02 Kasım 2014 05:01

Tunus’un seçimleri ve halkın özlemleri

Tunus halkının, bin Ali’yi kovmasının üzerinden neredeyse dört yıl geçmiş olmasına rağmen, taleplerini savunmak ve elde etmek için hâlâ kendisine düşen görevleri yerine getirmeye hazır olduğunu bir kez daha gösterdi.

Paylaş

Hüseyin SAYGILI 

Tunus halkının, bin Ali’yi kovmasının üzerinden neredeyse dört yıl geçmiş olmasına rağmen, taleplerini savunmak ve elde etmek için hâlâ kendisine düşen görevleri yerine getirmeye hazır olduğunu bir kez daha gösterdi.

Daha önce defalarca sokaklara dökülerek günlük yaşamının düzeltilmesi için iş, ekmek ve demokrasi isteyen Tunus halkı, bu taleplerini yerine getirmeyen, kendisini oyalayan “dindar ve kindar bir toplum” kurmak isteyen en Nahda’yı hükümet koltuğundan bir kez daha indirdi. Nahda, 85 sandalye alan Nida Tounes (Tunus’un Çağrısı) karşısında 69 sandalye alarak meclisteki çoğunluğunu kaybetti. Geçen dönemdeki koalisyon ortaklarının da toplamda ancak 5 sandalye elde etmiş olması en Nahda’nın hükümet kurma hayallerini şimdilik matematiksel olarak rafa kaldırdı.

Bu seçimlerde elbette sayısal olarak en kazançlı çıkan parti nisan 2012’de kurulmuş olan Nida Tounes oldu. Seçim kampanyası sırasında bütçe açıklarının giderilmesi için devlet harcamalarının kısılması, memur ve işçi alımının durdurulması, kamu kuruluşlarının özelleştirilmesi, yakıt fiyatları üzerindeki devlet sübvansiyonlarının kaldırılması eksenli neoliberal bir ekonomi politikasının propagandasını yapan Nida Tounes, Burgiba döneminin Desturcuları ve bin Ali döneminin RCD’sinden kalma bürokratların ve politikacıların ağırlığını oluşturduğu bir parti kimliğini taşıyor. Kampanya süreci boyunca bir yandan en Nahda’nın ülkenin İslamizasyonu doğrultusundaki politikalarını eleştirerek laiklik vurgusu yapan bu partinin Cumhurbaşkanı Adayı Beji Caid Essebsi’nin adaylığını tescil ettirirken elinde Kur’an ile resim çektirmesi ve bin Ali rejiminin artıklarını partisinde barındırması ve milletvekili adayı olarak göstermesi eleştirilere neden oldu.

SEÇİMLERİN TEK KAYBEDENİ EN NAHDA
Diğer taraftan iktidarda olduğu süre boyunca devrimin taleplerini yerine getirmektense kendi ajandasındaki ideolojik programını hem hükümet programında hem de yazılmakta olan anayasada hayata geçirmeye çalışan en Nahda ve ortaklarının bu seçimlerin tek mağlubu olduğunu söylemek abartı olmaz. Göreve geldiği 2011 eylül ayından bu yana her türlü hak arama girişimini sokakta şiddetle bastırmaya çalışan (Tunus polisini Türkiye’den uzmanların eğittiğini not edelim), muhalefeti susturmak için işlenen siyasi cinayetleri örtbas etmeye çalışan, emrindeki sivil milislerle muhalif toplantı ve gösterilerde terör estiren, devlet kademelerinde hızla kadrolaşan en Nahda, bu seçim kampanyası sırasında çalışmalarını tamamen farklı bir şekilde “konsensüs, uzlaşma” üzerine kurdu. Ancak Tunus halkı en Nahda’nın işsizliğe, yoksulluğa çare bulmayışını ve demokrasi düşmanlığını unutmayarak sahte demokratlığına aldanmadı.

BİN ALİ’NİN PRENSİ 16 SANDALYE ALDI
Başında birçok defalar yolsuzluk, rüşvet ve kaçakçılıkla suçlanan ve bin Ali’nin prenslerinden olan zengin bir iş adamının bulunduğu Hür Yurtseverler Birliği de 16 sandalye elde ederek beklenenin üzerinde bir sonuç elde etti. Ülkemizde bir zamanlar önemli bir başarı elde etmiş olan ve Cem Uzan’ın kurduğu Genç Parti’ye çok benzeyen bu partinin kim tarafından kurulursa kurulsun, kurulacak olan hükümette koltuk kapma yarışına girmekten başka bir hedefinin olmayacağı konusunda bütün çevreler hemfikir.

HALK CEPHESİ’NİN BAŞARISI
Bir yandan katılım oranı üzeriden yapılan spekülasyonlar öte yandan halk içindeki en Nahda karşıtlığını istismar ederek en Nahda’dan kurtulmak amacıyla “oyların boşa gitmemesi” için oyların kazanma olasılığı yüksek olan partide toplanması gerektiği ekseninde Nida Tounes lehine yapılan propagandaya rağmen bu seçimlerin bir başka kazanan partisi, içinde 15 civarında parti ve grubun bulunduğu Halk Cephesi oldu. 

Bu cephenin en büyük bileşeni olan Tunus Emekçileri Partisinin bir önceki mecliste, 2 milletvekili bulunurken, 26 Eylül seçimlerinde Halk Cephesi olarak bu sayıyı 15’e çıkardılar. Yapılan itirazların olumlu neticelenmesi durumunda bu sayının 17’ye çıkması da muhtemel görünüyor. Sandalye dağılımının hiçbir partiye tek başına hükümet kurma olanağı tanımadığı bu mecliste, Halk Cephesi tayin edici öneme sahip bir yer elde etmiş bulunuyor. 

YENİ HÜKÜMET ÜZERİNE ÇEŞİTLİ SENARYOLAR
Yeni hükümeti kurma görevinin yeni seçilecek olan cumhurbaşkanı tarafından verilmesi bekleniyor. Bu durumda yeni hükümetin kurulması için en geç ikinci turun yapılacağı aralık ayı sonunu beklemek gerekecek. Bu uzun süre boyunca elbette çeşitli pazarlıklar yapılacak, ittifaklar kurulacak ve dağılacak. 

Ancak seçimin kesin galibinin olmayacağının ortaya çıkması ile birlikte toplumu oluşturan her kesim kendi ihtiyaçları doğrultusunda çeşitli koalisyon önerilerinde bulunmaya başladı bile. Bu önerilerden özellikle liberal demokrat aydınlar tarafından öne çıkarılanı; sosyal-demokrat ve sol partilerin Nida Tounes etrafında bir koalisyon oluşturarak en Nahda’nın “kindar ve dindar” toplum oluşturma projesini engellemesidir. Bu amaçla yapılan yorumlarda özellikle Halk Cephesine seslenilerek, “Böylesi bir koalisyonun kurulmaması halinde Nida Tounes’in en Nahda’nın kucağına itileceği” söylenerek, muhtemel bir başarısızlığın sorumluluğu Halk Cephesine yüklenilmeye çalışılmaktadır. Bu şekilde Halk Cephesi köşeye sıkıştırılmak istenirken, aslında gelecek ay yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “Oyların boşa gitmemesi” propagandasının zemini hazırlanmaktadır. Ancak en Nahda hükümetini istifaya zorlamak için kurulmuş olan “Milli Selamet Cephesi” içinde neoliberal politikalara sahip olan Nida Tounes ile bir araya gelmiş olan Halk Cephesinin, bu defa çizgilerini farklı bir noktadan çizmesi bekleniyor.  Fakat Tunus’ta büyük sermayenin öne çıkardığı ve rüyasını gördüğü koalisyon, Nida Tounes ve en Nahda arasında kurulacak olan bir “neoliberalizm ile İslamcılığın” koalisyonudur. 

SEÇİMLERDEN SONRA NİDA’NIN DEĞİŞİMİ 
Seçimlerden önce her ne kadar Nida Tounes en Nahda’ya karşı sert söylemler kullansa da sonuçların açıklanmasıyla birlikte bu söylemler yumuşamış ve bizzat Beji Caid Essebsi’nin ağzından “En Nahda düşmanımız değil” e dönüşmüştür. Cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday göstermeyen en Nahda’nın bu tutumu, destek karşılığında hükümette birkaç koltuk için kullanmak isteyeceği şeklinde yorumlanıyor. Uluslararası sermayenin de çıkarlarına uygun olan bu koalisyonun kuruluşunun önündeki tek engel, devrimin taleplerini savunmak için defalarca sokağa dökülen halkın vereceği tepki olacaktır. Yoksa kampanya boyunca kullandıkları söylemlere rağmen, iki parti de böylesi bir koalisyona razı olduklarını göstermeye başladılar bile. 

HALK DEVRİMLERİNİN PEŞİNDE 
Hükümetin ayakta kalabilmesinin, önceki en Nahda hükümetlerinin akıbetine uğramaması için yapması gereken; programını devrimin iş, ekmek, demokrasi talepleri üzerine oturtması, siyasi cinayetlerin aydınlatılması, bütçenin halkın çıkarlarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi, bin Ali döneminde alınan dış borçların ödenmesinin reddedilmesine dayandırmasıdır. Kampanyasını bu talepler üzerine dayandıran Cephe’nin katılacağı ya da dışarıdan destekleyeceği muhtemel bir koalisyonun programının bu talepleri içermeli. Tunus halkı kendisine sandıkta verilen görevi yerine getirdi, ancak görevinin burada bitmediğinin bilincinde ve gerekirse daha önce yaptığı gibi taleplerine ve özlemlerine sırtını dönenleri hizaya getirmeye hazır olduğunu sokakta olduğu gibi sandıkta da gösterdi.

KATILIM ORANI SPEKÜLASYONLARI
KayıtlıI seçmenlerin seçimlere katılım oranı yüzde 60 civarında oldu. Çeşitli basın organlarında bu rakamın düşük olduğu yönünde bazı değerlendirmeler yapılsa da aslında aynı bölgede bulunan diğer ülkelerdeki katılım oranları ve Tunus’ta 2011 yılında yapılan seçimlerdeki katılım oranları (yüzde 51) ile karşılaştırıldığında bu rakamın bölgedeki geleneksel katılım oranlarının hayli üstünde olduğu görülür. Cezayir’de 2007’de yapılan seçimlerde bu oran yüzde 35 iken, 2014 nisan ayında yapılan devlet başkanlığı seçimlerinde yüzde 43 oldu. Aynı şekilde Fas’ta yapılan son seçimlerde yüzde 45, Mısır’da yüzde 47.5 oldu. 

HALK POLİTİKADAN UZAK DURMADI
Ancak seçim kampanyasının ve kamuoyu yoklamalarının açıklanmaya başlamasıyla birlikte giderek artan bir şekilde katılım oranının düşük olacağı üzerine bir propaganda yürütülmeye başlandı. Bin Ali diktatörlüğünü devirdikten sonra sokaklardan çekilmeyen ve üç hükümet deviren halkın taleplerini elde etme mücadelesinde önemli bir eşiği teşkil eden seçimlerden uzak durması devrimden sonraki sürecin doğasına aykırı görünse de bu iddia, özellikle en Nahda ve Nida Tounes partisine yakın kaynaklar tarafından sıklıkla dile getirildi. Beklentilerin karşılanmaması, katılımın düşük olacağı, hiçbir partinin tek başına hükümet kuramayacağı eşiğinde yapılan propagandanın aslında halkı politikanın dışına itme çabasının parçası olduğu sonucu kolayca çıkarsanabilir.  Bin Ali’nin devrilmesinden sonra durumlarında bir iyileşme beklentisine giren halkın beklentisinin aradan geçen bunca zamana rağmen karşılanmaması halkın politikaya bakışını bir ölçüde olumsuz etkilese de onu politikanın dışına itmeyi başaramadı. 33 seçim bölgesinden toplam 1300’den fazla listenin seçime girmesi de aslında halkın politikadan kopmadığının ve tam da içinde olduğunu gösteren bir işarettir. Ayrıca 19 parti ve cephenin mecliste temsil edilme hakkını kazanmış olması bu liste ve grupların halka rağmen oluşturulmuş listeler olmadığını da gösteriyor.

ÖNCEKİ HABER

Sırbistan’da tribün rekabeti

SONRAKİ HABER

Çanakkale Kent Konseyinden Kaz Dağları için sosyal medyada kampanya çağrısı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa