Yayla yasağı kalksın

Yayla yasağı kalksın

Şırnak’ta devam eden askeri operasyonlar Koçer kültürünü bitirme noktasına getirdi. Beytüşşebap’ta tüm yasaklamalara rağmen hayvancılık yapmaktan vazgeçemeyen Koçerler, kent yaşamına ayak uyduramadıklarını söylüyor. Koçerler, yayla yasakları ile askeri operasyonların bitmesi halinde bölgede ekono

Ferhat Arslan

Mezopotamya’nın en köklü kültürlerinden biri olan Koçerlik, son 20 yıldır tüm baskılara rağmen hâlâ geleneği yaşatma kararlığı gösteriyor. Hakkari’nin Beytüşşebap ilçesi ile Hakkari sınırlarına dayanan Laleş, Meydanzengil, Marinos, Faraşin ile Berçelan Yaylalarında koyun besiciliği yapan Koçerler, çatışmalı ortam ve askeri operasyonlar nedeniyle geleneği terk etmek zorunda bırakılıyor. “Güvenlik” gerekçesiyle yaylalara çıkmalarına izin verilmediği için kent varoşlarına sığınmak zorunda kalan Koçerler, askeri operasyonların son bulmasını istiyor.

‘KOÇER KÜLTÜRÜ YOK OLMASIN’

Hayvan besiciliğine uygun ve zengin bitki çeşitliliğine sahip olan Beytüşşebap yaylalarında yüz yıllardır kendi kültürlerini yaşadıklarını söyleyen Salih Erol, 20 yıldır yaşadıkları sıkıntı nedeniyle 10 bin küçükbaş hayvandan bin tane kaldığını dile getiriyor. Çatışmalı ortam ve askeri operasyonlar devam ettiği takdirde Koçer kültürünün yok olmakla yüz yüze kalacağını ifade eden Erol, şöyle konuşuyor: “Koçer kültürü tamamen doğayla bir bütündür. Doğadan kopartıldığımız takdirde kültürümüz de yok olup gidecektir. Çünkü biz kent yaşamına ayak uyduramıyoruz. Koçerlerin 7 ayrı oba kolunun büyük bir çoğunluğu kentlerin varoşlarına göç ettirildi. Şu an çok sıkıntı yaşıyorlar. Biz hiç kimseden aş iş istemiyoruz. Doğamız bizi besleyebilecek zenginliğe sahiptir, yeter ki bu askeri operasyonlar olmasın, yaylalar yasakları kaldırılsın kendimizi idame edebiliriz. Her bir yaylada 10 bin küçükbaş hayvan bulunuyordu, şimdi bin hayvan dahi kalmamış.”

‘DOĞAYLA UYUMLU YAŞIYORUZ’

Doğa koşullarına göre yaşamlarına yön veren Koçerlerin, huzurlu bir yaşamları olduğunu ve kentlilerin yaşamlarına müdahale etmedikleri takdirde tüm ihtiyaçlarını doğadan karşılayabilecek durumda olduklarını kaydeden Mehmet Yıldız, dağların zirvelerinin her zaman Koçerlerin barınma yeri olduğunu belirtiyor. Yıldız, şöyle devam ediyor: “Koçerlerin bir bütünü doğada yaşayan diğer canlılar gibi aynı koşullarda dünyaya gelmiştir. Kadınlar doğumdan hemen sonrasında ayağa kalkar koyun sürüsü ile birlikte yola koyulur çünkü biz doğayla uyumlu yaşıyoruz. Kent yaşamına alışık olmadığımız için hem ekonomik sıkıntı çekiyoruz hem de yerleşik yaşam bize tutsak bir yaşam gibi geliyor. Tek umudumuz Kürt sorununun çözülmesi bizim de coğrafyamızda özgürce yaşayabilmemizdir.” (Şırnak/DİHA)

www.evrensel.net