Bu uçurum bir ömür daha çalar

Bu uçurum bir ömür daha çalar

Dünya Ekonomi Forumu’nun hazırladığı 142 ülkelik 2014 Küresel Cinsiyet Uçurumu raporunda “yeni” Türkiye’nin yeri ne oldu?

Özge KURU

Dünya Ekonomi Forumu’nun son raporuna göre dünya çapında cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılabilmesi için 81 yıl geçmesi gerekiyor. 2014 Küresel Cinsiyet Uçurumu raporuna göre cinsiyet eşitsizliğini giderebilen tek bir ülke bile yok. Uçurumun en az olduğu ülke ise İzlanda. Cinsiyet eşitliğini sağlamada ilk beş sırayı sırasıyla İzlanda, Finlandiya, Norveç, İsveç ve Danimarka aldı. Raporun ilk yayınlandığı yıl olan 2006'da dördüncü sırada yer alan İzlanda, 2009'da kadın-erkek eşitliğini sağlamada en başarılı ülke olarak birinci sıraya yerleşti ve altı senedir birinciliğini koruyor.

TÜRKİYE’Yİ GÖREN VAR MI?

Eşitsizliği sağlamaya en yakın ülkeler hep aşina olunduğu gibi İskandinav ülkeleri olurken listenin son sırasında ise Yemen yer aldı. Peki 142 ülkelik raporda “yeni” Türkiye’nin yeri ne oldu? Geçen sene 136 ülke arasında 120'nci olan Türkiye bu sene küresel cinsiyet uçurumu raporunda 5 sıra daha gerileyerek 125'nci oldu. Bu yılki tablo Türkiye için son beş yılın en kötüsü. Rapora göre, “sağlık ve yaşam kategorisinde 1 tam puan üzerinden 0.953 puan alarak bu alanda neredeyse eşitsizliğin kapandığı” Türkiye'de kadınların ekonomiye ve siyasete katılımı hala çok düşük. Kadınların eğitime katılımında ise 105'nci sırada yer aldı.
Asya ve Pasifik ülkelerinde de durum pek parlak değil. 2006'ya göre ilerleme gösterse de Çin bu sene sağlık ve yaşam kategorisinde en düşük sırada yer alan dokuz ülkeden biri. Kanada ve Amerika Birleşik devletleri cinsiyet eşitliği konusunda ilerleme kaydeden ülkelerden. Rapora göre, kadınların siyasete katılımı özellikle bakanlık pozisyonlarında yer alması bu ilerlemeye katkı sağlayan en önemli faktörlerden biri. Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri ise Dünya Ekonomik Forumu raporun en alt sıralarında yer aldı.

Irak

IŞİD’in korku odaları

Dünyanın gündeminde IŞİD’in kaçırdığı kadınların akıbetinin ne olacağı var.
Kadınların hikayelerinin detaylarına dair çok az şey okuyabiliyoruz. Kadınların yaşadıklarını hep birkaç cümleyle geçiştirmelerinin sebebini ortaya koyan tablo ise oldukça can yakıcı. İtalyan gazetesi La Republica’ya konuşan genç kadın neden adını vermek istemediğini şöyle anlatıyor: “Bana yaptıklarından o kadar utanıyorum ki. İşkencemi nasıl anlatacağımı bile bilemiyorum”.

TELEFONLU İŞKENCE

Herhangi bir örgüt tarafından kaçırılan kadınların aileleriyle görüşmeleri yasaktır, ancak IŞİD’in kaçırdığı kadınlar aileleriyle zorla görüştürülüyor. Tecavüz ve işkencenin bir parçası haline gelen bu görüşmelerde aile kızlarına yapılan işkenceye tanık oluyor. Musul’da bulunan IŞİD’e ait bir hapishanede “korku odalarını” anlatan 17 yaşındaki Mayat, kendisinin ve diğer tutukluların bu odalarda günde birkaç kez tecavüze uğradığını anlatıyor.  Üstelik IŞİD militanlarının kendisine yaptıklarını anne babasına detaylı olarak anlatmaya zorlanmış.  “Bize köle gibi davranıyorlar. Her zaman farklı bir adama ‘sunuluyoruz’. İslamiyeti seçmeye karar verenler kadınlar 25 dolara satılırken, kabul etmeyenler ölene kadar işkence tecavüze maruz kalıyor.” Bunların ardından travma yaşayan kadınlardan bazıları kimseyle sözel iletişim kurmuyor, hatta intihar teşebbüsleri oluyor. İntihardan kurtulan kızlar IŞİD militanları tarafından öldüresiye dövülüyor.
15 yaşında IŞİD’in eline düşen Sara, örgütün elinde kaldığı bir ay boyunca defalarca intiharı düşünmüş. ‘Hediye’ olarak verildiği adamın onu hemen her gün dövdüğünü anlatıyor. Adamın kendisinden iki kere şırıngayla kan aldığını aktaran Sara, bunun kendisini güçsüz bıraktığını söylüyor.  Duhok’taki hapishaneye getirilmeden önce yaşadığı yerde komşularının kafalarını kesen IŞİD militanların kesik başlarla işkence ettiğini anlatan Sara, “ O kadar çok kesik kafa vardı ki bunu tanıyor musun deyip kahkaha atıyorlardı” diyor.  Sara da tutulduğu 3 katlı binada her katta 5-6 “korku odası” bulunduğunu anlatıyor.

KADINLAR İÇİN NE YAPILIYOR?

IŞİD’in elinden bir şekilde kurtulan kadınlar ailelerin yanlarına döndükten sonra sıkıntıları son bulmuyor elbette. Irak Kürt Ulusal Kongresi’nden Parwen Aziz’in en büyük korkusu dönen kadınların umutsuzluk, utanç gibi travmatik sebeplerle intihar girişiminde bulunması. “Psikolojik destek programları burada kabul edilmiyor. Biz de kadınlara aynı anda psikolojik olarak yardımcı olacak programlar başlatmaya çalışıyoruz. Bu kadınların bazıları konuşmak bile istemiyor. Bazıları günde 6 defa gibi bir sıklıkta tecavüzden bahsediyor. Bazıları ise ne tecavüze uğramış ne işkence görmüş. Durumları yaşlarına ya da kaçırıldıkları bölgelere göre değişiyor” diye özetliyor durumu.

YA EVE DÖNMEK İSTERLERSE

Avusturyalı iki kız çocuğu Samda Kesinoviç (17) ve Sabina Selimoviç (15) iddialara göre nisan ayında evlerini IŞİD gelini olmak için terk ederek Suriye’nin Rakka kentine gittiler. Bir süredir orda bulunan Avusturyalılar, ki hamile oldukları söyleniyor, evlerine geri dönmek istiyor. Ne yazık ki bu o kadar kolay görünmüyor. Kızlar ilk kez Türkiye üzerinden Ortadoğu’ya kaçtıklarında anne ve babalarına şöyle bir not bırakmışlardı. “Bizi aramayın. Biz Allah’a hizmet edeceğiz ve onun için öleceğiz.” İngiliz The Independent gazetesinin haberine göre kızlar aileleriyle sosyal medya üzerinden iletişim kuruyorlar ve eve geri dönmek istediklerini söylüyorlar. Ama Avusturya hükümeti bunun mümkün olacağından pek emin değil.
5 Yıl Hapis Cezası
Zira bu kadınlar pişman dahi olup evlerine geri dönmek isteseler bile onları ülkelerinde soruşturma bekliyor olacak. Avusturyalı Ceza Avukatı Andreas Venier The New York Post’a yaptığı açıklamada “Terör örgütüne katılma Avusturya’da ceza gerektiren bir suçtur ve bu yalnızca cephe önünde bulunup tetiği çekmek anlamına gelmez. Suriye ya da Irak’ta İslam Devleti’ne bilgi sağlamak ya da bu örgütü desteklemek de terör örgütüne katılmak sayılır. Eğer kızların terör örgütüne katıldıkları öğrenilirse en azından 5 yıl hapis cezası alabilirler” dedi. Bu da kızların hamile olması haberinin gerçek olması durumunda ülkelerine dönseler bile bebeklerini hapishanede büyütmeleri anlamına geliyor.
Selimoviç ve Kesinoviç, bu durumdaki Batılı tek kadın değiller. En az 160 Avusturya vatandaşının ve Fransa, Almanya gibi Avrupa ülkelerinden binlerce kadının Irak ve Suriye’de savaşmak için IŞİD’e katıldığı biliniyor. Çoğu da IŞİD’in sosyal medya üzerinden ulaştığı onlu yaşlardaki genç kızlar. (gawker.com)

ABD

Facebook yumurtalarımızı neden öptü?

Facebook ve Apple şirketlerinin kadın çalışanlarının “yumurtalarını dondurma” masraflarını üstlendiği haberleri çokça tartışma yarattı. Hakikaten bu iki şirket 20.000 dolara varan masrafı ile bu kadar pahalı bir işlemi neden üstlenir? Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi’nin notlarına bakalım.
Bilişim sektöründe çalışan kadın sayısı oldukça düşük. Facebook ve Apple, kadınların çalışmaya devam edebilmeleri için çocuk bakım hizmeti sunmak yerine kadınlardan yumurtalarını dondurarak önce kariyer sahibi olmalarını, sonra çocuk doğurmalarını bekliyor. Hâlbuki bu şirketler çalışanları için köpek bakım merkezinden kuaföre, barlara, çamaşırhanelerden spor merkezlerine, bisiklet tamircisine kadar birçok olanak barındıran bir tesis yapıyor. Bir tek çocuk bakım merkezi yok! Çocuk bakım hizmeti, yalnızca kadın çalışanların değil, erkek çalışanların da yararlanacağı, gerektiğinde onların da izin taleplerinde bulunacağı bir yapının da kapısını aralayabileceği için, mali açıdan sürdürülebilir bulunmuyor olabilir.
Bu örnekler gösteriyor ki ABD gibi ücretsiz, kurumsallaşmış bakım hizmetinin yok denecek kadar az olduğu bir ülkede kadınlar çalışmak istiyorlarsa piyasadan hizmet satın alımı yapmak durumundalar. Şirketler de bu maliyeti paylaşmamak için, kadınların bedenlerini kontrol altına alacak “çözümler” öneriyorlar.
 

 

www.evrensel.net