Evrensel.net https://www.evrensel.net tr Emek Evrenseldir https://evrensel.net/nhy/upload/diger/favicon.ico https://www.evrensel.net/tema/evrensel16/img/apple-touch-icon-114x114.png Evrensel.net 'Hekimiz biz!' https://www.evrensel.net/yazi/82699/hekimiz-biz https://www.evrensel.net/yazi/82699/hekimiz-biz? Geçen hafta 13 Kasım günü gazetelerde, Türk Tabipleri Birliği’nin dev boyutlarda bir açıklaması yayınlandı. Gazete sayfasının yarısını kaplayan bu geniş metnin başlığı şöyleydi: HEKİMİZ BİZ! Bu başlığın altında ise son yıllarda öldürülen hekimlerin isimleri belirtiliyor, “Bir kez daha kahrolduk, bir kez daha isyan ettik sağlıkta şiddete. Ve bir kez daha seslendik yetkililere” diyerek SAĞLIKTA ŞİDDETİ ÖNLEME YASASI ÇIKARILSIN! dileğinin altı çiziliyordu. Öte yandan, 30 Ekim 2018 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bir yasa teklifi verilmişti. Bu haber önce, “Sağlıkta Şiddet Yasası Mecliste” diye yansıtılmıştı kamuoyuna. Tabipler Birliği’ne göre, “44 maddelik Torba Kanun Teklifinin sadece 24’üncü maddesinde bir düzenleme görülüyordu. Hekimlerin yıllardır yasalaşmasını beklediği Sağlıkta Şidde..]]> Tue, 20 Nov 2018 04:00:37 +0300 'Bir Mücadele Gazetası: Demokrat İzmir' (2) https://www.evrensel.net/yazi/82656/bir-mucadele-gazetasi-demokrat-izmir-2 https://www.evrensel.net/yazi/82656/bir-mucadele-gazetasi-demokrat-izmir-2? Ve gündemimiz 1960 yılına ulaştığında, benim aklıma hep 27 Mayıs günü Silahlı Kuvvetlerimizin Atatürk ilkelerinden sapıldığı gerekçesiyle yaptığı hükümet darbesi gelir. Bilindiği gibi, 27 Mayıs 1960 sonrası siyasal dinamikler değişmiş, Demokrat İzmir gazetesi de yurdumuzun ekonomik ve toplumsal sorunlarına çözüm üretmek isteyen emekçilerden yana bir yayın çizgisi izlemeye başlamıştır. 1967 Yılında gazetenin sahibi Adnan Düvenci’nin yaşamdan ayrılmasıyla bu görevi eşi Ayten Düvenci üstlenmiş ve Türkiye’nin ilk kadın gazete patronu olarak 12 yıl boyunca gazeteyi yaşatmayı başarmıştır. Bu dönemde Demokrat İzmir, işçilerin ve köylülerin haklarını savunarak Bülent Ecevit’in CHP’sini desteklemiştir. Söz konusu yayın siyaseti, iktidardaki Adalet Partisi’ne doğrudan muhalif olmak anlamına geldiği için, iktidar çevreleri ta..]]> Tue, 13 Nov 2018 04:00:11 +0300 ‘Bir mücadele gazetası: Demokrat İzmir’ (1) https://www.evrensel.net/yazi/82609/bir-mucadele-gazetasi-demokrat-izmir-1 https://www.evrensel.net/yazi/82609/bir-mucadele-gazetasi-demokrat-izmir-1? Yurdumuzda birkaç kez denenmiş, ama pek başarılamamış olan “demokrasi” niyetli uygulamalarda, yakın tarihimizden örnekler vermek gerekse hiç kuşkusuz birkaç haftadır elimden düşüremediğim bir kitabı okurlarıma tanıtmam gerekir: Bu önemli kitabın adını yazımın başlığına yerleştirdim. “Gazete” sözcüğünün yerel söylenişi olan “Gazeta”yı aynen alıntıladığım söz konusu kitabın yazarları, Aytaç Demirci ile Yusuf Rıza Düvenci. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan kitap, ülkemizde bir zamanlar verilen gerçek bir demokrasi mücadelesini, Demokrat İzmir gazetesinin ilginç serüveninde sergiliyor. Gazetenin serüvenini şöyle özetleyebilirim: 1946 Seçimlerinin ardından İzmir adlı gazete kapatıldığında, bu kentimizde gerçek demokrasiye inanmış aydınlardan oluşan ilerici bir grup, Adnan Düvenci’nin yö..]]> Tue, 06 Nov 2018 04:00:16 +0300 Yorumsuz https://www.evrensel.net/yazi/82516/yorumsuz https://www.evrensel.net/yazi/82516/yorumsuz? Sayfalarını abur cubur haberlerle doldurmayan gazetelerimiz de var. Geçen gün, bu güvenilir gazetelerin birinde sıra dışı bir içerikle karşılaştım: Aynı sayfada, toplumsal açıdan içerdiği “olumsuz ve üzücü” olarak değerlendirilecek bu dört haberi aşağıda sunuyorum: BAŞLIK: Kanun Hükmünde Kararname mağduru inşaattan kovuldu. ALTBAŞLIK: Akademiden ihraç edilen Orhan Kaya, işçilere kötü örnek olduğu gerekçesiyle işten çıkarıldı. METİN ÖZETİ: Kanun Hükmünde Kararname ile Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ndeki görevinden ihraç edildikten sonra inşaatlarda çalışmaya başlayan barış imzacısı akademisyen Orhan Kaya’nın inşaattaki işine de son verildi. BAŞLIK: Doktorlar Yargılanıyor. ALTBAŞLIK: 2016 yılında Cizre’de sokağa çıkma yasağı sırasında, sağlık hizmeti sunmak için bölgeye hareket ede..]]> Tue, 23 Oct 2018 04:13:08 +0300 Öğretmen https://www.evrensel.net/yazi/82418/ogretmen https://www.evrensel.net/yazi/82418/ogretmen? 5 Ekim 2018 Cuma günü bütün ülkelerde “Dünya Öğretmenler Günü” olarak içeriğine uygun etkinliklerle anıldı. Ben de okurlarıma bu konuda kısa bir yazı sunmak istiyorum. Çocukluk günlerimden başlayarak “öğretmenlik” mesleğini yakından izleyerek yaşadım. Çünkü annem ve babam öğretmendi: Annem Nüzhet Say (1904-1998), İstanbul’da öğretmenlik yaptığı son okul olan Vefa Lisesi’nde psikoloji ve felsefe derslerine giriyordu; ve bu okuldan emekli oldu. Babam Fazıl Say (1902-1952) ise bütün yurtta tanınan bir matematik öğretmeniydi. Onun geniş çevreler tarafından bilinmesinin nedeni, Millî Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı ortaokul ve liselerde okutulan matematik, cebir, geometri kitaplarını hazırlayan kuruldaki üç yazardan biri olmasıydı. Zaten bu yıllarda Bakanlık Yayınları’nın dışında ders kitabı yayımlama..]]> Tue, 09 Oct 2018 04:20:18 +0300 İnsana inanmak https://www.evrensel.net/yazi/82367/insana-inanmak https://www.evrensel.net/yazi/82367/insana-inanmak? 27 Eylül, dört yıl önce yaşamını yitiren şair dostumuz Metin Demirtaş’ın ölüm günüydü. Cumhuriyet gazetesinde o gün, Demirtaş üzerine A. Kadir Paksoy’un sağlam bir yazısı yayımlandı. Paksoy, yazısının başlığını Aslolan İnsan olarak belirlemişti. Yerinde bir seçim! Ve bu seçimini şöyle savunuyordu: “Her ozanın şiirlerinde başat bir öğe vardır. Kimi ozanda bu iç sıkıntılarıdır. Kimi ozanda yaşam ve ölüm ikilemi. Kimi ozanda aşk. Kimi ozanda ironi… Metin Demirtaş’ta ise insana inandır başat öğe. Ama bu insana inan, toplumsallıktan soyutlanmış soyut bir insanseverlik/insancıllık değildir. Metin Demirtaş’ın insana inanı, çok yönlü, çok boyutlu bir insana inandır.” 1967-68 yıllarında şairimiz Demirtaş, Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde Fizik Atölyesi’nin yapımında usta olarak çalışıyordu. ODTÜ&rs..]]> Tue, 02 Oct 2018 04:15:19 +0300 Veysel Çolak https://www.evrensel.net/yazi/82323/veysel-colak https://www.evrensel.net/yazi/82323/veysel-colak? Alın size bir has şair daha! 1954 Doğumlu Veysel, kendisinin bir cam olduğunu bile bile, taş yağmurundan geçmeyi göze alan bir sanatçımızdır. Ne yapsın? Yaşamın dayattıkları, onun yaşam biçimini böyle biçimlendirmiş: Kan dâvâsı yüzünden koskoca bir aile, Rize’nin Cevizlik köyünden kaçmak zorunda kalmış. Yerleşmek için birçok kent dolaşmış bu aile. Sonunda, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde karar kılmışlar. Veysel orada ilkokula başlamış. Bu okulda, ulusal bayramlarda şiir okuyacak öğrenciyi seçmek için yapılan yarışmayı kazanmış, ama eski giysileri ve ayağındaki yırtık kara lastikleri yüzünden onu çıkarmamışlar. Veysel, şiir yazmaya işte o zaman başlamış. Sonrası? Ortaokul ve lise yıllarında kiremit fabrikalarında çalışarak sürdürmüş öğrenimini. “Lise bir” öğrencisiyken Demokrat İzmir gazetesinin o zama..]]> Tue, 25 Sep 2018 04:54:35 +0300 Ahmet Telli https://www.evrensel.net/yazi/82277/ahmet-telli https://www.evrensel.net/yazi/82277/ahmet-telli? Ahmet Telli, sanıldığı gibi iri kıyım biri değildir. Eğer böyle düşünüyorsanız sizi yanıltan, şiirlerindeki içeriğin cüsseli olmasıdır. İşte bu nedenle Telli’yi ilk kez görenler, düş kırıklığına uğrar. Aslında, “cüsseli bir insan” olmak hiç de marifet değildir. Kişinin kendi çapında sürekli yararlı işler yapması daha önemli değil midir? Telli’yi yaklaşık elli yıldan beri tanırım. 1970’lerde o, Türkiye Yazıları dergisinin yazı kurulu üyesiydi. Dergide yer alacak şiirler, öncelikle onun süzgecinden geçerdi. Sözü uzatmaya gerek yok; Ahmet Telli, elli yıl boyunca değerini kabul ettirmiş bir şairimizdir. Bunda, onun iyi bir edebiyat öğretmeni olmasının da payı bulunsa gerek. İsterseniz öğrencilerine sorun. Ben, bir fırsatla 1980’li yıllarda birkaç öğrencisine sormuştum: Öğrencilerine edebiyatı, özellikle şiir sanat..]]> Tue, 18 Sep 2018 04:08:03 +0300 Trump https://www.evrensel.net/yazi/82229/trump https://www.evrensel.net/yazi/82229/trump? Dış politika yazıları benim alanım değil. Ama dünyada neler olup bittiğini, neler döndüğünü izlemeyi de “aydın görevi” sayanlardanım. Dış politika alanında bazen gündeme öyle konular girer ki, şaşırıp kalırsınız. Geçen hafta işte böyle bir haberle karşılaştık: Bu haberi tek cümleyle şöyle özetleyebilirim; “ABD’nin Başkanı Trump’a en sert muhalefet, kendi yakın çevresinden geliyor!” Basınımıza iri puntolu başlıklarla yansıyan bu habere bakılırsa Trump’ın ekibi içinde onu zayıflatmak için çalışan bir muhalif grup var! Bu gerçeği, Beyaz Saray’dan “Trumpçı” bir yetkili açıklamış! Nerede ve nasıl açıklamış? ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times’a yazdığı, ayrıntılar içeren imzasız bir yazıda açıklamış! Üstelik, kendisinin de bu muhalif grubun içinde olduğ..]]> Tue, 11 Sep 2018 03:05:10 +0300 Nâzım’ın bir şiiri https://www.evrensel.net/yazi/82187/n-zimin-bir-siiri https://www.evrensel.net/yazi/82187/n-zimin-bir-siiri? Bugün size Nâzım’dan kendini anlattığı şiirinden bir bölüm aktaracağım. Söz konusu şiir, 11 Eylül 1961 günü, o dönemin Demokratik Almanya Cumhuriyeti sınırları içinde olan Doğu Berlin’de yazılmış. Her neyse… Okurlarıma neden şiirin tamamını sunamıyorum? Çünkü Telif Hakları Yasası’na göre, eserin ancak üçte biri alıntılanabilirmiş! Bu sınırlama her ne kadar “saçma” görünse de Nâzım’ın eserlerini de koruyan böyle bir yasaya saygılı olmak durumunda olduğumu sayın yetkililere bildiririm. Şiirin adı OTOBİYOGRAFİ. Alıntıladığım ilk kısımdaki dizeleri birbirinden “/” (az yatık çizgi işareti) ile ayırdım. Böyle bir değişiklik yapmak, aslında yasayı atlatmanın bir yoludur. Ama böyle bir yöntem, ne bana, ne de bu “alıntılı” garip yönteme uyarak şiiri yayımlayan gazetemize yakışır…..]]> Tue, 04 Sep 2018 03:02:06 +0300 Uğur Mumcu https://www.evrensel.net/yazi/82139/ugur-mumcu https://www.evrensel.net/yazi/82139/ugur-mumcu? Şu yaşa geldim, seksen küsur yıl boyunca Uğur Mumcu kadar zeki ve esprili konuşan başka bir insana rastlamadım. Ona sokakta rastlayıp da “N’aber, nasıl gidiyor?” diye sorduğumda, “Asıl seni sormalı, ben yoktum buralarda, Patagonya’yı gezdim, geldim..” derdi ve arkasından sözü dönemin iktidarına bağlayarak konuşmayı sürdürürdü… 1960’lı yılların ikinci yarısında biz, “Türk Solu” ve sonraki adıyla “Türkiye Solu” adlı bir haftalık dergi çıkarıyorduk. Hep şu özlemi taşırdım içimde: “Bizim de Uğur Mumcu gibi, okurun tutkuyla okuduğu bir yazarımız olsa…” Bir gün, gazetedeki işlerin bittiği akşamüstü saatlerinde, Cumhuriyet’in Ankara Bürosu’nda Uğur’la sohbet ederken ona şöyle bir soru sordum: “Uğurcuğum, Cumhuriyet’teki yazılarını herkes gibi ben de heyecanla ve büy&..]]> Tue, 28 Aug 2018 04:54:04 +0300 Deprem olursa… https://www.evrensel.net/yazi/82098/deprem-olursa https://www.evrensel.net/yazi/82098/deprem-olursa? “Bir de bu çıktı...” dedi arkadaşım, “son günlerde gazeteler, İstanbul’da yaşanacak olası bir depremin, ülkeyi birçok yönden fena halde zora sokacağı görüşünde!” “Nereden çıkarıyorsun bunları?” dedim. “AFAD’ın açıklamasından” dedi, “okumadan mı gazetelerde?” Ve anlattı: “17 Ağustos 1999 depreminin 19. yıldönümü dolayısıyla AFAD’ın, (Âfet ve Âcil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın) düzenlediği çalıştayda, depremin bu kez 7,5 şiddetinde olabileceği dile getirildi. Bu durumda 30 bin kişi ölebilirmiş…” “Ağzını hayra aç! O ne biçim konuşma öyle?..” dedim. “Bir dakika.. bunu ben söylemiyorum, deprem uzmanları söylüyor; çünkü gereken önlemler alınmamış…” “Evet, uzmanlar, olası bir b&uu..]]> Tue, 21 Aug 2018 03:14:21 +0300 Geçen haftanın içinden https://www.evrensel.net/yazi/82052/gecen-haftanin-icinden https://www.evrensel.net/yazi/82052/gecen-haftanin-icinden? Değerli okurlarım; bildiğiniz gibi, kimi haftalık olaylar “bağırgan” bir özellik taşıyor, kimileri ise “tısss” deyip geçiyor. Ben “haftalık” olan bu süreç içinde yaşanan birkaç olaya değinmek istiyorum: Geçen hafta yitirdiğimiz Mahmut Makal ağabeyim, saydığım, sevdiğim, değerli bir dostumdu. Ankara’daki Kocatepe Camiinden kaldırılan cenazesinde çok sayıda ortak dostla kucaklaştık. Aynı hafta Çarşamba günü, Doğu Karadeniz bölgesinde, özellikle Ordu ilimizde beş yüz bin yurttaşımızı perişan eden bir sel felâketi yaşadık. Ordu’nun çeşitli bölgelerinde “aşırı yağışlar” diye nitelenen koşullar nedeniyle 8 köprü yıkıldı, mahsur kalanlar iş makineleriyle kurtarıldı; dahası, Karadeniz Sahil Yolu kapandı; bundan da beteri, tonlarca fındığımız Karadeniz’e akıp hebâ oldu. Bu yaşananlar, tam bir felâketti..]]> Tue, 14 Aug 2018 04:18:10 +0300 Dikkat! Binalar göçüyor... https://www.evrensel.net/yazi/82008/dikkat-binalar-gocuyor https://www.evrensel.net/yazi/82008/dikkat-binalar-gocuyor? Önceki hafta, televizyonda defalarca gördük ve yandık yakındık: İstanbul’un Beyoğlu ilçesindeki Sütlüce Mahallesinde dört katlı bir bina çökmüş, daha doğrusu uçurumdan aşağı göçüp un ufak olmuştu! Bu olay sonrası, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin “Teknik Değerlendirme Raporu” üzerine televizyonda yapılan açıklamaları birkaç satırla özetlemek istiyorum: Basın toplantısı düzenleyerek rapor üzerine konuşan İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna, binanın çökmesinin “Üretim ve denetim sistemindeki zaaflardan kaynaklandığını” açıkladı. Türkiye’de yapı stokunun içler acısı olduğunu söyleyen Suna, “Ülkemizde yaklaşık 20 milyon yapı bulunmaktadır. Bunların 13 milyonu kaçak ve ruhsatsızdır. İstanbul’daki 2 milyon yapının da en a..]]> Tue, 07 Aug 2018 03:00:47 +0300 Okurlar için bir döküm https://www.evrensel.net/yazi/81967/okurlar-icin-bir-dokum https://www.evrensel.net/yazi/81967/okurlar-icin-bir-dokum? Karamsarlığa düşmekten hep kaçınmışımdır. Şu da var ki, yaşadığımız koşullar iyimserliğe pek yöneltmediği gibi, zoraki bir iyimserliğin de işe yaramadığını bilenlerdenim. İyimserlik ve karamsarlık, genel olarak insanın içinde bulunduğu koşulların sonucudur. Çağımız insanını en fazla etkileyen kitle iletişim araçlarının başında, gazete ve dergiler gelir. Çünkü bu organlardaki haber ve yorumlar, genelde gerçeği yansıttığı için inandırıcıdır ve “yazılı” olduğu için de bir anda uçup gitmez. Merak bu ya, önceki hafta 22 Temmuz 2018 Pazar günü, Cumhuriyet gazetesinde yer alan ve okuru “karamsarlığa götüren” haberlerin başlıklarını işaretleyerek okurlarıma aktarmayı düşündüm. Dilerseniz bu döküme bir göz atın: “Berberoğlu kararı, tüm vekillerin dokunulmazlığını tehdit ediyor.” / “Şüpheli atama&r..]]> Tue, 31 Jul 2018 03:00:32 +0300 Behçet Aysan https://www.evrensel.net/yazi/81926/behcet-aysan https://www.evrensel.net/yazi/81926/behcet-aysan? Sivas’taki Madımak Oteli Katliamı’nın üzerinden yirmi beş yıl geçti, ama ben orada Behçet’in öldüğüne hâlâ inanamıyorum. Sanırım inanmak istemediğimden kaynaklanıyor bu sürüp giden aldanış… Ancak şurası kesin: Otel yangını başlayınca Behçet’in ilk düşündüğü, canını kurtarmak değil, yakınındaki çocuk ve kadınları kurtarmaktı... Hiç öyle olmadı… Peki, o dakikalarda Behçet’i Ankara’da bekleyen eşi Adviye? Onun hâli? Adviye, eşinin ölümü ardından çektiği acılara dayanamayarak “onulmaz” denen hastalığa yakalandı ve kısa sürede eriyip gitti. Evet, her gün biraz daha eriyerek can verdi Adviyecik… Sonuçta, Behçet ve Adviye’den yalnızca kızları Eren kaldı yaşamda… Bütün acılar, bütün zorluklar ona yüklendi. Öyleydi, ama ..]]> Tue, 24 Jul 2018 04:00:13 +0300 Metin Altıok https://www.evrensel.net/yazi/81893/metin-altiok https://www.evrensel.net/yazi/81893/metin-altiok? İlk gençlik yıllarımdan başlayarak değer verdiğim ve çok sevdiğim birçok arkadaşım oldu. Liseden sınıf arkadaşım Yüksel Kasapbaşı dostumu hiç unutamam. Çok yetenekli bir genç şairdi, ama şiiri ikinci plana almak durumunda kaldı. Çünkü onu Hürriyet gazetesi kapmış, müthiş röportajlarıyla geniş kitlelerin sevdiği bir gazeteci olmuştu. Hayatta olsun olmasın, böyle sıkça hatırladığım üç-beş arkadaşım vardır. Onlar arasında, iki değerli şairimizi hiç unutamam: 1941 doğumlu felsefeci, şair ve eğitimci Metin Altıok ve 1949 doğumlu Dr. Behçet Aysan! Bu iki değerli şair, 1993 yılında şiir okumaya gittikleri Sivas’taki Madımak Oteli yangınında can verdiler! Onları hep özlemle anarım… Burada Metin Altıok’u anarken onun başlıca özelliklerine değinmek istiyorum: Öncelikli tarafıyla Metin, ufak tefek, zayıf, çırpı gibi bir çocuktu...]]> Tue, 17 Jul 2018 04:43:33 +0300 Madımak Oteli Katliamı unutulur mu? https://www.evrensel.net/yazi/81802/madimak-oteli-katliami-unutulur-mu https://www.evrensel.net/yazi/81802/madimak-oteli-katliami-unutulur-mu? 2 Temmuz günü, yani dün, Sıvas’ta yaşanan Madımak Oteli faciasının 25’inci yılıydı. 1993 yılında 35 insanın öldürüldüğü bu acı olayın üstünden tam çeyrek yüzyıl geçmiş oluyor. Ölenlerin 33’ü, Pîr Sultan Abdal Şenlikleri’ne davet edilen sanatçılar, 2’si ise otelde görev yapan iki yurttaşımızdı. Bu insanların hepsini içim yanarak anıyorum. Söz konusu etkinlikler dizisine Ankara’dan davet edilip de Madımak Oteli yangınında can veren iki şair arkadaşım da bulunuyordu: Metin Altıok ve Behçet Aysan... Bu iki şairle çok yakın dostluk bağlarım vardı; onlarla öyle sıkı bir dostluk kurmuştum ki, Metin’le Behçet’in yaşamdan ayrılmasının üzerinden 25 yıl geçtikten sonra bile, onlar üzerine şimdi bir yazı yazmayı nasıl olup da göze alabildiğime şaşıyorum. Çünkü ben hâl&ac..]]> Tue, 03 Jul 2018 04:14:58 +0300 Önceden yazılmış bir seçim yazısı https://www.evrensel.net/yazi/81750/onceden-yazilmis-bir-secim-yazisi https://www.evrensel.net/yazi/81750/onceden-yazilmis-bir-secim-yazisi? Değerli okurlarım, bu yazıyı okurken kendinizi benim yerime koyun lütfen: Seçimin yapıldığı gün oy verip eve döndüğünüzde, benim gibi bir seçim yazısı yazmak zorunda olduğunuzu varsayalım. Üstelik bu yazı, seçimden iki gün sonra yayımlanacak… Tahminler tutsun ya da tutmasın, bu yazı yazılacaktır! Olabilir mi böyle bir zorunluluk? Ben işte böyle gibi zorunlulukla yazıyorum: Pazar günü, yani seçimin yapıldığı gün, sonuçlar hakkında henüz hiçbir kesin bilgiye ulaşmadan, her hafta olduğu gibi yazımı yazıp göndermek zorundayım! Ne zaman yayımlanacak bu yazım? 26 Haziran Salı günü! Söyleyin lütfen: Benim yerimde olsanız nasıl bir yazı yazardınız? Ya da “Cumhurbaşkanlığı seçimini kim kazanacak?” sorusunu önceden nasıl cevaplardınız? Cumhurbaşkanı adaylarından hiçbiri, babamın oğlu değil, ahbabım da değil! Ama öze..]]> Tue, 26 Jun 2018 04:17:59 +0300 Geçmiş bayramınız mübarek olsun https://www.evrensel.net/yazi/81701/gecmis-bayraminiz-mubarek-olsun https://www.evrensel.net/yazi/81701/gecmis-bayraminiz-mubarek-olsun? Bu yazımın bayram günlerinden birine rastlamasını isterdim. Öyle olunca “eski bayramlar” üzerine renkli bir yazı çıkabilirdi. “Denk gelmedi”, n’apalım? Geçmiş bayramınızı kutlamaktan başka çare yok gibi gözükse de bayram günleriyle ilgili çocukluk anılarıma ilişkin birkaç not yazabilirim: İlkokuldayken bayramın ilk günü sabahı, “bayramlık” denen yeni elbiselerimi giyerdim. Bu elbiselerle mahalle arkadaşlarımın arasına katılmak, hoş bir duyguydu. Giyinir giyinmez hemen dışarı çıkardım, işin bu yönünü unutmuyorum. Delikanlılık çağına yaklaştıkça yeni giysilerimle mahallemizdeki kızlara görünmek de isterdim tabii… On beş yaş dolaylarında bayramın ilk günü, aile büyüklerimizle kucaklaşıp öpüşmek vardı önce. Hem annem hem de babam, öğretmen oldukları için, bayram gün..]]> Tue, 19 Jun 2018 04:00:37 +0300 Marx’a adanan felsefe semineri https://www.evrensel.net/yazi/81654/marxa-adanan-felsefe-semineri https://www.evrensel.net/yazi/81654/marxa-adanan-felsefe-semineri? Yadırgamayın, bu seminer, başka bir ülkede değil, Türkiye’de gerçekleşiyor. Ne zaman ve nerede? Söyleyeyim: Çanakkale ilinin Ayvacık ilçesinin Behramkale köyünde! Bu köy, antik çağdaki adıyla Assos olarak da bilinir: Milat’tan öncesi çağlardan günümüze uzanan bir liman kenti… Genel olarak yurdumuzdaki felsefecilerin, felsefe öğrencilerinin ve felsefeyle ilgilenen aydınların katıldığı “Felsefe Semineri”, Assos’ta 18 yıldan bu yana düzenleniyor. Söz konusu “Seminer” bu yıl, doğumunun 200. yılı dolayısıyla felsefe tarihinin düşünceyi hayata aktararak yaşanır olmayı amaçlayan 19. Yüzyıl devrimci Alman düşünürü Karl Marx’a adanıyor. Şimdi soralım: “Seminer” adı altındaki bu ilginç etkinliği kimler düzenliyor? Bu önemli ve değerli etkinlik, Felsefe-Sanat-Bilim Der..]]> Tue, 12 Jun 2018 03:40:48 +0300 Olan bitenler… https://www.evrensel.net/yazi/81607/olan-bitenler https://www.evrensel.net/yazi/81607/olan-bitenler? 3 Haziran, Nâzım Hikmet’in ölüm günüydü. 55 Yıl önce bir kalp kriziyle yaşamdan ayrılmıştı Nâzım. Bu yazıyı yazarken önce onu ne şekilde anmam gerektiğini düşündüm. Şiirlerinden alıntılar yaparak işin içinden çıkabilir miydim? Alıntılara bağlı… Peki, Nâzım’ın hangi vasıflarını vurgulayan bir yazı yazmalıydım? Öncelikle şu iki vasfını: Benimsediği dünya görüşü açısından insan sevgisi; bir de bütün dünyanın hayranlık duyduğu şair kimliği… Nâzım, bu ikisini öncelikle “yurt sevgisi”nde dile getirmiştir. Zaten onun dünya görüşü ile içini dökerek yarattığı şiirler, birbirini tamamlar. İşte size bir örneği: DAVET Dört nala gelip Uzak Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan Bu memleket bizim! Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar &..]]> Tue, 05 Jun 2018 04:32:52 +0300 Gidişat https://www.evrensel.net/yazi/81558/gidisat https://www.evrensel.net/yazi/81558/gidisat? Belki gözünüzden kaçmıştır, şu iki haberi okuyun lütfen: Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımıza bağlı Et ve Süt Kurumunun yanı sıra, Türkiye’nin önde gelen et şirketleri, 2011 ve 2012 yıllarında Polonya’dan et ithal etmişti. Polonya’nın gönderdiği toplam et miktarı, üç bin büyükbaş hayvan etiydi. Ancak bu ithalattaki skandal altı yıl sonra ortaya çıktı: Polonya’nın başlattığı soruşturmada, Türkiye’ye ihraç edilen etlerde “Deli Dana Hastalığı” olduğu saptandı. Polonya, Adalet Bakanlığı aracılığıyla Türkiye’den “Adlî yardımlaşma” talebinde bulundu. Polonya yetkilileri, sığırların kesimi sırasında Polonya’da hazır bulunan Türk Tarım Bakanlığı uzmanlarının ifadesine başvurdu. “Tahlil sonuçlarına baktınız mı?” diye sorulan uzmanlar, “Raporlar Polonya dilinde yazıldığı için, ne yazdığını a..]]> Tue, 29 May 2018 05:00:20 +0300 Dişe dokunur olaylar https://www.evrensel.net/yazi/81514/dise-dokunur-olaylar https://www.evrensel.net/yazi/81514/dise-dokunur-olaylar? Türkiye’de İkinci Dünya Savaşı yıllarında, yani ben ilkokuldayken İstanbul’da genellikle seçkinlerin oturduğu Büyükada ve Moda gibi semtlerde epeyce Yahudi yurttaşımız yaşardı. Yaz aylarında oturduğumuz Suadiye’deki komşularımız arasında da birkaç Yahudi aile olduğu için, çocukluğumda Yahudi arkadaşlar edinmiştim. Genellikle aklı başında, iyi çocuklardı onlar. Evde ve kendi aralarında Fransızca konuşurlardı. Moiz adlı arkadaşımın büyükannesi de Fransızca konuşmaya çalışır, ama Fransızcanın o kendine özgü kulağa hoş gelen akışını hiç tutturamadığı gibi, nece konuştuğu bile pek anlaşılmazdı. Bilindiği gibi, tarih içinde Yahudi kavminden çıkan çok sayıda insan, felsefe, bilim ve sanat alanlarında insanlığa değerli armağanlar vermiştir. Onların bu yaratıcı çalışmalarını bütün insanlığın minnetle andığını düşünürüm. Şu da va..]]> Tue, 22 May 2018 04:15:11 +0300 Hastanede https://www.evrensel.net/yazi/81464/hastanede https://www.evrensel.net/yazi/81464/hastanede? Son aylarda iki kez hastaneye kaldırıldım. Birincisi, yıllardır çektiğim KOAH adlı solunum zorluğu hastalığının hiç olmazsa hafifletilmesi umudunu taşıyordu. İkincisi ise on gün önceleri, sağ kasığımda giderek büyüyen “kist” denen patolojik torbadan (yani ”yumru”dan) kurtulmak amacıyla yapılacak ameliyat dolayısıyla hastanelik olmamdı. Hemen belirteyim ki, “hastane serüveni” denebilecek bu süreçlerin ikisi de kolay geçti: Hiçbir zaman canım yanmadı ve hiçbir yönden zorluk çekmedim. Şu da var ki, insanın “kendi evi”ndeki yatağı başkadır, hastane yatağı başka… Hastane yatağının başkalığı, orada neden yattığının bilincinde olmaktan gelir. Bu demektir ki, bulunduğun odanın en başta rengi ve kokusu, insanın kendi evindeki renk ve kokulara benzemez. Oysa ben, hastanenin renk ve kokusunu pek yadırgamadım. Çünkü bu hastane odasında &ldqu..]]> Tue, 15 May 2018 04:01:18 +0300 Beethoven: Yılmadan üretmek https://www.evrensel.net/yazi/81333/beethoven-yilmadan-uretmek https://www.evrensel.net/yazi/81333/beethoven-yilmadan-uretmek? Sanatın hangi dalında olursa olsun, bir sanatçıyı anlatırken onun bireysel özelliklerini belirtmek gerektiğini düşünüyorum. Bütün sanatçılar gibi, Beethoven’in müziği, doğallıkla onun kişisel duygularını da içermiştir. Zaten, özellikle sanat alanında “kişisel” olan, birçok yönüyle “toplumsal” olanı da örneklemez mi? Beethoven’in başta gelen sorunu, sağırlığıydı. Bir bestecinin henüz 25 yaşındayken hızla sağırlaşmasının nasıl bir kâbus, nasıl bir işkence olduğunu düşünmek bile ürkütücüdür. 1795 yılında Beethoven, Almanya’daki arkadaşı Dr. Wegeler’e Viyana’dan gönderdiği mektupta, işitmesinin giderek ağırlaştığını yazmıştı. Ama her şeye karşın o, 1802 yılına kadar sağırlaşmakta olduğunu gizlemiş, piyanist yönüyle konserlerini sürdürmüştür. Öte yandan, 10 Kasım 1..]]> Tue, 24 Apr 2018 03:11:33 +0300 Beethoven (3): ‘Bütün insanlar kardeştir’ https://www.evrensel.net/yazi/81281/beethoven-3-butun-insanlar-kardestir https://www.evrensel.net/yazi/81281/beethoven-3-butun-insanlar-kardestir? Napolyon ordularının Avrupa’daki istilacı saldırıları, 1809’dan başlayarak Avrupa halklarının kurtuluş hareketlerini alevlendirmişti. Halk direnişleri önce İspanya’da başlayarak Fransızların kovulmasıyla sonuçlanmış, Rusya’da ise halk kitleleri, 1812 yılında Moskova’dan çekilmekte olan Fransız ordusuna saldırarak onları buralara kadar gelmeye pişman etmişti. Napolyon’un zorunlu olarak Prusya’dan geri çekilmesi ise Almanların ulusal bilincini yükselterek ülkede ulusal kurtuluş hareketini başlatmıştı. Berlin’deki Prusya Sarayı ise bu hareketi ister istemez desteklemek zorunda kalmıştı. Bütün bu gelişmeler, Beethoven’in bir sevinç patlaması niteliğindeki 7. Senfoni’nin yazıldığı 1812 yılına rastlar. Bu konuda, çağımızın müzikbilimcisi Sidney Finkelstein “Besteci ve Ulus” adlı kitabında şöyle der: “Bu senfoni, kuşkusuz ki bir zafer kutlam..]]> Tue, 17 Apr 2018 04:15:36 +0300 Gençliğinde Beethoven https://www.evrensel.net/yazi/81233/gencliginde-beethoven https://www.evrensel.net/yazi/81233/gencliginde-beethoven? Küçük yaşta babası tarafından müziğe başlatılan Ludwig, dokuz yaşında saray bestecisi Neefe’den dersler almaya başlamış, on üç yaşında bestelediği ilk eser basılmıştır. 1787’de Viyana’ya giderek Mozart’tan dersler alan Beethoven için Mozart şöyle demiştir: “Bu çocuğa dikkat edin, onun önünde bütün dünya ayağa kalkacak!” Beethoven, Viyana’daki öğretmenini seçerken Mozart’ın saraydan ayrılarak feodal aristokrasiye rest çeken ilk müzikçi olduğunu biliyordu. Burada, ünlü Alman şairi Goethe’nin Beethoven hakkındaki görüşünü de aktaralım: “Beethoven gibi içtenliğini enerjisiyle birleştirebilmiş sanatçı görmedim. Dünyanın karşısında onun neden dikilip durduğunu şimdi iyi anlıyorum.” Beethoven 1792 yılında Joseph Haydn’dan bestecilik dersleri almak ..]]> Tue, 10 Apr 2018 04:15:51 +0300 Beethoven https://www.evrensel.net/yazi/81194/beethoven https://www.evrensel.net/yazi/81194/beethoven? Beethoven üzerine yazı yazmayı, isterse dünyanın en yetkin müzikbilimcisi üstlensin, zorluk çeker. Çünkü Beethoven, sanatsal yaratıcılık bakımından müzik tarihinin en dikkat çekici kilometre taşlarından biridir ve bunun hesabını vermek kolay değildir. Peki ben, bu dev sanatçıyı bir köşe yazısına nasıl sığdıracağım? Şöyle düşündüm: Beethoven’in sanatçı kişiliğini sergilemeye çalışmak, bir köşe yazısına sığmayabilir; o zaman onun niteliklerini özetleyen ikinci bir yazıyı, üçüncüsünü, hatta daha fazlasını da yazıp sıralayabilirim. Yeter ki bu dev bestecinin vasıflarını, okurları sıkmadan anlatabileyim… Çalışmaya şöyle başladım: Önce Ludwig van Beethoven (1770-1827) üzerine değişik tarihlerde yaptığım çalışmaları gözden geçirdim ve onların hemen hepsinde Beethoven’in şu sözleri..]]> Tue, 03 Apr 2018 03:20:11 +0300 ‘Yaşamı savunmalıdır şiir’ https://www.evrensel.net/yazi/81145/yasami-savunmalidir-siir https://www.evrensel.net/yazi/81145/yasami-savunmalidir-siir? Geçen haftanın içinden 21 Mart 2018 Çarşamba günü, nasıl bir gündü dersiniz? Hatırlatayım: 21 Mart, “Dünya Şiir Günü”ydü! Ve işte o gün, Pen Yazarlar Derneği, bu yıl “Pen Şiir Ödülü”ne değer gördüğü şairi açıkladı: Dostum Cengiz Bektaş! Geleneğe göre, Türkiye’de 21 Mart “Dünya Şiir Günü Bildirisi”ni Pen Şiir Ödülü’nü alan şair hazırlar. Ben Ankara’da oturduğum için, İstanbul’daki ödül törenine gidemedim. Ancak, 21 Mart günü gazetemiz Evrensel’de, 68 kuşağından değerli şair ve yazar Gülsüm Cengiz imzalı öyle bir yazı yayımlandı ki, “Yaşamı Savunmalıdır Şiir” başlıklı bu yazıyı okurken 21 Mart Dünya Şiir Günü’nün duygulara seslenen törensel taraflarını kaçırmadığımı hissettim. ..]]> Tue, 27 Mar 2018 04:50:45 +0300 Yıldızlara bakmak https://www.evrensel.net/yazi/81093/yildizlara-bakmak https://www.evrensel.net/yazi/81093/yildizlara-bakmak? İnsanlığı ilgilendirmesi bakımından geçen haftanın en önemli olayı, bilim alanında derin izler bırakan İngiliz evrenbilimci ve fizikçi Prof. Stephen Hawking’in (1942-2018) hayattan ayrılmış olmasıdır. Onun şu sözünü hiç unutmam: “Ayaklarınıza değil, yıldızlara bakmayı unutmayın!” Einstein’dan sonra çağımızın en değerli ve tabii ki en önemli fizikçisi olarak ün yapan Stephen Hawking, kuantum fiziği ve “kara delikler”le ilgili araştırmalarıyla adını bilim tarihine yazdırmıştı. Yirmi bir yaşındayken tam bir talihsizliğe uğrayarak sinir sistemini felç eden ALS hastalığına yakalanan bu çok değerli bilginin hastalıklı halini gösteren fotoğraflarını okurlarımız herhalde görmüştür: Ağzı burnu, eli yüzü, kolu bacağı, her tarafı denetim dışı kalarak eğrilip bükülmüş, ama o, bütün bu engelleri yenerek (ya da umursamayarak) ..]]> Tue, 20 Mar 2018 01:32:54 +0300 Bir edebiyat eseri nasıl değerlendirilir? https://www.evrensel.net/yazi/81048/bir-edebiyat-eseri-nasil-degerlendirilir https://www.evrensel.net/yazi/81048/bir-edebiyat-eseri-nasil-degerlendirilir? Bir yazarın kendi kitaplarıyla övünmesi ne denli yersiz ya da en azından yakışıksızsa, “Değerlendirme okurundur” sözü de bütünüyle doğru değildir. Özetle söylersek, bir edebiyat eserinin değerini ortaya koyan iki temel ölçüt vardır: Birincisi, yetkin edebiyat eleştirmenlerinin, o eserin neden “değerli” olduğunu açıklayan yazılar yazarak kamuoyunu bilgilendirmesidir; ikincisi ise söz konusu kitabın birkaç kuşağı kapsayacak uzunca bir zaman dilimi içinde sürekli olarak yeni basımlarının yapılmasıdır. Böylece o eser, artık ülke edebiyatının malı olmuş demektir. Bugünlerde Kor Kitap tarafından “yeni basımı” yapılan Kocakurt adlı romanım üzerine eğer bir değerlendirme yapılacaksa bu kitabın 1976 yılındaki ilk baskısı üzerine, edebiyatımızın gelmiş geçmiş en dikkate değer eleştirmenlerinden Fethi Naci’nin (1927-2008) yanı sıra..]]> Tue, 13 Mar 2018 04:15:34 +0300 Kocakurt https://www.evrensel.net/yazi/81000/kocakurt https://www.evrensel.net/yazi/81000/kocakurt? Kırk küsur yıl önceleriydi: 12 Mart 1971 darbesi döneminde Ankara ve İstanbul’un hem askerî hem sivil cezaevlerinde biraz hapis yattım. Ayrıca, cezaevlerinde artık yer kalmadığı için, bazı askerî binaların cezaevine çevrildiği birtakım izbe yerlerde de kalmıştım. Sonunda Ankara’nın eski ve köklü sivil cezaevi olan “Ulucanlar”a tıktılar beni. Yattığım koğuş, her çeşit suçluyu kapsıyordu; ama orada “Siyasî” denen tek tutuklu bendim. Koğuşumuzda, Kocakurt adlı ilginç bir mahkûm vardı, dolandırıcılıktan yatıyordu… Orta yaşta, ağzı iyi lâf yapan, kellifelli bir adamdı. Anlattıklarına bakılırsa 1950’li yıllarda o, oturduğu gecekondu mahallesinde, partisinin ocak başkanlığını, sonra da bucak başkanlığını yapmıştı. Kocakurt, başından geçen ilginç olayları anlatır-ken onu hayretle dinliyor, böylelikle ülkemizin yakın zamandaki..]]> Tue, 06 Mar 2018 04:50:57 +0300 Ardından… https://www.evrensel.net/yazi/80959/ardindan https://www.evrensel.net/yazi/80959/ardindan? Sevgili Enver Ercan, Biliyorum, bu işte dahlin yok! Kalleştir ölüm, aldı götürdü seni… Üstelik, altmış yaşa yeni girmişken; yani hayatın her yönünü tam da ölçüp biçmeye başlamışken ölüm, kaçırıverdi seni! Oysa sen, gelecek için ne güzel düşler kuruyor, şiirler yazıyordun… Nereden mi biliyorum? Son yazdığın bir şiirde şöyle diyordun: kendime baktım da camda aşk artık yüzümde tek kat boya en sevdiğim pencerem yitti onunla birlikte cumartesiler, pazarlar, sokaklar yitti bense günlerdir yerini yadırgayan bir sözcük gibi kabzası parlayan şu yalnızlığa iki kurşun sıksam iyi gelecek sanki. ŞAİR ENVER ERCAN HAYATINI KAYBETTİ ]]> Tue, 27 Feb 2018 04:55:59 +0300 ‘Sanattan yansımalar’ https://www.evrensel.net/yazi/80914/sanattan-yansimalar https://www.evrensel.net/yazi/80914/sanattan-yansimalar? Beş yıl önceydi, kadim dostlardan Şefik Kahramankaptan telefon ederek, “İnternette bir kültür-sanat portalı kuruyorum, sanatın her alanından haber ve köşe yazıları yer alacak, yeter ki düzeyli ve doğru olsun, senin de yazarlar arasında yer almanı istiyorum” dedi. “Tamam, yazarım!” dedim. Doğrusunu isterseniz SANATTAN YANSIMALAR portalının bu kadar tutulacağını, izleyici sayısını arttırarak kültür-sanat çevrelerinin vazgeçilmezleri arasına gireceğini beklemiyordum. Benim yazılarımı da binlerce kişinin okuyacağını ve bu sayede çok sayıda okurla bağ kurabileceğimi düşünemezdim. Şu da var ki, tam elli iki yıldan beri tanıdığım Şefik, ölçüp biçmeden girişmez bir işe… Bir zamanlar Cumhuriyet’te “Yansımalar” başlığı altındaki köşesinde yazardı. Şimdiyse birçok düzeyli ismi portalın çatısı altına almıştı. Bakın kimler var: H&u..]]> Tue, 20 Feb 2018 04:15:25 +0300 Yeniden imece https://www.evrensel.net/yazi/80869/yeniden-imece https://www.evrensel.net/yazi/80869/yeniden-imece? Geçen hafta verdiğim söze uyarak Yeniden İmece dergisi üzerine yazdığım tanıtım yazısını tamamlıyorum bugün. Öncelikle belirteyim ki, Yeniden İmece dergisi, Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği’nin yayın organıdır ve bu yönüyle derneğin “iletişim aracı” olarak da işlev görür. Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği’nin genel merkezi İzmir’dedir, oysa çeşitli illerde 21 etkin şubesi bulunuyor. Şubelerin dağılımına bakarsak Ege Bölgesi ağır basar. Köy enstitülerinin yurt yüzeyindeki dağılımı öyle miydi? Dicle Köy Enstitüsü Diyarbakır’da, Ernis ise Van’da, birçoğu da yurdun köşe bucağına dengeli yayılmışlardı… “Yeniden İmece” dergisinin ana görevi, köy enstitülerinin kuruluş düşüncesini günümüze taşımaktır. Bunun başlıca göstergesi ise Cumhuriyetimizin devrimci eğ..]]> Tue, 13 Feb 2018 04:50:37 +0300 'Yeniden İmece' https://www.evrensel.net/yazi/80824/yeniden-imece https://www.evrensel.net/yazi/80824/yeniden-imece? Adından da belli ki, “eskiden” İMECE adlı bir dergi vardı: 1960’lı yıllarda, Köy Enstitüsü kökenli yazar ve şairlerin öncülük ettiği bir dergiydi o. Aydınlarımızın ve edebiyatseverlerin ülke düzeyinde severek okuduğu bir kültür dergisiydi İMECE. Önde gelen yazarlarından Mahmut Makal, Dursun Akçam, Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Mehmet Başaran ile dostluklar kurmuştum. O zamanlar benim gibi İstanbullu olan genç bir aydının bu köy kökenli yazar çevresine yakın olmasının nedeni ise Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu’nun yayın organı olan Öğretmenler Gazetesi’ni 1964 yılında Ankara’da çıkarmaya başlamam ve ona öncülük etmemdi. O gün bu gündür eğitimci çevrelerle dostluğum vardır. “Yeniden İmece” dergisine geçmeden, önce “imece” sözcüğü üz..]]> Tue, 06 Feb 2018 03:30:39 +0300 CHP’de yeni 'Başkan' mı? https://www.evrensel.net/yazi/80778/chpde-yeni-baskan-mi https://www.evrensel.net/yazi/80778/chpde-yeni-baskan-mi? Siyasetle ilgili yazılar yazmıyorum. “Neden?” diye soruyor kimi arkadaşlarım. Cevabım şöyle: “Türkiye’de bu konuda olan bitenin, benim bildiğim siyaset ile pek ilgisi yok. Onun için uzak duruyorum siyasetimizde yaşananlara…” Ama bugün, hem olan biteni “yok saymak” durumuna düşmeyeyim hem de dostlarımın hatırını kırmayayım diye, şubat ayı başlarında yapılacak olan CHP büyük kongresindeki başkan adaylarına değinmek istiyorum. Önce Sayın Kılıçdaroğlu üzerine kişisel görüşlerimi belirteyim: CHP Genel Başkanlığı’na Kılıçdaroğlu’nun yakışmadığını kimse söyleyemez. O, devletin üst düzey bir bürokratı olarak CHP’nin Genel Başkanlığı’na aday olduğunda, partili ve partisiz hemen herkes, bu gelişimi “olumlu” bulmuştu. Hepimizin bildiği gibi, Kılıçdaroğlu başkan olduktan sonra, yıllar içinde &ldquo..]]> Tue, 30 Jan 2018 04:15:17 +0300 yeni e. https://www.evrensel.net/yazi/80735/yeni-e https://www.evrensel.net/yazi/80735/yeni-e? Dergileri yazmaya devam ediyorum. Bu yazımda, “yeni e.” dergisini tanıtacağım. Şu da var ki, “yeni e.” 1991 yılında yayınlanmaya başlayan 26 yıllık Evrensel Kültür dergisinin kapatılması üzerine, kültür dergiciliği alanında ortaya çıkan boşluğu gidermek amacıyla yayımlanmaya başlamıştır. Hayır, bu açıklama yetmedi, burada okurlarıma önemli bir noktayı belirtmek istiyorum: Evrensel Kültür dergisi, sıkıyönetim tarafından kapatılmamış, bu derginin bağlı olduğu şirket sıkıyönetimce kapatıldığı için dergi, yayınını sürdüremez duruma düşmüştür. Durum böyledir. Ama şurası açıktır ki, Evrensel Kültür’ün şu ya da bu nedenle yayımını sürdürememesi, yurdumuzun kültür dergiciliği açısından kayıptır. Bu gerçeği, 83 yaşında bir yazarın deneyim ve görgülerinden yola çıkarak belirtiyorum. * 199..]]> Tue, 23 Jan 2018 04:50:22 +0300 Yılmaz Onay ve Tektaş Ağaoğlu https://www.evrensel.net/yazi/80686/yilmaz-onay-ve-tektas-agaoglu https://www.evrensel.net/yazi/80686/yilmaz-onay-ve-tektas-agaoglu? Geçen hafta hayattan ayrılan Yılmaz Onay ile Tektaş Ağaoğlu’nun birer aydın olarak yeri doldurulması için, onların yeniden hayata gelmesinden başka çare yoktur. Yılmaz Onay’la Ankara’da yakın dostluğumuz 1960’ların ilk yıllarında başlamıştı. Tektaş ile dostluğum ise öyle sıkı fıkı değildi. Çünkü ben Ankara’da, Tektaş ise İstanbul’daydı, Tektaş’la yılda birkaç kez karşılaşıyor, ama bu görüşmelerin sonunda ayrılırken birbirimizin elini bırakmayacak gibi uzun uzun ve sıkıca tutarak tokalaşıyorduk… Yılmaz’ın ardından yazılan yazılarda her ayrıntı belirtildi de onun İTÜ mezunu bir yüksek mühendis olduğu yazılmadı. Bu çok doğal! Yılmaz, ülkemizde tiyatro sanatını yükseltmek, hep daha yükseltmek için gelmişti bu dünyaya. Başka bir şey düşünmez, bilmezdi. Mühendis olduğunu belki kendi bile unutmuştu. Peki ne yer,..]]> Tue, 16 Jan 2018 03:49:59 +0300 Mavi yeşil https://www.evrensel.net/yazi/80639/mavi-yesil https://www.evrensel.net/yazi/80639/mavi-yesil? Bugün size Türkiye’nin hem ilginç hem değerli bir “Kültür, Sanat, Edebiyat” dergisini tanıtmak istiyorum. Adını yazımın başlığına oturttuğum bu dergi, Rize’de iki ayda bir yayımlanıyor. Mavi Yeşil, tam da Karadeniz kıyılarının iki temel rengi değil midir? Öyledir, ama içeriğiyle bu dergi, genel olarak “öncü” anlamındaki “avangart” eğilimlere yatkın. Bu tür bir anlayış Rize’de boy veremez mi? Vermiş işte! İşin güzel tarafı bu! Elimin altındaki “Kasım-Aralık 2017” sayısı, kabına sığamayan, hatta “aykırılık”ları öne çıkaran yazılar içeriyor. Bu yazılar, ne gibi aykırı düşünceleri temsil ediyor dersiniz? Çağımızın önde gelen teorik yapılanmalarının dışında kalan bir anlayış içinde, belki de hemen bütün düşün akımlarını, dünya görüşlerini yadsıyan, onların hepsini redded..]]> Tue, 09 Jan 2018 04:15:34 +0300 ‘Sanat yapım’ https://www.evrensel.net/yazi/80596/sanat-yapim https://www.evrensel.net/yazi/80596/sanat-yapim? Ankara’nın köklü sanat galerilerinden Sanat Yapım’ın 35. yılı dolayısıyla önceki hafta bu galeride bir araya geldik. Dostlar arası 60-70 kişinin katıldığı bir kokteyldi bu. Sanat Yapım’ın yöneticisi olan değerli fotoğraf sanatçısı arkadaşımız İbrahim Demirel, “Doğu Anadolu insanı”nın yaşam biçimine ilişkin gerçekleri, kompozisyona önem veren başarılı siyah-beyaz fotoğraflarıyla tanınmıştır. Demirel, 1980’li yıllarda Ankara’da Sanat Yapım adlı bir sanat galerisi kurarak burada sanatçı çevrelere doyurucu etkinlikler sunmuştur. “Etkinlikler” diyorum, çünkü bu iki katlı geniş mekânda, önemli eğitsel çalışmaların yanı sıra, söyleşilere de yer verildi. En önemlisi, 2015’te yaşamını yitiren değerli ressamımız Kayıhan Keskinok’un yönetimindeki resim kurslarıdır. Keskinok, burada yıllar içinde birçok ressam ..]]> Tue, 02 Jan 2018 04:50:13 +0300 Berfin Bahar https://www.evrensel.net/yazi/80548/berfin-bahar https://www.evrensel.net/yazi/80548/berfin-bahar? Yine dergilerimize dönüyorum. Bugün okurlarıma, aylık kültür, sanat ve edebiyat dergisi Berfin Bahar’ı tanıtmaya çalışacağım. Dergimizin önce şu özelliğini belirtmeliyim: Berfin Bahar, tam bir “İstanbul dergisi”dir. Çünkü, İstanbul’da gazete ve dergiciliğin, kitap ve her çeşit yayın işlerinin geleneksel mekânı, kendimi bildim bileli Cağaloğlu’dur; dergimizin yönetim yeri de Cağaloğlu Yokuşu’ndaki Evren Han’dadır. Birçok kuşağın gazeteci, yazar ve yayıncı takımı, bu dik yokuşu öylesine benimsemiştir ki, ona “Bizim Yokuş” deme alışkanlığındadır. Şunu da ekleyeyim: Eğer İstanbul’daki yayıncılık işlerinden biraz anlayan biri bana, dergi yönetim yerinin “Üsküdar”, ya da “Şişli” gibi semtlerde olduğunu söyleyecek olsa “Orası herhalde dergiyi çıkaran arkadaşlardan birinin ev adresidir!&rdqu..]]> Tue, 26 Dec 2017 05:00:19 +0300 Mihri belli https://www.evrensel.net/yazi/80506/mihri-belli https://www.evrensel.net/yazi/80506/mihri-belli? Mihri Belli, Kurtuluş Savaşı’mızın hazırlığını yapan, sonra da desteğini sürdüren örgütlerden Trakya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurucusu ve başkanı Hayreddin Belli’nin oğlu olarak 1916 yılında dünyaya gelmiş, 2011 yılında bu dünyadan ayrılmıştır. Ben onunla 1961 yılında tanıştım: Çocukluk arkadaşlarımdan futbol ve caz düşkünü Yüksel Tarı, Mihri Belli’nin eşi Sevim Tarı Belli’nin kardeşiydi. 1960 yılında ben Almanya’dan döndüğümde, Mihri Belli ile tanışmak için eski arkadaşım Yüksel Tarı’yı aradım ve ondan Belli’lerin İstanbul Göztepe’deki evinin adresini öğrenerek bir akşamüstü bu eve çıplak kafa gittim. Bu habersiz ziyaret, onlarda soru işaretleri yaratmış olabilirdi. Ancak babam Fazıl Say’ın Almanya’dan arkadaşı olan Reşad Fuad Baraner, benim bir görevli ya da kötü niyetli bir genç..]]> Tue, 19 Dec 2017 04:15:25 +0300 Reşad Fuad Baraner https://www.evrensel.net/yazi/80455/resad-fuad-baraner https://www.evrensel.net/yazi/80455/resad-fuad-baraner? Bugün yine bir kültür-edebiyat dergimizi tanıtmak istiyordum. Oysa geçen hafta Türkiye’deki ilk Komünist Parti’nin kurucusu ve partinin sekreteri olan Dr. Şefik Hüsnü Değmer üzerine yazdığım yazı, çok geniş yankı uyandırınca yakın tarihimizde yaşadığımız siyasal olayları yaratan önemli kişilerden birini daha yazmak gereğini duydum. Reşad Fuad Baraner (1900-1968), babam Fazıl Say’ın matematik öğrencisi olarak gittiği Almanya’dan yakın arkadaşıydı ve tabii ki Baraner de 1920 öncesinin Almanya’sında ortaya çıkan devrimci hareket Spartakusbund’un üyesiydi. Okurlarımın ilk sorusunu cevaplıyorum: Dr. Şefik Hüsnü’nün ölümünden sonra, parti sekreterliğine Baraner’in getirildiğini düşünüyorum. Çünkü en kıdemli partili oydu; ayrıca, engin bilgisi ve devrimci duruşuyla Şefik Hüsnü’nün..]]> Tue, 12 Dec 2017 04:50:24 +0300 Dr. Şefik Hüsnü belgeseli https://www.evrensel.net/yazi/80404/dr-sefik-husnu-belgeseli https://www.evrensel.net/yazi/80404/dr-sefik-husnu-belgeseli? Yordam Kitap yine değerli ve önemli bir belgesel yayımladı: “Türkiye’de Sosyalist Düşüncenin Klasikleri” dizisinin ikinci kitabı olan Dr. Şefik Hüsnü’nün (1890-1959) Toplumsal Sınıflar, Türkiye Devrimi ve Sosyalizm başlığı altındaki belgesel özelliğindeki 380 sayfalık yazılar toplamı… Bu kitap, 1920’li yılların başında Türkiye Komünist Partisi’ni kurarak hareketin önderliğini öldüğü güne kadar üstlenen Dr. Şefik Hüsnü Deymer’in Aydınlık dergisinde 1921 ile 1925 yılları arasında yayımlanan yazılarından oluşuyor. Hemen belirteyim ki, ben bu kitabı, yurdumuzda sosyalist düşüncenin ilk önderi ve ilk yasal sosyalist örgütün kurucusu olan Şefik Hüsnü’nün o yıllardaki ileri düşünsel düzeyini göstermesi bakımından merakla okudum. Kimdir Dr. Şefik Hüsnü? 1912 Yılında Pa..]]> Tue, 05 Dec 2017 04:01:34 +0300 Beşparmak https://www.evrensel.net/yazi/80360/besparmak https://www.evrensel.net/yazi/80360/besparmak? Dergilerimizi tanıtmaya başladık, sıra geldi Beşparmak dergisine... Bu sevimli kültür ve sanat dergisi nerede çıkıyor dersiniz? Evet, Söke’de! Aydın ilimizin Söke ilçesinde! Tam 28 yıldır yayımlanıyor Beşparmak. Bilmem eskiden nasıldı, şimdilerde iki ayda bir yayımlanıyor. Elimdeki Ekim-Kasım 2017 tarihli sayısı, 201 rakamını taşıdığına göre nasıl hesaplamalı, bilemiyorum. İlçede çıktığına bakmayın, hiç de bir “kasaba dergisi” değildir Beşparmak! İçeriği ve biçimiyle dopdolu bir edebiyat dergisidir! Bu yayının temelinde, “Beşparmak Kültür, Sanat ve Kütüphaneciliği Geliştirme Derneği” vardır. Beşparmak, bu derneğin yayınıdır, var mı diyeceğiniz? (“Küçümseyeni döverim” der gibi yazdığıma bakmayın, ben ilke olarak insanları severim.) Koskoca bir dernek koskoca bir dergi çıkarıyor, ey okur, sen olsan küçümse..]]> Tue, 28 Nov 2017 04:15:54 +0300 İnsancıl https://www.evrensel.net/yazi/80312/insancil https://www.evrensel.net/yazi/80312/insancil? Bugün, dergilerimiz üzerine hazırladığım yazı dizisinin ikincisini sunuyorum okurlarıma. Aylık kültür ve sanat dergilerimizden İNSANCIL, 28 yıldan bu yana çıktığına göre, henüz genç bir dergidir. Bilmez miyiz o 28 yaşındaki halimizi? Felsefe yazılarına da yer veren bu dergi, İstanbul’da EZGİ matbaasında basılır ve yönetim yeri de doğallıkla İstanbul’dadır. Derginin adresi tam İstanbul üslûbundadır, yani okuduğunuzda numaralar dışında çok şey aklınızda kalabilir: Pürtelaş Hasan Efendi Mahallesi, Kumrulu Yokuşu Sokak, Yıldırımakın Apartmanı, No. 8, Daire 11, Cihangir, Beyoğlu. Sahibi ve Yazı İşleri Sorumlusu Berrin Taş, genel yayın yönetmeni ise kırk yıllık dost Cengiz Gündoğdu kardeşimdir; ofset hazırlık ve o anlamlı kapak tasarımlarını ise Deniz Saraç yapar. Telefon ve belgeç numarası şöyledir: 0212. 249 80 19; e-posta adresini not ediniz: insancildergisi@hotmail.com ..]]> Tue, 21 Nov 2017 04:50:27 +0300 'Yürüyen Köşk' https://www.evrensel.net/yazi/80270/yuruyen-kosk https://www.evrensel.net/yazi/80270/yuruyen-kosk? 10 Kasım akşamı, Ankara’daki üç bin kişilik “Congresium” adlı salonda, Fazıl’ın son yıllarda dinlediğim en düzeyli resitallerinden birine tanık olduğumu belirterek başlamak istiyorum söze. Bu etkileyici müzik akşamında başrolü oynayan, herhalde daha çok programdı: Beethoven’dan üst üste iki kallavi piyano sonatı olan “Patetik” (Dokunaklı) ve “Appassionata” (Hem tutkulu hem de ateşli) ile sona eren 40 dakikalık bir ilk yarı ve ikinci yarıda Chopin’in dört noktürn’üyle müziğe tıka basa doymuşken hemen ardından Fazıl’ın ünlü “Kara Toprak” parçası, onun ardından da yine Fazıl’ın Türkiye’de ilk kez seslendirilen yeni eseri “Yürüyen Köşk” yorumlanınca pes ettim bu konsere! Modal (ya da bizde söylendiği gibi “makamsal”) özelliğiyle ben Kara Toprak’ı ba..]]> Tue, 14 Nov 2017 04:34:33 +0300 Cama çarpan serçe https://www.evrensel.net/yazi/80221/cama-carpan-serce https://www.evrensel.net/yazi/80221/cama-carpan-serce? Kapatılan Özgür Gündem gazetesinin sorumlu yazıişleri müdürü İnan Kızılkaya, bir yılı aşan bir süre tutuklu kaldıktan sonra, geçen hafta tahliye edildi. Gazetelerin yazdığına göre Kızılkaya’nın hakkında 92 dava daha bulunuyormuş! İnan Kızılkaya, cezaevi günlerindeki izlenimlerini anlatırken “Karıncaların, çeşitli böceklerin ve bir köşede yeşeriveren otların kendisi için değer taşıdığını” anlatmış. Benim de benzer anılarımı hatırlatan şeyler söylediği için, duygulandığımı belirteyim. Şöyle ayrıntılar anlatmış Kızılkaya: “Dışarıda belki de hiç göze çarpmayacak bir karınca, içeride yaşamı hissettiriyor. Hayat buymuş deyip sarılmak istiyorsun. O karıncaya basmamak için adımını değiştiriyorsun. Bir gün, küçük bir serçe cama çarparak öldü. Bir dostumu kaybetmiş gibi üzüldüm&..]]> Tue, 07 Nov 2017 04:15:41 +0300 Dergiler arasında https://www.evrensel.net/yazi/80175/dergiler-arasinda https://www.evrensel.net/yazi/80175/dergiler-arasinda? Dergilerden söz açıldığında, bir deyim haline gelen “Dergiler arasında” sözü kullanılır; bu yaygın deyim, benim bir yazımda başlığa oturmayı tabii ki hak eder. Kıdemli bir yazar ve dergici olarak hatırımı sayanlar var hâlâ; sağ olsunlar, günümüzün dört köklü “kültür, sanat ve edebiyat” dergisi bana düzenli olarak gönderiliyor: Kıyı, İnsancıl, Berfin Bahar, Beşparmak. Bugün okurlarıma bu dergilerden en yaşını başını almış olanı özetle tanıtmaya çalışacağım, ötekileri de zaman içinde tabii ki yazacağım. Artık iki ayda bir çıkan KIYI dergisi, 1961 yılında Trabzon’da yayına başladı ve 56 yıldan bu yana yayınını sürdürüyor. Kurucusu, 1985’te yaşamdan ayrılan Ahmet Selim Teymur’dur. Bu derginin, Kıyı ile bütünleşen değerlerimiz: Gündoğdu Sanımer, Rasim Şimşek ve M. Naci Özkan diye isimle..]]> Tue, 31 Oct 2017 04:50:50 +0300 Türkiye'de arkeolojinin önemi https://www.evrensel.net/yazi/80131/turkiyede-arkeolojinin-onemi https://www.evrensel.net/yazi/80131/turkiyede-arkeolojinin-onemi? Türkiye için en önemli bilim dallarından biri arkeolojidir. Neden mi? Arkeoloji çalışmalarıyla en eski Anadolu uygarlıklarına ilişkin eserlerin bir kısmı gün yüzüne çıkarılmış olmasa, Avrupa’dan gelen turist sayısı azalırdı; ve bu durumda Türkiye, bir “turizm ülkesi” özelliği kazanamaz, güneş ve denizin çekiciliği sayesinde kıyılarımıza gelen vasıfsız turistlerle yetinmek durumunda kalırdı. Bu demektir ki, tek başına arkeoloji bilimi, yurdumuza her yıl önemli bir gelir kaynağı sağlamakla kalmayıp insanoğlunun tarihsel geçmişindeki yaratıcı verimleri sergileyerek ona sahip çıkma bilincinin verdiği onur gibi önemli bir insancıl değeri de içermektedir. Peki, biz arkeoloji bilimine hangi ölçüde önem veriyoruz? Türkiye’de arkeolojinin önemi, Atatürk’ün pek bilinmeyen ve nedense dile getirilmeyen bir öng&o..]]> Tue, 24 Oct 2017 04:10:59 +0300 Gülten Akın https://www.evrensel.net/yazi/80081/gulten-akin https://www.evrensel.net/yazi/80081/gulten-akin? Hayatımda “Abla” diye hitab ettiğim yalnızca iki kişi vardır: Sevim Belli ve Gülten Akın. Gülten Akın, benden sadece iki yaş büyüktü. Olsun! O yalnızca benim ablam değil, yalnızca edebiyatçıların ablası da değil, “Şiirimizin ablası”ydı diye düşündüm hep. “Yaşar Ağabey” dediğimiz o candan insanla, kaymakamlık yaptığı süre boyunca ezilen Anadolu insanından yana olan Yaşar Cankoçak’la evliydi Gülten Abla. Beş çocukları olmuştu. Onlardan birinin adını hep saklardı. Çünkü bu oğlu, devrimci bir eylem nedeniyle idamdan yargılanmış, idamdan kıl payı kurtularak uzun yıllar hapis yatmıştı. Yaşar Ağabey ve Gülten Akın’la onca dostluğumuz oldu, o dönemde çektiği acıları hissediyordum. Ama o en karanlık darbe günlerinde bile onların ağzından hiçbir yakınma sözü duymadım. Kendi acılarıyla baş etmek, onlara yetiyordu...]]> Tue, 17 Oct 2017 04:15:51 +0300 Oktay Etiman https://www.evrensel.net/yazi/80036/oktay-etiman https://www.evrensel.net/yazi/80036/oktay-etiman? Cuma günü hep evdeydim. Akşama doğru, internette gezinip bakınırken birden devrimci dostum Oktay Etiman’ın hayattan ayrıldığı haberiyle karşılaştım ve uzun zamandır başıma gelmediği şekilde yüksek sesle ağlamaya başladım. Eşim sesleri duyup yanıma geldiğinde kısaca söyledim: “Oktay Etiman ölmüş! Tanımazsın, benim eski dostumdu, yalnızdı, çok üzgünüm…” dedim. 12 Mart Darbesi döneminde yakalanıp “idamdan” yargılanmış ve mahkûm olmuştu Oktay. Galiba “af”la falan 30 yıla çevrilmişti cezası ve sonra tam 15 yıl hapis yatmıştı. Bu demektir ki, orta yaşlılıktan da içine yıllar kattığı bütün gençlik dönemini cezaevinde geçirmişti. O da benim gibi Ankara’da oturuyordu. Son yirmi yıldır sıkça görüşüyorduk: Yaz günleri Mülkiyeliler Birliği’nin bahçesine hızla girerek birilerini arıyormu..]]> Tue, 10 Oct 2017 04:50:47 +0300 Hayvanları sever misiniz? https://www.evrensel.net/yazi/79989/hayvanlari-sever-misiniz https://www.evrensel.net/yazi/79989/hayvanlari-sever-misiniz? İnsanlar sadece birbirini değil, hayvanları da sevmeli… Çoğu zaman, evcil bir hayvanım vardı evimde. Şimdi de kuyruğunun yarısı doğarken kopmuş bir kara kedim var. İlk gördüğümde, açlıktan ölmek üzere olan küçücük bir yavruydu duvar kenarında. Ne yapabilirdim? Aldım eve getirdim. Eşim sevindi buna. Nicedir kedimiz-köpeğimiz yoktu… Bu kediciği eve getirirken yolda komşunun kapıcısıyla karşılaştım. “Bunun anasını şurada oturan Şevrole ezdi, gördüm!” dedi. Eve getirdiğimde o kadar küçüktü ki, ona göre bir biberon icat etmek zorunda kaldık. Asıl önemlisi, ona bir ad bulmalıydık… “Kızım!” dedim, eşim sevindi. Dört yıldır Kızım’la beraberiz. * Dünyanın hiçbir uygar ülkesinde, sokakta evcil bir hayvan göremezsiniz. Avrupa ülkelerinde sokak kedisi, sokak köpeği diye bir şey ..]]> Tue, 03 Oct 2017 05:00:28 +0300 Bektaşîlik üzerine https://www.evrensel.net/yazi/79942/bektas-lik-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/79942/bektas-lik-uzerine? Bugün size, öncelikle insana ve insan yaratıcılığına değer vermek anlamına gelen hümanizm’in 13. yüzyıl Anadolu’sundaki tarihsel bir önderini yazacağım. Tasavvuf felsefesinin kurucularından, halk sanatının öncüsü bir bilge olan Hacı Bektaş Velî (1209-1271), Anadolu kültürünün yükselmesi ve kökleşmesi yolunda kalıcı çalışmalarıyla tarihe geçmiştir. Bu değerli düşünürümüz, öğretisinin halk tarafından benimsenmesi amacıyla müzik sanatında halk beğenisinin, şiir sanatında ise “hece ölçüsü”yle yalın bir anlatımın yayılmasında öncü rol oynamıştır. 13. yüzyılda Avrupa, karanlıklar içinde papaz uykusunu sürdürürken Horasan’ın Nişabur kentinde doğan Hacı Bektaş, Anadolu’ya göçtükten sonra, derebeylik düzenini dayatan Selçuklu sultanlarına karş..]]> Tue, 26 Sep 2017 04:15:19 +0300 FETÖ'nün yurtları kimlere verildi? https://www.evrensel.net/yazi/79902/fetonun-yurtlari-kimlere-verildi https://www.evrensel.net/yazi/79902/fetonun-yurtlari-kimlere-verildi? Basına pek yansımadığı için kamuoyu çok az bilgilendi: FETÖ’ye bağlı 821 yurdun (yanlış okumadınız, sekiz yüz yirmi bir yurdun) son durumu nedir? Bu yurtların yönetimi şimdi kimlerin, hangi örgütlerin elinde? Bu konuya CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt el atarak TBMM Başkanlığı’na bir soru önergesi verdi ve bu önergede eski Gençlik ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç’ın sözlerini hatırlattı: “Fethullahçı darbe girişiminin ardından FETÖ’ye bağlı 821 yurdun 131’i devlet yurduna dönüştürüldü ve ne FETÖ ne de diğer örgütler artık öğrencilerimizin zihnini zehirleyebilecek!” Tamam da, geriye kalan 690 Fethullahçı yurt ne oldu? “Bu yurtların bir kısmı vakıf ve cemiyetlere devredildi.” Ne demek “Bir kısmı?” Kaç tanesi? Ve neden “bir kısmı?” Ve han..]]> Tue, 19 Sep 2017 05:00:22 +0300 'Adalet Kurultayı' https://www.evrensel.net/yazi/79860/adalet-kurultayi https://www.evrensel.net/yazi/79860/adalet-kurultayi? CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun önderliğinde yapılan “Adalet Yürüyüşü”nün ertesinde, bir de “Adalet Kurultayı” yapıldı, ama bu “kurultay” pek yankı uyandırmadı; çünkü geniş ilerici çevrelerin Kurultay’dan haberi bile olmadı! Hemen söyleyeyim ki ben, Kılıçdaroğlu’yla birlikte on binlerce insanın Ankara’dan İstanbul’a ellerinde “Adalet” yazılı pankartlarla yürümesini önemsedim ve bu tür bir muhalefeti yerinde buldum. Sonuç olarak bu yerinde eylem, toplumda geniş yankı uyandırdı ve benimsendi. “Yürüyüş”ün ardından, “Adalet, ama ne için adalet, nasıl bir adalet?” gibi sorular geldiği için, CHP bu kez bir “Adalet Kurultayı” düzenledi. Çanakkale’de yapılan söz konusu “Kurultay”, “Yür&uum..]]> Tue, 12 Sep 2017 04:15:09 +0300 Yaprak dökümü https://www.evrensel.net/yazi/79822/yaprak-dokumu https://www.evrensel.net/yazi/79822/yaprak-dokumu? Hüzünlü bir ay olan Eylül, yazar dostları alıp götürdükçe “Ardından..” diye nitelenen yazılar yazmak durumundayız. Bugün değerli gülmece yazarımız Muzaffer İzgü’nün yanı sıra, dilimizin ustası Emin Özdemir’in ve hem bilgili hem de yürekli bir gazeteci ve yazar olan Doğan Yurdakul’un ardından birkaç satır yazmaya çalışacağım. “Ünlü” olmayı çoktan hak etmiş bir gülmece yazarı olan Muzaffer İzgü, İzmir’de yaşardı ve 2000’li yıllara kadar Ankara’ya sıkça gelir, benim de içinde bulunduğum yazar dostlarıyla buluşurdu. Peki son yıllarda? Kendi adıma konuşayım: Artık ben de “seyahatten emekli” olduğum için İzmir’e gidemedim ve onu arayamadım… İzgü üzerine söylenecek ilk söz, onun yalnızca bir gülmece yazarı değil, “Türkçeyi &c..]]> Wed, 06 Sep 2017 04:51:06 +0300 İki yazarın ardından https://www.evrensel.net/yazi/79817/iki-yazarin-ardindan https://www.evrensel.net/yazi/79817/iki-yazarin-ardindan? Ağustos ayında iki değerli yazar dostu kaybettik: Osman Bolulu ve Mümtaz İdil. Güler yüzlü ve şakacı bir insan olan Bolulu dostumuz, Lâdik Köy Enstitüsü’ndendi (1947). Her yönüyle kentli olmasına karşın, “köylü” kökenini özellikle belirtmek için, kimi cümleleri memleketi Amasya’nın yerel deyişiyle üstüne basa basa söyler, annesini de “Sevecenlik bohçası” diye tanımlardı. Enstitü’den sonra Gazi Eğitim’in “Edebiyat Öğretmenliği Bölümü”nü, daha sonra da bürokrasiye yönetici yetiştiren “Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü”nü bitirmişti. 1964 yılında ben, TÖS’ten önceki en geniş öğretmen örgütü olan Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu’nda “Öğretmenler Gazetesi”ni &cc..]]> Tue, 05 Sep 2017 05:00:59 +0300 Müzik derslerine yeni bir müdahale https://www.evrensel.net/yazi/79775/muzik-derslerine-yeni-bir-mudahale https://www.evrensel.net/yazi/79775/muzik-derslerine-yeni-bir-mudahale? Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde bir üst kurul niteliğinde olan Talim ve Terbiye Kurulu (ve bu kurulun Başkanlığı), 2017-2018 öğretim yılında ilkokul ve ortaokullardaki müzik derslerinde uygulanmak üzere hazırladığı değişiklikleri, 18 Temmuz 2017 tarihli bir basın açıklamasıyla kamuoyuna sundu. Söz konusu açıklama, Müfredatta Yenileme ve Değişiklik Çalışmalarımız Üzerine başlığını taşıyordu. Bu basın açıklamasının içeriğine cevap olarak (aslında itiraz olarak) Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED), Talim ve Terbiye Kurulu’nun müzik dersleri uygulamasında yaptığı değişiklikleri, Müzik öğretim programlarına yapılan müdahaleler* olarak değerlendirdi; ayrıca, yapılan değişiklikleri, “Anayasaya, yasalara, yönetmeliklere, eğitbilim ilkelerine, müzik sanatının ve müzik eğitiminin özelliklerine uygun değildir” şeklinde tanımladı ve görüşlerin..]]> Tue, 29 Aug 2017 05:00:24 +0300 Dersim alevler içinde https://www.evrensel.net/yazi/79724/dersim-alevler-icinde https://www.evrensel.net/yazi/79724/dersim-alevler-icinde? Geçen hafta Dersim ilimizin birçok bölgesinde, dev gibi alev dilleriyle ağaçları yutan orman yangınlarının çıktığını öğrendik gazetelerden. Evrensel gazetesi de bu haberi, DERSİM’DE YANGIN VAR, BAKANLIKTA KAYDI YOK manşetiyle vermiş, altına da bir alt başlık eklemişti: Dersim’de orman yangınları bir aydır sürüyor. İtfaiye ekiplerinin ve halkın yangına müdahalesi engellenirken, soru önergesi veren HDP Milletvekili Alican Önlü, “Bakanlıkta yangınlara ilişkin bir kaydın olmadığını gördük” dedi. Kim olursa olsun, kasıt sonucunda çıkan orman yangınları konusunda söylenecek söz şudur: Orman yakmak, cinayetlerin en vahşisi, en büyüğüdür. Bir yurttaşın orman yangını çıkarması ise vatan hainliğinin en yüksek derecesine girer; böyle alçakça yapılmış bir eylemin verdiği zararın ağır sonuçlarını da bütün topl..]]> Tue, 22 Aug 2017 03:14:51 +0300 Manisa Tarzanı https://www.evrensel.net/yazi/79679/manisa-tarzani https://www.evrensel.net/yazi/79679/manisa-tarzani? Çocukluğumda, diyelim ki 1940’lı yıllarda ben ilkokula giderken gazetelerde Manisa Tarzanı’yla ilgili sıkça haberler, hatta röportajlar çıkardı. Bu haber ve röportajlara onun fotoğrafı da eklenirdi. Fotoğraftaki mayo giymiş adam hakkında yazılanları merakla okurdum. (O zamanlar “şort” denen kısa pantolon duyulmamıştı; çocuk halimle ben, Manisa Tarzanı’nın renkli kilotunu “mayo” sanıyordum.) Babam, Manisa Tarzanı hakkında, “kaçık, ama iyi bir adam” derdi. Zaten onun hakkında kötü konuşanı hiç duymadım. Yaz kış mayoyla gezen bu adamın gençlikte Kurtuluş Savaşı’na katıldığını, savaşta yararlıklar gösterdiğini, savaş sonrası İstiklâl Madalyası’yla ödüllendirildiğini, Manisa’ya yerleşerek varını yoğunu bu kentin ağaçlandırmasına verdiğini, bu nedenle Manisalılar tarafından çok sevildiğini, geçenlerde interne..]]> Tue, 15 Aug 2017 05:01:30 +0300 İsmail Zühtü Bey https://www.evrensel.net/yazi/79637/ismail-zuhtu-bey https://www.evrensel.net/yazi/79637/ismail-zuhtu-bey? Ülkemizde cumhuriyet öncesi dönemin en değerli sanatçılarından biridir İsmail Zühtü Bey. (1877-1924). Avrupa müzik kültürünün başta gelen formlarından “sonat” ve “senfoni” gibi eserleri yurdumuzda ilk besteleyen de odur. Yeri gelmişken İsmail Zühtü’nün, Türk Beşleri’nden bestecimiz Adnan Saygun’un ilk hocası olduğunu da belirtelim. İzmirli olan ailesi “Kuşçuoğlu” lâkabıyla anılan sanatçı, üç yaşındayken yetim kalmış, daha sonra annesiyle Tire’ye yerleşmiştir. Orada ilkokulda okurken Tire’ye gelen İzmir Sanayi Mektebi’nin bandosunu izleyen küçük sanatçı, bandodaki öğrencilerin parlak giysilerine ve çaldığı çalgılara özenerek önündeki bütün engelleri aşıp 1890 yılında bu okula girmeyi başarmıştır. Bir yandan da İzmir’de, dönemin..]]> Tue, 08 Aug 2017 05:00:38 +0300 İnsanoğlunun kültürel serüveni https://www.evrensel.net/yazi/79600/insanoglunun-kulturel-seruveni https://www.evrensel.net/yazi/79600/insanoglunun-kulturel-seruveni? Geçenlerde yayımlanan “Operanın doğuşu” başlıklı yazım dolayısıyla, okurlardan beklemediğim ölçüde beğeni ve destek içerikli e-postalar aldım. Bu ilgi beni yüreklendirdi. “Sanat tarihindeki başlıca formların özellikleri üzerine hatırlatmalar yapmayı sürdürsem mi?” diye düşündüm. Bu yazımda “Rönesans düşüncesi”ni ele almak istiyordum. Hayır, bu işe en baştan girmek doğru olacak: İnsanoğlunun biyolojik ve kültürel varlığı, iki milyon yıl öncesine uzanıyor, hak yemeyelim. Antropoloji bilimi, insanlığın evrimini üç temel çağ içinde değerlendirir: 1) Paleolitik çağ (eski taş devri, yontma taş devri, ya da üretim öncesi). 2) Neolitik çağ (M.Ö. on bin yılı dolayından başlayarak yeni taş, cilalı taş devri ve üretimin (tarımın) başlaması. 3) Endüstri çağı (M.Ö. 1800’lü yıllardan başlayarak bronz ve demir çağı). İnsanoğlunun biyolojik evrimi ise 500.000 yıl öncesinden başlayarak şu aşamalardan geçmiştir: Homo heidelbergensis (500.000 yıl önce), Homo presapiens (300.000 y..]]> Tue, 01 Aug 2017 04:50:08 +0300 Operanın doğuşu https://www.evrensel.net/yazi/79559/operanin-dogusu https://www.evrensel.net/yazi/79559/operanin-dogusu? Opera sanatı, tiyatro ve müziğin temelleri üzerinde yükselmiştir. Ancak opera, bu iki sanat dalının birbirine yapıştırılmış biçimi değildir. Tiyatro ile müziğin kaynaştığı, edebiyatın, özellikle şiirin ve plastik sanatların, hatta bazı dekorlara bakılırsa mimarlığın da güç verdiği bir “sanatlar bireşimidir”. Tiyatro sanatındaki söz, operada müziğin akışını engellemez; aynı şekilde, müzik de sözün önemini gölgelemez. Bu ikisi, birbirinin anlatımını güçlendiren yeni bir sanatı, operayı geliştirmiştir. 16. Yüzyılın ilk yarısında, Kont Bardi’nin sarayında sürdürülen sanat tartışmalarında, “sahne müziği”nin nasıl olması gerektiği üzerine ilk düşüncelerin, ünlü İtalyan fizikçi ve astronom Galilei Galileo’nun babası Vincenzo Galileo (1521-1591) tarafından ileri sürüldüğü kabul edilir. Sözü önemsenen bir kişi olan Galileo, antik çağın yalınlığına dönmeyi önerirken, müziğin teknik bakımdan yoksullaşmasına göz yummuştur. Ona kalırsa, sözlere uyacak, duygu açısından daha içten, akışı daha ..]]> Tue, 25 Jul 2017 04:15:27 +0300 Rütbeler söküldü, madalyalar alındı https://www.evrensel.net/yazi/79512/rutbeler-sokuldu-madalyalar-alindi https://www.evrensel.net/yazi/79512/rutbeler-sokuldu-madalyalar-alindi? Yeniden bir “OHAL Dönemi” yaşıyoruz. Son OHAL Kanun Hükmünde Kararnamesi, geçen haftanın sonunda, 14 Temmuz 2017 günü yürürlüğe girdi ve bu “kararname” ile 7 bin 348 kişi işten atıldı: Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan 418, Emniyet Genel Müdürlüğü’nden 2 bin 303 ve Sağlık Bakanlığı’ndan 789 kişinin işine son verildi. Kara Kuvvetleri’nden 181, Deniz Kuvvetleri’nden 180, Hava Kuvvetleri’nden 185 asker atıldı. Üniversitelerden ise aralarında profesörlerin de olduğu 302 akademisyenin yanı sıra, üniversitelerin idarî kadrolarından da 54 kişi ihraç edildi. İçişleri Bakanlığı’nda işine son verilen 31 kişi arasında, eski İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da vardı. Silahlı Kuvvetler’den emekli olmuş 342 emeklinin ise rütbeleri söküldü. Bütün bu az görülür işlemlerin yanı sıra, daha önce KHK’lerle işten atılan 312 kişi n’oldu dersiniz? Bu 312 kişi, görevlerine iade edildi! “Demokrasi” dediğin böyle işler: Eğriye eğri, doğruya doğru! Alın size bir örnek: Kapatılan derneklerden (ve Başbakan Bina..]]> Tue, 18 Jul 2017 05:00:57 +0300 Metin Demirtaş https://www.evrensel.net/yazi/79463/metin-demirtas https://www.evrensel.net/yazi/79463/metin-demirtas? “68 Kuşağı” dediğimiz şairlerin en değerlilerinden biriydi Metin. “Che” başlıklı şiiri, şu dizeyle başlıyordu: Bizim de dağlarımız vardır Che Guevara 24 Kasım 1967 tarihli Türk Solu gazetesinin 2. sayısında yer alan bu şiir, savcıların gözünden kaçmamış, Metin için derhal tutuklama kararı çıkarılmıştı. Oysa o günlerin en çarpıcı olaylarından biriydi Che’nin ölümü. Bütün dünyada olduğu gibi, bizde de yalnızca edebiyatçılar değil, bütün sanat dallarından sanatçılar, eserleriyle bu uluslararası devrimci hekimi anıyorlardı. Neyse ki Metin’in tutukluluk hali pek uzun sürmeden kaldırıldı, ama… “Ama”sı şu: Günün dolar, bir gün sen de Özgürlüğü bir gelin gibi takıp koluna Çıkarsın. Başlar yeni maceran güneşte Başlar işsizlik O en büyük hapishane. Bu şiir yazıldığında Metin, eşinin ve çocuklarının geçiminden sorumluydu. Özet olarak “işsizlik” adlı cezadan kurtulmak zorundaydı ve mesleği sayesinde bunu başardı. 1938 yılında Antalya’nın Elmal..]]> Tue, 11 Jul 2017 05:00:18 +0300 Nuriye ve Semih ölsün mü isteniyor? https://www.evrensel.net/yazi/79419/nuriye-ve-semih-olsun-mu-isteniyor https://www.evrensel.net/yazi/79419/nuriye-ve-semih-olsun-mu-isteniyor? Değerli okurlarım, bu yazıyı 2 Temmuz 2017 Pazar günü öğleden sonra yazıyorum; siz de bu yazıyı 4 Temmuz 2017 Salı günü okuyacaksınız. Baştan söyleyeyim: Açlık grevindeki akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın aylardır sürüp giden ve artık “ölüm kalım saatleri”ne dönüşen açlık grevi dolayısıyla sıkıntılarımı size anlatmak istiyorum, ama iki gencin hayatıyla ilgili bu zor konuyu anlatma işinin altından nasıl kalkacağımı da pek bilemiyorum. Evet değerli okurlar, Nuriye ve Semih, benim babamın çocuklarıdır, siz bilmezsiniz! Çünkü babam Fazıl Say, bir yandan matematik öğretmenliği yaparken bir yandan da 1940’lı yıllarda İstanbul’da devletin kurduğu ve her tür işletme sorumluluğunu üstlendiği dört yüksek öğrenim yurdunun üst düzey sorumlusuydu. Bu kurumların ikisi kız yurdu, ikisi ise erkek yurduydu. Babam, yurtlarda kalan öğrencilere, yerine göre “Kızım”, ya da “Oğlum” diye hitap ederdi. Evet, ben ondan böyle duydum, böyle öğrendim. Peki şimdi ben, seksenli yaşla..]]> Tue, 04 Jul 2017 05:01:28 +0300 Niyazi Ağırnaslı https://www.evrensel.net/yazi/79374/niyazi-agirnasli https://www.evrensel.net/yazi/79374/niyazi-agirnasli? Geçen hafta 20 Haziran günü, gazetelerde “ANMA” başlığı altında etkileyici bir ilân vardı. Bu ilân metnini aynen aktarıyorum: TİP Senatörü, Devrimci Avukatlar ve Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı, Halkevleri, Türk Hukuk Derneği yöneticisi, yaşamını devrim ve demokrasi için adamış; sevgi, barış ve kardeşçe yaşanacak bir dünya için mücadelede bizlere rehber olmuş güzel insan, Babamız Avukat Niyazi Ağırnaslı’yı aramızdan ayrılışının 30. yıldönümünde gururla ve özlemle anıyoruz. AİLESİ Bu satırları okuyunca 50 yıl öncesindeki günlerimize döndüm bir an: O yıllarda Ankara’da TÜRK SOLU adlı haftalık gazeteyi yayımlıyorduk. İlk sayı, 17 Kasım 1967 günü çıkmıştı. Gazetenin sahibi, 1940’lı yıllarda Akçadağ Köy Enstitüsü’nün kurucusu ve müdürü olan Şerif Tekben’di. Sorumlu yazı işleri müdürlüğünü başlangıçta Vahap Erdoğdu, daha sonra ben, gazete İstanbul’a taşınınca da Bora Gözen kardeşimiz üstlenmişti. Daha birkaç sayı çıkarmıştık ki Ankara’daki savcılar, olağanüstü bir görev sorumluluğuyl..]]> Tue, 27 Jun 2017 04:50:15 +0300 Masalcık https://www.evrensel.net/yazi/79329/masalcik https://www.evrensel.net/yazi/79329/masalcik? Rivayet edilir ki Anadolu saz şairlerinin atası, günümüzden yaklaşık iki bin sekiz yüz yıl önce yaşamış olan görme özürlü destancı Homeros’muş. Bu destancı her bir şeyi bilir, kendisinden 700 yıl öncesinin Truva Savaşları’nı bile ayrıntısıyla söylermiş. İşte bu Truva Destanı, şarktan garba tekmil edebiyatları bin yıllar boyunca etkilemiş! Truva’da olan biten, kör destancının çağından 800 yıl sonra, bu kez Romalı şair Vergilius’un düşlerine girmiş. Girmiş de n’olmuş? Vergilius’tan yaklaşık 1500 yıl sonra Truva Savaşları, büyük tiyatro yazarı Şekspir’den tutun, çağdaş İrlandalı yazar Ceymis Coys’a kadar birçok sanatçının işlediği bir konu olmuş! Şimdi şunu bunu bırakalım da armudu taşlayalım, dibinde kışlayalım, doğrusunu bilmek isterseniz Homeros’a soralım: Truva Savaşları’nı anlatmakla Homeros, Anadolu insanının kafasına önce şu gerçeği sokmuş: “Anadolu’ya kötülük ve alçaklık da gelebilir, ama gelen her kötülük ve alçaklık, batıdan gelir!” Homeros’tan bin yıl sonr..]]> Tue, 20 Jun 2017 05:00:40 +0300 CHP'den önemli bir adım https://www.evrensel.net/yazi/79278/chpden-onemli-bir-adim https://www.evrensel.net/yazi/79278/chpden-onemli-bir-adim? Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında bir CHP heyeti, geçen hafta sonunda HDP Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Heyette Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, parti sözcüsü Bülent Tezcan ve Genel Başkan Başdanışmanı Cemil Erhan yer alıyordu. Ev sahibi olarak Eş Genel Başkan Serpil Kemalbay, TBMM İdare Amiri Sırrı Süreyya Önder, HDP Sözcüsü Osman Baydemir ve MYK üyesi Fatma Kurtulan konuk etti CHP’lileri. Gazetelerden edindiğimiz bilgilere göre, CHP ve HDP kurulları arasındaki görüşmeler bir saati aşmış, ağırlıklı konu olarak tutuklu milletvekillerinin durumu ile 16 Nisan Referandumu’nun sonuçları ele alınmıştı. Bu görüş alışverişinde HDP heyeti, referandumun ardından toplumda “evet” ya da “hayır” üzerinden hareket etmek yerine, “evet” oyu verenlerden demokratik değerlere inancı olanları da içerecek bir “Demokrasi Bloku”nun üzerinden hareket edilmesinin daha sonuç alıcı olacağını dile getirmişti. Kılıçdaroğlu’nun görüşlerini ise basınımız şöyle özetlemişti: “20 Temmuzda yapılan bir OHAL..]]> Tue, 13 Jun 2017 00:10:26 +0300 Hayatın içinden https://www.evrensel.net/yazi/79229/hayatin-icinden https://www.evrensel.net/yazi/79229/hayatin-icinden? Açlık grevi yaparak protestoyu ısrarla sürdüren üstün onurlu yurttaşlarımızdan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, tutuklanıp cezaevine atıldıktan sonra da eyleme devam ediyor. Onlara destek olmak üzere yirmi yıllık aşçı İsmail Erdoğan da açlık grevine başladı. On gündür açlık grevinde olan İsmail Erdoğan şöyle demiş: “Nuriye ve Semih’i tanımıyorum. Ama iki insan aylardır açken yemeğe oturmayı canım çekmiyor. Ben de en azından onların açlığına ortak olurum diye düşündüm.” İsmail Usta, Hz. Muhammed’in şu sözünü de hatırlatıyor: “Komşusu açken tok yatan, bizden değildir!” * İnternetten “arkadaş” olduğum Esra adlı bir hanım kızımız şöyle bir özdeyiş yazmış: “Siyaset ve çözüm üretemeyen hükümetler, savaş üretir.” Al benden de o kadar! * Eskiden, “Kıvanç duymak”, “övünç duyumsamak” anlamında “Göğsüm kabardı” denirdi. Şimdilerde pek kullanılmıyor. Ama geçen hafta, Fenerbahçe’nin televizyon kanalında Fenerbahçe Çocuk ve Gençlik Kulübü adlı o çok güzel tanıtım programı..]]> Tue, 06 Jun 2017 04:50:19 +0300 Obradovic https://www.evrensel.net/yazi/79185/obradovic https://www.evrensel.net/yazi/79185/obradovic? Fenerbahçe basketbol takımının Avrupa şampiyonu olmasında en büyük payın, takımı yöneten Obradovic’de olduğunu herkes biliyor. Çünkü, final maçı dahil, Fenerbahçe takımı, gözle görünür şekilde Obradovic’in yönlendirmesiyle oynuyordu. Herhangi bir oyuncunun, onun verdiği talimatlar dışında davranması olanaksızdı. Oyunun akışına göre, basketbol sahasının yan çizgisinde ileri geri gidiyor, kritik her anı izleyerek talimat veriyordu. Bu talimatların biraz olsun dışına çıkan bir oyuncuyu Obradovic affetmiyor, hemen üstüne yürüyordu. Hem de nasıl bir yürüme? Yüzündeki ifadeye bakarsanız, bu oyuncuyu parçalayıp yiyecekmiş gibi yürüyordu üstüne! Maçları benim gibi televizyondan seyredenler, korku veren bu yüz ifadesini sıkça görmüşlerdir. Tuttuğunu illaki koparmak isteyen böyle bir karakter yapısını Obradovic örneğinde ilk kez görmüş değiliz. Başka alanlardan birçok örneği okurlarım sayıp dökebilirler. Ayrıca, rakiplerini silip geçen bu gibiler yüzünden hayatta yaşananlar öyle geniş bir ala..]]> Tue, 30 May 2017 05:00:29 +0300 ‘Cumartesi Anneleri’ yasası https://www.evrensel.net/yazi/79135/cumartesi-anneleri-yasasi https://www.evrensel.net/yazi/79135/cumartesi-anneleri-yasasi? “Cumartesi Anneleri” aklıma geldikçe yüreğim yanar. Onlar, 1995 yılının 27 Mayıs gününden bu yana, her hafta cumartesi günleri, İstanbul’daki Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi düzenleyerek “Gözaltında kaybolan” çocukları dolayısıyla bir araya geldiler. Ama sonuç hiç değişmiyordu: Sonuç, “bilinmezlik”ti. Bu annelerin gözaltına alınan çocukları, bilinmez bir şekilde yok olmuş, eve dönmemiş, bir daha görülmemişti. Tam da bir “Hukuk devleti”nin konusu! Her neyse… Günümüzde CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili olan Zeynep Altıok Akatlı*, TBMM Başkanlığı’na bir yasa önerisi verdi. Eğer bu öneri yasalaşırsa “Çocukları gözaltında kaybedilen anneler” adına, her yıl 20 ve 27 mayıs günleri arasındaki hafta, Cumartesi Anneleri Haftası olarak anılacak ve konuyla ilgili etkinliklere yer verilecek. Bu anlamlı yasa tasarısını hazırlayan Zeynep Altıok Akatlı’yı kutluyorum. Peki, sonuç ne olacak dersiniz? Yasayı, o anneler gibi yıllar boyunca bekleyecek miyiz? * Okurl..]]> Tue, 23 May 2017 04:50:36 +0300 İnsan hayatı https://www.evrensel.net/yazi/79085/insan-hayati https://www.evrensel.net/yazi/79085/insan-hayati? - Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya bir dirhem sevgi de benden…- Ne mi yazacağım bugün? Tabii ki zorlu günlerin içinden çekip çıkardığım konuyu yazacağım İnsan hayatı’ndan daha önemli ne vardır, söyler misiniz? Yakınlarınızı düşünün… Çocuklarınızı, kardeşlerinizi, babanızı, annenizi, dostlarınızı, sevdiklerinizi… Öyleyse size bir “Hayat hikâyesi”, buyurun: OHAL kapsamında çıkarılan bir Kanun Hükmünde Kararnameyle işten atılan akademisyen Nuriye Gülmen ile öğretmen Semih Özakça, “işe iade” talebiyle haftalardır açlık grevindeydi, biliyorsunuz... Bu eylem, düpedüz bir “ölüm orucu”ydu, şakası yok! Geçen hafta cuma günü gazetelerde, Ankara Tabip Odası Başkanı Vedat Bulut’un, açlık grevinde 60 günü aşan bir zamanı geride bırakan bu iki aydınımızın sağlık durumunun kötüye gittiğini belirten açıklamasını okuyunca önce bir durakladım. Gülmen ile Özakça’nın sürdürdüğü açlık grevi, demek ki artık bir dönüm noktasına gelmişti! Aynı gün, 103 edebiyatçımız, ortak bir bi..]]> Tue, 16 May 2017 05:00:45 +0300 CHP’de anlaşılmaz durumlar https://www.evrensel.net/yazi/79044/chpde-anlasilmaz-durumlar https://www.evrensel.net/yazi/79044/chpde-anlasilmaz-durumlar? Bizde kimi zaman kızışan parti içi çekişmelere artık karnımız tok. İktidar partisini geçelim, onun hakkındaki tanım ve yargılar, bizimle sınırlı kalıyor ve orada noktalanıyor. “Ana muhalefet partisi” CHP’ye gelince… Tek parti dönemini konumuz dışı bırakırsak CHP, siyasal yaşama tarihte yalnızca bir kez yeni bir ses, yeni bir söz getirebildi: Bülent Ecevit’in getirdiği bu yeni söz, halkla da bütünleşebildi: Ecevit, o döneme kadar Türkiye’deki siyasal terminolojiye girememiş olan SOL terimini dikkatle kullanarak “Ortanın solu” sloganını üretebildiği için tarihe geçmiştir. Ecevit sonrası CHP’nin zikzaklı siyasal karışımını ise tanımlamak zordur. Böyle olunca korkarız ki CHP, kişisel çıkarlarını öne alan sınırlı bir “profesyonel partici çevre”nin yeniden kucağına düşebilir. Bu “profesyonel partici çevre”, makam kapmaktan tutun, belediyelerin olanaklarından yararlanmaya kadar birçok çıkar sağlayan işin içinde olmayı başarmış, günümüzde de iştahla yeni bir saldırıya geçmiştir. Bu keşmekeş..]]> Tue, 09 May 2017 04:15:48 +0300 Kelebekten korkanlar https://www.evrensel.net/yazi/78998/kelebekten-korkanlar https://www.evrensel.net/yazi/78998/kelebekten-korkanlar? Cumhuriyet gazetesinin Silivri’de tutuklu bulunan yazarlarından Güray Öz’ün 4 yaşındaki torunu Deniz, dedesine verilmek üzere bir kelebek resmi yaptı. “Öyle güzel bir kelebek ki, Picasso görse kıskanır. Bakar bakar, hayallere dalarsın. Rengârenk kanatlarını çırpar gibi… Baktıkça onunla birlikte uçarsın. Öyle anlatılmaz bir kelebek… Küçücük bir masum çocuğun yaptığı bu küçücük kelebek resmi, dedeye teslim edilmedi.” Oysa o kelebek, dedeyi uçurup Deniz’e getirecekti. Dede sevinecek, Deniz sevinecekti… “Kimi kandırıyorsunuz?” Bu başlık bana ait değil, Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu soruyor bu soruyu: “Kimi kandırıyorsunuz?” İyi de, söz konusu Konfederasyon bu soruyu neden Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na soruyor? Çünkü söz konusu bakanlık, Hayvanları Koruma Kanunu’nda insanlığa yakışmayacak değişiklikler yapma hazırlığında. Şimdi yurdumuzun bütün doğaseverleri ve bu kapsamda evcil hayvanların koruyucusu duyarlı insanları, sokak hayvanlarının katlini getirecek ..]]> Tue, 02 May 2017 04:50:29 +0300 Güncel konular https://www.evrensel.net/yazi/78953/guncel-konular https://www.evrensel.net/yazi/78953/guncel-konular? 1 Mayıs Her siyasal çevrenin, her yurttaşın kendince başarılı bir çalışma alanı vardır. Başta işçi sınıfı olmak üzere, Türkiye sosyalistlerinin ve bütün ilerici güçlerin şu günlerde asıl çalışma alanı, 1 Mayıs mitinginin başarısıdır. 1 Mayıs günü hedefimiz, insanlık vicdanında karşılığını bulan, haklı, kesin ve uygulanabilir taleplerle meydanlara çıkmak olmalıdır. İstanbul’da söz konusu taleplerin ses getirebilmesi için, geleneksel miting alanı olan Taksim’de buluşulmalı. Referandum Geçen hafta köşeme yazamadığım için, eksiğimi birkaç cümleyle gidermek istiyorum: Yeni anayasanın onaylanması anlamına gelen referandum sonucunu ben yadırgamadım. Çevremde HAYIR oylarının artması yönünde elimden geleni yaptığımı söyleyebilirim, orası başka. Açıkça söylemeliyim ki, referandum sonucunda EVET oylarının ağır basacağını önceden tahmin ediyordum. Hatta bundan emindim. Neden mi emindim? Çünkü, Cumhurbaşkanımız için “Ya herrü ya merrü” anlamına gelen böyle bir oylamanın selâmetle..]]> Tue, 25 Apr 2017 05:00:06 +0300 7 Nisan https://www.evrensel.net/yazi/78854/7-nisan https://www.evrensel.net/yazi/78854/7-nisan? Baştan söyleyeyim ki, referandum konusunda okurlarıma tavsiyede bulunacak kadar düşüncesiz değilim. “7 Nisan” gününe dönüyorum hemen: Geçen haftaya rastlayan 7 Nisan, “Öldürülen Gazeteciler Günü”ydü, biliyor muydunuz? Ülkemizde bugüne kadar öldürülen gazetecilerin içinde 66’sı, “faili meçhul”dür; Türkçesi, “katilleri bilinmiyor”, yani kim vurduya gitti onlar, bunu da biliyor muydunuz? Ve geçen hafta, tam 156 gazetecimiz hapisteydi. Geçen hafta 7 Nisan günü, Ankara’daki Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde, çok düzeyli bir “şiir ve müzik” akşamı izledik: Cumhuriyet döneminin en değerli şairlerinden Ceyhun Atuf Kansu için, her yıl olduğu gibi, bu yıl da özenle hazırlanan, duyarlıklı, etkili bir “şiir ve müzik” akşamıydı o. Bütün yönleriyle güzel olan bu akşamın temelindeki gerekçe ise “Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü”nü kazanan şaire ödülün törenle verilmesiydi. Bu yıl “C. A. Kansu Şiir Ödülü”nü Özge Sönmez adlı şairimiz, “Derine Gömdüler Sabahı” başlıklı dosyasıyla kazanmıştı. Ödül ..]]> Tue, 11 Apr 2017 04:50:32 +0300 Şu olanlara bakın... https://www.evrensel.net/yazi/78805/su-olanlara-bakin https://www.evrensel.net/yazi/78805/su-olanlara-bakin? İnsanlığa ve yurdumuza hiç yakışmayan olaylarla karşılaştıkça sanki başka bir ülkede yaşıyormuşuz gibi bir duyguya kapılıyor insan… Çare arayışı tükenmek üzere olan siyasetçilerin açlık grevine yatması, bu tür trajik olayların son perdesidir. Açlık grevi eyleminin hangi anlama geldiğini bir düşünün… Bana sorarsanız açlık grevi, “Haksızlıklara karşı ölümü göze alarak özde ve sözde direnmek” demektir. Ey okur! Bir an düşün: Sadece birkaç öğün yemek yemesen neler hissedersin ve ne gibi duygulara kapılırsın? Sonra da bir an için kendini açlık grevine yatanların yerine koyup bir daha düşün... Bir ülkede insanların açlık grevine yatma kertesine gelmesi, o ülkede gerginliğin hangi aşamaya ulaştığını göstermez mi? *** Ben bu yazıyı yazarken hâlâ cezaevinde bulunan Die Welt gazetesinin muhabiri Deniz Yücel’in avukatları, bu kez Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulundular. Bilindiği gibi, Die Welt, bir Alman gazetesidir. Siyasal eğilimi tutucudur, yani sağcı bir gazetedir. Ama ..]]> Tue, 04 Apr 2017 05:00:52 +0300 ‘Türk resminin köşe taşları’ https://www.evrensel.net/yazi/78751/turk-resminin-kose-taslari https://www.evrensel.net/yazi/78751/turk-resminin-kose-taslari? Ben bu hafta yine ısrarla siyaset dışı bir konuda yazacağım. Neden böyle? Neden siyaset dışı yazılar yazıyorum? Açıkça belirteyim: Düzeyi korumak için! Gündelik siyaseti yansıtan olaylar ve söylemlere ilişkin yazılardan kaçınmamı öğütleyen bir dürtü var içimde. Bu dürtüye kulak vermezsem sanki siyasetçi kimliğine bürünmüş kimi basit insanların düzeyine düşecekmişim kaygısını taşıyorum. Neme gerek? Ben 82 yıllık yaşamım boyunca yurdumun çağdaş ve ileri bir düzeye kavuşması yolunda kendimce bir savaşım verdim, bunun ceremesini ödemekten de hiç çekinmedim. Yurdum ve “yurdum insanı” söz konusu olduğu için yine çekinmem. Benim bu ısrarlı tutumum, herhalde yurtseverliğin tanımı içindedir. Bu kadarı da bana yeter… Konuya geçiyorum: İzmir’deki Folkart Galeri, “Türk resminin köşe taşları” başlığı altında, 19. Yüzyıldan günümüze, yaklaşık 150 yıldan bu yana, 150 dolayında ressamımızın eserlerinden oluşan olağanüstü bir sergi açtı. Şeker Ahmet Paşa, Osman Hamdi, Hoca Ali Rıza, Bahri..]]> Tue, 28 Mar 2017 04:30:17 +0300 2017 PEN Şiir Ödülü https://www.evrensel.net/yazi/78707/2017-pen-siir-odulu https://www.evrensel.net/yazi/78707/2017-pen-siir-odulu? Bugün “Dünya Şiir Günü”, biliyor muydunuz? Ülkemizde iz bırakmadan geçiştirilen bir gün olduğu için, çoğu insanımız gibi ben de “Ha öyleydi değil miiii?” deyip geçmek istemiyorum. Kültür/sanat değerlerinin umursanmadığı bir toplumda “Dünya Şiir Günü” de bilinmeyiversin! N’olmuş yani, eksiklik mi? Oysa özellikle 1940’lı yılların ortalarından başlayarak Türkiye, 2000’e uzanan yıllara değin, alevli bir şiir ortamının memleketiydi. Hep gelişen çağdaş şiir ortamının… Peki, neden 1940’ların ortalarından başlayarak alevli bir ülkeydik ve neden 2000’li yıllarda şiirsel soluğu kesilen bir ülke olduk? Şundan: 1940’lı yılların ortalarında, dünyada faşizmin bayrağı indirilmiş, özgürlük sevinci, şiirin de mayasını oluşturmuştu. Ne atom bombası ne Londra Konferansı… Bunlar tarihle birlikte çekip gitmiş, yerini “sıradan insan” almıştı. Artık şiir gündeme gelebilirdi… Üstüne üstlük 1950’lere geldiğimizde, Türkiye’de İkinci Yeni, bu coşkuya “şairanelik” adlı doğrudan yüreğe seslenen şiirsel..]]> Tue, 21 Mar 2017 04:10:31 +0300 Yan pas, geri pas https://www.evrensel.net/yazi/78663/yan-pas-geri-pas https://www.evrensel.net/yazi/78663/yan-pas-geri-pas? Geçenlerde eski bir dostum telefonda bana birden garip bir soru sordu: “Televizyon seyrediyor musun?” “Bazen” diye cevap verdim. “Ooo, demek ki seçicisin… Hangi programları seyrediyorsun?” “Spor programlarını” dedim, “ama futbol maçlarını seyretmiyorum artık…” “Neden?” “Bizde futbol, tekdüze, sıkıcı bir hale geldi, nesini seyredeyim?” “Nasıl yani?” diye sordu arkadaşım. “Baştan savma yan paslar ve geri paslarla oyun uyutuluyor. İleriye, gole gitmek için risk göze alınmadığı gibi, hücuma yönelik kurgu da yaratılamıyor. Ben bu oyunun nesini seyredeyim?” “Peki maç seyretmediğine göre, hangi spor programlarını izliyorsun?” “Can Bartu’nun programını izliyorum. O da sekseni aştı benim gibi, ama hem futbol bilgisi hem yalın anlatımı hem de çok yerinde bulduğum dokundurmalarıyla dinlemeye değer bir konuşmacı…” “Üstelik zarif bir insan…” “Her şeyiyle incelikli” diye onayladım, “düşünceleri ve üslûbuyla tam bir beyefendi! Gençliğinde de görgülü, akıllı bir delikanlıydı. Öyle olmasa İ..]]> Tue, 14 Mar 2017 05:00:25 +0300 Madımak katliamının failleri serbest mi bırakılacak? https://www.evrensel.net/yazi/78614/madimak-katliaminin-failleri-serbest-mi-birakilacak https://www.evrensel.net/yazi/78614/madimak-katliaminin-failleri-serbest-mi-birakilacak? 1993 Yılının temmuz ayında, Sivas’taki Madımak Oteli katliamında yanarak can veren 33 edebiyatçı ve aydınımız arasında, kardeşim kadar yakınım olan iki değerli şairimiz vardı: Metin Altıok ve Behçet Aysan. Metin Altıok, Ankara’da Nusret Hızır Hoca’mızın öğrencisi olarak Dil Tarih’in Felsefe Bölümü’nü bitirmiş, yıllar sonra felsefe öğretmenliğinden emekli olmuştu. Metin, şu dünyaya şiir yazmak üzere gönderilmiş bir insan gibiydi. Öyle olduğu için de işi gücü sadece şiir düşünmek, şiir kurmaktı. Behçet Aysan ise Ankara’nın tanınmış bir psikiyatri hekimiydi. Son yıllarda görevini kendi muayenehanesinde sürdürüyor, Metin Altıok’un ve benim de içinde bulunduğum sınırlı bir edebiyat çevresinden hiç ayrılmıyordu. Bu iki çok değerli sanatçımızın da öldürüldüğü katliamın suçluları, bugün nerededir, ne yaparlar biliyor musunuz? Sizin gibi ben de bilmiyordum. Ama geçen hafta, gazetemizdeki bir haberden şu gerçekleri öğrendim: Sanıklardan üçü “firarî”dir, ötekiler ise hapishanede cezasın..]]> Tue, 07 Mar 2017 04:30:34 +0300 Yaşar Kemal ölmedi https://www.evrensel.net/yazi/78570/yasar-kemal-olmedi https://www.evrensel.net/yazi/78570/yasar-kemal-olmedi? Bugün 28 Şubat 2017: Yaşar Ağabey’imin göçüp gitmesinin ikinci yılı! Onun ölmeyeceği üzerine yazmak görevini, bir kez daha yerine getirmek istiyorum. O güne değin, Azrail’le kim bilir kaç kez tutuşmuştu Yaşar Ağabey? Ölümü “bu sefer de erteler” umudundaydım ve şöyle düşünüp avunuyordum: “Yaşar Kemal’in yanında kim oluyor lan bu Azrail?” Birincisi, bu yurdun Kürt asıllı büyük yeteneğiydi o! Ezeni ve ezileniyle yalnızca bizim toplumun değil, bütün insanların, insanlığın yazarıydı… İnsanoğlunun doğayla ve birbiriyle ilişkilerini görüp anlamış ve yazmıştı. Eserleri 39 dile çevrilmiş, 72,5 millet tarafından okunmuştu. Azrail de kim? “Herhalde onun için adı Yaşar’dır!” İkincisi, “destancı” olmakla kalmaz, müthiş bir halkbilimcidir o! Sanki halkın sanatını deşip karnını bağırsağını yemiş bitirmişti. Hanyayı Konya’yı anlamakla yetinmemiş, kavgadan kaçmamış bir yazardı. Öyle olduğu içindir ki önceleri, yani ilk gençlik yıllarında, Adana’nın Kozan Cezaevi’nde biraz hapis de yatmış..]]> Tue, 28 Feb 2017 05:01:04 +0300 OHAL dönemi ile 'Felsefe ve Edebiyat” üzerine https://www.evrensel.net/yazi/78523/ohal-donemi-ile-felsefe-ve-edebiyat-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/78523/ohal-donemi-ile-felsefe-ve-edebiyat-uzerine? Size bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, geçen hafta CHP Milletvekili Şenal Sarıhan tarafından dile getirilen OHAL dönemiyle ilgili rakamları aktarmak istiyorum: Bu dönemde yetmiş bir bin iki yüz yetmiş dört (71274) kişi gözaltına alınmış. Bu yurttaşlardan kırk bir bin üç yüz yirmi altısı (41326) tutuklanmış. OHAL kararıyla yüz yirmi bir bin yüz seksen üç (121183) kişi işten atılmış, ancak atılanlardan on dokuz bin iki yüz kırk sekiz kişi (19248) sonradan işine iade edilmiş. Dört bin yüz seksen (4180) akademisyen üniversiteden kovulmuş. Öğretim üyesi yetiştirme programı kapsamında olan on üç bin yüz yetmiş (13170) akademisyen ise kadrosunu kaybetmiş. On iki (12) milletvekili, yüz elli altı (156) gazeteci de tutukluymuş. * Elime cuma günü geçen bir kitap var: Felsefe ve Edebiyat. Editörlüğünü Mustafa Günay ve Ali Osman Gündoğan yapmış. Konya Meram’daki Çizgi Kitabevi Yayınları’nın 514. yayını. Değerli bulduğum bu kitap, 528 sayfa ve iki bölümden oluşuyor: ..]]> Tue, 21 Feb 2017 05:00:25 +0300 En değerli, en sağlam akademisyenlerimiz https://www.evrensel.net/yazi/78477/en-degerli-en-saglam-akademisyenlerimiz https://www.evrensel.net/yazi/78477/en-degerli-en-saglam-akademisyenlerimiz? Geçen haftanın en önemli olayı neydi” diye sorulsa ne söylerdiniz? Bunu bilmeyecek ne var? Geçen hafta yayımlanan 686 sayılı son Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden 330 akademisyen daha ihraç edildi, böylece üniversitelerden atılan hocaların sayısı dört bin sekiz yüzü aştı. Geçen hafta görevden uzaklaştırılan 330 akademisyenin arasında, tanınmış hocalarımızdan Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, “Kurşunlayıp öldürseler daha az etkilerdi” dedi; Türkiye’nin ilk nöropsikoloğu, 81 yaşındaki Prof. Öget Öktem Tanör ise barış bildirisini imzaladıktan sonra “KHK ile ihraç edilir miyim?” diye düşündüğünü, ama bu fikri komik bulduğunu söyledi. Prof. Dr. Mine Gencel Bek ise “Biat kültürünü değiştirmek gerek” diyerek sağlam kişiliğini bir kez daha ortaya koydu. İhraçların başka iki ilginç sonucu ise Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden, ayrıca Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden (eskiden “Hariciye” denirdi) uzaklaştırılan hocalar dolayı..]]> Tue, 14 Feb 2017 04:30:09 +0300 Eflatun’dan özdeyişler https://www.evrensel.net/yazi/78430/eflatundan-ozdeyisler https://www.evrensel.net/yazi/78430/eflatundan-ozdeyisler? Değerli okurlar, canınız sıkıldığı zaman siz de benim gibi yapın: İnsanoğlunun tarih içinde başardığı değerli ve önemli buluşları aklınıza getirin. Örneğin, günümüzden 5200 yıl önce Mezopotamya’da yazının ve tekerleğin icat edildiğini, İsa’nın doğumundan 105 yıl önce Çinlilerin kâğıt üretip papirüsü tarihten sildiğini, insanın tarihte daha nice keşif ve buluşa imza attığını düşünün. Göreceksiniz, moraliniz biraz olsun düzelecektir. Sözü uzatmayayım: Antik Yunan düşünürlerinin söylediği, aslında herkesin pay çıkaracağı gereken özlü sözlere, özdeyişlere geçmek istiyorum. İşte o zaman internette, “Tarihin akışını değiştiren olaylar”ı kolaylıkla bırakabilir ve ünlü Antik Yunan düşünürü “Platon’un sözleri”ne bakabilirsiniz. Ben de öyle yaptım: Sokrates’in öğrencisi ve Aristotales’in öğretmeni olan Platon’un (Eflatun’un) günümüzden yaklaşık 2400 yıl önce söylediği özdeyişlerden, bu köşeye sığacak bir seçme yaptım, bilginize sunuyorum: * Kötülüklerin en büyüğü, haksızlıkların c..]]> Tue, 07 Feb 2017 04:55:28 +0300 Halk müziği derlemelerimiz ne durumda? https://www.evrensel.net/yazi/78393/halk-muzigi-derlemelerimiz-ne-durumda https://www.evrensel.net/yazi/78393/halk-muzigi-derlemelerimiz-ne-durumda? Cumhuriyet tarihimiz boyunca yapılan halk müziği derlemelerinin ses kayıtları nerede, kimlerin elindedir dersiniz? Eğer müzik dostlarının elindeyse araştırmacılara neden açık değildir? Sözlü müziklerden bahsediyorum, türkülerden! Üstelik, sözleri Türkçe olan türkülerimizden! Yani Kürtçe, ya da Zazaca sözlü eserlerden değil! Çünkü onların önemsenerek kayıt altına alındığını sanmıyorum. Bütün müziklerin kökeninde halk müzikleri vardır. Avrupa müzik kültüründen en büyük bestecilerin eserlerinde de… Çünkü onlar, halk şarkılarının yüzyıllar içinde oluşmuş bir müzik geleneğinin ürünü olduğunu bilirler ve bu eserlere derin saygı duyarlar. Bizde ise “resmî” mercîlerimiz bile, halk müziği kültüründe Türkiye’nin varını yoğunu belgeleyen eserlerin dökümü üzerine yeterince bilgi sahibi değildir. Ben bu dökümü, 2000’li yılların başlarında hazırlamaya giriştiğim Müzik Ansiklopedisi’nin Türk halk müziği maddesini yazarken araştırdım ve şu sonuçlara vardım: 1) Halk müziği derleme çalışmalarını..]]> Tue, 31 Jan 2017 05:00:55 +0300 Kadınlara önlem: Mırıldanmak https://www.evrensel.net/yazi/78343/kadinlara-onlem-mirildanmak https://www.evrensel.net/yazi/78343/kadinlara-onlem-mirildanmak? Okurlarım bilir: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adlı bir kuruluşumuz var bizim. Bu platform, öldürülen kadınlarımız konusunda hazırladığı 2016 raporunu geçen hafta kamuoyuna açıkladı. Rapora göre 2016 yılında kadın cinayetleri, önceki yıllara oranla yine artmış. Sözü uzatmayayım: 2016 yılında 328 kadın öldürülmüş! Bu demektir ki, kadın cinayetleri sayısında OHAL döneminin hiç de engelleyici rolü olmamıştır. Söz konusu platformun raporunda aynen şöyle deniyor: “İstanbul Sözleşmesi maddelerine göre, kadın cinayetleri verilerinin çıkartılması ve cinayet nedenlerinin tespiti devletin görevidir. Ancak, AKP tespitten ziyade, yaptığı açıklamalarla üstünü örtmeye çalışmakla birlikte kadın cinayetlerinin artmasına sebep olmuştur.” Açıklamada ayrıca, “2016 yılının, kadınların direnişi sayesinde önemli kazanımların elde edildiği bir yıl olduğu” belirtildi. Kazanımlara örnek olarak da “AKP’nin erken yaşta zorla evlendirme ve tecavüzü kapsayan çocuk istismarını yasalaştırmak iç..]]> Tue, 24 Jan 2017 04:02:20 +0300 Olan bitenler, başa gelenler https://www.evrensel.net/yazi/78302/olan-bitenler-basa-gelenler https://www.evrensel.net/yazi/78302/olan-bitenler-basa-gelenler? Geçen haftaki yazımda yurdumuzdaki “çocuk gelin” sorununa değinmiş, çocuk yaştaki kızların evlendirilmesini İnsan Hakları İhlâli olarak nitelemiştim. Çok geçmedi, birkaç gün sonra bu kez basınımızda, ilkokul 1. sınıf çocuklarımıza okutulan “Etkinliklerde Okuma Yazma” adlı kitapta, Özge küçük gelin oldu yazılı bir cümleyle “çocuk gelin” görselinin kullanıldığı haberi yer aldı. Böylece, çocuk yaştaki kızların gelin gitmesi olgusu, ilkokula yeni başlayan öğrencilerimize “olağan” bir durum gibi gösterilmiş oluyordu. Oysa çocuk gelin olayı, medenî insanlığın gözünde, sübhân-Allah, “sapıklığa imkân tanımak” anlamına gelir. Burası böyledir de, hepimiz biliriz ki bütün ders kitapları, ancak Milli Eğitim Bakanlığı’nın Tâlim ve Terbiye Kurulu tarafından sıkı bir denetimden geçirildikten sonra basılabilir ve çocuklarımıza verilebilir. Ben Tâlim ve Terbiye Kurulu’nun daima ciddî ve tecrübeli, hep kelli felli maarifçiler tarafından oluştuğu mevzuunda müttefikim. Ne diyeyim, Tâlim ve Terbiye’dek..]]> Tue, 17 Jan 2017 04:15:24 +0300 'Çocuk gelin'ler https://www.evrensel.net/yazi/78252/cocuk-gelinler https://www.evrensel.net/yazi/78252/cocuk-gelinler? Birleşmiş Milletler’in UNICEF adlı bir “Çocuklara Yardım Fonu” olduğunu okurlarım bilir. Önceki hafta UNICEF, Türkiye’de yerel yönetimlere yönelik bir eğitim çalıştayı düzenledi. Çalıştayın konusu, “Çocuk yaştaki evliliklerin nasıl önlenebileceği”ydi. Gaziantep’te yapılan bu geniş katılımlı toplantının ana gündem maddesi, “Erken yaşta evlendirilen kız çocukları”ydı. UNICEF, bu çok önemli insancıl ve toplumsal sorunla ilgili olarak konuyu dünya ölçeğinde gündeme getirdi ve 2016 yılında dünyada 15 milyon kız çocuğunun küçük yaşta evlendirildiği gerçeğinden yola çıktı. “Çocuk yaşta evliliklerin önlenmesi” başlıklı bu çalıştayda, İzmit Belediyesi’nin yanı sıra, 15 belediyeden 27 “Çocuk çalışmaları temsilcisi” de yer almıştı. Ele alınan konular, birbiriyle yakından ilgiliydi: 1) Çocuk yaşta evlilikler. 2) Çocuk yaşta evliliklerin önlenmesinde yerel yönetimlerin rolü. 3) Toplumsal cinsiyet eşitliği. * Çocuk yaştaki kızların evlendirilmesi gerçeğinin, bazı Afrika ve Asya ülkelerinde y..]]> Tue, 10 Jan 2017 05:00:13 +0300 'Devrimci demokratlar' https://www.evrensel.net/yazi/78216/devrimci-demokratlar https://www.evrensel.net/yazi/78216/devrimci-demokratlar? Okurlarım bilir: Bu köşede, gündelik siyasetle ilgili konulara girmem. Şu da var ki, olaylara benim bu tür yaklaşımım, ülkenin genel siyasal durumunu göz ardı etmek anlamına gelmez. Oysa, bir muhalefet partisi olarak geniş olanakları bulunan CHP’nin, gerici politikalar karşısında yetersiz kaldığını, hatta bu durumuyla iktidar partisinin güçlenmesine yardım ettiğini yalnızca ben değil, yurdun birçok aydını, hatta CHP’li yurttaşlar da görüyor ve hoşnutsuzluğunu dile getiriyor. Böyle olunca CHP içinde “Devrimci Demokratlar” adı altında yeni bir hareket başladı. Bu hareketi oluşturan milletvekilleri, düzenlediği “Başka Bir Türkiye Mümkün” başlıklı forumun ikincisini Aydın’da gerçekleştirdi. İl Kültür Merkezi’nde yapılan foruma, Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, Manisa Milletvekili Dr. Tur Yıldız Biçer ve İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker de katıldı. CHP’deki “Devrimci Demokratlar Hareketi”nin sözcüsü Necdet Saraç, “Forumun hep birlikte başka bir Türkiye mümkün demek için düzenlendi..]]> Tue, 03 Jan 2017 04:20:20 +0300 Çağdaş Sanatlar Merkezi https://www.evrensel.net/yazi/78171/cagdas-sanatlar-merkezi https://www.evrensel.net/yazi/78171/cagdas-sanatlar-merkezi? Ankara’da yaşanan her tür dişe dokunur olayı yansıtmakla görevli sayarım kendimi. Çünkü, okurlarım sanki benden, olayın bir de benim gözümden yansıtılmasını istiyormuş duygusuna kapılırım ve kendimce yükümlülük sayarım onu yazmayı. “Olay”, ama ne tür olay? Cinayet mi? Kumarhane baskını mı? Kimi siyasetçilerin pis manevraları mı? Kamu mallarındaki talan mı? İnsanların “özlük hakları”na saldırı niteliğindeki çirkinlikler mi? Hayır, bu tür dehşet içeren ya da ahlâk dışı olaylar benim yazılarımın konusu olmaz. Oysa geçen hafta Ankara’da “Çağdaş Sanatlar Merkezi” olarak bilinen, çok yönlü etkinliklerin yapıldığı bir “kültür evi”nde Rusya Büyükelçisi’nin ölümüyle sonuçlanan cinayet, beni bir yönüyle ilgilendirdi! Neden mi? Büyükelçinin öldürüldüğü Çağdaş Sanatlar Merkezi, çoğu Ankara aydınının benimsediği ve oradaki kültür etkinliklerini izlediği bir aydınlar mekânıdır; bu yönleriyle kültürel çalışmaların uygulandığı değerli bir ortamdır. Ankara için önemli bir yeri olan bu kü..]]> Tue, 27 Dec 2016 04:50:34 +0300 ÖSYM ve engelliler https://www.evrensel.net/yazi/78128/osym-ve-engelliler https://www.evrensel.net/yazi/78128/osym-ve-engelliler? Bu yazıyı, okurlarımın vicdan taşıdığını bildiğim için yazıyorum. Eğitim sistemimizdeki şu aksamaya bir bakın, görme engelli çocuklarımızı ne duruma düşürüyor? Gençlerimizi sınavla üniversite öğrenimine başlatan kurumun adı olan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da Elektronik Yabancı Dil Sınavı kılavuzunda, görme engelli adayların başvuru yapsalar bile sınava alınmayacağını açıkladı. Öte yandan, engelli gençlerimizin “Eğitimde Görme Engelliler Derneği” adlı bir dayanışma derneği var; bu dernek, söz konusu uygulamanın ayrımcılığa ve eşitsizliğe yol açtığı gerekçesiyle Danıştay’a başvurdu ve neylersiniz ki açtığı davadan sonuç alamadı! Bunun üzerine derneğin yönetim kurulu üyesi Merve Erten bir açıklama yaparak, “Elektronik yabancı dil sınavının 2014 yılından bu yana yapıldığını ve ÖSYM’nin bu sınava engelli adayları iki yıldır almayarak ulusal ve uluslararası mevzuatı açıkça ihlâl ettiğini” söyledi, ayrıca sorunun şu önemli yönüne de değind..]]> Tue, 20 Dec 2016 05:00:34 +0300 'İnsan hakları' üzerine https://www.evrensel.net/yazi/78083/insan-haklari-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/78083/insan-haklari-uzerine? Üç gün önce, 10 Aralık 2016 Cumartesi günü, Dünya İnsan Hakları Günü’ydü. Böyle bir gün, “Anneler günü”, “Babalar günü” kadar toplumda yaygınlaşmış olmasa da İNSAN HAKLARI hepimizi ilgilendiren bir konudur ve bilelim ki onun temelinde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi yatar. Bütün insanlığın ve devletlerin birleşip kabul ettiği ilkeler bütününü içeren bu beyanname, 10 Aralık 1948’de yayınlanmıştır. Bu sayede insanların doğuştan sahip olduğu kişisel hak ve özgürlükler tanımlanmış, her insanın ayrımcılık yapılmaksızın yasalar önünde eşit olduğu, işkenceye, hukuksuz tutuklanmaya ve onur kırıcı cezalara uğratılamayacağı ilân edilmiştir. Şunu da ekleyeyim: İnsan haklarındaki ilkeler, aynı zamanda birey olarak insanı devlete karşı korumaktadır. Ne var ki, günümüzde en temel insan hakkı olan yaşama hakkı başta olmak üzere, kadın erkek eşitliği, ifade özgürlüğü, halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğü gibi temel hak ve hürriyetler, ihlâl edilebilmektedir. Özetle belirtelim: İnsan haklar..]]> Tue, 13 Dec 2016 04:52:48 +0300 Kabalığın panzehiri https://www.evrensel.net/yazi/78043/kabaligin-panzehiri https://www.evrensel.net/yazi/78043/kabaligin-panzehiri? Nedenini baştan anlayamadım: Son günlerde birçok gazete ve dergi, benden “Mozart” üzerine yazı istedi. Ama asıl ilginç bulduğum, müzikle ilgisi olmayan bir derneğin de Mozart üzerine konuşma yapmamı istemesiydi. Sonunda, “Mozart’lı bir hafta” geçirmemizin nedenini buldum: 5 Aralık, Mozart’ın ölüm günüdür! Evet, Mozart, 1791 yılının 5 Aralık günü yaşamdan ayrılmıştı. Kabalıkların, hem de çok yönlü kabalıkların hüküm sürdüğü bir dönemde yaşadığımıza göre, “inceliklerin efendisi” olan Mozart’ı anmaktan, özlemle anmaktan daha yerinde ne olabilir? Çağımızın ısrarlı bir hümanisti ve anti-nükleer aktivisti olan Albert Schweizer, Mozart’ı şöyle tanımlamıştır: Bütün dâhîler göklere uzanmış, Mozart ise gökten inmiştir. Mozart’ın yaratıcılığını belirleyen nitelikler, kültür tarihinde pek görülmeyen cinstendir: O, müzik sanatında “klasik” kavramını bütün yönleriyle temsil etmiştir. (Burada “klasik” kavramını özetle tanımlayayım: Sanat alanında klasik, tarihsel akımların bireşimini,..]]> Tue, 06 Dec 2016 04:56:25 +0300 Yazmanın Kolayı https://www.evrensel.net/yazi/77991/yazmanin-kolayi https://www.evrensel.net/yazi/77991/yazmanin-kolayi? Ne yazarsam yazayım, ağzımla kuş bile tutsam, okur ilgisinin artacağını sanmıyorum. Ama Türkiye’de geçen hafta olan biteni gazetelerdeki başlıklardan alıntılayarak özetlesem, işte o yazımı okuyanlar biraz artar. Buyurun, bir bakın başlıklara, beğenin beğendiğinizi, tanıyın ülkenizi: 1) Adalet yoksa devlet yoktur. 2) Tacizcisini görmekten korkan çocuğun adliyede kalbi durdu, orada ölüverdi. 3) İşçinin yasak masak dinleyecek hali yok. 4) Avrupa Parlamentosu, Türkiye’nin üyelik müzakerelerini dondurdu. 5) Erdoğan Avrupa’ya rest çekti: Mültecilere açarım kapıları! 6) Kılıçdaroğlu: Biz iyi ki OHAL’e karşı çıkmışız. 7) Vah ülkem vah! 8) Şehit babasının ağıdı: “Rahat uyu oğlum, arkadaşların intikamını alacak!” 9) Tarkan ve eşi Pınar konuştu: “Tüp bebek istemiyoruz!” 10) Dövizde fren patladı: Dolarda ve Euro’da rekor! 11) Beş yılda beş şarkı: Aşkın Nur Yengi, yeni albümüyle müzikseverlerle buluşuyor. 12) Kur yükseldi, asgari ücret hesabı karıştı. 13) Manken Didem Soydan Barcelona’ya uçtu. 1..]]> Tue, 29 Nov 2016 05:00:39 +0300 Aziz Nesin 100 yaşında https://www.evrensel.net/yazi/77947/aziz-nesin-100-yasinda https://www.evrensel.net/yazi/77947/aziz-nesin-100-yasinda? Birkaç hafta önceydi, Ankara’da Çankaya Belediyesi’nin ev sahipliğini yaptığı Aziz Nesin 100 Yaşında başlığı altında güzel bir Aziz Nesin akşamı izledik. Ben bu olağanüstü etkinliği Evrensel’e yazdığımı sanıyordum; yazmışım, ama gazetemize değil de internette “Sanattan Yansımalar” adlı müzik portaline göndermişim. Çünkü, bu etkinlikte ağırlıklı olarak Aziz Nesin’in şiirleri üzerine besteler yapan Can Aksel Akın’ın seslendirilen eserleri vardı, onları vurgulamak istiyordum. Her neyse, okurlarım için o akşamı anlatan yeni bir “Aziz Nesin” yazısı yazmayı görev sayarım. Aziz Ağabey, yalnızca uluslararası büyük bir yazar değil, aynı zamanda örnek yönüyle yetim ve öksüz çocukların koruyucusu bir insandı. Bu üstün tarafı onu, 1970’li yıllarda İstanbul’un epeyce batısındaki Çatalca ilçesinde 15 dönüm bahçesi olan bir arazide kurduğu “Nesin Vakfı”yla kimsesiz yoksul çocukları sahiplenmeye götürmüştü. Ben oraya birkaç kez gittim. O yıllarda vakıfta 20 dolayında çocuk vardı; günümüzde bu sayı,..]]> Tue, 22 Nov 2016 05:00:57 +0300 Bugün ne yazmalı? https://www.evrensel.net/yazi/77899/bugun-ne-yazmali https://www.evrensel.net/yazi/77899/bugun-ne-yazmali? Köşe yazarı almış eline kalemi, “Bugün ne yazayım?” diye düşünüyor. Oysa konu mu yok? Burası Türkiye! Her gün onlarca yeni konu var senin için. Buyur kardeşim, gazete haberlerinin başlıklarından aldığım konuları aşağıya alıntılıyorum, seç seçebildiğini! Buyur, seç seç al: 1) Cumhuriyet gazetesinin icra kurulu başkanı Akın Atalay yurda döndü, Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alındı. 2) Uluslararası Af Örgütü: Gazetecileri bırakın! 3) Tutuklanan 10 Ekim Davası sanığından çarpıcı ifade: “Antep Emniyetinin haberi vardı”. 4) Patronlara OHAL desteği. 5) Trump kazandı, dünya halkları endişeli. 6) Cumhuriyet tarihinin en büyük rakamı: 142 gazeteci hapiste. 7) ABD’de Trump karşıtı gösteriler sürüyor. 8) Ulaştırma Bakanı’ndan internet kesintileri için savunma: “Fransa da kesiyor!” 9) Celâlettin Cerrah: İstanbul Valisinin tehditlerden haberi vardı. 10) Kılıçdaroğlu’ndan başkanlık çıkışı: “Hedefi rejim değişikliği”. 11) Boğaziçi Üniversitesi’ne aday dahi olmayan, rektör oldu. 12) Trump tipi lid..]]> Tue, 15 Nov 2016 05:00:01 +0300 CHP’nin sorumluluğu https://www.evrensel.net/yazi/77855/chpnin-sorumlulugu https://www.evrensel.net/yazi/77855/chpnin-sorumlulugu? Soru: Türkiye’de siyasetin zıvanadan çıkmasını kim ister? Cevap: Türkiye’de siyasetin zıvanadan çıkmasını isteyenler. Gün gibi açıktır ki, Türkiye’nin çok partili siyasal sistemi her gün biraz daha çöküyor. Gelinen kritik noktada, uygar ve demokratik yönüyle CHP’nin sorumlulukları artmaktadır. Çünkü çok partili siyasal rejimin kurucusu CHP’dir ve CHP onu yaşatmakla görevlidir. Gidişata bakarak CHP’nin bu alanda yeterince etkili davrandığını söyleyemeyiz. Bunu nereden çıkarıyorum? Doğruları halkımıza açıkça söyleyip halkla bütünleşmek yerine, kendi içindeki kurulları toplayıp kararlar almakla yetinmesinden… Oysa artık gün, doğruları gösteren yapıcı bir kavrayışla Türkiye’yi rahatlatma günüdür. Bunun nasıl olacağını yurdun aydınları pekâlâ görmekte ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kamuoyu düzeyinde daha etkin davranmasını istemektedir. Kendi adıma konuşayım: Ben, Sayın Kılıçdaroğlu’nun yangına körükle gitmesini tabii ki düşünmüyorum. Yangın karşısında önlemler almasını bekliy..]]> Tue, 08 Nov 2016 05:00:37 +0300 Geçen hafta Ankara'da neler oldu? https://www.evrensel.net/yazi/77808/gecen-hafta-ankarada-neler-oldu https://www.evrensel.net/yazi/77808/gecen-hafta-ankarada-neler-oldu? Ankara’da oturduğum için, Türkiye’nin birçok yerinden arkadaşlar, benden başkentte neler olup bittiğini sorarlar hep. Üstelik, Ankara’daki durumları neden yazmadığımı da sorarlar. Ben 82 yaşında bir moruk olarak Ankara’nın gülü bülbülü olacak değilim! Başkentte her yere burnumu sokuyor da değilim. Geçen hafta Ankara’da ben nelere tanık olduysam işte yazıyorum: Birincisi, 27 Ekim 2016 Perşembe akşamı, İsmet Paşa’nın ikametgâhı olan “Pembe Köşk”te “Hocaların hocası” olarak bilinen Prof. Dr. Nermin Abadan’ın Cumhuriyet Dönemi’nde Eğitim” başlıklı bir konuşması vardı. Pembe Köşk’teki bu tür etkinliklerin ev sahibesi Sayın Özden İnönü Toker’in davetlerine katılmak istediğim için, bu ilginç konferansı da kaçırmadım. İkincisi, 28 Ekim 2016 Cuma günü, Mülkiyeliler Birliği’nde “Vecihi Timuroğlu’nun Anısına” yapılan düzeyli bir panel vardı, ona da gittim. (Nevzat Helvacı, Ahmet Özer, ve Hasibe Ayten konuştular). Üçüncüsü, 29 Ekim 2016 günü Mülkiyeliler Birliğinde benim konuşmam vardı: Hasan ..]]> Tue, 01 Nov 2016 05:00:51 +0300 İlhan Kalaylıoğlu https://www.evrensel.net/yazi/77763/ilhan-kalaylioglu https://www.evrensel.net/yazi/77763/ilhan-kalaylioglu? Geçen gece rüyamda, Ankara’daki “68 Gençliği” içindeki özel yeriyle unutamadığım, ama yıllar önce yaşamdan ayrılmış olan değerli dostum İlhan Kalaylıoğlu’nu gördüm. Çağırdı beni. Ne diyebilirdim? “Acele etme, daha birkaç yıl buradayım, iki kitap daha var elimde” dedim. İlhan, olgun davranışlarıyla ayırt edici kişiliği olan bir arkadaşımızdı. Sabah kalktığında, “Bugün hangi yaramazlığı yapalım” havasında olan ve sabah sabah dışarı o niyetle çıkan genç arkadaşlardan farklıydı. Aslında o da coşkulu bir gençti, ama yapılması gerekeni tartmadan, enine boyuna ölçüp biçmeden hiçbir işe yönelmezdi. Ona göre, bilinçle yükselen bu gençlik hareketi, paldır kültür girişilen “vur kaçlar”la geçiştirilemezdi. “Tabii” diye söze başlardı İlhan, “boş duracak değiliz, fakat yapacağımız eylem, tarihe geçecek olayın bir parçası olmalı!” Genç arkadaşlar arasında, bu tür ağırlığı olan sözleri ancak İlhan gibi birkaç kişi söylerdi. Öyle olunca da öteki gençlerin gözünde İlhan, kendine “Hocam” dedirt..]]> Tue, 25 Oct 2016 04:50:25 +0300 Muammer Sun akşamı https://www.evrensel.net/yazi/77714/muammer-sun-aksami https://www.evrensel.net/yazi/77714/muammer-sun-aksami? 15 Ekim 2016 Cumartesi günü, Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Konser Salonu’nda, TOBAV (Tiyatro, Opera, Bale Sanatçıları Vakfı) tarafından bir “Muammer Sun Akşamı” düzenlendi. Eskiden bu tür etkinliklere, Fransızca nitelemeyle “Jübile” denirdi. Adı ne olursa olsun, izlediğimiz “Muammer Sun Akşamı” her yönüyle düzeyli bir müzik etkinliğiydi. Tıklım tıklım dolan salondaki müzikseverler, Muammer Sun’un besteci yönüyle ortaya koyduğu eserlerinden etkileyici bir demet dinlediler. Sunuculuğunu Murat Atak dostumuzun üstlendiği akşamın açılış konuşmasını TOBAV Başkanı Mehmet Yılmaz yaptı. Çok sayıda koronun, oda müziği topluluğunun ve solist sanatçının katıldığı etkinliği coşkuyla izledik. Ben burada Muammer Sun’un müzik kültürümüze yaptığı katkıları kısaca hatırlatmak istiyorum: Kimdir Muammer Sun? 1932 yılında Ankara’da doğan sanatçımız, başta bestecilik olmak üzere, kültür politikası kuramcısı, müzik politikası uygulayıcısı, müzik eğitimcisi, müzik yazarı ve müzik yayı..]]> Tue, 18 Oct 2016 04:47:09 +0300 Geçen haftanın en önemli olayı https://www.evrensel.net/yazi/77668/gecen-haftanin-en-onemli-olayi https://www.evrensel.net/yazi/77668/gecen-haftanin-en-onemli-olayi? Evet değerli okurlarım, “Geçen haftanın en önemli olayı neydi?” diye soracak olursanız cevabım şöyle: “Geçen hafta yurdumuzda üç önemli olay yaşandı. Bunların ikisi, benim alanıma girmiyor, ama üçüncüsü, yani 6 Ekim günü, büyük yazarımız Yaşar Kemal’in doğum günüydü, onu yazacağım. Sosyal medyamız, Yaşar Kemal konusunda epeyce hareketliydi geçen hafta. Buna sevindim. “Helâl olsun böyle bir sosyal medyaya! Aslanlar gibidir değerbilir halkımız!” diye geçirdim içimden. Ayrı kentlerde yaşadığımız için, Yaşar Ağabey’le sıkça görüşemiyorduk, ama onun yazarlık dehasına gösterdiğim saygıyı bilirdi ve “Benim hakkımda kimsenin söylemediğini sen söyledin! Demek ki benim yazdıklarım sadece şiirli değil, aynı zamanda müzikliymiş!” demişti bana. “Evet, senin düzyazın taşkın şiirsel olduğu için müzikaldir” demiştim ona ve bir yazımda bu gerçeğin hesabını vermeye çalışmıştım. * Yazdığı kitapları bir yana koyalım, Yaşar Kemal, insanlığa dair müthiş saptamalarıyla da gerçekleri çarpı..]]> Tue, 11 Oct 2016 04:50:35 +0300 Van minüt, insan hakları mı dedin? https://www.evrensel.net/yazi/77614/van-minut-insan-haklari-mi-dedin https://www.evrensel.net/yazi/77614/van-minut-insan-haklari-mi-dedin? Fethullahçı darbe girişiminin hemen ardından OHAL ilân edilmesi üzerine gazetemizde yazdığım OHAL bir insan hakları sorunudur başlıklı yazıda şöyle demiştim: “Beşiktaş’ın oyuncusu Mario Gomez’in, darbe girişimi yaşanan bir ülkede spor yapılamayacağı gerekçesiyle kulübünden ayrılmasını önemsemeyebiliriz, ama Türkiye’de OHAL ilânı üzerine Almanya’nın “ölçülülük” uyarısı yaptığını ciddiye almalıyız. Hukuk dışı yetki artırımı anlamına gelen OHAL uygulamasının sendikal hakları kısıtlayacağını, daha da önemlisi, “Kanun Kuvvetinde Kararname”ler çıkararak Meclis’i devre dışı bırakacağını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni askıya alacağını bilelim. Türkiye’de gözaltı süresi 48 saatti, KKK ile bu süre 30 güne çıkarıldı. Şunu demek istiyorum: OHAL, aslında bir insan hakları sorunudur.” Dayanağı OHAL olan uygulamalar, yukarıdaki görüşümü doğruladı: AKP İktidarı’nın elindeki “Olağanüstü Hal” uygulaması, insanların özel hayatına karışmaya kadar götürdü işi. Bunun son günlerdeki ilginç bir ..]]> Tue, 04 Oct 2016 04:39:17 +0300 Geçen haftanın içinden https://www.evrensel.net/yazi/77566/gecen-haftanin-icinden https://www.evrensel.net/yazi/77566/gecen-haftanin-icinden? BİR GAZETE İLANI: İnsanı, ülkeni, güzeli sevdiğin için; doğrudan, haktan, haklıdan yana başkaldıran bir yüreğe sahip olduğun için; kokuşmuş düzeni sarsacak bir başkaldırının gençlik içinde filizlenip örgütlenen ülkeye yayılmasından korktukları için TAYLAN ÖZGÜR Bundan tam 47 yıl önce ilk tetiği Beyazıt Meydanı’nda sana çektiler, seni sırtından kurşunladılar. 47 Yıl içinde aynı nedenle kaç güzel, kaç yiğit insan daha faili meçhul ya da katili bilinen cinayetlerin kurbanı oldu, tam bilemiyoruz. Ancak haklı ile haksızın, doğru ile yanlışın savaşı hiç bitmeyecek. Haklıların, doğrudan yana savaşan yiğitlerin öldürülmesi, hakkı ve doğruyu ortadan kaldırmayacak. Bedeli çok ağır da olsa sonunda hep hak ve doğru, insanlık geçerli olacak. Seni sevgi, özlem ve onurla kucaklıyoruz. ANNEN NECLA ÖZGÜR * Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak için başlattığı adalet arayışında 21 yılı geride bıraktı. Kayıp yakınları cumartesi günü Galatasaray Lises..]]> Tue, 27 Sep 2016 05:00:43 +0300 'Ve acılar' derken bir de iktidara soru https://www.evrensel.net/yazi/77516/ve-acilar-derken-bir-de-iktidara-soru https://www.evrensel.net/yazi/77516/ve-acilar-derken-bir-de-iktidara-soru? Tarık Akan’la ancak iki kez doyasıya konuşma fırsatı buldum. İkisi de kalabalıkça bir yemek masasındaydı; ama ikisinde de yanımda oturduğu için, hem dünya ahvali üzerine hem de yurdumuzun sorunları üzerine konuşmuştuk. Fazıl’ın arkadaşı olan bu genç dostun bende bıraktığı izlenim, sâkin, kültürlü, ağırbaşlı, biraz içe dönük ve alçakgönüllü sağlam bir aydın olmasıydı. Kitaplardan konuştuk. Sonra konu, çocuk kitaplarına dönüştü ve ortak dostumuz Erdal Öz’ün bu alandaki büyük katkısını anlattı bana. Çocuk kitapları hakkında bu denli geniş bilgiyi nasıl edindiğine şaşmıştım. O akşam ayrılırken konuyla ilgili olarak kitaplığımdan birkaç kitap gönderebilmek için adresini istedim. Kartviziti yoktu, “Okula gönder” dedi. Durakladığımı görünce Bakırköy’deki okulun adresini verdi. Onun bir okulu olduğunu böylece öğrendim. Eğitimcilik tutkusunu bu yoldan karşılıyor, parasını da bu doğru yolda harcıyordu. Tanıdığım Tarık Akan, böyle iyi, çok iyi bir insandı… 16 Haziran 2016 Cuma günü ise Çetin ..]]> Tue, 20 Sep 2016 05:00:26 +0300 Turizm politikamız https://www.evrensel.net/yazi/77476/turizm-politikamiz https://www.evrensel.net/yazi/77476/turizm-politikamiz? Ortaokul yıllarından bu yana, arkeolojik kazılara merakım vardır. Bugün bile yaşadığım Ankara’nın yakınında, ya da tatile çıktığım yörede bir arkeolojik kazı varsa ne yapıp edip oraya giderim. Garip bir meraktır bu: Antik uygarlıklardan günümüze kalan sanki çekici bir koku vardır ve ben yakınına gittiğim zaman bu kokuyu iyi duyacağımı umarım. 1950’li yılların ilk yarısında İstanbul Erkek Lisesi’nde Gani Bey adlı bir biyoloji öğretmenimiz vardı; bu dünya tatlısı öğretmenimiz, binlerce yıl önce yaşamış insanların sahip olduğu iki önemli bilgiyi şöyle sayardı: Birincisi, güneşi ve yıldızları gözlemleyerek takvimin esaslarını belirlemek; ikincisi, doğanın en büyük güç olduğunu keşfetmiş olmak! Bana kalırsa üzerinde yaşadığımız Anadolu topraklarının altında binlerce yıldan bu yana bekleyip duran kültür varlıkları, değeri altın madeniyle falan karşılaştırılamayacak kadar emsalsiz definelerdir. Bu defineleri bize bırakanlar, günümüzden dört bin yıl öncesindeki “eski tunç çağı”ndan başlaya..]]> Tue, 13 Sep 2016 04:10:52 +0300 Ah Brezilya! https://www.evrensel.net/yazi/77425/ah-brezilya https://www.evrensel.net/yazi/77425/ah-brezilya? Dış politika, benim alanım değil; ama dünyadan habersiz yaşayan biri olmak da istemem. Bilindiği gibi, geçen hafta dünyamız, ilginç bir olayla karşılaştı: Brezilya’da Senato, Devlet Başkanı Dilma Rousseff’i azletti! Gazetelerin yazdığına göre, bu beklenmedik gelişmeyle Brezilya’daki 13 yıllık sol iktidar sona erdi. Şimdi soralım: Dünya nasıl karşıladı bu olayı? Tahmin etmek zor değil: Kimi ülkelerin yöneticileri ellerini ovuşturmuş, kimilerinin de canı sıkılmıştır. Bu tür bir olay, Güney Amerika’daki sol yönetimleri sarstığı için, öncelikle Venezüella, Bolivya ve Ekvador, Brezilya’daki büyükelçilerini hemen geri çektiler. “Seni tanımıyoruz” anlamına gelen bu davranış, Venezüella’ya yetmedi: Bu ülke, Brezilya Devlet Başkanı’nın düşürülmesini “Parlamenter darbe” olarak niteledi. “Parlamenter darbe”, ilk defa duyduğumuz, yeni icat edilmiş bir tanım! Bizim bildiğimiz ve yaşadığımız darbe, bunun tersidir: “Darbe” dediğin, parlamentoyu feshetmekle başlar arkadaş! Güney Ame..]]> Tue, 06 Sep 2016 04:50:54 +0300 30 Ağustos https://www.evrensel.net/yazi/77378/30-agustos https://www.evrensel.net/yazi/77378/30-agustos? Bir zamanlar gazeteler, “Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı!” diye önemseyerek başlık atardı. Geçelim gazeteleri, toplum olarak günümüzde insanlarımız 30 ağustos gününü nasıl değerlendiriyor? Onu nasıl karşılıyor? Törenler yapılır tabii… Protokol kapsamındaki asker ve sivil erkân, kurallara uyarak kutlamalara katılır. Öğleden önce, en başta resmigeçit! Akşama da devletin üst basamaklarından resmî bir davet… Kimsenin kural dışına çıkmadığı, ama hiçbir sıcak tarafı bulunmayan, biraz olsun coşku içermeyen bu törenler, bir yandan her yıl biraz daha kısaltılarak televizyon ekranlarına aktarılır. Hepsi bu… Yazılarımın yayınlandığı gün olan Salı günü, bu yıl tam da 30 ağustosa rastladığı için, bugün okurlarıma bir “30 ağustos yazısı” sunacağım. Kurtuluş Savaşı’mızın dönüm noktası olması bakımından 30 Ağustos, çok önemli bir gündür. Oysa özellikle ayırt edici bir nokta var ki, onu gözden kaçıramayız: “Büyük Taarruz”, 26 Ağustos sabahı başlamıştır. 30 Ağustos ise bu taarruzun sadec..]]> Tue, 30 Aug 2016 04:50:06 +0300 Muallâ https://www.evrensel.net/yazi/77332/muall https://www.evrensel.net/yazi/77332/muall? Biz hâlâ yakınıp duruyorduk: Neymiş? Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi satılacakmış! Müzik ve sahne sanatlarını içeren kurumlar, aslında çok değerli eğitim kurumlarıymış, satılırsa valla çok yazık olurmuş! Ama yapamazlarmış! Öyle kolay değilmiş! Çünkü onlar, devletin elindeki sanat kurumlarıymış. Öyle akıllarına geldiği gibi satıp savamazlarmış! Ve bu tür bir uygulamayı öngören TÜSAK adlı yasa ise Meclis’e nah getirilirmiş! İşte biz böyle aylardır mızırdanıp dururken iktidar partisi bakın ne yaptı: TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nu bir gece toplayıp yeni bir “torba yasası”nı Meclis’e gönderiverdi. Biz hâlâ “TÜSAK” falan diye homurdanıp duralım… İktidarımızın “ekonomik büyümeyi canlandırmak amacıyla” hazırladığı torba yasa artık Meclis’te! Şimdi n’olacak? Ne mi olacak? “Özelleştirme” adı altında, ayrı bir yasal düzenlemeye gerek duymaksızın kamu varlıklarının en büyükleri, en para edenleri (aslında en yaşamsal olanları) satılıp tasfiye edilebilecek! Devamı ..]]> Tue, 23 Aug 2016 04:50:16 +0300 ‘Türkiye Sanat Çalıştayı’ üzerine notlar https://www.evrensel.net/yazi/77286/turkiye-sanat-calistayi-uzerine-notlar https://www.evrensel.net/yazi/77286/turkiye-sanat-calistayi-uzerine-notlar? 11 Ağustos 2016 günü İzmir’in Seferihisar İlçesi’nde, yurdumuzun kültür sorunlarını irdeleyen dikkat çekici bir toplantı yapıldı. CHP’nin düzenlediği Türkiye Sanat Çalıştayı başlıklı bu toplantıya katılan yaklaşık 30 sanatçı ve aydınımız, edebiyat, tiyatro, resim, müzik, sinema, heykel ve fotoğraf gibi sanat dallarının tanınmış isimlerinden oluşuyordu. Öğleden önce saat 10’da başlayan ve aynı gün saat 18’de sona eren Çalıştay, Karşıyaka’dan “Erkin Kuartet” adlı topluluğun konseriyle başladı Yaklaşık on beş dakika süren bu tür bir açılış, işin ciddiye alındığının işaretiydi. Toplantının açılış konuşmasını CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yaptı ve “AKP iktidarının sanatı tehlike olarak gördüğü” için “sanatçıları yıldırmakta, onlarcasının görevlerine son vermekte” olduğunu belirterek “Bir yönetimin demokratlığının ve özgürlükçülüğünün ölçütü, sanatçılara ve sanat kurumlarına bakışıdır; AKP, bu açıdan tümüyle başarısızdır” dedi. Çalıştayı gün boyu yöneten Kılıçdaroğlu, konuşmacılara..]]> Tue, 16 Aug 2016 04:04:25 +0300 Garip, uçuk, gizemli bir adam https://www.evrensel.net/yazi/77232/garip-ucuk-gizemli-bir-adam https://www.evrensel.net/yazi/77232/garip-ucuk-gizemli-bir-adam? Okurlarıma bugün, Aydınlanma kavramı üzerine küçük bir deneme yazısı sunmak istiyorum. “Aydınlanma”, insanoğlunun dogmalara inanmayı aşarak düşünce ve davranışlarına akıl ile bilimin egemen olması demektir. Bu gelişimin bilimde ve sanatta belirgin şekilde yaşama geçmeye başladığı tarih dilimi, Avrupa kültüründe 15. ve 16. yüzyıllarda yükselen “Rönesans çağı”dır. “Yeniden doğuş” anlamındaki Rönesans aydınlanması, ortaçağ düşüncesinin çözülerek yeniçağı oluşturacak ilkelerin ve düşüncelerin belirmeye başladığı dönemdir. Doğrusunu isterseniz, bu yazımda, bizde pek bilinmeyen bir konuyu ele almak istiyor, “Yeniden doğuş”un müzik sanatına getirdiği başlıca kazanımlar üzerinde durmayı düşünüyordum: Birincisi, Rönesans aydınlanması çağında, çokseslilik kavrayışının hızla gelişmesiydi; ikincisi, bütün sanatların bireşimi yoluyla hayatı sahneye getiren opera sanatının yeşermesiydi; üçüncüsü, yeni çalgıların icat edilmesiydi; dördüncüsü, toplumlarda halk müziğinin ve ayrıca eğlence müziğinin y..]]> Tue, 09 Aug 2016 05:00:11 +0300 'Zazalar: Tarih, kültür ve kimlik' https://www.evrensel.net/yazi/77187/zazalar-tarih-kultur-ve-kimlik https://www.evrensel.net/yazi/77187/zazalar-tarih-kultur-ve-kimlik? Bingöl’de tanıştığım ziraat teknisyeni arkadaşım Vahap Erdoğdu’ya 1960 ile 1963 yılları arasında, Bingöl ilimizin Görüz adlı bir dağ köyünde öğretmenlik yapmıştım. Sonraki adıyla “Çevrimpınar” olan Görüz, bir Zaza köyüydü ve burada tabii ki Zazaca konuşuluyordu. İlkokul öğretimini Görüz’de ben başlatmıştım. Öğrencilerimin hemen hiçbiri Türkçe bilmiyordu. Onlara okuma yazma öğretirken Türkçe de öğretmiş oluyordum. Altı-yedi ay içinde bütün öğrencilerim temel olarak hem Türkçeyi hem de okuma yazmayı öğrenmişti. Aritmetiğin dört işlemi de cabası… Eğer bu bir başarıysa bunda hem benim bir sosyalist olarak derinden hissettiğim insan sevgisinin, hem de çocukların zekâ ve yeteneğinin payı vardı. Bu yıllarda Görüz köylüsü, son derece ilkel koşullar içinde yaşıyordu. Yoksulluğun, cehaletin, çaresizliğin içine batmış olan bu insanların bence tek özelliği, “insan” değeri taşımalarıydı. Yıllar sonra beni yazarlığa iten de yine bu insanlardı: İlk kitabımın adı, “Bingöl Hikâyeleri” oldu (1974..]]> Tue, 02 Aug 2016 05:00:51 +0300 OHAL, bir 'insan hakları' sorunudur https://www.evrensel.net/yazi/77137/ohal-bir-insan-haklari-sorunudur https://www.evrensel.net/yazi/77137/ohal-bir-insan-haklari-sorunudur? Siyasî yazılar kuru ve tatsızdır. Bugün böyle bir yazı okuyacaksınız. 15 Temmuz akşamı alçaktan uçarak gözdağı veren, sonra da yakınımızdaki Meclis’e bomba atan uçak ve helikopterlerden bizim evde en çok korkan kim oldu dersiniz? “Kızım” adlı kedimiz! Nereye kaçıp saklanacağını bilemedi zavallıcık. En sonunda kayboldu. Onu ertesi gün arka odadaki divanın altında bulduk. Biz iki ihtiyara gelince, aval aval televizyona bakıyor, sonuçta neler olacağını bekliyorduk. Derken ekranda sürekli olarak “Darbe püskürtüldü!” diye altyazılar geçmeye başladı. Ben bu “püskürtme” sözcüğünü yadırgadım. Eşime, “Herhalde darbe bastırıldı demek istiyorlar” diye açıklama yaptım. Çok geçmeden anlaşıldı ki, darbe girişimini yapan, Fethullahçı askerlerdi. Bu daha da şaşırtıcıydı: Türkiye’deki ilk askerî müdahale olan 27 Mayıs 1960’ın özelliklerine ve 55 yıl sonra yapılan bu son darbenin rengine bakarsak “Nereden nereye” geldiğimizi anlarız: 27 Mayısçıların aldığı ilk kararlardan biri, çağdaş bir anayasa h..]]> Tue, 26 Jul 2016 04:07:52 +0300 Bomboko https://www.evrensel.net/yazi/77091/bomboko https://www.evrensel.net/yazi/77091/bomboko? 1958 yılında, Afrika’nın Kongo adlı bir sömürge ülkesinde, değerli bir aydın olan Patrice Lumumba’nın önderliğinde bağımsızlık mücadelesinin hazırlığı yapılıyordu. Kongo, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının zenginliğiyle Belçika’nın ilgisini daha 19. yüzyılda çekmişti. Belçika Kralı II. Leopold (1835-1909), adını “Belçika Kongosu” olarak değiştirdiği bu ülkede, insanlık tarihinin en büyük soykırımlarından birini yapmıştı. Onun döneminde Belçikalılar, yerlilerden oluşturduğu “Halk Ordusu” adlı paralı askerleri, sömürge koşullarına karşı çıkan yerli halka karşı kullanmıştı. Özetle “Belçika Kongosu”nun yaklaşık 25 milyon olan nüfusu, II. Leopold’un döneminde dokuz milyona düşmüştü. Öte yandan, özellikle kauçuk, fildişi ve köle ticareti yoluyla Kongo’dan gelen paralar sayesinde Belçika son derece zenginleşmiş, bu yıllarda başkent Brüksel, gösterişli anıtsal binalarla donatılmıştı. Söz konusu insanlık dışı uygulamalar, dünyanın gözünden tabii ki kaçırılamadı. Joseph Conrad ve Mark Twai..]]> Tue, 19 Jul 2016 04:30:29 +0300 Ahmet Erhan'ı anarken https://www.evrensel.net/yazi/77039/ahmet-erhani-anarken https://www.evrensel.net/yazi/77039/ahmet-erhani-anarken? Ahmet Erhan, üç yıl önce, gene böyle bir yaz günü yaşamdan ayrılmıştı. Yenilerde çıkan kitabım “İnsanoğlu İnsanlar”da onu kısaca anlatmaya çalıştım. Kitapta yer alan bu yazıyı, gazetemiz okurlarının da görmesi isteğiyle dolu olduğum için aşağıya alıntılıyorum. * Yakınları olarak biz ona “Erhan” derdik. Gerçek adı Erhan’dı zaten. “Bozkurt” olan soyadını kullanmak istemediğinden, “Ahmet Erhan” diye bir şair adı takmıştı kendine. İyi etmişti, edebiyatımıza bu güzel adla geçmiş oldu. Mersinli olan, ama 1980’li ve 1990’lı yıllarda Ankara’da yaşayan Erhan, “Anadolu insanı”nın saymakla bitmeyecek çok yönlü vasıflarını taşıyan, kimi zaman da onları içtenlikle dışa vuran, incelikli bir aydınımızdı. “Şairdi” demek istiyorum. “Şair” olduğu için, ona “köylü kabalığı” değmemişti, ama “Mersinli” tarafını korumuştu. Şiirinde de söz konusu kişilikli seslenişi duyumsatır Erhan: 70’li yılların sonlarında, “İkinci yeni”nin getirdiği “şâirane” deyişle devrimci düşüncenin kestirme anlatımını birleştir..]]> Tue, 12 Jul 2016 04:36:34 +0300 Mapusane yazın serin, kışın ısıcahtır https://www.evrensel.net/yazi/76991/mapusane-yazin-serin-kisin-isicahtir https://www.evrensel.net/yazi/76991/mapusane-yazin-serin-kisin-isicahtir? Aydınlarımızın, özellikle sanatçıların hapis yatmasını bir yönüyle yararlı bulurum. Böylece bizde demokrasi, hukuk, adalet, insan hakları nedir, nasıl işler, kimler için vardır ya da kimler için yoktur, bütün bunlar halkla iç içe, bir güzel yaşanır mapusanede... Sanılmasın ki bütün tutuklama kararlarını yerinde bulan bir insanım! Birkaç dakika için de olsa, hatta "rol icabı", ya da şaka için de yapılsa, kimsenin hapis yatmasını düşünmek bile istemem. Hele hapse atılan o insan, bir DÜŞÜNCE SUÇLUSU ise… Çağımızda "düşünce"nin suç olabileceği varsayımı, yalnızca ortaçağ benzeri geri toplumlarda, ya da insanlık ve hukuk tanımayan faşist diktatörlüklerde görülebilir. Şebnem Korur Fincancı, Ahmet Nesin ve Erol Önderoğlu'nun kısa bir süre için de olsa şöyle bir keşif yapıp çıkmasının onlara pek bir zarar getirmeyeceğini düşünüyorum. Çünkü yurdumuzda hapis yatmış olmak, "aydın" niteliğinin tescil edilmesi anlamına da gelir. Ağabeyim Balaban, "Dam"..]]> Tue, 05 Jul 2016 05:00:16 +0300 Bugün saat 10:30'da https://www.evrensel.net/yazi/76939/bugun-saat-10-30da https://www.evrensel.net/yazi/76939/bugun-saat-10-30da? Kimsenin bana bir şey sorduğu yok, ama “Geçen hafta n’oldu?” diye sorulacak olursa bak onu söyleyebilirim: Geçen haftanın bence en önemli olayı, İstanbul’daki kadın kuruluşlarının “Kadınlar Haykırıyor!” başlığı altında Medenî Kanun’u savunmaya girişmeleri, bu amaçla topladıkları bir milyonu aşkın imzayı Meclis’e gönderme kararı almalarıdır. İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği, 28 Haziran Salı günü, yani BUGÜN SAAT 10.30’DA, Şişli Postanesi’nin önünde toplanıp bir basın açıklaması yaparak Medenî Kanun’u savunan bir milyon imzayı TBMM Başkanlığı’na gönderecek. Peki, hikmeti neymiş bu Medenî Kanun’un? Kadınlar ona neden sahip çıkıyormuş? Çünkü evlilik yaşı, resmî nikâh, tek eşlilik ve miras hakkı, Medenî Kanun’un güvencesi altındaymış. Yani Medenî Kanun yok sayılırsa, KADIN HAKLARI da YOK SAYILIRmış… Peki, “Kadınlar Haykırıyor” diye başlık koymak ne demek oluyor? Kime ne söylemek ister bu kadınlar? Diyalog herhalde şöyle devam edecektir: Yok kardeşim, sana bana haykırıyor değiller...]]> Tue, 28 Jun 2016 04:31:33 +0300 Yurdun ahvali https://www.evrensel.net/yazi/76891/yurdun-ahvali https://www.evrensel.net/yazi/76891/yurdun-ahvali? Bir zamanların gol kralı ve millî futbolcusu Hakan Şükür, meğer çoktandır Amerika’ya göçmüş. Çoğu okurlarımın belki bildiği bir durumdur bu, ama ben yeni öğrendim. Nasıl mı öğrendim? 17 Haziran 2016 Cuma günlü gazetemiz Evrensel’de çıkan bir haber başlığı şöyleydi: “Hakan Şükür ABD’ye taşındı”. Altında ise şunlar yazılıydı: Eski futbolcu ve eski AKP milletvekili hakkında, sosyal medyada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davaya başlandı. Şükür’ün avukatı, “Müvekkilim Amerika’ya taşınmıştır, adresini dosyaya sunacağız” dedi. Kaçaklığın yeni moda adı, “ABD’ye taşınmak” oldu. Yani tencere düşünce kapağını buluyor! * Söz Amerika’dan açılmışken 18 Haziran tarihli Cumhuriyet’ten şu haberi de ekleyeyim: “ABD’nin eski başkan yardımcısı Cheney’nin ulusal güvenlik danışmanı Hannah, Türkiye’de darbe riskinin olduğunu söyledi.” Gençlik döneminden bu yana üç askerî darbe yaşamış olan bizim kuşağın böyle sözlere karnı ..]]> Tue, 21 Jun 2016 04:08:03 +0300 İki ayrı konu: romanlar ve liseli gençlerimiz https://www.evrensel.net/yazi/76844/iki-ayri-konu-romanlar-ve-liseli-genclerimiz https://www.evrensel.net/yazi/76844/iki-ayri-konu-romanlar-ve-liseli-genclerimiz? Anlaşılır nedenlerle CHP ve onun genel başkanının muhalefetteki zayıflığı üzerine yazdığım eleştirel yazılara ara vereceğim: Şu günlerde kimileri, faşizan bir kafayla Bay Kılıçdaroğlu’nu hedef alarak onu geriletmeye çalışıyor. Okurlarım, bu tür insanlarla benim eleştirel yaklaşımımı aynı kefeye koyacak değildir, buna güvenerek CHP ve Kılıçdaroğlu eleştirisini erteliyor, başka konulara geçiyorum: Gazetemiz Evrensel’in 11 Haziran 2016 Cumartesi günlü sayısında “Roman tütün işçileri” başlığıyla geniş ve önemli bir yazı yer aldı. Aslında bu başlık, Egemen Yılgür’ün araştırmaya dayanan yeni bir kitap çalışmasının adı. Söz konusu kitabı henüz almadım. Alıp okuyunca İstanbul’da yaşayarak bir zamanlar tütün işçiliği yapan ve kendi çevresinde sınıf bilincini geliştirmiş olan Çingene emekçiler üzerine Egemen Yılgür’den öğrendiklerimi de katarak çıkardığım sonuçlara göre bir yazı yazmak isterim. Dr. Şefik Hüsnü’nün parti sekreteri olduğu dönemde yaşanan 1951 TKP Tevkifatı’nda, parti üyesi oldu..]]> Tue, 14 Jun 2016 04:50:52 +0300 Neler yapılmadı şu vatan için? https://www.evrensel.net/yazi/76794/neler-yapilmadi-su-vatan-icin https://www.evrensel.net/yazi/76794/neler-yapilmadi-su-vatan-icin? Muhalefet partisi olarak görevlerini yerine getiremeyen CHP üzerine yazdığım yazıya, tam bir rastlantı olarak aynı günlerde CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’den “Güçlü ve hızlı muhalefet etme” sözü gelince, kimi dostlar telefon açıp benimle dalga geçmeye başladı. “Keşke onları etkileyebilecek sözler bulsam..” dedim dalga geçen arkadaşlara, “ben eskiden roman falan da yazmış bir müzik yazarıyım, bu ülkede kim takar beni?” Oysa Bay Özel, benim gibi düşünenlerin yüreğine sanki su serpmek ister gibi şöyle demişti: “Muhalefetimize güç ve hız vereceğiz. Bundan sonraki süreç, hükümet ve AKP için eskisi kadar kolay olmayacak!” Güzel de… Nutuk atmak başka, işe yarayan siyaset yapmak başka şeydir. Buyurun, meydan sizin! İsmi lâzım değil, geçmiş dönemlerde bir CHP başkanı, sağ seçmene, tutucu seçmene yakınlık gösterecek olursa oylarının artacağını sandı ve bu yönde politikalar geliştirdi de n’oldu? Sağa göz kırpmakla oy artırmak şöyle dursun, oylarını düşürdü. Üstelik, zırt fırt değişen par..]]> Tue, 07 Jun 2016 05:00:32 +0300 CHP üzerine https://www.evrensel.net/yazi/76742/chp-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/76742/chp-uzerine? Aynı zamanda değer verdiğim bir arkadaşım olan okurlarımızın birinden aldığım e-posta’dan, siyasal yazılarımda daha çok CHP’yi eleştirdiğim belirtilerek “Daha kolay ve tehlikesiz olduğu için mi bu tercih?” diye ağır bir deyişle kınamayı da içeren bir soru çıkageldi. Okurlarımızın önünde bu arkadaşıma özetle şöyle cevap vermek istiyorum: Yaşadığımız karanlık dönemde AKP’yi eleştirmek, bu partinin zorlayarak günümüzde uyguladığı toplum siyasasını, başta ekonomi ve kültür olmak üzere bütün yönleriyle sergileyip bütüncül bir eleştiri süzgecinden geçirmeyi gerektirir. Bu tür köklü eleştiri çalışmalarını köşe yazılarına bırakmak, işi kolayından alarak yasak savmak anlamına gelir. CHP’ye ilişkin eleştirilerimi ise bu partinin çeşitli güncel olaylar karşısında gördüğümüz tutumundaki eksiklik ve yanlışlar dolayısıyla yazıyorum. Örneğin, güncel planda CHP’nin “milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması”nı desteklemesi gibi antidemokratik bir tutuma yönelişini, ertesi gün köşeme sığdırabildi..]]> Tue, 31 May 2016 05:00:11 +0300 CHP nereye? https://www.evrensel.net/yazi/76691/chp-nereye https://www.evrensel.net/yazi/76691/chp-nereye? Gazetemizde doğrudan doğruya siyasal yazılar yazmıyorum. Bu görevi iyi yapan arkadaşlar varken neden kalabalık edeyim? Öte yandan, yurdun bir aydını olarak kamu vicdanı adına yazma hakkını burada dilediğim gibi kullanabileceğimi bildiğim için, bugün iki siyasal konuya değineceğim. Birincisi, TBMM’den gece baskınıyla geçirilen “kiralık işçilik” yasasının yürürlüğe girmesi... Gazetemiz, işçiyi “köle” olarak gören bu çağdışı yasayı şöyle tanıttı: “İşçiler, alınıp satılan, kiralanan köleler haline getirilecek. Milyonlarca işçimiz, işi, ücreti, sağlığı, sosyal güvenlik hakkı olmadan çalıştırılacak!” Ne diyebilirim? İçimden geldiği gibi şöyle gerilimli yazacağım sözlerden kaçınmak için sözü uzatmadan söyleyeyim ki, bu yasa tasarısını hazırlayanın da, ona oy veren falan feşmekânın da ve onların arkasındaki falan filân feşmekânın da anısına ne diyebilirim? İkinci siyasal konu, demokrasi tarihimizin “kara lekesi” sayılan bir Meclis oylamasıdır: Halkın oylarıyla seçilmiş milletvekillerinin..]]> Tue, 24 May 2016 03:56:32 +0300 Gürcistan'ın bağımsızlık günü https://www.evrensel.net/yazi/76648/gurcistanin-bagimsizlik-gunu https://www.evrensel.net/yazi/76648/gurcistanin-bagimsizlik-gunu? Gürcistan Büyükelçiliği, her yıl ülkesinin bağımsızlığa kavuşmasının kutlandığı o en güzel mayıs akşamında, Ankara’da geniş aydın çevreleri kapsayan yemekli bir davet verir. Bu yıl, Gürcistan’ın “25. Bağımsızlık Günü” dolayısıyla Büyükelçi Sayın Irakli Koplatadze’nin davetinde, diplomatik çevrelerin yanı sıra, basın emekçileri, sanatçılar ve edebiyatçı dostlar da yine yer almıştı. Ankara’daki sanatçıların bu davete geniş bir kadroyla katılmasında, Gürcü Türkolog ve diplomat Makvala Karebava’nın özellikle payı bulunduğunu hep hissederiz. Geçen hafta Ankara’daki bu davette, geniş bir kadroyla yine bir araya geldik. O gün aramızda hangi sanatçı arkadaşların olduğunu, hatırladığım kadarıyla yazmak isterim: Ressam Habib Aydoğdu ve eşi, hikâyeci Özcan Karabulut, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı’nın Başkanı Erdal Atıcı, edebiyatımızı güçlendirmek amacıyla üç büyük kentimizde yeni kuşaklar yetiştiren seminerler hareketinin mucidi ve yöneticisi Aydın Şimşek, değerli bir caz sanatçısı ve ..]]> Tue, 17 May 2016 05:00:49 +0300 İki adlî vaka https://www.evrensel.net/yazi/76607/iki-adl-vaka https://www.evrensel.net/yazi/76607/iki-adl-vaka? Ölçülü biçili saldırı Can Dündar’a yöneltilen tabancalı saldırının üzerinden üç gün geçmişken sen hâlâ bu olayı mı yazıyorsun Ahmet Say? Evet bunu yazıyorum, çünkü üç gün değil, üç yıl da geçse bu saldırı, “pis numara” denen örneklerden biri olarak hatırlanacak özellikte. Can Dündar’ın beş adım önüne kadar gelip de yere kurşun sıkmanın anlamı nedir? Asıl hayret ettiğim şu: Bu vatandaş, sabahın köründe gelmiş adliyeye, canı isterse adliye binasının içinde, canı istemezse adliyenin önünde saatlerce gezinmiş, hep ortalıkta beklemiş, hep göz önünde durmuş… Ama nasıl oluyorsa hiçbir görevlinin dikkatini çekmemiş! Hiçbir görevli, onun bu “korumalı bölge”ye tabancayla nasıl girdiğini düşünememiş! Nasıl oluyorsa… Bu çirkin olayın anlamlı ve insanî bir yüzü de var: Can Dündar’ın eşi Dilek Dündar’ın müthiş bir refleksle tabancalı saldırgana bir anda çullanıvermesi… Şu işe bakın: Halktan biri olarak “vatan haini!” diye haykırıp tabancayla yere ateş etmenin ardından gelen beş küsur yıl hapis c..]]> Tue, 10 May 2016 04:13:10 +0300 Geçen hafta neler oldu? https://www.evrensel.net/yazi/76556/gecen-hafta-neler-oldu https://www.evrensel.net/yazi/76556/gecen-hafta-neler-oldu? Dıştan bakan bir göz olarak 25 Nisan 2016 günü oynanan olaylı Trabzonspor-Fenerbahçe maçına değineceğim. Önce Trabzon gazetelerinden birkaç haber aktarayım: “Sahada kötü futbola ve tarihî hezimete mi, yoksa rezaletle dünya ve Türk futbol tarihine geçmemize mi üzülelim?” (İlkhaber gazetesi). “Utanç gecesi, yazıklar olsun! Koca efsane rezil oldu sizinle. Eserinizle övünün.” (Son Nokta gazetesi). “Trabzon’u yaktılar. Rezalet.” (Günebakış gazetesi). Ayrıca, Avrupa’nın bütün ciddi gazeteleri, hakemin dövülmesine ve karşılaşmanın tatil edilmesine geniş yer verdi. Trabzonspor Yöneticisi Gökhan Saral’ın gazetelerde yayımlanan açıklaması ise yüreğimize su serpti: “Fenerbahçe otobüsüne kurşun sıktıran el ile sahada hakem dövdüren kafanın aynı merkezden yönetildiği çok yüksek ihtimal. Otobüs saldırısını aydınlatamayan, soyunma odasında mahsur kalan hakemleri kurtarmada acizlik yaşayan bir emniyet teşkilatımız var. (…) Görünen o ki, bu şehrin valisi ve emniyet müdürünün, konu Fenerbahçe olun..]]> Tue, 03 May 2016 05:00:16 +0300 Doğruya inanmak https://www.evrensel.net/yazi/76506/dogruya-inanmak https://www.evrensel.net/yazi/76506/dogruya-inanmak? Bu köşeye yazacağım kimi konuları önceden not edip bir kenara koyarım ara sıra. Bunlardan biri de “dürüstlük” kavramı olduğu için, değer verdiğim yazarlardan Abdurrahman Dilipak’ın aylar önce söylediği bir söze gazetelerin birinde rastlayınca kesip masamın üzerinde muhkem bir yere koymuştum. Ama öyle “muhkem” bir yere koymuşum ki, aylar geçmiş, onu bir daha göremeyip unutmuşum! Nasıl olduysa dün, bu kesip ayırdığım haber, masamın üzerindeki kağıtların arasından ucunu gösterip kendini hatırlatıverdi. İslamcı bir yazar olan Sayın Dilipak, Ankara’da polisten bürokratlara, vekillere kadar herkesin “günah evleri” konusunu bildiğini söylemiş. Yeni Yüzyıl gazetesinden Esra Elönü’ye konuşan Dilipak, “Bizde yılların açlığı vardı. Para, kadın, makam, bir anda başını döndürdü birilerinin. Bir de bizimkiler acemi bu işlerde, yerken üstlerine başlarına döküyorlar. Yeni öğreniyorlar. Din ve çevre baskısı, korkusu, vicdani rahatsızlık, utanma duygusu da var hâlâ birilerinde. O zaman panikliyorlar. Y..]]> Tue, 26 Apr 2016 05:00:17 +0300 Ankara hiç fena değil https://www.evrensel.net/yazi/76454/ankara-hic-fena-degil https://www.evrensel.net/yazi/76454/ankara-hic-fena-degil? Yurdumuzda özgün ve yaygın bir aydınlanma savaşımı niteliğinde olan, eğitim bilim yönünden uygar ülkelerin hayran kaldığı ve iş işten geçtikten sonra dost ve düşman herkes tarafından övülen Köy Enstitüleri hareketi, 1940 yılında İsmail Hakkı Tonguç’un öncülüğünde başlatılmıştı. UNESCO tarafından gelişmekte olan ülkeler için “örnek eğitim modeli” olarak gösterilen Köy Enstitülerinin günümüze kadar gelen kültürel/eğitsel mirası, yurdun birçok kentinde şubesi olan Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği tarafından yaşatılmaktadır. Benim de Ankara Şubesinde üyesi bulunduğum bu dernek, varlık nedenini şöyle açıklar: “Derneğin Ankara Şubesi olarak, Köy Enstitülerinin anıtsal geçmişinin, günümüz nüfus, ekonomi ve iletişim koşulları ışığında, ezberci, baskıcı, belletmeci bir geri anlayışla itaatkâr kullar yetiştirmeye ve genç kuşakları birbirini tepelemeye yönlendiren bir eğitim sistemi yerine, dayanışmacı, paylaşımcı ve barışçı bir kültür ve eğitim politikası oluşturulmasında başvuru kaynağı olar..]]> Tue, 19 Apr 2016 04:25:09 +0300 Çanakkale Savaşı ve tarihin diyalektiği https://www.evrensel.net/yazi/76405/canakkale-savasi-ve-tarihin-diyalektigi https://www.evrensel.net/yazi/76405/canakkale-savasi-ve-tarihin-diyalektigi? Bundan 101 yıl önce, 18 Mart 1915 günü, Çanakkale Savaşı’nın başladığı gündü. Şimdi nisan ayındayız, bu önemli değil; Çanakkale direnişi üzerine her zaman yazılabilir. Ayrıca, annemin babası olan ve benim “Büyükbaba” dediğim Erkânıharb Kaymakam Selâmi Senaî Bey, Çanakkale Savaşı’nda ağır yaralanmış bir askerdi. 1945 yılında, ben ilkokul 5. sınıftayken bizim evde ölen bu aydın askerin bende bıraktığı izler derindir; ama bu satırları büyükbabamı anmak için yazmıyorum, onu anılar kitabımda anlattım. Konumuz sadece Çanakkale: Birinci Dünya Paylaşım Savaşı’nın çok şiddetli bir parçası olan Çanakkale Boğazı’ndaki savaş, büyük bir deniz savaşı olarak başlamıştır. Ancak Churchill’in de yanıp yakındığı gibi, İngiliz Donanması burada büyük kayıp verince bu kez başka bir saldırı formülü uygulandı: İngiliz ve Fransız kuvvetleri ile İngiliz yarı-sömürgelerinden getirilen Avustralyalı, Yeni Zelandalı ve Hintli askerler, bu kez Gelibolu Yarımadası’na çıkartma yaparak kara savaşına yöneldi. Deniz sav..]]> Tue, 12 Apr 2016 05:00:17 +0300 Bir yanda Sur ilçesi öte yanda Ensar Vakfı https://www.evrensel.net/yazi/76356/bir-yanda-sur-ilcesi-ote-yanda-ensar-vakfi https://www.evrensel.net/yazi/76356/bir-yanda-sur-ilcesi-ote-yanda-ensar-vakfi? Diyarbakır’ın Sur adlı ilçesinde sokağa çıkma yasağı haftalar sürdü. İzleyemedim, belki hâlâ sürüyordur bu yasak, belki başka yasaklar da getirilmiştir. Anlaşıldığına göre, taş taş üstünde kalmadı Sur’da. Çatışmalarda ölen ya da yaralanan insanlara daha çok üzülüyorum. Taraflardan biri halkımız, öteki de halkımız! Kötü haberlerden biri ise Sur ilçesindeki değerli tarihsel yapıların tahrip edilmiş olması, hatta yakılıp yıkılması... Bunlar arasında tarihsel değeri büyük olduğunu bildiğimiz Kurşunlu Camii, Hacı Hâmit Camii ve Paşa Hamamı var. Üstüne üstlük, Ortadoğu’nun en büyük Ermeni Kilisesi olduğu söylenen Surp Giragos Ermeni Kilisesi de tanınmaz hale gelmiş! Oysa bu kilise, 97 yıl önce terk edilip uzun yıllar kendi haline bırakıldıktan sonra, 2012 yılında onarılarak yeniden ibadete açılmıştı. Geçen hafta gazetede okudum: Kilise vakfının bir yöneticisi, saldırılar sonucu çan ve ezan seslerinin sustuğunu, yasak nedeniyle haftalardan beri camilerde ve kilisede ibadet yapılamadığı..]]> Tue, 05 Apr 2016 04:50:56 +0300 Yaşasın demokrasimiz! https://www.evrensel.net/yazi/76307/yasasin-demokrasimiz https://www.evrensel.net/yazi/76307/yasasin-demokrasimiz? İki saray arasında sıkışan iki gazeteci MİT TIR’larıyla ilgili haber yayımlayan Can Dündar ve Erdem Gül’ün ilk duruşmasında mahkeme, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Millî İstihbarat Teşkilatı’nın “müdahil” olma talebini kabul etti. Duruşma öncesinde bir açıklama yapan Can Dündar, “İki saray arasında sıkıştık: Biri Kaçak Saray, biri de Adalet Sarayı. Haberimizin arkasındayız” dedi. (Gazetelerden) Arsuz’a arsızlık İskenderun Körfezi’ndeki doğa harikası Arsuz’a yapılmak istenen termik santrale karşı halk birleşti. Belediye Başkanı Nâzım Culha, muhtarlar, çevre örgütleri, partiler ve sendikalar ortak platform kurdular. Arsuz ve Samandağ’ı birbirine bağlayan Kale Mahallesi bölgesinde kurulacak olan santral, ormanın yanı sıra, turizm master planı, doğal hayatı koruma alanı ve yaban hayatı koruma çevresi içinde yer alıyor. (Gazetelerden) Taciz mağduruna Cumhurbaşkanı’nı görme yasağı Yozgat ilinde AKP’li Yenifakılı Belediye Başkanı tarafından taciz edildiği iddia edilen D.A.’nın eşi Özkan A..]]> Tue, 29 Mar 2016 05:00:31 +0300 Terör karşısında Almanya, ABD ve biz https://www.evrensel.net/yazi/76257/teror-karsisinda-almanya-abd-ve-biz https://www.evrensel.net/yazi/76257/teror-karsisinda-almanya-abd-ve-biz? Geçen hafta sonunda, 19 mart cumartesi günü öğleden önce, bir canlı bombanın Taksim tarafında ve Alman Başkonsolosluğu’na yakın bir yerde patlaması olayını televizyondan öğrenince çok şaşırdım. Çünkü Almanya, olaydan iki gün önce, yani perşembe günü, Ankara ve İstanbul’daki temsilciliklerini saldırı tehdidi uyarısıyla kapatmıştı. İstanbul’daki Alman Lisesi de eğitime ara verdiğini velilere SMS mesajıyla iletmişti. İstanbul’daki Alman Başkonsolosluğu ise kentteki Alman yurttaşlarının konsolosluk çevresine, hatta Beyoğlu’na pek yaklaşmamasını istemişti. Bütün bunları düşününce heyecanlanarak cumartesi günü kaleme sarılıp bu yazıyı yazdım. Peki bu Alman yetkililer müneccim mi? Patlamadan iki gün önce Başkonsolosluğu’nun kapısına “Almanya Başkonsolosluğu tedbir amacıyla kapalıdır” yazısını neden asmıştı? Yurttaşlarımızı velveleye vermek için mi? O günlerde Almanya’nın Dışişleri Bakanı Bay Steinmeier Berlin’de yaptığı açıklamada, “Saldırı ihtimaline yönelik somut bilgiler vardı” demiş ve..]]> Tue, 22 Mar 2016 05:00:57 +0300 Müzelik olmuşum da haberim yok! https://www.evrensel.net/yazi/76207/muzelik-olmusum-da-haberim-yok https://www.evrensel.net/yazi/76207/muzelik-olmusum-da-haberim-yok? Geçenlerde televizyon programcısı arkadaşlar, belgesel çekimi için müzeye dönüştürülmüş olan Ankara’daki Ulucanlar Hapishanesi’ne götürdü beni. 12 Mart 1971 darbesi döneminde kaldığım askerî cezaevlerinin yanı sıra, Ulucanlar Cezaevi’nde de yatmıştım biraz. Şimdi benim yattığım ranzanın ayakucuna bir fotoğrafım konmuş, altına da özgeçmişim yapıştırılmıştı. Bunları görünce mahcubiyet duygusuna kapıldım. Ulucanlar Hapishanesi 2005’te kapatılana kadar, burada benim gibi yüzlerce aydın yatmış, birçok aydın da idam edilmişti. Hapishaneyi gezerken avlulardan birinin kuytuda kalmış bir girintisinde kurulu duran darağacıyla karşılaştım. Karşısında durup düşünmeye başladım: Siyasetle ilgilendiğim yıllardan başlayarak bu darağacında hangi insanlar idam edilmişti? Böyle ürkütücü bir listeyi okurlarıma iletirken idamlıkların adının yanına infaz yılını da ekliyorum: Süvari Binbaşı Fethi Gürcan (1964), Albay Talât Aydemir (1964), Deniz Gezmiş (1972), Yusuf Aslan (1972), Hüseyin İnan (1972), Mustafa..]]> Tue, 15 Mar 2016 05:00:41 +0300 Önemli bir duyuru https://www.evrensel.net/yazi/76159/onemli-bir-duyuru https://www.evrensel.net/yazi/76159/onemli-bir-duyuru? Bugün 8 Mart, “Dünya emekçi kadınlar günü”. Kadın haklarını toplumun en önemli sorunlarından biri olarak savunan köklü derneklerimizden Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, birkaç gün önce öyle bir “duyuru” yayınladı ki, sağlam ve etkili bir kavrayışın ürünü olan bu duyuruyu “emekçi kadınlar günü”ne katkı olarak görüyor, başlığı dahil, bütünüyle köşeme aktarmayı yerinde buluyorum: Anayasa gibi, “Üç Devrim Yasası” da rafa kaldırıldı Artık eğitim programlarını Diyanet, müftülükler, hacı-hocalar yapıyor “Türkiye Cumhuriyeti, 92 yıl önce kabul ettiği üç yasayla Şeriye ve Evkaf Vekâleti’ni kaldırıp Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurmuş, hilâfeti kaldırmış, öğrenim birliğini kabul etmiş, medreseleri kapatmıştı. Cumhuriyetin kurulmasından dört ay sonra kabul edilen bu üç yasayla amaç, laik bir devlet ve laik bir yaşamın temelini oluşturmaktı. Laik bir devlet ve laik bir yaşam, bütün yurttaşlar için din ve vicdan özgürlüğü, kadın-erkek bütün yurttaşların eşitliği, toplum olarak aklın ve..]]> Tue, 08 Mar 2016 04:11:17 +0300 Türkiye'de yazarlık ve gazetecilik https://www.evrensel.net/yazi/76100/turkiyede-yazarlik-ve-gazetecilik https://www.evrensel.net/yazi/76100/turkiyede-yazarlik-ve-gazetecilik? Yaşadığımız günlerin Türkiye’sinde basınımızın yüz akı olan Can Dündar ve Erdem Gül’e “geçmiş olsun” diyerek başlamak istiyorum yazıma. Ülkemizde aydınların, sanatçı, gazeteci ve yazarların hapishaneye yolu düşmesi, kimi dönemlerde olağan olmuştur. Ankara’daki Ulucanlar Cezaevi’ni örnek alırsak tarihimizde cumhuriyetin ilk yılları ile “İsmet Paşa iktidarı”nın ilk yıllarında, 1950’den başlayarak Demokrat Parti iktidarı yıllarında ve 12 Mart 1971 darbesiyle 12 Eylül 1980 darbesi dönemlerinde aydınlara baskının ve tutuklamaların yoğunlaştığı görülür. Cumhuriyet tarihimizdeki bu karanlık dönemlere, günümüz iktidarının yılları da eklenmektedir. Ulucanlar Cezaevi’nde yatanlar arasında şairler bile vardı: Akla ilk gelenler arasında Nâzım Hikmet, Necip Fazıl, Ahmet Arif, Hasan Hüseyin Korkmazgil ve Ahmet Telli’yi söyleyebiliriz. Başkentteki bu hapishaneye daha çok, gazeteci ve yazarların konuk edildiğini görüyoruz. Ulucanlar’da “ekmeği farelerle paylaşan” kimi muhalif aydınlarımızı, meslekl..]]> Tue, 01 Mar 2016 04:18:05 +0300 Bessie Smith https://www.evrensel.net/yazi/76048/bessie-smith https://www.evrensel.net/yazi/76048/bessie-smith? - Bu dünya böyledir: Kimileri şehit düşer, kimileri geberir, kimileri de Niyazi olur. - 20. yüzyılın başlarında, caz sanatının mayası olan zenci müziği “Blues” ile yetenekli bir halk sanatçısı olan Bessie Smith özdeşleşmişti. Çünkü gündelik hayatta zencilere “acı” olarak hazırlanmış ne varsa; yani beyazların yaptığı baskılar ve aşağılamalar, özetle zenci olmanın getirdiği bütün kötü şeyler, Bessie Smith adı altında eksiksiz bir yorumla sanat düzeyine yükseltilmiştir. Blues, zenci Hristiyanların dinsel şarkıları olan “spiritüal”lerden doğmuştur. Spiritüal’i dikkatle dinleyen kişi, daha sonra adı Blues olan o hüzünlü hatırlatmayı da hissedecektir: Aman dileyen ya da fısıldayan Blues parçaları olduğu gibi, gülen ya da ağlayan, hüzünlü ya da neşe saçan Blues’lar da vardır. Oysa her yakınma ya da gülücük, ister istemez titrek bir sesle verilir. Blues şarkıcılarının yaşam öyküsü hakkındaki bilgiler, yok denecek kadar azdır. Bessie Smith’in de ne zaman ve nerede doğduğu bilinmez. ..]]> Tue, 23 Feb 2016 05:00:11 +0300 Ne biçim bir ülkede yaşıyoruz? https://www.evrensel.net/yazi/75992/ne-bicim-bir-ulkede-yasiyoruz https://www.evrensel.net/yazi/75992/ne-bicim-bir-ulkede-yasiyoruz? Bu soruya cevap vermek için uzun uzun düşünüp değerlendirme yapmaya gerek yok. Nesnel bir saptama için gazete haberleri yeterli. Bugün okurlarıma, yalnızca bir gazeteden, yalnızca 13 Şubat 2016 gününde yayınlanmış, olağanüstü tarafı olmayan, dört sıradan haberi olduğu gibi alıntılıyorum. Paylaşıma 2 yıl 4 ay hapis! Afyonkarahisar’da radyoculuk yapan Hilâl Kalafat, 20 Mart 2015 günü Nevruz Bayramı kutlamalarının yer aldığı haberleri sosyal paylaşım sitesi facebook üzerinden paylaştı. Kalafat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret içeren paylaşımı kısa süre sonra sildi. Kalafat’ın paylaşımıyla ilgili Kalafat hakkında “Devlet Büyüklerine Hakaret” suçu iddiasıyla dava açıldı. Dün görülen duruşmada Kalafat’a 2 yıl 4 ay hapis cezası veren mahkeme, sabıkası olmaması, pişmanlığı ve suçunu kabul etmesini dikkate alarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Kalafat’ın suçu 5 yıl süre ile ertelendi. Belalı horoz bütün mahalleyi bezdirdi Çanakkale bu horozu konuşuyor. Aşçılık y..]]> Tue, 16 Feb 2016 05:00:08 +0300 Laikliği unutmanın bedeli ağırdır https://www.evrensel.net/yazi/75947/laikligi-unutmanin-bedeli-agirdir https://www.evrensel.net/yazi/75947/laikligi-unutmanin-bedeli-agirdir? Geçen haftanın önemli bir olayı sayılması gereken bir yıldönümünü “medya”mız da atladı, çoğu aydınlarımız da… Kimi televizyon kanalları ve gazeteler bilerek, kimileri de bilmeyerek bu önemli günün değerini yansıtmadı. Neydi bu yıldönümü söyleyeyim: 5 Şubat 1937’de Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa’sına devletin değiştirilemez temel niteliklerinden biri olan laiklik ilkesi eklenmişti; 2016 yılının 5 Şubat Cuma günü, bu dikkate değer olayın 79. yıldönümüydü. Çoğu yurttaşımız, 1924 Anayasası’nda laiklik ilkesinin yer almadığını bilmez. Hemen belirteyim: 1937 yılında eklenen bu “değiştirilemez ilke”, 1961 ve hatta 1982 anayasalarında aynen yer almıştır. Çağdaşlığın ve demokrasinin sözcüsü olması gereken basının ve özellikle hukukçularımızın, anayasamıza laiklik ilkesinin eklenmesi olayının yıldönümünü hatırlamayışını ayıplıyorum. Çünkü değerli okurlarım, laiklik ilkesi, en başta insan haklarının, çağdaşlığın ve demokrasinin güvencesidir. Söz konusu güvenceyi, ana muhalefet partisi gibi öne..]]> Tue, 09 Feb 2016 05:00:11 +0300 İftiracılık https://www.evrensel.net/yazi/75894/iftiracilik https://www.evrensel.net/yazi/75894/iftiracilik? Solda birlik bütünlükten yana bir aydın olarak çekincesizce belirtmek isterim: Aydınlık gazetesinin 26 Ocak 2016 Salı günkü manşeti, hem içerik hem ifade yönünden zayıf, dolayısıyla anlamsızdı: “ATATÜRK’Ü İNDİREN CHP’Lİ MYK’DA” Gazetelerdeki maç yazılarının başlıklarına benziyor: “BKJ’yi dağıtan PŞT’li Puştkaş oldu”. Konumuza dönelim: Atatürk, yedi düvelden oluşan emperyalizmin orduları ve donanmalarını yurdumuzdan sürüp çıkartarak dünyanın mazlum halklarının örnek aldığı bağımsızlık savaşının önderi olmakla kalmamış, ülkemizde cumhuriyet rejiminin temellerini atmıştır. Kötü bir Türkçeyle manşet atan gazeteci arkadaşım, herhalde şunu demek istiyordu: “Atatürk’ün resmini Meclisteki odasının duvarından indiren CHP’li milletvekili, partisinin merkez yürütme kuruluna seçildi, iyi mi?” Manşetin yanında yer alan fotoğraf da gösteriyordu ki, bu milletvekili Zeynep Altıok’tu. Altıok’a yönelik söz konusu iddia, gerçek dışıdır: En başta, “Atatürk’ün resminin duvardan indirilmesi” olayı, g..]]> Tue, 02 Feb 2016 05:00:37 +0300 Bizde kadın hakları https://www.evrensel.net/yazi/75842/bizde-kadin-haklari https://www.evrensel.net/yazi/75842/bizde-kadin-haklari? Türkiye’de “kadın hakları”, ilk olarak 1923-38 yılları arasındaki cumhuriyetin kuruluş döneminde birçok yönüyle gündeme gelmiştir. Kadınların durumu, bizim evde de sıkça konuşulan konulardandı. Çünkü 1904 doğumlu felsefe öğretmeni annem, İstanbul Üniversitesinin (o zamanki adıyla Dârülfünun’un) ilk kadın mezunlarından biri olarak kadınlarımızın toplum içindeki yeri konusunda öğretici davranır, yalın bir üslup kullandığı için de sözleri ilgiyle dinlenirdi. Demek istiyorum ki, çocukluğumdan başlayarak “kadın hakları” konusuna yabancı değilim. Ama o günlerden bugüne çok şey değişti. Üstelik değişim, kadın haklarının hep aleyhine çalıştı. Bunun apaçık belgelerinden biri olarak bugün okurlarıma, İstanbul’daki Kadın Kuruluşları Birliğinin geçen hafta yayımladığı, dikkatli bir üslupla yazılmış, ama gereken mesajları içeren bildirisini aktarmak istiyorum: “Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 1979 yılında kabul edilen Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW), Tür..]]> Tue, 26 Jan 2016 05:00:05 +0300 ‘Mazlumun ahı’ https://www.evrensel.net/yazi/75788/mazlumun-ahi https://www.evrensel.net/yazi/75788/mazlumun-ahi? Çocuk milleti bu, kendini herkesten akıllı sayar. Hatta başkaları için “akıllı” lafına bile tahammülü yoktur. Böyle olunca çocuk sor muş tabii babasına: “Baba, akıllı telefon” nedir? Babası açıklamış: “Oğlum” demiş babası, “eğer sen onu değil de, o seni kullanıyorsa, bu telefona AKILLI TELEFON denir!” Behiç Ak’ın bir karikatüründen aldım bu soru ve cevabı… Gelelim benim telefonun hikayesine: Benim telefonum “babadan kalma” değilse de 14 yıldır kullandığım küçücük bir telefon. Benim telefonum, bugüne kadar elimden kayıp her yıl en az üç kere yere düşmüş bir alettir! Varın hesaplayın bakalım kaç kez yere düşmüş? Kaç kez olursa olsun, düştü ve hiçbir şey de olmadı! Benim telefonum, iyi huylu bir telefon: Bozulmaz etmez, beni katiyen üzmez… Benim telefonum iyi huylu, tam anlamıyla barıştan yana! Barıştan yana da n’oldu? N’olacak? Benim telefonum suçlandı! Ne diye suçlandı? “Barışçı” diye suçlandı. Evdekiler dahil, akraba, dost, ahbap çavuş, kimse buna inanmadı. “B..]]> Tue, 19 Jan 2016 04:50:40 +0300 Yorumsuz https://www.evrensel.net/yazi/75731/yorumsuz https://www.evrensel.net/yazi/75731/yorumsuz? 1. İstanbul Tabip Odası ve SES (Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası) İstanbul Şubelerinin duyurusundan: “Günlerce, haftalarca süren sokağa çıkma yasaklarıyla yüz binlerce insanın, tüm insan haklarının ihlâl edildiği bir süreci yaşıyoruz. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar başta olmak üzere, sivillerin öldürüldüğü, ısınma, su ve gıda gibi en temel ihtiyaçların karşılanamadığı, sağlık hizmetlerine ulaşımın engellendiği, adı konulmamış acımasız ve hukuksuz bir savaş sürecindeyiz. Hastanelerin karargâha dönüştürüldüğü, sağlık çalışanlarının yaralıya müdahale ederken, ambulans kullanırken, yani yaşatmaya uğraşırken devletin kolluk güçleri tarafından hedef gözetilerek öldürüldüğü bir ortamdayız. Sağlık çalışanları olarak her koşulda yaşamı savunmaya, yaşatmak için çırpınmaya ve barış için ses vermeye devam edeceğiz.” 2. Tahir Elçi suikastıyla ilgili, savcılığın emniyetten istediği görevlendirme yazılarında skandal çıktı. Emniyet birimlerinden, görevlendirmelere ilişkin “sonraki..]]> Tue, 12 Jan 2016 05:00:32 +0300 Geçen hafta: ODTÜ ve Balbay https://www.evrensel.net/yazi/75681/gecen-hafta-odtu-ve-balbay https://www.evrensel.net/yazi/75681/gecen-hafta-odtu-ve-balbay? Geçen haftayı iktidarın ODTÜ’yü hedef almasıyla başlayan olaylarla kapadık. Türkiye’nin parlak bir bilim yuvası olarak ün yapan bu üniversite, 70 yıllık tarihi boyunca ileri insanlıktan yana sürdürdüğü gelenekten ödün vermediği için, iktidarın gazabına uğramış görünüyor. ODTÜ öğrencileri, üniversiteye giriş sınavlarında en yüksek puan ortalamasını tutturan gençlik kesimidir. Bu gençlerden ne istendiğini okurlarım olarak bir kez daha görmek istiyorsanız, çoğu zaman güvenerek yaptığım gibi, Mülkiyeliler Birliği Yönetim Kurulunun bildirisinden alıntıladığım şu paragrafı okuyun: “ODTÜ, Türkiye’nin öncelikli ihtiyacı olan bilimsel üretime en fazla katkı sunan üniversitedir ve tıpkı Mülkiye gibi Türkiye’ye, bu ülkenin insanlarına, topluma hizmet etme konusunda önemli bir birikime sahiptir ve bu birikimi halkın hizmetine sunmaya devam etmektedir. Dolayısıyla ülkemizin asıl beklentisi de, farklı siyasî görüşlere mensup on binlerce mezunu olan ODTÜ’nün bu tür kabul edilemez saldırılarla değil,..]]> Tue, 05 Jan 2016 05:00:39 +0300 Olan bitenler https://www.evrensel.net/yazi/75631/olan-bitenler https://www.evrensel.net/yazi/75631/olan-bitenler? Seksenbir yıllık hayatımın en kötü, en karamsar aylarını yaşıyorum. Değerli oyuncumuz Haluk Bilginer de aynı duyguları yaşadığı için olacak, güneydoğu illerinde günlerce devam eden sokağa çıkma yasağı dolayısıyla temmuz ayından günümüze uzanan süreçte hayatını kaybeden 41 çocuk ve gencin tek tek adını vererek SÖZÜN BİTTİĞİ YER diye yazmış. Evet, çocuklar bile öldürüldükten sonra ne konuşacağız, neyi konuşacağız? Yazar ve fotoğrafçı Mehmet Özer ise duygularını, “Utançtan kahroluyorum, nefes alamıyorum; çocuklar göktaşı gibi toprağa düşüyor ve insanlar buna karşı sadece susuyor” diyerek açıklamış. Çocukluk günlerinden tanıdığım şair ve yazar Akif Kurtuluş ise “Söylenecek söz kalmadı gerçekten. Yaşananlara sessiz kalan herkes, bu katliamın bir parçası olarak tarihe geçecektir” demiş. Bu duyarlı arkadaşlara, sanatçı Feryal Öney şu sözlerle katılmış: “Yaşanan tablo, ne insan hakları açısından ne de anayasa açısından kabul edilebilir düzeydedir, insanlar kapı önüne çıktıklarında hayatlar..]]> Tue, 29 Dec 2015 05:00:53 +0300 Tek cümle https://www.evrensel.net/yazi/75576/tek-cumle https://www.evrensel.net/yazi/75576/tek-cumle? İlber Ortaylı’yı 1960’lı yılların ortalarından başlayarak tanırım ve uzaktan da olsa izlerim. ’68 kuşağının en bilgili, donanımlı gençlerindendi. Henüz yirmi yaşındayken benim de ara sıra yazdığım Yön dergisinde yazılar yayımlardı. Doğan Avcıoğlu onun için, “Siyasetçi olursa Türkiye’de çok şeyi değiştirir, bilim adamı olursa bütün dünyada saygın bir yer edinir” derdi. Ben, Ortaylı kadar öğrenme tutkusuna sahip bir insana rastlamadım. Üstelik, öğrendiğini belleğine öyle bir düzenle yerleştirir ve gerektiğinde o bilgiyi belleğinden öyle olgun biçimde, bir kitap paragrafı gibi çıkarıp kullanır ki, böyle üstün bir belleği ben yalnızca, çaldığı piyano eserlerinin toplam tuşe sayısının dört milyon dolayında olduğu 16 yaşındaki bir piyanistimizde gördüm. Hemen belirteyim: Bellek üstünlüğünde asıl aranan, nicelikten çok, niteliktir, anlamdır. Çağımızın en üstün bilgisayarları, bilginin derinindeki teori değerini ve sanatsal anlatımın derinindeki anlamı ayırt edemez. Geçenlerde, gecenin ..]]> Tue, 22 Dec 2015 04:50:42 +0300 'İki elin sesi var' https://www.evrensel.net/yazi/75524/iki-elin-sesi-var https://www.evrensel.net/yazi/75524/iki-elin-sesi-var? 1975 yılında, dünyanın öte ucundaki Venezuela’da, yoksulluk ve suçla mücadeleyi öngören ve halk arasında geniş ilgiyle karşılanan bir müzik yöntemi kurulmuştu: “El Sistema” denen bu yöntem, günümüzde bu ülkede 280 müzik merkezinde, 15 bin eğitimciyle 350 bin çocuğa ulaşan dev bir eğitsel modeldir. Söz konusu modelin amacı, kentlerde yaşayan 7-17 yaş arasındaki farklı gelir gruplarından, farklı kültürel donanımdan ve farklı toplumsal koşullardan gelmelerine karşın, bütün çocukları ücret almadan, yetenek sınavından geçirmeden, daha önce yapılmış bir “ön eğitim” aramadan, beraber müzik yapmak yoluyla çocuklarda karşılıklı saygı, anlayış ve farklılıkları kabullenme gibi kavramları kazandırmak ve hayata geçirmekti. “El Sistema”nın Venezuela’daki başarısı bütün dünyaya parmak ısırtmış ve birçok ülkeyi özendirmişti. Söz konusu yöntemin uygulaması, Türkiye’ye biraz geç geldi, ama geldi: İstanbul’da kurulan Barış İçin Müzik Vakfının kurucuları Yeliz-Mehmet Baki, yurdumuzda bu yönteme öncülük e..]]> Tue, 15 Dec 2015 04:57:45 +0300 Trajik olaylar https://www.evrensel.net/yazi/75471/trajik-olaylar https://www.evrensel.net/yazi/75471/trajik-olaylar? Geçen haftaki yazımda, Can Dündar ile Erdem Gül’ün tutuklanmasını protesto eden gazeteci örgütlerinin ve onları destekleyenlerin toplandığı Ankara’nın Yüksel Caddesi’nde yapılan basın açıklamasını anlatmış, oradan erken ayrıldığımı belirtmiştim. Ben ayrıldıktan sonra (İyi ki de öyle yapmışım), bir kısım arkadaşlar, Cumhuriyet gazetesinin Ankara bürosuna gitmek için araçlarına doğru yürüyünce polis müfrezelerinin gazlı müdahalesiyle karşılaşmış. Ertesi gün gazeteleri okuduğumda, orada neler olmuş, öğrendim: Emniyet amiri, CHP Grup Başkan Vekili Levent Gök’ü yanına çağırmış, o sırada bir polis de Gök’ün yüzüne gaz sıkmış! Beş gün tedavi gören Levent Gök’ü ne Ankara Valisi, ne Emniyet Müdürü, ne de İçişleri Bakanı aramış. Yani “geçmiş olsun!” diyen bile olmamış. Işık Kansu dostumun Cumhuriyet’teki köşesinde yazdığına göre Levent Gök, yüzüne gaz sıkan polisin bulunması için savcılığa fotoğraflar ve videolar ile başvurmuş. Sonuç? Şimdilik sonuç, sıfıra sıfır, elde var sıfır! Yani polis göre..]]> Tue, 08 Dec 2015 05:00:20 +0300 Ankara'dan izlenimler https://www.evrensel.net/yazi/75411/ankaradan-izlenimler https://www.evrensel.net/yazi/75411/ankaradan-izlenimler? Can Dündar ile Erdem Gül’ün tutuklanması olayına bir yandan üzülürken bir yandan da bundan övünç duydum. Onlar, gazetecilik görevini yürekli ve doğru bir kavrayışla yerine getirdikleri için hapse atıldılar ve benim gözümde de onur madalyası aldılar. Tutuklamaları Ankara’da protesto eden onlarca kuruluş ve derneğin bildirisi içinde, Mülkiyeliler Birliği Yönetim Kurulunun bildirisindeki bir saptama, aynı zamanda sağlam ve yerinde bir değerlendirmeydi: “Gerçeklerin ortaya çıkmasından, ancak gizlenmesi gereken suçları olanlar korkar.” İlginç bir örtüşme olarak Ankara’da gazetecilerin ve onları destekleyenlerin toplanıp sloganlar attığı yer de Mülkiyeliler Birliği binasının bulunduğu o ağaçlıklı güzelim Yüksel Caddesi’ndeydi. Burada dikkatimi çeken olgu, CHP’nin genel başkan yardımcıları ve CHP grup başkan vekilleri ile çok sayıda CHP milletvekilinin bulunması oldu. Çankaya’nın genç Belediye Başkanı Alper Taşdelen de onların arasındaydı. Başkentin ilerici bir basın kuruluşu olan Çağdaş ..]]> Tue, 01 Dec 2015 05:00:04 +0300 Biz bize https://www.evrensel.net/yazi/75361/biz-bize https://www.evrensel.net/yazi/75361/biz-bize? Bende Cumhuriyet gazetesini okuma bağımlılığı vardır. Hatta kimi haberlerini “Belki kullanırım” düşüncesiyle kesip saklarım, ama bugüne dek kesip ayırdığım haberlerden hiçbirini yazılarımda kullanmadım. Oysa bugün, Cumhuriyet’te çıkan birkaç ilginç haberi yazıma aktarmak istiyorum. Özellikle birinci haber, biz Ankara’da oturanlar için daha eğlenceliydi. Ötekileri ise habercilikte kimi ilginç aksamaları içerdiği için alıntıladım: Gökçek’in bürokratı fena kandırıldı başlıklı 20 Eylül 2015 tarihli birinci sayfa haberi şöyleydi: Twitter’da sahte Melih Gökçek hesabından gelen “Oradaysan hav yaz” mesajına Halk Ekmek Müdürü Ali İlkbahar “Hav hav” yanıtını verdi. İlkbahar, daha sonra “Hacklediler” dedi. Yüksekdağ ‘belki’ dedi başlıklı 20 Kasım 2015 tarihli birinci sayfa haberi şöyleydi: Yabancı gazeteciler, “Başkanlığı içeren anayasa reformunu destekleyecek misiniz” diye sordu. HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ‘belki’ dedi. Yanıt ‘Maybe’ diye tercüme edildi. Yüksekdağ: Belki demedim b..]]> Tue, 24 Nov 2015 04:53:04 +0300 Okurların görevi https://www.evrensel.net/yazi/75312/okurlarin-gorevi https://www.evrensel.net/yazi/75312/okurlarin-gorevi? 1) Ey okur! Şu dünyanın haline bak: Ankara ve Paris’ten sonra, suçlu arıyorsan çıldırana değil, çıldırtana bak! Çıldıranı bir yandan kim besliyor, bir de ona bak! 2) Karambole gelmesin: Bugün Türkiye’de esas gündem, anayasa değişikliğidir. Anayasa üzerinde oynanması, maddeler eklenmesi, maddeler çıkarılması ve benzeri girişimler, geleceğimizi karartacak değişiklikler getirebilir. Bunu unutma ey okur! 3) “Olmaz olmaz!” deme, olmaz olmaz: Anayasada değişiklik yapmak, her ne kadar iktidar partisinin Meclisteki sayısıyla üstesinden geleceği bir iş olmasa da, “başkanlık sistemi”nin faşizme özenen başka bir parti ya da aynı kafada bir kısım milletvekili yoluyla iktidara destek olabileceğini de gözden kaçırma! Yakın tarihimizde örneği çoktur... 4) Ey okur, bilmelisin ki, iktidarın anayasada değişiklik yapmaya yönelmesi, gerçekte bir rejim değişikliğine gitmek demektir. Bunu gör ve ona göre davran! 5) Peki, okur nasıl davranmalı? “Okurun elinden ne gelir ki şöyle ya da böyle davransın?” ..]]> Tue, 17 Nov 2015 05:00:49 +0300 AKP’nin kazanacağını nasıl bildim? https://www.evrensel.net/yazi/75261/akpnin-kazanacagini-nasil-bildim https://www.evrensel.net/yazi/75261/akpnin-kazanacagini-nasil-bildim? Seçim sonuçları üzerine değerlendirme yazmak için “sınıfsal tahlil”den yola çıkmanın artık pek de sağlam bir yol olmadığını düşünüyorum. Çünkü toplumumuzda sınıfların kendine özgü sınır çizgileri belirsizleşmeye başladı. “İşçi sınıfı” kapsamında görünen kimi yurttaşların “proleter” mi, “lümpen proleter mi?” olduğunu kestiremiyoruz. Eğer bizde “proleter” terimiyle kastedilen, “Sınıfının bilinciyle düşünen ve davranan işçi” ise onların ülke çapındaki ağırlığı pek hissedilmediği için, “proleter” terimini grevciler dışında somut biçimde görmek ve göstermek zorlaşıyor. Öyle değil de marifet lümpen* cenahından gelip çıtayı en üstlere oturtabilmekse, al işte buyur, “en geniş tabanlı önder”imiz bu sefer de malı götürdü! Kendi içinde siyasal bütünlük oluşturabilen bu “En geniş taban”ın adını koyabilir miyiz? Çok zor, ama şöyle bir tasvir denemesine yönelebiliriz: Kırsal kesimde hâlâ sözü geçen feodal kalıntılardan kentlerdeki lümpen tayfasına; küreselleşmenin tekelci ağababalarından İstanbu..]]> Tue, 10 Nov 2015 04:51:27 +0300 Gördün mü sen? https://www.evrensel.net/yazi/75216/gordun-mu-sen https://www.evrensel.net/yazi/75216/gordun-mu-sen? Bu yazıyı seçimlerden bir gün önce, 31 Ekim cumartesi günü yazıyorum. Seçim sonuçlarını neden beklemediğimi soracaksınız. Evet, pazartesi sabahı son duruma bakıp yazabilirdim bu yazıyı. Ama, hiç bana göre değildi bu! Benim için değerli olan, tahminimin tutmasıdır. 1 Kasım seçimleri konusunda neydi tahminim? Uzatmadan söyleyeyim: AKP’nin oylarını basbayağı artıracağıydı. Öyle olmasa, buna güvenilmese, 7 Haziran seçimleri tekrarlanır mıydı? Tayyib Bey, “Ben bu sonuçları beğenmedim! Şu ve şu eksik kaldı da ondan böyle oldu! Seçimi yenileyelim! Gör bak, bu sefer oylar nasıl artacak!” diye düşünür müydü? Haziran’ın o günlerini bir hatırlasanıza… Tayyib Bey, seçim sonrası günlerce ekranda gözükmemişti! “Nasıl olur? Sabah akşam TV ekranından düşmeyen Tayyib Bey’e ne oldu da ekranlarda gözükmez oldu? Bunu bilmeyecek ne var? İşte o günlerde durumun nasıl kurtarılacağı düşünülüyor, yeni bir seçime gidilse parti oylarının nasıl artacağı hesaplanıyordu. Ama durun! Önce koalisyon hesapları g..]]> Tue, 03 Nov 2015 05:00:43 +0300 İki Nobel https://www.evrensel.net/yazi/75173/iki-nobel https://www.evrensel.net/yazi/75173/iki-nobel? Bir yurttaşımız daha Nobel Ödülü aldı: Prof. Dr. Aziz Sancar, 2015 Nobel Kimya Ödülü’yle onurlandırılınca tabii ki sevindik. Sancar, DNA’nın kendini yenileme gücüyle ilgili çok önemli bir bilimsel gerçeği aydınlatarak kanser tedavisi ve hücre onarımı konusunda çığır açacak bir buluşun sahibi olarak yaptığı konuşmada, ülkesinden söz açtı ve Türkiye’de yetişip süreç içinde uluslararası düzeyin doruğuna ulaşmış bir bilim adamı olduğunu vurgulamak için şöyle dedi: “Türkiye’de çok iyi öğretmenlerimiz vardı. Bu ödülü, memleketime ve ‘cumhuriyet devri’nin başlattığı eğitime borçluyum.” Ardından ekledi: “Türkiye’de bilime gerekli önemin verilmesi gerekir.” Bütün bu sözler çok açıktır, ama biz yine de çıkardığımız sonucu yazalım: Prof. Sancar, Anadolu’nun ücra bir köşesinde doğmasına karşın, başlangıçta “cumhuriyet dönemi”nin sağladığı öğrenim olanaklarıyla Nobel Ödülü’ne kadar uzanmıştır. Ama ne yazık ki, bugün Türkiye’de bilime önem verilmemektedir. Böylece Nobel Ödüllü Sancar’ın cumhur..]]> Tue, 27 Oct 2015 05:00:26 +0300 Erhan'ı çok özlüyorum https://www.evrensel.net/yazi/75120/erhani-cok-ozluyorum https://www.evrensel.net/yazi/75120/erhani-cok-ozluyorum? Yakınları olarak biz ona “Erhan” derdik. Gerçek adı Erhan’dı zaten. “Bozkurt” olan soyadını kullanmak istemediğinden, “Ahmet Erhan” diye bir şair adı takmıştı kendine. İyi etmişti, edebiyatımıza bu güzel adla geçmiş oldu. Mersinli olan, ama 80’li ve 90’lı yıllarda Ankara’da yaşayan Erhan, “Anadolu insanı”nın saymakla bitmeyecek çok yönlü vasıflarını taşıyan, kimi zaman da onu içtenlikle dışa vuran, incelikli bir aydınımızdı. Yaptığım bu tanımla “Şairdi” demek istiyorum. “Şair” olduğu için, ona “köylü kabalığı” değmemişti. Ama “Mersinli” tarafını korumuştu. Konuşma sırasında “Bah heleeee!” diye içten gelen seslenişi, bu belirtmek istediğim özelliğinin bir örneğidir: “Bah heleee”, yalnızca “Bak ne diyeceğim” anlamında değildi; belki daha çok, Anadolu insanının “Bir de beni dinle” anlamındaki yumuşak uyarısıydı. Şiirinde de söz konusu kişilikli seslenişi duyumsatır Erhan: 70’li yılların sonlarında, “İkinci yeni”nin getirdiği “şâirane” deyişle devrimci düşüncenin kestirme anlatımını bir..]]> Tue, 20 Oct 2015 05:01:52 +0300 Fuat Avni'ye sormalı https://www.evrensel.net/yazi/75074/fuat-avniye-sormali https://www.evrensel.net/yazi/75074/fuat-avniye-sormali? Kim yaptı? Kim yaptırdı? Onu dedem de biliyor. Yaptıran ve yapan, adı soyadı belirtilmeden, dolaylı biçimde yazılıyor. Evet, yapanı da yaptıranı da gazeteler günlerdir yazıp çiziyor. Onu bilmeyecek ne var? Gazete almak için gittiğimde, bizim bakkal da söyledi. Sucu geldi eve, dünyadan habersiz gözüken damacana taşıyıcısı Sadri Efendi de söyledi, hatta sormadan söyledi. * Fuat Avni ise daha 19 Eylül günü söylemiş (pardon, paylaşımda bulunmuş): “Terör olayları azdırılacak. Mitinglerin arifesinde şiddeti artırmayı planlıyorlar.” Pîr Ozan Abdal adlı hesap da katliamdan bir gün önce, 9 Ekim 2015 Cuma günü şu tweet’i atmış: “Yarın Ankara’da büyük bir miting olacak. Bir durumdan bahsetmek istiyorum. Miting, DİSK, KESK öncülüğünde düzenleniyor. Valilikten izinli, meşru bir miting. Fakat dönemin koşullarında çok değişiklik gösterebilir. (…) Çok kalabalık olacak. Olası polis saldırısı izdihama yol açabilir. En korkunç ihtimal de Suruç gibi olabilir.” Merak ediyorum, Fuat Avni ve Pîr O..]]> Tue, 13 Oct 2015 04:56:45 +0300 Türkiye’de folkloru ‘bilim’ kılan https://www.evrensel.net/yazi/75029/turkiyede-folkloru-bilim-kilan https://www.evrensel.net/yazi/75029/turkiyede-folkloru-bilim-kilan? Sedat Veyis Örnek’e kadar “folklor”, halk dansları ekiplerinin gösterilerine denirdi. Sedat Veyis, “folklor”u “halk bilim”e yükselterek halkların kültürel değerlerinin araştırılması çalışmalarının yurdumuzda artık “bilim” katında yapılması yolunu açtı ve “halk bilim”in uluslararası bir araştırma alanı olduğunu tanıtladı. Ayrıca iyi bir tiyatro yazarı ve hikayeci olan Sedat Veyis (1929-1980), “kafadarım” diyebileceğim ender insanlardan biriydi. Köklü dergilerimizden Folklor/Edebiyat’ın yayımladığı “Sedat Veyis Örnek Özel Sayısı” üzerine, elimden geldiği kadar öz ve kısa bir şeyler yazmak istiyorum okurlarıma. 25 bilim adamı ve sanatçımızın özenerek hazırladığı yazılarla katıldığı bu özel sayı, 820 sayfayı içeriyor. “Folklor ve Edebiyat”ın söz konusu sayısını betimlemek için “tuğla gibi” benzetmesi yetersizdir bence. Görünce bana hak vereceksiniz, “tuğla” cüce kalır bu kitaplaşmış dev ürünün yanında. Ama doğaldır ki Sedat Veyis gibi bir insanı bu fırsatla çok yönlü kuşatmayı amaçlamış ..]]> Tue, 06 Oct 2015 04:52:17 +0300 Altı Nokta Körler Derneği Korosu https://www.evrensel.net/yazi/74978/alti-nokta-korler-dernegi-korosu https://www.evrensel.net/yazi/74978/alti-nokta-korler-dernegi-korosu? Değerli okurlarım, yaklaşık bir yıldan bu yana, yeni bir kitap hazırlıyorum. Bir “portreler çalışması” olan ve 50 dolayında portreyi içeren bu kitabın adı, “İnsanoğlu İnsanlar” olacak. Onlardan bir örneği size sunuyorum: Birkaç yıl önce izlediğim Türkiye Korolar Şenliği’nin dikkate değer topluluklarından biri olan “İstanbul Altı Nokta Körler Derneği Korosu”nu kısaca anlatmak istiyorum size: Yönetmeni ve şarkıcıları görme özürlü olan bu çoksesli topluluğun sanatçıları, şenliğin yapıldığı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası salonunun podyumuna (sahnesine) yumuşak adımlarla ağırca yürüdüğü zaman, salondaki bini aşkın dinleyici, saygının sessizliği içinde durdu, bekledi. Görmeyen korocuların görmeyen yönetmeni Selim Altınok, ritmik beraberliği nasıl sağlayacaktı? Seslendirilen her parçaya nasıl “giriş” yapacak, topluluğun uyumunu nasıl başaracaktı? Yönetmen Altınok, gitarıyla ilk parçanın temasını duyurunca, ipucu çıktı ortaya: Korodaki ses grupları, gitarın sesini duyduğu anda, kafalar..]]> Tue, 29 Sep 2015 04:59:26 +0300 Bienal dertleşmesi https://www.evrensel.net/yazi/74932/bienal-dertlesmesi https://www.evrensel.net/yazi/74932/bienal-dertlesmesi? Yaşamım boyunca çağdaş sanat akımları ve stillerinin getirdiği yeniliklerden yana oldum, onları benimsedim. Ben, insanın tanımındaki temel öğenin “eskiyle yetinmek” değil, yeniyi yaratmak olduğunu düşünmüşümdür hep. Bu yaratıcılığı ortaya koymanın en etkileyici yollarından biri de kuşkusuz ki çağdaş sanat stil ve tekniklerini geliştirerek üretmektir. Geçen hafta, 14. İstanbul Bienali’nin tanıtımıyla ilgili bir televizyon programı izledim ve sanatsal derinliğin olmadığı yerde, “Bienal” nasıl tanıtılır, bunu gördüm: “Bienal”, insanımızla sanki dalga geçen özellikte, uçuk sanat etkinlikleri dizisine denirmiş gibi bir sonuç çıkıyordu! Söz konusu televizyon programında, birkaç tanıtımcı söz alarak Bienal’in özelliklerini anlattı. Heyecanla konuşuyorlardı. Hani bazı insanlar vardır, evinize gelirken yolda tanık olduğu bir olayı anlatarak söze başlarlar ve sizin uzattığınız el havada kalsa bile, “Hoş bulduk” demeyi unuturlar, işte öyle, ana soruna değinmeden coşkuyla anlatıyorlardı..]]> Tue, 22 Sep 2015 04:50:00 +0300 Tatsız günler https://www.evrensel.net/yazi/74884/tatsiz-gunler https://www.evrensel.net/yazi/74884/tatsiz-gunler? (Son günlerde yerine getirdiğim en olumlu girişim, “Aydınlardan hükümet ve PKK’ya önemli çağrı” başlıklı imza kampanyasına katılmak oldu, önce onu belirteyim.) Ve geçen hafta, benim gibi seksenlik, eski bir dostum aradı telefonla. Sevdiğim bir arkadaştır; uzun yıllar psikoloji öğretmenliği yaptı, şimdi emekli… Telefonda kısa bir hoş beşten sonra sanki söz bitti. Böyle olunca ona, “Ne kadar tatsız günler geçiriyoruz, farkında mısın?” diye sordum. “Tatsızlığa alıştık, yeter ki içinden çıkılmayacak kötü günler görmeyelim” diye cevapladı ve sonra, “peki sen nasıl geçiriyorsun bu tatsız günleri?” diye sordu. “Maç seyrediyorum, futbol maçlarını…” dedim. Böylece konu geldi maçlara… Letonya-Türkiye maçından başladık, (bütün ciddiyetimle yazıyorum, onu bilin): “Hap kadar bir ülke. Yüzölçümü Kastamonu kadar; nüfusu 2,5 milyon. Yenemedik!” dedim. “Öyle ama, okuryazarlık oranı yüzde 99,8! Futbolda bizimle başa baş oynuyor. Biz golü atınca rahatladık, sonra da maçın sonuna kadar bu golün üst..]]> Tue, 15 Sep 2015 05:00:51 +0300 Yurttaşı fişlemek https://www.evrensel.net/yazi/74834/yurttasi-fislemek https://www.evrensel.net/yazi/74834/yurttasi-fislemek? Gecikmeli de olsa, öncelikle şunları yazmak istiyorum: Birincisi, seçim hükümetinde yer almayı reddeden Levent Tüzel’i kutluyorum. İkincisi, o yarbayın acı içinde tabuta kapanıp söylediklerini doğru ve yerinde buluyorum. Üçüncüsü, nesnel bilgiyi dürüstçe vermeyi ilke edinmiş dünyanın saygın haber ajanslarından biri olan Vice News’un muhabirlerinden iki İngiliz gazetecinin Diyarbakır’da tutuklandıktan sonra, yaz sıcağında yurdun en çekilmez cezaevlerinden biri olan Adana Cezaevi’ne gönderilmesini insanlığa aykırı bulduğumu beyan ediyor, kısa süreli de olsa bu iki gazeteciye revâ görülen zulmü protesto ediyorum. Bilinmeli ki, yabancı basına karşı bu tür davranışlar, ülkemizin saygınlığını zedeler. Buna kimsenin hakkı yoktur. * Gazetelerin verdiği habere göre, geçen hafta Türkiye tarihinin hükümet eliyle yapılan en kapsamlı fişleme ağı başlatılmış oluyor. Başbakanın imzasını taşıyan ve valiliklere gönderilen gizli bir genelgeyle hükümet, bütün kişi ve kurumları, yani dernekleri ve sivi..]]> Tue, 08 Sep 2015 04:42:17 +0300 Hayatın içinden... https://www.evrensel.net/yazi/74790/hayatin-icinden https://www.evrensel.net/yazi/74790/hayatin-icinden? Oktay Akbal Aynı kentte yaşamadığım için, bu değerli yazar ağabeyimizi içeren pek bir anım yok. Yalnız şunu unutmadım: Akbal, bir ara İstanbul’da Yazarlar Sendikasının başkanlığına seçilmişti. Ben de o sırada Ankara’daki Edebiyatçılar Derneğinin hasbelkader başkanıydım. Bizim dernek yeni kurulmuştu ve henüz yıpranma dönemine girmemişti. Bir gün, Oktay Akbal telefonla aradı beni: “Ahmet” dedi, “Orada güzel işler yapıyorsunuz, şu bizim Yazarlar Sendikasını da üstlenseniz ne iyi olur…” Şaşırmıştım, ne diyeceğimi bilemeyip kem küm ettim ve bu işin olamayacağını anlatmaya çalıştım. Akbal, hep aynı üzüntülü sesle ısrar ediyordu. Neyse ki onu kırmadan telefon konuşmasını sona erdirebilmiştim. Kısa cümlelerle dilimizi iyi kullanan Oktay Akbal için “Işıklar içinde uyusun” dileğimizden başka bir şey gelmiyor elden… Konser baskınından Kültür Bakanlığına! Bu başlığı bir gazete haberinden alıntıladım. Az çok bir müzik yazarı olduğum için konu beni ilgilendiriyor: Hatırlarsanız, 2009 yı..]]> Tue, 01 Sep 2015 04:48:17 +0300 'Anadolu Hümanizmi' üzerine (2) https://www.evrensel.net/yazi/74739/anadolu-humanizmi-uzerine-2 https://www.evrensel.net/yazi/74739/anadolu-humanizmi-uzerine-2? Öncelikle insana, dolayısıyla insan yaratıcılığına değer vermek anlamına gelen hümanizmin 13. yüzyıl Anadolusu’ndaki önderlerinden, tasavvuf kültürü ve felsefesinin kurucularından, halk sanatının öncüsü bir bilge olan Hacı Bektaş Velî (1209-1271), kültürümüzün Anadolu’da yükselerek yaygınlaşması ve kökleşmesi yolunda kalıcı çalışmalarıyla tarihe geçmiştir. Bu değerli düşünürümüz, öğretisinin halk tarafından benimsenmesi amacıyla müzikte halk beğenisinin, şiirde ise hece ölçüsüyle yalın bir anlatımın yayılmasında öncü rol oynamıştır. 13. yüzyılda Avrupa, karanlıklar içinde papaz uykusunu sürdürürken Horasan’ın Nişabur kentinde doğan Hacı Bektaş, Anadolu’ya göçtükten sonra, feodal yapılanmayı dayatan Selçuklu sultanlarına karşı ayaklanan Baba İlyas ile Baba İshak önderliğindeki başkaldırılarda kardeşi Menteş’in öldürülmesi dolayısıyla Nevşehir’deki “Suluca-Karahöyük” köyüne yerleşmiştir. Ayaklanmada yenik düşen Baba İlyas ve Baba İshak’ın 1240 yılında idam edilmesini izleyen dönemde, ha..]]> Tue, 25 Aug 2015 05:00:36 +0300 ‘Anadolu hümanizmi’ üzerine (1) https://www.evrensel.net/yazi/74687/anadolu-humanizmi-uzerine-1 https://www.evrensel.net/yazi/74687/anadolu-humanizmi-uzerine-1? Çoğu vatandaşın, aslında başı kıçı belli olan koalisyon hesaplarıyla ilgilendiği o günlerde ben, Ağabeyim Fikret Otyam’ın ölümü dolayısıyla 13. Yüzyılda Anadolu’da yeşeren hümanist kültürün değeri üzerine düşünüp duruyordum. Otyam da Alevi bir aileden gelmiyordu, ama Alevi inancındaki derin hümanizmi görüp anladığı için bu kültüre hayranlık duyuyordu. “Anadolu hümanizmi” diyebileceğimiz konumuzun temelinde, 13. yüzyıl Anadolu kültürü vardır: Anadolu’da 13. yüzyıl, belirli tarih ve toplum koşullarının desteğiyle düşünsel derinliği bulunan bir hümanist hareket yaratmıştır. Avrupa’daki “Rönesans Aydınlanması”ndan iki yüzyıl önce, Anadolu’da iki büyük sanatçı-düşünür, Mevlânâ ile Hacı Bektaş, söz konusu insancıl kavrayışı içeren tasavvuf felsefesinin öğretici önderleri olmuştur. Yıllar önce bir gün Otyam ve ben, bu kültür üzerine konuşma yapmak üzere, genişçe bir düğün salonuna çağrılmıştık. Yeri geldi ve Otyam, çoğunluğu Alevi olan dinleyicilere şöyle dedi: “Aramızda iki Yezid varsa bi..]]> Tue, 18 Aug 2015 04:36:57 +0300 Sansür https://www.evrensel.net/yazi/74641/sansur https://www.evrensel.net/yazi/74641/sansur? Basının iki temel görevi, haberleriyle kamu adına her tür iktidarı denetlemek ve gerçeğe ulaşmak için her türlü görüş ve sesin kamuya ulaşmasını sağlamaktır. Bu görevlerden biri sınırlamaya uğrarsa ülkede basın ve ifade özgürlüğünden, dolayısıyla demokrasiden söz açmak imkânsız hale gelir. Bugün gazetelere, haber ajanslarına, televizyon ve internet sitelerine getirilen sansür, kısıtlama ve baskılar, özgür medyanın işlevini hedef almaktadır. Yazarlarımız, yukarıdaki paragrafı günlerden beri köşelerine taşıyorlar. Doğru yapıyorlar. Ben de görev bildim, ben de “başım gözüm üstüne” diyerek paragrafı yazımın en başına yerleştirdim. İşte o günlerde eski bir yazar dostum, bana bir e-posta gönderdi. Yazdığı gazeteden bazı kişilerin sansürcülüğe başladığından yakınıyordu. Canım sıkıldı, telefonu açıp sordum: “Kim yapıyor bu sansürü?” “Bilmiyorum, herhalde sayfa ya da gece sekreteri, ya da ona emir veren birileri” dedi. “Vay anasına! Nasıl yaparlar bunu? Yazılarını beğenmiyorlarsa ned..]]> Tue, 11 Aug 2015 05:00:39 +0300 'Böyle hayatın içi'nden https://www.evrensel.net/yazi/74593/boyle-hayatin-icinden https://www.evrensel.net/yazi/74593/boyle-hayatin-icinden? Bak şu altı ay içinde yapılanlara! Nasıl bir ülkede yaşıyoruz? Önüme hazır bir döküm gelmişken belirteyim: Çalışmalarına değer verdiğim birkaç politikacımız arasında Ercan Karakaş’ın da yeri vardır. Karakaş, “CHP Kültür ve Sanat Platformu” adına, 2015 yılının ilk altı ayında iktidarın kültür/sanat alanında uyguladığı sansür, yasaklama ve baskıları tek tek sıralıyor. Söz konusu antidemokratik uygulamalar üç-beş değil, tam 65 şamar: Ocak 2015’ten Haziran 2015’e uzanan altı ay içinde! Kaba bir hesapla, her üç günde bir yasak, sansür, ya da baskı! Söz konusu şamarları yiyenlerin arasında Fazıl da var! Hem de iki kez sansürlenmiş! Ayrıca unutmayalım, 2014 yılının son üç ayında Fazıl’ın eserleri, birçok kez sansürlenmişti. Özetle 2014-2015 sezonu daha bitmeden Fazıl, en çok sansür yiyen sanatçı. Belki de dünya birincisi! Memleketin birinde, müzikçi olmak yerine, hırsız olmak öğretilseydi kim bilir kaç altın madalya alırdı babamın torunu… Üstün Akmen’in saptamaları “Kültürsüz Kültür B..]]> Tue, 04 Aug 2015 04:08:48 +0300 Suruç Katliamı unutulmayacaktır https://www.evrensel.net/yazi/74553/suruc-katliami-unutulmayacaktir https://www.evrensel.net/yazi/74553/suruc-katliami-unutulmayacaktir? Haftada bir yazarak güncel olayları yansıtmanın olanaklı olamayacağını biliyordum; ama Suruç Katliamı’nın ertesinde, gazeteye önceden gönderdiğim kelalaka konudaki yazım çıkınca utancımdan yerin dibine girdim. Neyse ki gazetemiz, katliamı olağanüstü bir duyarlılık ve sorumlulukla hem lanetlemeyi bildi hem de bu yürekler acısı olayın yasını öne çıkararak halkın duygularını dile getirdi. Bu saatten sonra Suruç Katliamı üzerine yazılır mı? Yazılır! Suruç’un acısı unutulamaz! Böyle günlerde ben, önce dış basının değerlendirmelerini gözden geçiririm. Çünkü dış basın, olaylara nesnel ve soğukkanlı bakar. Tahmin ettiğim gibi, başta Avrupa olmak üzere dünya basını, Suruç Katliamı konusunda yerinde değerlendirmeler yapıyordu. Birkaç örnek vereyim: Alman gazetesi Frankfurter Rundschau şöyle diyordu: “Türkiye’nin Suriye siyaseti, iflasa doğru gidiyor. Erdoğan, cihatçılara bugüne kadar göz yumdu.” Neue Rhein Zeitung ise şöyle yazmıştı: “Kuduz köpek, er geç sahibini de ısırır!” Reuters Ajansı’..]]> Tue, 28 Jul 2015 04:28:30 +0300 Aydınlanmanın göstergeleri https://www.evrensel.net/yazi/74504/aydinlanmanin-gostergeleri https://www.evrensel.net/yazi/74504/aydinlanmanin-gostergeleri? Son yazımda okurlarımdan destek isteyerek çağrıda bulunduğum “Özgecan Yasası” diye bilinen, oysa temelinde kadın-erkek eşitliğinden güç alan yasa taslağının uyandırdığı yankılar, sosyal medyada göründüğü kadarıyla geniş kitleler tarafından coşkuyla karşılandı ve benimsendi. Bir daha vurgulayayım: Kadın-erkek eşitliğini savunmak, aydınlanmanın başta gelen göstergelerindendir. Bu nedenle “Özgecan Yasası” taslağını hazırlayarak Meclise getiren Aylin Nazlıaka’yı ve ona destek çıkan kitleleri yeniden kutluyorum. Ve bu fırsatla size bugün adınlanma felsefesi üzerine kısa bir özet sunmak istiyorum: Şu sorularla başlayalım: Nedir “aydınlanma”? Kim aydınlatılacaktır? Aydınlatılmak istenen nedir? Kuşkusuz ki aydınlanmak isteyen, insanın kendisidir; aydınlatılması istenen de insan yaşamının anlam ve düzenidir. Adı üzerinde: “Aydınlanma”, insanoğlunun karanlıktan kurtulma yolunda dogmaları aşması, aklın ve bilimin egemenliği düzeyine ulaşması demektir. Bu tanımın bilim ve sanatta yaşama geçmeye ..]]> Tue, 21 Jul 2015 04:16:11 +0300 Çağrı https://www.evrensel.net/yazi/74458/cagri https://www.evrensel.net/yazi/74458/cagri? Okurlarımdan ilk kez bir dilekte bulunuyorum. “Çağrı” başlığı altında ilettiğim bu dileğin gerçekleşmesi, ülkemizde kadın-erkek eşitsizliğinin giderilmesi yolunda önemli bir adım olacaktır. Evet, konumuz “Özgecan Yasası”dır. Bu yasa, Türkiye’de kadına karşı işlenmiş suçlarda uygulanan ceza ve tahrik indiriminin kaldırılmasını öngörüyor. Yasayı TBMM’ye taşıyan CHP Milletvekili Aylin Nazlıaka’yı kutluyorum. Bu değerli milletvekilinin arkasında, yasa önerisini destekleyen bir milyondan fazla yurttaşımızın imzası var. Söz konusu imzalar, uluslararası bir kuruluş olan “change.org” yoluyla toplandı, onu da belirteyim. Değerli okurlarım, hemen ayırt edebileceğiniz gibi, bu yasadaki anlayış, partilerüstü niteliktedir ve yabanilik ya da ilkellik karşısında, kadınlarımızın can güvenliğini savunma amacı gütmektedir. Dolayısıyla söz konusu uygar kavrayış, şu ya da bu partiye mal edilemez. Hangi partiden olursa olsun, Mecliste milletvekilliği görevini yerine getiren her uygar kişinin, kadın ..]]> Tue, 14 Jul 2015 04:50:24 +0300 Başaran Ağabey https://www.evrensel.net/yazi/74410/basaran-agabey https://www.evrensel.net/yazi/74410/basaran-agabey? Köy enstitülerinden yetişen kuşağın başta gelen önemli bir işlevi, yurdumuzun yoksul köylülük gerçeğini bütün yönleriyle başarılı biçimde sergileyerek edebiyatımıza armağan etmesidir. Onlar, “aydınlanmış köylü”nün ne denli üstün bir yaratıcılıkla düşünce ve sanatı temsil edebileceğini hem tanıtladılar hem de köylülük gerçeğinin anlatımında kimsenin kestiremeyeceği ölçüde başarı kazandılar. Yüzlerce yazardan oluşuyorlardı; etkili bir sanat akımı gibiydiler. Bu yüzlerce yazarın içinde üst düzey yazarlar olduğu gibi, doğallıkla ikinci sınıf yazarlar da vardı. Ama onların her biri, o yılların nitelemesiyle “kavga yazıları” denen toplum eleştirisi yazılarıyla kitleleri uyarma görevini başarıyla yerine getirmiştir. Şunu da belirteyim: “Enstitülüler” içinde birinci sınıf edebiyatçıların en inceliklisi, şairlerdi. Şairlerin en tanınmışı ise Mehmet Başaran’dı. Onu ben, elli beş yıl öncesinin Bostancı’sından tanırım. Çünkü ben de Kadıköy’den sekiz kilometre uzakta olan ve Bostancı tramvayıyl..]]> Tue, 07 Jul 2015 04:36:46 +0300 Popüler müzik üzerine https://www.evrensel.net/yazi/74362/populer-muzik-uzerine https://www.evrensel.net/yazi/74362/populer-muzik-uzerine? Popüler müzik türü üzerine pek az yazı yazdım. Bu benim kusurum, ya da eksikliğimden değil, Türkiye’de popüler müzik örneklerinin çoğunlukla yetersizliğinden kaynaklanıyor. Hayata ve insana sevgiyle bakan kişi, tabii ki düzeyli popüler müzik parçalarını severek dinler. Bana soracak olursanız bu türün en değerli uluslararası çeşidi caz sanatıdır. Çocukluğumdan bu yana, fırsat buldukça caz müziği dinlemişimdir. Her şeyin bir yeri var. Sabahtan akşama kadar Bach dinleyen birinin ruhsal sağlığından şüphe ederim. Çünkü o, hayatı anlatan müzik sanatı yelpazesinin ne gibi renkler taşıdığını sezememiş, kendini barok dönemin müziğine mahkum etmiş demektir. Her neyse… Burada size, müzik türleri üzerine temel bir ilkeyi belirtmek istiyorum: “Şu tür müzik, bu tür müzik yoktur; iyi müzik, kötü müzik vardır.” Hangi türde olursa olsun iyi müzik, insanı saran, daha ilk cümlesinde sizi kendine çeken, size yüreğini açan ve doğrudan yüreğinize seslenen müziktir. Mozart’ın müziğinde de bulabilirsiniz..]]> Tue, 30 Jun 2015 04:26:53 +0300 Hayatın içinden https://www.evrensel.net/yazi/74315/hayatin-icinden https://www.evrensel.net/yazi/74315/hayatin-icinden? Ölümü dolayısıyla günlerce Süleyman Demirel konuşuldu, yazıldı. Kimse bize, “Demirel’i nasıl bilirsin?” diye sormuyor. Oysa, seksen yıllık ömrümün dörtte üçü “Süleyman Bey zamanı”nda geçti. Ölmüş insanın ardından konuşulmaz. Çünkü kendini savunma olanağından yoksundur artık. Ben de bu kurala uymak isterim. Ancak, Demirel’in söylediği sözler arasında ilginç olanlar da vardır. Bunlardan ilk aklıma gelen ikisini belirteyim: Birincisi, 68 kuşağının coşkusu karşısında söylediği bir sözdür: “Yürümekle kaldırımlar aşınmaz!” İkincisi ise farkında olmadan diyalektik materyalizmi özetlediği şu sözdür: “Dün dündür, bugün bugündür!” * Kocaeli F Tipi Cezaevi’nde yatan arkadaşlarımdan Necip Baysal, 9 Haziran tarihli güzel bir mektup göndermiş bana. Orada üç değerli dostum var benim: Tonguç Ok, Dursun Yaman ve Necip Baysal. Üçü de “Ağırlaştırılmış müebbet”ten yatıyor. Anladığım kadarıyla 7 Haziran seçimlerinin sonucu, onları basbayağı mutlu etmiş. “Umut büyüyor” diye yazmış Necip. “Umut” den..]]> Tue, 23 Jun 2015 05:14:04 +0300 Sorarlar bir gün https://www.evrensel.net/yazi/74263/sorarlar-bir-gun https://www.evrensel.net/yazi/74263/sorarlar-bir-gun? Felsefeci, halkbilimci ve eğitimci Burhan Toprak’ın (1906-1967) hazırladığı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları arasında 1966 yılında yayımlanan “Yunus Emre Divanı”nın 29. sayfasında yer alan “Sorarlar Bir Eyyam Gelir” şiirini, Anadolu kültürünün bütün zamanlar için geçerliliğini koruyan örnek bir eseri olarak bugün okurlarıma sunuyorum. Bir gün senin defterini dürerler bir eyyam gelir Kamu aklını başına dererler bir eyyam gelir Tevhide uydur sözünü, Mevlâya döndür yüzünü Eynine kefen bezini sararlar bir eyyam gelir Azrail ala canını, unuttura her sanını Kara toprağa tenini, kararlar bir eyyam gelir Tenha kabrinde kalıcak, amellerin arz olucak Mahşer yerine yalıncak sürerler bir eyyam gelir Yunus eydür evvel baştan, ayırır seni kardaştan Ne ettin kurudan yaştan, sorarlar bir eyyam gelir SÖZLÜK: Eyyam gelir: Gün gelir; kamu: herkes; tevhid: birlik; Mevlâ: Tanrı; eynine: bedenine; amellerin: yaptığın işler; tenhâ: ıssız; eydür: der ki...]]> Tue, 16 Jun 2015 05:00:38 +0300 Şimdi ne yapmalı? https://www.evrensel.net/yazi/74214/simdi-ne-yapmali https://www.evrensel.net/yazi/74214/simdi-ne-yapmali? Halkların Demokratik Partisi, birçok yönüyle bu seçimde Türkiye’yi kurtardı. Neleri kurtardı, saymaya gerek var mı? En başta, “karanlık belâsı”nın Türkiye’yi bütünüyle esir almasından kurtardı, yetmez mi? Şu da var ki, seçimlerin böyle bir sonuca ulaşmasında en az HDP kadar, trafosuz ve kedisiz, dürüst bir seçim yapılması konusunda hem bizim “aydın kamuoyu”nun hem de “dünyadaki demokrat kamuoyu”nun yarattığı hissedilir baskı vardı. Yoksa, “Gelin, oy verin, gitsinler!” demekle kim gider be kardeşim? Yani yurttaş, kime oy vereceğini, kimin dürüst ve akıllı olduğunu, kimin kolayca ketenpereye gelip gelmeyeceğini bilemez de, sen söyleyeceksin, senin dediğin yapılacak, öyle mi? Peki bundan sonra n’olacak? Bu tür ortamlarda “işi iyi bilen” ve “yönlendirici” görevini hemen üstlenen abidik gubidik kaşarlanmış arabulucular çıktı bile ortaya… Günün akıl hocası “TV gülleri”, ekranlarda boy gösteriyor, konuşup duruyor… Onlar artık “Türk-Kürt kardeşliği”nden söz açmaya başladı, farkında m..]]> Tue, 09 Jun 2015 04:43:25 +0300 Seçim yazısı https://www.evrensel.net/yazi/74164/secim-yazisi https://www.evrensel.net/yazi/74164/secim-yazisi? Şurada kafama göre kuzu kuzu bir şeyler yazarken şimdi bir de “seçim” çıktı karşımıza. Ama bu kez işin şakası yok! Görev başına! Arkadaşlar, 7 Haziran seçimleri, Türkiye’ye, yurdumuzun insanlarına çok şey sağlayabilir. Bu seçim, toplumumuzda birçok şeyi değiştirecektir: “Düzen değişir” demiyorum, ama iktidar değişebilir: İktidar partisi, Meclisteki çoğunluk sayısı olan 276 milletvekiline bu kez ulaşamayabilir. Başka deyişle, 13 yıllık bir iktidar yıkılabilir. Az şey mi bu? * Bu okuduğunuz yazı, seçim öncesinde yazdığım son yazı olacak. Demek ki bu yazının kendi çapında başka bir sorumluluğu var. O sorumluluktan ne kaçarım, ne de kaçabilirim… Okurlara yol gösterecek değilim. “Şuna değil de buna oy ver!” diyecek halim yok. Çünkü “Evrensel” okuru, siyasal değerlendirmeler yönünden yol göstericiye gerek duyacak kadar kişiliksiz değildir. Çoğu okurumuz, bu işleri benden iyi bilir. Uzatmayayım, zaten kardeşim, aklın yolu birdir: İktidar partisinin azınlıkta kalmasını getirecek ön ko..]]> Tue, 02 Jun 2015 04:31:18 +0300 Ah bu 'muyzikler' https://www.evrensel.net/yazi/74112/ah-bu-muyzikler https://www.evrensel.net/yazi/74112/ah-bu-muyzikler? Müzik konusunda herkesin bilmek istediği temel bir konu vardır: İyi müzik ile kötü müzik hangi ölçütlere göre ayırt edilir? Bu konuda, bütün eğlence müziklerinin “kötü müzik” olduğunu düşünenler çoğunluktadır. Yanlış! Her tür müziğin iyisi de vardır, kötüsü de… Müzik türlerinden başlayalım: İlkçağ uygarlıklarından günümüze, üç tür müzik yaşamıştır: Halk müziği (halk sanatçılarının yüreğini açarak toplum adına duygu ve düşüncelerini dile getirdiği geleneksel müzik); klasik müzik (sanatsal amacı gözeten müzik); popüler müzik (eğlence amaçlı müzik). Bu üç tür müziğin içinde “popüler müzik” dediğimiz eğlence müziği çeşitleri, ayrı bir gereksinimi karşılar. Bu müzik türü, çeşitli çağlarda, hemen bütün ülkelerde yaşamıştır. Antik Yunan uygarlığındaki çalgılı-şarkılı ve danslı-şaraplı Dionysos şenliklerinden günümüze kadar çeşitlenerek çoğalan, yaygınlaşan ve bütün kıtalarda ilgi gören popüler müzik çeşitlerini küçümsemek boşunadır. Çünkü insanoğlunun müzikle ve müzik eşliğinde dansla eğlenm..]]> Tue, 26 May 2015 04:15:04 +0300 Bingöl Notları (3) https://www.evrensel.net/yazi/74060/bingol-notlari-3 https://www.evrensel.net/yazi/74060/bingol-notlari-3? Çıkan kısmın özeti: Elli küsur yıl önce, Bingöl’ün Göriz (Çevrimpınar) köyünde üç yıl süren öğretmenlik serüvenimi az buçuk yazmış, sonra da Vali Kemalettin Gazezoğlu’nun isteği üzerine Erzincan’a giderek bu kentimizde “halk eğitim uzmanı” olarak görev aldığımı, ancak “kooperatifçilik” falan gibi Erzincan mütegallibesine aykırı gelen girişimlerim yüzünden bu kentte barınamayıp İstanbul’a döndüğümü anlatmıştım. Sonuç, apaçık şöyleydi: Mayasına emperyalizmin bulaşmadığı yerli bir yurtsever yönetim, yurdumuzda en çok birkaç yıl hüküm sürebilirdi. Günümüzde bu durum, pekişmiş olarak geçerlidir: Toprak ağaları ile kasaba mütegallibesi ve onların hempaları gibi geleneksel geri düzeni belirleyen egemen sınıfların yanı sıra, onlarla çabucak ittifak kuran yabancı firmaların kent ve kasabalardaki temsilcileri (makine-motor satıcısı firmalar, yabancı akaryakıtçılar falan feşmekan), halkımızı seçim-geçim gibi aldatmacalarla hizaya getirmekte birebirdir. 2015 yılının nisan ayında gittiğim Bingöl k..]]> Tue, 19 May 2015 04:16:15 +0300 Bingöl notları (2) https://www.evrensel.net/yazi/74016/bingol-notlari-2 https://www.evrensel.net/yazi/74016/bingol-notlari-2? 1960 Yılında Bingöl il merkezinde esen siyasal rüzgarlar, şaşılacak ölçüde demokratik, hatta ilericiydi. Genel olarak toprak ağalarını ve kasaba mütegallibesini temsil eden Demokrat Parti, 27 Mayıs Devrimi’yle iktidardan düşürülmüş, onun yerine, Atatürkçü köklerden beslenen bir asker-sivil küçük burjuva iktidarı kurulmuştu. Söz konusu iktidar, taşrada yaygın bir şekilde kendi kadrolarını göreve getirmeyi de başarmıştı: Bingöl’deki “Devrim valisi” Kemalettin Gazezoğlu (Işıklar içinde yatsın), benim gibi bir köy öğretmeniyle Anadolu’nun aydınlanması konularından tutun, sosyalizme kadar her konu üzerine tartışıyor, köy enstitülerinin yetiştirdiği değerli aydınlardan biri olan Hayrettin Uysal, basbayağı ilerici bir Milli Eğitim Müdürü olarak yöre halkının aydınlanması yolunda köy öğretmenlerinin her “yerinde istek”ini yaşama geçirmeye çalışıyordu. Tarım Müdürü, Veteriner Müdürü de ilerici arkadaşlardı. Şunu da belirteyim: Bingöl Lisesindeki kimi öğretmenlerin de katıldığı, son derece ileri..]]> Tue, 12 May 2015 05:00:50 +0300 Bingöl Notları (1) https://www.evrensel.net/yazi/73968/bingol-notlari-1 https://www.evrensel.net/yazi/73968/bingol-notlari-1? Önceki hafta Bingöl’deydim. Ne işim vardı orada, anlatayım: 1960-1963 yılları arasında, Bingöl’ün Göriz köyünde (yeni adıyla Çevrimpınar’da) öğretmenlik yapmıştım. Doğu’nun çok yoksul köylerinden birinde görev yapan ilk eğitimcilerden biriydim. Ve şimdi, 55 yıl sonra, içten gelen, önlenemez bir helâlleşme isteğiyle gittim Bingöl’e ve Çevrimpınar köyüne. Ayrıca amacım, 1962 yılında İstanbullu gazeteci dostum ve çocukluk arkadaşım Güngör Denizaşan tarafından bu köyde çekilen fotoğrafların büyütülmüş baskılarından oluşan bir sergi açmaktı il merkezinde. Denizaşan’ı da götürmek istiyordum Bingöl’e; ancak o şimdi 82 yaşında ve yaşadığı bazı sağlık sorunları yüzünden gelmeyi göze alamadı. Onun yerine, Fazıl’ın “Başyardımcısı” konumundaki Taner Zadsan ile İstanbul’da oturan Karaözülü dostum Nâzım Kılıç katıldı bu geziye. Sergiyi kapalı bir mekânda değil, Bingöl’deki “Sanat Sokağı”nda açmak istiyordum. Bu konuda, belediyedeki aydın dostlardan Selim Boydaş’ın yol göstericiliğiyle Belediye izn..]]> Tue, 05 May 2015 04:38:11 +0300 Tarihsel bir bağımsızlık bildirisi https://www.evrensel.net/yazi/73917/tarihsel-bir-bagimsizlik-bildirisi https://www.evrensel.net/yazi/73917/tarihsel-bir-bagimsizlik-bildirisi? Değerli okurlarım, hep güncel olaylar üzerine yazmaktansa, kalıcı nitelik taşıyan başka konulara da girmeyi yerinde buluyorum. Şimdi bu tür bir yazımı okuyacaksınız. Çağımızın derinlikli bir hümanisti olan Albert Schweizer, Mozart’ı şöyle tanımlar: “Bütün dâhîler göklere uzanır; Mozart ise gökten inmiştir.” Bizim böyle lâflara karnımız tok! Kimi parti liderlerimiz de gökten indi, n’olmuş? Şu olmuş: Fransız Devrimi’nden 33 yıl önce doğan ve devrimden iki yıl sonra ölen Mozart, 18. yüzyıl Aydınlanması’nın Avrupa’yı saran toplumsal/siyasal havasını solumuştu hep. Fransız Aydınlanması’nın ürettiği eserleri okumuş olsun olmasın, Devrim’e giden yolun rüzgârını sevinerek karşılamış, ayrıca “Alman Aydınlanması”nın düşünürü Kant’ın “Aydınlanma Nedir?” başlıklı makalesinin etkisinde kalmıştır. Bütün bunlar, Mozart’ın müziğine Aydınlanma’nın nasıl yansıdığını dolaylı biçimde anlatır. Dolaysız açıklama içinse Mozart’ın düşünceleri yolunda göze aldığı eylemlere bakmak gerekir. İzninizle bunu an..]]> Tue, 28 Apr 2015 05:00:18 +0300 Bizde müzik eleştirmeni ne işe yarar? https://www.evrensel.net/yazi/73863/bizde-muzik-elestirmeni-ne-ise-yarar https://www.evrensel.net/yazi/73863/bizde-muzik-elestirmeni-ne-ise-yarar? “Eleştirmen” dendiğinde, aklıma hep şu özdeyiş gelir: “Heykeli dikilmiş eleştirmen yoktur!” Neden yoktur? Aslında biz değerbilir bir halkız: Brezilyalı futbolcunun bile heykelini dikeriz. Lakin biz, “eleştiri” kavramından hiç hazzetmeyiz. Oysa eleştiri, toplumun uygarlık düzeyini gösteren ölçütlerdendir. Tarihin geri, sınıflı toplumlarında eleştiri yoktur: İlk Çağ’da bir köle, ya da Orta Çağ’da bir serf, efendisini eleştirebilmiş midir? Türkiye’de ağasını açıktan açığa eleştiren bir maraba çıkmış mıdır? Bir yurttaşımız, “devlet büyüğü”nü yüzüne karşı eleştirebilmiş midir? Hâşâ sümme hâşâ! Demek oluyor ki eleştiri, ancak aydınlanmış toplumlarda işlerlik kazanabilir. Sosyalist düşüncede ise eleştiri ve özeleştiri, görev sayılan nesnel bir değerlendirme yöntemidir. Avrupa’da 19. yüzyılda kimlik kazanan eleştiri kavrayışına göre, “Güzel çiçekler yetiştirmek isteyen bir bahçıvan, önce bahçedeki ayrık otlarını ayıklamalıdır.” Bu eleştiri kavrayışı, ilk bakışta doğru gözükebilir. ..]]> Tue, 21 Apr 2015 04:14:49 +0300 İstanbul'da 1 Mayıs İşçi Bayramı https://www.evrensel.net/yazi/73814/istanbulda-1-mayis-isci-bayrami https://www.evrensel.net/yazi/73814/istanbulda-1-mayis-isci-bayrami? Daha şimdiden 1 Mayıs tartışmaları başladı. “Yok şurada yapılsın, yok burada yapılsın…” diye başlayan çekişmeler, “Oraya izin vermem!” “Öyle bir verirsin ki!..” gibi, “Sensin!” “Benim!” sürtüşmelerine dönüştü. Oysa mesele nedir? Mesele, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın yüz binlerce işçi tarafından topluca kutlanması için, gelenek haline gelmiş bir yer olan Taksim Meydanı’nın işçilere açılmasıdır. İşçi sınıfının örgütlü önderleri, İşçi Bayramı’nı kutlamak amacıyla her yıl olduğu gibi Taksim Meydanı’nı yeğlerken işçi sınıfının karşıtları, türlü bahanelerle kutlamaların Taksim’de yapılmasını, görevleri gereği engelleyip dururlar. Bununla da kalmayıp yüz binlerin katılacağı kutlama yeri olarak kelalaka bir yer gösterirler. Bu yıl da aynı dert, aynı çekişme… Bıktık be! 1 Mayıs Bayramı’nın işçiler ve bütün emekçiler için gelenekselleşmiş kutlama alanı Taksim’dir! Bir kez olsun, Taksim konusunda zorluk çıkarmasan n’olur yani? 1 Mayıs’ın kutlanması, dünyanın bütün uygar ülkelerinde devlet yönetimini..]]> Tue, 14 Apr 2015 04:28:09 +0300 'Seyfi Turan şiiri' https://www.evrensel.net/yazi/73763/seyfi-turan-siiri https://www.evrensel.net/yazi/73763/seyfi-turan-siiri? Geçen hafta, Seyfi Turan adlı 14 yaşında çelimsiz Hakkarili bir çocuğun, bir “resmi güvenlik görevlisi” tarafından nasıl öldüresiye dövüldüğünü, insan vicdanında tiksinti uyandıran bu olay üzerine hazırlanan “Seyfi Turan Şiiri” adlı kitaptan alıntılar aktararak anlatmıştım. Seyfi Turan’ın başından geçen bu olay üzerine 106 şairimiz, ortaklaşa bir “ırmak şiir” yazmış, 17 çizerimiz bu şiirin yer aldığı kitaba desenler çizmiş ve 14 çevirmenimiz de bu kitabı 14 ayrı dile çevirmişti. Söz konusu çizerlerimiz ile çevirmenlerin adını geçen hafta yayımlanan yazımda belirtmiştim. Ancak pek görülmemiş bir kolektif sanat kavrayışıyla dizeler üstüne dizeler ekleyerek kocaman bir şiir piramidi yaratan yüz altı şairimizin adlarını yazıma sığdıramamıştım. Bugün, 106 üstün duyarlıklı şairimizin adlarını belirtmek istiyorum. Ama önce bu kitaptaki görkemli içeriğin oluşmasını sağlayan Orhan Alkaya ve Fergun Özelli arkadaşlarımı kutlamam gerekir. Söz konusu değerli şair arkadaşlarımızın adlarını sıralıyo..]]> Tue, 07 Apr 2015 05:00:39 +0300 Seyfi Turanlar ölmez!(*) https://www.evrensel.net/yazi/73713/seyfi-turanlar-olmez https://www.evrensel.net/yazi/73713/seyfi-turanlar-olmez? “Resmî güvenlik görevlisi, o küçücük, çelimsiz çocuğa ulaşıp yere yıktı; elindeki otomatik tüfeğinin dipçiğiyle beş altı kez kafasına vurdu; sonra da aynı otomatik tüfeği bir cop gibi kullanarak çocuğu öldüresiye dövdü. Bununla da kalmadı, yediği darbelerden sonra yerde ölü gibi yatan çelimsiz gövdeyi iri postallarıyla iki üç dakika boyunca bıkıp usanmadan tekmeledi. Tekme ve dipçik savurmaktan sıkılınca da bir başka polisi çağırdı ve ona, “bak şu pisliğe” der gibi bir hareket yaptı çocuk için. O polis de vurulmuş bir av hayvanına yaklaşır gibi yaklaştı çocuğa, eliyle ayağıyla bir hayvan leşini itip kakarcasına itip kaktı çocuğu; sonra da “tamam” anlamında başını salladı özel harekâtçıya ve oradan uzaklaştı.” (…) “Ülkemiz ve dünya insanları, 23 Nisan 2009 tarihli televizyon haberlerinde, eli silahlı, yüzü kar maskesiyle gizli, oldukça cüsseli ve ismine kısaca “özel harekâtçı” da denilen resmî bir güvenlik görevlisinin öldüresiye dövdüğü, küçük, çelimsiz bir erkek çocuğunun yaşadığı ko..]]> Tue, 31 Mar 2015 05:00:41 +0300 Bu yazının devamı nerede? https://www.evrensel.net/yazi/73666/bu-yazinin-devami-nerede https://www.evrensel.net/yazi/73666/bu-yazinin-devami-nerede? Evrensel Kültür dergisinin mart sayısı, çoktan küllenmiş olan dergicilik tutkumu bir anda canlandırıverdi. Neden ve nasıl oldu, anlatayım: 1967 yılında, arkadaşlarla birlikte haftalık “Türk Solu” dergisini, daha sonra da 12 Mart 1971 darbesine kadar “Türkiye Solu” dergisini çıkarmıştık. 1977 ile 1983 yılları arasında ise bu kez edebiyatçı arkadaşlarla “Türkiye Yazıları”nı… “Türk Solu”, dergicilikte benim ilk göz ağrımdır. Onun bahçıvanı sayarım kendimi. Aylık edebiyat dergisi “Türkiye Yazıları” ise “edebiyat” denen sanata saygı göstermek için, ayrı bir özen, ayrı bir yaratıcılık coşkusu gerektirirdi. Her neyse… Dergicilik, belirli bir zaman aralığında ortaya yeni ve kişilikli bir ürün çıkarmayı sürdürüp durmak demektir. Dergiyi kendiniz çıkardığınız halde, kimi sayılar doyurucu gelmez size. Bazı “ötekilerden güzel” sayılar ise aldığınız doyumla sizi o amatör duygularla havalara uçurur. “Evrensel Kültür” dergisinin 2015 mart sayısı, işte böyle farklı taraflarıyla “ötekilerden güze..]]> Tue, 24 Mar 2015 04:21:19 +0300 Kıblemiz insan sevgisidir https://www.evrensel.net/yazi/73611/kiblemiz-insan-sevgisidir https://www.evrensel.net/yazi/73611/kiblemiz-insan-sevgisidir? Fehim Işık, benim en değer verdiğim Kürt aydınları arasındadır. Siyasal açıdan görüşlerimi geliştirmek için, onun Evrensel’deki yazılarını dikkatle okurum. Düşüncelerini saygıyla karşıladığımı, önceleri başka bir yazımda iyi ki belirtmişim. Çünkü bugün, Fehim Işık’ın 11 Mart 2015 günlü Evrensel gazetesindeki “Kıble Yalnız Gezi mi?” başlıklı yazısına katılmadığımı yazacağım. Yalnız bilinsin ki, herhangi bir Kürt aydınıyla polemiğe girmekten kaçınırım. Onların içinde bulunduğu koşulları görüyorum ve onlarla dayanışma içinde olmayı insanlık görevi sayıyorum. Söz konusu yazısında Sayın Işık, şöyle diyor: “İbresi CHP’den yana olan BHH bileşenleri, daha şimdiden tutumlarına ‘Gezi’yi dayanak gösteriyorlar. Kürt hareketinin gericiliğinden dem vurup, Kürtlerin AKP ile iş birliği yaptığını savunuyorlar.” Işık’ın bu yazısı boyunca BHH dediği “Birleşik Haziran Hareketi”nin kurucularından biriyim ben. Bu hareket içinde bugüne değin şoven bir anlayışın izine rastlamadım. Biz, birleşik bir cephe h..]]> Tue, 17 Mar 2015 04:01:37 +0300 Müziğin etkileri https://www.evrensel.net/yazi/73562/muzigin-etkileri https://www.evrensel.net/yazi/73562/muzigin-etkileri? Gazetemiz okurlarından “Alev K.” adlı bir kızımızdan çok düzeyli ve ilginç bir e-mektup aldım. Klasik müziğin bir tutkunu olduğunu belirtiyordu Alev Hanım. Şöyle yazıyordu: “Klasik müzik bana çok şey kattı. Konsantrasyonu öğrendim. Disiplinli olmayı öğrendim. İşleri sırayla yapmayı, düzenli olmayı öğrendim. Zihnimi boşaltmayı, temizlemeyi öğrendim. Zihinsel olarak dinlenmeyi öğrendim.” Okurumun bu yazdıklarına inanıyorum. Doğrudur, dilimizde “klasik müzik” diye yerleşen, ama bana kalırsa “uluslararası sanat müziği” denmesi daha yerinde olan Avrupa müzik kültürü kökenli bu müzik türünün, insan üzerinde böylesi etkilerini bilenlerdenim. İzninizle müzik sanatının şöyle bir tanımını yapabilir miyim? “Müzik, insanoğlunun duygu ve düşüncelerini, düzenlenmiş seslerle anlatma olanağı veren bir dildir.” Müzikal anlatım soyuttur. Ama yine de biz, müzik yoluyla anlatılan her çeşit duyguyu, örneğin sevinci, hüznü, şakayı, isyanı, acıyı, yalvarışı, öfkeyi, aşkı, protestoyu vb. duyumsarız. ..]]> Tue, 10 Mar 2015 04:13:23 +0300 Rönesans https://www.evrensel.net/yazi/73508/ronesans https://www.evrensel.net/yazi/73508/ronesans? Siz hiç Rönesans müziği dinlediniz mi? Doğrusu ya, 15. ve 16. yüzyılların müziği, günümüz insanı için yadırgatıcıdır. Aynı soruyu resim ve heykel sanatları için sorsak, örneğin Rafaello’nun, Leonardo’nun ve Michelangelo’nun eserleri, günümüz insanına yakın görünür. Oysa Rönesans’ın çok yönlü coşkulu sanat anlayışı, resim ve heykelde olduğu kadar, müzikte de kendini göstermiştir. Başka türlü olabilir miydi? Ortaçağ karanlığı aşılmış, gün ışımıştır bir kez… Rönesans, yalnızca güzel sanatlarda ve müzikte değil, felsefede, bilimde, hukukta, devlet ve din anlayışında da cesur atılımların, yeni ve taze bir yaratma sevincinin çağıdır. Bu dönem müziğinin başlıca özelliği, olağanüstü bir buluşçulukla çok sesli müzik tekniklerini geliştirmesidir. Kimi Rönesans bestecileri, 32 ayrı sesi bir araya getirerek besteler yapmıştır. Yani otuz iki ayrı ses çizgisini birlikte yürüten bu akıl almaz polifoni tekniğiyle yapılan besteler, aslında Ortaçağ’ın tek sesli kilise müziğine karşı gösterilen tep..]]> Tue, 03 Mar 2015 04:10:27 +0300 Ertuğrul Kürkçü https://www.evrensel.net/yazi/73465/ertugrul-kurkcu https://www.evrensel.net/yazi/73465/ertugrul-kurkcu? Yaşamı boyunca davanın bir militanı olarak kavgasını sürdüren Ertuğrul Kürkçü’yü 1960’lı yıllardaki devrimci gençlik hareketinden tanırım. 1960’lardan başlayarak Ankara’daki devrimci gençlik hareketinin önde gelen odaklarından biri de hiç kuşkusuz ODTÜ’ydü (Ortadoğu Teknik Üniversitesi). Kürkçü’yü, sosyalist kültür edinme fırsatını henüz bulmadan önce, ODTÜ’den “özgürlükçü bir aktivist” olarak duymuştum. Diyeceğim, ilk gençlik yıllarından başlayarak ileri insanlık değerlerinden yana, gözü kara bir delikanlıydı. Sosyalizmin teorik-ideolojik bilgilerini sindirmiş genç bir devrimci olduğu 12 Mart darbesi öncesinde ise DEV-GENÇ’in (Devrimci Gençlik Örgütü) genel başkanlığını üstlenmişti. Karşıtlarımın bildiğini dostlarımdan saklayacak değilim: Gençlik hareketinin yükseldiği o yıllarda ben, 1967’de çıkarmaya başladığımız haftalık “Türk Solu” dergisinin sorumlu yazı işleri müdürü, 1970’ten 12 Mart’a kadar çıkardığımız “Türkiye Solu” dergisinin ise sahibiydim. Türk Solu, cumhuriyet tarihi..]]> Tue, 24 Feb 2015 05:16:09 +0300 Vay başıma gelenler https://www.evrensel.net/yazi/73413/vay-basima-gelenler https://www.evrensel.net/yazi/73413/vay-basima-gelenler? Morukluğa getirip biraz kendimden bahsedeyim de gör gününü ey velinimet okur! Şöyle başlamalı: Bilsen başıma neler geldi? Ahh, offfff, uffffff! Vıy vıy vıy… Düştüm! Yüksekçe bir yerden (yani 30-40 santim yükseklikten) atlayayım derken fena halde düştüm! Sol bacağımın bileği davul gibi şişti, hastaneye götürüldüm, vıy vıy vıy… Röntgen filminde kırık çıkık, çatlak matlak görünmüyor! Bak bu iyi, ama yumuşak dokuda lif kopması dahil, ezik büzük, her şey varmış, iyi mi? Tedavisi neymiş? Sargı, (yetmezse alçıya alınacaktı valla) ve ağrı kesici tablet, ağrı kesici merhem, sonra da kesin istirahat! “Sol ayağını yere basma!” dedi doktor. Tamam, zaten basamam da… N’apalım, seksek oynar gibi mi gideceğim bu yaşta! Vıy vıy vıy… Ne hallere düştük, gördün mü sen? Bacağımı uzatıp yüksek bir yere yaslayacakmışım! Bacağı aşağı sarkıtmak yasak! Bu ne demek? Bilgisayarın başına geçip “gelen kutusu”na bakmak, daha da beteri, yazı yazmaya soyunmak yasak demek, iyi mi? Vıy vıy vıy, neler geldi baş..]]> Tue, 17 Feb 2015 04:26:17 +0300 Bir boykot ve bir çalıştay https://www.evrensel.net/yazi/73365/bir-boykot-ve-bir-calistay https://www.evrensel.net/yazi/73365/bir-boykot-ve-bir-calistay? Birleşik Haziran Hareketinin en önemli etkinliklerinden biri, 13 Şubat günü uygulanacak “Laik ve bilimsel eğitim için okul boykotu” olacaktır. Yurdumuzda her derecedeki bütün okullarda öğrencilerin katılacağı varsayılan boykotun başlıca nedeni, eğitim sistemimizde laiklik ilkesini hiçe sayan gelişmelerdir. Birleşik Haziran Hareketi, boykotla ilgili olarak velilere bir mektup yazdı. Bu mektupta şu sözlere yer verildi: Sevgili veli, Bir çocuğun gözlerine bakalım. Onun gözlerinde, yetişkinlerin görebileceği, çocuğu ÇOCUK yapan üç önemli şey vardır: KARARLILIK, İNATÇILIK ve UMUT. Kararlılık, inatçılık ve umut, daha küçükken çocuğun elinden alınırsa, onu hayat boyu bekleyen şey, güce ve güçlüye itaat etmek olur. Çünkü bir çocuk, ancak sorgulayarak, eleştirerek ve şüphe duyarak kararlılığını, inadını ve umudunu koruyabilir. Biz, çocukların gözlerindeki kararlılığı, inadı ve umudu sürekli kılabilmek amacıyla, Bilimsel ve Laik Eğitim için ayaktayız ve BOYKOT’tayız, ya siz? 13 Şubat..]]> Tue, 10 Feb 2015 04:25:37 +0300 'Birleşik Haziran Hareketi' https://www.evrensel.net/yazi/73314/birlesik-haziran-hareketi https://www.evrensel.net/yazi/73314/birlesik-haziran-hareketi? Son haftalarda gazetemizde ve hemen bütün basında adını sıkça duyuran “Birleşik Haziran Hareketi” hakkında, okurlarımın bilgilenmesi amacıyla küçük bir yazı sunacağım bugün. Tıpkı 2013 haziran ayındaki “Gezi Direnişi”nde olduğu gibi, birlik-bütünlüğü ve dayanışmayı öne alarak kendiliğinden oluşan bu hareket, 2014 yılının son çeyreğinde, önce başkentte öne çıktı, birkaç ay içinde bütün büyük kentlerimizde, sonra da Anadolu’da yaygınlaşmaya başladı. Ankara’da yapılan ilk toplantıya ben de çağrılıydım. Bir meslek odasının toplantı salonunda bir araya gelen 100 dolayında yurtsever, “Sen kimsin, kimlerdensin?” gibi tuzak bir soruya muhatap olmayacağından emin bulunarak “solduyu”nun egemen olduğu sağlam bir ortamda, özlenen yapıcı rüzgarları estirdi o gün. Sanki uzun yıllardan bu yana özlemini duyduğum, düşlerimde gördüğüm bir kucaklaşmaydı o gün yaşadığım. Yanılacağımı hiç sanmıyorum: Birleşik Haziran Hareketi, yurdumuzun içinde yaşadığı toplumsal, ekonomik ve kültürel çöküşü kabullen..]]> Tue, 03 Feb 2015 04:49:04 +0300 Ölümsüz https://www.evrensel.net/yazi/73262/olumsuz https://www.evrensel.net/yazi/73262/olumsuz? Yaşar Kemal Ağabeyin ölmeyeceği üzerine bir yazı yazmak görevi, kaç gündür aklımda. Okurlarım haklı olarak, “Onu bilmeyecek ne var? Yaşar Kemal hep yaşayacaktır eserleriyle!” diyecektir. Bu yönüyle doğru! Öteki yönüne gelince… Günlerdir hastanede yatan Yaşar Kemal’in bu dünyadan göçmesi biraz zor olacaktır sezgisindeyim. Bu bir dilek, istek değil yalnızca. Onun Azrail’e öyle kolay kolay yenilmeyeceğini biliyorum, ondan öyle diyorum. Yoksa ölmeyen canlı var mı? Bugüne değin ağabeyim, yani doksan üç yıl içinde Azrail’le kim bilir kaç kez tutuştu? Peki bu kez? Bu kez de yırtar, ölümü erteler gibime geliyor. Yaşar Kemal’in yanında kimdir lan bu Azrail? Birincisi, Yaşar Kemal, bütün insanlığın, bütün yaşamın, bütün Anadolu’nun, ezeni ve ezileniyle bütün sınıf ve tabakalardan bizdeki insanların yazarıdır. Onların birbiriyle ve doğayla ilişkilerini görerek, anlayarak yaşamış ve yazmıştır. Herhalde onun için adı “Yaşar”dır. İkincisi, “destancı” olmakla kalmaz, o müthiş bir halk bili..]]> Tue, 27 Jan 2015 04:50:29 +0300 Türkçemiz için... https://www.evrensel.net/yazi/73214/turkcemiz-icin https://www.evrensel.net/yazi/73214/turkcemiz-icin? Her ulusun bir ana dili vardır. Ana dili gelişkin olan toplumlar, uluslaşmanın başta gelen bir göstergesini olgunlaştırmış demektir. Türkçemiz ise bu alanda cumhuriyet yılları boyunca epeyce yol almış bir ulusal dildir. Ancak, şu ayırt edici nokta üzerinde durmak gerekir: Her ulusal dil, bir “kültür dili” değildir. Bir dilin kültür diline evrilmesi, toplumsal gelişimde belirli ekonomik ve kültürel nitelikleri gerektirir. Nedir kültür dili? Kültür dili, bir ulusun düşüncede, bilimde, sanatta, teknolojide ve benzer bütün kültür alanlarında sürekli yeni terimler ürettiği, bununla da kalmayıp yarattığı terimler dizgesini (terminolojiyi) halkın da çoğunlukla benimseyerek kullandığı, bu öncelikli ve etkin niteliğiyle öteki dillere terimler ve kavramlar örneklediği gelişkin dile denir. Avrupa kültüründe yer alan, Fransızca, Almanca, İtalyanca, İngilizce gibi diller, bu özellikleri dolayısıyla birer “kültür dili”dir. Ana dilleri çeşitli nedenlerle bu düzeye erişememiş kimi Orta Avrupa, Kuz..]]> Tue, 20 Jan 2015 04:50:35 +0300 Emperyalizmin Ortadoğu politikası https://www.evrensel.net/yazi/73161/emperyalizmin-ortadogu-politikasi https://www.evrensel.net/yazi/73161/emperyalizmin-ortadogu-politikasi? Bakıyorum da devletin en üst kademesinden sokaktaki yurttaşa kadar Charlie Hebdo katliamını kınamayan kalmadı. Kimi sanat ve sanatçı kuruluşları, olayı lanetlemek adına, kenarda duran benden bile imza istediler. Ben böyle istekleri kırmam, basarım imzayı. Ancak, bir gülmece dergisinden on bir karikatür sanatçısıyla bir koruma polisinin öldürülmesi, öyle imzayla falan geçiştirilemez gibime gelir. Yazar dostum Alper Akçam, mektubunda şöyle yazıyor: “Bu katiller, büyük olasılıkla batılı istihbarat servislerinde, ya da onların Ortadoğu’daki uzantısı olan bir istihbarat servisinde yetiştirilmiş, eğitilmişti.” Olabilir, ama bence terörist yetiştirme konusunda o kadar uzağa gitmeye gerek yok: Günümüzün birçok Avrupa ülkesinde yetimhaneler, ıslahevleri, hapishaneler ve nice karanlık yuvalar, terörist yetiştirme kampları gibi görev yapıyor. Akçam’a göre Charlie Hebdo katliamı, emperyalizmin “Şark”ı beyinsiz bir sömürge olarak tutma programının ve kendi halklarına “Terörcü İslam”ı işaret..]]> Tue, 13 Jan 2015 05:00:04 +0300 Marksizm'i sindirmenin sağlam bir yolu https://www.evrensel.net/yazi/73112/marksizmi-sindirmenin-saglam-bir-yolu https://www.evrensel.net/yazi/73112/marksizmi-sindirmenin-saglam-bir-yolu? Marksizm üzerine bilgi edinmek, bu felsefî ve siyasal düşünce sisteminin teorik ve ideolojik temellerini öğrenmek demektir. Ancak, Marksizm’i benimsemek için bu kadarı yetmez. Çünkü o, düşüncede kalmayıp, temel olarak insanın davranışlarına yön veren canlı ve etkili bir düşünceler bütünüdür. Bundan ötürü Marksizm, doğrudan doğruya bir “Eylem felsefesi”dir: Marx’a göre, filozoflar, dünyayı yorumlamakla yetinmişlerdir; oysa felsefenin görevi, dünyayı değiştirmek olmalıdır. Daha açık deyişle Marksizm, dünyayı değiştirmeye yönelen bir felsefedir. Bu nedenle bir “eylem felsefesi”dir. Elimin altındaki kitabın adı da aynen böyle: Bir Eylem Felsefesi. Evrensel Basım Yayın’dan çıkan bu kitabı, ileri insanlıktan yana herkesin okumasında yarar görüyorum. Marksizm’e ilişkin çok yönlü bilgileri açık, anlaşılır ve eksiksiz biçimde sunan bu 150 sayfalık yayını, okurlarımın bir “başucu kitabı” olarak değerlendireceğini düşünüyorum. Dahası da var: Söz konusu “eylem felsefesi” kitabını okurlarımızın y..]]> Tue, 06 Jan 2015 04:54:40 +0300 90'a 1 kala https://www.evrensel.net/yazi/73059/90a-1-kala https://www.evrensel.net/yazi/73059/90a-1-kala? Fikret Otyam’ın dostları, önceki hafta cuma akşamı, bu çok yönlü değerli sanatçımızla İstanbul’un Maltepe’sindeki Cevahir Otel’de bir araya geldiler. Söz konusu organizasyonu, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç üstlenmişti. Değerbilirlik gösterdiği için Başkan Kılıç’a ve bu nitelikli akşamın ev sahipliğini yapan Kültür Sanat Koordinatörü Ayşe Sipahioğlu’ya buradan teşekkür ediyoruz. Yaklaşık 150 davetlinin katıldığı toplantının adı, “90’a 1 kala” olarak belirlenmişti. Okurlarımız anlayacaktır: Bu akşam yemeği daveti, Fikret Otyam’ın 89. yaş gününe rastlıyordu. Konuşmacılar ve müzikçiler sayesinde, gece saat 01’e kadar sürdü bu yemek. Çember biçimindeki epeyce büyük masaların her birinin çevresinde yaklaşık on kişi oturuyordu. Benim oturduğum masada, Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü, eşi ve Orhan Kemal’in küçük bir genç kız olarak görünen torunu vardı. Sağ tarafımda “Sanayici” olduğunu söyleyen Emel Hanım, onun yanında ise Cengiz Bektaş oturuyordu. (Cengiz Bektaş, liseyi İstanbul Erk..]]> Tue, 30 Dec 2014 04:54:58 +0300 EMEP'in 7. Kongresinden notlar https://www.evrensel.net/yazi/73013/emepin-7-kongresinden-notlar https://www.evrensel.net/yazi/73013/emepin-7-kongresinden-notlar? Coşkulu başladı kongre. Yoldan geçenler, “İçeride herhalde basket maçı falan var” diye düşünmüştür. İlk gözlemim bu coşkuydu. Ama coşkunun oluşması oluruna bırakılmamıştı: Ankara’daki bu ilginç büyük salonun ön sağ ve sol köşelerinde, yerine göre değişik sloganlar atan öncü koro toplulukları vardı, onların sloganlarını salondaki bine yakın kişi hep birlikte yineliyordu. Coşku yaratan bu sloganlar, konu açısından tam yerine oturuyor ve hiç sekmiyordu. İkinci gözlemim, seçilen “Divan kurulu”ydu: Üç kadın ve iki erkekten oluşturuldu bu kurul; hoşuma gitti. Kadın-erkek eşitliğini öne çıkaran EMEP’in “Genel Başkan”ı da yıllardan bu yana değerli bir kadın arkadaşımızdır: Selma Gürkan, öyle doyurucu bir “açış konuşması” yaptı ki, yalın, anlaşılır ve özlü anlatımının, sahip olduğu sosyalist kültürden kaynaklandığı bir kez daha açıkça görüldü. Toplum eleştirisi zaten başka türlü yapılamaz. “Genel seçimlerde yüzde on barajı, hırsızlıktır!” sözü de başka türlü söylenemez. “Bu düzende kadın cinay..]]> Tue, 23 Dec 2014 04:57:13 +0300 'Kürt sorunu' ve ben (5) https://www.evrensel.net/yazi/72963/kurt-sorunu-ve-ben-5 https://www.evrensel.net/yazi/72963/kurt-sorunu-ve-ben-5? Bingöl’ün Göriz köyünde görev yapan ilk öğretmen olarak gözlemlerimi, duygu ve düşüncelerimi, önceki dört kısa yazımda yeterince anlattığımı düşünüyorum. Sözü uzatmak istemem, ama işe yarayacak olsa Göriz üzerine dört değil, dört bin yazı da yazılabilirim. Yeter ki bu insanları gerçekten YURTTAŞ yerine koyalım. Onları da İNSAN sayalım. Böyle yaparsak, Görizlileri de seviyoruz demektir. Sevgi! İşte o zaman bu iş bitmiş, çözüm yolu bulunmuş demektir. O zaman, “Çözüm süreci” falan feşmekana gerek yoktur. Çünkü bana öyle geliyor ki, yıllardır gündemde kalan bu tür formüller, görüldüğü kadarıyla çözümün ertelenmesine yarayan bir süreçtir. Gerçek çözümün mayası, eşit yurttaşlık ilkesindedir. Yurdumuzda yaşayan bütün yurttaşların özgürlüğü temelinde, kardeşçe birlikte yaşamayı öngören, ayrımcılığa hiçbir şekilde olanak tanımayan, adil, onur kırıcı yaklaşımları reddeden, her alanda ve her uygulamada “Eşit yurttaşlık”ı esas alan bir çözüm için güçlerimizi birleştirmek yeterlidir. Çözüm budur. ..]]> Tue, 16 Dec 2014 05:00:00 +0300 Kürt sorunu ve ben (4) https://www.evrensel.net/yazi/72903/kurt-sorunu-ve-ben-4 https://www.evrensel.net/yazi/72903/kurt-sorunu-ve-ben-4? 1960 yılında, Bingöl’ün bir dağ köyünde, benim içinde bulunduğum çaresizliğin, zavallılığın, eli kolu bağlı kalmış olmanın toplumsal plandaki adına, o yıllarda yaygın bir deyişle “Bölgeler arası dengesizlik” deniyordu. Bence yanlış bir nitelemeydi bu: Toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullara bakarsanız, dengesizlikten de öte, o dönemde yurdumuz genel olarak sanki iki ayrı toplum yapısından oluşmuştu: Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile onun dışındakiler… Şunu da söyleyeyim: Aslında, 1960’larda yurdun hemen bütün bölgelerinde kırsal kesim ile kentler arasındaki fark, uçurum gibiydi. Bingöl’ün dağ köylerine gelince bu fark, “uçurum”la falan anlatılamayacak kadar beterdi: Binlerce yıllık bir geri kalmışlık, böyle kolay lâflarla tanımlanamazdı. Bingöl’ün bir dağ köyünde çağdaş eğitim, bence sağır bir öğrenciye piyano öğretmeye çalışmak kadar anlamsızdı. Yine de ben, çarelerden biri olan hayalciliğe sarılarak köyün altından usul usul akan derenin kimi yerde oluşturduğu gölcüklerin, uzun ..]]> Tue, 09 Dec 2014 04:58:33 +0300 Kürt sorunu ve ben (3) https://www.evrensel.net/yazi/72856/kurt-sorunu-ve-ben-3 https://www.evrensel.net/yazi/72856/kurt-sorunu-ve-ben-3? Göriz köyündeki toplumsal/ekonomik yaşam, birçok yönüyle neolitik dönemi andırıyordu. Bu yaşam biçimi, yoksulluğun da ötesindeydi: Çoğu insan, para kullanmıyor, hatta parayı tanımıyordu: Bir teneke peyniri takasa götürüp, kasabadan keçiler için tuz, kadınlar için bez ve aydınlanma için gaz getiriyordu. Gaz lambası çoğu evde yoktu. Çoluk çocuk sığındıkları toprak odayı, “çıra” denen fitilli bir küçük gazyağı haznesiyle aydınlatıyorlardı. Bu insanların hayatları boyunca hiçbir ilaç almadığı belliydi: Yüksek ateşli bir hastaya, ateşinin düşmesi ve ağrılarının kesilmesi için, bir Aspirin tableti yetiyordu. Öte yandan, parazitli ve mikroplu bir ortamın içine doğan bebeklerin çoğu, daha ilk aylarda ölüyordu. Bu konuda başka bir kuşkum da vardı: Belki soğuktan ölüyordu onlar. Kimi kış aylarında baş gösteren çocuk hastalığı salgınları ise köyün bebeklerini ve çocuklarını kırıp geçirmekteydi. Hangi bir derde nasıl yetişeceğimi şaşırmıştım. Öğretmen miydim, sağlıkçı mıydım, akıl hocası mıydı..]]> Tue, 02 Dec 2014 04:58:03 +0300 'Kürt sorunu' ve ben (2) https://www.evrensel.net/yazi/72807/kurt-sorunu-ve-ben-2 https://www.evrensel.net/yazi/72807/kurt-sorunu-ve-ben-2? Zazaca ya da “Zazaki” konuşan Bingöl’ün Kürt köylerinde, yoksulluğun göstergelerinden biri de, bazı giyim eşyalarını ortak alıp ortak kullanmaktı. İnsanoğluna özgü bu toplumsal olguyu, “Bingöl Hikâyeleri” başlığı altında topladığım kitaptaki bir hikâyede anlatmıştım. Pek benzemiyorum ama, 1970’li yıllarda ödüller kazanan bir hikâyeciydim. Öte yandan, geniş anlamıyla gönlü “insanlıktan yana”, dar anlamıyla “Kürtlerden yana” olan Cemal Süreya, 1974’te bu hikâyeler için şöyle yazmıştı: “Ahmet Say, insanî durumun altında toplumsal eleştiriyi çok iyi veriyor. Ayrıca, anlatımında da, anlattığı olaylara elverişli gelebilecek bir eğleni havası var. Bu yazarın bir iki ay önce bir dergide yayımladığı Kalkınma Yolları adlı öykü gerçekten nefisti. Sanırım, Baba Çehov bile, okusa, hayıflanırdı böyle bir yapıt karşısında. Yazarını da alnından öperdi. Diyeceğim; Ahmet Say, ilk birkaç öyküsüyle yurdumuzun en iyi öykücüleri arasına giriyor. Bir yazar için önemlidir bu. Bir kumaş nasıl ilk metresinden ..]]> Tue, 25 Nov 2014 05:00:49 +0300 'Kürt sorunu' ve ben (1) https://www.evrensel.net/yazi/72752/kurt-sorunu-ve-ben-1 https://www.evrensel.net/yazi/72752/kurt-sorunu-ve-ben-1? Yurdumuzun Kürt olmayan bir aydınıyım. Ama Kürt halkını yakından tanıma fırsatını buldum. Çünkü onlarla birlikte yaşadım: 1960-1963 yılları arasında, Bingöl’ün merkeze bağlı küçük bir dağ köyü olan “Göriz”de öğretmenlik yaptım. Bu köye giderken Kürt halkı konusunda hiç bilgim yoktu. Bütün Kürt köyleri gibi, Göriz’in de günümüz uygarlığının nimetlerinden bütünüyle uzakta ve çok yoksul olduğunu duymuştum, o kadar. Göriz’deki ilk günlerimde, birlikte yaşadığım halkın, “Şafiî” mezhebine derin bir inançla bağlı bulunduğunu, “Zazaca” konuştuğunu, günümüz dünyasında olup bitenden ise habersiz, üstelik, söylenenden de yoksul olduğunu anladım. Dağlar arasına sıkışmış bu köyde halk, hayvancılıkla geçiniyor, ürettiği yağ ve peyniri kente götürüp onları un, gaz, bez ve tuzla takas ediyordu. Ben orada ne biçim bir öğretmendim, onu da anlatayım: 1935’te İstanbul’da doğmuştum. İstanbul Erkek Lisesini bitirerek 1954 yılında öğrenim için Almanya’ya gittim. Orada gazetecilik öğrenimi görürken önde gel..]]> Tue, 18 Nov 2014 05:00:41 +0300 Dört değerli kitap https://www.evrensel.net/yazi/72699/dort-degerli-kitap https://www.evrensel.net/yazi/72699/dort-degerli-kitap? Aylardır kendimce değerlendirerek tanıtmak istediğim kitaplar var. Neyleyim ki, son iki aydan bu yana, Anadolu’nun birçok kentinde “müzik sanatı” üzerine konuşmalar yapan bir “gezgin” konumunda olduğum için, elim değmedi, yazamadım. Bugün de genişçe yazamayacağım; çünkü kitapları okumak yetmez; o kitapları derinlemesine inceleyerek yazarının asıl derdinin ne olduğunu, ne söylemek istediğini anlamış olmam gerek. Bu kısacık köşe yazısında şimdilik, söz konusu kitapların künyesini vermekle yetineceğim. Böylece en azından bir “değerlendirme/eleştirme” yazısına değer gördüğüm kitapların adını açıklamış olacağım: Evet, bu bir ilk adım… Yayımlanma tarihine göre ilk kitap, “Nizamülmülk’ün Öldürülüşü” başlığını taşıyor. Yazarı, ülkemizde edebiyat sanatı için bugüne değin nasılsa canını vermemiş olan Ahmet Yıldız. İstanbul’da Kaynak Yayınları’ndan 2014’ün şubat ayında çıkmış ve ben bu 166 sayfalık hikaye kitabındaki hikayelerden ancak üçünü okuyabildim, iyi mi? Kendimi bağışlayamıyorum. İkinci..]]> Tue, 11 Nov 2014 04:57:27 +0300 Selçuk Altan'ın ardından https://www.evrensel.net/yazi/72639/selcuk-altanin-ardindan https://www.evrensel.net/yazi/72639/selcuk-altanin-ardindan? Tam elli yıllık arkadaşımdı. 1960’lı yılların başlarında, “Dünya” gazetesinin Ankara temsilcisiydi. Akşamın yakınlaştığı saatlerde gazetenin işleri bitince bu büro, başkentin önde gelen genç aydınları ve tiyatro sanatçılarının uğrak yerine dönüşürdü. Selçuk’u oradan tanıyorum; birkaç kez ben de gitmiştim bu gazetenin Ankara bürosuna. Ama asıl eğlencemiz, Ankara Sanat Tiyatrosundaki arkadaşların temsili bitince geceleri başlardı. Kızlı erkekli bu düzeyli gece sohbetlerine doyum olmazdı. Selçuk, dönemin en başarılı gazetecilerindendi. Mesleğe “Ulus” gazetesinde başlamış, sırasıyla Akşam, Öncü, Yeni Sabah ve Dünya’da görev yapmıştı. Hukuk fakültesini bitirip lisansüstü programı da tamamlamış olarak dönemin “abur cubur” gazetecilerinden epey farklıydı. Bu fark, kültürel konulardaki kavrayışıyla kendini belli ederdi. Bence Selçuk’un başta gelen niteliği, dünya tatlısı, iyi bir insan olmasıydı. Üstelik, “iyi” olmakla kalmaz, “iyilikseverlik” göstererek herkese yardım eder, yol göster..]]> Tue, 04 Nov 2014 04:58:52 +0300 Eğitimde sanat düşmanlığı https://www.evrensel.net/yazi/72619/egitimde-sanat-dusmanligi https://www.evrensel.net/yazi/72619/egitimde-sanat-dusmanligi? Bu yazımda, iktidarın sanat düşmanlığı üzerinde kısaca duracağım. Her alanda olduğu gibi, sanat düşmanlığı eğitimde de kendini gösteriyor. Temel eğitimin ilk sınıfında 5.5 yaşındaki çocukların okula başlaması zorunluluğu getirildi. Eğitim yaşı konusunda uygar dünya şu ilkeyi önde tutar: Eğitim, çocuk, hatta bebek psikolojisi ve fizyolojisini temel alma koşuluyla bebeklik çağında başlatılır. Bu, “okul öncesi eğitim” ile sınırlı değildir, genel olarak “çocuk eğitimi”nden bahsediyorum. Özellikle çağımızın eğitimcilerine soracak olursanız müzik, gerçekte anne karnında başlar! Yanlış anlaşılmasın: “Karnı burnunda hamile kadınları okula gönderelim!” demiyorum, haşa! Şunu hatırlatmak istiyorum: Anne karnındaki bebek, annesinin yürek atışlarının ritminden etkilendiği için, doğduktan sonra bu ritmik sesi anne kucağında yeniden bulunca rahatlar ve ağlamayı keser. Müzik, insan hayatının her evresinde insanı saran, insanla iç içe olan bir olgudur. Peki, çocuklarımızı 5.5 yaşında okula başlat..]]> Tue, 28 Oct 2014 06:00:52 +0300 Aynı pistonun ardında https://www.evrensel.net/yazi/72531/ayni-pistonun-ardinda https://www.evrensel.net/yazi/72531/ayni-pistonun-ardinda? Yeryüzünde kültür üreten tek canlı, insanoğludur. Biyopsişik, sosyal ve kültürel bir varlık olan insanoğlu, 21. yüzyılda bile eğer ülkesindeki egemen sınıfların dayattığı siyasal yapı ve düşünce biçimiyle yetiniyorsa insanlık görevlerinden uzaklaşıyor demektir. Çünkü insanın tanımında eskiyle yetinmek değil, yeniyi yaratmak vardır. Eskiyle yetinmek açısından yurdumuzdaki karanlık tablo, birdenbire karşımıza çıkmış değildir. Çeyreğine bile ulaşılamamış aydınlanma hareketi ve emperyalizmin yurdumuzda sözünü geçirir olmasının başlamasıyla son altmış yıldan bu yana karanlık güçler, siyasal erkini 12 Mart ve 12 Eylül darbeleriyle perçinlemiş, onların dozerle açtığı geriye giden yol, sonraları asfaltlanmaya başlamıştır: Devletin elindeki bütün olanaklar, dış güçlerin isteği doğrultusunda ve onlarla iş birl..]]> Tue, 21 Oct 2014 00:13:44 +0400 Devrimden sonra düş yıkımı https://www.evrensel.net/yazi/72475/devrimden-sonra-dus-yikimi https://www.evrensel.net/yazi/72475/devrimden-sonra-dus-yikimi? Devrimden sonra düş yıkımı hangi çağda, nerede görülmüş? Anlatayım: 18. Yüzyıl Aydınlanması’nın doruktaki sonucu olan Fransız Devrimi’nin etkileriyle Avrupa top-lumlarının burjuva demokratik haklar yönünden feodal yapıyı bütünüyle tarihin çöplüğüne attığını biliyoruz. Ancak, devrim doğrultusunda verilen sözler lafta kalmıştır. Peki, onca kavga dövüş, akıtılan kanlar, giyotin sepetine düşen kelleler, boşuna mı yaşanmıştı? “Eşitlik, özgürlük, kardeşlik, dayanışma” gibi devrim ilkelerinin peşinden koşan kitleler, yoksa düş mü görmüşlerdi? Gerçek şuydu ki, Fransa’da krallığı yıkarak iktidarı ele geçiren burjuvazi, demokratik kazanımların çoğunu görmezlikten gelmeye başlamıştır. Siyasal iktidar, sanayicilerin ve bankerlerin çıkarlarını temsil ediyordu artık. Emekçi halk ve &oum..]]> Tue, 14 Oct 2014 00:13:46 +0400 Kültürümüz ve Kültür Bakanlığımız https://www.evrensel.net/yazi/72423/kulturumuz-ve-kultur-bakanligimiz https://www.evrensel.net/yazi/72423/kulturumuz-ve-kultur-bakanligimiz? İlk Kültür Bakanı Talat Sait Halman’la başlayan süreçte 100’ü aşkın kültür bakanı geldi geçti. 1990’lı yılların sonlarında, sadece bir yaz döneminde bu koltuğa dokuz bakanın oturup kalktığını hatırlarım. Sayının kabarık olması şu bakımdan dikkat çekicidir: Her bakanın kendince ve partisince bir “kültürel bakış”ı olduğuna göre, ülkenin kültür politikası fena halde zikzaklı bir yol izlemiş demektir. O yıllarda, değerli şairimiz Cahit Külebi, bakanların değişip durmasını önemsemez, şöyle derdi: “Türkiye zaten iki kültür bakanı tanımıştır: Birincisi Hasan Âli Yücel, ikincisi Hasan Âli Yücel.” AKP iktidarına kadar gelip geçen bakanların çoğunluğu, belirli bir kültür politikası uygulamak niyetinde değildi; bürokratik işlerin kazasız belasız yürümesi, böylece olums..]]> Tue, 07 Oct 2014 00:34:53 +0400 Metin Demirtaş'la konserde... https://www.evrensel.net/yazi/72373/metin-demirtasla-konserde https://www.evrensel.net/yazi/72373/metin-demirtasla-konserde? Kırk yıllık dostum Metin Demirtaş’la her gün değilse bile en az haftanın üç gününde birbirimizi telefonla arardık. Birkaç gün gecikme olduğunda, “acaba tatsız bir şey mi var orada?” duygusuna kapılırdık hem ben hem o… Bu konuşmalarda konu ya müzik, ya edebiyat, ya da ne bileyim, insanlık halleriydi işte! Siyaset konularına tenezzülümüz yoktu. Birbirimizi öylesine sayar ve severdik ki, telefonu kapattığımızda dostluğumuza bir tazelik eklendiğini duyumsardık. (Metin adına da söylüyorum, çünkü bundan eminim…) Metin’in öldüğünü öğrendiğim 27 Eylül Cumartesi sabahı ben, “ben” olmaktan çıktım sanki. Bilgisayarın başından kalktım ve bir daha da oturamadım. Ayakta öylece bekliyor, hiçbir şey düşünemiyor, n’edeceğimi bilemiyordum. Korkuyordum, ağlamaktan korkuyordum. Çünk&..]]> Tue, 30 Sep 2014 00:07:24 +0400 İnsanlık ve Ortadoğu https://www.evrensel.net/yazi/72319/insanlik-ve-ortadogu https://www.evrensel.net/yazi/72319/insanlik-ve-ortadogu? İlk gençlik yıllarımda, İstanbul Erkek Lisesi’nde öğrenciyken okula çok yakın olan Eminönü Halkevi’ndeki açıkoturumların gedikli izleyicileri arasındaydım. Bana göre “yeni” olan düşüncelerle etkilendiğim tanınmış düşünür ve yazarların anlattıklarından çok şey öğrendim o yıllarda. Oysa, açıkça belirtmeliyim ki, 20 Eylül Cumartesi günü, Ankara’daki Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde yapılan açıkoturumdaki konuşmacılardan belli bir konuda öğrendiğim bilgileri, yaşamım boyunca öğrenmedim. Anladığım kadarıyla oturumun başlığı, “Ortadoğu’da gelişen güncel olaylar ve Türkiye”ydi. Bizi bu denli yakından ilgilendiren böyle bir konuda, “Meğer ne kadar hafifmişim!” duygusuna kapıldım. Oturumu yöneten İlke Işık, cin gibi bir hanım kızımızdı; tanıtımlarda, açıklamalarda ve ..]]> Tue, 23 Sep 2014 00:40:28 +0400 Haksızlıklar önünde... https://www.evrensel.net/yazi/72266/haksizliklar-onunde https://www.evrensel.net/yazi/72266/haksizliklar-onunde? 11 Eylül akşamı, bizim evin oralarda motor sesleri bir anda ayyuka çıktı. Sokağı motosikletli gençler bastı sandım. Pencereyi açıp bakınca, yalnızca motosikletler değil, epeyce otomobilin de olduğunu gördüm. Otomobilciler ha bire korna çalıyordu. Bu gergin, hatta fena halde sinirlenmiş olan gençlere seslendim: “N’oluyor arkadaşlar? Burada uyuyan bebekler var, hastalar var, ihtiyarlar var… Bu ne gürültü?” Pencereye yakın olan bir motosikletli şöyle cevap verdi: “Haberin yok mu amca? Kuveytliler bizden birini dövdü. Arabasından inen bir yurttaşımızı… Dört kişi birden, hem de eşinin ve çocuklarının gözü önünde öldüresiye dövdüler amca!..” “Vay be! Peki sonra?” “Biz de buraya, Kuveyt Büyükelçiliği’nin önüne geldik, protesto için!..&rdq..]]> Tue, 16 Sep 2014 00:21:36 +0400 Zaman https://www.evrensel.net/yazi/72215/zaman https://www.evrensel.net/yazi/72215/zaman? Zaman kavramını daha iyi anlayabilen, benim gibi seksenine gelmiş moruklardır. Ama moruktan moruğa fark olduğunu da söyleyeyim: Şu dünyaya boş vagon gibi gelip boş vagon gibi gidecek olan bir moruk, geçmişini gözden geçirecek olsa, zamanı nasıl boşa harcadığını anlar mı acaba? İş işten geçmiş olduğu için, bu niteliksiz moruklardan kimileri, “Bak biz neler de neler görüp yaşadık…” der dururlar. Bunu istediği kadar desinler, yeter ki “görmüş geçirmiş bilge kişi” numarası yapmasınlar. Bilindiği gibi uzun yaşamak, kişiyi bilge yapmaz. Esas olan, doğru yolda yoğun yaşamak, tarihin ileri insanlıktan yana yükselen o koca kültür piramidine küçük de olsa bir taş koyabilmektir. Böyle yapma-yıp da yaşamı oluruna bırakan üfürükten moruklar, aslında şu gerçeği bilir, ama bilmez numarası yaparlar: Zamanı bir sinema şeridi gibi geriye sarıp..]]> Tue, 09 Sep 2014 00:28:12 +0400 Kim, hangi safta? https://www.evrensel.net/yazi/72166/kim-hangi-safta https://www.evrensel.net/yazi/72166/kim-hangi-safta? Bu kez Borusan Sanat bir basın açıklamasıyla, Aralık ayında üçüncüsü yapılacak olan Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın katıldığı “BİFO&Fazıl Say Festivali’nin iptalini üzülerek duyuruyoruz” dedi. Gazetelerin yazdığına göre Fazıl Say, bu duyuruya tepki göstererek “Konser iptalleri yerine neden tüm festivalin iptal edildiğini?” sordu. Nedeni açık: İptal edilen festival falan değil, Fazıl Say’dır. Bu isteğin yüksek yerden gelmiş olmasına gerek yoktur. Borusan, doğallıkla yüksek yerin tutumu doğrultusunda davranmıştır: Fazıl Say’ın sanat yönetmeni olduğu Uluslararası Antalya Piyano Festivali nasıl iptal edildiyse bu da öyle… Gürer Aykal, Borusan’ın kararına “Onur duyduğunu” söylemiş. Nitelikli bir festivalin iptali Aykal’ı neden onurlandırıyor? Yanıtlayayım: Gürer Aykal, meslek yaşamı ..]]> Tue, 02 Sep 2014 00:07:05 +0400 Yanlış ata oynamam! https://www.evrensel.net/yazi/72118/yanlis-ata-oynamam https://www.evrensel.net/yazi/72118/yanlis-ata-oynamam? Bugün size bir konser yazısı sunuyorum. Müzik yazılarında benim için temel sorun, anlaşılır olabilmek ve okurlarımın müzik sanatına daha da yakınlık duymasına yol açmaktır. Geçen hafta perşembe günü, ODTÜ'nün Kültür ve Kongre Merkezi'nde güzel bir piyano dinletisi izledik. Böylece piyanist Can Çakmur'u ikinci kez dinlemiş oldum. Can'ın birinci dinletisi, altı ay kadar önceydi. İzlenimlerimi anlatırken şöyle yazmıştım: “Onu dikkatle izledim: Uzun boylu, iplik gibi bir genç. Yüzünde, müzikle 17 yaşın bileşiminden kaynaklanan bir masumiyet okunuyor. Piyano çalma sanatında teknik zorlukları aşmış bu genç sanatçı, son derece gelişkin bir parmak becerisi ve yaşına göre olgun bir yorum sergiliyor." Can, geçen hafta bu kez zorlu bir program yorumladı bize: Barok dönemin doruğu J.S. Bach'tan bir "Prelüd ve Füg..]]> Tue, 26 Aug 2014 00:36:36 +0400 ‘Türkiye’nin en iyi gazetesi’ https://www.evrensel.net/yazi/72065/turkiyenin-en-iyi-gazetesi https://www.evrensel.net/yazi/72065/turkiyenin-en-iyi-gazetesi? Evrensel”i “Türkiye’nin en iyi gazetesi” olarak nitelediğim için, birkaç okurumdan şu mealde e-postalar geldi: “Güzel de… Açıklamasını yaparsanız bu söz tam anlamıyla yerine oturur…” Haklı bu arkadaşlar. Özet bir açıklama yapıyorum: Evrensel, yayınlandığı günden bugüne, sıkı bir özeleştiri kavrayışıyla eksiklerini gidermeye çalışmış, kendini yenileyerek olgunlaşan, yetkinleşen bir gazete kimliği kazanmıştır. Her sayısıyla ve “ek”leriyle gelişmeye yönelen bir gazetedir Evrensel. “Türkiye’nin en büyük gazetesi” olmayabilir, ama öncelikle içeriği bakımından ileri insanlıktan yana kavrayışı geliştirmiştir. “Büyük gazete” dedikleri, bütünüyle profesyonelce hazırlanır ve aynı zamanda şıktır. Evrensel ise amatör ruhludur ve temiz görünümlü..]]> Tue, 19 Aug 2014 00:41:54 +0400 Eleştiri, düzey yükseltir https://www.evrensel.net/yazi/72020/elestiri-duzey-yukseltir https://www.evrensel.net/yazi/72020/elestiri-duzey-yukseltir? Sandık demokrasisi” karşısında nefret duyguları kabaran bir aydın olarak geçen haftaki yazıma, “İnadına bir seçim yazısı değil!” diye başlık koymuştum. Bu başlığa birkaç okurumdan itiraz geldi ve buna bağlı olarak seçimleri neden küçümsediğim soruldu. Cevaplıyorum: Birincisi, “Evrensel” gazetesi okuruna seçim öncesinde yol gösterici yazılar yazmanın yeri yoktur. Çünkü okurlarımız, seçimlerde hangi yönde oy kullanacağını en az benim kadar bilir. İkincisi, “seçim öncesi yazısı”nı kendime yakıştıramam: Bizim gibi çoğunluğu aydınlanmamış olan ülkelerde “seçim”, demokratik bir mekanizma gibi görünen ve gösterilen, ama sonucu belli bir oylamadır. Yineliyorum: Nüfusunun çoğunluğu aydınlanmamış olan ülkelerde, en gerici parti (ya da kişi) hangisiyse, seçimi işte o parti ya d..]]> Tue, 12 Aug 2014 00:05:54 +0400 İnadına bir seçim yazısı değil! Öyle bir yaz günü yazısı https://www.evrensel.net/yazi/71973/inadina-bir-secim-yazisi-degil-oyle-bir-yaz-gunu-yazisi https://www.evrensel.net/yazi/71973/inadina-bir-secim-yazisi-degil-oyle-bir-yaz-gunu-yazisi? Gazeteciliğin ustaları, yaz sıcağında “kısa ve hafif” yazılar yazmayı öğütlerdi bize. Bu usule uyan bir yazı sunacağım okurlara. Popüler müzik türü üzerine pek az yazı yazdım. Bu benim dar görüşlü olduğumdan değil, Türkiye’de popüler müziğin yetersizliğinden kaynaklanıyor. Hayata sevgiyle bakan bir insan, tabii ki düzeyli popüler müzik parçalarını da severek dinler. Bana soracak olursanız bu türün en değerli uluslararası çeşidi, caz sanatıdır. Fırsat buldukça caz müziği dinlediğimi söyleyebilirim. Her şeyin bir yeri var. Sabahtan akşama kadar Bach dinleyen birinin ruhsal sağlığından kuşku duyarım. Çünkü o, hayatı ve insanı anlatan müzik sanatının çağlar içinde gelişen nasıl bir anlatım gücü taşıdığını sezememiş, kendini tekdüze bir hayata mahkûm etmiş demektir. Buradan yola çı..]]> Tue, 05 Aug 2014 00:12:12 +0400 Sevda Şener ve Verda Erman https://www.evrensel.net/yazi/71926/sevda-sener-ve-verda-erman https://www.evrensel.net/yazi/71926/sevda-sener-ve-verda-erman? Türkiye’nin çok değerli iki sanat insanını daha yitirdik. “Onların yeri nasıl doldurulacak?” sorusunu kafamda evirip çeviriyorum: Verda Erman, müzikal ifadeyi kendi duygu süzgecinden bilinçle geçirerek dinleyicisine sıcacık ileten ender piyanistlerimizdendi. Sevda Şener’i ise Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı dostum Üstün Akmen, “Tiyatro filozofu” olarak tanımlıyor. Onu yakından tanıyan değerli tiyatro yazarımız Ayşegül Yüksel de Sevda Hanım’ın “Kendisinden sonraki kuşaklar için kusursuz bir model oluşturduğunu ” belirtiyor. Sevda Şener Hocamız, benim gibi Ankara’da otururdu ve önemsediğim hangi sanat etkinliğine gitsem onunla karşılaşırdım. Bana öylesine bir yakınlık gösterirdi ki, bu tavır karşısında eziklik hissederdim. Bir kez, beni görüp yine oturduğu yerden ayağa kalktığında, dayanamayıp ona şöyle dedim: &ldquo..]]> Tue, 29 Jul 2014 06:58:29 +0400 Rozet Atatürkçülüğü https://www.evrensel.net/yazi/71874/rozet-ataturkculugu https://www.evrensel.net/yazi/71874/rozet-ataturkculugu? Son günlerde, Orkestra Şefi Gürer Aykal ile Besteci ve Piyanist Fazıl Say arasında, basına da yansıyan bir tartışma yaşandı. Fazıl Say, belediye seçimlerinde, AKP’nin genel başkan yardımcılığını yapmış olan bir adayın Antalya’da seçimi kazanması dolayısıyla 14 yıl emek verdiği Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nin sanat yönetmenliğinden çekildiğini açıklamıştı. Bunun üzerine hemen harekete geçen Gürer Aykal, Antalya’ya giderek Belediye Başkanı ile festivalin sponsorluğu konusunda görüşmelere başladı. Bu iş birliğini, festivalin kurucusu Fazıl Say değil, kim olsa yadırgardı. Ne var ki Gürer Aykal, yaptığı basın açıklamasıyla “Atatürk’ün Müzik Devrimi’nin yılmaz bir askeri” olduğunu belirtirken, kendisini eleştirenleri de şöyle niteliyordu: “Egoları incinmiş, temeli olmayan sığ politik eleştirileriyle hedef gösterenler&hel..]]> Tue, 22 Jul 2014 00:34:11 +0400 'TÜSAK' dedikleri https://www.evrensel.net/yazi/71821/tusak-dedikleri https://www.evrensel.net/yazi/71821/tusak-dedikleri? TÜSAK Yasası’nı duymayan okurumuz var mı? Kendi adıma konuşayım, yaklaşık bir yıldır çeşitli dergi ve gazetelerde bu yasa hazırlığı üzerine yazılar yazıp duruyorum; şimdi de Evrensel okurlarına bilgilendirici bir özet sunmak istiyorum. Bugünlerde taslak olarak bekleyen ve cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Meclise getirileceği söylenen TÜSAK Yasası, ülkemizdeki bütün devlet müzik ve sahne sanatları kurumlarının kapatılmasını getirmektedir. Hangi kurumlar kapatılacaktır? Öncelikle Devlet Tiyatrolarının 22 ilimizde bulunan 30’u aşkın sahnesi; sonra, Devlet Opera ve Balesinin Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Mersin ve Samsun’daki 6 birimi; ayrıca, Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Antalya ve Bursa’da konserler veren 6 devlet senfoni orkestramız… Bu sanat kurumları kapatılacak da onların yerine başka bir yapılanmayla yenileri mi açılacaktır? Hayır, onların yerine hiçbir..]]> Tue, 15 Jul 2014 00:40:58 +0400 'Hoş bulduk' yazısı https://www.evrensel.net/yazi/71761/hos-bulduk-yazisi https://www.evrensel.net/yazi/71761/hos-bulduk-yazisi? İki can dostum, “EVRENSEL’de yazsana!” diyerek bana köşe yazarlığı önerisinde bulununca, doğrusu sevindim. Aslında, “Evrensel Kültür” dergisinin yirmi küsür yıllık yazarı olduğum için buralara yabancı değilim. Artık gazetemizde de mübarek ve uğurlu salı günleri, kültür olaylarına, onlarla birlikte kültür piyasasına eleştirel gözle bakan kısa yazılar yazmayı deneyeceğim. Okurlarımın da sorularıyla ve beni eleştiren görüşleriyle bu köşeye destek olmasını diliyorum. “Eskilerden” sayıldığım için, destursuz bağa girilmez, o kadarını biliriz. Düzen getirici olduğumuz için düzen bozucuyuz biz. Nerede ne yapılması gerektiğini az çok biliriz: Yani, anlasanıza, usulüne uyarak “Merhaba” diye başlamak istiyorum şu yazıya! Merhaba ey okur, merhaba! * “Evrensel”, yalnızca evrene kucak açan bir..]]> Tue, 08 Jul 2014 00:19:19 +0400