26 Ekim 2014 18:53

Cinayeti kör bir bilirkişi gördü, yargı görmedi

Paylaş

 Ömer Furkan ÖZDEMİR*

1. “Torunlar Center”in Mecidiyeköy’deki “rezidans” inşaatında 10 işçinin ölümüyle sonuçlanan iş cinayeti hakkında geçtiğimiz günlerde savcılık soruşturması tamamlandı: “Torunlar GYO” yönetimi hakkında takipsizlik kararı verildi (hepimizin bildiğini daha yüksek sesle tekrar edersek: savcılık, Torunlar GYO yönetim kurulunun söz konusu iş cinayetinde “taksirle adam öldürme” konusunda suçlu olmadığına hükmetti).
2. Geçen yıl Mayıs ayında, arkadaşını, oturduğu rezidansta boğarak öldürdüğü iddiasıyla yargılanan tutuklu sanık, ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Basit bir soruyla başlarken, geçtiğimiz günlerde ajansların geçtiği yukarıdaki “haber”leri karşılaştıralım… Soru şu ki “1” ve “2” arasında ne fark vardır?
Meramımız da şu ki “1” ve “2” arasında aslında çok fark var ve aslında “1” ve “2” arasında hiç fark yok.
Cinayet, “adam öldürme”dir (TDK’nın cinsiyetçi yaklaşımını bertaraf edersek: “insan öldürme”dir.) Bursa’da bir kişi arkadaşını öldürdüğü iddiasıyla yargılanırken bu suçu işlediği “delillerle sabit görüldüğü”nden ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır. Torunlar Center’deki iş cinayeti üzerine açılan soruşturmada ise savcılığın takipsizlik kararı, söz konusu olayda “cinayet” görülmediği anlamına gelmektedir, hem de en baştan: Çünkü soruşturma “taksirle adam öldürme”den açılmıştır ve işte bu yüzden daha en baştan “1” ve “2” birbirinden farklıdır; hukuk sistemine göre bir kişiyi boğazlayarak öldürmek cinayettir. Aynı hukuk sistemine göre 10 işçiyi ölümüne çalıştırmak, bu sırada önceden geldiği belli olan “kaza”yı tüm koşullarıyla yaratan bir çalışma ortamına mahkum eden, her an ölüm tehlikesi altında çalıştırdığı işçilerinin aslında yaşam hakkını elinden alan ve onları öldüren bir eylem cinayet değildir!
Ve ne acı bir tesadüftür ki her iki olayda “rezidans”larda yaşanmıştır!
Rezidans inşaatında çalışan işçileri öldürmek serbesttir, inşaat bittiğinde bilmem kaç paraya satılacak rezidanslarda ise “normal” yaşam başladığında –işte tam o andan sonra- hukuk devreye girer ve cinayetin tanımını hatırlayarak işlemeye devam eder…

YATIRIM ÖZGÜRLÜĞÜ!

Buradan bir başka “haber”e sıçrayarak derdimizi de alışılageldik ifadeyle “nihayete erdirelim”:
“Sayın bakan”ın ifade ettiğine göre, “Türkiye de artık fırsatlar ülkesidir”. Fırsat ile kastedilenin “özgürlük”, “özgürlük” ile kastedilenin de “ekonomik faaliyet özgürlüğü” olduğu aşikardır. Ama “ekonomik faaliyet özgürlüğü” ile de sermayenin “yatırım özgürlüğü”nün yani bütün bir “serbest piyasa hikayesi”nden öğrendiğimiz kadarıyla da bunun “sınırsız kar elde etme” güdüsüyle hareket eden bir “üretim özgürlüğü”nü bunun ise kapitalizmin doğası gereği “çalışma ve çalıştırma özgürlüğü”nü işaret ettiğini söylerken de Amerika’yı yeniden keşfetmiyoruz.
Çünkü bakanın “ekonomide atılan cesur liberal adımlar”ı iftiharla sunarken işaret ettiği “özgürlük” liberalizmdir.
Çünkü “bireysel hak ve özgürlüklerin önündeki her türlü engelin kaldırılması ve devletin sınırlandırılması”nı öngören liberalizm, bütün bir kapitalizm tarihi boyunca sadece “mülk edinme” ve “servet biriktirme” özgürlüğünü beraberinde getirmiştir. Bu yüzdendir ki “çağdaş” toplumda birilerinin sürekli ve sürekli “mülk edinmesi”  milyonlarca insanın daha fazla “çalışma özgürlüğü”ne bağlıdır. Çünkü “bireyin özgürlüğü” ister ekonomik isterse de onun belirleyiciliğinde siyasal olsun, beraberinde, emekçiler ve yoksullar için “çalışma özgürlüğü”nden başka bir şey getirmezken ve ama “işveren”ler için daha fazla “yatırım” daha fazla “birikim” üzerinde şekillenen ve sadece onlar adına tekmili birden özgür bir yaşamı getirmiştir. Ve işte tam da bu yüzden! Bu “özgür yaşam”ın içerisinde “hukuk” sistemi, “çağdaş toplumsal yaşam”da “cinayet”i yasaklarken iş cinayetini “örtülü” olarak serbest bırakmıştır. Çünkü iş cinayeti “cinayet” olarak değil, daha fazla üretim yani (ve aynı zamanda onun sayesinde) daha fazla kar ve yine yani (ve yine aynı zamanda onun sayesinde) daha fazla sermaye birikiminin “maliyet”idir!
İşte bu yüzden Bursa’da bir cinayet işlendi: sanık ağırlaştırılmış müebbet cezası aldı!
İşte bu yüzden İstanbul’da bir işçi katliamı yaşandı: “işveren”ler suçsuz bulundu!
Cinayeti yalnız kör bir bilirkişi gördü; ben gördüm, biz gördük, “yargı” görmedi!

* Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Bölümü Araştırma Görevlisi

ÖNCEKİ HABER

Neo-liberal öykünün görünmeyen yüzü

SONRAKİ HABER

Hataylı kadınlardan çağrı: Yaşamak istiyoruz, kadın cinayetlerini acil önle

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa