Bizim tarihimiz ezilenlerin tarihidir

Fotoğraf: Evrensel

Bizim tarihimiz ezilenlerin tarihidir

Vortex of Clutter İstanbullu bir metal grubu. “Source of Sickness” adını taşıyan ilk albümünü çıkartan grup benzerlerinden sol duyarlılığı ile ayrılıyor. Dünyada hemen her ülkede ilk kez alt sınıflar tarafından üretilmiş ve sonrasında daha geniş kitlelere yayılmış bir müzik tarzı olan metalin Türkiye’deki hik

Suzan Demir / Özgür Öğret


Şarkılarınızda dikkati çeken bir özellik var, Türkiye’deki genel metal dinleyicilerinin ulusalcı bir yapıda olduğunu düşünürsek bu bağlam dışında bir tema işliyorsunuz. Şeyh Bedreddin, September 80 (Eylül 80), Proletaria Prevails ( Proleterya kazanacak) gibi şarkılarınız bu anlamda dikkat çekici...
Grup olarak aslında ideolojik altyapımız çeşitlilik gösteriyor, zamanla ortaklaştığımız noktalarda şarkı yazıyoruz. Ortalama bir metal dinleyicisi, Türkiye için söylüyorum ama dünyada da çok farklı değil aslında durum, ulusalcı bir yapıya sahip. Özellikle 12 Eylül sonrası gençliğin tipik bakış açısına sahip. Biz biraz daha farklı bir çizgide çıktık. Bu dikkat çekti bir kere öncelikle, örneğin Şeyh Bedreddin şarkısında ilk kez bir Anadolu kahramanının adını bir metal şarkısında duyuyorlardı diyebilirim. Daha öncesinde de yine tarih konusunu şarkılarında işleyen metal gruplar vardı hâlâ da varlar. Milliyetçi müzik grupları vardı Orta Asya’daki kültürlerini şarkı sözlerine taşıyan. Biz de buna biraz tepki göstermek adına Şeyh Bedreddin şarkısının da yazılma sürecinde bir yazı yayınlamıştık. ‘Bizim tarihimiz kan takibiyle bulanabilecek bir tarih değil, bizim tarihimiz ezilenlerin tarihidir’  demiştik orada da. Grubun genel çizgisi de o anlamda devam etti. “İşçi Sınıfı Kazanacak” şarkısı da öyle bir bakış açısının ürünü. Ama şunu söyleyebilirim ki sosyalist bakış açısına sahip olmakla beraber tamamen sosyalist değiliz. Vicdani ret, toplumsal konuların yanı sıra, kişisel dertlerimizi de şarkılarımıza taşıdık. Vicdanı ret ya da 12 Eylül gibi konular toplumsal olduğu kadar kişisel olarak da bizi etkileyen konulardı çünkü.

BAKIN BURADA BİR DARBE OLDU DEMEK İSTİYORUZ

Kürtçe heavy metal müzik yapan bir grup Ferec kendi ana dilinde söylüyor şarkılarını, ama siz İngilizce söylüyorsunuz, tercihiniz bu konuda İngilizce mi olacak hep yoksa daha sonra Türkçe de şarkı yapacak mısınız?
İngilizce yapmak biraz daha kolaya kaçmak aslında dil açısından çünkü hep İngilizce dinledik hep İngilizce gördük. Türkçe, Kürtçe kendi ana dilinde şarkı söylemek farklı bir yaklaşım farklı bir çalışmayı gerektiriyor. Şunu söyleyebilirim ilerde bir Türkçe şarkı projemiz var. Albümden sonra beş şarkılık bir E.P. (Extended Play-Birkaç şarkılık albüm) yayınlamayı düşünüyoruz içersinde iki tane Türkçe şarkı var. Bir tanesi yine Şeyh Bedreddin gibi tarihsel bir kahramanı, karakteri anlatacak, diğeri de bir cover, onu söylemeyeyim o sürpriz olsun. Bunun yanı sıra bizi bize anlatmanın dışında burada yaşanan olayları dışarıda anlatmak da istiyoruz elbette ki. Bakın burada bir darbe oldu demek istiyoruz. O yüzden de İngilizce’yi kullanıyoruz diyebiliriz. Genel anlamda da dünyaya baktığımızda İngilizce’nin ortak bir dil olduğunu söyleyebilirim metal açısından -elbette kendi ana dilleriyle kendilerini kabul ettirmiş müzisyenlerin dışında- bunun etkisi büyük.

Tarihe olan ilginin kaynağı nedir?
Ben tarih mezunuyum.

Politik müzik ve mesaj ağırlıklısınız fakat brutal vokal tercihiniz var. Anlaşılamamak gibi bir kaygı taşımıyor musunuz?
Müzikal beğenimizden dolayı tercih ediyoruz, death ve trash metali seviyoruz. ama müziğimizde ve vokalde daha extreme yapıyı tercih ediyoruz. Bazen anlaşılmayabiliyor ama o da kayıttan kaynaklı. Kayıt iyi olunca anlaşılma konusunda bir sorun olmuyor. Onun dışında her yere şarkı sözlerimizi koyuyoruz okunsun diye gerekirse çevirisini yapabileceğimizi vurguluyoruz. O noktayı böyle telafi etmeye çalışıyoruz diyebilirim.

MALİYET DÜŞÜNCE ÇOK FAZLA KAYIT ORTAYA ÇIKTI

Metal müziğin gidişatı hakkında ne düşünüyorsun sadece Türkiye’de değil Dünyada nerede görüyorsun metal müziği?
Eskiden çok daha zordu müzik yapmak. Bizim gibi kenar mahallelerden çıkıp kayıt alabilmek çok daha zordu. Şimdi ise yine bu anlamda kayıt yapabilmek daha kolay evlerde dahi kayıt stüdyoları oluşturmak mümkün. Şimdi bu işi yapabilmek eskiye nazaran daha ucuz maliyetli bir noktaya geldi. Tabii bunun götürüleri de var çünkü bir kere kayıtlar artık dijital eski analog yapıdan uzakta cilalı dijital bir sound haline geldi. İstenilen ruhu verebilme açısından sorun yaratabiliyor. Gitarda yaptığınız gitar oyunları çok sabit kalabiliyor. İstediğiniz ölçüde yansıtabiliyorsunuz. Ama maliyet düşünce çok daha fazla kayıt çıktı, grup çıktı ortaya bu açıdan iyi bir durumda denilebilir.

Maliyetler düştü fakat yaptığınız müzik türünün piyasada büyük bir ticari getirisi yok ve bir nevi risk alıyorsunuz denilebilir mi? Bu konuda ne düşünüyorsun?
Elbette ki ticari büyük bir getirisi yok. Hatta bizden bir şeyler gidiyor. Emek ve para sarf ediyoruz. Zaten Türkiye de bu işi birçok grup yapıp da para kazanmıyor mesela. Tamamen özveride bulunarak işimizden gücümüzden zaman artırarak yaptığımız bir şey bu. Kendimizi ifade etmek için yapıyoruz. Hem kendimizi hem ideolojik bakışımızı ifade etmek adına seçtiğimiz bir yol. O yüzden risk almadan olmaz diyorum.

ŞEYH BEDREDDİN ŞARKISIN HEP BİR AĞIZDAN SÖYLEDİK

Ticari kaygıları bir yana koyuyorsunuz peki ama bunun bir de dinleyiciye ulaşma yanı var o konuda işler nasıl yürüyor?
En son bir albüm lansman konseri vardı. Bir rock barda ve beklediğimizin çok üstünde bir kitle vardı. Tabi bu konuda EP’nin daha önce bedava dağıtılmış olmasının etkisi var. Mesela insanlar şarkılarımızı biliyorlardı şu an çıkan yeni albümdekileri olmasa da eski EP’nin şu an yeni albüme kaydedilmiş olanları da var, onları biliyorlardı. Mesela Şeyh Bedreddin şarkısını hep bir ağızdan söyledik. Bizim için çok şaşırtıcıydı, çünkü özellikle son konsere kadar böyle bir kitle gelmiyordu. Şarkıların hep bir ağızdan söylenmesi bizim için sevindiriciydi.

BÜYÜK SATIŞ STRATEJİLERİMİZ YOK

İlk EP’yi bedava dağıttık dedin, müziğin satılması konusunda ne düşünüyorsun?
Bizim bakış açımız şöyle; koyalım İnternet’e insanlar ücretsiz dinlesin indirsin, herkes istediği gibi ulaşsın istiyoruz. Biz zaten bir şirkete bağlı bu albümü bandrollü de yayınlasak bandrolsüz de yayınlasak para kazanamıyoruz. Hatta öyle ki CD’nin kendi masrafını, albüm kaydının kendi masrafını çıkarıyor olması da çok zor bir durum bizim için. Bunu yapabilenler mesela albüm kapaklarını, t-shirtlerini bir paket halinde cüzi bir miktara satan gruplar var.
O yüzdendir ki bizim için konserlerimize daha çok kişinin gelmesi, eğlenmesi daha önemli. O yüzden öyle büyük satış stratejilerimiz yok.

Öyle büyük paralar kazanma derdinde değilsiniz yani?
Evet değiliz.

İlk EP’de kayıt aşamasında bir eleştiri var. Kirli kayıt olarak değerlendirilmiş bunun hakkında ne diyeceksin?
İlk albüm aceleye geldi. İlk solistimiz Benjamin’in ülkesine dönmesi gerekiyordu. Bu anlamda aceleye gelmiş bir süreç oldu. Bir de Benjamin’e manevi bir dostluk göstergesi olarak bu EP’yi yapmak istiyorduk, bir de artık ilk adımı atmamız lazımdı. Çok üzerinde durmadık yaptık insanlar dinlesin istedik. Daha sonra daha iyisini yaparız diye düşündük.
(İstanbul/EVRENSEL)


ALBÜM TEK BİR YERDE KAYDEDİLMEDİ

Peki son kayıt daha iyi oldu mu istediğiniz gibi bir çalışma ortaya çıktı mı?
Bazı noktalarda hata yaptığımızı düşünüyorum. O da şundan kaynaklı; klasik olacak ama şartlar böyleydi, ama hakikaten şartlar böyleydi. (gülüyor) Çok farklı ekipmanlarla kaydettik mesela bir gün bulduğumuz gitarı öbür gün bulamadık. Tek bir yerde sabit olarak kaydedilmedi birden çok yerde kayıt aldık ve hepsi mix ve mastring sırasında kurtarılmaya çalışıldı. Bunlardan dolayı ince olarak dinlediğimizde belli noktalarda hatalarımızı fark ettik ama bunlar da sanırım ilk albüme tanınabilecek toleranslardı. Ama yine de ortalamanın üzerinde bir sound elde ettik. Bunu, dinleyicilerden gelen tepkileri de göz önüne alarak söylüyorum.

www.evrensel.net