AKP söz verdikçe  ölümler artıyor

AKP söz verdikçe ölümler artıyor

AKP Hükümetinin taşeronluk ve güvencesiz çalışma üzerine kurulu sistemi işçilerin canını almaya devam ediyor. Her iş cinayetinden sonra göstermelik bazı düzenlemeler çıkarılsa da, bunlar ölümleri azaltmadı, aksine yükseldi.

Deniz NAZLIM

AKP Hükümetinin taşeronluk ve güvencesiz çalışma üzerine kurulu sistemi işçilerin canını almaya devam ediyor. Her iş cinayetinden sonra göstermelik bazı düzenlemeler çıkarılsa da,  bunlar ölümleri azaltmadı, aksine yükseldi. 2012 yılında meslek odalarının ve sendikaların itirazlarına karşın çıkartılan 6331 sayılı İş Güvenliği Yasası’ndan sonra ölümlerde yüzde 30-40 oranlarına artış yaşandı. İş cinayetinde aylık ölüm ortalaması 90’dan 120’ye çıkarken, 12 yıllık AKP iktidarları döneminde iş cinayetinde can veren işçi sayısı ise 14 bin 445 oldu.

AHLAKTAN YOKSUN, UTANMAZ!

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan DİSK İş Güvenliği ve Sağlığı Uzmanı Tevfik Güneş, “Devletin ilgili kurumlarının yapmış olduğu denetleme raporları ve bunların sonuç bölümlerinde belirtilen sorunlar konusunda tedbir alınması gerekirken, hiç bir adım atılmaması bu birikim rejiminin ahlaktan yoksun ve utanmaz yanını ortaya koymaktadır” dedi. 18 işçinin yerin yüzlerce metre altında kaldığı Ermenek faciasının sebeplerinin, Soma faciasıyla aynı olduğunu söyleyen Güneş, başta AKP Hükümeti olmak üzere facianın sorumlularının, işveren, TKİ, TTK, Enerji ve Çalışma Bakanlığı olduğunu söyledi.
İş güvenliği yasalarının göstermelik ve piyasanın acımasız ilişkilerini gizlemek için yapıldığını belirten Güneş, özellikle 6331 sayılı İş Güvenliği Yasası’nın, sermayedarların yasası olduğunu vurgulayarak, yasanın sermaye biriminin önüne çıkabilecek engellere karşı oluşturulduğu ifade etti.  

ÖZER SİSTEM ÖNERİSİ

İş kazalarından sonra kamuoyunda işçinin kendi güvenlik anlayışının olmadığı yönünde tartışmalar yaratılarak olayların üstünün kapılmak istendiğini de belirten Güneş, “Oysa ki bu raporlara bakıldığında işçinin mesleki ve İSG eğitimlerindeki yetersizliklerin, taşeron ve güvencesiz üretim yapısının kendisinden kaynaklandığı açıkça söylenmektedir” dedi.

“Çökmüş sistemin üzerine yapılan mevzuat düzenlemeleriyle bu katliamların önlenmesi mümkün değildir” diyen Güneş, 2007’den bu yana DİSK, TTB, TMMOB, KESK ve Türk-İş’in Çalışma Bakanlığına yeni, özerk bir “işçi sağlığı ve iş güvenliği” sistemi önerisini sunduklarını ancak, bu önerilerin dikkate alınmadığını dile getirdi.

DEVLET BİLİYOR AMA GÖZ YUMUYOR

İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından 2004 yılında 772 maden ocağında yapılan denetimin ardından 2005 yılında yayımlanan rapor, eksiklerin tespit edildiğini ama gözardı edildiğini kanıtlar nitelikte: “Proje kapsamında yapılan denetimlerde genel olarak, işverenler tarafından iş sağlığı ve güvenliğine gereken önemin verilmediği, çalışanların ise eğitim düzeyinin yetersiz olduğu tespit edilmiştir.”

2004 yılında yapılan teftişin üzerinden 6 yıl geçtikten sonra Devlet Denetleme Kurumu da maden ocaklarına ilişkin bir çalışma yaptı ve sonuçlarını 2011 yılında yayınladı: “Risk değerlendirmesi yapılmaması, taşeronluk/alt işverenlik uygulaması, üretim zorlaması, geçmiş kazalardan ders alınmaması, grizu riskine karşı önlemlerin yetersiz olması, kontrol ve degaj sondajlarının yeterince yapılmaması, Delme-patlatma işlemindeki düzensizlikler, çalışanlarda karbonmonoksit maskesi bulunmaması, gaz izleme ve ikaz sistemlerinin yetersizliği, havalandırma yetersizliği, grizu emniyetli elektrikli cihaz ve ekipmanlar ile ilgili sorunlar, nefeslik-kaçamak yolu ile ilgili yetersizlikler, kamu birimleri denetimlerinin etkinsizliği, mesleki eğitim ve iş güvenliği kültürü noksanlıkları.”

DDK’nin raporu 2005 yılından 2011 yılına kadar işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri arasında hiçbir şeyin değişmediğini gösteriyor. 2005-2011 yılları arasında Türkiye’de 8 bin 962 işçi yaşamını yitirirken, yaşanan ölümlerin yüzde 10’u madenlerde meydana geldi. (Ankara/DİHA)

Son Düzenlenme Tarihi: 07 Kasım 2014 18:11
www.evrensel.net