27 Ekim 2014 09:11

IŞİD’in Libya’daki yeni emirliği

3 Ekim 2011’de Kaddafi’nin yakalanması ve öldürülmesinden sonra milislerin çatışma alanına dönen Libya’daki bölünme ve kutuplaşma daha da derinleşti. Kaos içindeki Libya’da halk karşıt milis güçlerin şiddetli çatışmaları arasında kaldı. Geçen hafta içinde gerçekleşen çatışmalarda en az 100 kişi öldürüldü

Paylaş

23 Ekim 2011’de Kaddafi’nin yakalanması ve öldürülmesinden sonra milislerin çatışma alanına dönen Libya’daki bölünme ve kutuplaşma daha da derinleşti. Kaos içindeki Libya’da halk karşıt milis güçlerin şiddetli çatışmaları arasında kaldı. Geçen hafta içinde gerçekleşen çatışmalarda en az 100 kişi öldürüldü. Rai al youm haber sitesi Libya’daki gelişmeleri, “Bölünme sadece askeri değil aynı zamanda siyasi. Ağustostan beri ülkede iki Libya Hükümeti ve iki parlamento bulunuyor. Uluslararası kabul görmüş Başbakan Abdullah Sini’yi ve kabinesini Tobruk’a taşımaya zorlayan İslamcılar Trablus’u ele geçirip ‘Başbakan’ Ömer El Hisi yönetiminde kendi kabinelerini kurduktan sonra da iki ordu oluştu” şeklinde okurlarına aktardı.

LÜBNAN’DA ÇATIŞMALAR ALEVLENDİ

Yaklaşık 150 gündür bir cumhurbaşkanı seçemeyen Lübnan’da çatışmalar yeniden şiddetlendi. Hizbullah, Arsel bölgesinde İslamcı cihatçılara karşı operasyonlarını yoğunlaştıran orduyu desteklediğini açıklarken, el Nusra Cephesi ordu operasyonlarını durdurmazsa ellerindeki rehineleri öldüreceği tehdidinde bulundu. El Kaide bağlantılı el Nusra Cephesi ile IŞİD’in elinde 27 asker ve polis bulunuyor.

ÜRDÜN İHVANI, IŞİD’İ DESTEKLİYOR

Geçtiğimiz hafta “Ürdün İhvanı”nın IŞİD’i desteklediğini açıklaması aşırı İslam ile ılımlı İslam arasındaki makasın giderek kapandığı yorumlarına yol açtı. 1977’den beri Londra’dan yayın yapan al Arab gazetesi “İslami cemaatler konusunda uzman olan analistler, bölgesel olarak İhvan’ın geçtiği hassas dönemde İhvan’ı bu kararı almaya ittiğini ifade ettiler” diye yazdı.

TUNUS’TA PARLAMENTO SEÇİMLERİ

Öte yandan Tunus parlamento seçimleri için sandığa gitti. Komşusu Libya’daki çatışmaların etkisini yakından hisseden ülkede Tunuslu yetkililer seçim nedeniyle güvenlik gerekçesiyle Libya sınırını üç günlüğüne kapattı. Tunus halkının devrimdeki beklentileri ise karşılanmış değil. El Kuds el Arabi başyazısında bu durumu şöyle yorumladı: “Ortaya çıkan sonuçlar, büyük Tunus halkının beklentilerini karşılamadığından Tunus siyasi tabakalarında büyük homurtuya yol açtı. Devrimden sonra gelenlere eleştiriler yapıldı. Eleştirilerin büyük çoğunluğu devrimlerin en önemli sebeplerinden biri olan işsizlik oranının düşmemesi. İstatistiklere göre işsizlerin yüzde 30’u üniversite mezunları. Ki bunlar eğitimli ve siyasi alanda dinamik kitleyi oluşturuyor.”


LİBYA’DAKİ KAOS IŞİD’E YENİ KAPILAR AÇAR

Rai al youm

Bugün Libya’daki bütün yollar aynı yere çıkıyor; ülke dışına.

Doğu Libyalılar, kendi araçlarında tıkış tıkış binmiş vaziyette her tür eşyalarını yükleyerek Mısır’ın yolunu tutarken, batılılar Tunus’a yöneliyor. Ülkenin ortasındaki Misrata halkı da Malta’ya gitmek üzere denize ulaşmaya çalışıyor.

Şu anda Mısır’da yaklaşık iki milyon, Tunus’ta da yaklaşık bir buçuk milyon Libyalının yaşadığı sanılıyor. Çok sayıda Libyalı kendilerine kapılarını açacak herhangi bir ülke arayışı ile İtalya ve Türkiye’ye girme teşebbüsünde bulundu.

Libya devriminin beşiği olarak tanımlanan Bingazi son üç gündür General Halife Haftar’a sadık güçlerle radikal İslamcı güçler arasında şiddetli çatışmalara sahne oldu. Bu yazının kaleme alındığı ana kadar 60 kişi öldürüldü ve bu sayı daha da artıyor.

Hafter, geçen Mayıs’ta Ensar el İslam önderliğindeki İslamcı terörist gruplara karşı sözde “onur savaşı” başlattı. Kendisi Libya’da “uyanış” hareketinin lideri ve güçlü bir şekilde Amerikalılar tarafından destekleniyor.

Libya halkı birçok rakip fraksiyon ve milis arasında kayboldu ve kaotik savaşlar ülkeyi yutmuş durumda.

LİBYA’DA İKİ HÜKÜMET

Bölünme sadece askeri değil aynı zamanda siyasi. Ağustostan beri ülkede iki Libya Hükümeti ve iki parlamento bulunuyor. Uluslararası kabul görmüş Başbakan Abdullah Sini’yi kendi kabinesini Tobruk’a taşımaya zorlayan İslamcılar, Trablus’u ele geçirip “Başbakan” Ömer El Hisi yönetiminde kendi kabinelerini kurduktan sonra da iki ordu oluştu.

Çarşamba günü, Libya Türk özel elçisi Emirullah İşler, Sini’nin eski ofisinde El Hisi ile görüştü. Türkiye Trablus’taki yeni yönetimi resmi olarak ilk tanıyan ülke oldu. Türkiye Libya’nın en büyük ticaret ortaklarından biri.
Libya, vekâlet savaşları için bir satranç tahtası haline geldi. Mısır, Haftar’ı desteklerken; Katar İslamcı grupları destekliyor.

BAĞDADİ’YE BAĞLILIK YEMİNİ

Libya’da oluşan yeni yönetim, tümünün en güçlüsü ve en tehlikelisi. Libya Birleşmiş Milletler (BM) Elçisi Bernardino Leon, ülkenin doğusunda büyüyen bir İslami Devlet’in varlığı konusunda uyarıda bulundu. Derna’da İslami Gençlik Şura Meclisi bu ayın başlarında Ebubekir el Bağdadi’ye bağlılık sözü verdi ve Ebu Talip el Cezravi olarak bilinen Yemenli bir emiri atadı. IŞİD kentte bir şeriat mahkemesi kurdu ve IŞİD bayrakları şimdi olağan hale geldi.

Tüm bu kaosun ortasında insan Amerika’nın nerede durduğunu merak ediyor. Bunun cevabını ABD Büyükelçisi Deborah Jones attığı tweetlerle verdi. Jones tweetinde, “terörist gruplara merkezi bir otoritenin kontrolü altındaki düzenli bir ordu ile karşı çıkılmalıdır” diye yazdı. Diğer bir tweetinde ABD’nin tamamen Haftar’i desteklediğine dikkat çekerek Ensar el İslam hareketini kınadı.

