03 Kasım 2014 09:55

İş cinayetleri sistem sorunudur

Durmayan iş cinayetleri özellikle Soma katliamının artık gündemden düşmeyecek bir noktaya geldi. Soma, Torunlar, Ermenek... İhmaller ve sorumlular tartışılırken, işçi sağlığı ve güvenliği politikaları da artık kabul edilemez noktada. Denetimler, ihmaller, sorumlular ve ne yapılması gerektiği konusundaki sorularımızı TMMOB Yürütme Kurulu üyesi ve Maden Mühendisleri Odası Eski Başkanı Mehmet Torun yanıtladı.

İş cinayetleri sistem sorunudur

Paylaş

Birkan BULUT
Ankara

Durmayan iş cinayetleri özellikle Soma katliamının artık gündemden düşmeyecek bir noktaya geldi. Soma, Torunlar, Ermenek... İhmaller ve sorumlular tartışılırken, işçi sağlığı ve güvenliği politikaları da artık kabul edilemez noktada. Denetimler, ihmaller, sorumlular ve ne yapılması gerektiği konusundaki sorularımızı TMMOB Yürütme Kurulu üyesi ve Maden Mühendisleri Odası Eski Başkanı Mehmet Torun yanıtladı. Yıllardır yaptıkları uyarıların dikkate alınmadığını, ihmallerin ancak işçiler topluca ölünce görüldüğünü belirten Torun, bu acı durumu “Soma’dan bu yana Ermenek hariç 35 maden işçisi öldü. Kimse farkında değil. Niye birer-ikişer öldüler. Herhalde işçinin ölürken de örgütlü ölmesi gerekiyor sesinin duyulması gerekiyor. 300 kişi 30 kişi ölecek ki madencinin ses, çıksın” diye özetledi. İş cinayetlerinin aynı zamanda bir sistem ve demokrasi sorunu olduğunu belirten Torun, “Ucuz emek üzerine kurulu bu modeli değiştirmezsek cinayetler devam edecektir” dedi.

Soma’dan çıkarılmayan ders nedir?
Toplum Soma faciasının iş cinayetleri açısından bir milat olmasını bekliyordu. Ancak ne yazık ki siyasi iktidar bundan hiç ders almadığını Ermenek faciasıyla göstermiş oldu. Biz maden mühendisleri bu ülkede nasıl madencilik yapılması gerekiyor, ve kazalar nasıl önlenebilir konusunda raporlar hazırladık. 2008, 2010 yılında verdiğimiz raporlar var. Bu raporlarda Soma’da, Ermenek’te riskli bölgeleri belirledik. ‘Buralarda su patlaması, göçük, gaz patlaması olabilir’ uyarısında bulunduk. Ne yazık ki dikkat edilmedi. Tekniğine çok girmek istemiyorum. Bir kere bunlar doğal afet değil, kader değil. Bilim ve teknoloji uygulanırsa, kâr öncelikli hedefleri yok edersek bu kazalar önlenebilir. Türkiye dünya ile rekabetini ucuz emek üzerine kurdu ve bunun bir bedeli olacaktı. Bunun bedeli de ne yazık ki işçi ölümleridir. Eğer bu modeli değiştirmezsek bu tür cinayetler devam edecektir.

‘250 SOMA VAR DEMİŞTİK’

Türkiye’de diğer madenleri ve işçileri ne gibi tehlikeler bekliyor?
Türkiye’de aktif biçimde çalışan yaklaşık 250 tane yeraltı madenleri var. Soma kazası olduğunda “Türkiye’de 250 tane daha Soma var” demiştik. Ne yapılması gerekiyordu? Bu riskler nelerdir, nasıl giderilir diye yetkililer çağırıp uzmanları görüş alması gerekir. Ancak hiçbir şey olmadı. Hatta bunlar hep muhalefet yapıyorlar mantığıyla yola devam ettiler. Asansör düştü insanlar ölüyor, Isparta’da minibüse balık istifi gibi doldurulan işçiler ölüyor, Ermenek’te 18 kişi suyun altında kalıyor. Bu nedenle ülke olarak işçi sağılığı ve güvenliği politikalarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. Ermenek’teki anne “Benim oğlum yüzme bilmiyordu” diyorsa bunu bir vebali olmalı. Fakat seyrediyorlar. Emek örgütleri, sendikalar, halk buna müdahale etmeli. Bu iş cinayetleri teknik değil aynı zamanda sistem ve demokrasi sorunudur.

