Evrensel.net https://www.evrensel.net tr Emek Evrenseldir https://evrensel.net/nhy/upload/diger/favicon.ico https://www.evrensel.net/tema/evrensel16/img/apple-touch-icon-114x114.png Evrensel.net Greenpeace’in ‘devlet sırrı’ gibi gizlenen raporu https://www.evrensel.net/yazi/82638/greenpeacein-devlet-sirri-gibi-gizlenen-raporu https://www.evrensel.net/yazi/82638/greenpeacein-devlet-sirri-gibi-gizlenen-raporu? Greenpeace’nin Söke’nin Kisir köyünde Haziran 2017 tarihinde yaptığı incelemelerle ilgili raporuna birkaç gün önce ulaştım. Bir yılı aşkın bir süredir peşinde olduğum, ulaşmak için resmi- özel kurum ve kişilere defalarca başvurduğum rapor hiç ummadığım bir kaynaktan bana ulaştırıldı. Meslektaşım, nükleer enerji konusunda Türkiye’deki en yetkin gazetecilerden birisi olan Yeşil Gazete editörü Pınar Demircan, büyük bir özveri ile eline geçen raporu kendisi haberleştirmeyip bana göndermişti. “Kisir’deki durumu senin yaptığın haberler ortaya çıkardı. Bu konuya dair kitap yazdın. Fikri takibini hiç bırakmadın. Haberi senin yapman gerektiğini düşünüyorum” dedi Pınar. Başka gazetecilerin de istediği raporu ne onlara göndermiş ne de kendisi haberleştirmişti. Kisir Köyünde yaklaşık 40 yıl önce yapılan ura..]]> Sun, 11 Nov 2018 03:42:16 +0300 Alıcı kuş ve bin köylü https://www.evrensel.net/yazi/82594/alici-kus-ve-bin-koylu https://www.evrensel.net/yazi/82594/alici-kus-ve-bin-koylu? Süt beyaz bir bulutun içinden çıkıp süzülen kartalın gölgesi üzerlerine vurduğunda tarlanın ortasına çömelmiş konuşuyorlardı. Tam tepelerindeki kartalı elini güneşe siper ederek kısık gözlerle izledi Yusuf. İncirliova tarafına doğru dolana dolana uçuyordu kartal. Drej Kıyas sabah beri dişlerinin arasında geveleyip durduğu karabiber dalını hırsla savurdu yere. Sigarayı bıraktığından bu yana, ki tam da bu sıralar yeniden başlamaktan korkuyordu, ağzına karanfil, karabiber, zeytin dalı alıp öyle dolaşıyordu hep. Kimlikte yazdığı biçimiyle Kıyasettin olan adını sadece işi düştüğünde resmi dairelerde duyardı. Bazen dalgınlığına gelip kendisine seslenildiğini anlamadığı bile olurdu. Uzun boyundan ötürü ‘Drej’ olan lakabı da (drej Kürtçe ‘uzun’ demek) “Karanfilli Drej Kıyas”ye çıkmıştı ne zamandır. Köylünün diline..]]> Sun, 04 Nov 2018 04:40:06 +0300 Menderes olmazsa... https://www.evrensel.net/yazi/82544/menderes-olmazsa https://www.evrensel.net/yazi/82544/menderes-olmazsa? Tepekule Kongre Merkezi teras katındaki kafenin açılan kapısından içeriye 60-65 yaşlarında gösteren koyu renk takım elbiseli adamla birlikte serince bir rüzgar da girdi. Elinde ceza avukatlarının, asık suratlı muhasebecilerin ya da ‘küçük dağları ben yarattım’ edasıyla kasıntılı kasıntılı yürüyen bürokratların kullandığı türden siyah deri bir evrak çanta vardı. Koltuğunun altında da iri bir dosya görünüyordu. Sabah gün doğmadan başlayan altı saatlik yolculuğun ardından öğle üzeri randevu vaktine epey bir zaman kala Tepekule’ye gelen adam, demli bir çay alarak terasa çıktı. Önünde uzanan körfezin manzarasına dalıp gitti uzun zaman. Güneşli ama serin bir hava vardı İzmir’de. Denizin üzerine ince, beyaz bir pus çökmüştü. Körfez, güneşin yoğun ışıkları altında insanın gözünü kısmak ..]]> Sun, 28 Oct 2018 04:35:02 +0300 Hukuksuz ülkede hukukçu olmak! https://www.evrensel.net/yazi/82504/hukuksuz-ulkede-hukukcu-olmak https://www.evrensel.net/yazi/82504/hukuksuz-ulkede-hukukcu-olmak? Seferihisar Teos’tan ayrıldığımızda öğle sonunu bulmuştu saatler. Urla Zeytineli köyünün içinden denize doğru kıvrılarak tırmanan, sonra hafif bir eğimle inişe geçen bir yolda, makilerle kaplı tepelerin arasından konvoy halinde ilerledik. İzlediğimiz dar asfalt yolun sonundaki Hacılar koyu gitmek istediğimiz yerdi. Koydaki deniz kıpırtısız cam gibi görünüyordu tepeden. Durgun ve masmavi... Yemyeşil bir örtüyü üzerine çekip uyuyormuşçasına kıvrılan tepelerin içine doğru teklifsizce, bir boynuz gibi sokulmuştu koy. Maviş maviş gülümseyen deniz en fırtınalı havalarda bile sakinliğini hiç bozmadan, ikizkenar üçgen şeklindeki küçücük bir vadinin sahilinde son buluyordu. Vadinin içerisinde, kırmızı kiremitli, iki üç katlı 20-25 kadar villa göze çarpıyordu. Günlerdir kamuoyunda tartışılan, gizli telefon kayıtl..]]> Sun, 21 Oct 2018 04:30:53 +0300 Kader https://www.evrensel.net/yazi/82447/kader https://www.evrensel.net/yazi/82447/kader? Yaklaşık 3 saattir Bandırma Manisa yolunda ilerleyen tankerin şoförü Gördes sapağına geldiğinde bir kez daha göz kapaklarını açık tutmakta ne kadar da zorlandığını anladı. Kenara çekip birkaç saat uyumayı nasıl da isterdi ama tankerdeki yükü madene bir an önce yetiştirmesi söylenmişti kendisine. Yük çok tehlikeli, yol yılan gibi virajlıydı. Akhisar Ovasında yeşilin tonları arasında görünen sarı sonbahar renkleri evini anımsattı. Bigadiç’in kenar mahallelerinde etrafı kavaklarla çevrili bir evi vardı. Şimdi iki küçük kızı ile cefakar eşi şu saatte uyuyor olmalıydılar. Aklına uykuyu getirdi miydi içinde tatlı bir boşluk hissi beliriyordu ki bunun çok tehlikeli olduğunu bilecek kadar deneyimli bir şofördü. Uykusunu dağıtmak için penceresini açtı. Sabahın serinliği bir anda içeriye hücum edince vücudu ürperdi...]]> Sun, 14 Oct 2018 04:30:14 +0300 Çoban Veysel'in akşamı https://www.evrensel.net/yazi/82404/coban-veyselin-aksami https://www.evrensel.net/yazi/82404/coban-veyselin-aksami? Çoban Veysel tam karşısında, ince bir pusun içinde mağrurca dikilen başı dumanlı Erciyes Dağı’na baktıkça içlendi. Hep rahmetli dedesine benzetirdi bu heybetli dağı. Yanık buğday tenine yakışan kır sakalları vardı dedesinin. Çoğunlukla güleç olan yüzü her daim efkarlıydı. Kan oturmuş gözleri bilinmez bir uzaklığa dalıp gitmişken sararmış parmaklarının arasında özenle sardığı cigarası tüterdi. Genelde sakin bir adamdı ama bazen öyle bir öfke tufanına kapılırdı ki... Çobanlığı da, üzüm kesmeyi, bağ budamayı, tırpan sallamayı, kükürt atmayı da hep dedesinden öğrenmişti. Toprağı bol olsun iki yıl önce kalp krizinden ölmüştü. Babasını da daha bebekken kaybetmiş bir yetimdi Veysel. Hem dedesi hem anası ona baba özlemini yaşatmamak için çırpınmışlardı yıllar yılı. O akşam, İsmail Sivrisi’nin eteğinde köyünü uz..]]> Sun, 07 Oct 2018 03:35:14 +0300 Urgan https://www.evrensel.net/yazi/82352/urgan https://www.evrensel.net/yazi/82352/urgan? Özer AKDEMİR Yokluktan, yoksulluktan canına kıyan babalara!.. Başına ne geldiyse bu altında uzanıp hülyalara daldığı eğri kavak ağacı yüzünden geldi. Yaşıtıydı, sırdaşıydı, arkadaşıydı. Ona kıyamadı! Ölümü onun dibinde karşıladı. Attı urganı budağına, aldı canını gözünü kırpmadan!.. *** Bahar yelinin uçsuz bucaksız bozkırda boyvermiş çiğdemleri okşayarak son karları da erittiği gün, sanki gök boşalmış gibi yağmur yağıyordu. Yalnız Atlar Ülkesini aşıp, tepenin yamacından kıvrılarak köyün tam ortasından geçen dere coştukça coşmuştu. “Kırk yıl önce böyle bir sel geldiydi” dedi, dişsiz ağzında cümleleri yuvarlayan Kelik Derviş. Önlerinde boz bulanık akan seli tepenin yamacındaki çeşmenin başından seyreden bir grup köylünün arasındaydı. Selin gürleyişi, sanki yeryüzünü dövmek, hıncını almak ister ..]]> Sun, 30 Sep 2018 04:10:40 +0300 ‘Yalnız hüznü vardır kalbi olanın’ https://www.evrensel.net/yazi/82308/yalniz-huznu-vardir-kalbi-olanin https://www.evrensel.net/yazi/82308/yalniz-huznu-vardir-kalbi-olanin? “Çok komik bir haber yapmışsınız Özer bey” dedi. Sözlerinde samimi olmadığını çok iyi biliyordum. Elini siyah beresine götürüp güya düzeltti. Bıyık altından gülmeye çalışırken gözlerine yansıyan öfke kıvılcımlarının görülmesini istemediği anlaşılıyordu. Vücut diliyle çok gergin olduğunu orta koyan hocaya söylenecek eleştirel bir sözcük onun arkasına saklanmaya çalıştığı sakin tavrı tuzla buz edecekti. Tabii ki böyle bir şey yapmadım. “Öyle mi hocam” dedim. “Çok sevindim buna. Bense yaptığım haberden alınabileceğinizi, hatta yanlış anlayabileceğinizi düşünmüştüm”. “Yalnız” deyip bir nefes aldım, onun da kafasını kaldırmasını gözleriyle bakışlarımı yakalamasını istedim. Oyun oynayacaksak eğer bu ikimizin de her şeyin farkında olduğumuzu bildiğimiz yine de farkında değilmiş gibi da..]]> Sun, 23 Sep 2018 03:10:51 +0300 İncir sopası https://www.evrensel.net/yazi/82263/incir-sopasi https://www.evrensel.net/yazi/82263/incir-sopasi? Hafifçe esen rüzgar yere düşmüş incir yapraklarını havalandırıp az ötede akan çayın üzerine bırakırken, yüz yıllık bir çınarın gövdesine yaslanıp yorgunluk atıyordu Elif. Çayın tatlı şırıltısını dinlerken içi geçti. Oracıkta, usulcana gövdesine sokulup göz kapaklarını ağırlaştıran, yelin dağıttığı yaprakların hışırtısını, suyun akışını, ağaç dallarındaki kuş cıvıltılarını birer ninniye dönüştüren seslerin içerisinde olduğu yerde uyudu kaldı. Saçının belikleri eşarbının arasından omuzlarına düşmüştü. Her nefes alışta inip çıkan göğsünün üzerinde kırmızı bir uğur böceği yukarıya, boynuna doğru tırmanıyordu. Uyandığında şaşkınlıkla etrafına bakındı. Kısa bir süre nerede olduğunu, zamanı anlamaya çalıştı. Boynundan yanağına kadar tırmanan uğur böceği ile göz göze gelince çayın yanında o..]]> Sun, 16 Sep 2018 04:28:49 +0300 Ölü turnalar gölü https://www.evrensel.net/yazi/82222/olu-turnalar-golu https://www.evrensel.net/yazi/82222/olu-turnalar-golu? Tan yeri ışımadan daha, bir allı turna, (Kimileri flamingo derler ama Anadolu’da allı turnadır o), Seyfe Gölü’nden kanat açtı. Anne babasından, göç ederken arkadaşlık kurduğu diğer turnalardan işittiği yerleri görmek, o kadimden bu yana sözü edilen güzellikleri bir günlük de olsa yaşamak istedi. Yarenlerinin, yoldaşlarının, yüreğinin yerini öğreten telli turnanın ‘gitme’ demelerine aldırmadı. Bir sabah, henüz güneş Seyfe Gölü sazlıklarını kızıla boyamadan, henüz tan yelleri tüylerinin arasında dolaşmaya başlamadan yola düştü. Güneşi sol kanadına, tan yelini arkasına alıp, diğer turnalar uykudayken, kimsenin ardından seslenmesine fırsat vermeden alacakaranlıkta havalandı. Şansı da yaver gitti. Havalandıktan hemen sonra bir termal yakaladı ve kanat çırpmasına bile gerek kalmadan döne kıvrıla yoluna devam etti. Serin bir bozkır sabahında,..]]> Sun, 09 Sep 2018 03:05:13 +0300 Kozak zeybeği https://www.evrensel.net/yazi/82171/kozak-zeybegi https://www.evrensel.net/yazi/82171/kozak-zeybegi? Bergama’dan Ayvalık’a giderken, Kozak yaylası yol ayrımındaki tepede durup Madra Dağı’na doğru baktığınızda, ağaç denizinin ortasında bir ada gibi görürsünüz Yukarıbey köyünü. Kırmızı kiremitlerden, şirin evlerden oluşmuş bir ada. Yılın hangi mevsimi olursa olsun köyün üzerinde beyaz bir duman vardır. Bir çoban ateşinde yanan meşe kütüğünün beyaz dumanına benzer, bir buğu gibi ıpıl ıpıl yükselir köyün içerisinden. Bazen gözle görülür bu duman, bazen suyun içindeymiş ya da bir camın ötesindeymişçesine kıvrıla döne dalgalandığı olur. Yağmurlu günlerde rengi kararır dumanın. Kocaman bir bulut olup heybetlenir, efelenir. Bir heyula gibi köyün üstüne kapanır, bir anda gözlerden ırak eder onu. Yukarıda şimşekler çaka dursun, yağmur bulutu ağaç denizinin ortasındaki adayı uzun zama..]]> Sun, 02 Sep 2018 04:39:40 +0300 Yangın yeri https://www.evrensel.net/yazi/82130/yangin-yeri https://www.evrensel.net/yazi/82130/yangin-yeri? Manisalı Mehmet, nöbet yerinden aşağıdaki vadinin içinde uğuldayan yangına baktı. Orman cayır cayır yanıyordu! Beş dakika önce çatal boynuzlu bir geyik bulunduğu kayalık tepeye doğru gelmiş, kendisini görünce ürküp dereye doğru koşarak kaybolmuştu. Sarp kayaların altında akan dipsiz derenin içinden de dumanlar yükseliyordu. Yanan hayvanların çığlıkları kulaklarından gitmiyordu Mehmet’in. Ağaçlar da çığlık atıyorlardı, otlar, börtü böcek de. Tüm orman çığlık çığlığaydı. Bir haftadır yanıyordu orman aslında ama daha uzaktaydı yangın. Komando timiyle bulunduğu tepeden, dört beş ayrı yerde birden çıkan dumanları uzaktan izlemişlerdi. Çatışmaların yoğunlaştığı tepelerde başlamıştı yangın. Kendileri çatışmaya girmeseler de diğer tepelerdeki kurşun seslerini, havan gümbürtülerini çok rahat duyabiliyorlar, önlerindeki de..]]> Sun, 26 Aug 2018 03:30:05 +0300 Çeltikçi kuşun ağıdı https://www.evrensel.net/yazi/82089/celtikci-kusun-agidi https://www.evrensel.net/yazi/82089/celtikci-kusun-agidi? Sabahleyin balkonuna çıktığında sokağın ortasında dikilen çeltikçi kuşuyla göz göze geldi. Mordan, koyu yeşile, turuncudan kahverengiye dönen tüyleriyle on metre kadar önünde duran kuş, bir süre sonra ince uzun kıvrık gagasını sokağı kaplamış suların içine daldırdı. Komşu site ile ortak kullandıkları yolun büyük bir bölümü suyun içindeydi ve orada dün olduğu gibi bugün de birkaç uzun bacaklı çeltikçi kuş dolanıyordu. İki gündür aralıksız yağan yağmur, bahçesini bazı yerlerde neredeyse ayak bileğini geçecek miktarda suyun altında bırakmıştı. Daha yeni değiştirdiği hazır çimlerinin mahvolduğunu düşündü. Sadece onlar zarar görse gene iyiydi; bir kez bile ürün alamadığı şeftali ağacı, kırmızı, beyaz renkte açan baygın kokulu gülleri, bahçe duvarının dibine öbek öbek yerleşti..]]> Sun, 19 Aug 2018 04:13:07 +0300 Ya o asbestten ben de solumuşsam! https://www.evrensel.net/yazi/82040/ya-o-asbestten-ben-de-solumussam https://www.evrensel.net/yazi/82040/ya-o-asbestten-ben-de-solumussam? Gece yarısı İstanbul’dan yola çıktılar. Sabaha karşı Çanakkale’de boğazı geçtikten sonra her yıl olduğu gibi saat kulesinin yanı başındaki çorbacıda mola verdiler. Altı senedir, arabalı vapurdan çıkar çıkmaz, camları yemek dumanından buharlanmış bu lokantada mola verip çorba içmesinin, çorbanın lezzetinden öte sunumuyla ilgili olduğunu söyledi arkadaşlarına. Masayı gösterdi, “haksız mıyım?” dedi. İşlemeli tertemiz masa örtüsünün üzerinde şık zeytinyağı ve elma sirkesi şişesi, hasır tabaklarda kare kare kesilmiş ekşi maya ekmeği, bol limonlu roka, içinde tahtadan küçük bir kaşık bulunan sarımsak kasesi, cam baharatlıklarda ağzına kadar dolu kimyon, karabiber, pul biber... Üzerinde dumanı tüten çorbalarını acele etmeden, keyfini çıkararak içip yola koyuldular. Geyikli İskelesinden arabalı vapura ge&cced..]]> Sun, 12 Aug 2018 03:15:17 +0300 İncir ve Anadolu Kaplanı https://www.evrensel.net/yazi/81996/incir-ve-anadolu-kaplani https://www.evrensel.net/yazi/81996/incir-ve-anadolu-kaplani? Rahmanlar Deresi’nin geniş yatağının içini ılgınlar bürümüş. Tire’ye gelmeden hemen önce, ovanın ortasına doğru, ufalmış, büzülmüş, küçücük bir avuç su olmuş akıyor. Oysa bu ova, bu her yerinden bereket fışkıran kırmızı, sarı, mor, yeşil topraklar bin yıllardır Rahmanlar Deresi’nin suyu ile sulanırdı. Ova uçsuz bucaksız. Mısırlar insan boyunu geçmişler. Kız saçı gibi sarı püsküllerini dökmüşler yeşil giysilerinin üzerine. Irgatlar sarı sıcağın altında kırmızı, pembe domatesleri, ayva tüylü sulu şeftalileri topla topla bitiremiyorlar. Biberler eylim eylim, parmak parmak uzamış gitmişler. Görenin ağzını sulandıracak kadar taze, parlak yeşil. Kimisinin rengi sarıya çalmış, kimisi kırmızıya dönmüş. Tire Ovası’nda hasat coşkusu var. Toprak doğuruyor. Emeğin karşılığını cömertçe sunuyor üst&uu..]]> Sun, 05 Aug 2018 04:10:28 +0300 Bir başka baharın umudu https://www.evrensel.net/yazi/81957/bir-baska-baharin-umudu https://www.evrensel.net/yazi/81957/bir-baska-baharin-umudu? 2001 yılı haziranı. Sıcak bir gün. Bergama’ya bağlı Narlıca köyünde binlerce kişi köy meydanına toplanmış. Davullar, zurnalar, halaylar... Tam bir şenlik havası var. Halayın bir ucunda mendil sallayan Köylülerin Sözcüsü Oktay Konyar’ın keyiften ağzı kulaklarında. Davulun tokmağı vurdukça, zurnacı zurnasını gökyüzüne kaldırdıkça Konyar’ın pos bıyıkları titriyor. Yanı başında Bergama köylülerinin öncü kadınlarından Sabahat Gökçeoğlu var. Gökçeoğlu’nun başı yine dimdik. Yüzü mutlu, gururlu. Çakır gözleri gülüyor... Narlıca’da o gün bir “zafer” kutlaması yapılıyor. Hemen birkaç kilometre ötede komşu Çamköy meydanında dikili olan “On Yedi Köyün Kitabesi”nde adı yazan on yedi köyden de insanlar gelmişler. Dahası, İzmir’den, Ça..]]> Sun, 29 Jul 2018 04:06:12 +0300 Çilehane https://www.evrensel.net/yazi/81916/cilehane https://www.evrensel.net/yazi/81916/cilehane? Temmuz bozkırda ekin biçme mevsimidir. Ayın ortasında, gün döndüğünde biçerdöverler tarlalara girerler. Sarışın bir deniz gibi mavi gökyüzünün altında dalgalanan başaklar tanelerinden ayrılırlar. Biçerdöver buğday tanelerini traktör vagonlarına akıtırken, kalan sapları ise balya haline getirilmesi için öbek öbek tarlaların içine bırakır. Tam bu buğday biçme zamanında binlerce buğday böceği köyleri istila eder. Gürültücü biçerdöverler ekinlere girdiğinden tarlalardan uçuşan böcekler, evlerin sekilerine, balkonlarına, teraslara, çatılara, beyaza boyalı duvarlara adeta sıvanırlar. Böcekleri süpür bitiremezsiniz. Kümesi olanlar için bu buğday böcekleri bulunmaz bir nimettir. Süpürülüp toplanan böcekler kümes hayvanlarının önüne atılır. Onlar da tembe..]]> Sun, 22 Jul 2018 04:25:14 +0300 Toz şeytanı https://www.evrensel.net/yazi/81886/toz-seytani https://www.evrensel.net/yazi/81886/toz-seytani? Işıktan gözlerini kısıp yorgunca yürüyordu ki toprak yolun ortasında durdu. İleride, gün batısı yönünde gördüğü şeye takıldı bakışları. Uzun uzun baktı, ne olduğunu anlayamadı. Etrafı göz alabildiğince buğday tarlalarıyla çevriliydi. Olgunlaşmış başaklar hafif hafif esen yelle dalgalanıyordu. Biçerler bazı tarlalara girmişti. Uzaktan çalışırken çıkardıkları uğultu duyuluyordu. Bir iki gün içerisinde bu sarı buğday denizi yolunmuş kırçıl bir boşluk haline gelir, bozkır yeli tarlalarda arta kalan buğday saplarını kuru diken kafaları ile birlikte önünü katar, savurup götürürdü. Yanından bir at arabası geçtiğinde kenara çekildi. Buğday sapları balyalar haline getirilmiş, at arabasının üstüne yerden 3-4 metre yükseğe çıkacak şekilde sıkıca bağlanmıştı. Yüklenmiş otun iriliğinden araba küçüc&..]]> Sun, 15 Jul 2018 03:55:13 +0300 Ürgüplü üveyik https://www.evrensel.net/yazi/81838/urguplu-uveyik https://www.evrensel.net/yazi/81838/urguplu-uveyik? Günün şavkı Erciyes’e vurup, beyaz doruklarını kızıla bürüdüğünde üveyik çalılıktan havalandı. Peri bacalarının arasından üstü benekli bir kayısı gibi yavaş yavaş batan güneş üveyiğin kınalı boynunu yeşile ve mora bezedi. Yeni sürülmüş bir buğday tarlasında karnını doyurdu. Ne kadar zıplasalar da çevik gaga darbelerinden kaçamayan çekirgeler, hımbılca dolanan böcekler ve buğday taneleri ile kendine ziyafet çekip yuvasına dönmek için kanat açtı. Üveyik Kızıl Çukur Vadisinin üzerinden uçarken gün batımını izlemek için küçük bir tepeciğe minderlerini serip oturan Japon turistlerin dikkatini çekti. Neredeyse tamamen kızıla boyanan vadide kanadı mora, boynu yeşile, turuncuya çalarak uçan kuşu hayranlıkla izleyip, uzun zumlu objektifleri ile fotoğrafını çektiler. Fotoğraf mak..]]> Sun, 08 Jul 2018 03:20:00 +0300 Yarasalar https://www.evrensel.net/yazi/81790/yarasalar https://www.evrensel.net/yazi/81790/yarasalar? Ay, Sarıkız tepesinden doğup, körfezin sularını nefti bir yeşile buladığında yarasaların zamanı başlar. Güneş, körfezin sakin sularından yavaşça battıktan sonra mağaralarından çıkar, bir hayalet gibi geceye süzülür, en ışıksız karalıkta bile yollarını ustalıkla bularak avlanırlar. Kazdağı’nın dört bir yanındaki ovalar, tepeler onların avlanma alanlarıdır artık. Gece böcekleri, dut, incir ve özellikle zeytin sineklerinin ardı sıra bütün gece uçuşup dururlar. Bin yıldır yuvaları olan İnboğazı mağarasının etrafında o yaz başlayan olağan dışı hareketlilik yarasaları ürküttü. Önce mağaranın bulunduğu tepeye doğru açılan yol, sonra tepenin eteğinden akan çayın tam önünde başlayan gürültüler gündüz uykusundan etti onları. Avlanmakla geçen gecenin yorgunluğunu atmak için ihtiyaç duydukları sessizlik uçup gitti b&o..]]> Sun, 01 Jul 2018 03:30:04 +0300 Delice zeytinin son günü https://www.evrensel.net/yazi/81741/delice-zeytinin-son-gunu https://www.evrensel.net/yazi/81741/delice-zeytinin-son-gunu? Sonrasız ve ışıksız bir yerden sesleniyorum size. Oysa bir zamanlar ne kadar da mutluydum. Benim de güzel günlerim, gecelerim, düşlerim vardı... Madran Dağı'nın dik yamaçlarından yüzyıllardır Çine Ovasını gözleyen bir zeytin ağacıyım. Delice zeytini derler bize buranın insanları. Daha aşağılarda kalan, dağın düzlüklerine doğru, eğimin azaldığı yerlerde biten zeytin ağaçları gibi aşılamadılar beni. Aşılayamayacakları kadar yüksekte, dik bir yamaçta ve tek başıma olduğumdan kimse uğraşmak istemedi benimle. Köylerden uzakta, hiçbir ağacın yaşayamayacağı bir yüksekliğin sınırındaydım. Kışın o dondurucu soğuklarına, karı boranına göğüs gerip yüz yıllar ötesinden bugüne kadar gelebilmişsem eğer, soğukları kesen kuytuluğa borçluyum. Bunu iyi bilirdim ama bu kuytuluğu yaratan kayalıktan da nefret ederdim. Madran'ın Çıplak Tepesinden gün doğup, bulunduğum yam..]]> Sun, 24 Jun 2018 05:05:29 +0300 Ses https://www.evrensel.net/yazi/81688/ses https://www.evrensel.net/yazi/81688/ses? İlk ne zaman duymuştum o sesi? Sekiz on yıl kadar önce Kaz Dağındaydı sanırım. Yaz mevsimiydi. Boğucu, nemli bir gün de, sık bir çam ormanın içindeki engebeli toprak yolda ilerliyorduk. Göğe yükselen tozun içeriye girmemesi için pencereleri sıkı sıkıya kapalı bir arazi aracında, hoplaya zıplaya Kaz Dağı’nın tepelerine doğru yol almıştık. Bayramiç Halilağa Köyünün üst taraflarıydı. Dağa tırmanmadan önce köyde bir düğüne denk gelmiş, kalabalık bir köylü grubuyla hem yemek yiyip, hem uzunca sohbet etme olanağı bulmuştuk. Ormanın ortasındaki altın madeni sondajını çektik. Hemen yanı başında bulunan mavi akaryakıt tankerinin ne kadar tehlikeli olabileceğini söyledik kameraya. Biz etraflarında çekim yapmak için dönüp dururken, Kanadalı şirketin çalışanları orada yokmuşuz gibi hiç rahatsız olmadan işlerine devam ediyorlardı. ..]]> Sun, 17 Jun 2018 04:12:10 +0300 Karga ve koku https://www.evrensel.net/yazi/81642/karga-ve-koku https://www.evrensel.net/yazi/81642/karga-ve-koku? Karga, geniş yaprakları sararmaya başlayan çınarın en uç dalından kalkıp karabiber ağacının ince yeşil yaprakları arasına konduğunda yağmur yeniden başladı. Sabah olmak üzereydi ve etrafı kaplayan kötü kokudan epey rahatsız olmuştu. Dün gece yarısı tünedikleri apartman çatısında birdenbire kargalar arasında huzursuz kıpırdanmalar başlamıştı önce. Sonrasında adeta kokuyu duymamak için kafalarını birbirlerinin kanat aralarına uzatmışlardı. Oysa son derece zayıftı koku alma duyuları. Buna rağmen, o yanmış plastik, kimyasal madde ve is karışımı koku onları bile rahatsız etmişti. Sabaha kadar sürdü koku. On yıldır yaşadığı bu mahallede bazen aynı kokuyu hissetseler de bu sefer ki çok daha yoğundu. Akşam üzeri başlayıp yaz sonu sıcaklarını birazcık da olsa serinleterek hafif hafif yağan yağmur da kokunun etkisini arttırıyordu. Yağmur ve durgun rüzgarsız hava, yaşadıkları mahallenin üzerine yapışmı..]]> Sun, 10 Jun 2018 04:06:08 +0300 Can ağrısı gibi https://www.evrensel.net/yazi/81590/can-agrisi-gibi https://www.evrensel.net/yazi/81590/can-agrisi-gibi? Nemli, kasvetli, sıkkın bir hava yapışıp kalmıştı sanki Germencik Ovasının üzerinde. Ne güneş, ne bulut, ne bir yel efiltisi vardı sokaklarda. Hıdırbeyli tarafında havada bir öbek kara bulut görünüyordu. O bulut da, sanki ağır çekim bir film sahnesinde, durgun bir suyun dibinde kalakalmış gri taşlar gibi hareket ediyordu. Germencik girişinde, yolun her iki yanına dikilen uzun tabelalarda “İncirin anavatanı, jeotermal enerji kenti” yazısındaki “enerji kentinin” üzeri kırmızı bir boya ile karalanmıştı. Boyanan kısmın altına kalın harflerle “HAYIR” yazılmış, tabeladaki cümle “Jeotermal HAYIR” haline gelmişti. Germencik demek incirin ana vatanı demekti. En lezzetlisi, en ballısı, en güzel sarı lop inciri bu topraklarda yetişirdi. Geniş ovada iç içe geçen incir ve zeytin bahçeleri İncirliova’ya, Aydın’a, Ortaklar’a, daha ötesinde Bağara..]]> Sun, 03 Jun 2018 03:36:15 +0300 'Elimize değen ölür' https://www.evrensel.net/yazi/81549/elimize-degen-olur https://www.evrensel.net/yazi/81549/elimize-degen-olur? “Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların yüzde 0,01’ini oluşturan insan, gezegendeki vahşi hayvanların yüzde 83’ünün, bitkilerin ise yarısının yok olmasına yol açtı” ‘Proceedings of the National Academy of Sciences’ Dergisi “Balık tuttum yiyen ölür Elimize değen ölür” Nazım Hikmet Daha geçen hafta, Latmos’un yaylalarında, yeni bulunan sekiz bin yıllık bir kaya resmini görmeye gittiğinde ciğerlerine dolan havanın verdiği mutluluğu anımsadı. Vadide yürürken, görünmeyen bir el tarafından sanki teker teker şekillendirilip Latmos’a serpiştirilen kayaların arasında durmuş, kokuyu keyifle içine çekmişti. Gelincik, dağ gülü, yaban kekiği, zeytin ve nar çiçeği karışımı kokuya deniz meltemi de karışmıştı. Menderes nehrini besleyen su kanalına yaklaştıkça artan kötü kokuyu unut..]]> Sun, 27 May 2018 03:25:51 +0300 Hesabı sorulmayacak mı Kışladağ’ın? https://www.evrensel.net/yazi/81509/hesabi-sorulmayacak-mi-kisladagin https://www.evrensel.net/yazi/81509/hesabi-sorulmayacak-mi-kisladagin? Etrafında döndü durdu yerde yatan ölü kuzunun. Acı acı meleyerek döndü. Yönünü sürüye çevirdi, yürüdü üç beş adım, yine döndü. Koştu geldi ölü kuzunun yanına, uzun uzun kokladı. Göbek bağının olduğu yeri yaladı, hiç açılmamış göz kapaklarını, minik ağzının kenarını. Çoban ilerde sürünün başında bekledi koyunu. Gütmedi sürüyü gürbüz otların olduğu yere doğru. Koyunun ölü doğan yavrusuyla vedalaşmasını izledi oturduğu yerden. Çoban köpeği de oturdu yanına. O da kafasını yere uzatıp bekledi. Koyun, uzun dakikalar sonra, başını kaldırdı. Meleyerek etrafına baktı, umar gözlerle. Bir yardım gelmeyeceğini anladı. iri gözlerindeki hüzün büyüdü büyüdü. Son kez vardı ölü kuzusunun yanına. Son kez kokladı küçük ..]]> Sun, 20 May 2018 04:09:55 +0300