50 soruda arkeolojiyi öğrenmek

50 soruda arkeolojiyi öğrenmek

50 Soruda Arkeoloji” kitabı, arkeoloji hakkında öğrenmek istenebilecek, merak edilen temel bilgilerin özet bir sunumu niteliğinde. Bilim ve Gelecek Kitaplığı tarafından yayınlanan kitapta arkeolojinin diğer bilim dallarıyla olan ilişkisi ve alışverişi; biyoloji, jeoloji, kimya gibi birçok bilim dalının arkeolojinin gelişimine katkısı da ele alınıyor.

Şiar Can Şener

50 Soruda Arkeoloji” kitabı, arkeoloji hakkında öğrenmek istenebilecek, merak edilen temel bilgilerin özet bir sunumu niteliğinde. Bilim ve Gelecek Kitaplığı tarafından yayınlanan kitapta arkeolojinin diğer bilim dallarıyla olan ilişkisi ve alışverişi; biyoloji, jeoloji, kimya gibi birçok bilim dalının arkeolojinin gelişimine katkısı da ele alınıyor.

Arkeoloji, günümüzün en çok ilgi çeken araştırma alanlarından. Diğer bilim dallarından farklı olarak arkeoloji, toplumun hemen her kesiminin ilgisini çeken, heyecan uyandıran bir bilim dalı. Hatta arkeoloji öğrencisi veya arkeoloji bölümü öğretim görevlisiyseniz, ister istemez etrafınızdaki insanların sizin okuduğunuz bölüme ya da işinize olan ilgisine mahzar oluyorsunuz. Ancak bu sohbetlerin dikkat çeken yanı ise, arkeolojinin bir bilim uğraşı olmasından çok, ‘Bir grup maceracının bir mağarada, dağ başında ya da sualtında define araması’nın yarattığı ilginin ötesine geçemiyor. İşte “50 Soruda Arkeoloji” kitabı, arkeoloji hakkında yanlış veya eksik bilinen verileri soru ve yanıtlarla bir bir ortaya koyuyor. Hem de Türkiye arkeolojisinin önde gelen isimlerinden Mehmet Özdoğan’ın kaleminden...

ARKEOLOJİ NEDİR?

Özdoğan, arkeolojinin tanımını yaparak yola çıkıyor: “Arkeoloji, geçmiş dönemlerde yaşamış insan topluluklarının kültürel ve toplumsal düzenlerini, günümüze kadar gelebilen maddi kalıntılara dayanarak araştıran, belgeleyen ve gelişim sürecini inceleyerek yorumlamaya çalışan bir bilim dalıdır”. Özdoğan bu net tanımı özellikle kitabının başında vererek, arkeolojinin kapsamına da işaret ediyor. Turizmin bir parçası olarak görülen büyük anıtlarla, devasa sütunlarla kaplı ören yerleri ve altın, gümüş, tunç ya da herhangi pahalı bir maddeden üretilmiş göz alıcı ürünlerle kaplı müzelerin, arkeoloji biliminin araştırma boyutları açısından yalnız birkaç bin yılına tekabül ettiğine dikkat çekiyor Özdoğan. Oysaki insanın insanlaşma yolunda maddi üretim aletlerini kullanmasının üzerinden en azından 2 milyon yıl geçti. Söz konusu 2 milyon yıl içinde yüz binlerce maddi değer yaratan, yerleşim alanları kuran, tarım ve yerleşik hayat devrimini yapan insanoğlunun ayak izleri, arkeolojinin büyük oranda yazılmamış tarihten beslendiğine ve besleneceğine dair ipuçları veriyor. Buna karşın arkeoloji, özellikle de prehistorya (tarih öncesi) arkeolojisi eğitimi almamış olan toplum da, arkeolojinin yalnızca son birkaç bin yılın görkemli geçmişini araştırma konusu olduğu yanılgısına kapılıyor. Oysa, Özdoğan’ın da vurguladığı gibi kimi zaman yüz binlerce yıl öncesine ait yapı temelleri, küçük ve kırık eşya parçaları sayesinde geçmiş öğrenilebiliyor, insanın geçmişine ışık tutulabiliniyor.    

ARKEOLOJİ NE DEĞİLDİR?

Mehmet Özdoğan, arkeolojinin ne olmadığını sorusunu da, ne olduğunu anlatarak yanıtlıyor: “Arkeoloji bir bilimdir, geçmişi anlamamızı sağlayarak düşünce sistemini zenginleştiren bir zaman laboratuvarıdır. Arkeoloji sözcüğü dilimize ‘kazı bilim’ olarak çevrilmiştir. Oysa arkeolojinin amacı kazı yapmak değildir. Kazı, arkeoloğun gerekli verileri elde edebilmek için kullandığı yöntemdir yalnızca. Bir biyolog ya da kimyacı için mikroskop neyse, arkeoloji için de kazı aynı anlamı taşır. (…) Arkeolojiyi topluma yansıtan belgeseller de, çoğu kez arkeolojinin bilimsel üretim sürecini değil, uygulamasını ‘çarpıcılık’ süzgecinden geçirerek ele almakta ve bu nedenle arkeoloji, çoğu kişi tarafından gizemli, macera dolu ve neredeyse ruhlar alemiyle bağlantı kurmuş bir alan olarak görülmektedir. Bir diğer yanlış yansıma da arkeologların, görsel güzelliği ya da değeri olan nesneyi elde edebilmek için bilgiyi yok eden defineci ya da antikacılarla karıştırılmasıdır. Oysa arkeoloji ile definecilik ve antikacılık birbirlerinin uzlaşmaz karşıtlarıdır”.

Özdoğan’ın “50 Soruda Arkeoloji” kitabı, arkeolojiye dair sorular ve yanıtlarla devam ediyor. Arkeoloji bilimi hakkında kulaktan dolma, eksik ve yanlış bilgiler değil de, uzmanından ne olduğunu öğrenmek isteyenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap “50 Soruda Arkeoloji”. (Ankara/EVRENSEL)


MEHMET ÖZDOĞAN KİMDİR

1943’de doğan Mehmet Özdoğan, lisans ve doktora eğitimini İstanbul Üniversitesi Prehistorya Ana Bilim Dalında tamamladıktan sonra, aynı ana bilim dalında akademik yaşamını sürdürmüş ve buradan emekli olmuştur. Başta Keban ve Karakaya baraj göl alanlarında yürütülen kurtarma kazıları olmak üzere, ülkemizin çeşitli yerlerinde birçok arkeolojik kazı ve araştırmaya katılmıştır. Halen Kırklareli’nde, Aşağıpınar ve Kanlıgeçit kazılarını sürdürmektedir. Esas uzmanlık alanı, “Neolitik Devrim” olarak da adlandırılan, tarım ve hayvancılığa dayalı köy yaşantısının ortaya çıkışı, gelişimi ve başta Güneydoğu Avrupa olmak üzere başka coğrafyalara yayılım sürecinin anlaşılmasıdır. Ayrıca, arkeometri, jeoarkeoloji, arkeoloji tarihi ve politikaları üzerine çalışmakta, arkeoloji biliminin topluma yansıtılması ve kazı alanlarının korunması için çaba göstermektedir. Bu amaçla Diyarbakır Çayönü, Kırklareli Aşağı Pınar ve Kanlıgeçit mevkilerinde çağdaş bir anlayışla açık hava müzesi düzenlemeleri gerçekleştirmektedir.

www.evrensel.net