Libya halkı bu milis ormanının ve silah kaosunun neresinde? Onlar kayboldular ve parayı bulan ülkeden kaçtı. Yoksullar kendi kaderlerini beklerken en zenginler (yolsuzlukla elde ettikleri ile) Avrupa’ya gitti. Son soru: Libya devrimi ve devrimcileri nerede?


TUNUS SEÇİMİNDE GELECEK SÜPRİZ

El Kuds el Arabi
Başyazı


Tunus’ta 5 milyon 237 bin seçmen (geçen Perşembeden itibaren yurt dışı, Pazar günü de ülkede) önümüzdeki beş yıl için parlamentodaki temsilcilerini seçmek üzere sandığa gitti.

Seçimlerde aralarında 100’den fazla partinin olduğu 1300’den fazla parti listesi ve bağımsız aday 217 sandalye için yarıştı. Sahneye yansıdığı kadarıyla 2011 devriminin Tunus’ta büyük özgürlük umutları açtığı görünüyor. Lakin aynı anda Arap devrimlerinden beklenen umutların çıkmaza girdiği de görülüyor. Tunus, askeri ve sivil kurumlarında yaşanan felaketlere rağmen şu ana kadar ayakta kaldı. Küçük bir ülke olan Tunus, sembolik değer taşıyan, Avrupa’ya yakın olan Akdeniz’in kıyısında bulunmaktadır. Sınırları Sahra ile çevrelenen ülkede; açlık, hastalık ve trajedilerin kıtasından kaçmayı hayal edenler kıyılarında boğulmaktadır. Büyük devletler kendi sorunları ile uğraştıklarından dolayı bu ülkelerin çıkar çatışmalarının Tunus’u yutmasını engelliyor. Bu durum Avrupa ile Afrika arasında mucizeler gerçekleştirmesine de imkân sağlıyor.

Tunus’ta geniş bir kitle, tecrübelerinin başarı sağlamasının öneminin kesinlikle farkında değil. Tecrübelerin başarıya ulaşması, devrimlerden önce hayatlarının daha iyi olduğunu düşünenlere iktisadi ve siyasi olarak yansıyacaktır. Tunuslular, bir önceki cumhurbaşkanı Zeynel Abidin bin Ali’nin devrilmesinin hayatlarının daha iyi yönde değişmesi için yeterli olmadığını keşfettiler.

Ortaya çıkan sonuçlar, büyük Tunus halkının beklentilerini karşılamadığından Tunus siyasi tabakalarında büyük homurtuya yol açtı. Devrimlerden sonra gelenlere eleştiriler yapıldı. Eleştirilerin büyük çoğunluğu devrimlerin en önemli sebeplerinden biri olan işsizlik oranının düşmemesi. İstatistiklere göre işsizlerin yüzde 30’u üniversite mezunu. Ki bunlar eğitimli ve siyasi alanda dinamik kitleyi oluşturuyor.

Nahda hareketi yükü aldı ve iktidarda ortakları oldu. Kendisinden beklenenlerin gerçekleşmesi konusunda hükümetteki ve parlamentodaki ağırlığına göre yapılan eleştirilerin çoğunun muhattabı kesinlikle kendisi. İşsizlik sorununun dışında ekonomik, toplumsal ve siyasi şartların bozulmasının sorumlusu da kendisi.

Tunus’u Arap ve bölgesel savaşların dışında tutan şey, Tunus’ta siyasi çatışmaların sandık yoluyla yaşanması. Lakin birçok maskenin altında gizlenmiş anti-devrimci güçler, sandığa gelmemek ile tehdit ediyorlar. Şantaj yöntemi, silahlı Selefi hareketin kör şiddetinden daha az sefil değildir. Tunus halkının hayal kırıklıklarının üzerinden çarkı geri döndürmek isteyen hareketler, sürprizle karşılaşacaklardır.

Diktatörlüğün geçmişte kendini yenilemek için bazı siyasi hareketleri kullanmış olmasına rağmen Tunusluların çoğunluğu geleceklerini seçmek için sandığa gideceklerdir.


