03 Kasım 2014 09:58

Çıkardınız da niye arkasında durmadınız!

Karaman’ın Ermenek ilçesine bağlı Pamuklu Köyü yakınlarında 18 işçinin su altında kaldığı Has Şekerler Şirketine ait kömür ocağında acılı bekleyiş sürerken, tansiyon da yükseliyor.

Çıkardınız da niye  arkasında durmadınız!

Paylaş

Arif KOŞAR
Ermenek

Karaman’ın Ermenek ilçesine bağlı Pamuklu Köyü yakınlarında 18 işçinin su altında kaldığı Has Şekerler Şirketine ait kömür ocağında acılı bekleyiş sürerken, tansiyon da yükseliyor. Maden ocağına mühendis ve ustabaşının girmesine öfkelenen bazı madenci yakınları ocağa girmek istedi. Çalışmaların yürütüldüğü ocak ağzına jandarmanın konuşlandırılmasıyla yakınlar engellendi.
Maden sahası içinde bakanların açıklamaları arama kurtarma çalışmalarına ilişkin bilgilendirmelerle sınırlı. AFAD ve görevli madencilerden edinilen bilgileri genelde bakanlar açıklıyor. Bakanların ihmallere ilişkin sorular karşısındaki tek yanıtı ise “İşçi arkadaşlarımızın kurtarılmasına odaklandık, başka bir şey düşünmüyoruz” oluyor.
Asıl soru ise Ermenek’te bulunan 11 maden ocağında bundan sonra ne olacağı. “İşçi sağlığı önlemleri alınacak mı”, “Denetim sorunu çözülecek mi”, “Gerekli önlemleri almayan madenler kapatılacak mı”, hatta bazı işçilerin ifade ettiği gibi “Madenler kamulaştırılacak mı?” Çünkü, Has Şekerler’de yaşanan facianın, bölgedeki başka bir ocakta yaşanmaması için hiçbir sebep yok!

DOĞRU DÜZGÜN DENETLEMELİ

Madende mahsur kalan işçilerin yakınları, facianın Ermenek bölgesindeki madenler için ders olacağı konusunda temkinli. Bir şey değişmeyeceği fikri çok yaygın. Ölüme alışmak zordur… Yakınlarını kaybedenler için henüz öyle değilse de diğer işçiler bir ölçüde ‘alışmış’. Ya da alışmak zorunda bırakılmış. Çünkü “başka çare yok.” Bu çaresizlikte “Ağalar değiştirmez, burada işler böyle yürür” inancı etkili.
Belli belirsiz taleplerin ortaklaştığı nokta ise denetim. Hükümetten beklenti de bu yönde: “Müfettişler doğru düzgün denetmeli.”
Su baskınının yaşandığı Has Şekerler Maden ocağından bir işçi, iş müfettişlerinin denetim sürecini şöyle anlatıyor: “Buraya iş müfettişinin gelişi 15 gün önceden bellidir. Madendeki tehlikeli yerler kapatılır. Duvar örülür. Sanki oralarda daha önce kömür çıkarılmış, sonra da kapatılmış gibi. Müfettiş gidince yine açılır. Bazı işçiler evlerine gönderilir. En iyi aletler, müfettişi gezdirilecek yere doldurulur. Müfettiş gelir gider ama kimsenin haberi olmaz. Bizimle konuşmaz. Bizimle konuşsa da zaten cevap veremeyiz ama sağlam teftiş yapsa her şey açık yani. Müfettiş yemeğini yer gider. Müfettiş dediğin habersiz gelecek. Müşteri gibi girecek içeri. Bakacak, görecek her şeyi.” İşçilerin hükümetten beklentileri de bu noktada: “İş müfettişleri yemek yiyip gitmesin. Doğru düzgün denetlesin.”

KAFALAR KARIŞIK

Aslında kafalar bir ölçüde karışık. Ermenek’te madenler geçim kapısı. Bu nedenle yoğun denetimle madenlerin kapatılması korkusu da var. Ermenekliler ve işçiler, bir yanda madenden ölüm diğer yanda açlıktan ‘ölüm’ ikilemi arasında. Birine itiraz edince diğerinin kaygısı başlıyor. Ermenek’in Güneyyurt Beldesinde oturan bir işçi, “Torba yasa çıktı, bir ay çalışmadık. Hepimizin beli büküldü. Borç içinde kaldık” dedi.
Torba Yasa konusunda özellikle hükümete tepki var. “Tamam maaşlar iyi. Ama servisle yemek gitti. Aynı hesap oldu.” Masa başında madencilerin haklarını geliştirdiği düşünülen bu düzenleme, Ermenek’te tam tersi yönde etki yapmış. Olan haklar da ortadan kalmış. Üretim ve daha fazla kömür baskısı artmış.
Madende mahsur kalan işçilerden Osman Çoksöyler’in eşi Sadiye Çoksöyler, Torba Yasanın getirisini ve götürüsünü bizzat yaşayarak görenlerden: “Madem çıkartınız Torba yasayı, niye arkasında durmadınız!”


KUZUM KUZUM!

“Kuzum”, “kuzularım”… Soma’da ‘kuzu’ ağıtları, “kuzum” çığlıkları hiç bitmiyor. Kadını da, erkeği de, Has Şekerler maden ocağında mahsur kalan oğlu, babası, kocası için “kuzum” diyor. Eğer madencinin çocuğu varsa, “kuzuların seni bekler, neredesin” diye haykırıyor. “Kuzum” sözü belki de hiç bu kadar acılı olmamıştı.


İKİ UCU PİS DEĞNEK!

Öyle de olmuyor, böyle de… İşçiler, madenlerin kapatılmasını hiçbir şekilde istemiyorlar. İş güvenliği nedeniyle olsa da… Her gün ölüm korkusuyla madene girseler de… Bir işçinin deyişiyle, “Ölüm korkusu bir dakika bile seni terk etmese de…” Hükümet ne yapmalı sorusunun cevabında, ana eğilim, “Düzgün denetlesin” iken, diğeri “devlet işletsin o zaman.” Ancak bu ifade somut bir talep düzeyine yükselemiyor. Çünkü Ermenek bir madenci kenti ve burada yıllardır maden patronlarının ağır bir etkinliği var. Bu, Has Şekerlerin sahibi Saffet Uyar’ın Güneyyurt Beldesinde toplam 3 dönem belediye başkanlığı yapmış olmasından bile belli. Bu nedenle işçiler, madenlerin Ermenekli patronların elinden alınabileceğini düşünmüyor. “Madem öyle devlet çalıştırsın” isteği de olmayacak bir iş ama tek çare olarak ifade ediliyor: “Kardeşim madem böyle çalıştıracağım diyorsun. İşçi ölürse ölür diyorsun. Devlet çalıştırsın. Devletin çalıştırdığı yerde bu kadar ölüm oluyor mu? Devlet bu işten zarar eder mi hiç! Koskoca devlet.”

ÖNCEKİ HABER

İşçi cinayetleri sendikacıların utancı olmalı

SONRAKİ HABER

ESP'li Erkan Kakça ve Coşkun Yiğit tahliye edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa