31 Ekim 2014 08:51

'Spor siyasetten bağımsız değil'

Geçtiğimiz yıl Gezi Parkı’nda yaşananlar hâlâ hafızalarda taze. Bazı tribün grupları yapılan eylemlere hem Taksim’de hem de tribünde destek verdi. Üç İstanbul kulübünün tribünlerinde irili ufaklı tezahüratlar yapıldı. Son olarak Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı’nın 35 üyesi hakkında “Hükümeti yıkmaya teşebbüs” ettikleri iddiasıyla dava açıldı.

'Spor siyasetten bağımsız değil'

Paylaş

Geçtiğimiz yıl Gezi Parkı’nda yaşananlar hâlâ hafızalarda taze. Bazı tribün grupları yapılan eylemlere hem Taksim’de hem de tribünde destek verdi. Üç İstanbul kulübünün tribünlerinde irili ufaklı tezahüratlar yapıldı. Son olarak Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı’nın 35 üyesi hakkında “Hükümeti yıkmaya teşebbüs” ettikleri iddiasıyla dava açıldı.

Sabancı Üniversitesinden Alper Güner, Alperen Mustafa Turgut ve Can Özsoy futbol ve siyaset ilişkini araştıran bir proje yayınladı. Türkiye, Yunanistan ve Sırbistan’dan spor ve siyaset üzerine kafa yoran insanlarla röportaj yapılarak ülkeler arasındaki farklılıklar ve benzerlikler ortaya çıkarıldı. İlk günün röportaj konuğu Spor Yazarı Cem Dizdar oldu.

Sizce Türkiye’de futbol siyasal yapıda mı?
Buradan ne anlıyoruz? Realpolitikten mi bahsediyoruz yoksa siyaset olgusundan mı?

Realpolitik tabii…
Futbol politik tabii, herkesin ülkede bir tarafı var. Trabzonspor başkanı kendisini böyle deklare ediyorsa, Aziz Yıldırım CAS’taki davayı başbakanı işaret ederek çektiğini ima ediyorsa, milli takımın başına Fatih Terim tercihi başbakanın talebi ve iradesiyle getirildi diye düşünülüyorsa… Bütün bunların hepsi açık olmayan ama böyle düşünülen şeyler. Bunun dışında bütün siyasiler seçim süreçlerinde gittiklerinde propaganda yaparken o şehrin takımının atkılarını boynuna takıyorlarsa bu zaten siyasetin kaçınılmaz olarak oyunun içinde olduğu, futbolun içinde olduğu, çünkü futbolun da esasen politik bir oyun olduğunu gösteren bir şey. Futbol politik bir oyun.

Futbolu Türkiye’de en popüler spor olarak kabul edersek basketbol da futbol kadar reel politikanın içerisinde mi?
Reel politikanın içinde. En son Avrupa Şampiyonası’nda Cenk Akyol olsun daha öncekinde sanıyorum Sinan Erdem’de başbakanın ve cumhurbaşkanının yuhalanmış olması meselesi oyun etrafına toplanmış insanların bizatihi kendilerinin politik birer karakter olduğunu gösterir. Yani oyunu izlemeye giden insanlar politik birer karakterken onlar oyunu bir şekilde okurken oyuna dair tanımlarda bulunurken oyuna dair tarafları tutarken kendi tuttukları takım içinde bile diyelim ki Fatih Terim’in varlığı Mustafa Denizli’nin varlığı Şenol Güneş’in varlığı ya da bir başkan seçimi sırasında gösterdikleri belirttikleri kanaatler bile oyunun politik yanını işaret eder. Yani bu oyun politikadan ayrı bir şey değildir. Kaldı ki zaten ekonomik bağlılıkları dolayısıyla politiktir. Sermaye gruplarıyla ilişkisi, vergi meselelerinde ülke maliyesiyle ve maliye politikalarını yöneten hükümetlerle sadece bizde değil dünyanın her yerinde böyledir.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu zaman futbol çok teşvik edilen bir spor değil. Devlet atletizm, jimnastik gibi sporları teşvik ediyor. Kimilerinin dediği gibi de 80 darbesine kadar futbol biraz hor görülen bir spor...
Yalçın Doğan’ın “Fenerbahçe Cumhuriyeti” kitabını okumalarını öneririm. O ‘80 sonrası diye yani meseleyi, futbolu bu Salazar’a atfedilen 3F formülüyle anlamaya çalışan insanlara tam da anlattığım şeydir. Realpolitik hiçbir zaman güçlü toplumsal olguları kendi dışına itmez, itemez. İterse çalışamaz. İşleyemez, kendisini yeniden üretemez, kendisini yeniden üretebilmesi için toplumdaki bütün sinir uçlarına bir şekilde bir şey söylemek zorunda, onunla temas etmek zorundadır.

*Yarın
Yunanistan...

ÖNCEKİ HABER

Mathilda

SONRAKİ HABER

Bartın'da koruma altındaki ağaçları kesenler suçüstü yakalandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa