Evrensel.net https://www.evrensel.net tr Emek Evrenseldir https://evrensel.net/nhy/upload/diger/favicon.ico https://www.evrensel.net/tema/evrensel16/img/apple-touch-icon-114x114.png Evrensel.net Andımız meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/82685/andimiz-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/82685/andimiz-meselesi-4? Kirvem, İlkokuldan itibaren “andımız” diye tekrarlayıp, daha sonraları tedavülden kaldırdığımız bu “yemin” hikayesinin şu sıralar dönüp dolaşıp ülkemizin gündemine sil baştan postunu serdiği hepimizce malum ama bundan böyle bu işin hangi kulvarlara doğru sürükleneceği ise şimdilik meçhul... Bu konu hakkında, bu mesele tahtında yurttaşlarımızın bir kısmı “bir yemin ettim ki dönemem” nakaratıyla ünlü şarkının sözlerini tekrarlayıp dururken, diğer yandan kimi vatandaşlarımız da defteri dürülüp rafa kaldırılan “andımız”ın ısıtılıp ısıtılıp tekrar gündemi işgal etmesinden yana hayli dertliler... Eskiden, yani bir vakitler Nasrettin Hoca’nın da içinde yaşadığı devirde, herhangi bir mesele nedeniyle taraflar arasında anlaşmazlık çıktığında, hocanın “hakem”liğine baş vurulduğunda, her İki tarafı da “haklı” bu..]]> Sun, 18 Nov 2018 04:20:29 +0300 Andımız meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/82642/andimiz-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/82642/andimiz-meselesi-3? Kirvem, Ülke sathında gelişen olaylara, televizyonlardan atılan nutuklara bakılırsa; anlaşılan o ki, “Andımız” denen bu “hamur” daha hayli su kaldırır. Nitekim yıllardan beri suyunu, ununu, tuzunu, özellikle de mayasını doğru dürüst ayarlayamadığımız bu “hamur” kimi zaman cıvık, bazen tıkız olduğu için fırınlarda, tandırlarda özenle pişirdiğimiz ekmekler çarçabuk bayatlayıp, keza kısa zaman zarfında üzerlerinde yeşilimsi çiçekler açıp küflendiler... Kıvamını bir türlü tutturamadığımız hamurlar yüzünden “önce ekmekler bozulunca”, daha da doğrusu bu bapta ağzımızın tadı tuzu hepten kaçınca, ister istemez paçalarımızı toplayıp, kollarımızı sıvayıp, dolayısıyla buram buram kokusuyla iştahlarımızı kabartacak sıcacık bir lokma taze ekmek edinmenin çarelerini milletçe aramaya koyulduk... Osmanlı atalarımız..]]> Sun, 11 Nov 2018 03:11:04 +0300 Andımız meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/82599/andimiz-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/82599/andimiz-meselesi-2? Kirvem, Senin de bildiğin üzere kimileri çoktan rahmeti Rahman’a kavuşmuş, kimilerinin yaşları da şu sıralar hemen hemen neredeyse doksanına merdiven dayamış bir neslin ahvadı, onların torun ve torbaları olarak ilkokula başladığımız ilk günden itibaren bir taraftan okuma ve yazmayı kekeleyip, heceleyip, aynı zamanda da tırnaklarımızı kemirip öğrenirken, diğer taraftan da bazıları barakalardan veya bir kısmı da eski, virane kiliselerin hafif yollu onarılmasının ardından zamanla okula dönüştürülen bu tarihi yapıların bahçelerinde; başlar dik, gözler ilerde ve “kol mesafesi” kuralınca hizaya girdikten sonra hep beraber avazımız çıktığı kadar “andımız”ı tekrarlayıp, akabinde de “örtmen”lerimizin nezaretinde sınıflarımıza yöneldiğimiz günler sanki dün gibi! Analarımızın diktikleri allı pullu minik bez torbalar içindeki bir avuç dolusu kuru fasulye ya..]]> Sun, 04 Nov 2018 04:10:12 +0300 Andımız meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/82545/andimiz-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/82545/andimiz-meselesi-1? Kirvem, Bir zamanlar ilkokul çağındaki bebelerimize doğru dürüst kalem tutmayı, okuma yazmayı veya sayı saymayı henüz öğretmeden bunun yerine öncelikle “andımız” adlı bir yemin metnini ezberletip, böylece başlattığımız “milli eğitim” seferberliğiyle yıllarca yolumuza devam ettiğimiz malum... İlkokul sıralarından itibaren bir türlü rayına oturtamadığımız “milli eğitim” ya da namı diğeriyle “talim terbiye” sistemimiz tıpkı çağanoz misali yalpalayıp dururken, öte taraftan çocuklarımızın yanı sıra, keza gençlerimizin istikbalini de “andımız” tekerlemesiyle sağlama aldık çok şükür! Her sabah papağan gibi tekrarlayıp durduğumuz andımız sayesinde önce Türk, akabinde de doğru ve çalışkan olduğumuzu, küçüklerimizi sevip büyüklerimize saygı duymanın erdemini avaz avaz bağırıp vurgularken, aynı za..]]> Sun, 28 Oct 2018 04:25:01 +0300 Yalan dolan meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/82498/yalan-dolan-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/82498/yalan-dolan-meselesi-2? Kirvem, Özellikle şu son zamanlarda memleket sathında pazarlanan yalanların bini bir para! Bu katmerli yalanların en babayanileri de, ülkemizin dümeninde yıllardan beri taht kurup oturan kimi zatı muhteremlerin dillerinden düşmediği gibi, tam aksine giderek şirajesinden çıktı, çıkıyor! Yalan dolan havuzunda kulaç ata ata her biri bu bapta birer yüzme şampiyonu kesilirken, diğer taraftan da içine balıklama atladıkları havuzun suları da, her geçen günün ardından yeterince aklanıp, paklanıp, klorlanmadığı için gıdım gıdım kokuşmaya başladı... Aynı havuzlarda beyaz uzun donlarıyla çimen bu sözde “şampiyon”ların, yalan dolanlarla sıvanmış havuzlarında yavaş yavaş oluşan, günbegün çoğalan çatlaklara bakılırsa; görünen o ki, hepsi de aynı havuzda yüzmek için kollarını sıvamış bu “yerli ve milli” yüzücülerimizin u..]]> Sun, 21 Oct 2018 04:40:07 +0300 Yalan dolan meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/82452/yalan-dolan-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/82452/yalan-dolan-meselesi-1? Kirvem, Neredeyse hemen her gün Diyarbakır diyarlarının meşhur Çermik Sakız’ı gibi çiğneye çiğneye eninde sonunda dilimizde bir nevi pelesenge dönüşen kimi yalanlarla giderek daha fazla haşir neşir olmaya başladık! İçeriğine zerre kadar inanmadığımız halde yine de bu yalanlarla bir taraftan koyun koyuna yatarken, diğer yandan da “manda yuva yapmış söğüt dalına, yavrusunu sinek kapmış gördün mü” veya “fili yuttu bir yılan, bu da mı yalan” gibi, hani atsan atılmaz, satsan satılmaz, bit pazarına götürsen beş para etmez babındaki bu tür yalanları birbirinin ardından sıralayıp duruyoruz... Nitekim kimi şarkılarda dillendirilen, “ölümden başkası yalan” gerçeğine rağmen yine de bu yalanlarla avunmayı huy edindik, ediniyoruz ama aynı zamanda da atalarımızdan miras kalan “yalancının mumu yatsıya kadar yanar” deyimini kulak ardı etmek ..]]> Sun, 14 Oct 2018 04:11:55 +0300 Kıyamet meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/82399/kiyamet-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/82399/kiyamet-meselesi-4? Kirvem, Bir müddetten beri “kıyamet meselesi” etrafında kırk beşlik bozuk bir plak gibi kendimce cazırdayıp dururken, diğer yandan da karanlık, dipsiz bir kuyudan farksız böylesine “alengirli” bir konu hakkında ciddi ciddi ahkam kesip lafladığım için de kendi kendime kızıyorum! Bunca zamandan beri, yani altı gün altı gece dur durak demeden çift vardiya çalışıp, yedinci gün yorgun bitkin bir halde dinlenen Tanrı Baba’mızın, verdiği bu uğraş sonucunda “yoktan var edip” akabinde de piyasaya sürdüğü şu alemin günün birinde yer ile yeksan olup veya olmaması, şekil değiştirip değiştirmemesi ya da buharlaşıp külliyen kaybolması bizatihi kendi vereceği nihai karara kesinkes bağlıyken, buna rağmen her biri başlı başına birer “akil adam” kisvesine bürünen kimi “akademisyen” kılıklı “zavallılar”ın bu bapta dediklerine bakılırsa; kıyam..]]> Sun, 07 Oct 2018 03:15:53 +0300 Kıyamet meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/82355/kiyamet-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/82355/kiyamet-meselesi-3? Kirvem, “Kıyamet” denen bu büyük “felaket” ne zaman kapımızı çalacak, kapı yerine aceleyle acaba bacadan ya da pencereden mi içeri dalacak bilmiyoruz... Bilmediğimiz, daha da doğrusu şimdilik bilemediğimiz halde, yine de “fıtrat”ımız doğrultusunda veya hemen her şeye “maydanoz” kesilen huyumuz, suyumuz, merakımız mucibince; gelecek günlerimizin, istikbalimizin neye gebe olduğunu da mümkün mertebede önceden bilmek hevesiyle tıpkı taklacı güvercinler misali takla atıp duruyoruz! Ancak tüm arzularımıza rağmen bu bapta yaya kaldığımızı, “Homo sapiens” atalarımızın yıllar yılı biriktirip, heybelerine doldurup, dolayısıyla insanlık alemine miras bıraktıkları tüm bilgi ve becerilerinin yanı sıra, keza bunlara ilaveten ayrıca onların torun ve torbaları olarak bizlerin de daha sonraları okullarda, medreselerde dirsek çürütüp, mürekkep yalayıp..]]> Sun, 30 Sep 2018 04:06:48 +0300 Kıyamet meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/82305/kiyamet-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/82305/kiyamet-meselesi-2? Kirvem, Şu kırtıpil aleme, şu cavalacoz dünyaya kimilerimiz bol yıldızlı otelleri anımsatan hastanelerde, kimilerimiz de kireç badanalı kerpiç evlerde, ya da yolu olmayan izbe mezralarda ilk nefesimizle birlikte bu cihana kendi “rıza”mız dışında “cee! deyip doğarken, aynı minvalde de “kader”imiz veya alın yazımız doğrultusunda ister istemez yürüyüp, böylece eninde sonunda meçhule doğru yelken açıyoruz... Kimilerimiz “ömür” denen bu “uzun ince yol”un daha başlangıcından itibaren “el bebek, gül bebek” serpilip boy atarken, diğer yandan kimilerimiz de tıpkı şarkılardaki gibi, “açmadan solan bir gül” misali kavrulup, kuruyup akabinde de “öte taraf”a göçüp gidiyoruz... Öyle veya böyle! Gerçek olan şu ki; Tanrı’nın yarattığı tüm “mahlukat”ın yanı sıra, ke..]]> Sun, 23 Sep 2018 03:45:38 +0300 Kıyamet meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/82261/kiyamet-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/82261/kiyamet-meselesi-1? Kirvem, Malum olduğu üzere takvim yapraklarının belirli günleri gösterdiği kimi zamanlarda, mesela özellikle de yeni bir yılın arifesinde sahneye çıkan kimi “müneccim”ler, dünyanın gidişatının, hal ve ahvalinin ileride hangi kulvarlara doğru yol alacağını sadece dillendirmekle yetinmeyip, hatta gidişatla ilgili tarih bile belirliyorlar... Amiyane deyimiyle; daha henüz çayı, dereyi, denizi görmeden peşinen paçalarını sıvayan bu “medyum”ların şu ya da bu konularda ileri sürdükleri fetvalarının neredeyse hemen hepsi de eninde sonunda “fasarya”dan öteye gitmediği halde yine de bu insanları ciddiye alanlar hayli fazla! Aslında kimlerin neye, niçin, nasıl inanıp veya inanmadıkları bittabii ki kendi keyiflerine bağlı ama beri taraftan da şu alemde herkes “ölüm”ün kaçınılmaz olduğunu ister istemez kabullenirken, aynı zamanda da bu &ld..]]> Sun, 16 Sep 2018 04:08:54 +0300 'Testere ve keser' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/82216/testere-ve-keser-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/82216/testere-ve-keser-meselesi? Kirvem, Babamın malı, dedelerimin mirası ya da anamın ak sütü misali bunca yıldan beri kurulup oturduğum, yan gelip yattığım bu köşeden kendi gönlümün “kahya”sı kesilip, böylece her hafta buradan verdiğim “fetva”larla; bittabii ki öncelikle ülkemizin, sonra halkımızın, keza zaman kaldıkça da tüm insanlık aleminin irili-ufaklı, maddi-manevi bilumum sorunlarının, “meseleler”in köküne kibrit suyu, zaç yağı, tuz ruhu dökerek yerle yeksan etmenin hesaplarını inceden inceye planlayıp durdum ama köprülerin altından bunca vakitten beri akıp giden suların ardından geriye dönüp baktığımda; bu bapta boşuna telaş, dikine tıraş ettiğimi, dolayısıyla zamanı affedersiniz “piç”, vaktimi gereksiz yere harcadığımı nihayet geç de olsa anladım! Kirvem, senin de bildiğin üzere şu cavalacoz alemde, şu “yalan dünya”da Tanr..]]> Sun, 09 Sep 2018 03:30:54 +0300 Yola berdevam meselesi https://www.evrensel.net/yazi/82169/yola-berdevam-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/82169/yola-berdevam-meselesi? Kirvem, “Kadim” dostumuz, “stratejik” ortağımız Sam Amca’mızla daha düne kadar canciğer kuzu sarmasıyken, özellikle son zamanlarda “papaz” olduğumuz malum! Aslında atalarımız “ayıdan post, gavurdan dost olmaz” meselini yıllardan beri kulaklarımıza dayadıkları hunilerle üfleyip durdukları halde, onların veciz bu ifadelerinin yanı sıra, ayrıca seneler senesi kim bilir hangi eleklerden, hangi kalburlardan geçirip böylece edindikleri bu deneyimlerini maalesef göz ardı etmekle kalmayıp, dahası da yeterince önemsemediğimizi de bu ve benzer durumlarla karşılaştıkça daha çok anlıyoruz... Nitekim ecdadımız gavurdan dost olamayacağını, dolayısıyla “kerhen” bile olsa “kıble”mizi asla onlardan yana dönmeyip, dolayısıyla kendi bildiğimiz yoldan, kendi “dava”mızdan şaşmamamızı belirtip bu bapta bizleri uyarıp durdular ama geldiğimiz noktada ne den..]]> Sun, 02 Sep 2018 04:17:13 +0300 'Enkaz' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/82125/enkaz-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/82125/enkaz-meselesi? Kirvem, Malum olduğu üzere güzelim yurdumuzda zaman zaman şu ya da bu nedenlerle değişen gündemlerin neredeyse kahir ekseriyeti bazen saman alevi misali bir günden diğerine şıpınişi sönerken, buna mukabil kimi konular, kimi “meseleler” de eninde sonunda ülkenin gündemine sanki lök gibi oturup, nal mıhı gibi çakılıp, akabinde de memleket sathında “avara kasnak” misali boşu boşuna dönenip duruyorlar... Nitekim... Osmanlı atalarımızın mirasıyla başlayan süreç içinde devletimizin en saygın, en muteber koltuklarında oturan, divanlarında yan gelip yatan muhterem zevatın neredeyse tümünün sanki söz birliği etmişçesine eskiden beri tekrarlayıp durdukları lafların bileşkesine dönüp bakıldığında; aççık seççik görünen gerçek şu ki, ülkemizin “kader”ine kendi dahiyane üsluplarınca yön vermey..]]> Sat, 25 Aug 2018 03:10:15 +0300 ‘Demokratik bir ülkeyiz’ meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/82084/demokratik-bir-ulkeyiz-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/82084/demokratik-bir-ulkeyiz-meselesi-2? Kirvem, Geçen mektubumda “demokratik bir ülkeyiz” konusuyla ilgili ikil kelam ettikten sonra bu mesele tahtındaki “engin” düşüncelerimi ayrıca paylaşacağımı, kendimce bu bapta eksik gedik kalan üç beş laf daha eveleyip geveleyeceğimi belirtmiştim ama olmadı! Olmadı, zira Evrensel’in yayın hayatına başladığı ilk günden beri her hafta fasılasız olarak yazılarımı aksatmadan postalarken, bunca yılın ardından geçenlerde ansızın esen bir deli rüzgarın oyuncağı oldum; dolayısıyla sözümü yerine getiremedim; pardon! Neden?.. Çünkü cümle alem bilumum gavurların boş durdukları, daha da doğrusu kazara da olsa boş vakitlerini değerlendirmek için zırt pırt bulup buluşturup sonra da piyasaya sürdükleri ıvır zıvır teknolojik icatların biri olan “klima”ların azizliğine uğrayıp, akabinde de kendimi birden bire bir hastanenin kapısında buldum! T..]]> Sun, 19 Aug 2018 03:57:40 +0300 'Demokratik bir ülkeyiz' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/81999/demokratik-bir-ulkeyiz-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/81999/demokratik-bir-ulkeyiz-meselesi-1? Kirvem Demokratik, sosyal hukuk devletimizde yürürlükte olan yüzde onluk baraj sistemiyle her defasında milletçe sandıklara koşup, akabinde de kullandığımız oylar sayesinde “milli irade”mizin koordinatlarını belirtip, böylece vatandaş kimliğimizle bu önemli görevimizi yerine getirdiğimiz malum! Arada bir askeri darbelerle veya entipüften nedenlerle rayından çıkan, yalpalayıp duran demokrasi çarkımızın zaman zaman içine düştüğü olumsuzlukların eninde sonunda dönüp dolaşıp nihayetinde halkımızın hanesine fatura edildiği ne yazık ki yine bilinen bir gerçek! Ellili yıllardan itibaren tepeden inme, amiyane deyimiyle yalapşap kapımızda bulduğumuz “demirkırat”la tanışınca, yediden yetmişine varıncaya kadar hep birlikte bayram ettik ama davul zurna eşliğinde neden bayram yaptığımızı da bir türlü bilemedik! Anlayamadık, bilemedik zira uğrunda hi&cc..]]> Sun, 05 Aug 2018 04:20:58 +0300 'Allah'ın lütfu' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81954/allahin-lutfu-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81954/allahin-lutfu-meselesi? Kirvem, İki yıl önce memleketimizin, ülkemizin, dolaysıyla halkımızın başına yeni bir “çorap” örmek için kimi “karanlık güçler”in gecenin bir vaktinde yurdumuzun sathında bismillah diyerek işbaşı yaptıkları hepimizce malum... Nereden, nasıl, niçin peydahlandığını ilk anda çözemediğimiz için milletçe ister istemez sudan çıkmış balık misali afallarken, hemen akabinde sıcağı sıcağına televizyon ekranlarından sarışın bir spikerin burnuna zorla dayatılan iki satırlık bir metinden titrek sesle okuduğu “ferman”ın ardından “Yurtta Sulh Konseyi” namıyla yeni bir askeri “cunta”yla müşerref olduğumuzu anladık! Aslında yurdumuzun afakında neredeyse on yılda bir fermuar misali “aç, kapa” formülüyle askeri darbelerle yatıp kalkan, sivil vesayetlerle oyalanıp duran kendine özgü “demokratik” bir &uu..]]> Sun, 29 Jul 2018 04:15:16 +0300 ‘Ayvaz kasap, hepsi bir hesap’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81913/ayvaz-kasap-hepsi-bir-hesap-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81913/ayvaz-kasap-hepsi-bir-hesap-meselesi? Kirvem, Halkımızın, yüce milletimizin yarısından bir gıdım, bir “tık” daha fazlasının sandıklara yansıyan üstün “irade”si sonucunda, önceleri cumhurumuzun “reis”i ünvanını taşırken, şimdilerde “başkan”lık lakabıyla koltuğuna oturan zatı devletlerinin, bundan kellim iki dudağının arasından tek başına vereceği bilumum buyrukların memleketimizin havasını hangi mecralara sürükleyeceğini, “kader”imizin hangi ummanlara doğru yelken açacağını, önümüzdeki günlerde memleketimizin kapalı ya da açık hava sinemalarında otuz altı kısım tekmili birden hep beraber izleyip göreceğiz... Bu değişikliğin, namıdiğeriyle bu “yeni sistem” yönetim tarzının; ülkemiz, ehh tabii ki aynı zamanda vatandaşlarımız için “hayırlara vesile” olmasını yüce Rabbimizden niyaz ederken, diğer taraftan da kimi peşin hükümlü siy..]]> Sun, 22 Jul 2018 04:10:32 +0300 ‘Kim kazandı’ meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/81880/kim-kazandi-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/81880/kim-kazandi-meselesi-3? Kirvem, Geride bıraktığımız seçimin ardından hemen herkes ken-dince şu ya da bu minvalde laflayıp yorum yaparken, “Kambersiz düğün olmaz” kuralınca ben özüm de bir müddetten beri bu köşeden sana özel ulak postaladığım satırlarımla bu sorunun cevabını aklım sıra bulmaya çalışıyorum. “Kim kazandı...” Geçen mektubumda belirttiğim gibi, kimilerine göre seçim sandıklarına koşar adımlarla gidip hayli yüksek bir katılım oranıyla oylarımızı “özgür irade”mizle kullanırken, bunu, bu imkanı sağlayan demokrasimiz, bu işin asıl kazananıydı... Aslında kağıt üzerinde, daha da doğrusu yasalarımızın anası niteliğindeki anayasamızın hepsi de birbirinden cafcaflı maddeleriyle donatılmış bilumum metinlerine bakılırsa; “demokratik, laik, sosyal” bir “hukuk devleti”yiz ama iş dönüp dolaşıp nihayetinde güncel yaşamımıza gelip dayandığın..]]> Sun, 15 Jul 2018 03:57:25 +0300 'Kim kazandı' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/81834/kim-kazandi-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/81834/kim-kazandi-meselesi-2? Kirvem, Geride bıraktığımız seçimle ilgili bilumum vatandaşlarımızın bu konudaki düşünceleri veya sonuçlarla ilgili değerlendirmeleri kendi paşa gönüllerince daha makbul, daha doğru olduğuna göre, bu bapta lafı uzatmanın bir alemi yok; ne-tice itibariyle alan almış satan satmış, kimileri memnuniyetlerinden dolayı zil takıp oynarken, kimileri de karalar bağlayıp dertleniyorsa, kime ne! Sandıklardan çıkan oyların sonuçlarına sevinen yurttaşlarımızın keyfine karşılık, diğer yandan da üzüntülerini ahlayıp vahlayıp dillendiren vatandaşlarımızın şu ya da bu minvaldeki kanaatleri bittabii ki kendi bilecekleri bir durum; ama özüme kalırsa, sabahın köründen itibaren sandık başlarına koşarak kullandığımız tüm oylar, eninde sonunda dönüp dolaşıp nihayetinde “milli irade”mizin bileşkesini yansıttığına göre, demek ki milletçe oldum bittim “demokrasi” d&uum..]]> Sun, 08 Jul 2018 03:00:51 +0300 'Kim kazandı' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/81784/kim-kazandi-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/81784/kim-kazandi-meselesi-1? Kirvem, Geçen hafta seçim sandıklarından çıkan oyların ardından herkes kendi işkembesine göre bir şeyler söyleyip dururken; söz, eninde sonunda gelip gelip “kim kazandı” noktasında düğümlenip kaldı. “Yerli ve milli” formalarını sırtlayarak sandık başlarına koşan “makbul” vatandaşların dediklerine bakılırsa; bittabii ki kazananlar hemi de açık farkla kendileriydi, buna mukabil “gayrımilli” tişörtleriyle ortalıkta dolanıp duran “hainler” tayfası çok şükür hezimete uğramış, dolayısıyla ağızlarının paylarını almışlardı elhamdülillah! Hangi ağızlara ne şekilde, hangi tonda, hangi kıvamda pay verileceğini kendi keyiflerince belirleyen bu vatandaşlarımıza göre; kim kazandı, kim kaybetti, kim battı, kimler yan yattı minvalinde sürüp giden bu tartışmaların hepsi artık beyhudeydi... Çünkü bismillah diyerek atı alan..]]> Sun, 01 Jul 2018 03:00:00 +0300 'Yiğitler çıkmış meydane, hepsi de birbirinden merdane' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81735/yigitler-cikmis-meydane-hepsi-de-birbirinden-merdane-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81735/yigitler-cikmis-meydane-hepsi-de-birbirinden-merdane-meselesi? Kirvem, Allah isterse ya da yüce Tanrı izin verirse yarın seçim sandıklarının başına sabahın ilk ışıklarıyla birlikte koşuşturup, böylece kullanacağımız oylar sonucunda, önce cumhurumuzun başkanlığına namzet olup bu koltuğa oturmayı büyük bir hevesle düşleyen adayların yanı sıra, keza milletin meclisine kapağı atmak için çırpınıp duran kimi vatandaşlarımızı da, "milli irade"miz doğrultusunda "vekil" tayin edip Ankara'ya yollayacağız inşallah! Her seçim öncesinde olduğu gibi, bu kez de yine ülkenin bitip tükenmeyen, şu ya da bu nedenlerle giderek artan meselelerini şıpınişi, o da olmazsa en geç bir veya altı ay içinde çözeceklerini seksen türlü vaatler eşliğinde döne döne meydanlarda, ekranlarda dillendiren bilumum siyaset erbabının dediklerine bakılırsa, bu seçimin bundan öncekilerden hem çok önemli bir farkı var; hem d..]]> Sat, 23 Jun 2018 14:21:41 +0300 'Namus' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81692/namus-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81692/namus-meselesi? Kirvem, Son günlerde “namus” kavramının ne anlama geldiğini yavaş yavaş öğrenmeye başladık; mesela şu sıralar yaklaşan seçimler nedeniyle gerek meydanlardan, gerekse televizyon ekranlarından yükselen seslere, verilen demeçlere, sağda solda dillendirilen buyruklara bakılırsa, seçim sandıklarında oy kullanmak her vatandaşın “namus” borcuymuş... Yürürlükteki Anayasamıza ve deveye hendek atlatacak boyuttaki “yüzde on”luk baraj sistemimize göre; eriyle, dişisiyle, genç ya da yaşlısıyla oy kullanmayı analarının ak sütü misali hak etmiş bilumum vatandaşlarımızın hani deyim yerindeyse elleri kanda, hamurda veya çamurda da olsa yine de öncelikle seçim sandıklarının başına koşup bu “milli görev”lerini yerine getirip, dolaysıyla ne denli birer “namus”lu yurttaşlar olduklarını kanıtlamaları zaruriymiş... Gerçekten de bol k..]]> Sun, 17 Jun 2018 04:22:14 +0300 'Şehir hastaneleri' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81645/sehir-hastaneleri-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81645/sehir-hastaneleri-meselesi? Kirvem, Son günlerde birbirinin peşi sıra inşa ettiğimiz “şehir hastaneleri” sayesinde artık karada, havada, tabii ki denizde de bizlere ölüm mafiş! Binaların temellerini “yerli ve milli” çimentolarla, keza yine “yerli ve milli” kum ve mıcırlarla, yine keza “yerli ve milli” duygularla karıp, koz helvası kıvamında yoğurduktan sonra hepsini beş yıldızlı otel konforuyla halkımızın hizmetine sunduk, sunuyoruz elhamdülillah! Ayrıca... En doğru, en isabetli teşhisleri, neredeyse anında gözler önüne serecek tıbbi cihazların hepsini yerine göre Çin ya da Maçin’den veya imal ettikleri modern alet edevatlarla, robotlarla işlerimizi kolaylaştıracak bu baptaki ürünleri Japonya’dan; çekik gözlü, kısacık boylu ahalinin yaşadığı Kore’den, en önemlisi de arada bir laf ola beri gele kabilinden de olsa sözde “papaz” olduğ..]]> Sun, 10 Jun 2018 04:15:13 +0300 ‘Korkunun ecele faydası yok’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81594/korkunun-ecele-faydasi-yok-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81594/korkunun-ecele-faydasi-yok-meselesi? Kirvem, Ülke sathında her şey yolunda giderken önce Gezi’de başlayıp, akabinde de köklerinin sekiz bölü üçü dışarda, geriye kalan küsuratı da milli sınırlarımız dahilinde yuva kurmuş “hain”lerle el ele vererek, su altından saman yürüterek tezgahladıkları bir tufanın eşiğine bir yaz akşamı ansızın toslayınca, tabii ki milletçe önce feleğimizi şaşırdık, ardından da kara bahtımıza, kem talihimize, ispirtolu kalemle yazılmış alın yazımıza her zamanki gibi yine sil baştan verip veriştirdik... Aslında şu ya da bu nedenlerle işlerimiz terso gittiğinde, beceriksizliğimizin nedenlerini boy aynalarının karşısına geçerek öncelikle kendimizde aramaktansa, her defasında kara bahtımıza, kem talihimize, alın yazımıza kızmayı hüner belleyip, diğer yandan da Tanrı vergisi bu “kader”imiz karşısında boynumuzun kıldan ince olduğunu dillendirip, böylece kısa yoldan sanki teselli mi..]]> Sun, 03 Jun 2018 03:41:53 +0300 ‘Korkunun ecele faydası yok’ meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/81544/korkunun-ecele-faydasi-yok-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/81544/korkunun-ecele-faydasi-yok-meselesi-1? Kirvem, Bir zamanlar anayurdumuz olan Orta Asya’dan yüklenip beraberimizde getirdiğimiz kıl çadırlarımızı, 1071 yılında Anadolu topraklarına serer sermez, öncelikle kuracağımız çadırların “orta direği”nin sağlam olmasına, özen gösterdik... Orta direği kavi, dayanıklı, güçlü, zorlu olmayan çadırların en hafif bir rüzgar, iki damlacık yağmur, hele hele ansızın kopan bir fırtına sonucunda anında yerle yeksan olduğunu; yampiri, uyduruk direkler eşliğinde yükselen çadırların asla güven vermediğini tecrübelerimiz sonucunda az-çok kavrayınca, bu kez de tıpkı atlarımızı sağlam kazığa bağladığımız gibi, çadırlarımızın orta direklerini de elimizden geldiğince sağlama aldık... Çadır kurup çadır sökerek çıktığımız göç yollarında; kılıç, kalkan, ok, yay kullanıp ele geçirdiğimiz topraklar üzerinde başlangıçta obal..]]> Sun, 27 May 2018 03:09:43 +0300 ‘Dalga dubaralı ittifaklar’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81499/dalga-dubarali-ittifaklar-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81499/dalga-dubarali-ittifaklar-meselesi? Kirvem, Ülkemizin gündemi bir günden diğerine bazen fırdöndü, bazen fırıldak ya da rüzgargülü misali dönüp dolanırken, diğer yandan hesapça mazide kalan, dolayısıyla memleketimizin semalarına bundan kellim bir daha asla uğramaz dediğimiz kimi nahoş olaylar birden bire hiç ummadığımız bir anda sanki hortlayıp kapımızı çalınca, bu kez de memleketimizin havası, hani deyim yerindeyse yandı gülüm keten helvasına sadece dönüşmüyor aynı zamanda da “vatandaş” olarak çoğumuzu maalesef şaşkına çeviriyor... Nitekim, “netekim paşa”mızın kendinden önceki kimi “paşa”ların izinden gidip, Anayasamızı postallarıyla çiğnedikten sonra, bunun ceremesini, “hukuk devleti”mizin mahkeme kapılarında ödemesi gerekirken, halkımızın kahir ekseriyetinin oylarıyla üstüne üstlük bir de cumhurumuzun başı seçilmes..]]> Sun, 20 May 2018 03:05:36 +0300 ‘Tekçi zihniyet’ meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/81453/tekci-zihniyet-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/81453/tekci-zihniyet-meselesi-2? Kirvem, Ezelden beri ülkemizin siyaset sahnesinde hemen hemen hiç değişmeyen, giderek bir nevi huy, bir nevi alışkanlık, hatta neredeyse tutku haline dönüşen seçim nutukları, şu sıralar yine aynı minvalde “Tencere dibin kara, seninki benden kara” klasik girizgahıyla start aldı. Meydanlarda, ekranlarda, şurada burada birbirlerini acımasızca eleştirip, daha da doğrusu güya eleştirirken, aslında “hakaret” etmeyi hüner belleyen bu “vatan kurtaran Şabangiller” tayfasının, hani mil pardon “havhavlar”ın önüne atsan dönüp koklamayacağı lafları tıpkı makinalı tüfek tarrakaları gibi birbirlerinin ardından sıralarken, aynı zamanda kimi deyimlerin, kimi mısraların gölgesine sığınıp kendilerince birer “belagat” ustası kesiliyorlarlar... “Ankara Ankara güzel Ankara! Seni görmek ister her bahtı kara. Senden yardım umar her düşen dara. Yeters..]]> Sun, 13 May 2018 03:39:26 +0300 ‘Tekçi zihniyet’ meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/81404/tekci-zihniyet-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/81404/tekci-zihniyet-meselesi-1? Kirvem, “Hayırlara vesile” olması dileğiyle yeni bir seçime doğru koşar adımlarla gidiyoruz. Allah’ın izniyle, halkımızın ferasetiyle tartıp, biçip akabinde de “milli irade” doğrultusunda seçeceğimiz “vekiller”, Ankara’nın yolunu tutar tutmaz kollarını sıvadıkları gibi ülkemizin irili ufaklı sorunlarına tez elden çözüm üreteceklerine dair yemin billah edecekler... Lafla peynir gemisinin yürümediği gibi, keza yemin edince acaba meselelerimiz şıpınişi yoluna girip çözülür mü, yoksa tam aksine giderek daha katmerli meselelere dönüşüp, böylece “suya tirit vaatler” safında yerlerini almaya devam mı ederler, bunu, önümüzdeki günlerde memleket sathında hep beraber izleyip göreceğiz... On altı yıllık iktidarları boyunca ülkemizin hemen her alanda çağ atlayıp bir bakıma düşman &c..]]> Sun, 06 May 2018 04:15:03 +0300 'At pazarlığı' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81366/at-pazarligi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81366/at-pazarligi-meselesi? Kirvem, Anayasa mucibince yapılması zorunlu olan seçimlerin erkene alınmasının ardından özellikle payitahtımız Ankara’da kopan vaveylanın bini bir para! İktidar koltuğunun en tepesinde oturan muhterem zat ve avaneleri seçim tarihlerinde asla ve kat’a herhangi bir değişiklik yapılmayacağını, böyle bir şeyin söz konusu dahi edilmeyeceğini sıkça tekrarlayıp dururken, tepeden inme bir kararla sadece erken değil, hani deyim yerindeyse tıpkı yangından mal kaçırırcasına anında kapımızı çalan “baskın basanındır” tekerlemesiyle seçim sathımailine doğru yelken açtığımız malum... Milletçe içine tıklım tıkış doluştuğumuz “vatan” adlı takamızın yelkenlerini fora eder etmez, siyaset sahnesinde ne tür dolapların döndüğünü, kapalı kapılar ardında kimlerin hangi hesaplar peşinde koşuşturup, hangi “şapka”ları, hangi “koltuk”ları birbi..]]> Sun, 29 Apr 2018 03:13:36 +0300 ‘Tersyüz edilmiş fesler’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81320/tersyuz-edilmis-fesler-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81320/tersyuz-edilmis-fesler-meselesi? Kirvem, Misakımızın milli sınırları dahilindeki tüm vatandaşlarımızın yanı sıra, keza kimileri affedersin “Gavuristan” diyarlarında aş, lavaş peşinde koşuşturup, kimileri de din kardeşlerimizin ülkelerinde iş kotarıp, bir kısmı da hani deyim yerindeyse hangi “vatan”ı mekan tutacaklarına bir türlü karar veremedikleri için, “çifte kavrulmuş lokum” misali çifte pasaportla yaşamlarını bu minvalde sürdürürken, diğer yandan geride bıraktığımız şu son üç-beş gün zarfında memleketimizin sathında ansızın esen sert bir rüzgar sonucunda; bittabii ki önce uykularımız kaçtı, akabinde de gari dilimizde pelesenge dönüşen “n’olacak bu memleketimizin hali” klasik sorusu, bir kez daha gelip gelip ülkemizin semalarında “demir kazık” gibi tekrar çakılıp kaldı... Nitekim... Ezelden beri rayına bir türlü oturtulmayan..]]> Sun, 22 Apr 2018 04:15:40 +0300 ‘Perhiz ve lahana turşusu’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81266/perhiz-ve-lahana-tursusu-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81266/perhiz-ve-lahana-tursusu-meselesi? Kirvem, “Bismillah”la söze başlayıp, hemen akabinde de “aççık seççik” şunu belirtmeliyim ki, benim gibi günahkar bir kulun yapacağı herhangi bir duanın Tanrı katına asla ulaşmayacağına dair zerre kadar şüphem olmamasına rağmen, yine de Molla Nasrettin misali “ya tutarsa” babında dua edip diyorum ki; Rabbim lütfen şu dünya denen alemdeki bilumum silahları cehennemin karanlık dehlizlerine özel ulak postala! Postala! Allah, billah aşkına! Çünkü akıl fikir dağıtırken hayli cömert davrandığın “sevgili” kullarının neredeyse tümü, buldukları her fırsatta birbirlerinin ümüğünü sıkmak için önceleri taşla, sopayla daha sonraları da ok, yay, kılıç, kalkan derken günümüzde de hepsi birbirinden bir gıdım daha “yeni”, biri, bir diğerinden daha “akıllı”, keza aynı zamanda birer &..]]> Sun, 15 Apr 2018 04:10:49 +0300 ‘Takke düştü kel göründü’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81226/takke-dustu-kel-gorundu-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81226/takke-dustu-kel-gorundu-meselesi? Kirvem, Bir zamanlar, “Hoca Efendi” deyip yere göğe sığdıramadığımız, namazından niyazından zerre kadar şüphe duymadığımız, kelimenin tam anlamıyla “dini bütün” bir zatın, yıllardan beri gizliden gizleye tezgahlayıp, ya da saman altından su yürüterek inceden inceye planladığı bir “darbe” ile ansızın “şerefyap” olunca; evvelemirde ülkemizin serdümeninde oturan “Reis”imizin yanı sıra, keza “sokaktaki vatandaş” damgasıyla çarşı-pazar gezinip filesini doldurmaya çalışırken enflasyon canavarına yenik düşen yurttaşlar olarak önce feleğimizi şaşırdık, akabinde de böyle bir tufaya nasıl geldiğimizi kös kös düşünmeye başladık... Şaşırdık, afalladık, hatta şaşkınlığımızı da, “Olur mu böyle olur mu, kardeş kardeşi vurur mu” türküsüyle gayriihtiyarı dillendirirken, diğer taraftan da argo deyimiyle &ldq..]]> Sun, 08 Apr 2018 03:12:03 +0300 'İlk günah' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81180/ilk-gunah-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81180/ilk-gunah-meselesi? Kirvem, Yüceler yücesi ulu Tanrı’mızın altını kırmızı kalemle çizdiği kesin talimatına rağmen, şeytana uyup “yasak elma”yı yiyen Havva anamız ve Adem babamızın “cennet”ten “ihraç” edildiklerini bilmeyenimiz, elhamdülillah mafiş! Şırıl şırıl berrak suların aktığı, göletlerinde nilüfer çiçeklerinin yüzdüğü, mor menekşelerin mis kokularının yanı sıra, keza bülbül seslerinin kanaryalarla yarıştığı bu “Cennetistan”dan kovulan Adem babamız ve Hava anamız, başlarına gelen bu “nahoş” olayın hemen ardından daha o ilk andan itibaren “üryan” olduklarını fark eder etmez kocaman birer incir yaprağıyla anında örtünüp, böylece çıplaklık faslına son verdikleri de hepimizce malum! Gökyüzünün kim bilir hangi katında, hangi bulutların ardında veya hangi yıldızların gölgesinde gizlendiği..]]> Sun, 01 Apr 2018 04:51:46 +0300 'Cırcıroloji uzmanları' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81135/circiroloji-uzmanlari-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81135/circiroloji-uzmanlari-meselesi? Kirvem, Bir zamanlar, yani develerin tellal, pirelerin berber, kertenkelelerin nalbant, cırcırböceklerinin siyasetçi olduğu çok çok eski günlerde... Yani; fizik, kimya, astronomi veya biyoloji gibi, son heceleri nedense hep “loji”lerle biten tuğla kalınlığındaki kitapların, ansiklopedilerin esamesinin dahi okunmadığı o hayli geride kalan devirlerde... Yani; “hiçbir şey yoktan var olmaz, varken de yok olmaz, sadece şekil değiştirir” babında “saçma sapan” lafların henüz uluorta evelenip gevelenip piyasaya sürülmediği zaman diliminde... Yani; yüce Tanrı'nın “Ol!” emriyle birlikte hemen oluşan; dolayısıyla gelmiş geçmiş tüm “loji”lerin aksine “yoktan var olan” bu evrende, daha ilk andan itibaren kendi yamuk ekseni etrafında “yüce buyruk” gereğince dur durak demeden hep aynı istikamette, hiç şaşmadan, hep ayn..]]> Sun, 25 Mar 2018 05:17:25 +0300 'Gavur eziyeti' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81079/gavur-eziyeti-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/81079/gavur-eziyeti-meselesi? Kirvem, Ülkemizin “kader”inde son on altı yıldan beri tek başına damgasını vuran şu andaki iktidar partisinin yanı sıra, keza “devlet, millet” aşkı uğruna onun peşine takılıp “kuyruk” oluşturan, üstelik bir zamanlar kafasına estikçe ona buna “Ya sev ya terk et” diye posta koymayı kendince vazife edinmişken, geride bıraktığımız günlerde “amitoz” bir bölünme sonucunda ilerideki seçimlerde yüzde onluk seçim barajına takılmadan paçasını kurtarmak için şimdilerde iktidarldaki ağalarla “canciğer kuzu sarması” kesilip, böylece siyaset kulvarında usta jokeyler misali yan yana “eküri” at koşturup duruyorlar... Cennet vatanımızın hepsi de elhamdülillah birbirinden değerli, aynı zamanda da birinci sınıf “vatandaş”ları olarak hep birlikte paşa paşa bu diyarlarda yaşayıp, dahası da yediğimiz önümüzde yeme..]]> Sun, 18 Mar 2018 04:00:04 +0300 ‘Ülkemizin içinde bulunduğu hassas durum’ meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/81035/ulkemizin-icinde-bulundugu-hassas-durum-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/81035/ulkemizin-icinde-bulundugu-hassas-durum-meselesi-2? Kirvem, Ülkemizin sathında sıkça dillendirilen kimi sözcükler nedense hiç eskimedikleri gibi, tam aksine şu ya da bu vesilelerle anında “tedavül”e girip gündemin merkezine “resmen” postlarını seriyorlar. Bu bağlamda mesela hemen hemen hiç demode olmayan, deyim yerindeyse bayatlayıp kokuşmayan, dahası da tıpkı bir nevi “cankurtaran” misali imdadımıza yetişmesini, milletçe hepimizi canıgönülden kucaklamasını, kundaktaki bebek gibi sarıp sarmalamasını istediğimiz sihirli bir kavramın peşi sıra sanki tazılara taş çıkartırcasına ha babam de babam koşuşturup duruyoruz: “Milli birlik ve bütünlük...” Gerek misakımızın milli sınırları dahilinde, gerekse uluslarası arenalarda işlerimiz aksayıp terso gittiğinde, güya ince eleyip sık dokumamıza rağmen yine de “evdeki hesaplarımız çarşıya uymayınca”, beceriksizce, acemice attığımız ..]]> Sun, 11 Mar 2018 04:51:52 +0300 'Ülkemizin içinde bulunduğu hassas durum' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/80989/ulkemizin-icinde-bulundugu-hassas-durum-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/80989/ulkemizin-icinde-bulundugu-hassas-durum-meselesi-1? Kirvem, Malum olduğu üzere her mesleğin kendine özgü çeşitli zorlukları var. Mesela İşinin ehli uzman bir doktorun koyduğu “teşhis” doğru, ardından da gereken tedavi titizlikle yapıldığında hastaların çoğunluğu genellikle “şifa” bulurken, aksi durumlarda bir kısım hastalar da ne yazık ki “hap”ı yutup “öte taraf”ı boylu-yorlar! Kimi meslekler özellikle son zamanlardaki akıl almaz teknolojik gelişmeler sonucunda giderek tümüyle tarihe gömülüp veya can çekişirken, diğer taraftan da gençlerimizin bir kesimi de gerek lise gerekse üniversitelerde yapılan sınavlardan geçip, amiyane deyimiyle bir yerlere kapağı atmak için uğraşıyorlar ama çoğunlukla hevesleri, umutları ne yazık ki kursaklarında kalıp hüsrana uğruyorlar! Bir zamanlar ülke genelinde sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen bu “ilim, irfan” yuv..]]> Sun, 04 Mar 2018 03:52:48 +0300 ‘Hababam Sınıfı’ meselesi... https://www.evrensel.net/yazi/80946/hababam-sinifi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80946/hababam-sinifi-meselesi? Kirvem, Özellikle şu son günlerde milletçe içine “karabatak” gibi daldığımız kimi sorunlar nedeniyle başımızın hoş olmadığını günbegün daha fazla hissederken, diğer yandan da irili ufaklı bu “mesele”lerimizin hangisinin köküne öncelikle kibrit suyu döküp, dolayısıyla işe nereden başlamamız konusunda bir türlü karar veremediğimiz için halimiz ahvalimiz maalesef tıpkı yandan çarklı demode vapurlar misali şinanay yavrum şinanay havalarında! Her kafadan bir sesin çıktığı bu ortamda yalpalayan, hatta “terso” giden işlerimizi yoluna koymak için acaba öncelikle hangi rotayı izlememiz gerekiyor diye kös kös düşünüp dururken, bu arada sadece zaman öldürüp duruyoruz... Bu bapta kimi “vatandaş”larımızın dediklerine bakılırsa; demokrasiden yana yeterince nasibini almış, bu kültürle nispeten d..]]> Sun, 25 Feb 2018 04:15:15 +0300 ‘Haddini bilmek' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80899/haddini-bilmek-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80899/haddini-bilmek-meselesi? Kirvem, Ülkenin dümeninde şu anda oturan “kaptanıderya”mızın yanı sıra, keza çımacılarına varıncaya kadar hemen hepsi “vatan” adlı “taka”mızda yüklendikleri görevlerini aksatmadan hatta tam anlamıyla eksizsiz gediksiz yerine getirdiklerini gönül rahatlıyla belirtirken, öte taraftan kimi “gafil vatandaş”larımız da hafiften hafife “mırın kırın” ederek aynı fikirde olmadıklarını, içine tıklım tıkış doluştuğumuz bu takanın “rota”sından, gidişatından endişe duyduklarını, dolayısıyla “rastgele” diyerek pupa yelken balık avlamak için çıktığımız bu yolun sonucunda pusulamızı şaşırıp, böylece başımıza olmadık belalar açacağımızı kısık sesle dillendirmeye maazallah kalkıştıklarında, kaptan köşkünden aldıkları kısa ve veciz cevap ne mi? “Haddinizi bilin!!!” Aslında “vatan”ın serdümeninde otura..]]> Sun, 18 Feb 2018 04:50:06 +0300 'Yurtta sulh, cihanda sulh' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80860/yurtta-sulh-cihanda-sulh-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80860/yurtta-sulh-cihanda-sulh-meselesi? Kirvem, Kurtuluş Savaşı’nın akabinde Mustafa Kemal’in dillendirdiği “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” sözünün üzerinden hayli zaman geçti gitti; kuş olup uçtu, tarihe karıştı. Önceleri, yani ilkokuldan itibaren “talim ve terbiye” adı altında mekteplerimiz-de yürütülen “tedrisat”ın yerini “eğitim, öğretim” alırken, diğer yandan da dilimiz-de yer etmiş Arapça, Farsça, Osmanlıca kelimelerin bir kısmı hafifçe yontulup, törpülenip, budanıp dolayısıyla kısmen de olsa Türkçeye dönüştürüldü. Nitekim bu bağlamda mesela “sulh”, “ barış”a; “cihan”ın karşılığı da “dünya” olarak giderek daha çok telaffuz edilince dilimizdeki bu deyim de zaman içinde “Yurtta Barış Dünyada Barış” şekliyle yerini almaya başladı. Aslında kimi kelim..]]> Sun, 11 Feb 2018 04:54:17 +0300 ‘Kol kırılır yen içinde kalır’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80810/kol-kirilir-yen-icinde-kalir-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80810/kol-kirilir-yen-icinde-kalir-meselesi? Kirvem, Atalarımızın kulaklarımıza küpeçiçeği misali astıkları ‘kol kırılır yen içinde kalır’ deyiminin şu günlerde acaba memleket sathında hükmü var mı ya da ne derece var? Milletin yüce meclisinde kürsüye çıkıp konuşan vekillerin yanı sıra, keza koridorlarında, kulislerinde hani deyim yerindeyse “Turist Ömer” gibi gezinip duran, oradan oraya volta atıp bir bakıma “günlük” mesailerini dolduran kimi vekillerin milletin çatısı altında sergiledikleri tavırlarına, laflayıp durdukları kimi meselelere bakılırsa; aslında gerçekten de kol kırılıyor ama yen içinde asla kalmıyor... Hemen her alanda doludizgin giden teknolojik gelişmeler sonucunda gari Çininimaçinde yere düşen bir çengelli iğnenin, bir firketenin sesi binlerce kilometre ötedeki kimi kepçe kulaklarda çın çın öterken, keza uzaydan &c..]]> Sun, 04 Feb 2018 04:15:41 +0300 ‘Milli anane’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80766/milli-anane-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80766/milli-anane-meselesi? Kirvem, Şu bizim güzelim memleketimizde bilumum işlerimiz şu ya da bu nedenlerle azıcık sarpa sarıp veya hepten terso gittiğinde hiç vakit kaybetmeden anında bu işin içinde illa da bir "bit yeniği" arayıp, illa da bir "düşman" parmağından dem vurup, bunu da sanki bir nevi "milli anane"ye dönüştürdük... Attığımız her "yanlış" adımın dönüp dolaşıp eninde sonunda ayaklarımıza dolandığını, başımızda kabak gibi patladığını çeşitli vesilelerle görüp, ayrıca sıkça yaşadığımız halde, yine de bu huyumuzdan nedense bir türlü vazgeçmedik, bu zihniyetten ne hikmetse asla kurtulamadık vesselam! "İnadım inat adım kel murat" efelenmeleriyle yürüdüğümüz bu "uzun ince yol"da her defasında ister istemez duvara toslayıp bocalayınca, bu kez de yakasına yapışacak, üzerine çullanacak bir "suçlu&quo..]]> Sun, 28 Jan 2018 04:50:40 +0300 'Sarı ghalin' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80722/sari-ghalin-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80722/sari-ghalin-meselesi? Kirvem, Kimilerinin “aptal kutusu” diyerek bir bakıma küçümsedikleri televizyonların öyle ya da böyle yaşamımızdaki yeri, konumu, işlevi malum. Ben özüm de aptal kutusu namıyla “don” biçilen bu “gavur icadı”nın karşısına geçip dur durak demeden ha babam de babam kavun, karpuz ya da ayçiçek çekirdeklerini bir taraftan çitlerken, öte yandan da bu “kutu”nun “köle”si asla olmadım ama buna rağmen yine de gerek ülkemizde gerekse yaban ellerdeki dünya “ahval”ine açılan bu “pencere”nin perdesini arada bir de olsa aralaladım, aralıyorum bittabii ki! Geçenlerde hangi kanallarda ne tür haberler var, kimler şu kavanoz dipli dünyada acaba ne haltlar karıştırıp duruyorlar, kimlerin elleri kimlerin ceplerinde, kimler onun bunun kuyusunu kazmanın peşindeler düşüncesiyle elimdeki kum..]]> Sun, 21 Jan 2018 03:36:03 +0300 ‘Ağzı var dili yok’ vatandaşlar meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80673/agzi-var-dili-yok-vatandaslar-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80673/agzi-var-dili-yok-vatandaslar-meselesi? Kirvem, Yüzde onluk baraj dayatmasıyla veya tıpkı deveye hendek atlatmaktan çok daha beter olan bu alengirli seçim sistemimiz sonucunda; görünüşe göre halkımızın “özgür” iradeleriyle seçip, böylece milletin yüce meclisine kendilerini temsilen “vekil” tayin ettikleri bu zat-ı muhteremlerin kimileri; cumhurumuzun “reisi”i, kimileri başımızın başı “başbakan”, kimileri de kurulup oturdukları makamlara göre şu ya da bu konulara tepeden “bakan”ların yanı sıra, keza kimileri de yakalarına taktıkları afilli “rozet”leriyle ortalıkta gezinenlerin hepsi de, ülkemizin bilumum “meseleler”ini çözeceklerine dair yemin billah ederek “işbaşı” yaptıkları malum! Meclis kürsüsünden ellerindeki yemin metnini teklemeden, kekelemeden harfiyen okumalarının ardından genelde koalisyonlar yoluyla, arada bir de ..]]> Sun, 14 Jan 2018 04:15:56 +0300 ‘Eyy!’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80627/eyy-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80627/eyy-meselesi? Kirvem, Bir müddetten beri ülkemizin dümeninde oturan kimi devletlularımız, ellerindeki dürbünlerle, kaptan köşkünden etrafı dikkatlice tarassut edip, dolayısıyla milletçe hep beraber içine tıklım tıkış doluştuğumuz gemiyi kazasız belasız herhangi bir kayaya toslamadan “nurlu ufuklar”a doğru yönlendirmek amacıyla ellerinden geleni esrgemediler, çok şükür esirgemiyorlar... Seksen milyonu sollayan nüfusumuzun irili-ufaklı, maddi-manevi bilumum sorunlarını öncelikle mümkün mertebede asgari düzeye indirip, akabinde de tümüyle yer ile yeksan edebilmek için gecelerini gündüzlerine katarak verdikleri böylesine özverili bu uğraş karşısında; kadir kıymet bilir halkımızın kahir ekseriyeti de, devletlularımızın bu icraatlarını geride bıraktığımız son on beş yıldan beri sadece alkışlamakla yetinmeyip, ayrıca seçim sandıklarına attıkları oylar..]]> Sun, 07 Jan 2018 04:51:57 +0300 'Made in Törkiş demokrasi' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80584/made-in-torkis-demokrasi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80584/made-in-torkis-demokrasi-meselesi? Kirvem, Ülkemizde, cennet yurdumuzda her biri değişik zamanlarda, değişik senaryolarla zırt pırt sahneye konulan “darbeler” nedeniyle, topal ördek misali yalpalayıp ya da çağanoz gibi yampiri yampiri yürüyen demokrasimizin “kader”i, yıllardan beri ne hikmetse bir türlü değişmedi, değişmiyor... Nitekim memleketini, milletini ölesiye seven, bir tek çakıl taşı, iki damla suyu, üç çakırdikeni uğruna canını feda etmek için her zaman ve her yerde alesta bekleyen “halis muhlis” vatan evlatlarımızın bazıları Yaradan’a sığınıp, akabinde de postallı, palaskalı, kasaturalı, ehh bittabii ki aynı zamanda da makineli tüfek tarrakaları eşliğinde giriştikleri “huruç” hareketiyle yurdumuzun bilumum sorunlarını kendi paşa gönüllerince güya çözmeye kalkışınca, evdeki hesapları çarşıya uymadı ama bu arada demokrasimizin ç..]]> Sun, 31 Dec 2017 04:59:57 +0300 'Şehir hastaneleri' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80540/sehir-hastaneleri-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80540/sehir-hastaneleri-meselesi? Kirvem, Özellikle şu son zamanlarda ülkemizin gerek Misakımilli sınırları dahilinde, gerekse yaban ellerdeki gidişatına bakıldığında; görünen o ki, her geçen günün ardından hangi yöne doğru dümen kıracağı bir türlü belli olmayan bu “sallapati” gidiş nedeniyle vatandaşlarımızın kahir ekseriyetinin sinir sistemi sadece “laçka” değil, aynı zamanda da sanki “Bir dokun bir ah dinle” kıvamında! Her biri tek başlarına bile “dünyaya bedel” olan yurttaşlarımızın ezelden beri nedense ve ne hikmetse zaten yüksek olan “hipertansiyon”ları, şimdilerde hepten başını alıp dere tepe, çayır çimen aştıktan sonra memleketimizin kuytu bir köşesinde nafile yere sakin bir “pansiyon” aramakla meşgulken, öte yandan da kimilerinin de hesapça “her derde deva”, dolayısıyla “faydalı” kolesterolünün ye..]]> Sun, 24 Dec 2017 05:05:51 +0300 Masal meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80492/masal-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80492/masal-meselesi? Kirvem, Senin de bildiğn üzere, “Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal, pireler berber iken” diye başlayıp , akabinde de aynı minvalde uzayıp giden masalların çağı hayli gerilerde kaldı... Bir zamanlar, yani yine masalımıza dönersek; develerin tellal, eleklerin ya da kalburların saman içinde gezinip durdukları o eski çağlarda, kimileri Allah’ın lütfuyla anadan doğma “kral”, kimileri de sonradan olma “padişah”ların yanı sıra, keza “iktidar” koltuğunda oturan kimi devletluların kendi paşa gönüllerin-ce verdikleri buyruklarla, fermanlarla, ardı ardına yağdırdıkları emirler sonucunda insan ilişkilerinin hangi kulvarlarda nasıl ve ne biçimde yürüdüğünü, hangi merhalelerden geçtiğini, tarihi olayları kurcalayıp kaleme alan “vakanüvis”lerden öğreniyoruz... Vakanüvislerden bizlere miras kal..]]> Sun, 17 Dec 2017 04:50:19 +0300 'Muz, avokado, lahana cumhuriyetleri' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/80446/muz-avokado-lahana-cumhuriyetleri-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/80446/muz-avokado-lahana-cumhuriyetleri-meselesi-2? Kirvem, Önceleri adı Fethullah, soyadı Gülen ya da yaygın lakabıyla “Hoca Efendi” diye bilinen T.C. kimlikli, namazında niyazında asla kusuru olmayan bir vatandaşımızın hayli zamandan beri saman altından su yürüterek hazırlayıp, akabinde de ülkemizin başına musallat ettiği tuhaf, tuhaf olduğu kadar da bugüne kadar milletçe hiç de alışık olmadığımız “sinsi” bir darbe ile “müşerref” olunca, feleğimizi şaşırdık... Bir gece ansızın kapımızı çalan bu darbe girişiminin, veya nereden peydahlandığı şimdilk meçhul olan bu “huruç” hareketinin ilk andaki şaşkınlığının hemen ardından bunun “Allah’ın lütfu” olduğunu, dolayısıyla böylesine bir “bela”dan daha yolun başındayken kıl payı kurtulduğumuza şükrettik... Bir zamanlar “Hoca Efendi” deyip neredeyse yere göğe sığdıramadığımız gibi, keza karşısında elpen&ccedi..]]> Sun, 10 Dec 2017 04:00:48 +0300 ‘Muz, Avokado, Lahana Cumhuriyetleri meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/80393/muz-avokado-lahana-cumhuriyetleri-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/80393/muz-avokado-lahana-cumhuriyetleri-meselesi-1? Kirvem, On beş yıl önce memleketimizin ufkunda kırk mumluk bir ampul misali etrafını zar zor aydınlatan, adı “adalet”, soyadı “kalkınma” olan yeni bir siyasi partiyle müşerref oluğumuz malum... Atalarımızın buyurduğu “Ayağıma yer edim, görki sahan ne edim” deyiminden ilham alıp, böylece seçim meydanlarında özellikle din, iman, türban sosuyla harmanlanmış nutuklar eşliğinde bismillah diyerek işe başladıkları ilk günden itibaren, kısa zaman içinde gösterdikleri performanslarının ardından başlangıçtaki bu kırk mumluk “ampul” önce altmış, daha sonra yüz mumluk ışık saçıp, dolayısıyla memleket semalarını hesapça çok daha fazla parlatırken, diğer yandan da yıllar yılı eşiğinde nöbet tuta tuta gari nerdeyse bıkkınlık veren Evropa Birliği'ne girmek konusunda hafif yollu da olsa bir umut ışığı oldukları da da yine malum... Kulaklara hoş gelen ..]]> Sun, 03 Dec 2017 04:15:34 +0300 Kıskançlık meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/80348/kiskanclik-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/80348/kiskanclik-meselesi-2? Kirvem, Ülkemizin sathında şu ya da bu nedenlerle işlerimiz terso gittiğinde, veya aynı şekilde uluslararası siyaset arenasında çeşitli problemlerle karşı karşıya kaldığımızda bittabii ki bunun maddi ve manevi ceremesini milletçe topyekün ödüyoruz... İçine düştüğümüz bu sıkıntılardan kurtulmamız için her zamanki gibi gözleri-mizi o an iktidar koltuğunda yan gelip yatan muhterem zevata bir kez daha dikip, dolayısıyla beceriksizce yönetimleri sonucunda “Bir çuval inciri daha fazla berbat etmeden” bir an önce kollarını sıvayıp, böylece başımıza musallat olan, canımızı acıtan irili ufaklı “meseleler”imizin tez elden çözüme ulaşılması için gerekenleri yapmalarını, aksi halde bunun faturasını seçim sandıklarında ödeyeceklerini söylüyip duruyoruz ama nafile! Nafile, çünkü demokratik, laik ülkemizde d..]]> Sun, 26 Nov 2017 04:50:13 +0300 'Kıskançlık' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/80305/kiskanclik-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/80305/kiskanclik-meselesi-1? Kirvem, Malum olduğu üzere devletimizin en yüksek makamlarındaki maroken koltuklarında oturan, kırmızı plakalı resmi araçlarda yayılıp yan gelen muhterem zevatın hemen her fırsatta televizyon ekranlarından veya zaman zaman rengarenk balonlarla donatılmış yeni bir tesisin kurdelelerini alay malay keserken Yaradana sığınıp attıkları nutukların haddi hesabı yok! Ülkemizin siyaset sahnesinin ön saflarında boy gösteren bu yetkililerin, vatandaş olarak hepimizin refah ve mutluluğu için sarf ettikleri cansiperane mesailerinin yüce devletimizin ali menfaatlerinin yanı sıra, keza gündelik yaşamına, hal ve gidişatına nasıl yansıdığını görebilmek için illa da şişe altından farksız bilmem kaç nümerolu gözlük takmaya, pertavsızla veya lupla hafiye misali inceden inceye bakmaya acaba gerek var mı? Özüme kalırsa; gözlüğe, dürbüne gerek yok, çünkü on beş yıldan ber..]]> Sun, 19 Nov 2017 03:50:59 +0300 ‘Şeddeli tokat, nitelikli okullar' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80257/seddeli-tokat-nitelikli-okullar-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80257/seddeli-tokat-nitelikli-okullar-meselesi? Kirvem, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz geçenlerde “nitelikli okullar” diye bir laf eder etmez memleket sathında anında kıyamet koptu; ağzı olan hemen herkes kendi meşrebince Bakan Yılmaz'a verip veriştirirken, diğer yandan da neredeyse anasından doğduğuna pişman ettiler... Aslında okullarımızla ilgili bir durum saptaması yapan Yılmaz'ın, “nitelikli” sıfatını kullanması bittabii ki önce milletimizin kahir ekseriyetinin kulaklarını ister istemez tırmalarken, beri taraftan da yurdun genelinde “talim terbiye” veya “milli eğitim” sistemimizin hali pürmelalini de bu işlerin en tepesindeki “yetkili” bir devletlu olarak resmen” beyan etmesi canımızı hayli sıktı... Yıllar yılı bir türlü rayına oturtulamayan, keza hemen her “iktidar” değişimiyle birlikte yaz boz tahtasına dönüştürülen müfredatlarla, bir bakıma “Olmadı pilav çevir lapaya” ..]]> Sun, 12 Nov 2017 04:15:41 +0300 'Beka' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80210/beka-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80210/beka-meselesi? Kirvem, Yedi düvelle savaşıp akabinde de kurduğumuz cumhuriyetimizin dünya durdukça “ilelebet payidar” kalacağını dillendirip durduğumuz o günlerin ardından neredeyse bir asra yakın bir zaman dilimi kuş misali uçup geçip gittikten sonra, şimdilerde, özellikle de şu son günlerde ülkemizin dümeninde oturan kaptanı deryamızın yanı sıra, keza yanında yöresinde kuyruğa girmiş bilumum “çömez”lerinin, bir bakıma “havan dövücünün hınk deyicisi” kesilmişlerin dediklerine bakılırsa; ülkemizin semalarını bir taraftan kara bulutlar kaplamışken, aynı zamanda da ciddi ciddi bir “beka” sorunuyla yüz yüzeyiz maalesef! Memleketimizi bölüp parçalamayı, ülkemizin milli bütünlüğünü yerleyeksan etmeyi kendi menfur emellerinin odağına yerleştiren “hıyanet çeteleri”nin tümün..]]> Sun, 05 Nov 2017 03:20:50 +0300 'Dava' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80167/dava-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80167/dava-meselesi? Kirvem, Bir vakitler kalem kağıtla, daha sonraları da daktiloyla, şimdilerde de, “Zaman sana uymazsa, sen zamana uy” deyiminden yola çıkıp, böylece bilgisayar marifetiyle yazdığım mektuplarımı sana postalarken nasıl terlediğimi bilemezsin! Çünkü zamana uyup hesapça yazılarımı bir de “e-mail” yoluyla göndermeye kalkışınca, arada bir bilgisayarın kim bilir hangi alengirli tuşlarından birine yanlışlıkla, daha doğrusu andavallıca bastıktan sonra karalayıp durduğum yazının yerinde yeller estiğini, silindiğini, emeklerimin boşa gittiğini görünce, bu kez de hırsımdan, sinirimden tırnaklarımı bir taraftan kemirirken, diğer yandan da, “Dönülmez Akşamın Ufkundayız Vakit Çok Geç” şarkısını çarnaçar mırıldanıp duruyorum maalesef! Oysa...aklım fikrim, “tek arzum tek emelim” ülkemizin irili ufaklı bilumum meselerini haraç mezat ortaya dök..]]> Sun, 29 Oct 2017 03:21:38 +0300 'Metal yorgunluğu' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80121/metal-yorgunlugu-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80121/metal-yorgunlugu-meselesi? Kirvem, Ülkemizin siyaset sahnesinde geride bıraktığımız son on beş yıldan beri tek başlarına “iktidar” koltuğunda oturan devletlularımızın hemen her fırsatta kendilerince sıralayıp durdukları, yere göğe sığdıramadıkları hepsi de birbirinden “üstün” başarılarının bini bir parayken, şu sıralar nasıl olduysa oldu bunca yılın ardından birden bire bir “metal yorgunluğu” meselesine tosladık! Önceleri, “beraber yürüdük biz bu yollarda” şarkısıyla başlayıp, arkasından da “durmak yok yola devam” sloganıyla icraatlarını hesapça canla başla sürdürürken, hani nasıl derler “bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü” misali bu metal yorgunluğu meselesi acaba gerçekten de durduk yere “bir gece ansızın” mı ortaya çıktı? No! Çünkü bu işin uzmanlarına bakılırsa; metal yorgunluğu, sürekli olarak &cc..]]> Sun, 22 Oct 2017 04:15:00 +0300 'Pardon' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80069/pardon-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80069/pardon-meselesi? Kirvem, Hani neredeyse saat sarkacı dakikliğinde ve hemen hemen hiç şaşmadan on yılda bir demokratik hukuk devletimizin bağrına keskin bir Bursa bıçağı ya da Sürmene çakısı gibi saplanan meselelerle maalesef karşılaştık, karşılaşıyoruz. Üstelik şu kırtıpil alemde sanki başka adresler, kapıları tokmakla, yumrukla çalınacak sanki başka kapılar yokmuşçasına bu sorunların tümü her defasında dönüp dolaşıp eninde sonunda bizleri, bazen sabahın seherinde, arada bir de mel’un bir gecenin kör karanlığında ansızın yakalayıp durdular, duruyorlar. Canımızı sıkan, huzurumuzu kaçıran bu durumlardan bir an önce kazasız belasız kurtulmanın yollarını milletçe bir taraftan ararken, öte yandan da zaten ağır aksak dönen demokrasi çarkımızın elimizin altından sabun köpüğü gibi kayıp gitmemesi için hesapça gayret sarf ettik, ediyoruz ama bu bapta geriye dö..]]> Sun, 15 Oct 2017 04:51:36 +0300 'Dostu çok, düşmanı yok' memleket meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80027/dostu-cok-dusmani-yok-memleket-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/80027/dostu-cok-dusmani-yok-memleket-meselesi? Kirvem, Senin de bildiğin üzere şu anda ülkemizin siyaset sahnesinde at koşturan partilerin kimileri “tabela” partisi niteliğinde havanda su döverken, buna mukabil kimi partiler de, tek başlarına veya koalisyonlar yoluyla memleketimizin irili ufaklı bilumum meselelerine çare arayıp bunu da yeterince beceremeyince, zamanın çarkları arasında ezilip akabinde de ister istemez “partiler mezarlığı”nın yolunu tutup, dolayısıyla rahmeti rahmana kavuştular... Yine bilindiği üzere cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren ülke sathında yıllar yılı sadece “tek parti”li iktidar “borazan”ının tiz sesiyle, “altı ok”lu tarikiyle yolumuza devam ederken, neden sonra hep aynı “nakarat”, hep aynı “makam”ın kulaklarımızın dibinde aynı minvalde tekdüze çalınıp çığrılmasının, daha da doğrusu direkt veya dolaylı yollarla dayatılmasının belki de verdiği bıkkınlık sonu..]]> Sun, 08 Oct 2017 05:00:28 +0300 ‘Dost, post’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/79975/dost-post-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/79975/dost-post-meselesi? Kirvem, Buldukları ilk fırsatta ülkemizi bölük pörçük edip bir lokmada ham hum şaralop yutmaya çalışan dahili ve harici bilumum düşmanlarımızın bitip tükenmeyen yeni “manevra”larıyla milletçe yine baş başa kaldık maalesef! Aslında şu ya da bu nedenlerle milletimizin milli bütünlüğüne, dirlik ve düzenine çomak sokmak için kuyrukta sıra bekleyen düşmanlarımızın çevirdikleri alavera dalaveralar karşısında başımız sıkıştığında; önce celallenip, akabinde de sanki bir nevi savunma refleksiyle, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” tekerlemesine nedense hep ihtiyaç duyduk! Sonra? Sonra “dost-düşman” muhabbeti etrafında laflarken, her defasında “Domuzdan post, gavurdan dost olmaz” ya da arada bir de yerine, zamanına göre “Ayıdan post, Kürt’ten dost olmaz” diy..]]> Sun, 01 Oct 2017 04:15:45 +0300 'Atma Recep din kardeşiyiz' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/79932/atma-recep-din-kardesiyiz-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/79932/atma-recep-din-kardesiyiz-meselesi-2? Kirvem Dört sene içinde terörün köküne kibrit suyu döküp diri diri mezara gömeceğini belirten Kılıçdaroğlu’nun bu söylemi karşısında; kimi vatandaşlarımız, hani amiyane deyimiyle daha dereyi görmeden uzun, beyaz donlarını sıvayıp, tirşe eşofmanlarının morumsu uçkurunu çözüp, bunun heyecanını, sevincini peşinen yaşamayı düşlerken, aniden esen bir rüzgarın ardından umutları savrulup gitti. Nitekim Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasının hemen akabinde, Beştepe sırtlarındaki koltuğunda oturan cumhurumuzun başı, bu tür boş laflarla peynir gemisinin yürümediğini belirttip, ardından da “Sen kimsin ya dört yılda neyi bitireceksin” diyerek kendi üslubunca yağıp gürledi! İmdii...işin hepimizce bilinen bu faslını bir kenera dehledikten sonra, milletçe sormamız gereken soru şu: Anamuhalefet lideri kimliğiyle ortalarda gezin..]]> Sun, 24 Sep 2017 05:00:45 +0300 ‘Atma Recep din kardeşiyiz' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/79892/atma-recep-din-kardesiyiz-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/79892/atma-recep-din-kardesiyiz-meselesi-1? Kirvem, Kılıçdaroğlu, dört yıl içinde terör sorununu çözemezsem siyaseti bırakacağım diye bir söz etti. Ehh tabii ki dilin kemiği yok, dolayısıyla fevkalade “demokratik,” çok şükür hayli “laik”, en önemlisi de A’dan Z’ye kadar “hukuk devleti” olan ülkemizde, “sokaktaki vatandaş” etiketiyle yaşayan “sıradan” yurttaşlarımızın yanı sıra, keza devletimizin en yüce makamlarında oturan, kırmızı plakalı resmi araçlardaki koltukları paylaşan bilumum “siyaset” kurmaylarımızın da, memleketimizin gidişatıyla ilgili düşüncelerini ona buna iftira etmeden, hakaret yağdırmadan, yalan dolanlara bulaşmadan, klasik deyimiyle “çamur at izi kalır” pespayeliğine yeltenmeden açıkça söyleyip, bunu dillendirmeleri, anayasal çerçevede hem bir hak, hem de bizatihi yurttaşlık görevi..]]> Sun, 17 Sep 2017 04:15:49 +0300 ‘Prangalı meseleler’ meselesi (6) https://www.evrensel.net/yazi/79851/prangali-meseleler-meselesi-6 https://www.evrensel.net/yazi/79851/prangali-meseleler-meselesi-6? Kirvem, Yaklaşık yarım asırdan beri Avrupa Birliği denen bu “gavurlar kulübü”nün eşiğinden içeri adım atmak için uğraşırken, her defasında şu ya da bu nedenlerle önümüze çıkarılan engellere rağmen, yine de “Ne yardan geçtik ne de serden!” Bizler, belki de atalarımızın buyrukları gereğince “Sabreden derviş, muradına erermiş” misali kapısında nöbet tutup böylece doksan dokuzluk tespihimizi sabırla şaklatırken, arada bir de “Evropa, Evropaa duy sesimizi!” diyerek yeri göğü inlettiğimiz halde, bu “kefereler”e, bu “patates dinliler”e sesimizi bir türlü duyuramadık maalesef! Ancak bizden çok çok daha sonraları bu birliğin kapısında kuyruk oluşturan kimi “kıytırık” devletler, önlerinde ardına kadar açılan bu kapıdan neredeyse “destursuz” içeri dalar dalmaz bu kulüb&..]]> Sun, 10 Sep 2017 05:04:15 +0300 'Prangalı meseleler' meselesi (5) https://www.evrensel.net/yazi/79809/prangali-meseleler-meselesi-5 https://www.evrensel.net/yazi/79809/prangali-meseleler-meselesi-5? Kirvem, Gerek kişisel, gerekse “vatandaş” kimliğimizle hepimizi yakından ilgilendiren ülkemizin çeşitli “meseleler”i nedense bir türlü bitmediği gibi, tam aksine tıpkı lastik gibi uzayıp gidiyor... Ben özüm de yaklaşık çeyrek asırdan beri kendimce önemli bulduğum “meseleler” zincirinden dem vurup, aynı zamanda da içine saplandığımız bu meseleler bataklığından acaba nasıl kurtulabiliriz diyerek akıl dağıtıp, kafa ütülüyorum! Mesela pireye kızıp yorganımızı yaktığımızda o an için canımızı sıkan bu meseleyi hallettiğimizi düşünüp bir bakıma sanki rahata kavuşurken, diğer yandan da “Öfkeyle kalkan zararla oturur” deyimini kulaklarımıza küpe misali asan atalarımızın bu baptaki uyarılarını hatırlayıp geriye dönüp baktığımızda, pirenin belki de çoktan uçup gittiğini, buna mukabil yorgansız kaldığımızı görünce, bu..]]> Sun, 03 Sep 2017 05:00:43 +0300 ‘Prangalı Meseleler' meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/79762/prangali-meseleler-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/79762/prangali-meseleler-meselesi-4? Kirvem, Ülkemizin kimi “meseleler”ini yıllardan beri kendimce dert edinirken, aynı zamanda da bu sorunlarımızın çözümünden yana memleketimizin serdümeninde oturan kaptanlarımıza sebilullah yol, yordam göstermeyi suya tirit “vatandaş” kimliğimle görev belledim ama bu baptaki tüm gayretlerime rağmen, ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranamadığım gibi, tam aksine tıpkı “avara kasnak” misali boşu boşuna dönenip durdum maalesef... Benim çeyrek porsiyonluk aklımla da olsa, sorunlarımızın neden ve niçinlerini kurcalamakla geçirdiğim günlerin, ayların, senelerin ardından zaman zaman geriye dönüp baktığımda, şaşı gözlerimle seçebildiğim kadarıyla daha düne kadar aklımız sıra burun kıvırıp, “bugün-yarın” Allah’ın izniyle şıpın işi, tez elden çözeriz diye tepeden bakarak küçümsediğimiz, çal..]]> Sun, 27 Aug 2017 04:15:32 +0300 ‘Prangalı meseleler’ meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/79712/prangali-meseleler-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/79712/prangali-meseleler-meselesi-3? Kirvem, Şu bizim güzelim memleketimizde, gülü, bülbülü bol cennet ülkemizde milletçe hep beraber yaşayıp giderken, arada bir şu ya da bu nedenlerle işlerimiz terso gittiğinde, sorunlarımızı çözmek, “meseleler” zincirini kırmak için evvelemirde elimizden geleni hesapça ardımıza koymuyoruz ama elde ettiğimiz netice, ne yazık ki hep hüsran! Kimilerine göre baklava, börek, mantı tepsisinden farksız veya içine hıyar, lahana, biber turşusu kurduğumuz Paşabahçe yapısı yeşilimsi kavanozu andıran şu garip dünyamızda; zaman tüneli boyunca hesapça “muasır medeniyet”e doğru dörtnal koşuşturup durduğumuz halde geriye dönüp baktığımızda bir arpa boyu yol almadığımızı, alamadığımızı gördükçe, bu kez de gari dilimizde pelenge dönüşmüş deyimden yola çıkıp böylece acizliğimizi ister istemez sanki farkınd..]]> Sun, 20 Aug 2017 05:01:52 +0300 'Prangalı meseleler' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/79668/prangali-meseleler-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/79668/prangali-meseleler-meselesi-2? Kirvem, Arada bir palaska, postal, dipçik eşliğinde “hizaya” sokulan anayasalarımızla ağır aksak yolumuza devam ederken, neden sonra ya şeytana uyarak ya da “Allah boş duranı sevmez” deyiminden yola çıkıp, böylece memleket sathında iyi gitmeyen, tökezleyen, yalpalayıp duran bilumum meselelerimizin nedeni, sebebi veya suçlusu sanki sadece anayasalarmış gibi, “vur abalıya” misali evvelemirde bu yasalarımızın tepesine çullanmayı nedense marifet belledik, belliyoruz! Bu bağlamda hoşumuza gitmeyen, kulaklarımızı tırmalayan bu yasaların kimilerini budayıp törpülerken, aynı zamanda da hızımızı yeterince alamayınca, bu kez de “anayasa dediğin ne ki, koy sepete” yaklaşımıyla tümüyle tozlu raflara kaldırıp, hemen akabinde de sanki büyük bir halt işlemişçesine onurla, gururla dünya aleme dönüp en tiz perdeden fetva vermeyi de hiç mi hiç ihma..]]> Sun, 13 Aug 2017 05:00:55 +0300 ‘Prangalı meseleler’ meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/79628/prangali-meseleler-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/79628/prangali-meseleler-meselesi-1? Kirvem, Şu kırtıpil alemde, şu cavalacoz dünyada İncir çekirdeğini dahi dolduramayacak kadar entipüften kimi “meseleler”imizi zaman zaman gereksiz yere büyütürken, öte yandan da “varlığı bir dert, yokluğu yara” kabilinden bazı problemlerimiz karşısında da zaman zaman ister istemez çaresiz kalınca, bu kez de içine saplanıp kaldığımız nahoş durumdan kurtulmak için yanımızda, yöremizde hemen sarılacak bir “can simidi” arayıp duruyoruz... Toplum olarak hepimizi yakından ilgilendiren irili ufaklı bilumum sorunlarımızı bertaraf edilebilmemiz için elzem olan “sihirli formül” konusunda, nüfusu neredeyse seksen milyona varan vatandaşlar olarak aynı paralelde düşünüp, dolayısıyla aynı davranışları sergilememizi beklemek, hatta bunu ummak bittabii ki ham hayalken, buna rağmen “yüce” makamını, “yetkili” koltuğunu, kısacası elindeki “iktidar” gücünü direkt ya da dolaylı yollarla tümümüze dayatmaya kalkışan, burnumuza dayatılan bir tas dolusu ayranı illa da “milli içki” niyetiyle içmeye zorlay..]]> Sun, 06 Aug 2017 04:50:06 +0300 ‘Milli Ruh’ meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/79590/milli-ruh-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/79590/milli-ruh-meselesi-2? Kirvem, Geçen haftaki mektubumda nerden nereye bir “ruh” muhabbetine daldığımı umarım hatırlıyorsun; nitekim bu bapta önce “nane”, sonra “sirke”, ardından ve “tuz” ruhundan söz edip, böylece nane ruhunun diş ağrısına, sirke ruhunun saçkırana iyi geldiğini, tuz ruhunun da endüstri dışında ayrıca tuvalet, lavabo, fayans gibi şeyleri temizlemek için kullanıldığından dem vurup, akabinde de, nane, sirke, tuz “köken”li bu ruhlarla uzaktan yakından zerre kadar ilişkisi olmayan “milli ruh” konusunda iki kelam sarfettikten sonra gerisini bu haftaya ertelemiştim... İmdii...yarıda kalan sohbetimize bıraktığımız yerden devamla, kendi payıma peşinen diyeceğim şu: “Kel başa şimşir tarak” misali başımıza sürdüğümüz sirke ruhunun yanı sıra, keza gecenin bir vaktinde ansızın zonklayan diş ağrısıyla uyanır uyanmaz ilaç niyetine kapısını çaldığımız nane ruhundan Allah razı olsun! Allah bin kere razı olsun; zira bazılarını sırf “nane” kimliği yüzünden “nanemolla” sıfatıyla nedense küçümseyip, kim..]]> Sun, 30 Jul 2017 04:15:08 +0300 'Milli ruh' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/79546/milli-ruh-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/79546/milli-ruh-meselesi-1? Kirvem, Bazen... uğursuz bir gecenin uğursuz bir vaktinde uykumuzu ansızın haram eden bir diş ağrısıyla ister istemez uyandığımızda, evvelemirde kem talimize, kara bahtımıza kızıp, ardından da çaresizlik içinde öncelikle evimizin bir köşesindeki “sözde” ecza dolabından her derde deva bir “Aspirin”, ya da adı sanı gari bir zamanların reklamlarında kalan hiç olmazsa bir “Gripin” bulup, böylece o an sinirlerimizi allak bullak eden ağrımızı bir nebze de olsa dindirmeye çalışırken, bu arada ecza dolabından ziyade çoğunlukla içine koyduğumuz firkete, dikiş iğnesi, uhu, don lastiği, saç tokası, çamaşır mandalı gibi daha bir sürü ıvır zıvırlarla ecza dolabından çok giderek sanki bir nevi “Çıfıt çarşısı”nı andıran bu dolapta; Aspirin, Gripin veya ağrı kesici herhangi bir ilaç bulamayınca, bu kez hani nasıl derler denize düşen yılana sarılır misali kurtuluşu, küçücük, tozlu bir şişe içinde bizlere göz kırpan “nane ruhu”nun bir damlasında bulmaya çalışırız... Bazen... şu ya da bu nedenlerle..]]> Sun, 23 Jul 2017 05:00:38 +0300 ‘Sözde adalet’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/79499/sozde-adalet-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/79499/sozde-adalet-meselesi? Kirvem, Senin de bildiğin üzere, geçtiğimiz günlerde “adalet” feryadıyla Ankara’dan İstanbul’a doğru tabanvayla yola revan olanlar, inişli çıkışlı güzergahları boyunca kendilerine eşlik eden kimi “vatandaş”larla birlikte bilmem kaç yüz kilometre yürüdükten sonra vasıl oldukları son “durak”ta, adalet adına maddeler halinde sıraladıkları “istek ve temenni”lerini özetleyip, akabinde de, “Evli evine, köylü köyüne; evi, köyü olmayanlar sıçan deliğine” deyimiyle usul usul evlerinin yolunu tuttular. Hayli yorucu olmasına rağmen hani deyim yerindeyse yedisinden yetmişine varıncaya kadar hemen her düşünceden, her inançtan insanların katıldıkları bu meşakkatli yolculuk müddetince inatla altını çizdikleri “herkes için adalet” sloganının ardından bundan kellim misakımızın milli sınırları dahilinde “sözde” değil, kelimenin tam anlamıyla “özde” bir adalet havuzunda milletçe hep beraber haktan, hukuktan yana kulaç atmayı acaba becerebilecek miyiz, yoksa hesapça adaletin dağıtıldığı mahkeme kapı..]]> Sun, 16 Jul 2017 04:15:10 +0300 Adalet meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/79448/adalet-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/79448/adalet-meselesi-3? Kirvem, Masal malum: Önceleri Gülen Cemaati namıyla “müşerref” olduğumuz, pirini, liderini Hoca Efendi diyerek yere göğe sığdıramadığımız “mübarek” zatın, kendince kim bilir hangi şeytana uyup, yine kim bilir hangi hinoğluhince hesaplar sonucunda tezgahladığı bir tufayla ansızın karşılaşınca, milletçe evvelemirde feleğimizi şaşırdık, ardından da ister istemez hepten afalladık! Nitekim bir zamanlar gerek yurt genelinde gerekse dünyanın neredeyse dört bucağında açtığı okullarda öncelikle anadilimizi, ardından da istiklal marşımızın eşliğnde göndere çektiğimiz şanlı bayrağımızı, keza dünya çapındaki dillere destan “hakkaniyet” duygularımızı sular seller misali el alemin zencisinden soluk benizlisine, sarışınından beyazına varıncaya kadar bilumum bebelerine, gençlerine bir taraftan öğretirken, diğer yandan da tıpkı bir zamanlar Anadolu’yu fırdolayı baştan başa dolanan gavur “misyoner”lere sanki taş çıkarırcasına böylesine bir “misyon”u; din, iman, vatan, millet adına kendince seve se..]]> Sun, 09 Jul 2017 04:15:21 +0300 Adalet meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/79406/adalet-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/79406/adalet-meselesi-2? Kirvem, Ankara’daki külliyesinde, namıdiğeriyle “devletimizin evi”ndeki tahtında cumhurumuzun reisi olarak bilumum görevlerini dirayetle, maharetle gerek vatan sathında, gerekse yaban ellerde “usta”lıkla yürüten yüce devletlumuz, koltuğunun altındaki bu karpuzla yetinmeyip, buna ilaveten ayrıca bir de, bir vakitler aynı yolda yürüyüp, aynı yağmur altında ıslanmak için arkadaşlarıyla kurdukları Adalet ve Kalkınma Partisi’nin genel başkanlığına tekraren avdet etti. Cumhurumuzun başkanı olarak koltuğunun altına sıkıca yerleştirdiği bu Tekirdağ karpuzunu bir taraftan koruyup kollarken, diğer yandan da Dicle kıyılarında güvercin gübresiyle yetiştirildikleri için zaman zaman ağırlıkları neredeyse sekiz batmanı sollayacak kertedeki iri bir Diyarbakır karpuzunu da aynı koltuğunun altında taşımaya başlamasıyla birlikte, bu kez de “aynı koltuk altında iki karpuz” taşımanın ne derece “doğru” veya “yanlış” olduğunu, nüfusu seksen milyonu sollayan vatandaşlarımızın neredeyse yarısına yakını d..]]> Sun, 02 Jul 2017 04:50:29 +0300 Adalet meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/79362/adalet-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/79362/adalet-meselesi-1? Kirvem, Senin de bildiğin üzere önceleri, yani vakti zamanında hemen her fırsatta, “Padişahım çok yaşaaa!” temennileriyle avazımız çıktığı kadar meydanlarda bağırıp, dolayısıyla kimileri “dirayetli”, kimlerinin kılıçları hayli “keskin”, kimileri de henüz “çocuk” yaştaki sultanlarımızın karşısında el etek öpmeye her daim hazır ve nazır “kul”lar olduğumuzu alayla valayla kabullenirken, daha sonraları, yani köprülerin altından akıp giden sularla birlikte “dünya ahvali”nin giderek değişmesinin ardından, kula kul olma zihniyetinin pabucunu dama fırlatıp, bunun yerine “vatandaş”lığa terfi ettik. Bu terfi sonucunda ceplerimizde taşıdığımız T.C. damgalı “kafa kağıtları” sayesinde ülkemizin her türlü “nimet”lerinden yararlanırken, diğer taraftan da bilumum “külfet”lerine de seve seve katlanmamız gerektiğini de zaman içinde sular seller misali ezberledik... Nitekim bu bağlamda neredeyse bir asrı tamamlamaya çalıştığımız cumhuriyetimizin daha kurulduğu ilk yıllarından itibaren, okullarım..]]> Sun, 25 Jun 2017 04:52:08 +0300 Şüphe meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/79311/suphe-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/79311/suphe-meselesi-2? Kirvem, Senin de bildiğin üzere Fransız gavuru bir filozof ve aynı zamanda da ünlü bir matematikçi olan Descartes, günümüzden yaklaşık dört asır önce dünya denen bu alemde sanki yapacak başka bir iş, uğraşacak herhangi bir “mesele” yokmuşçasına, durduk yere Latince “cogito, ergo sum”, yani “Düşünüyorum, o halde varım” deyu iki satır gevelemeyi ne hikmetse hüner bellemiş... Sonra?.. Sonra gel zaman git zaman derken, Descartes keferesinin felsefe pazarına kendince sürdüğü “Düşünüyorum, o halde varım” lafı, hani deyim yerindeyse bir tık daha ileriye taşınıp, bir bakıma sanki hafif yollu kılık kıyafet değiştirip, bu kez de “Şüphe ediyorum, o halde varım” babında ifade edilirken, aslında bu ifadelerin ikisi de, tıpkı “Her yol Roma’ya çıkar” deyimi gibi yine bizatihi Mösyö Descartes tarafından şöyle açıklanıyor: “Düşünüyorum, o halde varım. Varım çünkü düşünüyorum, çünkü şüphe ediyorum...” Kirvem, işin felsefik boyutunu bu konunun uzmanlarına ciro ettikten sonra sözü daha fazl..]]> Sun, 18 Jun 2017 04:15:42 +0300 Şüphe meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/79264/suphe-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/79264/suphe-meselesi-1? Kirvem, Camları şişe altından farksız bilmem kaç nümerolu gözlüklerimle iyi-kötü, yampiri mampiri görebildiğim kadarıyla memleketimizin gündemi hangi konu, hangi sorun etrafında olursa olsun, eninde sonunda dönüp dolaşıp, akabinde de her ne hikmetse gele gele nihayetinde illa da “birlik ve bütünlük” meselesinde odaklanıyor. Ülkenin dümeninde oturan kaptanıderyaların neredeyse tümünün başlıca derdi, öncelikle milletçe içine tıklım tıkış doluştuğumuz için “istiap haddi”ni çoktan aşmış olduğumuz bu “vatan” adlı takanın, herhangi bir kayaya toslamadan yoluna kazasız belasız devam etmesi için ellerinden geleni canı gönülden temin etmek... Doğrusunu söylemek gerekirse evvelemirde Osmanlı atalarımızın ardından “yedi düvel”le kıran kırana savaşıp “kanla irfanla” kurduğumuz Cumhuriyet döneminde, keza onu takiben “İkinci Cumhuriyet”, daha sonraları da “Eski Türkiye’”nin pabuçunu dama fırlatıp, bunun yerine sil baştan temelini attığımız “Yeni Türkiye” ve nihayet “Yeni Osmanlıcılık” hayal..]]> Sun, 11 Jun 2017 04:50:30 +0300 Niyet meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/79217/niyet-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/79217/niyet-meselesi-2? Kirvem, Geçen haftaki mektubumda “niyet” meselesinden bahsederken, özetle diyordum ki; dahili ve harici bilumum konulardaki ufak tefek sorunlarımızı durduk yere büyütüp, dolayısıyla çoğunlukla içinden çıkılmaz meselelere dönüştürünce, bu kez de etrafımızda illa da suçlu arayıp, böylece kendimizi temize havale etmekten yana tuhaf bir huyumuz var... Lafa bıraktığımız yerden devam edersek, yine özümün fikrince diyeceğim o ki, şu ya da bu nedenlerle milletçe canımızı sıkan çeşitli olaylarla ister istemez karşılaştığımızda, ortalık yerde fırıldak misali döne döne kabahati yükleyecek birilerini ararken, ata yadigarı klasik deyimiyle öncelikle iğneyi kendimize, akabinde de çuvaldızı el aleme batırmamız gerekirken, nedense her defasında tam aksine davranıp, böylece bencilliğimizi sanki farkında olmadan mı kanıtlıyoruz ne! Kirvem, niyet konusunda lügatlerin, sözlüklerin genel geçer tarifi şöyle: “Bir şeyi önceden düşünüp yapmayı istemek, maksat” Sözlüklerde yazılıp çizilen bu tür..]]> Sun, 04 Jun 2017 06:03:33 +0300 Niyet meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/79173/niyet-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/79173/niyet-meselesi-1? Kirvem, Şu bizim güzelim memleketimizin, cennet vatanımızın, gülü, bülbülü bol ülkemizin hemen her köşesinde, her bucağında ezelden beri gizliden gizliye yuva kurup aynı zamanda da milletçe refah ve huzurumuzu kaçıran kimi sorunlarımızın köküne kibrit suyu, zaç yağı döküp dolayısıyla başımızı ağrıtan, canımızı sıkan bu belalardan bir an önce kurtulmanın çarelerini arayıp durduğumuz malum! Kimisi entipüften, kimilerinin de içi kof bir cevizden farksız şu ya da bu olayları gereksiz yere mercek altına alıp büyütürken, diğer yandan da tam aksine davranıp, dolayısıyla çözülmesi elzem olan kimi önemli sorunlarımızı da görmezlikten gelip, hani deyim yerindeyse üstüne ölü toprağı serperek mümkün mertebede unutmaya çalıştığımız da maalesef acı ama gerçek! Kimileri zaman içinde ister istemez kabuk bağlamış veya giderek kangrene dönüşmüş irili ufaklı sorunlarımızın halli için “devlet, millet” el ele birlikte cebelleşip dururken, tedavi babında aldığımız yol ne yazık ki bir arpa boyu! ..]]> Sun, 28 May 2017 05:00:09 +0300 Gavur Mahallesi, Papaz Arsen meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/79123/gavur-mahallesi-papaz-arsen-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/79123/gavur-mahallesi-papaz-arsen-meselesi-2? Kirvem, Geçen haftaki mektubumda Diyarbakır Gavur Mahallesi ve Papaz Arsen hakkında iki kelam ettiğimi umarım hatırlıyorsun. Aslında bir zamanların Gavur Mahallesi’inden söz ederken diğer yandan da namıdiğeriye Hançepek’in şu andaki hal ve ahvaline ayna tutmak istedim. Zaman tünelinin girdaplarında dolaşırken bin dokuz yüz ellili yılların başlarından itibaren yaklaşık yarım asırlık bir zaman diliminin ardından dönüp geriye baktığımda, bir zamanlar hasbelkader doğup büyüdüğüm, küçelerinde top peşinde koşuşturduğum, daracık sokaklarında çember çevirdiğim çocukluğum sanki dün gibi! Anadolu denen bu bizim diyarlarda geçmişten günümüze uzanan çizgi boyunca şu ya da bu gerekçelerle başımıza “taç” yaptığımız bilumum “iktidar” ağalarının kimileri çoktan “öte taraf”ta “taht” kurmuşken, şimdilerde de günümüzün “usta” siyasetçileri de, bu arenadaki “deha”larının, Allah vergisi “fıtrat”larının öncülüğünde; bizleri, bu ülkenin halklarını, daha da doğrusu “vatandaş” olarak hepimizi “nurlu u..]]> Sun, 21 May 2017 05:00:36 +0300 Gavur Mahallesi, Papaz Arsen meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/79075/gavur-mahallesi-papaz-arsen-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/79075/gavur-mahallesi-papaz-arsen-meselesi-1? Papaz Arsen! Eyy Diyarbakır’ın top sakallı papazı! Vakti zamanında kim bilir hangi Ermeni taş ustalarının demir gönyelerle, katlanıp küçülen ağaç metrelerin yanı sıra, ayrıca irice demir bir pergel, murç, keski ve taraklı çekiçlerle bıkıp usanmadan tıkır da tıkır, tıkır da tıkır yeknesak hafif darbelerle teker teker yonttukları siyah, bazalt taşlarla yapılan bu evlerden birinden kış, yaz demeden sabah karanlığında yola çıkıp, böylece mazisi beş yüz yılı aşkın Surp Giragos Kilisesi’ne doğru elindeki bastonunla “Hayırlı Sabahlar” duası için kilisenin, “jam”ın yolunu tutan keşiş! Ermenice deyimiyle Eyy Der Arsen! Saat sarkacı gibi hiç şaşmadan, her gün aynı dakiklikle Gavur Mahallesi’indeki evinden yola revan olup, böylece kilisene, Tanrı’nın evine zamanında ulaşıp, hemen akabinde de; tüm insanların mutluluğu, sofralarının bereketi, sağlık ve sıhhatleri için dua etmeye giderken, bu arada mevsim yazsa zaman zaman kavun ya da karpuz kabuklarını, kışın bazen içine taş sıkıştırılm..]]> Sun, 14 May 2017 04:51:20 +0300 Fıtrat meselesi https://www.evrensel.net/yazi/79027/fitrat-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/79027/fitrat-meselesi? Kirvem, Senin de bildiğin üzere şu kırtıpil alemde “meseleler” hiç bitmez, nitekim zaman içinde şekil, şümul, içerik değiştiren bu sorunlar aslında zaman tüneli boyunca bazen aynı, arada bir de değişik kulvarlarda devam edip giderler... Kimi toplumlar belki de “fıtrat”ları gereği içine ister istemez saplandıkları çeşitli meselelerini çözmek için didinip, bunu da mümkün olduğunca kolay yoldan halletmeyi becerirken, buna mukabil kimi toplumlar da çözüm yerine tam aksine bir çuval inciri berbat edip sorunlar bataklığında debelenip dururlar... Nitekim bu bapta mesela yıllardan beri memleketimizin en önemli sorunu olan Kürt meselesinin çözümü için hemen her fırsatta kapağı Diyarbakır’a atan gelmiş geçmiş bilumum muhterem yetkililerin cemi cümlesi, “Kürt realitesini” güya tanıdılar, kimileri “Avrupa yolunun Diyarbakır’dan geçtiğini” kekeleyip durdular, kimileri de yıkılıp yerle yeksan olan Diyarbakır’ı Toledo yapmaktan dem vururken, kimileri de daha geçenlerde Diyarbakır’ın Türkiye’..]]> Sun, 07 May 2017 04:51:30 +0300 Vodvil meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78985/vodvil-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78985/vodvil-meselesi? Kirvem, Senin de bildiğin gibi, her sene 23 Nisan münasebetiyle çocuk yaştaki kimi öğrenciler sözde “cumhurbaşkanı” veya “başbakan”, “ vali” ya da “kaymakam” rolünde koltuklarına kurulup, ardından da kendi yaşıtlarının daha önceden ezberleyip, çoğunlukla da unutup kekeleyerek aktardıkları “bayat” sorulara ciddi ciddi verdikleri cevapların değişmez “kakafoni”‘sini, her yıl olduğu gibi bu yıl da aynı minvalde izledik! Yıllardan beri neredeyse milimi milimine tekrarlanıp duran, kelimenin tam anlamıyla vıcık vıcık bir nevi “vodvil”i andıran bu “senaryo”lar eşliğinde körpecik beyinlere sözüm ona aşılanmaya çalışılan bu “demokrasi” oyununu, onların yanı sıra oturdukları koltuklardan arada bir ciddiyetle, çoğunlukla da kahkahayla izleyen bu “muhterem zevat”ın içinde bulundukları bu hal ve ahvalleri nedense özüme hayli komik gelir! Üstlendikleri “rol” gereği sözde Bakanlar Kurulunu oluşturan bir grup çocuğa bu “oyun”u oynatan, onları sanki birer “kukla”, kendilerini de “kuklacıbaşı” z..]]> Sun, 30 Apr 2017 05:00:51 +0300 Yampiri anayasa meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78940/yampiri-anayasa-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78940/yampiri-anayasa-meselesi? Kirvem, Aylardan beri süregelen hayli yoğun bir “gürültü kirliliği” eşliğinde hesapça yeni bir anayasa metnini halkımızın takdirine sunmak için “referandum” ya da namıdiğeriyle “halk oylaması”yla yatıp kalktıktan sonra nihayet dananın kuyruğunu kopardık! Öncelikle misakımızın milli sınırları dahilindeki vatandaşlarımızın yanı sıra, ayrıca yaban elleri, yabancı diyarları aş, iş, ekmek peşinde koşuşturmak için ta fi tarihinden itibaren mesken tutmuş “gurbetçi” vatandaşlarımızın sandıklara yansıyan “milli irade”lerinin, “evet” veya “hayır”dan yana mı tecelli edeceğini “gavur icadı” televizyon ekranlarının karşısına geçip, bir yandan çekirdek çitleyip veya demli çaylarımızı yudumlayıp, bu işin “final”inin nereye varıp nasıl noktalanacağını da sabahın körüne kadar heyecanla izleyip durduk! “Kantarın topuzu”nun “evet”e doğru dümen kırdığını gören kimi vatandaşlarımız, hani deyim yerindeyse dereyi görmeden paçayı sıvayıp dolayısıyla ellerindeki bayraklarla sokaklara dökülüp ya da tık..]]> Sun, 23 Apr 2017 04:55:40 +0300 Soğan meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78891/sogan-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78891/sogan-meselesi? Kirvem, Malum, anayasa değişikliğiyle ilgili kararımızı bugün milletçe sandıklara yansıtacağız; bu nedenle kimi yayın “yassağ”larına uymamız hem şart, hemi de “demokratik hukuk devleti”mizin kanunları gereği; dolayısıyla bu haftaki mektubumu suya sabuna dokunmadan, etliye sütlüye bulaşmadan sadece “soğan meselesi”ne ayırdım... Kirvem, soğan deyip geçmemeli... Gözyaşı döktürür ama kalıcı değil, yaralayıcı hiç değil. Sevenleri ne denli çoktur bilemem ama bana öyle gelir ki sevmeyenlerinin şu alemde esamesi bile okunmaz. Fakirin fukaranın ekmeğine en yakın katık, en yakın dosttur. Somunun, lavaşın, özellikle de sıcacık tandır ekmeğinin yanında bir baş kuru soğanı bulan her gariban, çölde su bulmuş gibi sevinir. Soğanın cücüğünü yiyenlerin mideleri bayram eder. Soğan deyip geçmemeli... Kimi para babalarının burun kıvırıp yemeye tenezzül etmedikleri bu “nimet”in, bir zamanların Kostantiniye’sinde, daha sonraları da Osmanlı’nın payitahtı olan İstanbul’un göbeğindek..]]> Sun, 16 Apr 2017 04:54:59 +0300 'Milli irade' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78839/milli-irade-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78839/milli-irade-meselesi? Kirvem, Kılığımıza, kıyafetimize, en önemlisi de “fıtrat”ımıza uygun doğru dürüst bir anayasamızın olmadığını zırt pırt dillendirip dururken, öte yandan da özellikle askeri darbelerin ardından “yeni” veya “turfanda” anayasalar yapa yapa, bu konuda emekleye emekleye eninde sonunda gelip dayandığımız şu günlerde, bu kez de Türk Tipi Başkanlık adı altında yeni bir “macera”nın peşine takıldık. Hesapça milletimizin yüce meclisinde geceli gündüzlü çalışıp, komisyonlarda verdiğimiz kavgalar sonucunda mevcut anayasamızın kulpuna eklediğimiz on sekiz maddelik bir yamayla elde ettiğimiz bu anayasa taslağının milletimiz tarafından kabul edilip edilmediğini önümüzdeki günlerde referandumda birer vatandaş olarak vereceğimiz oylarla belirleyeceğiz. Yola, anayasa değişikliğiyle çıktıktan sonra ortalıkta dönüp dolaşan memleket manzaralarına bakılırsa, görünen o ki, yeni bir anayasaya kapı aralayıp, böylece milletimizin ali menfaatlerini koruyup kollamaya yönelik samimi bir “niyet”ten ziyade, ..]]> Sun, 09 Apr 2017 05:43:39 +0300 İpotek meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78790/ipotek-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78790/ipotek-meselesi? Kirvem, Yıllar önce halkımızın yüzde doksan ikisinin “evet” diyerek onayladığı halihazırdaki bu “darbe” anayasasının kimi maddelerini, zaman içinde şu ya da bu vesilelerle budayıp, değiştirip, tıraşlayıp, yama üstüne yamalarla donatıp böylece yolumuza devam ederken, şimdilerde de “yeni” bir anayasa metnini milletimizin onayına sunmanın hazırlığını bir taraftan sürdürürken, diğer yandan da şu kadar yıllık “sözde” demokrasimizin aslında ne denli “palavra” ne denli göstermelik olduğunu, tam da şu son günlerde “referandum” hikayesiyle ilgili meydanlarda atılan nutukların, televizyon ekranlarından yansıyan manzaraların yanı sıra, keza kimi “devletlular”ın beyanlarından, sağda solda verdikleri demeçlerinden izleyip görüyoruz. Nitekim bir zamanlar yüce milletimizin kahir ekseriyetinin onayladığı bu darbe anayasasının gölgesinde kuzu kuzu yaşarken, neden sonra bu anayasanın ulusumuzun bedenine dar geldiğini, aynı zamanda da kapısından içeri girmek için kuyruğa girdiğimiz Avrupa Birliği’n..]]> Sun, 02 Apr 2017 05:00:21 +0300 'Rap, rap, rap yürümek' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78739/rap-rap-rap-yurumek-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78739/rap-rap-rap-yurumek-meselesi? Kirvem, Son yıllarda “eski” Türkiye’ nin pabucunu dama fırlatıp, bunun yerine özenip bezenip nerdeyse silbaştan temelini attığımız bu “yeni” memleketimizde huzur içinde yaşarken, durduk yere başımıza öylesine anlamsız, öylesine acemice işler açtık ki, şimdilerde, hele hele tam da şu günlerde pirinçin taşını acaba nasıl ayıklayacağız diye kös kös düşünmeye başladık... Mazisi bunca yıllık bir imparatorluğun geride kalan küllerinin ardından yedi düvelle savaşıp, akabinde de kanla irfanla yoğurup kurduğumuz Cumhuriyet döneminde “on yılda on beş milyon genç” yaratmakla kalmayıp, ayrıca “yıldırımlar yaratan bir ırkın ahvadı” olarak istikbalimizi bu gençlere ve onların torunlarına emanet ederken, diğer yandan da bir an önce “muasır medeniyet”e doğru kapı aralayıp, böylece evvelemirde yurdumuzu demir ağlarla örmeye başladık... Muasır medeniyete ulaşmak için öncelikle “Türk Milleti Zekidir Çalışkandır” şiarından hareketle işe koyulurken, diğer yandan da sadece demir ağlarla yetinmeyip,..]]> Sun, 26 Mar 2017 05:00:23 +0300 'Şinanay yavrum şinanay' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/78697/sinanay-yavrum-sinanay-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/78697/sinanay-yavrum-sinanay-meselesi-2? Kirvem, Senin de sular seller misali hatmettiğin gibi, milletçe en ufak bir tek çakıl taşına, killi, kireçli, humuslu ya da günün birinde belki de üç misli ürün verebileceği umuduyla nadasa bırakılan bir karış toprağına, üç testi dolusu suyu uğruna gerektiğinde bin can feda etmeye yemin billah etmiş “yurttaşlar” olarak el ele, diz dize, yürek yüreğe hep birlikte “nurlu ufuklar”a doğru yelken açtık, bundan kellim de aynı minvalde yola berdevam inşallah! Her birimiz, yani ben affedersin Mıgır, sen elhamdülillah Hıdır, o Urum, beriki Yahudi, öteki falan, diğeri feşmekan derken eninde sonunda hepimiz güneyinden kuzeyine, doğusundan batısına veya Osmanlı atalarımızın kulağını çınlatıp onların deyimiyle; cenubundan şimaline, şarkından garbına kadar uzanan kutsal topraklarımızda, keza lezzetli balıklarla sebilullah kaynayan masmavi denizlerimizde bir elimiz yağda, diğeri balda, yediğimiz peynirli, kıymalı, pastırmalı börekler önümüzde, yemediğimiz sakatat karışımlı lahmacunları da şu sı..]]> Sun, 19 Mar 2017 05:45:36 +0300 'Şinanay yavrum şinanay' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/78651/sinanay-yavrum-sinanay-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/78651/sinanay-yavrum-sinanay-meselesi-1? Kirvem, On beş yıldan beri iktidar koltuğunda tek başlarına oturan muhteremler, halen yürürlükte olan anayasamızın arada bir sağını solunu budayıp, orasını burasını teyelleyip durdular ama yine de istedikleri istikamete veya kendilerince sıkça dillendirdikleri o ne idüğü meçhul “dava”larına bir türlü ulaşamayınca, bunu engelleyen anayasamızın kimi maddelerinin ruhuna fatiha okumak için fırsat kollayıp durdular. Sabreden derviş muradına erermiş misali, üstelik hiç hesapta yokken “Tanrı’nın lütfuyla” bir gece ansızın kapımızı çalan bir darbenin akabinde fırsat bu fırsat diyerek “yeni” bir anayasanın harcını hazırlamaya başladılar. Milletin yüce meclisinde sabahlara kadar süren hararetli, bir o kadar da bereketli kavgalar eşliğinde alelacele hazırlanıp, şimdilerde de “referandum” yoluyla halkımızın onayına sunulması için gün sayarken, bu arada ülke sathındaki “hava raporu”na bakılırsa, görünen o ki, halimiz ahvalimiz tam anlamıyla şinanay yavrum şinanay kıvamında! Nitekim beğe..]]> Sun, 12 Mar 2017 03:55:17 +0300 'Şapa oturmak' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78602/sapa-oturmak-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78602/sapa-oturmak-meselesi? Kirvem, Son zamanlarda “milli irade” denen bir laf kimi devletlularımızın ağzında sakız misali ha babam de babam çiğnenip duruyor; işin “irade” faslını es geçersek, beri taraftan da bu “milli”lik sınırının nerde başlayıp nerelere kadar uzadığına dair doğru dürüst bir kerteriz noktası da bulunmadığı halde, yine de gökten sanki zembille inen bu “milli irade” söyleminin çevresinde tıpkı bir nevi avara kasnak gibi boşu boşuna dönenip duruyoruz... Payitahtımız Ankara’nın yüksek yüksek tepelerinde on beş yıldan beri “taht” kurmuş muhterem zevatın, kim bilir hangi kör kuyudan iğneyle kazıp akabinde de sözde günyüzüne alay-ı vala ile çıkardıkları bu kavramla yetinmeyip, buna ilaveten ayrıca peşine bir de “yerli ve milli” kulpunu takınca, memlekette her şeyin tam anlamıyla yolunda gideceğini hesapladılar ama nafile! Nafile, zira on beş yıllık tek tabancalı iktidarlarının gelip dayandığı şu günlerde, memleket sathında gelişen tatsız tutsuz olaylara bakılırsa; görünen o ki, mili, yerli y..]]> Sun, 05 Mar 2017 04:48:23 +0300 'Pirincin taşını ayıklamak' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78557/pirincin-tasini-ayiklamak-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78557/pirincin-tasini-ayiklamak-meselesi? Kirvem, Bir zamanlar devletimizin en yüce makamının en şatafatlı koltuğunda oturan o günkü cumhurumuzun gülyüzlü başkanı muhterem Abdullah Gül, Tahran’a resmi bir ziyaret için giderken uçaktaki gazetecilere, dolayısıyla ulusumuza verdiği bir “müjde” vardı:“Kürt sorununda iyi şeyler olacak.” Olmadı! “İyi şeyler” babında dillendirilen bu “müneccimlik” faslı tutmadığı gibi, tam aksine yıllar yılı ülkemizin en önemli meselelerinden biri olan bu sorun, tıpkı yuvarlandıkça büyüyen kartopu misali çok daha büyük boyutlara ulaşıp maalesef günümüze kadar gelip dayandı. Milletçe sorunlarımızı çözme konusundaki belki de yetersizliğimizden mi, yoksa “Pireye kızıp yorgan yakmak”tan yana tavır almaktaki “fıtrat”ımızdan dolayı mı, irili ufaklı bir sürü meselelerimizle ha babam de babam boğuşup duruyoruz? Başımızı ağrıtan, canımızı fazlasıyla sıkan şu ya da bu minvaldeki meselelerimizin köküne kibrit suyu döküp, yerle yeksan etmek konusunda gerçekten de beceriksiz miyiz, bunu, kendi payıma ..]]> Sun, 26 Feb 2017 05:00:48 +0300 Ayna meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78507/ayna-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78507/ayna-meselesi? Kirvem, Şu cennet vatanımızda, şu güzümüzün nuru güzel memleketimizde seksen milyonu bulan nüfusumuzla bir taraftan birlik ve beraberlikten dem vurup, aynı zamanda da bu birlikteliğin nimetlerinden eşit fırsatlarda yararlanmanın önemini hemen her fırsatta dillendirip dururken, diğer yandan da “vatandaş” olarak hepimizi aynı çatı altında, aynı şemsiyenin gölgesinde barındıran anayasamızın, ufak tefek, eksik gedik kimi maddelerinin “pansuman” edilip onarılmasının daha da doğru olacağından yola çıkıp, böylece paçalarımızı sıvayıp yeni bir anayasa için seferber olduk... Tıpkı, “Mevzubahis olan vatan ise, gerisi teferruattır” misali, bu kez de “Söz konusu anayasa ise, bu uğurda kavga, patırtı mübahtır” dercesine milletin yüce Meclisinde halkımızı temsilen bulunan vekillerin gece gündüz demeden, hatta zaman zaman sabahlara kadar kendi aralarında verdikleri kırdılı, döktülü “meydan muharebeleri”nin ardından iyi-kötü hazırlayıp, akabinde de cumhurumuzun reisinin yüksek makamına postaladı..]]> Sun, 19 Feb 2017 04:50:46 +0300 Görücü Meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/78466/gorucu-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/78466/gorucu-meselesi-2? Kirvem, Misakımilli sınırlarımız dahilinde eskiden beri sık sık dillendirilen milli eğitim, milli savunma, milli istihbarat, milli kalkınma, milli görüş, milli hassasiyet gibi uzayıp giden bu "milli" kavramlar kervanına son zamanlarda bütün bunları sollayacak kertede cafcaflı yeni birini de alayı vala babında ekledik: Milli irade... Aslında ne idüğü belli olmayan, sınırının nerede başlayıp nerede bittiğine dair doğru dürüst bir ipucu, en ufak bir “kerteriz” noktası bulunmayan ama dilden dile dolaşa dolaşa eninde sonunda adı “milli irade”ye dönüşen bu “muhayyel” iradenin huzurunda bugün yarın görücüye çıkacak bir anayasanın hesaplarıyla milletçe yatıp kalkıyoruz. En az “üç çocuk” mahreçli nüfus planlamasının yanı sıra, ayrıca “saldım çayıra Mevlam kayıra” duaları sonucunda gari mevcudu resmen seksen milyonu bulan bu ülkenin “vatandaşlar”ı olarak yan yana gelip, diz dize, omuz omuza verip, böylece ana, baba, amca, dayı, enişte, kayınço, hala, teyze, elti, bacı, kardeş,..]]> Sun, 12 Feb 2017 05:29:57 +0300 Görücü meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/78422/gorucu-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/78422/gorucu-meselesi-1? Kirvem, Temeli; postal, harcı; palaska, gücü; kasaturaya dayandığı için “demokrasi” denen gavur icadından yana zerre kadar nasibini alamayan “apoletli” anayasamızla bir taraftan yolumuza devam ederken, diğer yandan da “referandum” adı altında o günkü koşullar içinde halkımıza “direkt” ya da “dolaylı” yollarla dayatılan, aslında aslı, astarı, kökü, kökeni zorbalığın daniskası olan bu anayasamızın gölgesinde, onun şemsiyesi altında milletçe hep beraber güya mutlu, mesut yaşamayı ister istemez sürdürdük nitekim! Nitekim zamanla geriye dönüp baktığımızda, ülkemizin bir türlü bitip tükenmeyen, tren katarları gibi uzayıp giden “meseleler”inin hep yerinde saydığını az-çok farkedince, bu kez de fırsat buldukça bu “nemrut”, bu “ceberrut” suratlı anayasamızın sağını solunu budayıp, hafif yollu operasyonlarla hesapça “estetize” etmeye çalışırken ne yazık ki nafile yere terleyip durduk! Çünkü aklımız sıra her derde deva “gripin” veya her türlü baş ağrısına derman “aspirin” misali çareyi h..]]> Sun, 05 Feb 2017 04:11:43 +0300 Köşe kapmaca meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/78381/kose-kapmaca-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/78381/kose-kapmaca-meselesi-2? Kirvem, Taksiler kısa mesafelere gitmedikleri için “indi bitti” adı altında yeni bir tarifeyle müşerref olduk! Bundan kellim taksi şoförleri “Yağmur yağıyor, trafik sıkışık” gibi nedenlerle mızmızlık yapmayacaklar, daha da doğrusu yapamayacaklar, aksi durumda cezalandırılacaklar. Önceleri yakın mesafelere gitmemek için bir nevi “fiili durum” yaratıp kanunlara uymayan taksiciler, sergiledikleri bu keyfi davranışlarının sonucunda amiyane deyimiyle çaktırmadan hem zam almaya başladılar hem de fiili durumu “meşru” hale getirdiler! Yani?.. Yani kuralları çiğneyen taksiciler için uygulanması gereken yasal işlemleri yerine getirmektense, tam aksine “vur abalıya” misali yolcuları hizaya çekmenin dayanılmaz hafifliğini sessiz sedasız yaşamaya başladık. Hani mil pardon, hani affedersiniz benzetmek gibi olmasın ama tıpkı anayasa gereğince içtiği, daha da doğrusu “milli içki”miz ayran misali yemin billah eşliğinde milletimizim yüce meclisinde lıkır lıkır içtiği yemini es geçen cumhurumuzun..]]> Sun, 29 Jan 2017 03:43:14 +0300 Köşe kapmaca meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/78330/kose-kapmaca-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/78330/kose-kapmaca-meselesi-1? Kirvem, Senin de bildiğin üzere ülkemizin sathında yıllardan beri bir türlü bitip tükenmeyen, hatta bitip tükenmek bir yana, tam aksine giderek birbirinin ardından kuyruklu yıldız misali uzayıp giden irili ufaklı meselerle ister istemez yatıp kalkıyoruz... Aslında tanrı vergisi “fıtrat”ımız mucibice bilumum meselelerimizi çözme konusunda zerre kadar sıkıntımız elhamdülillah yokken, buna rağmen yine de milletimizin yakasına sanki kene gibi yapışıp duran bu sorunlarımızın daha biri bitmeden, hemen akabinde binlercesi kapımızı çalıp, dolayısıyla hepimizin huzurunu şu ya da bu şekilde kaçırıyorsa, o zaman bu işte, bu gidişatta acaba bir tersoluk yok mu? “Yerli ve milli” duygularla yoğrulup hemhal olmuş, “makul” düşüncelerle tepeden tırnağa donatılmış “makbul” vatandaşların dediklerine bakılırsa; memlekette her şey yolunda ve tıkırındayken, öte yandan milli hasletlerden, milli hassasiyetlerden yana yeterince nasibini almamış, alamamış hatta bu değerlere “teğet” dahi geçmemiş “gayrimi..]]> Sun, 22 Jan 2017 04:30:15 +0300 'Ört ki ölem' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78288/ort-ki-olem-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78288/ort-ki-olem-meselesi? Kirvem, Ülkemizin en üst makamına, en şatafatlı koltuğuna “milli ve yerli” hassasiyetleri fevkaladenin fevkinde kesif olan “vatandaş”ımızın oylarıyla daha seçilir seçilmez, daha sıcağı sıcağına, daha ayağının tozuyla “Ben terleyen cumhurbaşkanı olacağım” diyerek göreve başlayan cumhurumuzun muhterem reisiyle yaklaşık üç yıldan beri yola revan olduk çok şükür! Demokrasiden yana nasibini bol kepçeyle almış bizim gibi ülkelerde, kendisi gibi aynı makamda saz çalıp çığırmayan insanların ensesinde boza pişirmek bir yana, tam aksine onların da kendi düşüncelerini özgürce aktarabilmeleri olmazsa olmaz bir kural olduğuna göre, demek ki cumhurumuzun başkanının da tıpkı diğer vatandaşlarımız gibi kendi hür iradesiyle fikrini beyan edip, dolayısıyla terleyen cumhurbaşkanı olacağım diyerek ferman buyurması bittabi ki hakkı! Osmanlı ecdadımızın ardından cumhuriyetle başlayan ve günümüze gelinceye kadar kimileri çoktan rahmete kavuşmuş, kimileri çok şükür yaşamlarını sürdüren cumhurbaşkanla..]]> Sun, 15 Jan 2017 05:00:53 +0300 ‘Ahtapot’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78244/ahtapot-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78244/ahtapot-meselesi? Kirvem, Bir zamanlar ülkemizde şu ya da bu nedenlerle işler terso gittiğinde, tüm bu melanetlerin sorumluları olarak, kabak, öncelikle "komünistler"in başına patlıyor, onların yakalarına yapışılıyordu. Seneler senesi komünistleri birer şer odakları diye niteleyip, dolayısıyla ümüklerini sıkıp, hapishanelere tıkarak seslerini soluklarını kestiğimizde memleket sathında her şeyin şıpın işi yoluna gireceğini hesaplayıp, bunun hayaliyle yatıp kalktık. Mesela tarihimizin en kirli sayfalarından biri olan 1955 yılındaki 6/7 Eylül Olaylarıyla, İstanbul'u bir gecede deyim yerindeyse harman yerine çevirip, böylece ceplerinde T. C. Kimliği taşıyan, hepsi de bu ülkenin sözde değil özde "vatandaş"ları olan; Rum, Ermeni, Musevilerin kahir ekseriyetinin kiminin mallarını yağmalayıp, ibadethanelerini yakıp, bir bakıma ülkemizde "azınlık" olmanın ne menem bir "günah" olduğunu, tıpkı 1942 yılında özellikle azınlıklara uygulanan Varlık Vergisi'ndeki adaletsiz..]]> Sun, 08 Jan 2017 03:23:59 +0300 'Doğacak çocuk' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78203/dogacak-cocuk-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/78203/dogacak-cocuk-meselesi? Kirvem, Anayasasına bu denli düşkün, yasalarının tümünün “ana”sına bu kadar “saygılı” bir toplum acaba şu alemde var mıdır bilemiyorum; ancak tüm andavallığıma rağmen yine de bilebildiğim ya da ağaç budağından farksız şaşı gözlerimle az çok izleyebildiğim kadarıyla, “temel taşı”, “orta direği” adalete dayanan, kantarının topuzu haktan, hukuktan yana asla şaşmadığı gibi, keza çatısı altında hepimizi “sözde” değil, tam aksine “özde” birer “vatandaş” olarak toplayıp bağrına basan anayasamızın varlığı dün olduğu gibi bugün bu saat en büyük teminatımızken, öte taraftan hani nasıl derler durup durup tuz kavurup, dolayısıyla anayasamızı zırt pırt şamar oğlanına çevirdiğimizin nedense farkında değiliz! Bir zamanlar, “Eski Türkiye”de isli mum ışıklarıyla bizlere yol gösterip rehberlik eden anayasalarımızla oyalanıp dururken, daha sonraları zaman tünelinde gele gele nihayet kapısına dayandığımız “Yeni Türkiye”de, bundan kellim “mum” veya minik “idare lambaları”nın yerine, çok yakında yarın..]]> Sun, 01 Jan 2017 04:46:36 +0300 ‘Anayasa-babayasa’ meselesi (9) https://www.evrensel.net/yazi/78161/anayasa-babayasa-meselesi-9 https://www.evrensel.net/yazi/78161/anayasa-babayasa-meselesi-9? Kirvem, Memlekette şu ya da bu nedenlerle işlerimiz hafif yollu bozulduğunda ya da can sıkıcı boyutlara ulaşıp hepten sarpa sardığında, vatandaş kimliğimizle ister istemez bittabii ki öncelikle üzülürken, diğer taraftan da bu nahoş durumlardan kurtulmanın yolunu yordamını bulmak için de el birliğiyle seferber oluyoruz. Birinci Cihan Harbi’nde ilan edilen ve onun akabindeki yıllarda "seferberlik hikayeleri”yle büyüyen bir neslin ahvadı, onun torun ve torbaları olarak “seferberlik meselesi”ne yabancı olmadığımız gibi, ayrıca şu veya bu nedenlerle başımız sıkıştığında her defasında da “seferberlik türküleri” çığırıp duruyoruz... Nitekim tam da şu sıralar “yeni” bir seferberlik faslının başladığını daha geçenlerde cumhurumuzun muhterem reisinin verdiği beyanatından öğrendik: “Terör örgütlerine karşı, bir milli seferberlik ruhu içerisinde hep birlikte kararlılıkla mücadele edeceğiz”. Kirvem, senin de bildiğin üzere çeşitli vesilelerle ülkemizin gündeminini oluşturan, baz..]]> Sun, 25 Dec 2016 05:00:51 +0300 ‘Anayasa-babayasa’ meselesi (8) https://www.evrensel.net/yazi/78120/anayasa-babayasa-meselesi-8 https://www.evrensel.net/yazi/78120/anayasa-babayasa-meselesi-8? Kirvem, Memleket sathında her geçen günün ardından kartopu misali yuvarlandıkça daha çok büyüyen “meseleler”imizin yanı sıra, keza kimileri de incir çekirdeğini dahi doldurmayacak kadar entipüften sorunlarımız bir taraftan dolu dizgin başını almış giderken, buna rağmen yine de seksen milyonu bulan nüfusumuzla içine tıklım tıkış doluştuğumuz “vatan” adlı bu “kutsal” geminin karaya oturmadan, kayalara toslamadan pupa yelken engin ufuklara doğru yol alması için milletçe elimizden geleni elhamdülillah esirgemiyoruz ama arada bir ufak tefek “yol kazaları”sonucunda başımızın ağrıdığı da maalesef bir gerçek... Entipüften meselelerimizi bir tarafa dehlersek, görünen o ki, ülke genelinde asıl meselemiz, daha da doğrusu bu yol kazalarının faturası dönüp dolaşıp eninde sonunda yasalarımızın yasası “anayasa”mıza ciro edilirken, aynı zamanda da kabak yine onun başına patlıyor! Eğemenliğin “kayıtsız şartsız cumhurumuzun iradesine” kınnapla bağlandığı günlerden itibaren kağıt üzerinde özenip..]]> Sun, 18 Dec 2016 04:48:59 +0300 'Anayasa-Babayasa' meselesi (7) https://www.evrensel.net/yazi/78074/anayasa-babayasa-meselesi-7 https://www.evrensel.net/yazi/78074/anayasa-babayasa-meselesi-7? Kirvem, “Yalan dünya” denen bu alemde kendimce içinden çıkamadığım, daha da doğrusu çeyrek porsiyonluk gariban aklımla akıl sır erdiremediğim irili ufaklı kimi meseleler karşısında kös kös düşünüp dururken, öte yandan da iş, dönüp dolaşıp şu bizim cennet vatanımızın neredeyse hepsi de birbirinden “nanemolla” kıvamındaki sorunlarına gelip dayandığında, bu kez de akıl sır erdirmek bir yana, tam aksine hepten bocalıyorum! Mesela memlekette her şey tıkırında, her şey yolunda dolu dizgin giderken, gari kim bilir hangi faiz lobilerinin, hangi dahili ve de harici düşmanlarımızın bir günden diğerine durduk yere başımıza sardıkları “başkanlık” diye bir meseleyle yatıp kalkmaya başladık! No! Aslında yatıp kalkmadık, uykusuz geceler boyunca sadece bu meselenin sonunun hangi kulvarlara doğru sürükleneceğini bilmediğimiz, bilemediğimiz için sabahlayıp durduk, duruyoruz nitekim! Nitekim yine mesela yıllar yılı içeriğini beğensek de beğenmesek de yine de “milli rehber”imiz olan “anayasa”l..]]> Sun, 11 Dec 2016 04:33:44 +0300 'Anayasa-babayasa' meselesi(6) https://www.evrensel.net/yazi/78025/anayasa-babayasa-meselesi-6 https://www.evrensel.net/yazi/78025/anayasa-babayasa-meselesi-6? Kirvem, Seneler senesi hatmedip ezbere bildiğin gibi, Osmanlı atalarımızın tarihe gömülmüş küllerinin ardından “yedi düvel”le savaşarak temelini attığımız cumhuriyetin yanı sıra, keza yavaş yavaş, gıdım gıdım “müşerref” olduğumuz “demokrasi” yolunda arada bir yalpalaya yalpalaya da olsa yine de azimle yürüdük, yürüyoruz evelallah! Önceleri, yani cumhuriyetle başlayan “altı ok”lu güzergah doğrultusunda “açık alınla” yürüyüp, böylece “medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar”ın peşi sıra koşuştururken şu veya bu nedenlerle tökezleyip, dolayısıyla el alemin çoktan vardığı bu “menzil”e bir türlü ulaşamamanın sıkıntısıyla “dertli dolap” gibi inildeyip durduk, duruyoruz ama bu bapta lütfedip yampiriliği kendimizde aramaktansa, tam aksine her defasında işin kolayına kaçıp, böylece sağımızda solumuzda illa da kabahati yükleyeceğimiz birilerini arıyoruz... Nitekim hayli zamandan beri ülke sathındaki irili ufaklı bilumum sorunlarımıza bir taraftan “derman” ararken, diğer yandan da tam ..]]> Sun, 04 Dec 2016 04:05:41 +0300 'Anayasa-babayasa' meselesi (5) https://www.evrensel.net/yazi/77982/anayasa-babayasa-meselesi-5 https://www.evrensel.net/yazi/77982/anayasa-babayasa-meselesi-5? Kirvem, Ülkemizin payitahtı Ankara’nın en tepesindeki maroken koltuklarında oturan “devletlular”ımızın yanı sıra, keza iskemle, kanepe ya da taburelerinde yerlerini alan daha alt kademelerdeki muhterem zevatın neredeyse tümü, ikide bir illa da “çadır”, “kabile” devleti veya “muz cumhuriyeti” olmadığımızı hemen her gün sabah akşam vurgulayıp duruyorlar. Bittabii ki hepsi de birbirinden değerli, hepsi de yüce devletimizin dümeninde birbirlerini sollayacak kertede “usta”, bir o kadar da “yetenekli” bu insanların cemi cümlesi, bir taraftan kıytırık, yandan çarklı bir muz cumhuriyeti olmadığımızı günde beş vakit haykırıp dillendirirken, öte yandan onların bu hükmüne sıradan birer yurttaş olarak inanmamamız zaten mümkün mü? Üstelik her şeyin “ala”sını, her şeyin en ince teferruatına varıncaya kadar “doğru”sunu doğuştan gelen “fıtrat”ları mucibinde bilen bu kaptanlarımızın dirayetli yönetimleri sayesinde milletçe bir elimiz yağda diğeri balda gül gibi geçinip, dolayısıyla zerre kadar b..]]> Sun, 27 Nov 2016 04:24:29 +0300 ‘Anayasa-babayasa' meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/77941/anayasa-babayasa-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/77941/anayasa-babayasa-meselesi-4? Kirvem, Ülke sathındaki irili ufaklı kimi meselelerimizin yanı sıra, ayrıca şu günlerde giderek gündemin ön sıralarında yerini alan “anayasa değişikliği” ve onun sanki mütemmim cüzü, yani bir nevi tamamlayıcısı, ayrılmaz parçası niteliğindeki “başkanlık” sorunuyla yatıp kalkmaya başladık... Yıllar yılı üstümüze başımıza bir türlü uyduramadığımız için zaman zaman türlü yamalarla donatmamıza rağmen yine de kimilerimizin endamına, boyuna posuna göre “dar” veya kimilerimize göre de “bol” gelen anayasalarımızla milletçe başımız pek hoş değilken, şimdilerde de sil baştan “yeni” bir anayasayı “görücü”ye çıkarmanın heyecanını yaşıyoruz! Yakında, bittabii ki önce Allah’ın izniyle, sonrasında da en azından “üç çocuk”lu mutlu aile planmasıyla nüfusu seksen milyonu sollamaya namzet bir ülkenin idaresini, nizam ve intizamını zapturapt almaya yönelik “dört dörtlük” bir anayasaya doğru yelken açtığımıza bakılırsa; anlaşılan o ki, “eski”sini dehleyip bunun yerine “yeni” bir anayasayı devreye ..]]> Sun, 20 Nov 2016 04:38:10 +0300 'Anayasa-babayasa' meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/77887/anayasa-babayasa-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/77887/anayasa-babayasa-meselesi-3? Kirvem, Ankara’daki yetkili makamları, en üst düzeydeki kolltukları on dört yıldan beri mekan tutmuş muhterem zevatın cemi cümlesi, ülkemizin içişleriyle ilgili meselelerini hesapça çözmeye kalkıştıktan sonra bu bapta hâlâ “patinaj” üstüne patinaj çekerken, diğer yandan dış işleriyle alakalı “dahiyane” politikalarımızın da neredeyse tümü tıpkı Suriye’deki gibi terso gittiğinde, öncelikle ona buna sinirlenip, akabinde de “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali bu becereksizliklerini, öngörüsüzlüklerini örtbas etmek için bu kez de fırıldak gibi, rüzgar gülü gibi dönüp dolaşıp çevrelerinde “suçlu” ararken, aynı zamanda da her defasında illa da “muz cumhuriyeti” olmadığımızı, dolayısıyla her işin üstesinden Allah’ın izniyle gelebileceğimizi durduk yere tekrarlayıp, bunu da dosta düşmana en tiz perdeden haykırmayı nedense huy edinmişler, ediniyorlar... Kirvem, seni bilemem ama ben özüm kendi payıma bu bizim “muhterem”lerin ikide bir, zırt pırt, muz cumhuriyeti olmadığımıza dair sofraya..]]> Sun, 13 Nov 2016 05:00:33 +0300 'Anayasa-babayasa' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/77843/anayasa-babayasa-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/77843/anayasa-babayasa-meselesi-2? Kirvem, Ülke sathında Kürtçe deyimiyle “pırpar” ya da namıdiğeriyle “semizotu” tohumu misali hayli bol ve “bereket”li gündemler birbirinin peşi sıra sanki “resmi geçit” yapıp duruyorlar. Genelde halkın kahir ekseriyetinin “aş, iş” yoğunluklu gündemleri başı çekerken, öte taraftan ülkenin kaptan köşkünde oturanların pergel, iletki, gönyeler eşliğinde çiziktirip, dolayasıyla öncelik sırasına göre “seyir defterlerine” not ettikleri gündemler nedense farklı. Yıllar yılı demokratik ülkeler safında yerimizi almak için canla başla güya çalışıp, hatta bu uğurda tüm engelleri aşmak hayaliyle elimizden gelen her türlü fedakarlıktan kaçınmayacağımıza dair hemen her vesileyle yemin billah edip durduk ama geçip giden bunca zamana rağmen memleket manzaralarına veya içinde debelenip durduğumuz ahvalimize bakılırsa; görünen o ki, “muasır medeniyet” denen bu yolda henüz nal toplamakla meşgulüz.. “On yılda on beş milyon genç” yarattığımız o günlerin ardından “on yılda bir” kapımızı çalan “apoletli d..]]> Sun, 06 Nov 2016 05:00:40 +0300 'Anayasa-babayasa' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/77800/anayasa-babayasa-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/77800/anayasa-babayasa-meselesi-1? Kirvem, Önce saltanat, sonra cumhuriyetle birlikte gavurca adı ve soyadıyla “demokrasi” denen “halkın idaresi”yle yolumuza devam ederken, nedense ve ne hikmetse içimizdeki kimi “vatansever aşıklar”ın hemen hemen on yılda bir depreşip nükseden bu “marazi” tutkuları yüzünden bazen bir gece ansızın, bazen bir seher vaktinde, arada bir de kart sesli horozların sabahın köründe tam da ötmek üzereyken; postal, palaska, dipçik eşliğinde gerçekleştirdikleri askeri darbelerle milletçe ister istemez haşır neşir olup, dolayısıyla ömür tüket-meye devam ettik ediyoruz nitekim! Nitekim, bir zamanlar “netekim” lakaplı vatansever paşamızın “önder”liğindeki “apoletli kadro”ların, el birliğiyle tamı tamına otuz altı yıl önce “otuz altı kısım tekmili birden” devreye soktukları anlı şanlı “huruç” hareketinin ardından, “Astığım astık, kestiğim kestik” kurallarınca önce yağıp gürleyip, iki yıl sonra da, yani bin dokuz yüz seksen iki yılında piyasaya alayla valayla sürdükleri “referandum” hikayesine, halkım..]]> Sun, 30 Oct 2016 05:00:46 +0300 ‘Dönülmez akşamın ufkundayız’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77752/donulmez-aksamin-ufkundayiz-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77752/donulmez-aksamin-ufkundayiz-meselesi? Kirvem, Yüzde doksan dokuzu elhamdülillah Müslüman olan halkımızın ibadeti için “Misakımızın milli sınırları” dahilinde belki de yeterince camimiz olmadığından kellim, kapı komşumuz Suriye’deki Emevi Camii’nde Allah’ın izniyle önce namazımızı kılıp, ardından da demokrasiden, insan haklarından, hak ve hukuktan yana nasibini kafi derecede almadığı gibi, ayrıca babadan oğula ciro edilen “iktidar”daki koltuğunda çöreklenip oturan Esed’e, halkının düşmanı bu “hain”e, insanlık adına ders vermeyi düşünüp bu bapta inceden inceye plan ve program yaptık ama Ankara’daki hesabımız maalesef Şam’daki pazara uymadı... Nitekim en fazla üç ay içinde Esed’in ümüğünü limon misali sıkıp akabinde de güneydoğu illerindeki vatandaşlarımızın hemen neredeyse hepsinin hem yedi göbek akrabası, hem de iki adım ötemizde yaşayan bu gariban insanların başlarına ördüğü çorapların, tepelerinden aşağı boca ettiği varil bombalarının hesabını sorup, böylece ne denli “demokrasi” aşığı olduğumuzu bu vesileyle dosta d..]]> Sun, 23 Oct 2016 04:54:25 +0300 ‘Yeni Türkiye’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77700/yeni-turkiye-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77700/yeni-turkiye-meselesi? Kirvem, Bir zamanlar, yani eskilerde kalan “Eski Türkiye”de sürüsüne lanet okuduğumuz irili ufaklı meselelerimizin nedenlerini araştırıp kurcalayınca; geç de olsa nihayet anladık ki, şu güzelim memleketimizde ezelden beri başımıza gelen irili ufaklı bilumum melanetin kökeninde hep dahili ve harici düşmanlarımızın parmak izleri var... Sağımızda solumuzda pusu kurmuş, siperlerde yere yatmış, her türlü kamuflajla ustaca gizlenmiş bu şer odaklarına rağmen, bıkıp usanmadan illa da muasır medeniyeti yakalayacağımızı tüm dünya aleme ilan edip, akabinde de bunun için gereken her türlü fedakarlıktan asla vazgeçmeyeceğimiz gibi, keza bu yola baş koyduğumuzu her fırsatta dillendirip, dolayısıyla bu uğurda ne denli kararlı olduğumuzu, kem gözleriyle gören, keskin kulaklarıyla duyan, sinsice hisseden gerek içimizdeki, gerekse çevremizdeki bu hainlerin ayak oyunlarına, arada bir de çelmelerine farkında olmadan ne yazık ki takılıp sendeledik ama yine de metanetimizi elden bırakmadık çok şükür! ..]]> Sun, 16 Oct 2016 04:51:59 +0300 ‘Karartılan ekranlar, mikrofonlarına ot tıkanan radyolar’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77655/karartilan-ekranlar-mikrofonlarina-ot-tikanan-radyolar-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77655/karartilan-ekranlar-mikrofonlarina-ot-tikanan-radyolar-meselesi? Kirvem, Senin de bildiğin üzere, şeytanın dahi aklına gelmeyecek gizli yöntemlerle, özel iletişim ağlarıyla devletin hemen her kademesine, sivil veya üniformalı tüm kadrolarına ustalıkla sızan, önceleri adıyla sanıyla “Muhterem Hoca Efendi”yken, şimdilerde karıştırdığı haltlar, yediği naneler nedeniyle tenzil-i rütbeyle lakabı “Feto”ye dönüşen bir örgütün, ansızın başımıza musallat ettiği bir “darbe girişimi”nin maddi ve manevi bilançosuyla yatıp kalkıyoruz. Milletçe uçurumun kenarından, bir iç savaşın eşiğinden, dipsiz, karanlık bir kuyuyu boylamaktan kıl payı kurtulduğumuzu dillendiren “yetkili ağızlar”ın, neredeyse söz birliği etmişçesine “teselli” babında ifade buyurdukları, “Allah yüzümüze bakmış, yoksa...” diyerek yüreklerimize su serpmeleri, bittabii ki bozulan morallerimizi tümüyle yok etmese de, yine de bu badireyi şimdilik az-çok atlatabildiğimiz için yüce Tanrımıza dua ediyoruz. Bu uğursuz, bu meymenetsiz girişimin ardından şimdilerde hafif yollu da olsa toparlanıp,..]]> Sun, 09 Oct 2016 04:55:24 +0300 ‘Mahkeme kapıları’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77602/mahkeme-kapilari-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77602/mahkeme-kapilari-meselesi? Kirvem, Hiç mi hiç beklemdiğimiz, hatta beklemek ne kelime, tam aksine aklımızdan dahi geçirmeyi zül addettiğimiz bir “darbe girişimi”yle ansızın karşılaşınca, bittabii ki önce şaşırdık, sonra da geçmiş yıllarda da neredeyse on yılda bir kapımızı çalan bu “zıpçıktı” darbelerden illallah ettiğimiz için, bu kez de yine milletçe kem talihimize, kara bahtımıza lanet okuyup durduk, duruyoruz. Ancak şarkılardaki gibi “Geç buldum, tez kaybettim” telaşıyla, her defasında halkımızın sandıktan çıkan “milli” iradesine direkt veya dolaylı yollarla inen bu tür darbelerin akabinde, tıpkı atalarımızın buyurduğu, “Yenilen pehivan güreşe doymaz” misali, ekmek arası “çeyrek porsiyon”luk “demokrasi”mize öylesine sıkı sıkıya sarıldık ki, dünya ahvalinde, uluuslararası camia içinde neredeyse “demokrasi aşığı” bir millet olmanın onurunu, gururunu kimselere kaptırmadık elhamdülillah! Nitekim henüz koordinatlarının hangi askeri mahfillerde, enlem ve boylamlarının hangi “üst akıl”lar tarafından el birliğiyl..]]> Sun, 02 Oct 2016 03:57:47 +0300 ‘Kaş yapayım derken göz çıkarmak’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77556/kas-yapayim-derken-goz-cikarmak-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77556/kas-yapayim-derken-goz-cikarmak-meselesi? Kirvem, Bu ülkenin vatandaşları olarak, yedisinden yetmişine varıncaya kadar hemen hepimizin ister istemez şahit olduğumuz bilumum askeri darbelerin, iyi-kötü yürüyen, ağır-aksak da olsa dönüp duran demokrasi çarkımızın çanına nasıl ot tıkadığını gari ezbere biliyoruz nitekim’ Nitekim “paşa” gönüllerince, daha da doğrusu kendi meşreplerince her defasında da “memleket elden gidiyor” yaygarasıyla amiyane deyimiyle “çıngar” çıkarıp, böylece “vatan kurtaran Şaban”lığa soyunup, dolayısıyla “bilek gücü”yle meydanlarda esip gürleyip, etrafı kana bulayıp, akabinde de birer “kahraman” edasıyla milletin başına zorla çöreklenip oturdukları da malum! Bitip tükenmeyen bu memleket elden gidiyor “paranoya”sının, “marazi” boyutlara ulaşan bu “vatan aşkı”nın, milletin hanesine verdiği zararların faturasını, hani ayıptır söylemesi “ağzı var dili yok” halkımız ödeyip sineye çekerken, öte yandan bu “Şabangiller” tayfasının derdi, aklı, fikri, zikri, tıyneti, ibadeti nedense hep kendi “iktidar”larının s..]]> Sun, 25 Sep 2016 04:24:00 +0300 Don Kişot'luğa özenen kayyımlar meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77510/don-kisotluga-ozenen-kayyimlar-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77510/don-kisotluga-ozenen-kayyimlar-meselesi? Kirvem, Senin de bildiğin gibi, geçtiğimiz günlerde öncelikle ülkenin dümeninde, kaptan köşkünde oturan bilumum “yetkili” erkanın canını fazlasıyla sıkan, sonra da birer “vatandaş” olarak bittabii ki hepimizin başını hayli ağrıtan “darbe girişimi”nin, maddi ve manevi “travma”sından sıyrılmak için çabalıyoruz. Yaklaşık yarım asırlık bir zaman diliminde neredeyse on yılda bir siyah “postal”larıyla kapımızı tekmeleyen “darbekolik”lerin gölgesinde “dertli dolap” misali “inim inim” inlerken, diğer yandan da ağır aksak da olsa yine de dönüp duran “demokrasi” çarkımız, bu kez de bir gece ansızın gökten sanki zembille inen bu mendebur darbe girişimiyle aldığı yara berelerden kurtulmak için, umudunu şimdilik OHAL markalı “merhem” ve onun mütemmim cüzi niteliğindeki KHK “pansuman”larına bağlamış... Kirvem, yine ezbere bildiğin üzere sık sık, yerli yersiz illa da bir “Muz Cumhuriyeti” olmadığımızı vurgularken, öte taraftan da “büyük devlet” olmanın verdiği deneyimlerden, daha da doğrusu zırt p..]]> Sun, 18 Sep 2016 04:22:47 +0300 'Papağan ve hindi' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77466/papagan-ve-hindi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77466/papagan-ve-hindi-meselesi? Kirvem, Şu sıralar Nasrettin Hoca’nın “papağan ve hindi” fıkrasını anımsamanın galiba tam da zamanı! Hani, Hoca efendi pazarda hayli yüksek bir fiyatla satılan papağanı görünce hemen eve koşuşturup kümesten kapıp getirdiği hindisine çok daha büyük bir bedel ister, bir hindi için bu kadar uçuk kaçık bir fiyatın olamayacağını söyleyip kendisiyle alay eden insanlara dönüp az önce satılan papağanın fiyatını hatırlatınca, “Ama o bir kuş değil, tıpkı bizler gibi konuşuyor” diyenlere, “İyi ya, işte bu da düşünüyor” deyip verdiği cevap, sanki ülke sathındaki ahvalimizin fıkraya dönüşmüş hali... Kirvem, İngilizce fan fin fon eden “gavur”ların deyimiyle “Made in Turkey” menşeli bir vatandaş olarak, ülkemizde arada bir de olsa papağan misali laflamanın mı, yoksa tam aksine hindi gibi kös kös düşününmenin mi “hayırlara vesile” olacağını kendi payıma henüz çözemedim. Ancak atalarımızın kulaklarımızdan incili küpe niyetine astıkları “Söz gümüşse, sükut altındır” deyimine bakılırsa; anlaşılan o ki..]]> Sun, 11 Sep 2016 04:02:50 +0300 'Gücü gücüne yetene kanunları' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77411/gucu-gucune-yetene-kanunlari-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77411/gucu-gucune-yetene-kanunlari-meselesi? Kirvem, Şu kavanoz dipli dünyada teknolojik yenilikler bir taraftan başını almış giderken, diğer yandan da “şeytan” icadı kahrolası nükleer bombaların sebilullah bolluğu yüzünden günün birinde iki “aklı evvel”in, tıpkı daracık bir köprüde karşılaşan iki inatçı keçi misali “geçiş hakkı”nın öncelikle sadece kendisine ait olduğundan yola çıkıp, akabinde de kafa kafaya giriştikleri toslar sonucunda ikisinin de köprüden aşağı yuvarlanıp, sellere kapılıp, ardından da cehenneme doğru sürüklendiklerini anlatan bu bildik hikayeye mi dönüşecek acaba şu bizim insanlık aleminin “kader”i! Kim bilir hangi zelil, hangi rezil hesapların karmaşasında dünyanın bir köşesinde keçilere dahi taş çıkartacak anlamsız bir “inat” ya da “Dediğim dedik çaldığım düdük” derebeyliğiyle, tıpkı bir zamanlar Hiroşima ve Nagazaki’de patlatılan bombalar misali ne zaman kopacağı belli olmayan o “kıyamet” gününe kadar, hani kazara da olsa “bakiye” kalacak insan “kırıntı”ları; acaba divitle, kalemle, mürekkeple sil baştan..]]> Sun, 04 Sep 2016 05:00:35 +0300 Bin yıllık hesaplar meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77368/bin-yillik-hesaplar-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77368/bin-yillik-hesaplar-meselesi? Kirvem, Siftah bir, bereket Allah’tan deyip söze başlamam gerekirse; özüme göre memleket sathında şu ya da bu nedenlerle işler aksayıp terso gittiğinde, yani ülkenin her yanı bir bakıma harman yerine döndüğünde, hemen kolları sıvayıp evvelemirde “yeni” bir “düşman” ya da hainler “lobi”si yaratıp böylece meselelerimizi çözemediğimiz malumken, buna rağmen yine de huylu huyundan vazgeçmez, can çıkmadan huy çıkmaz misali aklımız sıra gerek Misakımilli sınırlarımız dahilinde, gerekse yaban ellerden ithal edip çeşitli adlar altında istiflediğimiz harici düşmanlarımıza lanet okuyup, yerine göre amiyane deyimiyle ona buna “horoz”lanıp ya da özel ulak posta okuyarak biz bu “devlet çarkı”nı bu hot zotçu “zihniyet”le belki bir müddet daha zar zor da olsa döndürebilsek bile, naçizane kanaatim odur ki, yakında; yani yüzüp yüzüp kuyruğuna geldiğimiz anlı şanlı cumhuriyetimizin yüzüncü yılını kutlayacağımız “iki bin yirmi üç”, daha sonra da Orta Asya çöllerinden at sırtlarında Anadolu’ya ayak bastığ..]]> Sun, 28 Aug 2016 04:32:01 +0300 “Pirincin taşını ayıklamak” meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77322/pirincin-tasini-ayiklamak-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77322/pirincin-tasini-ayiklamak-meselesi? Kirvem, Her biri başlı başına birer askeri “deha”, birer “kurmay” subay olarak apoletlerindeki “yıldız” sayılarını zamanla artıra artıra nihayet çeşitli kademelerdeki general, amiral rütbelerine terfi ettikten sonra gari kim bilir hangi hacıya, hocaya veya kör “şeytan”a uyup, böylece giriştikleri yarım yamalak bir “darbe”nin fiyaskoyla noktalanmasının ardından, memleketin hali ahvali, tıpkı heybetli yapısıyla züccaciye dükkanına ansızın dalan filin tarumar ettiği içler acısı tabloya dönüştü... Ülkemizde altmışlı yıllarda başlayıp daha sonraları neredeyse her on yılda bir ama her defasında da, illa da “Vatan Kurtaran Şaban” senaryolarıyla zırt pırt tekrarlanan askeri darbelerin modası geçti; bu saatten sonra bu lafların sözünü etmek sadece abesle iştigalden başka bir şey değildir; herkes, her vatandaş rahatına, huzuruna bakıp bundan kellim kesinlikle endişelenmesin; derken, bu kez de “Hoppala yarim yaz geldi, çarşıya kiraz geldi; aldım on beş okkalık, o da yare az geldi” türküsü e..]]> Sun, 21 Aug 2016 04:51:46 +0300 ‘İnsan beşer, kuldur şaşar’ meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/77274/insan-beser-kuldur-sasar-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/77274/insan-beser-kuldur-sasar-meselesi-2? Kirvem, Geçen haftaki mektubumun devamı niteliğinde karalamayı düşündüğüm iki satırlık lafım, hani nasıl derler tam anlamıyla kursağımda kaldı; çünkü sevgili dostumuz, gazetemizin kıdemli başyazarı, bu işin piri, bu mesleğin duayeni İhsan Çaralan biraderimiz, geçtiğimiz günlerde kaleme aldığı bir makalesinde benim hesapça yazmayı planladığım yazının çok daha ötesinde, fevkaladenin fevkindeki uyarılarıyla kimi “sağır kulaklar”a öylesine oturaklı bir yazı döşendi ki, artık bu saatten sonra geriye kala kala özüme sadece nal toplamak kaldı! Üstadımızın kalemine sağlık dedikten sonra gelelim bu haftaki “mesele”mize! Evet! Diyordum ki, suçun, “samur kürk bile olsa” kimselerin kolay kolay sırtına geçirmeyeceği şu kırtıpil alemde, ehh bittabii ki aynı zamanda da şu bizim her tarafı bağ, bostan, gülistan olan “cennet vatan”ımızın ezelden beri şehit kanlarıyla yoğrulmuş, üstelik her geçen günün ardından giderek kanla daha da çok yoğrulan her karış toprağında; bizler, yani bu ülkenin boy sıras..]]> Sun, 14 Aug 2016 04:48:06 +0300 'İnsan beşer, kuldur şaşar' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/77221/insan-beser-kuldur-sasar-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/77221/insan-beser-kuldur-sasar-meselesi-1? Kİrvem, Malum olduğu üzere gerek “atasözlerimiz”, gerekse kullanıla kullanıla gari dilimizde bir nevi pelesenge dönüşmüş kimi deyimlerimizin kahir ekseriyeti, öyle laf ola beri gele kabilinden durduk yere desteksiz, nişangahsız, işkembeden atılan sıradan boş sözler olmadığı gibi, tam aksine yaşam boyunca kim bilir hangi tecrübelerin süzgecinden süzülüp, imbikten geçirilip, dolayısıyla bizlere hemen her konuda yol, yordam gösteren bir nevi “rehber” niteliğindeki “kelam”ların sanki bileşkesini teşkil ederler veya ediyorlar... Bizler; ecdadımızın zaman içinde kendilerine şu veya bu nedenlerle belki de “tuzlu”ya patlayıp acı olaylara neden olan bu deneyimlerinden, onların torun torbaları olarak bedavadan, alın teri dökmeden, taş atıp kolumuz yorulmadan sebilullah “ders” çıkarıp, hani nasıl derler, “tırnağımız taşa değmeden” faydalanmayı becerebildiğimizde, bunun mutluluğuyla zil çalıp oynarken, aksi davranışlarda bulunup işi vurdumduymazlıkla geçiştirmeye kalkışınca da, ne hikmetse çoğun..]]> Sun, 07 Aug 2016 05:00:23 +0300 Feleğini şaşıran demokrasi çarkımız meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77177/felegini-sasiran-demokrasi-carkimiz-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77177/felegini-sasiran-demokrasi-carkimiz-meselesi? Kirvem, Osmanlı ecdadımızın ardından “kanla, irfanla” kurduğumuz Cumhuriyetin gölgesinde yavaş yavaş filizlendikten sonra ağır aksak da olsa dönmeye başlayan “demokrasi çarkı”mız, geçtiğimiz günlerde bir “darbe girişimi”yle yine feleğini şaşırdı maalesef! Afrika’nın balta girmemiş ormanlarındaki “kabile” devletlerinden bir gömlek daha üstün, bir gıdım daha iyi konumdaki kimi muz cumhuriyetlerine asla benzemediğimiz gibi, keza mazisi asırlara dayanan anlı şanlı bir imparatorluğun mirasını şerefle sürdüren bir cumhuriyetin yanı sıra, ayrıca şu kadar yıldan beri demokrasi kulvarında at koşturduğumuzu zırt pırt dillendirip bununla övünüp dururken, bu baptaki tüm gayretlerimiz eninde sonunda dönüp dolaşıp her defasında ne yazık ki duvara tosladı, tosluyor! Duvara tosladı; çünkü neredeyse on yılda bir sanki saat sarkacı dakikliğindeki askeri darbelerle veya bu minvaldeki müdahalelerle şu ya da bu şekilde yara-bere alan, sağı solu tıraşlanıp bir bakıma tıpkı kuş mu yoksa deve mi misali ne ..]]> Sun, 31 Jul 2016 05:00:13 +0300 Kafa kağıdı meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/77128/kafa-kagidi-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/77128/kafa-kagidi-meselesi-2? Kirvem, Memleket sathında fırıldak veya rüzgar gülü misali bir günden diğerine, hatta nerdeyse saatbesaat değişen gündem nedeniyle vatandaş olarak şu ya da bu konuda atacağımız adımın, alacağımız herhangi bir kararın hangi istikamete doğru kapı aralayabileceğini saptayabilmek için galiba müneccim olmamız şart! Nitekim ülkenin yıllardan beri bir türlü rayına oturmayan, oturtulmayan başlıca meselerinin başında gelen “Kürt realitesi”nin yanı sıra, keza devletimizin muhterem yetkililerinin son yıllarda izlediği dahiyane dış politikamız sayesinde hemem hemen tüm komşularımızla “papaz” olurken, diğer yandan özellikle de Suriye’de gelişen olaylara dolaylı yollarla “müdahil” oluşumuz nedeniyle sınırlarımızı kevgire dönüştüren Suriyelilerin, yaklaşık üç milyonu bulan nüfusuyla memleketimizi mesken tutmalarının ardından ülkemizin irili ufaklı sorunlarına ilave olarak bir de Suriyeli sığınmacıların problemleri eklenince, bu kez de bu devasa sorunun çözümü için ceplerine koyacağımız T.C. dam..]]> Sun, 24 Jul 2016 04:35:48 +0300 Kafa kağıdı meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/77076/kafa-kagidi-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/77076/kafa-kagidi-meselesi-1? Kirvem, Yerlerinden yurtlarından ister istemez göç yollarına dökülen Suriyelilerin bir kısmı Akdeniz’in azgın dalgalarına yenik düşüp, çoluk çocuk pisi pisine boğulup giderken, kimileri de bindikleri kıytırık teknelerle veya uyduruk plastik botlarla “sakin limanlar”a güç bela ulaşır ulaşmaz önce Tanrı’ya şükredip, sonra da onlara kucak açan insanların himmetlerine sığınırken, diğer yandan da ayak bastıkları bu yeni diyarlarda yaşamlarının hangi mecralara doğru sürükleneceği de muamma! Ancak “dünya” denen şu kırtıpil gezegenin yanı sıra, keza tüm evrende neyin, ne zaman, nasıl ve hangi rotada yürüyeceğini “plan”layıp, bunun direktiflerini gökyüzündeki koltuğundan buyuran yüce Rabb’imizin, Suriyeli bu “kul”larının haline, belki de fazlasıyla acıdığı için, son anda devletimizin muhterem yetkililerinin kulaklarına hafif yollu üfleyip verdiği talimata bakılırsa; görünen o ki, başka ülkelere doğru yelken açan bu “gariban” insanların istikbali henüz tam anlamıyla kocaman bir soru işaretiyke..]]> Sun, 17 Jul 2016 05:00:07 +0300 Mayonezli demokrasi meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77029/mayonezli-demokrasi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/77029/mayonezli-demokrasi-meselesi? Kirvem, Bir aralar kendine özgü ifadesiyle “enseyi karartmayalım” diyen üstat Çetin Altan, memleket sathında şu da bu nedenlerle başımız her sıkıştığında bir bakıma “doping” mahiyetindeki bu temennisiyle umut pompalarken, arada bir de ülkemizin muasır medeniyet düzeyine ulaşabilmesi için kendince basit, sıradan bir formül üretmiş, bu formülün de en bariz anahtarlarından biri olarak da, “erkek erkeğe” köy kahvelerinde artık kadınlarımızın da beraberce sohbet edip demli çaylarını içip böylece ülkenin sorunlarına düşünceleriyle katkı sunmalarının önemine değinirken, aynı zamanda da yine köylerimizde, kasabalarımızda da tenis kortlarının birbirinin peşi sıra devreye girmesiyle birlikte memleketimizin istikbali için olumlu sonuçlar doğuracağını dillendirip, bunun hayalini kurmuştu. Üstadın bu fikrine kendilerince hak verip hatta şapka çıkaranların yanı sıra, keza bunu, bu tarz bir yaklaşımı belki de çok “romantik”, hatta şapka çıkarmak bir yana, tam aksine tamamen “fantastik”, dahası da d..]]> Sun, 10 Jul 2016 05:00:26 +0300 Molla Nasrettin meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76978/molla-nasrettin-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76978/molla-nasrettin-meselesi? Kirvem, Şu son yıllarda ülkemizin meydanlarında, özellikle de sivil halkın yoğun olduğu yerlerde birbirinin peşi sıra “hain eller” tarafından patlatılan bombalar neticesinde kendi vatandaşlarımızın yanı sıra, keza memleketimizi şu veya bu nedenlerle ziyaret eden yabancı uyruklu kimi insanların da ölüm veya yaralanmalarla sonuçlanan “kader”leri karşısında milletçe kahrolup üzülürken, aynı zamanda da tüm teröristlere lanet okuyoruz. Yine son zamanlarda zırt pırt kullanıla kullanıla gari dilimizde pelesenge dönüşen “Ateş düştüğü yeri yakar” deyimini bir nebze es geçersek, diğer yandan görünen o ki, bu tür olayların hemen akabinde fevkaladenin fevkinde üzülüp en çok da lanet yağdıranların başında bittabii ki öncelikle devletimizin “dümen”inde oturan muhterem zevat geliyor! Nitekim bu tür nahoş olayların ardından her fırsatta dillendirdikleri “Terörün, teröristin dini imanı yoktur” fetvasıyla birlikte “yetkili ağız”larınca verdikleri beyanatların hemen hepsi, demeçlerinin neredeyse tümü ..]]> Sun, 03 Jul 2016 04:27:39 +0300 Dindar nesiller meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76923/dindar-nesiller-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76923/dindar-nesiller-meselesi? Kirvem, Hemen hepsi de gökten zembille inen kimi kutsal kitaplara göre; bu cihana, bu yalan dünyaya yalınayak, başı kabak, urbasız, entarisiz, kısacası anadan üryan geldiğimiz ilk andan itibaren alnımıza kazılan “yazı”nın hükmüne binaen, noktasından virgülüne kadar “insan” kimliğimizle yaşayıp, akabinde de ister istemez göçüp gittiğimiz o “Meçhulistan”da; kimilerimiz cennetin gül kokulu bahçelerinin kapılarını sonuna kadar aralayıp huzurla içeri girerken, kimilerimiz de cehennemin kor ateşinde ilelebet cayır cayır yanıp tutuşacağız! Aslında kimlerin doğrudan doğruya “huri”lerin yaşadığı cennete veya kimlerin de tam aksine “zebani”lerin kol gezdiği cehenneme doğru yol alacağı, bittabii ki yüce Tanrı’nın huzurunda verecekleri “hesap” sonucunda yine bizatihi ulu Tanrı’mızın şaşmaz “adalet”ince belirlenecek ama bu adaletin, bu hesap kitap işinin zaman tünelinin hangi karanlık dehlizlerinin hangi anında noktalanacağına dair elimizde maalesef henüz elle tutulur, gözle görünür bir kerteriz ..]]> Sun, 26 Jun 2016 04:11:25 +0300 'Kıyamete kadar savaş' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76877/kiyamete-kadar-savas-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76877/kiyamete-kadar-savas-meselesi? Kirvem, Kimler ne derlerse desinler, kimler hangi folluklarda neler yumurtlarsa yumurtlasınlar, ya da kendini bilmez hangi gafiller hangi taraklarda ne türden bezler dokurlarsa dokusunlar, yine de Diyarbakır Gavur Mahallesi’nde hasbelkader doğmuş bir “vatandaş” olarak kendi payıma diyeceğim şu ki; memleketimizin “hali ve ahval”i, her geçen günün ardından çok daha güzel ufuklara, çok daha müreffeh kulvarlara doğru yelken açıyor elhamdülillah!.. “Yerli ve milli” hasletlerle yoğrulmuş halkımızın yarısından bir gıdım daha fazlasının bu konudaki fikirleri, düşünceleri de çok şükür tıpkı özüm gibi aynı minvaldeyken, diğer yandan da kimileri “çapulcu”, kimileri “sütü bozuk” veya “cinsi cibilliyeti, soyu sopu” musakka, mücver, humus, türlü gibi ne türden, hangi kökenden geldikleri meçhul olanlara göre de, memleketin hali nereden bakarsan bak, hangi kantarda tartarsan tart kelimenin tam anlamıyla ağlanacak haldeyiz ama ne yazık ki ağlayanımız mafiş! Kirvem, kusuruma bakma, cahilliğime ver am..]]> Sun, 19 Jun 2016 04:44:50 +0300 'En iyi Ermeni ölü Ermeni'dir' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76831/en-iyi-ermeni-olu-ermenidir-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76831/en-iyi-ermeni-olu-ermenidir-meselesi? Kirvem, Şu anda ülkemizin birlik ve beraberliğinin köküne kezzap veya kibrit suyu dökmek için el ele vermiş düşmanlarımızın sayıları; geçip giden, maziye dönüşen her günün ardından nedense biraz daha artıyor maalesef! Bu olumsuz tablo karşısında, bizler de, yani bu vatanın her karış toprağı, iki çakıl taşı, üç maşrapa suyu için gerektiğinde ölmeyi seve seve göze alan “yerli ve milli” vatandaşlar olarak, bittabii ki bu durumdan etkilenip üzülürken, diğer yandan da savunma içgüdülerimizle mümkün mertebede düşmanlarımızın sayılarını asgariye, hatta sıfırlamaya çalışıp, dolayısıyla dostlarımızın çoğalması için elimizden geleni her halükarda esirgemiyoruz ama bu bapta çok da başarılı olmadığımız acı ama gerçek! Bir zamanlar cihana nam salmış, tıpkı “kemiksiz et” misali eksiksiz gediksiz tamı tamına yirmi iki milyon kilometrekarelik koskoca bir imparatorluktan kala kala geriye kalan “nohut oda bakla sofa”lık kısmını dahi bizlere çok gören “dahili ve harici bedhahlar”ımız, bitip tükenmeyen..]]> Sun, 12 Jun 2016 04:23:47 +0300 Çılgın projeler meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76782/cilgin-projeler-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76782/cilgin-projeler-meselesi? Kirvem, Seni bilemem ama şu son yıllarda devletlularımız tarafından “çılgın” diye dillendirilen sürüsüne bereket “proje”lerden bahsedildiğinde kendi adıma çılgınca bir sevinç duyuyorum Allah vekil! Açıklanan, daha da doğrusu “çılgın”lıktan yana nasibini hayli almış bu prorejelerin birbirinin peşi sıra devreye girmesiyle birlikte, “eski Türkiye”nin pabucunun dama atılıp, bunun yerine “yeni Türkiye”mizde işlerimizin hemen her alanda eskisine göre çok daha iyi koşullarda dörtnala yol alması, bittabii ki öncelikle “yerli ve milli” duygularla hemhal olmuş bilumum vatandaşlarımızı mutlu, mesut kılarken, diğer yandan da dahili ve harici “düşman”larımızı da kıskançlıktan çatlatıyor... Özellikle şu son on dört yıldan beri ülkemizin kaptan köşkünde, onun serdümeninde oturan, “vatan ve millet” aşkına ellerini her taşın, gövdelerini her kayanın altına koymayı olmazsa olmaz babında bir milli “dava”ya dönüştürüp, bunu da, “Durmak yok yola devam” düsturuyla çılgınca projelerle taçlandıran yetkilil..]]> Sun, 05 Jun 2016 05:00:09 +0300 ‘Ayvaz kasap hep bir hesap’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76727/ayvaz-kasap-hep-bir-hesap-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76727/ayvaz-kasap-hep-bir-hesap-meselesi? Kirvem, Atalarımız “Nerde hareket orda bereket” deyimini kulaklarımızdan incili küpe misali astıkları fi tarihinden itibaren, bizler de onların torun ve torbaları olarak bu öğütlerinin bittabii ki yılmaz bekçileriyiz! Ecdadımızın kim bilir hangi eleklerden, hangi kevgirlerden zaman içinde süzüp bizlere armağan ettikleri bu deneyimlerinin izinden yürüyüp, böylece dur durak demeden yaptığımız her hareketin, her koşuşturmanın bereketini özellikle şu son günlerde çarşıda pazarda elimizdeki filelerle “sokaktaki vatandaş” kimliğimizle gezinip dururken fazlasıyla alıyoruz elhamdülillah! Aynı minvaldeki “Allah boş duranı sevmez” ayetininin de ne denli doğru olduğunu, eskiden beri sular seller gibi ezberleyen gelmiş geçmiş bilumum “devletlu”larımızın da, tıpkı mekik gibi hiç durmadan sergiledikleri bu “haraket-bereket” denkleminin semerelerini de, her mübarek cuma namazı çıkışında camilerin önünde verdikleri müjdeli haberlerin hemen ardından parsel parsel topluyoruz maşallah! Ancak ..]]> Sun, 29 May 2016 04:52:16 +0300 Dokunulmazlık meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76682/dokunulmazlik-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76682/dokunulmazlik-meselesi? Kirvem, Son zamanlarda ülke genelinde birbirinin ardı sıra gelişen önemli gündemlerle yatıp kalkıyoruz. Her birimiz cennet vatanımızın birer ferdi, birer “vatanaş”ı olarak bittabii ki bu olaylardan, bu “mesele”lerden yola çıkıp, dolayısıyla kendi kişisel dağarcığımıza veya “fıtrat”ımıza göre bu gündemleri şu ya da bu minvalde değerlendiriyoruz ama diğer taraftan da nedense ve ne hikmetse eninde sonunda dönüp dolaşıp nihayetinde hep aynı kulvarda zihnimizi kurcalayan aynı “klasik” sorunun girdaplarında maalesef debelenip duruyoruz: “N’olacak bu memleketin hali?..” Aslında bizleri, hepimizi tıpkı kundaktaki bebekler misali sarıp sarmalayan özbeöz “ana”larımızdan nerdeyse çok daha fazlasıyla üzeri-mize titreyip, böylece her birimize bahşettiği “anayasal vatandaş”lık kimliğiyle istikbalimizi, atimizi bir bakıma “teminat” altına almayı kendisine dert edinmiş anlı şanlı bir “devlet baba”mız varken, buna rağmen yine de ikide bir memleketin haliyle ilgili bu tarz sorularla kafamızı kurcalam..]]> Sun, 22 May 2016 05:00:16 +0300 Vize meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76640/vize-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76640/vize-meselesi? Kirvem, Geçen haftaki mektubumu sıkça yaptığın gibi okumadan buruşturup, akabinde de top misali doğrudan doğruya çöp sepetine şutlamadınsa, o zaman sözü son günlerde hayli fazlaca edilen Avrupa Birliği’ne bundan kellim vizesiz girme meselesine bir nebzecik de olsa dokunduktan sonra yazımın son paragrafını şöyle noktaladığımı umarım hatırlıyorsun: ...“Evropa Birliğine kapı aralamak için elimizden geldiğince çeşitli hendekleri atlatıp, böylece girdik, giriyoruz bugün yarın inşallah derken seneler senesi bu ‘hayal’in peşinde koşuşturup dururken, hani amiyane deyimiyle ‘avucumuzu yaladık’ ama avuç yalamakla bu işi kıvıramadığımızı geç de olsa anladığımızda da, bu kez de kefere milletine verip veriştirdik; gari umarım bundan sonra bu avuç yalama faslı kazaya uğramaz ve milletimiz için ‘hayırlara vesile’ olur!” Tüm kalbi duygularımla “hayırlara vesile” babında yaptığım bu duanın tez elden Tanrı katına ulaşır ulaşmaz gereken “işlem”lerin bizatihi yüce Rabbimiz tarafından geciktirilme..]]> Sun, 15 May 2016 04:55:56 +0300 Anayasa ve vekaletname meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76596/anayasa-ve-vekaletname-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76596/anayasa-ve-vekaletname-meselesi? Kirvem, Meclis kürsüsüne çıkan millletin hemen hemen tüm vekilleri, özellikle son zamanlarda “barış”tan, “kardeş”likten, halkımızın refah ve mutluluğundan yana laflayıp dururlarken, öte taraftan Meclis televizyonundan yayımlanan manzara”lara bakılırsa, görünen o ki, genellikle “vatan, millet” aşkından yola çıkıp attıkları nutukların sonucunda; iş, dönüp dolaşıp eninde sonunda içi su dolu pet şişelelerinin havada uçuştuğu muharebe meydanlarına dönüşüyor. Şu sıralar “Yeni Türkiye”de milletin yüce meclisinde en hararetli tatışmaların odağındaki “yeni” anayasanın yanı sıra, ayrıca otuz yıldan beri gündemden düşmeyen “Kürt sorunu” ya da devlet babanın “resmi” görüşüne göre “terör” yüzünden ülke neredeyse tam anlamıyla harman yerinin sanki ta kendisi! Atalarımızın buyurduğu şu meşhur “Her yiğidin kendine özgü yoğurt yeme tarzı” misali, aynı şekilde de meclisin çatısı altındaki iktidar ve muhalefet partilerinin de her biri kendile-rine has yoğurt yeme stilini diğerlerine dayatmak için kıra..]]> Sun, 08 May 2016 05:00:58 +0300 Laiklik ya da peçvörk anayasa meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76546/laiklik-ya-da-pecvork-anayasa-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76546/laiklik-ya-da-pecvork-anayasa-meselesi? Kirvem, Memlekette tam da bütün sorunlarımızı hallettik, bundan kellim gari ülkenin şarkından garbına, cenubundan şimaline uzanan her köşesinde, her bucağında, hatta dağ başındaki en ufak mezralarına varıncaya kadar hemen her tarafında birlik ve beraberliğimizin temelini bir kez daha milletçe attık, atıyoruz; pekiştirdik pekiştiriyoruz inşallah derken, birdenbire kim bilir hangi “dahili-harici” şeytanların yanı sıra, keza yine kim bilir hangi hinoğlu hinlerin veya hangi şişeden çıktıklarını henüz bir türlü çözemediğimiz “cin”lerin el birliğiyle durduk yere memleket sathında yarattıkları bir mesele ile karşı karşıya kaldık maalesef! Laiklik... Aslında Osmanlı ecdadımızın ardından cumhuriyetle başlayan süreç içinde yazıp, çizip sonrasında da yürürlüğe koyduğumuz anayasalarımızda “laik”likten yana hep dem vurduk ama bu kavram dönüp dolaşıp nedense her defasında içinden çıkılmaz bir “mesele”ye dönüştü! Yama üstüne yamalarla donatıp “peçvörk”e çevirdiğimiz anayasamızın halihazır..]]> Sun, 01 May 2016 05:02:44 +0300 Ali Baba'nın çiftliği meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76493/ali-babanin-ciftligi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/76493/ali-babanin-ciftligi-meselesi? Kirvem, Son zamanlarda “Yeni Türkiye” de illa da “yeni” bir anayasa yapacağız diye hop oturup hop kalkıyoruz. Şimdiye kadar yapılmış, kimisi zaman içinde şu veya bu nedenlerle miadı dolmuş, kimisi yama üstüne yamalarla kırk türlü renge bürünmüş, kimisi “apolet” zoruyla derdest edilip rafa kaldırılmış, keza kimisi sağından solundan hafif yollu sünnet edilip tıraşlanan bu anayasalarla gele gele nihayet gelip tosladığımız şu günlerde kolları sıvayıp, dolayısıyla yeni bir anayasa yapmayı neden bu kadar çok istiyoruz acaba? “Akil” adamların dediklerine bakılırsa yeni bir anayasa istiyoruz, çünkü Osmanlı’nın ardından Cumhuriyet döneminde; ilki 1921 de, daha sonra1924, 1961 ve 1982’de yürürlüğe girdikleri tarihlerden itibaren arada bir orasından burasından budanan bu anayasalarımızın hemen hepsi de zamanın “ruh”una uymadığı için bu yolda hep yaya kaldık! Aslında ne idüğü belli olmayan, kelimenin tam anlamıyla muğlak ama nedense kulağa hoş gelen bu “zamanın ruhu”nu güya yakalamak için yılla..]]> Sun, 24 Apr 2016 05:00:40 +0300 Halimiz ahvalimiz meselesi (11) https://www.evrensel.net/yazi/76444/halimiz-ahvalimiz-meselesi-11 https://www.evrensel.net/yazi/76444/halimiz-ahvalimiz-meselesi-11? Kirvem, Bir müddetten beri “halimiz ahvalimiz”le ilgili laflar karalayıp duruyorum; bu bapta izleyebildiğim kadarıyla, memleket sathında hal ve ahvalimiz genelde “içgüveyi”sinden halliceyken, aynı zamanda da yurttaş olarak çoğumuzun hali, “Kara bahtım kem talihim taşa bassam iz olur, ağustosta suya girsem balta kesmez buz olur” kıvamında! Şaşı gözlerim ya da şişe altını sollayan bilmem kaç nümerolu miyop gözlüklerim nedeniyle memleket manzaralarını kendimce yampiri, çarpık çurpuk gördüğüm için bu konuda kötümser, hatta belki de fazlasıyla “şom ağızlı”, dolayısıyla da “milli ve yerli” vatandaş kriterinden hepten yoksunum ama beri yandan da, özellikle son zamanlarda boş vakitlerimi değerlendirmek için her fırsatta milletimizin yüce meclisindeki televizyon ekranlarından yapılan canlı yayınları seyrederken, hemen hepsi de birbirinden değerli “vekil”lerimizin ülkemizin “ali menfaatler”i doğrultusunda kendi aralarında sürdürdükleri cansiperane “mesai”lerinin, eninde sonunda dönüp dolaş..]]> Sun, 17 Apr 2016 04:52:42 +0300 Halimiz ahvalimiz meselesi (10) https://www.evrensel.net/yazi/76393/halimiz-ahvalimiz-meselesi-10 https://www.evrensel.net/yazi/76393/halimiz-ahvalimiz-meselesi-10? Kirvem, Şu bizim “siyaset erkanı”nın tıpkı ortada fol, folluk yumurta yokken durduk yere pişmiş aşa su katmayı veya bir çuval inciri tümüyle affedersiniz bilmem ne yapmayı bu denli “usta”lıkla nasıl becerebildiklerini kendi payıma gerçekten de anlamak istiyorum ama nafile! Aslında gerek içerde, gerekse yurt dışında kendilerine has “stil”de kimisi dörtnal, kimileri rahvan at koşturan bu usta “jokey”lerimizin yanardöner tavırlarını anlamakta zorluk çekişimin nedeni, Tanrı vergisi gariban “fıtrat”ımca çok doğalken, öte yandan her biri çok şükür birer “zeka küpü”, her biri elhamdülillah başlı başına birer “akil fıçı”sından farksız bu bizim politika kurmaylarının, milletin yüce meclisinde veya televizyon ekranlarından özellikle halkımızın “ali menfaatlerini koruyup kollama” noktasında birbirleriyle kıran kırana “edebi” bir dille, son derece “ahlak”i bir üslupla yarışırken, birinin mesela “soba tahtası” derken, diğerlerinin bunu nedense “hamam tası” diye algılayıp, dolayısıyla kendi arala..]]> Sun, 10 Apr 2016 05:00:12 +0300 Halimiz ahvalimiz meselesi (9) https://www.evrensel.net/yazi/76345/halimiz-ahvalimiz-meselesi-9 https://www.evrensel.net/yazi/76345/halimiz-ahvalimiz-meselesi-9? Kirvem, Evvel zaman içinde henüz ilkokuldayken, “alfabe”nin kargacık burgacık harflerini “kara tahta” üzerinde tebeşirle çizerek veya evden taşıyıp getirdiğimiz minik bez torbalar içindeki fasulye, nohut tanelerini oturduğumuz sıralarda yan yana dizerek teker teker ezberletip öğreten, çat pat okumayı söktükten sonra da, öncelikle “hayat bilgisi” derslerinde bizleri hemen her konuda bilgilendiren örtmen”lerimiz, daha ilerki sınıflarda bu kez de kulaklarımıza ikide bir şunu fısıldıyorlardı: “İmtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz!” Kimisi dişi, kimileri de erkek olan tüm öğretmenlerimiz, bizlerin birer “yurttaş” olarak, yüce devletimizin nezdinde bir diğerinden zerre kadar farkımızın olmadığını, “yurttaşlık bilgisi” derslerinde belletip durdular ama onların bütün bu gayretlerine rağmen, özellikle şu günlerde memleket sathındaki olaylara bakılırsa; görünen o ki, gerçekten de bir zamanlar “fasulye, nohut”la başlayıp zaman içinde bilgisayarlarla süregelelen “modern” eğitim sonucunda..]]> Sun, 03 Apr 2016 05:00:53 +0300 Halimiz ahvalimiz meselesi (8) https://www.evrensel.net/yazi/76294/halimiz-ahvalimiz-meselesi-8 https://www.evrensel.net/yazi/76294/halimiz-ahvalimiz-meselesi-8? Kirvem, Şu kırtıpil alemde hemen her Allah’ın günü sağda solda, orada burada şu veya bu minvaldeki irili ufaklı olaylara bakılırsa; görünen o ki, kendi yamuk ekseni etrafında deli danalar misali ha babam de babam dur durak demeden dönen şu bizim “gariban” dünyamızın çivisi nerdeyse çıktı, çıkacak alimallah! Kimin elinin kimin cebinde, kimin uçkurunun kimin belinde olduğu belli değilken, aynı zamanda da harala gürele süregelen bir kavganın, amiyane deyimiyle bilmem ne yarışının peşinde koşturup duran “insan” neslinin sonu bu gidişle nereye varır, ehh bunu da ne idüğü belli olmayan “müneccim”ler değil, sadece ve sadece yüce Allah bilir bittabii ki! Derilerinin rengi beyazından esmerine, soluk benizlisinden katran karasına, ya da kafataslarının şekli şemali dolikosefalden brakisefaliye varıncaya kadar “insan” lakaplı bilumum mahlukatın, tarihin her evresinde kendi aralarında önceleri taşla sopayla başlayıp, daha sonraları da şeytani zekalarıyla icat ettikleri silahların yanı sıra, ayrı..]]> Sun, 27 Mar 2016 05:00:31 +0300 Halimiz ahvalimiz meselesi (7) https://www.evrensel.net/yazi/76244/halimiz-ahvalimiz-meselesi-7 https://www.evrensel.net/yazi/76244/halimiz-ahvalimiz-meselesi-7? Kirvem, Ülkemizin herhangi bir şehrinin şu veya bu semtinde, devlet ricalinin hemen burnunun dibindeki payitahtımız Ankara’nın göbeğinde, birbirinin peşi sıra patlatılan bombalar sonucunda masum insanlarımızın bir kısmı maalesef hayatlarını kaybedip ya da yaralandıklarında, “vatandaş” olarak dinleye dinleye bıkıp usandığımız “klasik” devlet söyleminin, hiç gecikmeden üç aşağı beş yukarı aşağıdaki şu cümlelerle devreye girdiği artık hepimizce malum! “...Öncelikle bu saldırıyı yapanları şiddetle lanetliyoruz... Ülkemizin birliğini, dirliğini kimse bölemez, bozamaz... Bu vesileyle şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine, milletimize başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz... Şu anda hastanelerimizde yaralılar için gereken her türlü ciddi bakım yapılıyor... İlk anından itibaren iki dakika içinde ambulanslar olay yerine intikal etmiştir... Terör kimden, nereden gelirse gelsin kınıyoruz... Milletimizin huzuru için gerekli tedbirleri alıyoruz, bu hususta kimsenin şüphesi olmasın....]]> Sun, 20 Mar 2016 04:22:39 +0300 Halimiz ahvalimiz meselesi (6) https://www.evrensel.net/yazi/76195/halimiz-ahvalimiz-meselesi-6 https://www.evrensel.net/yazi/76195/halimiz-ahvalimiz-meselesi-6? Kirvem, Ecdat yadigarı anlı şanlı Osmanlı İmparatorluğunun ardından geçen yaklaşık yüz yıl zarfında yürürlüğe giren “anayasa”larla veya “apolet” zoruyla dayatılan “babayasa”ların gölgesinde gele gele nihayet eşiğine dayandığımız “Yeni Türkiye”de, şimdilerde sil baştan “turfanda”bir anayasa yapmanın sihirli “ formül”ünü aramakla meşgulüz... Görünüşe bakılırsa payitahtımız Ankara’yı şimdilik mesken tutmuş olan milletimizin “vekil”leri, bir an önce yeni bir anayasaya kapı aralamak için yüce meclisinin koridorlarında, kulislerinde ya da “yaz-boz” tahtasına, “aç-kapa” musluğuna dönüştürülen anayasa komisyonlarında bir taraftan koşuştururken, diğer yandan da birbirlerini şu veya bu yollarla ikna edip, böylece halkımızın ali menfaatlerinin yanı sıra, keza Cumhuriyetimizin istikbalini koruyup kollamaya yönelik bir çabanın içinde sözde çırpınıp duruyorlar ama bu kulvarda aldıkları yol, maalesef tam bir arpa boyu! Neden? Çünkü “demokratik hukuk devleti”mizin bir anlamda temelini oluşturan ik..]]> Sun, 13 Mar 2016 05:00:41 +0300 Halimiz ahvalimiz meselesi (5) https://www.evrensel.net/yazi/76141/halimiz-ahvalimiz-meselesi-5 https://www.evrensel.net/yazi/76141/halimiz-ahvalimiz-meselesi-5? Kirvem, Memleket sathında gelişen olaylara bakılırsa; görünen o ki, her geçen günün ardından dönüp dolaşıp, milletçe sık sık dillendirdiğimiz ve yıllar yılı hemen hemen neredeyse hiç değişmeyen şu klasik soruyla yatıp kalkıyoruz. “Ne olacak bu memleketin hali”... Papağan misali nesiller boyunca çarşıda, pazarda, devlet dairelerinde uzayıp giden kuyruklarda bu sorunun cevabını arayıp dururken, zaman zaman kimi yöneticilerimizin, kendilerince kim bilir hangi kerteriz noktalarından yola çıkıp ardından da “güzel günler” göreceğimize dair “umut” pompalamalarına rağmen, çoğunlukla umutlarımız boşa çıktığı için, her defasında “Dön baba dönelim hacılara gidelim” tekerlemesiyle dönüp dolaşıp gele gele gelip yine aynı soruya tosluyoruz: “Ne olacak bu memleketin hali”... Aslında her defasında “Vatan Kurtaran Şaban” kimlikleriyle siyaset arenasında kollarını sıvayıp şu ya da bu şekilde “iktidar” koltuğuna kurulup oturan gelmiş geçmiş veya günümüzdeki bilumum devletluların, daha ayaklar..]]> Sun, 06 Mar 2016 04:00:50 +0300 Halimiz ahvalimiz meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/76088/halimiz-ahvalimiz-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/76088/halimiz-ahvalimiz-meselesi-4? Kirvem, Devletimizin en yüce makamının en yetkili koltuğunda oturan, cumhurumuzun “reis”inin yanı sıra, keza silsile-i meratip mucibince daha alt kademelerinde görev üstlenen diğer “devlet erkanı”nın da her cuma hangi camide namaz kılıp kılmadıklarını şahsen hiç mi hiç merak etmediğim gibi, aynı şekilde de Gavuristan diyarlarındaki bilumum başkan, yarı veya çeyrek “koltuk” sahibi yöneticilerin de her pazar günü kiliseye, sinagoga veya kendilerince kutsal saydıkları şu ya da bu “ibadethane”lere gidip gitmedikleri de zerre kadar umurumda değil vesselam! Ancak “milli ve yerli” istatistiki rakamlarımıza göre; yüzde doksan dokuz, virgül, bir bölü dokuzu elhamdülillah Müslüman olan halkımızın kahir ekseriyetinin, her mübarek cuma günü başta bittabii ki önce cumhurumuzun “reis”inin, sonra da “üst düzey” diğer yetkili zevatın da hangi camide dini görevlerini eda ettiklerini öğrenip, hatta bunu yakından takip etmeleri, anlaşılan o ki fevkaladenin fevkinde önemli bir “mesele”... Nitekim bu ka..]]> Sun, 28 Feb 2016 05:00:15 +0300 Halimiz ahvalimiz meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/76034/halimiz-ahvalimiz-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/76034/halimiz-ahvalimiz-meselesi-3? Kirvem, Geçen haftaki mektubumda, bir zamanlar cumhurumuzun başı olan Muhterem Abdullah Gül hazretlerinin, yedi yıl önce ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan Kürt meselesiyle ilgili “iyi şeyler olacak” babında verdiği “müjde”den bahsetmiş, sonra da gelecek olan o mutlu günlerin özlemiyle milletçe gözlerimizi ufuklara dikip, dolayısıyla da bunun hayaliyle yanıp tutuştuğumuzdan dem vurmuştum. Hayallerimizi süsleyen o güzel günleri, iyi şeyleri hasretle beklerken maalesef hevesimiz kursağımızda düğümlendi; umutlarımız kaf dağının ardında kaldı... Nitekim sadece şu son günlerde özellikle güneydoğu illerimizdeki memleket manzaralarının yanı sıra, keza İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerimizin meydanlarında çatapat misali birbirinin peşi sıra patlayan bombalara bakılırsa; görünen o ki, halimiz, ahvalimiz, tıpkı rengi, ruhsarı, her geçen günün ardından sanki açmadan solan güllere döndü, dönüyor. Kirvem, “her köşesi cennet” olan güzel yurdumuzun Misakımilli sınırları dahilind..]]> Sun, 21 Feb 2016 04:53:37 +0300 Halimiz ahvalimiz meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/75982/halimiz-ahvalimiz-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/75982/halimiz-ahvalimiz-meselesi-2? Kirvem, Bir zamanlar devletimizin en yüce makamının en şatafatlı koltuğunda oturan o günkü cumhurumuzun gülyüzlü başkanı muhterem Abdullah Gül, Tahran’a resmi bir ziyaret için giderken uçaktaki gazetecilere, dolayısıyla ulusumuza verdiği bir “müjde” vardı: “Kürt sorununda iyi şeyler olacak.” Yaklaşık yedi yıl önceki bu müjdenin ardından o zaman hep beraber milletçe kulaklarımızı tavşan misali en ufak bir sese, en ufak bir fısıltıya dikerek, gözlerimizi, tıpkı keskin bakışlı kartallar gibi ufuklara çevirip, böylece kaf dağının ardından gelecek olan o “iyi şeyler”in hayaliyle yatıp kalkmaya başladık! “Umut fakirin ekmeği, ye Memet ye, ye Memet ye, ye Memet ye” diyen Orhan Veli’nin, kulaklarımıza küpe niyetine astığı bu şiirden ilham alarak, belki bugün, belki yarın, hatta belki yarından da yakın bir zaman diliminde; ansızın veya sabahın seher vaktinde kapılarımızı çalacak o “güzel şeyler”in özlemiyle çıra misali yanıp tutuştuk ama hevesimiz ne yazık ki kursağımızda düğümlenip ..]]> Sun, 14 Feb 2016 04:53:55 +0300 Halimiz ahvalimiz meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/75937/halimiz-ahvalimiz-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/75937/halimiz-ahvalimiz-meselesi-1? Kirvem, Senin de bildiğin gibi, cihanşümul Osmanlı İmparatorluğunun tarih sahnesinde miadını doldurmasının ardından kurduğumuz cumhuriyette; başrolü üstlenen Türklerin yanı sıra, ayrıca boy sırasına göre en önde gelen diğer “asli unsur”lardan birini teşkil eden Kürtlerle birlikte, ilk günden itibaren el ele, “muasır medeniyet”e doğru kapı araladık... “Kanla, irfanla” temelini attığımız cumhuriyetin ilanıyla, öncelikle “tasada ve kıvançta” aynı yolun yolcusu olmayı düşleyen “yurttaş”ların oluşturduğu bir “mozaik” görünümündeyken, daha sonraları yavaş yavaş, gıdım gıdım da olsa atalarımızdan miras kalan “İttihat ve Terakki” zihniyetinin “tek”çi hegemonyasının rehberliğinde ve aynı istikamette ilerlemeye kalkışınca işlerimiz giderek sarpa sardı. Nitekim önceleri amca, dayı, hala, baldız, enişte, bacanak, kayınço, görümce, elti farkı gözetmeksizin “anca beraber, kanca beraber” türküsünü; davul, zurna, def, darbuka, saz, mızıka, mandolin eşliğinde hep birlikte dillendirip keyif çat..]]> Sun, 07 Feb 2016 04:53:59 +0300 'Püf noktası' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/75883/puf-noktasi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/75883/puf-noktasi-meselesi? Kirvem, Özellikle şu son yıllarda cennet vatanımızın siyaset sahnesinin en etkili ve de yetkili koltuklarında oturan “devletlu”ların hemen hemen nerdeyse büyük çoğunluğu, şu ya da bu nedenlerle memleketimizin içine sürüklendiği maddi veya manevi “mesele”ler karşısında bocaladıklarında, çözüm babında öncelikle aynı kakafonik şarkının “nakarat” faslını bıkıp usanmadan tekrarlayıp duruyorlar: “Birlik ve bütünlük...” Sihirli bir değnek misali ülkenin tüm sorunlarını anında çözecek olan bu birlik ve bütünlük “formül”ünü zırt pırt ısıtıp ısıtıp temcit pilavı gibi önümüze koyarken, her defasında da dibi tutmuş veya lapaya dönüşmüş yavan, yağsız bir pilavı sofraya sürmekle, belki de acemi birer aşçı yamağı olduklarını da ister istemez kanıtlamış mı oluyorlar ne! Başımız her sıkıştığında “can simidi” misali sarıldığımız bu “birlik bütünlük türküsü”nü, zaman tüneli boyunca şu veya bu makamlarda dilendirip, keza ağızlarımızda sakız gibi çiğnediğimiz halde, bugün bu saat memleket sathındaki na..]]> Sun, 31 Jan 2016 05:00:54 +0300 'Parazit sesler' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/75830/parazit-sesler-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/75830/parazit-sesler-meselesi? Kirvem, Senin de bildiğin gibi isimlerinin önünde veya kartvizitlerinde “Prof, Doç, Dr.” gibi ıvır zıvır unvanlar taşıyan kimi “akademisyen”ler; sanki memlekette yapacak başka işleri yokmuşçasına, sanki üzerlerine vazifeymişçesine son günlerde ellerine geçirdikleri her kağıdı zırt pırt imzalayıp, “bildiri” üstüne bildiri yayımlayıp, böylece cennet vatanımızın kutsal topraklarında durduk yere “mesele” yaratmak için takla atıp duruyorlar maalesef! Köklerinin hangi “faiz lobisi”sine, hangi “hıyanet çetesi”ne, hangi “terör örgütü”ne göbeğinden bağlı olduğuna dair kolay kolay ipucu vermeyen bu sözde “aydın”ların; yerine, zaman ve zeminine göre renk değiştiren bu “bukalemungiller” tayfasının, eninde sonunda ipliğinin pazara çıkarılıp, dolayısıyla memleketimizin yüce “adalet”ine teslim edileceği günlerin inşallah arifesindeyiz! Halkımızın refah ve mutluluğundan yana ellerini her taşın, yosun tutmuş her kayanın altına koyacaklarına dair gerek milletimizin en yüce meclisinde, gerekse meydanl..]]> Sun, 24 Jan 2016 05:00:06 +0300 Su meselesi https://www.evrensel.net/yazi/75774/su-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/75774/su-meselesi? Kirvem, Memleket sathında gelişen irili ufaklı bilumum olaylara bakılırsa, taa fi tarihinden beri peşinden tazı misali koştuğumuz “muasır medeniyet”i önce kuyruğundan, şimdilerde de boynuzundan yakaladık elhamdülillah! Nitekim mesela bir zamanlar şu ya da bu nedenlerle kendilerince “Su akar, Türkler bakar” deyiminin zelilce hükmünü verenlerin bu tavrı, bugünlerde “Su akar, Türkler yapar” formatıyla giderek yaygınlaşıp bir bakıma düşman çatlatacak kertede ters yüz edildiyse; demek ki bunun sevabını şu anda “yeni Türkiye”nin dümeninde oturan, daha da doğrusu bu geminin kaptanlığını on küsur yıldan beri “usta”ca manevralarla sürdüren devletlularımıza, ehh bittabii ki ona “reis” lik eden kadrolara borçluyuz, maşallah! Suların boş yere akıp gittiği “eski Türkiye”nin pabucunu dama fırlatıp, bunun yerine ülkenin her tarafını barajlarla donattığımızı, iki gün önce cumhurumuzun “reis”inin etrafına topladığı sayısız bakan, bürok-rat ve onların mütemmim cüzü niteliğindeki her şeye maydanoz..]]> Sun, 17 Jan 2016 04:53:31 +0300 'Yerli ve milli milletvekili' meselesi (12) https://www.evrensel.net/yazi/75721/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-12 https://www.evrensel.net/yazi/75721/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-12? Kirvem, Bir zamanlar, yani cumhuriyetimizin kurulduğu ilk yılardan itibaren öncelikle Birinci Cihan Savaşı’nın üzerimize sinmiş tozlarından bir an önce kurtulmak için “ulus”ça “silkinip”, “titreyip” dolayısıyla kendimize gelmenin yollarını aradık... Bunun için evvelemirde her yaştan “on yılda on beş milyon genç” yaratırken, aynı zamanda da anayurdu demir ağlarla örüp, harf, kılık kıyafet inkılapları derken, diğer yandan da “milli eğitim” veya “talim, terbiye” adı altında hazırlanan programlar eşliğinde; ilkokul bebelerinin yanı sıra, keza orta ve lise çağlarındaki gençlerimizi de meydanlarda asker misali sert adımlarla rap rap yürütüp, böylece her fırsatta,”Tüürk önde, Tüürk ileriii” marşlarıyla “milli şuur” aşılamayı ihmal etmedik... O günkü şartlar altında yaratılmak istenen bu “ulusal bilinç” konusunda her geçen günün ardından hani deyim yerindeyse kantarın topuzunu belki de farkında olmadan biraz fazla kaçırmış olacağız ki, başta Çanakkale olmak üzere diğer cephelerde de “yedi d..]]> Sun, 10 Jan 2016 05:00:49 +0300 Şeytan taşlama meselesi https://www.evrensel.net/yazi/75669/seytan-taslama-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/75669/seytan-taslama-meselesi? Kirvem, Hemen hepsi de gökten zembille inen bilumum “kutsal” kitaplara göre, “Adem Baba ile Havva Ana”mız; şeytana uyup, böylece birlikte ısırıp ısırıp afiyetle yedikleri Amasya elmalarının hemen akabinde, işledikleri bu “suç” ya da “ilk günah” nedeniyle yüce Tanrı tarafından cennetten kovuldular... Cennetten palas pandıras “ihraç” edilir edilmez, Paşabahçe yapımı kavanoz dipli dünyamıza ayak bastıkları o ilk günden itibaren, bİzler de onların torba ve torunları olarak zamanla aynı suçu, aynı “halt”ı dur durak demeden işleyip, böylece minik, siyah, bereketli “semizotu” tohumları misali ha babam de babam çoğalıp durduk ama, diğer yandan da hani mil pardon, “nerede çokluk, orda bilmem ne..” deyiminin sanki hakkını verircesine şu kırtıpil alemde sudan bahanelerle birbirleri-mizin ümüğünü sıkıp sırtlarını mindere yapıştırmayı nedense hüner belledik... Aslında eninde sonunda hepimiz aynı soyun sopu, aynı tarlanın “mahsul”ü olduğumuz halde, üstelik daha henüz yolun başında, daha ortal..]]> Sun, 03 Jan 2016 05:00:21 +0300 'Yerli ve milli milletvekili' meselesi (11) https://www.evrensel.net/yazi/75615/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-11 https://www.evrensel.net/yazi/75615/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-11? Kirvem, “On yılda on beş milyon genç” yarattığımız o “eski Türkiye”nin pabucunu dama atalı hayli zaman geçti; köprülerin altından akıp giden sularla birlikte, nüfusumuzun çoğunluğu “köylü”, nam-ı diğeriyle “milletimizin efendisi” olanlar, babadan, dededen kalan çorak tarlalarında bir taraftan çift sürerken, diğer yandan da karasabanlarını çeken zayıf, sıska öküzlerinin sırtlarını ellerindeki değnekleriyle arada bir hafiften hafife yoklayıp, aynı zamanda da davudi seslerinin en üst perdesinden “ho, hoo, horovel” tekerlemesiyle öküzlerini çoştururken, daha sonraki yıllarda; “Yeter, söz milletindir!” sloganıyla “iktidar”a gelen Demokrat Parti’yle başlayan “kalkınma” hamlesiyle devreye giren traktör, pulluk, biçerdövenlerin hırıltılı seslerinin arasında horoveller giderek sessizliğe büründü... Milletçe harıl harıl kalkınıyorduk...Sabahın köründe tarlalara koşan “efendi”lerimiz, bu kez “Coni Amca”mızın çeşitli adlar altında yaptıkları ekonomik “yardım”ları,”hibe” yoluyla gönderdikleri to..]]> Sun, 27 Dec 2015 05:00:10 +0300 'Yerli ve milli milletvekili' meselesi (10) https://www.evrensel.net/yazi/75565/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-10 https://www.evrensel.net/yazi/75565/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-10? Kirvem, Malum olduğu üzere “Eski” Türkiye”nin defterini dürüp, ardından da “Yeni” Türkiye’ye doğru yelken açtığımız şu günlerde, memleketimizin parlak istikbali öncelikle kapı komşularımız Rusya, Suriye, iran, Irak derken aynı zamanda da ebedi ve ezeli düşmanlarımız olan Yunanistan ve bittabii ki Ermenistan’ı kıskançlıktan inim inim inletip çatlatırken, diğer yandan da sayıları saymakla bitmeyecek kadar bol, çetelesi tutulamayacak kadar gani dostlarımızı da sevindirip, hatta neredeyse hepsine de bayram yaptıracak kadar uygun adımlarla yoluna devam ediyor... Bir zamanlar memleketimizin kuş uçmaz kervan geçmez yollarında hemen hemen her külüstür kamyonun veya köhnemiş kaptıkaçtıların arkasına yazılan “acele eden, ecele gider” lafının tamamen “eski” Türkiye’de kaldığını, şimdilerde yurdumuzun en ücra köşelerine kadar uzayıp giden “duble” yollarında konforlu otobüslerin, minibüslerin yanı sıra, keza son model arabaların da neredeyse tümü, yol boylarındaki radarlara yakalanmadan son sürat..]]> Sun, 20 Dec 2015 05:00:58 +0300 'Yerli ve milli milletvekili' meselesi (9) https://www.evrensel.net/yazi/75513/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-9 https://www.evrensel.net/yazi/75513/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-9? Kirvem, “Cennet vatan”ımızda “savaş” yerine kalıcı bir “barış”tan söz etmenin gari nerdeyse suç sayılıp, dolayısıyla bu konuda gayret sarf edenlerin seslerinin soluklarının enselerine sıkılan tek bir kurşunla kesilmesinin bir bakıma sanki “kanun hükmündeki kararnameler”e dönüştüğü bir “hukuk devleti”nde, geçtiğimiz günlerde katledilen bir barış “Elçi”sinin ardından, geçen hafta yarıda bıraktığım “yerli ve milli milletvekili” meselesine bıraktığımız yerden devam edeceğim. Nitekim bir müddetten beri “Uzayıp giden o tren yolları” türküsünü sanki çağrıştıran, “Yerli ve milli milletvekili” meselesinin öyle laf olsun torba dolsun, ya da dostlar alışverişte görsün hesabıyla sarf edilmiş, içi, içeriği boş bir söz olmadığını, hele hele bunu da cumhurumuzun sayın “reis”inin halkımızın kulağına üflediği bir ferman nedeniyle bu meseleyi kendimce önemli bulduğum için bu konuya yine balıklama daldım, dalıyorum. Önemsiyorum; çünkü seksen milyona doğru kapı aralayan, hatta cumhurumuzun muhterem “ba..]]> Sun, 13 Dec 2015 05:00:15 +0300 'Kaderin cilvesi' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/75456/kaderin-cilvesi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/75456/kaderin-cilvesi-meselesi? Kirvem, Geçen mektubumda “yerli ve milli milletvekili” meselesine devam edeceğimi, özellikle de “milliyetçilik” denen ve özüme kalırsa tüm insanlığın şu ya da bu şekilde başına bela kesilen bu konu etrafında iki satır daha karalayacağımdan dem vurmuştum ama, olmadı. Olmadı; zira “cennet” vatanımızda sabah “bismillah” deyip güne başladığımız daha ilk andan itibaren aynı günün akşam karanlığı henüz bastırmadan gerek birey, gerekse toplum olarak başımıza nelerin geleceğini, esen rüzgar, yağan yağmurlarla beraber memleketin gündeminin nerden nereye savrulup bizleri hangi hallerden alıp hangi hallere doğru savuracağını ya da paspas gibi nereye, ne zaman sereceğini bilemiyoruz. Tanrı’nın kim bilir hangi dil veya hangi yazı türüyle özenip bezenerek yazıp alnımıza yapıştırdığı “kader” doğrultusunda, keza yine Tanrı’nın kendi yüce “irade”siyle belirlediği istikamet mucibince şu kırtıpil aleme pusulasız ayak basar basmaz ilk nefesimizle birlikte yaşamaya başlarken, daha sonraları, “hayat dene..]]> Sun, 06 Dec 2015 05:00:16 +0300 'Yerli ve milli milletvekili' meselesi (8) https://www.evrensel.net/yazi/75400/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-8 https://www.evrensel.net/yazi/75400/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-8? Kirvem, Hayli zamandan beri yukardaki başlık altında kaleme aldığım meseleyle ilgili laflarken, acaba farkında olmadan kantarın topuzunu kaçırıp işi lüzumundan fazla mı uzattım, keza aynı konu etrafında fırıldak misali dönüp durduğum için sayıları Çin nüfusunu sollayan okuyucularımın giderek sabrını mı taşırdım, bunu gerçekten bilmiyorum... Dünya ahvalinde her geçen günün ardından kimileri incir çekirdeğini dolduramayacak kertede “boş”, kimileri yürek dağlayacak kadar “nahoş” olaylar karşısında karınca kararınca da olsa düşüncelerimi sağa sola gönül rahatlığıyla pazarlamayı, hatta gerektiğinde katarlar dolusu yazılarımla “kalemşor”luğa soyunmayı nedense “fıtrat”ıma daha uygun buluyorum ağparik! Kirvem, senin de bildiğin gibi, şu sıralar ülkemizin semalarında “akbaba”lar misali dolanıp duran “milliyeti bilinmeyen” bir uçak düşürüldükten sonra, bu uçağın Suriye’den yola çıktığını ve eski adıyla Moskof gavurlarına, şimdilerde de Sovyetler Birliği’ne ait olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz ni..]]> Sun, 29 Nov 2015 05:00:45 +0300 ‘Yerli ve milli milletvekili’ meselesi (7) https://www.evrensel.net/yazi/75346/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-7 https://www.evrensel.net/yazi/75346/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-7? Kirvem, Ağır aksak da olsa, zaman zaman paslanıp gıcırdasa da, yine de arada bir gres yağıyla bolca yağlandığında kendi ekseni etrafında dönenip duran bir “demokrasi çarkı”mız çok şükür mevcut! Bir zamanlar, yani demokrasi çarkının henüz ülkemizin değirmenlerinde dönmediği o eski dönemlerde; “padişah, sultan” lakaplı ecdatlarımızın fermanları karşısında boyunları ister istemez kıldan ince olan bilumum “kul”ların, hünkarlarımızın buyurdukları istikametlere doğru kılıç, kalkan kuşanıp yollara revan olmasının ardından; imparatorluğun sınırları, önceleri hani deyim yerindeyse Çin’den maçine uzanırken, daha sonraları Viyana kapılarından “tornistan”la gerisin geri tosbağa misali kabuğuna çekilip, dolayısıyla Konya ovalarında sil baştan çadır kurmaktan son anda İstiklal Harbi sayesinde kurtuluşunu, ilkokuldan itibaren üniversite kapılarına gelinceye dek tarih kitaplarından hatmedip, akabinde de cumhuriyet döneminin bunca yıllık serencamıyla birlikte demokrasi çarkının misak-ı milli sını..]]> Sun, 22 Nov 2015 04:53:59 +0300 ‘Yerli ve milli milletvekili’ meselesi (6) https://www.evrensel.net/yazi/75297/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-6 https://www.evrensel.net/yazi/75297/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-6? Kirvem, Önceleri başımızın başı başbakanken, günümüzde de cumhurumuzun “reis”i sıfatıyla, “milletin evi” denen imarlı, ruhsatlı “gecekondu”sunda oturan Muhterem Erdoğan hazretlerinin,”Durmak yok, yola devam” nakaratıyla ülkemizi, milletimizi uluslararası arenada eski Türkiye’ye göre daha parlak, çok daha yüksek refah düzeyine ulaştırmak için canla başla, gecesini gündüzüne, yatağını yorganına katarak verdiği uğraş hepimizce malum... Bu uğurda, yani bir taraftan “yurtta sulh, cihanda sulh” diyerek tepinip durmamıza rağmen, sayıları ne hikmetse giderek artan düşmanlarımızın hepsini tam da aşık kemiklerinden çatlatacak kertede müreffeh yeni bir Türkiye yaratmak özlemiyle bıkıp usanmadan çalışırken, aynı zamanda da bu yolda atılması gereken ilk adımın “tek bayrak, tek devlet, tek millet, tek vatan”dan oluşan, bir nevi baklava dilimli “eşkenar dörtken”i anımsatan, kefere Yunan tayfasının diliyle “rombus” denen bu geometrik formülle gerçekleştirileceğini her fırsatta meydanlardan ya da..]]> Sun, 15 Nov 2015 04:53:25 +0300 ‘Yerli ve milli milletvekili’ meselesi (5) https://www.evrensel.net/yazi/75252/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-5 https://www.evrensel.net/yazi/75252/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-5? Kirvem, Allahın izniyle, yüce milletimizin ferasetiyle ülke genelinde “patırtısız, gürültüsüz”, ama beri yandan da kimi vatandaşlarımızca önceleri sadece “bölge” diye nitelendirilirken, daha sonraları kısık sesle de olsa yavaş yavaş Kürdistan diye sözü edilmeye başlanan güneydoğu ve doğu illlerimizin kimi kaza ve köylerinde; asker, polis, toma’lar eşliğinde sağlanan “düzen, nizam, intizam” üçlemesiyle milletçe plastik kutulara attığımız oylarla “demokrasi oyunu”muzu icra ettik elhamdülillah! Bir zamanlar, yani henüz çelik çomak misali yeni yeni oynamaya başladığımız bu demokrasi oyunuyla birlikte sandıklara atılan “rey”lerin tek tek sayılıp tasnif edildikten sonra sonuçlarının yetkili makamlarca resmen açıklanmasının o günkü koşullar altında ister istemez uzayıp, dolayısıyla insanlarımızı, amiyane deyimiyle neredeyse “fıtık” ettiği o dönemleri de atlattık çok şükür! Şimdilerde, kullandığımız oyların terazinin hangi kefesinde ve ne oranda toplandığını öğrenmek için uzun uzadıya..]]> Sun, 08 Nov 2015 04:55:49 +0300 'Yerli ve Milli Milletvekili' meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/75208/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/75208/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-4? Kirvem, Halkımızın büyük çoğunluğu bugün bu saatlerde güzel yurdumuzun sathında demokrasimizin nimetlerini yerine getirmek ya da amiyane deyimiyle tepe tepe kullanmak için sabahın köründen itibaren seçim mekanlarına yönelip, böylece “şeffaf” plastik kutulara atacakları oylarla son zamanlarda sözü sıkça edilen “milli irade”nin ne menem bir “menemen” olduğuna karar verecekler. Bir zamanlar, yani “Eski Türkiye”de kendimize has “tek parti”li demokratik sistemimizin ardından daha sonra siyaset arenasına çıkıp bu kulvarda at koşturmaya çalışan “Demirkırat”la birlikte, yarım porsiyon da olsa şekli şemali yavaş yavaş değişmeye başlayan çok partili demokrasimizle tam da öğünüp bununla gurur duymak üzereyken, bu baptaki hevesimiz, kısa zaman içinde postal, palaska, apolet eşliğinde kursağımızda kaldı; ihtilal, devrim mevrim dalga dubarasıyla demokrasimiz “Milli Birlik Komitesi”ince tozlu raflara kaldırıldıktan sonra, ecdat yadigarı olan “sadrazam” kellesinin urulması tahtındaki alışkanlığımızı..]]> Sun, 01 Nov 2015 13:31:48 +0300 'Yerli ve milli milletvekili' meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/75158/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/75158/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-3? Kirvem, Şu bizim “cennet” vatanımızın siyaset arenasında kimileri rahvan, kimileri dörtnal at koşuşturan bilumum yetkili, dirayetli, işinin ehli “jokey”lerimizin, ülke sathında gelişen irili ufaklı çeşitli olaylar karşısında sıcağı sıcağına verdikleri “beyanat”larına bakılırsa; görünen o ki, bütün bu beyanatların ya da evvelemirde yaptıkları açıklamaların hemen hepsi neredeyse virgülünden noktalı virgülüne, ünleminden soru işaretlerine kadar aynı tornadan çıkmış laf ebeliğinin değişmez birer kopyası! Yaşanan olayın rengi, gündemin mahiyeti, içeriği veya nedeni ne olursa olsun eninde sonunda dönüp dolaşıp üç aşağı beş yukarı aynı “format” taki cümlelerle noktaladıkları demeçlerine, bu köhnemiş “bayat” laflarına kimilerimiz kendimizce amenna deyip inanırken, kimilerimiz de bu bitmez tükenmez “laga luga”lara kulaklarımızı tıkarız ama, onlar, yani bu “usta” jokeyler her defasında bildiklerini okuyup, dolayısıyla “dıgıdık dıgıdık” makamında aynı minvalde at koşturmayı sürdürürler, sürdürü..]]> Sun, 25 Oct 2015 05:00:43 +0300 'Yerli ve milli milletvekili' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/75112/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/75112/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-2? Kirvem, Yıllar yılı “Yerli malı yurdun malı, her Türk onu kullanmalı” sloganı eşliğinde yerli malı veya daha sonraki yıllarda da, “Tutum, Yatırım ve Türk Haftası” adı altında memleket sathında çeşitli etkinlikler düzenlediğimizi geçen mektubumda belirtmiştim; nitekim bu coşkulu kutlamaların faydasını fazlasıyla görmüş olacağız ki, her yıl aralık ayında bu işe aynı minvalde devam ediyoruz. Aslında son zamanlarda yılın neredeyse her gününü, hemen her haftasını dilim dilim parselleyip, böylece kimine analar, babalar, sevgililer günü, kimilerine de mesela orman haftası, müzeler, engelliler, turizm, yaşlılar, Yeşilay, vergi, sağlık, insan hakları ve demokrasi, Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası gibi daha bir sürü falan feşmekan adlar altında neredeyse senenin elli iki haftasını bir taraftan kardeşçe bölüp bölüştürürüp, diğer yandan da güftesi, Enis Behiç Koryürek; bestesi Erol Sayan’a ait rast makamındaki “Geçsin Günler Haftalar, Aylar Mevsimler Yıllar...” şarkısını arada bir terennüm..]]> Sun, 18 Oct 2015 04:51:41 +0300 'Yerli ve milli milletvekili' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/75061/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/75061/yerli-ve-milli-milletvekili-meselesi-1? Kirvem, Senin de bildiğin üzere bir zamanlar, yani bin dokuz yüz kırklı yılların ortalarından itibaren özellikle ilkokullarda hararetle kutlanan “Yerli Malı Haftası” adlı bir etkinlik vardı; bu etkinliğin amacı, “Yerli malı yurdun malı, her Türk onu kullanmalı” sloganıyla genç dimağlara “Her Türk”ün, “gavur malları” yerine, mutlaka “Türk malı” olan ürünleri kullanmaları bu yolla pompalanıp özendirilirdi. İkinci Cihan Harbi’nin henüz yeni yeni sona erdiği o yıllarda memleket sathında başta ekmek, yanı sıra daha bir sürü günlük ihtiyaç maddelerinin “karne”lerle dağıtıldığı o yoksulluk içinde ülke vatandaşlarının neredeyse hemen hepsi kıt kanaat geçinip bir bakıma yaşam kavgası verirken, diğer yandan elma, armut, ayva, patlıcan, patates, soğan, sarımsak, çalı fasulyesi, çalı süpürgesi, gibi kimi “yerli” malların dışındaki mesela iğne, çengelli iğne, toplu iğne, lamba, lamba şişesi, gaz, gaz ocağı, gaz yağı, bezin yanı sıra, keza tıpkı kara tren katarları gibi birbirinin ardı sıra uzayı..]]> Sun, 11 Oct 2015 05:00:14 +0300 Sloganlarla migren tedavisi meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/75017/sloganlarla-migren-tedavisi-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/75017/sloganlarla-migren-tedavisi-meselesi-3? Kirvem, Senin de ezelden beri bildiğin üzere şu ya da bu nedenlerle sağda solda, orada burada atılan kimi “slogan”lar bazı çevrelerin hoşuna giderken, buna mukabil kimi sloganlar da bazı kesimlerce rahatsız edici, kulak tırmalayıcı hatta “nahoş” bulunur. Şu veya bu mesele tahtında uzun uzadıya bir araba laf etmektense, bunun yerine kısa, öz, genellikle de şiirsel bir ifade tarzını içeren kafiyeli, çarpıcı sloganlarla meramımızı anlatmayı, düşüncelerimizi bu tarz ifadelerle aktarmayı daha uygun bulduğumuz için bu yolu sıkça deneriz. Aslında bir nevi sıkıştırılmış kağıt top gibi şutlayıp attığımız sloganların bazıları “açmadan solan gül” misali daha ilk andan itibaren sönüp gittiği gibi, kimileri de zamanla yer ile yeksan olurken, diğer yandan yerlerini bu kez başka sloganlara bırakırlar. Slogan üretip bunu da deyim yerindeyse “piyasa”ya sürmek için her şeyden önce bittabii ki düşüncelerimizi, fikirlerimizi rahatça ifade edebileceğimiz demokratik bir ortam kesinlikle şart; bu tür ..]]> Sun, 04 Oct 2015 04:21:34 +0300 Sloganlarla migren tedavisi meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/74967/sloganlarla-migren-tedavisi-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/74967/sloganlarla-migren-tedavisi-meselesi-2? Kirvem, Geçen haftaki mektubumda ülkemizin şu an içinde debelenip durduğu en önemli gündeminden, yani kimilerine göre “terör”, ama özüme göre “Kürt meselesi”nden söz ederken, diyordum ki; bu sorunun derininde yatan asıl “neden”i es geçtiğimiz için başlangıçta hafif yollu bir “baş ağrısı” niteliğindeki bu meselenin daha sonraları giderek bir nevi “migren”e dönüşmesini engelleyemediğimiz için bugün “derman” aramakta zorlanıyoruz. Önceleri, yani henüz gavur icadı market ya da süpermarketlerin ülkemizin sınırlarını delik deşip edip kevgire çevirmediği o eski dönemlerde; gerek eczanelerde, gerekse memleketimizin her sokağında, hemen her köşesindeki “bakkal amca”larda üç kuruş otuz paraya sorgusuz sualsiz reçetesiz satılan, üstelik her derde deva olan öküz gözü iriliğindeki iki “Gripin” veya yarım tabletlik bir “Aspirin” ile başımızın ağrısını iyi-kötü dindirip, bu “bela” dan kısmen de olsa kurtulmamız mümkünken, bunun yerine nedense ne hikmetse illa da ipe sapa gelmez “kocakarı” ilaçl..]]> Sun, 27 Sep 2015 04:53:00 +0300 Sloganlarla migren tedavisi meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/74922/sloganlarla-migren-tedavisi-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/74922/sloganlarla-migren-tedavisi-meselesi-1? Kirvem, Malum olduğu üzere “Akil adam”lar menşeli kimi vatandaşlarımız bir zamanlar memleketimizde iyi gitmeyen olaylar karşısında bardağın yarı yarıya boş olan kısmına bakıp, “kötümser” bir tavır takınırken, buna mukabil keza yine kimi akil adamlarımız da tam aksine bardağın dolu kısmını işaret edip, dolayısıyla “iyimser” bir tablo çizdiler. “Fıtrat”ları mucibince hemen her daim nedense “kötümser” olmayı huy edinenler bu bapta kendi bildiklerini okurken, diğer taraftan “iyimser” olanlar gözlerimize pembe gözlük takmayı kendilerince daha uygun buldular. Yıllar yılı görmezlikten gelinen, her fırsatta halı altına süpürülüp dolayısıyla bir bakıma yok sayılan, ama aslında tüm bu çabalara rağmen, başlangıcında hafif yollu bir “baş ağrısı” niteliğindeyken, zamanla giderek “migren”e dönüşen Kürt meselesinin, gari tez elden çözülmesini nihayet akıl eden “devlet aklı”, geç de olsa bu işin sihirli formülünü bulup buluşturmaları için akil adamlara müracaat etmek için kolları sıvadı. Atalarımı..]]> Sun, 20 Sep 2015 04:08:27 +0300 ‘Meselelerimizi biliyoruz’ meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/74870/meselelerimizi-biliyoruz-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/74870/meselelerimizi-biliyoruz-meselesi-2? Kirvem, Geçen haftaki mektubumda, başımızın başı Davutoğlu’nun ülkemizdeki Alevi önderlerine Ankara’da verdiği bir yemekte; sadece Alevilerin değil, aynı zamanda da memleketimizin irili ufaklı diğer sorunlarına da bir bakıma “yabancı” olmadıklarını belirttiği o konuşmasına değinip, bu konuda iki satır karalamıştım; şimdi bıraktığımız yerden laflamaya berdevam! Söze, kapı yerine bacadan dalıp paldır küldür söylemem gerekirse; diyeceğim o ki, “Meselelerimizi biliyoruz” diyen bu muhterem şahıs, ülkemizin “bal dök yala” temizliğindeki sokaklarında yalnız başına sürten, işsiz, güçsüz “gariban” vatandaşlarımızdan biri olmayıp, tam aksine nüfusu neredeyse bugün yarın seksen milyonu sollamaya namzet bir memleketin başının başıysa, ehh o zaman bu kısacık cümleyi mercek altına alıp üzerinde yarım porsiyon daha fazla düşünüp, bu bapta kafa yormak galiba elzem! Kirvem, şu anda vatan sathında kanla, gözyaşlarıyla yoğrulan olaylara bakılırsa; anlaşılan o ki, hemen neredeyse her konuda ve de h..]]> Sun, 13 Sep 2015 04:52:25 +0300 'Meselelerimizi biliyoruz' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/74822/meselelerimizi-biliyoruz-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/74822/meselelerimizi-biliyoruz-meselesi-1? Kirvem, Geçen haftaki mektubumda başımızın başı Muhterem Davutoğlu hazretlerinin Alevi önderlerine verdiği yemekte, “Meselelerimizi biliyoruz” deyip, hemen ardından da Alevi vatandaşlarımıza övgüler dizdiğinden söz etmiştim. Doğrusunu söylemek gerekirse, Alevi yurttaşlarımızın meselelerini en az onlar kadar benimseyip, bunu da “Meselelerinizi biliyoruz” yerine “Meselelerimizi biliyoruz” yaklaşımıyla açıklayıp, bu bapta gösterdiği “hassasiyet” karşısında bir taraftan kendi payıma için için duygulanırken, diğer yandan da, kim bilir hangi şeytanın bir punduna getirip biçare aklımın girdapları arasında cevabını bulamadığım sorular yumağına dönüştürdü... On üç yıllık silme iktidarları boyunca gerek eski, gerekse cumhurumuzun yeni “reis”inin yanı sıra, keza onların her buyruğuna “hınk” demeyi “marifet” belleyen bilumum “çömez”leri veya sözde kurmayları, acaba bunca zaman zarfında Alevi yurttaşlarımızın hangi sorunlarına çözüm üretip bir gıdım da olsa “merhem” oldular? Nitekim Saygıdeğer ..]]> Sun, 06 Sep 2015 05:00:26 +0300 'Milli ve ulvi hassasiyetler' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74778/milli-ve-ulvi-hassasiyetler-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74778/milli-ve-ulvi-hassasiyetler-meselesi? Kirvem, Başbakan Davutoğlu Alevi önderleriyle Çankaya Köşkü’nde yaptığı toplantıda “meselelerimizi biliyoruz” dedi. Alevilere methiyeler dizdi. “Biz vatandaşlar arasında fark gözetmeyiz” fetvasıyla sözlerini sürdürürken, aslında gelip geçen veya günümüzde de hemen hemen bilumum politika kurmaylarının dillerinden düşmeyen bu bildik, bu klasik, bu tatara titiri, kakara makara makamındaki cümleyi, tıpkı “benim oğlum bina okur, döner döner yine okur” misali tekrarlayıp dururken, acaba dediklerine bizatihi kendisi de inandı mı bittabii ki bilemem! Kirvem, senin de bildiğin gibi tamı tamına yirmi yıldan beri “mesele”ler başlığı adı altında bu köşeden dilimin döndüğünce, elimden geldiğince, en önemlisi de yarım yamalak aklımca “kalemşor”luğa soyunup, dolayısıyla ülkemizin bitip tükenmeyen “sorun”larına karınca kararınca değinip, hatta bu bapta hesapça çözümden yana laflar karalayıp durdum ama, geriye dönüp baktığımda kendi payıma gerçekleri söylemem gerekirse; görünen o ki boşa kürek çekip..]]> Sun, 30 Aug 2015 05:00:48 +0300 Bedel ödemek meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74728/bedel-odemek-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74728/bedel-odemek-meselesi? Kirvem, Başbakan Davutoğlu, AKP’nin 14. yılı nedeniyle yaptığı konuşmasında “Her türlü bedeli öderiz ama millete bedel ödetmeyiz” minvalinde nutuk atarken, doğrusunu söylemek gerekirse bu cafcaflı cümle karşısında önce şapkamı çıkardım; ardından da bir taraftan bitli başımı kaşırken diğer yandan da derinden derine düşüncelere daldım. Aslında kulağa hoş gelen, bir bakıma “vatandaş” olarak insanın içini ısıtan böylesine afilli, çarpıcı bir cümle karşısında duygulanmamak elde değildi! Devletin en tepesinde, gavur icadı son model, kırmızı plakalı, camları kurşun geçirmez, içi zifiri karanlık siyah makam arabasına veya her an emrine amade uçağıyla dere tepe düz demeden turladığı vatan sathında; halkı, milleti için bedel ödemeye hazır ve nazır olanların heykellerinin dikilip adlarının bulvarlara, caddelere verilmesi kesinlikle şart! Bedel ödemek... Sahi nedir şu bedel ödemenin endazesi, terazisi? Mesela “Halka verir talkını, kendi yutar salkımı” ya da “nalıncı keseri” gibi hep kendinde..]]> Sun, 23 Aug 2015 04:46:22 +0300 Maya meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74673/maya-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74673/maya-meselesi? Kirvem, Yaklaşık çeyrek asırlık bir zaman diliminin ardından döne döne, gele gele nihayet gerisin geri aynı noktaya tosladık; aynı fasit daire içine hapsolup, aynı çıkmaz sokaklara doğru sil baştan rotamızı çevirdik maalesef! Bir zamanlar varlıklarını dahi kabullenmediğimiz halde, daha sonraları lütfedip "kardeş" diye hesapça bağrımıza bastığımız Kürtlerle ilgili "mesele"lerimiz bir türlü bitmediği gibi, şu günlerde yine tam aksine giderek tadından yenmez boyutlara ulaştı; ulaşıyor... Neden? Çünkü “kabahat”in “samur kürk” bile olsa kimselerin üzerine giymeyi kabullenmediği şu kıçıkırık alemde “güçlü, kuvvetli” olanların borusu hep öttü; kabahat, zorla da olsa hep “gariban”ların boynundan yafta gibi asılırken, diğer yandan dünya alem indinde de bir bakıma “olmazsa olmaz” kurallar silsilesine dönüşüp ne yazık ki kök saldı... Ancak tüm dayatmalara rağmen artık günümüzde “papaz her daim pilav yemiyor” ya da “her zaman zorla güzellik olmuyor!” Nitekim ülke genel..]]> Sun, 16 Aug 2015 04:48:18 +0300 'Nerdeen nereye meselesi' https://www.evrensel.net/yazi/74630/nerdeen-nereye-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74630/nerdeen-nereye-meselesi? Kirvem, Şu sıralar kıdemlilerin yanı sıra, keza özellikle de bu dönem ilk kez seçilip milletin yüce meclisine kapağı atan çiçeği burnunda vekillerimiz hep beraber harıl harıl çalışıp çabalayıp, dolayısıyla ülkemizin şu an içinde debelenip durduğu “kaos”a çözüm üretmek için terleyip duruyorlar. Ortalıkta dolanan laflara, daha da doğrusu siyaset dünyamızın “pir”lerine ya da “kurmay” takımına göre, içinde bulunduğumuz ahvalin koordinatları muhtemel bir “koalisyon”dan ziyade “erken seçim” den yana uyarı sinyalleri veriyor... Halkımızın büyük çoğunluğu koalisyon veya erken seçimden ziyade, en kısa zaman zarfında atılacak adımların, alınacak tedbirlerin, verilecek kararların öncelikle aş, iş, ekmek, kısacası “geçim”le ilgili dertlerine derman olmalarını isterken, beri yandan “ kasap et, koyun can derdinde” misali Ankara’nın havası da fırıldak gibi hangi tarafa döneceği belli değil... Aslında on üç yıllık iktidarları boyunca memlekette hemen her şeyi tam bir “enkaz” halinde devraldıkların..]]> Sun, 09 Aug 2015 05:00:29 +0300 Ayrık otları meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74581/ayrik-otlari-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74581/ayrik-otlari-meselesi? Kirvem, Malum olduğu üzere bir zamanlar cumhurumuzun başı olan Abdullah Gül, bir taraftan etrafına gülücükler dağıtırken, diğer yandan da hepimize, yani “asil” milletimize şu minvalde müjdeler veriyordu: “Güzel günler göreceğiz, güzel şeyler olacak...” O güzel, o ne idüğü belli olmayan ihtişamlı günleri beklerken şimdilerde gerek memleket sathında gerekse hemen yöremizdeki ahvale, sınırlarımızdaki umumi manzaraya bakılırsa görünen o ki, o muhteşem, o güzel günleri sabırla bekleyip, gözlerimizi bu “nurlu ufuklar”a odaklayıp, bunun hülyasına milletçe hep beraber dalarken galiba fazlasıyla acele etmişiz ka yavrus! Özüme göre hani nasıl derler daha çayı görmeden tumanlarımızı, donlarımızı aceleyle fora etmişiz, çünkü güzel günleri yakalayıp bir bakıma ülke genelinde hemen her konuda huzura kavuşmayı umut ederken, şimdilerde yine görünen o ki, “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma”nın eşiğinde debelenip duruyoruz ağparik! Nitekim belki de “fıtrat”ımız mucibince “balık hafıza..]]> Sun, 02 Aug 2015 05:00:16 +0300 Kırmızı çizgiler meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74540/kirmizi-cizgiler-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74540/kirmizi-cizgiler-meselesi? Kirvem, Yıllardan beri hep aynı fasit daire içinde debelenip, akabinde de milletçe aynı soruyu kendi kendimize sorup duruyoruz: “N’olacak şu bizim memleketin hali...” Derununda bıkkınlık, biteviyelik, istikbale dair maddi ve manevi sürüyle endişeler içeren, dolaysıyla da dilimizde pelesenge dönüşmüş bu cümleyi, tıpkı hüzünlü bir şarkının “nakarat”ı gibi tekrarlamaktan da bir türlü kurtulamıyoruz... Nesiller boyu neredeyse zırnık kadar değişmeyen bu ruh halimizle yatıp kalkarken, acaba bilinçaltımızın karanlık dehizlerinde içimizi kemiren “marazi” bir duygunun belki de farkında olmadan bir bakıma kıskacına mı kilitlenmişiz ne! Bizler, “cennet” vatan dediğimiz bu diyarlarda yaşayan halklar olarak genellikle kötümserken, diğer yandan da bu ahvalimizi de, mesela “ Ağustosta suya girsem balta kesmez buz olur” şarkısındaki gibi dillendirmeyi de sanki hüner belleyip, bunu da bir nevi yaşam felsefesine mi dönüştürmüşüz yoksa?.. Bu coğrafyayı bir zamanlar mesken tutan atalarımızın ardında..]]> Sun, 26 Jul 2015 04:52:14 +0300 Nezaket meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74494/nezaket-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74494/nezaket-meselesi? Kirvem, Senin de bildiğin üzere cumhurumuzun “reis”inin verdiği görevle işe başlayan başımızın başı Davutoğlu hazretleri, şu günlerde kapı kapı gezerek “koalisyon” turlarına başladı. Bu işi, yani yüce devletimizi hükümetsiz, hani deyim yerindeyse ortalık yerde perişan, sersefil, tıpkı cami kapısına gecenin bir vaktinde gizlice terkedilmiş kundaktaki bir “gariban” gibi sahipsiz bırakmamak için kollarını sıvayıp, dolayısıyla son seçimin ardından halkın nezdinde çeyrek porsiyon da olsa yara bere almış “iktidar”ını sil baştan kurtarıp kotarmanın yollarını arıyor. Henüz yolun başında olduğu için bu “macera”nın hangi kulvarlara doğru yol alıp, hangi ummanlara sürükleneceği meçhul ama, ülkemizi, daha doğrusu bunca yıllık mazisiyle destan yazmış olan devletimizi, üç paralık muz cumhuriyetleri gibi başsız, çok affedersiniz kıçsız bırakmak bizlere, bu “asil” ülkenin vatandaşlarına yakışmadığına göre, demek ki şöyle veya böyle eninde sonunda önce başımızın başındaki “muhterem” zevat ve onların..]]> Sun, 19 Jul 2015 04:12:46 +0300 Yemin meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74447/yemin-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74447/yemin-meselesi? Kirvem, Demokratik, fevkaladenin fevkinde laik, aynı zamanda da amiyane tabiriyle sapına kadar hukuk devletimizin anayasal kuralları gereğince; kimilerimiz bittabii ki öncelikle “anavatan”da, kimilerimiz de kırk yıldan beri emekleyip duran “yavru vatan”ımızın kutsal topraklarında, keza bir kısmımız da bir zamanlar özellikle Alamanya’ya “ihraç fazlası” diye postalanan, tüm dişleri sağlam, bilekleri güçlü kuvvetli kimi “gariban”lar tayfasının günümüze ulaşan torun ve torbalarıyla birlikte seçim sandıklarının başına marş marş komutuyla koşuşturup, akabinde de milletin yüce meclisinde bizleri temsil edecek “ vekil” lerimizi seçip, böylece “ vatandaş”lık görevimizi yerine getirdik... On yılı aşkın bir süreden beri aynı yolda yürüyüp, aynı yağmur altında ıslanırken, diğer yandan da milletin yüce meclisinde tek ses, tek nefes halinde “eller havaya” şarkısı eşliğinde sergilenen bu sözde “milli irade” nin bu seçimin ardından hafiften hafife çatlayıp, nihayet “Kendim ettim, kendim buldum”..]]> Sun, 12 Jul 2015 04:52:18 +0300 Yemin meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/74401/yemin-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/74401/yemin-meselesi-2? Kirvem, Malum olduğu üzere geride bıraktığımız günlerde her birimiz birer T.C. “vatandaş”ı kimliğimizle seçim sandıklarının başına koşuşturup, “milli” bir görevi gerçekleştirdik elhamdülillah! Anayasamızın amir hükümleri doğrultusunda seçip, akabinde de payitahtımız Ankara’ya selametle uğurladığımız bu muhterem zevatın, namı diğeriyle “milletin vekilleri”nin işleri hayli zor! Zor; çünkü şu sıralar Beştepe’de mukim büyük “reis”imizin en az üç çocuklu aile planlaması doğrultusunda verdiği “ferman” mucibince yakın zamanda nüfusu neredeyse seksen milyona doğru kapı aralayan halkımızın irili ufaklı, maddi manevi bilumum sorunlarına ellerinden geldiğince çare bulup, derman olacaklarını meydanlarda bir taraftan dillendirirken, diğer yandan da Suriye’den gelen “gariban” tayfasının da meselelerine ister istemez odaklanmaları da işin cabası! Gerçekten de hayli meşakkatli olan böylesine “sorumlu”, keza bir o kadar da “sorunlu” bu görevi yerine getirmek için canla başla çalışacaklarına dair gere..]]> Sun, 05 Jul 2015 05:00:45 +0300 Yemin meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/74356/yemin-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/74356/yemin-meselesi-1? Kirvem, Demokratik, laik, hukuk devletimizin anayasal kuralları gereğince geçtiğimiz günlerde sandık başlarına koşuşturup, böylece “vatandaş” kimliğimiz-le gerçekleştirdiğimiz seçim sonucunda ortaya çıkan “tablo”ya bakılırsa, görünen o ki, bundan kellim şimdilik istikametimiz, rotamız, ya rengarenk “koa-lisyon”lar, ya da erken seçim veya cumhurumuzun başının buyurduğu gibi “tekrar seçim!” Haraç mezat meydana dökülen bu tablo sonucunda önümüzdeki günlerde memleket sathında maddi, manevi gidişatımızın hangi kulvarlarda, nasıl ve de hangi çizgide yol alacağını, kimi “müneccim”ler belki de kendilerine has sezgileriyle önceden kestirip, dolayısıyla bu bapta şu ya bu minvalde “ahkam” kesebilirler ama, benözüm kendi payıma hani nasıl derler daha çayı görmeden affedersiniz donumu, tumanımı peşinen çıkarmaktansa, önce kurulacak veya kurulup kurulmayacakları bile henüz meçhul olan koalisyonların ilerde sergileyecekleri “icraat”larını şaşı bakışlarımla da olsa görüp izlemeden bu konuda “fikrimi..]]> Sun, 28 Jun 2015 05:00:38 +0300 Ellerini taşın altına koyanların bitmeyen meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74306/ellerini-tasin-altina-koyanlarin-bitmeyen-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74306/ellerini-tasin-altina-koyanlarin-bitmeyen-meselesi? Kirvem, Seçimlerin akabinde “sandık”lardan çıkan sonuçlara bakılırsa; önceleri güya “milli irade”yi tek başına temsil eden iktidar partisinin tümüyle olmasa da şimdilik en azından pabucunun bir teki hafiften hafife damı boyladı! Nitekim bu durum karşısında kimi vatandaşlarımız daha şimdiden, yani ortada henüz fol, folluk, yumurta yokken “Ne olacak şu bizim memleketin hali” diye kendilerince dertlenmeye başladılar. Öte taraftan her faninin kolay kolay ulaşamayacağı gibi, keza “Her aileye en az üç çocuk, dördüncüsüne Allahkerim” düsturuyla yakında seksen milyonu sollamaya namzet anlı şanlı büyük bir devletin cumhurbaşkanlığı koltuğuyla yetinmeyip, bunun yerine illa da “Başkanlık”tan yana saz çalan, aksini düşünenleri patates misali haşlayan cumhurumuzun başının bu “dua”sına, “amin” demeyenlerin sandığa yansıyan “gayri milli irade”leri, ecdadımızın “Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz” deyimini “usta”mızın kulağına bu vesileyle belki de küpeçiçeği diye asmış mıdır, kim bilir... Ne..]]> Sun, 21 Jun 2015 05:00:08 +0300 'Kükremiş sel gibiyim' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74254/kukremis-sel-gibiyim-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74254/kukremis-sel-gibiyim-meselesi? Kirvem, Geçen hafta kimilerimiz bu ülkenin yurttaşları olarak fevkaladenin fevkinde önemli olan bir görevimizi yerine getirmektense, evde pineklemeyi, televizyon ekranlarının karşısında kabak, kavun, karpuz çekirdeği çitlemeyi tercih ederken, kimilerimiz kırda, bayırda, salkım söğütler altında kurduğumuz salıncaklarda sallanıp veya piknik tüpüne yerleştirdiğimiz demliklerle “pazar keyfi”ni deniz kıyısında demlediğimiz çayları afiyetle içip yudumlarken, diğer taraftan kahir ekseriyetimiz de sabahın erken saatlerinden itibaren “seçim sandıkları”nın başına koşuşturup, kapalı kapılar ardındaki minik kulübelerde elimizdeki oy pusulalarına “Evet!” mührünü basıp, dolayısıyla milletin yüce meclisine “vekil”lerimizi postalayıp, böylece “vatandaş”lık görevimizi yerine getirdik… Bunca yılık demokrasi kültürümüzün olmazsa olmaz “fıtrat”ı mucibince; kimi beldelerde, bazı yörelerde “kan”dan nasibini alan olaylar sonucunda kimi vatandaşlarımızı bizatihi demokrasi adına maalesef “öte taraf”a gönderd..]]> Sun, 14 Jun 2015 05:00:02 +0300 Seçim ve geçim meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74204/secim-ve-gecim-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/74204/secim-ve-gecim-meselesi? Kirvem, Seçimle ilgili yayın yasaklarının başladığı şu saatlerde havadan sudan, çiçekten, böcekten söz edip, böylece her biri başlı başına birer “adalet sarayı” olan bu görkemli binaların kapılarında bilekleri kelepçeli olarak sürünmemek için “Suya sabuna dokunmayan” laflarla bu haftaki yazımızı kazasız belasız noktalamak gerekiyor... Hal, ahval böyle olunca, “demokrasilerde çare tükenmez” hükmünden de feyzalıp böylece çarşıya pazara götürüp satmaya kalkıştığınızda beş kapik, on para etme-yecek sözcüklere takla attırmak sanki ister istemez farz oluyor... Öyleyse? Öyleyse seçim yerine, ondan çok daha önemli olan “geçim” meselesine odaklanıp bu bapta yarenlik edelim! Devlet babanın arada bir yayımladığı resmi İstatistik rakamlarına fazla da boğulmadan, perakende hesapların kılı kırk yaran ince detaylarına dalmadan, nüfusu yakın zamanda neredeyse seksen milyonu sollamaya namzet olan ülkemizde; açlık, yoksulluk sınırlarında debelenip duran insanlarımızın mevcudiyeti milyonla..]]> Sun, 07 Jun 2015 04:51:30 +0300 “Milli irade” safsatası, “milli bütünlük” salatası meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/74201/milli-irade-safsatasi-milli-butunluk-salatasi-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/74201/milli-irade-safsatasi-milli-butunluk-salatasi-meselesi-2? Kirvem, Şu son günlerde gerek meydanlardan, gerekse televizyon ekranlarından milletimize seslenen kimi siyaset “kurmay”larının üslupları gele gele nihayet tuvalet kapılarına dayandı! Hepimizin gözü aydın olsun; zira bundan kellim milletçe gerek karada gerekse deryalarda bizlere ölüm mafiş! İşin bu “kenef” faslını edebimizle dezenfekte edip bir tarafa dehlersek, görünen o ki, hesapça “demokratik”, aynı zamanda da fevkaladenin fevkindeki “hukuk devleti”mizin “kanun ve nizam”larına göre vatandaşların verdikleri “rey”leri; yelek, pantolon veya ceketlerinin ceplerine sıkıca yerleştiren siyaset “kurmay”larımız, bir an önce Ankara’nın yolunu tuttuklarında, gari halkımızın huzuru, refahı, mutluluğu, en önemlisi de kadifeden “kese”sinin dopdolu olması için gece gündüz demeden terleyip çalışacaklar evvelallah! Dananın kuyruğunun kopacağı tam da bugün, bu saatlerde “seçim “sandık”larına yönelen bilumum vatandaşlarımızın bu baptaki“irade”lerinin nasıl tecelli edeceğini birlikte izleyip göreceği..]]> Sat, 06 Jun 2015 14:13:14 +0300 'Milli irade' safsatası, 'milli bütünlük' salatası meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/74153/milli-irade-safsatasi-milli-butunluk-salatasi-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/74153/milli-irade-safsatasi-milli-butunluk-salatasi-meselesi-1? Kirvem, Senin de bildiğin gibi, ülkemizin bir tek çakıl taşına,iki kürek toprağına, üç kova suyuna kazara da olsa göz diken dahili ve harici bilumum “hain”lerin karşısına dikilip, gerektiğinde bin, yetmezse on bin, o da yetmezse milyonlarca can feda etmeyi şiar edinmiş bir neslin ahvadı olarak “birlik ve dirlik” içinde yaşayıp giderken, zaman içinde, özellikle de şu son yıllarda memleket sathında gelişen irili ufaklı kimi olaylara bakılırsa; görünen o ki, üzerine titreyip gözümüz gibi korumaya çalıştığımız bu birlik ve bütünlüğümüz “masal”ı giderek “nanemolla” havalarına doğru yelken açıyor... Osmanlı ecdadımızın ardından kurduğumuz ulus devletimizle birlikte, “padişah” efendilerimizin “kul”luk defterini dürüp, bunun yerine “vatandaş”lık sayfasını açıp, hemen akabinde de devreye soktuğumuz “anayasa”mızla geleceğimizi hesapça sağlam bir kazığa bağladıktan sonra; “Türk milleti zekidir, Türk milleti çalışkandır” düsturuyla işe koyulup, böylece evvelemirde her yaştan “on yılda on beş mil..]]> Sun, 31 May 2015 05:00:46 +0300 Soykırım meselesi (5) https://www.evrensel.net/yazi/74100/soykirim-meselesi-5 https://www.evrensel.net/yazi/74100/soykirim-meselesi-5? Kirvem, Şunun şurasında affedersiniz neredeyse çift sarılı yumurtanın gelip gelip kapıya dayandığı şu seçim arifesinde, her biri başlı başına birer “Vatan Kurtaran Şaban” misali meydanlarda attıkları nutuklarla milletimizin gönlünü fethetmeye çalışan bilumum “siyaset erbabı”nın, orada burada esip gürlerken aynı zamanda da bol kepçeyle dağıttıkları “vaat”lerine kulaklarımızı dikmiş, hatta önümüzdeki günlerde de hangi “sihirli değnek”lerle memleketi nasıl düzlüğe çıkaracaklarına odaklanmışken, bu arada kendi payıma haftalardan beri dur durak demeden “kıytırık” bir “sözde soykırım”dan bahsedip, dolayısıyla aklım sıra kendimce önemli bulduğum bu mesele tahtında kalem oynatmam belki de kabak tadı mı verdi bilemiyorum! Öyle ya da böyle, yine de sıkça tekrarladığım gibi, yüceler yücesi Tanrımızın huzurunda diz çöküp gerçekleri dillendirmem gerekirse, bu konu hakkında şu veya bu vesilelerle iki kelam etmeye her kalkıştığımda içim burkuluyor, kelimenin tam anlamıyla kahroluyorum ama, şu körol..]]> Sun, 24 May 2015 05:00:55 +0300 Soykırım meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/74048/soykirim-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/74048/soykirim-meselesi-4? Kirvem, Şu son günlerde ülkemizin gündeminde yerini koruduğu gibi, ayrıca bu gidişle daha uzun yıllar aynı minvalde üzerinde tartışılacağı malum olan ve mazisi tamı tamına yüz yıllık bir geçmişe dayalı Ermeni Soykırımı, ya da “milli tarih”imizin tanımlamasına göre, “tehcir, sürgün, kıtal, mukatele” derken, eninde sonunda döne dolaşa nihayet göbek adı “Sözde” diye perçinlenen bu tarihi olayla ilgili söylenmedik söz, yazılmadık makale, televizyon ekranlarından dillendirilmedik kelam nerdeyse kalmadı ama, yine de anlaşılan o ki, bu “mesele”nin üstü kolay kolay örtülüp tarihin tozlu raflarına ilelebet terkedileceği günler hayli uzaklarda… Kirvem, Geçen mektuplarımdan birinde “soykırım meselesi”yle ilgili şu ifadeyi kullandığımı umarım anımsıyorsun: “Soykırım sadece kılıçla olmuyor, unutmayalım ki dil yaresi kılıçtan keskindir!” Gerçekten de “dil yaresi”nin gerek kişisel, gerekse toplumsal yaşantımızda ne denli derin izler bıraktığını, dilin gönüllerde açtığı “yara”ların kılıçtan çok ..]]> Sun, 17 May 2015 04:50:33 +0300 Soykırım meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/74006/soykirim-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/74006/soykirim-meselesi-3? Kirvem, Aslında senin de zaten ezbere bildiğin gibi, şu bizim “cennet” vatanımızın “aziz” topraklarının “politika” sahnesinde yaşayan “aktör”lerin bir kısmı çoktan rahmeti rahmana kavuşmuş, kimileri ömürlerinin son demlerini köşeye çekildikleri yerlerde torun torbalarıyla paylaşırken, kimileri de tam da şu günlerde ülkemizin her derde deva “siyaset şöleni”nde şu ya bu partinin mutfağında “aşçıbaşı”, “yamak” ya da “bulaşıkçı” kadrosunda yerlerini almış, dolayısıyla önümüzdeki günlerde memleket sathında fokur fokur kaynayacağı gün gibi aşikar olan siyaset “kazan”ından nasıl “nema”lanacaklarının inceden inceye hesaplarıyla ortalıkta cirit atıp duruyorlar… Ezelden beri, keza bugün bu saat bittabii ki önce vatan, sonra millet aşkına kaynatılan bu “cadı kazanı” nedeniyle meydanlarda, birbirlerine demedik laf, etmedik hakaret bırakmayan bu “aşçı”ların “kukuleta”ları düştükçe, kelleri sanki yüz mumluk ampul misali biraz daha mı parlıyor ne! Hesapça halkın, özellikle de fakir fukaranın, dar..]]> Sun, 10 May 2015 05:00:00 +0300 Soykırım meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/73957/soykirim-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/73957/soykirim-meselesi-2? Kirvem, “Büyük Reis” ya da nam-ı diğeriyle Barack Obama, “1915 Olayları”yla ilgili “ferman”ını bu yıl da nihayet noktaladı: “Soykırım” mafiş! Var “Metz Yeghern!” (Yani kirvem, bildiğin gibi, bizim doğru telaffuzla “Medz Yeğern”, yani”Büyük Felaket”.) Dünyanın bir “nümero”lu “Başçavuş”unun dudaklarından dökülen bu ferman Türklerin yüreğine bir nebze de olsa su serpip, onları önümüzdeki bahara kadar şimdilik rahatlatırken, buna mukabil Ermenilerin acılarına, hani deyim Yarın, belki de yarından da yakın bir gelecekte Obama’nın tahtına oturacak bir başka zat-ı muhterem, acaba o günkü şartlar altında “kıble”sini neye göre ayarlayacak, bunu şimdilik bilemiyoruz ama, öte yandan görünen köyün kılavuz istemeyeceğini de biliyoruz ve görüyoruz ki, bir tarafta, daha da doğrusu terazinin bir kefesinde Amerikan halkının, yani “Coni”lerin “ali menfaat”leri bahis konusu olunca, anlaşılan o ki, bu “oyun” bu “vodvil” aynı minvalde sürüp gidecek. Obama’nın, bu Büyük Reis’in ve onun koltuğuna yerleşe..]]> Sun, 03 May 2015 05:00:33 +0300 Soykırım meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/73910/soykirim-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/73910/soykirim-meselesi-1? Kirvem, Bu hafta her zaman yaptığım gibi lafı eveleyip geveleyerek ya da don lastiği misali çekip çekiştirip uzun uzadıya “girizgah” cümleleriyle başını şişirmeyeceğim; hatta, tam aksine asıl konuya, asıl “mesele”ye kapıdan değil bacadan dalacağım; korkma! Endişelenme! Yine her zamanki gibi her şeye “maydanoz” türünden martaval okumayacağım; çünkü pabucumun teki zaten “öte taraf”ı çoktan boylamışken, geride kalan diğer teki de eski “yoldaş”ıyla buluşmak için hafiften hafife son hazırlıklarını tamamlamak için sabırsızlanırken, bundan böyle ne benim martaval okumaya yeterli “zaman”ım, ne de senin yanın sıra başkalarının da bunu dinlemeye ihtiyacı var! Kısaca: Konumuz, Ermeni Soykırımı… Kirvem, senin de zaten yıllardan beri sular seller misali ezbere bildiğin üzere, bu konu her sene baharın gelişiyle birlikte gerek ülkemizde, gerekse Ermenistan ve bittabi ki Ermenilerin yoğunlukla yaşadıkları “diaspora” da tıpkı “tabiat kuralları” mucibince tomurcuklanır, yaprak açar, sonbaharda..]]> Sun, 26 Apr 2015 04:55:01 +0300 Amigoluk meselesi https://www.evrensel.net/yazi/73851/amigoluk-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/73851/amigoluk-meselesi? Kirvem, Osmanlı dönemindeki “vakanüvis”lerin yazıp çizdiklerine göre, imparatorluk sınırları boyunca devlet işlerinin hangi “nizam”da yürüyeceğine dair hüküm verip, bunu da “ferman”larla buyuran padişahlarımızın “irade”leri kılıçtan keskinmiş! Kılıç, balta, pala, satır, usturadan çok daha keskin olan bu iradenin dışında, ayrıca temel taşı “adalet”e dayanan bu dirayetli “idare” sayesinde, hudutları; şahin, doğan, kartal, leylek, kırlangıç uçuşuyla, ya da çakal, tilki, tazı koşusuyla, veya özellikle de tosbağa yürüyüşüyle bilmem kaç ay, kaç yıl süreceği dahi kolay kolay hesaplanamayacak kadar uçsuz bucaksız imparatorluk topraklarındaki “tebaa”nın tümü; yine anlatılanlara bakılırsa kendi işinde gücünde, kendi “kâr”ında, müreffeh, mesut, mutlu yaşayıp gidiyorlarmış... Keza yine kimi vakanüvislere göre daha daha sonraları, yani kahir ekseriyetini Mimar Sinan’ın yaptığı tarihi köprülerin altından akıp giden sularla birlikte, dünya ahvalinde “devran” değişip, “mertlik” giderek hepten bozul..]]> Sun, 19 Apr 2015 05:00:09 +0300 ‘Aynı gemideyiz’ meselesi (5) https://www.evrensel.net/yazi/73803/ayni-gemideyiz-meselesi-5 https://www.evrensel.net/yazi/73803/ayni-gemideyiz-meselesi-5? Kirvem, Tanrı’nın her kula kolay kolay nasip etmediği bir bolluk ve bereket içinde yaşadığımız şu güzelim “cennet” vatanımızın aziz topraklarındaki “siyaset arenası”nda, son günlerde her bakımdan hararetli, fevkaladenin fevkinde hareketli bir “bahar temizliği”nin arifesinde olduğumuz hepimizce malum! Nitekim şunun şurasında yüzüp yüzüp neredeyse gari kuyruğuna dayandığımız çok önemli bir görevi “vatandaş” kimliğimizle yerine getirmek için seçim “sandık”larının başına “marş marş” komutuyla sabahın karanlığında koşmak üzere sabırsızlanıyoruz! Milletler camiası içinde “Demokrasi” adlı gemiye kapağı attığımız ilk günlerden itibaren bu ummanda yol alırken hafif yollu tökezlemelere, zırt pırt devreye giren sıkıyönetim, o hal, bu hal, ihtilal, balans malans ayarlarıyla “zaman”ı bol kepçe harcamamıza rağmen yine de demokrasiden yana olan “kıble”mizden hiç şaşmadık elhamdülillah! Politikacı kimi eski “kurtlar”, bu yolda hayli dirsek çürütmüş “kurmay”lar, yıllardan beri milletin yüce çatısı ..]]> Sun, 12 Apr 2015 05:12:52 +0300 'Aynı gemideyiz' meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/73751/ayni-gemideyiz-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/73751/ayni-gemideyiz-meselesi-4? Kirvem, Bizler, ceplerimizde pembe, mavi ve de T.C. damgalı falanca “nümero”lu kafa kağıdı taşıyan tüm “vatandaş”lar, aynı geminin, vapurun güvertesinde hafiften hafife esen ve kim bilir hangi Gavuristan diyarlarından yola çıkan bir “keşişleme” eşliğinde ülkemizin tertemiz mavi sularında gezinip, hatta yan yana, kol kola beraberce horon, halay çekip neşeyle eğlenmeyi düşlerken, zaman zaman hani “hayali dünya değer” misali böylesine güzel bir yolculuk yerine maalesef daha yolun başında hevesimiz kursağımızda neden düğümlenip kalıyor? Hevesimiz neden kaçıyor, sükutu hayale niçin uğru-yoruz, çünkü yıllar yılı bizleri, yani “anayasa”mıza göre bu ülkenin hepsi de birbirinden değerli birer “yurttaş”ı olarak hepimizi gerek yurdumuzun, gerekse denizaşırı ülkelerin sakin limanlarına taşıyıp, dolayısıyla mutluluğa uzanan bir yolculuktan yana dem vurup, bunun vaadiyle “nurlu ufuklar”a doğru peşinen bilet kesen kaptanlarımızın hemen neredeyse tümünün acemilikleri yüzünden, hayalimizdeki o enfes ..]]> Sun, 05 Apr 2015 05:00:33 +0300 ‘Aynı gemideyiz’ meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/73705/ayni-gemideyiz-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/73705/ayni-gemideyiz-meselesi-3? Kirvem, Devletin “tekne”sinde “kaptan”lığa soyunanların “acemi”likle tekneyi karaya oturtmak üzereyken, öncelikle kendi “hata”larını görmezlikten gelip, hemen akabinde de etraflarında “suçlu” arayıp, dolayısıyla sorumluluğu, utanmadan, sıkılmadan, yüzleri kızarmadan ona, buna “ciro” ederken, her defasında da hepimizce malum olan “aynı gemideyiz” masalına yattıklarını gari sular seller misali sanki ezberledik mi ne! Bizler; yani ben, sen, o, öteki, beriki; allı güllü yamalı anayasamızın herhangi bir maddesinde veya bendinde yazılı olmadığı halde, yine de “saftorik” sınıfına dahil vatandaş kimliğimizle bu “gemi”, “kayık”, “tekne”, “vapur” , “mavna” hikayesinin giderek kabak tadı verdiğini, bunu da, şu ya da bu vesilelerle hafif yollu da olsa mırın kırın edip dillendirdiğimizde, bu kez de bir başka cızırtılı plağın bildik nağmeleriyle karşımıza hayasızca dikililip, dolayısıyla aynı “gramofon”dan aynı yayını tutturuyorlar: “Birlik ve bütünlük!” Kendi acemiliklerini örtbas etmek..]]> Sun, 29 Mar 2015 04:58:52 +0300 'Aynı gemideyiz' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/73652/ayni-gemideyiz-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/73652/ayni-gemideyiz-meselesi-2? Kirvem, Memleket sathında sabahtan akşama saat be saat değişen “gündem”lerin kimisi hesapça fevkalenin fevkinde “önemli”yken, buna mukabil kimilerini de hani zahmet edip, sonra da eşek, katır, deve yüküyle çarşıya pazara götürmeye kalkışırsak, kesinlikle on para, beş kapik etmeycek kertede “entipüften” gündemlerle yatıp kalkarken zamanımızı ne yazık ki pisi pisine harcıyoruz! Nitekim eskiden beri evlerimizin duvarlarını süsleyen ünlü Saatli Maarif Takvimi’nin yaprakları bibirinin peşi sıra seneler senesi sararıp solarken, maziye dönüp baktığımızda “zaman tüneli” boyunca hemen neredeyse her konuda aldığımız yol, kimilerimize göre bir “arpa” boyu, kimilerimize göre de iki “adım” ileri bir adım geri! Bu bağlamda kimler ne düşünür bilemem, ama özüme kalırsa ülke genelinde zamanımızı bol kepçeyle harcama konusunda “vatandaş” kimliğimizle her birimizin yek diğerinden pek farkı yok; hatta belki de bu coğrafyanın, bu iklimin insanları olarak neredeyse hepimizin bu baptaki “kader”i sanki ayn..]]> Sun, 22 Mar 2015 05:00:44 +0300 'Aynı gemideyiz' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/73600/ayni-gemideyiz-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/73600/ayni-gemideyiz-meselesi-1? Kirvem, Hesapça demokratik yollarla seçilip milletin “en yüce meclisi”nde birer “pembe koltuk” kapanların tümü, anayasamızın feşmekan maddesi mucibince öncelikle ellerine tutuşturulan “yemin” metnini kürsüden dillendirmak zorundalar. Yani: “Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim” “Hak, hukuk, refah, mutluluk, özgürlük, laiklik” gibi kulağa hoş gelen, hani deyim yerindeyse buram buram ağustos sıcağında insanın içini serinleten, buna mukabil zemheride, ya da kazma kürek yaktıran martın soğuğunda, bu kez de ılık ılık içimizi ısıtan bu kavramlar doğrultusunda uzayıp giden bu yemin “manifes..]]> Sun, 15 Mar 2015 05:00:35 +0300 Yaşar Kemal ve Ahtamar Kilisesi meselesi https://www.evrensel.net/yazi/73550/yasar-kemal-ve-ahtamar-kilisesi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/73550/yasar-kemal-ve-ahtamar-kilisesi-meselesi? Kirvem, Hikaye malum: bundan tamı tamına bin yüz yıl önce (915-921) tarihlerinde Van Gölü’nün ortasındaki Ahtamar Adası’nda Ermeni Kralı 1. Gagik tarafından yaptırılan Surp Haç Kilisesi, Anadolu coğrafyasındaki diğer sayısız “ibadethane”ler gibi, o da Tanrı’nın “kutsal” evlerinden biri olarak kendi halinde işlevini bu adacıkta yıllar yılı sürdürürken, daha sonraları, yine tamı tamına, milimi milimine kilisenin yapılış tarihine denk gelen” bin yıl” sonrasında, yani 1915’te, yani Birinci Harbi Umumi yıllarında, yani seferberlikte, yani Anadolu’daki Ermenilerin, kendilerince “ana kucağı”, “baba ocağı” diye belledikleri, atalarının doğup büyüdükleri topraklardan, günün birinde “tehcire, sürgüne, kıyıma, kırıma” çoluk çocuk “kafile”ler halinde yol aldıkları o “sözde soykırım”ın akabinde, “meçhulistan diyarları”na giden “can”ların ardından geride kalan Ermeni “iz”lerini yansıtan çeşitli tarihi yapılar da”hoyrat”ça yer ile yeksan edilirken, onların içinden belki de minik bir adada gözden ıra..]]> Sun, 08 Mar 2015 05:00:41 +0300 'Hoşgörü yemeği' meselesi -2 https://www.evrensel.net/yazi/73499/hosgoru-yemegi-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/73499/hosgoru-yemegi-meselesi-2? Kirvem, Geçen mektubumda, başımızın başı Davutoğlu hazretlerinin, geçtiğimiz günlerde, ülkemizdeki Rum, Süryani, Keldani, Ermeni, Bulgar,Yahudi “vatandaş”lardan oluşan vakıf başkanlarının yanı sıra, keza azınlık tayfasından kimi “yazar- çizer”leri Ankara’ya davet edip, hepsini aynı sofrada “maaile” Devlet Konukevi’nde ağırlayıp, bu vesileyle sohbet ettiğinden dem vurmuştum… Belki de “Kambersiz düğün olmaz” diye düşünmüş olacaklar ki, özümü de “adam” , hatta belki de “akil adam” yerine koyup, dolayısıyla bu “liste”ye iliştirmişlerdi ama, ben daha doğar doğmaz bitli başıma musallat olan “fıtrat”ım nedeniyle, bu “nazik” davate katılmayacağımı, “özel kalem” müdürlüğüne nezaket kuralları gereğince bildirip, ayrıca teşekkürlerimi iletmiştim! Kirvem, madem ki Tanrı’nın huzurunda yazışıp seninle yarenlik ediyoruz, öyleyse tüm içtenliğimle şunu belirtmeliyim ki, ülkemizin başının başı tarafından Ankara’ya davet edilmem bir taraftan gururumu akşarken, diğer yandan da boy aynasının karşısına g..]]> Sun, 01 Mar 2015 05:00:20 +0300 'Hoşgörü yemeği' meselesi -1 https://www.evrensel.net/yazi/73452/hosgoru-yemegi-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/73452/hosgoru-yemegi-meselesi-1? Kirvem, Senin de bildiğin gibi, şu son aylarda cumhurumuzun başkanlığına terfi eden Erdoğan hazretlerinin, bir aralar, yani henüz başımızın başı olduğu o dönemlerde, ülkemizin gündemine Kürt, Alevi, Ermeni, Roman, falan feşmekan adlar altında birbirinin peşı sıra taşıyıp durduğu “açılım” paketleri vardı; ama bu “moda” nedense bir türlü tutmadı… Geride, mazide kalan o günlerin ardından şimdilerde aynı yolun yolcusu olup, aynı yağmur altında sırılsıklam ıslanan yeni sadrazamımız Muhterem Davutoğlu hazretleri de, yarıda kalan bu modayı, devraldığı bu “çeyiz” sandığından çıkarıp aynı minvalde ülkemizin vitrinlerine taşıyıp duruyor! Nitekim bir zamanlar, yani ülke sathında Kürtlerle ilgili “Kart-Kurt” edebiyatının hüküm sürdüğü, ya da “Ermeni soykırımı” yerine, önüne illa da “sözde” sözcüğünün monte edildiği o günler ister istemez yavaş yavaş “tedavül”den kaldırılıp, böylece Kürtlerin varlığı gari “inkar”edilmeyip, keza soykırım tanımlamasının “sözde” versiyonu da giderek kabak tadı veri..]]> Sun, 22 Feb 2015 05:00:03 +0300 'Hukuk' veya 'Guguk' devleti meselesi (8) https://www.evrensel.net/yazi/73401/hukuk-veya-guguk-devleti-meselesi-8 https://www.evrensel.net/yazi/73401/hukuk-veya-guguk-devleti-meselesi-8? Kirvem, Cumhurumuzun başı Erdoğan’ın bir ara kim bilir hangi sudan “bahane”lerle durduk yere ona buna celallenip, “Guguk değil hukuk devletiyiz” diye verdiği “ferman”ın ardından, ben özüm de bu ülkenin berrak, buz gibi sularını kana kana içmiş, taze tandır ekmeğinden lavaşına, somunundan asker tayınına varıncaya dek hepsini afiyetle yemiş ve bu “nimet”lerden yararlanmış bir ferdi, yani akademik, cafcaflı ifadesiyle söylemek gerekirse, “Ülke sorunlarını dert edinen bilinçli bir vatandaş” kimliğimle, aklım sıra bunca haftadan beri “laga luga makamı”nda “hak, hukuk, guguk” diye kekeledikten sonra, gari bu “mesele” tahtında daha fazla dil dökmenin “boşuna telaş dikine tıraş”ın ötesine geçmeyeceğini geç de olsa anlayınca, gari bu konuyu noktalayıp rafa kaldırmaya karar verdim ama, maalesef olmadı! Olmadı, hatta kendi şahsi “anayasa”ma göre bizatihi özü özüme uygulamaya kalkıştığım “kanun hükmündeki bu kararname”m kelimenin tam anlamıyla “kadük” oldu! Neden? Çünkü bu kez de başımızın ba..]]> Sun, 15 Feb 2015 05:00:47 +0300 'Hukuk' veya 'Guguk' devleti meselesi (7) https://www.evrensel.net/yazi/73355/hukuk-veya-guguk-devleti-meselesi-7 https://www.evrensel.net/yazi/73355/hukuk-veya-guguk-devleti-meselesi-7? Kirvem, Cumhurumuzun başı muhterem Erdoğan’ın “Guguk değil, hukuk devletiyiz” deyup, öncelikle halkımızın cemi cümlesine, aynı zamanda da dünya aleme hitaben verdiği bu tarihi “ferman”ın ardından, yetmiş yedi milyonu sollayan nufusumuzun acaba kaçta kaçı bu fermana “amenna!” diyerek şapka çıkardı, keza kaçta kaçı “Noo!” deyip, akabinde de amiyane deyimiyle burun kıvırdı, bittabii ki bilemem. Ancak bilebildiğim veya şaşı gözlerimle yıllar yılı izleyebildiğim kadarıyla, hatta kendi adıma bu ülkenin “Affedersiniz Ermeni” menşeli bir “yurttaş”ı olarak cennet vatanımızda gül gibi yaşayıp giderken, yine de şu ya bu nedenlerle birileri veya bizatihi “devlet baba”mız tarafından “hak”kımız, “hukuk”umuz zorla, hele hele üstüne üstlük bir de sözde “hukuksal yollar”la “kitabına uydurulup” resmen çiğnendiğinde, bu kez de ister istemez feveran edip, ardından da “Adaletin bu mu dünya!”türküsünü milletçe çığırıp dururuz, duruyoruz nitekim! Kirvem, memleketimizin en muteber, en “yetkili” koltuğunda ..]]> Sun, 08 Feb 2015 05:00:26 +0300 ‘Hukuk’ veya ‘guguk’ devleti meselesi (6) https://www.evrensel.net/yazi/73304/hukuk-veya-guguk-devleti-meselesi-6 https://www.evrensel.net/yazi/73304/hukuk-veya-guguk-devleti-meselesi-6? Kirvem, Senin de bildiğin üzere “hukuk devleti”nin olmazsa olmaz başlıca “kriter”lerini, “norm”larını önce oluşturup, akabinde de hani deyim yerindeyse sağlam bir kazığa bağlayıp, ardından da tökezlemeden, “kanun, nizam, intizam” içinde bu işi sürdürebilmek her ülkenin harcı değil! Neden? Çünkü gelmiş geçmiş bilumum “devlet erkanı”mızın her fırsatta sıkça tekrarladıkları gibi, bunun için evvelemirde “köklü” bir “devlet geleneği” gerekir… Nitekim cennet vatanımızın aziz topraklarında “hak, hukuk, adalet” kavramlarının temel dayanağı olan “anayasa”larımızın yanı sıra, keza mazisi hayli derinlere uzanan ecdat yadigarı bu “devlet geleneği”miz sayesinde uluslararası camiada dün olduğu gibi, aynı şekilde bugün bu saat itibariyle de “saygın”lığımızı elhamdülillah koruyup kollarken, bundan kellim de ebediyete kadar bunu azimle koruyacağız evvel Allah! Ancak bizim gibi köklü devlet geleneğinden yoksun oldukları için önceleri adları, sanları neredeyse hiç duyulmamış, köşede bucakta ..]]> Sun, 01 Feb 2015 04:54:02 +0300 ‘Hukuk’ veya ‘guguk’ devleti meselesi (5) https://www.evrensel.net/yazi/73251/hukuk-veya-guguk-devleti-meselesi-5 https://www.evrensel.net/yazi/73251/hukuk-veya-guguk-devleti-meselesi-5? Kirvem, Sen bu satırları okurken, ben özüm önce Allah’ın izniyle, sonra da İsa Peygamber’imizin yardımıyla Gavuristan diyarlarında, daha da doğrusu Almanya’nın bazı şehirlerinde turlayıp duracağım. Sebebi ziyaretimin nedeni; güzel ülkemizin, aynı şekilde güzeller güzeli olan İstanbul’umuzun, keza en mutena semtlerinden biri olan Şişli’de, 19 Ocak 2007 tarihinde gündüz gözüyle katledilen Hrant Dink’in anısı için gerçekleştirilecek kimi etkinliklere katılıp, dolayısıyla derdimizi “ummana dökmek”… Aradan geçen sekiz yıl zarfında ülkemizin “adalet saraylar”ında daha ilk günden itibaren bu cinayetle ilgili oynanan “vodvil”, sergilenen “müsamere”; gözü gören, kulağı işiten, en önemlisi de “vicdan” sahibi kişilerce “hukuk devleti”mizin içine düştüğü bu “acziyet” ibretle izlenip gözlenirken, bu bapta daha fazla söze gerek var mı bilemem, ama bu vesileyle “peşin peşin kırmızı meşin” tekerlemesinden ilhamla, şunu peşinen ifade etmeliyim ki, “cennet vatan”ımızda yıllar yılı şu veya bu mesele..]]> Sun, 25 Jan 2015 04:50:34 +0300 “Hukuk” veya “guguk” devleti meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/73206/hukuk-veya-guguk-devleti-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/73206/hukuk-veya-guguk-devleti-meselesi-4? Kirvem, Senin de bildiğin gibi, Cumhuriyetimizin kurulduğu ilk günlerden itibaren yazılıp çizilen, zamanla şurasından burasından tıraşlanıp hafif yollu “rektifiye”lerle gele gele nihayet günümüze kadar ulaşan “anayasa”mıza göre; bizler, yani T.C. damgalı “kafa kağıdı” taşıyan ve aynı zamanda da falanca “nümero”lu vatandaş kimliğimizle “tescilli” bireyler olarak anca beraber kanca beraber yaşayıp gidiyoruz! Kimi vatandaşlarımıza göre, şu anda yürürlükte olan anayasamızın tüm maddeleri bizlerin cinsiyetine, etnisitesine, mezhebine, dinine, imanına, gözümüzün üzerindeki kaşına, alnındaki benine, yanağındaki “şark çıbanı”na bakmaksızın hepimizin hakkına, hukukuna, tuzluğuna, biberliğine varıncaya kadar hepsine “eşit mesafe”de durmayı şiar edinip, bunu da kılı, tamı tamına kırka yaracak, pireyi gözünden vuracak ölçüde özenle, ihtimamla sergilediği için hem “eli yüzü düzgün” , hem de “hukuk”sal anlamda yeterince “makul” bir anayasayken, buna mukabil kimi vatandaşlarımız da bunun tam ak..]]> Sun, 18 Jan 2015 05:02:01 +0300 'Hukuk' veya 'Guguk' devleti meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/73152/hukuk-veya-guguk-devleti-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/73152/hukuk-veya-guguk-devleti-meselesi-3? Kirvem, Bir müddetten beri, “cumhur”umuzun başı olan muhterem zatın geçtiğimiz günlerde ülkemizin “guguk” değil, “hukuk” devleti olduğuna dair verdiği “fetva”nın ardından, kendimce ha babam laflayıp, bir bakıma “dil ebesi, tandır kebesi” kesilip gevezelik ederken, bunun kime ne faydası var, veya gerçekten de var mı bilemiyorum, ancak yine de hani Molla Nasrettin misali yoğurt yerine “iki kaşık laf”la göle maya çalarsam, belki cennet vatanımız, yüce milletimiz için “hayırlara vesile” olur düşüncesiyle, üç-beş kelam etmekten de nedense kendimi alamı-yorum! Aslında cumhurumuzun başının alnını gere gere, her fırsatta illa da “hukuk devleti” olduğumuzu en tiz perdeden avazı çıktığınca haykırıp, bunu da dosta düşmana ikide bir hatırlattığına bakılırsa; anlaşılan o ki, hukuk devleti olmadığımız konusunda sanki gizliden gizliye içini kemiren bir “şüphe”nin yanı sıra, keza “şuuraltı”nda saklı, zaman zaman da farkında olmadan dışa vuran bir “algı”sı var maalesef! Peki şu cavalacoz alemde iril..]]> Sun, 11 Jan 2015 05:00:41 +0300 'Hukuk' veya 'Guguk' devleti meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/73099/hukuk-veya-guguk-devleti-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/73099/hukuk-veya-guguk-devleti-meselesi-2? Kirvem, Daha düne kadar başımızın başıyken, şimdilerde de “cumhur”umuzun oylarıyla seçilmiş, dolayısıyla anayasamıza göre eriyle, dişisiyle, yaşlısıyla, genciyle, tuzu kuru veya nemlisiyle bilumum “vatandaş”larımızın hem başı, hem de “başkumandan”ı sıfatıyla minik, mütavazı “mekân”ı “Ak-saray”da mukim muhterem zatın verdiği turfanda “fetva”ya bakılırsa; içimizdeki kimi “hain”lerin yanı sıra, keza dış mihraklı çeşitli “lobi”lerin alçakça iddia ettikleri gibi “guguk devleti” değil, tam aksine hani affedersiniz amiyane deyimiyle “sapına” kadar bir “hukuk devleti”yiz elhamdülillah! Cumhurumuzun başının verdiği bu fetvaya halkımızın ne kadarı “amenna” deyip mührünü gönülden basar bilemem, ama kendi payıma yüce Tanrı’nın huzurunda hilesiz hurdasız gerçekleri söylemem gerekirse; diyeceğim o ki, şu kıçı kırık dünyanın maazallah belki de şeytana uyup, böylece feleğini şaşırıp tersine döndüğü günün birinde, mesela bendeniz de “Affedersiniz Ermeni!” kimliğime rağmen, cumhurumuzun başlarının seç..]]> Sun, 04 Jan 2015 05:00:11 +0300 ‘Hukuk’ veya ‘guguk’ devleti meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/73049/hukuk-veya-guguk-devleti-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/73049/hukuk-veya-guguk-devleti-meselesi-1? Kirvem, Ülkemizin sathında bir günden diğerine dur durak demeden değişen gündemlerden bahsederken, bu konuda sadece gündemi belirlemekle kalmayıp, hatta canı istediğinde ya da kendi paşa gönlünce her an yeni bir gündeme kapı aralamayı maharetle, “usta”lıkla becerebilen, dünün başbakanı, şimdilerde de cumhurumuzun başı olan muhterem Erdoğan hazretlerinin, belki de “fıtrat”ından gelen böylesine bir yeteneğinin olması, başkalarını bilemem ama, özüme kalırsa ülkemizin, yüce devletimizin en büyük şansı! Nitekim mesela milletçe canımızı sıkan, hepimizi fazlasıyla üzen, Soma’da üç yüz bir madencinin diri diri toprak altında kalmasının asıl “neden”lerini, “niçin”lerini araştıracağımıza, bunun yerine muhterem Erdoğan’ın hemen, şıpınişi bulup kendi lügatından piyasaya sürdüğü “fıtrat”kelimesinin etrafında günlerce dolanıp dururken, diğer yandan da bu olayın hemen akabinde de aynı “fıtrat”ın sonucu olan Ermenek’teki “ihmal”in üzerine bir bardak su içip, sonra da madende hayatlarını kaybeden..]]> Sun, 28 Dec 2014 04:50:08 +0300 'Cek'li, Cak'lı üslup' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/72999/cekli-cakli-uslup-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/72999/cekli-cakli-uslup-meselesi-2? Kirvem, Kimilerine göre, evreni yoktan var eden yüce Tanrı’mız, önce cansız, sonra da canlı varlıkları yaratırken, insan olarak her birimizin “fıtrat”ının hangi eylem, hangi boylamlarla sınırlı olduğunu, alınlarımıza daha ilk andan itibaren yazdığı için, yaşam tarzlarımız, olaylar karşısındaki davranışlarımız da istesek de istemesek de değişiklik arz ediyor. Nitekim, kimilerimiz hemen neredeyse her konuda, her mesele tahtında daha “mülayim” , daha “esnek” davranırken, kimilerimiz de tam aksine en ufak bir sorunu büyüteç altına alıp, hatta zaman zaman pireye kızıp yorgan yakmaya kalkıyoruz! Huy meselesi hayli çetrefilli bir konu, herkesin huyunun, bir bakıma “karakter”inin bir gıdım, çeyrek veya yarım porsiyon da olsa diğerlerinden farklı olduğunu güncel yaşantımızda sıkça yaşayıp görürken, bunun en bariz ifadelerini de kimi “deyim”lerimizde mesela şöyle dillendiriyoruz. Huy çekmek: Ahlak ve tabiatça benzemek. Huy edinmek: Bir şeyi alışkanlık haline getirmek. Huyu huyuna suyu su..]]> Sun, 21 Dec 2014 05:00:12 +0300 'Cek'li, Cak'lı üslup' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/72949/cekli-cakli-uslup-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/72949/cekli-cakli-uslup-meselesi? Kirvem, Şu bizim cennet vatanımızda çeşitli vesilelerle siyaset sahnesine çıktıktan sonra başlangıçta hafif yollu çömezlik, ufak tefek acemilik derken, akabinde “çıraklık, kalfalık, ustalık” dönemlerinde, zaman zaman “deneme-yanılma” metoduyla, ya da “fıtrat”larından gelen “yetenek”lerini kullanıp, böylece maddi ve manevi açıdan ülkemizin kalkınmasının yanı sıra, keza, halkımızın refah ve mutluluğu için emeklerini esirgemeyen gelmiş geçmiş veya simdilerde de aynı siyaset sahnesinde boy gösteren, aynı çim sahada ha babam de babam top koşturup duran bilumum siyaset erbabımızdan Allah razı olsun! Millet olarak hepimizin aynı çatı altında, aynı ulu çınarın gölgesinde kökü, kökeni, inancı, mezhebi, cinsi, cibiliyeti ne olursa olsun, sadece ve sadece birer “vatandaş” olarak el ele, birlik beraberlik içinde yaşamamız için bu uğurda yeri geldiğinde ellerini her türlü taşın, çakılın, molozun altına koymaktan asla çekinmedikleri gibi, aynı zamanda da bu hususta gerektiğinde “kefen”giymeyi dahi..]]> Sun, 14 Dec 2014 05:00:35 +0300 ‘Milli hikaye’ meselesi (5) https://www.evrensel.net/yazi/72894/milli-hikaye-meselesi-5 https://www.evrensel.net/yazi/72894/milli-hikaye-meselesi-5? Kirvem, Atalarımıza göre her yiğidin kendine özgü bir yoğurt yeme tarzı varmış, nitekim kimi yiğitler çalakaşık daldıkları yoğurdu aceleyle lüplerken çoğunlukla üstlerine başlarına bulaştırır, kimileri tam aksine açgözlü davranmayıp, bunu efendice, edebiyle yaparken, kimileri de belki de daha önceleri içtikleri sütten dolayı ağızları yandığını anımsayıp, böylece daha temkinli, fazlasıyla ihtiyatlı davranıp, dolayısıyla soğuk olduğunu bile bile yine de yoğurdu üfleyerek yemeyi tercih ettiklerine bakılırsa, anlaşılan o ki, bu yoğurt yeme tarzı gerçekten de hafife alınacak bir mesele değil! Üstelik işin aslı astarı sadece basit bir yoğurt yeme faslından çıkıp, bunun yerine ecdadımızın buyurduğu üzere bir nevi “yiğit”liğin ölçüsü, “kriter”i olduğuna göre, ehh o zaman bu mesele etrafında gerçekten de kafa yormak kesinlikle şart! Bu bağlamda dünya ahvalindeki manzaraya bakılırsa, görünen şu ki, neredeyse tüm ulusların cemi cümlesinin “yoğurt yeme tarzı”, tamı tamına kendi “milli hikaye”le..]]> Sun, 07 Dec 2014 04:54:12 +0300 ‘Milli hikaye’ meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/72843/milli-hikaye-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/72843/milli-hikaye-meselesi-4? Kirvem, Her ulusun, her toplumun kendi meşrebince yazıp, sahneleyip, ardından da “yerel” veya “uluslararası” arenada “pazarlama”ya çalıştığı bir “milli hikaye”si mutlaka vardır; ancak yazılıp, çizilip direkt ya da dolaylı yollarla “piyasa”ya sürülen bu hikayelerin gerçek anlamda okuyucuları var mıdır, işte asıl mesele galiba bu! Özüme kalırsa “milli hikaye”lerin, daha da doğrusu vıcık vıcık milliyetçilik sosuna bulanmış bu hikayelerin neredeyse hemen hepsinin “senaryo”ları aynı kapıya çıkar, çıkıyor. Yani? Yani; amiyane deyimiyle “Biz neymişiz be abi!” Bu bapta el alemin, onların “milli hikaye”lerini bir an için dehleyip, bunun yerine bizatihi kendi kristal aynamızın karşına geçip, öncelikle birey olarak kendi boyumuzu posumuzu, akabinde de toplumumuzun gülcemalini, argo deyimiyle hafiften hafife di-kizlemeye kalkıştığımızda acaba hangi manzaralarla karşılaşırız veya karşılaşıyoruz? Mesela “milli hikaye”mizin “milli ayna”sına baktığımızda, bizler, yani ben, sen, o, öt..]]> Sun, 30 Nov 2014 04:54:03 +0300 'Milli hikaye' meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/72791/milli-hikaye-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/72791/milli-hikaye-meselesi-3? Kirvem, Son zamanlarda, “eski” Türkiye’nin pabuçunu dama fırlatıp, bunun yerine “yeni”, “taze”, “turfanda” Türkiye’nin, “temel”ini atmanın sevincini, “milli irade”mizi temsil eden “vatandaş”larımız, davul, dümbelek, tef eşliğinde “milli içki”miz “ayran” içip kutlarken, diğer taraftan “milli irade”nin dışında kalıp, dolayısıyla “teferruat” kategorisinde yerlerini alan kimi vatandaşlarımız da; kederlerini “rakı”larına meze yapıp efkarlanıyorlar… Yıllar yılı şu kadar bin kilometrekare toprak, şu kadar bin mil sahilleriyle çevrili bu “mübarek” vatan sathında el ele verip, yerine göre çiftetelli, horon, çaydaçıra, zeybek, halay, çepik oynayıp, dolayısıyla milletçe “birlik ve bütünlük”ten yana zerre kadar ayrımız gayrımızın bulunmadığını, üstelik yüzde “doksan dokuz virgül dokuz”unun elhamdülillah Müslüman olduğu bu diyarlarda komşularımızdan biri aç, bi ilaçken, diğerlerinin kesinlikle uyuyamadıklarını “ballı börek” kıvamında dillendirdiğimiz halde, aslında gerçeklerin hiç de böyle olmadı..]]> Sun, 23 Nov 2014 05:00:31 +0300 'Milli hikaye' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/72739/milli-hikaye-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/72739/milli-hikaye-meselesi-2? Kirvem, Şu kırtıpil alemde dağ, vadi, nehir ya da denizlerle sınırlı kara parçalarını, bir zamanlar, yani develerin tellal, kalburların saman içinde olduğu fi tarihlerinde, şu ya da bu şe-kilde “mesken” tutanlar, bu “diyar”ları sanki dedelerinin, babalarının noter tasdikli “tapu”lu malı gibi parselleyip, sonra da “anayurt”, “anavatan” dedikleri bu topraklar üzerinde yaşamışlar… İrili ufaklı bu “anayurt”larda önceleri tıpkı ana rahmindeki bir “fetüs” gibi yavaş yavaş, ufaktan ufağa gelişip, “normal” ya da “sezaryen”le doğduktan sonra, sırasıyla emekleyip, dadis dadis yürüyüp, neden sonra çıktıkları bu “uzun, ince” yol boyunca daha çok serpilip, böylece şu “cemaat”, falanca “aşiret” feşmekan “boy” derken, nihayet “devlet” mevlet tantanasının peşi sıra, ayrıca padişahlık, imparatorluk, krallıklar mertebesine ulaşıp, dolayısıyla bu işin keyfini paşa gönüllerince sürdürdüleri de ayrıca malum… Sonra? Sonra yine bilindiği üzere, bu “cihanşümul”, bu “mütegallibe” tayfası, kendi “hegemonik..]]> Sun, 16 Nov 2014 05:00:45 +0300 ‘Milli hikaye’ meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/72684/milli-hikaye-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/72684/milli-hikaye-meselesi-1? Senin de sular seller misali ezbere bildiğin gibi, bizler kılı kırk yararak, ince eleyip sık dokuyarak, öncelikle “vicdan”larımızın sesine kulak kabartıp, ardından da kafataslarımızın içinde yan gelip yatan “akıl”larımıza danışıp, böylece arada bir önlerimize konulan “sandık”lara attığımız “oy”larla seçip, akabinde de cumhurumuzun payitahtı Ankara’ya hepimizi temsilen gönderdiğimiz “vekil”ler sayesinde, yıllardan beri sürdürdüğümüz bir “oyun”la oyalanıp dururken, buna, “demok-rasi” diyoruz… Aslında “kanla, irfanla” kurduğumuz, nitekim “elemtere fiş, kem gözlere şiş” diye diye nihayet bu yıl elhamdülillah “doksan birinci” senesini milletçe “idrak” ettiğimiz bu anlı şanlı cumhuriyet döneminde, önceleri tek partili “otoriter” ya da “milli” şefler, akabinde de devreye giren diğer irili ufaklı siyasi “parti”lerle rayına sokmaya çalıştığımız “demokrasi” çarkını “iyi-kötü”, hatta amiyane deyimiyle “deh-çüş” yürütürken, diğer taraftan arada bir “postal”, “palaska”lı “sıkıyönetim”lerle ağır ..]]> Sun, 09 Nov 2014 04:56:28 +0300 'Tas ve tellak' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/72627/tas-ve-tellak-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/72627/tas-ve-tellak-meselesi? Kirvem, Gerek birey, gerekse toplum olarak işimize gelmeyen, hoşumuza gitmeyen, canımızı şu veya bu şekilde sıkacağına dair “makul şüphe”lerimiz olan kimi meselelerimizin kaynağını, neden ve niçinlerini doğru dürüst araştırıp, ardından da çözüm yollarını, hani deyim yerindeyse “sihirli formül”ünü, “püf noktası”nı bulup kurcalamaktansa, tam aksine başımızı devekuşu misali kuma gömüp, dolayısıyla irili ufaklı tüm sorunlarımızı görmezlikten geldiğimizde, bu meselelerimiz kendiliğinden çözülüp, bir bakıma “tedavül”den kalkıyor mu? No! No; çünkü, tam da unutuldu, üstü kapandı, tozlu raflar mezarlığına gömüldü derken, günün birinde, hatta belki de hiç umulmadık bir zaman diliminde, altından gerçekten de kalkamayacağımız bir kaya parçası gibi önümüze tüm heybetiyle dikildiğinde ister istemez apışıp, feleğimizi şaşırıyoruz ama, o zaman da son pişmanlık ne yazık ki “kapik” etmoor! Mesela yıllar yılı eşine az rastlanır, düşman çatlatır cinsinden bir “hukuk” devleti olduğumuzu zırt-pırt dille..]]> Sun, 02 Nov 2014 04:58:49 +0300 'Makul şüphe' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/72576/makul-suphe-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/72576/makul-suphe-meselesi-2? Kirvem, Yetmiş yedi milyonu sollayan nüfusumuzla övünüp, aynı zamanda da daha düne kadar başımızın başıyken, şimdilerde de cumhurumuzun başının verdiği ferman muci-bince, yani en az “üç çocuk”lu “nüfus planlaması”yla, yakında inşallah yüz milyonu da devireceğimiz bu diyarlarda, birer “yurttaş” olarak bir elimiz yağda, diğeri balda, ohh, keka makamlarında “paşa”lar, “bey”ler, “hatun”lar misali günümüzü gün edip yaşıyoruz çok şükür! Anayasamızımızın bizlere sunduğu “sosyal adalet” şemsiyesi altında refah ve huzur içinde, kimsenin kimsenin tavuğuna kış demediği, kimsenin kimsenin alın terini, emeğini sömürmediği bu güzelim ülkemizde gül gibi geçinip giderken, diğer taraftan bununla sanki yetinmeyip; sabah-akşam, gece-gündüz dur durak demeden illa da hep beraber ayrıca bir de “kardeş” olduğumuzu papağanlar misali neden tekrarlama ihtiyacını duyuyoruz acaba? Bu işte bir terslik yok mu? Var! Zaten çuvala sığmayan mızrak misali sırıtıp duran bu tersoluk yüzünden ha babam de babam “kardeş..]]> Sun, 26 Oct 2014 06:00:05 +0300 ‘Makul şüphe’ meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/72518/makul-suphe-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/72518/makul-suphe-meselesi-1? Kirvem, Bana öyle gelirki “zaman” denen şu uçsuz bucaksız şey her neyse, bunu, elimizden geldiğince hoyratça harcamayı milletçe hem iyi beceriyoruz, hem de bu hususta “usta”lığımıza evvel Allah diyecek yok! Aslında zamanı mirasyedice bol keseden tüketip, bir bakıma har vurup harman savurup, böylece elimizin altından sabun köpüğü misali kayan, kuş gibi uçup giden, dahası da son salisesini de harcadıktan sonra gari kesinlikle “geri dönüş”ü asla olmayan bu meret şeyin “kıymet”ini geç de olsa güya anlayıp “pişman”lık duyuyoruz ama, nafile! Nafile, zira “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” deyip kulaklarımızdan küpe misali asılması gereken bu ecdat yadigarı deyime rağmen, gerek mankafalılıkla, gerekse ipe sapa gelmez, saçma sapan inatçılıkla aynı “hata”ları, benzer “yanlış”ları nerede..]]> Sun, 19 Oct 2014 00:18:37 +0400 “Aslını inkâr eden haramzadeler” meselesi https://www.evrensel.net/yazi/72463/aslini-inkr-eden-haramzadeler-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/72463/aslini-inkr-eden-haramzadeler-meselesi? Kirvem, Malum olduğu üzere sen, ben, o, kısacası hepimiz bu “cennet vatan”ın birer “vatandaş”ı olarak anayasamızın amir hükümlerine uymak, madde madde sıralanmış kurallarına harfiyen riayet etmek başlıca görevimiz olduğu gibi, keza bu “kurallar manzumesi”ne ister istemez “eyvallah” demeye de mecburuz. Nitekim, “Netekim Paşa”ızın bir zamanlar halkımıza bilek gücüyle, zorla, postalla “armağan” ettiği bu anayasanın bütün emirlerine “nizam, intizam, disiplin” içinde uyarken, daha sonraları hafif yollu da olsa bu “apolet”li anayasanın bizlere dar geldiğini, dolayısıyla kökünden “sünnet” edilmese de, yine de zamanla kimi maddelerinin sağından solundan tıraşlanmasının zaruri olduğuna hükmeden “milli irade”miz sayesinde orasından burasından kırpıp, veya allı pullu “yama”larla yamayıp, sonra ..]]> Sun, 12 Oct 2014 00:13:44 +0400 Taraf ve tarafsız olmak” meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/72413/taraf-ve-tarafsiz-olmak-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/72413/taraf-ve-tarafsiz-olmak-meselesi-3? Kirvem, Senin de bildiğin gibi, son zamanlarda Çankaya’daki koltuğuna henüz yeni oturan cumhurumuzun başının, gerek memleket semalarında, gerekse yurtdışında, yaban ellerde “tayyare” ile yapacağı yolculuklarının daha “konfor”lu, daha süratli, aynı zamanda da uluslararası arenada devletimizin gururunu, onurunu her bakımdan kollayan, dolayısıyla daha “prestij”li bir “imaj” sergileyebilmesi için, bilmem kaç milyon “kayme”ye elin keferelerinden satın alınan yeni bir tayyare, nam-ı diğeriyle “The Uçak”ımız var. Cumhurumuzun başının karada, havada, denizde, kısacası tüm yolculuklarının kazasız belasız geçmesini kendi payıma öncelikle yüce Allah’tan dilerken, keza memleketimizin, milletimizin refah, ferah ve huzur içinde yaşayabilmesi için atacağı her adımının da ülkemizin yanı sıra, aynı şekilde dünyamız açısında..]]> Sun, 05 Oct 2014 00:31:42 +0400 'Taraf ya da tarafsız olmak' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/72360/taraf-ya-da-tarafsiz-olmak-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/72360/taraf-ya-da-tarafsiz-olmak-meselesi-2? Kirvem, Herhangi bir konu hakkında yarım porsiyon aklımızla da olsa, kendimizce “doğru” olduğuna inandığımız düşüncelerimizi, fikir veya görüşlerimizi yeri geldiğinde samimiyetle belirtmektense, tam aksine peşinen bir kenara çekilip, böylece ecdadımızın “Konuşmak gümüşse susmak altındır” diye pazarladıkları, bir bakıma “Etliye sütlüye karışmamanın” ya da “Suya sabuna dokunmamanın”, çok da “matah” bir davranış biçimi olmadığını, kendi payıma öncelikle belirtip, hemen akabinde de geçen haftaki mektubumuza dönüp, böylece sözü bıraktığımız yerden sürdürelim… Diyordum ki, daha düne kadar başımızın başı başbakanımızken, şimdilerde de cumhurumuzun başkanı olan muhterem zat, yaptığı tüm “balkon” konuşmalarında yetmiş yedi milyonu sollayan nüfusumuzun her bireyini aynı “muhabbet..]]> Sun, 28 Sep 2014 00:10:27 +0400 'Taraf ya da tarafsız olmak' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/72309/taraf-ya-da-tarafsiz-olmak-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/72309/taraf-ya-da-tarafsiz-olmak-meselesi-1? Kirvem, Zaman zaman zihnime takılan, ama henüz “neden” ve “niçin”lerini bu mankafa aklımla çözemediğim için lanet okuduğum meselelerden biri de şu: Küçüklüğünden itibaren “lolipop” ya da “elma şekeri” yerine her fırsatta mürekkep yalamış, mektep medrese turlayıp ilim irfan sahibi olmuş, hani yeri geldiğinde de ilk fırsatta “akil insan” kimliğiyle ülkenin bilumum sorunlarına şıpınişi çözüm üretecek kadar deneyimli, donanımlı, görgülü, ilim irfan sahibi kimi vatan evlatları, şimdilerde cumhurumuzun başı olan zat-ı alileriyle bir zamanlar Dolmabahçe’de yan yana gelip, kafa kafaya verip, “akil insan” formatıyla yurdun her tarafına dağıldıktan sonra, halkımızın neredeyse her kesimiyle yaptıkları sohbetler sonucunda edindikleri şu veya konudaki izlenimlerini madde madde veya dosyalar dolusu &ldqu..]]> Sun, 21 Sep 2014 00:07:38 +0400 'Her canlı ölümü tadacaktır' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/72254/her-canli-olumu-tadacaktir-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/72254/her-canli-olumu-tadacaktir-meselesi? Kirvem, Ecdadımız “Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane” dediklerine göre, demek ki ecel veya “alın yazısı”nı değiştirmek, Allah’ın kulu olan bizler için zaten mümkün olmadığı gibi, keza, böylesine bir şeyi sadece düşünmek bile herhalde aptallığın daniskası olur. Üstelik ecelin ne vakit gelip, nerede kapımızı ansızın çalacağı zaten belli değilken, o zaman bu “âlem”den günün birinde veya gecenin bir vaktinde “meçhul”e doğru yelken açmak, “fıtrat”ımız mucibince, “kader” ya da “mukadderat”ımızın gereği! Yani? Yani daha doğduğumuz andan itibaren, daha ilk soluğumuzla birlikte bedenimize can veren “ruh”umuzun bizleri eninde sonunda terk edeceğini, bunun da en güzel ifadesini Kuran’ın Ali imran suresinin 185. Ayeti en açık şekilde şöyle belirtiyor: “Her canlı ölü..]]> Sun, 14 Sep 2014 00:14:03 +0400 'Bizler' ve 'Onlar' meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/72202/bizler-ve-onlar-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/72202/bizler-ve-onlar-meselesi-3? Kirvem, Eskiden başımızın başı başbakanken, halkımızın yarısından bir gıdım daha fazlasının “teveccüh”ünü kazanıp, dolayısıyla “cumhur”umuzun başı seçilen muhteremin, bundan kellim ne tür “icraat”lara kapı aralayıp, hangi fermanlarla ülkenin gidişatına “yön” vereceği henüz meçhul! Aslında başımızın başıyken meydanlardan halkımıza seslenirken, Çankaya’daki koltuğa oturduğunda, kendisinden önceki cumhurbaşkanlarından çok daha farklı bir “yol” izleyip, yerine göre köprü mühendisliğine ya da inşaat kalfalığına soyunacağını, gerektiğinde ekonomi çarkının işleyişine müdahale edeceğini, belediye zabıtası misali pazar yerlerini, balıkhaneleri, fırınları yakından denetleyeeği mealindeki fermanların yanı sıra, keza “köşk”ün bir kenarında öyle ecdat yadigarı süslü bir “vazo”..]]> Sun, 07 Sep 2014 01:12:03 +0400 'Bizler' ve 'Onlar' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/72158/bizler-ve-onlar-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/72158/bizler-ve-onlar-meselesi-2? Kirvem, Hepimizin bildiği gibi, başımızın başı başbakanımız Erdoğan, devlet ricalinde bir “kademe” daha atlayıp, böylece varılması mümkün olan en “top” seviyeye, en “yüce makam”a, “cumhur”umuzun şu kadar oyuyla gelip, sonra da anayasamızın amir hükmü gereğince “yemin billah” faslının ardından nihayet yeni koltuğuyla buluştu elhamdülillah! Allah’ın her “kul”a kolay kolay lütfetmeyeceği, dolayısıyla dostu sevindiren, buna mukabil düşmanları çatlatacak böylesine bir “görev”le halkımız tarafından “onur”landırılan cumhurumuzun “yeni” başkanına, bu ülkenin “teferruat” konumundaki bir garip “vatandaş”ı olarak, önce sağlıklı uzun ömürler dilerken, keza, kazara da olsa yolum kiliseye düştüğünde, nur yüzlü İsa peygamberimizin huzurunda önce bo..]]> Sun, 31 Aug 2014 00:10:22 +0400 'Bizler' ve 'Onlar' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/72106/bizler-ve-onlar-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/72106/bizler-ve-onlar-meselesi-1? Kirvem, Malum olduğu üzere Gezi olaylarının akabinde “çapulcular” tayfası, “Düğün değil, bayram değil, eniştem beni niye öptü?” misali durduk yere, sırf “artiz”lik olsun diye kazan kaldırıp, ülkenin gül gibi seyreden, “duble yollar”ında kazasız belasız yürüyen gidişatına çomak sokmaya uğraşırken, onların bu heveslerini kursaklarında bırakan “kahraman” polislerimizin yazdığı “destan”larla aşayiş güya berkemal olurken, diğer taraftan bu işin geride kalan “tortu”suna bakılırsa, ülke genelinde görünen manzara o ki, sabah akşam “birlik ve bütünlük”ten yana dem vurduğumuz halde, bu bapta maalesef milletçe Mersin’e değil tersine yol aldık! Nitekim “çapulcular”ın meydanlara dökülüp kazan kaldırmasının ardından, daha düne kadar başımızın başı olan za..]]> Sun, 24 Aug 2014 00:03:26 +0400 “Adalet” meselesi https://www.evrensel.net/yazi/72053/adalet-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/72053/adalet-meselesi? Kirvem. Başımızın başı muhterem başbakanımız Erdoğan. Sonu, daha başından itibaren hemen hemen neredeyse belli olan klasik Yeşilçam filmleri gibi, girdiği cumhurbaşkanlığı seçiminde, önce Allah’ın inayetiyle, sonra da “öl de ölelim” kıvamındaki bilumum sevenlerinin verdikleri oylar sayesinde ipi göğüsleyip, böylece diğer iki adaya nal toplatmasa da, yine de hafif yollu da olsa onları sollayıp, nihayet muradına erdi, erişti çok şükür! Köküne kadar demokratik; sapına kadar laik; dosta, düşmana parmak ısırtacak düzeyde sosyal; hilafsız, hurdasız hukuk devletimizin şu anda “tedavül”de olan hükümleri mucibince,ülkemizin en tepe noktasındaki bu koltuğa oturmak için, günde beş vakit namaz kılarcasına ülkemizin meydanlarında koşuşturmasının yanı sıra, keza televizyon ekranlarından halkımıza seslenirken, kullandığı belagatlı dil, bu bapta har..]]> Sun, 17 Aug 2014 00:45:07 +0400 'Tabula rasa' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/72012/tabula-rasa-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/72012/tabula-rasa-meselesi? Kirvem, Bu mektubumda hafif yollu da olsa zihinlerimizi kurcalayan, ama ne hikmetse sağlam bir kazığa bağlamakta zorlandığımız, hatta bir gıdım daha da ileri gidip söylemek gerekirse entipüften kimi meseleler etrafında dolanıp, yarenlik etmek istiyorum. Malum olduğu üzere şu kavanoz dipli dünyaya kimilerimiz dişi, kimilerimiz erkek cinsiyetimizle “anadan üryan” avdet eder etmez, ilk nefesimizle birlikte çocuksu sesimizle “yaygara” koparıp ağlıyoruz ama, neden ağlayıp zırladığımızı da bilmiyoruz, bilemiyoruz. Analarımızın evvelemirde ağızlarımıza zorla tıktıkları “gül” memelerini refleksle emmeye başlayınca, ister istemez hem sesimizi kesiyoruz, hem de ilk andan itibaren minik midelerimize “bayram” yaptıran o ılık sıvının “süt” olduğundan da bi haberiz. Adı John, soyadı Locke olan kefere filozofun, on yedinci yüzyılın ortalarında yumurtladığı “ince” düş..]]> Sun, 10 Aug 2014 00:06:25 +0400 'Lorke lorke' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71963/lorke-lorke-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71963/lorke-lorke-meselesi? Kirvem, Malum olduğu üzere, atalarımız “Her yiğidin kendine özgü bir yoğurt yeme tarzı vardır” diye buyurmuşlar. Gerçekten de, kimi yiğitler acemice veya beceriksizce yoğurt yerken üstlerine başlarına bulaştırırken, kimileri de daha önceden içtikleri sütten belki de ağızları yandığından, yine aynı “tufa”ya düşmemek, aynı “kaza”ya uğramamak için temkinli davranıp, böylece yoğurdu bile üfleyip, ardından da midelerine indirip, dolayısıyla “uyanık” davranmayı huy edinmişler… Son günlerde, daha da doğrusu cumhurumuzun yeni başkanını seçmeye hazırlandığımız şu sıralar, bu önemli göreve “namzet” olanlardan her biri, seçildikleri takdirde, daha da doğrusu halkımızın onayını aldıktan sonra Çankaya’ya kapağı attıklarında “yoğurt” yemekten ziyade, bunun yerine çok daha fiyakalı ve de gavurca bir..]]> Sun, 03 Aug 2014 00:17:36 +0400 'Yeni Türkiye' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71915/yeni-turkiye-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71915/yeni-turkiye-meselesi? Kirvem, Bir zamanlar ucu bucağı neredeyse belli olmayan, hani deyim yerindeyse kolları kocaman bir ahtapot misali Asya, Avrupa ve Afrika’ya kadar uzanan, Akdeniz’i göle çeviren anlı şanlı Osmanlı İmparatorluğu’nun dillere destan şaşaalı devrinin, tıpkı kendinden önceki diğer hanedanlıklar gibi zaman tünelinde şu ya da bu nedenlerle giderek yalpalayıp, tökezleyip, akabinde de yerlerini ufak tefek “devlet” veya “devletçik”lere ister istemez terk edip, hatta tarih sayfasından tümüyle silinip yer ile yeksan olduğu malum! Keza “resmi tarih”imize bakılırsa, hepsi de birbirinden “dirayet”li hünkarlarımıza, kendi kral veya kraliçelerinin saygılarını iletmek için ülkelerinden getirdikleri kıymetli hediyelerle sabahın köründe kuyruğa girip, akşam karanlığı çökmeden padişah efendilerimizin “huzur”una çıkmayı başar..]]> Sun, 27 Jul 2014 00:11:09 +0400 Asimetrik yarış meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71857/asimetrik-yaris-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71857/asimetrik-yaris-meselesi? Kirvem, Şu kırtıpil alemin siyaset arenasında işler nasıl yürür, politika denen bu meret şeyin belli başlı bir “racon”u var mıdır, varsa bunun “kriter”leri, kuralları nelerdir, bu kuralları kimler, neye göre belirler, bunlara ayak uydurabilen siyasetçiler koltuklarını zaman diliminde daha uzun mu korurlar, bunu beceremeyenler halkın nezdinde güvenilirliklerini, dolayısıyla “iktidar”larını kaybedip bu “kulvar”lardan ellerini, eteklerini ister istemez çekip bir kenarda pineklemeye mi koyulurlar, ya da her yenilginin akabinde daha da bilenip, hırslarını tazeleyip, mesela “altı kere gidip, yedinci kez gelip”, böylesine “gel-git”leri sindirebilmek gerçekten de “maharet” mi ister, hele hele illa da millet ve vatana “hizmet aşkı”yla yanıp tutuşmak, bu yolda gerekirse baldıran zehrini meyan kökü şerbeti niyetine içip, keza aynı şeki..]]> Sun, 20 Jul 2014 08:12:49 +0400 'Kürtler ve piskilet' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71808/kurtler-ve-piskilet-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71808/kurtler-ve-piskilet-meselesi? Kirvem, Bir aralar ülkemizin Doğu ve özellikle de Güneydoğu bölgelerinde, bir nevi fıkra babında ağızdan ağıza dolaşan şöyle bir cümle dillendirilirdi: “Kürt’e ne gerek ‘pıskılet’, biner gider valiye çarpar!” Özü itibariyle “ironik” bu cümle, memleketimizin içine sürüklendiği, dahası da dün olduğu gibi, bugün, bu saat çeşitli adlar altında sözde çözmeye çalıştığımız, ama ne hikmetse bir türlü rayına oturtamadığımız “Kürt Meselesi”nin, sanki halkın nezdindeki dolaylı bir ifadesi miydi acaba? Öyle ya! Bisiklete binmeye kalkışan bir Kürt, acemice, yalpalaya yalpalaya gidip, hele hele bir de maazallah “devlet”in koskoca valisine, hatta “vali”yi boşverin, onun görkemli konağının dikenli tellerle çevrili duvarına dahi çarptığında, o zaman bu pirinc..]]> Sun, 13 Jul 2014 07:28:48 +0400 'Amin Amin Amin' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71749/amin-amin-amin-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71749/amin-amin-amin-meselesi? Kirvem, Hayli zamandan beri cumhurumuzun başının seçimiyle ilgili meselenin nihayet bir basamağını da şimdilik aştık. Bu işe soyunacak “aday”lar yavaş yavaş “er meydanı”na çıktıklarına göre; anlaşılan o ki, bu saatten sonra bizler “cumhur” olarak bu zevatın verecekleri “vaaz”larla ya da sağda solda dillendirecekleri “vaat”lerden yola çıkıp, günü saati geldiğinde de sandıklara atacağımız oylarla cumhurumuzun başını “milli birlik ve bütünlük” içinde seçeceğiz inşallah… Kimileri bu adayların vaat ya da vaazlarını dinlemeden, peşinen, hatta belki de daha şimdiden seçeceği adayı gönül rahatlığıyla zaten belirlemiş, kararını kesinlikle vermiş, dolayısıyla kafası dinç, vicdanı rahat, kendi işinin, kârının başına geçip bu defteri çoktan kapatmışken, bazılarımız da kendi meşrebimize, kendi “krit..]]> Sun, 06 Jul 2014 00:10:44 +0400 'Arife tarif gerekmez' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/71693/arife-tarif-gerekmez-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/71693/arife-tarif-gerekmez-meselesi-2? Kirvem, Son zamanlarda ülkenin gündeminden neredeyse hiç düşmeyen bir “mesele”miz var: Cumhurumuzun başı acaba kim olacak, ya da nasıl bir cumhurbaşkanı istiyoruz? Halkımızın oylarıyla seçildikten sonra Çankaya’nın yolunu tutacak muhterem zatın adı sanı şimdilik meçhulken, diğer yandan da yüce devletimizin en şatafatlı, en muteber koltuğunun şu veya bu kişi tarafından parsellenmesi söz konusu olunca, ehh o zaman bittabii ki bu meseleyle ilgilenmemiz, Anayasamızın 66. maddesinde belirtilen, “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” hükmünce hepimizin, her Türk’ün, bir bakıma olmazsa olmaz “milli” görevidir… İşin içine milli, milliyetçi kavramlar girince, bu husustaki “hassasiyet”lerimiz ister istemez artıyor ama, öte yandan da milletçe işimiz giderek zorlaşıyor! Ni..]]> Sun, 29 Jun 2014 00:14:44 +0400 'Arife tarif gerekmez' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/71637/arife-tarif-gerekmez-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/71637/arife-tarif-gerekmez-meselesi-1? Kirvem, Bu haftaki mektubuma bir anıyla başlamak istiyorum. Ardı ardına yazdığı hikayelerinin yanı sıra, keza bir zamanlar gerek Marko Paşa, gerekse Zübük gazetelerinde değindiği güncel konuları kendine özgü mizahi üslubuyla anlatan Aziz Nesin’i, henüz üniversite öğrencisi olduğumuz fi tarihinde konuşmacı olarak Laleli’deki edebiyat fakültesine davet etmiştik; o da bu isteğimizi, arzumuzu kırmamış, böylece tıklım tıkış doldurduğumuz büyük bir anfide, deyim yerindeyse daldan dala atlayıp çeşitli konulardaki düşüncelerini aktarıp bizlerle paylaşmıştı. Mesela ona göre isimlerinin önünde, “kartvizit”lerinde şu veya işin “profesör”ü olduklarını beyan eden bilim adamlarımızın veya “molla”larımızın neredeyse hemen hepsi, herhangi bir konu hakkında fikir beyan etmeye kalkıştıklarında, durduk yere işi yokuşa sürüp, lafı uza..]]> Sun, 22 Jun 2014 00:20:33 +0400 'Eski şarabı yeni şişede sunmak' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71577/eski-sarabi-yeni-sisede-sunmak-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71577/eski-sarabi-yeni-sisede-sunmak-meselesi? Ermenilerin sıkça dillendirdiği “Eski şarabı yeni şişede sunmak” deyiminin kökü, kökeni sadece Ermenilere mi aittir, yoksa başka kültürlerden “araklayıp” bunu kendilerince sahiplenmek mi istemişler, doğrusunu söylemek gerekirse bilmoorum. Özüme kalırsa eski bir şarabı veya mesela bir masalı, örneğin bir hikayeyi, tarihi bir olayı allayıp pullayıp sonra da “yeni şişe”lerde sunup, bir bakıma “göz boyamak” herkesin, her babayiğitin harcı olmadığı gibi, keza böylesine bir “uyanık”lığı şu veya bu “nümero”lar eşliğinde sergilemeye kalkışıp, ardından da yakayı ele vermeden, argo deyimiyle “piyastos” olmadan bu tür alengirli işleri becerebilmek, acaba başlı başına “özel” bir maharet veya onun da ötesinde fazlasıyla “usta”lık mı ister, bunu da keza bilmoorum, bilemoorum! Ancak bilebildiğim ya da şaşı ..]]> Sun, 15 Jun 2014 00:21:48 +0400 ‘Cumartesi çocuğu’ meselesi… https://www.evrensel.net/yazi/71520/cumartesi-cocugu-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71520/cumartesi-cocugu-meselesi? Kirvem, Yıllardan beri bu köşede kendimce önemli bulduğum “mesele”lere parmak basıp, sözde büyüteç altına alıp, ardından da ülkenin irili ufaklı şu veya bu “sorun”larına acaba nasıl “çare” bulunur, acaba kim ya da kimler bu uğurda en “doğru” yolu, en kestirme “formül”ü bulup buluşturup, sonra da milletimizin tüm fertlerinin maddi manevi “dert”lerine karınca kararınca nasıl “derman” olur diye düşüne düşüne bitli başımı kaşırken, diğer taraftan da kendi payıma “ukalaca” da olsa vardığım sonuç şu ki; memeleketimizin, ülkemizin en önemli meselesinin başını çeken, göbeğinde yatan asıl sorun “zaman” kavramı… İnsanlık alemi içinde “zaman”ı hoyratça “boş” yere harcayan, bozuk para misali hovardaca savuran toplumlar içinde b..]]> Sun, 08 Jun 2014 00:31:26 +0400 İsot acısı, şark çıbanı meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71461/isot-acisi-sark-cibani-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71461/isot-acisi-sark-cibani-meselesi? Kirvem, Diyarbakır Kitap Fuarı’na katıldığım şu günlerde maziye dalıp, eski, ama anılarımda hiç mi hiç eskimeyen günlere nedense dalıp gittim. “Zaman Tüneli”nin girdaplarında, geride kalan yılların “labirent”lerinde gezinip durdum. Çocukluğumun geçtiği Diyarbakır’da, daha henüz on, on iki yaşlarındayken basit oyuncaklarımızı kendi el marifetimizle yapmaya çalışır, bunu becerebildiğimizde de sevincimizden sanki havalara uçardık… Eskimiş bir “kaptıkaçtı” lastiği kazara da olsa elimize geçtiğinde, şimdilerdeki gibi yakıp sonra da polis “emice”lerimizin önüne “barikat”diye koymaz, tam aksine özenle yaktığımız bu lastiklerin yanaklarındaki “çelik çember”leri güçbela çıkardıktan sonra Diyarbakır’ın daracık sokaklarında, eğri büğrü “küçe&r..]]> Sun, 01 Jun 2014 00:32:42 +0400 Çuvaldız ve iğne meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71409/cuvaldiz-ve-igne-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71409/cuvaldiz-ve-igne-meselesi? Kirvem, Özellikle şu son zamanlarda başımızın başı başbakanımızın sinirlerinin hayli gergin olduğunu dillendiren “vatandaş”ların sayısı giderek artıyor. Nitekim geçenlerde Anayasa Mahkemesi Başkanına sinirlenip, onun hemen akabinde de Türkiye Barolar Birliği Başkanı olan zatı haşlayıp, böylece gelenek ve görenekleriyle güya övündüğümüz yüce devletimizin “protokol” düzenini hallaç pamuğuna çevirdikten sonra, peşi sıra “manga” düzeniyle yürüyen Genelkurmay Başkanı ve Cumhurumuzun başının, salonu uslu uslu, kuzu kuzu terk etmeleri, ecdat yadigarı hiyerarşik “düzen”imizin ne denli laçkalaştığının da bir nevi aynası oldu! Başımızın başı muhterem başbakanımızın sinirleri yay gibi gergin; nedenine gelince denen o ki, yıllardan beri başında bulunduğu partinin yükünü, “serdümen”ini neredeyse tek baş..]]> Sun, 25 May 2014 00:05:40 +0400 Fıtrat meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71352/fitrat-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71352/fitrat-meselesi? Kirvem, Bir müddetten beri sana postaladığım mektuplarımda, güncel yaşantımızda sıkça müracaat ettiğimiz “kelime oyunları”ndan bahsetmiş, devamını da bu haftaya ertelemiştim. Ama olmadı; sözümü tutmadım, daha da doğrusu tutamadım. Pardon! Kirvem, aşağıda karalayacağım satırların, kendimce yumurtlayacağım “cılk” yumurtaların kimlerin hoşuna gideceğini, ya da tam aksine kimlerin sinir uçlarına, bam tellerine dokunup rahatsız edeceğini, kimlerin “inanç”larına “terso” düştüğü için belki de adlı adınca yedi sülaleme küfredip yıkayıp yağlayacaklarını bilmiyorum, bilemiyorum; ama peşinen, hani lafı eveleyip gevelemeden şunu belirtmeliyim ki, geçtiğimiz gün Soma’da, “ekmek” uğruna girdikleri madenden cansız bedenleri çıkarılan işçilerin ardından oraya altlarındaki kırmızı plakalı “makam” araçla..]]> Sun, 18 May 2014 00:37:34 +0400 'Kelime oyunları' meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/71291/kelime-oyunlari-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/71291/kelime-oyunlari-meselesi-3? Kirvem, Malum olduğu üzere geçtiğimiz günlerde 1915 olayları hakkında Obama’nın “soykırım” deyip demeyeceğini gerek Türkler, gerekse Ermeniler merakla beklediler. Nitekim bir dudağı yerde, diğeri gökte olan Obama hazretleri de, tıpkı kendisinden önceki bir alay Amerikan başkanlarının benzeri yaklaşımıyla, gari neredeyse alışkanlık haline getirdikleri “kelime oyunları”ndan yola çıkıp, dolayısıyla her iki tarafı da “ne şiş yansın ne kebap” uyanıklığıyla, bir güzel “uyutup” , böylece görevini yerine getirdi! Yine malum olan şu ki, eloğlunun yıllardan beri aynı sahnede, aynı dekor eşliğinde oynadığı bu “oyun”u, sil baştan izlemek için kuyruğa giren Türklerin yanı sıra, keza Ermeniler de, her sene aynı senaryoyu seyretmekten nedense bıkıp usanmadılar! Tarihte yaşanmış böylesine “trajik” bir olayın her yıl yeni kelime oyunlarıyla gide..]]> Sun, 11 May 2014 06:38:35 +0400 'Kelime oyunları' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/71239/kelime-oyunlari-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/71239/kelime-oyunlari-meselesi-2? Kirvem, Geçen hafta Obama’nın, 1915 Ermeni Olayları konusuyla ilgili vereceği kararın hangi “sihir”li kelimeyle dillendirileceğini gerek Ermenistan, gerekse Türkiye tarafı merakla bekledikten sonra, nihayet Obama’nın verdiği “fetva”ya bakılırsa; görünen o ki, “soykırım” tabirini kullanmaması için camilerde beş vakit namaz kılıp, bunun için dua edenlerin sesleri Tanrı katına ulaşıp muratları gerçekleşirken, öte yandan sadece kiliselere koşmakla yetinmeyip, ayrıca boylarına eşit büyüklükte mum yaktıkları halde bu sene de hayal kırıklığına uğrayanlar, kem talihlerine küsüp, umutlarını ister istemez gelecek yıla ertelediler… Obama hazretlerinin önümüzdeki sene terennüm edeceği “kelime”ye, daha şimdiden odaklanıp bunun hesabıyla yatıp kalkanların bu uğurda gösterdikleri “hassasiyet”i kimler nasıl değerlendiri..]]> Sun, 04 May 2014 06:56:14 +0400 Kelime oyunları meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/71187/kelime-oyunlari-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/71187/kelime-oyunlari-meselesi-1? Kirvem, Senin de bildiğin gibi, özellikle şu son yıllarda dünyanın birçok ülkesindeki parlamentolarda, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 1915 yılında Ermenilere soykırım yapılmıştır diye kararlar alındı, alınıyor. Yine malum olduğu üzere her yıl 24 Nisan’da bu konu sil baştan gündeme taşınırken, gözler genellikle Amerikan başkanlarının, şimdilerde de Obama’nın vereceği “ferman”a, kulaklar da yine onun söyleyeceği “sihirli” kelimeye odaklanır: Obama, “soykırım” demedi… Obama, “büyük felaket” dedi… Obama, geçen yıl Ermenilerin “Medz Yeğern” dediği büyük felaket deyimini kullandı... Her 24 Nisan’da Obama, “Onu dedi, bunu dedi, şunu demedi” lafazanlığıyla bu “mesele” ertesi bahara ertelenmek üzere derin dondurucuya konulduktan sonra “kış uykusu”na çekilme dönem..]]> Sun, 27 Apr 2014 08:29:42 +0400 Nabza göre şerbet meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71127/nabza-gore-serbet-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71127/nabza-gore-serbet-meselesi? Kirvem, Eskiden “yetmiş iki buçuk millet” diye bir tabir vardı; yani yer-yüzünde olan ve kendilerini “fasulye” gibi nimetten saydıkları için “tam” kategorisindeki milletler bir tarafta, onların dışında kalan ve dünyanın dört yanına çil yavrusu gibi dağılmış, dolayısıyla da aynı çatı altında bir türlü toplanamadıkları için “buçuk” millet diye nitelenen Çingeneler... Çingeneleri hakir görüp dışlayan, horlayıp küçümseyen ve şimdilerde de dünya genelinde sayıları yaklaşık iki yüzü sollayan “milletler topluluğu”, kendilerini bir taraftan hani neredeyse her bakımdan dört dörtlük, eksiksiz gediksiz “tam” veya “komple” görürken, öte yandan Çingenelere yakıştırdıkları “buçuk” sıfatına bakılırsa, anlaşılan o ki hepsinin burnu..]]> Sun, 20 Apr 2014 00:13:00 +0400 Kefen meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71076/kefen-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71076/kefen-meselesi? Kirvem, Dünyanın dört tarafındaki siyaset erbabının, namı diğeriyle politikacıların, huyu, suyu hep birbirinin aynı, ya da bir bakıma benzeri midir, yoksa her politikacı kendi kulvarında koşuştururken, kendine göre mi kişner? Başka ülkeleri, yaban ellerdeki politikacıları bir kenara dehleyip, kendi özelimize dönersek, görünen o ki, bizim diyarlarda siyasete soyunmak, bu taraklarda bez dokumak, tam da “davulun sesi uzaktan hoş gelir” misali hayli zor, meşakkatli, bir o kadar da yürek ve bilek işi! Nitekim bilek ve yürek işi, çünkü, bilindiği üzere bir aralar ülke genelinde durumdan vazife çıkarmayı kendilerince görev belleyen “apolet”li paşaların, halkımızın alay malay, def dümbelek eşliğinde hesapça demokratik yollarla seçip Ankara’ya postaladığı “vekil”lerini, dipçik, postal, palaska zoruyla darağaçlarında nasıl sa..]]> Sun, 13 Apr 2014 07:16:43 +0400 Sözde istiklal meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71011/sozde-istiklal-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/71011/sozde-istiklal-meselesi? Kirvem, Malum olduğu üzere atalarımız bundan bir asır önce “yedi düvel”e karşı giriştikleri “İstiklal Harbi”nde düşmanlarımızı Akdeniz’in tuzlu sularına gömdükten sonra bizlere miras bıraktıkları bu “vatan” topraklarında, hepimiz, yani onların torun ve torbaları, bunca zamandan beri özgür, hatta deyim yerindeyse paşa paşa yaşayıp gül gibi geçinip giderken, nereden nereye şu son günlerde birdenbire milletçe kendimizi yeni baştan bir “istiklal mücadelesi”nin içinde nasıl, neden, niçin bulduk, doğrusunu söylemek gerekirse kendi payıma anlayamadım ka yavrum! Nitekim geçen pazar günü adıyla sanıyla, unvanıyla “demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti” olan ülkemizin “anayasa”sı mucibince birer “vatandaş” olarak, kimilerimiz kuş uçmaz kervan geçmez köylerin tozlu, &cced..]]> Sun, 06 Apr 2014 00:02:49 +0400 Dindar nesil meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70954/dindar-nesil-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70954/dindar-nesil-meselesi? Kirvem, Okumanın, öğrenmenin, bilgi edinmenin öncelikle ilkokullardan başlayıp, daha sonraları orta ve liselerde giderek ivme kazanacağına inanan cumhuriyetimizin öncü kadroları, memleket sathında “okuma-yazma” bilenlerin oranının hayli düşük, kırsal alanlarda neredeyse yüzde beş seviyelerinde olduğunu tespit eder etmez, bunun, bu “cehalet”in tez elden telafisi için bir taraftan yaşlı nesiller için okuma yazma kursları düzenlerken, diğer yandan da ilkokul çağındaki çocukların okula gitmelerini “mecburi” kılıp, buna uymayan velilerin evlerine gerektiğinde bekçi, polis veya jandarma göndermeyi de ihmal etmediler. Önceleri yarınlarımızın teminatı olan gençlerimiz için birbirinin peşi sıra açılan Köy Enstitüleri, daha sonraki yıllarda politik nedenlerle “komünizm yuvaları” diye damgalanıp kapılarına kilit vurulurk..]]> Sun, 30 Mar 2014 00:07:18 +0400 'Milli' irade meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70896/milli-irade-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70896/milli-irade-meselesi? Kirvem, Başımızın başı Başbakanımızın gerek ekranlardaki konuşmalarından, gerekse meydanlarda attığı nutukların yanı sıra, keza her birinin maliyeti “semeriyle sekseni geçtiği” için milyonlarca “dolar”, “avro” veya trilyonlarca “lira”yı sollayan şu veya bu tesislerin rengarenk kurdelelerini “ya Allah bismillah!” deyip keserken verdiği rakamlara bakılırsa anlaşılan o ki; Edirne’den Hakkari’ye, Artvin’den Marmaris’e kadar çaprazlama, Ağrı’dan İzmir’e doğu-batı, Samsun’dan Hatay’a kuzey-güney istikametlerinde olmak üzere memleketin her yanı, en ücra köşesine varıncaya kadar her tarafı kendi devri “iktidar”larında hemen her konuda neredeyse cennete dönüşmüş, dönüşüyor elhamdülillah! Aslında başımızın başının her fırsatta kendince altını “sabit” kalemle çizip verdiği beyan..]]> Sun, 23 Mar 2014 00:15:47 +0400 Karpuz misali bölünme meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70839/karpuz-misali-bolunme-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70839/karpuz-misali-bolunme-meselesi? Kirvem, Okullarımızda sular seller misali ezberlediğimiz “milli tarih”imize göre; “Türklerin Anayurdu” denen diyarlardan, yani “Orta Asya” çöllerinden yollara düşen atalarımızın bir kısmı, 1071’de Anadolu denen bu topraklara “bismillah” deyip ayak bastılar. 1299’da küçücük bir beylikken, daha sonraları irili ufaklı bilumum “fütuhat” sayesinde sınırlarını oradan oraya taşıyıp, namütenahi genişletip, nihayetinde Akdeniz’in çevresini fırdolayı dolanıp üç kıtaya yayılan kocaman Osmanlı İmparatorluğu’nu kurdular. Sonra?.. Sonra, bu “yalancı dünya”dan göçüp giden irili ufaklı bilumum anlı şanlı krallıklar, hanedanlıklar gibi, keza adıyla sanıyla ünlü “cihanşümul” bu imparatorluk da, aynı “kader”i paylaşıp, dolayısıyla zaman tünelinde “rah..]]> Sun, 16 Mar 2014 00:51:06 +0400 Peruk meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70781/peruk-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70781/peruk-meselesi? Kirvem, Bin dokuz yüz kırklı yılların sonlarından itibaren tek partili seçimlerin rafa kaldırılıp, ardından da Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle başlayan süreçle birlikte, halkımız “demokrasi” kavramıyla yavaş yavaş da olsa flört edince, anladık ki adıyla sanıyla demokrasi denen, bir bakıma halkın kendi kendini idare etme tarzı, kelimenin tam anlamıyla bizler için biçilmiş kaftandı! Neden? Çünkü eskiden, daha da doğrusu padişahlık döneminden, dolayısıyla “kul”luktan kurtulup, hemen akabinde de kurduğumuz cumhuriyetle “vatandaş”lığa terfi edip, bunun yanı sıra bir de tek partili düzene son verince, milletçe farkında olmadan galiba feleğimizi şaşırmış olacağız ki, sokakta, kahvehanelerdeki günlük konuşmalarımızda sıkça şunu dillendirdik: “Memlekette ‘demirkırat’ var, herkes istediğini yapar!” Demokrasi algısının ..]]> Sun, 09 Mar 2014 00:07:51 +0400 Kasetler meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70722/kasetler-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70722/kasetler-meselesi? Kirvem, Bir zamanlar varlıkları inkar edildikleri gibi, keza “kulak tırmalayan” ana dilleri de yasaklandığı için, misakımızın milli sınırları dahilinde tren katarı misali uzayıp giden “lo lo lo” nakaratı eşliğinde kendi ana dilleri Kürtçeyle gizliden gizliye kaset dinleyip, ayrıca seyyar arabalarında el altından bu kasetleri satıp, böylece “ekmek”, ya da namı diğeriyle “nan” parası peşinde koşuştururken, bu arada “darbe” soslu, apoletli “demokratik hukuk devleti”mizin kanunlarına göre hem suç işliyorlardı, hem de ülkemizin mili birlik ve bütünlüğünün bölünüp parça pinçik olmasına bu davranışlarıyla çanak tuttukları için kodesi boyluyorlardı. Sonra? Sonra köprülerin altından “Su akar deli bakar” misali yıllar yılı boşa akıp giden zaman zarfında, bu yolun çıkmaz olduğunu, ..]]> Sun, 02 Mar 2014 00:44:50 +0400 Koltuk sevdası meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70665/koltuk-sevdasi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70665/koltuk-sevdasi-meselesi? Kirvem, “Eğri oturalım, doğru konuşalım” tekerlemesinin tam aksine, hani “adam” gibi koltuklarımıza şööyle doğru dürüst gömülüp, hatta canımızın istediği gibi sedirlerimize bağdaş kurup, sırtımızı minderlere yaslayıp, ya da en azından tabure, iskemle, sandalyelerimize hafif yollu da olsa ilişip, sonra da şapka, külah, serpuş, bere, takke, türban, eşarp ve kasketlerimizi önümüze koyup düşündüğümüzde; görünen o ki, kimilerine göre kavanoz dipli, kimilerine göre “yalan dünya” denen bu alemde kalitesi, kumaşı, yapısı ne olursa olsun öncelikle bir koltuk “gapmak” neredeyse her “fani” için sanki başlı başına bir “sevda”, tam anlamıyla bir tutku mu ne! Koltuk kapma yarışında özümün “ince” fikrince asıl önemli olan şey; zıttırım, eski püskü bir koltuktan ..]]> Sun, 23 Feb 2014 00:09:44 +0400 Zeka testi meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70602/zeka-testi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70602/zeka-testi-meselesi? Kirvem, Başımızın başı muhterem Başbakanımız, özellikle şu son zamanlarda neredeyse hemen her gün şu veya bu vesile-lerle çıktığı çeşitli televizyon ekranlarının yanı sıra, keza her defasında da devletimize, milletimize “Hayırlara vesile olsun” temennisiyle kestiği kurdelelerle gerçekleştirdiği açılış törenlerinde, dillere destan belagatıyla bir yandan halkımıza seslenirken, diğer yandan da hani amiyane deyimiyle, allem kallem bir punduna getirip, lafı dönüp dolaştırıp eninde sonunda Gezi olaylarına getirip, akabinde de bir müddetten beri gari milletçe sular seller misali ezberlediğimiz “çapulcular” nakaratını sürdürüp yağıp gürlüyor ama, nafile! Nafile çünkü Gezi olaylarının faturasını kökü dışarda, dalları ülkemize kadar uzanmış “faiz lobisi”ne “usta”ca bir manevrayla ciro edip, ardından da misakımızın ..]]> Sun, 16 Feb 2014 00:01:19 +0400 Boşuna telaş dikine tıraş meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70545/bosuna-telas-dikine-tiras-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70545/bosuna-telas-dikine-tiras-meselesi? Kirvem, Osmanlı hanedanının ardından kurulan “ulus devlet”imizde önce “Ulu önder”, sonra da “Milli şef”le sürdürülen “tek partili iktidar” dönemlerinin hemen akabinde, bu kez de 1946’da Demokrat Parti ile başlayan çok partili “renkli hayat” tarzımızın; emekleyerek, tökezleyerek veya apoletli darbeler, muhtıralar, balans ayarları sonucunda hangi badirelerden geçip, günümüze kadar nasıl ulaştığı malum! Eskiden, yani tek partili düzenin hüküm sürdüğü yıllarda, “padişah”larımızdan miras kalmış, bu yolla nispeten de olsa sanki genlerimize işlemiş “pederşahi” bir anlayışla, ülkeyi uzun yıllar tepeden inme “emir-komuta” zihniyetiyle yönetenlerin serencamı da keza malum! Yine malum olan şu ki; tek parti dönemlerinde ülkeyi yöneten “kadro”lar, genellikle h..]]> Sun, 09 Feb 2014 06:45:23 +0400 Yolsuzluk panayırı meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70490/yolsuzluk-panayiri-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70490/yolsuzluk-panayiri-meselesi? Kirvem, Senin de bildiğin üzere şu bizim güzelim memleketin toprağına taşına, bir tekinin bile tüm cihana bedel olan insanlarının iki kaşıklık aşına, taa ezelden beri şaşı gözlerini dikmiş dahili ve harici düşmanlarımız, son zamanlarda, hatta özellikle de şu son günlerde yine kanca burunlarını işlerimize sokup, bizim çöplüklerimizde eşinip, dolayısıyla memleketimizin sathında cirit atıp her bakımdan huzurumuzu bozmaya başladılar! Bu cirit atan “hain”lerin başını çeken, kökü dışarda olan “çapulcular tayfası”nın hevesleri, kötü emelleri, başımızın başı başbakanımızın yurt dışından gelir gelmez ayağının tozuyla anında sergilediği eşsiz performansı, dirayetli öngörüsü ve bittabii ki gönülleri fetheden belagatı sayesinde kursaklarında kaldı çok şükür! Ortalık hafif yollu yatıştıktan sonra, bu kez de tüm dünyada Tü..]]> Sun, 02 Feb 2014 00:16:35 +0400 'Kul yapısı böcekler' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70430/kul-yapisi-bocekler-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70430/kul-yapisi-bocekler-meselesi? Kirvem, Tanrı’nın “Ol!!!” deyip bir tek buyruğuyla yoktan var edip yarattığı şu uçsuz bucaksız evrende; bizler de, yani ben, sen, o, öteki, beriki, falanı feşmekânı derken kısacası hepimiz şu ya da bu diyarlarda “insan” kimliği altında yaşayan birer fani kullar olarak, günün birinde veya gecenin bir vaktinde O’nun, yüceler yücesi Yaradan’ın bu kez de “Öl!!!” deyip vereceği emir gereğince anında “meçhul”e doğru yelken açacağımızdan zerre kadar şüphemiz olmadığı gibi, ayrıca bu ilahi emrin karşısında boynumuzun kıldan ince olduğunu da, arada bir yaptığımız mezarlık ziyaretlerinden kesinlikle biliriz, biliyoruz! Belki de sırf bu nedenle, yani şu cavalacoz, şu kıytırık âlemde sonsuza dek “kazık” çakamayacağımızı, kırk türlü takla, seksen çeşit parende de atsak bunu beceremeyeceğimizi, üstelik daha doğar doğmaz ..]]> Sun, 26 Jan 2014 00:18:19 +0400 'Tavan' ve 'taban' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/70370/tavan-ve-taban-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/70370/tavan-ve-taban-meselesi-2? Kirvem, Geçen haftaki mektubumda özetle diyordum ki; şu bizim cennet vatanımızın her köşesinde, her bucağında “adalet” dağıtan mahkeme salonlarının hepsinde, istisnasız tümünün duvarlarında “adalet mülkün temelidir” yazarken, buna rağmen adalet düzenimiz tıpkı “borsa”lardaki geçer akçe deyimiyle ha babam neden değer kaybedip, “taban” yapıp, acaba niçin dibe vuruyor diye de kendi kendime sorup durmuştum… Şimdi lafa bıraktığımız yerden devamla kendi işkembemce diyeceğim şu ki; adalet sistemimiz giderek tadından yenmez boyutlarda dibe vuruyor, laçkalaşıp çürüyor, çünkü eski, hatta Nuh nebiden kalma tozlu defterleri fazla da karıştırıp kurcalamadan, sadece ve sadece şu son otuz yıllık zaman diliminde maziye dönüp baktığımızda; yargısız infazların, faili meçhul cinayetlerin, köy boşaltmaların, Sivas&r..]]> Sun, 19 Jan 2014 00:22:38 +0400 'Tavan' ve 'taban' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/70309/tavan-ve-taban-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/70309/tavan-ve-taban-meselesi-1? Kirvem, Okullarımızda okutulan resmi, daha da doğrusu “milli tarih”imize bakılırsa; Orta Asya bozkırlarından fi tarihinde yola revan olan atalarımız, ha babam de babam oradan oraya at sırtlarında koşuşturup dururken, aynı zamanda da gittikleri diyarlarda birbirinin peşi sıra irili ufaklı “devlet”ler kurup, akabinde de şu veya bu nedenlerle yıkılan bu devletlerin hemen ardından, hiç zaman kaybetmeden keza başka bir devletin temellerini ata ata bu sayıyı “on altı”ya kadar vardırmışlar. Yine hikmetinden asla sual olunmaz milli tarihimize göre; dillere destan cihanşümul Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihe karışmasıyla birlikte, bu kez de onun küllerinden arta kalan miras sonucunda kurulan ve mazisi doksan yılı sollayan bu yeni devletimizin adı da, malum olduğu üzere Türkiye Cumhuriyeti… Cumhuriyetimizin temelini atanlar, yani başta “Ulu Önder”, yanı sıra “Milli Şef” ve diğer ..]]> Sun, 12 Jan 2014 00:12:30 +0400 Kabahat meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70246/kabahat-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70246/kabahat-meselesi? Kirvem, Eskitip maziye postaladığımız yılın ardından, bismillah deyip yenisine başladığımız 2014 yılının herkese, her keseye “hayırlara vesile” olmasını tüm içtenliğimle diloorum! Aslında benim gibi anadan doğma bir “gavur”un, dolayısıyla “cehennem”lik bir “günahkar”ın halisane temennilerinin, gök kubbemizin yedinci katındaki koltuğunda oturan yüce Rabbimizin huzuruna, O’nun yüce “divan”ına kadar ulaşıp ulaşamayacağı gibi, keza hemen akabinde de sıra numarasına göre “işlem”e konulup konulmayacağını bittabii ki bilemoorum ama, yine de fani bir “kul” olarak Tanrı’nın hikmetine sığınıp, hele hele özellikle de şu son günlerde memleketimizin içine sürüklendiği bu “kaos” ortamının bir an önce düzelip rayına oturması için dua etmekten başka elimden bir şey gelmediğine de üzüloorum! Tamam!..]]> Sun, 05 Jan 2014 07:14:14 +0400 'Dimyat'a pirince giderken...' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70182/dimyata-pirince-giderken-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70182/dimyata-pirince-giderken-meselesi? Kirvem, İki hafta önce “Yeni Türkiye veya Yeni Osmanlıcılık Meselesi” başlığıyla sana postaladığım mektubumda, başbakan Erdoğan’ın son zamanlarda ortaya attığı Yeni Türkiye kavramıyla ilgili ileri geri hayli laflar gevelemiş, sonra da şunu eklemiştim: “…Orta Asya çöllerinden, veya ‘resmi tarih’imize göre ‘Türklerin Anayurdu’ denen diyarlardan ta fi tarihinde kılıç, kalkan, ok, yay, gürz, balta, hançer kuşanıp, at sırtlarında yola revan olduktan sonra, önce Anadolu coğrafyasına yerleşen, daha sonraları da büyük bir imparatorluk kuran Osmanlı ecdadımızın torun ve torbaları olarak, bundan kellim başımızın başı muhterem başbakanımız ve yanı başındaki kurmaylarıyla hayalini kurdukları ‘Yeni Osmanlıcılık’ rüyasına el birliğiyle sarılıp, bu ‘muhteşem’ hayale destek vermemiz kesinlikle şart!” Başbakanımızın bu hayallerine, on..]]> Sun, 29 Dec 2013 00:44:05 +0400 Lice'nin Hewarı meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70117/licenin-hewari-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70117/licenin-hewari-meselesi? Kirvem, Geçen hafta yönetmenliğini Veysi Polat, yapımcılığını Reşit Cantürk’ün üstlendiği “Lice’nin Hewarı”, adlı belgeselin ilk gösterimine katılmak için kar, kış, kıyamet demeden yollara düştüm, Diyarbakır’a kendimi zor attım. Bir zamanlar sözde “faili meçhul” cinayetlerle katledilen Kürt iş adamlarından biri olan Liceli Behçet Cantürk’ün yakın akrabalarının ve özellikle de Lice halkının o günlerdeki hewarına, çığlığına şahit olduk. Kimi TV kanallarının, gazetecilerin yanı sıra, keza sayıları hayli yoğun izleyicilerle birlikte ibretle seyrettiğimiz bu belgeselde; Devlet Baba’mızın, bir başka ifadeyle o günkü “iktidar” daki yetkili zevatın, bundan yirmi yıl önce Lice halkına, yani kendi “vatandaş”larının bir kısmına “hukuk dışı” dayatmalarla, daha da açıkçası &..]]> Sun, 22 Dec 2013 07:13:34 +0400 'Yeni Türkiye' veya 'Yeni Osmanlıcılık' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70053/yeni-turkiye-veya-yeni-osmanlicilik-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/70053/yeni-turkiye-veya-yeni-osmanlicilik-meselesi? Kirvem, Başımızın başı Başbakanımız son zamanlarda nerden bulup buluşturduysa arada bir “Yeni Türkiye” diye söze başlayıp, ardından da bunca zamandan beri başını çektiği kendi devri iktidarı döneminde hemen her alanda gerçekleşen şu veya bu minvaldeki “icraat”larından dem vurup, böylece ülkemizin “nerdeen nereeye” geldiğini her fırsatta beyan ediyor. Muhterem Başbakanımızın “Yeni Türkiye” derken zamanlama açısından neyi kastettiğini anlamak için bittabii ki münecim olmaya gerek yok, çünkü tüm demeçlerinde veya televizyon ekranlarından belirli periyotlarla halkımıza seslenirken, belki doğrudan doğruya dillendirmese de, yine de Yeni Türkiye diye nitelediği sürecin başlangıcını “milat” olarak kendi iktidarıyla açıklıyor. “Yeni Türkiye” diye arada bir ima yollu dillendirdiği “Yeni Osmanlıcıl..]]> Sun, 15 Dec 2013 07:21:27 +0400 Kayıkçı kavgası meselesi https://www.evrensel.net/yazi/69996/kayikci-kavgasi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/69996/kayikci-kavgasi-meselesi? Kirvem, Başımızın başı muhterem başbakanımızdan Allah razı olsun, bunca işinin arasında yine de bir fırsatını kollayıp, hemen her gün kendince önemli bulduğu bir konuyu “pat!” diye ülkenin gündemine taşıdıktan sonra “usta”ca bir manevrayla kenara çekilir çekilmez, bizler de sıradan birer “vatandaş”, kimilerimiz de “akil” insanlar kisvesiyle hemen konuya balıklama dalıp, bir bakıma “zoka”yı yutup, ardından da her birimiz kendi meşrebimize göre başımızın “baş tacı” olan başbakanımızı haddimiz olmadan yerden yere vururken, kimilerimiz de tam aksine zatı muhteremlerini gökte ararken, bunca yıldan beri ülkemizin dümeninde seyrüsefer halinde bulduğumuz için el açıp Allah’a dua ederiz! Öyle ya da böyle! Gerçek olan şu ki; başımızın başının gündemden yana sıkıntısı mafiş! Hatta bu baptaki yeteneği hayli bol ve bereke..]]> Sun, 08 Dec 2013 07:36:39 +0400 'Megri daye' meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/69945/megri-daye-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/69945/megri-daye-meselesi-2? Kirvem, Başımızın başı Muhterem Başbakanımız Erdoğan’ın, yıllardan beri memleketimizin en önemli meselerinin başında gelen Kürt sorununu, kendi devri iktidarında tümüyle çözmek için, geçtiğimiz günlerde etrafına topladığı kurmaylarıyla beraber Diyarbakır’a yaptığı “barış çıkarması”nın tüm detaylarını sazlı sözlü “düet”ler eşliğinde milletçe izledik durduk… Diyarbakır’da sahnelenen, özellikle de Kürtçe “megri daye” ve Türkçe “ağlama ana” diyerek iki dilde bir nevi “potpuri”yle dillendirilen bu ağıtvari şarkıyı, kimler hangi duygularla nasıl değerlendirdi tabii ki bilemiyorum; ama kendi payıma Tanrı’nın huzurunda gerçekleri söylemem gerekirse, ben özüm bu tür “senaryo”lar karşısında nedense hep “samimiyet” ibresinin veya kantarın..]]> Sun, 01 Dec 2013 07:54:20 +0400 'Megri daye' meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/69886/megri-daye-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/69886/megri-daye-meselesi-1? Kirvem, Bir zamanlar ülke sathında “birlik ve bütünlük” nutukları atarken sıkça dillendirilen en cafcaflı, en sihirli deyim de “et ve tırnak” hikayesiydi! Misakımızın millisinde sabah-akşam bıkıp usanmadan et ve tırnak lafazanlığıyla oyalanırken, diğer taraftan da özellikle şu son otuz yıl boyunca sanki Çaldıran Meydan Muharebesini andıran kanlı olaylar neticesinde yaklaşık kırk bin insanımız, özellikle de gençlerimiz “cennet vatan”ımızın “mübarek” topraklarını terk edip “öte taraf”a doğru maalesef yol alırken, bunun, bu “kaknem” gidişatın et ve tırnaklı hamaset nutuklarıyla çözülmediği gibi, keza giderek kabak tadı verdiğini nihayet anlayınca, bu kez de “Olmadı pilav çevir lapaya” uyanıklığıyla sözde “kardeşlik” simidine cankurtaran misali sarıldık… Aslında amiyane deyimiyle vıcık vıcık..]]> Sun, 24 Nov 2013 07:16:07 +0400 Musibet ve nasihat meselesi https://www.evrensel.net/yazi/69830/musibet-ve-nasihat-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/69830/musibet-ve-nasihat-meselesi? Kirvem, Ecdadımız tarafından kim bilir hangi sayısız tecrübelerin ardından buyurdukları şu meşhur: “Bir musibet, bin nasihatten iyidir” hükmünün, öyle sıradan, öyle laf ola beri gele kabilinden söylenmiş bir kelam olmadığını, geride bıraktığımız günlerde Gezi’de patlak veren “musibet” olaylar sayesinde bir kez daha hem öğrendik, hem de atalarımıza bir kez daha yerden göğe kadar hak verdik… Nitekim, mis gibi bir alışveriş merkezinin en yakın zamanda “hayırlara vesile” olması dileğiyle yapılması planlanan bu Park’ta, iki kıytırık ağacın kesilmesini bahane eden kimi “münasebetsizler”, kurdukları uyduruk çadırlarda erkek arkadaşlarıyla sabaha kadar yatıp kalkıp, aynı zamanda da “tıksırıncaya” kadar kolilerle “alkol” tüketen, haddini bilmez, kuldan utanmaz, “kadın mı, kız mı” oldukları belli olmayan “ça..]]> Sun, 17 Nov 2013 07:37:28 +0400 Kozmetik paket meselesi (6) https://www.evrensel.net/yazi/69770/kozmetik-paket-meselesi-6 https://www.evrensel.net/yazi/69770/kozmetik-paket-meselesi-6? Kirvem, Başımızın başı başbakanımızın bundan bir müddet önce “Demokratikleşme Paketi” deyip büyük bir “müjde”yle piyasaya sürdüğü bu paketin içeriğine, dökülüp etrafa saçılan maddelerine baktığımızda, bunun, aslında demokratikleşmekten ziyade önümüzdeki günlerde birbirinin peşi sıra yapılacak “seçimler”in arifesinde göz boyama kabilinden “usta”ca planlanmış, dolayısıyla da rimelli, pudralı bir “Kozmetik Paket” olduğunu belirtip, şeyhülislam misali “fetva” vermiştim! Her şeye maydanoz “molla” kimliğimle verdiğim bu fetvanın ardından, haftalardan beri bu meseleyle ilgili kendimce hayli “ahkâm” kesip, hatta her derde deva “akil” bir vatandaş olarak memleketimizin hayrına paralanıp, bu hususta “halisane” dil dökmeme rağmen, bu cansiperane gayretlerim..]]> Sun, 10 Nov 2013 08:50:54 +0400 Kozmetik paket meselesi (5) https://www.evrensel.net/yazi/69711/kozmetik-paket-meselesi-5 https://www.evrensel.net/yazi/69711/kozmetik-paket-meselesi-5? Kirvem, Saçı sakalı ağarmış yaşlı neslin genelde cüzdanlarında, delikanlıların blucin pantolonlarının arka ceplerinde, kimi hatunlarımızın fermuarlı, genç kızlarımızın da çoğunlukla sırt çantalarında özenle taşıdıkları, özellikle de sokağa çıktıklarında yanlarında bulundurmaları gereken T.C. damgalı “kimlik”lerimizin olduğu malum. Gezi’deki veya benzer olaylarda olduğu gibi işleri güçleri ha babam de babam “destan” yazmakla geçen “polis” amcalarımızın emir buyurduklarında çıkarıp göstermemizi istedikleri bu “kafa kağıtlarımız” yanımızda değilse, o zaman derdimizi ya Marko Paşa’ ya anlatırız, ya da polis amcamızın o andaki insafına terk ederiz… Yani? Yani kafa kağıtlarımızı ya da eskilerin deyimiyle “nüfus cüzdanları”mızı, bir bakıma kimin nesi, kimin fesi olduğumuzu belirten bu “hüviyet”ler..]]> Sun, 03 Nov 2013 00:29:36 +0400 Kozmetik paket meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/69660/kozmetik-paket-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/69660/kozmetik-paket-meselesi-4? Kirvem, Senin de bildiğin gibi Osmanlı’nın ardından “kanla, irfanla” kurduğumuz cumhuriyetimizin daha başından itibaren temel felsefesi olan “tek”leştirici bir kafa yapısıyla sabah-akşam “birlik ve beraberlik” ten yana dem vururken, bunu da, özellikle “milli eğitim” politikalarıyla gerçekleştirmeye çalıştık… Nitekim geçtiğimiz günlerde “demokratikleşme” adı altında açılan “paket”in içinden çıkan ve özüme kalırsa elle tutulur, gözle görünür nerdeyse tek maddesini teşkil eden “andımız”ın kaldırılması, ülke genelinde nesiller boyu süregelen bu milli eğitim politikalarının, bu tekçi, dışlayıcı, ötekileştirici zihniyetin gari “iflas” ettiğinin bir bakıma sanki kanıtı mı oldu ne! Yıllar yılı bu ülkede yaşayan tüm “vatandaş”ların anayasa muci-bince T&uu..]]> Sun, 27 Oct 2013 00:38:52 +0400 Kozmetik paket (3) https://www.evrensel.net/yazi/69602/kozmetik-paket-3 https://www.evrensel.net/yazi/69602/kozmetik-paket-3? Geçen haftaki mektubumu sıkça yaptığın gibi, yine okumadan buruşturup doğrudan doğruya çöp sepetine atmadınsa, o zaman şu son günlerde gündemimizi oluşturan “demokratikleşme paketi” ya da özümün “kozmetik paket” diye adlandırıp vaftiz ettiğim paket ile ilgili birbirinin peşi sıra verdiğim son “vaaz”larımı sanırım hatırlıyorsun. Cumhuriyetimizin kurulduğu ilk yıllardan itibaren ve şu anda da sağı solu budanan, hayırlısıyla yenisi gelinceye kadar yürürlükte olan anayasamızın temel felsefesine, değişmeyen ana zihniyetine göre, bu ülkede hepimiz “vatandaşlık” bağımız nedeniyle Türk’üz, doğruyuz, çalışkanız ve yok birbirimizden farkımız elhamdülillah! Yıllar yılı, ilkokul sıralarından itibaren Türk olduğumuza dair ettiğimiz yeminin, bundan kellim, yani bu allı, rastıklı. sürmeli, “kozmetik paket” hükm&..]]> Sun, 20 Oct 2013 14:13:13 +0400 Kozmetik paket meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/69553/kozmetik-paket-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/69553/kozmetik-paket-meselesi-2? Kirvem, Ülkenin bilumum meselelerinin köküne önce kibrit suyu, ardından da tuz ruhu döktükten sonra, hemen akabinde de vatandaş olarak hepimizi düzlüğe çıkaracağını dört gözle beklediğimiz “torba”, ya da nam-ı diğeriyle “paket” nihayet açıldı; muhteviyatı etrafa çarşaf misali saçıldı. Tam da şu mübarek bayram arifesinde milletçe, hani nasıl derler “anca beraber, kanca beraber” gerçekten de “bayram” etmemiz gerekirken, paketin içeriğiyle ilgili kimi “vatandaş”larımızın hevesleri kursaklarında “düğüm”lenip kalırken, buna mukabil kimi yurttaşlarımız da, özellikle “türban” konusunda belki de umduklarından çok daha fazlasını buldukları için, kendilerince sevinip “düğün” yaptılar, yapıyorlar… “Demokratikleşme paketi”nden &cc..]]> Sun, 13 Oct 2013 11:24:47 +0400 Kozmetik paket meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/69485/kozmetik-paket-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/69485/kozmetik-paket-meselesi-1? Kirvem, Büyük bir sabırla yolunu gözlediğimiz “demokratikleşme paketi”nin içeriğini, başımızın başı Muhterem Başbakanımızın dudakları arasından dökülen “müjde”ler eşliğinde nihayet öğrendik elhamdülillah! Paket konusunda hayli şeyler yazıldı, çizildi; isteyen istediği kıvamda kendi meşrebince fan fin fon edip düşüncelerini açıkladı. Demokratikleşme tahtında yaşantımızı renklendireceğini umut ettiğimiz bu allı, güllü, pudralı “kozmetik” paketin, bundan kellim güncel hayatımıza yapacağı katkıyı beraberce izleyip göreceğiz inşallah… Kirvem, geçen haftaki mektubumu noktalarken, bu paket hakkında peşinen iki lakırdı etmektense, “Bu Zati Sungur şapkasının açılıp içindekilerin gün yüzüne çıkmasını beklemek galiba en iyisi” dedikten sonra, ayrıca ukalaca bir de ilave etmiştim, “gerisi Allah Kerim!&r..]]> Sun, 06 Oct 2013 14:00:25 +0400 'Zati Sungur'un şapkası' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/69229/zati-sungurun-sapkasi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/69229/zati-sungurun-sapkasi-meselesi? Kirvem, Şu sıralar milletçe gözlerimizi ufka dikmiş, bugün-yarın başımızın başı Başbakanımızın “demokratikleşme paketi” adıyla piyasaya süreceği siyah, silindir şapkadan neyin çıkacağını merak ediyoruz. Ben özüm bu satırları karalarken, bu “mübarek” şapkanın içeriği henüz “devlet sırrı” niteliğindeydi, amma ve lakin kimi vatandaşlarımızın hissiyatına, öngörülerine göre; bu şapka, ters çevrilir çevrilmez içinden her biri birer “inci” misali dökülecek olan bu “sihirli maddeler” sayesinde demokratikleşme kulvarında ülkemizin şarkından garbına, cenubundan şimaline, kısacası en ücra köşesine, kuş uçmaz kervan geçmez “mezra”larına kadar uzayıp giden yepyeni bir çığır açılacak, hemen akabinde de memleketin bir sürü meseleleri tıpkı “duble yollar”..]]> Sat, 28 Sep 2013 17:02:58 +0400 'Ortak Vicdan Anıtı' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/68711/ortak-vicdan-aniti-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/68711/ortak-vicdan-aniti-meselesi? Kirvem, Geçtiğimiz hafta içinde gerek Diyarbakır’daki yerel, gerekse ülke genelindeki kimi yayın organlarının yanı sıra, keza Evrensel’de de, Diyarbakır’da “Ortak Vicdan Anıtı” adıyla bir anıtın açıldığı haberi basında yer aldı. “Kambersiz düğün olmaz!” misali ben özüm de aldığım davet üzerine anıtın açılışı esnasında iki kelam laf edip, ardından da kimi hazirunla birlikte elime tutuşturulan makasla rengârenk kordelaları kesip, dolayısıyla bu “âlem”e, bu “yalan dünya”ya hasbelkader ayak basan gelmiş geçmiş bilumum ecdatlarımız gibi birer “insan” olarak, “ortak vicdan”larımız için dikilen bu anıtın önemini, bu davranışımızla bir nebze de olsa pekiştirdik! Aslında hiçbir kantarın, terazinin tartamayacağı, hiçbir metrenin veya ölçü biriminin “eşit” şartlard..]]> Sat, 21 Sep 2013 16:15:56 +0400 Ana dilde eğitim meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/67970/ana-dilde-egitim-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/67970/ana-dilde-egitim-meselesi-4? Kirvem, Bir müddetten beri “uzayıp giden tren yolları” misali “anadilde eğitim”le ilgili ha babam de babam laflayıp, bunun önemine kendimce değinirken, öte taraftan da milletimizin yüce meclisinin çatısı altında hayli zamandan beri hazırlık çalışmaları sürdürülen ve tam da şu sıralar görücüye çıkacağını umut ettiğimiz yeni anayasamızda, bu konunun, yani anadilleri Kürtçeyle eğitimden yana direten Kürtlerin bu baptaki isteklerinin, ülkemizin “milli bütünlüğünü” neden ve niçin bozacağını aklım sıra çözmeye çalışıyorum ama, beceremiyorum! Tamam! Özümün aklı ezelden beri zaten “nakız”, zekâ seviyem de “ahmak”lık sınırını teğet geçtiği için, ben bu “mesele”nin, neden içinden çıkılmaz bir meseleye dönüştüğün&uu..]]> Sat, 14 Sep 2013 17:17:49 +0400 Ana dilde eğitim meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/67268/ana-dilde-egitim-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/67268/ana-dilde-egitim-meselesi-3? Kirvem, Yasaların “ana”sı olan eski, miadı dolmuş, “son kullanma tarihi” neredeyse son demlerini yaşayan şu anki anayasamızın yerine, zamanımızı daha fazla boşa harcamadan inşallah hayırlısıyla yenisini hazırlayıp, böylece tıpkı taze, çil çil banknotlar misali “tedavül”e çıkaracağımız günleri milletçe iple çektiğimiz malum ama, bu mübarek tedavül tarihinin kesinleşmiş koordinatları ne yazık ki şimdilik meçhul! Aslında atalarımız “acele işe şeytan karışır” deyip, bunu da kulaklarımıza küpe misali astıklarından, bizler de hem şeytana bulaşmamak, hem de şerrinden korunmak için hemen her meselede olduğu gibi, keza bu anayasa konusunda da yavaş yavaş, siga siga hareket ediyoruz! Daha önceki anayasalarımızın eksik gediklerini yıllarca sadece yamalamakla meşgul olduğumuz ve özellikle de ülkemizde hani deyim yerindeyse sanki çocuk oyuncağına d&ou..]]> Sat, 07 Sep 2013 16:56:39 +0400 Ana dilde eğitim meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/66675/ana-dilde-egitim-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/66675/ana-dilde-egitim-meselesi-2? Kirvem, Hayli zamandan beri eskisinin defterini dürüp, bunun yerine “yeni” bir anayasa metnini kaleme almak için yüce Meclisin çatısı altında kimi parlamenterlerimiz tarafından oluşturulan “komisyon”un, bu baptaki çalışmalarını zaman zaman medyadan okuyup izliyoruz. Yıllarca “apoletli anayasa”mızın “emir-komuta”sında yaşadıktan sonra, köprülerin altından akıp giden su misali, ol “devran” zamanla değiştikçe, bu kez de hesapça hepimizi kucaklayan, şemsiyesi altında hepimize aynı mesafede güya yer ayırıp gölgesinde barındıran bu “darbe” anayasasının, aslında hiç de “adil” olmadığı gibi, ayrıca miadının dolduğu, daha da yaygın ifadesiyle “dar geldiği”, üstelik yıllar yılı eşiğinde sürüklenip durduğumuz “Evropa Birliği”ne bu “çağ dışı” anayasa ile kapı aralamanın nerdeyse m&..]]> Sat, 31 Aug 2013 16:35:03 +0400 Ana dilde eğitim meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/65928/ana-dilde-egitim-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/65928/ana-dilde-egitim-meselesi-1? Kirvem, Son zamanlarda ülkemizin gündeminde tartışılan başlıca konulardan biri de “ana dilde eğitim” meselesi… Bu konuda herkes kendi işkembesine göre bir şeyler dillendirirken, aynı zamanda da “nalıncı keseri” misali kendinden yana yontup, dolayısıyla canının istediği gibi laflayıp duruyor. Aslında sıradan vatandaş veya daha da yaygın ifadesiyle “sokaktaki vatandaş” denen büyük çoğunluğun, bu mevzu hakkında şu veya bu minvalde “ahkam” kesmesinden ziyade, neredeyse on yılı aşkın bir süreden beri ülkenin “dümen”indeki “kaptanı derya” ile onun güdümündeki çarkçıbaşı ve çımacılarının bu bapta ne düşündükleri önemli! Nitekim kaptanı deryamız, namı diğeriyle başımızın başı başbakanımızın daha geçenlerde yine bu konuyla ilgili değişmeyen, hani tıpkı anayasamızın şu meşhur değişmesi dahi teklif edilemey..]]> Sat, 24 Aug 2013 16:28:07 +0400 Terazisi yandan çarklı adalet meselesi https://www.evrensel.net/yazi/65180/terazisi-yandan-carkli-adalet-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/65180/terazisi-yandan-carkli-adalet-meselesi? Kirvem, Senin de eskiden beri hatmedip ezberlediğin üzre, Orta Asya’dan ta fi tarihinde göç eden “ata”larımız Anadolu denen bu topraklara ayak bastıktan sonra zamanla sayısız beylikler kurup, akabinde de yine at sırtında kılıç, kalkan, kargı, gürz, mızrak ok, yay falan feşmekan savaş araç-gereçlerini “usta”lıkla kullanıp, böylece üç kıtada bilmem kaç milyon kilometre karelik bir alana sere serpe yayılırken, aynı zamanda da anlı, şanlı Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünü, sarsılmaz kudretini tüm cihana kanıtladılar elhamdülillah!. Ergenekon diyarlarından, “bozkurtlar vadisi”nden bir zamanlar yola revan olan ecdadımızın fethettikleri tüm topraklarda sadece silah gücüyle değil, onun çok daha ötesinde özellikle “adalet” düzeni sayesinde kurdukları bu “cihan şümul” imparatorluğun ömr&u..]]> Sat, 17 Aug 2013 15:48:22 +0400 'Mahkeme Duvarı' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/64576/mahkeme-duvari-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/64576/mahkeme-duvari-meselesi? Kirvem, Eskiden virane binalarda “adalet” dağıtan mahkeme salonlarının yerini, şimdilerde yurdun hemen her tarafında sayıları giderek artan “adalet sarayları” alıyor elhamdülillah! Bu durum, adını öncelikle “adalet”ten, soyadını da “kalkınma” dan alan ve memlekette on yıldan beri “iktidar koltuğu”nda oturan bu siyasi partinin sayıp dökmekle bitiremeyeceğimiz sürüsüne bereket bilumum “başarı”larından belki de en önemlisi! Kirvem, senin de sular seller misali ezbere bildiğin gibi, “adalet” deyince bizim ülkemizde ne hikmetse akan sular şıpınişi durur! Nitekim atalarımız gerek köhne, gerekse Nuh Nebi’den kalma derme çatma bu binaların girişlerine ya da sıvası dökülmüş, rengi ruhsarı solmuş duvarlarına laf ola beri gele kabilinden boş yere “Adalet mülkün temelidir” deyip yazıp buyurmamışlar! Onların, yani ecdadım..]]> Sat, 10 Aug 2013 14:58:47 +0400 Gammazlık meselesi https://www.evrensel.net/yazi/63962/gammazlik-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/63962/gammazlik-meselesi? Kirvem, Hayli eskilerde kalan, hani neredeyse ta fi tarihinde denecek kadar maziye uzanan yıllarda, Karaköy’deki Getronagan Ermeni Lisesi’nde öğrenciyken, günün birinde edebiyat dersi öğretmenimizin divan edebiyatından, Fuzuli’den, Nedim’den, bahsederken ansızın sınıfa dönüp birer kâğıt çıkarmamızı ve soracağı soruları kısaca yanıtlamamızı isteyince, dersin tam da ortasında, üstelik hiç ummadığımız bir anda yine durduk yere “yazılı imtihan”a çekileceğimizi kös kös düşünürken, tam aksine sadece ufacık bir “test”le, daha doğrusu hocamızın kendince nedense merak ettiği iki soruyla karşılaşınca rahatlamıştık. Cevaplamamızı istediği sorulardan ilki; “Yurt dışındaki ülkelerden öncelikle hangisine gitmek istersiniz?” Diğeri de; “En çok nefret ettiğiniz şey nedir?” İlk bakışta herhangi bir imtihana, sınava tutul..]]> Sun, 04 Aug 2013 10:41:10 +0400 Yerli malı filmler meselesi https://www.evrensel.net/yazi/63218/yerli-mali-filmler-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/63218/yerli-mali-filmler-meselesi? Kirvem, Senin de bildiğin üzere bir zamanlar “Yeşilçam” filmlerinde genellikle fakir, yakışıklı “şoför” olan “esas oğlan” ve onun yanı sıra zengin, şımarık “esas kız” rollerini paylaşan “artiz”lerin doksan dakikalık film boyunca sergiledikleri “macera”larını bir taraftan izlerken, diğer yandan da yine aynı minvalde ama bu kez de tam aksine zengin, mirasyedi, fabrikatör “esas oğlan”ın karşısında “esas kız” rolünde çulsuz, çaputsuz, fukara bir ailenin şuh “çamaşırcı” kızının perdelere yansıyan görüntüleriyle haşir neşir olur, daha sonra da zaten başından itibaren filmin nasıl noktalanacağını bildiğimiz halde, yine de ne hikmetse kimimiz heyecandan tırnaklarımızı kemirerek, kimilerimiz sulu sepken gözyaşlarımızla gömülüp çakıldığımız koltuklarımızı perdedeki “son” yazısıyla terk ed..]]> Sat, 27 Jul 2013 15:55:48 +0400 Miadı dolan dil meselesi https://www.evrensel.net/yazi/62528/miadi-dolan-dil-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/62528/miadi-dolan-dil-meselesi? Kirvem, Kelaynak misali nerdeyse İstanbul’un orta yerinde yalnız başına kalmış olan Gezi Parkı’nda hesapça üç-beş ağacın sökülmesinin ardından gelişen “nahoş” olaylar, giderek ülkenin dört yanına “artçı depremler” misali şu veya bu şekilde yansırken, aynı zamanda da bundan kellim işin gidişatının nerede, nasıl noktalanıp, ya da hangi “fay hatları”na doğru sürükleneceği de henüz meçhul! Aslında bilindiği üzere ortada fol, folluk, entipüften derme çatma bir kümes dahi yokken, başımızın başı başbakanımızın durduk yere, illa da “Taksim’in göbeğine eski Topçu Kışlası’nın aynısını dikeceğim!” fermanına, kimi “çapulcu”ların verdikleri tepkiler karşısında sadece kışla değil, aynı zamanda da “AVM, rezidans, butik otel, şehir müzesi” falan feşmekan diyerek hafif yollu “çark&r..]]> Sat, 20 Jul 2013 15:37:32 +0400 Osuruk ağacı meselesi https://www.evrensel.net/yazi/61974/osuruk-agaci-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/61974/osuruk-agaci-meselesi? Kirvem, Dünya ahvalinde özellikle ekonomik anlamda “gelişmiş ülkeler” diye nitelendirilen diyarlarda boy gösteren politikacıların “tavrı siyaset”i acaba hangi kulvarlarda nasıl yürüyor, bu arenada her biri başlı başına birer usta jokey misali at koşuşturan bu “cambaz”ların, uluslararası platformlarda ulaşmak istedikleri “menzil”lerin nihai hedefi nedir, bu hedefler doğrultusunda hangi hesapların peşinde neyi nasıl planlayıp, neyi nasıl pazarladıklarını kendi payıma bunca “keskin zeka” ve “üstün deha”ma rağmen henüz yeterince çözmüş değilim ka yavrum! Ancak yine de “aptal”a, ya da “Ermeni dölleri”nin deyimiyle “abuş”a malum olur babında az-çok sezinleyebildiğim kadarıyla şu kırtıpil, şu kavanoz dipli alemde “suyun başı”nı tutan bu “kurt”ların genellikle laf ola beri gele kabilinden z..]]> Mon, 15 Jul 2013 09:46:19 +0400 Demokrasi meselesi https://www.evrensel.net/yazi/61393/demokrasi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/61393/demokrasi-meselesi? Kirvem, Şunun şurasında neredeyse bir yıldan beri demokrasi yolunda henüz yeni yeni emeklemeye başlayan Mısır’da, gelişen bu son olayların ardından ortaya çıkan genel “manzara”ya bakıldığında, bir kez daha “aççık-seççik” görünen ve anlaşılan o ki, “demokrasi” denen şu meşhur “kavram”ın yanı sıra, keza bu bağlamdaki demok-ratik yaşam tarzı da, toplumların güncel yaşamında öyle tepeden inme “zoraki”, ya da kulaktan huni ile doldurulup şıpınişi bir günden diğerine aktarılamayacağı gibi, aynı zamanda da şu veya bu minvalde, daha da doğrusu keyfi “kalıplar”la yerleştirilmeye çalışıldığında da, genellikle de “fiyasko” ile sonuçlanıyor. Yani demokrasi meselesi, deyim yerindeyse gerçekten de “uzun ince bir yol”. Kimi ülkeler bu “uzun”, bu “ince” yolun labirentlerini “zaman ..]]> Sat, 06 Jul 2013 15:06:54 +0400 'Bizler' ve 'onlar' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/60768/bizler-ve-onlar-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/60768/bizler-ve-onlar-meselesi? Kirvem, Senin de bildiğin gibi kendini bilmez üç-beş “çapulcu”nun teki, Gezi’deki kimi ağaçların yerinden sökülüp bir başka diyara “sürgün” edilmesini hem protesto etmek, hem de bir ucu neredeyse İzmit’e, diğer bucağı bu gidişle Çatalca’yı da sollayacak koskoca İstanbul’da sanki bir başka yer yokmuşçasına, illa da Taksim’in göbeğinde Topçu Kışlası adı altında yapılması planlanan ve kim bilir kimlerin cüzdanlarını şişirip, kadifeden keselerini “ihya” edecek bu “rant” furyasına sessiz kalmayıp, bunu da demokratik bir yolla dillendirmeye kalkınca kızılca kıyamet koptu. Nitekim ezelden beri işleri güçleri “destan” yazmakla geçen yurdumun bilumum emniyet amirlerinin ve “polis amca”larımızın sabahın kör karanlığında bu çapulcular tayfasına yıldırım hızıyla açtıkları biber ..]]> Sun, 30 Jun 2013 02:39:54 +0400 'Tavrı siyaset' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/60089/tavri-siyaset-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/60089/tavri-siyaset-meselesi? Kirvem, “Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti” olduğumuza dair anayasamızda kapı gibi sağlam kimi maddeler birbirinin peşi sıra yazılıp zapturapt altına alınmışsa, keza aynı şekilde halkımızın tümüne, istisnasız hepsine “ayrı-gayrı” gözetilmeksizin “sosyal adalet” ilkeleri doğrultusunda hizmet verileceğine dair benzer hükümler tıpkı tren katarları misali biri diğerinin ardından sırasıyla yazılıp çizildiği halde, bugün bu saat ülke genelinde birer “vatandaş” olarak illa da bu anayasayı rafa kaldıralım, yerine “yeni”sini koyalım diye kolları sıvamışsak, demek ki anayasamızın içerdiği cafcaflı maddelerle başımız pek de hoş değil! Nitekim “vatandaş” kimliğimizle kimilerimiz anayasamızın şu, kimilerimiz de bu maddelerine kafayı fena halde taktığımız için illa da anayasamızı değiştirmeyi istiyorken, ben özüm bu bapta kendi payıma boyumdan büy&..]]> Sat, 22 Jun 2013 08:59:37 +0400 Gazlı, maskeli günler meselesi https://www.evrensel.net/yazi/59482/gazli-maskeli-gunler-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/59482/gazli-maskeli-gunler-meselesi? Kirvem, Gezi olayları hakkında hayli yazıldı çizildi, bu çerçevede hemen herkes kendi fikrince, kendi işkembesince düşüncelerini sokakta, meydanlarda, görsel veya yazılı medyada elinden geldiğince dillendirdi veya en azından dillendirmeye çalıştı; nitekim bu bapta da başımızın başı Başbakanımız Erdoğan’ın önce ülkemizde, hemen akabinde de çıktığı Afrika “tur”u esnasında uzaktan kumandayla verdiği “mesaj”larla yetinmeyip, yurda döner dönmez de ayağının tozuyla Atatürk Havaalanında kendisini gecenin bir vaktinde karşılayan “mürit”lerine “en kalbi duygular”la seslenirken verdiği “fetva”ya ve daha sonraki günlerde de, tıpkı Ünlü Gezgin Marko Polo’yu andırırcasına dur durak demeden oradan oraya koşturarak mitinglerde döktürdüğü bilumum “tebliğ”lerin özetine bakılırsa; anlaşılan o ki, d&uu..]]> Sat, 15 Jun 2013 09:19:50 +0400 Foyası dökülmüş ayna meselesi https://www.evrensel.net/yazi/58909/foyasi-dokulmus-ayna-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/58909/foyasi-dokulmus-ayna-meselesi? Kirvem, Gezi Parkı’ndaki gelişmeler sosyal olaylar çerçevesinde sıkça rastlanan “etki-tepki” kuralı niteliğinde bardağı taşıran son damla, bıçağın kemiğe dayandığı son kerte veya düdüklü tenceredeki basınçlı buharın sanki birden bire boşalmasını andıran beklenmedik bir “kaza” mıydı? Yoksa klasik deyimiyle perşembenin gelişinin çarşambadan belli olduğunu ister istemez sanki kanıtlayan sosyolojik bir “realite” ile pattadak karşı karşıya mı kalmıştık? Aslında bu olaydan yola çıkıp biraz daha geriye, çok daha eskilere dönüp tarihin tozlu sayfalarına baktığımızda, görünen o ki, Osmanlı’nın ardından kurulan “ulus devlet”in veya nam-ı diğeriyle “laik cumhuriyet”in, daha ilk günlerden itibaren gerek sivil, gerekse asker kökenli bürokrat “kadro”larının, o sıralarda halkın büyük bir kesimini olu..]]> Sat, 08 Jun 2013 07:31:06 +0400 'Durmak mafiş, yola devam' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/58384/durmak-mafis-yola-devam-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/58384/durmak-mafis-yola-devam-meselesi? Günlerden beri alkollü içkilerle ilgili yeni düzenlemeler hakkında başımızın başı muhterem başbakanımızın verdiği fetva”lara bakılırsa; anlaşılan o ki, bunca yıldan beri yürürlükte olan anayasamızın 58. Maddesinin son bölümü üzerinde hassasiyetle durulup gerekenler yapılacak… Yani, “Devlet, geçleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır” hükmü; bundan kellim sadece kağıt üzerinde kalmayacağı gibi, tam aksine belki de en babayani, en zecri “sıkıyönetim” uygulamalarını sollayacak mertebede kimi “yaptırım”larla yüz yüze gelip, ardından da “selamünaleyküm” deyip tanışacağız… Buna göre, daha da doğrusu bu yaptırımlar sayesinde mesela belli saatlerde alkol satışlarına ..]]> Sat, 01 Jun 2013 16:43:02 +0400 'Kıçı kırık üç harf' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/57813/kici-kirik-uc-harf-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/57813/kici-kirik-uc-harf-meselesi? Şunun şurasında neredeyse düne kadar varlıkları inkar edilirken, öte yandan kan ve gözyaşları eşliğinde son otuz yıl içinde ülke sathında ve bizatihi kendi “vatandaş”larımız arasında sürüp giden “düşük yoğunluklu savaş” sonrasında tam da şu sıralar “barış”tan yana esen “umut rüzgarları”na bakılırsa; anlaşılan o ki, önceleri memleketimizin karlı dağlarında yürüyen kimi yurttaşlarımızın hediklerinin çıkardıkları sesler yüzünden devreye sokulan “kart-kurt” lu andavallıca hikayeler, ilerleyen zaman zarfında ister istemez tümüyle iflas ettiği için, ortaya nasıl olduysa oldu birdenbire Kürt denen bir kavim, ünlü illüzyonist Zati Sungur’un silindir şapkasından şıpınişi çıkıverdi nitekim! Yıllar yılı “milli hassasiyetler” teranesiyle sürdürülen inkar, asimilasyon politikaları..]]> Sat, 25 May 2013 11:23:01 +0400 'Nerdeen nereeye' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/57142/nerdeen-nereeye-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/57142/nerdeen-nereeye-meselesi? Başbakan Erdoğan’ın on yıldan beri başını çektiği kendi devri iktidarları boyunca gerek ülke genelinde, gerekse dışişleri-mizle ilgili dünya ahvalindeki bilumum faaliyetlerinin ne denli “parlak” olduğunu her fırsatta televizyon ekranlarından ya da meydanlardan halkımıza seslenirken, kullandığı şu meşhur “Nerdeen nereeye!” deyiminin peşi sıra, ayrıca her anlamda başarılarla dolu bir iktidardan söz ettiğine sıkça şahit oluyoruz. Bu bağlamda “yiğidi öldürüp hakkını vermek”tense, ben özüm “ecdat”larımızdan miras kalan bu deyimin tam da aksine davranıp, dolayısıyla “yiğidi öldürmeden hakkını vermenin” çok daha doğru olacağını düşünüp diyorum ki; başımızın başbakanı Erdoğan, belki mektep, medrese babında “imam hatip” çıkışlı olduğu için öncelikle iyi bir “hatip”, aynı zamanda da “vücut d..]]> Sat, 18 May 2013 11:39:36 +0400 Nefret suçları meselesi https://www.evrensel.net/yazi/56522/nefret-suclari-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/56522/nefret-suclari-meselesi? Kirvem, Geçtiğimiz hafta Van Barosu İnsan Hakları Komisyonunun düzenlediği “nefret suçları”nı kapsayan bir konferansa katılmak üzere aldığım davet üzerine konuşmacılardan biri olarak Van’a gittim. Nefret söylemi, ifade özgürlüğü kavramı, medyada yaygın bir şekilde yazılıp çizilen nefret içerikli konuların yanı sıra, keza ülkemizde yaşayan azınlıklar ve Kürtlerle ilgili nefret suçları hakkında görüşlerini açıklayan akademisyenler, yazar-şair ve insan hakları savunucularının üç oturum sonucunda ele alıp müştereken dillendirdikleri söyleşinin aşağıda aktaracağım “sonuç bildirgesi”ne geçmeden önce, özetle söylemek gerekirse; gerek nefret söylemi, gerekse ifade özgürlüğü bağlamında, ehh bittabii ki aynı zamanda da insan hakları konusunda ülkemizin “karne”si ne yazık k..]]> Sat, 11 May 2013 12:40:04 +0400 Boşa kürek çekme meselesi https://www.evrensel.net/yazi/54698/bosa-kurek-cekme-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/54698/bosa-kurek-cekme-meselesi? Kirvem, Kırk türlü müdahalelerle eksiği gediği kapatılmak istendiği halde yine de “yamalı bohça” olmaktan bir türlü kurtulamadığı için tez elden, yani “balık kavağa çıkmadan” bir an önce “yeni” bir anayasanın temellerini atmak üzere kurulan komisyonun, yüce Meclisin çatısı altında aylardan beri “aksak-topal” yürüttükleri çalışmalarının veya “çatışma”larının gidişatına bakılırsa, anlaşılan o ki, bu “mesele” şimdilik çıkmaz sokaklara tümden sapmak üzere! Yenisi henüz ufukta görünmediği gibi, keza içinden “kuş” mu yoksa “civciv” mi çıkacağı da belli olmadığı için, şu anda yürürlükte olan anayasanın 2. maddesinde altı kalın çizgilerle çizilen “Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devlet..]]> Sat, 20 Apr 2013 09:42:07 +0400 'Akil İnsanlar' ve 'döl' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/54118/akil-insanlar-ve-dol-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/54118/akil-insanlar-ve-dol-meselesi? Kirvem, Yıllar yılı görmezlikten geldiğimiz ya da halı altına süpürmeyi nedense marifet bellediğimiz, hatta şu veya şekilde “inkar” edince ortadan kalkıp yok olacağını sandığımız bir “mesele”nin etrafında, kıyısında, sağında, solunda döne döne nihayet milletçe başımız hepten dönüp feleğimizi şaşırınca, bu kez de sallapati, gönülsüz, hani nasıl derler laf ola beri gele kabilinden güya çözmeye kalkıştığımız irili ufaklı tüm sorunlarımız karşısında önce çuvallayıp hüsrana uğradık, ardından da atalarımızın buyurdukları şu veciz ifadeyle ister istemez burun buruna geldik! “Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş!” Gerçekten de şu son otuz yıldan beri ülkemizin en önemli gündemini teşkil edip, baş köşede yerini koruyan bir mesele ile başımız ağrırken, gelen geçen bilumum iktidarların bu soruna hesapça &..]]> Sat, 13 Apr 2013 09:06:30 +0400 Barış misyonerleri meselesi https://www.evrensel.net/yazi/53543/baris-misyonerleri-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/53543/baris-misyonerleri-meselesi? Kirvem, Önce ecdadımız Osmanlı’nın son padişahını, akabinde de halifeliğin defterini dürüp rafa kaldırdıktan sonra, bunun yerine “kanla-irfanla” kurduğumuz cumhuriyetin ilk günlerinden itibaren, okullarımızdaki bebelere varıncaya kadar tüm öğrencilere “ Bugün 23. Nisan; neşe doluyor insan. Kamutay bugün doğdu, salatanatı boğdu” şarkısını rap, rap, rap, “sert adımlar”la öğrettiğimiz o günlerin ardından köprülerin altından boz bulanık hayli sular akıp gitti nitekim! Nitekim ecdat mecdat dinlemeyip, saltanatı dehleyen “ulu önder” ve “milli şef” döneminin bilumum kadrolarının, hiç zaman kaybetmeden bir an önce “muasır medeniyet”i yakalamak için verdikleri tüm uğraşların, bu uğurda sarfettikleri emeklerin hangi safhalardan geçtiğini de; orta ve liselerde okutulan Emin Oktay’ın, keza üniversitelerimizde..]]> Sun, 07 Apr 2013 13:02:32 +0400 Barış havarileri meselesi https://www.evrensel.net/yazi/52940/baris-havarileri-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/52940/baris-havarileri-meselesi? Kirvem, Her geçen günün ardından neredeyse “arapsaçı”na dönüştüğü için içinden bir türlü çıkamadığımız “Kürt meslesi”nin dönüp dolaşıp nihayetinde gelip dayandığı nokta, şu günlerde ayan beyan ortada! Bu saatten sonra, yani “fes düştü kel göründü” gerçeğinden yola çıkıldığında, otuz sene daha bu meselenin aynı minvalde devam edemeyeceğini, dolayısıyla bu karmaşık gidişata “el birliği”yle son vermediğimiz müddetçe, bu diyarlarda maalesef rahat yüzü göremeyeceğimizi “yedisinden yetmişine” varıncaya kadar cemi cümlemiz eninde sonunda galiba anlamış olacağız ki, şimdilerde “çözüm” adı altında kollarımızı sıvadık! Nitekim on dört yıldan beri İmralı’yı mekân tutmuş Öcalan’ın, kim bilir hangi “yetkili”..]]> Sat, 30 Mar 2013 10:49:33 +0400 Umuda yolculuk meselesi https://www.evrensel.net/yazi/52355/umuda-yolculuk-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/52355/umuda-yolculuk-meselesi? Kirvem, Geride kalan bütün bir hafta boyunca milletçe “Newroz” ya da nam-ı diğeriyle “Nevruz”la yatak yorgan yatıp kalktıktan sonra, Öcalan’ın kaleme alıp “özel ulak” gönderdiği “mesaj”ın, Diyarbakır’da Kürtçe-Türkçe okunmasıyla bu faslı nihayet noktaladık. Diyarbakır’ın tarihi surlarından, “beden”lerinden dalga dalga yankılanıp daracık sokaklarına, “küçe”lerine ve oradan da ülkenin tümüne yayılan bu mesajın içeriğine bakılırsa; anlaşılan o ki, “kapalı kapılar” ardında taraflarca yapılan “müzakere”ler şimdilik rayında gidiyor… Aslında bir müddetten beri medyaya sızan, daha da doğrusu kimileri tarafından özellikle sızdırılan haberler, sürecin hangi kulvarlarda yürüdüğüne, hangi rotayı izleyeceğine dair az-çok ip uçları veriyo..]]> Sat, 23 Mar 2013 11:04:24 +0400 Kürtlükten istifa meselesi https://www.evrensel.net/yazi/51721/kurtlukten-istifa-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/51721/kurtlukten-istifa-meselesi? Kirvem, Senin de bildiğin üzere geçen günkü mektuplarımdan birinde, “Türkiye Türklerindir” gazetesindeki köşesinde Ertuğrul Özkök’ün dillendirdiği “Bugün itibariyle Türklüğümden vazgeçiyorum” makalesinden esinlendiğimi, hemen akabinde de aman fırsat bu fırsat, bari ben de bu “usta kalem”in, bu “ünlü” zatın izinden gidip, onun aldığı bu karar doğrultusunda düşünüp taşınıp, sonra da ikide bir şu ya da bu nedenlerle gerek “resmi”, gerekse “gayri resmi” kimi ağızlarca gari en galiz küfürlere neredeyse eşdeğer niteliğinde kullanılan şu kahrolası, şu baş belası Ermeniliğimden acaba istifa etsem mi diye aklıma takılan bu soruyu seninle paylaşmıştım. Nitekim bu konudaki cevabını beklerken, senden önce davranan bir okurumun gönderdiği mektup yüzünden önce şaşırdım, sonra da kendi ..]]> Sat, 16 Mar 2013 11:30:08 +0400 Cızırtılı plak meselesi https://www.evrensel.net/yazi/51089/cizirtili-plak-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/51089/cizirtili-plak-meselesi? Kirvem, Gerek birey, gerekse devlet olarak birilerine meramımızı anlatmaya çalışırken, özellikle kem sözlerden kaçınıp, dolayısıyla kırıcı olmamamız gerektiğini, hatta “dil yarası”nın kolay kolay unutulmadığı gibi, keza tamirinin de hayli zor olduğunu az-çok biliriz ama, yine de şu ya da bu nedenle, dilimizi “pabuç” misali kullanıp karşımızdakileri bu yolla “dövmeyi” çoğunlukla hüner mi belleriz ne! Öyle ya da böyle, madem ki yüce Tanrı’nın huzurunda konuşup yazıp çiziyoruz, madem ki sadece yazıp çizip konuştuklarımız değil, ayrıca aklımızdan geçenleri bile “Yaradan”dan saklayıp, gizleyip, örtbas etme gibi bir “lüks”ümüz yok, üstelik böylesine bir “irade”miz de zaten olamayacağına göre, ehh o halde ben özüm de şu kırtıpil dünyaya hasbelkader bir “gavur” olar..]]> Sat, 09 Mar 2013 12:09:22 +0400 Baldıran zehri içmek meselesi https://www.evrensel.net/yazi/50435/baldiran-zehri-icmek-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/50435/baldiran-zehri-icmek-meselesi? Kirvem, Malum olduğu üzere gerek balta girmemiş ormanlarda, gerekse karlarla kaplı dağların tepelerinde ya da kısacası dünyanın şu ya da bu bucağındayken, şayet elimizde “gavur” icadı doğru dürüst bir “pusula” varsa, o zaman gideceğimiz istikameti bulmak, hani nasıl derler, gari çocuk işi! İğnesinin sivri ucu her daim “kuzey”i, yani eskilerin deyimiyle “şimal”i gösteren pusulaların hiç şaşmadan aynı yönü göstermesinden faydalanıp, böylece yolumuzu tespit edip menzilimize rahatlıkla ulaşırken, bazen de eskimiş, miadı dolmuş, bir bakıma son kullanma tarihi çoktan geçmiş bozuk, eski püskü bir pusulayla farkında olmadan yola revan olduğumuzda; yöremizi, yordamımızı şaşırır, ardından da önce pusulamızın gelmişini geçmişini adlı adınca kalaylayıp, akabinde de kem talihimize küsüp ahlayıp vahlarız! Nitekim eski defterleri karıştırmadan..]]> Sat, 02 Mar 2013 13:26:02 +0400 'Ermenilikten istifa etsem mi' meselesi... https://www.evrensel.net/yazi/49740/ermenilikten-istifa-etsem-mi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/49740/ermenilikten-istifa-etsem-mi-meselesi? Kirvem, Geçtiğimiz günlerde Samatya sahilindeki kayalıklardan birine oturdum; gözlerimi ufka dikip bir taraftan bitli başımı kaşırken, öte yandan da“acaba yapsam mı yapmasam mı” ikilemi arasında hayli bocaladım ama, nedense şu öküz kafama takılan soruya bir türlü karar veremedim: “Ermenilikten istifa etsem mi, etmesem mi?” Bu sorunun andavallı beynimin girdapları arasında yuva kurmasının nedenine gelince; şunu “aççık-seççik” belirtmeliyim ki, bunun, son günlerde Samatya’da birbirinin peşi sıra saldırıya uğrayıp hayatını kaybeden, kimileri de yaralanan yaşlı Ermeni “madam”larla yakından veya uzaktan herhangi bir şekilde ilgisi, alakası asla yoktu. O halde neden durup dururken Ermenilikten istifa edip etmemeyi düşünüyordum ka yavrum! Aslında durup dururken değil, tam aksine önümde her bakımdan anlamlı bir örnek vardı: Nit..]]> Sun, 24 Feb 2013 06:15:45 +0400 Çocuk mocuk kaç çocuk meselesi https://www.evrensel.net/yazi/49187/cocuk-mocuk-kac-cocuk-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/49187/cocuk-mocuk-kac-cocuk-meselesi? Kirvem, Bir zamanlar, yani “on yılda on beş milyon genç” yarattığımız o günlerin ardından, şimdilerde nüfusu gari nerdeyse yetmiş beş milyonu sollayan ve yüzde doksan dokuz virgül dokuzu elhamdülillah Müslüman olan “imtiyazsız sınıfsız bir kitle”yiz çok şükür! Yakın bir gelecekte mesela cumhuriyetimizin 100 yaşına basacağı 2023’te, önce bittabi ki yüce Allah’ın izniyle, sonra da başbakanımızın çocuk sayılarıyla ilgili “ 1 tane iflastır, 2 tane yerinde patinajdır, 3 eh bizi biraz ileriye…” deyip, hatta daha sonraları çıtayı biraz daha yükselterek verdiği “ferman” mucibince davranırsak, belki o zamana kadar yüz milyonu da aşacağız inşallah! Sonra?.. Sonra yine muhterem başbakanımızın şu ya da bu vesilelerle sıkça dillendirdiği 2071’de, yani atalarımızın, “ceddimizin” Orta Asya’dan yola revan olup, ..]]> Sat, 16 Feb 2013 10:33:57 +0400 Aforoz meselesi https://www.evrensel.net/yazi/48588/aforoz-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/48588/aforoz-meselesi? Kirvem, Geçtiğimiz 21 Ocakta Muhterem Başbakanımız Erdoğan, Gaziantep’te verdiği bir “fetva”da şöyle buyuruyordu: “Bazıları rahat durmuyor. Ya ne oluyor da yetmiyor mu? Otur oturduğun yerde. Makamsa makam, milletvekilliğiyse milletvekilliği, parlamentoya da giriyorsun, cumhurbaşkanı da oluyorsun. Ne istiyorsun? Rahat ol. Tutturmuşlar; ‘Kürt sorunu’. Ben Kürt sorunu diye bir şey tanımıyorum. Kürt kardeşimin sorununa evet, Kürtçülüğe hayır.” Aslında ülkemizin bundan önce gelmiş geçmiş kimi siyaset erbabının belki biraz daha diplomatik, belki nispeten daha derli toplu ifadelerle dillendirdikleri için zaten milletçe gari neredeyse ezberlediğimiz bu “milli hassasiyet” ve yıllar yılı asla değişmeyen “tekçi” zihniyet sayesinde; gerek geçmişte, gerekse özellikle de şu son otuz yıl içinde memleket sathında hangi kulvardaki h..]]> Sat, 09 Feb 2013 09:35:45 +0400 Din sosuna bulaşmış siyaset meselesi https://www.evrensel.net/yazi/48013/din-sosuna-bulasmis-siyaset-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/48013/din-sosuna-bulasmis-siyaset-meselesi? Kirvem, “Türkiye Türklerindir” gazetesinin 29.01.2013 tarihli nüshasındaki şu habere önce bir göz atalım: “Yunanistan Başbakanı ile Batı Trakya’daki sorunları ele aldık. Atina’daki caminin parlamentodan geçtiğini bize söylediler. Kendisine ‘Siz yapmak zorunda değilsiniz. Bunu biz de yapabiliriz’ dedik.‘Yeter ki Atina’ya gelen Müslümanlar ibadet edecekleri yer bulabilsinler’dedik. Sayın Samaras da olumlu tavır gösterdi.” İki başbakan kafa kafaya verip Batı Trakya’daki “soydaş”larımızın hangi sorunlarını ele aldılar, bu sorunların hangisine çözüm bulup veya hangilerini bir başka bahara ertelediler henüz tam olarak bilemiyoruz, ancak Başbakan Erdoğan’ın yukardaki beyanatından anlaşılan o ki, daha önceleri Atina’ya gelen Müslümanlar burada ibadet edecek yer bulamazken, şimdi bu “sorun”, bu &ldq..]]> Sat, 02 Feb 2013 10:13:04 +0400 Milli zincir meselesi https://www.evrensel.net/yazi/47421/milli-zincir-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/47421/milli-zincir-meselesi? Kirvem, Zaman zaman öncelik sırasına göre tavuk mu yumurtadan, yoksa yumurta mı tavuktan çıktı gibi özüme göre anlamsız, hatta meg parmak daha da ileri gidip söylemek gerekirse eblehçe bir tartışmaya kapı aralayıp, ardından da boş yere nefes tüketiriz. Aslında o anda üzerinde tartışıp konuştuğumuz “mesele”nin eninde sonunda dönüp dolaşıp tavuk ya da yumurta hikayesine dönüşmesi, yine özüme kalırsa sadece lafı güzaf, sadece lüzumsuz bir laklakıyatın ta kendisi! Çünkü kutsal kitapların neredeyse hemen hepsi de, Tanrı’nın önce ışık, toprak, su, kısacası “âlem”i, akabinde de Adem Baba’mızla Havva Ana’mızı, yani canlıları yarattığını buyurduğuna göre, demek ki önce kart bir horoz, hemen akabinde anaç bir tavuk ve nihayet bu “ikili”nin belki de şeytana uyup beraberce kim bilir hangi kümeste işled..]]> Sat, 26 Jan 2013 14:25:58 +0400 Asma kabağı meselesi https://www.evrensel.net/yazi/46800/asma-kabagi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/46800/asma-kabagi-meselesi? Hangi taraftan bakarsan bak, hangi tarafa dönersen dön, hatta taklacı güvercinler misali hangi gözalıcı enfes taklayı atarsan at, eninde sonunda dönüp dolaşıp nihayet “cennet vatan” diye tanımladığımız şu bizim diyarlarda, kimilerimize göre az, kimile-rimize göre de “deve yükü”nce hayli ağır “mesele”lerimizle ister istemez yatak yorgan yatıp kalkmış, başımız şu ya da bu nedenle her sıkıştığında, bu kez de çare, çözüm niyetine “anca beraber kanca beraber” tekerlemesiyle birlik, bütünlük, kardeşlikten dem vururken, aynı zamanda da “devlet, millet el ele” sloganıyla işin bir de “milli” çizgisini de asla ihmal etmemişiz elhamdülillah! Kulağa hoş gelen bu tür “slogan”lardan medet umarken, diğer yandan da içi kof, astarı eskimiş, veya tıpkı miadı dolmuş, son kullanma tarihi geçmiş, dolayısı..]]> Sat, 19 Jan 2013 14:06:04 +0400 Asma kabağı meselesi https://www.evrensel.net/yazi/46196/asma-kabagi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/46196/asma-kabagi-meselesi? Kirvem, Hangi taraftan bakarsan bak, hangi tarafa dönersen dön, hatta taklacı güvercinler misali hangi göz alıcı enfes taklayı atarsan at, eninde sonunda dönüp dolaşıp nihayet “cennet vatan” diye tanımladığımız şu bizim diyarlarda, kimilerimize göre az, kimilerimize göre de “deve yükü”nce hayli ağır “mesele”lerimizle ister istemez yatak yorgan yatıp kalkmış, başımız şu ya da bu nedenle her sıkıştığında, bu kez de çare, çözüm niyetine “anca beraber kanca beraber” tekerlemesiyle birlik, bütünlük, kardeşlikten dem vururken, aynı zamanda da “devlet, millet el ele” sloganıyla işin bir de “milli” çizgisini de asla ihmal etmemişiz elhamdülillah! Kulağa hoş gelen bu tür “slogan”lardan medet umarken, diğer yandan da içi kof, astarı eskimiş, veya tıpkı miadı dolmuş, son kullanma tarihi geçmiş..]]> Mon, 14 Jan 2013 09:23:59 +0400 'Yalan dünya' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/45588/yalan-dunya-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/45588/yalan-dunya-meselesi? Kirvem, Zaman tünelinin karanlık dehlizlerine terkettiğimiz 2012 yılının hemen akabinde, bu kez de “yeni yıl”ın bu ilk günlerinden itibaren umutlarımızı yüklenip, gözlerimizi gelecek olan o “mutlu” günlerin özlemiyle sil baştan ufka dikip, böylece her birimiz birer “hayal tacirleri” kesilirken, aynı zamanda da önümüzdeki yaşam “maraton”unu kazasız belasız koşmak için yola revan olduk, oluyoruz... “Öümlü dünya”da, şu cavalacoz âlemde tüm gayretlerimize rağmen, “zaman” denen bu uçsuz bucaksız “umman”da kulaç atıp güya yüzmeye çalışırken, eninde sonunda günün veya gecenin bir vaktinde “öte taraf”a, “meçhul” doğru yelken açıp, ister istemez terki diyar eyleyip “toprak ana”nın kucağında çürüyeceğiz... Bunu, ha..]]> Sat, 05 Jan 2013 11:41:57 +0400 Ben, sen, o meselesi! https://www.evrensel.net/yazi/44940/ben-sen-o-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/44940/ben-sen-o-meselesi? Kirvem, Yıllardan beri bu ülkenin bilumum “vatandaş”larının uykusunu kaçıran, gari giderek kanıksanan ifadesiyle “anaların gözyaşları”nın dur durak demeden akmasına neden olan, “Kürt meselesi”nin, ne zaman ve nasıl çözüleceğine ne yazık ki bir türlü karar veremedik! Neden? Çünkü ülkemizde ister koalisyonlar yoluyla, isterse yalnız başlarına veya askeri darbelerle “iktidar” koltuğuna oturan gelmiş geçmiş tüm “hükümet”ler, Nuh deyip peygamber demeyen inatçı tavırlarıyla, bu diyarlarda, yani “cennet vatan”ımızda asla bir Kürt meselesinden bahsedilemeyeceğini sabah akşam kukumav kuşları misali tekrarlayıp, dolayısıyla ortada sadece “terör”den kaynaklanan bir sorun olduğunu, bu “terör belası”nın da eninde sonunda silah yoluyla halledileceğini, üstelik bu konuda devletin “..]]> Sat, 29 Dec 2012 10:14:00 +0400 Dilimiz ve ecdadımız meselesi https://www.evrensel.net/yazi/44369/dilimiz-ve-ecdadimiz-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/44369/dilimiz-ve-ecdadimiz-meselesi? Kirvem, Malum olduğu üzre “hayvan”lar kendi aralarında “koklaşa-koklaşa” yaşamlarına yön verirken, buna mukabil bizler, yani “Tanrı” nin özenip bezenip kendi “suret”inde yarattığı “insan”lar, keza yine yüce Tanrı’nın nedense hayvanlara sanki fazlasıyla nekes davranıp, ama ne hikmetse bizlere bol kepçeyle dağıttığı aklımız sayesinde konuşup, “dil dökerek” birbirlerimizi anlamaya çalışırken, daha sonraları konuşma faslının da çok daha ötesine geçip, böylece zekâlarımız sayesinde ayrıca yazmayı-çizmeyi de zaman içinde becermişiz çok şükür! Önceleri atalarımız, yani Adem Baba’mızla Havva Ana’mızın kendi aralarında gari kim bilir hangi dilde fan fin fon makamında “yarenlik” etmelerinin ardından, daha daha sonraları gele gele, döne döne nihayet günümüze gelip d..]]> Sat, 22 Dec 2012 10:59:12 +0400 Asker millet meselesi https://www.evrensel.net/yazi/43723/asker-millet-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/43723/asker-millet-meselesi? Kirvem, Her Türk’ün asker doğduğu şu güzel yurdumuzda, ister istemez sanki gelenek halini alan “askeri darbeler”le bir günden diğerine şıpınişi rafa kaldırılan anayasaların hemen akabinde; yolumuza, omuzları yıldızlarla, apoletleri sırmalarla bezenmiş “paşa”ların “emir-komuta”sı altında nizam, intizamla devam edip, böylece bu ülkede sadece sıradan birer “nefer” doğmadığımız gibi, tam aksine ezelden beri zaten topyekûn “asker millet” olduğumuzu dosta düşmana her on senede bir kanıtlarken, gari hangi dağda kurt öldü, hangi kuş yolunu şaşırıp hangi taşa kazara çarptı, ya da kim bilir hangi kapıların ardında hangi dümenler, hangi alengirli hesaplar, hangi cinlikler sonrasında nasıl olduysa oldu; bir de baktık ki, son askeri “ültimatom”un internet aracılığıyla verilmesinin ardından, bu kez pabuçunu alıp gidenler iktidardaki “sivil&rd..]]> Sat, 15 Dec 2012 08:59:36 +0400 Ecdat meselesi https://www.evrensel.net/yazi/43112/ecdat-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/43112/ecdat-meselesi? Kirvem, Hem demokratik, hem laik, hem sosyal, hemi de hukuk devleti olan ülkemizde yaşayanlar, yani ben, sen, o, kısacası kafa kâğıdında “T.C. vatandaş”ı yazılı olan bizler, şu an yürürlükte olan anayasamızın amir hükümlerinin dışına taşmadan, etliye sütlüye fazla da bulaşmadan kendi “işkembe”mize göre “düşünce”lerimizi sadece söylemekle yetinmeyip, gerektiğinde de bu bapta fikirlerimizi alenen yazıp, çizip, çiziktirip, aynı zamanda da gönül rahatlığıyla yayma hürriyetine çok şükür sahibiz… Buna göre, mesela benözüm yıllardan beri ipotek altına aldığım bu köşeden her hafta kafama estikçe neredeyse hemen her konuyu bir “mesele”ye dönüştürüp, böylece yazma hakkına en azından “sokaktaki vatandaş”lardan biri olarak hasbelkader sahipsem, aynı şekilde keza muhtere..]]> Sat, 08 Dec 2012 11:06:03 +0400 'Herkes' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/42425/herkes-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/42425/herkes-meselesi? Kirvem, Ülkemizde şu anda yürürlükte olan ve neredeyse her bakımdan “dört dörtlük” bir anayasamız elhamdülillah varken, üstelik bu anayasanın bilumum maddelerinin hükmü sayesinde memleket sathındaki tüm işlerimiz tıkır tıkır hiç aksamadan ayni dakiklikte çalışan İsviçre saatleri misali yolunda giderken, nerden nereye yeni bir anayasa yapma gereğini duyduk, kendi payıma anlamış değilim Allahvekil! Bittabii ki benim andavallı kafam basmadığı için nedenini niçinini bir türlü çakozlayamadığım bu “yeni” anayasa meseleyle ilgili işi o kadar ciddiye almışız ki, sırf bu nedenle de bir müddetten beri “Anayasa Uzlaşma Komisyonu” adı altında milletimizin kimi vekillerini, bu işin kimi “uzman”larını, akademisyenleri marş marş komutuyla bu “kutsal” göreve çağırmışız. Harıl harıl, hani nasıl derler “non-sto..]]> Sat, 01 Dec 2012 09:24:53 +0400 Halimiz ahvalimiz meselesi https://www.evrensel.net/yazi/41760/halimiz-ahvalimiz-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/41760/halimiz-ahvalimiz-meselesi? Kirvem; Kabul edelim ya da etmeyelim, başımızı devekuşu misali kuma gömelim veya gömmeyelim, eninde sonunda memleket sathında isot gibi acı olan gerçek şu ki, milletçe içine düştüğümüz tatsız, tuzsuz, bir o kadar da berbat ortamdayız: Hatta bu bapta illa da bir benzetme, bir nazire yapmak gerekirse, tıpkı Marmara’nın denizden çok gari neredeyse fosseptik çukuruna dönüşmüş bulanık sularında sanki ansızın zıpkın yemiş karagöz balığı misali çırpınıp duruyoruz! Neden? Çünkü ezelden beri kendi yağımızla kavrulup, kendimize çekidüzen verebileceğimiz doğru dürüst bir rota yerine, yelkenlerimizi o esnada esen rüzgârın keyfine göre doldurup, hani deyim yerindeyse tıpkı “fırıldak” veya “rüzgârgülü” misali dönenip duruyoruz. Mesela hayli geride kalan zaman dilimlerini bir tarafa dehleyip, ardında..]]> Sat, 24 Nov 2012 12:38:58 +0400 'Bir başkadır benim memleketim' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/41116/bir-baskadir-benim-memleketim-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/41116/bir-baskadir-benim-memleketim-meselesi? Kirvem, Seni bilemem, ama özüme kalırsa ülkemizin, daha da doğrusu: “Havasına suyuna, taşına toprağına/ Bin can feda bir tek dostuma/ Her köşesi cennetim ezilir yanar içim/Bir başkadır benim memleketim” diyerek uğrunda şarkılar dillendirdiğimiz bu bizim diyarların özellikle son zamanlardaki “hal ve ahvaline” bakıldığında, görünen o ki; her cenahtan, her kafadan bir ses çıkıyor! Nitekim ülkenin “dümen”inde son on yıldan beri “taht” kuranlara göre, memleketimizin manzaraları, tıpkı bu anonim şarkının şu dörtlüğünün sanki kopyası: “Gözü pek yanık bağrı türkü söyler çobanı/Zengin fakir hepsi de sevdalı/Ben gönlümü eylerim gerisi Allah kerim/Bir başkadır benim memleketim” Ya da: “Anadolum bir yanda yiğit yaşar koynunda/Aşıklar destan yazar dağlarda/Kuzusuna kurdunaYunusuna Emraha/Bütün ..]]> Sat, 17 Nov 2012 08:09:03 +0400 Kültürel miras meselesi https://www.evrensel.net/yazi/40442/kulturel-miras-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/40442/kulturel-miras-meselesi? Kirvem, Restorasyon çalışmaları yaklaşık üç yıldan beri süren Diyarbakır’daki Surp Giragos Ermeni Kilisesi’nin çan kulesinin açılış törenini izlemek için ben özüm de geçen hafta “bizim oraların” yolunu tutup, Gâvur Mahallesi’nin “küçe”lerinde dolanıp, sokaklarında volta atttım. Prof. Orhan Cezmi Tuncer’in Diyarbakır Kiliseleri (Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Yayınları 2002) adlı eserinden kilisenin serencamıyla ilgili kısa bir özetine göre: Mazisi yaklaşık beş asır öncesine dayanan bu tarihi kilise 1881’de bir yangın sonucunda yer ile yeksan olduktan sonra iki yıl içinde yeniden inşa edildi.1. Dünya Savaşı sırasında Alman subaylarının karargâhı oldu. 1914 yılında iki bin altın harcanarak yaptırılan oldukça yüksek ve görkemli çan kulesi, yakınındaki 4 Ayak..]]> Sun, 11 Nov 2012 05:47:56 +0400 'Çifte kavrulmuş bayramlar' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/39795/cifte-kavrulmus-bayramlar-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/39795/cifte-kavrulmus-bayramlar-meselesi? Kirvem, Geride bıraktığımız hafta içinde birbirinin ardı sıra tam da çifte kavrulmuş badem şekeri ya da lokum tadında iki bayramı ardı ardına kutladık. Önce “mübarek” kurban bayramı münasebetiyle boyunlarını keskin bıçaklardan, baltalardan kurtarabilmek için son anda kaçmayı becerebilen kimi azgın “boğa”ların caddelerde, meydanlarda sağa sola koşuştururken, onları yakalamak için peşlerine takılanların ellerindeki sopalarla, değneklerle kovalayıp, tıpkı Amerikan filmlerindeki “kovboy”lara özenircesine “kement” misali kullandıkları iplerle sergiledikleri maharetlerini her zamanki gibi televizyon ekranlarından izleyip, sonra da sarı, kırmızı, yeşil lambalara bakmaksızın “trafik kuralları”nı ihlal eden bu “öküz”lerin bu baptaki çabalarının aslında bir bakıma boşa kürek çekmekten öteye gitmeyip enine sonunda yakayı ele verdi..]]> Sat, 03 Nov 2012 11:52:33 +0400 'Zenginin malı züğürdün çenesi' meselesi https://www.evrensel.net/yazi/39247/zenginin-mali-zugurdun-cenesi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/39247/zenginin-mali-zugurdun-cenesi-meselesi? Kirvem, Senin de bildiğin gibi atalarımızdan bizlere miras kalan“zenginin malı züğürdün çenesini yorar” diye bir deyim vardır. Gerçekten de bazen bilerek ya da farkında olmadan bu deyimin tuzağına düşer, böylece üstümüze hiç de vazife olmayan işlere, laflara balıklama atlar, ardından da falancanın malının, filancanın malikanesinin, feşmekanın fabrikalarının ya da şehrin en mutena semtlerinde diktikleri gökdelenlerinin bilmem kaç kat olduğundan dem vururken, beri taraftan tam da atalarımızın buyurduğu gibi boş yere çenelerimizi yorarız. Nitekim ben özüm de, 22 Ekim 2012 tarihli “Türkiye Türklerindir” gazetesindeki “Türkiye’nin en zengin 100 ailesi açıklandı” başlıklı haberini görür görmez, züğürt çenem yerine miyop gözlerimi yorarak bu ünlü 100 kişinin, bu “para babaları”nın k..]]> Sat, 27 Oct 2012 15:03:35 +0400 Akıl sır meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/38692/akil-sir-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/38692/akil-sir-meselesi-2? Kirvem, Geçen mektubumda “Allah’ın işine akıl sır ermez” ya da “Allah’ın işine karışılmaz” deyimleriyle bir bakıma akıl erdiremediğimiz işleri Allah’a havale ettiğimizi belirtirken, öte yandan da dünya denen şu alemde birer “insan” veya toplum olarak yaptığımız sürü sepet işlere gerçekten de bizatihi kendimiz de acaba akıl sır erdirebiliyor muyuz deyip, bu bapta cevap aramıştım. Şimdi lafa bıraktığımız yerden devam edersek diyeceğim o ki, işi zaten başından aşkın olan yüce Tanrı’nın yedi kat göklerdeki kapısını ikide bir tıktıklayıp başını ağrıtmaktansa, kendi göbeğimizi kendimiz kesip, kendi başımızın çaresine bakmamız galiba en iyisi! Üstelik bizleri yaratırken lütfedip kafataslarımızın içine yerleştirdiği ve her biri başlı başına birer “akıl küpü” olan beyinlerimiz sayesinde çalışıp, çabalayıp bilumum işlerimizi hal..]]> Sat, 20 Oct 2012 12:54:33 +0400 Akıl sır meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/38122/akil-sir-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/38122/akil-sir-meselesi-1? Kirvem, Bazı şeyler vardır ki akıl sır erdiremezsiniz. Bu bağlamda tıpkı dilimizde çokça kullanılan deyimlerden biri de “Allah’ın işine akıl sır ermez” ya da “Allah’ın işine karışılmaz.” “Kader”e inanıyorsanız, Tanrı’nın alnınıza sabit kalemle yazdığı “yazı”nın asla değişmeyeceğine, bunu değiştirmeye de zaten gücünüzün yetmeyeceğine dair bir kanaate, böyle bir “inanç”a sahipseniz, o zaman zaten mesele mafiş! Peki, yüce Allah’ın işine akıl sır ermez derken, öte taraftan bizler de O’nun birer naçiz “kul”ları, namı diğeriyle birer “insan” olarak, yamuk ekseni etrafında topaç misali dönüp duran şu garip dünyada; gerek kendi, gerekse hemcinslerimizin yaptıkları şu ya da bu minvaldeki işlere gerçekten de yeterince akıl sır erdirebiliyor muyuz acaba? Başkalarını bilemem ama, ben öz&uu..]]> Sat, 13 Oct 2012 10:05:29 +0400 ‘Nurlu ufuklar’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/37693/nurlu-ufuklar-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/37693/nurlu-ufuklar-meselesi? Kirvem, Geçtiğimiz pazar günü AKP’nin, daha da doğrusu Başbakan Erdoğan’ın iki dudağının “emir-komuta”sı altında “nurlu ufuklara” doğru dörtnal yürüyen bu partinin özenle tertiplediği olağan kongresi, bilmem kaç bin vatan evladının yanı sıra, keza yakın, uzak diyarlardan “ithal” edilen kimi devlet başkanlarının, temsilcilerinin huzurunda gerçekleştirildi elhamdülillah! Muhterem Başbakanımız yaklaşık iki buçuk saat bıkıp usanmadan ülkenin kimi meselelerine hafif yollu değinip, ya da sıkça kullandığı kendi ifadesiyle “teğet” geçip, öte taraftan önemsediği kimi konulara da kendince güya “damar”dan girerken, aynı zamanda imam hatip liselerinden sadece din adamlarının değil, keza iyi “hatip”lerin de mezun olduklarını bu vesileyle bir kez daha kanıtladı nitekim! Misakımillimizin siyaset kulvarında şu s..]]> Sat, 06 Oct 2012 11:39:04 +0400 ‘Keser döner sap döner’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/37208/keser-doner-sap-doner-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/37208/keser-doner-sap-doner-meselesi? Kirvem, Çankaya’daki koltuğunda oturan cumhurumuzun reisi Gül’ün, “İyi şeyler olacak” diye müjdelediği o “mübarek” günleri milletçe sabırla bekledik, bekliyoruz ama, ortalıkta, daha da doğrusu memleket sathında, özellikle de ülkenin güney ve doğu bölgelerindeki “manzara”lara bakılırsa; görünen o ki, özlemiyle yanıp tutuştuğumuz o “ iyi, güzel günler”in bu gidişatla geleceği galiba mafiş! Peki neden? Çünkü lafla peynir gemisinin, ya da ekmek teknesinin yüzdürülmesi mümkün olmadığı gibi, keza “İyi şeyler olacak” demekle de iyi, güzel şeyler maalesef öyle şıpınişi olmuyor; hatta o ülkenin en yetkili, en şerefli makamında oturan biri, cumhurunuzun başı bile olsanız, yine de lafınız orta yerde tıpkı gariban bir “asker bavulu” misali boynu bükük kalıyor, kalab..]]> Sat, 29 Sep 2012 09:07:18 +0400 İlelebet payidar olma meselesi https://www.evrensel.net/yazi/36767/ilelebet-payidar-olma-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/36767/ilelebet-payidar-olma-meselesi? Kirvem, İnsanlık tarihinin mazide kalan tozlu raflarına bakıldığında görünen o ki, zaman tünelinde her biri başlı başına birer medeniyete kapı aralayıp, akabinde de yeryüzünden silinip giden irili ufaklı yığınla toplumların yanı sıra, keza bilumum milletler, devletler, krallıklar, şahlıklar falan feşmekanların hepsinin de, tıpkı “ne oldum delisi” babında önce bir yükselişi, kişneyip şahlanışını takip eden günlerin ardından da “zaman”ın karanlık dehlizlerinde bir nevi pörsümüş “balon” gibi sönüp, eninde sonunda günün birinde inişle, veya bir başka ifadeyle söylemek gerekirse “the end”le noktalanan “finiş”leri vardır… Nitekim mini minnacık bir beylik olan Osmanoğulları’nın bin üç yüzlü yıllarda başlayan serencamının, daha sonraları ilerleyen günlerde tıpkı tepelerden aşağı yuvarlandıkça giderek büy..]]> Sat, 22 Sep 2012 11:06:54 +0400 Kocaman kocaman adamlar meselesi https://www.evrensel.net/yazi/36305/kocaman-kocaman-adamlar-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/36305/kocaman-kocaman-adamlar-meselesi? Kirvem, Bir zamanlar devlet babamızın kesesinden her ay başında “Para peşin kırmızı meşin” misali “maaş”larını alan polisler, emniyet müdürleri, kaymakamlar, valiler, kısacası irili ufaklı bilumum “bürokrat” ve sıradan “memur” tayfasının “görev”leri esnasında yeterince “performans” göstermediklerinde, “amir”leri tarafından “sicil”lerine düşülen “eksi”,”nakız” puan alanların yanı sıra, keza hali-ahvali, gidişatı şu veya bu nedenle “terfi” etmelerine müsait görülmeyenlerin, tıpkı atalarımızın buyurduğu “Gözden ırak, gönülden ırak” deyimi mucibince, misakımızın milli sınırları dahilindeki Güney veya Doğu Anadolu semalarına, bir bakıma “sürgün” yeri niteliğindeki bu diyarlara postalandıkları malum! Derelerin altından akıp giden sular misali devranın dö..]]> Sat, 15 Sep 2012 09:18:37 +0400 ‘İnsanlık ölmedi’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/35882/insanlik-olmedi-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/35882/insanlik-olmedi-meselesi? Kirvem, Sana bu mektubumu Diyarbakır’dan postalıyorum, umarım kazasız belasız eline geçer. Kazasız belasız diyorum, çünkü senin de çok iyi bildiğin gibi, ülkemizin bu diyarlarında ve de özellikle son günlerde neredeyse hemen her konuda “asayiş” maalesef “berkemal” değil; dolayısıyla önce yazıp, ardından da zarfın kenarındaki zamkı afiyetle yalayıp, özenle yapıştırdıktan sonra postaya attığınız her mektup, nedense yerine ulaşmıyor, ulaşamıyor, hatta bazen özellikle de sanki ulaştırılmaması için kimi “karanlık eller”in gayretiyle daha yolun başında çöp bidonlarının yolunu tutuyor nitekim! Nitekim 1 Eylül barış günü münasebetiyle gerek yurt dışında, gerekse yurdumuzun her tarafında, ehh bittabii ki özellikle de “özlem”i fazlasıyla dillendirilen Diyarbakır’da, ben özüm de dahil tüm “vatandaş”lar..]]> Sat, 08 Sep 2012 09:35:40 +0400 Pusula meselesi https://www.evrensel.net/yazi/35468/pusula-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/35468/pusula-meselesi? Kirvem, Malum olduğu üzere Misakımızın millisinin bir bölümünde, daha da doğrusu “koordinat”ları, yani enlem ve boylamları ülkenin özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun dağlık, ormanlık alanlarında, doğa şartlarına göre kışları genelde azıcık ertelenen, buna rağmen yazları hem hararetli, hem de fasılasız sürüp giden, önceleri hafif yollu “çatışma” falan laflarıyla geçiştirip, daha sonraları dilimiz varmasa da bu kez de “düşük yoğunluklu savaş” deyip oyalanırken, şimdilerde gele gele tam da şu günlerde neredeyse otuz yıllık bir mazinin ardından gari kimilerimize göre “Kürt”, kimilerimizce “terör”sorunu diye adlandırılan, ama özüme kalırsa, adı, sanı ne olursa olsun, tıpkı geçen mektubumda da belirttiğim gibi, milletçe “eğri-büğrü” bir “çıkmaz sokak”, ya da b..]]> Sat, 01 Sep 2012 09:11:54 +0400 Küçe çıkmaz meselesi https://www.evrensel.net/yazi/35085/kuce-cikmaz-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/35085/kuce-cikmaz-meselesi? Kirvem, Bizim oralarda, Diyarbakır’da” sokak” yerine daha çok “küçe” deriz. Sırf bu yüzden de, türkülerimizde sokaktan çok genellikle küçeler ön plandadır: “Bu küçe baş aşağı/Belinde şal kuşağı/Hergün gel burdan savuş/Çatlasın el uşağı. Ya da “Bu küçe uzun küçe/Küçeye serdim keçe/Hak yoluna üç kurban/Yar gele burdan geçe.” Nitekim fi tarihinde, “ayağında kundura” türküsüyle ilk kez sahnelerde boy gösterdikten sonra, ardından Tanrı’nın “Hadi gari yürü ya kulum” babındaki desteğiyle, ehh bittabi ki doğarken yine yüce Allah’ın bahşettiği tiz, “tatlı” sesiyle ünlenen İbo’nun, arada bir dillendirdiği bu türkünün “bir mumdur, iki mumdur, üç mumdur, dört mumdur, on dö..]]> Sat, 25 Aug 2012 08:58:58 +0400 Telaş meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/34702/telas-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/34702/telas-meselesi-3? Kirvem, Afrika’nın kuzeyinde Tunus’ta başladıktan sonra yavaş yavaş, siga siga Libya, Mısır derken nihayet şu sıralar kapımızın eşiğindeki Suriye semalarında bir müddetten beri esen fırtınanın akıbeti şimdilik meçhul olsa da, ortalarda dönenip duran laflara bakılırsa bu gidişle Suriye’deki “muhterem zat”ın suyunun da giderek ısınıp, ardından fokurdamaya başlayacağı yönünde… Nitekim uluslararası “politika arenası”nda nal koşturan, bu bağlamda her biri başlı başına işinin “piri” olan bu “siyaset erbabı”nın, “at cambazları”nın Ortadoğu denen bu coğrafyada hemen her fırsatta şu ya da bu adlar altında cirit atıp, yerine, zamanına, zeminine göre hesapça ”demokrasi havarisi”, “insan hakları savunucusu” kesilip, ardından da çevirdikleri “dolap”lar, “entrika”lar sayesinde, daha da doğrusu kendi paşa gönüller..]]> Sat, 18 Aug 2012 09:14:44 +0400 Telaş meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/34276/telas-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/34276/telas-meselesi-2? Kirvem, Senin de bildiğin gibi atalarımızın buyurduğu şöyle bir deyim var: “Kendisi muhtaç-ı himmet bir dede, nerde kaldı gayriye himmet ede” Yaşamları boyunca kim bilir hangi tecrübeler, hangi deneyimler sonucunda, yine kim bilir hangi imbiklerden süzüp, hangi hassas terazilerlerle tarttıktan sonra bizlere kulak memelerimizden sanki birer küpe niyetine asmamızı istedikleri sürüsüne bereket bu deyimlerden sadece biri olan bu ifadenin günümüzdeki amiyane açıklaması, acaba şu mudur? “Kelin ilacı olsa kendi kafasına sürer.” Gerçekten de kendi boyuna bosuna, kalıbına, kılığına bakmadan ona buna “akıl hocalığı”na kalkışanlar için bu deyim “cuk” mu oturuyor ne! Tıpkı “kel başa şimşir tarak” misali… Kendi dazlak kafalarımıza şimşir tarak, ama ona, buna, ötekine, berikine en haşmetli “keloğlan”lığı yakıştırıp, ya da aynı mi..]]> Sat, 11 Aug 2012 07:46:28 +0400 Telaş meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/33868/telas-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/33868/telas-meselesi-1? Kirvem, Malum olduğu üzere Misakımillimizin son on yılına gerek maddi, gerekse manevi bakımdan hemen her alanda damgasını vuran, memleket sathındaki içişlerimizin yanı sıra, keza yedi düvelde de dışişlerimizle ilgili bilumum konularda da direkt veya dolaylı şekilde sultani “mührünü” esirgemeyen, hatta kafasına estiğinde uluslararası diplomasi kurallarını “van minıt!” çıkışıyla iplemediğini dosta düşmana kanıtlayan bir başbakanımız, ve onun çizdiği rotaya “koro” halinde “Beraber yürüdük biz bu yollarda” şarkısıyla tempo tutarken, aynı zamanda da milletimizin tüm fertlerinin “kardeş”çe, “refah” içinde yaşaması için gece gündüz demeden yalnız başına işe soyunmuş bir “iktidar” partimiz var; elhamdülillah! Nitekim milletin “yüce meclis”indeki pembe, keçi derisi koltukların nered..]]> Sat, 04 Aug 2012 13:37:48 +0400 Kardeşlik Meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/33375/kardeslik-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/33375/kardeslik-meselesi-3? Kirvem, Geçen hafta özel ulak postaladığım mektubumu, yine her zamanki gibi okumadan buruşturup, kağıttan bir topa dönüştürüp sonra da doğrudan doğruya çöp sepetine doğru şutlamadınsa, o zaman şöyle bir laf yumurtladığımı sanırım hatırlayacaksın: “Kardeş, kardeşlik, evvelemirde kulağa hoş gelen, ama bu coğrafyada, bu ülkede giderek içi boş bir kavrama dönüşen lafı güzaf!” Şimdi bu bapta yarım kalan sohbetimize bıraktığımız yerden devam edersek, yine diyeceğim o ki; gerçekten de kulağa hoş gelen, insanın içini sanki ısıtan bu “kardeşlik” kavramın özü, ne yazık ki şu bizim Misakımızın milli sınırları dahilinde tıpkı içi “puç” bir cevizi, ya da ihraç edilmek için yıllarca depolarda istif edilip, sonra da kakalanacak “enayi” bir ülke bulunmadığı için küflenen, “kof” fındıkları andırıyor..]]> Sat, 28 Jul 2012 09:01:51 +0400 Kardeşlik Meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/33003/kardeslik-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/33003/kardeslik-meselesi-2? Kirvem, Geçen mektubumda “kardeş”, ya da “kardeşlik” kavramıyla ilgili laflarken, sözü, özellikle “dil meselesi”ne getirmiş, buradan hareketle de, mesela daha geçenlerde yurdumuzda tertiplediğimiz, “Türkçe olimpiyatları”yla övünürken, beri taraftan bu coğrafyanın kadim halklarından biri olan Kürtlerin kendi ana dilleriyle ilgili sıkıntılarına, bu bapta çektikleri “çile”ye bir nebze de olsa değinip teğet geçmiştim. Aslında dünyanın köşe bucağından, yabancı diyarlardan gelen esmer, siyah, sarışın, kızlı-erkekli bilumum çocuklara, bu olimpiyatlar nedeniyle sadece Türkçe şarkı, türkü ya da şiir söyletmekle yetinmeyip, ayrıca onların sarmaş dolaş kendi aralarında kurdukları “muhabbet”in, ilerideki yıllarda belki de ömür boyu sürebilecek “dostluk”lara dönüşmes..]]> Sat, 21 Jul 2012 10:09:20 +0400 Kardeşlik meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/32618/kardeslik-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/32618/kardeslik-meselesi-1? Kirvem, Ya tutarsa babında göle maya çalıp, ardından da tüm gölün tam yağlı, bol kaymaklı meşhur Silivri, veya pudra şekerli enfes Kanlıca yoğurduna dönüşmesini belki de kendi gönlünce uman Molla Nasrettin misali, keza aynı şekilde ya tutarsa hesaplarıyla 1930’lu yıllarda icat ettiğimiz Güneş Dil Teorisi’yle, yeryüzünde konuşulan tüm dillerin bir bakıma “ana”sı olduğuna hükmettiğimiz Türkçemizle, hayli zaman övünüp oyalandıktan sonra, zamanla bu uğurdaki gayretlerimizin ham hayalden ibaret olduğunu, bu konuda özellikle Türk Dil Kurumunun çalışmalarında duvara toslaması sonucunda bu sevdadan vazgeçip, bu “macera”ya ister istemez nokta koyduğumuz malum… Kirvem, şu kırtıpil alemde hangi dil ya da diller “ana”, hangileri “dana” kategorisine girer, ya da bu konunun uzmanları olan dil bilimciler..]]> Sun, 15 Jul 2012 07:58:01 +0400 Kızağa çekmek meselesi https://www.evrensel.net/yazi/32248/kizaga-cekmek-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/32248/kizaga-cekmek-meselesi? Kirvem, Önce 2 Temmuz 2012 tarihli Radikal’de yayınlanan şu habere kuş bakışı bir göz atıp, ardından da müsaadenle biraz laflayalım: “Hrant Dink’in katili Ogün Samast’la yan yana fotoğraf çektiren Malatya Emniyet Müdür Yardımcısı Yakup Kurtaran pasif göreve getirildi. Emniyet Genel Müdürlüğü, bu yılki emniyet müdürü ve emniyet amiri atama işlemlerini tamamladı. Bu isimlerden biri olan Malatya Emniyet Müdür Yardımcısı Yakup Kurtaran, Kırşehir Polis Meslek Yüksekokulunda öğretim görevlisi yapılarak kızağa alındı.” Kirvem, tereciye tere satmaya gerek yok, sen tabii ki benden çok daha iyi bilirsin, “Kızağa almak” veya “Kızağa çekmek” deyimlerinin Türkçedeki karşılığı, bir kimseyi “aktif” bir görevden alıp ardından da “pasif” bir göreve dehlemektir. Yani mesela bu kişi eğer bir..]]> Sat, 07 Jul 2012 09:42:03 +0400 ‘Muhterrem vatandaşlar’ meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/31820/muhterrem-vatandaslar-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/31820/muhterrem-vatandaslar-meselesi-4? Kirvem, Bir müddetten beri “vatandaş”lık kavramıyla ilgili laflarken, öte yandan bilumum ülkelerin gündeminde sabahtan akşama gelişen, bir günden diğerine süratle değişen kimi olaylara baktığımda da, yine görebildiğim kadarıyla, adına ister muz cumhuriyeti, ister kabile devleti, kraliyet, isterse demokrasinin feriştahı, ya da bilmem hangi yönetim tarzının yıkılmaz kalesi diye niteleyip, bu bapta kimilerine keyfimizce kırmızı don, kimilerine çizgili pijama biçtiğimiz tüm ülkelerde, irili ufaklı bilumum patırtı ya da gürültülerin kökeninde az veya çok, ama eninde sonunda “vatandaşlık” konusu öncelikli bir mesele olarak karşımıza çıkoor. Ancak görünen o ki, kendi ülkesindeki vatandaşlarıyla ırk, din, dil, mezhep, ya da falan feşmekan nedenlerle herhangi bir sorunu, marazası, hırı gürü, kamburu, zamburu olmayan yönetimlerde, gidişat g..]]> Sat, 30 Jun 2012 09:03:40 +0400 ‘Muhterem vatandaşlar’ meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/31435/muhterem-vatandaslar-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/31435/muhterem-vatandaslar-meselesi-3? Kirvem, Senin de bildiğin gibi “Netekim paşa” ve silah arkadaşlarının, yani ünlü “beşibiryerde” mangasının bir zamanlar ya Allah bismillah deyip, kılıç kuşanarak bir seher vaktinde gerçekleştirdikleri“huruç” hareketiyle, ya da “darbe” sonucunda güzelim memleketimiz tam da uçurumun kenarından paldır küldür aşağıya yuvarlanmak üzereyken çok şükür kurtarıldı! Yani “Misakımızın sathı millisi”nde önceleri sağcısı, solcusu, davulcu, zurnacısıyla bilumum vatan evlatları birbirlerinin ümüğünü sıkarken, onların yanı sıra keza yol kenarlarında, köprü altlarında veya “şeytan üçgeni” diye ünlenen kimi beldelerde beyinleri tek bir kurşunla haşat edilip, böylece “faili meçhul” damgasıyla “öte yaka”ya kefensiz defnedilen insan manzaralarımız da, ne hikmetse şıpın..]]> Sat, 23 Jun 2012 09:29:50 +0400 ‘Muhterem vatandaşlar’meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/31008/muhterem-vatandaslarmeselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/31008/muhterem-vatandaslarmeselesi-2? Kirvem, Eskiden, yani vakti zamanında Osmanlı İmparatorluğu’nun tebaası olanlar, bittabi ki diğer insanlar gibi öncelikle Allah’ın, hemen akabinde de devletlu padişahlarımızın kuluydular. Osmanlı hanedanlığının kurulduğu ilk günden itibaren sürüp giden geleneklerine göre, babadan oğla bir nevi miras gibi intikal eden bu “taht”lara kurulup oturan “sultan”lara kayıtsız şartsız “biat” edip, onların iki dudaklarının arasından dökülen her buyruğa, veya yazılı her “ferman”a eyvallah deyip her halükarda boyun eğmek, “kul”luk gereğiydi. Kısacası yaşları, başları, zeka seviyeleri ne olursa olsun, mut’ad, alışılmış veya şeytana bile pabucunu ters giydirecek kadar ustaca entrikalarla dolu kardeş kavgaları sonucunda, bu sihirli tahta, bu yüksek makama kurulup oturmayı beceren sultanların, bu ulu hakanların “emir”leri, daima ve evvelemirde sadece bilumum “d..]]> Sat, 16 Jun 2012 15:24:31 +0400 ‘Muhterem vatandaşlar’ meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/30581/muhterem-vatandaslar-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/30581/muhterem-vatandaslar-meselesi-1? İrili ufaklı birkaç Evropa devletini içine alabilecek genişlikteki ve şu kadar bin kilometre karelik bu güzelim, bu “cennet” vatan sathında, neredeyse bir günden diğerine, hatta çoğunlukla da sabahtan akşama varmadan, hani tıpkı kıçına nişadır sürülmüş Kıbrıs merkepleri misali yerinde duramayan bir koşuşturmayı andırırcasına, bir telaş, bir hay huy içinde ülkenin gündemi tamı tamına yüz seksen derecelik bir tornistanla hemen değişiyor, değişebiliyor! Aslında gerçek olan şu ki; akşam içine bolca ekmek doğradığımız bir tas tarhana çorbasını veya bir tabak kıymalı mercimeği iki baş kuru soğan eşliğinde çalakaşık midemize indirdikten sonra, Tanrı’nın bahşettiği bu bolluk, bu bitip tükenmeyen “bereket” karşısında şükranlarımızı dile getirip, keza “yüzde doksan dokuzu elhamdülillah Müslüman” olan ülkemizde yatsı n..]]> Sat, 09 Jun 2012 10:34:03 +0400 Fısıltı meselesi https://www.evrensel.net/yazi/30106/fisilti-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/30106/fisilti-meselesi? Kirvem, Geçtiğimiz hafta Tüyap tarafından Diyarbakır’da düzenlenen kitap fuarında ben özüm de boy gösterip arzı endam ettim! Yiyip içtiklerimi kendime saklayıp, bunun berisinde kalan, yani şu veya bu vesileyle gördüklerimi, izlenimlerimi, duygularımı paylaşıp, bu bapta sohbet etmek istiyorum. Rakamların diline bakılırsa bütün bir hafta boyunca yaklaşık yüz bin kişinin ziyaret ettiği fuarda civar vilayetlerden, ilçelerden gelen okur kitlesinin yanı sıra, keza öğretmenlerinin eşliğinde serçe misali cıvıldayıp duran “minik” öğrencilerin yazarlarla sohbet edip, özellikle de “İyi bir yazar olmak için ne yapmak gerekir” tarzındaki klasik “reçete”ler peşinde koşuşturmalarına bakılırsa; anlaşılan o ki, memleket sathında son zamanlarda 4+4+4 formüllü tedrisat sistemimiz sayesinde sadece sıradan “okur-yazar”lar değil, tam aksi..]]> Sat, 02 Jun 2012 08:48:16 +0400 Malumun ilamı meselesi https://www.evrensel.net/yazi/29723/malumun-ilami-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/29723/malumun-ilami-meselesi? Kirvem, Başbakan Erdoğan’ın öncülüğünde son zamanlarda tek başına “iktidar” olmanın keyfini süren AKP’nin, başlangıçta “garip gureba” sınıfına koliler içinde dağıttığı mercimek, nohut, fasulye, makarna, şeker, tuz, yağın yanı sıra, keza daha sonraları bunlara ilaveten çuvallarla kömürlerin de devreye girmesiyle halkımızın önemli bir kesiminin “teveccüh”üne “mazhar” olduğu malum! Fasulye, nohut, salça dağıtmakla yola çıkıldıktan sonra, ardından “eşya piyangosu” misali çerden çöpten yapılmış mobilya, depolarda paslanmaya yüz tutmuş çamaşır makinesi, buzdolabı falan feşmekan derken, “oy”ların önce “cepte keklik” lere, sonra da milletin yüce meclisindeki “pembe koltuk” lara dönüştüğü de ha keza aynen malum! İktidar yolculuğuna “Al g&..]]> Sat, 26 May 2012 11:09:20 +0400 Bayram meselesi https://www.evrensel.net/yazi/29297/bayram-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/29297/bayram-meselesi? Kirvem, Şu son günlerde “milli” bayramlarımızla ilgili yeni düzenlemelere bakılırsa, görünen o ki; Misakımızın millisinde hani ayıptır söylemesi işin cılkı çıktı, çıkıyor nitekim! Nitekim memlekette sanki yapılması gereken herhangi bir işimiz, ülke genelinde öncelikle halletmemiz icap eden irili-ufaklı, maddi-manevi başka bir “problem”imiz sanki yokmuşçasına, bir günden diğerine kafamıza estiği için, ya da atalarımızın buyurduğu deyim misali “durup durup tuz kavurup”, sonra da bunca yıllık cumhuriyetimizin “milli” değerlerine tamı tamına yüz seksen derece “terso” bir kararla, bir çuval inciri farkında olmadan berbat ettik, ediyoruz nitekim! Nitekim bir karış toprağı, iki çakıl taşı için canımızı vermeye hazır ve de nazır olduğumuz bu “kutsal vatan” topraklarında, “milli” değerlerimizin ne denli önemli old..]]> Sat, 19 May 2012 09:27:57 +0400 Ermenistan meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/28850/ermenistan-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/28850/ermenistan-meselesi-3? Kirvem, Geçtiğimiz hafta Ermenistan’da yapılan seçim sonuçlarına bakılırsa, anlaşılan o ki, Ağrı Dağı’nın “öte yaka”sında “yeni” bir şey mafiş! Yani?.. Yani görünen o ki, dört yıl önce “iktidar” koltuğuna oturanların tiz sesli “ti boru”su, bir sonraki seçimlere kadar yine kendi “ego”larına endeksli tatara titiri makamında ve de aynı minvalde devam edecek! Neden?.. Çünkü mavi camdan görünüp ibretle izlenen o ki, şu kırtıpil alemin şimalinden cenubuna, şarkından garbına kadar hemen her tarafındaki “politika” arenasında “at koşturan” bilumum “jokey”lerin öncelikli “iş”leri, cafcaflı belagatlerle bulundukları toplumların nabzına göre “şerbet” dağıtırken, diğer yandan da kendi “kadifeden keselerini” doldurmak! Bu “siyaset cambazları”nı, bir ba..]]> Sat, 12 May 2012 08:23:26 +0400 Ermenistan meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/28427/ermenistan-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/28427/ermenistan-meselesi-2? Kirvem, Geçen haftaki mektubumda Ermenistan Yazarlar Birliği ve Diaspora Bakanlığının müşterek davetiyle Ağrı Dağı’nın “öte yaka”sına, yani Erivan’a yaptığım uçak yolculuğundan bahsetmiş, bu arada siyasi mülahazalarla kapalı olan Türkiye-Ermenistan sınırları nedeniyle, ulaşım için geriye kalan yegane seçenek “tayyare”yle gitmek mecburiyetinde olan Ermenistan yolcularının geciken, hatta deyim yerindeyse bir bakıma sanki keyfi mazeretlerle aksayan “sefer”ler yüzünden gerek Atatürk, gerekse Zıvartnotz havaalanlarında tam anlamıyla “gavur eziyeti” çektiklerinden dem vurup, bu bapta derdimi ummana dökmüştüm! Bu “girizgah”ın ardından, klasik söylemiyle “Yiyip içtiklerin senin olsun, gördüklerini anlat” faslına gelirsek, öncelikle belirtmeliyim ki, hani sık sık dillendirip altını çizdiğimiz &..]]> Sat, 05 May 2012 10:18:39 +0400 Ermenistan meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/27993/ermenistan-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/27993/ermenistan-meselesi-1? Kirvem, Geride bıraktığımız bütün bir hafta boyunca Ermenistan’daydım. Sebebi ziyaretime gelince; bunun nedeni Ermenistan Yazarlar Birliğinin ve ona maddi bakımdan destek sunan Diaspora Bakanlığının müşterek organizasyonuyla gerçekleştirilen “kültür” ağırlıklı bir davete icabet etmekti. İki yılda bir yapılan, nitekim bu yıl altıncısı gerçekleştiren bu toplantıya, “diaspora”da yaşarken, aynı zamanda da bulundukları ülkelerin dilleriyle mesela Fransızca, mesela Romence, İngilizce, Yunanca, Rusça, Farsça ya da diğerleriyle yazan Ermeni yazarlar davet edilip, böylece aralarında bir iletişim kurulmasına, “edebi sohbet”ler eşliğinde Ermeni dili, edebiyatıyla ilgili sorunlara tartışma ortamı yaratılıp, dolayısıyla “çözüm” önerilerine kapı aralanmaya çalışılıyor. Nitekim bu yazarlar içinden kimilerine belki de “kırmızı mum”larla m..]]> Sat, 28 Apr 2012 10:13:21 +0400 Tuz meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/27515/tuz-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/27515/tuz-meselesi-3? Kirvem, Bir zamanlar sırmalı, bol yıldızlı “apolet”leriyle kendi “paşa” gönüllerince “durumdan vazife çıkarıp” sonra da milletin yüce meclisine “asma kilit” vuran “beşibiryerde” lakaplı vatan evlatlarının, ülke sathında yıllarca “vatan-millet” adına estirdikleri “terör” malum! Bu ülkede hangi taşı kaldırsan hemen herkese, her yurttaşa “tuzluya, pahalıya mal olan” yargısız infazlarla, “faili meçhul” cinayetlerle, her biri başlı başına birer işkencehaneye dönüşen hapishanelerin yanı sıra, keza “adalet”ten yana nasibini almamış, keyfi, hukuk dışı mahkeme kararlarıyla, idam sehpalarının gölgesinde kanla yoğurup “zorbalık”la sürdürdükleri “iktidar”larının ardından, zamanla, içlerinden “üç”ünün “öte taraf”a gö&cced..]]> Sun, 22 Apr 2012 05:34:52 +0400 Tuz meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/27060/tuz-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/27060/tuz-meselesi-2? Kirvem, “Tuzu kuru” kimi vatandaşlarımız hemen hemen neredeyse her konuda, her alanda az veya çok “yaşam”ın keyfini sürerken, öte yandan bu kristal “tuzluk”lardan nasibini almamış, alamamış, dolayısıyla “tuzu nemli” kategorisinde ömür tüketen kimi yurttaşlarımız da, hani kazara da olsa günün birinde kapılarını çalacak o güzel günlerin özlemiyle gözlerini ufka dikmiş bekliyorlar… Ülkemizde, daha da doğrusu halkımızın nezdinde yaygın olan kanaate göre, sabreden “derviş”ler madem ki eninde sonunda, ya da günün birinde illa ki “murat”larına ererlermiş, ehh o zaman bir yandan doksan dokuzluk tespihlerimizi şakırdatırken, diğer yandan da “inşallah” deyip, güzel günleri beklemenin kime ne zararı olabilir ki! Üstelik bundan bir müddet önce memleketimizde “Güzel şeyler olacak&rdquo..]]> Sat, 14 Apr 2012 08:55:29 +0400 Tuz meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/26629/tuz-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/26629/tuz-meselesi-1? Kirvem, “Tuz”la ilgili dilimizde saymakla bitmeyecek kadar deyimlerin olduğu malum. Gerçekten de mesela yavan yağsız bir çorbadan ya da lezzetsiz bir yemekten söz ederken, “tatsız -tuzsuz” lafıyla meramımızı dile getiririz. Tanrı’nın “yürü ya kulum” diyerek, bu fani alemde kimilerimize bahşettiği maddi olanaklardan nasibini şu ya da bu şekilde bol kepçe alanlar için “tuzu kuru” tabiri cuk oturur! Sakarlıkla veya kazara elimizden düşürdüğümüz kristal bir bardağın, vazonun, kül tablasının beton zemin üzerindeki şangırtısının hemen akabinde yüzlerce parçaya dağılıp etrafa yayıldığı durumlarda, anında yaygarayı koparıp “Tuzla buz oldu” deriz. Bir dostumuzun, sevip saydığımız bir kişinin mesela Kurban veya Ramazan Bayramlarından birinin arifesinde, tatil niyetiyle Antalya’ya giderken geçirdiği bir trafik kazası sonrasında,..]]> Sat, 07 Apr 2012 10:57:39 +0400 Akıl ve döl meselesi https://www.evrensel.net/yazi/26186/akil-ve-dol-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/26186/akil-ve-dol-meselesi? Kirvem, Tanrı’nın kimilerimize hani nasıl derler “yürü ya kulum!” babında bol kepçe, kimilerimize de nedense fazlasıyla “nekes” davranıp, buna rağmen yine de kafataslarımızın içine az-çok parsellediği aklımız sayesinde hiç birimizin bu dünyada sonsuza dek, ilelebet kalıcı olmadığımızı, hatta sonsuzluk falan feşmekân bir yana da,üstüne üstlük ne zaman, nerede, hangi durumda “öte taraf”ı boylayıp, hangi acı, tatlı, mayhoş “sürpriz”lerle karşılaşacağımızı bilmediğimiz gibi, keza bayramlarda kestiğimiz kurbanlar, ettiğimiz dualar, dağıttığımız zekatlar, tuttuğumuz oruçların huyu suyu hürmetine huriler diyarı “cennet”e mi, yoksa işlediğimiz günahların kefaretini ödemek üzere doğrudan doğruya “cehennem”e mi postalanacağımızı da bilmooruz, bilemooruz ağparik! Nitekim “iki kapılı han” denen bu cavala..]]> Sat, 31 Mar 2012 10:55:47 +0400 Newroz ve Nevruz yumurtaları meselesi https://www.evrensel.net/yazi/25747/newroz-ve-nevruz-yumurtalari-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/25747/newroz-ve-nevruz-yumurtalari-meselesi? Kirvem, Şu kırtıpil âlemde ; içi, tıpkı çürük bir ceviz gibi “kof”, içeriği her bakımdan yavan-yağsız bir çorbadan farksız kimi konuların etrafında dolap beygirleri misali ha babam de babam aynı minvalde dolanıp durup, sonra da incir çekirdeğini doldurmayacak kadar basit bu tür olayların üzerini sabit kalemle hiç üşenmeden çizip rafa kaldırmak yerine, tam aksine kim bilir hangi hince, cince, sinsice “hesap”lar peşinde koşuşturup, dolayısıyla dünyayı kendimize zindan ederken, beri yandan da yeryüzünün en “akıllı” mahlukları diye noterlikten tasdikli “insan” kimliğimizle övünüp duruyoruz ama, nafile! Nafile, zira kimisi dolikosefal, kimisi brakisefal, ama eninde sonunda her biri sanki başlı başına birer yampiri yumurtadan farksız kafataslarımızın tepesindeki koltuğunda çöreklenip oturmuş, “akıl küpü..]]> Sat, 24 Mar 2012 12:06:43 +0400 ‘Cumartesi çocukları’ meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/25237/cumartesi-cocuklari-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/25237/cumartesi-cocuklari-meselesi-3? Kirvem, Hayli zamandan beri yaptık, yapıyoruz, iki vakte kadar inşallah yapacağız teranesiyle, hesapça eskisinin “postal”ını dama fırlatıp, bunun yerine sırmalı, parlak “apolet”lerinden arındırılmış, yeni, yepyeni, “çağdaş” bir “anayasa” nın temel taşlarını sabırla döşemeye çalışıyoruz… Söylenenlere bakılırsa; bu ülkede, daha da doğrusu Misakımızın millisinde yaşayan bilumum “vatandaş”larımızın gönül rahatlığıyla gölgesinde mışıl mışıl uyuyabileceği, sırtını rahatça dayayabileceği, en önemlisi de tıpkı evlatları arasında en ufak bir fark gözetmeyen, hepsini aynı şefkatle bağrına basan bir “ana” misali öylesine bir “anayasa” yapacağız ki, görenlere parmak ısırtıp düşman çatlatacak cinsten olacakmış nitekim! Yani?.. Yani ülkemizin her köşesinde, yani mesela “Gitmesek de gelmesek de o köy..]]> Sat, 17 Mar 2012 09:28:04 +0400 ‘Cumartesi çocukları’ meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/24775/cumartesi-cocuklari-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/24775/cumartesi-cocuklari-meselesi-2? Kirvem, Başbakan Erdoğan’ın son günlerde geçirdiği ameliyatlarla sağlığının giderek iyileştiğini, doktorların tavsiyelerine uyarak kısa bir müddet için de olsa istirahata çekilmesinin hemen ardından tekrar işinin başına döner dönmez, irili ufaklı bilumum memleket meselelerinin bir an önce hal yoluna girmesi için etrafındaki “kurmay” kadrosuyla, keza hepsi de birbirinden üstün yeteneklerle donatılmış sürüsüne bereket “danışman”larıyla beraber, gerek misakımızın milli sınırları dahilinde gerekse dış cenahlarda canla başla çalışıp çabalayıp, dolayısıyla şimdilik en önemli dertlerimizden biri olan “ülkenin bölünmez bütünlüğü”nün yanı sıra, ayrıca halkımızın refahı, mutluluğu için öncelikle “iş”, sonra “aş”, deyip bu bapta “marş marş” koşuşturduğu hepimizce malum&hel..]]> Sat, 10 Mar 2012 10:03:45 +0400 ‘Cumartesi çocukları’ meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/24268/cumartesi-cocuklari-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/24268/cumartesi-cocuklari-meselesi-1? Kirvem, Bu köşeden sana yıllardan beri postaladığım mektuplarımı okuyup okumadığını, hani kazara da olsa bir göz gezdirip gezdirmediğini bilmediğim gibi, ayrıca her hafta aklım sıra bir “mesele”nin kulpuna yapışıp, ardından da alfabetik sırasıyla musikimizdeki mesela acemaşiran, acemkürdi, arazbarbûselik, bestenigar, beyâtî, beyâtîaraban, bûselik, dilkeşhâveran, dügâh, eviç, eviç bûselik, evcârâ, ferahfezâ, ferahnâk, gerdaniye, gülizar, hicaz, hicazkâr, hisarbûselik, hüseynî, hüzzam, İsfahan, karcığar, kürdi, kürdilihicazkâr, mâhur, muhayyer, muhayyerkürdî, muhayyersünbüle, müsteâr, nevâ, nevâbûselik, neveser, nihâvend, nikriz, nişâbûrek, pençgâh, pesendîde, rast, rehâvî, sabâ, segâh, sâzk&acir..]]> Sat, 03 Mar 2012 08:54:29 +0400 Misakımillimizden manzaralar meselesi (5) https://www.evrensel.net/yazi/22923/misakimillimizden-manzaralar-meselesi-5 https://www.evrensel.net/yazi/22923/misakimillimizden-manzaralar-meselesi-5? Kirvem, Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır İçkale’deki kazılarda çıkan kafataslarıyla ilgili hayli laflar ortalıkta dolanıp durdu. Nitekim kimilerine göre mide bulandıran bu “manzara”ların müsebbipleri, daha dün diyebileceğimiz kadar yakın bir geçmişte “astığı astık, kestiği kestik” kulvarlarında canının istediğince “at koşturan”, bunu da, özellikle ülkenin “güney”inde, “doğu”sunda “faili meçhul” cinayetler “seri”siyle, ve de “demokratik hukuk devletiyiz” diye bar bar bağırdığımız bu “cennet vatan”da, adı Jitem, ama “soy ağacı” nedense namevcut olan bu illegal örgütün ta kendisiydi. Kimileri de, no! Olsa olsa bunlar bizleri sırtımızdan haince, hunharca, hayasızca hançerlemek istedikleri için 1915’te tehcir edilen “Ermeni dölleri”nin, geride kala..]]> Sat, 11 Feb 2012 09:01:14 +0400 Misakımillimizden manzaralar meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/22459/misakimillimizden-manzaralar-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/22459/misakimillimizden-manzaralar-meselesi-4? Kirvem, Mademki Tanrı’nın huzurunda yazıp çiziyoruz, O’nun hikmetiyle konuşuyoruz, dahası da şu cavalacoz alemde birer fani olarak, “alın yazımız” mucibince attığımız her adımın, yaptığımız her işin sevabıyla günahının eninde sonunda hesabını “öte taraf”a gittiğimizde, tıpkı “Her koyun kendi bacağından asılır” misali yüce Tanrı’nın huzurunda, ve de hikmetinden asla sual olunmaz “adil” yargılamasının hemen akabinde verip, ardından da meleklerin eşliğinde kimilerimiz “cennet”i, kimilerimiz de maalesef “cehennem”i boylayacağız; ehh o zaman ben özüm de, en azından kendi payıma “Eğri oturup doğru konuşmak”tansa, tam aksine, yüzde doksan dokuz virgül doksan dokuzunun elhamdülillah Müslüman olduğunu, her defasında TV’lerdeki “ulusa sesleniş” programlarında dinleyip, gari sular seller gibi ezberlediğimiz şu misakımızın..]]> Sat, 04 Feb 2012 07:50:36 +0400 Misak-ı millimizden manzaralar meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/22035/misak-i-millimizden-manzaralar-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/22035/misak-i-millimizden-manzaralar-meselesi-3? Kirvem, Senin de bildiğin gibi, bir zamanlar kılıç, kalkan, gürz, ok, mızrak,kargılarla at sırtlarında küffar diyarlarını hallaç pamuğuna çevirip, orası senin burası benim derken, ta Viyana kapılarına kadar dayanan cengaver bir ırkın ahvadı olan Osmanlılar, Afganistan çöllerinden Afrika’nın kuzeyine, oradan da Kırım diyarlarına kadar uzanan bilmem kaç milyon kilometre karelik bir alanda nal koşturmakla yetinmeyip, ayrıca Preveze Savaşı sonucunda da kocaman Akdeniz deryasını minik bir göle dönüştürüp, bu mavi sularda yıllarca bayrak dolandırıp durdular. Asırlar boyunca süren anlı şanlı bu “serencam”ın akabinde, “fütuhat”larla alınan toprakların “sefahat”ler sonucunda yavaş yavaş elden çıkmasıyla parçalanan imparatorluğun ardından, bu kez onların torunlarının torunları da geride kalan toprakları kaybetmemek için Birinci Harbi Umumi’de ..]]> Sat, 28 Jan 2012 07:25:04 +0400 Misak-ı millimizden manzaralar meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/21602/misak-i-millimizden-manzaralar-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/21602/misak-i-millimizden-manzaralar-meselesi-2? Kirvem, Ülkemizde son zamanlarda birbirinin peşi sıra temelleri atıldıktan sonra yükselen “adalet sarayları”nın en büyüğünü kısa bir zaman önce İstanbul Kartal’da, hemen ardından bir yenisini de keza Çağlayan’da hizmete sokmanın “gurur”unu yaşarken, aynı zamanda da ülkenin diğer yörelerinde de eski püskü, çoğunluğu da gecekondu bozuntusundan farksız bu mekanların yerlerine yenilerini yapmak için yoğun bir çaba harcıyoruz. “Adalet”in dağıtıldığı bu “kapı”ların sayılarını arttırıp, fiziki koşullarını düzeltirken, beri taraftan misakımızın millisinde hak, hukuk, hakkaniyetle ilgili gelişmelere bakılırsa; görünen o ki, hayli şatafatlı bu “mekan”larda, bu “saray”larda dağıtılmaya çalışılan adalet, bizatihi “adalet” denen bu “kavram”ın içeriğini en ince teferruatına kadar k..]]> Sat, 21 Jan 2012 06:37:36 +0400 Misakı millimizden manzaralar meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/21210/misaki-millimizden-manzaralar-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/21210/misaki-millimizden-manzaralar-meselesi-1? Kirvem, Senin de bildiğin gibi yarınlarımızın, istikbalimizin vazgeçilmez “teminatı” olan gençlerimiz, yaklaşık otuz yıldan beri önceleri hafif yollu “çatışma”larla başlayan, daha sonraları dilimiz varmasa da “düşük yoğunluklu savaş” diye kekeleyip, nihayet zamanla gelişen olaylar karşısında bu kez de ister istemez “savaş” diye nitelediğimiz bir hay huy içinde dağlarda, bayırlarda, ormanlarda birbirlerini acımasızca kırıp geçiriyorlar… Üstelik hal ve ahvalimizin bundan sonra hangi kulvarlara doğru sürükleneceğini, hangi boyutlara ulaşacağını da, memleket sathındaki resmi, gayri resmi “akil” adamlarımızın bolluğuna rağmen doğru dürüst kestiremediğimiz gibi, ayrıca bu mesele tahtında ele, dişe gelir nihai bir “çözüm”, veya “ne şiş yansın ne kebap” türünden, sihirli bir “formül” de..]]> Sat, 14 Jan 2012 07:40:18 +0400 ‘Adalet mülkün temelidir’ meselesi (6) https://www.evrensel.net/yazi/20759/adalet-mulkun-temelidir-meselesi-6 https://www.evrensel.net/yazi/20759/adalet-mulkun-temelidir-meselesi-6? Kirvem, Yukardaki başlık altında bir müddetten beri bozuk plak misali aynı noktada cızırdayıp duruyorum; ancak ülkenin genelinde, özellikle de “adalet” meselesiyle ilgili giderek gelişen tatsız tuzsuz, bir o kadar da “kaknem” manzaralara bakıldığında görünen o ki, bu gidişle, bu ahval ve şerait altında bundan sonra da bu konuyla ilgili tıpkı tren katarı gibi uzayıp giden laflar edip, boşuna kürek çekip, nefes tüketeceğim! Neden?.. Çünkü “mülk”ün, yani yakim “devlet”in temelinin “adalet”e dayandığını, kulağa hoş gelen bu sihirli kavramdan yana yeterince nasibini almamış, alamamış, veya önemsemeyip dışlamış olan bilumum devletlerin yanı sıra, keza toplumların da zaman içinde eninde sonunda yer ile yeksan olduklarını, tarih sayfalarından silinip gittiklerini ibretle okuyup öğrenirken, beri taraftan Misakımızın milli sınırları dahilinde hesap&cc..]]> Sat, 07 Jan 2012 08:09:09 +0400 ‘Adalet mülkün temelidir’ meselesi (5) https://www.evrensel.net/yazi/20332/adalet-mulkun-temelidir-meselesi-5 https://www.evrensel.net/yazi/20332/adalet-mulkun-temelidir-meselesi-5? Kirvem, Şu kırtıpil, şu cavalacoz, şu kavanoz dipli dünyamızda gündüz gözüyle hem de mum ışığında tarih boyunca arayıp durduğumuz halde, yine de bir türlü bulmayı beceremediğimiz gibi, keza yeryüzünde zelilce hesaplarla dönen bilumum dolapların yanı sıra, ayrıca devletlerarası ilişkilerde şeytana bile külahını ters giydirebilecek kadar siyasi, ekonomik entrikalara bakılırsa, anlaşılan o ki, bu gidişle insanlık aleminin asla erişemeyeceği, ama buna mukabil görünüş itibariyle sanki tazı misali peşinde koşuşturduğumuz bir “adalet” arayışıyla yoğurt gönlümüzü ayran ederken, beri yandan takvimlerden ardı ardına kopup giden yaprakların ardından, onların yerine yenileri ha babam de babam zaman tünelinde eskilerini kovalayıp dururken, geriye dönüp baktığımızda, şu kahrolası adalet kavramından yana insan olarak nasibimizi mümkün mertebede “eşit” koşullarda ..]]> Sat, 31 Dec 2011 08:40:53 +0400 ‘Adalet mülkün temelidir’ meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/19901/adalet-mulkun-temelidir-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/19901/adalet-mulkun-temelidir-meselesi-4? Kirvem, Geçenlerde cumhurumuzun gül yüzlü reisi tarafından onaylanıp, dolayısıyla resmen yürürlüğe giren “bedelli askerlik” hükmünce, “vatandaş”larımızın bir kısmı bastırdıkları “papel”ler sayesinde bayat bir tayını kışlalardaki “tertip”leriyle bölüşmeden, kocaman kazanlarda kaynatılan yavan, yağsız, kurtlu mercimek çorbasına sabahın kör karanlığında kaşık sallamadan, üstelik hem “namus” hem de “vatan borcu” nitelemesiyle dillerimizde pelesenge dönüşen bu “ulvi” görevi yerine getirmek için kışın ayazda tir tir titremeden, yazın sıcakta vıcık vıcık terlemeden, en önemlisi de “Gel tezkere geeel!” hayaliyle yanıp tutuşmadan, veya zırt pırt yapılan “tatbikat”larda dağ başlarındaki çadırlarda yağmur altında ya da kuytu ormanları “cennet” belleyip buraları mekan tutm..]]> Sat, 24 Dec 2011 14:30:29 +0400 ‘Adalet mülkün temelidir’ meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/19518/adalet-mulkun-temelidir-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/19518/adalet-mulkun-temelidir-meselesi-3? Kirvem, Seni bilemem ama, özüme kalırsa memleketin hali, ahvali her geçen günün ardından giderek nanemolla kulvarlarına doğru gıdım gıdımsürüklenip gidoor! Nitekim mesela yıllar yılı “Her Türk asker doğar” deyip, ardından da bunun “gurur”uyla yeri göğü inletip, hatta bu bapta askerlik çağı gelmiş olan delikanlılarımızı davul zurna eşliğinde vatani görevlerine sevinç gözyaşlarıyla uğurlarken, gari hangi dağda kurt öldüyse, ya da kim bilir hangi “ince hesap”lar sonrasında birden bire peydahlanan “bedelli” askerlik “nümero”suyla, şu kadar “avro” veya şu kadar “papel” karşılığında kimi vatandaşlarımız “namus borcu” olarak bilinen vatan savunmasından “muaf” tutulacağına dair hüküm Çankaya’nın da onayından tereyağından kıl çekercesine destursuz geçerken, beri..]]> Sat, 17 Dec 2011 06:06:21 +0400 ‘Adalet mülkün temelidir’ meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/19099/adalet-mulkun-temelidir-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/19099/adalet-mulkun-temelidir-meselesi-2? Kirvem, Ben özüm bu “vatan”ın hem bir ferdi, hem de elhamdülillah “birinci sınıf vatandaş”ı olarak altmışlı yılların başlarında altı ay Tuzla Piyade Okulunda her türlü eğitimden geçerek, yani mesela dikenli tellerin altından bebek misali emekleyip yerde sürünerek, İtalyan Çukuru denen, boyumuzu hayli aşan boş, beton bir havuza atlayıp, sonra da kertenkele gibi düz duvara tırmanıp bu belalı engeli zıplayıp aşarak, sırıklar üzerinden maymun çevikliğiyle atlayarak, ip merdivenlerde sallanarak, üzerimize zimmetli, çoğu da zaman içinde paslanmaya yüz tutmuş Kırıkkale yapısı tüfeklerin namlularının içlerini “harbi” denen ince metal çubukla önce temizleyip, sonra bez bağlayıp yağlayarak, her Allah’ın günü bilmem kaç kez sağa, sola, geriye dönmeyi, çöküp kalkmayı, tüfekli-tüfeksiz “esa..]]> Sat, 10 Dec 2011 08:01:17 +0400 ‘Adalet mülkün temelidir’ meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/18685/adalet-mulkun-temelidir-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/18685/adalet-mulkun-temelidir-meselesi-1? Kirvem, Şu kırtıpil alemde sayıları bilmem kaç yüzü sollamış olan irili ufaklı devletlerin hemen hepsi kendi milli gelirlerinin önemli bir kısmını askeri harcamalar için ayırırken, hepsinin derdi, aklı, fikri ve de yegane niyeti güya sadece ve sadece kendi sınırlarını savunmak! Yani irili ufaklı tüm devletlerin dediklerine bakılırsa hiçbirinin ne başkalarının malında mülkünde, ne de taşında toprağında gözü var! Oysa bunun böyle olmadığını, hatta tam aksine ilk fırsatta, daha da doğrusu becerebildikleri takdirde olmadık menfaatler uğruna ellerinden geldiğince yek diğerlerinin kuyusunu kazmaktan asla çekinmediklerini, her Allah’ın günü giderek gelişen teknoloji sayesinde, küçülen bu cavalacoz Dünya’daki olaylara baktığımızda, ayan beyan izleyip görüyoruz. Nitekim daha dün kızıl derili şefler misali aynı “barış çubuğu”nu tütt&uum..]]> Sat, 03 Dec 2011 13:40:34 +0400 Tarihten bir yaprak meselesi https://www.evrensel.net/yazi/18260/tarihten-bir-yaprak-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/18260/tarihten-bir-yaprak-meselesi? Kirvem, Bin sekiz yüz seksenli yılların başlarında, Van ve çevresinde hüküm süren “kıtlık” yüzünden yöre halklarının, yani o yıllarda, mesela 1871 Erzurum Salnamesi’ne göre yaklaşık üçte ikisi Ermenilerden oluşan nüfusun yanı sıra, keza geriye kalan kısmını teşkil eden Müslümanların da neredeyse hemen hepsi açlık, çaresizlik, sefalet içinde aynı “kader”i ister istemez paylaşırken, feryat figan haykırıyorlardı: “Ekmek…Ekmek…Açlıktan öldük…Yardım edin…” Bölgedeki açlık ve kıtlığa çare bulmak amacıyla o sıralarda İstanbul Kadıköy’de Ermeni cemaatinin önde gelen, aynı zamanda da maddi imkanları müsait olan kimi simalarının gayretiyle kurulan “Ermenistan Kıtlıkla Mücadele Merkez Komisyonu” tarafından organize edilen yardımlar bir taraftan buralara ulaştır..]]> Sat, 26 Nov 2011 08:23:16 +0400 Kurban meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/17782/kurban-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/17782/kurban-meselesi-2? Kirvem, Geçen Kurban Bayramı’nda sağda solda, sokak aralarında, yol kenarlarında, boş arazilerde, varoşların bahçelerinde kesilen, ya da can havliyle kaçarken sopalar, taşlar eşliğinde kovalanan kurbanlarla ilgili “klasik” memleket manzaralarını “Ecel gelmiş cihane baş ağrısıbahane” misali kendimce irdeleyip, ardı sıra suya tirit makamında da olsa yarım porsiyon laf arasında “kurban” meselesine değinmiş, bu bapta da Hz.İbrahim’in Tanrı’ya olan sadakatini, tevekkülünü ispatlamak için oğlunu, yani Hz. Ismail’i tam da kurban etmek üzereyken, bunun yerine Tanrı’nın son anda gönderdiği koçu kestiğine dair dini kitaplardan bizlere aktarılan rivayeti nakledip, akabinde de nerden nereye aklıma takılan şu soruyu özü özüme yöneltip demiştim ki: Hz. İbrahim, oğlunun yerine bıçağı kendi boynuna dayayıp bizatihi “kurban” olmaya ka..]]> Sat, 19 Nov 2011 02:34:06 +0400 Kurban meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/17390/kurban-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/17390/kurban-meselesi-1? Kirvem, Geride bıraktığımız kurban bayramında özellikle televizyon ekranlarından izlediğimiz “memleket manzaraları”na bakılırsa, biz bu “kurban meselesi”ni çözmekten yana yine yaya kalmışız ka yavrum! “Acemi kasaplar” diye nitelediğimiz halkımızın bir kısmı şu ya da belediyenin hesapça “modern” denen kesim yerlerinde üç kuruş karşılığında kurbanlarını kestirmektense, babadan, dededen kalma yöntemlerle ellerindeki bıçak, balta, satırlarla kan revan gölüne çevirdikleri arsalarda veya yol kenarlarında kasaplığa soyunup bir taraftan kurbanlık koçların, öküzlerin yanı sıra, ayrıca gavuristan çayırlarında otlayıp enine boyuna gelişen semiz, asabi, bir o kadar da “anarşist” boğalarla, ip, urgan, sopa, uyuşturucu iğneler eşliğinde cebelleşirken, arada bir tatsız tuzsuz “kaza”lar sonucunda hastanelik olmaları sanki, bir bakıma “k..]]> Sat, 12 Nov 2011 08:07:40 +0400 Restorasyon meselesi https://www.evrensel.net/yazi/16974/restorasyon-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/16974/restorasyon-meselesi? Kirvem, Dünyanın dört bucağına çil yavrusu misali dağılmış, çoğunluğu Diyarbakırlı Ermenilerin yanı sıra, keza neredeyse hemen hepsi de Anadolu denen bu coğrafyada atalarının izini süren kimisi Karslı, kimisi Vanlı, Erzurumlu, Maraşlı, Bingöllü, Bitlisli, Kayserili, Sivaslı, Trabzonlu, Harputlu, Antepli, Adanalı, Adapazarılı, Çorlulu, İstanbullu, İzmirli, İzmitli, ama eninde sonunda hepsi de bir zamanlar bu toprakların “evlat”ları olan “Ermeni dölleri”, geçtiğimiz günlerde iki-üç günlüğüne de olsa doğdukları ya da nesiller boyunca dedelerinden, nenelerinden, analarından duydukları hikayelerle yüreklerine, hafızalarına kazınmış bu “diyar”ları ziyaret etmek, belki de “hasret” gidermek babında otobüslerle, uçaklarla yola revan olup Diyarbakır’da buluştular. Şu sıralar restorasyonu sürdürülen, daha da doğrusu ö..]]> Sat, 05 Nov 2011 08:06:00 +0400 Vatandaşlık meselesi (5) https://www.evrensel.net/yazi/16508/vatandaslik-meselesi-5 https://www.evrensel.net/yazi/16508/vatandaslik-meselesi-5? Kirvem, Ülkemizde her Allah’ın günü birbirinden ilginç, her bakımdan önemli, üstelik de hepimize neredeyse parmak ısırtıp hayretler içinde bırakan “gündem”ler başını almış giderken, ben özüm tıpkı dolap beygirleri misali bir müddetten beri “vatan” ile, onun gölgesinde nemalanan “vatandaşlık” konusunda uzun uzadıya dönüp dolanıp lafladığımın farkındayım, ama şu bizim taşına toprağına kurban olduğumuz memleketimizde hangi taşı kaldırsan altından o kadar çok ve değişik “kategori”lerde “vatandaş” kimliği çıkıyor ki, buna şaşırıp parmak basmamak elde değil ki! Evet Kirvem aklım sıra hem parmak basıyorum, hem de öteden beri bu meseleyi nedense öncelikle dert edinip, illa da parmağıma dolayıp, bu bapta dilimin döndüğünce iki satır karalamaktan da kendimi alamıyorum! Bu konuyla ilgili düşüncelerimi elimden..]]> Sat, 29 Oct 2011 08:39:53 +0400 Vatandaşlık meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/16072/vatandaslik-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/16072/vatandaslik-meselesi-4? Kirvem, Bu haftaki mektubumda “vatandaşlık” meselesiyle ilgili uzun uzadıya “girizgah”larla boşboğazlık edip kafa şişirmektense, konuya bu kez balıklama dalıp, dolayısıyla ve de öncelikle “vatan”ın ne menem bir şey olduğundan yola çıkıp, sonrasında da bu bapta iki satır laf karalamanın sanki daha doğru olacağını düşünoorum! Sahiden “vatan” dediğimiz şey nedir ağparik? Kimi lügatler, sözlükler özetle vatanı şöyle tarif edoorlar: Vatan bir kimsenin doğup büyüdüğü yer, yurt. Vatan-i sani, (ikinci vatan) sonradan yerleşilen yer. Peki ya vatandaşlık?.. Vatandaş, bir ülke halkından olan, yurttaş, hemşehri. Kirvem, aslında yukarıdaki bu “kitabi” bilgileri, hani deyim yerindeyse tıpkı benim gibi “Elifi görünce mertek sananlar” bile neredeyse ezbere bildikleri halde, yine de özi özüme özenip bezenip buraya neden mi aktaroo..]]> Sat, 22 Oct 2011 08:38:20 +0400 Vatandaşlık meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/15623/vatandaslik-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/15623/vatandaslik-meselesi-3? Kirvem, Yıllardan beri bol soslu reklamlar eşliğinde "Demokratik hukuk devleti" olduğumuzdan dem vururken, diğer yandan şu anda yürürlükte olan seçim sistemimizin hiç de "adil" olmadığını, halkımızın "irade"sine en azından bu "yüzde onluk baraj" ölçeğinde bile olsa bir bakıma peşinen "ipotek" konulduğunu, üstelik çoğulcu, katılımcı "demokrasi"den yana nasibini bolca almış ülkelerin neredeyse hiçbirinde bu denli yüksek bir "engel"in, "barikat"ın olmadığını, ama illa da bu bapta bir "baraj-maraj" konulacaksa, bunu da, işte mesela bir, iki, hadi bilemedin üç, ya da taş çatlasa en fazla yüzde beşlik bir seviyeye çekmenin çok daha "makul" olacağını; sadece gariban, entipüften "vatandaş" kimliğimizle değil, tam aksine "akil adam" kisvesiyle ünlü, ..]]> Sat, 15 Oct 2011 11:54:43 +0400 Anayasayı bu meclis hazırlayabilir mi? https://www.evrensel.net/yazi/15207/anayasayi-bu-meclis-hazirlayabilir-mi https://www.evrensel.net/yazi/15207/anayasayi-bu-meclis-hazirlayabilir-mi? TBMMde partiler yeni anayasa taslağı hazırlama yöntemi üzerine görüşmektedir. Ancak bu meclisin hazırlayacağı anayasa taslağının nasıl bir şey olacağı meçhul. Her birimizin gönlünde makbul bir anayasa hayali vardır. Onu ümid ederek meclisin anayasa çalışmalarını destekleyebiliriz. Sonra büyük bir hüsrana uğramak da mümkündür. 7 Ekimde Cumhuriyet gazetesinde Mümtaz Soysal yazısında, yasa değişikliğiyle yargı bağımsızlığını temin etmek ve uzun tutukluluk sürelerini kısaltmak mümkün iken, bunu anayasayı değiştirerek düzeltmeğe ne gerek var diye soruyor. Soysal’ın ilgilendiği meselenin Ergenekon sanıklarının maruz kaldığı muamele olduğu tahmin edilir. Fakat sorduğu soru “TBMM, mevcut yasalardaki antidemokratik unsurları yasama ile düzeltmesi mümkün iken bunu yapmıyor ise, demokratik hakları mevcut anyasadan daha çok teminat altına alacak yeni bir anayas..]]> Sat, 08 Oct 2011 09:46:00 +0400 Vatandaşlık meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/15200/vatandaslik-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/15200/vatandaslik-meselesi-2? Kirvem, Malum olduğu üzere geride bıraktığımız seçimin ardından ülke genelinde neredeyse yüzde ellilik oyla “iktidar”ının keyfini üçüncü kez sürdüren AKP’nin yanı sıra, keza aldıkları oylara göre onun kuyruğuna takılan diğer partiler de, Misakımızın millisinin en “yüce meclis”inde boy sıralarına göre dizilip, böylece “muhalefet” cenahında yerlerini aldıktan sonra, anayasanın amir hükmü mucibince yemin billah edip, dolayısıyla milletin vekili olduklarını kanıtlarken, diğer yandan bu yemin faslını “es” geçip, “eski köy”e bir bakıma sanki “yeni adet” uydurmaya kalkışan BDP’lilerle, onlarla aynı çizgide “ittifak” kuranların sergiledikleri bu “sıra dışı” davranışla ilgili arabalar dolusu laflar, memleket semalarında günlerce konuşulup, şu ya da bu minvalde yankılanıp durdu&hel..]]> Sat, 08 Oct 2011 08:55:56 +0400 Vatandaşlık Meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/14668/vatandaslik-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/14668/vatandaslik-meselesi-1? Kirvem, Senin de ezbere bildiğin gibi, askerlik çağı gelmiş kimi gençlerimiz kendi yaşıtları, arkadaşları, akrabaları tarafından şen şakrak kahkahalar arasında altı okka havaya fırlatılıp, yeri göğü inletircesine "En büyük asker bizim asker" sloganlarıyla, davul zurnayla "vatan" savunması için "memetçik" logosuyla görev yerlerine postalanırken, diğer yandan kimi gençlerimiz de "kutsal" işlevlerini yerine getirmek bir yana, tam aksine dağlarda, bayırlarda "terör" estirip, kendi akranlarıyla kıran kırana boğuşup, dolayısıyla memleketin huzurunu her bakımdan kaçırıyorlar… Kimilerine göre, aynı coğrafyanın, aynı ülkenin buğday tenli, kara-kuru öz be öz evlatları, tıfıl, gencecik delikanlıları olan bu gençler, daha düne kadar hep beraber aynı karavanayı paylaşıp, aynı bayat tayını bölüşüp, aynı teneke barakalarda, ay..]]> Sat, 01 Oct 2011 08:17:51 +0400 Çöp ve Mertek meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/14233/cop-ve-mertek-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/14233/cop-ve-mertek-meselesi-3? Kirvem, Özellikle bu son seçimde halkımızın “teveccüh”ünü, sarsılmaz “inanç”ını neredeyse “yüzde elli”lik bir oy alarak sağladıkları için, giderek “bizim köyün” değişmez “sultan”ları olduklarına, bu “saltanat”larının da bundan böyle daha uzun yıllar önce Allah’ın izniyle, eh, bittabi ki biraz da “garip-gureba” tayfasına iki çuval isli kömür, yarım kutu margarin, üç kilo makarna, ya da elektriği olmayan kuş uçmaz kervan geçmez mezralara eski püskü buzdolabı, kırık dökük mobilya, susuzluktan inleyen köylere itfaiye araçlarıyla, tankerlerle dökme “su taşıyıp”, değirmenin paslı “çark”ını bu tür “iane” dağıtma yöntemleriyle hesapta çevirirken, diğer yandan da iftarlarda gecekondulara, bayramlarda va..]]> Sat, 24 Sep 2011 09:41:13 +0400 Çöp ve mertek meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/13739/cop-ve-mertek-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/13739/cop-ve-mertek-meselesi-2? Kirvem, Son zamanlarda Afrika’nın kuzeyinden yola çıkan “Arap Baharı” rüzgarının, savrula savrula kimi “muktedir”lerin “taht”ını alaşağı ettikten sonra, şu sıralar gelip dayandığı Suriye semalarında da gerçek anlamıyla bir “çöl fırtınası”na dönüşüp, böylece Şam’ın ünlü şekerinin tadını kaçırıp, ardı sıra ortalığı yer ile yeksan edip etmeyeceği henüz meçhul! Yanı başımızda, burnumuzun dibindeki komşumuzda “ahval ve şerait” bu minvaldeyken, öte yandan bizim diyarlarda, yani yakim uğruna oluk oluk kan dökerek sınırlarını çizdiğimiz “Misakımızın millisinde” şu anda “iktidar” cenahında “tek kale” top koşturdukları için keyifleri her bakımdan yerinde olan “devletlu”larımızın, komşudaki bu “hengame”nin bundan böyle nereye varıp, ardı sıra nerede noktalana..]]> Sat, 17 Sep 2011 10:34:59 +0400 Cevap bekleyen soru https://www.evrensel.net/yazi/13379/cevap-bekleyen-soru https://www.evrensel.net/yazi/13379/cevap-bekleyen-soru? 2000’li yıllarda kapitalist dünya sistemi birçok yönden epey değişti. Bugünkü manzara, 1970li yıllarda devrimcilere, 2000li yıllara dair bir kehanet şeklinde tasvir edilseydi, muhtemelen devrimcilerden birçoğu bu manzaranın olabileceğine inanmaz; inanırsa da sosyal devrim için çok elverişli nesnel şartların oluşacağı hükmüne varıp sevinirdi. ABD’de, Avrupa Birliği ülkelerinde ve Japonya’da ekonomilerin 2012de ikinci defa 2009daki gibi daralması ihtimali artıyor. Bu ülkelerde krediler artmamaktadır; krediye talep yok. Kapitalist sistemin merkezinde sermaye birikme oranı düşük düzeyde devam etmektedir. Birçok merkez ülkesinde devlet, birikmiş kamu borcu sebebiyle, borcu daha fazla artırmamak için kamu harcamalarını daha artırarak ekonomiyi canlandırma yoluna gidememektedir. Avrupa Birliğinde birkaç devlet borç faiz ve anaparalarının yükünden tem..]]> Sat, 10 Sep 2011 08:57:41 +0400 Çöp ve mertek meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/13378/cop-ve-mertek-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/13378/cop-ve-mertek-meselesi-1? Kirvem, “Arap Baharı” alerjisinden son zamanlarda payını alıp bundan hayli etkilenen Suriye’nin ardından, bu mendebur “alerji”nin boyutu yavaş yavaş da olsa bizim tel örgülerle, nöbetçi kuleleriyle zapturapt altına almakla yetinmeyip, ayrıca mesela soğan, örneğin sarımsak, faraza patates, şalgam, turp, hıyar, kavun, karpuz veya en önemlisi de buğday, arpa, yulaf, darı, mercimek gibi “ıvır-zıvır” şeyleri ekmektense, bunun yerine hem sayılarını, hem de nerede, hangi cehennemde ne zamandan beri gömdüğümüzü çooktan unuttuğumuz şeytan icadı çeşitli mayınlarla döşeyip, dolayısıyla tam anlamıyla “bereketli mayın tarlası”na çevirdiğimiz Misakımilli sınırlarımıza dayanınca, daha da doğrusu Afrika’nın kuzeyinden yola çıkıp, dönüp dolanıp nihayet kapımızı çalmak üzere peydahlanan bu “rüzgar”ın uğultuları gide..]]> Sat, 10 Sep 2011 08:56:50 +0400 Dön baba dönelim meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/12930/don-baba-donelim-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/12930/don-baba-donelim-meselesi-3? Kirvem, Geçen haftaki mektubuma noktalı virgül koyarak bıraktığım yerden devam edersek, özetle diyeceğim şu ki; daha dün birbirlerinin ümüğünü sıkan, birbirlerini bir kaşık suda boğmak için türlü dalavereler, çeşitli entrikalar çeviren bilumum devletler, özellikle bir ve iki “nümero”lu cihan harplerinin akabinde, ortaya çıkan dehşetengiz manzaralar karşısında nihayet “çeyrek porsiyon” akıllanıp, dolayısıyla “Bu iş böyle gitmez” düşüncesiyle aynı çatı altında Birleşmiş Milletler Topluluğunu, keza onun yanı sıra “insan”ca yaşamanın temel “kural”larını belirleyen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni en azından kağıt üzerinde de olsa çiziktirip, böylece uçsuz bucaksız evrende deli danalar misali kendi yampiri ekseni etrafında dönüp duran dünyamızın, ezelden beri bitip..]]> Sat, 03 Sep 2011 09:11:57 +0400 Dön baba dönelim meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/12551/don-baba-donelim-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/12551/don-baba-donelim-meselesi-2? Kirvem, Şu günlerde tahterevalli, “dıngılafistan” gibi bir aşağı bir yukarı inip çıkan ekonomik göstergelerle dünya alem zıpkın yemiş fener balığı gibi tir tir titreyip sarsılırken, bizim ülkemizde elhamdülillah işler bu bapta hem tıkırında, hem de necip milletimiz bolluk ve bereketin “simge”sine dönüşen ramazan çadırlarından birinden çıkıp, ertesi gün bir başkasının önünde kuyruğa girmenin keyfini yaşıyor! Nuh nebiden kalma deyimiyle “istiap haddi”, yani “kapasite”leri hani taş çatlasa yüz veya iki yüz kişilik iftar çadırlarında karınlarını eskiden doyuran çoğu da “garip-gureba” sınıfının temsilcileri olan vatandaşlarımız, şimdilerde sanki Veli Efendi Hipodromunda at koşuştururcasına birbirleriyle yan yana, “eküri” yarışan belediyelerimiz tarafından meydanlarda, köprüler üstünde, sokak ar..]]> Sat, 27 Aug 2011 10:00:32 +0400 Dön baba dönelim meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/12179/don-baba-donelim-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/12179/don-baba-donelim-meselesi-1? Kirvem, Malum olduğu üzere sadece bayramlarda seyranlarda değil, aklımıza hemen her estiğinde, halkımızın yüzde doksan dokuzunun “elhamdülillah” Müslüman oluşuyla övünüp şükrederiz. Bu tür davranışlara özümün aklı ermese de, yine de “tak sepeti koluna, herkes kendi yoluna” fetvasınca davranıp, dolayısıyla bu gibi mevzulara balıklama dalmaktansa, günümüzün moda deyimiyle “teğet” geçmek, hatta hiç bulaşmamak belki de işin en doğrusu! Öyle ya da böyle! Din, iman, inanç, falan feşmekan derken olmayan aklıma her defasında gelip takılan soru şu: Hemen hepsi olmasa da, büyük bir çoğunluğu hem Müslüman, hem de bu “vatan”ın “has” evlatları olan gençlerimizin kimileri “terörist” damgasıyla “öte taraf”ı kefensiz, namazsız, niyazsız, mezarsız, en öneml..]]> Sat, 20 Aug 2011 08:40:07 +0400 Araplardan öğrenilecekler https://www.evrensel.net/yazi/11733/araplardan-ogrenilecekler https://www.evrensel.net/yazi/11733/araplardan-ogrenilecekler? 2010 sonlarından bu yana Arap dünyasında gelişen halk hareketlerinden çıkarılacak dersler var. İlke olarak, bir ülkede büyük kitleler protesto eylemi yaptığında mutlaka bir davaları vardır. Şayet copa ve mermiye göğüs gererek nümayiş yapıyor iseler davaları haklıdır. Ancak nümayiş yapan kitlelerin taleplerini açıkça ifade edilmemişse, veya çok muğlak ise, bir sorun ortaya çıkmaktadır. Çünkü mevcut müstebit idare etnik veya dinsel kimlikli veya aşiret kimliği taşıyorsa, kurulacak yeni bir idarenin o kimlikli grubu dışlaması, ezmesi, hatta onlardan intikam alması ihtimali vardır. Müstebit rejimde iktidarı paylaşmayan sosyal gruplar dahi rejim değiştiğinde kaderlerinin ne olacağını bilmiyorsa, onlar da rejimi desteklemeyi, ya da en azından tarafsız durmayı tercih edebilir. Örneğin Suriye'de dinsel azınlıklar (Nusayriler, Dürziler, Hıristiyanlar vs.) nüfusun yüzde 25i ..]]> Sat, 13 Aug 2011 09:00:21 +0400 Apoyevmatini Meselesi (5) https://www.evrensel.net/yazi/11695/apoyevmatini-meselesi-5 https://www.evrensel.net/yazi/11695/apoyevmatini-meselesi-5? Kirvem, Ben özüm bir müddetten beri tıpkı dolap beygirleri misali aynı konu etrafında fırdolayı dönüp dururken, ya da kendimce önemsediğim için giderek neredeyse otuz altı kısım tekmili birden pehlivan “tefrika”larına dönüşen şu Apoyevmatini gazetesiyle ilgili laflarımı daha fazla uzatmadan, lastik misali çekip çekiştirmeden, daha da açıkçası “kabak tadı” vermeden, nokta koymam gerektiğini geç de olsa nihayet anladım! Aslında amiyane deyimiyle allameyi cihan bile olsa, hani nasıl derler feriştahı bile gelse eninde sonunda bu diyarlarda cirmi kadar yer yakmaktan dahi aciz Rumca bir gazetenin, ekonomik nedenlerle kapısına ister istemez kilit vuracağını, dolayısıyla susma aşamasına geldiğini medyadan öğrenince, bunu, sanki fevkaladenin fevkinde üzücü bir “mesele” babında değerlendirip, ardından da haftalardan beri ardı ardına döşediğim yandan &cce..]]> Sat, 13 Aug 2011 06:51:24 +0400 Sen benim sağımda, ben senin solunda, çamlıca yolunda https://www.evrensel.net/yazi/11282/sen-benim-sagimda-ben-senin-solunda-camlica-yolunda https://www.evrensel.net/yazi/11282/sen-benim-sagimda-ben-senin-solunda-camlica-yolunda? AKP bir kaleyi daha zapt ederek bir zafere daha imza atmış oldu ve en nihayetinde YAŞ toplantısında Başbakanın nezdinde masanın başına oturdu. Bir hafta bu resim tartışıldı. Kim aslında nerede oturması gerekir? Temel soru buydu. Bu sayede devlet protokolünün de ne olduğunu ve ne anlama geldiğini biz cahiller kısmî de olsa öğrenme fırsatını bulduk. Yaşanan gelişmelerin ışığında konuya ilişkin resmi birkaç açıdan değerlendirmeye çalışacağım. Buna göre; kim, kimin sağında oturuyorsa devlet protokolüne göre başta oturana göre sağda oturan kişinin, kendi solundakinin emrinde olduğunu anladık. Daha öteye gitmeden hemen bir not düşeyim. 2003 yılından bu yana YAŞ toplantılarında Başbakanın konumu Genel Kurmay Başkanıyla birlikte masanın başında ve fakat Genel Kurmay Başkanının sağında oturmak biçimindeydi. Demek ki, belirtilen devlet protokolü çerçevesinde Genel Kurmay Başkanı amir ve Başbakan da..]]> Sat, 06 Aug 2011 09:21:35 +0400 Apoyevmatini Meselesi (4) https://www.evrensel.net/yazi/11281/apoyevmatini-meselesi-4 https://www.evrensel.net/yazi/11281/apoyevmatini-meselesi-4? Kirvem, Yayın hayatına başladığı seksen altı yıllık mazisinin ardından eski adıyla Pera’da, şimdilerde Beyoğlu İstiklal Caddesi üzerindeki bir pasajda “nohut oda, bakla sofa” dan farksız minik yazıhanesinin kapısına “ekonomik” nedenlerle tam da asma kilit vurmak üzereyken, kimi vatandaşlarımızın, daha da doğrusu neredeyse hemen hepsi de Rumca okuyup yazmasını bilmeyen, hatta Ege’nin beri yakasında “ezeli düşman”ımız olan bu “kefere”lerle yakından uzaktan zerre kadar herhangi bir bağı dahi olmayan insanların, “gönül gözüyle” başlattıkları “sembolik” bir kampanya sonucunda, en azından şimdilik “vartayı atlatıp” yoluna devam ettiğini yazıp dururken, öte taraftan meselenin “öz”ünde sadece ekonomik nedenlerin yatmadığını, tam aksine ülke genelinde taa fi tarihinden itibaren, Lozan Antlaşması mucibince “azınlık” diye &..]]> Sat, 06 Aug 2011 09:18:31 +0400 Apoyevmatini Meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/10848/apoyevmatini-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/10848/apoyevmatini-meselesi-3? Kirvem, İki haftadan beri Apoyevmatini gazetesiyle ilgili postaladığım mektuplarımı büyük bir hevesle okuyup hatmettin mi, yoksa başlığına üstünkörü şöyle bir göz atıp, ardından da kendi kendine mırıldanarak: “Eninde sonunda alt tarafı nihayet gavurca bir gazetenin ne ‘meselesi’ olabilir ki, üstelik ülkenin sürüsüne lanet okuduğumuz bunca sorunları orta yerde çözüm beklerken…” deyip, belki de hafiften hafife sinirlenip, sonra da hiyerogliften beter kargacık burgacık el yazımı havi, saman renkli kağıt parçasını buruşturup doğrudan doğruya çöp sepetine mi fırlattın tabii ki bilemiyorum... Öyle ya da böyle! Yine de lafa bıraktığımız yerden devam edip özetlersek; bilindiği gibi tamı tamına seksen altı yıllık bir geçmişinin ardından ekonomik nedenlerle kapanmak üzere olan bu gazeteye, Rumca okuyup yazmasını bilmeyen kimi “vatan..]]> Sat, 30 Jul 2011 09:39:07 +0400 Apoyevmatini meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/10409/apoyevmatini-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/10409/apoyevmatini-meselesi-2? Kirvem, Ülke genelinde yığınla önemli ve de acilen çözülmesi gereken meseleler dururken, benim gerek geçen haftaki, gerekse bu mektubumda da yine Apoyevmatini gazetesiyle ilgili yumurtlayacağım laga lugalarım sadece suya tirit değil, aynı zamanda da son zamanların moda deyimiyle tam anlamıyla “teferruat”ın daniskası mı ne! Gerçekten de mesela memlekette neredeyse otuz yıldan beri sürüp gelen, ama ne hikmetse bunca zamandan beri adı sanı dahi henüz bir türlü doğru dürüst konmamış, konulamamış bir “kısır döngü”nün girdabında milletçe sürüklenip giderken, sayıları kırk binleri aşmış gencecik evlatlarımızın kimileri “şehit”, kimileri de “terörist” diye nitelendirip, ardından da maalesef kara toprağın bağrında “öte tarafı” boylarken, ülkenin “milli gelir”i deyim yerindeyse pisipisine çar&cce..]]> Sat, 23 Jul 2011 08:40:13 +0400 Apoyevmatini meselesi (!) https://www.evrensel.net/yazi/9946/apoyevmatini-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/9946/apoyevmatini-meselesi? Kirvem, Senin de bildiğin gibi, İstanbul’da Rumca yayınlanan Apoyevmatini gazetesi, geride bıraktığı seksen altı yıllık “serencam”ının ardından, hani deyim yerindeyse tam da doğduğu gün “Harç bitti yapı paydos” tekerlemesiyle çar naçar kapısına kocaman bir asma kilit asıp, böylece ekonomik nedenlerle medya dünyasından elini eteğini çekmek üzereyken, gazete yönetimince “Rumca bilmeden gazetemize abone olan değerli dostlar” diye nitelenen kimi duyarlı insanların katkılarıyla gerçekleştirilen “mucize” sonucunda, “yas” gününün hiç beklenmedik bir anda “yaş” gününe dönüştüğünü, keza bu badirenin en azından “şimdilik” atlatıldığını, tarihinde ilk kez Türkçe bir teşekkür metniyle aktarıp, bu mutluluğunu okuyucularıyla paylaştı. Bu “mutluluk” her ne kadar da ..]]> Sat, 16 Jul 2011 08:08:57 +0400 Çığlık meselesi https://www.evrensel.net/yazi/9502/ciglik-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/9502/ciglik-meselesi? Kirvem, Malum olduğu üzere şu kırtıpil, şu kavanoz dipli “yalan dünya”ya, kimilerimiz gagasından asılmış bir bez parçası içinde uzun bacaklı leylekler tarafından getirilirken, kimilerimiz tam teşekküllü hastanelerdeki kişiye özel, konforlu odalarda profesör doktorların himayesinde “El bebek gül bebek” tarzında, kimilerimiz de kışları kardan, ilkbaharda selden, heyelandan yolu kapanan “cennet vatan”ımızın bir köşesindeki “Gözden ırak gönülden ırak” bir “mezra”sında erkek ya da dişi, ama eninde sonunda bunu yapan “iki kişi”nin “imalat”ı olarak yalın ayak, başı kabak “cee!” deriz. Tanrının lütfünün yanı sıra, O’nun dillere destan yüce “adalet”inden daha ilk günden itibaren kısmetimize düşen “kader”imize ister istemez boyun eğip, keza yine O’nun alnımıza kazıd..]]> Sat, 09 Jul 2011 06:04:54 +0400 Lorke lorke meselesi https://www.evrensel.net/yazi/9080/lorke-lorke-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/9080/lorke-lorke-meselesi? Kirvem, Eloğluna parmak ısırtacak kadar “başarılı” bir “seçim” atmosferinden çıktığımız için milletçe davul zurna eşliğinde keyif çatıp, ardından da yıllar boyunca birikip kokuşan kimi sorunlarımızı halı altına süpürmekten nihayet vazgeçmek için yeni bir “anayasa”ya tam da kapı aralamak üzereyken, daha da doğrusu muhalefetiyle, iktidarıyla, yedisinden yetmişine hemen herkes bunun sevdasıyla yanıp tutuşurken, nerden nereye son anda fırıldak misali esen bir garip “hukuk-guguk” rüzgarının peşi sıra peydahlanan bir fırtına sonucunda ülke genelinde feleğimizi şaşırdık! Meydanlarda esip gürleyen siyaset erbabının, karşılıklı dalaşmaları, sataşmaları, birbirlerinin ipliğini pazarlarda haraç mezat ortalara saçıp bu bapta gösterdikleri cevvaliyetin hemen akabinde, hesapça halkın iradesinin sandıklara yansıyan sonucuna göre sil baştan &uum..]]> Sat, 02 Jul 2011 09:45:47 +0400 Helalleşme meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/8629/helallesme-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/8629/helallesme-meselesi-2? Kirvem, Malum olduğu üzere Başbakan Erdoğan gerek meydanlarda gerekse televizyon ekranlarından halka seslenirken, önce seçtiği cümlelerle, sonra da yerine göre üstüne basa basa, altını çize çize öne çıkardığı kimi kelimelerin yanı sıra, keza arada bir şu ya da bu şairden ödünç aldığı mısralarla konuşmalarını süslemenin dışında, ayrıca özenle kullandığı “vücut dili”yle siyaset sahnesinde “rol”ünün hakkını verirken, aynı zamanda da ne denli iyi bir hatip olduğunu sıkça sergiliyor… Nitekim gerek bundan önceki seçimlerde, gerekse geride bıraktığımız şu son seçim döneminde meydanlarda yağıp gürleyip, ardından da belagatinin semeresini sandıklarda alınca, hatta ülke genelinde nerdeyse her iki vatandaştan birinin “teveccühünü” kazanınca, daha önce muhalefet liderleri hakkında veryansın ..]]> Sat, 25 Jun 2011 06:56:42 +0400 Helalleşme meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/8196/helallesme-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/8196/helallesme-meselesi-1? Kirvem, Geride bıraktığımız günlerde gerek iktidar, gerekse muhalefet liderlerinin karşılıklı salvolarla meydanları bir bakıma sanki kıran kırana Çaldıran Meydan Muharebesi”ne dönüştürmesinin ardından, şimdilerde, yani “sandık”lardan çıkan ve hesapça “milletin iradesi”ni yansıtan sonuçlara bakılırsa; görünen o ki, herkesin kendi işkembesine göre bir hesabı kitabı var… Nitekim Muhterem Başbakanımızın başını çektiği iktidar partisi, arzu ettiği milletvekili sayısına ulaşmasa da, yine de halinden az-çok “memnun!” Beri taraftan ansızın patlak veren bir “kaset operasyonu” sonucunda genel başkanlık koltuğuna şıpınişi oturur oturmaz meydanlarda sanki söyleyecek başka lafı yokmuşçasına, öncelikle “Benim adım Kemal!” düsturuyla boy gösteren muhterem zata göre; alınan netice hem umut verici, hem de bu gidişle ö..]]> Sat, 18 Jun 2011 09:57:07 +0400 Dolma meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/7753/dolma-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/7753/dolma-meselesi-3? Kirvem, Bugün, daha da doğrusu bu akşam geç saatlerde gerek “Türkiye Türklerindir” sınırları dahilindeki, gerekse “yaban ellerdeki” kimi “vatandaş”larımızın sandıklarda kullandıkları oyların sayımı “gizli oy açık tasnif” yoluyla yapıldıktan sonra, ülke genelindeki ilk sonuçların televizyon ekranlarından “üç aşağı beş yukarı” açıklanmasının hemen ertesindeki saatlerde de resmi makamlarca kesin rakamlar ilan edilir edilmez, bizler, yani yakim mevcut anayasamızın 66. Maddesinde belirtilen “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” hükmünce; istisnasız hepimiz hem su katılmamış birer ari “Türk”, hem de fevkaladenin fevkinde “imtiyazsız sınıfsız bir kitle” olarak bir müddetten beri “siyaset” erbabı tarafından meydanlarda karşılıklı salvolarla, bol soslu küf&..]]> Sat, 11 Jun 2011 09:25:21 +0400 Dolma Meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/7311/dolma-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/7311/dolma-meselesi-2? Kirvem, Seçim tarihinin giderek yaklaştığı şu günlerde, iktidar ile muhalefet partilerinin hepsi de birbirinden muhterem “sayın” liderleri arasında karşılıklı ithamlarla süregelen “hırsız-polis” kavgalarının yanı sıra, keza pespaye hakaretlerin bini bir para başını almış dörtnal giderken, aynı zamanda da “cennet vatan”ımızın semalarında kırk kısım tekmili birden dolanıp duran “kaset” furyalarına bakılırsa, görünen o ki siyaset erbabımız her bakımdan hayli formunda! Liderlerle birlikte onların sırtlarını sıvazlayan yakın “tayfa”larının da gerek meydanlarda, gerekse mavi camların ardında sergiledikleri bu “form” ya da “kondisyon”ların “sandık”lara nasıl yansıyacağını, bilumum yandaş, çağdaş, sırdaş “anket”lere rağmen peşinen bilemediğimiz gibi, ayrıca siyaseti, politikayı “tel cambazlığı”na dönüştürüp, ardından..]]> Sat, 04 Jun 2011 10:44:45 +0400 Dolma meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/6903/dolma-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/6903/dolma-meselesi-1? Kirvem, Samimiyet ya içtenlik denen kavramın tıpkı metre, gram, litre gibi belli başlı bir ölçüsü olmadığı için gerek konuşmalarımızda, gerekse davranışlarımızda neyi nasıl ölçüp, neye göre biçip daha sonra da güncel yaşantımızda kendimize hangi kulvarlar doğrultusunda yön vereceğimizi çoğunlukla ya bilemiyor veya bildiğimizi sanırken, diğer yandan da “siyaset” denen arenada önceden hesabını kitabını doğru dürüst yapmadan alelacele attığımız her adımın ardından, evdeki hesabımızın çarşıya uymadığını gördüğümüzde, öncelikle siyah, resmi “fötr” şapkalarımızı, ya da kimilerimizce “köylü” işi deyip küçümsediğimiz “kasket”lerimizi önümüze koyup, daha sonra acaba nerede, nasıl yanlış yaptık diye düşünmektense, hemen hemen nerdeyse çoğunlukla kendi &ldquo..]]> Sat, 28 May 2011 11:04:50 +0400 Kıble meselesi (3) https://www.evrensel.net/yazi/6584/kible-meselesi-3 https://www.evrensel.net/yazi/6584/kible-meselesi-3? Kirvem, Başbakan Erdoğan’ın Kars’taki İnsanlık Anıtı’nı kendi estetik zevkince “ucube” diye niteleyip, ardından da yine kendi üslubunca “yıkılsın!” diye talimat verir vermez, bugün o heykelin yerinde yeller esiyorsa, verilen emir anında devreye sokulup hiç zaman kaybedilmeden “işlem” tamamlanabiliyorsa, demek ki memleket hem emin ellerde, hem de “demokratik hukuk devletinde” işler hiç aksamadan en hassas İsviçre saatleri gibi tıkır tıkır yolunda! Kirvem “ucube” meselesinde “Atı alan Üsküdar’ı çoktan aştı”ğına göre, bu saatten sonra bu konu hakkında laflamak belki de beyhude ama, ben özüm şu sıralar ülkenin gündeminde “kaset” skandalları diye nitelenen, içerik olarak tümüyle belden aşağı “manzara”larla ilgili, dahası da özel hayat, genel hayat gibi tantanalarla herkesin nerd..]]> Sat, 21 May 2011 14:08:32 +0400 Kıble meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/6151/kible-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/6151/kible-meselesi-2? Kirvem, Geçen haftaki mektubumda başbakan Erdoğan’ın kendi estetik zevkince “ucube” diye nitelediği Kars’taki İnsanlık Anıtı’nın yıkılması için emir buyurur buyurmaz, “Emir demiri keser” hükmünce kolları sıvayan “yetkili” zevatça önce heykelin boynunun vurulup, ardından da geride kalan “teferruat” kısmının da yer ile yeksan edilmesiyle, bu fevkalade ulvi “görev”in tamamlandığına dair zaten bir müddetten beri kamuoyunca bilinenleri tekrarlarken, hemen akabinde de; bu heykelin eninde sonunda bir bahaneyle yıkılmaya mahkum olduğunu, belirtmekle kalmamış, ayrıca gerekçe olarak da “kıble”si Ermenistan’a dönük bir heykelin bu topraklarda yaşayamayacağına, daha da doğrusu yaşatılamayacağına dair kendimce ahkam kesip, dolayısıyla belki de farkında bile olmadan boyumdan büyük bir laf geveleyip sözlerimi noktalamıştım. İmdi..]]> Sat, 14 May 2011 11:08:29 +0400 Kıble meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/5651/kible-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/5651/kible-meselesi-1? Kirvem, Senin de bildiğin gibi, son günlerde başbakan Erdoğan tarafından “ucube” diye tanımlandıktan sonra “kelle”sinin vurulup ardından da yer ile yeksan edilmesini istediği “gariban” İnsanlık Heykeli’nin serencamı, pişmiş tavuğun başına gelenleri nerdeyse solladı! Aslında hepimizce malum olan gerçek şu ki, ülke genelinde heykel denince aklımıza öncelikle hemen her okulun bahçesini, veya “resmi” dairelerin bir köşesini “süsleyen”, aynı tornadan çıkmışçasına sarı yaldızla boyanmış Atatürk “büst”leri gelir. Bu baptaki kısıtlı, sınırlı heykel “kültür”ümüzü bir tarafa dehlediğimizde, görünen o ki; tıpkı “resim”, “fotoğraf” gibi “gâvur icadı” oldukları için ezelden beri başımızın pek de hoş olmadığı bu “taş, mermer yığınları”, bundan evvel de y..]]> Sat, 07 May 2011 09:35:34 +0400 Hindi gibi düşünmek meselesi https://www.evrensel.net/yazi/5253/hindi-gibi-dusunmek-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/5253/hindi-gibi-dusunmek-meselesi? Kirvem, Sekiz yıldan beri “Durmak yok, yola devam!” sloganıyla kendi bildiği doğrultuda iktidarını sürdüren Başbakan Erdoğan ve onun her söylemine “hınk!” diyen tayfasına göre, ülkemizin hali ahvali yıllar yılı kifayetsiz, “çapsız” yöneticiler tarafından kelimenin tam anlamıyla “enkaz” yığınından farksız bir duruma sürüklenmişken, daha sonraları, yani halkımızın teveccühüyle tek başlarına iktidara geldikleri ilk andan itibaren sergiledikleri yüksek “performans”ın yanı sıra, keza dirayetli idareleri sayesinde memleketimiz her geçen günün ardından bir nevi “gülistan”a döndü, dönüşoor! Aslında muhterem Başbakanımızın bu tespitlerine, konuştukça ağzından bal damlayan belagatine katılmamak ya da aksini iddia etmek mümkün değil! İşte önceleri ağızlarda sakız misali gezen, ama nedense bir tür..]]> Sat, 30 Apr 2011 10:08:40 +0400 ‘Meçhule gidenler’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/4765/mechule-gidenler-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/4765/mechule-gidenler-meselesi? Kirvem, Eğer kafanı şişirmezsem, sana bu hafta sadece alt alta yazılmış kimi isimlerin topluca listesini aşağıya alacağım. Bunlar, bu insanlar, bir zamanlar Osmanlı vatandaşı olan yazar, çizer, siyasetçi, aydınlardı. 24 Nisan 1915 gecesi İstanbul’daki evlerinden, iş yerlerinden teker teker, apar topar toplanıp, o zaman Mehderhane diye anılan Merkez Hapishanesine götürüldüler. Ertesi günlerde ise teknelerle Haydarpaşa’ya götürülüp trene bindirildikten sonra malum olduğu üzere “meçhule doğru” yola koyuldular. Bu acı olayın 96 yıl sonrasında onların anıları, hiç değilse adları biraz da bu sayfalarda, bu satırlarda ebediyen yaşasın. *** Dikran Acemyan, Afrik (Sarkis Keresteciyan), Levon Ağababyan, Mihran Ağacanyan, Dr. Dikran Alaverdi, Vahan Altunyan, Vahram Altunyan, Aram Andonyan, Arşag Garabed Arakelyan, Sarkis Armdantsi, Armenag, Asadur Sarkis Arsenyan, Arşag (Mardiros Muradyan), Ho..]]> Sat, 23 Apr 2011 09:43:23 +0400 Anayasa, talkın ve salkım meselesi (2) https://www.evrensel.net/yazi/4261/anayasa-talkin-ve-salkim-meselesi-2 https://www.evrensel.net/yazi/4261/anayasa-talkin-ve-salkim-meselesi-2? Kirvem, Önümüzdeki günlerde yapılacak genel seçim için partilerin kapısında asker misali “nöbet” tutan kimi aday adayları, parti başkanlarının kapalı kapılar ardında verdikleri “fetva” mucibince liste dışına ötelenip sükutu hayale uğrarken, beri taraftan şimdilik kalbur üstünde kalanların sevinçleri de, ilerde “sandık”lara yansıyan kesin sonuçlar belli olduktan sonra bu sevinçleri kursaklarında mı kalır, yoksa “vatana, millete” her bakımdan faydalı olacaklarına dair öncelikle “yemin, billah” faslıyla beraber “mazbata”larını aldıklarında gari hepten bayram mı ederler tabii ki bilemiyorum… Öyle ya da böyle, deveye hendek atlatmaktan farksız olan bu “yüzde on barajı”nın yanı sıra, keza aday belirleme konusunda parti başkanlarının veya onların yanı başındaki “kurmay”ların bir bakıma &ldqu..]]> Sat, 16 Apr 2011 10:04:36 +0400 Anayasa, talkın ve salkım meselesi (1) https://www.evrensel.net/yazi/3755/anayasa-talkin-ve-salkim-meselesi-1 https://www.evrensel.net/yazi/3755/anayasa-talkin-ve-salkim-meselesi-1? Kirvem, Şu anda yürürlükte olan anayasamıza göre bu memleketin, bu ülkenin “yurttaş”ları olan bizler, örneğin ben; belki de su katılmamış bir “Ermeni dölü!”, sen; belki de bir “Alevi!”, o; dini bütün Sünni Müslüman bir Türk!”, beriki; kart-kurt kökenli bir “Kürt !”, bir diğeri; Musevi, Süryani, Keldani, Laz, Çerkez, Pomak, Yezidi, Roman falan filan derken, sonuç itibariyle hangi “bağın bağbanı”, hangi “soyun sopu”, hangi “etnik köken”e, erkek veya dişi hangi “cins”e mensup olursak olalım, eninde sonunda hepimiz bu “cennet” vatanın “birinci sınıf” vatandaşlarıyız elhamdülillah!… Yani?... Yani kimilerimize göre sağından solundan hafif yollu kırpılan, orasından burasından çekip çekiştirilip, sonra da allanıp pullanıp “r&ou..]]> Sat, 09 Apr 2011 10:35:34 +0400 Doğmamış çocuğa don biçme meselesi https://www.evrensel.net/yazi/3309/dogmamis-cocuga-don-bicme-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/3309/dogmamis-cocuga-don-bicme-meselesi? Kirvem, Malum olduğu üzere bir müddetten beri tıpkı doğmamış çocuğa peşinen don biçercesine daha basılıp piyasaya sürülmesine fırsat bile tanınmayan, dolayısıyla tez elden ümüğü sıkılan “taslak” halindeki bir kitapla ilgili sürüsüne bereket hayli lakırtılar memleket semalarında dolanıp durdu, ülkenin gündemine lök gibi oturdu. Nitekim “hukuk” yoluyla resmen “gasbedilen” bu taslak konusunda hemen her kesimden vatandaşların büyük bir çoğunluğu Anayasamızın 26. maddesini, yani “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama veya yayma hakkına sahiptir” hükmünü hatırlatırken, beri yandan da bu tür “çağdışı” uygulamaların hani neredeyse Ulu Hakan Abdülhamit Han Hazretlerinin bir zamanlar devreye soktuğu “istibdat&rdq..]]> Sat, 02 Apr 2011 10:05:09 +0400 ‘İhtiyaç’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/1861/ihtiyac-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/1861/ihtiyac-meselesi? Kirvem, Geçtiğimiz günlerde şehrimizin birinde tek başına gündüz gözüyle banka soymaya kalkışan bir vatandaşımız, bu “iş”i profesyonelce, hani nasıl derler yağdan kıl çekercesine kotarmayı beceremeyip, tam aksine yüzüne gözüne bulaştırıp, dolayısıyla anında yakayı ele verip piyastos olunca, giriştiği bu “macera” sonucunda pişmanlık duydu mu bilemiyorum, ama koluna sıkı sıkı yapışan polis “amca”ların gözetiminde öncelikle karakolun yolunu tutarken, hemen olay yerinde başına üşüşen televizyoncuların bir taraftan sıcağı sıcağına görüntü alırken diğer yandan alelacele sordukları “Bunu niçin yaptınız?” sorusuna verdiği kısacık cevap hayli ilginçti: “İhtiyaç meselesi!..” Kirvem doğrusunu söylemek gerekirse yıllardan beri aklım sıra parmağıma dolayıp, dolayısıyla “mesele” babında değerlendirdiğim hem..]]> Sat, 12 Mar 2011 10:23:12 +0300 İnanç özgürlüğü ve anayasa meselesi https://www.evrensel.net/yazi/1418/inanc-ozgurlugu-ve-anayasa-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/1418/inanc-ozgurlugu-ve-anayasa-meselesi? Kirvem, Geçtiğimiz hafta Demokratik Toplum Kongresi tarafından Diyarbakır’da tertiplenen İnanç Çalıştayı’na katıldım. Bu çalıştayın ilki geçen yıl Mardin’de gerçekleştirilmiş, ben özüm de galiba “Kambersiz düğün olmaz!” misali o toplantıya da davet edilmiştim. Bu kez de hemen her din, inanç ve mezhepten yaklaşık yüzü aşkın ve ülkenin her tarafından gelen konuşmacıların, Anayasa Tartışmaları Bağlamında İnanç Özgürlüğünün yanı sıra, keza Toplumsal Barış Arayışında İnançların üstlenebileceği roller, “fikri hür, vicdanı hür” konuşmacılar tarafından lisanı münasiple anlatılıp, karşılıklı olarak masaya yatırıldı. Kirvem gerçeği konuşmak gerekirse hani abartmadan söyleyebilirim ki, iki günlük bu çalışmalar esnasında görebildiğimiz kadarıyla hepimizin durumu sanki “Bi..]]> Sat, 05 Mar 2011 10:50:14 +0300 Tefekküre devam https://www.evrensel.net/yazi/939/tefekkure-devam https://www.evrensel.net/yazi/939/tefekkure-devam? Tunus, Mısır, Yemen, Bahreyn, Filistin ve Libya’da halk hareketleri aniden yayılma eğilimi gösterdi. Yayılma istidadının bir kanıtı, bazı devletlerin kapıldığı panik. El-Cezire’nin büro faaliyetleri, bu şirketin Arapça, İngilizce televizyon yayınları El-Fetihin yönettiği Filistin’de, Kuveyt’te, Fas’ta, ABDde ve Kanada’da yasaklanmış bulunmaktadır. Çin medyası Arap dünyasındaki ayaklanmalarını Çinlilere bildirmekten men edilmiştir. Çin devleti Mısır’daki ayaklanma esnasında Çinlilerin internette ‘Mısır’ kelimesiyle arama yapmalarını da teknik olarak engelledi. Pakistan asıllı İngiliz yazar Tarık Ali, Arap ülkelerindeki hareketlenmeyi “Arapların 1848’i” olarak nitelemiş (Radikal 25 Şubat). 1848 diyerek, o yıl Avrupa ülkelerinde bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm talepleriyle yayılan devrimci ayaklanmaları kastetmektedir. 1848, Avrupa’da emek&cce..]]> Sat, 26 Feb 2011 22:25:53 +0300 Tufeyliler meselesi https://www.evrensel.net/yazi/938/tufeyliler-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/938/tufeyliler-meselesi? Kirvem, Tarihçilerin yazıp çizdiklerine bakılırsa şu köhnemiş alemde bir zamanlar develer tellal, kalburlar saman içindeyken, keza delik demir icat edilmediği için mertliğin de bozulmadığı o dönemlerde dünyanın ahvali, gidişatı, şu sıralar gelip gelip eşiğine dayandığımız bu milenyumlu yıllara göre hayli farklıymış... Eskiden at sırtında veya tabanvayla gidilen üç aylık yol, teknolojinin her geçen günün ardından dev adımlarla gelişmesiyle, gari bu tür mesafeler şimdilerde neredeyse “çocuk oyuncağı”ndan farksız, nitekim gözünü yumup açıncaya kadar dünyanın bir bucağındaki “menzil”ine kuş misali şıp diye konuyorsun… Bir zamanlar aynı kıtada, aynı coğrafyada yaşadıkları halde birbirlerinin “huyuna-suyuna”, neredeyse tümüyle “yabancı” olan ülkeler ve onların halkları, deyim yerindeyse sadece kendi “..]]> Sat, 26 Feb 2011 22:25:21 +0300 Kürt bayrağı nerede? https://www.evrensel.net/yazi/562/kurt-bayragi-nerede https://www.evrensel.net/yazi/562/kurt-bayragi-nerede? Şivan Perwer, Kürt halkı için ulusal uyanışın; dili, sanatı ve kültürüyle kendini var etme mücadelesinin önemli isimlerinden biridir. Yıllardan beri her Newroz yaklaştığında, Diyarbakır Newroz’una Şivan’ın gelmesi, halkın bir özlemi olarak dillendirilmektedir. Halkın bu özlemi, kendi varoluş/mücadele gününde sanatçısını kucaklamak istemesi, O’na verilen değerin de göstergesidir. Öte yandan elbette sanatçının da halkına karşı görev ve sorumlulukları vardır. Ne yazık ki Şivan son dönemlerde ortaya koyduğu tutum ve geliştirdiği söylem ile bu sorumluktan uzak ve halkın mücadelesine zarar veren bir yerde durmaktadır. Neden mi? Şivan, Almanya’da Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’la bir araya gelerek “Açılıma destek vermek için” TRT 6’da bir konser vermek istediğini söylemiştir. ‘Açılım&..]]> Tue, 22 Feb 2011 01:36:57 +0300 Özlem meselesi https://www.evrensel.net/yazi/534/ozlem-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/534/ozlem-meselesi? Kirvem, Son günlerde yolum önce İtalya’ya oradan da İspanya’ya düştü. Milano havaalanından kalkan uçakla Valensiya’ya gitmeden önce, tüm havayolu şirketlerinde olduğu gibi, bindiğimiz uçakta da malum olan, “senaryo” harfiyen uygulandı. Yani?.. Yani kahrolası kör şeytanın öncülüğünde uçakta şu veya bu nedenle bir arıza olduğunda alacağımız tedbirler teker teker hostes hanımlar tarafından anlatıldı. Böylece bir kez daha öğrendik ki, uçak düşmeden önce şu, şu, şu hareketleri yapacağız, maazallah uçak yere değil de denize düştüğünde, o zaman da hiç vakit kaybetmeden koltuklarımızın altındaki muşamba benzeri torbaları çıkarıp gerekirse üfleyip şişirdikten sonra tıpkı cankurtaran yelekleri misali kullanıp canımızı bu yolla kurtaracaktık… Sonra?.. Sonra uçakta ani bir basınç, hava boşluğu, türb&..]]> Sun, 20 Feb 2011 20:39:19 +0300 ‘Besleme’ meselesi https://www.evrensel.net/yazi/120/besleme-meselesi https://www.evrensel.net/yazi/120/besleme-meselesi? Kirvem, Senin de bildiğin gibi; bir zamanlar, yani ellili yılların başlarında milletçe “Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır!” sloganıyla yatıp, bununla uyandık. Sonra?.. Sonra dosta düşmana karşı fazla ayıp olmasın, el alem bizleri fazlasıyla “aç gözlü” veya “toprak delisi” sanmasın diye bir adım gerileyerek bu kez de meydanlarda gırtlaklarımızı paralayıp var gücümüzle haykırdık: “Ya taksim ya ölüm!” Önceleri hançer misali sivri ucuyla bir bakıma sanki Anadolu Yarımadasını, İskenderun sahillerini gösterip dolayısıyla buralara ait olduğunu haykıran “burnunuzun dibindeki” bu yeşil adanın tümünü, hani nasıl derler yağma Hasan’ın böreği gibi anında kapıp topraklarımıza katmayı düşlerken, daha sonraları bunun o kadar da kolayca yenir yutulur bir “lokma” olmadığını az-çok çakozlayınca, ister ist..]]> Thu, 17 Feb 2011 03:01:19 +0300