Evrensel.net https://www.evrensel.net tr Emek Evrenseldir https://evrensel.net/nhy/upload/diger/favicon.ico https://www.evrensel.net/tema/evrensel16/img/apple-touch-icon-114x114.png Evrensel.net Androidler üç boyutta ne düşler? https://www.evrensel.net/yazi/80012/androidler-uc-boyutta-ne-dusler https://www.evrensel.net/yazi/80012/androidler-uc-boyutta-ne-dusler? Yapay zekayla ilgili deneyler, son zamanlarda sıkça haberlere konu oluyor, biraz hayret, biraz ürkütücülük hissiyle. Son dönemin sinemasında da kıyamet senaryolarına hakim olan genellikle benzer bir his. Ama sinemada robot teknolojisinin, yapay zeka ile ilişkilerin örnekleri eskiden beri bulunur. Elbette edebiyatta da öyle. Geçenlerde Terminatör 2’nin 3 boyutlu yenilenmiş haliyle vizyona girmesinin gösterdiği, eskileri cilalayıp yeniden çıkarmanın alıcısı var demek. Blade Runner 2049: Bıçak Sırtı, Ridley Scott’un Bıçak Sırtı’nın (Blade Runner, 1982) güncellenmiş bir versiyonu olarak vizyonda. Bıçak Sırtı’nın uyarlandığı Philip K. Dick’in Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi? romanı bir bilim kurgu klasiği. Daha adından başlayarak, androidlerin ne kadar insan olduğunu, dolayısıyla insanlığın anlamını tartışan bir yanı var. Adı değişse de ilk filmde koru..]]> Fri, 06 Oct 2017 05:00:18 +0300 Yedi kişilik oyun https://www.evrensel.net/yazi/79795/yedi-kisilik-oyun https://www.evrensel.net/yazi/79795/yedi-kisilik-oyun? Distopya, birkaç yıl önceye kadar pek seyrek kullanılan yabancı bir kelime gibiydi. Şimdi belli başlı film türlerinden birinin adı, neredeyse. Karamsar bir gelecekte geçen film ve dizi sayısı her geçen gün artıyor. Artık sadece meraklısına hitap eden bir tür değil, popüler filmler böyle konular işliyor. Savaşlar, darbeler, ırkçılar, faşistler derken “Bugünü anlatıyor” hissini yakalamak için elimizde zaten çok veri var. Eski distopyaların çoğunda, topyekün bir baskıcı iktidar olur, hayatın farklı alanlarına etkisi konu edilirdi. Şimdi genellikle tek bir çatışma seçilip, bütün toplum onun üstüne şekillendiriliyor. Yedinci Hayat’ın seçtiği problem, fazla nüfus. Film, o gelecekteki toplumun nasıl bu hale geldiğine dair bir özetle açılıyor. Nüfus çok artmış, yiyecek yetmiyor, fosil yakıtlar az geliyor ve bu ..]]> Fri, 01 Sep 2017 05:00:53 +0300 Erkeklere gününü gösteren pehlivan https://www.evrensel.net/yazi/79699/erkeklere-gununu-gosteren-pehlivan https://www.evrensel.net/yazi/79699/erkeklere-gununu-gosteren-pehlivan? Hindistan ticari sineması, ülkemizde de eskiden beri sevilir. Avare ile olan duygusal ilişkisinden beri, bu toprakların sinema seyircisi Hint filmi izleyecek yol bulur. Son yıllarda daha çok internet üzerinde, elden ele, kulaktan kulağa çok izlenen filmler oldu. Batı merkezli dağıtım kanallarının dışında kalmıştı, sinemada hemen hiç gösterilmiyordu. Bu hafta vizyona giren Dangal daha önce giren birkaç Hint filminden daha iddialı. 3 Aptal’ı, PK’yi, Aamir Khan’ı küçük ekranda izlemiş seyirci için çekici olabilir. Dünyada en çok izlenen Hindistan filmi olmuş, Asya’da epey tutulmuş, o rüzgarın ne kadarı burada eser göreceğiz. Dangal, Hindistan’ın güreşte ilk altın madalyasını 2010’da kazanan Kadın Güreşçi Geeta Phogat ile kardeşi Babita Kumari’nin öyküsünü anlatıyor. Babaları, Eski Güreşçi Mahavir..]]> Fri, 18 Aug 2017 05:02:21 +0300 Etkili ama bilinmeyen bilim kurgu https://www.evrensel.net/yazi/79578/etkili-ama-bilinmeyen-bilim-kurgu https://www.evrensel.net/yazi/79578/etkili-ama-bilinmeyen-bilim-kurgu? Valerian ve Laureline, 1967’de yayımlanmaya başlayan bir çizgi roman. Yıldız Savaşları’nın ilk filmi 1977 tarihli. Yıllar sonra çizgi romanda, ana karakterlerle Yıldız Savaşları’nın Luke ile Leia’sının karşılaştığı bir sahne çizilmiş. Leia ne kadar birbirlerine benziyorlar diye şaşırıyor, Laureline “Biz uzun süredir buradayız” diye açıklıyor. Fransa’da en çok okunan çizgi roman, bilim kurgu türünde ise, belki dünyada en etkilisi. Esin verdiği bilim kurgu ürünü çok olduğu halde, Fransa dışında bu ölçüde bilinmiyor. Luc Besson, daha önce Beşinci Element’te Valerian ve Laureline çizgi romanından yararlanmış, çizeri Mézières filmin tasarımında çalışmıştı. Çizgi romanın ilk sinema uyarlamasını da Luc Besson yaptı, İngilizce olarak. Valerian, 28. yüzyıllı bir uzay-zaman ajanı, yani uzay kadar zaman yolculukları dengeyi bozmasın diye uğraşıyor. Laureline ise 11. yüzyılda Valerian ile karşılaşıp yolculuğa başlıyor ve gelecekte onun ortağı oluyor. Çizgi roman Valerian adıyla başlasa da, gidere..]]> Fri, 28 Jul 2017 04:15:35 +0300 Zombilere karşı iki tutum https://www.evrensel.net/yazi/79532/zombilere-karsi-iki-tutum https://www.evrensel.net/yazi/79532/zombilere-karsi-iki-tutum? Sinemada zombilerle adı özdeşleşmiş olan Amerikalı Yönetmen George Romero, birkaç gün önce hayatını kaybetti. Zombi türünü kuran, bugün de geçerli olan birçok teknik detayı yerleştiren kişi gibi bilinir, aslında öyle değil ama “yaşayan ölüler”i, daha doğrusu canavar filmlerini toplumsal mesajı kuvvetli anlatılar olarak kurmak, onun büyük etkisiydi. Onun sayesinde, zombilerin sinemadaki diğer canavarlardan genelde daha politik olduğunu söyleyebiliriz. Sorunları canavarlarda değil insanlarda, insan dünyasının adaletsizliğinde tarif ederek, birçok insani ön yargıyı altüst eden hikayeler anlatmıştı. Yaygın bir espriyle “Romero’nun filmleri beyin ister” denmesi bundan (Ve malum, geleneksel olarak zombilerin beyin yemesinden). Güney Kore sinemasından çıkıp dikkat çeken bu zombi filmi, bu izden giden bir örnek, beyni yeme değil ama çalıştırma tarafından. Zombi Ekspresi adıyla gösterime giriyor, Busan Treni (Train to Busan) ya da Busan’a (Busanhaeng) da deniyor, zombileri karıştırmadan. Bu..]]> Fri, 21 Jul 2017 05:00:49 +0300 Maymun nasıl maymun oldu? https://www.evrensel.net/yazi/79484/maymun-nasil-maymun-oldu https://www.evrensel.net/yazi/79484/maymun-nasil-maymun-oldu? Maymunlar Cehennemi, 50 yıl önce evrimle ilgili soru sormuş bir film. Mesela, maymunların evrimi birden hızlansa, insanların evriminde de bir geriye sıçrama oluverse, gezegene ne olurdu. İnsanların köle, konuşan maymunların efendi oldukları bir kıyamet senaryosu çarpıcıydı, lafı insanın doğaya müdahalesinin yıkıcı sonuçlarına getirmek de öyle. Genetiğe müdahale, doğayı biçimlendirme, gezegenin dengesini altüst etme o gün de bugün de popüler. Dr. Frankenstein’in 200 yıl önce ettiği “Seni yapan ellere lanet olsun!” lafı kapitalizmin ömrü boyunca güncelliği korur zaten. 1968’deki Maymunlar Cehennemi’nden beri serinin, evrimin işleyişi üzerine kafa yormak gibi bize yabancı bir yanı da var. Malum, biz daha çok “Nasıl başladı, sen ona cevap ver”in peşindeyiz. (Evrim bahsinde de “Var mıydı, yok muydu”, “Biz maymundan geldiysek maymun neden bize gelmiyor” gibi tartışmalar yaptığımız için, en baştan başka dönecek yer kalmadı.) Süper kahraman filmlerinden bilim kurguya son zamanlarda çekilen..]]> Fri, 14 Jul 2017 04:15:59 +0300 Sürüden ayrılanı kamera kapar https://www.evrensel.net/yazi/79437/suruden-ayrilani-kamera-kapar https://www.evrensel.net/yazi/79437/suruden-ayrilani-kamera-kapar? Askeri tek başına bir yerlerde mahsur bırakmak hâlâ iş yapıyor. Amerikan Ortadoğu maceralarında bununla ilk patırtı çıkaran, Ölümcül Tuzak’la Kathryn Bigelow olmuştu. Bush döneminin Hollywood finali olarak, hem en iyi film, hem en iyi yönetmen, hem en iyi senaryo Oscar’ı filan seviyesinde patırtı çıkarmıştı. Mahsurculuğun bizde sinemadaki bariz örneği Dağ olsa gerek, şimdinin kahramanlık dizilerinde de sahne olarak sıkça başvurulması beklenebilir. Onun konforu, en çok haksız savaşanlara lazımdır aslında. Yani şöyle, mesela Irak işgalini, ya da Ortadoğu’daki bir başka emperyalist harekatı, büyük ölçekte anlatmaya kalkınca, Amerikan askeriyle empati, sempati beklemek epey yersiz olur. Ama daraltırsan, bir gariban asker sıkışmış, ikisi pusuya düşürülmüş, bir tabutun içine kapatılmış falan olursa, seyirci de taş değil ya, insana acır belki. Düşmanı da göstermemiş olursun, uzaktan kötülemek de en kolayıdır. Ama bir sorun var: Uzun metrajda bunu uygulamak o kadar kolay bir şey değil. Dar ala..]]> Fri, 07 Jul 2017 05:33:03 +0300 Ey ruh, sen kimsin? https://www.evrensel.net/yazi/79391/ey-ruh-sen-kimsin https://www.evrensel.net/yazi/79391/ey-ruh-sen-kimsin? Birkaç kelimeyle anlatmak gerekirse, “yas hakkında” bir film olduğu söylenebilir, Hayalet Hikayesi’nin. Gerçi, mesela bir festival kitapçığında daha bir çarpıyor insanın yüzüne; bu çok film için geçerli. Tersine, kayıplar hakkında olmayan filmler, artık neredeyse azınlıkta. Bir ölüm var, olay örgüsünde olmayabilir, çoğunlukla başlangıçta var. Konu, onunla baş etmek üzerine. İki dünya savaşı arasının bunalımıyla kolay empati kurulabilmesi, o dönemin yazarlarının çok okunması boşuna değil. Burada zaman zaman bahsi geçen dönem ruhu bahsini kapatırsak: iç karartıcı ve uzun lafın kısası, film yas, kayıpla baş etme hakkında, başka birçokları gibi. Yönetmen Olivier Assayas ile oyuncu Kristen Stewart’ın ilk buluşması Sils Maria: Ve Perde, pek tutulmuş bir aile dramıydı. Gençlik romanslarıyla, hele de vampirli popüler filmlerle çıkmak, fena bir etiket oluyor bazen. Oysa neden beklenmedik olsun, Kristen Stewart’ın başarılı oyunculuğu filme epey katkıda bulunuyor. Hatta belki de, film hakkınd..]]> Fri, 30 Jun 2017 04:52:09 +0300 Karanlık Çağ’da vampirlere karşı https://www.evrensel.net/yazi/79252/karanlik-cagda-vampirlere-karsi https://www.evrensel.net/yazi/79252/karanlik-cagda-vampirlere-karsi? Vampirlerin son istilası, sinemaya olmuştu malum. 2000’lerde farklı ülke sinemalarından farklı türlerde filmler vampir kahramanlarla doldu taştı. Eskinin, şatolarda tecrit hayatı yaşayan kan emici aristokratı, sıradanlaştı. Mitsel canavarla ilgili prensipler esnedi, makyajlar çeşitlendi. Geleneksel vampirler avlanırdı. Şimdi bir arada yaşama ya da istila gibi yeni kavramlarla anılıyorlar. Vampir Cehennemi: İstila, biraz türler harmanı yapmayı deneyen, küçük bütçeli bağımsız bir örnek (Amerikan sinemasında “bağımsız”lık bir zamanlar ifade ettiği yaratıcılığı vadetmiyor ama, alternatifi Hollywood ana akımın kabızlığı kronik). Bir yanıyla duygusal, bol müzikli, sarsmalı, Türkiye dizisi yoğunluğunda dramatik. Diğer yanıyla vampir aksiyonu, estetik zayıflığı, atmosfere yüklenerek kapatmacasına. 2010 tarihli ilk film Vampir Cehennemi, yine atmosferi kuvvetli, hisli bir yol hikayesiydi, Yeni Cennet’e doğru. Devam filmi İstila, birbirini arama, ekibi toplama ve kurtarılmış bölge aramaktan ç..]]> Fri, 09 Jun 2017 03:52:31 +0300 Genç Karl Marx: Bir başlangıç https://www.evrensel.net/yazi/79108/genc-karl-marx-bir-baslangic https://www.evrensel.net/yazi/79108/genc-karl-marx-bir-baslangic? Yoksul olduğu kıyafetinden belli bir grup insan ormanda dal toplamaktadır. Uzaktan atların sesi duyulduğunda kaçışmaya başlarlar. Atın üstünde kırbaç sallayarak gelen üniformalılar, kucağına kuru dalları toplamayı ölümle cezalandıracaktır. Avrupa’nın içinde bulunduğu yoksulluk ve zorbalığı özetleyen bu sahneyle açılıyor film. Kıta ayaklanmalarla, iktidar değişiklikleriyle çalkalanmakta, 1848’in az öncesinde bir devrimci durum yaşanmaktadır. Bu sahnenin seyirciye az çok bunu hissettirdiği belki söylenebilir. Ama ne olmadığı da not düşülsün, fragmanda bu görüntülere eşlik eden sesin dediği gibi, “sınıf mücadeleleri”, “burjuvazi ve proletarya”. Genç Karl Marx filmi bu etkili düşünür ve mücadele insanının Engels’le tanışıp ömür boyu sürecek dostluğun ve yoldaşlığın temelini attıkları gençlik dönemini anlatıyor. Çarpıtmadan kaçınan, Marx’ın düşüncelerini ve hayatını doğru yansıtmaya çalışan, daha çok da enerjik, hırslı, duygusal bir adam olarak anlatmayı deneyen bir film. Basitleşme, yü..]]> Fri, 19 May 2017 05:00:45 +0300 Kaygı'yla gerçeği hatırlamak https://www.evrensel.net/yazi/79062/kaygiyla-gercegi-hatirlamak https://www.evrensel.net/yazi/79062/kaygiyla-gercegi-hatirlamak? Cümleyi olumsuzdan kurmak mümkün ve yaygın; “unutuyoruz” diye. Travmaların hakkı yenmiş, hafızaların hakikatten mahrum olduğu doğru. Ama bu kadar genç sinemacının seyircisini tarihle yüzleşmeye çağırması bize başka bir şey söylüyor. Sinemada epeydir genç yönetmenlerden hafızası kuvvetli filmler izlememiz, bu unutmayı reddedişin sonucu. Sayısız fenalık var hafızalarda, yok olmuş değil. Peki bu hafızayla ne yapmalı? Ceylan Özgün Özçelik’in ilk uzun metrajlı filmi Kaygı, hatırlama eylemine dair bir film. Daha doğrusu, hafızanın bastırılmışlığına isyanı, genç bir kadın gazetecinin karşılaştığı baskıya karşı mücadelesiyle birleştirmeyi deneyen biri. Hafızayı hassas kılan meseleler, memleketin bereketli toprağı, bazen filmlerin mesaja boğulmasına sebep oluyor. İlk filmlerini çeken yönetmenlerde belki daha yüksek bir oranda gönderme bolluğu görülebiliyor. Kaygı ile ilgili medya, kentsel dönüşüm, hafıza, Sivas Katliamı gibi anahtar kelimeler ilk bakışta ne söylüyor bilemiyorum ama, filmde a..]]> Fri, 12 May 2017 04:30:02 +0300 Beyazlar Afrika'da neler çekmiş https://www.evrensel.net/yazi/79015/beyazlar-afrikada-neler-cekmis https://www.evrensel.net/yazi/79015/beyazlar-afrikada-neler-cekmis? Savaşlar eskiden beri sinemadaki popülerliğini kaybetmeyen bir tema olageldi. Mülteciler ise son yılların, özellikle Avrupa sinemasında en rağbet gören anahtar kelimesi. İçinde savaş ve mülteciler olan bir film varsa karşımızda, bir de yönetmen koltuğunda duyarlılığıyla meşhur Sean Penn oturuyorsa, bazı şeyler tahmin edilebilir. Üzücü manzaralar, acı çeken biçareler, fedakar kahramanlar, masum çocuklar görmek gibi. Elbette vicdana seslenen mesajlarla kol kola. Batılılar vicdan yapmasın diyecek hali yok kimsenin. Duygusal yanı kuvvetli filmler hep etkilidir, anlatılanlarda hakikatin mutlaka bir yeri vardır, zaten seyirci dünyanın ve insanlığın durumu karşısında hassastır. Filmin haklı, yani iyi olması için her şey hazırken, eleştirisine böyle başlamak, yabancılaşmış bir yorum gibi mi gelir acaba? Öyleyse, Afrikalı yoksullara acıyan, merhametli beyazları kahramanlaştıran, verdiği en ileri mesaj “mülteciler de insan” seviyesindeki filmlere yabancılaşmaya, sizi de davet ediyorum. Elimd..]]> Fri, 05 May 2017 04:59:45 +0300 Sesleri aramaya devam https://www.evrensel.net/yazi/78926/sesleri-aramaya-devam https://www.evrensel.net/yazi/78926/sesleri-aramaya-devam? Geçen hafta sona eren İstanbul Film Festivali’ndeki sansür vakasıyla duyulan Zer’in iki sahnesinde siyah perdede şu yazıyor: “Bu sahne, T.C. Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü Üst Denetim Kurulu tarafından sakıncalı bulunduğu için izleyemiyorsunuz.”İlk kararmadan önce, kahraman Hozat’ta 38 Katliamı fotoğraflarının yer aldığı panolara bakarken görülüyor, diğeri askerle karşılaşmasından sonra. Zer, bir şarkının peşinden Dersim’e giden kökünden kopmuş bilgisiz gencin hem ’38’le hem bugünün Dersim’iyle karşılaşması hakkında. Anlaşılan kıyasın “bugün” kısmı senaryoya göre eksik kalmış. Yoksa kararan perde ile tamamlanmış mı demeli? Kazım Öz kısa filmi Toprak’tan (Ax) uzun filmi Bahoz’a (Fırtına) “90’lar” üzerine filmleriyle bilinen bir sinemacı, son yıllarda ise Son Mevsim: Şavaklar ve Bir Varmış Bir Yokmuş gibi belgeseller çekti. Zer, hafızanın, rüyaların, şarkıların izinden travmalara giden son dönem filmlerin yeni örneği. Belki en katartik, yani klasik anlatının seyirciyi rahatla..]]> Fri, 21 Apr 2017 04:15:29 +0300 Biz bize benzeriz https://www.evrensel.net/yazi/78873/biz-bize-benzeriz https://www.evrensel.net/yazi/78873/biz-bize-benzeriz? İstanbul Film Festivali’nin belgesel yarışmasında yer alan filmlerden biri, Aşk Bitti. Mert Kaya’nın filminin anlatıcısı, Brezilya’da yaşamış bir genç adam, memlekete dönünce Gezi patlıyor. Aynı günlerde Brezilya da kendi Haziran’ını yaşarken attığı slogan böyle başlıyor: “Aşk bitti, burası artık Türkiye”. Film, baştan itibaren Sao Paulo’nun eylemlerinin, isyancılarının, ruh halinin Türkiye’ye ne kadar benzediğini düşündürüyor. Gezi animasyonları sadece sevimli bir seyirlik sunmuyor, hafıza üzerine düşünmeye çağırıyor. Anlatıcı ve eylemcilerle röportajlar, adı gibi, esasen Aşk Bitti’nin anlamı hakkında. Kendi yaşadıklarını başkalarında görmenin etkisi başka bir konu, ama dünya sinemasının örneklerini bir araya getiren festival bu benzerlik duygusunu yaşamak için en uygun yer. Yarın, İstanbul Film Festivali için son gün. Sinemada İnsan Hakları yarışmasından bir Yunanistan filmi Amerika Meydanı. Kahramanı, şehrinde Suriyelilerin ve başka göçmenlerin çok sayıda olmasından şikayetçi bi..]]> Fri, 14 Apr 2017 04:50:35 +0300 Kralların sonu https://www.evrensel.net/yazi/78825/krallarin-sonu https://www.evrensel.net/yazi/78825/krallarin-sonu? Açılış törenindeki çeviri meselesi, festivalin ilk tartışması oldu. 36. İstanbul Film Festivali’nin onur ödülü verdiği Ian McKellen konuşmasında kendisini “açık bir gey” ve “enternasyonalist”olarak tanımladığını söyledi ama bu cümle çeviride gürültüye gitti. Festival teknik hata diye açıklama yaptı, kasıt olması da bir tuhaf zaten, dediği gibi “apaçık” olan McKellen’ı kürsüye çıkardıktan sonra. Ama inanmak istemeyen çok, çünkü kimsenin ifade özgürlüğüne bir engele, bir sansüre daha tahammülü yok. Nasıl olsun? Yıllarca Shakespeare oynasa, başka yüzlerce karaktere hayat verse de, en popüler ve en sakallı Yüzüklerin Efendisi rolüyle tanınması, adetten. Festival kapsamında bu akşam ve yarın McKellen’ın katılımıyla gösterilecek olan filmi ise, Richard III. “Filmde Harry Potter’dan da falanca var” diye de haberi yapılır belki. III. Richard’ı Shakespeare’den uyarlamayı yönetmenle birlikte üstlenen McKellen, aynı zamanda başrol oyuncusu. Shakespeare’in oyunu, York hanedanının son kralı..]]> Fri, 07 Apr 2017 05:00:41 +0300 Şenlikten yangına https://www.evrensel.net/yazi/78776/senlikten-yangina https://www.evrensel.net/yazi/78776/senlikten-yangina? Fransız sinemasında 90’lardan en çok bilinen filmlerdendir Protesto. Kassovitz’in filmi Paris gençliğinin bir gününü anlatır. Film isimleri pek manidar. Filmin orijinal adı ‘La Haine’, kin, nefret anlamına geliyor, örgütlü protesto değil olsa olsa tepki konu ediliyor. O zamanlar göçmenlere kimlik vurgulu yaklaşma adeti şimdiki kadar yaygın değildi, yabancı kahramanlarını sevimli göstermek için de özel çaba harcanmamıştı, sıkışmış, öfkeli, genç insanlardılar. Bu filmin, Nocturama’nın onunla özel bir ilgisi yok aslında, isyankâr gençlik filmleri geleneğinin son örneklerinden biri olması dışında. Ki Fransa sinemasında, hakikatte olduğu gibi kuvvetli bir gelenektir, bunun 68’i var, daha da öncesi var. Avrupa’nın ve dünyanın durumunda, sinemada da daha fazla örneğini görmeyi bekleyebiliriz pekâlâ. Bir de adının macerası yine ilginç. Çünkü filmin ilan edilen ilk adı, ‘Paris bir şenliktir’ anlamında ‘Paris est une fête’ idi. Hemingway’in Paris yıllarını anlattığı kitabının adından esinlen..]]> Fri, 31 Mar 2017 04:51:45 +0300 Heybeden https://www.evrensel.net/yazi/78682/heybeden https://www.evrensel.net/yazi/78682/heybeden? Yılmaz Erdoğan’ın üretkenliğine bakın siz. Ekim sonunda vizyona giren Ekşi Elmalar, beklenen seyirci sayısına ulaşamadı, haberlere göre. Aradan beş ay geçmeden yeni Yılmaz Erdoğan filmi hazırdı bile. Haybeden Gerçeküstü Aşk, eski bir oyundu, tutmuştu, garantiliydi. Heybeden yemediği zamanlarda, üretken bir yazarken, haftalık dergi için yazdığı diyaloglardan tiyatro çıkmıştı, şimdi o oyundan neden sinema filmi çıkmasındı? Sahnede iki kişiyle işleyen oyun, dört çifte dağıtılarak hem filme hareket getirildi, hem kadroda genç kuşaktan meşhur, seyirci çekecek oyuncu sayısı artırıldı. Senaryo güncellendi. Tatlım Tatlım bugün vizyona girdi. Kadın ve erkek arasındaki ilişkilerin konu edildiğini sıklıkla duyuyoruz. Sinemadan çok tiyatro ve televizyonda epeydir çok örneği verilen romantik durum komedileri, bu ilişkileri konu edenler. Ama ifade eksik, çünkü karşı cinsel, tek eşli, orta sınıf kadın ve erkek arasındaki ilişkiler bunlar. Bu kötü bir şey değil elbette, sadece aynı sınıfın aynı kes..]]> Fri, 17 Mar 2017 05:00:15 +0300 Neruda yeraltında https://www.evrensel.net/yazi/78637/neruda-yeraltinda https://www.evrensel.net/yazi/78637/neruda-yeraltinda? Referandum öncesinin en meşhur hayırlı filmi, birkaç ay öncesine dek pek bilinmeyen No oldu. Pablo Larraín’in Şili’de Pinochet cuntasının 15. yılında yapılan referandumun reklam kampanyasını konu alan filmi, özellikle afişindeki gökkuşaklı logosuyla çok paylaşıldı. Aslında ne cuntayı, ne referandumu anlatan bir film sayılırdı, bunlara televizyondaki hayır kuşağının kurmaca hikayesini anlatırken değiniyordu. O sebeple reklamcıyı “hayır kampanyasının mimarı” diye adlandıracak bir yanlış anlamaya mahal verdi, hayır sonucunun da reklamdaki mesajın olumsuzdan olumluya çevrilmesiyle sağlandığını sananlar oldu belli ki. Filmler bazen bir olayın bir yanını anlamayı kolaylaştırıyor, var olsunlar, ama meselenin geri kalanını görmezden gelinmesinin müsebbibi de yine onlar mı? Şilili Yönetmen Larraín, No’ya kadar yine Şili toplumsal tarihinden esinlenen ama deyim yerindeyse daha “mikro” konulara odaklanmış, Tony Manero ve Post Mortem gibi filmleri çok daha az popüler olmuştu. Bu üçlemenin son f..]]> Fri, 10 Mar 2017 04:36:42 +0300 X Men serisinin son filmi Logan: Bıçaklı western https://www.evrensel.net/yazi/78591/x-men-serisinin-son-filmi-logan-bicakli-western https://www.evrensel.net/yazi/78591/x-men-serisinin-son-filmi-logan-bicakli-western? Mutantlarla insanların bir arada yaşadığı bilim kurgu hikayelerinin en bilineni X Men olsa gerek. Her biri bir başka doğaüstü güce sahip mutantlar, çizgi romanla yakaladığı popülerliğin ardından sinemada da art arda boy gösterdi. Farklı türde filmlere de elverişli bir konusu var, bir arada yaşama, farklılığın psikolojisi, değişim, evrim, farklıyı yok etmek isteyenler, kullanmak isteyenler, bolca ilginç karakter ve aksiyonla birleştiğinde. James Mangold, serinin Wolverine karakterine el attı, özgün bir senarist ve yönetmen sayılır, değişik filmler de çıkarıyor. Sonuncusu, Logan: Wolverine, kahramanının psikolojisine eğilen ilk bunalımlı süper kahraman filmi değil belki, ama ne cesur ne korkak, epey duygusal, kendince estetik bir tanesi. Tadına varmak için aksiyon sinemasına düşkün olmak ya da X Men hikayesini ezbere bilmek şart değil. Bir yandan X Men serisinin dışında ilgisiz bir film değil Logan: Wolverine. 2000’den beri yapılan, yanından geçenler dahil X Men evrenine dair film sa..]]> Fri, 03 Mar 2017 04:32:18 +0300 Açık Amerikan propagandası https://www.evrensel.net/yazi/78544/acik-amerikan-propagandasi https://www.evrensel.net/yazi/78544/acik-amerikan-propagandasi? Uzayla ve başka dünyalarla ilgili filmler, sinema tarihi kadar eskidir elbette ama son zamanlarda dikkat çekici şekilde artmıştı, Trappest ötegezegenlerinin keşfinden de önce. Ancak keşfin duyulup heyecan yaratmasından sonra yapılacak Oscar töreninde dikkat çekecektir; sadece en iyi film dalı adaylarından biri dünya dışı canlılarla iletişim kurmaya dair Geliş (Arrival), biri de 60’larda NASA’nın uzay araştırmalarında çalışan üç siyah kadının hikayesi Gizli Sayılar (Hidden Figures). Bu sonuncusu aynı zamanda “eski” ABD ile, Trump karşıtı Hollywood’un Obama dönemi siyasetiyle en uyumlu siyah dramalarından. Sayıların gizliliği o kadar ön planda değil aslında. Orijinal adındaki “figures” hem sayılar, rakamlar, hem kişiler anlamına geliyor. Yani sayılar, isimsiz kahramanlarla manidar. Üç siyah kadın, çok kritik bir dönemde NASA’da çalışmaktadır. Siyahlara karşı ayrımcılık hâlâ sürmektedir, otobüse arka kapıdan binmek, ayrı tuvaletlere gitmek, çeşitli okullara girememek gibi. Kadınlar iç..]]> Fri, 24 Feb 2017 05:00:12 +0300 Kapitalizmi trollemek https://www.evrensel.net/yazi/78408/kapitalizmi-trollemek https://www.evrensel.net/yazi/78408/kapitalizmi-trollemek? Henüz kolayca izlenebilir olmayan filmlerle ilgili önceden yorumlar duymanın, okumanın sakıncalı bir tarafı var. İster istemez filmlere dair ön yargı oluşturabiliyor. Filmi biraz daha önceden izleyebilmiş olanlar için heyecanlanmak ve o filmi konuşmadan duramamak ne kadar olağansa, izlememiş olanların bundan bir basınç hissetmesi ve canının sıkılması da öyle. Ölçüyü kaçırmak fenadır da, her film fazla abartılmış değildir sonuçta. Toni Erdmann değil. Kolay değil, herkese göre değil, geleneksel hikaye anlatma kurallarına uygun değil, içine giremeyen seyirci için çok da uzun olmalı. Ama değişik bir sinema olayı Toni Erdmann. Genç Alman Yönetmen Maren Ade, bundan önce en çok Herkes Gibi (Alle Anderen) filmiyle tanınıyordu. Uzun ikili sahneleriyle dikkatini ilişkilerin hem esasına, hem de detaylarına yönelttiği oradan belliydi. Toni Erdmann ile, bir baba kız ilişkisine odaklanıyor. Orta sınıf mutsuzluğuna karşı oyunlu bir mücadelenin filmi. Bunu uzun sahnelerle, duyguları sindirmeye ve ..]]> Fri, 03 Feb 2017 05:00:21 +0300 Bir Osmanlı fıkrası https://www.evrensel.net/yazi/78368/bir-osmanli-fikrasi https://www.evrensel.net/yazi/78368/bir-osmanli-fikrasi? Mahsun Kırmızıgül şarkıcılığı bırakıp sinemada bir kariyer inşa etmeye giriştiğinden beri, abartılı dramlarla seyirci karşısına çıktı. Komediyi olsa olsa içine biraz saklıyordu. Sonunda kahramanının ölmediği ilk filmi Mucize sayılırsa, görücü usulü evlilikten bir komedi çıkarma fikri de belki oradan doğdu. Kırmızıgül sineması siyasi mesajı bol kullanmazsa olmaz, ki bu devirde hiç kolay bir şey değil. O yüzden Vezir Parmağı için Osmanlı’nın çok ulusluluğu gibi zekice, yani hem iktidarla uyumlu hem risksiz bir tema seçilmiş. Yan hikayede hesaplaşılan din bezirganı kadı, aslında sinemanın yüz yıllık yobaz karakterinden farklı değil ama Osmanlıcıları huzursuz etmeyeceği kesin mi? Olmayınca, şöyle oluyor: Sınırlı tanıtım, devletin ajansı, kanalı, büyük sermaye medyasından teveccüh, havuz medyasının şahin kanadından “Ecdada sövme” konulu karalama kampanyası, iddialı cümlelerden arınmış, sakin bir halkla ilişkiler. Karşınızda, Kırmızıgül usulü Osmanlı komedisi Vezir Parmağı. Film, hayaller..]]> Fri, 27 Jan 2017 03:26:30 +0300 Olanlar, olmayanlar https://www.evrensel.net/yazi/78319/olanlar-olmayanlar https://www.evrensel.net/yazi/78319/olanlar-olmayanlar? Belki önümüzdeki dönemde film ve seyirci sayısında bir düşüşe tanık oluruz ama son yıllarda vizyonda bir artış gözleniyordu. Seyirciyle buluşan filmlerin önemli çoğunluğunu da komedi filmleri oluşturuyor. Ama ne yazık ki eli yüzü düzgün filmlerin sayısının da çok olduğunu söylemek mümkün değil, daha çok bir tuvalet mizahı ve cinsiyetçilik bombardımanı var gibi. BKM yani Beşiktaş Kültür Merkezi imzası görünce, görece daha nitelikli yapımlarla karşılaşacağını varsayan seyirci, genellikle yanılmıyor. Yine de eskisi kadar cesur ve özgün işlerden eser yok, epeydir. Ata Demirer, Eyyvah Eyvah’ın tıkanmasıyla, önce en eski televizyon programından Niyazi Gül karakterine dönmüştü (Gökbakar’ın Recep İvedik’i de öyleydi, televizyon skecindeki karakterin tutarsız bir karikatürüne dönüşse de, çıkış noktası olarak). Demirer son filminde, önceden yarattığı karakterleri sürdürmemiş ama piyasa romantik komedisi reçetesini baştan sona uygulamış ve bildik bayat esprilerle doldurmuş. Olanlar Oldu, bir ..]]> Fri, 20 Jan 2017 04:53:35 +0300 Uyanmak büyük dert, hele uzayda https://www.evrensel.net/yazi/78274/uyanmak-buyuk-dert-hele-uzayda https://www.evrensel.net/yazi/78274/uyanmak-buyuk-dert-hele-uzayda? Uzay yolculuğu filmleri neredeyse sinemayla yaşıt sayılır. Roketin Ay’ın gözüne saplandığı, ilk bilim kurgu filmi Georges Méliès’nin Ay’a Seyahat’i 1902 tarihini taşır. Gerçekte de uzay yolculuğunun kısa mesafelerde gerçekleşmeye başlamasıyla, bu hayalin farklı görünüşleri ve detayları sinema perdesine taşınır oldu. Son yılların uzay filmlerinde sıkça rastlanan tema ise, uzaydaki yalnızlık. Bir ya da birkaç kahramanın gemide, uzay boşluğunda, ya da bir gezegendeki yalnızlığı ve burada hem duygusal hem biyolojik varlığını sürdürmekle ilgili sorunlar, genellikle konu ediliyor. Uzaydaki yalnızlık, mutlak bir yalnızlık ve her seferinde bir hayatta kalma hikayesine gebe, ne de olsa. Bu Uzay Yolcuları’nın macerası, yakışıklı jön kontenjanından Chris Pratt ile romantik partneri olarak Jennifer Lawrence’ı bir araya getiriyor. Senaryoyu, daha önce Prometheus gibi bilim kurgu filmlerine imza atmış Jon Spaihts, bu kez o kadar felsefi sorgulamalara yönelmeden yazmış. Yönetmen koltuğunda ise, No..]]> Fri, 13 Jan 2017 04:42:56 +0300 'Kimin yüzünden olduğu belli' https://www.evrensel.net/yazi/78232/kimin-yuzunden-oldugu-belli https://www.evrensel.net/yazi/78232/kimin-yuzunden-oldugu-belli? Direniş filmleri, yani Nazilere, faşistlere karşı örgütlenen direnişin gerçek öykülerini anlatan filmler, genellikle dünya savaşı sineması içinde anılır. Oysa ayrı bir tür oluşturur, savaşa paralel olsa dahi, genellikle işgal altında, yerel halkın nizami olmayan örgütlü direniş hikayeleridir. Schindler’in Listesi gibi en popüler örnekleriyle birlikte düşünülürse, bir kısmı “mutlu” sonla biter ve hemen hepsi kahramanlık üzerinedir. Son zamanlarda rastlanan direniş filmi örneklerinde öne çıkan tema, genelde bugüne kadar daha seyrek işlenmiş olan suikastlar. Düşündürücü bir ortak nokta. Operasyon Valkyrie, Hitler’i öldürmeye yaklaşma üzerine Tom Cruise’lu, gerilimli, akılda kalan bir Bryan Singer filmiydi. Gerçek olaylara dayanmayan, dolayısıyla Hitler’e suikastın başarılı olduğu Tarantino’nun Soysuzlar Çetesi, sinemasal bir intikam olarak ilginçti, morali yüksekti. Geçen yıldan Almanya yapımı Hitler’e Suikast, özgün adıyla Elser, komünist bir işçi olan Elser’in 13 dakika gecikmeyle başar..]]> Fri, 06 Jan 2017 04:44:14 +0300 Silahlı ve akılsız https://www.evrensel.net/yazi/78190/silahli-ve-akilsiz https://www.evrensel.net/yazi/78190/silahli-ve-akilsiz? Yönetmen Zhang Yimou, özellikle dans eder gibi dövüşen tarihi kahramanlarıyla, Çin’in en tanınmış yönetmeni. Olimpiyatın filmini çeken yönetmen mesela. Çin Seddi, İngilizce ilk filmi. Hollywood ile Çin’in en büyük ortak yapımı. Yazarları Amerikalı, bilinmeyen tehlikeli yaratıklardan duvarla korunmak gibi, Taht Oyunları dizisi benzeri bir temayı tekrarlıyor. Başrolünde Amerikan aksiyon sinemasının meşhur jönü Matt Damon var. Çin Seddi üzerinde, Batılı paralı askerlerle düzenli Çin ordusunun aynı düşmana karşı ortak savunmasını anlatıyor. Yani Çin Seddi filmiyle ilgili her şey siyaseten olabildiğince manidar. Film zaten tam olarak bu unsurların bir araya gelmesinin ürünü. Yönetmenin alametifarikası olan rengarenk kostümler ve görüntülerle büyülediği seyircinin, pek kafa yormak istemeyen mesajını ıskalamamasına çalışıyor. Çin, hayran olunacak, kadim bir bilgelik, müthiş bir organizasyon olarak temsil ediliyor, Batılı ise Çinlilerin ifadeleriyle, “barbar”. Ancak sonunda ortaya çıkan Ho..]]> Fri, 30 Dec 2016 04:46:52 +0300 İsyan dediğin umuda dayanır https://www.evrensel.net/yazi/78103/isyan-dedigin-umuda-dayanir https://www.evrensel.net/yazi/78103/isyan-dedigin-umuda-dayanir? Yıldız Savaşları’nın üçüncü üçlemesi, geçen yılın sonlarında başlamıştı. Güç Uyanıyor adlı yedinci film, ilk filmin (yani 1977 yapımı Bölüm IV’ün) farklı kuşaktan karakterlerle aşağı yukarı tekrarıydı. Bu konuda South Park’ın küçük özeti insanın aklına takılıyor. Popüler kültürün yaramaz çocuklarının çizgi dizisinin 20. sezonunda, başkanlık seçimleri ve internet trolleri hikayelerine “hatıra yemişleri” eşlik etti. Bunlar her şeyin eskiden daha güzel olduğunu hatırlatan bir çeşit uyuşturucu etkisi yaratan yemişler ve Amerika’yı eski güzel günlerine döndürmekten bahseden başkan adayının kazanmasında ve başka şeylerde etkili oluyorlar. Nedir o eski ve güzel olan, belirsiz. İşte bu yemişler, Yıldız Savaşları’nın o yeniden çevrimini de övmeye doyamıyorlar. “Hatırlar mısın eski Yıldız Savaşları ne güzeldi” gibi laflarla insanları yüzeysel bir geçmiş güzellemesinden başka bir şey düşünemez hale getiriyor. “Nerede o eski falan filanlar” konusu daha çok yazı, dizi, muhabbet kaldıracağından nost..]]> Fri, 16 Dec 2016 04:43:00 +0300 İş cinayetlerine dair bir film: Babamın Kanatları https://www.evrensel.net/yazi/78015/is-cinayetlerine-dair-bir-film-babamin-kanatlari https://www.evrensel.net/yazi/78015/is-cinayetlerine-dair-bir-film-babamin-kanatlari? Üç yıl önce, adı sansürle anılan bir festival olmadan önceki son yılında, Antalya’da altın portakalı iki film paylaşmıştı: Kusursuzlar ile Cennetten Kovulmak. Ferit Karahan’ın ilk uzun metrajlı filmi Cennetten Kovulmak’ın birçok sahnesi bir şantiyede geçiyordu. Kardeşi askerde ölmüş Batılı Mühendis Emine ile Kürt işçiler arasındaki gerilim sınıfsal olmaktan çok ulusaldı, savaşın farklı taraflarında olmaya dairdi. İnşaatta iş cinayetinde ölen bir işçinin cenazesini memlekete götürmeye kalkınca Emine’nin yüzüne tokat gibi çarpan da Kürt sorunuyla ilgili ön yargıları olmuştu. İnşaatta çalışan işçilerin çoğunun Kürt olması ve işyerlerinde yan yana çalışan insanlara kadar yansıyan gerginliği başarıyla yansıtan film seyirciyi bunlar üstüne düşünmeye çağırmıştı. Babamın Kanatları bu filmi akla getiriyorsa bunun ilk sebebi, içinde işçi olan filmlerin de, Kürt olan filmlerin de fazla zorlanmadan sayılabilir olması. İnşaat işçilerinin Kürt olması istisnai bir detay değil zaten, bu uzun süred..]]> Fri, 02 Dec 2016 04:48:47 +0300 Aynalara bakarak savaşı düşünmek https://www.evrensel.net/yazi/77968/aynalara-bakarak-savasi-dusunmek https://www.evrensel.net/yazi/77968/aynalara-bakarak-savasi-dusunmek? 932 yapımı Kırık Ninni (Broken Lullaby) filminin başında, kahramanı günah çıkarır. Fransa ordusu için savaşırken öldürdüğü bir adamdan dolayı vicdan azabı çekmektedir. Cebinden çıkan mektubunu okuduğundan beri ona bir yakınlık hissetmektedir. Almanya’ya gidip ailesiyle tanışmaya karar verir. Kendisini rahmetli Walter’ın bir dostu olarak tanıtır. Nişanlısı ve anne babası da genç adamı bağrına basar, etraftaki Fransız düşmanlığına direnerek. Bütün film boyunca seyircinin de paylaştığı yükten kurtulmaya çalışır. Nişanlıya itiraf eder, o da anne babaya söylememesini ister. Walter’in kemanını çaldığı sahnede filme hakim olan ölüm, kayıp, vicdan azabı, empati, bağışlama, ne varsa yoğunlaşır. Kırık Ninni, Ernst Lubitsch isimli, memleketi Almanya’da sinemaya başlayıp, 1920’lerde Hollywood’a transfer olan ilk Alman yönetmene ait bir savaş draması. Ününü komedilere borçludur, Lubitsch dokunuşu adı verilen bir üslubu vardır. Zarif espriler, cinsellik, sonraları müzikal ögelerle daha çok dramın..]]> Fri, 25 Nov 2016 05:00:37 +0300 Mağduriyet https://www.evrensel.net/yazi/77921/magduriyet https://www.evrensel.net/yazi/77921/magduriyet? Romanya sineması 2000’lerden sonra festivallerde kendini gösteren bir atak yaparak dünya seyircileriyle buluşur oldu. İlk dalgada başı çeken tema, eski rejimin eleştirisiydi. 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün, yasağa rağmen yapılan kürtajı anlatan Altın Palmiye’li film bu dramın zirvesiydi. Bir yere kadar tuttu tabii, sosyalizmin adı silineli çeyrek yüzyılı geçtikten sonra “Biz neler çektik” hikayeleri de cazibesini kaybetti. İkinci dalga benzer bir ruh haliyle bu kez yeni rejime yöneldi. Art arda filmler kapitalist Romanya’nın yozlaşmışlığına, rüşvet çarkına, zenginleri kayıran adaletsizliğe odaklandı. Mezuniyet, bunun son örneği; 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün ile tanınan Cristian Mungiu’nun kapitalist Romanya’ya dair filmi. Doktor Romeo’nun ailesi, hali vakti yerinde, sıradan bir orta sınıf ailedir. Sıkıntıları yoktur, durumları yerindedir, etkili yetkili tanıdıkları bulunur, kızlarını yurt dışında okutmaya niyetlidirler. Eliza da bursu kazanır, İngiltere’ye üniversiteye gitmesi için tek yapması gereke..]]> Fri, 18 Nov 2016 05:00:46 +0300 Ağaçlarla kavga eden reis https://www.evrensel.net/yazi/77786/agaclarla-kavga-eden-reis https://www.evrensel.net/yazi/77786/agaclarla-kavga-eden-reis? Belediye başkanlığına üçüncü kez aday olma, kaybedeceksin demişler ama o olmuş. Kaybetmiş. Yine de herkes, kızları bile “Reis Bey” diyor. Seçim sonucunu tanımamak gibi, inatçı ve her şeye karışan bir mizacı var. “Bu şehirde iki şey çok meşhurdu” diye başlıyor hikayesi, “Reisin bahçesi ve reisin kızları”. Kızlarının kimseyle konuşmasına dahi izin vermediği gibi, ağaçları da terbiye etmeye kafayı takmış. Aşı tutan ağaçlarla tatlı tatlı konuşuyor da, tutmayanları “Bana karşı gelmeyecektin” diyerek kestiriyor. Ekşi Elmalar’ın Reis’i Aziz, izleyenler için çok tanıdık biri aslında. İster istemez yaptığı bir çağrışım var. Ama filmin yazarı ve yönetmeni Yılmaz Erdoğan’ın ilham kaynağının dedesi Sait Atay olduğu biliniyor. Filmdeki Reis darbeye yakın seçimi kaybetse de, Atay 1963 ve 1977’de Adalet Partisi’nden Hakkari Belediye Başkanlığını kazanıp iki dönem yapmış, darbeyi izleyen yıllarda Antalya’ya göç etmiş. Onun hayatından esinlenmişliği yönetmenin elini başka tartışmalarda rahatlatır elbe..]]> Fri, 28 Oct 2016 05:00:34 +0300 Bunca beton kimin rüyası? https://www.evrensel.net/yazi/77737/bunca-beton-kimin-ruyasi https://www.evrensel.net/yazi/77737/bunca-beton-kimin-ruyasi? Memleketin birinde cami yaptırmak isteyen insanlar varmış. Sel evlerini yıkmış, onlar mağaraya benzeyen bir camide uyumuşlar. Caminin mimarı birbirinin aynısı camilerden olmayan bu yapı için çok uğraşmış. Rüyasında bu uyuyanları görmüş. Uyku merkezine her yattığında başka biri olarak uyanmış. Yıkılan evlerin, caminin engellenmesinin sorumlusu, inşaatlarda hile yapan patron amcasını bıçaklamış. Rüya böyle serbest bir Yedi Uyurlar uyarlaması, daha doğrusu iç içe geçen öykülerinde zaman zaman çağrışımları var. Derviş Zaim’in ilk filmi Tabutta Rövaşata’nın üstünden geçen yirmi yılda çektiği onuncu filmi, Rüya. Geçen ay Adana Film Festivali’nde başrolündeki Gizem Erdem’in en iyi kadın oyuncu ödülünü aldığı film, vizyona girdiği bu hafta Antalya’da yarışmada. Yönetmen bu filminde mimariyle ilgili bir hikaye anlatmayı seçmiş. Tek odağı bu değil ama, yukarıda değinildiği gibi bir ucu Yedi Uyurlara uzanan biraz karışık bir konusu var. Genç mimar Sine, farklı bir şeyler yapmak ve yararlı olmak..]]> Fri, 21 Oct 2016 05:00:27 +0300 Cehennem: Durmak yok https://www.evrensel.net/yazi/77687/cehennem-durmak-yok https://www.evrensel.net/yazi/77687/cehennem-durmak-yok? Tepesinde kurşunlar vızıldarken bilmece çözen, Da Vinci Şifresi kahramanı Robert Langdon’un yolu üçüncü filminde İstanbul’a düştü. Kendisi Dan Brown romanlarının simgebilim profesörü, her macerada bir başka genç kadınla Paris ve Roma sokaklarını arşınladı da geldi. Washington D.C’de geçen üçüncü roman Kayıp Sembol’ü atladı, dördüncü roman Cehennem sinemaya uyarlanan üçüncü macerası oldu. Bu kovalamaca Floransa’da başlayıp çoğu orada geçse de, önce Venedik’e oradan İstanbul’a uzanıyor. Macera ipuçlarını çözüp oradan oraya koşturmak üzerine olduğu için, İstanbul finali de sırrın bir parçası. Ne kadar merak uyandırmaya yeter, göreceğiz. Robert Langdon, uzmanlığı dini ikonlar ve semboller olduğu için, bir türlü kendi halinde bir üniversite hocası olamıyor. Aksiyon kendine çekiyor, hem de ne aksiyon. Da Vinci tablosundan çıkarak İsa’nın torununu bulmuşluğu, Vatikan’da darbeyi önleyip papayı sağ salim seçtirmişliği var. Bu kez hedefi büyütüp insanlığı kurtarmakla ilgileniyor, salgın hastalı..]]> Fri, 14 Oct 2016 04:23:11 +0300 Filmekimi: Yaprak dökümü https://www.evrensel.net/yazi/77646/filmekimi-yaprak-dokumu https://www.evrensel.net/yazi/77646/filmekimi-yaprak-dokumu? Sinemada sonbaharın karşılığı Filmekimi, her yıl adım adım büyüyerek, birçok şehirde birçok sinemaya yayılan, sinema seyircisinden en çok ilgi gören festivaller arasında artık. Yerli filmlerin ve daha çok da ünlü yıldızlarının hakimiyetindeki diğer festivallerde gölgede kalan yabancı filmlere ağırlık vermek gibi bir özgünlüğü var. Yıl içinde önemli uluslararası festivallerde seyirciyle karşılaşmış filmleri önümüzdeki aylarda vizyona girmeden önce, bir festival havasında izleme imkanı bulmak kıymetli. Filmekimi’nde biletleri tükense de, geçen yıllara bakarak filmlerin çoğunun yine vizyonda pek seyirci çekemeyeceği tahmin edilebilir. Bu rağbet, ilk izleyenlerden olma isteği kadar, birlikte izlemeyle gelen etkileşim ve paylaşımla ilgili. Bu yıl şehirleri dolaşacak olan programda 50’nin üzerinde film içinden öneri yapmak bile zor, çünkü zaten hepsi bir yerlere seçilmiş, dünya sinemasının bu yılının en öne çıkan yapımları sayılır. Belki bazılarına dair, birkaç not düşülebilir: * Filmlere ..]]> Sat, 08 Oct 2016 05:00:24 +0300 Fatih Akın ile yokuş aşağı https://www.evrensel.net/yazi/77587/fatih-akin-ile-yokus-asagi https://www.evrensel.net/yazi/77587/fatih-akin-ile-yokus-asagi? Fatih Akın tek kelimeyle rengarenk bir filmografisi olan bir yönetmen. Ağır, cesur, festival gözdesi filmlerden, rahatlatan sade komedilere, oradan merak uyandıran belgesellere geçebiliyor. Daha sinemaya yeni adım attığında karanlık bir suç hikayesinin ardına bol güneşli romantik yol filmini koyuvermişti. Bundan önceki son filmi, 1915’in yüzüncü yılında çektiği Kesik pek umduğunu bulamamış, sinemasal olandan çok siyasal tartışmaların gölgesinde kalmıştı. Oysa 1915 filmlerinin en cesuru olduğu anlaşıldı, sadece basit ve risksiz olanla yetinmediği, birilerine sivri gelecek şeyler söylediği için değil, pek kimseyi memnun edemeyeceği baştan belli bir projeye kendini borçlu hissettiği için de. Elveda Berlin ise, ilk filmlerinden Temmuzda’yı andıran bir ergen yol filmi. Hikaye Mark Twain’in meşhur çocuk kahramanı Huckleberry Finn maceralarına benzetiliyor. Birçok kimse için Tom Sawyer’a ruh katan ele avuca sığmaz arkadaşı Huck da Mississippi Nehri’nde salla gezerdi. Tschick ile Maik ise oku..]]> Fri, 30 Sep 2016 05:00:30 +0300 Ken Loach’tan içli geri dönüş https://www.evrensel.net/yazi/77539/ken-loachtan-icli-geri-donus https://www.evrensel.net/yazi/77539/ken-loachtan-icli-geri-donus? Kırk yıl boyunca birçok işte çalışmış, usta bir marangoz Daniel Blake. Kalp krizi geçirince, doktor çalışamayacağını söylemiş, o da en doğal hakkı olarak işsizlik fonuna başvuruyor. Ama orada çalışamayacağına ikna olmadıklarından, eli kolu tutuyor diye, başvurusu reddediliyor. Film böyle başlıyor. Sonra yeniden başvuru, itiraz, doldurulacak formlar, ki “hepsi internette var”, yeniden bürokrasi ve teknolojiyle boğuşma. İşsizlik maaşı almak için, iş araması, bunu da belgelemesi gerekiyor. İş arıyor o da çaresiz. İş bulsa da çalışamayacak, ama zaten kolay bulunmuyor da. Yani işte çalışamayacağından dolayı işsizlik maaşı almak için iş araması ve bulamaması gerekiyor ve bu çok mantıklı bir şeymiş gibi “kurallar böyle”. Bütün bunlar başvuru sahiplerini pes ettirmeye, vazgeçirmeye dönük karmakarışık ve onur kırıcı süreçler, tahmin edileceği gibi. İşsizlik fonunun çeşitleri ve bürokrasisi biraz farklı elbette ama bize de, herhalde dünyanın başka yerlerine de hiç yabancı olmayan bir “sosyal d..]]> Fri, 23 Sep 2016 03:59:01 +0300 Faşizmin ana bileşeni https://www.evrensel.net/yazi/77491/fasizmin-ana-bileseni https://www.evrensel.net/yazi/77491/fasizmin-ana-bileseni? Oklahoma City saldırısı olarak bilinen, 1995’te 168 kişiyi öldüren bomba, 11 Eylül’e kadar Amerikan tarihinin en kanlı terör eylemiydi. Saldırıyı gerçekleştiren terörist Timothy McVeigh, eski bir askerdi. Irak’ta savaşmıştı, ırkçı ve silahlanmacı örgütlerle içli dışlıydı. Kısa sürede yakalanıp yargılandı ve idam edildi. Köstebek’te Oklahoma bombacısı sıkça anılıyor ve özellikle belirtiliyor: devletin ve medyanın propagandasının aksine McVeigh zevk için bomba patlatan aptal bir ruh hastası değil, okuyan, düşünen, siyasi hedefleri olan, ne yaptığının farkında bir katildi. Bu ayrım filmin çıkış noktasını da açıklıyor. FBI İslamcı teröre odaklanmış, her kuşkuyu büyüterek üstüne giderken, “Beyazsan övün, değilsen itaat et” diyen silahlı Nazi hayranlarını bir tehdit olarak görmez. Genel eğilimin aksine ırkçı beyazların izlenmesi gerektiğini düşünen Angela Zamparo, genç ve yetenekli ajan Nate’i ikna etmeyi başarır. Nate yeni bir kimlik edinip ırkçıların arasına sızar. Önce çok konuşan coşkul..]]> Fri, 16 Sep 2016 05:00:17 +0300 Arap'ın adı yok https://www.evrensel.net/yazi/77449/arapin-adi-yok https://www.evrensel.net/yazi/77449/arapin-adi-yok? Ben-Hur, bir nevi Amerikan Çağrı’sı sayılır, Hıristiyanlığın doğuşunu peygamberi pek göstermeden anlatan bir film olduğundan. Tamamen kurmacadır, birkaç gerçek kişinin ismi anılsa da, filmle adaş kahramanın dahil hikayesi, hayal ürünlerinin en hakikat sayılanlarındandır. (Karşılaştırma notu: Mel Gibson’ın – aktarılan – gerçeğe detaylarına kadar uygun olmaya çalışan filmi Tutku: Hz.İsa’nın Çilesi’nin etkisizliğine bakınız. Din kuru hakikati ne yapsın?) Lew Wallace’ın romanı 1880’lerde çıktığında çok popüler olmuş, o günden sonra dilden dile, kağıttan perdeye aktarıla aktarıla gelmiş. Uyarlamaları arasında sessiz filmlerin en pahalısı (1925) ve William Wyler’ın üç buçuk saatlik Oscar rekortmeni filmi (1959) yer alır ve epik film deyince (yani destansı demektir), ilk karşınıza çıkanlar onlardır. Her uyarlamanın konusu aşağı yukarı birbirini tutar. Roma işgali Yahudilere çok çektirir, öfkelendirir ve intikam isteklerini uyandırır, ama genç bir marangozun sevgi mesajları sonunda galip geli..]]> Fri, 09 Sep 2016 05:00:33 +0300 Balık hafızasıyla yüzmeye devam https://www.evrensel.net/yazi/77399/balik-hafizasiyla-yuzmeye-devam https://www.evrensel.net/yazi/77399/balik-hafizasiyla-yuzmeye-devam? Kayıp Balık Nemo, 2000’lerin başında çizgi film dünyasının en etkili filmlerinden biri olmuştu. Oğlu Nemo’yu bulmak için okyanusu aşan babanın ve arkadaşı Dori’nin yaşadığı maceralar, karşılaştığı karakterler her yaştan seyirci tarafından beğenilmişti. O yılların Oyuncak Hikayesi, Sevimli Canavarlar gibi başka Disney Pixar filmleriyle birlikte anılır, arkadan gelen animasyonlara örnek oldukları söylenir (Ötekiler yeni bir bakış açısı öneren filmler olduklarının farkındadır aslında, o başka konu). Karmaşık ve bütünlüklü bir dünyanın kurulması ve görsel olarak sergilenmesi, birinci adım, onunla birlikte de hem küçük hem yetişkin izleyicilere hitap edecek katmanlı denen olay örgüsü. Dori, o ilk filmin başından sonuna yer alan eğlenceli karakterdi. Şimdi kendi filmi oldu: Kayıp Balık Dori. Nemo’nun babası Marlin’le ilişkileri, yetişkinler için romantik, çocuklar için dostane yoruma müsaitti herhalde. Hafızası ilk filmde de epey esprinin konusuydu, bu kez bütün filmi esasen balık hafıza..]]> Fri, 02 Sep 2016 04:53:26 +0300 Nimoy'a Turist Ömer selamı https://www.evrensel.net/yazi/77352/nimoya-turist-omer-selami https://www.evrensel.net/yazi/77352/nimoya-turist-omer-selami? Uzay Yolu, TRT’nin tek kanal olduğu dönemde ülkedeki her televizyonda izlenen bir bilim kurgu efsanesi. Kaptan Kirk, Vulcan gezegeninden sivri kulaklı Spock, “Işınla beni” Scotty, Leonard McCoy yani doktor Bones, teğmen Uhura gibi karakterler belki gençlerden ziyade belli bir yaşın üzerindeki seyirci için çok daha tanıdık. Şimdi adı bile Uzay Yolu diye değil, çevrilmeden Star Trek diye kullanılıyor. Atılgan mürettebatının televizyonda başlayan maceraları sinema perdesine de 1979’dan beri aralıklarla yansımıştı. Star Trek Sonsuzluk da, bu yıl 50 yılı devirmeyi kutlayan Uzay Yolu’nun 13’üncü filmi. Tabii Turist Ömer Uzay Yolunda gibi yaratıcı uyarlamalar hariç, üstelik 1973’te henüz orijinal Uzay Yolu sinemaya taşınmamışken. Genç bir kadroyla, 2009’da J.J. Abrams’ın yeniden başladığı serinin üçüncü filmi Star Trek Sonsuzluk. İlki Star Trek, tanıdık karakterlerin alternatif bir gerçeklikteki hikayelerini en başından alıp ekibi yeni kurarken belki serinin en başarılı anlatımlarından birin..]]> Fri, 26 Aug 2016 05:00:23 +0300 Suça karşı suçlular https://www.evrensel.net/yazi/77259/suca-karsi-suclular https://www.evrensel.net/yazi/77259/suca-karsi-suclular? Süper kahramanlar bir süredir yeni huy edindi, yalnız gezmiyorlar. Demir Adam, Kaptan Amerika ve arkadaşlarının Yenilmezler’i birkaç filmdir ortada, en son iç savaş çıkarıp birbirine düştü. Geçenlerde Batman’le Süpermen kavgaya tutuşurken süper kahramanlar gruplar halinde dolanıyordu. Şimdi de, üstün güçleri olan kötülerden oluşturulan bir ekibin maceraları sırada; Suicide Squad, yani intihar mangası. Tabii sinema için yeni olsa da, bunların hepsi 1940’lardan 50’lerden itibaren yayımlanmış çizgi romanların uyarlaması. İki büyük çizgi roman şirketinden DC’nin Suicide Squad: Gerçek Kötüler’ide öyle. Batman ile Süpermen de onların, zaten ekip çoğunlukla onların yakaladığı kötülerden oluşuyor. Bu yılın filmlerinden gerek Batman v. Superman: Adaletin Şafağı, gerek diğer çizgi romancı Marvel’ın Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı, süper kahramanların hukuk kurallarına uyması meselesini tartışıyordu. Sivillere verilen zararı öne çıkaran Amerikan devleti faaliyetleri kontrol altına almaya ça..]]> Fri, 12 Aug 2016 05:00:21 +0300 Kim olduğumu biliyor musun? https://www.evrensel.net/yazi/77209/kim-oldugumu-biliyor-musun https://www.evrensel.net/yazi/77209/kim-oldugumu-biliyor-musun? Son yılların, dizilerle iç içe geçmiş aksiyon/suç filmleri, daha çok mafya filmi adıyla bilinen ortak bir eğilime sahip. Yaygın kahraman tipi, vigilante denen, adaleti kendi eliyle sağlayan eli silahlı kurtarıcılardan oluşuyor. Aşağı yukarı 20 yıldır, Miroğlu’dan, Alemdar’dan vs. beri bu kahraman tipi bir yandan yalnız ve bağımsız görünür, bir yandan da devletle beraber çalışır, emirlere uymadığında dahi: Devlete rağmen devlet içindir. Aslında, eski tipin örneği kalmasa da, o tarihe kadar adalet dağıtan kurtarıcı modeli, devlete, iktidara rağmen yaşar, kendi kişisel meselesine paralel toplumsal bir sorunla da savaşırdı. Eşkıyalık geleneğini dönemin devrimci gençlik karakteriyle birleştiren Yılmaz Güney’de belirgin olarak ortaya çıkan halkçı kabadayı temsili, ’90’lara kadar sürdü. Şener Şen’in Eşkıya’sının manidar intiharı Türkiye sinemasında vigilante karakterler için bu dönemin sonu sayılabilir. Bu çok daha detaylı ele alınabilecek bir konu elbette, ama buradaki özet, kurtarıcının kim..]]> Fri, 05 Aug 2016 04:52:37 +0300 Biliyoruz, tanışmıştık https://www.evrensel.net/yazi/77162/biliyoruz-tanismistik https://www.evrensel.net/yazi/77162/biliyoruz-tanismistik? Adam bilmediği bir yerde uyanır. Kim olduğunu hatırlayamaz. Ama peşinde birileri vardır. Kovalamaca sırasında aksiyon sahneleri için pek yetenekli olduğu ortaya çıkar. Bir yandan kim olduğuna dair bir şeyler öğrenir, bir yandan kötülerden kaçar, bir yandan kötülükleri engeller. CIA’nın gizli operasyonlarda kullanmak için yetiştirdiği bir ajandır Jason Bourne ve hukuksuz karanlık işler çevirmelerine itiraz eder. Masum insanlar ölmesin diye, kendisini öldürmeye çalışanları öldürür. 2002’de bizde Geçmişi Olmayan Adam adıyla gösterilen filmle başlayan Bourne serisi bunun üstüne kurulu. Beşinci film, ne yenilik ne sürpriz içeren basit konusu, bol aksiyonuyla, eski filmlerin zayıf bir benzeri. O kadar ki, Geçmişi Olmayan Adam’dan, geçmişi geleceği çok belli olan adama dönmüş. Bourne Avrupa’nın kuytu köşelerinde çıplak elle dövüşerek hayatını kazanırken, ilk filmden beri onun kaçışına yardım eden Nicky Parsons, İzlanda’da CIA’nın bilgisayarlarına sızıp birtakım bilgilere ulaşır. Bunları Bo..]]> Fri, 29 Jul 2016 04:08:36 +0300 'Bir fikrinizi alırım' https://www.evrensel.net/yazi/77060/bir-fikrinizi-alirim https://www.evrensel.net/yazi/77060/bir-fikrinizi-alirim? Amerikalı Belgesel Yönetmeni Michael Moore, kariyerine yönetici kovalayarak başladı. İlk filmi Roger ve Ben, General Motors’un Moore’un memleketi Flint’teki fabrikasını kapaması üzerine şirketin CEO’su Roger Smith’i yakalamaya çalışması üstüneydi. Benim Cici Silahım’da lisede kurşunlanmış çocuklarla birlikte, Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi’nde krizin vurduğu hayatlara dair, yine patron ve patron temsilcilerinin peşine düşüp sorular sormaya çalışmıştı. Filmlerde daha çok da duymazdan gelen kulaklar, yüzüne kapanan kapılar, elinde megafonla bağırmalar görünmüştü. Son filmi Şimdi Nereyi İşgal Edelim?’de Avrupa ülkelerini gezip onlardan örnek alacak faydalı özellikler öğrenmeye çalışırken, bununla ilgili bir espri yapıyor. İtalyan motosiklet fabrikasının yöneticisine kendisiyle fabrikada buluşan ilk CEO olduğu için teşekkür ediyor. Ama bunun bir sebebi var elbette. Michael Moore’un düşündürücü takipler ve eğlenceli sohbetler içeren filmlerinin, uzun bir aradan sonra çektiği sonuncusu aslınd..]]> Fri, 15 Jul 2016 05:00:15 +0300 Zamanlama manidar https://www.evrensel.net/yazi/76911/zamanlama-manidar https://www.evrensel.net/yazi/76911/zamanlama-manidar? İlk Kurtuluş Günü filminin çekildiği 1996 yılında, bilim kurgunun yükseliş yıllarına damgasına vuran Soğuk Savaş henüz sona ermişti. Biraz gelişen teknolojinin imkan verdiği efektler, biraz Amerikan uygarlığının simgelerinin yıkılma sahnelerinin (Dövüş Kulübü’ndeki gibi 11 Eylül’ü öngören) çarpıcılığı (Yönetmen Emmerich sonraki kıyamet filmlerinde de benzerlerini yapacaktı; Yarından Sonra’nın donmuş Özgürlük Anıtı en meşhuru), özellikle yan karakterler eliyle Soğuk Savaş kasvetinin ardından gelen mizah, filmi dikkat çekici hale getiren unsurlardı. Sonunda ABD’nin bağımsızlık günü olan 4 Temmuz’da Amerikan başkanının sayesinde uzaylıların yenilmesine bağlanıyordu. Amerika eliyle inşa edildiği söylenen tek kutuplu yeni dünya düzeniydi işte bunlar hep. Kör göze parmak politik mesajı, filmleri yorumlarken politikadan bahsetmek istemeyenleri bile mecburen konuşturuyordu. Aradan yirmi yıl geçti, tek kutupluluk -stratejik derinlik misali- bir iddia olarak bile kalmadı dillerde. Kurtuluş Günü..]]> Fri, 24 Jun 2016 04:50:30 +0300 Bin baştan birinin saçını çekmek https://www.evrensel.net/yazi/76865/bin-bastan-birinin-sacini-cekmek https://www.evrensel.net/yazi/76865/bin-bastan-birinin-sacini-cekmek? Şirket (The Corporation) adlı 2003 Kanada yapımı belgesel, kapitalizmin bugünkü işleyişine dair etraflı bir anlatım ortaya koyar. Yasalar karşısında da bir “kişi” olarak kabul edilen şirketin davranışlarını inceler. Sömürüden çalışma koşullarına, çevreye verdiği zarardan demokrasiye, siyasete yaptığı müdahaleye 21. yüzyılda şirketlerin ve kapitalizmin fotoğrafını çeker. Chomsky, Naomi Klein gibi yazarlar, CEO’lar anlatır, şirket denen safi zarar makinesini. Elbette üstüne eklenecek çok şey var, film derli toplu bir özet yapar sadece. Tuvalet süresini bile sınırlamak gibi, kâr hırsıyla alevlenen en yeni marifetlerini her gün yaşamaya ve Evrensel’de okumaya devam ediyoruz. Belgesel aslında bir kitap uyarlaması, Joel Bakan’ın yazdığı, Ayrıntı Yayınları’nın Türkçede yayımladığı. Şirketi, kimseye karşı sorumluluk duymayan hastalıklı bir kişiye benzeterek anlatan bir kitap Şirket. Uruguaylı Yazar Laura Santullo Bin Başlı Canavar’ı bu belgeseli izledikten sonra yazmaya karar verdiğini anla..]]> Fri, 17 Jun 2016 04:51:26 +0300 Hint sinemasının dönüşü https://www.evrensel.net/yazi/76816/hint-sinemasinin-donusu https://www.evrensel.net/yazi/76816/hint-sinemasinin-donusu? Hint sineması eskiden beri bu topraklarda çok izlenir, yıllarca vizyonda kalan Avare’nin rekoru hâlâ dillerdedir. Ama nedense yıllardır Hindistan yapımı filmler pek vizyona sokulmazdı. Vizyona girmediği, DVD’si çıkmadığı halde internetten film izleme sitelerinde en çok izlenenler arasında Hint filmleri epeydir yer almaya başlamıştı. Bu, bir miktar da Hindistan’da yurtdışındaki seyirciye yönelik film üretiminin sistemli hale gelmesinden. Bu yaz ayları için vizyon kapıları Hindistan filmlerine açıldı. Geçen ay Yakışıklı Rocky ile pek başarılı sayılamayacak bir başlangıç yapıldı. Bu seferki örnek Kim Kadın Kim Koca, bol müzikli, bol aşklı, hem gelenek hem kapitalizm içeren bir romantik komedi. En sevdiği yemek kuru fasulye pilav olan sevgililer seyirciyi yakalarsa, kadın ve erkek rolleri üzerine de belki az çok konuşturur. Filmin üstüne kurulu olduğu espri o çünkü. Adamla kadın uçakta tanışırlar. Kia kariyerine düşkün, yükselme hayalleri olan, çalışmaktan başka bir hayat düşünmeyen, “evi..]]> Fri, 10 Jun 2016 05:00:56 +0300 Oyundan sinemaya kitlesel göç https://www.evrensel.net/yazi/76766/oyundan-sinemaya-kitlesel-goc https://www.evrensel.net/yazi/76766/oyundan-sinemaya-kitlesel-goc? Fantastik sinema eskiden beri birbirine ön yargılı farklı türlerin ve halkların, savaş ve barışlarıyla ilgilidir. Çoğu Yüzüklerin Efendisi’nin Orta Dünya’sından esinlenmiş fantastik evrenlerde genelde bütün ülkelerin yaratıkları birleşir, direnir, barışa kavuşur. Ama aradaki sınırı aşıp (mesela Game of Thrones’ta duvar, Warcraft’ta dünyalar arasında büyülü bir kapı) karışan halkların hikayelerinin son zamanlarda artması tesadüf değildir herhalde. Warcraft devamında nereye gider göreceğiz; ilk filmi İki Dünyanın İlk Karşılaşması’nda ise, insanlar ve Orklar birbirlerinin düşmanı olmadığını fark etmeye yaklaşıyor ama tehlike henüz savuşmuyor. Warcraft bir bilgisayar oyunu uyarlaması. Oyun uyarlamaları, hazır bir seyirci kitlesi varmış gibi düşününce avantajlı oluyor ama diğer yandan bu kitle de çoğu örnekte filmi oyunu kadar başarılı bulmuyor. Duncan Jones’nda temellere inip garantici bir yol izlemiş, böylece oyun uyarlaması filmlerin genelde yaşadığı sıkıntıyı aşmış. Oyunu hiç bilmeyen ..]]> Fri, 03 Jun 2016 05:00:19 +0300 Burada ırkçılık olmaz, siyahlar atlet bile olur https://www.evrensel.net/yazi/76713/burada-irkcilik-olmaz-siyahlar-atlet-bile-olur https://www.evrensel.net/yazi/76713/burada-irkcilik-olmaz-siyahlar-atlet-bile-olur? 1936 Berlin Olimpiyatları Naziler tarafından görkemli bir propaganda malzemesi olarak tasarlanmıştı. Malum, o zamanlar Almanya “üniter başkanlık” sistemi ile yönetiliyordu. Birçok ülke tarafından boykot edilen oyunları müthiş bir şölen, başarılı bir organizasyon ve Ari ırkın üstünlüğünün ispatı olarak göstermek istediler. İlk olimpiyat altın madalyasını orada alan Türkiye gibi ABD de katılanlar arasındaydı. Dünya savaşı arifesinde bütün politik gerginliğin içinde, olimpiyatlara damgasını vuran atlet, biri takımla 4 altın madalya sahibi Siyah Atlet Jesse Owens oldu. Olimpiyatlara dair yapılan Alman filmi 1938 tarihini taşır, Leni Riefenstahl’ın Olympia’sı Yunan heykeli anatomisini Ari ırk propagandasına coşkuyla bağlayan, faşist estetiği yücelten önemli bir filmdir. Dünya rekorları kıran, tarihin en iyi koşucularından biri sayılan Amerikalı siyah atlete dair bir film ise, ancak yapılabildi. Orijinal adı ‘Race’, hem ırk hem yarış anlamına gelen bir sözcük, kelime oyununun Türkçede hakkı..]]> Fri, 27 May 2016 05:00:26 +0300 Ne zaman dönecek? https://www.evrensel.net/yazi/76668/ne-zaman-donecek https://www.evrensel.net/yazi/76668/ne-zaman-donecek? Zengin bir ailenin yanında evle ilgilenen Val, kızının rahat davranışlarını dizginlemeye çalışır. Kızı Jéssica “Bir kitap var mı” diye sorar, “Neleri yapıp neleri yapmayacağını yazan?” Val “Sana bunu kimsenin açıklaması gerekmez” der, “Doğuştan bilmen lazım.” Annemle Geçen Yaz, bu açıklanmayan, öğretilmeyen, doğuştan bilinen kurallardan yola çıkan bir film. Yanında çalıştığı patronun yanında nasıl davranacağın (“Onlar nezaketen sorar, sen istemem de.”), nereye ayak basacağın (“Havuza bakma bile”) gibi sınıflar arası ilişkinin belirlediği kurallar, adı konmamış yasaklar, adı konmamış gerginliklere yol açar. Bizim de yakından tanıdığımız, zenginin zengin olduğu için saygıyı hak ettiği varsayımının geleneksel kültürle bir ilgisi var elbet, yani geçmişten gelen ağalık, beylik, kölecilik sistemiyle. Bizdeki bütün dizilerde de (herhalde Brezilya dizilerinde de) olan mutfak sahneleri gibi, muhabbet ne kadar güler yüzlü gibi görünüyorsa, o kadar efendi-köle ilişkisini andırır. Brezilya’da çoğ..]]> Fri, 20 May 2016 05:00:13 +0300 Ana yurdunda, anaya ve yurda rağmen https://www.evrensel.net/yazi/76627/ana-yurdunda-anaya-ve-yurda-ragmen https://www.evrensel.net/yazi/76627/ana-yurdunda-anaya-ve-yurda-ragmen? Aydının Anadolu insanı ile münasebeti, bu topraklarda pek bereketli bir ekindir. Batı ile Doğu kültürünün, modern ile gelenekselin çatışması en azından ilk romanlardan başlayarak sanatın hep konusu oldu. Sinema perdesi en çok aydını taşraya göndermeyi (Bazen de taşrayı ayağına getirmeyi) yansıtmıştır herhalde. Genellikle de eğitimli kibar burjuva kahramanın nasırlı Anadolulu ile tokalaşırken elini incitmesi hissiyle. Son filmi Kış Uykusu da dahil bu kahramanın burnunu kaldırıp kaldırıp sürtmenin ustası olan Nuri Bilge Ceylan, bunu dünyaya açtı. Anadolu’ya gidenin kadın olması, neredeyse en son Çalıkuşu’nun, Vurun Kahpeye’nin konusu olmuştu. ’90’lardan itibaren dünya festivallerini sallayan dalga, yine Ceylan’ın büyük katkılarıyla, hep, fazla fazla erkekti. Ana Yurdu, bu filmlerle yakın benzerlikler taşıyan bir film değil. Memlekete giden genç kadın ve annesi arasındaki geçime özel olarak odaklanıyor. Ama elbette bu anılan filmlerin söyledikleri ve içinde oldukları tartışmaların yüküyl..]]> Fri, 13 May 2016 04:29:05 +0300 Sivil öldürmenin hesabı sorulmaz mı? https://www.evrensel.net/yazi/76579/sivil-oldurmenin-hesabi-sorulmaz-mi https://www.evrensel.net/yazi/76579/sivil-oldurmenin-hesabi-sorulmaz-mi? Dünyayı kurtaran aksiyon filmleri içinde kıymeti en az bilinenlerden biri, Amerikan Gücü: Dünya Polisi (Team America: World Police) adlı animasyon. South Park çizgi dizisinin yaratıcıları tarafından aksiyon klişelerinin parodisi olarak kuklalarla 2004 yılında yapılmış, kimi sahneleri nedeniyle pek yaygınlaşamamıştı. Cihatçı teröristlerin konuşmasından Kuzey Kore efsanelerine Amerikan ön yargılarını da bolca içeren ve South Park’ı bilenlerin malumu olan kültürel aşağılamalardan kaçınmayan film, yine de asıl dalgasını, Amerikan terörle savaş fikriyatıyla geçer. İşte o filmin açılış sahnesinde, Amerikan özel timi Paris’te birkaç cihatçıyı kovalarken bütün şehri baştan aşağı yıkar, “taş üstünde taş” bırakmaz. Amerikan Gücü: Dünya Polisi’nin böyle bir sahneyle yapmak istediği, çok haklı ve bütün dünyaya faydalı olduğu iddiasındaki Amerikan zihniyetinin yıkıcılığına dikkat çekmekti, apaçık. Afganistan ve Irak işgallerinin henüz yeni olduğu, kitle imha silahı gibi Amerikan yalanlarının dolaşı..]]> Fri, 06 May 2016 04:52:21 +0300 Romantik ve absürt https://www.evrensel.net/yazi/76529/romantik-ve-absurt https://www.evrensel.net/yazi/76529/romantik-ve-absurt? Filmin tanıtımı epey yanlış yönlendirici, Yeni Ahit ismiyle gösterilmesi de buna katkı yapıyor. Orijinali en azından yepyeni, tamamen yeni oluşuna vurgu yapıyor. O da öyle anlamaya müsait, bizdeki ismi daha da fazla, doğrudan din hakkında ciddi bir film olduğu izlenimi yaratabilir. Oysa inançlarla ilgili bir film değil Yeni Ahit. Amélie misali çocuksu bir dünyaya dair, minimal, yavaş, müzikal, az hüzünlü, ironik bir kara komedi. Bu dünyada, Tanrı ve ailesi, bir apartman dairesinde yaşar. “Oğlunu herkes tanır” der anlatıcı, yani evin küçük kızı Ea. Tanrı eşine ve çocuklarına kötü davranan bir adamdır. Bilgisayarında tasarladığı dünyada insanlara acı çektirir, saçma kurallar koyar (Reçelli ekmek yere hep reçelli tarafın üstüne düşer, yandaki sıra daha hızlı ilerler...). Ea bir gün daha fazla dayanamayıp annesine ve abisine danışır, bir şeyler yapmak ister. Babasının bilgisayarına girip, bütün insanlara ölüm tarihlerini haber veren mesajlar atar. Böylece Tanrı’nın elindeki gücü aldığını ..]]> Fri, 29 Apr 2016 05:00:46 +0300 Gerçek ana ya da baba https://www.evrensel.net/yazi/76476/gercek-ana-ya-da-baba https://www.evrensel.net/yazi/76476/gercek-ana-ya-da-baba? Yeraltı filminde meşhur bir yemek sahnesi vardır. Ödüllü Ankara Sıkıntısı kitabının yazarı Cevat Pekmezci, Muharrem ve Muharrem’in deyişiyle “yalakalar” bir masada oturmaktadır. Masada edilen bir lafı beğenen Cevat, not almak için kalemini aramaya başlar. Cevat’ın daha önce de başkalarının sözlerini not alıp kitaplarında kullandığını bilen Muharrem, “Sen bir hırsızsın” der. Ama içinden. Bunu herkes bilir, kimse bir şey söylemez. Rivayet odur ki, Muharrem’in Cevat’ı suçlayışı, işte bu filmin çekilme macerasını anlatır. Zeki Demirkubuz, son filmi Kor’u çekmeye aslında daha önce niyet etmiş, filmin basın bülteninde 2007 yılında çekimlere başlandığı ama filmlerin yıkanmadan çöpe atıldığı hatırlatılmış. Bu nedensiz değildir, çünkü hayat bir Zeki Demirkubuz filmi değildir. O zamana kadar Demirkubuz ile iki yakın arkadaş olan, kuşağının önde gelen yönetmenlerinden Nuri Bilge Ceylan, Üç Maymun’u çekmektedir. O film de, Demirkubuz’un çöpe attığı filmi gibi, Yılmaz Güney’in Baba’sının serbest b..]]> Fri, 22 Apr 2016 05:00:06 +0300 Toz Bezi: Temiz bir işçi filmi https://www.evrensel.net/yazi/76428/toz-bezi-temiz-bir-isci-filmi https://www.evrensel.net/yazi/76428/toz-bezi-temiz-bir-isci-filmi? Festival törenlerinde patronlara sık sık mikrofon tutulur, şirketleri destekçi ya da doğrudan düzenleyici olduğundan. Filmler ise daha seyrek olarak en zenginlerin hayatıyla ilgilidir, televizyon dizilerinin aksine. Şehirli orta sınıflar birçok filmde konu edilir, eleştirel bir mesafeyle. Köylüler ve şehirden köye gelenler de pek eksik olmaz. Kahramanların işçiler olduğu filmler ise, epeydir “tek tük” denebilecek miktardaydı ama giderek daha fazlasına rastlamak mümkün oluyor. Bir filmin işçileri ilgilendirmesi için ille de işçi kahramanları olması gerekmez elbette ama doğrudan işçilerin hayatından hikayelerin yeri ayrı. Bu yılki festivalde belki her bölümde işçi karakterlerin olduğu filmler var, ulusal yarışmanın çırak çocukları gibi. Toz Bezi ise, yine yarışmadan bir film, evlere temizliğe giden iki işçi kadının yaşadıklarına odaklanıyor. Nesrin ile Hatun, komşular, yakın arkadaşlar ve meslektaşlar. Kardeş ya da akraba olup olmadıkları kuşkusu arada seyircinin aklına düşüyorsa, o sın..]]> Fri, 15 Apr 2016 05:00:03 +0300 Hatırla: Sözü herkese https://www.evrensel.net/yazi/76419/hatirla-sozu-herkese https://www.evrensel.net/yazi/76419/hatirla-sozu-herkese? Hafıza ve kaybı, sinemada sık konu edilir. Yaşanmış ama unutulmuş olanın yeniden hatıra gelmesi, olaylar dizisinin seyirciye anlatılışını heyecanlı hale getirmeye yardım eder. İnsani ve toplumsal düzeylerde manalı bir semboldür. Zaten hatırlamak da sinemaya dahildir. Atom Egoyan, Ermeni Soykırımı üzerine sözleri ve Ararat gibi “sert” bulunan filmleriyle daha çok tanınan bir yönetmen. 35. İstanbul Film Festivali’nin usta yönetmenlerin son filmlerine ayrılan Yıllara Meydan Okuyanlar bölümünde yer alan filmi, Hatırla. Bu kez 1915’le ilgili değil, sinema perdesinde ondan çok daha fazla işlenen Yahudi Soykırımına dair bir hikaye anlatmış. Yirminci yüzyılın çok sayıdaki karanlık dönemlerinden birine ait, ama başlık, adalet adına, Ermeniler, Yahudiler, Filistinliler, Kürtler, bütün katledilenler adına herkese sesleniyor: Hatırla. Filmin kahramanı Zev, 90 yaşına yaklaşmıştır, diğer karakterlerin çoğu gibi, İkinci Dünya Savaşı’nı, Nazileri ve toplama kamplarına birinci elden tanık olmuştur. E..]]> Thu, 14 Apr 2016 04:30:06 +0300 Çete: Arjantin’in ‘iyi çocuklar’ı https://www.evrensel.net/yazi/76384/cete-arjantinin-iyi-cocuklari https://www.evrensel.net/yazi/76384/cete-arjantinin-iyi-cocuklari? 24 Mart, Arjantin’in 12 Eylül’ü diye bilinir, tabii benzerlikleri kadar farklı yanları da vardır. Mesela orada yüzlerce kişi yargılandı, ceza aldı, 24 Mart Bellek ve Adalet Günü olarak resmi tatil ilan edildi. Bu yıl da bütün ülkede kimi etkinliklerle 40’ıncı yılında Kirli Savaş denen darbe ve antikomünist terör dönemi lanetlendi. Beyaz başörtüleriyle kayıp çocuklarını arayan Plaza del Mayo anneleri, hesap sormanın en bilinen simgelerinden biridir. Tahmini rakamlara göre kaybedilen 30 bin kişinin cenazeleri bulunmaya, sorumluları cezalandırılmaya devam ediyor. Bu kayıplar çoğunlukla kimliği belirsiz kişiler tarafından kaçırılan komünistler, devrimciler, sendikacılar, muhaliflerdi; bazısı sonradan cezaevinde bulunmuş, bazısının kemikleri ailesine verilmiş, bazısının izi bile bulunamamış... Arjantin filmi Çete’de (El Clan) bu dönemde birçok kişiyi kaçıran ve öldüren bir ailenin öyküsü anlatılıyor. Ama Puccio ailesinin cuntadan sonraki, onlar için kimsenin “Tanırım, iyi çocuklardır” d..]]> Sat, 09 Apr 2016 04:51:03 +0300 Midnight Special: 'Zor günler' https://www.evrensel.net/yazi/76378/midnight-special-zor-gunler https://www.evrensel.net/yazi/76378/midnight-special-zor-gunler? Festivallerin başlamak için ille de törenlere ihtiyacı yok elbette. Kırmızı halı, gösterilecek filmlerden klipler, sinemayı ve hayalleri öven konuşmalar, sansüre ve yıkımlara karşı sloganlar gibi dikkati toplayan unsurlar, bu sene olmadı mesela. Çarşamba akşamı, iki salonda, Atlas ve Rexx’te açılış filmi Midnight Special’ın gösterimi yapıldı sadece. Atlas Sinemasında filmden önce, festivale yıllardır emek veren, bu yıl direktörlüğünü üstlenen Kerem Ayan kısa bir konuşma yaptı. “Zor günler” diye kısa bir gönderme yaptı, herkesin bildiği ama konuşmadığı törenin iptal olması gerekçesine. Tören olmasa da filmlerle seyircileri buluşturmaktan vazgeçmediklerini söyledi. Neredeyse dolu, sessiz sakin selamlaşmalara sahne olan, epey buruk salon, alkışladı ve festival bu filmle başladı. On gün “zor günlerden” çalınacak, düşlere tutunulacak, gerçekler kurcalanacak. Midnight Special, Berlin’de ana yarışmada yer alan ABD yapımı gerilim–bilim kurgu kırması bir film. Kahramanı Alton, ne olduğunu tam ..]]> Fri, 08 Apr 2016 05:00:02 +0300 Saraybosna’da Ölüm: Savaş, grev, Avrupa https://www.evrensel.net/yazi/76368/saraybosnada-olum-savas-grev-avrupa https://www.evrensel.net/yazi/76368/saraybosnada-olum-savas-grev-avrupa? Amerikalı yazar Susan Sontag 20’nci yüzyılın Saraybosna suikasti ile başlayıp Saraybosna kuşatması ile bittiğini söylemiş. İlki, 1914’te Avusturya Macaristan veliahtı Franz Ferdinand’ın suikasti, bütün Avrupa’nın savaşa girdiği Dünya Savaşı’nı da başlatan olay sayılmasının yanında, Yugoslavya halklarının bağımsızlığı için de bir dönüm noktasıdır. Yugoslavya’nın dağılması sonucu çıkan, Avrupa’nın ortasındaki kanlı savaşlar ise ortak geçmişin düşmanlıkları ortadan kaldırmadığını ve vahşi katliamların hâlâ önlenemediğini hatırlatır, hatırlandıkça. Saraybosna’da Ölüm, bu iki büyük tarihsel vakayı, Sontag’ı da anarak, bir otelde yaşanan bir günün olaylarının arasına yerleştiriyor. Danis Tanovic’in son filmi, Bernard-Henri Levy’nin tek kişilik oyunu Hotel Europe’ye dayanıyor. Oyun, muhtemelen yazar bir Fransız adamın otelde bir konuşmaya hazırlanması üzerine. Filmde ise, adamın kendi kendine konuşmasının yanı sıra, otelin çatısında 1914’ün yüzüncü yılıyla ilgili televizyon röportajları yapı..]]> Thu, 07 Apr 2016 04:59:56 +0300 Bu hâlâ başlangıç https://www.evrensel.net/yazi/76329/bu-h-l-baslangic https://www.evrensel.net/yazi/76329/bu-h-l-baslangic? Geçen yıl, bu toprakların sinema tarihi yüz yılı tamamladıktan sonra, Ermeni Soykırımı’nı konu alan ilk film çekilmişti. Fatih Akın’ın Kesik’i, 1915’in yüzüncü yılına yetiştirilmek istenen birkaç filmden biriydi ve sadece o yüzüncü yılda gösterime girebildi. Film dünyanın farklı kıtalarını dolaşarak kızlarını arayan bir babanın hikayesini anlatıyordu. Eksikleri bulunmuş, izleyenlere biraz kuru kuru gelmişti. Ama bir ilk filmdi, hem de Karadenizli bir ailenin Almanya’da büyümüş çocuğunun ellerinden. Yüz yıldır hesaplaşılamamış meselenin filmi değerlendirirken de patlamaması olanaksızdı, o yüzden estetik bir tartışmanın konusu olmaktan çok, ezberler ve ön yargılar dile getirildi. Filmin Ermeni kahramanlarını ölüme mahkum edenlerin Osmanlı devletinin, ordusunun yöneticileri olması kimi kesimlerde rahatsızlık yarattı. Türklerin kötü adam olmadığı bu yeni film, Yitik Kuşlar, bu eleştirilerden kurtulur belki. Kültür Bakanlığının desteğiyle çekilen film, ailelerini parçalayan, köylerini insa..]]> Fri, 01 Apr 2016 05:00:45 +0300 Masum olmayan kahramanlar https://www.evrensel.net/yazi/76279/masum-olmayan-kahramanlar https://www.evrensel.net/yazi/76279/masum-olmayan-kahramanlar? Kahramanlık müessesesi bir süredir eskisi kadar kolay çözüm üretemiyor, malum. Artık teker teker gelmiyorlar. Rakip çizgi roman ve yapım şirketi Marvel’ın ekibi, Yenilmezler adıyla birkaç filmdir bir arada dolaşıyor, Demir Adam, Kaptan Amerika, Thor, Hulk birbirlerinin filmlerine girip çıkıyor. DC çizgi romanın Batman ile Superman’i ilk kez bir filmde bir araya gelerek, aynı şirketin diğer kahramanlarıyla oluşturdukları Adalet Birliğinin sinema perdesine transferini müjdeliyor. Batman, Superman, Wonder Woman’ın ilerleyen filmlerde Aquaman, Cyborg, Flash’ı da yanlarına alıp ekibi toplayacağı şimdiden duyuruldu, Ben Affleck’in Batman’ine üç film daha çekme planı da cabası. Yan yana gelmek yetmiyor, birbirlerine de giriyorlar ki tam olsun. Mayısta Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı filmi, Marvel içi kavgayı konu alacak, Kaptan Amerika ile Demir Adam etrafında kümelenen kahramanları karşı karşıya getirecek. Burada da Batman’la Superman birbirini çekemiyor. Yarasa Adam’ın yer aldığı son ..]]> Fri, 25 Mar 2016 05:00:32 +0300 Ne kadar uzak? https://www.evrensel.net/yazi/76229/ne-kadar-uzak https://www.evrensel.net/yazi/76229/ne-kadar-uzak? Yardım ekibi, terk edilmiş bir eve varır. İpe ihtiyaçları vardır ve burada bulabilecekleri söylenmiştir. Evin damı havaya uçurulmuştur. Deneyimli olan, komşular tarafından yapıldığını tahmin eder. Evden gidenler savaş bitince dönmesin diye. Savaştan önce farklı dinlerden, milletlerden insanların evlenmesinin, bir arada yaşamanın normal olduğunu anlatır. Şimdi, komşular birbirine düşmandır. Mükemmel Bir Gün, ’90’ların ortasında eski Yugoslavya topraklarında geçen bir film. Buraya çok mu uzak? Diyarbakır-İstanbul arası kadar değil, aslında Ankara ile Konya kadar bile değil. Ama her gün tanıdıkları tanımadıkları birilerinin ölmesine belki de “alışmış” insanlar onlar. İçecek suya ulaşmaları kolay değil, kirletilmiş kuyular, tankerle su satan simsarlar... Yine de mümkün. Bölgede Birleşmiş Milletler askerleri, yardım görevlileri var, hukuk tam işlemese de insanlar hepten ölüme terk edilmiş değiller. Filmde anlatılan düşmanlık ve yıkım bir yandan “böyle olmasın” dedirtiyor, bir yandan da içe..]]> Fri, 18 Mar 2016 05:00:51 +0300 Yandaşlık değil, B şıkkı https://www.evrensel.net/yazi/76181/yandaslik-degil-b-sikki https://www.evrensel.net/yazi/76181/yandaslik-degil-b-sikki? Serinin son romanını iki filme bölerek sinemaya uyarlamak Harry Potter ile başlamıştı, ergen edebiyatı uyarlamaları Alacakaranlık ve Açlık Oyunları ile sürdü. Uyumsuz serisi de yine genç yetişkin diye adlandırılan okur kitlesi için bir distopik bilim kurgu. Manidar isimli Yandaş, serinin üçüncü filmi, ikiye bölünmüş kitabın ilk bölümü. Bu sebepten sonu olmayan filmlerden. Uyumsuz’un kurduğu dünya, öncesi bilinmeyen bir savaşın sonrasına ait bir dünya. Chicago şehrinde, barışı korumak gerekçesiyle katı kurallarla hiziplere bölünmüş (“grup” diye çevrilmiş) militarist bir toplum inşa edilmiş. Teknolojisi bizden geri bu gelecekteki toplumun bölünüşü, karakter özelliklerine göre düzenlenmiş. Belli yaşa gelen herkes, Bilgelik, Dürüstlük, Dostluk, Cesurluk ve Fedakarlık gruplarından birini seçiyormuş (yüzde 95, ailelerinin gruplarında kalarak). Birbiriyle pek iyi geçinmeyen, sınırlarla ayrılmış gruplar, kendi özellikleri dışındaki yanları da gelişmemiş insanlardan oluşuyormuş. Seçmeden önce h..]]> Fri, 11 Mar 2016 04:53:20 +0300 Bir başka İç Anadolu havası https://www.evrensel.net/yazi/76129/bir-baska-ic-anadolu-havasi https://www.evrensel.net/yazi/76129/bir-baska-ic-anadolu-havasi? Son birkaç yılda Trabzon’dan Adana’ya, Aydın’dan Kastamonu’ya şehir komedilerinin, ya da bölgesine dikkat çeken yöresel komedi örneklerine sıkça rastlar olduk. Bunlar kısmen yerel ve özgün esprilerle ilerledi, çoğunlukla memleketine düşkün hazır bir seyirci kitlesini hedefleyen ticari girişimler oldu. Örneğin Karadeniz ve Ege komedilerinde fıkra klişeleri ve tekrarlar daha ağır bastı. 2000’lerin başında Kürt komedisi Yılmaz Erdoğan’ın Vizontele’si ile bir atak yapmıştı, daha sonra cepten yemeye başladı. Son yıllarda yöresel komediye taze kan, İç Anadolu’dan geldi. Sivas’ta geçen Düğün Dernek’in kırdığı gişe rekoru bunun seyircide bir karşılığı olduğunu da gösteriyor. Ankara havası, Ankara polisiyesi derken başkent merkezli iç Anadolu kültürünün yükselişi daha detaylı analizleri hak ediyor, ama bu yazı bir film vesilesiyle komedi filmlerine dair birkaç sözle sınırlı kalacak. Kaçma Birader’in hikayesi, Yozgat’ta başlıyor. Muammer (Zafer Algöz) belediye otobüsü şoförüdür ve zor ailesin..]]> Fri, 04 Mar 2016 04:52:45 +0300 Manidar hile https://www.evrensel.net/yazi/76073/manidar-hile https://www.evrensel.net/yazi/76073/manidar-hile? Hollywood’da, bir zamanların yıldız oyuncularının karizmasını kırpıp kırpıp yeni filmlere katmak gibi bir gelenek var. Biraz gerilim, biraz gizem, bazen komedi, ama her zaman kibir, çok bilmişlik, afralar, tafralar, erkeklik halleri... Konu ya da başka unsurlar kahramanın havası kadar önemli değildir yani. Böyle filmler, yarım asırlık sinema kariyerlerinin üstüne yeni başarılı performanslar eklemek için değil, herhalde buna gerek olmadığı varsayılarak, cepten yemeye yönelir. Zaten bilinen, sevilen, hafızalarda kalan oyunculukları görmesek de, ah o bakışlar, o duruşlar, birkaç tumturaklı laf özdeşleşmeyi sağlamaya yeter nasıl olsa. Hesaplaşma, böyle kolay bir yolla seyirci çekmeyi deneyen bir film. Zayıf denebilecek bir konusu var, biraz fazla yapay bir gerilimin peşinde. Atmosferi baştan sona gergin, özellikle dramatik müzik, karanlık görüntü, çatık kaşlı oyunculuklarla kurulan. Ne yerlerde sürünüyor, ne dikkat çekici bir numarası var. Konusunu anlatmak bazen filmleri olduğunda..]]> Fri, 26 Feb 2016 04:52:16 +0300 Ne istese satar mı? https://www.evrensel.net/yazi/76019/ne-istese-satar-mi https://www.evrensel.net/yazi/76019/ne-istese-satar-mi? Satıcı ve pazarlamacı kahramanlar, özellikle komedi filmlerinde sıkça yer bulur. İnsanlarla ilişki kurma, ikna etme, allayıp pullama gibi özelliklerle satıcılığın komedide işlemesine aşinayız. Neşeli Günler’deki Ziya’nın kahvede “En iyi jilet budur” diye başlayan meşhur sahnesi ilk akla gelen, ve hâlâ da en iyisidir. Onun dışında özellikle Cem Yılmaz karakterleri öyledir. G.O.R.A. ve A.R.O.G.’daki Arif, esnaflığın simgesi gibi Kapalıçarşı’da halıcıdır, Pek Yakında’nın Zafer’i korsan DVD, Alibaba ve 7 Cüceler’in Şenay’ı bahçe cücesi satıcısıdır. Şahan Gökbakar’ın televizyon programında pazarlamacı ve esnaf tipleri zaman zaman yer alırdı. Recep İvedik ise işsiz ve lümpendir, kolayca iş, ortam, kişilik değiştirebilir; bazen düşünceli, genellikle saldırgan ve kaba olur; en önemlisi kimseye karşı sorumluluk taşımaz. Ama uyanıktır, kurnazdır, ne istese satarmış gibi bir rahatlık hep vardır. Togan Gökbakar’ın yönettiği, Şahan Gökbakar’ın oynadığı, senaryoyu iki kardeşin yazdığı son film, (4 ..]]> Fri, 19 Feb 2016 05:00:20 +0300 En apolitik süper kahraman parodisi https://www.evrensel.net/yazi/75966/en-apolitik-super-kahraman-parodisi https://www.evrensel.net/yazi/75966/en-apolitik-super-kahraman-parodisi? Çizgi romandan sinemaya süper kahramanlar dünyayı sık sık kurtarır. Amerikan menşeli süper kahramanlık müessesesi de, memleketinin emperyalizmine sık sık denk düşen bir seyir izler. Dünyaya demokrasi getirme iddiasındaki gibi Amerikan öz güveni de, bunun rezil, saldırgan, başarısız uygulamaları ve sonuçları da süper kahramanlara yansır. Süper kahraman parodileri, bu yüzden son yıllarda giderek artan bir eğilim haline geldi, bir yandan da Kaptan Amerika gibi doğrudan propaganda anlamı taşıyan filmlerin çoğalmasına paralel. Süper kahramanlara yaptıkları işi sorgulatmak, Nolan’ın Kara Şövalye serisi gibi ciddi filmlerde de, Will Smith’li Hancock gibi komedilerde de görülen bir özellik. Kendiyle dalga geçmeyen süper kahraman kalmadı gibi, kimi Iron Man gibi fazlasıyla laubali. Geçen yıldan Galaksinin Koruyucuları kendini ciddiye almamasıyla çok sevilmişti. Yine Ryan Reynolds’un başrolünde olduğu Yeşil Fener, biraz bunun olmamışı gibiydi. Bu liste uzar gider de, kısaca, dünyayı kurtaran süp..]]> Fri, 12 Feb 2016 05:00:32 +0300 Güçlü aşk, güçlü film https://www.evrensel.net/yazi/75919/guclu-ask-guclu-film https://www.evrensel.net/yazi/75919/guclu-ask-guclu-film? Yakınlarda yapılmış bir araştırma, romantik komedi filmlerinin sapıkça takip gibi arızalı aşık davranışlarını ayırt etmeyi zorlaştırdığını ortaya koymuş. Filmlerde ayrıldığı sevgilisinin, hatta otobüste görüp beğendiği kadının peşinden ısrarla gidip “fikrini değiştirmek” ne kadar romantikse, günlük taciz, saldırı, “ayrılmak istediği eşini” öldürmek o kadar gerçek çünkü. Böyle bir hikayeyle alakası yok Carol’un, ama gerçeğe dair bir film. Ve bu onu daha az romantik yapmıyor. Gerilim romanlarıyla bilinen Amerikalı Yazar Patricia Highsmith’in (önce başka bir isimle yayımladığı) çok satan romanı, iki farklı sınıftan kadının 1950’lerin New Yorku’ndaki aşkını konu alır. Karakterlerin erkeksi lezbiyen kalıbına uymaması ve beklenmedik finali, daha doğrusu LGBTİ yazınında alışılmış olan zorunlu ayrılık ya da ölümlü melodramatik finalden farklı sonu, romanı özel kılan bazı yanları. Filmin Yönetmeni Todd Haynes, en çok Cennetten Çok Uzakta (Far From Heaven, 2002) gibi bir dram ve Beni Orada Aram..]]> Fri, 05 Feb 2016 05:00:00 +0300 Suç, güç ve gerçek https://www.evrensel.net/yazi/75866/suc-guc-ve-gercek https://www.evrensel.net/yazi/75866/suc-guc-ve-gercek? Muhabirler, papazların taciz ve tecavüzüne uğrayan çocuklarla ilgili haber yapmaya çalışırlar. Sordukları herkesten, özellikle kilise tayfasından, aldıkları cevaplar konuyla ilgisizdir: “Bunlar çok faydalı adamlar.” “Sizin patron Yahudi mi?” “Tecavüz ediyor ama çalışıyorlar.” (Olaylar “Paraleller yaptı” lafının icat edilmediği bir ülkede geçer.) Nihayetinde çocuklara sistemli olarak tecavüz edildiği, koca koca din adamlarının da olan biteni savunduğu, meşrulaştırmaya çalıştığı, örtbas ettiği ortaya çıkar. Bunu haber yapmak orada da kolay değildir, ama suçun haber yapan da değil, dini tecavüze alet eden de olduğu bilinir. Oscar’ın güçlü adaylarından Spotlight’ın konusu bu. Yine geçen yılın ödüllü filmlerinden, Şili yapımı bir tanesi de aynı konunun peşindeydi. Gözlerden uzak bir sahil kasabasında, kiliseye ait bir evde, suç işleyen papazlar yaşar. Son gelen, bir çocuk tacizcisidir. Bizde The Club adıyla gösterilen (orijinal adıyla El Club) film, kulüp, şirket, şebeke, teşkilat, çete, n..]]> Fri, 29 Jan 2016 05:00:45 +0300 Beyaz Oscar’ın Diriliş’i https://www.evrensel.net/yazi/75811/beyaz-oscarin-dirilisi https://www.evrensel.net/yazi/75811/beyaz-oscarin-dirilisi? Amerikan sinemasının meşhur ödülleri Oscarların dağıtılması yaklaşırken, yönetmen Spike Lee’nin “Oscar çok beyaz” çıkışıyla bir tartışma başladı. İki yıldır bütün oyunculuk ödülü adaylarının beyazlardan oluşması nedeniyle Oscar’ı boykot edeceğini açıklayan Lee’nin ardından, bu etiketle birçok paylaşım yapıldı ve özellikle siyah oyuncu ve sinemacılardan boykota destek geldi. Mesele Oscar adaylarının ve ödüllerinin belirlenmesinden çok, yapılan film üretimiyle ilgiliydi aslında, Oscar sadece bunun görünür yüzüydü. Birkaç yıldır, siyah kahramanların hikayelerini anlatan, ırkçılık karşıtı filmler Oscarlarda öne çıkar olmuştu. Obama’nın ilk dönemine özgü bir rahatlamanın ürünleriydi bunlar. 12 Yıllık Esaret gibi ödül alan filmlerde de beyazlar kurtarıcıydı zaten. Şimdi yapılan itiraz, siyahların görünür olduğu bu mevziden geri adım atmamak niyetinden kaynaklanıyor. Oysa Hollywood sineması, ne kadar liberal, özgürlükçü, demokrat çıkışları olsa da, ırkçılığıyla bilinir. Bu yıl, en çok dal..]]> Fri, 22 Jan 2016 04:51:30 +0300 'O zaman saygın yasalar yapsınlar' https://www.evrensel.net/yazi/75755/o-zaman-saygin-yasalar-yapsinlar https://www.evrensel.net/yazi/75755/o-zaman-saygin-yasalar-yapsinlar? Geçen yüzyılın başındaki kadın hareketinin İngiltere’deki en önemli talebi, erkeklerle eşit haklara sahip olmaktır, eşit işe eşit ücret, çocukların velayeti ve eşitliğin simgesi, oy hakkı. Kadınlar cam kırma ve bombalama dahil kimi eylemlerinden dolayı hükümet ve medya tarafından fena halde kriminalize edilmiştir. Zaten onları aşağılayanlar bir de verdikleri mücadele nedeniyle demediklerini bırakmamaktadır. Süfrajet, yani oy hakkı mücadelesinin önderlerinden Emmeline Pankhurst’ü balkondan binlerce kadına seslenirken görürüz. Pankhurst, hareketlerinin yasalara uymamakla suçlanmasına değinir: “Biz yasaları çiğneyen değil, yasaları yapanlardan olmak istiyoruz.” Başka bir yerde mücadeleci kadınlardan birinden de şöyle bir replik duyarız: “Yasalara saygı duymamı mı istiyorlar, o zaman saygın yasalar yapsınlar.” Şimdi, aradan yüzyıl gibi kısa bir süre geçtikten sonra dahi (Birçok ülke için daha da kısa, mesela İsviçre için elli yıldan bile az) kadınların ve erkeklerin eşit şekilde oy hakkın..]]> Fri, 15 Jan 2016 05:00:07 +0300 'Ne farkımız kalır?' https://www.evrensel.net/yazi/75706/ne-farkimiz-kalir https://www.evrensel.net/yazi/75706/ne-farkimiz-kalir? Gazetelerin ekonomi sayfaları, televizyondaki ekonomi kanalları, herkesi ilgilendiren bir konunun nasıl kimsenin anlamayacağı şekilde konuşulabileceği üstüne uzmanlaşmıştır. Mali ilişkileri karmaşıklaştıranların, bunun dilini daha da karmaşık hale getirmekten bir muradı var elbette: Maksat emekçiler anlamasın, anlamadan kaybetsin. Son yıllarda örneklerini gördüğümüz krize dair filmler, terim bombardımanıyla bir miktar kafa karıştırıp, seyircinin anlayacağı dilden ahlaki mesajlarla nihayete eriyor. Sonu ise biraz sınıfsal katarsise varıyor: kötü patronlar, alçak bankacılar, vicdansız borsacılar falan. Büyük Açık, 2008’deki krizi ve ABD’de patlayan mortgage balonunu konu alan bir film. Adeta, matrak bir ekonomi hocasının dersi misali konuyu eğlenceli hale getirmeye çalışıyor. Sempatik kahramanları, mizahi anlatıcısı var. Yabancılaştırma numaralarıyla da zaman zaman bir Michael Moore belgeselini andırıyor. Mali piyasaya dair filmlerin başka türlü yapılabileceğini de gösteriyor böylece. F..]]> Fri, 08 Jan 2016 05:00:35 +0300 ‘Bilmiyordum’ https://www.evrensel.net/yazi/75653/bilmiyordum https://www.evrensel.net/yazi/75653/bilmiyordum? Geride kalan yıl için, adet olduğu üzere en iyi film listeleri yapıldı. Yılın gözden kaçmaması gereken filmi, bu vesileyle hatırlamakta yarar var. Vizyonda olmasa da filme ulaşmanın yolları bulunabilir. Sessizliğin Bakışı, Endonezya’daki büyük katliamı anlatan Öldürme Eylemi’nin devamı. Çarpıcı, düşündürücü, can yakıcı ve can yakıcı derecede yakın. Babacığının yanında oturan yetişkin kadın, okuldayken yaşadıklarını anlatıyor. “Baban çok komünist öldürmüş” dediklerinde gurur duyarmış, öyle söylüyor. “Babam buralarda ünlüdür” diyor mahcup bir gülümsemeyle, “İnsanlar ona saygı duyarlar”. Herif, o sırada başlıyor anlatmaya: bir Çinli kadının kafasını kesmiş, bir Çin lokantasına götürmüş, oradaki bütün Çinliler korkmuş. Gülerek taklitlerini yapıyor. Eve gelen gözlükçü, Adi, bir yandan yaşlıların gözlerine uygun camları seçerken, bir yandan 65-66 katliamını yaşayanlara (yaşatanlara!) sorular soruyor. Adi çok sakin, “Bir kadın kafasıydı öyle mi?” diyor, “Korkutmak için getirdin?” Herif so..]]> Fri, 01 Jan 2016 04:51:52 +0300 'Elektrik almak' ya da insanlıktan çıkmak https://www.evrensel.net/yazi/75606/elektrik-almak-ya-da-insanliktan-cikmak https://www.evrensel.net/yazi/75606/elektrik-almak-ya-da-insanliktan-cikmak? Salon, yalnız ve bekar insanlarla doludur. Kürsüye sırayla çağırılanlar, kendilerini tanıtır. Onlar da bir süre önce eşlerinden ayrılmışlardır. Kimi topal olduğunu belirtir, kimi miyop olduğunu. İkili görüşmelerde de böyle benzerlikler yakalanmaya çalışılır. “Benim de burnum kanıyor”, “ikisi de sosyal bilimler mezunu” gibi. Amaç kısa sürede uyumlu bir eş bulmak ve onunla otelden ayrılıp şehirde yaşamaya başlamaktır. Bulamayanlar, ameliyatla bir hayvana dönüştürülür. Esra Erol’la İzdivaç programının Cadılar Bayramı özel bölümü değil, Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’un filmi The Lobster. Yani ıstakoz. İsim, filmin kahramanının, bir eş bulamazsa dönüşmek istediği hayvandan geliyor. “Çünkü ıstakozlar yüz yıldan fazla yaşar, aristokratlar gibi mavi kan taşır ve hayatları boyunca doğurgan kalır.” Bir de, David denizi çok sever. Kara mizahı, fanteziyi ve gerilimi birleştiren film, aslında yönetmenin dünyaca tanınmasını sağlayan çarpıcı filmi Köpek Dişi’nden beri izlediği çizginin bir devamı...]]> Fri, 25 Dec 2015 05:00:34 +0300 Alışveriş bitmeden uyanmayacakmış https://www.evrensel.net/yazi/75546/alisveris-bitmeden-uyanmayacakmis https://www.evrensel.net/yazi/75546/alisveris-bitmeden-uyanmayacakmis? Yıldız Savaşları’nın yeni filminin belki tüm zamanların en merakla beklenen filmlerinden biri olması anlaşılır elbette. Sinema hayal gücünün duyulur bir ifadesiyse, o bunun en süzülmüş örneklerindendir. Sinema tarihini etkilemiş, yorumlanmaya doyulamamış, hayranları tarafından abartılı bir sevgiyle kucaklanmış bir film serisinin yedinci filmi haliyle merak uyandırır. Star Wars: Güç Uyanıyor’un farkı, herkesin filmin sürprizini duymamak ama hep onun hakkında konuşmak istediği bir evreni başarıyla yaratması oldu. Bunun aslında, Yıldız Savaşları’nın devasa ticaretinin bir parçası olmadığını düşünmek, kendini kandırmak olur. Artı değerle ters orantılı olan ise, Yıldız Savaşları’na ruhunu veren, konuşmaya değerliği. Balonun aksine, Yıldız Savaşları Bölüm VII’nin en iddiasız yanı, sürprizi, birkaç bakımdan. Hâlâ anlaşılmadıysa: Bu yazı sürpriz saklamaca oyununu oynamayacak. Bölüm VI, İmparatorluğun yenilmesi, Luke Skywalker’ın karanlık tarafa geçmiş babası Darth Vader’ı yakmasıyla mutlu s..]]> Fri, 18 Dec 2015 04:51:35 +0300 Soykırıma ağıt https://www.evrensel.net/yazi/75495/soykirima-agit https://www.evrensel.net/yazi/75495/soykirima-agit? Son yılların en heyecan yaratan ilk filmleri arasında hâlâ yer alan Sonbahar, cezaevinden sağlık sebebiyle bırakılan kahramanını takip eder. Ölüm orucunda bedeni hırpalanmış Yusuf, son günlerini uçsuz bucaksız Karadeniz doğasını izleyerek geçirir, seyirci de devrimci ve yalnız kahramanının ölümünü, her dökülen yaprakta duyar. Yusuf’un yolu, Gürcistan’dan gelip “nataşalık” yapan Eka ile kesişince, devrimcileri F Tipi’ne mahkum eden saldırı ve katliamdan Sovyetler’in dağılmasına bir hat çizilir. Film, “Her daim düşleri peşinde koşan sabırsızlık zamanının güzel çocuklarına” selam göndererek sona erer. Sonbahar’ı tanımlarken en çok yapılan benzetme “ağıt”tır o günden beri, ’90’larda kaybeden tarafta dövüşenlere saygı duyan ve onları pamuklara sararak mezara gönderen bir ağıt. Sabırsızlık tartışmaya açık olsa da, yenilgi gerçekti ve Sonbahar seyirciye hakiki ve estetik bir hüznü yaşama fırsatı vermişti. Karadeniz’in dalgaları ve sisli manzaraları Yusuf’un yerine konuşmuş, her izleyen ke..]]> Fri, 11 Dec 2015 04:51:01 +0300 Burada mı kalmıştık? https://www.evrensel.net/yazi/75437/burada-mi-kalmistik https://www.evrensel.net/yazi/75437/burada-mi-kalmistik? “Bir memleket gibidir gemi. Her şey düzenli ve kontrol altında olmalıdır. Kaidelere uyulmalıdır, kanunlara, nizamlara...” 1998 yapımı Gemide filmi, Kaptan’ın bu repliğiyle başlar. Çürütülünce festivalin adından atılan Altın Portakal da dahil bolca ödül almış, tartışılmış, etkili olmuş film, Laleli’de demirli bir kum kosterinde geçer. Kaptan’ın özetiyle, cinayet, hırsızlık, tecavüz, içicilik ve bolca erkek muhabbeti içeren, memlekete, İstanbul’a, erkekliğe dair özel bir filmdir Gemide. Birbirinin arkasından iş çeviren kahramanlarıyla kurduğu evreni, farklı derinliklerde okumalara açıklığı, veciz (ve küfürbaz) özgün diyalogları, esrar muhabbeti, sembolik ve bir o kadar gerçekçi anlatımıyla çok seyircinin gönlünde yer etmiştir. Yönetmeni Serdar Akar’ın Kurtlar Vadisi ve Behzat Ç. ile yola devam etmesi, Senaristi Önder Çakar’ın Yeni Sinemacılar’la yıllarca çalıştıktan sonra Kobanê direnişine katılıp Rojava Film Komününün kuruluşuna önayak olmasıyla da “memleket gibi”liği hâlâ eksik olmaz. ..]]> Fri, 04 Dec 2015 05:00:23 +0300 Bir faydası olur mu? https://www.evrensel.net/yazi/75385/bir-faydasi-olur-mu https://www.evrensel.net/yazi/75385/bir-faydasi-olur-mu? Ufak tefek sakin bir adam, Sovyet casusluğundan yakalanmıştır. Uyduruk bir yargılama yapılır, zaten önceden verilmiş karar açıklanır: İdam. Avukatın mahkeme boyunca yaptığı adil yargılamanın, hukukun, eşitliğin en önemli Amerikan değerleri olduğuna dair nutukları da işe yaramamıştır. Orada, casus, ona çocukluğundan bir hikaye anlatır. Babasının ona “Bu adamı izle” dediği bir arkadaşı vardır. “İzliyordum ama hiç özel bir şey yapmıyordu. Bir gün askerler evimizi bastı. Babamı dövdüler, annemi dövdüler, babamın arkadaşını da dövdüler. Her vurduklarında yeniden ayağa kalkıyordu. Bu yüzden dövmeyi bırakıp yaşamasına izin verdiler.” Adama taktıkları ismi söyler, “Stoykiy mujik”. Çevirisi, o Cüneyt Arkın filmi gibidir aşağı yukarı: Yıkılmayan Adam. Bu avukat da hukuktan, adaletten söz ettikçe Amerikan yargı sisteminden dayak üstüne dayak yer. İdama mahkum edilen müvekkilinin ettiği moral sözleri, giderek avukat başkarakteri tarif eden bir anekdota dönüşecektir. Senaryoda imzası olan Coen Kar..]]> Fri, 27 Nov 2015 05:00:49 +0300 Cem Yılmaz’a bunu da yaptılar https://www.evrensel.net/yazi/75282/cem-yilmaza-bunu-da-yaptilar https://www.evrensel.net/yazi/75282/cem-yilmaza-bunu-da-yaptilar? Filmin basın gösterimi, onlarca kameranın gözetiminde yapıldı. Bir Cem Yılmaz filmiydi, üstelik, magazin diliyle “ünlü komedyen”in kendisi de gelip bir basın toplantısı yapacaktı. Magazin muhabirleri, mikrofonu sinema yazarlarına, kültür muhabirlerine bırakacak değildi. İzzet Altınmeşe ile dalga geçilmesi hoşlarına gitmişti, “İzzet abi o şakayı yapabilmemize yardımcı oldu” cevabını alınca umdukları gerginliği bulamadılar. “Orada niye öyle oldu” gibisinden filmin konusuyla ilgili soru sorulunca, Cem Yılmaz duruma el koymaya karar verdi. Tanıdığı bir televizyoncuya söz verdi, “Sizi televizyonda göremiyoruz” diye pas vererek. Mikrofonu alan televizyoncu “Benim program yapabileceğim bir mecra kalmadı” diye gördü bunu. Cem Yılmaz da devamını getirdi, “Bu gidişle bizim film yapabileceğimiz bir ortam da kalmayacak.” Yıllarını mesaj kaygısıyla dalga geçmeye adamış Karikatürist, Komedyen, Sinema İnsanı Cem Yılmaz’a bunu da yaptılar: ona bile göstere göstere siyasi mesajlar vermek dışında bi..]]> Fri, 13 Nov 2015 04:52:21 +0300 Seçim kazandıran yalan https://www.evrensel.net/yazi/75237/secim-kazandiran-yalan https://www.evrensel.net/yazi/75237/secim-kazandiran-yalan? Hikaye şöyle: Seçim yakın ve durum epey kritik görünüyor. Mevcut başkan yine aday ve başkan adaylarının askerlik dönemleri de seçimin gündemine dahil. Çok izlenen bir televizyon programcısı, başkanın askerlikten yırtmak için torpil yaptırdığına dair bir haber yapıyor. Haberde onca belge ve tanıklık var, ama belgelerden birinin sahte olduğu iddia edilince, haberin içeriğini kimse konuşmaz oluyor. Bir anda oklar haberciye dönüyor ve gerçekliğinden emin olunmayan bir delille haber yaptığı için ifade vermeye zorlanıyor. Sonunda, beş kişilik ekibiyle birlikte işinden oluyor, başkan ise yeniden seçiliyor. Tarih 2004, yer ABD, haberin hiç dokunmadığı başkan da, Irak işgalinin patronu, Teksaslı petrol zenginlerinin gözbebeği W. Bush. Gizli Dosya, ya da orijinal adıyla Gerçek (Truth) Ünlü Sunucu Dan Rather (Robert Redford) ile Başarılı Yapımcı Mary Mapes’in (Cate Blanchett) kariyerlerinin bu haber dolayısıyla sona erişini konu alıyor. Mapes’in kendi anılarını yazdığı kitaptan, James Vanderbilt..]]> Fri, 06 Nov 2015 05:00:07 +0300 Deyişle çiftetelli https://www.evrensel.net/yazi/75145/deyisle-ciftetelli https://www.evrensel.net/yazi/75145/deyisle-ciftetelli? Okulun son gününde, gençlerin, çocukların çoğu mutlu, kimisi vedalaşırken hüzünlüdür. Beş kızkardeş bir araya toplanır. Hava güzel olduğu için yürümeye karar verirler. “Kızlı erkekli” bir grup deniz kenarına gelir ve oynamaya başlar. Okul üniformalarıyla suya girer, ıslak elbiseleriyle sahilde uzanır, birbirlerinin omzuna çıkarak deve güreşi yaparlar. Güneş çok güzel vurmaktadır, gençlerin keyfi pek yerindedir. Güle oynaya eve gelir, kapının önünde kahkahalarla yere yığılırlar. Derken büyükanne gelir, amca gelir, kızlar eve kilitlenir. Ana babaları ölmüş olan beş kızkardeşin bir an önce evlendirilmesine karar verilir. En büyüklerden başlanır. Yer Kastamonu, film de Fransa’nın Oscar adayı Mustang. Bu iki bilgiyi de akılda tutmadan filmin bu açılış sahnesine dahi anlam vermek zor olabilir. Çünkü bir grup ergenin masumca cinselliği keşfettiği bir Fransız gençlik filmi gibi başlayıp, bizim buraların muhafazakarlığının modası geçmeyen uygulamalarından bir eve hapsetme hikayesi olarak devam..]]> Fri, 23 Oct 2015 05:00:12 +0300 Hayaller Sartre, hayatlar 'Ben!', 'Ben!', 'Ben!' https://www.evrensel.net/yazi/75005/hayaller-sartre-hayatlar-ben-ben-ben https://www.evrensel.net/yazi/75005/hayaller-sartre-hayatlar-ben-ben-ben? Jean Paul Sartre’ın ilk romanının adı bu; Bulantı. 1938’de yayımlanmıştır, varoluşçu felsefenin önemli kitaplarından biri sayılır. Dünyadan tiksinen bir adamın güncesi şeklinde yazılmıştır. Daha önce Dostoyevski’den ve Camus’den sinemaya serbest uyarlamalar yapan Zeki Demirkubuz, Bulantı’dan da bir film çıkarmak istemiş. Bilgisayarında Bulantı diye bir dosya açmış. Ama yazamamış. Onun yerine, nedense aynı dosyanın içinde Ahmet’in karısının ölümünden sonra başına gelenleri yazmaya koyulmuş. Ahmet de dünyadan tiksinen bir adam sayılır mı? Dünyanın ondan tiksinmek için daha çok sebebi var aslında. Neyse, Demirkubuz bu senaryoyu yazmış ve kendi ifadesiyle “Önceleri acelesi olmadığından, sonra vakit daraldığında ise yeni bir isim bulamadığımdan, -zaten filmlerime isim bulmakta hep zorlandığımdan- bulduğum diğer isimlerden de hoşlanmayıp Bulantı’ya alıştığımdan ve çok sevdiğimden” filmin ismi, Bulantı olmuş. Sonuç, hayaller Sartre, hayatlar “ben!”, “ben!”, yine “ben!”. Film, adı gibi eğreti..]]> Fri, 02 Oct 2015 05:00:22 +0300 Büyürken unutulanlar hakkında https://www.evrensel.net/yazi/74956/buyurken-unutulanlar-hakkinda https://www.evrensel.net/yazi/74956/buyurken-unutulanlar-hakkinda? Dünyada en çok dile çevrilen ve okunan kitaplardan biri olarak biliniyor Küçük Prens. Türkçeye de onlarca çevirisi yapıldı, epey sevildi, çocuklara tavsiye edilen bakanlık listelerine alındı, hemen ardından da meşhur çeviri tartışması sebebiyle apar topar çıkarıldı. Çünkü bunca çeviri içinde pek azı da olsa, metne sadık kalarak “Türk diktatör” ifadesine dokunmayanlar vardı, “dediğim dedik bir Türk lideri” gibi dolambaçlı yollara girmeden. Yazar, kahramanının üstünde yaşadığı asteroidi bir Türk astronomun 1909’da bulduğunu, ama astronomi kongresinde kıyafeti sebebiyle dikkate alınmadığını anlatır, görünüşe önem vermeyi eleştirirken. 1920’de bir “Türk diktatör” der, uymayanları “ölümle cezalandırarak”, “halkına Avrupalılar gibi giyinmeyi dayattı”. Tarihler tartışmalı olsa da, inkar edilse de, kıvırılsa da, yok sayılsa da aslında herkes bu ifadenin Mustafa Kemal’i kastettiğini anladığından, yıllarca sansürlü Küçük Prens’ler okundu, okunuyor. Halka belli bir kıyafet zorunluluğu getirip, uy..]]> Fri, 25 Sep 2015 04:52:00 +0300 Dağlarda tazelenen hafıza https://www.evrensel.net/yazi/74909/daglarda-tazelenen-hafiza https://www.evrensel.net/yazi/74909/daglarda-tazelenen-hafiza? Dağa çıkmanın haklı sebepleri olduğunu lafı dolandırmadan söyleyen yazılar görünce korkmayınız. Filmdir film. Nereden geldiklerini bilmiyorlar. Nerede olduklarını bilmiyorlar. Nereye koştuklarını bilmiyorlar. Ama hayatta kalmaya çalışıyorlar. Geçen yılın filmlerinden Labirent: Ölümcül Kaçış, birçoklarınca sevilen bir distopya olmuştu. Atıldıkları “kayran”da, başta daha çok rekabet, sonra giderek dayanışma içindeki gençler, bir şekilde buradan kurtulmuştu. İkinci film, Labirent: Alev Deneyleri, kahramanların kurtulduğu yerden başlıyor, artık ortada bir labirent kalmasa da, ismini sürdürerek. James Dashner’ın beş kitap olması planlanan kitap serisinden uyarlandığına göre, daha da devam edecek. İkinci filmde dünyaya ne olduğunu anlamakta zorlanan gençlerin hafızasızlığı yavaş yavaş kırılıyor. Hafıza, son yılların bilim kurgu ve distopya filmlerinde en sık başvurulan temalardan biri ve elbette bu bir tesadüften ibaret değil. Ütopyanın tersi anlamındaki distopya, başına bir felaket ge..]]> Fri, 18 Sep 2015 04:51:15 +0300 Aynı cehennem https://www.evrensel.net/yazi/74857/ayni-cehennem https://www.evrensel.net/yazi/74857/ayni-cehennem? “Ben bir BDP’li kadın milletvekiline çok kızıyordum, çok beddua ediyordum. Halen milletvekili bu insan. Ama onunla ilgili bir hatırayı dinledim, şimdi artık kızmıyorum. Çünkü 17 yaşındaki bir genç kız iken Diyarbakır Cezevinde o kadar ahlaksızca işkenceye maruz kalmış ki, o kadar kendisini zorlamışlar ki ben de aklıma gelse dağa çıkardım. (...) İnsanlara zulmederseniz, haksızlık yaparsanız, fena muamele yaparsanız, bunun karşılığı sabır gösterenler de olabilir, reddedenler de, bunun hesabını sormaya kalkanlar da olabilir.” (Dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 2012) Aradan 35 yıl geçtikten sonra Diyarbakır Cezaevini anlatan bir filmi vizyonda izleyip hakkında konuşmak da mümkün. Kanlı Postal, 1980-1984 arası Diyarbakır 5 Nolu Cezaevinde yaşananları anlatacağını en başındaki ilan ediyor; tutuklu ve hükümlülere yapılan işkenceleri, cezaevindeki zulmü ve karşısındaki direnişi aktarmaya çalışıyor. Önceden bilenler bilirdi, bir zamanlar devleti yönetenlerin ağzından dahi, 5 Nolu Cez..]]> Fri, 11 Sep 2015 05:00:28 +0300 Saklandığı yerden katliamı izlemek https://www.evrensel.net/yazi/74714/saklandigi-yerden-katliami-izlemek https://www.evrensel.net/yazi/74714/saklandigi-yerden-katliami-izlemek? Yıl 1954, Cezayir yüz yıldan uzun süredir Fransa işgali altında. Bir öğretmen, kendisine teslim edilen bir şüpheliyi mahkemeye çıkması için şehre götürürken, bir direnişçi grubu ile karşılaşır. Eski tanışlarına rastlar, sohbet ederken, Fransız askerleri ateş açar. Çatışma çıkar, öğretmen ile tutsağı da bir taşın arkasına saklanıp izlemeye başlar. Direnişçilerden ikisi teslim olmak ister, ellerini kaldırır, yavaşça Fransızlara doğru yürürler. Birkaç adım atarlar ki, askerler Cezayirlileri vurur. Çatışmanın sonunda öğretmenle komutan yan yana gelir, öğretmen “Teslim olan iki askeri vurdunuz, vurmamalıydınız” diye geveler. Komutan rahattır, savaş hukuku falan umurunda değildir, hatta “Onlar asker değil”dir ki. Öğretmen gözüyle gördüğü, teslim olduğu halde öldürülen Cezayirli direnişçileri aklından çıkaramaz. İnsanlıktan Uzakta’da yer alan bu kısa sahne, filmin Cezayir’deki Fransa işgaline dair en açık ve bütünlüklü söz söylediği yer aslında. İşgalcinin adaletsizliği, yerli halkın direnmek..]]> Fri, 21 Aug 2015 04:35:52 +0300 Darbeyi biz biliriz https://www.evrensel.net/yazi/74570/darbeyi-biz-biliriz https://www.evrensel.net/yazi/74570/darbeyi-biz-biliriz? Bir gün söylediğini ertesi gün inkar etmek, en yaygın siyasi adettir bizde, malum. O yüzden belki hatırlamayanlar vardır, şimdilerde yorumcular ve hatta olayın aktörleri bambaşka süreç hikayeleri anlattığından. 7 Şubat 2012’de, KCK soruşturması kapsamında MİT müsteşarı Hakan Fidan ifadeye çağrılmış, Fidan’ın konuşmasını dönemin başbakanı, şimdinin saraylısı engellemişti. Sonradan “paralel yapı” adını alacak cemaatle AKP arasındaki ilk sürtüşme burada gün yüzüne çıkmıştı. Sonraları cemaat hakkında konuşulurken bu olay sıkça hatırlatılacak, AKP’nin sadece askerlerin değil kendisi dışında herkesin darbe yapmak istediğini iddia etmesi bununla başlayacaktı. Oysa, TRT desteğiyle Avni Özgürel’in yaptığı bu “darbe”yi anlatan film, tam da filmde darbeyle devrilmek istenenlerin hükümetsiz ülkeye darbe yaptıkları günlerde vizyona giriyor. Darbeyi biz biliriz yani aslında. Darbe, Hakan Fidan’ın askerlik günlerinden başlıyor. Kendisi gerçekte zorunlu hizmeti bitene kadar astsubaylık yapmış, ama ..]]> Fri, 31 Jul 2015 04:51:31 +0300 Ne sihirdir ne keramet https://www.evrensel.net/yazi/74481/ne-sihirdir-ne-keramet https://www.evrensel.net/yazi/74481/ne-sihirdir-ne-keramet? Göç meselesi, Avrupa’nın en önemli gündem maddelerinden biri olalı beri, sinemada da özel bir dikkatle ele alınıyor. Bizim sinemamızın göç hikayeleri, zorunlu göçle ilgilidir ya, daha doğrusu ekonomik sebeplerle ya da savaştan dolayı toplu göçlerle, her ülkenin sineması öyle değil. Avrupa sinemasının dikkati, Türkiyelilerin çektikleri de dahil, birlikte yaşama hikayelerinde. En çok izlenme rekoru kıran Can Dostum gibi filmlerden, festivallerdeki seçkin örneklere, mesela son Altın Palmiye’yi alan Dheepan’a kadar. Bu ortamda, iki sene önce Cannes’da, Avrupa sinemasının merkezinde yarışan bir Amerikan filmi, kendince bir mesaj da taşıyordu. Sinemada göçmenlerin dertleri bu kadar yükseldiyse, göçmenler tarafından (Yerlileri öldürüp topraklarına el koyarak da olsa) kurulan Amerika’nın sineması da bu alanda iddialı olduğunu gösterebilirdi. Filmin sadece Göçmen diye çevrilebilecek adı The Immigrant da, Amerikan tipi göçmenlik ideolojisine vurgu yapıyordu, bireysel girişenlikler, fırsatları de..]]> Fri, 17 Jul 2015 04:52:01 +0300 Burjuvanın ömrü nasıl uzar? https://www.evrensel.net/yazi/74435/burjuvanin-omru-nasil-uzar https://www.evrensel.net/yazi/74435/burjuvanin-omru-nasil-uzar? Hayatta ikinci bir şansı yakalamak, günümüz insanının kafasını epey kurcalayan bir konu. Ondan olacak, mitolojide Zümrüdüanka ya da Simurg olarak bildiğimiz, Kaf Dağı’nın ardında ölüp küllerinden yeniden doğan kuş bu hafta vizyondaki filmlerin gündeminde. Yüzündeki Sır adıyla gösterilen Alman filminin orijinal adı Phoenix, bu kuşun Yunan mitolojisindeki adından geliyor. Film, bir toplama kampından kurtulduktan sonra yüzünü estetik ameliyatla değiştiren bir kadının hikayesini anlatıyor. Kendi/siz benzeri bir kelime oyunu anlamına gelen İngilizce adıyla gösterilen Self/less ise başka bir bedende yeniden doğma üstüne bir bilim kurgu ve birkaç defa Phoenix’in adını anıyor. Kahramanı epey zengin ve bencil bir adam; Damien. Kanseri, ölümcül seviyede ama tipik bir burjuva olarak kibriyle insanları aşağılamaktan geri durmaz. Phoenix isimli şirkete bu vesileyle gider ve yılan misali “deri değiştirme” adı verilen işlemden böylece haberdar olur. Gizli, pahalı ve rüya gibi bir şeydir, ölüp bir ..]]> Fri, 10 Jul 2015 05:00:13 +0300 Çiş lekesi https://www.evrensel.net/yazi/74386/cis-lekesi https://www.evrensel.net/yazi/74386/cis-lekesi? Biz başkan yaptırmadık ama Hollywood stüdyoları ara ara başkanı kurtarma filmleri yaptırır. Bunların oldukları yerlerde hep beklenmedik felaketler yaşanır ve her seferinde, herkesin önünde bir tane görev olur: Hayatta kalmak değil, başkanı kurtarmak. Arka fonda marşlar çalarken. Yani başkan, felaket anında ilk kurtarılacak mal gibi bir şeydir. Amerikan filmlerinden daha iyi bilecek değiliz. Büyük Oyun, Finlandiyalı bir yönetmeni, Samuel Jackson gibi meşhur Amerikalı oyuncuları olan bir ortak yapım. Ama trampetler eşliğinde perdede yazan ismi, bir havuz gazetesinin manşet toplantısında bulunmuş gibi. Senaryo da oradan çıkmışsa, şaşırmamak lazım: Esmer sakallı kibar konuşan vatandaş helikopterle dağlık ormanlık bir araziye gelir. Çevreyi tanıtan helikopter pilotu sayar, şu hayvan var, bu var, ne avlamak istersen. “Sizin aradığınız nasıl bir oyun?” Cevap, manşetten gelir: “Büyük oyun”. Devamında, sakallı “Terörist misin?” sorusuna “Evet” diye cevap verecek, pilotu da füzeyle vuracaktı..]]> Fri, 03 Jul 2015 04:52:55 +0300 İşçiler onur yürüyüşüne nasıl en önde katıldı? https://www.evrensel.net/yazi/74340/isciler-onur-yuruyusune-nasil-en-onde-katildi https://www.evrensel.net/yazi/74340/isciler-onur-yuruyusune-nasil-en-onde-katildi? Bir maden işçisi, kendilerine yardım eden topluluğa teşekkür etmek için, bir gey barda sahnede kısa bir konuşma yapar. Şu cümlesi akılda kalıcıdır: “Kendinizden çok daha büyük, çok daha güçlü bir düşmanla savaşa girdiğinizde, varlığını hiç bilmediğiniz bir dostunuz olduğunu fark etmek, dünyanın en güzel duygusu.” Büyük düşmanlarla mücadeleye girenlerin iyi bildiği bir duygu olmalı bu; dayanışmanın, desteğin, dostluğun kıymetini yola çıkınca daha iyi anlar çünkü insan. Onur, tam da bu dayanışmanın hikayesini, özgün, sürprizli, zor ve eğlenceli bir örnekle anlatan bir film. Olaylar 1980’lerde geçtiğinden LGBTİ kısaltması yerine yaygın olarak kullanılan ifade “gey”, kadınları dahil ettiğini vurgulamak için de, lezbiyen ve gey. Londra’da bir grup eşcinsel hareketi aktivisti, daha doğrusu birkaç gey ve bir lezbiyen kadın, 1984’ün onur yürüyüşünün hemen ardından bir araya gelir. İçlerinden Mark’ın ısrarıyla, maden işçileri için yardım toplamaya karar verirler. Madenciler, Thatcher Hükümet..]]> Fri, 26 Jun 2015 04:52:39 +0300 Duygular vücuda gelmiş https://www.evrensel.net/yazi/74289/duygular-vucuda-gelmis https://www.evrensel.net/yazi/74289/duygular-vucuda-gelmis? Okullar kapandı ve tatile çıkan çocuklara hitap eden filmler de başka ürünler gibi bir bir çıkmaya başladı. Bunlardan Ters Yüz’ün, hakkında en az küçük izleyiciler kadar heyecanla konuşacak ve filmi tekrar tekrar izleyecek yetişkin seyircileri olacaktır. Malum, son yıllardaki çizgi filmlerin belki de en büyük başarısı, her yaştan seyirciye hitap edebilmeleri. Anlatılarını katman katman dizerek, farklı beklentileri olan seyircileri sıkmadan hepsini bir arada eğlendirebilen epey film sayılabilir şimdiden. Zeka ürünü esprilerle özenli çizimleri tıkır tıkır akıtmanın sırrı çözüldü yani, bir süredir de uygulanıyor. Oyuncak Hikayesi ve Sevimli Canavarlar gibi türün son zamanlardaki en nitelikli örneklerinin yazarlığını, bazen de yönetmenliğini yapan Pete Docter, yenilerini ortaya koymayı sürdürüyor, görünüşe göre. Docter’in yazıp yönettiği ve Pixar stüdyolarında yapılan son film Ters Yüz, kısa sürede epey heyecan yarattı bile. Fikrin kendisi bile etkileyici: Küçük kahramanının beş duygusu..]]> Fri, 19 Jun 2015 04:52:56 +0300 Sansürsüz Belgesel Şenliği Documentarist https://www.evrensel.net/yazi/74240/sansursuz-belgesel-senligi-documentarist https://www.evrensel.net/yazi/74240/sansursuz-belgesel-senligi-documentarist? Bizler birkaç gündür halay vaziyetinde olsak da, malum, geçen haftaya kadar memlekette pek çok şeyin tadı kaçmıştı, film festivalleri sadece onlardan biriydi. Özellikle sonbahardan beri, Antalya Altın Portakal ve nisanda İstanbul gibi en büyük festivaller sansür sebebiyle pert olmuştu. Filmler çekildi, yarışmalar iptal edildi, protestolar yaşandı, sansürcüler ısrarcı çıktı ama direnenler de sansüre boyun eğmeyeceklerini ilan etti. Yarından itibaren bir hafta sürecek 8. İstanbul Belgesel Günleri Documentarist’in lezzeti buradan geliyor: Sansürlenen filmler dahil, birçok dikkate değer belgesel, sinema perdesinde seyirciyle buluşacak. Gösterimi engellenen Bakur, bunların ilki. Kürtçe Kuzey anlamındaki Bakur, sınırın bu tarafındaki gerilla kamplarından görüntüler içeren bir belgesel, bilindiği gibi. Onlarca yıldır memleketin en önemli siyasi ve toplumsal meselesi sayılsa da, bırakalım gerillaları, savaşla ilgili izlediklerimiz ne yazık ki sınırlı. O yüzden filmi başka gerilla belgeseller..]]> Thu, 11 Jun 2015 04:52:44 +0300 Ya da kötü bir hakikat https://www.evrensel.net/yazi/74136/ya-da-kotu-bir-hakikat https://www.evrensel.net/yazi/74136/ya-da-kotu-bir-hakikat? Kitapları hiç eskimeyen, sık sık filmleri yapılan çocuk kahraman Tom Sawyer’ın haylaz arkadaşı da onun kadar ünlüdür: Huckleberry Finn. Yazar Mark Twain, Tom kadar uslu olmayan ve büyüklerin abartılı kurallarından sıkılan Huck’ın maceralarını da ayrıca kitaplaştırmıştı. Burada, ABD’deki kölelik de önemli bir yer tutar. Arkadaşlarının çağırdığı ismiyle Huck, köle Jim ile Mississippi nehrinde salla yolculuk eder. Hikaye boyunca Huck’ın Jim’e karşı davranışları değişir, onun sahip olunan bir mal değil bir insan olduğunu kabul edip Jim’le arkadaş olur. Köle tacirlerine karşı, Jim’i korumak için yalan söyler. Bu “iyi yalan” ismini verdiği filmde bir okul sahnesinde de anlatılır. İyi Bir Yalan filminin kahramanlarının hayatı ise, renklerinin siyah olması dışında Jim’in ve Huck’ın hikayesine pek benzemez. Çünkü filmdekiler, Sudan’ın kayıp çocukları olarak bilinen, 1980’lerde şeriatçı Kuzey Sudan ile Güney Sudan arasındaki iç savaşta ailelerini kaybetmiş çocuklar. Filmin bu çocukların ya d..]]> Fri, 29 May 2015 04:51:28 +0300 Soğuk Savaş'ta donup kalınca https://www.evrensel.net/yazi/74085/soguk-savasta-donup-kalinca https://www.evrensel.net/yazi/74085/soguk-savasta-donup-kalinca? Açılış sahnesinde karlar içinde kurtlar koşarken perdede bir yazı çıkıyor. Rusya’nın güneybatısında bir sürgün bölgesinde farklı etnik gruplar mücadele halindeymiş, bunlardan en yoksulu da Sibiryalılarmış gibisinden bir masal dünyası. Ama cümlenin başı gayet ciddi: “Sovyetler Birliği’nde, Stalinist dönemde...” Sahne ise iyice fantastik bir filme ait hale geliyor, fena halde Game of Thrones (Taht Oyunları) benzeri, kuzey ağaçlarına, savaşçı atalarına dua eden insanların ritüelleriyle. Günahları, diyorlar, topluluklarının çıkarı için işlemişler, kirli bürokratlara ve askerine, polisine karşı mücadele ederlermiş. Çat “on yıl sonra” yazıyor, yabancılaştırma efekti gibi birden bildiğimiz dünyaya dönerek. Yıl 1998 diyor, yer adres veriyor. Sonra tekrar, mahalleli için asker botu çalan yumurcakların neşeli masalı. Arada Berlin Duvarı’nın yıkılışının gerçek görüntüleri. Olaylar aslında Sovyetlerin yıkılışının ardından ortaya çıkan mafyatik Rusya’da geçiyor, filmin Türkçe adının da doğrudan işa..]]> Fri, 22 May 2015 05:00:09 +0300 Dörtnal değil Rahvan https://www.evrensel.net/yazi/73992/dortnal-degil-rahvan https://www.evrensel.net/yazi/73992/dortnal-degil-rahvan? Memleketin en çok izlenen film serisi Recep İvedik’in kaynağı televizyon skeçleridir. Şahan Gökbakar’ın vaktiyle televizyonda yayımlanan programında bir karakterden yola çıkan filmde, Recep epey evrilmişti. Evde bira içen ve komşusunu camdan düşürüp duran gamsız sarhoş sokağa çıktı, ayıldı, önüne çıkana zarar veren kaba bir adam olarak kaldı. İlk skeçlere göre çok daha seviyesi aşağılara inen Gökbakar komedisi, tercihini yaptı, çıtayı düşürdükçe gişesini artırdı. Zoka ve Dikkat Şahan Çıkabilir’deki Alper Mestçi katkısı, filmlerde yoktu. Ata Demirer de televizyonda skeçler ve taklitlerden oluşan Korsan TV ile seyirci karşısına çıkmaya başladı. Ardından tek kişilik gösterisinde de kullandığı, Korsan TV tiplemeleri kendisine aitti. Niyazi Gül, onlardan biri. Film, daha öncekiler gibi BKM’nin, karikatürist ve mizah yazarlarından oluşan bir senaryo ekibinin (Vedat Özdemiroğlu, Öğünç Ersöz, Cihan Ceylan, Ata Demirer) ve Eyyvah Eyvah’ların yönetmeninin (Hakan Algül) elinden çıkma. Hem naif, h..]]> Fri, 08 May 2015 05:00:29 +0300 Dünyanın bütün tuzu https://www.evrensel.net/yazi/73941/dunyanin-butun-tuzu https://www.evrensel.net/yazi/73941/dunyanin-butun-tuzu? Sierra Pelada madenlerinin, karınca sürüsü gibi dağlara dizilmiş işçilerinin fotoğrafları Sebastião Salgado’nun en bilinen işlerindendir. Brezilyalı fotoğrafçı, kırk yıldır, dünyanın çatışmalarının insandaki izlerini fotoğrafladı. Siyah beyaz fotoğraflarında işçi ile patron, yaşamla ölüm, kavgayla teslimiyet, umutla karamsarlık en görünür halleriyle yer aldı. İnsan için söylenen bu laf, Toprağın Tuzu, Salgado’nun hayatını konu alan belgesel filmin adı. Fotoğrafçının oğlu Juliano Ribeiro Salgado daha önce de bir belgesel çekmiş, bu kez babasını filme almaya karar vermiş. Filmi daha da ilginç bir buluşma haline getiren ise, meraklı yenilikçi Alman usta Wim Wenders ile birlikte yönetmeleri. Wenders’ın daha önce belgeselini çektiği etkili sanatçılar olmuştu; örneğin Pina Bausch’u anlatan filminde, dansı sinema perdesine aktarırken üç boyut teknolojisini hiç yapılmadığı kadar estetik kullanmıştı. Salgado’ya ilişkin filmi de bir slayt gösterisinin estetiğine sığınıyor. Wenders ile Juliano S..]]> Fri, 01 May 2015 05:00:41 +0300 Sansür: Bu film mutlu bitecek https://www.evrensel.net/yazi/73838/sansur-bu-film-mutlu-bitecek https://www.evrensel.net/yazi/73838/sansur-bu-film-mutlu-bitecek? Bakur filminin başına gelenler de bakanlık açıklamasında iddia edildiği gibi sansür değilse, zaten sansür diye bir şeyin hiç olmadığı bir ülkede yaşıyor olmalıyız. İşte o sansürsüz tarihten bir örnek: ‘70’li yıllarda, sansür iyice artıp da artık filmler çekilemez, meşhur oyuncular bile sinemadan geçinemez hale gelince, oyuncuların önderliğinde sinema emekçileri bir araya gelir. Vedat Türkali’nin anlatımına göre, birkaç oyuncunun başlattığı sansüre karşı yürüyüş fikrine, başta kamera arkasında çalışan işçiler ilgi göstermez. “Bizimle ilgisi yok” derler. Bunun üzerine, yürüyüşün içeriği yeniden düzenlenir, sinema emekçilerinin haklarına dair talepler eklenir. 1977’nin kasım ayında İstanbul’un çeşitli yerlerinde, İzmit’te, Bolu Dağı’nda, Ankara’da otobüslerden inerek, set işçilerinden yıldız oyunculara kadar sinema emekçileri halkın arasına katılır, bildiri dağıtır, sloganlar atar, grevleri ziyaret ederler. Taşınan pankartlardan birinde şöyle yazar: “Yeni sinema yasası, özerk sinema kurum..]]> Fri, 17 Apr 2015 05:00:17 +0300 Kelebekler https://www.evrensel.net/yazi/73807/kelebekler https://www.evrensel.net/yazi/73807/kelebekler? Mary, kardeşinin bayrağını almış, eylemlere götürüyor. “Mısır Devrimi’nin Che Guevera”sı denen Mina’nın kızıl bayrak üstündeki uzun saçlı silüeti, meydanı izliyor. Tahrir sonrası bir eylemde, Kıpti Hıristiyanlardan 27 kişinin öldüğü Maspero katliamında hayatını kaybeden Mina Daniel bu. Asker kurşunuyla can vermiş, pek çokları gibi. Che ile yıllar sonra aynı gün, 9 Ekim 2011’de. Duvarlarda ise ‘Devrimimiz barışçıldır’ yazıyor. Burası Mısır ve mücadele devam ediyor. Bu toprakların genç ölenlerini hatırlatması olağan, çünkü Kürdistan’dan Gezi’ye özgürlük özlemine mermiyle karşılık verilmesine yabancılık çekecek değiliz. ‘Bir kişi, iki kişi, üç kişi, dört kişi...’ İki belgesel, İstanbul Film Festivali’nde izleri kaybolmayan kısa ömürlü kelebekleri anlatıyor. Biri Mısır’dan Amal Ramsis’in ‘Kelebeğin İzi’, diğeri ulusal belgesel yarışması bölümünden, Gürhan Hacır’ın ‘Harizan Yangını’. Ramsis Mina’nın, Hacır Ethem’in ardında bıraktığına yöneltiyor kamerasını. Kelebeğin İzi filmi, adını Fili..]]> Mon, 13 Apr 2015 05:00:21 +0300 Müjdeler https://www.evrensel.net/yazi/73757/mujdeler https://www.evrensel.net/yazi/73757/mujdeler? Alman sinemasının korku klasiği Dr. Caligari’nin Muayenehanesi, filme ismini veren doktorun uyurgezer Cesare’ı hipnotize edip ona cinayetler işletmesini konu alır. Karanlık, sivri, yamuk, tuhaf bir atmosferi vardır. Dönemindeki her film gibi sessiz bir filmdir. Alman dışavurumcu sinemasının başta gelen örneklerinden sayılır. Birinci Emperyalist savaşın bitiminin ardından. 1920 yılında Robert Wiene tarafından yapılmıştır. Savaşmak için hipnotize edilmiş halkı ima eder. Özellikle Frankfurt Okuluna yakın yazar Siegfried Kracauer’den beri de Nazilerin iktidara geldiği siyasi iklimin sinemadaki temsilcisi gibi tartışılır. Kracauer, Caligari’den Hitler’e kitabında filmin Alman toplumunun bir tiranı ‘çağırışını’ ve isyan etmekten uzaklığını simgelediğini yazar. Sinema yazarı Rüdiger Suchsland, geçen sene ilk filmi ‘Caligari: Korku Sinemaya Geldiğinde’ ile İstanbul Film Festivali’ndeydi. Bu yılki 34. festivalde bu hafta içinde gösterilecek olan ikinci filminin başlığı ise Kracauer’in kitab..]]> Mon, 06 Apr 2015 04:51:21 +0300 Ayakkabılarıyla direnmek https://www.evrensel.net/yazi/73735/ayakkabilariyla-direnmek https://www.evrensel.net/yazi/73735/ayakkabilariyla-direnmek? İngilizce’deki deyim bizde yok, o yüzden filmin konusundaki kelime oyununu açıklamak gerekebilir. Birinin ayakkabılarında olmak, başkasının ayakkabılarını giymek, onun yerinde olmak, yerine geçmek gibi bir anlama geliyor. Şans Ayağıma Geldi’de olanlar da, sihirli bir dikiş makinesi sayesinde ayakkabılarını giydiği kişiye dönüşen bir kunduracının başına geliyor. Filmin orijinal adı sadece kunduracı oluşuna vurgu yapıyor, bir çeşit süper kahraman gibi. Esnaf gerektiğinde kahraman bu filmde ama sokakları, şehirleri, ülkeyi satanların bekçisi değil, onlara karşı halkın yanında. Filmin bir yanı, doğa üstü olaylar olan çocuk filmlerinden, her ayakkabıyı giydiğinde başka birine dönüşen adam. Diğer yanı da, bizim Gezi’den beri daha dikkat eder olduğumuz mahalleyi koruma filmleri. Birilerinin eski evleri, dükkanları yıkıp yerine oteller, AVM’ler kondurmak istediği, son direnenin kaldığı, hatta aktivist bir genç kadının herkesi topladığı filmler, 40 yıl önce de çekiliyordu, hâlâ da güncel. Va..]]> Fri, 03 Apr 2015 04:54:37 +0300 Çanakkale filmlerinin en ‘hava’lısı https://www.evrensel.net/yazi/73638/canakkale-filmlerinin-en-havalisi https://www.evrensel.net/yazi/73638/canakkale-filmlerinin-en-havalisi? Her savaş filminde adet olan, nihai çarpışma öncesi askerlere cesaret verme nutku, Son Mektup’ta pek ilginç referanslar içeriyor. “Bugün burası sadece Çanakkale değil” diyor komutan, “Burası İstanbul, Erzurum, Maraş...” Buraya kadar herhangi bir ilkokul kitabına benzer, vatan savunması iddiası. Derken Bosna olduğu ortaya çıkıyor, eski Osmanlı toprağı, hadi o müttefik Avusturya Macaristan’ın. Bakü oluyor sonra, hiç Osmanlı toprağı olmayan, hatta düşman Çarlık Rusyası’nın şehri. Mekke, Medine, haliyle. Yani Osmanlıcı da, Turancı gibi de ama kesin ümmetçi referanslarla tamamlanıyor şehirler. Kişilere geçiliyor, burada zaten komutan olmayan bir kişi var, bir tek o Osmanlı. “Bugün Selahattin biziz, Hamza biziz, Şeyh Şamil biziz” diye Haçlılara direnme, dini yayma, ulusal kurtuluş savaşı ile başlıyor. Gerisi fetihçi kategoriden; sırasıyla “Alp Arslan, Kılıç Arslan, Ulubatlı Hasan, Bedir’in aslanları, Uhud’un kahramanları”... Çanakkale Savaşı’nın engin bir güncel referanslar denizine baktı..]]> Fri, 20 Mar 2015 04:54:19 +0300 Anlar mısın? https://www.evrensel.net/yazi/73585/anlar-misin https://www.evrensel.net/yazi/73585/anlar-misin? Geçen sene bu sıralar meşhur olan bir haber videosunda, bıyıkları terlememiş bir oğlan, ana babasının 100 bin avro verip aldığı bir tekne için gözyaşları döküyordu. “Anlayamazsınız” lafı kaldı geriye, o kadar parası ve teknesi olmayanlar için hakikaten anlaması güç bir mal mülk hırsından. Gözyaşı dökmeyi hak eden çok derdi olanlar, anlamasak da olur. Çekmeköy Underground filminde gençlerin söylediği arabesk rap şarkının nakaratındaki “Anlamazsın”, onu hatırlatsa da tamamen başka bir sınıftan, dolayısıyla bambaşka anlama sahip bir sesleniş: “Bu sokağın öyküsü. Anlar mısın? Anlamazsın”. Aysim Türkmen’in filmi, kısaca, sokağın öyküsünü anlatmayı deniyor, İstanbul’un Anadolu yakasının ortasında yer alan bir emekçi semtinde. Az film yapılmadı, oraya ait olmayan karakterler, ağızlarına yakışmayan laflar, ışıklı, renkli yapay bir mahalle dokusu ile bunu deneyen. Tasarlanmış bir yoksulluk içindeydiler. Ekimde Altın Portakal’da yarışan ve artık vizyon yüzü gören Çekmeköy Underground’ın ise ..]]> Fri, 13 Mar 2015 04:52:36 +0300 Varla yok arası https://www.evrensel.net/yazi/73536/varla-yok-arasi https://www.evrensel.net/yazi/73536/varla-yok-arasi? Anlatacak yeni hikayeler bulmakta zorlanan sinema endüstrisi, epeydir mitoloji, dinler tarihi vs. gibi masallara da el attı. Amerikan sinemasında yılda birkaç tane masalları ters yüz etme filmi yapılıyor. Son örneği, bizde daha iki hafta önce gösterime giren Rob Marshall’ın Sihirli Orman’’ı oldu. Güçlü kadınlar, şapşal beyaz atlı prensler arasında bildik masalları birbirine bağlarken sürprizler yapmaktan da geri durmuyordu. Bir de, bizdeki masal sevdası var. Hikaye bulamamanın yanına, gerçeğin kendisinin mutsuz ediciliğini koyun. Rolleri tersine çevirme falan yok, sürpriz hak getire, klişeler üst üste. Bu yılın başından bu yana masallara bolca başvuran filmler arasında (Zzorlasak Mucize de girer ya, kalsın) Özcan Deniz’in Sevimli Tehlikeli’si ve Burak Aksak’ın Bana Masal Anlatma’sı vardı, İlksen Başarır’ın Bir Varmış Bir Yokmuş’u da eklendi kervana. Nehir masal anlatır, Ozan şarkı söyler. Nehir, Ozan’a masallardan söz ederken, “İlk masalı bir kadın anlattı” der. Filmin dış sesi ise ..]]> Fri, 06 Mar 2015 04:54:16 +0300 Oscarlık uçuş https://www.evrensel.net/yazi/73489/oscarlik-ucus https://www.evrensel.net/yazi/73489/oscarlik-ucus? Vaktiyle aldıkları övgüleri artık duymaz olan her yönetmen, galiba, bir noktada düşmüş star filmleri çekmek zorunda hissediyor kendini. Çok olmadı mesela, Olivier Assayas’ın yorgun Juliette Binoche’lu Ve Perde’si ile, David Cronenberg’in arızalar koleksiyonu Yıldız Haritası çıkalı. 2000’de Meksika’da çektiği kanlı kesişen hayatlar filmi Paramparça Aşklar Köpekler’in başarısıyla bir anda spot ışıklarının yöneldiği Iñárritu, ondan beri sinema hayatını kıyın kıyın Hollywood’la kesiştirmeye çalışıyordu. Son filmi Birdman’da olaylar New York’un Broadway’inde geçse de, konusu Hollywood’dan çıkma. Bir zamanların meşhur sinema yıldızı, iyi bir oyuncu olmadığı için kimse suratına bakmayınca son bir numara çekmeye karar verir, kan dökmekten çekinmeden. Filmse, Oscarları topladı, sadece en iyi film değil, yönetmen, senaryo, görüntü yönetimi bir arada. Sean Penn’in küfürlü “Yeşil Kart’ı kim verdi?” esprisini yaptığı, eski Meksika toprağındaki film akademisi töreninde. Birdman, yarasa adam Batm..]]> Fri, 27 Feb 2015 04:54:46 +0300 Kanun ve zulüm https://www.evrensel.net/yazi/73458/kanun-ve-zulum https://www.evrensel.net/yazi/73458/kanun-ve-zulum? Ne olduk ne olacağız diye diye, bir cumartesi akşamı, ülkece kendimizi kanun taksimi dinlerken bulduk. Acun bile Meclis kanalının reytingiyle baş edememiş olmalı. Kafamıza vura vura kanun yapılmasına direnmek için mecliste her yolu deneyen vekiller, oturumlara sık sık ara verdirince, ekran başındakilere kanun taksimleri sırayla dinletildi çünkü. Kanun maddelerinin “bana ne” diye diye, para sıfırlar gibi aceleyle geçirmeye çalışılmasını izlemenin bedeli, yeni bir “memleket memleket olalı böyle zulüm görmedi” vakası olarak kayıtlara geçti. Kanun kelimesinin eş anlamlılığı, bir tesadüf değil aslında. Kanunî diye, kanun çalana da denir, kanun yapana da. Kökenindeki Arapça kelime de, hem yan yatmış bir arpe benzeyen Asya sazını, hem de düzeni, intizamı, kuralı kast eder. Kelimenin tarihinin izini sürünce, eski Yunan ve Mezopotamya dillerindeki benzer anlamları ortaya çıkıyor, kamış, çıta, cetvel... Zaten su yolu anlamında kanal da buradan geliyor. Kanalizasyon da. Hizadan, düz çizgiden. Bi..]]> Mon, 23 Feb 2015 05:00:10 +0300 Hesaplı kitaplı Sherlock imitasyonu https://www.evrensel.net/yazi/73439/hesapli-kitapli-sherlock-imitasyonu https://www.evrensel.net/yazi/73439/hesapli-kitapli-sherlock-imitasyonu? İngiliz Bilim İnsanı Alan Turing’in adı, daha çok bilgisayar tarihinden bilinir. Turing, henüz üniversitedeki görevine yeni başlamış bir genç matematikçiyken, İkinci Emperyalist Savaşın patlak vermesiyle kriptoloji alanında çalışmaya başlar. İngilizlerin, Nazi haberleşmesini şifreleyen Enigma’sını çözmek üzere görevlendirilen birimde çalışır, bu gizli çalışma 50 yıldan uzun süre sonra kamuoyuna açıklanacaktır. Savaştan sonra yapay zeka çalışmalarını sürdürür ve bugün hepimizin kullandığı bütün bilgisayar ve “akıllı” cihazların atalarını icat eder. Eş cinseldir, ki bu İngiltere’de 1967 yılına kadar suçtur. Bu yüzden ceza alır, cezaevine girmemek için hormon tedavisini, yani bir anlamda kimyasal olarak hadım edilmeyi kabul eder. Kısa süre sonra da, 41 yaşındayken yaşamına son verir. Başucunda yarısı yenmiş bir elma bulunur. Derler ki, “akıllı” teknoloji dünyasının koçbaşı Apple’ın logosundaki ısırılmış elma, buradan gelir, yetkilileri inkar etse de. Yapay Oyun, Turing’in hayatını,..]]> Fri, 20 Feb 2015 04:54:50 +0300 Bağımsız olmamanın azizliği https://www.evrensel.net/yazi/73239/bagimsiz-olmamanin-azizligi https://www.evrensel.net/yazi/73239/bagimsiz-olmamanin-azizligi? Amerikan bağımsız sineması, büyük Hollywood stüdyolarının yapımcılığının dışında üretilen filmlere verilen bir isim. Zamanla, Hollywood’un formüllerini kullanmayan ve sıradan insanlarla ilgili, daha karanlık atmosfere sahip bu filmler için çalışan yapımcı firmalar da türedi. Filmler ise, bir anlamda kendi formüllerini yarattı ve Hollywood sinemasına alternatif filmlerinde bunu uygulamaya başladı. Artık bağımsız filmler deyince daha çok bir türün ve onun kendine özgü piyasasının kastedildiğini söylemek yanlış olmaz herhalde, piyasanın dışında filmlerden çok. Ters köşe olmasa da, kimi zıpırlıklar yapan, alışık olunmayan ailelerin, karakterlerin, ilişkilerin anlatıldığı, her yıl birçok film yapılıyor. Bu yılın Altın Küre adaylarından, Theodore Melfi’nin Benim Komşum Bir Melek’i bunun son örneği. Filmin Türkçe adı duyanı yanlış yönlendiriyor. Aslında filmin orijinal adı, St. Vincent, komşunun melek değil, aziz olmasıyla ilgili. Yalnız yaşayan, huysuz, bencil, alkolik ve yaşlı Vincent’in..]]> Fri, 23 Jan 2015 04:54:57 +0300 Mucize ve gerçek https://www.evrensel.net/yazi/73208/mucize-ve-gercek https://www.evrensel.net/yazi/73208/mucize-ve-gercek? Egeli öğretmenin tayini memleketin doğusuna çıkar. Kordonda yürüyüş yapan ailesiyle kavga etse de, kararı gitmek yönündedir. Menemen’den trene biner, oradan minibüs, oradan birkaç dağ aşımı kadar tabana kuvvet. Köye vardığında, kalabalık bir köylü grubu tarafından merakla karşılanır. Öğretmen olduğunu söyleyince köylüler iyice şaşırır. Bundan sonra köye belki elektrik, su, yol, kim bilir neler gelir diye heyecanlanırlar. Öğretmen vereceği eğitimden bahsederken kalabalıktan biri soruverir: “Zazaca mı?” Bu soruyu hiç düşünmeyen, belki de bu dilin adını ilk kez duyan öğretmen şaşırır, “Zazaca mı?” diye karşılık verir. Kalabalık, “He, Zazaca” der. Sonra köyde okul olmadığı gündeme gelir. Dil meselesi kapanır. Öyle bir kapanır ki, bir daha sene boyunca onlarca okul sahnesinde, bir kez bile öğrencilerle öğretmen arasında bir dil sorunu yaşanmaz. Herhalde, köylüler meraktan sormuş olmalıdırlar, hani çocuklar hangi dilde eğitim alacak, haberimiz olsun gibisinden. Yoksa öğretmen hangi dili bil..]]> Mon, 19 Jan 2015 05:00:33 +0300 Siz deyin Leviathan, ben diyeyim kapitalizm https://www.evrensel.net/yazi/73186/siz-deyin-leviathan-ben-diyeyim-kapitalizm https://www.evrensel.net/yazi/73186/siz-deyin-leviathan-ben-diyeyim-kapitalizm? Mahkeme salonunda herkes ayaktadır. Karşıda mahkeme heyeti, yanda katip, avukat, beride davalı. Kadın hakimlerin ortada olanı, hızlı hızlı elindeki kağıttan kararı okumaktadır. Nefes almadan, tonlamayı değiştirmeden, teklemeden okur. Konu bir arazinin satışıdır. Onca hukuki laf kalabalığı içinde kamera yavaşça hakimin yüzüne doğru yaklaşırken, manzara da ortaya çıkmaya başlar. Satışın hukuka aykırı olduğunu düşünen Kolya’nın itirazı kabul edilmemiştir, arazinin fiyatı şu kadar olarak belirlenmiştir, o belirleme şuna şuna göre yapılmıştır, o maddenin şu fıkrasına göre arazi şöyle el değiştirmelidir falan. Moskova’da büyük avukat olan asker arkadaşını çağırmış olsa da, Kolya davayı kaybetmiştir. Dev dalgaların dövdüğü kıyısı yıkık kulübelerle, devrik teknelerle dolu, kumların üstünde kocaman bir iskeletin yattığı, kuzeyde Barets Denizi kıyısında bir kasaba burası. Polislere bedavaya çalışmaktan bıkmış bir araba tamircisi olan Kolya, belediyenin evine, dükkanına, arazisine el koymasını..]]> Fri, 16 Jan 2015 04:54:29 +0300 İyi mücadele edenlere selam https://www.evrensel.net/yazi/73036/iyi-mucadele-edenlere-selam https://www.evrensel.net/yazi/73036/iyi-mucadele-edenlere-selam? Şeytanın aklına gelmez diye bir laf var. Burjuvanın aklına gelmiş. Çalışanlardan biri biraz uzun bir izin almış. Patron bakmış o yokken de işler yürüyor, geri kalan 16 iş arkadaşı arasında bir oylama yapmaya karar vermiş. “Ya size 1000’er avro ikramiye vereyim, arkadaşınız işine dönmesin, ya da dönsün, siz bir şey almayın.” Aynı anda hem sorumluluk almayan, hem işçileri birbirine düşüren, hem demokratikmiş gibi görünen yaratıcı burjuvanın birini işten çıkarabilmek için yaptığı tezgah, filmin konusu. Daha doğrusu, İki Gün ve Bir Gece süren, bu tezgahı boşa çıkarma mücadelesi. Belçikalı yönetmen kardeşler Jean Pierre ve Luc Dardenne sinema seyircisi tarafından çocuk kahramanların olduğu duygusal filmleriyle belki daha çok tanınır. Oysa İki Gün ve Bir Gece’nin yönetmenleri, daha ilk çektikleri videolar işçilerin yaşamı hakkında olan emektar sinemacılar. O günden beri emekçileri gözlemlemekten ve anlatmaktan vazgeçmedi Dardenne’ler. Altın Palmiyeli Rosetta’nın ülkede çocuk emeği ve genç..]]> Fri, 26 Dec 2014 04:54:15 +0300 Gamalı haç https://www.evrensel.net/yazi/73003/gamali-hac https://www.evrensel.net/yazi/73003/gamali-hac? Ders sırasında sınıfa ciddi görünüşlü üniformalı adamlar girer. Tanıştırılırlar, Allahsızlığı Yayma Kürsüsü Başkanı, istihbarat örgütünden Albay Nuriyev ile. Öğrencilerden biri öğretmenle tartışmaya başlar, “İnanmıyorum size” diye bağırır. Öğrenci okuldan kovulur, başkandan özür dilenir. Bu hafta vizyona giren Kırımlı filminin girişindeki sahne, Güneş Ne Zaman Doğacak’taki okul skecini hatırlatıyor insana. Yine askerler giriyor sınıfa, o sert bakışlarıyla çocukları bu eski filme göre daha da çok korkutuyor. Artık eğitimin Rusça verileceğini söylüyorlar. Öğrencilerden birinin yine itirazı var, “Ben Rus değilim” diyor. Askerler de kolundan tutup camdan dışarıdaki cami yıkımını izletiyor. Tarihi çarpıtan çok da, Allahsızlığı Yayma Kürsüsü gibi yaratıcı uydurmaların yeri her zaman bir başka. Türk milliyetçiliği ve antikomünizmi harmanlayan yeni filmlerden ancak cami yıkma töreni çıkıyor çünkü. Türklüğünü yaşayamayan Cüneyt Arkın’ın Sovyet mezaliminden kurtulup Anadolu’da kaval çalma ..]]> Mon, 22 Dec 2014 04:52:21 +0300 Mağdur olma ejderhacık... https://www.evrensel.net/yazi/72987/magdur-olma-ejderhacik https://www.evrensel.net/yazi/72987/magdur-olma-ejderhacik? Ejderha uykusundan uyanmış, uçmuş hiçbir şeyden haberi olmayan şehrin tepesine çökmüş. Halkı yanında olmasa da kralım ben diye ortada dolaşan biri var. Dev bir servetin üstünde dolanıp duruyor. Kendisiyle gurur duyuyor. Ama ne dostluğun ne olduğunu hatırlıyor, ne onuru kalmış geriye. Ejderha hastalığına yakalanmış. Büyüklendikçe büyükleniyor. Kendinden başka bir şey umurunda değil. Herkes ona tapsın istiyor. Uzun bir adam değil o, cücelerin kralı Thorin Meşekalkan. Her işin başı sağlık. Onun inadı yüzünden savaşın bir türlü dönmemesini izliyoruz. Hobbit serisinin üçüncü filminin düğümü bu. Hırsızın filmi vizyona girdi. Yani, mağaralarda yaşayan kemikleri çıkmış bir yaratığın elindeki sihirli yüzüğü çalıp Orta Dünya adındaki hayali coğrafyayı kurtarmaya girişen kısa boylu kıllı ayaklı bir hırsızın hikayesi, sinemalarda. Hobbit’e yasak gelmedi şimdilik. Hobbit serisi üçüncü filmiyle, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin yolundan giderek, yine iki buçuk saatlik üç boyutlu çeşitli yolculuk v..]]> Fri, 19 Dec 2014 04:58:10 +0300 İrlanda’da bir yasak salon https://www.evrensel.net/yazi/72930/irlandada-bir-yasak-salon https://www.evrensel.net/yazi/72930/irlandada-bir-yasak-salon? Semtin gençleri işe yaramayan bir binayı elden geçiriyor. Sağının solunun tamirini, temizliğini el birliğiyle yaptıktan sonra, içinde düzenlenecek etkinliklere de ortaklaşa karar veriyorlar. Orası herkesin evi oluyor. Kurslar açılıyor, atölyeler düzenleniyor. Kimi dans ediyor, kimi müzik yapıyor, kimi kitap okuyor. Ama özgürlük birilerine fazla gelmese şaşırtıcı olurdu. Tehditler etmeye, gidenleri karalamaya çalışıyorlar bir süre. Yetmiyor. Binayı tamamen ortadan kaldırmak istiyorlar. Kapatıyorlar. Burası Kadıköy’deki Caferağa Mahalleevi değil, İrlanda’nın Leitrim bölgesindeki Jimmy’nin Salonu. Sene de 1930’lar. Son filmleri Meleklerin Payı’nda, viski fıçılarında olağan karşılanan kaybı gerçek sahiplerine “meleklere” iade etmişti Yönetmen Ken Loach ile Senarist Paul Laverty. Bizde Özgürlük Dansı olarak gösterime giren – “Jimmy’nin salonu” anlamındaki – Jimmy’s Hall ile bu kez İrlanda tarihine dönüyorlar. İrlandalı komünist Jimmy Gralton’un ABD sürgününden döndükten sonra Leitrim’de ..]]> Fri, 12 Dec 2014 04:54:42 +0300 Yol Uzun https://www.evrensel.net/yazi/72878/yol-uzun https://www.evrensel.net/yazi/72878/yol-uzun? Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın sonunda Osmanlı Devleti yenilenler arasında yer alınca, Suriye ve Lübnan Fransız yönetiminde kalır. Halep’ten Türkler kovulur. Şehrin ana caddesinde, aralarında askerler, tüccarlar, kadın ve çocukların da olduğu sıraya dizilenlere, yol kenarındaki Halepliler tükürür, taş atar, tepki gösterir. Kalanların çoğu Araplar ve Ermenilerdir. Türkler tarafından ailesi öldürülmüş, evinden sürülmüş, boğazı kesilmiş, sesini kaybetmiş Nazaret, yanda durup taş atanların arasındadır. O da eline bir taş alır. Tam atacakken bir taşın küçük bir çocuğun kafasını kanattığını görür. Çocuğuna sarılan annesiyle göz göze gelir. Taşı atamaz. Kesik, işte o göz göze gelmenin filmi. Taşı atan olmanın da, yiyen olmanın da ne olduğunu bilmenin bilgeliğini yansıtmış. Soykırımı başından sonuna falan anlatmıyor, sonuçları içinde, bu düşmanlığın insana neler ettiğine dair bir örnek veriyor sadece. Konusu nedeniyle daha vizyona girmeden tartışma yaratan bir film oldu zaten. Film..]]> Fri, 05 Dec 2014 04:54:36 +0300 Talancının ampulü https://www.evrensel.net/yazi/72847/talancinin-ampulu https://www.evrensel.net/yazi/72847/talancinin-ampulu? Irak’ta Amerikan işgalinin taze olduğu vakitler. Bir grup eski özel kuvvetler ajanı, kalkıp Irak’a gider. Daha arama noktasında insanları öldürmeye başlarlar. Gider işgalin başındaki Amerikan komutanını bulurlar. İntikamı alır, işgalcileri ortadan kaldırırlar. Bu sayede Irak da kurtulur. Bu henüz tarih kitaplarına geçmedi. Bölgedeki Kürt yönetimine de nefret kusan Kurtlar Vadisi Irak filminin konusu kısaca böyle. İlk AKP hükümeti kurulduktan bir iki ay sonra başlayan ve malum, hâlâ devam eden dizinin kahramanlarının ilk filmiydi bu. Tarihi yeniden yazmaya çalışmanın bir örneğiydi. Kurmacaydı, ama rahatlatıcı etkisi bundan biraz fazlaydı; film haliyle bile Batılıları rahatsız etme becerisi gibi. Bölgenin kurtarıcı ve hamisi Türkiye söylemlerine, ya da hayallerine pek uyumluydu. Polat Alemdar ya da sivildeki ismiyle Necati Şaşmaz, küçük çocukların kahramanı, gençlerin rol modeli, memleket aydınının temsilcisi olabildiğine göre, o kadar da kurmaca olmayabilir. Biri dinle ilgili bir ..]]> Mon, 01 Dec 2014 04:52:06 +0300 İllallah’tan iyidir https://www.evrensel.net/yazi/72828/illallahtan-iyidir https://www.evrensel.net/yazi/72828/illallahtan-iyidir? Artık alışıldık bir manzara, sinemaya gittiğimizde yan yana salonlarda oynayan yerli komedilerin dizildiğini görmek. Çoğunu da, Recep’in izinden gidip, osuruk, küfür ve sarkıntılıkla güldürmeye çalışan erkek komedileri oluşturuyor. Kendilerine kısaca “illallah” diyebileceğimiz için, arada kadın baş karakterlerin olduğu komediler bu yüzden daha da dikkat çekici. Saflıktan yürüyen Deliha’nın ardından gelen şehirli bekar kadının hikayesi Hadi İnşallah bunlardan biri. Kadın filmi demek güç, çünkü filmin senaristi ve yönetmeni erkek aslında. Ama hepsi, Pucca adıyla yazan bir genç kadının günlüklerine dayanıyor. Japon çizgi filmiyle bir ilgisi yok, isim benzerliği dışında. Sosyal medyada başlayan günlükler kitap oldu, gazeteye köşe oldu, bir yandan hâlâ “hayatı sosyal medyada takip edilebilen ilk roman kahramanı” olmayı sürdürdü. Özgün yazılışıyla PuCCa’nın son tweetlerinden birinin dediği gibi, şimdi de “Hayatım film oldu lan”. Hikaye İzmir’de geçiyor. Daha ilk sahneden sesini duyduğu..]]> Fri, 28 Nov 2014 04:50:45 +0300 Kasedin nesi eksik? https://www.evrensel.net/yazi/72773/kasedin-nesi-eksik https://www.evrensel.net/yazi/72773/kasedin-nesi-eksik? Pikabın kibar iğnesinde, plağın havalı cüssesinde, vinilin çıtır çıtır sesinde nostaljiyi, romantizmi herkes bulur. Kaset, daha zor. Sosyal medyada walkman pili harcamamak için köşeli kalemlerle elde çevrilen kasetlerin esprisini yapmak değil, kasetten romantizm çıkarmak, marifet ister. Karışık Kaset’i dikkat çekici yapan, bunu başarması. Kaset gibi, romantizmden çok mizahın malzemesi olan bir motifi kendine yakıştırmış. Sadece bu bile, plaklı ya da plaksız, çeşitli müzikli filmlerde -geçen ay vizyona giren Unutursam Fısılda dahil- eğreti duran ne varsa, ondan kurtulmaya yetmiş. Kadınla adam, onar yıllık aralıklarla görüşürler, 1990’da İrem’e karışık kaset veren Ulaş, 2000’de karışık CD, 2010’da karışık USB verir. Ama film bunun üstünde durmuyor bile, kahramanlarının farklı yaşlarındaki halleri ve ilişkileriyle ilgili çünkü. Ergenlikle başlıyor hikaye. Çocukluktan çıkmaya, karşı cinse ilgi duymaya başlanan yaşlar, aynı apartmanda oturan İrem ile Ulaş’ın ilk yakınlaştığı dönem. Ka..]]> Fri, 21 Nov 2014 04:50:47 +0300 Karga güzeldir https://www.evrensel.net/yazi/72725/karga-guzeldir https://www.evrensel.net/yazi/72725/karga-guzeldir? 100. yıl kutlamaları her gündeme geldiğinde Türkiye Sineması ifadesine bile itiraz eden, dağa taşa “Türk Sineması” yazma yanlısı zihniyete göre zaten Kürt Sinemasından söz dahi edilemez herhalde. Oysa, en son Altın Portakal’a damga vuran “Türk sinemasına tecavüz etme” tartışması da dahil, sadece o festivalin tarihinde bile Kürt filmlerinin izi sürülerek sonuçlar çıkarılabilir. Bu yıl festivalin sansürlü gündeminde biraz sönük geçse de, özellikle 90’lardaki savaşı, faili meçhulleri anlatan Min Dît, Press, Cennetten Kovulmak gibi filmlerle Antalyalı seyircinin hararet yapan buluşmaları sürüyor. Annemin Şarkısı, 90’ların üstünde duran bir film sayılmaz. Savaşı odağına oturtmuyor, bayağı bugünün İstanbul’undan bir hikaye anlatıyor. “İnkar ve imha”nın teşhirinden vazgeçmek değil bu, tersine onun üstüne bir taş daha koymak. Kürt sinemasının vazgeçilmez motifi Beyaz Toros açılış sahnesinde, anlayana bir işaret çakıyor, olmadı bir soru işareti bırakıyor, sahneden çekiliyor. Okulda çocuklara..]]> Fri, 14 Nov 2014 04:54:43 +0300 Ütopya https://www.evrensel.net/yazi/72691/utopya https://www.evrensel.net/yazi/72691/utopya? Ekonomiyi kuru hesaplar ve insansız denklemlerden ibaret gibi göstermeyi severler. Oysa kitaplarında metaforlar falan havada uçuşur genelde. En tutulan soyutlamalardan biri, ada üstünedir. Basit modelleri bir adaya yerleştirmek adetten olduğundan, bütün ekonomi öğrencileri tek kişilik bir “Robinson” ekonomisi öğrenerek girer konuya. En meşhur adalardan biri de, Thomas More’un özgürce yaşanan Ütopya’sı olmalı. Bu ada daha çok, Marksizmle bilimsel bir temele kavuşan ve sınıflı toplumların tarihsel sonunu açıklayan sosyalizmin, bilimsel olmayan dönemine ismini vermesiyle bilinir. Ütopik sosyalizm, tarihin başından beri kurulan sınıfların olmadığı, mülkiyetin ortaklaşa olduğu, özgürce, kardeşçe yaşanan altın çağın hayalini savunmanın adı olageldi. Geleceğin sınıfsız toplumunun nasıl olacağını değilse de, nasıl kurulacağını bilenler için rehber değil ama güzel bir mirastır Ütopya. Bu isim şimdi bir televizyon programının adı olmuş. Yer, ada numarası yapan Polonezköy tarafları. Dedikle..]]> Mon, 10 Nov 2014 04:52:19 +0300 Dalgasız olmaz https://www.evrensel.net/yazi/72665/dalgasiz-olmaz https://www.evrensel.net/yazi/72665/dalgasiz-olmaz? Sahilde geçen filmleri şöyle bir tarasak, çoğu mayolu görüntüleri bolca içeren ergen fantezisi sulu komediler çıkar herhalde. Deniz kenarının sinema evreninde erkeklerin elinden gelen bu, büyük ölçüde. Deniz Seviyesi ise bir kadın filmi, karakteri, hikayesi, diyalogları, duygusuyla. Salt bu sebeple bile dikkati hak ediyor. İki kadın yönetmenin Esra Saydam ile Nisan Dağ’ın ilk uzun metrajlı filmleri Deniz Seviyesi, bu yılın iki büyük yerli festivalinde ana yarışmada yer aldı. Prömiyerini yaptığı İstanbul Film Festivali’nde ödül alamamıştı, Altın Koza’dan ise, en iyi yönetmen, en iyi kadın oyuncu ve en iyi erkek oyuncu dahil altı ödülle döndü. Bir yaz mevsiminde geçen, dönüş ve yüzleşme hikayesi, çok orijinal olmamakla birlikte, kadın karakterin bakışından enteresan bir hal almıyor değil. Önce Damla’yı görüyoruz. Amerika’da yaşıyor ve hamile. Ve mutsuz, karnı burnunda içmeye kalktığı sigaradan başlayarak. Kocası var, Kevin, herhalde iyi bir insan. Derken gündemlerine, Damla’nın mem..]]> Fri, 07 Nov 2014 04:55:23 +0300 Hayat denilen kavga https://www.evrensel.net/yazi/72611/hayat-denilen-kavga https://www.evrensel.net/yazi/72611/hayat-denilen-kavga? Kenarından dolaşmalar, çarpıtmalar, saptırmalarla o kadar iç içeyiz ki, bir konunun esasını hakkını vererek tartışmak pek uzak artık. Hayatta nasılsa sinemada da öyle. Altın Portakal’dan haberdar olan herkesin adını ezbere bildiği Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’in içeriğiyle ilgili hiçbir şey tartışmaya sıra gelmemesi gibi. Aynı festivalin, bu kez ödüller dağıtılırken haksızlığa uğramış bir filmi de Sivas. Aylardır festivalleri gezen film hakkında, adının neden Sivas olduğundan, dövüş köpeklerinin başına gelenlerden, edilen küfür miktarından başka pek az şey söylendi. Oysa, küfrediyorsa sebebi var. Kaan Müjdeci, Venedik’te dünya galasını yapmadan önceki röportajımızda şöyle demişti: “Hakkari’yi asimile edememişler, o dağa çıkıyor. Yozgat’ı etmişler, o küfrediyor.” Benzetme her yönden uygun olmasa da bu topraklarda kardeşçe, özgürce bir arada yaşamak isteyenler için meram açık. Film boyunca insanların tutucu, kaba saba, küfürbaz ve rahatsız edici ne özelliği varsa hepsine bu çerçeve..]]> Fri, 31 Oct 2014 04:56:20 +0300 İdealleri de öyle değil miymiş? https://www.evrensel.net/yazi/72555/idealleri-de-oyle-degil-miymis https://www.evrensel.net/yazi/72555/idealleri-de-oyle-degil-miymis? Tarihi Amerikan filmlerinden öğrenenler, yani herhalde hiç az olmayan sayıda insan, İkinci Dünya Savaşının Yahudileri öldüren bir deliye karşı Amerikalılar tarafından verildiğini sanır. (Yönetmeni Fransız olan) bir Kapıdaki Düşman’a karşı yüzlerce “Batı Cephesi” filmi Amerikalıların nasıl Nazileri yendiğini anlatıyor hâlâ. Fury de öyle. Fury de, Hazine Avcıları gibi, 1945’in nisanına doğru geçiyor. Ama ne kadar eleştirilmesi gerekse de, öteki filmin bir dürüst yanı varmış; en azından emperyalistlerin Batı Cephesi’ndeki yarışının Sovyetler’in Stalingrad’dan beri Doğu’yu temizleyen ilerleyişiyle olduğunu saklamıyordu. Yoksa savaş döneli, Almanlar durdurulalı üç yılı geçmiş, oradan beri Kızıl Ordu savaşa savaşa gelmiş, Nazilerin yenileceğini herkes biliyorkenki Batı Cephesi bu. Hazine Avcıları’nda sanat eserlerini arayan, ince..]]> Fri, 24 Oct 2014 00:33:09 +0400 Doğallık, gölün dibinde https://www.evrensel.net/yazi/72500/dogallik-golun-dibinde https://www.evrensel.net/yazi/72500/dogallik-golun-dibinde? 51’inci yılında sansürle gündeme gelen Altın Portakal ulusal yarışmasındaki dert sahibi filmlerden biri Derviş Zaim’in Balık’ı. Başta belgeselciler olmak üzere birçok bölümden filmlerin çekildiği festivale katılmaya karar veren diğer ulusal yarışma filmleriyle birlikte, her filmde -Kutluğ Ataman’ın Kuzu’su hariç- okunan sansüre karşı bildirinin de imzacılarından. Sinemanın yüz yıllık tarihiyle ilgili etkinlikler bir yanda dursun, tarih bunu da yazdı şimdiden, sansürü ve sansüre karşı direnişi. Film hem Altın Koza’da yarıştı, en iyi senaryo ödülünü aldı, hem de Altın Portakal’da yarışıyor. Balıkçı Kaya ile karısı Filiz’in hikayesi, kızları Deniz’in konuşmaması nedeniyle daha başlangıçta biraz buruk zaten. Filiz’in aklına, atadan kalma şifalı bir balığı bulup kızına yedirmek geliyor, onlara bakıp tükenmemelerini sa..]]> Fri, 17 Oct 2014 00:28:03 +0400 'Cadı avı'nı kapan erkekler https://www.evrensel.net/yazi/72444/cadi-avini-kapan-erkekler https://www.evrensel.net/yazi/72444/cadi-avini-kapan-erkekler? Uyarmamak olmaz, Kayıp Kız’daki çeşitli düğüm ve dönüm noktalarını ele vermeden film hakkında konuşmak mümkün olmayacak. Pek sürpriz sayılmasa, göstere göstere gelse de, tadı kaçar diye düşünenlerin baştan haberi olsun. Biz savaşın ölen tarafında olduğumuz için olmalı, Amerikalıların korkularını bile anlamak kolay değil. İsimden de anlaşıldığı üzere, filmin başında bir kadın kayboluyor ve böylece, bir halkın en büyük korkusu ortaya çıkıyor; güvenli evinde huzur içinde otururken, nereden geldiği belli olmayan saldırganların çıkıvermesi! Yerlilerin topraklarındaki işgal ve soykırımdan, yani “Amerika’nın keşfi”nden beri aynı travma, kendine ait olmayan toprakta güvende hissedememe. Kayıp vakası da, kaçırılan kadının meşhur çocuk kitabı kahramanı “Muhteşem Amy” olmasının da etkisiyle, yüzlerce gö..]]> Fri, 10 Oct 2014 00:07:13 +0400 Cem Yılmaz kadar duygusal, Yeşilçam kadar komik https://www.evrensel.net/yazi/72396/cem-yilmaz-kadar-duygusal-yesilcam-kadar-komik https://www.evrensel.net/yazi/72396/cem-yilmaz-kadar-duygusal-yesilcam-kadar-komik? Eşkıya filminin finali, yüz yıllık sinema tarihinin en çok bilinen sahnelerden biri olmalı. Cem Yılmaz’ın son filmi de bu final sahnesiyle açılıyor. Eşkıya çatıya çıkmış, polisler dizilmiş. Bundan fazlasını söylemek, sürprizini kaçırabilir madem, o kadar olsun. Yine de tahmin etmek güç olmaz herhalde; Eşkıya’ya gönderme yaparken Cem Yılmaz’ın kendi üslubunu konuşturduğunu. Kahramanın kariyerini etkileyecek bir şeyler olur diyelim, yetsin. Eşkıya’nın finali bilinir derken, bu birkaç bakımdan böyle aslında. Neredeyse her Yavuz Turgul filmi gibi asil ve gururlu olanın zalim ve alçak olan karşısındaki görkemli kaybedişiyle, sadece bir dönemin sonunu değil, bir başkasının başlangıcını da işaretlemişti. Ne de olsa, Yeşilçam’ın ‘60’lar 70’lerdeki altın çağının ardından, sinema emekçilerinin, sinema piyasasının, salonları..]]> Fri, 03 Oct 2014 00:13:31 +0400 Peki kimsin? https://www.evrensel.net/yazi/72343/peki-kimsin https://www.evrensel.net/yazi/72343/peki-kimsin? Bizde, sinemada bir başkasının yerine geçmek mevzubahis olunca, Kara Murat gelir önce akla. Düşmanın Kara Murat’ın kim olduğunu çözmeye çalıştığı anda, “Kara Murat benim!” diye ortaya atılan mahkumların dayanışmasının gür sesi. Karşıdakini o olduğuna inandırmaya çalışan adamların repliğidir, “Kara Murat benim!” “Ben o değilim” ise, bir başkası olduğuna, kendisi olmadığına başkalarını inandırmaya çalışan bir adamın. Onun derdi bambaşka. Tayfun Pirselimoğlu, atipik işçi sınıfı hikayeleri anlatan bir yönetmen olmayı sürdürüyor, İstanbul Film Festivali’nde en iyi film ve en iyi senaryo gibi ödülleri alan son filmiyle. İşçi sınıfı hikayeleri, çünkü karakterlerini emekçiler içinden seçmekten vazgeçmiyor, işyerleri, mahalleleri, yoksul evleri, üstüne üstüne gelen hayatlarıyla. At..]]> Fri, 26 Sep 2014 00:06:55 +0400 Canavara karşı ‘iyi savaşanlar’ https://www.evrensel.net/yazi/72291/canavara-karsi-iyi-savasanlar https://www.evrensel.net/yazi/72291/canavara-karsi-iyi-savasanlar? Festivaller, daha çok ulusal uzun metraj yarışmalarıyla anılsa da, kısa filmden belgesele, dünya sineması örneklerinden klasiklerin yeniden gösterimlerine kadar zengin programlara sahip oluyorlar. 15-21 Eylül tarihleri arasında yapılan Adana Altın Koza Film Festivali’nin 21’incisi örneğin, dünya sinemasının birçok ustasının filmlerinin Türkiye’deki ilk gösterimlerine ev sahipliği yapıyor. Bizde, en iyi film seçilerek Altın Palmiye alan Kış Uykusu ile bilinen Cannes Film Festivali’nin seçkisi Adana’da hemen dikkati çekenlerden. Dünyanın, özellikle Avrupa ve Amerika’nın farklı yerlerinden, dünyanın bugünkü haline dair derin gözlemlere yer veren ve sıkı eleştiriler getiren filmlermiş, Kış Uykusu’nun “rakipleri”. Cannes’ın ileri gelenlerinin hemen hepsi Ekim’de Antalya’da Altın Portakal ve İstanbul’da Fi..]]> Fri, 19 Sep 2014 00:04:36 +0400 İşgalcinin hiç mi kabahati yok? https://www.evrensel.net/yazi/72238/isgalcinin-hic-mi-kabahati-yok https://www.evrensel.net/yazi/72238/isgalcinin-hic-mi-kabahati-yok? Adam önde, iki çocuk arkada, mutsuz bir araba yolculuğundalar belli ki. Yüzler asık, kimsenin birbiriyle konuşası yok. Dağ yolları arasında bir yerde baba arabayı durduruyor, bagajdan bir kazak çıkarıp kızına veriyor. Yine kimse bir şey demese de, mesajı alan genç kadın askılı bluzunun üstüne uzun kollu kazağı giyiyor. Dürzî köyüne girmeye hazırlar. Bir Yahudi kadınla evlendiği için dışlanan adam ile, onların babalarının memleketini hiç görmemiş, ailesini hiç tanımamış çocukları, boşanmanın ertesinde memlekete gelmişler. Arabani, Dürzî toplumunu konu alan ilk İsrail filmi olarak anılıyor. Kudüs Film Festivali’nden en iyi senaryo ödüllü. Filmin adı, yönetmen Adi Adwan’ın uydurduğu bir kelime. Arap ve İbranî kelimelerini birleştirip, Dürzîlerin bu iki dilin karışımı bir dil konuştuklarına vurgu yapmayı denemiş. Ortadoğu&rsqu..]]> Fri, 12 Sep 2014 00:53:03 +0400 'Kendi toprağın' https://www.evrensel.net/yazi/72060/kendi-topragin https://www.evrensel.net/yazi/72060/kendi-topragin? Balkanlardan gelen soğuk ve yağışlı hava, geleceği varsa henüz bizim sıcak memlekete ulaşmamıştı. Ağaçla röportaj yapan yetenekli muhabir olsa belki havadan cevaplar almayı başarabilirdi. Saraybosna’da 20 yaşındaki film festivali, yağmur altında başladı. Şehrin Osmanlı etkisinin olduğu Başçarşı, başka her yer gibi geniş, halkın kullanımına açık sokak ve caddelerle örülü. Ecdadıyla övünenlerin alışveriş merkezi ve beton aşkına inat, tarihi dokusunu koruyup şehrin ve insanının rahatına göre düzenlenmiş. Orada, şehre gelen Türkiyelilerin dikkatini kolayca çekmeyi başaran Galatasaray adlı köfteci, futbolcu Hodzic’in hoş geldinini duymadan kimseyi bırakmıyor. Hodzic’in Türkiye’den gelen herkese mutlaka söylediği iki şey var. Birincisi “Kendi toprağınıza hoş geldiniz” diyerek kendilerini birer akıncı gibi hissettiriyor. İkincisi de Galatasaraylı olup olmadığını ..]]> Mon, 18 Aug 2014 00:06:26 +0400 Velev ki hetero https://www.evrensel.net/yazi/72038/velev-ki-hetero https://www.evrensel.net/yazi/72038/velev-ki-hetero? Film orijinal adını, kendi hikayesini anlatan yönetmen ve oyuncu Guillaume Gallienne’in dört beş yaşlarından kalma ilk anısından alıyor. Gallienne, annesinin iki erkek kardeşini ve onu yemeğe şöyle çağırdığını hatırlıyor: “Oğullarım, Guillaume, yemeğe!” İngilizce’ye ve oradan Türkçe’ye “Ben, Kendim ve Annem” ismiyle gelen film, yönetmenin kendisi büyüme hikayesini anlatıyor, tahmin edileceği gibi. Bu büyüme hikayesi aslında, tiyatro oyuncusu Gallienne tarafından yıllarca tek kişilik bir gösteride anlatılmış. Oyuncu, ilk sinema filmine de en iyi bildiği meseleyi işleyerek başlamış. Aldığı ödüller, özellikle Fransa’da topladığı büyük ilginin göstergesi; Fransa’nın büyük ödülü Cesar’larda en iyi film, en iyi erkek oyuncu gibi ödülleri almanın yanı sıra, ülkesinde gişede büyük başarı..]]> Fri, 15 Aug 2014 00:29:01 +0400 Geleceğin tarihçilerine not https://www.evrensel.net/yazi/71994/gelecegin-tarihcilerine-not https://www.evrensel.net/yazi/71994/gelecegin-tarihcilerine-not? Adayların yan yana ilanlarının olduğu büyük reklam panolarının bir fotoğrafı var. Yan yana ilan demek tam doğru değil gerçi. İki adayın, Erdoğan ile İhsanoğlu’nun ilanları, fotoğrafların üstüne büyük puntolarla “Değişimin lideri” ya da “Ekmek için” gibi sloganlarıyla birlikte duruyor. Yanlarındaki boş panoda ise, sade, en azından okunaklı bir yazıyla şu kadarı yazıyor: “Adayımız Selahattin Demirtaş”. Sosyal medyada dolaşan, geçen akşam Ahmet Hakan’ın da Demirtaş’a gösterip soru sorduğu fotoğraf, Ağustos 2014 cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili anlamlı bir özet. Memleket demokrasisinin gurur kaynağı darbeci Kenan Evren’in anayasa farkıyla koltuğu kapmasını saymazsak, halkın oyuyla yapılacak ilk cumhurbaşkanlığı seçiminde, adayların ahvaline dair küçük bir espri. Yarışın eşitsizliği, eski dost iki adayın birbirine benzerliği ve asl..]]> Fri, 08 Aug 2014 00:50:02 +0400 Uzayda hem sıradan hem kahraman https://www.evrensel.net/yazi/71945/uzayda-hem-siradan-hem-kahraman https://www.evrensel.net/yazi/71945/uzayda-hem-siradan-hem-kahraman? Süper kahraman aleminin dedelerinden Süpermen, Cem Yılmaz’ın ilk gösterilerinden, hatta karikatürlerinden itibaren sevdiği konulardan. Yumruğunu öne uzatarak uçan adamın her seferinde yumuşacık ve dimdik yere inişi, ütüsü gitmeyen pelerini, bozulmayan saçıyla dünya dışı bir ciddiyet saçması, ondan beri espri konusu. Zamanla, araya mizahi ögeler ve başka çekici özellikler ekleye ekleye bir süper kahraman dünyası oluştu adım adım. Dünyayı kurtarmanın ciddiyeti hep baki kaldı yine de. Son zamanlarda dünyayı, evreni birtakım felaketlerden kurtaranların çoğu eski Marvel çizgi romanlarının kahramanları. Amerikalı Patron Iron Man ile İskandinav Mitolojik Karakteri Thor ayrı ayrı dünyayı kurtarıyor, Amerikan ordusundan Kaptan Amerika tabii ki kendi memleketini, sonra tekmili birden Yenilmezler’de yeniden her tarafı. Galaksinin Koruyucuları ve esas oğlanı Pe..]]> Fri, 01 Aug 2014 00:30:02 +0400 Canın sağolsun https://www.evrensel.net/yazi/71918/canin-sagolsun https://www.evrensel.net/yazi/71918/canin-sagolsun? Filmlerde rakı içmenin serbest olduğu zamanlarda Vizontele’nin Ahmet’i anlatmıştı. Çayırda, “her akşam değil, arkadaşlarla bazı bazı” kurduğu rakı sofrasında söze “O zamanlar kaymakamın bir kızı vardı ya” diye girdi Ahmet. “O gün de maça gelmiş. Ben devamlı terliyorum. Daha maç başlamadan ha.” Gol atınca sevdiği kızın nasıl sevindiğini hâlâ aynı heyecanla hatırlıyordu. Yıllar sonra arkasından İzmir’e gitmişti. “Eee, bulabildin mi?” “Buldum. Hatta bir de çay içtik. Ben, o, bir de kocası. O ara golü yemişiz, haberimiz yok anlayacağın.” Gözde futbol insanının adına açılan stat için yapılan maçta, herkesin çekilip de 12 numaranın atmasına izin verdiği gol, sunucuya şunları dedirtti: “Gazze’ye selam olsun, Filistin’e selam olsun. Bu gol Tayyip Erdoğan’ın golü.” Beyaz takımın..]]> Mon, 28 Jul 2014 07:05:11 +0400 Herkül Herkül’e karşı https://www.evrensel.net/yazi/71899/herkul-herkule-karsi https://www.evrensel.net/yazi/71899/herkul-herkule-karsi? Birkaç ay önce gösterime giren Nuh Büyük Tufan filminin, “İslam’a uygun” olup olmadığı diye bir tartışma çıkmıştı. Filmde olayların Kur’an’da anlatıldığı gibi gösterilmiyor olması gibi bir düz mantıkla tartışmak güç tabii, ama bu vesileyle çeşitli görüşler seslendirilmişti. Soruyu oradan kurmak değilse de, onu da alevlendiren bir yanı var ki, Aronofsky’nin filmi Nuh Peygamber’i son ana kadar görevi başarıp başaramayacağı bile belli olmayan, zaafları ve yetenekleriyle kanlı canlı bir insan olarak anlatmıştı. Filme egemen olan mistik hava pek seküler demeyi mümkün kılmasa da, materyalizme göz kırpan bir yanı vardı, dikkati çekecek kadar. Sonuçta bir efsaneyi anlatıyordu, ona bir miktar gerçekçilik katmayı denemişti. Gerçekçiliğin, efsanelere dair büyük Hollywood yapımlarında bir eğilim olarak ..]]> Fri, 25 Jul 2014 01:36:42 +0400 Akdeniz'in kolu https://www.evrensel.net/yazi/71867/akdenizin-kolu https://www.evrensel.net/yazi/71867/akdenizin-kolu? Soraya hiç görmediği ama ailesinden her gün dinlediği memleketine döner. Dedesinin doğup yaşadığı Yafa, Tel Aviv olmuştur, İsrail sınırları içindedir artık. Filistin’de, tepelerin üstünden uzaktaki Yafa kıyılarını görmeye çalışır. Attığı her adımda, kendisinden, ailesinden, halkından çalınan bir hayatları olduğunu ispat etmesi gerekir. Sonunda, çeşitli oyunlarla Yafa’yı da görür, denizi de. “Bu denizden nefret ediyorum” der, dedesinin hep anlattığı ama Nakba’dan beri göremediği denizi izleyerek. Nakba, Arapça felaket, malum, İsrail’in kurulduğu ve bir günde yüz binlerce Filistinli’yi kendi toprağında mülteci kılan günün adı. Bu Denizin Tuzu filminde Soraya’nın kavuşmak için engeller aştığı ve nefret ettiğini söylediği deniz, Akdeniz. İsrail ateşi altındaki Gazze gibi, kıyısına bir ülke kuranların ulaşama..]]> Mon, 21 Jul 2014 07:41:42 +0400 Yandaş terli https://www.evrensel.net/yazi/71844/yandas-terli https://www.evrensel.net/yazi/71844/yandas-terli? Demirtaş’ın adaylığı, Erdoğan karşıtı kimi çevrelerde yeterince kapsayıcı olmamak, hatta işbirlikçilikle suçlanadursun, “halkların ve değişimin adayı”nın ateşi, önce yandaş cenahı tutuşturdu. Demirtaş’ın “Yeni Yaşam Çağrısı” belgesini açıkladığı toplantıya dair Akit haberindeki “terletme” iddiasıyla devam edilecek olursa, Erdoğan yandaşları ilk günden ter dökmeye başladı. (“Akit’in sorusu Demirtaş’ı terletti” başlıklı haberde meşhur “neden Türk bayrağı yok” sorusu ve kısmen Demirtaş’ın cevabı yansıtılırken başlığa çıkarılan ayrıntı Demirtaş’ın soru sorulduğu sırada terini silmesiydi.) Elbette önyargısızca eşitlik, demokrasi yanlısı olmayan herkes gibi, Kürtlere akıl öğreterek, niyetlerini sorgulayarak, hayal kırıklığına uğrayarak. Sabah’tan Akşam’a birçok kalem Demirtaş’tan başka bir ko..]]> Fri, 18 Jul 2014 01:24:16 +0400 Şaşıran https://www.evrensel.net/yazi/71811/sasiran https://www.evrensel.net/yazi/71811/sasiran? Orhan Gencebay kapıdan girince, içeride patronu başkalarını azarlarken görür. “Bu adamı bir daha görürsem bacaklarını kırarım, götürün şunu” diye bağırır patron. Orhan’a desteyle para verir, “altına araba çekmeye” götürür. El sıkışırlarken Orhan hâlâ “Düşünseydim” diye tereddüt geçirir. Yolda giderken arkadaşı sokak çocuklarını görünce bir anda arabaya ve o hayata yabancılaşır. Çocukların “Vay Orhan abi köşeyi dönmüşsün, peki biz nasıl döneceğiz köşeyi?” sorusuna sessiz kalır. Hemen patrona geri döner, anahtarı, arabayı iade eder. “Gazinoya çıkmayı şimdilik düşünmüyorum” der. “Neden” diye sorulunca “Halk konserleri vermek niyetindeyim” diye cevaplar. Kapıdan çıkarken patron söze “Seni sevdim” di..]]> Mon, 14 Jul 2014 01:11:56 +0400 ‘Terörist’ mi? https://www.evrensel.net/yazi/71787/terorist-mi https://www.evrensel.net/yazi/71787/terorist-mi? Sene olmuş 2014, cumhurbaşkanı halk oylamasıyla seçiliyor, adaylardan biri için yürütülen karşı propaganda, siz deyin ‘90 model, ben diyeyim 90 yaşında. Adaylığı açıklandığından beri Demirtaş’ın ne PKK’liliği kaldı, ne “terörist”liği, ne cumhuriyet düşmanlığı, ne “bölücü”lüğü. Hatta çatı ekibinin mermer ustası, adaylığın yasalara bile aykırı olduğunu seçim kuruluna öğretmeye kalktı. Zaten onu da demeseler, üç aday içinde despotluğa karşı demokrasiyi savunanın tek olduğunu görmek zor değil. Bir tarafta patronların saltanatı diğer yanda halkın yönetimi için bir araya gelmiş güçler, bir yanda “tek dil tek millet, çıt çıkmayacak ulan” naraları, karşısında eşitlik, kardeşlik talepleri, bir yanda devlet dini diğer yanda sekülarizm. Ayakkabı kutularını dolduran değil, “Bağl..]]> Fri, 11 Jul 2014 00:42:24 +0400 Milletin A'sı https://www.evrensel.net/yazi/71727/milletin-asi https://www.evrensel.net/yazi/71727/milletin-asi? Birkaç ay önce, iktidar partisinin Afyon’da düzenlediği bir toplantı için şöyle bir pankart haberlere konu olmuştu: “Lokum gibi tatlı, ballı kaymak gibi dinamik, mermer gibi sert, ecdadımız kadar mert, Afyonkarahisar kalesi gibi dimdiksin. Hoşgeldin büyük usta.” Aklını lokumlardan, ballı kaymaklardan, sertlikten, dimdiklikten alamayan bu sözler kadar cinsel çağrışımlı bir başka hoşgeldin mesajı zor bulunur, bırakın bir lider için olanları. Ama bu bile o kadar dikkat çekip tartışılan bir sesleniş olmadı, çünkü malum, zaten “uzun adam”, “büyük usta”, “dik dur eğilme” gibi laflar, övgü ve hayranlıkların her gün rastlanan örnekleri olmuştu epeydir. Nihayetinde, yeterince tanınmadığı düşünülerek cumhurbaşkanlığı adaylığı için hazırlanan hayat hikayesi filminde, içindeki bir sürü anlam..]]> Fri, 04 Jul 2014 07:20:14 +0400 İşgalden Kış Uykusu’na https://www.evrensel.net/yazi/71618/isgalden-kis-uykusuna https://www.evrensel.net/yazi/71618/isgalden-kis-uykusuna? Hollanda’nın liman kenti Rotterdam, işgalci Nazi birliklerinin girişine izin vermeyince, zamanında büyük bir bombardımanla yıkılmış. Yıkımın boyutlarını görünce, teslim olmayı seçmişler ama bu işgalciyi durdurmamış, büyük kayıplar verilmiş ve bombardıman şehir yerle bir olana kadar sürmüş. Zaman zaman, sonunda teslim olunacaksa, baştan direnmeye ve yıkıma sebebiyet vermeye gerek olup olmadığı tartışılırmış bu düz ülkede. Amsterdam başta olmak üzere, tarihi dokusu korunabilen şehirlerin bunun ne kadarını direnişe borçlu oldukları hesap edilebilir bir şey değil elbette. Sondan bakarak, “Sonuç kaçınılmazsa direnmeye ne gerek var” demenin konforu, adaletsizliği baştan kabullenmeye bir çağrı gibi. Israrla Kış Uykusu’nun kibirli Aydın’ını akla getiriyor, adaletsizlik ve vicdan nutukları atan. Nuri Bilge Ceylan, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi ald..]]> Fri, 20 Jun 2014 00:17:00 +0400 Uyanmak, başka bahara https://www.evrensel.net/yazi/71559/uyanmak-baska-bahara https://www.evrensel.net/yazi/71559/uyanmak-baska-bahara? Memleketin en çok izlenen filmleri olduğuna göre, “zamanın ruhu”na ilişkin bir veri kabul etmenin saçma olmayacağı Recep İvedik serisinin bir filminde, meşhur bir korsan CD sahnesi var. Recep CD satıcısından kendisine bir film vermesini ister, o 3 Maymun’u uzatır. Recep de, önceki filmlerinden Uzak’ı izlediğini söyleyip onu şöyle över: “Adam yürümeye başladı. Yürümesinde bıraktım. Gittim elektriği suyu yatırdım, her şeyi temizledim. Geldim, adam hâlâ yürüyor. O kadar güzel film yani.” Ceylan filmlerinin durgun, az diyaloglu, uzun planlara sahip minimalist sinemanın en önde gelen temsilcilerinden olduğu ve bu sebeple seyircinin sabrını test ettiği herhalde en çok bilinen özelliklerindendir. Recep İvedik ise, zengin, şımarık, özenti, entelektüel olanlar başta olmak üzere, tipini beğenmediği herkesle uğraşan bir kabalık anıtı, malum..]]> Fri, 13 Jun 2014 01:35:13 +0400 Ama'ların uğultusu https://www.evrensel.net/yazi/71525/amalarin-ugultusu https://www.evrensel.net/yazi/71525/amalarin-ugultusu? Yabancı dil bilgisinden söz ederken, sadece bizim buralara özgü bir seviye vardır; “Anlıyorum ama konuşamıyorum.” Söylenen her şeyi anlayıp da hiçbir şey söyleyememek pek mümkün değilse de, o kadar da boş olmadığını ifade etmek için yaygın olarak kullanılır. Yan yana yaşarken bile birbirine yabancı diller konuşmanın normal olduğu bizim buralarda, anlamayıp da konuşanlar da çoktur oysa. Kimse bunu kolay kolay itiraf etmez belki de, konuşur ama anlamaz. Hele olay, memleketin “uzak” ve adı hep silahla, ateşle, ölümle anılan kısımlarında geçiyorsa. Devletin gazetecisinin, devletin siyasetçisinin, devletin askerinin, devletin polisinin konuşacak ve konuşan herkese dayatacak çok lafı vardır ya, orada neler olduğunu anlamak ve haliyle anlatmak ilgilerini çekmez. Bir ama’nın iki tarafında geçer olan biten. Ders kitaplarına göre “ama”, cüm..]]> Mon, 09 Jun 2014 00:08:31 +0400 ‘Bu ne lan, dünün aynısı...’ https://www.evrensel.net/yazi/71501/bu-ne-lan-dunun-aynisi https://www.evrensel.net/yazi/71501/bu-ne-lan-dunun-aynisi? Yiğit Özgür’ün bir karikatüründe, atletli adam, yatağın kenarına oturup perdeyi aralamış, dışarı bakar. Aralıktan birtakım binalar ve bulutlar görünür. Adam şöyle der; “Bu ne lan, dünün aynısı...” Her sabah aynı güne uyandığını düşünmek için bir bilim kurgu filminin içinde olmaya gerek yok. Rutin hayatlar yaşayan herkesin bu sanıya kapılması güç değil. Özellikle geçen yıldan beri epey hareketli ve olaylı zamanlar yaşayan bizimki gibi bir memlekette bile, olaylılığın kendisinin rutine döndüğünü hissettirmesi de mümkün. Yarına ulaşmak hissinin güçlüğü, tekrarı bol bilim kurguların ilhamı olsa gerek. Yarının Sınırında’nın Cage’i Tom Cruise ise, her gün ölerek bir önceki sabaha dönüyor. Dünya dışı canlıların, yani tuhaf ismiyle “uzaylı”ların istilasındaki A..]]> Fri, 06 Jun 2014 00:06:56 +0400 Mesele bir ağaç değil https://www.evrensel.net/yazi/71392/mesele-bir-agac-degil https://www.evrensel.net/yazi/71392/mesele-bir-agac-degil? Onlarca yıldır en çok okunan çocuk kitaplarından birini okutan öğretmenin soruşturma geçirmesi ve böylece Şeker Portakalı’nın AKP döneminde sansüre takılan kitaplar listesine eklenmesi, belki unutuldu bile. Artık kimseyi şaşırtmayan haberler dizisinden küçük bir madde olarak geldi gitti. Yasağın “müstehcenlik” ve her zamanki “örf ve adetler” korkuluğuyla açıklanması, ilk başta dile getirilendi ama pekala bundan fazla tehlike bulunabilir aranırsa. Anlamını bilmediği sokak şarkılarını tekrarlayan ve bu yüzden dayak yiyen beş yaşında bir çocuğun sözlerinde “müstehcenlik” varsa mesela, içinde yaşadığı hayatın sıkıntılarından ve babasından şikayet etmek için kiliseye giden, İsa ile konuşan, zaman zaman ona kızan, onu suçlayan Zezé’yi küfürle suçlamak da akıllara gelmiştir. Belki bir şeker portakalı ağ..]]> Fri, 23 May 2014 00:09:21 +0400 En şanlı elbise https://www.evrensel.net/yazi/71333/en-sanli-elbise https://www.evrensel.net/yazi/71333/en-sanli-elbise? Hâlâ çalışan işçi sayısını bile bilmediğimizden, kolay bir kelimeymiş gibi “yüzlerce” madenciden biri dediler ona. Kurtulanlardan sayılıyordu, sermaye düzeninden yekten değilse de, canını almasından. İlk kez temiz havaya çıktı, çıkar çıkmaz da ambulansa götürüldü. Elini kolunu nereye koyacağını bilemeyip orada sordu: “Çizmeleri çıkarayım mı, sedye kirlenmesin?” Sağlık emekçisi “Çıkarma, gerek yok” demese, yapacaktı da. Sedyenin temizliğini kendi sağlığının önüne koyan asaleti, günlerdir Soma katliamının sembollerinden biri olmasını sağladı. O gün, Başbakanın ülkenin sokaklarında yürüyemez hale geldiği, madenci yakınlarının Başbakanlık müşavirinden tekme yediği, cinayetin hesabının sorulmasını isteyenlerin en yoğun gazla zehirlenmeye çalışıldığı, her zamankinden çok eli sopalının ortaya &c..]]> Fri, 16 May 2014 00:19:33 +0400 ‘Hayır ben büyüğüm’ https://www.evrensel.net/yazi/71273/hayir-ben-buyugum https://www.evrensel.net/yazi/71273/hayir-ben-buyugum? Birine haddini bildirmeyi fena halde isteyen kişiler buluşmuş. Bulabildikleri çare, onu bir şekilde suçüstünde yakalamayı becermek. Yoksa “- Yolsuzlukları? - Bilmeyen mi var?” Plan yapılıyor, görev tamamlanıyor, kayıt alınıyor. Arkasından öyle bir fırtına kopuyor ki, şirketler batıyor, ekonomi çöküyor, memleket alt üst. Burası, Karınca Kapanı’nın geçtiği yer, bizimkinden başka herhangi bir ülke olabilir herhalde. Şaka bir yana, Fırat Tanış’ın yönettiği ilk filmin açtığı tartışma anlamlı. Büyük çöküşle ilgili bilgi filmin başında verilse de, olaylar her şeyin nasıl başladığını anlatıyor. Ülkenin en zengin patronlarından Güven’in (Cüneyt Uzunlar) eşi Münevver Sarıselimoğlu’ya (Neslihan Yeldan) çektirmediği şey kalmamış. Münevver de dinsizin hakkından gelecek bir imansız arıyor. Kadının kocasından intikam alma ..]]> Fri, 09 May 2014 08:07:34 +0400 Buralar hâlâ Brazil https://www.evrensel.net/yazi/71165/buralar-hl-brazil https://www.evrensel.net/yazi/71165/buralar-hl-brazil? Distopya sinemasının en bilinen örneklerinden Brazil, bürokrasinin her şeyi sınırladığı boğucu bir dünyada geçer. Biraz 1984’ü, biraz Kafka’yı anımsatan bu karanlık gelecek, bir o kadar da gülünçtür. “Hata mı?” der bir bürokrat, “Bizde hata olmaz”. Bürokrasinin gazabından kurtulmaya çalışan kahramanı bolca hayal kuran biridir. Bir de, 1985 yapımı olsa da, belki bugünkü izleyiciye yine tanıdık gelecek bir özelliği, gizli gizli eski filmleri izlemesidir. Yok olan uygarlığı, eskide kalan ilişkileri, unuttuğu duyguları böyle yaşatmaya çalışır. Yönetmen Terry Gilliam, “1984 yılında çektiğim Brazil’de o tarihte dünyadan ne anlıyorsam onun resmini çizmeye çalışmıştım. Sıfır Teorisi’nde de, şu anda dünyadan ne anlıyorsam onu resmetmeye çalıştım” diyor. Önce İstanbul Film Festivali’nde..]]> Fri, 25 Apr 2014 00:12:33 +0400 Bin dermana değişilmeyen dert https://www.evrensel.net/yazi/71108/bin-dermana-degisilmeyen-dert https://www.evrensel.net/yazi/71108/bin-dermana-degisilmeyen-dert? Bir İrlanda köyündeki Katolik papazının cinayeti engellemeye çalışması üstüne olan İnfaz, 33. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen filmlerden. Günah çıkarmak üzere Rahip James’e gelen bir adam, onu öldüreceğini söyler, bir hafta da süre verir. Gerekçesi, kilisenin günahlarının büyük olmasıdır, çocukluğu boyunca din adamlarının tecavüzüne uğradığını anlatınca James cevap bile veremez. Bir haftayı kaçmak için değil, vedalaşmaları yapmak, hesapları kapamak, intihardan dönen kızıyla dertleşmek için kullanır. Film kiliseyi mülk sahipliği ve çıkarları peşinde koşması sebepleriyle, çocuk tecavüzlerinin ısrarla altını çizerek eleştirmekten geri durmuyor, bolca soru soruyor ve özellikle Hıristiyanlığın temel prensiplerine, erdemlerine dikkat çekiyor, bağışlamak ve feda gibi. Karanlık atmosferiyle uzun s&..]]> Fri, 18 Apr 2014 00:11:47 +0400 Faşizmin gölgesi hiç bu kadar renkli olmamıştı https://www.evrensel.net/yazi/71053/fasizmin-golgesi-hic-bu-kadar-renkli-olmamisti https://www.evrensel.net/yazi/71053/fasizmin-golgesi-hic-bu-kadar-renkli-olmamisti? G eçen yüzyılın iki dünya savaşı arasında Avrupa’nın göbeği faşizmin yükseliş yılları, şimdilerde Avrupa’dan bizim buralara kadar sıkça hatırlayıp karşılaştırmalar yaptığımız bir dönem oluverdi. Çelişkilerin fena halde keskinleştiği ve siyasetin geriliminin tavan yaptığı bir dönemin politize olan edebiyatçılarının kaleminden okuduklarımız, bugünün ruh haliyle de paralellikler taşıyor. Aydınların savunup yücelttiği ne kadar değer varsa toplumun işleyişinin bunlarla ilgilenmeyişinin yarattığı hayal kırıklığının, koca bir kültür birikimini yerle bir eden iktidar karşısında umutsuzluğun izlerine dönemin edebiyatında bolca rastlamak mümkün. Stefan Zweig da bu yazarlar içinde en çok akla gelenlerden olabilir. Adeta, hiç eskisi gibi olmayacak eski Avrupa’nın sonunu, ölüm anında dahi başı dik tutma çabasını, hüznü her defasında h..]]> Fri, 11 Apr 2014 00:10:56 +0400 Gösterilmeyeni göstermekten, gösterileni bile göstermemeye https://www.evrensel.net/yazi/71046/gosterilmeyeni-gostermekten-gosterileni-bile-gostermemeye https://www.evrensel.net/yazi/71046/gosterilmeyeni-gostermekten-gosterileni-bile-gostermemeye? Gösteriler barışçıl olarak başlıyor ama askerlerin halkın üzerine ateş açması üzerine epey kanlı bir hale bürünüyor. Çocuklar öldürülüyor. Ağıtlar yakılıyor. Yıllardır ülkeyi yöneten ailenin devrilmesini isteyen bir grup genç giderek radikalleşiyor. Silahlanıyorlar. Yıkılmış, boşalmış şehirlerde çatışmalar sürüyor. Aralarında özgürlükten ve diktatörden kurtulmaktan söz ediyorlar. Bunun için ölümü göze almışlar. Humus’a Dönüş, Suriye’den böyle bir öykü anlatıyor. İstanbul Film Festivali’nde Suriye’de Esad rejimiyle muhalifler denen gruplar arasındaki çatışmalara dair bir film olması hemen dikkat çekmişti. Batı’nın büyük festivallerinde de gösterilmiş ve ödüller almış olan Humus’a Dönüş, rejim muhalifi bir grubun Humus ş..]]> Thu, 10 Apr 2014 00:13:27 +0400 ‘Kılıcın keskin, ömrün kısa olsun’ https://www.evrensel.net/yazi/71035/kilicin-keskin-omrun-kisa-olsun https://www.evrensel.net/yazi/71035/kilicin-keskin-omrun-kisa-olsun? Rivayet odur ki, Sultan II. Bayezid, kendisini bir darbeyle tahttan indiren oğlu Selim’e şöyle der: “Kılıcın keskin, ömrün kısa olsun”. Kılıcının keskinliğini bilmeyen yok. Abileri Korkut ve Ahmet’i öldürttüğü inkar edilmez, zaten Fatih Kanunnamesi’ne uygun, yani yasaldır da. Hatta babası Bayezid’i devirdikten sonra zehirlediği de fısıldanır. Ölümünden sorumlu olduğu Alevilerin sayısını net olarak söylemek mümkün değildir. Yine de tahtını korumak ve iktidarını pekiştirmek için en yakınındakilerin dahi canını almaktan, kendi halkını katletmekten çekinmediği, aşikar. Ömrünün kısa olduğu da kesin bilgi. Tahta geçtikten sekiz yıl sonra, 49 yaşındayken, şirpençe denen çıban ölümüne sebep olur. Anadolu ve bölge halklarının ahını da ekleyin, Bayezid’in sözlerine ister beddua deyin, ister ileri gör&uum..]]> Wed, 09 Apr 2014 00:05:23 +0400 'Zenci'yi iyi biliriz https://www.evrensel.net/yazi/70993/zenciyi-iyi-biliriz https://www.evrensel.net/yazi/70993/zenciyi-iyi-biliriz? Birçok Batı şehrinde de sinema afişlerinde “Radîkal, azadîxwaz, rêber” yazıyor bugünlerde. Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol filmi Türkçenin yanında birçok yerde Kürtçe altyazıyla da gösterime giriyor çünkü. Mandela, ülkesinde ırkçılığa karşı verdiği mücadele ve cezaevinde kaldığı uzun yıllar sebebiyle, Öcalan’la sık sık karşılaştırılan bir kişi. Güney Afrika ile Türkiye arasında o kadar büyük benzerlikler yok belki, ama ayrımcılık da, direniş de, acılar da, mücadele de dünyanın her yerinde bir ortaklık duygusu yaratabiliyor. Mandela’nın ölümünden sonra Mandela’nın Kürtlere destek veren kimi açıklamaları hatırlanmıştı. Medyanın genel tutumu ise, Mandela ile ilgili haberlerde Kürtlerle kurulacak paralellikler yerine, onun ne büyük bir kahraman olduğuna dair, hayat..]]> Fri, 04 Apr 2014 00:15:05 +0400 Denize düşen kimse, yılana o sarılsın https://www.evrensel.net/yazi/70929/denize-dusen-kimse-yilana-o-sarilsin https://www.evrensel.net/yazi/70929/denize-dusen-kimse-yilana-o-sarilsin? Cumhuriyetin ilk çok partili seçimlerinde, CHP’nin karşısına çıkan Demokrat Parti’nin sloganı, “Yeter! Söz milletin” diyordu. Tek parti CHP’sinin baskıcı iktidarından bunalan halkın büyük kesimi ile birlikte, birçok sosyalist, demokrat, aydın kişi de CHP’den kurtuluş umudunu DP’ye bağlamıştı. Herhalde aydınlar sözün milletin olacağına inandıklarından değil, ama CHP’den kurtulmayı her şeyden çok önemsediklerinden DP’ye destek verdi. DP seçimleri kazandı ve tarih okuyan herkesin bildiği üzere söz milletin falan olmadı. Umutlar kısa sürede yerini hayal kırıklığına bıraktı. Ancak, bu hayal kırıklığı ve arkasından gelenler, bir türlü yeterince öğretici olamadı. Aynı aydınlar olması gerekmez ama dönemin ileri gelen kişiliklerinin tuttuğu saf açıkça ilan ediliyordu, 27 Mayıs darbesi alkışlanırken, cumhuriyet miting..]]> Thu, 27 Mar 2014 00:07:21 +0400 W'nin özgürlüğü https://www.evrensel.net/yazi/70910/wnin-ozgurlugu https://www.evrensel.net/yazi/70910/wnin-ozgurlugu? Bir yasağa karşı çıkmanın etkili bir yolu, onu serbest olan başka bir şeyle karşılaştırmak olabilir bazen. Ama bizde her zaman, tek karşılaştırma yapılır: Bize yasak da, Kürt’e niye serbest? Kürt’e herhangi bir şeyin serbest olmasının haber değeri olan bir memlekette yaşadığını fark etmemekle başlıyor her şey. Seçilmiş milletvekilinin meclise girmesi, yasal bir partinin seçime katılması, miting yapması, dilini konuşması, yayın yapması falan çünkü “serbest” diye altı çizilen. Şimdi de Newroz’un kutlanması, orada Öcalan’ın adının geçmesine taktı birileri. Son günlerin pek zeka ürünü olan kıyas böyle çıktı. Twitter yasak ama Newroz serbestti. Masumca tweetler atmak engellenmiş, “terör” savunuculuğu yapana kimse dokunmamıştı. Yıllardır her fiske yiyenin “PKK’lı mıyız” diye geliştirdiği müthiş savunmanın sosyal..]]> Tue, 25 Mar 2014 00:24:13 +0400 O eski imamlar https://www.evrensel.net/yazi/70848/o-eski-imamlar https://www.evrensel.net/yazi/70848/o-eski-imamlar? Takva, Kuran-ı Kerim İsra Suresi 81’inci ayetle açılır: “... De ki değişmeyen gerçek geldi, sahte ve tutarsız olan yıkılıp gitti. Zaten sahte ve tutarsız olan er ya da geç yıkılıp gitmek zorundadır...” 2006 yapımı Yeni Sinemacılar filmi, kendini adamış bir mürit olan Muharrem’in, dergahın kira gelirleriyle ilgilenme görevini aldıktan sonraki vicdan muhasebesini konu alır. Muharrem uyanıklığıyla bilinen biri değildir ama şeyh zaten bu görev için onu düşünürken bunu da hesaba katıp şöyle der; “Dünya işlerine zihin açıklığı değil kalp açıklığı lazımdır. Zihin açıklığı ile yapılan işlere şeytanı bulaştırırsın.” Elinden büyük paralar geçip gittikçe Muharrem’in hem kılığı kıyafeti, hem duruşu, konuşması hem olan bitene bakışı değişikliğe uğramaya başlar. Her cümlede allahın adını ansa da, kirayı ödeyecek gücü olmayan..]]> Mon, 17 Mar 2014 00:06:18 +0400 ‘Tek başımıza mı?’ https://www.evrensel.net/yazi/70823/tek-basimiza-mi https://www.evrensel.net/yazi/70823/tek-basimiza-mi? Aile içi ilişkiler her sanat gibi sinemanın da epey ilgisini çeken bir mesele, Yunan tragedyalarından beri. Kim bilir kaç filmde kardeş kavgaları, anne baba sırları, aralarında bastırılmış tonla eski dava konu edilmiştir. Çoğunluğu kuzey güney tipi klişeler olsa da onların bile bir gerçek payı var ki, hâlâ bitip tükenmiş bir mevzu değil. Son zamanların iyi örneklerinden biri, iki hafta önce gösterime giren Aile Sırları, babasını kaybeden ailenin kadınlarını bir araya getirip Meryl Streep ile Julia Roberts’a Oscar adaylığı kazandırmıştı. Onların kopukluğu ne kadar soğuk ve uzaksa, Köksüz’ün her gün kavga eden ailesi birbirini yakacak kadar yakın, kopukken bile. Deniz Akçay’ın yazıp yönettiği Köksüz’ün ilk dikkat çeken yanı, bu aile içi hikayesini, anne kız ilişkisini, pek örneğine rastlamadığımız bir gerçekçi..]]> Fri, 14 Mar 2014 00:05:01 +0400 İşgal altında silah ve mizah https://www.evrensel.net/yazi/70765/isgal-altinda-silah-ve-mizah https://www.evrensel.net/yazi/70765/isgal-altinda-silah-ve-mizah? Metrelerce yükseklikte bir duvarın önünde bir genç adam. Ortalık sakinleşince duvara asılı halata tutunup tepeye tırmanıyor. Bir silah patlıyor, bir mermi geçiyor. Hızla duvarın öte tarafındaki halattan kayarak iniyor. Koşarak izini kaybettirmeye çalışıyor. Kanayan ellerini yıkıyor. Arkadaşının evine geldiğinde soruyorlar, “Nereden geldin?” “Sabah uçağı doluydu, öğle uçağıyla geldim.” Atış talimi yapmak, arkadaşına gitmek, işine varmak ya da sevgilisini görmek için İsrail’in duvarını aşmak gerekiyor burada. Yetmiyor, mermilerinden kaçmak, kimlik kontrollerine, aşağılamalara tahammül etmek de. Burası Batı Şeria. Gözlerde öfke, sohbetlerde neşe hakim. Yabancı Dilde Oscar’a aday olan ilk Filistin filmi Vaat Edilen Cennet’in Yönetmeni Hany Abu-Assad’ın son filmi de bu yılki Oscar adayları arasındaydı. Bir çeşit suçluluk duygus..]]> Fri, 07 Mar 2014 00:08:01 +0400 Mısır'ın 'bu daha başlangıç'ı https://www.evrensel.net/yazi/70706/misirin-bu-daha-baslangici https://www.evrensel.net/yazi/70706/misirin-bu-daha-baslangici? Ekmek, özgürlük, adalet, demokrasi talepleriyle sokağa çıkanlar, yoğun gazlı saldırıya, yaralanmalara, ölümlere rağmen durmuyorlar. Meydana girip çadırlar kurunca ilk zaferlerini kazandıklarını düşünüp birbirlerine sarılmaya başlıyorlar.Yüzlerinde gaz maskeleri, kafalarında baretler, gözleri uykusuzluk ve biber gazından kızarmış, yorgun ve huzurlu. Ahmet çocukluğundan beri çalışan, işten işe savrulan bir işçi, Halit ünlü bir oyuncu, Rami meydanın simgesi haline gelen bir müzisyen, Magdi uzun sakallı bir İslamcı, Aida onunla sık sık “Burada Müslüman, Hıristiyan yok” tartışması yapan kırmızı gözlüklü bir kadın... Meydanda tanışmış, fark etmeden birbirlerini tutan bir gruba dönüşmüşler. Meydan onların hikayesi. Tahrir Meydanı’nın, 2011 ocağında ilk eylemlerden başlayarak, Mübarek’in devrilmesi, ordunun iktidarı, se&c..]]> Fri, 28 Feb 2014 00:08:59 +0400 Reha Erdem’in son filmi ‘Şarkı söyleyen kadınlar’ https://www.evrensel.net/yazi/70643/reha-erdemin-son-filmi-sarki-soyleyen-kadinlar https://www.evrensel.net/yazi/70643/reha-erdemin-son-filmi-sarki-soyleyen-kadinlar? Her şey naylondandı, o kadar. Kendine özgülüğüyle tanınan yönetmenlerden Reha Erdem, bir önceki filmi Jîn’de, çizgisinin dışına çıkan bir iş yapmıştı. Çoğunlukla gerçek olana benzemeye çalışmayan tuhaf dünyalar kurarak insanın derinliklerine inmeye çalışan filmleriyle tanınmıştı çünkü. O kez, son derece gerçek ve güncel olan Kürt meselesine ilişkin bir öykü anlatmayı denemiş, bir gerilla kadının dağdan inince başına gelenlerle ilgilenmişti. Kurduğu dünyanın Kürdistan dağlarına benzememesi beklenebilirdi ama neden asker olmayan bütün erkeklerin tecavüzcü olduğu ya da dağa neden çıkılıp neden dağdan inildiği gibi soruları cevapsız bırakmıştı belki. Yine de, barış için, başkahramanın bir gerilla kadın olduğu bir film yapmıştı. Bir önceki filmi Kosmos’un kahramanının bilinmeyen bir şehre gelen, ne ..]]> Fri, 21 Feb 2014 00:07:03 +0400 Bu düzen kurtlanmış https://www.evrensel.net/yazi/70525/bu-duzen-kurtlanmis https://www.evrensel.net/yazi/70525/bu-duzen-kurtlanmis? Son krizden beri galiba ABD’de Wall Street’te geçen film çekmeyen yönetmen kalmayacak. Oliver Stone’un Borsa’sının simsarı Gekko’ya genç çömez bulması, Cronenberg’in bir araba içinde geçen Cosmopolis’i gibi örneklerden sonra bu kez kamera arkasındaki isim, kabadayılığın yönetmeni olarak nam salan Martin Scorsese. Bu da en az diğer Wall Street filmleri kadar geveze, üstelik üç saat sürüyor, Scorsese imzasının en çok dikkat çektiği yer ise, bu filmin de “racon”la ilgilenmesi. Kendini dünyaların hakimi gibi hissedenler Wall Street’te gücün büyüsü altındayken, adeta New York’un mafyatik küçük İtalya’sı. Jordan Belfort, filmin Wall Street’e gelerek normal bir iş sandığı borsacılık yapmaya çalışan genç kahramanı. Yıl, 80’lerin sonu. Daha ilk d..]]> Fri, 07 Feb 2014 00:03:18 +0400 Miş’li geçmişten di’li geçmişe https://www.evrensel.net/yazi/70468/misli-gecmisten-dili-gecmise https://www.evrensel.net/yazi/70468/misli-gecmisten-dili-gecmise? Birtakım sebeplerin birtakım sonuçlara yol açtığını düşünmek, hayatı anlamamızı kolaylaştıran bir düşünme yolu. Her olayın bir sonuç olduğu ve bir yerlerde gizli bir sebebinin olması gerektiği gibi soyutlamalara, hele filmlerle daha da çok yakınlaşıyor olmalıyız. Bize bir yerlere bağlanmazsa olmayacakmış gibi hissettiren olayları dizdikçe, neyin neyin yüzünden olduğunu her seyirci kolayca teşhis edebilir hale gelir sonunda. Her film buna uymak, geleneksel hikaye anlatma üslubunu benimsemek zorunda değil elbette. Ama Asghar Farhadi’nin yaptığı başka. İranlı yönetmen, üç yıl önce Berlin’de Altın Ayı’dan yabancı dilde film Oscar’ına kadar yılın birçok ödülünü toplayan Bir Ayrılık’la da bu üslubu tutturmuştu. Bir sonraki sahnede neler olacağını, olayların nereye varacağını merak ettiren örgüsü titizlikle işlenmişti ve ..]]> Fri, 31 Jan 2014 00:06:04 +0400 Efendiliğin lüzumu yok https://www.evrensel.net/yazi/70408/efendiligin-luzumu-yok https://www.evrensel.net/yazi/70408/efendiligin-luzumu-yok? Açlık kadar etkileyici bir ilk film az bulunur, hele seyirciyi etkilemenin yolunun teknik numaralardan geçtiği ve birbirine benzer hikayelerin tekrarlandığı son yıllarda. İrlandalı tutsakların ve efsanevi önderleri Bobby Sands’in, üstlerindeki bütün baskılara ve içinde tutuldukları duvarlara rağmen direnişin mümkün olduğunu ispatlamalarını, hiç lafı dolandırmadan ve yumuşatmadan anlatması, akılda kaldı. Onlarca kısa filmi olan İngiliz Yönetmen Steve McQueen de, sinema seyircileri tarafından bu ilk filmiyle tanındı, Başrol Oyuncusu Michael Fassbender de müthiş bir oyuncu olarak hafızalara onunla kazındı. Ardından gelen filmi Utanç, yine bedenle ilgileniyor, bu kez seks bağımlısı bir üst orta sınıf karakterin sağlıklı ilişkiler kuramadığı pişmanlıklarla dolu hayatı üzerinden tüketim toplumuna ve bedene dair sorular soruyordu. Bu filmleri “esaret” parantezinde değerlendirmek m&uu..]]> Fri, 24 Jan 2014 00:00:16 +0400 Bu bir geri almadır https://www.evrensel.net/yazi/70349/bu-bir-geri-almadir https://www.evrensel.net/yazi/70349/bu-bir-geri-almadir? Silahlar çekilmiş. Banka müdüründe bir silah, kadınlarda bir silah, “Vururum”, “Asıl ben vururum” diye birbirinin üstüne yürüyorlar. Kendisinin “kahraman” olacağını iddia eden müdür bir anda karşısında, önce sahip çıkmadığı sevgilisini buluyor, derken onun yaptığı kirli operasyonlar bir anda hatırlatılıveriyor. Ekip fazlasıyla acemi ama, kuşku götürmeyen şey, haklı oldukları. Bir ayı dolduran ayakkabı kutusu operasyonundan beri, Brecht’in sözü kimse için anlaşılmaz değil: Banka kurmaya kıyasla, banka soymak nedir ki? O yüzden neredeyse sinemanın icadından beri çekilen banka soygunu filmleri oldum olası soygunları az ya da çok yüceltir. Burada adaletle ilgili bir şey olmalı, geleneksel kuralları, yasaları bir kenara koyup vicdani bir adaletle seyirciyi olan bitene bakmaya çağıran. Kadın İşi Banka Soygunu, bu tür&uum..]]> Fri, 17 Jan 2014 00:07:40 +0400 Bağzı çocuklar kusursuz https://www.evrensel.net/yazi/70285/bagzi-cocuklar-kusursuz https://www.evrensel.net/yazi/70285/bagzi-cocuklar-kusursuz? Ölen çocuğun ailesine para dolu bir zarf uzatılıyor. Baba hemen “Sizin paranızı istemem” diyor. Parayı uzatan kadının cevabı, “Bu zaten sizin için değil, benim için. Benim vicdanım için”. Sonra başlıyor aslında kazayı yapan oğlunun ne kadar ince, akıllı, kusursuz falan bir çocuk olduğunu anlatmaya. Vicdanı rahatsız Hüseyin Çelik’in Roboskî açıklamasında verdiği taksirli örneğin filmi Çocuk Pozu. Bir trafik kazasıyla başlıyor her şey. Kapitalizmin dizginlerinden boşandığı günümüz Romanya’sından bir manzara, bu kaza ile açığa çıkıyor. Burjuva ailenin oğulları için yaptığı bütün fedakarlıklar, tekmili birden, Berlin’den Altın Ayı ödüllü filmde. Annenin oğlundan şikayetini dinliyoruz önce. Adı Cornelia, dekoratör, üstündeki kürkü kendinden büyük, kendi deyimiyle &ld..]]> Fri, 10 Jan 2014 00:06:32 +0400 Huzursuzlar https://www.evrensel.net/yazi/70226/huzursuzlar https://www.evrensel.net/yazi/70226/huzursuzlar? Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde, ekim ayında, yarışma filmlerini izleyen her seyircinin beklentileri giderek yükselmiyor, düşüyordu. Estetik çıta, art arda izlenen filmlerle yeniden şekilleniyor olmalıydı. Sona doğru sıra Kusursuzlar’a gelmişti. Arabada gece yolculuğu ile başlayan jeneriğin arkasından film, biri denize girip çıkan, diğeri sahilde oturan ve birbiriyle neredeyse hiç konuşmayan iki kadının tatiline konuk etti seyirciyi. Bunun huzurlu olmayan bir sessizlik olduğunun anlaşıldığı ilk dakikalardan itibaren de gerginliğiyle sürükledi. Her planıyla iyi bir sinema örneğine tanık olmanın coşkusu geldi önce, ardından en iyi film ve en iyi yönetmen ödüllerinin de aralarında olduğu Altın Portakallar. Yılın ilk haftasında Başka Sinema salonlarında seyirciyle buluşmaya hazır. Kusursuzlar’ın bu isme neden layık görüldüğü, filmdeki diyaloglarda açıklanmıyor...]]> Fri, 03 Jan 2014 00:21:01 +0400 Bu hikaye, sadece izlemek için https://www.evrensel.net/yazi/70164/bu-hikaye-sadece-izlemek-icin https://www.evrensel.net/yazi/70164/bu-hikaye-sadece-izlemek-icin? İçinden geçilen günlerde film izlemek uğruna birkaç saat gündemden uzak kalmanın çekici bir tarafı yok belki. Zaten film gibi memleketin kendisini izlemek çok cazipse bile, onu izlemek yetmeyecek. Rol almak gerek. İzlemekle yetinmek isteyenler için bir film var, Senin Hikayen. Aslında bilinen, milyonlarca kişinin başına gelen şeyi, komedi ve dramı bir araya getirerek tekrarlayan bir film. Bir çift çocuk yapmaya karar verir ve olaylar gelişir özetle. Gelişen olaylar da, birçok kez sinemada kullanılmış ve esprisi yapılmış klişeler, çoğunlukla. Böyle bir üst sınıf çiftin çocuk sahibi olması parodisi, bizim buralar için yeni gibi dursa da Avrupa’dan Amerika’ya çok ülke sinemasında işlenmiş, meraklısı da her türlüsünü izlemişti. Bu kez Esra, Hakan ve sürekli babaanne olmak istediğini söyleyen Meral’li, onların hi..]]> Fri, 27 Dec 2013 00:29:46 +0400 Ailenin yükü https://www.evrensel.net/yazi/70096/ailenin-yuku https://www.evrensel.net/yazi/70096/ailenin-yuku? Birçok kişinin otizmle ilgili bir şeyler öğrendiği ilk film Yağmur Adam olmuştur. 1988 yapımı filmde, otistik ağabeyine bir miras kalır, bencil kardeş Tom Cruise da sırf bundan dolayı ağabeyiyle vakit geçirmeye başlar. Yolculuk ilerledikçe kardeş de dönüşür, seyirci de. Dustin Hoffman’a sempatisi de giderek katlanır. Film duygulandırır, akılda kalır, bilgi verir, hâlâ otizm akla geldiğinde referans kaynağı olmaya devam eder. Özür Dilerim, bunun tersine dair bir hikaye. Bakım evi yok aile var, ilgisiz değil, ilgililer. Zihinsel engelli oğullarından/ ağabeylerinden ilgiyi esirgememiş, hep birlikte aynı evde yaşamayı ve ihtiyaçlarını karşılamayı yıllarca sürdürmüşler. Bakıma muhtaç insanları bir bakım evine kapatmak filmlerde ve ibret dizilerinde büyük kötülük olarak gösterilir ya, burada durum onun tersi işte. Kırkını geçmiş Selim ailesiyle birlikte ..]]> Fri, 20 Dec 2013 00:06:04 +0400 Orada, ama oralı değil https://www.evrensel.net/yazi/69979/orada-ama-orali-degil https://www.evrensel.net/yazi/69979/orada-ama-orali-degil? Yıllardır sinema perdesine taşranın yansıtılışı hep benzer bir sıkıntıyı içinde taşıdı. Bir film büyük şehrin dışında geçiyor ve ille de bu fikrin üstünde duruyorsa, bunu, kırlarda uzaklara bakan insanlarla anlatır olmuştu. Akmayan, hareketsiz bir hayat, tekdüze olaylar dizisi ve bütün bunların içinde sıkışan bunalmış bir ruh hali, melankoli demekti taşra. Hatta dünyanın başka yerlerinde de “yalnız ve güzel” ülkenin sineması, bu küçük yerin sıkıntısıyla bilinir oldu. Daha ismiyle hem Yozgat’ı, hem hüznü (Blues bir müzik türünün adı olduğu kadar, hüzün, sıkıntı, keder gibi anlamları olan bir kelime) akla getiren Yozgat Blues ise, hiç oralı değil. Mahmut Fazıl Coşkun’un ilk filmi Uzak İhtimal’e benzemiyor bu bakımdan. Yozgat’ı yine kahramanları için bir düşüşün ve kurtulmaya çalışmanın..]]> Fri, 06 Dec 2013 00:08:13 +0400 Olduğu kadar https://www.evrensel.net/yazi/69925/oldugu-kadar https://www.evrensel.net/yazi/69925/oldugu-kadar? Çağan Irmak sinemasının tamamı için söylenebilir şu, bu filmlerde eksik bir şey var, hep olur. Çok sevdiği sinema klişeleri ve abartılı naifliğin ortasında Issız Adam’la Ada’nın birbirinde ne bulup ne kaybettiğini hiçbir zaman bilemeyişimiz gibi, pek tamam olan hikayeler izlemeyiz zaten. Seyircinin yorumuna bırakılmış açık uçlardan çok, meselenin ne olduğuna dair eksikliktir bu. Onu kendisi tamamlayan seyirci için de çoğunlukla bir avantaj olur, en çok özdeşleşmeye açıktır çünkü. Tamam mıyız? yönetmenin tamama erdirmeye en çok niyet ettiği filmi, adından anlaşılacağı üzere. Kimi filmlerinde, Ulak’ta, Prensesin Uykusu’nda masalsı bir doku olarak yer verdiği mistisizm, bu kez olan bitenin merkezinde, hayatın göbeğinde. Düşler düşte kalmıyor, gerçeğe dönüyor. Her şey, Temmuz’un gördüğü bi..]]> Fri, 29 Nov 2013 00:08:58 +0400 Dayak yiyen erkeklik https://www.evrensel.net/yazi/69868/dayak-yiyen-erkeklik https://www.evrensel.net/yazi/69868/dayak-yiyen-erkeklik? İstanbul Kadıköy’deki tiyatroların ilklerinden Oyun Atölyesi açıldığında, Bahariye Caddesi yan yana sinemaların dizili olduğu bir yerdi. Şimdi sinema sayısı epey azalmış olabilir, ama salonların çoğunun ticarethaneye dönüşmediğini gözlemlemek bir miktar rahatlatıcı. Süreyya Sineması, AKM’nin bitmeyen tadilatı başladığından beri opera binası olarak işlev görüyor örneğin. Havuz tarafındaki Broadway Sineması, Tiyatro Ak’la Kara’ya ev sahipliği yapıyor. Pasaj içindeki Moda Sineması ise, artık Moda Sahnesi. Kadıköy Anadolu Lisesi içindeki Duru Tiyatro, keyfi tahliye zorlamasına epeydir direniyor. Tiyatrolar için yıllar içinde bir merkez haline gelen Kadıköy’ün en çok izlenen oyunlarından, yıllarca Oyun Atölyesinde sahnelenen, ekibin ayrılıp Moda Sahnesini kurmasından sonra başka bir ekip tarafından bu sezon da süren Testosteron, bu kez sinem..]]> Fri, 22 Nov 2013 00:17:26 +0400 Maşa ve odun https://www.evrensel.net/yazi/69809/masa-ve-odun https://www.evrensel.net/yazi/69809/masa-ve-odun? Daracık bir ara sokakta uçuşan çöpler, gazete parçaları, poşetler. Bir havalı uçuşuyorlar ama. Sokaklar caddeye açılınca bir bakıyoruz ki, trafiğin soldan aktığı, değişik bir memleket zaten. Bir kadın koşuyor. Bembeyaz tenli, basma bir entari giymiş. Arkasında esmer bir Kurtlar Vadisi tipi, “Yenge” diye kovalıyor. “Yenge” dinlemiyor, tüm gücüyle kaçıyor. Yola çıktığı anda karşıdan gelen aracın çarpmasıyla, son kez “Yenge” lafı duyuluyor. Bu giriş, ileride olacakların habercisi olduğundan, onun hakkında söylenecekler de sürprizi bozmaz herhalde. Kaza filmin konusunun çok önemli bir yerinde duruyor sanabilir izleyici, pek öyle değil. Filmin olmasa da olacak, çıkarsan bir şey eksilmeyecek bir bölümünü açılış sahnesi olarak kullanmak oldukça deneysel bir giriş. Derken anlatıcının ilk cümlelerinden biri..]]> Fri, 15 Nov 2013 07:12:43 +0400 Oxir be* https://www.evrensel.net/yazi/69752/oxir-be https://www.evrensel.net/yazi/69752/oxir-be? Hükümet Kadın’ların ilk filmi, tarihi bir fonda Cumhuriyet’in elinin değmediği ücra bir kasabada, bürokrasi eleştirisiyle Kürt mizahını harmanlama çabasıydı. Çok komik esprilerle dolu değildi belki ama yarım yüzyıldan fazla önce, başkente yüzlerce kilometreden çok daha uzak bir yerdeki kadının sebatı, dikkati filmin üzerine çekiyordu. Yaşanmış hikaye, sanki torunu tarafından ninesinin sıradışı hikayesini onurlandırmak için yapılmıştı. Sanki değil, gerçekten öyleydi. İkincisi ise, sanki filmdeki CHP’li-bürokrasi-kaçakçı-ırz düşmanı olanların elinden çıkmış, ilk filmin hikayesini tekrarlayarak seyircisinden faydalanmaya çalışan uyanık kötü adamların işi. Sanki. İlk Hükümet Kadın’ın konusu, belediye başkanı Aziz Veysel’in eşi Xate’nin kendini beklenmedik bir anda belediye başkanı olarak bulması ü..]]> Fri, 08 Nov 2013 08:32:37 +0400 Behzat Ç. bildiğiniz gibi https://www.evrensel.net/yazi/69698/behzat-c-bildiginiz-gibi https://www.evrensel.net/yazi/69698/behzat-c-bildiginiz-gibi? Behzat Ç.’yi açığa almakla bitmiyor hiçbir şey. Seveninin çok sevdiği Ankara cinayet büronun sinemaya dönüşüyle, büyük kavuşma gerçekleşiyor. Üç sezonluk dizi, daha başlangıç gibi gelmişti zaten. Nejat İşler’in Ercüment Çözer’inin yeniden ortaya çıkışı, bipsiz izleme olanağı, Gezi direnişi göndermeleri ve tabii ekibin aralarında gülmekten karın ağrıtan diyaloglar, bekleyen hayranlarını büyük ölçüde tatmin etmeye yetecek de artacak olmalı. Behzat Ç. Ankara Yanıyor’un komedi kısmı en başarılı yanı zaten. Keşke hikayesi, aksiyonu, polisiyesi de ona yaklaşacak kadar güçlü olsaydı. Ankara Yanıyor’un konusuna zaten ülkede yaşayıp da aşina olmayan yok aslında. Olay örgüsünü filmde geçenlerden çok, geçmeyenler belirliyor çünkü. İ&..]]> Fri, 01 Nov 2013 09:44:16 +0400 Dünya bir araya gelse düzelmez https://www.evrensel.net/yazi/69639/dunya-bir-araya-gelse-duzelmez https://www.evrensel.net/yazi/69639/dunya-bir-araya-gelse-duzelmez? Gözleri görmeyen bir çocuk hakkında alabildiğine duygusal bir öykü anlatılsın. Ne kadar da Yeşilçam işi. Bir dakika, çocuk hem görmese, hem duymasa nasıl olur? Daha da acıklı olur. Dayarsın müziği. O da yetmezse, hocayı Alzheimer yap, unutup dursun kızı. Benim Dünyam daha vizyona girmeden engelliler ve örgütleri tarafından tepkiyle karşılandı, kendileriyle ilgili bir filme sesli betimleme yapılması için başvurdukları, kendileri engellilere uygun hale getirmeyi önerdikleri halde yanıt alamadıklarını söylüyorlardı. Belki de engellilerle ilgili bir şey anlatmak yerine bol bol ağlatmayı hedefleyen film, izlenirse ortaya çıkacak tepkiden çekinmiştir. Uğur Yücel’in, kendine göre mutlaka anlamlı sebeplerle, bir Hint filminden uyarlamayı seçtiği hikayenin başlıca özelliği, neresinden tutsanız elinizde kalması. Ela iki yaşında kör ve sağır olur, kimse onun..]]> Fri, 25 Oct 2013 09:23:52 +0400 Bu nasıl kardeş payı? https://www.evrensel.net/yazi/69536/bu-nasil-kardes-payi https://www.evrensel.net/yazi/69536/bu-nasil-kardes-payi? 50’nci Altın Portakal ulusal yarışı bu akşam son bulacak. 10 filmin yer aldığı ulusal yarışmanın filmleri dün Mavi Dalga ile tamamlandı. Çarşamba gününün iki filmi ise, kardeş hikayelerine ayrılmıştı. İki kız kardeşin gerilimli tatili ve sırlarını konu alan Kusursuzlar sinema duygusuyla festivaldeki birçok örneği geride bırakırken, Kutsal Bir Gün absürt olmayı deneyen bir erkek muhabbetiyle sınırlı kaldı. GÜÇLÜ SİNEMA Kusursuzlar, Canavarlar Sofrası ile bilinen Ramin Matin’in ikinci filmi. Bir tatil kasabasında anneannelerinin ölümü üzerine bir araya gelen iki kız kardeşin tatilini konu alıyor. Görüntüleri, müziği, oyunculukları gayet başarılı olan filmin anlatımı, aralarındaki gerilimi başarıyla hissettiriyor. Sonuna kadar merak duygusunu ayakta tutan olay örgüsü, bu huzurlu görünen tatilin altındaki sırrı adım adım açığa vur..]]> Fri, 11 Oct 2013 13:01:27 +0400 Düşe kalka yaşamak https://www.evrensel.net/yazi/69467/duse-kalka-yasamak https://www.evrensel.net/yazi/69467/duse-kalka-yasamak? Babadan oğula geçen özellik, zamanda yolculuk yapmak olunca, nasihatler de ona göre oluyor. Oğlu bu özelliği kullanmaya iyice alıştığında, baba ona şöyle bir yöntemden söz eder; her günü iki kez yaşamak. İlkinde merakları, heyecanları, endişeleriyle, ikincisinde, olacakları zaten bilerek, ayrıntılara dikkat etmek, keyfine varmak için. Kahramanın buradan çıkardığı sonuç, hayatın tadını çıkarmayı öğrenmek gibi bir şey olacak. Bu bazen filmlere uygulamak için de iyi bir test aslında. Olacakları merak ederek izleme aşamasını geçtikten sonra, ikinci kez, nelerle karşılaşacağını bilerek izlenince hâlâ etkileyen, sarsan, coşturan filmlere selam olsun. Zamanda Aşk’ın ikinci kez izlemekle arası nasıl derseniz, eh, belki. Zamanda yolculuk bulunduğundan beri, kullanılmaya doyulamayan bir nimet. Gerçekte bulunmamış olsa da, imkanının tartışılmış olması, sinemada bulunmuş ..]]> Fri, 04 Oct 2013 11:10:46 +0400 Gözlerimi kaparım hayatımı yaşarım https://www.evrensel.net/yazi/69070/gozlerimi-kaparim-hayatimi-yasarim https://www.evrensel.net/yazi/69070/gozlerimi-kaparim-hayatimi-yasarim? Son yıllarda Avrupa şehirlerini dolaşarak Barcelona, Paris, Roma gibi yerlere ait filmler çekmeyi deneyen Woody Allen’ın memleketine dönüşü biraz tedirginlikle birlikte heyecan yaratmıştı. Ne de olsa, New York kentiyle bu kadar özdeşleşmiş az sayıda yönetmen bulunur. Avrupalı sanatçıların öyküleriyse en fazla eğlenceli seyirlikler olabilmişti. Kapitalizmin başkentinin devirip durduğu insanları ve ilişkileri anlatmaktaki becerisi geçmişe ait bir şey gibi kalmıştı. New York’tan San Francisco’ya yol alan Blue Jasmine: Mavi Yasemin, daha çok eskileri hatırlatıyor. Sanki yönetmen, bol kahkahalı filmlerden geçerek bu çarpıcı başyapıta hazırlık yapıyormuş gibi. Daha girişte uçakta hayatını anlatırken tanıyoruz Jasmine’i. Çok konuşuyor, içiyor, yanında oturanı esir alıyor, hep kendinden bahsediyor, ortada olmayan kocasıyla tanıştıkları an dinledikleri şarkıyı anıp d..]]> Sat, 28 Sep 2013 11:21:54 +0400 Yarım kalan alkış https://www.evrensel.net/yazi/68487/yarim-kalan-alkis https://www.evrensel.net/yazi/68487/yarim-kalan-alkis? Altın Koza’da prömiyer yapan ikinci yarışma filmi Yarım Kalan Mucize, film bitmeden bir kez alkış aldı. Replik, çocuklarını okula göndermeye ikna edilmeye çalışılan köylüler ağanın peşine takıldığında söylenmişti: “Açlık bitmeden kölelik bitmez”. Köy Enstitülerinin yaratmaya çalıştığı mucizeye bir övgü düzmeye çalışan filmin özeti sayılmaz bu replik. Ne de olsa sondaki alkışın eğitime dikkat çekmesi ve Cumhuriyet’in belli bir dönemine duyulan özlemden beslendiği, söz alan seyirciler tarafından açıkça ilan edildi. Mucize, baştan sona, sınıfları eğitimle ortadan kaldırmayı ima eden bir filmin tek alkış alan cümleyle arasında hiçbir çelişki görmemenin ta kendisi. Geçen yıl Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden Toprağın Çocukları’nı hatırlatan Yarım Kalan Mucize, Adana’dak..]]> Thu, 19 Sep 2013 16:48:28 +0400 Şımarıklık üstüne bir klip https://www.evrensel.net/yazi/67726/simariklik-ustune-bir-klip https://www.evrensel.net/yazi/67726/simariklik-ustune-bir-klip? Aileleri çok zengin bir grup gencin kendilerine ihanetinin öyküsünü anlatır Piç. Paralarını, bilgilerini, fırsatlarını, yeteneklerini düzenli olarak harcayan insanlardır bunlar. Hakan Günday’ın sevenleri tarafından çok tutulan özgün romanının Ümit Ünal’ın senaryosuyla Selim Demirdelen tarafından sinemaya uyarlanmasından çıkacak sonuç, hâlâ bekleniyor. Pırıltılı Hayatlar, bir Piç değil. İhaneti oradaki şiddetiyle hissetmeye çağırmıyor seyircisini. Ama yaşanmış bir öyküye dayanıyor. O da yeterince ilginç. Los Angeles’ta 2008-2009 arası bir grup genç, ünlülerin evlerine girip onları soymayı huy edinmişti. Ailelerinin durumları da “iyi”den çok daha iyi olan ergenlerin, aşırı pahalı giysiler ve uyuşturuculara özenmeleri, bunları sosyal medyada sergileme hevesleri bunu haber yapan her gazeteciye ilgin&ccedi..]]> Thu, 12 Sep 2013 16:52:00 +0400 Devlet kadar hukuksuz https://www.evrensel.net/yazi/63715/devlet-kadar-hukuksuz https://www.evrensel.net/yazi/63715/devlet-kadar-hukuksuz? İzleyicinin kanun kaçağına sempati duyması zaten sinemanın şanındandır, ama en kolay özdeşlik kurulan “suçlu” türü, herhalde banka soyguncularıdır. Mülkiyet düzeninin adaletsizliği, bütün kurumlarına, eğitimlerine rağmen herkesin bildiği bir veri olduğundan olmalı. İlginç soygun hikayelerinin hepsi anlatılıp tükendi sanmak yanlış, adaletsizlik çeşidi kadar kurmaca mümkün. Zorlu İkili’nin macerası politik bir manzara da ortaya koyuyor. Şöyle ki, bir devlet görevlisiyle, bir devlet görevlisi, bir devlet kurumunun parasını çalınca, kimsenin hukuku falan takmadığı manyakça bir kovalamacanın ortasına düşüyor. Ancak devlet bu kadar hukuksuz olabilir, nihayetinde. Biraz kapalı olduysa, kısaca; başta günlerini kanun dışı işler ve mavra ile geçiren bir Tarantino ikilisi karşımızda. İkili, bir uyuşturucu baronunun paralarına göz koyup banka soyg..]]> Thu, 01 Aug 2013 15:50:06 +0400 Ne çektin be Logan! https://www.evrensel.net/yazi/63042/ne-cektin-be-logan https://www.evrensel.net/yazi/63042/ne-cektin-be-logan? Bir dizi bölümünün tamamı kadar süren dizi özetleri buralara özgü bir acayip marifet de, sonuçta özet diye bir şey var. Dünya televizyon aleminin alışkanlığı, bir hafta önce yayınlanan dizi bölümünü birkaç dakika olsun hatırlatmak. Her bir tanesi aynı kahramanların bir başka dönem maceralarını anlatan film serilerine nezaketten dizi demiyoruz. Ama onlar da ya birbirine bu kadar çok gönderme yapmamalı, ya da başına bir özet koysa fena olmaz. Hayır, gelecek bölümün fragmanını bile filmin sonuna koymayı akıl edecek kadar kendini iyice dizi sanmaya başlamışsa, hakkını verse de, kim kimdi, başına ne gelmişti diye seyirciyi kıvrandırmasa. Önceki filmlerden devrolan birtakım varoluşsal sorunlar nedeniyle, parmaklarının arasından metal pençeler çıkan modifiye kurt Logan inzivaya çekilmiş. Asker arkadaşı, daha doğrusu savaşta esirken Nagazaki&r..]]> Thu, 25 Jul 2013 15:39:27 +0400 Ölmedik ya https://www.evrensel.net/yazi/62598/olmedik-ya https://www.evrensel.net/yazi/62598/olmedik-ya? İki aydır çok kişinin dilindedir, “Şöyle olacak deseler inanmazdım”, “İnsanın hiç aklına gelir miydi?” Gelecek öyle önceden akıllara gelecek bir şey değil elbet, ama şaşkınlığın çoğunda, esaretin sonsuza kadar süreceğine istemeye istemeye de olsa inanmak var. Hani, “Bu memleket adam olmaz” muhabbetinin modası 31 Mayıs’tan beri geçti diyorlar ya, o hesap. Bugünlerde umutlu olmak marifet değil demeye çalışmıyorum, umutlu olmanın gözle görülür, nefes gibi içe çekilir sebeplerini yaşamışlığımız var hep birlikte. Vapur’daki gibi “çılgınca koşuşarak eğlendik, hiç tanımadığımız insanlarla kucaklaşıp öpüşüyor, dirsekleşiyor, zıplayarak bir ağızdan marşlar söylüyor” isek “Sanki bugüne değin yasaklanmış ama yüzyıllardır özlenmiş bir bayramı kutluyor” olduğumuzdan değil midir? ..]]> Mon, 22 Jul 2013 12:14:46 +0400 Direnişi canavarlardan öğrenecek değiliz! https://www.evrensel.net/yazi/62342/direnisi-canavarlardan-ogrenecek-degiliz https://www.evrensel.net/yazi/62342/direnisi-canavarlardan-ogrenecek-degiliz? Geçen sezonun dikkate değer dizilerinden Şubat’ın sloganı “Yarayla alay eder yaralanmamış olan” diyordu, Shakespeare’in Romeo ve Juliet’inden (Dizinin yapımcısı Onur Ünlü daha sonra aynı dizenin de geçtiği filmine bir başka Shakespeare dizesinden isim koydu; Sen Aydınlatırsın Geceyi). Henüz “empati” lafının şimdiki kadar meşhur olup sık kullanılmadığı zamanlarda, birbirini anlamaktan yoksunluğun acısını böyle ifade eden usta, hala bize seslenebiliyor bu sözüyle. Direnişle, hiç olmadığı kadar birbirini tanıyıp öğrenmeye başlayanların aklında. Pasifik Savaşı, birbiriyle zihinsel bağ kurma üstüne kurulu bir savaş mekanizmasında, yaralıların birbirini en iyi anlayanlar olduğu mesajı üstünde epey duruyor. Ekip savaşa hazırlandığında, emekli ve yetenekli adam çağrılır ve gençler onla alay ederken, bunu hatırlatan bir diyalog var. İntibak borunları yaşayan esas ..]]> Thu, 18 Jul 2013 16:38:08 +0400 Adalet için maske lobisi https://www.evrensel.net/yazi/61178/adalet-icin-maske-lobisi https://www.evrensel.net/yazi/61178/adalet-icin-maske-lobisi? Saf ve şanslı mı, yoksa aptal görünümünün altında zeka işi planlar mı olduğu belli olmayan kahramanlar var ya. Bizdeki saç baş yoldurtan “orantısız zeka” uygulamaları değil konumuz, kafalar karışmasın. Kurmacada, sinemada budala dedektiflerden çeşitli tesadüfler üstüne kurulu komedilere, bunun örneği çok. Hem büyük işler başarır, hem de seyircinin kendine yakın hissetmesini sağlayacak kadar sıradan hatalar yaparlar. Karakteri çözmek o kadar kolay olmaz. Onunla dalga geçmekle övünmek, özdeşleşmekle özdeşleşmemeyi tercih etmek arasında gidip gelen seyirciyle oyun oynarlar adeta. Zor bir performans gerektirir, ondan ancak büyük oyuncular akılda kalır. Dünyadan akla Pembe Panter’in Peter Sellers’ı geliyor ve tabii, biz nasıl unutalım, hafta içinde yıldönümünde andığımız Kemal Sunal. En “elinden bir şey gelmez&..]]> Thu, 04 Jul 2013 11:10:38 +0400 Halkı hafife alma https://www.evrensel.net/yazi/60576/halki-hafife-alma https://www.evrensel.net/yazi/60576/halki-hafife-alma? Doğal gaz şirketi çalışanının işi kasaba kasaba dolaşmaktır. Amaç, arazilerinin kullanma hakkını satmaları için çiftlik sahiplerini ikna etmektir. Köylülere pek de alışık olmadıkları paralar teklif ettikçe işi zaten zor olmaz. Bir lise öğretmeninin muhalefetiyle başlayan tartışma, gazcının kafasını karıştırır, kendi memleketini hatırlamasına sebep olur. Nihayetinde o da ücretli bir çalışan olduğunu fark eder. İşin ucunda büyük kârlar varsa, kimse “masum çevrecileri” bağrına basmıyor, malum. Kayıp Umutlar bu yüzden hem tanıdık, hem özgün bir film. Karakterin dönüşümü üstüne kurulu çevre koruma hikayelerine birçok seyirci yabancı olmayabilir. Asıl hayattan bilinir bizde, doğaya zarar vermeyi ve halkı kandırmayı iş edinen, kah enerji, kah maden kovalayan şirketler. Ekonominin kötü, geleceğin belirsiz olmasının altının sık&cc..]]> Thu, 27 Jun 2013 12:17:23 +0400 Sessiz şahit dalgalara karşı https://www.evrensel.net/yazi/59907/sessiz-sahit-dalgalara-karsi https://www.evrensel.net/yazi/59907/sessiz-sahit-dalgalara-karsi? Özcan Alper’in Sonbahar’ında Yusuf, Karadeniz’in dalgalı bir gününde iskelenin ucuna kadar yürür. Deniz iskeleyi yıkacak gibi dev dalgalar savururken Yusuf, “duran adam” misali, hareketsiz izler. Ölüm orucuna girip sağlığı bozulduğundan cezaevinden çıkan genç devrimcinin içinde kopar asıl dalgalar. Verdiği hızlı mücadele ile memleketinde hayatın değişmeyen temposu arasındaki çelişkiyle, erken yaşta ölümü beklemenin öfkesiyle, yönetmenin alıntısıyla “sabırsızlık zamanının çocukları”ndan olmakla büyür. Yusuf yüreğinden kopan çığlıkları, Karadeniz’de boğar. Onlarca metrelik dev dalgalara karşı sakince duruyor gibi görünmesi bundandır. İçinde ne dalgaların kıyıya vurduğunu düşündürür, duruşuyla. 38 Şahit’in geçtiği Fransız okyanus şehri Le Havre da benzer dalgaların bol b..]]> Thu, 20 Jun 2013 09:22:10 +0400 Yangın https://www.evrensel.net/yazi/59562/yangin https://www.evrensel.net/yazi/59562/yangin? Halkına yalan ve bomba yağdıran zalimin “Gezi Parkında hâlâ kalan var mı bilmiyorum” dediği saatlerde, parkın her köşesinde eylemciler tartışmalar yürütüyordu. Forumlar, sağlık ekiplerine bile bomba atacak, çadırları tekmeleyecek, panzerle insanları ezeceklerin harekatın başlamasından sadece bir iki saat önce bitti. O sıralar en çok alkış, mücadelenin devam etmesinden söz edilince alınıyordu. Kimi sağlığından olmuş, kimi işini kaybetmiş, çoğu çok yorgun ve hepsi özgürlüğün ateşiyle ısınmıştı. “Taleplerimiz kabul edilinceye mücadeleye devam” deniyordu. Bir konuşmacı, forumu temsilen katıldığı Taksim Dayanışması’nın toplantısından izlenimlerini aktardı. Parktaki direnişi eskisi gibi sürdürmemeyi öneren kurumları şaşkınlıkla dinlediğini aktardı. “Ben anladım ki” dedi, “marjinal dedikleri örgütler marjinal falan değil,..]]> Sun, 16 Jun 2013 12:10:59 +0400 Orantısız sanat https://www.evrensel.net/yazi/59324/orantisiz-sanat https://www.evrensel.net/yazi/59324/orantisiz-sanat? Dünyanın piyanoyla kurulan ilk barikatının öyküsü böyle. Oysa bir gün önce meydana ve parka büyük bir saldırı gerçekleşmiş, park darmadağın edilmiş ama hayatı yeniden kurmuş, bir de “24 saatte bitecek” lafları edilmeye başlamıştı. Polisler, oldukça kalabalık gruplar halinde meydanın iki yanında bekliyordu. Aslında gündüz gerginlik büyüktü, herkes hayatının gazını yemeye hazırlanıyordu. Saatler ilerledikçe coşku ve neşe yeniden hakim oldu, piyano da bunun simgesiydi. Necati Şaşmaz’ın “Sanırım bize nazar değdi” açıklaması o sırada başladı. Piyano dinleyenler ne şanslıymış, açıklamayı izleyenler, Taksim Taksim olalı, böyle eziyet görmedi diye düşünmeden kendini alamadı. Cümleler bitmiyor, hiçbir şey anlaşılamıyor, oyuncunun “acil değil, çabuk çabuk” kelimeleri arayışı her dinleyene acı veriyordu. D..]]> Thu, 13 Jun 2013 11:20:58 +0400 Marjinal aranıyor https://www.evrensel.net/yazi/59243/marjinal-araniyor https://www.evrensel.net/yazi/59243/marjinal-araniyor? Bir kısmının marjinaller, ötekilerinin gözlerinden öpülecek gençler olarak ayrıldığı bir Gezi Parkı’nı rüyalarında görmüşler ki, sabah sabah girdiler. Flamalar var diyorlar, doğrudur. Taş atıldı diyorlar, oluyor. Molotof kokteyli atılmış, televizyonda gördük. Flamalar hep vardı, en masum çevreci eylem dedikleri anda da park, herkesin görüşünü ifade edebildiği bir alandı çünkü. Taş atmak derseniz, polis tarafından gazla zehirlenip, bitmeyen alçakça bir saldırıya uğrayıp da polise taş atmayan herkese madalya verilmesi gerekir, soğukkanlılığı ve sabrından dolayı. Molotofu iki haftadır Taksim’e gelip giden milyonlarca kişi nasıl görmedi, bilenler açıklasın. Marjinalliğin delilleri bunlar. Çocuklar kayboluyor, bulanlar parkın komitesine teslim ediyor, ya da kaybedenler haber veriyor. Direnişçiler sahneden anonsla duyuruyor. Polise göt&uum..]]> Wed, 12 Jun 2013 10:51:29 +0400 Normal https://www.evrensel.net/yazi/58997/normal https://www.evrensel.net/yazi/58997/normal? En son hükümet partisinin sözcüsü de kışkırtmadan falan söz etti, kimseyi inandırmayacak suçlamalarını yaptı, günlerdir güzelce anlatılanlara kulaklarını tıkadıklarını bir kez daha ilan etti ve “olayların normal seyrine dönmesi” lafları etti. Herkesin gördüğü bu birliği, bu dayanışmayı, bu ortak sesi anlamıyor görünmeye devam ettikleri belli. Sonu öyle ya da böyle olur da, normal dediği yere dönen yok, onu kim bilir ne zaman anlarlar. Normal öldü, yaşasın normal. Alışveriş merkezlerinde dolanmak değil miydi birçoğu için normal olan? E, her köşe başının alışveriş merkezi ile doldurulmasına itiraz etmek normal oldu. Odasını bile toplamamak normaldi, parkta başkalarının çöplerini toplamak normal oldu. Normale dönsen ne olur dönmesen ne olur, milyon göz bunu gördü. Önceden normal, yanmış belediye otobüslerini g&..]]> Sun, 09 Jun 2013 10:35:48 +0400 Sık bakalım https://www.evrensel.net/yazi/58757/sik-bakalim https://www.evrensel.net/yazi/58757/sik-bakalim? Yıkılmayan Adam filminde Cüneyt Arkın’ın sahneye çıkışı ardından tırıs tırıs kaçan kibirli çete, “Gene geleceğiz” der. Yıkılmayan Adam güler, “Tankla, topla falan beklerim. Uçakla, ağır sanayi hamlenizle falan.” İki ağacı sökemeyen adam “Taksim’e cami yaparım” diye efeleniyor. Yasakladıkları alana girenler, buna gülmesin de ne yapsın. Gülerek bekliyorlar. Taraftarlardan yayılıp bütün Gezi Parkı’nı, oradan memleketi inletmeye başlatan slogan, “Biber gazı sık bakalım” diyor. Gazdan korkmuyor, gazla dağılmıyor bu kalabalıklar, bunu önce söylemeye, sonra da hayata geçirmeye başladığımız görüldü. Kurşun sıkıp, üstüne araba sürüp, yakın mesafeden gaz kapsülü atıp, eyleme katılanların canına kastediyorlar, bazen iyice abartıp. Ölülerimiz oldu diye kavgayı bırakmak da ne, öfkeyi büy&uu..]]> Thu, 06 Jun 2013 11:28:44 +0400 Yavuz'un bastıramadığı https://www.evrensel.net/yazi/58675/yavuzun-bastiramadigi https://www.evrensel.net/yazi/58675/yavuzun-bastiramadigi? Gece Taksim’de saatlerini geçirip evlerine dönmek üzere Mecidiyeköy’e doğru yola dökülenler, hâlâ sesi kısılmamış bir girişimciye bakıyor slogana başlamak için. Kimsenin günlerdir düşmediği meşhur çukurun iki yanından Şişli’yi sesiyle inleterek geçenler, günün değerlendirmesini yapıyor. İlk göze çarpanlar ortak, dünden daha kalabalık, her gün öyle. Hafta içi hafta sonundan kalabalık, yetmedi, okullardan, işyerlerinden gelenler artıyor, grevle daha da artıyor. Civar yollarda yürürken sıkılmamanın bir yöntemi daha var, duvar yazılarına baka baka yürümek. Metrobüse varıldığında görülen, bu saatlerde alışık olunmayan bir kalabalık. Şehrin karşı yakasına gidecek taşıt sınırlı, Beşiktaş’ta “Dükkanın önünü kapamayın” gerginliği bitemediğinden. Çoğunun boynunda maskesi de yo..]]> Wed, 05 Jun 2013 11:20:43 +0400 Nerde kalmıştık? https://www.evrensel.net/yazi/58478/nerde-kalmistik https://www.evrensel.net/yazi/58478/nerde-kalmistik? Şimdiden tarihi bir gün olduğunu bildiğimiz 31 Mayıs cuma polisin perişanlığı unutulacak gibi değildi. Dayak atanın yiyene pes etmesi kolay olmaz, malum. Sırtında cop kırılmasını bilirdik, gazın bitmesi ondan fena. İşte o gün İstiklal Caddesi’ni, Gümüşsuyu’nu, Harbiye’yi dolduran on binleri polisin püskürtememesi, kitlenin gaz karşısında bile geri çekilmesiyle mümkün oldu. Gazdan etkilenen öndeki grup yavaşça geri gelirken, hemen arkalardan yerleri dolduruluyordu. Polisin saatlerce bir adım bile ilerleyemediği İstiklal’de, çekildiğimiz ara sokakta nefeslenip gazın etkisinin geçmesini bekliyorduk, birkaç dakika. Yeniden nefes almaya başlayıp espriler yapmaya geri dönünce, “Nerde kalmıştık?” diye çağırdık caddeye birbirimizi. Tekrar gaz, tekrar çekilme, tekrar yeniler öne, tekrar gaz, “Nerde kalmıştık?” Kaptan gibi söyleyip s&o..]]> Sun, 02 Jun 2013 11:49:20 +0400 Ciğer https://www.evrensel.net/yazi/57868/ciger https://www.evrensel.net/yazi/57868/ciger? Nesil, bitmez tükenmez bir muhabbet konusuymuş. Kanuni’nin, Abdülhamid’in adını duymadığımız gün yok maşallah, nasıl 2013’se. Bugünlerde IV. Murat moda haliyle. İki güne Fatih de düşer gündeme mutlaka. O çok bilinen videodaki gibi, Kenan komutanın konuştuğu. Güncel ifadeyle, “kafası kıyak dolaşan” bir vatandaş, internet videolarının yıldızı. Şöyle başlar söze: “Sene 1914. Sokullu Mehmet Paşa, Osman Gazi, Orhan Gazi, şarap içiyoruz. Eminönü Köprüsü’nde.” Hikayesine tatlı tatlı devam eder; “Bir baktım Fatih Sultan Mehmet.” Uzatmayalım, padişahlar, sadrazamlarla oturmakla başlayan macera, İstanbul’u gerçekten fethetmeye kadar gider. Nesli öne sürüp alkole savaş açanlar için ideal kamu spotu. Adamın mazereti var, alkollü ve muhtemelen dertlerinin en hafifi bu. Kendini sultan sananların, padişahla..]]> Sun, 26 May 2013 10:39:09 +0400 Çekirdek aileyi çitlemek https://www.evrensel.net/yazi/57590/cekirdek-aileyi-citlemek https://www.evrensel.net/yazi/57590/cekirdek-aileyi-citlemek? Gözetlemenin her zamankinden daha normalleştiği bir devirde yaşamayı sadece teknolojiyle açıklamak mümkün değil. Adım başı kameralara kaydedilmek ya da televizyonda bir evin içinde olanları 24 saat izlediğin programlara alışmak, meselenin görünür kısmı çünkü. Bunun iktidar için anlamı daha yaygın bir tartışmanın konusu, Büyük Birader’in gözü her gün daha fazla ensemizdeyken. Gözetlemenin sıradan izleyici için bir ihtiyaca dönüşmesi, özellikle sinemada yine bir tür iktidar ilişkisi olarak tartışıldı. Fransız Yönetmen François Ozon ise, Evde’de daha çok bir karşılaştırmanın peşinde. Aile ve tabularıyla, ilk filmi Sitcom’dan bu yana uğraşan yönetmen, en yetkin ve eğlenceli filmlerinden biriyle seyirci karşısına çıktığında yine aynı kurumu didiklemekle meşgul. Bir lise öğretmeni, öğrencisi ve onun arkadaşını..]]> Thu, 23 May 2013 10:04:45 +0400 Felsefeme odaklan https://www.evrensel.net/yazi/57204/felsefeme-odaklan https://www.evrensel.net/yazi/57204/felsefeme-odaklan? Akbaba ötekiler gibi bir çevresi olmadığını anlatıyordu. Kimsesi yoktu ama yalnız da değildi. Meslekten atılma endişesini o meşhur cümlesiyle ifade etmişti; “Ben oldum cinayet”. Yüz bölüme yakındır takipteki Behzat Ç. seyircisi de öyle hissetmeye başlamışsa şaşıracak bir şey yok. Sağlıklı sayılmaz ama hakkıdır. Yokluktan, hep yokluktan. Dizi yokluğu bir şey değil, bunlar adalet yokluğundan. Her hafta Behzat Ç.’nin yeni bölümünü beklemek, adaleti beklemek gibi bir şeydi. Daha geç saatlere ertelendiğinde, bazı haftalar gelmez olduğunda daha çok beklenir olması bundandı. Kahramanı bir polis olan dizinin önünde sonunda polisi aklamaya, övmeye, alkışlamaya yarayacağını düşünenler oldu. Haksız bir kuşku değil bu. Parçaların seyircinin kafasında mevcut düzenin korunması için birleşmesi, kurmacada sık yaşanan bir arızadır. Karakterin yaratıcısı Emr..]]> Wed, 22 May 2013 03:21:51 +0400 Geçmiş ihtişamların çorbası https://www.evrensel.net/yazi/56975/gecmis-ihtisamlarin-corbasi https://www.evrensel.net/yazi/56975/gecmis-ihtisamlarin-corbasi? Tarihte içki yasaklarının işe yaramadığı, kimseyi eğlenmekten alıkoyamadığının örnekleri, bizde de çok anlatılır, başka memleketlerde de. 1920’lerin Amerika’sındaki içki yasakları, bir de kontrolden çıkan mafyasıyla iktidarı pişman edip, sinemaya da yüz yıldır işlemeye doyamadığı bir nimet bıraktı. Bu döneme denk gelen gençliğini “kayıp kuşak” olarak gören Yazar Scott Fitzgerald’ın 1925 tarihli romanında işlediği, bu ekonomik iyimserlik, içki yasağı ve caz devrinin öyküsü de bir kez daha beyaz perdede. Muhteşem Gatsby, içki yasağı yıllarının sınıflarının konumlarının altını çizen bir uyarlama, yerini korumaya çalışanlar, yeni burjuvalaşanlar, yeni iş imkanlarına yönelenler, her geçen gün daha fazla küller altında kalan, ekonominin asıl yükünü çekenler... Tabii hepsi, Kırmızı Değirmen’le ünlenen yönet..]]> Thu, 16 May 2013 12:04:54 +0400 Lale https://www.evrensel.net/yazi/56596/lale https://www.evrensel.net/yazi/56596/lale? Patlama olmuş, muhabirler Reyhanlı’ya gönderilmiş, belirsizlik, endişe, öfke ve acı aktarılmıştı. Önce, kimin sorumlu olmadığı tespit edildi. Televizyon yayınına bağlanan, bilgi veren, duygularını aktaran vatandaş “Nerde bu başbakan? Nerde bu Allahsız oğlu Allahsız?” dediğinde bağlantısı kesildi. Hemen ardından kimin sorumlu olduğu ilan edildi. Henüz yetkililer bile hedef göstermek için mikrofona konuşmaya yeltenmemişti. Üstünden 500 gün geçen Roboskî katliamının sorumlusu bulunamamıştı mesela. Bunun bulundu. Esed’di, belki de değildi, ama kesin hesabı sorulurdu. Medya yine en iyi bildiğini yaptı, kısa süre içinde. Onlarca yurttaşın öldüğü patlamanın hemen ardından, ortada bir tek bilgi yokken hükümeti haklı, ötekini düşman, vatandaşı küfürbaz çıkardı ve hemen analizlerle bütün meseleyi çözdü. O kadar başarılıydı..]]> Sun, 12 May 2013 09:51:28 +0400 O kadar da başka dilde değil aşk https://www.evrensel.net/yazi/56364/o-kadar-da-baska-dilde-degil-ask https://www.evrensel.net/yazi/56364/o-kadar-da-baska-dilde-degil-ask? Avare, bütün Asya’yı kasıp kavurduğu gibi bizde de yıllarca vizyondan düşmeyen, herkesin defalarca izlediği bir klasik. İnsan ondan sonra, Hindistan filmleriyle daha sık haşır neşir olunur, gösterime girme imkanı bulurlar sanıyor. Ne de olsa, dünyanın en büyük sinema endüstrilerinden, Amerikan sinemasını bile zaman zaman film sayısında geride bırakan bir sinemaya sahipler. Öyle olmadı ama. Avare, seyirci için kuşaklar boyu akıldan çıkmayan, sinemacılar için taklit edilen, örnek alınan, ilham veren bir film olmayı sürdürmüş olabilir. Hindistan sineması bize hâlâ uzak. Avare Raj Kapoor’un torunu Ranbir Kapoor’un başrolünde oynadığı Barfi de, ancak batının gösterdiği ilginin sonunda bizde vizyona giriyor. Yine de yıllar sonra bir Hint filmi, dansları, kovalamacaları, saf aşklarıyla sinemalarda. Adı Raj Kapoor ve en bilinen filmi Avare ile anılsa da, Barfi dramdan ..]]> Thu, 09 May 2013 10:36:31 +0400 Bu oyunu bozmalı https://www.evrensel.net/yazi/56026/bu-oyunu-bozmali https://www.evrensel.net/yazi/56026/bu-oyunu-bozmali? Barış yolundaki en zor işlerden birini üstlenen akil insanlar, daha liste belli olur olmaz eleştirilerle karşılaşmaya başladığında, Devlet Bahçeli’nin yaptığı göndermeler akılda kalmıştı. Kadir İnanır’ın içinde olduğu akil insanlara karşı şarkı sözlerinden, Tatar Ramazan filmlerinden örnekler verildi, kendi işlerini öne sürmek niyetiyle. Televizyondaki Tatar Ramazan uyarlaması, hemen ardından geldi. İlk bakışta dikkat çeken yanı, dini esintilerinin altı çizilmiş, “muhafazakar sosyalist” dedirten bir karaktere dönüşmesi oldu. En çok akılda kalan sözü “Bu dünyanın hesabı, ahrete kalmamalı” yine de en azından. Orijinaline uyumluluğu ilerleyen bölümlerde bolca tartışılabilir, zamanla. Bir kere ATV’nin Tatar Ramazan’ı dünyanın en hızlı nam salan Tatar Ramazan’ı. O acele epey ilginç. Dizi başladı, daha yarım saat geçmede..]]> Sun, 05 May 2013 11:01:46 +0400 1915 sineması https://www.evrensel.net/yazi/54850/1915-sinemasi https://www.evrensel.net/yazi/54850/1915-sinemasi? Modayı başlatan, izlenme rekorları kıran 1453’lü film olmalı, Osmanlıcı duyguları en kabartan, iktidara en hızlı selam çakanından. Tarihi filmler epeydir heyecan ve gururdan çok eğlence malzemesine dönüşmüştü yoksa. Ama birkaç yıldır yeniden sağı solu sarmaya başladılar. Orta Çağda ya da yakın geçmişte geçeni varsa da, son zamanların en sık kameralı ziyaret düzenlenen yılı, pek düşündürücü. 1915. Bir yılda üç Çanakkale filmi, rastlantıyla açıklanacak bir yoğunluk değil mesela. Cemaate ve inşaata en saygıda kusur etmeyen yönetmen unvanını hızla elde eden Sinan Çetin’den Çanakkale Çocukları geldi önce. Hem Çanakkale savaşına yüklenen anlamları tersine çevirmeyi, hem birbirine karşı savaşan kardeşler temasıyla vermek istediği barış mesajını aynı filme yüklemek, tüm zamanın ruhunu yakalama niyetle..]]> Mon, 22 Apr 2013 11:15:29 +0400 Yerli olan ne olacak? https://www.evrensel.net/yazi/54537/yerli-olan-ne-olacak https://www.evrensel.net/yazi/54537/yerli-olan-ne-olacak? Genç kadın suratını asar, motora biner, sigara yakar. Suratı hâlâ asıktır, bir sigara daha yakar. Özgür’ün Fransa’daki yabancılığını buradan anlarız. Türkiye’deki biraz daha karmaşık. Bürokratik sorunlar, babasının ne için mücadele ettiği, onu reddeden ailesinin vaziyeti, karşısına çıkan her şey o kadar yabancıdır ki, bu 12 Eylül sonrası ülke, belki babasına bile yabancı gelecektir. Daha fazla yabancılık çektirmeden konuyu özetlemek gerekirse, darbeden sonra yurt dışına kaçan Hüseyin ölürken kızı Özgür’e kendisini memlekete götürmesini vasiyet eder. Babasıyla sorunlu bir ilişkisi olsa da, Özgür tutunamadığı Fransa’dan gitmenin bir fırsatını yakalamış olur. Kalkar, babasını gömebilecek mi, onu araştırmaya başlar. Hüseyin vatandaşlıktan atıldığı için mezar işi o kadar kolay olmayacaktır. Giderek bu sü..]]> Thu, 18 Apr 2013 11:02:35 +0400 Aile içi https://www.evrensel.net/yazi/54203/aile-ici https://www.evrensel.net/yazi/54203/aile-ici? Uğur Yücel’in son filmi Soğuk’ta, kardeşini elinde silahla birilerini tehdit ederken gören Balabey, gelip bir tokatta genç adamı yere yıkıyor. Araya girenler kardeşleri ayırıyor ve abinin, giderek bir serseriye dönüşen kardeşine tepkili olduğunu herkes biliyor, kimse konuşmuyor. Son dönemde Türkiye sinemasında sorunlu, mutsuz, iletişimsiz aileleri dert edinen filmler giderek artıyor. Ailenin kendisinin sorunlu bir kuruluş olması, ailede empoze edilen toplumsal görevlere isyanın yine aileye yönelmesi, ahlakın çoğunlukla sapıkça bir baskıyla tanımlanıyor oluşu, aileye öfkeli olmak ve onu bir filmde işlemek için elbette çok haklı sebepler. Yemek sofrası, manasız, sadece biçimsel olarak olması gerektiği için yapılan düğünler, öfkeli babanın söz dinlemeyişi, edilgen annenin arayı bulma çırpınışı, bu yılın İstanbul Film Festivali ulusal yarışması filmlerinde a..]]> Sun, 14 Apr 2013 10:44:52 +0400 Zerre’den daha fazlası var https://www.evrensel.net/yazi/53971/zerreden-daha-fazlasi-var https://www.evrensel.net/yazi/53971/zerreden-daha-fazlasi-var? Karakterlerin işçi olduğu filmlere rastlamak hiç kolay değil. Kadın bir karakterin bir kenarda durmayıp etkin olduğu filmlere de öyle. Havada uçuşan milyonlarca toz zerresi içinde birkaç tanesi kadar neredeyse. Eskilerde kalmış, onlar da zaten az sayıda birkaç örnekmiş sanki. Zerre’yi ilk bakışta dikkat çekici hale getiren yanı bu. Dahası, bunu da yapmış olmak için yapmıyor, tartışmaya değer bir sonuç çıkarıyor. Erdem Tepegöz’ün ilk filmi, ekim ayında 49. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi İlk Film, En İyi Yönetmen ve Sinema Yazarları Derneği jürisinin En İyi Film ödülünün de aralarında olduğu ödüller almıştı. Film vizyonda da seyirciden hak ettiği ilgiyi görürse, böyle filmlerin önü açılır da üstüne daha çok konuşabiliriz belki. Zerre’nin kahramanı Zeynep, kızı ve annesi..]]> Thu, 11 Apr 2013 10:03:04 +0400 45 ne kadar uzak? https://www.evrensel.net/yazi/53658/45-ne-kadar-uzak https://www.evrensel.net/yazi/53658/45-ne-kadar-uzak? Savaş öncesinin yoksulluk ve işsizlik dönemi geride kalınca, barışla birlikte yoksulluğa karşı seferberlik başlar. “Öyle barış istemeyiz” derler. Sağlık, demiryolu, enerji sistemlerinin kamulaştırılması, konut ihtiyacı için halkçı bir yol bulunması, bu kolektif ruhla gelen toplumsal uygulamalar olur. Bilmeyen, sosyalizm kuruldu sanabilir. Zaten, Ken Loach’un İngiltere tarihinden bir kesiti anlatan belgeseli ‘45 Ruhu’nda konuşanların böyle yorumları da var (“İki tarlanın birini paylaşmak sosyalizmdir”), burjuva iktidarının böyle politikaları ancak geçici olarak uygulayabileceği çözümlemeleri de (“Bu sosyalizm değil bürokrasiydi, şimdi yönetim devlet bürokrasisinden şirket bürokrasisine geçti”). İstanbul Film Festivali’nde gösterimi yapılan ‘45 Ruhu’nda, İngiltere işçi sınıfının yönetmeni olarak bilinen Ken Loa..]]> Sun, 07 Apr 2013 10:45:28 +0400 Emek, yıkım ve içindekiler https://www.evrensel.net/yazi/53380/emek-yikim-ve-icindekiler https://www.evrensel.net/yazi/53380/emek-yikim-ve-icindekiler? Sinemaydı, festivaldi, insan bunları neden önemsesin bir yandan. “Binalara takılmamak lazım” diye yazdı, İstanbul Film Festivali’nde ücretsiz dağıtılan gazetenin yazarı. Kendi adını “deki” koyup her konuya girip çıkarken, insanların binalardan daha önemli olduğu gibi dahiyane kıyaslar yumurtluyor. Sinema yazarlarının ustası Atilla Dorsay Emek’in yıkılmasına yazarlıktan emekli olarak tepki göstermek isterken, ondan yenilenebilen ve yenilenemeyenler üstüne sonuçlar çıkarıyor. Yenirse. Salonlardan, festivalden, sinemadan söz etmenin önemsizliğine rağmen, İstanbul Film Festivali’nin 32’ncisinin tutuk ruhu insanı konuşmaya çağırıyor, sinemayla ve sanatla ilgili birçok meseleyi bir araya getirerek. Daha ilk günlerde festival seyircisinin elini kolunu nereye koyacağını bilememesinin ana sebebi, salonsuzlukla gelen dağınıklık. Emek’in yıkılması ya da isterlerse..]]> Thu, 04 Apr 2013 09:52:31 +0400 Bahane https://www.evrensel.net/yazi/53024/bahane https://www.evrensel.net/yazi/53024/bahane? Filistin’de esir düşen İsrailli pilota sorsanız, bu Araplar hep terörist. Arkadaşlarının katili hepsi. Zaten Filistin diye bir yer de yok. O yaşadığı yerden o kadarını görmüş, bir çocukla yol arkadaşlığı edene kadar hepsinden nefret ediyor. Çocuksa zaten ailesini kaybetmiş, elinde bir zeytin fidanı, toprağına gömmesi vasiyet edilmiş. Ona göre İsrailliler canavardan başka bir şey değil. Birlikte yola gitmek insanı tanımak için bire bir derler. O ikisi de öyle birbirlerinin en yakını oluyorlar. Zeytin, sınırdaki ağaçların mücadelesini veren Filistinli kadını anlatan Limon Ağacı’nın yönetmeni Eran Riklis’ten, yine toprağa ve kardeşliğe dair bir film. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen, dünyanın farklı yerlerinden hayatı ve insanı konu eden yüzlerce filmin, barışa selam edenlerinden. Çekilen “one minute”ler, edilen özürler, Filistinlilerle yıllar..]]> Sun, 31 Mar 2013 08:53:11 +0400 ‘Söküp atılamayan’ selam https://www.evrensel.net/yazi/52795/sokup-atilamayan-selam https://www.evrensel.net/yazi/52795/sokup-atilamayan-selam? Ellerinde plastik taburelerle salondan salona koşuşan türbanlı kadınlar, kapılardaki görevlilerin "Yer yok, boşuna beklemeyin" uyarısına rağmen sessizce yığılmaktan vazgeçmeyen sabırlı kalabalık, telefonla bir tanıdıklarını arayarak kendilerine yer bulunmasını isteyen badem bıyıklılar, kelimenin tam anlamıyla kucak kucağa dolan salonlar... Selam filminin galasında alışılmışın dışında bir gala manzarası beklenebilirdi belki ama cemaatin selamını alma telaşı, yüzlerce insanı açıkta bırakan ilk galaya damgasını vurdu. Samanyolu kanalı, yıllardır seyircisine anlamlı dersler veren yapımlarıyla ibret filmlerinde bir çıta oluşturdu. Karakterlerin iyiler ve kötüler olarak tam ortadan ikiye ayrıldığı, iyi olmak ve inancını kaybetmemek üstüne basit, sade, anlaması kolay filmler konusunda giderek kendini ilerletti. Selam da o ekolün bir sürdürücüsü olmaya çalışırken en çok hoşgör&uu..]]> Thu, 28 Mar 2013 11:11:25 +0400 Hollywood’u yedi bitirdi https://www.evrensel.net/yazi/52185/hollywoodu-yedi-bitirdi https://www.evrensel.net/yazi/52185/hollywoodu-yedi-bitirdi? Arabayla çölün içinde güzel bir kayalık manzarası görünce, “Son çatışmaya çok uygun mekanmış” diye aralarında konuşurlar. Birlikte geçirdikleri vakit boyunca da final çatışması tartışılır. (“Çatışma yok mu? Ne bu, Fransız filmi mi çekiyoruz?”) Seri katil karı koca şurdan gelir, tarikatçı burdan, Vietnamlı intikamcı öte taraftan, berikiler böyle dizilir. Silahlar çıkar, psikopatlar ateşe başlar. Yazar kenarda not almaktadır. O sırada onun da sevgilisi gelir. Kafalar patlar. Öyle mi olsun, böyle mi olsun diye yazacakları filmi tartışırlarken, peşlerindeki mafyayla karşılaşırlar. Film içindeki filmin final çatışması halledilemeden filmin kendi hesaplaşması başlar. Yedi Psikopat, karmaşık, alaycı, aksiyon sinemasıyla ilgili klişelerle didişen, hatta kendi eleştirisini kendi içinde veren enteresan bir film. Sadece bir eğlencelik olm..]]> Thu, 21 Mar 2013 10:35:00 +0400 Yıkılış https://www.evrensel.net/yazi/51819/yikilis https://www.evrensel.net/yazi/51819/yikilis? Türkiye sinemasının ilk filmi, dolayısıyla sinemanın başlangıç tarihi bir tartışma konusu. Korunamayan kayıtlar ve “Türklük” tanımının alengirliliği var işin içinde. Neyse o başka bir mevzu. Genelde adında “yıkılış” olan bir film ilk sayılır. İki aşağı bir yukarı, bundan yüz yıl öncesine denk gelir. Sinemamızın yüz yaşında olduğunu söylesek başımız ağrımaz herhalde. Gel gelelim bu tarihe tanıklık eden sinema salonları, bir bir yıkılıyor. İşte o büyük baş ağrısı. Eski kültür bakanı “Yıkmıyoruz, taşıyoruz” diye diye gitti. Yenisi geldi, ilk açıklaması aynı; “Yıkmıyoruz”. Devamlılık evet, gözümüzün içine baka baka gerçeği inkar etmede devamlılık varmış demek. Tabii iki cümle sonra “Bizimle alakası yok”. Yıkımı neden savunuyor o zaman, onu söylemiyor. Sebebin kültürle bir alakası olmadığı belli. Ö..]]> Sun, 17 Mar 2013 12:45:44 +0400 Seni daha iyi duyabilmek için https://www.evrensel.net/yazi/51555/seni-daha-iyi-duyabilmek-icin https://www.evrensel.net/yazi/51555/seni-daha-iyi-duyabilmek-icin? Onyedi yaşında bir kadın, başında kırmızı eşarbı, üstünde gerilla kıyafetleri, elinde kaleşnikof, günlerdir dolaştığı dağlarda yiyecek bir şeyler arıyor. Bir sürüyü gezdiren çobana rastlayınca silahını doğrultup ondan sert bir dille yemek istiyor. Çoban korkuyor, yiyeceğini kıza veriyor. Karnını doyurduktan sonra, üniformayla dolaşmanın güçlüğünü düşünen kaçak, kendine sivil kıyafetler bulup yoluna devam ediyor. Su kenarında durduğu bir sırada arkadan bir ses “Sen ne arıyorsun burda” yılışıklığıyla ona yaklaşıyor. Kız dönüyor, “Tanımadın mı lan beni, ekmek vermiştin ya” diye bağırmaya başlıyor. Çoban gerillayı tanıyınca, uzaklaşıyor. Birçok şeyi yeni ve hiç olmadığı kadar detaylı konuşmaya başladığımız sırada gelen, en başta enteresan bir film Jîn. Jîn bir Kürt kadın, genç yaşında dağa çıkmış, şimdi de tek ba..]]> Thu, 14 Mar 2013 10:56:48 +0400 Hayalet https://www.evrensel.net/yazi/51282/hayalet https://www.evrensel.net/yazi/51282/hayalet? Geçen haftanın ciddiye alması en zor beyanları listesinin önde gelenlerinden biri, eski sevgiliye yumurtalı saldırı düzenleyen Ali Sürmeli’nin “devrimci eylem” yaptığı iddiasıydı herhalde. Bugüne kadarki itibarı oyuncuya bir kürsü açılmasına imkan verince, o da “Nerde o eski kapitalizm eleştirileri” diye başlayıp sosyalizm aşkına fırlattığı yumurtanın önüne eski sevgilisinin çıkmasını bir tesadüfe bağlayıvermişti. Elbette her listenin vazgeçilmezi Nihat Doğan yine kafasını çıkaracak bir aralık buldu. Önceki hafta Deniz Gezmiş’e “yoldaşım, rahat uyu” diye seslenmişti, Survivor adası kahramanı, fantezi müziğin fantazyası, rahat uyuyanın gündüz kabusu. Bu kez Chavez’e yoldaşlık edesi gelince soluğu Caracas’ta aldı ama yetişememiş, yine twitter’dan duyurdu. Ayaküstü “Aydıncıklar niye yok” lafını da kayıt..]]> Mon, 11 Mar 2013 11:14:32 +0400 Paramparça aşklar kötekler https://www.evrensel.net/yazi/50918/paramparca-asklar-kotekler https://www.evrensel.net/yazi/50918/paramparca-asklar-kotekler? Eskinin arabesk şarkıcıları birer birer duyarlı filmlerin yönetmenleri oluyor da, şarkıcılığa da sinemaya da hepsinden önce başlayan Emrah’ın nesi eksik? Eksik değil de, fazlası soyadı, “Yönetmen Emrah Erdoğan” deyince onun eskinin Küçük Emrah’ı olduğunu anlayacak seyirci azdır. Ama 8 Mart’a denk getirdiği kadının ezilmişliği temalı filmi Gelmeyen Bahar, duyarlı konusu ve kurguda yapmaya çalıştığı numaralarla, belli bir çıtayı yakalama becerisini gösteriyor. Çıta düşük tabii, sanatsallıkla ilgili bir iddiası, mesajında karmaşık bir şey söyleme derdi yok nasılsa. Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde karşımızdaki filmin kadın karakterlerinden fazla bir etkinlik beklemek biraz yersiz, baştan bir uyarmakta fayda var. Karakterlerin pek yaratıcı ya da çok boyutlu oldukları söylenemez, daha çok Emrah’ın henüz çocukken kaşlarını d&uu..]]> Thu, 07 Mar 2013 11:13:44 +0400 Sandal https://www.evrensel.net/yazi/50302/sandal https://www.evrensel.net/yazi/50302/sandal? Oscar ödülünün bir ayrıntıda boğulma işi oluşu yeni değil. Ama kabak gibi gözümüzün önünde olan hakikate sırt çevirip ıvır zıvır konuşmayı becermek, hiç bu kadar bariz olmamıştı. Ta bilmem kaç bin kilometre ötedeki Beyaz Saray’dan başkanın karısı tarafından CIA filmine ödül verilmesi gibi. Hala reyting numaralarından, ödülü dikkat çekici hale getirmekten, enteresanlıktan bahsederken yüzü kızarmayanlar var. İşte, akademinin en iyi filmini Michelle Obama’nın açıklamasının ödül heykelciğine Amerikan bayrağını dolamak anlamına geldiğini söyleyemeyecek olanlar için elde olan bahaneler. Asıl kadıncağızın modacısına yapılan haksızlığın hesabını kim verecek? İşi elbisesinden daha çok konuşulan ilk kadın olmak, bir başkan eşine yaraşırdı zaten. Bu ödüller sinema dünyasının en politik ödülleri olduğu halde,..]]> Fri, 01 Mar 2013 09:46:42 +0400 Devrimci bir müzik kutusu https://www.evrensel.net/yazi/50217/devrimci-bir-muzik-kutusu https://www.evrensel.net/yazi/50217/devrimci-bir-muzik-kutusu? Tam müzikallerin devri kapandı diye düşünürken bir görkemli örnekle seyirci karşısına çıkmaları, bir sinema adeti oldu. Bu birkaç yılın temsilcisi de, aslında tiyatroda epeyce sahnelenen bir müzikal olan Victor Hugo uyarlaması Sefiller olacak. Oscar’ın adayları arasında yer alan film yardımcı kadın oyuncu, ses miksajı ve makyaj ödüllerini aldı. Meraklısı olmayanlar için biraz zor bir macera olsa da, başarılı anlatımı, renkli görüntüleri, meşhur oyuncu kadrosu, etkileyici atmosferi, akılda kalan şarkılarıyla uzun ve seyre değer bir film Sefiller. Konusu, bilinen öyküye oldukça sadık. Devrimin üstünden geçen birkaç on yılda Fransa’nın yeniden imparator tarafından yönetildiği bilgisi veriliyor önce. Zincirlerle bağlı mahkumlarla birlikte söylenen “Yere bak” nakaratlı şarkıyla açılıyor ve hapisten çıkan Jean Valjean..]]> Thu, 28 Feb 2013 10:59:42 +0400 Güzel başlayan bir rüya gibi https://www.evrensel.net/yazi/49581/guzel-baslayan-bir-ruya-gibi https://www.evrensel.net/yazi/49581/guzel-baslayan-bir-ruya-gibi? Diyecekler ki arkamdan / Ben öldükten sonra / O, yalnız şiir yazardı / Ve yağmurlu gecelerde / Elleri cebinde gezerdi / Yazık diyecek / Hatıra defterimi okuyan / Ne talihsiz adammış / İmanı gevremiş parasızlıktan” Muzaffer Tayyip (Öldükten Sonra) Şiir, bazen bahanesi sinemanın. Yılmaz Erdoğan’ın beyaz perdeye taşıması da birçok izleyici için, genç ölen iki güzel şairle tanışmanın bahanesi olacak, ne ala. 1941 Zonguldak’ında, mükellefiyet ve verem yıllarında iki şair arkadaş Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip. Savaşın gölgesi ve şiirin büyüsünün en derinden hissedildiği bir ortamda aşklar, şiirler, tedaviler, tutunamamalar ve umutsuzluklar üstüne epey iddialı bir film karşımızdaki. Şiirle bu kadar iç içe bir film izlemek zaten pek kolay denk gelinecek bir tecrübe değil ve genel olarak, aksamalarla birlikte, Kelebeğin Rüyası’nın oldukça ş..]]> Thu, 21 Feb 2013 10:33:59 +0400 Eller https://www.evrensel.net/yazi/49269/eller https://www.evrensel.net/yazi/49269/eller? Bizim oğlan bina okur. Döner döner bir daha okur. El ele vermekten söz ediyor, şiir okuru başbakan. Dinliyoruz. Vaktiyle kendi seçtiği şiir zamane iktidarını ürkütünce kendisini parmaklıklar ardında bulan baş hatibin son okuduğu şiiri kim seçtiyse, eline sağlık. Bir “bilincimizi aydınlatıyor” deyişi var ki, inanmak istiyor insan duyunca. Diyarbakırlı çocuklar başbakanın eline Grup Yorum’un şiirini “devrim”leri “vatan” yapıp vermemiş mi meğer? “Terör örgütü tarafından istismar edilen” dediğin çocuklar, “terör örgütü üyesi” dediğin grubun şiirini böyle okuturlar adama, istismar etmeye kalkarsan. Diyarbakırlı çocukların Çanakkale mektuplarıyla sesini titreterek, bütün memleketin eli kolu “yaradılan değerler”e bağlansın diye uğraşıyor. Küçücük çocuklara ..]]> Sun, 17 Feb 2013 10:31:14 +0400 Yine mi kerevet? https://www.evrensel.net/yazi/49044/yine-mi-kerevet https://www.evrensel.net/yazi/49044/yine-mi-kerevet? Sevgililer Günü kapitalizmin bir oyunu mu diye tartışanlar yine tartışsın ama, Romantik Komedi 2: Bekarlığa Veda’nın tartışılacak bir yanı yok. Hassasiyetlerini kullanıp daha fazla müşteri çekmek diye bir amaç olmasaydı bu 14 Şubat’a da sinemalarda en büyük korkusu “evde kalmak” olan kadınları hedefleyen bir film daha olmayıverirdi. Ama var. İlkini bir reklam yönetmeni (Ketche) ilk sinema filmi olarak çekmişti, ikincisini bir başkası (Erol Özlevi). Ne ilki bundan daha trajikti, ne bu ondan daha komik. Romantik komedi türü her ne kadar evlenmekten başka bir şey düşünemeyen kadınlar ve evlenmeyi asla düşünmeyen erkeklerle başından beri çok ilgilense de, kendini böyle açık eden karakterlere sıkça yer vermez, herhalde itici olmamak adına. Romantik Komedi serisinin sırrı ise, inadına iticiliğe oynamayı seçmesi. Konu, anlatması bile zor bir klişeler ..]]> Thu, 14 Feb 2013 10:33:22 +0400 Bağırma https://www.evrensel.net/yazi/48837/bagirma https://www.evrensel.net/yazi/48837/bagirma? Hepimiz biliriz, memleketin her köşesi, gezmeye görmeye değer. Biliriz de biz pek gezmeyiz, turistler gezer. Yabancı dilde yol sorarlar sık sık. Dilini bilmiyorsan, iletişim yöntemi bellidir. Bağırırsın. Türkçe bilmiyor mu, sesini yükseltirsin, anlamıyor mu, biraz daha yükseltirsin. Ellerini kollarını oynatarak desteklersin. Belli bir desibeli geçince anlaşılmasına imkan varmış gibi. Yeterince bağırırsan bir noktadan sonra herkes Türkçeyi sökecekmiş gibi. Bizde adet böyledir, konuşanı anlamazlar, bağırmadan konuşmazlar. Kürt meselesinde onlarca yıldır yapılan bundan farklı diyen beri gelsin. Türkçe bağırmak. Ankara havasıdır ama doğusunda batısında çalınır. Bağırır, bağırmakla herkes onun dediğine gelecek diye bekler. Beklemekle geçti yıllar. Sonunda olmadı öyle bir şey. Bıraktığı duyma kaybıyla kaldık. Ana dil olmadan olmayacağının anlaşılması ne kadar zor olabilirdi, bu kadar bağırı..]]> Wed, 13 Feb 2013 06:15:19 +0400 Yağmur duası https://www.evrensel.net/yazi/48656/yagmur-duasi https://www.evrensel.net/yazi/48656/yagmur-duasi? Barışı öne çıkaracak filmler yapılınca, izleniyor da. Hükümet Kadın sadece yanlarındaki politikacılarla birlikte galasında barış mesajları veren sinemacıların işi olarak görülmesin diye, hafta sonunun en çok izlenen filmi yapan seyirciler var. Sanatçısı, halkı gözünü barışa dikmiş memlekete yakışır bir manzara. Askerin ailesi belediye başkanının evine kız istemeye gelmiş. Ankaralı anne babanın isimlerine başkan hanımın dili dönmeyince ikisi de “şapkalı a” diye düzeltmekte ısrar ediyor. Damat adayı yüzbaşı, kızın yabancı dil bildiği duyumunu hatırlayıp lafı oraya getirmek istiyor, mevzubahis dilin Türkçe olduğu anlaşılıyor. Başkan, “Burada çocuklar Kürtçe doğar, Türkçe büyürler” diyor. Başka gergin ve komik anların ardından Ankaralı ve şapkalı aile vazgeçme noktasına geldiğinde, küçük torun rahmetli dedesinin on..]]> Sun, 10 Feb 2013 10:25:41 +0400 Herkesin hayrına https://www.evrensel.net/yazi/48401/herkesin-hayrina https://www.evrensel.net/yazi/48401/herkesin-hayrina? Obama’nın ABD Başkanı olmasından beri Hollywood’un köleliğe karşı çıkan İç Savaş’a ve tabii dönemin başkanı Lincoln’e ilgisi pek arttı. Kölelik göndermeleri o kadar revaçta ki, Tarantino’nun ırkçıları temizleyen siyah ödül avcısı Django’dan önce geçen sene, Lincoln’ün vampir avcısı ve zombi avcısı olduğu iki ayrı film çekildi. İçlerinde en uzatılmış, en az hareketli, en çok konuşmalı, en siyasi entrikalı ve en doğrudan Obama yanlısı filme imza atmak, Spielberg’e nasip oldu. Kırk yıldır Hollywood’un dahi çocuğu adıyla anılan Steven Spielberg’ün kendini giderek vakfettiği tarihi politik mevzular zincirinin son halkası. Uzaylılarla arkadaş çocuklardan kardeşini kurtaran Amerikan askerlerine, Yahudileri kaçıran Almanlardan günümüzde peyda olan dinozorlara, neye el atsa ses getiren filmlerde imza..]]> Thu, 07 Feb 2013 10:23:24 +0400 Neyse https://www.evrensel.net/yazi/47991/neyse https://www.evrensel.net/yazi/47991/neyse? Dil kurumunun sözlüğünde kelimenin tanımı için üç farklı söz öbeği kullanılmış. Uzun lafları kısaltmaya yarıyormuş en çok belki de. Bağlaç olduğu halde “Önemi yok, olan oldu”, ünlem olduğunda “Çok şükür bereket versin”, zarf olduğunda “Konuyu kapatalım, uzatmayalım, her ne ise” anlamında kullanılıyor diyor sözlük. Neyse, çok şey diyen bir kelime yani. Ölüm haberlerini sayılarla vermek adettir. Olan bitenin özünü anlamayı kolaylaştırabilir de, ama çoğunlukla uzakta kalmayı mümkün kılar. Hele konu iş cinayetiyse, yani kimse ölenlerin arkasından “Hayalleri vardı”, “İki ay sonra evlenecekti”, “Evladı babam nerede dedi” gibi haberler yapmayacaksa, çoğunlukla haber, sayının kendisinden ibaret bile olabilir. “Şu kadar işçi öldü”. Neden old..]]> Sat, 02 Feb 2013 08:28:41 +0400 Zincirleme bir kölelik tartışması https://www.evrensel.net/yazi/47824/zincirleme-bir-kolelik-tartismasi https://www.evrensel.net/yazi/47824/zincirleme-bir-kolelik-tartismasi? Amerika’nın Güney’inin büyük pamuk plantasyonlarından birinin sahibi, birçok da kölesi olan adam, siyahları birbiriyle ölümüne dövüştürdükleri eğlenceler düzenler. Bu eğlencelerden birine dövüşçü bir siyahı almak üzere gelen zengin misafirlerine kafatası üstünde siyahlarla beyazların farklarını anlatırken bir ara aklına gelir, “Neden” diye sorar “Siyahlar ayağa kalkıp beyazları öldürmüyor?” Zincirsiz, “Neden olmasın”ın filmi. Sonunda köleliğin tamamen kaldırılacağı ve kuzeyin Cumhuriyetçi sanayi burjuvazisinin güneyin Demokrat tarım burjuvazisine galip geleceği İç Savaş’ın başlamasına iki yıl vardır. Alman Ödül Avcısı Dr. Schultz, peşine düştüğü suçluları tanıdığı için köle Django’yu satın alır, “Ödül karşılığı beyazları ö..]]> Thu, 31 Jan 2013 10:31:19 +0400 Dişli https://www.evrensel.net/yazi/47423/disli https://www.evrensel.net/yazi/47423/disli? Bombacı diye birilerini tutmuşlar, bir grup genç, birinin ailesi, akrabaları, teyzesi, çocukları. O bombayı yapmış, öteki koymuş, eldivenlerinde patlayıcı bulunmuş falan, senaryo hazır. Davada kararın çıkmasına az kala, polislerden tereddütlü olan dayanamayıp en baş dedektife gidiyor, yakaladıkları kişiler için “Onlar yapmadı” diyor. Beriki dönüyor,”Hepsi yaptı” diyor. Hepsi bir. Film bu, ama hakikatten film. Babam İçin, 1973’te IRA’nın yerleştirdiği bir bomba için günah keçisi gibi yakalanan, bütün topluma ders verir gibi yargılanan, ortada ne tanık ne delil hiçbir şey yokken infial içinde apar topar mahkum ettirilen genç yaşlı bir grup İrlandalının hayatına ilişkin. O kadar adaletten uzak bir durum anlatıyor ki, öfkelenmemek mümkün değil. Bir yerinde, esas oğlan, Gerry güzel güzel cümlelerle konuşan avukatına ..]]> Wed, 13 Feb 2013 06:20:42 +0400 Hayrını görelim https://www.evrensel.net/yazi/47217/hayrini-gorelim https://www.evrensel.net/yazi/47217/hayrini-gorelim? Dünyanın öbür ucunda çekilmiş bir filmin insana tanıdık gelmesi o kadar alışılmadık bir durum değil belki. Tam bizim taraflara bir şeyler söylüyormuş gibi duran filmleri art arda izlemek yine de tuhaf bir deneyim. Geçen haftanın polisiyesi Bitik Şehir’de kentsel dönüşüm meraklısı belediye başkanı bir şirketin ortağı çıkmış, o da filmde büyük bir politik skandal yaratmıştı. Bunun şaşkınlığı izleyenlerin içinde kalmışken, No geldi. Şili filminin de buralı seyirci için çok önemli bir konusu var. Darbeci Pinochet karşıtı “Hayır” kampanyasının hikayesini, hakkını en iyi şekilde vererek anlatıyor. Ama sansürleme ve eskisine rahmet okutma meraklısı iktidarların en küçük endişeye kapılmasına gerek yok. Sinema paşaları meselenin büyümesine izin verecek değildi: Yeni başlayan yılın en iyilerinden biri olmaya şimdiden aday No. Ve tek kopyayla vizyona ..]]> Thu, 24 Jan 2013 11:43:34 +0400 Adalet için https://www.evrensel.net/yazi/46802/adalet-icin https://www.evrensel.net/yazi/46802/adalet-icin? Geçen yılların meşhur programı Yemekteyiz için seçilen orijinal karakterlerden biri, bir keresinde, uyduruk puanlamalarını tartışırken “Türk adaletine güveniyorum” diye söze başlıyor, diğer yarışmacılar lafa girince iyice coşup şöyle bağırıyordu: “Adaletin kendisi çok büyük bir laf. Sen o lafı kullanmayacaksın.” Adalet kelimesini çok sık kullanmak zorunda kalınca, insanın aklına gelen manasız televizyon çöplerinden biri. Belki de o kadar manasız değildir. Televizyondaki adalet arayışı, başka kurumların önüne geçeli çok oldu zaten. Aile içi yamuk yapanların programı ayrı, kaybolan kızlarını arayan ailelerin başvuru mercii ayrı, gündüz kuşağını paylaştılar. Cemaat kanalı aile mahkemesi kurup üç çocuk yapmayan herkes hakkında gereğini düşünüyor, düzenli aralıklarla. Kendi adaletini kendi sağlayan film kahraman..]]> Sat, 19 Jan 2013 14:07:32 +0400 Recep gitti de ne oldu? https://www.evrensel.net/yazi/46631/recep-gitti-de-ne-oldu https://www.evrensel.net/yazi/46631/recep-gitti-de-ne-oldu? Ezgi Mola’nın son filmi, bir romantik komedi. Ceren, altı yıldır bir Celal’la birliktedir, anlaşamadıkları konular olsa da yolunda giden bir ilişkileri vardır. Günün birinde, Celal’in Ceren’in damarına basan son vukuatıyla ikili ayrılır. Ceren ondan intikam almak için özel bir şey yapmasa da, Celal’e bekar hayatı yaramaz, umduğunun tersine. Sonunda başına gelen türlü talihsizliği atlatıp eski sevgilisinin kapısına dayanır. Bakalım, Ceren onu affedecek midir? Ezgi Mola’nın oynadığı film bu da, Şahan Gökbakar’ın oynadığı film başka. O, biraz Felekten Bir Gece’yi (The Hangover) andıran bir absürt gençlik komedisinin içinde. Konu, Recep İvedik’in biraz yontulmuşu bir ergen irisinin kontrolsüz testosteronu üstüne. İkisinin bir arada kurgulanmışının adı, Celal ile Ceren olmuş. Gen filmi ile başlayıp Recep İvedik serisiyle yönetmenliğe devam eden Togan Gökbak..]]> Thu, 17 Jan 2013 11:13:49 +0400 'Anladın mı?' https://www.evrensel.net/yazi/46292/anladin-mi https://www.evrensel.net/yazi/46292/anladin-mi? Cem Yılmaz’ın son gösterisinde yurtdışına çıkma ve İngilizce konuşmaya çalışma üstüne espriler de var, başka birçok konunun yanında elbet. Dil bilmeyenleri, başkasından yardım almaya çalışanları kategori dışı bırakıp “Buradan espri çıkmaz” diyor önce. Asıl malzeme kaynağı, kendi gibi Anadolu Lisesi’nde, Boğaziçi gibi okullarda okumuş, İngilizce’nin “neither... nor...”, “ought to”, hatta “shan’t” gibi tumturaklı laflarını öğrenmiş, “Hangi amaçla gidiyorsunuz?” sorusuna cevaben dakikalarca döktürmeye çalışacak olanlar çünkü. Cem Yılmaz komiğinin asıl hedefi, garibanla uğraşmak, düşene bir tekme daha vurmak olmadı henüz, başkaları gibi. Onun neyle uğraştığı belli, kendiyle, kendi halkıyla, kendi sınıfıyla. Tek kişilik sahne gösterisine başlamasıyla Cem Yılmaz’ın mizahın apoliti..]]> Sun, 13 Jan 2013 10:22:02 +0400 Sanat, fiilen https://www.evrensel.net/yazi/46215/sanat-fiilen https://www.evrensel.net/yazi/46215/sanat-fiilen? Fareler ve İnsanlar’ın kahramanlarının çalıştığı çiftlikteki tek siyah işçi Crooks’un samanlığın bitişiğinde küçük bir odası vardır. Seyistir Crooks ve teni diğerlerinden koyudur ya, onların girdiği ortamlara zaten alınmaz. Beraber oturur muhabbet ederler, Crooks odasında kitap okur, beraber eğlenmeye giderler, Crooks odasında kitap okur. Bir gün, yine beraber gidenlerin arkada bıraktığı saf, iri Lennie, samanlığa köpek yavrularını sevmeye gelince Crooks’un odasını merak eder. Siyah seyis, kafayı teklifsiz içeri uzatan Lennie’ye ne diyeceğini şaşırır. “Gelme” demek ister, buna hakkı vardır. Madem o onların mekanlarına alınmaz, o da odasına diğerlerini almamak ister. Ama bir insanla sohbet etme imkanı, kolay bulduğu bir şey değildir ki diyebilsin. Zor şey Crooks olmak yani, kendine ait küçücük alanını korumakla, bir insan evladıyla iş dışında iki çift lafın belini kır..]]> Sat, 12 Jan 2013 12:22:14 +0400 Atı alan nereyi geçer? https://www.evrensel.net/yazi/45975/ati-alan-nereyi-gecer https://www.evrensel.net/yazi/45975/ati-alan-nereyi-gecer? En kılıçlı, en atlı, en kahramanlı filmlerin önü açık olmalı. Ecdat tanışı devlet büyükleri ve Fetih 1453’ün rekor gişesi önümüzde. Atı alan gişeden de, hükümet onayından da geçer ümidiyle, Karaoğlan yılın ilk haftalarında sıraya giren oldu. Biraz komiklik yapan, yapmazken de epey komik duruma düşebilen bir film Karaoğlan. Güldürürken milliyetçileştirmeyi, milliyetçileştirirken güldürmeyi amaçlayan bir söylemi var gibi. Atlar, savaşlar ve kadın atışmalarıyla süslü, bir çizgi roman uyarlamasından beklenecek ne varsa, yüksek bütçe, zayıf senaryo, çocuksu hikaye ve heyecanla dopdolu. “Altay’dan Gelen Yiğit” (1965’teki ilk Karaoğlan filminin adı) gelmiş, Selçuklu Malatya’sını mesken tutmuş. Düşman Moğollar, kurtarıcı Karaoğlan, kurtuluş yolu ise, güçlü b..]]> Thu, 10 Jan 2013 13:47:43 +0400 Kibar https://www.evrensel.net/yazi/44943/kibar https://www.evrensel.net/yazi/44943/kibar? Vurulacak adam var. Brad Pitt’i tutmuşlar. Sohbette, Brad Pitt öldürmenin zorluklarından yakınmaya başlıyor. “Ağlarlar, yalvarırlar, altlarına işerler, anam anam diye ağlarlar. Utanç verici şeyler olur. Ben kibarca öldürmeyi severim. Uzaktan.” Geçen hafta vizyona giren, yılın iyi filmlerinden Kibarca Öldürmek, bir soygunun izinde matrak bir Amerika eleştirisi. Gördüğü utanç verici manzaradan sonra öldürmeyi sorgulamayıp kibarlık merakı geliştiren profesyonel katilin açıklaması pek anlamlı. Bu yıl seyirci karşısına çıkan bir ton metafizik, militarist, gerici, statükocu filmin göz göre göre cinayete devam etmelerinin sırrı bu belki de. Kibarlık. Kaç film çıktı böyle, işi bilip de işe gitmeyen cinsten. Yılın tantanalı filmlerinden Jack Reacher’da, Tom Cruise adaleti getirecek bir askeri polis. Psikopat bir askeri, almış silahı milletin &..]]> Sat, 29 Dec 2012 10:19:26 +0400 Anna ile dans https://www.evrensel.net/yazi/44775/anna-ile-dans https://www.evrensel.net/yazi/44775/anna-ile-dans? Tolstoy gibi dev bir ustayı, baştan aşağı sinema perdesine yansıtmaya girişmek büyük cüret. Joe Wright’ın Anna Karenina’sı için ilk söylenecek şey, bu görkemli başyapıtın, edebiyat tarihinin belki de en önemli romanının hakkını verebilmesi. Çabuk göze çarpan ve hemen her eleştiride dile getirilecek unsurlar belli. Çok gösterişçi bir film, hakikaten öyle, her şey büyük büyük ve abartılı. Abartısız bir dünyada yaşamıyoruz ki sinemadan kısık sesle konuşmasını bekleyelim. Sinema dışında birçok sanata daha çok benziyor, tiyatro mu, dans mı, bale mi, birden şarkı söyleyecekler sanabiliyorsunuz, dans edecek gibi oynuyorlar. Becerilemese, çekilir dert değil. Ezber bozuyor. Bin sayfalık romanı iki saate sığdıran bir yol ve tempo bulmuşsa, canı sağolsun. Stilize bir deneme yapmaya çalışmış, zor bir işin altına girmiş, sonunda, sinema dışındaki san..]]> Thu, 27 Dec 2012 10:27:53 +0400 Tecriti hak etmeyen film https://www.evrensel.net/yazi/44183/tecriti-hak-etmeyen-film https://www.evrensel.net/yazi/44183/tecriti-hak-etmeyen-film? Sinema sanatçıları cephesinde ümitvar bir biraraya gelme örneği, F Tipi Film. Tecrit gibi bir konuda duyarlılık göstererek elini taşın altına koyan sinema yönetmenleri olduğunu bilmek, farklı kuşaklardan birçok sinema emekçisinin kolektif bir çalışmaya emek verdiğini görmek değerli. Tecrit herkesi ilgilendirmeyen değil, ama herkesin ilgilenmediği bir konu olduğundan böyle. 28 mahpusun yaşamını yitirmesine neden olan ve sorumlularının 12 yıldır hesap vermediği 19 Aralık katliamının yıldönümüne denk gelmesi rastlantı değil tabii. Cezaevlerinde tutsakları katlederek başlatılan tecrit uygulamasının çeşitli örneklerini anlatırken, yaşanmış tecrit hikayelerinden esinleniyor. Kısa filmlere imza atanlar arasında Ezel Akay, Sırrı Süreyya Önder, Barış Pirhasan, Reis Çelik gibi isimlerin bulunması, koordinatörlüğü Grup Yorum üstlenmiş olması merak uyandırıyor ve başlangı&cced..]]> Sat, 22 Dec 2012 04:49:14 +0400 Uzayın https://www.evrensel.net/yazi/44105/uzayin https://www.evrensel.net/yazi/44105/uzayin? Dikişleri patlamış bir beyzbol topunun başından geçenleri anlatan bir çizgi film vardı. 80’lerde çocuk olmuş herkesin ezbere bildiği replik oradan gelir: “Hadi biraz biberleyelim”. Aslında 1961’de yapılmış 16 dakikalık vasat bir film ama, o yılların tek kanallı TRT’sinde o kadar sık yayınlanmıştı ki, artık bazılarımızın hafızasından mümkün değil çıkmayacak. 18 Aralık’ta fethe gelen Başbakan’la biber gazı bulutu altında kalan ODTÜ’den manzaraların kimi hafızalardan çıkmayacağı gibi. Beyzbol, bizim memlekette hiç oynanmayan, kuralları bile bilinmeyen ama mutlaka ucundan aşina olunan bir sopayla topa vurma oyunu. Amerikan işgalleri hep topla tüfekle olmuyor çünkü. İçeride adamın olduktan sonra, istersen füzeni komşusuna doğrultur, istersen halkının rızkını getirir sana verir, istersen kültür diye sen ne satarsan onu alır. Becerebilirlerse ta..]]> Wed, 19 Dec 2012 09:54:27 +0400 Tabu https://www.evrensel.net/yazi/43745/tabu https://www.evrensel.net/yazi/43745/tabu? Gençler arasında popüler bir masa oyunu Tabu, bilenler bilir. Kartta bir kelime yazar, onun altında da beş tabu sözü sıralıdır, amaç bunları kullanmadan baştakini anlatmak. Bir şeyin lafını etmek için ilk akla gelen kavramları dışarıda bırakınca, etrafında dolaşmanın zorluğundan çıkan bir eğlence. Sözünü ettiği meselenin, nesnenin, kişinin, adını koymama zorunluluğu, her seferinde bir oyunda insanın karşısına çıkmıyor. Ya da, hükümet sözcüsünü, ombudsmanı, Başbakan’ı kim oyuna çağırdıysa, bari bizi onun takımına koymayaydı. Aylin Kuryel ile Emrah Irzık’ın 2008’de yaptıkları Tabu adlı belgesel film, memleketin gerçek siyasi, kültürel, cinsel tabularını ele alan kartlarla oynanırsa ne sonuç çıkacağını araştırmış. Geleceği falan görmemişler, akıllarına gelenleri koymuşlar ve malum, içinde tanıdık örnek çok. “V..]]> Sat, 15 Dec 2012 10:50:07 +0400 Tepeden bakmak günü değil https://www.evrensel.net/yazi/43563/tepeden-bakmak-gunu-degil https://www.evrensel.net/yazi/43563/tepeden-bakmak-gunu-degil? Kanuni’yi anlatan diziyle Başbakan’ın tanıdığı ecdadı örtüşmediğinden beri tarih, siyaset, sanat arasındaki ilişkilere dair ne çok şey öğrendik. Uzman görüşleri, köşeyazıları, yasa teklifleri her kurmaca anlatıdan bugüne dair ne gibi mesajlar çıkarılabileceğini tartışmayı haftalardır bitiremedi. O sıralarda yılın en çok ödül alan, belki en iyi filmi Tepenin Ardı birkaç bin seyirciyle buluşmanın imkanını bile bulup bulamayacağının derdindeydi. “Biz bunu böyle bilmeyiz” dedirtir mi, göreceğiz. Emin Alper’in ilk filmi, bir Anadolu köyünde, ağaçların, yamacın, akarsuyun civarında buluşan bir ailenin erkeklerinin ilişkileriyle gelişiyor. Kavaklar, keçiler, babalar, çocuklar, kadınlar, tüfekler, hayaller, tepenin berisinde kurulan muhabbeti bir yere kadar getiriyor, her birinin tepenin ardındaki yörükler olmadan birbirine bağlanması m..]]> Thu, 13 Dec 2012 12:06:48 +0400 Tatlı ile katlı https://www.evrensel.net/yazi/43113/tatli-ile-katli https://www.evrensel.net/yazi/43113/tatli-ile-katli? İçinde krema olan hamur topları, insan hiç beklemez, yapılışıyla tulumba tatlısına benzermiş. Hamur kızartılmaz ama, fırınlanırmış. Üstüne de çikolata sosu. Fransız kökenli diye bilinir ama kimi kaynaklar ilk profiterolün İstanbul’da yapıldığını bile yazar. Beyoğlu’nda, daracık İnci Pastanesi’nde. Kimi ayva ezmesini severdi belki. Yetişebilen. Caddenin en eski dükkanlarından, küçük, tatlı bir soluk alma yeri. İdi. Artık sadece kitaplarda zaten. Karşısında belediye başkanının kat kat yükselen muhallebicisi, yanında yargının kaçak dediği katlarıyla ondan yüksek alışveriş merkezi. İnci Pastanesi’ni gene apar topar boşalttırdılar, “hadi” diyerek, ne kararı beklemek ne bir şey. Bu ayın kirası bile peşin ödendiği halde. Ama bazı şeyler beklemez. İçinde olduğu binanın yıkılıp yerini bir başka alışveriş merkezine bırakması gibi. Taksim meydanı şehrin hafızasında yer ..]]> Sat, 08 Dec 2012 11:07:24 +0400 Açın halinden anlamak https://www.evrensel.net/yazi/42932/acin-halinden-anlamak https://www.evrensel.net/yazi/42932/acin-halinden-anlamak? KALABALIK sofralardan oluşan sahneler sinemada pek sık kullanılır. Aileler, arkadaşlar yemekte bir araya gelir, ilişkiler kendini belli eder, sırlar açığa çıkar, sorunlar patlak verir, hesaplaşmalar yaşanır. Beyaz perdede yemekler nelere kadirdir. Ya açlık? Zübeyr Şaşmaz’ın açlık teması ile yan yana getirdiği üç karakterin hikayesini konu ettiği Açlığa Doymak, ilginç temasıyla dikkat çekiveriyor, hele kişilerinden birinin açlık grevcisi olmasıyla. Kurtlar Vadisi serisiyle tanınan bir yönetmenin elinden çıkması, senaryonun ona ait olması, böyle bir meselenin ele alınmasının ilginçliğini azaltmıyor elbette, tersi belki. İlk söylenebileceklerden biri, bu işin kabaca yapılmadığı. Üç kişiden biri, bir noktada yolu açlık grevine giden bir genç kadın, diğeri diyet yaparak ve başka türlü yollar deneyerek zayıflamaya çalışan bir kadın, ötek..]]> Thu, 06 Dec 2012 11:10:56 +0400 Keçi, füze, tepe https://www.evrensel.net/yazi/42525/keci-fuze-tepe https://www.evrensel.net/yazi/42525/keci-fuze-tepe? Baba emekli olmuş, memlekete dönmüş, kavak yetiştirmeye, keçi beslemeye başlamış. Kavaklara birilerinin saldırdığını görünce, tepenin ardındaki Yörüklerin keçilerine el koyuyor. Keçiler, aralarındaki çekişmenin nesnesi haline geliyor, kovalanıyor, kaçırılıyor, kesilip afiyetle yeniyor. Hala askerdeki gibi çatışma hazırlıkları gören torunu, keçileri arkadaşları sayıyor. Günah keçilerinin nasıl yaratıldığını anlatan filmin adı Tepenin Ardı. O muhteşem dizilerimizden değil ki herkes onu konuşsun. Emin Alper’in ilk filmi, Asya Pasifik ödüllerinde en iyi film seçileli on gün oldu olmadı, Avrupa’nın önemli festivallerinden de Berlin’den, Saraybosna’dan, Karlovy Vary’den ödülsüz dönmedi, İstanbul’da en iyi film ödülünü aldı, en fazla. Nasıl konuşalım, daha vizyona girmedi diyen de çıkabili..]]> Sun, 02 Dec 2012 10:20:40 +0400 Ağzı ayrı kendi ayrı https://www.evrensel.net/yazi/42198/agzi-ayri-kendi-ayri https://www.evrensel.net/yazi/42198/agzi-ayri-kendi-ayri? Cem Yılmaz ilk bilim kurgu filmi G.O.R.A. filminin adını büfelerde satılan yaratıcı isimli yiyeceklerden goralı sandviçten esinlenerek koyduğunu anlatıyor. Devam filmi A.R.O.G’un adında ise, karakterlerinin küstahlığının altını çizmek için İngilizce kibirli, küstah, kendini beğenmiş anlamlarındaki “arrogant”tan yola çıkmış, tabii ilk filmin harflerinin tersine çevirmiş olmasındaki espriyi ayrıca açıklamasına gerek duymamış. Şimdi bu dört harfin 22 kombinasyonu daha var ya, her biri bilim kurgu filmi adı olmaz tabii. Bir de Argo olmuş meğer. Aslında yaşanmış olaylara dayanıyor olmasa o kadar da ilginç olmayabilecek bir öyküden söz ediyoruz. İran’da rehin alınan Amerikalılar üstüne bir olay bu, devrimden sonra 1979-1980’deki meşhur rehine krizi. İran şahı ABD’ye kaçınca, bir grup öğrencinin Tahran’daki Amerikan büyükelçiliği..]]> Thu, 29 Nov 2012 12:57:35 +0400 Onur takımının gülü https://www.evrensel.net/yazi/41838/onur-takiminin-gulu https://www.evrensel.net/yazi/41838/onur-takiminin-gulu? En büyük film yapım şirketlerinin avukatları işlerini büyütmelerini kutlamak için bir davet vermişler. Oraya girmenin yolunu bulan Adrien Brody, konuşma yapmak için izin koparınca, bütün o ünlü oyuncuların, kravatlı yöneticilerin, en zengin patronların façası birden bozuluyor. Çünkü o söylediği gibi bilmem kimin arkadaşı değil, sendikacı. Binada çalışan temizlik işçilerinin en düşük ücretlerle çalıştığını anlatıp ellerine bir “altın hindi” ödülü tutuşturuveriyor. Arkasından da, yıllardır binaya girip çıkan onca insan için görünmez olan temizlikçiler, ellerinde süpürgeleriyle salona giriyorlar. Bu kez fark edilmek, görülmek zorundalar. Ken Loach’un yönettiği Ekmek ve Güller filminde çoğu kadın temizlik işçilerinin, güvencesiz çalışmaya ve yoksull..]]> Sun, 25 Nov 2012 11:02:51 +0400 Gürültü ve maske https://www.evrensel.net/yazi/41762/gurultu-ve-maske https://www.evrensel.net/yazi/41762/gurultu-ve-maske? Yıllar önce BBC’ye çıkan bir müzik grubu hakkında kanala binlerce şikayet telefonu yağmış, devlet kanalı ne yapacağını şaşırmıştı. Manic Street Preachers grubunun solisti, sahneye kafasında kar maskesiyle çıkmıştı çünkü. E kar maskesini İrlandalı Cumhuriyetçiler takıyor, yani siz teröristlerin maskesini takıyorsunuz, demek siz de onlardansınız diye düşünüvermişlerdi. Bizim gibi puşiden içeride yatılan, söylediği türküden ceza alan şarkıcıların yaşadığı bir memleket için haber bile sayılmaz belki. Galli işçi çocuklarının grubu da 90’lardan beri lafını pek esirgemediğinden her durakta IRA’lı muamelesi görmeye de başka tacizlere de alışık zaten. Onların şarkılarından biri, nakaratında bir slogan tekrarlar. “If you tolerate this” diye başlayan nakaratın meali aşağı yukarı şöyle; bugün buna göz yumarsanız, yarın sıra sizin ç..]]> Sat, 24 Nov 2012 12:43:46 +0400 Tırsmanın kerameti https://www.evrensel.net/yazi/41233/tirsmanin-kerameti https://www.evrensel.net/yazi/41233/tirsmanin-kerameti? Türkçe’de yabancı dillerden alınan kelimelerin sayısı, TDK’nin sözlüğüne göre 15 bin civarıymış. Bir de bizim dilin tuhaf bir huyu var, bunların hemen hepsi isimdir, aralarında fiil yoktur. Yani, kökü yabancı bir dilden gelen ne kadar fiil varsa, hepsi aslında isim köklerinden türetilmişler, bazen mesajlaşmak gibi, bazen ifade etmek gibi. Ancak araya başka eklerin girmesiyle Türkçe’nin fiillerine dönüştürülmüşler. Bunu öğrenciyken öğrettiklerinde, gramerin kaderiyle Türklerin ortak iş yapma yeteneğinin birbirine benzeyip benzemediği hiç aklıma gelmemişti. Başkasının eylemini, ancak kendi ekiyle buralara uydurunca eyleyebilen bir kültür varsa bile ortada, bunun sorumlusu dilbilgisi değildir elbet. Türk Dil Kurumu’na Kürtçe sözlük hazırlattıkları haberiyle bu ilginç rastlantı dikkatimi çekti. Aslında &cc..]]> Sun, 18 Nov 2012 11:42:12 +0400 Tanışıyor muyuz? https://www.evrensel.net/yazi/41127/tanisiyor-muyuz https://www.evrensel.net/yazi/41127/tanisiyor-muyuz? “Şu pazarlık görüşmeleri vardı ya, hepsi göstermelikti” diyor, üstü çıplak sakallı bir genç adam. Boğazına kadar giyinik olanla karşılıklı oturmuş, sigara içiyorlar. Kıyafetler için yıllardır direnişteler ama üstlerine ne giyeceklerini bilmem nerdeki ev kadınını ilgilendirmediğini anlatıyor sakallı. “Bizi kandırdılar” diyor, “yalan söylediler”. “Eğer masanın üstüne bir koz koymazsam, sence bu yalancılar, dönekler, maymunlar benimle pazarlık yapar mı?” Tanımış olanlar vardır. İngiliz hapishanesindeki İrlandalı tutuklulardan Bobby Sands, açlık grevi kararlarının gerekçesini görüşe gelen rahibe böyle anlatıyor. Son yılların en iyi ve en anlamlı filmlerinden Açlık’tan bir sahne. Pek uzun konuşmaların olduğu bir film değil ama derdini anlatmak için bu dakikalar süren diyaloğu kısmaya hiç çalışmamış...]]> Sat, 17 Nov 2012 10:33:23 +0400 Hele bir ölme de https://www.evrensel.net/yazi/40923/hele-bir-olme-de https://www.evrensel.net/yazi/40923/hele-bir-olme-de? Askerlik anıları bitmez. Anlatan için bile bitmez, bir de dinleyeni hesap edin. Ama sinemaya baksanız, askerliğiyle övünmeyi bu kadar seven, anılarını anlatmaya doyamayan, 30 yıldır savaşı yaşayan bir ülke için, askerliği mesele eden film sayısı hiç de çok değil. Başından sonuna askerleri gördüğümüz filmlerse daha da az, nasıl temsil edildikleri sorusu cepte dursun. Demek çok konuşuluyor, ama pek anlatılamıyor, sanki. Dağ, askerde geçen en yeni film. Kendisi bir asker filmi, belki bir savaş filmi, dahası “gerçekçilikten ödün vermeyen bir kahramanlık hikayesi”. Bundan önce, başörtülü modern bir genç kadının hikayesi olarak sunulan Büşra’yı yöneten Alper Çağlar’ın ikinci uzun metrajlı filmi. Bir karakolun iki askerinin bir günlük kaçışıyla ilgileniyor. Komutanlarıyla bir göreve çıkan iki aske..]]> Fri, 16 Nov 2012 04:39:26 +0400 Dünyayı kurtaran cüzdan https://www.evrensel.net/yazi/40559/dunyayi-kurtaran-cuzdan https://www.evrensel.net/yazi/40559/dunyayi-kurtaran-cuzdan? Bizde sosyal güvenlik zaten övünülecek halde değil ama sen İngiliz devletine ajan ol, elli yıl dünyayı kurtar, hala emekliye ayırmasınlar. Dünya James Bond’a bayılıyor, belki ondandır, diye düşünecektik ama sayılar da öyle söylemiyor. Özcan Deniz’in filmini İngiliz ajandan iki kat fazla izlemiş seyirci, dünyayı kurtaran ajan kusura kalmasın. Şaka maka, James Bond’un ellinci yılı olmuş. Her filmde, bu ilk işi değilmiş, öncesi varmış gibi davranan, ama kaç tane aktör eskitse de elli yıldır genç atletik adamlar olarak karşımıza çıkınca şaşırmamamızı bekleyen 007, son seferinde ölüyormuş gibi bile yaptı. O ölmedi, filmlerinde yaşıyor. Hayır emeklilik değil de, adamcağız düşman bulamıyor artık, üstünde güneş batmayan koca imparatorluk ne yapacak, insan düşünmeden edemiyor. Bir hesap edelim. İngiliz emperyalizmini koruyacak diye şekilden ş..]]> Sun, 11 Nov 2012 11:58:20 +0400 Şeyh uçmaz yönetmen uçurur https://www.evrensel.net/yazi/40300/seyh-ucmaz-yonetmen-ucurur https://www.evrensel.net/yazi/40300/seyh-ucmaz-yonetmen-ucurur? Mülkiyet hırsızlığı üstüne kurulu bu dünyada dolandırıcılığın da bin bir çeşidi türemiş tabii. Amerikalı yönetmen Paul Thomas Anderson, her filminde başka bir türden sahtekarlık kolunun peşine düşüyor sanki, filmlerini bunun üstüne kurmasa bile dikkatini vermekten kaçamıyor olmalı. Meşhur kesişen hayatlar temalı filmi Manolya’da (Magnolia, 1999) Tom Cruise’un canlandırdığı “kadınları ehlileştirme” dersi veren karakter ya da Aşk Sarhoşu’nun (Punch-Drunk Love, 2002) kahramanının arayıp başına sardığı telefonla seks hattı gibi. Anderson’un son filminde 70 mm ile çekerek iyice görkemli hale getirdiği teşkilatı, İkinci Emperyalist Savaş sonrası Amerikan taşrasında kendine mürit arayan bir tarikat. Çevirmemişler ama orijinal adı The Master, üstat anlamında. Aslında son zamanlarda başka birtakım filmlerde duymaya alıştığımız metafizik fikirleri The Master&rsqu..]]> Thu, 08 Nov 2012 12:57:45 +0400 Kulak verilmeyi bekleyen ses https://www.evrensel.net/yazi/39661/kulak-verilmeyi-bekleyen-ses https://www.evrensel.net/yazi/39661/kulak-verilmeyi-bekleyen-ses? Şehirde katliam başlamış. Eve sığınmışlar. Kapı çalıyor, başka çare yok, korka korka açıyorlar. Kurtulmak için “Biz de müslümanız” diyorlar, Kuran okuyorlar. Saldırganlar orada durmuyor. “Sen de bizimle geleceksin o zaman” diyorlar. Alevi öldüren cennetlik çünkü. Bir halk nasıl böyle düşman olur, komşusunun derdini duymaz olur, birbirini vurmakla kendini cennetlik sayar, en tepeden ayrılık nasıl her yana yayılır, bir iki konuşmayla kapanacak konular değil. Bu Maraş’ta yaşanmış, biz Babamın Sesi filminde dinliyoruz ama ne o geçmişin hakkı verilmiş, ne bugün o yaşananların tekrar edilmeyeceğine güvenmek mümkün. Yani, Babamın Sesi kolay bir film değil. Sadece kolay filmleri hak ettiğini düşünenlere geçmiş olsun. İki Dil Bir Bavul ekibinin yeni filmi, ilkokulda gelecek üstüne düşünmekten, bekleyerek geçmişi hatırlam..]]> Thu, 01 Nov 2012 13:14:28 +0400 Ne bulutu https://www.evrensel.net/yazi/39350/ne-bulutu https://www.evrensel.net/yazi/39350/ne-bulutu? Dünyayı kurtarmak için seçilen bir hacker’ın kara gözlük takıp deri pardesüyle mermiden hızlı eğilmeye başladığı bir film vardı. Kaç bin yıllık, meğer dünya gerçek değilmiş, her şey insanın kafasındaymış fikriyle, teknoloji sağolsun, dünyanın en felsefi filmini yapmış muamelesi görmüştü. Yönetmen kardeşler kenarda bekledi, koşarak bir arkadaşları yanlarına geldi. Aslında ondan önce, ta mark varken, kırmızı saçlı bir Alman kızın koştuğu film vardı. Farklı ihtimallerde yine aynı hızla koşturup kıza 100 bin mark bulduran yönetmenin çeşitli olasılıkların filmini yapmış olması pek beğenilmişti. Üç arkadaş bir araya geldiler, olasılık meraklarını ve derin felsefelerini birleştirip bütün tarihi yeniden yazmaya cüret ettiler. Wachowski kardeşler (Sadece yapımcısı değil, nedense bazı yerlerde öyle geçiyor) ve Tom Tykwer’in üç saatl..]]> Mon, 29 Oct 2012 10:04:11 +0400 İçimde ölen biri https://www.evrensel.net/yazi/39297/icimde-olen-biri https://www.evrensel.net/yazi/39297/icimde-olen-biri? Dün doğum günüydü Ahmet Kaya’nın. Çatal bıçaklarla saldırıp marşlarla kovalamakla başlayan cinayetlerinden beri, hep 43 yaşında. “Siz benim nasıl yandığımı nerden bileceksiniz” dizesi kaldı asılı. Tevfik Taş, Deprem 7.2 Irkçılık 77.2 kitabında, birinci yılını dolduran Van depreminin hatırlattığı ırkçılığın köklerini aramaya, Ahmet Kaya’ya yönelik saldırıyla başlıyor. Magazin gazetecileri, Kürtçe şarkı, klip, “yürekli televizyoncular”, küfürler, çatal bıçaklar, davalar, “Ayıp ettin gözüm”lerden geçerek şu bağlantıya dikkat çekiyor yazar: 10 Şubat 1999’da Magazin Gazetecileri Derneği gecesinde küfürler edip çatal bıçak fırlatanların ön safındaki Müge Anlı, geçen yıl bugünlerde herkes Van’a yardım etmeyi konuşurken “küçücük çocu..]]> Sun, 28 Oct 2012 10:17:43 +0400 Kimsenin haberi yok https://www.evrensel.net/yazi/39084/kimsenin-haberi-yok https://www.evrensel.net/yazi/39084/kimsenin-haberi-yok? Irak ve İran Kürdistan’ında film çekerken elbet sınır hep başroldeydi, Sarhoş Atlar Zamanı’nda olsun, Kaplumbağalar da Uçar’da olsun, Yarım Ay’da olsun. İranlı Kürt yönetmen Bahman Ghobadi sınırlarla bölünmüş bir ülkenin parçaları arasında gidip gelirken sınırla başka bir ilişki kuruyordu anlaşılan. Her yandaki parçalar Kürtlerin toprağı çünkü, sınırlara rağmen değil, sınırlar da içinde olmak üzere. O filmlerinde, sinemasının Kürt yanının daha öne çıktığı söylenebilir belki, çünkü Kimsenin İran Kedilerinden Haberi Yok’ta ülke dışına çıkmak niyetindeki Tahranlı yeraltı müzisyenleri İran’ın bütününe bakıyordu. Sınırla kurulan ilişki, yurtdışına gitme ve sürgün temaları etrafındaydı bu kez. Yönetmen dört yıldır sürgünde yaşıyor, bunun son kısmı İstanbul&rsqu..]]> Thu, 25 Oct 2012 11:05:50 +0400 Eşik https://www.evrensel.net/yazi/38857/esik https://www.evrensel.net/yazi/38857/esik? Yeni bir dizinin fragmanı insanın dikkatini çekiyor. Benim İçin Üzülme, bir Mahsun Kırmızıgül dizisi. Şimdilik anlaşıldığı üzere, anlatılan bir halklar arası sevda hikayesi. Fındığa çalışmaya gelen Kürt kızı ile Karadenizli genç adamın birbirlerinin dillerini öğrenmeye çalışmaları fragmana konmuş ve belli ki aralarına kara kediler girecek, her dizi aşkı gibi. İnceden bir heyecan yaratacak belki, kardeşliği önemseyen izleyicilerde. Halkların arasına giren kara kedileri düşünenler çıkacak. Mahsun Kırmızıgül dizileri, filmleri böyle toplumsal meselelere hep duyarlı. Köyü boşaltılan bir ailenin acılarını da, töre icabı çocuk yaşta kadınları dramını da onun kadar yüksek sesle anlatan çıkmıyor pek. Şimdi de ne güzel “Kız alıp kız vermişiz”in dizisiyle geliyor işte. Halkların dünürlüğü, sevgililiği, kardeşliği, sanatçın..]]> Mon, 22 Oct 2012 13:20:04 +0400 Sınıf tekrarı https://www.evrensel.net/yazi/38486/sinif-tekrari https://www.evrensel.net/yazi/38486/sinif-tekrari? ÇANAKKALE’den geçilmiyor. Geçemeyen yüz yıl öncenin işgalci emperyalistleri değil sadece. Mesaj verme derdiyle tarihi film çeken sinemacılar mevzubahis olduğunda da öyle. Filmi eleştirmenlerden kaçırması da muradına ermesine yetmeyen Sinan Çetin’in gişede uğradığı Çanakkale hezimetinin yaraları henüz sarılmamışken, Turgut Özakman uyarlaması Çanakkale 1915 bayram seyran demeden salonlara yerleşti. Bu kez bir kahramanlık hikayesi karşımızdaki, tahmin edileceği gibi. Çanakkale Çocukları ile gösterdiği ilginç benzerlikler, Itrî’nin Salavat’ıyla ölülerin dirilmesi, bilgisayarda acemice yapılmış sinekler, savaş sahnelerinde bir elin parmağı kadar asker göstermek gibi beklenmedik yerlerden geliyor. En iddialı yanı da, belli ki, Çanakkale savaşıyla ilgili tarihi kahramanlıkları, bilinen gerçeklere uygun şekilde vermek. Bir belges..]]> Thu, 18 Oct 2012 12:46:42 +0400 Cümle https://www.evrensel.net/yazi/38161/cumle https://www.evrensel.net/yazi/38161/cumle? Sözlük adını kullanan internet sitelerinin konuşma diline kazandırdığı bir kullanım var. “Sözlük diliyle konuşmak” gibi (ifade edilebilecek bir dil bu). Bitmemiş cümleler kullanarak kendini ifade etme anları (artık olağanlaştı). Yüklemsiz cümle kurmak (bunun tam adı). Siteler zaten başlıkların altına onu açıklayıcı ifadeler girerek çalıştığından, bu başlıkların yüklemsiz olmalarında şaşacak bir şey yok. Ama oradan bir durumu tarif etmek adına günlük dilde kullanılmasına gelmek, enteresan bir argo yaratmış oldu. Eksik yanı yüklemi, yani cümleyi cümle yapan öğesi, tek başına cümle sayılan öğesi, bu diyalogda, ortada yok. Sonuçlarından belki birincisi, içinde bulunulan anı tanımlama yeteneğinin gelişmesi, ikincisi, yarım bırakılmış, yargı belirtmeyen, (varsa bile) fikrini dile getirmeyen ifadelerle anlaşmaya başlamak. Cümleyi tamamlamadan da konuşup anlaşabilmek m&..]]> Sun, 14 Oct 2012 13:19:18 +0400 Portakal’dan geriye https://www.evrensel.net/yazi/38114/portakaldan-geriye https://www.evrensel.net/yazi/38114/portakaldan-geriye? *49. Antalya Altın Portakal Film Festivali bittiğine göre artık geride bıraktıklarıyla, tartışmalarıyla, yarattığı şaşkınlıkla anılacak. En son olan, en çok akılda kalıyor. Ödül törenleri her yıl bir enteresanlık içeriyor mutlaka ama bu yılki öncekileri unutturmaya aday oldu. Canlı mankenler tüm ürpertici duruşlarına rağmen birkaç yıldır Altın Portakal’ın olağan bir parçası olmuşlardı. Yine de kapanış töreninde izleyenleri şaşırtmayı başardılar. Hele en iyi film ödülünü vermek üzere Kılıçdaroğlu’nun da aralarında olduğu protokolün sahneye çağırılıp, üstü kurdelelerle kaplı koca bir kartonun örtüsünün açılıp ödülün açıklandığı an, sadece bu yılın değil festival tarihinin en tuhaf sahneleri arasında anılmaya aday. Nerede duracağını bilmeyen canlı mankenlerin arkalardaki hareketleriyle birlikte, giderek acay..]]> Sat, 13 Oct 2012 09:22:59 +0400 Antalya’da son düzlük https://www.evrensel.net/yazi/37993/antalyada-son-duzluk https://www.evrensel.net/yazi/37993/antalyada-son-duzluk? Yağmurların dinip güneşin açtığı Antalya’da, film gösterimleri de birer birer gerçekleşip sonuçlara her gün bir adım daha yaklaşılıyor. Bugün ödüller törenle sahiplerini bulacak. Çarşamba günü, daha önce vizyona giren iki filmin, Pazarları Hiç Sevmem ile Toprağın Çocukları’nın ulusal yarışma kapsamında galasının yapılmasının ardından, dün de Tunç Okan’ın filmi Umut Üzümleri ile bütün yarışma filmlerinin gösterimi tamamlanmış oldu. TOPRAK VE ALKIŞ Açık ve net mesajlar bekleyen festival seyircisinin, filmlerin tartışılmasına etkisi bu yıl belki her zamankinden daha gözle görülür hale geldiğinden, özellikle Toprağın Çocukları’nın Antalya’da yarattığı heyecan anlaşılır. Köy enstitülerini işlemek üzere yola çıkan ve eğitim için uğraşan kişilerin uğradığı saldırılar..]]> Thu, 11 Oct 2012 13:20:42 +0400 Yıkıcılık https://www.evrensel.net/yazi/37680/yikicilik https://www.evrensel.net/yazi/37680/yikicilik? Mahalleye dozer gelmiş, yıkım başlayacakmış. Duruyor orada anıt gibi. Tehdit eder gibi. Sizi evinizden, sokağınızdan, mahallenizden, hayatınızdan edeceğim der gibi. Herkesin bunu seyretmeye niyeti yok. Kimse görmeden küçük bir operasyon. Dozer inceden ateşe veriliyor. Sonra seyreyle gümbürtüyü. Polisin dozeri kimin yaktığını bulmaya çalışması, pek acıklı. Bir mahallenin yıkılmasının ne anlama geldiğini hatırlatmakla kalmıyor yeni dizi Ağır Roman Yeni Dünya. Yıkıma karşı durmanın heyecanına seyircisini de katıyor. Biraz mahalle delikanlılığı, biraz entrika, biraz aşk katkısıyla. Değil yüzlerce, bir mahallenin yıkılması, kolay kolay sevinilecek bir olay değil, görüldüğü gibi. Oysa, henüz sıra kendi evine gelmeyince insan o kadar ince düşünmeyebiliyor. Afet riski taşıdığı için, düzensiz olduğu için binaların yıkılmasını savunmak, söze gelince kolay. Büyükşehirle..]]> Sat, 06 Oct 2012 10:15:09 +0400 Şen ola https://www.evrensel.net/yazi/37612/sen-ola https://www.evrensel.net/yazi/37612/sen-ola? “Takma inanma teslim olma Yalnız değilsin umut var Her köyde bir deli var” (Hakan Vreskala, Her Köyde Bir Deli Var) Yalnız olmadığını bilmek ister insan. Umut etmek ister. İnanmamak, teslim olmamak her zaman kolay olmaz çünkü. 18 yıldır teslim olmamayı okuruna hatırlatan gazetenin varlığı bu yüzden bir umut kaynağı. 18 yıl önce günlük bir gazete için yola çıkmak sadece “deli işi” değildi, bunu bir insan evladının doğumdan yetişkin bir insan olması için gereken süre boyunca sürdürmek de öyledir. Elinin altında koca tesisleri, oluk oluk ilan gelirleri, binlerce çalışanları ile her dediklerine alıcı bulmakta hiç zorlanmayan holding medyası, yel değirmenleriyle bile kıyaslanmayacak kadar devasa bir üfürme aygıtıyken, ona karşı gerçeğin kılıcını sallamayı iş edinmek, 18 yılın özeti oldu: Umut. “Çıkmaz sokaklar kırk haramiler Piş..]]> Fri, 05 Oct 2012 10:09:32 +0400 Savaşın gölgesinde https://www.evrensel.net/yazi/37524/savasin-golgesinde https://www.evrensel.net/yazi/37524/savasin-golgesinde? Her sabah barış ihtimalinin biraz daha unutturulmaya çalışıldığı bir güne uyanmak, bu topraklarda yaşamanın olağan bir parçası. Müzakerenin imkanını anlamayı bir yana bırakıp, sınır ötesi saldırılar için kapalı kapılar ardında tezkereleri tartışmak, adımların belli olmadığı gölgede dans etmekten farklı mıdır acaba? İrlanda katkılı ortak yapım Gölgede Dans, Belfast’ta İngiliz işgaline karşı savaşan IRA’yı merkezine alan bir casusluk öyküsü. Bir yanı bizim yaşadığımıza çok benzeyen, çatışmalar, barış yanlısı politikalar, çözüm umudundan uzaklaşma ve fedakarlık hikayeleri, bir yanı bizdeki duruma sınırlı bir benzerlik gösteren suikastlar üstüne kurulu şehir gerillası. En dikkate değer yanı, filmin, uyarlandığı roman gibi, kadınların bu süreçteki rolüne odaklanıp barışa giden yolda anaların özverisini konu edinmesi. Hikaye sokakta çocukların b..]]> Thu, 04 Oct 2012 09:39:51 +0400 İnsaniyet namına https://www.evrensel.net/yazi/37326/insaniyet-namina https://www.evrensel.net/yazi/37326/insaniyet-namina? Haberlerde sık kullanılan bir ifadedir, “insanlık dışı”. İşkence, cinayet, zulüm, her türden insan hakkı ihlali ve üçüncü sayfa haberinde yer bulabilir, her an. İnsanlık dışı uygulamalar bitmez, insanlığa sığmayan sözler dinmez, insanlığa aykırı işler eksik olmaz. Onlar öyle yapar çünkü. İnsanlar. İnsanlığı, sorumlulukla, saygınlıkla, onu üstün kılan yanlarıyla anmanın felsefi yanı uzun bir tartışmanın konusu. İnsan doğasından bazı özellikleri bekleyip bazılarını beklememe hali, insancıl bir düş deyip, uzağa gitmeden bağlayalım orayı. Şunu düşünmeden olmuyor ama bir türlü; adını insanlık dışı koyduğumuz ne varsa, insandan başka canlının yapacağı işler değil, hiçbiri. Hayatta kalmak ya da beslenmek için bir diğerini öldüren nice hayvanı acımasız katiller gibi gören, bizim türümüz, kitleler halinde katliam yapmanın tarihini yazdı da, ..]]> Mon, 01 Oct 2012 09:43:01 +0400 Sinemaseverin payı https://www.evrensel.net/yazi/37210/sinemaseverin-payi https://www.evrensel.net/yazi/37210/sinemaseverin-payi? Yaz aylarında açık havada olmayı sevmeye hakkımız olan bir memleketimiz olduğu ortada ama bu yine de sinemaya gitmemeye yeminli olmak anlamına gelmiyor. Oysa sinemalarda, gece yarısı televizyonda gösterilen kötü filmler türünden yapımlar aylardır egemenlik kurdu da gitmek bilmedi. Sinema sezonunun açıldığını İstanbul’da Filmekimi ile anlamak bir gelenek, hem de giderek büyüyen bir gelenek oldu. Bu yılki programın önceki yıllara göre çok daha etkileyici olması da cabası. Zaten biletlerin satışa çıkar çıkmaz bitmesi ve üst üste ek seanslar konması, seyircinin de bunun farkında olduğunu gösteriyor. Bu filmlerin çoğu yıl içinde birer ikişer vizyona girecek muhtemelen ama şimdiden, gelecek hafta sonuna kadar sürecek Filmekimi’nden ilk göze çarpan filmlerden kısaca bahsetmek gerekirse... Bu yılın dünya festivallerinde öne çıkan, aynı zama..]]> Sat, 29 Sep 2012 09:15:15 +0400 Ün https://www.evrensel.net/yazi/37149/un https://www.evrensel.net/yazi/37149/un? Bir adam bir sabah uyandığında kendisini “ünlü” bulur. Kapısında biriken gazeteciler her anını takip eder, dişlerini nasıl fırçaladığından, ne tür don giydiğine kadar her şeyini sorup öğrenmek ister. Neden ünlü olduğunu kendi de biraz güç öğrenir ama doğrusu da odur. O, ünlü olduğu için ünlüdür. Kalabalık karakterli komedilerin ustası Woody Allen’ın bu kez Roma’yı mekan belleyen filmi Roma’ya Sevgilerle’nin içindeki hikayelerin ilginçlerinden biri bu. Bu kez karakter sayısını biraz fazla kaçırıp birbirine bağlamakla da hiç uğraşmaması epey dağınık bir film ortaya çıkarsa da, Woody Allen’ın yaklaşık yarım yüzyıldır izlediği üslubun takipçilerine az çok hitap edecektir. Ölüm takıntısı, orta sınıf politik ön yargıları ve tabii terapiyle edilen alay, kültürel karşılaştırmalarla y&..]]> Fri, 28 Sep 2012 10:11:28 +0400 Para vermekle kulak vermek arasında https://www.evrensel.net/yazi/37079/para-vermekle-kulak-vermek-arasinda https://www.evrensel.net/yazi/37079/para-vermekle-kulak-vermek-arasinda? Sinan Çetin’in son filmini görmek kolay olmadı. İki gün sonra 400’ün üstünde sinemada vizyona girecek olmasına rağmen, Çanakkale Çocukları’nın önceden görülüp de hakkında yazılmasını istemiyor gibiydi yönetmen. Hoş, eleştirilerle başının pek hoş olmaması, çekip bitirdiği filmleri saklayıp kimseye göstermemesi, sır değil. Çanakkale Çocukları için ise, önce yapılacağı duyurulan basın gösterimini iptal edip galayı da şehir merkezinin çok uzağında açık havada düzenlemesi, filmiyle ciddi mesajlar vermek istemeyen birinin davranışları gibi görünüyor. Oysa galada, her fırsatta tekrarlanan söz barış oldu, ilginç bir şekilde. İlk toplanmaya başlanıldığı anda “Savaşlar insanlar arasında kardeşliğin yittiği andır ve yeryüzünden kalkması gerekir” diye başlayıp filmin sonunda “Bu bir savaş filmi..]]> Thu, 27 Sep 2012 09:54:31 +0400 Ya Zülküf? https://www.evrensel.net/yazi/36874/ya-zulkuf https://www.evrensel.net/yazi/36874/ya-zulkuf? İki Dil Bir Bavul’u izleyenler Zülküf’ü mutlaka hatırlar. Öğretmeninin söylediği hiçbir şeyi anlamayan çocuklarla dolu sınıfın bir öğrencisi olarak yıla başlar Zülküf. Sınıf arkadaşları az çok Türkçeyi söktüğünde bile o hâlâ direnir. Öğrenmez, öğrenemez, anlamaz. Filmin yönetmenlerinden Orhan Eskiköy’ün bu kez Zeynel Doğan’la birlikte yönettiği, İki Dil Bir Bavul’un diğer yönetmeni Özgür Doğan’ın da yapımcısı olduğu Babamın Sesi, Siverek’teki ilkokulun fazla uzağında olmayan Elbistan’da geçiyor. İşgale karşı kendi direnişlerini kendileri veren halklarına saygıyla biri Şanlı, diğeri Kahraman unvanı almış iki şehri bağlayarak, bu coğrafyanın çözülmemiş meselelerine odaklanıyor iki film de. Babamın Sesi’nin nisandaki gösteriminden sonraki bir söyleşimizde, Y&..]]> Mon, 24 Sep 2012 10:06:54 +0400 Kadınlar ve Cemşitler https://www.evrensel.net/yazi/36697/kadinlar-ve-cemsitler https://www.evrensel.net/yazi/36697/kadinlar-ve-cemsitler? Adana Altın Koza Film Festivali’nde art arda izlenen filmlerde en kolay göze çarpan tema, kadın karakterlerin hikayelerinin anlatılıyor olması. Hatta, en az üç filmde yinelenen bir istenmeyen gebelikler motifi bile var, kiminde tecavüz, kiminde aile baskısı ekleniyor ve genç kadınların kararan hayatlarına tanık oluyoruz. Bu başlığa, yurt dışından gelen (Yabancı) ve gitmeye çalışan (Şimdiki Zaman), genç yaşta evlendirilen (Lal Gece) ve erkekler arasında yolunu çizmeye çalışan (Yük) başkaları da dahil edilebilir ve sonunda denebilir ki, bu Altın Koza yarışması, uzun zamandır, belki tarihte hiç olmadığı kadar kadın filmlerine yer veren bir seçki oldu. Özellikle istenmeyen gebelikler vurgusu güncel anlamıyla da dikkate değer. Kürtaja getirilmeye çalışılan yasak ve kadınlar üstündeki başka denetim mekanizmaları gibi gündemler, bir süredir dillendirilmiyorsa da ..]]> Fri, 21 Sep 2012 08:38:23 +0400 Acun’la Yalçın abi arasında https://www.evrensel.net/yazi/36623/acunla-yalcin-abi-arasinda https://www.evrensel.net/yazi/36623/acunla-yalcin-abi-arasinda? Geri sayımlarla kutuların açıldığı şu meşhur “Var Mısın Yok Musun” yarışmasına katılacakları seçmenin kriterleri var. Malum, birbirinden ilginç karakterler olmaları, doğru rakamları tutturmalarından, “mavi” hissetmelerinden falan daha önemli. “Dumanlı kentin puslu çocuğu” Karabüklü Çaycı Olgun’un bu yarışmaya katılma hayalini gerçekleştirmek için formu doldururken hayatını gözden geçirmek durumunda kalması normal. “Başına gelen en güzel olay?”, “En talihsiz olanı?”, “Kendini birkaç kelimeyle tanımlasan...”, daha zoru “Bugüne kadar yaptığın en büyük çılgınlık ne?” Babasıyla kavgalı, düzenli ve ağır bir işi, bir kankası, bir de sevdiği kız olan bir taşralı delikanlının başına gelen en talihsiz olay ya da en büyük çılgınlıkla Acun abisi ne kadar ilgilenir, belli olmaz. ..]]> Thu, 20 Sep 2012 09:12:47 +0400 Kabalık https://www.evrensel.net/yazi/36342/kabalik https://www.evrensel.net/yazi/36342/kabalik? Metin Avdaç’ın anlattığına göre, bir okulda öğrenci ve öğretmenlerle bir aradayken Sabahattin Ali’den söz açılıyor. Avdaç, hatırlatmak için “Aldırma Gönül”, “Leylim Ley” diyecek oluyor, “Ha o şarkıyı söyleyen adam mı?” diye soruyorlar. Yok o şiirlerin şairi, başka eserleri de var, hikayeler, romanlar, Kürk Mantolu Madonna’yı, Kuyucaklı Yusuf’u belki duymuşsunuzdur falan, anlat anlatabilirsen. O da bir film çekiyor. Sabah Yıldızı, Sabahattin Ali’nin hayat öyküsünü anlatan bir Metin Avdaç belgeseli. Belgesel fotoğrafları, Çotanak Yolunda, Torakçılar gibi filmleri olan yönetmen Batmanlı. TPAO Batman Orkestrası’nın öyküsünü anlatan Kara Altından Altın Mikrofona pek bilinmeyen bir tarihi başarının izini sürüyordu. Sabahattin Ali’nin hayatı ise, belki çok anl..]]> Sun, 16 Sep 2012 15:29:36 +0400 Ört cebine koy https://www.evrensel.net/yazi/36301/ort-cebine-koy https://www.evrensel.net/yazi/36301/ort-cebine-koy? Ağır Roman filminin sonlarında mahallede iktidar iyiden iyiye değişince, Salih’e bir de komplo kurulur. Bir düğme delil olur, mahallenin delikanlısı aranan katil yerine tutulur, bu arada Reis iyice yerleşip konumunu sağlamlaştırır. Polis, devlet, iktidarın zorbalığı filmde Reis’le iş birliği yapan karanlık adamlar ve pis işkencehaneleri şeklinde ortaya çıkar. Babası Berber Ali’ye de Salih’e de uzun uzun yapılan çıldırtıcı işkenceler acıklı finali hazırlar. İlk Ağır Roman, yani romansa, karartmayla, savaşın gölgesinde biter. Romanda ‘70’li yılların politik ortamı görece belirgindir aslında, Salih’in abisi Reco’nun devrimci arkadaşlarının, mahallenin kahvelerindeki siyaset sohbetlerinin tınısı dönemin rengini belli eder. Finalde, filmdeki ya da tiyatro uyarlamalarındaki kişisel dramın yanına, sokağa çıkma yasağı ve karartmayla başlayan savaş halini de ekler. “Covino” olarak anılan mahall..]]> Sat, 15 Sep 2012 09:14:51 +0400 Film, Angelina, Arap sonbaharı https://www.evrensel.net/yazi/36225/film-angelina-arap-sonbahari https://www.evrensel.net/yazi/36225/film-angelina-arap-sonbahari? Çok film izlemenin faydası, filmlerin neye benzediğini kısa parçalardan tahmin etmeyi kolaylaştırması. Çok kötü film izlemenin faydası olsa olsa, kötüye alışarak büyük tepkiler göstermek fikrinden uzaklaştırmasıdır. Hoş, zaten ne Müslümanların Masumiyeti’ne tepki gösterenler filmin kalitesiyle ilgilendi, ne filmin tamamını izlemek zorunda kaldılar. Herkesin Youtube’de görüp de kızdığı videolara tepki gösterme şekli farklı. Bazıları büyükelçi öldürüyor, bazıları dava açıp siteyi kapattırıyor. Filmin kalitesinden söz edilmesinin nedeni, hakikaten filme kötü demenin ona iltifat sayılacağı. Konusunda, İslam’ın ilk yıllarından bazı anekdotları tiye alarak kurgulamak gibi bir niyet olabilir, olsa olsa. Ama doğru dürüst bir olay örgüsü yok, oyunculuklar vasat, görüntüler berbat, diyaloglar uyduruk..]]> Fri, 14 Sep 2012 07:56:38 +0400 Soğuk su https://www.evrensel.net/yazi/35931/soguk-su https://www.evrensel.net/yazi/35931/soguk-su? Bütün kanallar cemaat kanalına dönsün operasyonunun son parçası, sağlı sollu kavgalar mı acaba? Art arda televizyonda, kavgalar arasında kalanların arasında kalınca insanın gözü başka şey görmez oluyor. Huzur Sokağı’nı bilenler, fakir genci tavlama iddiasına giren şımarık kızları hatırlar mutlaka. Yeni başlayan dizi de, sanki eski İslamcı romanı alıp cemaatin ibret dizilerine çevirmeyi becerebilecekler mi iddiasının bir sonucu. Esas oğlan, daha ilk bölümün başlarında üniversitede sopalı iki grubun birbirine girdiği kavgayı “Neyi paylaşamıyorsunuz?” diye fırça atarak ayırmayı başaran süper kahraman gibi biri. Bu sihirli cümleyi duyan eli sopalılar başları önde dağılıveriyorlar. Kimin neyi savunduğuna hiç girmeyen bu sığlığa da şükretmek mi gerek acaba, soğuk su dökmediler en azından mesela. Bilal neyle besleniyor o açıklansın da, insanlık klonlanmayı bekl..]]> Sun, 09 Sep 2012 09:00:33 +0400 Aciz https://www.evrensel.net/yazi/35891/aciz https://www.evrensel.net/yazi/35891/aciz? Giderek daha sık duymaya başladığımız bir kelime varsa, herhalde “aciz” olmalı. Yok etmekten aciz, ortadan kaldırmaktan aciz diye devam ediyorlar ya, oysa acz orada katlanıyor işte. Onlarca yıllık değişmeyen savaşçı zihnin dışına çıkmadıkça da, olacağı o; aczin neden kaynaklandığını anlamaktan aciz. Aciz tabii, savaşın kendisi aciz. Sorunu çözmekten aciz. Ölümleri durdurmaktan aciz. Gençlerine savaştan daha iyi bir gelecek sunmaktan aciz. Yıllarca başkasını suçlayıp sorumluluğu almaktan aciz. Sorunun varlığını bile kabul etmekten aciz. Öldürmekten başka bir şey düşünmekten aciz. Çatışma haberlerine yasak getirmeye çalışarak, gerçeğin öğrenilmesinden gelecek tepkileri karşılamaktan aciz. “Vatan sağ olsun demiyorum” diyenleri yansıtmaktan, barış isteyenlere kulak vermekten aciz. Başka türlüsünün mümkün olduğunu akla getirmekten aciz..]]> Sat, 08 Sep 2012 10:20:34 +0400 Arşın https://www.evrensel.net/yazi/35834/arsin https://www.evrensel.net/yazi/35834/arsin? Eğitimde muhafazakarlık, savaşta muhafazakarlık gibi tartışmalar çoktan önüne geçti tabii, memleket böyle. Ama bir ara sanatta muhafazakarlık diye bir mevzu ortaya atılıp bir de o cephede içtima alınmaya çalışılmıştı. Yaz başında o tartışmaların ortasına düşen İsmail Güneş filmi Ateşin Düştüğü Yer, bu hafta mutlu bir haber alınca, ufak çaplı bir sarsıntı yaratabildi. Buralarda pek tutulmayan filmin ta dünyanın öbür ucunda en iyi seçilmesi nasıl mümkün oluyor diye duyanı şaşırttı. O arada da jürilerin güvenilmezliğinden sanat camiasındaki “sol ambargosu”na kadar muhtelif eski defterleri açtırdı. İsmail Güneş, onuncu filmini çeken ve kendi ifadesiyle “sinemanın ötekisi” bir yönetmen. En bilinen filmi The İmam. İşkence, kadına karşı şiddet, 12 Eylül, yalnızlık gibi temaları işlediği üçlemesinin sonuncusu..]]> Fri, 07 Sep 2012 09:28:49 +0400 Kadınları değil sistemi yargılamak https://www.evrensel.net/yazi/35771/kadinlari-degil-sistemi-yargilamak https://www.evrensel.net/yazi/35771/kadinlari-degil-sistemi-yargilamak? Bianet’in haberine göre sadece geçen ay memlekette 16 kadın, erkekler tarafından öldürülmüş, çoğunun katili kocası. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ise, sadece yılın ilk yarısında katledilen kadın sayısının 92 olduğunu açıklamıştı. Geriye Kalan’ın prömiyerini yaptığı geçen ekim ayındaki kadın temasını işleyen 48. Altın Portakal Film Festivali sırasında hayattaydılar. Sinemalarda gösterime girdiği bugün, yoklar. Cinayetler işin en görünür yanı belki. Şiddet, kadınları ezen sistemin bir parçası sadece. Hatta ailenin ve mülkiyetin kutsallaştırılması adına kadına biçilen rolün hayata geçirilmesinin acı bir sonucu, aslında bütün o ilişkiler toplamı gibi. Geçen yıldan bu yana kadın meselesini işleyen bir film olarak tartışılan ve şimdi bunu izleyiciyle de karşılıklı olarak yapmaya başlayacak Geriye Kalan, kadınların bu işleyişe ayak uydurm..]]> Thu, 06 Sep 2012 09:16:38 +0400 Bir dönemin sonu https://www.evrensel.net/yazi/35607/bir-donemin-sonu https://www.evrensel.net/yazi/35607/bir-donemin-sonu? Televizyonların yeni yayın dönemi deyince genelde her biri çok iddialı büyük prodüksiyonlu diziler akla geliyor. O medyatik yenilikler de herhalde çok önemlidir ama o tarafa bakarken asıl köklü değişiklikleri gözden kaçırmak yakışık almazdı. Öyle yenilikler var ki, belki de bir dönemin sonu desek abartmış olmayız. Haber şu, Akasya Durağı bitti ve Yalçın Çakır yıllardır yaptığı programı bıraktı. Böyle şeyleri fark etmemek güçtür, herhalde zamanla daha da çok yokluğunu hissettirecektir ya, yine de bilmeyenler mutlaka vardır. Bitti. Akasya Durağı’nın bitmesi biraz Doktorlar gibi, her gün tekrarları yayınlanan bir dizinin bitmesiyle bitmemesi arasında ne fark olduğu sorulabilir tabii. Artçılar, efsane dizilerin şanındandır, sürecek elbet, yapacak bir şey yok. Öyle ya da böyle Cumartesi günü yayınlanan 174’üncü böl..]]> Mon, 03 Sep 2012 10:00:55 +0400 Süslü https://www.evrensel.net/yazi/35472/suslu https://www.evrensel.net/yazi/35472/suslu? Hadise’nin bir şarkısı var, adı Burjuva. Konusu, kendisini terk etmiş bir erkeğe sitem üzerine. Nakaratı, muhatabına şunu soruyor; “Adam mısın süslü burjuva”. Şarkıda, ahlaki duruşu bir yana, “süslü” olması dışında adamın sınıfsal konumunun altının neden çizildiğine dair başka veri yok. Kapitalizme dair hiçbir şey bilmeyen, içinde yaşadığı toplumun gerçekçi açıklamalarının farkında olmayan kişilerin bile bunca yıllık kapitalizm tarihinden istemeden de olsa öğrendikleri bir şey var, o da burjuvanın sevilecek bir yanı olmadığı. Biz burjuvayı sevmeyiz, hiçbir halk sevmez ama dilimizde bu kelime bizzat aşağılama sözü olarak bile kullanılır. Yüzünü ekşiterek söyleneni makbuldür. Kültürü pop şarkılarıyla sınırlı ergen bile o kadarını bilebilir. Tanımını yap desen, yapamaz, o ayrı. Şahsen, kendisine cebinde parası olduğu için bu..]]> Sat, 01 Sep 2012 09:17:31 +0400 Savaş ne kadar gerçekse barış o kadar mümkün! https://www.evrensel.net/yazi/35428/savas-ne-kadar-gercekse-baris-o-kadar-mumkun https://www.evrensel.net/yazi/35428/savas-ne-kadar-gercekse-baris-o-kadar-mumkun? 1 Eylül 1939, İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıç tarihi. Bu tarihi gün, yani dünyanın gördüğü en kanlı savaşın başlangıç tarihi olan 1 Eylül; aynı zamanda savaşın bitiminde belleklere kazınan Dünya Barış Günü’dür de. Hitler faşizminin Polonya’yı işgaliyle başlayan savaş, altı yıl boyunca birçok şeyi tarihe not ederek sürmüştür. Kızıl Ordu’nun direnişiyle yerini ‘soğuk savaş’ dönemine bırakan bu süreçte 54 milyon insan hayatını kaybederken; savaş sonunda milyonlarca insan sakatlık, açlık ve yoksulluk içinde bulmuştur kendini. Tarihe 2. Dünya Savaşı olarak kaydedilen bu zaman dilimi sonunda ‘Barış Günü’ olarak ilan edilen 1 Eylül’e, insanlığın bu vahşetten ders çıkarması ve bir daha asla böyle bir insan talanının yaşanmaması için de oldukça derin bir anlam yük..]]> Sat, 01 Sep 2012 07:14:26 +0400 Çay https://www.evrensel.net/yazi/35425/cay https://www.evrensel.net/yazi/35425/cay? Şimdi bakınca İngiliz tipi aristokratlığın pek seçkin bir ritüeli gibi görünür, porselen fincan ve demliklerle Alice Harikalar Diyarında iken içilen beş çayları. Oysa o sütlü çaylar, üzerinde güneş batmamasıyla övündükleri imparatorluklarının dünyayı egemenliği altında tutmasının başlıca simgesiydi zamanında. İngilizler çok değil üç yüzyıl önce çaya alıştılar, hemen akabinde bütün dünyayı kendi çaylarına ve kendi ticaret koşullarına alıştırmak için hiç de vakit kaybetmediler. Kuzey Amerikalılar pahalı İngiliz çayına karşı hep kaçak çay içerdi mesela, 1700’lerde. O zamanlar oraları sömüren İngiltere, Doğu Hindistan şirketinin çayları depolarda kalınca meşhur bir çay vergisi çıkarmıştı da, Amerikalıların denize döktükleri o çaylar bağımsızlık savaşı..]]> Fri, 31 Aug 2012 08:55:01 +0400 Bourne’un suyunun suyu https://www.evrensel.net/yazi/35363/bourneun-suyunun-suyu https://www.evrensel.net/yazi/35363/bourneun-suyunun-suyu? Hani, sesini titretmeyi beceremeyen acemi şarkıcılar, mikrofonu sallayarak o sesi elde etmeye çalışır. Hakiki bir gerilim yakalayamayan filmlerin aksiyon sahnelerinde hiç durmadan titreyen kameralar da ona benziyor. Hızlı bir kurgu, her saniye değişen planları da ekleyince, seyircinin sersemletilmesi operasyonu sonuca bir adım daha yaklaşıyor. Kaçak ajanlı Bourne serisi yeni kuşak aksiyon sinemasının en meşhur örneklerinden biriyse, şöhretini Paul Greengrass’ın dehasıyla zirveye çıkan, seyirciye ne izlediğini şaşırtma yöntemlerini başarıyla uygulamasına borçlu olmalı. İlk filmi 2002’de Geçmişi Olmayan Adam adıyla gösterildiğinden bu yana, Bourne’un epey bir geçmişi var aslında. Kendisi başta CIA’nın kendisinden vazgeçtiği bir ajan olarak hayatta kalırken bir yandan CIA’yla baş etmeye çalışır. Sayısız kovalamaca içinde çokbilmiş bürokratları madara ettik&c..]]> Fri, 31 Aug 2012 12:48:44 +0400 Dildeki zehir https://www.evrensel.net/yazi/35130/dildeki-zehir https://www.evrensel.net/yazi/35130/dildeki-zehir? Zaytung’un ilk haberlerinden biriymiş bu; başlığı “Milli Birlik ve Beraberliğe İhtiyaç Olmayan Günler Kesinleşti”. 2009’un sonlarında sitede yayınlanmış, geçenlerde basılan almanağın da ilk sayfalarında yer alıyor. ‘Milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde”diye başlayan manasız nutuklarla dalgasını geçiyor, anlaşılacağı gibi. Dil, her işin başı, bunu diyenin varacağı yerin de göstergesi. Haber, Resmi Gazete’de belli günlerin “ihtiyaç olmayan”olarak yayınlandığını, muhalefetin de “Milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan bu günlerde bu tarz talihsiz beyanlar...” laflarıyla itiraz ettiğini anlatarak devam ediyor. Şovenist gündemlerini her seferinde yeniden dayatmanın ne güzel bir yolu. Hem de kendilerine yönelecek her eleştiriyi bertaraf etmek cabası. Her gün sektirmeden duyduğumuz hamasetle il..]]> Mon, 27 Aug 2012 03:03:49 +0400 Avcı https://www.evrensel.net/yazi/35084/avci https://www.evrensel.net/yazi/35084/avci? Sezonun büyük transferi şimdi belli oldu. Ne de olsa onun da kökeni yeşil sahalar. Acun Ilıcalı kanalını değiştirmiş. Yeni kanalı büyük kazanımını ilan ederken orada neler yapacağını bile anlatmaya gerek duymuyor. “Adı yeter” diyor bazen, bilemedin “Yetenek avcısı” çağrışımlarıyla oynuyor. En son işi oydu, başkalarının yeteneklerini sergilemelerini sadece kendisinin kazandığı bir gösteriye dönüştürme yeteneği. Geldiler, geçtiler, hiçbiri kalmadı, tek yetenek Acun dimdik ayakta. Bugüne kadar tırmandığı basamaklar çeşitli. Spor gazeteciliği sadece en baştaydı. Futbolcularla gırgır yapan bir muhabir olarak başladı, magazinin altın çağına denk gelince bir anda büyük adam oldu. Spor programını spor magazinine, spor magazinini düz magazine çevirirken de Acun’a büyük rol düşüyordu haliyle. Spor gazeteciliğinin en büyük dön..]]> Sat, 25 Aug 2012 08:56:58 +0400 Keşke tanıdık gelmeseydi https://www.evrensel.net/yazi/34959/keske-tanidik-gelmeseydi https://www.evrensel.net/yazi/34959/keske-tanidik-gelmeseydi? Filmleri işlediği toplumsal sorunla birlikte anmak bir yandan yanlış etiketlenmelerine de yol açabiliyor. Örneğin, töreyle kan davasıyla ilgili film deyince akla cemaat kanallarının ibretlik dizilerinin kıvamının gelmesi işten değil. Sinemasal düzeyin düşüklüğü ile herkes dini kurallara uyunca sorun kalmayacağı yönündeki mesajın zorlamalığı el ele giden unsurlar olarak ibret filmlerinin karakterini belirliyor. Tabii nitelikli bir sinemacının buna düşmesi için bir neden yok. Lal Gece, buna iyi bir örnek. Reis Çelik toplumsal meseleleri perdeye yansıtmayı başından beri sinema anlayışı olarak benimsemiş bir yönetmen. Bu yüzden Kars’ın doğasına karşı verilen mücadeleyi masalsı parçalarla anlatan İnat Hikayeleri yerine, Denizler’in hayatlarının son günlerine dair filmi Hoşçakal Yarın ve Kürt sorunuyla ilgili yapılan ilk filmlerden biri olan Işıklar Sönmesin il..]]> Thu, 23 Aug 2012 07:37:41 +0400 Kara olan her şey buharlaşıyor https://www.evrensel.net/yazi/33270/kara-olan-her-sey-buharlasiyor https://www.evrensel.net/yazi/33270/kara-olan-her-sey-buharlasiyor? Tehdit altındaki bir dünya ve kahramanların kurtuluşu için verdiği mücadelenin konu olduğu son film, Kara Şövalye Yükseliyor, nihayet seyircisine kavuşacak. Yine kimlik bunalımlarına girecek, halkın ihtiyaçlarına kayıtsız kalamayıp fedakarlıktan kaçınamayacak, yaklaşık üç saate yakın bir süre boyunca. Filmin gösterimine paralel olarak gerçek dünyada yaşanan, elde silah salon basılması, halkın bunun üstüne daha çok silah alarak kendini korumaya çalışması, halk ayaklanmaları ve karşılığında yükselen savaş tehditleri arasında yükselecek, yükseldiği yere kadar. Yarasa adam Batman, dünyaları kurtaran Amerikan süper kahramanlarının sinemaya en çok uyarlananlarından biri. Dünyaya hakimiyet ideolojisinin yansımalarından biri olarak yorumlanabilecek bu süper kahramanlar arasında, ayırt edici yanları içinde bir süper gücü olmaması, il..]]> Fri, 27 Jul 2012 08:35:52 +0400 Joker olmak https://www.evrensel.net/yazi/33000/joker-olmak https://www.evrensel.net/yazi/33000/joker-olmak? Bundan önceki filminde Joker, Batman’ın “Beni neden öldürmek istiyorsun?” sorusuna şöyle yanıt veriyordu: “Öldürmek mi? Neden öldürmek isteyeyim? Biz birbirimizi tamamlıyoruz.” Kara Şövalye Yükseliyor filminin ABD’nin Colorado eyaletinde gösterildiği salonu silahla basıp 12 kişiyi öldüren vatandaş Joker’i örnek alıyormuş, felaket ertesi haberlerine göre. Batman serisinin kötü adamına benzeyen sinsi gülümsemesinin böldüğü vesikalığıyla poz verdi bu haberlerin yamacında. Derinliğiyle olsun, karizmasıyla olsun Joker’in aslında izleyen herkesi kendine hayran bırakmaktan başka şansı olmaması bir gerçek. Genel olarak “kötü” adamın mıymıntı, kararsız, bunalımlı esas oğlana karşı planlı, kararlı, başarılı olduğu için, hele de iyice bozuşmuş ahlaksız bir şekilde resmedilmediği koşullarda sevilmeye aday ..]]> Sat, 21 Jul 2012 10:07:00 +0400 Kaçmak https://www.evrensel.net/yazi/32939/kacmak https://www.evrensel.net/yazi/32939/kacmak? İşler Güçler dizisi sağ olsun, Rambolu bir televizyon esprisini cidden hayatımıza sokmayı başardı. Her bölüm, kendi programlarının son anda yayınlanmaktan vazgeçtiğini gören tutunamayan oyuncular topluluğu, onun yerine televizyon klişesi Rambo’nun yerleştiriliverdiğini görüyordu. Kanal da göstermekle bırakmayıp, diziden sonra Rambo’yu yayınlamayı denedi. Geçen akşam, Rambo 4 yayınlanınca kendini hatırlattı, acaba dördüncü film nerede geçiyordu? Afganistan değil, Vietnam zaten değil, Myanmar imiş, eski adıyla Burma. En çok insanın öldüğü filmini yapıp kendi şiddet rekorunu kırmasının nedeni de, Myanmar’daki iç savaşa dikkat çekmekti, vaktiyle bilenler görünce tartışmasını hatırlamıştır. Bir yandan da eski filmlerinde kendini dünyayı sosyalizmin mezaliminden kurtarmaya adayan Amerikan askeri, uzunca bir tatilden sonra ideolojik öncelikle..]]> Fri, 20 Jul 2012 09:49:04 +0400 Yasak olan aşk mı devrim mi? https://www.evrensel.net/yazi/32875/yasak-olan-ask-mi-devrim-mi https://www.evrensel.net/yazi/32875/yasak-olan-ask-mi-devrim-mi? Geleneksel sinema için deli bir kral, onu etkileyen bir doktor ve kraliçeyle yaşadığı gizli aşk çok ilginç bir konu olabilir. Hatta Danimarka’da burjuva devriminin nasıl gerçekleştiğinden çok daha ilgi çekebilir. Toplumların işleyişini, tarihin yasalarını hiçe sayıp ülkelerin onlarca, yüzlerce yıla yayılan dönüşümlerini kişilerin etkilerine indirgemeye de yabancı değiliz. Her şeye rağmen bir memlekete demokrasiyi kralın ve karısının dostuna getirten bir film yine de çok fazla değil mi? Berlin Film Festivali’nde en iyi senaryo dalında gümüş ayıya layık görülen ve deli kralı oynayan Mikkel Boe Følsgaard’ın en iyi erkek oyuncu dalında aynı ödülü aldığı Yasak Aşk, Danimarka sarayı etrafında geçen böyle bir tarihi öykünün izini sürüyor. Bir yapımcı da, aykırı yönetmen Lars von Trier. Ejderha Dövmel..]]> Thu, 19 Jul 2012 08:30:25 +0400 İçkisiz https://www.evrensel.net/yazi/32627/ickisiz https://www.evrensel.net/yazi/32627/ickisiz? “Yazılı anlaşmalarımız olmasına ve mevzuatlara uygun olmasına rağmen, işletme sahiplerinin ruhsatlarını kullandırmaması nedeniyle, etkinliğimiz süresince alkollü ürün satışı yapılamayacaktir. Tarafımıza çok kısa süre önce bildirilen bu durum nedeniyle tüm müzikseverlerden özür dileriz.” Efes Pilsen’in ana sponsoru olduğu haftasonundaki 11. One Love Festivali için günlerdir yürütülen kampanya başarıya ulaştı, hayırlı uğurlu olsun. Satırsız hem de. Yıllardır konser sırasında içki satışı yaptıkları için dünyanın sonu gelmediği halde, “Eyüp gibi kutsal yerde olur mu” gibi iyice zorlama bir bahaneyle süslenmiş bu seneki tehditler, işe yaradı. Kutsal yerde deyince, cami avlusunda falan değil, bugüne kadar kimbilir kaç kültür etkinliğinin mekanı olan Bilgi Üniversitesi’nin santral kampusünde olacaktı olanlar. Yine..]]> Sun, 15 Jul 2012 11:46:06 +0400 Işık https://www.evrensel.net/yazi/32607/isik https://www.evrensel.net/yazi/32607/isik? İnsanın hangi filmiyle hatırlayacağını şaşırdığı kahramanları var beyazperdenin. Genellikle, yıldızların özdeşleştiği başrolleri az çok herkesin hafızasında aynıdır ama yan rollerin kahramanlarını bir tek rolüyle bellemek zor olur. Bazen birinin göründüğü onlarca filmi arka arkaya sayıveririz de adını kolay doğrultamayabiliriz. Küçük insanları oynamak gibi kutsal bir iş yapmanın ödülü, böyle oluyor demek ki. Geçen hafta 95 yaşında hayatını kaybeden Ernest Borgnine Amerikan sinemasının nitelikli filmlerinin böylesi, karizmasından, duruşundan, bakışından, yakışıklılığından çok emeğiyle akılda kalmayı hak eden oyuncularındandı. Buralarda parklarda ölmeden önceki son günlerini hasta yatağında vefasızlık konulu haberlere malzeme olarak geçiren meslektaşlarına göre biraz daha şanslıydı tabii. Daha ilk sinema filmlerinden biriyle, Marty ile 1955’te Oscar’ın da a..]]> Mon, 16 Jul 2012 14:06:05 +0400 Delilik https://www.evrensel.net/yazi/32563/delilik https://www.evrensel.net/yazi/32563/delilik? Eskide kalmış, tımarhanelerin ve delilerin, bir çeşit toplumsal fotoğrafa dikkat çekmek için kullanılan motifler olması. Bizim tiyatro ve sinemamızdan Cevat Fehmi Başkut’un Buzlar Çözülmeden’i ilk akla gelenlerden, ya da Kartal Tibet’in Kemal Sunal’lı filminin adıyla Deli Deli Küpeli. Hastaneden kaçan deli, kardan dünyayla bağı kesilmiş kasabada kaymakam sanılınca olan bitenler, politik bir mizah ve toplumsal eleştiriyi deliler eliyle açığa çıkarmanın örneklerinden biridir sadece. Mizahı toplumsal eleştiride kullanmanın büyük ustası Aziz Nesin de tiyatroya da sıkça uyarlanan öyküsü Deliler Boşandı’da şu soruyu sorar: “Biz mi aklımızı yitiriyoruz, yoksa aklını yitirmişler mi bizi yönetiyor?” Tımarhane ve delilik ile toplumsal ve politik hayat arasında bir paralellik kurmak, daha çok dünyanın bizim tarafında, bolca da Doğu A..]]> Fri, 13 Jul 2012 15:22:54 +0400 Kahraman tuzu kurular Vahşi kartele karşı https://www.evrensel.net/yazi/32517/kahraman-tuzu-kurular-vahsi-kartele-karsi https://www.evrensel.net/yazi/32517/kahraman-tuzu-kurular-vahsi-kartele-karsi? Meşhur oyuncuları, başarılı yönetmeni, çok okunmuş kitabı, büyük parayı bir araya getirince ortaya çıkacak filmin hepsinin toplamından daha meşhur, daha başarılı olacağının garantisi elbette yok. Vahşiler, idare etse gene iyiydi ya, bu kategorinin en başarısızları arasında adı anılmaya aday. Ara sıra heveslendirse de, genelinde seyirciyi yorup, canını sıkıp sonunda da tatmin edeyim derken her şeyi zorlayan film, isterse Benicio del Toro’lu, John Travolta’lı, Salma Hayek’li, genç kuşağın yakışıklılarını ve güzellerini bir araya toplayan bir Oliver Stone filmi olsun, yapacak bir şey yok. Filme konu olan, geçen yılların ABD’deki meşhur kitaplarından aynı adlı birisi, iki genç adam ve bir kadından oluşan butik uyuşturucu şebekesinin büyük tekel tarafından ezilişini konu alıyor, esasen. Karakterler ilginçmiş gibi düşünülmüş. Biri çok saldırgan, orduya katılmış, bolca i..]]> Thu, 12 Jul 2012 08:28:39 +0400 İmparatoru korumak https://www.evrensel.net/yazi/32333/imparatoru-korumak https://www.evrensel.net/yazi/32333/imparatoru-korumak? Türün yakın takipçileri daha iyi bir karşılaştırma yapabilir elbet, ama Dedektif Dee, estetize edilmiş dövüşleriyle Çin tarihinden sayfalar işleyen wuxia filmlerinin yaz standartlarına göre epey dikkate değer bir örneği olarak sinema salonlarında. Bazı sahnelerde bitmek bilmeyen dövüşler ortalama seyirci için biraz göz yorucu olabilirse de, kimini tarihi setinin görkemiyle, kimini polisiye öyküsünün gizemleriyle kendine çekerek ilginç bir seyre zemin hazırlayabilir. Her şey, milattan sonra yedinci yüzyılda, Çin’in ilk kadın imparatorunun başa gelmesiyle başlıyor. Wu Zetian bir süredir fiilen yönetimde hem de epeyce etkili, ama resmen imparator ilan edilip taç giymesi yaklaşınca, memleket tuhaf cinayetlerle çalkalanmaya başlıyor. Önce, 66 metrelik, binlerce kişinin çalıştığı dev Buda heykelinde birden bire alev alarak yanan m&uum..]]> Mon, 09 Jul 2012 09:01:50 +0400 Yaz ekranında bir vaha https://www.evrensel.net/yazi/32242/yaz-ekraninda-bir-vaha https://www.evrensel.net/yazi/32242/yaz-ekraninda-bir-vaha? Yaz dizisi, tahammülü zor bir hadise. Zaten sevdiğin diziler gitmiş, ortalık çöl olmuş. Bir de birbirinden seçmece dandik hikayeleri toplayıp üst üste koyunca seyirciye çoğunlukla sabır çekmek düşüyor. Bu yazın en şanslısı Leyla ile Mecnun seyircisi olabilir, çünkü şimdiden sosyal medyadan anlaşıldığı kadarıyla İşler Güçler, en çok o dizinin boşluğunu dolduruyor, onun seyircisini memnun ediyor. Bir de Akasya Durağı seyircisi için birbirinden kovalamacalı komediler var ki, kimse pazar pazar onlardan söz edip kimsenin sabrını sınamasın. Leyla ile Mecnun’u hatırlatması, İşler Güçler onu taklit ettiğinden falan değil, pek ilgisi yok. Sadece televizyonda bu derece özgün bir işin yapılabileceğini göstermesiyle o dizi bir öncü olmuştu, uzunca bir süredir ilk kez. Absürt komedi anlayışıyla ve şimdiden iki bölümde gör..]]> Sat, 07 Jul 2012 09:12:47 +0400 Ekip https://www.evrensel.net/yazi/32175/ekip https://www.evrensel.net/yazi/32175/ekip? Hadi ekipçiler, şunu da açıklayın: Evren oluştuktan birkaç milyar, hayat oluştuktan birkaç milyon, insan sayı sayıp duvarlara çentik atmaya başladıktan birkaç bin yıl sonra günlerden bir gün, karlı bir memlekette çok hayati bir parçacık bulunur. Birkaç bin kilometre yakındaki yağmurlu bir memlekette de evleri ölümcül bir su basar, 10 kişi ölür, çoluk çocuk. İnsanın doğayı anlama çabasında çok önemli bir dönemecin alındığını söylerken yanlış söylemiş olmuyoruz elbette ama gözümüzün önünde işte, doğayı anlamazlıktan gelme çabasında da binlerce yıllık bir birikimimiz var. İnsan güçlü, insan zeki, insan yetenekli, insan birkaç bin yılda nereden nereye geldi ama o insan da kusurlu. Nereden geldiğini bile çözdü de, nereye gideceğine sıra gelince elimizde hâlâ..]]> Fri, 06 Jul 2012 10:53:29 +0400 Hele barışa bir varalım https://www.evrensel.net/yazi/32110/hele-barisa-bir-varalim https://www.evrensel.net/yazi/32110/hele-barisa-bir-varalim? Sivas Katliamı’nı bir kez daha anıp hala adalet bekleyişimiz de, Maraş’la ve başka çatışmalı tarihi anlarla hesaplaşmaların gündemden inmeyişi de, bunların geçmişe değil bugüne ait meseleler olduğunu hatırlatıyor. Bir arada yaşamanın tarihi, aynı zamanda bu yolda tökezlemelerin de tarihi çünkü. Kardeşlik de düşmanlık da bizim, anlayıp, yaraları beraberce sarmayı üstlenmekle biraz yol alabiliyoruz. Neyse ki komşumuz değil, yoksa bu hükümetin bizi Lübnan’la da ömrübillah düşman ilan etmesi kimseyi şaşırtmazdı ya, birkaç yüz kilometre fark sayesinde yakınlığımızın kıymetini bilebiliriz. Yaşadıkları iç savaşlar, farklı dinlerin bir arada yaşadığı tarihleri hem çok kendine özgü, hem de bizim pek kendine özgü inkarcılığımızın sonucu yaşanan gerginliğimizle benzer. Peki Şimdi Nereye, bir tek kıvılcımla alev almaya hazır olmanın ne demek olduğun..]]> Thu, 05 Jul 2012 10:10:48 +0400 Sınıfın ozanı https://www.evrensel.net/yazi/31868/sinifin-ozani https://www.evrensel.net/yazi/31868/sinifin-ozani? 2 Temmuz’dan sonra, ilk o dayanamadı. Önce arkadaşlarını, sonra belki umudunu, yaşama isteğini, beş gün içinde hayatını kaybetti. Sivas’ta o gün 35 can yakıldı. Rıfat Ilgaz hemen gitti. Adalet bulamadıkça, biz azar azar gidiyoruz. Azalarak. Kendi deyişiyle sınıfın ozanıydı mimli, Hababam Sınıfı’nın yazarı, ünlü. Can Yücel’in uyarlamasıyla, “Ilgaz, Anadolu’nun sen yüce bir dağısın”. “Sevgilim ölümün güzeli yok”* diye yazmıştı çok önce. Elbet “İnsanca ölebilmeli” demeyi unutmamıştı kızına adadığı şiirinde; “İşimiz kolay değil o denli / Kargaların içgüdüsel ölmezliğine inat”. Şiiri yaşamaya dairdi zaten, “En güzel sarılarda düşsel / Bir ayçiçeği güneşte tek başına / Bir de karanlık sularda güneş olmak / Bu daha güzel”. Aydınların yakıldığı, yanmaya terk e..]]> Mon, 02 Jul 2012 03:10:18 +0400 Özel bir gün https://www.evrensel.net/yazi/31818/ozel-bir-gun https://www.evrensel.net/yazi/31818/ozel-bir-gun? Bekarlardan evlilere göre daha fazla vergi alınan bir memleket. Çocuk sayısına göre ikramiye veriliyor, yedinci çocukta asıl büyük ikramiye. Her şey kendisinin tamamen eve hapsedilmesi anlamına gelse de liderine bir tuhaf aşkla bağlı olan kadın, gazetelerden fotoğraflar kesip kendine albüm yapıyor. Herkesin törene gittiği sırada komşusuyla geçirdikleri günün, kendisinde hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir şaşkınlık yaratacağını, henüz bilmiyor. Öncesi bir yana, özellikle son haftalarda her gün üremeyi teşvik, özgürlüğü kısıtlama adına yapılan yeni bir girişimle tanışır olduğumuz için bunlar şaşırtmasın, yukarıda bizde olan bitenden söz edilmiyor. Henüz. 1930’ların Mussolini İtalyası’nda geçen bir film, bugünlerde olmadık şekillerde insanın aklına geliveriyor. Bugünün Türkiyesi’ni hatırlatan çok film bu..]]> Sat, 30 Jun 2012 08:52:05 +0400 Dişi mamuta bile rahat yok mu? https://www.evrensel.net/yazi/31706/disi-mamuta-bile-rahat-yok-mu https://www.evrensel.net/yazi/31706/disi-mamuta-bile-rahat-yok-mu? Ailesini arayan hayvanlar çizgi film tarihinde seyirciyi bıktıracak kadar çok işlenmiş olabilir, ama birilerine yetmemiş. Buz Devri gibi animasyon filmlerinin en farklılarından, en özgünlerinden birinin bile, gelip bu konuya saplanacağı varmış. Dördüncü filmde kıtaların ayrılması, bir hayatta kalma mücadelesi fonunda kavuşmaya çalışırken birbirinin değerini anlayan mamut ailesi, her şeyin önünde. Aslında bir dostluk hikayesi olarak başlayan Buz Devri, sürülerindeki iktidar ilişkilerini reddedip eşit bir hukuk oluşturdukları mamutlu, kaplanlı, tembel hayvanlı orijinal bir sürü olarak yola çıkmışlardı. Tembel hayvan Sid ailenin de itilmişi olarak, oradaki zorunlu ezilmişliğinin dışına çıkıp özgürce kendine yeni arkadaşlar edinmeyi seçmişti. Serinin üçüncü filminde insanlaştırmayı o kadar çok abarttılar ki, eşi hamile kalan mamut Manny, babalık hava..]]> Thu, 28 Jun 2012 10:47:11 +0400 Tebrik https://www.evrensel.net/yazi/31536/tebrik https://www.evrensel.net/yazi/31536/tebrik? Tebrikler, memleketiniz savaşa gebe. Böyle söyleyince kulağa daha güzel geliyordur belki. Malum, bu yeni çıktı, artık hizmette sınır tanımayıp gebeliği mesajla aileye bildireceklermiş. İspiyon ederken tebrik etmek de mümkün artık, tebrikler. Hazır kürtajı da yasaklıyorken bütün gebeliklerin insanı sevindirmekten başka bir sonucu olamazmış gibi davranmamak neden olsun ki? Tebrikler. Her genç kadının denetim altında tutulması ve her hamileliğin devlet güvencesinde olması normal olansa zaten, iyi düşünün, her düşen uçak da memleketleri savaşa sürüklemeli, öyle ya. Şimdi daha bir taşlar yerine oturuyor. Tebrikler taşlar yerine oturmaya gebe. Sen, çok bağıran, bırak o taşı yerine, birinin bir yerine gelecek. *** Yeşilçam’ın efsane filmlerinden Tosun Paşa’nın galiba hiç modası geçmeyecek. Yeşil Vadi’de kendi hakkı olduğunu öne sürü..]]> Mon, 25 Jun 2012 10:33:34 +0400 Benim davam bitti https://www.evrensel.net/yazi/31468/benim-davam-bitti https://www.evrensel.net/yazi/31468/benim-davam-bitti? “Benim hikayem, benim davam bitti. Düşmanlarım cezalandı ama Fethiye’deki utanç davası hâlâ sürüyor. Sanıkları serbest, dosyası temyizde. 13 yaşındaki N.Ç.’nin davası on yıl sürdü. Sonunda tecavüzde rızası var dendi, ceza indirimi uygulandı. Sanıklar en düşük sınırdan cezaları aldılar. Diyarbakır’da zihinsel engelli E.B. tecavüze uğradı. Kabusu sırasında çığlık atmadığı için ‘rızası vardır’ dendi. Sanıklar serbest. İstanbul’da tecavüze uğrayan E.B’nin hukuk mücadelesi üç yıldır devam ediyor. İstanbul Üsküdar’daki, Beyoğlu’ndaki, Van’daki, Tunceli’deki, Siirt’teki, Ferik’teki, Gebze’deki, Samsun’daki, İzmir’deki…” Final bölümünde mahkemeden “Çığlıklar sussun artık” diye çıkan Fatmagül, Kerim’le mutlu mesut ..]]> Sun, 24 Jun 2012 09:10:53 +0400 Uçaktan hızlı https://www.evrensel.net/yazi/31444/ucaktan-hizli https://www.evrensel.net/yazi/31444/ucaktan-hizli? Böyle de söylenmez ama orada iyi ki kamera varmış da, sokak ortasında adamı araya alıp tekme tokat döven polisleri gözlerimizle görmüşüz. Neden dövdüğü meselesinde kafa karıştıracak laflar bulundu, bulunacak elbet, ama en azından polislerin “Biz dayak yedik” deyişlerine kulak asamıyor kimse. Gazete manşetleri bile. Manşetler savaş çıkarmakla, düşmanlık körüklemekle meşgul ama onların arkalarında bile ağzı var. Her şey kameralarla çekilecek kadar açık değil, öyleyken de kameralar onları kaydetmeyi becerebilemiyor. Sonuç, “Suriye uçağımızı düşürdü” oluyor. Sadece öyle olsa iyi, sonrası ilk dakikada oradan alıp yürümeye başlayanlar: “Ateşle oynuyor” (Hürriyet), “Bedelini ödeyecekler” (Vatan). Çünkü cümle şöyle kurulamazdı, zinhar: Aylardır Suriye’yi savaşla tehdit e..]]> Sat, 23 Jun 2012 10:01:23 +0400 Barışın dilini konuşmak https://www.evrensel.net/yazi/31307/barisin-dilini-konusmak https://www.evrensel.net/yazi/31307/barisin-dilini-konusmak? Haftayı yine ölüm haberleri üzerine konuşarak geçirdik. Cumartesi gecesi Urfa’da cezaevi koşullarına dikkat çekmek amacıyla çıkan isyanda 13 mahkum yanarak hayatını yitirdi. Her ne kadar AKP medyası bu durumun mahkumlar arasında çıkan kavga sonucunda meydana geldiğini öne sürse de 300 kişilik cezaevinde kapasitesinin 3 katı (1057) tutuklu ve hükümlünün kalıyor olması bile insanlık dışı bu tablonun isyandan başka bir şey olmadığını göstermektedir. Ama asıl dikkat çekilmesi gereken nokta tüm bu yaşananlara rağmen Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in çözüm olarak yeni cezaevleri yapılacağına ilişkin açıklamalar yapmasıdır. Yani AKP’nin askeri ve siyasi operasyonlarına, grev yasaklarına, basın-düşünme-örgütlenme üzerindeki baskılarına, her türlü demokratik hak ve eyleme saldırılarına, yani ülkeyi açık cezaevine dö..]]> Fri, 22 Jun 2012 01:53:01 +0400 Bu da ekmek olimpiyatları https://www.evrensel.net/yazi/31289/bu-da-ekmek-olimpiyatlari https://www.evrensel.net/yazi/31289/bu-da-ekmek-olimpiyatlari? Afrikalısından Avrupalısına kara sarı çocukların kırık Türkçeleriyle dert anlatmalarını Türkçe Olimpiyatlarında izleyen zevat ağlaya dursun, okyanus ötesi onur konukları resmi davetlere icabet ve dahi tenezzül etmeye görsün. Bu filmin konusu ekmek olimpiyatları, onun için Türkçe konuşan Afrikalıyı, Boşnak’ı, Kürt’ü İstanbul’da bir araya getiriyor. Türkçeleri ve midyeleri kırık, gönülleri zengin. Kırık Midyeler, daha önce kısa ve belgeselleriyle dikkat çeken genç Yönetmen Seyfettin Tokmak ile birlikte, Senarist Kenan Kavut ve oyuncuların da çoğunun ilk uzun metrajlı film deneyimi. İstanbul’un Kumkapısında 72 milletin yan yana gelip hayatta kalmaya çalıştığı, en çok sahiciliği akılda kalan, dikkat çekici bir ilk film Kırık Midyeler. Esas oğlanlar, Mardin’den İstanbul’a gelen Kürt çocuklar..]]> Thu, 21 Jun 2012 08:57:58 +0400 Akıllı olmak ya da olmamak https://www.evrensel.net/yazi/31096/akilli-olmak-ya-da-olmamak https://www.evrensel.net/yazi/31096/akilli-olmak-ya-da-olmamak? Sezonun en çok didiklenen dizisi de kendisine ayrılan sürenin sonuna geldi. Hem de, kaderin cilvesine bakın, karşıtlarını en çok bağırttığı yer, aile, hikayenin de gelip en sıkı yerden düğümlendiği nokta oldu. Karısı öldü, birkaç bölüm önce ortaya çıkan ve karanlık bağlantıların merkezinde yer aldığını öğrendiğimiz annesi, kısaca, dirildi. Behzat Ç. dizisinin önceki akşamki sezon finaliyle ilgili ilk göze çarpan, bir şeylerin ipuçlarını verip yeni çözümler ve yeni düğümler atmak yerine, birilerini öldürmek, birilerini diriltmek ve oradan yola devam etmeyi seçmiş olması. Bu, bir anlamda kolay, hani bir karakteri ortadan kaldırmanın da, kaldırmaktan vazgeçmenin de birçok başka şeye göre üstünde fazla düşünecek bir yanı olmayabilir, bir anlamda da birçok yeni olasılığa gebe elbette. Bundan sonra d..]]> Mon, 18 Jun 2012 10:42:59 +0400 Yüksek sesle https://www.evrensel.net/yazi/31076/yuksek-sesle https://www.evrensel.net/yazi/31076/yuksek-sesle? “Bu ülkede herkesin bir Dersim hikayesi vardır” diyor Bir Dersim Hikayesi kitabının önsözünde Murathan Mungan. Eğer öyleyse, belki şunu da eklemek gerek, bu hikayeler, çoğunlukla, fısıltıyla anlatılır. Dersim’den Roboskî’ye, devletin “böyle bir literatür varsa özür dilerim” diye umut vermekle “özürse özür” diye yaraları deşmek arasındaki pek samimi tavrını gördükten sonra, Dersim’le ilgili söylenenleri bir yüzleşme olarak anlamak pek mümkün değil. Tek, kara kutunun açılmış ve bir zamanlar fısıltıyla anlatılan hikayelerin artık daha yüksek sesle anlatılır olması, henüz bir başlangıç olmalı. Yirminin üzerinde yazarın kendi Dersim öykülerini anlattığı Bir Dersim Hikayesi de saklanan, inkar edilen bir tarihi, bugün barışa bir adım daha yaklaşmak için görünür kılmay..]]> Sun, 17 Jun 2012 13:59:27 +0400 Behzat ablukada https://www.evrensel.net/yazi/31013/behzat-ablukada https://www.evrensel.net/yazi/31013/behzat-ablukada? ir zamanların meşhur dizisi Kurtlar Vadisi’nin meşhur onlarca özlü sözünden birinde diyordu; sonunu düşünen kahraman olamaz. Sonuna geldik, sezon sonuna, belki bir daha devam etmesi güç, ettirilmeyecek bir son bugün izleyicisini bekliyor. Ama Behzat Ç., kurmaca dilinde antikahraman daha doğru ya, gönüllerin kahramanı unvanını hak edeli çok oluyor. Son bölüme geldikçe, Behzat Ç.’nin elini kolunu bağlayan gelişmelerin art arda dizilmesi düşündürücü. Dizinin içindeki karakterden söz ediyorum, ilk önce. Soruşturmaların birer birer Behzat’ın ekibinden ve cinayet bürodan alınması, araya giren başka savcılar, son olarak Tahsin Müdürü bile “Ben saksı değilim” demek zorunda bırakan müdahaleler, bu aykırı polisin karanlık meseleleri kurcalamasının önüne geçmeye çalışan derin bağlant..]]> Sat, 16 Jun 2012 15:36:11 +0400 Delikanlı https://www.evrensel.net/yazi/30946/delikanli https://www.evrensel.net/yazi/30946/delikanli? Ey para, sen nelere kadirsin. Yılmaz Özdil’i seveni çok seviyor. Asıl olarak ulusalcıların gözdesi ama onların da yaramaz çocuğu gibi bir şey. Tabii en çok hükümete lafını esirgemiyor ve gözünü sevdiğimin dünyasında bu, marifet sayılıyor. Ağzını açanların sayısı parmakla sayıldığı için. Ulusalcı dediysek, sözcüsü sayılmaz, öyle sırtında yumurta küfesi yok yani. Yazılarına bakınca, karışık görünse de bir fikir verir, Atatürk’e yanlış gördü mü en çok o zaman efeleniyor, İzmirli olmakla övünürken olmayanları sevmeye de biliyor, ama aslına bakarsan CHP’yi de sevmiyor. En son yazılarında, Özal’ın ölümünü şüpheli bulanlara, CHP ile hükümetin Kürt sorunu görüşmesine, cumhurbaşkanının partili olmasında ısrar edenlere, ünlüleri de vuran trafik kazalarına, e..]]> Fri, 15 Jun 2012 09:08:31 +0400 Müzede yan yana sinema https://www.evrensel.net/yazi/30619/muzede-yan-yana-sinema https://www.evrensel.net/yazi/30619/muzede-yan-yana-sinema? Murathan Mungan, henüz kendi ifadesiyle “kısa pantolonlu bir çocuk” iken Mardin sokaklarında bir film çekildiğini görür. İyi bir Ses Mecmuası okuru olarak yönetmen Halit Refiğ’i ilk görüşte tanır. Gün boyunca fark edilebilmek için Refiğ’in ve ekibinin peşinde dolaşır. Fark edilmez ama bu anı o çocuğun hafızasında önemli bir yer tutar, büyük bir şair, yazar olduğu ve hep sinemayla yaşadığı yetişkinliğinde de aklından çıkmaz. Mardin’de yedinci kez düzenlenen film festivali Sinemardin’in açılışında Murathan Mungan’ın anlattıkları, Mardin şehrinin sinemayla içli dışlılığının örneklerinden biriydi sadece. Mardin’in ilk sinema salonu işletmecilerinin eski fotoğraflarından, bugün kentte çekilen dizi ve filmlere uzanan kadim bir sevgi bu, Mardin sinemayı, sinema Mardin’i seviyor. Her şehirde sinemayla halkın buluştuğu et..]]> Sun, 10 Jun 2012 10:05:24 +0400 Düşman Fazıl Say https://www.evrensel.net/yazi/30568/dusman-fazil-say https://www.evrensel.net/yazi/30568/dusman-fazil-say? Anladık, çıktı arabeske laf etti, eviniz başınıza yıkılmış gibi hissettiniz, kendinize gelmek için sabah akşam damar dinler oldunuz. Anladık, kıymetli büyüklerinizin elini öpmedi, Nazi selamı vermedi, siz de onu sevmiyorsunuz. Sevmeyin, ne âlâ. Anladık, müziği de, sanatı da umrunuzda değil, piyano da dinlemezsiniz, Hayyam da okumazsınız, sadece sakızdan çıkan manileri seversiniz. Ne güzel. Anladık, ettiği laf canınızı sıktı. Memlekette herkesin canı sıkılsın ama bir efendi hazretlerinin sıkılmasın değil mi? Buradan çıkardıkları sonuç, hangi ara Fazıl Say’ı her gördüğünüz yerde bütün düşmanlığınızı ona kusmak oldu, ben orayı kaçırmışım. Hayyam dörtlüğü paylaşmak suçunu hapisle cezalandırmaya kalkmanın ne büyük bir hakaret olduğunun kimse farkında değilmiş gibi görünüyor ya, o kısım çok acayip. Fazıl Say’dan d..]]> Sat, 09 Jun 2012 09:16:06 +0400 ‘Baba’ I. Tayyipus https://www.evrensel.net/yazi/30513/baba-i-tayyipus https://www.evrensel.net/yazi/30513/baba-i-tayyipus? Dünya Katoliklerinin dinî lideri Papa XVI. Benedictus’sa, bizde de artık ‘Baba’ I. Tayyipus var. Ancak, Papa ve Baba, kadının öz bedenine ilişkin tasarrufuna, gerekçeli karşı çıksalar da, Baba Papadan farklı olarak konuyu dine ilâveten iktisadî ve uluslararası komplo düzeyinde ele alma özelliğine de sahip olduğunu kanıtlamıştır. Babanın sezaryene karşı çıkışı tamamen duygusal yani iktisadî. Çeşitli nedenlerle tercih edilebilen sezaryene, konu bireysel ve özel alana girdiğinden hukukî açıdan müdahale edemezsiniz. Gem vurmanın ahlâka ve vicdana sığmayacağı da gayet açık. Tartışmada kimi kadınlar, sezaryenin yani acı çekmeden evlât sahibi olmanın, çocuk kıymetinin bilinmemesine neden olacağı gibi derinlikli bir görüş bildirdi. Acaba, bu bakış açısı, sezaryeni seçememiş olanların, hemcinslerinin acı çekmesini istey..]]> Fri, 08 Jun 2012 11:05:54 +0400 Hazırlık https://www.evrensel.net/yazi/30512/hazirlik https://www.evrensel.net/yazi/30512/hazirlik? İnşaatken her gün haberleri çıkıyordu, şimdi olaydan olaya. Oradan anlamalıydık, hazırlık seviyoruz. Şimdi şu otoban kenarına yapılan büyük stadyum üçüncü kez ağzına kadar dolmuş diyorlar. Bir kez Fenerbahçe derbisinde, bir kez Başbakanın katıldığı AKP kongresinde, önceki gün de Madonna konserinde. Buradan 3F yorumu yapmak (Salazar’ın meşhur memleket yönetme formülü, fado, futbol, fiestayı uyarlamaya çalışmak, neden olmasın?) başta çok kolay görünüyor ama haklılığı tartışılır elbet. Bir de akla Madonna’yı muhafazakarlığa bir cevap olarak saymak geliyor, çoğunlukla. Hem kadının hayatı böyle bir meydan okuyuşla geçtiğinden ve tabii hem de içinden geçtiğimiz günlerin karanlığı insana pek başka ilham vermediğinden. Herkesi kendine düşman etmeye kararlı bir efendiye hayran olmak için tribünleri doldurmak, ne kadar acıklı..]]> Fri, 08 Jun 2012 11:04:03 +0400 Kapıları tekmelemek https://www.evrensel.net/yazi/30452/kapilari-tekmelemek https://www.evrensel.net/yazi/30452/kapilari-tekmelemek? Bir Umut Sarıkaya karikatüründe, bir filmin iki cephesi anlatılıyor. Senaryoyu okuyan oyuncu orada geçen Türkiye bağlantısının anlamsızlığına itiraz ediyor, yönetmen çok kendinden emin, “Kalsın” diyor, “Onlar seviyor”. Diğer karede, televizyonda filmi izleyen seyirciyi görüyoruz, “Malı İstanbul’da bir Türk’ten aldım” cümlesini duyar duymaz seviniyor, yüzü gülmeye başlıyor. Filmlere belki her seferinde bunun için bir Türkiye esprisi sokuşturmuyorlardır ama yerli yersiz içinden Türkiyeli geçen filmler diye bir şey var. Soluksuz Gece de bunlardan. Bu filmi bir miktar daha ilgi çekici yapıyorsa, eh, elimizde azıcık ilgilenmeye değer bir film var demektir. Hikaye, adının belli ettiği kadarıyla bir gecede geçen bir kovalamaca üstüne kurulu. Uyuşturucu alışverişi, çeteler, polisler, polisler, yozlaşmış polisler ve p..]]> Thu, 07 Jun 2012 10:57:23 +0400 Aldırma denilenlere https://www.evrensel.net/yazi/30222/aldirma-denilenlere https://www.evrensel.net/yazi/30222/aldirma-denilenlere? Marx’ın “Büyük Floransalı” adıyla andığı İtalyan şair Dante Alighieri, başyapıtı İlahi Komedya’da bir yolculuğu anlatır. Ahirete doğru Cehennem, Araf, Cennet adlı üç cilt, sadece Rönesans’ın değil, dünya edebiyatının en büyük eserlerinden biri, İtalyan dilinin de temelini oluşturan şiir sayılır. Cehennem’le başlar hikaye, “Yaşam yolumuzun ortasında/karanlık bir ormanda buldum kendimi,/çünkü doğru yol yitmişti” dizeleriyle. Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Yaş Otuz Beş” şiirinde “Dante gibi ortasındayız ömrüm” deyişindeki gibi, 35’inde başlar anlatılan yolculuk. Burada Vergilius ile karşılaşır, o da rehber olup kötülüklerden arınmak için öteki dünyanın üç bölümünü Dante’ye gezdirmeye başlar. Araf’taki yürüyüş sırasında atılan bir laf, bir başka tarihi ya..]]> Mon, 04 Jun 2012 09:45:10 +0400 Dil tutulması https://www.evrensel.net/yazi/30153/dil-tutulmasi https://www.evrensel.net/yazi/30153/dil-tutulmasi? Türk diline yapılmış en büyük hakaret, ne söylediğini anlamayan misafir çocuklara eski şarkılar söyletip kötü şiirler okutmak herhalde. “Kahraman ırkıma bir gül ne” diye marş söyletilen Afrikalıların gelme mevsimindeyiz. “Onlar her sene göçmen kuşlar misali güzel ülkemize süzülüyorlar. Yine onların mevsimi geldi” benim cümlem değil, inanır mısınız. Türkçe Olimpiyatları reklamının. “Sen çalış, tutmazsa alem sıkılsın” diye bir şiir var sonuçta. “Bayraklaşamayan bayrak utansın” diyen Necip Fazıl’ın Utansın’ı gibi duruyorsa da başka. Bilmesek de güzeldi ya, manzara merak edilmeyecek gibi değil. Kalın kumaştan yerel kıyafetler içinde kafasına kadar her yanını sıkı sıkı bağlamış bembeyaz tenli renkli gözlü bir kız çocuğu, hançeresini yırtana dek bağırıyor. “Sen çek ..]]> Sun, 03 Jun 2012 19:50:41 +0400 Karıncalı https://www.evrensel.net/yazi/30103/karincali https://www.evrensel.net/yazi/30103/karincali? Üstüne çok meşhur İnternet videosu çıktı, belki bilen, hatırlayan kalmamıştır. Eski kayıtlar tabii, epey karıncalı. Yıllar öncenin çok gülünen videolarının bazılarının kahramanı, haksızlıkların üstüne gitme iddiasındaki bir yerel televizyoncuydu. - Du, çünkü ortada görünmeyeli çok oldu. Parmağını kameraya uzatıp “Ananızı ağlatırım” demek gibi huyları vardı. “Çıktı bir manyak konuşuyor derler. Manyak değilim, cin gibiyim” diye kendini tarif de etmişti mesela. Çok coşkulu konuşurdu da pek iki lafı bir araya getiremez, o yüzden sevilir, sohbet programlarına bile konuk edilirdi. Onun lafıydı işte, her programda tekrarladığı “Doğmamış yetimin hakkı”. Tabii ki yanlışlıkla söylenmiş, aslında “tüyü bitmemiş yetim” diyecekken belli ki ağzından o çıkıvermişti ama zamanla benimseyip kendi alametifarikası haline getirmey..]]> Sat, 02 Jun 2012 08:41:22 +0400 S&P: Siyasî mi, iktisadî mi? -2 https://www.evrensel.net/yazi/30031/sp-siyas-mi-iktisad-mi-2 https://www.evrensel.net/yazi/30031/sp-siyas-mi-iktisad-mi-2? Geçen hafta bıraktığımız yerden başlayarak, S&P’nin Türkiye’nin notuna ilişkin kararının ya da bilmecesinin iktisadî gerekçesine bir göz atalım. Alınan karara açıklık getirmeden ya da benim penceremden konuya ilişkin iktisadî gerekçeye vasıl olmadan, S&P’nin ülke notlarını belirlerken göz önüne aldığı iktisadî gerekçelerin ne ölçüde sağlam olduğuna kısaca değinmek gerekir. S&P kararlarında aslî unsur hiç şüphesiz ağırlıklı olarak iktisadî temeller üzerinde yükselmektedir. Ancak, bunu kanıtlamak için, bir başka deyişle, aldığı karara temel teşkil eden iktisadî gerekçelerin sağlamlığına ve kabul edilebilirliğine ilişkin uzun uzadıya bir açıklama yapmaya girişmeyeceğimi bilmenizi isterim. Bunun yerine iki somut olgudan söz edeceğim. Sıklıkla belirttiğim gibi, bir günde binlerce iktisad&icir..]]> Fri, 01 Jun 2012 17:05:18 +0400 O ateş https://www.evrensel.net/yazi/30030/o-ates https://www.evrensel.net/yazi/30030/o-ates? Aylardır yapılan Prometheus tantanası, pek uyduruk bir amaç içinmiş, yazık. Bazıları evrimi inkar etmeye karar verince, üşenmeyip milyon tane yolunu buluyor. Hepsi aynı safsataya çıksa da, gürültüleri çok. Yaratık, Blade Runner gibi bilim kurgu türünün efsane filmlerinin yönetmeni Ridley Scott, yine en sevdiğini söylediği türe dönmüş. Başka bir bağlamda tarihi filmler Gladyatör, Selahaddin Eyyubi’li Cennetin Krallığı, listelerde sık unutulan, kadın hikayesi anlatan yol filmi Thelma ve Louise ve başkaları da sayılabilirdi. Yönetmenliği tartışılmayacak kadar iyi diye sayılmadı bunlar, tersine insanın edecek lafı pek güdükse, yapış yapış uzay hayvanı yapmakla yaratıcı nasıl olunsun? Prometheus mitolojik öyküyle pek ilgisi olan bir şey anlatmıyorsa da, elbette tanrılardan ateşi çalıp insanlara veren titanların en karizmatığı Prometheus ile “insanı yaratm..]]> Fri, 01 Jun 2012 17:04:17 +0400 Cücelerin günahı neydi? https://www.evrensel.net/yazi/30008/cucelerin-gunahi-neydi https://www.evrensel.net/yazi/30008/cucelerin-gunahi-neydi? “Seyirciyi içinde yaşadığı dünyanın gerçekliklerinden uzaklaştırarak düşlerin, büyülerin vurdulu kırdılı sanal ortamına götüren Harry Potter, The Matrix ya da Yüzüklerin Efendisi gibi teknoloji ağırlıklı masal-filmlerin en değerli ürünler olarak öne çıktığı bir üretim anlayışı, Hollywood sinemasının bugünü konusunda olumlu bir değerlendirmeyi engellemektedir. Hollywood’un bu çıkmazdan nasıl çıkacağını (ya da çıkamayacağını) sinemanın bir sanat dalı olduğunu ve her şeyden önce insanı, sorunlarını ve içinde yaşadığı toplumla ilişkilerini ele alması gerektiği gerçeğini anımsayıp anımsamayacağını zaman gösterecek.” (Rekin Teksoy’un Sinema Tarihi, s.1045) Uzun süredir reklamı yapılan bir masal filmin daha vizyona girdiği hafta kaybettik Rekin Teksoy’u. Onun Türkiye’de yazılmış en kapsamlı sinema kitabı olarak b..]]> Fri, 01 Jun 2012 15:26:30 +0400 Eurovision bülbülleri https://www.evrensel.net/yazi/29762/eurovision-bulbulleri https://www.evrensel.net/yazi/29762/eurovision-bulbulleri? Bu bir karşılıksız sevda hikayesidir. Hikayenin kahramanına bir tek şarkı belletirler, o da neden diye sormaz, hep onu okur. Eurovision dediğinizin özeti şudur; küçük bir kesim takip eder, eskiler hevesini almıştır, acemiler heyecanlanır, Türkiye çırpınır. Hepsi bu. Her bahar Eurovision muhabbetiyle bülbül kesilme geleneğimizi bu yıl da hayırlısıyla yerine getirdiğimize göre, şunun adını koyalım. Bu aşk karşılıksızdır başından beri, iki taraf da bunu bilir. Eurovision güldür Türkiye'ye, Türkiye bülbül. Tarihi karasevda hikayesinden, ibret-i alem için, kısa bir özet olsun: İlk şarkı, Semiha Yankı'dan gelir, yıl 1975'tir: “Sevmek bir ömür sürer, sevişmek bir dakika”. Sevişmekte gözü olmadığını ilk adım atışta belli eden bülbül, sevgisini bir ömür ilan edeceğinin haberini de vermiş olur. Aradaki çırpınışlara fazla girmesek iyi, çünkü biraz acıklı. “Opera” der inandıramaz, “Petrol” der yaranamaz, “Hani” der cevap alamaz, “Halay” der katılan olmaz, “Sufi” der kandıramaz, “Bana Bana” der..]]> Sun, 27 May 2012 10:23:22 +0400 Oğlum bak git https://www.evrensel.net/yazi/29722/oglum-bak-git https://www.evrensel.net/yazi/29722/oglum-bak-git? izim memlekette gündemi takip ederken akıl sağlığını korumak zor. Sabretmek zorunda değiliz elbet ama, kavganın göbeğinde olduğun, tarihi bir genel grev yaptığın, “üç buçuk”çulara meydan okuduğun anda bile, yaşamayı becermek için bir tahammül gerekiyor. Bir köyden 34 kişi öldürülüyor da, “Özür dilenecek bir şey yok” diyen mi istersin, “Tazminatsa tazminat” diyen mi, demeye kalmadın, bir de aynı aileden bir başkasının tutuklandığını duyduk bu kulaklarımızla. Katliamın faturasını ölenlere kesmeye çalışanlarla, bütün Kürt halkına kesmeye çalışanlar arasında büyük rekabet var. Harıl harıl sorumlu aranıyor, sadece o emri verecek yetkiye sahip olanlar arasında değil. Katliama katliam demek bile caiz değildir belki. Çünkü cinayet nedir, badem bıyıklıya soracaksın. Şimdi de bu çıktı diyemiyor insan, aslında k..]]> Sat, 26 May 2012 11:08:51 +0400 S&P: Siyasî mi, iktisadî mi? (1) https://www.evrensel.net/yazi/29658/sp-siyas-mi-iktisad-mi-1 https://www.evrensel.net/yazi/29658/sp-siyas-mi-iktisad-mi-1? Araştırmacı gazeteci ve yazar Anthony Summers şöyle demektedir. ‘Komplo teorilerim yok! Ancak, komplolar hakkında teorilerim var’. Başbakan’ın S&P’nin Türkiye’nin görünümünü pozitiften durağana indirerek izlemeye alması konusunda, değerlendirmenin siyasî olduğu biçimindeki görüşüne tek kelimeyle bakılması gerekmektedir. Daha açıkçası, esasında Başbakan’ın S&P’nin değerlendirmesini siyasî olarak ele almış olmasının diğer adı, bu işin bir komplo çerçevesinde geliştiğidir. İster ulusal, isterse de uluslararası düzeydeki gelişmelerin ve geleceğe matuf kararların illâki komplo değil ama siyasî bakış açılarından da azade olduğu söylenemez ve görmezlikten gelinemez. Bu açıdan, Başbakan’ın derecelendirme kurum değerlendirmesinin siyasî ayağının da olduğu düşünmesini ‘gerekliydi&rs..]]> Fri, 25 May 2012 10:38:27 +0400 Kaçak çocuklar https://www.evrensel.net/yazi/29657/kacak-cocuklar https://www.evrensel.net/yazi/29657/kacak-cocuklar? Evden kaçmak, başka filmlerde istismar, yanlış anlama, şımarıklık gibi nedenlere dayanabilir, endişe, korku, pişmanlık yaratabilir. Wes Anderson dünyasında evden kaçan çocuklar, sanki hayatlarının en normal şeyini yapmış, yapmaları gereken görevi yerine getirmiş muamelesi görür. O hep uyumsuz, yaşadıkları dünyaya ait olmayan, o zaman da gidip kendi dünyalarını kuran kahramanlara selam gönderdi zaten, evden kaçan çocuklara kucak açtı. Amerikan sinemasının genç kuşağının özgün yönetmenlerinden Wes Anderson’ın hakkıydı, şimdiki filmini kaçakların üstüne kurmak. Takla meraklıları kıymetini bilecek değil ya, buralar bize göre değilse gitmek hissinin nasıl beliriverdiğini anlayan anlar. Hayalinin kavgasını vermek için bu filmden feyzalınmaz belki ama izleyende yarattığı umut, insanın bırakmak isteyeceği bir şey değil. Türkiyeli izleyici ne şanslı olmalı ..]]> Fri, 25 May 2012 10:38:03 +0400 Muhtemel geleceklerin hepsi https://www.evrensel.net/yazi/29596/muhtemel-geleceklerin-hepsi https://www.evrensel.net/yazi/29596/muhtemel-geleceklerin-hepsi? Amerikan sinemasının dünyayı uzaylılardan kurtarma takıntısı malum. Dünyalı kötü adamlardan kurtarmak her zaman yetmiyorsa demek ki. Siyah Giyen Adamlar sanki giderek daha fazla dünya dışı varlıkla, nam-ı diğer uzaylıyla dost oluyor gibi. 1997’de ilk filmi çekilen serinin bu hafta gösterime giren üçüncüsüne kadar, her seferinde dünyayı tehdit eden uzaylılar vardı, dünyanın kurtulmasından yana olanlar da, birkaç iş birlikçiden daha fazlası haline geldi. Sonuçta gezegeni kurtarma görevini üstlenen, herkesi muhbirleştirmeye çalışan, boğazına sarılıp “Söyle lan” diyen FBI ajanları olunca, bu kolay değil, dikkate değer bir gelişme oluyor. Seri başından beri, daha çok küçük izleyiciye hitap eden bir eğlencelik. İlk iki filmi bilen ve seven izleyici için Siyah Giyen Adamlar’ın üçüncüsü, daha ha..]]> Thu, 24 May 2012 10:18:29 +0400 Bir arada https://www.evrensel.net/yazi/29407/bir-arada https://www.evrensel.net/yazi/29407/bir-arada? Ekrandan okumak hayatımıza girdiğinden beri yaptığımız sohbetler, teknolojinin bizi kağıt harcamaktan kurtaracak meziyetine övgü ile basılı kitap kokusuna duyulan nostalji arasında gidip geliyor. Her gün birer ikişer sadece İnternet’te yayınlanmaya yönelen dergilerle ilgili haberler görüyor, süreli yayınların ya da kitapların daha ne kadar dayanacaklarını tahmin eden araştırmalar duyuyoruz. Bu haberleri kağıttan mı yoksa ekrandan mı okuduğunu bir hatırlayıp herkes kendi küçük araştırmasını yapabilir hatta. Bu arada okul çocuklarına dağıtılan tabletler, kesin olarak yeni bir okur kuşağının -eğer okurlarsa- doğuşunu ilan ediyor elbette. Eski tartışmaları tekrar etmeye gerek yok, yani ekrandan okumanın ne kadar pratik, kolay bulunur, içinde arama yapmaya, metinler arası geçişe müsait, hafif vs. olduğu ya da gözü yormak, uzun süre okumayı olanaksızlaştırmak gibi pratik (e-okuyucuların e-m&uu..]]> Mon, 21 May 2012 09:42:41 +0400 Hakiki https://www.evrensel.net/yazi/29363/hakiki https://www.evrensel.net/yazi/29363/hakiki? Aslında bu haftanın görmezden gelinmeye en müsait filmiydi, Öz Hakiki Karakol. Hani ne kadar en kalabalık kopya sayısıyla bolca salonda gösterime girdiğini ve dizi oyuncularıyla yapılan tanıtımlarının dikkat çektiğini bile bile. Ama herkesin bir görevi var ve bazısına da kötüye kötü demek düşüyor, ne yaparsınız. Tam adıyla Öz Hakiki Karakol: Asayiş Berkemal Aga, iyi film fikirlerinin birer birer harcandığı günümüz sinemasının en seçkin örneklerinden biri olarak yerini almaya hazır. Bir soygun planının parçası olarak kasabaya karakol kurmaya kalkan Tophaneli kafadarların, kendilerini polisliğe fazlaca kaptırıp türlü beceriksizliklerle soygun macerasını sonlandırmalarının öyküsü, kağıt üstünde eğlence vaat ediyor, etmiyor değil. Yerlileştirmeye müsait, komik durumlar yaratmak için pek verimli, akılda kalır, takip edilir karakterler yaratmaya..]]> Sun, 20 May 2012 11:55:28 +0400 Sağlık https://www.evrensel.net/yazi/29236/saglik https://www.evrensel.net/yazi/29236/saglik? İnsan tuhaf şeylerden korkuyor. Kimi tabuttaki ölüden, kimi yolda gördüğü yabancıdan. Komedi filmlerinden korkan da o kadar acayip olmaz herhalde bunların arasında. Olur mu? Üst üste kötü komedi filmleri izlemek, bir zavallı seyirci için, korkutucu bir şey olabilir, peşin hükümlü olmayınız. Malum, kötü filmler içinde en kötüsü kötü komedi. İnsan gülemez de. Sağ Salim’in Yönetmeni Ersoy Güler de filmini “İstemeden bilerek yapılan her şey hakkında” diye tanımlayınca, filme girenleri bir titreme almıştı. Oysa, boşunaymış. Son zamanlarda izlediğimiz yerli komediler içinde belli bir seviyenin üstündeki az örnekten biri çıktı, Sağ Salim. Salim, kamyonetiyle mal taşıyan bir kasabalı adam. Bir cenaze taşıması istenince, hiç içinden gelmese de kabul ediyor ama bu daha başlangıç. Zaten bu başlangıç ..]]> Fri, 18 May 2012 10:20:34 +0400 Diktatörlüğe de dikkatsizliğe de hayır! https://www.evrensel.net/yazi/29166/diktatorluge-de-dikkatsizlige-de-hayir https://www.evrensel.net/yazi/29166/diktatorluge-de-dikkatsizlige-de-hayir? Amerikalı yetkililer sırayla kürsünün önüne çıkıp açıklamalar yapıyorlar. İnsan haklarından, demokrasiden bahsediyorlar, tiranlık, diktatörlük bitsin istiyorlar, bahsettikleri kişiyi adalete teslim olmaya çağırıyorlar. Son zamanlarda benzerlerini farklı kişiler için duyduğumuz açıklamalar, Arap baharına Amerikan rüzgarıyla girmeye çalışmanın bir yoluydu. Öncesindeki demokrasi adına yapılan işgallerle birlikte düşününce, birer tehdit gibi de anlaşılmaması için bir neden yok. Özetle, dinlerken akla bin türlü şey geliyor, oysa çok geçmeden öğreniyoruz ki, hepsi Wadiya diye uydurma bir Kuzey Afrika ülkesinin diktatörü Aladeen için söyleniyor. Bir Kazakistanlıyı Amerika’ya gönderdiği Borat ile çokça ünlenen, Ali G. ve Brüno gibi benzer sarsaklıkta karakterlerin yaratıcısı Komedyen Sacha B..]]> Thu, 17 May 2012 10:32:41 +0400 Başkasının çocuğu https://www.evrensel.net/yazi/28942/baskasinin-cocugu https://www.evrensel.net/yazi/28942/baskasinin-cocugu? Kadın altı yaşındaki çocuğu her gün alır, şehrin göbeğindeki vapur iskelesinde bir banka bırakır, işine öyle gider. Akşama kadar çocuk oralarda başının çaresine bakar, kimseye ilişmez. Kimse de ona yaklaşmaz, orası öyle bir yerdir. Kadın işi bitince çocuğu alır, beraber eve giderler. Buradaki bit yeniği, kadının aslında çocuğun gerçek annesi olmaması tabii, ama Can’ı izlerken ilk bakışta onu anlamayıp şaşırmak adetten. Çünkü Cemal, çocukları olmamasına tahammül edemeyince yasal olmayan yollardan çocuk sahibi olmaları için Ayşe’yi de zorlamış ve küçük bir bebeği alıp herkese onlarınmış gibi söylemeye başlamışlar. Ama olmamış işte, Ayşe çocuğa ısınamamış, Cemal de bunun üstüne “Ne haliniz varsa görün” deyip evi terk etmiş. Ayşe bebekten kurtulamamış, Can büyümüş ve kadın işte ancak böyle k&ou..]]> Mon, 14 May 2012 11:26:40 +0400 Az sonra https://www.evrensel.net/yazi/28849/az-sonra https://www.evrensel.net/yazi/28849/az-sonra? Genelde, normal insanların dünyasında, iki kişi birlikte olmaya karar verince pek kimse “Neden?” diye sormaz. Evlenmeye karar verince, hiç sormaz. Sevinir, “Sevindim” der, tebrik eder. İki kişi ayrılırsa o sorulur; “Neden?” Bunu daha mantıklı olduğu için değil, iyi niyetimizden yaparız daha çok. Burada da amaç başka türlü bir gelenek önermek değil zaten. Ama Behzat Ç.’nin neden evlendiğini dert edip tartışanlar çok, son haftalarda. Olay malum, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, diziyle ilgili birtakım eleştirilerini sıraladı, sigara, alkol kullanımı, “evlilik dışı ilişki” falan gibi olumsuz alışkanlıklar sayıldıktan sonra “Yayınlar ilgiyle izlenmektedir” diye inceden kendini hatırlattı. Aradan birkaç hafta geçti ki, Behzat Ç.’yi kendi üslubuyla bir nedamet halinde sevgilisi Esra’ya evlenme teklif ederken bulduk..]]> Sat, 12 May 2012 08:22:38 +0400 Ağır https://www.evrensel.net/yazi/28799/agir https://www.evrensel.net/yazi/28799/agir? Geçen ay İstanbul Film Festivali’nde gösterilen bir Yunanistan filmi vardı; adı L. Arabasında yaşayan, takıntılı, bal nakliyesi işi yapan bir şoförün tuhaf hayatından bir şeyler anlatıyordu. Son dönem Yunanistan sinemasının “normal” olmayan hikayelere düşkünlüğünün öne çıkan örneklerinden biriydi, kısaca. Arabasına çok bağlı olan adam, işten atıldıktan sonra başka araçlara ilgi duymaya başlıyor, önce bir kazada tanıştığı motorcuların arasına katılıyordu. Kaza geçiren motorcunun başına toplanmış arkadaşları, “Bütün arabalar katil” nutkuyla, hiç beklenmez ama, bu adamı etkilemişlerdi. Gerçi, o sevdası da çok sürmeyecek, kısa süre sonra başka araçlara şarkılar söylemeye başlayacaktı. Festivalin hemen ertesi günü Seyfi Teoman’ın geçirdiği kaza, ister istemez izleyenlerin aklına bu filmi geti..]]> Fri, 11 May 2012 10:48:57 +0400 Bana dostunun sınıfını söyle... https://www.evrensel.net/yazi/28726/bana-dostunun-sinifini-soyle https://www.evrensel.net/yazi/28726/bana-dostunun-sinifini-soyle? Seçim vesilesiyle Fransa’nın halini konuşmak bu aralar revaçta. Göçmen politikaları, beyaz olmayanlara yönelik tutumlar ve sınıflar arası uçurumun ne kadar derinleştiği, bu konulara girmeyi en istemeyenlerin seçim analizlerinde bile yer bulabiliyor. Bu başlıklar -kenarından dolaşarak da olsa - bir de filmde yer bulunca, seyircinin dikkatini çekiveriyor. Çekmişken, yaşanmış duygusal bir öyküye dayanıp gönül tellerini titretmeyi de fazlasıyla başardığından, Can Dostum rekor üstüne rekor kırmaya devam ediyor. Fransa sinemasının en büyük özelliği çok izlenmesi değilse de, teşvik etmeyi bilen bir devletleri ve kendi sinemalarına düşkün bir seyircileri olduğu ortada. Can Dostum’un tüm zamanların en çok izlenen Fransa filmi olma unvanı bu nedenle kayda değer. Olaylar Paris’te, farklı sınıflardan sakinlerinin hayatlarının hiç birbirine b..]]> Thu, 10 May 2012 11:02:54 +0400 Sürüyor, sürecek https://www.evrensel.net/yazi/28459/suruyor-surecek https://www.evrensel.net/yazi/28459/suruyor-surecek? Dün her yerde tekrarlanan slogan, aslında bir itiraftı: Yusuf, Hüseyin, Deniz, sürüyor, sürecek mücadelemiz. Biz o mücadeleyi ‘77’den biliyoruz arkadaşlar, boşuna uğraşmayın. Bu tarafta saklanacak yer kalmadı. Günlerdir haberleri takip edenlerin aklına takılan bir soru vardı: Devrimcilerin katliam yaptığı ortaya çıkan ‘77 1 Mayısı neden münferit olsun? Sürekli cevaplanmamış sorularla, hesaplaşılmamış bir tarihle, faili bulunmamış katliamlarla dolu bir tarihi olan bir memlekette, ‘77 açılımı bizi kim bilir ne kadar güzel yerlere götürecektir, artık bunu da konuşmaya başlayalım. Ne mutlu bize ki, bu yıl basın özgürlüğü gününü idrak ettiğimizden beri taşlar iyice yerine oturuyor. Türkiye’nin tarihiyle çatır çatır hesaplaştığını gizlemeye çalışanların pulları bir bir dökülüyor. Çünkü şuna i..]]> Sun, 06 May 2012 16:15:02 +0400 İçin için https://www.evrensel.net/yazi/28428/icin-icin https://www.evrensel.net/yazi/28428/icin-icin? İktidara geldiğimizden beri, diyor bazen, devlete ait tiyatro sahnesi sayısını artırdık. Peki. Bazen aklına esiyor, devletin tiyatrosu mu olurmuş, diyor, devlet tiyatrodan elini çekmeli. Bak sen. Beri tarafta, en büyük belediye tiyatrosu, bürokratların yönetimine geçiriliyor. Tiyatrocular ayakta. Yorum yok. Bunlar, diyor -bazen çok aşka gelir siz de bilirsiniz-, sanatı sanat için yapar. Ama sanat diyor, toplum için yapılır. Çıkarın kağıtları, edebiyattan yazılı var. Bir tiyatro oyunu hoşlarına gitmedi mi, adamları var, basar yaygarayı. Hop oyun olur deve. Suçlu kimdi, tartışsın çocuklar. Bunlar diyor elitist, kendilerine de rant alanı yapmış. Hem tiyatrodan maaş alır, hem dizide oynar. Bir de utanmaz millete tepeden bakar. Viski de içer. Viski mi? Kültüre bakanına soruyorlar, açık açık söylüyor, çok afedersiniz diyor, başbakana hakaret eden oyun yapıyorlar. Tez k..]]> Sat, 05 May 2012 10:19:45 +0400 Muhafaza https://www.evrensel.net/yazi/28369/muhafaza https://www.evrensel.net/yazi/28369/muhafaza? Aylardır muhafazakar sanat vaazları dinleyip İslami esaslara uygun sinema konulu okuma parçalarından sorumlu tutuluyoruz. Solcuların hiçbir engeline takılmadan bileğinin hakkıyla yerel motiflerden film çıkaran sinemacılar görünce sevinmek hepimizin hakkı. Bu hafta gösterime giren Ateşin Düştüğü Yer, İsmail Güneş’in 10’uncu uzun metrajlı filmi. Yönetmen, üçlemesinin ilk iki filmi Sözün Bittiği Yer ve Gülün Bittiği Yer, bir de en çok The İmam ile tanınıyor. Filmlerinde 12 Eylül mezaliminden kadına karşı şiddete, ön yargılardan yalnızlığa muhtelif temalar işledi, kendi ifadeleriyle “Türk toplumuna ve devletin tüm kademelerine musallat olduğunu bugün daha iyi anladığımız, sevgisizlik, hoşgörüsüzlük ve sistematik şiddet” gibi bir parantezde bunları bir araya getirdi. Devletin sevgisizliğinin nasıl mümkün olacağı b..]]> Fri, 04 May 2012 09:42:30 +0400 Yeni olsa, tadından ‘yenilmez’di https://www.evrensel.net/yazi/28283/yeni-olsa-tadindan-yenilmezdi https://www.evrensel.net/yazi/28283/yeni-olsa-tadindan-yenilmezdi? Yenilen pehlivan güreşe doymazmış derler. Yenilmeyenlere baksan, onların güreşinin de sonu gelmiyor. Amerikan çizgi romancıları Soğuk Savaş’ı altın çağ mı kabul ediyorlar bilinmez ama aynı basit, inandırıcı olmayan Amerikan askeri maceralarını yeniden ısıtmakta sakınca görmemişler. Tek başına defalarca dünyayı kurtaran çizgi roman kahramanlarından oluşan bir ekip kurmak, bundan yarım yüzyıl önce kağıt üstünde zaten akıllara gelmiş. Ortak özellikleri, aynı çizgi roman şirketinin, Marvel’in adamı olmak olan altı kahraman, ancak bir arada çalışarak felaketi önleyeceklerine ikna edilince, Yenilmezler ekibinin macerası başlıyor. Yakınlarda çekilen filmlerden de tanınan Kaptan Amerika, Thor, birden fazla filmli Demir Adam, Hulk, Hawkeye ve Black Widow’u da yanlarına alarak Thor’un kardeşi Loki’nin saldırılarını boşa çıkarmaya yelteniyor. Bu son ikisinin adı Şahing..]]> Thu, 03 May 2012 09:41:37 +0400 Dam https://www.evrensel.net/yazi/27564/dam https://www.evrensel.net/yazi/27564/dam? Takım elbisesi bile kırışmadan onlarca kez dünyayı kurtaran bir misafir ağırlamak da kısmet oldu. Bir Bond, James Bond, kolay yetişmiyor. En çok filmi çekilen kurmaca kahramanın hâlâ maceraya doymuyor oluşu, İstanbul esnafını sevindirmiş diyorlar, eh biraz da kırıp dökmeye mal olduysa canı sağolsun. Tarihi eserdi onlar, çok eskimişti zaten. Bond’dan kıymetli mi? Meşhur ajanın hikayesi, ta geçen yüzyılın ortalarından beri çok hareketli. O zamanlar İngilizliği daha bir belliydi, sonra filmlere Amerikan sineması el attı. E tabii bir de mesleği gereği Amerikan sermayesi olmadan iş tutamayacak hale geldi. Malum, Soğuk Savaş yıllarıydı. Komünizm kadar korkunç bir şey yoktu. İyi korktular ama korka korka da bütün dünyayı bir güzel benzettiler, şimdi o muhabbetin sırası değil. James Bond filmleri yine de biraz fikir veriyor. Kurtardı, Sovyetler ne yapmaya çalıştıysa boşa çıkardı, ..]]> Sun, 22 Apr 2012 12:17:14 +0400 Veri ile aldatmak https://www.evrensel.net/yazi/27479/veri-ile-aldatmak https://www.evrensel.net/yazi/27479/veri-ile-aldatmak? - Perakende Satış (Aylık) (ABD): Perakende seviyesinde satışın değerini belirler. Döviz tüccarları tüketici davranışı ile ilişkili ve sürprizlere karşı duyarlı olan ayın ilk önemli göstergesi gibi Perakende Satışına yakın ilgi gösterirler. Yukarı yönde bir eğilim ülkenin para biriminde pozitif bir etkiye sahiptir, Perakende Satışlarının ekonominin bir ana etmeni olan ve GSYİH ile de ölçülebilir bir etkiye sahip olan tüketimin büyük bir kısmını oluşturmasıdır. Beklenenden yüksek bir değer çıkması USD için pozitif/boğa, beklenenden düşük bir değer çıkması USD için negatif/ayı piyasası demektir. - Hazine Uluslararası Sermayesi (TIC) Net Uzun Vadeli İşlemler (ABD): Net Uzun Vadeli İşlemler uzun vadeli menkul kıymetlerde yerli ve yabancı satın alımlardaki aylık farklı belirler (örneğin bir yıldan daha uzun vade). Tüccarlar uluslararası döviz akışlarında bir..]]> Sat, 21 Apr 2012 08:46:29 +0400 23 Nisandan 19 Mayısa… https://www.evrensel.net/yazi/27478/23-nisandan-19-mayisa https://www.evrensel.net/yazi/27478/23-nisandan-19-mayisa? Önümüzdeki pazartesi günü 23 Nisan kutlamaları başlayacak. Türkiye’nin dört bir yanında okullar süslenecek, bütün devlet büyüklerinin katılımıyla törenler düzenlenecek. Ülkeyi yönetenlerin koltuğuna çocuklar oturtulup, “asa da bilirsin, kese de bilirsin” denilecek. Dünyanın hiçbir yerinde, KKTC ve Türkiye’de olduğu gibi böyle bir bayram yok. Bu da, yarının büyüklerine verilen önemin, ne kadar ilerici bir ülkede yaşadığımızın göstergesi... Ama atladığımız bir nokta var. 12 yaşında 13 kurşunla öldürülen Uğur Kaymaz, 13 yaşında havan topuyla parçalanan Ceylan Önkol ve nicelerinin katilleri hâlâ yargılanmadı. Yaklaşık 3 4 ay önce 17’si çocuk olmak üzere 35 Kürt’ün üzerine TSK uçakları tarafından bomba yağdırılarak öldürüldü. ..]]> Sat, 21 Apr 2012 08:45:57 +0400 Bir solukta https://www.evrensel.net/yazi/27477/bir-solukta https://www.evrensel.net/yazi/27477/bir-solukta? İnternet videolarının takipçilerinin yeni eğlencesi Kim Milyoner Olmak İster yarışmasında verilen yanlış cevaplar olmuş. “Bunu da nasıl bilemez”deyip deyip gülmek için, yazın İnternet’e, onlarcası çıksın. Beyin bedava. Ayağı takılıp düşen adam videosuna gülmenin bir üst seviyesi, soruyu bilemeyip elenene gülmek. Hem düşene gül, hem kendini zeki hisset. İster çift yanıt kullan, ister seyirciye sor. Bilemediği çok şey olsa da, bilmediğini de bilmeyen ama kendine güveninden hiçbir şey kaybetmeyen nesillerin yetişmesi konumuz değil. Hem cehaleti hem köşe dönmeciliği alkışlayarak bu manzaranın nasıl yaratıldığını sorsanız, dört şıkka sığmaz zaten. Ama darbelerden hesap sormakla hava atanların, kendilerinin de ortağı olduğu esere gözlerini çevirdikleri günlerin gelmesi için, hepimizin on paşa ömründe olması icap eder ne de olsa. Biz yine soruyu..]]> Sat, 21 Apr 2012 08:44:51 +0400 Hayaletler de hesap sorar https://www.evrensel.net/yazi/27375/hayaletler-de-hesap-sorar https://www.evrensel.net/yazi/27375/hayaletler-de-hesap-sorar? 1921 İngiltere’sinde savaştan ve hastalıktan hayatını kaybeden yuz binlerce insan olduğundan, birileri orayı hayaletlere uygun bir memleket olarak tanımlamış. Öyle bir şey varsa, onu biz de iyi anlarız. Malum, hayaletlerle yaşayanlardanız. Göstermelik hesaplaşmalar da, barışı bulamayan savaşlar da, filmlerdeki kadar hayaletleri hatırlatan ortam sağlıyorlar, eksik olsunlar. Öbür Dünyadan, tarihi hatırlatmalı girişine rağmen, klasik hayalet öykülerinden farklı bir şey beklenecek bir film değil. Nişanlısını savaşta kaybettikten sonra kendisini doğaüstü olayları açıklamaya adayan Florence, kahramanımız. Ruhlara, hayaletlere inanmadığı halde bir anda bu meselelerin içinde kendini bulur. Bir yatılı okulda, bir öğrencinin ölümü, çocukların duyduğu sesler, fotoğraflardaki gariplikler gibi olaylar, onları Florence’a götürür, hayalet avcısı niyetine. Florence, görünüşt..]]> Thu, 19 Apr 2012 10:38:40 +0400 Kitabı da çıkmış https://www.evrensel.net/yazi/27114/kitabi-da-cikmis https://www.evrensel.net/yazi/27114/kitabi-da-cikmis? Filmi dururken kitabını okuyanlar vardı eskiden. Şimdi onun yerini “Aaa, kitabı da çıkmış” aldı. Dostoyevski’yi, Goethe’yi, Shakespeare’i perdelere taşıyan yönetmenler sağolsun, İstanbul Film Festivali’nde edebiyat uyarlaması filmler art arda geldi. Kitapları da çıkar belki. Edecek laf bulamayan Hollywood zaten önüne geleni uyarlıyor ama bunlar yönetmen sinemasının iyi örnekleri, bizden de dünyadan da. Yani lafları olmayan sinemacılar olduklarından değil, tekrar tekrar okunan, güncelliğini koruyan edebiyat klasiklerini yorumlamakta bir anlam bulduklarından olmalı. Uyarlamanın esere uygunluğu değil ama duyguyu yansıtışını tartışmak daha anlamlı, bir de onu neden bugün böyle uyarlamayı seçtiği sorusu yine de önemli tabii. Yeraltı, festivalde topladığı ödüller ve vizyona girişiyle en merak edileni herhalde. Zeki Demirkubuz’un varoluş meselelerine edebiyattan destek b..]]> Sun, 15 Apr 2012 16:22:58 +0400 Devrimin filmine doğru https://www.evrensel.net/yazi/27057/devrimin-filmine-dogru https://www.evrensel.net/yazi/27057/devrimin-filmine-dogru? Ne yaparsınız, sinema hayatın içinde bir sanat, ayrık otu bahçıvanlarına inat. Arap dünyasında başlayan ve heyecanı dünyayı saran devrim dalgası, geçen yıldan beri tüm dünyada sinemanın da konusu. Bugün sona eren İstanbul Film Festivali’nin Devrimin Filmini Çekmek bölümü de, sinema ve devrim ilişkisinin dünü ve bugününe bir göz atıp, gelecek için de fikir verecek bir seçki olmuştu. Zaten, bölümü hazırlayan Akademisyen ve Sinemacı Alisa Lebow’un hatırlattığı gibi, İstanbul devrim filmlerinden bir bölüme yer vermeyi düşünen ilk festival de değildi, son da olmayacak. Festivalde gösterilen filmler, Tunus’tan, Mısır’dan güncel örneklerin yanında, İran ve Ukrayna’dan birkaç yıl öncenin, Lübnan ve Cezayir’den daha da eski deneyimleri de bir araya getirmişti. Devrim kavramı, Arap Baharı..]]> Sat, 14 Apr 2012 08:52:28 +0400 İnkar günlerinde sinema https://www.evrensel.net/yazi/27014/inkar-gunlerinde-sinema https://www.evrensel.net/yazi/27014/inkar-gunlerinde-sinema? Film yarışmasının bugün belli olacak sonuçları, bir süredir merak konusu. Çünkü festivalin başından bu yana, İstanbul Film Festivali’nin ulusal yarışmasındaki Kürt meselesi rüzgarını hissetmemek mümkün değil. Filmlerin yarıya yakınında öykünün merkezinde ya da arka planında yılların çözümsüzlüğe itilen sorununa dair izler görmek, yarışmaya rengini veren unsurlardan biri oluverdi. Belki de, yıllardır ilk kez İstanbul Film Festivali yarışmasının heyecanla beklenmesi, çekişmeli bir yarışa ev sahipliği yapması, sinemacıların bu ilgisi ve bu ilgiye sahip sinemacıların yeteneğiyle de ilişkili düşünülmeli. Geçen ay gözaltına alınan Mizgîn Müjde Arslan’ın Ez Firiyam Tu Ma Li Cih’ı (Ben Uçtum Sen Kaldın) babasının izini süren bir kadının hikayesi olarak, duygusu en güçlü film olarak her izleyeni etkiliyo..]]> Fri, 13 Apr 2012 10:44:21 +0400 Nasıl bir üniversite nasıl bir gençlik nasıl bir Anayasa? https://www.evrensel.net/yazi/26942/nasil-bir-universite-nasil-bir-genclik-nasil-bir-anayasa https://www.evrensel.net/yazi/26942/nasil-bir-universite-nasil-bir-genclik-nasil-bir-anayasa? Hükümet, içinde gençliğin taleplerinin olmadığı bir anayasa tartışması sürdürüyor. Bir başka değişle sermaye gericiliği AKP eliyle kendi anayasasını oluşturuyor. Bu süreç mayıs ayında sermayenin 12 Eylül anayasasını güncellemesi ve yeni konjonktüre uygun hale getirilmesiyle sonlandırılacak gibi gözüküyor. Gazetemize de yansıdığı gibi “Bu anayasa halkın ve gençliğin fikri alınarak yapılıyor” dedirtmek için de bin türlü manevra yapılıyor. Anayasa Çalıştayı adı altında Türkiye Öğrenci Konseyinin (TÖK) organize ettiği, öğrencilerin, kol, kulüp, öğrenci temsilsilciliği gibi bileşenlerinin olmadığı toplantılarda AKP anayasasının altı dolduruluyor. Bilindiği üzere TÖK bu haliyle milyonlarca öğrenciyi değil, kendini bile temsil edemez durumdadır. Yönetimleri antidemokratik bir biçimde, rektör, YÖK iş birl..]]> Thu, 12 Apr 2012 10:54:50 +0400 Yeraltı’na yakışmak https://www.evrensel.net/yazi/26941/yeraltina-yakismak https://www.evrensel.net/yazi/26941/yeraltina-yakismak? Yılın bir süredir beklenen filmlerinden Yeraltı, Film Festivali’nin yarışması kapsamında gösterimi yapıldıktan sonra memleketin sinema salonlarında vizyona girdi. Yönetmen Zeki Demirkubuz’un, uyarladığı Dostoyevski’den başlayarak filminin felsefi derinliğini epeydir gündeme getirmesi, beklentiyi yükselttiği gibi filmin açacağı tartışmaların da habercisi oldu. Ama kimse Muharrem’in çevresindeki arkadaşlarıyla ve kendiyle hesaplaşmasının yönetmenin hesaplaşmasını bu kadar açıkça yansıtacağını bekliyor muydu, bilinmez. Yeraltı’nın Yeraltından Notlar’ın serbest bir uyarlaması olduğu, bu kadar sık tekrar edilmese, tahmin edilmesi güç olabilirdi. Bu uyarlamada olaylar, Ankara’da, yalnız yaşayan Muharrem’in çevresinde geçiyor. İletişimde olduğu az sayıda kişiden biri olan evine temizliğe gelen kadınla hem öğütler verdiği bir ağabeylik ilişkisi iç..]]> Thu, 12 Apr 2012 10:54:05 +0400 Tepe https://www.evrensel.net/yazi/26738/tepe https://www.evrensel.net/yazi/26738/tepe? Eskiden, çok eskiden, bir keçinin boynuna günahları simgeleyen muskalar asılıp keçinin kurban edilmesi, ölüme terk edilmesi, uçurumdan yuvarlanması gibi ayinler yapılırmış. Günahlarından arınmak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan insanların bize hediyesi günah keçisi kavramı. Keçiler, Tepenin Ardı'nda da çatışmanın merkezinde yer alan hayvanlar. Emekli ormancı Faik, baba toprağına dönmüş, keçi besliyor. Yetiştirdiği kavaklara zarar verilince de başkalarının keçilerine diş biliyor. Keçi savaşları çok derin. Keçiler besleniyor, kovalanıyor, icabında kurşunlanıyor, kaçırılıyor. Faik'in oğluyla torunları ziyarete gelince de, kesilip afiyetle yeniyor. Askerden döndüğünden beri eskisi gibi olmayan torun Zafer, keçileri arkadaşları gibi görüyor. Keçilerin bunlardan haberi bile yok. Bir günahları yok. B..]]> Mon, 09 Apr 2012 11:53:40 +0400 Niyet etme ne olur https://www.evrensel.net/yazi/26661/niyet-etme-ne-olur https://www.evrensel.net/yazi/26661/niyet-etme-ne-olur? İyi Niyetler, İstanbul Film Festivali’nin sevilen filmlerinden. Epey geveze, pek bir şeyin yaşanmadığı bir öğrenci filmi gibi dursa da, seyirci özellikle dikkat çektiği şeyle bağ kurmayı başarıyor belli ki. Belki çok kimseye tanıdık gelecek bir olay; annesi hastaneye yatırılan adam, onunla daha yakından ilgilenecek diye, ilacına, yediğine, içtiğine, doktoruna karışarak iyice tedaviyi zorlaştırıyor. Mesele şu ki, festivalde “iyi niyet” kontenjanından anlamlı bir şeyler yapmaya çalışan filmlere rastlıyoruz da, işte o filmdeki gibi iyi niyetin tek başına hiçbir şeye yaramadığı, hatta zarar verdiği zamanlar olduğunu düşünüp duruyoruz. Gerçi şu filmin iyi niyeti de tartışılır ya, ekibini iyi biliyoruz diye bir şansı hak etmişti: Genç bir öğretmen, yoksul bir memleketin yoksul çocuklarına eğitim vermektedir. Onların kendisine ihtiyacı olduğu kesindir, memlekette doğru dürüst oku..]]> Sun, 08 Apr 2012 11:00:42 +0400 Bu da mı örgüt değil, hakim bey? https://www.evrensel.net/yazi/26606/bu-da-mi-orgut-degil-hakim-bey https://www.evrensel.net/yazi/26606/bu-da-mi-orgut-degil-hakim-bey? Memlekette insanın kendini Ofsayt Osman gibi hissetmeden yaşaması güç. Osman F. Seden’in 1965 yapımı Şakayla Karışık filmindeki Sadri Alışık’ın oynadığı karakter, işleri hep ters giden bir adamcağızdı, kendi sözleriyle; “Ofsayt, yani hiç gol olmamış adam. Öylesine ofsayt. İşte o benim. Adaletine kurban olduğum Allah bir gün bile güldürmedi beni. Ne yaptımsa, neye el attımsa ters çıktı.” Durup dururken insanın aklına geliveriyor. Son günlerde her adalet mevzu, her mahkeme bahsi, sanki Ofsayt Osman’ı hatırlatsın diye tasarlanıyor. Diyorlar ki, 12 Eylül yargılanıyor. Sanki tek başına bir adam, memleketin 30 yılının üstüne çöreklenmiş, ümüğünü sıkmış, geleceğini karartmış gibi, mahkemeye bile götürmeden “Yargılıyoruz”diyorlar, vatandaşın da buna sevinmesini, demokrasiye şükretmesini bekliyorlar. Daha birkaç yıl önceye k..]]> Sat, 07 Apr 2012 07:15:31 +0400 Hayaletler, pastalar, faşizm https://www.evrensel.net/yazi/26550/hayaletler-pastalar-fasizm https://www.evrensel.net/yazi/26550/hayaletler-pastalar-fasizm? Genç adam kendine bir ev tutar. Kuşku uyandıran birkaç şey olsa da, eve yerleşene kadar her şey normal gibidir. Derken, evde tuhaf olaylar yaşanmaya başlar, eşyalar hareket eder, sesler duyar, başkalarının görmediği insanlar görünür. Nihayet adam evde aslında yalnız olmadığını fark eder. Geçmişten birileri, evde eski zamanlardaki hayatlarına devam etmektedir. Elbette bir dertleri vardır ve evin yeni sakininin derdini çözmesine de yardımcı olmaya çalışacaklardır. Adam önce onları kovmaya çalışır, bakar olmayacak, birlikte yeni bir hayat kurmayı kabullenir. Adı sanı duyulmamış bir yönetmen çektiğinde, televizyonda gecenin bir vakti yayınlanmazsa pek dikkate alınmayacak cinsten bir filme benziyor uzaktan, Şahane Misafir. Ama Ferzan Özpetek imzasını, hele de Cem Yılmaz’ın oynadığını duyan birçok izleyicinin ilgisine mazhar olması kaçınılmaz. Ferzan Özpetek, açığa &ccedi..]]> Fri, 06 Apr 2012 10:42:57 +0400 Herkes darbeye karşıyken Ülkücüler’in nesi eksik? https://www.evrensel.net/yazi/26482/herkes-darbeye-karsiyken-ulkuculerin-nesi-eksik https://www.evrensel.net/yazi/26482/herkes-darbeye-karsiyken-ulkuculerin-nesi-eksik? Bir varmış, bir yokmuş. Memleketin birinde, yaşadığı toprağı ve onu yönetenleri çok seven insanlar yaşarmış. Ama bunu çekemeyenler, onlara sürekli eziyet etmiş. Ülkeyi, bayrağı kızıl olan başka bir ülkeye bağlamak isteyen kötü adamlar, bu iyi çocukları dövmüş, öldürmüş. Onlar yine de direniyorken, bu kez hiç beklemedikleri yerden darbe yemişler. Düşmanlarını ortadan kaldırmak için gelenler, denge adı altında işi abartıp iyi çocuklara da zulmetmiş. İşte, tüm suçları ülkelerini sevmek olan insanların öyküsü böyle çilelerle doluymuş. Öyle hislenerek anlatıyorlar ki, bilmesek, Ülkücüler filminde anlatılanların gerçeği yansıttığına inanacağız. Daha kötüsü, yakın tarihi bilmeyeni çok olan bu memlekette, inananlar elbet çıkacak. Sivil faşistler yükselen halk hareketini bastırmak iç..]]> Thu, 05 Apr 2012 10:00:12 +0400 Hudut https://www.evrensel.net/yazi/26273/hudut https://www.evrensel.net/yazi/26273/hudut? Yusuf, mayına basan babasının yanına ulaşmaya çalışır. Yerde yatan Hıdır, oğluna gözleriyle mayınsız noktaları işaret eder ki, belki de son kez birbirlerine sarılabilsinler. Öncesi de var tabii. Hudut köyünden bir genç adam Hıdır, zaten ömrü kaçakta, mayınlar arasında, çatışmada geçmiştir; bazen askerle, bazen rakip kaçakçı çeteleriyle. Belki şuursuzlar kolaya kaçtığını falan sanır da söyler, biz görürüz, yapacak başka iş olmadığından. Toprak verimsizdir, köylüde yoktur, ağa zar zor ikna edilip toprakta yarıcı olarak çalışmaları bile yine ağanın engeline takılır. Okul yoktur, Hıdır köyde okul olsun ister ki Yusuf onun gibi olmayabilsin, kurtulsun. Ama ne olur Yusuf, yaşamayı başarabilirse? Önce amcasını, sonra babasını kaybetmiş, dünyanın adaletsizliğiyle bu küçük yaşta baş etmek zorunda bırakılmış bir küçük ..]]> Mon, 02 Apr 2012 10:25:35 +0400 Eğitim, film, duvar vs. https://www.evrensel.net/yazi/26206/egitim-film-duvar-vs https://www.evrensel.net/yazi/26206/egitim-film-duvar-vs? Öğretmeni aşağılayan, dinlemek bir yana, ders işlemesine izin vermeyen öğrencilerle dolu bir okul, çok filmde gördüğümüz gibi. Okulla ilgili hiçbir beklentileri, hırsları, niyetleri, ümitleri yok; sadece okulla değil, hayatla ilgili de yok. Birkaç hafta için okula gelen geçici öğretmen ailelerin, çocukların ve diğer öğretmenlerin bezginliğini bir miktar da olsa sarsabiliyor. Genellikle eğitimle başları belada olan, hayatın dışına itilmiş yoksul gençleri konu eden filmlerde, bir öğretmenin gelişiyle değişen hayatları, bir anlamda akıllarının başına gelişini görürüz. Ama bir yandan da bu gençlerin sistemin kurbanları olarak bu ümitsiz hayata kurban edildiklerini… Kopma, bunun yerine tüm sertliğiyle gençlerin çaresizliğini veriyor ama nedenlerine dair sınıfsal göndermeler yapmak konusunda, “aklı başına gelme” ve sınıf atl..]]> Sun, 01 Apr 2012 14:01:00 +0400 Emek’siz, Devrim’li... https://www.evrensel.net/yazi/26185/emeksiz-devrimli https://www.evrensel.net/yazi/26185/emeksiz-devrimli? Bir İstanbul Film Festivali daha Emek Sineması olmadan başladı. Yine açılışta en çok alkışı, Emek Sineması aldı. Açılış töreninin daha başında, sunucu Memet Ali Alabora “Maalesef bu festival de Emek’siz başlayıp, Emek’siz bitecek” deyince bir izleyicinin “Emek’i istiyoruz” çıkışı üstüne tüm salon dakikalarca alkış tuttu. Alabora’nın, aynı gün sabah Emek’i yıkmaya hazırlanan şirketin basın toplantısına gönderme yapıp “Emek’in moving yapılmadan yerinde korunması, hepimizin en büyük temennisi” deyişi de artık Emek’sizliğe verilen tepkinin bir festival geleneği halini aldığını açık açık gösterdi. Aslında, bu anlamda, her festival yine Emek bizimle oluyor, içinde film izleyemesek de. 15 Nisan’a kadar Beyoğlu’nda Fitaş 1-4, Atlas, Beyoğlu ve Pera Müzesi, Nişantaşı’nda City’s, Kadıköy&rsqu..]]> Sat, 31 Mar 2012 10:54:29 +0400 Bir de insanların öfkesini görsek https://www.evrensel.net/yazi/26062/bir-de-insanlarin-ofkesini-gorsek https://www.evrensel.net/yazi/26062/bir-de-insanlarin-ofkesini-gorsek? Yunan mitolojisinin gariban tanrısal ırkı titanlar, sinemada da dayak yemeyi sürdürüyor. Son yıllardaki filmlerden Titanların Savaşı, Ölümsüzler ve diğerleri, bir yandan insana, insanın özelliklerine selam çakmayı sürdürüyor olsalar da, tanrıların iktidarını sağlamlaştırmayı iş edinmeleri ilginç. Altın Çağ'da dünyayı yönettiklerine inanılan, sonra da Olimposlu tanrılar tarafından iktidardan düşürülen titanlar, bu savaşı kaybettiklerinden beri kötü adamları simgeler oldular, mecburiyetten. Gerçek, efsane ya da masal, hala tanrıların iktidarına uyumlu, her anlatı. AH ZEUS VAH ZEUS Bu haftanın fantastik savaşı Titanların Öfkesi filminde anlatılan, tanrılara bir titan başkaldırısının bastırılması. Buna göre, tanrılar iktidardalar ve insanlar onlara dua etmediği için güçsüzleşmişler. İnsanlar, haksız değiller, çünkü tanrıların..]]> Fri, 30 Mar 2012 11:25:03 +0400 Bizim dünyadan hallice https://www.evrensel.net/yazi/25827/bizim-dunyadan-hallice https://www.evrensel.net/yazi/25827/bizim-dunyadan-hallice? Hollywood tipi solculuğun son zamanlardaki ilgisi, sınıflı yapı üstüne. Stüdyolarda üretilen filmlerin kalıplarını hiçbir sapmaya yer vermeden, birebir, aynen kullanan ama dünyanın geneline eleştirel bir bakış atan ilginç filmler görüyoruz. Felaketimsi, kıyamet sonrası gibi fena bilim kurgu dünyaları kurup da alegori yapmak giderek yaygınlaşıyor. Geçen yıl zaman-parayla dönen sınıflı dünyaya isyanı anlatan Zamana Karşı'yı izlemiştik, şimdi de Açlık Oyunları geldi. Açlık Oyunları başkentin etrafındaki 12 mıntıkadan oluşan bir memlekette geçiyor. Birinci ikinci mıntıkalarda tuzukurular var da, arkalara gittikçe, malum filmin adı üstünde, açlık kol geziyor. Simgesinin maden işçiliği olduğu ama iş bulamayanın da çok olduğu 12. mıntıkadaki kahramanların kuru ekmek için nasıl çabaladıklarını görmek bir fikir veriyor. Bir de her yıl düzenle..]]> Mon, 26 Mar 2012 10:49:28 +0400 Küller https://www.evrensel.net/yazi/25728/kuller https://www.evrensel.net/yazi/25728/kuller? Küllenmiş ateşin üstünden atlayan ceketi ilikli adamlar, barıştan fazla uzaklaşmış olamazlar. Az önce buradaydı çünkü barış. Birkaç gün arayla kaçırdıkları için, strateji falan diyerek memleketi zindan etme planları yapanlara diyorum. Filmlerde onlar da görmüştür. Kovboylar, ateşin sıcaklığına bakıp da peşlerine düştükleri adamların ne kadar yakında olduğunu anlar. Küllenmiş ateşleri insana onu hatırlatıyor. Geçen pazar günü – halk öyle istemiş, öyle karar vermiş, ona da uymuş, neden pazarsa pazar – Newroz kutlanmaya başlamıştı çünkü. Halk ateşlerini yakmış, şarkılarını söylemiş, halayını çekmişti. Dur dediler, gününü beğenmediler, fark etmedi. Toplandılar, baharın gelişini, er geç doğacak yeni günü kutladılar. Bunlar iki gün sonra ortaya çıktı. Bir ateş bulmuşlar ama sönmü..]]> Sat, 24 Mar 2012 09:46:46 +0400 Ankara'da köylüler ve canavarlar https://www.evrensel.net/yazi/25681/ankarada-koyluler-ve-canavarlar https://www.evrensel.net/yazi/25681/ankarada-koyluler-ve-canavarlar? Ankara Film Festivali ödüllerinin en anlamlı kısmı, çok tartışılan Altın Portakal yarışması sonuçlarını tashih etmesi oldu. Ekim'de Antalya'da tamamen görmezden gelinen bir tür tanıdık distopya olan Canavarlar Sofrası'nın çeşitli ödüller alması ve Portakal'ın şampiyonu ilginç olamayan bol tekrarlı film Güzel Günler Göreceğiz'in bir kez daha ortalığı kasıp kavurmaması, 23. Ankara Film Festivali jürisi sayesinde olabildi. 23'üncüsü düzenlenen festivalin önceki gece düzenlenen kapanış töreni, festivalin her zamanki tevazusu içinde gerçekleşti. Yönetmen Yüksel Aksu, sahneye ödül almak için çıktığında, 12 Eylül karanlığı günlerinde doğup genç sinemacılara umut verdiği konuşmalarda hatırlatılan festivali bir okul kabul ettiğini belirtti. Şimdi, ikinci uzun metrajlı kurmaca filmi Entelköy Efeköy'e Karşı ile..]]> Fri, 23 Mar 2012 12:35:10 +0400 Sinema gelişiyor https://www.evrensel.net/yazi/25594/sinema-gelisiyor https://www.evrensel.net/yazi/25594/sinema-gelisiyor? Başka yerden bildiklerimizi unutsak bile ‘Fetih 1453’ filmini izleyenler hatırlar, Konstantiniyye’yi alan Osmanlı, daha ilk dakikadan itibaren, şehrin ahalisinin dinini, kültürünü serbestçe yaşamasına izin vermiş. Ne kadar izin verse de, yönetimi ele geçirilmiş, kilisesi camiye çevrilmiş bir şehrin, buradan bakınca fetihle anılırken, oradan bakınca işgal edilmiş olarak göründüğü de inkar edilmez herhalde. Onun için, Fetih 1453 tarafından doldurulan yüzlerce salonda haftalardır başka filmlerin yer bulamıyor olması akla “işgal” kelimesini getiriveriyor. Önce, Fetih’le birlikte henüz vizyona yeni girmiş olan filmler bir haftada siliniverdi, çünkü yeni gelene yer açmak gerekiyordu. Derken, Fetih geldiğinden beri, üstelik yerli filmlere yer bulmaya çalışan dağıtımcıların işi haftalardır hâlâ zor. Girdiği haftanın en &cce..]]> Thu, 22 Mar 2012 10:03:38 +0400 Tanıdık bir canavarlık https://www.evrensel.net/yazi/25297/tanidik-bir-canavarlik https://www.evrensel.net/yazi/25297/tanidik-bir-canavarlik? Belirsiz bir yerde, belirsiz bir zamanda bir çiftin evine arkadaşları yemeğe gelecektir. Saldırarak iğrenç bir şekilde yemek yemeleri; çocuk döverek, ırkçı muhabbetler ederek, polisin komşularını vuruvermesini izleyerek vakit geçirmelerinin yanında hiçbir şey değildir. Türlü canavarlıkların serbest olduğu memlekette bir yandan şeker ya da sigaraya varana kadar akla gelmeyecek yasaklar vardır. Cinsellikse hem epey bastırılmış, hem sözde tuhaf bir rahatlığın egemen olduğu iyice rahatsız edici bir alandır. İlişkilerdeki çarpıklık, muhabbet ilerledikçe tamamen açığa çıkar. Canavarlar Sofrası, geçen Ekim ayında yarıştığı Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin görmezden gelinmiş bir filmiydi. Şu sıralar, Ankara Film Festivali’nin de yarışmasında. Aynı talihsizliği yaşamayacağını umsak da, vizyona girme ihtimali de henüz belirsiz olan filmin daha fazla gürült&uu..]]> Sun, 18 Mar 2012 11:18:41 +0400 Eleştiri operasyonu vizyonda https://www.evrensel.net/yazi/25236/elestiri-operasyonu-vizyonda https://www.evrensel.net/yazi/25236/elestiri-operasyonu-vizyonda? Filmlerde sık sık görürüz. Kötü adamlar her seferinde değişik hain planlar yaparlar. Ya kimselerde olmayan bir silah bulurlar, çalarlar, ya kimsenin beklemediği bir anda saldırıya geçerler, bunun gibi şeyler. Amaç aynıdır: dünyayı ele geçirmek. Gerçek hayatta izlediğimiz ise, her kurumun teker teker, adım adım ele geçirildiği bir model. Biliyorsunuz neden söz ettiğimi. Ele geçirilmeye çalışılan her kurum için ayrı kampanya yürütmek gerekmesi, işleri zorlaştırıyor mutlaka. Ama üşenecek halleri yok. Devlet haber ajansı çalışanlarına boyun eğdirmek için sendikayı devreden çıkarmaya davranmaları, onun için de bütün sendika üyelerini tek tek köşeye sıkıştırmaları gibi. Sinema eleştirmenlerini hedef alan kampanya, bu gürültü içinde fark etmesi daha da güç bir harekat. Eleştirmenler başlıca düşm..]]> Sat, 17 Mar 2012 09:26:50 +0400 Yanmak ve unutmak https://www.evrensel.net/yazi/25195/yanmak-ve-unutmak https://www.evrensel.net/yazi/25195/yanmak-ve-unutmak? “unutuş, leylakların değmiştir öpüşleri ordayım hep bir otel odasında başıboş” Yanmakmış payımıza düşen, iyice anlayalım diye üstüne üstüne basıyorlar. Kundaklıyorlar, alevlere terk ediyorlar, yanmaya mahkum ediyorlar, su vermiyorlar, yakana gık demiyorlar. Yok, “hayırlı olsun” diyorlar. Bazen de “kader”. Unutmamak büyük görevimiz. Ne “bir otel odasında başıboş” güzel insanları, ne durup dururken yangıncı katilleri salıverme günlerinde yanarak ölüme terk edilenleri unutmak. Ne ondan önce nice iş cinayetine kurban gidenleri, ne önceki ve sonraki kışkırtmalarını, ne üstüne bomba yağdırılan bir halkı, ne çocukları... Madımak Katliamı’nı Esenyurt yangınına mı göreceğimizi, yoksa Emet’te Kürt işçileri linç etmeye çalışan güruhun gözlerinde mi fark edeceğimizi şaşırsak yeri, her yerin Sivas olduğ..]]> Sat, 17 Mar 2012 03:14:11 +0400 Ne yaptıklarını sanıyorlar tanrı aşkına? https://www.evrensel.net/yazi/25094/ne-yaptiklarini-saniyorlar-tanri-askina https://www.evrensel.net/yazi/25094/ne-yaptiklarini-saniyorlar-tanri-askina? Hey adamım, böyle kahrolası bir filmin altından çaylak bir ekibin kalkmasına ne demeli, ha? Lanet olası İnternet’te çeşit çeşit videoyla üne kavuşan üçlü Batesmotelpro, Patlak Sokaklar ile sinemaya da el atmış dostum. Dublaj yapılmış polisiye filmler, her kuşaktan izleyicinin hafızasında ortak bir yere sahip olmalı. Bol “lanet olsun”lu, “Ne yaptığını sanıyorsun”lu, başka hiç kimse tarafından kullanılmayacak ifadelerle dolu kendine özgü dili kadar, yıllarca aynı filmlere ses vermiş olan seslendirme sanatçılarının seslerini de herhalde pek çok izleyici nerede duysak tanıyacak hale gelmiştir. Patlak Sokaklar, en başta bunun parodisini yapmak üzere yola çıkmış bir komedi filmi. Konusu, iki kahraman dedektif ile yakaladıkları azılı suçlu arasındaki gerilim üstüne. Hain bir planla hapishaneden kaçmayı başaran Black Jack, kendisini yakalayan John Le..]]> Thu, 15 Mar 2012 09:37:24 +0400 Marx anlatıyor https://www.evrensel.net/yazi/24891/marx-anlatiyor https://www.evrensel.net/yazi/24891/marx-anlatiyor? Vaktiyle Avrupa’da dolaşmaya başlayan hayalet korku salmaya devam ediyor. Allah kimseyi hem Marx’ın adını bile anmak istemeyen, hem de ona değmeden dünyayı açıklayamayacağını bilen insanın durumuna düşürmesin. İsterlerse, o ve fikirleri için öldü desinler, yetmeyince rengi soldu, kalabalıktan görünmez oldu, uzağa gitti, başkasını andırdı, sisin ardında kaldı, -valla demin buradaydı- desinler, hayalet kovma ayinleri yapmadan uyku bile uyuyamazlar. En kolay inkar yolu, Marx’ın görüşlerinin bugünü açıklamayı beceremediğini çünkü bugünkü dünyanın çok, ama çok farklı olduğunu iddia etmek. İşçi sınıfının rahatının yerinde olduğunu mu, yoksa işçi sınıfının artık varolmadığını mı savunurlar, yaratıcılıklarına kalmış. İşte, önceki gün İstanbul’da inşaat çadırında 11 işçinin yanarak ölmesi, bu rahatlık dolu d..]]> Mon, 12 Mar 2012 10:01:09 +0400 Hatırı kalsın https://www.evrensel.net/yazi/24814/hatiri-kalsin https://www.evrensel.net/yazi/24814/hatiri-kalsin? Kadınların gördüğü şiddetin artık gizlenemez, boşverilemez hale geldiği bir ülkede yaşamanın sevinecek bir yanı yok. Göz göre göre kadınlar öldürülüyor ve kadınların bunca yıldır verdiği mücadelenin sonunda kadını korumaya yönelik yasa meclisin gündemine geldi ve hatta geçti de. Ama kimseye yaranamadı gibi. Kadın örgütlerinin itirazlarını, aylardır konuyla ilgili yapılan tartışmaları izleyenler, yeni onaylanan Ailenin Korunmasına Dair Yasa’nın eksiklerini belki daha iyi biliyor. Hazırlanırken Bakan Fatma Şahin’in kadın örgütlerini dışarıda bıraktığını, yasanın adının “ailenin korunması” olarak konmasından başlayarak metinde de eğitimle, barınacak yerle ilgili sorunlar, sağlık giderleri, kadını yalnızlaştıran ihbar hakkı meselesi gibi birçok eksiğin olduğunu kadınlar 8 Mart’tan önce de sonra da anlatmaya çalışıyor. Yasayı bir haftadır manşeti..]]> Sun, 11 Mar 2012 12:03:36 +0400 Sen taşsan... https://www.evrensel.net/yazi/24773/sen-tassan https://www.evrensel.net/yazi/24773/sen-tassan? Bir Laz kızının Diyarbakır’da çocukların arasında ne işi vardı? Verdiler zaten cevabı, Müge de niceleri gibi tutuklandı. Yaptığı ırkçılığın farkında olmayan çok kişiden duyduk ya, “Kürt ama...” diye başlayan laflar. Sorsanız aslında ayrımcılık yapmadığını anlatır böyleleri ve hiç rahatsız olmadan bir halka yakıştırdığı eğitimsizlik, görgüsüzlük, saldırganca, -hadi adını koyalım- teröristçe davranışları görmediği insanlara bu payeyi verir. “Kürt ama iyi” mesela, hani Kürt’tür diye karşısındakinin hemen olumsuz şeyler aklına getirmemesini isteyecek kadar geniş gönüllüymüş gibi. Bir savaş kolay sürdürülmüyor, bir memleket kolay bölünmüyor, bir halk kolay düşman edilmiyor. Yılların emeği verildi ki yılların savaşı yadırganmasın, bir halka verilen hakkın ötekine verilmemesi normal sanılsın. Geldiğ..]]> Sat, 10 Mar 2012 10:01:36 +0400 Bütün gezegenlerin yerlileri! https://www.evrensel.net/yazi/24660/butun-gezegenlerin-yerlileri https://www.evrensel.net/yazi/24660/butun-gezegenlerin-yerlileri? Varlığını işgale ve katliama borçlu olan beyaz adamın meşhur cümlesidir: “Biz burada yabancıları sevmeyiz”. Kovboyların yabancısı oldukları topraklarda bir yaşam biçimi haline getirdikleri tedirginlik, herkesin herkesten korkmasını gerektirirken western türü ve çizgi romanlar da bize bunu böyle özetlemişti. Böylece, telaffuz edilmeyen “Biz burada yerlileri sevmeyiz” gerçeği gizlenmeye çalışılıyor, ama kabak gibi de ortada duruyordu. Şimdi, kovboylar ile dünya dışı canlıları aynı hikayeye sokan filmlerin art arda çekiliyor olmasına, buradan bakmakta fayda var. Yeni Dünya’nın yabancısı olan kovboyun yerlileri düşman ve saldırgan olarak tanımlayan yüzsüz terminolojisi, kendisini başka bir gezegende bulan “uzaylıya” neden uygulanmasın, değil mi? ‘BİZ BURADA YERLİLERİ SEVMEYİZ’ John Carter: İki Dünya Arasında, ?Edgar Rice Burroughs&rs..]]> Thu, 08 Mar 2012 11:21:26 +0400 Lakin ki öyle değildir https://www.evrensel.net/yazi/24403/lakin-ki-oyle-degildir https://www.evrensel.net/yazi/24403/lakin-ki-oyle-degildir? Google’da David Natu yazınca hâlâ neler neler çıkıyor insanın karşısına. “Türk fotoğrafçı dünyanın en iyi 10 fotoğrafçısı arasında” mıymış, “Ünlü moda fotoğrafçımız hayatını kaybetti” miymiş, “Dünyaca ünlü Türk fotoğrafçı David Natu’nun hazin yaşam öyküsü” müymüş, “David Natu’s portfolio on ...” bilmem ne miymiş, haberleri her yerde var. Bir kendi yok. Hiç olmadı. Vaka, ilk değil, son da olmayacak. Artık şaşırtıcı gelmeyecek derecede bildik bir pazarlama yöntemi bu çünkü, bir süredir. Şansı yaver gitmiş ki tutturmuş bir işsiz fotoğrafçının yalandan halkla ilişkiler çalışması bu kez. Sezer Gök adlı genç bir adam, Türkiye medyasının bir Türkün “dünyaca ünlü” olmasından daha önemli bir şey bilmemesini pek g&..]]> Mon, 05 Mar 2012 10:47:25 +0400 Ya fetih övülecek, ya övünç fethedilecek https://www.evrensel.net/yazi/24269/ya-fetih-ovulecek-ya-ovunc-fethedilecek https://www.evrensel.net/yazi/24269/ya-fetih-ovulecek-ya-ovunc-fethedilecek? Tarihin en çok izlenen filminin Recep İvedik olmasından övünülecek bir sonuç çıkar mıydı, o bir kenarda kalsın. Asıl şimdi rekoru kırmaya hazırlanan Fetih 1453’le ne kadar gurur duysak az. O konuşkan bakanın tarihle ilgili bir nümayişte “İnsanlık adına utanılacak bir tarihimiz yoktur” fetvasında belirttiği gibi, biz tarihimizle ancak övünürüz. Eğer tarihle övünen bir film tarihi bir rekor kırıyorsa, bununla övünmemek olmaz. Ama yazık işte, ne kadar izlense de yeterince anlaşılamamış bir eser var karşımızda. Evet, bu derinlikte bir sanat eserini anlamak kolay olmaz, doğru, ama keşke biraz daha çaba harcansa. Şu fetih güzelce bir sindirilse, o zaman övünmelere doyulmaz. Bir bakıyorsunuz her şeyi sorgulamış, her şeyin üstüne düşünmüş, kılı kırk yarmışlar. Şu gerçeği unutma ey bu memleketin evladı; sinema gibi tarih de düşünmek ..]]> Sat, 03 Mar 2012 09:19:39 +0400 Olmamış hareketler https://www.evrensel.net/yazi/24222/olmamis-hareketler https://www.evrensel.net/yazi/24222/olmamis-hareketler? BKM Mutfak ekibinin televizyonda yaptığı işi beyazperdeye taşıdığı Çok Filim Hareketler Bunlar ağır eleştirilere muhatap olmuştu. Meğer haksızlık edilmiş. Yönetmen Ozan Açıktan’ın ikinci filmi Sen Kimsin’i görünce, ilkinin ne kadar başarılı bir komedi olduğunu fark etmemek mümkün değil. Çok Filim Hareketler Bunlar’ın asıl sorunu, bir bütünlük arz etmeyen skeçlerden oluşması, televizyondaki işten farkı olmadığından bir sinema filmi özelliği taşımamasıydı. Ama komikti, sıkmıyordu, sarkmıyordu, yani gereksiz yere uzatılmış hissi vermiyordu, ayrıca oyuncular iyiydi. Bunlar, maalesef Sen Kimsin’de olmayan özellikler. Tolga Çevik’in ilk filmi olarak sunulmasının nedeni, senaryosunda Çevik’in parmağı olması olmalı. Hikaye ona aitmiş, senaryoyu da yönetmen Açıktan’la birlikte kaleme almışlar. Sen Kimsin’in seyrini çok tatsız bir deneyim..]]> Fri, 02 Mar 2012 10:24:55 +0400 Saldırıların sorumlusu hükümettir https://www.evrensel.net/yazi/24169/saldirilarin-sorumlusu-hukumettir https://www.evrensel.net/yazi/24169/saldirilarin-sorumlusu-hukumettir? Hocalı katliamını anma kisvesi altında Hocalı halkının acısı üzerinden ırkçılık gösterisine dönüşen Taksim mitinginin yarattığı faşist dalga, Hacettepe Üniversitesi’nde 28 Şubat günü yaşanan saldırının ardından okulumuzu da içine alarak genişliyor. Taksim mitinginde en çok göze çarpan şeylerden birisi, “Hepiniz Ermenisiniz Hepiniz Piçsiniz” pankartıydı. Buna benzer pek çok pankart taşıyan kitlenin önünde konuşma yapan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, meydandaki ırkçılığın iktidar eliyle meşrulaştırılmasına bir örnek olmuştur. Ülkemizde yaşanan faşist hareketlenmenin etkileri her geçen gün farklı örneklerle karşımıza çıkıyor. 28 Şubat günü Hacettepe Üniversitesi’ne yapılan faşist saldırı son günlerde karşımıza çıkan ilk örnek oldu. Hemen ertesi gün, 29 Şubat’ta, okulumuz Siyasal Bi..]]> Thu, 01 Mar 2012 09:59:07 +0400 Amerikan demokrasisi ayrık otlarına karşı https://www.evrensel.net/yazi/24166/amerikan-demokrasisi-ayrik-otlarina-karsi https://www.evrensel.net/yazi/24166/amerikan-demokrasisi-ayrik-otlarina-karsi? Amerikan filmleri bir olayı ya da bir adamı anlatırken nasıl da bütün ülke tarihini çevirip oraya kitliyorlar, o başarılarını takdir etmek gerek. Az film izleyen seyircinin tarihin sırrını çözdüğünü sanmasına yetecek kadar hikayesini ciddiye alan ve abartan filmlerden ancak bolca izlemek gerek ki, bir denge yakalanabilsin. J. Edgar bu temel meseleyi dikkate alarak izlendiğinde, yani yine neredeyse bütün 20. yüzyıl Amerikan tarihini bir tek adamın kişiliği ile açıklayabilme yeteneğini bir kenara bırakırsak, önemsenecek şeyler söyleyen bir film. Daha önce çok kötü adamı silahıyla tepeleyen, Clint Eastwood’un son yıllarda kamera arkasında yarattığı güzellikleri heyecanla karşılarken, elinden çok daha iyi filmler de izlemiştik. Sadece bu kez kötü makyajlı bir faşistin hezeyanları biraz yüzeysel kalınca bir hayal kırıklığı hissettirdi, yoksa J. Edgar&rsqu..]]> Thu, 01 Mar 2012 09:41:29 +0400 Görünmezliği sürmek https://www.evrensel.net/yazi/22974/gorunmezligi-surmek https://www.evrensel.net/yazi/22974/gorunmezligi-surmek? Daha başından esas oğlanlığı her halinden belli olanların hikayesi değil bu. Arkada kalan, gözden kaçan, kadrajın dışında duran bir adam, adı anılmayan kahraman. Sürücü, filmlerin araba kazası sahnelerinin dublörü, soygunların şoförü, tamircinin çırağı, çoğunlukla sessiz sedasız bir adamın meselesi. Tanımaya başladığı andan itibaren, seyircinin, karakterin ne kadar renkli, ne kadar sıradan olduğuna karar vermekte zorlanması normal. Soyguna gideceklere kurallarını anlatırken o kadar soğukkanlı ki, herhangi bir şoför olmadığını anlıyoruz. Ama bir sonraki sahnede elinde anahtarı, üstünde tulumuyla hiçbir iddiası olmayan bir tamirciden başka bir şey olmayarak ortaya çıkabiliyor. Derken, takla atan arabadan hiçbir şey olmamış gibi sakince çıkan bir dublör oluyor. Zaten bir adı yok, bu kurduğu dengeye seyircinin bir ad koyması da güç. Seyri ilginç olduğu kesin. Kom..]]> Sun, 12 Feb 2012 09:32:28 +0400 Tinerle mücadele https://www.evrensel.net/yazi/22922/tinerle-mucadele https://www.evrensel.net/yazi/22922/tinerle-mucadele? Oldular, efendi. Sordun ya “Tinerci mi olsunlar” diye, oldular. Ne yapacaksın? Sokaklarda tinerci çocuklar olmasıyla gençliğin “dindar” bir şekilde yetiştirilmesi arasındaki bağlantıyı ilk kuran kişi olarak tarihe geçti biri. O konuştuğundan beri, televizyonlara çıkan tinerci gençlerin nasıl böyle bir hayatla baş başa kaldıklarını dinler olduk ve bir daha anladık ki, bu zaten senin, senden öncekiler gibi, senin eserin. “Dindar gençlik” yetiştirmek için ne yapacaksın mesela? Dini eğitim veren okullar mı açacaksın? Başbakanlığa bağlı dini işlerden sorumlu bir kurum mu kuracaksın? Belli bir dinin, mezhebin din adamlarını sen mi yetiştireceksin, onları devlet memuru mu yapacaksın? Yapıldı. Sen de o okulda okudun, sonra memleketin başına geçtin. Tinerciler hâlâ tinerci. Her neyse, dindar gençlik yetiştirme planlarının tehlikesi, “Yok bir de ateist olsunlar&r..]]> Sat, 11 Feb 2012 09:00:32 +0400 Bir hayalim var https://www.evrensel.net/yazi/22875/bir-hayalim-var https://www.evrensel.net/yazi/22875/bir-hayalim-var? Yıl 1960’lar, yer Amerika’nın güneyi. Kölelik kalkalı çok olmuş, yasalar önünde maşallah herkes eşit, ama haliyle bazıları birazcık daha eşit. Siyahların mahalleleri, işleri değil sade, girip çıktıkları kapılar bile beyazlardan ayrı. Ayrımcılık bir kez başlayınca durmuyor ama. Evlerinde siyahları hizmetçi olarak çalıştıran hali vakti yerinde beyaz aileler arasında başlayan son akım, ayrı bir “çalışan tuvaleti”. Onlarda farklı hastalıklar olduğu iddialarından başlayıp kendi tuvaletlerini kullanmalarını bir şekilde istemeyen ev sahiplerinin, sözde bir ayrıcalık olarak uydurdukları bir şey, siyah tuvaleti. Çok düşünceli tavırlar takınarak “Ne güzel oldu değil mi?” diye de sormayı ihmal etmiyorlar. Duyguların Rengi adıyla gösterime giren film, siyah hizmetçilerin bakış açısından bir kitap yazmaya karar veren bir genç kadının öyküsün..]]> Fri, 10 Feb 2012 10:22:20 +0400 Balici Ercan nerede? https://www.evrensel.net/yazi/22784/balici-ercan-nerede https://www.evrensel.net/yazi/22784/balici-ercan-nerede? Memleket bir süredir ‘Nasıl bir gençlik?’ sorusunu tartışıyor. İlk elden şunu söylemek gerekir ki, gerçek ‘ileri demokrasi’lerde Başbakanların ne istediğinden çok, halkın ne istediği mühimdir. Mevzubahis gençlik ise mesela, Başbakanların ‘Şöyle bir gençlik istiyorum’ demesinden daha kıymetli görülmesi gereken, gençliğin, ‘Şöyle bir başbakan, şöyle bir ülke, böyle bir yaşam istiyorum’ demesidir. Halkın kendisini, ülkeyi yönetenlerin arzularına göre şekillendirdiği yönetimler için ifade edilebilecek en son sıfat, ‘ileri demokrasi’dir sanırım. Başbakan Tayyip Erdoğan ‘Dindar bir gençlik istiyorum’ derken, sanırım, yıllarca ‘halka kalıp bulmakla eleştirdiği CHP’ ile aynı çizginin farklı bir rengine düştüğünü fark edemiyor. Recep Tayyip Erdoğan, düş&uu..]]> Thu, 09 Feb 2012 09:27:00 +0400 Bir kez daha, yıldızların altında https://www.evrensel.net/yazi/22783/bir-kez-daha-yildizlarin-altinda https://www.evrensel.net/yazi/22783/bir-kez-daha-yildizlarin-altinda? Her kuşağa Yıldız Savaşları’nın yeni bir bölümünün denk gelmesi yaratıcılarının bir büyük başarısı. Dahası, çoğunluk için her “yeni” işi aynı hayranlıkla kucaklamak da mümkün. 1983’te tamamlanan üçlemesi, özellikle de 1977’de çekilen ilk Yıldız Savaşları filminin (yani Bölüm IV, bu kafa karıştırıcı hesaplara hiç girmeyelim) dünya çapında yarattığı hayran kitlesini boşuna edinmediği muhakkak. Film tekniğinde bir devrime denk gelen ve bilim kurgu sineması için büyük önem taşıyan film, iyi ile kötünün kavgasını, galaksiler arası iktidarların mücadelesine taşıyarak izleyicinin önünde yepyeni ufuklar açmıştı. Film üstüne film, 1999’da gelen yeni üçleme (Bölüm I, II, III), yeni başlangıçlar, yeni sırlar, Yıldız Savaşları efsanesini büyüttü..]]> Thu, 09 Feb 2012 09:26:15 +0400 Kimin utancı? https://www.evrensel.net/yazi/22517/kimin-utanci https://www.evrensel.net/yazi/22517/kimin-utanci? Son yılların en iyi filmlerinden biri olduğunu ispatlayan Açlık’ın anlattığı, izleyenin hafızasından silinemeyen bir açlık greviydi. IRA tutuklusu Bobby Sands’in ölüm orucunu, kendi bedeni üstündeki hakları, daha doğrusu elinde başka hiçbir şey olmayan bir tutsağın, bedenini egemenler için nasıl müthiş bir tehdide dönüştürdüğü üstünden anlatıyordu. İzleyici bu eylem biçimini benimsesin ya da benimsemesin, film böylesi bir özdeşlik kurmakla da yargılamakla da ilgilenmeden, beden meselesini toplumsal bir mücadelenin ortasında, İrlanda’yı işgal altında tuttukları gibi cezaevindeki tutsakları da baskı altında tutan memleketin sahipleriyle ona direnen bir halkın temsilcilerinin çatışması içinde sorguluyordu. Yönetmen Steve McQueen’in ikinci filminde, yine aynı başrol oyuncusu Michael Fassbender ile birlikte. Utanç’ta benzer te..]]> Sun, 05 Feb 2012 09:30:39 +0400 ‘80’lerin nesi var? https://www.evrensel.net/yazi/22458/80lerin-nesi-var https://www.evrensel.net/yazi/22458/80lerin-nesi-var? Artık bir dizi konusu olduğuna göre, bu nostalji almış yürümüş, resmiyet kazanmış demek ki. Müzikte, kıyafette, sinemada birkaç ‘80’lere dönüş numarası görmek üstüne laf etmeyi erteleyince, devlet kanalında ‘80’ler dizisi ile karşılaşmak insanı zorlar oldu. Modada da, başka bir şey üretme sıkıntısı yaşayan alanlarda olduğu gibi, geriye dönüşler arada sırada rahatlamak için kullanılan taktiklerden biri. ‘80’lerin modası deyince abartılı vatkalarıyla falan bugün fazla yabancılaştığımız ve hâlâ çok belirginliğini koruyan bir kültür aklımıza geliyor. Aslında, ‘60’lar, 70’ler de net çizgilerle birbirinden ayırmak her zaman kolay olmasa da, giyimi kuşamı anlayışıyla belirgin birer zaman dilimiler. Dünyada genel olarak böyle, bizde buna siyasi arka planı eklemek daha da kolay, ‘60’lar geniş tabanlı ..]]> Sat, 04 Feb 2012 07:50:14 +0400 Evlat olsa... https://www.evrensel.net/yazi/22416/evlat-olsa https://www.evrensel.net/yazi/22416/evlat-olsa? Kevin Hakkında Konuşmalıyız filminden sürprizlerini biraz da açık ederek konuşmalı ne yazık ki, sonunu öğrenmek istemeyenlere duyurulur. Yılın iddialı filmlerinden Kevin’ın anlattığı, sorunlu bir anne oğul ilişkisi. İşler, sonunda, Amerikan sorunlu gençliğinin alametifarikalarından bir lise katliamına varacak, oğlunun yaptığının şaşkınlığıyla kalakalan kadın da bu yalnızlık ve yükle baş etmek zorunda kalacak. Film, olaylar olup bittikten, üstünden bir süre geçtikten sonra kendini toplamaya çalışan annenin, hayatta kalmaya ve meseleyi çözmeye çalışması üstüne. Seyirci, bununla birlikte bir yandan da her güne yeni dayak yemiş gibi başlayan kadının derdinin ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Kevin’ın bebekliğinden itibaren “nesi” olduğunu, nasıl olup da 16’ncı doğum gününde bu işe kalkıştığını, anne Eva’nın bu işteki sorumluluğunun ne olup olmadığı..]]> Fri, 03 Feb 2012 09:24:17 +0400 Ben çağırmadım, siz mi çağırdınız? https://www.evrensel.net/yazi/22327/ben-cagirmadim-siz-mi-cagirdiniz https://www.evrensel.net/yazi/22327/ben-cagirmadim-siz-mi-cagirdiniz? Kimbilir ne kadar olmuştu sinemada “Gerçek bir eş ruh öyküsü” izlemeyeli. Heyecanınızı duyar gibiyim. Anlamazlıktan gelmeyin lütfen, bu hafta sinemalarda gösterime giren Eşruhumun Eşzamanı’nın yarattığı fırtınadan söz ettiğimi bildiğinizi hissediyorum. Bilmiyorsanız belki de bilmeniz gerektiği için bu yazıyı okumaya başlamışsınız. Daha fazla kaptırmadan “Türkiye’nin ilk kuantum filmi” hakkında konuşmaya başlamalı galiba. Filmin afişinde yazan sözler bunlar işte, herhangi bir kuantum filmi değil ilki olduğu ve sıradan bir eş ruh öyküsü değil, gerçek bir eş ruh öyküsü anlattığı. Kuantum deyince atomdan küçük parçacıklarla ilgilenen fizik dalını anlayacak kadar başka bir dünyada iseniz, bu film bahanesiyle önünüzde yeni bir dünyanın kapıları açılacak demektir. Çünkü kuantum düşünce..]]> Thu, 02 Feb 2012 07:48:53 +0400 Bir Zizek’le bahar olmadı https://www.evrensel.net/yazi/22076/bir-zizekle-bahar-olmadi https://www.evrensel.net/yazi/22076/bir-zizekle-bahar-olmadi? Felsefe’nin Elvis’i diyorlardı, şimdi bir de Che Guevera benzetmesi çıkmış Serdar Turgut sağolsun. Hasılı bu sakallı, komik görünüşlü çok konuşan adamın Türkiye seferi, pek tantanalı oldu. Eh, gülü tarife ne hacet, ne Zizek’tir biliriz. Zizek’in performansı yine takdire değerdi, hakkını vermeli. Maşallah reklamcıların düzenlediği bir toplantıya katılmaya diye geldi ama her konuda, gerçekten her konuda bir şeyler söyleyebildi, üşenmeden röportajlar verdi, ne sorarlarsa cevapladı. Memlekette tanınırlığını katladı. Peki geriye ne kaldı? İşi popüler kültürle uğraşmak olan bir adam, herhalde medyanın bu kadar içine düştüğünde neler olacağını hepimizden daha iyi biliyor, o durduğu yerde gayet bilinçli olarak duruyor olmalı. Serdar Turgut’un övgüsüne mazhar olmanın kendisine, anlatmaya çalıştığı meramına, ulaşabildiği vata..]]> Sun, 29 Jan 2012 09:41:37 +0400 Mahrem https://www.evrensel.net/yazi/22034/mahrem https://www.evrensel.net/yazi/22034/mahrem? Bir tarafta, kameraların bir anda çok sevmeye başladığı bir sanatçı kadın var. Eski işleriyle kendisini meşhur etmeyi tercih etmeyen gazete ve televizyonlarda, ünlü yazarla ilişkisini anlattıkça yeni röportaj teklifleri almaya başladığını fark eden bir kadın. Vaktiyle de vermiş olduğu “seksi” pozları ve hatta kimi cinsel göndermeli işleri, bu haberlerin sosu olarak hiç görmediği ilgiyi böylece görür oldu. Bir tarafta da, sessiz ünlü yazar var. Sessizliğini ihtar çekmek gibi resmi açıklamalarla bozuyor bazen. Onun her sustuğunu kırmızı giyen kadına soruyorlar, kadının her cevabı yazarı anlatsın istiyorlar. Birkaç haftadır medyayı giderek daha fazla meşgul eden Karolin Fişekçi ile Orhan Pamuk meselesinde durduğu yere göre farklı tutumlar bulabilenler oldu. Kimi, kadınla röntgencilik hevesini tatmin etmeye kalktı; hem güzel, hem mahremi ifşa eder gibi bir h..]]> Sat, 28 Jan 2012 07:24:26 +0400 Yavaş bir veda https://www.evrensel.net/yazi/21988/yavas-bir-veda https://www.evrensel.net/yazi/21988/yavas-bir-veda? Malkoçoğlu gibi başyapıtlar çekemedi sonuçta ama kendi çapında önemli bir yönetmendi. Yani, bazı kafalarca anlaşılması zor olabilir. Theo Angelopulos deyince, ilk akla gelen, uzun plan sekansları, dingin, yavaş, hayattan daha hızlı olmaya çalışmayan bir ritim içinde karakterlerin hissiyatını aktarmaya çalışması. Angelopulos sineması bu uzun planlarla ve sessiz yolculuklarla öyle özdeşleşmiş halde ki, son dönemde giderek bu üslubu benimseyen, mesela bizde de sayıları artan yönetmenler kendilerini Theo’nun öğrencisi sayar. Avrupa sinemasının en etkili ve önemli yönetmenlerinden biri Angelopulos’un son filminin çekimleri sırasında bir kazayla hayatını kaybedişine verilen ilk tepkiler beklenmedik oluşuna dairdi. Bir yandan da bir sinema emekçisi olarak Angelopulos’un uğruna yaşadığı ve filmler yaptığı dünya görüşünü bir kez daha hatırl..]]> Fri, 27 Jan 2012 09:22:50 +0400 Demirer gurbetten güldürür mü? https://www.evrensel.net/yazi/21920/demirer-gurbetten-guldurur-mu https://www.evrensel.net/yazi/21920/demirer-gurbetten-guldurur-mu? Geçen yılın en çok izlenen filmi Eyyvah Eyvah 2’ye imza atan Ata Demirer-Hakan Algül ikilisi hiç ara vermeden yeni filmlerini çekip seyirciyle buluşmaya hazırladılar bile. Bir de aynı acelecilik her filmin bir öncekini aratır olmasının da başlıca nedeni olmasaydı... Gişe yapsın diye çekilen birbirinden kötü filmler, özellikle bu film türünü istila etmiş durumdayken, BKM yapımı komedilerin, belli bir düzeyin üstündeki filmler olarak kendilerini kanıtladığı söylenebilir. Berlin Kaplanı da bu peşin hükmün sefasını sürmesi muhtemel bir film ya, beklentiyi karşılayıp karşılamayacağı başka bir soru. Ata Demirer’in bir “Trakyalı Şrek” yarattığı Eyyvah Eyvah serisinin rüzgarı ile Hakan Algül’ün en son Çok Güzel Hareketler Bunlar ile sergilediği televizyon için sitcom tecrübesini birleştirmek başarının garantisi olmuy..]]> Thu, 26 Jan 2012 08:50:25 +0400 Teşvik nedir? Kime verilir? https://www.evrensel.net/yazi/21710/tesvik-nedir-kime-verilir https://www.evrensel.net/yazi/21710/tesvik-nedir-kime-verilir? Gönül istiyor ki sinemanın desteğe ihtiyacı olmasın, sinemacılar da bürokratların, politikacıların yumurtlamalarıyla muhatap olmasınlar. Ama malum, sinema pahalı bir iş ve sanata da destek vermeyecekse bir ülkenin kültür politikası neden olur, kültüre bakanlar ne işe yarar? Yıkmaya mı sadece? Sırasıyla şöyle oldu. Sinema Genel Müdürü Cem Erkul bir süre önce bir açıklama yapıp, sinemaya teşvikte değişiklikler olacağını haber verdi. Hem de bu değişiklikler “gişe ve aile filmlerinin” destekleneceği ile başlayıp “Eskiden ailece Malkoçoğlu’na giderdik” diye örnek bile verilerek ilan ediliyordu. Ardından aralarında dünyanın takip ettiği sinemacıların da olduğu Semih Kaplanoğlu, Zeki Demirkubuz, Derviş Zaim, Tuncel Kurtiz, Önder Çakar, Ümit Ünal, Yeşim Ustaoğlu, Özcan Alper, Pelin Esmer, Özgür Doğan, Taylan kardeşler ve birçok..]]> Mon, 23 Jan 2012 09:01:52 +0400 Cumbul ne yaptı öyle? https://www.evrensel.net/yazi/21620/cumbul-ne-yapti-oyle https://www.evrensel.net/yazi/21620/cumbul-ne-yapti-oyle? Bir hafta oldu, yarattığı şaşkınlık bitmedi. Altın Küre töreninde ne oldu, Meltem Cumbul ne yaptı öyle? Kültür sanat olaylarının bir çeşit “ülke tanıtımı” kafasıyla renklendirilmesi, iyice acayip bir hal aldı artık. Altın Küre ödül törenine Meltem Cumbul’un çıkıp da kısa bir konuşma yapması, bunun son örneği. Dalga konusu olduğu kadar, bir çeşit sevinç payı çıkaranlar da çoktu. “Ödül verecek” dendi, ama Cumbul sahneye çıktı, selam verdi, törenin çok ülkede yayınlandığını, ülkesi Türkiye’nin de bunlardan biri olduğunu söyledi, kısacık konuştu, bir şey de vermeden indi. Giderek acayipleşiyor, biliyorsunuz, eliyle zafer işareti yaparak İngilizce “Yurtta barış, dünyada barış” bile dedi. Dalga geçmek için bile insanın içinden bir ses önce neler olup bittiğini anla diyo..]]> Sat, 21 Jan 2012 08:11:53 +0400 Hrant, yabancı, örgüt https://www.evrensel.net/yazi/21569/hrant-yabanci-orgut https://www.evrensel.net/yazi/21569/hrant-yabanci-orgut? Perşembe günü İstanbul’da hava soğukmuş. Günler önce yağdığı halde yerden kalkmayan karlara bakarak da söylenebilirdi bu. Biz onu fark etmedik ama, dışarıdayken de. Yan yana durarak kara kışa bile karşı konacağını anlatsalar inanmazdım ya, on binlerce Hrant’ın Agos’un önüne yürüyüşünde basbayağı öyle oldu. İçimizden gelen sıcaklıkla o görkemli kalabalığı üst üste koyunca, ancak yürüyüş bittikten sonra havanın soğuk olduğunu fark etmeye başlayışımız anlaşılır. İlk kez bir eyleme katılanları seçmek, genelde kolay olur. Agos yürüyüşündeki taze eylemcilerin sayısını bilmek, o kalabalığı saymaya çalışmak gibi, olacak iş değildi. Bayramlıklarını giyip kızının, oğlunun koluna girip gelmiş annelerin heyecanı, sloganlara eşlik etmeye çalışmaları gözümün önünde. Çocuklarına taşıtmadıkları dövizi en yü..]]> Fri, 20 Jan 2012 09:37:37 +0400 Neden olsun? https://www.evrensel.net/yazi/21508/neden-olsun https://www.evrensel.net/yazi/21508/neden-olsun? Hiç hesapta yokken bir hayvanat bahçesi alıp çoluk çocuk kendini oraya veren bir ailenin öyküsünü anlatıyoruz deseler, belki bir çocuk filmi beklemek akıl işidir de, romantik falan tam formülüne uygun bir dramla karşılaşacağını da düşünmüyor insan. Cameron Crowe yönetiyor deseler, yine değişik bir şeyler umuyor insan. Ama Düşler Bahçesi’nde bulmak güç. Kısaca, Benjamin Mee adındaki vatandaşın yaşanmış öyküsü, filmde anlatılan. Karısı ölmüş, çocuklarıyla yakından ilgilenmeye çalışan, işi için de çırpınıp duran bir adam. Çocuklarından küçük olan, filmin akil adamı, küçük bir kız çocuğu, büyüğü ise, asi ergen. Ergenin okulla sorunları ayyuka çıkınca, Benjamin de evi taşıyıp yeni bir başlangıç yapmaya karar veriyor. Emlakçının sürprizi..]]> Thu, 19 Jan 2012 12:09:31 +0400 Uzakta batsın https://www.evrensel.net/yazi/21244/uzakta-batsin https://www.evrensel.net/yazi/21244/uzakta-batsin? Diyelim Dünyaya bir şeyler çarpacakmış, göktaşı, bilemediniz gezegen. Herkese bir haller olur mu, olur. Her şey saçma mı gelmeye başlar, bir şey yapacak mecal mi kalmaz, peki. Ama mıymıymıy ortalarda gezinen bir kadının başlıca kahramanı olduğu bir dünyanın sonu, ne kadar sıkıcı, ne kadar gereksiz, ne kadar manasızdır? Dünya böyle bir dünyaysa, sonu gelmese de olur. Başı neymiş ki sonunu dert edelim. Batmasın bile bu dünya, sürünsün. Lars vor Trier sinir bozucu filmlerin merak uyandıran yönetmeni olmayı kendine iş edinmiş bir kuzeyli adam. Bu seferki rahatsız edicilik düzeyini, dünyanın sonu karşısında hesabı - kitabı, töreni, sosyal ıvır zıvırları şaşıran insanlarla didişerek edinmeye karar vermiş. Eserin adı Melankoli. Filmdeki kamyonlar dolusu göndermeyi tek tek kurcalamak, değil bu yazının, her yazının sınırlarını aşacak. O raflara dizilen resimler, din kitapları, Alman romantizmi, İtalyan ger..]]> Sun, 15 Jan 2012 08:50:13 +0400 Erol Köse’nin görevi nedir? https://www.evrensel.net/yazi/21209/erol-kosenin-gorevi-nedir https://www.evrensel.net/yazi/21209/erol-kosenin-gorevi-nedir? Bazı hükümet üyelerinin görevlerinin ne olduğunu biliyoruz. Şu attan düşen var, onun herkese fırça atmaktan sorumlu olduğunu anlamayan yok. Çok konuşan bir bakanı var, abisi attan korkuyor, o sanattan. Bir sürü kısa bıyıklı var, sonra okyanus ötesi var. Bunları tanıyoruz, ne iş yaptıkları belli. Ama Erol Köse denen adamın görevi nedir, o açıklansın artık. Şu kadarı anlaşılıyor, adam hükümet gibi bir şey. Belki zamanın ruhunu hepimizden iyi kavramış, harekete de geçmiş. Sağda solda “Arkamda hükümet var” diyene kadar, sıradan bir tuhaf adam olduğunu düşünüyorduk. Ama belli ki daha karmaşık şeyler oluyor. Nedir acaba? Bir kere herkesle dalga geçiyor olmak, bilindiği gibi aslında bir süre önce hükümet tarafından kamulaştırılmıştı. Bütün karikatüristlere dava açıldı, onlara sınırları ilan edildi. Önceden siyasi me..]]> Sat, 14 Jan 2012 07:39:37 +0400 Ejderha https://www.evrensel.net/yazi/21166/ejderha https://www.evrensel.net/yazi/21166/ejderha? Ölümünden sonra keşfedilen yazar Stieg Larsson, son yılların en çok okunan yazarlarından biri olduğunu kendi göremedi. Kitaplarını okuyan ve onlardan uyarlanan filmleri izleyenler onun mücadeleci bir gazeteci ve politik mesajlar vermeyi dert edinen bir yazar olduğunu ne kadar görüyor, bugünün meselesi o. Romanlarının ilkini, David Fincher gibi Yedi ile, Dövüş Kulübü ile, Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi ile tanınan özgün bir yönetmen de olsa, bir Amerikalı yönetmen Hollywood prodüksiyonu olarak yapınca, kuşkuya düşmek yine de hakkımız. Çünkü daha başından, İsveçli yazarın kitabı, İngilizce’ye çevrilirken adı “Kadınlardan Nefret Eden Adamlar”dan, “Ejderha Dövmeli Kız”a dönüşüvermişti. Dünyaya da, bize de o isimle yayıldı. Dolayısıyla, kadına karşı şiddet ve kadının yaşadığı toplumsal baskıya y&..]]> Fri, 13 Jan 2012 09:56:43 +0400 Afedersiniz sahne sırası Zenne’de https://www.evrensel.net/yazi/21120/afedersiniz-sahne-sirasi-zennede https://www.evrensel.net/yazi/21120/afedersiniz-sahne-sirasi-zennede? Kendimize tabular edinelim, onları hiç konuşmayalım, ellemeyelim, kurcalamayalım, kaçalım, saklanalım, büyüsünler, şişsinler, ondan sonra günün birinde bakanların konuşkanı çıkıp “terör”le “afedersiniz” eşcinselliği birbirine bir güzel bağlasın da neresini düzelteceğimizi şaşıralım. Herkesi içeri atıp sindirmeye çalışanların azgın terörü, kendinden saymadığı herkesi düşman bellerken, o arada başkalarının sanatını, dinini, hayatını, eline ne geçirirse küfür niyetine sayacak kadar iplerinden boşanmış olduğuna göre, bu o mayınlı bölgelerde daha fazla gezmek gerektiği anlamına gelmeli herhalde. Sinemada tabu olarak görülen mevzulara dokunan filmlere çok sıklıkla rastlamadığımızdan kıymetliler. Zenne’nin Ekim’de Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yaptığı galadan itibaren dikkat çeken, tartışılan bir fi..]]> Thu, 12 Jan 2012 10:47:19 +0400 Son olsa, böyle mi olurdu? https://www.evrensel.net/yazi/20807/son-olsa-boyle-mi-olurdu https://www.evrensel.net/yazi/20807/son-olsa-boyle-mi-olurdu? 12 Eylül’le dalga geçilir tabii, tersini söyleyen yanılır. Gülmek öfkelenmenin alternatifi değil ya, ikisi birden mümkün olabilir elbet. Hatta yeterince dalga geçildi mi derseniz, sohbetlerde, anılarda bilemem de, sinemada hak ettikleri kadar madara olmadılar daha. Bu Son Olsun, tam Kenan Evren’in yargılandığı günlere denk gelen bir 12 Eylül komedisi. Fikir, çok yaratıcı. Beş evsiz var. Dönemin aşırı politik ortamında pek bir şeye bulaşmayan, karınlarını doyurmaya çalışan, devrimcilere daha çok saygı duyan ama MHP’lilerin de huyuna gitmeye çalışan, hikayenin hayatta kalmaya uğraşan kahramanları işte. 12 Eylül geldiğinde ise, sokağa çıkma yasağı ile başları fena halde derde giriyor, çünkü sokak, onların evi aslında! Bunu askerlere anlatamamaları bir sürpriz değil, yani, onlar da başkaları gibi hapsi boyluyor. Orada biraz rahat ediyor ama dayaktan, b..]]> Sun, 08 Jan 2012 10:13:05 +0400 Adını koymak üstüne Metin https://www.evrensel.net/yazi/20762/adini-koymak-ustune-metin https://www.evrensel.net/yazi/20762/adini-koymak-ustune-metin? Her şeye başka isim takar oldular ya, haber okumak bu yüzden ayrıca bir işkence. Bir binayı yıkmaya karar verirler ama “Yıkacağız” diyemezler. “Yıkmayacağız da, taşıyıp bilmem ne yapacağız da” diye uydururlar. “Devlet halkını bombaladı” denmesin isterler. Bombalama o zaman, biz de demeyelim, desen de anlamaz. “Kürtler öldü” denmesin ister, en son ona takmış bir tanesi. “Kürtler hiç ölür mü?” desen memnun olacak herhalde. Mesele Kürtlerin ölmesi mi, birilerinin “Kürtler öldü” demesi mi? Böyle bir soru yokmuş gibi yaşamaya devam etmemizi gerçekten beklemeleri ne manasız bir şey. Hiçbir şeyin adını doğru koyamamakla habercilik olmaz, olmuyor işte. Gerçek ne demek ki zaten? 16 yıl oldu, Evrensel’in ikinci adı ‘Metin Göktepe’nin gazetesi” olalı. Belki gazeteyi çıkarırken, ya da satarken ..]]> Sat, 07 Jan 2012 08:19:53 +0400 Basınlı film https://www.evrensel.net/yazi/20714/basinli-film https://www.evrensel.net/yazi/20714/basinli-film? Adam memleketinden epey uzak bir yerde gazetecilik işi bulmuş. Anlatıyorlar, “Kimse yoksul tarım işçilerinin falan ne yaşadığını okumak istemiyor”, kendisinden ne beklendiğini anlasın diye. Ne iş yaptığı belli olmayan zengin birkaç adam bu gazeteciyi buluyor ve yeni yapmak istedikleri hukuksuz soygunculuk işlerinde, ondan destek olmasını istiyorlar. Çok parlak açılımları var, “Zenci gibi düşünene komünist denir” falan gibi. Gazetecinin de sarhoş olmak dışında pek bir şey yaptığı yok. Bir gün yoksulların huyuna gitmeyince arkadaşıyla başlarını belaya sokuyor, tutuklanıyorlar. Zengin ve karanlık adam gelip bunları kurtarınca, ona gebe kalıyorlar. Sonra yine sarhoş oluyorlar. Böyle gidiyor. Film bizde Tutku Günlükleri adıyla gösteriliyor ama adı basbayağı ‘Rom Günlükleri’. Yer Güney Amerika, hem de Amerikan arka bahçesinin en yakın köşesi, Porto Riko. Bu haft..]]> Fri, 06 Jan 2012 10:18:48 +0400 Korkulu yeni yıl dileği https://www.evrensel.net/yazi/20331/korkulu-yeni-yil-dilegi https://www.evrensel.net/yazi/20331/korkulu-yeni-yil-dilegi? Yeni yıl dileğim, korkularla ilgili. Düşündüm taşındım da, çok korku var bu memlekette. Yeni yılda ona bir çare bulunsa ne güzel olur. Yıl biterken benim korkuları düşünesim geldi. Nelerden korkuyoruz, neden korkuyoruz merak ettim ya, aslına bakarsanız, nelerden korkmuyoruz ki? Korkuyoruz işte. İnsani bir haslet nihayetinde, hepimizde olan bir özellik. Küçücük hayvanlardan, birden duyulan seslerden, manalı manasız korkuyoruz. İnsanlardan tabii, insanlardan korkmayıp ne yapacağız? Korku var, korku var. Siz belki birden arkanızda beliren arkadaşınızın nefesinden korkuyorsunuz, kimisi vatandaşından korkuyor. Elinde koca koca silahı, uçağı, bombası olanlar var, misal, silahsız insanlardan korkuyor. Silahlıdan korkmuyor o kadar, ona atıp tutuyor, “şöyle yaparız böyle yaparız”. Ama silahsızsa korkuyor arkadaş. Birkaç bidon mazot taşıyan çocuklar kadar korktuğu şey yok mesela. Ko..]]> Sat, 31 Dec 2011 08:40:31 +0400 Rivayet! https://www.evrensel.net/yazi/20290/rivayet https://www.evrensel.net/yazi/20290/rivayet? “Vurulmuşum Düşüm, gecelerden kara Bir hayra yoranım çıkmaz Canım alırlar ecelsiz Sığdıramam kitaplara Şifre buyurmuş bir paşa Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız” 1 Ocak, çok Kürt’ün doğum günü, biliyoruz. Sadece Kürtlerin değil elbet, hakikaten o günde doğanlar da var ama en çok geç yazdırılan, gerçek doğum günü unutulan, dikkat edilmeyen herkesin doğum günü 1 Ocak. Aylar sonra şehre inilecek ya da nüfus dairesine gidilecek kadar uzakta olanların; bazen ruhen, bazen coğrafyadan uzakta. En çok da Kürtlerin doğum günü ama 1 Ocak. Aralık sonu da ölüm günleriymiş. Sonuna geldiğimiz yılı, ölümlerle ve yalanlarla bitirmek de varmış. Haber vermek için Genelkurmayı bekleyen, hâlâ günün sonuna kadar “siviller öldü iddiası” laflarını utanmadan tekrarlayanlar, topu taca atma g..]]> Fri, 30 Dec 2011 09:50:10 +0400 Onlardan olmamak https://www.evrensel.net/yazi/19899/onlardan-olmamak https://www.evrensel.net/yazi/19899/onlardan-olmamak? Şimdi biz bugün Maraş’ı anıyoruz ya, 30 küsur yıl önce, o anın içindeyken mesele nasıl anlaşılıyor, nasıl yaşanıyordu acaba? Bugün ananlar, o gün de katliamla yakından ilgilenenler olduğundan onların anlatacak çok şeyleri var. Peki olayı evinde haber alan çoğunluk? 100 küsur kişi ölmüştü, herhalde kayıtsız kalmamışlardı ya, hem zaman ölümlere o kadar da duyarlı olunacak bir zaman olmayabilir, hem de o zamanın ve her zamanın sihirli saçmalığı “sağ-sol çatışması” belki de tatmin edici ve yanlış yönlendirici olmayı becerebilmişti. Demek istiyorum ki, içinde yaşadığımız anın duyarsızlığından kurtulmanın yolu ne olmalı? Dün de gazetecileri aldılar. Sorguda birbirleriyle, milletvekilleriyle falan yaptıkları telefon görüşmelerini falan sordular ve sonunda 36’sını daha KCK’li ilan ettiler. Tutuklu gazeteci sayısının 100’ü geçtiği ..]]> Sat, 24 Dec 2011 14:29:37 +0400 İki film ve seyircisi https://www.evrensel.net/yazi/19615/iki-film-ve-seyircisi https://www.evrensel.net/yazi/19615/iki-film-ve-seyircisi? Sinemacılar, eleştirmenler, birçok farklı açıdan filmleri değerlendiriyorlar da, izleyicinin yaptığı değerlendirme yine de her seferinde daha ilginç başka ayrıntılara dikkat çekiyor. Entelköy Efeköy’e Karşı filminin Batman Film Festivali’nin kapanışındaki gösterimi, buna bir örnekti. Konu, bir Ege köyündeki köylülerle köye gelen anarşist “entel” topluluk arasındaki çatışmalar. Bunun, kültürel olarak epey farklı bir coğrafyada nasıl anlaşılacağı, merak edilecek bir mesele. Nitekim, Batman seyircisinin filmle kurduğu ilişki, epeyce politik bir yerden oldu. Zaten bölgedeki ortalama seyircinin, filmin “hoşgörü” mesajını anlamayı bırakalım, daha ileriden desteklemekle ilgili bir sıkıntısı olmadığı açık. Birçok yerde seyirciler filmlerde küfürün çokluğu gibi meselelere takılırken, belki hoşgörü mesajını i&c..]]> Mon, 19 Dec 2011 08:25:13 +0400 Batman’da gaz kokusu https://www.evrensel.net/yazi/19521/batmanda-gaz-kokusu https://www.evrensel.net/yazi/19521/batmanda-gaz-kokusu? Batman’ın çarşısının girişinde, büyük bir heykel var. Aralarında Komando Caddesi’nin de bulunduğu birkaç yolun kesiştiği, Mem Parkı’nın arka tarafında kalan (Zin Parkı biraz daha ileride) son mitingin yapıldığı alanın da hemen yanında, merkezi bir yerde. İki el tarafından tutulan bir dünya, üzerinde de yazdığı gibi, İnsan Hakları Anıtı. İnsan Hakları Anıtı’nın iki yanına yazılar iliştirilmiş. Bir yanında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ndan maddeler yer alıyor. Bir de tam onun arka tarafı var, aynı formatta, bu kez başka bir yerden alıntı; Veda Hutbesi ile Kuran’dan. Haklarını isteyen insanlar, akıllarına gelen farklı referansları hatırlatmaktan başka çare bulamamakla kalmamış, onun anıtını dikmişler. Eller, çözüm için uzanmış ve “Siz nereden anlayacaksanız anlayın, yeter ki tutun” diyor sanki. Hafta içinde, o anıtın birkaç adım ilerisinde “Buradayım&r..]]> Sat, 17 Dec 2011 07:03:18 +0400 Batman: Ne varsa sinemaya dahil https://www.evrensel.net/yazi/19468/batman-ne-varsa-sinemaya-dahil https://www.evrensel.net/yazi/19468/batman-ne-varsa-sinemaya-dahil? Bu Kürt sinemasına dair bir eleştiri değil tabii ya, bir seyirci olarak ilk izlenim dersem mazur görülür belki. Art arda ağır tempolu Kürt kısa filmleri ya da bol anlatımlı belgeseller izlemek, başka festivallere benzemeyen bir ağırlık bırakıyormuş insanın üstünde. Bir daha, o filmleri görmezden önceki sen olmayacakmışsın gibi, bir dalgınlık, bir yorgunluk, bir çökmüşlük hali sanki. Sen iki filmle havaya giriyorsun, biz 30 yıldır bu hayatı yaşıyoruz diyen, yerden göğe kadar haklıdır elbet. Batman’da Yılmaz Güney Film Festivali’nin filmlerini izleyip yazmayı düşündüğüm sırada, iki film arasında, 100 kilometre ötedeki Diyarbakır’da Azadiya Welat’ın sahibinin gözaltına alındığını öğrenmek, festivalin bir parçası zaten. Bırakılmış olduğunu öğrenmek -benim bildiğim de sinemaya benzetmek ne yapalım- bir katarsis sağlayıp da rahatlatmıyor ama. De..]]> Fri, 16 Dec 2011 09:45:42 +0400 Sahada çözülmeyen spor filmi https://www.evrensel.net/yazi/19145/sahada-cozulmeyen-spor-filmi https://www.evrensel.net/yazi/19145/sahada-cozulmeyen-spor-filmi? Haftanın sporlu filmi, buralı izleyicinin daha çok filmlerden tanıdığı bir spor olan beyzbolla ilgili. Kazanma Sanatı’nın hikayesi, sıradışı bir kazanma yolu ve kendisi tecrübeyle sabit. Yılın da, en azından Oscar yarışında iddialı filmlerinden. Sporlu filmleri bilirsiniz, çaptan düşmüş bir sporcu, antrenör, takım vardır, bu filmde hepsi birden var, 20 kadar sporcu dahil. Başarıya ulaşmak için herkesten çok çalışırlar, herkesten çok inanırlar, başkalarının bilmediği birtakım numaralar yaparlar falan filan. Kimse onları ciddiye almazken, hiç kendilerinden beklenmeyen başarılar kazanırlar. Film biter. Bu bir kalıp. Kazanma Sanatı da bunun dışında değil. Farkı, bilimsel ya da bizde gösterildiği adındaki iddiaya göre, sanatsal takılması. Şöyle ki, bir istatikçi vatandaş, her oyuncunun fiyat ve performans grafikleriyle falan cebelleşip bir çeşit teori ortaya çıkarmış. Yale mezunu ..]]> Sun, 11 Dec 2011 12:07:22 +0400 Behzat Ç., şiddet, yine vs. https://www.evrensel.net/yazi/19105/behzat-c-siddet-yine-vs https://www.evrensel.net/yazi/19105/behzat-c-siddet-yine-vs? Behzat Ç.’yi eleştirenlerin söylediği her şey doğru. Maço bir söylemi var, onu yeniden üretiyor, öyledir. Şiddetin haklı olabileceği zamanlar olduğunu öne sürerek, şiddeti ve uygulayan polis olduğuna göre, polis şiddetini meşrulaştırıyor bir yanıyla, evet. Kimseler doğru dürüst kurallara uymadığından, polisin kanunsuz uygulamalarına seyircinin göz yummasına katkıda bulunmak gibi bir sonucu da vardır. Aklınıza gelenleri siz de ekleyebilirsiniz, çünkü aylardır en çok eleştirilen dizilerden biri olarak Behzat Ç. üstüne o kadar çok şey söylendi ki, ne hepsini buraya sığdırmak mümkün, ne de nasıl olsa duymuş olduğunuz şeyleri tekrarlamanın bir anlamı var. Özetle, hepsi doğru. Dizinin hakikaten böyle bir etkide bulunduğunu, en azından izleyicilerin bir kısmı üstünde, başta polis şiddeti, bir ton siyaseten yanlışlığı meşrulaştırmaya yaradığı..]]> Sat, 10 Dec 2011 08:39:44 +0400 Yıkılarak mı öğreneceğiz ayakta durmayı? https://www.evrensel.net/yazi/19025/yikilarak-mi-ogrenecegiz-ayakta-durmayi https://www.evrensel.net/yazi/19025/yikilarak-mi-ogrenecegiz-ayakta-durmayi? Hafta içinde idare mahkemesinden yeni bir karar çıktı, böylece Emek Sinemasının yıkımıyla ilgili yürütmenin durdurulması iptal edildi. Bunu sona yaklaşmak olarak yorumlayanlar çok, veda vaktinin geldiği çoktan konuşulmaya başlandı. Sinema Yazarları Derneği Emek Sinemasını terk etmeyeceklerini açıkladı, “?Beyoğlu Sinema Mezarlığının Emek’i de yutmasına izin vermeyecek, Emek’i yıktırmayacağız” dedi. Bir yandan da Emek nöbeti başlatıldı. Yolu Emek sinemasına düşen vatandaşlar sosyal medya üzerinden haberleşerek Emek’e sahip çıktıklarını ilan ediyorlar, hem de bir gelişme olursa haberleşmeyi kolaylaştırmak için bir zemin kurulmuş oluyor. Yıkıcıların sesi daha çok çıkıyor ya, galiba en çok, Emek yıkılmasın demeyi nostalji olarak anlatmaya çalışmaları, sinir bozucu. Oraya küçükken babamızla gittiğimiz pastane muamelesi yapsaydık, onun adı ..]]> Fri, 09 Dec 2011 09:44:05 +0400 Duyurana kadar: Ez li virim https://www.evrensel.net/yazi/18721/duyurana-kadar-ez-li-virim https://www.evrensel.net/yazi/18721/duyurana-kadar-ez-li-virim? Bu yazı, güzel kardeşim, okuyunca tatmin olacak okura değil. Huzursuz olacak olana. Rahatsız olacak olana. Nefret edecek olana. Devlete karşı gelmeyi aklına gelebilecek en büyük suç sayana, isyan eden varsa onunla savaşmak gerektiğine inanana. Her haber okuduğunda “terör” bitmediği için öfkelenen, neden bitmediğini bir türlü anlayamayan okura. İnsaniyet namına. Muradımı baştan söyleyeyim, darılma, gücenme olmasın. Murat’ın hatırına. Deprem öldürmez, sevgili okuyucu, devlet öldürür. Yine, allah kahretsin, bir kez daha, bunu gördük. Diyarbakır’da neler olduğunu en başından anlatamam. Dilim döndüğünce, şuncacık yerde konuşabildiğimiz kadar birkaç lafım var sadece. Şimdi, sen, tuttuğun takımın yöneticileri içeri alınınca neler hissettiğini bir hatırla. Ne kadar öfkelendiğini aklına getir. Sonra unut onu. Fillerin tepişmesi onların mes..]]> Mon, 05 Dec 2011 08:57:37 +0400 Hayal gücüne saygı duruşu https://www.evrensel.net/yazi/18679/hayal-gucune-saygi-durusu https://www.evrensel.net/yazi/18679/hayal-gucune-saygi-durusu? Bir küçük velet her türlü tamir işinden anlıyor ve içinde modellerin olduğu defterini bir türlü elinden düşürmüyor. Hırsız diyorlar, değil, iş veriyorlar istemiyor, esas neyin peşinde olduğunu anlamamız neyse ki uzun sürmüyor. Bu hafta gösterime giren Hugo, çocukluğun sinemasına, sinemanın çocukluğuna, hepimizin çocukluğuna ve sinema sevgisine dair bir film. Yönetmen Martin Scorsese, en hafif ifadeyle, böyle naif filmlerin adamı değil, ilk filmlerinden Taksi Şoförü’nden bir önceki filmi Zindan Adası’na kadar, sert adamların ayakta kalma maceralarıyla daha ilgilidir. Sinema tarihine arada göndermeler yapar ya, bu kez göndermenin kendisi film olup karşımıza gelmiş. Hugo, babasının bıraktığı yerden hayallerinin peşinden giden, becerikli, akıllı bir çocuğun hikayesi. Sinema tarihine yapılan göndermeler arasında Robin Hood da var, başka &..]]> Sat, 03 Dec 2011 09:35:39 +0400 Nihat Doğan o adamdır https://www.evrensel.net/yazi/18641/nihat-dogan-o-adamdir https://www.evrensel.net/yazi/18641/nihat-dogan-o-adamdir? Herkesin ilk tanıştığı zaman farklı olabilir. Varoşların prensi olarak başladığında fazla bir sesi çıkmıyordu ya, sanki hayal meyal hatırlıyorum o zamanlarını. Seda Sayan’la macerası onu büyüklerin ligine taşımıştı. Birbirinden özlü sözlerini yumurtladıkça, değişik bir ilgi uyandırıyordu duyanda, hani, bu adamda bir şey var ama ne var gibisinden. Survivor yarışması, o güne kadarki kariyerinin zirvesiydi ama, o sükseye, ilgiye, gürültüye doymuyor. İzliyoruz, gülüyoruz, seviyoruz onu nicedir. Kişiliği yaptığı işin (Şarkı mı söylüyordu acaba?) çoktan önüne geçtiğine göre, Nihat Doğan’ı hafifsememiz için bir neden yok. Star diye bir şey varsa, Nihat Doğan da star sayılmalı. Başbakanın uçağıyla gezilere de gider, fuhuştan içeri de alınır, boyundan büyük polemiklere de girer. Yapar bunu. Son yumurtası, Fazıl Say’la karşılıklı arabe..]]> Fri, 02 Dec 2011 09:32:52 +0400 Tehlikeli https://www.evrensel.net/yazi/18304/tehlikeli https://www.evrensel.net/yazi/18304/tehlikeli? Freud olsun, Jung olsun, psikanalizin babalarının, hayatımızın psikoterapiyle kurtulduğuna inanmayanlar için bile, geçen yüzyılın en etkili isimleri arasında yer aldıkları kabul edilmesi gereken bir şey. Yaşadığımız dünya böyle, onlarsız konuşmanın güç olduğu bir yer. Yılın beklenen filmlerinden biri Tehlikeli İlişki, Freud ile Jung ilişkisini ve yüzyılın başlarında psikanalizin hallerini anlatıyor. Yönetmeni David Cronenberg, filmlerinin bir ortak özelliğini tarif etmesi güç olsa da, kendine özgü üslubuyla müsemma yönetmenlerden. Çarpışma nasıl bir tuhaf kesişim hikayesiyse, Çıplak Yemek tribin en acayibiydi, Şark Vaatleri bambaşka bir şiddetli meseleyken, Şiddetin Tarihçesi ne karanlık bir gerilimdi. Karanlık, bir tema gibi değil ama her seferinde bir yerinde karşımıza çıkan bir motif olarak var Cronenberg filmlerinde, belki de bu ona çağının tanıklığındaki..]]> Sun, 27 Nov 2011 11:46:42 +0400 Bize her yer Dersim! https://www.evrensel.net/yazi/18263/bize-her-yer-dersim https://www.evrensel.net/yazi/18263/bize-her-yer-dersim? Daha iki gün önce Kandil’de çekilmiş fotoğraf buldular diye çarşaf çarşaf KCK operasyonunu övenler de özür diler mi acaba? Trend o ya bu aralar. Malum, binlerce Kürt’ü, aydını, siyasetçiyi, gazeteciyi, hocayı, yoldan geçeni, sudan içeni içeri doldururken, bu hafta bir de avukatları toparlamayı uygun görmüşlerdi. Adlarını da “İmralı’nın kuryeleri” takmışlardı. Medya cephesi, Avukat İrfan Dündar’ın bir fotoğrafını bulup manşetlerden operasyona arka çıkmıştı. Dündar’ın avukatı, fotoğrafın köyde çekildiğini, karedeki silahın bildiğin ruhsatlı bir silah olduğunu falan söylemeye çalıştı ya, duyan olmadı. Belki kızmışlardır, “Sana sorduk mu?” demişlerdir. Hasılı, iki gün sonra, “Kandil’de eğitim yapan PKK’li avukat” olarak meşhur edilen İrfan Dündar, bırakıldı. Neredeyse b..]]> Sun, 27 Nov 2011 12:48:07 +0400 Ekşi, kedi, özgürlük https://www.evrensel.net/yazi/18205/eksi-kedi-ozgurluk https://www.evrensel.net/yazi/18205/eksi-kedi-ozgurluk? Taraf tayfasının başının altından çıkan son kampanya çok başarılı gerçekten. Gazetesinin gözbebeği, parlayan yıldızı Mehmet Baransu, yanına Rasih Yılmaz’ı da almış, “Ekşi sözlük kapatılsın” buyurmuşlar. Nedenmiş derseniz, mesele çok derin. Oradakiler üzerinize afiyet, dinsizmiş. Neler neler yazarlarmış da, hiç bana mısın demezlermiş. Birileri bir kenara dinsiz dinsiz şeyler yazarsa, halimiz n’olur dersiniz? Tutuklayıcılar, zamcılar, özürcüler, bedelciler, baskıncılar, depremciler kusura bakmasın, memleketin en önemli sorunu olur. Göz yumulabilemez. Diyorlar ki, bunların derdi başkaymış, asıl orada kendi haklarında yazanlardan kurtulmaya çalışırlarmış. Varsın öyle olsun. Senin hakkında beğenmediğin bir laf edeni susturma özgürlüğüne ne oldu? Onlar vatana millete hizmet için çırpınacaklar, ama ne idüğü belirsiz birileri çı..]]> Fri, 25 Nov 2011 09:38:11 +0400 Ustaya veda https://www.evrensel.net/yazi/17845/ustaya-veda https://www.evrensel.net/yazi/17845/ustaya-veda? Bizde yönetmen sineması fikri yeni aslında. Çok taze bir örnekle başlayayım. Lütfi Akad’ı kaybedince, onu hatırlamak, anmak, eserlerini yaygınlaştırmak üzere konuşacağımıza göre, isteyenler filmlerine nasıl ulaşabilir diye düşünmeye başladım. En kolay erişilebilir kaynak olarak internette bir araştırma yapmaya kalktım. Örneğin Anadolu üçlemesi Gelin, Düğün, Diyet, herhalde en bilinen filmlerinden olmalı, ve elbette en önemli filmlerinden, buna rağmen bir türlü karşıma çıkmıyordu. Meğer başından beri yanlış bir arama yapıyormuşum. Sonunda aklıma geldi de düzelttim, filmleri de hemen buluverdim. Lütfi Akad, Gelin diye aratınca çıkmayan film, Hülya Koçyiğit adıyla aratınca hemen karşımda görünüverdi. Lütfi Akad’la ilgili haberlerde 95 yıllık hayatının Türkiye sinemasının gelişimine ne kadar paralel olduğunu zaten okumuş olmalısınız. ..]]> Sun, 20 Nov 2011 15:14:03 +0400 Eksik olan sen değilsin hayat https://www.evrensel.net/yazi/17803/eksik-olan-sen-degilsin-hayat https://www.evrensel.net/yazi/17803/eksik-olan-sen-degilsin-hayat? Şunu açığa kavuşturarak başlayalım, ne filmlerin, dizilerin, herhangi bir anlatının mesaj vermesine itiraz edecek halim var, ne öğretici ya da didaktik olmanın olumsuz bir anlamı olduğunu savunmanın yeri burası. Ama olmayan bir şeyler var, gördüğümü söylemem gerek. ‘Hayat Devam Ediyor’, Mahsun Kırmızıgül’ün kendine özgü yöntemiyle gündeme geldiğinden beri hayatımızda. Nihayet yayınlanınca, ne denmek istediğini daha iyi anladık. Kendine özgü yöntemi derken şunu söylemeye çalışıyorum, bizim alışık olduğumuz dizi tanıtımları, hangi oyuncunun neye benzediği, ne kadar güldürüp ne kadar ağlattığı, hangi tecavüz sahnesine nasıl yer verdiği gibi magazin haberleriyle yapılır. Kırmızıgül yöntemi, daha başlamadan bizi “Çocuk gelinler meselesini işleyen dizi” olduğuna ikna etmek üstüne kurulu. Bir dizinin başlamadan Amerikan gaz..]]> Sat, 19 Nov 2011 15:09:55 +0400 Can’ımızı sıkamazlar https://www.evrensel.net/yazi/17742/canimizi-sikamazlar https://www.evrensel.net/yazi/17742/canimizi-sikamazlar? Ne kadar uğraşsak boş, Can babanın kendisi kadar yakışıklı bir cevap veremeyeceğiz bu ahlaksızlığa. Bir deli kuyuya taş atıyor, çıkar çıkarabilirsen. Saymakla bitmeyecek kadar sahte Can Yücel şiiri var, İnternet’te dolaşıyorlar, bayıla bayıla da paylaşılıyorlar ya, bu paylaşımlar artık iyice kontrolden çıkmış. Mesele şu, yakın zamana kadar, İnternet’te sahte Can Yücel şiirlerinin dolaşıyor olması diye bir sorun vardı. Birkaç şiir sitesini ben uyarsam, birkaçını siz uyarsanız, paylaşanlara cevap versek, arkadaşlar o yanlış desek, sanki çözülecek gibiydi. İnternet’in bir kaynak olarak güvenilmezliğine vurgu yapınca meseleyi açıklamış oluyorduk. Ama anlaşılan, bu şiirler o kadar çok yayılmış durumdalar ki, ne kaynaklar birkaç şiir sitesiyle sınırlı kaldı, ne de izini sürüp birkaç düzeltme yaparak iş bitecek. Araya karışma değil bu, topyekün Can Yücel&..]]> Fri, 18 Nov 2011 08:29:02 +0400 Nerde kaldın la? https://www.evrensel.net/yazi/17486/nerde-kaldin-la https://www.evrensel.net/yazi/17486/nerde-kaldin-la? Beklenen an geldi. Behzat Ç. ekrana döndü. Dizinin transferi, kanalın el değiştirmesi, sinema filmi derken sezonun başlaması kasımın ortasını bulunca, seyircinin sıkıntısı iyice artmıştı. Belki de bölümün başında olay mahalline herkesten geç gelen Harun, bize bunun açıklamasını yapıyordu: “Nerde kaldın la?” “Ne var beş dakika fazla uyudum, bak şimdi daha iyiyim.” Adaletine bir türlü güvenemediğimiz memlekette, bir yandan Hrant’ın davası için giderek daha fazla ümitleri yitirirken, bir yandan küçük N.Ç. kararına öfkemiz dinmemiş, dinmeyecekken, gözünü kulağını Behzat Ç.’ye diken izleyicinin beklentisi o kadar büyük değil aslında. Dizinin küçük bir jesti onu epey rahatlatacak da, rahatlamanın vakti mi acaba? O soru aklımızda kalsın da, zaten rahatlamaktan oldukça uzak bir bölümle yeni s..]]> Mon, 14 Nov 2011 08:47:38 +0400 Kitaba dokunmak https://www.evrensel.net/yazi/17438/kitaba-dokunmak https://www.evrensel.net/yazi/17438/kitaba-dokunmak? İstanbul için kitap vakti, geldi yine. Yollara döküldük. Büyükçekmece’deki TÜYAP’ın şehrin geneline uzaklığı hâlâ zırt pırt gündeme gelen bir konu değil artık, servislerin sıklığı, metrobüs derken alışıldı belki de. Bu yıl da, metrobüsün inşaatı biraz zora soktu TÜYAP yolculuklarını, çünkü Avcılar’daki metrobüsten TÜYAP Fuar alanının bulunduğu Beylikdüzü’ne kadarki metrobüs inşaatı, günün her saati trafiğin adım adım ilerlemesi anlamına geliyor. Önümüzdeki yıllarda metrobüsün oraya uzayacak olmasına sevinmeye çalışacağız, ne yapalım. Fuarın ilk günü, görünüşe göre geçen yıllardaki kalabalığından bir şey kaybetmemiş olarak başladı. Kapıdaki kuyruklar, koridorlardaki sıkışmalar, alışık olduğumuz kadardı. İlk izlenim, her şey demek değil ama bir fikir veriyordu işte..]]> Sun, 13 Nov 2011 09:31:00 +0400 Yıkılsın https://www.evrensel.net/yazi/17391/yikilsin https://www.evrensel.net/yazi/17391/yikilsin? "Kopan çığlar altında kalanlar olduğu Oysa görülüyordu.” 1 Çıkamadı Cem. Onu anlatacak arkadaşları. Çalışkanlığını da anlatmalı, mesleğini sevmesini, gerçeğe düşkünlüğünü, pes etmeyişini, anlatmalı elbet… Haberin peşine gittiğinde, evinden yüzlerce kilometre uzaktayken, tepesine çöktüler işte. Kendi anlattı galiba zaten. Cem’i hep güler yüzüyle hatırlıyorum. Tanıyanlar bilir, sakin, saygılı adamdı. Bazı hain arkadaşları da bundan yararlanıp onu kızdırmaya çalışırdı. Ben de az yapmadım. Hemen kolay cevap veremezdi, üstüne gitmesi zevkliydi o yüzden. Kızmadığını da bilirdik, yüzündeki gülümseme, gözündeki ışık eksilmezdi. Altında kalmazdı, söyleyecek sözü hep olurdu. Ama beklerdi, acele etmezdi. Kaç gündür Cem’i düşündükçe onu küçük..]]> Sat, 12 Nov 2011 08:07:47 +0400 Postliberalizm ya da sermayenin faşizmi(2) https://www.evrensel.net/yazi/17304/postliberalizm-ya-da-sermayenin-fasizmi2 https://www.evrensel.net/yazi/17304/postliberalizm-ya-da-sermayenin-fasizmi2? Ele almaya başladığım ve kestirimde bulunmaya çalışacağım konu itibariyle postliberalizm daha doğrusu sermayenin faşizmi ifadelendirmesiyle neyi ortaya koyma çabasına giriştiğimin çerçevesini çizmeyi gerekli görmekteyim. Öncelikli olarak şunu ifade etmem gerekir ki, postliberalizm kavramını, konuya ilişkin dünya literatüründe son zamanlarda üzerinde durulmaya başlanan postneoliberalizm kavramlarıyla özdeş tutarak yola çıkmış değilim. Hatta bu kavramı ortaya atıp, postneoliberalizm çağına girildiği vurgusunda bulunanlarla tamamen ayrı konumda bulunduğumu da belirtmem gerekiyor. Literatürde postneoliberalizm kavramını kullanarak analize girişenler yani kapitalist dünya ekonomisinde özellikle de son birkaç yıldır iktisadi krizle birlikte görülen gelişmelerin yaşanmaya başlamasını postneoliberalizm çağı olarak değerlendirenler, öncelikli olarak ve üstün..]]> Fri, 11 Nov 2011 09:26:22 +0400 Bu şiirler unutulsun https://www.evrensel.net/yazi/17297/bu-siirler-unutulsun https://www.evrensel.net/yazi/17297/bu-siirler-unutulsun? Aşk filmi olsa da izlesek diye kenarda bekleyen seyirci kitlesinin nüfusunu bilemiyorum. Ama ağlamak istiyorlarsa, ‘Beni Unutma’ tam yeri. Bir adamla bir kadın tanışır ve olaylar gelişir, yani şöyle, adam da kadın da bir şekilde sevgililerinden ayrılırlar. Biri sıkılır, biri aldatılır, bunlar zaten ilk birkaç dakikada olup biter. Barda tanışılır, bir elektrik yakalanır, sonra epey hızlıca ilerleyen romantik günler başlar. Her şey mutlu mutlu giderken birden talihsiz bir şeyler olur, artık o kadarı kalsın ve ondan sonra hikaye epey dramatik bir hal almaya başlar. Filmin mutlu ilk yarısı daha kolay gidiyor; nihayetinde bir aşkın yaşanmasının küçük esprilerle süslü hikayesini izlemekten keyif almayacak kadar kalpsiz izleyici yoktur. Klişelerden hiç kaçınılmamış olması, o ufak tefek pek romantik ayrıntıların zaman zaman eğreti durması, galiba daha kolay hoşgörülüyor öyle olunca. Yoksa, filmde ka..]]> Fri, 11 Nov 2011 09:05:59 +0400 Soyguna övgü https://www.evrensel.net/yazi/17038/soyguna-ovgu https://www.evrensel.net/yazi/17038/soyguna-ovgu? Madem yeri geldi. Soygun filmleriyle ilgili bir açıklama yapmak farz oldu. Oceans serisi, soygunculuk konusunda bir büyük yanlışa imza attı, bir de üst üste filmleriyle bunda ısrar etti. Yönetmeni Steven Soderbergh bey abi de, George Clooney’den başlayarak saygıdeğer kadrosu da, aslında politik olarak güzel yerlerde durarak vatandaşın sempatisini kazanmayı bilen şahıslardı. Ama Oceans ile, soygun filmlerini bizden çalmaya çalışma girişiminin öncüsü olmak gibi bir hata yaptılar. Mesele şu, soygun, yoksullara ait bir eylem olmayı hep hak etti. Bankalar, kumarhaneler, kuleler, kasalar onların zaten, soygun da bizim olsun. Soygunlar dünyanın yamuk düzenini düzeltecek araç değil elbet, ama domuzdan iki kıl koparmanın, zengine bir tokat vurmanın, perdede bunu gerine gerine izlemenin yolu olmasında ne sakınca olsun? İşte Oceans’larla bizi inandırmak istedikleri şey, soygunu aşırı profesyonel s..]]> Sun, 06 Nov 2011 09:44:32 +0400 İnsaniyetsiz araçlar https://www.evrensel.net/yazi/16993/insaniyetsiz-araclar https://www.evrensel.net/yazi/16993/insaniyetsiz-araclar? Askerlik deyince akla vatan müdafaası, vatanperverlik, fedakârlık, şecaat gelir. Askeri, vatanı için savaşmağa gönüllü kişi diye öğreniriz. Bazı sosyal bilimciler, devleti silâhlı kuvvet kullanma tekelini elinde tutan teşkilât diye tarif eder. Kimisi devletin silâhlı gücünün işlevinin veya işlevlerinden birinin sosyal nizamı muhafaza etmek olduğunu öne sürer. Bir ordunun edinip kullandığı silâhlar, işlevi hakkında fikir verir. İnsansız hava aracı (İHA) nasıl bir silâhtır? Havadan yerdeki kişiler üzerine istihbarat toplamak, tespit etmek ve öldürmek üzere tasarımlanmış bir araçtır. Devletler arası bir savaşta ne işe yarar? Herhâlde hiç bir devletin ordusu hava hâkimiyetini kurmadan düşman üzerine karadan asker göndermez. A devlet ordusunun bir bölgeye nüfuz ederken B devletinin İHAları tarafından izlenmesi, imha edilmesi iht..]]> Sat, 05 Nov 2011 09:22:19 +0400 İyi izleyiciye soru https://www.evrensel.net/yazi/16980/iyi-izleyiciye-soru https://www.evrensel.net/yazi/16980/iyi-izleyiciye-soru? Bu diyalog, birkaç gün önce bir bilgi yarışmasında geçti. Sunucu, tüm tiyatroculuğuyla giriş sorusunu şöyle sordu: “Edebiyatla aranız nasıl?” Yarışmacı biraz utana sıkıla cümlesini kafasında hazırladı, sonra en iyi özeti şöyle yaptığına inanmış olmalı: “İyi bir izleyiciyim.” Sunucu ne denmek istendiğini anlamakla yetinmedi, yadırgamadı, tartışmadı, sorusuna geçmeye karar verdi. Bilgi yarışmalarının gereksiz ayrıntı yarışmalarına dönüşmesi başka bir konu. Burada anlaşılan, edebiyatla okumak dışında bir ilişki kurmanın normal sayıldığı bir memlekette yaşadığımız. Bunu görünce, memleketin bir güzel insanının, bir yayıncının “şehir yapılanması” diye tanımladıkları bir örgüt için düzenledikleri operasyonda tutuklanmasının abesliğini kime nasıl anlatmalı diye düşünür oldum. Kiminin suçu ders vermekti, kiminin suçu siyaset yap..]]> Sat, 05 Nov 2011 08:39:22 +0400 Eksik bir yazı https://www.evrensel.net/yazi/16923/eksik-bir-yazi https://www.evrensel.net/yazi/16923/eksik-bir-yazi? Zaman zaman listeler yapmak da eleştirmenliğe dahil. Çeşitli vesilelerle “En iyi şu kadar film” sıralamaları yapmanın, izleyici için önemli bir yol gösterici rolü oynadığı kabul edilebilir. Ama epey subjektif olması, dahası kimi kere insana anlamsız gelmesi diye bir şey de var. Sinema dergisi, bir süredir devam eden bir oylamayla En İyi 100 Türk Filmi’ni seçti. Böyle bir liste yapmak da, diğer listeler kadar yararlı ve tuhaf ama işte böyle bir listemiz de olmuş oldu. Okurların katılımlarıyla hazırlanan listenin ilk 10’u şöyle seçildi: 1. Eşkıya, 2. Selvi Boylum Al Yazmalım, 3. Hababam Sınıfı, 4. Babam ve Oğlum, 5. Züğürt Ağa, 6. Masumiyet, 7. Ağır Roman, 8. Muhsin Bey, 9. Yol, 10. Neşeli Günler. 2000’ler sonrası çekilen filmlerle, televizyonda yayınlanan eskilerden oluşan bir sıralama olduğu ilk bakışta belli oluyor. Yine sinemanın nitelikli ve önemli filmlerini..]]> Fri, 04 Nov 2011 09:44:15 +0400 Çelik, aşk vs. https://www.evrensel.net/yazi/16559/celik-ask-vs https://www.evrensel.net/yazi/16559/celik-ask-vs? Bu yılın bayram kontenjanından vizyona giren filmi de, Anadolu Kartalları imiş. Harbiyeli pilotlar, sinemadan haberi olmayan izleyicinin hayatına bile televizyon reklamlarıyla çoktan girdi. Hem askerli, hem uçaklı, hem aşklı, hem büyük laflar edilen, hem meşhur dizi oyuncularını yan yana getiren, çekici gelmesi beklenen pek çok yanı olan bir film bu da. Açılışta pilot hocası Kemal’in henüz binbaşı değilken ani bir göreve çıkıp boşanma celbi ile cebelleşmesini saymazsak, film harp okulundan yeni mezun olan bir grup öğrencinin pilotluk sınavına girmeleriyle başlıyor. Tabii ki çocukluktan beri hayaller kurulmuş, sınavın zorluklarına hazırlanılmış, kimileri ellerinde olmayan nedenlerle geçememiş, ekibin çoğu filmin geri kalanında uçak uçurmaya hak kazanmış... İçlerinde arada itişen ikisinin sevgili olması, bir başkasının İstanbul’da bıraktığı konservatuvarlı sevgilisiyl..]]> Sun, 30 Oct 2011 15:59:12 +0400 Mirim https://www.evrensel.net/yazi/16513/mirim https://www.evrensel.net/yazi/16513/mirim? Depremden en çok akıllarda kalan kare, herhalde, Yunus’un son bakıştaki o gözleri. 13 yaşında çekilen ilk ve son fotoğrafı, çekilen birkaç saniyelik görüntüsü, korkusunu, şaşkınlığını, çaresizliğini öyle iç burkucu bir şekilde ele veriyor ki, bakanın içine işlememesi mümkün değil. Ve ağzından dökülen birkaç kelime: “Mirim, mirim, mirim…” En ayrıntılı deprem yayını yapan, hatta köylere gittiği için Başbakanı bile kızdıran CNN Türk’ün muhabiri, bu haberi “Yunus’un ne dediği anlaşılamadı” diye verdi. Yıllardır başımızdaki “bilinmeyen dil”, “anlaşılamayan söz” aptallığı bunu da yaptı sonunda: Kardeşin “ölüyorum” der, sen onu bile anlamazsın. Kürdün dille ilgili derdinin ne olduğunu, bilmeyen kalmamış olmalı. Dilinin eğitimini alamıyor, okuyup yazamıyor, g..]]> Sat, 29 Oct 2011 08:50:04 +0400 Gördük https://www.evrensel.net/yazi/16462/gorduk https://www.evrensel.net/yazi/16462/gorduk? Enkazı gördük. O günden bugüne, enkaz yavaş yavaş kalkıyor. 101. saatte İmdat’ı duymak bile mümkünse, umut etmeye hakkımız var. Televizyonlar yardımların birbiriyle yarıştığını söylüyor, sosyal ağlarda her yandan insan bir araya geliyor, ne güzel. Bu bizim de altında kaldığımız düşmanlık enkazından çıkmaya başlamaksa, şimdi daha bir şevkle sarılmalıyız yaşamaya, hep birlikte. Yeterince kayıp verdik zaten. Devleti gördük. Hâlâ yardımların, çadırların ulaşmadığı depremzedeler olduğunu öğrendik. Aynı anda birileri de bütün deprem vergisinin deprem dışında her şey için harcandığını itiraf ediyordu. Depremzededen ilaç parası istendi. Yardım isteyenlere gaz bombası atıldı. Dış yardımlar reddedildi. Depremin ilk sarsıntısıyla bir alt üst olmuştuk ama, zamanla herkes yerli yerine geçti sanki. Halkın isteği kardeşlik, devletin niyeti… devletin niyeti. Ağzı..]]> Fri, 28 Oct 2011 09:29:19 +0400 Enkaz https://www.evrensel.net/yazi/16172/enkaz https://www.evrensel.net/yazi/16172/enkaz? Gözümüzü kulağımızı Van’a çeviren deprem, bir büyük felaket oldu. En azından, çoğumuzun gözünde. Anarken bile kulağa tuhaf gelse de, ilahi adalet zırvaları, “depreme üzülmedim” beyanları, günlerdir sağa sola akıl öğreten zavallıların bu vesileyle düşmanlık jargonuna yaptıkları son katkılardı. Deprem dediğiniz birkaç saniye ama bir memleketin akıl sağlığını bozmak, yıllarınızı almıştı beyler. Medyanın deprem yayınları birbirinden ilginçti ya, bir tek programın kendisi, bu zıvanadan çıkmışlık halinin özeti olsun hepimize. Akşam saatleriydi, bütün gün yine deprem yayını yapılmıştı ama bu kez özel konuklarla, özel bir programa başlama vaktiydi. Habertürk’ün deprem özel programının sunucusu, Duygu Canbaş, programı kelimesi kelimesine, kendisini bir anda meşhur eden şu sözlerle açtı: “Türkiye bugü..]]> Mon, 24 Oct 2011 08:52:47 +0400 Nobel iktisat ödülü: Bir kara mizah örneği https://www.evrensel.net/yazi/16006/nobel-iktisat-odulu-bir-kara-mizah-ornegi https://www.evrensel.net/yazi/16006/nobel-iktisat-odulu-bir-kara-mizah-ornegi? Geçen hafta pazartesi günü Nobel İktisat Ödüllerinin kırk üçüncüsünü alanlar belli oldu. Ödülün, ‘Makro ekonomi alanındaki sebep-sonuç ilişkilerine dair çalışmaları’ ya da daha açık olarak belirtmek gerekirse, ‘Rasyonel beklentiler teorisinin gerçek verilerle denenmesi ve bu yolla da sınanması temelinde teknik altyapı hazırlamaları’ çerçevesinde Christopher Sims ve Thomas Sergent’a verildiği açıklandı. 1969 yılından bu yana dağıtılan ödülün konularının ortak paydası, kapitalizmin, burjuvazinin olabildiğince ve alabildiğine lehine ve geniş emekçi halk kitlelerinin aleyhine olacak bir biçimde işleyişini kusursuz hale getirme ve dünyadaki emek sömürüsünü daha derinleştirme kaygısı içinde yapılan çalışmalar ve ödül alanların da burjuva iktisatçıları ..]]> Fri, 21 Oct 2011 09:27:35 +0400 Umulmadık https://www.evrensel.net/yazi/16004/umulmadik https://www.evrensel.net/yazi/16004/umulmadik? “Kan var bütün kelimelerin altında” Cemal Süreya Efkarlanmamak elde değilken de başı dik tutup barışı savunmak bir kat daha zor. Ama, birileri “Sözün bittiği yer” dediği andan beri söylendiği gibi denenmeyen tek yol, barış. Kafanızda bunlar varken, sosyal medyaya, facebook’a, twitter’a girip de içinizdeki sıkıntının katlanmaması mümkün değil. Bayraktan profil fotoğrafı yapmak, tepkilerin en masumu. Çevrenizde, listenizde, “arkadaş” bildiğiniz onca insanın “intikam” rüzgarına nasıl da kapıldığını görmek, gencecik insanların ölümü yetmiyormuş gibi acı veriyor. Bir anlamda, o da birilerini kaybetmenin acısı. “Operasyon değil katliam” isteyenler, kim bilir kimlerin kışkırttığı sokaktaki bir avuç insan değil, bilgisayarında, telefonunda karşına çıkan tanıdıkların işte. Sosyal medya tipi politizasyon, henüz tartışmaya başl..]]> Fri, 21 Oct 2011 09:16:11 +0400 Portakal, bunlardan ibaret değil https://www.evrensel.net/yazi/15734/portakal-bunlardan-ibaret-degil https://www.evrensel.net/yazi/15734/portakal-bunlardan-ibaret-degil? Bir haftadır Altın Portakal’dan söz ederken ya ödüllerden, törenlerden ya da ulusal yarışmada yer alan 13 filmden söz ediyoruz. Oysa festivalde gösterilen film sayısı 200’ün üstündeydi. Hiç anılmadığı için tepki gösteren ne kadar sinemacı var ise, haklıdır. Belgesel sinemacıların festivalin sonlarına doğru gösterdikleri tepki, kısmen basına yansıdı. Filmlerin kötü kalitede gösterildiğini, sağlıklı duyuru yapılmadığını, yönetmenlerle izleyicilerin bir araya geleceği bir platform yaratılmadığını söylediler. Söyledikleriyle kalmadılar, festival organizasyonuyla bir toplantı yapmayı ve sorunlarını iletmeyi başardılar, en azından gelecek yıllar için ümitliler. Benzer bir durum kısa film gösterimleri için de geçerliydi. Zaten ulusal yarışmadan başka bir şeyden habersiz olan izleyici onlara da zar zor ulaştı. Bu ikinci sınıf muamelesi aslında bir&ccedi..]]> Mon, 17 Oct 2011 08:32:03 +0400 Portakal suyu https://www.evrensel.net/yazi/15681/portakal-suyu https://www.evrensel.net/yazi/15681/portakal-suyu? Altın Portakal Film Festivali’nden, ödül alan filmlerin birinin adındaki gibi, geriye kalan ne? Festivalin yarışmasını, yılın en iyi filmlerini bir araya getiren bir seçki olarak kabul etmek, bir gelenek. Bu yüzden, memleketin en önemli, en prestijli yarışmasına yarışan 13 filmi seçen ön jürinin sinemaya etkisi sanıldığından daha büyük. Ellerine ulaşan malzemenin ne olduğunu bilmiyoruz elbette, sadece yarışmaya alınan filmlerin niteliğini görünce, hiç iç açıcı olmayan tahminler yapabiliriz. İzleyen herkesin filmler hakkında vardığı ortak kanı, Altın Koza’da olduğu gibi, belki ondan daha da fazla Altın Portakal’da sinemasal düzeyi çok düşük filmlerin art arda geldiği. Bunun bu yıla özgü geçici bir durum olmasını ummak bir iyi niyet göstergesi. Hep söylenen dikkat çekici bir mesele var; Altın Koza’da da olduğu gibi Altın Por..]]> Sun, 16 Oct 2011 09:42:03 +0400 Şiir gibi film https://www.evrensel.net/yazi/15621/siir-gibi-film https://www.evrensel.net/yazi/15621/siir-gibi-film? Bu yıl ki Altın Portakal’la ilgili kesin olan bir şey var, ödüllerin hakikaten sürpriz olduğu. Kadınlardan oluşan jürinin verdiği karar, daha uzun süre tartışılmazsa, sadece duyanın, filmleri görenin dili tutulduğu içindir, yoksa uzun uzun hem de ne yazık ki kadın jürisinin yargıları ile birlikte, tartışılır gibi görünüyor. Güzel Günler Göreceğiz filmi, bu kararın ardından daha fazla yara alsın diye söylenmiyor bunlar, eğer öyle bir şey mümkünse. Ama beş farklı karakterin hikayesi, insan kaçakçılığı, organ ticareti, fuhuş, töre gibi temalar etrafında anlatılınca, o filmde bir şey bulmak ister istemez iyice zorlaşıyor. Bu sıralamadan da anlaşılacağı gibi, sanki birisi “Bir film yapsak da içine ne koysak” diye sormuş da, ona cevap verilerek konular bulunmuş. Beş karakterin hikayesi, şiirler okunarak başlıyor. Yılmaz Güney’in, Nâzım&rsqu..]]> Sat, 15 Oct 2011 11:53:36 +0400 Behzat Ç. kalplerde https://www.evrensel.net/yazi/15584/behzat-c-kalplerde https://www.evrensel.net/yazi/15584/behzat-c-kalplerde? Altın Portakal Film Festivali gibi, onun en çok beklenen filmi Behzat Ç.’nin ilk seyirciyle buluşması da geride kaldı. Bu yazı yazıldığı sırada henüz ödüllerin sonuçları belli olmadıysa da, Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm’ün ödülsüz dönmesi, çok büyük sürpriz olur. Seni Kalbime Gömdüm, kendine göre kolaylıkları ve zorlukları olan bir film. Uzun süredir devam eden bir dizinin karakterlerini kullanması, özellikle oyuncuların karakterlerine hazırlanmalarını çok kolaylaştıran bir etken. Diğer yandan, dizi izleyicisi olan seyirciye de olmayan seyirciye de bir şeyler diyebilmek, üstelik bunları bir polisiye kurgusu içinde, dizinin bölümlerinde gözetilmek zorunda olunmayan bir kurgu ustalığıyla yapmak, işin zorluğu. Filmin bunun altından kalkıyor olması, bir de düşmeden, seyirciyi koparmadan, mizahı ve aksiyonun temposun..]]> Fri, 14 Oct 2011 09:42:37 +0400 ‘Akıllı’ davranma tezinin çöküşü https://www.evrensel.net/yazi/15333/akilli-davranma-tezinin-cokusu https://www.evrensel.net/yazi/15333/akilli-davranma-tezinin-cokusu? Altın Portakal Film Festivali’nde kadın temasını hissetmemek mümkün değil. Konuşmalarda yapılan vurgu, jürilerde, sunumlarda önceliğin kadınlara verilmesi, film gösterimlerinde gösterilen kolajlar ve birçok etkinlik bunu sık sık akılda tutmamızı sağlıyor. Ama galiba derinlikli bir tartışma ilk kez, Geriye Kalan filmiyle yapılmış oldu. Geriye Kalan’ın Yönetmeni Çiğdem Vitrinel, 48. Altın Portakal’ın ulusal yarışmasındaki tek kadın yönetmen. Film ise, çok kısaca, bir öteki kadın hikayesi. Evli bir adam, evdeki karısı ve işyerinde tanıştığı kadınla ilişkisi üzerinden, bildik bir üçgen anlatıyor. Önemli yanı, kadınlar üstüne odaklanarak, özellikle evdeki kadının gözünden bu yaşananlara eğilmesi, kadın karakterleri derinleştirmesi. “Bu bir aşk filmi değil, kadınların korkuları üstüne bir film” diyor Yönetmen Vitrinel, filmi hakkında. ..]]> Mon, 10 Oct 2011 14:15:52 +0400 Sinema bu https://www.evrensel.net/yazi/15243/sinema-bu https://www.evrensel.net/yazi/15243/sinema-bu? 1920’lerin sonu, Hollywood. Sinema, bütün dünya seyircisinin severek izlediği bir sanat durumuna gelmiş, her ülkede atılım halindedir. Bu arada, sesli film teknolojisi geliştirilir ve birden sesli filmler yayılmaya başlar. George Valentin, sessiz filmlerin unutulmaz oyuncusu, bu yeni döneme ayak uyduramayanlardan sadece biridir. Bardak masaya çarpar, köpek havlar, kızlar gülüşür, hepsinin sesi duyulur da Valentin’in sesi çıkmaz. Sessizdir o. Direnmeye çalışır, en iyi bildiği şeyi, sessiz filmlerini yapar, “Ben kukla değil sanatçıyım” der. Ama sesli film kazanmıştır bile çoktan. 2011 yılında yapılıp da Cannes Film Festivali’nde yarışan diyalogsuz, siyah beyaz bir film Artist. Yönetmen Michel Hazanavicius’un böyle gayet yalın bir meseleyi, son derece eski usul, neredeyse bir yüz yıl önceden gelmiş bir filme benzeterek anlatabilmesi bile, başlı başına bi..]]> Sun, 09 Oct 2011 08:54:05 +0400 Jobs rüzgarı https://www.evrensel.net/yazi/15125/jobs-ruzgari https://www.evrensel.net/yazi/15125/jobs-ruzgari? Hayatımızda teknoloji starı diye bir şey olması çok acayip ama neyleyelim, var. Steve Jobs’un ölümünün ardından yakılan ağıtlardaki abartı dozu, onu “Dünyayı değiştiren adam” mertebesine bile ulaştırdı. Tek tek üzülen kişilerin samimiyetinden kuşkum yok ama kabul edelim, bu müthiş hayranlık dalgasının asıl sebebi teknolojinin hayatımızı değiştirmesi falan değil, bir pazarlama stratejisi ve moda anlayışı. Öyle olmasaydı, Jobs’u mesela bugünün bilgisayar teknolojisine katkılarından dolayı en çok anmamız gerekirdi, çünkü çağımızın teknolojik değişimini tarif edeceksek herhalde bilgisayarı baş köşeye oturtmamız, o küçük oyuncakları da onun alt kümeleri olarak konuşmamız gerekecek. Bir de işin hakikatle ilgili yanı var: Mac gerçekten kişisel bilgisayarlarla karşılaştırıldığında “üstün” nitelikleri olan bir bilgisayar a..]]> Fri, 07 Oct 2011 09:40:19 +0400 Umutsuz aile yapısı https://www.evrensel.net/yazi/14775/umutsuz-aile-yapisi https://www.evrensel.net/yazi/14775/umutsuz-aile-yapisi? Yabancı dizilerin uyarlamalarını yapmak epey zor bir iş, çünkü, izlediğimiz yabancı dizileri düşünelim, pek bizim gibi değiller. Genelde serbest uyarlamalar bizde tutuyor; Tatlı Hayat bir Haluk Bilginer gösterisine dönüştüğünde ya da Doktorlar arabesk hikayeleri ve karmaşık aşk ilişkilerini anlatmaya başladığında seyirci yakalıyor, mesela. Umutsuz Ev Kadınları bu yüzden pek uyarlanacak bir şey gibi durmuyordu, daha ilk duyulduğunda, çünkü konu itibariyle çok Amerikalıydı, fazla Amerikalıydı. Kısa fragmanları biraz kuşku uyandırmıştı, ilk bölümden sonra söylenebilecek olan şey, uyarlanabileceği kadar uyarlandığı. Yani, ellerinden geleni yapmışlar. Diyalogları bize uydurmuşlar örneğin. Ya da Nermin’i Bree kadar titiz gösterip ama karnıyarık yapmadan önce patlıcanları bir saat suda bekletme gibi ayrıntılarla süsleyerek, arkadaşlarının kocasını “Cemil abi” ..]]> Mon, 03 Oct 2011 08:39:09 +0400 Kötü dizi nereye? https://www.evrensel.net/yazi/14715/kotu-dizi-nereye https://www.evrensel.net/yazi/14715/kotu-dizi-nereye? Dizilerin kalitesinden söz edince, zaten kendi içinde çelişen bir ifade kullanıyormuşsunuz gibi oluyor. Şaka bir yana, elbette kimileri diğerlerinden daha çok kafa yorulmuş, daha büyük emek verilmiş, bazen daha büyük paralar harcanarak daha iyi setler kurulmuş, daha yetenekli ellerden çıkmış oluyor. Buna bir de, daha iyi tanıtılıp pazarlanmış olmayı eklersek, bazı dizilerin medyada, şurada burada, bir de AB grubu reyting listelerinde neden öne çıktığını daha kolay anlarız. Behzat Ç., Öyle Bir Geçer Zaman Ki ya da geçenlerde talihsiz bir olayın yaşandığı Leyla ile Mecnun böyle diziler örneğin. Bir de medyada o kadar yer almasa da, kendine epeyce izleyici çeken ikinci, üçüncü, beşinci sınıf diziler oluyor her zaman. Medyatik olmamalarının asıl nedeni, AB grubu denen, eğitimli ve yüksek gelirli izleyici kitlesine pek gitmemeleri, dolayısıyla reklam verenl..]]> Sun, 02 Oct 2011 09:06:55 +0400 İncir ağacı https://www.evrensel.net/yazi/14666/incir-agaci https://www.evrensel.net/yazi/14666/incir-agaci? TATLISES EVLENMESİ İbrahim Tatlıses’in evlenmesinde enteresan bir şeyler var, orası kesin. Ölümden döndü, kısa sürede yaşlandı, ya da en azından daha yaşlı görünmeye başladı, ama epeyce de iyileşti, yattığı yerden biraz biraz politika bile yaptı, şimdi de evlendi. Bunların haberlik bir tarafı var elbette, memleketin en büyük şarkıcılarından biri bu adam. Ama bu evlenme haberlerinde can sıkan yan, oğlu öyle dedi, eski karısı böyle dedi, yanında çalışan bilmem ne yaptı diyerek dedikodunun suyunun çıkarılması. “Evlilik uzmanı Tatlıses’in nikahını yorumluyor” diye bir haber görüp onu bile yadırgamamak mümkün de, insan sabrı sınırı bir yerde çizmeye eğilimli. “Tatlıses’in kadınları” hâlâ bu abartılı haberlerin en pespaye yanının adı. Hayatının bir döneminde İbrahim Tatlıses’le evlenmiş ya da birlikte olmuş kadınlar, kendileri bunu..]]> Sat, 01 Oct 2011 08:09:41 +0400 Görmezden gelinmesin! https://www.evrensel.net/yazi/14631/gormezden-gelinmesin https://www.evrensel.net/yazi/14631/gormezden-gelinmesin? Yılın en önemli sanat etkinliklerinden biri olan İstanbul bienalinin 12’incisi bu kez hepsinden daha güzel başladı. Açılıştaki protesto eylemi o kadar yerinde ve yakışıklıydı ki, medyanın ve protestonun hedefindeki İKSV ve Koç’un herhalde nutku tutulduğundan sesleri çıkmıyor. Hakkettiği ilgiyi görmemesi üzücü olur, onun için bir daha tekrarlanmayacak olsa da bu yılın bienaline şimdiden damgasını vuran eylemi hatırda tutmakta yarar var. Eylemi yapan, böylesi kamusal alanlarda seslerini duyurmak üzere yola çıkan muhalif sanatçılardan oluşan, Kamusal Sanat Laboratuvarı güzel bir başlangıç yaparak adlarını duyurmuş oldular. Eylem basitti aslında, açılışta alternatif bienal davetiyeleri dağıtmaktan ibaretti. O alternatif davetiyeler, tam bienalin adındaki gibi “İsimsiz” görünüyordu, ama davetiyeleri alanlardan kazımaları istendiğinde altından işin aslı..]]> Fri, 30 Sep 2011 09:48:54 +0400 Acıklı https://www.evrensel.net/yazi/14284/acikli https://www.evrensel.net/yazi/14284/acikli? Memleketin her yerindeki “ele geçirme” hadiseleri, eski parti kadrolaşmalarını çoktan minik masum hareketler haline getirdi. Bunun kendisini bir tartışma konusu yapmak, Celal Tan ve ailesinin konumuna düşmeye benzeyebilir belki ama aklımıza gelmeyecek şeyleri bile iktidarın marifeti ve zamanın ruhu ile açıklayabilmek, neden bizim günahımız olsun? Adana Altın Koza Film Festivali’nde verilen ödüller, “aşırı acıklı” bir hava yarattı. Şu doğru, bu filmler arasında hangi filmlere ödül verilirse verilsin hem şaşırmak, hem şaşırmamak mümkün olacaktı, dahası muhtemelen her durumda bu kadar çok memnuniyetsizlik doğacaktı. Ama memnuniyetsizlikten başka meseleler zaten insanı düşündüren. Altın Koza, bugün, Altın Portakal kadar kıymetli bir ödül. Bunun bir nedeni Altın Portakal’a katılan filmlerin bir festivalde ilk kez yarışıyor olma şartının getirilmesinin, orada..]]> Sun, 25 Sep 2011 10:55:18 +0400 Borsanın ettiği https://www.evrensel.net/yazi/14232/borsanin-ettigi https://www.evrensel.net/yazi/14232/borsanin-ettigi? Haftanın ortasında dünyada büyük hisse borsalarında (şirket hisselerinin alınıp satıldığı piyasalarda) hisse fiyatları topluca azalınca, merkez ülke ekonomilerinde iktisatçılarda, bu ülkelerde hâsılanın artmayabileceği korkusu yayıldı. Bu korkunun sebebi nedir? Kâğıtların, sanal şeylerin fiyatları azalsa ne olur ki? Şirket hisseleri, şirketler üzerindeki mülkiyet hakkı hisseleridir. Toplumun gerçek serveti, doğal kaynaklardan ve insanların ürettiği mallardan, inşa ettiği fiziksel sabit varlıklardan teşekkül eder. Doğal kaynaklar, mallar, sabit varlıklar eksildiğinde toplumun servetinden bir şey kaybettiğini söyleyebiliriz. Mülkiyet hakkı temsil eden kâğıt parçalarının piyasa fiyatlarının azalması, toplumun servetine halel vermez. Borsada hisse alım satım kumarı oynayanlar, hisse fiyatlarını dalgalandırır. Kimi bu spekülasyondan kazanır, kimi kaybeder. Burjuva iktisadı, borsada yür&u..]]> Sat, 24 Sep 2011 09:40:41 +0400 Bir sorun olarak ‘kusursuz’ örgüt https://www.evrensel.net/yazi/14224/bir-sorun-olarak-kusursuz-orgut https://www.evrensel.net/yazi/14224/bir-sorun-olarak-kusursuz-orgut? Adana Altın Koza’da siyasetle ilgili filmler rüzgarı, cuma günü galası yapılan Serkan Acar’ın ilk filmi ‘Aşk ve Devrim’le devam etti. Berlin Duvarı’nın yıkılışının radyodan duyulmasıyla başlayan filmin konusu, İstanbul’da bir devrimci örgütün mensubu birkaç kişi arasındaki ilişkiler ve “yıkılışa rağmen” yaşananlar. Sinemada anlatılamayan tek şey devrimcilerin hayatı değil ama tuhaf bir şekilde bunu yapamayanların yaptıkları, hep birbirine benziyor. Aşk ve Devrim’de birkaç üniversite öğrencisi devrimci içinde, bir yoldaşına aşık olan Kemal öne çıkıyor, bir yandan bir işçi direnişi sürüyor ve örgüt de kararlar alıp uygulamaya koyuyor. Tuhaf olan, bu devrimciler ve aralarındaki ilişkiler, o kadar yapay ki, sürekli sadece birbiriyle “yoldaş” diye konuşan ve hızlı hızlı kararlar alıp onları uygulayan, hiçbir şeyi ..]]> Sat, 24 Sep 2011 09:22:15 +0400 Gidişat postliberalizm mi? (2) https://www.evrensel.net/yazi/14179/gidisat-postliberalizm-mi-2 https://www.evrensel.net/yazi/14179/gidisat-postliberalizm-mi-2? Dünya ekonomisinde özellikle 2008 yılının son çeyreğinden itibaren yaşanmaya başlayan iktisadi kriz ortamının kaçınılmaz olarak beraberinde getirdiği sorunlar karşısında emperyalist ülkelerin böylesi bir ortama ilişkin sorunlara bırakın kalıcı çözüm getirme başarısını göstermesini, pansuman dahi yapamamış olduğu olanca çıplağıyla ortada durmaktadır. Kısa dönemli bakıldığında, bu duruma gelinmesinde yaklaşık olarak 1970’li yılların başlarından itibaren başta ABD ve İngiltere olmak üzere hemen hemen tüm dünyada uygulanmaya başlayan neoliberal politikaların içeriğinin sorumlu olduğu da yadsınamaz bir gerçekliktir. Son üç yıldır dünya çapında ekonomi alanı dışında siyasi ve askeri arenada görülen gidişat ise emperyalist ülkeler tarafından, kapitalizmin ayakta kalmasının sağlanabilmesi ve varlığını sürdürülebilmesi amacına hizmet edece..]]> Fri, 23 Sep 2011 10:36:38 +0400 Uzun da sürse umut var https://www.evrensel.net/yazi/14178/uzun-da-surse-umut-var https://www.evrensel.net/yazi/14178/uzun-da-surse-umut-var? Özcan Alper’in merakla beklenen ikinci filmi Gelecek Uzun Sürer’in Türkiye’deki ilk gösterimi, Adana’da sıcak ve heyecanla karşılanan gösterimlerdendi. Alper’in, cezaevinden çıkan bir devrimcinin son günlerini Karadeniz’in ikliminin kışa yaklaşmasıyla birlikte anlatan Sonbahar’ı, ilk çıkışını 2008’de Altın Koza Film Festivali’nde yapmıştı. Bu kez de seyircinin aklında Sonbahar’ın olması, film için aslında olumsuz bir başlangıç noktası olmaya adaydı ama ilk tepkiler olumlu oldu. Gelecek Uzun Sürer’de Diyarbakır’a akademik bir çalışma için, ağıt derlemeleri yapmak amacıyla gelen bir genç kadının, bölgenin gerçeğiyle tanışıp bir anda ilgisini o yöne çevirmesi konu ediliyor. Faili meçhullerden, yurdundan koparılan Ermenilere kadar, Diyarbakır’da ağıt yakılacak onca mesele ile karşılaşmak, zaten bekl..]]> Fri, 23 Sep 2011 10:36:07 +0400 Kuzey uzak memleket https://www.evrensel.net/yazi/13700/kuzey-uzak-memleket https://www.evrensel.net/yazi/13700/kuzey-uzak-memleket? İlk bölümler bir bölüm sürüyor. Kolay tahmin edilebilir bir cümleymiş gibi durduğunun farkındayım ama, herkes için öyle olmayabilir. Televizyon dizisini saklamak diye bir şey olsa, Kuzey Güney’in ilk bölümünü arşive kaldırmakta fayda olurdu mesela. Hakikaten iyi bir bölüm olduğu için değil sadece, ondan sonra gelecek bölümlerle de hiç alakası olmayacağı için. Daha ikinci bölümde, ilk bölüme derinlik katan unsurlar, bizi nasıl sıkacaklarını ve gereceklerini belli ediverdiler. İkinci bölümün özeti bu oldu. Konu zaten, kardeşler arası kıskançlık, çocuklarını döven ve hiç anlamayan baba, aynı kızı sevmeler falan, dünyanın en kafa gerektiren ilişkileri değil. İlk bölümde gitti de, her bölüm bunları, köpürte köpürte önümüze sunmaları, giderek işkence..]]> Sat, 17 Sep 2011 06:49:42 +0400 Spartaküs ölmez https://www.evrensel.net/yazi/13473/spartakus-olmez https://www.evrensel.net/yazi/13473/spartakus-olmez? Andy Whitfield öldü. Geçen yıldan beri dünyanın pek çok ülkesinde efsane gladyatör, köle önderi Spartaküs’ü insanlara tanıtan, sevdiren, konuşulmasına vesile olan dizinin yıldızıydı. Dizinin ‘Spartacus Kan ve Kum’ adındaki ilk sezonunda Spartacus karakterini oynamıştı. Hastalığı nedeniyle ikinci sezonun çekimleri ertelenmiş, bu süre içinde gladyatör okulunun öncesine dair Spartaküssüz bir sezon çekilmişti. Şimdi aynı hastalık, kanser, onu 39 yaşında aramızdan ayırdı. Whitfield’ın ardından sosyal medyada yazılıp çizilenler, dizinin de oyuncunun da ne çok sevildiğini bir kez daha hatırlattı. Şimdi, üçüncü sezonu, artık Whitfield’ın hastalığı zaten ilerlemişken verilen bir kararla, başka bir oyuncunun Spartacus’ü canlandırmasıyla çekiliyor. Dizi iki sezondur çok izlendi, çok sevildi. Dizi..]]> Mon, 12 Sep 2011 08:03:39 +0400 Kendini alkışlama vakti https://www.evrensel.net/yazi/13432/kendini-alkislama-vakti https://www.evrensel.net/yazi/13432/kendini-alkislama-vakti? 12 Eylül’ün 31. yıldönümünü örgütlenerek karşılamak kadar güzel bir şey yok. Oyunculara bunu yapmak nasip oldu. Her biri birer “star” olarak tek başlarına övülmeye, egolarının kışkırtılmasına, başkasının ardına düşmemeye alışık olduğunu sandığımız yüzlerce oyuncunun yan yana geldiği Oyuncular Sendikası’nın ilk kongresi hafta sonundaydı. Geçen yıl başladıkları örgütlenme çalışmaları 500’e yaklaşan üye sayısıyla, “Artık başrol dayanışmanın” sloganıyla bir araya gelmeye kadar vardı. İşleri gereği heyecanlarını belli eden insanlar değil elbet oyuncular, ama kongre günü salonda bunu hissetmemek mümkün değildi. Başka başka alanlardan, televizyon dizilerinden, sinema setlerinden, tiyatro sahnelerinden, dublaj stüdyolarından aynı amaç için bir araya gelmişlerdi. Heyecanlıydılar ama birazdan kayıt başlayacakmış ya da sahn..]]> Sun, 11 Sep 2011 09:35:55 +0400 Bir şey olmayan film https://www.evrensel.net/yazi/13377/bir-sey-olmayan-film https://www.evrensel.net/yazi/13377/bir-sey-olmayan-film? Filmler hakkında konuşurken her seferinde yapmanın moda olduğu bir espri var. Efendim bazı “sanat filmlerinde” adamlar dakikalarca konuşmadan yürüyormuş, ya da yemek yiyormuş, ya da konuşmadan yapılabilecek ne varsa onu yapıyormuş, bu da filmde hiçbir şey olmadığına işaretmiş. Recep İvedik diyordu “Kalkıp bakkala gidiyorum, dönüyorum adam hâlâ yürüyor” diye. O “hiçbir şey olmayan” sahnelerde aslında bir şeyler anlatıldığını anlamak aslında dünyanın en zor şeyi değil. Asıl daha zor olan, yönetmenler için, yalınlık içinde başarıyı yakalamak. Yani her konuşmadan yürüyen adamın izlenecek bir tarafı olduğunu kimse söylemiyor. Yazık, üstelik genelde o hor görülen “sanat filmleri”, bu işi iyi yapanlardan. Bu hafta Tayfun Pirselimoğlu’nun sadece üç sinemada gösterime giren Saç filmi gibi. Başka ödü..]]> Sat, 10 Sep 2011 08:54:12 +0400 Fazıl Say’ın şişesi https://www.evrensel.net/yazi/13326/fazil-sayin-sisesi https://www.evrensel.net/yazi/13326/fazil-sayin-sisesi? Aynı sanatçı hakkında, bazen dünyanın uzak bir köşesindeki saygın bir etkinlikle ilgili haber de okuyabiliyoruz, sarhoşken birine ettiği bir lafın, attığı şişenin haberini de. Tuhaf, dahası epey can sıkıcı bir durum. Seveni de, sevmeyeni de vardır belki ya, Fazıl Say’ı bir sanatçı olarak alanında en önemli isimlerden biri olarak saymayacak olan yoktur herhalde. Bazen beklenmedik çıkışlarıyla birilerini kızdırır, şaşırtır, bazen hakikaten abartır, tartışmayı kişiselleştirdiği de olur, üstten bir tavır takındığı da. Ama herkes bilir ki, Fazıl Say gündeme gelmek için polemik çıkaranlardan değildir, tam tersine işiyle meşgul olmayı hepsinin üstünde tutan biridir. Tam da Yılmaz Güney’in ölüm yıldönümü etkinliklerine hazırlanırken çıktı, Fazıl Say’ın “şişe atma” haberi. Birbirine hiç benzemeyen bu iki sanatçı arasında, enteresan bir benzerlik..]]> Fri, 09 Sep 2011 09:52:35 +0400 Okan Bayülgen kuralları https://www.evrensel.net/yazi/13033/okan-bayulgen-kurallari https://www.evrensel.net/yazi/13033/okan-bayulgen-kurallari? Okan Bayülgen, televizyonun en yaratıcı adamı, en asi çocuğu, en reyting canavarı, en çalışkanı, en karizmatiği, en muhalifi, en orijinali, en yaramazı olmayabilir. Ama en kafası karışık adamı olmaya en güçlü aday. Çünkü hep yaptığı alışkanlığı, bunların hepsi birden olmaya çalışmak. Oysa aynı anda herkese öğütler dağıtıp, yetkisini kullanarak ezip bir yandan yaramaz çocuk gibi davranmak bir yerlerden fire verecek bir özellik. Herkesi eleştirip kendisi eleştiriye gelememek gibi bir lanet, televizyon macerasına yıllardır eşlik ediyor. Bir yandan her sezon bir yenilik yapmayı beceriyor Bayülgen, bu seneyi de bir kısa film yarışmasının jürisinde karşıladı. Artık, birkaç haftası geçtikten sonra, yarışmada yine hem her şeyi öğreten, hem kuralları yıkan adam rollerini birden üstlenmeye soyundu bile. Neyse ki neye niye çatacağı belli olmayan Hıncal Uluç da ortalar..]]> Mon, 05 Sep 2011 09:08:16 +0400 ‘Tecavüzlü’ dizi İffet https://www.evrensel.net/yazi/12968/tecavuzlu-dizi-iffet https://www.evrensel.net/yazi/12968/tecavuzlu-dizi-iffet? İffet, Yeşilçam’ın namus teması en bol filmlerinden biriydi. Dizi uyarlaması da aynı tutuculuk ve geri kafalılıkla karşımıza çıkmaya hazırlanıyordu. Daha da fenası oldu. Tanıtımlarını gördükçe, insana “Keşke bununla kalsaydı” dedirtecek şekilde gelişiyor her şey. İffet’in ünlü bir tecavüz sahnesi var, malum. Yaratıcı olduğu doğru, ama nihayetinde bir tecavüz sahnesi ve soru şu: Bir tecavüz sahnesi üstüne bu kadar çok laf etmenin sağlıklı olmadığını düşünecek kimse yok mu? “Yaratıcılık” konusunda söylenecek şey de, aslına bakarsak, gerçekçi bile olmadığı, Malkoçoğlu’nun tokatla adam öldürmesi gibi. Bir şekilde dizinin tanıtımına hizmet ediyor diye, kanal bu sahneyi göstermese bile alttan alta bu reklamı destekliyor. En son “O sahne çekildi” diye haber bile yaptılar. Çünkü aslında dizinin..]]> Mon, 05 Sep 2011 02:30:16 +0400 Twitter’a düşüp ölmek https://www.evrensel.net/yazi/12945/twittera-dusup-olmek https://www.evrensel.net/yazi/12945/twittera-dusup-olmek? İletişim teknolojisinin gelişmesi, teorik olarak hayatımızı kolaylaştırmalı. Örneğin, hepimizin tekrarlamayı pek sevdiği üzere, eskiden uzun olan süreleri kısaltmalı. Mektuplar vaktiyle bilmem kaç günde giderdi, artık tek tuşla o saniye istediğimiz kişiyle görüşebiliyoruz, gibi. Ama bir yandan, teknolojiye ayırdığımız mesai uzadıkça uzuyor, onu ne yapacağız? Postalarımı bir kontrol edeyim, sonra bir daha bir daha kontrol edeyim, Facebook’u, Twitter’ı bir tarayayım, MSN’de selam verenlere laf yetiştireyim derken bütün bir günü bile bilgisayar başında ya da telefon elde yemek mümkün. O vakit, kolaylaştırma mefhumu, biraz uzak kalıyor. Bunların en zoru da Twitter, çünkü burada biraz takılmak, bir arkadaşa bakıp çıkmak falan tamamen olanaksız. Orada olmak istiyorsanız, sizden verebileceğiniz bütün mesaiyi istiyor. En güzeli de, her insan cinsine göre bir ..]]> Sat, 03 Sep 2011 09:39:13 +0400 Kapitalizm: Nereye kadar? https://www.evrensel.net/yazi/12881/kapitalizm-nereye-kadar https://www.evrensel.net/yazi/12881/kapitalizm-nereye-kadar? Dünya ekonomisinin Eylül 2008’den bu yana içine düşmüş olduğu ve bir türlü atlatamadığı iktisadi kriz ortamı, ister istemez kapitalist sistemin tartışılmasını ve dahası, bundan sonra da varlığını sürdürüp sürdürmeyeceğinin sorgulanmasını beraberinde getirmiştir. Kapitalist dünya sisteminin devam edip etmeyeceğine ilişkin tartışmalar ve sorgulamalar ise yaygın bir biçimde burjuva iktisatçıları arasında da halihazırda değişik temellerde ele alınmakta ve sistemik sorunlara ilişkin çözüm üretilmeye çalışılmaktadır. Kapitalizmin yaklaşık olarak 250 yıllık tarihi boyunca değişik nedenlere bağlı olarak ve çeşitli adlar altında yaşamış olduğu irili ufaklı birçok iktisadi krizden çıkmış olması, 2008 yılından itibaren yaşamaya başladığı son iktisadi krizi de atlatabileceğine ilişkin yaygın bir inanç ve kabulün ortaya çıkmasının önemli g..]]> Fri, 02 Sep 2011 09:15:03 +0400 Steve Jobs’tan almak https://www.evrensel.net/yazi/12878/steve-jobstan-almak https://www.evrensel.net/yazi/12878/steve-jobstan-almak? Seveni o kadar çokmuş ki, Steve Jobs hakkında neredeyse Teoman’ın müziği bırakması kadar haber çıktı. Apple’ın müdürü, işi bıraktığını, emekliye ayrıldığını duyunca, şirketin müzik çalarını, telefonunu, tablet bilgisayarımsısını kullanan insanlar da pek üzülmüş, haberlere göre. Teoman şarkıcı olduğuna göre, onun arkasından yapılan tantana anlaşılır da, bilgisayar üreticisi ne zaman rock starı muamelesi görmeye başladı, orası ilginç. Apple’ın pahalı, müşterisini sürekli kendisinin diğer ürünlerine mahkum eden, özgür yazılım düşmanı cihazlarının marifetlerini anlatacak halimiz yok, İsmail Gökhan Bayram’ın Abaküs’ü dururken. Ama Steve Jobs’un arkasından estirilen rüzgar insana rahat vermiyor. Bugün kullandığımız masaüstü bilgisayarlar, daha önemlisi onların işletim sistemleri, küç..]]> Fri, 02 Sep 2011 09:02:17 +0400 Bodrum açılımı https://www.evrensel.net/yazi/12685/bodrum-acilimi https://www.evrensel.net/yazi/12685/bodrum-acilimi? Medyada bir haftadır Bengi Yıldız’ın Bodrum’da çekilen fotoğrafı ile uğraşanlar var. Görüldüğü kadınla ilgisini sorgulayanlar, ramazanda bira içmesine takılanlar da oluyor ya, meselenin çıkış noktası “Beyaz Türklerin mekanı Bodrum’da bir Kürt” ifadelerinde gizli. Hem dağdan söz edip, hem Bodrum’da gezmek de ne oluyor, demeye getiriyorlar. Konuyu açmaları kadar, bir haftadır kapatamıyor olmaları bir şeyi gösteriyor. Eski saldırı yöntemlerine yenisini eklemeye çalışıyorlar. Biz belki alışık değiliz, Kürtlerin, Kürt siyasetçilerin tanışıklığı yok ama memlekette kaset siyaseti diye bir şey var, hatırlayalım. Medyayı yönlendiren birileri, biriyle uğraşmak istediklerinde, belden aşağı vurmalarının, “Bu yanındaki kadın kim” haberleriyle üstüne varmalarının, artık şaşıracak bir yanı kalmadı. Tersine, onların ciddiye alıp bir şey sö..]]> Mon, 29 Aug 2011 10:31:19 +0400 Elif Shafak https://www.evrensel.net/yazi/12644/elif-shafak https://www.evrensel.net/yazi/12644/elif-shafak? Her şeyin adını doğru koymak gerek. İskender’e tutup Alexander demek olmazsa, bu da öyle. Elimde tuttuğum kitabın kapağında “Türk Edebiyatı” yazıyor. Bu ifadenin normal koşullarda, yazarının uyruğu ya da bahsettiği konuyla değil, kitabın yazıldığı dille ilgili olduğunu herkes bilir. Ama kaç kitaptır Elif Shafak’ın yayıncıları öğrenemedi. Yazar, Türkçe yazmıyorsa Türkiyeli olması, olayların bazen Türkiye’de geçmesi bunu değiştirir mi? İngilizce yazılıp da Türkçeye çevrilmiş bir kitabın yazarının adının doğrusu bu: Elif Shafak. Türkçe’den bildiğimiz isimlere benziyor diye, Shafak’ın göçmen edebiyatı kulübünden Afganistanlı arkadaşı Khalid Hosseini’nin adını Halit Hüseyni diye çevirmek ne kadar yanlışsa, o da öyle. Kitabın orijinal dilinde yazarın adı olarak ne yazıyorsa, bizim alfabemizdeki yazılışını korumaktır doğru ol..]]> Sun, 28 Aug 2011 13:48:43 +0400 Her dilde sansür https://www.evrensel.net/yazi/12608/her-dilde-sansur https://www.evrensel.net/yazi/12608/her-dilde-sansur? Televizyon kanalının bayram hediyesi Mehmet Ali Erbil olmadığı sürece iyi olabiliyor. Son yılların ilgiye değer filmlerini gösteriyorlar mesela. Geçen akşam Başka Dilde Aşk’ı televizyon izleyicisiyle tanıştırması gibi. Ama bayram hediyesi diyorlar, sonra insanın hevesini kursağında bırakıyorlar. Konumuz RTÜK’ten korkarak yapılan sansür. Hâlâ anlamadıkları şey şu, filmlere herkes seyirci toplasın diye “parça” atmıyor. Parça tabiri, hakikaten bu amaçla filmin olmadık yerlerine bir iki çıplaklık sahnesi eklemekle oluşmuş, vaktiyle. Ama işte bu sahneler filmin anlamı olan bir parçası ise, üstelik o “parça”lara göre bile hiçbir şey sayılmayacak kadar usturupluysa, onları kesmek, filme haksızlık. Yayınlananın kendisine bile yapabileceği en kötü şey. Başka Dilde Aşk’a da öyle oldu. Filmin daha başında, sağır çocukla çok konuş..]]> Sun, 28 Aug 2011 10:24:38 +0400 İktisat ve siyasi gelişmeler https://www.evrensel.net/yazi/12516/iktisat-ve-siyasi-gelismeler https://www.evrensel.net/yazi/12516/iktisat-ve-siyasi-gelismeler? Bu gün sizlerin de dikkatinden kaçmadığından emin olduğum ve ne zamandır da yazmak istediğim bir konu üzerinde durmak istiyorum. Birçok bilimsel çalışmada da olduğu gibi, gazetelerde iktisat alanında köşe yazarlığı yapanlar özellikle de akademisyen iktisatçılar, ülke ekonomisine ilişkin gelişmeler karşısında kaleme aldıkları yazılarda ele aldıkları konuya dair görüşlerini ortaya koymakta ve duruma kendi pencerelerinden açıklama getirmeye çalışmaktadır. İstisna tutulması gereken ve gerçekten bilgisine tartışmasız inandığım ve güvendiğim birkaç akademisyen iktisatçı dışında, günübirlik, anlık, palyatif ya da duruma göre iktisatçılar olarak adlandırdığım köşe yazarlarının yazdıkları, iktisadi gelişmeleri anlık değerlendirmelerinin yanı sıra bir de yanlış bilgi vermeleriyle bütünleştiğinde, iş daha da içinden çıkılmaz hale gelmektedir. &..]]> Fri, 26 Aug 2011 10:03:05 +0400 Dalında güzel https://www.evrensel.net/yazi/12515/dalinda-guzel https://www.evrensel.net/yazi/12515/dalinda-guzel? Yerinden etme, geleneksel bir Hollywood politikası. Kaç haftadır Şirinler’in son filmlerinde köylerinden çıkmalarını kabullenemeyenler konuşuyor. En ilginci, bunu ideolojik bir saldırı olarak değerlendirenler bile olması. Aslında kahramanları gezintiye çıkarmak, bir öykü anlatmanın en kolay başlangıç noktalarından biri. Tebdili mekanda ferahlık olduğundan değil de, değişiklik yeni öykülere gebe olduğundan. Bu masallardan beri böyle. Belki Hollywood sinemasının sürekli tuttuğunu New York’a getirmesi, biraz sinir bozucu olabilir. Daha birkaç hafta önce Şirinler New York’taydı. Bu hafta yeni gösterime giren Babamın Penguenleri de, Antarktika’dan gelen penguenleri New York’a götürdü. Mesela Red Kit de son filminde Vahşi Batı’nın taşrasını bırakıp şehrine, New York’a iniyordu. Ormanlar kralı Tarzan’ı bile şehre götürmüşlükleri va..]]> Fri, 26 Aug 2011 09:59:39 +0400 Ramazan ekranı https://www.evrensel.net/yazi/12278/ramazan-ekrani https://www.evrensel.net/yazi/12278/ramazan-ekrani? Her Ramazan yayınlanan bir reklam var. Upuzun bir masaya, yaşlılardan çocuklara birkaç kuşaktan insanların doldurduğu bir sofra kuruluyor, neşe içinde yemek yeniyor. Masadan da karbondioksitli, meyan köklü, formülü meçhul, kendisi meşhur Amerikan içeceği eksik olmuyor. Bu yıl, içeceğin yerli versiyonunu yapan marka, reklamının da aynısını yapmaya çalışmış. Reklamlar hakikaten çok benziyor, ama aralarında hayati bir fark var. Asıl reklam, Amerikan gazozu menşeili olan, sofrada ne kadar insan, ne kadar yiyecek, ne güzel manzara olursa olsun, şişeyi ya da bardağı ekranın tam ortasında tutmakta ısrarlı. Aynı diğer 11 ay yaptıkları reklamlarda olduğu gibi. Şişeler, bardaklar eğilip bükülmüyor, tam ortada duruyor. Oradan bir şey içmek için ille de eğilmek gerekiyorsa, insanlar, eller, masalar bile eğilebiliyor. Utangaç yerli marka her şeyi kopyalayıp bu asıl unsuru es ge&cced..]]> Mon, 22 Aug 2011 09:31:24 +0400 Cesur Yürek https://www.evrensel.net/yazi/12249/cesur-yurek https://www.evrensel.net/yazi/12249/cesur-yurek? Televizyonda her zaman izleyici çekecek filmlerden biri Cesur Yürek. Geçen akşam, kimbilir kaçıncı kez yayınlanışında da, yaklaşık on televizyondan biri gibi bir izlenme oranını bulabildi. Aynı akşamın haber programlarını izleyenlerin üç aşağı beş yukarısıydı bu. Film izlerken, kendini kaptırmak diye bir şeyin olduğunu herkes bilir. Özdeşleşme deriz. Sadece filmlerde değil, kurmaca anlatıların geleneğinde var bu, romanda, tiyatroda… Seyirci kendini anlatılan karakterlerin yerine kor, film boyunca duyguları coşturur, sonlara doğru zirveye ulaşıp mesele çözülünce rahatlar. Belli bir matematiği bile vardır. Bunu ilk Brecht eleştirmişti de, kendi tiyatrosunu özdeşleşmenin karşısına kurmuştu. Cesur Yürek’i o akşam televizyondan izleyen seyirciler de yine bu duygu sıralamasına uymuş olmalı. 13. yüzyılda İskoçların yurtlarındaki İngiliz egemenliğine karşı mücadelesi gibi bir tarihi dur..]]> Mon, 22 Aug 2011 11:06:38 +0400