ÜRDÜN İHVANI IŞİD’İ ALENEN DESTEKLİYOR

Al Arab

İslami Emek Cephesi Genel Başkan Yardımcısı, “Ilımlıların IŞİD’i desteklemek dışında bir seçenekleri yoktur” dedi.

İhvan’ın siyasi kolu, IŞİD’e karşı oluşturulan koalisyonun “küfür” içinde olduğunu ilan eden sinyaller veriyor. İhvan’ın siyasi kolu olan İslami Emek Cephesi Genel Başkan Yardımcısı Naim Hısavana, Amerikan müdahalesine karşı çıkan ılımlı İslamcıların IŞİD’i desteklemek dışında bir seçeneklerinin olmadığını söyledi:  “Irak’ta milislerin ve Lübnan’da Hizbullah’ın İslam’a karşı yaptıklarına kayıtsız olan uluslararası toplumun Husilerin Yemen’in başkentini ele geçirmelerini kolaylaştırması,  IŞİD’e sempati ile sonuçlandı.”

İhvan liderliğinin IŞİD’in yanında durun çağrısı, Ürdünlü gençlere IŞİD’e katılmaları için dolaylı bir çağrı niteliğini taşıyor. İslami cemaatler konusunda uzman olan analistler, bölgesel olarak ihvan’ın geçtiği hassas dönemin İhvan’ı bu karara almaya ittiğini ifade ettiler.

IŞİD’e karşı koalisyon oluştuğundan ve ona karşı savaş davulları çalmaya başlamasından bu yana İhvan,  bu savaşa karşı uyarılarını yoğunlaştırdı. Ürdün hükümetine yönelik uyarılarını da “IŞİD’e karşı savaş, savaşımız değildir” başlığı altında yaptı.


SİNA’DA OHAL

The Daily Star


Mısır’ın Sina yarımadasında 31 askerin öldüğü bombalı saldırıların ardından üç ay olağanüstü hâl ilan edildi. Akşam beşten sabah yediye kadar sokağa çıkma yasağı getirildi. Gazze’den Mısır’a geçişi sağlayan Refah Sınır Kapısı da saldırıların ardından cumartesi sabahı süresiz olarak kapatıldı. Cumhurbaşkanı Sisi de üç gün yas ilan etti.

Bu saldırı ordunun, İslamcı Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi devirmesinden bu yana en ölümcül saldırı oldu. Tarımsal bir bölge olan el Ariş’te gerçekleşen bombalamada aralarında üst düzey bir ordu yetkilisi ve beş subayın da olduğu 29 asker de yaralandı.

Daha önce de Sina’da benzer kanlı saldırılar yaşandı.

2013 yılı Ağustos ayında ordunun Mursi’yi devirmesinden sadece bir hafta sonra Sina’da silahlı kişilerin makineli tüfek ve roketatarlarla asker taşıyan iki otobüse yönelik yaptığı saldırıda 25 asker öldü. Yine bu yıl Temmuz ayında Libya sınırına yakın batı çölünde 22 sınır muhafızı öldürüldü. En son saldırı Mısır’da bir askeri mahkemenin Perşembe günü yedi Ensar Beyt El Makdis üyesini orduya yönelik ölümcül saldırıları nedeni ile idama mahkûm etmesinin ardından geldi.

Mursi’nin devrilmesi sonrasında, Mısır emniyet güçleri tarafından gerçekleştirilen baskınlarda 1400’den fazla Mursi destekçisi öldürüldü. 15.000’den fazlası da tutuklandı. Mursi dâhil 200 kişi de idama mahkûm edildi.

ÖNCEKİ HABER

Savaşa değil, barışa adım atmanın günü

SONRAKİ HABER

"Suudi Arabistan bir gazeteci öldürdü ve Trump bunu önemsemiş gözükmüyor"

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa