Kadınlar, sendikalarda da eşitlik için mücadeleye devam ediyor

Kadınlar, sendikalarda da eşitlik için mücadeleye devam ediyor

Kadınların, toplumsal mücadelede çoğu kez kararlı bir şekilde hareketi ilerleten, sürükleyen, kitleselleştiren etkileri olmasına rağmen, sıra örgütlenmelerde yer alma, karar süreçlerinde ve yönetim organlarında söz sahibi olma konusuna gelince, yarattıkları etkinin tersine bir irade söz konusudur. Dünyada sendikal m&uum

KESK’TE KADIN TEMSİLİYETİ GERİLEDİ

Ülkemizde de gerek işçi gerekse kamu emekçisi kadınların, sendikalarda örgütlenmesi halen önemli bir sorun olarak gündemimizdedir. Kamu emekçilerinin en dinamik örgütlenmesi KESK ve bağlı sendikalarda ise ilk kuruluş günlerinden bu yana kadın sorunu ve beraberinde yürütülen kadınların temsiliyeti tartışması sendikaların gündemindeki önemli konulardan birisi olagelmiştir. Bu bakımdan, KESK ve bağlı sendikaların 2011 yılı genel kurul süreçlerinin kadınlar yönünden de değerlendirilmesi gerekmektedir. Çünkü bu genel kurul süreçlerinde kadınların eşitlik ve özgürlük mücadeleleri açısından “kadın meclisi” ve “kota” gibi “olumlu” denebilecek adımlar atılmış görünmekle birlikte, gerçekte kadınların temsiliyeti açısından ciddi gerilemeler yaşanmıştır.

KESK tüzüğü “Toplumsal yaşamın her alanında cinsiyet ayrımcılığına karşı çıkarak, başta çalışma yaşamı olmak üzere her alanda cinsiyetler arası eşitsizliğin ortadan kaldırılması için mücadele etmeyi” hedefleri arasında sayıyor. Yönetimde kadın sekreterliği var. Kadın sekreterlikleri bulunmayan bağlı sendikalarda ise kadın komisyonları bulunuyor. Yine tüzükte yer alan “Tüm organların toplamında yüzde 30 kadın kotası uygulanır” maddesi son yapılan genel kurulda değiştirilmiş, tüzüğe “Her organda ayrı ayrı en az yüzde 40 oranında kadın kotası uygulanır” maddesi eklenmiştir. Tüzükte yapılan tüm değişiklikler hemen yürürlüğe girerken, kadın kotası maddesi “Gerekli çalışmaların tamamlanamaması” gerekçe gösterilerek yürürlük tarihi bir sonraki seçimli genel kurula bırakılmıştır.

MESELE SADECE KOTA MI?

Yine yapılan bir diğer değişiklikle; KESK kadın sekreteri, kadın birimi, sendikaların merkez kadın sekreterleri ve bağlı şubelerin kadın sekreterlerinin katılacağı KESK Kadın Meclisi danışma organı olarak oluşturulmuştur. Sendikaların anayasası olan tüzüklerde, kadın sorununa ilişkin maddelerin bulunması, kadın temsiliyetini destekleyen politikalara yer verilmesi elbette önemlidir. Ancak bugün bizim için sorun uygulamada samimi olunup olunmadığı, görüntünün gerçeğe ne kadar uygun olduğudur. 2011 yılı genel kurullarından önce KESK’e bağlı 11 sendikanın Eğitim Sen, SES, Tüm Bel-Sen ve KESK başkanı kadınken, seçimlerden sonra sadece Tüm Bel-Sen genel başkanı görevine devam etmektedir. Yine yönetimlerde kadınların Genel Sekreterlik düzeyinde temsiliyeti sadece BES ve Kültür Sanat-Sen’de mevcuttur.

Sendikal mücadeleye kamu emekçisi kadınların katılımı ve karar mekanizmalarında söz sahibi olması sorunu sadece kota tartışmalarıyla daraltılamayacak bir konudur. Mesele sadece kadın kotası olsun mu olmasın mı tartışması değildir. Bugüne kadar kotayı savunanların, sıra kotanın nasıl uygulanacağına gelince gösterdikleri tutarsızlık ve çıkarcı yaklaşımdır. Hem tüzüğe yüzde 40 kadın kotası ekleyip hem de kadın aday göstermeyerek kendi ihtiyaçlarına göre bu maddeyi yürürlüğe koymamaları, kadın sorununa yaklaşımda görüntüyü kurtarma ve samimiyetsizliğin de göstergesidir. Tüzük maddesinin yürürlüğe girmemesine gerekçe olarak gösterilen “Gerekli çalışmalar tamamlanamamıştır” gerekçesi ise tek kelimeyle gülünçtür. Çünkü KESK içerisinde yıllardır mücadeleyi omuzlayan ve karar organlarında görev alabilecek yeterli sayıda kadın vardır.

KESK içerisinde bulunan çeşitli siyasal anlayışların, bugüne kadar kadın kotası var diye kendi anlayışından olmayan bir kadın adayı seçtiği de görülmemiştir. Son genel kurulda da bu açıkça görülmüştür. Bugün yönetimi oluşturan mevcut anlayışlar tarafından tüzüğe yüzde 40 kadın kotası önerilirken, kendi listelerinden merkez yürütme kuruluna sadece bir kadın aday gösterilmiş, diğer listeden gösterilen kadın aday ise desteklenmemiştir. İşte görünenle gerçek arasındaki en önemli çelişkilerden birisi budur. Önceki KESK yönetiminde biri genel başkan olmak üzere 3 kadın varken bugün merkez yürütme kurulu, altı erkek bir kadın yöneticiden oluşturulmuştur. Yani görüntüyü bile kurtarmaya çalışmamışlardır.

KADIN MECLİSİNİN KURULUŞU

KESK’te bir kadın meclisinin oluşturulması olumlu bir adım gibi görünmekle birlikte, tabanda, iş yerlerinde ve şubelerde kadınların tartışarak belirlemediği bir organın ne kadar sahiplenileceği ve işlevli kılınacağı soru işaretleri taşımaktadır. Bir başka deyişle, geniş kamu emekçisi kadınlara mal edilmeyen, mal edilmesi için hiç bir demokratik yöntem geliştirilmeden, genel kurulda “tepeden inme” bir biçimde oluşturulan kadın meclisi, kadın politikaları açısından da eksik doğmuştur. Bununla birlikte, bileşenlerinin sendikaların merkez kadın sekreterleri ve bağlı şubelerin kadın sekreterlerinden oluşması nedeniyle bundan sonraki süreçte kadınlara yönelik çalışmalar üstten değil tabandan tartışılarak tüm örgüte mal edilmelidir. Kadın Meclisinin önerilerini KESK MYK’sı öncelikle ele almalı ve hayata geçirmek üzere değerlendirmelidir.

KESK genel kurulunda, birkaç kadın delegenin dışında, kadın emekçilerin sendikalara nasıl kazanılacağı, iş kollarında özel olarak kadınların yaşadığı sorunların ve çözüm önerilerinin neler olduğu, önümüzdeki dönem nasıl bir kadın politikasına ve çalışmasına ihtiyaç olduğuna dair programa dönüşebilecek bir tartışma yürütülmemesi önemli bir eksikliktir.

KESK’in kadın sekreterliği ve kadın dairesi üzerinden sürdürdüğü faaliyetlere ilişkin herhangi bir değerlendirme de yapılmamıştır. Bugüne kadar iş yerlerinde, şubelerde tartışılmadan çeşitli kampanyalar şeklinde yürütülen, sadece 8 Mart, 25 Kasım gibi özel günlere indirgenen kadın faaliyeti ihtiyaca ne kadar cevap vermektedir?

KADIN HAREKETİNİ YANILTMAK

Kadınların toplumsal yaşamdaki eşitsizliklere, çifte sömürüye, ayrımcılığa, erkek egemen ideolojiye ve her türlü tahakküm altına alma biçimlerine karşı verdikleri mücadele göz önüne alınarak, sendikalarda daha fazla kadının örgütlenmesi, mücadeleye katılması ve karar mekanizmalarında hak ettikleri temsiliyete ulaşmaları için pozitif ayrımcılığa ve etkili politikalara ihtiyaç vardır. Ancak bugün bu doğru tespitler kadar, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelelerine karşı başta sendikalarda olmak üzere hayatın her alanında tutarlı pratiklere ihtiyaç vardır. 2011 genel kurulunda oluşturulan tüzüksel değişikliklerin antidemokratik yöntemlerle yapılmasından, görüntü olarak yüzde 40 kadın kotası koyup, geçici maddeyle ertelenmesinden, kadınların temsiliyetinin düşürülmesinden, KESK’te bugünkü yönetimi oluşturan ikili ittifak sahibi DEMEP ve DSD sorumludur. Çünkü, bu iki anlayışın dönemsel aktörleri DEMEP’in dışında, ittifakta yer alan anlayışların kadın adaylarının olmadığını çok önceden biliyorlardı. Peki bile bile, neden kadın kotası bu genel kurulda, yüzde 40’a çıkarıldı? Bu kadın hareketini, araştırmacıları yanıltmaya dönük bir adım değil de nedir?

KADIN TEMSİLİYETİ İÇİN MÜCADELE

2011 Genel Kurulunda SES, Eğitim Sen ve KESK’te birlikte yol yürüyenler, acaba, bu üç sendikal organdaki kadın başkanları ve kadın yöneticilerin sayılarının düşürülmesi üzerine mi ittifak yapmışlar diye sormadan edemiyor insan? KESK’te bir taciz iddiası üzerinden yapılan olağanüstü genel kurulda biri başkan, üç kadın yöneticinin seçilmesiyle, kadın hareketine ve kamuoyuna verilen özeleştiri ile yeniden güven toplayan konfederasyonumuzdan beklenen mevcut durumun gerisine düşmek olmamalıydı. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinde ilerleme ancak, KESK’in bünyesindeki kitlelerden kopuk örgütsel işleyişte ısrar eden ve bu hastalıklı yapıya neden olan “erkek egemen” politikalara son vermekle mümkün olacaktır. Kadınların her alanda olduğu gibi, sendikalarda da gerçek temsiliyeti ve karar organlarında söz sahibi olmalarında ısrar etmek, eşitlik ve özgürlük mücadelesini yükseltmek, bugünün acil görevlerinden birisi olarak önümüzde durmaktadır

www.evrensel.net