04 Kasım 2014 07:22

Kader olsaydı sadece biz ölmezdik

Bir yanda art arda gelen iş cinayetleri, patronları sevindiren torba yasa, taşeronlaştırma, diğer yanda Kobanê ve Ortadoğdu’da yaşanan gelişmeler. Tuzla’da işçiler molalarda, kahvelerde ve ikili sohbetlerinde bunları konuşuyor.

Paylaş

Keje SARIGÜL
İstanbul

Bir yanda art arda gelen iş cinayetleri, patronları sevindiren torba yasa, taşeronlaştırma, diğer yanda Kobanê ve Ortadoğdu’da yaşanan gelişmeler. Tuzla’da işçiler molalarda, kahvelerde ve ikili sohbetlerinde bunları konuşuyor.

Kimyasal fabrikasında çalışan Kadir, işyerinde Soma’yı tartıştıklarını anlatarak “Kesinlikle kader değil. Kader olsaydı sadece biz ölmezdik” dedi. “Denetim”lere tepki gösteren Kadir, iş güvenliği uzmanının işçileri azarladığını ilk gördüklerinde patronun ortağı zannettiklerini söyledi. Bunda da haksız değil. Zira işyerinde işçileri disipline etmek dışında bir düzenleme yapılmamış. Kadir çıkarılan her yasanın bir iş cinayeti getirdiğini de vurguladı. Karaman’da toprak altında kalan madencinin doğum yapan eşine altın takıldığını aktaran Kadir, “Niye? Sussun diye. Muhalefet, zaten yok. Diyecek sözüm de yok” diye konuştu. Hükümetin patronlar için çalıştığını ifade eden Kadir, Bakan Çelik’in “Madeni kapatmak istediklerinde araya 50 kişinin girdiği” sözlerini hatırlattı. Kadir, hükümetin işçilerin taşeron yasaklansın talebine ise kulak tıkadığını kaydetti.

Kadir Karadenizli bir işçi. Söz Kobanê’ye geldiğinde şunları dile getirdi: “ABD ile AKP saldırıları birlikte planladı. Amaçları halkları birbirlerine kırdırarak silah tüccarlığı yapmak.” Cuma namazı kılmak için Tuzla sanayi içinde bulunan camiye gittiklerinde, hocanın ne  ölen işçilerden ne de Kobanê’de yaşananlardan söz etmediğini aktaran Kadir, “Sanki o hoca başka bir ülkenin hocasıymış gibi bildik vaaz veriyor. Camideki hocada devlet memuru ne söylenirse onu yapıyor” dedi.  

ÖĞRENECEK ÇOK ŞEY VAR

Emir çevresindekilerin ve akrabalarının AKP’ye oy verdiğini, kendisinin de Kürtçeyi daha rahat konuşabilmeleri nedeniyle AKP’ye oy attığını söyledi. Ancak sokaklarda verilen mücadeleyi gördükten sonra HDP’ye oy atmış. İşyerinde çalışırken mutlu olmadığını dile getiren Emir, asgari ücretin işçiye sövmek anlamına geldiğini kaydetti. Emir “Sesimizi çıkarıyoruz aç kalıyoruz, çıkartmıyoruz her gün ölüyoruz. Peki dedim bir arkadaşıma ne olacak bu hal. Konuştuk, tartıştık işçi sınıfı ne demek öğrendim. Vay be dedim neler yaşanmış, nasıl da aldatmışlar. Aldatılmamak için birbirimizle daha çok konuşmalı ve daha çok öğrenmeliyiz” dedi. Cuma namazına gittiğini dile getiren Emir, burada Kobanê halkı ve tüm işçiler için dua ettiğini aktardı.

BARIŞIN YOLU KOBANÊ’DEN GEÇER

ISMACO gömlek fabrikasında yaşanan sendikalaşma ve işten atılmalar nedeniyle 9 ay süren direnişin ardından hayatının değiştiğini söyleyen Yıdız, “Önceleri evden işe işten de eve giden bir işçiydim. Şimdi ne-rede bir direniş, grev varsa kendi işyerindeymiş gibi görüyorum” dedi. Çıkan yasaları takip ettiğini, her torbaya yeni işçi ölümlerinin konduğunu söyleyen Yıldız, “Eskiden CHP’ye oy veriyordum. Artık kim işçiler için, barış için mücadele ediyorsa onları destekliyorum” dedi. Kobanê ve IŞİD’in yaptıklarını takip ettiğini dile getiren Yıldız, başından geçen bir olayı şöyle anlattı: “Çocuğumun odasını topluyordum elime kafası olmayan bebek geldi. İçimde acı hissederek bebeği fırlattım. Dışarı çıkıp hava almak istedim. Sarıklı cübbeli adamları gördüm ve fark etmeden onlara söylenmeye başladım. Onlara saldırmak ve vurmak istedim. Artık kimin Müslüman kimin katil olduğunu anlayamıyorum.” Türkiye’de barışın yolunun Kobanê’den geçtiğini dile getiren Yıldız, şöyle devam etti: “Önce Kürdistan’mış, hiç bir yeri bilmiyordum. Şimdi isimleri bile ezberledim. Sanki oraya gitmiş gibiyim. Kobanê düşmeyecek ama katillerle beraber AKP ve onun gibiler düşecek”

KONUŞABİLECEĞİMİZİ GÖRDÜK

Sendikalı bir işyerinde çalışan Zübeyde, sendikacıların patrondan daha çok işçileri böldüğüne işaret etti. İşçilerin işyerinde bir birlerine Sünni ve Alevi diye baktıklarını ifade eden Zübeyde “Neredeyse herkes işçi olduğunu unutmuş. İşte kalabilmek için patrona ve en çok da sendikacılara yaranmaya çalışıyorlar” dedi. Duyarlı işçilerin işten atıldığını, Cemaatten olan işçilerin tutulduğunu söyleyen Zübeyde, cumaya gitmeyen işçilerin fişlendiğini belirtti. “Koyu dindar”, “koyu AKP’li” olarak bildiği bir erkek işçiyle Kobanê üzerine yaptığı sohbetin ardından ne kadar çok kışkırtıldıklarını fark ettiğini ifade eden Zübeyde, “O da Kobanê’yi savunuyor. O da AKP’nin katillere verdiği destekten rahatsız. Oysaki biz bunları konuşabileceğimizi hiç düşünmemiştik” dedi. Karaman’da işçilerin içini, en çok elleriyle toprak kazan kadınların acıttığını aktaran Zübeyde, “Bu kazadan sonra işyerindeki arkadaşlara dedim ki yemeğin yer altında yenmesine itiraz edenler hayatta, etmeyenler yerin altında. Yaşamak için, insanlık için itiraz etmemiz gerekiyor” dedi.

ÖNCEKİ HABER

Çalışarak yaşamak ya da savaşarak ölmek!

SONRAKİ HABER

"Suudi Arabistan bir gazeteci öldürdü ve Trump bunu önemsemiş gözükmüyor"

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa