment Akdeniz’in (1972) Evrensel Basım Yayımları’nca basılan Mülteci İşçiler adlı çalışmasından. Ercüment Akdeniz , Suriye Savaşı yüzünden yerinden yurdundan olmuş işçiler ve onların yaşam koşullarını günlerce izleyerek, onların koşullarında onlarla görüşerek saptadı. Bir izlenim de Bahar Aslan’ın Moskova Defteri’nden: “Tam o esnada kulakları sağır edecek bir gürültü oldu. Biri büyük, birkaç patlama duyuldu. Ar..]]> Sun, 18 Jan 2015 05:00:53 +0300 İronik bir kentsel dönüşüm romanı: İyi terörist https://www.evrensel.net/yazi/73153/ironik-bir-kentsel-donusum-romani-iyi-terorist https://www.evrensel.net/yazi/73153/ironik-bir-kentsel-donusum-romani-iyi-terorist? Doris Lessing, Nobel Ödülü almadan önce de ironik bakış açısı yüzünden sevdiğim bir yazardı. Beşinci Çocuk’da zeka özürlü denilen çocukların DNA’larının tarih öncesi yaşayıp, evrimlerini tamamlayamadan türü tükenen insan grubuna ait olduğunu savunuşunun mantıklılığı kadar, toplumsal bakım kurumlarında özürlüleri Nazi bakış açısıyla bakımsızlığa mahkum edişi tek kelimeyle çarpmıştı beni. Şu günlerde Kırmızı Kedi Yayınlarınca basılan İyi Terörist, daha önce Terörist adıyla yayımlanmıştı. Gerçek adıyla bu yayımlanışında etkiledi beni. Kentsel dönüşümü yaşayan, onarılabilecek binaların yıkım kararıyla boş bırakılması, evsizlerin durumu artık yaşadığım İstanbul şehrinin gerçeği. BİR ÖRGÜT EVİ İyi Terörist’te anlatılan tam olarak örgütlü olduğu tartışılacak bir örgüt. Hangi bilinen gruba bağlı olduğu kendi aralarında bile tam kararlaştırılmamış bir yığın gençliği geçmekte olan kadın ve adam. Barınacakları yer için parmaklarını kıpırdatmaya üşenen ve düzen değiştirmeye kararlı bir yap..]]> Sun, 11 Jan 2015 05:00:15 +0300 Hapishane mektupları https://www.evrensel.net/yazi/73100/hapishane-mektuplari https://www.evrensel.net/yazi/73100/hapishane-mektuplari? Yılın ilk günü iki mektup birden aldım. Birinin zarfından çıkan küçücük resmi kitaplığın üst rafına yerleştirdim.Yeşili mavisi yaşamayı kışkırtan iki el büyüklüğünde bir şey. Emin Gurban’dan geldi. Kocaeli 2 Nolu F Tipi Cezaevinden. Yeni yıl için .Elbet bir gün dışarda kucaklaşmak dileğiyle. İkinci mektup da yine 2 Nolu F Tipi Cezaevindeki Bülent Şamcı’dan geldi, Sincan’dan. Yeni çalışmalarını anlatıyor, Terekemelerle ilgili. Bana sağlığıma dikkat etmemi tembihliyor. Çıktığında Kars’a gideceğiz de. Türkülerde “Taşlı Gala” diye anılan Kars Kalesini gezdirecek bana. Bu Kars Kalesi bir zamanlar hapishaneymiş. Türküdeki “Korkarım yâr gelmiye, gözlerim yaşlı kala” sözünün nedeni buymuş.Dedesi bu kaleyle ilgili epey şey anlatmış ona. Yılın ilk günü iki cezaevinden gelen mektupları hayra yordum. Diledim ki genç ömürleri daha fazla duvarlar ardında geçmesin genç insanların. Bizler de dışarda olsak da okumanın yazmanın suç oluşunu yaşamayalım daha fazla. Yılın son gecesini (bu elbet itibari..]]> Sun, 04 Jan 2015 05:00:16 +0300 Keşanlı Ali’nin ve Zübük’ün yılı: 2015 https://www.evrensel.net/yazi/73050/kesanli-alinin-ve-zubukun-yili-2015 https://www.evrensel.net/yazi/73050/kesanli-alinin-ve-zubukun-yili-2015? 2015 Türk edebiyatının iki mizahçısının 100. yaşlarını kutladığımız yıl olacak. Bu yazarlardan biri Haldun Taner. 16 Mart 1915’te İstanbul’da doğan Taner, 7 Mayıs 1986’da yine İstanbul’da ölmüştü. Öteki yüz yaşındaki yazarımız Aziz Nesin. Onun doğum tarihi 20 Aralık, Heybeliada, ölümü 6 Temmuz 1995, Alaçatı , Çeşme. Haldun Taner’in de Aziz Nesin’in de yapılacak anmalarda edebiyattaki ve siyasadaki tavırlarının iyi irdeleneceğinden edebiyata ve mizaha getirdikleri yeniliklerin altının çizileceğinden kuşkum yok. Şimdiden hazırlıkların başladığını biliyorum. Aziz Nesin’in şiirlerini sahneye koymak için hazırlanan bir ekibin çalışmalarını duydum. Haldun Taner için de bir dönem birlikte epik tiyatro ve kabare yaptıkları ekibin sürprizler yapacağından eminim. Bence her iki ustayı da unutulmaz kahramanları Zübük ve Keşanlı ile anmak uygun olacak. Her iki öykü de temelde bizim siyasetçilerimizin yükseliş öykülerini işliyor. Zübük- Kağnı Gölgesindeki İt, hiçbir vaadini tutmamasına karş..]]> Sun, 28 Dec 2014 04:52:53 +0300 Aplike yapılan inanç örnekleri https://www.evrensel.net/yazi/73000/aplike-yapilan-inanc-ornekleri https://www.evrensel.net/yazi/73000/aplike-yapilan-inanc-ornekleri? El sanatı öğreticilerine göre “Aplike, düz veya desenli kumaştan kesilmiş motiflerin başka bir kumaşa elde veya makinede dikerek birleştirilmesidir.” Bu yırtılan elbiseyi, buluzu , pantolonu yastığı kurtarmak, yamaya sevimli bir süsleme kimliği vermenin adıdır. Kumaşın parasının hesaplandığı yıllarda (Elbet emeğin hesaplanmayacağı durumlarda) kumaş parçalarının oldukça uyumlu olarak bir araya getirildiği yorgan yüzlerini, bebek elbiselerini hatırlarsınız. Bugünlerde adı Amerikanca Patch Work olsa da Türkçesi “kırkyama”dır bu işin. Bu işin iğne iplikle yapılanı. Bir de köklenmiş inançların, efsaneleşmiş kişilerin özlerinden ayrı inançlara eklenmesi/aplikesi var. Bilirsiniz pagan denilen kitapsız inançların unutulamayan bayramları, kişileri, şenlikleri kitaplı inanlara yerleştirilmiş, üstelik o dinde bir yer de edinmiştir : Bahar şenlikleri (nevruz, newroz, paskalya, Hıdrellez), Noel Baba, insanların zorda kaldığında yetişen kutsal kişi, bakire ve ana kimliğinin aynı kişide birleşmesi vb..]]> Sun, 21 Dec 2014 05:00:38 +0300 İlk ressamlar kadın mıydı? https://www.evrensel.net/yazi/72950/ilk-ressamlar-kadin-miydi https://www.evrensel.net/yazi/72950/ilk-ressamlar-kadin-miydi? En eski mağara resimleri İtalya’daki Fumane Mağarası’ndakilermiş. Resimlerin 32000-36500 yaşında olduğu tahmin ediliyor. Gördüm . Fransa’daki Chauvet ve Lascaux Mağarasındakileri de. Bana kalırsa bu resimleri avdan anlamadıkları için mağarada bırakılan kadın ve çocuklar çizdi.” Bu iddia 2014 yılı Sedat Simavi Görsel Sanatlar Ödülü’nü alan Onay Akbaş’ın. 1964 Fatsa doğumlu, Atatürk Eğitim Fakültesi mezunu olan Onay Akbaş, yaşamını Paris’te sürdürüyor. Ödül töreninde kadınlarımızı ve kızlarımızı yeniden mağaralara kapatmak isteyenler varsa , bunu başaramayacaklarını da ekledi sözlerine. Kadınlar özellikle önümüzdeki günlerde daha sık gelecek gündemimize. Yalnızca “erkeklerle eşit değil eş değerde oldukları” tezi yüzünden değil. 2015 yılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1325 sayılı Kadınlar, Barış ve Güvenlik Kararı’nın 15. yıl dönümü. 1325 sayılı karar “kadınların çatışmayı önlemek, yönetmek ve çözmek konusundaki her düzeyde karar alma, barış görüşmeleri ve operasyonlarına katı..]]> Sun, 14 Dec 2014 05:00:55 +0300 Çaycuma’yı bilir misiniz? https://www.evrensel.net/yazi/72895/caycumayi-bilir-misiniz https://www.evrensel.net/yazi/72895/caycumayi-bilir-misiniz? Karadeniz kıyılarından ya doğa yıkımlarıyla ya maden kazalarıyla söz ediyoruz. Oysa deniz, tatil dendiğinde Ege’den daha rahat (ve ucuz) dinlenebilecek kasabalar var. Elbet santrallerin yapımından daha hızlı davranabilirseniz. Zonguldak ilçelerini örnek gösterebilirim: Karadeniz Ereğli, Kilimli, Devrek, Çaycuma... Devrek’ten Rüştü Onur, Muzaffer Tayyip Uslu ve Kelebeğin Kanatları filmiyle, üç günlük Rüştü Onur anmasıyla epey konuşuldu. Karadeniz Ereğlisi şenliği yaza. Gelelim Çaycuma’ya. Çaycuma epey turistik, Filyos Çayı, plajı ile manzara meraklılarına çekici gelir. Boğazına düşkün olanlar için manda yoğurdu, peynir çeşitleri, su böreği, cevizli helvacı kabağı böreği, mancar (karalahana, labada, pazı ve benzerleri) tanesi 5 liraya bıldırcın, keklik kebabı ve pazı sarması cenneti. Şu ara bisiklet yolu çalışmalarıyla gündemde. Kazı çalışmalarında gün yüzüne çıkan ve Zeugma ile ölçülen MS 3’üncü yüzyıla ait mozaikleri (Lykurgos ve Ambrosia Mozaiği, kare çerçeveler içinde yapılmış sa..]]> Sun, 07 Dec 2014 04:56:40 +0300 Bağışlayın bilmiyordum https://www.evrensel.net/yazi/72844/bagislayin-bilmiyordum https://www.evrensel.net/yazi/72844/bagislayin-bilmiyordum? Şu ara en çok kullanılması gereken cümlenin “Bağışlayın, bilmiyordum” olması gerektiğinin farkında mısınız? Özellikle gündemi sarsan ya da şaşırtan kimi yargılar bu cümlenin durmadan (kimi zaman alaysılıkla ) yinelenmesini gerektiriyor. “Kadınla erkeğin eşit olmalarına fıtratları (yaradılışları) engeldir”. Ben özür dileyerek bu cümleyi düzelteyim “Kadınla erkeğin aynı olmalarına yaradılışları engeldir”. Ancak “aynılık” eşitliğin koşulu değildir. İnsanlara cins, cinsiyet, ırk, yaş, cinsel yönelim, köken, kast ya da sınıf, gelir ya da mülk, dil, din, mahkumiyet, görüş, sağlık ya da engellilik özellikleri yüzünden yasalar önünde eşit olmayan muamele yapılamaz. “Eşitlik” dediğimizde kastımız toplumsal eşitliktir, bu da , ekonomi ya da gelir eşitliği değil toplumsal sorunları anlatır. Toplumsal eşitliği, “Belirli bir toplum ya da yalıtılmış bir grup içerisindeki tüm insanların belli açılardan aynı statüye sahip olmaları durumu” biçiminde de tanımlayabiliriz. Toplumsal eşitlik, “yasal..]]> Sun, 30 Nov 2014 04:56:12 +0300 Devletli ecdadımızdan bir örnek: Üçüncü Murat https://www.evrensel.net/yazi/72792/devletli-ecdadimizdan-bir-ornek-ucuncu-murat https://www.evrensel.net/yazi/72792/devletli-ecdadimizdan-bir-ornek-ucuncu-murat? Kanuni Sultan Süleyman’ı Muhteşem diye anan tarihçiler onun torunu III. Murat’tan (1546-1595) hiç de hayranlıkla söz etmezler. Döneminin “Osmanlı düzeninin bozulmaya ve sarsılmaya başladığı sıralar” olduğu vurgulanır. III. Murat’ın dönemi özetlenirse olumsuz durumlar şöyle özetlenir: İran’la çıkan anlaşmazlıklarda İran’daki karışıklıklardan faydalanılamadı, savaşlar karşılıklı geçici zaferlerle uzadı. Avusturya ile olan anlaşmazlık ve savaşlar Eflak, Boğdan ve Erdel’in ayaklanarak Avusturya’ya bağlanmasıyla son buldu. İngiltere’ye ilk ticari imtiyazların verildiği bu dönemde uzun süren savaşlar ekonomiyi sarsmıştı. Saraylılar devlet yönetimine karışıyor rüşvet karşılığında memuriyetler yetersiz kişilere veriliyordu. Köylüler fazla vergi yüzünden köylerini bırakıp “kapıkulu” denilen devlet görevliliklerine (daha çok askerlik görevleri) katılmayı seçtiler. Bu durum sayıları artan kapıkulu askerlerine ücretlerinin ödenmesini zorlaştırdı. III. Murat’ın bu aradaki imar faaliyetleri ise M..]]> Sun, 23 Nov 2014 05:00:52 +0300 Atilla Dorsay: Aydın tavrının örneği https://www.evrensel.net/yazi/72740/atilla-dorsay-aydin-tavrinin-ornegi https://www.evrensel.net/yazi/72740/atilla-dorsay-aydin-tavrinin-ornegi? Bu yıl Tüyap’ın onur konuğu Atilla Dorsay’dı, 50 kitabı olan bir sinema eleştirmeni.. Son yazdığı gazete “iktidara çok yakın”dı. Bir söyleşide bu durumun altını çizmesinin nedeni, bir yıl önce Emek Sinemasının yıkımıyla ilgili yazısındaki restleşmeyle mesleğini, kariyerini riske atışıydı: “Emek yoksa ben de yokum”. Ve Emek Sinemasına kazmayı vurdukları gün o da yazdığı gazeteden ayrıldı. Çünkü “insanların bazı davaları savunmakla kalmayıp, durum elverişli olduğu takdirde daha çok angaje olmaları gerektiğine” inanıyordu. “Emek Sineması yıkılacaksa ben de gazete yazarlığını bırakırım” tavrı bir restti ve resti görülmüştü. Emek Sineması olayını kişileştirmişti. “Bu konuda iktidara çok yakın bir gazetede inatla yazmasına rağmen hiçbir sonuç alınamamıştı.” Emek üstelik uluslararası bir festivalin başladığı günlerde yıkılmaya başlanmıştı. Dorsay bir kez daha anlamıştı ki: İktidarlar, planlarına uymayan, kendilerini onaylamayan yazıların kendilerine yakın ya da uzak gazetelerde yayınlanması..]]> Sun, 16 Nov 2014 05:00:05 +0300 Sinemamızın 100. yılı denince https://www.evrensel.net/yazi/72685/sinemamizin-100-yili-denince https://www.evrensel.net/yazi/72685/sinemamizin-100-yili-denince? Bu yıl TÜYAP Kitap Fuarı’nın ana konusu “sinema”. Çünkü bu topraklarda sinema yüz yaşına bastı. Sinema yaratıcı emeğin en sıradan deyimle çarçur edildiği bir üretim dalı. Nâzım Hikmet, Orhan Kemal, Kemal Tahir, bu dalda çalıştığını bildiğimiz, ama imzasına sık sık rastlamadığımız isimler. Vedat Türkali ile Onat Kutlar da bu endüstrinin işçilerinden. Adnan Özyalçıner’in ve benim de bu aşure çorbasında bir fiske tuzumuz vardır. Bütün isimler bir yana , Nâzım Hikmet bir yana. Çünkü ben Nâzım Hikmet’in senaryosunu yazdığı filmleri gördüm. Yoksulluğun trajikomiğini vurgulayan sahne hâlâ aklımda: Seyyar satıcılar satamadıkları yiyecekleri gece eve götürüyorlar. Çünkü bayatlayacak. Ev halkı bu yiyecekleri yiyor, ertesi gün yenisi yapılıyor. Bu seyyar satıcılardan biri de baklavacı. Onun eve dönüşü evde neredeyse mateme dönüşüyor, çocuklar bir ağızdan “Yine mi baklava...” diye ağlaşıyorlar. Ben filmi Eskişehir’de seyrettiğimi adının da Balıkçı Osman olduğunu hatırlıyorum. Ama araştır..]]> Sun, 09 Nov 2014 04:58:02 +0300 Vecihi Timuroğlu için bir özür https://www.evrensel.net/yazi/72628/vecihi-timuroglu-icin-bir-ozur https://www.evrensel.net/yazi/72628/vecihi-timuroglu-icin-bir-ozur? Sevgili ve Saygıdeğer Vecihi Timuroğlu, Eyvallah demiş çekip gitmişsin dünyamızdan. Ancak duydum. Benim kocamışlığıma, yaşamamızın tatsız tuzsuzluğuna ver. Bağışla. Kayıtlara göre tam adın Sadık Vecihi Timuroğlu. 29 Ekim 1927’de , Sivas’ın Kangal’ının Yellice köyünde doğmuşsun. Ölümün de Ankara’nın Kazan’ında 23 Ekim 2014’te. Kimi kayıtlarda ailenin, Dersim’in Ovacık ilçesinden, Munzuroğulları’ndan olduğu yazar. Baban, 1922’de Dersim’den ayrılmış. Sen de ilkokula Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde başlamışsın. Kardeşini bir kazada yitirmenin seni çok sarstığını söylerler. İki ay ailenle konuşmamış, sokağa çıkmamışsın. Bu acıdan beterini oğlun Kürşat’ın Almanya’da vuruluşuyla yaşadın. Bu kez acını okurlarınla paylaştın, Kardaşım Oğul’la: “Başımı göğsüne koyup yüreğimi dinlerdim / Sessiz türkülerdi duyduklarım öfke yüklü ama sevecen /Sen uyurken yüzüne dalardım / Soluğun denizlerin ötesine taşırdı sevgini / Ateşler yakıyordum kanımda / Gülüşün toprağa düşen ince yağmur/İçice ölüm ve ..]]> Sun, 02 Nov 2014 04:58:45 +0300 Övünecek olan ben değilim https://www.evrensel.net/yazi/72575/ovunecek-olan-ben-degilim https://www.evrensel.net/yazi/72575/ovunecek-olan-ben-degilim? Bursa’nın üniversitesi Uludağ Görükle köyündedir. Aynı köyde şimdilerde bir Amerikan Oteli de var: Holiday Inn. Çarşamba günü otelin havuz başına masalar kurulmuştu. Masalarda kek, börek, kuru pasta da denilen kurabiye çeşitleri, bilye köfteler, yaprak sarmaları, kısırlar... Düğün sofrası gibi. Meyve suları... Başörtülü, başı açık, 1930lar gibi şapkalı... her yaştan kadın, genç kız. Çevre köylerin kadınları. Büyükbalıklı, İrfaniye, Görükle, Balkan Mahallesi, Kayapa, Hasanağa, Akçalar, Gölyazı, Dağyenice, Özlüce, Gümüştepe ve Çalı Mahalleleri’nden yaklaşık sekiz yüz kadın.. Az önce bu kadınlarla konuştum. Biraz sonra onlara kitap imzalayacağım. Övünmeli miyim? Başarı benim mi? Hayır, bu kadınların çoğu benim adımı on gün önce duydu. (Övünecek olanlar bu günü düzenleyenler) Bundan sonra hatırlayıp hatırlamamaları benim şiirimin gücüne bağlı. Neler konuşmadık ki... Kadınlarımızın ev çevirmekte yaşadıkları ekonomik zorluklar. Bu zorlukları yaratıcılıklarıyla yeni lezzetlere çevirmeleri. ..]]> Sun, 26 Oct 2014 06:00:59 +0300 Şeytanın sözlüğü https://www.evrensel.net/yazi/72519/seytanin-sozlugu https://www.evrensel.net/yazi/72519/seytanin-sozlugu? Bir sözlüğün bir mizah eseri olabileceği aklınıza gelmiş miydi? Üstelik yazılışından bu yana yüz yılı aşkın süre geçse de kimi esprilerin eskimeyeceğini düşünmüş müydünüz? Ambrose Bierce ilk kez 1881’de haftalık bir gazetede yayımlamaya başlamış ‘Şeytanın Sözlüğü’nü.Yayımlanan bölümler 1906’da Şeytan sözcüğünün “dini neticeleri” düşünülerek Siniğin Sözlüğü adıyla toplanmış. İddiaya göre yazarının bu adı ne kabul ne de reddetme şansı olmamış. (Bu cümlenin anlamı, “Yazara kimse bir şey sormadı” olmalı). Ambrose Bierce hiciv yazarı, ve gazeteci. 1842’de Ohio’da “on üç kardeşin onuncusu” olarak doğdu. Bütün kardeşlerinin adı A harfiyle başlıyordu. (Belki de mizaha eğilimi bu yüzdendir).İç savaşa Kuzey saflarında katıldı. Birk..]]> Sun, 19 Oct 2014 00:19:12 +0400 Alevi kadınları bilmek https://www.evrensel.net/yazi/72464/alevi-kadinlari-bilmek https://www.evrensel.net/yazi/72464/alevi-kadinlari-bilmek? Emek Partisinin yeni kurulduğu günlerdi. Toplu gezilerimizden birini Güneydoğu’ya yapmıştık.Urfa’da pamukla geçinen köylerden birinde grubumuza en güzel soruları akşam yemeğinde bizi ağırlayan kadınlar sordu. Alevi köyüydü. Yine de kadınlara ayrı sofra kurulmuştu. (Onlara hazırlanan patlıcan kebabının eti daha mı azdı, bana mı öyle gelmişti) Damda oturdukları yer de ayrıydı. Ben gruptaki tek kadın olmam yüzünden arada kalmıştım. Ne kadınların arasına katılabilmiştim. Ne erkeklerin sohbetine. Misafir sofrasında erkeklerin arasında yerimin olmasıyla yetinmiştim. Neler sorduklarını hiç unutmadım, kadınların ikinci sınıf sayılmaları, evlilikte iş gücü olarak değerlendirilmeleri, kuma sorunu vb.’yi nasıl düzeltecektik eğer iktidara gelirsek. Sorular doğrudan Levent Tüzel’e yönetilmişti. Ben aralarından birine “siz kalabalıktan ayrı durdukça sorunların &c..]]> Sun, 12 Oct 2014 00:14:14 +0400 Utku Varlık sergisinde düşleri boyuyor https://www.evrensel.net/yazi/72414/utku-varlik-sergisinde-dusleri-boyuyor https://www.evrensel.net/yazi/72414/utku-varlik-sergisinde-dusleri-boyuyor? Utku Varlık Avrupa’ya göçeli neredeyse elli yıl oldu. Bir ömür. Başta Aziz Çalışlar, Taksim Sanat galerisindeki sergiden uğurlamıştı dostları onu. Hemen bütün desenleri satılmıştı. Satılan her şey Taksim Parkı’ndaki Mutfak’ta içilmişti. O günden bugüne resimle geçindi. Utku figür çiziyordu geçerli anlayışa inat.Bu figür “inadı” onu 1968-72’deki politik anıştırmalı resimlere, kapitalist toplumun insanının makineleşmiş insanının taşbaskılarına (litografi) götürdü. Almanya’da sergilenen bu resimler Metro serisi diye anılmıştı. Sonra insanlığın varolma sorununu çizip boyamaya başladı. Bu sergide benzer anlayışta resimlerle oluşmuş: Bize büyük gelen dünyamızdaki(daha doğrusu samanyolumuzdaki) küçük serüvenimizi yansıtıyor. Yer yer patlayan ışıkla sınırsızlığını sezdiren düşlerimiz, bu dü..]]> Sun, 05 Oct 2014 00:32:18 +0400 Dillerine kurban https://www.evrensel.net/yazi/72361/dillerine-kurban https://www.evrensel.net/yazi/72361/dillerine-kurban? PEN Yazarlar Derneğinin Türkiye Şubesi bir ileti göndermiş: “Orhan Kemal edebiyatımızın temel değerleri arasında. Edebiyat incelemesi. eleştiri ve biyografi alanları yalnız edebiyatımızın değil, genel olarak hayatımızın çok yönlü gelişmesi için büyük önem taşır. Değerli yazar, araştırmacı ve Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Alper Akçam’ın “Dillerine Kurban” adlı Orhan Kemal odaklı eseri örnek bir açı ortayı olarak Tekin Yayınevi tarafından yayınlandı. “Dillerine Kurban” adlı eseri Ayın Kitabı seçtiğimizi duyurmaktan kıvanç duyarız. Orhan Kemal ustamızı saygıyla anar, Alper Akçam’a ve Tekin Yayınevi’ne teşekkür ederiz”. Elbet sevindim, gönendim. Orhan Kemal’e Alper Akçam’ın verdiği emek için de, PEN’in değerbilirliğine de. Bilmem PEN’in ayın kitabı seçtiği ki..]]> Sun, 28 Sep 2014 00:12:05 +0400 Ataol Behramoğlu arkadaşımdır https://www.evrensel.net/yazi/72308/ataol-behramoglu-arkadasimdir https://www.evrensel.net/yazi/72308/ataol-behramoglu-arkadasimdir? Ataol Behramoğlu arkadaşımdır. Bütün iyi arkadaşlar gibi tartışırız, didişiriz. Gençken daha uzun sürerdi tartışmalarımız. Mektup yazma geleneği eskimemişti. Birbirinden uzak şehirlerde aynı şiirleri okur, didikler, yazışırdık. Ataol, zaman zaman birbirimizden ayrı yerlerde de dursak, yolumun bütünüyle ayrı düşmediği bir arkadaşımdır. 1960’lardan buyana arkadaşlığımın kesintisiz sürdüğü bir yaşıtımdır Gazete yazılarından seçilmiş Kimliğim: İnsan biraz bu yüzden de heyecanlandırdı beni. Nicedir birlikte olamamanın, görüşüp konuşamamanın acısını duydum. Sonra çaresiz ayrı düştüğümüz ortak arkadaşlarımızı hatırladım, mesela Oktay Arayıcı’yı . Ölüm ayrılığı zor elbet de, dünya görüşlerimizin ayrılmasıyla yolların ayrılması galiba daha acı. Bir gençliğin günlerinin ortak anlarını tükettiğin dostun bir anda bir yabancı ..]]> Sun, 21 Sep 2014 00:06:59 +0400 Akkoy Kütüphanesi https://www.evrensel.net/yazi/72255/akkoy-kutuphanesi https://www.evrensel.net/yazi/72255/akkoy-kutuphanesi? Samim Kocagöz,Şükran Güngör, Attila İlhan, Orhan Veli, Fikret Mualla, Fakir Baykurt, Cahit Külebi, Feyza Hepçilingirler, Sennur Sezer, Adnan Özyalçıner, M. Kemal Yılmaz,Bedri Baykam, Hüseyin Yurttaş, Sunullah Arısoy, Muzaffer İzgü, Burhan Günel, Ferzan Gürel, Halil Kocagöz, Cüneyt Gökçer, Ayten Gökçer, Talat Sait Halman, Ahmet Özer, Ataol Behramoğlu, Ayla Kutlu, Talip Apaydın, Mehmet Başaran, Öneryağcı sokaklarının hangi köyde olduğunu biliyor musunuz? Akköy’de, Didim Akköy’de. Bu köyün en önemli yanı bence bir kitaplığı olması. Bir de dergisi var. Galiba Türkiye’de köyde çıkan tek dergi Akköy. Derginin Yayın yönetmeni, Güven Pamukçu. (Zaten kültür eylemciliği onun başının altından çıkıyor) İnternetteki bloğa göre “Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kurulu..]]> Sun, 14 Sep 2014 00:14:39 +0400 Vefa bir semt adı değil https://www.evrensel.net/yazi/72203/vefa-bir-semt-adi-degil https://www.evrensel.net/yazi/72203/vefa-bir-semt-adi-degil? Kayseri’de Karaözü diye bir köy varmış. Bu köyde volkanik taştan bir Fikret Otyam heykeli. Heykeltıraşı Metin Yurdanur. İki yıl önce açılmış bir de Fikret Otyam Kültürevi. Fikret Otyam o kıvrak Türkçesiyle nasıl anlatıyor Kültürevi’ni: “Fikret Otyam Kültür Evi, eski bir yapının yıkılmasıyla yapılmış, akıl almaz güzel, öpülesi bir taş ustalığıyla, çimento/ harçsız... Ahşap ve yerel taştan kırk metrekarelik alan üzerinde iki kattan oluşan yapı, yüz doksan metrekarelik bahçe içerisindeki o iki katlı yapıya çıkamadım merdivenler yüzünden ama mimarı Hale Cakcak Türen ve taş ustaları Hakan Alpay ve Yılmaz Taban’a teşekkür ededurdum... Gençlere armağanımız piyano da, yeni Fazıllar çıkarm’ola aşkıyla... Çocuklara yönelik müzik eğitimi amacıyla kullanılacak yapı, yürekten..]]> Sun, 07 Sep 2014 01:14:42 +0400 'Kadınların en güzel tarihi' https://www.evrensel.net/yazi/72157/kadinlarin-en-guzel-tarihi https://www.evrensel.net/yazi/72157/kadinlarin-en-guzel-tarihi? Nicole Bacharan, üç yazar/düşünürle yaptığı söyleşilerle ilginç bir kitap hazırlamış: Kadınların En Güzel Tarihi. Françoise Heritier, Michelle Perrot, Sylviane Agacinski, Bacharan’ın sorularına yanıt vererek “İnsanlığın Şafağında”n bugüne zamanı irdeliyorlar. Kitabın adı Kadınların En Güzel Tarihi. Yonca Aşçı Dalar orijinal ada saygı göstermiş: La Plus Belle Histoire Des Femmes. Bacharan , bazen hepimizin düştüğü tuzağa düşüşünü anlatmış önsözde: “Pervasız bir genç kız değildim. Yirmi yaşındayken, toy genç kızları bekleyen ilk tuzağa düşmüş, kadın özgürlüğünün herkesçe kabul edilen bir gerçek, artık üstü kapanmış bir sorun olduğuna inanmıştım. Kadın erkek eşitliği mi? Bu zaten annemin kuşağı tarafından halledilmiş bir sorundu; annem 18 yaşında yaşam mücadelesin..]]> Sun, 31 Aug 2014 00:09:19 +0400 Âşık Garip ile Şah Senem https://www.evrensel.net/yazi/72107/sik-garip-ile-sah-senem https://www.evrensel.net/yazi/72107/sik-garip-ile-sah-senem? “Ulu Tanrım, ya bu gece bana şairlik nasip et ya da hemen canımı al.” Bu dua şairlere aylarca çıraklık ettiği halde söz ve saz sanatının özellikleri ondan esirgenmiş bir delikanlının duasıdır. Bir gün sonra şairler meclisine katılacaktır. Hangi mesleğe heves ettiyse, sabırsızlığından iki günde kapı önüne konmuştur. Şairliğe heves ettiğindeyse güzel yüzünün hatırına onu yanlarına alan şairler ona şiirle, sazla sözle ilgili en ufak bir iş vermemişlerdir. Şimdiyse önünde yaman bir sınav beklemektedir onu. Bir ucundan anlatmaya çalıştığım öykü Aşık Garip ile Şah Senem öyküsüdür. Halk öykülerinin en ünlülerinden olan bu öyküyü öykümüz ustalarından Adnan Özyalçıner yeniden yazmış. Dr. Fikret Türkmen’in Âşık Garip Hikâyesi Üzerinde Mukayeseli Bir Araştırma adlı kitabındaki Destan-..]]> Sun, 24 Aug 2014 00:04:18 +0400 Dora için gecikmiş bir ağıt https://www.evrensel.net/yazi/72054/dora-icin-gecikmis-bir-agit https://www.evrensel.net/yazi/72054/dora-icin-gecikmis-bir-agit? Doktordu. İyi bir nöroloji ve psikiyatri uzmanı. Adı Dora’ydı. Aile soyadı Kohen. İlk eşini çok erken kaybetti: Altan Küçükyalçın. Sinema eleştirmeni ve sinemacı. Altan’la vedalaşmamız için Dora, hepimizi Çapa’ya çağırmıştı. 1977 yılıydı. Altan ağrı giderici uyuşturucuyu almayı geciktirmiş siyasi durumu, Adnan ve benimle tartışmıştı. Dudaklarını ısırarak. Beyin pırıl pırıldı ama gövde kanserin yardımıyla veda ediyordu. O sıra onun işlerinden de konuştuk, Kemal Özer’in Haliç şiirini çekmişti filme. Yılmaz Güney için kapsamlı ilk çalışmayı yapmıştı. TYS yönetim kurulundaydı. Dora Altan’ı yitirdikten sonra hastaneden istifayı bile düşündü. O koridorlara dayanamıyordu. Birlikte bir gece nöbetini hatırlıyorum. Bahçede çay içtik. Yıllar sonra Londra’da hatırlattı. Mesleği, onun en önemli yanıydı kendine..]]> Sun, 17 Aug 2014 00:45:49 +0400 'Serçenin kanadındaki sevinç' https://www.evrensel.net/yazi/72010/sercenin-kanadindaki-sevinc https://www.evrensel.net/yazi/72010/sercenin-kanadindaki-sevinc? Kuşların yavru uçurmalarındaki heyecanı, bilmem hiç izlediniz mi? İlk kez uçacak yavrunun, varlık ispatının aceleciliği. Ana babanın “mürüvvet görme” heyecanı. Yavru uçamaz da düşerse; düşeceği yerdeki kedi köpek, daha kötüsü insan insafsızlığı... Kısacası, bir kızıl kıyamet. Kargalar yavru uçururken bütün kabileleriyle birlikte hareket ettiklerinden, onların yavrularının tüyüne dokunanın vay gelmiş başına. Ama serçeler öyle değildir. Hep bir başlarına görürüz onları. Yavru uçururken telaşları bile bu yüzden öksüzdür. Bir de yavru, bir hapishanenin avlusuna düşerse... Böyle bir olayı bana sınır illerimizdeki cezaevlerinden bir arkadaşımız yazmıştı. Havalandırmaya tutsaklarla çıkan serçe yavrusu. Volta atmasını öğrenmesi. Özyalçıner, bu kuşla ilgili tasarı öyk&uu..]]> Sun, 10 Aug 2014 00:04:50 +0400 İffet öldü mü? https://www.evrensel.net/yazi/71959/iffet-oldu-mu https://www.evrensel.net/yazi/71959/iffet-oldu-mu? İffet her ne kadar “doğruluk, namus, cinsel konularda kurallarına bağlılık” anlamına geliyorsa da gerçek iffet İslam bilgelerine göre “Sadece bedensel bir takım haramlardan kaçınmak değil; sağlıklı düşünmekten, her türlü meslek ahlakına kadar geniş bir çerçevede ele alınması gereken bir kavramdır”. Aslında gerçekten iffetli sayılacak olan, halk deyişiyle “Allahtan korkup, kuldan utanan” kişidir. Çünkü İslam peygamberinin söylediği ve hadis denilen sözlere göre kullardan utanmayan, Yaradan’ından da utanmaz. İslam’a yürekten inanan ve mümin diye anılanlar başkalarını ayıplamaz, lanet etmez, çirkin söz söylemezler ve utanma duyguları vardır. İnananların utanma duygusu olması yetmez, onlardan beklenen özellikler hoşgörü, zorluklara direnme/dayanma ya da sabır, cömertlik, işleri güzellikle öl..]]> Sun, 03 Aug 2014 00:11:21 +0400 Vicdan zorbalığa karşı https://www.evrensel.net/yazi/71939/vicdan-zorbaliga-karsi https://www.evrensel.net/yazi/71939/vicdan-zorbaliga-karsi? Stefan Zweig 22 Şubat 1942’de Rio de Janeiro’da, karısı Lotte ile birlikte intihar ettiğinde Avrupa’nın ve ülkesi Avusturya’nın geleceğinden ümitsizdi. “ Kendi isteğimle ve bilinçli olarak hayattan ayrılmadan önce, son bir görevi yerine getirmeğe kendimi mecbur hissediyorum: Bana ve çalışmalarıma, böyle iyi ve konuksever şekilde kucak açan harikulade ülke Brezilya’ya içtenlikle teşekkür etmeliyim. Her geçen gün, bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim ve benim lisanım konuşulduğu dünya, bana göre mahvolduktan, ve manevi yurdum Avrupa’nın kendi kendisini yoketmesinden sonra, hayatımı yeni baştan kurmayı daha fazla isteyebileceğim bir yer daha yoktu. Ama 60 yaşından sonra, yeni baştan başlamak için özel güçlere ihtiyacım vardı. Benim gücüm ise, uzun yıllar süren yurtsuzluk sırasında tükendi. B&oum..]]> Thu, 31 Jul 2014 00:10:59 +0400 'Bayram bize mahrem' https://www.evrensel.net/yazi/71913/bayram-bize-mahrem https://www.evrensel.net/yazi/71913/bayram-bize-mahrem? Ahmet Muhip Dranas, “Dışarda bayram/Bayram bize mahrem” der, “Devri Dilarayı Cumhuriyet”(Gönül Açıcı Cumhuriyet) şiirinde. Bayramın hemen herkese hem haram hem yasak olduğu günlerdeyiz. Bir yanda Ortadoğu kan içinde, bizim Güneydoğu’muz allak bullak. Soma’da yangın sürüyor. Cinayetin izleri silinmedi. Toplanan yardım paralarıyla övünülüyor ama tazminatsız işten atılan bir işçi de borçtan hapse giriyor. Yoksul üreticinin son dayanakları da elinden alınsın diye zeytinlikleri nasıl ortadan kaldırırız hesapları yapılıyor. Seçim bahanesiyle tüm yetkilerin tek elde toplanacağı “Devri Dilarayı Padişahlık başlasın” naraları da ayrı. Bir de torba yasa meselesi var. Ev işçileri bu torba yasanın kendileri açısından da insanın başına torba geçirmekten farksız olduğunu bir bir açıklamışlardı: “(...)Torba yasada, madde..]]> Sun, 27 Jul 2014 00:08:37 +0400 Selahattin Demirtaş'a bir destek selamı https://www.evrensel.net/yazi/71858/selahattin-demirtasa-bir-destek-selami https://www.evrensel.net/yazi/71858/selahattin-demirtasa-bir-destek-selami? Merhaba Sayın Selahattin Demirtaş, Vizyonunuzu açıkladığınız toplantıda ne ben ne de yoldaşım Adnan Özyalçıner bulunamadık. Gerekçeleri işler-güçler- yaş problemleri diye özetleyebiliriz. Bağışlayın. Bu bizim desteklerimizin her zamanki gibi sizden yana olduğunu bir hatırlatma yazısıdır. Sizi daha önceki çalışmalarımızdan tanıyoruz, İstanbul deyimiyle “efendi” davranış biçiminiz, kararında şakacılığınız ve adaylar arasındaki en genç aday oluşunuz bizim sizi desteklememizin gerekçeleri. Bağlamadan başka şey çalmayışınız ise tüm ülke için bir garanti. Zor bir dönemi yaşadığımızın farkındayım, IŞİD başta olmak üzere, İslamcı terör örgütlerinin saldırılarıyla kışkırtılan mezhep çatışmaları yüzünden bölgede her gün yeni kıyımlar yaşıyoruz. Bu durumun gerçek yüzünün emekçi halkımızca kavra..]]> Sun, 20 Jul 2014 08:14:18 +0400 Her yerde kadın cinayeti, Meclis olağanüstü toplansın! https://www.evrensel.net/yazi/71806/her-yerde-kadin-cinayeti-meclis-olaganustu-toplansin https://www.evrensel.net/yazi/71806/her-yerde-kadin-cinayeti-meclis-olaganustu-toplansin? Kadın cinayetleri ülkemizde trajiği aştı, trajikomik hale geldi. Cinayetlere Karşı Eylem Grubundan iletilen metnin bir bölümünü sizinle paylaşmak istiyorum: Kadın örgütlerine ve kadınlara çağrı; 20 Temmuz Pazar günü herkesi, bulunduğu yerde kadın cinayetlerine yönelik eylem örgütlemeye davet ediyoruz. Metin, kadın örgütlerinin, feminist ve LGBTİ örgütlerin ve kadınların imzasına açıktır, lütfen yaygınlaştıralım ve imzalayalım. Kadınlar her gün kendi hayatları hakkında karar vermek isterken, erkekler tarafından öldürülüyor. Bu cinayetlerin sürekliliği, cinayetleri durdurmayan, gereken önlemleri almayan devletin eril yapısını gözler önüne seriyor. Hukuk sistemiyle cinayetler meşrulaştırılıyor, teşvik ediliyor. Yaşadığımız erkek şiddeti cezasız kalırken, aileye mecbur bırakıldığımız politikalar oluşturulurken, biz kadınlar her g..]]> Sun, 13 Jul 2014 07:27:14 +0400 Yaşamak konusunda https://www.evrensel.net/yazi/71750/yasamak-konusunda https://www.evrensel.net/yazi/71750/yasamak-konusunda? Yaşamak konusu bir bakıma kutsal bir konu. Nâzım Usta’nın “Belki bahtiyarlık değildir artık/ Boynunun borcudur fakat, düşmana inat bir gün fazla yaşamak” dizelerini durmadan tekrarlayarak direncimizi tazelememiz çok görülmemeli. Hele işçi sınıfının sınıf olduğunun her gün daha fazla farkında olduğunu görerek kıpırdandığını görürken. Gerçi güneydoğu sınırlarımızın ötesinde Orta Çağın daha gerisinde bir hareket de kıpırdıyor. Ve yaşama direncimizi kışkırtıyor. Toplumun ortasında yalnız kalmak biz yetmişli yaşları yaşayanlara göre değil. Ama içeride olmadan da yalnız kalabileceğimizi biliyoruz ve tekrarlıyoruz: “İçeride bir tarafınla yapayalnız kalabilirsin/ Kuyunun dibindeki taş gibi /Fakat öbür yanın /Dünyanın kalabalığına öyle bir karışmalı ki/Sen ürpermelisin içeride /Dışarıda kırk günlük yolda yaprak kımıldasa&rdqu..]]> Sun, 06 Jul 2014 00:11:32 +0400 Eşi kaybedilen kadınlar https://www.evrensel.net/yazi/71694/esi-kaybedilen-kadinlar https://www.evrensel.net/yazi/71694/esi-kaybedilen-kadinlar? “(…) Ben dilekçeciye gittim (…) Silopi’nin içinde ben nerede dilekçe yazarım dedim, sordum. Hiç kimse destek olmuyordu. Kimse destek olmuyordu. Kimse destek olmaya cesaret etmiyordu. Tek başıma geziyordum. Her seferinde kızımın ve oğlumun elini tutup yanımda götürüyordum. (…) Gidip nerede dilekçe yazıyorlar diyordum. Anne git burada yazdır diyorlardı. Oraya gidiyordum, orda kocam böyle böyle kaybolmuş, diyordum. Dilekçemi yazıyordu. Hakime, savcıya götürüyordum. Kocam kaybolmuş, kocamın davasını yapıyorum diyordum. Hiçbir şey bilmiyordum. Gidip gelip başka bir tane yazdırıyordum. Hiçbir şey olmuyordu. Gidip gelip başka bir tane yazdırıyordum. Yine hiçbir şey olmuyordu. Böyle on dilekçe verdim.” Bu eşi kaybedilen bir kadının, Şırnak’ta Zehra’nın anlattıkları. Bence her cümlede kalın bir romanın ağırlığı var. Dilek..]]> Sun, 29 Jun 2014 00:16:59 +0400 Ortak tarihten doğan yabancılar https://www.evrensel.net/yazi/71638/ortak-tarihten-dogan-yabancilar https://www.evrensel.net/yazi/71638/ortak-tarihten-dogan-yabancilar? Ortadoğu tarihinde ülke olarak payımız olmasına karşın Ortadoğu edebiyat ve sanatına yabancı olduğumuzu rahatça söyleyebiliriz. Neval el Saddavi yıllar öncesinden en iyi tanıdığımız tek Mısırlı yazar. Kadın toplantılarından birindeki konuşmalarını unutmam olası değil. Necip Mahfuz’un Nobel alışı bize Ortadoğu’dan bir kapı aralar diye düşünüldüyse de bu kapı umduğumuz kadar geniş olmadı. 2011’de Necip Mahfuz’un 100. yaşı yüzünden TUYAP Kitap Fuarı’na gelen Mısırlı yazarlar bile bize Mısır edebiyatından fazla yazar tanıtmadı. Yapılan tanıtımlar çevirilerle desteklenmeyince elbet aksak kaldı. Oysa Mısır edebiyatı, bizim edebiyatımız kadar yakın bize. Belki de bunda sansür kurulunun payı var. Mısır’da 1955 yılından bu yana sansür kurulu bulunuyor. Kurulun görevi, “Kamuoyuna tavsiye vermek ve kamuoyunu zararlı yayınlar hakkında bilgilendirmek, sanatçılar ve kamuoy..]]> Sun, 22 Jun 2014 00:21:12 +0400 Süleyman Üstün'ün bir konuşmasını anarak https://www.evrensel.net/yazi/71578/suleyman-ustunun-bir-konusmasini-anarak https://www.evrensel.net/yazi/71578/suleyman-ustunun-bir-konusmasini-anarak? Süleyman Üstün iyi bir eğitimciydi. Sonra bu eğitimciliği sendika eğitimcisi olarak kullandı. Ben onun hep işi kolayından alıp etkili olmasına hayrandım. Bir seçim propagandasında ünlü “zeytinyağlı yiyemem aman” türküsünü bir ağıt haline getirişini unutamam. Köylü kızın yoksul zeytinci köyüne gelin gitmek istemeyişi dar gelirlinin feryadı oluvermişti. Yine öyle ünlü kız-naz türkülerinden “ben varmam inekliye, yoğurdu sinekliye”yi ele alsa nasıl bir propaganda türküsü yaratırdı bilemem. O son söyleşilerinden birini Merter’deki eski Maden-İş lokalinde yaptı. 1 Mayıs yaklaşıyordu. Cebinden bir kağıt para çıkardı. Galiba 20 liralık. Bu paranın değerinin nereden geldiğini sordu. Elbet hepimiz bu değerin gerçek olmadığını söyledik. O yanıt olarak kağıda (kağıdın ağacı dahil), paranın dizaynına, baskısına, mürekkebine,..]]> Sun, 15 Jun 2014 00:22:38 +0400 Çocuk işçiler https://www.evrensel.net/yazi/71519/cocuk-isciler https://www.evrensel.net/yazi/71519/cocuk-isciler? Soma’nın Türkiye’de yeni bir başlangıç tarihi olması kaçınılmazdı.Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfının Soma’daki iş cinayetiyle birlikte yaptığı yeni araştırmalara göre yasal olarak madenlere inmesi mümkün olmayan 15 yaşında 164, 16 yaşında 334, 17 yaşında 274 çocuk işçi var. Bu rakamları başka türlü de ifade edebiliriz: Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) verilerine dayanılarak yapılan araştırmaya göre, kömür ve linyit madenlerinde çalışanların yüzde 4.2’si çocuk. Sadece kömür ve linyit madenlerinde 2 bin 76 çocuk çalışan var. Bu çocuklar 15-19 yaşında. Madendeki çocuk işçilerin yüzde 85.5’lik bölümü kayıt dışı, ellerine geçen aylık gelir de sadece 226 lira. Bir de anket yapısından doğan bir yanıltmaca açıklandı. TEPAV Analisti Güneş Aşık’ın a..]]> Sun, 08 Jun 2014 00:30:59 +0400 Edebiyat ve toplum bilim https://www.evrensel.net/yazi/71462/edebiyat-ve-toplum-bilim https://www.evrensel.net/yazi/71462/edebiyat-ve-toplum-bilim? Toplum bilim(sosyoloji) ve ruh bilim (psikoloji) malzemesi kolay edinebileceğimiz disiplinlerdir. Edebiyat ürünleri (roman, öykü, ve şiir) bu disiplinler yanında tarihin de ana malzemesi olarak kullanılabilir. Yeter ki biz edebiyata toplumumuzun yaşamla ilgili ipuçlarının ürünleri olarak da bakmayı bilelim. Edebiyat yaşanmışlıklardan aldıklarını yeni bir anlatım ve yeni bir sözlükle anlatır. Dağlarca bu sözlüğü şöyle tanımlardı: Bir şairin her kitabı, hatta her şiiri için ayrı bir sözlüğü olmalı. Sözlük genişliğinin getireceği (ve genişleteceği) ufuk üstüne yazmak elbet bir köşe yazısının sınırlarını aşar. Ama tek bir romanın döneminin havasını yansıtışını hatırlayarak da bir deneme yapabiliriz. Romanımızın adı “Mai ve Siyah”. Yazarı Halit Ziya Uşaklıgil. Yazar, hem okuyup hem çalışmak zorunda olan bir delikanlının yakın çevresiyle birl..]]> Sun, 01 Jun 2014 00:33:18 +0400 Victor Jara için kömür karası bir yazı https://www.evrensel.net/yazi/71412/victor-jara-icin-komur-karasi-bir-yazi https://www.evrensel.net/yazi/71412/victor-jara-icin-komur-karasi-bir-yazi? Victor Jara, hemen herkesin bildiği Şilili bir müzikçidir. Doğumunu değil ama 16 Eylül 1973’deki ölümünü Şili’deki Pravda Muhabiri Vladimir Çerniçev’in anlatımıyla o yıllarda hemen herkes duydu: “Victor Jara dudaklarında şarkıyla öldü. Onu yanından hiç ayırmadığı yoldaşı, gitarıyla birlikte stadyuma getirdiler. Ve şarkı söylemeye başladı. Öbür tutuklular, gardiyanların ateş açma tehdidine rağmen melodiye eşlik etmeye başladılar. Sonra bir subayın emri ile askerler Victor’un ellerini kırdılar. Artık gitar çalmıyordu, ama zayıf bir sesle şarkı söylemeyi sürdürdü. Bir dipçikle kafasını parçaladılar ve diğer tutuklulara ibret olsun diye ellerini kesip tribünlerin önüne astılar.” Victor Jara, tam adıyla Víctor Lidio Jara Martínez, 28 Eylül 1932’de Santiago’da Lonqu&e..]]> Sun, 25 May 2014 00:07:34 +0400 Siyaset yapmak https://www.evrensel.net/yazi/71350/siyaset-yapmak https://www.evrensel.net/yazi/71350/siyaset-yapmak? Şu günlerde Hasan Hüseyin’in dizeleri dönüp dolaşıyor beynimde : “duvarda bir gazete mavi sarı kırmızı tabutlar sıra sıra tabutlar dizi dizi sarınmış gidiyorlar al bayraklarına sarı şapkalılar ordusunun adsız kahramanları” Hamit Kalyoncu’nun Kömür Kokan Şiirler (Pervaz Yayınları, 2005) adlı geniş seçkisindeki şiirlerden birinin bir bölümü bu. Hasan Hüseyin gibi “ al bayraklı tabutlardan geliyor /gözlerimin kırmızısı” derdim ben de. Eğer o fotoğrafta kocasının çizmelerine sarılmış genç kadını görmeseydim. Kalabalığın içinde kalkan yumruğu fark etmeseydim. Hastanede sıra bekleyen bir başka genç kadını dinlemeseydim. Hastanedeki genç işçi karısının söylediği her şeyi aktaramam. Ağır tahrik karşısında bile “hakaret” maddesine girer. Ama şu söz çok üzdü beni: “Madenci karıs..]]> Sun, 18 May 2014 00:35:27 +0400 Anneler, annelerimiz https://www.evrensel.net/yazi/71292/anneler-annelerimiz https://www.evrensel.net/yazi/71292/anneler-annelerimiz? Yalnız insanların değil her türlü canlının ilk aşkı anasıdır. Yumurtasından çıkan her civcivin yanı başında kımıldayan ilk canlının peşine takılması bir içgüdüdür. Korunma içgüdüsü. Tavukların atmacalara kafa tutması da bu içgüdünün verdiği cesarettir. İnsan yavrusunun anasıyla ilişkisinde kimi zaman anasından belirli karşılığı görememesi annelerin kalpsizliğinden değil olsa olsa yüreksizliğindendir. Biliyorsunuz “kalpsiz” acımasızdır, “yüreksiz” ise korkak. Bir annenin çocuğunu kimi zaman doğar doğmaz terk etmesini hangi koşulların hazırladığı genelde tartışılmıyor. En küçük korkunun ailesinin ve çevrenin evli olmayan bir kadının çocuk doğurmasına karşı tavrından doğabileceğini düşünmek zor değil. Bir annenin gerçekten annelik edebilmesinin ekonomik bağımsızlığına, topluma karşı kafa tutabilmesi kadar y..]]> Sun, 11 May 2014 06:39:10 +0400 Propaganda silahı olarak basın https://www.evrensel.net/yazi/71238/propaganda-silahi-olarak-basin https://www.evrensel.net/yazi/71238/propaganda-silahi-olarak-basin? Onur Öymen’in yeni çalışması geçtiğimiz günlerde Remzi Yayınlarınca yayınlandı ve aynı ay içinde ikinci baskıyı yaptı: Bir Propaganda Silahı Olarak Basın. Basını kendi siyasal tercihleri için kullanmak, neredeyse basın kadar, eski bir yöntem. Yönlendirilmiş bilgi ve değerlendirmelerin sık sık tekrarlanması insanların düşünce sistemini etkileyebilir, kendi çıkarlarına aykırı politikaları bile benimsetebilir. Ancak bu yöntemin başarıya ulaşması için karşı yöndeki düşünce ve değerlendirmelerin geniş halk kitlelerine ulaşmasının engellenmesi gerekli. Çünkü karşı yöndeki görüşlerin geniş halk kitlelerine ulaşması halkın doğruyu yanlıştan ayırmasına yol açabilir. Baskılara direnmesini de sağlayabilir. Bu yüzden basını bir propaganda aracı olarak kullanan yönetimler basınla yönlendireceği kitleler kadar basın yayın organlarının yöne..]]> Sun, 04 May 2014 06:55:34 +0400 Geçmiş olsun Bülent Habora https://www.evrensel.net/yazi/71185/gecmis-olsun-bulent-habora https://www.evrensel.net/yazi/71185/gecmis-olsun-bulent-habora? Yaşlılık insana kolaylıklar tanıyor sevgili Bülent. Katılmayacağımız etkinliklerden kaytarmanın yolu hastayım demek. Şu ilerleyen yaşımız yüzünden inanıyorlar. Ama sen işi büyütmüş, bir de hastaneye yatmışsın. Yapma bu kadar naz, hiç yakışmıyor. Bülentçiğim, iki gün önce kocaman bir paket geldi. İçinden senin imzalı kitapların çıktı . Sağol. Bu kitapların kimisini hiç görmemişim, kimisi sayfaları bozuk gelmişti okuyamamışım. Dalıp gittim, ilk ayırdığım kitaplar: Başmusahip Sokağı Anıları, Dünden Sonra Yarından Önce, Benim Başkentim Adana. Bülent Habora’nın romancılığını ben iyi bilmiyormuşum. Fantastik gerçekçi bir konuyu Dünden Sonra Yarından Önce’de su gibi okunur biçimde yazmış. Bence İzmirli senaristler bu romanın peşine düşüp dizi yapmak için anlaşma yapmalılar. Bir komiser ile zengin bir kadının ruhlarının karşılık..]]> Sun, 27 Apr 2014 08:28:14 +0400 Anılar kaybolmamalı https://www.evrensel.net/yazi/71126/anilar-kaybolmamali https://www.evrensel.net/yazi/71126/anilar-kaybolmamali? Hüseyin Yurttaş, İzmirli şair yazarlarımızdandır. Öğretmenliği yanında yayıncılık, dergicilik çalışmaları onu geniş bir yazar kitlesiyle tanışıklığın ötesinde ilişkilere sokmuştu. Özellikle Bilgi Yayınlarının editörlüğü onun sanat dergisi çıkarmaktan çok farklı olan yayıncılık sorunlarıyla da tanıştırdı. Hüseyin Yurttaş, esprili bir insandır. Keyfi de yerindeyse taklitli fıkralarla şenlendirir konuşmaları. Kim bilir ne çok anı, mektup biriktirmiştir. Bunca yılın tarihinden bence bir iki yudumu bize sundu geçenlerde : “Onları Tanıdım”. Tekin Yayınevi’nin bastığı kitabın alt başlığı Anılarla Portreler. 350 sayfalık kitapta Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir’den Can Yücel’e, Hasan İzzettin Dinamo’dan Mehmet Başaran’a Selahattin Hilav’dan Vecihi Timuroğlu’na edebiyat dünyasının bütün canlı kişileri yer alıyor. Bu kişiler arasında Adnan..]]> Sun, 20 Apr 2014 00:12:27 +0400 Epik bir oyun: Türkiye genel görünüş https://www.evrensel.net/yazi/71075/epik-bir-oyun-turkiye-genel-gorunus https://www.evrensel.net/yazi/71075/epik-bir-oyun-turkiye-genel-gorunus? Ya Ali Öz’ün ya Özcan Yaman’ın objektifinden unutulmaz bir fotoğraf yansıyor gözlerimize: Damda işçiler. Aşağıda fabrikayı kuşatmış emniyet kolluklarınca gözaltına alınan yaralı, yarı baygın işçiler. İşçilerin yalın giyimiyle polislerin kaskları, robokop görüntüsü veren giyimleri hüzünlü ve komik bir karşıtlık yaratıyor. Pat bir başka görüntü: Çırağan Sarayı’nda Geleneksel Polis Balosu başlıyor. Flaşlar patlıyor. Sosyete son hızla şıklık yarışında boy gösteriyor, pabuçların tokası asgari ücrete eşit. Hükümet kalabalık ve şık bir heyetle başka bir polis resepsiyonunda da arzı endam ediyor. Başbakanımız: “Eğer Türkiye ileri demokrasi diyorsa, eğer Türkiye bugün 820 milyar dolar milli gelire yükselebilmişse, dünyanın en ileri 20 ekonomisinden biri olmuşsa, bunu hazmedemeyenler var. Ona en iyi şekilde cevap ver..]]> Sun, 13 Apr 2014 07:16:12 +0400 Her cumartesi bir talebimiz var https://www.evrensel.net/yazi/71015/her-cumartesi-bir-talebimiz-var https://www.evrensel.net/yazi/71015/her-cumartesi-bir-talebimiz-var? Her hafta cumartesi günleri, İstanbul’da Galatasaray Lisesinin önünde Cumartesi Anneleri oturuyor. Bu oturuşların kayıpları aramakla birlikte başka talepleri içermesi de olağan. İstanbul İnsan Hakları Derneği Cezaevleri Komisyonu öncülüğünde dün hapisteki hasta tutuklular için oturuldu. Özellikle Rıdvan Tekcanlı ve 10 mahpus için. Rıdvan Tekcanlı, Silivri 7 Nolu hapishanede yüzde 90 zihinsel engelli raporuyla hükümlü bulunan ve bir böbreği, dalağı yok. Oturma sırasında yapılan konuşmalarda yüzde 90 zihinsel engelli Rıdvan Tekcanlı’nın hapishane koşullarında tutulmasının insani olmadığını bir kez daha yinendi ve derhal serbest bırakılması istendi. Elbet öteki hasta mahpuslar için de bu talep yinelendi. Bu tür bildirimlerde ve eyleme çağrılarda yürekten katıldığım bir cümle yinelenir: “Susarsak suçlu olacağız; suça ortak o..]]> Sun, 06 Apr 2014 00:05:08 +0400 Gulliver’le yola çıkmak https://www.evrensel.net/yazi/70955/gulliverle-yola-cikmak https://www.evrensel.net/yazi/70955/gulliverle-yola-cikmak? Kim bilir kaç kez okudunuz Gulliver’in yolculuklarını? Hekim Lemuel Gulliver her zaman dünyayı gezmeyi hayal eder. Fakat çok şiddetli bir fırtına bindiği gemiyi alabora eder ve Gulliver’i bilinmez diyarlara doğru sürükler. Türkçeye o kadar çok çevrilmiş, o kadar çeşitli boyutlarda basılmış ki... Benim yaşımda olup yabancı dil olarak İngilizceyi seçenler aslından da bir iki sayfa okuma şansına ulaşmıştır. Cebe sığan inekler, koyunlar, parmak boyunda insanlar, sonra dev çocuklar... Bir masalcı mı bunları yazan? Hayır, o bir hicivci. Adı da Jonathan Swift. Can Yayınları bugünlerde Can Ömer Kalaycı’nın çevirisiyle bu ünlü kitabın tam metnini yayımladı: Gulliver’in Seyahatleri. 1726’da yayımlanmış ama hiç eskimemiş bu kitapta yazar, düşsel gezilerin uydurulmuş, ters yüz edilmiş gözlemlerini toplumsal yergi için kullanır. Swif..]]> Sun, 30 Mar 2014 00:07:49 +0400 Yedisinde okuyamadığını yetmişinde okumak https://www.evrensel.net/yazi/70840/yedisinde-okuyamadigini-yetmisinde-okumak https://www.evrensel.net/yazi/70840/yedisinde-okuyamadigini-yetmisinde-okumak? Okuyup yazmaya epey erken başladım. Nasıl olduğunu tam hatırlamıyorum. Yedi yaşında üçüncü sınıfa gittiğimi söylersem “erken okuma yazma”nın sınırları anlaşılabilir. Annem babasızlığın erken iş hayatına daha doğrusu güvensiz işçiliğe ittiği kız çocuklarındandı. Okuma tutkunuydu. Bense tam bir okuma oburuydum. Ailede bir de matbaa çalışanı olduğundan evde içerik olarak kaliteli kitaplar vardı. Benim ilk okuduğum kitaplardan biri: Virgil’in Çoban Şiirleri’ydi (Bükolikler). Bana sinema filmleri gibi görüntüler armağan etmiş bir kitaptı. Annemin okumam için abone olduğu Çocuk Sesi, Doğan Kardeş dergileri mi çok ciddiydi bilmiyorum. O dergilerden daha çok Doğan Kardeş’i hatırlıyorum, Sefiller romanının çocuklar için resimlenmişini, Tanrının Kırbacı Attila’yı... Evliya Çelebi, Tolstoy gibi yazarlardan parçaları o..]]> Sun, 16 Mar 2014 00:51:50 +0400 'Ayakkabımızdaki taş' https://www.evrensel.net/yazi/70782/ayakkabimizdaki-tas https://www.evrensel.net/yazi/70782/ayakkabimizdaki-tas? Bir zamanlar Özyalçıner’le Sinematek üyesiydik. Bir sinema tutkunu da denebilir. Çok uzun süredir sinematek yok. Festivallerde koşturacak hevesimiz de yok. Ayrıca bu büyük şehrin olanaklarıyla bizim olanaklarımız bir türlü örtüşmüyor. Bu yüzden sinema tutkumuz da filmleri izleme merakımız da uzun süredir yok. (Şehir, tiyatro izleyiciliğimizi de engelliyor.) Üstelik oda oda kiralanan eski konaklar gibi bölünmüş küçük sinema salonlarından da pek hoşlanmıyorum. Ancak sinemayla ilgili haberlere de kulak tıkayamıyorum. Biliyorsunuz Lars von Trier’in, ilk bölümü 14 Mart’ta, ikinci bölümüyse 21 Mart’ta gösterilmeye başlanacak olan filmi, Değerlendirme ve Sınıflandırma Üst Kurulu tarafından “Ticari dolaşıma girmeye uygun bulunmadı”. Daha açık bir söyleyişle yasaklandı. Yasaklanan film ül..]]> Sun, 09 Mar 2014 00:08:59 +0400 Dünya Emekçi Kadın Günü için https://www.evrensel.net/yazi/70723/dunya-emekci-kadin-gunu-icin https://www.evrensel.net/yazi/70723/dunya-emekci-kadin-gunu-icin? Bugün 2 Mart. Önümüzde bir hafta bile yok. Dünya Emekçi Kadın Günü için gündemimiz ne? Kadınların hangi sorununu dile getireceğiz? İstihdam sorunlarını mı? Eşitlikle aynılığın aynı şey olmadığını mı? Kadının birey olmadan kendi reyi olmadan yapacağı evliliğin geçersizliğini mi? “ Dinimiz İslam”, diye karşı çıkanlara “İslam kadınlara eşleriyle evlenirken ve boşandıklarında talep ettikleri parayı pazarlık etme özgürlüğü tanımıştı, günümüzün 11 yaşında kızına böyle bir hak mı tanıyorsunuz sanki döneminin devrimcisi din adına konuşmayın” deme özgürlüğümüz olup olmadığını mı? İslam’da zina denilen eylem için dört tanık istenip bu tanıkların cinsel birleşmeyi görme zorunluluğu olduğunu anlatıp Orta Çağda ölüm cezasının ne kadar zor uygulanabildiğini mi anlatacağız? İş yerlerinde tacizi..]]> Sun, 02 Mar 2014 00:45:44 +0400 Dilsiz kalmak https://www.evrensel.net/yazi/70666/dilsiz-kalmak https://www.evrensel.net/yazi/70666/dilsiz-kalmak? Size de olur mu, kimi zaman konuşmanın ortasında dilsiz kaldığımı sanırım. Karşısına çıktığım kalabalığın karşısında kekelerim.(Yazarken elbet öyle değil. Yazarsınız, okuyan anlamazsa baştan okur, çok çok kapatır sayfayı) Bu genellikle konuştuğunuz kitleyle ilişkileriniz olmadığında gerçekleşen bir kabustur. Diyelim yoksulluktan söz ettiniz, kalabalığın yüzü bu sözden hoşlanmadığını ele verir. Hele kadınlar. Onlar “Yapıp yakıştırma”, “Kan kusup kızılcık şerbeti içtim demek” konusunda eğitilmişlerdir. “Evi şen eden kadındır “ ilkesi yüzünden yokluğu, yoksulluğu kendi kusurları sayarlar. O zaman kadınlara evi şen etmek için ne çok yorulduklarından söz edebilirsiniz ve pahalılıktan. Kendi yoksulluklarından daha kolay kabullenebilirler pahalılığı. Emekçiler de daha doğrusu halkımızın çoğunluğu da yoksulluğu (daha doğrusu fakirliği) kendi ayıbı say..]]> Sun, 23 Feb 2014 00:10:06 +0400 ‘Yaşlılar aç ve üşüyorlar’ https://www.evrensel.net/yazi/70606/yaslilar-ac-ve-usuyorlar https://www.evrensel.net/yazi/70606/yaslilar-ac-ve-usuyorlar? Yaşlılar aç ve üşüyorlar” ya da “İhtiyarlar soğukta ve açlar”. Böyle bir mektup başlığı bir gazetede yer alsa herhalde ortalığı epey karıştırırdı. Benim geçen gün aldığım e-postada o kadar soğukkanlılıkla anlatılıyordu ki bu durum, kanım dondu. İhtiyarları soğukta ve aç ülke ABD. Hani dünyanın dört bir yanına demokrasi dağıtmak için kendini paralayan, milyon dolarları asker, silah ve biyolojik silahlarla harcayan, uzay fethi için tasarılardan caymayan varlıklı ülke. Hayır hiç şaşmadım. Bu kapitalizmin uç noktasıdır. Dünyada olup bitenleri gazetelerden çok kampanyalardan izliyorum. Hayvanlara eziyet, çocuk tacizi, öldürülen eşler, fast food da denen acele tıkınma yerlerinde sağlıklı yiyecek bulabilmek sık sık bu konuya ilgi duyanların kampanyalar açmasına neden olur. Yurdumuzda da, dünyada da bu tür kampanyalara katıld..]]> Sun, 16 Feb 2014 00:07:33 +0400 Şiirin gücü ya da Şehzade Mustafa https://www.evrensel.net/yazi/70546/siirin-gucu-ya-da-sehzade-mustafa https://www.evrensel.net/yazi/70546/siirin-gucu-ya-da-sehzade-mustafa? Tarihi diziler Osmanlı tarihini gündemimize getiriyor, You Tube’da ciddi tarihçilerin kimi zaman da İslam dini uzmanlarının bu dizilerde canlandırılan kişilerin gerçekle ilintisi üzerine programlardaki tartışmalarının parçalarını görüyoruz. Tarihsel gerçeğe uygun olarak Kanuni’nin büyük oğlu Şehzade Mustafa’nın boğdurulması bu tartışmaları biraz daha hızlandıracak. Ben bu günlerde Sokak Kitaplarında yayımlanmış bir roman okudum: Şehzade/Sultan Mustafa . Uğur Ziya Şimşek’in yazdığı bu romanın özelliği arka kapakta belirtilmiş: “Ya Tahta “O” Geçseydi?”. Bu kurgusal tarih romanı bence mutlakıyetçi olsun olmasın iktidar olgusunun “insan hakları”na saygılı olup olamayacağını tartışıyor. İktidar için gerekli yedek güçler iktidar sahibi görünen kişinin isteği dışına nasıl çıkacaklarını da tartışıyor. Uğur Ziya..]]> Sun, 09 Feb 2014 06:45:58 +0400 'Taşlar döndükçe' https://www.evrensel.net/yazi/70489/taslar-dondukce https://www.evrensel.net/yazi/70489/taslar-dondukce? Yıllar önce Almanya’da DİDF’nin misafiriyken bir kasabadan diğerine arabayla gittik.(Ne eyaleti ne şehri adıyla hatırlıyorum) Ev sahibim olan delikanlı otobandan ayrılıp bir yeşilliğin kıyısında durdu. İndik. Bir değirmen. Epey eski. Kapısı açık. İçini görebiliyorsunuz, taşlar dönüyor. Su arkında balıklar. Bahçesi epey kalabalıktı. Pazar günü çoluk çocuk kahvaltı için sıralanmışlar. Bir açık hava kahvesine dönüşmüş. Bir yanda kapağı açılabilen bir camlı dolaba sıralanmış bal kavanozları var: Ihlamur balı, yonca balı... Şimdi ne zaman değirmen dense o değirmeni hatırlıyorum. Ve bizim artık kullanılmadığına inandığım değirmenleri. Seyfettin Ceylan’ın Taşlar Döndükçe adlı incelemesi de bana o günü hatırlattı. Taşlar Döndükçe’yi Hel Yayıncılık basmış, büyük boy 294 s. Seyfettin Ceylan, “Çay..]]> Sun, 02 Feb 2014 00:15:45 +0400 'Çocuk cezaevleri kapatılsın!' https://www.evrensel.net/yazi/70428/cocuk-cezaevleri-kapatilsin https://www.evrensel.net/yazi/70428/cocuk-cezaevleri-kapatilsin? Yakın tarihte başta Pozantı, Şakran, Kürkçüler, Antalya ve en son olarak Sincan Çocuk Ceza İnfaz Kurumlarında kalan çocukların işkence, kötü olduğu kadar onur kırıcı muamelelere maruz kalmalarını insanlık adına utançla, büyük bir kaygıyla takip eden insan ve çocuk hakları alanlarında çalışan sivil toplum örgütleri (İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Çağdaş Hukukçular Derneği, Gündem Çocuk Derneği, Tutuklu ve Hükümlüler Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUAD-FED), Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Derneği (ÖZGEDER), İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER), Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUD), Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, İştar Kadın Merkezi) bir araya gel..]]> Sun, 26 Jan 2014 00:15:46 +0400 Foto Muhabiri Ara Güler https://www.evrensel.net/yazi/70368/foto-muhabiri-ara-guler https://www.evrensel.net/yazi/70368/foto-muhabiri-ara-guler? Ara Güler uluslararası platform için önemli bir fotoğraf sanatçısıdır. Ama kendisine sorarsanız, o bir “foto muhabiri”dir. Telefonunun otomatik cevap sisteminde “foto Muhabiri Ara Güler’in telefonu” diye üstüne basa basa tekrarlar. 18’inde bir foto muhabirinin heyecanıdır fotoğraflarına yansıyan. Foto muhabirinin makinesi her an yanında olmalıdır. Fotoğrafın sanat olmadığını söylemekten, “cici ve pahalı” fotoğraf makinelerinin önemi olmadığını tekrarlamaktan usanmaz. Onun fotoğraflarındaki görüntülerde insan ögesi o kadar yenidir ki ne kadar eski tarihli olduğunu sormak aklınıza gelmez. Belki onun gizi “Makineyi fotoğrafçı ile çekeceği görüntünün arasından çıkarmak”tır. Ama asıl mesele Ara Güler’in işe öykücü olarak başlamasındadır. Her fotoğrafı bir öyküyü taşır siyah beyazı..]]> Sun, 19 Jan 2014 00:10:55 +0400 Osmanlı İmparatorluğu tarihinden https://www.evrensel.net/yazi/70307/osmanli-imparatorlugu-tarihinden https://www.evrensel.net/yazi/70307/osmanli-imparatorlugu-tarihinden? Bir yılı yenilemek için, kendimizi yenilemek gereği önemli deyip yılın ilk haftasında ücretli emek tarihini anlatmaya başlamıştım. Sürdürüyorum: 18. Yüzyılın sonu 19. Yüzyılın ilk yarısında ordunun yenilenişiyle giysi, teçhizat ve silah üreten imalathaneler çalışmaya. Feshane bu tür yapım yerlerinin en bilinenidir. 1783 tarihinde baruthane kadrosunun genişletilmesi konusunda verilen bir raporda İstanbul, Selanik ve Gelibolu baruthanelerinde çalıştırılanların yalnızca kuşluk vakti biraz çalışıp daha sonra kendi işlerine gittiklerinden işlerinin başında her zaman bulunmadıkları, “dürüst çalışanların” dilencilikten kurtulmak isteyen yoksullarla yaşlı ve güçsüzler topluluğu olduğundan bunların yerine topraksız köylülerden (rençper) bir takım kişilerin işe alındığı fakat bu kişilerin de istenilen işi yapmaya yeterli olmadıkları anlatılır. ..]]> Sun, 12 Jan 2014 00:10:07 +0400 Yeni yılda yeni bakış açısı https://www.evrensel.net/yazi/70247/yeni-yilda-yeni-bakis-acisi https://www.evrensel.net/yazi/70247/yeni-yilda-yeni-bakis-acisi? Yeni bir yılda olduğumuza inanıyorsak tepeden tırnağa yenilenmeliyiz. Bu yenilenme yaşadığımız topraklarda neler yaşandığını öğrenmeye başlamakla olabilir. Muhteşem İmparatorluk, ecdat yadigarı, kültürel miras gibi kavramları rahatça kullanıyoruz ama bütün o büyük binaların nasıl yapıldığını pek düşünmüyoruz. (Elif Şafak, yeni romanı ‘Ustam ve Ben’de Kanuni Sultan Süleyman çağında inşaatta kullanılan bir filin bakıcısından yola çıkıyor.) İnşaat Osmanlılarda “ücretli emek”in kullanıldığı ilk sektör. Bu sektörü madencilik izliyor. 1550-1557 yıllarında Süleymaniye Camii ve külliyesi yapımında 2.7 milyon iş günü çalışılmış. Bu sürenin 1.5 milyon gününü ücretli işçiler, 1.1 milyon gününü acemi oğlanlar, 140 bin gününü de köleler gerçekleştirmiş. Acemi oğlanlar öt..]]> Sun, 05 Jan 2014 07:14:51 +0400 'Yeni yıl', 'yeni pabuç', eski umutlar https://www.evrensel.net/yazi/70183/yeni-yil-yeni-pabuc-eski-umutlar https://www.evrensel.net/yazi/70183/yeni-yil-yeni-pabuc-eski-umutlar? Yeni yıl geliyor . Nereden, nasıl bilmem ama çocukların biraz daha büyüyecekleri, büyüklerin umutlarının gerçekleşmesini umdukları bir üç yüz altmış beş gün daha başlayacak. Yılın ilk günü nasıl geçerse bütün yıl öyle geçermiş inancıyla 31 Aralık gecesi sabahlayanlar yılın ilk gününe biraz sarhoş ya da mahmur, biraz baş ağrısıyla suratsız başlayacaklar. Öğretmenler hayat bilgisi dersinde “Yılbaşını nasıl geçirdik/ geçiririz” ünitesi işleyecekler mi bilmiyorum. Ama Kadımehmet İlkokulunda bir arkadaşımızın “tatlı kabak pişiririz” yanıtına gülmenin acısını yeniden duyacağım ben. Dergi resimlerinin aldatıcılığına inanmayan gerçekçi bir arkadaşımızdı o. Kimsenin dergilerin yazdığı biçimde yılbaşı geçirmediğini hepimiz biliyor ama söyleyemiyorduk. Doğrusunu söylemek gerekirse yeni yıllar hep ..]]> Sun, 29 Dec 2013 00:44:45 +0400 Yüz yılı aşkın süre önceki mektuplardan https://www.evrensel.net/yazi/70054/yuz-yili-askin-sure-onceki-mektuplardan https://www.evrensel.net/yazi/70054/yuz-yili-askin-sure-onceki-mektuplardan? Ara sıra geçmişe göz atmak eğlenceli olur. Hıfzı Topuz’un Vatanı Sattık Bir Pula adını koyduğu “Namık Kemal’in Romanı”nda kimi yerde gülümsüyorsunuz, ama bu gülümseyiş genellikle buruk bir gülümseyiş oluyor. Örnek vereyim, Namık Kemal’in karısı biraz safçaymış. Mahmut Nedim Paşa’nın karısı misafir gelince Namık Kemal “Aman politikadan söz etme” diye uyarmış. Kadın da yetiştirdiği tavukları anlatmaya başlamış. Ve civcivlerini, piliçlerini yiyen kediyi. Misafirin sesi soluğu çıkmaz olmuş. Meğer Mahmut Nedim Paşa’ya gözleri şehla olduğundan arkasından “kedi” derlermiş. Namık Kemal de Paşayı yermek için “Kedimi boş bulunduğunda talihsizlik faresi yedi, ah kedi vah kedi” diye dilden dile dolaşan bir şiir yazmış. Mahmut Nedim Paşa’nın karısı kocasının lakabını bilmez olur mu? Ev sahibi kediye beddua edip duruyor, g..]]> Sun, 15 Dec 2013 07:23:51 +0400 'Yeşil'e ağıt https://www.evrensel.net/yazi/69997/yesile-agit https://www.evrensel.net/yazi/69997/yesile-agit? Bence bir ülkenin durumunu anlamak için ceza ve tutukevlerine göz atmak yeterlidir. Cezaevlerinde nerde olduklarının farkında olmayacak kadar dünyadan kopmuş ruh hastaları, değil kendine bakmak, en önemli ve zorunlu gereksinmelerini yapamayacak kadar sakatlanmış ya da el kullanma yetilerini yitirmiş ya da felçli bedensel engelliler ve benzeri hastalar, kanser çeşitleriyle gün sayan, son günlerini yakınları arasında geçirmesi insani olacak ağır hastalar varsa, ve bu hastaların sayısı yüzlerle ifade ediliyor, TBMM’de dile getirilmesine karşın bir şey yapılmıyorsa... O ülkede demokrasiden pek kolay söz edilemez, insan haklarından da. İnsanların doğayla ilişkileri önemlidir. Cezaevlerinde küçük farelerle (fındık faresi ) tutukluların kurduğu dostluğun bir zamanlar epey karikatürü yapıldı, öyküsü de yazıldı. Kuşların, kedilerin cezaevine sokulmasıyla ilgili yas..]]> Sun, 08 Dec 2013 07:37:31 +0400 Kitapların tanıklığıyla gülümsemek https://www.evrensel.net/yazi/69943/kitaplarin-tanikligiyla-gulumsemek https://www.evrensel.net/yazi/69943/kitaplarin-tanikligiyla-gulumsemek? Günler “bıçak sırtı” diye tanımlanan zorluklarla akıyor. Coğrafyamızda tarımın üreticiliğinden kopmuş bir ülkenin trajikomikliğini yaşıyoruz. Büyük ve küçükbaş hayvanları kışın besleyeceğimiz kuru ot yurdumuzun dışındaki ovalardan dağlardan toplanmış... Süt para etmediğinden sağılır hayvanlar kesime yollanıyor. Bir zamanlar ekmeğe katık edilen soğan, sarımsak da yurt dışından geliyor, ekmeğin yapılacağı un da. Aklınıza gelecek her türlü yiyecek maddesi, ithal olarak var piyasada. Halkımız internetten bir “tık”la dünyanın denizlerinde yetişmiş ahtapottan ıstakoza alabilir. Ama yerli üretimimiz ancak ve ancak inşaat. İşçi sınıfımız daha tartışmaya başlamadı ama “kaçak” ,“göçmen” ya da “sığınmacı işçi” sorunu ile nasıl birlikte örgütleneceğini düşünmek zorunda önümüzdeki günlerde..]]> Sun, 01 Dec 2013 07:53:09 +0400 Sözcüklerin gücü https://www.evrensel.net/yazi/69832/sozcuklerin-gucu https://www.evrensel.net/yazi/69832/sozcuklerin-gucu? 15 Kasım “Dünya Hapisteki Yazarlar Günü”dür. Ben de Türkiye Yazarlar Sendikası ve Uluslararası PEN Türkiye Merkezi üyesi olarak şu satırlarla sona eren bir davetiye aldım: “Pek çok aydının tutuklu, hükümlü ya da yargıda olduğu günümüzde 15 Kasım Hapisteki Yazarlar Günü özel bir önem taşıyor. 15 Kasım Cuma 11.00’de İstanbul Tabip Odası toplantı salonunda Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Uluslararası PEN Türkiye Merkezi ortak bir basın toplantısı düzenleyecektir. Uluslararası mesajların da sunulacağı toplantıya davetlisiniz. Özgürlük ve demokrasi dileğimizle, Türkiye Yayıncılar Birliği adına Başkan Metin Celal, Türkiye Yazarlar Sendikası adına Başkan Mustafa Köz, Uluslararası PEN Türkiye Merkezi adına Başkan Tarık Günersel.” Yapılan toplantıda konuşanlar özet olarak &ld..]]> Sun, 17 Nov 2013 07:39:14 +0400 Fısıltılar ve çığlıklar https://www.evrensel.net/yazi/69771/fisiltilar-ve-cigliklar https://www.evrensel.net/yazi/69771/fisiltilar-ve-cigliklar? Düşünmenin ve konuşmanın kısaca ifadenin özgür olduğu yerlerde “fısıltı” ancak sevdaları söyler. Çığlıklarsa olsa olsa bir karabasanı anlatır. Baskı ortamlarındaysa çığlıklar doğaldır, üstelik fısıltılar arta arta, yavaş yavaş çığlıklar haline gelir. 12 Eylül 1980 Türkiyesi denince benim aklıma bir tek tanım geliyor “fısıltılar ve çığlıklar ülkesi”. Bu fısıltılar ve çığlıklardan doğdu İnsan Hakları Derneği. İnsan Hakları Derneği (İHD) hükümet dışı bağımsız ve gönüllü bir kuruluştur. 1986 yılında 98 insan hakları savunucusu tarafından kurulan derneğin günümüzde 28 şubesi, 4 temsilciği ve 10 bin 938 üyesi bulunmaktadır. Türkiye’deki en eski ve en büyük insan hakları örgütü olan İHD’nin tek ve belirli amacı, “insan hak ve özgürlükleri” konusunda çalışmalar..]]> Sun, 10 Nov 2013 08:51:37 +0400 Şiir her derde devadır https://www.evrensel.net/yazi/69712/siir-her-derde-devadir https://www.evrensel.net/yazi/69712/siir-her-derde-devadir? Her yıl okurların ayrı, yayınevlerinin ayrı yürek çarpıntılarıyla beklediği TÜYAP mevsimi geldi. Eski Bizans aziz ve azizelerinin adına yapılan “yortu”larda (Kutsal Gün) bu günlerde bir de panayır yapılır hem halk bir araya gelir hem de eğlenir alışveriş yaparmış. TUYAP biraz böyle bir hava kazandı. Yıl içindeki şiir-öykü yarışmalarının ödül törenleri bile bu günlere rast getiriliyor. Şehrin (İstanbul’un) bir ucundan ötekine kimse törene gitmiyor galiba. Benim için önemi TÜYAP programlarındaki sempozyumlar, açık oturumlar, şiir günleri. Özellikle şiir günleri. Bilmem daha önce duydunuz mu, belli bir bölgenin halkı üstlerinde bir ağırlık hissettiklerinde “Gel üstüme bir Köroğlu oku” derlermiş evin delikanlısına. Eh Köroğlu tek okunmaz üçlemek gerekir. İyi de gelirmiş. Demek ki halkımız şi..]]> Sun, 03 Nov 2013 00:30:37 +0400 Osmanlı veliahtına gelin adayı İngiliz prensesi https://www.evrensel.net/yazi/69661/osmanli-veliahtina-gelin-adayi-ingiliz-prensesi https://www.evrensel.net/yazi/69661/osmanli-veliahtina-gelin-adayi-ingiliz-prensesi? Diziler yüzünden tarihimize merak arttı. Gerçi bu tarihin diziye uygun bölümleri bize öğretilen tarihten epey farklıdır. Doğrulamak için Osmanlı tarihçilerinin günümüz diline çevrilmiş tarihlerine bakmanız gerekir. Yoksa gerçekliğine inanamazsınız. Boğulan kundak çocukları, Bizans sarayına teminat olarak verilen Osmanlı şehzadeleri... İnsanın inanası gelmeyen, insanın insana çektirmesi yakışık almaz acılar. (Bu arada kardeşine danışmanlık ya da komutanlık yapıp taht sevdasına düşmeyen ilk şehzadeler de inanılmazdır). Ben tarihte anılar faslını okumayı severim. Mesela Abdülaziz’in Avrupa yolculuğunun anlatılışını. Cemal Kutay’ın 47 Gün Sultan Abdülaziz’in Avrupa Günlüğü yayımlandı şu ara. Yayımlayan kuruluş abm (acar bilgi merkezi) Yayınevi. Geçmişle ilgili anıları okurken hem güler hem ağlar insan. Tarihimizde ilk kez bir ..]]> Sun, 27 Oct 2013 00:39:48 +0400 Suat Derviş neler yazdı? https://www.evrensel.net/yazi/69555/suat-dervis-neler-yazdi https://www.evrensel.net/yazi/69555/suat-dervis-neler-yazdi? Emine Hatip, Saadet Baraner, Hatice Hatip, Süveyda H.,Sujet Doli imzalarıyla da yazan bir kadın yazardı. Sosyalistti. Halk için, kolay kavranan, sürükleyici romanlar, öyküler yazdı. Onun Fosforlu Cevriye romanının sinemaya uyarlanmış biçimini hemen herkes bilir. Çünkü bu öykü, defalarca değişik adlarla filme çekildi. Ama sosyalist olduğunu, Sovyetler Birliğinin dostu olduğunu yazdıktan sonra ona gazetelerin kapıları kapanmıştı. O da öykülerini arkadaşlarına sattı. Bir röportajında çocuk romanlarının, piyeslerin, romanların kimlerin imzasıyla yayımlandığını bulmayı edebiyat tarihçilerinin arayıp bulmasını , biraz acı bir alayla söylemişti.. Elbet Suat Derviş’ten söz ettiğimi anladınız. Romanlarının çoğu gazete sayfalarında kaldı. Anlattığı öykülerde İstanbul’un daha önce anlatılmamış en alt tabakalarını, hırsızları, uyuşturucu satıcıların..]]> Sun, 13 Oct 2013 11:26:36 +0400 'Elekten geçen deve' https://www.evrensel.net/yazi/69486/elekten-gecen-deve https://www.evrensel.net/yazi/69486/elekten-gecen-deve? Ne güzel sözdür: “Neler geldi neler geçti felekten/ Un elerken deve geçti elekten”. Bu sözün bir benzerini Vedat Günyol söylerdi (Bir kitabına da ad yaptı sonra ) Yaşa yaşa gör temaşa. Yaşadıkça görülen eğlenceli olaylar, elekten devenin geçtiği günler aslında acılı günlerin sonradan gülünerek hatırlanmasıdır. Sevgili arkadaşım Komet (Gürkan Coşkun) Deli İrfan’la Fındıklı’daki Güzel Sanatlar Akademisinden Bebek’e kadar yürümek zorunda kalışlarını anlatırdı gülerek. İrfan Alkaya’nın yaptığı Atatürk büstünün Bebek Parkı’na törenle konuluşunu izleyecekler. İkisinin de cebinde metelik yok. (Öğrenci bileti tramvayda beş kuruş desem anlayın) Neyse parka ulaşmışlar ama polis ikisinin de kılığını beğenmeyip valinin bulunduğu parka almamış onları. Biçare İrfan yalvarmış, “Bu büst&uu..]]> Sun, 06 Oct 2013 14:00:47 +0400 Tuncel Kurtiz ve sanatın çırağı olmak https://www.evrensel.net/yazi/69231/tuncel-kurtiz-ve-sanatin-ciragi-olmak https://www.evrensel.net/yazi/69231/tuncel-kurtiz-ve-sanatin-ciragi-olmak? Eski arkadaşlarımızla söze dökülmemiş, yazılmamış bir kuralımız var. Birbirimizin ne yaptığını bilmek, izlemek. Ama yüz göz olacak kadar bir arada olmamak. Çünkü artık hiç birimizin çok vakti yok, üstelik yapmak istediklerimizin listesi kalabalık. Ömrümüzün en güzel günlerini, günlerin uzun, haftaların bereketli olduğu gençliğimizi birlikte yaşadık nasılsa. Sonrası anmalarda, cenazelerde... Tuncel Kurtiz de bu arkadaşlarımızdan biriydi. Özyalçıner’in edebiyattan arkadaşı, benim tiyatrodan. O Neil’in Büyük Allah Brown’u ilk sahneye çıktığı oyun değildi. Ama hep bir yenilgi olarak hatırlar. İlk oyunu Aria Da Capo’yu da ben unutamam. Üç kişilik yalın bir oyun. Konu mülkiyet. İlk sahneye çıkışıydı Gençlik Tiyatrosunda. Tunca Yönder’le karşılıklı oynadı. Okay Sağtürk’ün de ..]]> Sat, 28 Sep 2013 17:14:18 +0400 Bir dönemi aydınlatan mektuplar: Ahmed Arif'in mektupları https://www.evrensel.net/yazi/68710/bir-donemi-aydinlatan-mektuplar-ahmed-arifin-mektuplari https://www.evrensel.net/yazi/68710/bir-donemi-aydinlatan-mektuplar-ahmed-arifin-mektuplari? Yaşananların en gerçek tanıkları kuşkusuz mektuplar ve anı defterleridir. İçtenliğin (ve bence gerçekliğin) mektuplardan çok anı defterlerinde yansıdığını varsayabiliriz. Ancak bu tür yazıların yayımlanma kısıtlamasına (eşler, oğullar, aile kişileri tarafından ) uğradığı da bir gerçektir. Aslında yalnızca iki kişiyi ilgilendirdiği düşünülebilecek mektupların yayımlandığında ilgi çekmesi bana hep trajikomik gelir. Bu ilgi insanların omzunun üstünden mektuplarını okumaktan farksızdır. Ya da kapı dinleme arsızlığını hatırlatır. Hele bir yazarın sağlığında kitaplarına pek ilgi göstermeyenlerin o yazarın özel yaşamıyla ilgili belgelere üşüşmeleri... (Gerçi pek görülmemiş şey ama ) Bir var ki kitlelerin dikkatini çekmiş öykülerin, şiirlerin yazarının mektupları yayımlandığında gösterilecek ilgiye kimseler bir şey diyemez. Hele bu şiirler bir sevdayı söy..]]> Sat, 21 Sep 2013 16:15:20 +0400 Yaşamak gerekir! https://www.evrensel.net/yazi/67969/yasamak-gerekir https://www.evrensel.net/yazi/67969/yasamak-gerekir? Dünyada ortalama olarak her 3 saniyede 1 kişi intihar girişiminde bulunmakta; her 40 saniyede 1 kişi intihar sonucu yaşamını yitirmekte. Ülkemizdeyse yaklaşık her iki buçuk saatte bir kişi intihar ederek hayatını kaybetmekte, son 20 yılda yaklaşık 40 bin kişi hayatını sonlandırdı. Genç kadın nüfusunun erkeklere göre intihar eğilim daha fazla. Kadınların intiharlarında gördükleri şiddet önemli rol oynuyor. Genç kızlar üzerindeki ailevi ve sosyal baskının yüksek olması, bu oranlarda en önemli etken. Erkek larının görülme sebepleri arasında işsizlik, yoksulluk ve bu durumun yarattığı ruhsal çöküntü durumu sayılabilir. Askeri lar istatistiklerde bugüne kadar pek yer almıyordu. Türkiye İstatistik Kurumu bundan sonra bu sayıları da dikkate alacak. Albert Camus “Hayat aslında yaşamaya değmeyecek kadar saçmadır, ancak bununla birlikte yaşamak gerekir,” der. İntih..]]> Sat, 14 Sep 2013 17:17:43 +0400 Ecdadımız fatih ve iş cinayetleri https://www.evrensel.net/yazi/67271/ecdadimiz-fatih-ve-is-cinayetleri https://www.evrensel.net/yazi/67271/ecdadimiz-fatih-ve-is-cinayetleri? Güzel ve eşi bulunmaz yurdumuzda gündemde “Ecdadımız Fatih Sultan Mehmet” var. Dizi bir başlasın, ecdadımız nasıl dinine diyanetine uygun ve kahramanca yaşardı görüp öğreneceğiz. Ben tanıtımların ilkinde, yazı yazan Fatih’in arkasındaki kısa kollu hatunun kolundaki kol saatini gördüm “müstefit” oldum (istifade ettim). İlle de ikinci tanıtımda bilgisayarda inşa edilen, hipodromlu Bizans saraylı (sonradan Sultanahmet adını alacak) meydandaki Ayasofya’yı dört minareli görünce mest oldum. Bu ne engin tarih bilgisi !!! Eh Koca Fatih tahta minare yaptırdıysa kendi bilir. Bizim dizi baronlarına yüz yıl sonra yapılacak minareleri 1453’e taşımak yakışır. Fatih burada namaz kılacak ya... Bu minare meselesi tartışmaya başlanır, yakındır. Ayrıca Fatih’in kıldığı namaz için de tartışmalar hazırlanmıştır. İmam cemaat uyumu tartışılacaktır. Tartışıldıkça reyting alınır. Neyse biz..]]> Sat, 07 Sep 2013 17:13:51 +0400 Çocuklar... Çocuklar... https://www.evrensel.net/yazi/66676/cocuklar-cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/66676/cocuklar-cocuklar? Benim için çocukların geleceği hep önemlidir. Çocuklar için konuşanı dünya görüşüne katılayım katılmayayım, dinlerim. Eğer görüşüne itirazım varsa ve olanak tanınırsa bu itirazı dile getirmeyi de denerim. 1990’da Çocuk Vakfı Kuruldu. Kurucusu Mustafa Ruhi Şirin. Dünya görüşümüzün bütünüyle örtüştüğünü söyleyemem. Ama Vakfın çalışmalarını olabildiğince izliyorum çünkü amaçları benim de onaylayacağım nitelikte: “(...) Aile, çocuk, okul ve çevre ilişkilerinin düzenlenmesinde benzer kurum ve kuruluşlarla iş birliğini sağlamak. Beden ve ruh sağlığının kazanılmasında, özel ilgi gerektiren çocuklara yönelik çalışmalara öncülük etmek. Çalışan çocukların sorunlarına sosyal açıdan çözümler sağlayıcı öneril..]]> Sat, 31 Aug 2013 16:35:38 +0400 Ben de ağladım Sayın Başbakan https://www.evrensel.net/yazi/65934/ben-de-agladim-sayin-basbakan https://www.evrensel.net/yazi/65934/ben-de-agladim-sayin-basbakan? Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bugün gazetelerde iç savaş yaşayan bir ülkede şehit olan genç kıza babasının yazdığı mektubu okuduğunuzda ağladığınız yazılmış. Ben benzeri olaylarda ne kadar ağladığımı hatırlamıyorum bile sayın başbakan. İnsan Hakları Derneğimize yıllardır Doğu’daki ailelerin dağdaki kızlarının cesetlerini nasıl parçalanmış aldıklarını sorabilirsiniz. Ülkemizde ölenlerin dışında da dünyada genç ölenler/öldürülenler, işkence görenler için ağlıyorum. Yetmiş yaşındayım ve hastalıklarımın çoğu stres yani gerginliklerle ilgili. Son ağlama nedenimi yazayım: Seher Gül Afganistan’da doğmuştu. 12 yaşındaydı. Ailesi onu başlık parası karşılığında evlendirdi. Koca evinde başına gelmedik kalmadı, fahişelik yapmayı reddettiği için bodruma zincirlendi, dövüldü, aç bırakıldı ve eziyet gördü. Ülkede mahkemeler vardı. Kızın k..]]> Sat, 24 Aug 2013 16:43:48 +0400 Ara eleman https://www.evrensel.net/yazi/65201/ara-eleman https://www.evrensel.net/yazi/65201/ara-eleman? Kızım meslek lisesi seçtiğinde, okul müdürü, “Bu çocuklar teknik eleman olacaklar, ülkenin gereksinmesi de budur, mühendislik falan düşlemeyin” biçiminde bir konuşma yapmıştı. Burulmuştum. Mühendislik falan düşlediğimden değil de bu sözlerde Türkiyeli çocukları meslek liselerine yönelten Alman eğitimci küçümsemesi sezdiğimden. Son günlerde bakanlarımızdan biri eğitimimizle ilgili benzer bir yorum yaptı. Elbet Milli Eğitim Bakanı değil, Kültür Bakanı da değil. Ne işle ilgilendiğini çevreme baktıkça anlayamadığım yeni bir bakanlık: Çevre ve Şehircilik Bakanı. Bakan Erdoğan Bayraktar sıradan bir vatandaş söylese, dine inanca hakaret vb. yüzünden dava konusu olacak bir iddiada bulundu. Sayın Bakan dedi ki: “Bu ülke Müslüman bir ülke. Yüzde 99’u Müslüman. Tarihten gelen bir yapı..]]> Sat, 17 Aug 2013 16:57:21 +0400 Şêrko Bêkes'in nefesi kesilmedi https://www.evrensel.net/yazi/64611/srko-bkesin-nefesi-kesilmedi https://www.evrensel.net/yazi/64611/srko-bkesin-nefesi-kesilmedi? “Beni Süleymaniye’deki Azadi Parkı’na 1983 şehitleri için kurulan anıtın yanına gömün. Orada nefesim kesilmez. Genç kadınlar, erkekler, sevgililer misafirim olur”. Bu vasiyet Kürt Şairi Şêrko Bêkes’in. Onun yaşamını, eserlerini Radikal Kitap ekinde tanıtan Abidin Parıltı, şiirlerinden yapılan çevirilerden bir seçkinin Güneyden Şiir Yağmuru adıyla Belge yayınları arasında basıldığını hatırlatıyor. Şiirleri Sîrwan Rehim, Azad Dilwar ve Baker Schwani çevirmiş. Şêrko Bêkes, 2 Mayıs 1940’ta Irak’ta Süleymaniye’de doğdu. Babası Fayik Bekas da şair. Ancak Şêrko babasını çocuk yaşlarında yitirdi. Süleymaniye’de başladığı eğitimini Bağdat’ta sürdürürken ilk şiirini on yedi yaşındayken yayımladı. 1965’te dağa çıktı, direniş örgütüne katıldı. Direniş radyosunda çalışmaya başla..]]> Sun, 11 Aug 2013 12:46:27 +0400 Zorunlu bayram ziyaretleri https://www.evrensel.net/yazi/63904/zorunlu-bayram-ziyaretleri https://www.evrensel.net/yazi/63904/zorunlu-bayram-ziyaretleri? Pek fark edilmese de bayram telaşı başladı birçok evde. Temizlikler. Bayram için çoluk çocuğa özel bir şeyler pişirmeler. Siz ne yapıyorsunuz bilmiyorum, ama hepimiz için zorunlu bir bayram ziyareti listesi var. Bence ziyaretine gideceğiniz bu arkadaşlar için gruplar kurabilirsiniz. İster bir şey pişirin ister çay şeker alın, onlar için fark etmez. Onlar destek beklerler o yüzden kalabalık gitmeniz onları sevindirir. Neden söz ettiğimi elbette anladınız, grev ve direnişlerden söz ediyorum. Listemiz epey kalabalık. Kitap da götürebilirsiniz. Ana babalarının yanında çadırlarda bekleyen çocuklara oynayacakları bir şeyler de. Ama güzel dileklerinizi unutmayın. Bir liste yapmaya çalıştım gazetedeki arkadaşlardan yardım alarak. Yine de eksikleri olabilir. Aslında listeme ihtiyacınız yok başınızı çevirip bakın, bir yerlerde mutlaka bir grev ya da direniş pankartı görece..]]> Sat, 03 Aug 2013 16:50:34 +0400 Çağın kusuru yazı https://www.evrensel.net/yazi/63219/cagin-kusuru-yazi https://www.evrensel.net/yazi/63219/cagin-kusuru-yazi? Kimse yaşadığı günden memnun değildir. İnsanoğlu daha mutlu bir çağ, daha mutlu bir dünya düşler hep. Kimi zaman yaşadığı yerde, kimi zaman öldükten sonra gerçekleşecek kusursuz bir yaşama biçimi. Bu düşleme daha az uğraşmak sevdiği işlere daha çok zaman ayırmak biçiminde özetlenebilir. Bunun gerçekleşmeme nedenini söyleyip zaten olmayan pazar keyfinizi kaçıracak değilim. Ancak her gördüğü yazıyı okuma merakım üniversite sınavları için hazırlanmış bir test metnini de okuttu bana. Milliyet gazetesi için Yedi İklim Akademi’nin hazırladığı DGS Deneme Sınavı 13, (Sözel Bölüm) de şu metin de yer alıyor: “Modern dünyada hemen her yetişkin okuma yazma becerisine sahiptir. Günümüzde, önemli olsa da olmasa da bilinen, düşünülen her şey yazıya dökülüyor; ciddi bilimsel yayınlardan hiçbi..]]> Sat, 27 Jul 2013 15:56:26 +0400 'Dert çok, hemdert yok, düşman kavi, tali’ zebun' https://www.evrensel.net/yazi/62521/dert-cok-hemdert-yok-dusman-kavi-tali-zebun https://www.evrensel.net/yazi/62521/dert-cok-hemdert-yok-dusman-kavi-tali-zebun? Fuzuli kötümser bir şairdir. Yaşadığı dönemin ve coğrafyanın da bunda payı vardır ama insanın şöyle yakınması da kolay değil: “Dost bivefa, felek birahm, devran bisukün Dert çok, hemdert yok, düşman kavi, tali’ zebun”. Bugünün diliyle yineleyelim: “Dost vefasız, dünya acımasız, dönem huzursuz, dert çok, dert paylaşan yok, düşman güçlü, talih esir/ güçsüz”. Fuzuli’nin kendine kendisinden başka acıyanın olmadığı, kapısını yalnızca rüzgarın çaldığı yalnızlığını dile getirişini hatırlayınca onun kötümserliğini anlamak zor değil. Edebiyat dersinde dalga geçmedinizse bilirsiniz Fuzuli Türkmen asıllıdır, Oğuzların Bayat boyundandır. Tam adı Mehmet bin Süleyman’dır. Şiirlerinde kullandığı Fuzuli adı “erdemli” anlamına gelir. 1483’de Irak’ta Hilla’da doğmuş, 1556’da, Kerbela ya..]]> Sat, 20 Jul 2013 15:32:45 +0400 Adalet istiyoruz! https://www.evrensel.net/yazi/61973/adalet-istiyoruz https://www.evrensel.net/yazi/61973/adalet-istiyoruz? Şu günlerde en çok duyulacak söz bence “Adalet İstiyoruz!”. İşyerlerinde iş kazası diye adlandırılan ihmal, tedbirsizlik benzeri nedenlerle işlenen iş cinayetlerinde ölenlerin yakınları adalet istiyor: 2008’de Davutpaşa’da maytap atölyesindeki patlamada ölenler, Milas-Güllük’te ölenler, Tuzladaki tersane “kazaları”nda ölenler, sel baskınında servis içinde boğulanlar, kapı kilitli olduğu için işyeri yangınında yananlar... BEDAŞ-Erkan Keleş duruşmasının, Van-Bayram Otel davasının, Ostim-İvedik patlamaları ve Esenyurt davalarının muhatapları, atık su kuyusunda gazdan ölen yedi işçi, Çapa Tıp Fakültesinde rögar açarken mikrop kapan taşeron işçi. Liste uzun, İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin açıkladığı üzere yalnız haziran ayında en az 104 işçinin hayatını kaybettiği saptanmış. Aileler yaptıkları..]]> Mon, 15 Jul 2013 09:45:43 +0400 Direnişin öykülerinden biri https://www.evrensel.net/yazi/61365/direnisin-oykulerinden-biri https://www.evrensel.net/yazi/61365/direnisin-oykulerinden-biri? Yaşadığımız süre içinde kaç grev, kaç direnişe tanık olduk hiç düşündünüz mü? Kaçının tarihlerini not ettiniz? Bu davranışımızın işçi sınıfının tarihini eksik bıraktığı aklınıza bile gelmemiştir. Çünkü bizim bu kayıtsız kuyutsuz yaşamamız, işçi sınıfı örgütlenmelerinde de geçerli. Adnan Özyalçıner grevcilere hep bir anı defteri tutmalarını öğütler. Gerçi darbelerde yerle bir edilen sendikal kayıtlar sorunu ayrı. Yine de tarihimiz sağlam kayıtlara bağlı olmalı. Benim aklımda hep Gaziantep’te bir gece misafir kaldığımız bir emekçi evi var. Avukat Yıldız Koluaçık İmrek’le birlikteydik. Şehit Kamil Mahallesi’nde olmalı. Taşımacılık iş kolunda çalışıyordu ev sahibimiz. Evin hanımı aklıma kazınmış bir saptama yapmıştı: “Hamalın da sendikası, sigortası olur muymuş dediler, oldu. Şimdi toplusözleşmenin i..]]> Sat, 06 Jul 2013 14:04:56 +0400 2 Temmuz arifesinde umut tazelemek https://www.evrensel.net/yazi/60769/2-temmuz-arifesinde-umut-tazelemek https://www.evrensel.net/yazi/60769/2-temmuz-arifesinde-umut-tazelemek? Bu ülkenin otuzu aşkın güzel, aydın insanını bir katliamda yitireli 20 yıl oldu. Bir yanda Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Metin Altıok, Hasret Gültekin gibi verimli sanat adamları, öbür yanda daha gençliklerini bile yaşayamamış gencecik fidanlar. Gövdesi, ruhu sakatlanarak o cehennemden çıkan arkadaşlarımızın durumu ayrı. Ülkemiz gibi her katliam denemesinin gelecek kuşakları sindirmek için denendiği coğrafyalar kimi zaman izleyenleri şaşırtır. Darbeler, katliamlar şiddet ne sözü, ne sazı ne halayı ne semahı ne incelemeyi azalttı. Ne de insanların gür aydınlık bakışını köreltebildi. Bir “Aydınlık insanları yok etme denemesi yine yenildi” diyebiliriz/demeliyiz. Bu coğrafya, belki bin yılların katliamlarını yaşamaktan her gününü bir müjdeye çevirmeyi başarıyor. Bir grup genç insan bir düş kuruyor. (Düş kurmak/görmek bir gençlik kanıtıdır): &..]]> Sun, 30 Jun 2013 02:40:42 +0400 Hayal et! https://www.evrensel.net/yazi/60095/hayal-et https://www.evrensel.net/yazi/60095/hayal-et? Gezi olayları sırasında Beatles’ın Imagine (Hayal et) parçası ne çok çalındı. 1971 yılıydı John Lennon bu şarkıyı yazdığında. Oğlum Ahmet Emre 1972 doğumluydu ama ne çabuk benimsemişti bu şarkıyı. (Bu şarkı bütün zamanların en iyi şarkısıdır.) Galiba İmagine’in sözlerinin Türkçesini oğlum yüzünden öğrendim: “Cennetin olmadığını hayal et /Eğer denersen bu kolay/ Altımızda cehennem yok /Üstümüzdeyse sadece gökyüzü var / Hayal et bütün insanların /bu gün için yaşadığını.../ Hiç ülke olmadığını hayal et / Bunu yapmak zor değil/ Ne uğruna ölünecek şey var ne uğruna öldürecek bir şey/ Ve din de yok /Hayal et bütün insanların /hayatı barış içinde yaşadığını /Mülkiyetin olmadığını hayal et /Yapabilir misin merak ediyorum /Hırsa ve açgözlülüğe gerek yok /İnsanların kardeşliği/Haya..]]> Sat, 22 Jun 2013 09:19:26 +0400 Gezi Parkındaki aslan heykelleri https://www.evrensel.net/yazi/59505/gezi-parkindaki-aslan-heykelleri https://www.evrensel.net/yazi/59505/gezi-parkindaki-aslan-heykelleri? Gezi Parkı ve bu parkla ilgili tartışmalar uzun süre gündemimizde kalacak. Hiç düşündünüz mü bu park, edebiyatımıza geçti mi, geçtiyse nasıl anıldı diye? Bir zamanlar bu parkta köşklerden gelme heykeller vardı: Geyik, karaca, boğa ve aslan heykelleri. Bu heykellerden en çok aslan heykellerine şiir yazıldı sanırım. Behçet Necatigil yazdı bence ilkini: Gidecek yeri olmayan biri Aslanları görmeye parka gitti. Aslanlar taştan O bir insan Nasıl anlaşırlar? Anlaştılar. Bu şiirin adı Bayram Ziyareti’ydi. Biraz buruk, biraz alaycı bir edası vardı. Bırakılmışlığın şiiriydi belki. Bir başka aslan heykelleri şiiri Cemal Süreya’nındır. Dünyaya sevda ile bakan Cemal, aslan heykeli sözünü bir övgü haykırışı olarak kullanır: parklarda yakışıklı aslan heykelleri birdenbire önümüze çıkıyorlar buysa çok güzel bizim bu aşkımızın aslan heykeller..]]> Sat, 15 Jun 2013 12:06:41 +0400 'Biber gazı bala benziyor' https://www.evrensel.net/yazi/58925/biber-gazi-bala-benziyor https://www.evrensel.net/yazi/58925/biber-gazi-bala-benziyor? Gezi Parkı bir anda bir tarih dönemeci olacak gibi görünüyor. Türkiye’de uzun süre sonra belki ilk kez yanındakinin siyasal düşüncesini hesaba katmadan dayanışmanın tadı çıkarılıyor, inançlarından dolayı dışlanmadan ortak bir amaç için yan yana gelmenin güzelliği duyuluyor. Bunu gençlerin yapması önlerindeki ömrü daha mutlu yaşayabileceklerinin garantisi gibi geliyor bana. Şehrin ortasında küçücük bir meydanda bir yaşam alanı oluşturulurken ortak yaşamın kuralları konmuş gibi. Çok eski İstanbul mahallelerinin kuralları geçerlikte. Hani yoksul mahallelerin İstanbullu Türk, Ermeni, Rum, Kürt, Laz, Musevi işçi gençlerinin dayanışması gibi. Kırk yıl sonra kız erkek ayırmadan birbirlerini hatırlamalarının sıcaklığını ben kaç kere dinlemiştim. Mahmut Paşa’nın bugünün ünlü markalarının küç..]]> Sat, 08 Jun 2013 10:36:46 +0400 Gezi Parkı bir zamanlar https://www.evrensel.net/yazi/58392/gezi-parki-bir-zamanlar https://www.evrensel.net/yazi/58392/gezi-parki-bir-zamanlar? Gezi Parkı bir zamanlar akşamüstü dinlemek için uğradığımız bir yerdi. Bugün Belediye Sanat Galerisi’nin olduğu yerde Mutfak diye andığımız bir kulübecik vardı. Yazın bahçesinde çoluk çocuk oturur serin serin bir şeyler içerdik. Çocuklar yeşilliklerde koşuştururdu. Bazen Turgut Uyar’la Tomris’in çocuk Turgut’u, Adnan Özyalçıner ile benim Ayşe Bengi… Kışın omuz omuza bir tezgah çevresine sıralanırdık. Anmak Sayın Başbakana ayıp olacak ama keyif mekanıydı. Kafamız kıyak olmazdı pek, çünkü caddeye çıkana kadar ayılırdık. Burayı yıkmaya kalktıklarında epey dil döktük belediye reisine. Daha ferah mekanlar vadetti ama sözünü tutmadı. Benzer bir yer de Bebek’teki Nazmi’ydi: Küçük bir kulübe ve geniş bir bahçe. Geçenlerde bir yazısında Selim İleri anmıştı. Cennet Bahçesi, y..]]> Sat, 01 Jun 2013 16:54:18 +0400 Çocukları fark ediyor muyuz? https://www.evrensel.net/yazi/57814/cocuklari-fark-ediyor-muyuz https://www.evrensel.net/yazi/57814/cocuklari-fark-ediyor-muyuz? İnsan Hakları için örgütlenmelerin yeterli olmayışı bu hak ihlallerine karşı örgütlenmeleri Kadın Hakları, Çocuk Hakları, Hasta Hakları olarak çeşitlendirmiş. İnsan Hakları çerçevesi içindeki hakların, güç, egemenlik, varlık, güç gibi ögelere karşı korunamaz oluşunun sonucu bu. Sanırım bir süre sonra “yaya hakları” için de savaşım vermeye başlayacağız. Çocuk Hakları, ülkemizde ve dünyada hak ihlallerinin en yoğun olduğu konudur. Türkiye’de hükümlü olan anneleri ile kadın cezaevlerinde kalan 0–6 yaşlarındaki çocuklar için bir foto-röportaj çalışması yapılmıştı. Çekilen fotoğraflardan oluşan Umutları Ertelen Çocuklar sergisi 8-13 Mart arasında İstanbul Şişli Belediyesi Kent Kültür Merkezinde izlendi. Füsun Tırman, Serap Borucu ve Harika Kora’nın 5 cezaevinde (İstanb..]]> Sat, 25 May 2013 11:23:32 +0400 Tanık kitaplar https://www.evrensel.net/yazi/57152/tanik-kitaplar https://www.evrensel.net/yazi/57152/tanik-kitaplar? Hafıza kaybı çağımızın hastalığı. Yüzyıl içinde insanın zeka düzeyinin düştüğünü söyleyen bilim adamları, bu arazın bilgisayar tanıklığına güvenen kuşakların 10-50 yıllık geçmişi bilmemelerine bağlı olduğunu da saptamıştır. Ben en iyi tanık’ın edebiyat olduğuna inanırım. Sansürün egemen olduğu ülkelerde en rahat yazanlar kuşkusuz hapiste olanlar. Üstelik hayat boyu hapis cezası almış bir yazarın korkusu olmaz cezadan. Önemli olan edebiyata katkılarıdır. Elimde Aram Yayınlarından yayımlanmış iki roman var; ikisi de ikinci baskıya ulaşmış: Mahmut Baran’ın Meleğin Mısraları ile Mahmut Yamalak’ın Mermer Kanatlı Kuşlar’ı. Her ikisi de “Gerilla” diye adlandırılan gençlerin dünyalarını anlatıyor. Meleğin Mısraları (Mahmut Baran) gerçekçi bir aşk romanı. Evler, yiyecekler, duygular hatta çatışmalar çok canlı. Okur kendini kolayca o..]]> Sat, 18 May 2013 11:46:18 +0400 Reha İsvan'ı özlemek https://www.evrensel.net/yazi/56538/reha-isvani-ozlemek https://www.evrensel.net/yazi/56538/reha-isvani-ozlemek? Tam adı Cumhuriyet Reha’ydı. 1925 yılında İstanbul, Şehremini’de doğdu. Çocukluğu Konya, Manisa, Erzurum, Kırklareli’de geçti. Ortaöğrenimini İstanbul’da, yükseköğrenimini Ankara’da yaptı. Çalışmaya İstanbul’da tarım aletleri satan bir şirkette başladı. İstanbul Milli Eğitim Müdür Muavinliği görevini sürdürdü. 12 Eylül sürecinde, “Barış Derneği Davası”nda yargılandı, Metris Askeri Tutukevi 38 ay hapis yattı. Tam bir kadın hakları savunucusuydu. Anılarını yazdığı Ne Söylesen Bir Eksik’te erkeklerin bir kadını övdüklerinde kocasının erdemlerine de değinmeyi bir zorunluluk gibi görmeleriyle dalga geçer: Eh ne de olsa falancanın seçtiği kadın... Kendisini kadınlığı yoluyla aşağılanmaya da izin vermez/vermemişti. Ceza evinde çırılçıplak soymak istediklerinde, ‘Ben üç çocuk doğurdum’ d..]]> Sat, 11 May 2013 13:05:00 +0400 İş cinayetleri, yargıda barış ve adalet https://www.evrensel.net/yazi/54707/is-cinayetleri-yargida-baris-ve-adalet https://www.evrensel.net/yazi/54707/is-cinayetleri-yargida-baris-ve-adalet? Barış konusunda yazmak istemiyorum. Sebebi açık, bu sürecin TBMM’den geçmemesi gerekiyor gibi bir hava (ya da karar) var ya. Oysa barış yalnızca iki tarafın da silahları bırakmalarıyla gelebilecek bir olgu değil. Ateşkesin yanında mahkemelerde, cezaevlerinde halledilecek epey sorun var. Silahlar bırakılacak ya da eline silah almış olanlar bu topraklardan çıkıp gidecek. Peki, pekâlâ. Korucular meselesi de bir biçimde halledilecek. Ona da peki. Bir de örgüt üyesi olmadığı halde örgütün işine yarayacak biçimde davranmaktan ceza alanlar var. Onların durumu ne olacak? Hani şu ara sık sık gündeme gelecek bir ana var, oğluna kazakla birlikte bir fotoğrafını yollamış da, bu paket yolda ele geçmiş, kadın şimdi ev hapsinde. Buna benzer benzemez kim bilir kaç olay kaç kişi var, evine uğrayanlara su vermiş, çay vermiş, ekmek vermiş ceza almış. Üstelik hemen hepsi cezaevind..]]> Sat, 20 Apr 2013 09:49:21 +0400 Pazar 'geyikleri' https://www.evrensel.net/yazi/54129/pazar-geyikleri https://www.evrensel.net/yazi/54129/pazar-geyikleri? Pazar günlerinin gazeteleri kalabalık sayfalıdır ama ağız ağıza uçuk kaçık haberlerle doludur. Özellikle pazar günleri normal gazetelerin çıkmadığı ülkelerde. O ülkedeyseniz Türkiyeli gazeteleri de büyük garlardan alırsınız ya da İnternet’ten okursunuz. Dinlenmenin bir yanı diyebilirsiniz. (Özellikle gazete çalışanları için). Bu yaban ülkelerde tüm gazetelerin ortaklaşa çıkarıp dağıttığı bir iki beleş gazete de vardır. Okuma alışkanlığı kaybolmasın diyeymiş. Gar kapılarında bulunur. Epey reklam da barındırır söz aramızda. Oralardan hatta Atlantik ötesinden yardım çağrıları da düşer e-posta kutularına. Hele dünyada kıpırdayan yaprakların yardımınıza ihtiyacı olduğunu düşünenlerdenseniz... Öğrenci yemeklerine (ucuz diye) yer alan tavukların öğrencileri zehirleyecek ölçüde ilaçla semirtilmesinden, tecavüze uğray..]]> Sat, 13 Apr 2013 09:26:10 +0400 Suçtur çocuğunun olması https://www.evrensel.net/yazi/53559/suctur-cocugunun-olmasi https://www.evrensel.net/yazi/53559/suctur-cocugunun-olmasi? Bu topraklarda doğmuş bir söylence vardır. Bir delikanlı aşık olmuş kızın birine. Kız delikanlının sevgisini bin çeşit sınavla denemiş, kanmamış. Sonunda anasının kalbiyle ciğerlerini istemiş. Delikanlı gitmiş, anasını öldürüp almış yüreğiyle ciğerleri. Koşa koşa giderken sevdiceğine, ayağı takılıp düşüvermiş. O sıra anasının yüreği seslenmiş: “Oğlum canın acıdı mı?” Bunca sevgi normal değil elbet, suç olmalı. Gülten Akın, 1980 sonrası, oğlu Murat Mamak’tayken ziyaretçi analara söylenen aşağılamaları, sövgüleri, 92. Gün’de sıralar. Kendisine sövenin oğlu yaşında olması, kendi gibi bir yoksulun oğlu olması sövülenin canını daha çok yakar. Gülten, bunu hatırlatacak yanıtlar verir o delikanlılara. “Ya oğlum, ne güzel bildin, dediğin işi yaptık anacığınla, yokluktan, yoksulluktan.” Edip Cansever’in dizeleri suçlayan bir parm..]]> Sat, 06 Apr 2013 11:42:24 +0400 Dilekçemdir https://www.evrensel.net/yazi/52942/dilekcemdir https://www.evrensel.net/yazi/52942/dilekcemdir? Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Sayın Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Sayın TBMM Üyeleri, Ben 1943 Eskişehir doğumlu , iki çocuk anası bir torun ninesi yazarım. Yazar adım Sennur Sezer. Yasal adım Sennur Fatma Çelik. Sizlerden Batman M Tipi Cezaevindeki Elfo Ürper’in kalan cezasının affını ya da güvenlik güçlerinin kontrol edebileceği bir sağlık kurumunda tamamlamasını diliyorum. Elfo Ürper, 79 yıl önce Şırnak’ta doğdu. 2005’te oğluyla birlikte Şırnak sınırına yakın bir yerde yakalandı. İddianameye göre, üzerlerinde patlayıcı madde bulundu. Hem oğlu hem de kendi Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 174/2. maddesi uyarınca “Örgüt adına patlayıcı madde sevki” suçlamasıyla ve TCK 314/2. maddesindeki “PKK örgütü üyeliğinden” ceza aldı. Elfo Ürper’in avukatı Nuri Mehmetoğlu, Bianet’e yaptığı açıklamada, toplam 18 yıl 9 ay..]]> Sat, 30 Mar 2013 11:01:59 +0400 Kızlar önce https://www.evrensel.net/yazi/52356/kizlar-once https://www.evrensel.net/yazi/52356/kizlar-once? Şu aralar çok heyecanlıyım. Yıllardır neredeyse afişleşen bir yargı gümbür gümbür yıkıldı yıkılacak. Yargı kadınlar ve şiirle ilgili. Neymiş? Kadınların şiire yetenekleri yokmuş, yazsalar bile yarı yerde bırakırlarmış. Ortadoğu’nun yaşam koşulları kadınlar için şiire elvermiyormuş. Üstelik yalnız şiire değil, müzikte besteciliğe, heykele falan.... da. “Hani sizin Shakespeare’niz?” bitti. Sıra “Hani sizin Rodin’iniz? Hani sizin Micael Ange”nize geldi. (Papalık yapan, ama illegal olarak yapan bir kadın vardır. O yüzden papa adaylarına cinsiyet kontrolü yapılır. Kadınların inadını görmezden gelmenin yararı yok.) 21 martta yani Dünya Şiir Gününde geçenlerde bir özel okuldaydık. Adını anayım nasılsa reklam olmaz: Özel Arel Anadolu ve Fen Lisesi. On yıldır her yıl bir şiir yazma yarışması yapıyorlar. İstanbul Liseleri arasında. Bu yıl yapılan yarışma “Ne..]]> Sat, 23 Mar 2013 11:05:38 +0400 Hekim yazarlar https://www.evrensel.net/yazi/51727/hekim-yazarlar https://www.evrensel.net/yazi/51727/hekim-yazarlar? Ben gazetemizin yazarı Zeki Gül’ün anlatım akıcılığına hayranım. Gençlik dönemimizde üniversitelilerin güzel sanatların hemen her koluyla ilgilenmesi olağandı. Mesela genç denecek yaşta yitirdiğimiz Prof. Üstün Korugan aktörlüğü ciddiye alanlardandı. Oğuz Aral’ın mim grubuyla Türkiye turnesine çıkmıştı. Çanakkale’de gençlik tiyatrosu kurulmasına öncülük edenlerdendi. (Elinde bu tiyatroyla ilgili bilgi ve malzeme olanlar bir kopyasını bana yollayabilir mi, yitmesin..) Hekim yazarların en ünlüsüdür Anton Çehov. 29 Ocak 1860 ’da, Taganrog’da (Rusya) doğdu, 15 Temmuz 1904, Badenweiler ’da (Almanya) öldü. Babası bakkalmış, ona sık sık yardım eder, eğitimini aksatırmış. Ailesi ‘ya göçtüğünde, ağabeyi ile birlikte Tagangrog’da kalarak liseye devam etti. Üç yıl, kendi haya..]]> Sat, 16 Mar 2013 11:38:34 +0400 Dünya Emekçi Kadınlar Günü https://www.evrensel.net/yazi/51090/dunya-emekci-kadinlar-gunu https://www.evrensel.net/yazi/51090/dunya-emekci-kadinlar-gunu? Eğer o “bir grup kadın” devletten alacağı 20-30 para için 3 Ocak 1867’de İstanbul’da maliyenin önünde patırdı edip, güvenlik güçlerince hırpalanmasalardı, tarih değişir miydi? Hiç sanmıyorum. Kadın işçiler için bu soruyu değişik biçimde de sorabiliriz. 18. yüzyılda Bursa’daki dokumacı kadınlar ve dokumacıların eşleri geçim zorluğu yüzünden ayaklanmasalar, Sırmakeş Hanı’nı basmasalardı tarih değişir miydi?.. Bu ayaklanma için Bursalı Kul Halil tarafından bir destan da yazılmıştır: “Yine toplandılar uzun saçlılar,/ Arkası feraceli, koynu taşlılar, /Yüzleri yaşmaklı yaprak başlılar, /Vurun aslanlarım erlik sizdedir.//Nisa taifesi bayrağı açtı/Gümrük ağaları görünce kaçtı/Nice çuhadarlar duvardan aştı/Vurun aslanlarım soyluk sizdedir//Kimi elde salak, omuzda sopa/Yardımcınız olsun Yaradan Huda/Sırmakeş Han..]]> Sat, 09 Mar 2013 12:10:44 +0400 Gönüllü aranıyor! https://www.evrensel.net/yazi/50436/gonullu-araniyor https://www.evrensel.net/yazi/50436/gonullu-araniyor? “Yurdum insanı” tanımı, yarı şakacı bir tonla kendi kendimizi eleştirir, inançlarımızın bazen kendimize güvenimizin, bazen güvensizliğimizin altını çizer. Bu tür şakalar çoğunlukla beni güldürmez içimi sızlatır. Ancak 12 Eylül 1980’den beri halkın (Aydını ve okuma olanağı bulamamışıyla) bir örgütlenme geleneği edindiğini gördükçe seviniyorum. (Ben seviniyorum, ortam yeni örgütlenme gerekçeleri üretiyor, o da bir gerçek). Bugünlerde toplumun her kesiminden, her yaştan, her cinsiyetten ve meslek dalından insan bir araya geldi, YAMAÇ’ı (Yargı Mağdurları İçin Adalet Çağırıcıları <[email protected] /* */ > ) oluşturdu. Bu düzenlemenin gerekçeleri özetle şöyle: “Tuhaf, akıl almaz ve hukukun dışına taşan yargılamalarla dolu bir dönemden geçiyoruz. Burada söz konusu olan sadece siy..]]> Sat, 02 Mar 2013 13:26:48 +0400 Ege'den Suruç'a çocuklar https://www.evrensel.net/yazi/49741/egeden-suruca-cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/49741/egeden-suruca-cocuklar? Annem yok. Var ama yok. Eve gelmedi çünkü. Bekliyoruz, yine gelmiyor. Uyudum, uyandım, annem yine yok. Gözlerimi kapatıyorum, yüze kadar sayıyorum. Yüze kadar sayınca annem gelecek diyorum. Gözlerimi açıp bakıyorum; annem yine yok!” Bu sözler Metin’in. Metin 5 yaşında. Ege’nin bir şehrinde yaşıyor. Öğretmenlikten atılmış annesi babası bir fabrikada çalışıyor. Gündüz Metin’e bakıcı bakıyor. 12 Eylül 1980’in ilk günleridir. Akşam evleri basılır, işten gelen annesi gözaltına alınır. Vardiyası gece olan babası kaçar. Polis babasını aramaya başlar. Bütün afişlerde resmi vardır. Sokakta arkadaşları, “pis komünist, babanı asacaklar” diye onu aralarına almak istemezler. Bir süre bakıcısı onunla kalır. Sonunda Metini eve gelen polislere bırakır. Metin’in evde ve şehirde bakacak kimsesi olmadığından annesinin yanına hapishaneye göt..]]> Sat, 23 Feb 2013 10:34:34 +0400 Bütün tersanelerine girilmiş, bütün garları kapatılmış... https://www.evrensel.net/yazi/49205/butun-tersanelerine-girilmis-butun-garlari-kapatilmis https://www.evrensel.net/yazi/49205/butun-tersanelerine-girilmis-butun-garlari-kapatilmis? Sirkeci Garı’nda bir TCDD Müzesi vardır. Demir ağlarla ana yurdu dört yandan örüldüğü günlerden kalan basında yayınlanmış, ele geçen ne varsa bir güzel düzenlenmiş, istiflenmiş, misafir bekler. Çağırdılar, gittim. Sirkeci Garı’nın kapanış hazırlıkları yüzünden bir belgesel hazırlanıyormuş... Sirkeci’nin şehirle ilişkileri açısından önemini dilimin döndüğünce anlatmaya çalışırken düşlerimi de söyledim: Kocaman bir demir yolu müzesi. Çocukların trencilik oynayacakları bir alan. Film koleksiyonları, sinema salonları, ellerinde bir yanı kırmızı bir yanı yeşil fenerler, başlarında kırmızılı lacivertli kasketler, cıvıl cıvıl çocuklar, binbir çeşit tiren... Sevgililerin, dostların oturacakları gar lokantası zaten duruyor... Ama bir eski vagon restoranda çay salonu fena mı olur?... Kızarmış ekmekli demir yolu kahvaltısı. Simit peyn..]]> Sat, 16 Feb 2013 11:17:16 +0400 'Versem uçacak, vermesem kaçacak...' https://www.evrensel.net/yazi/48587/versem-ucacak-vermesem-kacacak https://www.evrensel.net/yazi/48587/versem-ucacak-vermesem-kacacak? Önce başlığı açıklayayım, bir zamanlar Eskişehir’in yerlisi sayılan Manavlar, kızlarını havacılar (subaylar, astsubaylar, teknisyenler) istediğinde çaresizliklerini şöyle anlatırlardı: “Versem uççak (damat) vermesem gaççak (kız) nedem gari?” Bir ayağı havada damat pek istenecek şey değildi, pırpırlar çakılıp duruyordu o sıra. Kaçan kız meselesi cinayetle sonuçlanmasa da türkü olur dile düşer. ‘Nedem gari’ sonunda ‘verelim bari’ye bağlanır ama oğlanın uçması engellenemez elbet. Eskişehir’in öteki kalabalık halkı Tatarlar düğünlerini kadın-erkek diye ayırmanın yanı sıra evli-bekar diye de sınıflandırırlardı. Delikanlıların eğlence gecesini Kart Ağası denen bir ağabey yönetirdi. Hani Yiğitbaşı denir başka halklarda. Delikanlılar birbirleriyle yarışır kimi yarışmalar içkiyle ilgili olur. İddialı içiciler kendilerin..]]> Sat, 09 Feb 2013 09:35:12 +0400 Bir resim, bir basın toplantısı ve genel durum https://www.evrensel.net/yazi/47990/bir-resim-bir-basin-toplantisi-ve-genel-durum https://www.evrensel.net/yazi/47990/bir-resim-bir-basin-toplantisi-ve-genel-durum? Zafer Gençaydın adlı bir ressam vardır. Resimlerini seyrettikçe bazen bir çaresizlik kaplar içimi, bazen de bir umut. Kuşkusuz bu savrulma benim ruh durumumla ilgili. Masmavi bir alandır bazen bize gösterdiği. Bir ucunda turuncu kahverengi arası bir çizgicik vardır bu uçsuz mavilikte. Daha önde bir kırmızı dörtgen. Mavide de yer yer açıklı koyulu lekeler var. Bu düzenleme beni neden bu kadar etkiliyor bilemiyorum. Mustafa Okan onun resimlerini şöyle yorumluyor: “Zafer Gençaydın, insanın gerçeklik karşısındaki çaresizliğini, bir sorunun sorumluluğunu üstlenircesine sahiplenir. Bu nedenle, anlatılamayacak olanı, izleyicinin enine boyuna düşünmesini isteyen resimler yapar. Anlatılamayacak olandan kasıt, gerçekliğin bilinemeyecek yanları olduğunu ileri sürmek değildir. Çünkü sanatın sınırları ile olanakları arasındaki gerilimli ilişki, hem sanat ..]]> Sat, 02 Feb 2013 08:28:08 +0400 Gerçek sayılar düşünülünce https://www.evrensel.net/yazi/47422/gercek-sayilar-dusunulunce https://www.evrensel.net/yazi/47422/gercek-sayilar-dusunulunce? Bertold Brecht’in bir önerisi vardır, “Gidin bir markette sepetinizi ihtiyacınız olan maddelerle tıkabasa doldurun. Kasaya gidin sepete doldurduklarınızın parası istendiğinde cebinizdeki paraları çıkartarak bu kadar paranız olmadığını yüksek sesle söyleyin. İhtiyacınız olan maddeleri alamadığınızı, gelirinizin buna yetmediğini herkese duyurun.” Der. Biz böyle önerilere pek açık değiliz. Hep “Ayağını yorganımıza göre uzatmak” önerildiğinden mendillerin de yorgan olabileceği söylenir oldu. Mendilleri yorgan saydırma zorlamaları yetmeyince yorgansız kalın da görün, yaşama geçti. “Ekonomik daralma” işten atmanın genel gerekçesi. Bana kalırsa bunun altında da genç işçiye devletin ödeyeceği sigorta ve vergi özendirmesinin payı var. İstanbul Milletvekili Levent Tüzel’in TBMM kürsülerine taşıdığı işten atılmaların kaç kiş..]]> Sat, 26 Jan 2013 14:26:45 +0400 Aile ve şiddet https://www.evrensel.net/yazi/46801/aile-ve-siddet https://www.evrensel.net/yazi/46801/aile-ve-siddet? Geçtiğimiz aylarda İstanbul’da, iki gün süren, uluslararası bir konferans düzenlendi: Aile ve Şiddet. Brezilya, Japonya, Arnavutluk, Polonya, Moldova, İtalya, Namibya, Avustralya bilim adamları/kadınlarıyla bu konferansa katıldılar. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfının Kadın Platformuyla birlikte düzenlediği bu konferansın sonrasında 26 akademisyenin bildirisinin yer aldığı 559 sayfalık bir kitap yayımlandı. Kitabın kapağına göre bu yapılan konferans bu konudaki ikinci konferansmış. Türkiye’den verilen bildiriler oldukça ilginç. Ama benim dikkatimi birisi kadın dört öğretim üyesinin verdiği İslami bildiriler çekti. Peygamberle Başlayan Bir Zihniyet Dönüşümü ile Aileyi Şiddetten Arındırmak (Doç. Dr. Huriye Martı), Kadına Karşı Muamelede Nebevi Tavır (Prof.Dr. İ. Hakkı Ünal), Kadına Yönelik Şiddete Kuran’ın Bakışı (Prof. Dr. Mehmet Okuyan), Kadın ve Aile Özeli..]]> Sat, 19 Jan 2013 14:06:59 +0400 Ağır gündem https://www.evrensel.net/yazi/46210/agir-gundem https://www.evrensel.net/yazi/46210/agir-gundem? Gündem her zaman yüklü. Sanat, edebiyat bakımından söylenecek söz, yapılacak iş az değil, bir yandan çocukların, gençliğe yeni adım atanların rahat okuyabilecekleri kitapların çeşit çeşit bahaneyle yasaklanışı var. Yasaklanmasa bile bu tür dedikodular işe yarar, kitap itibarını yitirir. Zaten yetkililer edebiyat ve sanatı terörün arka bahçesi biçiminde görüyorlar. Edebiyatın gereksiz görülüşü bizde müzmin hastalık da, örnek olduğumuz ülkeler de var. Mesela İsveç. İsveç’in 18 Aralık 1884’ten beri yayımlanan günlük gazetesi Svenska Dagbladet, “lifestyle” sayfalara daha fazla yer verebilmek için edebiyat bölümünü kırpma kararı aldı. Gazete yönetimi bu karara neden olarak, “gazetenin daha geniş bir kitleye ulaşma isteğini” öne sürdü. Demek ki gazetelerin okur..]]> Sat, 12 Jan 2013 12:19:07 +0400 Işığın şarkısını aramak https://www.evrensel.net/yazi/45590/isigin-sarkisini-aramak https://www.evrensel.net/yazi/45590/isigin-sarkisini-aramak? İsa Çelik adını bilirsiniz. 55 yıldır fotoğraf sergiliyor. Kaç yıldır fotoğraf çekiyor doğrusu bilmiyorum. İlk sergisi Yapı Endüstri binasındaydı. Portre ağırlıklı bir sergiydi. Kemal Özer’le beraber gezdik diye hatırlıyorum sergiyi. “İnsan Yüzünün Tarihinden Bir Nokta” diye hatırlıyorum Kemal Özer’in yazısını. Sonra bu fotoğrafların altlarına şiirler de yazdı galiba. Yeni sergisi Schneidertempel Sanat Merkezi’nde. Bu mekanın öyküsü de ilginç: XIX. yüzyılda İstanbul’daki Aşkenazların (Alman Musevilerinin) çoğu terzilik yapıyordu. Aşkenaz Terziler Birliği Terziler Sinagogu’nu (Schneidertempel) 8 Eylül 1894 tarihinde hizmete açtı. Bu ibadethane cemaati azalınca sanat merkezi olarak düzenlendi. İsa Çelik’in fotoğrafları 3 Ocakta sergilenmeye başlanmış. 31 Ocak akşamına kadar görülebilir. İsa Çelik, fotoğraf dışınd..]]> Sat, 05 Jan 2013 11:44:11 +0400 Ölülerimizi ziyaret için'... https://www.evrensel.net/yazi/44942/olulerimizi-ziyaret-icin https://www.evrensel.net/yazi/44942/olulerimizi-ziyaret-icin? Gazete okumaya başladığımda artık konuşma olanağım olmayan dostların seslerini duyar gibi oluyorum. Sivas’ta yitirdiğimiz arkadaşlarımız için Zincirlikuyu mezarlığının kapısından girip hemen orada toplanmıştık. Konuşmalar yapıldı. Asım Bezirci’nin mezarını ziyaret ettik. Aramızdaki kimi arkadaşlarımıza soruşturma açılmış. Adnan Özyalçıner ile, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Kılıçarslan birlikte gittiler savcılığa. (Ben de yanlarındaydım, kendimi ihbar edeceğim güya) Mehmet Kılıçarslan savcıdan önce sordu: “Ölülerimizi ziyaret için izin mi alacağız?” Bu soru sabah akşam çınlıyor kulaklarımda. İbrahim Kaypakkaya’nın anası Şükran Hanım, Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyündeki mezarlığa gitmiş de, (18 Mayıs’ta) oğluna ağıtlar yakmış. Bu yüzden savcının şu sorularına yanıt vermek zorunda kalmış: “Anmada pankart taşıdını..]]> Sat, 29 Dec 2012 10:19:05 +0400 Araya, araya... https://www.evrensel.net/yazi/44376/araya-araya https://www.evrensel.net/yazi/44376/araya-araya? Bir zamanlar bir tulumbacı evlendiğinde omuzdaşları (yani tulumbasındaki arkadaşları) damat hamamında ona şöyle laf atarlarmış: “Araya araya buldum belayı,/ Gel sen de gör bu edayı ” Tam bu durumdayım. Okul kitaplarından Yunus Emre’nin ilahisindeki bir dörtlü çıkartılınca, bu bölümün Ebusuud’un fetvasına denk geldiğini gördüm. Gerçi Hazret “ehl-i sünnet inancına ve Hanefi fıkhına dayalı bir devlet ve toplum düzeni” oluşturma adına tasavvuf denilen felsefeyi reddedip, “Melâmi Bayrami tarikatından şeyh Hüsameddin Ankaravî’nin halifesi Bosnalı şeyh Hamza Bali’nin ve Halvetiye tarikatının Gülşeni kolundan şeyh Karamani’nin öldürülmeleri” yolunda fetva vermiştir. Ne çare Yunus Emre sağ olmadığından (tek bir şair Yunus da olmadığından ) Ebussuud Efendi onun değilse de onun belli dörtlüğüyle zikreden..]]> Sat, 22 Dec 2012 11:21:34 +0400 Dizi dizi inciyim, sansürde birinciyim https://www.evrensel.net/yazi/43744/dizi-dizi-inciyim-sansurde-birinciyim https://www.evrensel.net/yazi/43744/dizi-dizi-inciyim-sansurde-birinciyim? Bir konunun gündeme gelmesini istiyorsanız dizilerden birinde söz ettireceksiniz. Mesela, işten atılmış, ücretleri patronda kalmış tekstil işçileri ne yapsalar gündeme gelemiyorlar mı, ya öykülerini dizi yapacaksın, ya bir diziye onların öykülerini sıkıştıracaksın. Bu işçilerin patronu olan hatunun nasıl merdiven altından meslek odasına çıkabildiğinin öyküsü de diziye uygundur. Dizi olunca nasılsa “bu benim hayatımdır” diye ortaya fırlarlar, öcünü alırsın (Paranızı alacağınızın garantisi yok). Ancak yapılacak dizilerin birinin ayağına basması da şart. Ya ecdattan söz edecek, ya politikadan. Televizyonda Ağır Roman-Yeni Hayat dizisi başlarken herkes çok heyecanlıydı. Romanın kahramanlarından biri, Gli Gli Salih, büyük olasılıkla romanın yazarıydı: Metin Kaçan. Öteki de yazarın ağabeyi karikatürist Hasan Kaçan. İlk romanını yayınlayan Metin..]]> Sat, 15 Dec 2012 10:49:35 +0400 Küllerinden doğan Ankara Sanat Tiyatrosu https://www.evrensel.net/yazi/43114/kullerinden-dogan-ankara-sanat-tiyatrosu https://www.evrensel.net/yazi/43114/kullerinden-dogan-ankara-sanat-tiyatrosu? 1964 yılı ilk kitabım Gecekondu’nun yayınlandığı yıldı. 1965’se 1958-59’den sonra en çok oyun seyredebildiğim yıllardan biri. Mesela Sermet Çağan’ın Ayak Bacak Fabrikasını seyretmek için Ankara Sanat Tiyatrosu’na (AST) gidiyorum, günübirlik Ankara’ya. Taşkızak’tan Varlık Yayınlarına yeni transfer etmişim. Cumartesi akşamı Harem’den Gazanfer Bilge’nin Ankara Otobüsüne biniyorsun, alt tarafı 15 lira. Sabah Ankara’dasın. Rüzgârlı sokakta biraz gazete atmosferi koklayıp, Piknik’te kahvaltı ettikten sonra doğru TİP genel merkezi. Gösteri saatinden önce AST’nin kapısına gittin mi, ilk gençliğine dönüyorsun, Gençlik Tiyatrosu’nun, Yenikapı’daki Kemal Bey’in kahvesinin kadrosu büyük bölümü orada: Tunca Yönder, Ayberk Çölok, Ayton Sert, Savaş Dinçel, Rana Cabbar... Onlar y..]]> Sun, 09 Dec 2012 07:37:32 +0400 Tarih nedir? Ne işe yarar? https://www.evrensel.net/yazi/42432/tarih-nedir-ne-ise-yarar https://www.evrensel.net/yazi/42432/tarih-nedir-ne-ise-yarar? Çocukken, hemen her tarih dersinden sonra bizim ülkemiz dışındaki çocuklara acırdım, “Zavallılar, bizim tarihimizi okumak zorunda kalıyor, kahraman padişahımıza, paşalarımıza imreniyorlar” diye. Onların ülkelerinin tarihi, kahramanları, kahramanlıkları yok sanırdım. Olsa öğrenmez miydik? İlkokul, ortaokul neyse ne de bu yanlış eğitim yaşamımız boyu sürüyor. Şimdi kime sorsak “üç kıtaya hükmeden Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomisinin temeli neydi?” diye, büyük çoğunluk rahatlıkla “savaşlar, ganimetler (çapul)” gibi yanıtlar verebilir. Oysa savaşın bir de bedeli vardır. Ordunun yiyeceği, barınması... Kısacası savaşlar sivil halkı doyurmaz. Hiçbir halk savaşla doymaz. (Bir İstanbul sözü vardır: Dökülen su kabını doldurmaz.”) Bunu söylerken savaşla ya da seferle yeni sömürgeler edinen gerçek emperyal ülkeleri ..]]> Sat, 01 Dec 2012 10:20:09 +0400 Bir polisiye: Tango İstanbul https://www.evrensel.net/yazi/41763/bir-polisiye-tango-istanbul https://www.evrensel.net/yazi/41763/bir-polisiye-tango-istanbul? Çocuk emeği sömürüsünün sürüşü, sendikal hakların fiili engellemelerle karşı karşıya kalışı, iş sağlığı ve güvenliği yasasının iş kazası denilen iş cinayetlerini engelleyemeyişi, işsizlik sigortası fonu neye yarıyor sorusuna yanıt veremeyişimiz... Vergi gelirlerinin dolaylı vergi ağırlıklı oluşunun yarattığı sosyal adaletsizlik... Gündemimiz bunlar bence. Açlık grevlerine değinmiyorum, atılmışa benzer bir adım var. Gürültü etmeyelim. Bir diğer can yakıcı sorun: Milyonlarca işçinin, milyonlarca çalışanın en temel sorunu olan asgari ücretin belirlenmesi. Var olan asgari ücretin, açlık sınırı altında olduğunu herkes biliyor, 2013 bütçesindeki artış oranının da (yüzde 3) bir iyileşme sağlamayacağı açık. Taşeron işçilerinin sorunlarını ve verimlilik adına az işçiyi çok çalıştırmaya dayalı uygulamayı da katarsak köşe yazarları..]]> Sat, 24 Nov 2012 12:44:27 +0400 Mezar taşlarına adları yazılmayanlar https://www.evrensel.net/yazi/41128/mezar-taslarina-adlari-yazilmayanlar https://www.evrensel.net/yazi/41128/mezar-taslarina-adlari-yazilmayanlar? Ölüp gidenleri kimi zaman bir mezar taşı hatırlatıyor yalnızca. Ölenin yaşamını özetliyor, bazılarında açıkça “Ben senin gibiydim, sen de benim gibi olacaksın” diyor. Bilirsiniz özellikle İstanbul’da mezarlıklarla evler neredeyse kucak kucağadır. Eyüp’te, Piyer Loti Kahvesi’nin oralarda Karyağdı derlerdi bir bayır vardı. Elli- elli beş yıl kadar önce. Bir yerden sonra başlayan mezarlığa Cellât Mezarlığı denirdi. Bugün yapılaşma yüzünden yandaki mezarlıklarla karışmış bu cellât mezarları, bence zamanında bir dışlama örneğiydi. Sağlıklarında saltanatın hemen yanı başında yer alan cellâtlar ölünce gözden uzak sapa bir yere sürgün edilmişler. Bildiğiniz gibi cellât, dayak ve ölüm cezalarının infazını gerçekleştiren kişinin unvanıdır. İşkence de cellâtların görevidir. Gövdeye yapılan cezalandırmaları insanlık dı..]]> Sat, 17 Nov 2012 10:34:07 +0400 'İleri Ortaklık Sözleşmesi' sömürge anlaşmasıdır https://www.evrensel.net/yazi/40465/ileri-ortaklik-sozlesmesi-somurge-anlasmasidir https://www.evrensel.net/yazi/40465/ileri-ortaklik-sozlesmesi-somurge-anlasmasidir? Avrupa Birliği’nin dışişlerinden sorumlu olan masası tarafından yapılan kısa ve yarı gizli açıklamada Tunus’un Avrupa birliği ile “ileri ortaklık” mertebesine ulaştığı ifade edildi. 19 kasım 2012’de yapılacak oturumun ardından, Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle tarafından bu genişlemenin ve Avrupa Komşuluk Politikasının ilan edeceği belirtiliyor. Açıklama, geçici hükümetin Tunus’un istibdat döneminden bu yana ekonomik ve finansal olarak bu dosyayla ilgili kişiler tarafından tam gizlilik içinde sürdürülen çalışmalarının neticesinde geldi. Bu anlaşma, 1995 yılında istibdat döneminde yapılan “ortaklık antlaşmasının” yerine geldi. Bu anlaşma Tunus’un kumaş endüstrisini parçaladı. Fiyatları yerel mafyaya ve yabancı sermayeye teslim etti. Gümrük gelirlerini kuruttu. Tunus toplumu üzerinde ciddi sosyal..]]> Sun, 11 Nov 2012 04:31:03 +0400 Sevdiklerimiz için https://www.evrensel.net/yazi/40450/sevdiklerimiz-icin https://www.evrensel.net/yazi/40450/sevdiklerimiz-icin? Bugün, Halkların Demokratik Kongresi’nin Genel Kurulu’nun ikinci günü. “Hemen barış, herkese iş ve özgürlük!” sloganıyla Genel Kurul’a giden Halkların Demokratik Kongresi’ni tanıyorsunuz. Emekçilerin, ezilen ve sömürülenlerin, devrimcilerin, kadınlarla Kürtlerin güç birliği olan Kongre’nin Türkiye’nin dört bir yanında, eşitlik ve özgürlük için; emeğin hakkı ve adalet için; barış ve demokrasi için mücadele edenlerle ve Halkların Demokratik Partisi’yle (HDP) birlikte yerel seçimlere hazırlanma işaretini vermesi bekleniyor. Genel Kurul da, halklarımızın mücadelesini daha da büyütmeyi hedefliyor. Doğruyu söylemek gerekirse Türkiye’de bir sürü sorun çözümsüzlük aşamasında. Açlık grevleri günlerin değil dakikaların bile önem kaza..]]> Sat, 10 Nov 2012 10:04:43 +0400 Onur ve yaşamak https://www.evrensel.net/yazi/39812/onur-ve-yasamak https://www.evrensel.net/yazi/39812/onur-ve-yasamak? 12 Eylül askeri darbesi cezaevine konulan yüz binlerce kişi için de dışarıda kalanlar için de işkenceydi. Kendi oğlu da idamı istenen bir tutuklu olan şair Gülten Akın’ın 42 Gün adlı kitabında Mamak Cezaevi’nde süren açlık grevini anlatılır. Kitaptaki kısa öyküler, darbe sonrasında cezaevinin en kötü günlerinde içeridekilerin hali kadar dışarıda kalmayı da yansıtır. Şair Mamak cezaevinde insanca koşullar istedikleri için son çare açlık grevine giden tutuklulardan biri arasında olan oğluna şöyle seslenir: “Ölme oğlum, ölme emi oğlum!”... Gülten Akın, hapishaneleri:“Tanıyorum sesini demirin/Açılan sürgünün itilen kapının/ Eldeki omuzdakinin/Aman dinlemez sesini” dizeleriyle anlatır. “Kırk iki uzun gün. İnsan onurunun kavgasının en ağır koşullarda verildiği kırk iki gün” sürdü bu di..]]> Sat, 03 Nov 2012 12:20:14 +0400 Kayıp çocuklar https://www.evrensel.net/yazi/39246/kayip-cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/39246/kayip-cocuklar? Nerede okudum hatırlamıyorum, İstanbul’da hemen her gün bir çocuk kayboluyormuş. Çocuklarınızdan birinin başına böyle bir şey geldiğinde yapılacak şeyleri sıralamışlar: “Çocuğunuzun yeni bir fotoğrafını bulundurun; kaybolduğunda üstünde bulunan giysileri iyi tanımlayın. Tarağından alacağınız saçları bir zarfa koyarak (DNA testleri için) polise verin.” Yazının burası bir dönemeçtir. Ya çocukların evden kaçma sebepleriyle ilgili bir şeyler yazmaya başlayacağım, ya bir metropolde çocukların kaçırılma nedenlerini. Birincisi psikologların artık pek dokunmadıkları bir konu. Çocuklarını anlamayan, kötü davranan anababalardan başlayıp ergenliğe uzanan yolda adam yerine konma isteğinin ağır basması yüzünden çevrelerinden uzaklaşmak isteyen çocuklara ulaşabiliriz. Adam yerine konmak ergenler için de yetişkinler için de yaşamsal b..]]> Sat, 27 Oct 2012 15:02:54 +0400 Sanat ve farkındalık https://www.evrensel.net/yazi/38693/sanat-ve-farkindalik https://www.evrensel.net/yazi/38693/sanat-ve-farkindalik? Yaz gelince Ege’nin kasabalarının kıpırtıları artar, kültür sanat festivalleri başlar. Bu yılın son festivallerinden biri Söke’de. (Söke denince benim aklıma Kocagözler geliyor: Samim Kocagöz, Halil Kocagöz, Ferzan Gürel. Bir de Orhan Çubukçu. ) Bu yıl dokuzuncusu yapılan Söke Sanat Edebiyat Ve Kitap Günleri.17 Ekimde başlayıp 19 Ekimde Ülkü Tamer’den Refik Durbaş’a, Yusuf Alper’den Orhan Alkaya’ya şairleri dinledi izleyiciler. Adnan Özyalçıner, Doğan Hızlan edebiyat değerlendirmeleri yaptı. Orhan Çubukçu anıldı. Beşparmak dergisi de, yazarları, şairleriyle (Talat Avcı, Bekir Yurdakul) oradaydı. Haluk Çetin’in müziğini, şairlerin şiirlerini dinledik. Keşke sizler de orada olsaydınız.. Bu toplantının asıl genel teması önemliydi bence: Sanat ve Farkındalık. Gerçi uzun bir süredir yazar milletine yüklenen sorumlulu..]]> Sat, 20 Oct 2012 12:55:25 +0400 Yaşar Kemal ile düşsel konuşma https://www.evrensel.net/yazi/38125/yasar-kemal-ile-dussel-konusma https://www.evrensel.net/yazi/38125/yasar-kemal-ile-dussel-konusma? Ben Yaşar Kemal’i çok severim. Bunu, biri bu yazıyı ona okur diye yazmıyorum. Türkiye İşçi Partisi’nin üyesi olmamda Sayın Aybar ile onun payı ve imzası var. Basınköy’deki evinde Thilda’nın bulgur pilavının üstüne o ağaçlıkta köyünü, bir yazıyı nasıl planladığını yürüye yürüye anlatması daha aklımda. Kızımın eli elinde, oğlum omuzlarında Basınköy plajında dolaşışları da. 12 Eylül’de Selimiye’de savcı kapısında bekleyişlerimiz de. Yaşar Kemal anlatırken teyp açmak aklımın kenarından geçmez. Geçenlerde telefonda askerliğiyle ilgili bir öykü anlatıyordu. Komutanı onu onbaşı vekili mi atamış, çavuş yaveri mi... böyle bir şey. Onu bile not etmedim. Kendi yazmayınca neye yarar? Nicedir beklediğimiz “Bir Ada Hikâyesi”nin dördüncüsü yayınlansın da dedim kendimce. Yaşar Kemal ile enine boy..]]> Sat, 13 Oct 2012 10:09:45 +0400 Radyo günleri https://www.evrensel.net/yazi/37695/radyo-gunleri https://www.evrensel.net/yazi/37695/radyo-gunleri? Bir zamanlar herkes radyo dinlerdi. Eskişehir’de yaşadım ben çocukluğumun ilk 7 yılını. Bizim evde de radyo dinlenirdi. Benim ilk gördüğüm radyo bir koca makara parlak teldi. Annem bu telleri karıştırıyor, tarıyor ara sıra bir yerini işaretliyordu. “Bir istasyonumuz daha oldu” diyordu babam geldiğinde. “Kahireyi buldum.” Bazan da Viyanayı buluyor olmalı ki, baygın bir valsi dinliyordu, gece yarısı. Babaannem bize uğradığında, “Kuzum gelin” diyordu, “Bizim radyo diye bir istasyon var, onu ara vaktin olunca.” Ben bizim tel makarasını herkesin radyosundan daha gelişkin bir model sanıyordum. Babam elektrik elektronik okumuş da, radyomuzu kendi yapmış. Sonra bizim gelişkin radyoya eski bir radyonun kutusunu getirdi dayım. Konsolun üzerinde herkesinkine benzer bir radyo yer aldı böylece. İstanbul Radyosunun bir zamanlar Büyük Postanede “Alo Alo burası İstanbul Radyo postaları” benzeri..]]> Sat, 06 Oct 2012 11:43:03 +0400 Unutkanlık iyidir!... https://www.evrensel.net/yazi/37209/unutkanlik-iyidir https://www.evrensel.net/yazi/37209/unutkanlik-iyidir? Unutkanlık denince Kasımpaşalı bir berberi hatırlarım: Berber Mustafa Efendi’yi. Herhalde en az bir yüzyıl önce yaşamış. Camii Kebir civarında, bir köşesinde berberlik yaptığı bir kahvehanesi varmış. Berber Mustafa Efendi dalgınlığı ile ünlüymüş. Bir defasında bir müşterisinin yüzünü sabunlamış. Sonra kahveden çıkıp gitmiş. Berber koltuğunda unutulan müşterisi Mustafa Efendi’nin Beyazıt’taki Uzun Çarşı’ya yasemin ağızlık almaya gittiğini ertesi gün öğrenmiş. Bu hikaye kuşaklar boyu anlatılmış durmuş. Hemşehrim sayılan Kasımpaşalı Berber Mustafa Efendi’nin unutkanlığı pek bir şey değil. Çünkü sırada bir padişahın unutkanlığı var. Galiba Abdülmecit, gözlüğünü kaybettiğini söyleyip ortalığı birbirine katıyor. Gözlüğünü alnına kaldırmış, ama kimse söylemeye cesaret edemiyor. Padişaha söz arkadaşlığı eden, ..]]> Sat, 29 Sep 2012 09:07:56 +0400 Şahmaran gündemde https://www.evrensel.net/yazi/36766/sahmaran-gundemde https://www.evrensel.net/yazi/36766/sahmaran-gundemde? Şahmaran’ı kaç kişi bilir? Nâzım Hikmet’in şiirinde kötülük adına hüküm sürenlerin simgesidir, yılanlar şahı ya da ecesi: “Beyazıt’ta şehit düşen/Silkinip kalktı kabrinden/Ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını/Yıktı Şahmaranın mağarasını”. Bizim aklımıza kıvır kıvır saçlı bir kadın gelirdi, belden aşağısı yılan bir kadın. Dünyadaki tüm yılanların yöneticisiydi o. Şahmaran söylencesini araştırdığımda bir vefa ve dostluk öyküsü gördüm. Türkçe anlatılanda Şahmaran kadındı, Kürtçesinde (daha doğrusu Zazacasında) sakallı bir adam. Şahmaran’ın Tarsus’ta bir heykeli, adının geçtiği bir hamam da vardır. Misis’te bir kale onun öyküsüyle anılır. Öykünün bir yanı Lokman Hekimle bağlantılıdır. Sağlıkla ilgili simgelerde yılan resmi bulunuşunu açıklar. Seyr-i Mesel tiyatrosu b..]]> Sat, 22 Sep 2012 11:06:27 +0400 Savaşa ayarlı bilim ve bir yürüyüşçü https://www.evrensel.net/yazi/36316/savasa-ayarli-bilim-ve-bir-yuruyuscu https://www.evrensel.net/yazi/36316/savasa-ayarli-bilim-ve-bir-yuruyuscu? 1999 yılında yayımlanan Starfish adlı bilim kurguda bir laboratuvarda bir deney kabında yaratılan organik bir beyin vardı. Yazar Peter Watts, bu beynin herhangi bir insan gibi uçak kullanabildiğini anlatıyordu. Geçtiğimiz yıllarda, “Çağın devrimi’’ olarak nitelendirilen çalışma ile beynin hangi bölümünün ne işe yaradığı, hangi organı yönettiği belirlendi. Bu çalışma ile beyin dalgaları toplanıp, işleme konulup, elleri rahatsız olan kişilerin bu uzuvlarını kullanmaları sağlanabilecek. Beyne yerleştirilen elektronik bir çip vasıtasıyla yapay kola, beyinden komut vererek istenilen hareket yaptırılabiliyor. Bu buluşun nasıl geliştirileceği tartışılırken bilim kurgu yazarının kitabındaki buluş gerçekleşti. Sience Daily adlı yayına göre, Florida Üniversitesindeki araştırmacılar bir farenin beyin hücrelerinden F-22 savaş uçağı simülatörünü kontrol edebilecek g..]]> Sat, 15 Sep 2012 11:14:45 +0400 Nabi’nin anlattığı ‘iktidar meyhanesi’ https://www.evrensel.net/yazi/35898/nabinin-anlattigi-iktidar-meyhanesi https://www.evrensel.net/yazi/35898/nabinin-anlattigi-iktidar-meyhanesi? Unesco, geçen yıl Buhurizade Mustafa Itri’nin “Klasik Türk müziğinin en iyi temsilcilerinden birisi olması”, Şair Nabi’nin “Felsefe, lirizm ve hicivde ulaştığı yüksek düzey” gerekçesiyle 300. ölüm yıl dönümlerinde uluslararası anma etkinlikleri düzenlenmesine karar vermişti. Kayda değer bir şeyler yapılmadı pek galiba. Itri, dinsel müziğimize yaptığı katkılarla günlük yaşama girmiş bir bestecidir. Segah Bayram Tekbiri, Segah Salat-ı Ümmiye’nin beste olduğu akla gelmez. Ben onu bizim Bach’ımızdır, diye tanımlarım. Alaturkaya meraklı olanlar da “Tûti-i mucize-gûyem ne desem lâf değil”in bestesinin onun olduğunu bilse ne mutlu. (Güftenin Nefi’nin olduğunu bilse harika). Aklınızda olsun çiçek yetiştirmeyle ve meyvecilikle de ilgili olduğu bilinir. Itri mahlasını bu yüzden kullandığı, kendi adıyla anılan İ..]]> Sat, 08 Sep 2012 10:27:46 +0400 Sanat mı? Gündem mi? https://www.evrensel.net/yazi/35474/sanat-mi-gundem-mi https://www.evrensel.net/yazi/35474/sanat-mi-gundem-mi? Sanat, özellikle bir otuz yıldır, dünyadan soyutlandı. Soyutlanmanın bizim tanımımızla “fildişi kuleye çekilmenin” bir politika olduğu açık. Dünyada esen rüzgarların hep güçten yana uğuldadığı dayanılmaz biçimde görünüyor. (Bunun tasasının artık ununu elemiş eleğini duvara asmış sayılan biz 70’liklere düşmüş olması da kader falan değil.) Dünya yeni bir Ortaçağ’a giriyor bence. Dünyanın pek çok yerinde Vasıf Öngören’in Asiye Nasıl Kurtulur’unun son bölümündeki kural yürürlükte: “Yoksulları kader deyin, uyutun / uyananı para verin, susturun / susmayanı zora koyun, çektirin / böyle gelmiş böyle gitsin sürdürün / Davrananı yok edin / direneni gebertin / ezin, vurun, öldürün / devam etsin bu hayat...” Ortaçağ hazırlıkları sürüp gidiyor...]]> Sat, 01 Sep 2012 09:18:18 +0400 Hoşgeldin Beyrut https://www.evrensel.net/yazi/35106/hosgeldin-beyrut https://www.evrensel.net/yazi/35106/hosgeldin-beyrut? Güzelliğine şiirler yazılmış… Uğruna şarkılar söylenmiş bir kentti Beyrut. Hıristiyan’ı, Müslüman’ı, Dürzi’si, Sünni’si, Şii’si, Ermeni’si birlikte yaşardı. Akşam gün batımı güneşin kızıllığı denizin üzerine düşer, sular tutuşur... İri zeytin gibi kara gözlü Lübnanlı kadın şarkıcının gırtlak nağmeleri rüzgarlarla savrulurdu. Sonra bombalar patlamaya başladı. Orası, hesap tutmayan Ortadoğu’nun hesaplaşma merkezi olmuştu. İsrail’i, Amerika’sı, Fransa’sı İngiltere’si, bölgeyi kontrol etmenin merkezi olarak seçmişler… Bilinen tezgahı sahneye koymuşlardı. Etnik kapıştırmalar… Dinsel mezhepsel savaşlar… Savaş onlar üzerinden yürütülüyordu. Ağır silahlar takırdıyor… Suikastlar günlük yaşamın doğal bir parçası haline geliyor. Bomba yüklü araçlar yollarda ..]]> Sat, 25 Aug 2012 10:58:51 +0400 Sanat ve dedikodu https://www.evrensel.net/yazi/35105/sanat-ve-dedikodu https://www.evrensel.net/yazi/35105/sanat-ve-dedikodu? Kim ne derse desin dedikodu olmazsa hiçbir şey olmuyor. (Bu sözün ardından, bir dönemdeki toplumsal hareketliliğin nedenini, “Türkiye’ye bu kış komünizm gelecek” dedikodusuna bağlamak yakışacak ya... kalsın) Bursa’da Altıparmak Meydanı’nda bir havuzun ortasına altı buçuk metre uzunluğunda toplam ağırlığı 45 tonu bulan heykeller yerleştirilmiş Karagöz ile Hacivat’ı simgeleyen heykeller. Bu heykeller soyut. Yani adama falan benzemiyor. İlginç yanı kaidenin üstündeki 7 ve 8 tonluk parçaların, altındaki sütundan bağımsız olarak suyla hareket etmesiymiş. Eleştirilmeseydi bu modern heykelden hiç haberim olmayacaktı. Eleştiri, sanat çevrelerinden değil, sivil örgütlenmelerden. Konuşan epey esprili bir kişi. “Bu heykel Bursa’nın betonlaşmasını anlatıyor” diye başlamış. “Heykel sayılmaz, makine bu” diye sürdürüyor. Fen..]]> Sat, 25 Aug 2012 10:57:37 +0400 Myanmar nasıl kurtulur https://www.evrensel.net/yazi/34710/myanmar-nasil-kurtulur https://www.evrensel.net/yazi/34710/myanmar-nasil-kurtulur? Hariciyeden sorumlu Ahmet Beyin gittiği duyulunca Myanmar’ın başına neler gelebileceği az çok anlaşıldı! Myanmar’ın geçmişi mühim değil! Arakanlılar 1800’lü yıllardan beri cefa çekiyor. 50 yıldır da katliamlar, sürgünlerle boğuşuyor. Olsun, geç olsun temiz olsun! Hanımefendi ve aile uçağa atladılar, kargoya da biraz hediyelik paketler falan… Hariciyeci Ahmet Bey uçak gördü mü durur mu? Üstelik Myanmar’da ciddi sorunlar var. Çözülmesi gerek! Uçtular, gittiler. Gerçi onlar Myanmar’ı kurtarmaya gitmeden az önce Ömer Çelik zaten gerekli girişimleri yapmış, meseleyi çözmüştü: “Burma hükümetine Türkiye’nin mesajı ilk andan itibaren güçlü şekilde iletildi. Şu an itibariyle saldırılar durmuş gözüküyor” Bu kadar! Myanmar Bengal Körfezi&rsq..]]> Sat, 18 Aug 2012 10:17:27 +0400 Bayram bayram dedikleri... Şeker lokum yedikleri https://www.evrensel.net/yazi/34709/bayram-bayram-dedikleri-seker-lokum-yedikleri https://www.evrensel.net/yazi/34709/bayram-bayram-dedikleri-seker-lokum-yedikleri? Bugün bayram. Hani Bektaşi’nin “Ramazan ramazan dersiniz ama biter bitmez de bayram edersiniz” dediğine uyarsanız, Ramazan Bayramı. Eski alışkanlıklarımıza bakarsanız Şeker Bayramı. Üç gün güvenlik, haberleşme ve temizlik işçileri, nöbetçi sağlık çalışanları, elektrik su, doğal gaz onarım nöbetçileri (ayrıca büyük marketlerin çalışanları) dışında pek çalışan olmayacak. Bir zamanlar gazetecilerin de yıllık iki günlük tatiliydi. Bayramda Gazeteciler Cemiyetinin Bayram Gazetesi yayımlanır, bu gazetede daha çok emekli gazeteciler çalışırdı. Bugün sabah kahvaltısında aileler toplandığında sofrada olamayanlar anımsanacak: Gurbettekiler, ölmüşler, hapiste, askerde olanlar. Sonra gözlerini silecek aileden birileri. Açık görüş haberleri de yayınlandı. Belki ne zamandır eline değemedikleri oğul ya da kızlarının, eşlerinin boyunla..]]> Sat, 18 Aug 2012 10:16:46 +0400 Olimpiyat ve kadınlar https://www.evrensel.net/yazi/34290/olimpiyat-ve-kadinlar https://www.evrensel.net/yazi/34290/olimpiyat-ve-kadinlar? Atletizm takımı büyük bir başarı yakaladı Londra Olimpiyatlarında. Aslına bakarsanız son dönemde iyi bir çıkış yakalamıştı atletizm. Kim derdi ki, bir gün Avrupa şampiyonasında 7 madalya alacaklar? Almışlardı işte. Sonra olimpiyatlar geldi. Ve tarihinde ilk defa bu kadar sayı ile katılındı olimpiyatlara.. 33 atlet olimpiyat barajını aşmıştı. Bu büyük bir rakamdı… Gencecik sporcular atletizm kervanına katılmış… Özellikle kadınlar da, büyük bir atak yapılmıştı. Ki, pek çok ilde hâlâ atletizm sahası yoktu. Atletizme özel tek kapalı spor salonu Avrupa Şampiyonası nedeniyle yapılmış, o da sadece idare eder düzeydeydi. Buna karşın atletizmi yönetenler, iddialıydı. Dünyadaki gelişmeleri yakından takip ediyor… Antrenman metotlarındaki yenilenmeleri yakından izliyor, bilgilerini güncelliyor ve uygulamaya koyuyorlardı. Son başarının altında yatan temel etken buydu. 110 kadınlar e..]]> Sat, 11 Aug 2012 09:09:03 +0400 Bu cehennem sıcağında içeridekileri hatırlamak https://www.evrensel.net/yazi/34289/bu-cehennem-sicaginda-iceridekileri-hatirlamak https://www.evrensel.net/yazi/34289/bu-cehennem-sicaginda-iceridekileri-hatirlamak? Bilmem daha önce duydunuz mu? Bir Türk doktoru olan Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında tanımlanan, bu yüzden uluslararası yazışmalarda Behçet Hastalığı ya da Behçet Sendromu olarak adlandırılan hastalık var. Genelde deri altı, göz, beyindeki kan damarlarının iltihaplanmasına yol açan, sebebi bilinmeyen, nadir görülen, bağışıklık sistemi ile ilgili bir hastalık bu. En çok 30–40 yaşlarındaki erkeklerde görülüyor. Bazı ilaçlarla hastalık baskılanabiliyor, tam tedavi edilemiyor. Behçet Hastalığı temelde bir damar iltihabı olduğu için bulgular, damar iltihabının olduğu yere göre ortaya çıkıyor. Bu hastalıktan neden söz ediyorum söyleyeyim, Bafra T Tipi Hapishaneden Adnan Öztel adında hükümlüden mektup aldım. Üç yıllık tedavi ve gözetim sonucunda Behçet tanısı konulmuş. Görme kaybı başlamış. Daha önce yazışt..]]> Sat, 11 Aug 2012 09:08:17 +0400 Dikkat! Ahlak bekçileri görevde! https://www.evrensel.net/yazi/33835/dikkat-ahlak-bekcileri-gorevde https://www.evrensel.net/yazi/33835/dikkat-ahlak-bekcileri-gorevde? Toplumla edebiyatın karşılıklı etkileşmesinden söz eder dururum, edebiyatın tanıklığından, edebiyatçının sanıklığından.Gerekçem edebiyatın yaşamdan kopuk olmaması, edebiyatın yaşananları yansıtması sorunudur bence. Edebiyatta yaşananların yansıması gerçekleşmeye başladı ama ters bir biçimde. “Genel ahlak kuralları” kavramını kavrayamadan edebiyatımızda boy gösterenlerin durumları (tiyatrodan sonra şiirde) kontrole başlandı. Şimdilik gerçi bu konuda bir tek kişi kendini görevlendirmiş ama sanırım arkası gelecek. (Hem de bu eleştirmen kendisini sosyalist sayıyor, muhafazakar olsa kim bilir neler diyecek) “Evlilik kurumu önemli bir değişim yaşıyor. Halide Nusret, evli erkeğin evini cennete benzetiyordu. Evde kendisine hizmet eden bir kadın vardı ve erkek eve coşkuyla geliyordu. Günlük yorgunluğunu çocuğunu kucaklayarak sıcak yuvasında atıyordu huzur içinde. Yıl 1931’di. Oysa 2011&rsquo..]]> Sat, 04 Aug 2012 10:14:33 +0400 Utanmak https://www.evrensel.net/yazi/33397/utanmak https://www.evrensel.net/yazi/33397/utanmak? Aynalara bakamıyorum. Utanıyorum. Çocuklarımdan çok daha genç gazeteci arkadaşlarım hapiste. Gitgide sağırlaşan bir uçuruma haykırıyor gibiyim. Sesimin yankısı yok. Yalnız benim değil, aykırı seslerin hepsinin birden yankısı mı yitti. İşin kötüsü hapisteki genç arkadaşlarımı Müge Tuzcuoğlu’nu mesela, amansız biçimde özlüyorum. Arada bir yazısı bir de mektubu yayınlandı da... Ama cezaevine mektup yazmaya da gücüm yok. Beceriksiz bir kocakarı olmaya koşar adım ilerliyor gibiyim. Arkadaş çocuğu diye rahatça “Eşkıya” diye takıldığım BirGün’den Zeyno var özlediklerimden. Siz onu Zeynep Kuray diye bilirsiniz, yaşanan hak ihlallerini kamuoyuna duyuran haberleriyle tanırsınız. Adı okundu bu 24 Temmuzdaki törende. TGC Basın Özgürlüğü Ödülü, sayısı yüzü bulan tutuklu gazeteciler adına onunla Bedri Adanır arasında payl..]]> Sat, 28 Jul 2012 10:34:52 +0400 Nereden baksan tutarsızlık https://www.evrensel.net/yazi/32614/nereden-baksan-tutarsizlik https://www.evrensel.net/yazi/32614/nereden-baksan-tutarsizlik? Çağın Suriye tarafından düşürüldüğü kesindi de… Mesele füze ile mi yoksa uçaksavar ile mi düşürüldüğü idi. Gerçi bu konuda büyük paşa, kesinlikle füze derken… Küçük paşalar, füze değil diyordu. Ortada bir tutarsızlık görünüyordu. Nitekim soruldu: Büyük paşam füze diyor… Küçük paşam değil diyor… Bu iş nasıl oluyor? Cevap verdiler: Bu bir çelişki gibi gözükse de çelişki değil… Hatta aslında iki açıklama da gayet tutarlıdır, siz farkında değilsiniz dediler! Bu sayede bizim millet, birisi füze derken diğerinin füze değil demesinin gayet tutarlı bir şey olduğunu öğrendi! Ortaya tutarsızlığın tutarlılığı gibi bir olgu çıktı. Ancak bu durumda işi gücü silah olan bir kurumun füze ile uçaksavarı birbirinden ayıramaması gibi vaz..]]> Sun, 15 Jul 2012 07:51:45 +0400 Güngör Dilmen’i uğurlarken https://www.evrensel.net/yazi/32613/gungor-dilmeni-ugurlarken https://www.evrensel.net/yazi/32613/gungor-dilmeni-ugurlarken? üngör Dilmen’i 1958/1959 yılında tanıdım. Lisedeydim. Gençlik Tiyatrosu onun Ayak Parmakları’nı oynuyordu. Devlet Tiyatrosu oynamadığı için Gençlik Tiyatrosu repertuvarına alınan Midas’ın Kulakları’ndan önce mi sonra mı pek bilemiyorum. Ama bu oyun beni çarpmıştı. Oyun yalın ancak gerçek-üstüydü. Bir sabah uyanan biri odasının tersine döndüğünü görür. Bu arada ayak parmaklarını fark eder. Ayaklanmışlar, özgürlük istemektedirler. Güngör Dilmen yıllar sonra Mukadder Yaycıoğlu ile Midas’ın Kulakları’nın İspanyolca çevirisiyle yayımlanmak için yaptığı söyleşide bu oyunun doğuşunu şöyle özetler, “İlk gençliğimde bir gün sedire uzanmış yatıyorum, battaniyenin öte ucundan çıkan çıplak ayak parmaklarım bana çok garip, gülünesi gelmeğe başladı. El parmaklarım..]]> Sun, 15 Jul 2012 07:50:53 +0400 Ahmet Kekeç’e gecikmiş yanıt https://www.evrensel.net/yazi/32258/ahmet-kekece-gecikmis-yanit https://www.evrensel.net/yazi/32258/ahmet-kekece-gecikmis-yanit? Geç oldu. Ama arkadaş söylemese haberimiz bile olmayacaktı. Okuyanlar anımsayacaktır. Mayıs ayında, muhafazakar sanat konuşmaları gündeme gelince, “Muhafazakar Sekspir Hacı Hamlet” başlıklı bir yazı yazmıştık. Oldukça ilgi gördü. Öven… Övmeyen… Saydıran… Mailler geldi. Geçti gitti. Fakat öyle değilmiş. Star Gazetesi Yazarı Ahmet Kekeç bey o günlerde bu yazıya bir cevap yazmış. Dediğimiz gibi birkaç gün önce o arkadaş söyleyince ancak haberimiz oldu. Ahmet Kekeç’in yazısına baktık. Sonra bu sayın abi, başka neler yazmış diye değişik yazılarına baktık; Ahmet Kekeç ileri demokrasiyi arkasına almış. Kendisini bir nevi Abdülhamit’in Matbuat İdaresi Fahri müfettişliğine atamış… Gelene geçene… Gidene gelene… Hükümete az bir şey karşı çıkan herkeslere saydırmış. En son Umur Talu’ya da d..]]> Sat, 07 Jul 2012 10:34:46 +0400 ‘Görüş günümüz’ https://www.evrensel.net/yazi/32257/gorus-gunumuz https://www.evrensel.net/yazi/32257/gorus-gunumuz? Yazarlarımızın, şairlerimizin yolunun hapse düşmesi gelenek gibidir. Bu yüzden hapisliğin türlü hallerinin örnekleri edebiyatımızda anlatıla gelmiştir. Ahmet Arif , baharın geldiğini görüşçüsünün yeşil soğan göndermesiyle, sigarasının karanfil kokuşuyla öğrenir. Metin Eloğlu, sevdiğine hapiste oluşun zorluklarını sıralar: “Benim dilim yitik kollarım boşuna şimdi/Sen doy, sen edin, sen doyuver/Artanı, birikeni bana da yeter” der. “Paylaşmak” eski işleridir. Sıkı düzen yaşamayı alaya almak Can Yücel’in esas işi olduğundan onun şiirlerinde her türlü hapislik hali yer alır. Tecrit de, nakil de. Bazen bayramlar da... “Bayram nedir ki dedim kendi kendime/Bayram bir ömürdür ben gibi bir deliye ”. Bayramlar açık görüş günleridir, görüşçü ile tutsağın birbirine değebildikleri günler. Duruşmalar da bir g&..]]> Sat, 07 Jul 2012 10:34:06 +0400 2 Temmuzun eşiğinde ‘Suç işlenirken’ https://www.evrensel.net/yazi/31840/2-temmuzun-esiginde-suc-islenirken https://www.evrensel.net/yazi/31840/2-temmuzun-esiginde-suc-islenirken? Attilâ İlhan, Asım Bezirci’nin Türkiye Sosyalist Partisinin yayın organı Gerçek gazetesindeki yazısından dolayı tutuklandığı günden unutamadığı bir sahneyi anlatır: “O ilk tevkifat günü, gazetenin koridorunda, tepeden tırnağa Anadolu bir adamcağız derme çatma bir dengin üzerine oturmuş, efkârlı efkârlı cıgara içiyor, dengi oğluna götürmeyi bekliyordu: Asım’ın babasının o perişan hâli, hâlâ gözümün önündedir; yüzünde öyle bir ifade vardı ki, sanki o, ya da onun oğlu, hiç bir suç işlememiştir; tam tersine, ona ya da oğluna karşı, başka birileri -hem de ciddi bir suç- işlemektedirler...” Attila İlhan’ın vurguladığı ifade doğrudur. Asım Bezirci’nin Gerçek gazetesindeki yazıları aylar sonra beraat edecektir. Tutuklamalarla, perişan etmelerle gerçekten ciddi bir suç işlenmektedir. Yar..]]> Sat, 30 Jun 2012 10:30:59 +0400 İsmet Sungurbey’e saygılarla https://www.evrensel.net/yazi/31432/ismet-sungurbeye-saygilarla https://www.evrensel.net/yazi/31432/ismet-sungurbeye-saygilarla? İsmet Sungurbey’in adını daha önce duydunuz mu bilmiyorum. 2 Eylül 1928’de İstanbul’da doğup 21 Eylül 2006’da yine İstanbul’da ölen Sungurbey profesördü, medeni hukuk profesörü. Onu pek çok insan tanımazdı ama hukuk fakültesi çevresinden başlayarak Yedikule sahiline kadar geniş bir alanın kedi, köpek ve martıları tanırdı. Çünkü İsmet Hoca tam bir hayvanseverdi. Bu sevgi onun son yıllarını bir etyemez olarak geçirmesine de yol açmıştı. Haluk Şahin, 27 Haziran 2004’te şöyle anlatmıştı: Prof Dr. İsmet Sungurbey’in Yedikule’deki evinden şafak sökmeden çıkıp kocaman bir semtin kedi ve köpeklerini beslediğimiz sabahtan söz ediyorum. Sungurbey, hukuk fakültesinden hocamdı; (...) 20 yıldır yaptığı gibi o gün de kendisini bekleyen aç sokak hayvanlarına götüreceği etleri, peynirleri ve balıkları bir g..]]> Sat, 23 Jun 2012 09:22:47 +0400 42 yıl önce bir haziran günü https://www.evrensel.net/yazi/31023/42-yil-once-bir-haziran-gunu https://www.evrensel.net/yazi/31023/42-yil-once-bir-haziran-gunu? Laboratuvar işçisi kızlar beyaz önlükleri, iş başörtüleriyle bir geziye çıkmış gibi neşeliydiler. Penceredekilere keyifle sesleniyorlardı: “Hadi siz de gelin! Gelsenize!” Hava güzeldi. Aksaray’daki evimizden Adnan’la çıkmış, Cumhuriyet’e yürüyerek gidiyorduk. İlk yürüyüşçülere Çarşıkapı’da rastladık. Gazeteye ulaştığımızda yürüyüşün İstanbul’un dört köşesinde büyüdüğü haberleri gelmeye başlamıştı. Henüz yaşına gelmemiş Ayşe Bengi’nin yanı başında olmak için eve döndüm. merkezli olarak başlayan ve yayılan, Türkiye tarihindeki en büyük işçi eylemlerinden biri başlamıştı. 15 Haziran 1970 günüydü. Hükümet sendika ve grevleri düzenleyen ve 1963’te yürürlüğe giren 274 ve 275 sayılı yasaların değiştirilme kararın..]]> Sat, 16 Jun 2012 15:45:36 +0400 Yok gibi ama var gibi de olan Kürt sorunu https://www.evrensel.net/yazi/30585/yok-gibi-ama-var-gibi-de-olan-kurt-sorunu https://www.evrensel.net/yazi/30585/yok-gibi-ama-var-gibi-de-olan-kurt-sorunu? İlk başlarda Kürt sorunu için, “Düşünmüyorum, öyleyse yoktur” diyen beyefendi, sonradan birden açılım yapacağını ilan edince bizim millet haklı olarak şaşırdı. Birbirlerine sordular: “Beyefendi açılacak” “Denize mi? “Hayır. Kürt meselesine diyorlar ama” “Hani yoktu?” “Olsun, kafaya koydu açılacak!” O sıralar, kadınların kapanma meselesi de gündemdeydi. Bir yandan kapanırken, öbür tarafta açılmak! Vatandaşın kafası tam karıştı. Açılıyor muyuz kapanıyor muyuz? Tam kapanırken açılmak… Açılırken kapanmak gibi bir durum ortaya çıktı. Neyse ki, beyefendi ilk zamanlarında Diyarbakır’a gidişinde nasıl açılacaklarını izah etti; Bu açılımın o kapanmayla bir ilgisi olmadığını… O kapanmanın da bu açılımla bir bağlantısı bulunmadığını anlatan tarihi nutkunu icra etti Fakat Ankara’..]]> Sat, 09 Jun 2012 10:40:39 +0400 Likya orkidesi sahlep ve dondurma https://www.evrensel.net/yazi/30584/likya-orkidesi-sahlep-ve-dondurma https://www.evrensel.net/yazi/30584/likya-orkidesi-sahlep-ve-dondurma? İnsan soyu yaşlandıkça ürkekleşiyor. Sabah, Kemal Has İlköğretimlilerin çocuk seslerinin çığlıklarıyla uyandım: Kemal Has bizimdir! Okullarına yerleştirilmek istenen imam hatip orta bölümü yüzünden ayaklanmışlar. Liseliler biraz çekingenler galiba. (Hele son cezalardan sonar) Ama Allah’ını seven bizim minikleri tutmasın. Ben bilgisayarın başına geçtim konu arıyorum. Konu yok değil, değil de… tek yazıyla bütün konuları nasıl anlatırım? Kürtaj, şiddet, grev, grev yasağı, asgari ücret, üç çocuk, yaşlı nüfus, başkanlık sistemi, partili cumhurbaşkanı, devlet tiyatroları…(Asgari ücret tartışmaları evlilik programlarında enine boyuna ele alınıyor, kreş sorunu da… Bu durumun yuva yıkışı da) Sonunda bir konu bana uygun göründü: Likya Orkidesi. Yalnızca Antalya’nın Kaş ilçesinde yayılış gösteren ancak soyu yok olma ..]]> Sat, 09 Jun 2012 10:39:59 +0400 Her şeyi bilen adam https://www.evrensel.net/yazi/30112/her-seyi-bilen-adam https://www.evrensel.net/yazi/30112/her-seyi-bilen-adam? Başta her şeyi bilen bir adam oturuyor. O her şeyi biliyor. Bakıyor karşıda heykel: Ucube diyor. Yıkın! Her şeyi bilen adam beğenmedi çünkü. O beğenmeyince, demokrasi gereği herkes beğenmemiş sayılıyor. Demokrasimizin güzel yanı da bu; Herkesin yerine düşünüyor. Herkesin adına biliyor. Herkesin adına karar veriyor. Uyguluyor. Yıkıyor. Yasaklıyor. Yargılıyor. İçeri tıkıyor. Herkes susuyor bir tek o bağırıyor. Böylece insanlar yorulmuyor! Musikiden. Gırnatadan, zurnadan, peşrevden… Tiyatrodan. Filmden. Diziden. TV’den hep anlıyor. Beğenmedi, diziye ayar çekiyor. Kafası kızdı tiyatro kapatıyor. Her şeyi bilen adam o. Demokrasi tıkır tıkır işliyor! *** Başta her şeyi bilen adam oturuyor. Demokrasi nedir, sadece o biliyor. Grev ha diyor! Kesin diyor, yasaklıyor. Grev mrev yok. Bir gecede grev yasaklanıyor! İnsandan da en iyi anlıyor, insan sevgisini de en iyi o biliyor. Suriye’deki çocuklara gözy..]]> Sat, 02 Jun 2012 09:25:09 +0400 ‘Ben bakarım bana getir’ https://www.evrensel.net/yazi/30111/ben-bakarim-bana-getir https://www.evrensel.net/yazi/30111/ben-bakarim-bana-getir? İyice arabesk duruma geldik. Nüfusumuz azalıyor, aman altın orana yaklaşıyoruz telaşına kapılan hükümetimiz, eski yasakları aramaya başladı. Şu anda kürtaj yasağı gündemde. Sezaryen yasağını bekliyoruz. Korkarım sırada doğum kontrol ilaçlarının ve yöntemlerinin yasağı var. Bence Papalık gibi helal ve haram kontrol yöntemlerini açıklasalar da rahat etseler. Memleketin iyice karışması için üç çocuk doğurmaya razı olmayan kadınların eşlerinin ikinci eşlerini yasal ilan etmek de doğum sayımızı arttırabilir. Her bakan bir başka güzel beyanat veriyor: Sakat doğacağı belli bebeklerin doğumu da engellenmemeli. Bizim ailede böyle bir bebek doğdu şimdi hepimizin eğlencesi.Tecavüz sonucu gebe kalanlar da doğurmalı. Bosna’da tecavüze uğrayanlar da doğurdu. Hiç etkilenmedik.Böyle kötü olay sonrası doğacak bebeklere gerekirse devlet bakar... (Zaten kürtaja ne gerek var, ..]]> Sat, 02 Jun 2012 09:24:41 +0400 Öldürürüz, zorda kalırsak parasını veririz https://www.evrensel.net/yazi/29727/oldururuz-zorda-kalirsak-parasini-veririz https://www.evrensel.net/yazi/29727/oldururuz-zorda-kalirsak-parasini-veririz? Diyor ki devlet-i laga luga mesela; Alkollü araç kullanmak suç olup, insanın canına kastetmek gibi muamele görmesi uygun olur. Fakat devlet insan öldürebilir! Ama bu öldürmeden sayılmaz… Görevden sayılır! Ya da, kutsal nutukçu kürsüden, insan hayatının ne kadar kutsal ve değerli olduğunu anlatır… Avazı çıktığı kadar bağırır; Her şey insan için olup… Zaten onlar hep insanlık için çalışır. Fakat aynı kutsal nutukçu devlet insan öldürdüğünde, öldürülenin insanlık sınıfından olmadığını bağırır; “Onlar zaten kaçakçıdır!” Yani zaten baştan kaybedenler tarafındandır. Yani zaten baştan itibaren öldürülmeyi hak etmişlerdir. Yani zaten günün birinde nasıl olsa öldürüleceklerdir. Ha tabancayla olmuş ha bombayla… Ha mayınla… Ha havanla… Ha tek tek… H..]]> Sat, 26 May 2012 11:11:59 +0400 Haziran ayı şenliklerle donanmalı https://www.evrensel.net/yazi/29726/haziran-ayi-senliklerle-donanmali https://www.evrensel.net/yazi/29726/haziran-ayi-senliklerle-donanmali? Haziran ayı şenliklerle donanmalı: Nâzım Hikmet Şenliği, Orhan Kemal Şenliği, Ahmet Arif Şenliği, Hasan İzzettin Dinamo Şenliği... İşçinin Gücü Şenliği. Yazarların şairlerin bunca yıldır emekçi sınıflara yol gösterişi, eskimeyişleri onların şenliklerle anılma nedeni. İşçinin Gücü de elbet 15-16 Haziran’ı anmak için gerekli. Belki de bütün bu anma şenliklerini tek tarihte İşçinin Gücü Şenliği’nde toplamak gerekir. Çünkü bu yazar ve şairler kendi emeklerine güvenmiş ve yalnızca dünya görüşlerine “kul” olmuşlardır. Bu dünya görüşü de İşçi Sınıfının eğemenliğine ve paylaşımcılığa dayanır. Ben böyle söylüyorum diye İstanbul’daki arkadaşlar, 2 Haziran’da saat 19,00’da Esenyurt’ta Rıfat Ilgaz Sanat Merkezindeki Nâzım Hikmet Şenliği’ne gelmezlik etmesin. Pişman olur. B..]]> Sat, 26 May 2012 11:11:34 +0400 Normal gazeteci ile anormal gazeteci arasındaki farklar https://www.evrensel.net/yazi/29305/normal-gazeteci-ile-anormal-gazeteci-arasindaki-farklar https://www.evrensel.net/yazi/29305/normal-gazeteci-ile-anormal-gazeteci-arasindaki-farklar? Anormal gazeteci hapse atılıyor! Normal gazeteci hükümetin misafiri olarak hapishane gezilerine götürülüyor… Anormal gazeteci hapishane koşullarından şikayet ediyor… Normal gazeteci hapishanelerin ne kadar güzel ve makul yerler olduğunu anlatıyor. Anormal gazeteci hapishane yemeklerinden şikayet ediyor. Normal gazeteciler mesleki kariyerlerine hapishane gurmeliği gibi güzel bir işlevsellik katıyor ve yemeklerin gayet makul olduğunu anlatıyor. Anormal gazeteciler, kütüphane sıkıntısından söz ediyor… Normal gazeteci; Yav valla bize söylediler, buralarda kütüphane bile varmış… Okuyana sivrisinek saz… Okumayana davul zurna az, mealinde kalem oynatıyor! Gerçi tutuklu arkadaşlarıyla görüşmemişler… Dertlerini dinlememişler… Ama olsun… Normal gazeteci, görmese de, dinlemese de her şeyi anlıyor! Böylece içerdeki gazeteci arkadaşlarının..]]> Sat, 19 May 2012 10:06:40 +0400 Yaşam alanlarımızı talana açan en büyük afet https://www.evrensel.net/yazi/29304/yasam-alanlarimizi-talana-acan-en-buyuk-afet https://www.evrensel.net/yazi/29304/yasam-alanlarimizi-talana-acan-en-buyuk-afet? "16 Mayıs 2012 tarihi itibariyle ‘Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşmıştır. Yasa, kamuoyuna yansıtıldığı gibi ülkemizin gerçek ihtiyacı olan kentlerin afetlere karşı duyarlı sakınım içerikli planlanmasını, denetimsiz ve mühendislik hizmeti almamış yapılaşmanın engellenmesini sağlayacak bir düzenleme olmaktan uzaktır.” Bu cümlelerle başlayan bir bildiri geldi e-posta kutuma. Bildirinin gerekçesi şöyle açıklanıyor: “Yaklaşık 10 yıldır Türkiye’de, özellikle büyük kentlerin gündeminde olan “kentsel dönüşüm”; “afet ve deprem riski” adı altında meşrulaştırılarak, son derece antidemokratik, merkeziyetçi, bilimsel temelden yoksun, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı bir yasa ile uygulamaya konulmuştur.&rdq..]]> Sat, 19 May 2012 10:06:36 +0400 Muhafazakar Şekspir, Hacı Hamlet https://www.evrensel.net/yazi/28856/muhafazakar-sekspir-haci-hamlet https://www.evrensel.net/yazi/28856/muhafazakar-sekspir-haci-hamlet? Hey, o da kim?” “Güzel Ophelia!” “Başını ört de gel.” “Bu da kim?” “Sekspir in Ophelası?” “Sekspir de kim?” “Yarım porsiyon bir aydın! “Ne işler yapar bu adam?” “Sanat yapar. Oyun yazmışlığı vardır” “Ne gibi?” “Mesela Hamlet” “Hamlet ha?” “Evet Hamlet” “Biz bunları biliriz. Yabancı hayranlığı var bunlarda. İsme bak Hamlet! Bunlar var ya bunlar… Sanat için sanat yapıyor, ismini Hamlet koyuyorlar. Oysa toplum için yapsa, adını Hamlet değil, Ahmet koyar, sonra da hacıya yollar, millet de ilim irfan dolar.” “Efendim, yabancı hayranlığı şeyi biraz uymuyor sanki…” “Ne gibi?” “Çünkü Sekspir’in kendisi zaten yabancı!” “Allah’ı var, şüphelenmiştim zaten. Peki Hamlet?” “O da yabancı?” “Ophelia denen kadın?..]]> Sat, 12 May 2012 09:02:03 +0400 Saat tamircisinin oğlu 300 yaşında https://www.evrensel.net/yazi/28855/saat-tamircisinin-oglu-300-yasinda https://www.evrensel.net/yazi/28855/saat-tamircisinin-oglu-300-yasinda? Bu günlerde babası ’nda saat tamirciliği yapmış birinin üç yüzüncü doğum yılını kutluyoruz. Bu cümleyi “Osmanlı Sarayı’nda saatçi olarak görev yapan ve Galata’da yaşayan Isaac adlı birinin oğlu” diye de kurabilirdim. Derdim Osmanlı sarayının insanlara ölümsüzlüğü sağladığı sanrısı değil. Konuyu biraz “magazin”leştirmek. Söz konusu kişi Jean-Jacques Rousseau, Fransız yazar, düşünür, filozof, politika ve müzik teorisyeni. Rousseau 28 Haziran 1712’de , ‘de (İsviçre) doğmuş, 2 Temmuz 1778’de , , i’de (Fransa) ölmüş. On yaşında eğitimine bir din adamının yanında başlamış, daha sonra bir gravürcü ustasının yanında çalışmıştır. 1728-1738 yılları arasında, sekreterlik, müzik hocalığı ve tercümanlık yaparak, , ve İsviçre’yi dolaşmıştır. Fransa’da yazıları dostu &lsqu..]]> Sat, 12 May 2012 09:01:11 +0400 Bugün 6 Mayıs https://www.evrensel.net/yazi/28430/bugun-6-mayis https://www.evrensel.net/yazi/28430/bugun-6-mayis? Bugün 6 Mayıs. Deniz’in Yusuf’un, Hüseyin’in anısıyla Devrimcileri Anma Günü benim için. Devrimciler dendiğinde, yurtseverlik dendiğinde hatırladığım tek görüntü dağların eteklerindeki kayalara çakılmış kırmızı yıldızlar. Hep küme halinde. Faşistlerle çarpıştıkları yerlerde düşenlerin adına çakılmış küçücük anıtçıklar. Faşistlerle, işgalcilerle çarpışırken düşenlerin, kurşuna dizilenlerin bir anlamda mezarsızların düştükleri yerler. Anma yerleri. Bir tek yerde bir büst vardı yıldızların hemen yanında. Adı bilinen tek militandı herhalde. Heykeltıraş, bir öğrenci kimliğindeki fotoğrafı kullanmış belli ki. Yugoslavya’ da görmüştüm. Makedonya’da. 1977’de. Sorduğumda o dönemin rahat Yugoslavya’sının küçümseyen yanıtları gelmişti: “Genel Komutanlığı bekleyemeyen sabırsız dire..]]> Sat, 05 May 2012 10:23:23 +0400 ‘Daldan dala’ https://www.evrensel.net/yazi/27998/daldan-dala https://www.evrensel.net/yazi/27998/daldan-dala? Gündem ne kadar yoğunsa yazı yazmak o kadar zorlaşıyor. Bu kural elbet benim gibi yazı yazma konusunda hep şaşkın olanlar için geçerli. Kimi haberleri görünce tansiyonum öylesine tavana fırlıyor ki, üç ayrı marka ilacın birlikte alımının etkisi falan kalmıyor. Örnekse “altın veren ATM”. Bu ATM’ler soyulursa, ya da soygun denenirse, banka da “özendirme” bakımından suçlu görünür mü? Reşat altını ile Cumhuriyet’i ATM nasıl ayırır? (Altınım yok. Olsa da altın hesabına yatırmam falan da... “Mesela dedik”.) Bir çağrı da Çocuk Vakfından geldi. “TBMM Başkanlığının himayelerinde, Anayasa İçin Çocuk Görüşü alınması amacıyla Anayasa ve Çocuk Buluşmaları’nın ikincisini 28 Nisan, Cumartesi saat 11.00’de İstanbul Taksim Meydanı’nda gerçekleştirecek”miş. (Siz bu yazıyı okurken bu topla..]]> Sat, 28 Apr 2012 10:38:15 +0400 1 Mayısa doğru https://www.evrensel.net/yazi/27527/1-mayisa-dogru https://www.evrensel.net/yazi/27527/1-mayisa-dogru? 1 Mayıs “Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” yaklaştıkça içim pır pır ediyor. Artık 1 mayıs resmi tatil. Taksim de gösteriler için alındı. Acaba gevşenir mi? Avusturya’da gördüğüm gibi renksiz, katılanı az , coşkusuz bir işçi bayramı mı kutlarız. (Aklımda hep bayrama katılan iki yaşlı adam. Birinin elinde Rosa Luxemburg’un resmi, ötekinin elinde sosyal demokrat partinin eski sancağı: Atlas kumaşa sırmayla işlenmiş güller.) Kırmızı karanfiller serpilmiş bir alan , sosyal demokratlardan soğuk resmi bir konuşma, göçmen işçiler Avusturyalılardan kalabalık. O ülkelerde sendikaların bürokrasi eğilimi suçlanıyor . Bir de 1 Mayısın bizim Newroz ya da hıdrellez gibi bahar bayramı oluşunun geleneği sürüyor. Küçücük şehirlerde bile sokaklardaki ağaçlar süslü. Belediye reisi sokaklarda bira sofraları kurd..]]> Sun, 22 Apr 2012 05:47:39 +0400 Göz yaşartıcı bir dostluk: Suriye dostları https://www.evrensel.net/yazi/27062/goz-yasartici-bir-dostluk-suriye-dostlari https://www.evrensel.net/yazi/27062/goz-yasartici-bir-dostluk-suriye-dostlari? Toplantı İstanbul’da idi… Konu Suriye… Katılımcılar kendilerine “Suriye Halkının Dostları” adını veren ülkelerdi. Bu “dost ülkeler” bir araya gelmiş, Suriye’ye olan “dostluklarını” belgeleyecekler… Ne yaparız da Suriye’ye dalarız, halkın ağzına sıçarız’ı konuşacaklardı. Tam o sırada, toplantının yapıldığı salon yakınlarında bir grup Suriye vatandaşı belirdi. Suriye’nin Dostları, Suriye vatandaşlarını bir güzel benzetti! Toplantının başını çeken ülkeler belliydi. Amerika, Türkiye, Fransa, Suudi Arabistan, Katar, falan! Gerçi Türkiye ile Fransa’nın araları çok bozuktu! Hani beyefendi neredeyse Fransa’ya savaş ilan edecekti! Hayret bir şey! O kadar da değilmiş. Hatta birlikte işgal tasarlayacak kadar da iyiymiş! Yine mesela. Türkiye İsrail ile de çok fena bozuk! Ama İsrail’in bölgede hedefinde iki ülke va..]]> Sat, 14 Apr 2012 08:56:36 +0400 Levent Beşkardeş’i tanıyor musunuz? https://www.evrensel.net/yazi/27061/levent-beskardesi-taniyor-musunuz https://www.evrensel.net/yazi/27061/levent-beskardesi-taniyor-musunuz? Çocukken bir rüyasında Gina Lollobirigida’nın elinden Oscar ödülü aldığını görmüş. Şimdi Avrupa’nın en ünlü işitme ve konuşma engelli tiyatro sanatçısı. Henüz Oscar almadı ama Brüksel Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nde 2001, 2002, 2003 ve 2005 yıllarında en iyi belgesel film ödüllerini alan “Sanatçı” (2001), “7 Temel Günah” (2001), “Oto-Film” (2003) ve “Sessiz Şair” (2005) adlı kısa metrajlı filmleri yönetti. Tiyatroculuğuyla öne çıksa da o aslında uluslararası düzeyde tanınmış disiplinler arası bir sanatçı: Şair, oyuncu, yönetmen ve pandomimci. Adı Levent Beşkardeş. Washington Dc’de Uluslararası Sessiz Sanat Festivalinde yer aldı. İki oyununu Tokyo’da Japonya Sağırlar Tiyatrosu (Theatre Deaf) satın aldı, 2006 yılında Hanna adlı oyunu sahnelendi. 2011 yılındaysa ikinci oyunu Leo Ve..]]> Sat, 14 Apr 2012 08:56:11 +0400 12 Eylül https://www.evrensel.net/yazi/26631/12-eylul https://www.evrensel.net/yazi/26631/12-eylul? O zaman Kenan Evren darbenin amacını şöyle açıklıyordu: “Kendi kendini kontrol edemeyen demokrasiyi sağlam temeller üzerine oturtmak…” Şanlı medyamız hemen selama durmuştu: “Kendi kendini kontrol edemeyen demokrasiyi kontrol edecek ve sağlam temellere oturtacak darbemize selam olsun!” Netekim selama durdular. Medyamızın o dönem yazıp çizdiklerine bakarsak demokrasimizin o zaman sağlam temellere oturmuş olması gerekiyordu! Gelin görün ki, demek oturmamış olmalı ki… Baktık; Demirel’den Erbakan’a, Ecevit’ten AKP’ye her gelen, hâlâ demokrasiyi sağlam temeller üstüne oturtuyor! Bizim demokrasi ise gayet tuhaf bir şey… Bir türlü oturmuyor! Hapishaneler doluyor boşalıyor… Hapishaneler içindeki insanlarla yakılıp yıkılıyor… Binlerce faili meçhul… Binlerce kayıp… On binlerce tutuklu… Tam diyoruz demokrasi ot..]]> Sat, 07 Apr 2012 10:59:54 +0400 Ba beyli bala bula bumburleyli bab bup! https://www.evrensel.net/yazi/26630/ba-beyli-bala-bula-bumburleyli-bab-bup https://www.evrensel.net/yazi/26630/ba-beyli-bala-bula-bumburleyli-bab-bup? Yaklaşık 1275 yıllık bir geçmişe sahip Türk dili, bu süreç içerisinde pek çok lehçeye ayrılmış ve çeşitli coğrafyalarda hem yazı dili hem de konuşma dili olarak kullanılmış. Türkçenin, “Kıpçak Türkçesi” ya da “Kıpçak Dönemi” adıyla anılan tarihi süreci de, bilhassa yabancı topluluklara bu dilin öğretilmesi amacıyla eser verilmiş. Bu uzun tarihi süreç içinde Türkler pek çok alfabe kullanmış ve değiştirmiş: , ... Göksel dinlerin kabulü de (Hristiyanlık ve Musevilik) bu alfabelere yeni alfabeler eklemiş. Sonunda İslamiyet’i seçtiklerindeyse Arap alfabesine geçmişler. Arap alfabesi Türk diline tam olarak uymadığından alfabede değişiklikler yapmışlar. Bu değişiklikler çok kökten olamamış elbet. Birden fazla sesi tek harf simgelemiş çoğunlukla. Sübyan okulu denilen okullarda ..]]> Sat, 07 Apr 2012 10:58:27 +0400 TRT’nin ajan cinleri https://www.evrensel.net/yazi/26188/trtnin-ajan-cinleri https://www.evrensel.net/yazi/26188/trtnin-ajan-cinleri? Her konuda bizi aydınlıklara gark eden TRT’miz geçtiğimiz günlerde istihbarat örgütleri konusunda bir program yaptı! Konu istihbarat, ama ekranda bir ilahiyatçı uzman var; İlahiyatçı Mehmet Hocam ilahi bir konuya dalıyor, istihbaratta cinlerin rolüne parmak bastırıyor! Diyor ki: “CIA ve Mossad’ın bu alanda (cinler) çalışmaları var. Ancak metafizik yoluyla istihbarat elde etme konusunda en tecrübeli örgüt Rusların KGB’si… Rusların denizaltılarla cinler aracılığıyla istihbarat sağladığı biliniyor.” Kim biliyor? Nasıl biliyor… Orası bilinmiyor! Belli ki, hocama malum olmuş! Aha, işte bu! Zaten biz bu Ruslardan hep şüphelenmiştik. Var bunlar da bir numara diye! Adamlar karasal cin ajanlar yetiştirmişler… SAT komandosu cinleri üretmişler… Yetinmemişler, denizaltı cinlerini de halletmişler! Ne gerek var dinleme üstlerine… Awacslara, heronlara meronla..]]> Sat, 31 Mar 2012 10:57:40 +0400 Adalet! adalet! https://www.evrensel.net/yazi/26187/adalet-adalet https://www.evrensel.net/yazi/26187/adalet-adalet? Televizyonlardaki dizilere kalırsa hapishane dediğiniz yerde koğuş sistemi sürmektedir. Zaman kayması yani en güncel dizi 10-15 yıl öncesinde geçtiği için yemekleri tutuklu ve hükümlülerin kendilerinin yapabilmekte, dışarıdan yemek getirilmekte, ziyaretçilere yemek ısmarlanmaktadır. Bu sahnelerin bir gereği şımarık seçkin çocuklarını ülkemiz koşullarıyla tanıştırmak, gül yaprağıyla dokunulmamış insanları suçluların dövmesini sağlayıp seyircinin yüreğini soğutmaktır. Dizilerimizin fedakar polisleri sorgularda genç ve yakışıklı şüphelileri suçluları itirafa zorlamak için içeri düşerlerse başlarına nasıl tecavüzler geleceğini söylemekte , “istersen kınanı şimdiden yapalım” şakaları yapmaktadır. Ancak gerçekte bu koşullarla ülkemizin geleceği olan tutuklu çocuklar tanışmakta, taciz, dayak ve tecavüzden paylarına d&..]]> Sat, 31 Mar 2012 10:57:04 +0400 Hain Newroz bahar kılığında geldi https://www.evrensel.net/yazi/25741/hain-newroz-bahar-kiliginda-geldi https://www.evrensel.net/yazi/25741/hain-newroz-bahar-kiliginda-geldi? Bakan bey güzel izah etti durumu: “Bahar yalnız Kürtlere mi geliyor?” Bilmiyoruz… Bahara sormak lazım; “Bahar kardeş sen yalnız Kürtlere mi geliyorsun, yoksa başkalarına da gidiyor musun?” Gerçi baharın ayrımcılık yapacağını sanmıyoruz. Tahminen Kürtlerin dışındakilere de geliyordur! Çin’e… Papua yeni Gine’ye… Hatta Alaska’ya bile geldiği rivayet ediliyor! Fakat bize gelen bahar diğer ülkelerden farklı olarak ikiye ayrılıyor: Hain, bölücü bahar… Milli bahar. Doğal olarak da Devlet-i Ali gerekli önlemleri alıyor. İstihbarata falan soruyor… Hatta geçenler de CIA başkanı gelmişti, belki ona bile sorulmuştur; “Hain bahar bu sene de geliyor mu?” “Heronlardan gördüğümüz kadarıyla sınırdan kaçakçı kılığında geliyor.” “Vay anasını! Bunu da mı yaptılar?” “Dikkat dikkat! Bü..]]> Sat, 24 Mar 2012 11:07:08 +0400 ‘Herkes yaşama hakkına sahiptir...’ https://www.evrensel.net/yazi/25740/herkes-yasama-hakkina-sahiptir https://www.evrensel.net/yazi/25740/herkes-yasama-hakkina-sahiptir? Fuzuli dertlerini paylaşacak kimsenin olmayışından, düşmanın güçlü, kaderin ise yenilmiş, perişan oluşundan öyle güzel şikâyet etmiş ki, belleklerimize işlemiş dizeleri: “Dert çok hemdert yok/ Düşman kavi, tali zebun”. Lisede ahengini beğendiğim bu dizelerin doğuş nedeninin Ortadoğu olup olmadığını düşünür oldum artık. Yüzyıllardır bu coğrafyada dertlerin bitmeyişi zenginliklerinin sonucu mu ne? Derdin çokluğu yazmak için konu seçme zorluğuna yol açıyor: Karakola başvuran tecavüze uğramış evli kadının sığınma evi isteği geri çevrildikten sonra öldürülüşü, barış çığlıklarının duyulmayıp kışkırtıcı tavırların artışı, basın özgürlüklerinde, demokraside güvenilmez ülke listesinde oluşumuzun duyulmasını engellemek isteyen “dost ülkenin” müdahalesinin reddi... Yazmak sorunlara bir yanıt olduğu..]]> Sat, 24 Mar 2012 11:06:28 +0400 Fıkra gibi anılar https://www.evrensel.net/yazi/25257/fikra-gibi-anilar https://www.evrensel.net/yazi/25257/fikra-gibi-anilar? Mizah güzel bir silahtır. Ancak anlatıldığında mizah etkisi yapan anılara gülerken, bugün güldüğümüz olayların ne zorluklarla yaşandıkları aklımıza bile gelmez. 12 Eylül günlerinde TYS davasında mahkeme başkanı yargıcın sorusu örneğin “ Okur yazar mısınız?” 16 yazarla biri Nâzımın avukatı öteki İstanbul Baro Başkanı 2 avukata bu soru niye sorulur? Aziz Nesin’in bile aklına bu soruyla dalga geçmek gelmedi “Okur yazar mısınız Aziz Bey?” “Yazmaktan okumaya vaktim olmadı sayın yargıç!”. Orhan Apaydın, ayağa kalkıp yargıca kastının hakaret olup olmadığını öfkeyle sordu.Yanıt sureti haktan görünen bir hinlikteydi “Sayın Orhan Apaydın, bu sorunun yasa gereği sorulduğunu en iyi siz bilirsiniz!” Oysa o güne kadar hiçbir yargıcın aklına yazarlara böyle soru sormak gelmemişti. Son bitirdikleri okul sorulurdu en çok. Uluslararası v..]]> Sat, 17 Mar 2012 10:58:18 +0400 Hastalarımıza açık mektup https://www.evrensel.net/yazi/24780/hastalarimiza-acik-mektup https://www.evrensel.net/yazi/24780/hastalarimiza-acik-mektup? Çapa Tıp Fakültesinin bahçe kapısından girip biraz yürüdünüz mü gözünüze çarpıyor çadır. Yanda da dövizler var. İlk anda 8 Martla ilgili bir etkinlik sanıyorsunuz. Yazılara dikkat ettiğinizde taşerona bağlı çalışmayla ilgili bir eylem olduğunu kavrıyorsunuz. O ara zaten size biri bir broşür uzatıyor, bir mektup bu. Size, bana, hepimize yazılmış: “Değerli hastalarımız ve hasta yakınları; Hastaneler Kâr Amaçlı İşletmelere Dönüştürülüyor TBMM’ye dahi sormadan çıkarılan 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bütün hastanelerin ve Sağlık Bakanlığı’nın çalışma biçimi değişti/Hastaneler artık fabrikalar, marketler gibi ticari işletmeler haline dönüşüyor. İşletmenin (yani hastanenin) kârlılığına göre hastaneler A, B, C, D, E şeklinde sınıflandırılacak. Kâr etmeyen hastanelerin..]]> Sat, 10 Mar 2012 10:13:27 +0400 Bütün çocukların annesi olmak https://www.evrensel.net/yazi/24280/butun-cocuklarin-annesi-olmak https://www.evrensel.net/yazi/24280/butun-cocuklarin-annesi-olmak? Sovyetlere atom bombasının sırlarını vermek yani casusluk suçlamasıyla idamlarına karar verilen Ethel ( 25 Eylül 1915-19 Haziran 1953) ve Julius Rosenberg’in (12 Mayıs 1918-19 Haziran 1953) hücrelerinin arasına bir telefon konmuştu. Bu telefonu açıp suçlu olduklarını itiraf ederlerse, idam durdurulacak, cezaları hafifletilecekti. Telefon etmediler. İdam edildiler. Mahkeme bu karıkoca için kolay karara varmıştı, çünkü ikisi de Komünist Parti üyesiydiler. Rosenberglerin itirafları için ayrılan telefon, Oktay Rifat’in aynı adlı şiirinde yer alır. Konuşan Ethel Rosenberg’tir. Hem çocuklarını merak eder: “Aman dayanamazsam ne etmeli / Bütün pencereler üstlerine açık/Kimler soyar çocukları kimler örter / Biri on bir yaşında öteki küçük / Ya anne diye bağırırsa uykusunda / Belki korkmuş belki de susamıştır / Geceleri su içmeye a..]]> Sat, 03 Mar 2012 10:33:13 +0400