03 Kasım 2014 09:59

Mısır, Sina halkını göçe zorluyor

Sina'da OHAL ilan eden ve Gazze’nin tek nefes alabileceği geçidi kapatan Mısır hükümeti şimdi de Sina halkını tehcire zorluyor. Yemen’de bölünme derinleşirken, Tunus seçimleri de Arap Coğrafyası’nın önemli gündemlerinden oldu.

Mısır, Sina halkını göçe zorluyor

Paylaş

Ali KARATAŞ / Yusuf ERTAŞ

Mısır geçtiğimiz hafta ‘terör’ saldırısını gerekçe göstererek Sina’da OHAL ilan etti ve sokağa çıkma yasağı getirdi. Ardından da Gazze’nin tek nefes alabileceği geçit olan Refah sınır kapısını kapattı. Mısır hükümeti Sina halkını da tehcire zorluyor. El kuds Al Arabi başyazısında “Mısır hükümetinin Refah sınır kapısını izolasyonu ve ikamet edenlerin tehcir edilmesi kararı, Mısırlıların vicdanlarında 1956 ve 1967’deki dış saldırganlık nedeniyle gerçekleşen zorunlu göçün acı hatıralarını canlandırıyor” yorumunu yaptı.

YEMEN’DE BÖLÜNME DERİNLEŞİYOR

Yemen’de Husilerin Kuzey’deki ilerleyişi devam ederken, Güney’de de bölünmeyi derinleştirecek adımlar atılıyor. Yemen haber sitesi Ettağyir (Değişim) Husilerin Yemen Cumhurbaşkanı Abdul Rabah Mansur Hadi’ye hükümeti ilan etmesi için on gün süre tanıdıklarını yazdı. Haber sitesi, Husilerin, yeni hükümetin kurulmaması başta olmak üzere taleplerinin karşılanmaması halinde, ülkede yönetimi devralacak yeni bir askeri konsey kurma tehdidinde bulunduklarını aktardı.

GÜNEY PARLAMENTO BLOKU

Öte yandan Kuzey-Güney birleşmesi öncesinde Güney’in başkenti olan Aden’de gösteriler devam ederken güneyli 33 parlamenter ‘Güney Parlamento Blokunun kuruluşunu ilan ettiler. Ayrılık yanlısı Güney Hareketi de yeni “Yüksek Konsey” oluşturduğunu açıkladı. Yemen Times, yeni meclise “Devrimci ve Barışçıl Güney Hareketi Yüksek Konseyi” adı verildiğini aktardı. Gazete, yeni meclis “Güney’in tam bağımsızlığı çağrısında bulunuyor ve güneyde federal ve parlamenter siyasi sistemin kurulmasını talep ediyor” diye yazdı.

Arap halk ayaklanmalarının fitilini ateşleyen ülke Tunus geçtiğimiz hafta parlamento seçimlerine gitti. Seçimin galibi Nida Tunus (Tunus’un Sesi) Partisi oldu. Tunus’un Sesi Partisi, Devrik bin Ali’nin Anayasal Demokrasi Partisi üyeleri, laik solcular, liberaller, Habip Burgiba’nın Destur Partisi destekçilerinden oluşuyor. Parti ek olarak Tunus Genel İşçi Sendikası üyeleri ve Ulusal İşveren Sendikasının desteğine sahip.

TUNUS BİR KEZ DAHA İLHAM KAYNAĞI

Müslüman Kardeşlerin Tunus kolu Nahda’nın seçimde oy kaybına uğraması genel olarak Arap basınında olumlu bir gelişme olarak yansıtıldı.

Lübnan’da yayınlanan Essefir gazetesi seçim sonuçları için “2010 yılının sonlarında gerçekleşen devrimle bize ilham kaynağı olan Tunus, karşı devrimin, seçimle, demokratik yollarla ve iç savaşa gerek kalmadan yenilebileceği konusunda yeniden ilham kaynağı oldu” yorumunu yaptı.


TERÖRLE MÜCADELE VE TOPLU CEZALANDIRMA ARASINDA REFAH’IN İZOLASYONU

El Kuds el Arabi
Başyazı

Mısır hükümetinin Refah sınır kapısını izolasyonu ve ikamet edenlerin tehcir edilmesi kararı, Mısırlıların vicdanlarında 1956 ve 1967’deki dış saldırganlık nedeniyle gerçekleşen zorunlu göçün acı hatıralarını canlandırıyor.
Mısır Anayasası’nda 63. madde, zorunlu ve keyfi göçün her türlüsünü yasaklamaktadır ve bu suçu sınırlayıcı bir yasadır. Ama Mühendis İbrahim Mahleb; Mısırın başbakanı, Sina’nın kuzeyinde yer alan Refah’ta tampon bölgeyi boşaltma ve alanı tahliyeyi içeren kararını verirken onu görmemiş olmalı.
Mısır hükümetinin yürüttüğü tartışmaları “Terörle mücadele kanunu çerçevesindeki görevleri” ile ilişkilendirmeye hakkı yoktur.  Özellikle cuma günü 33 askerin ölümü ile sonuçlanan katliamdan sonra bu icraatlar meşruluk kazandı. Bu kararın imar bekleyen Gazze’ye etkisi, sınır kapısını kapatmadan fiili bir kuşatmadır.

HALKI TOPLU CEZALANDIRMA

Buna ek olarak hükümetin Refah’ı izole etme kararı ile anayasayı ihlal etmesi manevi olarak teröristlerin zaferi anlamına gelmektedir. Bundan daha kötüsü on binlerce Mısırlı toplu olarak cezalandırılmıştır. Önlerindeki “seçenek”, saatler içerisinde tazminatları kabul ederek gitme veya evlerinin bombardımana maruz kalması. Bu durumda “seçenek”, “zorunluluğa” daha yakın.
Cumhurbaşkanı Albdulfettah el Sisi Savunma Bakanı ile youtube’a sızan bir video kaydında, tehcir uygulanmasının riskleri konusunda uyarıları yer aldı. Video kaydında harfiyen;
“Tehcirin uygulanması ulusa ve askere düşmanlığı ortaya çıkaracaktır” dedi.
Tabii olarak kendine “terörle mücadele konseyi” rolü biçen medya, Sisi’nin sızdırılmış açıklamalarında olduğu gibi “Refah’ın tahliyesi kötü neticeler çıkarabilir mi?” sorusunu sormaya cesaret edemedi. Sisi, ordunun bir önceki istihbarat başkanı olarak bu konularda uzmandır.

İKTİDAR GÜCÜNÜ GÖSTERMEK İSTEDİ

Kendini halkın öfkesi karşısında gören iktidar, terörizme karşı saldırı başlattı. Gücünü gösteren icraatlar yapmak istedi. Silahlı kuvvetlerin cumartesi günündeki toplantısından sonra birçok kişinin “desteklemediği” Sisi’nin yaptığı açıklamada, halktan özür dilemek yerine mesuliyeti üstlendi.

STRATEJİ BAŞARILI OLUR MU?

Bu stratejinin teröre karşı mücadeleyi kazanıp kazanmayacağı sorusunun cevabı, önemli noktaların üzerinde durulmasını gerektirmektedir.
Birincisi; el Ariş yakınlarındaki saldırı, son zamanlarda Mısır’ın karşı karşıya kaldığı tek saldırı değildir. Kahire’nin ortası bir ay içerisinde üç kez benzer bombalı terörist saldırıya maruz kaldı.
İkincisi; Kerem el Kuvadis’teki saldırılar, uzmanların uzlaştığı gibi profesyonel bir eylemi temsil etmektedir. Ağır silahlar ve uçaksavarlar kullanılmıştır. Sıradan bir terör eylemi değildir. Saldırıyı yapanlar özel kuvvetler tarafından eğitilmişlerdir. Saldırı, Ordunun tünellerin yüzde 95’ini tahrip ettiği açıklamasından sonra geldi.
Üçüncüsü; terörle mücadelede güvenlik önlemleri ile yetinilmesi, stratejik bir hattı temsil etmektedir. Sisi’nin sızdırılmış açıklamalarına göre Güney Sudan’ın ayrılması, elli yıl boyunca sorunun güvenlik yöntemi ile çözülmesinin sonucudur. İktidar aynı şeyin Sina’nın başına mı gelmesini istiyor?
Son olarak iktidarın yeni düşman yaratmaya ihtiyacı yok. Teröre karşı mücadeledeki görevler, 1973’te İsrail’e karşı onlarsız kazanılmayacak olan Sina’nın evlatlarını toplu cezalandırmaya dönüşmüştür. Ve aynı zamanda Mısırlıların kardeşleri olan ve kuşatma altındaki Gazze halkına da karşı.


GÜNEY PARLAMENTO BLOKU KURULDU
Yemen Times

Güney’de 33 meclis üyesi pazartesi günü, Güney Parlamento Blokunun kuruluşunu ilan etmek ve Güney Hareketine desteklerini göstermek için Aden’de bir araya geldiler.
33 parlamenterin hepsi güney illerinden ve değişik parti üyesi. Duyuru, büyüyen ayrılma yanlısı duyguların ve Aden’de devam eden gösterilerin ortasında yapıldı.
2007 yılında kurulan Güney Hareketi Üyesi Halid Bamadhaf, “Meclis üyeleri tarafından atılan bu adım güney sorununun ciddi bir sorun olduğunu doğrulamaktadır. Bu meclis üyelerinin güney halkının taleplerine katılması iyi bir fikir” dedi.
Bamadhaf Güney Parlamento Blokunun kuruluşunun güneyli liderlerin birleşmesine yardımcı olacağını umduğunu dile getirdi.   
Güney Parlamento Bloku açıklamasında, pazartesi toplantısının, güney sorununa adil bir çözüm bulmak için bütün güneyli grupları bir önderlik altında birleştirmeyi amaçladığı belirtildi.
Güney Parlamento Bloğu Sözcüsü Fuad Vakib, blokun kuruluşunu birleşik bir güney önderliği doğrultusunda olumlu bir adım olarak nitelendirdi.
Vakib, “Biz, 2006 yılında bu bloku kurmayı düşünüyorduk. Ancak eski rejim bunu engelledi. Eski rejim böylesi bir eylemin ayrılma yönünde bir adım olacağından korkuyordu”  dedi.

GÜNEY HAREKETİ YENİ YÜKSEK KONSEY OLUŞTURDU

Güney Hareketi, hareketin mevcut iki meclisinin tüm güneylilerin temsil edildiği bir mecliste birleştirildiğini duyurdu. Yeni meclise “Devrimci ve Barışçıl Güney Hareketi Yüksek Konseyi” adı verildi.
“Güneyin Özgürlüğü için Barışçıl Güney Hareketi Yüksek Konseyi” adı verilen Güney Hareketinin ilk konseyi 2009 yılında oluşturuldu. Eylül 2013’te, “Güneyin Özgürlüğü için Barışçıl Devrim Yüksek Konseyi” adlı ilkinden kaynaklanan ikinci konsey kuruldu.
Yeni konsey altı talep açıkladı. İlki, Güney’in tam bağımsızlığı çağrısında bulunuyor ve güneyde federal ve parlamenter siyasi sistemin kurulmasını talep ediyor.
İkinci olarak, Ali Salem El Beid’in Güney’in Başkanı olması talep ediliyor. Ali Salem El Beid Güney ve Kuzey Yemen’in 1990’daki birleşmesinden sonra 1990-1994 yılları arasında Yemen Başkan yardımcısı olarak görev yaptı.  1990 öncesinde Güney Yemen Cumhurbaşkanıydı.


TUNUS YENİDEN İLHAM VERİYOR

Essefir

2010 yılının sonlarında gerçekleşen devrimle bize ilham kaynağı olan Tunus, karşı devrimin, seçimle, demokratik yollarla ve iç savaşa gerek kalmadan yenilebileceği konusunda yeniden ilham kaynağı oldu. Tunus biz Araplara gücümüzü ortaya koyabileceğimizi gösterdi. Tunus bize, yaşanan çekişmelerin devlete karşı olmadığını aksine devlet içinde iktidar mücadelesi olduğunu ve karşı devrimle siyasi yollardan mücadele edilmesi gerektiğini gösterdi. Tunus’ta yapılan seçimlerde halkın katılımı büyüktü ve yüzde 60’lara ulaştı. Bazı kesimler daha önce yaşanan hayal kırıklıklarından dolayı sandığa gitmese de, çoğu kesimler sandığa gidip oy kullanarak birçok şeyin değişebileceğini gördü. Bunun sonucunda da yönetim barışçı yollardan el değiştirdi. Ve şu an siyaset halkın isteğiyle Tunus’a geri döndü. İkinci bir devrim niteliğinde olan Tunus seçimleri bize Arapların siyasetin içinde olduğunu, Müslüman Kardeşler ve arkadaşları olan Selefi-Vahhabi grupların sloganlarına karşı olduğunu kanıtladı. Müslüman Kardeşler Tunus’ta demokratik yollarla yenildi. Bu durumun başka ülkelere de ilham kaynağı oluşturmalı. Özellikle Mısır’da daha önce halkın iradesi karşısında geri adım atmayan MK Tunus’u örnek alıp şiddetten siyasete yönelmeliler.

ÖNCEKİ HABER

O baharlara ihtiyacımız var

SONRAKİ HABER

İki yıl sonra Kolombiya: Barış yok sermaye lehine baskıyla dönüşüm var

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa