Evrensel.net https://www.evrensel.net tr Emek Evrenseldir https://evrensel.net/nhy/upload/diger/favicon.ico https://www.evrensel.net/tema/evrensel16/img/apple-touch-icon-114x114.png Evrensel.net Eğitimde reform… Kim için ve ne için? https://www.evrensel.net/yazi/77694/egitimde-reform-kim-icin-ve-ne-icin https://www.evrensel.net/yazi/77694/egitimde-reform-kim-icin-ve-ne-icin? Reform sözcüğü kökeni Türkçe olmayan bir sözcüktür. İngilizce “reform” sözcüğünün Türkçe karşılığı yeniden biçimlendirmek, yeniden düzenlemek, iyileştirmek, ıslah etmektir. Merriam Webster sözlüğüne göre İngilizce sözcük, hataları ve eksikleri gidererek birisini veya bir şeyi geliştirmek, düzeltmek; kendi davranışını ya da alışkanlıklarını geliştirmek veya düzeltmek anlamına gelir. Bu anlamda bakıldığında eğitim sisteminde reform yapıldığı zaman sistemde eksik, hatalı, yolunda gitmeyen birtakım şeylerin düzeltilmesi, yeniden düzenlenmesi, yeniden biçimlendirilmesi akla gelebilir. Bütün siyasi iktidarlar başa geldiğinde kendi reformlarını yaparlar. Ama tanımlara bakıldığında bu reform denilen şeyin aslında bilimsel verilere göre yapılması gerektiği de anlaşılır. Çünkü hataları, yanlışları, eksikleri tespit etmek derinlemesine bilimsel araştırmayı ve bunları gidermek için uygulanmasına karar verilen yöntem ve stratejilerin tam deneysel olmasa bile ayrıntılı gözleme dayalı olarak saptanma..]]> Sat, 15 Oct 2016 04:26:22 +0300 İhtisaslaşmış kölelik https://www.evrensel.net/yazi/77502/ihtisaslasmis-kolelik https://www.evrensel.net/yazi/77502/ihtisaslasmis-kolelik? Meslek liselerinin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili bir gelişme daha… Geçen hafta da bu konuda yazmıştım. Bazı açılardan tekrar gibi olacak… Milliyet gazetesinin web sayfasındaki bir bağlantıya göre, http://www.milliyet.com.tr/ihtisas-liseleri-geliyor-ekonomi-2310886/ Milli Eğitim Bakanlığı meslek liselerinin ayrı ayrı bölümleri bünyelerinde barındırması yerine tek bir alana odaklanması için çalışma başlatmış. Buna göre, liselerde bir alan belirlenecek ve o alanı tamamlayan en fazla üç dalda program uygulanacakmış. Habere göre, illerin özelliklerine göre uzmanlaşacak olan meslek liselerinin, sektörün o bölgedeki nitelikli iş gücünü karşılaması amaçlanıyor. Yine haberde kullanılan ifadelerle, “Zaman içinde markalaştırılması öngörülen bu meslek liselerinden mezun olanların iş bulma sıkıntısının ortadan kaldırılması amaçlanıyor.” Geçen haftaki yazımda sözünü ettiğim meslek liselerinin sektöre devri uygulamasının ne şekilde gerçekleştirileceğini, bir ölçüde, bu ihtisaslaşma hamlesinden ..]]> Sat, 17 Sep 2016 04:11:30 +0300 Meslek liselerinin devri? https://www.evrensel.net/yazi/77460/meslek-liselerinin-devri https://www.evrensel.net/yazi/77460/meslek-liselerinin-devri? Daha önce birçok kez mesleki eğitimde öğrencilerin içinde bulunduğu olumsuz duruma ilişkin yazmıştım. Özellikle staj uygulamalarının ucuz işçi çalıştırmak için kullanıldığını, meslek lisesine bir mesleği öğrenmek amacıyla başlayan bir gencin geleceğini ipotek altına sokacak şekilde bir tür köleliğe alıştırıldığını belirtmiştim. Ağustos ayında milli eğitim bakanının katıldığı “Eğitim-Özel Sektör İşbirliği” toplantısında mesleki eğitim yine konuşulmuş ve web sayfasında belirtildiğine göre meslek liselerinin özel sektöre devredileceği bakanın kendisi tarafından ilan edilmiş: “Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı meslek liselerinin hepsini size devretmeye hazırız demeye geldim. Eğer biz devredersek, öğrencilere ‘Gidin işyeri bulun’ demeye gerek kalmayacak. Meslek liselerini size verelim. Bunu önümüzdeki dönemde yapacağız. TOBB talep ediyorsa TOBB’a devredeceğiz. ASO, TESK’e de devretmeye hazırız. İstiyoruz ki öğrenciler sektörle iç içe olsun. Yani eli taşın altında olanlar okulların yö..]]> Sat, 10 Sep 2016 04:56:03 +0300 Mültecilik, kölelik midir? https://www.evrensel.net/yazi/77409/multecilik-kolelik-midir https://www.evrensel.net/yazi/77409/multecilik-kolelik-midir? On altı Temmuz tarihli “Vatandaş mı, yandaş mı, düşman mı? Yoksa insan mı?” başlıklı köşe yazımda Suriyeli göçmenlere vatandaşlık verilip verilmemesi tartışması bağlamında Suriyelilere ve diğer göçmenlere yönelik ırkçı tutum ve göçmenlerin günah keçisi, bozguncu, terörist ilan edilmesi konularına değinmiş ve “Kendisini Müslüman ve milliyetçi ilan edenlerin pek de gurur duyarak savundukları insani değerlere ne oldu?” sorusuyla bitirmiştim yazımı. Gazetemizde dün yayımlanan “Suriyeli çocuklar Türkiye’de yaşam mücadelesi veriyor” başlıklı haber ile önceki gün yayımlanan “Türkiye tekeller için mülteci pazarı” başlıklı haber girişte belirttiğim yazıdaki soruyu sormaya devam etmemiz gerektiğini gösteriyor. Dünkü haberde Suriyeli çocukların yaşamlarında Türkiye’ye gelmekle hiçbir değişiklik olmadığı, aksine gelecek ve yaşam kaygılarının gittikçe arttığı, geleceğe dönük belirsizlik yaşadıkları, farklı kimlikleri nedeniyle zorluk çektikleri, kötü davranışa ve dayağa varan ayrımcılık yaşad..]]> Sat, 03 Sep 2016 04:54:22 +0300 Özgürlük, adaletten başka bir şey değildir https://www.evrensel.net/yazi/77215/ozgurluk-adaletten-baska-bir-sey-degildir https://www.evrensel.net/yazi/77215/ozgurluk-adaletten-baska-bir-sey-degildir? Geçen hafta, yaşanan darbe girişiminin ve bundan önceki bütün darbelere imkan veren hayatın, (1) İnsanın toplumun oluşumundaki rolünü ve toplumun insanın oluşumundaki rolünü bireylere unutturacak kadar yabancılaştırıcı, (2) Demokrasinin esas anlamının farkına varmamızı engelleyecek kadar körleştirici ve (3) Üst akılların, büyük güçlerin, emperyalizmin, kapitalizmin, savaş baronlarının, silah tüccarlarının ya da adını ne koyarsanız koyun bu tür darbeleri organize etme gücüne sahip herhangi birilerinin, buna cesaret etmesine imkan verecek kadar da zayıf bağlarla dolu olduğunu belirtmiş ve yine de umudun olduğunu söyleyerek bitirmiştim yazımı. Peki, umut nasıl var? Hayatın farklı bir yaklaşımla yeniden yapılandırılmasıyla umut hâlâ olacaktır. Şu anda sistemin darbe ürettiğini söyleyip onu yeniden yapılandırmaya çalışıyorlar. Biçimsel tarzda yapılan bu yapılandırmanın insanların hayatına bir anlam katıp katmayacağını zaman gösterecek. Ben bu yeniden yapılandırmada sahip olunması gereken..]]> Sat, 06 Aug 2016 04:51:19 +0300 İnsan olmak, demokrasi ve yabancılaşma https://www.evrensel.net/yazi/77172/insan-olmak-demokrasi-ve-yabancilasma https://www.evrensel.net/yazi/77172/insan-olmak-demokrasi-ve-yabancilasma? 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimi, yaşanan felaket, kaybedilen canlar ve bunların kafalarda oluşturduğu sorular, uyandırdığı duygular, bu felaketin bireysel ya da toplumsal etkileri… Bunlar üzerine henüz çok fazla yazılmadı ve laf söylenmedi. Yani olması gerektiği kadar yazılıp söylenmedi. Henüz televizyon kanalları olayı tarif etmeye, tam olarak neler olduğunu ve nasıl olduğunu anlamaya ve anlatmaya çalışıyorlar çeşitli konukları çağırarak. Fakat bir yandan yapılması gereken de, toplumsal travma halini alabilecek bu durumun sosyolojik, psikolojik, sosyal-psikolojik etkilerini dinamiklerini incelemek ve tartışmak. Genelde televizyon kanallarını bu yönden hep eleştirmişimdir. Önemli olaylarda daha çok olayın dedikodusunu yapıp sosyolojik ve psikolojik dinamiklerini bir kenara koyup izleyicilerde bir bilinç artışını sağlamayan türden tartışma programları yaparlar. Daha çok strateji uzmanlarını, istihbaratçıları, politikacıları ekrana çıkartırlar. Bir de tabii son dönemlerde araştı..]]> Sat, 30 Jul 2016 05:00:09 +0300 Demokrasi eğitimi ve demokrasinin neresindeyiz? https://www.evrensel.net/yazi/77119/demokrasi-egitimi-ve-demokrasinin-neresindeyiz https://www.evrensel.net/yazi/77119/demokrasi-egitimi-ve-demokrasinin-neresindeyiz? Yıllar önce doktora eğitimim sırasında aldığım tarih yazıcılığı dersinde bir ödev yapmıştım. Demokrasi kavramını işlemiştim ödevde. Çok partili hayata geçiş aşamasında yapılan ilk seçimlerde rakip partilerin yetkililerinin propaganda söylemlerini inceleyip çok partili hayata geçişin demokrasiye geçiş anlamı taşımadığı sonucuna varıp Türkiye’de yaşananın demokrasiden ziyade “demôkrağsi (dördüncü harf yerine koyduğum harfi o ile ö karışımı bir ses olarak seslendirmeniz gerekiyor)” olduğu şeklinde bitirmiştim ödevimi. Buna göre, o dönemde yaşanan, aslında, bizim toplumun sosyokültürel özellikleri bağlamında demokrasi kavramının yapısal olarak bozulmaya uğratılmasıydı. Bu yapısal bozulmayı da “demôkrağsi” kelimesiyle sembolize etmiştim. Kısaca özenilerek ithal edilen ama bir türlü benimseyemediğimiz birçok başka kavram gibi bir kavramdı demokrasi kavramı da… Ama özenilerek ithal etmek derken demokrasi kavramının bizim kültüre uzak ve batı icadı bir şey olduğunu ima etmiyorum. Bunu diyenler..]]> Sat, 23 Jul 2016 04:51:59 +0300 Vatandaş mı, yandaş mı, düşman mı? yoksa insan mı? https://www.evrensel.net/yazi/77067/vatandas-mi-yandas-mi-dusman-mi-yoksa-insan-mi https://www.evrensel.net/yazi/77067/vatandas-mi-yandas-mi-dusman-mi-yoksa-insan-mi? Suriyeli göçmenlere vatandaşlık verilmeli mi, verilmemeli mi? Bu tartışma, Suriyeli ailelerin okula gitmeyen çocuklarının çoğunluğunun yasa dışı biçimde çocuk işçi olarak çalıştırılmaları gerçeğiyle paralel olarak süren bir tartışma… Ve dikkat etmemiz gereken şey ise, bunun, iktidar odakları tarafından insanların içine sürüklendiği bir tartışma olduğu… Her zaman bu tür dayatılan tartışma konularına eleştirel yaklaşmak ve tartışmayı farklı bakış açılarından değerlendirmek ve sürdürmek gerekir. Örneğin ortaya atılan soruna yol açan dinamikleri, içinde yaşadığımız toplumun üretim biçimini ve buna bağlı gelişen üretim ilişkilerini ve ayrıca bu çerçevede oluşturulmuş eğitim sisteminin neye hizmet ettiğini ve ne gibi insan davranışlarıyla sonuçlanabileceğini de tartışmak ve buna göre bir duruş almak gerekir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 13. maddesine göre, herkesin bir devletin toprakları üzerinde serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır ve herkes, kendi ülkesi de dahil olmak üze..]]> Sat, 16 Jul 2016 04:51:00 +0300 Yabancı öğretmen yetiştirme düzeni https://www.evrensel.net/yazi/77022/yabanci-ogretmen-yetistirme-duzeni https://www.evrensel.net/yazi/77022/yabanci-ogretmen-yetistirme-duzeni? Eğitim fakültelerinin kapanacağına dair birtakım dedikoduların ışığında, YÖK (Yükseköğretim Kurulu) eğitim ve eğitim bilimleri fakültelerinin yeniden yapılandırılması için bir adım attı. 15 Haziran 2016 tarihinde yapılan YÖK toplantısının sonuçlarına göre bu fakültelerde kullanılmak üzere yeni bölüm, anabilim dalı ve lisans programı şablonlarını üniversitelere gönderdi. Artık bu şablona göre fakültelerde yeni yapılandırma gerçekleşecek. Özel eğitim öğretmenliğiyle ilgili yapılan yenilikler, örgün eğitim sisteminin yeni yapısına uyum sağlamak amacıyla yapılan ufak tefek değişiklikler, hayat boyu öğrenme ve yetişkin eğitimi anabilim dalının eklenmesi, vs. gibi değişikliklere göre artık öğretim elemanları kadrolaşacak ve buna göre bölümlere ve programlara öğrenci alınacak. 1990’lı yılların sonuna doğru yapılan, öğretmen yetiştirme sürecini birtakım becerilerin kazandırılmasına indirgeyen ve bilgi üreten, sorgulayan öğretmen yetiştirmek yerine kendisine iletilen kararları sorgusuz sualsiz..]]> Sat, 09 Jul 2016 05:00:11 +0300 Performans kaygısı https://www.evrensel.net/yazi/76970/performans-kaygisi https://www.evrensel.net/yazi/76970/performans-kaygisi? Bu hafta da performans, performans kaygısı gibi kavramlara gireceğim; aday öğretmenliğe ve öğretmenliğe yapılacak atamalarda kullanılan performans değerlendirme süreci üzerinden… Başlık biraz da başka meseleleri çağrıştırmış olabilir ama çağrıştırdığı o meselelere daha genel anlamda başka bir yazıda değinirim. Milli Eğitim Bakanlığının 17 Nisan 2015 tarihli yönetmeliği eğitim-öğretim hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi için aday öğretmenliğe ve öğretmenliğe yapılacak atamalar ile öğretmenlerin yer değiştirmelerine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacını taşıyor. Hizmetlerin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi hedef olarak ortaya konulmuş ama bu performans değerlendirmesinin bizzat kendisi etkin ve verimli bir şekilde yapılabilir mi, biraz şüphe uyandıracak bir durum. Değerlendirmenin danışman öğretmen, okul müdürü, maarif müfettişi tarafından ayrı ayrı yapılacak olması değerlendiriciler arası nesnellik koşulunu sağlamak açısından önemli ama aday öğretme..]]> Sat, 02 Jul 2016 05:00:53 +0300 Maarif Vakfı Kanunu https://www.evrensel.net/yazi/76917/maarif-vakfi-kanunu https://www.evrensel.net/yazi/76917/maarif-vakfi-kanunu? Bu haftaki konumuz, geçen hafta mecliste kabul edilen Türkiye Maarif Vakfı Kanunu… Bu kanun da özellikle eğitim çevrelerinde hem olumlu hem de olumsuz eleştirilere maruz kaldı. Olumsuz eleştirilerin odağında hakkında kanun çıkarılan Maarif Vakfının, Milli Eğitim Bakanlığının işlevi yerine geçen bir işleve sahip olacağı ve görevleri açısından da bakanlığın görev alanına giren görevleri yapacak olması ve bu bağlamda eğitim birliği ilkesine aykırı bir düzenleme yapılmış olması… Genel olarak kanun maddelerine bakıldığında, ultra güçlü bir kurum oluşturulmaya çalışıldığı kanaatine varılabilir. Gerçekten de, okul öncesinden yükseköğretim kurumuna kadar her düzeyde eğitim ve öğretim kurumu ve bunları destekleyici her türlü kurumu ve yurtları kurma yetkisine sahip olması bu kanaati güçlendiriyor. Yine basında çıkan haberlere göre, bu vakfın Fethullah Gülen’in yurt dışında kurmuş olduğu eğitim öğretim kurumlarına karşı güçlü bir alternatif yaratmak amacıyla kurulduğu da belirtilmektedir. ..]]> Sat, 25 Jun 2016 04:51:44 +0300 Başka bir seçenek hakkı için: ‘Yeter Artık’ https://www.evrensel.net/yazi/76874/baska-bir-secenek-hakki-icin-yeter-artik https://www.evrensel.net/yazi/76874/baska-bir-secenek-hakki-icin-yeter-artik? Geçen haftaki yazımda, hangi düzeyde olursa olsun öğrenci konumundaki çocukların, gençlerin kendilerine sunulan çok seçenekli soruları yanıtlayarak aldıkları puanlarla aslında kısıtlı olan seçenekler arasından bir okul seçtiklerini yazmıştım. Tabii ironiydi bu… Çok seçenekli veya çoktan seçmeli olarak adlandırılan soru tipi “Doğru, bunlardan biridir. Tartışma! Sorgulama! Seç birini!” mesajını içerir. Hatta ben bazen kelime oyunuyla şakasını yaparım: “Size, doğru yanıtını çoktaaan seçtiğim sorular hazırladım” derim öğrencilere. Halbuki onlar bir diğer seçeneği veya başka bir seçeneği de hak ediyorlardır. Geçen hafta, ayrıca, yazımı “Bu paylaşım savaşlarında, ne oluyorsa çocuklara oluyor. Birilerinin emellerine kurban gidiyorlar. Bu yüzden ne biten eğitim-öğretim yılını selamlamak geliyor içimden ne de başlayacak olanı… Kurbanları selamlamak gibi bir şey, ya da yarışa götürülen atları… Başına nelerin geleceği belli bu çocukların... Bir tür insan pazarı…” şeklinde bitirmiştim. Son haftal..]]> Sat, 18 Jun 2016 04:13:14 +0300 Eğitim öğretim yılı biterken ya da başlarken… https://www.evrensel.net/yazi/76824/egitim-ogretim-yili-biterken-ya-da-baslarken https://www.evrensel.net/yazi/76824/egitim-ogretim-yili-biterken-ya-da-baslarken? Bir eğitim-öğretim yılı daha biterken bir değerlendirme yapalım isterseniz. Ya da başlarken mi demek lazım, bilemedim. Benim çocukluk yıllarımdan çok farklı artık her şey. Öğrencilik yıllarında farkına varmadığım ama içten içe pek de sorgulamadan gözlemlediğim, okulun sınıf üretme meselesi bugün başka türlü bir hal aldı ve sanki eğitim-öğretim yılı dediğimiz şey hiç bitmiyor ve bitermiş gibi gözükürken yeni endişeleri ve mücadele biçimlerini üreterek yeniden başlıyor gibi. Eskiden öğrencinin bir yaz tatili vardı dinlenebileceği ama şimdi tatil falan kalmadı. Dersler biterken, öğrenci, ertesi sene yerleşmek zorunda hissettirildiği üst öğrenim kurumunun sınavına girip lise veya üniversite peşinde koşturuyor ya da üst öğrenim kurumuna yerleşmek için gireceği sınava hazırlanmak üzere dershane peşinde koşturuyor. Sınırlı seçenekler arasında lise seçmek zorunda kalıyor veya girmeyi arzuladığı üniversiteler yerine daha düşük puanla öğrenci alan vakıf üniversitelerine yerleşiyor. Bu sözde t..]]> Sat, 11 Jun 2016 04:51:53 +0300 Oynatan akıllar https://www.evrensel.net/yazi/76773/oynatan-akillar https://www.evrensel.net/yazi/76773/oynatan-akillar? Meydan gazetesinin bir haberine göre, eğitim sisteminde yapılması düşünülen bir değişiklikle ilgili olarak bir ekip çalışıyormuş ve çalışmanın odağında 4+4+4 şeklinde yapılandırılan sistemin 3+3+3+4 şeklinde yapılandırılması varmış. Bu bağlamda zorunlu eğitimin 13 yıla çıkarılması, ilkokullara hazırlık sınıflarının eklenmesi ve hazırlık sınıflarına 66 ayını dolduran çocukların alınması planlanıyormuş. Hazırlık okulu (0. Sınıf), 1. ve 2. sınıfa “Erken çocukluk okulu” denilecekmiş; ilkokul 3 yıl, ortaokul 3 yıl ve lise de 4 yıl olacakmış. Halen devlet okullarında bulunan ana sınıflarının kaldırılması, ana sınıfları yerine, ilkokulların bünyesinde erken çocukluk okullarının kurulması ve üniversitelerdeki okul öncesi bölümlerinin de kapatılması ve yerlerine yine üniversite bünyesinde “Erken Çocukluk Eğitim ve Araştırma Enstitüsü”nün kurulması ve bu enstitüye belirli bir sayıda öğretmen adayının alınması planlanıyormuş. Sistemin ilk pilot uygulamasının da 2017’de üniversite bünyelerinde kur..]]> Sat, 04 Jun 2016 05:00:41 +0300 Eğitim hakkı-kutsallık ikilemi https://www.evrensel.net/yazi/76724/egitim-hakki-kutsallik-ikilemi https://www.evrensel.net/yazi/76724/egitim-hakki-kutsallik-ikilemi? Evrensel gazetesindeki habere göre, Milli Eğitim Bakanlığı, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen bir yazıda il ve ilçelerde imam hatip okullarını özendirme, tanıtma çalışması yapılması istenmiş. Bu doğrultuda rehber öğretmenler de toplantıya çağrılmış. Bakanlığın özellikle imam hatip okullarını özendirmeye çalışması, tanıtımının yapılması için uğraşması AKP hükümetinin, ilk iktidara geldiği günden beri çaktırmadan, son dönemlerde de açıktan açığa uyguladığı politikaların başka bir yansıması… Velilerden gelen daha nitelikli eğitim taleplerine kulaklarını tıkayıp bir avuç veliden gelen imam hatip okulu açılması taleplerini kulaktan kulağa oyununda yaşandığı gibi çarpıtan ve durmadan, okulları imam hatip okullarına dönüştürmeye çalışan bir hükümet söz konusu… Hatta bu uğurda yapılan ve acayip derecede tepkisizlikle karşılanmış en önemli hamlelerden biri de öğretmen liselerinin kapatılması… Bu da, cumhuriyetin kuruluşundan beri süregelen, kanaat önderliği çerçevesinde imam-ö..]]> Sat, 28 May 2016 05:00:50 +0300 Kutsal istismar https://www.evrensel.net/yazi/76674/kutsal-istismar https://www.evrensel.net/yazi/76674/kutsal-istismar? En son kaleme aldığım “Çocuğun İstismarı=Demokrasinin İstismarı” yazısından sonra iş yoğunluğu nedeniyle uzun bir ara verdim. Artık cumartesi günleri yazmaya başladım. Son yazımdan devam edeyim diyorum ama tema anlamında… Çocuk; çocuğun istismara uğraması; çocuğun, istismarcısı ile evlendirilmesi; demokrasinin istismara uğraması… Son yazımda, TBMM’nin kuruluşu olan tarihin çocuklara bayram olarak armağan edilmesinden hareketle, çocuğun istismarının aynı zamanda demokrasinin ve demokratik sistemi oluşturan dinamiklerin (Meclis, seçim sistemi, seçim barajı, temsiliyet, siyasi parti, milletvekilliği, oy verme, parlamento komisyonları, partilere verilen finansal destekler, kanun görüşmeleri, dokunulmazlık vs.) istismar edilmesi anlamına geldiğini vurgulamıştım. Tam böyle bir yazı yazmışken, TBMM Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Olayları Araştırma Komisyonu tarafından bir rapor yayımlandığı açıklandı. Bu rapora göre, tacize uğrayan bir çocuğun onu taciz eden kişiyle evlendirilebileceğine..]]> Sat, 21 May 2016 05:00:15 +0300 Çocuğun istismarı = Demokrasinin istismarı https://www.evrensel.net/yazi/76513/cocugun-istismari-demokrasinin-istismari https://www.evrensel.net/yazi/76513/cocugun-istismari-demokrasinin-istismari? Bir “23 Nisan Çocuk Bayramı”nı daha idrak ettik. İdrak etmek nasıl oluyorsa… Bilirsiniz, hep böyle derler. Buradaki idrak etme, algılama, anlama, kavrama gibi anlamlara sahip… Ama gerçekten algılamış, kavramış, anlamış mı oluyoruz bu bayramı idrak etmekle, orası şüphe götürür. Zaten, daha çok, çocuk bayramı olarak dillere pelesenk olmuş bu bayramın genel olarak ne anlama geldiğini de biliyor muyuz, orası belli değil. 12 Eylül darbesi sonrasında (1981) kanunla belirlenmiş bir isme sahip olarak “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adıyla kutlanmaya başlanan bu bayramın bir zamanlar ayrı ayrı kutlanan bayramlar olduğunu hatırlatmak lazım. Ama esas olarak Atatürk tarafından, özellikle bu tarihin, yani Türkiye Büyük Millet Meclisinin açıldığı ve halkın egemenliğini ilan ettiği tarih olan bu tarihin çocuklara armağan edildiği bir bayram olduğunu herkes bilir. Oldukça anlamlı bir durumdur bu. Rastgele verilen bir armağan değildir bu… Neden? Bu armağanın rastgele bir armağan olmadığın..]]> Wed, 27 Apr 2016 05:00:40 +0300 Mükemmeliyetçi insanın icadı: sınav, ölçme ve değerlendirme https://www.evrensel.net/yazi/76461/mukemmeliyetci-insanin-icadi-sinav-olcme-ve-degerlendirme https://www.evrensel.net/yazi/76461/mukemmeliyetci-insanin-icadi-sinav-olcme-ve-degerlendirme? Son yazımda bireysel ve kültürel farklılıklara saygı duyulan bir toplumun koşullarından birinin sınavsız ve notsuz bir eğitim sistemi olduğunu belirtmiştim. Hatta böyle bir sistemin adalet duygusunu da güçlendireceği iddiasında bulunmuştum. İçine doğduğumuz ve içinde yetiştiğimiz sınavlı ve notlu bir sistemden daha farklısını düşünmenin zor olduğunu kabul ediyorum. Benim önerim başka bir ölçme değerlendirmenin mümkün olduğu ihtimalini göz önünde bulundurma cesaretini göstermeniz; mevcut sistemin, kapitalist üretim biçiminin dayattığı iş bölümü, maliyet kaygısı, planlama zorunluluğu, insan kaynağının (Bu da ne demekse?) verimli değerlendirilmesi gerektiği masalının bir ürünü olduğunun farkına varmaya çalışmanız ve böyle bir sistemde bilginin boyun eğilmesi gereken bir otoriter güç anlamı taşıdığının üzerinde derinlemesine düşünmenizdir. Öğretmenler bir düşünsün, 5-6 kişilik, haydi bilemediniz en fazla 10 kişilik sınıflarda belirli bir konuyu işlemenin ölçme ve değerlendirmeyi nas..]]> Wed, 20 Apr 2016 04:51:48 +0300 Her yerinden dökülen mozaik https://www.evrensel.net/yazi/76361/her-yerinden-dokulen-mozaik https://www.evrensel.net/yazi/76361/her-yerinden-dokulen-mozaik? İki hafta önce, düşünmeye, düşünce sürecine, düşünme biçimine ve yaratıcılık ürünü fikir gelişimine ipotek koymanın araçlarından biri olan ve otoriter devletin tanımladığı şekliyle düşünce suçunu önlemenin bir aracı olarak kullanılan sınav aygıtı hakkında yazmıştım. Bu hafta da bu konudan devamla, sınavlara verilen notların ne anlama geldiği ve bu şekilde yapılandırılmış bir sistemin olası sonuçlarından biri üzerinde duracağım. Sınav, öğrencinin dayatılmış müfredatı öğrenip öğrenmediğini test eden bir araç ise, sınavlara verilen notlar da bu öğrenme düzeyini veya son yazımda vurguladığım şekliyle dayatılmış müfredatın hakimiyeti altına girme düzeyini gösteren bir gösterge. Aslında sınavların yapılma amacı ve sınavların notlarla ölçülüp değerlendirilmesi eğitim bilimine göre bireylerin öğrenmesi gereken belirli konularda eksikliklerini saptamak ve bu eksiklikleri tamamlayıcı çalışma yapmak… Ancak sınavın ve sınav notunun kullanım biçimi, insanların otoriter kişilik yapılanması ve kap..]]> Wed, 06 Apr 2016 05:00:58 +0300 Fırlatılmış bumerang https://www.evrensel.net/yazi/76262/firlatilmis-bumerang https://www.evrensel.net/yazi/76262/firlatilmis-bumerang? Sistem gözetler; çünkü yönettiği kitlelerden kuşku duyar ve korkar. Bundan dolayı daha fazla güvenlik önlemi alır. Polis ve asker gücünü arttırmaya çalışır. Kendisine yönelik suça karşı önlem almaya çalışır; suçu önceden tespit etmeye çalışır ve bundan dolayı düşünce suçu diye bir şey uydurur. Polis ve asker gücünü arttırmak, bu şiddet aygıtlarının kontrolden çıkmasına da neden olur. Ama sistem bunu önemsemez. Çünkü sistem için esas önemli olan yönettiği kitlelerin kontrol altına alınmasıdır. Korku ve endişe nedeniyle kitleler kolayca kontrol altına da alınır. Peki, bu mekanizma eğitim sistemi içinde nasıl işler? En basitinden müfredat ve bu müfredatı benimsemesi ve öğrenmesi beklenen bireylere yapılan sınavlar aracılığıyla işler. Müfredat merkezi eğitim sistemi tarafından yapılandırılır. Dolayısıyla neyin nasıl öğrenileceği önceden bellidir ve öğrenciler bunun içine adeta fırlatılırlar. Bu fırlatılma hali, öğrencide neredeyse bir varoluş mücadelesine sebep olur. Müfredat denilen..]]> Wed, 23 Mar 2016 04:50:53 +0300 Kudretli yasak yasaklı şefkat https://www.evrensel.net/yazi/76166/kudretli-yasak-yasakli-sefkat https://www.evrensel.net/yazi/76166/kudretli-yasak-yasakli-sefkat? Yazının başlığında ipotek kelimesini göremeyebilirsiniz ama bu ipoteklendirmenin araçlarından biri olan yasaklardan söz edeceğim bu hafta. Yasak kelime anlamı itibariyle genel olarak olumsuz ve itici olarak algılanır. Sözlükte, yasak, bir işin yapılmasına karşı olan yasal veya yasa dışı engel olarak tanımlanmış. İkinci anlamı da yapılmaması istenmiş olan, yok, memnu, haram olan, anlamında… Hatta Falih Rıfkı Atay’ın eserlerinden birinden örnek cümle kullanılmış, anlaşılsın diye bu anlamı, Türk Dil Kurumu sözlüğünde: “Bizim çocukluğumuzun şiirlerinde neşe yasak denecek kadar ayıptı”. Bu örnek, bu yazının amacı açısından önemli... Hani bazı toplumlarda bazı duyguları göstermek ayıptır ve bu duyguları göstermek neredeyse zaaf sayılır ya… Çocuğa sevgi göstermek, hele bir de babanın çocuğuna sevgisini göstermesi pek gözlemlenen bir şey değildir ya… Bu anlamda çok yerinde bir örnek cümle olmuş, Atay’ın cümlesi. İktidar sahibinin onayı olmadan neşelenmek de pek hoş karşılanmaz. Sözlüğe göre, ..]]> Wed, 09 Mar 2016 05:00:03 +0300 İpotekli kimlik ve okul ilişkisi https://www.evrensel.net/yazi/76115/ipotekli-kimlik-ve-okul-iliskisi https://www.evrensel.net/yazi/76115/ipotekli-kimlik-ve-okul-iliskisi? Haftalardır ipoteklilik meselesi hakkında yazıyorum. İpotekli kimliklerimiz (milli veya dini), ipotekli düşüncelerimiz, ipotekli duygularımız, ipotekli ahlaki değerlerimiz ve ipotekli irademiz… Son yazımda da bu yazıların mesajının kısaca ne olduğunu belirtmiştim. Daha kısa haliyle: Borçlandık kimliklerimizi, nasıl ödeyeceğimizi bilemiyoruz. Bedeli ağır bu kimliklerin, altından kalkamıyoruz. Bize ait olmayan, dayatılan bir şeyleri yaşıyoruz. Çıkarımlarımız, vardığımız sonuçlar, kurduğumuz bağlantılar, akıl yürütmelerimiz bize ait değil. Nefretlerimiz bile bize ait değil… Biz sandığımız biz değiliz (virgülü nereye koyacağınızı size bırakıyorum; ister birinci “biz”in sonrasına, ister ikinci “biz”in öncesine…). Psikoloji alanında yapılan araştırmaların sonuçlarına da bir bakalım. Sonra da eğitim-öğretim süreçlerine bağlamaya çalışalım bu konuyu. Araştırmalara göre, ipotekli kimliğe sahip bireyler daha çok kural yönelimli oluyorlar, yani kurallara, başkaları tarafından belirlenen standart..]]> Wed, 02 Mar 2016 04:11:31 +0300 İpotekli irade https://www.evrensel.net/yazi/76001/ipotekli-irade https://www.evrensel.net/yazi/76001/ipotekli-irade? Bu ipotek meselesine çok fena taktığımı düşünebilirsiniz. Birkaç haftadır ipotekli halimizi yazıyorum. İpotekli kimliklerimiz (milli veya dini), ipotekli düşüncelerimiz, ipotekli duygularımız ve ipotekli ahlaki değerlerimiz… Bu yazıların özü şu: içine doğduğumuz yapının (kültürün, toplumun) nasıl bir kişi olmamızı istediği bir yükümlülük yaratır; bu yapının özellikleri bizim özelliklerimizi belirler ve bizden ağır beklentileri vardır. Bu yapı ve bu beklentiler bizim yükümlülüklerimizdir; yani borçlarımızdır. Bundan bağımsızlığımızı kazanamadığımız takdirde geliştirdiğimiz kimlik bize ait değildir. Hep o yapıya borçlu kalırız. Bu yüzden de kendimizi gerçekleştiremeyiz. O yapının ve o yapıyı yönetenlerin, o yapıdan beslenenlerin, o yapıya sırtını dayayanların istekleri, arzuları, fantezileri, hedefleri, planlamaları insanları yönetir. İnsanlar da bir kişiliğe ve bir kimliğe sahip olduklarını düşünürler ya da bunun yanılsamasını yaşarlar. Aslında onlara ait değildir o kişilik, o kimlik; o..]]> Wed, 17 Feb 2016 04:52:55 +0300 İpotekli duygular, ipotekli ahlaki değerler https://www.evrensel.net/yazi/75902/ipotekli-duygular-ipotekli-ahlaki-degerler https://www.evrensel.net/yazi/75902/ipotekli-duygular-ipotekli-ahlaki-degerler? Bu hafta yine tehlikeli bir iş yapıp geçen haftaki gibi Foucault’dan söz edeceğim. Bu seferki düşüncelerini görseniz, korkarsınız. Onu okumak ve anlamaya çalışmak bile canlı bomba olmak(!) gibi bir şey. Hani geçen hafta Chomsky ile söyleşisinden söz etmiştim ya: “Bizimki gibi bir toplumda gerçek siyasi görev hem tarafsız hem de tarafsızmış gibi görünen kurumların işleyişlerini eleştirmekmiş gibi geliyor bana; bu kurumları, her zaman gizliden gizliye bunlar üzerinden uygulanmış olan siyasi şiddetin maskesini düşürecek şekilde, bunlara karşı kavga verilebilsin diye eleştirmek ve bunlara saldırmaktır siyasi görev…” Gördüğünüz gibi, oldukça tehlikeli bir görüş. Bazı kurumlara saldırmaktan söz ediyor. Tabii burada kastettiği, sopayla-bıçakla-palayla-topla-tüfekle-tankla-canlı ya da cansız bombayla saldırmak değil… Kastettiği, durmaksızın eleştirmek ve tarafsız veya tarafsız gibi görünen kurumları tarafsızlık elbisesinden sıyırıp çırılçıplak bırakmak; “kral çıplak” demek… Bu söyleşisinde ..]]> Wed, 03 Feb 2016 04:52:02 +0300 İpotekli düşünceler, ipotekli üniversiteler https://www.evrensel.net/yazi/75862/ipotekli-dusunceler-ipotekli-universiteler https://www.evrensel.net/yazi/75862/ipotekli-dusunceler-ipotekli-universiteler? Düşünmek zor zanaat, düşünceleri ifade etmek ise daha zor, daha doğrusu riskli… En zoru da bir başkasının düşüncesini anlayıp, benimseyip başka bir yerde ifade etmek… Bu, sosyal medya kanalıyla ya da çeşitli haberleşme grupları kanalıyla çok sık yapılan bir davranış haline geldi. İnsanların düşünmesini ve tartışmasını durduramayacağın gibi, birilerinin düşüncelerini alıntılamasını da durdurmak, engellemek abesle iştigal… Düşünce bu, yayılır, engelleyemezsin. Bundan korkanlar var, tahammül edemeyenler var. Bu yüzden tarih boyunca faşist iktidarlar kitap yaktılar, yasakladılar. Bizim ülkemizde de yeni meydana gelmiş bir olay… Fransız filozof Foucault’nun bir sözünü whatsapp durum bilgisinde paylaşan bir öğretmen okulun idarecileri tarafından sorguya çekildi, buna tepki duyan bir başka öğretmen de isteği dışında bir İmam Hatip Lisesinde görevlendirildi. Foucault bu, tehlikeli hakkaten… Onun paylaşılan sözü şu: “Hapishanelerin, fabrikalara, okullara, kışlalara, hastanelere ve bütün bunları..]]> Wed, 27 Jan 2016 04:56:55 +0300 İpotekli insanlık https://www.evrensel.net/yazi/75740/ipotekli-insanlik https://www.evrensel.net/yazi/75740/ipotekli-insanlik? İpotekli kimlik diye bir kavram var psikolojide… Kimlik gelişimi konusunda çalışma yapan önemli kuramcılardan biri olan James E. Marcia’nın bir kavramı bu… Marcia, dört farklı kimlik statüsünden söz ediyor. Buna göre, özellikle ergenlik çağında, kişi, yaşadığı çatışma, kargaşa, bunalım ve/veya ikilemlere yönelik geliştirdiği tutumlara ve toplumsal rol belirlenimlerine göre gösterdiği araştırma ve karar verme düzeyine dayalı olarak bu kimlik statülerini geliştiriyor. Bunları geliştirirken de irdeleme, sorgulama ve karar verme şeklinde yaşanan bir süreçten geçiyor. Bu sürecin bir ideolojik (dini inançlar, politik seçimler, meslek seçimi, felsefi yaşam biçimi) bir de kişilerarası (arkadaşlık, flört, cinsiyet rolü ve serbest zaman uğraşısı, vb.) boyutu var. Marcia’nın kimlik statülerininadları şöyle: Dağınık kimlik, ipotekli kimlik, askıya alınmış kimlik ve başarılı kimlik… Dağınık ve ipotekli kimlik statüleri daha düşük, askıyla alınmış ve başarılı kimlik statüleri ise daha yüksek kiml..]]> Wed, 13 Jan 2016 04:51:30 +0300 Yükseköğretim Kanunu Tasarısı çalışmaları https://www.evrensel.net/yazi/75637/yuksekogretim-kanunu-tasarisi-calismalari https://www.evrensel.net/yazi/75637/yuksekogretim-kanunu-tasarisi-calismalari? Yüksek Öğretim Kurulu tarafından yapılan açıklamaya göre Yükseköğretim Kanunu Tasarısı çalışmaları başlatılmış ve bu bağlamda YÖK bu kanun tasarısı için öncelikle üniversite rektörlerinin ve daha sonra da konunun ilgili bütün taraflarının katkılarının teminine çalışılacağını, şeffaf ve katılımcı bir süreç yürüterek yükseköğretimin yeniden yapılandırılması çalışmalarını yürüteceğini belirtmiş 25 Aralık 2015 tarihli duyurusunda… Bu yeniden yapılanma için çerçeveyi de çizmiş YÖK: “Bu yeniden yapılanma; çeşitlilik, performans değerlendirilmesi, rekabet, kalite güvencesi gibi evrensel kavramların oluşturduğu bir zeminde gerçekleşmelidir.” Bu kavramların evrensel kavramlar olduğu tartışılmalı tabii her şeyden önce. Ama bu konuda tartışmayı kapatıcı bir ifade kullanılmış. Çok uzun zaman önce bu kavramlara ilişkin bir eleştiride bulunmuştum (2 Ekim 2012 tarihli yazım). Bunlar daha çok kapitalizmin neoliberal politikalarına ait kavramlar gibi görünüyor. Bunların arasında, ben o yazıyı yazark..]]> Wed, 30 Dec 2015 04:51:34 +0300 Zombiler ülkesi https://www.evrensel.net/yazi/75596/zombiler-ulkesi https://www.evrensel.net/yazi/75596/zombiler-ulkesi? Nobel ödüllü bir bilim insanı… Aziz Sancar… Bilim alanında Nobel ödülü alan ilk Türk Bilim insanı olarak haberi yapıldı. Türkiye’de yaşamıyor. Bütün araştırmaları başka bir ülkede başka kurumlar tarafından destekleniyor. Ama Türkiye’de yaşayanlar “bir Türk bilim adamı Nobel ödülü aldı” diye sevindi. Orhan Pamuk bile Nobel ödülü aldığında bu kadar sevinilmemişti. Ama Aziz Sancar hemen sahiplenildi. Gerçi birçok insan hala Aziz Sancar’ın neden ödül aldığını bilmiyor; sorsanız bunu söyleyebilecek olanların sayısı belli… Suriyeli bir bilim adamı… Suriye’deki iç savaştan kaçmış gelmiş. Ailesinin büyük kısmını bombardımanda kaybetmiş. İki çocuğuyla birlikte Türkiye’de yaşıyor. Mide kanseri… Türkiye’deki üniversitelerde çalışmak için çalışma izni alamamış. Sigortası olmadığı için tedavi de edilemiyor. ABD’ye iltica talebinde bulunmuş. Kabul edilmiş. Obama’dan özel ilgi görmüş. Bu ilgiyi görmesinin nedeni, alanında önemli bir bilim insanı olması; yazdığı kitaplar ders kitabı olarak okutuluy..]]> Thu, 24 Dec 2015 04:59:37 +0300 Gecikmiş bir Öğretmenler Günü yazısı https://www.evrensel.net/yazi/75420/gecikmis-bir-ogretmenler-gunu-yazisi https://www.evrensel.net/yazi/75420/gecikmis-bir-ogretmenler-gunu-yazisi? Evet, gecikmiş bir öğretmenler günü yazısı olacak bu yazı... 12 Eylül askeri darbesi sonrasında kurulan hükümetimsinin faşist ressam paşanın zoruyla ve imzasıyla uydurduğu bir öğretmenler günü için yazılacak bir yazı... Öğretmenlerin bütün örgütlenmelerini kapatıp “Öğretmenler arasındaki sevgi ve saygı bağlarını kuvvetlendirmek ve mesleğe yeni giren genç öğretmenlere mesleklerinin yüceliği bilincini vererek meslek dayanışmasını, öğretmenliğin saygınlığını güçlendirmek” amacıyla öğretmenler gününün kutlanması için kanun çıkaranlarının ikiyüzlülüğünü anlamayıp bu günü kutlamaya devam edecek misiniz eğitim camiası? Mesleki etik değerleri çiğnemek olmaz mı bu? Reddedersek bu özel(!) günü, gerçekten bir şeyler öğretmiş oluruz öğrencilerimize. Ayrıca şunu da sormak lazım: Gerçekten böyle bir güne ihtiyacımız var mı? Başkaları tarafından ezberlenmiş bir şekilde takdir edilmeye ihtiyacımız var mı? Ya da hakkımız var mı? Acaba bazı öğretmenleri diğer bazılarından ayırmak gerekmez mi? Öyle öğre..]]> Wed, 02 Dec 2015 05:00:44 +0300 Katliamın dili, şiddetin dili https://www.evrensel.net/yazi/75317/katliamin-dili-siddetin-dili https://www.evrensel.net/yazi/75317/katliamin-dili-siddetin-dili? Fransa’da akıllara durgunluk veren, güvenlikli bir ortamda yaşamadığını geride kalanlara bir kez daha düşündürten ve hissettiren, doğal sınırları hiçe sayan ulus devletler arasındaki sahte sınırları daha da keskinleştiren ve aşılmaz hale getiren, nefret tohumları eken, ekili nefret tohumlarını yeşerten bir katliam daha gerçekleşti ve bu katliamlara silah sağlayanların aldığı siparişler yine arttı. Paris... 132 kişi... Son verilere göre tabii... Bu şiddet ortamının kendine özgü bir dili de var. Üzülmek, kızmak, yas tutmak derken insanın gözüne gözüne giriyor, kulak tırmalıyor bu dil... Ve sonra unutma süreci... Sonra da tarihin tekerrürü... İnsanın olduğu yerde tarih tekerrür eder... İnsan ne katlettiklerini ne de katledilişlerini hatırlar. İnsan kendi kötülüğüyle yüzleşmekten kaçındığı için tekerrür eder belki de tarih... Şiddetin öyle bir dili ve bağlamı var ki, bu yüzden Beyrut’taki saldırıda ölen 43 kişi daha az konuşuldu belki de. Şiddetin öyle bir dili ve bağlamı var ki, bu ..]]> Wed, 18 Nov 2015 04:51:09 +0300 İstikrar ne ola ki? https://www.evrensel.net/yazi/75223/istikrar-ne-ola-ki https://www.evrensel.net/yazi/75223/istikrar-ne-ola-ki? Yedi Haziran seçimlerinden sonra yazdığım iki köşe yazısına baktım da, birincisinde müşahitlik deneyimimi paylaşmış ve seçim sonuçlarına göre koalisyon olanağı üzerinde durmuşum. İkinci yazımda da biraz safça davranarak CHP-MHP-HDP koalisyonu olasılığını ortaya atmışım. Hakikaten saflık işte… İstikrar ve koalisyon kavramlarının bizim coğrafyada birbirine ne kadar zıt kavramlar olarak kullanıldığını ve Anadolu’nun kültürler mozaiği olduğu şeklindeki yalanını da yazmışım. Her şeye rağmen yeni bir yaşamın mümkün olduğunu da eklemişim. Yedi Haziran seçimlerinden sonra olanları biliyorsunuz. Güvensizliğin ve çatışmanın artması ve toplumun güvenlik ihtiyacının ön plana çıkması, tekrar yapılan seçimler ve bunun üzerine tam tersine değişen bir tablo. Sosyokültürel olarak bizimki gibi bir toplumda güvenlik endişesinin oy verme davranışını batılı toplumlara göre tam tersi yönde etkileyebileceğini de düşündüğünüzde çıkan sonucu anlamak mümkün. Yapılan itirazlar sonucunda tabloya tekrar bakmak ge..]]> Wed, 04 Nov 2015 04:49:44 +0300 Korkunç deney-Korkunç yüzleşme https://www.evrensel.net/yazi/75179/korkunc-deney-korkunc-yuzlesme https://www.evrensel.net/yazi/75179/korkunc-deney-korkunc-yuzlesme? Yakında bir film girecek vizyona, yani umarım girer. “Experimenter” orijinal isimli “Deneyci” anlamında… Stanley Milgram tarafından yapılmış bir deneyi anlatıyor. Geçmiş yıllarda benim de bir yazımda (Bomba atmak yalan söylemeye benzer; 29 Mayıs 2012) anlattığım bir deney. Deney itaat üzerine, insanların nasıl olup da itaat ettiği üzerine… Mutlaka izleyin. Aşağıdaki konular üzerinde daha da derinlemesine düşünmenizi sağlayabilir. Deneyi uzun anlatmayayım. Deneyin katılımcıları elektrik şoku veriyorlar görmedikleri bir kişiye. Ona soru soruyorlar bir mekanizma yardımıyla, bilirse sorun yok ama bilemezse yükselen voltajlarda elektrik şoku veriyorlar. Şok verilenden sesler geliyor voltaj arttıkça. Deneyi yönetene soruyor deney katılımcısı, devam edeyim mi diye. Yönetici yani o anki iktidar sahibi kişi, devam et, diyor. Devam ediyorlar çoğunluğu. Deneye katılanların ortalama yüzde 65’i yöneticinin emrine uyup artan voltajda elektrik vermeye devam ediyorlar, elektrik verdikleri kişiden çığ..]]> Wed, 28 Oct 2015 05:00:59 +0300 Güvenlik zaafı https://www.evrensel.net/yazi/75079/guvenlik-zaafi https://www.evrensel.net/yazi/75079/guvenlik-zaafi? Mümkün mü, uzun uzun analiz edip bir şeyler yazmak 7 Haziran’dan hemen sonra meydana gelen katliamlar üzerine… Tıpkı Theodore W. Adorno’nun, Auschwitz’den sonra şiir yazmanın barbarlık olduğunu söylediği gibi… Mümkün mü, Suruç’tan, Cizre’den, Nusaybin’den ve Ankara’dan sonra yazmak, çizmek? Mümkün mü, hangi amaç uğruna feda edildiklerini bilmeden ölen polis ve askerlerin üzerine duyguları ifade etmek? Birden bire bu kadar değişir mi, bir ülkede yaşam… Yeter artık barış istiyoruz, diyenlere bu mudur yapacağınız? Hangi karanlık ruh, ne düşünerek kendini feda etmeye ikna oluyor? Hangi karanlık zihniyet, kendisinin yapmaya cesaret edemediği bir şeyi başka bir karanlık ruha yaptırıyor? Güvenlik zaafı yok, deniliyor? Bu nasıl bir zihniyettir ki, iki tane canlı bombanın kendini patlatarak en az 100 kişinin ölümüne sebep verdiği bir olayda güvenlik zaafının olmadığını söyleyebiliyor? Bu nasıl bir şeydir ki, bu ülkede sadece solcuların, Kürtlerin, sisteme muhalif gençlerin, öğrencilerin eyleml..]]> Wed, 14 Oct 2015 05:00:27 +0300 Seçim beyannamelerinde rekabetçi eğitim https://www.evrensel.net/yazi/75036/secim-beyannamelerinde-rekabetci-egitim https://www.evrensel.net/yazi/75036/secim-beyannamelerinde-rekabetci-egitim? Yakın zamanda yapılan genel seçimler öncesinde, partilerin seçim bildirgelerinde eğitim konusunu karşılaştırmıştım. Daha çok mesleki eğitime odaklanmıştım ve HDP dışındaki partilerin bu konuda birbirine benzediğini yazmıştım. Başka bir deyişle, üç partinin, mesleki eğitimi, sınıfların yeniden üretimi amacıyla yani kapitalist üretim biçiminin hedefleri doğrultusunda eşitsizliğin yeniden üretimi amacıyla kullanmayı hedeflediğini vurgulamıştım. Ama HDP’nin de bu konuda biraz daha net bir tutum ortaya koyması gerektiğini de belirtmiştim. Bu sefer de seçim bildirgelerindeki eğitim konusunu, partilerin eğitim yaklaşımlarını yansıtan bir sözcük kapsamında karşılaştırmaya çalışacağım. Bu sözcük, “rekabet” sözcüğü... HDP dışındaki üç parti eğitim hedeflerini ifade ederken, dünya ile rekabet edebilecek bireyler ve toplum yetiştirmek amacıyla eğitim sistemini şekillendireceğini yazmış bildirgesinde. HDP ise, eğitimi özgürlükçü, laik ve bilimsel bir içerikte yeniden yapılandıracağını söylüyor. ..]]> Wed, 07 Oct 2015 04:52:54 +0300 Düşünen yok mu? https://www.evrensel.net/yazi/74988/dusunen-yok-mu https://www.evrensel.net/yazi/74988/dusunen-yok-mu? Pazartesi akşamı kanallardan birinin haber programında, yeni eğitim öğretim yılı nedeniyle çocuklarla röportaj yapıyorlar. Röportaj yaptıkları çocuklar, okudukları ilkokul ile bir imam hatip ortaokulunun sınıfları birleştirildiği için yaşadıkları sıkıntıları anlatıyorlar. Veliler de okulun başlangıcında eylem yapmışlar. Ailelere hiçbir haber vermeden yapılmış birleştirme. İlkokulun velileri de şikayetçi, imam hatip ortaokulunun velileri de... Çarpıcı olan şey ise, röportaj yapılan bir ilkokul kız çocuğunun söyledikleri... Yaşadığı sorunları anlatıp içini döktükten sonra şunu söylüyor: “Düşünen yok muu?” Çok net... O yaştaki bir kız çocuğu, yaşadıklarından hareketle isyan ediyor. Diyor ki kız çocuğu; yukarılarda bir yerlerde yetişkinlerin dünyasında, eğitim bakanlığında birileri düşünüp, taşınıp da karar vermiyor mu? Öğrencilerin, anne, babaların isteklerini veya başlarına gelebilecekleri dikkate almıyor mu? Bilimsel yöntemi kullanarak eğitim öğretim süreçlerini planlamıyor mu? Onlar..]]> Wed, 30 Sep 2015 04:52:29 +0300 İhanete uğrayan sevgi - Öldürmeden yapamamak https://www.evrensel.net/yazi/74941/ihanete-ugrayan-sevgi-oldurmeden-yapamamak https://www.evrensel.net/yazi/74941/ihanete-ugrayan-sevgi-oldurmeden-yapamamak? Bu hafta da Arno Gruen isimli bir bilim insanının görüşlerini size aktaracağım. Alman psikolog ve psikanalist... Türkçeye de çevrilmiş eserleri var: “Demokrasi Mücadelesi (Radikalizm, Şiddet ve Terör)”, “Normalliğin Deliliği”, “İçimizdeki Yabancı”, “Kendine İhanet”, “Empatinin Yitimi”, “İhanete Uğrayan Sevgi; Sahte Tanrılar”. Bugünkü alıntılar bu son eserden... Arno Gruen, bu eserinde sahte tanrılar ve sahte kahramanlarla uğraşıyor ve belki de okullardaki tarih derslerinin nasıl işlenme(me)si gerektiğine dair bir öneride bulunmuş oluyor dolaylı olarak. Irak’taki savaşa göndermede bulunarak bu savaşın ihanete uğramış sevgiyle ilişkili olduğunu, dünyayı bu duruma getirenlerin sahte tanrılar ve sahte kahramanlar olduğunu vurguluyor bu eserinde. Bu sahte tanrıların ve kahramanların hepimiz için iyi olanı bilme iddiasında olduklarını söylüyor. Hangi siyasi, ideolojik veya dini maske ardına gizlenirse gizlensin, terörün daima bizzat hayata yönelik nefretin bir sonucu olduğunu ifade ediyor. ..]]> Wed, 23 Sep 2015 04:52:51 +0300 Neden savaş? Barış nasıl? https://www.evrensel.net/yazi/74844/neden-savas-baris-nasil https://www.evrensel.net/yazi/74844/neden-savas-baris-nasil? Temmuz 1932 ile eylül 1932 tarihleri arasında iki önemli bilim insanı, fizikçi Albert Einstein ile psikanalizin babası Sigmund Freud savaş konusuyla ilgili olarak mektuplaşmışlar. Albert Einstein savaş ve barış hakkındaki görüşlerini açıklayıp Sigmund Freud’a dünyanın barışçıl bir yer haline gelmesi konusundaki düşüncelerini sormuş. Freud da kendi kuramı ışığında yanıtlamış onu. Bu mektuplar, “Neden Savaş?” başlıklı bir kitapçıkta Yazı-Görüntü-Ses Yayınları tarafından yayımlandı. Savaşın ve barış arzusunun psikolojik dinamikleri hakkında iyi bir rehber olabilir bu kitapçık. Çok genel hatlarıyla insanın saldırganlık eğilimine sahip olduğuna ve savaşın kaçınılmaz olduğuna vurgu yapıyor aslında Freud. İnsanlar arasındaki çıkar çelişkilerinin tarih boyunca ilkesel olarak şiddet kullanımıyla çözüldüğünü söylüyor. Bu mektubunda başka neler söylemiş Freud, çok kısa alıntılar halinde bakalım... İlk zamanlardan beri, araçlar değişse de savaşın nihai amacı aynı kalıyor: Bir tarafı zarara uğrat..]]> Wed, 09 Sep 2015 05:00:25 +0300 Milliyetçilik: Yalancı türleşme https://www.evrensel.net/yazi/74752/milliyetcilik-yalanci-turlesme https://www.evrensel.net/yazi/74752/milliyetcilik-yalanci-turlesme? Geçen haftaki yazımın son paragrafında “hayali cemaatler” ve “geniş grup kimlikleri” adlı iki kavramı kullanmıştım. Bu hafta oradan devam edeceğim. Hayali cemaatler kavramını daha önceki yazılarımdan birinde kullanmıştım. Benedict Anderson’ın “Hayali Cemaatler: Millliyetçiliğin Kökenleri ve Yayılması” adlı eserinde kullandığı bir kavram. Ulusları hayal edilmiş topluluklara benzeten Anderson, eserinde insan denilen varlığın bu hayal edilmiş topluluklara nasıl bağlılık duyduğunu ve bu hayali kimliğe dayanarak bile bile nasıl ölüme gittiğini ve başkalarını öldürmeye hazır olduğunu anlatıyor. Bu sefer de aşağı yukarı aynı anlamda Erik Erikson adlı, gelişim psikolojisi alanında çok önemli bir yere sahip olan bir bilim insanının “geniş grup kimlikleri” adlı kavramından söz edeceğim. Dünya üzerindeki çatışmaları çözüme kavuşturma konusunda uzman olan bir psikanalist olan Vamık Volkan bu kavramı, “Kimlik Adına Öldürmek: Kanlı Çatışmalar Üzerine Bir İnceleme” adlı eserinde kullanıyor ve bu kav..]]> Wed, 26 Aug 2015 04:43:48 +0300 Kötülük ile özgürlük arasındaki ilişki https://www.evrensel.net/yazi/74696/kotuluk-ile-ozgurluk-arasindaki-iliski https://www.evrensel.net/yazi/74696/kotuluk-ile-ozgurluk-arasindaki-iliski? Kötülüğe devam… Bitmiyor çünkü bu dünyada kötülük… Bu sefer de Filozof Schelling’den alıntılarla… Yine Richard Bernstein’ın “Radikal Kötülük” adlı eserinden… Schelling, 1775-1854 yılları arasında yaşamış bir filozof… Tabii hemen girişte bir düzeltme yapayım. Kötülüğün bitmesi pek de mümkün değil. Özellikle belli başlı dönemlerde kötülüğün fena halde işbaşında olduğu örnekler yaşanıyor insanlık tarihinde. Schelling’e göre kötülük ile özgürlük arasında girift bir ilişki var. Ona göre, özgürlük, kötülüğün gerçekliğinin kabulünü gerektiriyor. Gerçek kötülük ile somut özgürlük ayrılmaz biçimde birbirine bağlı. Kötülüğün gerçekliği inkar edilirse, özgürlüğün gerçekliğini de inkar etmek zorunlu. Başka bir deyişle, en basit haliyle, kötülüğün varlığını, ne şekilde karşımıza çıktığını, bütün gerçekliğiyle ve somutluğuyla kabul edip ona karşı somut bir özgürlük mücadelesi vermek gerekli. Schelling’e göre kötülük ile siyasetçi arasında şöyle bir ilişki var: “Siyasi bir özne (belediye başkanı, ba..]]> Wed, 19 Aug 2015 05:00:08 +0300 Bir bebekten bir katili yaratan okul… https://www.evrensel.net/yazi/74602/bir-bebekten-bir-katili-yaratan-okul https://www.evrensel.net/yazi/74602/bir-bebekten-bir-katili-yaratan-okul? Radikal kötülük ve totalitarizm konulu yazımdan bir şekilde devam edeceğim ama tekrar okula dönerek… Daha önce ‘Barışın önündeki engel olarak okul’ konulu yazımı öngörülemezlik ve kendiliğindenlik kavramlarına giriş yaparak bitirip sonra da geçen haftaki yazıyı yazmıştım. Bu sefer de aynı okulun radikal kötülüğü ve totalitarizmi nasıl ürettiğini yazacağım. Şu anda ülkede yaşanmakta olan kargaşa, bilinmezlik, güvensizlik, savaş, vahşet, düşmanlık, acımasızlık, umursamazlık, ulus-devletin kuruluşundan beri okulda nasıl üretildi ve bugünün okulunda da bundan sonra nasıl üretilmeye devam edecek? Bunu anlatmaya çalışacağım. Kısaca, bir bebekten bir katili yaratan karanlığı anlatmak hedefim… Bu arada sürekli şu soruyu sormaya devam edin: “İçinde bulunduğumuz siyasal, toplumsal ve ekonomik sefalet insana yaraşır bir şekilde nasıl dindirebilir ve sorunları nasıl çözebiliriz?” Geçen haftadan hatırlayın… İki hafta önce okulun oturma düzeniyle, sınavıyla faşizan özellikler taşıdığını söylem..]]> Wed, 05 Aug 2015 04:52:22 +0300 Radikal kötülük ve totalitarizm https://www.evrensel.net/yazi/74559/radikal-kotuluk-ve-totalitarizm https://www.evrensel.net/yazi/74559/radikal-kotuluk-ve-totalitarizm? İnsanın öngörülemezliğinden söz etmiştim geçen hafta, insan olmanın ve barışın önündeki engel olarak okul kurumundan söz ederken. Bu hafta da bu öngörülemezlik kavramını kullanarak kötülük ve totalitarizm üzerine yazan Hannah Arendt’ten söz edeceğim, Richard Bernstein’in “Radikal Kötülük” adlı eserinden alıntılarla… Kötülük meselesi İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin yaptığı zulüm üzerine daha da çok tartışılmış bir konu. Birçok filozof bu konuya kafa yormuş. Hannah Arendt ise ünlü bir Alman siyaset bilimci…1906 ve 1975 yılları arasında yaşadığını düşünecek olursanız, Naziler ve yaptıkları hakkında da düşünceleri olduğunu tahmin edersiniz. Kötülüğün insanları insanlar olarak gereksiz ve feda edilebilir kılmak ile ilgisi olduğunu düşünüyor. Ama bundan kastettiği, onları araç olarak kullanmak değil, tam anlamıyla gereksiz ve feda edilebilir kılmak. Bunun da insanın kendiliğindenlik özelliği ile eş değerde olan öngörülemezlik özelliğinin ortadan kaldırılmasından sonra gerçekleştiğ..]]> Wed, 29 Jul 2015 04:51:52 +0300 İnsan olmanın ve barışın önündeki engel: Okul https://www.evrensel.net/yazi/74515/insan-olmanin-ve-barisin-onundeki-engel-okul https://www.evrensel.net/yazi/74515/insan-olmanin-ve-barisin-onundeki-engel-okul? Geçen hafta, koyu asfalt grisi rengine rağmen “Yeşil Yol” adı verilen ve Karadeniz bölgesindeki yaylaları birleştirmekten ziyade bölüp parçalamak amaçlı bir doğa katliamı projesine karşı çıkmak için yöre halkını desteklemek amacıyla gelen insanlara “dışarıdan gelenler” diyerek tam olarak ne söylediği anlaşılmayan bir kamu görevlisinin ve genel olarak da siyasi otoritenin böyle durumlarda kullandığı dile değinmiştim. Dayanışma davranışını gösteren kitleye karşı iktidarın ürettiği ötekileştirici, düşmanlaştırıcı, marjinalleştirici söyleme değinerek de yazıyı şöyle bitirmiştim: “… İktidar zulme karşı duran kitleler fikrinden rahatsız olur, çaresiz kalır, meşruiyetini kaybetme tehlikesiyle karşılaşır. İktidar ister ki, insanlar birbiriyle dayanışmasın, rekabet etsin, birbirinden uzak dursun, insanlar tek kalsın, yalnız, çaresiz ve güçsüz hissetsin.” Bu hafta da, iktidarın bu dili kullandığı ve bu dilin dayandığı anlayışı öğretmek ve yeniden üretmek istediği bir ortamdan söz edeyim: “OKU..]]> Wed, 22 Jul 2015 04:38:25 +0300 Yeşil mi, koyu gri mi? Dışarıdan mı, içeriden mi? https://www.evrensel.net/yazi/74471/yesil-mi-koyu-gri-mi-disaridan-mi-iceriden-mi https://www.evrensel.net/yazi/74471/yesil-mi-koyu-gri-mi-disaridan-mi-iceriden-mi? Bir ülkeyi yönetmek hakikaten zor zanaat... Bazı şeyler yapacaksın, yaptıklarına da tepki gösterilecek. Yaptıklarını anlatmak ve kitleleri ikna etmek için nasıl bir dil kullanacaksın? Yaptıklarına gelen tepkiyi göğüslerken nasıl bir dil kullanacaksın? Bunlar hep zor şeyler. Kullanılan dilin birtakım zayıflıkları, yalanları, esas amaçları ortaya çıkarma olasılığı da çok yüksek. Kitleleri ikna etmeye çalışırken öyle bir dil kullanırsın ki, bir de bakmışsın onları aslında kandırmak istediğin ortaya çıkmış. Esas amacın ortaya çıktığında hatanı kabul etmeyip öyle bir savunma refleksi geliştirirsin ki, gözün hiçbir şeyi görmez ve ille de kendini korumak amacıyla herhangi bir dayanağı olmayan üstelik kendinle de çelişen savunma ve karşı saldırı söylemleri geliştirebilirsin. Karadeniz Bölgesi’nde yaylaları birleştireceği söylenen bir Yeşil Yol Projesi var biliyorsunuz. Bunun için yöre halkı ve tabii ki yöre halkından olmayan sorumluluk sahibi insanlar, yörenin siyasetçileri ya da projeye eleş..]]> Wed, 15 Jul 2015 04:35:47 +0300 Yeni ve bambaşka bir 'biz' https://www.evrensel.net/yazi/74418/yeni-ve-bambaska-bir-biz https://www.evrensel.net/yazi/74418/yeni-ve-bambaska-bir-biz? Koalisyondu, sözde kültürler mozaiğiydi derken en son geçen hafta onur yürüyüşünün gökkuşağı rengini demokrasiyle ilişkilendirdim. Geçen hafta yer yokluğundan dolayı yarım kalmış sayılırdı aslında yazı. Hülya Durudoğan’ın Bianet’te çıkan “Judith Butler ve Queer Yoldaşlığı” adlı yazısında Butler’ın görüşlerine ilişkin yaptığı yorumlardan alıntılayarak Butler’ın vurguladığı bir alternatif “BİZ”e bu hafta değinmekte fayda var. Judith Butler toplumsal cinsiyet ve cinsel kimlik üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan bir feminist kuramcı. Butler’a göre, her türlü kimlik farklılığına rağmen birisini yitirmenin ne demek olduğuna dair bir fikri olanları kapsayacak ve hiçbir bedeni ve hiçbir hayatı ve hiçbir kimlik aidiyetini diğerlerinden daha fazla değerliymiş ve yası tutulabilecekmiş gibi görmeden, başkalarının acıları ile özdeşim kurabileceğimiz bir ‘biz’in mümkün olabileceği türden bir demokrasiye ihtiyaç var… Çünkü herkes birbirinin ötekisi… Fikirler uyuşsa da uyuşmasa da yaşam her zaman ba..]]> Wed, 08 Jul 2015 05:00:07 +0300 Gökkuşağıdır demokrasi, parıldayan güneşte... Görebilene... https://www.evrensel.net/yazi/74370/gokkusagidir-demokrasi-parildayan-guneste-gorebilene https://www.evrensel.net/yazi/74370/gokkusagidir-demokrasi-parildayan-guneste-gorebilene? Bu hafta, Selahattin Başkan ile Nazlı Ilıcak arasında, televizyonda yayımlanan bir sohbet programında geçen diyaloga ilişkin yazacaktım. LGBTİ’lerin onur yürüyüşüne erkek devletin erkek polisi saldırınca işler değişti. Fakat tesadüfe bakın ki (aslında tesadüf falan da değil) konular birbiriyle alakalı çıktı. Bakalım neden alakalıymış. Selahattin Başkan ile Nazlı Ilıcak arasında Bugün TV’deki bir programda sınıf kavramıyla ilgili bir diyalog geçti. Başkan sınıf meselesine dokunduğunda ve sınıf çatışması kavramını kullandığında Nazlı Ilıcak sınıf çatışmasından ziyade sınıf barışından yana olduğunu söyledi. Selahattin Başkan da Nazlı Hanım’a “Sınıfınız böyle gerektiriyor” yanıtını verince bütün sosyal medyada bu diyalog paylaşıldı ve beğenildi. Tabii benim amacım Nazlı Hanım’ı hedefe koymak değil; Selahattin Başkanın verdiği zekice yanıtın, sınıfından dolayı avantajlı ve çatışmasız(!) bir hayat sürenleri rahatsız etme olasılığını tartışmak... Tabii en azından vicdanlı olanlarını... Çatı..]]> Wed, 01 Jul 2015 05:00:39 +0300 Demokrasi delikanlı bir varlıktır, ama sizinkisi değil https://www.evrensel.net/yazi/74325/demokrasi-delikanli-bir-varliktir-ama-sizinkisi-degil https://www.evrensel.net/yazi/74325/demokrasi-delikanli-bir-varliktir-ama-sizinkisi-degil? Geçen hafta bu sefer samimiyet ve dürüstlük kazanacak, dedim. Seçim propagandası döneminde söylediklerinin arkasında duran kazanacak. Kırmızı çizgiler silinmeye mahkum... Çünkü kırmızı çizgiler kanla çizilmiş... Aşarsan bu çizgiyi kanatırım, mesajı veriyor kırmızı çizgiler. Daha ne kadar ölmeye ve öldürmeye devam edilecek? Bunun hesabı sorulmayacak mı sermayeden, silah simsarlarından, savaş baronlarından? Gezi ruhuyla başladı. Genel seçim sonuçlarıyla bir kez daha mesaj verdi bu coğrafyanın insanları, özellikle de gençleri: “Biz savaş istemiyoruz. Biz ölmek istemiyoruz. Biz öldürmek istemiyoruz. Biz dayanışma içinde, barış içinde yaşamak istiyoruz. Sizin takıntılı devletçi, tekçi, şoven değerleriniz bizi ilgilendirmiyor. Aşktır, sevgidir ve saygıdır bizim değerlerimiz. Biz sizin kalıplaşmış, particilikten ve takım tutmacılıktan başka bir şey olmayan siyasetçiliğinizi istemiyoruz. İçten pazarlıklı koalisyon hesaplarınızı, içi boş vaatlerinizle propagandalarınızı istemiyoruz. Ya seçim..]]> Wed, 24 Jun 2015 04:53:14 +0300 Yeni yaşam, yeni koalisyon ve zıtların birlikteliği https://www.evrensel.net/yazi/74274/yeni-yasam-yeni-koalisyon-ve-zitlarin-birlikteligi https://www.evrensel.net/yazi/74274/yeni-yasam-yeni-koalisyon-ve-zitlarin-birlikteligi? AKP, tek başına iktidarın istikrar anlamına geldiği imasında bulundu seçimden önce defalarca. Zaten baraj konulduğunda Türkiye’de daha istikrarlı bir yönetim dönemine girileceği masalı da okunmuştu. Daha önce de yazmıştım. Bu türden ifadeler, partilerin birbiriyle anlaşmasının imkanı olmadığının peşinen kabulü anlamına geliyor. Ve barajı, tek başına iktidarın istikrar anlamına gelmesine dayanarak savunanların da mutlak güç olma arzusuyla yanıp tutuştukları anlamı da çıkıyor bu ifadelerden ve yaşananlardan. İşin ilginç yanı bu coğrafyada hüküm sürmüş iktidarlar tarafından Anadolu’nun kültürler mozaiği olarak gösterilmesinin de ne kadar ikiyüzlülük içerdiği ortaya çıkıyor yavaş yavaş. Madem kültürler mozaiği bu topraklar neden bu farklı kültürlerin birlikte yönetmesi mümkün olmasın ki... Bu kültürlerden baskın olan bir tanesi diğerlerini o kadar baskı altında tutmuş ki yaptığının üzerini örtmek için mozaik masalını uydurmuş. Mozaik döküldü yıllar geçtikçe ve altından çürümüşlük kendini g..]]> Wed, 17 Jun 2015 04:53:56 +0300 Bakan ve görenin gözünden Türkiye halklarının seçimi https://www.evrensel.net/yazi/74223/bakan-ve-gorenin-gozunden-turkiye-halklarinin-secimi https://www.evrensel.net/yazi/74223/bakan-ve-gorenin-gozunden-turkiye-halklarinin-secimi? Hem seçim gününe hem de seçim sonuçlarına ilişkin birkaç söz... Önce HDP müşahitliği görevim sırasında gözlemlediklerimi anlatmak sonra da seçim sonuçları hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Müşahitlik görevim sırasında şahit olduklarım ülke demokrasisi ve seçim sistemi açısından hem felaketti hem de kısmen umut vericiydi ki bu umut verici noktalar kendisini seçim sonuçlarında gösterdi. Müşahit ne demek? Gören, bakan, izleyen, gözlemci demek; dikkatle, eleştirici bir gözle gözlem yapan kimse demek... Kelimenin anlamı bu olunca, haliyle müşahitlik zor bir iş oluveriyor. Çünkü bizim toplum genel olarak bakandan, görenden, izleyenden hem de bunları eleştirel gözle yapanlardan hiç hazzetmez. Bu yüzden de eğitim sisteminde eleştirel gözle bakmayı öğretmezler. Haliyle müşahitlerin görevlerini yapmalarından da pek hoşlanmıyor sandık görevlileri. Ama sorsanız, müşahitlik tabii ki önemli, derler. Birinci nokta: Sandık kurulu üye sayısı, saat 07.00 itibariyle dörtten az ise, yedek üyeler..]]> Wed, 10 Jun 2015 04:52:24 +0300 Önce zihnindeki barajı sonra da seçim barajını yık! Barış, adalet, özgürlük ve eşitlik için... https://www.evrensel.net/yazi/74173/once-zihnindeki-baraji-sonra-da-secim-barajini-yik-baris-adalet-ozgurluk-ve-esitlik-icin https://www.evrensel.net/yazi/74173/once-zihnindeki-baraji-sonra-da-secim-barajini-yik-baris-adalet-ozgurluk-ve-esitlik-icin? Geçen hafta özetle dedim ki: Kapitalist üretim biçimi hüküm sürdükçe eğitim belirli bir düzeye kadar ve belirli bir amaçla var olabilir. Eğitim belirli bir düzeye kadar ve belirli bir amaçla var oldukça demokrasi de ancak o kadar var olabilir. Demokrasinin varlığını kapitalizme ve buna bağlı olarak da bir ülkede yaşayanların eğitim düzeyine bağladım. Peki, parlamenter demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan seçimlerin yapılabilmesi için hangi temel ilkeler gereklidir? Kapitalist üretim biçiminde bu temel ilkelerin yaşama şansı nedir? Bu temel ilkelerin yaşayabilmesi ve yeniden üretilebilmesinde eğitim sisteminin payı nedir? Bu temel ilkeler, tabii ki adalet, özgürlük ve eşitlik... Genel seçimlerin adil, özgürlükçü ve eşitlikçi bir ortamda yapılıp yapılamayacağından çok fazla kuşku duyulmaya başlandı. Bu kuşkunun arttığı bir ortamda seçimlerin sonuçlarına ne kadar güvenilebilir? Oylar sayılırken hile yapılacak mı? Oylar ilçe seçim kurullarına götürülürken sahte oy pusulalarıyla değiştiril..]]> Wed, 03 Jun 2015 05:00:03 +0300 Ne kaa kapitalizm o kaa eğitim; Ne kaa eğitim o kaa demokrasi https://www.evrensel.net/yazi/74120/ne-kaa-kapitalizm-o-kaa-egitim-ne-kaa-egitim-o-kaa-demokrasi https://www.evrensel.net/yazi/74120/ne-kaa-kapitalizm-o-kaa-egitim-ne-kaa-egitim-o-kaa-demokrasi? Son birkaç haftadır yazdığım konu eğitimin boyutlarından biri olan mesleki ve teknik eğitim ile ilgiliydi. Ama bir o kadar da eğitim sisteminin tümüyle, mevcut eğitim sisteminin amacı ve işleviyle ve bütün bunlar da, parçası olduğumuz ve demokratik olduğuna inandırıldığımız temsili parlamenter sistemin yapısıyla ilgiliydi. Neden ve nasıl? Eğitim ile demokrasi sıkı sıkıya birbirine bağlıdır ve toplumun eğitim düzeyi o toplumun yönetim sisteminin hem belirleyicisidir hem de sonucudur. Temsili parlamenter sistemde yaşıyorsanız sizi temsil edecekleri seçersiniz. Seçimler bunun için yapılıyor. Peki, birey nasıl seçim yapar? Neye dayanarak seçim yapar? Bu seçimi nasıl yapar? Araştırıp inceleyerek mi? Partileri karşılaştırarak mı? Örneğin partilerin seçim bildirgelerini okuyup karşılaştırır mı? Ya da mitinglerde yapılan altı dolu(!), müthiş derecede entelektüel(!), analitik(!), her konuyu etraflıca ele alan(!), karşısındaki kitlenin yüksek anlayış düzeyine(!) hitap edebilecek konuşmaları din..]]> Wed, 27 May 2015 05:00:15 +0300 Ara eleman safsatası... https://www.evrensel.net/yazi/74072/ara-eleman-safsatasi https://www.evrensel.net/yazi/74072/ara-eleman-safsatasi? Hem aynı konudan devam hem de aynı konuyu eğitim sistemine bağlayarak hemen hemen hiçbir partinin bildirgesinde olmayan bir bakış açısına yönelik olarak yazmak istiyorum bu hafta. Ama önce birkaç soru: Mesleki ve teknik eğitim neden önemli? Ara eleman dedikleri safsata nedir? İnsan denilen varlık olgunlaşıp mesleğine nasıl ve ne zaman karar verir? Mesleki ve teknik eğitim önemli çünkü toplumlar yaşamlarını üreterek sürdürürler ve bu üretim için de üretimden sorumlu, üretim süreçlerinde yetkin ve eğitimli insanlara ihtiyaç vardır. Aksi takdirde toplumlar yaşamlarını sürdüremezler. Bundan dolayı, aslında, arası ötesi berisi yok, her alanda herkes üretimin bir ucundan tutacak, üretecek. Mevcut düzende ara eleman denilen ve bugünlerde yetkili yetkisiz herkesin diline pelesenk olan kavram ise bir safsatadan ibarettir ve en üstte üretim güçlerini elinde bulunduranları, sonra da bunların sahip olduğu ve yetkili yöneticiymiş gibi davranan üst düzey köle memurlarını hiçbir yetkisi olmayan eme..]]> Wed, 20 May 2015 04:27:02 +0300 HDP ve mesleki ve teknik eğitim https://www.evrensel.net/yazi/74024/hdp-ve-mesleki-ve-teknik-egitim https://www.evrensel.net/yazi/74024/hdp-ve-mesleki-ve-teknik-egitim? Birkaç haftadır mesleki ve teknik eğitim hakkında AKP, CHP ve MHP’nin seçim bildirgelerinde neler vadettiğine ilişkin yazdım ve üç sermaye partisinin de birbirinin benzeri hedefleri olduklarını iddia ettim. Kısaca bu partilere oy verenlere bir mesaj vermek gerektiğini düşünüyorum: Bu üç partiye oy verirseniz ve bunlardan biri iktidara gelirse, diyelim ki, çocuğunuz ortaokulu bitirdi ve merkezi sınava girdi, sınavda başarılı olup istediği puanı alamadı, Anadolu liselerine, fen liselerine giremedi, imam hatip liselerine de girmek istemedi ve bütçeniz de çocuğunuzu özel okula göndermek için yeterli değil, bu durumda çocuğunuzu mesleki ve teknik eğitim kurumlarına yazdırmak zorunda kalacaksınız ve geleceğini daha henüz 13-15 yaşları arasında belirlemiş olacaksınız. Oysaki bu yaşlar çeşitli mesleki gelişim kuramlarına göre çocuğun gelecekteki mesleğine karar vermesi için uygun yaşlar değil. Bu yaşlar hâlâ kendini anlama, araştırma, bulma, keşfetme ve deneme yaşları... Dolayısıyla, çocuğunuz..]]> Wed, 13 May 2015 04:52:23 +0300 Sermaye partileri sermayeyle iç içe…çocuklarımız tehlikede… https://www.evrensel.net/yazi/73978/sermaye-partileri-sermayeyle-ic-ice-cocuklarimiz-tehlikede https://www.evrensel.net/yazi/73978/sermaye-partileri-sermayeyle-ic-ice-cocuklarimiz-tehlikede? Geçen hafta mesleki ve teknik eğitimde AKP ile CHP’nin vaatleri arasında bir fark olmadığını, kölelik düzenine alışık bir genç neslin sermayenin eteği dibinde yetiştirilmeyi her iki partinin de vadettiğini vurgulamıştım. Bu hafta bu konuda MHP’nin nerede olduğuna bir bakalım. İlk göze çarpan nokta, bildirgenin içindekiler kısmında eğitim ile ilgili atılan başlık: “Eğitim ve İnsan Kaynakları”. Bu başlığın çağrıştırdığı şey, eğitim sisteminin, insanın bir insan olarak değil de ekonomik sistemin kaynaklarından biri olarak görüldüğünden hareketle tasarlanmış olması… Zaten örgün eğitimin yaygınlaşmasının amacı hep bu olmuştur ve modern ulus devletler de bu anlayışla eğitim sistemlerini şekillendirmişlerdir. Farklı bir şey yok yani… Zaten sorun, AKP’den farklıymış gibi görünüp ondan farklı davranmayan ve düşünmeyen diğer partiler… MHP’nin de AKP’den farklı olmadığını söylemek mümkün. MHP de daha küçük ölçekli bir sermaye partisi olduğuna göre tabii ki her bir bireyin kendine özgü duygu ve..]]> Wed, 06 May 2015 04:52:40 +0300 Mesleki ve teknik eğitimde CHP nerede? Yok aslında birbirlerinden farkları https://www.evrensel.net/yazi/73926/mesleki-ve-teknik-egitimde-chp-nerede-yok-aslinda-birbirlerinden-farklari https://www.evrensel.net/yazi/73926/mesleki-ve-teknik-egitimde-chp-nerede-yok-aslinda-birbirlerinden-farklari? Geçen hafta değindiğim mesleki ve teknik liseler, staj sömürüsü, zorunlu eğitim/çalışma ikiyüzlülüğü konusuna daha önceki haftalarda da değinmiştim. Şimdi genel seçim nedeniyle parti başkanlarının yaptığı konuşmalar, partilerin yayımladığı seçim bildirgeleri ve seçim bildirgelerindeki eğitime ilişkin vaatler bir kez daha bu konunun gündeme gelmesine vesile oldu. Şimdi bu haftadan başlayarak, partilerin seçim bildirgelerinde eğitime ilişkin neler söylediklerini karşılaştırmaya başlayayım. Mesleki ve teknik eğitim biraz sancılı olduğu için geçen hafta başlamış kabul edelim ve bu hafta da bu konudan devam... Mesleki ve teknik eğitim AKP ve CHP seçim bildirgelerinde farklılık göstermiyor. İlginç (Aslında hiç de değil ya! İlginçmiş gibi yapalım) ama bu bir gerçek. Her iki parti de mesleki ve teknik eğitimi öngörüyor ve her ikisi de lise düzeyinde mesleki ve teknik eğitime devam, diyor. Ve her ikisi de sermaye ile gayet içli dışlı, gayet ortak, gayet de ergenlik dönemindeki gençlerin sömü..]]> Wed, 29 Apr 2015 04:52:40 +0300 Zorunlu eğitim mi, zorunlu çalışma mı? mesleki ve teknik liseler: Çocuk çalışma kampları-2 https://www.evrensel.net/yazi/73886/zorunlu-egitim-mi-zorunlu-calisma-mi-mesleki-ve-teknik-liseler-cocuk-calisma-kamplari-2 https://www.evrensel.net/yazi/73886/zorunlu-egitim-mi-zorunlu-calisma-mi-mesleki-ve-teknik-liseler-cocuk-calisma-kamplari-2? Dünden devam... Konumuz Mesleki ve Teknik Eğitim Strateji Belgesi ve Eylem Planında yer alanların ne anlama geldiğiydi... Öğretmenleri de ustabaşı olarak çalışmak üzere şirketlere kiraladık mı, tamamdır. Yok yok, ne kiralaması, verelim gitsin. Hem böylece şirketler öğretmenleri eğitiyormuş gibi görünürler. İşlerin bir kısmını da öğretmenlere yaptırdın mı, şirketler böylece personel giderlerini de düşürmüş olurlar. Onların maaşını da biz ödeyelim. Biz devletiz, güçlüyüz ne de olsa. Aday öğretmenler zaten düşük ücret alırlar. Gelelim son bombaya… “Şans oyunları, trafik cezaları ve bunun gibi diğer kaynaklardan mesleki ve teknik eğitime pay aktarılacak.” Bütün bunlar hangi kaynakla yapılacakmış? Şans oyunları, trafik cezaları ve bunun gibi diğer kaynaklardan gelen parayla… Bunun gibi diğer kaynaklar nedir, bilmiyorum. Yıllardan beri sendikalar, uzmanlar, bilim insanları, demediler mi, eğitime tıpkı milli savunmaya verildiği gibi şans oyunlarından ve diğer kaynaklardan pay verilsin. Bunu..]]> Thu, 23 Apr 2015 05:00:34 +0300 Zorunlu eğitim mi, zorunlu çalışma mı? mesleki ve teknik liseler: Çocuk çalışma kampları-1 https://www.evrensel.net/yazi/73874/zorunlu-egitim-mi-zorunlu-calisma-mi-mesleki-ve-teknik-liseler-cocuk-calisma-kamplari-1 https://www.evrensel.net/yazi/73874/zorunlu-egitim-mi-zorunlu-calisma-mi-mesleki-ve-teknik-liseler-cocuk-calisma-kamplari-1? Milli Eğitim Bakanlığı yeni bir belge ve eylem planı yayımlamış. Mesleki ve Teknik Eğitim Strateji Belgesi ve Eylem Planı… Meslek liselerinde 2014-2018 döneminde yapılması planlanan reformlar hakkında bilgi veriyor. Bakalım neler var: Üniversitelerde ve üniversite sonrasında birikimi engellemek için meslek liselerinin iş dünyasıyla tanzim edilmesi... Yüzde 50 resmi, yüzde 50 özel katılımla meslek liselerini kaliteli hale getirilmesi… Yeni bir okul yönetim modeli geliştirilmesi… Okulların, belediyeler, meslek kuruluşu ve yerel sektör iş birliğiyle yönetilmesi... Müfredatın iş gücü piyasası ihtiyaçlarına göre geliştirilmesi... Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaat, bakım ve onarımının ve her türlü araç gereç ve malzeme ihtiyaçlarının belediyeler tarafından karşılanması… Yeni meslek liselerinin özel sektör işletmelerine yakın yerlerde kurulması... Şirketlerin okullarda atölye ve laboratuvar kurmasının önünün açılması… Şirketlerin kendi meslek liselerini kurması, sektör odaklı..]]> Wed, 22 Apr 2015 04:52:01 +0300 Anarşist eşekler ve eşekbaşılık https://www.evrensel.net/yazi/73774/anarsist-esekler-ve-esekbasilik https://www.evrensel.net/yazi/73774/anarsist-esekler-ve-esekbasilik? Validen öğretmen Halil Serkan Öz’e: “Bu saç sakal da ne? Sen ne biçim öğretmensin? Öğrencilerine böyle mi örnek oluyorsun? İnsanlar dışarıda görseler seni dilenci zannedip para verirler.” Validen okul idaresine: “Siz eşekbaşı mısınız burada, yönetemiyorsanız istifa edin.” Vali, öğretmenler odasında da kılık kıyafet yönetmeliğini hatırlatmış ve herkesin buna uyması gerektiğini söylemiş. Öğretmenlerden biri, yönetmeliği bildiklerini ama zaten amacın bu yönetmeliğin değişmesi olduğunu ve seslerini duyurmak için eylemde olduklarını söylediğinde de, şunu demiş: “Yönetmeliği bilerek eylem yapıyorsanız, anarşistsiniz.” Kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Öğretmen Halil Serkan Öz de vali tarafından ilk hakarete uğradığında sendikanın eylemini valiye hatırlatmış. Ama nafile... Şimdi bunun üzerine yazacak çok fazla bir şey yok aslında... Bir ölüm yaşandı çünkü... Öfke kusmaktan, kızmaktan, valinin istifasını istemekten, yine eylem yapmaktan başka... Ama vali ya da devlet denilen ikti..]]> Wed, 08 Apr 2015 04:56:05 +0300 Şuurun neresinde? https://www.evrensel.net/yazi/73680/suurun-neresinde https://www.evrensel.net/yazi/73680/suurun-neresinde? Yakın geçmişte gazetelerde çıkan bir habere göre, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Şuurlu Öğretmenler Derneği adlı bir derneğin okullarda faaliyet yürütmesi için onay vermiş. Derneğin ilk etkinliklerinden biri öğretmen konulu kısa film senaryo yarışması... Derneğin web sayfası incelendiğinde milli görüş geleneğinin hakim olduğunu görmek mümkün. Kaliteli, direnişçi, cihat şuuruna sahip nesiller yetiştirmek derneğin amaçları arasında. Tek hak dininin ve hayat düzeninin İslam olduğu da vurgulanıyor derneğin tanıtım sayfasında. Derneğin yönetim kurulunda tek bir kadın üye var. Kurucular listesinde ise hiçbir kadın yok. İlginç bazı maddeler var dernek faaliyet listesinde... Adının çağrıştırdığı eğitim işlerini yapmakla birlikte yoğun bir satış, kiralama, ticari faaliyet de söz konusu. Bir şirket olarak kurulsa, borsada hisseleri bile alınıp satılabilecek düzeye gelir. Ticari faaliyetlerden büyük miktarda gelir elde etme potansiyeline de sahip yani... İncelenmeye değer bir sayfa ama sayfa..]]> Wed, 25 Mar 2015 04:55:10 +0300 Öğretmenliğin ezici etkisi ya da etkili öğretmenlik becerileri https://www.evrensel.net/yazi/73621/ogretmenligin-ezici-etkisi-ya-da-etkili-ogretmenlik-becerileri https://www.evrensel.net/yazi/73621/ogretmenligin-ezici-etkisi-ya-da-etkili-ogretmenlik-becerileri? Münferit(!) öğretmenlik hataları aldı başını gidiyor. İddialara göre, bir ortaokulda görevli din kültürü öğretmeninin kız öğrencilere söylediği: “Zaten başınızı örtmüyorsunuz, size tecavüz de mübah, kötülük de mübah.” Veliler şikayette bulunmuş. Okul müdürü, artık sorunu çözmenin verdiği gururla mı, ya da başka bir şekilde mi bilmiyorum, “Biz olayı velilerimizle kendi aramızda konuştuk, öğretmen kendilerinden özür diledi” demiş. Milli Eğitim Müdürü de soruşturma başlatılacağını söylemiş. Müdüre göre özür dilendiğinde halledilmiş kabul edilen sorun, Milli Eğitim Müdürüne göre soruşturmayı gerektiriyor. Bu, olumlu... Artık soruşturma başlatılır mı, başlatılmaz mı, göreceğiz. Öğrencileri mini etek giymekten vazgeçirmek için onları taciz etmek üzere erkek öğrencilerden oluşan bir grup kuran kadın müdür yardımcısı da çok uzak bir geçmişte kalmadı. Hele hele kardan adam yapmanın günah olduğunu söyleyen bir din adamı da gördük bu coğrafyada yakın zamanda. Belki de kardan kadını kastetmiştir,..]]> Wed, 18 Mar 2015 05:00:42 +0300 Öğretmenlikle gardiyanlık arasındaki sınır https://www.evrensel.net/yazi/73571/ogretmenlikle-gardiyanlik-arasindaki-sinir https://www.evrensel.net/yazi/73571/ogretmenlikle-gardiyanlik-arasindaki-sinir? 2012 yılının mayıs ayında “çocuklar hapishanesi” başlıklı bir yazı yazmıştım. Yetersiz bir başlıkmış. Hapishane değil, mezarlık olmalıymış. Çocukları ölüme yollamadan önce, onları hapsettiğimiz bir mekanmış meğerse dünya. Özellikle de dünyanın bu bölgesi tabii. Bir de utanmadan “çocuk dünyaya getirmek” diyorlar doğum olayına. Öldürmek üzere kusuyorlar çocukları. Hepsi istenmeyen çocuk sanki… Sokaklar, evler, yollar, toplu taşıma araçları, çocuk cezaevleri (onlar da niye varsa) ve en sonunda okullar. Nasıl olsa bir kısmı zayi oluyor diye herhalde, 3, 4, o da yetmez 5 çocuk istiyorlar. Okullar tehlikeliydi, biliyoruz da... Okuma yazma öğretilen kurumda öykü kitabı çaldığı için öğretmenleri tarafından sıkıştırılan, tehdit edilen, korkutulan, sindirilen çocuk hiç duymamıştım. O da oldu. Hem de kız çocuğu... Taşbasamak Köyü ortaokulu... 12 yaşında... Ebru... Suçu: Öykü kitabı çalmak... Cezası: İntihar... Biri çıkıp söylesin, kadın cinayetlerinden farkı var mı bunun... İki tane öğretm..]]> Wed, 11 Mar 2015 04:56:57 +0300 İçimizdeki boşluk ve iç güvenlik https://www.evrensel.net/yazi/73473/icimizdeki-bosluk-ve-ic-guvenlik https://www.evrensel.net/yazi/73473/icimizdeki-bosluk-ve-ic-guvenlik? Şiddet devam ediyor. Bu sefer de ülkücü gençlikten bir kişi öldü. Şüpheli bazı açıklamalar geldi değişik taraflardan. Ama tabii ki birileri çıkıp kesin olarak katilleri söyleyiverdiler. Bu coğrafyada çok yaygındır bu... Soruşturma, inceleme falan yapılmadan birileri hemen emin olurlar suçlunun kim olduğundan. Bunun üzerinden siyasi rant yapmak, kavgayı sürdürmek ve bunu bir kan davasına dönüştürmek amacıyla birileri de çıkar İç Güvenlik Paketi’nin bu türden olayları engelleyeceğini söyler. Bu coğrafya insanının bu emin olma durumu bu iç güvenlik adı verilen pakete de yansımış tabii. Bu emin olma ve hemen oracıkta yargılama arzusunu beslemek için de bu paketi çıkartıyorlar. Bugüne kadar çeşitli hukuki engellerle(!) karşılaşan ve buna rağmen başarılı bir şekilde atlatmayı bilen polis gücü, artık bundan sonra engellerle karşılaşmayacak. Daha kim bilir kaç genç insan ölecek? Meclisten geçtiği haliyle yasaya ve soru işaretlerine bakalım. Polis acil durumlarda yargı kararı olmaksızın ev, ..]]> Wed, 25 Feb 2015 04:57:41 +0300 Güven-güvenlik - milli güvenlik - şiddet sarmalı https://www.evrensel.net/yazi/73423/guven-guvenlik-milli-guvenlik-siddet-sarmali https://www.evrensel.net/yazi/73423/guven-guvenlik-milli-guvenlik-siddet-sarmali? Güven, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat anlamına geliyor. Sözlüğe göre, ikinci bir anlamı da yüreklilik, cesaret... Bu iki anlamı birlikte değerlendirdiğimizde birilerine veya bir şeye inanma ve bağlanma duygusunun kişiye yüreklilik ve cesaret verdiğini söylemek mümkün. Gelişim psikolojisinde de temel güven diye bir kavram vardır. Erikson adlı bir bilim insanının Psikososyal Gelişim Evreleri kuramına göre temel güven ya da tam tersi olan güvensizlik duygusu bebeklik döneminde gelişiyor. Bu evrede çocuk alıcı, anne ise verici konumda ve çocuğun ihtiyaçları karşılanıyor. Çocuk, ihtiyaçlarının karşılanacağından emin olarak bu evreyi geçerse temel güven duygusunu kazanıyor. Bebek toplumsal güven duygusunu da bu evrede kazanıyor. Fiziksel ihtiyaçları çevresi tarafından karşılanarak aynı zamanda toplumsal bir anlamı olan alıp vermeyi de öğreniyor. Düzenli alma-verme ilişkisi sayesinde süreklilik, tutarlılık ve bunlara bağl..]]> Wed, 18 Feb 2015 04:58:54 +0300 Rehber öğretmen kursu ve grev erteleme kararı https://www.evrensel.net/yazi/73326/rehber-ogretmen-kursu-ve-grev-erteleme-karari https://www.evrensel.net/yazi/73326/rehber-ogretmen-kursu-ve-grev-erteleme-karari? Geçen hafta, rehber öğretmen kursları ve bu kurslarda yetiştirilecek rehber öğretmenlerin özel öğretim kurumlarına atanması hakkında yazmıştım. Yazıyı da şöyle bitirmiştim: “Rehberlik ve psikolojik danışmanlık mesleğinin demokrasi, insan hakları, bireysel özgürlükler, ifade özgürlüğü kavramlarıyla ilişkisi yüksek düzeyde… Bu mesleğin en önemli amacı bireyin gelişimsel özelliklerini dikkate alarak bütün bir kişilik olarak gelişmesini ve kendisini ortaya koymasını sağlamak yolunda destek vermek… Marx’ın tarif ettiği yabancılaşmaya karşı mücadele yolunda önemli bir rolü var bu mesleğin…” Bazı noktaları biraz daha açmakta fayda var. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık mesleğinin gelişiminin tarihçesinde büyük güçler arası bir rekabet var. Uzay savaşlarının bu mesleğin gelişiminde etkisi büyük... Örneğin. ABD’de bu meslek zaten gelişme süreci yaşıyor ama özellikle Sovyet Rusya ile ABD arasındaki uzay yarışının bu mesleğin örgün öğretim kurumlarında yaygınlaşmasında payı büyük. Çünkü rehber..]]> Wed, 04 Feb 2015 16:07:28 +0300 Rehberlik kursu ve emeğe ve insana saygı https://www.evrensel.net/yazi/73273/rehberlik-kursu-ve-emege-ve-insana-saygi https://www.evrensel.net/yazi/73273/rehberlik-kursu-ve-emege-ve-insana-saygi? Son yazımda Manisa’da yürütülen bir projeden söz etmiştim: “Yaşam Koçumla Başarıya Doğru.” Manisa İl Milli Eğitim Müdürlüğünün imamlarının da işin içine katıldığı ama aslında rehber öğretmenlerin (psikolojik danışmanların) öğrencilere yol göstermesi için geliştirilen bir projeydi. Yol göstermenin de değerlere saygı, ahlak ve sorumluluk duygusu kazandırmak olduğunu belirtmiştim. Bugün de, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün başlatmak üzere olduğu bir uygulama hakkında yazıyorum: Rehber Öğretmen Kursu. Manisa’daki uygulama ile Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün yapmaya çalıştığı şey arasında aslında pek fark yok. Her ikisi de, rehberlik ve psikolojik danışmanlık mesleğine başka mesleklerden kişileri yamamak... Buradaki yama benzetmesinin bir başka işlevi de var tabii, ona da daha sonra geleceğim. Rehber öğretmen kursu hakkında kısa açıklama yapayım. Genel müdürlük, rehber öğretmen görevlendirme zorunluluğu bulunan özel okullar ile özel eğitim ve rehab..]]> Wed, 28 Jan 2015 05:00:30 +0300 Değersiz değerler eğitimi tuzağı https://www.evrensel.net/yazi/73170/degersiz-degerler-egitimi-tuzagi https://www.evrensel.net/yazi/73170/degersiz-degerler-egitimi-tuzagi? Son iki aydır bazı gazetelerde çıkan eğitimle ilgili çarpıcı haberlere şöyle bir baktım da din, dini değerler, ahlaki değerler faktörü, doğrudan ya da dolaylı olarak vurgulanmış. Ailenin ve dinamik nüfus yapısının korunması programı çerçevesinde kadınların daha fazla çocuk doğurmasına yönelik teşvik, değerler eğitiminde dini ve ahlaki değerlerin öğretilmesi, üniversiteye cami, kampüs yerine ibadethane merkezli külliye, ilkokulda din eğitimi gibi konular dikkati çekiyor. Bu kadar haberin arasında, müfettişlerin raporuyla çocuklara cinsel taciz yaptığına hükmedilen bir müdürün mülakat sonucu verilen 75 puan ile yeniden müdür yapılması gibi bir haber de var. Üstelik daha başarılı başka müdürler yeniden atanmamasına rağmen... Neyse ki, baskılar sonucu ilgili müdür istifa etmiş ama yeniden atanmasını sağlayacak adımları atmak ve torpil mekanizmasını çalıştırmak, bu kadar dini ve ahlaki değere önem verilen(!) bir toplumda olacak iş değil. Bu haberlerle birlikte ele alınacak başka bir geli..]]> Wed, 14 Jan 2015 04:56:19 +0300 Eğitim, dil, felsefe, Osmanlıca, düşünmek, yazmak, kopya çekmek ve ifade özgürlüğü https://www.evrensel.net/yazi/73069/egitim-dil-felsefe-osmanlica-dusunmek-yazmak-kopya-cekmek-ve-ifade-ozgurlugu https://www.evrensel.net/yazi/73069/egitim-dil-felsefe-osmanlica-dusunmek-yazmak-kopya-cekmek-ve-ifade-ozgurlugu? Sosyal medyada son paylaştığım bir saptamayı “beğenen” o kadar çok insan oldu ki, bugünlerde eğitim sisteminde tartışması yapılan konuları düşününce, “tam yerine rast geldi manzara koyduk” şarkısını hatırladım. Levent Kırca’nın “Olacak O Kadar Televizyonu” adlı programında TRT Televizyonunun sansürcü anlayışına gönderme de yapan bir şarkıdır bu aynı zamanda. Belki de hep tam yerine rast geldiğinde manzara koyula koyula, yani aniden ortaya çıkan gerçeklerin üstü örtüle örtüle, bunlar hakkında konuşulmaya konuşulmaya bu hale geldik. Düşünmedik, konuşmadık, sorgulamadık, kendimizi ifade edemedik, etmemize izin verilmedi, felsefe yapmamıza da izin verilmedi. Ya da biz yeterince cesaretli davranamadık düşünme, konuşma, sorgulama, kendimizi ifade etme konusunda. Felsefe dersleri de hep felsefe tarihinin anlatıldığı dersler oldu, felsefenin temel soruları üzerine düşündürten dersler olmak yerine... Biraz karışık bir giriş oldu gibi... Ama tam da, süren tartışmaların fazlaca yüzeyde kalması..]]> Wed, 31 Dec 2014 04:56:56 +0300 Şûrayı bırak şuraya bak: Eğitim meclisleri https://www.evrensel.net/yazi/73021/s-rayi-birak-suraya-bak-egitim-meclisleri https://www.evrensel.net/yazi/73021/s-rayi-birak-suraya-bak-egitim-meclisleri? Milli Eğitim Şûrası ve şûrada alınan kararlar hakkında ne kadar yazsan bitmez. Herkese açık, çok sesli, çeşitli görüşleri kapsayan bir meclis toplantısı görüntüsü veren ama aslında merkezi siyasi otoritenin amaçlarını gerçekleştirme yolunda bir araç gibi kullanılabilecek bir yapılanma... Ama gerçekten çok sesli mi, gerçekten herkese açık mı, gerçekten farklı görüşleri kapsıyor mu? Orası tartışılır. Geçen hafta bu konuda yazmıştım. Bu hafta da şûra yerine başka bir yapılanma önerisinde bulunacağım. “Eğitim meclisleri” olarak adlandırılabilecek bu yapılanma başka bir adla da anılabilir. Yeter ki çok sesliliği, çeşitliliği, farklılığı, yerelliği, doğrudan doğruya katılımı işaret etsin. Bu yapılanmada amaç, olabildiğince en küçük yerel yaşam alanında ortaya çıkan eğitim, öğrenme ve gelişme ihtiyaçlarını seslendirecek ve karşılayacak bir ilişkiler ağı yaratmak. Ağın bir noktasında hissedilen gereksinimin diğer noktalarında da hissedilmesini sağlamak ve bu gereksinimlerin birbirine yönelik ..]]> Wed, 24 Dec 2014 05:00:52 +0300 Milli Eğitim Şûrası Yönetmeliği https://www.evrensel.net/yazi/72971/milli-egitim-s-rasi-yonetmeligi https://www.evrensel.net/yazi/72971/milli-egitim-s-rasi-yonetmeligi? Bu hafta da Milli Eğitim Şûrası Yönetmeliğine bakalım. Şûra nasıl yapılandırılmış, hangi kurallara göre işlemesi hedeflenmiş, kararlar nasıl alınıyor? Şûra, en yüksek danışma kurulu olarak görülüyor. Türk milli eğitim sistemini geliştirmek ve niteliğini yükseltmek, şûranın başta gelen amaçları... Danışma kurulu olduğu için kararları da tavsiye niteliğinde. Yani bakanlık isterse bu kararlara uyar istemezse uymaz. Bunu da bir değerlendirme sonrası yapması bekleniyor. Bakan, Şûranın tabii üyesi ve başkanı... Karar alma aşamasında bu başkanlık şöyle bir işleve sahip: Şûra toplantısına katılan üyeler arasında yapılan oylamada eğer eşitlik yaşanırsa, başkanın katıldığı görüş kabul ediliyor. Yani yeniden bir tartışma ve ikinci tur seçimleri yok. Danışma kurulu olduğu için tabii ki beklendik bir durum bu... Hiçbir hükümet, elindeki eğitim bakanlığının danışma kurulunda alınan kararların kontrolü dışında alınmasını istemez. Hatta üstelik sadece eşitlik halinde başkanın katıldığı görüşün kabu..]]> Wed, 17 Dec 2014 04:56:07 +0300 Osmanlıcılık karmaşasında cinselliğin yeri: Harem selamlık okul https://www.evrensel.net/yazi/72915/osmanlicilik-karmasasinda-cinselligin-yeri-harem-selamlik-okul https://www.evrensel.net/yazi/72915/osmanlicilik-karmasasinda-cinselligin-yeri-harem-selamlik-okul? Bir süreliğine, Milli Eğitim Şûrası kararlarıyla ilgili yazmakta fayda var. Her ne kadar alınan kararlar tavsiye niteliğinde olsa da, şûranın oluşturulma biçimi, mevcut siyasi iktidarın etkisinin düzeyi, alınan kararlardan mevcut siyasi iktidarın memnun olup olmadığına bağlı olarak, tavsiye niteliğinde olan kararlar bu niteliğinin ötesine geçerek kanuna ve uygulamaya rahatlıkla geçebilir. Şûranın oluşturulmasının Milli Eğitim Bakanlığının etkisiyle (Davet yoluyla üye çağrılarak) gerçekleştiğini düşünecek olursak mevcut siyasi iktidarın istediği kararların alınmasını sağlamak çok kolay. Şûranın yönetmeliği bu etkiyi açık bir şekilde ortaya koyuyor. Şûranın oluşturulma biçimine yönelik bir öneriyi gelecek haftalara bırakarak sıcağı sıcağına tartışılan bazı kararlara odaklanmak şimdilik daha önemli. Daha doğrusu şûra süresince tartışılmış olan konulara... Çünkü ilginçtir bu konular en çok tartışılan konular olmasına rağmen son anda, bu konularla ilgili alınacağı söylenen kararlar alınmadı..]]> Wed, 10 Dec 2014 04:56:51 +0300 Öğretmenler günü kandırmacası https://www.evrensel.net/yazi/72815/ogretmenler-gunu-kandirmacasi https://www.evrensel.net/yazi/72815/ogretmenler-gunu-kandirmacasi? Öğretmenler günü... Atatürk’ün Millet Mekteplerinin başöğretmenliğini kabul ettiği tarih olan 24 Kasım 2014, 12 Eylül askeri darbesi yönetimi tarafından, 1981 yılından itibaren Öğretmenler Günü olarak kutlanmasına karar verildi. Birçok ülkede, 5 Ekim günü, 1994 yılından beri, öğretmenler günü olarak kutlanmakta... Bu tarih, 1966 yılında Paris’te gerçekleştirilen Öğretmenlerin Statüsü Hükümetler Arası Özel Konferansının sonunda UNESCO temsilcileri ile ILO tarafından Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesinin oybirliği ile kabul edilişinin yıldönümü... Her ülkede 5 Ekim tarihinde kutlanmıyor. Ülkelerin kültürel özelliklerine göre farklı tarihlerde kutlanıyor. Bu bilgiler güvenilir kaynaklardan derleme yapılarak wikipedia web sayfasında yayımlanan bir metinden alınma... Şimdi biraz da öğretmenin Türkiye’deki haline bakalım... Eğitim-İş’in yaptığı araştırma öğretmenlerin borç altında ezildiğini gösteriyor. Hükümetin eğitime ayırdığı bütçenin azlığı ile öğretmenin bütçesinin yetersizliği paralel....]]> Wed, 26 Nov 2014 04:56:00 +0300 Okulları temizlemek mi, temize havale etmek mi? https://www.evrensel.net/yazi/72708/okullari-temizlemek-mi-temize-havale-etmek-mi https://www.evrensel.net/yazi/72708/okullari-temizlemek-mi-temize-havale-etmek-mi? Niğde’nin Dündarlı beldesinde bir ilkokulda okulun temizliğini öğrencilere yaptırıyorlarmış. Gerekçe, okulda temizlik görevlisinin bulunmaması... Temizlik görevlisi olmadığında öğrencilere yaptırmak iyi fikir... Köy enstitülerinde de böyleydi. En azından köy enstitülerinde herkes bir işin bir tarafından tutar enstitüyü yaşatırdı. Bir tür sorumluluk paylaşımı mantığıyla yaptırılırdı işler öğrencilere ve sadece öğrencilere de değil orada bulunan herkese... Öğretmenler de dahil olmak üzere... Yani enstitünün parçası olan herkes paylaşırdı sorumluluğu. Niğde’deki okulda böyle mi oldu? Çeşitli kaynaklardaki haberlere göre, pek öyle değil. Yani öyle pek sorumluluk paylaşımı niyetiyle değil. Resmen çocuklara yaptırmışlar temizliği. Temizliği çocuklara yaptırmış olmaları neden sorun oluyor? Orası ayrı tabii... Çünkü temizlik dediğin eğitim seviyesi düşük, alt sınıftan, belki de okullarını terk etmek zorunda kalmış ya da daha fazla okuyamamış, en fazla ilkokul mezunu emekçilere yaptırılır. Öğre..]]> Wed, 12 Nov 2014 04:52:06 +0300 Gizli müfredat – örtük müfredat – saklı müfredat https://www.evrensel.net/yazi/72593/gizli-mufredat-ortuk-mufredat-sakli-mufredat https://www.evrensel.net/yazi/72593/gizli-mufredat-ortuk-mufredat-sakli-mufredat? Geçenlerde komitesinde yer aldığım bir yüksek lisans tezinin savunmasında bulundum. Tezin konusu gizli müfredat... Sınıf içinde öğretmen ile öğrenciler arasında geçen iletişime bağlı olarak sınıf odaklı ve okul kurumu odaklı birçok gizli müfredat deneyimine vurgu yapılıyor tezde. Gizli müfredat bir okulda açık olarak okutulmayan, ders kitaplarında yer almayan konuları içeren bir müfredat türü. Örtük veya saklı müfredat olarak da birçok kaynakta yer alıyor. Gizli müfredat bir tür üstü örtülen gerçeklerden oluşan, açık açık öğretilmek yerine saklanarak ve saklayarak aktarılmaya çalışılan birtakım değerleri, anlayışları içeriyor. O tezde özellikle roman ailelerin çocuklarının devam ettiği bir okulda yapılan gözlemler anlatılıyor. Tezde dikkat çeken bulgulardan biri roman öğrencilere yönelik diğer çocukların aileleri destekli ayrımcılık ve genel olarak ayrımcılığın sınıf ortamında üretilmesi. Sınıftaki oturma biçiminden öğretmenin roman öğrencilerle iletişim biçimine kadar birçok şekilde ..]]> Wed, 29 Oct 2014 00:27:37 +0300 Nefretin dili/ barışın dili https://www.evrensel.net/yazi/72483/nefretin-dili-barisin-dili https://www.evrensel.net/yazi/72483/nefretin-dili-barisin-dili? Kobanê eylemleri başladığından beri sanki her şey tersine dönmüş gibi... Sanki fırsat doğdu ve artık insanlar kendilerini tutamaz oldular, çünkü bugüne kadar, kendi deyişleriyle sabrediyorlardı ve artık zamanı geldi nefret kusmanın. Belirsiz bir barış süreci, provokasyonlar, kaybedilen kontrol, intikam, hukuksuzluk, polise daha fazla yetki, daha fazla otorite, daha fazla cezalandırma... Acı ekip acı biçmek... Nefret ekip nefret biçmek... Barışın dili gerçekten bu mudur? Bu dille, böylesi otoriter bir siyasi iktidar mantığıyla barış gelir mi? İktidar yandaşları, yeni Ortadoğu düzeninde baş aktör olacak bir Türkiye fikrinden haz duyuyorlar. Sosyal medyada siyasi bir tartışma yürüttüğüm kişilerden biri “erkek olmak” olarak tanımlamıştı Türkiye’nin baş aktörlük macerasını. Erkek olmak demek, gerçek mağdurun kim olduğuna işine geldiği gibi kara..]]> Wed, 15 Oct 2014 00:44:47 +0400 Örtülü özgürlük anlayışı https://www.evrensel.net/yazi/72383/ortulu-ozgurluk-anlayisi https://www.evrensel.net/yazi/72383/ortulu-ozgurluk-anlayisi? Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullardaki öğrencilerin kılık ve kıyafetlerine dair yönetmelikte değişiklik yapıldı. Kurumlarda dış görünüş itibariyle nasıl bulunulması gerektiğine ilişkin maddeden “başı açık” ifadesi kaldırıldı. Buna göre artık ortaokul ve liselerde başı açık olarak bulunulması zorunluluk olmaktan çıkarıldı. Ama “yüzü açık” ifadesi eklendi. Okul öncesi eğitim kurumlarında ve ilkokullarda okul içinde başı açık bulunulması gerektiğine dair bir madde de eklendi. Bu kurumlarda başı açık bulunma zorunluluğuna devam. Başı açık ibaresinin konulması başörtüsünü okullarda engellemek içindi. Şimdi bu ibare kaldırılarak okullarda başörtüsünün kullanılabileceğine dair bir algı oluşmuş oldu. Peki, yerine neden “yüzü açık” ifadesi konuldu. Yüz, doğal olarak açık olmayac..]]> Wed, 01 Oct 2014 00:11:25 +0400 Hiçliği demir kapılarla örtemezsin https://www.evrensel.net/yazi/72332/hicligi-demir-kapilarla-ortemezsin https://www.evrensel.net/yazi/72332/hicligi-demir-kapilarla-ortemezsin? Okulun bahçesinde oynayan çocuklardan birinin üzerine demir kapı düştü. Tanıkların ifadesine göre üzerine kapı düşen çocuk kapıyla oynuyormuş. Birileri hemen bunu kullanarak kapının çocuk yüzünden düştüğünü de söylemişler ama inanmak zor. Öyle olsa bile kapının zaten sağlam olmadığını da gösterir bu… O da ayrı konu… Çocukları demir kapılar ardında hapseder gibi okullar. Bu demir kapı şiirlere, öykülere, romanlara da hep konu olur. Tezer Özlü de okul ve okul yolunu anlatırken okulunun demir kapısından söz eder başka yazarların söz ettiği gibi. Tezer Özlü ile mezun olduğumuz okul aynı. O çok daha eski bir zamanda bense daha yeni. Benim aklımda da yeşil demir kapı olarak kalmıştır okulumun kapısı. Önünde beklerdik açılmasını içeri girmek için. Ağır ağır açılırdı. Koştura koştu..]]> Wed, 24 Sep 2014 00:44:42 +0400 Savaş makinesine öğrenci aranıyor! https://www.evrensel.net/yazi/72276/savas-makinesine-ogrenci-araniyor https://www.evrensel.net/yazi/72276/savas-makinesine-ogrenci-araniyor? Halkların Demokratik Kongresi Eğitim Meclisi ilk toplantısını yaptı. Toplantıda eğitimin çeşitli boyutlarıyla ilgili sorunlar ortaya konulduktan sonra meclisin yapılanması tartışıldı. Mecliste konuşulan konuların ilk önce hangi birini ele alıp harekete geçmek lazım, diye düşünürken, bunlardan ilk adımda sadece birkaçıyla ilgilenmenin sorunları ortadan kaldırmak için yanlış bir adım olacağına kanaat getirdim. Eksik bir adım atılmış olur, demiyorum. Yanlış yapılmış olur, diyorum. Çünkü bu sorunlar veya eğitim meclisinin sorun olarak gördüğü hükümet stratejisinin adımlarını oluşturan parçalar, bir bütüne, devasa bir savaş makinesine hizmet ediyor. Neden savaş makinesi, çünkü yeni (!) Türkiye bölgede lider bir güç olma yolunda, çevresindeki sıcak ya da soğuk çatışmalara müdahil olmakta, bu çatışmalardan çıkar..]]> Wed, 17 Sep 2014 00:23:21 +0400 32 kat yerin dibine geçesiceler... https://www.evrensel.net/yazi/72222/32-kat-yerin-dibine-gecesiceler https://www.evrensel.net/yazi/72222/32-kat-yerin-dibine-gecesiceler? Ya yerin dibinde madenlerde öldürüyorlar işçileri, ya da yerin 32 kat üzerinde… Kamu yararına yapıldığı iddia edilen 36 katlı rezidans inşaatında işçileri taşıyan asansör 32. kattan düştü. 10 işçi öldü. Timsah gözyaşları sel gibi... Yetkili yetkisizler açıklama yapıyor. Vali yaptığı ilk açıklamada çalışma saatlerine uyulup uyulmadığının da önemli olduğunu söylemiş. Ama bir yandan da sistemi korumaya çalışmış şu sözleriyle: “Dolayısıyla bu tür olayların tekrarı yaşanmaması noktasında da iş güvenliği açısından hangi ilave tedbirlere, kontrol mekanizmalarına ihtiyaç vardır, bunlar da mutlaka gözden geçirilecektir. Esasen mevzuatta güvenlik tedbirleriyle ilgili bir eksiklik yoktur. Kurallar bellidir, nettir. Yeni kurallar koyacak değiliz. Ama bu kurallara uymayan varsa bunun hesabını soracağız.” Sayın Vali, hem il..]]> Wed, 10 Sep 2014 00:17:48 +0400 Monte Kristo imamı https://www.evrensel.net/yazi/72173/monte-kristo-imami https://www.evrensel.net/yazi/72173/monte-kristo-imami? Monte Kristo Kontu romanını bilir misiniz? Bir intikam hikayesidir. Eserin kahramanı bir siyasi kumpasa kurban gider ve bu yüzden zindanda yatar. Defalarca filmi, hatta dizi filmi de çekilmiştir. Romanı okuyanlar, filmleri ve dizi filmleri izleyenler intikam amacıyla dönen kahramanın yaptıklarına alkış tutarlar. Çünkü kendisine kötülük yapanlarla savaşmak için dönmüştür. Sadece kendisine kötülük yapanları cezalandırmaz, onların ailelerini de cezalandırır. Bu esere yönelik bir yorumda şöyle deniyor: “Tüm olup bitenin, kendisini, o kadar sene kaldığı hapisten, aklını koruyarak çıkaran Tanrının isteğinin tecellisi olarak düşünmektedir”. Yani kendisine kötülük yapanları ve onların ailelerini cezalandırırken meydana gelenler Tanrının isteğinin bir görünümü. Onların kaderi yani… Kendisi de Tanrının isteğini yerine ge..]]> Wed, 03 Sep 2014 00:13:01 +0400 TEOG yerleştirme mucizesi https://www.evrensel.net/yazi/72124/teog-yerlestirme-mucizesi https://www.evrensel.net/yazi/72124/teog-yerlestirme-mucizesi? Temel eğitimden ortaöğretime geçiş sistemine yapılan başvurular sonuçlandı. Birkaç hafta boyunca bu köşeden yaptığım uyarıların gerçekleşip gerçekleşmediğini henüz bilmiyorum. Yalnız ilk gelen haberlere göre Aziz Nesin’in öykülerini hatırlatan, tam da bizim coğrafyaya hakim olan yaklaşım, anlayış, iletişim ve iş yürütme biçimini düşündürten sonuçlar ortaya çıktı. Bunlara geçmeden önce ortaöğretime yerleştirme sonuçlarına sayısal olarak bakalım. Ortaöğretime geçişte tercih yapmama seçeneğini kullanan çok kalabalık bir öğrenci grubu var: yüzde 12.02. Yerleştirmeye esas puanı hesaplanan 1milyon 291bin 851 öğrencinin 155 bin 305’i hiçbir tercihte bulunmadı. Bu köşede belirttiğim sorunlardan biri olan tercih sisteminin insanları köşeye sıkıştıran, tez canlı, aceleye getiren özell..]]> Wed, 27 Aug 2014 00:11:44 +0400 Seçim anketi yapılabilir bir şey midir? https://www.evrensel.net/yazi/72073/secim-anketi-yapilabilir-bir-sey-midir https://www.evrensel.net/yazi/72073/secim-anketi-yapilabilir-bir-sey-midir? Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlandı. Medya, cumhurbaşkanının görev ve yetkileri konusunu daha sorgulayıcı bir şekilde haber yapmak yerine olayın yine magazin boyutuyla daha fazla ilgilendi: yanıltan anket sonuçları… Bunlar yönlendirici oldu mu? Nasıl oldu da, tahmin ile gerçek oy oranı arasında bu kadar büyük fark çıktı? Araştırmacılar Derneği seçim anketlerini inceleyeceğini duyurdu. Araştırma şirketlerinden birinin sahibi, bu tahmin yanlışlığının bilimsel bir açıklamasının olmadığını belirtti. ANKETE VERİLEN YANIT İLE GERÇEK OY ARASINDAKİ İLİŞKİ YA DA FARK Naçizane üniversitede Bilimsel Araştırma Yöntemleri dersini de verdiğim için bu konuda yazmak istedim bu hafta. Bu derslere başlarken, öğrencilere şunları söylerim: “Bu ders sayesinde gazetelerde ve televizyonlarda yayımlanan anketlerin ne kadar yanıltıcı olabileceğini öğreneceksiniz. Dönem..]]> Wed, 20 Aug 2014 00:24:53 +0400 Meslek lisesi: Eti senin, kemiği benim https://www.evrensel.net/yazi/72027/meslek-lisesi-eti-senin-kemigi-benim https://www.evrensel.net/yazi/72027/meslek-lisesi-eti-senin-kemigi-benim? Meslek lisesi öğrencisi iş kazasında öldü. Gazetemizde çıkan habere göre, Oğuzhan Çalışkan adlı meslek lisesi son sınıf öğrencisi bir genç stajını yaptığı dönemde 15 Temmuz tarihinde elektrik akımına kapılarak ağır yaralanmış ve 7 Ağustos tarihinde yaşamını yitirmiş. Habere göre, kaza sonrası işveren, Oğuzhan’ın ailesi ile görüşerek, “Vicdanen rahatım, bizim hiçbir sorumluluğumuz yok” demiş. Staj, stajın emek sömürüsü olarak kullanılması, mevcut hükümetin çıkardığı kanunlarla desteklenerek bir öğrenme ortamı gibi sunulması gibi konularda geçmişte birçok yazı yazmıştım. Son dönemde mesleki ve teknik liseler ile mesleki ve teknik eğitim merkezlerine alınacak öğrencilerin sayısının daha da arttırılmasıyla stajın artık daha fazla sayıda çocuk için ölüm tehlikesi içerdiğini düşünebilirsiniz ..]]> Wed, 13 Aug 2014 00:22:57 +0400 Cumhurbaşkanlığı mı, fiili başkanlık mı, yoksa krallık ya da padişahlık mı? https://www.evrensel.net/yazi/71980/cumhurbaskanligi-mi-fiili-baskanlik-mi-yoksa-krallik-ya-da-padisahlik-mi https://www.evrensel.net/yazi/71980/cumhurbaskanligi-mi-fiili-baskanlik-mi-yoksa-krallik-ya-da-padisahlik-mi? Geçmişte AKP’nin hazırladığı ama sonra geri çektiği bir başkanlık sistemi önerisi vardı. Buna ilişkin niyetleri şu anda ne durumda bilgim yok. Ama Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında kullandığı bazı ifadelerden anlaşıldığına göre, bir başkanlık sistemine geçiş isteği hâlâ canlı. Fiilen başkanlık sistemine geçileceğini ima ediyor başbakan ve Türkiye’nin yepyeni bir döneme gireceğini belirtiyor birçok konuşmasında. Başkanlık sistemiydi, parlamenter sistemdi, bu konular teorik olarak beni aşar. Ben bir vatandaş gözüyle baktığımda, tabii eğer en azından okuma yazma biliyorsam, o da yetmez örgün eğitim düzeyim en az lise mezunu ise, o da yetmez üniversite mezunu falan isem, hatta şimdi artık o da yetmez yüksek lisans falan yapmışsam ve kanunları okuyup çetrefilli, karmaşık, daha doğrusu karışık dilini anlayabiliyorsam, değişik kanun..]]> Wed, 06 Aug 2014 00:09:23 +0400 On iki yıllık zorunlu eğitimde zorunlu ve sorunlu yerleşme https://www.evrensel.net/yazi/71885/on-iki-yillik-zorunlu-egitimde-zorunlu-ve-sorunlu-yerlesme https://www.evrensel.net/yazi/71885/on-iki-yillik-zorunlu-egitimde-zorunlu-ve-sorunlu-yerlesme? Ortaöğretim konusunun çok boyutlu olduğunu belirterek bitirmiştim geçen haftaki yazımı. Bu hafta da ortaöğretime yerleştirme işlemlerini güncelleme amaçları üzerinde durmak istiyorum. Bakanlığın sayfasında bulunan metni kullanacağım yine, iki hafta önce olduğu gibi… Yerleştirme işlemlerinin şu amaçlar doğrultusunda güncellendiği belirtiliyor: (a) Yerleştirme işlemlerini ortak sınavları şekillendiren felsefe ve pedagojik ilkeler ile uyumlu hale getirmek, (b) Öğrencileri öğrenim görmek istedikleri okul türüne yerleştirmek, (c) Beşerî ve ekonomik kaynaklar üzerindeki işlem maliyetini azaltarak yerleştirme sürecini daha etkin kılmak, (d) Yerleştirme işlemlerinin öğrenciler ve aileleri üzerinde oluşturduğu baskıyı azaltmak. Bu amaçlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde ve bu bütün mevcut sınav sistemiyle ve olası sonuçlarıyla karşıla..]]> Wed, 23 Jul 2014 00:21:53 +0400 Ortaöğretime geçiş macerası devam ediyor https://www.evrensel.net/yazi/71829/ortaogretime-gecis-macerasi-devam-ediyor https://www.evrensel.net/yazi/71829/ortaogretime-gecis-macerasi-devam-ediyor? Geçen hafta kaldığım yerden devam edeyim. Temel eğitimden ortaöğretime geçişin değiştiğinden söz edip bu değişikliğin esas amaçlarını bazı sempatik amaç cümlelerinin arkasına gizlediklerini vurgulamıştım. Yazının sonunda ailelerin çocuklarını hiç de istemedikleri okullara ya da okul türlerine kayıt ettirmek zorunda kalacaklarını belirtmiştim. Bu zorundalığın nasıl gerçekleştiğine bakalım. Aileler aynı anda iki tür seçim yapacaklar. Birinci seçimde istedikleri 15 okulun isimlerini yazacaklar. Buna A grubu tercih deniyor. Bir de B grubu tercih var. Bu tercih grubunda okul adı yerine okul türü işaretlemesi yapılıyor. Veliler, A grubunda tercih ettikleri okullardan birine çocukları yerleşmezse daha sonra altı okul türünden en az dört tanesini ZORUNLU olarak seçecekler ve çocuklar, ikamet adresi, yerleştirmeye esas puan, tercih önceliği, okul konten..]]> Wed, 16 Jul 2014 00:22:22 +0400 Ortaöğretime geçiş macerası https://www.evrensel.net/yazi/71774/ortaogretime-gecis-macerasi https://www.evrensel.net/yazi/71774/ortaogretime-gecis-macerasi? Temel eğitimden ortaöğretime geçiş uygulaması bu sene de değişti ve bugünlerde anne babalar ortaöğretime geçiş yapacak çocukları için endişeleniyorlar. Tabii kendileri için de... Son 30-40 yılda sistem birçok kez değişti ve bu değişen sistem hem çocukları hem de ailelerini, derinden iz bırakacak şekilde etkiledi. Benim üniversitede verdiğim derslerde öğrencilere, her sene bir vesileyle yazdırdığım bir fikir yazısı vardır. Buna göre, öğrencilerin eğitim kavramı ya da eğitim sistemiyle ilgili bir konu veya sorun hakkında bir metin yazmalarını isterim. Konuyu/sorunu seçmekte serbeste bırakırım. Büyük bir çoğunluğunun seçtiği konu ya da sorun eğitim sisteminin sürekli değişmesi olgusudur. Daha büyük ya da daha küçük kardeşinden daha farklı sistemde ortaöğretim ya da yükseköğretime geçiş yapmak zorunda kaldığını belirten ..]]> Wed, 09 Jul 2014 07:39:51 +0400 Güvenlik masalıyla korku ve itaat üretmek https://www.evrensel.net/yazi/71712/guvenlik-masaliyla-korku-ve-itaat-uretmek https://www.evrensel.net/yazi/71712/guvenlik-masaliyla-korku-ve-itaat-uretmek? Genel sağlığı ve milli güvenliği bozucu nitelikte görüldüğü için, Şişecam grevi ertelendi. Nedense, genel sağlık sermaye sahipleri tarafından bozulduğu zaman hükümet harekete geçmez de işçiler, emekçiler örgütlü davranarak grev yaptıklarında ya da iş bıraktıklarına genel sağlığı bozdukları sonucuna hemen varılır. Hele hele bir de milli güvenliğin bozulduğu iddia edildi mi, bütün akan sular durur. Bu ertelemeye tüm işçi örgütlerinin, emekçilerin, karşı çıkması gerekir. Sunulan gerekçelerle bu grevin ertelenmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Yine de muhtemelen toplumun geniş bir kesiminde bu erteleme kararı meşru görülmüş, olağan karşılanmış ve tepkisiz kalınmıştır. Bu meşruiyet algısının ve tepkisizliğin sağlanmasında güvenlik kavramının önemli bir yeri var. Özellikle milli ya da milli olmayan güvenliğin bo..]]> Wed, 02 Jul 2014 00:07:36 +0400 Ben neyi, nasıl istersem onu araştıracaksın ve bileceksin! https://www.evrensel.net/yazi/71660/ben-neyi-nasil-istersem-onu-arastiracaksin-ve-bileceksin https://www.evrensel.net/yazi/71660/ben-neyi-nasil-istersem-onu-arastiracaksin-ve-bileceksin? Bilmem kaçıncı yeni yükseköğretim yasa tasarısı gündeme oturdu yine. Son zamanlarda eğitimde meydana gelen çeşitli gelişmelerle paralel bir gelişme bu da… Bu gelişmeyi, hiç de şaşırılmayacak bir şekilde tek güç haline gelme arzusu olarak tanımlayabiliriz. Hatta başkanlık sistemine geçiş arzusuyla bile paralel görmek mümkün. AKP’nin başkanlık sistemi, nasıl yasama, yürütme ve yargıyı elinde bulunduran bir gücü öngörüyorsa eğitimde de meydana gelen gelişmeler her şeyi merkezden yöneten ve her şeye gücü yeten ulu bir gücü işaret ediyor. Bütün yönetim gücünü elinde bulundurmaya çalışan ve yükseköğretimi kontrol altına almaya çalışan bir kanun tasarısı kanunlaşmak üzere… AKP’nin iktidara gelirken YÖK hakkındaki atıp tutmalarının gerçek olmadığı son dönem ik..]]> Wed, 25 Jun 2014 00:05:18 +0400 Yıldızlı eğitim / Diploma fetişizmi https://www.evrensel.net/yazi/71541/yildizli-egitim-diploma-fetisizmi https://www.evrensel.net/yazi/71541/yildizli-egitim-diploma-fetisizmi? Gazetemizin bir haberine göre, Milli Eğitim Bakanlığı özel okulları bir sınıflandırmaya tabi tutarak, tıpkı otellerde uygulanan yıldız sistemi gibi bir sistem getirmeye ve A, B, C, D gibi bir sınıflandırma yoluyla özel okullara vereceği teşviki belirli bir ölçüte bağlamaya karar vermiş. Buna göre okulların fiziki olanaklarından (spor salonu, konferans salonu, fen ve teknoloji laboratuvarları, yüzme havuzu, tuvaletler, ibadethane, vs.) akademik özelliklerine (LYS başarısı, vs…) ve öğretmenlerin eğitim düzeyine (yüksek lisans, doktora) kadar bir dizi ölçüt için çeşitli düzeylerde puan verilecek ve toplanan puanlara göre okullar A, B, C, D gruplarına ayrılacak. Devlet bu okullara çeşitli teşvikler (vergi muafiyet ve indirimleri, bina destekleri ile eğitim ve öğretim desteği) verecek bu gruplandırmayı kullanarak. Bunu bir akreditasyon sisteminin ilk ayağı olarak adla..]]> Wed, 11 Jun 2014 00:03:35 +0400 Fıtrat ve hilkat garibesi https://www.evrensel.net/yazi/71432/fitrat-ve-hilkat-garibesi https://www.evrensel.net/yazi/71432/fitrat-ve-hilkat-garibesi? Soma madenlerinde işlenen cinayet sonrasında, bir süreliğine, iktidarın kullandığı dil, kavram ve sözcükleri büyüteç altına alalım. İlk sözcüğümüz “Fıtrat” olsun. Türk Dil Kurumunun sözlüğüne göre yaradılış veya hilkat demek. Yaradılış sözcüğünün karşılığında ise şunlar yazıyor: Bir kimsede doğuştan bulunan vücut ve ruh özelliklerinin tümü, mizaç, huy, tıynet, cibilliyet; bir şeyin yaratılırken kazanmış olduğu özellikler bakımından durumu, fıtrat, hilkat… Toparlayacak olursak, bir şeyin fıtratı, o şeyin doğuşu itibarıyla kazandığı özellik anlamına geliyor. İktidarın hiç utanmadan kullandığı, madenciliğin fıtratında ölümün olduğuna dair ifade yerin üstündeki insanların hiç utanmadan görmezlikten geldiği bir duruma işaret ediyor aslında. Cinayete kurban giden madencilere ve ailelerine karş..]]> Wed, 28 May 2014 00:01:53 +0400 Kapkara, derin bir aymazlık https://www.evrensel.net/yazi/71373/kapkara-derin-bir-aymazlik https://www.evrensel.net/yazi/71373/kapkara-derin-bir-aymazlik? 11 Aralık 2013 tarihinde gazetemizde yayımlanan “Kömür Karası Sınav Korkusu” adlı yazımı, “… Hâlâ, öğretmenler ve rehber öğretmenler öğrencilerini Zonguldak madenlerinde çalışmak zorunda kalmakla korkutmaya devam edebilir; iş kazalarında işçiler ölmeye devam ettikçe ve madenci ölümlerinde Türkiye ilk sıralarda yer almaya devam ettikçe…” diye bitirmişim. Öyle bir katliam meydana geldi, öyle bir cinayet işlendi ki Soma’da, aynen o yazıda “3 Saat: Bir ÖSS Belgeseli” adlı filmden alıntıladığım sahnede olduğu gibi öğretmenler öğrencilerini madenlerde çalışmak zorunda kalmakla korkutmaya (!) devam edebilirler. Çünkü iş cinayetleri hâlâ işlenmeye devam ediyor ve Türkiye maden kazalarında, çıkartılan kömür miktarına oranlandığında, en çok madencinin öldü..]]> Wed, 21 May 2014 00:03:16 +0400 Çocukların bağımlılığı mı, yoksa bağlanma ihtiyacı mı? https://www.evrensel.net/yazi/71314/cocuklarin-bagimliligi-mi-yoksa-baglanma-ihtiyaci-mi https://www.evrensel.net/yazi/71314/cocuklarin-bagimliligi-mi-yoksa-baglanma-ihtiyaci-mi? Pazartesi bir konferans izledim. Bu konferansın çağrıştırdıklarıyla ilgili yazmaya çalışacağım. Konu, eğitim ve medya okuryazarlığı idi ve televizyonda eğitim programları yapan iki kadın program yapımcısı ve sunucusu, konferansı veriyorlardı. Konu önceden bu şekilde belirlenmiş olmasına rağmen, genel olarak çocukların, televizyon ve sanal dünya bağımlılığı gibi şeyler konuşuldu ve okullarda medya okuryazarlığı derslerinin neden olması gerektiğine ilişkin fikirler ortaya atıldı. Okullarda neden medya okuryazarlığı derslerinin bulunması gerektiğine ilişkin fikirlerini savunurken, konuklar, bir araştırmadan örnek verdiler ve günümüzde çocukların yüzde 80’inin televizyonda izleyecekleri programlara kendilerinin karar verdiğini ve ortalama günde 4.5 saat televizyon seyrettiklerini belirttiler. Bunun yanında sosyal medya bağımlığı, İnternet bağımlılığı, bilgisayar oyunları bağımlılığı gibi konuları da konuşarak &cce..]]> Wed, 14 May 2014 03:32:13 +0400 İstanbul büyük kent hapishanesi https://www.evrensel.net/yazi/71260/istanbul-buyuk-kent-hapishanesi https://www.evrensel.net/yazi/71260/istanbul-buyuk-kent-hapishanesi? 1 Mayıs 2014… İstanbul büyük bir kent hapishanesine dönüştü. Bir yerden bir yere gitmek pek mümkün olmadı. Taksim Meydanı’na çıkan ana yollar, ara sokaklar, geçişin sağlanabileceği her türlü boşluk, iğne deliği, kanalizasyon, fare deliği, vesaire polisler tarafından kapatılmıştı. Bu engeller iki yönlü bir hapishaneyi andırıyordu. Devlet hem halkın hareketini kısıtlayarak neredeyse kente hapsediyordu herkesi, hem de kendisini meydana hapsediyordu. Polis kordonundan içeri girebilenler dışarı çıkamıyor, dışarı çıkabilenler içeri giremiyordu. Dışarısıyla içerisi birbirine karışmıştı. Polisten oluşan duvarın dışında mıydı halklar, yoksa içinde mi, anlaşılmıyordu. Polis duvarı, kimi kimden ayırıyordu, bilinemiyordu. Taksim Meydanı’nda kutlama yapıldığı takdirde yaya ve araç trafiğinin engelleneceğini söyleyen yetkililerin bizzat kendisi yaya ve ar..]]> Wed, 07 May 2014 00:11:08 +0400 Değişmeyen bayramlar… çocukların değişmeyen kaderi… https://www.evrensel.net/yazi/71207/degismeyen-bayramlar-cocuklarin-degismeyen-kaderi https://www.evrensel.net/yazi/71207/degismeyen-bayramlar-cocuklarin-degismeyen-kaderi? Geçen sene bu dönemde yazdığım köşe yazılarını şöyle bir gözden geçirdim. 23 Nisan’ın anlam ve önemiyle ilgili bir yazı yazmışım. Çocukların bu ülkede uğradığı zulüm üzerine birçok örnek vermişim. “Asgari çocuk çalışma kampı” başlıklı bir yazı da yazmışım; çocuk işçilerden, emek sömürüsü stajyerlikten ve asgari ücretin çocuğun emeğinin sömürüsü için nasıl kullanıldığından söz etmişim. Bir de pres makinesinde başı sıkışarak ölen 13 yaşındaki Ahmet Yıldız’dan söz etmişim. Değişen pek bir şey yok. Bir de üstelik aşağı yukarı bir yıl sonra yine aynı günlerde, çok da büyük bir rastlantı; bu ülkede çocuk olsun yetişkin olsun, iş cinayetlerinde yüzlercesi, binlercesi öldüğüne göre belki rastlantı da sayılmaz, 16 yaşındaki Ço..]]> Wed, 30 Apr 2014 00:14:06 +0400 Mutluluğun resmi: Abidin’in yapmadığını TÜİK yapabilir mi? https://www.evrensel.net/yazi/71149/mutlulugun-resmi-abidinin-yapmadigini-tuik-yapabilir-mi https://www.evrensel.net/yazi/71149/mutlulugun-resmi-abidinin-yapmadigini-tuik-yapabilir-mi? Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2004 yılından beri düzenli olarak yapılmakta olan Yaşam Memnuniyeti Araştırmasının sonuçlarını yayınladı. Bu araştırmada, kurum, insanların mutluluk düzeyini inceliyor. Sonuçlara bakılacak olursa mutluluk düzeyi yüksek gibi görünüyor. Peki, göründüğü gibi mi? Bütün araştırmanın bir değerlendirmesini yapmaktan ziyade daha çok araştırmada kullanılan mutluluk tanımı, yani bu araştırmada mutluluktan ne anlaşıldığı, mutluluk kaynağı olarak tanımlanan değerler ve kişiler hakkında kısa bir değerlendirme yapmaya çalışacağım. Mutluluk deyince insanların zihninde ve duygu dünyasında olumlu birtakım şeylerin canlandığı konusunda herkes hemfikir herhalde…TÜİK ise şöyle tanımlamış mutluluğu: “Acı, keder ve ıstırabın yokluğu ve bunların yerine sevinç, neşe ve tatmin duygularının varlığıyla karakterize edilen durum; hayattan g..]]> Wed, 23 Apr 2014 00:07:17 +0400 Bıçak sırtı demokrasi… https://www.evrensel.net/yazi/71034/bicak-sirti-demokrasi https://www.evrensel.net/yazi/71034/bicak-sirti-demokrasi? Bıçak sırtı demokrasi… Kaptı kaçtı demokrasisi… Geçen haftaki konudan devam… Devam etmemek olmaz, çünkü birçok yerde seçimlere itiraz var. Ankara’da yaşananlar... Ceylanpınar… Ağrı… Demokrasi sandığımız üzerinde bir sürü şüphe dolaşmaya başladı. Demokrasi sandığımız belki de koca bir yalanmış. Seçim sandıklarının şeffaf hale getirilmesi de yetmedi. Belki de sandıkların şeffaflaştırılması, büyük yalanın üzerinin örtülmesi anlamına geliyordu. “Bakın ne kadar şeffafız”, demek için şeffaflaştırılan sandıklar açılıp da oylar sayılınca iş bitmiyormuş meğerse. Esas, sonrası için şeffaflık gerekiyormuş. Yapılan itirazlar, anlatılan garip olaylar tabii ki titiz bir incelemeye tabi tutulmaya ihtiyaç duyan durumlar. Diyelim ki, geçen hafta sözünü ettiğim, kampanyayı en saldırgan bir şekilde..]]> Wed, 09 Apr 2014 00:04:48 +0400 Demokrasi… esas şimdi! https://www.evrensel.net/yazi/70974/demokrasi-esas-simdi https://www.evrensel.net/yazi/70974/demokrasi-esas-simdi? Bir yerel seçim daha geride kaldı. En çok parası, nüfuzu olan, devlet tarafından en çok ödeneği alan, en çok bağıran, en çok afiş asabilen, en büyük otobüsleri olan, en çok sandık üyesi olan, en çok müşahidi olan, sandık üyelerine yemek, tatlı, meyve suyu dağıtabilen kapitalist partiler en gürültülü, en sert, en kaba, en saldırgan bir şekilde yarıştı ve birisi kazandı. Demokrasiden ziyade tam da bizim kültüre uygun bir şekilde “demökrağsi” kazandı. Kampanya ve fındık fıstık demökrağsisi (!) diyorum ben buna… Kampanyayı yap, ortalığı kirlet, ağaçlara parti ve lider posterlerini raptiye ya da çivi ile as, hem ses kirliliği hem görüntü kirliliği, hem zihin kirliliği yarat; insanlar seyretsin, cümbür cemaat… Vatandaş da sonra televizyon karşısına geçsin, sonuçları en güncel y..]]> Wed, 02 Apr 2014 00:03:45 +0400 Neden HDP? https://www.evrensel.net/yazi/70918/neden-hdp https://www.evrensel.net/yazi/70918/neden-hdp? Neden HDP? Halkların Demokratik Partisi… Çünkü tek tipleştirilmiş çoğunluğa dayalı aldatıcı bir demokrasi anlayışıyla, sözde kalmış bir kültürel mozaik yaklaşımıyla yıllardır sürdürülen zulme yeter demek gerekiyor. Bu zulme yeter derken, hedef tek tipleştirilmiş çoğunluğun özgürleştirilerek, içindeki bastırılmış çoklukların, yani bütün farklılıkların eşitlenmesi olmalı. Var olduğunu iddia ettikleri mozaiğin tutunacak harcı kalmadı; dökülmek üzere… Farklılıkların birbirine düşman edildiği, birbirine düşman edilenlerin güçsüzleştirilip çaresizleştirilerek yok sayıldığı, hayata yabancılaştırıldığı, ezildiği bir kültürel mozaik dökülmez de ne olur? HDP’nin yerel yönetim anlayışı ile ülke yönetimine ilişkin geliştirdiği anlayış ortaktır. Yerel yönetim, insanların gündelik yaşamlar..]]> Wed, 26 Mar 2014 00:04:52 +0400 Halkın sesi, vicdanın sesi… https://www.evrensel.net/yazi/70865/halkin-sesi-vicdanin-sesi https://www.evrensel.net/yazi/70865/halkin-sesi-vicdanin-sesi? Geçen haftaki yazıma, Berkin’in ölüm haberi üzerine, küçük bir paragraf eklemiştim. O yazı yabancılaşma, çarpık sevgi anlayışı ve şiddet üzerineydi. Berkin’in ölümünden sonra meydana gelen bazı olaylar, o yazının ana fikrini destekleyecek nitelikteydi. Berkin’in yaşam mücadelesine duyarsız kalınması, ölümü, cenazesi, cenazesindeki en az bir milyon kişinin görmezden gelinmesi cenaze sonrası yaşananlar, Başbakanın Berkin hakkında söyledikleri… Bütün bu yaşananlar iktidar partisinin vicdanının sınavdan geçtiği bir süreç… Geçen haftaki yazıda değindiğim yabancılaşma olgusu, geçilemeyen vicdan sınavında sınıfta kalmak gibi bir şey… Bu ülkede yabancılaşmayı en üst düzeyde yaşayan, iktidar partisi ve onu destekleyen basın organları herhalde. Resmi kayıtlara göre, bir milyon iki yüz bin ki..]]> Wed, 19 Mar 2014 00:05:38 +0400 Yabancılaşma, çarpık sevgi, gönüllü kulluk, şiddet https://www.evrensel.net/yazi/70806/yabancilasma-carpik-sevgi-gonullu-kulluk-siddet https://www.evrensel.net/yazi/70806/yabancilasma-carpik-sevgi-gonullu-kulluk-siddet? Derin bir rahatsızlık hali… O kadar derin ki, dışarıya ŞİDDET olarak vuruyor kendisini… Haftalardır bulaştığım yabancılaşma kavramıyla da açıklanabilir belki, ama o bile yetmeyebilir. Kendisini SEVDİĞİNİ söyleyen eski SEVGİLİSİ tarafından otobüste vurularak öldürülen Özge… Hem de Dünya Emekçi KADINLAR Günü’ne az kala… Hem de, Özge ve ailesi, polisten koruma istemelerine rağmen… Özge’nin ağabeyinin deyişiyle, pişkince bir tavırla reddedilerek… Bu nasıl bir SEVGİ… Onu öldüren eski SEVGİLİSİ de daha sonra, KENDİNİ asarak, intihar etmiş. SEVGİSİ uğruna öldürdükten sonra… Bu konuda yazmaya karar verdiğim sırada, HDP’ye saldırılar devam ediyordu ve en son Fethiye’de parti binasına saldırılmış, camları kırılmış, parti tabelası zorla indirilmiş ve ne anlam taşıyorsa, tabela yerine Türkiye bayrağı asılmıştı. Sa..]]> Wed, 12 Mar 2014 00:15:08 +0400 Dinlene dinlene, gözetlene gözetlene https://www.evrensel.net/yazi/70749/dinlene-dinlene-gozetlene-gozetlene https://www.evrensel.net/yazi/70749/dinlene-dinlene-gozetlene-gozetlene? Yıllar önce, televizyonlarda yayımlanan “Biri Bizi Gözetliyor (BBG)” adını taşıyan ve benzeri tarzda yapılan başka programları hatırlarsınız. O zamanlar şöyle düşünürdüm: gelecekte bu programlarda olduğu gibi insanlar her an her yerde devlet otoritesi tarafından gözetlenmeye, izlenmeye, dinlenmeye başlarlarsa büyük bir kitle bunu meşru karşılayacak ve kitlesel bir tepki ortaya çıkmayacak. O programlar çok ilgi çeker ve seyredilirdi. O programlar kanalıyla ünlü olmak, başkaları tarafından konuşulur olmak isteyen insanlar mutlaka bulunurdu. Bu tür programların sunucuları da yaptıkları işe bir gizem katar, dünyanın en önemli işini yapıyormuş gibi davranır ve izleyicileri ekrana kilitleyecek stratejiler uygularlardı. Bu programları izleyenler de, dünden hazır, çok büyük bir merakla BBG karakterlerine odaklanır ve karakterler arasındaki ilişkileri günl&uu..]]> Wed, 05 Mar 2014 00:17:37 +0400 Yasalarla yasaklamak https://www.evrensel.net/yazi/70627/yasalarla-yasaklamak https://www.evrensel.net/yazi/70627/yasalarla-yasaklamak? Son yazılarımda yabancılaşma konusunu çok işledim ya... Yabancılaşmanın yeniden üretiminin son dönemlerde çıkartılan önemli yasalarla da hızlandırıldığını söylemek mümkün… Yani kısaca yabancılaşma konusu hiç bitmez gibi görünüyor. Yabancılaşma yeniden üreten bu yasaların düzenleyici olmaktan çok yasaklayıcı boyutu daha ağır basıyor. Yasaklayıcılık, bireyin ve toplumun hareket olanaklarını kısıtlayıcı, kendini ifade etme ve daha ileriki aşamalarda kendini gerçekleştirme macerasını engelleyici bir özelliğe sahip. Dolayısıyla yabancılaştırıcı, şeyleştirici, hiçleştirici… Yasa ile her halükarda bir şeyleri yasaklamış oluyorsunuz aslında. Başkalarının haklarını çiğneyenleri yasaklamak amacıyla da yasa çıkarabilirsiniz. Ama insanlar arası ilişkileri düzenlemek amacıyla yapılan yasanın kendiliğinden bazı şeyleri yasaklıyor konumuna düşmesi başka..]]> Wed, 19 Feb 2014 00:03:17 +0400 Eğitimde yabancılaşmanın şimdilik özeti https://www.evrensel.net/yazi/70567/egitimde-yabancilasmanin-simdilik-ozeti https://www.evrensel.net/yazi/70567/egitimde-yabancilasmanin-simdilik-ozeti? Son birkaç yazıdır acımasız benzetmeler yaptığımın farkındayım. Öğrencileri, atlara benzetiyorum. Öğretmenleri atları vuran kişi yerine koyuyorum. Bir de üstelik rehber öğretmenlere/ psikolojik danışmanlara vurulacak atların gözünü kapatan kişi rolünü veriyorum. Örgün eğitim bu benzetmeler açısından çok üretken bir süreç. Ama bu sürece giren toplumlar üretkenliklerini kaybetme riskiyle karşı karşıyalar. Böyle acımasız benzetmeler yapıyorum çünkü buna dikkat çekmek istiyorum. Çünkü bu yabancılaşma süreci çok ciddi sorunlara gebe. Erich Fromm’un “Marx’ın İnsan Anlayışı” adlı eserinde yine Marx’ın eserlerinden alıntıladığı kelimelerle, işini isteksiz yapan, işinin başına nefretle geçen, özgür fiziksel veya zihinsel enerjiler üretemeyen, adeta kötürümleşen ve ..]]> Wed, 12 Feb 2014 00:07:07 +0400 Örgün eğitimde vurulacak atların gözünü kim bağlar? https://www.evrensel.net/yazi/70506/orgun-egitimde-vurulacak-atlarin-gozunu-kim-baglar https://www.evrensel.net/yazi/70506/orgun-egitimde-vurulacak-atlarin-gozunu-kim-baglar? Çocuk ve gençlerin öğrencilik kimliğinde yabancılaşmasından ve yetişkinlerin de öğretmenlik kimliğinde yabancılaşmasından sonra okullarda rehber öğretmen olarak bilinen psikolojik danışmanların yabancılaşmasına ve yabancılaşmanın yeniden üretimindeki rollerine değinmek istiyorum bu hafta. Yabancılaşma kavramını ele aldığım konu itibariyle bir kez daha hatırlayalım. Müfredat, öğretim yöntemi ve ölçme ve değerlendirme yöntemi itibariyle hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin bireyselliklerinin, inisiyatiflerinin yok olması, şeyleşmesi ve kendilerini gerçekleştirme imkanından mahrum kalması… Bu şekilde, öğrencinin öğrenme ihtiyacı olan şeye, öğrenme yöntemine yabancılaşması ve öğrenip öğrenmediğinin başkalarınca ölçülüp değerlendirilerek öğrenci kimliğindeki çocuğun ve gencin değersizleştirilmesi… Ve bütün bunların &..]]> Wed, 05 Feb 2014 00:25:08 +0400 Örgün eğitimde atları kime vurdururlar? https://www.evrensel.net/yazi/70450/orgun-egitimde-atlari-kime-vurdururlar https://www.evrensel.net/yazi/70450/orgun-egitimde-atlari-kime-vurdururlar? Yine yabancılaşma! Geçen haftadan devam edelim. “ATLARI DA VURURLAR” demiştim geçen haftaki yazımın son paragrafında… Aynı adlı romandan uyarlanmış bir filmin adıdır, bu: “THEY SHOOT HORSES, DON’T THEY? [Atları vururlar, değil mi?]” Bu eser de, film için yapılan değerlendirmelere göre kapitalizmin acımasızlığını gösteren bir eserdir, tıpkı örgün eğitim gibi: Doğmasına sebep olduğu belirsizlik, kuşku, güvensizlik, umutsuzluk ve saldırganlık duyguları kıskaca alır insanı. ABD’deki büyük bunalım döneminden bir kesit sunar izleyicilere film. Yabancılaşmayı ürettiğini söylediğim kapitalist sistemi sinema diliyle çok iyi tarif eder. Bu hafta da eğitim sisteminde yabancılaşmayı yaşayan bir diğer kesimi, öğretmenleri ele aldım. “Atları kime vurdururlar?” sorusunun yanıtı: “Öğretmenlere…” Örgün (örken) eğitim ö..]]> Wed, 29 Jan 2014 00:25:47 +0400 Örgün eğitimde yabancılaşma https://www.evrensel.net/yazi/70392/orgun-egitimde-yabancilasma https://www.evrensel.net/yazi/70392/orgun-egitimde-yabancilasma? Haftalardır yazılarımda yabancılaşmadan söz ediyorum. Kendimize yabancılaşma, hayatımıza yabancılaşma, verdiğimiz oylara yabancılaşma, ürettiklerimize yabancılaşma, vs… Yabancılaşma, yaşamın her anında, her mekanda yeniden üretiliyor. Peki, okulda nasıl üretiliyor yabancılaşma? Yabancılaşmanın tohumları okulda, örgün eğitimde nasıl atılıyor? Önce, örgün kelimesine de bir bakalım. Düzenli görevler yapan organlardan oluşan bir yapı anlamı göze çarpıyor, hemen. Sözlük bir de “örken” sözcüğüne yönlendiriyor bizi. Çeşitli anlamları var. Ağırlıklı olarak urgan, örülmüş ip anlamında. Hem hayvanları bağlamaya yarayan ip ve zincir anlamında hem de insanları. Hatta yular ve hatta kement anlamı da var. İlginç değil mi? Buna tekrar döneriz. Kapitalist üretim biçimi, kendini garantiye almak için kullanır okulu. O okulda &o..]]> Wed, 22 Jan 2014 00:21:19 +0400 Neler oluyor, bu parlamenter hukuk sisteminde? https://www.evrensel.net/yazi/70331/neler-oluyor-bu-parlamenter-hukuk-sisteminde https://www.evrensel.net/yazi/70331/neler-oluyor-bu-parlamenter-hukuk-sisteminde? Hukuk devletinin gerekliliğine ilişkin daha önce yazdığım bazı yazılar ve son iki yazım, son dönemde meydana gelen olaylara dokunuyor. Hukuk devleti herkes için gerekli… Güçlerin ayrılığı ilkesi olmazsa olmaz… Ama güçlerin ayrılığı ilkesi, sade vatandaş gözüyle şöyle bir bakıldığında bile sırıtıyor. Yasama, yargı, yürütme… Yasayı meclis yapar, yargılamayı hukuk sistemi, yürütmeyi de hükümet yapar. Yürütmeyi yapan, meclisin yani yasamanın parçası... Yasa yapılırken, hükümetin içindeki milletvekilleri de oylamaya katılıyor. Yürütmeyi yapan hükümet üyelerinin üyesi olduğu parti de oylamaya katılıyor. Eh bizim kültürde kendinden olanları yani kendi takımından olanları, kendi mahallenden olanları, kendi ailenden olanları, kendi sınıfından olanları, kendi okulundan olanları, vs. desteklersin. Dolayısıyla ken..]]> Wed, 15 Jan 2014 00:10:06 +0400 Yine mi darbe? https://www.evrensel.net/yazi/70206/yine-mi-darbe https://www.evrensel.net/yazi/70206/yine-mi-darbe? Taktım ben bu darbe lafına… 18 Eylül 2013 tarihinde “Darbenin ve Demokrasinin Türkçesi” adlı yazımda da darbe sözcüğü ile demokrasi kavramlarını işlemiştim. Malum, bugünlerde de darbe sözcüğü çok fazla kullanılmaya başladı. AKP, kendisine yönelik başlatılan yolsuzluk soruşturmasının bir darbe girişimi olduğunu çok sık vurguluyor. O yazımda darbe sözcüğünün sözlük tanımını alıntılamıştım: “bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak Hükümeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi.” Bu tanıma göre, evet gerçekten de AKP Hükümetine yönelik bir darbe girişimi var. Ama bu tanım öyle bir tanım ki, genel seçimler de bir darbe girişimi olarak kabul edilebilir. Çünkü tanımda demokratik yollardan yararlanarak yapılan..]]> Tue, 31 Dec 2013 23:11:44 +0400 Seyirlik siyaset ve kendine ve hayata yabancılaşma https://www.evrensel.net/yazi/70147/seyirlik-siyaset-ve-kendine-ve-hayata-yabancilasma https://www.evrensel.net/yazi/70147/seyirlik-siyaset-ve-kendine-ve-hayata-yabancilasma? Bakan, bakan çocukları, belediye başkanı, bankacı, iş adamı ve çeşitli bürokratların karıştığı yolsuzluk soruşturması,yaşadığımız günleri dolduracak güçte etkili bir gündem maddesi oldu. Fethullah Gülen Cemaati ile AKP arasında var olduğu iddia edilen çatışma, dershaneler, İran, barış süreci, Ortadoğu’da oluşturulmaya çalışılan yeni düzen, ABD ve İsrail ile ilişkilendirilerek haber yapılmaya başlandı. Bu çatışma insanların günlük konuşmalarının merkezine oturdu; insanlar zevk alıyorlar sanki bunu izlerken. Bu çatışmayı, olağan bir durummuş gibi, demokrasiye aykırı olmayan doğal bir durummuş gibi işleyen televizyonlar, gazeteler ve çeşitli iletişim araçları çatışmaya meşruiyet kazandırdı. Açık oturumlar, tartışma programları, yazı dizileri, röportajlar medyada bu konuyu işlemeye başladılar. İnsanlar da izlemeye başladı. Heyecanlı bir macera filmi ya da ..]]> Wed, 25 Dec 2013 00:10:53 +0400 Pisa sınavı ne anlama geliyor olabilir? https://www.evrensel.net/yazi/70075/pisa-sinavi-ne-anlama-geliyor-olabilir https://www.evrensel.net/yazi/70075/pisa-sinavi-ne-anlama-geliyor-olabilir? PISA sınavı sonuçları hakkında geçtiğimiz hafta birçok değerlendirme yapıldı. Yapılan haberlere ve değerlendirmelere bakılırsa bu sınav Türkiye’de de oldukça fazla düzeyde ciddiye alınmaya başlamış. Bazı şüphelere rağmen ciddiye alınması gereken bir sınav gibi görünüyor. PISA (Program for International Student Assessment), yani Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı, yalnızca öğrencileri değerlendiren bir program değil. Ülkelerin eğitim sistemlerinin eşitlik düzeyini, niteliğini ve verimliliğini değerlendiren bir program olduğu iddia ediliyor. Son yayımlanan rapordan bazı alıntılarla PİSA sınavı sonuçlarının ne anlama geldiğini değerlendirmeye çalışacağım. Yalnız sorgulanması gereken önemli bir nokta var. “Küresel rekabet” olarak adlandırılan “Dünya insan emeği sömürü pazarında” bazı göstergelere çok fazla bel bağlan..]]> Wed, 18 Dec 2013 00:04:37 +0400 Kömür karası sınav korkusu https://www.evrensel.net/yazi/70018/komur-karasi-sinav-korkusu https://www.evrensel.net/yazi/70018/komur-karasi-sinav-korkusu? Can Candan’ın yönetmenliğinde çekilen “3 Saat: Bir ÖSS Belgeseli” adlı filmi seyredenleriniz vardır. Üniversiteye giriş sınavına hazırlanan altı gencin heyecanları, kaygıları, sınava nasıl hazırlandıkları, aileleriyle ilişkileri, sınav sonuçlarını aldıktan sonra seçim yapma süreçleri, seçimlerinden duydukları memnuniyet ya da memnuniyetsizlikler, sistemle hesaplaşmaları çok sade ama etkileyici bir dille anlatılıyor. Filmi, verdiğim seçmeli derslerde öğrencilerime defalarca gösterdim. Dolayısıyla farklı zamanlarda farklı gözlerle yeniden yorumlama şansım oldu. Filmi geçen sene öğrencilerime bir kez daha izlettiğimde, Yılmaz Erdoğan’ın “Kelebeğin Rüyası” adlı filmi de sinemalarda henüz yeni gösteriliyordu ve ben o filmi de izlemiştim. Film iki şairi, şiire duydukları aşkı, aşklarını ve şairlerden birinin yaşadığı bir yasak aşkı anlatıyor; ş..]]> Wed, 11 Dec 2013 00:09:15 +0400 ‘Karma’ karışık eğitim durumları... https://www.evrensel.net/yazi/69907/karma-karisik-egitim-durumlari https://www.evrensel.net/yazi/69907/karma-karisik-egitim-durumlari? Karma eğitim de masaya yatırıldı. Masadan kalkabilecek mi, kalkamayacak mı, göreceğiz. AKP’li meclis başkan vekili Sadık Yakut’un karma eğitimi yanlış bulduğu ve bu yanlışı düzelteceklerine ilişkin açıklamasıyla başlayan tartışmalar devam ediyor. Sadık Yakut’un bu açıklamasının kişisel olduğuna ve partiyi bağlamadığına ilişkin başka açıklamalar da geldi ancak yine de karma eğitim konusu tartışılmaya başlandı. Karma eğitimin bilimsel temelden uzak politik temelde tartışılmaya açılması çok da şaşılacak bir durum değil, aslında. Çünkü Paulo Freire’nin eğitim görüşlerine dayanarak her zaman yazmış olduğum gibi eğitim siyasi bir olgudur. Eğitimin bilimsel temelde şekillendirilmesini savunanlar bile aslında eğitimi siyasal bir süreç olarak ele alıyorlardır ve bilim maskesiyle kendi siyasal hedefleri doğrultusunda eğitime müdahale etme arzusu taşıyorlardır ve öyle bili..]]> Wed, 27 Nov 2013 00:10:04 +0400 ‘Dershane’ başlıklı sahne oyunu https://www.evrensel.net/yazi/69850/dershane-baslikli-sahne-oyunu https://www.evrensel.net/yazi/69850/dershane-baslikli-sahne-oyunu? Dershane problemi şizofrenik bir hal aldı gibi… Çelişki, tutarsızlık, siyasi oyunlar, kişisel çatışmalar, belirsizlikler, çift anlama gelen açıklamalar, vs. Yazının başlığında da zaten “…başlıklı…” kelimesi “…konulu…” kelimesi yerine özellikle seçilmiştir. Çünkü konu dershane değildir. Dershanelerin kapatılmasının AKP ile cemaat arasındaki bir çatışmadan kaynaklandığını söyleyenler… Dershanelerin kapatılmasının fırsat eşitliğine aykırı olduğunu söyleyenler…Dershane yapılanmasına karşı olanların bir kısmı da ne düşüneceğini ve ne konuşacağını bilemez durumda çünkü bunların bir kısmı AKP’ye karşı ve dolayısıyla AKP’nin bu uygulamasına yönelik olarak şüpheyle yaklaşıyorlar. Ama zaten dershanelerin kapatılıp özel okula dönüştürüleceği söylendiğinden bu şüphe..]]> Wed, 20 Nov 2013 07:26:37 +0400 Kapitalist düzende ahlakçılık ahlaksızlığın daniskasıdır https://www.evrensel.net/yazi/69791/kapitalist-duzende-ahlakcilik-ahlaksizligin-daniskasidir https://www.evrensel.net/yazi/69791/kapitalist-duzende-ahlakcilik-ahlaksizligin-daniskasidir? Kapitalist üretim toplumunda ahlakçılık abesle iştigaldir. Uluslararası kuruluşların yaptığı araştırmalara göre dünyanın en zenginlerinin servetlerinde artış meydana gelmiş. Borç krizindeki Avrupa’da zenginlerin sayısında düşüş ama servetlerinde artış gerçekleşmiş. Zengin daha da zenginleşmeye devam ediyor, sözün özü. Dengesizlik daha da büyüyor. Kapitalist gelişme modeline sahip ülkelerde en zengin kesim ile en fakir kesim arasındaki uçurum hâlâ devam ediyor. Türkiye’de ise bu dengesizlik daha da büyük boyutlarda… Bu dengesizliğin sonucunda veya buna paralel olarak gelişen,ölümüne rekabete dayalı yokluk, yoksunluk temelli suç oranlarında da kayda değer bir düşüş olmadığı gibi artış da var. İnsanın “sahip olmak ya da olmamak” temelinde sürdürmeye çalıştığı yaşamı, daha fazla sahip olanın ..]]> Wed, 13 Nov 2013 07:55:13 +0400 Merkeziyetçi zihniyetin dümen suyunda alabora olmak https://www.evrensel.net/yazi/69733/merkeziyetci-zihniyetin-dumen-suyunda-alabora-olmak https://www.evrensel.net/yazi/69733/merkeziyetci-zihniyetin-dumen-suyunda-alabora-olmak? Siyasi partiler kanunu incelendiğinde özellikle partilerin yönetsel yapılanması ile ilgili maddeler, partileri yapısal olarak kısmen serbest bırakırken ana hatlarıyla merkezi bir yapılanmayı öngörmektedir. Siyasi partilerin buna bir itirazı yokmuş gibi görünüyor. Kanun, Meclis partileri tarafından pek değişikliğe uğratılmamış çünkü. Merkezilik, devletin yapısında var olduğu için siyasi partilerin de merkezi bir yapılanmaya sahip olması anlaşılabilir bir durum. Merkezi yönetim anlayışına sahip bir devletin siyasi partisi de tabii ki merkezi bir yapılanma anlayışına sahip olacak. Ancak, Gezi Parkı direnişinin ve arkasından kurulan forumların gösterdiği önemli bir gereklilik var ki, o da yerel, yerinden ve doğrudan demokrasi… Sistemde varlığını sürdürmekte olan merkeziyetçi siyasi yapılanmaların, yerel, yerinden ve doğrudan demokrasi ihtiyacına yanıt vermeleri ve bu ihtiyacı karşılayab..]]> Wed, 06 Nov 2013 09:14:29 +0400 Anadan/babadan kızına/oğluna geçen meslekler https://www.evrensel.net/yazi/69680/anadanbabadan-kizinaogluna-gecen-meslekler https://www.evrensel.net/yazi/69680/anadanbabadan-kizinaogluna-gecen-meslekler? Anne ya da babasının mesleğini seçen çocuklar teknik ve endüstri meslek lisesinin ilgili alanına kontenjana bakılmaksızın sınavsız kayıt yaptırabilecekler. Bu haberi Vatan gazetesinde okudum. Haberin devamında anne ya da babaya ait çalışır durumda bir iş yeri olması koşulundan da söz ediliyor. “Bu ne be!” oldu ilk tepkim… “Yok artık” diye düşündüm hemen arkasından. Bu uygulama sonucunda yedi nesil boyunca aynı meslek grubuna hapsedilen bireyler ve ailelerle karşılaşabiliriz. Ve toplumda belirli mesleklerin sadece ve sadece belli sınıflar tarafından icra edildiğini gözlemleyebiliriz. Toplumun seçkin sınıfları tarafından icra edilecek mühendislik, doktorluk, avukatlık, öğretmenlik, vs. mesleklerinin karşısında görece daha az eğitim gerektiren, düşük güvenceli ve düşük kazançlı meslekler… Hani bazı araştırmacılar, bilim insanları, eği..]]> Wed, 30 Oct 2013 09:21:38 +0400 Ormanda yolunu kaybeden hukuk devleti https://www.evrensel.net/yazi/69621/ormanda-yolunu-kaybeden-hukuk-devleti https://www.evrensel.net/yazi/69621/ormanda-yolunu-kaybeden-hukuk-devleti? Gazetemizin pazar günkü başlığı son durumu iki kelimeyle anlatıyor: “Orman Hukuku”… Siyasi iktidarın, hukuk devleti ilkelerine uymadığını ve ormanları yok etmek ve rant elde etmek amacıyla orman kanunlarını nasıl uyguladığını çok net bir gazetecilik diliyle anlatıyor. ODTÜ’nün arazisine izinsiz girişi kastediyorum. Peki, hukuk devleti deyince ne anlamalı herhangi bir vatandaş? Yani vatandaş sağlıklı bir durum değerlendirmesi yapabilmek için ne anlamalı hukuk devletinden? Toplumun muhalif kesimi durumu değerlendirip bir sonuca varabiliyor ama AKP yanlısı, ya da AKP’ye oy veren kesim veya düzen partilerine oy verip seçim zamanı fındık fıstık yiyerek akşama televizyondan “demokrasi” adlı fantastik filmi seyreden kesim, kendisine de bir gün lazım olacak olan hukuk devletinden ne anlamalı ki, durumu doğru bir şekilde değerlendirebilsin. “http://www.turkhukuksitesi.com/makale_1382.htm&rdq..]]> Wed, 23 Oct 2013 09:13:18 +0400 Çocuk pazarı https://www.evrensel.net/yazi/69511/cocuk-pazari https://www.evrensel.net/yazi/69511/cocuk-pazari? En son Evrensel gazetesinin daha önce de BirGün gazetesinin haberleri, ABD çalışma bakanlığının “Çocuk Çalıştırmanın En Olumsuz Biçimlerine Ait Bulgular 2012” adlı raporu Türkiye’de çocuk emeğinin hem örgün eğitim içinde hem de okulu bırakmak durumunda kalan örgün eğitim dışı çocuklar için durumun ne kadar vahim olduğunun birer göstergesi. Benim daha önce çocuk işçiliği ile mesleki eğitim arasındaki ilişkiye yönelik yazdığım köşe yazılarını da hemen hatırlatacak haberler bunlar. Bu konuda belki çok yazılıp çiziliyor. Ama ne kadar yazılıp çizilse azdır. Ana akım medyanın çok fazla ilgilenmediği ya da Türkiye uluslararası anlaşmaların altına imza attığı için ilgilenmenin gazetecilik görevi olduğunu bildiğinden ilgilendiği veya ilgilenmemesi durumunda eleştirileceği için ilgilendiği bir konu...]]> Wed, 09 Oct 2013 08:11:16 +0400 Çocuk pazarı https://www.evrensel.net/yazi/69499/cocuk-pazari https://www.evrensel.net/yazi/69499/cocuk-pazari? En son Evrensel gazetesinin daha önce de BirGün gazetesinin haberleri, ABD çalışma bakanlığının “Çocuk Çalıştırmanın En Olumsuz Biçimlerine Ait Bulgular 2012” adlı raporu Türkiye’de çocuk emeğinin hem örgün eğitim içinde hem de okulu bırakmak durumunda kalan örgün eğitim dışı çocuklar için durumun ne kadar vahim olduğunun birer göstergesi. Benim daha önce çocuk işçiliği ile mesleki eğitim arasındaki ilişkiye yönelik yazdığım köşe yazılarını da hemen hatırlatacak haberler bunlar. Bu konuda belki çok yazılıp çiziliyor. Ama ne kadar yazılıp çizilse azdır. Ana akım medyanın çok fazla ilgilenmediği ya da Türkiye uluslararası anlaşmaların altına imza attığı için ilgilenmenin gazetecilik görevi olduğunu bildiğinden ilgilendiği veya ilgilenmemesi durumunda eleştirileceği için ilgilendiği bir konu...]]> Wed, 09 Oct 2013 06:00:00 +0400 Bombalı demokrasi paketi https://www.evrensel.net/yazi/69449/bombali-demokrasi-paketi https://www.evrensel.net/yazi/69449/bombali-demokrasi-paketi? Demokrasi paketi açıklandı. Eğer son anda bir değişiklik olmadıysa, muhalif medya çağrılmadı açıklamanın yapıldığı toplantıya. Zaten burada yattı paket. Demokrasi paketi falan açıklayacaksınız ve muhalif medyayı çağırmayacaksınız. Çelişki, tutarsızlık, samimiyetsizlik... Bir gün önce de THY grevine katılanlara gösterilen sertlik paketin toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkındaki kanunda yapılacak değişikliğin yoruma ne kadar açık bir şekilde değerlendirilme potansiyeline sahip olduğuna dair bir ipucu veriyor. Zaten, ipuçları o kadar çok ki, dünyayı kim bilir kaç defa dolanır. Başbakan’ın açıkladığı demokrasi paketinde ve bu paketi tanıtırken söylediklerinde hâkim olan bir dil var: “Biz o kadar önemli şeyler yaptık ki, bizden öncekilerle karşılaştırıldığında fersah fersah ilerideyiz. Şimdi yaptıklarımız çok büyük de..]]> Wed, 02 Oct 2013 10:50:33 +0400 Futbol ve hayat fena halde birbirine benzer https://www.evrensel.net/yazi/68927/futbol-ve-hayat-fena-halde-birbirine-benzer https://www.evrensel.net/yazi/68927/futbol-ve-hayat-fena-halde-birbirine-benzer? Futbol dünyada yıllardan beri devletlerin kitleleri yönlendirme, kitlelerin gazını alma aracı olarak kullanılagelen bir siyaset alanıdır aslında. “Futbola siyaset karıştırmayalım”, “futbola siyaset karıştırılmamalı”, “futbol sadece bir oyundur”, vs. türünden birtakım içi boş laflar televizyonlardaki futbol tartışma programlarında bol miktarda tüketilir. Aslında futbol, fena halde hayata benzer. Bu söz, yıllar öncesinin önemli bir sinema filminden (Dar Alanda Kısa Paslaşmalar) Savaş Dinçel’in oynadığı karakterin bir repliğinin (Hayat futbola fena halde benzer) tersine çevrilmişi. Futbol ve hayat fena halde birbirine benzer. Bu yüzden de, futbol zaten siyasi bir olgudur. Futbol ve hayat fena halde birbirine öyle bir benzer ki, herkes kendisini futbol ile ifade etmenin yolunu bulur. Kadınların bir kısmı bile, toplumsal rol dönüşümünü futbol üz..]]> Tue, 24 Sep 2013 15:52:51 +0400 Darbenin ve demokrasinin Türkçesi https://www.evrensel.net/yazi/68211/darbenin-ve-demokrasinin-turkcesi https://www.evrensel.net/yazi/68211/darbenin-ve-demokrasinin-turkcesi? Darbe, bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükümeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi olarak tanımlanmış Türk Dil Kurumunun büyük sözlüğünde… Baskıyı, zor kullanmayı anladım da, demokratik yollardan yararlanmayı anlamadım. Daha iyi anlayabilmek için demokrasi kelimesinin aynı sözlükteki anlamına bakalım: Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi, el (halk) erki (gücü). Şimdi ülkemizde demokrasi olduğu söyleniyorsa, yani sözlüğün tanımına göre, halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçiminin var olduğu söyleniyorsa darbe sözcüğünün karşılığındaki demokratik yollardan yararlanarak hükümeti istifa ettirme ifadesi ne anlama geliyor? Darbe sözcüğünün tanımına göre halkın egemenliği hük&uum..]]> Tue, 17 Sep 2013 16:51:09 +0400 Yeni öğretim yılına girmesek mi? https://www.evrensel.net/yazi/67517/yeni-ogretim-yilina-girmesek-mi https://www.evrensel.net/yazi/67517/yeni-ogretim-yilina-girmesek-mi? 2013-2014 eğitim öğretim yılı hayırlı olsun! Ne kadar hayırlı olur, bilinmez ama bu sene de bir yenilikle başladık. Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği yenilendi. On bir adet eski tarihli yönetmelik yürürlükten kalktı ve yeni bir yönetmelik ortaya çıktı. Yeni yönetmelik aslında yürürlükten kalkan yönetmeliklerin birleştirilmesi işlemi gibi görünse de, şimdilik inceleyebildiğim kadarıyla öyle ilginç yenilikler var ki, yine bu dönem de çeşitli tartışmalara gebe… Bakanlık, bu tartışmalara yine kulaklarını ve gözlerini kapayacak ve tıpkı çeşitli eğitimcilerin ve eğitim bilimcilerin, köşe yazarlarının geçtiğimiz dönemde söyledikleri ve yazdıkları bazı şeyler gerçekleştiğinde yaptıkları gibi geri adım atacak. Ya da atacakmış gibi yapıp bildiğini okuyacak. Tabii ki bildiğini okuyacak, çünkü eğitim ideolojik bir olaydır, taraf..]]> Wed, 11 Sep 2013 10:00:33 +0400 Bırakın askercilik oynamayı, barış hemen şimdi! https://www.evrensel.net/yazi/66904/birakin-askercilik-oynamayi-baris-hemen-simdi https://www.evrensel.net/yazi/66904/birakin-askercilik-oynamayi-baris-hemen-simdi? Gezi Parkı direnişi sırasında haziran ayı başında yazdığım yazıda artık toplumsal barışın gerçekleşebileceğine olan inancımın arttığını belirtmiştim. İnancım hala sürüyor. Umudum hala ayakta. Binlerce insanın da umudunun hala canlı olduğunu hafta sonu kurulan barış zincirinde gördüm. Hep beraber gördük. Birçok kentte insanlar barışı istediklerini vurguladılar. Ama devlet yine Gezi Parkını barış eylemine kapatarak barıştan yana olmadığını göstermiş oldu. Barış sözcüğünü kullanmak ile barıştan yana olmak arasında dağlar kadar fark olduğunu kanıtladı. Barışın dili hassastır. Bütün hassasiyetlerin ötesindedir. Tutarsızlığı kaldırmaz barışın dili. Bir dil sürçmesi, dillere pelesenk olmuş bir tek ifade, söyleyenin gerçek niyetini ortaya çıkarır. Acılar arasında taraf tutmaz barışın dili. Halkların toplandığı meydanlar arasında ayrım yapmaz. Devletlerin, sermayelerin didişmesi s..]]> Tue, 03 Sep 2013 16:54:47 +0400 Neoliberalizmin kucağında köle nesiller https://www.evrensel.net/yazi/66236/neoliberalizmin-kucaginda-kole-nesiller https://www.evrensel.net/yazi/66236/neoliberalizmin-kucaginda-kole-nesiller? 9 Nisan 2013 tarihli “Asgari Çocuk Çalışma Kampı” ve 4 Aralık 2012 tarihli “Taşeron işçi olmak yolunda zorunlu meslek eğitimi” adlı yazılarım ve birkaç yazımda daha değindiğim konu bu eğitim yılı başında daha da somut hale geldi. Hem de daha acımasız bir şekilde. Anadolu liselerine girebilenlerin dışında kalan 500 binden fazla öğrenci meslek lisesi, imam hatip lisesi, özel lise ya da açık lise seçeneğiyle karşı karşıya kaldı. AKP’nin eğitimde attığı adımların amacını, Atatürkçü ya da Kemalist refleksle, “Dini eğitimi yerleştirmek ve imam hatip liselerinin sayısını arttırmak” olarak tanımlayanlar, esas amacın, çocukları neoliberalizmin kucağına “Eti senin kemiği benim” zihniyetiyle yumuşakça bırakmak olduğunu fark etmiyorlar. Tüm bilimsel bulgulara ters düşerek, eli kalem tutamayacak olan, oyun oynayarak öğrenme çağında olan &cce..]]> Tue, 27 Aug 2013 16:38:02 +0400 Mağara duvarlarında kayan anlamlar https://www.evrensel.net/yazi/65428/magara-duvarlarinda-kayan-anlamlar https://www.evrensel.net/yazi/65428/magara-duvarlarinda-kayan-anlamlar? Geçen haftaki yazımda değindiğim gözetleme ve denetleme konusundan devamla, bu hafta, sinema filmi de çekilen iki önemli eserden ve bununla bağlantılı olarak bir tehlikeden söz etmek istiyorum. Her iki eserde de, insanların izlenmesi ve denetlenmesi ve disipline sokulması anlatılıyor. Bir tanesi George Orwell’ın “1984” adlı romanı, diğeri de Ray Bradbury’nin “Fahrenheit 451” adlı romanı. Ortak noktaları insanların izlenmesi, sanatın, yazılı olanın baskı ve kontrol altına alınması ve böylece tarihin sürekli yeniden üretilerek yönlendirilmesi ve insanların ve toplumların belleklerinin hakimiyet altına alınması… “1984” adlı eserde tarih yeniden yazılarak insanlara unutturulmaya çalışılıyor. Hiç kimse gerçeğin ne olduğunu hatırlayamıyor. Sunulanı hemen olduğu gibi kabul ediyor. Belleğine ve aşkına sahip çıkanlar ise işkenceye uğruyor ve öldürül..]]> Thu, 22 Aug 2013 10:06:15 +0400 Gözetlenen yaşamlar, gözetleyen iktidar https://www.evrensel.net/yazi/64903/gozetlenen-yasamlar-gozetleyen-iktidar https://www.evrensel.net/yazi/64903/gozetlenen-yasamlar-gozetleyen-iktidar? Gözetlemek sözcüğü birinin yaptıklarını belli etmeden izlemek, gizlice bakmak, dikizlemek şeklinde tanımlanıyor Türk Dil Kurumunun (TDK) Büyük Türkçe Sözlüğü’nde. Çoğunlukla olumsuz göndermeleri olan karşılıklar bunlar. Korumak (esirgemek), bakmak, özen göstermek, himaye etmek gibi daha olumlu bir anlama sahip olan gözetmek sözcüğünün karşılıklarından biri de TDK’nin Tarama Sözlüğü’ne göre gözetlemek olarak yer alıyor. Bu noktada, olumsuz göndermeleri olan gözetlemek sözcüğü olumlu bir sözcükle de ilişkilendirilmiş oluyor. Bu girişi bağlamak istediğim konu ise merkezi iktidarların, güvenlik bahanesiyle her an ve her yerde kendisine tabi olanları izleme, gözetleme ve dikizleme arzusu… Sadece izlemekle kalmıyor tabii ki iktidar, aynı zamanda kaydediyor da… Kaydettiklerini gerekti..]]> Thu, 15 Aug 2013 10:11:59 +0400 Gezine gezine eğitim https://www.evrensel.net/yazi/63530/gezine-gezine-egitim https://www.evrensel.net/yazi/63530/gezine-gezine-egitim? Gezi Parkı direnişinin en önemli mesajlarından biri de tabii ki eğitim sistemine gitmeli. En azından öğretmenlerin sınıflardaki uygulamalarına gezi parkı direnişinin ruhu sinmeli, çünkü sistemi yönetenlerin gezi parkı direnişinin en temel mesajlarını dikkate alması pek mümkün olmayacak gibi... Gezi Parkı direnişinin bir anlamı da birey olma gereksiniminin baskılandığı bir gidişata karşı çıkmak…Yöneticiler bunu anlamayı reddediyor. Buradaki birey olma gereksinimi yerleşik bir toplum olma arzusuyla koşut olarak giden bir süreç… Birey olmak otoriter devlet tarafından baskılandıkça toplum olunamaz. Toplum olunamazsa birey de olunamaz. Gezi Parkı direnişinde başta gençler olmak üzere toplumun farklı birçok kesimi,yaşam alanlarına, kentlerine sahip çıktılar. Doğrudan demokrasi taleplerini haykırmış oldular.Politikacıların temsil ettikleri halklar adına sermayenin yararına karar v..]]> Tue, 30 Jul 2013 16:47:51 +0400 Kurbanlık çocuklar https://www.evrensel.net/yazi/62823/kurbanlik-cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/62823/kurbanlik-cocuklar? Eskişehir’de sokak arasında dövülerek öldürülen Ali İsmail’in babası, çocuğuna bir fiske bile vurmadan onu büyüttüğünü söylüyor. Babasının bir fiske bile vurmadan büyüttüğü Ali İsmail, sokak arasında kim olduğu belli olmayan, ama aslında çok iyi bildiğimiz hasta ruhlu kişiler tarafından dövülüyor. Tıp fakültesinden diplomasını nasıl aldığı belli olmayan bir doktor muayene etmeyi reddediyor. Durumu ağırlaşıyor ve daha sonraki müdahale de kurtaramıyor Ali İsmail’i. Behey elinde sopalarla, coplarla, yüzünde maskelerle sokak aralarında gençleri öldüresiye döven gafiller; elinde palalarla korku ve terör salmaya çalışan, deşifre olunca da kendi ülkesinin insanlarından kaçan korkaklar! Öldürmek istercesine gençlerin kafasına nişan alarak gaz fişeği atanlar! Acıdan ve ölümden ..]]> Tue, 23 Jul 2013 15:35:28 +0400 Yüzde 50 masalı ve oy kullanmak ya da kullanmamak https://www.evrensel.net/yazi/62160/yuzde-50-masali-ve-oy-kullanmak-ya-da-kullanmamak https://www.evrensel.net/yazi/62160/yuzde-50-masali-ve-oy-kullanmak-ya-da-kullanmamak? AKP 2011 milletvekili genel seçim sonuçlarına göre yüzde 49.83 oranında oy alarak birinci parti oldu. Başbakan, diğer AKP’liler ve AKP yandaşları bu oranı yuvarlayarak halkın yüzde 50’sinin oyunu aldıklarını iddia ediyorlar. Bazı bilgileri, belirli bir amaç doğrultusunda işine geldiği gibi yorumlamak aslında çok görülen bir davranış… Konu siyaset olunca daha dikkatli davranmak gerekirken, parti liderleri bu durumu hiç önemsemeyip işlerine geldiği gibi konuşmaya ve bilgiyi ve geniş halk kitlelerini istismar etmeye devam ediyorlar. Bunu sadece siyasi parti liderleri mi yapıyor? Hayır. Seçimler öncesinde kamuoyu yoklaması yapan şirketler de bu istismarı yapıyorlar. Seçimler öncesinde kamuoyu yoklama sonuçlarının basında duyurulmasının bile etik çekinceleri üzerinde tartışmak gerekiyor. Ama bu tartışmaların çok fazla yapılmaması, daha önce çarpı..]]> Tue, 16 Jul 2013 17:07:21 +0400 Parti yandaşlığına dayalı sandık demokrasisi https://www.evrensel.net/yazi/61674/parti-yandasligina-dayali-sandik-demokrasisi https://www.evrensel.net/yazi/61674/parti-yandasligina-dayali-sandik-demokrasisi? Geçen haftaki “Bağımsızlar/Bağlantısızlar Hareketi” başlıklı yazımda değindiğim konuları başka bir boyutuyla ele almaya çalışacağım ve parlamenter demokrasinin Türkiye iz düşümünün neden sorgulanması gerektiğini vurgulamaya çalışacağım. Parlamenter demokrasinin Türkiye iz düşümü aslında biraz da “bizim partinin demökrâğsisi” gibi bir şey. Biraz ithal, ama ne olduğu anlaşılamadığı için bu coğrafyanın feodal dinamiklerine göre şekillenen, buranın diliyle kavrulmuş hatta biraz yanık, toplumun kendi içsel dinamikleriyle gelişmemiş garip bir olgu. Zaten işte biraz da bu nedenle bu düzenin yerle yeksan olması ve bir bağımsızlar ve bağlantısızlar hareketinin doğmasının yerinde olacağını düşünüyorum. Gerçek bir demokrasinin, ancak bu tür bir bağımsızlar/bağlantısızlar hareketinin dinamikleri içinden doğabileceğini ve ancak bunun sonrası..]]> Tue, 09 Jul 2013 10:30:13 +0400 Bağımsızlar / Bağlantısızlar hareketi https://www.evrensel.net/yazi/61028/bagimsizlar-baglantisizlar-hareketi https://www.evrensel.net/yazi/61028/bagimsizlar-baglantisizlar-hareketi? Gezi Parkı direnişi ve öğrettikleri hakkında yazmaya devam... Geçen haftaki yazım seçim sistemine ilişkin bazı önerileri de taşıyordu. Barajın kaldırılması ve bağımsız adaylığa ilişkin önerilerde bulunmuştum. Parklarda oluşan iradenin benim önerdiklerimden başka önerilerle de düzen partilerinin karşısına dikilebilecek güce sahip olduğunu da belirtmiştim. Bu irade sadece doğrudan demokrasi yolunda düzen partilerini zorlamıyor, aynı zamanda AKP’nin kendisinin başlattığını iddia ettiği barış sürecine de sahip çıkıyor. Bu ülkenin insanları,yıllardan beri barışa aç susuz durumdayken, AKP’nin attığı/atamadığı/atacağını iddia ettiği adımların da ötesine geçerek gerçek anlamıyla bir barış sürecini gerçekleştirecek güce sahip olduğunu son bir haftadır kanıtlamakta. Bu sahip çıkış boşuna değil, barış sürecine sahip çıkmak doğrudan demokrasiyle de i&cce..]]> Tue, 02 Jul 2013 11:02:19 +0400 Başka bir yaşam başka bir siyaset ile mümkün https://www.evrensel.net/yazi/60372/baska-bir-yasam-baska-bir-siyaset-ile-mumkun https://www.evrensel.net/yazi/60372/baska-bir-yasam-baska-bir-siyaset-ile-mumkun? Gezi Parkı direnişi öğretmeye devam ediyor. Hiyerarşik devlet yapısının şiddet aygıtının müdahalesiyle toplumun geleceğine de yazılan Gezi Parkı direnişi, siyaset kavramına ilişkin topluma yerleşmiş olan basmakalıp yargıları da geçmişe gömecek. Gezi Parkı direnişinden bu safhada üretilmesi gereken, demokrasi mücadelesini ülke sathına yaymanın yollarıdır. Artık insanlar tepeden inme siyaseti istemiyorlar. Uzun yıllardır politikacıların boş vaatten başka bir şey sunmadıkları tartışılır durur. Oy kullanma oranları hiçbir zaman yüzde 100’e yaklaşmaz. Hep uzaklaşır. Hatta seçimler sonrasında bazı bölgelerde hiçbir vatandaşın oy kullanmadığına ilişkin haberler de okuruz. Fakat hiç kimse oy kullanmayanların neden oy kullanmadığını araştırma zahmetine girmemiştir. Partilerin en çok eleştirilen uygulamalarından biri de tepeden aday belirleme uygulamasıdır. Hele bir de yüzde 10 baraj uygulaması. Tü..]]> Tue, 25 Jun 2013 09:44:38 +0400 Akıl tutulmasına rağmen başka bir hayat mümkün https://www.evrensel.net/yazi/59695/akil-tutulmasina-ragmen-baska-bir-hayat-mumkun https://www.evrensel.net/yazi/59695/akil-tutulmasina-ragmen-baska-bir-hayat-mumkun? Geçen hafta “Toplumsal Barışı Yeniden Kurmak” adlı yazımı gazeteye gönderdikten sonra olanlar ve bugün itibariyle, Gezi Parkı’nın, tarihini yapanlardan mahrum bırakılması, birilerinin benim gibi düşünmediğinin, Gezi Parkı direnişinin toplumsal barış boyutunu umursamadığının bir göstergesi. Toplumsal hafızanın, kazımaya çalışsan bile silinemeyecek şekilde bir parçası olan Gezi Parkı direnişi, akıllara durgunluk veren düzeyde acımasız bir polis müdahalesi sonucunda toplumun geleceğine de kazındı. Herhangi bir şiddet girişiminde bulunmayan bütün insanlara, hayvanlara, bunun yanında otel, hastane, ev gibi çeşitli kapalı mekanlara, cenazeye, mezarlığa, çocuğa, engelliye, yaşlıya, yaralıya, hastaya geçen haftaki yazımda tarif ettiğim türden bir nefretle saldıran bir güç, akıl tutulmasından başka bir şey yaşamıyordu. Bütün direnişin bir provokasyon sonucu ger&cc..]]> Tue, 18 Jun 2013 11:26:12 +0400 Toplumsal barışı yeniden kurmak https://www.evrensel.net/yazi/59163/toplumsal-barisi-yeniden-kurmak https://www.evrensel.net/yazi/59163/toplumsal-barisi-yeniden-kurmak? Sanki Türkiye’nin bütün farklılıkları Gezi Parkı’nda bir araya gelmiş. Türkiye toplumunu temsil eden bir kitle Gezi Parkı’nda bir arada… Bir yönüyle, İstanbul kentinin kozmopolitliği bunu sağlıyor. Parkın her köşesinde Türkiye’nin her bölgesini, ülkede yaşayan her halkı, her etnik grubu, her siyasi düşünceye ve yaşam felsefesine sahip kesimi, ezilenleri, her yaştan insanı, her dini, mezhebi, her cinsel yönelimi, her sınıfı temsil eden insanlar nöbette. Bu insanlar, birbiriyle dayanışma içinde, birbirine saygı halinde yaşamlarını sürdürüyorlar. Miraç Kandili gecesinde mevlüt okuyanlar, cuma namazı kılanlar, cuma namazı kılanların çevresinde, onlar rahatsız olmasın diye çember oluşturup nöbet tutan solcu gençler, ürettikleri ürünü getirip gezi parkındakilerle paylaşan köylüler, LGBT (Lezbiyen, Gey, ..]]> Tue, 11 Jun 2013 10:59:15 +0400 Avuçlar dolusu çapulcu https://www.evrensel.net/yazi/58626/avuclar-dolusu-capulcu https://www.evrensel.net/yazi/58626/avuclar-dolusu-capulcu? Bir avuç çapulcu nitelendirmesi, haksızlığa karşı duranların kaderi olmuştur. “Bir avuç” denilir; az sayıda oldukları ve çoğunluktan farklı oldukları ima edilmek istenir ve böylece çoğunluğun hedefi haline getirilirler. “Çapulcu” denilir; kelimenin kökü çapul kelimesi soygunculuk ve yağma anlamına gelir; yağmacı veya hırsız olarak etiketlendiklerinde, mülkiyetçi düzene göre suçlanmış ve aşağılanmış olurlar. Kelime anlamında düzene aykırı davranışlarda bulunmak da vardır çapulcunun. Ama kurulu düzenlere karşı gelinmeseydi, bugün herhalde dünyadaki ülkelerin büyük bir kısmı, Türkiye de dâhil, hiç var olmazdı. Çapulcu kelimesinin genelde yönetenler tarafından yönetilenlere karşı kullanılması da rastlantı değildir, çünkü yönetenler kurdukları düzeni öyle bir kontrol ..]]> Tue, 04 Jun 2013 12:03:02 +0400 Kan parası neyin karşılığı? https://www.evrensel.net/yazi/58057/kan-parasi-neyin-karsiligi https://www.evrensel.net/yazi/58057/kan-parasi-neyin-karsiligi? Kafası enjeksiyon makinesine sıkışarak can veren Çocuk İşçi Ahmet Yıldız’ın babası işyeri sahibinden şikayetçi olmaktan vazgeçmiş. Sanığın kusurlu olduğunu mahkeme tespit etmiş. Farklı kaynaklarda farklı şekillerde yer alıyor haber. Zaman gazetesinde, Ahmet’in babasının bir diyeceğinin olmadığı belirtilmiş. Babasının “Oğlumu Allah verdi, Allah aldı. Eceli, kaderi öyledir. Yapılacak bir şey veya kimseye düşmanlığımız yoktur. Allah’ın emrine ne diyebilirim. Bir şey diyemem… Allah onun işini gücünü rast getirsin. Kesinlikle o kişi de böyle olmasını istemezdi.” şeklinde konuştuğu ifade edilmiş. Evrensel gazetesinde ise babanın başka ifadelerine de yer verilmiş. Sanık yakınlarının kendisini tehdit ettiğini ve suç duyurusunda bulunduğu belirtilmiş haberde. Ayrıca her iki tarafın avukatlarının bildirdiğine göre ölen Ahmet Yıldız’ın ailesinin her türlü maddi ve manev..]]> Tue, 28 May 2013 10:33:07 +0400 Veli onayıyla suçluluk duygusunun üstesinden gelmek https://www.evrensel.net/yazi/57407/veli-onayiyla-sucluluk-duygusunun-ustesinden-gelmek https://www.evrensel.net/yazi/57407/veli-onayiyla-sucluluk-duygusunun-ustesinden-gelmek? Pazartesi akşamı televizyon haberlerinde, Milli Eğitim Bakanlığının, Lisans Yerleştirme Sınavına(LYS) girecek lise son sınıflar için yeni bir karar aldığına ilişkin bir haber yayımlandı. Buna göre, son sınıf öğrencileri, veli izni ile 45 günü aşmamak kaydıyla okula gitmeyebilecek. Neresinden tutsan sistemin iflasının izleri. Öyle bir iflas ki, sorumluluğu öğrenci velisine bırakarak sistemin yetersizliğini örtüyor yöneticiler. Dört senelik lise öğreniminin üç senesinde dershaneye giderek üniversite sınavlarına hazırlanıyor öğrenciler. Daha önce üç senelik lisenin iki senesinde dershaneye giderek sınava hazırlanırlardı. Lise dört seneye çıkınca dershanelerin gelirleri de yükselmiş oldu. Lise eğitimi yeniden mi yapılandırıldı? Görünüşe göre, hayır. Bu kararı seslendirirsek şöyle bir itiraf ortaya çıkar mı: “Liselerimde zaten iyi eğiti..]]> Tue, 21 May 2013 11:34:50 +0400 Taksim 1 Mayıs Meydanı belleğimizdir, Boşalttırmayız, Unutmayız da... https://www.evrensel.net/yazi/56199/taksim-1-mayis-meydani-bellegimizdir-bosalttirmayiz-unutmayiz-da https://www.evrensel.net/yazi/56199/taksim-1-mayis-meydani-bellegimizdir-bosalttirmayiz-unutmayiz-da? 1 Mayıs günü neler oldu? Polis tüm kentte neredeyse tüm ulaşım kanallarını kapattı. İşçi Bayramı’nı kutlamak isteyenler bir yana, ayrıca hiç kimse Taksim Meydanı’na ulaşamadı. Meydana ulaşmak isteyenler giriş noktalarında polis tarafından engellendi. Bir şekilde polisin kapattığı bölgenin içine girenler ya da orada güne uyanıp da kutlama yapmak isteyen emekçiler polisin gaz fişeklerine maruz kaldı ve hiçbir şekilde hareket ettirilmedi. Meydan ve meydana çıkan en yakın yollar polis tarafından kapatıldığı için orada neler olup bittiğini yalnızca telefon ve sanal iletişim yoluyla öğrenmek mümkün oldu. Yani, aslında gerçekten ve canlı olarak öğrenmek hiçbir şekilde mümkün olmadı. Bayramı meydanda kutlamak isteyenler, bir tepeye ulaşıp bayrak dikmeye çalışan düşman askerleri gibi algılandı. Neredeyse üzerlerine ateş açıldı. Ateş a&cc..]]> Tue, 07 May 2013 11:42:39 +0400 23 Nisan kimin bayramı? Çocukların mı, yetişkinlerin mi? https://www.evrensel.net/yazi/54950/23-nisan-kimin-bayrami-cocuklarin-mi-yetiskinlerin-mi https://www.evrensel.net/yazi/54950/23-nisan-kimin-bayrami-cocuklarin-mi-yetiskinlerin-mi? 23 Nisan 1920, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulduğu tarih, çocuklara armağan edildi ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ilan edildi: “Tarihi siz yapacaksınız ve yazacaksınız, çocuklar! Siz karar vereceksiniz bu ülkede olup bitenlere… Meclis de, sizleri ve gelecek nesilleri düşünerek yapacak kanunlarını. Bu ülke sizin, çocuklar.” Aşağı yukarı bu anlamlara geliyordu ülkenin meclisinin çocuklara bayram olarak hediye edilmesi. Bu özel günde, çocukları bir günlüğüne çeşitli makamlara oturtuyorlar ve dileklerini soruyorlar. Onlar da geçici makamın verdiği fırsatı kullanarak orada bulunan politikacıların, bürokratların ve gazetecilerin tebessümlerle karşıladığı isteklerini sıralıyorlar. Aslında, dikkat edilirse, çok önemli sorunlara da parmak basıyorlar isteklerini sıralarken. Ama, “Çocuktur canım, hoş görsen..]]> Tue, 23 Apr 2013 11:33:29 +0400 Asgari çocuk çalışma kampı https://www.evrensel.net/yazi/53812/asgari-cocuk-calisma-kampi https://www.evrensel.net/yazi/53812/asgari-cocuk-calisma-kampi? Ülke, çocuklar için bir çalışma kampı… Zorunlu eğitim yasası da bunu değiştirme gücüne sahip değil. Hatta zorunlu eğitim yasasıyla, çocuklardan oluşan bu büyük çalışma kampı meşrulaştırılıyor. Bu yasayla, daha fazla sayıda çocuk meslek okullarına gidecek. Bu okullarda staj yapacak. Bu stajlarda sömürülecek. Neden? Çünkü meslek lisesi öğrencileri stajları sırasında asgari ücretin yüzde 15’ini alacaklar (4 Aralık 2012 tarihli Evrensel gazetesindeki köşe yazım). İşverenler, 16 yaş altına uygulanan düşük asgari ücretin 18 yaş altına uygulanmasını istiyor. Demek ki, stajyer meslek lisesi öğrencileri daha da düşük staj ücreti alacaklar. Üstelik stajyerlik kâğıt üzerinde… Stajyerlere yaptırılmadık iş kalmadı. Amaç stajyerlerin öğrenmesi değil. Öğretme vaadiyle sömürülmesi. ..]]> Wed, 10 Apr 2013 03:28:33 +0400 Bir yalan ya da hayal uğruna ölmeye ve öldürmeye hazır olmak https://www.evrensel.net/yazi/53172/bir-yalan-ya-da-hayal-ugruna-olmeye-ve-oldurmeye-hazir-olmak https://www.evrensel.net/yazi/53172/bir-yalan-ya-da-hayal-ugruna-olmeye-ve-oldurmeye-hazir-olmak? Bir köşe yazısına sığmayacak kadar derin bir konuya değineceğim ama ilgililerine okumalarını önereceğim kitapları da adres göstermeye çalışacağım. Bu konuya değinmeme yol açan olaylar da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin konuşmasında yaşananlar: “Vur de, vuralım”. Ve Evrensel gazetesinin haberinde yer alan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğrencisi Kürt öğrencilerine yapılan saldırılar ve polis tarafından tutuklananlar arasında saldırılanların bulunması... Yine Muğla’da 2010 yılında Şerzan Kurt adlı Kürt öğrencinin polis tarafından açılan ateşle vurulması olayını da bu olaylar zincirine dâhil etmek lazım. Yine Evrensel gazetesinin haberine göre, Çanakkale, Kars, Sivas, Mersin, Bartın ve İstanbul Sarıyer’de, Mart ayı içerisinde Kürt öğrencilere yapılan saldırılar endişe verici. Benedict Anderson’ın, “Hayali Cemaatler” adlı ..]]> Tue, 02 Apr 2013 10:20:37 +0400 Barışın dili, ana dilleri https://www.evrensel.net/yazi/52586/barisin-dili-ana-dilleri https://www.evrensel.net/yazi/52586/barisin-dili-ana-dilleri? Diyarbakır’daki Nevruz kutlamaları, Abdullah Öcalan’ın mektubunun okunması, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları, kanın durmasını sağladığı gibi, Anadolu halkları tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olabilecek bir dinamiği de hareket geçirdi. Bu dinamik, Anadolu halklarının, özellikle de yoksulluk ve yoksunluk ekseninde, sosyalist bir bilinçle kapitalizm karşıtı bir mücadeleye girişme potansiyeli taşıyor. Barış süreci olarak adlandırılan bu sürecin esas aktörleri yaşayan halklardır; emperyalizmin hem aracı hem de ürünü olan yoksulluktan, yoksunluktan, ayrımcılıktan, savaştan acı çeken halklardır. Halklar, çeşitli kesimlerin analizlerine göre var olduğu iddia edilen olası büyük hesapları bozup, süreci kucaklayıp, eşitlik ve özgürlüğün dilini kuracak adımlar atmaya hazır olmalıdır. Bu adımları atmanın yolu, kapitalizmi..]]> Tue, 26 Mar 2013 10:08:48 +0400 Zihinsel engelli eğitim ve tanı sistemi https://www.evrensel.net/yazi/52014/zihinsel-engelli-egitim-ve-tani-sistemi https://www.evrensel.net/yazi/52014/zihinsel-engelli-egitim-ve-tani-sistemi? Anadili farklı olduğu için eğitime uyum sağlayamıyormuş gibi görünen Kürt çocuklarına zihinsel engelli tanısı konularak rehabilitasyon merkezlerine sevk edilmesi sorununu basından takip ediyorsunuzdur. Evrensel gazetesinde Ruken adlı bir Kürt kızının yaşadıkları anlatılıyor. Adının anlamı “güler yüz” olan Ruken’in okula başladığından beri yaşadığı sıkıntılardan dolayı gülmeyen yüzü ve öğretmeni tarafından açıkça “geri zekâlı” damgası yemesi içler acısı. Ruken, yıllar sonra, ailesi ile Avrupa’ya yerleşmek zorunda kaldığında, Almanca ve İngilizce’yi de öğreniyor anadili Kürtçe dışında. Kendini zeki sanan öğretmeninin hiç beklemediği bir şey herhalde bu… Yukarıda sözü edilen durumlar, hem meslek etiği sorunudur, hem tanı için kullanılan araçların geçerlik ve güvenilirliği sorunudur, hem..]]> Wed, 20 Mar 2013 05:54:29 +0400 Bir bağımlılık olarak sınavın dayanılmaz çekiciliği https://www.evrensel.net/yazi/51394/bir-bagimlilik-olarak-sinavin-dayanilmaz-cekiciligi https://www.evrensel.net/yazi/51394/bir-bagimlilik-olarak-sinavin-dayanilmaz-cekiciligi? Son zamanlarda sınav hakkında fazla düşünür oldum. Sınavın nasıl bir işleve sahip olduğunu, ne şekilde kullanılabilir bir alet haline geldiğini konuşuyorum çeşitli platformlarda. Öteden beri hep aklımdaydı ama şu sıralar çok daha yoğun bir şekilde üzerinde düşünmeye başladım. Özellikle de kendi öğrencilik yıllarımdan olsa gerek, çok fazla sayıda sınava maruz kaldığım için (Sanki çok fazla radyasyona maruz kalmışım gibi) hep bu araç üzerinde düşündüm durdum. Sınava ilişkin deneyimlerimi hatırladığımda, başaramadığım sınavların sonucunda dışlandığım ve utandığım aklıma geliyor. Bana özgü bir deneyim olmadığını başkalarının ağzından da duyduğumda ise sınavın yarattığı bu ortaklık gözüme batmaya başlıyor. Üniversitede gerek lisans gerekse lisansüstü düzeyde, sınav olgusuyla teorik olarak da ilgilenmeye başladım. Hele bir de lisede rehberlik ser..]]> Tue, 12 Mar 2013 15:19:49 +0400 Kim, neyin temsilcisi? https://www.evrensel.net/yazi/50025/kim-neyin-temsilcisi https://www.evrensel.net/yazi/50025/kim-neyin-temsilcisi? Milli Eğitim Bakanlığına sunulan yasa tasarısı Bugün gazetesinin haberine göre yeni bakan Nabi Avcı’dan onay alamamış. Daha liberal bir yasanın hazırlanması gerektiğine ilişkin yorumlar var. Bu yorumlar da Vakıf Üniversiteleri Birliği Başkanı Rifat Sarıcaoğlu’dan gelmiş. Rifat Sarıcaoğlu daha liberal bir taslak hazırlanacağını ve YÖK’ün sadece paydaşlardan biri olacağını söylemiş. Görünüşe göre YÖK’ün bile hazırladığı taslak piyasa tarafından beğenilmeyebiliyor. YÖK’e yönelik bir umut beslesek mi ne? Tam YÖK’ün hazırladığı taslağın bir piyasa üniversitesi ya da bir şirket üniversitesi yaratmayı amaçladığını vurgulayarak eleştirilerimizi yapma yolunda bir tempo yakalamışken, şaşırdım. Türkiye Akademisyenler Platformu Başkanı Prof. Dr. Osman Çakmak da, YÖK taslağının beklentileri karşılamadığını söylemiş. Kimin beklentilerini acaba? V..]]> Tue, 26 Feb 2013 12:49:25 +0400 Halkların barışı, halkların üniversitesi https://www.evrensel.net/yazi/49426/halklarin-barisi-halklarin-universitesi https://www.evrensel.net/yazi/49426/halklarin-barisi-halklarin-universitesi? Çorum’dan sonra Sinop’a “Çözüm İçin Müzakere, Barış için Eşitlik” kampanyası kapsamında giden Halkların Demokratik Kongresi (HDK) heyetine saldırıda bulunuldu. Polis; gençlere, öğrencilere, emekçilere, solculara, onaylamadığı ötekilere karşı uygulamaktan esirgemediği orantılı şiddeti(!), ırkçılara karşı uygulamaya kıyamadı. Bildiğimiz bir hikaye… Sivas’takine benzer bir felakete uğramaktan zor kurtulduk. Hesaplı, planlı, göz korkutmak için gerçekleştirilmiş bir saldırı: “Diğer illere de giderseniz başınıza bunlar gelebilir!” HDK heyetinde bulunanların açıklamalarına bakılacak olursa saldırganlarla gayet içli dışlı, onlara destek olan, saldırganları suçlu gibi algılamayan polisler, bir provokasyonun da ötesinde hukuk, demokrasi, eşitlik ve özgürlük gibi insanlık değerlerini hiçe sayan bir gizli uzla..]]> Tue, 19 Feb 2013 10:03:17 +0400 Akademik kölelik: Asistanlık/Araştırma Görevliliği -2 https://www.evrensel.net/yazi/48855/akademik-kolelik-asistanlikarastirma-gorevliligi-2 https://www.evrensel.net/yazi/48855/akademik-kolelik-asistanlikarastirma-gorevliligi-2? Geçen hafta başladığım akademik kölelik başlıklı yazıma devam ediyorum bu hafta. Bu iki yazıyı yükseköğretim alanında öğretim üyesi yetiştirme ve araştırma boyutlarıyla bağlayacağım ve yükseköğretim konusunu sürdüreceğim. Çünkü bu süreçler, her türlü meslek alanına insan yetiştirmekle ve yaşamın her boyutuna ilişkin bilgi üretmekle ilgili. Bu anlamda yaşamsal öneme sahip. Bu nedenle de araştırma görevliliğine/asistanlığa ilişkin ciddi bir düzenlemenin yapılması gerekiyor. Ama zamanın ruhu tabii ki buna mahal vermeyecek. Araştırma görevlisi tanımlaması araştırma yapmakla veya üniversitede yürütülen araştırmaların çeşitli süreçlerinde çalışmakla görevlendirilen kişi çağrışımı yapıyor. Asistan tanımlaması ise, belirli bir sürece yardımcı olan kişiyi çağrıştırıyor. ABD üniversitelerinde araştırma yard..]]> Tue, 12 Feb 2013 10:53:03 +0400 Akademik kölelik: Asistanlık/Araştırma Görevliliği -1 https://www.evrensel.net/yazi/48249/akademik-kolelik-asistanlikarastirma-gorevliligi-1 https://www.evrensel.net/yazi/48249/akademik-kolelik-asistanlikarastirma-gorevliligi-1? Yeni yükseköğretim yasa tasarısı önerisi çeşitli platformlarda tartışılmaya devam ediyor. En son yapılan “Akademiye Özgürlük” toplantısında üniversitede yaşanan hak ihlalleri ve mücadele arayışları tartışıldı. İTÜ asistanları da mücadele deneyimlerini paylaştılar. Son yaptıkları eylemle elde ettikleri kazanımdan söz ettiler. Tabii buruk bir kazanım bu. Yeni yasa tasarısının bir ön uygulaması İTÜ’de sahne alacak. Kazanım kısmı, işten çıkarılan asistanların işe geri alınması. İTÜ’lü asistanları kutluyorum. Doksanlı yılların başında kurulan Araştırma Görevlileri Derneğinin verdiği mücadelenin daha kararlı ve daha dayanışmacı bir örneğini vererek istediklerini aldılar. Benim için oldukça anlamlı bir gelişme çünkü ben Araştırma Görevlileri Derneğinin başkan yardımcılığını ve başkanlığını yapmıştım. O zamanlar araştırma göre..]]> Tue, 05 Feb 2013 09:48:41 +0400 Şirket Üniversiteleri / Üniversite Şirketleri https://www.evrensel.net/yazi/47055/sirket-universiteleri-universite-sirketleri https://www.evrensel.net/yazi/47055/sirket-universiteleri-universite-sirketleri? Aylar önce geleceğin şirket üniversitelerinin ne tür haberlere konu olabileceğine dair “…Üniversitesi Anonim Şirketi” adlı mizah yönü ağır basan bir yazı yazmıştım. Bazı arkadaşlar okuyup “Umarım gerçekleşmez bu yazdıkların” şeklinde bir yorum da yapmışlardı. YÖK’ün Milli Eğitim Bakanlığına gönderdiği yasa tasarısına bakacak olursak o yazdıklarımın gerçekleşmesinin hiç de uzak bir ihtimal olmadığı ortaya çıkıyor: Hisse senetleri borsada işlem gören üniversite şirketleri/şirket üniversiteleri… Gerçekten de izlemesi heyecan verici bir menkul kıymetler borsası bizleri bekliyor. Futbol takımları da borsaya açıldığında böyle şenlikli bir beklenti içine girmişti taraftarlar. Bir yasa tasarısının hem yeni üniversitelerden şirket şeklinde bahsetmesi hem de yasanın genel gerekçesinde gayri ticari göndermelerde bulunması n..]]> Tue, 22 Jan 2013 11:51:47 +0400 Tek dillilik tedavi edilebilir bir hastalıktır https://www.evrensel.net/yazi/46485/tek-dillilik-tedavi-edilebilir-bir-hastaliktir https://www.evrensel.net/yazi/46485/tek-dillilik-tedavi-edilebilir-bir-hastaliktir? Yazının başlığındaki ifadeyi ilk olarak Şerif Derince’nin bir sunumunda duydum. Şerif; dil, dil edinimi, ana dilinde eğitim, dil ve eğitim politikaları konularında çalışmaları olan bir bilim insanı. Bu ifadeden anladığım, tek bir dile sahip olmanın, tek bir dilde ısrar etmenin hem bireysel hem de toplumsal boyutta saplantı düzeyinde bir hastalık olduğu ve bir insanın birden fazla dili öğrenebilecek ve/veya edinebilecek kapasiteye sahip olduğu ve bir toplumda birden fazla dilin iletişim aracı olarak kullanılabileceği. Bilimsel çalışmalar, çocukların, ana dillerinden başka dillerde iletişim kurmayı çok hızlı bir şekilde öğrendiğini gösteriyor. Türkiye’deki Ermeni okullarında da benzer bir deneyim yaşanıyor bir Ermeni okulunun yöneticisi olan Garo Paylan’a göre… Şerif, Türkiye’de yaşanan ana dilinde eğitim sorununa ilişkin olarak ana dili temelli çok dilli eğitimi öneriyor. Bunu..]]> Tue, 15 Jan 2013 11:35:05 +0400 Önce güvenlik sonra eğitim ve demokrasi https://www.evrensel.net/yazi/45832/once-guvenlik-sonra-egitim-ve-demokrasi https://www.evrensel.net/yazi/45832/once-guvenlik-sonra-egitim-ve-demokrasi? Öyle bir proje başlatılmış ki Adana’da, polis devletinin yeni bir yansımasını görmek mümkün. Polis devletini güçlendirmek için çocuklar ve gençler istismar ediliyor. Projenin adı “Önceliğimiz, güvenliğimiz.” Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Emniyet Müdürlüğü ortaklaşa başlatmışlar projeyi. Projeden beklenen sonuçlar; çocukların yaşadıkları, eğitim gördükleri yerlerde daha duyarlı olmaları, vatandaşlık bilinçlerinin gelişmesi, düşünce ve önerilerinin dinlenip ciddiye alındığını bilmeleri, rahatsızlık duydukları konularda devletin yanlarında olduğunu hissetmeleri ve polis ile olan diyaloglarının geliştirilmesi. Projede hedef 5-16 yaşları arasındaki yaklaşık 300 bin kadar çocuk ve genç… Bu çocuk ve gençlerin okudukları okullarda şikayet kutusu da bulunacak ve her hafta okula polisler..]]> Tue, 08 Jan 2013 09:50:15 +0400 Yeni yıl dileği... https://www.evrensel.net/yazi/45245/yeni-yil-dilegi https://www.evrensel.net/yazi/45245/yeni-yil-dilegi? 2012 yılının bir kısa değerlendirmesini yapmaya kalksak, göze en çok çarpan ve en çok konuşulan gelişmelerin eğitim ve bilim alanında olduğunu söylemek olası. AKP’nin son iktidar döneminde eğitime ve bilime ilişkin yaptığı düzenlemeler, çıkardığı kanunlar, çıkarmak üzere olduğu kanunlar (Yükseköğretim Yasası) toplumun bütün kesimlerini harekete geçiren gelişmeler olarak ön plana çıkıyor. İnsanlar yaşama dair umutlarını yatırdıkları eğitim alanında yok sayılmaktan dolayı tepki gösteriyorlar. Topluma dar iktisadi ve sınai akılla bakan bazı cici bilim insanları, sermaye sınıfı ve medya organları, Türkiye’de meydana gelen makroekonomik ve sınai gelişmeleri göklere çıkarıp insanı ve toplumuve dolayısıyla toplumsal barışı, demokrasiyi, insan haklarını, özgürlüğü ve emeği görmezden geliyorlar. Eğitim ve bilimde meydana gelen gelişmeler ..]]> Tue, 01 Jan 2013 10:38:19 +0400 Deli Dumrul Tank Üretimi Meslek Lisesi https://www.evrensel.net/yazi/44630/deli-dumrul-tank-uretimi-meslek-lisesi https://www.evrensel.net/yazi/44630/deli-dumrul-tank-uretimi-meslek-lisesi? Koç Grubuna bağlı Arçelik Buzdolabı fabrikasından 240 işçinin işten çıkarılması, Koç Holding’in 2006 yılında Milli Eğitim Bakanlığı ile imzaladığı ‘Mesleki Eğitimin Geliştirilmesi Protokolü’ çerçevesinde ‘Meslek Lisesi Memleket Meselesi’ sloganıyla pazarladığı mesleki eğitim projesi, Koç Topluluğu şirketlerinden olan Otokar’ın ana yükleniciliğinde ana muharebe tankının üretilmesinde bu ailenin oynadığı başlıca rol ve en son Koç Topluluğu ile Ülker’in başını çektiği bir uluslararası konsorsiyumun Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile bazı otoyolların işletmesini almaları, aralarında bağlantı kurmaya çalışacağım gelişmeler. Meslek lisesinin memleket meselesi olduğu söylenince, kastedilen, mesleki eğitimin bir ülkenin en önemli sorunlarından olduğudur. Meslek lisesi ve mesleki eğitim, bunları savunanların deyimi..]]> Tue, 25 Dec 2012 13:05:09 +0400 Yasaklı sözler yasaklı ezgiler https://www.evrensel.net/yazi/44021/yasakli-sozler-yasakli-ezgiler https://www.evrensel.net/yazi/44021/yasakli-sozler-yasakli-ezgiler? Dikkat çekici birkaç olayı bir arada düşünelim. İlişki kurmaya çalışalım aralarında. Olaylardan bir tanesi Karaköy-Kadıköy seferini yapan Şehir Hatları vapurunda gitar eşliğinde şarkı söyleyen gençlerin görevliler tarafından gürültü yaptıkları gerekçesiyle darp edilip bir odaya kapatılmaları… Vapurdaki yolcuların gençleri desteklemeleri umut verici… Gençler görevliler tarafından tehdit edilerek şikâyetçi olmaları engelleniyor. Gençlerden birine gürültü yaptığı gerekçesiyle para cezası kesiliyor. Ben de birkaç kez rastlamıştım gitar eşliğinde şarkı söyleyen gençlere vapurda. O güzel vapur yolculuğuna başka bir tat katıyorlar ezgileriyle… Gerçekten birileri rahatsız olursa bırakıyorlar çalıp söylemeyi. İkinci olaya geçelim… Çeşitli nedenlerle işlerinden uzaklaştırı..]]> Tue, 18 Dec 2012 10:46:10 +0400 Devrik kıyafet yönetmeliği https://www.evrensel.net/yazi/43349/devrik-kiyafet-yonetmeligi https://www.evrensel.net/yazi/43349/devrik-kiyafet-yonetmeligi? Eğitimde amaç, içerik, yöntem ve nitelikten ziyade biçimle uğraşan ülkemin eğitim yöneticileri bir biçimci zihniyeti devirip başka bir biçimci zihniyeti eskisinin yerine koydular. Yurttaşlara da futbol maçı seyreder gibi “hangi taraftansın” tartışması yapmak kaldı. Her zamanki gibi… Emredilen tartışma konularıyla oyalanmak, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesillerin yetişmesine yarar mı? Ha tek tip kıyafet giydirerek peşkeş çekmişsin sermayeye çocukları, gençleri ha kıyafeti serbest bırakarak… Ama gerçekten serbest bırakılmış mı kıyafet? Siyah önlük neslindenim ben. Siyah önlüğü giydirip gönderdin mi okula çocuğu, “Hangi kıyafeti giydireyim?” derdi kalmazdı anne babaların. Bugün de yeni yönetmeliği eleştirenlerin bir kısmı bunu savunarak karşı çıkıyor bu yönetmeliğe. Ortaokul ve lisede de..]]> Tue, 11 Dec 2012 10:33:14 +0400 Taşeron işçi olmak yolunda zorunlu mesleki eğitimi https://www.evrensel.net/yazi/42758/taseron-isci-olmak-yolunda-zorunlu-mesleki-egitimi https://www.evrensel.net/yazi/42758/taseron-isci-olmak-yolunda-zorunlu-mesleki-egitimi? Geçen haftaki yazımın başında dört dörtlük zorunlu eğitim, zorunlu mesleki eğitim, çocuk işçiliği, emeğin ucuza mal edilmesi, taşeronluk ve taşeronluğu besleyen kanun değişikliği hakkında yazmayı planladığımı fakat öğretmenler günü samimiyetsizliği hakkında yazmaya karar verdiğimi belirtmiş ve her iki konunun da insan yetiştirme sistemimizin samimiyetsizliği hakkında olduğunu vurgulamıştım. İşte bu hafta, zorunlu meslek eğitimi, stajyerlik ve taşeronluk arasındaki ilişkiye değinmenin sırası geldi. Bunlar arasındaki ilişki bu kavramların ardındaki ortak zihniyete dayanıyor: emeğe değer vermemek, emeği ucuza mal etmeye çalışmak ve insanların zaafından yararlanmak. Ve bu zihniyet kendisini süslü maskelerin arkasına saklıyor: “yarınımızın büyükleri çocuklarımız”, “meslek lisesi memleket meselesi”, vs… 6111 sayılı torba yasayla, staj yapan meslek lisesi öğrencileri ü..]]> Tue, 04 Dec 2012 12:39:57 +0400 Samimiyetsizlikler gezegeninde öğretmen olmak https://www.evrensel.net/yazi/42029/samimiyetsizlikler-gezegeninde-ogretmen-olmak https://www.evrensel.net/yazi/42029/samimiyetsizlikler-gezegeninde-ogretmen-olmak? Aslında bu hafta dört dörtlük zorunlu eğitim ve buna bağlı olarak zorunlu mesleki eğitim, çocuk işçiliği, emeğin ucuza mal edilmesi, taşeronluk ve çalışma bakanının yaptığı açıklamaya bağlı olarak taşeronluğu besleyen düzenleme hakkında yazacaktım. Yani, aslında başka bir samimiyetsizlik hakkında yazmayı planlamıştım: Eğitime yüklenen anlamdaki samimiyetsizlik; yarının büyükleri masalıyla kandırılan çocukların ve gençlerin eğitim tornasına sokulmasındaki esas amaç hakkında yani. Sonra bir baktım ki, öğretmenler günü gelmiş. Bu konuda yazmadan olmaz. Önceden planladığımdan başka bir konuda yazmaya karar verdim, diye düşünürken öğretmenler gününün samimiyetsizliği hakkında yazmaya karar verdiğimde de konudan çok sapmış olmuyordum aslında… Nasıl, sermayenin beslediği siyasi otorite, çocukları “yarının büyükleri&rdq..]]> Tue, 27 Nov 2012 10:35:23 +0400 Sermayenin vesayeti altında bilimsel bilgi https://www.evrensel.net/yazi/40756/sermayenin-vesayeti-altinda-bilimsel-bilgi https://www.evrensel.net/yazi/40756/sermayenin-vesayeti-altinda-bilimsel-bilgi? En sonunda yükseköğretim yasası hakkındaki iktidar görüşleri yasa taslağı haline geldi.YÖK’ün internet sayfasında yayımlandı. Görüş bekliyor YÖK. Yasa tasarısının getirdiklerinden biri, aylardan beri birçok kişinin belirttiği gibi üniversitelerin ticari bir şirkete dönüşmesi. Bu dönüşüm dünyada da meydana geliyor. Zaten bazı ülkelerde üniversite bu şekilde biçimlendirilmiş. Özellikle de bilgi lisanslama ofisleri sayesinde sermaye hem ucuza mal edilmiş bilgiyi kullanma şansını bulacak hem de bilim kurumlarında üretilen bilginin üzerinde vesayet kuracak. Türkiye’de de bunların olacağına dair öngörüler çeşitli üniversite örgütleri tarafından yıllar önce yapılmıştı. Bunu siyasi spekülasyon olarak değerlendirip de itibar etmeyen apolitik kesimler, şimdi bu yasa ile başlarına gelecek olanları kara kara düş..]]> Tue, 13 Nov 2012 11:50:23 +0400 Girişimciler cenneti/cehennemi https://www.evrensel.net/yazi/40115/girisimciler-cenneticehennemi https://www.evrensel.net/yazi/40115/girisimciler-cenneticehennemi? Girişimci sözcüğü girişmek fiilinden türemiş bir sözcük. Sözlüğe göre şu anlama geliyor: “ticaret, sanayi ve benzeri alanlarda sermaye koyarak girişimde bulunan kimse, müteşebbis”. Girişmek fiilinin ise anlamı şu: “bir işi ele almak, başlamak, kalkışmak”. Girişmek fiilinden türeyen girişken sıfatı da, “kendi kendine iş, uğraş yaratabilen, bir işe çekinmeden girebilen, başkalarıyla kolayca ilişki kurabilen” anlamında… Çocukların bir işi ele alması, başlatıcı olması, kendi kendine uğraş yaratabilmesi, başkalarıyla kolayca ilişki kurabilmesi anne babalarının hoşuna gider. Kendi ayakları üzerinde durabileceklerinin ve özgüvenlerinin yüksek olduğunun bir işaretidir bu. Fakat aynı zamanda, sözlüğe göre, dövmeye başlamak, dövmek, kavgaya tutuşmak, vurmak, müdahale etmek, karışmak gibi anlamları da var. Hatta fizik terimi olarak giri..]]> Tue, 06 Nov 2012 12:57:41 +0400 Nasıl bir üniversite? https://www.evrensel.net/yazi/38953/nasil-bir-universite https://www.evrensel.net/yazi/38953/nasil-bir-universite? AKP’nin yükseköğretim yasa tasarısı genel hatlarına bakıldığında otoriter bir yaklaşıma sahip. Üniversitenin nasıl olması gerektiğini tepeden dikte eden bir anlayışla üretilmiş. Buna göre sorun sadece yükseköğretim kurumlarında çalışan bilimci ve eğitimcilerde. Sanki politikaları bilimci ve eğitimciler oluşturuyor. Onları bir hizaya sokabilirlerse her şey tamam olacak. Hizaya sokma gerekliliği, yasa tasarısında çokça vurgulandığı gibi yükseköğretim alanını daha nitelikli hale getirmek ihtiyacından doğuyor gibi görünüyor. Öyle mi gerçekten? Yükseköğretim kurumunun yönetimindeki ana organlar hakkındaki ikinci bölüm rektörlüğün ve diğer organların oluşumuna ilişkin ayrıntılı bir öneriyi ortaya koyuyor. Bugüne kadar üniversite rektörlerinin nasıl seçilmesi ya da atanması gerektiğine ilişkin yapılan tartışmalara bir ç&o..]]> Tue, 23 Oct 2012 14:29:11 +0400 Nitelikli öğretim elemanı yetiştirme masalı https://www.evrensel.net/yazi/38316/nitelikli-ogretim-elemani-yetistirme-masali https://www.evrensel.net/yazi/38316/nitelikli-ogretim-elemani-yetistirme-masali? Bir süre daha YÖK’ün yükseköğretim yasa tasarısını tartışmak şart oldu. Konu önemli. Neden önemli? Çünkü toplumda eleştirel duruşun gösterilebileceği en temel kurumlardan biri üniversite. “Dur bakalım. Bu yaptığın doğru olmayabilir!” deme gücüne sahip kurumlardan biri üniversite. Bunu deme gücünü de sorgulama (Neden? Nasıl?), çözümleme (Analiz etme), anlama ve açıklama amaçlarından alıyor. Bunları yaptığı zaman da yolunda gitmeyen birtakım süreçleri engellemek, durdurmak, ya da en azından insanların da sorgulamasını sağlamak mümkün oluyor. Gerçi bu işlevini ne kadar yerine getirebildiği de sorgulanabilir ancak, ne olursa olsun üniversite kurumunun tarihsel olarak dayandığı eleştirel ve sorgulayıcı rolü sindirmeye çalışmak bir toplumun sonunu da getirebilir. Yeni yükseköğretim yasa tasarısı b..]]> Tue, 16 Oct 2012 10:13:47 +0400 Bilimin ticari değeri https://www.evrensel.net/yazi/37859/bilimin-ticari-degeri https://www.evrensel.net/yazi/37859/bilimin-ticari-degeri? AKP, yeni yükseköğretim yasa tasarısının tartışmaya açık olduğunu belirtmiş ve tasarı metninde sürekli “önermek” fiilini kullanmış: “önerilmektedir…” şeklinde... Bu kullanıma bir örnek de kurulması önerilen Bilgi Lisanslama Ofislerine ait. Taslak şöyle: “Ayrıca, Yükseköğretim kurumlarında Bilgi Lisanslama Ofisleri kurulması önerilmektedir. Amaçları arasında, araştırmacıların yapacağı tanıtım faaliyetleri ile bilimsel çalışmaları ticari değeri yüksek konulara yönlendirmek, pazarda ihtiyaç duyulan bilgileri belirleme çalışmalarını yürütmek, araştırma sonunda üretilen bilgilerin ticari potansiyelini belirleme çalışmalarını yürütmek, ticari değeri olan bilgileri fikri mülkiyet kapsamında koruma altına alma çalışmalarını yürütmek, ticari değeri olan bilgilerin kullanıcı kişi, kurum ve kuruluşlara pazar..]]> Tue, 09 Oct 2012 10:11:22 +0400 Bir üniversite hissesinin değerini ne belirler? https://www.evrensel.net/yazi/37411/bir-universite-hissesinin-degerini-ne-belirler https://www.evrensel.net/yazi/37411/bir-universite-hissesinin-degerini-ne-belirler? Üniversite kurumunun amacı nedir? Üniversitede ne yapılır? Hangi toplumsal, kültürel, ekonomik ve siyasi dinamiklerin etkisiyle üniversite kurumu ortaya çıkmıştır? Üniversitenin ortaya çıkmasına yol açan bu dinamikler üniversite kurumunu nasıl şekillendirir? Üniversite bu dinamikleri nasıl şekillendirir? Şekillendirebilir mi? Şekillendirecek gücü kendinde bulabilir mi? Askeri darbelerde ilk saldırılan kurumlardan biri neden üniversite kurumudur? Böyle olmasına rağmen üniversitenin içindeki birçok bilim insanı, neden hâlâ üniversitedeki hiyerarşiyi askeri kurumlardaki hiyerarşiye benzetir ve bunu yaparken savunmacı bir yaklaşım içinde olur? Bu sorulara yanıt aranmayacak tabii ki bu yazıda. Ama yeni yükseköğretim yasa tasarısı bu soruların savsaklanmadan ele alınmasını gerektiriyor. Üniversite, bilimsel araştırma ve eğitim işlevleri düşün&u..]]> Tue, 02 Oct 2012 11:22:09 +0400 Eğitimin işlevi nedir ki? https://www.evrensel.net/yazi/36954/egitimin-islevi-nedir-ki https://www.evrensel.net/yazi/36954/egitimin-islevi-nedir-ki? Önemli eğitim düşünürlerinden John Friedrich Herbart, eğitimin ödevinin devletten ziyade insana hizmet olduğunu söylüyor; insanın değerinin bilmeyle değil iradesiyle ölçülmesi gerektiğini savunuyor. Başka bir deyişle, devletin amaçları ve gereksinimleri değil de insanın amaçları ve gereksinimleri merkezli bir eğitim amacını tarif ediyor. Başka sözlerle ifade edecek olursak, bir insanın ne kadar çok bildiğiyle değil de, bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücüyle (istenciyle), ortaya koyduğu istek beyanıyla ölçülüp değerlendirilebileceğini savunuyor. Bu irade kavramını özgürlük kavramıyla da ilişkilendirebiliriz. Dolayısıyla şu söylenebilir: doğru olduğu dikte edilen bilgiye ne kadar çok sahip olunduğundan ve dolayısıyla sunulan bilgiyi sorgusuz sualsiz kabul etmekten ziyade doğru olduğu söylenenin arkasındakini sorgulayarak doğru ile yanlışı bi..]]> Tue, 25 Sep 2012 11:03:46 +0400 Açık liseyle okullaşma oranını arttırmak https://www.evrensel.net/yazi/36488/acik-liseyle-okullasma-oranini-arttirmak https://www.evrensel.net/yazi/36488/acik-liseyle-okullasma-oranini-arttirmak? Milli Eğitim Bakanının kendisine sordurduğu sorulardan biri daha. Soru 75: “Ortaokullardan sonra açık lise uygulaması nasıl olacak?” Verdiği yanıt, açık lise uygulamasının ismi kadar açık ve seçik değil: “Lise eğitimi zorunlu eğitim kapsamına alınmıştır. Ortaokulu bitiren öğrenciler 2012 – 2013 öğretim yılından itibaren liselere devam etmek zorundadırlar. Lise eğitimine devam mecburi olup devam etmeyenlere mevcut idarî tedbirler uygulanacaktır. Ancak bilindiği gibi yeni düzenleme ile ortaokulu tamamlayanlar veya liseye devam edenler isterlerse zorunlu eğitimlerini yaygın lise öğretiminde (açık lise) tamamlayabileceklerdir.” Açık liseye girişte yaş sınırı yok. Bu liseye, ilköğretim ya da ortaokul düzeyinde bir okulu bitirenler, Orta öğretim kurumlarının ara sınıflarından tasdikname alanlar ve yurt dışında öğrenim görmüş olanlar girebiliyor. 2011-2012 örg&..]]> Tue, 18 Sep 2012 09:58:47 +0400 Dört dörtlük intikam, nefret ve şiddet https://www.evrensel.net/yazi/36053/dort-dortluk-intikam-nefret-ve-siddet https://www.evrensel.net/yazi/36053/dort-dortluk-intikam-nefret-ve-siddet? 2011-2012 eğitim öğretim yılında meydana gelen gelişmelere, tartışmalara ve bu günlerde hakim olan intikam, nefret ve saldırganlık dolu dile bakılacak olursa, oldukça çatışmalı bir eğitim öğretim yılı yaşayacağız. 12 yıllık zorunlu eğitim sistemi çatışmaların merkezine oturmuş durumda. Gerek Bakan Ömer Dinçer gerekse Başbakan yeni sisteme yönelik eleştirileri kabul etmiyorlar. Kabul etmedikleri gibi eleştiri yapanları çok sert bir dille karşılıyorlar. Örneğin Bakanın, bu eleştirileri yapanları PKK yanlısı, laikçi ve ideolojik, bu kanuna eleştiride bulunmayanları da normal vatandaş olarak nitelendirmesi; Başbakanın eleştiride bulunanları hain olarak etiketlemesi siyasi otoritenin totaliter dilinin bir yansıması. Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanunun amacının toplumun eğitim süresini ve okullaşma oranını yükseltmek olduğu söyleniyor. Okullaşma oranı, örgün eğitim çağında olan..]]> Tue, 11 Sep 2012 12:35:41 +0400 Esaslı sorulara aydınlatıcı yanıtlar https://www.evrensel.net/yazi/34860/esasli-sorulara-aydinlatici-yanitlar https://www.evrensel.net/yazi/34860/esasli-sorulara-aydinlatici-yanitlar? Milli Eğitim Bakanlığı 12 yıllık zorunlu eğitimle ilgili bir belge yayımlamış İnternet sayfasında. Bakanlığın ana sayfasından bu belgeye rahatlıkla ulaşılabilir. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, kim tarafından geliştirildiği belli olmayan, sisteme ilişkin 93 soruyu yanıtlıyor bu belgede. Genel olarak yanıtlarda savunmacı bir yaklaşım sezmek mümkün. Köşemde, bu soruları ve yanıtlarını analiz etmeye çalışacağım öğretim yılı başlayana kadar. Yedinci soru, medyanın ve sivil toplum örgütlerinin bu konuya niçin bu kadar olumsuz yaklaştıklarına ilişkin. Sorudaki “bu kadar” ifadesinden ne anlaşıldığı bu belgeye göre aşikar. Bir de soru, medya ve sivil toplum örgütleri ima edilerek sorulmuş. Yani, “niçin halk olumsuz yaklaşıyor?” diye sorulmamış. Varsayım şu olabilir mi: Halk aslında memnun ama medya ve sivil toplum örgütleri halkı yanlış yönlendiriyor. Yönetici otoriteler ..]]> Tue, 21 Aug 2012 09:42:36 +0400 Tanrıyı oynayan bilim kurumu yöneticileri https://www.evrensel.net/yazi/34468/tanriyi-oynayan-bilim-kurumu-yoneticileri https://www.evrensel.net/yazi/34468/tanriyi-oynayan-bilim-kurumu-yoneticileri? Türk Dil Kurumunun güncel Türkçe sözlüğünde dekan kelimesinin karşılığı, üniversitelerde bir fakültenin yönetiminden sorumlu profesör olarak geçiyor. Eğitim terimleri sözlüğünde ise fakültede eğitim öğretim etkinliklerinin düzenli yürümesinden başlıca sorumlu olan yönetici; fakülte başkanı olarak tanımlanıyor. Dekan kelimesinin İngilizce karşılığı olan “dean” kelimesinin Türkçe karşılıkları ise başpapaz, başkan, en kıdemli üye, katedralin başrahibi, papaz meclisi başı olarak verilmiş. Nişanyan’ın etimoloji sözlüğüne göre dekan kelimesinin Orta Latince (Halk Latincesi veya Ortaçağ Yazı Latincesi – 5. 15. yüzyıl) kökeni decanus ve kilise hiyerarşisinde bir rütbe karşılığı olarak kullanılıyor. Aynı kelime Antik Yunancada ise (M.Ö. 6. yüzyıl – M.S. 6. yüzyıl) onbaşı, on kişi..]]> Tue, 14 Aug 2012 11:15:32 +0400 Çocuklar yer mi? https://www.evrensel.net/yazi/34032/cocuklar-yer-mi https://www.evrensel.net/yazi/34032/cocuklar-yer-mi? Mimarlar Odası Ankara Şubesi, çok değerli çalışmalar yapıyor. Çocuklara yönelik yaz okulu ve bu kapsamda “Okumuş insan halkın yanındadır” projesi, bu çalışmalardan biri. Proje içinde “Okulumu düşlüyorum” çalışmaları da yapılmış. Mimarlık bölümü öğrencileri (Özgür Sezgi Duman ve Şeyma Sarıbekiroğlu) tarafından bu projenin yürütülüyor olması daha da anlamlı. Onların da bir zamanlar düşleri vardı. Belki de bu düşlerin gerçekleşmesi yolunda katkıda bulunmuş oldular. Çocukların en fazla düşledikleri arasında e-tabletler, yeşil alanlar, spor alanları, geniş sıralar ve geniş sınıflar bulunuyor. En fazla düşlenenlerin hem fiziksel hem de düşünsel olarak çocukların kendilerini olabildiğince özgür bir şekilde ifade edebilecekleri ve kendilerini gerçekleştirebilecekleri genişlikte alanlar olması anla..]]> Tue, 07 Aug 2012 11:04:10 +0400 Seçilmişliğin kutsallığı açısından demokrasi kültürü https://www.evrensel.net/yazi/33574/secilmisligin-kutsalligi-acisindan-demokrasi-kulturu https://www.evrensel.net/yazi/33574/secilmisligin-kutsalligi-acisindan-demokrasi-kulturu? Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında okul meclislerinin oluşturulmasına ilişkin bir proje uygulanıyor. 2004 yılında TBMM Başkanlığı ile MEB arasında imzalanan bir protokolle başladı. Ben de rehberlik servisinde çalıştığım okulda bu uygulamayı yapmıştım. Amaçların bir kısmı, yerleşik bir demokrasi kültürünün oluşması, öğrencilerin seçme, seçilme ve oy kullanma kültürünü kazanması, katılımcılığın benimsenmesi. Dolayısıyla öğrencilerin seçim, oy, katılımcı demokrasi kavramlarının ne anlama geldiğinin farkına varmaları hedefleniyor. Bu farkındalık ile birlikte, demokrasi kültürü yeşerecek, yerleşecek. Okul kurumuna ve eğitim sistemine yönelik olarak önceki yazılarımda vurguladığım bazı özellikler (Bankacılık, militarizm, otoriterlik, bilimsel temelde zayıflık, yanlış öğretmen yetiştirme politikası, sınıflı toplumun yeniden..]]> Tue, 31 Jul 2012 10:26:20 +0400 Paylaşım sınavı https://www.evrensel.net/yazi/33158/paylasim-sinavi https://www.evrensel.net/yazi/33158/paylasim-sinavi? Bilmem kaçıncı paylaşım sınavı yapıldı ve sonuçları açıklandı. Gazetelerde yer alan haberlere göre, iki nokta dikkat çekiyor. Birincisi, düşük ve aşırı değişkenlik gösteren başarı düzeyi; ikincisi ise iller arası eşitsizlik. Eğitim sisteminin kapitalist sistemin ihtiyaçlarına uygun olarak sınıfsal yapıyı yeniden üretmeye yaradığını dikkate alarak, eleştirilen bu sonuçların zaten sistemin dinamiklerine uygun olduğunu ve endişeleniyor gibi görünen sorumluların ikiyüzlülük sergilediğini gözden kaçırmamak lazım. Sıfır çekenlerin çok sayıda olması, bazı okul türlerinin diğerlerine göre çok daha fazla başarılı olması sınıfsal yapının yeniden üretilmesinin göstergelerinden birkaçı. Zaten bu yüzden bu sınava paylaşım sınavı adını verdim. Düşük ve aşırı değişkenlik gösteren başarı düzeyini incelemek için &ou..]]> Tue, 24 Jul 2012 09:30:26 +0400 Gençliği sindirmek https://www.evrensel.net/yazi/32764/gencligi-sindirmek https://www.evrensel.net/yazi/32764/gencligi-sindirmek? Üniversite tercihlerinin yapılacağı bu dönemde üniversite öğrencilerinin içinde bulunduğu durumu genel hatlarıyla şu şekilde nitelendirebiliriz: Geleceği belirsiz bir yükseköğrenim süreci, kalite çalışmaları iddiasıyla sürdürülen tek tipleştirme amaçlı Bologna süreci, üniversite öğrencilerinin eleştirel bilinçle yaklaştığı siyasi ve toplumsal gelişmeler, eleştiri yaptıklarında maruz kaldıkları baskılar; gözaltılar, tutuklamalar, disiplin soruşturmaları… Üniversite öğrencilerinin gözaltına alındığı, tutuklandığı, hüküm giydiği, disiplin cezası aldığı olaylarda öne sürülen gerekçeleri de sıralayalım. Poşu taktığı için silahlı saldırıya uğrayan arkadaşlarına destek açıklaması yapmak; üniversite yönetimi tarafından toplanan zorunlu bağışları protesto etmek için basın açıklaması yapmak; pankartla, Emniy..]]> Tue, 17 Jul 2012 09:19:40 +0400 Tercih pazarı https://www.evrensel.net/yazi/32406/tercih-pazari https://www.evrensel.net/yazi/32406/tercih-pazari? Yakında lisans yerleştirme sınavı sonuçları açıklanacak ve gençler üniversiteler arasından tercih yaparak gelecekleri hakkında bir karar verecekler. Gençler, tercihlerini yaptıktan sonra bir kısmı yükseköğretim sisteminin dışında kalacak. Merkezi sınav bir kez daha işlevini yerine getirip kapitalist sistemin akıntıları yönünde birilerini elemiş olacak. Bir kısmı da yaptıkları tercih doğrultusunda bir üniversiteye yerleşecekler. Elenenler birkaç kez daha şanslarını deneyecekler ama yine de dışarıda kalanlar olacak. Ticari pazar gibi işleyen bu tercih sürecinde neler olacak? TV programlarında uzmanlar, tercih süreci hakkında bilgi vermeye başlayacak. Tercih yaparken dikkat edilmesi gereken noktalar... Alınan puanla girilebilecek bölümler ve lisans programları... Ölü tercihler... Filanca bölümün kaçıncı yüzdelik dilimden öğrenci aldığı, vs… Mükemmel t..]]> Tue, 10 Jul 2012 09:36:20 +0400 Bankacı eğitim anlayışı https://www.evrensel.net/yazi/31990/bankaci-egitim-anlayisi https://www.evrensel.net/yazi/31990/bankaci-egitim-anlayisi? Gündemdeki sıcak eğitim konularından uzaklaşır gibi yaparak bu yazımda bir kavrama değinmek istiyorum. Eğitim konusu dediğime bakmayın bu arada, eğitim süreçlerinin sonuçları olduğunu düşünecek olursak, neredeyse olan biten her şey eğitim süreçleriyle ilişkilendirilebilir; uzaklaşmak dediğime hiç bakmayın, bu uzaklaşmayı bireysel ve toplumsal derinliklerimize doğru yapılan uzun bir yolculuk olarak da kabul edebilirsiniz. Kavramımız, bankacı (banking) eğitim anlayışı. Paulo Freire’yi, belki birçoğunuz duymuştur. Ezilenlerin Pedagojisi adlı eseriyle Türkiye’de geniş bir kesim tarafından bilinen bir düşünür, eğitimci. Bizim yetişkin eğitimi alanında da düşüncelerine çok fazla başvurulur. Freire, bankacı eğitim anlayışı yerine problemi ortaya koymaya dayalı problem tanımlayıcı bir eğitim anlayışını savunur. Freire’nin eğitim anlayışında diyalog anahtar bir kavramdır ve ona g&..]]> Tue, 03 Jul 2012 09:31:09 +0400 … Üniversitesi Anonim Şirketi https://www.evrensel.net/yazi/31597/universitesi-anonim-sirketi https://www.evrensel.net/yazi/31597/universitesi-anonim-sirketi? “Seyfullah Üniversitesinin hisseleri bu hafta borsada yüzde 30 oranında değer kazandı. Aristoteles Üniversitesinin hisseleri ise bu hafta en çok değer kaybeden hisseler arasında bulunuyor: Yüzde 25. kasım ayı başlarından beri dalgalı bir seyir gösteren üniversite hisseleri LYS sınavlarının yapılmakta olduğu bu dönemde hareketlenmeye başladı. Hızlı fiyat hareketlerinin, öğrencilerin tercih formlarını teslim edecekleri son güne kadar sürmesi bekleniyor. Öğrenciler tercihlerini yaparken borsayı takip ettiklerini söylüyorlar. Beklentilerin alınıp satıldığı borsada bu gelişme tabii ki çok olağan sayın seyirciler. Öğrenci beklentilerinin mi üniversite hisse fiyatlarının değişimine etki ettiği yoksa yatırımcıların beklentilerinin mi, çok anlaşılamıyor. Uzmanlar, bu konuda çok farklı açıklamalarda bulunuyorlar. Bazı borsa yatırımcılarının, ellerinde çok fazla miktarda bul..]]> Tue, 26 Jun 2012 11:42:47 +0400 Eğitim zayiatı https://www.evrensel.net/yazi/31175/egitim-zayiati https://www.evrensel.net/yazi/31175/egitim-zayiati? “Sevgili ailem! Böyle olmasını istemezdim. Ben de isterdim bu dünyada yaşamayı. Ancak başarılı olamıyorum. Ben dedemin gittiği yere gidiyorum. Sakın benim için ağlamayın. Sizi seviyorum.” Bu mesajı bırakarak kendi canına kıydı Nazik Kıraç. Bu olay, başarısızlık korkusundan dolayı meydana gelen intihar sonucu ölümlerin ilki değil. Maalesef daha önce de bu olaylar çokça oldu. Nazik, SBS sınavının öncesinde canına kıydı. 15 yaşındaydı. Ailesi, Nazik’in bu yıl okulda teşekkür ve takdir alamadığı için üzüldüğünü ve SBS’de başarılı olamayacağını düşündüğünü söylemiş.Nazik’in yazdığı not çok dokunaklı. Bir insanın kendi canına kıymasının çeşitli nedenleri olduğunu söylüyor bilim insanları. Bunların bir kısmına, Adnan Ziyalar’ın Sosyal Psikiyatri adlı eserinden bir bakalım: “Makamın, nüfuzun, işin, g..]]> Tue, 19 Jun 2012 10:34:16 +0400 Öğretmen yetiştirme politikası https://www.evrensel.net/yazi/30755/ogretmen-yetistirme-politikasi https://www.evrensel.net/yazi/30755/ogretmen-yetistirme-politikasi? Ülkenin öğretmen yetiştirme ve atama politikalarıyla ilgili yazılması gereken çok şey var. Bunları birkaç yazıda ele almaya karar verdim. Özellikle son dönemde yaşanan ataması yapılmayan öğretmenler sorunu ve bu soruna yönelik olarak Milli Eğitim Bakanı tarafından yapılan açıklamalar, bu sorunun tarihsel bir perspektifte ele alınmasını gerektiriyor. 1997 yılında yeniden yapılandırıldığı iddia edilen eğitim fakülteleriyle başlayalım. YÖK’ün 2007 yılında yayımladığı bir raporda cumhuriyet döneminde öğretmen yetiştirmeye yönelik önemli gelişmeler sıralanırken vurgulananlardan biri öğretmen gereksiniminin karşılanamaması nedeniyle, sık sık geçici çözüm yollarına başvurulmuş olması ve öğretmen yetiştiren kurumların öğretim sürelerinin sürekli olarak uzatılmış ve 1739 sayılı Yasa ile yükseköğrenim düzeyine çekilmiş olmasıdır. Bulu..]]> Tue, 12 Jun 2012 15:39:17 +0400 Okulun halılarını temizledin mi anne? https://www.evrensel.net/yazi/30338/okulun-halilarini-temizledin-mi-anne https://www.evrensel.net/yazi/30338/okulun-halilarini-temizledin-mi-anne? “Eğitim en önemli meselemizdir” demişti o zamanki Diyarbakır Valisi. Haberin tarihi, 25 Mart 2008. Valinin kim olduğu önemli değil. Önemli olan devletin valisinin devleti temsilen devletin okulunu açarken söylediği sözler. Eğitime verilen önem sözlerden belli. Diyarbakır’ın Çınar ilçesine bağlı 100 yıllık Yuvacık köyünde ilk defa okul açılışı yapılırken söylenen sözler bunlar. Öğrenciler sevinç içinde tezahürat yapıyorlar: “En büyük vali, bizim vali.” Temel eğitime destek programı kapsamında açılan bir okul. Bir milyon Türk lirasına mal olmuş. 12 derslikli… “Eğitim sorununu çözememiş bir insanın kalkınma hamlesini tamamlaması mümkün değildir. Eğitim her zaman birinci öncelikli meselemizdir. Diyarbakır’ımızda eğitime dönük çalışmaları çok süratli bir şekil..]]> Tue, 05 Jun 2012 11:09:25 +0400 Bomba atmak yalan söylemeye benzer https://www.evrensel.net/yazi/29885/bomba-atmak-yalan-soylemeye-benzer https://www.evrensel.net/yazi/29885/bomba-atmak-yalan-soylemeye-benzer? “… tanıdığım hiçbir insanı öldürmem. Hepimiz kör bombardımancılarız. Tanımadığımız insanları öldürürüz… Bomba atmak yalan söylemeye benzer. Nasıl da susturur her şeyi. Bir süre sonra hiçbir şey görmez, işitmez olursun.” Bu sözler, John Huston’ın “Uygunsuzlar (The Misfits)” filminden bir sahneye ait. Eli Wallach’ın canlandırdığı savaşta bombardıman pilotluğu yapmış olan Guido, Marilyn Monroe’nun canlandırdığı Roslin’e söylüyor bu sözleri. Tanımadığı insanları öldürmek… Körlük… Körü körünelik… Sosyal psikoloji alanında itaat üzerine yapılmış deneyler var. Bunlardan birine katılmış olan gerçek deneklerden birinin ağzından: “Sürekli olarak yumruk sesini duyduğum halde, orada gerçekten bir insan bulunduğunu unutmanın kolaylığı çok ilginçti.&rd..]]> Tue, 29 May 2012 09:23:21 +0400 Onur, haysiyet ve eğitim hakkı https://www.evrensel.net/yazi/29483/onur-haysiyet-ve-egitim-hakki https://www.evrensel.net/yazi/29483/onur-haysiyet-ve-egitim-hakki? TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu temel hak ve hürriyetler başlığı altında, temel ilkeler alt başlığı içinde “insan onur ve haysiyeti” ile “temel hak ve hürriyetlerin (özgürlüklerin) niteliği ve bütünlüğü” maddelerinde taslak yazımında mutabakata varıldığını açıklamış. “İnsan onur ve haysiyeti” başlıklı maddede, “İnsan onur ve haysiyeti dokunulmazdır. İnsan onur ve haysiyeti insan haklarının ve anayasal düzenin temelidir. Devlet, insan onur ve haysiyeti ile insanın maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkına saygı duyar, bu değerleri korur ve bunların önündeki tüm engelleri kaldırır” ifadesine yer verilmiş. Ayrıca “Temel hak ve hürriyetlerin niteliği ve bütünlüğü” maddesi de şöyle yazılmış: “Herkes kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere/özgürlükler..]]> Tue, 22 May 2012 10:14:56 +0400 Çocuklar hapishanesi… https://www.evrensel.net/yazi/29016/cocuklar-hapishanesi https://www.evrensel.net/yazi/29016/cocuklar-hapishanesi? Rize’deki bir anaokulunun öğrencileri trafik haftası etkinlikleri kapsamında, okul müdürü ve öğretmenleri ile birlikte ilçe emniyet müdürlüğüne götürülmüş ve öğrenciler nezarethaneye de sokularak hatıra fotoğrafı çekilmiş. Hatta bu fotoğraf, okulun İnternet sayfasına da konulmuş ancak, çocukların velileri sert tepki gösterince fotoğraf sayfadan kaldırılmış. Çocukların bu keyifli(!) etkinlik ile ilgili ifadeleri de ilginç: “Bir de, en çok suçlu insanların nereye koyulduğunu merak ettik ve nezarethaneye indik. Parmaklıklar ardında olmak ilginçti. Tabi çıkarken çikolatalarımızı da almadan olmazdı. Bizleri sevgi ve güler yüzle karşıladıkları, bilgilendirdikleri için bütün polis abi ve ablalarımıza teşekkür ediyoruz.” Bu olay ve çocukların ifadeleri, bana Ursula K. Le Guin’in Mülk..]]> Tue, 15 May 2012 09:29:15 +0400 Süt de veririm, döverim de… https://www.evrensel.net/yazi/28584/sut-de-veririm-doverim-de https://www.evrensel.net/yazi/28584/sut-de-veririm-doverim-de? Sevgili çocuklar! Sütten ağzınız yandıysa yoğurdu üfleyerek yiyin, lolipop, tablet bilgisayar filan verirlerse de almayın! Sizi kandırıyorlar. Üniversiteye girerseniz de, sakın ha kimseyi protesto etmeyin, sizi dövecekler… Milli Eğitim Bakanlığının internet sayfasından Bakan Ömer Dinçer’in “Okul sütü projesi” kapsamında Sincan İl Genel Meclisi İlköğretim Okulunda yaptığı bir konuşma1 var. Bu konuşmada bakanın söylediklerini yeni devlet zihniyetinin bir yansıması olarak görüyorum. Çocukları süt içmeye ikna etmek için söylenmiş masum sözler gibi görünmesine rağmen… Göründüğü gibi değil yani… Okul sütü projesi hakkında konuşurken, bakan, öğrencilere soruyor: “Kısa boylu kalmak, bodur olmak ister misiniz?”Anlaşılan bakan, kısa boylu kalmayı onaylamıyor. O kadar onaylamıyor ki, kısa boylulara..]]> Tue, 08 May 2012 10:34:41 +0400