Sermayenin “fıtrat”ı kadınların mücadele nedeni

Sermayenin “fıtrat”ı kadınların mücadele nedeni

Soma maden katliamının bıraktığı acı ve öfke henüz dinmemiş, geride kalanların gelecek kaygısına derman olunmamışken yeni bir sızıyla daha irkildi yürekler...

Duygu AYBER

Bu kez Karaman Ermenek’te, üçüncü kez su baskınının yaşandığı bir maden ocağında göçük altında kaldı tam 18 işçi... Ardından yaşanan gelişmelere baktığımızda ise, Soma’nın neredeyse bir benzerinin yaşandığını görüyoruz. Yine maden, yine olmayan yaşam odaları, yine sorumlu bakanların “ihmal varsa hesabını sorarız” minvalli alışıldık açıklamaları ve yine yapılan uyarılara rağmen gerçek nedeni sır gibi saklanan bir katliam... Bir tarafta elde edeceği kârı işçinin sağlığı ve güvenliğinin üstünde tutan patronlar, diğer tarafta “fıtrat” diyerek bu facialara adeta davetiye çıkaran bir hükümet. Daha pek çok şey sıralanır belki ama sonuç ne yazık ki değişmiyor. Zonguldak’tan, Soma’dan alınmayan ders, Ermenek’te karşımıza yeni bir iş cinayeti olarak yeniden çıkıyor.

AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ!

Öte yandan, tıpkı Soma sürecince olduğu gibi ilgili bakanlar hemen olay yerine giderek “içimize su serpmek” için kamera karşısına geçiyor. Soma’nın tekrarı olmasından korktuklarından mıdır bilinmez, “gerekli incelemeler”i de yaptıktan sonra göz göre göre gelen facianın üstünü “Her şey kontrol altında” imajıyla örtmeye çabalıyorlar. Hem şirket sahibinin hem de hükümet yetkililerinin bu denli rahatlıkları, akıllarda soru işaret bırakmasın. Zira kesin olan bir şey var ki; bu pervasızlık zincirinin son halkasını, patronlara sınırsız sömürü imkânı sunan Torba Yasa gerçeği oluşturuyor. Soma katliamından sonra gerek sosyal medyada gerekse sokakta yükselen tepki üzerine Torba Yasa’da birkaç “göstermelik düzenleme” yapan, ancak maden facialarının gerçek nedenlerini ortadan kaldırmak üzere hiçbir somut adım atmayan hükümet; torbaya doldurduğu düzenlemelerle Ermenek’teki maden işçilerini göçük altında bırakıyor.
Bugün Soma’da “ocaklar” hala yanıyor, eşini kaybeden madenci eşleri yaşam mücadelesinin tam ortasında kalakalmışsa, yüzlerce cana mal olan madende üretim hala devam ediyorsa; işçiler ücretlerini alamıyor ve günlerdir buna karşı eylem yapıyorsa; sözle değil yapılan işle gerçeğin ortaya çıktığını söylemek bu yüzden kolaylaşıyor.

EL ELE VERMEKTEN BAŞKA ÇARE YOK

Tıpkı Soma’da olduğu gibi, ilçenin temel geçim kaynağı olan madenciliği yapmak zorunda kalan madenci eşleri de, çığ gibi büyüyen bu iş cinayetlerinden payına düşeni alıyor. 3 çocuğuyla ayakta kalmaya çalışan Soma’dan Aysun’un acısı, Ermenek’te 17 arkadaşıyla göçük altından eşinin kurtarılmasını beklerken yaşadığı travmayla bebeğini sezaryenle dünyaya getiren Ayşe’nin acısına değiyor.
Peki bize dokunan yanı ne, madenin geride bıraktığı hayatların? Gerek Soma’da gerekse Ermenek’te işçileri insanlık dışı koşulların olduğu madene gitmek zorunda bırakan nedenlerin, istihdam politikalarının yetersizliği, güvenceli iş tanımının her gün ortadan kalkması olduğunu biliyoruz evet, ama taşeronun sadece madenlerde olmadığını en iyi yine biz biliyoruz. AKP Hükümeti döneminde; eğitim, sağlık, sanayi, tekstil ve daha pek çok alanda taşeron adeta bir kural haline getirilmedi mi? Sadece çalışma yaşamında da değil; çocukların bakım yükü, ailenin dirliği düzeni, yemeğin pişmemesi halinde hesap yine dönüp dolaşıp hep bize sorulmuyor mu? Hem koca, hem baba, hem de devletin “şiddet”i, tüm bu yaşadıklarımızın bir sonucu olarak karşımıza çıkmıyor mu?
Tüm bunlara biz kadınların vereceği yanıt ise ortak. Bizler; tanımı yapılmayan işler sonucunda sigortasız, güvencesiz, yani geleceksizliğin bedelini yıllarca çalışıp emekli olamamakla ödediğimizi biliyoruz. Evde, işte, sokakta kısacası var olduğumuz her alanda karşılaştığımız şiddete karşı sessiz kalmamamız gerektiğini artık biliyoruz. Soma’da madenin gözyaşı kurumadan zeytin ağaçlarının sökülmemesi için çırpınan kadınlarla el ele vermekten; Ermenek’te “Artık önlem alınsın” diyen Emine’nin feryadı ile dayanışmaktan başka çaremiz yok.
İşte o zaman, seçeneksiz bırakılarak piyasanın kayıt dışı, sigortasız çalışma dünyasına itilen; ailenin, piyasanın ve iktidarın insafıyla baş başa bırakılan kadınlar, “fıtrat”ı delip geçecek gücü dayanışmayla kuracak. İşte o zaman, yeni Soma’lar yeni Ermenek’ler olmayacak...

www.evrensel.net