07 Kasım 2014 21:36

Kolin ve Yırca’da paramiliter sermaye hareketliliği

Evrensel Pazar’da Düdüklü Tencere Nasıl Kullanılır yazısını 5 Eylül 2014 tarihinde yazmıştım. O yazıda “Önümüzdeki zaman diliminde bu tarz güvenlik reflekslerinin sıklaşarak artacağını ummak bir hayal değil.

Kolin ve Yırca’da paramiliter sermaye hareketliliği

Paylaş

Av. Fevzi ÖZLÜER

Evrensel Pazar’da Düdüklü Tencere Nasıl Kullanılır yazısını 5 Eylül 2014 tarihinde yazmıştım. O yazıda “Önümüzdeki zaman diliminde bu tarz güvenlik reflekslerinin sıklaşarak artacağını ummak bir hayal değil. (...) Bununla birlikte şiddet tekelini de eline almaya soyunan, şirketlerin özel güvenlik elemanlarıyla kamu düzenini kurmaya kalktığı bir kapitalizm de bu bağlamda yeşerecek.(...) Şirketlerin kendilerini savunma hattında konumlandırdığı, ‘nerde bu devlet’ dediği dönemeci geçiyoruz, şirketlerin saldırarak birikimin önünü açtığı bir paramiliter süreçle karşı karşıyayız. Güvenlik hizmetlerinin özelleştirildiği, devletin kamu düzenini tesis etme iddiasının altının boşaldığı bu tarihsel dönemde, sermayenin bu boşluğu görerek doldurmaya çalıştığı çok açık. Devletin, sermaye yanında saf tutması şirketlere yetmiyor. Açıkça şiddet tekelini de kullanmak istiyorlar. Bunun ilk adımlarını yaşıyoruz” demiştim. Bu yazıda Devrek’te bir HES firması üzerinden gelişen süreci anlatmıştım.

Çok zaman geçmeden, şiddet tekelini eline almak isteyen sermaye sınıfının doğrudan eylemleri sıklaştı. Soma’da Kolin Grubu tarafından yapılması planlanan termik santrale karşı “nöbet çadırı” kurarak direnen yurttaşlara, Kolin’in özel güvenliği ters kelepçe uyguluyor, nöbet tutanları darp ediyordu. Olaylar karşısında Jandarma Kaymakam’dan, Kaymakam Vali’den harekete geçmek için talimat bekliyordu. Bekliyordu da bekliyordu. Yırca kamuoyuna mal oldukça, henüz kamu mülkiyetinde bulunan zeytinlik alana Kolin grubu giriyor, 6 bin zeytin ağacını bir gecede kesiyor ve Valilik Makamı yine sessizliğini koruyordu. Olağanüstü hal sessizliği içinde kamu mülkiyetindeki zeytinlikleri, Valilik korumaktan imtina ediyordu.

Tam aynı zaman zarfında, İstanbul Validebağ korusunun ibadethane ile başlayan “imara açılma” girişimlerine dur diyen yurttaşların açtığı davada Üsküdar Belediyesi uzun süre yargı kararını uygulamıyordu. Daha sonra da bu alanda kurulan nöbet çadırına bir gece yine sessiz sedasız giriliyor ve “imar haklarının” önü açılıyordu. Devletin güvenlikçi refleksinin yanı sıra şirketlerin de zor kullanma gücünü açıkça ele aldığı bir dönemece girmiş bulunmaktayız. Bu dönemeç sermaye birikim süreci için bir zorunluluk olarak ön plana çıkıyor. Bu dönemeçte, yurttaş hareketlerinin demokrasiyi toplumsallaştıracak bir örgütlülük haline ihtiyaç var. Aksi durumda, devlet ve sermayenin hızlı konsolidasyonu sürecinin Türkiye demokrasi tarihi, insan ve doğa hakları açısından onarılmaz sonuçları olacaktır. Düzenin çatlakları ve bloklar arasındaki gerilimlere işaret ederek geliştirilen her türlü çabanın da bu süreçte boşa düşmüş olduğunu görerek,  mücadele edilmesi elzemdir.

ÖNCEKİ HABER

Hükümet heyeti Bursa'da duygulu anlar yaşadı

SONRAKİ HABER

Bangladeş'te cinsel tacize uğrayan kadını medresede yakarak öldürdüler

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa