04 Kasım 2014 00:34

Haydi, birlikte örelim dayanışmayı

Maltepe’de Gülsuyu-Gülensu Mahallesinde kadınlar, ülkemizde kadına dayatılan umutsuzluğa inat yan yana durarak çoğalarak kurdukları Kadın Dayanışma Evi’nin her gün kapısını yeni bir umutla açıyor…

Haydi, birlikte örelim dayanışmayı

Paylaş

Mehtap OKUYAN
Gülsuyu Gülensu Kadın Dayanışma Evi

En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyelim: Gülsuyulu kadınların bir dayanışma evi var artık… Temizlik, yemek, ütü derken tüm gün evin içine hapsolan kadınların, geçim derdi ile sabahın seherinde işe giden kadınların, çocuklarına yardımcı olmak için torunlarına bakan ninelerin, ev temizliğine gidip akşamın kör bir vaktinde yorgunluğu ile evine dönen kadınların, okuldan sonra vakitlerini geçirmek için gidecek bir yeri olmayan kız kardeşlerimizin, hepsinin, hepimizin ortak bir çatısı var artık. Bizim bir Dayanışma Evimiz var!
Aylar önce çıktığımız bu yolda, her geçen gün çoğalarak ilerledik. Attığımız her adımda yeni kızkardeşlerimizle tanıştık, anlattık, dinledik, ağladık birlikte, ortak acılarımıza… Meğer nasıl da susamışız birbirimize… Her birimiz bize dayatılan hayatlar içinde meğer nasıl da yalnızmış… Evli kaldığı 24 yıl boyunca kocasından şiddetin her türlüsünü gören ve çocukları için bu zulme dayanmaya çalışan Hatun abla; boşandıktan sonra, çocukları ile sığınmak zorunda kaldığı barakayı, merdiven temizleyerek eline geçen üç beş kuruşla, yine çocukları için sıcak bir yuvaya çeviren Ayşe abla ve daha pek çok güçlü kadın, güzel insan… Meğer nasıl da düşmüşüz birbirimizin uzağına… Çaldığımız hemen her kapının ardında, bizi bekleyen acılar, ortak acılarımız… Birbirimize anlatacak ne çok hikâye biriktirmişiz meğer…

EL ELE VERMENİN HAFİFLİĞİ

Haydi dedik! Haydi! Yan yana gelmenin vakti geldi de geçiyor! Bizim birbirimizden başka kimimiz var? Süpürgeyi bırak bugün elinden, bundan sonra acılarımızı hep birlikte süpürüp atacağız kapının dışına. Çocuklarını da al gel, gayrı çocukların bizim de çocuklarımız. Annemizi de al gel, gelsin otursun şöyle başköşeye, anlatsın biz kız çocuklarına, bir ömür süren kadınlık hallerini, dertlerini, sevinçlerini dedik. Toplandık bir şenliğin etrafında halaylarla, türkülerle. Memleketin dört bir yanından ezgileri dinledik kadınların sesinden, çocuklarımızın tiyatrosunu izledik, gururla, gözlerimiz dolu dolu. İlle de halaylarımız, zılgıtlarımız… Ne de güzeldik yan yana gelince, nasıl da hafifledik birbirimizin ellerinden tutunca…
Sonra sokağa çıktık hep birlikte, ortak çatımızın kapısını beraberce açmaya… Nasıl da güldü gözlerimiz, yalnızlığımız nasıl da kaldı gerilerde bir yerde. Çocuklarımızın ellerinden tutup, güneşli güzel günlere yürür gibi yürüdük hep birlikte dayanışma evimize. Öyle ya, kadınlar kurtuldukça zincirlerinden, güzel günleri getirecek bize hayat… Çocuklarımız bize kalanın ağır tortusuyla devam etmeyecek bundan böyle yollarına… Çünkü bundan böyle yalnız değil hiçbir kadın, hiçbir anne çaresiz değil, çocuklarıyla yapayalnız, hayatın orta yerinde…

YOLUN BAŞINDAYIZ AMA…

Şimdilerde heyecanla gidiyoruz dayanışma evimize. Her gün kapısını yeni bir umutla açıyoruz, bizlere dayatılan umutsuzluğa inat. Kâh el emeği göz nuru takılarımızı yapıyoruz demlenmiş sıcacık çaylar, sohbetler eşliğinde, kâh birlikte ağlıyoruz ortak acılarımıza, kederlerimize. Koromuz yeni umutlara, yepyeni başlangıçlara söylüyor türkülerini, yine ve yeniden. Çocuklarımız, dayanışma evimizin onlar için hazırlanmış odasında, hep birlikte oyunlarını oynarken, dayanışmayı, bir arada durabilmeyi öğreniyor.
Ve elbette hayat devam ediyor, olanca hoyratlığıyla ve bizler daha yolun en başındayız. Yan yana gelerek örmeye başladığımız bu kardeşlik köprüsünde, her birimizin yapacak daha pek çok işi var. “Asıl bundan sonrası zor olan” diyoruz birbirimize. İnadına el ele, yan yana, sözümüzün, sesimizin arkasında durmak, asıl zor olanı.

KIZKARDEŞLİK KÖPRÜSÜ

İşte bu inançla, şimdilerde, yanı başımızda süre giden bir insanlık dramına, bizler; kadınlar olarak nasıl, bir nebze de olsa derman olabilirizi tartışıyoruz kızkardeşlerimizle. Cetvelle çizilen sınırlara inat, asırlardır yan yana, iç içe yaşayan halkların ortak paydasında, çektiğimiz acıların bizi diri tuttuğu o yerde, yanı başımızdaki Kobanêli kız kardeşlerimize, savaşın ağır şartları altında ve ağır ağır yaklaşan soğuk kış günlerinde, dayanışmanın sıcaklığı ile bir nebze de olsa ısınabilmeleri için bir örgü atölyesi kurma fikri, şimdilerde çokça konuşulup, tartışılmakta.
Çünkü bizler biliyoruz ki, dünyanın neresinde olursa olsun, kadınların acıları her birimizin ortaklaştığı yerdir aynı zamanda. Ve savaş, her zaman, önce kadınları vurur. Bedenimizi bir iktidar alanı olarak gören egemenlere karşı, insan olmanın onuru ile en önde yine kadınlar direnir, biliriz. Bizler de, savaşa ve sömürüye karşı, halkların haklı mücadelesinin yanında, ellerimizde örgülerimiz, iplerimizin uzandığı yere, Maltepe’den Kobanê’ye bir kızkardeşlik köprüsü inşa ediyoruz, hep birlikte, yan yana…
Haydi, sen de gel! Sesini sesimize, gücünü güzümüze kat! Hep birlikte örelim, yeniden; barışın, kardeşliğin, insanlığın hikâyesini. Yan yana, çoğalarak…

 

ÖNCEKİ HABER

Kapının anahtarı artık elimizde

SONRAKİ HABER

Uganda'da sel meydana geldi: 20 kişi öldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa