27 Ekim 2014 07:00

Pek çok örgüt, üniversite ve bilim insanını bir araya geliyor

Savaşlar bitki gen kaynaklarını tehdit ediyor. Dünyadaki en önemli bitki gen kaynakları Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede yer alıyor. Yeni tohum çeşitlerinin geliştirilmesi için hayati olan bu kaynaklar bugün savaş ve çatışmaların tehdidi altında.

Paylaş

Savaşlar bitki gen kaynaklarını tehdit ediyor. Dünyadaki en önemli bitki gen kaynakları Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede yer alıyor. Yeni tohum çeşitlerinin geliştirilmesi için hayati olan bu kaynaklar bugün savaş ve çatışmaların tehdidi altında. Tar-lasera dergisi ekim sayısında gen kaynakları üzerine çalışan pek çok örgüt, üniversite ve bilim insanını bir araya getiren Crop Wild Relatives (CWR) programının yürütücülerinden Hannes Dempewolf ile görüştü.

Türkiye, İran, Irak, Suriye ve İsrail gibi ülkeleri kapsayan ve Verimli Hilal adı verilen bölge, her gün tüketilen tarım ürünlerinin yabani akrabalarının dünyada en çok çeşidinin yetiştiği coğrafya konumunda. Patates, buğday, ayçiçek, şeker pancarı ve domates gibi tarım ve gıda sektörünün temelini oluşturan ürünlerin daha besleyici ve kuraklık gibi streslere daha dayanıklı çeşitlerinin geliştirilmesi için bu genetik kaynaklar büyük önem taşıyor. Ancak bu coğrafyada yaşanan savaş ve çatışmalar, insan yaşamı kadar bu yabani bitkilerin yaşamını da tehlikeye atıyor. Aylık tarım ve kültür dergisi Tarlasera ekim sayısında, bölgedeki yabani gen kaynaklarının korunmasında Türkiye’nin rolünü inceledi. Habere göre, Türkiye’nin yalnızca tohum gen bankaları oluşturmakla yetinmemesi gerekiyor. Kaynakların tespit edildiği yerlerin koruma altına alınması ve ıslahçıların korunan bitki-lere erişimini sağlamak da gerekli.

VERİMLİ ALANLAR KORUMAYA ALINMALI

Temel tarım ürünlerinin yabani akrabalarının yüzde 12’si yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Yeterli düzeyde korunmakta olanların oranı ise yalnızca yüzde 5. Tehlikenin nedenleri şehirleşme, iklim değişikliği ve savaşlar. Bilim insanları, yalnızca biyoçeşitliliğin korunması için değil; hastalıklara, zararlılara ve kuraklığa dayanıklı yeni tohum çeşitleri geliştirmek için de bu bitkilerin koruma altına alınmasını savunuyor. Türkiye, Verimli Hilal’de en çok yabani akrabaya ev sahipliği yapan ülke. Dünya genelinde ise 5. sırada. Hannes Dempewolf, tarım ürünlerinin yabani akrabalarının korunup tohum ıslahı çalışmalarına kazandırılmasında en önemli görevin Türkiye’nin üzerinde olduğunu söylüyor.

VERİMLİ YERLER KORUNMALI

Verimli Hilal’de tarım ürünlerinin yabani akrabalarının korunabilmesi için öncelikle bu bölgenin çatışmalardan arınıp gerçek bir huzura kavuşması gerekiyor. Sonrasında ise bölgedeki ülkelerin sahip oldukları tarımsal değerlerin farkına varıp önlem almaları gerekli. Verimli Hilal’deki kilit ülke olarak Türkiye’nin görevi ise bu bitki gen kaynaklarını yalnızca gen bankalarına taşımakla kalmayıp, yaşadıkları bölgeleri de bir an önce koruma altına alarak güvenli ve verimli bir ortama dönüştürmek.

YALNIZCA GEN BANKASI KURMAKYETERLİ DEĞİL

Türkiye'de yabani bitki gen kaynakları üzerine ilk çalışmalar 1963 yılına dayanıyor. 2010 yılında Ankara’da açılan Türkiye Tohum Gen Bankası ise bugün bünyesinde 107 bin bitki türü barındırıyor. Ancak yalnızca gen bankalarının oluşturulması yeterli değil.

Gen bankalarında bulunan bitkilerin, yeni çeşitler üzerine çalışan ıslahçıların erişimine açılması gerektiğini söyleyen Dempewolf’a göre, aynı zamanda yaban hayatın da muhafaza edilmesi gerekli. Dempewolf, “Türkiye’de tarım ürünlerinin yabani akrabalarının yoğun olduğu bölgeler belirlenip buralar koruma altına alınmalı. Bu türlerin iklim değişikliklerine ve yeni zararlı/hastalık baskılarına uyum sağlamaya devam etmeleri ancak böyle mümkün olur” diyor. (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

Galatasaray’a bu defa da Başakşehir 4 attı

SONRAKİ HABER

Çocuk istismar suçundan men alan antrenör, çocuk takımı mı çalıştırıyor?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa