Evrensel.net https://www.evrensel.net tr Emek Evrenseldir https://evrensel.net/nhy/upload/diger/favicon.ico https://www.evrensel.net/tema/evrensel16/img/apple-touch-icon-114x114.png Evrensel.net Ginko gibi uzun ömürlü bir bilim yayıncılığı https://www.evrensel.net/yazi/82313/ginko-gibi-uzun-omurlu-bir-bilim-yayinciligi https://www.evrensel.net/yazi/82313/ginko-gibi-uzun-omurlu-bir-bilim-yayinciligi? Gingko biloba kadim bir ağaç türü. Ülkemizde nadir olarak gördüğümüz bu kadim ağaç türü, dinozorlar çağından günümüze varolabilmiş, yüz yıllara hatta bin yıllara varan yaşlarıyla fosil ağaç olarak da nitelenen bir tür. Bitki zararlılarına, çevresel toksinlere dayanıklılığı oldukça yüksek bir tür. Hiroşima’ya atılan atom bombası sonrasında küllerinden yeniden doğan, barışın simgesi bir ağaç. Yaprakları ve tohumları yüzlerce yıldır geleneksel olarak ilaç yapımında kullanılan Gingko’dan elde edilen ginkolides flavanoidlerinin sinir hücrelerini koruyucu işlev görerek, hafızaya katkı sunduğu bilinmektedir. Bu türün, hem dayanıklılığı nedeniyle, hem de Asya kültürlerinde ilaç özellikleri nedeniyle tapınak bahçelerine rahipler tarafından dikildiği için günümüze kadar ..]]> Sun, 23 Sep 2018 03:35:32 +0300 Yaşamın çeşitliliğinin aynası olarak funguslar https://www.evrensel.net/yazi/82266/yasamin-cesitliliginin-aynasi-olarak-funguslar https://www.evrensel.net/yazi/82266/yasamin-cesitliliginin-aynasi-olarak-funguslar? Yediğimiz ekmeğin, peynirlerin, çok çeşitli alkollü ve alkolsüz içeceklerin, antibiyotikler başta olmak üzere kullandığımız bir çok ilacın, sanayide çeşitli süreçlerde kulanılan bir çok enzimin kaynağı onlar. Funguslar bakterilerden farklı olarak, hayvanlar ve bit-kiler gibi ökaryotik canlılar. Mayalar, küfler ve şapkalı mantarlar fungusların en bilinen üyeleri. Geçtiğimiz hafta, Londra yakınlarında bulunan Kew Kraliyet Botanik Bahçeleri’ndeki bilim insanları tarafından yayınlanan “Dünya Funguslarının Durumu” başlıklı rapor, funguslar aleminin yaygınlığını, çeşitliliğini ayrıntılı göstermesi, alandaki son gelişmelere işaret etmesi ve ihmal edilen koruma çalışmalarının altını çizmesi bakımından oldukça önemli1. Ancak bu önemli rapor gazetelere plastik dönüştüren funguslar sayesinde haber olabildi. Raporun p..]]> Sun, 16 Sep 2018 04:09:08 +0300 Kommensallikten patojenliğe oportünist bir bakterinin evrimi https://www.evrensel.net/yazi/82228/kommensallikten-patojenlige-oportunist-bir-bakterinin-evrimi https://www.evrensel.net/yazi/82228/kommensallikten-patojenlige-oportunist-bir-bakterinin-evrimi? Yunanca’da staphyle (salkım) ve kokkos (böğürtlen vb. küçük meyve) kelimelerinin birleşmesi ile oluşan Staphylococcus gram pozitif, yuvarlak şekilli bir bakteri cinsidir. Yuvarlak bakterilerin mikroskop altında üzüm salkımı gibi birbirlerine yapışık şekilde görünmesi bu adın verilmesine neden olmuştur. İlk olarak 1880 yılında İskoçyalı Cerrah Sir Alexander Ogston tarafından tanımlanmıştır[i]. Bu cinse ait türlerden biri olan Staphylococcus epidermidis insan deri florasının önemli bir parçasıdır. İnsan derisinin üstünde yaşayan ve onunla ortak yaşam süren bir bakteri türüdür. Uzun yıllar bu bakterinin ortak yaşam boyunca insana zarar vermediği, insanla kommensal bir ilişki sürdüğü düşünüldü. Kommensalizm, iki biyolojik tür arasındaki ortak yaşam ilişkisinin çeşitlerindendir. İki organizma arasında bir organizmanın diğerinden yararlandı..]]> Tue, 11 Sep 2018 03:00:57 +0300 Salda Gölü'nde bir gün https://www.evrensel.net/yazi/82126/salda-golunde-bir-gun https://www.evrensel.net/yazi/82126/salda-golunde-bir-gun? Salda Gölü 184 metreye varan derinliği ile Türkiye’nin en derin göllerinden. Ayrıca Türkiye’nin en temiz gölü olduğu da söylenmekte. Sodalı ve tektonik bir göl. Doğa Derneği’nin web sayfasında Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın verilerinden aktardığına göre Salda Gölü ve çevresinde sulak alan, kumul, orman, dağ bozkırı, kayalık, tarım ve yerleşim ekosistemleri bulunmakta. Göl ve ekosistemi bünyesinde birçok endemik türü barındırdığı için Önemli Bitki Alanı, Önemli Doğa Alanı ve Önemli Kuş Alanı kriterlerini sağlamakta. Bu nedenlerle de oldukça önemli bir sulak alan. Son birkaç senedir, gezginlerin ve bloggerların buranın güzelliğine dair fotoğraf paylaşımları ve web anlatılarıyla hızlı, bir o kadar da korkutucu bir şekilde popülerleşen bir alan. Biz de Salda’ya gitmek üzere yola koyuluyoruz. Yol boyunca uza..]]> Sun, 26 Aug 2018 03:15:55 +0300 Hong Kong metrosu ve mikrobiyomu https://www.evrensel.net/yazi/82042/hong-kong-metrosu-ve-mikrobiyomu https://www.evrensel.net/yazi/82042/hong-kong-metrosu-ve-mikrobiyomu? Büyük şehirlerde yaşayan ve çalışanların önemli problemlerinden biri de toplu taşıma. Özellikle işe başlama ve işten çıkış saatlerinde toplu taşıma aracına erişebilmenin, binebilmenin bile ayrı bir sanat olduğu İstanbul gibi büyük şehirlerde pek çok çalışan toplu taşıma araçlarını, özellikle de hafif raylı sistemleri kullanıyor. Hafif raylı sistemler ve diğer toplu taşıma araçları yalnızca insanları taşımıyor. Yüz binlerce insan ile birlikte onların mikrobiyomlarını ve araçlarda onların bıraktığı binlerce mikroorganizmayı da taşıyor aslında. Özellikle mikropların yoğun olduğu aylarda, nefes alma mesafesinin bile dolu olduğu, çok iyi havalandırılmayan kalabalık toplu taşıma araçlarında sık sık seyahat edip grip vb. hastalıklara maruz kalmayanımız yok denecek kadar azdır. Hong Kong metrosunda yapılan yeni bir çalışma, bu mikrobiyomların niteliğini ortaya koydu1. Ar..]]> Sun, 12 Aug 2018 03:45:57 +0300 Thalidomide ve moleküler mekanizması https://www.evrensel.net/yazi/81998/thalidomide-ve-molekuler-mekanizmasi https://www.evrensel.net/yazi/81998/thalidomide-ve-molekuler-mekanizmasi? Thalidomide, 1950’li yıllarda dönemin Batı Almanyası’nda kurulmuş bir ilaç şirketi tarafından piyasaya sürülmüş bir ilaç. İlaç o dönemde hamileler için bile güvenli olduğu ileri sürülerek, hafif bir uyku ilacı olarak piyasaya sürüldü ve tarihte Thalidomide felaketi olarak da anılan süreç işte böyle başlamış oldu1. İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı ağır tahribatın arkasından uykusuzluğun yaygın olduğu bir dünyada Thalidomide kendine hızla pazar buldu. İlaç aynı zamanda sabah bulantılarını da azalttığı için kullanımı hamileler arasında da hızla yaygınlaştı. 1960’a gelindiğinde Thalidomide 46 ülkede satılmakta ve satışları aspirinle başa baş gitmekteydi2. İlacın kötü etkileri ise 1960’lara gelindiğinde ortaya çıkmaya başladı. Anneleri hamilelik süresince Thalidomide kullanan binlerce bebek vücut uzuv..]]> Sun, 05 Aug 2018 04:35:52 +0300 Ekmek kırıntılarından ekmeğin kökenine https://www.evrensel.net/yazi/81914/ekmek-kirintilarindan-ekmegin-kokenine https://www.evrensel.net/yazi/81914/ekmek-kirintilarindan-ekmegin-kokenine? Ekmek binlerce yıldır insanlığın en temel gıda maddesi ve tarihi insanlık tarihi kadar eski. Yüzyıllar boyunca pek çok toplumsal hareketin, toplumsal dönüşümün en temelinde yer aldı. Fransız Devrimi’nin hemen öncesinde Marie Antoinette’e atfedilen “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” sözünün her ne kadar Antoinette tarafından söylendiğine dair kanıt bulunmasa da, dönemin toplumsal arka planını ve ayrıcalıklı sınıfların, yoksul halka bakışını bir cümleyle yansıtması bakımından önemlidir. Burada çok ayrıntısına girmeyelim ama aslında bu cümlenin 16. yy Almanyası’nda derlenen bir hikayeye dayandığını söylüyor Britannica Ansiklopedisi. Hikayeye göre dönemin soylularından bir kadın, karnı aç yoksulların açlığa çare olarak neden krosem adı verilen şekerli ve daha pahalı bir ekmek çeşidini tüketmediklerini merak eder. Tarih..]]> Sun, 22 Jul 2018 04:15:53 +0300 Yaşlı Plınıus ve balinalar https://www.evrensel.net/yazi/81879/yasli-plinius-ve-balinalar https://www.evrensel.net/yazi/81879/yasli-plinius-ve-balinalar? “Balinalar denizlerimize de nüfuz ediyor. Kış ortasından önce Cadiz Körfezi’nde görülmedikleri söylenir ancak, yaz dönemlerinde belirli sakin ve geniş koylarda saklanırlar ve burada çiftleşmekten harikulade bir sevinç duyarlar; ve bu durum diğer türün düşmanı olan katil balina tarafından bilinir ve katil balinanın görüntüsü başka bir tasvire gerek kalmaksızın vahşi dişli kocaman bir vücut kütlesi ile temsil edilebilir. Katil balinalar bu nedenle sığınaklarına saldırır ve onların yavrularını ya da yeni yavrulamış veya gebe dişileri ısırır ve paramparça ederler, ve onları tıpkı savaş gemisine bindirme yapar gibi hücum edip delik deşik ederler…” Yaşlı Plinius (Pliny the Elder, Gaius Plinius Secundus) 37 ciltten oluşan Doğa Tarihi (Naturalis Historia) ansiklopedisinde böyle diyor Akdeniz civarında orkaların (katil balina) saldırısına uğrayan balina t&uu..]]> Sun, 15 Jul 2018 03:54:23 +0300 Marie Curie’ye saygıyla https://www.evrensel.net/yazi/81835/marie-curieye-saygiyla https://www.evrensel.net/yazi/81835/marie-curieye-saygiyla? Sanırım ilkokulun bir ya da ikinci sınıfındaydım. Net hatırlayamasam da okumayı söktükten sonraki bir dönem olmalı. Evde bulduğumuz eski dergi, kitap ve ansiklopedileri karıştırmanın hoşumuza gittiği; içeriklerini çok anlamasak da renkli resimlerine bakmaktan hoşlandığımız, renkli kitap sayısının bugünkü kadar bol olmadığı dönemler. Hayal meyal hatırlıyorum evde bulduğumuz Keşifler ve İcatlar Ansiklopedisi’ni. Günaydın gazetesinin muhtemelen yetmişli yıllarda gazetenin yanında ek olarak verdiği, hatırladığım kadarıyla beş ciltlik serinin bir parçası olan, saman kağıda baskılı, resimli bir ansiklopedi idi. Ansiklopedide uçak, balon, araba vb. keşifler ile tarihte iz bırakmış bilim insanları ve kaşiflerin kısa biyografileri ile resimleri de bulunmaktaydı. Hafızam beni yanıltmıyorsa bu ansiklopedinin sayfalarını çevirirken rastladım Marie Curie’ye ilk olarak. Okuduğum kısa yaşam öyküsün..]]> Sun, 08 Jul 2018 03:05:07 +0300 Tardigradlar https://www.evrensel.net/yazi/81785/tardigradlar https://www.evrensel.net/yazi/81785/tardigradlar? Doctor Who’nun (kült bir bilim kurgu dizisi) Doktoru’nun uzay gemisi olan Tardis (Mavi renkli bir İngiliz polis kulübesi görünümünde) ile olan isim benzerliği sizi yanıltmasın. Tardigradlar ya da diğer bilinen isimleri ile su ayıları en fazla 0.5-1 mm boyunda omurgasız ve mikroskobik canlılar. Dünyanın belki de en dayanıklı canlıları. 2008 yılında TARDIS (TARDigrades In Space, Uzaydaki Tardigradlar) projesi kapsamında uzaya yollanan tardigradların, uzayın boşluğunda, vakum altında (vücuttaki suyu kaybetmeksizin) ve güneşten gelen radyasyona maruz kalmalarına ragmen yaşamlarını sürdürebildikleri ve üre-meye devam ettikleri bulundu. Bu canlıların (Bireysel olarak değil ama cins olarak) güneşten bile daha uzun yaşayabilecekleri düşünülüyor. Her ne kadar tardigrad adı Doktor’un gemisinden gelmese de projenin ismi, Doktor’un gemisinden ilham alınarak, TARDIS konulmuştu. Aslında is..]]> Sun, 01 Jul 2018 03:05:00 +0300 Mayalar dünyasında asyalı bir asi: Ascoideaasiatica https://www.evrensel.net/yazi/81693/mayalar-dunyasinda-asyali-bir-asi-ascoideaasiatica https://www.evrensel.net/yazi/81693/mayalar-dunyasinda-asyali-bir-asi-ascoideaasiatica? Bizim yaşımızdakilerin DNA ile ilgili ilk bilgileri sanırım ortaokul fen ile lise biyoloji derslerinden gelmektedir. En çok akılda kalan ise sanırım iyi formüle edildiği için olsa gerek santral dogmadır. Yani hücre içinde bilgi akışı DNA RNA protein sırasını izlemektedir. Santral dogma genlerin her şeyin merkezinde olduğu yılların bir ürünüdür aslında. Bugün santral dogma, hücredeki bilgi akışının bir kısmını anlamamızı sağlamaktadır, ancak tamamını anlamaya yetmemektedir. RNA virüslerinin varlığı, prion proteinleri, epigenetic mekanizmaların ortaya çıkışı santral dogmanın tüm bunları açıklamada tek başına yeterli olmadığını, hücre içi manzarasının daha dinamik, daha karmaşık olduğunu ortaya koymaktadır. Pek çoğumuzun bildiği gibi hücrelerimizdeki genetik malzeme DNA’dırve DNA 4 farklı harfle kodlananan 4 farklı bazın yani kimyasal yapının farklı şekilde dizilişleri ile..]]> Sun, 17 Jun 2018 04:25:10 +0300 Mikroplastikler soframızda https://www.evrensel.net/yazi/81646/mikroplastikler-soframizda https://www.evrensel.net/yazi/81646/mikroplastikler-soframizda? Daha önce yayımlanan birkaç yazımızda, mikroplastiklerin yarattığı kirlilik, plastikleri parçalayan ve dönüştüren enzimler, bunlardan protein mühendisliği yöntemleri ile elde edilen, tasarlanan yeni enzimlerden ve bunların plastiklerin geri dönüşümünde kullanılabilme olasılıklarından bahsetmiştik. ABD kıyılarında yapılan analizlerde, Caretta caretta türü kaplumbağaların yumurtlama alanlarında yaşanan mikroplastik kirliliğinin sebep olabileceği ısı artışına ve bunun olası sonuçlarına değinmiştik. Bu durumun bizim sahillerimiz ve Akdeniz’de yaşayan, kıyılarımızda yumurtlama alanları koruma altında olan Caretta caretta türü kaplumbağalar için de geçerli olabileceğini vurgulamıştık. Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF), 8 Haziran 2018 Cuma günü, Akdeniz Plastik Raporu’nu yayımladı . Rapor, Akdeniz’de deniz, deniz yatağı ve kumsallardaki kirliliğin yüz..]]> Sun, 10 Jun 2018 04:18:45 +0300 Bonobolar ve ebelik https://www.evrensel.net/yazi/81546/bonobolar-ve-ebelik https://www.evrensel.net/yazi/81546/bonobolar-ve-ebelik? Dünya Doğal Hayatı Koruma Derneği’nin verilerine göre Bonobolar nesli tükenme tehlikesinde olan türler arasında. Bonobo DNA’sı ile insan DNA’sı yüzde 98.7 oranında benzerlik göstermekte. İnsan türünün bilinen yakın akrabası olan bu tür şempanzelerden biraz daha küçük ve daha koyu renklidir. Toplulukları da biraz daha farklılık gösterir. Bonobo grupları şempanzelere göre daha sosyaldir ve daha barışçıl olarak bilinirler. Grubun liderleri dişilerdir. Doğal yaşam alanları Demokratik Kongo Cumhuriyeti sınırları içerisindeki Kongo Irmağı’nın güneyinde bulunan ormanlardır. Sayılarının 20000 ile 50000 arasında olduğu düşünülmektedir. İç savaş ve bölgedeki yoksulluk, buraların ormansızlaşmasına; bonoboların yaşam alanlarının daralmasına, insanlarca avlanmalarına; üreme hızlarının düşmesine ve dolayısıyla sayılarının azalmasına neden olmakt..]]> Sun, 27 May 2018 03:13:25 +0300 RNA ile hafıza transferi https://www.evrensel.net/yazi/81501/rna-ile-hafiza-transferi https://www.evrensel.net/yazi/81501/rna-ile-hafiza-transferi? Deniz tavşanı, bir tür deniz salyangozu. Tavşana benzer kulakları antik Yunan'da bu ismi almalarına neden olmuş. Sinir bilim çalışmaları açısından çekici ve önemli bir organizma, deniz tavşanları1. Özellikle davranış ve öğrenme araştırmaları bu canlılarda sürdürülüyor. Deniz tavşanının yönelim ve yön bulma yetenekleri diğer canlılara göre daha az gelişmiş. Şekil eşleme gibi çalışmaları yapamayacakları da kesin. 'Neden bu canlılar sinir bilimciler açısından cazip?' sorusunun cevabı, bu hayvanların reflekslerinde ve sinirlerinin sayısı ve yapısında. Bu alandaki çalışmaların öncülüğü Eric R. Kandel tarafından yapıldı. Bu canlıların solungaç ve sifon geri çekilme refleksleri, elektriksel sinapslar ile kontrol ediliyor. Bu esnada pek çok sinir de aynı anda elektriksel iletimde bulunuyor. İşte bu oldukça hızlı sinir cevabı, hayvanın tehlikeler ka..]]> Sun, 20 May 2018 03:11:27 +0300 Sahillerde biriken mikroplastikler deniz kaplumbağalarını tehdit ediyor! https://www.evrensel.net/yazi/81405/sahillerde-biriken-mikroplastikler-deniz-kaplumbagalarini-tehdit-ediyor https://www.evrensel.net/yazi/81405/sahillerde-biriken-mikroplastikler-deniz-kaplumbagalarini-tehdit-ediyor? İki hafta önceki yazımızda protein mühendisliği yoluyla geliştirilen PETaz enzimini anlatmış ve çevreye zararlı plastiklerin ve plastik artıklarının, mikroplastiklerin dönüşümünde önemli bir enzim olduğunu yazmıştık. Doğadaki plastik artıkları ve mikroplastikler, gerçekten de tüm canlılar için büyük bir tehlike. Yayınlanan yeni araştırmalar tehlikenin arttığına işaret etmekte. 1 Mayıs 2018’de Florida Üniversitesinden bir grup bilim insanının araştırmaları Marine Pollution Bulletin dergisinde yayımlandı 1. Araştırma Caretta caretta türü kaplumbağaların yaşama alanı olan Meksika Körfezi’nde yürütülmüş. Araştırmaya göre bölgenin kıyılarında, sahillerinde biriken ve milimetreye varan büyüklükleri ile mikroplastikler, bu kaplumbağaların hassas kuluçka evrelerini tehdit etmekte. Kumda biriken mikroplastikler kumun bileşimini değiştirme..]]> Sun, 06 May 2018 04:15:13 +0300 PETaz https://www.evrensel.net/yazi/81319/petaz https://www.evrensel.net/yazi/81319/petaz? Geçtiğimiz on sene, plastik atıklarının geri dönüşümü konusunda toplumsal duyarlılıkların arttığı ve plastik atıklarının geri dönüşümü konusundaki bilimsel araştırmaların arttığını gördük. Birkaç sene önce Fransa merkezli Carbios şirketi polietilen terafitalat (PET), yani su şişelerinin yapımında kullanılan plastik malzemenin biyolojik geri dönüşümünü %100 olarak yapmayı başardığını duyurdu. Bu önemli bir adımdı. Kullandığımız plastik malzemelerin doğada doğal bozunma sürelerinin uzunluğu, dönüştürülebilir malzemelerden dahi doğada mikroplastik parçalarının kalıyor oluşu bugün dahi önemli problemlerimizden. PET ve artıkları doğada yüzlerce yıl kalabiliyor. PET ve artıklarını ayrıştırma yeteneğine sahip çeşitli mikroorganizmaların keşfi ve bu ayrıştırmayı ve geri dönüşümü sağlayan enzimlerin tanımlanması bu son yılla..]]> Sun, 22 Apr 2018 04:15:18 +0300 Evrimin itici gücü olarak gen düzenlemesi https://www.evrensel.net/yazi/81267/evrimin-itici-gucu-olarak-gen-duzenlemesi https://www.evrensel.net/yazi/81267/evrimin-itici-gucu-olarak-gen-duzenlemesi? Transkripsiyon faktörleri, DNA'ya bağlanarak bazı genlerin işlevsel, diğerlerinin ise sessiz kalmasını sağlayan proteinlerdir. Hücre işlevinin önemli bir parçası olan transkripsiyon faktörlerinde yaşanan bozukluklar (Bunlar çeşitli gen mutasyonları nedeniyle olabilir), kanser başta olmak üzere çeşitli hastalıklara sebep olabilmektedir. PNAS (Proceedings of the National Academy of Sciences) dergisinde geçtiğimiz haftalarda yayımlanan araştırma, transkripsiyon faktörlerinin canlıların evrimi açısından önemini ortaya koydu.1 Canlıların evriminde yeni formları ortaya çıkaran şey, aslında genlerin kendisi değil, genler üzerindeki kontrol mekanizmalarının nasıl düzenlendiğidir. İşte transkripsiyon faktörleri gen düzenlenmesinden sorumludur. Bu proteinler, belirli DNA dizilerine özel ve seçici bir şekilde bağlanırlar. Protein yüzeyinde bulunan bağlanma alanları da özeldir...]]> Sun, 15 Apr 2018 04:12:04 +0300 Banyo oyuncaklarındaki tehlike https://www.evrensel.net/yazi/81179/banyo-oyuncaklarindaki-tehlike https://www.evrensel.net/yazi/81179/banyo-oyuncaklarindaki-tehlike? Sarı-turuncu renkte plastik bir ördek yavrusu ile simgelenen banyo oyuncakları, çoğu zaman bebekleri, küçük çocukları sudan fazla hazzetmeyen anne ve babaların kurtarıcısı olmuştur. Su ile arası çok iyi olmayan bebek ve çocukları, oyuncak ile eğleyerek yıkamak da anne-babalar açısından ayrı bir sanattır kanımca. Ancak geçtiğimiz hafta yayımlanan bir araştırma, plastik banyo oyuncaklarında daha once çok da önemsenmeyen bir tehlikeye işaret etti1. Banyonun nemli koşulları bakteri ve küflerin üremesi için oldukça uygun bir ortam oluşturmaktadır. Bu tür ortamlarda mikroorganizmaların oluşturduğu yağsı biyofilmlere birçoğumuz şahit olmuşuzdur. Bugüne kadar çalışmalar bu tür oyuncakların yüzeylerine odaklanmıştı. Ancak yeni araştırma, oyuncakların içinde de mikroorganizmaların büyüdüğünü gösterdi. Ortadan ikiye kesilen ..]]> Sun, 01 Apr 2018 04:50:41 +0300 Erken doğumların olası bir sebebi olarak glıfosat https://www.evrensel.net/yazi/81146/erken-dogumlarin-olasi-bir-sebebi-olarak-glifosat https://www.evrensel.net/yazi/81146/erken-dogumlarin-olasi-bir-sebebi-olarak-glifosat? Glifosat, çok yaygın kullanılan bir tarım ilacı. Dünya çapında kullanımı oldukça tartışmalı bir tarım ilacı. 2015 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından muhtemel karsinojen (kansere neden olabilen) madde olarak ilan edildi. Avrupa Komisyonu ise 2017 aralık ayında uzun tartışma süreçlerinden sonra glifosat kullanımı için verdiği onayı bir beş yıl daha uzattı. Ancak şunu not etmekte fayda var. Üye ülke temsilcilerinden oluşan komitede tasarı tartışılırken, onaylanması ya da reddedilmesi yönünde büyük görüş farkları yoktu. Bu da konunun üye ülkelerde de halen tartışıldığını gösteriyor. Ancak Komisyon üç ana maddede anlaşmıştı. Glifosat içeren tarım ilaçlarının içeriğinde kullanılan POE-tallowamine yasaklanmalı, parklar, bahçeler, kamuya açık oyun alanlarında glifosat içeren tarım ilaçlarının kullanımı en aza in..]]> Tue, 27 Mar 2018 04:51:06 +0300 İçimizdeki düşman: Bakteriler ve otoimmün hastalıklar https://www.evrensel.net/yazi/81036/icimizdeki-dusman-bakteriler-ve-otoimmun-hastaliklar https://www.evrensel.net/yazi/81036/icimizdeki-dusman-bakteriler-ve-otoimmun-hastaliklar? Son on yılda, birlikte yaşam sürdüğümüz mikroskobik canlıların insan sağlığı ile ilişkilerine dair bilimsel yayınlar hızla arttı. Bu alanın temellerini endosimbiyotik teoriyi geliştirerek atan Amerikalı Biyolog Lynn Margulis’i de burada analım1. 5 Mart 1938’de doğan Lynn Margulis’i 2011 yılında kaybettik. Canlılar arasındaki simbiyotik ilişkilerin onların evriminde önemli bir işlev üstlendiğini de öne sürdü Margulis. Bu alanda kendisinden önce ortaya konulan ancak bilim dünyasında çok fazla yankı bulmayan çalışmaları da gün yüzüne çıkardı. Bugün bu alanda çalışmalar yapılabiliniyorsa, bilim insanları bunu Margulis’in alandaki ısrarlı çalışmalarına borçludur. Çalışmaları ve teorileri başlarda defalarca reddedilse de onun kararlılığı, cesareti ve bilimsel çalışmaları, simbiyotik teorilerin, biyoloji biliminin diğer alanlarına da n&..]]> Sun, 11 Mar 2018 04:52:43 +0300 Mikrobiyomun koruyucu etkisi https://www.evrensel.net/yazi/80990/mikrobiyomun-koruyucu-etkisi https://www.evrensel.net/yazi/80990/mikrobiyomun-koruyucu-etkisi? Derimiz vücudumuzun en büyük organı ve bizi dış dünyanın etkilerine karşı koruyan etkin bir bari-yer işlevi görmekte. Bunun yanında düzenleme ve hissetme işlevlerini de yerine getirmekte. Memeli canlıların derilerinde yaşayan çok sayıda farklı mikroorganizma bulunmakta. Bu mikroorganizmaların çeşitleri ve büyümeleri nem, sıcaklık, pH, lipid içeriği ve canlının ürettiği antimikrobiyal maddelerin varlığına bağlı aslında. İnsan derisinde en yaygın görülen bakteriler Staphylococcus epidermidis, Staphylococcus hominis gibi türlerdir. Atopi kdermatit gibi deri rahatsızlıklarına sahip bireylerde ise Staphylococcus aureus’a sıklıkla rastlanmakta. Deri mikrobiyomunun deri ile ilişkisi deri sağlığımızı belirlemekte. Bu ilişkinin nasıl olduğu yani mekanizmaları tam olarak bilinmemekte ise de mikrobiyomun derinin yerel ekolojisini değiştirebildiği aşikardır. Bazı stafilokok türlerinin birlikte yaşadı..]]> Sun, 04 Mar 2018 03:57:08 +0300 Koyun Dolly'nin ardından https://www.evrensel.net/yazi/80945/koyun-dollynin-ardindan https://www.evrensel.net/yazi/80945/koyun-dollynin-ardindan? Takvimler 22 Şubat 1997’yi gösteriyordu. Bundan 21 yıl önce duyduk Koyun Dolly’nin adını. İsmini ünlü ABD’li country müzik şarkıcısı Dolly Rebecca Parton Dean’dan alan Dolly tarihin belki de en ünlü koyunu oldu1. Dolly kopyalanan ilk koyun değildi aslında. 1984 yılında embriyo hücresi kullanılarak yapılmıştı ilk kopya koyun. Dolly tarihimize yetişkin vücut hücresinden klonlanan ilk koyun olarak geçti. O dönemde bunun mümkün olduğu düşünülmüyordu. Tarihimizin son 20 yılı baş döndürücü hızda geçti teknik ve bilimsel gelişmeler bakımından. Dolly’nin klonlanması somatik hücre çekirdek transferi yöntemi ile gerçekleştirilmişti. Somatik hücreler vücut hücrelerimiz. İskoçya’daki Roslin Enstitüsünde gerçekleştirilen klonlama şöyle yapılmıştı: Yetişkin bir koyunun meme bezler..]]> Sun, 25 Feb 2018 04:15:03 +0300 Yürüyen vatoz: Sudan karaya geçiş https://www.evrensel.net/yazi/80861/yuruyen-vatoz-sudan-karaya-gecis https://www.evrensel.net/yazi/80861/yuruyen-vatoz-sudan-karaya-gecis? Leucoraja erinacea, Atlantik Okyanusu’nda yaşayan bir vatoz türü. Köpek balıkları gibi kıkırdaklı balıklardan olan Leucoraja erinacea, canlıların evriminde sudan karaya geçişin mekanizmalarını anlamamız bakımından önemli bir örnek. 1825 yılında önce Raja erinacea olarak adlandırılan türün ismi aynı yıl Leucoraja erinacea olarak değiştirilir. Yunanca “leukós” beyaz anlamına gelirken, Latince “raja” vatoz anlamındadır1. Leucoraja erinacea iki çeşit yüzgece sahip. Büyük pektoral yüzgeçler yüzmek için kullanılırken vatozun vücut planının aşağı kısımlarında yer alan daha küçük pelvik yüzgeçler vatoz tarafından okyanus tabanında yürümek için kullanılır. Yanlış okumadınız, bu tür kısaca yürüyen balık olarak da bilinir (Arada farklılıklar olsa da Erdil Yaşaroğlu’nun sudan karaya çıkış..]]> Sun, 11 Feb 2018 04:56:35 +0300 Meme kanseri ve endokrin terapisi https://www.evrensel.net/yazi/80809/meme-kanseri-ve-endokrin-terapisi https://www.evrensel.net/yazi/80809/meme-kanseri-ve-endokrin-terapisi? Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun web sayfalarında yayımlanan 2009 TÜİK verilerine göre ülkemizde kanserden ölüm oranları % 20.71. Kadınların kanserden ölümoranları %16 iken, erkeklerde bu oran %24.4. Meme kanseri hem dünyada, hem de ülkemizde kadınlarda en çok görülen kanser türü. Son yıllarda ülkemizde, meme kanseri konusunda kanser farkındalığını arttırıcı ve erken teşhisi teşvik edici pek çok çalışma yapıldı. Dünya çapında kanserin erken teşhisinde, tedavisinde kullanılacak pek çok yeni ilaç, yöntem, ekipman üzerine pek çok çalışma yürütülüyor. Geçtiğimiz hafta Stanford Üniversitesi araştırmacılarının yayınladığı yöntem kanser tedavisinde umut vaatediyor2 Farelerde yapılan deneylerin sonuçları oldukça başarılı. Bağışıklık sistemini uyaran biri DNA temelli, diğeri antikor yapısında iki..]]> Sun, 04 Feb 2018 04:15:21 +0300 1918 grip salgını ve öğrendiklerimiz https://www.evrensel.net/yazi/80723/1918-grip-salgini-ve-ogrendiklerimiz https://www.evrensel.net/yazi/80723/1918-grip-salgini-ve-ogrendiklerimiz? Grip sezonunun başladığı ve çevremizdeki herkesin hemen hemen grip olduğu bir dönemden daha geçiyoruz. Özellikle İstanbul gibi büyükşehirlerde toplu taşıma araçlarının genel kalabalıklığının iş saatlerinde katlanarak artması, yetersiz havalandırma sistemleri gibi nedenler gribe neden olan virüsün yayılmasını kolaylaştırıyor. 2018 yılının ilk ayında, dünya üzerinde bir yıl içerisinde en az 35 milyon kişinin ölümüne sebep olan (Kayıt altına alınmamış vakalarla bu sayının 100 milyonu bulabileceği düşünülmekte) 1918 İspanyol gribi salgınının 100. yılındayız. Gelişmiş ülkeleri de etkileyen bu salgının ölümcül etkileri özellikle yoksul ve gelişmekte olan ülkelerde daha fazla hissedilmişti. Salgın genç ve sağlıklı nüfusu da etkilemişti. O günlere dair sağlıklı istatistiklerin bir kısmı sigorta şirketlerinin kayıtlarından elde edilmiş. ABD’de Me..]]> Sun, 21 Jan 2018 03:41:24 +0300 Kelebeğin tarihi https://www.evrensel.net/yazi/80672/kelebegin-tarihi https://www.evrensel.net/yazi/80672/kelebegin-tarihi? Antik Yunan’da kelebek için ruh anlamına gelen Psyche sözcüğü kullanılmıştır. Aristo da başkalaşımı anlatırken History of Animals (Hayvanların Tarihi) kitabında kelebek ya da Psyche sözcüklerini kullanmıştır1. Tırtılın kelebeğe dönüşümü yani başkalaşım muazzam bir doğa olayıdır. Antik çağlardan günümüze insanın gözlemlediği bu başkalaşım, insanın dönüşümünü, gelişimini ve büyümesini de simgelemektedir ve birçok antik eserde bu yönüyle karşımıza çıkabilmektedir. Örneğin günümüzde Hatay Arkeoloji Müzesi envanterine kayıtlı olan Eros ve Psyke Mozaiği Roma dönemine, MS 3. yüzyıla tarihlendirilmektedir2. Bu mozaik Samandağı’da açığa çıkarılmıştır. Yunan mitolojisinde Aşk Tanrısı Eros’un (Roma mitolojisinde Cupid) karısı olan Psyke, ruhun tanrıçası olarak bilinmektedir. Mozaikte ..]]> Sun, 14 Jan 2018 04:15:48 +0300 Alkol, kök hücre ve DNA zararı https://www.evrensel.net/yazi/80628/alkol-kok-hucre-ve-dna-zarari https://www.evrensel.net/yazi/80628/alkol-kok-hucre-ve-dna-zarari? Dünya Sağlık Örgütünün 2012 verilerine göre, alkol tüketimi dünya çapında her yıl 3.3 milyon kişinin ölümüne doğrudan ya da dolaylı olarak sebep oluyor1. Dünya çapında ortalama alkol tüketimi kişi başına yıllık 6.2 litre saf etil alkol olarak hesaplanmış. Bu hesaplamada 15 yaş üstü kişiler baz alınmış. Rakam oldukça yüksek. Bu da aslında bunun bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini de gösteriyor. İngiltere’de Cambridge Üniversitesinde yapılan ve Cancer Research UK tarafından kısmen fonlanan bir çalışma geçtiğimiz hafta Nature dergisinde yayımlandı2. Araştırma, alkolün hücreler ve DNA üzerindeki etkilerini göstermesi bakımından oldukça önemli. Bugüne kadar hücre kültüründe yapılan pek çok çalışma alkolün kansere nasıl yol açtığına dair mekanizmaları ortaya çık..]]> Sun, 07 Jan 2018 04:52:24 +0300 Soğukların kıramadığı mikroplar https://www.evrensel.net/yazi/80541/soguklarin-kiramadigi-mikroplar https://www.evrensel.net/yazi/80541/soguklarin-kiramadigi-mikroplar? Soğuk havalar başladı. En uzun geceyi yaşadık geçtiğimiz hafta. Kışı bütün gücüyle iliklerimizde hissetmeye başladığımız şu günlerde nezle, grip, soğuk algınlığı vb. hastalıklardan bunalmış çevremde sık sık “Kar yağsa da mikroplar kırılsa” sözlerini duyar oldum. Kuşaktan kuşağa aktarılarak gelen bu sözlerde kısmen doğruluk payı var aslında. Mikroorganizmaların bir kısmının büyümesi soğuk havalarda yavaşlar. Özellikle insan patojenleri, insan vücut ısısına yakın sıcaklıklarda en hızlı şekilde büyüyebildikleri için soğuk havalar onların da dışarıda çoğalmalarını ve yayılmalarını azaltır. Bakterilerde soğuk şoku mekanizmalarının etkinleştiği ve soğukta bu mikroorganizmalarda DNA hasarı olabileceği, DNA hasarının tamir edilemediği koşullarda mikroorganizmanın yaşamını sürdüremeyeceği biliniyor. Bunun yanı sıra, 0ºC’nin altındaki sıcaklıklarda oluşan buz krista..]]> Sun, 24 Dec 2017 05:05:55 +0300 Süslenen evler, süslenen yengeçler https://www.evrensel.net/yazi/80456/suslenen-evler-suslenen-yengecler https://www.evrensel.net/yazi/80456/suslenen-evler-suslenen-yengecler? Bundan binlerce yıl önce başladı, yaprakları her zaman yeşil kalan ağaç dallarıyla evleri süsleme geleneği. Avrupa'da birkaç bin yıl önce bunların Paganlarca kış gündönümü için ev süslemelerinde kullanıldıkları, Romalıların Saturnalia adını verdikleri kutlamalarında tapınaklarını yine bu şekilde süsledikleri biliniyor. Sidney Üniversite'sinden Dr. Dominique Wilson'a göre kışın karanlık günlerinde yeşil kalan ağaçlar dalları doğurganlık ve yeni yaşamı temsilen eve alınıyordu ve sembolik bir anlam taşıyordu.1 Bu gelenekler zamanla bugünkü yeni yıl ağaçlarına dönüştü. Süsleme geleneği insana özgü değil. Doğada da kendisini süsleyen çeşitli canlılar bulunuyor. Bunlardan biri de Camposcia retusa türü. Camposcia retusa Majoidea süper familyasına dahil bir tür yengeç. Dekoratör yengeç olarak da adlandırıla..]]> Tue, 12 Dec 2017 04:51:20 +0300 Jena deneyinin 15 yılda gösterdikleri https://www.evrensel.net/yazi/80392/jena-deneyinin-15-yilda-gosterdikleri https://www.evrensel.net/yazi/80392/jena-deneyinin-15-yilda-gosterdikleri? Jena Deneyi 2002 yılında Almanya’nın Jena kentinde bulunan Friedrich Schiller Üniverstesi tarafından başlatılan uzun soluklu bir ekosistem deneyi. Pek çok bilim insanı ve araştırma grubundan oluşan bir konsorsiyum tarafından yürütülen Jena deneyi, biyoçeşitlilik ile ekosistemler arasındaki ilişkiyi araştıran ve pek çok farklı yönleriyle ortaya koyan, 10 hektarlık bir arazide yapılan, 85 binden fazla ölçümün kullanıldığı dev bir deney. Başlangıçta bitki çeşitliliğinin element geri dönüşümü ve trofik etkileşimler üzerindeki etkilerini farklı bilim alanlarından bakarak ortaya koymayı amaçlayan Jena deneyi, 2000’lerin ortalarında ekosistem çalışmalarındaki paradigma değişimine paralel olarak gelişti ve bugünlere geldi. Jena deneyi şu sorulara cevap aramak üzere kurgulanmıştı: 1. Bir ekosistem içerisinde yer alan pek çok farklı s&uum..]]> Sun, 03 Dec 2017 04:15:53 +0300 Kimyasal evrim ve prebiyotik kimya https://www.evrensel.net/yazi/80256/kimyasal-evrim-ve-prebiyotik-kimya https://www.evrensel.net/yazi/80256/kimyasal-evrim-ve-prebiyotik-kimya? Yaşamın kökeninde bundan milyonlarca yıl önce oluşan prebiyotik tepkimeler yer alıyor. Onlarca yıldır bu prebiyotik tepkimelerin nasıl oluşmuş olabileceğine, mekanizmalarına dair pek çok yayın yapıldı ve yapılmakta. Scripps Araştırma Enstitüsünden araştırmacıların Nature Chemistry dergisinde yayımlanan çalışmaları da bunlardan biri. Bu çalışma belki de son yılların en önemli çalışmalarından. Prebiyotik fosforilasyon tepkimelerinin (moleküllere fosfat gruplarının eklenmesi) yaşamın kökenini oluşturan moleküllerin oluşumunda önemli bir basamak olduğu yıllardır biliniyor. Fosfat DNA ve RNA’nın, hücre zarını oluşturan fosfolipidlerin (yağların), solunum, fotosentez gibi ana metabolik olaylarda yer alan proteinlerin, enerji depolayan molekülümüz ATP’nin yapısında bulunuyor. Çeşitli proteinlerin etkinliğinin kontrolünde de fosforilasyon önemli bir mekanizma. Pr..]]> Sun, 12 Nov 2017 04:15:21 +0300 Körfez Savaşı sendromunun moleküler temelleri https://www.evrensel.net/yazi/80120/korfez-savasi-sendromunun-molekuler-temelleri https://www.evrensel.net/yazi/80120/korfez-savasi-sendromunun-molekuler-temelleri? Körfez Savaşı’ndan bu yana yaklaşık 27 yıl geçti. Körfez Savaşı’ndan dönen ABD’li askerlerin (veteran, eski asker) savaş dönüşü yaşadıkları hastalık da literatüre Körfez Savaşı Hastalığı ya da Körfez Savaşı Sendromu olarak geçti. ABD Veteran İlişkileri Dairesi, Körfez Savaşı’ndan dönen eski askerlerin tıbben tam olarak açıklanamayan yorgunluk, baş ağrısı, eklem ağrısı, hazımsızlık, uykusuzluk, baş dönmesi, solunum hastalıkları ve hafıza problemleri gibi bir dizi kronik belirti gösterdiklerini ifade ediyor ve bu hastalığı farklı farklı belirtileri nedeniyle “kronik çok semptomlu hastalık” ya da “tanımlanamamış hastalık” olarak tarif ediyor1. Adı ne olursa olsun bu sendromunun ortaya çıkışının savaşla ilintili olduğu aşikar. Yaklaşık 200 bin eski askerin bu sendromdan etkilendiği biliniyor2. Her ne kadar epidemiyolojik çalışmala..]]> Sun, 22 Oct 2017 04:15:49 +0300 Baldaki neonikotinoidler https://www.evrensel.net/yazi/80068/baldaki-neonikotinoidler https://www.evrensel.net/yazi/80068/baldaki-neonikotinoidler? Anadolu’da arıların ve arıcılığın kökenlerinin neolitik dönemlerin başlarına kadar dayandığı biinmekte. Nature dergisinde 2015 yılında yayımlanan bir araştırma balmumunun ilk olarak bundan 7 bin yıl kadar önce Anadolu’da kullanıldığını ortaya çıkarmıştı1. Çatalhöyük’ün kaşifi Arkeolog James Mellaart 1967’de Çatalhöyük’teki yerleşim yerlerini tasvir ederken yapıların bal peteğine benzer olduklarını belirtmekteydi2. Yine Çatalhöyük’te yer alan duvar resimlerinde bal peteği şekilleri göze çarpmaktadır. Anadolu topraklarında arıların ürünü olan bal ve balmumunun kullanımı oldukça eskiye dayanmakta yani.İnsanlığın yerleşik tarihi kadar eski bu ilişkinin, neolitik dönemlerden antik Yunan’a, antik Yunan’dan günümüze süregeldiğini söyleyebiliriz. Antik Yunan’da balarısı Artemis’in kutsal sembol&..]]> Sun, 15 Oct 2017 04:50:19 +0300 Biyolojik saat, sirkadiyen ritimleri ve Nobel 2017 https://www.evrensel.net/yazi/80028/biyolojik-saat-sirkadiyen-ritimleri-ve-nobel-2017 https://www.evrensel.net/yazi/80028/biyolojik-saat-sirkadiyen-ritimleri-ve-nobel-2017? Uzun yıllardır, biyolojik saatlerin insanın da dahil olduğu ökaryotik canlılarda var olduğu ve bu canlıların fizyolojilerinin bir parçası olduğu biliniyor. Sirkadiyen (İngilizce’de Circadian) Latince Circa -hakkında- ve dies -gün- kelimelerinden geliyor. Sirkadiyen saatleri yaklaşık 24 saattir. Canlıların gece ve gündüz döngülerini düzenleyen bu ritmik değişimler çoğu türün davranış ve fizyolojisini de belirler. Araştırmalar, biyolojik saatin beynin suprakiazmatik çekirdek bölgesinde yer aldığını gösteriyor. Bu döngüler her ne kadar dışarıdan gelen sinyallere göre senkronize olabilse de, bu sinyallerin yokluğunda da var olabiliyor1. Bu döngünün moleküler temeli üzerine araştırmalar 1970’li yıllarda başladı. 1 2005 ve 2007 yıllarında yaşamlarını kaybeden Konopka ve benzer, çeşitli kimyasallar kullanarak sirke sineklerini mutasyona uğrattılar. İlk ..]]> Sun, 08 Oct 2017 05:00:35 +0300 Uyuyan Medusa https://www.evrensel.net/yazi/79974/uyuyan-medusa https://www.evrensel.net/yazi/79974/uyuyan-medusa? Deniz anaları denizde, okyanuslarda hem sürüklenen hem de bir miktar yüzebilen bir çeşit zooplanktondur. İstanbul Boğazı’nda deniz kirliliğinin artışıyla sıklıkla karşılaştığımız deniz anaları, denizlerde kaslar kullanılarak yapılan yüzme hareketinin evrildiği ilk canlılardır. Sayılarının artış sebebi kirlilikle birlikte onların denizlerde beslenebilecekleri besin kaynaklarının artmasıdır aslında. Kaslarını suyu pompalayarak suda ilerlemek için kullanır. Bu hareket, kalbin kanı pompalamasına benzer bir harekettir1. Organizasyonel olarak daha ilkel organları ve sinir sistemleri olsa da vücutları jelatinimsi ve saydamdır. 500 milyon yıldan fazla bir zamandır yaşadıkları biliniyor. Deniz anası şemsiyeye benzer ve bu şemsiyeye benzer yapının alt kısmının kenarlarından ve ortasından dokunaçlar sarkar. Dokunaçların bu şekli, deniz anasının antik Yunan mitolojisinde anlatılan Medusa’ya benzetilmesine ve Medusa olarak anılm..]]> Sun, 01 Oct 2017 04:15:31 +0300 Birka'da bir kadın Viking savaşçısı https://www.evrensel.net/yazi/79891/birkada-bir-kadin-viking-savascisi https://www.evrensel.net/yazi/79891/birkada-bir-kadin-viking-savascisi? İsveç’in en eski hatta ilk şehri olarak kabul edilen Birka bir Viking şehri. Mälaren Gölü’ndeki Björkö Adası’nda yer alan bu Viking şehrinin Vikingler için en önemli ticaret merkezlerinden biri olduğu biliniyor1. Unesco’nun Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Birka’da, 1880’lerde yapılan arkeolojik kazılar birçok Viking mezarını açığa çıkarmıştı. Birka, bir tarafı doğuda Ural Dağlarının ötesine ve Arap Yarımadası’na, güneyde Bizans’a kadar ulaşan geniş kültürel, sosyal ve ekonomik ağın bir parçası. Birka’nın nüfusu o dönem 700-1000 kişi civarındaydı ve bunların çoğu ticaret yapan aileler, zanaatkarlar ve savaşçılardan oluşuyordu. Bugün size bu mezarlarda bulunan bir Viking savaşçısının kimliğinin ortaya çıkarılma hikayesini kısaca aktaracağım. 8 Eylül’de American J..]]> Sun, 17 Sep 2017 04:15:30 +0300 Farklı genomlar içeren dev bakteri: Achromatium Oxaliferum https://www.evrensel.net/yazi/79850/farkli-genomlar-iceren-dev-bakteri-achromatium-oxaliferum https://www.evrensel.net/yazi/79850/farkli-genomlar-iceren-dev-bakteri-achromatium-oxaliferum? Poliploidi canlılarda rastlanılan bir özellik. Diploid bir hücre ya da organizmanın bir ya da daha fazla set kromozom daha kazandığı durumu ifade eder1. Örneğin, insan diploid sayıda (2n) (bir anneden gelen kopya bir de babadan gelen kopya olmak üzere iki kopya) kromozoma sahiptir. İnsanda 23 çift yani toplamda 46 kromozom bulunur. Hücre bölünmesi (mitozda) sırasında birçoğunuzun bildiği gibi hücre DNA miktarını iki katına çıkarır. DNA ipliksi yumak halinden çıkar ve kromozomları oluşturur. Bölünme esnasında eğer kromozomlar bir şekilde birbirinden ayrılamazsa oluşan hücreler poliploid özellik gösterir. 3n ve daha fazla kromozoma sahip bu hücreler poliploidtir. Polipolidi ökaryotlarda, özellikle bitkilerde oldukça yaygındır. Bitkilerin evriminde önemli bir süreçtir. Gen kopya sayısının artmasının, organizmanın evriminde gen yer değiştirmelerine, genin fazl..]]> Sun, 10 Sep 2017 05:02:16 +0300 Girit’te bir insansının izinde https://www.evrensel.net/yazi/79808/giritte-bir-insansinin-izinde https://www.evrensel.net/yazi/79808/giritte-bir-insansinin-izinde? Yunanistan’ın en büyük adası, Akdeniz’in ise en büyük adalarından biri olan Girit, Avrupa’nın belki de en eski uygarlıklarından efsanevi Tunç Çağı Kralı Kral Minos’un adıyla anılan Minos uygarlığına ev sahipliği yapmış kadim bir yerleşim.(1) Bu uygarlığın MÖ 2000 yıllarında kurulduğu, Minosluların eşsiz sanat eserleri ve mimarileri ile Batı Avrupa uygarlıklarının gelişiminde önemli rol oynadıkları bilinmektedir. Bundan 65.5 - 55.8 milyon yıl kadar önce, Paleosen devrinde Ege ana karasının bir parçası olan Girit, Pliyosen döneminde, bundan yaklaşık 5.3 -1.8 milyon yıl önce, yer hareketleri nedeniyle bugünkü ada halini alır.(2) Minos uygarlığının beşiği olan bu adanın tarihini insanlık açısından çok daha geriye götürecek bir bilimsel bulgu yayımlandı geçtiğimiz hafta.(3) Bu bulgu hem adanın çok daha eski tarihine ışık tuttu, hem de insanın evrimsel ta..]]> Sun, 03 Sep 2017 05:00:13 +0300 Hem tarih hem trigonometri Sümer'de başlar! https://www.evrensel.net/yazi/79761/hem-tarih-hem-trigonometri-sumerde-baslar https://www.evrensel.net/yazi/79761/hem-tarih-hem-trigonometri-sumerde-baslar? Indiana Jones filmlerinin ilham aldığı Edgar James Banks1 tarafından Irak'ın güneyinde 1900’lü yılların başında Sümerlilere ait antik Larsa kentinde küçük bir tablet keşfedilir2. Edgar James Banks (1866-1945) 1900 yılında Osmanlı İmparatorluğu’ndan özel bir kazı izni alır. Irak’ın Bismil kenti sınırlarında yer alan Adab antik kentinin kazısı içindir bu izin. Banks’in Nemrut Dağı’na tırmanan ilk ABD’li olduğunu da buraya ekleyelim. ABD’deki çeşitli üniversite, müze, tarihi topluluk vb. kuruluşların kolleksiyonlarında yer alan pek çok eski eser Banks’in kazılarında bulunmuştur ve bunların sayılarının yaklaşık 175 bin parça olduğu tahmin edilmektedir. Onun biyografisini yazan Dr. Ewa Wasilewska’ya göre pek çok üniversite, Banks tarafından kendilerine bırakılan unutulmaya yüz tutmuş kutuları açtığında genellikle bu kutularda tam &cce..]]> Sun, 27 Aug 2017 04:15:29 +0300 Zeus'un bacağı ya da yapay rahim https://www.evrensel.net/yazi/79715/zeusun-bacagi-ya-da-yapay-rahim https://www.evrensel.net/yazi/79715/zeusun-bacagi-ya-da-yapay-rahim? Antik dönemlerden günümüze erken doğum kavramı insanlık tarihi tarafından çeşitli biçimlerde kayıt altına alınmış. Örneğin yunan mitolojisi annesi kendisine hamile iken ölen Dionysus’un erken doğuşunu anlatır. Taranto Arkeoloji Müzesi’nde bulunan Dionysus’un doğumu isimli vazo üstü resmi (MÖ 385), bereket, bağcılık ve şarap tanrısı olan Dionysus’un doğumunu anlatır1. Dionysus’un annesi Semele’nin ölümüyle bu sırada yanında olup ölümüne de sebep olan babası Zeus, hızla bebeği çıkarır ve doğmaya hazır olana kadar, bacağına yerleştirir. Vazodaki çizimde Dionysus, Zeus’un bacağına dikilidir ve kollarını muhtemelen Hera’ya uzatmaktadır. Bu çizim Antik Yunan’da erken doğan bebeklerin vücut ısısının sabit tutulması, ısı kaybının önlenmesi konusunda bir bilgi olduğuna işaret etmektedir. Bu hafta yayımlanan ve kuzul..]]> Sun, 20 Aug 2017 05:04:56 +0300 Beyin ve bilgisayar oyunları https://www.evrensel.net/yazi/79669/beyin-ve-bilgisayar-oyunlari https://www.evrensel.net/yazi/79669/beyin-ve-bilgisayar-oyunlari? Bundan yaklaşık 50 sene kadar önce, 13 Ekim 1958 tarihinde modern bilgisayar oyunlarının atası sayılan “Tennis for Two” (İki Kişilik Tenis) adlı oyun ABD Enerji Bakanlığına bağlı Brookhaven Ulusal Laboratuvarlarının yılda bir düzenlediği halk gününde tanıtıldı. Analog bir bilgisayara bağlı iki kontrol ünitesiyle oynanan iki kişilik oyunu yapan kişi, nükleer fizikçi olan William Higinbotham'dan başkası değildi. Oyunun ekranı bir osiloskoptu. Higinbotham ilk atom bombası için elektronik aksamı geliştiren fizikçiydi. Şahit olduğu atom bombası denemeleri ve Hiroşima ile Nagazaki’ye atılan atom bombalarının etkileri onu nükleer silahlahsızlanma ve bunların kontrol edilmesi konularında çalışmaya teşvik etti1. Kalan ömrünü nükleer silahsızlanma ve bu silahların kontrol altına alınması için çalışmaya adadı. Atomcu (Daha sonra Amerikan adını aldı) Bilim İnsanları Federasyonu&rsq..]]> Sun, 13 Aug 2017 05:00:16 +0300 Paris katakomblarından beyin atlasına https://www.evrensel.net/yazi/79547/paris-katakomblarindan-beyin-atlasina https://www.evrensel.net/yazi/79547/paris-katakomblarindan-beyin-atlasina? 2007 yılında yaşama veda eden Jean Talairach, insan beynini bir ızgara (grid) sistemi kullanarak ilk olarak haritalayan beyin cerrahıdır. Paris’teki St. Anne Hastanesinde çalışan Talairach 1947 yılında yayınladığı insan beyni atlası ve geliştirdiği Talairach koordinat sistemi ile beyin cerrahisi alanına muazzam katkılarda bulunmuş. Nature dergisinin 20 Temmuz 2017 tarihli sayısındaki Correspondence bölümünde yayımlanan kısa bir yazı, bize Talairach’ın yalnızca beynin haritasının çıkarılması konusunda değil başka haritalarda da usta olduğunu ortaya koydu . Pierre Bourdillon, Marc Leveque ve Carolina Apra, St. Anne Hastanesi arşivlerini tarayarak Talairach tarafından çizilen Paris katakomblarının yani yer altı mezarlarının haritasını açığa çıkardılar. 2. Dünya Savaşı yıllarında çizilen bu haritanın Paris’in Nazilerden kurtuluşunda direniş hareketi açısından önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. 1911 yılında doğan Jean Talairach 1937 yılında St. Anne Hastanesinde çalışmaya b..]]> Sun, 23 Jul 2017 05:00:05 +0300 Triclosan ve antibiyotik direnci https://www.evrensel.net/yazi/79447/triclosan-ve-antibiyotik-direnci https://www.evrensel.net/yazi/79447/triclosan-ve-antibiyotik-direnci? Triclosan bundan yaklaşık 50 yıl önce pestisit olarak kaydı yapılmış bir kimyasal madde. Antibakteriyel özellik gösterdiği için son yirmi yılda antibakteriyel sabun, deodorantlar, diş macunları, kumaş, plastik, antibakteriyel oyuncaklar gibi pek çok üründe triclosan kullanımının arttığını gözlüyoruz (1). 2016 yılında ABD’nin FDA (Food and Drug Administration, Yiyecek ve İlaçları denetler) kuruluşu, triclosan ve triclocarban içeren antibakteriyel sabunları potansiyel olarak zararlı görülen bu kimyasalları içerdikleri için yasaklamıştı (2). Bunu geçtiğimiz yıl köşemize taşımıştık. Oysa diğer tüketici ürünleri FDA denetiminde olmadığı için bunlarda triclosan kullanımı yüksek oranda devam ediyor. 2008 yılında ABD’de çocuklarla ve yetişkinlerle yapılan büyük bir çalışma, deneklerin %75’inin idrarlarında bu maddeleri tespit etti. Triclosan’ın hayvanlarda hormonal düzenleri değiştirdiği, antibiyotiğe dirençli mikropların gelişimine katkı sağladığı ve bağışıklık sistemine zararlı olabileceği d..]]> Sun, 09 Jul 2017 04:15:34 +0300 Sentetik bir renk paleti: Escherıchıa colı https://www.evrensel.net/yazi/79407/sentetik-bir-renk-paleti-escherichia-coli https://www.evrensel.net/yazi/79407/sentetik-bir-renk-paleti-escherichia-coli? Escherichia coli günümüzde en fazla bilinen ve araştırmalarda en yaygın olarak kullanılan bakteri türüdür desek sanırım abartmış olmayız. 1884 yılında mikrobiyolog ve pediyatri uzmanı Theodor Escherich çocukların bağırsaklarında yaşayan mikropları ve bunların sindirim ve hastalıktaki rollerini araştıran bir çalışma başlattı1. Bu çalışmada Escherich, hızlı büyüyen bir bakteri türünü saflaştırdı ve buna Bacterium coli commune ismini verdi. İşte bu bakteri, bugün bildiğimiz adıyla Escherichia coli (kısaca E. coli) idi. E. coli’nin bu kadar tanınmasını ve laboratuvar araştırmalarında kullanımının yaygınlaşmasını sağlayan şey, onun kolayca bulunur oluşu ve laboratuvar ortamında kolayca büyütülebilmesiydi. Patojen (hastalık yapıcı) olmayan, herhangi bir besiyerinde hızlıca büyüyen E. coli suşları hemen hemen her insandan elde edilebiliyordu. Farklı üniversitelerin, araştırma enstitülerinin mikrobiyoloji eğitimi için oluşturdukları kültür koleksiyonlarının ayrılmaz bir parçası idi E. coli..]]> Sun, 02 Jul 2017 04:51:00 +0300 Lozan’da bir kadim ağaç https://www.evrensel.net/yazi/79369/lozanda-bir-kadim-agac https://www.evrensel.net/yazi/79369/lozanda-bir-kadim-agac? Ülkemiz ormanları hem meşe türleri bakımından hem de kapladıkları alan bakımından dünyanın sayılı meşe diyarlarından biri olarak kabul ediliyor1. Coğrafyamızın ve Avrupa’nın kadim kültürlerinde de meşe ağacı önemli bir yer tutar. Antik Yunan, Roma, Kelt, Slav ve Tötanik toplumlarda meşe ağacı genellikle en fazla saygı gören ağaçlardandır. Bu toplumların mitolojilerinde Zeus, Jüpiter, Dagda, Perun ve Thor gibi tanrılarla anılır meşe ağacı. Bu tanrıların yağmura, şimşek ve yıldırıma hükmettikleri düşünülür. Meşe ağaçlarına daha düşük elektrik direnci olması ve genellikle ortamdaki en büyük ve uzun ağaç olması nedeniyle daha sık yıldırım düşer2. Meşe yaprakları antik kralların taçlarını da süsler. İşte bu kadim meşelerden biri de İsviçre’deki Lozan üniversitesi’nin kampüsünde bulunuyor. 234 yaşındaki bu meşe ağacı, Napolyon’un ordularının kasabadan 1800 yılındaki geçişleri sırasında henüz genç bir ağaçtı. Üniversitedeki araştırmacılar bu yaşlı ve sembol ağacın değişik dallarından örnek..]]> Mon, 26 Jun 2017 04:51:15 +0300 Otuz yıllık bulmaca, antibiyotik direnç genlerinin kökeni https://www.evrensel.net/yazi/79310/otuz-yillik-bulmaca-antibiyotik-direnc-genlerinin-kokeni https://www.evrensel.net/yazi/79310/otuz-yillik-bulmaca-antibiyotik-direnc-genlerinin-kokeni? Yaklaşık otuz yıldır araştırmacılar antibiyotik direnç genlerinin kaynağının o antibiyotikleri üreten mikroorganizmalar olduğunu öne sürmekteydi. Ancak bu haftaya kadar araştırmacılar bu hipotezi doğrudan destekleyecek bir kanıt bulamamışlardı. Danimarka Teknik Üniversitesinden araştırmacılar, geçtiğimiz hafta Nature Communications dergisinde yayınladıkları çalışmalarıyla bu hipotezi doğruladıklarını duyurdular. Araştırmacılar direnç genlerinin kaynağını patojen mikroorganizmaları ve Aktino bakterileri kullanarak gösterdiler . Aktino bakteriler, bakteri aleminin en geniş şubesini oluşturan ve DNA’larında guanine ve sitozin bazlarının oranı yüksek olan Gram pozitif (Gram boyası ile boyanabilen) mikro organizmalardır. Bu bakteri grubuna ait türlerin şekilleri farklılık gösterir. Bu türlerin morfolojisi yuvarlak, çubuk gibi ya da küf mantarlarına benzer bir şekilde filamentli olabilir. Aktino bakteri ismi Yunanca’da ışınlı anlamına gelen aktina ile minik sopa anlamına gelen bakterio..]]> Sun, 18 Jun 2017 04:15:41 +0300 Mikroorganizmalarla resim https://www.evrensel.net/yazi/79218/mikroorganizmalarla-resim https://www.evrensel.net/yazi/79218/mikroorganizmalarla-resim? Sanat ile bilimin arasında bir köprü, bir arayüz mikroorganizmalarla yapılan resimler. Mikroorganizmaların farklı renk ve özelliklerini kullanılmakta bu resimler yapılırken. Doğadaki mikroorganizmaların, ya da genetiği değiştirilmiş mikroorganizmaların laboratuvar ortamında beelirli bir kompozisyonda katı besi yerinde büyütülmesi ile ortaya çıkan bu sanat, mikroorganizmaların çoğunlukla bilinmeyen, göz ardı edilen dünyasını laboratuvardaki bilim insanının iç dünyası ile birlikte yansıtıyor bizlere. ASM’nin (American Society for Microbiology, Amerikan Mikrobiyoloji Derneği) bu yıl üçüncüsünü düzenlediği Agar Art 2017 yarışmasında finale kalan ve ödül alan eserler geçtiğimiz hafta belirlendi1. Yaklaşık otuz altı ülkeden iki yüz altmış beş eserin katıldığı yarışmada bu sene birinciliğiJustin Temple’ın alışılmışın dışında bir teknik kullanarak yaptığı “Sunset at the End” (Sondaki Gün Batımı) isimli eseri kazandı (Resim 1). New York Üniversitesinde Langone Tıp Merkezi’nde mayalarla..]]> Sun, 04 Jun 2017 06:04:13 +0300 Biyolojik devreler https://www.evrensel.net/yazi/79172/biyolojik-devreler https://www.evrensel.net/yazi/79172/biyolojik-devreler? Günlük yaşamımızda kullandığımız teknolojik ürünlerin temelinde elektronik devreler bulunmakta. Hücrelerimizi de indirgeyerek bakarsak DNA’nın, RNA’nın, gen ürünleri olan proteinlerin bir araya geldiği daha karmaşık elektronik devrelere benzetebiliriz. Hücreye gelen çevresel sinyaller ya da hücre içindeki çeşitli sinyaller, hücrenin kendi biyolojik devrelerinden geçer ve işlenir. Canlı hücreler değişen çevre koşullarını izleyip, uyum sağlayabilmek için sürekli kendilerine gelen bilgiyi işlemek, değerlendirmek ve buna uygun hücresel cevapları oluşturmak zorundadır. Örneğin ortam sıcaklığı arttığında, sıcaklık şoku cevabı tüm canlı hücrelerin ortak özelliğidir. Hücreler sıcaklık artışını biyolojik devreleri aracılığı ile algılar ve sıcaklık şoku proteinleri adı verilen bir dizi düzenleyici proteini sentezleyerek, hücreye yansıyan sıcaklık stresi ile başa çıkmaya çalışır. Biyolojik devreler, temelinde genler, gen düzenleyici hücre elemanları, RNA ve gen ürünü proteinlerden oluşmaktadır. S..]]> Sun, 28 May 2017 05:00:32 +0300 Mikrobiyomlu ya da mikrobiyomsuz https://www.evrensel.net/yazi/79124/mikrobiyomlu-ya-da-mikrobiyomsuz https://www.evrensel.net/yazi/79124/mikrobiyomlu-ya-da-mikrobiyomsuz? Konak-mikrobiyom etkileşimleri son yılların en popüler konularından biri. Canlıların mikrobiyomlarının organizmasağlığı ve hastalıklarla ilişkilendirildiği, çeşitli hastalıkların tedavisinde mikrobiyom transferi denemelerinin yapıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Mikrobiyom ile canlı arasında olan karmaşık evrimsel ilişkiler ağını henüz tam anlamıyla çözebilmiş değiliz. Ancak bu alandaki yeni yayınlar ve araştırmalar, hastalıkların oluşum mekanizmalarına mikrobiyomumuzun katkılarını yavaş yavaş ortaya çıkarıyor. Genome Research dergisinde geçtiğimiz ay yayınlanan araştırma da bunlardan biri1. Duke Üniversitesinden araştırmacılar mikrobiyomun farelerde ve zebra balıklarında gen ifadesini değiştirdiğini göstermeyi başardılar. Genom üzerindeki gen bölgeleri çeşitli düzenleyici bölgelere de sahiptir. Bu bölgelere bağlanan transkripsiyon faktörü adı verilen özel proteinler, bir genin aktif ya da pasif hale gelmesini sağlarlar. Aktif hale gelen genin kodu kalıp olarak kullanılır ve genin protein ü..]]> Sun, 21 May 2017 05:00:38 +0300 Bakteriyle savunma sistemlerinden fareler ve insanlara https://www.evrensel.net/yazi/79074/bakteriyle-savunma-sistemlerinden-fareler-ve-insanlara https://www.evrensel.net/yazi/79074/bakteriyle-savunma-sistemlerinden-fareler-ve-insanlara? CRISPR-Cas9 sistemi kullanılarak yapılan bilimsel araştırmaların sayısı her geçen gün artmakta. Bu sistem genomda yani DNA’da değişiklikler yapmaya olanak sağlayan bir sistem ve temelini bazı bakteri türlerinin savunma sistemlerinden almakta. Virüsler gibi patojenlerin istilasına karşı bazı bakteri türleri CRISPR-Cas9 türü bir gen editleme(gen değiştirme) sistemi kullanır. Bu sistem bu tür bakterilerin kendilerini tehdit eden patojen organizmalara karşı bağışıklık sistemini oluşturur. CRISPR dizileri bakteri genomunda yer alan özel DNA dizileridir. Cas9 ise moleküler bir makas olarak işlev görerek DNA’yı kesen bir enzimdir. Virüslerin DNA dizilerini tanıyan bakteriyel savunma sistemi, Cas9 enzimini kullanarak virüs DNA’sını parçalar. Parçalanan virüs DNA’sı böylece hücrede etkisiz hale getirilir. Buna ek olarak virüse ait DNA parçalarının bir kısmı CRISPR dizilerinin bulunduğu bölüme alınarak bir tür bağışıklık hafızası oluşturulur. CRISPR teknolojisi işte bu sistemin bakteri, maya, me..]]> Sun, 14 May 2017 04:49:08 +0300 Sessizlik değil, bilim https://www.evrensel.net/yazi/78986/sessizlik-degil-bilim https://www.evrensel.net/yazi/78986/sessizlik-degil-bilim? Bilim Yürüyüşü, Dünya Günü olan 22 Nisan’da gerçekleştirildi. Amerika Birleşik Devletleri’nde yeni yönetimin iktidara gelişiyle birlikte bilim ve araştırma bütçelerinde yaşanan daralmalar, devlete bağlı araştırma kurumlarında çalışan bilim insanlarının araştırma sonuçlarını kamu ile paylaşmasına getirilen kısıtlamalar, bilimsel ve akademik özgürlüklerin daha da kısıtlanabileceğine dair endişeler bilim insanlarını bir araya getirerek ABD çıkışlı bir hareket olan March for Science’ın (Bilim Yürüyüşü) ortaya çıkışına zemin oluşturmuştu. Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’ya, Afrika’ya, Avustralya’ya ve hatta Kuzey Kutbu’na kadar dünyanın dört bir tarafında, 610 farklı yerde gerçekleştirilen irili ufaklı gösteri ve yürüyüşlere on binlerce bilim insanı katıldı. ABD dışındaki ülkelerde gerçekleştirilen gösteri ve yürüyüşler başlangıçta bilim insanlarının ABD’deki bilim insanları ile dayanışmak üzere düzenledikleri etkinlikler olarak ortaya çıkmıştı. Londra’daki yürüyüşe on iki bin civarında kat..]]> Sun, 30 Apr 2017 05:00:07 +0300 Enceladus’ta yaşam ihtimali güçleniyor https://www.evrensel.net/yazi/78890/enceladusta-yasam-ihtimali-gucleniyor https://www.evrensel.net/yazi/78890/enceladusta-yasam-ihtimali-gucleniyor? NASA’nın 13 Nisan’da düzenlediği basın toplantısı, gözlerin tekrar Satürn’e ve Jüpiter’e çevrilmesine neden oldu. Satürn, Güneş sisteminin Jüpiter’den sonraki ikinci büyük gezegeni. Güneşe uzaklık bakımından da Güneş sisteminde altıncı sırada. Satürn’ün bilinen altmıştan fazla uydusu (ayı) var. Satürn’ün uydularının bir kısmı henüz adlandırılmamış olsa da, adlandırılmış olanların isimleri Yunan-Roma mitolojileri ile Norse ve Inuit efsanelerinden esinlenilerek konulmuş. Satürn’ün en büyük uydusu Titan. Satürn’ün NASA açıklamasına konu olan uydusu ise Enceladus. GÜNEŞ SİSTEMİMİZDE BİLİNEN EN PARLAK UYDU Enceladus, parlaklığını yüzeyinin buzlu olmasına ve böylece kendisine ulaşan güneş ışığının neredeyse tamamını yansıtabilmesine borçlu. Enceladus adını Yunan mitolojisinden alıyor. Enceladus, Gaia ile Uranüs’ün, yani yerküre ile göğün çocuğudur ve Gigantes’ten (devler) biridir. Gigantesler ile Olimpos tanrıları arasındaki büyük savaşta Enceladus, Athena’nın karşısında yer alır ve Ath..]]> Sun, 16 Apr 2017 04:53:46 +0300 Tanrılardan kök hücre tedavisini çaldılar https://www.evrensel.net/yazi/78838/tanrilardan-kok-hucre-tedavisini-caldilar https://www.evrensel.net/yazi/78838/tanrilardan-kok-hucre-tedavisini-caldilar? Antik Yunan mitolojisindeki efsane ve hikayeler hem pek çok bilim insanına ilham olması bakımından, hem de o dönemin insan topluluklarının hayata dair bilgilerini günümüze aktarmaları bakımından oldukça önemli. İki antik Yunan miti kök hücre çalışmaları için özellikle önemli. Bunlardan biri, bir çoğumuzun aşina olduğu tanrılardan ateşi çalan Prometheus’un hikayesi. Hikayeyi özet olarak şöyle aktarabiliriz (Hikayenin anlatılan farklı versiyonlarının bir kısmına göre): Prometheus Titanlardan biridir. Titanlarla Olimpos tanrılarının savaşında Zeus’un tarafında olan Prometheus yenilen Titanlarla cezalandırılarak yer altı dünyasına gönderilmekten kurtulur. Antik Yunan mitolojisine göre Prometheus insanlığın koruyucusu ve kurtarıcısı olarak resmedilir. Zeus kendisini Mecone’de aldatan Prometheus’a kızar ve ceza olarak da ateşi ölümlülerden saklamaya karar verir. Prometheus ateşi çalar ve insanlara verir. Olimpos tanrılarının başı olan Zeus, ateşi tanrılardan çalarak insanlığın hizmetine sund..]]> Sun, 09 Apr 2017 05:40:38 +0300 Kuyruklarıyla gören kör iribaşlar https://www.evrensel.net/yazi/78791/kuyruklariyla-goren-kor-iribaslar https://www.evrensel.net/yazi/78791/kuyruklariyla-goren-kor-iribaslar? Çocukluğumuzda nerede bir göl ya da dere görsek, kenarındaki ufak su birikintilerinde kurbağa yavrularını görmeye, gözlemeye çalışırdık. İribaş adı verilen kurbağa yavruları elips şekilli kocaman kafaları ve uzun kuyrukları ile bizleri büyülerdi. Aradan on yıllar geçti ve çocukluğumda gözlemlediğim iribaşların laboratuvar deneylerinde kullanımına dair bir haber önüme düşüverdi1. Regenerative Medicine dergisinin 30 Mart 2017 tarihli sayısında yer alan araştırmada kör iribaşların, kuyruklarına göz nakledilmesi ve nakil sonrasında küçük bir nörotransmitter ilaçla tedavi edilmeleri sonrasında görsel bilgiyi - işleyebildikleri gösterildi2. Araştırmacılar uzunca bir süredir, nakledilen organların/yapıların sinirlerinin alıcıya nasıl entegre olduğunu anlamaya çalışmakta. Sinirlerin oluşmaması ya da sinirlerin alıcı hücreleri ile entegre olmaması rejeneratif tıbbın çözmeye çalıştığı problemlerin başında geliyor. Duyu organlarının nakillerinde, işitsel, görsel ve dokunsal verilerin iletimi i..]]> Sun, 02 Apr 2017 05:00:40 +0300 Bilim yürüyüşü https://www.evrensel.net/yazi/78743/bilim-yuruyusu https://www.evrensel.net/yazi/78743/bilim-yuruyusu? Amerika Birleşik Devletleri’nde yeni yönetimin iktidara gelişiyle birlikte bilim ve araştırma bütçelerinde yaşanan daralmalar, devlete bağlı araştırma kurumlarında çalışan bilim insanlarının araştırma sonuçlarını kamu ile paylaşmasına getirilen kısıtlamalar, bilimsel ve akademik özgürlüklerin daha da kısıtlanabileceğine dair endişeler bilim insanlarını harekete geçirdi. The March for Science (Bilim Yürüyüşü) ismi altında biraraya gelen bilim insanları aynı başlıklı yürüyüşü ABD’nin başkenti Washington’da Dünya Günü olan 22 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştirecek. Yürüyüşün bitiminde bir münazara da yapılacak. Aynı tarihte, dünyanın 400’den fazla şehrinde aynı başlık altında etkinlikler düzenlenecek. Etkinlikler ABD’deki ve Avrupa’daki bir çok bilimsel kurum, cemiyet, mesleki kuruluş, sendika tarafından da destekleniyor. The March for Science’ta biraraya gelen bilim insanları şöyle diyor: "Bilim Yürüyüşü insan özgürlüğü ve refahının bir dayanağı olarak güçlü bir şekilde finanse edile..]]> Sun, 26 Mar 2017 04:55:29 +0300 Yoğurt, sağlık ve depresyon https://www.evrensel.net/yazi/78650/yogurt-saglik-ve-depresyon https://www.evrensel.net/yazi/78650/yogurt-saglik-ve-depresyon? Günlük diyetimizin ayrılmaz bir parçası olan yoğurdun en az beş bin yıllık bir tarihi var. 11. yüzyılda yazılmış olan Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lügat-it Türk’ü ile Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig’inde yoğurt kullanımı anlatılıyor. Orta Asya’dan Anadolu coğrafyasına göç eden toplulukların ve burayı kendine mekan seçen diğer toplulukların karakteristik yiyeceklerinden olan yoğurt 16. yüzyıl sonrasında Avrupa’ya yayıldı. Yunan ve Roma İmparatorluklarında da yaygın olarak kullanıldığı biliniyor. Ancak dünyada yaygın olarak kullanılması 20. yüzyılda olabildi.1 Yine bu yüzyılın başlarında 1905 yılında Bulgaristan’lı bir tıp öğrencisi olan Stamen Grigorov’un yoğurt bakterisi Lactobacillus bulgaricus’u keşfiyle birlikte araştırmacılar yoğurdun sağlığa olan katkıları için bir açıklama geliştirebildi. 1909 yılında Nobel Ödülü sahibi Yllia Metchnikoff yoğurtta bulunan Lactobacillus türlerinin Bulgar köylülerinin uzun ömürleri ile ilintili olduğunu öne sürdü. Yine bu yıllarda bu bulgular ile yoğ..]]> Sun, 12 Mar 2017 03:51:46 +0300 Fosillerin izinde https://www.evrensel.net/yazi/78603/fosillerin-izinde https://www.evrensel.net/yazi/78603/fosillerin-izinde? Mary Anning adını pek çoğumuz duymamıştır sanırım. 21 Mayıs 1799’da doğan ve 9 Mart 1847’de yaşamını kaybeden Mary Anning gelmiş geçmiş en büyük fosil toplayıcılarındandı1. Yoksul bir ailenin çocuğu olan Anning’in tüm yaşamı zorluklar içinde geçmişti. İngiltere’nin güneybatısında bulunan Lyme Regis kasabasında yaşayan Anning, jeolojik keşiflerin hemen hemen tüm kredisinin üst sosyal sınıftan gelen Londralı erkek bilimcilere verildiği ve kadınların bilim alanında neredeyse yok sayıldığı bir dönemde, yaşamın kökenlerine ışık tutan pek çok önemli fosilin keşfine imza attı. Yaşamı zorlu ve yaptığı iş oldukça tehlikeliydi. Geçimini bu fosillerle sağlıyordu. İşi kolay değildi, zira denizin çekildiği zamanlarda sarp kayalıkların arasında ve kumsalda bu kayaların aşınması ile ortaya çıkan fosilleri topluyordu. Anning, 1821’de ilk Ichthyosaurus fosilini bulan kişidir. Bu keşif Londra’da bulunan Geological Society (Jeoloji Derneği) tarafından da tanınmıştır. Anning’i yalnızca bir fosil toplay..]]> Sun, 05 Mar 2017 04:49:58 +0300 Protein sentezine dair bildiklerimiz, bilmediklerimiz https://www.evrensel.net/yazi/78556/protein-sentezine-dair-bildiklerimiz-bilmediklerimiz https://www.evrensel.net/yazi/78556/protein-sentezine-dair-bildiklerimiz-bilmediklerimiz? Aminoasitler yaşamın temel moleküllerinden olan proteinlerin yapıtaşlarıdır. Doğada birkaç yüz farklı aminoasit bulunsa da bunlardan yalnızca 20 tanesi proteinlerde bulunur. Tüm canlı hücreler proteinlerini protein sentez mekanizmaları ile hücre içinde ribozom adı verilen organellerde oluşturur. Oluşturulacak proteinlerin bilgisi ise hücrenin DNA’sında, genlerinde kodlanmıştır. DNA iki iplikten oluşur ve sarmal şeklindedir. DNA’nın her bir ipliği Adenin, Guanin, Sitozin ve Timin adı verilen dört kim-yasal bazın kimyasal bağlarla bağlanarak uzun bir zincir halinde diziliminden oluşur. DNA dizileri işte bu kimyasal bazların İngilizce’deki baş harfleri ile sembolize edilir (A,G,C,T). Hücre içinde gen dizilerinden mesajcı RNA dizileri oluşturularak DNA’daki bilgi RNA’ya aktarılır. Mesajcı RNA tek bir iplikten oluşur. DNA’daki Timin bazının yerini Urasil (U harfiyle gösterilir) bazı alır ve sentezlenirken DNA kalıp olarak kullanılır. Mesajcı RNA’nın dizisinde her üç baz (Harf de denileb..]]> Sun, 26 Feb 2017 05:00:12 +0300 Deepwater horizon, kirlilik ve kalp rahatsızlıkları https://www.evrensel.net/yazi/78508/deepwater-horizon-kirlilik-ve-kalp-rahatsizliklari https://www.evrensel.net/yazi/78508/deepwater-horizon-kirlilik-ve-kalp-rahatsizliklari? 2010 yılında yaşanan Deepwater Horizon çevre felaketinin üzerinden yaklaşık yedi yıl geçti. BP şirketine ait Deepwater Horizon isimli petrol platformunda 20 Nisan 2010’da yaşanan patlama ile, platformda çalışan 11 kişi yaşamını yitirmiş, galonlarca (3.19 milyon varil olduğu tahmin ediliyor) ham petrol yaklaşık 87 gün boyunca Meksika Körfezi’nin kuzeyine akmış, bu felaket bölgede yaşayan pek çok deniz canlısının ölümüne yol açmıştı. Tarihe, dünya çapında yaşadığımız en büyük petrol sızıntısı, ABD tarihinin en büyük ve en kötü çevre felaketi olarak geçen Deepwater Horizon’dan yayılan ham petrolün bugüne kadar insan ve deniz canlılarının üzerindeki etkilerini araştıran pek çok bilimsel çalışma yayınlandı. Scientific Reports dergisinde 31 Ocak 2017’de yayımlanan yeni çalışma, yayılan ham petrol bileşenlerinin bölgede yaşayan balık çeşitlerinin kalpleri üzerindeki etkilerini ortaya koydu1. Petrol platformunda yaşanan patlamayla birlikte polisiklik aromatik hidrokarbonların karmaşık ..]]> Sun, 19 Feb 2017 04:51:47 +0300 Büyücünün şapkasından çıkan amip: Arcella Gandalfi https://www.evrensel.net/yazi/78465/buyucunun-sapkasindan-cikan-amip-arcella-gandalfi https://www.evrensel.net/yazi/78465/buyucunun-sapkasindan-cikan-amip-arcella-gandalfi? Protista aleminin üyelerinden olan amipler tatlı sularda, su birikintilerinde ve nemli ortamlarda yaşayan tek hücreli canlılardır. Su birikintilerinden aldığınız bir örneği mikroskop altında incelediğinizde, amip ya da amip gibi hareket eden canlılara rastlamanız olasıdır. 18. yüzyılda mikroskobun keşfinden yaklaşık 100 yıl sonra Rosel von Rosenhof “der kleine Proteus” (“küçük Proteus”) ismini verdiği, amibe benzeyen organizmayı tanımladı1. Amoebozoa şubesinin tanımlanan ilk ferdi olan bu canlı, yalancı ayaklarını çeşitli besin maddelerine ulaşmak ve onları hücre içine almak için kullanır. Amoebozoa şubesinin bugün tanımlanmış 2 bin 500 civarında farklı türü bulunuyor. Bu şubeye ait canlılar kabuklu ya da çıplak olabilir ve bazılarının kamçıları da bulunabilir. Brezilya’da Sao Paulo Üniversitesinden araştırmacılar bu şubeye ait, daha önce tanımlanmamış, Güney yarım küreye, Brezilya’ya özgü yeni bir tür keşfettiler2. Yeni keşfedilen bu türün şapkaya benzer bir kabuğu bulunuyor. ..]]> Sun, 12 Feb 2017 04:59:36 +0300 Antibiyotikler ve dirençli bakteriler https://www.evrensel.net/yazi/78431/antibiyotikler-ve-direncli-bakteriler https://www.evrensel.net/yazi/78431/antibiyotikler-ve-direncli-bakteriler? Antibiyotiklerin yanlış ya da fazla kullanımının antibiyotiklere karşı dirençli bakteriler ortaya çıkardığını uzunca bir süredir biliyoruz. Dünya Sağlık Örgütü’nün de sık sık dikkat çektiği bu konu oldukça önemli. Hepimizi antibiyotiklerin yanlış (bilinçsiz) ya da fazla kullanımının yol açtığı büyük problemlerin beklediğini unutmamak gerekli. Çünkü dirençli bakterilerin yol açtığı enfeksiyonları tedavi etmek çok daha zor. Dirençli bakterilerin direnci hangi mekanizmalarla kazandıkları, bu değişim sürecinde hangi özelliklerden ödün verdikleriya da hangi yeni özellikleri kazandıkları (küçük bir not burada bilinçli bir ödün verme ya da kazanma eyleminden söz etmiyoruz) son yıllarda sıklıkla araştırılmakta. Exeter Üniversitesi’nden araştırmacılarhastalık yapıcı bakterilerle (klinik patojenlerle) çalışarak doksisiklin isimli bir antibiyotiğe karşı E. coli’nin hastalık yapıcı bir alt türünün nasıl direnç kazandığını, bu süreçte direnç kazanıldığında buna karşılık hangi özelliklerin feda ..]]> Tue, 07 Feb 2017 04:56:34 +0300 Antik proteinler ve sirke sineğinin uyumsal evrimi https://www.evrensel.net/yazi/78331/antik-proteinler-ve-sirke-sineginin-uyumsal-evrimi https://www.evrensel.net/yazi/78331/antik-proteinler-ve-sirke-sineginin-uyumsal-evrimi? Sirke sinekleri ya da bilimsel ismiyle Drosophila melanogaster, onlarca yıldır (yaklaşık bir yüzyıldır) biyoloji laboratuvarlarında model organizma olarak kullanılıyor. Özellikle gelişim biyolojisi ve genetik çalışmalarında sıklıkla kullanılan bir türdür. Kozmopolitan bir tür olarak bilinen bu sineklere mutfağınızda, evinizde, restorantlarda rastlamanız olası. Zira yaklaşık 3 mm boyunda olan bu tür, çürümekte olan meyvelerin üzerinde birikmesi ile meşhurdur. Bilindiği gibi çürümekte olan meyvelerde fermantasyon sonucu etil alkol oluşur. Sirke sinekleri ortamdaki görece yüksel alkol oranına rağmen bu meyveleri kullanır. Drosophila melanogaster’e evrimsel olarak en yakın türlerden biri de Drosophila simulans adı verilen bir türdür. Bu iki tür de oldukça benzer özellikler gösterir. Ancak araştırmalar Drosophila melanogaster’in alkol toleransının Drosophila simulans’a göre daha yüksek olduğunu göstermektedir.(1) Drosophila’nın her iki türü de alkol dehidrojenaz enzimini kodlayan..]]> Sun, 22 Jan 2017 04:40:47 +0300 Asgard arkeaları ve yaşamın çeşitliliği https://www.evrensel.net/yazi/78287/asgard-arkealari-ve-yasamin-cesitliligi https://www.evrensel.net/yazi/78287/asgard-arkealari-ve-yasamin-cesitliligi? Asgard ismi Nors mitolojisi bilenlere ve bilim kurgu severlere tanıdık gelecektir. Asgard, Nors yani İskandinav (Viking) mitolojisinde adı geçen dokuz dünyadan biridir1. Aesir Tanrılarının evi ve kalesidir. Gökyüzünde yer alır ve Midgard adı verilen insan dünyasına Bifrost adı verilen gökkuşağı köprüsü ile bağlanır. Asgard ismi 1997-2007 yılları arasında yayınlanan Stargate SG-1 (Yıldız Geçidi) dizisinde de sıklıkla kullanılıyordu. TRT’de de yayımlanan dizide, nesli tükenmekte olan kadim bir uzaylı türü vardı. Bu uzaylı türe Nors mitolojisine atfen Asgard adı verilmişti. Bu hafta Nature dergisinde yayımlanan ve bir süper-şube (filum) olarak Asgard Arkeaları’nı tanımlayan çalışma2, hem Nors mitolojisine atıfta bulunuyor hem de ökaryotların kökenine dair önemli bilgileri açığa çıkarıyor. Bilindiği gibi, yeryüzündeki canlı çeşitliliği üç ana grupta toplanır. Bunlar; çekirdekleri bir zarla çevrili olmayan bakteriler, arkealar ve çekirdekleri bir zarla çevrili olan, bizim de iç..]]> Sun, 15 Jan 2017 05:00:43 +0300 2016’nın heyecan verici keşif ve buluşları https://www.evrensel.net/yazi/78198/2016nin-heyecan-verici-kesif-ve-buluslari https://www.evrensel.net/yazi/78198/2016nin-heyecan-verici-kesif-ve-buluslari? Science dergisinin 23 Aralık 2016 tarihli sayısı1, 1.3 milyon yıl önce iki kara deliğin çarpışmasının sonucu ortaya çıkan yer çekimi dalgalarının tespitini 2016 yılının keşfi olarak seçti. Yer çekimi dalgalarının varlığını bundan yüzyıl önce Albert Einstein tahmin etmişti. Dergi editörleri 2016 yılının iddialı keşif ve buluşlarını da yine bu sayıda ele aldı. Bunların bir kısmını sizler için derledik. GÜNEŞ SİSTEMİNİN DIŞINDA YAŞANABİLİR BİR GEZEGEN ADAYI, PROXİMA B Proxima b'nin bir ressam tarafından çizilen hayali/tahmini yüzeyi. Proxima b kırmızı cüce yıldız Proxima Centauri’nin (Resimdeki sarı renkle gösterilen büyük yıldız) etrafında dönmekte. Proxima Centauri güneş sistemimize en yakın olan yıldızdır. Resimde Proxima Centauri’nin yukarısında ise çift yıldızlar olan Alpha Centauri AB gösterilmekte. Dünyadan biraz daha büyük bir gezegen olan Proxima b Proxima Centauri'nin çevresindeki yaşanabilir bölgede bulunmakta ve buradaki yüzey sıcaklığı sıvı halde su bulunabilmesi için o..]]> Sat, 31 Dec 2016 04:50:45 +0300 Gagalı dinozorlardan kuşlara https://www.evrensel.net/yazi/78160/gagali-dinozorlardan-kuslara https://www.evrensel.net/yazi/78160/gagali-dinozorlardan-kuslara? Onun adını (türünü) ilk defa, takvimler 2009 yılının Haziran ayını gösterirken duymuştuk. Haber dergilerinin, bilimsel dergilerin bu haberi verirken kullandığı başlıklar birbirine çok benzerdi: “Gagalı, kuşa benzer dinozor, parmakların evriminin hikayesini anlatıyor1”, “dinozorun parmakları, kuşların kanada nasıl sahip olduklarını gösteriyor2”… Bu haberlere konu olan dinozor bir Ceratosaurus ve tür ismi “kaçamayan çamur (bataklık) kertenkelesi” anlamına gelen Limusaurus inextricabilis idi. Çin’in kuzeybatısında Xinjiang’ın Junggar havzasındaki 159 milyon yaşındaki katmanlarda bulunmuştu. Bu türe ait fosiller, fosilleşmiş çamur katmanlarının arasında üst üste korunmuş bir halde bulunmuştu. Bu dinozor, adını da bulunuş şeklinden alıyor. Gagalı, dişsiz ve otçul bir dinozor türü olan Limusaurus inextricabiliso dönem kuşların evrimindeki kayıp halkalardan biri olarak nitelendirilmişti. Bu dinozorun anatomisi, kuşların evriminde parmakları oluşturan yapılardan kuş kanatlarının nasıl oluşt..]]> Sun, 25 Dec 2016 05:00:52 +0300 Denizatlarının evrimi https://www.evrensel.net/yazi/78119/denizatlarinin-evrimi https://www.evrensel.net/yazi/78119/denizatlarinin-evrimi? Eski çağlardan günümüze gelen, mitolojide kendine yer edinmiş bir canlı, denizatı. Latince cins adını antik Yunan mitolojisinde denizler tanrısı Poseidon’un iki tekerlekli arabasını çeken Hippokampoi’den (Hippos=at, kampos=deniz canavarı) alır. Poseidon’un Hippokampoileri at vücutlu ve balık kuyruklu canlılar olarak resmedilmektedir. Beynimizin hipokampus bölgesi de şeklen denizatına benzediği için böyle adlandırılmıştır. Antik çağlardan günümüze pek çok insan tarafından büyüleyici olarak nitelenen denizatları, evrim süreçleri ile de bizi etkilemeye devam ediyor. Bilindiği gibi bir balık türü olan deniz atlarının vücut şekilleri diğer canlılardan oldukça farklıdır aslında. Deniz atının bir kuyruğu ya da pelvik yüzgeci yoktur, dik olarak yüzer ve kemiksi plakalar bütün vücutlarını kaplar ve destekler, tüp şeklindeki ağızlarında dişleri yoktur ve yeryüzünde erkeği hamile kalan tek tür, denizatıdır. Renk değiştirebilen vücut yüzeyi ile kamuflaj konusunda oldukça ustadır denizatları...]]> Sun, 18 Dec 2016 04:45:19 +0300 Yağca zengin beslenme, kanserin yayılışını artırıyor! https://www.evrensel.net/yazi/78073/yagca-zengin-beslenme-kanserin-yayilisini-artiriyor https://www.evrensel.net/yazi/78073/yagca-zengin-beslenme-kanserin-yayilisini-artiriyor? Kanser günümüzün hastalığı olarak sık sık karşımıza çıksa da arkeolojjk veriler antik günlerden bugüne var olduğunu gösteriyor1. 2014 yılında araştırmacılar, Sibirya’da Bronz Çağı’ndan kalma bir insan iskeletinde bilinen en eski kanser vakasına rastladıklarını duyurdular. Yaklaşık 4 bin 500 yaşında olan kemikler, akciğer ya da prostat kanserinin vücuda yayılışının izlerini günümüze taşıyordu (Kanserli hücrelerin dolaşım yoluyla vücuda yayılışına metastaz denilmekte). Yine 2014 yılında Nil Vadisi’nde, Sudan’ın başkenti Khartoum’un 750 kilometre aşağısında yer alan Batı Amara’da bulunan 3 bin 200 yıllık erkek iskeleti de metastaz yapmış kanserin izlerini taşıyordu. 2015 yılında Mısır’da Aswan yakınlarındaki Qubbet el-Hawa’da bulunan 4 bin 200 yaşındaki bir kadın iskeleti de meme kanserinin izlerini taşıyordu. Mısır’daki Nekropolis’te kalıntıları ortaya çıkaran antropologlar, Elephantine şehrinden bir aristokrat olan bu kadının meme kanseri olduğunu ve kanserin kemiklere yayıldığı..]]> Sun, 11 Dec 2016 04:32:24 +0300 Parkinson hastalığı ve bağırsak mikrobiyomu https://www.evrensel.net/yazi/78026/parkinson-hastaligi-ve-bagirsak-mikrobiyomu https://www.evrensel.net/yazi/78026/parkinson-hastaligi-ve-bagirsak-mikrobiyomu? İnsan, annesinin karnında kaldığı dokuz aylık dönemi steril, yani mikropsuz bir ortamda geçirir. Mikrobiyom ile ilk tanışma ise dış dünyaya çıkarken gerçekleşir. Doğum sırasında ve sonrasında aralarında deri, ağız ve sindirim sisteminin de olduğu bir çok vücut yüzeyi büyük bir çeşitlilik gösteren mikroorganizmalarla tanışır. Modern dizileme yöntemlerinin geliştirilmesi ve buna bağlı olarak işlemsel biyolojinin büyük bir hızla gelişmesi gibi bir çok neden, insan mikrobiyomunun daha ayrıntılı ve daha derinlemesine incelenmesine olanak verdi. Böylece insanın mikrobiyomu ile olan ortak yaşamının önemi ortaya çıkmaya başladı. Normal şartlarda bizimle ortak yaşam süren bu organizmalar, diğer bir deyişle mikrobiyomumuz besinlerin sindiriminden, bağışıklık sisteminin oluşmasına pek çok farklı süreçte vücudumuza yardımcı olur. Son çalışmalar insan mikrobiyomundaki değişikliklerin pek çok hastalıkla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bunlardan biri de Parkinson hastalığı. Parkinson hastalığı antik ..]]> Sun, 04 Dec 2016 04:10:57 +0300 RNA virüslerinin biyoçeşitliliği hakkında bilmediklerimiz https://www.evrensel.net/yazi/77985/rna-viruslerinin-biyocesitliligi-hakkinda-bilmediklerimiz https://www.evrensel.net/yazi/77985/rna-viruslerinin-biyocesitliligi-hakkinda-bilmediklerimiz? Virüslerin sebep olduğu hastalıklarla daha da fazla karşılaşır olduk. Virüsler yıllardır ders kitaplarında canlılıkla cansızlık arasında tanımlanır. Bunun nedeni virüslerin organik yaşama ait ortak bazı yapılara ve aktivitelere sahip iken diğer canlıların sahip olduğu birçok yapıya sahip olmayıp, pek çok aktiviteyi göstermemesinden kaynaklanıyor. Genel bir tanımlama yaparsak virüsler geenetik bilgiyi taşıyan RNA ya da DNA’yı içinde bulunduran bir protein zarfından oluşur. Virüslere dair bildiklerimiz karşılaştığımız hastalıklara sebep olan virüsler ve kültürlenebilir olan virüslerden geliyor yoğunlukla. Bu da virüslerin biyoçeşitliliğine dair bildiklerimizin hâlâ çok sınırlı olduğunu gösteriyor. Oysa ki virüsler bu dünyanın belki de en eski biyolojik varlıklarından, canlıların evrimsel geçmişinin ve geleceğinin de önemli oyuncularından. Bugünkü “yaşam” tanımına göre pek çok yapı ve mekanizmaya (üreme vb.) sahip olmasalar da virüsler “becerikli” varlıklar. Üremek için konak bir canlı..]]> Sun, 27 Nov 2016 04:32:03 +0300 Bilimin yeni Sputnik'i: CRISPR-Cas9 https://www.evrensel.net/yazi/77940/bilimin-yeni-sputniki-crispr-cas9 https://www.evrensel.net/yazi/77940/bilimin-yeni-sputniki-crispr-cas9? 4 Ekim 1957’de Sputnik 1’in SSCB tarafından fırlatılmasıyla başlamıştı uzay yarışı. Sputnik 1 dünyanın elips şeklindeki yörüngesine yerleştirilen ilk uydu idi. Uzay çağının teknolojik başarıları, soğuk savaş günlerindeki rekabetin de etkisiyle, arka arkaya sıralandı. 1957 yılının 3 Kasımı’nda uzaya yollanan ikinci uzay aracı Laika’yı taşıyan Sputnik 2 oldu. Böylece Terrier cinsi bir köpek olan Laika uzaya ilk çıkan canlı oldu. Bugün benzer bir yarış yaşam bilimleri alanında ABD’li ve Çin’li bilim insanları arasında da sürüyor. Sputnik 1’den yaklaşık altmış yıl sonra, 28 Ekim 2016 tarihinde Çin’de Chengdu’daki Sichuan Üniversitesinden Onkolog Lu You’nun yönettiği araştırma ekibi, CRISPR-Cas9 tekniği kullanarak genleri değiştirilmiş olan hücreleri metastaz yapmış akciğer kanseri hastasına vererek bu alandaki klinik deneyleri başlattı1. ABD’de bu teknikle genleri değiştirilmiş hücreler kullanılarak yapılacak klinik deneylerin önümüzdeki sene başlaması planlanıyor. Bu teknikle kanser h..]]> Sun, 20 Nov 2016 04:35:08 +0300 Kuş gribi ve hastalık https://www.evrensel.net/yazi/77888/kus-gribi-ve-hastalik https://www.evrensel.net/yazi/77888/kus-gribi-ve-hastalik? Virüslerin yol açtığı hastalıklarla başımız dertte. Büyük salgınlarla, kuş gribi ya da domuz gribi gibi hastalıklara yol açan grip virüsleri ise korkulu rüyamız. Aslında kuş gribine yol açan virüslerin çoğu insanlarda hastalığa sebep olmaz. Ancak bunların bazıları insana bulaşıp hastalığa yol açabilme yetisine sahiptir. Bunlardan hiç kuşkusuz en bilineni H5N1 alt türüdür. Bu alt tür, 1997 yılından bu yana insana bulaşıp ölümlere sebep oluyor. Ülkemizde H5N1 türü grip virüsünün yol açtığı kuş gribi salgını üzerinden yaklaşık 11 yıl geçti. Kanatlı hayvanlar arasında hızla yayılan bu virüs 2006 yılına gelindiğinde ülke çapında 54 ile yayılmış ve kanatlı hayvanların birçoğu itlaf edilmişti.1 Virüsün insanlara da bulaşması ve ölüme yol açması dünya çapında çeşitli önlemlerin alınmasını beraberinde getirdi. Türkiye’de ise bu süreç, çocukluğumuzun bahçedeki kümes olgusunun hızla ortadan kalkması ile sonuçlandı. Bugünse etrafımız “serbest dolaşan tavuk” çiftlikleri ile dolmaya başladı. Grip..]]> Sun, 13 Nov 2016 05:00:10 +0300 Ebola virüsünün evrimi https://www.evrensel.net/yazi/77844/ebola-virusunun-evrimi https://www.evrensel.net/yazi/77844/ebola-virusunun-evrimi? Ebola virüsü hastalığı, Ebola virüsünün insana bulaşmasıyla ortaya çıkan ciddi ve çoğu zaman ölümcül bir hastalık. Virüsün ilk olarak yabani hayvanlardan insanlara bulaştığı, ve insandan insana geçerek yayıldığı bilinmekte. Ebola virüsü ismini hastalığın 1976’da ilk görüldüğü bölge olan Yambuku (Zaire, şimdi Demokratik Kongo Cumhuriyeti)yakınlarında bulunan ve yerel dilde “Siyah Nehir” olarak adlandırlan Ebola Nehri’nden alıyor. Ebola virüsünü tanımlayan ve ismini koyan araştırmacılardan Peter Piot’un anlatımına göre Ebola Nehri ile Ebola virüsü hastalığının hiç bir bağlantısı yoktu aslında1. Araştırma ekibi kendi arasında aslında virüsü Yambuku virüsü olarak adlandırıyordu. Araştırmacılardan Pierre Surea, bu ismin kullanılmasını gruba önerdiğinde Joel Breman diğerlerine hastalıkları yerel bölge, kasaba vb. isimlerle anmanın o bölgedeki insanları damgalayabileceğini ve bunun da o bölgede yaşan halk açısından sorunlar yaratabileceğini, bunun Lassa virüsünün isimlendirilmesinden sonra y..]]> Sun, 06 Nov 2016 05:00:18 +0300 HIV ve 0 numaralı hasta efsanesi https://www.evrensel.net/yazi/77799/hiv-ve-0-numarali-hasta-efsanesi https://www.evrensel.net/yazi/77799/hiv-ve-0-numarali-hasta-efsanesi? İnsan bağışıklık yetmezlik virüsü, İngilizce kısaltmasıyla HIV, insanlarda AIDS hastalığına yol açan bir RNA virüsü. 2015 yılı sonundaki Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 36.7 milyon kişi bu virüsle yaşıyor ve bunların yarısı virüse karşı antiretroviral tedavi görüyor. HIV virüsünün ilk olarak 1920’li yıllarda Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde ortaya çıktığı genel kabul görüyor. Şempanzelerdeki SIV virüsünün, HIV’in evrimsel atası olduğu biliniyor ve HIV’in şempanzelerden insana geçtiği düşünülüyor. 1980’li yıllara kadar bu virüsün kaç kişiye bulaştığı ve kaçının hastalık belirtilerini gösterdiği net olarak bilinmiyor. Şimdilerde yaşanan AIDS salgınının 1970’lerin ortası ile sonlarına doğru başladığı ve 1980’lerde ise diğer kıtalara yayılmış olabileceği düşünülüyor. 1982 yılında ABD’de Center for Disease Control (CDC, bizdeki Hıfzısıhha’ya denk düşen kurum) AIDS salgınını duyurdu. HIV’in AIDS ile ilişkilendirilmesi ise 1983 yılında oldu. Fransa’daki Pasteur Enstitüsünden Dr. Luc Mon..]]> Sun, 30 Oct 2016 05:00:24 +0300 Bağışıklık sisteminin yeni kıtası(!) keşfedildi https://www.evrensel.net/yazi/77751/bagisiklik-sisteminin-yeni-kitasi-kesfedildi https://www.evrensel.net/yazi/77751/bagisiklik-sisteminin-yeni-kitasi-kesfedildi? İnsan Genomu Projesi ile başlayan ve diğer canlıların gen dizilerinin belirlenmesi ile de zenginleşen bir “om”lar dönemini yaşıyoruz. Genom*, transkriptom, proteom, lipidom, mikrobiyom, metabolom, eksom, immunopeptidom gibi kelimelerle daha fazla karşılaşır olduk. Bir organizmanın genetik malzemesinin tümü genom olarak, mesajcı RNA’sının tümü transkriptom, proteinlerinin tümü proteom, bir organizma ile ortak yaşam süren mikroorganizmaların bütünü mikrobiyom, bir organizmadaki immunopeptidlerin tümü immunopeptidom olarak adlandırılmakta. Bu alanlardaki bilimsel çalışmaların sayılarında son yıllarda görülen hızlı artış aslında bu kelimelerle karşılaşma sıklığımızı açıklamakta. Bu alanlarda yürütülen çalışmalar çok önemli bilimsel bulgular da açığa çıkarılmakta. Bunlardan biri de geçtiğimiz hafta Science dergisinde immünopeptidomlar üzerine yayımlanan çalışma . Çalışmayı gerçekleştiren ekipten Prof. Stumpf çalışmadaki bulgularını bir coğrafyacının yeni bir kıtayı keşfetmesine ya da bir gö..]]> Sun, 23 Oct 2016 04:52:23 +0300 İnsan çeşitliliği ve insan genetiği çalışmalarının yeni yönü https://www.evrensel.net/yazi/77699/insan-cesitliligi-ve-insan-genetigi-calismalarinin-yeni-yonu https://www.evrensel.net/yazi/77699/insan-cesitliligi-ve-insan-genetigi-calismalarinin-yeni-yonu? Dünya çapında milyonlarca insan genetik hastalıklardan muzdarip. Gen dizileme tekniklerinin hızla geliştirilip fiyatlarının görece ucuzlaması ile birlikte, genetik hastalıklara neden olan mutasyonların belirlenmesi ve risk faktörlerinin bulunması konusunda bir hayli çalışma yapıldı ve yapılmakta (buraya şöyle bir not düşelim: gen dizileme ücretleri her ne kadar geçtiğimiz on-yirmi yıla göre ucuzlamış olsa da hala herkesin erişebileceği bir fiyat düzeyinde değildir.) Bu çalışmalar sonucunda pek çok genetik hastalıkla ilişkilendirilen, yani o hastalığa sebep olduğu düşünülen çeşitli mutasyonlar da açığa çıkarılmakta. Bu çalışmaların çoğunda belli bir genetik hastalığı olan bireylerle, olmayan bireylerin gen dizileri karşılaştırılarak farklı olan gen dizileri belirlenerek hastalığa sebep olan mutasyonlar tanımlamakta. Adına İngilizce’de kısaca GWAS denilen ve genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (Genome Wide Association Studies) ile de tüm genom (insanın bütün gen dizileri) incelenere..]]> Sun, 16 Oct 2016 04:50:00 +0300 Ellerin evriminin izinde https://www.evrensel.net/yazi/77654/ellerin-evriminin-izinde https://www.evrensel.net/yazi/77654/ellerin-evriminin-izinde? Nâzım Hikmet’in “Ellerinize ve Yalana Dair” şiirinden, Can Yücel’in “El Tutuşa Tutuşa” başlıklı şiirine ve Sennur Sezer’in “Sabah Türküsü” şiirine edebiyatımızda pek çok şiirin konusu olmuş eller. Emeği ışıtan, isyan eden eller; birleşen, tutuşan, kavuşan eller; karanlık gecelerin sonunda umudu ilmek ilmek dokuyan eller. Evrim sürecinde insanın iki ayak üzerinde yürümeye başlamasıyla serbest kalan eller. Ellerin evrimine dair bildiklerimiz yeni bilimsel bulgular ışığında derinleşmekte. Geçtiğimiz ağustos ayında Nature dergisinde yayımlanan makale, balıkların ışınsal yüzgeçleri ile dört ayaklı canlıların ayaklarının (ve tabii bizim ellerimizin) aynı kökenden geldiğini ortaya koymuştu1. Araştırmayı yürüten ekibin lideri olan Evrimsel Biyolog Neil Shubin’in ismini belki hatırlarsınız. 370 milyon yaşındaki Tiktaalik (Tiktaalik roseae) fosilini bulan ekibin içinde yer alan Shubin, canlıların sudan karaya geçişinin nasıl olduğunu araştıran bir evrimsel biyolog. Kanada’nın Arktik bölgesind..]]> Sun, 09 Oct 2016 04:53:31 +0300 Proteinlerle zamanda yolculuk https://www.evrensel.net/yazi/77601/proteinlerle-zamanda-yolculuk https://www.evrensel.net/yazi/77601/proteinlerle-zamanda-yolculuk? Zaman yolculuğu kavramı 1895’te H.G. Wells’in “Zaman Makinası” (The Time Machine) kitabının yayımlanması ile popülerleşti ve bilim kurgu edebiyatı ile günlük yaşamımıza girdi. O günden bugüne geçen yaklaşık 122 yıllık zaman diliminde pek çok öyküye, filme ve diziye de konu oldu. Doctor Who’nun Tardis’inden, Outlander’ın zamanda yolculuğu sağlayan gizemli kayalıklarına ve Geleceğe Dönüş’ün De-Lorean’ına, zaman makineleri çeşitli formatlarda karşımıza çıkmakta. Geçmişe ve geleceğe yolculuk şimdilik pratikte mümkün olmasa da, geçmiş toplumların ve canlıların nasıl yaşadıkları, canlıların nasıl evrimleştiklerine ilişkin sorulara ayna tutacak bilimsel yöntemler geliştirilmekte. Bugün DNA dizilerinin karşılaştırmaları ve fosil kayıtlarından, geçmişte yaşayan canlılara ve onların evrimlerine dair bilgileri elde edebilmekteyiz. Bilim insanları ölü organizmalar ya da onların kalıntılarının tamamen yok olmadığını ve zamanda moleküler izler bıraktıklarını biliyor. Örneğin bu moleküler izlerden..]]> Sun, 02 Oct 2016 03:55:55 +0300 Bilim için yap-boz çözün! https://www.evrensel.net/yazi/77557/bilim-icin-yap-boz-cozun https://www.evrensel.net/yazi/77557/bilim-icin-yap-boz-cozun? Teknolojik gelişmelerin hızına zar zor yetişebildiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Bu teknolojik gelişmeler bilim alanına da yansıyor doğal olarak. Gen dizileme teknolojilerinin geliştirilmesi, yaygınlaşması ve maliyetlerinin göreceli olarak azalması, pek çok farklı organizmanın genomlarının ortaya çıkarılmasına olanak sağladı. Genomu oluşturan gen dizileri belirlendikçe, bu genlerin ürettiği proteinlerin dizileri ve yapıları da daha hızlı bir şekilde belirlenmeye başladı. Proteinlerin üç boyutlu yapıları X-ışını kristallografisi ve nükleer manyetik resonans (NMR) adı verilen yöntemlerle deneysel olarak belirlenebilmekte. Organizmalarının gen dizilerinin depolandığı veri tabanlarındaki veri sayıları hızla artıyor. Benzer bir artış protein dizilerinin depolandığı veri tabanları için de geçerli. Ancak belirlenen protein üç boyutlu yapılarının depolandığı veri tabanlarına baktığımızda buradaki sayının oldukça az olduğu görülecektir. Bunun en önemli nedenlerinden biri de proteinlerin üç boyut..]]> Sun, 25 Sep 2016 04:25:48 +0300 Kolera bakterisinin evrimsel cephanesi https://www.evrensel.net/yazi/77517/kolera-bakterisinin-evrimsel-cephanesi https://www.evrensel.net/yazi/77517/kolera-bakterisinin-evrimsel-cephanesi? ibrio cholerae, yani kolera hastalığına sebep olan küçük, (mikroskop altında) virgül şekilli görünen mikroorganizma hakkında bildiklerimiz her geçen gün artıyor. Kolera oldukça eski ve bir o kadar da dirençli bir hastalık. Kolera hastalığına benzer hastalık tasvirlerine, MÖ 5. yüzyılda yazılmış, Sanskritçe metinlerde rastlanıldı.1 Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre 2014 yılında 42 ülkeden 190 bin 549 kolera vakası bildirilmiş2. Bu vakaların yüzde 55’i Afrika, yüzde 15’i Amerika, kalan yüzdelik kısmıysa ağırlıklı olarak Asya’dan rapor edilmiş. Verilere göre dünya çapında üç ila beş milyon insan koleradan etkileniyor. Ancak yine Dünya Sağlık Örgütü bu sayının gerçekte görülen vakaların çok altında olduğunu ifade ediyor. Bundan yaklaşık iki yıl kadar önce koleraya sebep olan bakteri Vibrio cholerae’nın evriminde ve dirençliliğinde önemli bir rol oynayan mekanizma açığa çıkarılmıştı3. Kolera bakterisi doğal yaşamını sularda geçirir. Bu yaşamı süresinde küçük ve plankton benzeri deni..]]> Tue, 20 Sep 2016 05:00:35 +0300 Antimikrobiyal kimyasallar ve antibiyotik direnci https://www.evrensel.net/yazi/77472/antimikrobiyal-kimyasallar-ve-antibiyotik-direnci https://www.evrensel.net/yazi/77472/antimikrobiyal-kimyasallar-ve-antibiyotik-direnci? 1940'larda başlayan antibiyotikler çağının son demlerini yaşıyoruz. 1928 yılında Alexander Fleming'in Penicillium notatum türünde bir küften elde ettiği penisilinin tıpta kullanılmaya başlaması için bir on iki yılın daha geçmesi gerekti. Alexander Fleming, laboratuvarında katı ortamda büyüttüğü bakteri kolonilerinin çevresinde yeşil mavi renkli bir küfün de büyüdüğünü gözlemledi. Ancak bu küfte farklı olan bir şey dikkatini çekti. Küfün büyüdüğü alanda bakteri kolonileri büyümüyordu ve küfün çevresinde bakterinin büyüyemediği boş bir dairesel alan bulunuyordu. Fleming, küfün ürettiği ve salgıladığı bir maddenin çevresindeki bu alanda, bakterinin büyümesini önlediğini düşündü. Bir kimyacının yardımı ile bu maddeyi saflaştırarak elde etmeyi başardı. Alexander Fleming küflerin bu özelliğini farkeden ilk kişi değildi. Antik çağlardan bu yana insanlar, büyük oranda gözlemlerine ve kuşaklardan süzülen deneyimlerine dayanarak, küfleri iyileşmek için kullanıyor. Antik çağlarda, Sırbis..]]> Mon, 12 Sep 2016 04:51:35 +0300 Ölümsüzler https://www.evrensel.net/yazi/77412/olumsuzler https://www.evrensel.net/yazi/77412/olumsuzler? Moleküler biyoloji ile ilgili teknik ve gelişmelerin tahmin edilemeyecek bir hızda ilerlediği bir çağda yaşıyoruz. Bugün pek çok hastalığa sebep olan etkenler, hastalığın oluşum mekanizmaları ve olası tedaviler laboratuvarda hücre kültüründe çalışmalar yapılarak ortaya çıkarılmakta. Araştırmacılar laboratuvarda büyütülen hücreleri, hücrelerin nasıl işlediğini bulmak; hastalıkların sebepleri ve tedavileri ile ilgili teorilerini test temek için kullanmakta. Bu çalışmalar için laboratuvarda kullanılan belli başlı hücre hatları (cell line) bulunmakta. Memeli canlılardan alınan hücreler laboratuvarda özel sıvılar içinde büyütülerek hücre hatları oluşturulmakta. Laboratuvar çalışmalarında kullanılan insan hücre hatlarının tarihi ve kökeni yaklaşık 65 yıl öncesine dayanmakta. Bu hücre hatları genellikle tümör hücrelerinden elde edildiği için ölümsüzdür. Yani bu hücreler, doğru koşullar altında, laboratuvardaki özel kültür kapları/plakaları içinde, sonsuza kadar bölünebilirler. Moleküler biyol..]]> Sun, 04 Sep 2016 05:00:05 +0300 Doğa, insan ve kapitalizm https://www.evrensel.net/yazi/77369/doga-insan-ve-kapitalizm https://www.evrensel.net/yazi/77369/doga-insan-ve-kapitalizm? Bu hafta, iklimsel değişim, insan ve ekosisteme dair üç önemli bilimsel araştırma bilimsel dergilerde ve web sitelerinde yayımlandı. Bu araştırmalardan birincisi Avustralya’daki James Cook Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütüldü. 23 Ağustos 2016 tarihinde Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırma (1) insanın ekolojik ayak izlerinin güncel bir haritasını ortaya çıkardı. Araştırma, dünya üzerinde türlerin biyoçeşitliliği bakımından en zengin bölgelerin yüzde 97’lik bir bölümünün insanlar tarafından ciddi bir biçimde değişime uğratıldığını gösterdi. Bu çalışma için ilk veriler 1993 yılında toplanmaya başlandı. Analiz edilen son verilerse 2009 yılından. Çeşitli geziler ve uzaktan algılama yöntemleriyle toplanan veriler incelendi ve insanın ekolojik ayak izi haritası ortaya çıkarıldı. Araştırmanın sonuçları dünya üzerindeki biyoçeşitlilik açısından hiç de iyi değil. 1993’ten 2009’a bu ayak izi yüzde 9 oranında artmış. Araştırmacılar bu artışın insan nüfus artışı ile ay..]]> Sun, 28 Aug 2016 04:33:05 +0300 Yunanistan’da yüzyılların tanığı bir kadim ağaç https://www.evrensel.net/yazi/77321/yunanistanda-yuzyillarin-tanigi-bir-kadim-agac https://www.evrensel.net/yazi/77321/yunanistanda-yuzyillarin-tanigi-bir-kadim-agac? Geçtiğimiz hafta Yunanistan’ın kuzeyinde yer alan Pindus Dağları’nın doruklarında Avrupa’nın en yaşlı canlısı keşfedildi. Stockholm, Mainz ve Arizona Üniversitesi araştırmacılarından oluşan bir ekibin keşfettiği bu canlı Pinus heldreichii, daha bilinen ismi ile Bosna çamı idi. Dünyanın en eski medeniyetlerinin beşiği olmuş bir bölgede keşfedilen bu kadim ağacın yaşının en az 1075 olduğu belirlendi. Araştırmacılar keşfettikleri bu ağaca Adonis adını verdiler. Yaklaşık 1 metre yarıçapında olan Adonis’in 1075 tane yıllık halkası olduğu belirlendi. Adonis, Yunan mitolojisinde Afrodit’in aşık olduğu ölümlüdür. Mersin ağacına çevrilen Kıbrıs Prensesi Symrna’nın oğludur. Persephone ve Afrodit’in isteği üzerine Zeus tarafından yeniden diriltilen, yaşamının bir yılını yeraltında bir yılını ise yer üstünde geçiren Adonis’in ölümü ve yeniden dirilişi, bitkinin ölümü ve yeniden dirilişini, kışı ve baharı simgelemektedir. Ağaç gövdelerinin kesitlerine baktığımızda iç içe geçmiş halkalar görürüz...]]> Sun, 21 Aug 2016 04:50:05 +0300 Türlerin ve biyoçeşitliliğin düşmanı https://www.evrensel.net/yazi/77278/turlerin-ve-biyocesitliligin-dusmani https://www.evrensel.net/yazi/77278/turlerin-ve-biyocesitliligin-dusmani? International Union for Conservation of Nature (IUCN) (Uluslararası Doğa Koruma Birliği) hem hükümetlerin, hem de sivil toplum kuruluşlarının dahil olduğu, yaklaşık 170 ülkeden 1300 kurumsal üyesi olan ve 1948 yılında kurulan bir örgüt. Türkiye’den Doğa Derneği (Birdlife Turkey), Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF Türkiye), Kaz Dağı ve Madra Dağı Belediyeler Birliği, Kuzey Doğa Derneği, Türkiye Cumhuriyeti Orman ve Su İşleri Bakanlığı Söğütözü, Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA Vakfı), Türkiye Tabiatını Koruma Derneği gibi kurum ve kuruluşlar bu birliğin üyesi. IUCN ismi birçokları için çok tanıdık olmasa da onların hazırladığı tehlike altında olan türlerin belirlendiği ve kamuoyuna duyurulduğu Kırmızı Listeyi birçoğumuz duymuştur herhalde. 2001’den bu yana yaklaşık 82 845 türün tehlike altında olduğunu belirleyen listede son verilere göre Türkiye’de yaşayan 2347 tür bulunuyor. Bu 2347 türün, yarısından fazlasını balık, bitki ve kuş türleri olu..]]> Sun, 14 Aug 2016 04:39:36 +0300 Meme kanseri ve mikrobiyom https://www.evrensel.net/yazi/77222/meme-kanseri-ve-mikrobiyom https://www.evrensel.net/yazi/77222/meme-kanseri-ve-mikrobiyom? Kanser, çağımızın en yaygın hastalıklarından biri. Kanser aynı zamanda insanlık tarihinin de en eski hastalıklarından. Eski Mısır mumyalarının fosilleşmiş kemiklerinde rastlanılan kemik tümörleri bugüne kadar insanlarda rastladığımız en eski kanser örneğini oluşturuyordu.1 South African Journal of Science dergisinde yayınlanan iki yeni makale Malapa’da bulunan ve homininlerden Australopithecus sediba türüne ait 1.7 milyon yıllık bir fosilde osteosarkomaya (kötü huylu bir kemik tümörü) rastlandığını gösterdi.2,3,4 Kansere ilişkin en eski tanımlama eski Mısır’a, MÖ 3000 yıllarından kalan bir papirüse dayanıyor. Travma cerrahisi alanında dönemin ders kitabı olduğu düşünülen bu antik papirüs memede rastlanılan 8 farklı tümör ya da ülser vakasını ve uygulanan işlemleri anlatıyor ve bu hastalığın tedavisinin bulunmadığını söylüyor. Kanser teriminin doğrudan kullanılmasının ise Hipokrat’a (MÖ 460-370) dayandığı biliniyor. Hipokrat “carcinos” (karkinos) ve “carcinoma” (karsinoma) terimlerin..]]> Sun, 07 Aug 2016 05:00:12 +0300 Liken ortak yaşamının bilinmeyen sakinleri https://www.evrensel.net/yazi/77127/liken-ortak-yasaminin-bilinmeyen-sakinleri https://www.evrensel.net/yazi/77127/liken-ortak-yasaminin-bilinmeyen-sakinleri? Eski duvarların üzerinde ya da kayaların, ağaçların üzerinde yer alan çoğunlukla sarı ya da beyaz renkli yosuna benzer biyokütleleri hiç fark ettiniz mi? Bu biyokütleler yani likenler, ortak yaşamın (simbiyozun) en klasik örneklerindendir. ABD’nin Wisconsin eyaletinde yaşayan yerli halk olan Menomini’lerin efsanesine göre likenler yara kabuklarıdır. Efsaneye göre Må’nåpus arkasını yakar. Yaralanan deriyi değiştirmek, yenilemek için bu kabuklar oluşur ve Må’nåpus kayalardan kayarken, oluşan kabuklar kayaların üzerinde düşer ve öylece kalır.1 Bu yerli efsanesinin konusu olan likenlerin bir kısmının gerçekten de yara kabuğuna benzer bir dokusu bulunmaktadır. Likenler ekosistemde çok önemli roller oynar. Kayaların parçalanarak toprağın oluşması, havadaki azotun bağlanması ve bitki tarafından kullanılabilir hale gelmesi onların sayesindedir. Çevre sağlığının da önemli göstergelerindendir bu canlılar. Bu nedenle onların oluşumlarını, evrimlerini anlamak oldukça önem taşıyor. İlk kara canl..]]> Sun, 24 Jul 2016 04:32:57 +0300 Amberde yakalanan doğa tarihi https://www.evrensel.net/yazi/77077/amberde-yakalanan-doga-tarihi https://www.evrensel.net/yazi/77077/amberde-yakalanan-doga-tarihi? Ağaçların savunma/korunma mekanizması olarak salgıladıkları reçinelerin fosilleşmiş hali olarak tanımlayabiliriz amberi. Tarihin çok eski devirlerinden beri, binlerce yıldır insanlar amberi çeşitli takıların yapımında kullandı. M.Ö 8000’den kalma bazı mezar alanlarında amberden yapılan takılara rastlandı. Bu değerli fosilin adı Homeros’un Odysseia (Odesa) destanında da geçiyor. En çok bilinen amber Baltık Denizi amberidir. Baltık Denizi’nden çıkarılan ve kıyılara vuran bu amber, Baltık kraliçesinin efsanesine konu olmuştur 1. Efsaneye göre gök gürültüsü ve şimşek tanrısı Perkun, Baltık Denizi’nin güzel kraliçesi Jurata’ya aşık olur. Perkun yarattığı fırtınaların Jurata’nın sularına yaklaşmasına izin vermez. Jurata hükümranlığı altındaki deniz canlılarını koruyacak kanunlar koyar. Büyük miktarlarda balık avlayacak tuzakların kurulmasını yasaklar. Jurata dil balığı yemeyi çok sever ve hizmetkarlarına her bir dil balığının yarısını denize geri atmalarını emreder. Efsaneye göre onun büyülü..]]> Sun, 17 Jul 2016 05:00:12 +0300 Alerji, binalar ve mikroorganizmalar https://www.evrensel.net/yazi/77028/alerji-binalar-ve-mikroorganizmalar https://www.evrensel.net/yazi/77028/alerji-binalar-ve-mikroorganizmalar? Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmunoloji Derneği (AİD) alerjiyi “genetik yatkınlığı olan bazı kişilerde allerjen olarak adlandırılan normalde zararsız olan madde ya da maddelere karşı vücudun aşırı derecede ve zararlı bir savunma tepkisi göstermesi” olarak tanımlıyor1. Dünyada alerji görülme sıklığı hızla artmakta. Türkiye’de de benzer bir durum söz konusu. AİD’ye göre ülkemiz nüfusunun yüzde 25-30’unun alerjik hastalıklardan bir veya daha fazlasından etkilendiği bildirilmektedir2. Yani her üç-dört kişiden biri alerjiden muzdariptir. Türkiye İstatistik Kurumunun (TUİK) yayınladığı 2014 yılı Türkiye Sağlık Araştırması verilerine göre 15 yaş ve üstü bireylerde en çok görülen hastalık türleri incelendiğinde alerji yüzde 12.1’lik görülme oranı ile dördüncü sırada yer aldı ve bunu yüzde 11.2 ile depresyon hastalığı takip etti3. Tıpkı depresyon gibi çağımızın önemli hastalıklarından olan alerjilerin moleküler mekanizmalarına dair bildiklerimiz her geçen gün artsa da, büyük resmi tama..]]> Sun, 10 Jul 2016 05:00:07 +0300 107 bilim insanı ve GDO çıkışları https://www.evrensel.net/yazi/76979/107-bilim-insani-ve-gdo-cikislari https://www.evrensel.net/yazi/76979/107-bilim-insani-ve-gdo-cikislari? Bu yazının yazıldığı 1 Temmuz 2016 tarihinden birkaç gün önce basında şöyle bir haber yer aldı. Edebiyat, iktisat, tıp/fizyoloji, fizik, kimya dallarında Nobel ödülü almış 107 bilim insanı ve yazar; yine Nobel tıp/fizyoloji ödülünü 1993 yılında almış olan Sir Richard J. Roberts’ın çağrısı ile GDO’lu tarım ürünleri ve yiyeceklere karşı çıkılmaması gerektiğini anlatan ortak bir metin hazırlamış ve imzalamış. Metin Greenpeace, Birleşmiş Milletler ve devletlere hitaben yazılmış. İmzacı isimlerin özgül ağırlıkları nedeniyle son dönemlerin en büyük toplu çıkışlarından biri gibi görünen bu metinde aslında içerik olarak yeni bir şey yok. Kısa ve etkileyici bir dille yazılan çağrı metni GDO’lu gıdalara karşı çıkışı “insanlığa karşı işlenen en büyük suç” olarak niteliyor ve Birleşmiş Milletleri ve devletleri buna karşı bir pozisyon almaya çağırıyor. Greenpeace’in GDO’lar konusunda kamuoyunda yaptığı çalışmalardan duyulan rahatsızlık da metinin geneline hakim ve hükümetlere anti-GDO kampanyaların..]]> Sun, 03 Jul 2016 04:28:19 +0300 Bakteriler ve resim https://www.evrensel.net/yazi/76924/bakteriler-ve-resim https://www.evrensel.net/yazi/76924/bakteriler-ve-resim? Geçtiğimiz günlerde Amerikan Mikrobiyoloji Topluluğu (American Society for Microbiology, ASM) 2016 Microbe (Mikrop) Kongresi’ni düzenledi1. Ancak bugünkü yazımızın konusu kongrenin güçlü bilimsel içeriği değil. ASM her yıl yalnızca üyelerinin katılabildiği bir Agar Resim Yarışması düzenliyor (Agar Art 20162). Bu yarışmaya yollanan eserler ve eserler arasından ödül alanlar bu kongrede sergileniyor. Bu resim yarışmasının boyaları mikroorganizmalardan ve tuvali ise mikroorganizmaların üzerinde büyüdükleri katı bir besiyerinden oluşuyor. Bu besiyeri içerisinde temelde, mikroorganizmaların büyümesini sağlayacak karbon ve azot kaynakları, çeşitli mikro elementler, metaller bulunuyor. Bu besiyeri katı hale getiren şeyse agar denilen ve bir çeşit deniz yosunundan elde edilen madde. Agar sıvı haldeki besiyeri jelleştirerek katı hale getiriyor ve mikroorganizmaların üzerine tutunarak büyüyebileceği bir yüzey oluşturuyor. Agar üzerine resim yapabilmek için çeşitli koşullar altında farklı renklerd..]]> Sun, 26 Jun 2016 04:13:13 +0300 Otizm Spektrum Hastalığı, Fast Food ve Mikrobiyom https://www.evrensel.net/yazi/76878/otizm-spektrum-hastaligi-fast-food-ve-mikrobiyom https://www.evrensel.net/yazi/76878/otizm-spektrum-hastaligi-fast-food-ve-mikrobiyom? Dustin Hoffman’ın Rain Man (Yağmur Adam) filmindeki müthiş performansı ile tanıştık Raymond Babbitt ile. Filme dair otizmi tamamamıyla doğru bir şekilde yansıtmadığına dair eleştiriler olsa da, birçoğumuz otizmin ne anlama geldiğini ilk kez bu film ile öğrendik. Otizm Dernekleri Federasyonu (ODFED) otizmi “doğuştan gelişen, genetik altyapıya dayanan, karmaşık nöro–biyolojik tabanlı bir gelişim bozukluğu” olarak tanımlıyor1. Otizm ile ilgili çeşitli bilgilerin yer aldığı ODFED’in aynı web sayfasında şöyle deniliyor: “…Otizmin tedavisi var mı? Otizm, beş bilinmeyenli bir denklem gibi: Nedenleri tam olarak saptanamadığı gibi tek bir kesin tedavisi de günümüzde “henüz” mevcut değil! … Genetik faktörlerin yanı sıra, çevresel koşulların –yanlış beslenme, çevre kirliliği, kimyasal maddeler, yanlış ilaç kullanımı, ağır metaller, aşılarda bulunan bazı koruyucu maddeler vb.- otizmi tetiklediği düşünülüyor…” ABD’de bulunan CDC isimli kuruluşun verilerine göre ise her altmış sekiz çocuktan birin..]]> Sun, 19 Jun 2016 04:46:19 +0300 Kara ölümün yayılışına dair bir moleküler senaryo https://www.evrensel.net/yazi/76830/kara-olumun-yayilisina-dair-bir-molekuler-senaryo https://www.evrensel.net/yazi/76830/kara-olumun-yayilisina-dair-bir-molekuler-senaryo? Kara Ölüm ya da bugün daha yaygın bilinen ismiyle vebanın tarihi, insanlığın tarihi kadar eskilere gidiyor. Günümüzden yaklaşık 5 bin yıl kadar öncesinde Sibirya’da ilk kez izine rastlanan veba, özellikle Ortaçağ’da Avrupa nüfusunun yaklaşık yarısının ölümüne neden oldu1. Uzun süreli ve büyük veba salgınlarının yarattığı nüfus değişikliklerinin ve nüfusun azalması ile yaşam koşullarında görülen göreli iyileşmenin feodalizmin çözülmesine ve Rönesansın oluşumuna katkı sundu. Bu salgınların etkileri tarihte, edebiyatta ve kültürde bıraktığı derin izlerden de takip edildi. Örneğin, 14. yüzyıl sanat ve edebiyatında kara mizahın kullanımının bu dönemde yaşanan bu büyük trajedilerle ilintilidir2. Bocaccio veba günlerine tanıklıklarından yola çıkarak yazdığı Decameron adlı eserinde dönemin Floransa’sını anlatır. Yaşadığımız topraklar da çok uzak değildi bu salgınlardan. Doğu Roma İmparatorluğu’nda, Konstantinopolis’te 6 ve 8. yüzyıllar arasında meydana gelen Justinianos Veba Salgını bunun ilk..]]> Sun, 12 Jun 2016 04:18:31 +0300 Sıçrayan genler ve evrim https://www.evrensel.net/yazi/76781/sicrayan-genler-ve-evrim https://www.evrensel.net/yazi/76781/sicrayan-genler-ve-evrim? Sanayi Devrimi dönemi İngiltere’si ve evrim denildiğinde akla ilk olarak tür ismi Biston betularia olan biberli güveler gelir. Bu, mikroevrim-adaptasyon konusunda klasik bir ders kitabı örneğidir. Bu örneğin hikayesi ise özetle şöyle: Sanayi Devrimi öncesinde İngiltere’de siyah renkli biberli güveler sayıca azdı. Daha açık renkli biberli güveler ise sayıca daha fazla idi. Daha açık renkli olan güveler, ağaç kabuklarının ve açık renkli yosunların üzerinde koyu renkli olanlara göre daha rahat kamufle olabilmekteydi. Bu da onların avcı canlılar tarafından kolaylıkla farkedilememesine neden olmakta ve koyu renkli olanlara göre avlanılma olasılıklarını düşürmekte idi. Sanayi Devrimi’nin ilk yıllarında, Londra’dan Manchester’a kadar olan kırsal alan, kömür kullanan fabrikaların sayısındaki artışla birlikte bir is tabakası ile kaplandı. Kirlilik nedeniyle açık renkli yosunların büyük çoğunluğu öldü ve ağaçların rengi kirliliğe bağlı olarak koyulaştı. Bu süreçte açık renkli olan güveler, koy..]]> Sun, 05 Jun 2016 05:00:11 +0300 Yoksulluk, epigenetik ve depresyon https://www.evrensel.net/yazi/76735/yoksulluk-epigenetik-ve-depresyon https://www.evrensel.net/yazi/76735/yoksulluk-epigenetik-ve-depresyon? Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre depresyon dünya çapında 350 milyon insanı etkiliyor1. Türkiye Psikiyatri Derneğinin 2010 yılını baz aldığı bir çalışmasına göreyse depresyon toplumda yüzde 8-10 arasında görülüyor2. Yine derneğin verilerine göre yaşam boyu hastalanma riskine bakıldığında kadınlar erkeklere göre yaklaşık iki kat daha fazla risk altında. İstatistiki veriler her on erkekten birinin ve her dört ya da beş kadından bir tanesinin yaşamları süresince en az bir kez depresyon hastalığına yakalanacaklarını gösteriyor. Derneğin açıklamalarına göre depresyon şu anda dünyada en fazla yeti kaybı oluşturan hastalıklar arasında dördüncü sırada yer alırken, 2020 yılında ikinci sıraya yükselmesi bekleniyor. Hal böyle iken depresyonun çağımızın en büyük hastalıklarından biri olduğunu söylememize herhalde gerek yok. Son yıllarda depresyon ile sosyo-ekonomik gelir arasındaki ilişki üzerine yapılan çalışmaların sayısı hızla artıyor. Nature dergi grubuna bağlı Molecular Psychiatry de..]]> Mon, 30 May 2016 05:00:37 +0300 Bitkilerin evrimi: Sudan karaya geçiş https://www.evrensel.net/yazi/76683/bitkilerin-evrimi-sudan-karaya-gecis https://www.evrensel.net/yazi/76683/bitkilerin-evrimi-sudan-karaya-gecis? Yaşam, bundan milyonlarca yıl önce sularda başladı. Yeryüzünün ilk canlılarının, soğumakta olan yer kabuğunun ilk su birikintilerinin (göl ve deniz ben-zeri) derinliklerindeki hidrotermal kuyucuklarda oluştuğu düşünülüyor. O dönemde dünya yüzeyi de, atmosferin bileşimi de bugünkünden oldukça farklıydı. Atmosferde serbest oksijen yoktu. Serbest oksijenin ortaya çıkışı, yani bugün soluduğumuz havanın ortaya çıkışı fotosentez yapan yeşil bitkilerin evrimiyle mümkün oldu. Fotosentezle bitkiler güneşten gelen ışık enerjisini kullanarak su ve karbondioksiti birleştirip karbonhidratların yapıtaşı olan şeker moleküllerini oluşturur ve bu süreçte serbest oksijen (O2) açığa çıkar. Karada ilk evrimleşen bitkiler günümüzdeki akrabalarından anatomik olarak daha basitti. Yeşil bitkilerin dünya yüzeyini kaplayarak baskın hale gelmesi, dünya yüzeyini değiştirdi, dönüştürdü. İnsan türü gibi oksijenli solunum yapan pek çok farklı türün ortaya çıkışına zemin hazırladı. İngiltere’deki Leeds Üniversitesi..]]> Sun, 22 May 2016 05:00:09 +0300 Mitokondrisiz ökaryot bulundu! https://www.evrensel.net/yazi/76639/mitokondrisiz-okaryot-bulundu https://www.evrensel.net/yazi/76639/mitokondrisiz-okaryot-bulundu? Canlı hücrelerinin olmazsa olmazı diye tarif edilir mitokondriler ders kitaplarında. Hücrenin enerji santralleri olarak da adlandırılır kimi kitaplarda. Bu hücre organellerinin (hücrenin organları da diyebiliriz) hücre içinde önemli işlevler üstlendiği açıktır. Hücrelerde enerji için kullanılan, sürekli yapılıp, yıkıma uğratılan ATP (adenozin trifosfat) molekülü mitokondrilerde üretilir. Yaşamın devamlılığı ve sürdürülebilmesi için ATP gerekidir. Mitokondrilerin evrimsel kökeninin bundan milyonlarca yıl önce yaşamış olan tüm yaşamın atası olan tek hücreli ve çekirdek zarına sahip olmayan bakteriler olduğunu düşünüyoruz. Milyonlarca yıllık evrimsel süreçler ve hücrelerin ortak yaşamı sonucu ulaşmıştır hücre günümüzdeki yapısına. Çekirdek zarına sahip hücrenin yani ökaryotların evrimi sürecinde hem mitokondriler hem de bu organellerin üstlendiği işlevler önemli ölçüde değişmiştir. Endosimbiyoz teorisinin doğru olduğunu kabul edersek (Ki bu yönde pek çok kanıt mevcuttur), mitokondrilere s..]]> Sun, 15 May 2016 04:54:48 +0300 İklimsel değişim ve Exodus-Göç https://www.evrensel.net/yazi/76595/iklimsel-degisim-ve-exodus-goc https://www.evrensel.net/yazi/76595/iklimsel-degisim-ve-exodus-goc? Ünlü Fotoğrafçı Sebastiao Salgado’nun en önemli çalışmalarından biridir Exodus-Göç. Salgado altı yıl boyunca dünyanın dört bir tarafında göç eden insanları fotoğrafladı. Doksanlarda savaşların, çatışmaların, açlığın ve yoksulluğun getirdiği göç dalgalarına Salgado’nun objektifi ile tanıklık ettik. Max Planck Kimya Enstitüsünden Prof. Jos Lelieveld ve ekibinin çalışmaları1,2 önümüzdeki yüzyılda göç dalgalarına sebep olabilecek bir diğer etmenin altını çizdi. Lelieveld ve ekibinin çalışmaları Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da önümüzdeki yüzyılda yaşanacak iklimsel değişimin bölge halklarının göçüne sebep olacağını işaret ediyor. Araştırmacılar Kuzey Afrika ve Ortadoğu’yu dört ana bölgeye ayırarak önümüzdeki yüzyılda yaşanacak iklimsel değişimi modellediler. Bunun için de CMIP5 iklim modeli ve RCP4.5 ve RCP8.5 senaryolarını kullandılar. Bu dört bölgeden iki tanesi Kuzey Afrika kıyıları, bir tanesi Arap Yarımadası’nı içine alan, bir diğeri ise Türkiye, Suriye, İran ve Irak’ı içerisine alan bölg..]]> Sun, 08 May 2016 05:00:00 +0300 Bilim-ön yargılar ve yüzyıllık tartışma https://www.evrensel.net/yazi/76545/bilim-on-yargilar-ve-yuzyillik-tartisma https://www.evrensel.net/yazi/76545/bilim-on-yargilar-ve-yuzyillik-tartisma? Ünlü Paleontolog Stephen Jay Gould, 1978 yılında Science dergisinde yayımladığı “Morton’s Ranking of Races by Cranial Capacity (Morton’un Kafatası Kapasitesi Kullanarak Irkları Sınıflandırması)” başlıklı ünlü makalesinde1 ve daha sonra 1981 yılında yayımlanan kitabı “Mismeasure of Men”de (İnsanın Yanlış Ölçümü), 9. yüzyılın ünlü fiziki antropologlarından Samuel George Morton’un çalışmasını kullanarak, ırklara dair olan ön yargılarımızın bilimsel ölçümlerimizi nasıl etkileyebileceğini göstermişti. Gould, Morton’un yaptığı insan kafatası ölçümlerinden yola çıkarak vardığı yanlış sonuçları eleştirmişti. Her iki yayın da döneminde oldukça ses getirmişti. Çünkü insanları ırklara ayıran çeşitli ideolojiler, IQ testleri ile yapılan insan sınıflandırmaları, beyaz ırkı(!) yüceltelen bütün varsayımlar köklerini, Samuel George Morton’un ölçümlerinden ve sınıflandırmasından almaktaydı. Peki Samuel George Morton ne yapmıştı?2 Özetleyecek olursak, Morton’un elinde geniş bir insan kafatası koleksi..]]> Sun, 01 May 2016 05:01:38 +0300 Beslenme ve yaşam ortaklarımız https://www.evrensel.net/yazi/76492/beslenme-ve-yasam-ortaklarimiz https://www.evrensel.net/yazi/76492/beslenme-ve-yasam-ortaklarimiz? UNICEF’in 2015 yılı verilerine göre dünya çapında 5 yaş altı çocuklarda görülen ölümlerin neredeyse yarısı yetersiz beslenmeye bağlı1. Her yıl yaklaşık üç milyon çocuğu yetersiz beslenme nedeniyle kaybediyoruz. Bu ölümlerin büyük çoğunluğunun gelişmekte olan ülkelerde olduğunu ve bunun nedenlerini çok iyi biliyoruz. 2013 yılında Jeoffrey Gordon ve ekibi Malawili ikizler üzerinde yaptıkları çalışmalarda2 yetersiz beslenme ile bağırsakta yaşayan mikroorganizmaların değişimi arasında bir bağlantı olduğunu ortaya koymuştu. Yetersiz beslenen çocukların bağırsaklarında yaşayan mikroorganizmalar farelere aktarıldığında ve benzer bir beslenme uygulandığında Gordon ve ekibi bu gruptaki farelerde kilo kaybı olduğunu göstermişti. Aldığımız gıdalar bizimle yaşayan mikroorganizmaları yani mikrobiyotamızı şekillendiriyor. Yediklerimizden oluşuyoruz bir bakıma. Yaşamın erken dönemlerinde yani bebeklikte alınan gıdalar mikrobiyotamızın oluşmasında en büyük etken. Bağırsaklarımızda ortak yaşam sürdü..]]> Sun, 24 Apr 2016 05:00:31 +0300 Deepwater Horizon petrol sızıntısının uzun vadedeki etkileri https://www.evrensel.net/yazi/76443/deepwater-horizon-petrol-sizintisinin-uzun-vadedeki-etkileri https://www.evrensel.net/yazi/76443/deepwater-horizon-petrol-sizintisinin-uzun-vadedeki-etkileri? BP’ye ait Deepwater Horizon Petrol Platformundaki patlama ve meydana gelen petrol sızıntısı nedeniyle New Mexico Körfezi’nde yaşanan çevre felaketinin üzerinden yaklaşık altı yıl geçti. Altı yıl önce ne olmuştu şöyle bir hatırlayalım. BP şirketinin denizin derinliklerinden petrol çıkarmak için kurduğu platformda 20 Nisan 2010 tarihinde bir patlama yaşanmış, bu patlama sonucu 11 işçi iş cinayetine kurban olmuş, yaklaşık 134 milyon galon petrol günlerce denize akarak büyük bir çevre felaketine neden olmuştu. 2016 yılı nisanına geldik ve bu felaketin uzun vadedeki olumsuz sonuçları bir bir ortaya çıkıyor. ABD’nin çeşitli üniversitelerinden bir grup araştırmacı tarafından Diseases of Aquatic Organisms dergisinde 12 Nisan 2016 tarihinde yayımlanan araştırma1 da bu olumsuz sonuçları gözler önüne seriyor. Araştırma Meksika Körfezi’nin kuzeyindeki kıyılarda dört yıl boyunca kıyıya vuran yenidoğan ya da anne karnındaki yunuslar üzerinde gerçekleştirilmiş. Araştırma, 2010 yılında Deepwater Ho..]]> Sun, 17 Apr 2016 04:51:28 +0300 İnsanın yayılışı ve antik DNA https://www.evrensel.net/yazi/76394/insanin-yayilisi-ve-antik-dna https://www.evrensel.net/yazi/76394/insanin-yayilisi-ve-antik-dna? Tarih kitaplarında Amerika kıtasının ilk kez Kristof Kolomb tarafından 1492 yılında keşfedildiği yazar. Oysa Kolomb’un keşfi bir yeniden keşiftir. Amerika pek çok kez keşfedilmiştir esasında. Amerika kıtasının coğrafi olarak yalıtılmış olması, insan topluluklarının buraya yerleşimini geciktirdi. İlk yerleşimlerin esasında bundan on bin ila yirmi bin yıl kadar önce olduğu düşünülmekte. Dolayısıyla kıtanın ilk kaşifleri aslında bu ilk yerleşimciler. Bu ilk yerleşimcilerin tam olarak hangi rotayı kullanarak geçiş yaptığı bilinmemekle birlikte, Asya’dan Bering Boğazı üzerinden geçiş yaptığı düşünülüyor. Arkeolojik bulgular, Kuzey Amerika’daki ilk geniş arkeolojik yerleşimlerin on iki-on üç bin yıl öncesinde olduğuna işaret ediyor. Ancak bunun öncesinde ve sonrasında yerleşimlerin nasıl olduğuna dair ayrıntılı çalışmalar oldukça az. Avrupa sömürgeciliği tarafından kıta 15. yüzyıl sonlarında yeniden keşfedilip, sömürgeleştirilerek kolonilerin kurulması ile yerli toplulukların sayısı sistemat..]]> Sun, 10 Apr 2016 05:00:32 +0300 Tarım ilaçları, otizm ve Alzheimer'ın ortaya çıkışında rol oynayabilir mi? https://www.evrensel.net/yazi/76344/tarim-ilaclari-otizm-ve-alzheimerin-ortaya-cikisinda-rol-oynayabilir-mi https://www.evrensel.net/yazi/76344/tarim-ilaclari-otizm-ve-alzheimerin-ortaya-cikisinda-rol-oynayabilir-mi? 2014 yılında yayımlanan verilere göre dünya çapında yaklaşık iki milyon ton tarım ilacı tüketiliyor. Bunun yaklaşık yüzde 45’inin Avrupa’da, yüzde 25'inin ise ABD’de tüketiliyor. Bu iki milyon tonluk dev tüketimin yaklaşık yüzde 17.5’lik kısmını ise fungisit denilen mantar ilaçları oluşturuyor1. Bitkilerde mantarların sebep olduğu hastalıklarla mücadele için kullanılıyor fungisitler. Bunlar mantarları ya da mantar sporlarını öldüren ya da büyümelerini durduran kimyasallar. Son yıllarda, çok yaygın olmasa da, biyolojik kontrol denilen yöntemlerin de geliştirilmesiyle kimyasallar ile aynı şekilde işlev gören bazı mikroorganizmalar da fungisit olarak kullanılıyor. 2012 yılı verilerine göre, ülkemizde kullanılan tarım ilaçlarının yaklaşık yüzde 24’lük kısmını fungisitler oluşturuyor.2 Nature Communications’da 31 Mart 2016 tarihinde yayımlanan araştırma3 fungisitlerin gen ifadesi üzerinde olan etkilerini açığa çıkardı. ABD’deki North Carolina Üniversitesi Tıp Fakültesinden araştırmacılar..]]> Sun, 03 Apr 2016 05:00:49 +0300 Laboratuvarda minimal bakteri hücresi yapıldı! https://www.evrensel.net/yazi/76295/laboratuvarda-minimal-bakteri-hucresi-yapildi https://www.evrensel.net/yazi/76295/laboratuvarda-minimal-bakteri-hucresi-yapildi? Yaşamın en temel birimi hücredir. Mikoplazma türleri yeryüzünde bilinen ve kendi kendine büyüyebilen en basit hücrelerdir. Mikoplazma ismi kulağımıza biraz yabancı gelebilir. Aslında Mikoplazmanın bazı türlerini sebep oldukları enfeksiyonlar nedeniyle oldukça yakından tanıyoruz. Mikoplazma türlerinden Mycoplasma pneumonia isimli bakteri türü zatürreye sebep olmakta. Mikoplazma hücrelerinin üzerinde bir hücre duvarının bulunmayışı, penisilin gibi hücre duvarı üzerinde işlev gören antibiyotikleri bu bakterileri yok etmede etkisiz kılmaktadır. Science dergisinin 25 Mart 2016 tarihli sayısında yayımlanan çalışma ile Venter, Hutchison ve arkadaşları, kendi kendini çoğaltabilen sentetik minimal bir genoma sahip bakteri hücresi yapmayı başardığını dünyaya duyurdu1. Çalışmanın yürütücülerinden Craig Venter kendi kurduğu Celera Genomics şirketi ile farklı ülke hükümetlerinin konsorsiyumu olan İnsan Genomu Projesi (HUGO) ile hemen hemen eş zamanlı bir proje yaparak, insan genomunu dizilemeyi ..]]> Sun, 27 Mar 2016 05:00:31 +0300 Ortak yaşam ve önemi https://www.evrensel.net/yazi/76245/ortak-yasam-ve-onemi https://www.evrensel.net/yazi/76245/ortak-yasam-ve-onemi? Canlıların evriminde diğer canlılarla ve çevreleriyle olan etkileşimleri önemli roller oynar. Milyonlarca yıllık ortak yaşam, farklı organizmaların birbiriyle olan etkileşiminin, evrimsel süreçlerinin itici güçlerinden birdir. Bu etkileşim farklı şekillerde olabilir. Bunların bütününe birlikte yaşam anlamına gelen, simbiyoz deniliyor. Simbiyoz, her iki tarafın da bu etkileşimden yarar gördüğü mutualizm, bir tarafın yarar diğer tarafın ne yarar ne zarar gördüğü kommensalizm, bir tarafın diğerini sömürdüğü ya da zarar verdiği parazitizm şeklinde olabiliyor. Simbiyotik ilişkilere örnek olarak akasya ağaçları ile onlar üzerinde yaşayan bir tür karıncayı verebiliriz. Akasya ağaçları bu karıncalara hem barınak hem de onların beslenebileceği bitki özünü sağlar. Akasya ağaçlarında yaşayan karıncalar ise, kendi sınırlarını korumak bakımından saldırgan olduklarından ağaçları çekirge, tırtıl gibi otobur canlılardan ve akasya ağacını yakınlarında olup onu gölgeleyebilecek, besinini paylaşabilecek ..]]> Sun, 20 Mar 2016 04:24:39 +0300 Açık bilim, açık bilimsel donanım! https://www.evrensel.net/yazi/76196/acik-bilim-acik-bilimsel-donanim https://www.evrensel.net/yazi/76196/acik-bilim-acik-bilimsel-donanim? Bilgiye erişimin geçmişe göre çok daha kolaylaştığı bir çağda yaşıyoruz. Kitle iletişim araçlarının çoğalması ve çeşitlenmesi ve günlük hayatın bir parçası haline gelmesinin sonuçları bunlar. Bu eğilimin bilim dünyasına yansıması ise açık bilim yayıncılığı tartışmaları ile oldu. Bu aslında yeni bir tartışma değil. Bu alanda tekel olan birkaç yayınevi bulunmakta. Bu yayınevleri, yüzlerce yüksek etki faktörlü (Çok bilinen, bilim dünyasında etkisi yüksek) dergiyi onlarca yıldır yayınlıyor. Bu yayınevlerinin yayımladıkları dergilere erişmek için büyük miktarlarda ücret ödemek gerekiyor. Bilim insanları çalıştıkları üniversite, enstitü vb. kurumların kütüphaneleri aracılığı ile bu yayınlara ulaşabiliyor. Kurum kütüphaneleri bu tür yayınlara erişim için, bu yayınevi tekellerine oldukça yüksek ücretler ödüyor. Yüksek ücretler nedeniyle kurum kütüphaneleri her bilimsel dergiye abone olamıyor ya da bazı dergilerin belirli sayılarına abone olabiliyor. Bu da bilimsel bilgiye erişimi bilim insanla..]]> Sun, 13 Mar 2016 05:00:15 +0300 Çöpte (!) bulunan servet https://www.evrensel.net/yazi/76142/copte-bulunan-servet https://www.evrensel.net/yazi/76142/copte-bulunan-servet? Yukarıdaki başlık sizi yanıltmasın. Bu servet para, altın benzeri bir madde değil, farklı bir tür kök hücre. ABD’deki Michigan State Üniversitesinden bilim insanları yeni bir tür kök hücre keşfetti. Stem Cell Reports dergisinde 3 Mart 2016 tarihinde yayımlanan araştırma, Doktora Öğrencisi Tony Parenti tarafından Amy Ralston’un laboratuvarında gerçekleştirildi1. Ekip bu hücreleri indüklenmiş/uyarılmış XEN (iXEN) hücreleri olarak adlandırdı. Bu makalenin başyazarı da olan Parenti, bu hücrelerin başka bilim insanları tarafından da fark edilmiş olabileceğini ancak bunların kusurlu ya da kansere benzer hücreler olarak görülmüş olabileceğini ve bu nedenle bugüne kadar üzerinde çok durulmadığını ifade ettti. Bugün kök hücre çalışmalarının büyük bir kısmı pluripotent kök hücre yapımı ve kullanımı üzerine yeni yöntemlerin geliştirilmesi konusuna yoğunlaşmış durumda. Pluripotent kök hücre tüm vücut hücrelerinin köken aldığı hücrelere dönüşebilen hücredir. Bu tür kök hücreler, erişkin hücreler ge..]]> Sun, 06 Mar 2016 04:05:00 +0300 Fare embriyonik kök hücrelerinden işlevsel sperm hücresi üretildi! https://www.evrensel.net/yazi/76089/fare-embriyonik-kok-hucrelerinden-islevsel-sperm-hucresi-uretildi https://www.evrensel.net/yazi/76089/fare-embriyonik-kok-hucrelerinden-islevsel-sperm-hucresi-uretildi? Dünyanın ilk “tüp bebeği”nin doğumundan, 25 Temmuz 1978'den bugüne yaklaşık 38 yıl geçmiş. IVF (in vitro fertilization, yani yapay döllenme) teknolojisinin gelişimi ve evrimini, bu yöntemi bulan ve geliştiren Robert Edwards başta olmak üzere, laboratuvarda memeli ve insan hücrelerinin büyütülebilmesini sağlayan yöntemleri geliştiren nice bilim insanına borçluyuz. Robert Edwards bu alandaki katkıları nedeniyle 2010 yılında Nobel Tıp Ödülü’nü aldı. Bugün, IVF teknolojisi ile doğmuş yaklaşık dört milyon kişi bulunmakta. 2010 yılı verilerine göre dünya üzerindeki çiftlerin yüzde 10’undan fazlası kısırlıktan muzdarip1. IVF teknolojisinin gelişmesi bu sorunu kısmen çözse de, 25 Şubat 2016’da Cell Press tarafından Cell Stem Cell’de yayınlanan Dr. Zhou ve ekibinin araştırmasında belirttiklerine göre bu oran yüzde 15’lerde2. Çin’de bulunan Nanjing Tıp Üniversitesi’nden Dr. Zhou ve ekibinin araştırması aslında üreme sağlığı alanında çığıraçıcı bir çalışma. Zhou ve ekibi, fare embriyolarından ..]]> Sun, 28 Feb 2016 05:00:54 +0300 Kitle kaynaklı bilim https://www.evrensel.net/yazi/76033/kitle-kaynakli-bilim https://www.evrensel.net/yazi/76033/kitle-kaynakli-bilim? Bilim dünyası bugüne kadar kullandığı geleneksel yöntemlerin dışına çıkma eğiliminde. Son yıllarda, geleneksel yöntemlerle bulunamayan, çözülemeyen, anlaşılamayan bilimsel sorular, süreçler farklı yöntemler kullanılarak çözümleniyor bugünlerde. Bunlardan biri de crowdsourcing (Türkçeye kitle kaynak olarak çevrilmiş). Kitle kaynaklı çözüm, en basit haliyle, bir problemin halihazırda çözümü yoksa çözümün kitlelerden sağlanması anlamına gelmekte. Örneğin, vikipedi gibi açık kaynaklı ansiklopediler kitle kaynaklı olarak geliştirilmektedir.Toplum, kendi bilgi birikimini buraya aktarmaktadır. İşlemsel biyolojinin, daha özelinde biyoenformatiğin çözmeye çalıştığı önemli bilimsel sorulardan birisi de RNA (Ribo Nükleik Asit) katlanma problemidir. RNA bir çoğumuzun bildiği üzere hücrelerimizde üretilen kalıtım maddelerindendir. Basitçe anlatırsak, DNA kalıp olarak kullanılarak RNA molekülü oluşturulur. RNA’nın hücrelerde farklı çeşitleri ve özelleşmiş görevleri bulunmaktadır. RNA, DNA gibi i..]]> Sun, 21 Feb 2016 04:52:16 +0300 Açık bilim ve bilimsel tekrarlanabilirlik https://www.evrensel.net/yazi/75981/acik-bilim-ve-bilimsel-tekrarlanabilirlik https://www.evrensel.net/yazi/75981/acik-bilim-ve-bilimsel-tekrarlanabilirlik? Bilim ve teknoloji yaşadığımız çağda oldukça hızlı ilerliyor. Her geçen gün, çevremizde gördüğümüz olayları akılcı bir şekilde açıklamak, olayların gelişimlerini, süreçleri daha iyi gözlemlemek ve daha iyi anlamak için yeni bilimsel teknikler de geliştirilmekte. Teknolojinin ve bilimsel tekniklerin düne göre hızlı gelişimi bir çok yeni bilginin ortaya çıkmasını sağladı. Bilimsel süreçlere ve olaylara bakışımız düne göre çok farklı. Otuz kırk senelik zaman diliminde yaşanan bilimsel-teknolojik gelişme bile bazı bilimsel konulardaki anlayışımızda büyük sıçramalar yarattı. Örneğin, bakteriyofajların kabuk proteinini kodlayan genin dizisi 1972 yılında belirlendi. Bu aynı zamanda dünyada DNA dizisi belirlenen ilk gendi. 2000’lerin başında ise İnsan Genomu Projesi (HUGO) ile insanın tüm DNA’sının dizisi belirlendi. Bugün ise yüzlerce organizmanın genomu dizilendi bile. Hatta ve hatta bundan önce yaşamış ve bugün dünya üzerinde yaşamayan canlıların DNA dizilerinin çıkarılması için büyük bir ç..]]> Sun, 14 Feb 2016 04:52:12 +0300 Biısphenol A, Bisphenol S ve etkileri https://www.evrensel.net/yazi/75936/biisphenol-a-bisphenol-s-ve-etkileri https://www.evrensel.net/yazi/75936/biisphenol-a-bisphenol-s-ve-etkileri? Marketlerin bebek reyonlarındaki biberon, emzik vb. plastik malzemelerin paketlerinin üzerinde BPA-free ya da BPA’sız ibaresi bir çoğumuzun gözüne çarpmıştır. Bisphenol A (BPA) kimyasalı ile belki de ilk tanışmanız böyle olmuş olabilir. Bundan yaklaşık dört sene önce özellikle anne ve bebek sağlığı ile ilgili internette bulunan forumlarda ve tartışma gruplarında BPA ile ilgili sayısız yazışmanın olduğunu hatırlıyorum. Bisphenol A, polikarbonat malzemeden yapılmış plastiklerin ve epoksi reçinelerin yapımında yaygın olarak kullanılan bir kimyasal. Bu kimyasalın ilk kullanımı 1960’larda başlamış. Plastik malzemelerden üretilmiş bebek biberonları, su şişeleri, yiyecek kapları, epoksi reçine ile kaplanmış metal yiyecek kapları, kutuları vb. bugün günlük hayatımızın içinde en çok kullanılan ürünlerden. Bebek biberonlarının bir çoğu son yıllarda BPA’sız olarak üretiliyor. Zamanla plastiklerin içinde BPA yapıtaşlarını birbirine bağlayan kimyasal bağ bozunarak, BPA moleküllerini ortama bıra..]]> Sun, 07 Feb 2016 04:52:52 +0300 Aşılanan bitkiler birbiriyle haberleşiyor! https://www.evrensel.net/yazi/75831/asilanan-bitkiler-birbiriyle-haberlesiyor https://www.evrensel.net/yazi/75831/asilanan-bitkiler-birbiriyle-haberlesiyor? Bundan binlerce yıl önce, Dicle ve Fırat nehirlerinin arasında kalan Mezopotamya’yı da içine alan Bereketli/Verimli Hilal olarak adlandırılan topraklarda doğdu tarım. Bundan on-on iki bin yıl kadar önce bu bölgelerde yaşayan göçebe topluluklar yaşamlarını çeşitli yabani bitkilerin tohumlarını toplayarak sürdürüyordu. Bu süreç yabani türlerin evcilleştirilmesini ve yerleşik hayata geçişini olanaklı kıldı. Odunsu bitkilerin, yani ağaçların evcilleştirilmesi çok daha sonraki bir dönemde oldu. Ağaçların evcilleştirilmesi, bu bitkilerde eşeysiz üreme (vejetatif üreme yolu) ile çoğalmanın keşfi ve bu konuda insanlığın ustalaşması ile mümkün oldu. Komşunuzun bahçesindeki ya da saksısındaki bir bitkiden aldığınız bir dal parçasının suda nasıl kök saldığını ve toprağa dikildiğinde yeni bir bitkinin nasıl boy verdiğini hatırlayın. Bu da vejetatif üreme çeşitlerinden çelik ile üremedir. Bitkileri üretme konusundaki becerimiz, üzerinde yaşadığımız topraklarda binlerce yıl önce deneme yanılma ile ..]]> Sun, 24 Jan 2016 05:00:44 +0300 Bakterilerin ‘Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için’ stratejisi https://www.evrensel.net/yazi/75773/bakterilerin-hepimiz-birimiz-birimiz-hepimiz-icin-stratejisi https://www.evrensel.net/yazi/75773/bakterilerin-hepimiz-birimiz-birimiz-hepimiz-icin-stratejisi? Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için“ sözünü Alexander Dumas 1844 yılında ilk baskısı yayınlanan ünlü romanı Üç Silahşorlar’da kullandığında, herhalde bu kadar popülerleşebileceğini düşünmemiştir. Aradan geçen yaklaşık iki yüz yıllık zaman diliminde, bu söz dayanışmayı, birbirine olan bağlılığı en iyi anlatan sloganlardan biri olarak pek çok dile girmiş oldu. 1868 yılı sonbaharında Alpler’de meydana gelen büyük sel olayları nedeniyle İsviçre Federasyonu, dayanışma ruhunu ve bu sloganı merkeze koyan büyük kampanyalar düzenledi. Yıllardır İsviçre’nin gayriresmi sloganı olarak kullanıldığı bilinmekte. Dayanışmayı merkezine koyan bu slogan yalnızca insanlar tarafından kullanılmıyor. 13 Ocak 2016 tarihinde Scientific Reports dergisinde yayımlanan çalışma bakterilerinin antibiyotiklere karşı gösterdikleri dirençte aynı sloganı kullandıklarını(!) ortaya koydu1. Araştırmanın basın bildirisi, hem Vermont Üniversitesinin web sayfasında2, hem de sciencedaily.com sitesinde3“ bazı bakteri kült..]]> Sun, 17 Jan 2016 04:52:19 +0300 Buz adamı Ötzi'nin mikrobiyomu https://www.evrensel.net/yazi/75722/buz-adami-otzinin-mikrobiyomu https://www.evrensel.net/yazi/75722/buz-adami-otzinin-mikrobiyomu? 1991 yılının eylül ayında Alman bir çift, İtalya’nın Avusturya sınırındaki Ötzal Alplerindeki yürüyüşleri esnasında buldular Buz Adam Ötzi’yi. Çift, yürüyüşleri sırasında erimiş kar sularından oluşmuş bir gölcükte bir karaltı fark etti ve önce bunun çöp olduğunu düşündü. Karaltının yakınına geldiklerinde bunun ölmüş ve mumyalaşmış bir insan bedeni olduğunu anladılar. Ötzi’nin bedeni bölgedeki hava koşullarının zorlaşması nedeniyle adli tıp uzmanları tarafından dört gün sonra çıkarılabildi yarı gömülü olduğu buzdan. Innsbruck’daki Adli Tıp Enstitüsünde yapılan incelemelerle Ötzi’nin gerçek kimliği(!) anlaşıldı. Ötzi’nin bulunduğu yerde ona ait deri eşyalar ile aletler de bulunmuştu. Ötzi Avrupa’nın bilinen en eski doğal mumyasıydı. Beş bin yaşındaki mumya, Bakır Çağı Avrupası’na ışık tutmuştu. Ötzi’nin dokuları ve mide içeriği ile eşyalarında bulunan polenler mikroskop altında incelendi. Ötzi’nin ölüm nedeni 2001 yılında belirlendi. Buz Adamı’nın vücuduna bir ok isabet etmişti. Ok iç or..]]> Sun, 10 Jan 2016 05:00:01 +0300 Elektronik sigara, hücre DNA'sına zarar veriyor! https://www.evrensel.net/yazi/75670/elektronik-sigara-hucre-dnasina-zarar-veriyor https://www.evrensel.net/yazi/75670/elektronik-sigara-hucre-dnasina-zarar-veriyor? Elektronik sigaralar dünya literatürüne 2003 yılında girdi. Yaklaşık on üç yıllık bir süreçte sigara bağımlılığından kurtulmayı sağladığı iddia edilerek kendisine geniş bir dünya pazarı oluşturmayı başardı. Bu on üç yıllık sürede Dünya Sağlık Örgütü ile ABD’deki FDA gibi kuruluşlar elektronik sigaralar konusundaki çekincelerini dile getirdiler. Bu dünya pazarının bir ayağını da Türkiye oluşturuyor. Türkiye elektronik sigaraların ülkeye girişini bildiğimiz kadarıyla 2008 yılında yasakladı. Ancak daha sonraki gelişmelerle ve yasal düzenlemelerle tütün içermeyen ancak tütün mamülünü taklit eder tarzda kullanılan her türlü nargile ve sigara (Elektronik sigara da bu kapsamda değerlendirildi), tütün ürünü olarak kabul edildi ve bunların kamuya açık kapalı alanlarda içilmesi yasaklandı. 2013 yılına kadar Türkiye’de bu alanda ruhsatlandırılmış ve ithalat izni verilmiş bir ürün olmadığını açıklamış Sağlık Bakanlığı. Türkiye’de elektronik sigara kullanımına dair herhangi bir istatistik bulamas..]]> Sun, 03 Jan 2016 05:00:13 +0300 Dinozorların yok oluşu ve memelilerin evrimi https://www.evrensel.net/yazi/75616/dinozorlarin-yok-olusu-ve-memelilerin-evrimi https://www.evrensel.net/yazi/75616/dinozorlarin-yok-olusu-ve-memelilerin-evrimi? Günümüzden yaklaşık 230 milyon yıl ila 65 milyon yıl kadar önce yaşamıştı dinozorlar. Mezozoik dönem diye tanımlanan bir dönemdi bu. Bu, modern insanın ortaya çıkışından milyonlarca yıl öncesi bir döneme denk düşmekteydi. Steven Spielberg'in ilk Jurassic Park filmini hatırlayalım. Bu film adını, dinozorların yaşamını sürdürdüğü Mezozoik dönemin bir alt dönemi olan Jurasik dönemden alıyordu. Mezozoik dönem, Triasik, Jurasik ve Kretase adı verilen üç alt döneme ayrılır. Mezozoik dönemde yeryüzü bugünkü şeklinde değildi. Bugün gördüğümüz bütün kıtalar denizlerle henüz ayrılmamıştı. Bu kara parçaları birleşik halde dev bir kıta olan Pangea'yı oluşturuyordu. İşte dinozorların yeryüzünde hüküm sürdüğü bu günlerde, Triasik dönemin sonlarına doğru Pangea volkanik patlamaların ve depremlerin de etkisiyle ikiye ayrıldı. Atlas Okyanusu'nun ortaya çıkışı böyle gerçekleşti. Kretase döneminde kıtalar birbirinden daha fazla uzaklaştı. Kıtaların ayrılması ile ortaya çıkan iklim değişimi ve bitki ört..]]> Sun, 27 Dec 2015 05:00:25 +0300 İnsanın parazitlerle birlikte evrimi https://www.evrensel.net/yazi/75566/insanin-parazitlerle-birlikte-evrimi https://www.evrensel.net/yazi/75566/insanin-parazitlerle-birlikte-evrimi? Yüzyıllardır çeşitli canlılarla birlikte iç içe yaşıyoruz. İnsanların yerleşik hayata geçip topluluklar oluşturmaya başlaması, insanın insan olma süreci ve evrimi birlikte yaşamını sürdürdüğü canlıların da evrim süreçlerini etkiledi ve etkiliyor. Yüzyıllardır yararlı canlılarla birlikte yaşadığımız gibi çeşitli parazit canlılarla da birlikte yaşı-yoruz. İnsanın bitlerle ve kenelerle olan tarihi en az insanlık tarihi kadar eski. İnsanın bu parazitlerle ve onların taşıdığı hastalık yapıcı mikroorganizmalarla ilişkisi hâlâ dünya çapında büyük bir problem. Yazın sıcak havalarla birlikte artış gösteren ve bazı kenelerin taşıdığı mikroorganizmalar nedeniyle oluşan ve çok sayıda ölüme yol açan Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi vakalarını hatırlayın. Evrimsel tarihimiz kan emici bitleri diğer primat türleri (maymun vb. türler) ve bizden önce var olan diğer insan türleri ile paylaştığımıza işaret ediyor. Vücudumuzda bitler ve kenelerin dışında, akarlar (maytlar) da bulunmakta. Bunlardan en ünlüsü bi..]]> Sun, 20 Dec 2015 05:00:16 +0300 Fırsatçı bakterilerin sonu https://www.evrensel.net/yazi/75514/firsatci-bakterilerin-sonu https://www.evrensel.net/yazi/75514/firsatci-bakterilerin-sonu? Dört bir yanımız çıplak gözle göremeyeceğimiz kadar küçük mikroorganizmalarla sarılı. Yeryüzündeki bütün canlı organizmalar, bulundukları çevresel koşullara (sıcaklık, besin vb.) en iyi şekilde uyum sağlamaya çalışır. Bu süreçte, aynı çevrede yaşayan diğer canlılarla da ilişkiler geliştirilir. Vücutlarımızın içinde yaşayan pek çok mikroorganizma var. Bunların bir kısmı ile ortak bir yaşam sürdürüyoruz. Bir kısmı ile, sebep oldukları hastalıklar nedeniyle düşmanız. Bir kısmı ile ise herhangi bir yararlı ya da zararlı bir ilişkimiz yok. Bu mikroorganizmaların bir kısmını mikroskoptaki özel mercekler yardımı ile rahatlıkla görüntüleyebiliyoruz. Bunların oluşturduğu bazı hücre topluluklarını mikroskopsuz da görebiliyoruz. Örneğin dışarıda uzun süre bekletilen ekmek, peynir gibi yiyeceklerin üzerinde oluşan küfler. Hastalandığımızda bakterilere karşı kullandığımız antibiyotiklerin çoğunluğu bu tür mikroorganizmalardan elde ediliyor. Yaşamlarımız aslında bu canlılar ve onların ürünleri ile ..]]> Sun, 13 Dec 2015 05:00:44 +0300 Şeftalinin kökeni https://www.evrensel.net/yazi/75457/seftalinin-kokeni https://www.evrensel.net/yazi/75457/seftalinin-kokeni? Minik şeftalinin şeftali ağacına dönüşümünün görkemli ve bir o kadar da hüzünlü öyküsünü, büyürken karşılaştığı zorlukları ve onun büyüme sürecine emek veren iki yoksul çocuğu, Pulad ve Sahibali’yi bilir misiniz (Bazı çevirilerde Ali ile Mehmet olarak geçmekteler)? Öykü İranlı Usta Yazar Samed Behrengi’nin kaleminden süzülmüştür1. Minik şeftali, köyün ağasının bahçesinde yetişen bir şeftali ağacının minik yavrusudur. Pulad ve Sahibali, bahçıvanın yaşadığı bir kaza sonucu yere düşen bu meyveyi bulurlar ve hayatlarında ilk defa bu meyvenin tadına varırlar. Yere gömülen şeftali çekirdeği iki çocuğun emekleri ve sevgisiyle ağanın bahçesinin ücra bir köşesinde, bahçıvana yakalanmadan boy verip filizlenir. Minik şeftali ağacı büyürken ona gübre olsun diye yılan aramaya giden çocuklardan Pulad, yılan tarafından sokularak yaşamını kaybeder. Sahibali ise arkadaşının ölümüne dayanamaz ve köyü terk eder. Bahçıvan şeftali ağacını bulur ve sevinir. Minik şeftali kendisine emek veren yoksul çocuklar..]]> Sun, 06 Dec 2015 05:00:16 +0300 Epigenetik izler https://www.evrensel.net/yazi/75401/epigenetik-izler https://www.evrensel.net/yazi/75401/epigenetik-izler? Türkiye’de fen kitaplarında hâlâ yalnızca santral doğmanın okutulduğu ve istisnalarının anlatılmadığı, evrim kuramının ise geçiştirildiği ya da hiç öğretilmediği ülkemiz için epigenetik henüz oldukça yeni bir bilim dalı ve yeni bir kavram. Epigenetik, genlerin yani DNA’nın işlevinin özel, belirlenebilir, tekrarlanabilir ve araştırılabilir bir şekilde hangi sistemler ya da süreçler ile değiştiğini anlamaya ve göstermeye çalışan bilim dalıdır. Kısaca çevresel faktörlerin DNA’nın işlevi üzerinde etkisi vardır ve epigenetik değişimler kalıtım yoluyla sonraki kuşaklara aktarılabilir. Epigenetik çevresel faktörlerin kalıtılabilirliğini göstermesi ve değişimin mekanizmalarını araştırması bakımından genmerkezci, determinist bilim anlayışında gedikler açtı. Çağımızın en önemli hastalıklarından kanser ile epigenetik mekanizmalar arasında ilişki olduğu bulundu1. Bugüne kadar oluşum mekanizmaları ve oluşum nedenleri anlaşılamamış pek çok hastalıkta epigenetik mekanizmaların iş başında olduğu düşün..]]> Sun, 29 Nov 2015 05:00:52 +0300 Biyolojik pusula protein(ler)i bulundu mu? https://www.evrensel.net/yazi/75345/biyolojik-pusula-protein-ler-i-bulundu-mu https://www.evrensel.net/yazi/75345/biyolojik-pusula-protein-ler-i-bulundu-mu? Tarihin en eski dönemlerinden beri insanlar canlıların yönlerini nasıl bulabildiklerini merak etmekteler. Kuşlar ve böcekler gibi bazı canlıların manyetik alanları hissedebildiği biliniyor. Balinaların, kelebeklerin, bazı böcek türlerinin ve güvercinlerin, dünyanın manyetik alanını kullanarak yönlerini bulabildikleri biliniyor. Ancak bunun arkasında yatan moleküler mekanizmalar tam olarak bilinemiyor. Daha önceki bazı bilimsel çalışmalar, manyetik olarak duyarlı chryptochrome adı verilen proteinlerin bu mekanizmada görev aldığına işaret etmekte idi. Diğer bazı çalışmalar da demir içeren minerallerin bundan sorumlu olabileceğini söylemekte idi. Ancak var olan çalışmalar, güvercinlerde bu demir içeren minerallerin manyetik alanları hissetmede rol almadığını gösterdi. Çinli araştırmacılar Nature Materials dergisinde 16 Kasım 2015 tarihinde yayımlanan makalelerinde bunun nedeninin Magnetoreceptor (MagR) adını verdikleri bir tür biyolojik pusula protein kompleksi nedeniyle olabileceğini ..]]> Sun, 22 Nov 2015 04:52:21 +0300 Arı ve insan https://www.evrensel.net/yazi/75296/ari-ve-insan https://www.evrensel.net/yazi/75296/ari-ve-insan? İnsan türünün arılarla ve onların üretimi olan bal ile olan ilişkisi, insanın insan olma süreci kadar eski neredeyse. Balın insan evrimindeki rolü ise muhtemelen balın enerji açısından zengin bir şeker kaynağı olması ile ilintili. İnsanın insan olma sürecinde, ilk insan türlerinin beyin büyüklüğünün artması önemli bir evrimsel aşamayı oluşturmakta. Büyüyen beynin gereksinim duyduğu enerji büyük bir olasılıkla enerji açısından zengin besinlere yönelinerek elde edildi. Bal tüm dünyada yaygın olarak kullanılan bir besin kaynağı. Bal, yine bir çok farklı kültürde, diyetin (kullanılan besinler) önemli bir parçası. Bunun dışında arılar, ekosistemin önemli bir parçası. Arılar polenleri bitkiden bitkiye taşıyarak, bitkilerin tozlaşmasında dolayısıyla döllenerek meyvelerin, tohumun oluşmasında büyük bir rol oynamakta. Bazı mağara resimlerinde bal peteği, arı sürüleri ve bal toplayıcılığının gösterildiği bilinmekte. Bu resimlerin bir kısmı kırk bin yıl öncesine kadar tarihlendirilmekte1. Esk..]]> Sun, 15 Nov 2015 04:52:19 +0300 Enfeksiyon ve kanser https://www.evrensel.net/yazi/75250/enfeksiyon-ve-kanser https://www.evrensel.net/yazi/75250/enfeksiyon-ve-kanser? Bağırsak parazitlerinin dünya çapında iki milyardan fazla insanı etkilediği biliniyor. Bu parazitler ölüme yol açabildiği gibi, çocukların sağlıklı gelişimlerini engelleyerek özellikle okul çağındaki çocuklarda kavrama ve eğitim performanslarında düşüşe de neden olabiliyor1. Bağırsak parazitlerinin yol açtığı enfeksiyonlar, düşük gelirli, temiz suya sınırlı erişimi olan, tropikal iklimlerde ve alçak bölgelerde daha sık görülüyor. Bu enfeksiyonlara neden olan parazitlerden biri de Hymenolepis nana. Bu canlı yaygın olarak cüce tenya olarak da adlandırılıyor. Bu canlının tür isminde yer alan nana, cüce anlamına gelen Latince nânus ya da Yunanca nanos kelimesinden türemiş2. Kendisi cüce ama insan üzerindeki etkisi dev olan bu parazit, savaşların, yoksulluğun hüküm sürdüğü coğrafyalarda enfeksiyonlara yol açıyor çoğunlukla. H. nananın yol açtığı enfeksiyon Asya, Güney ve Doğu Avrupa, Orta ve Güney Amerika ile Afrika’da yaygın görülüyor. New England Journal of Medicine dergisinin 5 Kasım 20..]]> Sun, 08 Nov 2015 04:52:25 +0300 İklimsel değişim ve kertenkeleler https://www.evrensel.net/yazi/75205/iklimsel-degisim-ve-kertenkeleler https://www.evrensel.net/yazi/75205/iklimsel-degisim-ve-kertenkeleler? Yerküre ısınıyor. Bu ısınmanın önümüzdeki yüzyıl sonunda yaklaşık 1.5-2 derece olacağını öngörüyor Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)’nin hazırladığı rapor. Bu kadar az sıcaklık farkları önemsiz gibi gözükse de pek çok canlı türünün bu iklimsel değişimden çeşitli düzeylerde etkilendiği biliniyor. İklimsel değişimle artan sıcaklıkların türlerin fizyolojilerinde değişikliklere sebep olduğu, vücut boyutlarının küçülmesine neden olduğu bilinmekte. Şimdiye kadar küresel ısınmanın tropikal bölgelerde yaşayan soğukkanlı canlıları diğer soğukkanlı canlılara göre daha fazla tehdit edeceği düşünülmekte idi. Bu kabule göre diğer soğukkanlı canlılar bu sıcaklık artışına karşı direnecek ya da bu artıştan yararlanacaktır. Kertenkeler soğukkanlı canlılar. Sıcakkanlı canlıların aksine, vücut ısıları çevre sıcaklığı ile değişmekte. 2000 yılında Biogeographia adlı dergide yayınlanan araştırmaya göre Anadolu’da bilinen elli beş farklı tür kertenkele var*. Bunların bir kısmı sadece Ana..]]> Sun, 01 Nov 2015 04:52:55 +0300 Mercanların güneş kremleri ile imtihanı (!) https://www.evrensel.net/yazi/75157/mercanlarin-gunes-kremleri-ile-imtihani https://www.evrensel.net/yazi/75157/mercanlarin-gunes-kremleri-ile-imtihani? Mercan kayalıkları deniz altı ekosistemlerinin en zenginlerindendir. Yapısında mercanların salgıladığı kalsiyum karbonat bulunur. Ölmüş mercanların dış iskeletleri zamanla birikerek mercan kayalıklarını oluşturmaktadır. Deniz altının Amazonları olarak da nitelenebilecek olan bu kayalıklar pek çok farklı deniz canlısına yuva olmaktadır. Mercan kayalıklarını oluşturan mercanlar birlikte yaşamakta olan binlerce koral polipten oluşmaktadır. Mercanlar hayvanlar alemine dahildir. Koral poliplerin içinde Zooxanthellae adı verilen alg/bitki benzeri hücreler de yaşamaktadır. Bu hücreler bitkiler gibi fotosentez yapabilmektedir. Yani güneş ışığının yardımı ile su ve karbondioksidi birleştirerek besin ve oksijen oluşturabilmektedir. Hayatta kalmak için bu iki türün birbirine ihtiyacı vardır. Mercanların bazen bitki olarak nitelendirilmelerinin ardında bu bitki benzeri hücreler bulunmaktadır. Tüm dünya okyanuslarının yaklaşık binde birlik bir kısmını kaplar mercan kayalıkları. Balıklar, yumuşakçal..]]> Sun, 25 Oct 2015 05:00:08 +0300 İklimsel değişim ve Chimborazo’nın bitki örtüsü https://www.evrensel.net/yazi/75114/iklimsel-degisim-ve-chimborazonin-bitki-ortusu https://www.evrensel.net/yazi/75114/iklimsel-degisim-ve-chimborazonin-bitki-ortusu? Ekvador’un en yüksek dağı olan Chimborazo aynı zamanda sönmüş bir volkan. Bir zamanlar dünyanın en yüksek dağı olduğu düşünülse de 6310 m yüksekliğinde ve 20 km enindeki bu heybetli dağ Himalayalar’dan daha yüksek değil. Chimborazo’nun zirvesi buzullarla kaplı ama insan kaynaklı iklimsel değişim ile birlikte buzulların erimekte olduğu da biliniyor. Ekvador’un başkenti Quito’nun yaklaşık 150 km yakınında yeralıyor Chimborazo. Bu sönmüş volkanın en son M.S. 550 (±150 yıllık bir yanılma payı ile birlikte) yılında aktif olduğu biliniyor. Chimborazo isminin ortaya çıkışına dair bir çok teori olsa bulunuyor. Quichua ya da Quechua’nın pek çok diyalektiğinde “chimba” “diğer tarafta” “karşıda” anlamına gelmekte.”razu” ise “buz” ya da “kar” anlamında kullanılmakta. Chimborazo’nun “chimbarazu” kelimesinin hispanikleştirilmiş hali olduğu ve “karşıdaki kar” anlamında kullanıldığı rivayet edilmekte. Bundan yaklaşık iki yüz on beş yıl kadar önce uzun bir Latin Amerika gezisine çıkan doğabilimci ve..]]> Mon, 19 Oct 2015 04:51:54 +0300 Nobel ödülleri ile sınavımız https://www.evrensel.net/yazi/75062/nobel-odulleri-ile-sinavimiz https://www.evrensel.net/yazi/75062/nobel-odulleri-ile-sinavimiz? Tıp ve kimya alanlarındaki Nobel ödülleri geçtiğimiz günlerde açıklandı1-2. Tıp alanındaki Nobel ödülleri 1901 yılından bu yana verilmekte. Yüz on dört yıllık süre içinde tıp alanındaki ödül toplamda yüz altı kere iki yüz on araştırmacıya verilmiş ve ne yazık ki toplamda yalnızca on iki bilim kadını bu ödülü kazanmış. Tıp alanındaki Nobel ödülünün yarısı bağırsak parazitlerinin yol açtığı enfeksiyonlara karşı yeni bir tedavi geliştiren William C. Campbell ve Satoshi Omura’ya ve diğer yarısı da sıtmaya karşı yeni bir tedavi geliştiren Youyou Tu’ya verildi. Youyou Tu bu alanda Nobel ödülünü kazanan on ikinci kadın oldu. William Campbell ve Satoshi Omura Avermectin isimli yeni bir ilaç keşfettiler vebu ilacın çeşitli türevleri Nehir Körlüğü, Lenfatik Filiyaris gibi parazitlerin neden olduğubulaşıcı hastalıkların görülme oranını düşürdü. Bu ilaç ve türevlerinin parazitlerin yol açtığı başka hastalıkların tedavisinde de etkiliolduğugösterildi. Youyou Tu’nun sıtmaya karşı geliştirdiği Artemi..]]> Sun, 11 Oct 2015 05:00:32 +0300 İnsan genomu projesi ve öğrettikleri https://www.evrensel.net/yazi/75018/insan-genomu-projesi-ve-ogrettikleri https://www.evrensel.net/yazi/75018/insan-genomu-projesi-ve-ogrettikleri? İnsan genomu, yaklaşık üç milyar bazdan oluşmaktadır. DNA’mız dört farklı bazın farklı kombinasyonlarda dizilimi ile oluşmuştur. Bu bazları dört farklı harf olarak düşünün. Bu dört harfin 3 milyar tanesinin kaç farklı şekilde bir araya gelebileceğini düşünün. İnsandan insana bu üç milyar bazın milyonlarcası farklılık gösterebilmektedir. İnsan Genomu Projesi bundan tam 25 yıl önce bu hafta başlatıldı. Çok sayıda üniversite, araştırma merkezi ve bilim insanının iş birliği ile kurulan konsorsiyum, dünyanın en büyük bilimsel iş birliği olma özelliğini de taşımakta. 1990’da başlatılan proje, on bir sene sonra 2001 yılında insan genlerinin haritasının ilk halini yayımladı. 2004 yılında da gen haritasının son hali yayımlandı. O dönem için bu büyük bir başarı ve ilerleme idi. Gen ve dizileme teknolojileri o yıllarda henüz bu kadar gelişmemişti ve insan DNA’sının gen dizilerinin ortaya çıkarılması büyük bir emek ve bilimsel organizasyonu da gerektiriyordu. Proje, insan genomunda yaklaşık 20 bin..]]> Sun, 04 Oct 2015 04:22:36 +0300 İnsan kaynaklı kirlilik besin zincirinde! https://www.evrensel.net/yazi/74966/insan-kaynakli-kirlilik-besin-zincirinde https://www.evrensel.net/yazi/74966/insan-kaynakli-kirlilik-besin-zincirinde? Belki hatırlarsınız, aşağıdaki fotoğraf sosyal medyada da sıkça paylaşılmıştı. Küçükken kabuğuna plastik kalıntıları geçmiş ve büyürken de bu kalıntılardan kurtulamadığı için kabuğu gelişememiş ve muhtemelen iç organları da gelişemeyeceği için ölümü bekleyen bir deniz kaplumbağası. Yarattığımız kirliliğin belki de en gözle görülür ve çarpıcı sonuçlarından biri. İnsan eliyle denizlerde yarattığımız kirlilik ve tahribatın boyutları oldukça büyük. Deniz ekosistemleri ve bunların parçası olan canlılar elbette bu kirlilikten etkileniyor. Atıkların sulara karışmasının önünü alabilmiş değiliz. İnsan kaynaklı atıklar derken bunu yalnızca kişilerin sağa sola attığı plastikler olarak düşünmeyin. Bunun dışında arıtma sistemleri olmayan fabrikaların atıklarını, kanalizasyondan sulara karışan evsel atıkları ve bunun gibi diğerlerini düşünün ve hatta inşaat atıklarıyla doldurulan denizlerimizi düşünün. Kanal İstanbul ve onun olası geçiş güzergahları ve bunun su ve kara ekosistemlerine olan etkisinin..]]> Sun, 27 Sep 2015 04:52:39 +0300 Alzheimer paniği https://www.evrensel.net/yazi/74923/alzheimer-panigi https://www.evrensel.net/yazi/74923/alzheimer-panigi? Geçtiğimiz haftalarda internet ve gazetelerde Alzheimer hastalığının insandan insana bulaşabileceğine dair kimi haberler çıktı. “Alzheimer bulaşıcı mı?” ya da “Alzheimer bulaşıcı olabilir mi?” gibi başlıklarla verilen haberler birçok kişiyi panikletti. Bu haberlerin dayandığı bilimsel araştırma Nature dergisinde 10 Eylül 2015 tarihinde yayımlandı1. Araştırmacılar, Creutzfeld-Jacob hastalığından ölen bireylere yapılan otopside karşılaştıkları Alzheimer bulgularını rapor ederek bunun nedenlerini açıklamaya çalışmaktadır. Ajansların ve gazetelerin yorumlarının ve öne çıkarılan başlıkların aksine bilimsel çalışma kesin bir yargıya varmadan, daha fazla araştırılması gereken bir konu/bir soru işareti olarak Alzheimer hastalığında görülen amiloid beta plaklarının da bulaşıcı olma ihtimaline işaret etmektedir. Buna ek olarak bu çalışmada kastedilen bulaşıcılık, insandan insana dokunma, kan, cinsel ilişki ya da hava yoluyla oluşan bir bulaşıcılık değildir. Yani yine bir popülerleştirme faciası ..]]> Sun, 20 Sep 2015 04:11:12 +0300 Homo naledi ve iş birliği https://www.evrensel.net/yazi/74868/homo-naledi-ve-is-birligi https://www.evrensel.net/yazi/74868/homo-naledi-ve-is-birligi? 10 Eylül 2015 tarihinde eLife dergisinde yayımlanan iki makal1e 1, 2 Güney Afrika’da Rising Star olarak adlandırılan mağaralarda 2013 yılında bulunan fosillerin yeni bir hominin türüne ait olduğunu söylüyordu. Bundan on binlerce yıl önce, Homo sapiens yani modern insan dünya üzerinde yalnız değildi. Homo cinsinin yaşamakta olan başka türleri de bulunmakta idi. Bugün tam olarak bilemediğimiz nedenlerle bu türlerin nesilleri tükendi. Modern insan, yakın atalarımız olan bu nesli tükenmiş türler ve onların akrabaları homininler olarak adlandırılmakta. Bulunan yeni tür Homo naledi olarak adlandırıldı. Bu yeni türün ismi olan “naledi” Güney Afrika’da konuşulan yerel dillerden biri olan Sotho ya da Sesotho dilinde (kalıntıların bulunduğu mağaranın isminde yer alan “star”(yıldız) kelimesine atfen) yıldız anlamına gelmekte. Mağaradaki Dinaledi bölümünden Homo naledi türünün 15 farklı bireyine ait olduğu düşünülen 1550 adet kemik ve diş kalıntısı çıkarıldı. Bugüne kadar bu kadar çok hominin fosi..]]> Sun, 13 Sep 2015 04:50:01 +0300 Çevre ve barış https://www.evrensel.net/yazi/74823/cevre-ve-baris https://www.evrensel.net/yazi/74823/cevre-ve-baris? İsveçli Bilim İnsanı Alfred Nobel 1864’de madencilikte kullanılmak üzere dinamiti (TNT’yi) ürettiğinde, dünya üzerinde büyük yıkımlara neden olabileceğini öngörmemişti büyük bir olasılıkla. Nobel, I. Dünya Savaşı’nın çok öncesinde 1896 yılında hayata veda etmişti. Nobel’in, Nobel Vakfını kurarak Nobel ödüllerinin verilmesini sağlamasının arkasında bu pişmanlığın yattığı rivayet edilir. O günden bugüne savaş sanayisi ve yarattığı yıkımın farklı boyutlarıyla uğraşıyor insanlık. Savaş ve sonuçlarıyla barışın gerekliliği gazetemizde çeşitli boyutları ile yer aldı/alıyor. Bu boyutlardan biri de çevre. Barışın çevre için de gerekliliği su götürmez bir gerçek. Savaşların yarattığı çevre tahribatı, savaşlarda kullanılan kimyasal patlayıcıların, mayınların yarattığı kirlililiğin önlenmesi, toprakların arındırılması uzunca bir süredir bilim dünyasının araştırma konuları arasındaydı. Elbette bu konuda en önemli adım savaşların önlenerek barışın tesis edilmesi. Ne yazık ki, bilim insanları, dünya ..]]> Sun, 06 Sep 2015 05:00:14 +0300 Beynimizin lenf sistemi https://www.evrensel.net/yazi/74779/beynimizin-lenf-sistemi https://www.evrensel.net/yazi/74779/beynimizin-lenf-sistemi? “Bugün bilmediklerimizi yarın biliyor olacağız. Büyük bir biyologlar ordusu canlı maddenin yapısını ve organizasyonunu araştırırken, azımsanamayacak sayıda fizikçi ve kimyacı da cansız şeylerin yeni özelliklerini açığa çıkarmakta. Tıpkı bir tünelin iki zıt ucundan kazan işçiler gibi onlar da aynı amaç için çalışmaktalar. Çalışma şimdiden uzun bir mesafe katetti ve çok yakında canlı ve cansız arasındaki son bariyerler de sabırlı ve güçlü bilimsel düşüncenin saldırısı ile çatırdayacak” böyle diyor Oparin, Yaşamın Kökeni Üzerine isimli kitabında 1924 yılında(1). Oparin kimyasal evrimi yani cansız maddelerden canlılığın oluşumunu Haldane ile birlikte eş zamanlı olarak ortaya atan ünlü bir biyokimyacı. Bilim ve teknoloji o yıllardan bugüne büyük bir hızla ilerliyor ve gerçekten de canlılar hakkında bildiklerimiz her geçen gün artıyor. Bazı yeni bulgular ise üniversite ders kitaplarında yer alan bilgileri değiştirecek düzeyde önemli. 16 Temmuz 2015 tarihinde Nature dergisinde kısa araştırm..]]> Sun, 30 Aug 2015 05:00:35 +0300 Bilim, PR ve abartı https://www.evrensel.net/yazi/74729/bilim-pr-ve-abarti https://www.evrensel.net/yazi/74729/bilim-pr-ve-abarti? Bu yazının yazıldığı tarihten üç gün önce 18 Ağustos 2015 tarihinde Ohio Devlet Üniversitesinin web sitesinden duyurulan haber beş haftalık fetüs beyni olgunluğunda bir organoidin laboratuvarda üretildiğini müjdeliyordu. Evrensel'de de 20 Ağustos 2015 tarihinde özet olarak yayınlanan haber herkeste heyecan uyandırdı. Haberi ilk duyduğumda, gene biri bir bilim haberini abartılı bir biçimde vermiştir diye düşünmeden edemedim. Zira hem dünyada hem de ülkemizde bilim haberlerini daha anlaşılır kılma/popülerleştirme/daha çok okunması ya da tıklanması uğruna ilginç başlıkların atıldığına uzun zamandır şahit oluyoruz. Bundan yıllarca önce şişmanlıkla ilgili bir gen tanımlandığında, haberlerin “şişmanlığa son” olarak verildiğini hatırlıyorum. Kök hücre tedavileri ile ilgili her yeni gelişme sonrasında yapılan haberlerden etkilenen bazı arkadaşlarımla yaptığımız sohbetleri hatırlıyorum. Bir çok insan bu haberlerden sonra bu tür tedavilerin hemen uygulanabilir olduğu ya da birçok hastalığa hemen..]]> Sun, 23 Aug 2015 04:47:06 +0300 Homo sapiens ile Homo neanderthalis'in yolu kesişince… https://www.evrensel.net/yazi/74674/homo-sapiens-ile-homo-neanderthalisin-yolu-kesisince https://www.evrensel.net/yazi/74674/homo-sapiens-ile-homo-neanderthalisin-yolu-kesisince? Neanderthaller ile modern insanın Avrupa’da beraberce yaşadıklarını ve Neanderthallerin bundan otuz ila kırk bin yıl kadar önce yokolduklarını daha önceki yazılarımızda belirtmiştik. Bu yokoluşun nedenleri hâlâ tam olarak bilinemiyor. 2014 yılında yayınlanan bir araştırma ile bu yokoluş kırkbir bin ila otuzdokuz bin yıl öncesine tarihlendirildi. Yine bu araştırmaya göre Neanderthallerin yokoluşu Karadeniz’den Batı Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafi bölgede gerçekleşti. Bu tarihlendirmeye göre, modern insan ile Neanderthaller iki bin beşyüz ila beş bin yıllık bir sürede birlikte yaşadılar. Son bulgulardan önce Neanderthallerin yokoluşuna modern insanın neden olduğu düşünülüyordu. Buna göre modern insan vahşi bir şekilde Neanderthallerin yokoluşuna neden olmuştu. Son bulgular bunun böyle olmadığını. Neanderthallerin vahşi ve ani bir şekilde ortadan kaybolmadığını gösteriyor. Yine de bu yokoluşun kesin nedenleri bilinemiyor henüz anacak bunun daha önce düşünülenden daha karmaşık olduğu an..]]> Sun, 16 Aug 2015 04:49:03 +0300 Termodinamik ve insanın geleceği https://www.evrensel.net/yazi/74629/termodinamik-ve-insanin-gelecegi https://www.evrensel.net/yazi/74629/termodinamik-ve-insanin-gelecegi? Termodinamik, ısı ve sıcaklık ile bunların enerji ve iş ile ilişkilerini inceler. Fiziğin bir alt dalıdır. Termodinamik bilim ve mühendislikte pek çok konuya uygulanmakta, kullanılmakta. Tarihsel olarak termodinamik, on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında, buharlı motorların verimini ve gücünü arttırma isteği ile birlikte gelişmeye başlamış. Termodinamiğin temellerini atan ve bu alanın babası sayılan, Carnot döngüsüne ismini veren Nicolas Léonard Sadi Carnot Fransız ordusunda mühendis ve aynı zamanda bir fizikçi idi. Carnot, ısı motorlarının veriminin ve gücünün arttırılmasıyla Napolyon Savaşları’nı Fransa’nın kazanacağını düşünüyordu. Termodinamiğin genel olarak formüle edilmiş dört yasası bulunmakta. Bunlara burada ayrıntılı olarak değinmeyeceğiz ama bir kısmımız mutlaka termodinamiğin birinci yasasının basit olarak söylenmiş halini duymuşsunuzdur. Bu yasa aynı zamanda enerjinin korunumu yasası olarak da adlandırılır. Enerji yoktan var, vardan yok edilemez der bu yasa. Yani termodinamik..]]> Sun, 09 Aug 2015 05:00:23 +0300 İçimizdeki Neanderthal https://www.evrensel.net/yazi/74582/icimizdeki-neanderthal https://www.evrensel.net/yazi/74582/icimizdeki-neanderthal? Neanderthaller evrimsel olarak bilinen en yakın akrabamız. Bilimsel olarak Homo neanderthalensis olarak tanımlanan bu türün, bundan yaklaşık dört yüz bin ila kırkbin yıl önce yaşadığı düşünülüyor. Modern insan ile Neanderthallerin bundan yaklaşık beş yüz bin ila iki yüz bin yıl önce ortak bir atadan türedikleri düşünülüyor. Bundan yaklaşık üç yüz bin yıl önce modern insan henüz Afrika’dan Avrupa’ya gelmemişken, Neanderthaller Avrupa’ya çoktan gelmişti. Modern insanın Avrupa kıtasına ayak basışı için yaklaşık iki yüz altmış bin yıl daha gerekliydi. Modern insan ve Neanderthaller Avrupa’da otuz bin yıl birlikte yaşadı. Otuz bin yıl kadar önce Neanderthaller yok oldu1. Bugün paleoantropologlar ve evrim bilimciler bu yok oluşun nedenlerini ve bu iki türün nasıl birlikte yaşadıklarını anlamaya çalışıyor. Neanderthallerin insanlara göre daha kısa ve tıknaz vücutları vücut ısısının daha fazla korunmasına olanak vererek, onların daha soğuk iklimlerde (buzul çağında) yaşayabilmelerini sağla..]]> Sun, 02 Aug 2015 05:00:20 +0300 Dört ayaklı yılanlardan bugünün yılanlarına yılanların evrimi https://www.evrensel.net/yazi/74541/dort-ayakli-yilanlardan-bugunun-yilanlarina-yilanlarin-evrimi https://www.evrensel.net/yazi/74541/dort-ayakli-yilanlardan-bugunun-yilanlarina-yilanlarin-evrimi? İnsan yüz binlerce yıllık süreçlerden geçerek, doğadan kısmen koparak, yerleşik yaşama geçiş yapsa da, diğer canlılardan farklılaşarak evrimleşse de beynimizde hâlâ türümüzün milyonlarca yıllık evrimsel kalıntılarını, damgalarını taşıyoruz. Herhalde bunlardan biri de yılanlar. Çağlar boyunca yılanlar, insanları hem korkutmuş hem de büyülemiştir. İnsanın doğa ile daha bütünleşik yaşadığı dönemlerden kalan yılanların zehirli olmasından kaynaklı yılan korkusu, muhtemelen beynimizin sinir ağlarında evrimsel bir damga olarak taşınıyor.1 Yılan korkusu hem insanlarda hem de diğer primatlarda yaygın olarak görülüyor. Yılanlar korku ve büyülenmeyle karışık bir biçimde edebiyatımızda da yer alıyor. Dünya üzerinde üç binden fazla nesli tükenmiş farklı türe sahip olan yılanlar, yaşadıkları alanlar bakımından da çok çeşitli. Yılanların günümüzdeki şekillerini nasıl aldıkları yani nasıl evrimleştikleri henüz tam olarak bilinmemekte. 2011 yılında Dr. Alexandra Hussaye sinkotron radyasyonu kullanara..]]> Sun, 26 Jul 2015 04:54:36 +0300 Sivrisinekler ve çekicilik (!) https://www.evrensel.net/yazi/74493/sivrisinekler-ve-cekicilik https://www.evrensel.net/yazi/74493/sivrisinekler-ve-cekicilik? Yaz sıcaklarıyla birlikte şehirlerde sivrisineklerle ilgili şikayetler de artıyor. Özellikle ülkemizin pek çok bölgesinde yapılan sulama göletleri ve barajlar, yapıldıkları bölgelerin iklimlerini ufak çapta değiştirdi ve daha önceleri sivrisineklerin yoğun olarak görülmedikleri bölgelerde bile oranları arttı. Pek çoğumuz sivrisinek saldırılarından muzdarip olmuştur herhalde. Ancak bazılarımız bu saldırılara daha sık uğramakta. Sivrisineklerin de avları konusunda seçici olduklarını biliyor muydunuz? Dişi sivrisinekler bazı bireyleri diğerlerine tercih ediyor. Bir şehir efsanesi olarak dolaşan, sivrisineklerin belli kan gruplarını daha çok sevdikleri hikayesi aslında kısmen doğru olsa da sivrisineklerin farklı bireyleri tercih etmesinin pek çok kişi tarafından gözlemlendiğini göstermesi bakımından önemli. Nitekim 2004 yılında Japonya’da yapılan bir çalışma sivrisineklerin 0 kan grubunu A kan grubuna göre iki kat daha fazla tercih ettiğini gösterdi. Bu farklılık, insan vücudunun ürettiği ..]]> Sun, 19 Jul 2015 04:10:54 +0300 HES’ler ve biyoçeşitlilik https://www.evrensel.net/yazi/74451/hesler-ve-biyocesitlilik https://www.evrensel.net/yazi/74451/hesler-ve-biyocesitlilik? Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba. Yazının başlığında da belirttiğimiz gibi bu hafta ele alacağımız konu hidroelektrik santralleri ve bunların canlıların biyoçeşitliliğine olan etkileri. Plos One dergisinin 1 Temmuz 2015 tarihli sayısında yayımlanan çalışma, 1986 yılında Brezilya Amazon Ormanları bölgesinde kurulan büyük bir hidroelektrik santralin (Balbina Hidroelektrik Santrali) buradaki biyolojik çeşitliliğe olan etkisini gösteriyor. Yedi milyon kilometrekarelik bir alana yayılan tropikal yağmur ormanlarının yaklaşık yüzde 60’lık kısmı Brezilya sınırları içerisinde yer alıyor. Yağmur Ormanlarının türler bakımından zengin olduğu bilinir. Amazon Ormanları milyonlarca farklı böcek türünü, on binlerce farklı bitki türünü, birkaç bin farklı memeli ve kuş türünü içinde barındırıyor. Bu ormanların Brezilya’da bulunan bölümünde 2005 yılına kadar yaklaşık yüz otuz bin kadar omurgasız türünün tanımlandığı biliniyor. Dünyada bilinen her on türden biri Amazonlarda yaşıyor. İnsan elinin fazla..]]> Sun, 12 Jul 2015 04:57:02 +0300 Fareler ve insanlar https://www.evrensel.net/yazi/49161/fareler-ve-insanlar https://www.evrensel.net/yazi/49161/fareler-ve-insanlar? Yeryüzündeki bütün canlılar ortak bir kökenden evrim yoluyla ortaya çıktığı için farklı canlı türlerindeki birçok biyolojik olay ve mekanizma ortaktır. İşte bilimsel araştırmalarda model organizmaların kullanılmasının arka planında canlıların paylaştıkları ortak evrimsel tarih bulunmaktadır. Bilimsel çalışmalarda yıllardır farklı model organizmalar kullanılmaktadır. Bunların arasında memeli ve memeli olmayan model organizmaları sayabiliriz. Memeli modellerinin başında fare ve sıçan modelleri gelmektedir. Bugün rekombinant DNA teknolojisinin rutin olarak uygulandığı, Escherichia coli bakterisi ya da bira mayası olarak da bilinen Saccharomyces cerevisiae türleri, ya da genetik araştırmalarda yaygın olarak kullanılan Drosophila melanogaster türündeki sirke sinekleri oldukça yaygın kullanılan ve bizim de aşina olduğumuz model organizmalardır. Model organizmaların kullanılmasının bir nedeni yaşam d&..]]> Sat, 16 Feb 2013 06:11:39 +0400 Sizin DNA'nın kaç petabit? https://www.evrensel.net/yazi/48562/sizin-dnanin-kac-petabit https://www.evrensel.net/yazi/48562/sizin-dnanin-kac-petabit? Dosyalarımızı, verilerimizi disketlerle bilgisayardan bilgisayara aktarmamızın ve disketlerde depolamamızın üzerinden yıllar geçti. Önce CD’ler, sonra daha yüksek veri depolama alanına sahip DVD’ler ortaya çıktı. Geçtiğimiz yıllarda ise hafıza kartları, taşınabilir yedek diskler gündemimize oturdu. Dijital verilerin üretimi, dağıtımı ve depolanması bilgiye erişme ve bu bilgiyi kullanma yollarımızda büyük sıçramalara yol açtı. Ancak dijital verilerin ortaya çıkışı beraberinde daha büyük bir sorunu ortaya çıkardı: verilerin arşivlenmesi. Daha verimli ve daha küçük yer kaplayan depolama teknolojilerinin geliştirilmesi için araştırmalar hala sürüyor. Geçtiğimiz yıl Harvard Üniversitesi’nden Sriram Kosuri ve George Church’ün önderliğindeki araştırma ekibi DNA’yı ilk defa depolama aracı olarak kullanmış ve ekip 1 ..]]> Sat, 09 Feb 2013 09:06:49 +0400 Daha büyük bir beyin ne pahasına? https://www.evrensel.net/yazi/46157/daha-buyuk-bir-beyin-ne-pahasina https://www.evrensel.net/yazi/46157/daha-buyuk-bir-beyin-ne-pahasina? İsveç’teki Uppsala Üniversitesi’nden Niclas Kalm ve ekibinin yürüttüğü bu çalışma primatların evriminde beynin büyümesinin yol açtığı sonuçlara da ışık tutacak deneysel verileri içermektedir. Hayvanlarda beynin evrimi, beyin büyüklüğünün artması bu canlıların evriminde çoğu zaman sıçramalar ortaya çıkarmıştır. Hayvanların beyin büyüklükleri birbirinden çok farklı olabilmektedir. “Pahalı doku hipotezi” olarak bilinen hipotez 1995 yılında Aiello ve Wheeler tarafından ortaya atılmıştı ve kabaca hayvanlar aleminde görülen farklı beyin büyüklüklerinin daha büyük bilişsel yeteneklerin seçilimsel avantajları ile daha büyük beyinlerin daha fazla enerji gerektirmesi arasındaki denge ile evrimleştiğini öne sürmekte idi. Daha açık ifade edersek, beyin çok fazl..]]> Sat, 12 Jan 2013 07:48:39 +0400 Tek hücreden embriyoya Çöp DNA’nın işlevi https://www.evrensel.net/yazi/44342/tek-hucreden-embriyoya-cop-dnanin-islevi https://www.evrensel.net/yazi/44342/tek-hucreden-embriyoya-cop-dnanin-islevi? Bu üç dokunun oluşumuna yol açan etmenler arasına geçtiğimiz ay bir yenisi eklendi. ABD’deki Sanford Children’s Health Research Center’da yer alan Sanford-Burnham’s Muscle Development and Regeneration Programının yöneticisi olan Prof. Dr.Mark Mercola ve ekibinin çalışması gelişim sırasında bu dokuların oluşumunda mikroRNA adı verilen bir RNA çeşidinin önemli bir rol oynadığını gösterdi. MikroRNA’lar kendileri bir protein kodlamayan, küçük genetik parçacıklardır. Genomlarımızda genleri ve dolayısıyla onların ürünleri olan proteinleri kodlayan “anlamlı” bölgelerin yanı sıra bilim insanlarının “çöp” adını verdikleri DNA dizileri de bulunmaktadır. “Çöp” ismi bu bölgelerin önemi henüz bilinmezken DNA’nın santral dogması bilim dünyasında hakimken verilmişti. Bugün bu bölgel..]]> Sat, 22 Dec 2012 06:23:28 +0400 Multipl skleroz (MS) tedavisinde yeni umut https://www.evrensel.net/yazi/42407/multipl-skleroz-ms-tedavisinde-yeni-umut https://www.evrensel.net/yazi/42407/multipl-skleroz-ms-tedavisinde-yeni-umut? MS hastalığında vücudun bağışıklık sistemi, vücudun merkezi sinir sistemine yani beyin ve omuriliğe saldırmaktadır. Özel olarak, bağışıklık sistemi sinir ipliklerini koruyan ve yağdan oluşan miyelin kılıfa da saldırmaktadır. Bağışıklık sistemimizin bir parçası olan beyaz kan hücrelerinin bir çeşidi olan T hücreleri miyeline hassas hale gelir ve kan-beyin engelini aşarak merkezi sinir sistemine girer. Merkezi sinir sistemine giren T hücreleri sadece miyeline zarar vermekle kalmazlar. Bunlar sinir ipliklerine zarar veren kimyasallar salgılarlar ve daha fazla bağışıklık hücresinin buraya gelmesine neden olurlar. Otoimmün hastalıkları ve onları ortaya çıkaran mekanizmaları henüz bütünüyle anlayamasak da bilimsel araştırmalar bunların tedavisi için bağışıklık sistemini baskılayan tedavilerin işe yaradığını göstermiştir. Bu nedenle günümüzde otoimmün hastalıkların tedavisinde bağ..]]> Sat, 01 Dec 2012 05:22:08 +0400 Balarılarını antibiyotik mi öldürdü? https://www.evrensel.net/yazi/40425/balarilarini-antibiyotik-mi-oldurdu https://www.evrensel.net/yazi/40425/balarilarini-antibiyotik-mi-oldurdu? Buna neden olan şey, antibakteriyel bir maddenin ortamdaki varlığı olmalıydı. Bu düşünce bu maddelerin tıpta tedavi amaçlı kullanılabileceği fikrini doğurdu. Antibiyotikler bakteri ya da mantarların üreterek kendi dış ortamlarına saldığı kimyasallardır. Bunları üreten organizmalar kendi alanlarında diğer mikroorganizmaların yayılmasını önlemek için kullanırlar. 1940’lı yıllara kadar penisilinin hastalıkların tedavisindeki önemi bilinmiyordu. Bu yıllarda penisilin, Howard Florey ve Ernst Chain tarafından saflaştırılarak toz haline getirildi ve sonrasında ilaç olarak kullanılmaya başlandı. Bu üçlü, pensilin konusundaki çalışmaları nedeniyle 1945 yılında Nobel Tıp ve Fizyoloji Ödülünü aldılar1. Ülkemizde reçetesiz alınabilen antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımı oldukça fazla. Bunun nedenleri bugünkü yazımızın konusu değil. Bugün, fazla antibiyotik ..]]> Sat, 10 Nov 2012 08:32:45 +0400 Bir otostopçunun evrimi https://www.evrensel.net/yazi/39781/bir-otostopcunun-evrimi https://www.evrensel.net/yazi/39781/bir-otostopcunun-evrimi? Virüsler yaşam tanımına meydan okurlar. Yaşama dair bazı özellikleri gösterirken, yaşama dair diğer özellikleri göstermezler. Yaşamı karakterize eden pek çok hücre içi yapıya sahip değildirler. Örneğin virüslerin kendi kendilerine üremelerini sağlayacak biyosentetik mekanizmaları bulunmaz. Bunun için bir konak organizmaya ihtiyaç duyarlar. Virüslerin bir alt kolu olan retrovirüsleri ilginç kılan şeylerden biri de bunların genetik materyallerini çoğaltma ve konak organizmalarda üreme mekanizmalarıdır. RETROVİRÜSÜN YAŞAM DÖNGÜSÜ Bir retrovirüsün yaşam döngüsü birçok farklı basamaktan oluşur. Öncelikle retrovirüs bir konak organizma ile karşılaşır. Özel bir enzim yardımı ile konak organizmanın hücre zarını deler ve buradan kendi genetik materyalini konak hücreye bırakır. Retrovirüsler Ters Transkript..]]> Sat, 03 Nov 2012 10:24:22 +0400 İkiz genler ve evrim https://www.evrensel.net/yazi/39241/ikiz-genler-ve-evrim https://www.evrensel.net/yazi/39241/ikiz-genler-ve-evrim? İkiz genlerin oluşumu ve ikinci kopyanın değişerek yeni genlerin ve yeni işlevlerin ortaya çıkışı olayı hiç kuşkusuz moleküler evrimin en önemli mekanizmalarından biridir. Peki ikiz genler nasıl oluşur? Bu genler nasıl değişerek yeni işlevler kazanır ve bu olay moleküler evrimi nasıl açıklar? Bu olay en basit haliyle şöyle tanımlanabilir. Herhangibir geni içeren bir DNA bölgesinin ekstra bir kopyasının oluşumu ile ikiz genler oluşur. Bu olay homolog rekombinasyondaki (yani DNA’nın belli bölgeleri arasında parça değişimi sırasında) bir hata sonucu, bir retrotranspozisyon olayı sonucu (yani retrotranspozon adı verilen hareketli DNA parçalarının -ki bunlar DNA içinde hareket edebilir- kendinin kopyasını çıkararak yer değiştirmesi ile) ya da bir kromozomun tamamının ekstra bir kopyasının oluşumu ile. Bu oldukça sık karşılaşılan bir olaydır. Örneğin Down Sendromu, Trisomy 21 olarak da bi..]]> Sat, 27 Oct 2012 14:54:42 +0400