Mektup - Blok’u büyüten emeğimizdir, vekillerimize sahip çıkalım!

Mektup - Blok’u büyüten emeğimizdir, vekillerimize sahip çıkalım!

Seçim startı verildiği haftadan itibaren Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku bileşenleriyle beraber ortak yürütmeyi hedeflediğimiz seçim çalışmamız bir takım aksaklıklar olsa da yürüdü. Seçim süresince akşam saat 18.30’dan itibaren seçim irtibat bürosunda toplanıp mahallelere dağıldık. Ç

Fikriye Akgül - Tuzla/İSTANBUL

Seçim startı verildiği haftadan itibaren Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku bileşenleriyle beraber ortak yürütmeyi hedeflediğimiz seçim çalışmamız bir takım aksaklıklar olsa da yürüdü. Seçim süresince akşam saat 18.30’dan itibaren seçim irtibat bürosunda toplanıp mahallelere dağıldık. Çalışmamızda öncelikle ortak bir dilin nasıl kullanılacağı konuşuldu, her grubun sözcüleri vardı ve çalışmayı yürüten arkadaşların niteliğine göre mahalleler verilmişti.

Birçok evde Türkçe konuşmayan aileler olduğundan Kürtçesi iyi olan bir arkadaş her zaman öncelikli tercihimizdi. Her görüşmeden sonra bir sonrakine nasıl gidilecek, buralarda ne söylenmeli veya ne söylenmemeli. Bu konularda ortak dilin önemini tartışarak ve öğrendiğimiz yeni gelişmeleri birbirimize aktararak devamlı olumlu ve ilerletici bir çalışma süreci geçirdik. Bu süreçte beni etkileyen bazı olayları sizlerle özellikle paylaşmak istiyorum:

Aydınlı mahallesinde çat kapı gittiğimiz bir ev, polis eviymiş. Kapıyı açıp dağıttığımız broşürün üzerindeki resmi görünce, bizimle görüşmek istemedi. Hemen kapısını kapatmaya çalıştı. Bu durumdan çok rahatsız oldum, konuşmaya başladım. Sebahat Tuncel’i sadece polise tokat meselesinden tanıdığını, bunun yanlış olduğunu, çünkü o tokadın aslında sisteme atıldığını anlatınca, karşı komşusu AKP’li olduğunu söyledi. Ama o da bizi dinledi ve en sonunda kendisine “Sen bu savaşın bitmesini istiyor musun, istemiyor musun?” diye sordum. Tabi ki savaşa karşı. “Ben Kürt işçisi bir anne, sen Türk işçisi bir anne... Bizler bu savaşa karşı yan yana durmalıyız ki, bundan sonra savaşa yatırılan paralar eğitime ve çocuklarımızın sağlığına yatırılsın. Çünkü yarın çocuklarımız anayasal hakları için sokağa çıktıklarında aynı gerekçeyle aynı şekilde muamele görecekler” diye devam ettim. Konuşmamız sonuç verdi ve kadın bizi evine çağırdı. Bu soruna hiç anlattığımız açıdan bakmamış olduğunu bizimle paylaştı. Böylece tepkiyle açılan kapı gülerek ve iyi dileklerle kapandı.

Konaşlı mevkiinde Türk bir ev kadını, “Ya ben bu adaya oy vereceğim ama ne olur söyleyin, AKP, CHP ve MHP’ye şöyle sağlam bir tokat atsın. Bu savunmasız Kürt çocuklarının kameralar önünde kollarını kıran, gaz bombalarıyla komaya sokanlara şöyle sağlam bir tokat atsınlar. O zavallı çocuklar evlerinin bahçelerinde bile oynayamıyorlar” dedi. Evet, bu Karadenizli kadınımız bozuk düzende sağlam çark olmaz sözünün gerçekliğini fark etmişti.

Kürt bir işçi arkadaşımız “Ben sigortasız, güvencesiz çalışıyorum. Asgari ücret alıyorum. Ama ben her şeyden önce dilimi ve kimliğimi istiyorum. Ben artık Kürt olduğum için ikinci kez sömürülmeden yaşamak istiyorum” diyerek Blok’un kendisi için önemini ifade ediyordu.

Şifa mahallesinin yoksul Kürt kadınları, AKP’nin makarna, kömür, para dağıtmak gibi sadaka politikalarına prim vermediler, heyecanla ve coşkuyla çalışmalarımıza katıldılar. Şifa’da hemen her evde yoksulluk hakim, birçoğu Türkçe bilmiyor, gençler işsiz, çalışanlar güvencesiz, çocukların gelecekleri karanlık, talepleri duyulmuyor… Ama Şifalı kadınlar AKP’nin sadakasını değil, Kürt olmanın onuruyla yaşamayı istiyorlardı. İşte Şifa Mahallesi kadınlarının seçimlerde, Blok’u büyütme nedenleri.

Şifa’da gerçekleştirilen kahvaltılı kadın toplantısında yaptığımız çalışmaları katılma çağrısı yankısını buldu. Biz oradan ayrıldıktan sonra Şifa mahallesi kadınları, pazarda stant kurdular. Mahalleden 19 kadın burada yer aldı.

Bütün bunların yanında işyerimdeki arkadaşlarıma Blok’u anlattım. Seçimler sonucunda Blok’un gücü patron partilerinden medet uman diğer işçilere de umut oldu. Ama en çok da sessiz azınlıklara umut oldu. Örneğin CHP veya AKP’ye oy veren arkadaşlarımız Blok’un bu başarısına büyük bir heyecanla karşılık verdiler. Ve birçok kişi oylarıyla Blok’u desteklemedikleri için pişmanlık duyduklarını ifade ettiler.

Evet Emek, Demokrasi, Özgürlük Bloku, Türklerin, Kürtlerin, Lazların, Alevilerin kurtuluşu olacağını kanıtladı. Şimdi mahallelerimizde, fabrika ve işyerlerimizde her an seçim olacakmış gibi çalışıp vekillerimize sahip çıkmalıyız.

www.evrensel.net