Evrensel.net https://www.evrensel.net tr Emek Evrenseldir https://evrensel.net/nhy/upload/diger/favicon.ico https://www.evrensel.net/tema/evrensel16/img/apple-touch-icon-114x114.png Evrensel.net Sözün Özü https://www.evrensel.net/yazi/73590/sozun-ozu https://www.evrensel.net/yazi/73590/sozun-ozu? Evrensel’de 12 yıldır her cuma günü yayınlanan “Özgürce” köşesini artık nihayete erdirmek gerektiğine karar verdiğimde, Evrensel ailesine bir “teşekkür ve veda” yazısı yazmanın bu kadar zor olacağını düşünmemiştim. Bu zor iş için masa başına oturduğumda 26 Nisan 2013 tarihli “Evrensel’de 10 yıl…” başlıklı yazı imdadıma yetişti. Yaklaşık iki yıl önce yazmış olduğum bu yazı Evrensel gazetesinin emekçilerine, okurlarına yönelik bugünkü duygularımı olduğu gibi yansıtmaktadır. Sizinle bu yazıyı paylaşarak veda etmek istiyorum: “Bu köşede ilk yazım yayımlandığında AKP iktidarının 5. ayıydı. AKP Hükümeti ilk önemli sınavında başarısız olmuş ve 1 Mart tezkeresini Meclisten geçirememişti. İkinci büyük sınavı, çalışma yaşamını esnekleştirmeyi, o döneme kadar kuralsızlık olarak ifade edilen çalışma biçimlerini kural haline getirmeyi amaçlayan 4857 sayılı İş Kanunu’nu Meclisten geçirebilmek için verilecekti. Bu sınavda başarılı olursa AKP, Türkiye’de neoliberal yeniden yapılanma sürecini nihay..]]> Fri, 13 Mar 2015 05:02:16 +0300 HDP ve sınıf siyaseti üzerine… https://www.evrensel.net/yazi/73391/hdp-ve-sinif-siyaseti-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/73391/hdp-ve-sinif-siyaseti-uzerine? HDP’nin demokratik siyasetin önündeki en önemli engellerden biri olan seçim barajını aşması Türkiye’de demokrasinin inşası için önemli bir adım olacaktır. Demokrasinin inşasında 91 yıl önce cumhuriyet kurulurken yaratılan ırk, mezhep ayrımcılığına dayanan ve etnik kimlikleri, inançları inkâr eden anlayışın ortadan kaldırılması son derece önemlidir. HDP’nin kuruluş amacı ve benimsediği ilkelerde zaten bu inkâr politikalarına karşı oluşturulmuştur. 7 Haziran seçimlerinde gerek adaylarıyla gerekse seçim bildirgesiyle HDP, ilkelerini güçlü biçimde anlatacak ve toplumun desteğini almaya çalışacaktır. Demokrasinin inşası için etnik kimlik ve inançların inkârına karşı olmak kadar önemli bir başka konu da Türkiye’de sınıfsal farklılıkların olmadığı savıyla emekçi sınıfın inkâr edilmesidir. 91 yıllık cumhuriyet Kürtleri, Alevileri, Ermenileri nasıl asimile edip kimliklerini unutturmaya çalışmışsa daha cumhuriyetin ilk yıllarında “sınıfsız, zümresiz toplum” masallarıyla emekçi sınıfın varlığı..]]> Fri, 13 Feb 2015 05:00:26 +0300 İç Güvenlik Paketi: Sus ve öl! https://www.evrensel.net/yazi/73340/ic-guvenlik-paketi-sus-ve-ol https://www.evrensel.net/yazi/73340/ic-guvenlik-paketi-sus-ve-ol? AKP Hükümeti tarafından Meclis Genel Kuruluna getirilen ve görüşülmesi önümüzdeki haftaya bırakılan iç güvenlik paketi, gündemin ilk sırasında yer alıyor. Hükümet, polise sınırsız yetkiler tanıyan, demokrasinin en temel haklarından olan protesto hakkını fiilen kullanılamaz hale getiren iç güvenlik paketini topluma ülkenin en önemli meselesi olarak kabul ettirmek için canhıraş bir çaba içerisine girdi. İç güvenlik için bu çaba gösterilirken, iş güvenliği hükümetin de yandaş medyanın da umurunda bile olmadı. Sanki bu ülkede, her ay yüzlerce, her yıl binlerce emekçi ekmek parası için iş cinayetlerinde yitip gitmiyormuş; sanki AKP bu cinayetlerin işlendiği ülkede hükümet etmiyormuş gibi. İktidarı döneminde en az 15 bin işçinin iş cinayetlerinde ölmesi karşısında AKP’nin iş güvenliği konusundaki duyarsızlığı, bu konuyu ihmal etmesinden, umursamamasından değildir. Velev ki ihmal, binlerce insanın ölümüne neden olan bir konunun hükümet tarafından ihmal edilmesi bile başlı başına bir sorundur..]]> Fri, 06 Feb 2015 05:00:03 +0300 Metal grevi üzerine https://www.evrensel.net/yazi/73246/metal-grevi-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/73246/metal-grevi-uzerine? 1970’li yıllarla birlikte kapitalizm içine düştüğü krizi aşmak için bir taraftan işçi sınıfı ve sendikalar üzerine baskılar arttırılırken, diğer taraftan sendikalar mücadeleden uzaklaştırarak uzlaşmacı bir çizgiye getirilmek istenmiştir. Sendikaların uluslararası örgütleri ICFTU (Dünya Hür Sendikalar Konfederasyonu-2006’da ITUC adını aldı-) ve ETUC’un (Avrupa Sendikalar Konfederasyonu) da teşvikleriyle sendikalar mücadeleyi bir tarafa bırakıp, masada uzlaşmayı içeren sosyal diyalogcu anlayışı benimsemişlerdir. Böylece işçi sınıfı hareketinin doğduğu ve büyük kazanımların elde edildiği ülkeler başta olmak üzere -genel grev geleneğine sahip birkaç ülke dışında- birçok ülkede grevler hızla azalmaya başlamış ve neredeyse grev bir mücadele yöntemi olmaktan çıkmıştır. Türkiye’de de 1989 bahar eylemlerinin ardından ve özellikle 1995 yılından sonra grevler hızla azalmıştır. Örneğin 1995 yılında 3 bin 396 işyerinde 199 bin 867 işçi 4 milyon 838 bin iş gününü grevde geçirirken 1996-2013 arasın..]]> Fri, 23 Jan 2015 05:03:55 +0300 HDK ve BHH birlikteliğine evet ama nasıl? https://www.evrensel.net/yazi/73140/hdk-ve-bhh-birlikteligine-evet-ama-nasil https://www.evrensel.net/yazi/73140/hdk-ve-bhh-birlikteligine-evet-ama-nasil? Türkiye (eğer daha erkene alınmazsa) altı ay içerisinde genel seçimlere gidecek ve dünya tarihinin belki de en gerilimli sürecinde ülkeyi yönetecek iktidarı belirleyecektir. Bu nedenle seçimler yaklaşırken Türkiye’de demokrasiyi hâkim kılmak; giderek yoğunlaşan emek, doğa sömürüsünü durdurmak; ırk, din, mezhep ayrımcılığına son vermek ve maceracı dış politikalardan uzaklaşmak için AKP’ye karşı alternatif arayışları üzerine yürütülen tartışmalar son derece değerlidir. HDP çatısı altında HDK ve BHH bileşenleriyle birlikte tüm demokrasi güçlerinin bir demokrasi cephesi oluşturarak seçimlere katılması düşüncesine genel hatlarıyla ben de katılıyorum. Ancak bu cephenin seçimlerde AKP’yi durduracak bir güç oluşturabilmesi için sadece bir arada durmalarının, birlikte vitrin oluşturmalarının yeterli olmayacağını düşünüyorum. Daha açık bir ifadeyle Alevilerin oyunu almak için Alevi, mütedeyyin kesimlerin oylarını almak için mütedeyyin, kadınların oylarını almak için kadın, LGBTİ bireylerin oy..]]> Fri, 09 Jan 2015 04:58:00 +0300 Hedefteki akademisyenler..? https://www.evrensel.net/yazi/73086/hedefteki-akademisyenler https://www.evrensel.net/yazi/73086/hedefteki-akademisyenler? Cumhurbaşkanı Erdoğan, 49. TÜBİTAK 2014 Yılı Bilim, Özel ve Teşvik Ödülleri töreninde Türkiye bilim dünyası için -her zaman olduğu gibi- “tarihi öneme haiz” bir konuşma yaptı. Bu konuşmasında Erdoğan şunları söyledi: “Düşüncelerinden dolayı bilim insanlarının özgürlüklerini elinden almayı hatta onları sürgüne göndermeyi ilimle, bu toprakların kültürüyle, birikimiyle denk düşürebilir miyiz? Hatırlayalım, 1402 Sayılı Sıkıyönetim Kanunu’na bir ekleme yaptılar, önemli bir kısmı üniversite hocası olan 5 bin kamu çalışanının işine son verdiler, sokağa terk ettiler. Bunların hepsi yetişmiş profesörlerdi, doçentlerdi. Maalesef on yıllar boyunca ülkemizde bunlar yaşandı. Nasıl ki siyaset bir çerçeve içine alınmak, belli kalıplara belli sınırlara hapsedilmek istendiyse, üniversite, bilim, fikir, eğitim aynı şekilde dar kalıplara dar bir çerçeve içine alınmak istendi. Bakın şu anda dahi, üniversitelerimizde 1940’ların dünyasında yaşayan, o günlere takılıp kalmış, maalesef üzülerek söylüyorum, a..]]> Fri, 02 Jan 2015 04:55:57 +0300 2014’ten 2015’e kalan: mücadeleye devam! https://www.evrensel.net/yazi/73041/2014ten-2015e-kalan-mucadeleye-devam https://www.evrensel.net/yazi/73041/2014ten-2015e-kalan-mucadeleye-devam? 2014’te, kapitalist sistemin kirli, vahşi yüzü daha önce hiç olmadığı kadar görünür hale geldi. Kapitalizmin çarklarını döndürebilmek için kaçınılmaz olan hırsızlıklar, yolsuzluklar, işçi katliamları, doğa talanı, ırkçılık, ayrımcılık, savaş ve şiddet 2014 yılında yaşamın hemen tüm alanlarını kapsadı ve bu sistemin insanlık için büyük bir tehdit olduğu çok daha geniş kesimlerce fark edilmeye başladı. Buna karşılık olarak da sistemin uygulayıcısı siyasi iktidarlar, kapitalizmin ve kendilerinin kaybolmaya başlayan ideolojik meşruiyetlerini korumak için baskı ve şiddet politikalarına ağırlık verdi. 2014 yılının en önemli olayı şüphesiz 301 işçinin yaşamını kaybettiği Soma katliamıydı. Soma’da sadece işçi katliamı yoktu. Bu katliamla birlikte siyaset-sermaye ilişkilerinin hırsızlığı, yolsuzluğu da içeren tüm boyutları açığa çıkıyordu. Doğanın talan edilmesiyle işsiz kalan çiftçiler, yaşamlarını sürdürebilmek için kendilerini ölüme götüren madenlerde çalışmaya mecbur bırakılmışlardı. Ort..]]> Fri, 26 Dec 2014 05:02:09 +0300 Kimin yararı, kimin düzeni? Kamunun mu, toplumun mu? https://www.evrensel.net/yazi/72935/kimin-yarari-kimin-duzeni-kamunun-mu-toplumun-mu https://www.evrensel.net/yazi/72935/kimin-yarari-kimin-duzeni-kamunun-mu-toplumun-mu? Nerede yol, köprü, HES, rezidans, AVM, havaalanı yapmak için ağaçlar kesilecek, parklar yıkılacak, dereler betona hapsedilecek olsa gerekçe hazır: “kamu yararı”… Ağacını, parkını, evini korumak; dilini, inancını, emeğini savunmak isteyip de “kamu yararı” gerekçesine toslayanlar, haklarını yargı kurumundan alamayıp, sokakta hak aramaya çalıştıklarında karşılarına çıkan polisin TOMA’sının, gazının, copunun, göz altıların, tutuklamaların da gerekçesi hazır: “kamu düzeni”… Belki hiçbir zaman kapısından bile girmeyeceğimiz, üzerinden geçmeyeceğimiz ya da mecbur bırakıldığımız için kullanacağımız havaalanları, köprüler, yollar, AVM’ler için yapılan doğa katliamına karşı çıktığımızda veya eğitim hakkı, sağlık hakkı, insanca çalışma hakkı istediğimizde; kısacası yaşam hakkımızı savunduğumuzda zarara uğrattığımız, düzenini bozduğumuz söylenen bu “kamu” kim Allah aşkına? Devletin yararını korumakla, düzenini sağlamakla kendisini mükellef saydığı kamunun kim olduğu Fransız İhtilalinden (17..]]> Fri, 12 Dec 2014 05:04:25 +0300 Sendikalara güvensizliğin kökenleri ve Memur-Sen örneği https://www.evrensel.net/yazi/72883/sendikalara-guvensizligin-kokenleri-ve-memur-sen-ornegi https://www.evrensel.net/yazi/72883/sendikalara-guvensizligin-kokenleri-ve-memur-sen-ornegi? Memur-Sen, hükümetin önerdiğinden bile geri hakları içeren bir toplusözleşme imzalayarak kamu emekçilerini maddi zarara uğrattı. Bunun ardından Memur-Sen’e bağlı Eğitim-Bir-Sen, eğitim şûrasına karma eğitimin kaldırılması ve okul öncesi çocuklara din eğitimi verilmesini içeren eğitimde gericileşmeyi daha da ilerletecek önerilerle gitti. Sendika adıyla faaliyet gösteren ve sendikaların sahip olduğu yetkileri kullanan örgütlerin, üyelerini işçi sınıfını ve hatta toplumun tümünü olumsuz yönde etkileyecek faaliyetlerde bulunması sadece Memur-Sen’e ve ona bağlı sendikalara özgü bir durum değildir. Sendikaların işçi sınıfının ve toplumun güvenini kaybetmesine neden olacak bir anlayış içinde olmasının tarihsel arka planı vardır. Sendikaların Memur-Sen gibi sendikacılıkla hiçbir biçimde bağdaşmayan icraatlarını anlayabilmek için sendikaların gerçek işlevlerini de hatırlatarak bu tarihsel arka plana kısaca bakmak gerekecektir. Sendikalar, kapitalist üretim sisteminin sömürüsüne karşı işçi sı..]]> Fri, 05 Dec 2014 05:04:18 +0300 Meclis Soma Raporu’nda, çözüm yok aklama var… https://www.evrensel.net/yazi/72777/meclis-soma-raporunda-cozum-yok-aklama-var https://www.evrensel.net/yazi/72777/meclis-soma-raporunda-cozum-yok-aklama-var? Meclis Soma Araştırma Komisyonu taslak raporunu hazırladı. Mayıs ayında 301 işçinin ölümüyle sonuçlanan, Türkiye’nin en büyük işçi katliamı için kurulan komisyondan beklenti; bu katliamda sorumluların açığa çıkartılması ve katliama neden olan üretim sistemi, denetim mekanizmaları ve çalışma düzeninden kaynaklanan sorunların çözümü için öneriler getirmesiydi. Birçok kişi ve kurumla görüşülerek hazırlandığı anlaşılan raporda Eynez kömür işletmesinde yaşanan katliamın nedeni olarak rödovans, taşeronluk, denetim eksiklikleri gibi yerinde tespitlerde bulunulmuştur. Ancak bunlar, işletmenin maliyetlerini ucuzlatarak daha fazla kâr etmesi ve hükümetin kalkınma hedefine ulaşmasını içeren “ekonomik gereklilik” ile ilişkilendirilerek, katliamın nedenleri adeta mazur gösterilmek istenmiştir. Öte yandan katliama neden olan üretim, denetim ve çalışma düzeninden kaynaklanan yanlışların, eksiklerin, ihmallerin sorumluları tanımlanmamıştır. Yani ne üretim zorlamasına yol açan, rödovans sistemini uy..]]> Fri, 21 Nov 2014 04:58:21 +0300 Kader… https://www.evrensel.net/yazi/72729/kader https://www.evrensel.net/yazi/72729/kader? Öğrencilerin, hocalarının ardından konuşması, yazması olağandır; ama bir hocanın, öğrencisini sonsuzluğa uğurlayıp, ardından konuşması, yazması hiç de olağan değildir. Maalesef biz çocuklara, gençlere, kıymanın olağan hale geldiği bir ülkede yaşıyoruz. Uğur Kaymaz, Berkin Elvan, Medeni Yıldırım, Ali İsmail Korkmaz, Mert Değirmenci ve daha niceleri; son olarak ise Kader Ortakaya… Diğer çocukları, gençleri ancak canlarına kıyıldıktan sonra tanıyabilmiştim. Kader ise benim öğrencimdi. Son olarak, katledilişinden bir hafta önce görüşmüştük. Haftalardır Suruç’taydı, heyecanla Suruç’ta tanık olduğu mücadeleyi anlattı, tekrar Suruç’a döneceğini söylerken gözlerinin içi parlıyordu. Burs almak için referans mektubu istedi, sanıyorum bu tür işlerini halletmek için kısa bir süreliğine gelmişti İstanbul’a (Ölümünden sonra yayınlanan, ailesine yazmış olduğu mektuptan burs parasını annesinin ilaçları için kullandığı anlaşılıyor). Çok uzun sohbet edemedik, bir süre önce Kobanê’de IŞİD tarafından ö..]]> Fri, 14 Nov 2014 05:02:03 +0300 İşçi cinayetlerine karşı mücadele, ama nasıl? https://www.evrensel.net/yazi/72669/isci-cinayetlerine-karsi-mucadele-ama-nasil https://www.evrensel.net/yazi/72669/isci-cinayetlerine-karsi-mucadele-ama-nasil? Katliam halini alan toplu iş cinayetleri arka arkaya gelince, akıllara hemen bu iş cinayetlerinin nasıl önlenebileceği sorusu geliyor ve iş cinayetlerine karşı hangi taleplerin yükseltilmesi gerektiği üzerine kafa yorulmaya başlıyor. İşçi katliamı en son hangi sektörde olmuşsa genellikle o sektördeki çalışma biçimleri sorgulanıyor. Madende bir katliam olmuşsa madenler, inşaatta katliam olmuşsa inşaatlar ya da mevsimlik işçiler katledilmişse mevsimlik işçilik üzerinde duruluyor. Katliamın sorumlusu olarak görülen patron, devlet, siyasi iktidar ve yasal mevzuat masaya yatırılıyor. Kimi partiler, meslek odaları ya da sayısı bir ikiyi geçmeyen sendika (Sendikaların çoğu iş cinayetleriyle ilgilenmezler) söz konusu katliam üzerine raporlar hazırlıyor, taleplerini kamuoyuyla paylaşıyor ve illa ki “Bu işin peşini bırakmayacağız” açıklamaları yapıyor. Katliamın üzerinden belirli bir süre (Katliamın büyüklüğüne göre değişir) geçtikten sonra raporlar da talepler de takipçi olma sözleri de unutulu..]]> Fri, 07 Nov 2014 05:06:16 +0300 Emekçiler ölümlerden ölüm beğenmek zorunda mı? https://www.evrensel.net/yazi/72616/emekciler-olumlerden-olum-begenmek-zorunda-mi https://www.evrensel.net/yazi/72616/emekciler-olumlerden-olum-begenmek-zorunda-mi? 1830’da Fransa’da Lyon dokuma işçileri insanlık dışı yaşam koşullarına karşı “Çalışarak Yaşamak ya da Savaşarak Ölmek” sloganıyla büyük bir direniş gerçekleştirdi. İşçiler, burjuva sınıfına karşı çalışma ve yaşam koşullarını düzeltmek için ölümüne savaşmayı göze almışlardı. Bu direniş ve bu slogan, işçilerin birbirleriyle rekabet etmek yerine çıkarları ortak bir sınıfın mensubu olduklarını, burjuvaziye ve dolayısıyla kapitalist düzene başkaldıracak bir siyasal perspektife ulaştıklarını gösteriyordu. İşçilerin sınıf bilinciyle mücadeleye girişmesinden burjuvazi çok korktu; işçiler katledilerek, sürgüne gönderilerek direniş bastırılmaya çalışıldı. Ama artık ok yaydan çıkmış emekçiler, sömürü düzeniyle ancak birlikte yürütecekleri mücadeleyle baş edebileceklerini öğrenmişlerdi. Lyon’dan sonra işçi direnişleri kısa zamanda diğer ülkelere de yayıldı ve 1848 devrimleriyle birlikte işçi sınıfı devrimci bir güç olarak tarih sahnesine çıktı. 19. yüzyıl sonlarına kadar devrimci karakterini koruy..]]> Fri, 31 Oct 2014 05:09:20 +0300 Polis devleti sadece Kürtler için değil... https://www.evrensel.net/yazi/72560/polis-devleti-sadece-kurtler-icin-degil https://www.evrensel.net/yazi/72560/polis-devleti-sadece-kurtler-icin-degil? Burjuva devrimleriyle birlikte, monarşiye karşı, burjuvazinin haklarını ve kapitalizmin işleyişini sağlamak üzere -anayasal düzeni içeren- hukuk devleti anlayışı benimsenmiştir. Hukuk devleti, devlet erkinin yurttaşlara karşı sorumluluğunu düzenleyerek, siyasi iktidarın mutlak egemenliğini sınırlandırmayı amaçlar. Ancak hukukun yasama organı tarafından oluşturulduğu parlamenter sistem, burjuvazinin çıkarları doğrultusunda ve kapitalizmin sürekliliğini teminat altına almayı garanti altına alacak biçimde şekillendirilmiştir. Dolayısıyla burjuva devletinde siyasi iktidarda kimin olduğundan bağımsız olarak yasalar, egemenin çıkarlarını (girişimcilik özgürlüğü ve mülkiyet hakkını) toplumun genel çıkarlarının üzerinde tutar. Burjuva demokrasisi içinde insan hakları ve toplumsal çıkarın geliştirilmesi ise büyük ölçüde işçi sınıfı ve diğer toplum kesiml..]]> Fri, 24 Oct 2014 00:37:14 +0400 Demokratik çözüm, barışın toplumsallaşmasından geçer! https://www.evrensel.net/yazi/72504/demokratik-cozum-barisin-toplumsallasmasindan-gecer https://www.evrensel.net/yazi/72504/demokratik-cozum-barisin-toplumsallasmasindan-gecer? Müzakere sürecinin ilan edildiği ve karşılıklı olarak silahların sustuğu 2013 Newrozu’nun üzerinden bir buçuk yılı aşkın zaman geçmiş. Kürt sorununun çatışmalı bir süreci doğurduğu 1984’ten 2013’e kadar geçen 28 yılda resmi kayıtlara göre 35 bin 579 asker, polis, gerilla ve sivil ölmüş (Faili meçhullerle birlikte gerçek rakamın bunun çok daha üzerinde olduğu bilinmektedir.) Diğer bir söyleyişle, resmi rakamlara göre 2013 yılındaki barış sürecine kadar ortalama her yıl 1270 kişi çatışmalarda yaşamını kaybetmiş. Bu ortalamadan hareket edersek bir buçuk yıldan bu yana devam eden barış süreci sayesinde 2000’e yakın Kürt’ün, Türk’ün ve diğer halklardan insanın yaşamı kurtulmuş yani 2000 eve, aileye acı düşmemiş. Elbette ölümlerin olmaması bile başlı başına barış sürecini değerli kılmak..]]> Fri, 17 Oct 2014 00:31:53 +0400 Kobanê direnişi demokrasi direnişidir https://www.evrensel.net/yazi/72450/koban-direnisi-demokrasi-direnisidir https://www.evrensel.net/yazi/72450/koban-direnisi-demokrasi-direnisidir? Halkları birbirine düşman etmeyi kendisine ilke edinmiş devlet aklı hiç değişmiyor. Daha önce birçok kez olduğu gibi Türk ve Kürt halkları arasında duygusal ortaklık yoğunlaşmaya başladığı anda karanlık (ama herkes tarafından bilinen) bir el devreye giriveriyor. Daha geçen hafta Kobanê’de kafa kesen, kadınlara tecavüz edip, pazarlarda satan IŞİD çetelerine karşı evlerini, yurtlarını, onurlarını savunan Kürt kadınların, gençlerin, yaşlıların direnişi milliyetçisinden muhafazakârına birazcık vicdan sahibi olan tüm Türklerin de saygısını kazanmaya başlamıştı. IŞİD tehdidi nedeniyle her şeyini geride bırakarak Kobanê’den gelenler için düzenlenen yardım kampanyalarına bugüne kadar Kürtleri düşman, terörist olarak gören kesimler de katılmışlardı. Böylece 90 yıldır halkları düşmanlaştırmaya yönelik politikaların yaratmaya &ccedi..]]> Fri, 10 Oct 2014 00:40:14 +0400 Üniversitede despotizm https://www.evrensel.net/yazi/72400/universitede-despotizm https://www.evrensel.net/yazi/72400/universitede-despotizm? İş cinayetlerinde her yıl binlerce işçi ölürken; Türkiye hızla gericileştirilirken; ırk, din, mezhep, cinsiyet ve cinsel tercihler üzerinden ayrımcılık giderek artarken; maceracı dış politikalar sonucunda sınırlarımızda halklar tarihin en büyük vahşetiyle karşı karşıya bırakılmışken üniversitelerden kurumsal olarak hiçbir ses çıkmıyor! Neden mi? Her yıl bin beş yüz dolayında emekçinin iş cinayetlerinde ölmesiyle net biçimde açığa çıkan despotik çalışma düzeni madenler, inşaatlar, fabrikalar, bankalar gibi üniversitelerde de geçerlidir. Gerek özel gerekse kamu üniversitelerinde özellikle akademisyenler işsizlik tehdidiyle baskı altına alınmakta; buna direnen akademisyenler de ya disiplin cezalarıyla karşı karşıya kalmakta ya da bir idari soruşturma sürecine dahi ihtiyaç duyulmadan işten çıkartılmaktadır. Örneğin geçti..]]> Fri, 03 Oct 2014 00:15:47 +0400 Ortak belaya karşı ortak mücadele! https://www.evrensel.net/yazi/72349/ortak-belaya-karsi-ortak-mucadele https://www.evrensel.net/yazi/72349/ortak-belaya-karsi-ortak-mucadele? Bir tarafta IŞİD, din adına Kürtler, Êzidiler ve diğer tüm bölge halklarına yönelik katliamlarıyla insanlığı sınıyor. Öte tarafta da dini, imanı para olmuş, kâr olmuş ekonomi anlayışı ve üretim sistemi işçileri katlederek yine insanlığı sınıyor. İnsanlık, bu belalar başına açılırken ve de bu belalardan kurtulmak için yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla sınanıyor. Dini gerekçelerle halkları katleden IŞİD’la, küresel rekabeti gerekçe göstererek emekçileri katleden ekonomik düzenin kaynağı aynı. Katliamlarını din adına yapan IŞİD daha önce ortaya çıkmış din temelli diğer birçok terör örgütü gibi uluslararası sermaye ve onun devletlerinin besleyip büyüttüğü bir örgüt. Sermayenin ve onun çıkarlarını temsil eden devletlerin IŞİD ve benzeri terör örgütlerinden beklentisi din, mezhep ve bazen de ırk..]]> Fri, 26 Sep 2014 00:10:33 +0400 İş güvencesi yoksa can güvenliği de yok! https://www.evrensel.net/yazi/72296/is-guvencesi-yoksa-can-guvenligi-de-yok https://www.evrensel.net/yazi/72296/is-guvencesi-yoksa-can-guvenligi-de-yok? İş cinayetleri tüm hızıyla devam ediyor. Ekmek parası için canını kaybeden emekçilere her gün yenileri ekleniyor. İş cinayetlerinde onlarca işçinin bir seferde ölmediği yani iş cinayeti katliam boyutuna ulaşamadığı sürece ne medyanın, ne hükümetin ne de toplumun gündemi oluyor. Oysa günde en az 5-6 işçi Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde, çeşitli iş kollarında ölmeye devam ediyor. Hükümet, iş cinayetlerinin üstünün örtülemediği, bu konuda toplumsal duyarlılığın arttığı dönemlerde, ölen işçileri şehit ilan ederek, adli ve idari soruşturmaların yapılacağını söyleyerek ya da gerekli önlemlerin alındığı yönünde açıklamalar yaparak cinayetin sorumluluğunu üzerinden atmaya çalışıyor. Oysa AKP Hükümetinin uyguladığı politikalar iş cinayetlerinin temel gerekçesini oluşturan koşulları..]]> Fri, 19 Sep 2014 00:13:04 +0400 34. yılında 12 Eylül öldürmeye devam ediyor https://www.evrensel.net/yazi/72241/34-yilinda-12-eylul-oldurmeye-devam-ediyor https://www.evrensel.net/yazi/72241/34-yilinda-12-eylul-oldurmeye-devam-ediyor? Bugün 12 Eylül, TÜSİAD’ın, TİSK’in MESS’in gazetelere ilanlar vererek askeri darbeye çağrı yaptığı; darbenin ardından Türkiye’nin en büyük patronu Vehbi Koç’un darbecilere “Zatıalilerine ve arkadaşlarınıza muvaffakiyetler temenni ediyorum. Emrinize amadeyim.” sözleriyle biten mektuplar göndererek “darbenizin ardındayız” mesajları verdiği; dönemin TİSK başkanı Halit Narin’in “şimdiye kadar biz ağladık onlar (işçiler) güldü. Şimdi sıra onlarda”, ABD yönetiminin ise “bizim oğlanlar başardı” sözleriyle karşıladığı darbenin 34. yıldönümü. 12 Eylül 1980’de doğanların Cahit Sıtkı Tarancı’nın yolun yarısı dediği 35 yaşına gelmelerine sadece bir yıl kalmış, yani ortalama insan ömrünün yarısı kadar zaman geçmiş darbenin üzerinden. 12 Eylül faşizmi on binlerce ..]]> Fri, 12 Sep 2014 00:56:12 +0400 62. Hükümet programı: Tas eski hamam eski! https://www.evrensel.net/yazi/72188/62-hukumet-programi-tas-eski-hamam-eski https://www.evrensel.net/yazi/72188/62-hukumet-programi-tas-eski-hamam-eski? Eski başbakanın yeni cumhurbaşkanı olarak göreve başlamasının ardından, eski dışişleri bakanı yeni başbakan olarak hükümeti kurma görevini aldı ve büyük çoğunluğunu eski bakanların oluşturduğu yeni hükümetin programını okudu. Başbakan Davutoğlu “Yeni Türkiye” iddiasını taşıyan 62. Hükümet programını okurken biz de cumhuriyetin bundan önceki 61 hükümet programından ve AKP hükümetlerinin bundan önceki 4 hükümet programından (58, 59, 60, 61) farklı olan, yeni olan ne varmış diye dikkat kesildik. Öyle ya karşınıza “yeni” diye getirilince meraklanıyor insan, “eski”den farklı ne var diye. Gerçi bir ülkede yenilenmekten, değişimden söz ediliyorsa orada ciddi bir ideoloji, zihniyet değişimi gerekir. Sadece sıfatları değişen eski Türkiye’nin yönetici kadrosunun akşamdan sabaha ideolojisini, zihniyetini değiştirmesi ve ..]]> Fri, 05 Sep 2014 00:25:48 +0400 Savaşı kim ister? https://www.evrensel.net/yazi/72142/savasi-kim-ister https://www.evrensel.net/yazi/72142/savasi-kim-ister? Kimse bu soruyu “Ben savaş isterim” diye yanıtlamaz. Sorduğunuzda herkes barışçıdır; barışı ister, sadece kişiler değil, devletler de her fırsatta savaşa karşı olduklarını söyler, barışa övgüler düzer. “Savaş isterim” denilmez, denilemez çünkü savaş kandır, acıdır, gözyaşıdır; bu nedenle toplumların hemen tümünde savaş, insani ve ahlaki bulunmaz. Peki tüm toplumlar, halklar savaşı insani, ahlaki bulmuyor ve savaş karşıtlığında ortaklaşıyor ve barış istiyorsa savaşlar neden olur? Lafı fazla dolandırmaya gerek yok, başka insanlar ya da başka halklar üzerinde egemenlik-tahakküm kurmak, iktidar olmak niyetindeki herkes, her sınıf, her devlet insani, ahlaki değerleri bir yana bırakmış, barıştan vazgeçmiştir (Tahakküme karşı, özgürlük için yürütülen savunma savaşları bunun dışındadır). Savaşın bedelini ödeyecek olan halklardır. Bu ned..]]> Fri, 29 Aug 2014 00:10:04 +0400 Seçimin kazananı kim? https://www.evrensel.net/yazi/72040/secimin-kazanani-kim https://www.evrensel.net/yazi/72040/secimin-kazanani-kim? Demirtaş’ın cumhurbaşkanı adayı olmasıyla birlikte meselenin cumhurbaşkanı seçmekten öte Türkiye’nin demokrasi, barış, özgürlük mücadelesinin bir aşaması olduğu vurgulamaya çalışmıştık. Tüm eşitsiz, adaletsiz koşullara ve bir Kürt adaya oy vermek konusundaki ön yargılara rağmen -bu ön yargılar sadece milliyetçi kesimler içinde değil, sol kesimler içinde dahi mevcuttur- Demirtaş’ın adaylığıyla vücut bulan “yeni yaşam çağrısı” başarılı olmuştur. Böylece Türkiye’de 90 yıldır yan yana gelmeleri engellenen ezilen, sömürülen, inkar edilen toplum kesimleri, demokrasi mücadelesinde kolektif bir iradeyi ortaya koyabildiklerini göstermişlerdir. Demokrasi son derece uzun ve zorlu bir mücadeleyi gerektirir; 10 Ağustos seçimlerinde sağlanan başarı bu mücadelenin sonucu değil, sadece HDP-HDK fikriyatıyla ortaya kon..]]> Fri, 15 Aug 2014 00:33:00 +0400 Türkiye, cumhurbaşkanından öte demokrasi, barış ve özgürlüğü arıyor https://www.evrensel.net/yazi/71998/turkiye-cumhurbaskanindan-ote-demokrasi-baris-ve-ozgurlugu-ariyor https://www.evrensel.net/yazi/71998/turkiye-cumhurbaskanindan-ote-demokrasi-baris-ve-ozgurlugu-ariyor? Pazar günü yapılacak seçimleri, bazı gazetelerin verdiği gibi “Türkiye cumhurbaşkanını arıyor” şeklinde yorumlamak son derece anlamsızdır. Toplumsal yapıda, dönüşüm yaratacak köklü bir değişiklik olmadığı sürece, devletin başında kim olursa olsun toplumun huzurunu, refahını geliştirecek hiçbir değişim sağlanamayacaktır. Tam tersine devlet aygıtı üzerinden halkları birbirine düşmanlaştırarak, emekçileri sömürerek kendisini yeniden üreten egemen yapılar, toplumu kendi çıkarları doğrultusunda dizayn ederek varlıklarını güçlendireceklerdir. Bu yüzden pazar günü yapılacak seçimler, Türkiye’nin cumhurbaşkanını arayışı değil; Türkiye’nin demokrasiyi, barışı, özgürlüğü arayışı/mücadelesi olacaktır. Bu arayış/mücadele, cumhurbaşkanı seçimiyle başlamış değildir. Demokrasi, barış, özg&uu..]]> Fri, 08 Aug 2014 00:53:15 +0400 Mehmet Emin Erol’un ikinci cevabına cevap: Somut durum üzerine bir kaç hatırlatma https://www.evrensel.net/yazi/71948/mehmet-emin-erolun-ikinci-cevabina-cevap-somut-durum-uzerine-bir-kac-hatirlatma https://www.evrensel.net/yazi/71948/mehmet-emin-erolun-ikinci-cevabina-cevap-somut-durum-uzerine-bir-kac-hatirlatma? “Bilindiği gibi gerçek her yerde somuttur. Bu nedenle Marksizmin tahlil metodu, daima ‘somut durumların somut tahlilidir.’ Bunun dışında nesnel bilgi edinme yolu yoktur.” Mahir Çayan 18 Temmuz tarihli yazımın başlığı “İşçinin, emekçinin cumhurbaşkanı olur mu?” idi. Bu yazıyı, “Evet, Demirtaş seçildiği taktirde işçilerin, emekçilerin de cumhurbaşkanı olacaktır.” diyerek bitirmiştim. Mehmet Emin Erol, benim bu görüşüme katılmadığını ve Demirtaş’ın içinden geldiği Kürt hareketinin sınıfsal anlamda çelişkileri bulunduğunu ve sosyalistlerin bunu sorgulama hakkının olduğunu belirtmişti. 27 Temmuz’da Evrensel ve sendika.org’da yayınlanan bir yazıyla Erol’a yanıt vermeye çalışmıştım. Erol, bu yazıma cevaben 29 Temmuz’da sendika.org’da “Eleştiri, sol, sınıf: Özgür Müftüoğlu’na..]]> Fri, 01 Aug 2014 00:33:32 +0400 Mehmet Erman Erol'un cevabına cevabım: Evet, Demirtaş'tı https://www.evrensel.net/yazi/71919/mehmet-erman-erolun-cevabina-cevabim-evet-demirtasti https://www.evrensel.net/yazi/71919/mehmet-erman-erolun-cevabina-cevabim-evet-demirtasti? 24 Temmuz tarihinde www.sendika.org’da Mehmet Erman Erol’un “‘Demirtaş’tı Değil mi?’ ya da Özgür Müftüoğlu’na Cevap” başlıklı bir yazısı yayımlandı(1). “Selahattin Demirtaş’tan neleri bekleyip neleri beklememek gerektiği konusundaki kafa karışıklığına bir müdahalede bulunmak niyetindeyiz.” diye başlayan yazısında Erol, Demirtaş’ı mevcut cumhurbaşkanı adayları içinde en ilerici ve radikal aday olarak tanımlamakla birlikte “Bunun kimsede yanlış bir beklentiye yol açmaması gerektiği” uyarısında bulunuyor. Bu yanlış beklentiler konusunda da Evrensel’de 11 Temmuz (2) ve 18 Temmuz (3) tarihlerinde yayınlanan yazılarımda Demirtaş’a verdiğim desteğin gerekçesini örnek gösteriyor ve bunlara cevap veriyor. Erol’un eleştirdiği ve cevap vermek gereği duyduğu Demirtaş’a destek olma gerekçem; ‘Demirtaş’ın iş&ccedi..]]> Mon, 28 Jul 2014 07:07:13 +0400 Cumhurbaşkanlığı seçimi ve sendikalar https://www.evrensel.net/yazi/71903/cumhurbaskanligi-secimi-ve-sendikalar https://www.evrensel.net/yazi/71903/cumhurbaskanligi-secimi-ve-sendikalar? Emekçiler toplumun en hızlı milliyetçileşen kesimidir. Emek piyasasına yeni işçiler katıldıkça emeklerinin değerinin düştüğünü gören işçiler, özellikle işsizliğin yüksek, çalışma koşullarının kötü, ücretlerin düşük olduğu dönemlerde, kendisinden daha kötü koşullarda çalışmaya rıza gösterecek emekçilerin piyasaya katılmasını, kendisine rakip olmasını istemezler. Böyle dönemlerde, kendilerini diğerlerinden ayıracak farklılıkları öne çıkartmaya, kendi kimliklerinden olmayanları ötekileştirmeye, dışlamaya başlarlar. Her gün sömürü çarkları içinde öğütüldükleri emek piyasasını sahiplenir, dışarıdan gelecek emekçilere (kimi zaman onları linç etmeye vardıracak kadar) düşmanlaşabilirler. Sınıf bilincinden yoksun emekçi kitlelerin, kendilerinden g&ou..]]> Fri, 25 Jul 2014 01:41:08 +0400 İşçinin, emekçinin cumhurbaşkanı olur mu? https://www.evrensel.net/yazi/71847/iscinin-emekcinin-cumhurbaskani-olur-mu https://www.evrensel.net/yazi/71847/iscinin-emekcinin-cumhurbaskani-olur-mu? Devletin egemen sınıfın elinde olduğu sınıflı toplumlarda devletin başındaki kişi (adı cumhurbaşkanı da olsa) de egemenlerin temsilcisi olur elbette. Birçok kapitalist ülke gibi Türkiye’de de olan budur. Bugüne kadar cumhurbaşkanının antidemokratik seçim yasalarıyla oluşan parlamento tarafından seçildiği Türkiye’de egemenlerin hükmettiği halklarla birlikte işçi ve emekçileri temsil eden birinin cumhurbaşkanı olabilme ihtimali bile söz konusu olmamıştır. Türkiye’de ilk kez cumhurbaşkanı -parlamentoda grubu bulunan partilerin gösterdiği adaylar içinden- yurttaşların kullanacağı oylarla belirlenecektir. Egemenler, adayların parlamentoda grup oluşturabilmiş partiler tarafından belirlenmesi koşulunu kendilerini güvenceye almak için getirmişlerdir. Ancak Haziran 2011 seçimlerinde Emek, Demokrasi ve Özgürlük Blokunun desteklediği ve bugün HDP ç..]]> Fri, 18 Jul 2014 01:26:25 +0400 Oyum Selahattin Demirtaş’a çünkü… https://www.evrensel.net/yazi/71792/oyum-selahattin-demirtasa-cunku https://www.evrensel.net/yazi/71792/oyum-selahattin-demirtasa-cunku? Burjuva demokrasisinin en büyük aldatmacası “devlet” adı verilen ve egemen sınıfın çıkarlarını temsil eden bir aygıtı, topluma “tarafsız” diye yutturmaya çalışmasıdır. Devletin tarafsızlık yutturmacası parlamenter sistem üzerinden sağlanır. Burjuva demokrasisinde ortaya bir sandık konulur; sınıfı, ırkı, cinsiyeti, dini, mezhebine bakılmadan -burjuva demokrasisinin ilkel aşamalarında bu göstermelik eşitlik de yoktur- yurttaş olarak tanımlanan bireylere “eşit” oy hakkı verilir ve sandıktan çıkan iradenin yönettiği devletin de tarafsız olduğu savunulur. Sonuç olarak da burjuva demokrasisinin “tarafsız” devletinde sandığa giderken eşit sayılanların çoğunluğunun sömürüldüğü, ezildiği, yok sayıldığı bir düzen ortaya çıkar. Yani egemen sınıf her zaman kazanır, diğerleri her zaman kaybeder. Cumhurbaşkanı Adayları Erdoğan ve İhsanoğlu’nun cu..]]> Fri, 11 Jul 2014 00:46:30 +0400 Demirtaş, KESK Kongresi ve demokrasi https://www.evrensel.net/yazi/71730/demirtas-kesk-kongresi-ve-demokrasi https://www.evrensel.net/yazi/71730/demirtas-kesk-kongresi-ve-demokrasi? Türkiye’de iktisadi, siyasi ve sosyal birçok sorun vardır ama bu sorunların kaynağı demokrasi yoksunluğudur. Katliamlara, sömürüye, ötekileştirilmeye, savaşa karşı çıkanlar karşılarında devletin şiddetini bulurlar. Çünkü demokrasi, devlet denen mekanizmayı ellerinde bulunduran egemenlerin en büyük korkusudur. Türkiye, her ay ortalama 100-120 işçinin iş cinayetlerinde öldürüldüğü (Haziran 2014’te iş cinayetlerinde yaşamını kaybeden işçi sayısı 141 olmuştur), her gün en az iki kadının erkekler tarafından katledildiği, Sivas, Roboskî, Reyhanlı gibi katliamların aydınlatılmadığı, Kürtlerin anadilde eğitim başta olmak üzere kültürel ve siyasal haklarının kısıtlandığı, Aleviler başta olmak üzere inanç özgürlüğünün engellendiği, doğanın canlı yaşamını imkansız kılacak ölçüde tahrip e..]]> Fri, 04 Jul 2014 07:24:05 +0400 Sendika(cı)lara da hesap sormalı! https://www.evrensel.net/yazi/71679/sendikacilara-da-hesap-sormali https://www.evrensel.net/yazi/71679/sendikacilara-da-hesap-sormali? Soma katliamında yaşamını yitiren bir işçinin ailesi, avukatları aracılığıyla katliamın gerçekleşmesi ve işçinin ölümünden sendikayı da sorumlu tutarak Türkiye Maden İşçileri Sendikasına dava açtı. Dava dilekçesinde sendikanın kusuru şöyle ifade ediliyor: “Sendikalar, madenlerdeki işçi katliamlarını ortadan kaldıracak ve iş güvenliği önlemlerini aldıracak asıl güç olması gerektiği yerde, bu olan biteni görmeyip işçiler adına itiraz etmeyerek sendika da katliama ortak olmuştur. Binlerce işçinin üye olduğu Türkiye Maden İş Sendikası işverenin işini kolaylaştırıcı faktöre dönüşmüş durumdadır.” Sonucu ne olur bilemeyiz ama bu örnek bir davadır. Zira Türkiye’de emekçiler, özellikle son 30 yılda birçok hakkını sendikaların ihmali ya da işveren veya devletle iş birliğinin (Sosyal diyalog da derler b..]]> Fri, 27 Jun 2014 00:09:29 +0400 12 Eylül’ün hesabı kapandı mı? https://www.evrensel.net/yazi/71623/12-eylulun-hesabi-kapandi-mi https://www.evrensel.net/yazi/71623/12-eylulun-hesabi-kapandi-mi? 12 Eylül davasının sanıkları Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya, TCK’nin “Devlet kuvvetleri aleyhine cürümler” başlıklı 146. maddesi uyarınca önce “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezasına çarptırıldı, ardından takdiri indirimle bu cezaları “müebbet hapis cezasına” çevrildi. Böylece Türkiye’de ilk kez darbeciler yargılanmış ve cezalandırılmış oldular. Bu sonucu küçümsemek elbette mümkün değildir. Ancak bu mahkumiyet, 12 Eylül darbesinin toplumsal faturasını karşılar mı sorusunu sormaktan da alamıyor insan kendisini. Eğer 12 Eylül darbesi, ikisi halen hayatta olan beş darbecinin kişisel olarak tasarladıkları ve gerçekleştirdikleri bir eylem olsaydı şüphesiz gönüllere biraz da olsa su serpilebilirdi. Ancak cismen hiç gitmedikleri mahkemede iyi halden cezaları hafifletilen bu iki sanık ve hayatta olmayan diğer ü&cced..]]> Fri, 20 Jun 2014 00:22:09 +0400 AKP, katliamı fırsata (mı) çeviriyor (?) https://www.evrensel.net/yazi/71506/akp-katliami-firsata-mi-ceviriyor https://www.evrensel.net/yazi/71506/akp-katliami-firsata-mi-ceviriyor? Soma’da gerçekleşen işçi katliamının ardından, madenlerde çalışma koşulları, çok konuşulan bir gündem haline gelince AKP, yer altı madenlerinde çalışma koşullarının yeniden düzenlenmesini görüntüsü altında bir torba yasa tasarısını Meclise getirdi. “İş Kanunu ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” adıyla getirilen düzenlemenin, bundan önce “torba” içinde getirilen diğer yasalardan hiçbir farkı yok. Yani görüntüde toplumun geniş kesimlerinin kabul edebileceği bir düzenleme, onun ardından da tek bir yasa olarak getirilirse büyük tepki çekecek düzenlemeler… Kısacası, 30 Mayıs’ta Meclise getirilen tasarıyla AKP Hükümeti, toplumu aldatmaya yönelik bir yasama çalışmasına daha imza atmış durumda. Bunun diğerlerinden farklı ve aynı zamanda da ..]]> Fri, 06 Jun 2014 00:10:20 +0400 AB’nin milliyetçilikle imtihanı ve bize düşenler… https://www.evrensel.net/yazi/71451/abnin-milliyetcilikle-imtihani-ve-bize-dusenler https://www.evrensel.net/yazi/71451/abnin-milliyetcilikle-imtihani-ve-bize-dusenler? Hafta sonu sonuçlanan Avrupa Parlamentosu seçimlerinden çıkan tablonun AB üyeliğinden demokrasi, insan hakları beklentisi olan kesimleri oldukça şaşırtmış ve endişelendirmiş olduğu görülüyor. Ortalama yüzde 43 civarında katılımla gerçekleşen seçimlerin en çarpıcı sonucu aşırı sağın yükselişi oldu. Örneğin Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Cephe oylarını yüzde 25 artırarak birinci oldu. Avusturya, Macaristan, Danimarka, Finlandiya ve Yunanistan’da aşırı sağcı partiler oylarını arttırdılar. İngiltere’de ise göçmen karşıtı parti (UKIP) oyların yüzde 27’sini alarak İşçi Partisi’ni geride bıraktı. Bu ülkeler dışında da birçok Avrupa ülkesinde aşırı sağ partiler oylarını yükseltti. Avrupa, kapitalizmin gelişim sürecinde ortaya çıkan milliyetçilikten çok çekmiş bir coğrafya, bunun en çarpıcı..]]> Fri, 30 May 2014 00:11:05 +0400 İşçi katliamlarında akademinin sorumluluğu https://www.evrensel.net/yazi/71396/isci-katliamlarinda-akademinin-sorumlulugu https://www.evrensel.net/yazi/71396/isci-katliamlarinda-akademinin-sorumlulugu? Soma’da yaşanan Türkiye’nin en büyük işçi katliamının ardından, bu katliamın gerçek faillerinin kim olduğu sorgulanmaya başlandı. Patron, başbakan, enerji bakanı, çalışma bakanı, bakanlık bürokratları, TKİ yönetimi vs… Peki, adına üniversite denen yüksek duvarlar içinde, arada bir öğrenci olaylarıyla, arada bir de reklamlarda diş macunu kalitesi onaylayan kurum olarak adını duyduğumuz üniversitenin ve akademisyen denen kesimin hiç mi sorumluluğu yoktu bu ve benzeri katliamlarda? Elbet vardır, olmaz olur mu? İsminin başında koca koca unvanlarla ekran başına geçen “hoca”lara hâlâ bu toplum, “Bilim insanıdır, objektif değerlendirir, bizim haklarımızı da gözetir” düşüncesiyle bakmakta, onların görüşlerini kabullenmektedir. Mühendisler, öğretmenler, doktorlar, savcılar, hakimler, sosyologlar, iktisatç..]]> Fri, 23 May 2014 00:11:55 +0400 Soma’dan yükselen öfke… https://www.evrensel.net/yazi/71338/somadan-yukselen-ofke https://www.evrensel.net/yazi/71338/somadan-yukselen-ofke? Her ölüm arkasında hüzün bırakır. Bazı ölümlerse arkasında hüzünle birlikte öfke ve suçluluk da bırakır, iş cinayetinden ölümler de böyledir. Geride kalanlar sevdiklerini kaybetmiş olmanın üzüntüsünü, acısını yaşarlar ama bununla birlikte, çoğu zaman seslendiremeseler de bu ölümün doğal ölüm olmadığını bilirler ama kendilerini ölümün kader olduğuna inandırmaya çalışırlar. Çünkü çaresizdirler, ölümün başkanının suçu ya da sorumluluğu olduğunu kabullenirlerse hesap sormaları, isyan etmeleri gerekir. İş cinayetiyle ölümün ardında suçluluk da bırakır. Bu suçluluk ölüme neden olan işverenin, buna ortam hazırlayan devlet yetkililerinin ya da gereken mücadeleyi örgütlemeyen sendikacıların kendilerini suçlu hissetmesi değildir elbette. Onlar ..]]> Fri, 16 May 2014 00:22:25 +0400 1 Mayıs’ta baskı ve şiddet borsayı yükseltti... https://www.evrensel.net/yazi/71278/1-mayista-baski-ve-siddet-borsayi-yukseltti https://www.evrensel.net/yazi/71278/1-mayista-baski-ve-siddet-borsayi-yukseltti? Hükümet 1 Mayıs’ta emekçilere uyguladığı şiddetin meyvesini 2 Mayıs’ta borsanın yeniden 17 Aralık öncesindeki seviyeye yükselmesiyle aldı. İşçilere uygulanan şiddetle borsanın yükselmesi arasında nasıl bir ilişki mi var? Borsanın yükselmesi ya da düşmesi büyük ölçüde Türkiye’ye sermaye giriş-çıkışına bağlı. Sermayedarların kararlarını belirleyense ne kadar kâr edebileceği. Hangi ülkede daha fazla kâr edebilecekse sermaye oraya gidiyor. Ülkeler de bu sermayeyi çekebilmek için birbirleriyle rekabet ediyor. Rekabet, sermayeye daha fazla kâr edebilmesi için en uygun koşulları sağlamak üzerine. Yani sermayeden alınan vergi ne kadar düşük, enerji ve hammadde ne kadar ucuz, ticaret ne kadar serbest ve en önemlisi emek maliyeti ne kadar ucuzsa sermaye o ülkeye gidiyor. Türkiye, 24 Ocak 1980 kararlarından b..]]> Fri, 09 May 2014 08:11:54 +0400 1 Mayıs üzerinden kutuplaştırma siyasetine devam… https://www.evrensel.net/yazi/71170/1-mayis-uzerinden-kutuplastirma-siyasetine-devam https://www.evrensel.net/yazi/71170/1-mayis-uzerinden-kutuplastirma-siyasetine-devam? 1 Mayıs için yaptığı açıklamalarla da görülüyor ki; Başbakan, yerel seçimlerde kendisine başarı getiren toplumda gerginlik yaratıp, kutuplaştıran siyasetini Taksim inatlaşması üzerinden sürdürmek istemektedir. Başbakan’ın niyeti, her otoriter çıkışında demokratik tepkisini ortaya koyan kesimlerle, bu tepkiyi göster(e)meyen kesimler arasındaki bağları tamamen kopartarak otoriterliğe dayanan gücünü daha da arttırmaktır. Otoriterliğe, adaletsizliğe, hukuksuzluğa karşı tepki gösterebilmek ve mücadeleye girişebilmek için bilgi, bilinç ve güvenceden oluşan üç koşulun yerine getirilmesi gerekir: 1.Karşı çıkılması gereken olgular konusunda tepki göstermeye ikna olacak düzeyde bilgiye sahip olmak. Haksızlıklar, hukuksuzluklar için yeterli bilgiye sahip olmayan toplum kesimlerden bir karşı çıkış da beklenemez. Egemenlerin basın öz..]]> Fri, 25 Apr 2014 00:16:09 +0400 Seçim şaibeleri, 1 Mayıs yasaklamaları, Greif baskını ve Türkiye demokrasisi… https://www.evrensel.net/yazi/71058/secim-saibeleri-1-mayis-yasaklamalari-greif-baskini-ve-turkiye-demokrasisi https://www.evrensel.net/yazi/71058/secim-saibeleri-1-mayis-yasaklamalari-greif-baskini-ve-turkiye-demokrasisi? Bir taraftan 30 Mart seçimlerine ilişkin şaibeler, diğer taraftan 1 Mayıs mitinglerine ilişkin yasaklamalar, son olarak da emeklerinin karşılığını alabilmek için direnen Greif işçilerine yönelik polis baskını… Gündemin en üst sıralarında yer alan sadece bu üç olay, Türkiye’de demok-rasinin düzeyini göstermesi bakımından yeterlidir. Demokrasi, toplumda yaşayan insanların düşüncelerini, taleplerini özgürce ortaya koyması ve bunları yaşama geçirebileceği mücadele yollarının açık olmasıdır. Kapitalist toplumlarda yasalar birtakım bireysel hak arama yollarını düzenlemişse de ekonomik ve siyasi hegemonyayı elinde bulunduranlar dışında bireysel yollarla hak elde edebilmek fiilen mümkün değildir. Bu nedenle sermaye ve siyasi iktidarın çevresindeki küçük bir azınlık dışında kalanların -ki bunların büyük çoğunluğu emeği i..]]> Fri, 11 Apr 2014 00:14:18 +0400 Sandıktan yansımalar https://www.evrensel.net/yazi/70997/sandiktan-yansimalar https://www.evrensel.net/yazi/70997/sandiktan-yansimalar? Türkiye 30 Mart’ta, yurttaşların sözünü söylemesi için tek adres olarak sandığın gösterildiği; o sandığın da son derece antidemokratik koşullarda oluştuğu bir seçim gerçekleştirdi. Tüm bu olumsuz koşullara rağmen yurttaşlardan beklenen, yaşamına ilişkin bir muhasebe yapıp, kendi beklentilerine yanıt vereceğini düşündüğü partiyi ya da adayı yerel yönetici olarak seçmesiydi. Ancak Gezi sürecinde artan şiddet söylemi ve 17 Aralık’la ortaya çıkan yolsuzluk, rüşvet iddiaları, seçimi yerel olmaktan çıkarttı ve AKP’nin ama daha çok Erdoğan’ın sorgulandığı bir seçim haline dönüştü. AKP, toplumda kutuplaşmayı daha da arttırarak, seçimin yolsuzluk iddialarını aklayacak bir referandum haline gelmesini seçim stratejisi olarak benimsedi. Bu strateji seçim sonuçlarında AKP’ye önemli b..]]> Fri, 04 Apr 2014 00:17:13 +0400 HDP korkusu https://www.evrensel.net/yazi/70942/hdp-korkusu https://www.evrensel.net/yazi/70942/hdp-korkusu? CHP, seçim yaklaşırken daha yüksek sesle ortaya koyduğu HDP endişesinde (korkusunda) son derece haklıdır. Bu endişenin nedeni sadece oyların bölünmesi değildir. Oyların bölünmesi söylemiyle toplumda yükselen “AKP’den kurtulma” özlemini fırsata dönüştürme amacı elbette vardır. Ancak burada beklenti, HDP’nin çekilmesiyle HDP’ye gidecek oyların CHP’ye yönelmesi değildir. HDP ve CHP programlarını karşılaştıranlar HDP’nin bileşenlerinin köklü geçmişlerinden süzerek getirdikleri ve bütünleştirdikleri siyasal programın gerek demokrasi gerekse ekonomik ve sosyal politikalara ilişkin perspektifinin CHP ile taban tabana zıt olduğunu rahatlıkla görebilirler. Nazan Üstündağ’ın 24 Mart 2014, Erdem Yörük’ün de 25 Mart 2014 tarihinde www.t24.com.tr haber sitesindeki yazıları HDP seçmeninin CHP’ye t..]]> Fri, 28 Mar 2014 00:30:41 +0400 Şehir senin... https://www.evrensel.net/yazi/70884/sehir-senin https://www.evrensel.net/yazi/70884/sehir-senin? Diğer canlılar gibi insanın da doğanın bir parçası olduğunu çoğu zaman unutur, doğayı sadece diğer canlılar için bir yaşam alanı olarak görürüz. Örneğin hayvanların doğal ortamlarında yaşamaları gerektiğini savunuruz. Ormanlar, denizler tahrip edilirken oralarda yaşayan canlıların yok olmasından endişe duyarız. Bütün bunları yaparken kendimizi diğer canlılardan soyutlar, insanı doğanın dışında sadece onu dizayn etmekle ya da korumakla mükellefmiş gibi düşünürüz. Kendimizi doğadan soyutladığımız için de diğer canlılarınki (bitkilerin, hayvanların) kadar bile kendi yaşam alanlarımızı savunmaz ve hatta yaşam alanlarımıza yönelik tahribatı -ufak tefek çıkar beklentileriyle- meşru görebiliriz. İnsanın doğal yaşam ortamı, tüm canlılar gibi toprak, ağaç, su ve diğer hayvanların iç içe olduğu -kentleşme sonrasında üretilmiş bir kavramla- “kırsal” a..]]> Fri, 21 Mar 2014 00:05:27 +0400 Berkinler, Medeniler ölmesin diye… https://www.evrensel.net/yazi/70827/berkinler-medeniler-olmesin-diye https://www.evrensel.net/yazi/70827/berkinler-medeniler-olmesin-diye? Polisin hedef gözeterek attığı gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucunda kafasından yararlanan, 269 gün süren yaşam mücadelesinin ardından yaşama veda eden 15 yaşındaki Berkin’in ölümü konusunda AKP çevrelerinden yapılan açıklamaların birçoğu için bizlerin yapabileceği bir yorum yoktur, onları psikoloji bilimine havale etmek gerekir. Ancak Başbakanla gerçekleştirdiği söyleşide Berkin’in ölümünü borsadaki dalgalanmalar ve döviz kurundaki oynamalarla ilişkilendiren Mustafa Karaalioğlu’nun ve onun bu sorusuna “Türkiye o işleri aştı. Bunlar ani rüzgar gibidir gelip geçer. Mayısta haziranda da aynı şeyleri yaptılar. Kendi kendini piyasa topladı. Bugün sabah olumsuz şeyler oldu. Borsa akşama doğru yükselmeye başladı. Faiz yine kendi rayına oturmaya başladı.” sözleriyle yanıt veren Başbakanın ruh halini açıklamakta tek..]]> Fri, 14 Mar 2014 00:08:17 +0400 Kürt sorunu, sol ve HDP https://www.evrensel.net/yazi/70769/kurt-sorunu-sol-ve-hdp https://www.evrensel.net/yazi/70769/kurt-sorunu-sol-ve-hdp? Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde işçi sınıfının talepleri ve ihtiyaçları mı yoksa Kürt halkının talepleri mi öne çıkartılmalıdır? Bu sorunun yanıtı Türkiye solunun, sosyalistlerinin son dönemdeki tartışmalarının, ayrışmalarının temeline de işaret etmektedir. Solun bir kesimi Kürt hareketini ve onun taleplerini liberal ve hatta Kürt milliyetçiliği olarak nitelerken, Kürt sorununu önceleyenlerin de buna alet olduğunu iddia etmektedir. Kürt sorununu öncelik haline getiren solun bir bölümü ise kendileri hakkında bu iddialarda bulunanları sınıf indirgemeci veya ulusalcı olarak tanımlamaktadır. Eğer demokrasi yoksunluğunun temel nedenini kapitalist sistemin varlığı olarak görüyorsak (ki böyle görmeyenleri zaten sol ya da sosyalist olarak tanımlamak mümkün değildir), kapitalin yani sermayenin biriktiği yer olan üretim sürecindeki ç..]]> Fri, 07 Mar 2014 00:10:26 +0400 Bir dizi mi izliyoruz? https://www.evrensel.net/yazi/70710/bir-dizi-mi-izliyoruz https://www.evrensel.net/yazi/70710/bir-dizi-mi-izliyoruz? Her gün bir yenisi ortaya çıkan hırsızlık, yolsuzluk skandallarıyla daha bir görünür olan krize (Bu kriz bakıldığı yere göre siyasi kriz, devlet krizi, sistem krizi ya da demokrasi krizi olarak tanımlanabilir) yönelik en çarpıcı değerlendirmenin New York Times tarafından yapıldığını düşünüyorum. New York Times Türkiye’de yaşananları şöyle değerlendirmiş: “Türkler iyi televizyon dizilerini hep sevdi. Yıllar önceki bağımlılık Dallas’tı ve belli bir yaştaki Türkler çok içen kadınlar için hâlâ Sue Ellen benzetmesi yapıyor. Son dönemde de saray entrikalarını ve Osmanlı Sultanı’nın haremindeki aşk hikayelerini konu alan Türk dizisi “Muhteşem Yüzyıl”, hem Türkiye’de hem de Ortadoğu’da saplantı halini aldı. Şimdi ise Türkiye’nin izlediği program,Türkiye’nin kendi siyasi krizi. Sızdırılan..]]> Fri, 28 Feb 2014 00:11:27 +0400 Seçime 45 gün kala… https://www.evrensel.net/yazi/70589/secime-45-gun-kala https://www.evrensel.net/yazi/70589/secime-45-gun-kala? Yerel seçimlere 45 gün kaldı. Ancak memlekette genel konular gündemi öylesine işgal ediyor ki yereli konuşmaya fırsat kalmıyor. Siyasi krizin ekonomik krizle el ele tutuşup üzerimize üzerimize geldiği bir dönemde başka türlüsünü beklemek pek de mümkün gözükmüyor. Aslında merkezi yönetimin iktisadi ve siyasi anlayışını yerel yönetimlere dayattığı, her şeyin merkezden belirlendiği bir idari yapıda yerelleri ayrıca konuşmaya pek gerek de duyulmuyor. Oysa yaşadığımız siyasi ve ekonomik krizlerin kaynağı merkeziyetçi yapıdan beslenen antidemokratik düzendir. Merkeziyetçiliği aşmanın tek yolu ise halkın doğrudan katılımının sağlandığı yerel yönetimlerin güçlendirilmesidir. Bunun için de yaşanan krizlerin neden ve sonuçlarını genelden bağını kopartmadan yereller üzerinden tartışmak ve yerel yönetimlerde demokratik katılımın yollarını aramak..]]> Fri, 14 Feb 2014 00:10:27 +0400 Demokrasi krizi ve 11 Ocak mitingi https://www.evrensel.net/yazi/70289/demokrasi-krizi-ve-11-ocak-mitingi https://www.evrensel.net/yazi/70289/demokrasi-krizi-ve-11-ocak-mitingi? 17 Aralık günü bakanların, bakan çocuklarının, belediye başkanları ve ünlü iş adamlarının da olduğu bir rüşvet ve yolsuzluk operasyonun gerçekleştirildiği haberi geldi. Operasyonların şu üçayak üzerinde yürütüldüğü söyleniyordu: Birincisi Halkbank üzerinden kara para aklanması kapsamında rüşvet iddiaları; ikincisi TOKİ’nin bazı projelerinde rüşvet iddiaları; üçüncüsü de Marmaray projesine zarar vereceği halde imar ve ruhsat verilmesine ilişkin usulsüzlükler ile Topkapı Sarayı ve Marmaray kazılarında çıkan tarihi eserlerin yurt dışına kaçırılmasıydı. Milyarlarca lirayı bulduğu ve Türkiye tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonu olduğu iddia edilen bu operasyonlar kapsamında birtakım gözaltı ve tutuklamalar oldu. Rüşvet ve yolsuzluk iddialarını destekleyecek yönde somut bulgular da or..]]> Fri, 10 Jan 2014 00:09:34 +0400 2013’ten 2014’e emekçilerin durumu https://www.evrensel.net/yazi/70242/2013ten-2014e-emekcilerin-durumu https://www.evrensel.net/yazi/70242/2013ten-2014e-emekcilerin-durumu? İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin elde ettiği şu veriler 2013 yılında emekçilerin durumunu açık biçimde özetlemektedir: 2013 yılında 103’ü kadın, 59’u çocuk, 22’si ise yabancı göçmen işçi olmak üzere en az 1233 emekçi iş cinayetleri sonucunda yaşamını yitirmiştir. 2013 yılında emekçilerin koşulları konusunda fikir verecek bir başka veri asgari ücrettir. Asgari ücret 2013 yılının ilk altı ayında 773 TL, ikinci altı ayında 803 TL’dir. Oysa Türk-İş verilerine göre; 2013 yılında açlık sınırı ortalama bin 81 TL, yoksulluk sınırı ise 3 bin 523 TL olmuştur. Çalışma süreleri bakımından Türkiye OECD ülkeleri içinde en uzun çalışılan ülkelerin başında gelmektedir. Yasal 45 saatlik haftalık çalışma süresine rağmen resmi kurumların rakamlarında dahi çalışma süresinin 52 saate ..]]> Sat, 04 Jan 2014 00:17:05 +0400 En büyük yolsuzluk asgari ücret https://www.evrensel.net/yazi/70169/en-buyuk-yolsuzluk-asgari-ucret https://www.evrensel.net/yazi/70169/en-buyuk-yolsuzluk-asgari-ucret? Türkiye’nin gündemi hiç kuşkusuz cumhuriyet tarihinin en büyüğü olduğu söylenen yolsuzluk olayıdır. İçinde hükümet üyelerinin, onların yakınlarının, belediye başkanlarının, bürokratların, müteahhitlerin, bankacıların olduğu bu yolsuzluk yumağı toplumun birçok kesimi tarafından zaten bilinmektedir. Örneğin İran’dan yüklü miktarda altınların geldiği birçok gazeteci tarafından yazılmıştır. Ayrıca ABD’de bu konudaki rahatsızlığını Türkiye’ye birçok kez iletmiş, bu da ABD’deki, İngiltere’deki gazetelere konu olmuştu. Öte yandan AKP iktidarının gerek maddi gerekse siyasal rantı topladığı yerin kentsel dönüşüm ve inşaat sektörü olduğu da bilinmektedir. TOKİ’ye tanınan sınırsız imtiyazlar sayesinde tüm rant mekanizması büyük ölçüde yasallaştırılmıştır. Bunun yanı sıra metro,..]]> Fri, 27 Dec 2013 00:34:08 +0400 Bütçe, asgari ücret ve göstermelik demokrasi https://www.evrensel.net/yazi/70037/butce-asgari-ucret-ve-gostermelik-demokrasi https://www.evrensel.net/yazi/70037/butce-asgari-ucret-ve-gostermelik-demokrasi? Her yıl aralık ayı geldiğinde gündemde bütçe ve asgari ücret olur. Aslında her ikisi de ülkedeki demokrasinin düzeyi konusunda önemli göstergedir; özellikle de hazırlanış süreçleri itibariyle. Bütçe parlamentoda görüşülerek onaylanır; asgari ücret de hükümet, işveren ve işçi sendikalarından oluşan üçlü heyet tarafından görüşülerek kabul edilir. İlk bakışta süreç gayet demokratik işlemektedir. Ülkenin bir yıllık gelir gider, borç alacak durumunu belirleyen bütçe farklı toplum kesimlerinin temsilcilerinden oluşan parlamentoda onaylanmaktadır. Çıkarları, ihtiyaçları, beklentileri farklı olan kesimlerin parlamentoda temsilcileri olduğunu düşündüğünüzde her şey en azından temsili demokrasiye uygundur. Bir yıllık dönem içinde emekçilere verilebilecek en a..]]> Fri, 13 Dec 2013 00:18:53 +0400 Dershane tepişmesi ve Gezi’ye dair bir anımsatma! https://www.evrensel.net/yazi/69927/dershane-tepismesi-ve-geziye-dair-bir-animsatma https://www.evrensel.net/yazi/69927/dershane-tepismesi-ve-geziye-dair-bir-animsatma? Gezi direnişinde başrolde gençler olduğu konusunda sanıyorum şüpheye yer yoktur. Gezi direnişi nedeniyle öldürülenlerin tümünün gençler olması; direnişin yeniden canlanmasından korkan hükümetin özellikle ve öncelikle gençleri baskı altına almaya çalışması da bunu kanıtlamaktadır zaten. Gençlerin Gezi’de ortaya çıkan “beklenmedik” tepkisinin ardındaki neden, 12 Eylül darbesiyle başlayan ve bugüne kadar artarak devam eden, onları yok sayan ve baskı altına alan politikalardır. Darbenin hemen ardından gençleri siyasetten uzak tutmak gayesi ön plandadır; daha sonra ise neoliberal politikalar çerçevesinde kazanılmış hakları ortadan kaldıran tüm düzenlemeler gençler hedef alınarak yapılmıştır. Sağlıkta, sosyal güvenlikte, çalışma yaşamında var olan bir hak ortadan kaldırılırken veya geri götürül&uu..]]> Fri, 29 Nov 2013 00:10:56 +0400 Burjuvazinin ittifakıyla demokrasi mümkün mü? https://www.evrensel.net/yazi/69865/burjuvazinin-ittifakiyla-demokrasi-mumkun-mu https://www.evrensel.net/yazi/69865/burjuvazinin-ittifakiyla-demokrasi-mumkun-mu? Başbakan’la Barzani’nin Diyarbakır buluşması, Kürtler içerisinde yaratılmaya çalışılan ayrışmayı bir kez daha su yüzüne çıkarttı. Barzani’yi Türkiye’de çözüm sürecinin aktörü haline getirmeye çalışanların hedefinde BDP vardı. BDP’ye yönelik eleştiriler de büyük ölçüde yüzünü sola dönmesi üzerineydi. Peki, BDP ya da Kürt siyasal hareketi yüzünü sola dönmeyecek de nereye dönecekti? Bu eleştirilerden murat edilen çok açık ki Kürtlerin ve Türklerin sağ politika(cı)lar etrafında ortaklaşmasıdır. Siyasi anlamda “sağ” üç saç ayağı üzerinde oturur bunlardan birincisi milliyetçilik, ikincisi Sünni-İslam anlayışını siyaset aracı olarak kullanan muhafazakarlık, üçüncüsü de liberalizmdir. Kürtler..]]> Fri, 22 Nov 2013 00:12:45 +0400 Ortaklaşamayan mücadele ve kıdem tazminatı https://www.evrensel.net/yazi/69813/ortaklasamayan-mucadele-ve-kidem-tazminati https://www.evrensel.net/yazi/69813/ortaklasamayan-mucadele-ve-kidem-tazminati? 1980’li yıllarla birlikte neoliberal politikaların toplumsal tepkiye neden olmadan uygulamaya konulabilmesinin en önemli nedeni hiç kuşkusuz 12 Eylül darbesinin örgütlü işçi sınıfının ve toplumsal muhalefetin üzerinden silindir gibi geçmesiydi. Ancak 1989 Bahar Eylemleriyle birlikte işçi sınıfı toparlanmaya başladı ve emekçiler 1980 sonrasındaki kayıplarını kısmen de olsa telafi etti. Bahar Eylemleriyle birlikte emekçiler geçmişteki kayıplarını telafi etti etmesine ama bu sadece kayıtlı çalışan emekçiler içindi. Eylemlerin önünü çeken sendikalar, 1980 sonrasında hızla artan kayıt dışı çalışanları bu mücadeleye katmayı ve onların haklarını savunmayı unutmuşlardı. 1989’lardaki eylemlilik süreci sadece maddi kayıpları telafi etmek üzerine oturtulduğu ve Türkiye’de sınıf mücadelesinin önünde engel oluştura..]]> Fri, 15 Nov 2013 07:17:53 +0400 2014 bütçesi, demokrasi ve toplumsal barışı tehdit ediyor (!) https://www.evrensel.net/yazi/69755/2014-butcesi-demokrasi-ve-toplumsal-barisi-tehdit-ediyor https://www.evrensel.net/yazi/69755/2014-butcesi-demokrasi-ve-toplumsal-barisi-tehdit-ediyor? Hükümetin Meclise sunduğu 2014 yılı bütçesi AKP’nin iktidara geldiğinden bu yana uyguladığı ekonomik programı sürdüreceğini gösteriyor. AKP’nin 11 yıldır sadakatle uyguladığı bu ekonomi programı, 24 Ocak 1980 kararlarıyla başlatılan ve 2001 yılında Kemal Derviş tarafından revize edilen neoliberal yapısal uyum programlarının devamıdır. Neoliberalizm, küresel rekabet koşullarına uyum sağlamak için ekonominin üretim maliyetlerin en düşük seviyeye çekilebilmesini amaçlayan piyasa ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi esasına dayanmaktadır. Üretim maliyetlerin düşürülebilmenin birinci yolu özellikle Türkiye gibi emek yoğun üretim yapan ülkelerde emek maliyetinin düşürülmesidir. Bunun için emeğin verimliliğinin artırılıp, sermayenin emek gücü için yaptığı harcamaların düşürülmesi gerekir. Diğer..]]> Fri, 08 Nov 2013 08:35:12 +0400 Bireysel emeklilik oyunu... https://www.evrensel.net/yazi/69693/bireysel-emeklilik-oyunu https://www.evrensel.net/yazi/69693/bireysel-emeklilik-oyunu? Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), 2001 krizi sonrasında Kemal Derviş tarafından uygulamaya konulan güçlü ekonomiye geçiş programı çerçevesinde sosyal güvenlik sistemini yeniden yapılandırmanın bir parçası olarak yaşama geçirilmiştir. 4632 sayılı yasayla kurulan ve 7 Ekim 2001 tarihinde yürürlüğe giren BES ile amaçlanan özetle; sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesi ve sermaye için yeni bir kâr alanı haline getirilmesidir. BES şöyle işlemektedir: Özel sigorta şirketleri tarafından toplanan primlerden oluşturulan fonlar, borsa aracılığıyla sermayeye aktarılmakta ve bu fonlar piyasada oluşan dalgalanmalara göre değer kazanmakta ya da kaybetmektedir. Diğer bir değişle emekçileri kapitalist sistemin yarattığı risklerden korumak için işçi sınıfının mücadeleleriyle kazanılmış olan sosyal güvenlik hakkı sermaye için yeni b..]]> Fri, 01 Nov 2013 09:25:34 +0400 Emekçiler için de HDP https://www.evrensel.net/yazi/69643/emekciler-icin-de-hdp https://www.evrensel.net/yazi/69643/emekciler-icin-de-hdp? Yeni yasama dönemi başlar başlamaz taşeronluğun yaygınlaştırılması, kıdem tazminatının fona devredilmesi, işçileri kiralık meta haline getiren özel istihdam büroları ve ödünç iş ilişkisine ilişkin yasal düzenlemeler yeniden gündeme getirildi. Kamu emekçilerinin istihdamı ve çalışma koşullarını esnekleştirmeyi amaçlayan düzenlemeler de sırada bekliyor. Aslında AKP, iktidarda bulunduğu 11 yıldır emek piyasalarını esnekleştirmek için uğraşıyor. 2003 yılında çıkartılan 4857 sayılı yasayla bu konuda ilk büyük adım atmış ve esnek çalışma büyük ölçüde yasal zemine oturtulmuştu. Ancak emek maliyetlerini düşürerek sermayenin daha fazla kâr elde etmesini amaçlayan esneklik uygulamaları sermaye kesimini tatmin etmedi. Geçen hafta açıklanan AB İlerleme Raporu’nun “işleyen bir piyasa ekonomisinin varlığı” başlı..]]> Fri, 25 Oct 2013 09:27:46 +0400 Ortak sorunların ortak mücadele alanı: HDP https://www.evrensel.net/yazi/69584/ortak-sorunlarin-ortak-mucadele-alani-hdp https://www.evrensel.net/yazi/69584/ortak-sorunlarin-ortak-mucadele-alani-hdp? Bundan iki yıl önce Halkların Demokratik Kongresi (HDK) kuruluşunu ilan ederken kendisini “Emekçilerin, göçmenlerin, kadınların, köylülerin, gençlerin, emeklilerin, engellilerin, LGBT bireylerin, dışlanan ve yok sayılan bütün halkların, tüm inanç topluluklarının; kısacası doğa ve yaşam mücadelesi sürdürenlerin buluştuğu ortak mücadele alanı” olarak tanımlamıştı. HDK, bu ortak mücadele alanının hedefini de AKP iktidarı karşısında alternatif oluşturacak bir direniş odağı olmak şeklinde ortaya koymuştu. HDK bileşenlerinin geçtiğimiz yıl kurduğu Halkların Demokratik Partisi (HDP), 2014 yerel seçimlerinde ve ardından da genel seçimlerde tüm ezilenlerin ve sömürülenlerin iktidar alternatifi olarak siyaset sahnesine çıktı. HDK fikriyatının temsilcisi olan HDP’nin kuruluşu ve seçimlere katılacağı açıklanır açıklanma..]]> Fri, 18 Oct 2013 12:08:34 +0400 AKP'nin demokrasisi https://www.evrensel.net/yazi/69537/akpnin-demokrasisi https://www.evrensel.net/yazi/69537/akpnin-demokrasisi? Başbakan’ın açıkladığı demokrasi paketi, insan hakları ve demokrasiye dair evrensel değerler bakımından hiçbir anlam ifade etmemekle birlikte AKP’nin kurulduğu 2001 yılından bu yana savunduğu ve uyguladığı siyasete tamamen uyumludur.11 yıllık iktidarına da yansıdığı üzere AKP’nin benimsediği siyaset üç temel ayak üzerine oturmaktadır. Bunlardan bir tanesi Milli Nizam Partisinden Refah Partisine uzanan geleneğin Sünnî-İslam muhafazakârlığıdır. İkincisi ulus devlet anlayışının tezahürü olan Türk-İslam sentezi milliyetçiliktir. Üçüncüsü de 12 Eylül darbesiyle emekçilerin, Kürtlerin bastırılması sayesinde uygulamaya konulabilen neoliberal ekonomi düzenidir. Kimi zaman birbiriyle çelişen bu üç ayak üzerinde olabildiğince esnek bir siyaset yürüten AKP, muhafazakârlığı, milliyetçiliği ve piyasacı, kat..]]> Fri, 11 Oct 2013 13:02:37 +0400 Demokrasi paketle değil mücadeleyle gelir https://www.evrensel.net/yazi/69099/demokrasi-paketle-degil-mucadeleyle-gelir https://www.evrensel.net/yazi/69099/demokrasi-paketle-degil-mucadeleyle-gelir? Demokrasinin siyasi iktidarın kapılı kapılar ardında bir başına hazırladığı bir pakete sığmayacağı aşikârdır. Başbakan’ın 30 Eylül’de açıklayacağını duyurduğu bu paketin tek olumlu yönü Türkiye’de demokrasinin olmadığının 11 yıldır iktidarda olan AKP tarafından da kabullenilmiş olmasıdır. Peki, 11 yıllık iktidarı boyunca demokrasi adına bir şey yapmayıp da birden demokrasinin olmadığını itiraf ederek, bir şeyler yapma (ya da yapıyor gözükme) gayretinin esbabı mucizesi nedir? Türkiye’de siyasi iktidarların demokrasi konusunda adım atması genellikle uluslararası mevzuata uyum içindir. Örneğin 1946’da çok partili yaşama geçiş ve sendika yasağının kalkması ya da 2001 yılında kamu emekçilerine sendika hakkının tanınması gibi demokratikleşme adımları büyük ölçüde uluslararası âlemin dayatmaları sonucunda atılmıştır. Bu adımlar burjuva demokrasis..]]> Thu, 26 Sep 2013 18:03:57 +0400 Türk-İş'in başkanı mı değişmiş? https://www.evrensel.net/yazi/67083/turk-isin-baskani-mi-degismis https://www.evrensel.net/yazi/67083/turk-isin-baskani-mi-degismis? Bugün yazımıza bir soruyla başlayalım: Türkiye’nin en fazla üyeye sahip işçi konfederasyonunun başkanıyla genelkurmay başkanı arasında nasıl bir ilişki kurulabilir? İşçi sınıfını temsil eden bir örgütün başındaki kişiyle devletin ordusunun başındaki kişiyi ilişkilendirme çabasını “saçma” bulmuş olabilirsiniz. Zira devletin egemenliğini korumakla mükellef olan ordu ile bu egemenliğe karşı işçi sınıfının mücadele aracı olan sendikaların başındakileri ilişkilendirmek gerçekten saçmadır; ama demokrasinin geçerli olduğu bir ülke için. Söz konusu Türkiye olunca işler değişir haliyle… Önce bir önemli farklılığı belirtmek gerekir: Türkiye’de kamuoyu her dönemde genelkurmay başkanlarını sendika başkanlarından daha çok önemsemiştir. Bunda ordunun siyaset üzerindeki belirleyiciliğinin her zaman sendikalardan daha..]]> Thu, 05 Sep 2013 17:24:09 +0400 Polis(devlet) üniversitede neden olmamalı? https://www.evrensel.net/yazi/66438/polisdevlet-universitede-neden-olmamali https://www.evrensel.net/yazi/66438/polisdevlet-universitede-neden-olmamali? Üniversitelerde polisin yerinin olup olmadığı hemen her dönem tartışma konusu olmuştur. Kuşkusuz bu tartışma polisin (devletin) üniversitenin temel işlevlerini ortadan kaldıracağı düşüncesinden kaynaklanır. Zira temel işlevi toplumun ve insanlığın genel yararına bilgi üretmek ve yaymak olan üniversitelerin bu işlevlerini yerine getirebilmeleri için ‘özerk’ olmaları gerekir. Burada özerkle kastedilen akademik özgürlüğü sağlayabilmek için üniversitenin tüm egemen güçlerden (siyasi iktidar, sermaye, din vs) bağımsız olmasıdır. Eğer üniversite bu egemen yapılara karşı özerkliğini kaybeder ve onların tahakkümü altına girerse toplum ve insanlık yararına bilgi üretme ve yayma işlevini kaybeder. Çünkü eğitim ve bilim, egemenlikleri daim kılacak, iktidarları sürekli olarak yeniden üretecek ideolojik aygıtları haline dönüş..]]> Thu, 29 Aug 2013 18:29:24 +0400 Toplusözleşme oyunu nasıl bozulur? https://www.evrensel.net/yazi/65728/toplusozlesme-oyunu-nasil-bozulur https://www.evrensel.net/yazi/65728/toplusozlesme-oyunu-nasil-bozulur? Türkiye’de kamu emekçilerinin mücadeleyle elde ettiği örgütlenme ve toplu pazarlık hakkını işlevsiz hale getirmek için devletin “yasal düzenleme” adı altında çevirmediği oyun kalmamıştır. 2001 yılında çıkartılan 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu bir taraftan kamu emekçilerinin fiilen gerçekleştirdikleri sendikal örgütlenmeyi sınırlamayı, diğer taraftan da AB müktesebatına uyumu hedeflemiştir. Toplusözleşme ve grev hakkı içermeyen, toplu görüşme adı altında ucube bir mekanizmayı dayatan bu yasa ile sendikalar, hızla bürokratikleşme eğilimi göstermeye başlamış kamu emekçilerinin “fiili ve meşru mücadele” anlayışı önemli ölçüde kırılmıştır. Siyasi iktidarların kendi yandaş sendikalarını kur(dur)maları ve kamu emekçilerini bu sendikalarda örgütlenmeye zorlamaları da kamu emek&cc..]]> Fri, 23 Aug 2013 15:28:21 +0400 Kredi kartı mı dediniz? https://www.evrensel.net/yazi/62642/kredi-karti-mi-dediniz https://www.evrensel.net/yazi/62642/kredi-karti-mi-dediniz? Başbakan siyasi mesaj verme platformuna dönüştürdüğü iftar yemeklerinden birinde diyor ki: “Geçenlerde ben, faiz lobisi derken boşuna demedim bunları. Bir şeyler bildiğim için bunları söylüyorum. Zira faiz dışı gelirle abad olan bir lobi var. Kredi kartları falan filan diyorsunuz ya, ya bunları almayın be!” Toplumun çok önemli bir kesiminin yarasına parmak basan bu sözlerini söyleyenden azat ederseniz gerçekten anlamlıdır. Ama bunu söyleyen, 10 yıldır kapitalizmin önüne koyduğu görevleri sadakatle yerine getirmiş bir Başbakandır. Onun sadakatle uyguladığı politikalar sayesinde kapitalizmin Türkiye’de yarattığı tahribat cumhuriyetin ondan önceki 80 yılından kat be kat fazladır. Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde kapitalizmin toplumda yarattığı tahribatta “kullanmayın” diye öğütlediği kredi kartlarının önemli rolü vardır...]]> Sun, 21 Jul 2013 16:34:26 +0400 Çözüm süreci ve Haziran direnişi duvarları yıkıyor https://www.evrensel.net/yazi/61197/cozum-sureci-ve-haziran-direnisi-duvarlari-yikiyor https://www.evrensel.net/yazi/61197/cozum-sureci-ve-haziran-direnisi-duvarlari-yikiyor? “Böl yönet” muktedirin egemenliğini sürdürmek için kullandığı en bilindik taktiktir. Türkiye’de de muktedirler özellikle din, mezhep ve etnik köken üzerinden toplumu ayrıştırıp, birbirine düşmanlaştırarak aralarına koca koca duvarlar örmeye çalışmışlardır. Ulus devleti inşa sürecinde önce Müslüman olmayan nüfus daha sonra da Kürtler toplumun diğer kesimlerinden ayrıştırılıp, düşman olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Böylece Anadolu topraklarını Türkleştirme ve Sünnileştirme politikasına bağlı olarak asimilasyon ve göçe zorlama uygulamaları (tehcir) meşrulaştırılmak istenmiştir. Özellikle 1970’li yıllardan itibaren artan sınıfsal çelişkilerin üzerini örtmek ve yükselen sınıf hareketini engellemek için Alevilere ve Kürtlere yönelik ayrımcılık politikaları daha da keskinleşmiştir. AKP ..]]> Thu, 04 Jul 2013 11:40:37 +0400 Kırk yılın Çarşambası bir araya gelince https://www.evrensel.net/yazi/60585/kirk-yilin-carsambasi-bir-araya-gelince https://www.evrensel.net/yazi/60585/kirk-yilin-carsambasi-bir-araya-gelince? Kırk yılın Çarşambası bir araya geldi” derler ya içinden geçtiğimiz günler tam da böyle. 90 yıllık Cumhuriyet tarihinin en önemli iki toplusal olayı üst üste geldi. Bir tarafta, Kürt halkının 30 yıldır sürdürdüğü mücadelenin ardından 90 yıldır ülkenin en temel sorunu olan Kürt sorununda çözüme yaklaşıldığına inanılan bir süreç yaşanıyor. Öte tarafta 90 yıldır asker vesayeti altında demokrasiyi bekleyen Türkiye halkı, nihayet kendi gücüyle demokrasiye ulaşabileceğinin bilincine varmış demokrasi için özgürlük için sokaklara dökülüyor… Bu iki toplumsal olay üst üste gelince haliyle bunlar birbirine engel mi destek mi olur sorusu akıllara gelmektedir.Bu soruya yanıt verebilmek için her iki olayın birbiriyle kesişme ve ayrışma noktalarının olup olmadığına bakmak gerekir. Her şeyden ..]]> Thu, 27 Jun 2013 12:31:58 +0400 Direnişten dayanışmaya https://www.evrensel.net/yazi/59946/direnisten-dayanismaya https://www.evrensel.net/yazi/59946/direnisten-dayanismaya? 1970’li yıllar sonrasında adına küreselleşme denilen yeni dünya düzeninde tüm ekonomik (ve buna bağlı olarak siyasal) ilişkiler küresel bir ağ içerisinde gerçekleşmektedir. Küreselleşme sürecinde uluslararası sermaye OECD, Dünya Bankası, IMF, Dünya Ticaret Örgütü, AB gibi uluslararası kurumlar aracılığıyla dünyanın hemen tüm ülkelerinde kendi kurallarının uygulanabilirliğini sağlamıştır. Sömürgeciliğin yeni bir versiyonu olarak da değerlendirebileceğimiz küreselleşme sürecinde ABD (İngiltere ve Fransa başta olmak üzere AB ülkelerinin de desteğini alarak) jandarmalık rolünü üstlenmekte ve ulus devletlerin siyasi iktidarları üzerinde hegemonya oluşturmaktadır. Küresel düzenin kurallarını dolayısıyla ABD’nin hegemonyasını tanımayan hükümetler ise üç esaslı müdahale yöntemi kullanılarak iktidardan u..]]> Thu, 20 Jun 2013 11:20:48 +0400 Direniş kime karşı? https://www.evrensel.net/yazi/59329/direnis-kime-karsi https://www.evrensel.net/yazi/59329/direnis-kime-karsi? Gezi Parkı’nda, barikatların ardından yükselen talepler üç beş ağacın kurtarılmasına indirgenmeye çalışılsa da bunların karşılanması ne Gezi’nin park olarak kalması ve hatta ne de Başbakanın ya da hükümetin istifasıyla karşılanacak gibi değildir. Örneğin eylemci genç bir kadın televizyon programında diyor ki: “Ben ağaçların kesilmesini istemiyorum, ben parkların AVM olmasını, gökdelenleri, plazaları istemiyorum, direnişe de bu nedenle katılıyorum.” Bu genç eylemcinin taleplerini, Gezi Parkındaki diğer direnişçiler gibi, direnişe katılmayan ve hatta AKP’ye oy vermiş birçok kişi de reddedemez. Ancak bunun geniş toplum kesimlerince benimsenen “insani” bir talep olması kolayca karşılanabileceği anlamına gelmez, zira bu talebin gerçekleşmesinin önünde koca bir sistem vardır. Kapitalist sistem içinde bulunduğumuz döneminde varlığını sürd&..]]> Thu, 13 Jun 2013 11:23:33 +0400 Gençlik ve direniş https://www.evrensel.net/yazi/58766/genclik-ve-direnis https://www.evrensel.net/yazi/58766/genclik-ve-direnis? Gezi Parkı’ndan başlayıp, tüm ülkeye yayılan ve toplumun desteğini alan direniş üzerine hemen her kesimin ortaklaştığı konu bu beklenmedik direnişin doğru okunması gerektiğidir. Siyasetçiler de gazeteciler de bilimciler de bu direnişin Türkiye’nin geleceği üzerinde belirleyici olacağının bilincindedir. Bu durum başlı başına önemlidir; çünkü Türkiye’de çok uzun yıllardır Kürtler dışında devletin baskısına direnerek sokakta sesini yükseltebilen olmamıştır. Bu nedenle siyaset üzerinde belirleyici olan aktörler Kürt hareketinin verdiği ses dışında sokaktan gelen sese itibar etme ihtiyacı duymamıştır. Gezi Parkı direnişinin başlarında da bu yaklaşım geçerli olmuş, birkaç sanatçı ve milletvekilinin desteklediği, orta sınıfa mensup bir avuç çevreci gencin en gelişkin silahlarla donatılmış polis karşısında direnebileceği ve bunun tüm ülkeye ..]]> Thu, 06 Jun 2013 11:34:29 +0400 Barış dili... https://www.evrensel.net/yazi/58263/baris-dili https://www.evrensel.net/yazi/58263/baris-dili? 25-26 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Demokrasi ve Barış Konferansı’nda, gerçek ve kalıcı bir barışın ancak Türkiye’de ezilen geniş toplum kesimlerinin birlikte yürüteceği bir mücadeleyle sağlanabileceği düşüncesi öne çıkmıştır. Bunun gerçekleşebilmesi için önce devletin on yıllardır halkları düşmanlaştıran ırkçı, şoven dilin etkilerinin kazınıp yerine barışın, kardeşliğin dilini kurmak gereklidir. Barışın kardeşliğin dilini kurmak için ise önce halkların karşı karşıya oldukları sorunların ortak yönleri açığa çıkartılmalıdır. Türkiye halklarının yaşadığı sorunların ortaklığını görebilmek için birkaç örnek işimizi kolaylaştıracaktır: Örnek 1) 12 yaşındaki Uğur Kaymaz, 2004 yılında Mardin Kızıltepe’de babasıyla birlikte devletin 13 kurşunuyla öldürüldü. Sorumluları yargılandı ama suçlu bul..]]> Thu, 30 May 2013 11:42:44 +0400 THY grevinde baskılar hukuksuzdur https://www.evrensel.net/yazi/57624/thy-grevinde-baskilar-hukuksuzdur https://www.evrensel.net/yazi/57624/thy-grevinde-baskilar-hukuksuzdur? Önce ÇAYKUR daha sonra THY grevi devletin sendikal hak ve özgürlükleri yok sayan yaklaşımını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Örgütlenmek, haklarını almak isteyen işçilerin devletin kolluk güçleri tarafından engellendiği birçok örnek yaşanmıştır. YÖRSAN’da, Sinter Metal’de, Hey Tekstil’de yaşananlar bu örneklerden sadece birkaçıdır. Emekçilerin yasalarda yer alan hakları için dahi bir araya gelmelerini hazmedemeyen devletin, kendi yönetimi altında bulunan işyerlerinde yaşanan hak mücadelelerine karşı gösterdiği baskı ve şiddeti daha da artmaktadır. Devletin emekçilerin hak arayışına karşı baskı ve şiddet içeren tavrı birçok fabrika ve işyerinde görünmez iken Türkiye’nin en büyük uluslararası havaalanı olan Yeşilköy’de ayan beyan gözler önüne serilmiştir. Grev ..]]> Thu, 23 May 2013 11:08:15 +0400 Artan grev eğilimleri https://www.evrensel.net/yazi/56374/artan-grev-egilimleri https://www.evrensel.net/yazi/56374/artan-grev-egilimleri? İşçi sınıfının, sermayenin ve onun düzeninin sömürüsüne zulmüne karşı en etkili silahı grevdir. 1980’li yıllardan itibaren üretimin, emeğin örgütsüz ve savunmasız olduğu bölgelere kayması; işçi sınıfının örgütlü olduğu ülkelerde ise sendikaların mücadele yerine uzlaşmacılığı seçmesi grevleri neredeyse uygulanamaz hale getirmiştir. Dünyadaki gelişmeler ve 12 Eylül darbesinin baskıcı yasalarına rağmen Türkiye işçi sınıfı 1987-1995 yılları arasında grev hakkını kullanmakta ısrar etmiştir. Ancak 1996 yılından itibaren sendikal örgütlülüğün yoğun olduğu ve grev uygulamalarının sıkça gerçekleştiği kamu işletmelerinde özelleştirmeyle birlikte uygulanan esnek ve güvencesiz çalışma biçimleri hem örgütlülüğü hem de grevleri zayıflatmıştır. 2003 yılında çıkartılan 4857 sayılı..]]> Thu, 09 May 2013 10:44:59 +0400 Emekçi için tek güvence: Örgütlülük https://www.evrensel.net/yazi/54539/emekci-icin-tek-guvence-orgutluluk https://www.evrensel.net/yazi/54539/emekci-icin-tek-guvence-orgutluluk? Güvence tüm canlılar için en temel ihtiyaçtır. Doğduklarında önce ana kucağının sıcaklığına daha sonra da toprağa güvenmiştir diğer tüm canlılar gibi insan da. Doğanın üretici gücü toprakta can bulmuştur çünkü; toprak yaşamdır, diğer tüm canlılar için de insan için de… Sanayileşmeyle birlikte topraktan kopartılıp kentlere göçtüğünde emeğinden başka güvenecek hiçbir şeyi kalmamıştır emekçi olan insanın… Emek gücü satılacak ve karşılığında alınan ücretle yaşam sürdürülecektir. Ama toprak gibi vefalı değildir emek gücünü satın alan patronlar; emekçiye güvence vermek bir yana emekçinin güvencesizliği üzerine kurmuşlardır adına kapitalizm denen sistemi. Amaç bellidir: Emekçi güvencesiz olacak ki güvencesizliğin verdiği korku ve telaşla hem en köt..]]> Thu, 18 Apr 2013 11:03:57 +0400 Gerçek ve kalıcı barış için...! https://www.evrensel.net/yazi/53976/gercek-ve-kalici-baris-icin https://www.evrensel.net/yazi/53976/gercek-ve-kalici-baris-icin? Bir tarafın baskı altına alınmasıyla barış olur mu? Bir tarafın sindirilerek de olsa susturulması barış olarak kabul edilirse eğer bu soruya evet denebilir. Türkiye, 30 yıldır Kürt halkını sindirerek “barış”ı sağlamak istiyordu ama beceremedi. Kürt halkı direndi ve barışın ancak kültürel ve siyasal hak taleplerinin karşılanmasıyla gerçekleşebileceğini kabul ettirdi. Böylece her iki tarafın da rızasıyla gerçekleşecek hakiki bir barışın yolu açılmış oldu. Eğer barışı baskı ve sindirme ile değil de tarafların rızası üzerinden gerçekleştirme yoluna girmişseniz bu sürecin demokrasinin en geniş tanımlamasına uygun biçimde yürütülmesi gerekir. Yani bir taraftan barışalım derken diğer taraftan demokrasinin en temel koşulları bile ayaklar altına alınarak karşı taraf üzerinde baskı kurulmaya çalışılırsa sadece bugün değil gelecek için de barışın yolları kapatılmış olur...]]> Fri, 12 Apr 2013 04:00:08 +0400 DİSK umut mu olacak hayal mi? https://www.evrensel.net/yazi/53396/disk-umut-mu-olacak-hayal-mi https://www.evrensel.net/yazi/53396/disk-umut-mu-olacak-hayal-mi? DİSK, Türkiye sınıf mücadeleleri tarihindeki en önemli örgütlenmedir. Türk-İş’in sendikal anlayışını reddederek ortaya çıkan DİSK, sınıf ve kitle sendikacılığı anlayışıyla özellikle 1970’li yıllarda emekçilerin gücünü mücadeleye dönüştürmeyi başarmıştır. Bu nedenle de DİSK, Türkiye’yi küresel üretim ağı içinde ucuz emek cenneti haline getirmek için gerçekleştirilen 12 Eylül darbesinin bir numaralı hedefi olmuş ve faaliyetlerine son verilmiştir. Bir dönem işçi sınıfı mücadelesinin efsanesi olan DİSK, 1992 yılında 8. Genel Kurulunu yaparak faaliyetlerine yeniden başlamıştır. Ancak haziran 1992 yılında gerçekleştirilen “Ören Toplantıları”nda DİSK, sendikal anlayışında önemli bir rota değişikliği yapmış; sınıf ve kitle sendikacılığı yerine sermaye ile uzlaşmaya dayanan “çağdaş sendikacılık&..]]> Thu, 04 Apr 2013 10:51:32 +0400 Toplumcu hekim mücadelesi ve Ata Soyer https://www.evrensel.net/yazi/52799/toplumcu-hekim-mucadelesi-ve-ata-soyer https://www.evrensel.net/yazi/52799/toplumcu-hekim-mucadelesi-ve-ata-soyer? Geçen hafta (19 Mart 2013) kaybettiğimiz ve Newroz günü sonsuzluğa uğurladığımız Ata Soyer’i yıllardır içerisinde mücadele verdiği TTB, “Türkiye toplumcu hekim hareketinin öncülerinden” diye tanımlıyor. 2000’li yılların başından bu yana TTB’in düzenlediği yaz-güz okullarında, SSGSS’nin yasalaşmasına karşı gerçekleştirilen birçok etkinlikte ve Toplum Hekim Dergisi danışma kurulu toplantılarında Ata Ağabey ile birlikte olduk. Bu eğitim çalışmaları ve toplantılar boyunca onun bir hekim olmanın yanında çok da iyi bir toplum bilimci olduğuna tanıklık ettim. Ata Ağabey sağlık sistemine mesleğin-meslektaşların çıkarları üzerinden değil de sınıfsal bir perspektif içinde toplumsal bir sorun olarak bakmak konusunda TTB içerisinde yalnız değildi. Zaten son yıllarda hızlanan sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin piyasalaşmasına karşı mücadele s&u..]]> Thu, 28 Mar 2013 11:14:59 +0400 Çözümden korkmak çözüm mü? https://www.evrensel.net/yazi/50921/cozumden-korkmak-cozum-mu https://www.evrensel.net/yazi/50921/cozumden-korkmak-cozum-mu? Kürtlerin çözüm için devletle (yani AKP ile) yeni Anayasa üzerinden müzakere masasına oturması, diğer ezilen kesimlerde “Kürtlerin kendi haklarına rağmen AKP ile uzlaşacağı” kaygısını yaratmıştır. Kürtlerin, 10 yıldır uyguladığı neoliberal yapısal uyum programı ile emekçilerin haklarını elinden alan işsizliğe, yoksulluğa, güvencesizliğe sürükleyen; ABD himayesinde izlediği dış politika ile bölgede savaş rüzgarları estiren bir partinin iktidarını perçinleyecek bir anlaşma yapma olasılığı gerçekten kaygı vericidir. Ancak tüm bu kaygılara rağmen, 30 yılı aşkın süredir ulusal kimliklerinin ve kültürel haklarının tanınması için büyük acılar çekerek mücadele yürütmüş bir halktan tam da taleplerinin yerine getirileceği bir çözüm olasılığının doğduğu süreçte çözümden vazge&ccedi..]]> Thu, 07 Mar 2013 11:16:08 +0400 Demokrasi için çözüm, çözüm için demokrasi(!) https://www.evrensel.net/yazi/50219/demokrasi-icin-cozum-cozum-icin-demokrasi https://www.evrensel.net/yazi/50219/demokrasi-icin-cozum-cozum-icin-demokrasi? Bir sorunun gerçek anlamda çözümü için önce sorunun iyi tanımlanması gerekir. Örneğin bugün çözüm için yoğun çaba harcanan sorun; Kürt halkının kültürel ve siyasal haklarının inkârından kaynaklandığı için Kürt sorunu olarak tanımlanabilir. Ama Kürt halkının hakları için yürüttüğü mücadele karşısında baskıyı şiddeti bir araç gören anlayışın yarattığı ve on binlerce gencin ölümüne mal olan sorunu sadece Kürtlerin sorunu olarak tanımlamak yeterli olmaz. Çünkü birlikte yaşayan halklardan birinin karşı karşıya kaldığı zulüm diğer halkı da aynı ölçüde etkileyecektir. Zira Kürtlerin baskı ve şiddet gördüğü süreçte Türkiye’de emekçiler, sosyalistler, Aleviler ve azınlıklar da baskı ve şiddete maruz kalmışlardır. Dolayısıyla ..]]> Thu, 28 Feb 2013 11:01:55 +0400 AKP, AB'yi ideolojik aygıtı olarak kullanıyor..! https://www.evrensel.net/yazi/49046/akp-abyi-ideolojik-aygiti-olarak-kullaniyor https://www.evrensel.net/yazi/49046/akp-abyi-ideolojik-aygiti-olarak-kullaniyor? AKP, AB’yi kendi ideolojik aygıtı haline getirdi. İşine geldiği zaman AB’ye karşı bir tavır sergiler(miş) gibi yaparak şahin kesiliyor, milliyetçiliği körüklüyor; işine geldiğinde de en fanatik AB’ci olup, demokrasiden insan haklarından söz ediyor. Birbiriyle çelişkili görünen bu zıt iki tavrın izlendiği süreçlere baktığımızda değişmeyen AKP’nin iktidarını sürdürme yolundaki istikrarlı gidişi oluyor. Yani AKP, AB’yi Türkiye’de toplumun ayarını sağlayan bir mekanizma olarak kullanıyor. Açalım biraz konuyu: AKP, ilk kez kasım 2002’de iktidara geldiğinde; herkesin aklındaki soru: “Türkiye siyasal yaşamının en muhafazakar kesiminden gelenlerin oluşturduğu AKP acaba Türkiye’yi batıdan uzaklaştırıp İslam alemine yanaştırır mı?” idi. AKP iktidara gelmeden yaklaşık bir yıl önce, Türkiye AB Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin ..]]> Thu, 14 Feb 2013 10:34:59 +0400 Üniversitede hak ihlalleri https://www.evrensel.net/yazi/47836/universitede-hak-ihlalleri https://www.evrensel.net/yazi/47836/universitede-hak-ihlalleri? Hak ihlali” çok genel bir tanımlamayla, hakkın kullanımı veya yerine getirilmesinin engellenmesidir. Burada söz konusu olan hak, yasalarla belirlenmiş ve güvence altına alınmış olabileceği gibi yasalarda yer almasa da evrensel olarak kabul görmüş kurallar hak olarak kabul edilir. Hak, yasalarla tanınmış olsun ya da olmasın mutlaka ardında egemen güce karşı yürütülmüş bir mücadeleyi barındırır. Kazanılmış hakların kullanılabilmesi, egemen güce karşı mücadelenin sürekliliğine bağlıdır. Mücadele zayıfladığında egemen, bu hakları uygulamaz yani “ihlal” eder. Egemen güce rağmen bilgi üretme ve sunma özgürlüğü mücadelesinin temelleri; yaklaşık 2 bin 500 yıl önce yaşamı pahasına Atina’nın köhne değer yargılarını eleştiren ve gençlere toplumsal hedefler gösteren Sokrates’le atılmaya başlamıştır. 17. yüzyılda filozof, gök ..]]> Thu, 31 Jan 2013 10:45:36 +0400 İş cinayetleri ve savaşa karşı mücadele https://www.evrensel.net/yazi/45988/is-cinayetleri-ve-savasa-karsi-mucadele https://www.evrensel.net/yazi/45988/is-cinayetleri-ve-savasa-karsi-mucadele? 2013 yılının ilk 10 gününde gerçekleşen iş cinayetlerinde sekizi Kozlu’da maden ocağında olmak üzere inşaatlarda, iş makinelerinin üzerinde ve diğer çalışma alanlarında en az yirmi işçi yaşamını yitirmiştir. İş cinayetleri, evine ekmek götürmek isteyen emekçileri ölümü göze alarak çalışmak zorunda bırakan düzeninin bir sonucudur. 12 Eylül darbesinin işçi sınıfının baskı altına alınmasıyla dayatılan bu düzende emekçiler, işsizlik tehdidi altında sosyal güvence, iş güvencesi ve can güvencesi olmadan çalıştırılmaktadır. Esneklik olarak da ifade edilen bu güvencesiz çalışma düzeni, özellikle AKP’nin iktidarı döneminde sistematik biçimde uygulamaya konulmuş ve yasal düzenlemelerle kural haline getirilmiştir. 2013’ün yine bu ilk günlerinde AKP hükümeti iş cinayetlerinin de nedeni ..]]> Thu, 10 Jan 2013 14:03:50 +0400 Cadı kazanı (yine) üniversitede..! https://www.evrensel.net/yazi/44803/cadi-kazani-yine-universitede https://www.evrensel.net/yazi/44803/cadi-kazani-yine-universitede? Tarihin her döneminde egemen güç, bilimi tahakkümü altına almak istemiş; bilimciler de bunu engellemek için sürekli mücadele etmişlerdir. Örneğin bilimi dinin sınırları içerisine hapsetmeye çalışan ortaçağın din egemen toplumlarında; bilim insanları engizisyon mahkemelerinde yargılamayı ve hatta ölümü göze alarak bu mücadeleyi sürdürmüşlerdir. Kapitalist toplum düzeninde de burjuvazi ve ulus-devletin iktidarını elinde bulunduranlar bilim ve üniversiteleri ideolojilerini yeniden üretmenin bir aracı haline getirmeye çalışmışlardır. Üniversite üzerinde tahakküm kurma çabaları Türkiye’de de sürekli olarak gündemde olmuştur. Bunlar içinde en çok akılda kalanlarından biri dönemin iktidarına boyun eğmeyen Pertev Naili Boratav, Niyazi Berkes, Behice Boran gibi aydın, ilerici bilim insanlarının 1948 yıl..]]> Thu, 27 Dec 2012 14:41:07 +0400 AKP hedeflerine ulaşıyor ama neye rağmen? https://www.evrensel.net/yazi/44185/akp-hedeflerine-ulasiyor-ama-neye-ragmen https://www.evrensel.net/yazi/44185/akp-hedeflerine-ulasiyor-ama-neye-ragmen? Hükümet yılsonu hedeflerini yine yakalamış (!) Bu habere “ne kadar istikrarlı bir hükümetimiz var; önüne koyduğu hedefleri tutturuyor” diye sevinelim mi? AKP Hükümeti önüne hedefler koymayı pek seviyor. Bir taraftan Orta Vadeli Program adı altında üç yıllık hedefler belirlerken; diğer taraftan da iktidarının nesiller boyu süreceği beklentisinin de yansıması olarak hedeflerini 2023, 2071 yıllarına kadar uzatıyor. Bir hükümetin önüne hedefler koyup bunu gerçekleştirmek için çabalaması “istikrar” olarak nitelendirilebilir. Zaten, 2011 seçimlerinde AKP’nin işe en çok yarayan sloganların başında “istikrar sürsün” sloganı geliyordu. AKP, önüne hedefler koyuyor, bunları da önemli ölçüde gerçekleştiriyor ve iktidarını (en azından şimdilik) sürdürüyor. Ama bu hedefler k..]]> Thu, 20 Dec 2012 11:36:35 +0400 Sendikaları tartışmanın dayanılmaz ağırlığı https://www.evrensel.net/yazi/43566/sendikalari-tartismanin-dayanilmaz-agirligi https://www.evrensel.net/yazi/43566/sendikalari-tartismanin-dayanilmaz-agirligi? Üç haftadır Sinan Alçın’la sendikaları tartışmaya çalışıyoruz. Bu tartışmalar sırasında amacımız, işçi sınıfının mücadele aracı olarak tarif edilen sendikaların, bugün tartışılmaya bile değer bulunmadığı karamsar havayı bir ölçüde de olsa aşıp; en azından sendikaları yeniden düşünmeye teşvik etmekti. Bunu yaparken de sendika(cı)ları suçlama kolaycılığına düşmeden (köşe yazısının sınırlılığı içinde) yapısal sorunları gündeme getirmeyi arzuladık. Ancak bu tartışmalar sırasında (kendi adıma söyleyeyim) bir kez daha gördüm ki sendikaları gündeme alıp tartışmanın ağırlığı dayanılmaz ölçülerdedir. Sendikaları tartışmanın getirdiği ağırlığın birkaç temel nedeni sayılabilir: Bunlardan birincisi sınıf ve sendika konularının ele alınması birbirine bağlantılı da olsa birçok değişkenin (üretim sistemi, devletin konumu, emeğin nitel ve nic..]]> Thu, 13 Dec 2012 12:09:36 +0400 Sendikacılık tartışmaları üzerine https://www.evrensel.net/yazi/42943/sendikacilik-tartismalari-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/42943/sendikacilik-tartismalari-uzerine? Sinan Alçın’ın da belirttiği gibi işçi sınıfını, mücadeleyi ve sendikaları köşe yazılarının sınırlılığı içinde tartışmak son derece zordur. Ancak kapitalist üretim sistemi ve buna bağlı olarak siyaset ve ideolojilerde yani toplumsal yapının bütününde, büyük bir değişim ve çalkalanmanın yaşandığı bir dönemin içinden geçilmektedir. Belki de önümüzdeki yüzlerce yılı etkileyecek böylesine büyük değişim ve çalkalanma sürecinde, tarihi değiştirme gücüne sahip olduğunu birçok kez kanıtlamış işçi sınıfı ve onun öz örgütü sendikaların içinde bulunduğu ürpertici sessizliği ve tepkisizliği sorgulamamak, tartışmamak en az durumun kendisi kadar hazindir. İşte bu nedenle işçi sınıfının ve sendikaların durumunu, akademinin kalın duvarları ardına sıkışmadan topluma en açık biçimde sorgul..]]> Fri, 07 Dec 2012 05:24:13 +0400 Sendikacılık tartışmaları üzerine https://www.evrensel.net/yazi/42201/sendikacilik-tartismalari-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/42201/sendikacilik-tartismalari-uzerine? Her kesimden emekçinin giderek güvencesizleştiği, işsizleştiği ve yoksullaştığı bir dönemde sadece kapitalist sistemi, sermayeyi ya da onun temsilcisi siyasi iktidarları sorgulamak, eleştirmek çözüm için hiçbir anlam ifade etmeyen beyhude çabalardır. Zira kapitalizm, sınıflar arası mücadelede oluşan dengelerin belirlediği bir zemin üzerinde değişime uğrayarak yoluna devam eder. Dolayısıyla sistem ve onun temsilcileri kadar ve hatta ondan çok daha fazla emekçi sınıfların bu süreçteki mücadele araçlarını ve mücadele yollarını sorgulamak, tartışmak gerekir. Bu nedenle Sinan Alçın’ın “sınıf” ve “sendikalar”ı tartışmaya davet eden 27 Kasım tarihli, “Sendikacılık Tartışması” başlıklı yazısının son derece anlamlı olduğunu düşünüyorum. Sinan Alçın tartışma davetinde büyük ölçüde benim 23 Ka..]]> Thu, 29 Nov 2012 12:58:52 +0400 Sendikalaşma çabaları artıyor! https://www.evrensel.net/yazi/41603/sendikalasma-cabalari-artiyor https://www.evrensel.net/yazi/41603/sendikalasma-cabalari-artiyor? 1970’lerden itibaren üretimin esnekleşmesine paralel olarak emek piyasaları esnekleşmiş; büyük fabrika sistemi içinde çok sayıda işçinin bir arada standartlaşmış biçimdeki çalışma düzeni yerini az sayıda işçinin düzensiz (esnek) çalıştığı küçük işletmelere bırakmıştır. Üretimin çeşitli aşamalarının küçük işletmeler eliyle gerçekleştirilmesi bir taraftan işçi sayısının az olması nedeniyle emeğin örgütlülüğünü kırarken diğer taraftan da işletmelerin (iş yasalarına uygunluk ve vergi gibi konularda) devlet denetiminden kaçmasını kolaylaştırmıştır. Sermayenin küresel rekabet gerekçesiyle emek maliyetini en düşük düzeye indirme hedefi doğrultusunda uyguladığı bu yöntem üretimin, emeğin örgütsüz ve dolayısıyla da son derece ucuz olduğu ülkelere doğru kaydırmasıy..]]> Thu, 22 Nov 2012 11:16:40 +0400 Metal işçisinin bürokrasiye karşı mücadelesi https://www.evrensel.net/yazi/40943/metal-iscisinin-burokrasiye-karsi-mucadelesi https://www.evrensel.net/yazi/40943/metal-iscisinin-burokrasiye-karsi-mucadelesi? Renault işçileri, sendikalarının MESS ile yapılacak toplu iş sözleşmesi metninin açıklanmasıyla birlikte tepkilerini fabrikayı bir süreliğine işgal ederek ve iş bırakarak gösterdi. Renault işçilerine destek için gelen Bosch işçileri de T.Metal Sendikası’nın adamları olduğu iddia edilen kişilerin saldırısına uğradı. Renault işçisinin ve daha önce benzer bir eylemle gündeme gelen Bosch işçilerinin tepkileri patrona değildir. Türkiye’de en yüksek katma değeri ve kârlılığı üreten metal sektöründe işçinin tepkisi örgütlü oldukları Türk Metal Sendikası’nın başındaki bürokrasiyedir. Çünkü sendika, her zaman olduğu gibi işçileri yok sayıp işveren sendikası MESS’le başa başa vermiş ve toplu sözleşme taslağını belirlemiştir. MESS ile Türk Metal Sendikası arasındaki –işçiye rağmen ve iş&cced..]]> Thu, 15 Nov 2012 15:03:53 +0400 Üniversitede kışla düzeninden piyasa düzenine https://www.evrensel.net/yazi/40302/universitede-kisla-duzeninden-piyasa-duzenine https://www.evrensel.net/yazi/40302/universitede-kisla-duzeninden-piyasa-duzenine? Türkiye’yi ulusal ve uluslararası sermayenin ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırmak için gerçekleştirilen 12 Eylül darbesi, üniversiteleri de bu doğrultuda dizayn etmek üzere YÖK’ü kurdu. YÖK, merkezi bir yapı olarak kısa sürede üniversitede kışla düzenini egemen hale getirmiş; üniversitede militarist bir anlayış içinde anti-demokratik bir yönetim mekanizması oluşturdu. Böylece bir taraftan toplum için bilimi savunan devrimci-demokrat akademisyenler tasfiye edilirken diğer taraftan üniversite koridorları ve sınıflar polisin ablukası altına alındı. Üniversitede, kışla düzeninin kurulmasıyla amaçlanan, akademik özgürlükleri ortadan kaldırarak üniversiteyi sermayenin ve onun çıkarlarının temsilcisi olan devletin güdümü altına sokmaktır. 12 Eylül darbe rejimi 31 yıl önce YÖK’ü kurara..]]> Thu, 08 Nov 2012 12:58:59 +0400 Öğretmene performans değerlendirmesi! https://www.evrensel.net/yazi/39662/ogretmene-performans-degerlendirmesi https://www.evrensel.net/yazi/39662/ogretmene-performans-degerlendirmesi? Hükümet son sürat, kamusal alanı piyasanın istekleri doğrultusunda düzenlemeye ve emekçilerin haklarını ortadan kaldırmaya devam ediyor. Kamudaki dönüşüm ve emekçilerin haklarına yönelik saldırının son örneği basının “öğretmenlere performans değerlendirme sistemi geliyor” başlığıyla duyurduğu haberle gündeme gelmiştir. Habere göre Resmi Gazete’de yayımlanan 2013 Yılı Programı’nın ‘’Eğitim Sistemi’nin Geliştirilmesi’’ başlığı altındaki temel amaç ve hedeflere göre, 2013 yılında performans sistemini de içeren öğretmen istihdamına ilişkin strateji ve politika belgesi hazırlanacak ve uygulanmaya başlanacaktır. Öğretmenlere performans uygulaması 2000’li yılların başından beri Milli Eğitim Bakanlığı (MEB)’nın gündeminde olmasına karşın bugüne kadar uygulamaya konulamamıştır. Ancak bu kez Bakanlığın performans siste..]]> Thu, 01 Nov 2012 13:15:10 +0400 Demokratik ve özgür bir üniversite için... https://www.evrensel.net/yazi/39121/demokratik-ve-ozgur-bir-universite-icin https://www.evrensel.net/yazi/39121/demokratik-ve-ozgur-bir-universite-icin? AKP Hükümeti temsilcisi olduğu sermayenin ideolojisini ve kendi iktidarını yeniden yeniden üretmek için bir taraftan yeni bir anayasa yapmaya çalışıyor diğer taraftan da çıkarttığı yasalarla birçok alanı yeniden yapılandırıyor. Mecliste yeni yasama döneminin henüz bir ayı dolmamışken etki alanı son derece geniş ve üzerinde henüz uzlaşı sağlanamamış olan birçok konuda yasalar çıkartılıyor. Sendikalar ve Toplu İş İlişkileri Yasası bunun son örneği; yerel yönetimlerde köklü değişiklere neden olacak belediyelere ilişkin kanun da sırada. AKP eliyle Türkiye’de her alanın yeniden yapılandırıldığı bir süreçte üniversitelerin bundan azade olması elbette düşünülemezdi. Aslında üniversitede yeniden yapılanma AKP’nin iktidarından çok daha önce 1990’lı yılların başlarından beridir gündeme getirilmiş bir konudur. AKP de iktidar..]]> Thu, 25 Oct 2012 16:07:03 +0400 Sınıfın mücadelesi yasayla düzenlenir mi? https://www.evrensel.net/yazi/38490/sinifin-mucadelesi-yasayla-duzenlenir-mi https://www.evrensel.net/yazi/38490/sinifin-mucadelesi-yasayla-duzenlenir-mi? Türkiye’de işçilerin üretim/hizmet sunum sürecindeki mücadele örgütü olan sendikaların nasıl kurulacakları, nasıl faaliyet gösterecekleri, sendikalara nasıl üye olunacağı; toplu pazarlık için gerekli koşullar, grevi gerçekleştirme koşulları ve kurallarını belirleyecek olan yasal düzenleme Mecliste görüşülüyor. Hükümet tarafından hazırlanan ve 550 milletvekili tarafından görüşülen Sendikalar ve Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı belki de bu yazının baskıya girdiği saatlerde Kanun haline getirilmiş olacaktır. Yani 550 sayın milletvekilinin çoğunluğunun “taktirleriyle” Türkiye işçi sınıfının bundan böyle nasıl mücadele edeceği yeni bir “kanunla” belirlenecektir. Hükümetin getirdiği yasa taslağı tahmin edilebileceği gibi zaten son derece sınırlandırılmış olan sendikalaşma özgürlüğünü..]]> Thu, 18 Oct 2012 12:49:00 +0400 AKP’nin AB maskesine artık ihtiyacı kalmadı! https://www.evrensel.net/yazi/37996/akpnin-ab-maskesine-artik-ihtiyaci-kalmadi https://www.evrensel.net/yazi/37996/akpnin-ab-maskesine-artik-ihtiyaci-kalmadi? AB Bakanı Egemen Bağış, Türkiye’yi eleştiren AB İlerleme Raporuna “Avrupa Birliği’nin kırık aynası bizim için yol gösterici değildir” diyerek tepki göstermiş. Oysa AKP’nin 2002’de iktidara gelmesinde ve 10 yıldır süren iktidar serüveninde AB’nin katkısı son derece önemlidir. Her şeyden önce AKP’nin, kuruluşunun ardından açıklanan “Kalkınma ve Demokratikleşme Programı” adlı parti programı; Kasım 2002 Genel Seçimleri öncesinde açıklanan “Her Şey Türkiye İçin” adlı seçim bildirgesi ve yine bu dönem Acil Eylem Planı, AB’nin genişleme sürecinde temel belgesi olan Kopenhag Kriterleri dikkate alınarak oluşturulmuştur. Böylece AKP; kendisini iktidara taşıyan Kasım 2002 seçimlerinden önce, siyasal yaşamdan hukuk ve adalete; Kürt sorunundan ekonomiye; kamu maliyesinden tarım politikalarına; eğitimden ..]]> Thu, 11 Oct 2012 13:27:34 +0400 4 Ekim’de yargılanan kimdir? https://www.evrensel.net/yazi/37088/4-ekimde-yargilanan-kimdir https://www.evrensel.net/yazi/37088/4-ekimde-yargilanan-kimdir? Türkiye’de örgütlü olmak zor iştir. Özellikle 12 Eylül darbesi sonrasında egemen sisteme muhalif tüm örgütlenmeler (Ki buna anayasal kurum olan sendikalar ve siyasi partiler de dahildir) terör örgütü olarak gösterilmiştir. Bu şekilde sermaye ve çıkarları sermaye ile ortak olan azınlık dışındaki geniş toplum kesimleri apolitikleştirilmeye ve böylece toplumsal muhalefet ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. 1980’li yıllarda toplum üzerinde kurulan baskılar örgütlenmeyi ve muhalefeti engellemeyi başarmıştır. Böylece emekçilerin birçok hakkı gasbedilerek Türkiye’nin küresel rekabet içinde ucuz emek alanı haline gelmesi yönünde önemli bir yol katedilmiştir. Türkiye sınıf mücadeleleri tarihine, 1989 Bahar Eylemleri olarak geçen süreçte emekçi kesimler ekonomik ve siyasal haklarına yö..]]> Thu, 27 Sep 2012 10:39:16 +0400 4+4+4’ün getirdiği ‘zorunlu çıraklık mektepleri’ https://www.evrensel.net/yazi/35791/444un-getirdigi-zorunlu-ciraklik-mektepleri https://www.evrensel.net/yazi/35791/444un-getirdigi-zorunlu-ciraklik-mektepleri? 4+4+4 adıyla özdeşleşen, AKP’nin yeni eğitim sistemi tartışılırken belki de üzerinde en az durulan konu bu sistemin toplumda farklı sınıf ve gelir grupları arasında yaratacağı ayrımcılığın boyutlarıdır. Türkiye’de eğitim sistemi zaten eşitsizdir. Devletin sosyal işlevlerinden uzaklaşması ve eğitim sisteminin piyasalaşmasıyla birlikte eğitimde eşitsizlik 1980’lerden buyana giderek daha da derinleşmiştir. 4+4+4 modeli eğitimi tamamen piyasanın güdümüne sokarak, zaten var olan bu eşitsizliği çok daha öteye götürmektedir. Önce şunu belirtmek gerekir ki 4+4+4 olarak anılan ve 6287 sayılı Yasa’yla getirilen yeni eğitim sistemi; “Piyasanın ihtiyaçlarına göre insan gücü yetiştirme” beklentisi içinde olan sermayenin talepleriyle birebir örtüşmektedir. Sermayenin eğitim sistemine ilişkin talepleri hükümet tarafından hazırlanan belgelerde de (9. Kalkınma P..]]> Thu, 06 Sep 2012 10:56:54 +0400 Memleketin vaziyetine dair https://www.evrensel.net/yazi/35380/memleketin-vaziyetine-dair https://www.evrensel.net/yazi/35380/memleketin-vaziyetine-dair? HARÇLAR KALKIYOR DA NE OLUYOR? 12 Eylül darbesinin ardından Türkiye’nin toplumsal yapısı neoliberal düzene göre yeniden yapılandırılma sürecine girmiş; bu kapsamda kurulan YÖK, yükseköğretimde katkı payı adı altında harç almaya başlamış ve miktarı arttırılarak bugüne kadar uygulanmıştır. Kimi öğrenci harç ödeyemeyeceği için yüksek öğretimden vazgeçmiş; kimi borçlanmış, kimi de harç borçları yüzünden icralık olmuştur. Harçlara ve üniversitelerin ticarileşmesine karşı yürütülen birçok eylem ve etkinlik ise siyasi iktidarlar ve üniversite yönetimleri tarafından en sert biçimde bastırılmış, birçok öğrenci bu eylem ve etkinliklere katıldığı için hem eğitim hakkından mahrum kalmış hem de yıllarca cezaevlerinde tutulmuştur. Yüksek öğretim harçları ve üniversitenin t..]]> Thu, 30 Aug 2012 11:35:33 +0400 Sendikacılığın geldiği son nokta: Patronla ortaklaşa Sendika AŞ https://www.evrensel.net/yazi/35001/sendikaciligin-geldigi-son-nokta-patronla-ortaklasa-sendika-as https://www.evrensel.net/yazi/35001/sendikaciligin-geldigi-son-nokta-patronla-ortaklasa-sendika-as? Sendikalar üretim araçlarının sahibi ve emek üzerinden sağladığı artı değerle beslenen sermaye karşısında, işçi sınıfının, üretim sürecindeki hak ve çıkarlarını savunur. Sendikalar, emekçilerin birlik ve dayanışma duygularıyla örgütlenmesinden oluşur ve bu örgütlülük içinde emeğin üretimden gelen gücünü de kullanarak sermaye karşısında işçi sınıfının mücadelesine aracılık eder. Bugün işçi sınıfının akıllara gelen hangi kazanımına baksanız ardında mutlaka sendikaların özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yürüttüğü mücadeleleri görürsünüz. İşçi sınıfının, kazanımlarının aracı olan sendikalar, bugün maalesef “acınacak” haldedir. Bu duruma son örnek Türk Metal Sendikasının işveren örgütü MESS (Metal Eşya Sanayicileri Sendikası) ile birlikte kurduk..]]> Thu, 23 Aug 2012 10:22:55 +0400 Halkların kardeşliği için ortak mücadele gerek!.. https://www.evrensel.net/yazi/33683/halklarin-kardesligi-icin-ortak-mucadele-gerek https://www.evrensel.net/yazi/33683/halklarin-kardesligi-icin-ortak-mucadele-gerek? Bir yanda Suriye’de halkların birbirini katlettiği görüntüler öte yanda Türkiye’de Alevilere, Kürtlere yönelik linç girişimlerinin haberleri… Halklar aynı dile aynı dine sahip olmadığı için başka bir halkı nasıl düşman beller; hem de bin yıllardır aynı topraklar üzerinde yaşıyorlarsa? Bir toplum içerisinde dil, din gibi kültürel farklılıkların açığa çıkartılıp bir ayrıştırma aracı olarak kullanılması, Fransız Devrimi sonrası burjuva devlet modeline içkin olan ulus-devlet yapılanmasının sonucu olarak ortaya çıkar. Burjuvazi ulus-devlet yapılanmasına gereksinim duymuştur; çünkü kapitalizmin varlığını sürdürmesini sağlayacak olan korumacılık, savaş ve sömürgeleşme politikalarının uygulanabilmesi için gereklidir. Ulus-devlet yapılanmasında toplum içindeki kültürel farklılıkların ortadan kaldırılıp bir tü..]]> Thu, 02 Aug 2012 10:25:52 +0400 Üniversitede harç kalkacak(mış) ya sonra?.. https://www.evrensel.net/yazi/33284/universitede-harc-kalkacakmis-ya-sonra https://www.evrensel.net/yazi/33284/universitede-harc-kalkacakmis-ya-sonra? 1990 yılların sonları 2000’li yılların başlarında özerk, demokratik üniversiteyi savunanların en çok dillendirdikleri talep: YÖK başkanı Kemal Gürüz’ün istifa etmesi ve üniversite harçlarının kaldırılmasıydı. Kemal Gürüz üniversitelerin başında “Padişah yetkisiyle donatılmış” bir kişi olarak bir taraftan yükseköğretim sisteminde neoliberal yeniden yapılanmayı inşa etmeye çalışıyor; üniversiteleri devletin ve sermayenin güdümüne sokmaya çabalıyordu. Diğer taraftan ise üniversiteyi piyasalaştıran ve devlet güdümüne sokan bu girişimlere karşı çıkan ve akademik özgürlükleri savunan akademisyen ve öğrenciler üzerinde baskı kuruyordu. İşte bundan dolayı da Kemal Gürüz YÖK başkanlığını yürüttüğü sekiz yıl (1995-2003) süresince tepkilerin hedefinde yer aldı. Kemal Gür..]]> Fri, 27 Jul 2012 04:44:13 +0400 Kıdem tazminatı hakkı ve sendikaların emekçilere yabancılaşması üzerine… https://www.evrensel.net/yazi/32886/kidem-tazminati-hakki-ve-sendikalarin-emekcilere-yabancilasmasi-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/32886/kidem-tazminati-hakki-ve-sendikalarin-emekcilere-yabancilasmasi-uzerine? 1980’li yıllardan bu yana emekçilerin hakları fiilen ya da yasal düzenlemelerle tırpanlanırken sendikalar kendi örgütlü oldukları alan içinde sadece üyelerinin haklarını korumayı hedeflemişlerdir. Örneğin ÇİTOSAN’ın özelleştirilmesi tekstil, petrokimya, gıda sektöründeki sendikaların umurunda olmamıştır. Ama daha sonra özelleştirme bu alanlara da gelmiş ve sadece kendi örgütlü olduğu alanda mücadele eden sendikalar birer birer mücadeleyi kaybetmişlerdir. Benzer durum emekçilerin haklarına yönelen saldırılar için de geçerlidir. Örneğin 4857 sayılı İş Kanunu, 5510 sayılı SSGSS Kanunu çıkartılırken sendikalar yine sadece örgütlü oldukları kesimin hakları için mücadele stratejileri belirlemişlerdir. Oysa sendikaların haklarını korumaya çalıştığı örgütlü kesimin toplam emekçiler içind..]]> Fri, 20 Jul 2012 04:06:10 +0400 KESK operasyonları ve milliyetçilik üzerine… https://www.evrensel.net/yazi/31707/kesk-operasyonlari-ve-milliyetcilik-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/31707/kesk-operasyonlari-ve-milliyetcilik-uzerine? KESK’e yönelik operasyonlar genel başkan Lami Özgen’e kadar uzandı (bu yazı kaleme alındığı saatlerde 22 kişi tutuklanmış Lami Özgen’in de içinde yer aldığı 16 kişinin ise adli sorgulamaları devam etmektedir). Hemen şu hatırlatmayı yapalım: Bir konfederasyonun başkanı da dahil olmak üzere sendikacılara yönelik böylesine yaygın bir tutuklama dalgası 12 Eylül darbesinden bu yana ilk kez yaşanmaktadır(!) KESK, Türkiye’de kamu emekçi hareketinin var olmasını sağlayan mücadeleyle ortaya çıkmış bir örgüttür ve özellikle 1990’lı yıllardan bu yana Türkiye’de toplumsal mücadelenin öncüsü olmuştur. KESK’in mücadele gücünün en temel dinamiği bir sınıf örgütünde olması gerektiği gibi Türk-Kürt ayrımı yapmadan Türkiye’nin her bir köşesinde örgütlenmiş olmasıdır. Türkiye&rs..]]> Thu, 28 Jun 2012 10:47:57 +0400 Ustalık döneminin birinci yılı üzerine... https://www.evrensel.net/yazi/30454/ustalik-doneminin-birinci-yili-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/30454/ustalik-doneminin-birinci-yili-uzerine? Bir yıl önce 12 Haziran 2011 seçimlerinde AKP, sandığa giden seçmenlerin yaklaşık yarısının oyunu alarak üçüncü kez iktidara geldi. Başbakanın seçim zaferinin ardından bu yeni dönemi “ustalık dönemi” olarak ifade etmesi o sıralar toplumun çok büyük bölümü tarafından pek de anlamlandırılamamıştı. Ancak seçim sonrasında geçen her gün, hükümet gerçekleştirdiği icraatlarıyla ustalık döneminin ne anlam ifade ettiğini ortaya koydu. Ve bizler bugün geçen bir yılın muhasebesini yaptığımızda ustalığın ifade ettiği anlamı yaşayarak öğrenmiş olduk… Haziran 2011 seçimlerinin ortaya çıkarttığı en önemli sonuç hiç kuşkusuz Emek, Demokrasi ve Özgürlük Blokunun elde ettiği seçim başarısıydı. Blok seçim sürecindeki tüm engellemelere rağmen Meclise 36 milletvekili g&o..]]> Thu, 07 Jun 2012 10:59:16 +0400 Grev hakkı 15-16 haziran ruhuyla savunulmalıdır! https://www.evrensel.net/yazi/30010/grev-hakki-15-16-haziran-ruhuyla-savunulmalidir https://www.evrensel.net/yazi/30010/grev-hakki-15-16-haziran-ruhuyla-savunulmalidir? Belki de 1989 Bahar Eylemleri’nden bu yana hiçbir dönem “grev” bugün olduğu kadar toplumun gündemde yer bulmamıştır. Bir taraftan kamu emekçileri grevsiz toplusözleşmeyi kabul etmedikleri için greve çıkarken diğer taraftan da THY işçileri, var olan grev hakları Meclise verilen bir yasa teklifiyle ortadan kaldırılmasına karşı grevle tepki göstermişlerdir. Sendikal hak ve özgürlüklerin yeterince tanınmaması ya da ortadan kaldırılmasına tepki olarak gerçekleştirilen bu grevlerin en belirgin özelliği yasalarla tanımlanmamış olmasıdır. Türkiye’de 12 Eylül darbesinden bu yana geçerli olan hak ve özgürlükleri sınırlandırma, baskılama süreci neoliberal Yapısal Uyum Programı’nın uygulandığı 2001 sonrası dönemde çok daha yoğunlaşmıştır. Ancak sendikal hak ve özgürlüklere yönelik baskıların hedefi genellikle send..]]> Fri, 01 Jun 2012 15:28:19 +0400 23 Mayıs grevi üzerine… https://www.evrensel.net/yazi/29602/23-mayis-grevi-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/29602/23-mayis-grevi-uzerine? Kamu emekçileriyle yürütülen toplu sözleşme sürecini ve bu sürecin sonunda gelinen 23 Mayıs grevini iki yönden değerlendirmek mümkündür. Bunlardan birincisi AKP’nin izlediği ekonomi politikaları ve demokrasi anlayışı; ikincisi de kamu emekçi hareketinin bugün geldiği yerdir. AKP’nin ekonomi politikaları ve demokrasi anlayışını izleyebilmek için 23 Mayıs grevinin ardından AKP’li bakanların beyanlarına bakmak yeterli olacaktır. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 23 Mayıs grevinin ardından memur maaşları ödemesinin yıllık 100 milyar lira tuttuğunu ve memur maaşlarına verilecek her yüzde 1’lik zammın bütçeye 1 milyar lira ilave yük getirdiğini belirterek “Şimdi eğer bütçe dengelerimizi sıkıştıracak bir noktaya gelirse bu iş (memura yapılacak zam), dönüp dolaşıp tekrar daha yüksek vergi toplamaya gider bu işin sonu” demiş ve 74 ..]]> Fri, 25 May 2012 08:45:32 +0400 Ekmek için grev meşrudur https://www.evrensel.net/yazi/29169/ekmek-icin-grev-mesrudur https://www.evrensel.net/yazi/29169/ekmek-icin-grev-mesrudur? 12 Eylül 2010 referandumu için oy isterken hükümet, 12 Eylül darbe yasalarından ülkeyi kurtaracaklarını, bu kapsamda memurlara da toplusözleşme hakkı vereceklerini söylüyordu. Bu söyleme karşılık olarak biz de grevsiz toplusözleşme hakkının bir anlamı olmadığını, bunun sadece bir aldatmacadan ibaret olduğunu söylüyorduk. Referandumdan hükümetin vaatlerine “evet” çıktı ve kamu emekçileri için grevsiz toplusözleşme düzenlemesi yapıldı. İktidarda bulunduğu 10 yıllık süre zarfında emekçi karşıtı politikaları büyük bir hevesle ve “başarıyla” uygulayan AKP Hükümeti kendisinden beklendiği gibi kamu emekçileriyle yapılan ilk toplusözleşmeye kabul edilemez bir teklifle geldi. Böylece daha ilk toplu sözleşmede kamu emekçileri için grev ihtiyacı ortaya çıkmış oldu. Sendikaların grevi dillendi..]]> Thu, 17 May 2012 10:34:04 +0400 1 Mayıs 2012’den yansıyanlar!.. https://www.evrensel.net/yazi/28732/1-mayis-2012den-yansiyanlar https://www.evrensel.net/yazi/28732/1-mayis-2012den-yansiyanlar? 1 Mayıs meydanları üzerinden işçi sınıfının durumunu analiz etmek adet olmuştur. Meydanın -önceki yıllara göre- kalabalık olması ve coşkusu işçi sınıfı mücadelesinin geleceği için umutlanmaya neden olurken; tersi bir durum karamsarlığa yol açabilmektedir. Ben 1 Mayıs’lara katılımı sınıf mücadelesinin geleceği için bir gösterge olmaktan ziyade mevcut ekonomi politikaları ve siyasi yapıya tepkinin bir yansıması olarak değerlendirmek gerektiği düşüncesindeyim. Özellikle 1 Mayıs’ın resmen emek bayramı olarak ilan edilip Taksim Meydanı’nın da serbest olması yani 1 Mayıs kutlamanın “marjinalliğinin” ortadan kalkması sonrasında hükümetle, sistemle derdi olan emekçiler meydanları doldurmaya başlamıştır. Dolayısıyla meydanların kalabalığı ve belki kalabalıklığından da önce meydanda yer alan grupların çeşitliliği canı yanan kesimleri görmemize ve bunun ..]]> Thu, 10 May 2012 11:16:14 +0400 Hangi toplu pazarlık? https://www.evrensel.net/yazi/27856/hangi-toplu-pazarlik https://www.evrensel.net/yazi/27856/hangi-toplu-pazarlik? Toplu pazarlık, emek gücünün sendikalar vasıtasıyla toplu biçimde sermayeye satılma sürecini ifade eder. Kapitalist üretim sisteminde sermaye, üretimde kullanmak üzere emekçilerin emek gücünü satın alır. Her satış işleminde olduğu gibi emek gücünün satılması da bir pazarlık sürecinin sonunda gerçekleşir. Emek gücünün alım-satımında sermaye emek gücüne en ucuz fiyata (ücrete) sahip olmak isterken; emekçi de emek gücünü en yüksek değerden satmayı amaçlar. Sermaye için maliyet, emekçi için ise yaşamını sürdürmesi için gerekli gelirin belirleneceği bu pazarlıkta üretim araçlarına sahip olan sermaye, emek gücünü satmak dışında bir gelire sahip olmayan ve işsizlik (gelirsiz kalma) tehdidi altında bulunan emekçi karşısında daima avantajlı durumdadır. Sermayeye emek&cce..]]> Thu, 26 Apr 2012 10:22:10 +0400 8 saat çalışmak insani bir gerekliliktir https://www.evrensel.net/yazi/26944/8-saat-calismak-insani-bir-gerekliliktir https://www.evrensel.net/yazi/26944/8-saat-calismak-insani-bir-gerekliliktir? 8 saat uyku ve dinlenme insanın sağlıklı bir yaşam sürebilmesi için fizyolojik bir ihtiyaçtır. Bir insanın ailesine ve sevdiklerine zaman ayırması; okuması, sinemaya gitmesi, eğlenmesi, politikayla uğraşması sosyal bir varlık olmasının gereğidir ve bunu gerçekleştirmesi için günde ortalama 8 saat gereklidir. Diğer bir söyleyişle insanın 24 saatten oluşan bir günün en az 16 saatini fizyolojik ve sosyal gereksinimlerini yerine getirmek için ayırması gerekir. Geriye kalan 8 saat ise insanın yaşamını sürdürmek için gerekli olan gıda, giysi, barınma gibi maddi gereksinimleri sağlamak için çalışmaya ayırabileceği süredir. Emek gücünün henüz sermayenin egemenliği altına girip metalaştırılmadığı üretim sistemlerinde maddi gereksinimleri sağlamak için genellikle 8 saatin çok altında bir süre emek sarf etmek (çalışmak) yeterlidir. Ne zaman ki ü..]]> Thu, 12 Apr 2012 10:57:18 +0400 KESK ve ‘Grev’e dair... https://www.evrensel.net/yazi/26499/kesk-ve-greve-dair https://www.evrensel.net/yazi/26499/kesk-ve-greve-dair? Sendikaların emekçi sınıfın hakları için mücadelesi kadar, mücadelede doğru yol ve yöntemlerin kullanılması da mücadelenin başarısı için son derece önemlidir. Yanlış yöntemler ve yanlış stratejilerle gerçekleştirilen eylemler başarıya ulaşamayacağı gibi uzun dönemde örgüte ve mücadeleye zarar da verebilir. Grev, sınıf mücadelesinde sendikaların elindeki en etkili araçlardan biridir. Türkiye’de kamu emekçilerinin yasak ve engellemelere rağmen yürüttükleri başarılı grevler olduğu gibi başarısız olan ve uzun dönemde mücadeleye zarar verebilecek grevler de geçekleştirilmiştir. Bunun son örneği KESK’in 4+4+4 adı altında getirilen eğitim sistemindeki değişikliğe karşı gerçekleştirilen grevidir. 4+4+4 grevini analiz ederken öncelikle şunu hatırlatmak gerekir: Başarılı bir grev için önce greve gerekçe oluşturan ko..]]> Thu, 05 Apr 2012 10:52:22 +0400 Eğitim hakkı ve mücadelenin zaafları https://www.evrensel.net/yazi/26064/egitim-hakki-ve-mucadelenin-zaaflari https://www.evrensel.net/yazi/26064/egitim-hakki-ve-mucadelenin-zaaflari? İnsan hakkı olarak değerlendirilen diğer birçok hak gibi eğitim hakkı da 19. yüzyılda başlayan sınıf mücadelelerinin sonucunda elde edilmiştir. liberal demokrasinin katıksız olarak uygulandığı sınıf mücadeleleri öncesi dönemde emekçilerin (seçme-seçilme, örgütlenme, sosyal güvenlik vs.) hiçbir hakkı olmadığı gibi eğitim hakkı da yoktur. Ne zaman ki emekçiler örgütlenmiş ve insanca çalışma ve yaşama koşulları için kanlarını akıtarak, canlarını vererek mücadeleye başlamıştır; işte o zaman burjuva iktidarları liberal demokrasiyi burjuva dışındaki toplum kesimlerine de özgürlükler tanıyacak biçimde genişletmek zorunda kalmışlardır. Öte yandan İkinci Dünya Savaşı sonrasında kapitalist sisteme güvensizliğin yarattığı ideolojik çöküntüyü ve reel sosyalizm tehdidini engelleyebilmek için burjuvazi dışındaki kesimle..]]> Thu, 29 Mar 2012 12:14:46 +0400 Sadece 4+4+4’e mi hayır? https://www.evrensel.net/yazi/25623/sadece-444e-mi-hayir https://www.evrensel.net/yazi/25623/sadece-444e-mi-hayir? “Zorunlu Eğitime Hayır” Catherine Baker’ın Türkçesi Ayrıntı Yayınlarından çıkmış olan kitabının adıdır. Kitabında Baker, okulun devletin kendine köle yetiştirmek için organize ettiği bir kurum olduğunu, yetişkinlerin bu köle eğitiminden başarıyla geçtikleri için bunun farkına varamadıklarını söylüyor. Ona göre, okul, çocuklara gardiyanlık yapan bir kurumdur, ana babaları çalışırken onları gözetim altında tutar; toplumsal-iktisadi makinenin nasıl işlemesi için gerekli olan bilgileri onlara öğretir, itaati aşılar, eler ve rolleri dağıtır. Okulda sezgi ve gücün geliştirilmesi, aşkın ve düşüncenin yaratıcı bir nitelik kazanması için çok gerekli olan “aylaklık” yerine üretimi arttıran ve itaati sağlayan bir eğitimin uygulandığını anlatarak bir “karşıt-kültür” oluşturma çabasında olanları “zoru..]]> Thu, 22 Mar 2012 11:01:37 +0400 ‘Ölmeden çalışma’ koşulları sağlanmalı! https://www.evrensel.net/yazi/25121/olmeden-calisma-kosullari-saglanmali https://www.evrensel.net/yazi/25121/olmeden-calisma-kosullari-saglanmali? Türkiye 2002 sonrasında ekonomik büyümede hem cumhuriyet döneminin rekorunu kırıyor hem de son yıllarda en fazla büyüme oranına ulaşan ülkelerin başını çekiyor. 2008 yılında patlak veren küresel kriz, Avrupa başta olmak üzere dünya ekonomisi üzerinde kara bulutlar oluştururken; Türkiye’de Başbakanın söylediği gibi teğet geçiyor: üretim artıyor, istihdam artıyor, kârlar artıyor! Türkiye’de büyümenin başını inşaat sektörü çekiyor. Anadolu’nun her bir köşesinde duble yollar, kentlerde lüks siteler, alışveriş merkezleri yapılıyor. Özellikle İstanbul’da birkaç hafta geçmediğiniz bir yoldan geçerken yeni binalara ya da devasa inşaatlara rastlıyorsunuz. AVM kısaltmasıyla dilimize giren alış veriş merkezleri neredeyse her sokakta kendisini gösteriyor. İnşaat sektöründeki göz ardı edilemez b&uu..]]> Thu, 15 Mar 2012 10:49:36 +0400 Çevre sorunu ve sendikalar üzerine https://www.evrensel.net/yazi/24663/cevre-sorunu-ve-sendikalar-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/24663/cevre-sorunu-ve-sendikalar-uzerine? Çevre sorunları genellikle sendikaların ilgi alanlarının dışında kalmıştır. Sendikalar, mücadele alanı olarak belirledikleri üretim sürecinde sermayeye karşı emekçi sınıfın hak ve çıkarlarının mücadelesini verirken, aynı üretim sürecinde emekle birlikte sömürülen doğayı (çevre konusunda hazırlanmış yüzeysel bilgiler içeren birkaç broşürü saymazsak) göz ardı etmişlerdir. Bu nedenle sermayenin doğayı sömürüsünün sonucu olan çevre sorunu sendikaların dışında genellikle sınıfsal perspektifi olmayan çevre örgütlenmelerinin mücadele yürüttükleri bir alan olmuştur. Sendikaların, çevre sorunlarını göz ardı etmelerinin yanında özellikle yoğun sanayileşmenin neden olduğu çevre sorunlarına karşı yürütülen mücadelelere karşı bir tavır sergiledikleri de görülmüşt&uu..]]> Thu, 08 Mar 2012 11:22:49 +0400 DİSK’te Genel Kurul zamanı… https://www.evrensel.net/yazi/22790/diskte-genel-kurul-zamani https://www.evrensel.net/yazi/22790/diskte-genel-kurul-zamani? DİSK, Türkiye işçi sınıfı mücadelesinde her zaman beklentilerin yüksek olduğu bir örgüt olmuştur. DİSK’ten beklentilerin yüksek olması 1970’li yıllarda yürütmüş olduğu mücadeleden kaynaklanır. 1967 yılında kuruluşunun ardından DİSK’in mücadelesi, dönemin ekonomik ve siyasal koşullarının da etkisiyle sadece toplu sözleşme üzerinden yürüyen bir sendikacılık olmamıştır. 1970’lerde DİSK işyerlerinde grev silahını da sık sık kullanarak yürüttüğü mücadelenin yanısıra Türkiye demokrasi mücadelesinin de en önde gelen aktörü olmuştur. Bu bağlamda DİSK, siyaset üstü olma söylemiyle egemen sistemin savunuculuğunu yapan sendikal anlayışa inat işçi sınıfının siyasetinin sokaklarda, meydanlar savunuculuğunu yapmıştır. 12 Eylül darbesiyle kapatılan DİSK, 1992 yılında yeniden faaliyetlerine başladığında tüm d&u..]]> Thu, 09 Feb 2012 09:48:11 +0400 Hedef: Ermenistanlı emekçiler (mi)?.. https://www.evrensel.net/yazi/21937/hedef-ermenistanli-emekciler-mi https://www.evrensel.net/yazi/21937/hedef-ermenistanli-emekciler-mi? Başbakan Erdoğan, Ermeni Soykırımı iddialarına ilişkin olarak 16 Mart 2010 tarihinde BBC Türkçe servisine yaptığı açıklamada aynen şunları söylüyor: “Bakın benim ülkemde 170 bin Ermeni var; bunların 70 bini benim vatandaşımdır. Ama yüz binini biz ülkemizde şu anda idare ediyoruz. E ne yapacağım ben yarın, gerekirse bu yüz binine ‘Hadi siz de memleketinize’ diyeceğim; bunu yapacağım. Niye? Benim vatandaşım değil bunlar... Ülkemde de tutmak zorunda değilim.”(1) Başbakan bu ifadeleriyle Ermenistan ve Soykırım iddialarını tanımak isteyen ülkelere karşı, ekmek parası için Türkiye’ye gelmiş ve yasal göçü zorlaştıran mevzuat nedeniyle “kaçak” konumuna düşürülmüş Ermenistanlı emekçileri koz olarak kullanıyor. Zaten Başbakanın bu konuşmasının ardından AKP Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Suat Kınıklıoğlu yazılı bir açıklama ya..]]> Thu, 26 Jan 2012 09:47:36 +0400 Adaletin duvarı karşımızda olsa da onurumuzu savunmalıyız! https://www.evrensel.net/yazi/21500/adaletin-duvari-karsimizda-olsa-da-onurumuzu-savunmaliyiz https://www.evrensel.net/yazi/21500/adaletin-duvari-karsimizda-olsa-da-onurumuzu-savunmaliyiz? Hrant Dink davası bir kez daha çok açık, çok çarpıcı biçimde gösterdi ki Türkiye’de adalet sistemi ile toplumun vicdanı arasında büyük bir uçurum mevcuttur. Özellikle insanın ve doğanın özüne uyumsuz olan kapitalist sistemden kaynaklanan sorunlara karşı gösterilen tepkiler karşısında adalet sistemi taştan bir duvar haline dönüşüp; insana ve doğaya karşı kapitalizmi ve ona egemen olan güçleri koruma altına almaktadır. Kapitalizm varlığını sürdürmesinin en önemli formülü kendi düzenine karşı insanların bir araya gelmesini engellemek yani bölmektir. Türkiye gibi çok farklı etnik kimlikten halkın bir arada yaşadığı ülkelerde bölmenin en kolay yolu halkları birbirine düşman etmektir. Hrant’ın yaşamı Türkiye halklarının kardeşliğini savunmakla geçmiştir ve Türkiye halklarının kardeşliğini istem..]]> Thu, 19 Jan 2012 11:16:24 +0400 Sendikalar kanunu ve hükümetin demokrasi anlayışı! https://www.evrensel.net/yazi/21108/sendikalar-kanunu-ve-hukumetin-demokrasi-anlayisi https://www.evrensel.net/yazi/21108/sendikalar-kanunu-ve-hukumetin-demokrasi-anlayisi? 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasının gündemde olduğu ve bunun bir demokrasi zaferi olarak gösterilmek istendiği bir süreçte ilginç bir gelişme oldu: 2008’den bu yana değiştirilmesi gündemde olan sendika kanunlarını ekonomiyle ilişkili bakanların “”işçilik maliyetleri yükselir” gerekçesiyle engelledikleri ortaya çıktı. 7 Ocak 2012 tarihli Vatan Gazetesi’nde konuya ilişkin haber şöyle: “İşçi ve işveren taraflarının karşılıklı görüşmeleri ve aylarca süren çalışmaların ardından 19 Ekim’de Bakanlar Kurulu’na sevk edilen Sendikalar Kanun Tasarısı, 2.5 aydır hala Bakanlar Kurulu’ndan çıkmadı. Kabinede yer alan ekonomiyle ilgili bakanların temel olarak “2012’nin zor bir yıl olacağı, böyle bir dönemde bir de sendikalar yasasıyla işçi örgütlerinin güçlendirilmesi ve toplu sözleşm..]]> Thu, 12 Jan 2012 09:48:07 +0400 Sadece tetikçileri cezalandırmak yetmez... https://www.evrensel.net/yazi/20650/sadece-tetikcileri-cezalandirmak-yetmez https://www.evrensel.net/yazi/20650/sadece-tetikcileri-cezalandirmak-yetmez? 12 Eylül darbecisi Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya için ağırlaştırıcı müebbet hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanmış… Hazırlanan iddianamelerin, açılan davaların sonucu ne olur bilmiyoruz ama 12 Eylül darbecilerinin yargılanma olasılığının ortaya çıkması bile işkence görerek, yakınını kaybederek ya da işinden mesleğinden uzaklaştırılarak darbenin doğrudan mağduru olan kesimler başta olmak üzere demokrasiden, insanlıktan biraz olsun nasibi almış herkesin yüreğinde bir nebze olsun ferahlama yaratmıştır. 12 Eylül darbesi, Türkiye’nin toplumsal yapısını köklü biçimde değiştiren son derece kanlı bir müdahaledir. Ama bu müdahale sadece bugün fail olarak görülen TSK’nın en üstündeki 5-10 üst rütbeli askerin inisiyatifinde gerçekleşmemiştir. 12 Eylül darbesi uluslararası sermayeyi temsil eden kurum (DB, IMF gibi) ve ülke (ABD gibi..]]> Thu, 05 Jan 2012 09:59:41 +0400 2012 Bütçesi: Devlet Eliyle Yoksullaştırmaya Devam(!) https://www.evrensel.net/yazi/19799/2012-butcesi-devlet-eliyle-yoksullastirmaya-devam https://www.evrensel.net/yazi/19799/2012-butcesi-devlet-eliyle-yoksullastirmaya-devam? 1980’den bu yana -yani tam 31 yıldır- Türkiye’de bütçelerin hazırlanması ve uygulanmasındaki anlayış değişmemiştir. Bu bütçeleri yapanlar, kimi zaman doğrudan darbe hükümeti (1981-1983) kimi da zaman darbe rejiminin emanetçisi hükümetler olmuştur. Bu hükümetler içerisinde ANAP, DYP, MHP, RP, SP, DSP, SHP, CHP ve nihayet AKP olmak üzere hemen tüm milliyetçi-muhafazakar, liberal ve sosyal demokrat partiler yer almıştır. 24 Ocak 1980 kararları ışığında hazırlanan bu bütçeler -neoliberal politikalar doğrultusunda- devletin düzenleme işlevini (sosyal devlette olduğunun aksine) piyasanın gereksinimleri doğrultusunda yerine getirmeyi hedeflemektedir. Piyasanın gereksinimi ise küresel rekabet gerekçesiyle devletin; (a) sermayeye sürekli olarak kaynak aktarması, (b) yeni kâr alanları açması ve (c) emek maliyetlerini minimum düzeye indirmesini..]]> Thu, 22 Dec 2011 10:18:25 +0400 Kimin sendikası? https://www.evrensel.net/yazi/18952/kimin-sendikasi https://www.evrensel.net/yazi/18952/kimin-sendikasi? Türk İş’te yeni yönetimin belirleneceği genel kurulu öncesinde AKP’nin sendikalar ve meslek örgütlerine manipülasyonunu düşünürken Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Memur-Sen’i yerlere göklere sığdıramadığı açıklaması gündeme geldi. Biri Türkiye’de üye sayısı en yüksek işçi örgütü, diğeri üye sayısı en yüksek ve yetkili (Onlar kendilerine memur deseler de) kamu emekçi örgütü olunca konunun önemine binaen daha geniş bir çerçevede devlet-sendika ilişkileri üzerine yeniden düşünmek gereği ortaya çıktı. Devlet ve sendika bağını en açık biçimde ortaya koyanların başında Fransız düşünür L. Althusser gelir. Althusser, kapitalist devletin işçi sınıfının sendikal örgütlenmesine yönelik yaklaşımını ele alır. Ülkelerin sınıf m&u..]]> Thu, 08 Dec 2011 09:48:16 +0400 İşçi sınıfı askere gider... https://www.evrensel.net/yazi/18126/isci-sinifi-askere-gider https://www.evrensel.net/yazi/18126/isci-sinifi-askere-gider? Başbakan bedelli askerliğin bedelini açıkladı: 30 bin TL. 30 bin TL’nin anlamı elde edilen gelire ya da sahip olunan servete göre değişir. Kimi 30 bin TL’ye çocuğuna yılbaşı hediyesi alır kiminin de 30 bin TL kazanabilmek için yıllarca çalışması gerekir. Örneğin asgari ücretle iş bulabilen bir emekçinin 30 bin TL’yi elde edebilmek için (Hiç işsiz kalmamak kaydıyla) 50 ay ter dökmesi gerekir. Yine asgari ücretten çalışan bir emekçi ancak 35 yıl 8 ay kesintisiz çalışmışsa 30 bin TL kıdem tazminatı alabilir. Rakamların gösterdiğine bakılırsa asgari ücretle çalışan bir emekçi gelirinin tamamını bile ayırsa askere gitmemenin bedelini ödeyebilmesi mümkün değildir. Ama kapitalizmde çare tükenmez(!) Önce çaresizliği üretip sonra da çareyi pazarlayan yani önce zehri üretip sonra panzehir üzerin..]]> Thu, 24 Nov 2011 10:01:55 +0400 Postliberalizm ya da sermayenin faşizmi (3) https://www.evrensel.net/yazi/17741/postliberalizm-ya-da-sermayenin-fasizmi-3 https://www.evrensel.net/yazi/17741/postliberalizm-ya-da-sermayenin-fasizmi-3? Bir süredir dünya literatüründe bir başka adla yani postneoliberalizm başlığı altında yeniden dillendirilmeye başlanan kavramın, en nihayetinde neoliberal iktisadi politikaların yetersizliklerinin ve başarısızlıklarının kendini ispat etmesinden hareketle ve bu çizginin kendi iç çelişkilerini de kullanarak gündeme taşındığını, münhasıran da devletin fiili olarak siyasi ve iktisadi gelişme süreçlerinde tam anlamıyla müdahaleci bir biçimde yer almasını ileri sürdüğünü belirtmiştim. Bu haliyle de söz konusu çizginin bir burjuva iktisadı şablonundan başkaca bir şeyi ifade etmediği vurgusunda bulunmuştum. Bu nedenle, ‘postliberalizm ya da sermayenin faşizmi‘ başlığında ortaya koymaya çalışacağım çerçevenin ve bu çerçeve içinde yaşanmaya başlayan ve yaşanacak olası gelişmelerin, postneoliberalizm başlığı altında kullanılan içe..]]> Fri, 18 Nov 2011 08:28:10 +0400 Demokrasi askıya, teknokratlar hükümete… https://www.evrensel.net/yazi/17693/demokrasi-askiya-teknokratlar-hukumete https://www.evrensel.net/yazi/17693/demokrasi-askiya-teknokratlar-hukumete? Burjuvazi sanayi devrimiyle birlikte iktisadi alanda egemenliğini ilan ettikten sonra devlet aygıtını ele geçirip siyasi alanda da egemenliği sağlayacak burjuva devrimlerini gerçekleştirmiştir. Burjuvazinin feodal düzeni yıkıp siyasal alanda egemenliği sağlamaya çalışırken izlediği yol (17. yüzyıl İngiliz burjuva devriminden itibaren), mutlak monarşi yerine siyasal erkin parlamentoya devredilmesidir. Böylece burjuvazi sarayın ve kilisenin siyasal alandaki egemenliğine ortak olabilecektir. 1789 Fransız İhtilali ve Avrupa’ya yayılan devrimlerle birlikte burjuvazi siyasi egemenliğini ilan ettikten sonra parlamenter düzeni liberal demokrasinin gereği olarak benimsemiştir. Liberal demokraside parlamento, burjuvazinin iktidarını (kapitalizmi) geniş toplum kesimleri önünde meşrulaştırmanın bir aracı olarak görülmüştür. Önceleri sadece yüksek düzeyde vergi ödeyebilenlerin seçme ve seç..]]> Thu, 17 Nov 2011 09:54:22 +0400 Sendika yasaları üzerine… https://www.evrensel.net/yazi/16820/sendika-yasalari-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/16820/sendika-yasalari-uzerine? Toplumun ekonomik, hukuki ve siyasal üstyapısının belirlendiği yer altyapı olarak da tanımlayabileceğimiz üretim ilişkileridir. Daha açık bir ifadeyle üretim ilişkileri içerisindeki sınıflar arası güç dengesi o toplumda geçerli olan siyasal sistem ve bu siyasal sistem içerisinde belirlenen hukuk kuralları ve ekonomi politikalarının temel belirleyicisidir. Dolayısıyla siyasal yapıda, hukuk düzeni içerisinde ve ekonomi politikalarında kendisini ifade etmek isteyen bir toplum kesiminin önce üretim ilişkilerinde bir güç haline gelmesi gerekir. Örneğin burjuva sınıfı, feodal toplum yapısı içerisinde önce –sanayi devrimiyle birlikte- üretim süreçlerinde büyük bir güç edinmiş; burada edindiği güç sayesinde de feodalizmin 8-9 yüzyıl süren egemenliğine son verip kapitalizmi tarih sahnesine çıkartmıştır. Kapitalist &u..]]> Thu, 03 Nov 2011 09:58:48 +0400 Deprem: Kimine felaket kimine fırsat! https://www.evrensel.net/yazi/16390/deprem-kimine-felaket-kimine-firsat https://www.evrensel.net/yazi/16390/deprem-kimine-felaket-kimine-firsat? Kapitalizm fırsatları sever, insanlık için büyük acılara neden olsa da… Örneğin savaşlar, doğal afetler bunlar hep sermaye için yeni kâr edinme ve dolayısıyla da kapitalizmi sürdürme fırsatlarıdır. Aslında kapitalizm fırsatları kendi yaratır. Savaşlar kapitalizmin devamını sağlayacak kaynakları elde etmek ve savaşta yıkılan kentleri, üretim alanlarını yeniden yapmak üzere yatırım alanı olarak görülür. İkinci Dünya Savaşı’nı ya da Irak Savaşı’nı kapitalizmin kendi yarattığı ve fırsata dönüştürdüğü savaşlara örnek olarak gösterebiliriz. Bunlar dışında da dünyanın birçok bölgesinde gerçekleşen savaşların (İç savaşlar da dahil olmak üzere) ardında da yine kapitalizmin fırsat yaratma anlayışını görmek mümkündür. Bu savaşlarda acılar çeken, yaşamlarını yitiren milyonlarca insan ise kapitalizmin varlığı..]]> Thu, 27 Oct 2011 09:34:44 +0400 En Alttakiler: Yabancı ‘kaçak’ işçiler… https://www.evrensel.net/yazi/15522/en-alttakiler-yabanci-kacak-isciler https://www.evrensel.net/yazi/15522/en-alttakiler-yabanci-kacak-isciler? Alman Yazar Günter Wallraff, bir Türk işçisi kılığına girip Almanya’da yaşayan yabancı işçilerin çalışma koşullarını hikaye ettiği romanına “En Alttakiler” adını vermiştir. En altta olanlar sadece Almanya’da çok kötü koşullarda, en düşük ücretle, sigortasız çalışan Türkiyeli işçiler değildir elbette… Dünyanın neresinde olursa olsun göçmen işçiler hep en kötü koşullarda çalışmak, yaşamak zorunda kalmış yani hep en altta olmuştur. Hele ki başka bir ülkeden göç etmişlerse ve bulundukları ülkede “kaçak” konumuna düşürülmüşlerse… Türkiye 1990’lara kadar Avrupa ülkelerine gerçekleşen işçi göçü akımları nedeniyle “göç veren” ülke olarak tanımlanırken, 1990’lı yıllardan itibaren “gö&..]]> Thu, 13 Oct 2011 10:09:57 +0400 Mustafa Türkel’e (zorunlu) yanıt… https://www.evrensel.net/yazi/15045/mustafa-turkele-zorunlu-yanit https://www.evrensel.net/yazi/15045/mustafa-turkele-zorunlu-yanit? Tek Gıda İş Genel Başkanı Mustafa Türkel, Evrensel Basım Yayından çıkan Bir Direniş Öyküsü TEKEL isimli kitapta yer alan söyleşisinde bana yönelik olarak aynen şu ifadeleri kullanmıştır : “…Özgür Müftüoğlu diye bir arkadaşımız Evrensel’deki köşesinde bir yazı yazdı. O güne kadar mücadeleyi hep TEKEL işçisi olarak adlandırıyordu ama o yazıda, “Tek Gıda İş yanlış yaptı, o bile böyle bir karar alıp da 4-C’ye müracaat edin dediyse vay halimize” dedi. O güne kadar hep TEKEL işçisiydi Tek Gıda İş’in adı bile geçmezdi onun makalelerinde. Sonra bir yere geldi, Sezar’ın hakkı Sezar’a. İyi tarafta söylemedi ama zora geldi mi Tek Gıda İş Sendikası bunu yaparsa eyvah ki eyvah. Bu ifadeyi övgü olarak da algılayabilirsiniz, ben de öyle algıladım zaten. Ama günlerce bir sendikanın gücünü, önderl..]]> Thu, 06 Oct 2011 10:05:25 +0400 Bir direniş öyküsü TEKEL https://www.evrensel.net/yazi/14561/bir-direnis-oykusu-tekel https://www.evrensel.net/yazi/14561/bir-direnis-oykusu-tekel? İşçi sınıfı, “sınıf” bilincine ulaşma sürecinde ve sonrasında gerçekleştirdiği mücadelelerle sadece daha iyi çalışma ve yaşama koşullarını sağlayacak haklar elde etmekle kalmamış burjuvazinin “kendine demokrasi” anlayışı yerine tüm toplum kesimlerini kapsayan özgürlükçü demokrasi anlayışının ete kemiğe büründürülmesini de sağlamıştır. Ancak gelin görün ki emekçi kesimlerin çok büyük bölümü sahip olduğu ya da olamadığı hakların sınıf kardeşlerinin mücadelesiyle kazanıldığını bilmemektedir. Dolayısıyla da emekçilerin çoğunluğu sahip olduğu hakları korumanın ya da yeni haklar elde etmenin sadece ve sadece mücadeleyle mümkün olabileceğinin bilincinde değildir. Emekçilerin sınıf bilincinden uzak kalmalarında en önemli etken mücadele deneyimlerinin hafızalarda canlı tutulamaması ve bu d..]]> Thu, 29 Sep 2011 09:41:20 +0400 19. Dünya İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresi üzerine.... https://www.evrensel.net/yazi/13277/19-dunya-is-sagligi-ve-is-guvenligi-kongresi-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/13277/19-dunya-is-sagligi-ve-is-guvenligi-kongresi-uzerine? 19. Dünya İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresi 11-15 Eylül tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştiriliyor. Türkiye, iş kazaları ve meslek hastalıklarının en yüksek olduğu ülkelerinden birisi. Resmi kayıtlara göre 2000-2009 döneminde Türkiye’de 784 binden fazla iş kazası olmuş ve bu kazalarda 10 binin üzerinde emekçi yaşamını yitirmiş. Resmi kayıtlara girmeyen iş kazaları ya da meslek hastalıkları (Önlenebilir oldukları halde gerçekleştiği için bunları “iş cinayeti” olarak tanımlamak gerekir) nedeniyle ölen ve sakat kalan emekçilerin sayısını tahmin edebilmek ise neredeyse imkansız. Emekçilerini, iş başında kaza ya da meslek hastalığı adı altında ölüme göndermede başı çeken Türkiye’de Dünya İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresi’nin yapılması olumlu karşılanabilir. Öyle ya tüm dünyadan iş sağlığı ve iş g&u..]]> Thu, 08 Sep 2011 09:47:12 +0400 Barış mücadele ister!.. https://www.evrensel.net/yazi/12854/baris-mucadele-ister https://www.evrensel.net/yazi/12854/baris-mucadele-ister? Başbakan 61. Hükümet Programının sunumunda diyor ki : “Savunma sanayiinde bu güne kadar önemli bir aşama kaydettik. Sektörün ihracatını 1 milyar dolara, cirosunu 2,3 milyar dolara ulaştırdık. TSK’nın silah ve teçhizat ihtiyaçlarının yurt içinden karşılanma oranını yüzde 50’ye çıkardık. Savunma sanayiinde yürüttüğümüz projelerle 2023’te kendi milli tüfeğini, topunu, tankını, helikopterini, uçağını, insansız hava araçlarını, uydularını tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir Türkiye hedeflemekteyiz.” 12 Haziran öncesinde dönemin Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ise Ankara Kazan’a yaptığı ziyarette şunları söylüyor: “Ankara özellikle savunma sanayi alanında da marka olacak.” “…savunma sanayisinin getirisi yüksek.” “…savunma sanayine yapılacak 8 mil..]]> Thu, 01 Sep 2011 10:59:26 +0400 Can Yücel ve Datça… https://www.evrensel.net/yazi/12454/can-yucel-ve-datca https://www.evrensel.net/yazi/12454/can-yucel-ve-datca? Toplumcu bir şair, toplumcu bir heykeltıraşın eseri ve bir AKP’li… Bu üçü nasıl bir olayla bir araya gelebilir? Hatırlatalım hemen: Datça’da Can Yücel’in Mehmet Aksoy tarafından yapılmış olan mezar taşı Datça AKP ilçe başkanının Can Yücel’in ölüm yıldönümünde mezara şarap dökülmesini fırsat bilip mezarı hedef göstermesi sonrasında kimliği belirlenemeyen kişilerce kırılmıştır… Şüphesiz söz konusu olayın baş aktörü ölümünün 12. yılında andığımız Can Yücel’dir. Birinin öldükten 12 yıl sonra bile bir olayın baş aktörü olabilmesi kolay olmasa da bu kişi Can Baba olunca hiç de şaşırmamak gerekir… Olay söz konusu bir sanat eserinin “yıkılması”, “kırılması” olunca Başbakanın “ucube” olduğuna hükmedip “yıkılsın” fermanı verdiği e..]]> Thu, 25 Aug 2011 10:16:33 +0400 Yazmak anlamsızlaşınca… https://www.evrensel.net/yazi/12056/yazmak-anlamsizlasinca https://www.evrensel.net/yazi/12056/yazmak-anlamsizlasinca? Anlamsızlaşınca yazmak şiirler yetişir bazen imdada… Bertolt Brecht’in şiiri yetişti bugün de benim imdadıma… ÇAĞRI Doğrudur yıldırımın düştüğü, yağdığı yağmurun, Bulutların rüzgârla sökün ettiği. Ama savaş öyle değil, savaş rüzgârla gelmez; Onu bulup getiren insanlardır. Duman tüten topraktan bahar boyunca, Dökülüp yükselir birden gökyüzü. Ama barış ağaç değil, ot değil ki yeşersin: Sen istersen olur barış, istersen çiçeklenir. Sizsiniz uluslar, kaderi dünyanın. Bilin kuvvetinizi. Bir tabiat kanunu değildir savaş, Barışsa bir armağan gibi verilmez insana: Savaşa karşı Barış için Katillerin önüne dikilmek gerek, “ Hayır yaşayacağız!” demek. İndirin yumruğunuzu suratlarına! Böylece mümkün olacak savaşı önlemek. Onlar demir çeliği elind..]]> Thu, 18 Aug 2011 10:13:18 +0400 Üniversite reklamları üzerine… https://www.evrensel.net/yazi/11178/universite-reklamlari-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/11178/universite-reklamlari-uzerine? Üniversite tercihlerinde son güne gelindi. Özellikle vakıf görünümündeki özel üniversiteler yürüttükleri reklam kampanyalarıyla karar verme süreçlerindeki adayların zaten karışık olan kafalarını daha da karıştırdılar. Reklamla kafa karıştırma sürecine kamu üniversitesi statüsünde olan ve Türkiye’de pek çok konuda öncülük yapmış ODTÜ’de katıldı. Bunun üzerine “Kamu üniversitesi de reklam yapar mıymış?” diyenlere ise yanıt YÖK’ten geldi: “Evet, kamu üniversiteleri de reklam yapabilir”. Kamu üniversitelerinin reklam yapabilmesine yönelik icazet geç geldiği için bu yıl reklam yapan kamu üniversitesi ODTÜ’yle sınırlı kaldı. Ama hiç kuşku yok ki önümüzdeki yıllarda diğer üniversiteler de reklam kampanyalarıyla boy göstermeye başlayacaktı..]]> Thu, 04 Aug 2011 10:25:37 +0400 Üniversite seçerken..! https://www.evrensel.net/yazi/10732/universite-secerken https://www.evrensel.net/yazi/10732/universite-secerken? Pek çok şaibenin ardından üniversite seçme sınavları sona erdi, sınava giren adaylar puanlarını öğrendiler ve şimdi sıra “hangi bölüm” ve “hangi üniversite” sorularının cevabını aramaya geldi. Hangi bölüm sorusunun cevabı öğrenciler için önemlidir. Çünkü öğrenim görülecek bölüm aynı zamanda öğrencinin emek piyasasında emeğini hangi alanda pazarlayacağını yani ekmek parasını hangi işi yaparak elde etmeye çalışacağını da önemli ölçüde belirlemektedir. Hal böyle olunca öğrenciler kendi istekleri ve yetenekleri doğrultusunda bir alana yönelmek yerine emek piyasasında emek güçlerini daha kolay ve daha yüksek değerden pazarlayabilecekleri alanları yani bölümleri tercih etmek zorunda kalmaktadır(öğretmen olmayı arzulayan bir öğrencinin istek duymadığı halde kendisine mühen..]]> Thu, 28 Jul 2011 10:07:40 +0400 Türkiye’nin “örnek” olmasında sendikaların rolü… https://www.evrensel.net/yazi/10318/turkiyenin-ornek-olmasinda-sendikalarin-rolu https://www.evrensel.net/yazi/10318/turkiyenin-ornek-olmasinda-sendikalarin-rolu? Memleketimizi ziyaret eden Dünya Bankası Başkanı Robert B. Zoellick, “Avrupa’da büyüme yavaşladı, bu (Türkiye’de) ihracatı azaltabilir, doğrudan yatırımları etkileyebilir. Ancak Türkiye’deki ekonomik program çok güçlü. Türkiye bir örnek olabilir” demiş. Sadece Dünya Bankası başkanı değil, piyasa ekonomisi savunucusu olan herkes 2002’den bu yana ekonomik alandaki performans nedeniyle Türkiye’yi “örnek ülke” olarak göstermektedir. Nasıl göstermesinler ki? Bir ülke düşünün, bir siyasi parti dokuz yıl iktidarda kalmış olsun ve bu süreçte çalışan kesimlerin iş güvencesi ve sosyal güvencesi başta olmak üzere kazanılmış pek çok hakkını ortadan kaldırsın; gerçek ücretleri düşürüp, borçlandırma yoluyla emekçileri sisteme bağımlı hale getirsin ve tü..]]> Thu, 21 Jul 2011 10:35:17 +0400 Kıdem tazminatına tecavüz girişimleri ve mücadele üzerine!.. https://www.evrensel.net/yazi/9837/kidem-tazminatina-tecavuz-girisimleri-ve-mucadele-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/9837/kidem-tazminatina-tecavuz-girisimleri-ve-mucadele-uzerine? 61. Hükümet Programı ile AKP, neoliberal yapısal uyum programının dördüncü büyük dalgasını yaşama geçireceğini ilan etmiştir (Birinci dalga 24 Ocak 1980 kararları, ikinci dalga 5 Nisan 1994 kararları, üçüncü dalga 2001 krizi sonrasında Derviş yasaları olarak da bilinen düzenlemelerdir). Başbakan tarafından sunulan Hükümet Programı’nda açıkça ifadesini bulan dördüncü dalga, neoliberal sürecin hedeflerini nihayete erdirecek son dalga olma iddiasındadır. Dolayısıyla yaratacağı toplumsal etkiler bakımından 61. Hükümet Programının en sert en acımasız düzenlemeleri içerdiği söylenebilir. 61. Hükümet Programı’nda sağlığın, sosyal güvenliğin, eğitimin ve diğer tüm kamu hizmetlerinin özelleştirme/piyasalaşma sürecinin tamamlanması öngörülmektedir. Diğer taraftan emek piyasalarında -özellikle 20..]]> Thu, 14 Jul 2011 13:23:56 +0400 Sosyal politika çözüm mü tuzak mı? https://www.evrensel.net/yazi/9350/sosyal-politika-cozum-mu-tuzak-mi https://www.evrensel.net/yazi/9350/sosyal-politika-cozum-mu-tuzak-mi? 1980’li yıllardan bu yana en azından siyaset alanında soyut bir kavram olmanın ötesine geçemeyen sosyal politika, 12 Haziran seçim sürecinde yeniden gündeme gelmiştir. Farklı kesimlerin farklı anlamlar atfettiği sosyal politikayı bugünün koşullarında değerlendirmek için ortaya çıkış koşullarına kısaca göz atmak gerekli hale gelmektedir. Sanayi devrimi ve onu izleyen burjuva devrimlerinin sonucunda egemen hale gelen burjuva (liberal) devlet anlayışı, bir taraftan kuralsız (esnek) çalışma düzeni içerisinde sermayeye emeği sınırsız bir biçimde sömürme olanağı sağlarken diğer taraftan da feodal düzenin geleneksel sosyal güvence sistemini yıkmıştır. Böylece emeğinden başka hiçbir gelir (yaşam) kaynağı olmayan milyonlarca çocuk, kadın ve erkek en vahşi koşullar içerisinde çalışmaya ve yaşamaya mahkûm edilmişlerdir. Ancak bu mahkûmiyet u..]]> Fri, 08 Jul 2011 03:21:49 +0400 AKP’nin demokrasiyle dansı… https://www.evrensel.net/yazi/8490/akpnin-demokrasiyle-dansi https://www.evrensel.net/yazi/8490/akpnin-demokrasiyle-dansi? Kuruluşundan bu yana AKP’nin demokrasiyle ilişkisi oldukça ilginçtir. Kendilerine sorarsanız AKP’nin kurulması başlı başına bir “demokrasi mücadelesi”dir. AKP’nin kuruluşunun ardındaki en önemli etken Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 Aralık 1997’de Siirt’te halka hitaben yaptığı konuşma sırasında, okuduğu bir şiir nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilmesi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine son verilmesidir. Erdoğan, 4 ay kaldığı cezaevinden çıktıktan sonra 14 Ağustos 2001’de AKP’yi kurmuş ve kurucu genel başkan olmuştur. AKP, 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde yani kuruluşundan 15 ay sonra katıldığı ilk seçimlerde aldığı yüzde 34 oyla birinci parti olmuştur ve bu seçim başarısı aynı zamanda demokrasinin başarısı olarak da görülmüştür. Ancak AKP, bu “demokrasi mücadelesi”nde yüzde 10 barajını iç..]]> Thu, 23 Jun 2011 09:59:57 +0400 Seçimler, emekçiler ve yeni umutlar!.. https://www.evrensel.net/yazi/8091/secimler-emekciler-ve-yeni-umutlar https://www.evrensel.net/yazi/8091/secimler-emekciler-ve-yeni-umutlar? 2009 yerel seçimlerinin hemen ardından, 3 Nisan 2009 tarihinde bu köşede “Seçimler, Emekçiler ve Yükselen Milliyetçilik…” başlıklı bir yazıyla seçim sonuçlarını emekçi kesimler yönünden değerlendirmeye çalışmıştık. Bu değerlendirmede ücretli emeğin yoğun olarak bulunduğu illerde MHP’nin oylarının arttığına dikkat çekmiş; bunu da 2008 krizinden en çok etkilenen ücretli emekçilerin -tarihte pek çok örnekte görüldüğü gibi- milliyetçi bir çizgiye kaymaları olarak yorumlamıştık. 2009 seçimlerinden buyana iki yıl geçti. Bu iki yıl içerisinde sanayi üretiminde artış gözlendi ve işsizlik resmi rakamlarda azaldı belki ama iş kazaları, güvencesiz, örgütsüz ve çok düşük ücretle çalışma arttı. Yani AKP Hükümetinin de izlediği politi..]]> Thu, 16 Jun 2011 11:27:20 +0400 Blok’un seçim beyannamesinin farkı… https://www.evrensel.net/yazi/7623/blokun-secim-beyannamesinin-farki https://www.evrensel.net/yazi/7623/blokun-secim-beyannamesinin-farki? 12 Haziran seçimlerinin bundan önceki seçimlerden en önemli farkı, siyasetin laik – anti laik meselesi üzerinden yürütülen bir kör dövüşten çıkıp, toplumun sahici gündemine yani Kürt sorununa ve vatandaşın geçim sorununa bir adım da olsa yaklaşmış olmasıdır. Gerçi parti liderleri bu sahici gündemi de kör dövüşüne çevirmişlerdir. Ama en azından seçim beyannamelerinde ve meydanlarda işsizlerin, yoksulların, güvencesizlerin, anadilinde eğitim alamayanların adı anılır olmuş, partilerin bu konulardaki yaklaşımları açığa çıkmıştır. Seçim sürecinde sesi en çok çıkan partiler anti demokratik seçim sistemi sayesinde barajı aşma olasılığı bulunan AKP, CHP ve MHP olmuştur. Bu üç partiden MHP ne ülkenin ne de dünyanın gerçeklerine uymasa da -dayandığı ideolojinin gerektirdiği gibi- mi..]]> Thu, 09 Jun 2011 10:20:58 +0400 İktidar için ‘her şey’ -ölüm bile- mubah mı..? https://www.evrensel.net/yazi/7187/iktidar-icin-her-sey-olum-bile-mubah-mi https://www.evrensel.net/yazi/7187/iktidar-icin-her-sey-olum-bile-mubah-mi? AKP tıpkı 1983’te iktidara gelen ANAP gibi belirli ideolojiye sahip bir tabana dayanmayan; siyasi kaostan yararlanarak diğer partilerin tabanlarından aldığı oylarla var olmuş; kadrolarını tamamen çıkar temelinde oluşturmuş bir partidir. Belirli bir ideolojiye sahip olmayan, bütün eğilimleri bir arada barındırdıklarını iddia eden ve bununla övünen bu partilerin kendilerine özgü politikaları yoktur. Bunlar ulusal ve uluslararası sermaye tarafından belirlenip, kapitalizmin uluslararası kurumları tarafından dizayn edilerek önlerine konulan programları uygularlar. Dolayısıyla uyguladıkları politikalarda kendilerini topluma karşı değil, bu programları önlerine koyan kesimlere karşı sorumlu hissederler. Bu tür partiler belirli bir ideolojiye sahip olmadığı için sadece iktidarda bulundukları sürece siyaset arenasında kalabilirler. İktidarları sallanmaya başladığı ya da muhalefete düştükleri anda hem diğer partiler..]]> Thu, 02 Jun 2011 16:26:02 +0400 Üniversitenin ve bilimin ‘Onur’unu savunuyoruz https://www.evrensel.net/yazi/6812/universitenin-ve-bilimin-onurunu-savunuyoruz https://www.evrensel.net/yazi/6812/universitenin-ve-bilimin-onurunu-savunuyoruz? Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı ve Dilovası Belediye Başkanı, Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nu “Endüstri Yoğun Bölgelerde Yaşayanlarda Ölüm Nedenleri: Dilovası Örneği” isimli çalışmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştığı için Kocaeli Cumhuriyet Savcılığı’na şikâyet ediyor. Savcılık da “annelerin ilk sütünde ve bebeklerin ilk kakalarında bazı ağır metaller ve eser elementler saptanan” bu araştırmanın sonuçlarını “halk arasında panik yaratmak amacıyla kullandığı” gerekçesiyle TCK’nin 213. maddesi uyarınca Onur Hamzaoğlu’nun 2 ila 4 yıl arasında hapis istemiyle yargılanması için Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğü’nden izin istiyor. Üniversite de bunun üzerine Onur Hamzaoğlu hakkında ceza soruşturması başlatıyor. Kocaeli Belediye Başkanı, Savcılığa şikâyette bulunmakla da yetinmiyor ve Onur Hamzaoğlu..]]> Fri, 27 May 2011 08:25:43 +0400 Üniversitenin hali pür meali ve Eğitim Sen Genel Kurulundan beklentiler(!).. https://www.evrensel.net/yazi/5992/universitenin-hali-pur-meali-ve-egitim-sen-genel-kurulundan-beklentiler https://www.evrensel.net/yazi/5992/universitenin-hali-pur-meali-ve-egitim-sen-genel-kurulundan-beklentiler? ÖSYM ile ilgili skandallar ardı ardına gelince üniversiteye giriş sistemi toplumun çok geniş bir kesimi tarafından -şimdiye dek olmadığı kadar- tartışılmaya başlandı. Sonuçta da Cumhurbaşkanından Başbakana kadar pek çok devlet yetkilisinin ÖSYM’ye güvenini açıklamış olması ve yargıdan da sınavda “şaibe yoktur” kararı gelmiş olmasına rağmen ÖSYM toplum nezdinde telafi edilemez biçimde güven yitirdi. Tüm dikkatler üniversite giriş sistemi üzerinde yoğunlaştığı bir sırada Niğde’de bir yerel televizyon muhabirinin üniversite öğrencilerine yönelttiği bir soruya karşı aldığı yanıtlar; üniversitelerin içinde bulunduğu durumun üniversiteye giriş sistemindeki skandallardan çok daha vahim olduğunu ortaya koydu. Üniversitelerin vahametini ortaya çıkartan öğrencilere sorulan şu soruydu: “Usame bin Ladin Türkiye’ye gelip G&..]]> Thu, 12 May 2011 11:26:55 +0400 365 Gün “1 Mayıs” Olmalı..! https://www.evrensel.net/yazi/5565/365-gun-1-mayis-olmali https://www.evrensel.net/yazi/5565/365-gun-1-mayis-olmali? 1 Mayıs, işçi sınıfının “birlik, mücadele ve dayanışma günü” olarak kutlanmaya başladığından bu yana birbirinden farklı (imiş) gibi görünen ama kökeni kapitalizm olan sorunların ve bu sorunlara yönelik tepkilerin bir alanda, hep bir ağızdan seslendirilmesini amaçlamıştır. Türkiye’de 1 Mayıs bu yıl geniş katılımı ve coşkusuyla tarihsel işlevine uygun biçimde kutlanmıştır. 1 Mayıs’a alanlarda katılanların sayısı daha önceki yıllara göre az mıdır çok mudur bilemem ama sorunlarını ve mücadelelerini alanlara taşıyan -birçoğu platform biçiminde yapılanmış- örgüt sayısının diğer yıllardan çok daha fazla olduğu kesindir. Bunun nedeni bugüne kadar kapitalizmle fazlaca tanışmamış olan pek çok alanın piyasanın çıkarları doğrultusunda dönüştürülmeye başlanmış olmasıdır. Bu dönüşümün etkilerinin giderek ..]]> Thu, 05 May 2011 14:05:33 +0400 Emekçiler kime oy verecek?.. https://www.evrensel.net/yazi/5123/emekciler-kime-oy-verecek https://www.evrensel.net/yazi/5123/emekciler-kime-oy-verecek? Seçimler yaklaşırken benim en çok merak ettiğim; 78 gün Ankara sokaklarında direnen ve Türkiye’nin gündemini belirleyen TEKEL işçilerinin sandıkta kime oy verecekleridir. Sadece TEKEL işçileri değil, Zonguldak’ta, Bursa’da, Balıkesir’de madenlerde ölen işçilerin ailelerinin de sandıkta ne yapacaklarını merak ediyorum. Merakım bunla da bitmiyor, Tuzla tersanelerinde, Yörsan’da, Sinter Metal’de, Desa Deri’de ve daha nice direnişte ekmeği için mücadele etmiş işçilerin ve halen hiçbir güvenceye sahip olmadan 500-600 TL aylıkla günde 10-12 saat çalışan taşeron işçilerinin; atanamayan ya da ücretli veya sözleşmeli olarak çalışan öğretmenlerin; elinde üniversite diplomasıyla ancak asgari ücretin üçte birine stajyer olarak iş bulabilen gençlerin; işsizlerin ve daha nice güvencesiz, ö..]]> Thu, 28 Apr 2011 11:50:43 +0400 İsyan… https://www.evrensel.net/yazi/4624/isyan https://www.evrensel.net/yazi/4624/isyan? Lise öğrencileri YGS sınavında haksızlığa uğruyor isyan ediyor… Sağlık emekçileri iş ve gelecek güvenceleri ellerinden alınıyor, isyan ediyor… Demokrasiden, emekten, özgürlüklerden yana olanlar, siyasette temsil edilmek için kurdukları “Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu”nun milletvekili adaylarının YSK tarafından veto edilmesine isyan ediyor… Kültüre, sanata, sinemaya değer verenler Emek Sineması’nın kapatılmasına, Kars’daki İnsanlık Anıtı’nın yıkılmasına isyan ediyor… Yaşamını insanca sürdürmeyi isteyen köylüler, kentliler Anadolu’nun derelerinin borulara hapsedilip, sermayeye peşkeş çekilmesine; bu yapılırken de Anadolu’nun çölleşmesine, tarihin sular altında kalıp yok edilmesine isyan ediyor… Kendisinin ve gelecek nesillerin yaşamını, insanlık dışı kapitalist üretim sisteminin insanlık dışı enerji ka..]]> Thu, 21 Apr 2011 10:49:26 +0400 ÖSYM’yi ne yapmalı? https://www.evrensel.net/yazi/4098/osymyi-ne-yapmali https://www.evrensel.net/yazi/4098/osymyi-ne-yapmali? ÖSYM, 1974 yılından bu yana merkezi düzeyde sınavlar gerçekleştiren bir kurumdur. 1981 yılında yürürlüğe giren YÖK yasasına kadar Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÜSYM) adını taşıyan kurum, YÖK yasasıyla birlikte Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) adını almış ve üniversiteye öğrenci seçmek ve yerleştirmekle sınırlı olan görev alanı her türlü merkezi sınavı gerçekleştirebilecek biçimde genişletilmiştir. Böylece sadece üniversiteye girmek isteyenlerin karşılaştığı ÖSYM, ilköğretimden doktoraya kadar tüm eğitim aşamalarında ve kamuya personel alımlarında toplumun çok geniş kesiminin doğrudan karşısına çıkan bir kurum haline gelmiştir. ÖSYM’nin sınav sistemi, faaliyette bulunduğu süre boyunca eleştirilere konu olmuştur. Bu eleştiriler her şeyden önce sınavlarda uygulanan ..]]> Thu, 14 Apr 2011 11:25:39 +0400 Sendikacılar milletvekili olunca… https://www.evrensel.net/yazi/1747/sendikacilar-milletvekili-olunca https://www.evrensel.net/yazi/1747/sendikacilar-milletvekili-olunca? Seçim süreciyle birlikte milletvekilliğinde gözü olanlar da birer birer ortaya çıkmaya başladı. Milletin vekilliğine aday olanlardan beklenen içinden gelmiş oldukları toplum kesiminin çıkarlarını parlamentoda temsil etmeleridir tabiatıyla. Belki bürokrat ve teknokrat olarak görevliyken vekil olanlardan daha farklı beklentiler de olabilir. Örneğin bir diplomatın dış ilişkiler konusunda yasama ve yürütme organlarında bilgisinden, tecrübesinden faydalanılmak istenebilir. Ama bir işadamından, bir tüccardan ya da bir işçiden milletvekili olduğu zaman beklenen, içinden geldiği kesimin çıkarlarını parlamentoda temsil etmesidir. Bugüne kadar milletvekili olarak parlamentoya girenler içerisinde sermayedarlar ya da sermayenin temsilcisi olarak görev yapmış olanlar, iktidar partilerinde de olsalar, muhalefette de olsalar kendilerinden beklendiği gibi içinden geldikleri serm..]]> Thu, 10 Mar 2011 11:55:40 +0300 Yıkılan diktatörlerin altından çıkan sözde demokrasiler… https://www.evrensel.net/yazi/822/yikilan-diktatorlerin-altindan-cikan-sozde-demokrasiler https://www.evrensel.net/yazi/822/yikilan-diktatorlerin-altindan-cikan-sozde-demokrasiler? Orta Doğu’nun dikta rejimleri birer birer yıkılırken, bu yıkıntının altından batının pisliğe bulanmış “sözde” demokrasileri çıkmaktadır. Diktatörleri koltuklarından yuvarlayan isyan ateşi insan hakları, demokrasi denilince mangalda kül bırakmayan ülkelerin medeni görünümlü liderlerini ve sermayedarlarını da tedirgin etmiştir. Zira onlar, halk isyanlarının sadece diktatörleri değil, o diktatörleri var eden ve kendi çıkarları için kullanan küresel kapitalizmi de hedef aldığını çok iyi bilmektedir. 1960’lı yılların sonlarından itibaren krize giren kapitalizmin varlığını sürdürebilmek için benimsediği yol, kapitalizmin sömürü alanını tüm dünyaya yaymak olmuştur. Küreselleşme adı da verilen bu süreçte Latin Amerika’dan Afrika’ya, Orta Doğu’dan Uzak Doğu’ya kadar tüm yerkürenin emek güc&uu..]]> Thu, 24 Feb 2011 22:20:17 +0300 Sevgi öldürür! https://www.evrensel.net/yazi/407/sevgi-oldurur https://www.evrensel.net/yazi/407/sevgi-oldurur? Hafta başında hem okulların açıldığı güne hem de kandile denk gelen ‘Sevgililer Günü’ için istatistikler açıklandı. Buna göre sevgililer birbirlerini 713 milyon TL kadar seviyor. Türkiye genelinde kredi kartları saniyede 57 adet işlem yaparak rekor kırdı. Sevgililer Günü’nde; sevgimiz kredi kartı ile işlem yapılarak ölçüldüğü için bu konuda da tarihi bir rekora imza atarak ne kadar sevgi dolu bir ülke olduğumuzu gösterdik. Sevgililer Günü’nün asıl olarak genç kadınları hedef kitlesine koyduğu biliniyor. En çok genç kadınlar Sevgililer Günü için tasarlanan reklamlarda kullanıldı. En çok genç kadınlardan bu günde tüketimin çılgınlığına kapılarak kendilerini kaybetmeleri istendi. Geçen yıl en çok genç kadınlar sevgilileri, eşleri ya da yakın akrabaları tarafından..]]> Fri, 18 Feb 2011 03:20:22 +0300 CHP’li belediyeyi Kılıçdaroğlu’na şikayet ettiler https://www.evrensel.net/yazi/403/chpli-belediyeyi-kilicdarogluna-sikayet-ettiler https://www.evrensel.net/yazi/403/chpli-belediyeyi-kilicdarogluna-sikayet-ettiler? ÇANKAYA Belediyesi’ne bağlı Belde A.Ş.’de çalışan işçiler, toplu sözleşme haklarını fiilen ortadan kaldıran CHP’li belediye yönetimini, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na şikayet ettiler. Kılıçdaroğlu’na mektup gönderen Sosyal-İş üyesi işçiler, 24 Şubat Perşembe günü belediye önünde kitlesel eylem yapmaya hazırlanıyorlar. Çankaya Belde A.Ş.’de çalışan yüzü aşkın işçi, belediye yönetiminin şirketin işkolunun değiştiği ve sendikanın çoğunluğu sağlayamadığı iddialarıyla açtığı dava sonrası yaşadıkları mağduriyete tepkilerini sürdürüyorlar. Dava nedeniyle yeni toplusözleşme imzalayamayan, eski toplu sözleşmelerdeki haklarından da yararlandırılmayan işçiler, belediye yönetimini CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, gönderdikleri mektuplarla şikayet ettiler. D&uum..]]> Fri, 18 Feb 2011 03:12:55 +0300 Afşin-Elbistan’da özelleştirmeyle gelen iş cinayetleri… https://www.evrensel.net/yazi/402/afsin-elbistanda-ozellestirmeyle-gelen-is-cinayetleri https://www.evrensel.net/yazi/402/afsin-elbistanda-ozellestirmeyle-gelen-is-cinayetleri? Dört gün arayla toplam on emekçiye mezar olan Afşin Elbistan Linyit İşletmeleri’ne 1994 yılında doktora tez çalışması için gitmiştim. Tez çalışmamın konusu özelleştirmenin çalışma yaşamına etkileri üzerine bir alan araştırmasıydı ve araştırma alanı olarak da bu dönemde özelleştirilme sürecinde olan Afşin Elbistan Linyit İşletmeleri Müessesi (AEL)’i seçmiştik. 1994 yılı Temmuz ve Eylül aylarında AEL işçileri, yöneticileri ile Elbistan ve Afşin’in siyasi parti temsilcileri, meslek odaları ve esnafla görüşmeler yaparak, AEL’in özelleştirilmesi durumunda çalışanların ve yörenin nasıl etkileneceğini belirlemeyi amaçlamıştım. Zira bu dönemde bir takım özelleştirmeler gerçekleştirilmişse de AEL gibi büyük bir kamu işletmesi henüz özelleştirilmemiş ve özelleştirmenin toplumsal sonuçları bel..]]> Fri, 18 Feb 2011 03:11:57 +0300