SUNU - Beni kategorize etme!

SUNU - Beni kategorize etme!

  •          Ne güzeldir Sezen Aksu’nun “Beni Kategorize Etme” şarkısı:“Sıkıştırıp tıkıştırma beni, depolaştırmaDuygularım yok oldu, yüreğimi nasırlaştırmaBeni demoralize etme, depolitize etmeHer işten kaçar oldum, beni illegalize

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    Ne güzeldir Sezen Aksu’nun “Beni Kategorize Etme” şarkısı:

    “Sıkıştırıp tıkıştırma beni, depolaştırma
    Duygularım yok oldu, yüreğimi nasırlaştırma
    Beni demoralize etme, depolitize etme
    Her işten kaçar oldum, beni illegalize etme”

     

    Halimize ahvalimize ne kadar da uygun! Hem dört duvar arası hayatımıza, hem de memleketçe gündemimize… Ne de olsa sıkıştırılıp tıkıştırıldığımız ev içinde dert deposu olduk maşallah! Sevincimizi bile yaşatmadılar, dar alanda kısa paslaşmalar yapıla yapıla oylarımız iç edildi, vekil seçtirdiklerimiz cezaevlerinde kaldı; AKP topu ha bire taca atıp duruyor. “Yeni meclis, yeni umutlar” derken, yaşanan krizler yüzünden demoralize olduk valla! Depolitize olmak da AKP’nin bizim için en çok isteyeceği şey! Ama yok öyle yağma, o kadar sorun varken politika yaparak çözmeyeceğiz de ne olacak! Herhalde yüzde 50’nin içinde olanlarımız da şarkıdaki gibi soruyordur şimdi AKP’ye “Ben seni öyle sevdim, böyle mi sevdim!?” Hoş, bizim topraklarda sevmek biraz da alışmaktır, umuttur, beklentidir, beklentilerimizi karşılayacağını umduklarımızdan yüz geri edilmek görmeye alışık olduğumuz bir tablodur aynı zamanda…

    Seçim süreci boyunca ev ev, sokak sokak dolaşan, kendi sesini mecliste duyurmak için çalışmalar yapan kadınlar “her işten kaçar oldum, beni illegalize etme” demiyorlar, dergimize gelen yazılardan bunu gördük. Televizyonlara, gazetelere çıkan haberlerin dışında ne çok şey yaşanmış seçim çalışmaları boyunca, hem insanın gözlerini dolduruyor hikayeler, hem de kahkaha attırıyor…

     

    ***

     

    Vicdanı olan insanın içi kaldırmıyor yaşananları, Sivas’ta, Madımak’ta 37 canın göz göre göre ölüme gönderilmesinden sonra geçen onca yıla rağmen bir arpa boyu yol alınmadı dersek doğru söylememiş oluruz. Çok yollar kat edildi. Ama canların ölümüyle bir kere daha yaralanmış, bir kere daha hor görülmüş, bir kere daha “makbul olmadıkları” hatırlatılmış Alevi yurttaşlar için değil! Suçluları aklamak ve hatta tepemize çıkarmak için! Unutmadık! Sanıklar yakalanmadığı, katliamın arkasındaki örgütler açığa çıkmadığı sürece, Alevilerin eşit yurttaşlık hakları güvenceye alınmadığı sürece yaramız da kapanmayacak...

     

    ***

     

    Bu sefer Fethiye’ye gidiş tarihimiz 15 Temmuz. Fethiye’de yaşanan toplu tecavüz davasında bin bir uğraşla hukuk mücadelesine girişen kadın arkadaşımızı bu sefer de yalnız bırakmayacağız. Ne olmuştu hatırlatalım: Fethiye’de 8 kişinin toplu tecavüzüne uğrayan kadın, suçluların cezalandırılması için başvurmadık yer bırakmamıştı, her kapı yüzüne kapanmıştı. Ama o hem kendi cesaretiyle hem de yüzlerce kadının verdiği destekle bütün hukuk yollarını zorladı ve dava nihayet başladı. Her dava kalabalık bir kadın grubu tarafından izlendi. Bu sefer de öyle olacak. İstanbul’dan, İzmir’den, Ankara’dan, Muğla’dan, Antalya’dan ve daha pek çok yerden kadınlar bu davanın tek bir kadının davası olmadığını, cinsel şiddete uğrayan bütün kadınların davası olduğunu bir kere daha söyleyecek. Sizin de yeriniz hazır… Geliyor musunuz?

     

    ***
    Her şey o kadar hızlı gelişti ki, belki ne oldu bitti fark bile edememişsinizdir. Gerçi her Pazar günü Evrensel’de Kırkyama sayfamızda sizlerle gelişmeleri paylaşmaya çalıştık ama tarihe not düşmek önemli diye, daha da ayrıntılandırarak, ne olup bittiğini gözler önüne sererek anlattık bu kez, “Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı”nın bir çırpıda yok edilip yerine “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” kurulmasını. “Kadın”ı tarihe gömmeye kararlı AKP’nin ağır darbelerinden biri olan bu uygulamanın sonuçları da bizim hayatımız üzerinde çok etkili olacak. Bu konuyu gündemde tutmaya devam edeceğiz. Mücadeleyle kurdurduğumuz bakanlığı bir çırpıda hiçe çevirmelerini kabul edecek değiliz ya!

     

    ***

    Kitap tanıtımımız, portremiz, tarih sayfamız, sağlık köşemiz, gündemin kıyısına taktığımız çengelli iğnemize ek olarak bir de film tanıttık sizlere… Gidip görebilseniz filmi ne güzel olur, göremeyenler olursa diye de taaa uzaklarda bir fabrikada yaşananlar bizim hayatımıza nasıl değer, haberiniz olsun istedik.

    Kapaktaki eller hem bir isyanın, hem bir neşenin, hem bir itirazın, hem de üretkenliğin göstergesi kadın elleri… Ellerimiz hep böyle itirazda olsun, hep böyle yukarda, hep böyle sıkıştırılıp tıkıştırılmak istediğimiz yerlerden çıkmak istediğimizin işareti olsun… Bu elleri karikatürist Sefer Selvi çizdi, teşekkür ediyoruz…

    Bize yazın…

     

    www.evrensel.net