‘Yazdıklarımın arkasındayım’

‘Yazdıklarımın arkasındayım’

Ergenekon davası kapsamında Silivri cezaevinde tutuklu bulunan Gazeteci Nedim Şener, Milliyet gazetesinde 29 Aralık 2010 tarihinde yayınlanan “Yol-İş Sendikasında organize yolsuzluk” ve 3 Nisan 2010 tarihinde yayınlanan “Fuar yeri kavgası rüşvet soruşturmasına döndü” haberlerinden dolayı “Basın yoluyla gizliliği ihlal ve adli yargıla

“Fuar yeri kavgası rüşvet soruşturmasına döndü” başlıklı haberle ilgili olan davada, savunması alınan Nedim Şener, iddianameyi vicdansızlık olarak değerlendirdi. Eser sahibinin kendisi, yazıda belirtilen hususların o tarihlerde konuşulan konular olduğunu ve yazı ile adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve gizliliğin ihlali suçlarını işlemediğini dile getiren Şener, gizliliğin ihlal edildiği iddia olunan soruşturmanın adalet müfettişlerince yapılan bir soruşturma olduğunu söyledi. “Bir ihlal söz konusu olsaydı, Adalet Bakanlığınca ya da soruşturmayı yapan müfettiş tarafından hakkımda bir işlem yapılması gerekirdi” diyen Şener,  beraatini talep etti. Hakim Rüveyde Çakmak Kaner, katılma talebinde bulunan Ferşat Aydın’ın suçtan zarar görme ihtimali göz önünde bulundurularak davaya katılımının kabulüne ve aynı yazı ile ilgili olarak farklı suçlardan dava bulunduğu için dosyaların birleştirilmesine karar verdi. Duruşma eksiklerin giderilmesi için ertelendi.

SENDİKANIN DAVADAN ÇEKİLMESİ SONUCU DEĞİŞTİRMEZ

Şener, yine aynı gazetede yayımlanan “Yol İş Sendikasında ‘Organize’ yolsuzluk” başlıklı habere ilişkin açılan davanın duruşmasında da savunmasını yapan Şener, suçlamaları kabul etmediğini belirtti. Nedim Şener, davanın Ramazan A. ve Yol İş Sendikası tarafından açıldığını söyleyerek, ‘‘Bizim gazetecilik yapmamıza engel olmak istediler’’ dedi. Söz konusu sendika davadan çekilirken, Şener, “Yazmadığım bir kitap nedeniyle Ergenekon’dan tutukluyum. Ama yazdığımın arkasındayım. Hep gazetecilik yaptım. Yazdığım her şeyin arkasındayım. Özgür kaldığım zaman bu dosyayı yine takip etmeye devam edeceğim. Sendikanın davadan çekilmesi yapılan yolsuzluğu ortadan kaldırmaz” dedi. Daha sonra kararı açıklayan mahkeme, esas hakkındaki savunmanın verilmesi için duruşmayı ileriki bir tarihe erteledi. Tutukluluğu süren Şener, Silivri Cezaevine gönderildi.

Öte yandan, Gazetecilere Özgürlük Platformu üyeleri, Şener’e destek için adliye önünde toplandı. Vecide Şener’in de aralarında bulunduğu grup adına konuşan Muhittin Doğan, “Nedim Şener iki ayrı davadan yargılanıyor. Sabah mahkeme kapısına geldiğimizde büyük bir şok yaşadık. Bugün 30 duruşma var. Bunun 28’i gazetecilere açılmıştı. Türkiye’de özgürce gazetecilik yapmanın ne kadar zor olduğunu anladık. Nedim’in bugün iki ayrı davası vardı. İki duruşma da ertelendi” dedi. (MEDYA SERVİSİ)


REDD’DEN TÜM ÖZGÜR KALEMLERE

Bon Jovi’nin ön grubu olarak TT Arena’da sahne alan REDD, ‘Ergenekon terör örgütü üyesi’ oldukları gerekçesiyle 127 gündür cezaevindeki Ahmet Şık ve Nedim Şener’in maketleriyle şarkılarını söyledi. Grup, ‘Masal’ adlı parçayı iki gazeteci ve ‘tüm özgür kalemlere’ ithaf etti.

Saat 19.00’da sahne alan REDD Grubunun Solisti Doğan Duru stadyuma “Bu parçamızı 127 gündür suçsuz yere hapiste olan Ahmet Şık ve Nedim Şener’e ithaf ediyoruz” diye duyurdu. Grubun Gitaristi Berke Hatipoğlu’nun da ‘127 tişört’üyle sahneye çıktı.

REDD adına konuşan Güneş Duru, “Biz her türlü dayatmalara, baskı ve toplumu tipleştirmeye yönelik eylemlere karşı bir grubuz. Kitapların ‘bomba’ olarak algılandığı geçmişte ötekileştirilen değerlerin empatiden yoksun, belirgin bir intikam ve hesaplaşma duygusuyla suçsuz insanların yıllarca kodeste tutulacak kadar acımasızlaştığı yeni ‘Türkiye kurgusu’ndan kaygılıyız. Ahmet Şık ve Nedim Şener, kurulmaya çalışılan bu düzenin, 127 gündür, günah keçilerinden sadece ikisi. Bu eylem başta onlar olmak üzere diğer tüm özgür kalemler içindir” diyerek konserlerine devam ettiler. (KÜLTÜR SERVİSİ)

www.evrensel.net