‘YA AÇLIKTAN YA DA YER ALTINDA ÖLECEKLER’

Geçtiğimiz günlerde Şırnak madenlerindeki risklere dikkat çekmiştiniz...
Şırnak’a gittim. Valiyle, yetkililerde görüştüm. Su kuyularındaki çıkrıklar gibi orada da aynı yöntemle işçiler yerin 150 metre aşağı iniyorlar, hiçbir güvenceleri ve ekipmanları yok. Çıkardıkları kömürü de yine aynı yöntemlerle yukarı çıkarıyorlar. Neyin karşılığı yapıyorlar bunu? Günde 30 lira karşılığında. Böyle bir ortamda Şırnak’a dikkat edin dedim. Şırnak’ta Haziran ayında 5 insan öldü, belki de daha fazla ama kimsenin haberi olmuyor.
Çünkü kayıtlı bir iş yeri, kayıtlı işçi yok! Çoğu boşaltılan köylerin Kürt gençleri. Ya açlıktan ölecekler ya da yer altında ölecekler. Açlıktan ölmeleri kesin ancak yeraltında ölmeleri bir olasılık. Bu nedenle yeraltına girmeyi tercih ediyorlar. Ermenek’te de öyle. Siz orada bütün madenleri planlayıp, hiçbir kaynak kaybı yapmadan üretim yapmak yerine, yandaşlara parsel parsel verirseniz, madenler birbirinden habersiz üretim yaparsa bunun adı kaza değildir. Ermenek’te de durum aynı. Bu ocakta daha önce iki kez su baskını olmuş ve yeni öğreniyoruz. Burada işçilerin veya maden mühendislerinin bir günahı yok ama faturayı yine onlara kesecekler. Buna müsaade etmemeliyiz.

HATIRI SAYILIR KİŞİLER KİM?

Burada yapılması gereken örgütlü bir mücadeledir. İşçi sendikaları, meslek örgütleri, üniversiteler bir araya gelmeli. Bakanlığın Avrupa’dan çevirttiği mevzuatlar kazaları önlemez.
Biz Soma’da denetim yapmak istedik ama Bakanlık reddetti. Bakan ocağın kapatılmasına karşı araya hatırı sayılır kişilerin girdiğini söylüyor. Kim bu kişiler? Soma’dan bu yana Ermenek hariç 35 maden işçisi öldü. Kimse farkında değil. Niye birer-ikişer öldüler. Herhalde işçinin ölürken de örgütlü ölmesi gerekiyor sesinin duyulması gerekiyor. 300 kişi 30 kişi ölecek ki  ses, çıksın. Ölüm de örgütlü olmaya başladı.

TARAFLI VE BAĞIMSIZ DENETİM

Hükümet meslek odalarının yaptığı denetimin taraflı olduğunu söylüyor. Bu konuda ne demek istersiniz?
Çok doğru. TMMOB taraftır. TMMOB halktan, emekten, demokrasiden, bu ülkenin bağımsızlığından yana taraftır. Ancak bu anlamda söylemiyorlar. Diyorlar ki; “Bize ters şeyler söyleniyor. Bizim dediklerimizi yapmıyorlar.” TMMOB 60 yıllık bir örgüt ve bugüne kadar kimseye biat etmedik, etmeyeceğiz de. TMMOB hiçbir siyasetin arka bahçesi olmadı. Ancak tarafımız bilimden, ahlaktan barıştan yanadır. Bu nedenle bağımsız denetim istiyoruz.

ŞİRKET’İN SOMA’DAKİ MADENİNE ‘KAPAT-AÇ’

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’in soru önergelerine verdiği cevaplarda Uyar Madencilik’in sicili ortaya çıktı. Soma’nın Darkale ilçesinde madende farklı zamanlarda meydana gelen yangınlar, şirketin işçi hayatını ne kadar önemsemediğini gözler önüne seriyor. Bakanlık tarafından yapılan incelemelerde, Darkale Madeni’nde 2005 yılında 9 noksan, 2007’de 15 noksan, 2008’de 5 noksan, 2010’da iki denetimde 3 ve 9 noksan, 2011 yılındaki iki ayrı denetimde 6 ve 14 noksan, 2012’de de iki ayrı denetimde 5 noksan tespit edildi.
2011 yılında kapatma kararı verilen maden, ‘noksanlıkları giderildi’ denilerek bir ay sonra açıldı. 2013 yılı Mart ayında yapılan denetimde maden bir kez daha kapatıldı. Ancak yaklaşık 10 gün sonra eksiklerin giderildiği gerekçesiyle maden bir kez daha açıldı. Bu yanıtlar Bakan Çelik’in Ermenek’te “Ocağı kapatacağımız zaman işveren 50 kişiyi devreye sokuyor” şeklindeki itirafını akıllara getirdi.

ÖNCEKİ HABER

Validebağ için yürüdüler...

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu’dan belediyenin veri tabanını inceleme talimatı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa